Genel hükümler

Yetki

CMK m.12–21Ceza Muhakemesi HukukuSon değişiklik: 08.07.2021 (m.12)

Kısaca

5271 sayılı Kanun'un 12. maddesi, ceza davasında yer bakımından yetkili mahkemeyi belirlemeye ilişkin genel ve özel ölçütleri düzenler. 5271 sayılı Kanun'un 13. maddesi, suçun işlendiği yerin belli olmadığı hallerde yetkili mahkemenin basamaklı bir sırayla belirlenmesini düzenler. CMK m.14, yabancı ülkede işlenen ve Türkiye'de soruşturulması ve kovuşturulması gereken suçlarda yer bakımından yetkili mahkemenin belirlenmesini düzenler.

Kapsam

Bu konu, Ceza Muhakemesi Kanunu m.12–21 hükümlerini kapsar.

CMK m.12 — Yetkili mahkeme

5271 sayılı Kanun'un 12. maddesi, ceza davasında yer bakımından yetkili mahkemeyi belirlemeye ilişkin genel ve özel ölçütleri düzenler. Ülke içinde işlenen suçlarda ana kuralı (suçun işlendiği yer), teşebbüs, kesintisiz suç ve zincirleme suç bakımından yetkili yeri, basılı eser ve görsel-işitsel yayın yoluyla işlenen suçlarda yetki ölçütünü, şikâyete bağlı hakaret suçuna özgü yetki kuralını ve bilişim sistemleri, banka ya da kredi kurumları ile banka veya kredi kartlarının araç olarak kullanıldığı suçlarda mağdurun yerleşim yeri yetkisini belirler. Madde, Türkiye dışında işlenen suçları (m.14), deniz, hava ve demiryolu taşıtlarındaki suçları (m.15), yetkinin belirlenemediği hallerdeki yedek kuralları (m.13), yetkisizlik iddiasının ileri sürülme zamanını (m.18), yetki uyuşmazlığını (m.17) ve bağlantılı davaları (m.16) düzenlemez. Yetkili mahkemenin görev bakımından belirlenmesi de bu maddenin konusu değildir.

Yetkili mahkeme: hangi kavramlar bilinmeli?

Yetki (yer bakımından)
Aynı derecedeki birden çok mahkeme arasında hangisinin davaya bakacağını belirleyen kuraldır. Mahkemenin türü ve derecesini belirleyen görev kavramından ayrıdır.
Suçun işlendiği yer
Ana yetki ölçütüdür. Madde metninde tanımlanmamıştır; Türk Ceza Kanunu'nun yer bakımından uygulanmasına ilişkin kurallardan ayrıca belirlenir.
Teşebbüste son icra hareketi
Suçun icrasına başlanmış ancak tamamlanmamış hâlde, failin tamamlamak için yaptığı son hareketin gerçekleştiği yerdir. Yetkili yer bu yerdir, fiilin ilk hareketinin yapıldığı yer değildir.
Kesintisiz suç
Suçun hukuki ya da fiili durumunun belli bir süre devam ettiği ve bu süre içinde kesintinin gerçekleştiği suçtur. Yetki, bu kesintinin gerçekleştiği yere bağlanmıştır.
Zincirleme suç
Aynı kişi tarafından farklı zamanlarda ve yerlerde, aynı suç tipinin birden çok kez işlenmesidir. Yetki, bu suçlardan sonuncusunun işlendiği yere göre belirlenir.
Yayım merkezi
Basılı eserin ülkede yayımlandığı yerdir ve yetki ölçütü olarak kullanılır. Aynı eserin başka yerde yapılan baskısı ayrı bir yetki sebebi oluşturabilir.
Mağdurun yerleşim yeri ve oturduğu yer
Eserin dağıtıldığı, yayının işitildiği veya görüldüğü ve bilişim, banka ya da kredi kartı suçlarında yetki doğuran özel ölçütlerdir. Oturduğu yer, yerleşim yerinden farklı olarak fiilî oturumu ifade eder.

Yetkili mahkeme: hangi şartlar aranır?

  • Suçun ülke içinde işlendiğinin belirlenmesi gerekir; bu durumda ana kural olarak suçun işlendiği yer mahkemesi yetkilidir.
  • Teşebbüs söz konusuysa, yetki için son icra hareketinin yapıldığı yerin tespit edilmesi gerekir.
  • Kesintisiz suçta yetki için kesintinin gerçekleştiği yerin belirlenmesi gerekir.
  • Zincirleme suçta yetki için son suçun işlendiği yerin belirlenmesi gerekir.
  • Basılı eser veya görsel-işitsel yayınla işlenen suçta yetki için eserin yayım merkezinin tespiti gerekir; aynı eserin birden çok yerde basılması hâlinde suç, yayım merkezi dışındaki baskıda meydana gelmişse eserin basıldığı yer de yetkilidir.
  • Şikâyete bağlı hakaret suçunda ek yetki için eserin mağdurun yerleşim yerinde veya oturduğu yerde dağıtılmış olması gerekir.
  • Mağdur suçun işlendiği yer dışında tutuklu veya hükümlü bulunuyorsa bu durum da ek yetki sebebidir.
  • Görsel veya işitsel yayın yoluyla işlenen suçta ek yetki için yayının mağdurun yerleşim yerinde ya da oturduğu yerde işitilmiş veya görülmüş olması gerekir.
  • Bilişim sistemleri, banka veya kredi kurumları ya da banka veya kredi kartları araç olarak kullanılarak işlenen suçta ek yetki için mağdurun yerleşim yerinin tespit edilmesi gerekir.

Yetkili mahkeme: hangi sonuçları doğurur?

  • Suç ülke içinde işlenmişse, ana kural gereği suçun işlendiği yer mahkemesi davaya bakmaya yetkilidir.
  • Teşebbüste yetkili mahkeme, son icra hareketinin yapıldığı yer mahkemesidir.
  • Kesintisiz suçta yetkili mahkeme, kesintinin gerçekleştiği yer mahkemesidir.
  • Zincirleme suçta yetkili mahkeme, son suçun işlendiği yer mahkemesidir.
  • Basılı eser ve görsel-işitsel yayınla işlenen suçta yetkili mahkeme, eserin yayım merkezi mahkemesidir.
  • Aynı eserin birden çok yerde basılması hâlinde, suç yayım merkezi dışındaki baskıda meydana gelmişse, eserin basıldığı yer mahkemesi de yetkilidir.
  • Şikâyete bağlı hakaret suçunda eser mağdurun yerleşim yerinde veya oturduğu yerde dağıtılmışsa, o yer mahkemesi de yetkilidir.
  • Mağdur, suçun işlendiği yer dışında tutuklu veya hükümlü bulunuyorsa, o yer mahkemesi de yetkilidir.
  • Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının ya da banka veya kredi kartlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenen suçlarda mağdurun yerleşim yeri mahkemeleri de yetkilidir.
  • Yetkili olmayan mahkemede yapılan işlemler yalnız yetkisizlik nedeniyle hükümsüz sayılmaz.

Ana kural ile teşebbüs ve kesintisiz-zincirleme suç arasındaki fark nedir?

Ana kuralda yetki, suçun işlendiği yer mahkemesine aittir.

Teşebbüste, kesintisiz suçta ve zincirleme suçta yetki, icra hareketinin, kesintinin veya son suçun gerçekleştiği yere bağlanır.

Fiilin birden çok yerde icra edildiği hâllerde hangi mahkemenin yetkili olacağı bu özel ölçütlerle belirlenir.

Basılı eser ile eserin basıldığı yer arasındaki fark nedir?

Eser ülkede yayımlanmışsa yetki eserin yayım merkezi mahkemesine aittir.

Aynı eserin birden çok yerde basılması hâlinde, suç yayım merkezi dışındaki baskıda meydana gelmişse eserin basıldığı yer mahkemesi de yetkilidir.

İçeriği yayım merkezindeki baskıda değil de başka bir baskıda suç oluşturan eserler bakımından ikinci bir yetkili yer doğar.

Genel hakaret ile şikâyete bağlı hakaret arasındaki fark nedir?

Genel olarak basılı eser ve görsel-işitsel yayınlarda yetki yayım merkezi ile eserin basıldığı yere bağlıdır.

Soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı hakaretlerde eserin mağdurun yerleşim yerinde veya oturduğu yerde dağıtılması, ek yetki sebebidir.

Mağdurun bulunduğu yerdeki mahkeme de yetkili olur. Mağdurun tutuklu veya hükümlü olması da aynı sonucu doğurur.

Basılı eser ile görsel ve işitsel yayın arasındaki fark nedir?

Basılı eserde ek yetki, eserin mağdurun yerleşim yerinde dağıtılmasına bağlıdır.

Görsel ve işitsel yayında ek yetki, yayının mağdurun yerleşim yerinde veya oturduğu yerde işitilmiş ya da görülmüş olmasına bağlıdır.

Her iki hâlde de yetki ölçütü mağdurun bulunduğu yerdir ancak bağlandığı olgu farklıdır.

Genel yetki kuralları ile bilişim ve banka suçları arasındaki fark nedir?

Bu suçlarda da ana kural suçun işlendiği yer mahkemesidir.

Bilişim sistemi, banka veya kredi kurumu ya da kredi kartı araç olarak kullanılarak işlenen suçlarda mağdurun yerleşim yeri mahkemesi de yetkilidir.

Suçun işlendiği yerin belirsiz olduğu bu suçlarda mağdurun yerleşim yeri mahkemesi de yetkili olur.

Yetkili mahkeme: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Teşebbüste yetkili yeri fiilin ilk hareketinin yapıldığı yer saymak; yetki son icra hareketine göre belirlenir.
  • Kesintisiz suçta kesintinin gerçekleşmediği yeri ya da suç başladığı yeri yetki yeri saymak; yetki kesintinin gerçekleştiği yere bağlanır.
  • Zincirleme suçta ilk suçun işlendiği yeri yetki yeri saymak; yetki son suça göre belirlenir.
  • Basılı eser ve görsel-işitsel yayında mağdurun yerleşim yerini her hâlde yetkili saymak; m.12/4-5 ve m.12/6 yalnız belirli koşullarda ek yetki verir.
  • Şikâyete bağlı hakaret suçunda mağdurun yerleşim yeri ek yetki sebebini, eserin dağıtılmış olması koşulunu aramadan uygulamak.
  • Bilişim, banka veya kredi kartı suçlarında mağdurun yerleşim yeri yetkisini, suçun işlendiği yerin belirli olduğu hâllerde de uygulamak; bu fıkra suçun yeri belirsiz olduğunda ek bir yetki verir.
  • Aynı eserin başka bir yerde basılmasını, suç yayım merkezi dışındaki baskıda meydana gelmediği hâlde ek yetki saymak.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Kanun değişikliğiyle eklenen bilişim, banka ve kredi kartı suçlarına ilişkin yetki kuralının, suçun işlendiği yerin belirsiz olduğu olaylarda uygulandığı kabul edilmektedir. (11. Ceza Dairesi, 2024/6129 E., 2025/6518 K., 26.05.2025)
  • Yetki belirlemesinde yetkisiz bir mahkemenin görevine ilişkin yazılı kararlarda 12, 13 ve 18. maddelerin birlikte değerlendirildiği görülmektedir. (15. Ceza Dairesi, 2017/14884 E., 2017/7385 K., 13.03.2017; 5. Ceza Dairesi, 2014/4078 E., 2014/5200 K., 08.05.2014; 1. Ceza Dairesi, 2014/1218 E., 2014/1647 K., 18.03.2014)
  • Yargıtay, yetkili mahkemenin belirlenmesinde m.12'nin bilişim suçu fıkrasının uygulanması gerekip gerekmediğini somut olaya göre incelemektedir. (7. Ceza Dairesi, 2023/7210 E., 2025/4958 K., 08.04.2025)
  • Soruşturma evrakının hangi Cumhuriyet başsavcılığınca yürütüleceğinin belirlenmesinde m.12'nin yeni fıkrasının dikkate alındığı görülmektedir. (11. Ceza Dairesi, 2022/4343 E., 2022/15398 K., 03.10.2022)

Nasıl ispat edilir?

  • Yetkiye itiraz eden taraf, suçun işlendiği yerin ya da m.12'nin özel ölçütlerinin dayanağı olan olgunun (teşebbüs, kesinti, son suç, yayım merkezi, dağıtım yeri, mağdurun yerleşim yeri) gerçekte başka yerde olduğunu ileri sürer ve bunu ispatlar.
  • Teşebbüste son icra hareketinin yeri, kesintisiz suçta kesintinin yeri ve zincirleme suçta son suçun yeri, soruşturma evrakı, tanık beyanları ve olay yerine ilişkin tutanaklarla ispatlanır.
  • Basılı eserde yayım merkezi ve baskı yeri, eserin künyesi, basım belgeleri ve dağıtım kayıtlarıyla ispatlanır; yetki iddiasını ileri süren taraf bu belgeleri sunmakla yükümlüdür.
  • Mağdurun yerleşim yeri veya oturduğu yer ile eserin o yerde dağıtıldığı ya da yayının işitildiği veya görüldüğü, nüfus kaydı, adres belgesi ve dağıtım veya izleme tespitleriyle ispatlanır.
  • Bilişim, banka veya kredi kartı suçlarında suçun işlendiği yerin belirsizliği iddiası, işlem kayıtları ve IP veya banka kayıtlarıyla ortaya konur; bu belirsizlik kabul edilmezse ana kural uygulanır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 5271 m.13: Suçun işlendiği yerin belli olmaması hâlinde uygulanacak yedek yetki kurallarını düzenler; m.12'deki ölçütler belirlenemediğinde devreye girer.
  • 5271 m.14: Türkiye dışında işlenen suçlarda yetkiyi düzenler; m.12 ülke içi suçlar için geçerlidir.
  • 5271 m.15: Deniz, hava ve demiryolu taşıtlarındaki suçlarda yetkiyi düzenler; m.12'nin ülke içi ölçütlerinden ayrı bir rejim öngörür.
  • 5271 m.18: Yetkisizlik iddiasının hangi aşamaya kadar ileri sürülebileceğini belirler; m.12'ye aykırı yetki belirlemesinin usulî sonucunu tamamlar.
  • 5271 m.17: Birden çok mahkeme arasında olumlu veya olumsuz yetki uyuşmazlığı çıkması hâlinde kimin yetkili olduğunu belirler.
  • 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m.8: Suçun Türkiye'de işlenmiş sayılmasını düzenler; m.12/1'deki suçun işlendiği yerin belirlenmesinde dayanak olarak kullanılır.
  • 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m.35: Teşebbüsü düzenler; m.12/2'deki son icra hareketi ölçütünün kavramsal dayanağıdır.
  • 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m.43: Zincirleme suçu düzenler; m.12/2'deki son suç ölçütünün kavramsal dayanağıdır.

