Kovuşturma evresi

Kamu davasının sona ermesi

CMK m.223–232Ceza Muhakemesi HukukuSon değişiklik: 16.07.2026 (m.231)

Kısaca

CMK m.223, duruşma sonunda verilecek hüküm niteliğindeki kararları sayar ve bunların hangi hallerde verileceğini belirler. CMK m.224, toplu mahkemelerde karar ve hükümlerin hangi oy çoğunluğuyla verileceğini ve karşı oyun tutanağa nasıl yansıtılacağını düzenler. CMK m.225, kovuşturma evresinde hükmün neye ve kime ilişkin verilebileceğini düzenler.

Kapsam

Bu konu, Ceza Muhakemesi Kanunu m.223–232 hükümlerini kapsar.

CMK m.223 — Duruşmanın sona ermesi ve hüküm

Bu madde, duruşma sonunda verilecek hüküm niteliğindeki kararları sayar ve bunların hangi hallerde verileceğini belirler. Beraat, ceza verilmesine yer olmadığı, mahkûmiyet, güvenlik tedbirine hükmedilmesi, davanın reddi ve davanın düşmesi kararlarını kapsar. Uygulaması, kovuşturma evresinde yargılamayı sonlandıran mahkemeye ve sanığa yönelik kamu davasında yapılan tespitlere dayanır. Madde, hükmün gerekçesinde hangi fıkraya dayanıldığının gösterilmesini, delillerin tartışılmasını ve kararın açıklanmasını düzenlemez (CMK m.230, m.232, m.34). Duruşma tutanağının içeriği ve ispatı, kararın tebliği ile itiraz ve temyiz gibi kanun yolları da bu maddede yer almaz (CMK m.34, m.35, m.141 vd. değil; ilgili kanun yolu hükümleri ayrıca uygulanır). Durma kararına karşı itiraz hakkı, maddenin sekizinci fıkrasında yer almakla birlikte itirazın usulü bu maddede ayrıca düzenlenmemiştir.

Duruşmanın sona ermesi ve hüküm: hangi kavramlar bilinmeli?

Hüküm
Maddenin birinci fıkrasında sayılan ve davayı esastan ya da usulden sonlandıran mahkeme kararlarıdır. Beraat, ceza verilmesine yer olmadığı, mahkûmiyet, güvenlik tedbirine hükmedilmesi, davanın reddi ve düşmesi kararları bu niteliktedir.
Beraat
Sanığın suçlu olmadığının belirlenmesiyle verilen hükümdür. Yalnızca ikinci fıkrada sayılan beş halden birinin bulunması hâlinde verilebilir.
Ceza verilmesine yer olmadığı kararı
Fiilin suç oluşturduğu veya sanığın kusurlu olduğu kabul edilmekle birlikte, üçüncü ve dördüncü fıkralarda sayılan hallerde sanık hakkında ceza verilmemesi hâlinde verilen karardır. Kusursuzluk halleri ile haksızlık içeriğinin azlığı gibi hâller bu kapsamdadır.
Derhâl beraat
Fiilin suç olmaması ya da sonradan suç olmaktan çıkarılması gibi araştırma gerektirmeyen hâllerdir. Dokuzuncu fıkra gereği bu hâllerde durma, düşme veya ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilemez.
Davanın reddi
Aynı fiil nedeniyle aynı sanık hakkında önceden verilmiş bir hüküm veya açılmış bir dava bulunmasıdır. Yedinci fıkrada kesin hüküm ve dava ile yargılamanın tekrarlanmaması ilkesinin sonucu olarak düzenlenmiştir.
Davanın düşmesi ve durması
Türk Ceza Kanununda öngörülen düşme sebeplerinin varlığı ya da soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmeyeceğinin anlaşılması hâlinde davanın düşmesine karar verilir. Şartın henüz gerçekleşmediği anlaşılırsa bu şartın gerçekleşmesini beklemek üzere durma kararı verilir ve bu karara itiraz edilebilir.

Duruşmanın sona ermesi ve hüküm: hangi şartlar aranır?

  • Beraat kararı için ikinci fıkrada sayılan hallerden birinin bulunması gerekir: fiilin kanunda suç olarak tanımlanmamış olması, sanığın fiili işlemediğinin sabit olması, kast veya taksirin bulunmaması, hukuka uygunluk nedeninin bulunması ya da fiilin sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması.
  • Ceza verilmesine yer olmadığı kararı için üçüncü fıkrada sayılan kusurluluğu ortadan kaldıran hallerden birinin bulunması gerekir: yaş küçüklüğü, akıl hastalığı, sağır ve dilsizlik ya da geçici nedenler, hukuka aykırı fakat bağlayıcı emrin yerine getirilmesi, zorunluluk hali, cebir veya tehdit, meşru savunmada heyecan, korku ve telaş nedeniyle sınırın aşılması ya da kusurluluğu ortadan kaldıran hataya düşülmesi.
  • Ceza verilmesine yer olmadığı kararı için dördüncü fıkrada sayılan hallerden birinin bulunması gerekir: etkin pişmanlık, şahsi cezasızlık sebebinin varlığı, karşılıklı hakaret veya fiilin haksızlık içeriğinin azlığı. Bu hâllerde fiil suç niteliğini korur, yalnızca faile ceza verilmez.
  • Mahkûmiyet kararı için yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olması gerekir.
  • Güvenlik tedbirine hükmedilmesi için yüklenen suçun işlendiğinin sabit olması gerekir. Bu durumda belli bir cezaya mahkûmiyet yerine veya mahkûmiyetle birlikte güvenlik tedbiri uygulanır.
  • Davanın reddi için aynı fiil nedeniyle aynı sanık hakkında önceden verilmiş bir hüküm veya açılmış bir davanın bulunması gerekir.
  • Davanın düşmesi için Türk Ceza Kanununda öngörülen düşme sebebinin varlığı ya da soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmeyeceğinin anlaşılması gerekir. Şart henüz gerçekleşmemişse yalnızca durma kararı verilir.
  • Derhâl beraat hâli bulunuyorsa durma, düşme veya ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilemez; beraat kararı verilmesi gerekir.

Duruşmanın sona ermesi ve hüküm: hangi sonuçları doğurur?

  • Fiilin suç olmadığı, sanığın fiili işlemediği veya kastının ya da taksirinin bulunmadığı sabit ise beraat kararı verilir.
  • Hukuka uygunluk nedeni bulunursa fiil işlenmiş olsa bile beraat kararı verilir.
  • Kusurluluğu ortadan kaldıran hal bulunursa sanığın kusuru yoktur ve ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilir.
  • Etkin pişmanlık, şahsi cezasızlık sebebi, karşılıklı hakaret veya haksızlık içeriğinin azlığı bulunursa fiil suç niteliğini korur ancak faile ceza verilmez ve ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilir.
  • Yüklenen suçun işlendiği sabit olursa mahkûmiyet kararı verilir; güvenlik tedbiri de mahkûmiyet yerine ya da mahkûmiyetle birlikte uygulanabilir.
  • Aynı fiil için önceden hüküm verilmiş veya dava açılmışsa davanın reddine karar verilir.
  • TCK'da öngörülen düşme sebebi varsa ya da şart gerçekleşmeyecekse dava düşer; şart henüz gerçekleşmemişse durma kararı verilir ve bu karara itiraz yoluna gidilebilir.
  • Derhâl beraat hâli bulunuyorsa durma, düşme veya ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilmez.
  • Adlî yargı dışındaki bir yargı merciine yönelik görevsizlik kararı kanun yolu bakımından hüküm sayılır.

Beraat ile ceza verilmesine yer olmadığı kararı arasındaki fark nedir?

Beraat kararında fiil ya da fail yönünden suç oluşumu reddedilir: fiil suç değildir, fail fiili işlememiştir ya da kast veya taksir yoktur.

Ceza verilmesine yer olmadığı kararında fiil suç olarak kalır ya da sanığın kusuru vardır, ancak kusurluluğu ortadan kaldıran hal ya da cezalandırmayı engelleyen neden bulunur.

Beraat kararının gerekçesinde ikinci fıkranın hangi bendine dayanıldığı gösterilir. Ceza verilmesine yer olmadığı kararında üçüncü veya dördüncü fıkranın hangi bendine dayanıldığı gösterilir (CMK m.230 ve gerekçeli karar yükümlülüğü).

Üçüncü fıkra ile dördüncü fıkra arasındaki fark nedir?

Üçüncü fıkrada sanığın kusuru bulunmamaktadır; kusurluluğu ortadan kaldıran haller söz konusudur.

Dördüncü fıkrada fiil suç olma özelliğini korur ve sanık kusurludur; fakat fiilin ya da failin özelliği nedeniyle ceza verilmez.

Üçüncü fıkra hâlinde karar kusurunun bulunmaması dolayısıyla verilir; dördüncü fıkra hâlinde ise kararın dayanağı ceza vermemeyi gerektiren özel durumdur.

Mahkûmiyet ile güvenlik tedbiri arasındaki fark nedir?

Mahkûmiyet kararında yüklenen suçun işlendiği sabit olduğu için belli bir ceza verilir.

Güvenlik tedbirine hükmedilmesinde ceza yerine ya da cezaya ek olarak tedbir uygulanır.

Altıncı fıkraya göre güvenlik tedbiri mahkûmiyet yerine ya da mahkûmiyetle birlikte hükmolunabilir; yalnızca tedbir verilen karar da hüküm niteliğindedir.

Davanın reddi ile davanın düşmesi arasındaki fark nedir?

Davanın reddinde aynı fiil nedeniyle önceki bir hüküm ya da açık bir dava vardır.

Davanın düşmesinde Türk Ceza Kanununda öngörülen düşme sebebi ya da gerçekleşmeyecek bir şart vardır.

Ret kararı yedinci fıkraya dayanır; düşme kararı sekizinci fıkraya dayanır. Şart henüz gerçekleşmemişse durma kararı verilir ve bu karara itiraz edilebilir.

Düşme ile durma arasındaki fark nedir?

Düşme kararında düşme sebebi ya da kesin olarak gerçekleşmeyecek şart bulunmaktadır.

Durma kararında şart henüz gerçekleşmemiştir ve sonradan gerçekleşebilir.

Durma kararı hüküm değildir ve itiraz edilebilir; düşme kararı ise davayı sona erdirir.

Duruşmanın sona ermesi ve hüküm: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Derhâl beraat hâlinde durma veya düşme kararı vermek; dokuzuncu fıkraya göre bu karar verilemez.
  • Ceza verilmesine yer olmadığı kararını, kusurluluğu ortadan kaldıran haller ile haksızlık içeriğinin azlığı gibi dördüncü fıkra hâllerini birbirine karıştırarak vermek.
  • Beraat kararında hangi fıkra bendine dayanıldığını belirtmemek; gerekçede dayanak gösterilmesi zorunludur.
  • Şart henüz gerçekleşmemişken düşme kararı vermek; bu durumda yalnızca durma kararı verilebilir.
  • Önceden verilmiş bir hüküm varken aynı fiil için yeniden hüküm kurmak; yedinci fıkraya göre davanın reddi gerekir.
  • Haksızlık içeriğinin azlığı nedeniyle fiili suç olmaktan çıkmış sayarak beraat kararı vermek; bu hâlde fiil suç niteliğini korur ve ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilir.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Duruşmanın bittiği açıklanmadan hüküm kurulmasının 223/1 hükmüne aykırı olduğu ve bu durumun temyizde bozma nedeni sayıldığı kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2025/562 E., 2026/106 K., 18.02.2026)
  • Beraat kararının hangi bentten verildiğinin gerekçede açıkça gösterilmesi gerektiği kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2025/438 E., 2025/504 K., 25.11.2025; Ceza Genel Kurulu, 2025/447 E., 2025/505 K., 25.11.2025; Ceza Genel Kurulu, 2025/450 E., 2025/506 K., 25.11.2025)
  • Haksızlık içeriğinin azlığı nedeniyle takdiren ceza verilmesine yer olmadığı kararının, fiilin suç niteliğini koruduğu ve gerekçesinin açıkça belirtilmesi gerektiği kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2025/562 E., 2026/106 K., 18.02.2026)
  • Açıklanmasının geri bırakılmış hükümde denetim süresinin başarıyla geçmesi hâlinde kamu davasının 223. madde uyarınca düşürülmesi gerektiği kabul edilmektedir. (Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi, 2025/798 E., 2025/851 K., 04.07.2025)

Nasıl ispat edilir?

  • Beraat kararında fiilin suç oluşturmadığını, sanığın fiili işlemediğini ya da kast veya taksirinin bulunmadığını ileri süren taraf dayanağını göstermelidir; yargılama sonucunda bu hâllerin sabit olması gerekir.
  • Kusurluluğu ortadan kaldıran hal ya da cezalandırmayı engelleyen neden iddia edildiğinde, bunu ileri süren taraf bu durumu delillerle ortaya koymalıdır.
  • Mahkûmiyet için yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olması gerekir; ispat yükü iddia makamındadır.
  • Davanın reddinde önceki hüküm ya da açık dava kayıtlarıyla aynı fiil ve aynı sanığın bulunduğu ispatlanmalıdır.
  • Davanın düşmesinde TCK'daki düşme sebebi ya da şartın gerçekleşmeyeceği kayıtlarla ortaya konulmalıdır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 5271 m.230: Hükmün gerekçesinde beraat ve ceza verilmesine yer olmadığı kararlarının hangi fıkra hâline dayandığının gösterilmesini ve delillerin tartışılmasını düzenler; bu madde ile birlikte okunmalıdır.
  • 5271 m.232: Kısa kararın içermesi gereken unsurları ve hüküm fıkrasının kapsamını düzenler; bu maddedeki karar türlerinin hüküm fıkrasında nasıl yazılacağını belirler.
  • 5271 m.34: Her türlü kararın gerekçeli yazılmasını ve kanun yolu bilgisinin kararda gösterilmesini düzenler.
  • 5271 m.35: Hükmün ilgili tarafa açıklanmasını ve tebliğini düzenler.
  • 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu: Beraat, kusurluluğu ortadan kaldıran haller, hukuka uygunluk nedenleri, etkin pişmanlık, şahsi cezasızlık ve düşme sebepleri bu kanunda tanımlanmıştır; madde bu düzenlemelere atıf yapar.

