HMK › Tahkim

Ret sebepleri ve hakemin reddi usulü

HMK m.417–426Medeni Usul Hukuku

Kısaca

6100 sayılı Kanun'un 417. maddesi, tahkimde hakemin tarafsızlık ve bağımsızlık yükümlülüğünü düzenler.

Kapsam

Bu konu, Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.417–426 hükümlerini kapsar.

HMK m.417 — Ret sebepleri

6100 sayılı Kanun'un 417. maddesi, tahkimde hakemin tarafsızlık ve bağımsızlık yükümlülüğünü düzenler. Bu kapsamda hakemliğe önerilen kişinin açıklama yükümlülüğü, görev kabulden sonra ortaya çıkan durumların bildirilmesi ve hakemin reddedilebileceği hâller düzenlenmiştir. Madde, tahkim yargılamasındaki tarafları ve hakem adayını bağlar; mahkeme hâkimleri için öngörülen ret usulü bu madde kapsamında değildir. Madde, hakemin reddi usulünün işleyişini, yani ret talebinin kime ve hangi süreyle yapılacağını düzenlemez (m.418). Hakem reddine ilişkin itirazın mahkemede incelenme usulü ile reddin sonuçları da bu maddenin kapsamı dışındadır (m.418 ve devamı). Mahkeme hâkiminin reddi (m.36 vd.) ve hakem kararının iptali ile ilgili hükümler de ayrı düzenlemelerdir.

Ret sebepleri: hangi şartlar aranır?

  • Hakemliğe önerilen kişinin, görevi kabul etmeden önce tarafsızlık ve bağımsızlığından şüphe edilmesini haklı gösteren durum ve koşulları açıklaması gerekir.
  • Taraflar önceden bilgilendirilmemişse, hakem göreve başladıktan sonra ortaya çıkan durumları gecikmeksizin taraflara bildirmelidir.
  • Hakemin reddi için, taraflarca kararlaştırılan niteliklere sahip olmaması, tahkim usulünde öngörülen bir ret sebebinin bulunması veya tarafsızlığından şüphe edilmesini haklı gösteren durum ve koşulların gerçekleşmesi aranır.
  • Taraflardan birinin kendisinin atadığı veya atanmasına katıldığı hakemi reddetmesi için, ret sebebinin hakemin atanma tarihinden sonra öğrenilmiş olması gerekir.
  • Bildirilmemiş bir durumun sonradan öğrenilmesi halinde, ret talebinin bu bilgiye dayandırılması gerekir.

Ret sebepleri: hangi sonuçları doğurur?

  • Hakemliğe önerilen kişi, tarafsızlık ve bağımsızlığından şüphe edilmesini haklı gösteren durumları açıklamazsa, bu eksiklik hakemin reddi sebebi oluşturabilir.
  • Taraflar önceden bilgilendirilmemişse, sonradan ortaya çıkan durumların bildirilmemesi hakemin reddi sebebi olabilir.
  • Kararlaştırılan niteliklere sahip olmayan, tahkim usulünde öngörülen bir ret sebebi bulunan ya da tarafsızlığından şüphe edilmesini haklı gösteren durum ve koşullar gerçekleşen hakem reddedilebilir.
  • Taraflardan birinin kendisinin atadığı ya da atanmasına katıldığı hakem, yalnızca atanma tarihinden sonra öğrenilen ret sebeplerine dayanılarak reddedilebilir.
  • Kendi atadığı hakemi atanma öncesinde bilinen bir sebeple reddetmek isteyen taraf bu hakkını kaybeder.
  • Ret sebebi bulunmayan hallerde hakem görevine devam eder ve tahkim yargılamasını yürütür.

Görev öncesi açıklama ile görev sırasında bildirim arasındaki fark nedir?

Hakemliğe önerilen kişi, görevi kabul etmeden önce tarafsızlık ve bağımsızlığı etkileyecek durumları kendiliğinden açıklamak zorundadır.

Görev kabul edildikten sonra ortaya çıkan durumlarda yükümlülük, taraflar önceden bilgilendirilmemişse, gecikmeksizin bildirim biçimini alır.

Kabul öncesi açıklama yükümlülüğü aday için başlangıç anındaki bilgi ile sınırlıdır; sonraki durumlar ayrıca ve süresiz değil gecikmeksizin bildirilmelidir.

Genel ret sebebi ile atanmaya katılmış hakemde ret arasındaki fark nedir?

Hakemin kararlaştırılan niteliklere sahip olmaması, tahkim usulünde öngörülen ret sebebi veya tarafsızlık şüphesini haklı gösteren durum bulunması genel ret sebebidir.

Tarafın kendisinin atadığı veya atanmasına katıldığı hakem bakımından ret, yalnızca atanmadan sonra öğrenilen sebeplere dayanabilir.

Atanmaya katılan taraf, atanmadan önce bildiği ya da bilebileceği sebeple hakemi reddedemez.

Ret sebepleri: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Hakemin atanmasına katılan tarafın, atanma öncesinde bildiği sebebe dayanarak reddetmesini mümkün saymak; kanun atanmadan sonra öğrenilen sebepleri şart koşar.
  • Kabul öncesi açıklama yükümlülüğünü yalnızca hakemin kendi kanaatine bırakmak; madde, şüphe doğurabilecek durumların açıklanmasını öngörür.
  • Mahkeme hâkiminin reddi usulünü (m.36 vd.) hakem reddine doğrudan uygulamak; 417 hakem için ayrı bir rejim öngörür.
  • Atanmadan sonra öğrenilen sebebi bildirmeden hakem olarak görev sürdürmek; sonradan ortaya çıkan durumların gecikmeksizin bildirilmesi gerekir.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Hakemin reddi taleplerinde, ret dayanağı olarak 417 ile 418 maddelerinin birlikte gösterildiği ve mahkemelerin bu iki maddeyi birlikte değerlendirdiği görülmektedir. (İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2025/637 E., 2025/671 K., 09.09.2025; Bursa 3. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2025/1143 E., 2025/1488 K., 10.12.2025)
  • Tarafsızlık ve bağımsızlık şüphesi, hakemin gerçek niyetinden çok taraflar açısından objektif ölçüte göre değerlendirilmektedir; hakemin kendi beyanı tek başına belirleyici kabul edilmemektedir. (İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2026/244 E., 2026/291 K., 27.04.2026)
  • Hakemin reddi talebinin, 417 kapsamında hakemin tarafsızlığına ve bağımsızlığına ilişkin nedenlere dayandığı, dolayısıyla açıklama yükümlülüğü ile ilişkilendirildiği kabul edilmektedir. (2022/85 E., 2025/131 K., 17.06.2025)

Nasıl ispat edilir?

  • Hakemin tarafsızlık ve bağımsızlık şüphesi doğuran durumu bildirmediği iddiasını ileri süren taraf, bu iddiasını ispatla yükümlüdür.
  • Hakemin kabul öncesinde açıklaması gereken bir durumu bilip bilmediği, yazılı bildirim, yazışmalar ve hakemin beyanı ile ortaya konur; bildirimin yapıldığını savunan hakem veya taraf, bu savunmayı belgelemelidir.
  • Atanmasına katılan tarafın ret sebebini atanma tarihinden sonra öğrendiğini ileri sürmesi halinde, öğrenme tarihini ispat yükü o tarafa aittir.
  • Sonradan öğrenilen durumun ret sebebi oluşturduğunu iddia eden taraf, bu durumun varlığını ve tarafsızlık şüphesi doğurduğunu belgeyle veya tanıkla ispatlamalıdır.
  • Hakemin, bildirim yükümlülüğünü yerine getirdiği savunmasını yapan taraf, bu savunmayı yazılı bildirimle kanıtlamalıdır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6100 m.418: Hakemin reddine ilişkin usul ve itiraz mekanizmasını düzenler. Bu madde, reddin hangi sebeplerle ve hangi aşamada yapılacağını belirlerken 418 bu sebeplerin işlemesini tamamlar.
  • 6100 m.36: Mahkeme hâkiminin reddi sebeplerini düzenler; 417 hakem bakımından ayrı bir rejim öngördüğünden karşılaştırma ve kıyas için bağlantılıdır.

