Kişiler hukuku › Gerçek kişiler
Kişisel durum sicili
Kısaca
TMK m.36, kişisel durumun resmî bir sicille belirlenmesi ilkesini koyar ve sicilin tutulmasına ile zorunlu bildirimlerin yapılmasına ilişkin esasların ilgili kanunda gösterileceğini belirtir. TMK m.37, kişisel durum sicilinin kimler tarafından tutulacağını belirler: sicil kayıtlarını tutma ve örnek verme görevini Devletçe atanan memurlara bırakır.
Kapsam
Bu konu, Türk Medeni Kanunu m.36–46 hükümlerini kapsar.
TMK m.36 — Sicil
Madde, kişisel durumun resmî bir sicille belirlenmesi ilkesini koyar ve sicilin tutulmasına ile zorunlu bildirimlerin yapılmasına ilişkin esasların ilgili kanunda gösterileceğini belirtir. Kişisel durum sicilinin varlığı ve bu sicilin kişisel durumun belirleyicisi olması bakımından genel bir çerçeve çizer. Kurala tüm gerçek kişiler ve kişisel durum kayıtları bakımından başvurulur. Maddede sicilin hangi kayıtları tutacağı, nüfus kütüklerinin yapısı, doğum, ölüm, evlenme ve boşanma bildirimlerinin ayrıntıları, kayıtların düzeltilmesi, sicilin tutulmasından doğan sorumluluk ve sicil kayıtlarına erişim düzenlemez (5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu; TMK m.37-46 ve sicilin tutulmasına ilişkin ayrıntılar için ilgili maddeler). Ad ve soyadın değiştirilmesi de bu maddenin konusu değildir (m.27).
Sicil: hangi kavramlar bilinmeli?
- Kişisel durum
- Kişinin doğum, ölüm, evlenme, boşanma, soybağı ve benzeri hallerinden oluşan, hukuken önemli durumu. Maddeye göre bu durum, resmî sicil kayıtlarıyla belirlenir.
- Kişisel durum sicili
- Kişisel durumun kaydedildiği resmî sicil. Kanun, sicilin tutulmasına ve zorunlu bildirimlere ilişkin esasların ayrıca ilgili kanunda gösterileceğini öngörür.
- Zorunlu bildirim
- Kişisel durumda meydana gelen değişikliklerin sicile yazılması için ilgililerce ya da yetkili makamlarca yapılması gereken bildirim. Bildirimin kapsamı ve süresi ilgili kanunda belirlenir.
Sicil: hangi şartlar aranır?
- Kişisel durumun belirlenmesi için bu amaçla tutulan resmî bir sicilin bulunması gerekir.
- Sicilin tutulmasına ve zorunlu bildirimlerin yapılmasına ilişkin esasların ilgili kanunda, yani 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanununda gösterilmiş olması gerekir.
- Kişisel durumdaki değişikliğin sicile yazılabilmesi için ilgili kanunda öngörülen bildirimin yapılmış olması gerekir.
Sicil: hangi sonuçları doğurur?
- Kişisel durum, resmî sicilde kayıtlı olduğu biçimde hukuken belirlenmiş sayılır.
- Sicilin tutulmasına ve zorunlu bildirimlere ilişkin ayrıntılar ilgili kanunda düzenlendiği için, bu konularda doğrudan TMK m.36'ya dayanarak bir işlem yapılamaz.
- Kişisel durum değişikliği sicile işlenmediği sürece kayda dayanan belirlemede etkili olmaz; değişikliğin işlenmesi ilgili kanundaki bildirim yükümlülüğüne bağlıdır.
Kişisel durum ile sicildeki kayıt arasındaki fark nedir?
Kişisel durum, kişinin hukuken önemli hallerinin bütünüdür.
Sicildeki kayıt, bu hallerin resmî kütüğe geçirilmiş biçimidir.
Maddeye göre kişisel durum sicilde kayıtlı olduğu ölçüde belirlenir; kayıt dışı bir olgu bu anlamda kişisel durumu oluşturmaz.
Madde metni ile ilgili kanun arasındaki fark nedir?
TMK m.36 sicilin varlığını ve genel ilkesini düzenler.
Sicilin tutulma usulü ve bildirim ayrıntıları 5490 sayılı Kanunda yer alır.
Sicilin işleyişine ilişkin uyuşmazlıkta ayrıntılar için ilgili kanun esas alınır; TMK m.36 tek başına usul kuralı koymaz.
Sicil: sık yapılan hatalar nelerdir?
- TMK m.36'yı tek başına bir sicil uyuşmazlığının çözüm kuralı saymak; ayrıntılar için 5490 sayılı Kanunun aranması gerekir.
- Sicilin kişisel durumu belirlediği ilkesinden, kayıt dışı her olgunun kişisel durum olmadığı sonucunu çıkarmamak gerekir; kayıt, belirlemenin araçlarından biridir.
- Ad ve soyad değişikliğini doğrudan m.36 kapsamında görmek; bu konu m.27 ve soyadı mevzuatıyla düzenlenir.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Yargı kararları, kişisel durumun resmî sicile dayandığını ve bu nedenle sicil kayıtlarının hukuki belirleyiciliğini kabul etmektedir. (2. Hukuk Dairesi, 2025/8326 E., 2025/12077 K., 29.12.2025; 2. Hukuk Dairesi, 2025/6518 E., 2025/9427 K., 04.11.2025; 2. Hukuk Dairesi, 2023/6415 E., 2024/3372 K., 14.05.2024)
- Kararlar, TMK m.36'nın tek başına bir uyuşmazlığın çözümünde yeterli olmadığını; sicilin tutulmasına ve bildirimlere ilişkin ayrıntının ilgili kanunda aranması gerektiğini göstermektedir. (2. Hukuk Dairesi, 2023/4426 E., 2023/2780 K., 31.05.2023)
- Sicil kayıtlarına ilişkin uyuşmazlıklarda hangi mahkemenin görevli olduğu sorusu, sicil kaydının niteliğine göre ayrı değerlendirilmektedir. (3. Hukuk Dairesi, 2023/1508 E., 2023/3174 K., 09.11.2023)
Nasıl ispat edilir?
- Kişisel durumu ileri süren taraf, bu durumun resmî sicile işlendiğini nüfus kayıt örnekleri ile ispatlar; sicil kayıtları aksi ispat edilinceye kadar geçerlidir.
- Sicil kaydına aykırı bir durumu ileri süren taraf, aksini yazılı belge veya diğer delillerle ispatlamakla yükümlüdür; aksinin ispatı herhangi bir şekle bağlı değildir.
- Bildirim yükümlülüğünün yerine getirildiği iddiası, bildirimi yapan tarafça belgelerle ispatlanır; bildirimin yapılmadığını ileri süren taraf ise bu iddiasını ispatlamakla yükümlüdür.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu: Sicilin tutulmasına ve zorunlu bildirimlerin yapılmasına ilişkin esasları gösteren ilgili kanundur; madde bu kanuna açık yollama yapar.
- 4721 sayılı Kanun m.37: Kişisel durum sicilinin devlet memurları tarafından tutulduğunu belirleyerek sicilin tutulmasına ilişkin yapıyı tamamlar.
- 4721 sayılı Kanun m.27: Ad ve soyadın değiştirilmesi, sicil kayıtlarına yansıyan kişisel durum değişikliklerinden biri olduğu için bu maddeyle birlikte okunur; ancak ad değişikliği tek başına kişisel durumu değiştirmez.
TMK m.37 — Görevliler
Madde, kişisel durum sicilinin kimler tarafından tutulacağını belirler: sicil kayıtlarını tutma ve örnek verme görevini Devletçe atanan memurlara bırakır. Ayrıca yabancı ülkelerdeki Türkiye temsilciliklerine Cumhurbaşkanlığı onayıyla nüfus memurluğu yetkisi verilebileceğini öngörür. Kişiye ait sicil kayıtlarının içeriği, kayıt türleri ve kayıt işlemlerinin usulü bu maddede düzenlenmez (m.36 ve m.39 ile ilgili düzenlemeler). Madde, kişisel durum sicilinin tutulmasının genel yetkisini düzenler ve hangi kişilerin bu görevi yürüteceğine ilişkindir; sicilin kapsamı ve kayıt işlemleri ise bu maddenin dışındadır. Bu nedenle sicil kayıtlarına itiraz, düzeltme davası ve sicil kaydının hukuki sonuçları maddede yer almaz.
Görevliler: hangi kavramlar bilinmeli?
- Kişisel durum sicili
- Kişilerin medeni hal ve nüfusa ilişkin olaylarının (doğum, evlenme, boşanma, ölüm gibi) kaydedildiği resmi sicildir. Madde bu siciliň tutulmasını konu alır, içeriğini düzenlemez.
- Sicil memuru
- Devletçe atanan ve kişisel durum sicil kayıtlarını tutmak ile örnek vermekle görevlendirilen memurdur. Görevi kanunla doğrudan kendisine verilmiştir; kişinin kendisi ya da özel kişiler bu görevi üstlenemez.
- Nüfus memurluğu yetkisi
- Yabancı ülkelerdeki Türkiye temsilcilerine tanınabilen, sicil işlemlerini yerinde yapma yetkisidir. Cumhurbaşkanlığının onayı ile verilir ve yetki verilmedikçe temsilciler bu işlemleri yapamaz.
Görevliler: hangi şartlar aranır?
- Kişisel durum sicilinin tutulması, Devletçe atanmış memurlar eliyle yürütülmelidir.
- Sicil kayıtlarının tutulması ve örneklerinin verilmesi, bu memurların görevi olarak yerine getirilmelidir.
- Yabancı ülkelerdeki Türkiye temsilcilerine nüfus memurluğu yetkisi verilecekse, bunun Cumhurbaşkanlığının onayı ile yapılması gerekir.
Görevliler: hangi sonuçları doğurur?
- Sicil kayıtlarını tutma ve örnek verme görevi Devletçe atanan memurlara aittir.
- Yabancı memleketlerdeki Türkiye temsilcilerine Cumhurbaşkanlığı onayı ile nüfus memurluğu yetkisi verilirse, bu temsilciler sicil işlemlerini yapabilir.
- Cumhurbaşkanlığı onayı olmadan temsilcilere nüfus memurluğu yetkisi verilemez.
- Yetki verilmemiş temsilcilerin yabancı ülkede yaptığı sicil işlemleri, bu maddeye dayanarak geçerli sayılamaz.