CMK m.224 — Karar ve hükümlerde gerekli oy sayısı

Madde, toplu mahkemelerde karar ve hükümlerin hangi oy çoğunluğuyla verileceğini ve karşı oyun tutanağa nasıl yansıtılacağını düzenler. Karar ve hükmün oybirliği ya da oyçokluğu ile verilmesi, karşı oyun tutanakta yer alması ve gerekçesinin tutanakta gösterilmesi bu kapsamdadır. Madde, tek hâkimli mahkemeleri ve her hâkimin oyunu kullanma usulünü ayrıntılı biçimde düzenlemez. Oyların toplanma sırası ve oyların dağılması hâli (m.229), müzakerenin yönetimi (m.228), gerekçeli kararın içeriği (m.230) ve karar ile gerekçeli kararın bağlantısı (m.232) bu maddede değil, başka maddelerde düzenlenmiştir.

Karar ve hükümlerde gerekli oy sayısı: hangi kavramlar bilinmeli?

Oybirliği
Toplu mahkemedeki bütün hâkimlerin aynı yönde oy kullanması hâlidir. Tutanakta kararın oybirliğiyle verildiğinin belirtilmesi gerekir.
Oyçokluğu
Oyların tamamının aynı yönde olmaması, ancak çoğunluğun aynı yönde oy kullanmasıdır. Üç hâkimli mahkemede iki, beş hâkimli mahkemede en az üç aynı yönde oy aranır.
Karşı oy
Çoğunluk görüşüne katılmayan hâkimin, kararın hangi yönde verileceğine ilişkin ayrı görüşüdür. Karşı oy sahibinin kimliği ve gerekçesi tutanakta gösterilir.
Toplu mahkeme
Birden fazla hâkimin birlikte karar verdiği mahkemedir. Oylama ve karşı oy kuralları bu mahkemeler için geçerlidir.

Karar ve hükümlerde gerekli oy sayısı: hangi şartlar aranır?

  • Mahkemenin toplu mahkeme olması ve karar ya da hükmün müzakere sonunda oylamaya bağlanması gerekir.
  • Karar ve hüküm, bütün hâkimlerin aynı yönde oyuyla (oybirliği) ya da çoğunluğun aynı yönde oyuyla (oyçokluğu) verilmelidir.
  • Oyların dağılması hâlinde çoğunluk sağlanana kadar sanığın en çok aleyhine olan oy, kendisine en yakın oya eklenmelidir (m.229 uyarınca).
  • Karşı oy varsa tutanakta yer verilmelidir ve karşı oy sahibinin gerekçesi tutanakta gösterilmelidir.

Karar ve hükümlerde gerekli oy sayısı: hangi sonuçları doğurur?

  • Oybirliği ya da oyçokluğu ile verilmeyen karar ve hüküm, mahkemenin kanuna aykırı şekilde teşekkül etmesi sonucunu doğurur.
  • Karşı oy tutanakta gösterilmezse usul hatası oluşur ve karar bozulma sebebi olur.
  • Karşı oyun gerekçesi tutanakta yer almazsa aynı şekilde usul hatası oluşur.
  • Karar oyçokluğuyla verildiği hâlde tutanakta bu husus belirtilmezse kararın bu eksikliği usulden bozma sebebidir.

Oybirliği ile oyçokluğu arasındaki fark nedir?

Bütün hâkimlerin aynı yönde oy kullandığı hâldir.

Hâkimler arasında görüş ayrılığı olduğu ve çoğunluğun karar verdiği hâldir.

Her iki hâlde de karar geçerli olur; ancak tutanakta kararın hangi yöntemle verildiği ayrıca belirtilmelidir. Oyçokluğunda karşı oy ve gerekçesi zorunlu olarak tutanağa girer.

Karşı oy ile karşı oy gerekçesi arasındaki fark nedir?

Karşı oyun kendisi, azınlıkta kalan hâkimin hangi yönde görüş bildirdiğini gösterir.

Karşı oy gerekçesi, azınlıkta kalan hâkimin bu görüşünün neden kaynaklandığını açıklar.

Her ikisi de tutanakta gösterilmek zorundadır; gerekçesiz karşı oy ya da kimliği belirtilmeyen karşı oy usule aykırılık oluşturur.

Karar ile hüküm arasındaki fark nedir?

Kararlar (ara kararları gibi) mahkemece verilen her türlü kararı kapsar.

Hükümler, davayı esastan sonuçlandıran kararlardır.

Madde her ikisini birlikte düzenler; oy usulü her iki tür için de aynıdır.

Karar ve hükümlerde gerekli oy sayısı: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Oyçokluğuyla verilen karar için karşı oy gerekçesini tutanağa yazmamak; gerekçeyi yalnızca hüküm fıkrasına yazmak yeterli sayılmaz.
  • Hüküm fıkrasında 'oyçokluğuyla' ifadesi bulunduğu hâlde karşı oy sahibinin kimliğini belirtmemek.
  • Kararın oybirliği mi oyçokluğu mu ile verildiğini tutanağa yazmayı atlamak.
  • Üç hâkimli mahkemede oyçokluğunu iki hâkimin aynı yönde oyu ile sağlamak yerine tek hâkimin oyunu yeterli saymak.
  • Karşı oy gerekçesini kısa kararda ya da tutanakta 'önceki gerekçeye atıf' ile geçiştirmek.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Karar oyçokluğuyla verildiği hâlde karşı oyun tutanakta gösterilmemesi, kanuna aykırı bir usul hatası sayılmakta ve bozma sebebi kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2011/301 E., 2012/1800 K., 09.10.2012; 3. Ceza Dairesi, 2024/2178 E., 2024/6039 K., 30.04.2024)
  • Hüküm fıkrasında oyçokluğu belirtilmesine rağmen karşı oyun kimin tarafından kullanıldığının ve gerekçesinin gösterilmemesi, mahkemenin kanuna aykırı teşekkül ettiği sonucuna götürülmekte ve bozma sebebi olarak görülmektedir. (8. Ceza Dairesi, 2024/4287 E., 2025/10345 K., 09.12.2025)
  • Karşı oy gerekçesinin kısa kararda gösterilmemesi, hükmün kısa kararında yer alan muhalefet nedenlerinin eksikliği olarak değerlendirilmekte ve usule aykırılık sayılmaktadır. (4. Ceza Dairesi, 2021/27144 E., 2024/5328 K., 24.04.2024)
  • Kararın oybirliği mi oyçokluğu mu ile verildiğinin tutanakta belirtilmemesi usule aykırılık olarak kabul edilmektedir. (1. Ceza Dairesi, 2022/12229 E., 2023/7769 K., 12.12.2023)
  • Karşı oy sahibinin gerekçesinin yalnızca 'daha önceki hükümdeki gerekçeye atıf' ile yetinilmesi, gerekçelendirme yükümlülüğünün yerine getirilmemesi sayılmaktadır. (3. Ceza Dairesi, 2024/2178 E., 2024/6039 K., 30.04.2024)

Nasıl ispat edilir?

  • Karşı oyun ve oyçokluğunun varlığını, karar ve tutanağın incelenmesiyle ortaya çıkar; ispat yükü bu usul hatasını ileri süren tarafa aittir.
  • Oybirliği veya oyçokluğunun tutanakta belirtilip belirtilmediği, tutanak ve hüküm fıkrasının karşılaştırılmasıyla belirlenir.
  • Karşı oy sahibinin kimliği ve gerekçesi tutanağa yazıldığı için bu hususların ispatı tutanağın kendisiyle yapılır; tutanakta yer almayan karşı oy gerekçesi sonradan başka belgeyle tamamlanamaz.
  • Karşı oyun gerekçesinin yokluğunu ileri süren taraf bu eksikliği tutanaktan ve hüküm fıkrasından gösterir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 5271 m.228: Müzakerenin mahkeme başkanınca yönetilmesini düzenler; oylama müzakereden sonra yapılır.
  • 5271 m.229: Oyların kıdemsiz üyeden başlayarak toplanmasını ve oyların dağılması hâlinde uygulanacak kuralı düzenler.
  • 5271 m.230: Gerekçeli kararda gösterilmesi gereken hususları düzenler; karşı oy gerekçesinin karar içeriğiyle ilişkisini kurar.
  • 5271 m.34: Karşı oyun dahil her türlü kararın gerekçeli yazılmasını ve karşı oyların örneklerde gösterilmesini öngörür.
  • 5271 m.232: Hüküm fıkrasında oy çokluğunun belirtilmesi ve karşı oyun kimliğinin gösterilmesi bakımından bu maddeyle birlikte uygulanır.
  • Anayasa m.141: Mahkeme kararlarının gerekçeli olması ilkesini kurar; karşı oy gerekçesinin zorunluluğunu da destekler.

CMK m.225 — Hükmün konusu ve suçu değerlendirmede mahkemenin yetkisi

Madde, kovuşturma evresinde hükmün neye ve kime ilişkin verilebileceğini düzenler. Hükmün konusunun iddianamede unsurları gösterilen fiil ve fail olduğunu, mahkemenin ise fiilin hukuki nitelendirmesinde iddia ve savunmaya bağlı olmadığını belirtir. Kamu davasının konusu ile hükmün konusu arasındaki sınırı çizer ve hem sanık hem mahkeme bakımından uygulanır. Maddi olayın hangi suç vasfıyla değerlendirileceği konusunu düzenlemez; vasıf değişikliğinde ek savunma hakkı (m.226), iddianamenin içeriği ve kabulü (m.170), görevsizlik ve yetkisizlik kararları (m.4 ve ilgili hükümler) ile hükmün gerekçesi ve açıklanması (m.230 ve m.223) ayrı maddelerde düzenlenmiştir. Ayrıca iddianamede yer almayan bir fiil için açılacak yeni kovuşturmanın usulü de bu maddenin kapsamı dışındadır.

Hükmün konusu ve suçu değerlendirmede mahkemenin yetkisi: hangi kavramlar bilinmeli?

Hükmün konusu
Hükmün kurulabileceği maddi olay ile fail çiftidir. Hükmün konusu, iddianamede unsurları gösterilen fiil ve o fiilin failidir; hukuki vasıf bu konunun parçası değildir.
Fiil
Iddianamede zaman, yer ve eylem bakımından somut olarak anlatılan maddi olaydır. Yargılamanın ve hükmün asıl sınırını oluşturur; iddianamede anlatılmayan bir eylem bu anlamda fiil değildir.
Fail
Iddianamede fiilin sorumlusu olarak gösterilen kişidir. Hüküm yalnızca iddianamede bu sıfatla gösterilen kişi hakkında kurulabilir.
Fiilin nitelendirilmesi
Maddi olayın hangi suç tipine uyduğunun hukuki değerlendirmesidir. Mahkeme bu değerlendirmeyi iddia ve savunmaya bağlı kalmadan kendisi yapar.
İddianamede unsurların gösterilmesi
Fiilin anlatımında suçun maddi öğelerinin yer alması demektir. Sevk maddesinin doğru olması tek başına yeterli değildir; anlatım da bu unsurları taşımalıdır.

Hükmün konusu ve suçu değerlendirmede mahkemenin yetkisi: hangi şartlar aranır?

  • Hüküm, iddianamede unsurları gösterilen fiil hakkında verilmelidir; iddianamenin anlatımında yer almayan bir eylem hüküm konusu yapılamaz.
  • Hüküm, iddianamede gösterilen fail hakkında kurulmalıdır; iddianamede sanık olarak yer almayan kişi hakkında hüküm verilemez.
  • Mahkeme, fiilin suç oluşturup oluşturmadığını ve hangi suç tipine uyduğunu iddia ve savunmadan bağımsız olarak belirleyebilmelidir.
  • Fiilin hukuki vasfı değiştirilecekse bu değişiklik yalnızca fiil kapsamında yapılmalı, değişen vasıf için sanığa ek savunma hakkı tanınmalıdır (m.226 uyarınca).
  • Aynı fiilin farklı vasıflarla birden fazla hükme bölünmemesi gerekir; tek fiil için tek hüküm kurulmalıdır.

Hükmün konusu ve suçu değerlendirmede mahkemenin yetkisi: hangi sonuçları doğurur?

  • İddianamede unsurları gösterilmeyen bir fiil hakkında hüküm kurulursa bu hüküm 5271 sayılı Kanun m.225/1 hükmüne aykırı olur ve kanun yararına bozma ya da temyiz nedeni oluşturur.
  • İddianamede sanık olarak gösterilmeyen kişi hakkında hüküm kurulamaz.
  • Mahkeme fiilin suç olmadığına karar verebilir; bu durumda iddianamedeki vasıf veya sevk maddesi sonucu bağlamaz.
  • Mahkeme olayı iddianamedeki vasıftan farklı bir suç tipi altında değerlendirip hüküm kurabilir; ancak bu durumda değişen vasıf için ek savunma hakkı tanınması gerekir.
  • Vasıf değişikliği yapılmadan sanığa ek savunma hakkı tanınmadan hüküm kurulması, savunma hakkını ihlal eder ve hükmü bozulma sebebi yapar.
  • Ayrı bir fiil nedeniyle iddianame dışında hüküm kurulmak istenirse önce o fiil için usulüne uygun dava açılması gerekir; aksi halde hüküm verilemez.

Fiil ile fiilin nitelendirilmesi arasındaki fark nedir?

Fiil, iddianamede anlatılan maddi olaydır ve hükmün konusunu oluşturur. Mahkeme bu olaydan ayrılamaz.

Nitelendirme, aynı maddi olaya hangi suç tipinin uyduğunun hukuki değerlendirmesidir. Mahkeme burada bağlı değildir.

Mahkeme iddianamede anlatılmayan bir olaydan hüküm kuramaz; ancak anlatılan olay için iddianamedeki vasıftan farklı bir suç tipinden hüküm kurabilir, bu durumda m.226 uyarınca ek savunma verilmelidir.

Aynı fiil ile ayrı fiil arasındaki fark nedir?

Aynı fiil, iddianamedeki maddi olayın tamamıdır; farklı vasıflarla anılsa bile tek konudur.

Ayrı fiil, iddianamede anlatılmayan ve ayrı bir dava konusu olmayan başka bir eylemdir.

Aynı fiilin bir kısmı için hükümlülük, diğer kısmı için beraat ya da ayrı mahkumiyet kurulması hatalıdır; ayrı fiil için ise yeni iddianame ile dava açılması gerekir.

Mahkumiyet ile beraat (vasıf değişikliğinde) arasındaki fark nedir?

Mahkeme vasfı değiştirerek mahkumiyet kararı verirken yalnızca bir hüküm kurmalıdır.

Mahkeme aynı fiilin iddianamedeki vasfından beraat, yeni vasıftan mahkumiyet kararı verirse tek fiil ikiye bölünmüş olur.

Tek fiil için hem beraat hem mahkumiyet kurulması çelişkilidir ve hükmün bozulmasına yol açar.

