Genel hükümler
Kapsam ve tanımlar, görev, bağlantılı davalar
Kısaca
CMK m.1, ceza muhakemesinin nasıl yürütüleceğine ilişkin kuralları ve bu sürece katılan kişilerin hak, yetki ve yükümlülüklerini düzenleyen Kanunun kapsamını belirler. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 2. maddesi, kanun boyunca kullanılan temel muhakeme terimlerini tanımlar: şüpheli, sanık, müdafi, vekil, soruşturma, kovuşturma, ifade alma, sorgu, malen sorumlu, suçüstü, toplu suç ve disiplin hapsi. CMK m.3, mahkemelerin görevinin kanunla belirleneceğini koyan temel hükümdür.
Kapsam
Bu konu, Ceza Muhakemesi Kanunu m.1–11 hükümlerini kapsar.
- CMK m.1Kanunun kapsamı
- CMK m.2Tanımlar
- CMK m.3Görev
- CMK m.4Re'sen görev kararı ve görevde uyuşmazlık
- CMK m.5Görevsizlik kararı verilmesi gereken hâl ve sonucu
- CMK m.6Görevsizlik kararı verilemeyecek hâl
- CMK m.7Görevli olmayan hâkim veya mahkemenin işlemleri
- CMK m.8Bağlantı kavramı
- CMK m.9Davaların birleştirilerek açılması
- CMK m.10Görülmekte olan davaların birleştirilmesi ve ayrılması
- CMK m.11Geniş bağlantı sebebiyle birleştirme
CMK m.1 — Kanunun kapsamı
Madde, ceza muhakemesinin nasıl yürütüleceğine ilişkin kuralları ve bu sürece katılan kişilerin hak, yetki ve yükümlülüklerini düzenleyen Kanunun kapsamını belirler. Maddenin işlevi, Kanunun hangi konuları kapsadığını göstermektir; ayrıntılı hüküm içermez. Uygulamada kişiler bakımından, soruşturma ve kovuşturma evrelerindeki şüpheli, sanık, müdafi, katılan ve malen sorumlu gibi süreç aktörleri bakımından çerçeve oluşturur. Maddede suç ve ceza tanımı, cezanın türü ve miktarı, suçun unsurları düzenlenmez (5237 sayılı Türk Ceza Kanunu). Kanun yolu süreleri, görev ve yetki kuralları, tanımlar ve adli kontrol gibi konular ise Kanunun diğer maddelerinde yer alır.
Kanunun kapsamı: hangi kavramlar bilinmeli?
- Ceza muhakemesi
- Suç şüphesinin öğrenilmesinden hükmün kesinleşmesine ve gerektiğinde infazına kadar uzanan, devlet ile fail arasındaki yargısal ilişkinin usulüdür. Maddenin kapsamı bu usulün kurallarıdır.
- Muhakemeye katılan kişiler
- Şüpheli, sanık, müdafi, katılan, suçtan zarar gören, malen sorumlu ve vekil gibi süreçte hak, yetki veya yükümlülük taşıyan kişilerdir. Maddede bu kişilerin hakları Kanunla düzenlenir, sınırları bu Kanunun diğer maddelerinde belirlenir.
- Usul kuralları
- Muhakemenin nasıl yürütüleceğini gösteren, işlemlerin sırasını, yetkili merciileri ve şekil koşullarını belirleyen hukuk kurallarıdır. Maddi ceza hukuku kurallarından ayrıdır.
Kanunun kapsamı: hangi sonuçları doğurur?
- Muhakeme sürecine katılan kişilerin hak, yetki ve yükümlülükleri bu Kanunda düzenlenen esaslara göre belirlenir.
- Diğer kanunlarda özel usul düzenlenmişse, o düzenleme saklıdır ve bu Kanun tamamlayıcı nitelik taşır.
Usul kuralı ile maddi ceza hukuku kuralı arasındaki fark nedir?
Bu Kanun, suçun nasıl yargılanacağını ve muhakeme sürecinin nasıl işleyeceğini düzenleyen usul kurallarını kapsar.
Suçun tanımı, unsurları ve cezası maddi ceza hukukunun konusudur ve bu Kanunun kapsamı dışındadır.
Bir konunun bu Kanunda aranıp aranmayacağı, usul mü yoksa maddi hukuk mu olduğuna göre belirlenir.
Genel kanun ile özel usul kanunları arasındaki fark nedir?
Bu Kanun, kamu davasında temel usul kanunu niteliğindedir ve genel hükümleri içerir.
Diğer kanunlarda yer alan özel usuller saklıdır.
Özel bir kanunda düzenlenmiş usul varsa o uygulanır; özel düzenleme bulunmayan hallerde bu Kanun tamamlayıcı olarak uygulanır.
Kanunun kapsamı: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Maddeyi tek başına bir yetki veya süre kaynağı saymak; bu madde yalnızca kapsamı belirler, somut yetki ve süreler diğer maddelerde yer alır.
- Maddi ceza hukuku sorularını (suçun unsurları, ceza miktarı) bu Kanunun kapsamında aramak.
- Özel kanunda düzenlenmiş bir usulü, bu Kanunun genel hükmüyle çözmeye çalışmak; özel düzenleme saklıdır.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin adil yargılanma ilkesi, muhakeme kurallarının yorumunda temel alınmaktadır. (Ceza Genel Kurulu, 2016/1063 E., 2017/7 K., 17.01.2017)
- Maddenin amacının adil yargılanma ilkesine uygun bir muhakeme ilişkisi kurmak olduğu, Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararlarında da dayanak yapılmaktadır. (Ceza Genel Kurulu, 2020/335 E., 2022/69 K., 08.02.2022)
Nasıl ispat edilir?
- Muhakeme usulüne aykırılık iddiasını ileri süren taraf, aykırılığı ilgili usul hükmüne dayanarak ortaya koymalıdır; bu madde tek başına bir hak ya da yükümlülük için ispat konusu oluşturmaz.
- Usul işleminin bu Kanun hükümlerine uygun yapıldığını iddia eden taraf, işlemin tutanak veya belgelerle yapıldığını göstermelidir.
- Diğer kanunlardaki özel usulün uygulanacağını ileri süren taraf, özel düzenlemenin varlığını ilgili kanun hükmüyle ispatlamalıdır.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 5271 m.2: Maddede kullanılan şüpheli, sanık, müdafi, vekil, soruşturma ve kovuşturma gibi kavramların tanımlarını içerir; bu kişi ve evrelerin kapsamını belirler.
- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu: Suçun tanımı, unsurları ve cezaları bakımından maddi hukuk kaynağıdır; bu Kanunun düzenlemediği maddi ceza hukuku konularını karşılar.
CMK m.2 — Tanımlar
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 2. maddesi, kanun boyunca kullanılan temel muhakeme terimlerini tanımlar: şüpheli, sanık, müdafi, vekil, soruşturma, kovuşturma, ifade alma, sorgu, malen sorumlu, suçüstü, toplu suç ve disiplin hapsi. Tanımlar kanunun tamamında geçerlidir ve kişilerin muhakemedeki sıfatını belirlemede kullanılır. Madde, bu sıfatların hangi evrede ve hangi ilişki içinde kazanıldığını belirler. Maddenin düzenlemediği konular şunlardır: tutuklama ve gözaltı koşulları (m.90, m.100), iddianamenin kabulü ve kabul kararının sonuçları (m.170, m.174), müdafiin görevlendirilmesi ve hak yoksunluğu (m.149, m.150), malen sorumlu kişinin davaya katılma usulü (m.249) ve suçüstü hâlinde yakalama yetkisi (m.90 ve devamı). Bu konularda ilgili maddelere bakılmalıdır.
Tanımlar: hangi kavramlar bilinmeli?
- Şüpheli
- Soruşturma evresinde suç şüphesi altında bulunan kişidir. Sıfat, iddianamenin kabulüne kadar sürer ve suçun işlendiğinin kesinleşmiş olmasına değil, suç şüphesinin varlığına bağlıdır.
- Sanık
- Kovuşturmanın başlamasından, yani iddianamenin kabulünden itibaren hükmün kesinleşmesine kadar suç şüphesi altında bulunan kişidir. Mahkûmiyet kararı verilmiş olması sanık sıfatını kendiliğinden sona erdirmez; karar kesinleşinceye kadar sanık olarak kalınır.
- Müdafi
- Şüpheli veya sanığın ceza muhakemesinde savunmasını yapan avukattır. Kanun, şüpheli ve sanık bakımından avukatı müdafi olarak adlandırır; 1412 sayılı döneme göre vekil ayrımı bu kanunla kaldırılmıştır.
- Vekil
- Katılan, suçtan zarar gören veya malen sorumlu kişiyi ceza muhakemesinde temsil eden avukattır. Ayırt edici ölçüt temsil edilen kişinin sıfatıdır; şüpheli veya sanık için görev yapan avukat vekil sayılmaz.
- Soruşturma ve kovuşturma evresi
- Soruşturma, suç şüphesinin öğrenilmesinden iddianamenin kabulüne kadar geçen evredir. Kovuşturma ise iddianamenin kabulüyle başlayıp hükmün kesinleşmesine kadar sürer; iki evrenin sınırı iddianamenin kabul kararıdır.
- İfade alma ve sorgu
- İfade alma, şüphelinin kolluk görevlileri veya Cumhuriyet savcısı tarafından soruşturma konusu suçla ilgili dinlenmesidir. Sorgu ise şüpheli veya sanığın hâkim ya da mahkeme tarafından dinlenmesidir; dinleyen merci ayırt edici ölçüttür.
- Malen sorumlu
- Yargılama konusu işin hükme bağlanması ve kesinleşmesinden sonra maddi ve mali yükümlülük altına girerek hükmün doğurduğu sonuçlardan etkilenecek veya bunlara katlanacak kişidir. Suçu işlemiş olması gerekmez; ölçüt, hükmün mali sonuçlarına katlanma durumudur.
- Suçüstü
- Üç hâlde ortaya çıkar: işlenmekte olan suç; henüz işlenmiş olan fiil ile fiilin hemen sonra kolluk, zarar gören veya başkaları tarafından takip edilerek yakalanan kişinin işlediği suç; fiilin pek az önce işlendiğini gösteren eşya veya delille yakalanan kişinin işlediği suç. Kanun, bu hâllerin kapsamını sınırlı olarak sayar.
- Toplu suç
- Aralarında iştirak iradesi bulunmasa da üç veya daha fazla kişi tarafından işlenen suçtur. İştirak kavramından ayrılır; iştirak iradesi aranmaz, ancak fail sayısı en az üç olmalıdır.
Tanımlar: hangi şartlar aranır?
- Kişinin şüpheli sıfatı kazanabilmesi için soruşturma evresinde bulunması ve hakkında suç şüphesi bulunması gerekir.
- Kişinin sanık sıfatı kazanabilmesi için iddianamenin kabul edilmiş olması ve hükmün henüz kesinleşmemiş bulunması gerekir.
- Bir avukatın müdafi sayılabilmesi için şüpheli veya sanığın savunmasını yapması gerekir; katılan, zarar gören veya malen sorumlu kişiyi temsil eden avukat ise vekil olur.
- Bir kişinin malen sorumlu sayılabilmesi için yargılama konusu işin hükme bağlanması ve kesinleşmesi sonrasında maddi ve mali sonuçlara katlanacak olması gerekir.
- Bir fiilin suçüstü sayılabilmesi için üç hâlden birine uyması, yani işlenmekte olması, hemen takip edilerek yakalanma veya pek az önce işlendiğini gösteren delille yakalanma durumunun bulunması gerekir.
- Bir suçun toplu suç sayılabilmesi için aralarında iştirak iradesi bulunsun veya bulunmasın üç veya daha fazla kişi tarafından işlenmiş olması gerekir.
- Bir hapis cezasının disiplin hapsi sayılabilmesi için kısmi bir düzeni korumak amacıyla yaptırım altına alınmış bir fiil dolayısıyla verilmiş olması ve seçenek yaptırıma çevrilememesi, önödemeye bağlanamaması, tekerrüre esas olmaması, şartla salıverilme ve erteleme hükümlerine tabi olmaması ile adli sicile geçirilmemesi gerekir.
Tanımlar: hangi sonuçları doğurur?
- Soruşturma evresinde suç şüphesi altında bulunan kişi şüpheli sayılır.
- İddianame kabul edildiğinde şüpheli sanık sıfatını kazanır ve bu sıfat hükmün kesinleşmesine kadar sürer.
- Hükmün kesinleşmesiyle birlikte sanık sıfatı sona erer; kesinleşmeden önce verilen mahkûmiyet kararı sanık sıfatını kendiliğinden kaldırmaz.
- Şüpheli veya sanığın savunmasını yapan avukat müdafi sayılır; katılan, zarar gören veya malen sorumlu kişiyi temsil eden avukat vekil sayılır.
- Suçüstü tanımına uyan durumda kanunun öngördüğü yakalama işlemleri uygulanabilir; tanıma uymayan hâllerde suçüstü hükümleri uygulanmaz.
- Üç veya daha fazla kişinin işlediği suç toplu suç sayılır; iştirak iradesi bulunmasa dahi bu nitelik aranmaz.
- Disiplin hapsi tanımına uymayan hapis cezası, bu kanunda öngörülen disiplin hapsi rejimine tabi tutulamaz.
Şüpheli ile sanık arasındaki fark nedir?
Şüpheli, soruşturma evresinde suç şüphesi altında bulunan kişidir ve henüz iddianame kabul edilmemiştir.
Sanık, iddianamenin kabulüyle kovuşturma başladıktan sonraki kişidir.
Aynı kişi iddianamenin kabulüyle şüpheliden sanığa dönüşür; hangi sıfatla işlem yapıldığı usul haklarını ve yetkili mercii belirler.