Sicil memuru ile yabancı ülkedeki temsilci arasındaki fark nedir?
Devletçe atanan sicil memurları, kişisel durum sicilini ülke içinde kanunen tutan asıl görevlilerdir.
Yabancı memleketlerdeki Türkiye temsilcileri, yalnızca kendilerine nüfus memurluğu yetkisi verilmişse sicil işlemi yapabilen istisnai görevlilerdir.
Temsilciye yetki verilmemişse sicil işlemini yapamaz; yetki verilmişse bu işlem, sicil memurunun görevine benzer biçimde yerine getirilir.
Görevliler: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Yabancı ülkedeki Türkiye temsilcisinin, Cumhurbaşkanlığı onayı aranmadan kendiliğinden nüfus memurluğu yetkisine sahip olduğunu saymak.
- Sicil tutma görevini, Devletçe atanmamış kişilere ya da özel kişilere verilebilir sanmak.
- Madde yalnızca görevlileri belirlediği halde, kayıt içeriği ve düzeltme usulünü bu maddeden çıkarmaya çalışmak.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Yabancı ülkedeki Türkiye temsilciliklerinin nüfus memurluğu yetkisini kullanabilmesi için Cumhurbaşkanlığı onayının bulunması gerektiği, bu onayın eksikliğinin yetkiyi geçersiz kıldığı kabul edilmektedir. (10. Daire, 2015/4148 E., 2020/6376 K., 16.12.2020)
Nasıl ispat edilir?
- Sicil işleminin Devletçe atanmış bir memur tarafından yapıldığını gösteren atama belgesi ile ilgili kayıt, işlemin geçerliliği bakımından ileri sürülen tarafça ispat edilir.
- Yabancı ülkedeki temsilcinin yaptığı bir sicil işleminin geçerliliğini savunan taraf, Cumhurbaşkanlığı onayı ile verilmiş nüfus memurluğu yetkisini belgeyle ispatlamak zorundadır.
- Yetkinin bulunmadığını ileri süren karşı taraf, Cumhurbaşkanlığı onayının verilmediğini ortaya koyarak savunmasını ispatlar.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 4721 sayılı Kanun m.36: Kişisel durum sicilinin kapsamı ve kayıtların içeriği bakımından bu maddeyle birlikte okunur; sicil memurunun tuttuğu kayıtların niteliğini belirler.
- 4721 sayılı Kanun m.39: Sicil kayıtlarının düzeltilmesi ve kaydın hukuki sonuçları gibi konular için bu maddeyle birlikte değerlendirilir.
TMK m.38 — Sorumluluk
Bu madde, kişisel durum sicilinin tutulmasından doğan zararların devlet tarafından tazmin edilmesini ve bu zararlar nedeniyle açılacak tazminat ve rücu davalarında yetkili mahkemeyi düzenler. Kişisel durum sicilini tutan görevliler ve bu sicilin tutulmasında kusuru bulunan memurlar bakımından uygulanır. Maddenin düzenlemediği konular şunlardır: sicil kayıtlarının tutulmasına ve düzeltilmesine ilişkin usul (ilgili sicil mevzuatı), sicil kaydının düzeltilmesi davası, kişisel durum sicilinin kuruluşu ve kayıtların içeriği (ilgili sicil düzenlemeleri). Ayrıca devletin sorumluluğunun genel hükmü ve vesayet dairelerine ilişkin sorumluluk (m.466-469 bağlamında TMK'nın vesayet hükümleri) bu maddenin kapsamı dışındadır.
Sorumluluk: hangi kavramlar bilinmeli?
- Kişisel durum sicili
- Kişilerin nüfus ve hukuki durumuna ilişkin kayıtların tutulduğu resmi sicildir. Bu madde bakımından sicilin tutulması faaliyeti, zarar doğurabilecek kayıt işlemlerini kapsar.
- Devletçe tazmin
- Sicilin tutulması sırasında doğan zararın, sorumluluğu öncelikle devletin üstlenmesi anlamına gelir. Zarar gören, zararını doğrudan devletten isteyebilir.
- Rücu
- Devletin zararı tazmin etmesinin ardından, kusurlu memurdan ödediği tutarı geri istemesidir. Rücu, memurun kusuruna bağlıdır.
Sorumluluk: hangi şartlar aranır?
- Zararın kişisel durum sicilinin tutulmasından doğmuş olması gerekir.
- Zararın doğmasında bir memurun kusurunun bulunması gerekir; devletin tazmin yükümlülüğü, rücu hakkı bakımından kusurlu memura yönelmeye bağlıdır.
- Zarar gören kişinin, zararını ve sicil tutma işlemi ile zarar arasındaki bağı ispatlaması gerekir.
Sorumluluk: hangi sonuçları doğurur?
- Kişisel durum sicilinin tutulmasından doğan zarar, devlet tarafından tazmin edilir.
- Devlet zararı tazmin ettiğinde, kusurlu memura rücu edebilir; kusur yoksa rücu hakkı doğmaz.
- Tazminat ve rücu davaları, kişisel durum sicilinin tutulduğu yer mahkemesinde açılır.
Devletin tazmin yükümlülüğü ile memurun rücu yükümlülüğü arasındaki fark nedir?
Zarar gören bakımından devlet doğrudan tazmin yükümlüdür.
Devlet tazmin ettikten sonra kusurlu memura rücu eder; memur zarar görenle doğrudan sorumlu tutulmaz.
Zarar gören zararını devletten talep eder; devletin memurdan rücu alacağı, kusur şartına bağlıdır.
Sorumluluk: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Devletin tazmin yükümlülüğünü memurun kusuruna bağlamak; tazmin yükümlülüğü kusura değil, rücu hakkı kusura bağlıdır.
- Tazminat ve rücu davalarını genel yetki kurallarına göre açmak; madde özel yetki kuralı getirir ve davaların sicilin tutulduğu yer mahkemesinde açılması gerekir.
Nasıl ispat edilir?
- Zarar gören, sicil tutma işlemi ile zararı arasındaki nedensellik bağını ispatlamalıdır.
- Rücu davasında devlet, memurun kusurunu ispatlamalıdır.
- Memurun kusursuzluğu savunması halinde, memur bu savunmayı ispatlamalıdır.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 4721 sayılı Kanun: Maddenin bütününü kapsayan Türk Medeni Kanunu'dur; m.38 kişisel durum sicilinden doğan zararları düzenler.
TMK m.39 — Genel olarak
TMK m.39, kişisel durum sicilinin kayıtlarında düzeltme yapılabilmesinin yolunu belirler: düzeltmenin ancak mahkeme kararıyla yapılabileceği ilkesini koyar. Hüküm, sicilin herhangi bir kaydına ilişkin düzeltme talebinde uygulanır ve sicil memurunun ya da idarenin kendiliğinden düzeltme yapmasını engeller. Madde, düzeltmenin hangi kayıtlar bakımından ve hangi davalarla yapılacağını ayrıntılı düzenlemez; bu konular sicil ve nüfus mevzuatına bırakılmıştır. Sicilin tutulmasına, kayıt türlerine ve kayıtların ne zaman ve nasıl işleneceğine ilişkin düzenlemeler m.39 kapsamında değildir; bunlar ilgili kanun ve yönetmelik hükümleridir. Soybağının düzeltilmesi, evlilik ve boşanma kayıtlarının iptali gibi kişi durumuna ilişkin davalar da m.39 yerine kendi hükümlerine tabidir.
Genel olarak: hangi kavramlar bilinmeli?
- Kişisel durum sicili
- Kişilerin nüfus olayları ve hukuki durumlarına ilişkin kayıtların tutulduğu resmi sicildir. Madde, bu siciline kayıtlı her bilginin düzeltilmesini kapsar.
- Düzeltme
- Sicilde mevcut bir kaydın yanlış, eksik ya da hatalı olan kısmının değiştirilmesi veya tamamlanmasıdır. Yeni bir olay kaydı ya da kaydın tamamen iptali bu kavramın doğrudan konusu değildir.
- Mahkeme kararı
- Düzeltmenin yapılabilmesi için aranan tek yetkili kaynaktır. İdari başvuru, ilgilinin beyanı ya da sicil memurunun takdiri bu kararın yerini tutmaz.
Genel olarak: hangi şartlar aranır?
- Sicilde düzeltilmek istenen bir kaydın bulunması gerekir.
- Düzeltme talebinin mahkeme kararına dayandırılması gerekir; sicil memurunun ya da idarenin kendi kararıyla değişiklik yapması yasaktır.
- Mahkeme kararının kesinleşmiş ve ilgili sicil kaydına uygulanabilir nitelikte olması gerekir.
Genel olarak: hangi sonuçları doğurur?
- Mahkeme kararı bulunmadan sicilin hiçbir kaydında düzeltme yapılamaz.
- Kararsız yapılan düzeltme hukuka aykırıdır ve kaydın yanlış değiştirilmesi sonucunu doğurur.
- Düzeltme davası kabul edilirse mahkeme kararı sicil kaydının değiştirilmesinin dayanağı olur.
Mahkeme kararlı düzeltme ile kararsız düzeltme arasındaki fark nedir?
Mahkeme kararına dayanan düzeltme, kayıt değişikliğinin hukuka uygun olduğunu gösteren yargısal bir işlemdir.
Mahkeme kararı olmadan yapılan düzeltme, sicil memurunun veya idarenin kendi takdiriyle yaptığı değişikliktir.
Kararsız düzeltme m.39'a aykırıdır ve kaydın dayanaksız değişikliği olarak sonuç doğurmaz; ilgililer bunu iptal ettirebilir.
Genel olarak: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Sicil memurunun kendiliğinden düzeltme yapabileceğini varsaymak; m.39 bunu açıkça yasaklar.
- Düzeltme ile iptal veya yeni kayıt işlemini aynı şey saymak; her birinin koşulları ve yolu farklıdır.
- Mahkeme kararı yerine idari onay ya da ilgilinin beyanını yeterli görmek.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, mahkeme kararı olmadıkça sicil kaydında düzeltme yapılamayacağını ilke olarak kabul etmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2022/683 E., 2023/832 K., 20.09.2023; Hukuk Genel Kurulu, 2015/3257 E., 2016/117 K., 29.01.2016; Hukuk Genel Kurulu, 2015/135 E., 2016/118 K., 29.01.2016; Hukuk Genel Kurulu, 2015/259 E., 2015/2625 K., 18.11.2015)
- Uygulamada m.39 sicil kaydına ilişkin düzeltme davalarında dayanak olarak gösterilmekte ve idari yoldan düzeltme talepleri bu hüküm gerekçesiyle reddedilmektedir. (2. Hukuk Dairesi, 2023/373 E., 2023/1776 K., 12.04.2023; 2. Hukuk Dairesi, 2024/620 E., 2024/1161 K., 22.02.2024)
Nasıl ispat edilir?
