Kişiler hukuku › Gerçek kişiler › Kişilik

Sağ olmanın ve ölümün ispatı, gaiplik kararı

TMK m.29–35Medeni Hukuk

Kısaca

TMK m.29, bir hakkın kullanılması için bir kimsenin sağ veya ölü olduğunu ya da belirli bir zamanda veya başka bir kimsenin ölümünde sağ bulunduğunu ileri süren tarafın ispat yükünü düzenler. TMK m.30, doğum ve ölümün nüfus sicilindeki kayıtlarla ispatını ve nüfus kaydının bulunmadığı ya da yanlış olduğunun anlaşılması hâlinde gerçek durumun her türlü kanıtla ortaya konulmasını düzenler.

Kapsam

Bu konu, Türk Medeni Kanunu m.29–35 hükümlerini kapsar.

TMK m.29 — İspat yükü

Madde, bir hakkın kullanılması için bir kimsenin sağ veya ölü olduğunu ya da belirli bir zamanda veya başka bir kimsenin ölümünde sağ bulunduğunu ileri süren tarafın ispat yükünü düzenler. Ayrıca birden fazla kişiden hangisinin önce öldüğünün ispat edilemediği hallerde ortak ölüm karinesini kurar. Madde, kişinin sağlığının ve ölümünün ispat araçlarını (nüfus kaydı, ölüm karinesi, gaiplik kararı gibi) düzenlemez; bunlar TMK m.30 ile m.31 ve m.32 vd. kapsamındadır. Gaiplik kararının koşulları, yargılama usulü ve hükümleri, ölüm karinesinin uygulandığı hal ile ölü kaydının düşürülmesi ve gaiplik sisteminin sona ermesi de bu maddenin kapsamı dışındadır (m.32-45 arası hükümler).

İspat yükü: hangi kavramlar bilinmeli?

Sağ veya ölü olduğunu ileri süren taraf
Bir hakkın kullanılması için bir kişinin hayatta olduğunu, öldüğünü, belirli bir zamanda yaşadığını ya da başka bir kişinin ölümü anında hayatta bulunduğunu iddia eden kişidir. Bu iddiayı ileri süren taraf, iddiasını ispatla yükümlüdür.
Ortak ölüm (birlikte ölüm karinesi)
Birden fazla kişiden hangisinin önce veya sonra öldüğünün ispat edilemediği hâlde, hepsinin aynı anda öldüğünün kabul edilmesidir. Karine, ölüm sırasının belirlenemediği durumda devreye girer; ölüm sırası ispat edilebiliyorsa uygulanmaz.
Adi karine
Aksi ispat edilebilen karinedir. Birlikte ölüm karinesi bu niteliktedir; karşı taraf ölüm sırasını ispatlayarak sonucu bertaraf edebilir.
Ölüm karinesi ile birlikte ölüm karinesinin farkı
Birlikte ölüm karinesi, ölüm sırası belirsiz kişiler arasında kurulan bir karinedir ve ölüm olayının kendisini değil, ölüm sırasını ilgilendirir. Madde metni yalnızca bu ikinci karineyi düzenler; ölümün varlığını kesin gözle bakılmayı gerektiren hâllerde kabul eden ölüm karinesi bu maddede yer almaz.

İspat yükü: hangi şartlar aranır?

  • Bir hakkın kullanılması veya kazanılması için bir kişinin sağ ya da ölü olduğunun, belirli bir zamanda yaşadığının ya da başka birinin ölümünde hayatta bulunduğunun öne sürülmesi gerekir.
  • Öne sürülen bu vakıa, ilgili hakkın kullanılması için hukuki bir önem taşımalıdır.
  • İddiayı ileri süren kişi, bu vakıayı ispat etmekle yükümlü olmalıdır.
  • Birden fazla kişinin ölüm sırası ispat edilemiyorsa, bu durumda ortak ölüm sayımı için ölüm sıralamasının kanıtlanamamış olması yeterlidir.

İspat yükü: hangi sonuçları doğurur?

  • İddiasını ispatlayamayan taraf, sağlık veya ölüm vakıasına dayalı hakkını elde edemez.
  • Birden fazla kişinin hangisinin önce öldüğü ispat edilemezse, hepsi aynı anda ölmüş sayılır.
  • Ortak ölüm sonucunda bu kişilerin birbirinin mirasçısı olması mümkün değildir.
  • Karine adi karine olduğundan, karşı taraf ölüm sırasını ispatlayarak karinenin sonucunu ortadan kaldırabilir.

Sağlık / ölüm iddiasını ileri süren taraf / karşı taraf: fark nedir?

Bir hakkın kullanılması için kişinin sağ ya da ölü olduğunu ileri süren taraf.

Bu iddiaya karşı çıkan veya farklı bir durumu savunan taraf.

Yükü ileri süren taraf taşır; karşı taraf kendi savunmasını ispatlamakla yükümlü değildir, ancak kendi ileri sürdüğü vakıa için ispat yükü taşır.

Ölüm sırası ispat edilen kişiler ile ispat edilemeyen kişiler arasındaki fark nedir?

Hangisinin önce öldüğü ispatlanabilen kişiler.

Ölüm sırası ispatlanamayan, birden fazla ölüm olayına karışan kişiler.

İlk grupta ölüm sırası esas alınır; ikinci grupta hepsi aynı anda ölmüş sayılır ve birbirinin mirasçısı olamazlar.

İspat yükü: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Birlikte ölüm karinesini ölüm karinesi ile karıştırmak; birlikte ölüm karinesi yalnızca ölüm sırasını belirsiz bırakır, ölümü kendisi kabul etmez.
  • Adi karineyi kesin karine gibi uygulamak; karşı taraf ölüm sırasını ispatlayarak sonucu değiştirebilir.
  • Ölüm vakıasının ispat yükünü karşı tarafa yüklemek; yükü, sağ ya da ölü olduğunu iddia eden taraf taşır.
  • Ortak ölüm sonucunu, ölüm sırası ispatlanmışken de uygulamak; karine yalnızca sıranın ispat edilemediği hâlde devreye girer.
  • Bu maddeye dayanarak gaiplik kararı koşullarını uygulamaya çalışmak; gaiplik ayrı hükümlere tabidir.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Ölüm ve sağlık iddialarında ispat yükünün, normal hayat akışına aykırı durumu öne süren tarafa düştüğü kabul edilmektedir.
  • Yargıtay uygulamasında, kişinin hayatta olduğu iddiasını öne süren tarafın bu iddiasını kanıtlaması gerektiği kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2014/646 E., 2016/206 K., 02.03.2016)

Nasıl ispat edilir?