CMK m.13 — Özel yetki

5271 sayılı Kanun'un 13. maddesi, suçun işlendiği yerin belli olmadığı hallerde yetkili mahkemenin basamaklı bir sırayla belirlenmesini düzenler. Sıra; şüpheli veya sanığın yakalandığı yer, yakalanmamışsa yerleşim yeri, Türkiye'de yerleşim yeri yoksa en son adresinin bulunduğu yer ve son olarak ilk usul işleminin yapıldığı yer mahkemesi biçimindedir. Madde, Türkiye'de işlenen ve yeri belirlenemeyen suçlara uygulanır; yabancı ülkede işlenen suçlar bakımından yetki kuralı 14. maddede ayrıca düzenlenmiştir. Maddenin düzenlemediği konular şunlardır: suçun işlendiği yere göre genel yetki (m.12), yabancı ülkede işlenen suçlarda yetki ve Yargıtay'ın yetki belirlemesi (m.14), tutuklu ve hükümlülerin yetkisi ile özel kanunlardaki yetki istisnaları. Bu konular ayrı kurallara tabidir.

Özel yetki: hangi kavramlar bilinmeli?

Özel yetki
Genel yetki kurallarının (suçun işlendiği yer) uygulanamadığı hallerde, yetkili mahkemeyi başka bir bağlantı noktasından belirleyen yedek yetki kuralıdır. Madde, suçun işlendiği yer belli olmadığında devreye girer.
Yakalanma yeri
Şüpheli veya sanığın kolluk veya yargı makamlarınca ele geçirildiği yerdir. Fiilî yakalama esas alınır; sonraki nakil yeri bu yeri değiştirmez.
Yerleşim yeri
Kişinin oturma niyetiyle sürekli bulunduğu yerdir. Madde bakımından yerleşim yeri Türkiye içinde aranır; Türkiye'de yerleşim yeri yoksa ikinci basamağa geçilir.
En son adres
Şüpheli veya sanığın Türkiye'de yerleşim yeri bulunmadığında, Türkiye'de son olarak bildirdiği veya bilindiği adrestir. Yalnızca Türkiye'deki adres dikkate alınır.
İlk usul işlemi
Soruşturma veya kovuşturmada, yetkili mahkemenin son çare olarak belirlenmesinde esas alınan ilk işlemdir. Hangi yerde yapıldığı yetki bakımından belirleyicidir.

Özel yetki: hangi şartlar aranır?

  • Suçun işlendiği yerin belirlenememesi gerekir; bu yer belli ise madde uygulanmaz ve genel yetki kuralı esas alınır.
  • Birinci basamakta şüpheli veya sanığın yakalandığı yer tespit edilmiş olmalıdır; yakalanmamışsa ikinci basamağa geçilir.
  • İkinci basamakta şüpheli veya sanığın Türkiye'de yerleşim yeri bulunmalıdır; yerleşim yeri yoksa Türkiye'deki en son adresinin bilinmesi gerekir.
  • Üçüncü basamakta, yukarıdaki yollarla mahkeme belirlenemiyorsa ilk usul işleminin yapıldığı yer tespit edilmelidir.
  • Basamaklar atlanamaz; üst basamağın uygulanabildiği hallerde alt basamağa dönülemez.

Özel yetki: hangi sonuçları doğurur?

  • Yakalama yeri belli ise o yerdeki mahkeme yetkilidir; bu durumda yerleşim yeri mahkemesi yetkili olmaz.
  • Yakalanmamış şüpheli veya sanık için yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir.
  • Türkiye'de yerleşim yeri bulunmayan şüpheli veya sanık için Türkiye'deki en son adresinin bulunduğu yer mahkemesi yetkilidir.
  • Yukarıdaki bağlantı noktalarının hiçbiri belirlenemezse ilk usul işleminin yapıldığı yer mahkemesi yetkili olur.
  • Yetki, madde sırasına göre belirlendiğinden, sonraki basamaklara geçmek için önceki basamağın gerçekten yokluğunun ortaya konulması gerekir.
  • Yetkili mahkemenin bu sıra ile belirlenmesi, yetki çekişmesinin önlenmesi amacına hizmet eder.

Yakalanma yeri ile yerleşim yeri arasındaki fark nedir?

Şüpheli veya sanığın yakalandığı yer, birinci basamak olarak esas alınır.

Yakalanmamış şüpheli veya sanık için yerleşim yeri ikinci basamak olarak devreye girer.

Yakalama yeri biliniyorsa yerleşim yeri mahkemesi yetkili olamaz; yakalanmamışsa yerleşim yeri esas alınır.

Yerleşim yeri ile en son adres arasındaki fark nedir?

Yerleşim yeri, kişinin Türkiye içinde sürekli oturduğu yerdir.

En son adres, Türkiye'de yerleşim yeri bulunmayan kişi için son bilinen Türkiye adresidir.

Türkiye'de yerleşim yeri varsa en son adres kuralı uygulanmaz; yerleşim yeri yoksa en son adres devreye girer.

En son adres ile ilk usul işlemi arasındaki fark nedir?

En son adres, kişiyle Türkiye'deki bir yer arasında bağlantı kurar.

İlk usul işlemi, yukarıdaki bağlantı noktaları hiç bulunmadığında son çare olarak kullanılır.

Türkiye'de adres tespit edilemiyorsa, ilk usul işleminin yapıldığı yer mahkemesi yetkilidir; bu yer yalnızca yukarıdaki yollar tükendiğinde esas alınır.

Madde 13 ile madde 14 arasındaki fark nedir?

Madde 13, suçun Türkiye'de işlendiği ama yerinin belirlenemediği hali düzenler.

Madde 14, yabancı ülkede işlenen ve Türkiye'de kovuşturulması gereken suçları düzenler.

Yabancı ülkede işlenen suçlarda 13. maddenin birinci ve ikinci fıkrası uygulanır; üçüncü fıkrası ayrıca Yargıtay'ın yetki belirlemesine tabidir.

Özel yetki: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Yakalanma yeri biliniyorken yerleşim yeri mahkemesini yetkili saymak; birinci basamak uygulanabilirken ikinciye geçilmez.
  • Türkiye'de yerleşim yeri bulunmayan kişi için adres araştırmasını yapmadan en son adres veya ilk usul işlemi kuralına geçmek.
  • Yerleşim yeri ile en son adresi karıştırmak; Türkiye'de yerleşim yeri varsa en son adres kuralını uygulamak yanlıştır.
  • İlk usul işleminin hangi yerde yapıldığını yanlış tespit etmek; yetki, bu işlemin gerçekten yapıldığı yerde doğar.
  • Yabancı ülkede işlenen suçlarda 13. maddeyi doğrudan uygulamak; bu hallerde 14. madde esas alınır.
  • Madde 13'ü, suçun işlendiği yerin belli olduğu hallerde de uygulamak; yalnızca yer belirlenemediğinde madde devreye girer.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Yetkili mahkeme belirlenirken yerleşim yeri ve en son adres ölçütünün, adres araştırmaları sonucu Türkiye'de yerleşim yeri bulunmadığı tespit edildikten sonra uygulanabildiği kabul edilmektedir. (5. Ceza Dairesi, 2024/11968 E., 2025/1134 K., 21.01.2025)
  • Yetkinin 13. maddenin üçüncü fıkrasına göre belirlenebilmesi için, önceki basamakların gerçekten uygulanamadığının dosyada ortaya konulması gerektiği kabul edilmektedir. (5. Ceza Dairesi, 2024/11968 E., 2025/1134 K., 21.01.2025)
  • 13. maddenin uygulanması gereken hallerde, madde hükmü gözetilmeden yapılan yargılamanın usule aykırı olduğu kabul edilmektedir. (10. Ceza Dairesi, 2022/15447 E., 2023/171 K., 12.01.2023)
  • Özel yetki kurallarının belirlenmesi gerektiği durumlarda 13. maddenin birinci ila üçüncü fıkralarının sırayla dikkate alınması gerektiği kabul edilmektedir. (5. Ceza Dairesi, 2021/14859 E., 2022/636 K., 20.01.2022; 5. Ceza Dairesi, 2021/2304 E., 2021/2399 K., 27.05.2021)

Nasıl ispat edilir?

  • Yetkiye itiraz eden taraf, yetkili mahkemenin belirlenmesi için gerekli olguyu ileri sürer; suçun işlendiği yerin belli olmadığını ve buna bağlı olarak yakalanma veya yerleşim yerinin durumunu gösteren belgeler ortaya konulmalıdır.
  • Yakalanma yeri, yakalama tutanağı veya kolluk raporuyla ispatlanır; yakalama kaydı yoksa şüpheli veya sanığın yakalanmadığı kabul edilir.
  • Yerleşim yeri, nüfus kaydı, adres bildirimi veya adres araştırması sonucu ile ispatlanır. Yerleşim yerinin bulunmadığını iddia eden makam, adres araştırmasını dosyaya koymalıdır. (5. Ceza Dairesi, 2024/11968 E., 2025/1134 K., 21.01.2025)
  • İlk usul işleminin hangi yerde yapıldığı, dosyadaki ilk işlem belgesinden (ifade, şikâyet, tutanak) çıkarılır ve bu belge yetkinin belirlenmesinde esas alınır. (5. Ceza Dairesi, 2024/11968 E., 2025/1134 K., 21.01.2025)

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 5271 m.12: Suçun işlendiği yere göre genel yetki kuralını düzenler. Madde 13, bu kuralın belirlenemediği hallerde devreye girer.
  • 5271 m.14: Yabancı ülkede işlenen suçlarda yetki kuralıdır. Madde 14/1, 13. maddenin birinci ve ikinci fıkralarına atıf yapar; üçüncü fıkrada Yargıtay'ın yetki belirlemesi düzenlenir.

CMK m.14 — Yabancı ülkede işlenen suçlarda yetki

Madde, yabancı ülkede işlenen ve Türkiye'de soruşturulması ve kovuşturulması gereken suçlarda yer bakımından yetkili mahkemenin belirlenmesini düzenler. Yetkinin temel ölçütlerinin 13. maddeye bağlanması, bu ölçütlerin bulunmadığı hallerde Yargıtay'ın yetki belirlemesi, Yargıtay'a yetki verme isteği ve diplomatik bağışıklıktan yararlanan Türk kamu görevlilerinin yargılanacağı mahkeme bu maddede yer alır. Maddenin kişisel ve yabancılık koşulları, suçun Türkiye'de kovuşturulabilmesi için gereken TCK koşulları düzenlemez (TCK m.10-13). Yetki dışında kalan görev kuralları, Türk mahkemelerinin hangi görevli mahkeme olduğu (görev) ve bilişim suçlarında mağdurun yerleşim yeri yetkisi bu maddenin konusu değildir (13. madde ve ilgili yetki kuralları). Görsel ve işitsel yayınlarda yetki, mağdurun yerleşim yeri ve oturduğu yer ile ilgili özel kurallar da bu maddenin kapsamında değildir."

Yabancı ülkede işlenen suçlarda yetki: hangi kavramlar bilinmeli?

Yabancı ülkede işlenen suç
Fiilin tamamının veya bir kısmının Türkiye dışında işlendiği ve Türk kanunlarına göre Türkiye'de soruşturulup kovuşturulabilen suçtur. Yetki sorusunun ortaya çıkması için önce bu suçun Türkiye'de kovuşturulabilir olması gerekir.
Yer bakımından yetki
Aynı suç için hangi yer mahkemesinin ya da Cumhuriyet başsavcılığının görevli olduğunu belirleyen kuraldır. Bu madde yalnızca yetkili yerin saptanmasını düzenler, mahkemenin görevini değil.
Yakalanma, yerleşim yeri ve en son adres ölçütü
13. maddenin birinci ve ikinci fıkralarında öngörülen, yetkili mahkemeyi belirlemeye yarayan sırayla uygulanan bağlantı noktalarıdır. Şüphelinin Türkiye'de yakalanması, yerleşim yerinin veya en son adresinin bulunması hâlinde yetki bu ölçütlerle saptanır.
Yargıtay tarafından yetki belirleme
Yukarıdaki ölçütlerin hiçbirinin bulunmadığı hallerde, Adalet Bakanının istemi ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının başvurusu üzerine Yargıtay'ın yetkili yeri saptamasıdır. Bu yetki kanunda sayılan ölçütlerin yerini almaz, yalnızca bunların bulunmadığı halde devreye girer.
Diplomatik bağışıklık
Yabancı ülkede bulunan Türk kamu görevlisinin, uluslararası sözleşmeler veya uluslararası hukuk kurallarına göre o ülkede yargılanmaktan muaf tutulmasıdır. Maddenin dördüncü fıkrası bu kişilerin suçlarında yetkili mahkemeyi Ankara mahkemesi olarak belirler.

Yabancı ülkede işlenen suçlarda yetki: hangi şartlar aranır?