Hükmün konusu ve suçu değerlendirmede mahkemenin yetkisi: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • İddianamenin sevk maddesini esas alıp, anlatımda bulunmayan unsurlarla hüküm kurmak; hükmün konusu sevk maddesiyle değil fiil anlatımıyla belirlenir.
  • Mahkemenin fiilin nitelendirmesinde bağlı olduğunu varsayıp iddianamedeki vasfa göre beraat ya da mahkumiyet kurmak; m.225/2 uyarınca mahkeme nitelendirmede serbesttir.
  • Nitelendirme serbestisini sınırsız sanmak; serbestlik yalnızca aynı fiil üzerinden geçerlidir, iddianamede olmayan fiil eklenemez.
  • Aynı fiili bir vasıftan beraat, başka vasıftan mahkumiyet ile iki kez değerlendirmek; tek fiil tek hükme bağlanmalıdır.
  • Vasıf değiştirilirken m.226 uyarınca ek savunma hakkı tanımayı atlamak.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Yargıtay, iddianamede anlatılmayan bir eylemden hüküm kurulmasını m.225/1'e aykırı bulmakta ve hükmü bozmaktadır. (Ceza Genel Kurulu, 2011/210 E., 2011/218 K., 01.11.2011; Ceza Genel Kurulu, 2005/63 E., 2005/108 K., 27.09.2005; Ceza Genel Kurulu, 2016/789 E., 2016/323 K., 27.09.2016; Ceza Genel Kurulu, 2015/379 E., 2015/177 K., 02.06.2015)
  • Sevk maddesi doğru olsa bile iddianamenin anlatımında suçun unsurları yer almıyorsa, o suçtan hüküm kurulamayacağı kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2024/102 E., 2025/321 K., 02.07.2025)
  • Görevsizlik kararı verilmiş olsa bile iddianamede anlatılmayan bir eylemden hüküm kurulmasının m.225'e aykırı olduğu kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2023/606 E., 2025/566 K., 10.12.2025)
  • Aynı tek eylemin nitelik yönünden ikiye bölünerek iki ayrı hükme bağlanmasının m.225/1'e aykırı olduğu kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2023/606 E., 2025/566 K., 10.12.2025)
  • Fiilin vasfı değişmişse ek savunma hakkı tanınarak hüküm kurulması gerektiği, aksi halde hükmün bozulacağı kabul edilmektedir.

Nasıl ispat edilir?

  • Hükmün konusunun iddianamedeki fiil olduğunu, iddianamenin anlatımı üzerinden ispat etmek gerekir; iddia makamı ya da mahkeme bu sınırı aşan bir fiil için dava açılmış olduğunu gösteremezse hüküm kurulamaz.
  • Yargılama konusu fiilin iddianame ile belirlendiği hallerde, iddianame anlatımı ve sevk maddesi karşılaştırılarak ispat yapılır; sanığın savunma yapma hakkı bu sınır içinde kullanılır.
  • Sanık, hüküm kurulan fiilin iddianamede yer almadığını ileri sürdüğünde, bu itirazın dayanağı iddianamenin kendisidir; mahkemenin bunu araştırması gerekir.
  • Vasıf değişikliği ileri sürülecekse mahkeme ek savunma hakkının tanındığını tutanakla gösterir; bu husus yazılı kayıtla ispatlanır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 5271 m.226: Fiilin nitelendirmesi iddianamedeki vasıftan değiştiğinde sanığa ek savunma hakkı tanınmasını düzenler; m.225/2 uyarınca serbest olan nitelendirme, m.226 ile usul güvencesine bağlanır.
  • 5271 m.170: İddianamenin içeriğini ve unsurlarını düzenler; m.225/1'deki hükmün konusunun hangi fiil olduğunu belirleyen belgedir.
  • 5271 m.230: Mahkumiyet hükmünün gerekçesinde iddia ve savunmanın değerlendirilmesini ve nitelendirmenin gösterilmesini düzenler.
  • 5271 m.4: Mahkemenin görevine ilişkin kurallar ile görevsizlik kararı yoluyla dosyanın başka mahkemeye gönderilmesini düzenler; iddianamede olmayan bir fiilin dava konusu yapılması bu yolla da mümkün değildir.

CMK m.226 — Suçun niteliğinin değişmesi

CMK m.226, suçun hukuki niteliğinin değişmesi ve cezanın artırılmasını ya da cezaya ek güvenlik tedbirlerinin uygulanmasını gerektiren hallerde sanığa ek savunma hakkı tanınmasının koşullarını ve usulünü düzenler. Mahkûmiyetin iddianamede gösterilen kanun hükmünden başkasıyla kurulamayacağı kuralı, ek savunma süresi ve bildirimlerin kime yapılacağı bu kapsama girer. Madde, sanığın lehine olan nitelendirme değişikliklerinde ek savunma zorunluluğu doğurmaz; bu, kanunun ayrıca ayırdığı bir ayrıntıdır. Madde iddianamenin kabulü, fiilin değiştirilmesi, iddia ile bağlılık ve hükmün hukuki dayanağı konularını düzenlemez (CMK m.225); hükmün açıklanmasının geri bırakılması (CMK m.231) ile seri muhakeme usulü (CMK m.250) da ayrı maddelerde yer alır. Hukuki değerlendirme aşamasında mahkemenin bağlılığı ve kararın temyiz yolu da bu maddenin dışındadır.

Suçun niteliğinin değişmesi: hangi kavramlar bilinmeli?

Suçun hukuki niteliğinin değişmesi
İddianamede gösterilen olayın, iddianamede belirtilen kanun hükmü yerine başka bir kanun hükmü kapsamında değerlendirilmesidir. Fiil ve fail aynı kalmalıdır; yeni bir olay eklenmesi bu kavramın içinde değildir.
Ek savunma
Hukuki nitelendirme değiştiğinde ya da ceza artırımı veya güvenlik tedbiri gündeme geldiğinde, sanığın yeni hukuki duruma karşı savunma yapabilmesi için tanınan savunma hakkıdır. Savunma yeni bir eylem hakkında değil, aynı eylemin yeni hukuki niteliği hakkında yapılır.
Cezanın artırılmasını gerektiren hâl
İddianamede yer almayan ve cezayı yükseltecek nitelikteki bir durumdur. Kanunda ilk defa duruşma sırasında ortaya çıkmış olması aranır; bu tarihten önce bilinen bir hâl için madde uygulanmaz.
Ek güvenlik tedbiri
Cezaya ek olarak uygulanabilecek güvenlik tedbirlerinin, iddianamede istenmemiş olmasına rağmen duruşmada gündeme gelmesi durumunda bu madde uygulanır.
Savunma için süre
Sanığın istemi üzerine ek savunmasını hazırlaması için mahkemenin verdiği süredir. Madde metninde süre uzunluğu belirtilmemiştir; istem üzerine verilir.

Suçun niteliğinin değişmesi: hangi şartlar aranır?

  • Hukuki nitelendirmenin değişmiş olması veya cezayı artıran ya da ek güvenlik tedbirini gerektiren bir hâlin ilk defa duruşmada ortaya çıkmış olması gerekir.
  • Değişen niteliğe ya da yeni hâle ilişkin olarak sanığa ve varsa müdafie önceden haber verilmiş ve sanık savunmasını yapabilecek durumda bulundurulmuş olmalıdır.
  • Sanık ancak iddianamede kanuni unsurları gösterilen suçun değindiği kanun hükmü ile mahkûm edilebilir; başka bir hükümle mahkûmiyet, ek savunma verilmeden kurulamaz.
  • Ek savunma gerektiren hâllerde, sanığın istemi üzerine ek savunmasını hazırlaması için süre verilmelidir.
  • Bildirim sanığa ve varsa müdafie yapılmalıdır; müdafii sanığa tanınan haklardan onun gibi yararlanır.
  • Sanığın dosyadaki son adresine bildirim yapılamamışsa ya da bildirime rağmen duruşmaya gelmemişse müdafie yapılan bildirim yeterli sayılır.

Suçun niteliğinin değişmesi: hangi sonuçları doğurur?

  • Ek savunma verilmeden aleyhe nitelendirmeye dayanarak mahkûmiyet kurulursa, bu hukuka aykırılık olur ve savunma hakkının kısıtlanması niteliğindedir; bu durum hükmün bozulmasını gerektirir.
  • Ek savunma verilmeden cezanın artırılmasına veya cezaya ek güvenlik tedbiri uygulanmasına karar verilemez.
  • Sanık lehine nitelendirme değişikliğinde mahkeme, iddianamede gösterilen hükmün gerektirdiğinden daha hafif bir cezaya hükmedebilir; bu durumda ek savunma zorunlu değildir.
  • Sanık istemde bulunursa ek savunmasını hazırlaması için süre verilir; istem yoksa mahkemenin süre verme zorunluluğu doğmaz.
  • Bildirimin sanığa ve varsa müdafie yapılması zorunludur; sanığın son adresine bildirim yapılamadığı veya bildirime rağmen gelinmediği hâlde müdafie yapılan bildirim yeterlidir.
  • Ek savunma hakkı yalnızca bir kez kullanılabilir biçiminde bir sınırlama kanunda yer almamaktadır; yeni bir nitelendirme değişikliğinde yeniden ek savunma tanınabilir.
  • Anayasa Mahkemesinin 26/3/2026 tarihli kararıyla dördüncü fıkranın üçüncü cümlesi iptal edilmiştir; bu iptal, Resmî Gazete'de yayımlanmasından dokuz ay sonra (16/4/2027) yürürlüğe girecektir.

Sanık lehine nitelendirme ile sanık aleyhine nitelendirme arasındaki fark nedir?

Nitelendirme sanık lehine değişiyorsa, mahkeme daha hafif bir hükümle mahkûmiyet kurabilir veya beraat ettirebilir.

Nitelendirme sanık aleyhine değişiyorsa, sanığa ek savunma hakkı tanınmadan mahkûmiyet kurulamaz.

Lehe değişiklikte madde ek savunma zorunluluğu doğurmaz; aleyhe değişiklikte ek savunma zorunludur.

Hukuki nitelendirme değişikliği ile cezanın artırılması veya ek güvenlik tedbiri arasındaki fark nedir?

Suçun hukuki niteliğinin değişmesi, fiilin aynı kalmasıyla başka bir kanun hükmünün uygulanmasını ifade eder.

Cezanın artırılmasını veya ek güvenlik tedbirini gerektiren hâller, nitelendirme değişmeden de ortaya çıkabilir ve ayrıca fıkra 2'de düzenlenmiştir.

Her iki durumda da ek savunma hakkı tanınması gerekir; ilk defa duruşmada ortaya çıkma koşulu ise yalnız fıkra 2'deki hâller için aranır.

İlk defa duruşmada ortaya çıkan hâl ile önceden bilinen hâl arasındaki fark nedir?

Hâl ilk defa duruşmada ortaya çıkmışsa madde uygulanır.

Hâl iddianame aşamasında bilinmekteydi ve iddianamede yer almıyorsa, duruşmada ilk defa ortaya çıkmış sayılmaz.

Madde ancak ilk defa duruşma sırasında ortaya çıkan hâller için devreye girer.

Suçun niteliğinin değişmesi: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Sanık lehine nitelendirme değişikliğinde de ek savunma verilmesi gerektiğini düşünmek; kanun bu hâlde ek savunma zorunluluğu aramaz.
  • Ek savunma hakkını yalnızca bir kez kullanılabilir saymak; kanunda böyle bir sınırlama yoktur ve yeni değişiklikte yeniden tanınabilir.
  • Cezanın artırılmasını gerektiren hâl ile nitelendirme değişikliğini aynı şey saymak; her iki hâl de ayrı fıkralarda düzenlenmiş ve ilk defa duruşmada ortaya çıkma koşulu yalnız fıkra 2'deki hâller için aranmıştır.
  • Önceden bilinen ve iddianamede yer almayan bir hâli, duruşmada ilk defa ortaya çıkmış gibi değerlendirmek; bu durumda madde uygulanmaz.
  • Bildirimin sanığa yapılmasını yeterli görüp müdafie bildirim yapmamak ya da tersine yalnızca müdafie bildirim yapıp sanığa bildirim yapmamak; fıkra 4 ikisinin de yapılmasını öngörür.
  • Dördüncü fıkranın üçüncü cümlesini iptal edildiği için hemen uygulanamaz saymak; cümle 16/4/2027'ye kadar yürürlüktedir; iptal kararı 16/4/2027'de yürürlüğe girecektir.
  • Mahkemenin fiilin nitelendirilmesinde bağlı olduğunu sanmak; mahkeme nitelendirmede serbesttir, ancak ek savunma koşulu bu serbestliğin sınırıdır.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Yargıtay, iddianamede talep edilmeyen bir kanun hükmü veya nitelik üzerinden, sanığa ek savunma hakkı tanınmadan mahkûmiyet kurulmasını CMK 226'ya aykırılık saymakta ve bozma nedeni kabul etmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2022/154 E., 2023/551 K., 25.10.2023; Ceza Genel Kurulu, 2011/356 E., 2011/272 K., 13.12.2011; Ceza Genel Kurulu, 2012/1489 E., 2013/363 K., 17.09.2013)
  • Yargıtay, iddianamede yer almayan TCK 58 tekerrür hükümlerinin ya da TCK 43 zincirleme suç hükümlerinin ek savunma verilmeden uygulanmasını da m.226/2 ihlali olarak değerlendirmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2011/281 E., 2011/285 K., 20.12.2011; Ceza Genel Kurulu, 2022/242 E., 2022/639 K., 12.10.2022)
  • Yargıtay, dava konusu olmayan bir suçtan mahkûmiyet kurulmasını davasız yargılama ilkesine aykırı görmekte; iddianamede gösterilmeyen bir fiilin ek savunma ile yargılamaya dahil edilemeyeceğini kabul etmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2019/443 E., 2021/327 K., 01.07.2021)
  • Ek savunma hakkı, sanığın haber verilmesi ve savunmasını yapabilecek hâlde bulundurulmasıyla tamamlanır; haber verme yapılmadan ya da sanığın savunma hazırlığı için süre istemi karşılanmadan mahkûmiyet kurulması hukuka aykırılık sayılmaktadır. (Ceza Genel Kurulu, 2022/154 E., 2023/551 K., 25.10.2023; Ceza Genel Kurulu, 2011/356 E., 2011/272 K., 13.12.2011)

Nasıl ispat edilir?

