Kişiler hukuku › Gerçek kişiler › Kişilik
Kişiliğin korunması ve ad üzerindeki hak
Kısaca
TMK m.23, kişiliğin korunmasında iki ayrı konuyu düzenler: birincisi hak ve fiil ehliyetinden ile özgürlüklerden vazgeçme yasağı ve özgürlüğün hukuka veya ahlaka aykırı sınırlanmasının yasaklanması, ikincisi insan kökenli biyolojik maddelerin yazılı rıza ile alınması, aşılanması ve nakli.
Kapsam
Bu konu, Türk Medeni Kanunu m.23–28 hükümlerini kapsar.
TMK m.23 — Vazgeçme ve aşırı sınırlamaya karşı
TMK m.23, kişiliğin korunmasında iki ayrı konuyu düzenler: birincisi hak ve fiil ehliyetinden ile özgürlüklerden vazgeçme yasağı ve özgürlüğün hukuka veya ahlaka aykırı sınırlanmasının yasaklanması, ikincisi insan kökenli biyolojik maddelerin yazılı rıza ile alınması, aşılanması ve nakli. Madde ayrıca biyolojik madde verme borcu altına girmiş kişinin bu borcun ifasına zorlanamayacağını ve maddi ile manevi tazminat istenemeyeceğini kurar. Maddenin uygulanması kişilik hakkına saldırı, rıza ve hukuka uygunluk sebepleri bakımından kişiliğin hukuki işlemle ihlaline ilişkin olup, tüm gerçek kişiler bakımından geçerlidir. Madde, kişilik hakkına saldırıya karşı korunma yollarını (m.24), kişilik haklarına ilişkin dava türlerini ve manevi tazminatın devri ile mirasçılara geçişini (m.24 ve m.25 hükümleri ile BK m.58 kapsamında) düzenlemez. Hukuka aykırılığın sözleşme hükmünün geçersizliği bakımından sonucu ile BK m.27 arasındaki ilişki de bu maddenin kendi düzenlemesi dışında kalır. Süre öngörmez.
Vazgeçme ve aşırı sınırlamaya karşı: hangi kavramlar bilinmeli?
- Hak ehliyeti
- Kişinin hak sahibi olabilmesi yeteneğidir. Madde uyarınca kişi bu ehliyetten önceden vazgeçemez; ancak doğmuş bir hakkının kullanılmasından vazgeçmesi ya da bu haktan feragat etmesi mümkündür.
- Fiil ehliyeti
- Kişinin kendi fiilleriyle hak edinebilmesi ve borç altına girebilmesi yeteneğidir. Bütünüyle ya da kısmen bu ehliyetten yararlanmamayı taahhüt etmek, madde uyarınca kesin hükümsüzdür.
- Özgürlük
- Kişinin fiziksel özgürlüğü ile karar verme ve seçim serbestisi gibi kişiliğe bağlı özgürlüklerdir. Bu özgürlüklerin sınırlanması, ancak hukuka ve ahlaka aykırı biçimde olursa kişiliğe saldırı niteliği taşır.
- İnsan kökenli biyolojik madde
- İnsan vücudundan alınabilen, aşılanabilen veya nakledilebilen doku, organ ve benzeri maddelerdir. Bunların alınması, aşılanması ve nakli yalnızca yazılı rıza üzerine mümkündür.
- Biyolojik madde verme borcu
- Kişinin ileride bir biyolojik maddeyi vermeyi üstlendiği borçtur. Bu borç ifa edilmediğinde kişi ifaya zorlanamaz ve bu nedenle tazminat talep edilemez.
Vazgeçme ve aşırı sınırlamaya karşı: hangi şartlar aranır?
- Vazgeçmenin konusunun hak ehliyeti ya da fiil ehliyeti olmaması, yani kişinin bu ehliyetlerden kısmen de olsa vazgeçmesinin söz konusu olmaması gerekir; önceden yapılan bu yönde her vazgeçme kesin hükümsüzdür.
- Kişinin özgürlüklerinden vazgeçmemesi gerekir; özgürlüğün sınırlanmasına rıza gösterilmesi de hukuka ve ahlaka uygun olmalıdır, aksi halde kişiliğe saldırı oluşur.
- Biyolojik madde alınması, aşılanması veya nakli için ilgilinin yazılı rızası bulunmalıdır.
- Biyolojik madde verme borcu altına girilmiş olması hâlinde bu borcun ifası zorlanamaz ve maddi ile manevi tazminat istemi ileri sürülemez.
Vazgeçme ve aşırı sınırlamaya karşı: hangi sonuçları doğurur?
- Hak ehliyetinden veya fiil ehliyetinden kısmen de olsa vazgeçme kesin hükümsüzdür.
- Özgürlüklerden vazgeçme kesin hükümsüzdür; özgürlüğün hukuka veya ahlaka aykırı biçimde sınırlanmasına rıza gösterilmesi de geçersizdir.
- Hukuka aykırı biçimde özgürlüğü sınırlayan sözleşme, kişiliğe saldırı niteliğinde olduğundan korunma talebinin konusu olabilir.
- Yazılı rıza ile yapılan biyolojik madde alma, aşılama ve nakil işlemleri mümkün olur.
- Yazılı rıza bulunmadan biyolojik madde alınması veya nakledilmesi kişilik hakkına saldırı oluşturur ve hukuka aykırıdır.
- Biyolojik madde verme borcu altına girmiş kişi bu borcu ifa etmeye zorlanamaz.
- Biyolojik madde verme borcu ifa edilmediği için maddi ve manevi tazminat istenemez.
Hak ehliyeti ile doğmuş hakkın kullanılmasından vazgeçme arasındaki fark nedir?
Hak ehliyetinden önceden vazgeçme, kişinin hak sahibi olma yeteneğinden hiç yararlanmamayı taahhüt etmesidir.
Doğmuş bir hakkın kullanılmasından vazgeçme ya da bu haktan feragat, kişinin mevcut hakkı üzerinde tasarruf etmesidir.
Hak ehliyetinden önceden vazgeçme kesin hükümsüzdür; doğmuş bir hakkın kullanılmasından vazgeçme ise geçerlidir.
Özgürlükten vazgeçme ile özgürlüğün hukuka uygun sınırlanmasına rıza arasındaki fark nedir?
Özgürlüklerden vazgeçme ya da bunların hukuka veya ahlaka aykırı biçimde sınırlanmasına rıza gösterilmesidir.
Özgürlüğün hukuka ve ahlaka uygun biçimde sınırlanması, örneğin bazı sözleşmelerle getirilen makul kısıtlamalardır.
Birinci durum kişiliğe saldırı niteliğinde ve hukuka aykırıdır; ikinci durumda kişiliğe saldırı oluşmaz.
Biyolojik madde alınması veya nakli ile biyolojik madde verme borcunun ifası arasındaki fark nedir?
Yazılı rıza üzerine yapılan alma, aşılama ve nakil işlemi, ilgilinin rızasına dayanan hukuka uygun bir işlemdir.
Önceden biyolojik madde verme borcu altına girilmiş olması, borç sahibinin rızasının ifa aşamasında geri alınması gibi durumlardır.
Birinci durumda işlem mümkündür; ikinci durumda borç ifaya zorlanamaz ve tazminat istenemez.