HMK m.418 — Hakemin reddi usulü

Madde, tahkimde hakemin reddi usulünü düzenler: reddin usulünün taraflarca serbestçe kararlaştırılabilmesini, ret talebinin süresini ve yapılış biçimini, reddedilen hakemin çekilmesi ya da karşı tarafın kabulü halinde ret kararını, hakem kurulu üyelerinden birinin ya da birkaçının reddine ilişkin itiraz yolunu, seçilen hakem kurulunun çoğunluğunu etkileyecek reddin doğrudan mahkemeye yapılmasını ve bu halde tahkimin sonunu düzenler. Madde, hakemlerin reddi sebeplerini (m.417), hakemlerin sorumluluğunu (m.419) ve mahkemede hâkimin reddini düzenlemez; hakim reddine ilişkin usul ve sebepler HMK m.35-42 kapsamındadır. Maddenin uygulanması, tahkim sözleşmesinin ya da kurumsal tahkim kurallarının reddi ayrıca düzenleyip düzenlemediğine de bağlıdır. Hakemin reddinin esasına ilişkin sebeplerin (tarafsızlık ve bağımsızlık) belirlenmesi m.417 kapsamındadır.

Hakemin reddi usulü: hangi kavramlar bilinmeli?

Hakemin reddi
Tarafsızlık ya da bağımsızlıktan şüphe edilmesini haklı gösteren bir sebep bulunduğunda, tarafların seçilen hakemi görevden uzaklaştırmak için başvurduğu usuldür. Bu madde reddin usulünü düzenler, sebeplerini değil.
Ret talebinin süresi
Reddi isteyen tarafın, ret sebebini öğrendiği tarihten itibaren iki haftalık süre içinde ret talebinde bulunması gereken süredir. Hakemin seçimi ya da ret sebebinin ortaya çıkması tarihi bu sürenin başlangıcıdır.
Hakem kurulunca karar
Reddedilen hakem kendiliğinden çekilmediğinde ya da karşı taraf reddi kabul etmediğinde, ret talebi hakkında hakem kurulunun verdiği karardır. Bu karar, reddedilen hakemin katılımı olmadan değil, kurulun kararıyla verilir ve mahkemeye itiraz yoluna tabidir.
Karar çoğunluğunu ortadan kaldıracak sayıda hakem
Hakem kurulunun karar çoğunluğunu etkileyecek sayıda hakemin reddidir. Bu hâlde ret talebi doğrudan mahkemeye yapılır ve bu karara karşı kanun yoluna başvurulamaz.
Tahkimin sona ermesi
Mahkemenin, karar çoğunluğunu ortadan kaldıracak sayıda hakemin reddini kabul etmesi sonucunda tahkim yargılamasının bitmesidir. Tahkim sözleşmesinde hakemlerin isimleri belirlenmişse yeniden seçim yapılmaz; belirlenmemişse yeniden hakem seçimi yapılır.

Hakemin reddi usulü: hangi şartlar aranır?

  • Taraflar, hakemin reddi usulünü tahkim sözleşmesi ile serbestçe kararlaştırabilir; kararlaştırılmamışsa kanundaki yedek usul uygulanır.
  • Ret talebinde bulunan taraf, hakemin ya da hakem kurulunun seçiminden ya da ret sebebinin ortaya çıktığını öğrendiği tarihten itibaren iki hafta içinde ret talebinde bulunmalıdır.
  • Ret talebi karşı tarafa yazılı olarak bildirilmelidir.
  • Reddedilen hakem kendiliğinden çekilmezse ya da karşı taraf reddi kabul etmezse, ret hakkında hakem kurulu karar vermelidir.
  • Hakem kurulundan bir veya birden çok hakemin reddi isteniyorsa, ret talebi ve gerekçesi hakem kuruluna bildirilmelidir.
  • Ret talebinin kabul görmediğini öğrenen taraf, o andan itibaren bir ay zarfında mahkemeye müracaat ederek kararın ortadan kaldırılmasını ve ret talebi hakkında hüküm verilmesini talep edebilir.
  • Seçilen hakemin veya hakem kurulunun tümünün ya da karar çoğunluğunu ortadan kaldıracak sayıda hakemin reddi için yalnızca mahkemeye başvurulmalıdır; hakem kurulu bu talebi karara bağlayamaz.
  • Mahkemenin bu talep üzerine verdiği kararlara karşı kanun yoluna başvurulamaz.
  • Mahkemenin ret talebini kabul etmesi hâlinde tahkim sona erer; tahkim sözleşmesinde isimler belirlenmemişse yeniden hakem seçimi yapılmalıdır.

Hakemin reddi usulü: hangi sonuçları doğurur?

  • Taraflar hakemin reddi usulünü kararlaştırmışlarsa bu usul uygulanır; kararlaştırmamışlarsa kanundaki yedek usul geçerlidir.
  • İki haftalık süre geçtikten sonra yapılan ret talebi, süre yönünden kabul edilmez.
  • Reddedilen hakem kendiliğinden çekilirse ya da karşı taraf reddi kabul ederse ret talebi sonuçlanır.
  • Reddedilen hakem çekilmez ve karşı taraf reddi kabul etmezse ret hakkında hakem kurulu karar verir.
  • Hakem kurulu ret talebini reddederse, tarafın bu karara karşı bir ay içinde mahkemeye başvurma hakkı doğar.
  • Karar çoğunluğunu ortadan kaldıracak sayıda hakemin reddi talebinde mahkeme doğrudan yetkilidir ve bu kararlara karşı kanun yolu kapalıdır.
  • Mahkeme karar çoğunluğunu ortadan kaldıracak sayıda hakemin reddini kabul ederse tahkim sona erer.
  • Tahkim sözleşmesinde hakem isimleri belirlenmişse ve tahkim sona ermişse, yeni hakem seçimi yapılmaz; belirlenmemişse yeni hakem seçilir.
  • Madde hükmü emredici değildir; taraflar ret usulünü serbestçe belirleyebilir.

Hakem kurulu kararı ile mahkeme kararı arasındaki fark nedir?

Tek hakemin ya da kurul üyelerinden birinin reddinde, ret talebi önce hakem kurulunca karara bağlanır.

Seçilen hakem kurulunun tümü ya da karar çoğunluğunu ortadan kaldıracak sayıda hakem reddedildiğinde, ret talebi doğrudan mahkemeye yapılır.

Birinci halde ret kararına karşı bir aylık süre içinde mahkemeye başvurulur ve mahkeme kararları üzerinde ayrıca kanun yolu açıktır; ikinci halde mahkeme kararına karşı kanun yolu kapalıdır.

Hakemin kendiliğinden çekilmesi ile karşı tarafın reddi kabul etmesi arasındaki fark nedir?

Reddedilen hakem ret talebini öğrendikten sonra kendiliğinden çekilebilir.

Reddedilen hakem çekilmez ve karşı taraf da reddi kabul etmezse ret hakkında hakem kurulu karar verir.

Her iki durumda da hakem kurulunun ya da reddedilen hakemin tutumu ret talebinin sonucunu belirler; çekilme halinde ayrıca karar gerekmez.

Ret talebinin sunulması (iki hafta) ile ret kararına itiraz (bir ay) arasındaki fark nedir?

Ret talebi, hakemin seçimi ya da ret sebebinin öğrenilmesinden itibaren iki hafta içinde yapılır.

Ret talebinin kabul edilmediği öğrenildikten sonra mahkemeye başvuru bir ay içinde yapılır.

İki süre farklı başlangıç anlarına bağlıdır ve ikisi de yapılmazsa ret hakkı ya da itiraz hakkı kaybedilir.

Tahkim sözleşmesinde isim belirlenmiş ile belirlenmemiş arasındaki fark nedir?

Tahkim sözleşmesinde hakemlerin isimleri belirlenmişse, reddi kabul edilen hakemler yerine yeni hakem seçimi yapılmaz.

İsimler belirlenmemişse, reddi kabul edilen hakem yerine yeniden hakem seçimi yapılır.

Tahkim sözleşmesinin hakem seçimine ilişkin kayıtları, tahkimin sürüp sürmeyeceğini belirler.