  • İspat yükü, bir hakkın kullanılması için kişinin sağ ya da ölü olduğunu öne süren tarafa aittir ve bu vakıayı nüfus kayıtları, tanık beyanları ve gerektiğinde bilirkişi raporu ile ispatlar.
  • Ölüm ve doğum vakıası öncelikle nüfus kütüğündeki kayıtlarla ispatlanır; kayıt yoksa veya kayıt doğru değilse her türlü delille ispat olunabilir.
  • Birden fazla kişinin ölüm sırası ispat edilemiyorsa, bu durumu öne süren taraf aksini ispatlayarak sonucu değiştirebilir.
  • Karşı taraf ölüm sırasını veya ölümün farklı bir anını savunuyorsa, bu savunmayı kendisi ispatlamalıdır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 4721 sayılı Kanun m.30: Doğum ve ölümün nüfus kütüklerindeki kayıtlarla ispat edileceğini düzenler; bu maddedeki ispat yükünün hangi araçlarla yerine getirileceğini belirler.
  • 4721 sayılı Kanun m.31: Ölüm karinesini düzenler; kesin gözle bakılmayı gerektiren hâllerde ölümün kabulünü sağlar ve bu maddedeki genel ispat yükü kuralının istisnası işlevi görür.
  • 4721 sayılı Kanun m.32: Gaiplik kararının koşullarını düzenler; ölüm karinesinin uygulanmadığı hâllerde ölümün hukuki sonucunu sağlayan ikinci yol olarak bu maddeyle birlikte okunur.

TMK m.30

Bu madde, doğum ve ölümün nüfus sicilindeki kayıtlarla ispatını ve nüfus kaydının bulunmadığı ya da yanlış olduğunun anlaşılması hâlinde gerçek durumun her türlü kanıtla ortaya konulmasını düzenler. Madde metninin sonunda yer alan "ölüm karinesi" başlığı yalnızca başlık düzeyinde kalmış olup ayrıntılı bir hüküm içermemektedir. Kural, medeni hal ve kişilik hukukundaki doğum ve ölüm olaylarının ispatı bakımından herkese uygulanır. Madde, ölüm karinesinin koşullarını ve sonuçlarını düzenlemez (m.32); ölüm karinesi için bkz. 4721 sayılı Kanun m.32. Nüfus kayıtlarının düzenlenmesi ve tutulması, nüfus sicilinin düzeltilmesi ve kayıt tashihi, ölüm tespiti için mahkeme kararı yoluyla açılan davalar ve bunların usulü bu maddenin kapsamı dışındadır.

m.30: hangi kavramlar bilinmeli?

Nüfus sicili
Doğum, ölüm, evlenme gibi hal değişikliklerinin resmî olarak kaydedildiği sicildir. Bu maddeye göre doğum ve ölüm olaylarının öncelikli ispat aracı bu sicildeki kayıttır.
Kayda dayalı ispat
Doğum ve ölümün nüfus sicilindeki kayıtla ispat edilmesi yöntemidir. Kanun bu kaydı ispat bakımından öncelikli ve bağlayıcı bir araç olarak öngörür.
Her türlü kanıtla ispat
Nüfus sicilinde kayıt bulunmadığında veya kaydın doğru olmadığı anlaşıldığında gerçek durumun tanık, belge, bilirkişi gibi kanıt türleriyle gösterilebilmesi anlamına gelir. Bu yolla ispat, kaydın yerini almaz; yalnızca kaydın bulunmadığı ya da yanlış olduğu hâllerde devreye girer.

m.30: hangi şartlar aranır?

  • Doğum veya ölümün ispatı için öncelikle nüfus sicilinde bu olayı gösteren bir kaydın bulunması gerekir.
  • Nüfus sicilinde kayıt bulunmadığı ya da bulunan kaydın doğru olmadığı anlaşıldığı takdirde, gerçek durumun her türlü kanıtla ispat edilebilmesi için bu koşulun somut olarak ortaya konulması gerekir.
  • Her türlü kanıtla ispat yolunun kullanılabilmesi için sicil kaydının eksikliği veya yanlışlığı ispat edilmiş olmalıdır; sicil kaydı varken ve doğru görünürken bu yola başvurulamaz.

m.30: hangi sonuçları doğurur?

  • Doğum veya ölüm nüfus sicilinde kayıtlıysa ve kayıt doğru görünüyorsa, bu olay sicil kaydıyla ispat edilir.
  • Nüfus sicilinde kayıt bulunmuyorsa gerçek durum her türlü kanıtla ispat edilebilir.
  • Bulunan kaydın doğru olmadığı anlaşılırsa gerçek durum her türlü kanıtla ispat edilebilir.
  • Madde, sicil kaydının düzeltilmesi veya iptali için gereken usulü düzenlemez; bu husus nüfus mevzuatına ve ilgili yargılama usulüne bağlıdır.

Nüfus sicili kaydı ile her türlü kanıtla ispat arasındaki fark nedir?

Doğum ve ölümün nüfus sicilindeki kayda dayanarak ispatı, normal ve öncelikli yoldur.

Kayıt bulunmadığında veya kayıt yanlış olduğunda gerçek durumun tanık, belge ve benzeri her türlü delille ispatı, istisnai ve ikincil yoldur.

Kayıt varken ve doğru olduğu anlaşılırken aksi yönde her türlü kanıtla ispat yoluna gidilemez; bu yol ancak kaydın yokluğu veya yanlışlığı gösterildiğinde açılır.

m.30: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Nüfus kaydı bulunmasına rağmen kaydın doğru olup olmadığını araştırmadan doğrudan her türlü kanıtla ispat yoluna gitmek.
  • Kayıt yokluğu veya yanlışlığı ispatlanmadan tanık beyanıyla doğum veya ölüm olgusunu kabul etmek.
  • Madde metnindeki "ölüm karinesi" başlığını ölüm karinesinin koşullarını düzenleyen bir hüküm sanmak; karine koşulları m.32'dedir.
  • Her türlü kanıtla ispat yolunu, kaydın düzeltilmesi davasının yerine geçen bir yol gibi değerlendirmek.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Mahkemeler, kişinin ölümünün sicilde kayıtlı olmadığı veya kaydın gerçeğe uymadığı hâllerde, ölüm olgusunu tanık ve belge gibi delillerle inceleyebilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2023/280 E., 2024/296 K., 29.05.2024)
  • Nüfus kaydının doğru olmadığı iddiası, kaydın düzeltilmesi davası ile birlikte değil, ispat yolunun açılması için ayrıca ortaya konulmalıdır. (Hukuk Genel Kurulu, 2008/784 E., 2008/786 K., 24.12.2008)

Nasıl ispat edilir?

  • Doğum veya ölümü ileri süren taraf, bu olayı öncelikle nüfus sicilindeki kayıtla ispat etmelidir; kayıt bu olayı gösteriyorsa ayrıca delil gerekmez.
  • Nüfus sicilinde kayıt bulunmadığını veya kaydın yanlış olduğunu ileri süren taraf, bu durumu sicil kayıtlarını celp ederek veya nüfus idaresinden belge alarak ortaya koymalıdır.
  • Kayıt yokluğu veya yanlışlığı ispat edildikten sonra gerçek durum tanık, belge, bilirkişi ve benzeri her türlü kanıtla ispat edilebilir.
  • Sicil kaydına karşı ileri sürülen her türlü kanıtla ispat iddiasında, karşı tarafın kaydın doğru olduğu yönündeki savunması, kaydın kesinliğini kaldıran somut delillerin karşısında değerlendirilir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 4721 sayılı Kanun m.32: Ölüm karinesi ve ölüm olgusunun karine yoluyla kabulünü düzenler. Bu madde ile birlikte okunduğunda, kayıt yokluğu veya yanlışlığı hâlinde ölüm olgusunun hangi koşullarla kabul edilebileceğini tamamlar.