Vazgeçme ve aşırı sınırlamaya karşı: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Hak ehliyetinden önceden vazgeçmeyi, doğmuş bir hakkın kullanılmasından vazgeçme ile karıştırmak; ikincisi geçerlidir, birincisi kesin hükümsüzdür.
- Özgürlüğün her türlü sınırlanmasına rıza gösterilebileceğini sanmak; yalnızca hukuka ve ahlaka uygun sınırlamalar geçerlidir.
- Yazılı rıza şartını gözden kaçırarak biyolojik madde alma işlemini geçerli saymak.
- Biyolojik madde verme borcu altına girmiş kişinin borcunu ifa etmediği durumda ona karşı tazminat davası açabileceğini düşünmek; madde bu tazminatı açıkça yasaklar.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Kişilik haklarının korunmasına ilişkin temel düzenlemenin 4721 sayılı Kanun'un 23, 24 ve 25. maddelerinde bulunduğu kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2023/490 E., 2024/468 K., 25.09.2024; Hukuk Genel Kurulu, 2022/1117 E., 2023/636 K., 14.06.2023; Hukuk Genel Kurulu, 2022/147 E., 2023/461 K., 17.05.2023; Hukuk Genel Kurulu, 2022/120 E., 2023/378 K., 26.04.2023)
Nasıl ispat edilir?
- Hukuka aykırı sınırlamaya dayanan iddiayı ileri süren taraf, sözleşmenin özgürlüğü hukuka ya da ahlaka aykırı biçimde sınırladığını ispatlamakla yükümlüdür.
- Özgürlük sınırlamasının hukuka uygun olduğunu savunan taraf, bu sınırlamanın ölçülü ve kabul edilebilir olduğunu ispat etmelidir.
- Biyolojik madde alınmasının dayanağı olarak yazılı rıza ileri sürülüyorsa, bu rızanın yazılı olarak bulunduğunu ispat yükü işlemi yapan tarafa aittir.
- Biyolojik madde verme borcunun varlığı ileri sürülüyorsa, borcu üstlenildiğini ileri süren taraf bu borcun varlığını yazılı delille ispatlamalıdır.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 4721 m.24: Kişilik hakkına hukuka aykırı saldırıya karşı korunma talebini düzenler; m.23'te kurulan sınırlamalar ihlal edildiğinde bu koruma yoluna başvurulur.
- 4721 m.25: Kişilik hakkına saldırıda açılabilecek davaları düzenler; m.23 kapsamında yapılan bir saldırıya karşı bu dava yolları işler.
- 818 sayılı Borçlar Kanunu m.27: Kanunun emredici hükümlerine, ahlaka, kamu düzenine ve kişilik haklarına aykırı sözleşmelerin kesin hükümsüzlüğünü kurar; m.23 ile birlikte sözleşme sınırını belirler.
TMK m.24 — İlke
Bu madde, kişilik hakkına hukuka aykırı saldırı hâlinde kişinin hâkimden korunma isteyebilmesinin genel kuralını (birinci fıkra) ve kişilik hakkına yapılan müdahalenin ne zaman hukuka aykırı sayılacağına dair karinenin ve hukuka uygunluk sebeplerinin çerçevesini (ikinci fıkra) düzenler. Kural, üçüncü kişilerin kişilik hakkına yönelik saldırıları bakımından uygulanır. Maddede hangi davaların açılabileceği düzenlenmemiştir; bu, MK m.25'in konusudur. Kişilik hakkının sözleşme ilişkisinden doğan ihlali, tazminat ve manevi tazminatın miktarı, ayrıca korunma davasının usulü ve süreleri bu maddenin kapsamında değildir.
İlke: hangi kavramlar bilinmeli?
- Kişilik hakkı
- Kişinin bedensel ve manevi varlığına, özel ve gizlilik alanına, şerefine ve benzeri hukuken korunmaya değer değerlerine ilişkin mutlak nitelikteki haklardır. Madde metni bu değerlerin tek tek sayımını yapmaz.
- Hukuka aykırı saldırı
- Kişilik hakkını koruyan yazılı veya yazılı olmayan bir hukuk kuralının emrini ya da yasağını ihlal eden müdahaledir. Kişilik hakkına her müdahale tek başına hukuka aykırı sayılmaz; hukuka aykırılık ayrıca aranır.
- Hukuka uygunluk sebepleri
- Kişilik hakkına yapılan müdahaleyi hukuka uygun kılan haller olup madde metninde rıza, daha üstün nitelikte özel veya kamusal yarar ve kanunun verdiği yetkinin kullanılması olarak sayılmıştır.
- Korunma isteme hakkı
- Kişilik hakkı hukuka aykırı olarak saldırıya uğrayan kişinin, hâkimden saldırıda bulunanlara karşı koruma talep edebilmesi yetkisidir.
İlke: hangi şartlar aranır?
- Kişilik hakkına bir saldırı bulunmalıdır; bu saldırı, bedensel ya da manevi varlığa, özel alana, şerefe ya da benzeri hukuken korunan bir değere yönelmiş olmalıdır.
- Saldırı hukuka aykırı olmalıdır; kişilik hakkını koruyan bir hukuk kuralının emrini veya yasağını ihlal etmelidir.
- Saldırının hukuka uygunluk sebeplerinden biriyle haklı kılınmamış olması gerekir; zarar görenin rızası, daha üstün nitelikte özel veya kamusal yarar ya da kanunun verdiği yetkinin kullanılması bu sebeplerdendir.
- Korunma talebinde bulunan kişi, saldırıya uğrayan kişi olmalıdır ve talep hâkime yöneltilmelidir; talep saldırıda bulunanlara karşı yöneltilir.
İlke: hangi sonuçları doğurur?
- Hukuka aykırı olarak kişilik hakkına saldırılan kişi, hâkimden saldırıda bulunanlara karşı korunmasını isteyebilir.
- Kişilik hakkına yapılan her saldırı, madde metninde sayılan hukuka uygunluk sebeplerinden biriyle haklı kılınmadıkça hukuka aykırıdır.
- Hukuka uygunluk sebeplerinden biri bulunursa müdahale hukuka uygun sayılır ve bu hâlde korunma talebi kural olarak kabul edilmez.
- Rıza sınırlı verilebilir; tanınan sınırın aşılması hâlinde aşan kısım hukuka aykırı olur.
- Hukuka aykırılık, saldırıda bulunanın kusurlu olmasına bağlı değildir; saldırının hukuka aykırı olması yeterlidir.
Kişilik hakkına müdahale ile hukuka aykırı saldırı arasındaki fark nedir?
Kişilik hakkına yönelen her müdahale, somut olarak kişiliği zedeleyen bir fiildir.
Hukuka aykırı saldırı ise kişiliği koruyan bir hukuk kuralını ihlal eden müdahaledir ve madde bu ikisini ayırır.
Yalnızca hukuka aykırı müdahaleye karşı korunma istenebilir; hukuka uygun müdahaleye karşı bu madde temelinde koruma talep edilemez.
Rıza / daha üstün yarar / kanunun verdiği yetki: fark nedir?
Zarar görenin rızası, kişilik hakkı bakımından bir hukuka uygunluk sebebidir ve tanınan sınır içinde geçerlidir.