- Düzeltme talebinde bulunan taraf, kaydın yanlış olduğunu ve düzeltme gerektiğini ispatlamakla yükümlüdür.
- Kaydın dayanağını oluşturan olayların ispatı için nüfus kayıtları, resmi belgeler ve tanık beyanı gibi deliller kullanılabilir.
- Mahkeme kararının bulunmadığını ileri süren taraf, idari yoldan yapılan değişikliğin m.39'a aykırılığını göstermelidir.
- Düzeltmenin hukuka uygun olduğunu savunan taraf, mahkeme kararının bulunduğunu belgeyle göstermek zorundadır.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 4721 m.39: Maddenin kendi hükmüdür; sicil kaydında düzeltmenin yalnızca mahkeme kararıyla yapılabileceğini belirler.
TMK m.40 — Cinsiyet değişikliğinde
TMK m.40, cinsiyetini değiştirmek isteyen kişinin mahkemeden cinsiyet değişikliğine izin istemesinin şartlarını ve nüfus siciline düzeltme kararının koşullarını düzenler. Başvurunun şahsen yapılması, yaş ve evlilik koşulu, transseksüel yapı, ruh sağlığı açısından zorunluluk ve üreme yeteneğinden sürekli yoksunluğun resmî sağlık kurulu raporuyla belgelenmesi, izin sonrası ameliyatın tıbbi doğrulanması ile nüfus sicilinde düzeltmenin yapılması konularını kapsar. Kural, cinsiyetini değiştirmek isteyen gerçek kişiler bakımından uygulanır. Maddenin düzenlemediği konular şunlardır: adın değiştirilmesi (m.27), soyadının değiştirilmesi ve kişisel durum sicilinde genel düzeltme kuralları (m.27 ve m.36 vd.), ayırt etme gücü ve ehliyet sınırlamalarının genel hükümleri (m.13 ve m.16 vd.), cinsiyet değişikliğinin doğurduğu evlilik ve nesep sonuçları ile sicilde düzeltmenin usulü.
Cinsiyet değişikliğinde: hangi kavramlar bilinmeli?
- Transseksüel yapı
- Kişinin biyolojik cinsiyeti ile kendini hissettiği cinsiyet arasındaki uyumsuzluğu ifade eden durum. Maddede bu yapının varlığı resmî sağlık kurulu raporuyla belgelenir.
- Resmî sağlık kurulu raporu
- Eğitim ve araştırma hastanesinden alınan, tek hekim yerine kurul tarafından düzenlenen rapor. Tek imzalı doktor raporu bu şartı karşılamaz.
- Üreme yeteneğinden sürekli biçimde yoksunluk
- Kişinin üreme yeteneğini kalıcı olarak kaybetmiş olması. Bu koşul maddenin metninde yer alır; Anayasa Mahkemesi iptal kararı ile metinden çıkarılmıştır.
- Resmî sağlık kurulu raporuyla doğrulama
- İzin verildikten sonra amaca ve tıbbi yöntemlere uygun bir ameliyatın yapıldığının kurul raporuyla tespit edilmesi. Nüfus sicilindeki düzeltme bu tespite bağlıdır.
Cinsiyet değişikliğinde: hangi şartlar aranır?
- Başvuru sahibinin şahsen mahkemeye başvurması gerekir.
- Başvuru sahibinin on sekiz yaşını doldurmuş olması gerekir.
- Başvuru sahibinin evli olmaması gerekir; evli kişi bu yolla izin isteyemez.
- Başvuru sahibinin transseksüel yapıda olduğu, cinsiyet değişikliğinin ruh sağlığı açısından zorunlu bulunduğu ve üreme yeteneğinden sürekli biçimde yoksun olduğu bir eğitim ve araştırma hastanesinden alınacak resmî sağlık kurulu raporuyla belgelenmelidir.
- İzin verildikten sonra amaç ve tıbbi yöntemlere uygun bir cinsiyet değiştirme ameliyatının yapıldığı resmî sağlık kurulu raporuyla doğrulanmalıdır.
- Bu doğrulama üzerine mahkemenin nüfus sicilinde gerekli düzeltmeye karar vermesi gerekir.
Cinsiyet değişikliğinde: hangi sonuçları doğurur?
- Şartlar gerçekleşirse mahkeme cinsiyet değişikliğine izin verebilir.
- Şartlardan biri eksikse izin verilemez; yaş, evlilik veya rapor eksikliği izni engeller.
- Tek hekim imzalı rapor, resmî sağlık kurulu raporu yerine geçmez ve izin için yeterli değildir.
- İzin verilmiş olsa bile ameliyatın amaca ve tıbbi yönteme uygun yapıldığı kurul raporuyla doğrulanmadıkça nüfus sicilinde düzeltme yapılmaz.
- Doğrulama sağlandığında mahkeme nüfus sicilinde gerekli düzeltmeye karar verir.
- Üreme yeteneğinden sürekli yoksunluk koşulu, Anayasa Mahkemesinin iptal kararıyla metinden çıkarıldığı için bu koşul aranmaz (metin değişikliği ile kararın etkisi arasında uygulamada tartışma vardır).
İzin aşaması ile düzeltme aşaması arasındaki fark nedir?
Mahkemenin ön izni; başvuru ve sağlık kurulu raporlarının incelenmesiyle verilir.
İzne bağlı ameliyatın gerçekleştirildiğinin doğrulanması ve nüfus sicilindeki düzeltme kararı.
Nüfus sicilindeki değişiklik, izin ve ardından gelen doğrulama olmadan yapılamaz. Kanun ameliyattan önce izin almayı, ameliyattan sonra da doğrulamayı öngörür.
Bekar ile evli arasındaki fark nedir?
Evli olmayan kişi başvurabilir.
Evli kişi, evliliği sürerken başvuramaz.
Evlilik şartı gerçekleşmediği için evli kişinin izin alması mümkün değildir.
Cinsiyet değişikliğinde: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Tek imzalı doktor raporunu resmî sağlık kurulu raporu yerine kabul etmek.
- Sınırlı ehliyetsiz kişinin yasal temsilcisinin rızasının yeterli olacağını düşünmek; ayırt etme gücü olan kısıtlıda bizzat başvuru aranır.
- Evli kişinin, evliliği sürerken izin alabileceğini varsaymak.
- On sekiz yaşını doldurmamış kişinin başvurusunu kabul etmek.
- Üreme yeteneği koşulunu, iptal kararından sonra da metinde yer alıyormuş gibi uygulamak.
- İzin kararından sonra ameliyatın doğrulanmasını atlayıp doğrudan nüfus düzeltmesine gitmek.
- Görevli mahkemeyi asliye hukuk mahkemesi sanmak; bu çekişmesiz yargı işinde sulh hukuk mahkemesi görevlidir.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Cinsiyet değişikliği davalarında tek imzalı doktor raporuna dayanılarak izin verilmesi doğru bulunmamaktadır; resmî sağlık kurulu raporu alınması gerekmektedir. (8. Hukuk Dairesi, 2017/7453 E., 2018/2260 K., 15.02.2018)
- Ameliyatın gerçekleştirildiğinin resmî sağlık kurulu raporuyla doğrulanması izin kararından önce de istenebilmektedir ve bu doğrulama eksikse karar bozulmaktadır. (8. Hukuk Dairesi, 2017/7453 E., 2018/2260 K., 15.02.2018)
- Anayasa Mahkemesi, üreme yeteneğinden sürekli yoksunluk koşulunu Anayasa'nın 13, 17 ve 20. maddelerine aykırı bularak iptal etmiştir; bu koşul uygulamada aranmamaktadır. (2017/130 E., 2017/165 K., 29.11.2017; 2015/79 E., 2017/164 K., 29.11.2017)
- Anayasa Mahkemesi kararı ile üreme yeteneğinden sürekli yoksunluk koşulunun iptali sonrası Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin ilgili kararına dayanan bir değerlendirme yapılmaktadır. (Birinci Bölüm, 2015/9211 E., 29.11.2018; İkinci Bölüm, 2015/13077 E., 12.06.2018)
- Ayırt etme gücü olan kısıtlı kişinin cinsiyetine kendisinin karar verebileceği kabul edilmektedir. (Genel Kurul, 2019/42944 E., 17.06.2021)
- Cinsiyet değiştirme davaları çekişmesiz yargı işi olarak sulh hukuk mahkemesinin görevindedir; bu nitelik de dava türünün usul yönünü belirler. (8. Hukuk Dairesi, 2017/7453 E., 2018/2260 K., 15.02.2018)
Nasıl ispat edilir?
- Asıl talebi ileri süren başvuru sahibi, on sekiz yaşını doldurduğunu, evli olmadığını ve transseksüel yapıda bulunduğunu nüfus kaydı ve sağlık raporu ile ispatlar.
- Ruh sağlığı açısından zorunluluk, resmî sağlık kurulu raporu ile belgelenir; tek hekim raporu bu ispat için yeterli değildir.
- İzin verilmiş olmasına rağmen ameliyatın yapıldığını ve amaca uygun olduğunu, resmî sağlık kurulu raporuyla doğrulama yükümlülüğü başvuru sahibine aittir.
- Evlilik durumu nüfus kaydından anlaşılır; başvuru sahibi evli ise bu durumu düzeltmek kendi yükümlülüğündedir.
- Rıza, aydınlatma ve tedavi amacı konularında tıbbi kurulun yükümlülüğü bulunduğundan, bu hususların belgelenmesi kurulun raporuna bağlıdır.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 4721 sayılı Kanun m.27: Ad değiştirmeye ilişkin genel kuraldır; cinsiyet değişikliği ile birlikte adın değiştirilmesi bu maddeye göre ayrıca istenir.
- 4721 sayılı Kanun m.36: Kişisel durum sicilinde düzeltmenin genel kuralını düzenler; m.40'taki düzeltme bu genel sistemin özel halidir.
- 4721 sayılı Kanun m.13: Ayırt etme gücü ve ehliyet kavramları, başvuru yapma yetisinin belirlenmesinde dolaylı olarak uygulanır.