Müdafi ile vekil arasındaki fark nedir?
Müdafi, şüpheli veya sanığın savunmasını yapan avukattır.
Vekil, katılan, suçtan zarar gören veya malen sorumlu kişiyi temsil eden avukattır.
Avukatın hangi tarafı temsil ettiği sıfatı belirler; kanun her iki durumda da avukatı muhakemede yer alan bir temsilci olarak tanımlar.
Soruşturma ile kovuşturma arasındaki fark nedir?
Soruşturma, suç şüphesinin öğrenilmesinden iddianamenin kabulüne kadar geçen evredir.
Kovuşturma, iddianamenin kabulüyle başlayıp hükmün kesinleşmesine kadar geçen evredir.
Evrenin sınırı iddianamenin kabul kararıdır; şüpheli ve sanık sıfatı bu sınıra göre değişir.
İfade alma ile sorgu arasındaki fark nedir?
İfade alma, şüphelinin kolluk veya Cumhuriyet savcısı tarafından dinlenmesidir.
Sorgu, şüpheli veya sanığın hâkim veya mahkeme tarafından dinlenmesidir.
Dinlemeyi yapan merci farklıdır ve bu fark işlemin türünü ve yetkiyi belirler.
Suçüstü ile toplu suç arasındaki fark nedir?
Suçüstü, fiilin işlenmekte olması ya da pek az önce işlenmiş olması ve yakalanma durumuna bağlı bir kavramdır.
Toplu suç, fail sayısına (üç veya daha fazla kişi) bağlı bir kavramdır ve iştirak iradesi aranmaz.
Suçüstü zamana ve yakalanmaya, toplu suç ise fail sayısına dayanır; iki kavram birbirinin yerine kullanılamaz.
Tanımlar: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Hükmün kesinleşmeden önce sanık sıfatının sona erdiğini sanmak; sanık sıfatı kesinleşmeye kadar sürer.
- Müdafi ile vekili aynı sıfat sanıp birbirinin yerine kullanmak; ayrım temsil edilen kişinin sıfatına dayanır.
- İddianamenin kabul edilmesini değil, düzenlenmesini kovuşturmanın başlangıcı saymak; kovuşturma iddianamenin kabulüyle başlar.
- Soruşturmanın suçun işlendiği anda başladığını düşünmek; soruşturma suç şüphesinin öğrenilmesiyle başlar.
- Suçüstü kavramını yalnızca suçun işlendiği anla sınırlamak; kanun takip ve pek az önce işlenmişlik hâllerini de kapsar.
- Toplu suçu iştirak ile karıştırmak; toplu suçta iştirak iradesi aranmaz, yalnızca üç veya daha fazla fail bulunması yeterlidir.
- Malen sorumlu kişiyi suçu işlemiş kişi sanmak; malen sorumluluk hükmün mali sonuçlarına katlanmaya dayanır.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Yargıtay, 5271 sayılı Kanun'un 2. maddesinin (c) fıkrasında avukatların her ikisinin de müdafi olarak tanımlandığını, 1412 sayılı döneme ait müdafi ve vekil ayrımının bu kanunla kaldırıldığını kabul etmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2011/266 E., 2012/139 K., 03.04.2012)
- Yargıtay, müdafiyi şüpheli veya sanığın ceza muhakemesinde savunmasını yapan avukat olarak tanımlayan 2. madde hükmünü temel alarak uygulama yapmaktadır. (Ceza Genel Kurulu, 2007/13 E., 2007/54 K., 06.03.2007)
- Yargıtay, soruşturma evresinin iddianamenin kabulüne kadar geçen süreyi kapsadığını, bu sınırın kovuşturma evresinin başlangıcını belirlediğini kabul etmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2006/165 E., 2006/213 K., 17.10.2006)
Nasıl ispat edilir?
- Şüpheli sıfatının varlığını ileri süren taraf, kişinin soruşturma evresinde suç şüphesi altında bulunduğunu soruşturma dosyasındaki işlemlerle ispatlar.
- Sanık sıfatının başladığını ileri süren taraf, iddianamenin mahkemece kabul edildiğini kabul kararıyla ispatlar; bu karar yazılı belgedir.
- Bir avukatın müdafi mi vekil mi olduğu iddiası, avukatın hangi kişiyi temsil ettiğini gösteren vekâletname veya görevlendirme belgesiyle ispatlanır.
- Suçüstü iddiasını ileri süren taraf, yakalama tutanağı, takip tutanağı veya fiilin pek az önce işlendiğini gösteren eşya ya da delille ispatlar.
- Toplu suç iddiasını ileri süren taraf, fail sayısının en az üç olduğunu tanık beyanı, kamera kaydı veya tutanakla ispatlar.
- Disiplin hapsi tanımına uyduğunu ileri süren taraf, fiilin kısmi düzeni korumaya yönelik olduğunu ve diğer koşulları mahkeme kararı ile ispatlar.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 5271 m.2: Bu maddenin kendisi tanımları yapar; atıfların anlamı için kanunun diğer maddeleri bu tanımlara dayanır.
CMK m.3 — Görev
CMK m.3, mahkemelerin görevinin kanunla belirleneceğini koyan temel hükümdür. Madde, görev kavramının dayanağını oluşturur; hangi mahkemenin hangi davaya bakacağının kanunla belirlenmesi ilkesini ifade eder. Kovuşturma evresinde mahkemelerin görev bakımından yetkisine ilişkin genel çerçeveyi çizer. Maddenin ikinci fıkrası yürürlükten kaldırılmış olduğundan uygulamada yalnızca birinci fıkra metin olarak geçerlidir. Görevin hangi suç için hangi mahkemeye ait olduğunu (m.3 değil, ilgili kanun hükümleri ve CMK'nın görev ile ilgili düzenlemeleri) belirlemez; görevsizlik kararı, görev uyuşmazlığı çözümü ve görevsizlik kararının sonuçları ayrı maddelerde düzenlenmiştir (m.4, m.6, m.7). Yer bakımından yetki (m.12-21), bağlantılı davalar (m.8-11) ve yetkisizlik ile ilgili usul hükümleri bu maddenin kapsamı dışındadır.
Görev: hangi kavramlar bilinmeli?
- Görev (madde bakımından yetki)
- Hangi davaya hangi mahkemenin bakacağının kanunla belirlenmesidir. Suçun niteliği veya sanığın sıfatı ile ilgilidir; yer bakımından yetkiden ayrıdır.
- Re'sen görev incelemesi
- Davaya bakan mahkemenin, taraf talebi beklemeksizin kovuşturmanın her aşamasında görevli olup olmadığını kendiliğinden değerlendirmesidir. Kovuşturma evresiyle sınırlıdır.
- Görevsizlik kararı
- Mahkemenin görevinin dışında kaldığını saptayarak dosyayı görevli mahkemeye göndermesi kararıdır. İddianamenin kabulünden sonra ve görevli mahkemeye gönderme yoluyla verilir.
- Görev uyuşmazlığı
- Mahkemeler arasında görev konusunda çıkan çekişmedir. Birden fazla mahkemenin kendini görevli görmesi (olumlu) veya görevsiz görmesi (olumsuz) biçiminde ortaya çıkabilir.
- Ortak yüksek görevli mahkeme
- Görev uyuşmazlığında görevli mahkemeyi belirleyen mercidir. Maddenin metninde değil, m.4 fıkra 2 ile m.4 kapsamında ele alınır.
- Hükümsüzlük
- Görevli olmayan hâkim veya mahkemece yapılan işlemin, yenilenmesi mümkün olmayanlar dışında, hukuken geçersiz sayılmasıdır.
Görev: hangi şartlar aranır?
- Mahkemenin görevinin kanunla belirlenmiş olması gerekir; görev keyfi biçimde mahkemeye ya da hâkime bırakılamaz.
- Davaya bakan mahkeme, görevli olup olmadığını kovuşturma evresinin her aşamasında re'sen değerlendirebilir.
- Görev kuralına aykırılığın sonucunda işlem, görevli olmayan mahkemece yapılmış sayılır ve hükümsüz olur (m.3 ile bağlantılı olarak m.6'ya göre).
Görev: hangi sonuçları doğurur?
- Görevli olmayan hâkim veya mahkemece yapılan işlemler, yenilenmesi mümkün olmayanlar dışında hükümsüzdür.
- Görevsiz mahkemenin verdiği hüküm ve kararlar, görev kuralına aykırılık nedeniyle hukuka aykırı sayılır; işlem yeniden yapılır.
- Duruşmada suçun hukuki niteliğinin değiştiği gerekçesiyle görevsizlik kararı verilemez ve dosya alt dereceli mahkemeye gönderilemez.
- Görev konusunda mahkemeler arasında uyuşmazlık çıkarsa görevli mahkeme ortak yüksek görevli mahkeme tarafından belirlenir.
- Görevsizlik kararlarına karşı adli yargı içindeki mahkemeler bakımından itiraz yoluna gidilebilir.
Görev kuralının kanunla belirlenmesi ile mahkemenin takdiri arasındaki fark nedir?
Görevin kanunla belirlenmesi ilkesi, görev kurallarının yasada gösterilmesini ister.
Mahkemenin kendi takdirine göre görev üstlenmesi ya da bırakması bu ilkeye aykırıdır.
Kanunda açık bir görev dağılımı yoksa mahkeme görevini kendi kararıyla genişletemez.
Re'sen inceleme ile tarafların ileri sürmesi arasındaki fark nedir?
Mahkeme görevi taraf talebi olmadan kendiliğinden inceler.
Taraflar da görevsizlik itirazında bulunabilir; mahkemenin re'sen incelemesi bu itiraza bağlı değildir.
Görevsizlik, taraflar ileri sürmese de kovuşturmanın her aşamasında gözetilir.
İddianame kabulünden önce ile sonra arasındaki fark nedir?
İddianame kabulünden önce yapılan görev değerlendirmesi, mahkemenin dosya üzerinde yaptığı ilk incelemedir.
İddianame kabulünden sonra görev aşımı veya dışarıda kalma saptanırsa mahkeme dosyayı görevli mahkemeye gönderir.
Kabul sonrası görev aşımı tespitinde dosya görevli mahkemeye gönderilir; kabul öncesi ise görev incelemesi sürecin başında yapılır.
Görev: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Duruşmada suçun hukuki niteliğinin değiştiğini gerekçe göstererek görevsizlik kararı vermek; bu kural m.6 ile yasaklanmıştır.
- Görev kuralını yer bakımından yetki ile karıştırmak; görev suçun niteliği ve sanığın sıfatıyla ilgilidir, yetki ise yer ile ilgilidir.
- Görevsizliği yalnızca taraf talebi üzerine incelemek; mahkeme görevi kovuşturmanın her aşamasında re'sen incelemelidir.
- Görevsiz mahkemece yapılan işlemleri geçerli saymak; yenilenmesi mümkün olmayanlar dışında bu işlemler hükümsüzdür.
- Görev uyuşmazlığını mahkemenin kendi kararıyla çözmek; uyuşmazlık ortak yüksek görevli mahkeme tarafından çözülür.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Görev kuralına aykırılık, başka bir aykırılık olmasa bile işlemi hukuka aykırı kılan mutlak bir aykırılık olarak kabul edilmektedir. (8. Ceza Dairesi, 2025/897 E., 2026/1047 K., 22.01.2026; 8. Ceza Dairesi, 2025/7532 E., 2026/910 K., 21.01.2026; 8. Ceza Dairesi, 2025/13222 E., 2026/928 K., 21.01.2026; 8. Ceza Dairesi, 2025/13269 E., 2026/929 K., 21.01.2026; 8. Ceza Dairesi, 2025/5177 E., 2026/930 K., 21.01.2026; 8. Ceza Dairesi, 2023/3169 E., 2026/935 K., 21.01.2026)
- Görevsiz mahkemece verilen kararlar, görev kurallarına aykırılık nedeniyle hukuka aykırı sayılmaktadır. (8. Ceza Dairesi, 2025/897 E., 2026/1047 K., 22.01.2026; 8. Ceza Dairesi, 2025/7532 E., 2026/910 K., 21.01.2026; 8. Ceza Dairesi, 2025/13222 E., 2026/928 K., 21.01.2026; 8. Ceza Dairesi, 2025/13269 E., 2026/929 K., 21.01.2026; 8. Ceza Dairesi, 2025/5177 E., 2026/930 K., 21.01.2026; 8. Ceza Dairesi, 2023/3169 E., 2026/935 K., 21.01.2026)
Nasıl ispat edilir?
- Görev kuralına aykırılığı ileri süren taraf, bu aykırılığı dosya kapsamındaki iddianame, duruşma tutanağı ve suç vasfını gösteren belgelerle ortaya koymalıdır.
- Mahkeme görevi re'sen inceleyeceğinden, taraf ispat yükü altında kalmaz; görev aşımının varlığı dosya üzerinden tespit edilir.
- Suçun hukuki niteliğinin değiştiğine dair iddia, ilk iddianame ile sonradan yapılan değerlendirme arasındaki farkla ispatlanır; bu fark, duruşmada görevsizlik kararı için yeterli değildir.
- Görev uyuşmazlığının varlığı, mahkemelerin çıkardığı görev kararlarının dosyada bulunmasıyla kanıtlanır.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 5271 m.4: Re'sen görev incelemesinin kovuşturmanın her aşamasında yapılabileceğini ve görev uyuşmazlığında ortak yüksek görevli mahkemenin belirleyeceğini düzenler; m.3'teki ilkenin uygulama kuralını tamamlar.