Hakemin reddi usulü: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • İki haftalık ret süresinin başlangıcını ret sebebinin öğrenildiği tarih yerine hakem seçiminin tarihi olarak almak; süre başlangıcı her iki olaydan hangisinin önce gerçekleştiğine bağlıdır.
  • Hakem kurulundan birinin reddi talebinde doğrudan mahkemeye başvurmak; bu hâlde önce hakem kuruluna başvurulması gerekir, mahkeme yolu ancak ret talebinin kabul edilmemesi üzerine açılır.
  • Karar çoğunluğunu ortadan kaldıracak sayıda hakemin reddi talebini hakem kuruluna sunmak; bu talep doğrudan mahkemeye yapılır.
  • Mahkemenin karar çoğunluğunu etkileyen ret kararına karşı istinaf ya da temyiz yolunun açık olduğunu varsaymak; m.418/4 gereğince bu kararlara karşı kanun yolu kapalıdır.
  • Mahkemenin ret talebini kabul etmesi hâlinde yeni hakem seçimini her durumda yapmak; tahkim sözleşmesinde isimler belirlenmişse yeni seçim yapılmaz.
  • Taraflar ret usulünü kararlaştırmışken kanundaki iki haftalık süreyi uygulamak; önce tahkim sözleşmesindeki usul kontrol edilmelidir.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Hakemin reddi taleplerinin, karar çoğunluğunu ortadan kaldıracak sayıda hakem için doğrudan mahkemeye yapıldığı ve mahkemenin bu talepleri tahkim yargılamasında inceleyerek karar verdiği görülmektedir. (İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2025/317 E., 2025/260 K., 14.04.2025)
  • Bazı mahkemeler, tahkim yargılamasında reddi istenen hakem hakkında hakem kurulunun yetkisini göz önünde bulundurarak ret talebini mahkeme önünde incelemektedir. (İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2025/637 E., 2025/671 K., 09.09.2025; Bursa 3. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2025/1143 E., 2025/1488 K., 10.12.2025)
  • Ret talepleri hakkında hakem kurulunun karar vermediği durumlarda ret talebinin mahkemeye taşındığı görülmektedir. (İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2024/748 E., 2025/27 K., 17.01.2025; İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2024/761 E., 2025/17 K., 14.01.2025; İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2024/743 E., 2024/871 K., 13.12.2024)

Nasıl ispat edilir?

  • Ret talebinde bulunan taraf, ret talebinin iki haftalık süre içinde yapıldığını ve karşı tarafa yazılı olarak bildirildiğini ispat etmelidir; bu amaçla ret talebinin tarihli bir yazı olarak düzenlenmesi ve karşı tarafa tebliğ kanıtının saklanması gerekir.
  • Hakemin reddinin mahkemeye götürülmesi hâlinde, ret sebebi ve delil ya da emare somut olarak ortaya konmalıdır; ret sebebinin varlığını ileri süren taraf bunu ispatla yükümlüdür.
  • Karşı taraf, ret talebini kabul ettiğini ya da reddi kabul etmediğini yazılı olarak bildirmek zorundadır; bu bildirim ret usulünün işleyişini belirler.
  • Ret talebinin hakem kurulunca kabul edilmediğini öğrenen tarafın bir aylık süreyi işletmek için kararın öğrenildiği tarihi göstermesi gerekir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6100 sayılı Kanun m.417: Hakemin reddinin esas sebeplerini düzenler; m.418 bu sebeplerin ileri sürülme usulünü belirler.
  • 6100 sayılı Kanun m.419: Hakemin sorumluluğunu düzenler; reddi kabul edilen hakemin tazminat sorumluluğu ayrı bir konudur.
  • 6100 sayılı Kanun m.439: İptal davası, hakemin reddi sebebinin mevcut olduğuna inanan tarafın bu durumu nihai hakem kararının iptalinde ileri sürebileceği yoldur (m.439/2-b).
  • 6100 sayılı Kanun m.35-42: Mahkemede hâkimin reddi usulünü düzenler; tahkim usulünde hâkim reddi değil hakemin reddi uygulanır, ancak bu maddeler karşılaştırma için önemlidir.

HMK m.419 — Hakemlerin sorumluluğu

Madde, tahkim yargılamasında görevi kabul etmiş bir hakemin, haklı bir neden olmaksızın görevini yerine getirmekten kaçınması hâlinde tarafların uğradığı zararı gidermekle yükümlü olup olmadığını düzenler. Taraflar aksi kararlaştırmışsa bu sorumluluk doğmaz. Madde, yalnızca hakemin görevi kabul ettikten sonra kaçınmasını konu alır; hakemin görevi kabul etmeden önceki davranışlarını veya hakemlik sözleşmesinin kurulmasını düzenlemez. Hakemin sorumluluğunun kapsamı, zararın hesabı ve hakemin tarafsızlık ve bağımsızlık yükümlülüğünün ihlali bu maddenin dışında kalır; bunlar için hakemin reddi ve hakemin sorumluluğuna ilişkin genel hükümler (m.417, m.418) ile hakemlik ücreti ve sorumluluk ilkeleri ayrıca değerlendirilir. Hakemin çekilmesi, görevin yerine getirilememesi ve yeni hakem seçimi de bu maddede değil, m.420 ve m.421'de düzenlenmiştir.

Hakemlerin sorumluluğu: hangi kavramlar bilinmeli?

Hakemin görevi kabul etmesi
Hakem sözleşmesinin hakemin kabulüyle kurulduğu andır; hakem, kendisine önerilen görevi üstlendiğini bildirdiğinde bu sorumluluk rejiminin konusu olur. Kabul edilmemiş bir hakemlik teklifi bu madde kapsamında sorumluluk doğurmaz.
Haklı neden
Hakemin görevinden kaçınmasını meşru kılan, hukuki veya fiili nitelikteki sebeptir. Haklı neden bulunduğunda hakem sorumlu olmaz; haklı nedenin varlığı hakemin kaçınmasını gerektiren olguya bağlıdır.
Görevden kaçınma
Kabul edilmiş hakemlik görevinin, yargılamayı yürütmek ve karar vermek yönünde yerine getirilmemesi durumudur. Maddenin sorumluluk doğuran fiili bu davranıştır; görevi kabul etmemiş kişinin davranışı bu kapsamda değildir.
Aksi kararlaştırma
Tarafların hakemin sorumluluğu konusunda tahkim sözleşmesiyle farklı bir düzen kurmalarıdır. Bu düzen, maddedeki sorumluluk kuralını tamamlayıcı ya da değiştirici nitelikte olabilir.

Hakemlerin sorumluluğu: hangi şartlar aranır?

  • Tahkim yargılamasında hakemin görevi kabul etmiş olması gerekir.
  • Taraflar sorumluluğa ilişkin aksini kararlaştırmamış olmalıdır.
  • Hakem görevini yerine getirmekten kaçınmış olmalıdır.
  • Kaçınmanın haklı bir neden taşımaması gerekir.
  • Kaçınma nedeniyle tarafların bir zarara uğramış olması gerekir.
  • Hakemin bu zararı gidermesi için taraflara karşı sorumluluğun doğması için tarafların zarar ile kaçınma arasında nedensellik bağı kurması gerekir.

Hakemlerin sorumluluğu: hangi sonuçları doğurur?

  • Haklı neden olmaksızın görevden kaçınan hakem, tarafların bu nedenle uğradığı zararı gidermekle yükümlüdür.
  • Haklı bir neden varsa hakem bu sorumluluğa girmez.
  • Taraflar tahkim sözleşmesinde aksini kararlaştırmışlarsa hakemin bu sorumluluğu doğmaz ya da sözleşmede belirlenen biçimde düzenlenir.
  • Hakemin sorumluluğu, görevi yerine getirmemesiyle sınırlıdır; görevi yerine getirmesine rağmen hatalı karar verilmesi bu maddenin kapsamına girmez.
  • Madde emredici değildir; taraflar aksini kararlaştırabilir.

Görevi kabul etmiş hakem ile henüz kabul etmemiş hakem arasındaki fark nedir?

Görevi kabul etmiş hakem, hakem sözleşmesi kurulmuş olduğundan bu madde kapsamındadır.

Görevi henüz kabul etmemiş kişi, hakem sözleşmesine taraf olmadığından bu sorumluluk rejimine girmez.

Yalnız kabul edilmiş görevden kaçınma m.419 kapsamında tazminat sorumluluğu doğurur; kabul öncesi davranış için bu madde uygulanmaz.

Haklı neden bulunan kaçınma ile haklı neden bulunmayan kaçınma arasındaki fark nedir?

Hakemin görevinden kaçınmasını meşru kılan bir sebep varsa kaçınma haklıdır.

Haklı bir sebep yoksa kaçınma, hakemin görevini ihlal ettiği anlamına gelir.

Haklı nedenle kaçınan hakem zarar gidermekle yükümlü olmaz; haklı neden yoksa tarafların uğradığı zararı gidermesi gerekir.

Taraflarca aksi kararlaştırılmış hal ile kararlaştırılmamış hal arasındaki fark nedir?

Taraflar tahkim sözleşmesinde hakemin sorumluluğunu farklı düzenlemişlerse bu düzen geçerlidir.

Taraflar aksini kararlaştırmamışsa maddedeki sorumluluk kuralı uygulanır.