TMK m.41 — Bildirme
TMK m.41, doğumlara ilişkin bildirimlerin ve kimliği bilinmeyen bulunmuş çocuklar hakkındaki kütük işlemlerinin ilgili kanuna göre yapılacağını belirleyen bir yollama maddesidir. Doğum bildirimi ve bulunmuş çocuğun nüfus kütüğüne kaydı ile ilgili esaslar 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu'nda yer alır. Madde, kişiye ve kişisel durum sicilini tutan nüfus makamlarına yöneliktir. Maddenin kendisi bildirim süresini, bildirim yükümlüsünü, bulunmuş çocuğa ad koymayı veya soybağının belli olmasını düzenlemez; bu konular ilgili kanun hükümlerinde ve diğer maddelerde yer alır. Ölüm bildirimleri (m.43), ölüm karinesi (m.44), gaiplik (m.45) ve kişisel durumdaki değişiklikler, özellikle tanıma ve soybağı işlemleri (m.42) TMK'nın ayrı maddelerinde düzenlenmiştir.
Bildirme: hangi kavramlar bilinmeli?
- Kişisel durum sicili
- Kişinin doğum, ölüm, evlenme, soybağı gibi belli başlı hallerinin kaydedildiği resmi siciller bütünüdür. Madde metninde bu sicilin tutulma esasları ilgili kanuna bırakılmıştır.
- Doğum bildirimi
- Bir çocuğun doğumunun nüfus makamına ilgili kanun uyarınca bildirilmesidir. Bildirim yükümlüsü ve süresi madde metninde değil, ilgili kanunda belirlenir.
- Kimliği bilinmeyen bulunmuş çocuk
- Kendisini ifade edemeyen ve ana babası belli olmayan, bulunmuş olarak kolluk veya görevli kurumlara intikal eden çocuktur. Bu çocuğun nüfus kütüğüne kaydı ilgili kanun hükümlerine göre yapılır.
Bildirme: hangi şartlar aranır?
- Kaydı yapılacak olayın doğum bildirimi veya kimliği bilinmeyen bulunmuş çocuk işlemi olması gerekir.
- İşlemin ilgili kanun olan 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu'nda öngörülen usul ve şartlara göre yapılması gerekir.
- Bulunmuş çocuk söz konusu ise, çocuğun kendisini ifade edememesi ve ana babasının belli olmaması gerekir.
Bildirme: hangi sonuçları doğurur?
- Doğum ve bulunmuş çocuk işlemleri ilgili kanun hükümlerine göre yapılır ve kütüğe kayıt bu esasa bağlıdır.
- Madde kendi başına bildirim süresi, bildirim yükümlüsü ya da ad koyma kuralı getirmez; bunlar 5490 sayılı Kanunda aranır.
- Kimliği bilinmeyen bulunmuş çocuğun nüfus kütüğüne kaydı, ilgili kanunda öngörülen usulle, ana babanın belli olmaması ve ad verilmesi esasına göre yapılır.
Doğum bildirimi ile bulunmuş çocuğun kaydı arasındaki fark nedir?
Doğum bildirimi, doğumun nüfus makamına bildirilmesi işlemidir ve kayıt sahibinin bilgisi dahilindeki olaya dayanır.
Bulunmuş çocuk işlemi, ana babası belli olmayan ve kendini ifade edemeyen çocuğun kolluk veya kurumlarca bildirilmesi işlemidir.
İki işlemde bildirim yapanlar ve kayda esas belge farklıdır; bulunmuş çocukta nüfus müdürlüğü ad ve ana baba adı vererek kayıt yapar.
Madde 41 ile madde 42 arasındaki fark nedir?
Madde 41, doğum bildirimi ve bulunmuş çocuk işlemlerini ilgili kanuna bağlar.
Madde 42, evlilik dışı çocuğun tanınması, babalığa hüküm, soybağının düzeltilmesi ve evlat edinme gibi sonradan oluşan kişisel durum değişikliklerini kapsar.
Doğumla birlikte oluşan kayıt işlemi m.41 kapsamında, sonradan değişen soybağı ve durum işlemleri m.42 kapsamında kütüğe işlenir.
Bildirme: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Madde metninde yer almayan bildirim süresini m.41'den çıkarmak; süre ve yükümlü 5490 sayılı Kanunda aranmalıdır.
- Bulunmuş çocuğun soybağının belli olmasını m.41 kapsamında saymak; bu işlem m.42 kapsamındadır.
- Madde 41'i tek başına uygulanabilir bir kural gibi görmek; madde bir yollamadır, ilgili kanun hükmü birlikte okunmalıdır.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Kimliği bilinmeyen çocuğun bulunmasına ilişkin kayıt işlemlerinin, ilgili kanun uyarınca nüfus müdürlüğünce ve mülki amir onayıyla yapılmakta olduğu kabul edilmektedir. (5. Hukuk Dairesi, 2024/3669 E., 2024/6492 K., 27.05.2024)
Nasıl ispat edilir?
- Doğum bildiriminin yapıldığını ve kaydın bu bildirime dayandığını ileri süren taraf, bunu nüfus kayıtları ve doğum tutanağı ile ispatlar.
- Nüfus kütüğündeki kayıtlar ve dayanakları resmi belge niteliğindedir; onaylı örnekleri aksi ispat edilinceye kadar geçerlidir. (7. Hukuk Dairesi, 2022/2549 E., 2022/7350 K., 30.11.2022)
- Bulunmuş çocuğun kaydında ana babanın belli olmadığı, kolluk veya kurum bildirimi ile tespit edilir; bu durumu iddia eden taraf bunu belgeyle ispatlar.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 4721 m.42: Doğum sonrası kişisel durum değişiklikleri (tanıma, babalığa hüküm, soybağının düzeltilmesi, evlat edinme, bulunmuş çocuğun soybağının belli olması) m.42'de düzenlenir ve m.41 ile birlikte kütüğe işlenir.
- 4721 m.43: Ölüm bildirimlerinin ilgili kanuna göre yapılması, m.41'in doğum tarafını tamamlayan ölüm tarafını düzenler.
- 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu: Madde metninin yönlendirdiği ilgili kanun olup doğum bildiriminin yapılma usulü, yükümlüleri ve bulunmuş çocuğun kaydı bu kanunda düzenlenmiştir.
TMK m.42 — Doğum kütüğünde değişiklikler
TMK m.42, kişisel durumdaki değişikliklerin nüfus kütüğüne işlenmesini düzenler. Hüküm; evlilik dışı çocuğun tanınması, hâkimin babalığa karar vermesi, soybağının düzeltilmesi, evlat edinme ve bulunmuş çocuğun soybağının belli olması hallerini örnek olarak sayar ve bunların ilgili kanun hükümlerine göre kütüğe işlenmesini öngörür. Kuralın muhatabı, kişisel durumu değişen kişiler ile nüfus siciline işleme yükümlü resmi makamlardır. Maddenin ikinci fıkrası, ikinci cümlesindeki bir ibareyi Anayasa Mahkemesi iptal ettiği için yalnızca bu iptal kaydını taşır. Doğum ve ölüm bildirimlerinin usulünü (m.41 ve m.44 ile ilgili kanunlar) düzenlemez. Adın değiştirilmesi ve ad üzerindeki hak (m.26-27) ile ölüm karinesi ve gaiplik (m.29-32) ayrıca düzenlenir. Nüfus kayıtlarının düzeltilmesi ve iptali usulü ise Nüfus Hizmetleri Kanunu'nda yer alır.
Doğum kütüğünde değişiklikler: hangi kavramlar bilinmeli?
- Kişisel durum
- Kişinin nüfus kütüğünde ve aile kütüklerinde yer alan, hukuki ehliyetini ve aile ilişkilerini belirleyen hal ve nitelikler bütünüdür. Ad değişikliği tek başına kişisel durumu değiştirmez; m.27 uyarınca ad değişmekle kişisel durum değişmez.
- Kütüğe işleme
- Kişisel durumdaki değişikliğin nüfus siciline tescil edilmesidir. Hüküm, işlemin kendisini değil, değişikliğin kütüğe işlenmesi gerektiğini öngörür; işleme usulü ilgili kanun hükümlerine bırakılmıştır.
- Tanıma
- Evlilik dışı doğan çocuk üzerinde babanın babalık bağını kabul beyanıdır. Mahkemede, resmi senetle veya vasiyetnamede yapılabilir; nüfus müdürlüğüne beyan yoluyla da yapılabilir ve bu hâlde doğrudan tanıyanın aile kütüğüne tescil edilir.
- Babalığa karar
- Hâkimin, babalık davası sonucunda bir erkeğin çocuğun babası olduğuna karar vermesidir. Kararın kütüğe işlenmesi bu maddenin kapsamındadır.
- Bulunmuş çocuk
- Kendini ifade edemeyen ve ana babası belli olmayan çocuktur. Nüfus müdürlüğü bunlara ad ve ana baba adı vererek kayıt açar; sonradan soybağı belli olduğunda bu değişiklik kütüğe işlenir.
- Soybağının belli olması
- Bulunmuş çocuğun ana veya babasının sonradan tespit edilmesi ya da soybağının kurulmasıdır. Tespitin dayanağına ve kütüğe işleme usulüne ilgili kanun hükümleri uygulanır.
Doğum kütüğünde değişiklikler: hangi şartlar aranır?
- Kütüğe işlenecek bir kişisel durum değişikliğinin bulunması gerekir; madde örnekleri (tanıma, babalığa karar, soybağının düzeltilmesi, evlat edinme, bulunmuş çocuğun soybağının belli olması) sınırlayıcı değildir ve "özellikle" ifadesiyle açık bırakılmıştır.
- Değişikliğin dayanağının ilgili kanun hükmüne uygun olarak oluşması gerekir; tescil, ilgili kanunun öngördüğü belge ve karara dayanmalıdır.
- Değişikliğin nüfus siciline işlenmesi için ilgili kanunda öngörülen yetkili makama (nüfus müdürlüğü, mahkeme veya noter gibi) usulüne uygun bildirim yapılması gerekir.
- Değişikliğin kütüğe işlenmesi, kişisel durumun ilgili kanunda öngörülen koşullarla değişmiş olmasına bağlıdır; kayıt işlemi bu koşulları yerine getirmeden kişisel durumu kendiliğinden değiştirmez.
Doğum kütüğünde değişiklikler: hangi sonuçları doğurur?
- Madde kapsamındaki bir kişisel durum değişikliği ilgili kanuna uygun olarak gerçekleşmişse, değişiklik nüfus kütüğüne işlenir ve kişinin kayıtlı durumu bu değişikliğe göre düzeltilir.