  • Suçun yabancı ülkede işlenmiş olması ve Türk kanunlarına göre Türkiye'de soruşturulup kovuşturulabilmesi gerekir; bu koşul sağlanmadan yetki sorusu ortaya çıkmaz.
  • Şüphelinin veya sanığın Türkiye'de yakalanmış olması, yerleşim yerinin veya en son adresinin bulunması hâlinde yetki 13. maddenin birinci ve ikinci fıkralarına göre belirlenmelidir.
  • Bu ölçütlerden hiçbiri bulunmuyorsa Adalet Bakanının istemi ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının başvurusu gerekir; yetkili yer Yargıtay tarafından belirlenmelidir.
  • Cumhuriyet savcısının, şüphelinin veya sanığın istemi üzerine Yargıtay'a başvurulması hâlinde, Yargıtay suçun işlendiği yere daha yakın yer mahkemesine yetki verebilir; bu yetki kendiliğinden doğmaz, Yargıtay kararına bağlıdır.
  • Diplomatik bağışıklıktan yararlanan Türk kamu görevlisinin yabancı ülkede işlediği suç söz konusuysa, yetkili mahkeme Ankara mahkemesi olarak kabul edilmelidir; bu hâlde 13. madde ölçütü aranmaz.

Yabancı ülkede işlenen suçlarda yetki: hangi sonuçları doğurur?

  • Birinci fıkra kapsamındaki suçta yetkili mahkeme, 13. maddenin birinci ve ikinci fıkralarına göre kendiliğinden belirlenir.
  • Yakalanma, yerleşim yeri ve en son adres ölçütlerinden hiçbiri bulunmazsa, yetkili yer Yargıtay tarafından belirlenir ve bu karar bağlayıcıdır.
  • Yargıtay'ın suçun işlendiği yere daha yakın yer mahkemesine yetki vermesi hâlinde, bu mahkeme 13. maddenin ölçütünden sapan bir yetki kazanır.
  • Yargıtay'a başvurulmamışsa ya da ölçütler bulunmuşsa, yetki kanunen belirlenmiş yer mahkemesinde kalır; Yargıtay'ın takdiri devreye girmez.
  • Diplomatik bağışıklıktan yararlanan Türk kamu görevlilerinin suçlarında yetki Ankara mahkemesindedir ve bu yetki 13. maddenin ölçütlerine bağlı değildir.
  • Maddede yazılı yetki kuralları, suçun Türkiye'de kovuşturulabilirliğini değiştirmez; kovuşturulabilirlik koşulları ayrıca aranır.

Yabancı ülkede işlenen suç ile türkiye'de yakalanma-yerleşim-adres ölçütü bulunan hal arasındaki fark nedir?

Şüpheli veya sanığın Türkiye'de yakalandığı, yerleşim yeri veya en son adresi bulunduğu hallerde yetki, 13. maddenin birinci ve ikinci fıkralarındaki ölçütlere göre doğrudan belirlenir.

Bu ölçütlerden hiçbirinin bulunmadığı hallerde yetki, 14. maddenin üçüncü fıkrası uyarınca Yargıtay tarafından belirlenir.

İlk halde yetkili mahkeme kanunen kendiliğinden tespit edilir; ikinci halde yetkili yer Adalet Bakanının istemi ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının başvurusu üzerine Yargıtay kararıyla saptanır.

Yetkili mahkemenin belirlenmesi ile yetkiye ilişkin dördüncü fıkra (diplomatik bağışıklık) hali arasındaki fark nedir?

Yabancı ülkede bulunup diplomatik bağışıklıktan yararlanan Türk kamu görevlilerinin işledikleri suçlar, 14. maddenin dördüncü fıkrası kapsamındadır.

Yabancı ülkede işlenen ve Türkiye'de soruşturulması gereken diğer suçlar, birinci ila üçüncü fıkralara tabidir.

Dördüncü fıkra kapsamındaki suçlarda yetkili mahkeme doğrudan Ankara mahkemesidir; Yargıtay kararı ya da 13. madde ölçütü aranmaz.

Yetki sınırı (birinci fıkra) ile cumhuriyet savcısı, şüpheli veya sanık istemi (ikinci fıkra) arasındaki fark nedir?

Birinci fıkra gereği yetki 13. maddenin ölçütüne bağlıdır ve kanunen belirlenen yer mahkemesi yetkilidir.

İkinci fıkra uyarınca Cumhuriyet savcısı, şüpheli veya sanığın istemi üzerine Yargıtay'dan, suçun işlendiği yere daha yakın yer mahkemesine yetki verilmesini isteyebilir.

İkinci fıkra yetkiyi kanuni ölçütten sapmaya imkân verir; ancak bunun için Yargıtay'ın takdiri gerekir ve kendiliğinden uygulanmaz.

Yabancı ülkede işlenen suçlarda yetki: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Yabancı ülkede işlenen suçta yetkiyi doğrudan Yargıtay kararına bağlamak; oysa önce 13. maddenin birinci ve ikinci fıkraları uygulanır, Yargıtay yalnızca bu ölçütler yoksa devreye girer.
  • 14/3 yetki belirlemesinin ölçütler mevcutken de istenebileceğini sanmak; bu fıkra ancak yakalanma, yerleşim veya adres ölçütlerinin hiçbirinin bulunmadığı hallerde uygulanır.
  • Yargıtay'ın 14/2 uyarınca verdiği yetkiyi kendiliğinden doğmuş saymak; bu yetki Yargıtay'ın kararına bağlıdır.
  • Diplomatik bağışıklık hâlinde de 13. madde ölçütlerini aramak; dördüncü fıkra bu hâlde doğrudan Ankara mahkemesini yetkili kılar.
  • Maddenin ikinci fıkrasındaki "suçun işlendiği yere daha yakın" ölçütünü, Yargıtay izni olmadan yetki kuralı olarak uygulamak.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Yargıtay, şüphelinin Türkiye'de yakalanmadığı, yerleşmediği ve adresi bulunmadığı hallerde 14/3 uyarınca yetkiyi belirlemiş ve ilk usul işleminin yapıldığı yer savcılığını ve mahkemesini yetkili kılmıştır. (5. Ceza Dairesi, 2024/11968 E., 2025/1134 K., 21.01.2025; 5. Ceza Dairesi, 2014/4078 E., 2014/5200 K., 08.05.2014)
  • Yargıtay, dolandırıcılık suçunda son icra hareketinin yapıldığı yeri yetkili saymış, bu tespiti 14. maddenin uygulanmasında dikkate almıştır. (3. Ceza Dairesi, 2025/9220 E., 2026/4922 K., 10.03.2026)
  • Yargıtay, yabancı ülkede işlenen suçta 14/1 ve 13/3 kurallarını birlikte uygulayarak usul ekonomisi gerekçesiyle ilk usul işleminin yapıldığı yeri yetkili kabul etmiştir. (1. Ceza Dairesi, 2014/1218 E., 2014/1647 K., 18.03.2014)
  • Yargıtay, 14/3 uyarınca yetki belirlenmesi talebinde, talep sahibinin istemde bulunduğu yer mahkemesini yetkili görmüştür. (Ceza Genel Kurulu, 2011/184 E., 2011/217 K., 18.10.2011)

Nasıl ispat edilir?

  • Yetki itirazı ileri süren taraf, suçun yabancı ülkede işlendiğini ve Türkiye'de yakalanma, yerleşim veya en son adres ölçütlerinden hangisinin bulunduğunu belgeyle ortaya koymalıdır; nüfus kaydı ve adres bildirimi bu konuda temel belgedir.
  • Yakalanma yeri için yakalama tutanağı, yerleşim yeri için nüfus kaydı, en son adres için adres kayıt belgeleri ispat aracı olarak kullanılır.
  • Ölçütlerin bulunmadığını ileri süren Cumhuriyet savcısı veya Adalet Bakanlığı, Yargıtay başvurusunun dayanağı olarak şüphelinin Türkiye'de adres kaydının bulunmadığını gösteren belgeleri sunmalıdır.
  • Cumhuriyet savcısının veya şüpheli/sanığın 14/2 istemi, yazılı talep ve gerekçe ile sunulur; istemin kabulü Yargıtay kararına bağlıdır.
  • Diplomatik bağışıklık iddiasında bulunan taraf, kişinin Türk kamu görevlisi olduğunu ve bağışıklığın varlığını resmi belge ile ispat etmelidir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 5271 m.13: Birinci ve ikinci fıkra, yabancı ülkede işlenen suçta yetkili mahkemenin belirlenmesinde temel ölçütü oluşturur. Yakalanma yeri, yerleşim yeri ve en son adres sırasıyla uygulanır.
  • 5271 m.15: Yabancı ülkede işlenen suçlarda yetkinin açık ve tek bir yerde toplanması için 15. madde ile birlikte okunmalıdır; 13. ve 14. maddelerdeki çoklu ölçütlerden doğan belirsizliği giderir.
  • 5271 m.90: Sanığın yakalandığı yer ölçütünün tespitinde, yakalama işleminin yapıldığı yer belirleyicidir.
  • 4483 sayılı Kanun: Diplomatik bağışıklıktan yararlanan Türk memurlarının görevleri sebebiyle işledikleri suçlarda soruşturma ve kovuşturmanın yapılış usulünü düzenler; maddenin dördüncü fıkrasının kapsamındaki görev suçlarında yetkili makamları belirler.
  • 5271 m.13: Maddenin son fıkrası, yetkili mahkemenin 13. madde ölçütleri ile birlikte değerlendirilmesini gerektirir; 13. maddenin üçüncü fıkrası da ilk usul işlemi ölçütünü ekler.

CMK m.15 — Deniz, hava ve demiryolu taşıtlarında veya bu taşıtlarla işlenen suçlarda yetki

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 15. maddesi, deniz, hava ve demiryolu taşıtlarında veya bu taşıtlarla işlenen suçlarda yer bakımından yetkili mahkemeyi belirler. Düzenlediği konular; Türk bayrağını taşıma yetkisi olan gemi ve taşıtların Türkiye dışındayken işlenen suçları, ülke içinde taşıtlarda veya taşıtlarla işlenen suçları ve yabancı bayraklı gemilerde Türk karasuları dışında işlenen çevreyi kirletme suçunu kapsar. Kişi bakımından değil, suçun işlendiği taşıt ve yer bakımından uygulanır. Maddede süre yoktur. Maddenin düzenlemediği konular; sanığın yakalanma yeri, yerleşim yeri ve en son adresi gibi genel yetki ölçütleri (m.12), Türkiye dışında işlenen suçlarda yetki (m.14), bağlantılı davaların birleştirilmesi (m.16) ve yetkili mahkemenin Yargıtayca belirlenmesi (m.14/3, m.16/…) hususlarıdır.

Deniz, hava ve demiryolu taşıtlarında veya bu taşıtlarla işlenen suçlarda yetki: hangi kavramlar bilinmeli?

Türk bayrağını taşıma yetkisi
Geminin veya taşıtın Türk bayrağı çekmeye hukuken hak kazanmış olmasıdır. Bu yetki, ilgili siciller tutularak belirlenir; fiilen Türk bayrağı taşımak tek başına yeterli değildir.
Bağlama limanı
Belirli tonilatonun üzerindeki gemilerin sicillerinin tutulduğu limandır. Geminin hukuken ikametgâhı sayılan, kayıtlı olduğu yerdir.
İlk uğradığı Türk limanı
Yabancı bir yerden hareketle gemi Türkiye'ye geldiğinde ilk uğradığı Türk limanıdır. Gemi Türk limanına uğramadan geçen bir yerin yetkisi doğurmaz.
Açık deniz
Kıyıya paralel çizilen ve belli bir uzaklıktan geçen çizginin dışında kalan denizdir.
Karasuları
Varlığı kabul edilen çizgi ile kıyı arasında kalan deniz kısmıdır. Madde 4. fıkrada bu sınırın dışındaki işlemeleri ayırır.
Ülke içinde taşıt
Taşıtın Türkiye sınırları içinde bulunduğu hâldir. Bu hâlde genel yetki kuralları esas alınır, madde 3. fıkra yalnız ilk ulaşılan yerin yetkisini ekler.

Deniz, hava ve demiryolu taşıtlarında veya bu taşıtlarla işlenen suçlarda yetki: hangi şartlar aranır?

  • Suçun, Türk bayrağını taşıma yetkisine sahip bir gemide veya böyle bir taşıtta işlenmiş olması gerekir; taşıtın hukuken Türk bayrağı taşıma hakkı ilgili siciller üzerinden belirlenir.
  • Suçun işlendiği anda taşıtın Türkiye dışında bulunması gerekir (1. fıkra). Taşıt Türkiye sınırları içindeyse 1. fıkra değil, 3. fıkra uygulanır.
  • Taşıt, gemi veya tren ise, Türk limanına ulaşıldığında yetkinin bu limana bağlandığı kabul edilir; bu nedenle ilk uğradığı Türk limanı veya bağlama limanı tespit edilmelidir.
  • Hava ve demiryolu taşıtları bakımından da Türk bayrağı taşıma hakkının bulunması gerekir (2. fıkra), 1. fıkradaki kurallar aynen uygulanır.
  • Ülke içinde deniz, hava veya demiryolu taşıtında ya da bu taşıtlarla işlenen suç bulunmalıdır; bu hâlde taşıtın ilk ulaştığı yer mahkemesi de yetkilidir (3. fıkra).
  • Çevreyi kirletme suçu bakımından suç yabancı bayraklı bir gemi tarafından Türk karasuları dışında işlenmiş olmalıdır (4. fıkra).

Deniz, hava ve demiryolu taşıtlarında veya bu taşıtlarla işlenen suçlarda yetki: hangi sonuçları doğurur?