  • Ek savunma hakkının verilmediğini ileri süren taraf, duruşma tutanağı ve dava dosyası üzerinden bildirim yapılıp yapılmadığını ispatlar; bildirim tutanağı en güçlü delildir.
  • Sanık, ek savunma verilmeden aleyhe bir nitelendirme yapıldığını ileri süren taraf olarak bu nitelendirmenin iddianamede bulunmadığını ispatlar; iddianame ve görevsizlik kararı belirleyici belgelerdir.
  • Mahkeme, sanığın son adresine bildirim yapıldığını ve adresine ulaşılamadığını ya da bildirime rağmen duruşmaya gelmediğini belgelerle ortaya koymak zorundadır; müdafie bildirim yapılması bu durumda yeterlidir.
  • Ek savunma için süre isteminin yapılıp yapılmadığı tutanakla belirlenir; istemin reddedilmesi kararının gerekçesi de hükmün denetiminde esas alınır.
  • Lehe nitelendirme değişikliğinde ek savunmanın verilmemiş olması hukuka aykırılık sayılmaz; bu durumda ispat yükü, aleyhe bir değişiklik olduğunu ileri süren tarafta kalır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 5271 sayılı Kanun m.225: Hükmün iddianamede unsurları gösterilen fiil ve fail hakkında verilmesini ve mahkemenin fiilin nitelendirilmesinde iddia ve savunmayla bağlı olmadığını düzenler; m.226 bu serbestliğin sınırını çizer.
  • 5271 sayılı Kanun m.290: Sanığın yararına olan hukuka aykırılıkların, sanık aleyhine hükmün bozdurulması için Cumhuriyet savcısına hak vermeyeceğini düzenler; m.226'nın lehe değişiklikte ek savunma aramamasının dayanağıyla bağlantılıdır.
  • 5271 sayılı Kanun m.289: Savunma hakkının mahkeme kararıyla kısıtlanmasını mutlak bozma nedeni olarak düzenler; ek savunma verilmeden yapılan aleyhe hükümde bu kuralın uygulanması söz konusu olur.

CMK m.227 — Müzakereye katılacak hâkimler

Bu madde, hüküm kurulmadan önceki müzakere toplantısına kimlerin katılabileceğini düzenler. Müzakerede yalnızca karara ve hükme katılacak hâkimlerin bulunabileceği kuralını koyar ve mahkeme başkanına, hâkim ve savcı yardımcıları ile mahkemesinde staj yapan avukat adaylarının müzakerede hazır bulunmasına izin verme yetkisi tanır. Kapsamı, hüküm verecek mahkemenin müzakeresidir ve kovuşturma evresinin son aşamasını ilgilendirir. Müzakerenin yönetimini, oy sayısını, karşı oyu, mahkûmiyet hükmünün gerekçesini ve hükmün açıklanmasını düzenlemez (sırasıyla m.228, m.224, m.230, m.232 ilgili yerlerde ele alınır). Yedek üyenin oya katılması ile hâkimin reddi usulü de bu maddenin konusu değildir (m.188/3 ve m.27).

Müzakereye katılacak hâkimler: hangi kavramlar bilinmeli?

Müzakere
Verilecek karar ya da hükmün tartışıldığı, hâkimlerin görüşlerini oluşturduğu toplantıdır. Oylama bu toplantının parçası değildir; oylama müzakereden sonra yapılır.
Karara ve hükme katılacak hâkim
Duruşmada bulunan ve verilecek karara oy vererek katılan hâkimdir. Yedek üye, bu sıfatı taşımadığı için müzakereye katılamaz.
İzinli hazır bulunma
Mahkeme başkanının takdirine bağlı olarak, oy kullanmayan ve yalnızca dinleyici sıfatıyla müzakerede bulunmasına izin verilen kişilerin durumudur. Bu kişiler oylamaya katılamaz.
Staj yapan avukat adayı
Mahkemede staj yapmakta olan avukat adayıdır. Madde metni uyarınca yalnızca mahkeme başkanının izniyle müzakerede hazır bulunabilir.

Müzakereye katılacak hâkimler: hangi şartlar aranır?

  • Müzakereye yalnızca verilecek karara ve hükme katılacak hâkimler alınmalıdır; bu ilke dışındaki herkesin müzakereden uzak tutulması gerekir.
  • Müzakereye katılacak kişinin, hükmü oylayacak hâkim olması ya da madde metninde sayılan istisnai kişilerden biri olması gerekir.
  • Hâkim ve savcı yardımcıları ile mahkemesinde staj yapan avukat adaylarının müzakerede bulunması, mahkeme başkanının izin vermesine bağlıdır.
  • Yedek üye, Cumhuriyet savcısı, zabıt kâtibi, mübaşir ve bilirkişi müzakerede hazır bulunamaz; bu kişilerin varlığı için izin verme yetkisi tanınmamıştır.

Müzakereye katılacak hâkimler: hangi sonuçları doğurur?

  • Müzakerede yalnızca karara ve hükme katılacak hâkimler bulunabilir.
  • Mahkeme başkanı, hâkim ve savcı yardımcıları ile staj yapan avukat adaylarının müzakere sırasında hazır bulunmalarına izin verebilir; izin vermek bir takdir yetkisidir.
  • İzin verilen kişiler müzakereyi dinler; oylamaya katılma hakları yoktur.
  • Müzakereye katılmaması gereken bir kişinin toplantıda bulunması, müzakerenin usulüne uygun yapılmadığı anlamına gelir ve hükmün dayanağını zedeler.
  • Mahkeme başkanının izin vermemesi ya da izin verilmeyen bir kişinin bulunmaması durumunda müzakere normal akışıyla sürer.

Oy kullanan hâkim ile izinle hazır bulunan kişi arasındaki fark nedir?

Karara ve hükme katılacak hâkim, müzakereye oy vererek katılır ve müzakerenin asli tarafıdır.

Hâkim ve savcı yardımcıları ile staj yapan avukat adayları, mahkeme başkanının izniyle müzakerede yalnızca hazır bulunur.

İzinli kişiler oylamaya katılamaz; oy sayısı yalnızca karara katılacak hâkimlerle belirlenir.

Yedek üye ile asıl üye arasındaki fark nedir?

Asıl üye, duruşmayı izleyen ve oya katılacak hâkimdir.

Yedek üye, bir oturumda bitmeyecek davada asıl üyenin yerine geçmek üzere bulundurulur.

Yedek üye müzakereye katılamaz; madde 188/3 kapsamında yalnızca yerine geçme olanağı vardır.

Mahkeme başkanı izni ile savcı ve avukat adayları: fark nedir?

Hâkim ve savcı yardımcıları ile staj yapan avukat adayları izin verilebilecek kişilerdir.

Cumhuriyet savcısı, zabıt kâtibi, mübaşir ve bilirkişi bu maddede sayılmamıştır.

Bu sayılmayan kişilerin müzakerede bulunmasına izin verilemez; izin yetkisi yalnızca sayılan kişilerle sınırlıdır.

Müzakereye katılacak hâkimler: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Staj yapan avukat adayının ya da savcı yardımcısının oylamaya katılabileceğini sanmak; bu kişiler yalnızca dinleyici olabilir.
  • Mahkeme başkanının izin verme yetkisini savcı, zabıt kâtibi ya da bilirkişiye de uzatmak; madde bu kişileri saymaz.
  • Yedek üyenin müzakereye katılabileceğini düşünmek; yedek üye yalnızca asıl üyenin yerine geçebilir.
  • Mahkeme başkanının izninin müzakerenin başında verilmiş olmasının yeterli olduğunu sanmak; izin kapsamı ve tutanağa geçirilmesi gerekir.
  • Müzakerenin usulüne uygun yürütülmesini yalnızca hüküm fıkrasına bakarak değerlendirmek; müzakere sürecinin tutanaktan incelenmesi gerekir.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Müzakereye yalnızca hüküm kuracak hâkimlerin katılması gerektiği, bu ilkenin tarafsızlığın zorunlu bir gereği olduğu kabul edilmektedir. (4. Ceza Dairesi, 2021/13586 E., 2023/20970 K., 13.09.2023)
  • Mahkeme başkanı izin verse bile müzakere sırasında hazır bulunan kişinin oylamaya katılamayacağı, yalnızca dinleyici olabileceği kabul edilmektedir. (4. Ceza Dairesi, 2021/9236 E., 2023/17664 K., 27.04.2023)
  • Müzakerenin usulüne aykırı yürütülmesi, kararın kısa karar ile gerekçe arasında çelişki doğurmasına yol açabilir ve bozma sebebi sayılmaktadır. (8. Ceza Dairesi, 2024/4287 E., 2025/10345 K., 09.12.2025)
  • Müzakereye yasak bir kişinin katılmasının yalnızca gerekçe eksikliği değil, hüküm verilmesinin usul yönünden sakatlanması sonucunu doğurduğu kabul edilmektedir. (4. Ceza Dairesi, 2021/13586 E., 2023/20970 K., 13.09.2023)

Nasıl ispat edilir?

  • Müzakereye usulüne uygun katılım iddiasını ileri süren taraf, duruşma tutanağı ve müzakere tutanağı ile katılan kişilerin hâkim sıfatını ve oylamaya katılıp katılmadığını ortaya koymalıdır.
  • Mahkeme başkanının izni, tutanağa geçirilmiş bir karar ya da açık bir kayıtla ispatlanır; izin kaydı yoksa izinsiz katılım varsayılır.
  • Müzakereye yasak bir kişinin bulunduğunu ileri süren taraf, bu kişinin toplantıda hazır bulunduğunu tutanak, tanık ya da kurumsal kayıtlarla göstermelidir.
  • Karşı taraf, izin verildiğini ya da katılan kişinin yalnızca dinleyici olduğunu tutanakla ispat etmelidir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 5271 m.228: Müzakerenin mahkeme başkanınca yönetildiğini düzenler; bu madde ise müzakereye kimlerin katılabileceğini belirler.
  • 5271 m.224: Karar ve hükümlerin oybirliği veya oyçokluğuyla verilmesini düzenler; müzakereye katılanların oy hakkı bu düzenlemeyle bağlantılıdır.
  • 5271 m.229: Oylamanın kıdemsiz üyeden başlayarak yapılmasını düzenler; müzakereye katılan hâkimlerin oy sırasını belirler.
  • 5271 m.188: Bir oturumda bitmeyecek davada yedek üye bulundurulmasına ilişkin fıkrası (188/3), yedek üyenin müzakereye katılamamasının dayanağıdır.
  • 5271 m.230: Mahkûmiyet hükmünün gerekçesinde gösterilmesi gerekenleri düzenler; müzakerenin sonucunun gerekçeye yansımasını sağlar.

CMK m.228 — Müzakerenin yönetimi

CMK m.228, hüküm verilmeden önceki müzakerenin kim tarafından yönetileceğini düzenler. Hükmün kurulduğu müzakere toplantısında yönetim yetkisinin mahkeme başkanına ait olduğunu belirtir. Müzakereye kimlerin katılabileceği (m.227), oylamanın nasıl yapılacağı (m.224, m.229) ve müzakere sırasında hangi kişilerin bulunamayacağı bu maddede düzenlenmez; bunlar ayrı maddelerdedir. Madde, hükmün kimin tarafından yönetildiği sorusuna cevap verir; hakkında oy kullanma yetkisini ve oylamanın işleyişini düzenlemez. Madde, mahkeme başkanının hazır bulunmadığı hallerde kimin yöneteceğine ilişkin kuralı da içermez; bu konudaki yetki, duruşma yönetimi ile ilgili maddelerde ve uygulama kararlarında tartışılmaktadır. Uygulamada tek hâkimli ya da toplu mahkemede müzakerenin yönetimi de bu maddenin kapsamı içindedir.

Müzakerenin yönetimi: hangi kavramlar bilinmeli?

Müzakere
Verilecek karar ve hükmün tartışıldığı, hâkimlerin sonuca ulaşmak için görüş alışverişinde bulunduğu toplantıdır. Duruşma sonrası ve hükmün açıklanmasından önceki aşamayı ifade eder.
Müzakerenin yönetimi
Hangi sorunların çözüleceğini belirlemek, bunları sıraya koymak ve hukuken tartışılma yöntemini saptamak anlamına gelen, oturum yönetimi niteliğinde bir görevdir. Yönetim yetkisi karar verme yetkisi değildir; kararlar oylamayla alınır.
Mahkeme başkanı
Toplu mahkemede müzakereyi yöneten hâkimdir. Yönetim yetkisi ona aittir; ancak bu yetki, başkanın tek başına karar verme yetkisi anlamına gelmez.

Müzakerenin yönetimi: hangi şartlar aranır?

  • Hüküm kurulması için bir müzakere toplantısının yapılmış olması gerekir.
  • Müzakereyi yönetecek kişinin mahkeme başkanı olması gerekir.
  • Müzakere, karar ve hükme katılacak hâkimlerin katılımıyla yürütülmelidir (m.227 ile birlikte okunmalıdır).
  • Müzakerede çözülecek sorunlar belirlenmeli, sıraya konulmalı ve tartışma yöntemi saptanmalıdır.
  • Müzakere bir kararın verilmesini gerektiriyorsa karar veya hüküm oylanmalıdır; yönetim yetkisi oylama sonucunu belirlemez.

Müzakerenin yönetimi: hangi sonuçları doğurur?

  • Müzakere başkan tarafından yönetilir ve başkan müzakerenin düzenini sağlar.
  • Başkanın yönetimi, sorunların sıraya konulmasını ve tartışma yöntemini kapsar; bu yetki başkana özgüdür.
  • Müzakere bir karar veya hükmün verilmesini gerektiriyorsa karar veya hüküm oylanır; başkanın yönetimi oylamanın yerini almaz.
  • Başkan, yönetim yetkisini kullanırken tartışmanın kanuna uygun yürütülmesini sağlamakla yükümlüdür; yönetim yetkisi, hükmü tek başına belirleme yetkisi değildir.

Müzakerenin yönetimi ile oylamanın yapılması arasındaki fark nedir?

Müzakerenin yönetimi, tartışmanın düzenini ve sırasını belirleyen oturum yönetimidir ve mahkeme başkanına aittir.

Oylama, karar ve hükmün oy birliği veya oy çokluğuyla alınmasıdır ve tüm karara katılan hâkimlere ait bir işlemdir.

Başkan müzakereyi yönetir ama oylamanın sonucunu tek başına belirleyemez; karar oylamayla oluşur.

Mahkeme başkanı ile diğer hâkimler arasındaki fark nedir?

Başkan, müzakereyi yönetme yetkisine sahiptir.

Diğer hâkimler, yönetim dışında müzakereye eşit biçimde katılır ve oy kullanır.

Yönetim yetkisi başkana tanınmış olsa da başkanın oyu diğer üyelerin oyuna eşittir.

Toplu mahkeme ile tek hâkimli mahkeme arasındaki fark nedir?

Toplu mahkemede müzakereyi mahkeme başkanı yönetir.

Tek hâkimli mahkemede yönetici ve karar verici tek kişidir.