- Tanıma, babalığa karar veya soybağının düzeltilmesi hâlinde kayıt, ilgili kanunda öngörülen bildirim ve tescil usulüne göre yapılır; usulüne uygun bildirim yapılmamışsa kayıt işlenmez.
- Evlat edinme hâlinde evlat edinme her iki tarafın aile kütüğüne işlenir ve evlatlığın kaydı evlat edinenin aile kütüğüne nakledilir.
- Bulunmuş çocuğun soybağı belli olduğunda kütüğe işlem yapılır; soybağı belli olmadığı sürece ilk kayıt geçerliliğini korur.
- Kişisel durumdaki değişiklik kütüğe işlenmemiş olsa bile, değişikliğin hukuki sonuçları ilgili kanun hükmünün öngördüğü ölçüde doğar; kütüğe işleme yalnız tescil niteliğindedir.
- İkinci fıkra uyarınca Anayasa Mahkemesi iptal kararından sonra, cinsiyet değişikliğine ilişkin kütüğe işlemede "üreme yeteneğinden sürekli biçimde yoksun bulunma" koşulu aranmaz.
Mahkeme kararı ile bildirim üzerine tescil arasındaki fark nedir?
Babalığa karar, soybağının düzeltilmesi ve evlat edinme gibi hâllerde değişiklik mahkeme kararına dayanır ve mahkeme kararı nüfus müdürlüğüne bildirilir.
Nüfus müdürlüğüne beyan yoluyla yapılan tanıma gibi hâllerde kayıt, mahkeme kararı olmadan doğrudan yetkili nüfus müdürlüğü aracılığıyla işlenir.
Hangi kanun yolunun izleneceği ve hangi makamın işlemi yapacağı değişir; mahkeme kararına dayanan işlemde kararın kesinleşmesi gerekir.
Tanıma ile babalığa karar arasındaki fark nedir?
Tanıma, babanın kendi iradesiyle babalık bağını kabul etmesidir ve mahkeme, resmi senet, vasiyetname veya nüfus müdürlüğüne beyan şekillerinde yapılabilir.
Babalığa karar, babalık davası sonucunda hâkimin verdiği hükümdür ve bu yol iradi kabule değil yargılamaya dayanır.
Tanımada bildirim süresi ve makamı değişir; mahkeme kararında bildirim hâkim tarafından yapılır.
Bulunmuş çocuk ile soybağı belli olan çocuk arasındaki fark nedir?
Ana babası belli olmayan bulunmuş çocuk, ilk kayıtta ad ve ana baba adı verilerek nüfus müdürlüğünce kütüğe alınır.
Sonradan soybağı belli olan çocukta, daha önce açılan kayıt ilgili kanuna göre değiştirilerek soybağı kütüğe işlenir.
İlk kayıt geçici nitelikte kalır; soybağının belli olması ile kütükteki kayıt yeniden düzenlenir.
Anayasa iptali öncesi ile iptal sonrası (ikinci fıkra) arasındaki fark nedir?
Anayasa Mahkemesi kararından önce ikinci cümledeki "üreme yeteneğinden sürekli biçimde yoksun" ibaresi, kayıt koşulu olarak aranıyordu.
İptal kararı yayımlandıktan sonra bu ibare, kütüğe işleme koşulu olarak aranmaz.
Cinsiyet değişikliği hâlinde kütüğe işleme, ibarenin iptali ile birlikte bu koşula bağlı olmaksızın yapılır.
Doğum kütüğünde değişiklikler: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Kişisel durum değişikliğini doğrudan kütüğe işleme yetkisi olduğunu sanmak; mahkeme kararı gereken hâllerde nüfus müdürlüğüne başvurmak yeterli değildir.
- Madde metnindeki "özellikle" ifadesini sınırlayıcı saymak; liste dışında kalan değişiklikler de ilgili kanun hükmü uyarınca kütüğe işlenebilir.
- Anayasa Mahkemesi iptalini gözden kaçırıp ikinci fıkradaki ibareyi hâlâ koşul olarak aramak.
- Ad değişikliğinin kişisel durumu da değiştireceğini varsaymak; m.27 uyarınca ad değişikliği tek başına kişisel durumu değiştirmez.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Nüfus kütüğündeki bir kaydın düzeltilmesinin mahkeme kararı olmadan yapılamayacağı ve kayıtların anlamını değiştirecek şerhlerin konulamayacağı kabul edilmektedir.
- Adın değiştirilmesinin kapalı kayıtta yer alan bilgileri değiştirecek nitelikte ise karara bağlanamayacağı kabul edilmektedir.
Nasıl ispat edilir?
- Kişisel durum değişikliğini ileri süren taraf, değişikliğin dayanağı olan mahkeme kararı, tanıma beyanı veya resmi senet gibi belgeyle ispat yükü altındadır.
- Babalığa karar veya soybağının düzeltilmesi hâllerinde ispat yükü davacıdadır ve kesinleşmiş mahkeme kararı kütüğe işlemenin esas belgesidir.
- Nüfus kütüğüne kayıt, ilgili kanunda öngörülen belge ile yapılır; belge yoksa kayıt işlenmez.
- Kütükteki bir kaydın değiştirilmesine karşı çıkan taraf, kaydın dayanağının usulüne uygun olmadığını ispatla yükümlüdür.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 4721 m.41: Doğum kaydının bildirim usulünü düzenler; kişisel durum değişikliğinin kütüğe işlenmesi bu bildirimin ardından yapılır.
- 4721 m.44: Ölüm kütüğüne ilişkin düzenlemedir; m.42 yalnız kişisel durum değişikliklerini kapsar, ölüm kaydı ayrıca düzenlenir.
- 4721 m.27: Adın değiştirilmesinin kütüğe kaydını ve ilanını düzenler; ad değişikliğinin kişisel durumu değiştirmediğini belirtir.
- 4721 m.29-32: Gaiplik ve ölü kaydının düşürülmesi ile ilgilidir; bu hallerde kütüğe işleme m.42 kapsamında değildir.
- 4721 sayılı Kanun: Nüfus Hizmetleri Kanunu'nun ilgili hükümleri (NHK 15, 28, 29, 35 gibi) m.42'nin atıfta bulunduğu "ilgili kanun hükümleri" olarak kütüğe işleme usulünü belirler.
TMK m.43 — Ölümün bildirilmesi
Madde, ölümlere ilişkin bildirimlerin hangi usulle yapılacağını ilgili kanun hükümlerine bağlamaktadır. Madde yalnızca bir yollama hükmüdür; ölüm bildiriminin kimler tarafından, hangi süre içinde ve hangi merciye yapılacağını kendisi düzenlemez. Ölüm karinesi, gaiplik kararı ve ölümün mahkemece tespiti gibi konular ayrıca düzenlendiği için bu maddede aranmamalıdır (m.44, m.45 ve m.32 vd.). Ölüm bildirimlerinin hangi kütüğe ve nasıl işleneceği, Nüfus Hizmetleri Kanunu'nun ilgili hükümlerinde belirlenmiştir. Maddenin kişisel durum sicili bakımından uygulanması, tüm kişiler ve ölüm olayları için geçerlidir.
Ölümün bildirilmesi: hangi kavramlar bilinmeli?
- Ölüm bildirimi
- Bir kişinin ölümünün, yetkili nüfus birimine kişisel durum sicilinin tutulması amacıyla iletilmesi işlemidir. Bildirim yükümlülüğü ve ölüm kaydının oluşması bu işlemle başlar.
- Kişisel durum sicili
- Doğum, evlenme, ölüm gibi kişisel durumdaki olayların kaydedildiği resmi sicildir. Kişisel durum, Medeni Kanun'a göre bu sicille belirlenir (m.36).
- İlgili kanun
- Ölüm bildirimlerinin şekil, süre, yetkili merci ve kayıt usulünü düzenleyen özel mevzuattır. Bu madde yönünden esas kaynak 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu'dur.
Ölümün bildirilmesi: hangi şartlar aranır?
- Ölüm olayının gerçekleşmiş olması gerekir; bildirim yükümlülüğü ölüm olayına bağlıdır.
- Bildirimin, ilgili kanunda öngörülen kişi veya kurumlarca yapılması gerekir.
- Bildirimin, ilgili kanunda belirtilen yetkili nüfus müdürlüğüne veya dış temsilciliğe yapılması gerekir.
- Bildirim, ilgili kanunda öngörülen usul ve şekle uygun olarak yapılmalıdır.
Ölümün bildirilmesi: hangi sonuçları doğurur?
- Ölüm bildirimi, ilgili kanun hükümlerine uygun yapıldığında kişisel durum kütüğüne ölüm kaydı işlenir.
- Bildirim ilgili kanundaki usule uygun yapılmazsa kayıt doğru biçimde oluşmaz ve ilgili kanundaki yaptırımlar uygulanır.
- Ölüm bildiriminin yapılmış olması, ölüm karinesi veya mahkeme kararı gibi ayrı bir hukuki sonuç doğurmaz; bu sonuçlar ilgili hükümlerle belirlenir.
Olağan ölüm bildirimi ile ölüm karinesine dayalı kayıt arasındaki fark nedir?
Ölümün bilinen ve belgelenmiş olduğu olağan bildirimde, ölüm olayı belge ile nüfus müdürlüğüne bildirilir.
Ölüm karinesinde ise ceset bulunamamış olup ölüm, mülki amirin emriyle kütüğe kaydedilir (m.44).
Olağan bildirim ilgili kanunun bildirim usulüne tabidir; karineye dayalı kayıt m.44 kapsamında ayrı bir usul izler.
Ölüm bildirimi ile gaiplik kararına bildirim arasındaki fark nedir?
Ölüm bildirimi, ölümün kesin olarak gerçekleştiği kabul edilen olayları kapsar.
Gaiplik kararı ise kişinin ölmüş sayılmasını değil gaipliğini tespit eder ve kütüğe gaiplik olarak işlenir (m.45).
Gaiplik kararı ölüm kaydı değil gaiplik kaydı doğurur; bu nedenle ölüm bildirimi usulü gaiplik halinde doğrudan uygulanmaz.
Ölümün bildirilmesi: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Madde metnini ölüm karinesi veya gaiplik kuralının kaynağı saymak; bu maddenin yalnızca usul yollaması yaptığını gözden kaçırmak.