  • Türk bayraklı gemi Türkiye dışındayken suç işlenirse, geminin ilk uğradığı Türk limanı veya bağlama limanı mahkemesi yetkilidir.
  • Türk bayrağı taşıma hakkı bulunan hava ve demiryolu taşıtlarında da aynı yetki kuralı uygulanır.
  • Taşıt Türkiye içindeyken işlenen suçta suçun işlendiği yer mahkemesi yetkilidir ve taşıtın ilk ulaştığı yer mahkemesi de yetki kazanır.
  • Çevreyi kirletme suçunda suçun işlendiği yere en yakın veya geminin Türkiye'de ilk uğradığı liman mahkemesi yetkilidir.
  • Maddede belirtilen mahkemeler, yetkili mahkemeden herhangi biri yetkisini kullanabilir; yetki bakımından birden fazla mahkeme varsa bağlantılı davalar birleştirilebilir (m.16 ile birlikte okunur).
  • Maddenin kapsamına girmeyen suçlarda, yani Türk bayrağı taşıma yetkisi bulunmayan gemi dışındaki hallerde, bu madde yetki vermez ve genel yetki kuralları uygulanır.
  • Maddenin sonucu olarak, Türk bayrağı taşıma hakkı bulunmayan bir gemide Türkiye dışında işlenen suç için tek bir yetkili yer belirlenmez ve bu durumda 14. madde ile Yargıtay'ın belirleme yoluna başvurulur.

Türk bayraklı taşıt Türkiye dışında ile türkiye içinde arasındaki fark nedir?

Taşıt Türkiye dışında iken suç işlenmişse 1. fıkra uygulanır ve yetki, ilk uğranılan Türk limanı veya bağlama limanı mahkemesine aittir.

Taşıt Türkiye sınırları içindeyse suçun işlendiği yer mahkemesi esas alınır; 3. fıkra gereği ilk ulaşılan yer mahkemesi de yetkilidir.

Taşıtın konumuna göre yetkili yer değişir. Dışarıda işlenen suçta iki farklı limandan biri, içeride işlenen suçta genel yetki kuralı ve ilk ulaşılan yer birlikte uygulanır.

Gemi, taşıt Türk bayrağı taşıma yetkisine sahip ile sahip değil arasındaki fark nedir?

Türk bayrağı taşıma yetkisi bulunan gemi veya taşıtta işlenen suçta 1. ve 2. fıkra devreye girer.

Yabancı bayraklı gemi bakımından 1. fıkra uygulanmaz; yalnız çevreyi kirletme suçunda 4. fıkra ayrı bir yetki kuralı getirir.

Yabancı bayraklı gemide işlenen genel suçlarda bu madde yetki vermez; yetki genel kurallara göre belirlenir.

Çevreyi kirletme suçu ile diğer suçlar (yabancı bayraklı gemi, Türk karasuları dışı) arasındaki fark nedir?

Çevreyi kirletme suçunda suç yabancı bayraklı gemi tarafından Türk karasuları dışında işlenmişse 4. fıkra uygulanır.

Diğer suçlarda bu durum için maddede özel bir yetki kuralı yoktur.

Çevreyi kirletme suçunda suçun işlendiği yere en yakın yer veya geminin Türkiye'de ilk uğradığı liman mahkemesi yetkilidir; diğer suçlarda genel kurallara gidilir.

Deniz, hava ve demiryolu taşıtlarında veya bu taşıtlarla işlenen suçlarda yetki: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Fiilen Türk bayrağı çeken gemiyi, Türk bayrağı taşıma yetkisi bulunan gemi sayarak 1. fıkrayı uygulamak; yetki sicil kaydına bakılarak belirlenmelidir.
  • Taşıt Türkiye içindeyken 1. fıkrayı uygulamak; bu durumda 3. fıkra ve genel yetki kuralları geçerlidir.
  • Bağlama limanını, geminin fiilen son uğradığı liman ile karıştırmak; bağlama limanı kayıtlı olunan liman olup sicilden belirlenir.
  • Çevreyi kirletme suçunu, yabancı bayraklı gemi için de 1. fıkraya göre çözmek; yabancı bayraklı gemi için 4. fıkra ayrı bir kural koyar.
  • Maddenin tek bir yetkili mahkeme gösterdiğini varsaymak; 1. ve 3. fıkralarda birden fazla yer yetkili olabilir.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Kararlarda bu maddeye dayanılarak dinleme ve iletişim işlemlerinin ayrı bir merkezden yürütülmesi gibi usul konularında atıf yapıldığı görülmektedir. (İkinci Bölüm, 2015/3175 E., 10.10.2019)

Nasıl ispat edilir?

  • Yetkiye itiraz eden taraf, suçun Türk bayraklı gemi, taşıt veya çevreyi kirletme hâlinde yabancı bayraklı gemi tarafından işlendiğini gösteren belgelerle ileri sürer; bu tespit için geminin sicil kaydı ve bayrak belgesi kullanılır.
  • Taşıtın Türkiye dışında veya içinde bulunduğu an, seyir kayıtları, liman giriş-çıkış belgeleri ve seyir defteri ile ispatlanır.
  • Geminin ilk uğradığı Türk limanı veya bağlama limanı, liman kayıtları ve gemi sicil belgesi ile belirlenir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 5271 sayılı Kanun m.14: Türkiye dışında işlenen suçlarda genel yetki kuralıdır. 15. maddenin kapsamına girmeyen hallerde, 14. madde yetkiyi belirler; 15/1 sonrasındaki belirsizlik de bu madde ile çözülür.
  • 5271 sayılı Kanun m.16: Her biri değişik mahkemelerin yetkisi içinde bulunan bağlantılı davaların tek bir mahkemede birleştirilmesini düzenler; 15. maddenin yetki verdiği mahkemeler arasında birleştirme imkânı sağlar.
  • 5271 sayılı Kanun m.12: Genel yer yetkisi kurallarını düzenler; 15. madde bu genel kurallardan ayrılan özel yetki hallerini belirler.

CMK m.16 — Bağlantılı suçlarda yetki

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 16. maddesi, yetkili birden fazla mahkemenin yargı yetkisi içinde bulunan bağlantılı ceza davalarının birleştirilerek görülmesini düzenler. Madde; birleştirmenin kurulmasını, mahkemeler veya Cumhuriyet savcıları arasında uyuşma sağlanmasını, uyuşmazlık hâlinde ortak yüksek görevli mahkemenin karar vermesini ve birleştirilmiş davaların ayrılmasını kapsar. Kuralın muhatabı, bağlantılı davaların yetki bakımından farklı mahkemelerde görülmesi hâlinde savcılar, mahkemeler ve ortak yüksek görevli mahkemedir. Maddenin düzenlemediği konular şunlardır: bağlantının hangi hâllerde var sayılacağı (m.8), bağlantının sonuçları ve yüksek görevli mahkemede dava açılması (m.9), kovuşturma evresinde birleştirme ve ayrılma kararı (m.10), geniş bağlantı (m.11), yetki kuralları ve yetki kurallarının bağlantılı davalara uygulanma biçimi (m.12-15), görev uyuşmazlığı (m.17 ve m.18).

Bağlantılı suçlarda yetki: hangi kavramlar bilinmeli?

Bağlantılı ceza davaları
Kanunun bağlantı hâllerine (m.8) göre birbirine bağlanan ve her biri değişik mahkemelerin yetkisine giren ceza davalarıdır. Madde, bu davaların yetkisi bakımından farklı mahkemelerde bulunmasını birleştirme için koşul olarak öngörür.
Yetkili mahkemeler
Yetki kurallarına göre her bir bağlantılı dava bakımından yetkili olan mahkemelerdir. Birleştirme, bu mahkemelerden herhangi birinde yapılabilir; birleştirme yeri yetkili mahkemelerle sınırlıdır.
Ortak yüksek görevli mahkeme
Mahkemeler arasında birleştirme konusunda uyuşmazlık çıktığında karar veren, ortak üst derecedeki mahkemedir. Kararı, birleştirmenin gerekip gerekmediğini ve hangi mahkemede yapılacağını belirler.
Uyuşma
Birleştirme konusunda mahkemelerin ya da savcıların aynı yönde iradelerini birleştirmesidir. Dava açıldıktan sonra mahkemeler arasında gerçekleşen uyuşma, madde uyarınca birleştirmenin ön koşuludur.
Birleştirilmiş davaların ayrılması
Birleştirilen davaların yeniden ayrı davalar hâline getirilmesidir. Madde, bu ayrılmanın birleştirmeyle aynı usulle yapılacağını öngörür.

Bağlantılı suçlarda yetki: hangi şartlar aranır?

  • Birden fazla ceza davasının bağlantılı olması, yani m.8 uyarınca bağlantı hâllerinden birinin bulunması gerekir.
  • Bağlantılı davaların her biri, değişik mahkemelerin yetkisi içinde bulunmalıdır; yetkili mahkemelerden biri birleştirme yeri olarak seçilir.
  • Dava açılmamışsa birleştirme, yetkili mahkemelerden herhangi birinde yapılabilir ve bu seçim bağlantılı davaların yetkili mahkemeleri arasında serbesttir.
  • Davalar farklı mahkemelerde görülmeye başlanmışsa birleştirme için mahkemeler arasında uyuşma bulunmalı ve Cumhuriyet savcılarının istemi birleştirmeye uygun olmalıdır.
  • Uyuşma sağlanamazsa birleştirme, Cumhuriyet savcısı veya sanığın istemi üzerine ortak yüksek görevli mahkemenin kararıyla gerçekleşir; bu mahkeme birleştirmenin gerekip gerekmediğine ve yerine karar verir.
  • Birleştirilmiş davaların ayrılması, aynı yolla, yani uyuşma veya ortak yüksek görevli mahkemenin kararıyla yapılır.

Bağlantılı suçlarda yetki: hangi sonuçları doğurur?

  • Bağlantılı davalar, yetkili mahkemelerden birinde birleştirilerek görülebilir.
  • Davalar farklı mahkemelerde görülüyorsa ve mahkemeler arasında uyuşma sağlanır, Cumhuriyet savcılarının istemine uygunsa, davaların hepsi veya bir kısmı bu mahkemelerden birinde birleştirilebilir.
  • Uyuşma sağlanamazsa ortak yüksek görevli mahkeme, birleştirmeye gerek olup olmadığına ve gerekiyorsa hangi mahkemede birleştirileceğine karar verir.
  • Cumhuriyet savcısının istemi yoksa, mahkemeler arasında uyuşma olsa bile birleştirme yapılamaz.
  • Birleştirilmiş davalar ayrılabilir ve bu ayrılma, birleştirmedeki yolla yapılır.
  • Maddede birleştirme için kesin bir süre veya kesin bir usul yazılmamıştır; birleştirme her aşamada mümkündür.

Dava açılmadan önce ile dava açıldıktan sonra arasındaki fark nedir?

Dava henüz açılmamışsa birleştirme, yetkili mahkemelerden herhangi birinde yapılabilir ve bu aşamada savcıların anlaşması gerekir.

Dava açılmışsa birleştirme, mahkemeler arasındaki uyuşmaya bağlıdır ve Cumhuriyet savcılarının istemine uygun olmak zorundadır.

Birleştirme yetkisinin kimde olduğu ve hangi makam aracılığıyla yapılacağı değişir.

Uyuşma ile uyuşmazlık arasındaki fark nedir?

Mahkemeler veya savcılar birleştirme konusunda uyuşursa, birleştirme doğrudan bu uyuşmayla yapılır.

Uyuşmazlık çıkarsa birleştirme konusunda ortak yüksek görevli mahkemenin kararı gerekir.

Birleştirmenin kimin kararıyla yapılacağı belirlenir; ortak yüksek görevli mahkemenin kararı birleştirmenin hem gerekliliğini hem yerini belirler.

Yetki bakımından birleştirme ile görev bakımından birleştirme arasındaki fark nedir?

Bu madde, yetkili mahkemeler arasında birleştirmeyi düzenler; her dava kendi yetkili mahkemesinin yetkisi içinde kalır.

Görev bakımından birleştirme ise m.9 ile yüksek görevli mahkemede dava açılması yoluyla gerçekleşir.

Yetki bakımından birleştirmede seçilen mahkeme yetkili mahkemelerden biri olur; görev bakımından birleştirmede ise yüksek görevli mahkeme, kendi görev alanı dışındaki davaya da bakar.

Bağlantılı suçlarda yetki: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Birleştirme için Cumhuriyet savcısının istemini aramamak; savcı istemi olmadan mahkemeler arasında uyuşma sağlansa bile birleştirmenin yapılamayacağını gözden kaçırmak.
  • Dava açılmadan önceki birleştirme yetkisini mahkemelere vermek; bu aşamada birleştirme savcılar arasındaki anlaşmayla yapılır.
  • Yetki bakımından birleştirme ile görev bakımından birleştirmeyi karıştırmak; görev bakımından birleştirme m.9 ile yüksek görevli mahkemede dava açılmasıdır.
  • Uyuşmazlık hâlinde mahkemenin kendisinin birleştirmeye karar verebileceğini sanmak; bu yetki ortak yüksek görevli mahkemeye aittir.
  • Birleştirilmiş davaların ayrılmasını, birleştirme yapılmadan önceki yetki kuralıyla değerlendirmek; ayrılma, birleştirmedeki usul ve kararla yapılır.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Dava açılmadan önce birleştirme kararının, savcılar arasındaki anlaşmayla verilmesi gerektiği kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2006/326 E., 2007/220 K., 30.10.2007)
  • Mahkemeler arasında uyuşma yoksa, savcı veya sanığın istemi üzerine ortak yüksek görevli mahkemenin birleştirme yerinde olup olmadığına karar verdiği kabul edilmektedir. (8. Ceza Dairesi, 2019/1239 E., 2019/12288 K., 15.10.2019; 11. Ceza Dairesi, 2019/4306 E., 2019/6457 K., 19.09.2019)
  • Birleştirme kararının yerinde olup olmadığının belirlenmesi için dosyanın ortak yüksek görevli mahkemeye gönderilmesi uygulamada yapılmaktadır. (11. Ceza Dairesi, 2019/4306 E., 2019/6457 K., 19.09.2019)
  • Bağlantının fiili ve hukuki irtibattan doğduğu durumda, bağlantı nedeniyle birleştirme kararı verilmesinin m.8 ve m.16 birlikte değerlendirilerek yapıldığı kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2010/162 E., 2010/179 K., 28.09.2010)
  • Savcı birleştirmeye olumsuz görüş verdiğinde, birleştirmenin yapılamayacağı ve davaların ayrı görüleceği uygulamada kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2006/326 E., 2007/220 K., 30.10.2007)

Nasıl ispat edilir?