Aksi kararlaştırılmışsa madde uygulanmaz; kararlaştırılmamışsa hakem zarar gidermekle yükümlüdür.

Görevden kaçınma (m.419) ile görevin yerine getirilememesi (m.420) arasındaki fark nedir?

m.419, hakemin haklı neden olmadan görevden kaçınmasını ve tazminat sorumluluğunu düzenler.

m.420, hakemin hukuki veya fiili sebeplerle görevini yerine getirememesi hâlinde hakemlik görevinin çekilme veya anlaşmayla sona ermesini düzenler.

Haklı bir sebeple görevini yerine getiremeyen hakem için m.420 uygulanır ve tazminat sorumluluğu ayrıca aranmaz; haklı neden yoksa m.419 uygulanır.

Hakemlerin sorumluluğu: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Görevi kabul etmemiş kişiyi de kabul etmiş hakem gibi sorumlu tutmak; sorumluluk için hakemin görevi kabul etmiş olması aranır.
  • Haklı nedenle görevini yerine getiremeyen hakemi m.419 kapsamında tazminatla sorumlu tutmak; bu durumda m.420 uygulanır.
  • Hakemin tarafsızlık ihlalini m.419 kapsamında değerlendirmek; tarafsızlık ve bağımsızlık m.417 kapsamındadır.
  • Sorumluluğun emredici olduğunu varsaymak; taraflar aksini kararlaştırabilir.
  • Hakemin hatalı karar vermesini görevden kaçınma saymak; bu maddenin kapsamı görevden kaçınmadır.

Nasıl ispat edilir?

  • Hakemin görevi kabul ettiğini ve görevden kaçındığını ileri süren taraf, bu iddiayı ispatla yükümlüdür; kabul ve görevden kaçınma yazılı belge, yazışma veya hakem kararları ile kanıtlanabilir.
  • Hakemin haklı bir neden bulunduğunu ileri sürmesi hâlinde bu savunmayı ileri süren hakem, haklı nedenin varlığını ispatla yükümlüdür.
  • Zararın varlığını ve miktarını iddia eden taraf ispatlamakla yükümlüdür; zararın kaçınma ile nedensellik bağı bulunmalıdır.
  • Taraflar tahkim sözleşmesinde aksini kararlaştırmışsa bu sözleşme metni, aksi kararlaştırmanın varlığını gösteren delil olarak sunulur.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6100 m.420: Hakemin görevini hiç ya da zamanında yerine getirememesi hâlinde hakemlik görevinin sona erme yollarını düzenler; haklı sebeple kaçınma hâlinde bu madde uygulanır.
  • 6100 m.421: Hakemin görevinin sona ermesi hâlinde yerine yeni hakem seçilmesi usulünü düzenler; sorumluluk sonrası görevin devamı bu madde ile sağlanır.
  • 6100 m.417: Hakemin tarafsızlık ve bağımsızlık yükümlülüğünü düzenler; bu yükümlülüğün ihlali ayrı bir sorumluluk konusudur ve m.419 ile karıştırılmamalıdır.
  • 6100 m.418: Hakemin reddi usulünü düzenler; reddedilen hakemin kendiliğinden çekilmemesi hâlinde kaçınma ayrı bir sorumluluk sorunu doğurabilir.

HMK m.420 — Görevin yerine getirilememesi

Madde, hakemin hukuki veya fiili sebeplerle görevini hiç ya da zamanında yerine getirememesi halinde hakemlik görevinin nasıl sona ereceğini ve hakemin çekilmesine ilişkin uyuşmazlıkta mahkemeye başvuru yolunu düzenler. Hakemin çekilmesi, tarafların anlaşması ve mahkemenin yetkisinin sona erdirilmesi kararı bu kapsamdadır. Madde, hakemin ret sebeplerinin varlığının kabulü anlamına gelmeyen çekilme ve muvafakat hallerini de düzenler. Madde hakemin ret usulünü, hakemin ret sebeplerinin kendisini ve hakem sözleşmesinin sona ermesinden sonra yeni hakem seçimini düzenlemez. Yeni hakem seçimi (m.421), hakemin ret sebepleri ve ret usulü (m.423 ve devamı) ile hakemin sorumluluğu (m.420 gerekçesinde söz edilen tazminat sorumluluğu) bu maddede değil, ilgili başka hükümlerde ya da genel hükümlerde yer alır. Maddenin tahkim sözleşmesinin geçerliliğine ilişkin bir düzenlemesi yoktur.

Görevin yerine getirilememesi: hangi kavramlar bilinmeli?

Görevin yerine getirilememesi
Hakemin hukuki veya fiili bir sebeple görevini hiç ya da zamanında ifa edememesi durumudur. Sebep hakemin kişisel kusurunda aranmaz; hukuki bir engel ya da fiili bir engel yeterlidir.
Çekilme
Hakemin kendi iradesiyle görevinden ayrılmasıdır. Madde, çekilmenin hakemlik görevini sona erdiren bir yol olduğunu belirtir ve çekilmenin hangi sebeple yapıldığını ayrıca aramaz.
Ret sebebi
Hakemin tarafsızlık ya da bağımsızlığını şüpheli kılan, hakemin çekilmesini gerektiren sebeplerdir. Madde bu sebeplerin kapsamını tanımlamaz; bu sebeplerin varlığının kabulü anlamına gelmeyen çekilme hallerini düzenler.
Hakemin yetkisinin sona erdirilmesi kararı
Çekilme sebeplerinin varlığında taraflar arasında uyuşmazlık olduğunda, mahkemenin hakemin yetkisini sona erdiren kararıdır. Karar kesindir ve kanun yoluna tabi değildir.
Muvafakat
Diğer tarafın hakemin yetkisinin sona ermesine rıza göstermesidir. Madde, muvafakatin ret sebebinin kabulü sonucunu doğurmadığını belirtir.

Görevin yerine getirilememesi: hangi şartlar aranır?

  • Bir hakemin hukuki veya fiili bir sebeple görevini hiç ya da zamanında yerine getirememesi gerekir.
  • Hakemlik görevinin sona ermesi için hakemin çekilmesi, ya da tarafların bu yönde anlaşması yoluna başvurulması gerekir.
  • Çekilmenin gerektirdiği sebeplerin varlığı konusunda taraflar arasında uyuşmazlık varsa, taraflardan biri mahkemeden hakemin yetkisinin sona erdirilmesi kararını istemelidir.
  • Hakemin çekilmesi veya diğer tarafın yetkinin sona ermesine muvafakat etmesi, ret sebebinin varlığının kabulü sayılmamalıdır; bu nedenle bu hallerde ret sebebinin varlığı ayrıca ortaya konmak zorunda değildir.

Görevin yerine getirilememesi: hangi sonuçları doğurur?

  • Hakemin hukuki veya fiili sebeple görevini hiç ya da zamanında yerine getiremediği halde hakemlik görevi sona erer.
  • Görevin sona ermesi, hakemin çekilmesi ya da tarafların bu yönde anlaşması ile gerçekleşir.
  • Çekilmenin gerektirdiği sebeplerin varlığında taraflar arasında uyuşmazlık çıkarsa, taraflardan her biri mahkemeden hakemin yetkisinin sona erdirilmesine karar verilmesini isteyebilir.
  • Mahkemenin bu konudaki kararı kesindir ve kanun yoluna tabi değildir.
  • Hakemin çekilmesi veya diğer tarafın muvafakati ret sebebinin varlığının kabulü anlamına gelmez; gerçekte ret sebebi bulunmasa bile reddedilen hakeme görevden çekilme hakkı tanınmış olur.
  • Ret sebebinin varlığının kabulü anlamına gelmediği için, çekilme ya da muvafakat hali, hakemin ret sebebine dayalı sorumluluğu kendiliğinden doğurmaz.

Hakemin çekilmesi ile tarafların anlaşması arasındaki fark nedir?

Hakemin kendi iradesiyle görevinden ayrılması, tek taraflı bir bildirimle gerçekleşir.

Tarafların ortak iradesiyle hakemin görevinin sona erdirilmesi, taraflar arasında anlaşmayla gerçekleşir.

Her iki yolda da hakemlik görevi sona erer; madde iki yolu eşit biçimde sayar, ancak anlaşma yolunda uyuşmazlığın mahkemeye taşınması gerekmez.

Çekilme sebebinin kabulü ile muvafakat arasındaki fark nedir?

Hakem çekilir veya diğer taraf muvafakat eder, ancak ret sebebi taraflar arasında kabul edilmiş olmaz.

Ret sebebinin varlığı kabul edilmiş ve ona dayanılarak yetki sona erdirilmiş olur.