- 5271 m.6: Duruşmada suçun hukuki niteliğinin değişmesi gerekçesiyle görevsizlik kararı verilemeyeceğini düzenler; m.3'teki görev ilkesinin sınırını çizer.
- 5271 m.7: Görevsizlik kararına karşı itiraz yolunu ve görevsiz mahkemece yapılan işlemlerin akıbetini düzenler; m.3'ün hükümsüzlük sonucunu tamamlar.
- 5271 m.8: Bağlantılı davalarda görev ve birleştirme ile ilgilidir; m.3'teki görev ilkesinin bağlantı halindeki uygulamasını ayrı bir kurala bağlar.
- 5271 m.12: Yer bakımından yetkiyi düzenler; m.3'teki görev ile karıştırılmamalıdır.
CMK m.4 — Re'sen görev kararı ve görevde uyuşmazlık
Bu madde, mahkemenin görevli olup olmadığını kovuşturma evresinin her aşamasında kendiliğinden inceleyebilmesini ve mahkemeler arasında görev uyuşmazlığı çıktığında görevli mahkemenin ortak yüksek görevli mahkeme tarafından belirlenmesini düzenler. Kuralın muhatabı, davaya bakan mahkeme ile görev konusunda birbiriyle uyuşmazlığa düşen mahkemelerdir. Maddenin kapsamı yargılamanın kovuşturma evresi ile sınırlıdır. Madde, görevin kanunla belirlenmesi ilkesini (m.3) ve iddianamenin kabulünden sonra alt dereceli mahkemeye görevsizlik kararı verilemeyeceği kuralını (m.6) düzenlemez; m.6 hükmü saklı tutulmuştur. Soruşturma evresindeki görev sorunlarını ve görevsizlik kararlarına karşı kanun yolunu da düzenlemez (m.223 ve ilgili kanun yolu hükümleri). Yetkisizlik (yer bakımından yetki) sorununu düzenlemez (m.8 ve devamı).
Re'sen görev kararı ve görevde uyuşmazlık: hangi kavramlar bilinmeli?
- Görev
- Hangi mahkemenin hangi davaya bakacağını belirleyen, kanunla düzenlenmiş yargı yetkisi bölüşümüdür. Mahkemeler ve taraflar bu belirlemeyi değiştiremez.
- Re'sen karar
- Mahkemenin taraf talebi aranmaksızın, kendiliğinden görevli olup olmadığını değerlendirmesidir. Bu inceleme kovuşturma evresinin her aşamasında yapılabilir.
- Olumlu görev uyuşmazlığı
- Birden fazla mahkemenin kendini aynı davada görevli görmesi durumudur.
- Olumsuz görev uyuşmazlığı
- Birden fazla mahkemenin kendini görevsiz görmesi, dolayısıyla davanın hiçbir mahkemede görülmez hâle gelmesi durumudur.
- Ortak yüksek görevli mahkeme
- Görev uyuşmazlığında görevli mahkemeyi belirleyen üst mercidir. Uyuşmazlığın tarafı olan mahkemelerin ortak üst derecesine göre belirlenir; aynı ağır ceza yargı çevresindeki mahkemeler için ağır ceza mahkemesidir, farklı çevrelerdeki mahkemeler için ise ilgili yüksek mercii farklılaşır.
- Görevsizlik kararı
- Mahkemenin davanın kendisine ait olmadığını belirterek dosyayı görevli mahkemeye göndermesi kararıdır. Bu karar, iddianamenin kabulünden sonra m.6 uyarınca sınırlandırılmıştır.
Re'sen görev kararı ve görevde uyuşmazlık: hangi şartlar aranır?
- Davanın bir mahkemede kovuşturma evresinde görülüyor olması gerekir; re'sen görev incelemesi ancak bu evrede yapılabilir.
- Mahkeme, davanın kendisine ait olup olmadığını kendiliğinden değerlendirebilir; bu değerlendirme için taraf talebi aranmaz.
- Görevsizlik kararı verilecekse, iddianamenin kabulünden sonra görevsizlik gerekçesi yalnızca m.6'da öngörülen hâllerle sınırlıdır; bu sınırın dışında alt dereceli mahkemeye görevsizlik kararı verilemez.
- Görev uyuşmazlığı çıkması için en az iki mahkemenin birbirinden bağımsız biçimde görevli ya da görevsiz olduğu yönünde karar vermiş olması gerekir.
- Uyuşmazlık çözülürken görevli mahkemeyi, uyuşmazlığın taraflarının üst ortak mercii belirler; bu karar bağlayıcıdır.
Re'sen görev kararı ve görevde uyuşmazlık: hangi sonuçları doğurur?
- Davaya bakan mahkeme, görevli olmadığı kanaatine varırsa kovuşturmanın herhangi bir aşamasında görevsizlik kararı verebilir; bu karar taraf talebine bağlı değildir.
- İddianame kabul edildikten sonra, suçun hukuki niteliğinin değiştiği gerekçesiyle görevsizlik kararı verilemez; bu sınırlama m.6 hükmü saklı kalarak uygulanır.
- Mahkemenin görevini aşan ya da görevi dışında kalan bir işin iddianamenin kabulünden sonra anlaşılması hâlinde, mahkeme dosyayı görevli mahkemeye gönderir.
- Görev uyuşmazlığı çıkarsa, görevli mahkemeyi ortak yüksek görevli mahkeme belirler.
- Görevli olmayan hâkim veya mahkemece yapılan işlemler, yenilenmesi mümkün olmayanlar dışında hükümsüzdür.
- Görev kamu düzenine ilişkin olduğundan taraflar anlaşarak görevli mahkemeyi değiştiremez.
Kovuşturma evresinde re'sen görev incelemesi ile iddianame kabulünden sonra görevsizlik arasındaki fark nedir?
Mahkeme, kovuşturmanın her aşamasında görevli olup olmadığını kendiliğinden inceleyebilir.
İddianame kabul edildikten sonra, yalnızca suçun hukuki niteliğinin değişmesi gerekçesiyle alt dereceli mahkemeye görevsizlik kararı verilemez.
Re'sen inceleme yetkisi vardır, ama bu yetki m.6'daki sınırlamaya tabidir. Görevsizlik gerekçesi iddianame sonrası değişmişse, mahkeme görevsizlik yerine davanın esasına girmek zorundadır.
Olumlu görev uyuşmazlığı ile olumsuz görev uyuşmazlığı arasındaki fark nedir?
Birden fazla mahkeme kendini görevli görür.
Birden fazla mahkeme kendini görevsiz görür ve dava hiçbir mahkemede görülmez.
Her iki hâlde de uyuşmazlık ortak yüksek görevli mahkemece çözülür ve görevli mahkeme belirlenir.
Görevli olmayan mahkemenin işlemi ile yenilenebilir işlem arasındaki fark nedir?
Görevli olmayan hâkim veya mahkemece yapılan işlem, yenilenmesi mümkün olmayan işlemler dışında hükümsüzdür.
Yenilenmesi mümkün olan işlemler ise geçersizlik yerine yenileme yoluyla giderilebilir.
Hükümsüz işlemler yeniden yapılmadan hüküm kuramaz; yenilenebilir işlemler düzeltilerek sürdürülebilir.
Re'sen görev kararı ve görevde uyuşmazlık: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Duruşmada suçun hukuki niteliğinin değiştiği gerekçesiyle görevsizlik kararı vermek; m.6 sınırlaması göz ardı edilmiş olur.
- Görevin taraflar arasında anlaşmayla değiştirilebileceğini varsaymak; görev kamu düzenine ilişkindir.
- Görevsiz mahkemenin yaptığı işlemi, yenilenmesi mümkün olup olmadığına bakmadan tümüyle geçerli saymak; yenilenmesi mümkün olmayan işlemler hükümsüzdür.
- Olumsuz görev uyuşmazlığında uyuşmazlığı çözmek yerine dosyayı taraflardan birine iade etmek.
- Uyuşmazlığın çözüm merciini belirlerken mahkemelerin yargı çevresini ve üst derecesini dikkate almamak; aynı ağır ceza yargı çevresinde ağır ceza mahkemesi, farklı çevrelerde ilgili yüksek merci belirleyicidir.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Kovuşturma aşamasında mahkemenin re'sen görev incelemesi yapabileceği, ancak iddianame kabulünden sonra görevsizlik kararının m.6 sınırları içinde kaldığı kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2008/251 E., 2009/30 K., 17.02.2009)
- Görev uyuşmazlığına yol açan görevsizlik kararı verilmiş olsa bile, uyuşmazlığın hangi mahkeme tarafından çözüleceğinin m.4/2 kapsamında belirlendiği kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2012/722 E., 2012/234 K., 19.06.2012)
- Asliye ceza mahkemesi ile ağır ceza mahkemesi arasında doğan olumsuz görev uyuşmazlığında, aynı ağır ceza yargı çevresinde bulunmaları hâlinde müşterek görevli mahkemenin ağır ceza mahkemesi olduğu kabul edilmektedir. (15. Ceza Dairesi, 2013/18290 E., 2013/14873 K., 07.10.2013)
- Görevsizlik kararının m.6 çerçevesinde değerlendirilmesi ve dosyanın yanlış mahkemeye gönderilmesinin önlenmesi gerektiği kabul edilmektedir. (11. Ceza Dairesi, 2023/3747 E., 2024/5282 K., 24.04.2024)
- Konut dokunulmazlığını ihlal suçunun uzlaştırmaya tabi olup olmadığı, birlikte işlenen suçlar nedeniyle görev ve uzlaşma bakımından ayrıca değerlendirilmektedir. (2. Ceza Dairesi, 2025/950 E., 2025/3309 K., 25.02.2025; 2. Ceza Dairesi, 2023/19139 E., 2023/8974 K., 13.12.2023)
Nasıl ispat edilir?
- Görevsizlik kararı verilmesini ya da görev uyuşmazlığının çözümünü talep eden taraf, bu talebin dayanağı olan olguyu ve hukuki gerekçeyi ortaya koymakla yükümlüdür.
- Görevin kanunla belirlenmiş olması nedeniyle, suçun niteliği ve cezasına ilişkin bilgiler iddianame ve dosya içeriğinden ispat edilir.
- Re'sen inceleme yapan mahkeme görevsizliği dosya üzerinden değerlendirir; dosyada yer alan delil ve iddianame kayıtları bu değerlendirmenin temelidir.
- İddianame kabul edildikten sonra suçun hukuki niteliğinin değiştiği iddiasını ileri süren taraf, bu değişikliği dosya kayıtlarıyla ortaya koymalıdır; m.6 sınırlaması bu iddiayı dışlar.
- Görev uyuşmazlığının varlığı, iki mahkemenin birbirinden bağımsız görev kararlarının dosyadan anlaşılmasıyla ortaya konur.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 5271 sayılı Kanun m.3: Mahkemelerin görevlerinin kanunla belirlendiğini düzenler; m.4'teki re'sen inceleme bu kanuni belirlemenin uygulanmasıdır.
- 5271 sayılı Kanun m.6: İddianamenin kabulünden sonra görevsizlik kararı verilememesi kuralını düzenler; m.4'teki re'sen yetkinin sınırını oluşturur ve madde metninde 'saklıdır' ifadesiyle açıkça anılır.
- 5271 sayılı Kanun m.223: Görevsizlik kararlarına ilişkin kanun yolu ve bu kararların itiraz usulünü düzenler; m.4 ile birlikte görev uyuşmazlığının usul yönünü tamamlar.
CMK m.5 — Görevsizlik kararı verilmesi gereken hâl ve sonucu
5271 sayılı Kanun'un 5. maddesi, iddianamenin kabulünden sonra işin davayı gören mahkemenin görevini aştığı veya dışında kaldığının anlaşılması hâlinde verilecek görevsizlik kararını ve bu kararın işin görevli mahkemeye gönderilmesi sonucunu düzenler; adli yargı içindeki mahkemeler bakımından görevsizlik kararlarına itiraz yolunu açar. Kural, kovuşturma aşamasında yargılamaya devam eden mahkemeye ve iddianamenin kabulü sonrasında ortaya çıkan görev sorununa uygulanır. Madde, iddianame kabul edilmeden önceki görevsizlik değerlendirmesini düzenlemez; bu konu iddianamenin iadesi ve görevli mahkemenin tespiti ile ilgilidir. Duruşmada suçun hukuki niteliğinin değişmesi nedeniyle görevsizlik kararı verilemeyeceği hâli 6. maddede düzenlenmiştir. Yetki uyuşmazlığı ile görev uyuşmazlığının çözüm yolu ve Yargıtay'ın bu konudaki denetimi ayrı hükümlere (CMK m.10 ve ilgili uyuşmazlık düzenlemeleri) bağlıdır.
Görevsizlik kararı verilmesi gereken hâl ve sonucu: hangi kavramlar bilinmeli?
- Görevsizlik kararı
- Mahkemenin, yargılamaya bakmakta görevli olmadığını belirleyerek işi görevli mahkemeye gönderdiği ara karardır. Madde, bu kararın iddianamenin kabulünden sonra verilebilecek hâlini düzenler.
- İddianamenin kabulü
- Kovuşturma evresinin başlamasını sağlayan mahkeme kararıdır. Kabulden sonra görevsizlik kararı verilebilmesi bu maddenin özel hükmüne tabidir.
- Görevin aşılması
- Mahkemenin görev alanına girmeyen bir işe bakmasıdır; işin, mahkemenin görev alanının üstünde veya dışında kalması hâlidir.
- Görev dışında kalma
- İşin mahkemenin görev alanına hiç girmemesidir. Madde, görevin aşılması ile birlikte bu hâli de kapsar.
- Adli yargı içindeki mahkeme
- Adli yargı teşkilatı içinde yer alan ceza mahkemeleridir. Fıkra 2'deki itiraz yolu yalnız bu mahkemelerin verdiği görevsizlik kararları bakımından öngörülmüştür.