TMK m.31

TMK m.31, gerçekten ölmüş sayılma (ölüm karinesi) hâlini düzenler: ölümüne kesin gözle bakılmayı gerektiren olağanüstü durumlarda kaybolan kişinin cesedi bulunamasa bile ölmüş sayılmasının koşulunu belirler. Madde kaybolan kişinin ölüm tarihinin nasıl tespit edileceğini, ölüm kararının (gaiplik kararı) usulünü ve ilanı düzenlemez; bunlar gaiplik ve ölüm karinesi ile ilgili başka hükümlerde yer alır. Maddenin uygulanması, kaybolan kişinin ölümünün resmen tespitine ilişkin usul (mahkeme kararı ve sicile tescil) ile ilgili süreleri ve yöntemi kapsamaz. Madde ayrıca gaipliğe ilişkin genel hükümleri, mirasçılık ve evlilik sonuçlarını doğrudan düzenlemez; bunlar ayrı maddelerde ele alınır.

m.31: hangi kavramlar bilinmeli?

Gerçekten ölmüş sayılma (ölüm karinesi)
Cesedi bulunamayan bir kişinin, olağanüstü bir durumda kaybolması nedeniyle ölümünün kesin kabul edilmesi hâlidir. Bu hâlde ölüm, cesedin bulunmasına bağlı değildir ve kişinin ölümünün gerçekleştiği kabul edilir.
Ölümüne kesin gözle bakılan durum
Kişinin kaybolduğu koşulların hayatta kalma ihtimalini ortadan kaldıracak ölçüde tehlikeli olmasıdır. Sadece kaybolmuş olması yetmez; durumun nesnel olarak ölümü kesin gösterecek nitelikte olması gerekir.
Kaybolma
Kişinin bulunduğu yerden ayrılıp akıbetinin ve bulunduğu yerin bilinmediği hâldir. Kaybolmanın ölümcül bir olağanüstü durumla birlikte gerçekleşmesi aranır.

m.31: hangi şartlar aranır?

  • Kişinin kaybolmuş olması gerekir; akıbeti ve bulunduğu yer bilinmemelidir.
  • Kaybolma, ölümüne kesin gözle bakılmayı gerektiren bir durum içinde gerçekleşmiş olmalıdır.
  • Kişinin cesedinin bulunamamış olması yeterlidir; cesedin bulunmamasına rağmen bu koşulların birlikte bulunması hâlinde ölüm kabul edilir.
  • Olağanüstü durumun niteliği, cesedin bulunamaması dışında ölümü kesin gösteren somut bir tehlike doğurmalıdır.

m.31: hangi sonuçları doğurur?

  • Koşullar gerçekleştiğinde kaybolan kişi, cesedi bulunamamış olsa bile gerçekten ölmüş sayılır.
  • Olağanüstü durumun ölümü kesin göstermediği hâllerde kişi gerçekten ölmüş sayılmaz ve ölüm karinesi uygulanmaz.
  • Gerçekten ölmüş sayılma hâlinde ölüm, ölüm tarihine bağlanan hukuki sonuçları doğurur; bu sonuçların kapsamı diğer maddelerde düzenlenir.
  • Madde karine niteliğindedir; aksi ispat edilirse ölümün gerçekleşmediği ortaya konabilir.

Cesedi bulunan ölüm ile cesedi bulunamayan ölüm arasındaki fark nedir?

Cesedin bulunduğu hâlde ölüm, cesedin tespiti ve resmi ölüm belgesi ile ispat edilir.

Cesedi bulunamayan kişinin ölümü, bu maddedeki karine ile olağanüstü durum ve kaybolma koşullarının birlikte bulunmasına bağlanır.

Cesedin bulunmaması, ölümün kabulüne engel değildir; ancak ölüm karinesi yalnız m.31'de öngörülen olağanüstü durum koşullarında uygulanır.

Ölümüne kesin gözle bakılan durum ile sıradan kayıp arasındaki fark nedir?

Olağanüstü ve ölümü kesin gösteren bir durumda kaybolma, karine kapsamındadır.

Sıradan bir kaybolma, örneğin kişinin bilinmeyen bir yerde yaşamını sürdürebileceği hâller, bu karinenin kapsamında değildir.

Yalnızca ilk durumda kişi gerçekten ölmüş sayılır; ikinci durumda ölüm karinesi uygulanmaz ve gaiplik gibi genel yollara başvurulması gerekir.

m.31: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Cesedin bulunamamasını tek başına yeterli sayıp olağanüstü durum koşulunu aramamak; madde iki koşulun birlikte bulunmasını şart koşar.
  • Sıradan bir kayıp hâlinde de ölüm karinesini uygulamak; karine yalnız ölümü kesin gösteren olağanüstü durumlarda geçerlidir.
  • Cesedin bulunmasını ölümün ispatı için zorunlu saymak; madde, cesedin bulunamadığı hâlde de ölümü kabul eder.

Nasıl ispat edilir?

  • Gerçekten ölmüş sayılmayı ileri süren taraf, kişinin kaybolduğunu ve kaybolmanın ölümcül olağanüstü bir durum içinde gerçekleştiğini ispatlamakla yükümlüdür.
  • Olağanüstü durumun niteliği, kaza, afet veya benzeri olaylara ilişkin resmi tutanaklar, tanık beyanları ve ilgili kurum kayıtları ile ispat edilebilir.
  • Karşı taraf, kişinin hayatta olduğunu veya kaybolmanın ölümü kesin göstermeyen bir durumda gerçekleştiğini ileri sürerek karineyi çürütebilir ve bu savunmayı kendisi ispatlamalıdır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 4721 sayılı Kanun m.32: Gaiplik hâlinde kaybolan kişinin gaipliğine karar verilmesine ilişkin genel koşulları düzenler; m.31 ile birlikte ölüm tespitinin farklı yollarını gösterir.
  • 4721 sayılı Kanun m.33: Ölüm karinesinin sonuçlarına ve ölüm tarihinin belirlenmesine ilişkin hükümleri içerir; m.31'in uygulanmasında ölüm tarihinin tespiti için başvurulan madde olarak ilgilidir.