Birinci halde ret sebebinin varlığı tespit edilmiş sayılmaz; hakemin sorumluluğu ya da ret sebebine ilişkin sonuçlar bu hal için kendiliğinden doğmaz.

Uyuşmazlık var ile uyuşmazlık yok arasındaki fark nedir?

Taraflar çekilme sebebinin varlığı konusunda anlaşamazsa, taraflardan her biri mahkemeye başvurabilir.

Taraflar çekilme sebebinin varlığı konusunda anlaşır ya da hakem çekilirse mahkemeye başvuru gerekmez.

Uyuşmazlık halinde mahkemenin kararı kesin olur ve kanun yoluna tabi değildir; uyuşmazlık yoksa karar mahkemece verilmez.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Mahkemenin hakemin yetkisinin sona erdirilmesi konusundaki kararının kesin olduğu ve kanun yoluna tabi olmadığı kabul edilmektedir. (Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi, 2026/423 E., 2026/241 K., 06.03.2026)

Nasıl ispat edilir?

  • Hakemin çekilmesini gerektiren sebebin varlığını ileri süren taraf, bu sebebi ispatlamakla yükümlüdür.
  • Hakemin çekilmesi ya da muvafakat halinde ret sebebinin varlığı ayrıca ispatlanmak zorunda değildir; çekilme ya da muvafakat kendi başına ret sebebinin kabulü anlamına gelmez.
  • Uyuşmazlık halinde mahkemeye başvuran taraf, hakemin görevini hiç ya da zamanında yerine getiremediğini gösteren hukuki veya fiili olguları belgelerle ortaya koymalıdır.
  • Hakemin fiili engeli iddia edilen tarafta ise, karşı taraf engelin bulunmadığını ya da hakemin görevini yapabileceğini ileri sürerek savunmasını kanıtlamakla yükümlüdür.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6100 sayılı Kanun m.421: Hakemlerden birinin görevi sona erdiğinde yerine yeni hakem seçilmesini düzenler; m.420'nin sona erme hallerinden sonra uygulanacak devam hükmüdür.
  • 6100 sayılı Kanun m.421/3: Tahkim sözleşmesinde hakemler adlarıyla belirlenmişse, görevin sona ermesinin tahkimin de sona ermesi sonucunu doğurabileceğini düzenler; m.420'nin sonuçlarını sınırlar.

HMK m.421 — Yeni hakem seçilmesi

Madde, tahkim yargılamasında bir hakemin görevinin herhangi bir sebeple sona ermesi hâlinde yerine yeni hakem seçilmesini, hakemlerin değiştirilmesi süresinin tahkim süresinden sayılmamasını ve ad yoluyla belirlenmiş hakemlerin görevinin sona ermesinin tahkimin tümüyle bitmesi sonucunu düzenler. Hakemlerin çekilmesi ve reddi (m.417–418), görevin yerine getirilememesi (m.420) ve tahkim süresi (m.427) bu maddede düzenlenmez. Madde, tahkim sözleşmesinde ad ve soyadı belirtilmiş hakemler veya tarafların doğrudan seçtiği hakemler bakımından uygulanır; mahkemece seçilen hakemlerde ise yeni hakem seçimi, seçimin yapıldığı usule göre yeniden işler. Hakemlerin reddi (m.418) ve çekilme nedeniyle görev sonu (m.420) ile ilgili süreler ve usul kuralları bu maddenin kapsamı dışındadır.

Yeni hakem seçilmesi: hangi kavramlar bilinmeli?

Yeni hakem seçimi
Görevi sona eren hakemin yerine, ilk seçimde uygulanan usulün aynen tekrarlanmasıyla getirilen hakemdir. Seçim usulü tahkim sözleşmesinde kararlaştırılmışsa o usul, mahkemece seçim yapılmışsa mahkeme yoluyla yeniden seçim yapılır.
Tahkim süresi
Tahkim yargılamasının sonuçlandırılması için tarafların kararlaştırdığı veya kanunda öngörülen süredir. Bu maddeye göre hakem değişikliği için geçen süre bu süreden sayılmaz.
Ad ve soyadı belirtilmiş hakem
Tahkim sözleşmesinde hakemin kişisel olarak adı ve soyadı ile gösterildiği hâldir. Tarafların bu kişilerin karar vermesini istediği anlamına gelir; sözleşmede yalnızca hakem sayısı ya da seçim usulü belirtilmişse bu hal oluşmaz.
Karar çoğunluğu
Hakem kurulunda kararın alınabilmesi için gereken sayıdır. Kurulun sayısal çoğunluğunu ortadan kaldıran hakem kaybı, kurulun karar verme gücünü bitirdiği için bu maddede tahkimin sona ermesine yol açar.

Yeni hakem seçilmesi: hangi şartlar aranır?

  • Hakemlerden birinin görevinin herhangi bir sebeple sona ermiş olması gerekir; sebep ölüm, çekilme, ret veya başka bir neden olabilir.
  • Sona eren görevin yerine, tahkim sözleşmesinde veya kanunda öngörülen seçim usulünün uygulanmasıyla yeni hakemin seçilmesi gerekir.
  • Hakem değişikliği için geçen sürenin tahkim süresinden sayılmaması gerekir.
  • Tahkim sözleşmesinde hakemin veya kurulu oluşturan hakemlerin ad ve soyadı belirtilmiş olmalıdır; bu hâlde, kurulun karar çoğunluğunu ortadan kaldıracak sayıda hakemin görevi sona ererse tahkim de sona erer.
  • Ad ve soyadı belirtilmemiş hâllerde, karar çoğunluğunu ortadan kaldıran hakem kaybı tahkimi kendiliğinden sona erdirmez; bu hâlde yeniden hakem seçimi yoluna gidilir.

Yeni hakem seçilmesi: hangi sonuçları doğurur?

  • Hakemlerden birinin görevi sona erdiğinde, onun yerine seçimindeki usulle yeni hakem seçilir.
  • Hakem değişikliği için geçen süre tahkim süresinden sayılmaz; bu süre tarafların aleyhine işlemez.
  • Ad ve soyadı belirtilmiş hakemlerden karar çoğunluğunu ortadan kaldıracak sayıda hakemin görevi sona ererse tahkim de sona erer ve uyuşmazlık mahkemede çözülür.
  • Ad ve soyadı belirtilmemişse karar çoğunluğunu kaldıran hakem kaybı tahkimi sona erdirmez; yeniden hakem seçimi yapılır.
  • Tahkimin sona ermesi, sözleşmede ad belirtilmiş hakemlerin ölmesi hâlinde de gerçekleşir.

Ad belirtilmiş hakem ile ad belirtilmemiş hakem arasındaki fark nedir?

Tahkim sözleşmesinde hakemin veya kurulu oluşturan hakemlerin ad ve soyadı yazılmışsa, taraflar bu kişilerin karar vermesini istemiş sayılır.

Sözleşmede yalnızca hakem sayısı ya da seçim usulü yer alıyorsa, hakemler kişisel olarak belirlenmemiştir.

Ad belirtilmiş hâlde karar çoğunluğunu kaldıran hakem kaybı tahkimi sona erdirir; belirtilmemiş hâlde yeni hakem seçilerek tahkim sürdürülür.

Görevi sona eren hakemin yerine yeni hakem ile tahkimin sona ermesi arasındaki fark nedir?

Kurulda tek hakemin ya da karar çoğunluğunu kaldırmayan sayıda hakemin görevi sona ererse, yerine yeni hakem seçilir.

Karar çoğunluğunu ortadan kaldıracak sayıda hakem, ad belirtilmiş olarak seçilmişse, bunların görevinin sona ermesi tahkimi bitirir.

Yeni hakem seçimi yoluna gidilir veya tahkim sona erer; her iki durumda tahkim süresinin hesabı ayrı değerlendirilir.

Tarafların seçtiği hakem ile mahkemece seçilen hakem arasındaki fark nedir?

Tarafların ya da seçim yetkisi verilen kişinin seçtiği hakemin yerine, sözleşmedeki usul uygulanarak yeni hakem seçilir.

Mahkemece seçilen hakemin yerine yeniden seçim, m.416 uyarınca mahkeme yoluyla yapılır.

Seçim yolu değişir: taraflar sözleşmeye göre seçer, mahkeme ise yeniden seçim için başvuruya cevap verir.