- Ölüm bildiriminin yapılmasını ölüm karinesi ya da gaiplik kararı ile aynı sonucu doğuran işlem saymak.
- Ölüm bildiriminde yetkili merciyi ve süreyi bu maddeden çıkarmaya çalışmak; bunlar ilgili kanundan aranmalıdır.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Ölüm kaydının düşürülmesinde yetkili merciin, ölüm karinesine dayalı işlemde mülki amir olduğu, bunun için kişinin ölümüne kesin gözle bakılmayı gerektiren durumun varlığının aranması gerektiği kabul edilmektedir.
- Mülki amirin emrinin verilmemesi durumunda ilgililerin mahkemeden ölüm veya sağlığın tespitini isteyebileceği kabul edilmektedir.
Nasıl ispat edilir?
- Ölüm olayının varlığını ileri süren taraf, bunu ölüm bildirimine ilişkin resmi belge ile ispat eder; kişisel durum kütüklerindeki kayıt, ölümün ispatında temel araçtır.
- Kütükte ölüm kaydı yoksa ya da kayıt doğru değilse, ölümün varlığı her türlü delille ispat edilebilir.
- Ölüm karinesine dayanılacaksa, olayın ölüm sonucunu doğuracak nitelikte olduğunu ileri süren taraf bunu belgeyle göstermelidir; karşı taraf karinenin aksini ispatlayabilir.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 4721 m.36: Kişisel durumun resmi sicille belirleneceğini ve sicilin tutulmasına ilişkin esasların ilgili kanunda gösterileceğini düzenler; m.43'ün yollama yaptığı çerçeveyi kurar.
- 4721 m.44: Ölüm karinesine dayalı ölü kaydının düşürülmesini ve bu kaydın mahkeme tespitiyle ilişkisini düzenler; m.43'ün kapsamında değil, ayrı bir ölüm bildirim rejimidir.
- 4721 m.45: Gaiplik kararına ilişkin bildirimleri düzenler; ölüm bildiriminden ayrı bir kayıt türüdür.
- 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu: Ölüm bildirimlerinin yapılacağı kişi ve kurumları, sürelerini, yetkili nüfus müdürlüğünü ve kayıt usulünü belirleyen ilgili kanundur.
TMK m.44 — Cesedi bulunamayan kişi
TMK m.44, ölüm tehlikesi dışında, ölümüne kesin gözle bakılmayı gerektiren durumlarda kaybolan ve cesedi bulunamayan kişinin nüfus kütüğüne mülki amirin emriyle ölü olarak kaydedilmesini düzenler. Ayrıca bu kişinin ölü veya sağ olduğunun mahkemece tespiti için her ilgiliye dava hakkı tanır. Hüküm, cesedin bulunmaması halini kapsar ve ölüm tehlikesi içinde kaybolan kişi için gaiplik kararı yoluna gidilen durumları ayırır. Maddenin uygulandığı kişiler, bu tür bir kaybolma olayında ölüm kaydı ya da ölü tespiti talep edebilecek ilgililerdir. Madde, ölüm tehlikesi içinde kaybolma halinde gaiplik kararını (m.32 vd.), gaiplik kararının sonuçlarını ve teminat rejimini (m.33-35 ve ilgili hükümler), evliliğin ve mirasın akıbetini düzenlemez. Ayrıca nüfus kaydının düzeltilmesi ve ölü kaydının kaldırılması usulü ile kütük işlemleri Nüfus Hizmetleri Kanunu'nun ilgili hükümlerine bırakılmıştır.
Cesedi bulunamayan kişi: hangi kavramlar bilinmeli?
- Ölümüne kesin gözle bakılan durum
- Kişinin içinde kaybolduğu olayın, kişinin hayatta kalma ihtimalini ortadan kaldıracak ölçüde ölümle sonuçlanmasının kesin kabul edildiği hal. Uçak kazası örneğinde olduğu gibi kurtulma ihtimali bulunmayan olaylar bu kapsamdadır.
- Ölüm tehlikesi içinde kaybolma
- Ölümün çok muhtemel olduğu, ancak kesin olmadığı durumda kaybolma. Kişinin hayatta kalma ihtimali az da olsa mevcuttur; bu hal m.32 ve gaiplik hükümlerine tabidir ve m.44 kapsamına girmez.
- Ölü kaydı
- Mülki amirin emriyle nüfus kütüğüne işlenen, kişinin ölümünün tescil edildiği kayıt. Ölü kaydı düşürüldüğünde ölüm, olayın meydana geldiği andan itibaren hukuki sonuçlarını doğurur.
- Yerin en büyük mülki amiri
- Ölü kaydı düşürülmesi konusunda karar verme yetkisine sahip idari makam. Bu yetkinin kullanılması için olaydan itibaren belirli bir sürenin geçmesi gerekmez.
- Ölü veya sağ olduğunun tespiti davası
- Cesedi bulunamayan kişinin ölü ya da sağ olduğunun mahkemece saptanmasını isteyen dava. Her ilgili tarafından açılabilir; mülki amirin ölü kaydı düşürmekten kaçınması halinde ya da kayıt doğruluğunun tartışmalı olduğu hallerde başvurulur.
Cesedi bulunamayan kişi: hangi şartlar aranır?
- Kişinin ölümüne kesin gözle bakılmayı gerektiren bir durum içinde ortadan kaybolmuş olması gerekir.
- Kişinin cesedinin bulunamamış olması gerekir; ancak cesedin bulunamaması koşulun tek başına yeterli olmadığından, kaybolma olayının ölümü kesin kabul ettirecek nitelikte olması aranır.
- Yerin en büyük mülki amirinin emri alınmalıdır; bu emir üzerine kütüğe ölü kaydı düşürülür.
- Ölü kaydı için olaydan itibaren bir süre geçmesi aranmaz.
- Ölü veya sağ olduğunun tespiti için bir ilgilinin dava açması gerekir; bu hal mülki amir yoluna alternatiftir ve ölü kaydının düşürülmesi şartı değildir.
Cesedi bulunamayan kişi: hangi sonuçları doğurur?
- Olay ölüm kesin gözle bakılan durum niteliğinde ise ve mülki amir emri verirse, kişi kaybolduğu andan itibaren ölmüş sayılır ve evlilik, miras ve kişiye bağlı haklar açısından ölümün sonuçları doğar.
- Mülki amir emir vermekten kaçınırsa, ilgililer mahkemeye başvurarak kişinin ölü olduğunun tespitini isteyebilir; tespit kararına bağlı olarak kişi nüfus kütüğüne ölü olarak kaydedilir.
- Ölü veya sağ olduğunun tespiti davası sonucunda kişinin sağ olduğu anlaşılırsa ölü kaydının düzeltilmesi gerekir.
- Kişinin ölüm tehlikesi içinde kaybolması halinde ölü kaydı düşürülemez; bu halde m.32 ve devamındaki gaiplik hükümleri uygulanır.
- Ölü kaydının düşürülmesi kişinin ölümü olarak hukuki sonuç doğurur; hükmün emredici niteliği bu maddede açıkça belirtilmemiştir.
Ölümüne kesin gözle bakılan durum ile ölüm tehlikesi içinde kaybolma arasındaki fark nedir?
Kesin ölüm sonucunu doğuran olayda kişinin öldüğü kesindir; yalnızca cesedi bulunamamıştır.
Ölüm tehlikesinde ölüm kesin değildir; kişinin hayatta olma ihtimali az da olsa vardır.
Birinci halde m.44 uyarınca mülki amir yoluyla ölü kaydı düşürülür; ikinci halde ancak m.32 ve devamındaki gaiplik kararı istenebilir.
Mülki amir yoluyla ölü kaydı ile mahkeme yoluyla ölü veya sağ tespiti arasındaki fark nedir?
Mülki amirin emriyle kütüğe ölü kaydı düşürülür; idari bir işlemdir.
Her ilgili dava açarak kişinin ölü veya sağ olduğunun mahkemece tespitini isteyebilir.
Mülki amir ölü kaydı düşürmekten kaçınırsa ilgililer mahkemeye başvurarak tespit isteyebilir; mahkeme kararı ile kütük düzeltilir.
Ölü kaydı ile gaiplik kararı arasındaki fark nedir?
Ölü kaydında kişi olayın meydana geldiği andan itibaren ölmüş kabul edilir ve ölümün tüm sonuçları doğar.
Gaiplik kararında kişi ölü değil gaip olarak kaydedilir ve gaiplik kararı hâkim tarafından verilir.
Ölü kaydında ölüm hükmü doğduğu için gaiplik teminatı ve bekleme süresi aranmaz; gaiplik kararında ise yıllık süreler ve ilan usulü uygulanır.
Cesedi bulunamayan kişi: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Ölüm tehlikesi içinde kaybolma ile ölümüne kesin gözle bakılan durum içinde kaybolmayı karıştırarak m.44 yerine gaiplik hükümlerine başvurmak.
- Mülki amir emrinin verilmesi için olaydan belirli bir sürenin geçmesini aramak; bu madde açısından böyle bir süre yoktur.
- Ölü veya sağ tespiti davasını ölü kaydının ön koşulu saymak; her ilgili bu davayı doğrudan açabilir.
- Ölü kaydı düşürüldükten sonra kişinin sağ olduğu ortaya çıkarsa, kaydın kendiliğinden geçersiz olacağını varsaymak; kaydın mahkeme kararıyla düzeltilmesi gerekir.
- Ölü kaydı ile birlikte gaiplik teminatı ve bekleme süresinin uygulanacağını düşünmek; ölü kaydında bu süreler aranmaz.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Cesedi bulunamayan kişi için ölü kaydı düşürülmesinde olaydan itibaren bir süre beklenmesinin gerekmediği kabul edilmektedir. (2. Hukuk Dairesi, 2023/282 E., 2023/2485 K., 18.05.2023)
- Her ilgilinin cesedi bulunamayan kişinin ölü veya sağ olduğunun mahkemece tespitini dava edebileceği kabul edilmektedir. (8. Hukuk Dairesi, 2017/7383 E., 2018/16089 K., 24.09.2018; 8. Hukuk Dairesi, 2017/6584 E., 2018/247 K., 11.01.2018)
- Gerçek durumu göstermeyen nüfus kaydının düzeltilmesi davası ile m.44/2 uyarınca ölü tespiti davasının birlikte ele alındığı görülmektedir. (8. Hukuk Dairesi, 2017/7383 E., 2018/16089 K., 24.09.2018; 8. Hukuk Dairesi, 2017/6584 E., 2018/247 K., 11.01.2018)
- Tespit davasının hak veya hukuki ilişkinin varlığının tespiti niteliğinde olduğu ve HMK m.106 kapsamında görüldüğü kabul edilmektedir. (8. Hukuk Dairesi, 2017/7672 E., 2018/16088 K., 24.09.2018)
Nasıl ispat edilir?