Madde metni toplu mahkemeye göre kaleme alınmıştır; tek hâkimli mahkemede ayrı bir yönetim sorunu doğmaz.

Müzakerenin yönetimi: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Müzakereyi yöneten başkanın kararı tek başına belirlediğini sanmak; oylamanın yapılması zorunludur ve sonuç oy çokluğuyla oluşur.
  • Başkanın oyunun diğer üyelerin oyundan üstün olduğunu düşünmek; başkanın oyu eşittir.
  • Başkanın hazır bulunmadığı hallerde yönetim yetkisinin otomatik olarak başka bir üyeye geçtiğini varsaymak; bu konu tartışmalı olup madde metninden doğrudan çıkmaz.
  • Yönetim yetkisi ile müzakereye katılacak kişileri karıştırmak; katılım m.227'de düzenlenmiştir.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Toplu mahkemede mahkeme başkanının hazır bulunmadığı hallerde müzakereyi hangi üyenin yöneteceği, Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararlarında tartışılmış ve bu konuda 228. maddenin metninden hareketle bir sonuca bağlanmıştır. (Ceza Genel Kurulu, 2020/19 E., 2021/369 K., 07.09.2021; Ceza Genel Kurulu, 2023/268 E., 2024/48 K., 13.02.2024; Ceza Genel Kurulu, 2019/495 E., 2021/116 K., 17.03.2021; Ceza Genel Kurulu, 2019/623 E., 2020/524 K., 17.12.2020; Ceza Genel Kurulu, 2019/463 E., 2020/482 K., 26.11.2020; Ceza Genel Kurulu, 2019/459 E., 2020/459 K., 17.11.2020)
  • Yargıtay Ceza Genel Kurulu, mahkeme başkanının bulunmadığı hallerde, madde metnindeki başkan ifadesinin tek başına yönetim yetkisini başka bir üyeye aktarmadığını ve bu konunun ayrı bir düzenlemeye bağlı olduğunu tartışmıştır. (Ceza Genel Kurulu, 2020/19 E., 2021/369 K., 07.09.2021; Ceza Genel Kurulu, 2023/268 E., 2024/48 K., 13.02.2024; Ceza Genel Kurulu, 2019/495 E., 2021/116 K., 17.03.2021)
  • Uygulamada başkanın yönetim yetkisi, oylamanın yapılış biçimini değiştirmez; oylama m.224 ve m.229 hükümlerine göre gerçekleşir. (Ceza Genel Kurulu, 2020/19 E., 2021/369 K., 07.09.2021; Ceza Genel Kurulu, 2019/623 E., 2020/524 K., 17.12.2020)

Nasıl ispat edilir?

  • Müzakerenin kanuna uygun yönetildiğini ileri süren taraf, yönetimin mahkeme başkanı tarafından yapıldığını tutanakla göstermelidir.
  • Müzakerenin yapılış biçimi ve kimlerin katıldığı duruşma tutanağı ve karar tutanağından anlaşılır; tutanağın eksikliği yönetimin usulüne uygun yapılmadığına dair bir delil olarak değerlendirilebilir.
  • Başkanın hazır bulunmadığı iddiası ileri süren taraf, bu durumu tutanakla veya başka bir resmi kayıtla ispat etmelidir.
  • Karar ve hükmün oylanıp oylanmadığı, karşı oyun tutanakta gösterilip gösterilmediği ile birlikte değerlendirilir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 5271 m.227: Müzakerede yalnızca karara ve hükme katılacak hâkimlerin bulunabileceğini düzenler; m.228'deki yönetim, bu kişiler arasında gerçekleşir.
  • 5271 m.224: Karar ve hükümlerin oy birliği veya oy çokluğuyla verileceğini düzenler; müzakerenin yönetimi, bu oylamanın yerini almaz.
  • 5271 m.229: Oyların kıdemsiz üyeden başlanarak toplanacağını ve başkanın kendi oyunu en sonda vereceğini düzenler; bu sıra, başkanın yönetim yetkisinin sınırını çizer.

CMK m.229 — Oyların toplanması

Madde, toplu mahkemelerde hüküm ve karar oylamasının sırasını ve oy dağıldığında uygulanacak yöntemi düzenler: mahkeme başkanının oyları toplama sırası, azınlıkta kalan üyenin oylamaya katılma yükümlülüğü ve oyların dağılması hâlinde sanığın en çok aleyhine olan oyun çoğunluk sağlanana kadar kendisine daha yakın oya eklenmesi. Uygulaması birden fazla hâkimin katıldığı toplu mahkemelerdir. Maddenin üçüncü fıkrasının üçüncü cümlesi Anayasa Mahkemesinin 26/3/2026 tarihli ve E.:2025/18, K.:2026/66 sayılı kararı ile iptal edilmiş olup, bu iptal 16/4/2027 tarihinde yürürlüğe girecektir; bu nedenle iptal kararının yürürlüğe girmesine kadar fıkranın tamamı yürürlüktedir. Oylamanın hangi sorular üzerinden yapılacağını, önsorunun oylanmasını ve karar tutanağının içeriğini düzenlemez (m.224, m.228, m.230). Oy çokluğunun ve karşı oyun tutanağa geçirilmesi (m.224), gerekçenin yazılması (m.34, m.230) ve müzakerenin yönetimi (m.228) ayrı maddelerde düzenlenmiştir.

Oyların toplanması: hangi kavramlar bilinmeli?

Toplu mahkeme
Birden fazla hâkimin birlikte karar verdiği mahkemedir. Bu maddedeki oylama kuralları yalnızca bu mahkemeler için geçerlidir.
Müzakere
Hüküm verilmeden önce hâkimlerin karara konu olan hususları birlikte tartıştığı aşamadır. Yalnızca karara ve hükme katılacak hâkimler müzakerede bulunabilir (m.228).
Oyların dağılması
Oylamada hiçbir görüşün çoğunluk sağlayamaması durumudur. Bu hâlde üçüncü fıkra uyarınca özel bir ekleme yöntemi uygulanır.
Sanığın en çok aleyhine olan oy
Oylar arasında sanık için en ağır sonucu öngören görüştür. Dağılan oylar arasından bu oy, çoğunluk oluşturuncaya kadar kendisine en yakın oya eklenir.
Kıdem sırası
Oyların toplanmasında esas alınan sıradır. Önce en kıdemsiz üyenin, sonra diğer üyelerin, en son mahkeme başkanının oyu alınır.

Oyların toplanması: hangi şartlar aranır?

  • Mahkeme toplu bir mahkeme olmalı ve müzakere tamamlanmış bulunmalıdır; oylama müzakereden sonra yapılır.
  • Oylar mahkeme başkanı tarafından en kıdemsiz üyeden başlayarak ayrı ayrı toplanmalı, mahkeme başkanı oyunu en sonda vermelidir.
  • Mahkeme başkanı ve üyelerden hiçbiri, bir konuda azınlıkta kaldığını ileri sürerek oylamaya katılmaktan çekinememelidir; herkes oy kullanmak zorundadır.
  • Oylarda çoğunluk sağlanamamışsa, yani oylar dağılmışsa, sanığın en çok aleyhine olan oy belirlenmelidir.
  • Sanık aleyhine en ağır sonucu doğuran oy, çoğunluk oluşana dek kendisine en yakın görüşe katılarak eklenmelidir.

Oyların toplanması: hangi sonuçları doğurur?

  • Oylama kıdemsiz üyeden başlayarak ve başkanla sonlanacak şekilde yapılırsa oylar usulüne uygun toplanmış sayılır.
  • Oylar çoğunlukla sonuçlanırsa karar oy çokluğuyla verilir ve karşı oy tutanağa geçirilir (m.224).
  • Oylar dağılırsa sanığın en çok aleyhine olan oy, çoğunluk oluşuncaya kadar kendisine daha yakın oya eklenir ve bu şekilde çoğunluk sağlanır.
  • Mahkeme başkanı ya da bir üye azınlıkta kaldığını ileri sürerek oylamaya katılmazsa, bu kurala aykırılık kararın bozulmasını gerektirir.
  • Oylamada sıra bozulursa kararın sakat olacağı kabul edilmektedir.

Kıdemsiz üye ile mahkeme başkanı oy sırası arasındaki fark nedir?

Oylar en kıdemsiz üyeden başlayarak toplanır; bu sıra kıdemsiz üyenin kıdemli üyelerden etkilenmemesi amacına dayanır.

Mahkeme başkanı oyunu en son verir; başkanın oyu diğer üyelerin oyundan üstün değildir.

Başkan önce oy kullanırsa üyelerin özgür görüş açıklaması zedelenir; bu nedenle sıralamanın bozulması kararı sakatlar.

Çoğunluk ile oyların dağılması arasındaki fark nedir?

Oy çokluğu sağlanmışsa karar, çoğunluğun görüşüne göre verilir.

Oylar dağılmışsa hiçbir görüş çoğunluk sağlayamamıştır ve üçüncü fıkra uygulanır.

Oyların dağılması hâlinde sanığın en aleyhine oy, çoğunluk oluşuncaya kadar kendisine yakın oya eklenir; böylece çoğunluk oluşturulur.

Azınlıkta kalan üye ile oylamadan çekinme arasındaki fark nedir?

Azınlıkta kalan üye, sonraki oylamalara katılmak ve oyunu açıklamak zorundadır.

Üye, bir konuda azınlıkta kaldığını ileri sürerek oylamaya katılmaktan çekinemez.

Azınlıkta kalan üyenin oyu alınmamışsa usul eksikliği doğar ve kararın bozulması gerekir.

Oyların toplanması: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Oylamayı mahkeme başkanından başlatmak; sıralama kıdemsiz üyeden başlamalı ve başkan en sonda oy vermelidir.
  • Oylar dağıldığında sanığın en çok aleyhine olan oyu başka bir yöntemle çıkarmak; bu oy, çoğunluk oluşuncaya kadar kendisine daha yakın olan oya eklenmelidir.
  • Azınlıkta kalan üyenin oylamaya katılmadan çekilmesine izin vermek; bu üye oy kullanmak zorundadır.
  • Oylar dağılmışken çoğunluk sağlanmış saymak; çoğunluk ancak ekleme yöntemiyle oluşur.
  • Anayasa Mahkemesi iptal kararını dikkate almadan fıkranın üçüncü cümlesini 16/4/2027 öncesinde yürürlükten kalkmış saymak; iptal kararı henüz yürürlüğe girmemiştir.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Oylamada sıranın bozulmasının kararı sakatlayacağı kabul edilmektedir. Örneğin soruşturmanın genişletilmesi görüşü oylanmadan sübut, sübut oylanmadan ceza oylanamaz. (1. Ceza Dairesi, 2025/4282 E., 2025/7623 K., 30.10.2025)
  • Önsorun niteliğindeki bir görüş oylanıp karara bağlanmadan esas hakkında oylamaya geçilemez; önsorun oylandıktan sonra esas oylama yapılmalıdır. (1. Ceza Dairesi, 2024/1061 E., 2025/3872 K., 13.05.2025; 1. Ceza Dairesi, 2025/5481 E., 2025/9506 K., 25.12.2025)
  • Azınlıkta kalan üyenin, davanın esası hakkında oy hakkının alınmaması bozma nedeni sayılmaktadır. (Ceza Genel Kurulu, 2005/60 E., 2005/81 K., 21.06.2005)
  • Oylar dağılmışsa sanığın en çok aleyhine olan oy, kendisine daha yakın olan oya eklenerek çoğunluk sağlanır; cezanın belirlenmesinde de aynı yöntem uygulanır. (1. Ceza Dairesi, 2023/7044 E., 2025/4078 K., 21.05.2025)
  • Azınlıkta kalan üyenin sonraki oylamalarda tutarlı kalması beklenmez; her oylama ayrı değerlendirilir. (1. Ceza Dairesi, 2023/4937 E., 2025/1226 K., 19.02.2025)

Nasıl ispat edilir?

  • Oylamaya ilişkin usulsüzlük ileri süren taraf, duruşma tutanağındaki oylama kayıtlarına ve karar tutanağına dayanarak ispat yükü altındadır; oylamanın nasıl yapıldığı tutanakla ispatlanır.
  • Karşı oyun bulunup bulunmadığı ve gerekçesinin yazılıp yazılmadığı karar tutanağından anlaşılır; bu bilgi yazılı belge ile ispatlanır.
  • Oylamanın sırasına ve azınlıkta kalan üyenin oy kullanıp kullanmadığına ilişkin iddia, mahkeme tutanağı ile çürütülebilir; karşı taraf tutanağın aksini ancak sahtecilik iddiasıyla ileri sürebilir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 5271 m.224: Karar ve hükümlerin oybirliği veya oyçokluğuyla verilmesini ve karşı oyun tutanağa yazılmasını düzenler; bu madde oy sayısının sonucunu belirler.
  • 5271 m.228: Müzakereyi mahkeme başkanının yönetmesini ve müzakerede yalnızca karara katılacak hâkimlerin bulunmasını düzenler; oylama müzakereden sonra yapılır.
  • 5271 m.230: Hükmün gerekçesinde karşı oyların ve oylamanın sonuçlarının gösterilmesi gerektiğini düzenler.
  • 5271 m.34: Her türlü kararın, karşı oy dahil, gerekçeli yazılmasını ve karşı oyların örneklerinde gösterilmesini öngörür.

CMK m.230 — Hükmün gerekçesinde gösterilmesi gereken hususlar

Madde, mahkûmiyet, beraat ve ceza verilmesine yer olmadığı kararlarında gerekçenin hangi unsurları içermesi gerektiğini düzenler. Mahkûmiyet hükmünde iddia ve savunma görüşleri, delillerin tartışılması, hükme esas alınan ve reddedilen deliller, hukuka aykırı yöntemle elde edilen delillerin açıkça gösterilmesi, sabit görülen fiil ile nitelendirme, cezanın belirlenmesi, güvenlik tedbiri ile cezanın ertelenmesi, adli paraya çevrilme ve ek güvenlik tedbirlerine ilişkin dayanaklar yer alır. Beraat ve ceza verilmesine yer olmadığı kararlarında hangi yasal hale dayanıldığının gösterilmesini de kapsar. Maddenin uygulandığı kişiler, mahkûmiyet, beraat veya ceza verilmesine yer olmadığı kararı veren yargılama makamlarıdır. Kararın başlık, sorun ve sonuç bölümlerinin içeriğini, kanun yollarını ve hükmün tebliğini düzenlemez (m.34, m.232 ve ilgili usul hükümleri).

Hükmün gerekçesinde gösterilmesi gereken hususlar: hangi kavramlar bilinmeli?