Yeni hakem seçilmesi: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Ad belirtilmemiş hakem kurulunda karar çoğunluğunu kaldıran hakem kaybını da tahkimin sona ermesi olarak değerlendirmek; bu hâlde yeniden hakem seçilmesi gerekir.
  • Ad belirtilmiş hakemlerin reddinin, sözleşmenin kapsamını aşan bir hakem sayısında da tahkimi sona erdirdiğini varsaymak; yalnızca karar çoğunluğunu kaldıran sayıdaki hakem kaybı bu sonucu doğurur.
  • Yeni hakem seçimi sırasında geçen süreyi tahkim süresinden düşmek; m.421/2 uyarınca bu süre tahkim süresinden sayılmaz, yani süreye eklenmez de düşülmez de; süre işlemez.
  • Mahkemece seçilen hakemin yerine tarafların sözleşmesindeki usulle yeniden seçim yapmak; bu hâlde mahkeme yoluyla seçim gerekir.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Ad ve soyadı belirtilmiş hakemin görevinin sona ermesi hâlinde, tahkimin sona erdiği kabul edilmektedir. (İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2025/637 E., 2025/671 K., 09.09.2025)
  • Tahkim sözleşmesinde ad belirtilmiş hakemin ret ile hakemlik görevinden uzaklaştırılması, m.421/3 uyarınca tahkimin sona ermesi sonucunu doğurmaktadır. (İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2025/637 E., 2025/671 K., 09.09.2025)
  • Hakemlik yapma yetkisinin sona erdiği hâllerde, hakem olarak görev yapılamayacağı kabul edilmektedir. (Bursa 3. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2025/1143 E., 2025/1488 K., 10.12.2025)

Nasıl ispat edilir?

  • Hakemin görevinin sona erdiğini ve bunun nedenini ileri süren taraf, bu olguyu belgeyle (hakem kararı, ret kararı, ölüm belgesi, çekilme bildirimi gibi) ispatlamak zorundadır.
  • Tahkim sözleşmesinde hakemin ad ve soyadının belirtilip belirtilmediği, sözleşmenin yazılı metni ile ispatlanır; bu konudaki uyuşmazlıkta sözleşme metni esas alınır.
  • Yeni hakem seçiminin sözleşmedeki usule uygun yapıldığını ileri süren taraf, seçim belgelerini sunmak zorundadır.
  • Tahkim süresinin işlemediğini ileri süren taraf, hakem değişikliği için geçen süreyi belgelerle ortaya koymalıdır; süre tartışmalıysa tarih belgeleri esas alınır.
  • Karar çoğunluğunun kaybedilip kaybedilmediği, hakem kurulunun bileşimi ve kararın kaç hakemle alınabileceği belgelerle gösterilmelidir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6100 sayılı Kanun m.416: Hakem seçimi usulünü ve mahkemenin yeniden seçim yetkisini düzenler; yeni hakem seçimi bu usul uyarınca yapılır.
  • 6100 sayılı Kanun m.417: Hakemin reddi sebeplerini düzenler; görevin reddle sona ermesi bu maddedeki yeni seçim ve tahkimin sona ermesi kurallarına bağlanır.
  • 6100 sayılı Kanun m.418: Hakemin reddi usulünü ve mahkemenin ret kararının sonuçlarını düzenler; ret kararı verilirse m.421/1 ve /3 uygulanır.
  • 6100 sayılı Kanun m.420: Hakemin görevini yerine getirememesi ve çekilmesi ile görevin sona ermesini düzenler; m.421 bu sona erme sonrasındaki yeni seçimi düzenler.
  • 6100 sayılı Kanun m.427: Tahkim süresini düzenler; m.421/2 uyarınca hakem değişikliği için geçen süre bu süreden sayılmaz.

HMK m.422 — Hakemin kendi yetkisi hakkında karar vermesi

Madde, tahkim yargılamasında hakem veya hakem kurulunun kendi yetkisi hakkında karar verebilmesini (kompetans-kompetans ilkesi), tahkim şartının asıl sözleşmeden bağımsızlığını ve yetkisizlik ile yetki aşımı itirazlarının ileri sürülme usulünü ve zamanını düzenler. Hakemlerin yetkisine itirazın ön sorun olarak incelenmesi de bu maddenin konusudur. Kurala tahkim yargılamasında taraflar ve hakem kurulu bakımından uygulanır. Maddenin düzenlemediği konular: hakem seçimi ve hakemin reddi için usul (HMK m.426-m.427 ve ilgili hükümler), yargılama usulünün belirlenmesi (HMK m.424), iptal davasında yetkisizliğin ileri sürülmesi ve bu davanın süresi (HMK m.439), tahkim şartının mahkemede yetki itirazı olarak ileri sürülmesi (HMK m.412).

Hakemin kendi yetkisi hakkında karar vermesi: hangi kavramlar bilinmeli?

Kompetans-kompetans ilkesi
Hakem veya hakem kurulunun, kendi yetkisinin varlığı ve geçerliliği hakkında karar verebilmesi ilkesidir. Yetki sorusu bu nedenle önce hakemin önünde çözülür.
Tahkim şartının bağımsızlığı
Asıl sözleşme içindeki tahkim şartının, sözleşmenin diğer hükümlerinden ayrı değerlendirilmesidir. Hakem asıl sözleşmeyi hükümsüz bulsa bile tahkim şartı kendiliğinden hükümsüz olmaz.
Yetkisizlik itirazı
Hakem veya hakem kurulunun uyuşmazlığı görme yetkisinin bulunmadığının ileri sürülmesidir. Tahkim sözleşmesinin geçersizliği ya da uyuşmazlığın tahkim sözleşmesinin kapsamı dışında kalması bu itirazın konusu olabilir.
Yetki aşımı itirazı
Hakemin yetkisi bulunmakla birlikte, yetkisinin sınırını aşarak bir konuda karar verdiğinin ileri sürülmesidir. Yetkisizlik itirazından ayrı bir itirazdır ve farklı süreye tabidir.
Ön sorun olarak inceleme
Yetkisizlik itirazının esastan önce ayrıca incelenip karara bağlanmasıdır. Maddenin atıfta bulunduğu HMK m.163-164 hükümlerine göre uygulanacağı kabul edilmektedir.

Hakemin kendi yetkisi hakkında karar vermesi: hangi şartlar aranır?

  • Yetkisizlik itirazı, en geç cevap dilekçesinde ileri sürülmelidir.
  • Yetki aşımı itirazı derhal ileri sürülmelidir.
  • Taraflar hakemleri bizzat seçmiş veya hakem seçimine katılmış olsalar bile yetkisizlik itiraz hakkı ortadan kalkmaz; bu durum tek başına itiraz hakkını düşürmez.
  • Süresinde ileri sürülmeyen itiraz, hakem veya hakem kurulunun gecikmenin haklı sebebe dayandığı sonucuna varması hâlinde kabul edilebilir.
  • Hakem veya hakem kurulu yetkisizlik itirazını ön sorun şeklinde inceleyip karara bağlamalıdır.
  • Hakem veya hakem kurulu kendisini yetkili bulursa tahkim yargılamasını sürdürüp davayı karara bağlamalıdır. Yetkisizliğe karar verilmesi hâlinde yargılama bu noktada sona erer.

Hakemin kendi yetkisi hakkında karar vermesi: hangi sonuçları doğurur?

  • Hakem veya hakem kurulu, tahkim sözleşmesinin mevcut veya geçerli olup olmadığı konusunda karar verebilir.
  • Hakemin asıl sözleşmenin hükümsüzlüğüne karar vermesi, tahkim şartının da geçersiz olduğu sonucunu doğurmaz.
  • Yetkisizlik itirazı cevap dilekçesinde ileri sürülmezse, gecikmenin haklı sebebe dayanması hâli dışında itiraz kabul edilmez.
  • Yetki aşımı itirazı derhal ileri sürülmezse, gecikmenin haklı sebebe dayanması hâli dışında itiraz kabul edilmez.
  • Hakem yetkisizlik itirazını kabul ederek kendisini yetkisiz görürse yargılama bu noktada sona erer.
  • Hakem kendisini yetkili görürse tahkim yargılamasını sürdürür ve davayı esastan karara bağlar.
  • Yetki kararı, usuli karar, kısmi nihai hakem kararı veya esas hakkındaki nihai karar içinde verilebilir (uygulama açıklamasına dayanır).

Yetkisizlik itirazı ile yetki aşımı itirazı arasındaki fark nedir?

Yetkisizlik itirazı, hakemin uyuşmazlığa hiç yetkili olmadığının ileri sürülmesidir; tahkim sözleşmesinin geçersizliği veya uyuşmazlığın kapsam dışında kalması buna dayanır.