Daha üstün özel veya kamusal yarar ile kanunun verdiği yetkinin kullanılması ise rızadan bağımsız hukuka uygunluk sebepleridir.
Bu sebeplerden biri varsa müdahale hukuka uygun sayılır; rıza sınırın aşılması hâlinde geçerliliğini yitirir ve aşılan kısım hukuka aykırı olur.
İlke: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Kişilik hakkına her müdahaleyi tek başına hukuka aykırı saymak; madde metni hukuka aykırılığı ayrıca aramaktadır.
- Hukuka uygunluk sebeplerini eksik saymak; madde metninde yalnızca rıza, daha üstün yarar ve kanunun verdiği yetki sayılmıştır, bunların dışında kalan hallerin ayrıca değerlendirilmesi gerekir.
- Rızanın sınırsız verildiğini kabul etmek; rıza tanınan sınırla bağlıdır ve aşılan kısım hukuka aykırıdır.
- Korunma isteminin kapsamını, tazminat ve dava türleriyle karıştırmak; dava türleri m.25'te düzenlenmiştir.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Kişilik hakkına saldırının hukuka aykırılığının değerlendirilmesinde, madde metnindeki karine dikkate alınarak saldırının hukuka uygunluk sebeplerinden birine dayanıp dayanmadığı araştırılmaktadır. (Hukuk Genel Kurulu, 2017/1345 E., 2021/883 K., 01.07.2021)
- Kişilik hakkı ihlallerinde korunma talebinin ve tazminatın dayanağı olarak madde 24 ile 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 49. maddesinin birlikte değerlendirildiği kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2017/486 E., 2021/691 K., 03.06.2021)
- Yayın ve görüntü yoluyla kişilik hakkına müdahalelerde, rızanın varlığı ve kapsamı ile daha üstün kamusal yararın bulunup bulunmadığı somut olayda ayrıca tartışılmaktadır. (İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi, 2023/2915 E., 2026/411 K., 18.02.2026)
- Kişilik hakkının korunmasına ilişkin madde metninin mahkemelerce aynen aktarıldığı ve hukuka aykırılığın bu çerçevede değerlendirildiği görülmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi, 2022/1905 E., 2026/128 K., 29.01.2026)
Nasıl ispat edilir?
- Korunma talebinde bulunan kişi, kişilik hakkına bir saldırının varlığını ve bu saldırının hukuka aykırı olduğunu ispatlamakla yükümlüdür.
- Saldırının varlığı, yayın, görüntü, yazılı belge veya tanık gibi delillerle ispatlanır; saldırının kişilik hakkına yönelmiş olduğu somut olayın özelliklerine göre değerlendirilir.
- Hukuka uygunluk sebebini ileri süren saldırıda bulunan, rıza, daha üstün yarar veya kanunun verdiği yetkinin varlığını ispatlamakla yükümlüdür.
- Rızanın varlığı ve kapsamı, yazılı onay veya fiilî davranışlarla ispatlanır; rızanın sınırının aşılıp aşılmadığı, rıza kapsamının somut olarak belirlenmesini gerektirir.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 4721 sayılı Kanun m.25: Kişilik hakkına karşı açılabilecek davaları sayar; bu madde yalnızca korunma isteme genel kuralını koyar, dava türlerini m.25 belirler.
- 6098 sayılı Kanun m.49: Kişilik hakkına saldırının haksız fiil sayılmasında ve tazminat sorumluluğunda kullanılan genel hükümdür; 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 49. maddesinin yerine geçmiştir.
- 6098 sayılı Kanun m.64: Zarar tehlikesinden korunmak için zarar veren ıztırar hâlinin hukuka uygunluk sebebi olarak düzenlenmesi, m.24/II'de sayılan hukuka uygunluk sebepleriyle bağlantılıdır.
TMK m.25 — Davalar
TMK m.25, kişilik hakkının korunmasına ilişkin davalarda davacının talep edebileceği koruyucu ve giderici sonuçları ile bunlara eşlik eden yan talepleri düzenler. Düzenlenen konular; saldırı tehlikesinin önlenmesi, sürmekte olan saldırıya son verilmesi, etkileri devam eden saldırının hukuka aykırılığının tespiti, düzeltme veya kararın üçüncü kişilere bildirilmesi ya da yayımlanması, maddi ve manevi tazminat ile vekâletsiz iş görme hükümlerine göre kazancın verilmesi istemlerinin saklı tutulması, manevi tazminat hakkının devri ve mirasçılara geçişi ve kişilik haklarına ilişkin davalarda yer yetkisidir. Kişilik haklarına yönelik saldırı yapılmış veya tehlike bulunan her davacı için uygulanır. Maddi ve manevi tazminatın şartlarını ve miktarını düzenlemez (m.49-52). Vekâletsiz iş görme hükümlerinin kendisi (TBK m.527 vd.) ve haksız fiil sorumluluğunun genel koşulları bu maddede yer almaz. Kişilik hakkının korunmasına ilişkin dava açma süresi ve hak düşürücü süreler de bu maddede düzenlenmemiştir.
Davalar: hangi kavramlar bilinmeli?
- Önleme davası
- Henüz gerçekleşmemiş ama yakın tehlikesi bulunan bir kişilik hakkı saldırısının engellenmesini isteyen davadır. Tehlikenin somut ve yakın olması gerekir.
- Durdurma davası
- Halen süren bir saldırının sona erdirilmesini isteyen davadır. Saldırının devam ediyor olması şarttır.
- Hukuka aykırılığın tespiti davası
- Saldırı sona ermiş olsa bile etkileri devam eden saldırının hukuka aykırılığının mahkemece saptanmasını isteyen davadır. Hüküm, saldırının sona ermesiyle birlikte bu davanın konusu olabilir.
- Manevi tazminat istemi
- Kişilik hakkı ihlali nedeniyle uğranılan manevi zarara karşılık istenen parasal tazminattır. Devri ve mirasçılara geçişi bu maddede ayrıca sınırlanmıştır.
- Vekâletsiz iş görme yoluyla kazancın talebi
- Hukuka aykırı saldırı sonucu saldırgan tarafından elde edilen kazancın, saldırıya uğrayan kişiye verilmesini isteme yoludur. Bu istem, vekâletsiz iş görme hükümlerine dayanır ve tazminat istemiyle birlikte ileri sürülebilir.
Davalar: hangi şartlar aranır?
- Kişilik hakkına yönelik bir saldırının bulunması veya bu saldırının tehlikesinin yakın biçimde mevcut olması gerekir.
- Davacının, kişilik hakkı sahibi olarak dava açma ehliyetine ve hukuki yararına sahip olması gerekir.
- Önleme davası için saldırı tehlikesinin somut olarak varlığı, durdurma davası için saldırının halen sürmekte olması, tespit davası için saldırının sona ermiş olmakla birlikte etkilerinin devam etmesi aranır.
- Düzeltme veya kararın bildirilmesi ya da yayımlanması isteminin, asıl dava ile birlikte ileri sürülmüş olması gerekir; hakim bu isteği talep olmaksızın re'sen hüküm altına alamaz.
Davalar: hangi sonuçları doğurur?