- Ölü kaydı düşürülmesini talep eden taraf, kişinin ölümüne kesin gözle bakılan bir durum içinde kaybolduğunu ispatlamalıdır; kaybolma olayını gösteren resmi tutanak, kaza raporu veya tanık beyanları bu amaçla kullanılır.
- Mülki amirin emri üzerine yapılacak ölü kaydında ayrıca ispat yükü aranmaz; ancak emrin verilmesi için gerekli belgelerin nüfus müdürlüğüne sunulması gerekir.
- Mülki amir emir vermekten kaçınırsa, ölü veya sağ olduğunu tespit davası açan ilgili, kişinin ölümünü ya da sağlığını gösteren delilleri sunmakla yükümlüdür.
- Karşı taraf, kişinin hayatta olduğunu ileri sürerek tespit davasında aksini ispatlamakla yükümlüdür; bu savunmada kaybolma olayının ölüm tehlikesi düzeyinde kalıp kalmadığı da tartışılabilir.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 4721 sayılı Kanun m.32: Ölüm tehlikesi içinde kaybolan kişi için gaiplik kararının koşullarını düzenler; m.44 ile ayrımı yapılması gereken hükümdür.
- 4721 sayılı Kanun m.33: Gaiplik kararı için son haberden beş yıl, ölüm tehlikesinden bir yıl geçmesi gibi süreleri ve ilan usulünü düzenler.
- 4721 sayılı Kanun m.34: Gaiplik kararının ölüm tehlikesinin gerçekleştiği ya da son haberin alındığı günden başlayarak hüküm doğurmasını düzenler.
- 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu m.42: Ölü kaydının düşürülmesine ilişkin nüfus idaresi usulünü düzenler; m.44 ile birlikte uygulanır.
- 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu m.36: Gerçek durumu göstermeyen nüfus kaydının düzeltilmesine ilişkin olup, ölü veya sağ tespiti davasıyla bağlantılı olarak uygulanır.
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.106: Hukuki ilişkinin varlığının veya yokluğunun tespit davası ile istenebileceğini düzenler; m.44/2 uyarınca açılan tespit davasının usul dayanağıdır.
TMK m.45 — Gaiplik kararı
Madde, gaiplik kararının kütük işlemini düzenler: mahkeme gaiplik kararını ilgili nüfus müdürlüğüne bildirir ve karar ölüm kütüğüne kaydedilir. Madde, gaiplik kararının hangi koşullarda verileceğini, yetkili mahkemeyi, ilan usulünü ve gaiplik kararının sonuçlarını düzenlemez. Bu konular sırasıyla gaiplik şartları ve yetkili mahkeme (TMK m.32), ilan ve süreler (TMK m.33), kararın geçmişe etkisi (TMK m.35) ve teminat ile mirasın geçişi (TMK m.584 vd.) bakımından ayrı maddelerde yer alır. Madde, ölüm karinesinin kütüğe işlenmesini de kapsamaz; bu hal ayrı bir mülki idare işlemi olarak ele alınır.
Gaiplik kararı: hangi kavramlar bilinmeli?
- Gaiplik kararı
- Ölüm tehlikesi içinde kaybolan veya uzun süredir kendisinden haber alınamayan kişinin ölümünün kuvvetle muhtemel görülmesi üzerine mahkemenin verdiği, kişiliğin sona erdiğini sağlayan karar. Karar ölüm tespiti değildir; ölüm karinesi doğurur.
- Ölüm kütüğü
- Nüfus idaresinde kişilerin ölüm olaylarının tescil edildiği sicil. Gaiplik kararı da bu kütüğe kaydedilir.
- Bildirim
- Kararın verildiği yetkili mahkemece, kararın kaydı için ilgili nüfus idaresine iletilmesi işlemi. Kaydın yapılması için mahkemenin bildirimi gerekir; ilgililerin başvurusu yeterli değildir.
Gaiplik kararı: hangi şartlar aranır?
- Gaiplik kararının kesinleşmiş ve hükme bağlanmış olması gerekir.
- Kararı veren mahkemenin, kararı ilgili nüfus idaresine bildirmesi gerekir.
- Bildirim üzerine karar, ölüm kütüğüne kaydolunmalıdır.
- Kayıt, kararın nüfus idaresince kütüğe işlenmesiyle tamamlanır; kaydın yapılması için ilgililerin ayrıca başvurması aranmaz.
Gaiplik kararı: hangi sonuçları doğurur?
- Bildirim yapıldığında gaiplik kararı ölüm kütüğüne kaydolur ve bu kayıt nüfus kayıtlarında gaipliğin görünmesini sağlar.
- Kayıt, kararın hüküm ve sonuçlarını doğurmasını engellemez; karar kaydı beklenmeden de kendi hükmünü doğurur.
- Bildirim yapılmazsa karar kütüğe işlenmez; bu durumda kayıt eksikliği nüfus kayıtlarındaki tutarsızlık olarak ortaya çıkar.
Mahkeme bildirimi ile ilgililer başvurusu arasındaki fark nedir?
Kaydın yapılması için kararı veren mahkemenin bildirimi esas alınır.
İlgililerin kendiliğinden başvurusu, kayıt için tek başına yeterli değildir.
Kayıt işlemi mahkeme bildirimine bağlıdır; ilgililer kayıt bakımından bildirim yerine geçecek işlem yapamaz.
Gaiplik kararı ile ölüm karinesi kaydı arasındaki fark nedir?
Gaiplik kararı mahkeme kararıdır ve bildirimle ölüm kütüğüne kaydedilir.
Ölüm karinesi, mülki amirin ölüm tutanağı ile işlenir.
İki hal farklı işlem yoluyla kütüğe geçer; gaiplik kaydı mahkeme bildirimine, ölüm karinesi mülki amir işlemine dayanır.
Gaiplik kararı: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Kayıt için ilgililerin başvurusunu yeterli saymak; kaydın mahkeme bildirimine bağlı olduğu unutulmamalıdır.
- Kütüğe kaydı, gaiplik kararının hüküm doğurmasının ön koşulu saymak; karar kayıttan bağımsız olarak hükmünü doğurur.
- Ölüm karinesi kaydı ile gaiplik kaydını aynı işlem yolu sanmak; birincisi mülki amir işlemi, ikincisi mahkeme bildirimidir.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Gaiplik kararının kütüğe işlenmesinde mahkemenin bildirimi kayıt için esas kabul edilmektedir.
- Bildirimin yapılmadığı durumlarda ilgililerin kütük kaydını talep etmesi, mahkemenin bildirim yükümlülüğünün yerine geçmez.
Nasıl ispat edilir?
- Kaydın yapılmasını isteyen taraf, gaiplik kararının kesinleştiğini ve mahkemece bildirildiğini belgeyle ortaya koymalıdır; resmi karar örneği ve bildirim yazısı bu amaçla kullanılır.
- Gaiplik kararının kütüğe işlenmediğini ileri süren taraf, bildirimin yapılmadığını nüfus kayıtlarının celbiyle gösterebilir.
- Kayıt, nüfus kütüğündeki resmi kayıtla ispatlanır; kaydın varlığı iddiası karşı tarafça kütük kaydının incelenmesiyle çürütülebilir.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 4721 m.32: Gaiplik kararının verilebilmesi için gereken koşulları ve yetkili mahkemeyi düzenler; m.45'teki kayıt, bu kararın verilmiş olmasına bağlıdır.
- 4721 m.33: Gaiplik yargılamasında ilan ve bekleme sürelerini düzenler; ilan süreci tamamlanmadan karar verilemeyeceğinden kayıt bu süreçten sonra gündeme gelir.
- 4721 m.35: Gaiplik kararının geçmişe etkili olmasını düzenler; kütüğe kaydedilen tarih bu etkiyi değiştirmez.
- 4721 m.584: Gaiplik kararı sonrası mirasın geçişinde teminat yükümlülüğünü düzenler; kayıt bu sonucu tek başına doğurmaz.
TMK m.46 — Değişikliklerin kütüğe geçirilmesi
TMK m.46, ölüm kütüğü ve kişisel durum kütüğüne ilişkin zorunlu değişikliklerin hangi yöntemle yapılacağını düzenler. Üç hâl sayılır: tescile esas bir bildirimin doğru olmadığının tespiti, kime ait olduğu bilinmeyen cesedin kimliğinin belli olması ve gaiplik kararının kaldırılması. Bu hâllerde kaydın değiştirilmesi yerine düşünceler sütununa yazılma yöntemi öngörülür. Madde, kaydı yapan nüfus memurluğu ve ilgili kişiler bakımından uygulanır. Maddenin düzenlemediği konular: ölü kaydının düşürülmesi ve ölüm karinesi (m.31), gaiplik kararının verilmesi ve kaldırılması usulü (m.32-m.37), kişisel durum değişikliklerinin kütüğe işlenmesi (m.36 ve ilgili özel kanun), tescil ve düzeltme davaları ile sicilin düzeltilmesi usulü (ilgili özel kanun ve m.47-m.49 yönünde yönetmelik hükümleri).
Değişikliklerin kütüğe geçirilmesi: hangi kavramlar bilinmeli?
- Düşünceler sütunu
- Nüfus kütüğündeki kaydın, değişikliğin yapıldığı ayrı bir bölümüdür. Zorunlu değişiklikler bu sütuna yazılır ve esas kayıt üzerinde silme ya da yeniden yazma yapılmaz.
- Tescile esas bildirim
- Kütüğe kaydın yapılmasının dayanağı olan beyandır. Bu beyanın doğru olmadığının tespit edilmesi, kaydın düşünceler sütununda düzeltilmesini gerektirir.
- Gaiplik kararı
- Bir kişinin uzun süre haber alınamaması üzerine mahkemece verilen ve kişinin ölmüş sayılmasına yol açan karardır. Kararın kaldırılması, kütükteki ölüm kaydının düzeltilmesini doğurur.
- Kimliği bilinmeyen ceset
- Kime ait olduğu bilinmeyen ve ölüm kaydı yapılmış cesettir. Sonradan kimliğinin belli olması, kayda düşünceler sütununda işlenmesini gerektirir.