  • Birleştirmeyi isteyen taraf, davaların bağlantılı olduğunu ve yetkili mahkemelerin farklı olduğunu ispatlamalıdır; bağlantı, dosya içeriği ve iddianamelerle gösterilir.
  • Cumhuriyet savcısının birleştirme istemi yazılı olarak dosyaya girer; istemin bulunmaması birleştirmenin önünde engel oluşturur.
  • Mahkemeler arasında uyuşma varlığını gösteren ara karar veya yazışma dosyada bulunmalıdır.
  • Uyuşmazlığın varlığı ve ortak yüksek görevli mahkemeye başvuru, ilgili yazışmalarla ispat edilir.
  • Birleştirmeye karşı çıkan taraf, bağlantının bulunmadığını veya yetki durumunun farklı olduğunu göstermekle yükümlüdür.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 5271 sayılı Kanun m.8: Bağlantının hangi hâllerde var sayıldığını belirler; bu maddedeki birleştirme yalnızca m.8 anlamında bağlantılı davalar için geçerlidir.
  • 5271 sayılı Kanun m.9: Bağlantılı suçların her biri değişik mahkemelerin görevine giriyorsa yüksek görevli mahkemede dava açılmasını düzenler; m.16 ise yetki bakımından birleştirmeyi düzenler.
  • 5271 sayılı Kanun m.10: Kovuşturma evresinde birleştirme ve ayırma kararını yüksek görevli mahkemeye verir; m.16/4'teki ayrılma bu düzenlemeyle birlikte okunur.
  • 5271 sayılı Kanun m.11: Geniş bağlantı hâlinde mahkemenin birleştirme kararı verebilmesini düzenler; m.16 ise yetkili mahkemeler arasındaki birleştirmeyi düzenler.
  • 5271 sayılı Kanun m.12-15: Birleştirmenin yapılabileceği yetkili mahkemeleri belirleyen yetki kurallarıdır; m.16, bu kurallara göre yetkili olan mahkemeler arasında birleştirme yapılmasını öngörür.

CMK m.17 — Yetkide olumlu veya olumsuz uyuşmazlık

Bu madde, birden fazla hâkim veya mahkeme arasında olumlu ya da olumsuz yetki uyuşmazlığı çıktığında bunun nasıl çözüleceğini düzenler. Çözüm yetkisini ortak yüksek görevli mahkemeye verir; bu mahkeme yetkili hâkimi veya mahkemeyi belirler. Madde, yetki uyuşmazlığının hangi usulle ileri sürüleceğini, uyuşmazlık başvurusunun süresini ve dosyanın gönderilme usulünü ayrıntılı göstermez. Görev uyuşmazlığı (CMK m.4 ve ilgili usul), yetkisizlik iddiasının zamanı ve yetkisizlik kararına karşı itiraz (m.18), davanın başka yere naklinin koşulları (m.19) ve ortak yüksek görevli mahkemenin tanımı ile görev kuralları (m.4) bu maddenin kapsamı dışındadır. Madde, sanık ya da Cumhuriyet savcısının yetkisizlik iddiasında bulunma süresini de düzenlemez.

Yetkide olumlu veya olumsuz uyuşmazlık: hangi kavramlar bilinmeli?

Olumlu yetki uyuşmazlığı
İki veya daha fazla hâkim ya da mahkemenin, aynı davada kendilerinin yetkili olduğunu birlikte kabul etmesi durumudur. Her iki merci de davayı görmekte ısrar eder.
Olumsuz yetki uyuşmazlığı
İki veya daha fazla hâkim ya da mahkemenin, aynı davada kendilerinin yetkili olmadığını birlikte kabul etmesi durumudur. Her biri yetkisizlik kararı vermiş ve dava hiçbir mercide görülmez hâle gelmiştir.
Ortak yüksek görevli mahkeme
Uyuşmazlık taraf merciler arasında çıktığında yetkili merciyi belirleyen üst merciidir. Hangi merciin üst görevli mercii olacağı uyuşmazlığın taraflarına göre belirlenir ve bu konu CMK m.4'te düzenlenmiştir.
Yetkili hâkim veya mahkeme
Uyuşmazlık sonucunda, ortak yüksek görevli mahkeme tarafından davaya bakmakla görevlendirilen hâkim ya da mahkemedir. Bu belirleme, uyuşmazlığa konu olan merciler arasından yapılır.

Yetkide olumlu veya olumsuz uyuşmazlık: hangi şartlar aranır?

  • Birden fazla hâkim veya mahkeme arasında aynı dava bakımından yetki uyuşmazlığı çıkmış bulunmalıdır.
  • Uyuşmazlık olumlu (her merci kendini yetkili görüyor) ya da olumsuz (her merci kendini yetkisiz görüyor) nitelikte olmalıdır.
  • Uyuşmazlığın giderilmesi için ortak yüksek görevli mahkemeye başvurulmalıdır; yetkili merci bu mahkemece belirlenir.
  • Yetkisizlik kararlarının kesinleşmiş olması gerektiği uygulamada kabul edilmektedir.

Yetkide olumlu veya olumsuz uyuşmazlık: hangi sonuçları doğurur?

  • Uyuşmazlık çıktığında ortak yüksek görevli mahkeme yetkili hâkimi veya mahkemeyi belirler ve bu belirleme davanın görüleceği merciyi bağlar.
  • Olumlu uyuşmazlıkta yalnızca bir merci davaya bakmaya devam eder; diğerinin davayı görmesi sona erer.
  • Olumsuz uyuşmazlıkta belirlenen yetkili merci davayı görmek zorunda kalır ve dava yeniden görülür.
  • Uyuşmazlık giderilene kadar dava ilerlemez; belirleme yapılmadan işlem yapılması usule aykırılık oluşturur.

Olumlu ile olumsuz yetki uyuşmazlığı arasındaki fark nedir?

Olumlu uyuşmazlıkta birden fazla merci davayı kendisinin görmesi gerektiğinde ısrar eder.

Olumsuz uyuşmazlıkta birden fazla merci davanın kendisine ait olmadığını belirterek bakmayı reddeder.

Her iki durumda da çözüm yolu aynıdır: ortak yüksek görevli mahkeme yetkili merciyi belirler. Ancak olumsuz uyuşmazlıkta dava hiçbir mercide görülmediğinden çözüm daha acil bir nitelik taşır.

Olumlu uyuşmazlık ile yetkisizlik kararı verilmesi arasındaki fark nedir?

Olumlu uyuşmazlıkta her iki merci de yetki kararı vermiş olur ve davayı görmekte ısrar eder.

Yetkisizlik kararı yalnızca sanığın yetkisizlik iddiası üzerine verilir ve bu karar itiraza tabidir (m.18).

Yetki uyuşmazlığının çözümü, yetkisizlik kararının kesinleşmesinden sonra mümkündür; kesinleşmeden uyuşmazlık giderilmez.

Yetkide olumlu veya olumsuz uyuşmazlık: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Yetki uyuşmazlığı ile görev uyuşmazlığını karıştırmak; yetki uyuşmazlığında ortak yüksek görevli mahkeme, görev uyuşmazlığında ise farklı bir merci belirleyicidir.
  • Kesinleşmemiş yetkisizlik kararı üzerine doğrudan ortak yüksek görevli mahkemeye başvurmak; kesinleşme koşulunun gözden kaçırılmasıdır.
  • Olumlu ve olumsuz uyuşmazlığı aynı şekilde değerlendirmek; olumsuz uyuşmazlıkta dava hiçbir mercide görülmediği için çözüm daha acil ve zorunludur.
  • Ortak yüksek görevli mahkemenin hangi merci olduğunu belirlemeden uyuşmazlığı çözmeye çalışmak; önce üst merci belirlenmelidir.
  • Uyuşmazlık sürerken davanın bir merci tarafından görülmeye devam ettirilmesi; uyuşmazlık giderilene kadar dava ilerlememelidir.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Aynı ağır ceza mahkemesi yargı çevresinde bulunan iki mahkeme arasındaki uyuşmazlıkta ortak yüksek görevli mahkeme ağır ceza mahkemesidir; kararlar bu yönde işlemektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2012/722 E., 2012/234 K., 19.06.2012)
  • Farklı ağır ceza mahkemesi yargı çevrelerindeki mahkemeler arasında ya da aralarında ağır ceza mahkemesi bulunan uyuşmazlıkta Bölge Adliye Mahkemesi ceza dairesi uyuşmazlığı çözer; Yargıtay Ceza Genel Kurulu bu konuda yetkilidir. (Ceza Genel Kurulu, - E., 2007/273 K., 11.12.2007; Ceza Genel Kurulu, 2007/222 E., 2007/273 K., 11.12.2007)
  • Farklı bölge adliye mahkemesi yargı çevrelerindeki mahkemeler arasındaki uyuşmazlıkta Yargıtay yetkili ceza dairesi çözümü yapar. (5. Ceza Dairesi, 2024/10319 E., 2025/738 K., 13.01.2025)
  • Olumsuz yetki uyuşmazlığında uyuşmazlığın çözümü için ortak yüksek görevli merciin belirlemesi gerekir; bu belirleme yapılmadan dosyanın başka bir mahkemeye gönderilmesi uygulamada kabul edilmemektedir. (5. Ceza Dairesi, 2026/1477 E., 2026/3453 K., 02.03.2026)
  • Yetki uyuşmazlığının çözümü için yetkisizlik kararlarının kesinleşmiş olması gerektiği ve uyuşmazlığın ancak bu koşulla doğduğu uygulamada kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2012/722 E., 2012/234 K., 19.06.2012)

Nasıl ispat edilir?

  • Uyuşmazlığı ileri süren taraf, birden fazla merciin yetki konusunda aynı yönde (olumlu ya da olumsuz) karar verdiğini yazılı kararlarla ispatlamalıdır.
  • Ispat için yetkisizlik kararlarının örnekleri, mahkeme tutanakları ve dava dosyasının ilgili kısımları kullanılır; yazılı belge en güçlü delildir.
  • Yetkisizlik kararlarının kesinleşmiş olduğunu iddia eden taraf, kesinleşme şerhini veya kesinleşme tarihini ispatlamakla yükümlüdür.
  • Uyuşmazlığın olumlu ya da olumsuz niteliği karar metinlerindeki ifadelerden anlaşılır; her iki merciin kararlarının karşılaştırılması gerekir.
  • Karşı tarafın uyuşmazlık bulunmadığı yönündeki savunmasını, bir merciin kararının kesinleşmediğini ya da yetki kararı vermediğini göstererek ispat etmesi gerekir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 5271 m.4: Ortak yüksek görevli mahkemenin kim olacağını ve görev uyuşmazlığında hangi merciin üst merci sayılacağını belirler; bu madde ile birlikte okunur.
  • 5271 m.18: Yetkisizlik iddiasının ileri sürülme süresini ve yetkisizlik kararına karşı itiraz yolunu düzenler; yetki uyuşmazlığının ön koşulu olan yetkisizlik kararının oluşumu bu maddeyle bağlantılıdır.
  • 5271 m.19: Davanın başka bir yere naklini düzenler; yetki uyuşmazlığının çözümünden farklı bir yoldur ve ortak yüksek görevli mahkeme bu kararı Yargıtay'ın talebi üzerine de verebilir.

CMK m.18 — Yetkisizlik iddiası

Madde, ceza yargılamasında yer bakımından yetkisizlik iddiasının hangi aşamaya kadar ileri sürülebileceğini, yetkisizlik kararının hangi aşamada verileceğini, bu sürelerden sonra re'sen karar verilemeyeceğini ve yetkisizlik kararlarına itiraz yolunu düzenler. Kime uygulandığı bakımından, yetkisizlik iddiasında bulunma hakkı esas olarak sanığa tanınmıştır; madde ilk derece ve bölge adliye mahkemesi yargılamalarını kapsar. Maddenin düzenlemediği konular şunlardır: olumlu veya olumsuz yetki uyuşmazlığının çözümü (m.17), davanın naklini ve duruşmanın başka yerde yapılmasını (m.19), yetkisiz mahkemece yapılan işlemlerin geçerliliğini ve yargı çevresi içinde zorunlu işlemleri (m.20 ve bağlantılı hükümler) ile görev ve yetki kurallarının kendisini ayrıca düzenleyen hükümler.

Yetkisizlik iddiası: hangi kavramlar bilinmeli?

Yetkisizlik iddiası
Davaya bakan mahkemenin yer bakımından yetkisiz olduğunun sanık tarafından mahkemeye bildirilmesidir. Yalnızca madde bakımından değil yer bakımından yetkiye dayanır; süresinde bildirilmediği takdirde ileri sürülemez.
Hak düşürücü süre
Geçtiğinde hakkın kendisinin sona erdiği süredir. Madde ve gerekçe bu süreyi, yetkisizlik iddiasında bulunabilecekler bakımından hak düşürücü nitelikte görmektedir.
Re'sen karar
Mahkemenin taraf talebi olmaksızın kendiliğinden karar vermesidir. Bu madde uyarınca, süreler geçtikten sonra mahkeme yetkisizlik konusunda re'sen karar veremez.
Sorgu
Sanığın hakkındaki suçlamaya ilişkin olarak hâkim önünde dinlenmesi işlemidir. İlk derece mahkemesinde yetkisizlik iddiasının sona erdiği ve kararın verildiği aşamayı belirler.
İnceleme raporu
Bölge adliye mahkemesinde duruşmalı işlerde, dosyanın incelenmesi sonucunda hazırlanan ve duruşmada okunan rapordur. Okunmasıyla yetkisizlik iddiası için son süre dolar.
Yetkisizlik kararına itiraz
Yetkisizlik kararlarına karşı kanunda öngörülen itiraz yoludur. Madde, bu kararların temyiz edilemeyip itiraza tabi olduğunu ifade eder.