Gerekçe
Hükmün dayanağını oluşturan, delillerin tartışıldığı ve hukuki sonucun neden bu olduğunun açıklandığı bölümdür. Kararın yalnızca sonucunu bildirmek gerekçe sayılmaz.
Hükme esas alınan ve reddedilen deliller
Mahkemenin kararını dayandırdığı delillerle, hangi gerekçeyle dikkate almadığı delillerdir. Her iki grubun da gerekçede tek tek belirtilmesi gerekir.
Hukuka aykırı yöntemle elde edilen delil
Elde edilirken hukuka aykırılık bulunan delildir. Bu tür deliller dosyada bulunsa bile gerekçede ayrıca ve açıkça gösterilmelidir.
Beraat hükmünün dayanağı
Beraat kararında 223. maddenin ikinci fıkrasındaki hallerden hangisine dayanıldığıdır. Gerekçede bu halin açıkça belirtilmesi gerekir.
Ceza verilmesine yer olmadığı kararı
Suçun sabit olmakla birlikte yaptırım uygulanmasına engel bir halin bulunduğu durumda verilen karardır. Gerekçede 223. maddenin üçüncü ve dördüncü fıkralarındaki hallerden hangisine dayanıldığı gösterilir.
Sabit görülen fiil ve nitelendirme
Mahkemenin suç olduğunu kabul ettiği somut eylem ile bunun hangi suç tipine uyduğunun belirtilmesidir. Gerekçede fiil ve nitelendirme ayrı ayrı yer almalıdır.

Hükmün gerekçesinde gösterilmesi gereken hususlar: hangi şartlar aranır?

  • Mahkûmiyet hükmünün gerekçesinde iddia ve savunmada ileri sürülen görüşler yer almalıdır.
  • Delillerin tartışılıp değerlendirilmesi yapılmalı, hükme esas alınan ve reddedilen deliller belirtilmelidir.
  • Hukuka aykırı yöntemle elde edilen deliller varsa bunlar gerekçede ayrıca ve açıkça gösterilmelidir.
  • Ulaşılan kanaat, sanığın suç oluşturduğu sabit görülen fiil ve bunun nitelendirilmesi gerekçede yer almalıdır.
  • Cezanın belirlenmesinde TCK 61 ve 62. maddelerindeki sıra ve esaslara göre gerekçe kurulmalı, TCK 53 ve devamı uyarınca güvenlik tedbirleri belirtilmelidir.
  • Cezanın ertelenmesine, adli para cezasına çevrilmesine, tedbirlere çevrilmesine ya da ek güvenlik tedbirlerine ilişkin istemlerin kabul veya reddinin dayanakları gösterilmelidir.
  • Beraat kararında 223. maddenin ikinci fıkrasındaki hallerden hangisine dayanıldığı gösterilmelidir.
  • Ceza verilmesine yer olmadığı kararında 223. maddenin üçüncü veya dördüncü fıkrasındaki hallerden hangisine dayanıldığı gösterilmelidir.
  • Yukarıdaki hükümler dışında başka bir karar veya hüküm verilmişse nedenleri gerekçede açıklanmalıdır.

Hükmün gerekçesinde gösterilmesi gereken hususlar: hangi sonuçları doğurur?

  • Mahkûmiyet hükmünün gerekçesi bu unsurları taşımazsa hüküm gerekçesiz ya da yetersiz gerekçeli sayılır ve bu durum kanun yoluna konu olabilir.
  • Beraat kararında dayanılan hal gösterilmezse gerekçe eksik kalır.
  • Ceza verilmesine yer olmadığı kararında 223. maddenin ilgili fıkrasındaki hal belirtilmezse gerekçe eksik kalır.
  • Gerekçede yer alan delillerle hüküm arasında bağ kurulmazsa, hüküm gerekçesi yetersiz sayılır.
  • Hukuka aykırı yöntemle elde edilen delil gerekçede açıkça gösterilmezse bu eksiklik gerekçeyi yetersiz kılar.
  • Kararda başka bir karar veya hüküm verilmişse nedenleri gerekçede gösterilmediği sürece karar eksik gerekçeli olur.
  • Maddede belirtilen kararların gerekçeleri, sonuç bölümüyle uyumlu olmalıdır; sonuç bölümünde yer alan dayanakların gerekçede bulunması gerekir.

Mahkûmiyet ile beraat gerekçesi arasındaki fark nedir?

Mahkûmiyette gerekçe, iddia ve savunma görüşleri, delil tartışması ve sabit fiilin nitelendirilmesini içerir.

Beraatte gerekçe, suçun işlenmediği, failin sanık olmadığı ya da yasal unsurların bulunmadığı hallerden hangisine dayandığını göstermelidir.

Mahkûmiyette ceza ve tedbir dayanakları da gerekçeye girer; beraatte ise 223/2 kapsamındaki hal belirtilir.

Mahkûmiyet ile ceza verilmesine yer olmadığı kararı arasındaki fark nedir?

Mahkûmiyet hükmünde sabit fiil ve cezanın belirlenmesi gerekçede yer alır.

Ceza verilmesine yer olmadığı kararında suç sabit olmakla birlikte yaptırım uygulanmaz; gerekçede 223. maddenin üçüncü ve dördüncü fıkralarındaki hallerden hangisine dayanıldığı gösterilir.

Ceza verilmemesi kararında gerekçe, cezanın belirlenmesi yerine 223/3-4 kapsamındaki halin gösterilmesine odaklanır.

Hukuka aykırı delil ile diğer deliller arasındaki fark nedir?

Hukuka aykırı yöntemle elde edilen delil dosyada yer alsa da gerekçede ayrıca ve açıkça gösterilmelidir.

Hukuka uygun elde edilen deliller tartışılır ve hükme esas alınıp alınmadığı belirtilir.

Hukuka aykırı delil için ayrı bir açıklama zorunludur; genel bir tartışma yetmez.

Hükmün gerekçesinde gösterilmesi gereken hususlar: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Gerekçeyi sadece delillerin sıralanması ile yetinmek; deliller ile sanığa atılan suç arasında bağ kurmamak.
  • Hukuka aykırı yöntemle elde edilen deliller varsa bunları genel bir ifadeyle geçmek; açıkça göstermemek.
  • Beraat kararında 223. maddenin ikinci fıkrasındaki hangi hale dayanıldığını belirtmemek; yalnızca 'delil yetersiz' demekle yetinmek.
  • Ceza verilmesine yer olmadığı kararında 223. maddenin üçüncü veya dördüncü fıkrasındaki halin hangisi olduğunu belirtmemek.
  • Önceki karara atıf yaparak gerekçeyi yazmamak; bozma sonrası yeniden hüküm kurulurken gerekçeyi tamamlamamak.
  • Cezanın ertelenmesi, adli paraya çevirme ya da tedbir istemlerini gerekçede ele almamak; bu istemlerin kabul veya reddinin dayanağını göstermemek.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Yargıtay, delillerin bütün hâlinde sayılmasını yeterli görmez; sanıklara atılan suçlarla delillerin ilişkilendirilmesi, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin gösterilmesi zorunlu kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2010/263 E., 2011/15 K., 01.02.2011)
  • Hüküm bozulduğunda yerel mahkemenin direnme kararında da yeniden hüküm kurması ve bu hükümde m.230 gerekçesinin bulunması gerektiği kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2009/134 E., 2009/247 K., 27.10.2009)
  • Uyarlama yargılamasında suç tarihinden sonra yürürlüğe giren yasaya göre kurulan mahkûmiyet hükmünde de m.230 gerekçesinin bulunması, suç oluşturan eylemin ve nitelendirmenin gösterilmesi gerektiği kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2011/239 E., 2011/281 K., 20.12.2011; Ceza Genel Kurulu, - E., 2011/281 K., 20.12.2011)
  • Hüküm bölümünde m.230 uyarınca erteleme, adli paraya çevirme veya tedbir kararlarının açıkça gösterilmesi gerektiği ve bu hususların önceki karara yollamayla geçilemeyeceği kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2010/18 E., 2010/17 K., 02.02.2010)
  • Gerekçede savunmaya ait olmayan, dosyayla ilgisi bulunmayan kişilerin beyanlarına yer verilmesinin m.230/1-a'ya aykırılık oluşturduğu kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2011/26 E., 2011/30 K., 29.03.2011)

Nasıl ispat edilir?

  • Gerekçenin eksikliğini ileri süren taraf, hükmün m.230'da sayılan unsurlardan hangisini içermediğini somut olarak göstermek zorundadır; bu yük çoğunlukla kanun yoluna başvuran tarafa düşer. (Ceza Genel Kurulu, 2010/263 E., 2011/15 K., 01.02.2011)
  • Hükme esas alınan ve reddedilen deliller gerekçede tek tek gösterilmelidir; delillerin yalnızca dosyada bulunduğunu belirtmek ispat açısından yeterli sayılmaz. (Ceza Genel Kurulu, 2010/263 E., 2011/15 K., 01.02.2011)
  • Hukuka aykırı yöntemle elde edilen delil varsa bu delilin gerekçede açıkça yer alması, o delilin tartışıldığını ve hükümden dışlandığını ya da dayanak alındığını gösterir.
  • Beraat ve ceza verilmesine yer olmadığı kararlarında dayanılan hal, kararın gerekçesinde yazılı olarak gösterilmelidir; bu yazılı belge bulunmazsa dayanak ispat edilemez.
  • Cezanın ertelenmesi, adli paraya çevirme veya tedbir kararlarında dayanak, gerekçede yer almazsa ilgili istem karara bağlanmamış sayılır ve bu eksiklik ispatla değil karar metninin incelenmesiyle tespit edilir. (Ceza Genel Kurulu, 2010/18 E., 2010/17 K., 02.02.2010)

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 5271 sayılı Kanun m.34: Her türlü mahkeme kararının gerekçeli olarak yazılmasını düzenler; m.230, bu genel zorunluluğun mahkûmiyet, beraat ve ceza verilmesine yer olmadığı kararlarındaki içeriğini belirler.
  • 5271 sayılı Kanun m.223: Beraat ve ceza verilmesine yer olmadığı kararlarının dayanağı olan halleri belirler; m.230/2 ve m.230/3 bu fıkralara atıf yapar.
  • 5237 sayılı Kanun m.61: Cezanın belirlenmesinde uygulanacak sıra ve esasları düzenler; gerekçenin bu ölçütlere göre kurulması m.230/1-c'nin gereğidir.
  • 5237 sayılı Kanun m.62: Cezanın belirlenmesinde uygulanacak sıra ve esasları düzenler; gerekçenin bu ölçütlere göre kurulması m.230/1-c'nin gereğidir.
  • 5237 sayılı Kanun m.53: Mahkûmiyet yerine veya cezanın yanı sıra uygulanacak güvenlik tedbirlerini düzenler; m.230/1-c bu tedbirlerin gerekçede belirtilmesini ister.
  • 5237 sayılı Kanun m.50: Hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesini düzenler; m.230/1-d'deki dayanak gösterme yükümlülüğü bu çevirme kararlarını kapsar.

CMK m.231 — Hükmün açıklanması ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması

Madde, hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) kurumunu düzenler: kurumun şartları (iki yıl veya daha az süreli hapis ya da adli para cezası, kasıtlı suç bakımından sabıka yokluğu, kişilik değerlendirmesi, zararın giderilmesi, sanığın kabulü), kararın hukuki sonuçları, denetim süresi ve denetimli serbestlik yükümlülükleri, denetim süresinin sonunda ve içinde yeni suç işlenmesi hâlinde uygulanacak sonuçlar, bu kararlara karşı kanun yolları ile kayıt tutulmasını kapsar. Kurum, sanık hakkında kurulan mahkûmiyet hükmüne uygulanır ve kapsamı ceza kanunundaki erteleme ile seçenek yaptırım ilişkisinin sınırlarıyla çizilir. Duruşma sonunda hüküm fıkrasının okunması ve sanığa kanun yolunun bildirilmesi (m.231/1-2) ile beraat eden sanığa tazminat hakkının bildirilmesi (m.231/3) ayrıca düzenlenir. Maddenin düzenlemediği konular şunlardır: hükmün ertelenmesine ilişkin Türk Ceza Kanunu'ndaki cezanın ertelenmesi kuralları (TCK m.50), seçenek yaptırımların kendi koşulları (TCK m.50 ve devamı), uzlaştırma usulü (CMK m.253 ve devamı), zamanaşımının genel kuralları (TCK m.66 ve devamı) ve itiraz ile istinaf usulünün ayrıntıları (CMK m.272 ve m.286).

Hükmün açıklanması ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması: hangi kavramlar bilinmeli?

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması
Mahkûmiyet hükmünün kurulmasına rağmen, denetim süresi sonunda hükmün açıklanmadan davanın düşmesini sağlayan ve bu süre içinde hükmün sanık hakkında hukuki sonuç doğurmadığı bir kurumdur. Beraat hükmüne uygulanmaz; yalnızca mahkûmiyet hükmüne uygulanabilir.
Denetim süresi
Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verildiğinde sanığın beş yıl boyunca tabi tutulduğu süredir. Bu süre içinde kasıtlı yeni suç işlenmemesi ve denetimli serbestlik yükümlülüklerine uyulması aranır.
Denetimli serbestlik tedbiri
Denetim süresi içinde, bir yıldan fazla olmamak üzere mahkemenin belirlediği süreyle sanığa yüklenen yükümlülüklerdir. Meslek eğitimi, ücretli çalıştırma veya yer yasağı ya da başka takdir edilecek yükümlülük olabilir; sanığın meslek veya sanat durumuna göre seçilir.
Kişiselleştirme (zarar giderimi) koşulu
Suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın aynen iade, önceki hâle getirme veya tazmin yoluyla tamamen giderilmesidir. Madde 9 uyarınca bu yükümlülük derhal yerine getirilemezse aylık taksitle, denetim süresince ödenebilir.
Hukuki sonuç doğurmama
Açıklanmayan hükmün, müsadere hükümleri dışında, sanığın hukuki durumunda bir değişiklik yaratmamasıdır. Bu sonuç, denetim süresinin olumlu tamamlanmasıyla kesinleşir.

Hükmün açıklanması ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması: hangi şartlar aranır?