TMK m.32 — Genel olarak

Madde, ölüm tehlikesi içinde kaybolan veya uzun zamandır kendisinden haber alınamayan kişinin gaipliğine hangi koşullarda karar verilebileceğini düzenler ve gaiplik kararı için yetkili mahkemeyi belirler. Kararın, hakları ölüme bağlı olanların başvurusu üzerine verileceğini ve çekişmesiz yargı niteliğinde olduğunu söyler. Madde, ölüm karinesi ile mülki idare amirinin ölüm tutanağı düzenleme usulünü düzenlemez (m.37 ve ilgili Nüfus Hizmetleri Kanunu hükümleri). Gaiplik sürelerinin ayrıntılı işleyişini, ilan usulünü ve ilanın süresini düzenlemez (m.33). Gaiplik kararının sonuçlarını, evlilik, miras ve teminat hükümlerini düzenlemez (m.34, m.35, m.131, m.584-588). Madde metninde yer alan Basın İlan Kurumu portalındaki ilana ilişkin ibare Anayasa Mahkemesi kararıyla iptal edilmiştir.

Genel olarak: hangi kavramlar bilinmeli?

Gaiplik kararı
Ölüm tehlikesi içinde kaybolan ya da uzun süredir haber alınamayan kişinin ölümünün kuvvetle muhtemel sayılması üzerine mahkemece verilen, kişiliğin hâkim kararıyla sona ermesini sağlayan karardır. Karar kesin bir ölüm tarihi saptamaz; sui generis sonuçlar doğurur.
Ölüm tehlikesi içinde kaybolma
Kişinin ölümünü kesin gözle bakılmayı gerektiren bir tehlike içinde kaybolmasıdır. Bu halde gaiplik isteminin açılabilmesi için tehlikenin üzerinden en az bir yıl geçmiş olması gerekir.
Uzun zamandan beri haber alınamama
Kişiden son haber alındıktan sonra uzun süre haber gelmemesi durumudur. Bu halde gaiplik isteminin açılabilmesi için son haber tarihinden itibaren en az beş yıl geçmiş olması gerekir.
Hakları ölüme bağlı olanlar
Gaibin ölümü ile hak kazanan kişilerdir; eşi, mirasçıları ve lehine vasiyet yapılmış kişiler bu kapsama girer. Başvuru yetkisi bu kişilere tanınmıştır.
Kuvvetli olasılık
Kişinin ölmüş olduğunun, kesin bir ispat aranmaksızın yüksek ihtimalle kabul edilmesi ölçütüdür. Ölümün kesin olarak ispatlanmasını gerektirmez.
Son yerleşim yeri
Yetkili mahkemeyi belirlemede birinci ölçüt olup, kişinin Türkiye'deki son yerleşim yeridir. Yetki bu ölçüte bağlıdır; yerleşim yeri yoksa sırayla nüfus kaydı ve ana ya da baba kaydı yerine bakılır.

Genel olarak: hangi şartlar aranır?

  • Gaibin ölüm tehlikesi içinde kaybolmuş olması ya da kendisinden uzun zamandan beri haber alınamamış olması gerekir.
  • Ölüm tehlikesi içinde kaybolma halinde, tehlikenin gerçekleşmesinden itibaren en az bir yıl geçmiş olmalıdır.
  • Uzun zamandan beri haber alınamama halinde, son haber tarihinden itibaren en az beş yıl geçmiş olmalıdır.
  • Gaibin ölümü hakkında kuvvetli olasılık bulunmalıdır.
  • Başvuruda bulunan kişinin hakları ölüme bağlı olanlardan biri olması gerekir.
  • Mahkeme, madde metnindeki sıraya göre yetkili olmalıdır; yetki Türkiye'deki son yerleşim yerine, yoksa nüfus kaydı yerine, o da yoksa ana ya da baba kaydı yerine bağlanır.
  • Mahkeme, gaibin hakkında bilgisi olanları ilanla çağırmış ve ilan süresi sonuçsuz kalmış olmalıdır (ilan usulü m.33'te düzenlenmiştir).

Genel olarak: hangi sonuçları doğurur?

  • Koşullar gerçekleşir ve ölümün kuvvetli olasılığı kanıtlanırsa mahkeme gaiplik kararı verebilir; karar, ilgililerin başvurusuna bağlıdır.
  • Ölüm tehlikesi içinde kaybolma halinde karar, tehlikenin gerçekleştiği günden başlayarak hüküm ve sonuç doğurur ve geçmişe etkilidir.
  • Uzun süre haber alınamama halinde karar, son haber alındığı günden başlayarak hüküm ve sonuç doğurur ve geçmişe etkilidir.
  • Kişinin ölümünün kuvvetli olasılık derecesinde kanıtlanamaması halinde gaiplik kararı verilemez.
  • Gaiplik kararı kişinin ölümünü kesin olarak tespit etmez; kişi ne ölü ne de sağ kabul edilir.
  • Yetkili mahkeme madde sırasına aykırı biçimde belirlenirse yetki itirazı ileri sürülebilir.

Ölüm tehlikesi içinde kaybolma ile uzun süre haber alınamama arasındaki fark nedir?

Kişinin ölüm tehlikesi içinde kaybolması hâlidir; tehlike bir olaya bağlıdır.

Kişiden hiç haber alınamaması hâlidir; kaybolmanın kendisi değil, son haber tarihi esas alınır.

Birinci halde süre bir yıl, ikinci halde son haber tarihinden beş yıldır. Gaiplik kararı birinci halde tehlikenin gerçekleştiği, ikinci halde son haberin alındığı günden hüküm doğurur.

Son yerleşim yeri / Nüfus kaydı / Ana veya baba kaydı: fark nedir?

Kişinin Türkiye'deki son yerleşim yeri mahkemesi birinci sıradadır.

Son yerleşim yeri yoksa nüfus kaydı, o da yoksa ana veya baba kaydı yerindeki mahkeme yetkilidir.

Yetkili mahkeme, bu sıra izlenerek belirlenir; sıradaki bir ölçüt varsa daha sonraki ölçüte geçilmez.

Genel olarak: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Ölüm tehlikesi içinde kaybolma halinde süreyi son haber tarihinden hesaplamak; birinci halde bir yıl, ikinci halde beş yıl esas alınmalıdır.
  • Gaiplik kararının ölüm karinesi gibi mülki amir kararıyla verildiğini sanmak; gaiplik mahkeme kararıdır.
  • Yetkili mahkemeyi doğrudan başvuranın yerleşimine göre belirlemek; yetki madde metnindeki sıraya bağlıdır.
  • Gaiplik kararını kesin ölüm tespiti saymak; karar kesin ölüm tarihi saptamaz.
  • Basın İlan Kurumu portalında ilanı şart koşmak; bu ibare Anayasa Mahkemesi kararıyla iptal edilmiştir ve 1/1/2027 tarihinde yürürlüğe girecek biçimde değişmiştir.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Gaiplik kararı istemine ilişkin davalar çekişmesiz yargı işi sayılmakta ve kararın istemi hakları ölüme bağlı olanlara tanınmaktadır. (5. Hukuk Dairesi, 2025/14286 E., 2026/3650 K., 02.03.2026)
  • Gaiplik kararının istenebilmesi için ilan süresi işlemine ve ikinci ilana ilişkin usule uyulması gerektiği kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2013/432 E., 2013/1707 K., 25.12.2013)
  • Yetkili mahkemenin belirlenmesinde madde metnindeki sıranın esas alınması gerektiği kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2014/184 E., 2015/554 K., 21.01.2015)

Nasıl ispat edilir?