Yetkisizlik iddiası: hangi şartlar aranır?

  • Yetkisizlik iddiasının sanık tarafından ilk derece mahkemelerinde sanığın sorgusundan önce, bölge adliye mahkemelerinde ise duruşmasız işlerde incelemenin başlamasından önce, duruşmalı işlerde inceleme raporunun okunmasından önce bildirilmiş olması gerekir.
  • Yetkisizlik iddiasına ilişkin kararın, ilk derece mahkemesinde sanığın sorgusundan önce, bölge adliye mahkemesinde duruşmasız işlerde incelemenin hemen başlangıcında, duruşmalı işlerde inceleme raporu okunmadan önce verilmiş olması gerekir.
  • Yetkisizlik iddiası bu sürelerden sonra ileri sürülmemiş olmalıdır; sürelerden sonra yetkisizlik iddiasında bulunulamaz.
  • Mahkeme, yetkisizlik konusunda bu aşamalardan sonra re'sen karar veremez.

Yetkisizlik iddiası: hangi sonuçları doğurur?

  • Sanık, ilgili aşamaya kadar yetkisizlik iddiasını süresinde bildirirse ve iddia yerinde görülürse mahkeme yetkisizlik kararı vermek zorundadır.
  • Süre geçtikten sonra yapılan yetkisizlik iddiası dikkate alınmaz.
  • Süre geçtikten sonra mahkeme yetkisizlik konusunda re'sen karar veremez.
  • Yetkisizlik kararı süresinde verilmezse mahkemenin kendi yetkisine ilişkin bu sınırlı kontrol imkânı kalmaz.
  • Yetkisizlik kararlarına karşı itiraz yoluna gidilebilir; bu kararlar madde uyarınca temyize konu edilmez.

İlk derece mahkemesi ile bölge adliye mahkemesi arasındaki fark nedir?

İlk derece mahkemesinde süre, sanığın duruşmada sorgusundan önce biter; karar da sorgudan önce verilir.

Bölge adliye mahkemesinde süre, duruşmasız işlerde incelemenin başlamasından, duruşmalı işlerde inceleme raporunun okunmasından önce biter.

Aynı yetkisizlik iddiası için iki derece mahkemesinde farklı son anlar uygulanır; hangi aşamada bulunulduğu süre hesabında belirleyicidir.

Duruşmasız işler ile duruşmalı işler (bölge adliye mahkemesi) arasındaki fark nedir?

Duruşmasız işlerde süre, incelemenin başlamasıyla dolar ve karar incelemenin hemen başlangıcında verilir.

Duruşmalı işlerde süre, inceleme raporunun okunmasıyla dolar ve karar bu rapor okunmadan önce verilir.

Bölge adliye mahkemesinde işin duruşmalı ya da duruşmasız olması, iddianın son bildirilme anını değiştirir.

Yetkisizlik iddiası ile yetkisizlik kararı arasındaki fark nedir?

İddia, sanığın mahkemeye bildirdiği taraf talebidir ve sanığa tanınmış süre içinde yapılmalıdır.

Karar, mahkemenin bu iddiayı değerlendirerek verdiği hükümdür ve kendi ayrı zaman sınırına tabidir.

İddia süresinde yapılsa bile karar, kendi süresi geçmişse verilemez; iki sürenin ayrı işlediği anlaşılmalıdır.

Sürede yapılan iddia ile sürede yapılmayan iddia arasındaki fark nedir?

Süresinde bildirilen ve yerinde bulunan yetkisizlik iddiasında mahkeme yetkisizlik kararı vermek zorundadır.

Süresinden sonra bildirilen iddia dikkate alınmaz, mahkeme de re'sen karar veremez.

Yetkisiz mahkemenin davaya bakmaya devam etmesi, süresinde iddia yapılmışsa hukuka aykırılık oluşturur; süresi geçmişse yetki kazanılmış sayılabilir.

Yetkisizlik kararı ile yetki uyuşmazlığı kararı arasındaki fark nedir?

Bu madde, mahkemenin kendi yetkisizliğine dair kararını düzenler ve bu karara itiraz yolunu açar.

Birden çok mahkeme arasındaki olumlu veya olumsuz uyuşmazlığın çözümü m.17 kapsamındadır ve ortak yüksek görevli mahkeme tarafından yapılır.

Yetkisizlik kararına itiraz yolu bu madde ile, uyuşmazlığın çözümü ise m.17 ile yürür.

Yetkisizlik iddiası: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Yetkisizlik iddiasını sorgudan sonra da bildirilebilir saymak; süre hak düşürücü olduğu için iddia geç kalmış olur.
  • Bölge adliye mahkemesinde duruşmasız ve duruşmalı işler için aynı anı esas almak; duruşmasız işte incelemenin başlaması, duruşmalı işte rapor okunmasıdır.
  • Mahkemenin süre geçtikten sonra da kendiliğinden yetkisizlik kararı verebileceğini düşünmek; madde bunu açıkça yasaklar.
  • Yetkisizlik iddiasının süresinde yapılması ile kararın süresinde verilmesini aynı şey saymak; iki ayrı süre işler.
  • Yetkisizlik kararına karşı temyiz yolunu açık sanmak; madde itiraz yolunu öngörür.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Yetkisizlik kararının süresinde verilmesi ve iddianın süresinde bildirilmesi, yetkisizlik konusunda Ceza Genel Kurulu tarafından madde metnine uygun biçimde değerlendirilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2005/146 E., 2005/139 K., 22.11.2005; Ceza Genel Kurulu, 2005/139 E., 2005/139 K., 22.11.2005)
  • Yetkisizlik kararlarına karşı itiraz yolunun açık olması ve bu kararların temyiz edilemeyeceği kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2006/168 E., 2006/202 K., 03.10.2006)
  • Yetkisizlik nedeniyle ilk derece mahkemesinde sanığın sorgusundan sonra yetkisizlik kararı verilmesi, madde metnine aykırı bulunmaktadır. (5. Ceza Dairesi, 2016/7844 E., 2016/7971 K., 27.09.2016)
  • Yetkisizlik iddiası 18/2. madde kapsamında değerlendirilirken, kararın verildiği aşamanın sorgudan önce olup olmadığı esas alınmaktadır. (5. Ceza Dairesi, 2023/3281 E., 2023/4450 K., 06.04.2023)
  • Bir mahkemenin ceza yargılamasında yetkisizlik kararı vermesi, 3, 12 ve 18. maddelerin birlikte uygulandığı hâllerde gerekçelendirilmektedir. (15. Ceza Dairesi, 2017/14884 E., 2017/7385 K., 13.03.2017)

Nasıl ispat edilir?

  • Yetkisizlik iddiasını ileri süren sanık, iddiasını ilgili aşamadan önce mahkemeye bildirdiğini tutanak ya da duruşma kaydıyla ispatlamakla yükümlüdür.
  • Süresinde bildirildiğini gösteren kayıt, duruşma tutanağı veya bölge adliye mahkemesinde inceleme başlangıcına ilişkin işlem dosyası belgedir.
  • Mahkemenin sorgudan önce veya incelemenin başlangıcında yetkisizlik kararı verdiğini gösteren ara karar tutanağı ve dosya içeriği ile ispat edilir.
  • Karşı taraf, iddianın süresinden sonra yapıldığını ileri sürerse bu savunmayı tutanak ve duruşma sırasını gösteren belgelerle ispatlamalıdır.
  • Yetkisizlik kararının re'sen verilip verilmediği, kararın dayanağının tutanakta gösterilip gösterilmediği ile ortaya çıkar.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 5271 m.17: Birden çok hâkim veya mahkeme arasında olumlu ya da olumsuz yetki uyuşmazlığı çıktığında yetkili mercii belirler. Madde 18 ise tek bir mahkemenin kendi yetkisizliğine ilişkin iddiasını düzenler; iki madde farklı durumları kapsar.
  • 5271 m.19: Yetkili mahkemenin görevini yerine getiremeyecek hâlde bulunması veya kamu güvenliği nedeniyle davanın başka yere nakledilmesini düzenler. Yetkisizlik iddiası süresinde bildirilmemişse nakil yolu bu maddeyle kendiliğinden ortadan kalkmaz; ancak iki kurum farklı koşullara bağlıdır.

CMK m.19 — Davanın nakli ve duruşmanın başka yerde yapılması

Bu madde, ceza muhakemesinde yetkili hâkim veya mahkemenin görevini yerine getirememesi hâlinde davanın aynı derecedeki başka bir mahkemeye nakline, kamu güvenliği için tehlikeli durumlarda Adalet Bakanının Yargıtay'dan nakil istemesine ve fiili sebepler ya da güvenlik gerekçesiyle duruşmanın il sınırları içinde başka bir yerde yapılmasına ilişkin kuralları düzenler. Kovuşturma evresinde uygulanır ve davayı görmekte olan mahkeme ile yüksek görevli mahkeme ve Adalet Bakanı bakımından geçerlidir. Madde, yer bakımından yetkinin genel kurallarını düzenlemez (CMK m.12-17). Yetkisizlik iddiasının ileri sürülme zamanını ve yetkisizlik kararına karşı yolu düzenlemez (m.18). Ses ve görüntü nakli yoluyla duruşmayı düzenlemez (m.196 ve sonrası). Mahkemelerin görev ve yetki uyuşmazlıklarının çözümü de bu maddenin konusu değildir (m.17).

Davanın nakli ve duruşmanın başka yerde yapılması: hangi kavramlar bilinmeli?

Davanın nakli
Görülmekte olan davanın, yetkili mahkemenin yerine başka yerde bulunan aynı derecedeki bir mahkemeye taşınmasıdır. Nakil, mahkemenin yer bakımından yetkisini değiştirir ve yüksek görevli mahkemenin kararıyla gerçekleşir.
Yüksek görevli mahkeme
Nakil kararını vermeye yetkili, davanın bakıldığı mahkemenin üstündeki mahkemedir. Sulh ceza hâkimliği için asliye ceza, asliye ceza için ağır ceza, ağır ceza için bölge ceza dairesidir.
Hukuki veya fiili sebepler
Hâkimin veya mahkemenin davaya bakmasını engelleyen hukuki neden ile olayın fiilen davayı görmesini imkânsız kılması arasındaki ayrımdır. Hukuki sebep, hâkimin davaya bakmasını yasaklayan hâller ve ret gibi durumlardır; fiili sebep, mahkeme için davayı görmeyi olanaksız kılan olgulardır.
Kamu güvenliği
Kovuşturmanın görevli ve yetkili mahkemede yapılmasının tehlike doğuracağı durumdur. Kamu düzenini bozacak olaylar, taraflar, tanıklar veya bilirkişiler üzerindeki ciddi tehditler ve adil yargılamanın yapılamama ihtimali bu kapsamdadır.
Duruşmanın il sınırları içinde başka yerde yapılması
Davanın nakli olmaksızın, mahkemenin aynı ilde duruşmayı başka bir mekânda yapmasıdır. Fiili sebep, salonun yetersiz kalması gibi hâllerdir; güvenlik gerekçesi kamu güvenliğini bozacak dereceye gelmeyen güvenlik sorunlarıdır.

Davanın nakli ve duruşmanın başka yerde yapılması: hangi şartlar aranır?

  • Yetkili hâkim veya mahkemenin hukuki ya da fiili bir sebeple görevini yerine getiremeyecek hâlde bulunması gerekir (fıkra 1).
  • Nakil için, davanın yüksek görevli mahkemeye talep edilmesi veya bu mahkemenin resen harekete geçmesi ve nakil kararı vermesi gerekir (fıkra 1).
  • Nakledilecek mahkemenin, başka yerde bulunan aynı derecede bir mahkeme olması gerekir (fıkra 1).
  • Kovuşturmanın görevli ve yetkili mahkemenin bulunduğu yerde yapılmasının kamu güvenliği için tehlikeli olması gerekir (fıkra 2).
  • Kamu güvenliği gerekçesiyle nakil isteminin Adalet Bakanı tarafından Yargıtay'a yapılması gerekir (fıkra 2).
  • Duruşmanın il sınırları içinde başka yerde yapılması için fiili sebep veya güvenlik gerekçesinin bulunması gerekir; bu karar davaya bakan mahkeme tarafından verilir (fıkra 3).
  • Duruşmanın başka yerde yapılması hâlinde, il sınırları dışına çıkılamaz; nakil yapılmadan yalnızca mekân değiştirilir (fıkra 3 ve bağlam).

Davanın nakli ve duruşmanın başka yerde yapılması: hangi sonuçları doğurur?

  • Yetkili hâkim veya mahkemenin görevini yerine getirememesi hâlinde yüksek görevli mahkeme davayı aynı derecede başka bir mahkemeye nakleder.
  • Nakil kararıyla yetki, nakledilen mahkemeye geçer ve dava orada sonuçlandırılır.
  • Nakil gerektiren hukuki veya eylemsel nedenler ortadan kalksa bile nakledilen mahkeme davayı sürdürüp sonuçlandırmak zorundadır.
  • Nakledilen mahkeme, naklin yerinde olup olmadığını inceleyemez.
  • Kamu güvenliği için tehlikeli hâllerde Adalet Bakanı nakil isteğini Yargıtay'a iletir; Yargıtay'ın kararı olmadan nakil gerçekleşmez.
  • Fiili sebep veya güvenlik gerekçesiyle duruşma il sınırları içinde başka bir yerde yapılabilir; bu karara karşı itiraz yolu açıktır.
  • Nakil bulunmayan hâllerde nakil kararı verilmesi, yetki kuralının istisnası olduğundan, bu sebeplere dayanmayan bir nakil yapılamaz.