Görevsizlik kararı verilmesi gereken hâl ve sonucu: hangi şartlar aranır?
- Dava için iddianamenin kabul edilmiş olması gerekir.
- Kabul edildikten sonra işin, davayı gören mahkemenin görevini aştığı veya görev alanı dışında kaldığı anlaşılmalıdır.
- Görevsizlik değerlendirmesi duruşmada suçun hukuki niteliğinin değişmesi gerekçesiyle yapılmamalıdır; bu hâl 6. maddenin kapsamındadır.
- Mahkeme bu saptamayı bir kararla yapmalı ve işi görevli mahkemeye göndermelidir.
Görevsizlik kararı verilmesi gereken hâl ve sonucu: hangi sonuçları doğurur?
- İddianame kabul edildikten sonra işin görevli olmadığı anlaşılırsa mahkeme bir kararla işi görevli mahkemeye gönderir.
- Görevsizlik kararı verilirse dosya görevli mahkemeye gönderilir ve yargılama orada sürer.
- Adli yargı içindeki mahkemelerin görevsizlik kararına karşı itiraz yoluna gidilebilir.
- Duruşmada suçun hukuki niteliğinin değişmesi gerekçesiyle alt dereceli mahkemeye görevsizlik kararı verilemez (m.6).
- Görevsizlik değerlendirmesi, görev alanı dışında kalan bir işte kanun yoluna konu olabilecek bir hukuka aykırılık doğurur.
İddianamenin kabulünden önce ile sonra görevsizlik arasındaki fark nedir?
Kabulden önce görevsizlik sorunu, iddianamenin değerlendirilmesi aşamasında ele alınır.
Kabulden sonra görevsizlik, 5. maddedeki kararla işin görevli mahkemeye gönderilmesi yoluyla çözülür.
Kabul sonrasında görevsizlik kararı verilebilir; ancak bu maddenin uygulanması için iddianamenin kabulü şarttır.
Görevin aşılması ile görev dışında kalma arasındaki fark nedir?
Görevin aşılması, mahkemenin görev alanının üstünde bir işe bakmasıdır.
Görev dışında kalma, işin mahkemenin görev alanına hiç girmemesidir.
Madde iki hâli birlikte sayar; her iki durumda da mahkeme işi görevli mahkemeye göndermek zorundadır.
Adli yargı içi görevsizlik ile adli yargı dışı görevsizlik arasındaki fark nedir?
Adli yargı içindeki mahkemelerin görevsizlik kararı, fıkra 2 uyarınca itiraz yoluna tabidir.
Adli yargı dışındaki bir merciye ilişkin görevsizlik kararı bu maddenin itiraz hükmünün kapsamında değildir; konu CMK m.223/10 ve uyuşmazlık düzenlemeleri ile ilgilidir.
İtiraz yolu yalnız adli yargı içindeki mahkemeler bakımından açıktır.
Madde 5 ile madde 6 arasındaki fark nedir?
Madde 5, iddianamenin kabulünden sonra görevsizlik kararını ve işin gönderilmesini düzenler.
Madde 6, duruşmada suçun hukuki niteliğinin değiştiği gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmesini yasaklar.
Duruşmada niteliğin değişmesi gerekçesiyle alt dereceli mahkemeye gönderme yapılamaz; bu nedenle iki madde birlikte okunmalıdır.
Görevsizlik kararı verilmesi gereken hâl ve sonucu: sık yapılan hatalar nelerdir?
- İddianamenin kabulünden önceki görevsizlik değerlendirmesini 5. madde kapsamında saymak; bu hâl için madde metni uygulanmaz.
- Duruşmada suçun hukuki niteliğinin değişmesini gerekçe göstererek alt dereceli mahkemeye görevsizlik kararı vermek; bu 6. maddeye aykırıdır.
- Adli yargı dışındaki merci hakkında verilen görevsizlik kararını fıkra 2'deki itiraz hükmüne göre değerlendirmek; itiraz yolu yalnız adli yargı içi mahkemeler için öngörülmüştür.
- Görevsizlik kararının kesin olduğunu varsayıp kanun yolu denetimini tamamen dışlamak; görev kararlarının denetimi ayrı hükümlere bağlıdır.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Yargıtay, iddianamenin kabulünden sonra görevsizlik kararının ancak yetkili mahkeme tarafından ve kabul sonrası aşamada verilebileceğini kabul etmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2010/166 E., 2010/197 K., 19.10.2010)
- Görevsizlik kararının iddianame kabul edildikten sonra verilebilmesi, görev kuralına aykırılığın yargılama sırasında fark edilmesine bağlanmaktadır. (Ceza Genel Kurulu, 2010/235 E., 2010/247 K., 07.12.2010)
- Asliye ceza mahkemesinin görevsizlik kararına karşı ağır ceza mahkemesinin verdiği kabul kararı, zımni görev uyuşmazlığı doğuracak nitelikte değerlendirilmiştir. (Ceza Genel Kurulu, 2010/167 E., 2010/195 K., 12.10.2010)
- Duruşmada suçun hukuki niteliğinin değiştiği gerekçesiyle alt dereceli mahkemeye gönderme yasağı, 5. maddenin uygulanmasını sınırlamaktadır. (Ceza Genel Kurulu, 2015/4 E., 2019/46 K., 24.01.2019)
Nasıl ispat edilir?
- Görevsizlik kararı talep eden taraf veya mahkeme, işin görev alanı dışında kaldığını dosya kapsamı ve iddianamedeki vasıflandırma üzerinden ortaya koyar.
- Görev bakımından esas alınacak belge iddianamedir; suçun niteliği ve fail-mağdur unsurları iddianamede gösterilen sınırlara göre değerlendirilir.
- Karşı tarafın görevsizlik kararına itiraz etmesi hâlinde, itirazı yerinde görmesi gereken merci kararın gerekçesi ile dosya kapsamını birlikte değerlendirir.
- Duruşmada niteliğin değiştiği savunulan hallerde, 6. maddedeki yasağın varlığı ayrıca ortaya konulmalıdır.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 5271 m.6: Duruşmada suçun hukuki niteliğinin değişmesi gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmesini yasaklar; 5. maddedeki genel kuralın istisnasını oluşturur.
- 5271 m.10: Birleştirilen davaların ayrılması hâlinde görev kuralına ilişkin istisnayı düzenler; görevsizlik değerlendirmesiyle bağlantılıdır.
- 5271 m.223: Görevsizlik kararlarının kanun yolu bakımından değerlendirilmesini düzenler; 10. fıkrası adli yargı dışındaki merciye yönelik kararı hüküm sayar.
CMK m.6 — Görevsizlik kararı verilemeyecek hâl
Madde, duruşmada suçun hukuki niteliğinin değiştiğinden bahisle görevsizlik kararı verilmesini ve dosyanın bu gerekçeyle alt dereceli mahkemeye gönderilmesini engeller. Düzenlediği konu, kovuşturma aşamasında görevsizlik kararı verilebilecek zaman sınırının duruşma anı ile belirlenmesidir. Kural, duruşmada görev yönünden yargılamayı sürdüren üst derecedeki mahkemeye uygulanır. Madde, iddianamenin kabulünden sonra görevsizlik kararı verilmesine ilişkin genel kuralı düzenlemez; bu genel kural ayrı bir maddede yer alır (m.5). Ayrıca görevsiz mahkemece yapılan işlemlerin akıbeti (m.7), davaların birleştirilmesi halinde görev kurallarına getirilen istisna (m.10) ve görev uyuşmazlığının çözümü (m.14 ve devamı) bu maddenin kapsamı dışındadır.
Görevsizlik kararı verilemeyecek hâl: hangi kavramlar bilinmeli?
- Görevsizlik kararı
- Mahkemenin işin kendisine ait olmadığını saptayarak dosyayı görevli mahkemeye gönderdiği karardır. Bu madde, duruşma aşamasında verilebilecek bir görevsizlik kararını yasaklar.
- Suçun hukuki niteliği
- Fiilin hangi suç tipine uyduğunun hukuki vasıflandırmasıdır. Madde, bu vasıflandırmanın değişmesini duruşmada görevsizlik gerekçesi olarak kabul etmez.
- Duruşma
- Kovuşturma evresinde hükme esas yargılamanın yapıldığı aşamadır. Maddede zaman ölçütü olarak kullanılır; duruşmanın hangi anda başladığı bu ölçütün sınırını belirler.
- Alt dereceli mahkeme
- Dosyanın gönderilmesi halinde görevli sayılan, üst dereceli mahkemeye göre daha düşük dereceli mahkemedir. Madde, duruşmada bu yönde bir gönderimi engeller.
Görevsizlik kararı verilemeyecek hâl: hangi şartlar aranır?
- Mahkemenin duruşma aşamasında olması gerekir; kural iddianamenin kabulünden sonra görev sorununun duruşmada ortaya çıkması durumunda işler.
- Gerekçe, suçun hukuki niteliğinin değişmiş olması olmalıdır; görevsizlik bu vasıflandırma değişikliğine dayandırılamaz.
- Dosya alt dereceli mahkemeye bu gerekçeyle gönderilmemelidir; bu hal kanunda açıkça yasaklanmıştır.
- Maddenin sınırı, görevsizliğin başka bir gerekçeye dayanması halinde kendiliğinden aşılmaz; madde yalnız hukuki niteliğin değişmesi nedenine ilişkindir.
Görevsizlik kararı verilemeyecek hâl: hangi sonuçları doğurur?
- Duruşmada suçun hukuki niteliğinin değiştiği gerekçesiyle görevsizlik kararı verilemez.
- Bu gerekçeyle dosya alt dereceli mahkemeye gönderilemez; mahkeme yargılamayı sürdürmek zorundadır.
- Duruşmada görev sorunu, vasıflandırma değişikliği dışında bir nedene dayanıyorsa madde uygulanmaz; bu durumda görevsizlik kararı verilebilir.
- Maddeye aykırı olarak verilen görevsizlik kararı, kanun yolunda mutlak bozma nedeni oluşturabilir. (Ceza Genel Kurulu, 2011/200 E., 2011/263 K., 13.12.2011)
- Madde emredicidir; taraflar anlaşarak veya mahkeme takdiriyle aksini kabul edemez.
Duruşma öncesi ile duruşmada görevsizlik arasındaki fark nedir?
Duruşma öncesinde, iddianamenin kabulünden sonra mahkeme görevsizliğini saptarsa m.5 uyarınca görevli mahkemeye gönderme yapabilir.
Duruşmada suçun hukuki niteliğinin değiştiği gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmesi bu madde ile yasaklanmıştır.
Aynı görev sorunu duruşma öncesinde ve duruşmada farklı sonuç doğurur; duruşmada bu gerekçeyle gönderme yapılamaz.
Vasıflandırma değişikliği ile yetki ve görev dışı kalma arasındaki fark nedir?
Suçun hukuki niteliğinin değişmesi, yani vasıflandırmanın değişmesi, bu maddede düzenlenen yasağın konusudur.
İddianamedeki anlatımdan eylemin üst mahkemenin görevine girmediği açıkça anlaşılıyorsa durum farklıdır.
Anlatımdan açıkça alt dereceli mahkemenin görevine girdiği anlaşılan hallerde üst mahkemenin dosyayı göndermesi gerekir; bu, vasıflandırma değişikliği ile yapılan gönderme değildir.
Görevsizlik kararı verilemeyecek hâl: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Duruşmada görevsizlik kararının vasıflandırma değişikliği gerekçesiyle verilebileceğini düşünmek; madde bu gerekçeyi açıkça yasaklar.
- Duruşma öncesi görevsizlik kuralını (m.5) duruşmadaki yasakla karıştırmak; iki durumun zamanı ve sonucu farklıdır.
- İddianame anlatımından açıkça görevsizlik anlaşıldığında dahi dosyayı göndermemek; yasak yalnız vasıflandırma değişikliği gerekçesine ilişkindir.
- Maddeyi genel bir görevsizlik sınırlaması olarak okumak; madde yalnız duruşmada hukuki niteliğin değişmesi hâlini düzenler.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Ceza Genel Kurulu, 5271 sayılı Kanun'un 6. maddesinin duruşmada vasıflandırma değişikliğine dayanan görevsizlik kararını engellediğini kabul etmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2011/276 E., 2011/284 K., 20.12.2011; Ceza Genel Kurulu, 2011/200 E., 2011/263 K., 13.12.2011; Ceza Genel Kurulu, 2012/58 E., 2012/208 K., 22.05.2012)
- Yargıtay, üst derece mahkemesinin duruşmada görevsizlik kararı verip dosyayı alt dereceli mahkemeye gönderemeyeceğini, ancak iddianame anlatımından eylemin açıkça alt mahkemenin görevine girdiğinin anlaşılması halinde gönderme yapabileceğini kabul etmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2011/276 E., 2011/284 K., 20.12.2011; Ceza Genel Kurulu, 2011/200 E., 2011/263 K., 13.12.2011)
Nasıl ispat edilir?
- Görevsizlik kararının duruşmada vasıflandırma değişikliğine dayandığını ileri süren taraf, bu gerekçenin dosyada yer aldığını belgeyle ortaya koymalıdır; duruşma tutanağı ve ara karar bu amaçla kullanılır.
- Mahkemenin görevsizlik kararının iddianame anlatımından açıkça alt mahkemenin görevine girdiği sonucuna dayandığını ileri süren taraf, bu sonucu iddianamenin metniyle ispatlar.