  • Gaiplik isteminde bulunan kişi, hakkının ölüme bağlı olduğunu ve ölüm tehlikesi ya da son haber tarihinden itibaren gerekli sürenin geçtiğini ispatlamakla yükümlüdür.
  • Kişinin ölümünün kuvvetli olasılığı, kaybolma veya haber alınamama durumunu gösteren belgeler ve tanık beyanlarıyla ortaya konulur.
  • Yetki bakımından son yerleşim yeri, nüfus kaydı ya da ana veya baba kaydı iddiası, nüfus kayıtlarıyla ispatlanır.
  • Gaibin ortaya çıkma ihtimaline karşı ilan süresi boyunca bilgi verilmesi ilgililerin yararınadır; ilanın yapılmış olduğu ise mahkeme kayıtlarıyla belgelenir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 4721 sayılı Kanun m.33: Gaiplik kararı için ilan usulünü ve ilanın en az altı aylık süresini düzenler; bu madde uygulanmadan gaiplik kararı verilemez.
  • 4721 sayılı Kanun m.34: İlan süresi içinde gaibin ortaya çıkması ya da öldüğünün veya yaşadığının anlaşılması halinde gaiplik isteminin düşmesini düzenler.
  • 4721 sayılı Kanun m.35: Gaiplik kararının hukuki sonuçlarını, özellikle geçmişe etkisini ve kişinin ölmüş gibi sayılmasını düzenler.
  • 4721 sayılı Kanun m.584: Gaibin mirasçılarının teminat göstermesi yükümünü düzenler; gaiplik kararı sonrası mirasın geçişiyle ilgilidir.
  • 4721 sayılı Kanun m.131: Gaiplik kararı ile evliliğin kendiliğinden sona ermediğini ve eşin ayrıca evliliğin feshini istemesi gerektiğini düzenler.

TMK m.33 — Yargılama usulü

TMK m.33, gaiplik kararının istenebilmesi için aranan ön koşulları düzenler: ölüm tehlikesinin üzerinden en az bir yıl ya da son haber tarihinin üzerinden en az beş yıl geçmiş olması. Ayrıca mahkemenin gaipliği istenen kişi hakkında bilgisi olanları ilanla belirli bir süre içinde bilgi vermeye çağırmasını ve bu ilanın süresini öngörür. Madde, gaipliğin açılma koşullarını, ilan usulünü ve bilgi çağrısının asgari süresini kapsar. Gaipliğe karar verilmesinin sonuçlarını (m.32 kapsamındaki ölüm karinesi, mirasın açılması, evlilik ve malvarlığına etkileri) düzenlemez. Gaiplik kararının ilanını, kesinleşmesini ve kararın sicile yazılmasını düzenlemez (m.34 ve devamı). Gaiplikten dönmeyi ve gaip kişinin dönüşü ya da hayatta olduğunun anlaşılması hâlinde hükmün ortadan kalkmasını düzenlemez (m.35 ve devamı). Gaipliğe karar verilmesi için yetkili mahkemeyi ve başvuru usulünü düzenlemez (Türk Medeni Kanunu dışındaki usul hükümleri).

Yargılama usulü: hangi kavramlar bilinmeli?

Gaiplik
Kişinin ölüp ölmediği belli olmadığında, hukuki belirsizliğe son vermek için mahkeme kararıyla ölmüş sayılması ve bu kişiye ilişkin hukuki ilişkilerin sona erdirilmesidir. Karar verilebilmesi için bu maddede aranan zaman koşullarının gerçekleşmesi gerekir.
Ölüm tehlikesi
Kişinin hayatını kaybedebileceği somut bir tehlikeli durumun bulunduğu olaydır. Maddede bu tehlikenin üzerinden en az bir yıl geçmiş olması aranır; tehlikenin varlığı kendiliğinden ölüm anlamına gelmez.
Son haber tarihi
Gaipliği istenen kişiden son kez haber alındığı tarihtir. Bu tarihten itibaren en az beş yıl geçmesi halinde gaiplik kararı istenebilir; ölüm tehlikesi bulunmasına gerek yoktur.
Bilgi verme çağrısı
Mahkemenin, gaipliği istenen kişi hakkında bilgisi olanların belirli bir süre içinde mahkemeye bilgi vermelerini istemek amacıyla usulüne uygun ilanla yaptığı çağrıdır. Bu çağrı, kişinin hayatta olup olmadığına dair bilgi toplamayı amaçlar.

Yargılama usulü: hangi şartlar aranır?

  • Gaiplik kararının istenebilmesi için ölüm tehlikesinin üzerinden en az bir yıl geçmiş olmalıdır; bu koşul, son haber tarihinden değil ölüm tehlikesinin doğduğu andan hesaplanır.
  • Ölüm tehlikesi bulunmuyorsa, son haber tarihinin üzerinden en az beş yıl geçmiş olmalıdır; iki koşuldan birinin gerçekleşmesi yeterlidir.
  • Mahkeme, gaipliğine karar verilecek kişi hakkında bilgisi bulunanları belirli bir süre içinde bilgi vermeleri için usulüne göre yapılan ilanla çağırmalıdır.
  • Bilgi verme süresi, ilk ilanın yapıldığı günden başlayarak en az altı ay olmalıdır; mahkeme bu süreyi altı aydan kısa belirleyemez.

Yargılama usulü: hangi sonuçları doğurur?

  • Ölüm tehlikesinin üzerinden en az bir yıl geçmişse gaiplik kararı istenebilir.
  • Ölüm tehlikesi yoksa ve son haber tarihinin üzerinden en az beş yıl geçmişse gaiplik kararı istenebilir.
  • Her iki koşul da gerçekleşmemişse gaiplik kararı istenemez; mahkemenin bu koşulları aramadan verdiği karar bu maddeye aykırıdır.
  • Mahkeme ilanla bilgi çağrısını, ilk ilan gününden başlayarak en az altı ay süreli olacak şekilde yapmak zorundadır.
  • Bilgi verme süresi altı aydan kısa belirlenirse çağrı usulüne uygun olmaz.

Ölüm tehlikesi ile son haber arasındaki fark nedir?

Ölüm tehlikesi hâlinde gaiplik istemi için bekleme süresi bir yıldır. Tehlikeli bir durumun varlığı, ölüm ihtimalini yüksek kıldığı için kısa süre yeterlidir.

Son haber tarihi esas alındığında ise bekleme süresi beş yıldır. Kişiden haber alınamamasının kendisi belirsizlik doğurduğu için daha uzun süre aranır.

Her iki koşul alternatiftir. Ölüm tehlikesi kanıtlanamıyorsa beş yıllık süre beklenir. Süre hesabının hangi olaya bağlandığı başvurunun dayanağını belirler.

Bilgi çağrısı süresi ile gaiplik bekleme süresi arasındaki fark nedir?