  • Yargılama sonunda hükmolunan cezanın iki yıl veya daha az süreli hapis ya da adli para cezası olması gerekir; bu sınır uzlaşmaya ilişkin hükümler saklı kalmak kaydıyla aranır.
  • Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış bulunması gerekir.
  • Mahkemenin, sanığın kişilik özelliklerini ve duruşma sırasındaki tavır ile hareketlerini dikkate alarak yeniden suç işlemeyeceği yönünde kanaate varması gerekir.
  • Suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın aynen iade, suçtan önceki hâle getirme veya tazmin yoluyla tamamen giderilmiş olması gerekir; madde 9 uyarınca bu koşul denetim süresince taksitle yerine getirilebilir.
  • Sanığın kararı kabul etmesi gerekir; kabul etmemesi hâlinde hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemez.
  • Hapis cezası ertelenemez ve kısa süreli olması hâlinde seçenek yaptırıma çevrilemez; hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı bu yasağı doğurur.
  • İşkence ve eziyet suçları ile kamu görevlisinin görevi sebebiyle işlediği ve Anayasa m.17 kapsamında kötü muamele sayılabilecek suçlar bakımından kurum uygulanmaz.

Hükmün açıklanması ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması: hangi sonuçları doğurur?

  • Kararın verilmesiyle beraber mahkûm olunan hapis cezası ertelenemez ve kısa süreli olması hâlinde seçenek yaptırıma çevrilemez (m.231/7).
  • Denetim süresi içinde kasıtlı yeni suç işlenmediği ve denetimli serbestlik yükümlülüklerine uygun davranıldığı takdirde hüküm ortadan kaldırılır ve dava düşer (m.231/10).
  • Denetim süresi içinde kasıtlı yeni suç işlenmesi veya yükümlülüklere aykırı davranılması hâlinde mahkeme hükmü açıklar; bu durumda hükümde değişiklik yapılmaz, ancak mahkeme cezanın bir kısmının infaz edilmemesi veya ertelenmesi ya da seçenek yaptırıma çevrilmesi yoluyla yeni bir hüküm kurabilir (m.231/11).
  • Açıklanan veya yeni kurulan hükme itiraz edilebilir; itiraz mercii bu fıkradaki koşullarla sınırlı değerlendirme yapar (m.231/11).
  • Denetim süresi içinde dava zamanaşımı durur (m.231/8).
  • Zararın tamamen giderilmesi derhal mümkün değilse, sanık denetim süresince aylık taksitlerle ödeme yaparak bu koşulu yerine getirebilir (m.231/9).
  • Kurum hakkında istinaf yolu açıktır; bölge adliye mahkemesi ya da Yargıtay ilk derece sıfatıyla karar vermişse temyiz yolu açıktır (m.231/12).
  • Kayıt, yalnızca bir soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme tarafından istenmesi hâlinde kullanılabilir (m.231/13).
  • İşkence ve eziyet suçları ile belirtilen kamu görevlisi suçlarında kurum uygulanmaz (m.231/14).

Mahkûmiyet ile beraat arasındaki fark nedir?

Mahkûmiyet hükmü, cezalandırmanın kurulmasıyla birlikte kurumun konusu olabilir.

Beraat hükmü, cezalandırma içermediği için kurumun konusu olamaz.

Beraat eden sanığa yalnızca tazminat isteyebileceği hâl varsa bu bildirilir (m.231/3); HAGB kararı verilmez.

Kasıtlı suç ile taksirli suç (sabıka bakımından) arasındaki fark nedir?

Daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olan sanık hakkında kurum uygulanamaz.

Daha önce taksirli bir suçtan mahkûm olunmuşsa sabıka koşulu engel değildir.

Yalnızca kasıtlı suç sabıkası kurumu engeller; taksirli suç sabıkası tek başına engel oluşturmaz.

Denetim süresi içinde kasıtlı suç ile taksirli suç veya yükümlülük ihlali arasındaki fark nedir?

Denetim süresi içinde kasıtlı yeni suç işlenmesi veya denetimli serbestlik yükümlülüğüne aykırılık hâlinde mahkeme hükmü açıklar.

Denetim süresi içinde yalnızca taksirli bir suç işlenmesi bu hükmü doğurmaz.

Kasıtlı suç veya yükümlülük ihlali hâlinde hüküm açıklanır; açıklanan hükmün cezası ertelenebilir, seçenek yaptırıma çevrilebilir veya cezanın bir kısmı infaz edilmeyebilir (m.231/11).

Zorunlu seçenek yaptırım ile genel kural arasındaki fark nedir?

Kanunda seçenek yaptırıma çevrilmesi zorunlu olan haller vardır; TCK m.50/3 bu hâllerdir.

Genel kuralda, kasıtlı yeni suç hâlinde hüküm olduğu gibi açıklanır.

Zorunlu hâllerde hükümde değişiklik yapılabilir; bu ayrım uygulamada genel kuralın istisnasıdır. (Birinci Bölüm, 2021/49580 E., 09.04.2026)

Hükmün açıklanması ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilirken sanığın kabulünü sorgulamadan karar vermek; kabul hükmün şartıdır, sorulmadan karar verilemez.
  • İki yıl sınırını cezanın değil suçun ağırlığına göre değerlendirmek; sınır hükmolunan cezanın süresine göre belirlenir.
  • Taksirli suç sabıkasını da kasıtlı suç sabıkası gibi yorumlayıp kurumu engellemek; m.231/6-a yalnızca kasıtlı suç sabıkasını engel sayar.
  • Denetim süresi içinde yalnızca taksirli suç işlenmesini kasıtlı suç gibi değerlendirip hükmü açıklamak; m.231/11 yalnızca kasıtlı suçu ve yükümlülük ihlalini kapsar.
  • Denetim süresi içinde kasıtlı suç işlenmesi hâlinde her zaman hükmü değiştirmek; kural olarak hüküm olduğu gibi açıklanır, değişiklik yalnızca TCK m.50/3 gibi zorunlu hâllerde yapılır.
  • Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararında gerekçe göstermeden kurumu uygulamamak; uygulanmama kararı da gerekçeli olmalıdır.
  • Beraat eden sanığa HAGB kararı vermek; kurum yalnızca mahkûmiyet hükmüne uygulanır.
  • Denetim süresinin başlangıcını yanlış hesaplamak; süre hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının verilmesiyle başlar.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin şartların varlığı halinde, mahkemenin bu kurumu uygulayıp uygulamayacağının olay mahkemesince re'sen değerlendirilmesi ve bunun gerekçesinin hükümde yer alması gerektiği kabul edilmektedir. (1. Ceza Dairesi, 2026/669 E., 2026/2296 K., 30.03.2026)
  • Sanığın kabul etmemesi hâlinde kurumun uygulanamayacağı; kabulün öncelikle sanığa sorulması gerektiği, sanık ile müdafi beyanı çelişirse sanığın iradesinin üstün tutulacağı kabul edilmektedir. (1. Ceza Dairesi, 2026/550 E., 2026/2290 K., 30.03.2026)
  • Denetim süresi içinde kasıtlı yeni suç işlenmesi hâlinde kural olarak hüküm değiştirilmeden açıklanır; TCK m.50/3 kapsamındaki zorunlu hâllerde ise seçenek yaptırıma çevirme yapılabilir. (1. Ceza Dairesi, 2026/273 E., 2026/2277 K., 30.03.2026)
  • Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumunun kesinleşmiş ve hatta infaz edilmiş hükümlere uygulanabileceği yönünde Yargıtay kararları bulunmaktadır; bu konuda görüş ayrılığı vardır. (Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi, 2025/798 E., 2025/851 K., 04.07.2025)
  • Madde 231/12 uyarınca HAGB kararlarına karşı itiraz yolunun açık olması, Anayasa Mahkemesi bireysel başvuru kapsamında da gündeme gelmiştir. (Birinci Bölüm, 2023/95898 E., 09.04.2026)

Nasıl ispat edilir?

  • Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını isteyen tarafın, yani genellikle sanığın veya müdafiinin, koşulların varlığını ileri sürmesi gerekir; mahkeme ise koşulları re'sen değerlendirmekle yükümlüdür.
  • Sabıka koşulu bakımından adli sicil kaydı ile ilgili belgeler kullanılır; kasıtlı suç sabıkası varsa kurum uygulanmaz.
  • Kişilik özellikleri ve duruşmadaki tutum bakımından duruşma tutanakları, sanığın beyanları ve sosyal inceleme raporu gibi deliller değerlendirilir.
  • Zararın giderildiğini ispat yükü sanıktadır; aynen iade, tazmin veya ödeme belgeleri ile ispatlanır, taksitli ödeme hâlinde ödeme belgeleri denetim süresince izlenir.
  • Sanığın kararı kabul ettiği, hükmün açıklanmasının geri bırakılması talebinin sanığa sorulmasıyla ve duruşma tutanağına geçirilmesiyle belgelenir; kabul yoksa kurum uygulanmaz.
  • Denetim süresi içinde yeni kasıtlı suç veya yükümlülük ihlali iddiası, ihbar veya adli sicil kaydı ile ispatlanır; ihlalin varlığı ispat yükü ileri süren tarafa aittir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 5271 m.223: Hüküm fıkrasının duruşma tutanağına geçirilmesi ve açıklanması gerekliliğini belirler; m.231/5 hükmünün de duruşmada açık olarak kurulmasını zorunlu kılar.
  • 5271 m.232: Hüküm fıkrasının okunmasının ve gerekçesinin anlatılmasının esaslarını gösterir (m.231/1).
  • 5271 m.272: Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına karşı istinaf ve temyiz yolunun ayrıntılarını düzenler; m.231/12 bu maddenin üçüncü fıkrasını saklı tutar.
  • 5271 m.286: Bölge adliye mahkemesinin verdiği hükmün kanun yoluna ilişkin usulünü belirler; m.231/12 bu hükümlere atıf yapar.
  • 5237 m.50: Türk Ceza Kanunu'nun cezanın ertelenmesi ve seçenek yaptırım kurallarını düzenler; m.231/7 ve m.231/11 ile birlikte uygulanır, özellikle 50/3 zorunlu seçenek yaptırım hâllerini belirler.
  • 5271 m.253: Uzlaşma hükümleri, m.231/5 uyarınca saklı tutulur; uzlaşma kapsamındaki suçlarda kurumun uygulanması bu ilişkiye bağlıdır.

CMK m.232 — Hükmün gerekçesi ve hüküm fıkrasının içereceği hususlar

Madde, ceza mahkemesinin hükmünün başlığında bulunması gereken unsurları, hüküm fıkrasında yer alacak hususları ve gerekçeli kararın dosyaya konulma süresini düzenler. Hükmün başına "Türk Milleti adına" verildiğinin yazılmasını, hükmü veren mahkeme ile hükme katılan kişilerin ve sanığın kimliğinin belirtilmesini, suçun işlendiği yer, tarih ve zaman dilimi ile tutukluluk bilgisinin gösterilmesini kapsar. Ayrıca gerekçe ve karşı oy gerekçesinin tefhimden itibaren on beş gün içinde dosyaya konulmasını, kararların imzalanmasını, hâkim değişmesi halinde gerekçeli kararın imzalanmasını, hüküm fıkrasında kanun yolu bilgisinin verilmesini ve hüküm nüshaları ile özetlerinin imza ve mühürlenmesini düzenler. Kısa karar ile gerekçeli karar arasındaki ilişki, kanun yolu ve tebliğ düzenlemeleri ile tazminat davası bu maddenin doğrudan konusu değildir; kanun yolları CMK'nın kendi hükümlerinde (m.34 ve m.260 vd.) düzenlenmiştir.

Hükmün gerekçesi ve hüküm fıkrasının içereceği hususlar: hangi kavramlar bilinmeli?

Hüküm fıkrası
Mahkemenin davayı sonuçlandıran kararının bulunduğu bölümdür. Madde, bu fıkrada yer alacak unsurları ayrıca sayar; gerekçe ile birlikte kararın bütününü oluşturur.
Tefhim
Hüküm sonucunun duruşmada ilgililere açıklanmasıdır. Gerekçeli kararın dosyaya konulma süresi bu açıklama anından itibaren işler.
Gerekçeli karar
Hükmün dayanaklarının, delil değerlendirmesinin ve hukuki nitelendirmenin yazılı olarak gösterildiği belgedir. Gerekçe, tutanağa tümüyle geçirilmemişse on beş gün içinde dosyaya konulur.
Kanun yolu bilgisi
Hüküm fıkrasında kararın hangi kanun yoluna, hangi merciye, hangi süre ve şekilde başvurulabileceğinin gösterilmesidir. Tereddüde yer vermeyecek açıklıkta olması gerekir.
Karşı oy gerekçesi
Kurulda yer alan ve hükme katılmayan hâkimin, karşı oyunun dayanaklarını gösteren yazıdır. Gerekçe ile birlikte aynı süre içinde dosyaya konulur.

Hükmün gerekçesi ve hüküm fıkrasının içereceği hususlar: hangi şartlar aranır?

  • Hükmün başına "Türk Milleti adına" verildiğinin yazılması gerekir.
  • Hükmün başında mahkemenin adı, hâkimlerin ve diğer katılanların adı ve soyadı ile sanığın açık kimliği yer almalıdır.
  • Beraat kararı dışında suçun işlendiği yer, tarih ve zaman dilimi hükmün başında gösterilmelidir.
  • Sanığın gözaltında veya tutuklu kaldığı tarih ve süre ile halen tutuklu olup olmadığı hükmün başında belirtilmelidir.
  • Gerekçe ve varsa karşı oy gerekçesi, tümüyle tutanağa geçirilmemişse açıklanmasından itibaren en geç on beş gün içinde dava dosyasına konulmalıdır.
  • Karar ve hükümler, bunlara katılan hâkimler tarafından imzalanmalıdır.
  • Hüküm fıkrasında verilen kararın niteliği, uygulanan kanun maddeleri, verilen ceza miktarı, kanun yollarına başvuru ve tazminat isteme olanağının bulunup bulunmadığı ile varsa başvuru süresi ve merciinin tereddüde yer vermeyecek açıklıkta gösterilmesi gerekir.
  • Hükümlerin nüshaları ve özetleri mahkeme başkanı veya hâkim ile zabıt kâtibi tarafından imzalanmalı ve mühürlenmelidir.
  • Hüküm sonucu tefhim edildikten sonra gerekçeli kararı imzalamadan hâkimin ölmesi veya imzalayamaz hâle gelmesi durumunda yeni hâkim, tefhim edilen hükme uygun gerekçeli kararı bizzat yazarak imzalamalıdır; toplu mahkemede diğer hâkimler imzalar ve imzalanmama sebebi yazılır.

Hükmün gerekçesi ve hüküm fıkrasının içereceği hususlar: hangi sonuçları doğurur?