- Görevsizlik kararının gerekçesinin vasıflandırma değişikliği olmadığını ileri süren taraf, bu iddiasını dosya içeriği ile gösterir.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 5271 m.5: İddianamenin kabulünden sonra işin görevli mahkemeye gönderilmesini düzenler; bu madde m.5'teki genel kuralın duruşma aşamasındaki istisnasını oluşturur.
- 5271 m.7: Görevli olmayan mahkemece yapılan işlemlerin akıbetini düzenler; görevsizlik kararı verilmediği durumda işlemlerin geçerliliğine ilişkindir.
- 5271 m.10: Birleştirilen davaların ayrılması halinde görev kurallarına getirilen istisnayı düzenler; duruşma zamanı ölçütünün tutarsızlığını gösteren bir karşılaştırma noktasıdır.
CMK m.7 — Görevli olmayan hâkim veya mahkemenin işlemleri
Madde, görevli olmayan hâkim veya mahkemece yapılan işlemlerin hukuki akıbetini düzenler. Kural olarak bu işlemleri hükümsüz sayar, ancak yenilenmesi mümkün olmayan işlemleri bu hükmün dışında tutar. Madde, işlemin hangi hâkim veya mahkemece yapılacağını ve yetkili merciin yeniden yapılacak işlemleri belirleme yöntemini ayrıca düzenlemez; görevsizlik kararının kesinleşmesi, dosyanın gönderilmesi ve görevli mahkemenin yargılamaya devam etmesi usulü başka hükümlerde yer alır (m.3-6 görev kuralları, m.8 görev uyuşmazlığı, m.21 gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde yapılan işlemler). Yetkisiz hâkim veya mahkemenin işlemleri (yetki yönünden) bu maddenin kapsamında değildir (m.21). Yetki uyuşmazlığının çözümü ve yetkisizlik nedeniyle işlemlerin geçerliliği ayrı bir değerlendirme gerektirir. Madde, görevi bulunmayan mahkemenin işlemlerinin hukuki değerini belirler; delil değerlendirmesi ve hükmün denetimi bu maddenin konusu değildir.
Görevli olmayan hâkim veya mahkemenin işlemleri: hangi kavramlar bilinmeli?
- Görevsiz hâkim veya mahkeme
- Yargılamanın konusu olan suçu, kanunun görev kurallarına göre bakmaya yetkili olmayan hâkim veya mahkemedir. Görevli olup olmadığı, suçun niteliği ve kanunda öngörülen ölçütlere göre belirlenir.
- Hükümsüzlük
- Görevsiz mahkemece yapılan işlemin kendiliğinden hüküm doğurmamasıdır. Madde, hükümsüzlüğü yok anlamında değil, işlemin görevli mahkemece yeniden yapılması gerektiği biçiminde anlamak gerektiğini kabul eder. Yenilenebilen işlemler hükümsüzdür, yenilenemeyen işlemler bu hükmün dışında kalır.
- Yenilenmesi mümkün olmayan işlem
- Aynı şekilde ve aynı ortamda tekrarlanması olanaksız hâle gelmiş işlemdir. Örneğin sonradan ölen bir tanığın görevsiz mahkemece dinlenmiş olması böyle bir işlemdir; bu işlem geçerliliğini korur.
- Yenilenme
- Görevli mahkemenin, görevsiz mahkemece yapılan işlemi kendi huzurunda usulüne uygun biçimde yeniden yapmasıdır. Tanık dinlenmesi, sorgu ve keşif gibi işlemler bu kapsamdadır.
Görevli olmayan hâkim veya mahkemenin işlemleri: hangi şartlar aranır?
- Yapılan işlemi gerçekleştiren hâkim veya mahkemenin, yargılanan suç bakımından görevli olmadığı belirlenmiş olmalıdır.
- İşlemin yenilenmesinin mümkün olması gerekir; yenilenmesi mümkün olmayan işlemler bu hükmün dışında kalır.
- Yenilenebilen işlemin, görevli mahkemece usulüne uygun biçimde yeniden yapılması zorunludur.
- Yenilenmesi mümkün olmayan işlemin varlığını sürdürmesi için, o işlemin görevli mahkemece yeniden yapılmamış olması yeterlidir; ayrıca yenileme aranmaz.
Görevli olmayan hâkim veya mahkemenin işlemleri: hangi sonuçları doğurur?
- Görevli olmayan hâkim veya mahkemece yapılan ve yenilenebilen işlemler hükümsüzdür.
- Yenilenebilen işlemler, görevli mahkemece usulüne uygun biçimde yeniden yapılmadıkça hükme esas alınamaz.
- Görevli mahkeme, görevsiz mahkemede yapılmış tanık beyanlarına yeniden dinleme yapmadan dayanarak hüküm kurarsa, hüküm usule aykırı olur.
- Yenilenmesi mümkün olmayan işlemler, örneğin sonradan ölen tanığın dinlenmesi, geçerliliğini korur ve delil olarak kullanılabilir.
- Görevsizlik kararının benimsenip yargılamaya başlanması, tekrarlanması mümkün olmayanlar dışındaki bütün işlemlerin yenilenmesi zorunluluğunu doğurur.
- Görevli mahkemenin verdiği hüküm, suç görevli mahkemenin görev alanında olsa bile, yenilenmesi gereken işlemlerin yenilenmemesi nedeniyle bu yönden bozulmayı gerektirebilir.
- Maddenin emredici nitelikte olduğu, bu konuda taraflar arasında bir anlaşmanın geçerli olmadığı kabul edilir.
Yenilenebilen işlem ile yenilenemeyen işlem arasındaki fark nedir?
Tekrarlanması mümkün olan işlemler, örneğin tanık dinlenmesi, sorgu ve keşif, görevli mahkemede yeniden yapılmalıdır.
Sonradan ölen tanık gibi tekrarı olanaksız işlemler, görevsiz mahkemede yapılmış olsa da varlığını sürdürür.
Yenilenebilen işlem hükümsüz sayılır ve görevli mahkeme tarafından yeniden yapılmadan hükme esas alınamaz. Yenilenemeyen işlem geçerliliğini korur ve hükme esas alınabilir.
Görev ile yetki arasındaki fark nedir?
Görevsizlik, suçun niteliğine bağlı ve kamu düzenine ilişkin bir kuraldır; bu maddenin kapsamına girer.
Yetkisizlik, yer ve yargı çevresine bağlı bir kuraldır; bu madde kapsamında değildir.
Görevsiz mahkemenin işlemleri m.7 uyarınca hükümsüzdür. Yetkisiz mahkemenin gecikmesinde sakınca bulunan hâllerdeki işlemleri m.21 ile değerlendirilir.
Görevsiz mahkemenin tutanağı ile görevli mahkemenin yeniden dinlemesi arasındaki fark nedir?
Görevsiz mahkemede dinlenen tanığın beyanı tutanaklara geçmiş olsa da, görevli mahkeme bu tutanağa dayanarak hüküm kuramaz.
Görevli mahkeme tanığı kendi huzurunda usulüne uygun şekilde yeniden dinlerse, beyan kendi delili olarak değerlendirilebilir.
Yeniden dinleme yapılmadan verilen hüküm usule aykırıdır ve bozma sebebidir.
Görevli olmayan hâkim veya mahkemenin işlemleri: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Görevsiz mahkemede yapılan bütün işlemleri hükümsüz saymak; oysa yenilenmesi mümkün olmayan işlemler geçerliliğini korur.
- Yenilenmesi mümkün olmayan işlemi, görevli mahkemece yeniden yapılmadığı gerekçesiyle geçersiz saymak.
- Görevsizlik kararının benimsenip yargılamaya başlanmasını, yenilenmesi gereken işlemleri yenilemeden hüküm kurmak için yeterli saymak.
- Görevli mahkemenin, suçun görevli mahkemenin görev alanında olması nedeniyle yenileme yükümlülüğünü ortadan kalkmış saymak; yenileme yükümlülüğü bu nedenle ortadan kalkmaz.
- Yetki yönünden yapılmış işlemleri bu maddeye göre değerlendirmek; yetki yönünden yapılan işlemler m.21 kapsamında ayrıca değerlendirilir.
- Yenilenmesi mümkün olmayan işlemi, tekrarlanmadığı için hükümsüz saymak; bu işlemler geçerliliğini korur.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Görevsiz mahkemece dinlenen tanıkların, görevli mahkeme tarafından yeniden dinlenmeden beyanlarına dayanılarak hüküm kurulmasının usule aykırı olduğu kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2008/251 E., 2009/30 K., 17.02.2009; Ceza Genel Kurulu, 2025/295 E., 2025/405 K., 15.10.2025)
- Görevsizlik kararının benimsenip yargılamaya başlanmasının, tekrarlanması mümkün olmayan işlemler dışındaki işlemlerin yenilenmesi zorunluluğunu doğurduğu kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2008/251 E., 2009/30 K., 17.02.2009)
- Görevli mahkemenin, suç görevsiz mahkemenin görev alanında olsa bile, yapılan işlemleri yenilemeden hüküm kurmasının bozma sebebi sayıldığı kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2008/251 E., 2009/30 K., 17.02.2009)
- Sonradan ölen tanığın görevsiz mahkemede dinlenmiş olmasının, bu beyanın geçerliliğini koruyacağı ve delil olarak kullanılabileceği kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2024/490 E., 2025/197 K., 30.04.2025)
- Sanığın sorgusunun görevli mahkemede yeniden yapılmasının zorunlu olduğu kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2008/251 E., 2009/30 K., 17.02.2009)
- Görevsizlik kararı veren mahkemenin işlemlerinin yenilenmesi gerektiğinde, bu işlemlerin bizzat görevli mahkeme huzurunda yapılmasının zorunlu olup olmadığının somut olaya göre değerlendirilmesi gerektiği kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2008/251 E., 2009/30 K., 17.02.2009)
- Yenilenmesi gereken işlemlerin görevli mahkemece yapılmaması durumunda, bu eksikliğin hükmün bozulmasına yol açacağı kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2015/1179 E., 2019/515 K., 02.07.2019)
Nasıl ispat edilir?
- Görevsizlik nedeniyle işlemin hükümsüz olduğunu ileri süren taraf, yenilenmesi gereken işlemin görevsiz mahkemede yapıldığını ve görevli mahkemece yeniden yapılmadığını ispatla yükümlüdür; bu durum dosyadaki tutanaklarla belirlenir.
- Yenilenmesi mümkün olmayan bir işlemin geçerliliğini savunan taraf, işlemin yenilenemez olduğunu, örneğin tanığın öldüğünü resmî kayıtlarla ispatlamalıdır.
- Görevli mahkemenin tanığı yeniden dinlemediği iddiası, duruşma tutanağı ve mahkeme kayıtlarıyla ispatlanır.
- Görevsiz mahkemede yapılmış ve yenilenebilir bir işlemin görevli mahkemece yeniden yapılmadan hükme esas alındığı iddiasında, hükmün dayandığı delillerin dosyadaki tutanaklarla karşılaştırılması gerekir.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 5271 sayılı Kanun m.3: Görev kurallarının genel çerçevesini çizer; görevsizliğin hangi hâllerde ortaya çıktığını belirler ve bu maddedeki hükümsüzlüğün ön koşulunu oluşturur.
- 5271 sayılı Kanun m.8: Görev uyuşmazlığının çözüm yolunu düzenler; görevsiz mahkemenin işlemlerinin yenileneceği durumun usul temelini oluşturur.
- 5271 sayılı Kanun m.21: Yetki bakımından yetkisiz hâkim veya mahkemenin gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde yaptığı işlemleri düzenler; bu madde ile ayrım konusudur.
- 5271 sayılı Kanun m.147: Sanığın sorgusunun usulüne uygun yapılmasını düzenler; görevli mahkemede sorgunun yenilenmesi gereken durumlarda uygulanır.
- 5271 sayılı Kanun m.191: Tanık dinlenmesine ilişkin usulü düzenler; görevli mahkemenin tanıkları yeniden dinlemesi gerektiğinde uygulanır.
CMK m.8 — Bağlantı kavramı
Madde, iki halde bağlantının varsayıldığını düzenler: bir kişinin birden fazla suçtan sanık olması ve bir suçta her ne sıfatla olursa olsun birden fazla sanığın bulunması. İkinci fıkra, suçun işlenmesinden sonra suçluyu kayırma ile suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme fiillerini de bağlantılı suç sayar. Madde, bağlantının sonuçlarını düzenlemez; davaların yüksek görevli mahkemede birleştirilmesi (m.9), görülmekte olan davaların birleştirilmesi ve ayrılması (m.10) ve geniş bağlantı (m.11) ayrı maddelerde yer alır. Ayrıca bağlantının kesilmesi, yetki ve görev kurallarının uygulanması ve birleştirme kararına karşı kanun yolları bu maddenin kapsamı dışındadır.
Bağlantı kavramı: hangi kavramlar bilinmeli?
- Bağlantı
- Birden fazla suç veya birden fazla sanık arasında, kanunun saydığı hallerde, davaların birlikte görülmesini mümkün kılan ilişkidir. Madde, bağlantının varlığını kanun gereği varsayar; hâkimin ayrıca takdirine bırakmaz.
- Kişisel bağlantı
- Aynı kişinin birden fazla suçtan sanık olması halidir. Suçların birbiriyle ilgili olması aranmaz; sanığın tek kişi olması yeterlidir.
- Eylemsel bağlantı
- Bir suçta her ne sıfatla olursa olsun birden fazla sanığın bulunmasıdır. Sanıkların failliğe, azmettirene veya yardım edene dayalı sıfatları birbirinden ayrılmaz; sıfat farkı bağlantıyı ortadan kaldırmaz.
- Bağlantılı suç
- Asıl suç işlendikten sonra suçluyu kayırma veya suç delillerini yok etme, gizleme ya da değiştirme fiillerinin kendisidir. Bu fiiller, asıl suçla birlikte aynı davada görülebilecek suç sayılır.