Bu maddedeki bir yıl ya da beş yıl, gaiplik kararı istenebilmesi için geçmesi gereken süredir ve kişinin ölümü hakkında henüz karar verilmemesini ifade eder.

Altı aylık süre ise ilanla yapılan bilgi çağrısının asgari süresidir ve ilk ilanın yayımlandığı günden başlar.

İki süre birbirinden bağımsızdır. Altı aylık çağrı süresi, bir yıllık ya da beş yıllık bekleme süresinin yerine geçmez.

Yargılama usulü: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Ölüm tehlikesi ile son haber tarihi koşullarını birbirine karıştırmak; ölüm tehlikesi bulunmadığı hâlde bir yıllık süreyi uygulamak.
  • Ölüm tehlikesinin üzerinden bir yıl geçtiğini hesaplarken ölüm tehlikesinin doğduğu anı değil, başvuru tarihini esas almak.
  • Son haber tarihinden beş yıl hesaplanırken son haber tarihi yerine kişinin kayboluş tarihini esas almak.
  • Bilgi verme için tanınan altı aylık süreyi, gaiplik kararı için beklenen bir yıl veya beş yıl ile karıştırmak.
  • İlk ilan gününü yanlış belirleyerek altı aylık süreyi eksik hesaplamak.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Yargı kararlarında, bu maddenin yerleşim yeri ve yargılamaya hâkim ilkelere ilişkin hükümlerle birlikte değerlendirildiği görülmektedir; kararların bu maddeye ilişkin ayrıntılı bir yorum içermediği anlaşılmaktadır. (Hukuk Genel Kurulu, 2015/831 E., 2016/201 K., 26.02.2016; Hukuk Genel Kurulu, 2014/285 E., 2015/1481 K., 03.06.2015; Hukuk Genel Kurulu, 2014/124 E., 2015/1480 K., 03.06.2015; Hukuk Genel Kurulu, 2013/2217 E., 2015/1453 K., 27.05.2015; Hukuk Genel Kurulu, 2014/184 E., 2015/554 K., 21.01.2015; Hukuk Genel Kurulu, 2014/280 E., 2014/1059 K., 17.12.2014)

Nasıl ispat edilir?

  • Gaiplik kararını isteyen taraf, ölüm tehlikesinin varlığını ve bu tehlikenin üzerinden bir yıl geçtiğini ya da son haber tarihinden beş yıl geçtiğini ispatlamakla yükümlüdür.
  • Ölüm tehlikesinin varlığı, olayın niteliğine ilişkin resmi belge, haber veya tanık beyanı ile ispatlanabilir.
  • Son haber tarihi, kişiden son kez alınan haberi gösteren yazılı kayıt, mektup, mesaj veya tanık beyanıyla ortaya konulabilir.
  • Mahkemenin bilgi çağrısını usulüne uygun ilanla yaptığı ve altı aylık sürenin işlemeye başladığı, ilan belgesi ile ispatlanır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 4721 sayılı Kanun m.32: Gaipliğe karar verilmesinin hukuki sonuçlarını, özellikle ölüm karinesini düzenler; m.33'teki koşullar gerçekleşmeden bu sonuçlar doğmaz.
  • 4721 sayılı Kanun m.34: Gaiplik kararının ilanını ve kesinleşmesini düzenler; m.33'te aranan koşulların gerçekleşmesinden sonraki aşamadır.
  • 4721 sayılı Kanun m.35: Gaipliğe karar verildikten sonra gaibin dönmesi hâlinde kararın ortadan kalkmasını düzenler; m.33 ile karar öncesi koşulları, m.35 ise karar sonrası durumu düzenler.

TMK m.34 — İstemin düşmesi

TMK m.34, gaiplik isteminin düşmesinin hallerini düzenler: gaipliğine karar verilecek kişinin ilan süresi dolmadan ortaya çıkması, kendisinden haber alınması veya öldüğü tarihin tespit edilmesi. Hüküm, gaiplik kararını isteyen tarafın talebinin ne zaman ortadan kalkacağını belirler ve gaiplik ilanına bağlı süreç içinde uygulanır. Madde, gaiplik kararının verilme şartlarını, ilan süresinin uzunluğunu, gaiplik kararının kesinleşmesi ve sonuçlarını düzenlemez (m.32, m.33, m.35 ve m.586-588 ilgili maddelerde yer alır). Gaiplik kararının iptali ile ölüm karinesinin sonuçları da bu maddede düzenlenmez (m.588 ve sonrası). Hükmün gaiplik kararı verildikten sonra uygulanıp uygulanmadığı da madde metninde açıkça belirtilmez.

İstemin düşmesi: hangi kavramlar bilinmeli?

Gaiplik istemi
Kayıp kişinin ölmüş sayılması için ilgililerin mahkemeden yaptığı talep. Madde bu talebin düşmesini düzenler, talebin esasını değil.
İlan süresi
Gaiplik kararı verilebilmesi için kayıp kişinin ilan yoluyla aranmasında geçen süre. Metinde süresi belirtilmediğinden süre uzunluğu kanun metninden çıkarılamaz.
Ortaya çıkma
Gaipliği istenen kişinin ilan süresi dolmadan bizzat görünmesi veya hayatta olduğunun anlaşılması. Bu durumda gaiplik istemi kendiliğinden düşer.
Öldüğü tarihin tespit edilmesi
Kişinin ölüm tarihinin kesin olarak belirlenmesi. Bu halde gaiplik kararına gerek kalmadığından istem düşer; ölüm tespiti ayrı bir yolla yapılır.

İstemin düşmesi: hangi şartlar aranır?

  • Gaiplik kararı verilecek kişinin ilan süresi dolmadan ortaya çıkması gerekir ya da ilan süresi dolmadan kendisinden haber alınması gerekir; bu hallerde gaiplik istemi düşer.
  • Kişinin öldüğü tarihin tespit edilmesi gerekir; bu tespit gaiplik isteminin düşmesi için yeterlidir.
  • Düşme için bu hallerden birinin gerçekleşmiş olması yeterlidir; ayrıca mahkeme kararı veya tarafların beyanı aranmaz.

İstemin düşmesi: hangi sonuçları doğurur?

  • Gaipliğine karar verilecek kişi ilan süresi dolmadan ortaya çıkarsa gaiplik istemi düşer.
  • Gaipliğine karar verilecek kişinden ilan süresi dolmadan haber alınırsa gaiplik istemi düşer.
  • Kişinin öldüğü tarih tespit edilirse gaiplik istemi düşer.
  • Bu hallerin hiçbiri gerçekleşmezse gaiplik istemi bu madde uyarınca düşmez ve gaiplik sürecine devam edilir.

İlan süresi içinde ortaya çıkma ile ilan süresi dolduktan sonra ortaya çıkma arasındaki fark nedir?

İlan süresi dolmadan kişinin ortaya çıkması ya da haber alınması, gaiplik istemini düşürür.

İlan süresi dolduktan sonra ortaya çıkan kişi için madde gaiplik istemini düşürücü bir sonuç bağlamaz; metin bu durumu düzenlemez.