Değişikliklerin kütüğe geçirilmesi: hangi şartlar aranır?
- Tescile esas bildirimin doğru olmadığının tespit edilmiş olması gerekir.
- Kime ait olduğu bilinmeyen cesedin kimliğinin belli olmuş olması gerekir.
- Gaiplik kararının kaldırılmış olması gerekir.
- Değişikliğin zorunlu nitelikte olması gerekir; yani kayıttaki bilginin doğruluğu bu yolla düzeltilmek zorunda olmalıdır.
- Değişikliğin, ilgilinin kütükteki kaydının düşünceler sütununa yazılarak yapılması gerekir; esas kayıt üzerinde değişiklik yapılmaz.
Değişikliklerin kütüğe geçirilmesi: hangi sonuçları doğurur?
- Tescile esas bildirimin doğru olmadığı tespit edildiğinde, ilgilinin kaydı düşünceler sütununda düzeltilir.
- Kime ait olduğu bilinmeyen cesedin kimliği belli olduğunda, kayıt düşünceler sütununa yazılarak değiştirilir.
- Gaiplik kararı kaldırıldığında, ölüm kütüğündeki ilgili kayıt düşünceler sütununa yazılarak düzeltilir.
- Bu hâllerde esas kayıt üzerinde silme veya yeniden yazma yapılmaz; değişiklik düşünceler sütununda görünür.
- Madde kapsamı dışındaki kişisel durum değişiklikleri m.46 yöntemiyle değil, kendi kanun hükümlerine göre işlenir.
Zorunlu değişiklik ile isteğe bağlı değişiklik arasındaki fark nedir?
Madde kapsamındaki hâllerde değişiklik kanun gereği zorunludur ve düşünceler sütununa yazılır.
Kişisel durumdaki diğer değişiklikler (evlilik, boşanma, soybağı, evlat edinme vb.) madde kapsamında değildir ve kendi kanun hükümlerine göre kütüğe işlenir.
Yöntem ve kayıt biçimi farklıdır; m.46 yalnız düşünceler sütununa yazma yöntemini öngören hâlleri kapsar.
Ölüm kaydının düşürülmesi ile ölüm kaydının düzeltilmesi arasındaki fark nedir?
Ölüm kaydının düşürülmesi, ölümüne kesin gözle bakılmayan durumlarda ortadan kaybolan kişi için mülkî amirin emriyle yapılır.
Madde 46 uyarınca düzeltme, mevcut bir kaydın doğru olmadığının sonradan anlaşılması hâlinde yapılır.
Düşürme ve düzeltme farklı işlemlerdir; düzeltme yalnız düşünceler sütununa yazılarak yapılır.
Gaiplik kararının kaldırılması ile gaiplik kararının verilmesi arasındaki fark nedir?
Gaiplik kararının kaldırılması, kararın ortadan kalkması nedeniyle ölüm kütüğündeki kaydın düzeltilmesini gerektirir.
Gaiplik kararının verilmesi, hâkimin bildirimi üzerine ölüm kütüğüne kaydolunmasını doğurur.
Kararın verilmesi kayıt oluşturur; kararın kaldırılması ise düşünceler sütununda değişiklik yapılmasını gerektirir.
Değişikliklerin kütüğe geçirilmesi: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Düzeltme gerektiren hâlde esas kaydı silmek veya üzerine yeni bilgi yazmak; yöntem düşünceler sütunudur.
- Madde kapsamındaki bir değişikliği, kişisel durum değişikliğinin genel işlemiyle karıştırmak.
- Gaiplik kararının kaldırılmasını, ölüm kaydının düşürülmesi işlemiyle aynı saymak.
- Ölüm karinesinin varlığı hâlinde düşünceler sütunu yerine yeni bir tescil yapmak.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Gaiplik kararının kaldırılması hâlinde ölüm kütüğündeki kaydın düşünceler sütununda düzeltilmesinin yapılacağı kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2022/920 E., 2023/806 K., 13.09.2023)
- Kişinin ölü veya sağ olduğunun tespiti davasının, ölüm kaydına ilişkin düzeltme sonucunu doğurabileceği kabul edilmektedir. (Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi, 2025/310 E., 2025/1315 K., 10.11.2025)
Nasıl ispat edilir?
- Düzeltmeyi talep eden ilgili kişi, tescile esas bildirimin doğru olmadığını veya kimliğin belli olduğunu ya da gaiplik kararının kaldırıldığını belgeyle ispatlamakla yükümlüdür.
- Gaiplik kararının kaldırılmasında mahkeme kararı, cesedin kimliğinin belirlenmesinde ilgili tespit belgeleri ve bildirimin yanlışlığında resmî belgeler esas alınır.
- Bildirimin doğru olmadığı iddiası, yazılı kayıt ile karşılaştırmalı olarak ortaya konur; tanık beyanı bu hususta ancak yardımcı delil olabilir.
- Düzeltmenin zorunluluğu, kayıt sorumlusunun ya da yetkili makamın resmî belgeleriyle belgelenir.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 4721 m.31: Ölümüne kesin gözle bakılmayan durumlarda ortadan kaybolan kişinin ölü kaydının düşürülmesini düzenler; m.46 bu kaydın düzeltilmesi yöntemini tamamlar.
- 4721 m.32: Gaiplik kararının koşullarını düzenler; m.46 bu kararın kaldırılması hâlinde kütük düzeltmesinin yöntemini gösterir.
- 4721 sayılı Kanun: Kişisel durum değişikliklerinin kütüğe işlenmesine ilişkin ayrıntılar ve nüfus kütüğü düzenlemeleri bu kanunun konusu değildir; bunlar ilgili özel mevzuatta yer alır.
Konuda geçen kararlar
36 karar- 2018/113 E., 2020/48 K., 24.09.2020İlgili madde: m.37
- 2017/130 E., 2017/165 K., 29.11.2017İlgili madde: m.40
- 2015/79 E., 2017/164 K., 29.11.2017İlgili madde: m.40
- Hukuk Genel Kurulu, 2022/683 E., 2023/832 K., 20.09.2023İlgili madde: m.39
- Hukuk Genel Kurulu, 2022/920 E., 2023/806 K., 13.09.2023İlgili madde: m.46
- Hukuk Genel Kurulu, 2015/3257 E., 2016/117 K., 29.01.2016İlgili madde: m.39
- Hukuk Genel Kurulu, 2015/135 E., 2016/118 K., 29.01.2016İlgili madde: m.39
- Hukuk Genel Kurulu, 2015/259 E., 2015/2625 K., 18.11.2015İlgili madde: m.39
- 2. Hukuk Dairesi, 2025/8326 E., 2025/12077 K., 29.12.2025İlgili madde: m.36
- 2. Hukuk Dairesi, 2025/6518 E., 2025/9427 K., 04.11.2025İlgili madde: m.36
Diğer 26 karar
- 7. Hukuk Dairesi, 2024/4574 E., 2025/2691 K., 20.05.2025İlgili madde: m.36
- 5. Hukuk Dairesi, 2024/3669 E., 2024/6492 K., 27.05.2024İlgili madde: m.41
- 2. Hukuk Dairesi, 2023/6415 E., 2024/3372 K., 14.05.2024İlgili madde: m.36
- 2. Hukuk Dairesi, 2024/620 E., 2024/1161 K., 22.02.2024İlgili madde: m.39
- 3. Hukuk Dairesi, 2023/1508 E., 2023/3174 K., 09.11.2023İlgili madde: m.36
- 2. Hukuk Dairesi, 2023/6758 E., 2023/4409 K., 03.10.2023İlgili madde: m.44
- 2. Hukuk Dairesi, 2023/4426 E., 2023/2780 K., 31.05.2023İlgili madde: m.36
- 2. Hukuk Dairesi, 2023/282 E., 2023/2485 K., 18.05.2023İlgili madde: m.44
- 2. Hukuk Dairesi, 2023/373 E., 2023/1776 K., 12.04.2023İlgili madde: m.39
- 5. Hukuk Dairesi, 2023/428 E., 2023/2370 K., 13.03.2023İlgili madde: m.41
- 7. Hukuk Dairesi, 2022/2549 E., 2022/7350 K., 30.11.2022İlgili madde: m.41
- 10. Daire, 2015/4148 E., 2020/6376 K., 16.12.2020İlgili madde: m.37
- 8. Hukuk Dairesi, 2017/7383 E., 2018/16089 K., 24.09.2018İlgili madde: m.44
- 8. Hukuk Dairesi, 2017/7672 E., 2018/16088 K., 24.09.2018İlgili madde: m.44
- 8. Hukuk Dairesi, 2017/7453 E., 2018/2260 K., 15.02.2018İlgili madde: m.40
- 8. Hukuk Dairesi, 2017/6584 E., 2018/247 K., 11.01.2018İlgili madde: m.44
- Danıştay 15. Daire Başkanlığı, 2013/9160 E., 2017/6015 K., 26.10.2017İlgili madde: m.41
- 4. Hukuk Dairesi, 2010/6210 E., 2010/9186 K., 20.09.2010İlgili madde: m.38
- Genel Kurul, 2019/42944 E., 17.06.2021İlgili madde: m.40
- Birinci Bölüm, 2015/9211 E., 29.11.2018İlgili madde: m.40
- İkinci Bölüm, 2015/13077 E., 12.06.2018İlgili madde: m.40
- İstanbul 22. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2025/919 E., 2026/64 K., 03.02.2026İlgili madde: m.46
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi, 2025/310 E., 2025/1315 K., 10.11.2025İlgili madde: m.46
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi, 2023/331 E., 2025/679 K., 30.05.2025İlgili madde: m.46
- Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesi, 2024/540 E., 2024/509 K., 23.05.2024İlgili madde: m.46
- Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesi, 2024/57 E., 2024/501 K., 22.05.2024İlgili madde: m.46
Bağlayıcılık derecesine göre sıralı (Anayasa Mahkemesi, içtihadı birleştirme, genel kurullar, daireler); her grupta yeni karar önce. Tam metin karar deposundan istek üzerine yüklenir. Hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ayrıca denetleyin.
Madde bağlantıları, tarihine kadar Resmî Gazete'de yayımlanan değişiklikleri içeren güncel metne gider.
Anlatım 21.10.2026 tarihinde derlendi. Bağlayıcı olan madde metnidir.
Bu konuyu panelde çalış
Panelde bu konu 2.1. Kişiler Hukuku Gerçek Kişiler bölümünde yer alıyor.
Panelde çalış