Hukuki sebep ile fiili sebep arasındaki fark nedir?

Hukuki sebep, hâkimin davaya bakmasını yasaklayan veya ret nedeniyle engellenen hâllerdir.

Fiili sebep, hâkimin davayı görmesini olgusal olarak imkânsız kılan durumlardır.

Her ikisinde de nakil yüksek görevli mahkemece yapılır; ancak fiili sebeple duruşmanın yalnızca il içinde başka yerde yapılması (fıkra 3) ayrı bir yoldur ve nakil gerektirmez.

Davanın nakli (fıkra 1) ile kamu güvenliği nakli (fıkra 2) arasındaki fark nedir?

Fıkra 1'de nakil, hukuki veya fiili engel nedeniyle yüksek görevli mahkemece yapılır.

Fıkra 2'de nakil, kamu güvenliği tehlikesi nedeniyle yalnızca Adalet Bakanının Yargıtay'dan istemesiyle gündeme gelir.

Kamu güvenliği nakli yalnızca Yargıtay'ın kararıyla gerçekleşir; yüksek görevli mahkeme bu nakli veremez.

Davanın nakli ile duruşmanın il içinde başka yerde yapılması arasındaki fark nedir?

Nakilde dava başka bir yerdeki mahkemeye taşınır ve yargılamayı o mahkeme yürütür.

Il içi duruşma değişikliğinde dava aynı mahkemede kalır, yalnızca duruşma başka bir fiziki mekânda yapılır.

Il içi değişiklik için nakil kararı gerekmez; karara itiraz yolu açıktır, nakil kararı için ise bu madde metninde ayrı bir itiraz yolu belirtilmemiştir.

Fıkra 1 nakli ile fıkra 3 duruşma değişikliği arasındaki fark nedir?

Fıkra 1 kapsamında davanın yetkili mahkeme yerine başka ile taşınması söz konusudur.

Fıkra 3 kapsamında yalnızca duruşmanın yapılacağı salon ya da yer değişir; mahkeme ve yetki aynı kalır.

Fıkra 3 uyarınca duruşma yeri değiştirilirken yetkili mahkeme ve hâkimler aynı kalır.

Davanın nakli ve duruşmanın başka yerde yapılması: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Fıkra 1 ile fıkra 2'yi karıştırmak: Kamu güvenliği nakli yalnızca Adalet Bakanının Yargıtay'a başvurmasıyla gerçekleşir; yüksek görevli mahkemenin bu yolu kullanması mümkün değildir.
  • Duruşmanın il içinde başka yerde yapılmasını nakil saymak: Fıkra 3 uyarınca dava aynı mahkemede kalır ve yalnızca mekân değişir, yetki değişmez.
  • Kamu güvenliği tehlikesini yalnızca güvenlik sorunu olarak yorumlamak: Madde ve Yargıtay yorumu, tehlikenin kamu güvenliğini bozacak nitelikte ve mutlak olmasını aramaktadır.
  • Nakil kararından sonra nakledilen mahkemenin naklin yerindeliğini tartışmasına izin vermek: Nakledilen mahkeme davayı sonuçlandırmak zorundadır.
  • Nakil sebebi ortadan kalktığında davayı eski mahkemeye geri göndermek: Madde, nakledilen mahkemede yargılamanın sürdürülmesini öngörür.
  • Fıkra 3'ün fiili sebeplerini geniş yorumlayarak her güvenlik kaygısını yeterli saymak: Fiili sebep salon yetersizliği, güvenlik gerekçesi ise kamu güvenliğini bozacak dereceye gelmemiş sorunlardır.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Yargıtay, kamu güvenliği nedeniyle davanın naklinin yalnızca, davanın o yerde görülmesi hâlinde sanıkların, mağdurların, hâkimlerin, müdafilerin veya tanıkların yaşamları için ciddi ve mutlak bir tehlikenin oluşması hâlinde söz konusu olabileceğini kabul etmektedir. (Genel Kurul, 2015/16451 E., 15.12.2021)
  • Nakil gerekçesi olarak tutuklu sanığa yönelik saldırı olasılığı, kalabalık aile gruplarının karşılaşma ihtimali veya halkın infial hâli gibi durumlar uygulamada ileri sürülmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2019/131 E., 2021/214 K., 25.05.2021)
  • Yargıtay'ın nakil konusunda verdiği karar bağlayıcıdır; nakledilen mahkeme, naklin yerinde olup olmadığını denetleyemez ve davayı sonuçlandırmakla yükümlüdür. (Genel Kurul, 2015/16451 E., 15.12.2021)
  • Duruşmanın il içinde başka yerde yapılmasına ilişkin fıkra 3 hükmü, fiili sebepleri salonun yetersizliği gibi somut durumlarla sınırlı tutulmaktadır. (Ceza Genel Kurulu, 2019/131 E., 2021/214 K., 25.05.2021)

Nasıl ispat edilir?

  • Davanın naklini talep eden taraf, hukuki veya fiili engelin varlığını ileri sürer ve bunu ispatlamakla yükümlüdür; bu ispat, mahkeme tutanağı, resmî yazışma veya bilirkişi raporu gibi somut belgelerle yapılır.
  • Kamu güvenliği nakli için Adalet Bakanının isteği, ilgili valiliğin tespitleriyle ilgili belgelerle birlikte Yargıtay'a sunulur; ispat yükü istemi yapan Bakanlık tarafındadır.
  • Nakil talebine karşı karşı taraf, engelin bulunmadığını veya davanın yerinde görülmesinin güvenlik sorunu doğurmayacağını ileri sürebilir ve bunu somut olgularla ispatlamak zorundadır.
  • Duruşmanın il içinde başka yerde yapılması için fiili sebep veya güvenlik gerekçesi somut olgularla gösterilmelidir; bu karara karşı itiraz yolu açık olduğundan itiraz eden taraf gerekçesini ortaya koymalıdır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 5271 m.12: Yer bakımından yetki kurallarını düzenler; bu madde, o genel kuralın istisnasını oluşturur.
  • 5271 m.27: Hâkimin davaya bakmasının yasak olduğu hâlleri düzenler; hukuki sebep olarak nakil kararının dayanağıdır.
  • 5271 m.18: Yetkisizlik iddiasının ileri sürülme zamanını düzenler; nakil ile yetkisizlik farklı kurumlardır.
  • 5271 m.17: Olumlu veya olumsuz yetki uyuşmazlığını ortak yüksek görevli mahkemenin çözmesini düzenler; nakil kararı bu uyuşmazlıktan ayrıdır.

CMK m.20 — Yetkili olmayan hâkim veya mahkemenin işlemleri

Madde, yetkisiz hâkim veya mahkemece yapılan usul işlemlerinin hükümsüzlük yönünü düzenler; yetkisizliğin tek başına işlemleri geçersiz kılmayacağı ilkesini koyar. Maddenin uygulanması, işlemin yetkisizlik dışında bir nedenle geçersiz olup olmadığının ayrıca değerlendirilmesini gerektirir. Kime uygulandığı bakımından, yetkisiz hâkim veya mahkemenin yaptığı işlemler esas alınır. Madde yetkisizlik itirazının süresini ve usulünü düzenlemez (m.18). Görevli olmayan hâkim veya mahkemenin işlemlerinin hükümsüzlüğü ve yenilenmesi mümkün olmayan işlemlerin geçerliliği ayrı bir maddede düzenlenmiştir (m.7). Gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde yetkisiz hâkimin yapacağı işlemler ayrı bir maddede düzenlenmiştir (m.21). Yetki uyuşmazlığının çözümü (m.17) ve davanın naklinin koşulları (m.19) bu maddenin konusu değildir.

Yetkili olmayan hâkim veya mahkemenin işlemleri: hangi kavramlar bilinmeli?

Yetkisiz hâkim veya mahkeme
Kanunun yetki kurallarına göre, işlemi yaptığı sırada davayı görmeye yetkili olmayan hâkim veya mahkemedir. Yetkisizlik, yer ve derece bakımından yetki kurallarından doğar; görev bakımından aykırılık bu kavramın kapsamında değerlendirilmez.
Yetkisizlik nedeniyle hükümsüzlük
Bir işlemin yalnızca yetkisiz merci tarafından yapılmış olması nedeniyle kendiliğinden geçersiz sayılması anlamına gelir. Madde bu tür bir hükümsüzlüğü kabul etmez.
Yenilenmesi mümkün işlem
Yetkili mahkeme huzurunda yeniden yapılabilen, tekrarı mümkün olan usul işlemidir. Yetkili merciin takdirine bağlı olarak geçerli sayılabilecek işlemler bu çerçevededir.

Yetkili olmayan hâkim veya mahkemenin işlemleri: hangi şartlar aranır?

  • İşlemin yetkisiz bir hâkim veya mahkeme tarafından yapılmış olması gerekir.
  • İşlemin yalnızca yetkisizlik nedeniyle hükümsüz sayılmadan önce yetkili merci tarafından değerlendirilmesi gerekir.
  • Yetkili merci, işlemin usul ve içerik bakımından geçerliliğini takdir ederek belirlemelidir.
  • Yetkisizlik dışında bir hükümsüzlük nedeninin bulunmaması gerekir.

Yetkili olmayan hâkim veya mahkemenin işlemleri: hangi sonuçları doğurur?

  • Yetkisiz hâkim veya mahkemece yapılan işlem, yalnızca yetkisizlik gerekçesiyle hükümsüz sayılmaz.
  • Yetkili merci, işlemi değerlendirerek takdirine göre geçerli sayabilir.
  • Yetkisizlik dışında bir hükümsüzlük nedeni varsa işlem geçersiz olabilir.
  • Yenilenmesi mümkün olmayan işlemler, yetkili merci tarafından yeniden yapılmadan geçerliliğini korur ve kullanılabilir (m.7 ile birlikte).

Yetkisizlik ile görevsizlik arasındaki fark nedir?

Yetkisizlik, kanunun yer ve derece bakımından yetki kurallarına aykırılıktır.

Görevsizlik, işin görev bakımından başka bir mahkemeye ait olmasıdır ve m.7 kapsamındadır.

Yetkisizlikte işlem yalnızca yetkisizlik nedeniyle hükümsüz sayılmaz; görevsizlikte, yenilenemeyen işlemler dışında işlemler hükümsüzdür.

Yetkisiz işlem ile yenilenmesi mümkün olmayan işlem arasındaki fark nedir?

Yetkisiz mahkemenin yenilenebilir işlemleri yetkili merci tarafından değerlendirilir ve geçerli sayılabilir.

Yenilenmesi mümkün olmayan işlemler, örneğin sonradan ölen tanığın beyanı, yetkisizlik gerekçesiyle de geçerliliğini korur.

Yenilenemeyen işlemler ile yenilenebilen işlemlerin hukuki akıbeti aynı yolla belirlenmez.

Yetkisiz hâkim ile gecikmesinde sakınca bulunan hâlde hareket eden hâkim arasındaki fark nedir?

Bu maddede hâkim, yetkisiz olduğunu bilmeden işlem yapmıştır.

m.21'de hâkim, yetkisiz olduğunu bilerek ivedilik nedeniyle işlem yapar.

Bu maddenin korumasından yararlanma, işlemin yapılış hâline göre değişir; ivedilik hâlinde ayrı rejim uygulanır.

Yetkili olmayan hâkim veya mahkemenin işlemleri: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Yetkisizlik ile görevsizliği aynı hükümde saymak; görevsizlik işlemleri için m.7'nin ayrı kuralı uygulanır.
  • Yetkisiz mahkemenin tüm işlemlerinin hükümsüz olduğunu varsaymak; madde bunu açıkça reddeder.
  • Yenilenmesi mümkün olan tanık beyanlarını yetkili mahkemede yeniden almadan hükme esas almak.
  • Dosyadaki bilirkişi raporunu, doğrudan kanaat edinmeyi gerektirmediği hâlde yeniden yaptırmak.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Yetkisiz mahkemenin yenilenebilir işlemlerinin yetkili mahkeme tarafından yeniden yapılması gerektiği kabul edilmektedir. (Genel Kurul, 2017/10536 E., 04.06.2020)
  • Duruşmanın sözlülüğü ve doğrudanlık ilkesi gereği tanık, sanık ve bilirkişi beyanlarının, bizzat kanaat edinilmesini gerektiren işlemlerin yetkili mahkemece yeniden alınması gerektiği kabul edilmektedir. (Genel Kurul, 2017/10536 E., 04.06.2020)
  • Dosyadaki bilirkişi raporu gibi doğrudan kanaat edinmeyi gerektirmeyen işlemlerin yeniden yapılmasına gerek olmadığı, yetkili mahkemenin değerlendirmesine sunulabileceği kabul edilmektedir. (Genel Kurul, 2017/10536 E., 04.06.2020)
  • Gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde yapılan işlemlerin değerlendirilmesinde 20. ve 21. maddelerin birlikte uygulandığı kabul edilmektedir. (İkinci Bölüm, 2020/11939 E., 17.04.2024)

Nasıl ispat edilir?

  • Yetkisizlik nedeniyle işlemin geçersizliğini ileri süren taraf, işlemin yetkisiz merci tarafından yapıldığını ve yenilenebilir nitelikte olduğunu ortaya koymalıdır.
  • İşlemin yenilenip yenilenemeyeceği, dosya kayıtları ve tutanaklar üzerinden belirlenir; bu konuda tutanak ve dava dosyası esas delildir.
  • Karşı taraf, işlemin doğrudan kanaat edinmeyi gerektirmediğini veya yetkili merci tarafından geçerli kabul edilebileceğini savunabilir; bu savunmayı da kendisi ispatlamalıdır.
  • Yetkili merci, işlemin geçerliliğine ilişkin kararını dosyadaki delillere dayanarak verir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 5271 m.7: Görevli olmayan hâkim veya mahkemenin işlemlerinin kural olarak hükümsüz olduğunu, yenilenemeyen işlemlerin ise geçerli kalacağını düzenler. Bu madde yetkisizlik için aynı kuralı koymaz.
  • 5271 m.18: Yetkisizlik iddiasının hangi aşamaya kadar bildirilebileceğini ve bu iddia hakkında verilecek kararın zamanını düzenler.
  • 5271 m.21: Gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde yetkisiz hâkim veya mahkemenin yargı çevresi içinde işlem yapabilmesini düzenler; bu madde ile birlikte okunur.