- Kişilik hakkına saldırı tehlikesi varsa, hâkim bu tehlikenin önlenmesine yönelik karar verebilir.
- Saldırı sürüyorsa, hâkim saldırının sona erdirilmesine karar verebilir.
- Saldırı sona ermiş ancak etkileri devam ediyorsa, hukuka aykırılığın tespitine karar verilebilir.
- Düzeltme veya kararın üçüncü kişilere bildirilmesi ya da yayımlanması isteği ileri sürülürse, hâkim bu yönde karar verebilir; istenmemişse bu tür bir karar verilemez.
- Maddi ve manevi tazminat ile vekâletsiz iş görme hükümlerine göre kazancın verilmesi istemleri, bu madde ile saklı tutulmuştur ve ayrıca ileri sürülebilir.
- Manevi tazminat istemi karşı tarafça kabul edilmedikçe devredilemez.
- Manevi tazminat istemi miras bırakan tarafından ileri sürülmedikçe mirasçılara geçmez.
- Kişilik haklarının korunması için davacının kendi yerleşim yeri veya davalının yerleşim yeri mahkemesinde dava açması mümkündür; bu, yetki kuralına ilişkin esnek bir seçimdir.
Önleme ile durdurma arasındaki fark nedir?
Önleme davasında saldırı henüz başlamamıştır, yalnızca tehlike vardır.
Durdurma davasında saldırı hâlen sürmektedir ve sona erdirilmesi istenir.
Dava türüne göre ispatlanması gereken vakıa değişir; önlemede tehlikenin yakınlığı, durdurmada saldırının devamı gösterilmelidir.
Durdurma ile tespit arasındaki fark nedir?
Durdurma davasında saldırı sürmektedir.
Tespit davasında saldırı sona ermiştir, ancak etkileri devam etmektedir.
Saldırı bitmişse durdurma istenemez, yalnızca hukuka aykırılığın tespiti talep edilebilir.
Ana talep ile bildirme ve yayımlama istemi arasındaki fark nedir?
Önleme, durdurma veya tespit davalarından biri ana talep olarak açılır.
Bildirme veya yayımlama istemi bu ana talebe bağlı bir yan taleptir.
Yan talep ancak ana talebe eklenerek ileri sürülebilir; hakim talep yoksa re'sen bildirme veya yayımlama kararı veremez.
Manevi tazminat ile vekâletsiz iş görme yoluyla kazanç arasındaki fark nedir?
Manevi tazminat, kişilik hakkı ihlalinden doğan zararın karşılığıdır.
Vekâletsiz iş görme yoluyla kazanç istemi, saldırganın elde ettiği kazancın geri verilmesini hedefler.
İki istem birbirinden bağımsız olarak ileri sürülebilir ve birlikte talep edilebilir; biri diğerinin yerine geçmez.
Devir ile mirasçıya geçiş arasındaki fark nedir?
Manevi tazminat istemi, karşı tarafça kabul edilmiş ise devredilebilir.
Manevi tazminat istemi, miras bırakan tarafından ileri sürülmemişse mirasçılara geçmez.
Dava hakkı miras bırakanın hayatında ileri sürülmüşse mirasçılar davayı sürdürebilir; ileri sürülmemişse talep mirasçılara intikal etmez.
Davalar: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Hakimin bildirme veya yayımlama kararını talep olmaksızın re'sen vermesi; bu karar yalnızca davacının istemi üzerine verilebilir.
- Önleme davasını, saldırı halen sürüyormuş gibi durdurma davası olarak nitelendirmek; her iki dava türünün koşulları farklıdır.
- Saldırı sona ermişken durdurma kararı istemek; bu durumda yalnızca tespit davası açılabilir.
- Manevi tazminat hakkını, miras bırakan ileri sürmediği halde mirasçıların kendiliğinden devralabileceğini düşünmek.
- Kişilik hakkı davasında yetkiyi yalnızca davalının yerleşim yeri mahkemesi ile sınırlamak; m.25/4 davacıya yerleşim yeri seçeneği tanır.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Kişilik hakkının korunmasına ilişkin davalarda Yargıtay'ın mahkemelerin m.25 kapsamındaki talepleri ayrı ayrı değerlendirmesi gerektiği yönünde görüş bildirdiği anlaşılmaktadır. (Hukuk Genel Kurulu, 2023/490 E., 2024/468 K., 25.09.2024)
- Mahkemelerin davacı kendi yerleşim yeri veya davalının yerleşim yeri mahkemesinde dava açabilir hükmünü kişilik hakkı davalarında yer yetkisi için uyguladığı kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2011/687 E., 2012/26 K., 01.02.2012)
- Mirasbırakan tarafından ileri sürülmüş manevi tazminat isteminin mirasçılara geçtiği kabul edilmektedir; bu, ileri sürülmemiş bir talebin mirasçılara geçmeyeceği ilkesinin tersi yönünden uygulanmasıdır. (Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, 2023/698 E., 2024/442 K., 06.03.2024)
- Ceza Genel Kurulu, uyuşmazlık konusuna ilişkin özel norm olarak m.25'in dördüncü fıkrasını kullanmıştır. (Ceza Genel Kurulu, 2020/32 E., 2024/227 K., 10.07.2024)
Nasıl ispat edilir?
- Kişilik hakkına saldırı ve bunun hukuka aykırılığı ileri süren davacıya aittir; saldırının varlığı, tehlikesi veya etkilerinin devamı davacı tarafından ispatlanır.
- Önleme davasında tehlikenin somut ve yakın olduğu, tanık, belge veya yayın kayıtlarıyla gösterilmelidir; davalının tehlikenin bulunmadığını ileri sürmesi halinde bu savunmayı kendisi ispatlamalıdır.
- Düzeltme veya bildirme isteminde, talebin asıl davaya eklendiği yazılı dilekçe ile belirlenmelidir; istem yoksa hakim bu konuda karar veremez.
- Manevi tazminat isteminin karşı taraf tarafından kabul edildiği devir iddiasında, kabulün yazılı veya fiilî delille ispatı davacıya düşer.
- Mirasçıların manevi tazminat talebinde bulunma hakkı, miras bırakanın bu istemi ileri sürdüğünü gösteren belge veya dava dosyası kayıtlarıyla kanıtlanır.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 4721 m.23: Kişilik hakkının korunmasının genel çerçevesini çizer; m.25'teki davalar bu genel korumanın somut yollarıdır.
- 4721 m.24: Kişilik hakkına ilişkin davaların açılması ve korunması için temel kişilik hakkı kurallarını düzenler; m.25 bu hakların dava yolunu tamamlar.
- 4721 m.49: Kişilik hakkına saldırıda kusursuz sorumluluk ve tazminat şartlarını düzenler; m.25/3 bu tazminat istemlerini saklı tutar.
- 4721 m.52: Manevi tazminatın takdirine ilişkin hükümleri içerir; m.25/3 ve m.25/4'teki manevi tazminat istemi bu hükümlere tabidir.
- 6098 sayılı Kanun m.527: Vekâletsiz iş görme hükümleri olup, m.25/3'teki kazancın verilmesi isteminin dayanağıdır.