- Suç delillerini yok etme, gizleme, değiştirme
- Suçun ispatına yarayacak iz, eser ve emarelerin ortadan kaldırılması, saklanması veya biçimlerinin değiştirilmesidir. Fıkra bu üç fiili ayrı ayrı sayar.
Bağlantı kavramı: hangi şartlar aranır?
- Bir kişinin birden fazla suçtan sanık olması ya da bir suçta her ne sıfatla olursa olsun birden fazla sanığın bulunması gerekir; bu hallerden biri varsa bağlantı kanun gereği kabul edilir.
- Bağlantı için suçların aynı zamanda ya da aynı olayda işlenmiş olması ayrıca aranmaz; kişisel bağlantıda suçlar arasındaki ilgi de kural olarak şart değildir.
- İkinci fıkra kapsamında bağlantı için asıl suçun işlenmiş olması ve fiilin asıl suçtan sonra işlenmiş olması gerekir.
- Suçluyu kayırma, suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme fiillerinden birinin işlenmiş olması gerekir; bu fiiller asıl suçun failinin dışındaki kişilerce de işlenebilir.
- Bağlantılı suçların değişik mahkemelerin görevine girmesi, birleştirme için ayrı bir koşul olarak m.9'da aranır; m.8 bu koşulu kendisi kurmaz.
Bağlantı kavramı: hangi sonuçları doğurur?
- Bağlantı bulunduğunda, bağlantılı davaların birleştirilmesi için m.9 ve m.10 uygulanabilir hale gelir.
- Bağlantılı suçlardan her biri farklı mahkemelerin görevine giriyorsa, davalar birleştirilerek yüksek görevli mahkemede açılabilir (m.9).
- Bağlantı yoksa birleştirme için m.8 dayanak olamaz; ancak m.11 kapsamında geniş bağlantı gerekçesiyle birleştirme yapılabilir.
- Bağlantı varsayılan hallerde fiilin ayrıca bir bağlantı araştırmasına gerek yoktur; m.8 ilgili halin gerçekleşmesini yeterli görür.
- Asıl suçun işlenmesinden önce yapılan kayırma veya delil karartma fiilleri ikinci fıkra kapsamında bağlantılı suç sayılmaz.
Kişisel bağlantı ile eylemsel bağlantı arasındaki fark nedir?
Kişisel bağlantıda tek bir sanık birden fazla suçtan yargılanır ve bağlantı sanığın kişiliğinden doğar.
Eylemsel bağlantıda tek bir suç vardır ve birden fazla sanık bu suçtan yargılanır; bağlantı suçun ortaklığından doğar.
Her iki halde de davalar m.9 uyarınca birleştirilebilir; ancak kişisel bağlantıda birleşen suçlar birbirinden bağımsız olabilir.
Fıkra 1 ile fıkra 2 arasındaki fark nedir?
Birinci fıkra suçun failine ilişkin kişisel veya eylemsel bağlantıyı düzenler.
İkinci fıkra asıl suçtan sonra işlenen kayırma ve delil karartma fiillerini bağlantılı suç olarak sayar.
İkinci fıkradaki fiiller ayrı bir suç olarak yargılanıyorsa bile asıl suçla bağlantılı kabul edilir ve birleştirme yapılabilir.
Madde 8 bağlantısı ile madde 11 geniş bağlantı arasındaki fark nedir?
Madde 8'deki bağlantı, kanunda sayılan hallerin gerçekleşmesine bağlıdır ve kanun gereği varsayılır.
Madde 11'deki geniş bağlantıda m.8 halleri bulunmaz; mahkeme bakmakta olduğu davalar arasında bağlantı görürse takdir yetkisiyle birleştirir.
Geniş bağlantıda birleştirme mahkemenin takdirine bağlıdır; m.8'de ise bağlantının varlığı kendiliğinden kabul edilir.
Bağlantı kavramı: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Kişisel bağlantı ile eylemsel bağlantıyı karıştırmak; birden fazla suç işlenmiş olmasını, birden fazla sanık olduğu halden ayrı bir bağlantı sebebi saymak.
- Bağlantıyı yalnızca suçların aynı olaydan doğduğu hallerle sınırlamak; m.8 kişisel bağlantıyı da kapsar.
- İkinci fıkrayı asıl suçun işlenmesinden önceki fiillere uygulamak; fiilin asıl suçtan sonra işlenmiş olması şarttır.
- Suçluyu kayırma ile suç delillerini değiştirme fiillerini aynı kapsamda sayıp bağlantıyı her iki fiil için ayrı ayrı araştırmamak.
- Bağlantının varlığını yeterli sayarak birleştirme kararını gerekçesiz vermek; m.8 bağlantıyı kurar, birleştirme kararı ise m.9 ve m.10 koşullarına bağlıdır.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Ceza Genel Kurulu, m.8 ve m.11'in birlikte değerlendirilmesi gerektiğini ve bağlantılı davaların ayrı ayrı görülebileceğini kabul etmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2025/474 E., 2025/508 K., 25.11.2025)
- Genel Kurul, 5271 sayılı Kanun'un birleştirmenin usul ve esaslarını düzenleyen 8 ila 11. maddelerinin Yüce Divan yargılamasında da uygulanacağını kabul etmektedir. (Genel Kurul, 2021/30714 E., 15.02.2023)
- Ceza Genel Kurulu, fiili ve hukuki irtibatın bulunduğu hallerde m.8 ve m.16 hükümlerinin birlikte uygulanabileceğini kabul etmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2010/162 E., 2010/179 K., 28.09.2010)
- Uygulamada, m.8 kapsamında bağlantının varlığı kabul edildiğinde birleştirme için yüksek görevli mahkemenin ayrıca takdirinin işletilmesi gerektiği kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2018/389 E., 2018/420 K., 09.10.2018)
Nasıl ispat edilir?
- Bağlantının varlığını ileri süren taraf, m.8'deki hallerden birinin gerçekleştiğini iddianame ve dosya kapsamındaki belgelerle ispatlamalıdır.
- Kişisel bağlantıda, sanığın birden fazla suçtan hakkında kovuşturma yapıldığı iddianamelerle ispat edilir.
- Eylemsel bağlantıda, aynı suçtan birden fazla sanığın yargılandığı iddianame ve tutanaklarla ispat edilir.
- İkinci fıkra kapsamında, asıl suç ile kayırma veya delil karartma fiilinin zaman ve olay bakımından birbirine bağlandığı delillerle gösterilmelidir.
- Geniş bağlantı iddiasında, birleştirme kararı mahkemenin gerekçesiyle ortaya konur; takdirin gerekçesiz kullanılması gerekçe yükümlülüğüne aykırıdır.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 5271 m.9: Bağlantılı suçların değişik mahkemelerin görevine girmesi halinde birleştirilerek yüksek görevli mahkemede dava açılmasını düzenler; m.8'deki bağlantının uygulama sonucunu verir.
- 5271 m.10: Kovuşturma evresinde bağlantılı davaların birleştirilmesine veya ayrılmasına yüksek görevli mahkemenin karar vermesini ve birleştirilen davalarda usulü düzenler.
- 5271 m.11: Madde 8'deki hallerin dışında kalan geniş bağlantıyı düzenler; m.8 ile birlikte bağlantının sınırını belirler.
CMK m.9 — Davaların birleştirilerek açılması
Madde, birden fazla bağlantılı suçtan her birinin farklı mahkemelerin görevine girdiği hallerde davaların birleştirilerek yüksek görevli mahkemede açılabilmesini düzenler. Kovuşturma evresinde bağlantılı davaların birleştirilmesine veya ayrılmasına karar verme yetkisi, birleştirilen davalarda uygulanacak usul ve işin esasına girildikten sonra ayrılan davalar ile ilgili kuralları ise madde kapsamında değildir. Madde, bağlantılı suç sayılan hallerin tanımını yapmaz; bu tanım 8. maddededir. Madde, mahkemenin kanunda yazılı bağlantı halleri dışında da birleştirme kararı verebilmesini (geniş bağlantı) de doğrudan düzenlemez. Birleştirme uyuşmazlığının çözümü ve yetki kuralları (12-16. maddeler) bu maddenin kapsamına girmez. Madde yalnız açılış aşamasında birleştirmeyi düzenler; kovuşturma evresindeki birleştirme ve ayırma kararları, bağlantının tanımı ve yetki kuralları ayrı maddelerde yer alır.
Davaların birleştirilerek açılması: hangi kavramlar bilinmeli?
- Bağlantılı suçlar
- Birden fazla suçun birbiriyle ilişkili sayılarak tek yargılamada ele alınmasını gerektiren hallerdir. Bağlantının hangi hallerde var sayıldığı bu maddede değil, 8. maddede gösterilir; bu madde yalnız bağlantı bulunduğunda hangi mahkemede dava açılacağını belirler.
- Yüksek görevli mahkeme
- Bağlantılı suçlardan birinin görevine girdiği mahkemeye göre daha üst düzeyde görev alanına sahip olan mahkemedir. Madde, birden fazla mahkemenin görevine giren bağlantılı suçlarda birleştirmenin bu mahkemede yapılmasına imkân tanır.
- Birleştirilerek dava açılması
- Bağlantılı suçlara ilişkin davaların tek bir iddianame ile ve tek bir yüksek görevli mahkemede açılmasıdır. Bu seçenek, ayrı görevli mahkemelerde ayrı davalar açılması yerine tercih edilebilen bir imkândır, zorunlu bir yol değildir.
- Görev
- Hangi mahkemenin hangi suçlara bakacağını belirleyen kuraldır. Bağlantılı suçlardan her birinin farklı mahkemelerin görevine girmesi, bu maddenin uygulanması için gereken koşullardan biridir.
Davaların birleştirilerek açılması: hangi şartlar aranır?
- Birden fazla suç arasında 8. maddede düzenlenen anlamda bağlantı bulunmalıdır.
- Bağlantılı suçlardan her birinin değişik mahkemelerin görevine girmesi gerekir; bütün suçlar aynı mahkemenin görevindeyse bu madde değil, genel yetki kuralları uygulanır.
- Birleştirme, yüksek görevli mahkemede dava açılarak yapılmalıdır.
- Birleştirmenin sonucu, birleştirilen davaların tek mahkemede görülmesidir; bu seçenek açılış aşamasında kullanılır.
Davaların birleştirilerek açılması: hangi sonuçları doğurur?
- Bağlantılı suçlardan her biri farklı mahkemelerin görevine giriyorsa, davalar birleştirilerek yüksek görevli mahkemede açılabilir.
- Birleştirme bir zorunluluk değil, bir olanaktır; savcılık yüksek görevli mahkemede birleşik dava açmayıp ayrı mahkemelerde ayrı dava da açabilir.
- Görevli mahkemeler aynıysa bu madde uygulanmaz.
Açılış aşamasında birleştirme ile kovuşturma evresinde birleştirme arasındaki fark nedir?
Bu madde, dava açılırken, bağlantılı suçların farklı mahkemelerin görevine girdiği durumda birleştirilerek yüksek görevli mahkemede dava açılmasını düzenler.
Kovuşturma evresinde birleştirme ve ayırma kararı, 10. maddede yüksek görevli mahkemeye verilmiştir ve bu madde kapsamında değildir.
Madde, açılış aşamasındaki seçeneği; 10. madde ise dava açıldıktan sonraki birleştirme ve ayırma yetkisini düzenler.
Görevli mahkemelerin aynı ile farklı olması arasındaki fark nedir?
Bağlantılı suçların tamamı aynı mahkemenin görevine giriyorsa, birleştirme bu madde ile değil, genel kurallarla yapılır.
Bağlantılı suçlardan her biri değişik mahkemelerin görevine giriyorsa bu madde uygulanır.
Bu maddenin uygulanabilmesi için görevli mahkemelerin farklılığı şarttır.
Davaların birleştirilerek açılması: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Bağlantılı suçlardan birinin aynı mahkemenin görevine girmesi durumunda bu maddeyi uygulamak; madde yalnız farklı görevli mahkemeler arasında işler.
- Birleştirmeyi zorunlu saymak; madde birleştirmeyi olanak olarak düzenler, zorunluluk yalnız yargı kararlarında somut olaya göre ortaya çıkar.
- Bağlantının tanımını bu maddeden çıkarmaya çalışmak; bağlantılı suç hallerini 8. madde belirler.
- Kovuşturma evresindeki birleştirme ve ayırma kararını bu maddeye dayandırmak; bu yetki 10. maddededir.
- Bağlantı ve yarar koşullarını dosya üzerinde değerlendirmeden birleştirme kararı vermek.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Yargıtay, birleştirmenin kural olarak zorunlu olmadığını, somut olayın koşullarına göre bağlantı, birleştirmede yarar, birleştirme olanağı ve birleştirme yasağının bulunmaması şartlarının birlikte aranacağını kabul etmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2014/52 E., 2014/354 K., 11.07.2014)
- Yargıtay, bağlantı ve yarar bulunsa dahi birleştirmenin hukuki ve fiili irtibat yokluğunda yapılmaması gerektiğini kabul etmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2010/162 E., 2010/179 K., 28.09.2010)
- Yargıtay, bazı hallerde kanuni düzenleme bulunmasa dahi birleştirmenin zorunlu olabileceğini, özellikle delil ve olay bütünlüğünün gerektirdiği durumlarda bunun geçerli olduğunu kabul etmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2014/52 E., 2014/354 K., 11.07.2014)
Nasıl ispat edilir?
- Birleştirme talebini ileri süren tarafın (savcılık ya da mahkeme) bağlantının ve farklı görevli mahkemelerin varlığını gösterme yükü vardır; bunlar dava dosyası ve iddianame ile ortaya konur.