CMK m.21 — Gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde yapılan işlemler

Madde, yetkili olmayan bir hâkim veya mahkemenin, gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde yargı çevresi içinde gerekli işlemleri yapabilmesini düzenler. Maddenin konusu yetki bakımından istisnadır; görev, yetkisizlik kararının sonuçları ve yetkisiz mahkemenin işlemlerinin değerlendirilmesi ayrı konulardır. Uygulama, hâkim ve mahkemelerin yetkili olmadıklarını bilerek yaptıkları işlemler bakımından geçerlidir. Madde, yetkili olduğunu yanılarak işlem yapan mahkemeye ilişkin değildir (m.20). Görev kurallarını düzenlemez (m.3-7). Yetkisizlik kararının verilmesi ve dosyanın gönderilmesi usulünü düzenlemez (m.22-23). Soruşturma aşamasında sulh ceza hâkimliğinin yer yetkisini düzenlemez (m.162).

Gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde yapılan işlemler: hangi kavramlar bilinmeli?

Gecikmesinde sakınca bulunan hâl
Yetkili merciin beklenmesi hâlinde işlemin ya hiç yapılamayacağı ya da ciddi zorluklarla karşılaşılacağı durumdur. Bu ölçüt, işlemin ertelenmesinin doğuracağı zararın ağırlığına bağlıdır. Sadece iş yükü ya da kolaylık gerekçesi bu hâli oluşturmaz.
Yetki
Bir mahkemenin belirli bir davada veya işte yargılama yapabilmesi için sahip olduğu yer bakımından yetkidir. Madde bu yetkiyi istisnai olarak aşmaya izin verir, ancak görev bakımından uygulanmaz.
Yargı çevresi
Yetkisiz hâkim veya mahkemenin işlem yapabileceği coğrafi sınırdır. İşlem bu sınırın dışında yapılamaz.
Yetkisiz mahkemenin işlemi
Yetkili olmadığını bilen hâkim veya mahkemenin, gecikmesinde sakınca bulunan hâlde yaptığı usul işlemidir. Maddenin koruduğu işlem bu niteliktedir; yetkili olduğunu yanılarak yapılan işlem bu kapsamda değildir.

Gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde yapılan işlemler: hangi şartlar aranır?

  • Hâkim veya mahkemenin yetkili olmadığını bilmesi gerekir.
  • Gecikmesinde sakınca bulunan bir hâl bulunmalıdır; yetkili merci beklendiğinde işlemin yapılamaması ya da esaslı zorluk doğması gerekir.
  • İşlem yargı çevresi içinde yapılmalıdır.
  • İşlem, yetki bakımından istisna sağlanarak yapılmalı; görev bakımından bu istisna kullanılamaz.
  • Gerekli işlem, bu ivedilik nedeniyle yapılmak zorunda kalınan usul işlemi olmalıdır.

Gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde yapılan işlemler: hangi sonuçları doğurur?

  • Gecikmesinde sakınca bulunan hâlde yetkisiz hâkim veya mahkeme gerekli işlemi yapar.
  • Yetkisiz mahkemenin yaptığı işlem, yalnızca yetkisizlik nedeniyle hükümsüz sayılmaz; yetkili merci işlemi değerlendirir ve geçerli sayabilir.
  • Gecikmesinde sakınca hâli bulunmazsa işlem bu madde kapsamında yapılamaz ve yetki kuralına aykırı düşer.
  • Yetkili mercinin takdiri, işlemin geçerliliğini belirler.

Madde 21 ile madde 20 arasındaki fark nedir?

Madde 21'de hâkim veya mahkeme yetkisiz olduğunu bilir ve ivedilik nedeniyle işlem yapar.

Madde 20'de mahkeme yetkili olduğunu yanılgıyla kabul eder ve işlem yapar.

Madde 21 kapsamındaki işlem, yetkisizlik kararından önce yapılmış olsa da değerlendirme yetkili mercie bırakılır; madde 20 yanılgıya dayanır.

Yetki ile görev arasındaki fark nedir?

Yetki bakımından gecikmesinde sakınca hâli, madde 21 ile istisna oluşturur.

Görev kuralları kamu düzenine ilişkindir ve bu maddenin istisnası görev için geçerli değildir.

Görevli olmayan mahkeme bu madde gerekçesiyle işlem yapamaz.

Gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde yapılan işlemler: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Gecikmesinde sakınca hâlini yalnızca iş yükü veya kolaylık gerekçesiyle kabul etmek.
  • Madde 21 ile madde 20'yi karıştırmak; yetkisizliği bilen mahkeme ile yanılgıyla yetkili kabul eden mahkemeyi aynı şekilde değerlendirmek.
  • Maddeyi görev bakımından da uygulamak; istisna yalnızca yetki bakımından geçerlidir.
  • Yetkisiz mahkemenin işlemini kendiliğinden geçerli saymak; işlemin değerlendirilmesi yetkili merciin takdirindedir.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Gecikmesinde sakınca hâlinin yetkisiz mahkemenin işlemine dayanak yapılabilmesi için, işlemin ertelenmesinin doğuracağı zararın somut olarak gösterilmesi gerektiği kabul edilmektedir. (İkinci Bölüm, 2020/11939 E., 17.04.2024)

Nasıl ispat edilir?

  • Yetkisiz mahkemenin işlemini geçerli kılmak isteyen taraf, gecikmesinde sakınca hâlinin bulunduğunu ispatlamak zorundadır.
  • Yetkili mercinin beklenemediğini gösteren belgeler ve somut durum kayıtları bu ispatta kullanılabilir.
  • Karşı taraf, gecikmesinde sakınca hâlinin bulunmadığını ileri sürerek işlemin geçersizliğini savunabilir ve bu iddiayı somut delillerle ispatlamalıdır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 5271 sayılı Kanun m.20: Yetkili olduğunu yanılgıyla kabul eden mahkemenin işlemlerini düzenler. Madde 21 ise yetkisizliği bilen mahkemenin işlemine ilişkindir; iki madde birbirinden ayrılır.
  • 5271 sayılı Kanun m.162: Soruşturma aşamasında sulh ceza hâkiminin yetkisini belirler; madde 21 bu yer yetkisi kuralına istisna getirebilir.

Konuda geçen kararlar

51 karar
  1. 2018/137 E., 2022/86 K., 30.06.2022
    İlgili madde: m.20
  2. Ceza Genel Kurulu, 2019/131 E., 2021/214 K., 25.05.2021
    İlgili madde: m.19
  3. Ceza Genel Kurulu, 2012/722 E., 2012/234 K., 19.06.2012
    İlgili madde: m.17
  4. Hukuk Genel Kurulu, 2012/48 E., 2012/133 K., 14.03.2012
    İlgili madde: m.19
  5. Hukuk Genel Kurulu, 2011/663 E., 2011/801 K., 16.12.2011
    İlgili madde: m.19
  6. Ceza Genel Kurulu, 2011/184 E., 2011/217 K., 18.10.2011
    İlgili madde: m.14
  7. Ceza Genel Kurulu, 2010/162 E., 2010/179 K., 28.09.2010
    İlgili madde: m.16
  8. Ceza Genel Kurulu, - E., 2007/273 K., 11.12.2007
    İlgili madde: m.17
  9. Ceza Genel Kurulu, 2007/222 E., 2007/273 K., 11.12.2007
    İlgili madde: m.17
  10. Ceza Genel Kurulu, 2006/326 E., 2007/220 K., 30.10.2007
    İlgili madde: m.16
Diğer 41 karar
  1. Ceza Genel Kurulu, 2006/168 E., 2006/202 K., 03.10.2006
    İlgili madde: m.18
  2. Ceza Genel Kurulu, 2005/146 E., 2005/139 K., 22.11.2005
    İlgili madde: m.18
  3. Ceza Genel Kurulu, 2005/139 E., 2005/139 K., 22.11.2005
    İlgili madde: m.18
  4. 4. Ceza Dairesi, 2026/2285 E., 2026/5558 K., 25.03.2026
    İlgili madde: m.13
  5. 3. Ceza Dairesi, 2025/9220 E., 2026/4922 K., 10.03.2026
    İlgili madde: m.14
  6. 5. Ceza Dairesi, 2026/1477 E., 2026/3453 K., 02.03.2026
    İlgili madde: m.17
  7. 8. Ceza Dairesi, 2024/25674 E., 2026/1045 K., 22.01.2026
    İlgili madde: m.20
  8. 11. Ceza Dairesi, 2021/28072 E., 2025/15939 K., 09.12.2025
    İlgili madde: m.21
  9. 8. Ceza Dairesi, 2024/21290 E., 2025/9332 K., 26.11.2025
    İlgili madde: m.15
  10. 11. Ceza Dairesi, 2025/3323 E., 2025/15176 K., 25.11.2025
    İlgili madde: m.21
  11. 2. Ceza Dairesi, 2023/6322 E., 2025/20457 K., 20.11.2025
    İlgili madde: m.21
  12. 11. Ceza Dairesi, 2025/4202 E., 2025/14554 K., 18.11.2025
    İlgili madde: m.21
  13. 11. Ceza Dairesi, 2025/4627 E., 2025/14635 K., 18.11.2025
    İlgili madde: m.21
  14. 5. Ceza Dairesi, 2025/6232 E., 2025/9055 K., 15.09.2025
    İlgili madde: m.15
  15. 10. Ceza Dairesi, 2025/3202 E., 2025/6888 K., 19.06.2025
    İlgili madde: m.15
  16. 1. Ceza Dairesi, 2025/521 E., 2025/4718 K., 16.06.2025
    İlgili madde: m.20
  17. 10. Daire, 2021/5239 E., 2025/2397 K., 06.05.2025
    İlgili madde: m.15
  18. 5. Ceza Dairesi, 2024/11968 E., 2025/1134 K., 21.01.2025
    İlgili madde: m.13, m.14
  19. 5. Ceza Dairesi, 2024/10319 E., 2025/738 K., 13.01.2025
    İlgili madde: m.17
  20. 12. Ceza Dairesi, 2023/2967 E., 2024/75 K., 10.01.2024
    İlgili madde: m.13, m.14
  21. 5. Ceza Dairesi, 2023/3281 E., 2023/4450 K., 06.04.2023
    İlgili madde: m.18
  22. 10. Ceza Dairesi, 2022/15447 E., 2023/171 K., 12.01.2023
    İlgili madde: m.13
  23. 5. Ceza Dairesi, 2022/120 E., 2022/1899 K., 17.02.2022
    İlgili madde: m.16
  24. 5. Ceza Dairesi, 2021/14859 E., 2022/636 K., 20.01.2022
    İlgili madde: m.13
  25. 5. Ceza Dairesi, 2021/2304 E., 2021/2399 K., 27.05.2021
    İlgili madde: m.13
  26. 8. Ceza Dairesi, 2019/1239 E., 2019/12288 K., 15.10.2019
    İlgili madde: m.16
  27. 11. Ceza Dairesi, 2019/4306 E., 2019/6457 K., 19.09.2019
    İlgili madde: m.16
  28. 4. Ceza Dairesi, 2018/7976 E., 2019/1025 K., 24.01.2019
    İlgili madde: m.16
  29. 15. Ceza Dairesi, 2017/14884 E., 2017/7385 K., 13.03.2017
    İlgili madde: m.18
  30. 5. Ceza Dairesi, 2016/7844 E., 2016/7971 K., 27.09.2016
    İlgili madde: m.18
  31. 5. Ceza Dairesi, 2014/4078 E., 2014/5200 K., 08.05.2014
    İlgili madde: m.14
  32. 1. Ceza Dairesi, 2014/1218 E., 2014/1647 K., 18.03.2014
    İlgili madde: m.14
  33. Genel Kurul, 2023/104438 E., 23.01.2025
    İlgili madde: m.17
  34. İkinci Bölüm, 2020/11939 E., 17.04.2024
    İlgili madde: m.20, m.21
  35. Genel Kurul, 2020/1554 E., 27.04.2023
    İlgili madde: m.19
  36. Genel Kurul, 2015/16451 E., 15.12.2021
    İlgili madde: m.19
  37. Genel Kurul, 2017/10536 E., 04.06.2020
    İlgili madde: m.20
  38. İkinci Bölüm, 2015/3175 E., 10.10.2019
    İlgili madde: m.15
  39. Genel Kurul, 2016/10380 E., 27.03.2019
    İlgili madde: m.19
  40. İkinci Bölüm, 2015/9756 E., 16.11.2016
    İlgili madde: m.15
  41. İkinci Bölüm, 2012/350 E., 04.11.2014
    İlgili madde: m.20

Bağlayıcılık derecesine göre sıralı (Anayasa Mahkemesi, içtihadı birleştirme, genel kurullar, daireler); her grupta yeni karar önce. Tam metin karar deposundan istek üzerine yüklenir. Hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ayrıca denetleyin.

Madde bağlantıları, tarihine kadar Resmî Gazete'de yayımlanan değişiklikleri içeren güncel metne gider.

Bu konudaki maddelerde bilinen en yeni değişiklik: 08.07.2021 (m.12).

Anlatım 21.10.2026 tarihinde derlendi. Bağlayıcı olan madde metnidir.

Bu konuyu panelde çalış

Panelde bu konu 1. Genel Hükümler - Yetki - Bağlantı bölümünde yer alıyor.

Panelde çalış