TMK m.26 — Adın korunması
TMK m.26, adın korunmasına ilişkindir ve iki durumu düzenler: adının kullanılması çekişmeli olan kişinin hakkının tespitini dava etmesi ile adı haksız kullanılan kişinin son verme, maddi tazminat ve manevi tazminat isteyebilmesi. Madde adı haksız kullanılan gerçek kişiler bakımından uygulanır; tüzel kişilerin adları da yorumla aynı korumadan yararlanır. Adın değiştirilmesi (m.27), soyadının değiştirilmesi ve kadının soyadı hakkı, adın ve soyadının kayda alınması ve ilanı maddenin kapsamında değildir (m.27 ve ilgili soyadı kanunu hükümleri). Önleme davası ile kişilik hakkına saldırının genel korunması (m.23-25) ve vekaletsiz iş görme hükümleri uyarınca kazancın talebi de bu maddede değil, genel kişilik hakkı hükümlerinde düzenlenmiştir.
Adın korunması: hangi kavramlar bilinmeli?
- Adın kullanılmasının çekişmeli olması
- Bir kişinin taşıdığı adı kullanmaya hakkı olduğuna başkalarının ya da resmî makamların itiraz etmesi durumudur. Burada haksız bir kullanım henüz yoktur, hakkın varlığı tartışmalıdır.
- Adın haksız kullanılması
- Başkasına ait bir adın, hakkı olmadan kendi adı olarak ya da bir eşyayı belirtmek amacıyla kullanılmasıdır. Adın tümüyle kullanılması gerekir; kısmi kullanım ya da benzer ad kullanımı bu maddedeki haksız kullanım sayılmaz, MK 24 kapsamında değerlendirilir.
- Tespit davası
- Adı kullanmaya hakkı olduğu iddia edilen kişinin, bu yetkisinin mahkemece tespitini istediği davadır. Madde metninde açıkça yalnız bu dava türü sayılmıştır.
- Durdurma (son verme) davası
- Adın haksız kullanılmasına son verilmesini isteyen davadır. Haksız kullananın kusurlu olması aranmaz.
- Manevi tazminat
- Uğranılan haksızlığın niteliği gerektiriyorsa adın haksız kullanılması nedeniyle ödenmesi istenebilen, zarara değil acı ve elem duygusuna karşılık olan tazminattır. Maddede niteliğin gerektirmesi koşulu aranır.
Adın korunması: hangi şartlar aranır?
- Adın kullanılmasının çekişmeli olması halinde, adı kullanma hakkı tartışmalı olan kişinin tespit davası açabilmesi için ad üzerinde başkasının itirazının bulunması gerekir.
- Adın haksız kullanılması halinde, başkasına ait adın tümüyle ve hakkı olmadan kullanılmış olması gerekir.
- Haksız kullanıma son verilmesi istenebilmesi için haksız kullananın kusurlu olması aranmaz.
- Maddi tazminat istenebilmesi için haksız kullananın kusurlu olması ve bir zararın doğmuş bulunması gerekir.
- Manevi tazminat istenebilmesi için uğranılan haksızlığın niteliğinin bunu gerektirmesi gerekir.
Adın korunması: hangi sonuçları doğurur?
- Adı kullanılması çekişmeli olan kişi, hakkının tespiti davasında adı kullanma yetkisinin mahkemece tespit edilmesini sağlayabilir.
- Adı haksız kullanılan kişi, kullanımın son bulmasını isteyebilir; bu istek için kusur aranmaz.
- Haksız kullanan kusurlu ise ve bir maddi zarar doğmuşsa, uğranılan zararın giderilmesi istenebilir.
- Haksızlığın niteliği gerektiriyorsa manevi tazminat ödenmesi istenebilir.
- Kişi, adının kullanılmasının çekişmeli olduğunu ileri sürerek yalnız tespit davası açabilir; itirazdan zarar görmüşse MK 24, 25 ve BK 49 uyarınca tazminat da talep edebilir.
- Kişilik hakkına yapılan saldırı hukuka aykırıdır; hukuka uygunluk sebebi bulunmadıkça ad kullanımı haklı sayılmaz.
Çekişmeli ad ile haksız kullanılan ad arasındaki fark nedir?
Adın kullanılması çekişmeli olan durumda ad, kişi tarafından kullanılabilir ancak hakkı tartışmalıdır. Burada haksız kullanım henüz gerçekleşmiş değildir.
Adın haksız kullanılmasında başkası ada hukuka aykırı biçimde sahip çıkmış ve kullanmıştır.
Çekişmeli durumda yalnız tespit davası açılır; haksız kullanımda son verme, maddi ve manevi tazminat talepleri gündeme gelir.
Son verme isteği ile maddi tazminat isteği arasındaki fark nedir?
Son verme isteğinde kusur aranmaz; hukuka aykırı kullanımın durdurulması yeterlidir.
Maddi tazminatta haksız kullananın kusuru ve doğmuş bir zarar aranır.
Kusur bulunmasa da son verme talep edilebilir, ancak maddi tazminat ancak kusur ve zarar birlikte varsa istenebilir.
Maddi tazminat ile manevi tazminat arasındaki fark nedir?
Maddi tazminat, haksız kullanım nedeniyle oluşan malvarlığı zararının giderilmesidir.
Manevi tazminat, kişilik değerine yönelik ve duygusal zarara karşılık olan tazminattır.
Manevi tazminat yalnız haksızlığın niteliği gerektiriyorsa istenebilir; maddi zarar bulunmasa da istenebilir.
Tam ad kullanımı ile kısmi veya benzer ad kullanımı arasındaki fark nedir?
Başkasının adının tümüyle kullanılması, bu maddedeki haksız kullanımı oluşturur.
Adın kısmen ya da benzer bir adın kullanılması haksız kullanım sayılmaz.
Kısmi kullanımda MK 26 uygulanmaz; kişilerin karıştırılması tehlikesi varsa MK 24 kapsamında korunma istenebilir.
Adın korunması: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Adın kısmi ya da benzer biçimde kullanılmasını MK 26 kapsamında değerlendirmek; bu durumda yalnız MK 24 uygulanır.
- Son verme davasında kusur aramak; kusur yalnız maddi tazminat için gereklidir.
- Çekişmeli ad durumunda doğrudan durdurma veya tazminat davası açmak; madde yalnız tespit davasını öngörür, zarar varsa ayrıca tazminat talep edilebilir.
- Manevi tazminatı her haksız kullanımda kendiliğinden istenebilir saymak; niteliğin gerektirmesi koşulu aranır.
- Adın değiştirilmesi (m.27) ile adın korunmasını (m.26) karıştırmak; birincisi hâkim kararıyla ad değişikliğini, ikincisi kullanım hakkının korunmasını düzenler.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Adın haksız kullanılmasında kişilik hakkına saldırı hukuka aykırı sayılır; hukuka uygunluk sebebi bulunmadıkça korumadan yararlanılır. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2023/2190 E., 2026/725 K., 09.04.2026)
Nasıl ispat edilir?
- Adın kullanılmasının çekişmeli olduğunu ileri süren kişi, bu çekişmeyi ve kendi adını kullanma hakkını ispatlamakla yükümlüdür.
- Adın haksız kullanıldığını iddia eden kişi, başkasına ait adın tümüyle ve hakkı olmadan kullanıldığını ispatlamakla yükümlüdür.