- Bağlantının varlığı, sanıkların ve suçların birbiriyle ilişkisini gösteren soruşturma evrakı ile ispatlanır.
- Birleştirmenin yararlı olduğu iddiasında, ortak delillerin ve olay bütünlüğünün gerekliliği somut dosya içeriğiyle gösterilmelidir; aksini ileri süren taraf, hukuki ve fiili irtibat bulunmadığını dosya üzerinden ortaya koymalıdır.
- (Ceza Genel Kurulu, 2014/52 E., 2014/354 K., 11.07.2014) ve (Ceza Genel Kurulu, 2010/162 E., 2010/179 K., 28.09.2010) kararları, bağlantı, yarar ve olanak koşullarının dosya içeriğiyle belirlenmesi gerektiğini göstermektedir.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 5271 m.8: Bağlantılı suçların hangi hallerde var sayılacağını gösterir. Bu maddedeki birleştirme imkânı, ancak 8. maddede belirtilen bağlantının varlığında işler.
- 5271 m.10: Kovuşturma evresinde bağlantılı davaların birleştirilmesine veya ayrılmasına yüksek görevli mahkemenin karar vermesini düzenler; bu madde ile birlikte açılış ve kovuşturma aşamalarını tamamlar.
- 5271 m.11: Birleştirilen davalarda uygulanacak usulü ve işin esasına girdikten sonra ayrılan davaların akıbetini düzenler.
CMK m.10 — Görülmekte olan davaların birleştirilmesi ve ayrılması
Madde, kovuşturma evresinde açılmış ve görülmekte olan bağlantılı ceza davalarının birleştirilmesi ile birleştirilmiş davaların ayrılmasını düzenler. Birleştirme ve ayırma kararının kime ait olduğunu, birleştirilen davalarda hangi yargılama usulünün uygulanacağını ve işin esasına girilen davaların ayrılması halinde hangi mahkemede devam edileceğini belirler. Maddenin uygulanması, yargılamanın kovuşturma evresinde bulunan ceza davalarıyla sınırlıdır. Bağlantının türlerini ve bağlantılı davaların birlikte açılmasını düzenlemez (m.8, m.9). Bağlantılı davalarda yetkili ve görevli mahkemenin belirlenmesini düzenlemez (m.16). Birleştirme kararına karşı kanun yolunu ve bu karara ilişkin usul sonuçlarını düzenlemez. Ayrıca hükümlerin ayrı ayrı verilmesine ilişkin usul ayrıntıları ve görev sorunlarının çözümü ayrı maddelerde yer alır.
Görülmekte olan davaların birleştirilmesi ve ayrılması: hangi kavramlar bilinmeli?
- Bağlantılı ceza davaları
- Aynı kişinin birden fazla suçtan sanık olması ya da bir suçta birden fazla sanığın bulunması gibi kanunda sayılan hallerde birbiriyle ilişkili olan davalardır. Bağlantının varlığı, davanın birleştirilmesi için ön koşuldur ancak tek başına birleştirme zorunluluğu doğurmaz.
- Yüksek görevli mahkeme
- Bağlantılı davalardan birinin görevine girdiği ve diğer davaları da kendi görev alanında görebilen, daha üst görevli mahkemedir. Birleştirme ve ayırma kararını bu mahkeme verir.
- Birleştirme
- Ayrı ayrı açılmış bağlantılı davaların tek bir mahkemede birlikte görülmesidir. Birleşen davalarda her dava için ayrı hüküm kurulabilir.
- Ayırma
- Birleştirilmiş davaların yeniden ayrı yargılanmak üzere birbirinden çıkarılmasıdır. Madde bakımından ayırma, ayrılan davanın görülmesine ilişkin sonuçları da doğurur.
- Tabi olunan yargılama usulü
- Davayı gören mahkemenin görev sıfatına göre uygulayacağı usuldür. Birleştirilmiş davalarda bu usul, davaları gören mahkemenin usulüdür.
Görülmekte olan davaların birleştirilmesi ve ayrılması: hangi şartlar aranır?
- Davaların kovuşturma evresinde bulunması gerekir; soruşturma aşamasındaki dosyalar bu maddenin kapsamında değildir.
- Davalar arasında CMK'nın bağlantı hükümlerinde sayılan bağlantının bulunması gerekir.
- Birleştirme veya ayırma kararı, yüksek görevli mahkeme tarafından verilmelidir.
- Birleştirme yasağının bulunmaması gerekir.
- Birleştirmenin yarar sağlaması ve maddi gerçeğin birlikte değerlendirilmesi, çelişkili kararların önlenmesi ya da yargılamanın ucuzlaması gibi amaçların gerçekleşmesi beklenmelidir.
- Birleştirilen davalarda, davaları gören mahkemenin tabi olduğu yargılama usulü uygulanmalıdır.
- İşin esasına girildikten sonra ayrılan davalar aynı mahkemede görülmeye devam edilmelidir.
Görülmekte olan davaların birleştirilmesi ve ayrılması: hangi sonuçları doğurur?
- Bağlantılı davalar yüksek görevli mahkemenin kararıyla birleştirilebilir ve birleştirilen davalarda tek bir yargılama yürütülür.
- Birleştirilen davalarda, davaları gören mahkemenin tabi olduğu yargılama usulü uygulanır; birleşen davaların usulü değişebilir.
- İşin esasına girildikten sonra ayrılan davalar aynı mahkemede görülmeye devam eder.
- Birleştirme, yüksek görevli mahkemenin takdirine bağlıdır; birleştirme zorunluluğu yoktur.
- Birleştirme yasağı bulunan hallerde birleştirme yapılamaz.
- Birleştirilen davalarda yargılama birleşik olarak yürütülse de her dava için ayrı hüküm kurulabilir.
Kovuşturma aşaması ile soruşturma aşaması arasındaki fark nedir?
Madde, kovuşturma evresinin her aşamasında birleştirme ve ayırmaya izin verir; bu aşamada görülmekte olan davalar konusudur.
Soruşturma aşamasında dava henüz açılmamıştır. Birden fazla suç ve sanık için tek iddianame düzenlenmesi, savcılığın yetkisindeki bir işlemdir.
Kovuşturma öncesinde birleştirme bu madde ile değil, iddianame düzenleme yetkisiyle yapılır. Madde yalnızca açılmış davalar için uygulanır.
Yüksek görevli mahkeme ile davayı gören mahkeme arasındaki fark nedir?
Birleştirme ve ayırma kararını yalnız yüksek görevli mahkeme verir.
Birleştirilen davaları gören mahkeme, yargılamayı yürütür ve birleşen davanın dosyası üzerinden işlem yapar.
Birleştirme ve ayırma kararı, yargılamayı yürüten mahkemenin kendi kararı değildir; yüksek görevli mahkeme tarafından verilir.
Birleştirme öncesi ile işin esasına girildikten sonra ayırma arasındaki fark nedir?
Birleştirilen davalar henüz esasa girilmeden ayrılabilir; bu durumda yüksek görevli mahkeme karar verir.
İşin esasına girildikten sonra ayrılan davalar, aynı mahkemede görülmeye devam eder.
Esasa girilmiş bir davanın ayrılması, davanın başka bir mahkemeye gönderilmesi sonucunu doğurmaz.
Görülmekte olan davaların birleştirilmesi ve ayrılması: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Birleştirmeyi zorunlu saymak; oysa birleştirme mahkemenin takdirindedir ve mecburiyet ilkesi geçerli değildir.
- Birleştirme kararını yüksek görevli mahkeme dışındaki bir mahkemenin vermesi; yetki karışıklığına yol açar.
- Birleştirilen davalarda yargılama usulünü her dava için ayrı belirlemek; madde, davaları gören mahkemenin usulünün uygulanacağını öngörür.
- Birleştirilen davalarda tek bir delilin tüm sanıklar hakkında kullanılması; her sanık için ayrı delil değerlendirmesi yapılmalıdır.
- İşin esasına girilmiş davayı ayırıp başka bir mahkemeye göndermek; madde, bu davaların aynı mahkemede devam etmesini öngörür.
- Birleştirme yasağının bulunup bulunmadığını incelemeden birleştirme kararı vermek.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Yargıtay, birleştirmenin takdire bağlı olduğunu, ancak birleştirme koşulları bulunduğu halde yapılmamasının kararı bozma nedeni olabileceğini kabul etmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2014/52 E., 2014/354 K., 11.07.2014)
- Birleştirmede fayda, gereklilik ve olanak koşullarının birlikte aranması gerektiği, bu koşulların bulunmaması halinde davaların ayrı görülmesi gerektiği kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2014/52 E., 2014/354 K., 11.07.2014)
- Davalar arasında hukuki ve fiili bağlantı bulunduğunda birleştirme zorunluluğu doğabileceği, bu durumda birleştirmemenin bozma nedeni olabileceği kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2006/129 E., 2006/230 K., 07.11.2006)
- Birleştirme kararının yalnız yüksek görevli mahkemece verilmesi gerektiği, alt mahkemenin kendi başına birleştirme kararı veremeyeceği kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2010/162 E., 2010/179 K., 28.09.2010)
- Birleştirilen davalarda her sanık hakkında ayrı hüküm kurulabileceği ve birleştirilen davaların her biri bakımından delillerin ayrı ayrı tartışılması gerektiği kabul edilmektedir. (İkinci Bölüm, 2013/7090 E., 18.02.2016)
- Birleştirme yasağı bulunduğunda birleştirme yapılamayacağı, bu durumda ayrı görülmenin zorunlu olduğu kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2014/52 E., 2014/354 K., 11.07.2014)
Nasıl ispat edilir?
- Birleştirmeyi talep eden taraf ya da birleştirmeyi re'sen değerlendiren mahkeme, davalar arasındaki bağlantının ve birleştirmede yarar bulunduğunun ortaya konulmasından sorumludur; bu, dosya içeriği ve iddianamelerle ispatlanır.
- Birleştirmenin yapılabilmesi için birleşecek diğer dava dosyasının mahkemesinden onay alınması gerekir; onay alınmadan birleştirme yapılması usul hatası oluşturur.
- Birleştirmeye karşı çıkan taraf, birleştirmenin sanıklar ve suçlar bakımından hukuki ya da fiili irtibat içermediğini, ortak delillerin ayrıca temin edilebileceğini ileri sürer ve bunu dosya belgeleriyle ortaya koyar.
- Birleştirme kararının gerekçesi, yarar ve gereklilik değerlendirmesini açıkça göstermelidir; gerekçesiz karar, denetimde bozma sebebi olabilir.
- Birleştirilen davalarda her sanık ve her suç bakımından delil değerlendirmesi ayrı ayrı yapılmalıdır; kolektif delil varsayımı ile hüküm kurulamaz.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 5271 sayılı Kanun m.8: Bağlantının hallerini düzenler. Madde 10'un birleştirme yapabilmesi için davaların bu maddedeki bağlantıdan birini taşıması gerekir.
- 5271 sayılı Kanun m.9: Bağlantılı davaların birlikte açılmasını düzenler. Madde 10 ise zaten açılmış davalar bakımından uygulanır.
- 5271 sayılı Kanun m.16: Bağlantılı davalarda yetkili mahkemeyi belirler. Birden fazla mahkemenin yetkisi çakıştığında madde 16 ile madde 10 birlikte değerlendirilir.
CMK m.11 — Geniş bağlantı sebebiyle birleştirme
Bu madde, mahkemenin bakmakta olduğu birden çok davayı, aralarındaki bağlantı 8. maddede sayılan türden olmasa bile birlikte görüp hükme bağlamak üzere birleştirme yetkisini düzenler. Düzenlediği konular; geniş bağlantı sebebiyle birleştirme kararının koşulu ve mahkemenin bu konudaki takdir yetkisidir. Madde, davaların kimin tarafından ve kimlerle ilgili olarak birleştirileceğini, uygulanacak yargılama usulünü ve birleştirme kararının sonuçlarını ayrıca düzenlemez. Bağlantının türlerini ve tanımını (m.8), yüksek görevli mahkemede birleştirilerek dava açılmasını (m.9), kovuşturma evresinde birleştirme ve ayırma kararlarını ve bu kararların usulünü (m.10) ayrı maddeler düzenler. Yetki kurallarına ilişkin genel hükümler (m.12-16) da bu maddenin kapsamında değildir. Maddenin uygulandığı kişi, bakmakta olduğu davalarda birleştirme kararı verebilecek mahkemedir.
Geniş bağlantı sebebiyle birleştirme: hangi kavramlar bilinmeli?
- Geniş bağlantı
- Maddede bağlantı türlerinin sayıldığı 8. maddedeki hallerden biri bulunmasa bile, mahkemenin baktığı birden çok dava arasında bağlantı görmesi halidir. Bu bağlantı kanunda tek tek sayılmamış, mahkemenin takdirine bırakılmıştır.
- Birleştirme
- Birden çok davanın tek bir yargılamada birlikte görülüp hükme bağlanması işlemidir. Birleştirme kararı, mahkemenin takdiri ile verilir ve davaların hepsinin aynı mahkemede tek dosya olarak yürütülmesi sonucunu doğurur.
- Takdir yetkisi
- Mahkemenin geniş bağlantının varlığını ve birleştirmenin yerinde olup olmadığını kendi değerlendirmesiyle belirleme yetkisidir. Maddede bağlantının hangi hallerde kabul edileceğine dair bir ölçüt konmamıştır; bu nedenle karar her olayda somut duruma göre verilir.