Yetki aşımı itirazı, hakemin yetkisi bulunmakla birlikte yetkisinin sınırını aştığının ileri sürülmesidir.

Yetkisizlik itirazı en geç cevap dilekçesinde, yetki aşımı itirazı ise derhal ileri sürülmelidir. İki itirazın süresi farklıdır.

Tahkim şartı ile asıl sözleşme arasındaki fark nedir?

Tahkim şartı, asıl sözleşmenin içinde yer alan ayrı bir sözleşme hükmüdür.

Asıl sözleşme, tarafların esas ilişkisini düzenleyen sözleşmedir.

Hakemin asıl sözleşmeyi hükümsüz bulması tahkim şartını kendiliğinden hükümsüz kılmaz; tahkim şartı geçerli kalabilir.

Hakemlerin atanması ile itiraz hakkı arasındaki fark nedir?

Tarafların hakemleri bizzat seçmesi veya seçime katılması, bir hakem kişisel olarak seçilmiş olduğu anlamına gelir.

Yetkisizlik itirazı, hakem seçimine katılmış olmanın sonucu olarak kendiliğinden kaybolan bir hak değildir.

Seçime katılmış olan taraf da yetkisizlik itirazını cevap dilekçesinde ileri sürebilir; seçime katılmış olmak itiraz hakkını ortadan kaldırmaz.

Süresinde ileri sürülen ile süresinde ileri sürülmeyen itiraz arasındaki fark nedir?

Süresinde ileri sürülen itiraz, hakem tarafından esasen incelenir.

Süresinde ileri sürülmeyen itiraz, gecikmenin haklı sebebe dayanıp dayanmadığına göre değerlendirilir.

Gecikme haklı sebebe dayanmıyorsa itiraz dikkate alınmaz; haklı sebebe dayanıyorsa hakem itirazı kabul edebilir.

Hakemin kendi yetkisi hakkında karar vermesi: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Yetkisizlik itirazının süresini cevap dilekçesi yerine sözleşme veya tahkim başvurusu tarihinden saymak; maddede itiraz için son an cevap dilekçesidir.
  • Hakemlerin bizzat seçilmesi veya seçime katılınmasını yetkisizlik itiraz hakkının düşmesi sonucu saymak; madde bu durumun itiraz hakkını ortadan kaldırmadığını açıkça belirtir.
  • Hakemin asıl sözleşmenin geçersizliğine karar vermesinin tahkim şartını da geçersiz kıldığını kabul etmek; madde bunun tersini düzenler.
  • Yetki aşımı itirazı ile yetkisizlik itirazını aynı süreye bağlamak; yetki aşımında süre derhal, yetkisizlikte cevap dilekçesidir.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Hakemin yetki itirazını ön sorun olarak incelemesi, itirazın kabulü veya reddi hâlinde ayrı bir ara karar olarak değerlendirilmekte; yetki itirazının reddi kararı tek başına iptal davasına konu yapılamamakta, esas hakkındaki karara karşı iptal davasında yetkisizlik ileri sürülebilmektedir. (İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2024/360 E., 2024/480 K., 20.05.2024)
  • Yetkisizlik itirazı ön sorun olarak incelendiğinde hakemin bu kararı usuli karar olarak verebileceği ya da yetkiye ilişkin kısmi nihai hakem kararı biçiminde verebileceği kabul edilmektedir.

Nasıl ispat edilir?

  • Hakem kararı hakkında yetkisizlik nedenini ileri süren taraf, itirazın cevap dilekçesinde yapıldığını belgeyle ortaya koymalıdır; cevap dilekçesinin tarihi ve içeriği bu bakımdan belirleyicidir.
  • Yetki aşımı itirazını ileri süren taraf, itirazı derhal ileri sürdüğünü ve yetki aşımına konu işlemi öğrendiği anı göstermelidir.
  • Gecikmenin haklı sebebe dayandığını ileri süren taraf, geç itirazın nedenini belgeyle veya tanıkla ispatlamalıdır; hakem bu değerlendirmeyi takdirle yapar.
  • Tahkim sözleşmesinin varlığı ve kapsamı yazılı belge ile ispatlanır; yazılı tahkim sözleşmesi bulunmadığını ileri süren taraf bunu ispat etmelidir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6100 m.412: Tahkim sözleşmesine karşı asıl sözleşmenin geçerli olmadığı ya da tahkim sözleşmesinin henüz doğmamış bir uyuşmazlığa ilişkin olduğu itirazının ileri sürülememesi, m.422/1 ve m.422/4 ile birlikte okunmaktadır.
  • 6100 m.424: Hakemin yetki itirazını ön sorun olarak inceleyip inceleyemeyeceği ve yargılama usulünün tarafların ya da hakemlerin belirleyeceği usule bağlı olup olmadığı bakımından m.422/5 ile ilişkilidir.
  • 6100 m.439: Hakemin yetkiye ilişkin kararına karşı iptal davası yoluyla denetim yapılması ve yetkisizlik nedeninin iptal davasında ileri sürülmesi bakımından bu maddeyle bağlantılıdır.
  • 6100 m.163-m.164: Ön sorunların karara bağlanmasına ilişkin genel hükümler olup, m.422/5 uyarınca yetkisizlik itirazının ön sorun olarak incelenmesinde başvurulan hükümlerdir.

HMK m.423 — Tarafların eşitliği ve hukuki dinlenilme hakkı

Madde, tahkim yargılamasında tarafların eşit hak ve yetkiye sahip olmasını ve taraflara hukuki dinlenilme hakkını kullanma imkânının tanınmasını genel ilke olarak düzenler. Hüküm, tahkim yargılamasının tarafları bakımından uygulanır. Maddede iptal sebebi, hakemlerin yetki sınırları veya tahkim yargılamasının usulü ayrıntılı olarak düzenlenmez; bunlar ayrı maddelerde yer alır. Madde, hakem kararının iptaline ilişkin ayrıntılı sebepleri düzenlemez (HMK m.439). Hukuki dinlenilme hakkının devlet mahkemesi yargılamasındaki genel görünümü ile tahkim usulü bakımından tahkim sözleşmesinin uygulanacak usulü belirlemesi de bu maddenin konusu değildir; bunlar ilgili kanun maddelerinde ve tahkim sözleşmesinde düzenlenir.

Tarafların eşitliği ve hukuki dinlenilme hakkı: hangi kavramlar bilinmeli?

Tarafların eşitliği
Tahkim yargılamasında her iki tarafa iddia, savunma, delil sunma ve bunlara karşı çıkma bakımından aynı imkânların tanınmasıdır. Eşitlik mutlak değildir; tahkim yerinin veya dilinin seçimi gibi her iki tarafı da aynı ölçüde etkilemeyen farklılıklar eşitliğin ihlali sayılmaz.
Hukuki dinlenilme hakkı
Tarafların yargılamaya ilişkin bilgi sahibi olması, iddia ve savunmalarını sunması, delil göstermesi ve hakemlerin bunları dikkate alması hakkıdır. Adil yargılanma hakkının bir unsuru olarak tüm yargılama boyunca ve her aşamada geçerlidir.
Silahların eşitliği
Davacı ile davalının iddia ve savunma haklarından eşit yararlanmasını ifade eden ilkedir. Madde metninde tarafların eşitliği ile aynı anlamda kullanılmaktadır.
Tahkim yargılaması
Tarafların tahkim sözleşmesi ile devlet mahkemesi yerine uyuşmazlığı hakemlere götürdükleri yargılama faaliyetidir. Bu maddedeki ilke ve haklar bu yargılamanın bütün aşamalarında geçerlidir.

Tarafların eşitliği ve hukuki dinlenilme hakkı: hangi şartlar aranır?

  • Uyuşmazlığın tahkim yoluyla çözülmesi için geçerli bir tahkim sözleşmesinin bulunması gerekir.
  • Tahkim yargılaması sırasında taraflara eşit hak ve yetki tanınmalıdır; bu eşitlik dilekçelerin değişimi, süreler, duruşma ve delillerin ibrazı gibi alanlarda gözetilmelidir.
  • Taraflara hukuki dinlenilme hakkını kullanma imkânı tanınmalıdır; yani her iki tarafa iddia ve savunma sunma, delil gösterme ve karşı tarafın iddialarına cevap verme fırsatı verilmelidir.
  • Eşit davranılmamasının tarafların aleyhine bir etki doğurması gerekir; tahkim yerinin bir tarafa daha yakın olması veya tek bir dilin seçilmesi tek başına ihlal oluşturmaz.
  • Hakemlerin tarafların ileri sürdüğü iddia ve delilleri inceleyip değerlendirmesi gerekir; bu inceleme olmadan yapılan işlem hukuki dinlenilme hakkını zedeler.