- Haksız kullanılma ve kullanımın sürdüğü iddiası nüfus kayıtları, belgeler ve tanık beyanı ile ispatlanabilir.
- Maddi tazminat talebinde haksız kullananın kusuru ile zararın varlığı ve miktarı ispat edilmelidir; kusursuzluğu ileri süren taraf bunu kanıtlamakla yükümlüdür.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 4721 m.24: Kişilik haklarının genel korunma kuralıdır. Adın kısmi kullanımı ya da karıştırılma tehlikesinde başvurulacak genel koruma hükmü olarak MK 26 ile birlikte uygulanır.
- 4721 m.25: Kişilik hakkına saldırının sonuçlarını, özellikle durdurma ve düzeltme taleplerini düzenler; ad kullanımına karşı açılan davalarda tamamlayıcı olarak uygulanır.
- 4721 m.27: Adın ve soyadının değiştirilmesini düzenler; m.26 adın korunmasını, m.27 adın değiştirilmesini konu alır ve birbirinden ayrıdır.
- 6098 m.49: Haksız fiil sorumluluğu ve manevi tazminat genel hükmüdür. MK 26 ile birlikte manevi tazminat talebinin dayanağıdır; Türk Borçlar Kanunu yerine geçen mevzuat olarak (BK 49 atfı) tartışmalı bu alanda değerlendirilmelidir.
TMK m.27 — Adın değiştirilmesi
Madde, adın değiştirilmesinin koşulunu, değişikliğin nüfus siciline kaydı ve ilanını, adın değiştirilmesinin kişisel durum üzerindeki etkisini ve değişiklikten zarar gören kişinin dava hakkını düzenler. Madde, kişinin adının değiştirilmesini isteyen herkes ve adın değiştirilmesine karar verilmesi halinde ilgili nüfus kaydı bakımından uygulanır. Madde, ad üzerindeki hakkın korunmasını (m.26) düzenlemez. Soyadının değiştirilmesi ve boşanma sonrası soyadı hükümleri ayrı kanun hükümlerine tabidir ve bu madde kapsamında değildir. Adın haksız kullanımına karşı açılacak davalar (m.26) ile ilan portalına ilişkin iptal sürecinin uygulama sonuçları da bu maddenin kapsamı dışındadır.
Adın değiştirilmesi: hangi kavramlar bilinmeli?
- Haklı sebep
- Adın değiştirilmesi için hâkimden talepte bulunulmasını gerektiren, kanunda sınırlı olarak sayılmamış somut gerekçedir. Kanun haklı sebebin neler olacağını belirlemez; hâkim olayın özelliklerine göre takdir eder.
- Kayıt ve ilan
- Mahkeme kararının ilgilinin nüfus kütüğüne işlenmesi ve maddenin ikinci fıkrasında belirtilen içerikle duyurulmasıdır. Değişiklik kararının kesinleşmesinden önce yapılmaz; ilan kapsamı fıkra metninde sayılan unsurlarla sınırlıdır.
- Kişisel durum
- Kişinin evlilik, soyadı ve nüfusa bağlı diğer hukuki durumlarıdır. Ad değişikliği bu durumu kendiliğinden değiştirmez.
- Değiştirme kararının kaldırılması davası
- Adın değiştirilmesinden zarar gören kişinin, değişiklik kararının iptalini isteyebildiği dava türüdür. Hak, zarar gören kişinin öğrendiği günden itibaren bir yıllık süreye bağlıdır.
Adın değiştirilmesi: hangi şartlar aranır?
- Adın değiştirilmesi için kişinin haklı sebebe dayanması gerekir; hâkim kararı olmaksızın adın değiştirilmesi mümkün değildir.
- Talep, adın değiştirilmesi için hâkimden istenmelidir; idari başvuru yoluyla bu sonuç doğmaz.
- Haklı sebep bulunduğu takdirde kişi birden fazla kez adının değiştirilmesini talep edebilir.
- Hükmün nüfus siciline kaydedilmesi ve fıkra metninde sayılan unsurlarla ilan edilmesi gerekir.
- Ad değişikliği kişisel durumu kendiliğinden etkilemez; kişinin evlilik, soyadı ve diğer nüfus durumları için ayrıca düzeltme gerekmez.
Adın değiştirilmesi: hangi sonuçları doğurur?
- Haklı sebep bulunduğunda hâkim adın değiştirilmesine karar verir ve karar nüfus siciline kaydedilir.
- Haklı sebep bulunmadan yapılan ad değişikliği hukuken geçerli sayılmaz; hâkim kararı olmadan ad değişimi mümkün değildir.
- Ad değişikliği, kişinin evlilik ve diğer kişisel durumunu kendiliğinden değiştirmez.
- Adın değiştirilmesinden zarar gören kişi, bir yıl içinde değiştirme kararının kaldırılmasını dava edebilir; süre geçerse bu dava açılamaz.
- Fıkra metnindeki ilan, Anayasa Mahkemesi iptal kararının yürürlüğe girdiği tarihten sonra uygulanmaz; bu tarihten sonra karar yalnızca nüfus siciline kaydedilir.
Ad değişikliği ile soyadı değişikliği arasındaki fark nedir?
Madde, kişinin ön adına ilişkindir ve kişinin adının değiştirilmesi için hâkim kararı arar.
Soyadı değişikliği, soyadı kanunu ve kişisel durum hükümleri bakımından ayrıca düzenlenmiştir.
Ad için m.27 uygulanır; soyadı için ilgili özel hükümler ve soyadı rejimi ayrıca değerlendirilir.
Ad değişikliği ile kişisel durum değişikliği arasındaki fark nedir?
Ad değişikliği kişinin adını değiştirir.
Kişisel durum; evlilik, soyadı, nüfusa bağlı diğer hukuki hâller ve bunlardan doğan haklar ve yükümlülükleri kapsar.
Ad değişikliği tek başına kişisel durumu değiştirmez; bunun için ayrıca kayıt ve düzeltme gerekir.
Mahkeme kararının kaydı ile ilan arasındaki fark nedir?
Kayıt, kararın nüfus kütüğüne işlenmesidir.
İlan, fıkrada sayılan bilgilerle kararın kamuya duyurulmasıdır. Anayasa Mahkemesi iptali, ilan kısmının uygulanmasını 1/1/2027 tarihinden itibaren etkileyecektir; o tarihe kadar ilan uygulanır.
Kayıt ve ilan ayrı işlemlerdir; ilan kısmının yürürlük durumu ayrıca izlenmelidir.
Adın değiştirilmesi: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Haklı sebebi kanunda sayılı bir liste gibi görmek; haklı sebep kanunda sınırlı olarak sayılmamıştır.
- Ad değişikliğinin kişisel durumu da kendiliğinden değiştirdiğini düşünmek; ad değişikliği kişisel durumu değiştirmez.
- Bir yıllık süreyi kararın kesinleşme veya kayıt tarihinden başlatmak; süre zarar görenin öğrendiği günden başlar.
- İlan kısmını Anayasa Mahkemesi iptal kararının yürürlük tarihinden sonraki dönem için de uygulamak; ilan kısmı 1/1/2027 tarihine kadar yürürlüktedir.