- Bağlantı (8. madde anlamında)
- Bir kişinin birden fazla suçtan sanık olması, bir suçta birden fazla sanığın bulunması veya suçun işlenmesinden sonra kayırma, delil yok etme, gizleme ya da değiştirme fiillerinin bulunması durumlarıdır. Geniş bağlantı, bu sayılan hallerden farklı olarak mahkemenin takdiriyle kabul edilen bağlantıyı ifade eder.
Geniş bağlantı sebebiyle birleştirme: hangi şartlar aranır?
- Mahkemenin bakmakta olduğu birden çok dava bulunmalıdır.
- Bu davalar arasında bir bağlantı görülmelidir; bağlantı 8. maddede sayılan türde olmak zorunda değildir.
- Birleştirmenin birlikte bakmak ve hükme bağlamak amacına yönelmiş olması gerekir.
- Birleştirme kararı, bakmakta olan mahkemenin takdiri ile verilmelidir.
Geniş bağlantı sebebiyle birleştirme: hangi sonuçları doğurur?
- Mahkeme geniş bağlantı görür ve birleştirmeyi yerinde bulursa, davaları birlikte bakıp tek hükümde karar verir.
- Mahkeme bağlantı görmezse ya da birleştirmeyi yerinde bulmazsa, davalar ayrı ayrı görülmeye devam eder.
- Birleştirme kararı, birleştirilen davaların tek yargılamada görülmesi sonucunu doğurur.
- Birleştirmenin yapılmaması, davaların ayrı görülmesi sonucunu doğurur; bu durumda ayrı davalar arasında bağlantı nedeniyle ayrı bir karar mecburiyeti doğmaz.
Sayılan bağlantı ile geniş bağlantı arasındaki fark nedir?
8. maddede sayılan bağlantı hallerinde, bir kişinin birden fazla suçtan sanık olması, bir suçta birden fazla sanık bulunması veya suç sonrası kayırma ve delil fiilleri gibi bağlantı kanunda açıkça tanımlanmıştır.
Geniş bağlantıda ise bağlantı 8. madde kapsamında değildir ve kanunda sayılmamıştır; mahkeme baktığı davalar arasında bağlantı görürse takdir yetkisiyle hareket eder.
Sayılı bağlantıda birleştirme 9. ve 10. maddeler uyarınca yapılırken, geniş bağlantıda birleştirme yalnızca bu 11. madde ve mahkemenin takdirine dayanır.
Zorunlu birleştirme ile isteğe bağlı birleştirme arasındaki fark nedir?
Sayılı bağlantı hallerinde birleştirme, bağlantılı suçların değişik mahkemelerin görevine girmesi halinde yüksek görevli mahkemede dava açılabilmesi biçiminde düzenlenmiştir.
Geniş bağlantıda ise madde mahkemeye 'verebilir' ifadesiyle takdir tanır; birleştirme zorunlu değildir.
Geniş bağlantıda mahkeme birleştirmeyi yapmayabilir; bu durumda davalar ayrı görülmeye devam eder.
Geniş bağlantı sebebiyle birleştirme: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Geniş bağlantıyı 8. maddede sayılan hallerle sınırlı saymak; bu maddenin amacı mahkemeye bu sınırın dışında da takdir yetkisi tanımaktır.
- Mahkemenin takdir yetkisini zorunlu birleştirme olarak yorumlamak; madde birleştirmeyi 'verebilir' diye düzenlemiştir.
- Birleştirme yararının ve gerekliliğinin incelenmeden salt bağlantı varlığı ile birleştirme kararı vermek.
- Birleştirme yasağı bulunup bulunmadığını kontrol etmeden birleştirme kararı vermek.
- Birleştirme kararının yalnızca bağlantı türüne dayandığını varsaymak; 11. madde ile 8. madde arasındaki farkı göz ardı etmek.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Ceza yargılamasında genel kuralın her davanın ayrı görülmesi olduğu, bağlantı bulunduğunda ise bu kuralın istisnai hükümler doğrultusunda terk edilebildiği kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2025/474 E., 2025/508 K., 25.11.2025)
- Geniş bağlantıda birleştirme kararının; davalar arasında bağlantı bulunması, birleştirmede yarar görülmesi, birleştirmenin gerekli olması, birleştirmeye hukuken olanak bulunması ve birleştirme yasağının bulunmaması şartlarına bağlı olduğu kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2025/474 E., 2025/508 K., 25.11.2025)
- Birleştirmede yarar bulunup bulunmadığının her olayda ayrıca tetkik ve takdir edilmesinin, yargılamayı yürüten hâkime ait olduğu kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2025/474 E., 2025/508 K., 25.11.2025)
- Farklı mahkemelerde görülen davaların birleştirilmesi isteğinde, dosyanın gönderildiği mahkemenin birleştirmeyi kabul etmemesi halinde birleştirme uyuşmazlığının doğacağı ve bu uyuşmazlığın ortak yüksek görevli mahkemece çözüleceği kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2025/474 E., 2025/508 K., 25.11.2025)
- Birleştirme konusunda uygulamada dava ekonomisi ve yargılamanın süratlendirilmesi amacının gözetildiği, ayrıca maddi gerçeğin tüm failler yönüyle bir an önce ortaya çıkarılmasının da dikkate alındığı kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2014/52 E., 2014/354 K., 11.07.2014)
Nasıl ispat edilir?
- Birleştirme talebinde bulunan taraf veya mahkeme, davalar arasındaki bağlantının varlığını somut olayın bilgileri ile ortaya koymalıdır; genel bir iddia yeterli değildir. (Ceza Genel Kurulu, 2025/474 E., 2025/508 K., 25.11.2025)
- Birleştirmenin yararlı ve gerekli olduğunu gösteren olgular, delil değerlendirme bütünlüğü ve ceza miktarı açısından ortaya konmalıdır. (Ceza Genel Kurulu, 2025/474 E., 2025/508 K., 25.11.2025)
- Birleştirmeye karşı çıkan tarafın birleştirme yasağının bulunduğu iddiası varsa, bu iddianın dayanağını ortaya koyması gerekir.
- Birleştirme kararının dayanağı, dava dosyasındaki belgeler ve olgular üzerinden değerlendirilir; kararın gerekçesinde bağlantının ve yararın açıkça belirtilmesi uygulamada önemlidir.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 5271 m.8: Bağlantının türlerini tanımlar. Geniş bağlantı, bu maddede sayılan hallerin dışında kalan bağlantıyı ifade ettiği için 8. maddeyle karşılaştırılarak anlaşılır.
- 5271 m.9: Sayılı bağlantı hallerinde birleştirilerek yüksek görevli mahkemede dava açılmasını düzenler; 11. madde bu hükümden ayrı bir yoldur.
- 5271 m.10: Kovuşturma evresinde birleştirme ve ayırma kararlarını ve birleştirilen davalarda uygulanacak usulü düzenler; 11. madde kararın hangi bağlantı türüne dayandığını ayırt eder.
Konuda geçen kararlar
53 karar- Ceza Genel Kurulu, 2025/474 E., 2025/508 K., 25.11.2025İlgili madde: m.8, m.11
- Ceza Genel Kurulu, 2024/33 E., 2025/490 K., 19.11.2025İlgili madde: m.7
- Ceza Genel Kurulu, 2025/295 E., 2025/405 K., 15.10.2025İlgili madde: m.7
- Ceza Genel Kurulu, 2024/490 E., 2025/197 K., 30.04.2025İlgili madde: m.7
- Ceza Genel Kurulu, 2020/335 E., 2022/69 K., 08.02.2022İlgili madde: m.1
- Ceza Genel Kurulu, 2020/334 E., 2022/68 K., 08.02.2022İlgili madde: m.1
- Ceza Genel Kurulu, 2017/18 E., 2021/100 K., 11.03.2021İlgili madde: m.11
- Ceza Genel Kurulu, 2015/1179 E., 2019/515 K., 02.07.2019İlgili madde: m.7
- Ceza Genel Kurulu, 2017/771 E., 2019/469 K., 11.06.2019İlgili madde: m.11
- Ceza Genel Kurulu, 2015/4 E., 2019/46 K., 24.01.2019İlgili madde: m.5
Diğer 43 karar
- Ceza Genel Kurulu, 2018/389 E., 2018/420 K., 09.10.2018İlgili madde: m.8
- Ceza Genel Kurulu, 2016/1063 E., 2017/7 K., 17.01.2017İlgili madde: m.1, m.9
- Ceza Genel Kurulu, 2016/1165 E., 2017/8 K., 17.01.2017İlgili madde: m.9
- Ceza Genel Kurulu, 2016/57 E., 2016/374 K., 18.10.2016İlgili madde: m.9
- Ceza Genel Kurulu, 2014/52 E., 2014/354 K., 11.07.2014İlgili madde: m.9, m.10, m.11
- Ceza Genel Kurulu, 2012/722 E., 2012/234 K., 19.06.2012İlgili madde: m.4
- Ceza Genel Kurulu, 2012/58 E., 2012/208 K., 22.05.2012İlgili madde: m.6
- Ceza Genel Kurulu, 2011/266 E., 2012/139 K., 03.04.2012İlgili madde: m.2
- Ceza Genel Kurulu, 2011/339 E., 2012/103 K., 20.03.2012İlgili madde: m.6
- Ceza Genel Kurulu, - E., 2012/103 K., 20.03.2012İlgili madde: m.6
- Ceza Genel Kurulu, 2011/276 E., 2011/284 K., 20.12.2011İlgili madde: m.6
- Ceza Genel Kurulu, 2011/200 E., 2011/263 K., 13.12.2011İlgili madde: m.6
- Ceza Genel Kurulu, 2010/235 E., 2010/247 K., 07.12.2010İlgili madde: m.5
- Ceza Genel Kurulu, 2010/166 E., 2010/197 K., 19.10.2010İlgili madde: m.5
- Ceza Genel Kurulu, 2010/167 E., 2010/195 K., 12.10.2010İlgili madde: m.5
- Ceza Genel Kurulu, 2010/165 E., 2010/196 K., 12.10.2010İlgili madde: m.5
- Ceza Genel Kurulu, 2010/162 E., 2010/179 K., 28.09.2010İlgili madde: m.8, m.9, m.10
- Ceza Genel Kurulu, 2008/245 E., 2009/49 K., 03.03.2009İlgili madde: m.2
- Ceza Genel Kurulu, 2008/251 E., 2009/30 K., 17.02.2009İlgili madde: m.4, m.5, m.7
- Ceza Genel Kurulu, 2007/13 E., 2007/54 K., 06.03.2007İlgili madde: m.2
- Ceza Genel Kurulu, 2006/129 E., 2006/230 K., 07.11.2006İlgili madde: m.10, m.11
- Ceza Genel Kurulu, 2006/165 E., 2006/213 K., 17.10.2006İlgili madde: m.2
- 8. Ceza Dairesi, 2025/897 E., 2026/1047 K., 22.01.2026İlgili madde: m.3
- 8. Ceza Dairesi, 2025/7532 E., 2026/910 K., 21.01.2026İlgili madde: m.3
- 8. Ceza Dairesi, 2025/13222 E., 2026/928 K., 21.01.2026İlgili madde: m.3
- 8. Ceza Dairesi, 2025/13269 E., 2026/929 K., 21.01.2026İlgili madde: m.3
- 8. Ceza Dairesi, 2025/5177 E., 2026/930 K., 21.01.2026İlgili madde: m.3
- 8. Ceza Dairesi, 2023/3169 E., 2026/935 K., 21.01.2026İlgili madde: m.3
- 5. Ceza Dairesi, 2025/4002 E., 2025/14404 K., 15.12.2025İlgili madde: m.1
- 2. Ceza Dairesi, 2025/950 E., 2025/3309 K., 25.02.2025İlgili madde: m.4
- 11. Ceza Dairesi, 2023/5511 E., 2024/9617 K., 09.09.2024İlgili madde: m.10
- 11. Ceza Dairesi, 2023/3747 E., 2024/5282 K., 24.04.2024İlgili madde: m.4
- 2. Ceza Dairesi, 2023/19139 E., 2023/8974 K., 13.12.2023İlgili madde: m.4
- 15. Ceza Dairesi, 2013/18290 E., 2013/14873 K., 07.10.2013İlgili madde: m.4
- Genel Kurul, 2020/27959 E., 20.03.2025İlgili madde: m.6
- Genel Kurul, 2023/104438 E., 23.01.2025İlgili madde: m.1, m.8
- Genel Kurul, 2021/65564 E., 21.11.2024İlgili madde: m.1
- Genel Kurul, 2020/23093 E., 15.02.2024İlgili madde: m.7
- Genel Kurul, 2020/34420 E., 31.01.2024İlgili madde: m.2
- Genel Kurul, 2019/40078 E., 14.09.2023İlgili madde: m.8
- Genel Kurul, 2021/30714 E., 15.02.2023İlgili madde: m.8, m.9, m.10, m.11
- Genel Kurul, 2017/10536 E., 04.06.2020İlgili madde: m.2
- İkinci Bölüm, 2013/7090 E., 18.02.2016İlgili madde: m.10
Bağlayıcılık derecesine göre sıralı (Anayasa Mahkemesi, içtihadı birleştirme, genel kurullar, daireler); her grupta yeni karar önce. Tam metin karar deposundan istek üzerine yüklenir. Hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ayrıca denetleyin.
Madde bağlantıları, tarihine kadar Resmî Gazete'de yayımlanan değişiklikleri içeren güncel metne gider.
Bu konudaki maddelerde bilinen en yeni değişiklik: 02.07.2018 (m.3).
Anlatım 21.10.2026 tarihinde derlendi. Bağlayıcı olan madde metnidir.
Bu konuyu panelde çalış
Panelde bu konu 1. Genel Hükümler - Yetki - Bağlantı bölümünde yer alıyor.
Panelde çalış