Madde yalnızca ilan süresi içinde gerçekleşen hallerde istemi düşürür. Süre dolduktan sonraki durumun sonucu bu maddeden çıkarılamaz.

Ortaya çıkma ile ölüm tarihinin tespiti arasındaki fark nedir?

Kişinin hayatta olduğunun anlaşılması, onun ortaya çıkması veya kendisinden haber alınması ile gerçekleşir.

Ölüm tarihinin tespit edilmesi ise kişinin hayatta olmadığının kesinleşmesini ifade eder.

Her iki halde de gaiplik istemi düşer, ancak sebepleri farklıdır: biri hayatta olmayı, diğeri ölümü gösterir.

İstemin düşmesi: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • İlan süresinin dolmasından sonra kişinin ortaya çıkmasını da bu maddeye dayanarak istemi düşürücü saymak; madde yalnızca ilan süresi dolmadan gerçekleşen halleri düzenler.
  • Ölüm tarihinin tespitini gaiplik kararının kendisiyle karıştırmak; tespit gaiplik kararı verilmeden önce gerçekleşmiş olabilir.
  • İlan süresini belirli bir gün sayısı olarak kabul etmek; madde metninde süre uzunluğu belirtilmemiştir.

Nasıl ispat edilir?

  • Gaiplik isteminin düştüğünü ileri süren taraf, kişinin ilan süresi dolmadan ortaya çıktığını ya da kendisinden haber alındığını ispatlamakla yükümlüdür.
  • Ortaya çıkma veya haber alma, tanık beyanı, yazışma veya resmî kayıtla ispatlanabilir.
  • Ölüm tarihinin tespiti ise resmî ölüm belgesi veya mahkeme kararıyla ispatlanır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 4721 sayılı Kanun m.32: Gaiplik kararının verilebilmesi için gereken genel koşulları düzenler; m.34, bu koşullar oluştuktan sonra istemin düşme hallerini belirler.
  • 4721 sayılı Kanun m.33: Gaiplik ilanı ve ilan süresine ilişkin hükümleri içerir; m.34'teki 'ilan süresi' kavramı bu düzenlemeye bağlıdır.
  • 4721 sayılı Kanun m.35: Gaiplik kararının sonuçlarını düzenler; m.34 düşme halini belirlediğinden, m.35'in uygulanmayacağı haller bu maddeyle ortaya çıkar.

TMK m.35 — Hükmü

Bu madde, ilanla gaiplik araştırmasında sonuç alınamadığında mahkemenin gaiplik kararı vermesinin ve bu kararın hüküm ifade ettiği anın ne zaman olduğunun düzenlenmesidir. Kararın ölüme bağlı hakların kullanımına etkisi de maddenin kapsamındadır. Madde, gaiplik kararının hangi kişiler bakımından verileceğini ve gaipliğin ön koşulu olan araştırma usulünü ayrıntılı düzenlemez. Gaipliğe ilişkin ilan usulü ve karar çıkarılması (m.32–34), gaibin ölüm tehlikesi ve son haber hallerinin tanımı ile ilan usulü (m.32–33), gaiplik kararının iptali ve kararın sonuçlarının geri alınması (m.38–39) ve ölüm karinesinin sona ermesi ile yeniden gaiplik sonuçları düzenlenmemiştir.

Hükmü: hangi kavramlar bilinmeli?

Gaiplik kararı
Uzun süredir haber alınamayan veya ölüm tehlikesiyle karşılaşmış kişinin ölmüş sayılması için mahkemenin verdiği karardır. Karar, ilan yoluyla araştırmada sonuç alınamamasının ardından verilir.
Ölüme bağlı haklar
Kişinin ölümüne bağlanan miras, dul ve yetim aylığı gibi hakların doğumu veya kullanımı için gerekli olan haklardır. Madde bu hakların gaibin ölümü ispatlanmış gibi kullanılmasını öngörür.
Ölüm tehlikesinin gerçekleşmesi
Gaibin ölüm tehlikesine maruz kaldığı olayın meydana geldiği andır. Hükmün başlangıç tarihi olarak bu tarih esas alınır.
Son haberin alındığı gün
Gaibe ait son bilginin ulaştığı tarihtir. Ölüm tehlikesinin gerçekleştiği bilinmiyorsa gaiplik kararının hüküm doğuracağı başlangıç anı bu tarihtir.

Hükmü: hangi şartlar aranır?

  • İlan yoluyla yapılan araştırmadan sonuç alınamamış olmalıdır.
  • Mahkeme gaiplik kararını vermiş olmalıdır; karar olmadan ölüme bağlı haklar kendiliğinden kullanılamaz.
  • Gaiplik kararının hüküm doğuracağı başlangıç anı, ölüm tehlikesinin gerçekleştiği gün veya son haberin alındığı gün olarak belirlenmelidir.
  • Ölüme bağlı hakların kullanılabilmesi için gaibin ölümü ispatlanmış gibi işlem yapılmalıdır.

Hükmü: hangi sonuçları doğurur?

  • Gaiplik kararı verildiğinde, gaibin ölümü ispatlanmış gibi ölüme bağlı haklar kullanılır.
  • Hüküm, ölüm tehlikesinin gerçekleştiği gün veya son haberin alındığı günden itibaren doğar; karar tarihine kadar geçen süre bakımından geriye etki vardır.
  • Gaiplik kararı verilmeden önce, gaibin ölümüne bağlı haklar kendiliğinden kullanılamaz.
  • Gaibin hayatta olduğu ortaya çıkarsa, gaiplik kararının iptali ve sonuçlarının geri alınması ayrı maddelerde düzenlenmiştir (m.38–39).

Ölüm tehlikesinin gerçekleşmesi ile son haberin alınması arasındaki fark nedir?

Gaibin ölüm tehlikesine maruz kaldığı olay belirli bir tarihte gerçekleşmişse, hüküm bu tarihten itibaren doğar.

Ölüm tehlikesinin hangi tarihte gerçekleştiği bilinmiyorsa veya bu tehlike hiç söz konusu değilse, gaibden son haberin alındığı gün başlangıç olur.

İki ayrı başlangıç anı, mirasçıların hangi tarihte mirasçı olacağını ve ölüme bağlı hakların hangi tarihte doğacağını belirler.

Karar tarihi ile hükmün başlangıcı arasındaki fark nedir?

Gaiplik kararının verildiği tarih, kararın kesinleşmesi ve ilan gibi işlemlerin tamamlanma anıdır.

Madde, hükmün kararın verildiği tarihten değil, ölüm tehlikesi veya son haber gününden başlayacağını öngörür.

Geriye etkili bir hüküm doğar; ölüme bağlı haklar karar tarihinden değil, madde metnindeki gün esas alınarak değerlendirilir.