- Haklı sebep dışında hâkim onayı olmadan idari işlemle ad değiştirilebileceğini düşünmek; hâkim kararı zorunludur.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Ad değişikliği davalarında haklı sebep, kanunda sayılmadığından somut olayın özelliklerine göre takdir edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2009/442 E., 2009/465 K., 04.11.2009)
- Adın değiştirilmesinden zarar gören kişinin itiraz hakkı, değişikliği öğrendiği günden itibaren bir yıl içinde kullanılmalıdır. (Hukuk Genel Kurulu, 2009/442 E., 2009/465 K., 04.11.2009)
- Adın değiştirilmesi davaları, nüfus kaydı düzeltmesi niteliğinde görülerek asliye hukuk mahkemesinde incelenmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2009/442 E., 2009/465 K., 04.11.2009)
Nasıl ispat edilir?
- Adın değiştirilmesini talep eden kişi, haklı sebebin varlığını ispatlamakla yükümlüdür; bunun için somut olayı gösteren belgeler ve tanık beyanı kullanılabilir.
- Değiştirme kararının kaldırılmasını isteyen zarar gören kişi, zararını ve öğrenme tarihini ispatlamakla yükümlüdür.
- Bir yıllık süreye ilişkin öğrenme tarihi, sürenin başlangıcını gösteren belgeler veya tanıklarla ispatlanır; süre savunması karşı taraf tarafından ileri sürüldüğünde ayrıca değerlendirilir.
- Kayıt ve ilan işlemleri için nüfus kütüğü kayıtları ve mahkeme kararı belgesi esas alınır.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 4721 m.26: Adın korunması ve haksız kullanıma karşı dava hakkını düzenler; m.27 ise adın resmen değiştirilmesi yolunu düzenler.
- 4721 m.4: Haklı sebebin hâkim tarafından takdir edilmesinde ve zarar değerlendirmesinde hâkimin hukuka ve hakkaniyete göre karar vermesi ölçüsü olarak kullanılır.
TMK m.28 — Doğum ve ölüm
Madde, gerçek kişiliğin başlangıcını ve sonunu ve çocuğun hak ehliyetinin ana rahmine düşme anından itibaren hangi koşulla elde edileceğini düzenler. Kişiliğin kazanılması ile çocuğun cenin dönemindeki hak ehliyetinin sağ doğum koşuluna bağlanması bu maddenin konusudur. Kural her gerçek kişi bakımından uygulanır. Maddede düzenlenmeyen konular: ölümün ispatı ve sağ olma ya da ölüm karinesi (m.31), gaiplik kararı (m.32-37), doğum ve ölüm kayıtlarının nüfus kütüğüne işlenmesi (m.40 ve devamı), kişinin ad hakkı (m.26-27) ve babalık hukuku ile çocuğun soybağı (m.281 ve devamı, ilgili hükümler).
Doğum ve ölüm: hangi kavramlar bilinmeli?
- Kişilik
- Kişinin hak ve borç altına girebilme niteliğidir. Madde, kişiliğin sağ ve tam doğumla başlayıp ölümle sona ermesini öngörür.
- Sağ ve tam doğum
- Çocuğun ana bedeninden tamamen ayrılması ve ayrıldıktan sonra yaşama belirtisi göstermesidir. Kanun yaşama kabiliyeti aramaz; doğduktan çok kısa süre sonra ölen çocuk da kişilik kazanmış sayılır.
- Hak ehliyeti
- Kişinin hak sahibi olabilme yeteneğidir. Çocuk bu ehliyeti ana rahmine düştüğü andan itibaren elde eder, ancak bu kazanım sağ doğma koşuluna bağlıdır ve geriye etkilidir.
- Cenin
- Ana rahmine düşmüş, henüz doğmamış çocuktur. Kanun cenine hak ehliyeti tanır, ama bu ehliyet sağ doğum şartına bağlı olarak geçmişe etkili biçimde doğar.
Doğum ve ölüm: hangi şartlar aranır?
- Çocuğun ana bedeninden tamamen ayrılmış olması gerekir.
- Çocuğun ayrıldıktan sonra sağ olması gerekir; yaşama kabiliyetinin bulunması aranmaz.
- Kişiliğin başlaması için çocuğun sağ olarak tam doğması gerekir; doğum sırasında ölü olan çocuk için kişilik doğmaz.
- Çocuğun hak ehliyeti için ana rahmine düşme anının tespit edilebilmesi ve bu anın sağ doğumla birleşmesi gerekir.
Doğum ve ölüm: hangi sonuçları doğurur?
- Çocuk sağ ve tam doğduğunda kişilik başlar ve çocuk ana rahmine düştüğü andan itibaren hak ehliyeti elde etmiş sayılır.
- Çocuk ölü doğarsa kişilik kazanılmaz ve hak ehliyeti geriye etkili olarak doğmaz.
- Gerçek kişilik ölümle sona erer; ölümle birlikte kişiye bağlı haklar sona erer, malvarlığı hakları mirasçılara geçer.
- Kişilik, çocuğun sağ doğduğu anda başladığı için doğumdan sonra kısa süre yaşayan çocuk da kişilik kazanmış ve kişiliği ölümle sona ermiş olur.
- Kanun hükmü emredicidir; kişiliğin başlangıcı ve sonu tarafların sözleşmesiyle değiştirilemez.
Sağ doğan çocuk ile ölü doğan çocuk arasındaki fark nedir?
Sağ ve tam doğan çocuk kişilik kazanır ve doğduğu andan itibaren hak sahibi olur.
Ölü doğan çocuk kişilik kazanmaz; kendisine bağlanan haklar yönünden ana rahmine hiç düşmemiş sayılır.
Ölü doğan çocuğun adına miras veya başka bir hak doğmaz; sağ doğan çocuk ise cenin döneminden itibaren hak ehliyeti kazanmış olur.
Hak ehliyeti ile kişiliğin başlangıcı arasındaki fark nedir?
Hak ehliyeti ana rahmine düşme anından başlar ve sağ doğum koşuluna bağlıdır.
Kişilik ise sağ ve tam doğumla kesin olarak başlar.
Cenin, sağ doğum gerçekleşmediği sürece bağımsız bir kişi değildir; doğum gerçekleşince ehliyet geriye etkili olarak kazanılmış sayılır.
Yaşama kabiliyeti ile sağ doğum arasındaki fark nedir?
Türk hukukunda çocuğun yaşama kabiliyetine sahip olması gerekmez; yalnızca sağ ve tam doğumun gerçekleşmesi yeterlidir.
Fransız hukukunda ise yaşama kabiliyeti ayrıca aranır.
Türk hukukunda doğum sonrası kısa süre yaşayan çocuk da kişilik kazanır ve bu kişilik ölümle sona erer.
Doğum ve ölüm: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Kişiliğin başlangıcını çocuğun yaşama kabiliyetine bağlamak; Türk hukukunda yalnızca sağ ve tam doğum aranır.
- Cenine kişilik tanımak ve onu bağımsız hak sahibi saymak; cenin yalnızca sağ doğum koşuluna bağlı bir hak ehliyetine sahiptir.
- Ölen tarafın davadaki taraf ehliyetinin sona ermesi ile davanın tümüyle konusuz kaldığını varsaymak; mirasçıları ilgilendiren malvarlığı davaları devam eder.