  • Gerekçe ve varsa karşı oy gerekçesi on beş gün içinde dosyaya konulmazsa yükümlülük ihlal edilmiş olur.
  • Hükmün başında Türk Milleti adına verildiğinin yazılmaması, hükme aykırılık oluşturur ve Yargıtay uygulamasında mahallinde giderilebilir eksiklik olarak değerlendirilmiştir.
  • Hüküm fıkrasında kanun yolu bilgisi, ceza miktarı veya uygulanan kanun maddeleri gösterilmezse hüküm bu bakımdan maddeye aykırı olur.
  • Hükümlerin nüshaları ve özetleri imzalanıp mühürlenmeden çıkarılmamalıdır.
  • Hâkim değişikliği hâlinde gerekçeli karar, tefhim edilen hükme uygun olarak yazılıp imzalanır; diğer hâkimler imzalayamamışsa sebebi hükmün altına yazılır.
  • Tefhim edilen hüküm ile gerekçeli karar arasında çelişki bulunmamalıdır; gerekçeli karar kısa karara uygun olmalıdır.

Beraat kararı ile mahkûmiyet kararı arasındaki fark nedir?

Beraat kararında suçun işlendiği yer, tarih ve zaman dilimi hükmün başında yazılmaz.

Mahkûmiyet ve diğer hükümlerde bu bilgiler hükmün başında zorunlu olarak yer alır.

Beraat hükmünde başlık bölümünde eksik bilgi bulunması maddeye aykırılık sayılmaz; diğer kararlarda eksiklik maddeye aykırılıktır.

Hüküm fıkrası ile gerekçe arasındaki fark nedir?

Hüküm fıkrasında kararın niteliği, uygulanan maddeler, ceza miktarı ve kanun yolu bilgisi bulunmalıdır.

Gerekçede delillerin değerlendirilmesi ve hukuki nitelendirme yer alır; bu konular bu maddenin hüküm fıkrasına ilişkin kısmında sayılmamıştır.

Kanun yolu ve ceza miktarı hüküm fıkrasında gösterilmezse hüküm bilgisi eksik kalır; gerekçe ayrıca CMK m.230 kapsamında değerlendirilir.

Gerekçeli karar imzası ile hâkim değişikliği arasındaki fark nedir?

Gerekçeli kararı tefhimden sonra bizzat imzalayan ve yazan hâkim, kararı imzalayabilen hâkimdir.

Hâkim ölür veya imzalayamaz hâle gelirse yeni hâkim tefhim edilen hükme uygun olarak gerekçeli kararı yazıp imzalar.

Yeni hâkim, kendi görüşüne göre değil tefhim edilen hükme uygun karar yazar.

Hükmün gerekçesi ve hüküm fıkrasının içereceği hususlar: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Beraat kararında da suçun işlendiği yer, tarih ve zaman dilimini zorunlu saymak; bu bilgiler beraat hükmünde hükmün başına yazılmaz.
  • Hüküm fıkrasında kanun yolu bilgisini eksik veya yanıltıcı yazmak; bu eksiklik hükmün kesinleşmesini engeller.
  • Gerekçeli kararı tefhimden sonra on beş günden fazla geciktirmek; bu süre dosyaya konulma süresidir ve aşılması ihlal doğurur.
  • Kısa kararda yalnızca "ekli gerekçeli karar bildirildi" yazıp yetinmek; kısa kararda bu maddede sayılan bilgiler bulunmalıdır.
  • Hâkim değiştiğinde gerekçeli kararı yeni hâkimin kendi görüşüne göre yazmak; yeni hâkim tefhim edilen hükme uygun karar yazar.
  • Hükmün nüshalarını ve özetlerini mahkeme başkanı veya hâkim ile zabıt kâtibi imzalamadan ve mühürlemeden çıkarmak.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Yargıtay, hüküm fıkrasının bu maddede sayılan unsurları içermesini zorunlu görmekte ve bu unsurların tutanağa geçirilmemesini bozma nedeni saymaktadır. (Ceza Genel Kurulu, 2011/147 E., 2011/158 K., 05.07.2011)
  • Gerekçe ile hüküm fıkrası arasında çelişki bulunmasını, madde hükmüne aykırı kabul etmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2010/263 E., 2011/15 K., 01.02.2011)
  • Duruşmada tefhim edilen kısa karar esas alınır; gerekçeli kararın kısa karara uygun olması gerekir ve kısa karar sonradan değiştirilemez. (Ceza Genel Kurulu, 2011/43 E., 2011/93 K., 17.05.2011)
  • Kısa kararda "ekli gerekçeli karar bildirildi" denilerek yetinilmesi bozma nedeni sayılmaktadır. (Ceza Genel Kurulu, 2009/134 E., 2009/247 K., 27.10.2009)
  • Direnme kararlarında da yeni bir hüküm kurulurken bu maddedeki unsurların yer alması gerektiği kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2011/43 E., 2011/93 K., 17.05.2011; Ceza Genel Kurulu, 2009/134 E., 2009/247 K., 27.10.2009)
  • Hüküm, bu maddeye aykırı biçimde gerekçesiz kurulmuşsa, bu aykırılık CMK m.309 kapsamında değerlendirilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2010/263 E., 2011/15 K., 01.02.2011)

Nasıl ispat edilir?

  • Hüküm fıkrasındaki eksikliği ileri süren taraf, kararın bu maddeye aykırılığını gösterecektir; kararın kendisi bu bakımdan birincil delildir.
  • Gerekçenin on beş gün içinde dosyaya konulup konulmadığı, dava dosyasındaki tarih ve tutanak kayıtlarıyla ispat edilir.
  • Tefhim tarihi ile gerekçeli kararın dosyaya konulma tarihi arasındaki süre, duruşma tutanağı ve dosya kayıtlarıyla belirlenir.
  • Kararın tefhim edilen hüküme uygun olup olmadığı, duruşma tutanağı ile gerekçeli karar karşılaştırılarak ortaya konulur.
  • Hâkimin ölümü veya imzalayamaması gibi değişiklik hâllerinde bu durumun sebebi karar üzerinde yazılı olarak kayda geçirilir; eksik yazılmışsa bunun ispatı kayıtların incelenmesiyle yapılır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 5271 m.34: Gerekçe zorunluluğu ve kararların açıklanmasına ilişkin genel kuraldır; bu madde gerekçeli kararın içeriğini ve sırasını tamamlar.
  • 5271 m.230: Gerekçenin içeriğini düzenler; bu madde hüküm fıkrasında yer alacak unsurları, m.230 ise gerekçede yer alacak unsurları ayırır.
  • 5271 m.223: Hüküm fıkrasında belirtilecek kararın türünü (beraat, mahkûmiyet, ceza verilmesine yer olmadığı gibi) belirleyen maddedir.

Süreler

SüreMaddeHüküm
dokuz aym.229Kararın Resmî Gazete’de yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra (16/4/2027) yürürlüğe gireceği hüküm altına alınmıştır. kadar kendisine daha yakın olan oya eklenir.
iki yılm.231(5) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:16/7/2026-7589/15 md.) Sanığa yüklenen suçtan dolayı yapılan yargılama sonunda hükmolunan ceza, iki yıl veya daha az süreli hapis veya adlî para cezası ise; mahkemece, hükmün açıklanmasının geri…
beş yılm.231(8) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:16/7/2026-7589/15 md.) Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının verilmesi hâlinde sanık, beş yıl süreyle denetim süresine tâbi tutulur.
bir yıldanm.231Bu süre içinde bir yıldan fazla olmamak üzere mahkemenin belirleyeceği süreyle, sanığın denetimli serbestlik tedbiri olarak; a) Bir meslek veya sanat sahibi olmaması hâlinde, meslek veya sanat sahibi olmasını sağlamak amacıyla bir eğitim…

Süreler madde metnindeki yazımıyla verilmiştir.

Konuda geçen kararlar

50 karar
  1. Ceza Genel Kurulu, 2025/562 E., 2026/106 K., 18.02.2026
    İlgili madde: m.223
  2. Ceza Genel Kurulu, 2023/606 E., 2025/566 K., 10.12.2025
    İlgili madde: m.225
  3. Ceza Genel Kurulu, 2025/438 E., 2025/504 K., 25.11.2025
    İlgili madde: m.223
  4. Ceza Genel Kurulu, 2025/447 E., 2025/505 K., 25.11.2025
    İlgili madde: m.223
  5. Ceza Genel Kurulu, 2025/450 E., 2025/506 K., 25.11.2025
    İlgili madde: m.223
  6. Ceza Genel Kurulu, 2024/102 E., 2025/321 K., 02.07.2025
    İlgili madde: m.225
  7. Ceza Genel Kurulu, 2023/268 E., 2024/48 K., 13.02.2024
    İlgili madde: m.228
  8. Ceza Genel Kurulu, 2022/154 E., 2023/551 K., 25.10.2023
    İlgili madde: m.226
  9. Ceza Genel Kurulu, 2022/242 E., 2022/639 K., 12.10.2022
    İlgili madde: m.226
  10. Ceza Genel Kurulu, 2020/19 E., 2021/369 K., 07.09.2021
    İlgili madde: m.228
Diğer 40 karar
  1. Ceza Genel Kurulu, 2019/443 E., 2021/327 K., 01.07.2021
    İlgili madde: m.226
  2. Ceza Genel Kurulu, 2019/495 E., 2021/116 K., 17.03.2021
    İlgili madde: m.228
  3. Ceza Genel Kurulu, 2019/623 E., 2020/524 K., 17.12.2020
    İlgili madde: m.228
  4. Ceza Genel Kurulu, 2019/463 E., 2020/482 K., 26.11.2020
    İlgili madde: m.228
  5. Ceza Genel Kurulu, 2019/459 E., 2020/459 K., 17.11.2020
    İlgili madde: m.228
  6. Ceza Genel Kurulu, 2016/789 E., 2016/323 K., 27.09.2016
    İlgili madde: m.225
  7. Ceza Genel Kurulu, 2015/379 E., 2015/177 K., 02.06.2015
    İlgili madde: m.225
  8. Ceza Genel Kurulu, 2012/1489 E., 2013/363 K., 17.09.2013
    İlgili madde: m.226
  9. Ceza Genel Kurulu, 2011/301 E., 2012/1800 K., 09.10.2012
    İlgili madde: m.224
  10. Ceza Genel Kurulu, 2011/281 E., 2011/285 K., 20.12.2011
    İlgili madde: m.226
  11. Ceza Genel Kurulu, 2011/239 E., 2011/281 K., 20.12.2011
    İlgili madde: m.230
  12. Ceza Genel Kurulu, - E., 2011/281 K., 20.12.2011
    İlgili madde: m.230
  13. Ceza Genel Kurulu, 2011/356 E., 2011/272 K., 13.12.2011
    İlgili madde: m.226
  14. Ceza Genel Kurulu, 2011/210 E., 2011/218 K., 01.11.2011
    İlgili madde: m.225
  15. Ceza Genel Kurulu, 2011/147 E., 2011/158 K., 05.07.2011
    İlgili madde: m.232
  16. Ceza Genel Kurulu, 2011/43 E., 2011/93 K., 17.05.2011
    İlgili madde: m.232
  17. Ceza Genel Kurulu, 2011/26 E., 2011/30 K., 29.03.2011
    İlgili madde: m.230
  18. Ceza Genel Kurulu, 2010/263 E., 2011/15 K., 01.02.2011
    İlgili madde: m.230, m.232
  19. Ceza Genel Kurulu, 2010/116 E., 2010/136 K., 08.06.2010
    İlgili madde: m.232
  20. Ceza Genel Kurulu, 2010/18 E., 2010/17 K., 02.02.2010
    İlgili madde: m.230
  21. Ceza Genel Kurulu, 2009/134 E., 2009/247 K., 27.10.2009
    İlgili madde: m.230, m.232
  22. Ceza Genel Kurulu, 2009/148 E., 2009/230 K., 13.10.2009
    İlgili madde: m.232
  23. Ceza Genel Kurulu, 2005/63 E., 2005/108 K., 27.09.2005
    İlgili madde: m.225
  24. Ceza Genel Kurulu, 2005/60 E., 2005/81 K., 21.06.2005
    İlgili madde: m.229
  25. 1. Ceza Dairesi, 2024/5405 E., 2026/2350 K., 30.03.2026
    İlgili madde: m.223
  26. 1. Ceza Dairesi, 2025/5481 E., 2025/9506 K., 25.12.2025
    İlgili madde: m.229
  27. 8. Ceza Dairesi, 2024/4287 E., 2025/10345 K., 09.12.2025
    İlgili madde: m.224, m.227
  28. 1. Ceza Dairesi, 2025/4282 E., 2025/7623 K., 30.10.2025
    İlgili madde: m.229
  29. 1. Ceza Dairesi, 2023/7044 E., 2025/4078 K., 21.05.2025
    İlgili madde: m.229
  30. 1. Ceza Dairesi, 2024/1061 E., 2025/3872 K., 13.05.2025
    İlgili madde: m.229
  31. 3. Ceza Dairesi, 2022/14807 E., 2025/10147 K., 09.04.2025
    İlgili madde: m.227
  32. 1. Ceza Dairesi, 2023/4937 E., 2025/1226 K., 19.02.2025
    İlgili madde: m.229
  33. 3. Ceza Dairesi, 2024/2178 E., 2024/6039 K., 30.04.2024
    İlgili madde: m.224
  34. 4. Ceza Dairesi, 2021/27144 E., 2024/5328 K., 24.04.2024
    İlgili madde: m.224
  35. 1. Ceza Dairesi, 2022/12229 E., 2023/7769 K., 12.12.2023
    İlgili madde: m.224
  36. 4. Ceza Dairesi, 2021/13586 E., 2023/20970 K., 13.09.2023
    İlgili madde: m.227
  37. 4. Ceza Dairesi, 2021/9236 E., 2023/17664 K., 27.04.2023
    İlgili madde: m.227
  38. 8. Ceza Dairesi, 2018/5142 E., 2018/6391 K., 04.06.2018
    İlgili madde: m.227
  39. 8. Ceza Dairesi, 2017/73 E., 2017/3913 K., 10.04.2017
    İlgili madde: m.227
  40. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi, 2025/798 E., 2025/851 K., 04.07.2025
    İlgili madde: m.223

Bağlayıcılık derecesine göre sıralı (Anayasa Mahkemesi, içtihadı birleştirme, genel kurullar, daireler); her grupta yeni karar önce. Tam metin karar deposundan istek üzerine yüklenir. Hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ayrıca denetleyin.

Madde bağlantıları, tarihine kadar Resmî Gazete'de yayımlanan değişiklikleri içeren güncel metne gider.

Bu konudaki maddelerde bilinen en yeni değişiklik: 16.07.2026 (m.231).

Anlatım 21.10.2026 tarihinde derlendi. Bağlayıcı olan madde metnidir.

Bu konuyu panelde çalış

Panelde bu konu 9. Kovuşturma-2 bölümünde yer alıyor.

Panelde çalış