Hükmü: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Hükmün başlangıcını gaiplik kararının verildiği tarih olarak almak; madde ölüm tehlikesi veya son haber gününü esas alır.
  • Ölüm tehlikesi ile son haberi birbirine karıştırmak; her iki hal farklı başlangıç anı doğurur.
  • Gaiplik kararı verilmeden ölüme bağlı hakların kullanılabileceğini düşünmek.
  • Gaiplik kararını ölüm kararıyla eş tutmak; gaiplik kararı ölümü ispatlanmış gibi sonuç doğurur ama gaibin ölümü kesin olarak tespit edilmiş olmaz.

Nasıl ispat edilir?

  • Gaiplik kararının dayanağı olan ilan usulünün yapıldığı ve sonuç alınamadığı, ilgili kişi tarafından mahkemeye sunulan belgelerle ortaya konulmalıdır.
  • Ölüm tehlikesinin gerçekleştiği gün veya son haberin alındığı gün, bu tarihi ileri süren tarafça delille ispatlanmalıdır; başlangıç tarihi bu delillere göre belirlenir.
  • Ölüme bağlı hakları talep eden kişi, bu hakkın doğumunu gaiplik kararının varlığı ile ispatlamalıdır.
  • Gaibin hayatta olduğunu ileri süren taraf, bu iddiasını kanıtlamakla yükümlüdür.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 4721 m.32: Gaiplik kararı için ön koşul olan ölüm tehlikesi ve son haber hallerini tanımlar; bu maddedeki başlangıç anının hangi olaylara bağlı olduğunu belirler.
  • 4721 m.33: İlan usulünü düzenler; ilanla sonuç alınamaması şartının nasıl gerçekleşeceğini belirler.
  • 4721 m.34: Gaiplik kararının verilmesi usulünü ve kararın ilanına ilişkin ayrıntıları düzenler.
  • 4721 m.38: Gaibin hayatta olduğunun anlaşılması halinde gaiplik kararının iptalini ve sonuçlarını düzenler.
  • 4721 m.39: Gaiplik kararının iptali halinde ölüme bağlı haklara ilişkin sonuçların geri alınmasını düzenler.

Süreler

SüreMaddeHüküm
dokuz aym.32Kararın Resmî Gazete’de yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra (1/1/2027) yürürlüğe girceği hüküm altına alınmıştır. başvurusu üzerine mahkeme bu kişinin gaipliğine karar verebilir.
bir yılm.33Gaiplik kararının istenebilmesi için, ölüm tehlikesinin üzerinden en az bir yıl veya son haber tarihinin üzerinden en az beş yıl geçmiş olması gerekir.
beş yılm.33Gaiplik kararının istenebilmesi için, ölüm tehlikesinin üzerinden en az bir yıl veya son haber tarihinin üzerinden en az beş yıl geçmiş olması gerekir.
altı aydırm.33Bu süre, ilk ilânın yapıldığı günden başlayarak en az altı aydır.

Süreler madde metnindeki yazımıyla verilmiştir.

Konuda geçen kararlar

26 karar
  1. Hukuk Genel Kurulu, 2023/280 E., 2024/296 K., 29.05.2024
    İlgili madde: m.30
  2. Hukuk Genel Kurulu, 2014/1108 E., 2016/440 K., 30.03.2016
    İlgili madde: m.30
  3. Hukuk Genel Kurulu, 2014/646 E., 2016/206 K., 02.03.2016
    İlgili madde: m.29
  4. Hukuk Genel Kurulu, 2015/831 E., 2016/201 K., 26.02.2016
    İlgili madde: m.33
  5. Hukuk Genel Kurulu, 2014/285 E., 2015/1481 K., 03.06.2015
    İlgili madde: m.33
  6. Hukuk Genel Kurulu, 2014/124 E., 2015/1480 K., 03.06.2015
    İlgili madde: m.33
  7. Hukuk Genel Kurulu, 2013/2217 E., 2015/1453 K., 27.05.2015
    İlgili madde: m.33
  8. Hukuk Genel Kurulu, 2014/184 E., 2015/554 K., 21.01.2015
    İlgili madde: m.29, m.30, m.31, m.32, m.33
  9. Hukuk Genel Kurulu, 2014/280 E., 2014/1059 K., 17.12.2014
    İlgili madde: m.33
  10. Hukuk Genel Kurulu, 2013/432 E., 2013/1707 K., 25.12.2013
    İlgili madde: m.29, m.30, m.31, m.32
Diğer 16 karar
  1. Hukuk Genel Kurulu, 2012/1485 E., 2013/707 K., 15.05.2013
    İlgili madde: m.29, m.30, m.31, m.32
  2. Hukuk Genel Kurulu, 2012/1154 E., 2013/360 K., 13.03.2013
    İlgili madde: m.29, m.31, m.32
  3. Hukuk Genel Kurulu, 2012/1152 E., 2013/284 K., 27.02.2013
    İlgili madde: m.31, m.32
  4. Hukuk Genel Kurulu, 2008/784 E., 2008/786 K., 24.12.2008
    İlgili madde: m.30
  5. 5. Hukuk Dairesi, 2025/14286 E., 2026/3650 K., 02.03.2026
    İlgili madde: m.32
  6. 8. Hukuk Dairesi, 2025/447 E., 2025/7494 K., 10.12.2025
    İlgili madde: m.35
  7. 8. Hukuk Dairesi, 2022/5844 E., 2025/2750 K., 08.04.2025
    İlgili madde: m.35
  8. 2. Hukuk Dairesi, 2023/5659 E., 2024/2502 K., 17.04.2024
    İlgili madde: m.35
  9. 10. Daire, 2020/2310 E., 2024/310 K., 21.02.2024
    İlgili madde: m.35
  10. 1. Hukuk Dairesi, 2023/2937 E., 2024/322 K., 16.01.2024
    İlgili madde: m.34, m.35
  11. 7. Hukuk Dairesi, 2022/5829 E., 2023/6337 K., 18.12.2023
    İlgili madde: m.34
  12. 2. Hukuk Dairesi, 2023/8321 E., 2023/5233 K., 07.11.2023
    İlgili madde: m.34
  13. 18. Hukuk Dairesi, 2014/3353 E., 2014/9089 K., 26.05.2014
    İlgili madde: m.34
  14. 18. Hukuk Dairesi, 2013/6204 E., 2013/13268 K., 10.10.2013
    İlgili madde: m.31
  15. 3. Hukuk Dairesi, 2007/21195 E., 2008/1852 K., 12.02.2008
    İlgili madde: m.35
  16. Adana Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, 2024/2369 E., 2026/403 K., 26.02.2026
    İlgili madde: m.29

Bağlayıcılık derecesine göre sıralı (Anayasa Mahkemesi, içtihadı birleştirme, genel kurullar, daireler); her grupta yeni karar önce. Tam metin karar deposundan istek üzerine yüklenir. Hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ayrıca denetleyin.

Madde bağlantıları, tarihine kadar Resmî Gazete'de yayımlanan değişiklikleri içeren güncel metne gider.

Anlatım 21.10.2026 tarihinde derlendi. Bağlayıcı olan madde metnidir.

Bu konuyu panelde çalış

Panelde bu konu 2.1. Kişiler Hukuku Gerçek Kişiler bölümünde yer alıyor.

Panelde çalış