- Ölüm karinesi ile ölüm kaydını karıştırmak; her ikisinin hukuki sonucu ve ispat yöntemi farklıdır.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Mahkemeler, ölüm nedeniyle kişiliğin sona erdiğini, ölen tarafın davadaki taraf ehliyetinin de bu ile sona ereceğini kabul etmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2022/1242 E., 2023/1042 K., 01.11.2023; Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi, 2024/1125 E., 2026/590 K., 09.04.2026)
- Dava devam ederken tarafların birinin ölmesi halinde, ölen kişinin taraf ehliyeti sona erse de mirasçıları ilgilendiren malvarlığı davaları konusuz kalmaz ve mirasçılar yönünden devam eder. (Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, 2024/1150 E., 2024/1694 K., 24.10.2024)
- Taraf ehliyetinin de çocuğun sağ ve tam doğumu ile başlayıp ölümle sona erdiği kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi, 2022/1012 E., 2026/532 K., 02.04.2026)
- Hak ehliyetinin ana rahmine düşme anından itibaren ve sağ doğma koşuluyla elde edildiği, bu hükmün yorumunda da esas alındığı görülmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2022/747 E., 2023/1080 K., 15.11.2023)
Nasıl ispat edilir?
- Doğumun sağ ve tam gerçekleştiğini ileri süren kimse bu iddiayı ispatla yükümlüdür; ispat başlıca nüfus kayıtlarıyla yapılır.
- Nüfus sicilinde kayıt bulunmaması veya kaydın doğru olmadığının anlaşılması halinde gerçek durum her türlü kanıtla, örneğin tıbbi raporla veya tanık beyanıyla ispat edilebilir.
- Çocuğun ölü doğduğunu ileri süren kişi bu savunmayı ispatlamakla yükümlüdür.
- Ölümün ve ölüm tarihinin ispatı nüfus kaydı ile yapılır; kayıt yoksa gerçek durum her türlü delille gösterilebilir.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 4721 m.28: Maddenin kendi metninde yer alan ikinci fıkra, kişiliğin sağ doğum koşuluna bağlı olarak cenin dönemine geriye etkili biçimde uzanmasını sağlar.
- 4721 sayılı Kanun: Maddenin hükümleri, doğum ve ölüm olaylarının nüfus kütüğüne işlenmesi ve ispatı dahil olmak üzere kanunun ilgili bölümleri ile birlikte değerlendirilir.
Süreler
| Süre | Madde | Hüküm |
|---|---|---|
| bir yıl | m.27 | Adın değiştirilmesinden zarar gören kimse, bunu öğrendiği günden başlayarak bir yıl içinde değiştirme kararının kaldırılmasını dava edebilir. |
Süreler madde metnindeki yazımıyla verilmiştir.
Konuda geçen kararlar
34 karar- Hukuk Genel Kurulu, 2023/490 E., 2024/468 K., 25.09.2024İlgili madde: m.23, m.25
- Ceza Genel Kurulu, 2020/32 E., 2024/227 K., 10.07.2024İlgili madde: m.25
- Hukuk Genel Kurulu, 2023/684 E., 2024/318 K., 06.06.2024İlgili madde: m.28
- Hukuk Genel Kurulu, 2022/747 E., 2023/1080 K., 15.11.2023İlgili madde: m.28
- Hukuk Genel Kurulu, 2022/1242 E., 2023/1042 K., 01.11.2023İlgili madde: m.28
- Hukuk Genel Kurulu, 2022/1117 E., 2023/636 K., 14.06.2023İlgili madde: m.23
- Hukuk Genel Kurulu, 2022/147 E., 2023/461 K., 17.05.2023İlgili madde: m.23
- Hukuk Genel Kurulu, 2022/120 E., 2023/378 K., 26.04.2023İlgili madde: m.23
- Hukuk Genel Kurulu, 2017/1345 E., 2021/883 K., 01.07.2021İlgili madde: m.24
- Hukuk Genel Kurulu, 2017/486 E., 2021/691 K., 03.06.2021İlgili madde: m.24
Diğer 24 karar
- Hukuk Genel Kurulu, 2017/1498 E., 2020/791 K., 20.10.2020İlgili madde: m.24
- Ceza Genel Kurulu, 2016/962 E., 2020/15 K., 21.01.2020İlgili madde: m.23
- Hukuk Genel Kurulu, 2011/687 E., 2012/26 K., 01.02.2012İlgili madde: m.25
- Hukuk Genel Kurulu, 2009/442 E., 2009/465 K., 04.11.2009İlgili madde: m.27
- Hukuk Genel Kurulu, 2008/127 E., 2008/130 K., 13.02.2008İlgili madde: m.25
- Genel Kurul, 2016/14513 E., 28.12.2022İlgili madde: m.24, m.25
- Genel Kurul, 2019/42944 E., 17.06.2021İlgili madde: m.27
- Genel Kurul, 2016/35009 E., 02.05.2019İlgili madde: m.23
- Genel Kurul, 2013/7979 E., 11.11.2015İlgili madde: m.27
- Genel Kurul, 2013/9880 E., 11.11.2015İlgili madde: m.27
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2023/2190 E., 2026/725 K., 09.04.2026İlgili madde: m.26
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi, 2024/1125 E., 2026/590 K., 09.04.2026İlgili madde: m.28
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi, 2026/725 E., 2026/905 K., 02.04.2026İlgili madde: m.26
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi, 2022/1012 E., 2026/532 K., 02.04.2026İlgili madde: m.28
- İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi, 2023/2915 E., 2026/411 K., 18.02.2026İlgili madde: m.24
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi, 2024/2872 E., 2026/377 K., 12.02.2026İlgili madde: m.26
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi, 2022/1905 E., 2026/128 K., 29.01.2026İlgili madde: m.24
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi, 2024/3072 E., 2025/3324 K., 18.12.2025İlgili madde: m.26
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi, 2023/1150 E., 2025/2608 K., 23.10.2025İlgili madde: m.26
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi, 2022/3084 E., 2025/1559 K., 11.06.2025İlgili madde: m.26
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi, 2025/885 E., 2025/651 K., 02.05.2025İlgili madde: m.27
- Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, 2024/1150 E., 2024/1694 K., 24.10.2024İlgili madde: m.28
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi, 2024/1328 E., 2024/1179 K., 11.07.2024İlgili madde: m.27
- Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, 2023/698 E., 2024/442 K., 06.03.2024İlgili madde: m.25
Bağlayıcılık derecesine göre sıralı (Anayasa Mahkemesi, içtihadı birleştirme, genel kurullar, daireler); her grupta yeni karar önce. Tam metin karar deposundan istek üzerine yüklenir. Hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ayrıca denetleyin.
Madde bağlantıları, tarihine kadar Resmî Gazete'de yayımlanan değişiklikleri içeren güncel metne gider.
Bu konudaki maddelerde bilinen en yeni değişiklik: 14.11.2024 (m.27).
Anlatım 21.10.2026 tarihinde derlendi. Bağlayıcı olan madde metnidir.
Bu konuyu panelde çalış
Panelde bu konu 2.1. Kişiler Hukuku Gerçek Kişiler bölümünde yer alıyor.
Panelde çalış