Tarafların eşitliği ve hukuki dinlenilme hakkı: hangi sonuçları doğurur?

  • Tarafların eşitliği veya hukuki dinlenilme hakkı ihlal edilerek verilen hakem kararı, HMK m.439 uyarınca iptal sebebi oluşturur.
  • Hukuki dinlenilme hakkına uygun davranılmışsa ve taraflara iddia, savunma ve delil imkânları tanınmışsa, tek başına bir eşitsizlik bulunmadıkça hakem kararı iptal edilemez.
  • Taraflardan birine iddia veya delil sunma konusunda ayrıcalık tanınması, eşitlik ihlali sonucunu doğurur.
  • Hakemlerin tarafların delillerini inceleyip değerlendirmemesi, hukuki dinlenilme hakkının ihlali sonucunu doğurur.
  • Eşitlik ilkesi emredici niteliktedir; tarafların bu ilke aleyhine sözleşmeyle anlaşması geçerli değildir (bu sonuç maddenin genel ilke niteliğinden çıkarılmıştır; metinde açıkça belirtilmemiştir).

Eşit davranma ile mutlak eşitlik arasındaki fark nedir?

Eşitlik ilkesi her iki tarafa aynı ölçüde ve somut etkisi olan her farklılıktan kaçınılmasını gerektirir.

Eşitlik ilkesi mutlak değildir; tahkim yeri, dil gibi her iki tarafı da aynı ölçüde etkilemeyen farklılıklar eşitliği ihlal etmez.

Yalnızca tarafların haklarını gerçekten dengesiz kılan işlemler iptal sebebi oluşturur; tahkim yerinin bir tarafa yakın olması tek başına iptal sebebi değildir.

Avukatla temsil ile avukatsız temsil arasındaki fark nedir?

Taraflardan yalnızca birine avukatla temsil imkânı tanınması silahların eşitliğinin ihlali sayılır.

Taraflardan birinin bir hakemi atamasına karşılık bir hakemin toplantıya katılmaması, o hakemi atayan tarafın aleyhine eşitlik ihlali oluşturmaz.

Eşitsizlik taraflardan birine ayrıcalık tanınması biçiminde ortaya çıktığında ihlal sayılır; haklı bir gerekçeyle bir hakemin katılmaması ihlal değildir.

Tahkikat aşaması ile sonrası dönem arasındaki fark nedir?

Eşit davranılması genel olarak delillerin toplanmasına kadar olan tahkikat aşamasını kapsar.

Delillerin gösterilmesi ve toplanmasından sonra da hukuki dinlenilme hakkının kullanılmasına imkân tanınması gerektiği kabul edilmelidir.

Taraflara son sözlerini ve delillere karşı açıklama yapma imkânı tanınmadan karar verilmesi hukuki dinlenilme hakkının ihlali sonucunu doğurabilir.

Tarafların eşitliği ve hukuki dinlenilme hakkı: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Tahkim yerinin veya dilinin seçilmesini tek başına eşitlik ihlali saymak; bu farklılıklar her iki tarafı da aynı ölçüde etkilediği sürece ihlal oluşturmaz.
  • Hukuki dinlenilme hakkının yalnızca tahkikat aşamasıyla sınırlı olduğunu varsaymak; bu hak yargılamanın her aşamasında geçerlidir.
  • Eşitlik ihlalini genel ve soyut bir iddia olarak ileri sürmek; somut işlem ve aşama gösterilmeden iptal talebinin kabul edilmesini beklemek.
  • Bir hakemin toplantıya katılmamasını, onu atayan tarafın aleyhine eşitlik ihlali saymak; haklı bir gerekçe yoksa bile bu tek başına ihlal değildir.
  • Hakemlerin ses kaydı gibi tutanak dışı yöntemle yaptığı kaydı hukuki dinlenilme ihlali saymak; tutanak tutulması hukuki dinlenilme hakkının zorunlu unsuru değildir.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Hukuki dinlenilme hakkının ihlali, Yargıtay tarafından bozma nedeni olarak kabul edilmektedir; bu ilke tahkim yargılamasında da geçerlidir.
  • Tarafların eşitliği ve hukuki dinlenilme hakkına aykırılık iddiası, somut olarak hangi işlemde ve hangi aşamada eşitliğin bozulduğu gösterilerek ileri sürülmelidir; genel nitelikli iddialar kabul görmemektedir.
  • Tarafların her ikisine de iddia ve savunma imkânı tanınmış olması, hakemlerin tutanak tutmamış olmasını veya kayıt yöntemini tek başına ihlal sayılmamaktadır.
  • Hukuki dinlenilme hakkına aykırılık iddiası, uygulamada dilekçelerin değişimi, süreler, tanık dinlenmesi ve delillerin ibrazı konularında ileri sürülmektedir.

Nasıl ispat edilir?

  • Tarafların eşitliğinin ihlal edildiğini ileri süren taraf, ihlali ve bunun hangi işlemde gerçekleştiğini somut olarak ispatlamakla yükümlüdür.
  • Eşitsizliğin varlığı, tahkim duruşma tutanakları, dilekçe ve süre kayıtları, hakem kararları ve yazışmalar gibi yazılı belgelerle ispatlanabilir.
  • Karşı taraf, kendisine de eşit imkân tanındığını, ilgili süreleri ve delil sunma fırsatlarını belgelerle göstererek savunmasını yapabilir.
  • Hakemlerin tarafların delillerini inceleyip değerlendirdiğini gösterme yükü, kararın gerekçesinin ve tahkikat tutanaklarının incelenmesiyle yerine getirilir.
  • Hukuki dinlenilme hakkına uyulmadığını ileri süren taraf, bu aykırılığın kararı etkilediğini de göstermelidir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6100 sayılı HMK m.439: Hakem kararının iptal sebepleri arasında tarafların eşitliği ilkesinin gözetilmemesi düzenlenmiştir; bu madde ilkeyi somut iptal sebebine bağlar.
  • 6100 sayılı HMK m.27: Devlet mahkemesi yargılamasında hukuki dinlenilme hakkının kapsamını düzenler; tahkimdeki ilke bu genel düzenlemeden anlam kazanır.
  • 6100 sayılı HMK m.409: Hakemlerin taraflarca kararlaştırılan usule aykırı davranması halinde tarafların itiraz yükümlülüğünü düzenler.

HMK m.424 — Yargılama usulünün belirlenmesi

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Tahkim Kısmında yer alan bu maddesi, tahkim yargılamasının usulünün taraflarca serbestçe belirlenmesini ve bu konuda tarafların yapacağı bir anlaşma bulunmadığında hakem veya hakem kurulunun usulü nasıl belirleyeceğini düzenler. Madde, tahkim yargılamasında uygulanacak usul kurallarını konu alır. Taraflar ve hakem veya hakem kurulu bakımından uygulanır. Maddede tahkim anlaşmasının geçerlilik koşulları, hakemlerin seçimi, hakem kararının iptali ve tenfizi düzenlenmez; bunlar Tahkim Kısmının ilgili maddelerinde yer alır. Ayrıca mahkeme yargılamasına ilişkin yazılı yargılama usulü, basit yargılama usulü ve duruşma usulü bu maddenin kapsamında değildir; bunlar HMK'nın dava usulüne ilişkin genel hükümlerinde bulunur.

Yargılama usulünün belirlenmesi: hangi kavramlar bilinmeli?

Yargılama usulü
Hakem veya hakem kurulunun uyuşmazlığı çözerken izleyeceği işlem sırası ve usul kurallarıdır. Maddeye göre bu kuralları belirlemede öncelik taraflarındır.
Tahkim kurallarına yollama
Tarafların yargılama usulünü kendi yazdıkları bir metin yerine, belirli bir tahkim kurumunun veya kural setinin hükümlerine atıf yaparak belirlemesidir. Böylece usul, o kuralların içeriğine göre işler.
Emredici hükümler
Taraf iradesiyle değiştirilemeyen, Tahkim Kısmındaki zorunlu usul kurallarıdır. Taraflar usul serbestisini kullanırken bu hükümlere aykırı düzenleme yapamaz.
Hukuki dinlenilme hakkı
Tarafların iddia ve savunmalarını bildirebilmesi ve delil sunabilmesi için usulde tanınan asgari güvencedir. Tahkim yargılamasında da uygulanan ve taraf iradesine tam olarak bırakılamayan bir ilkedir.

Yargılama usulünün belirlenmesi: hangi şartlar aranır?

  • Tahkim yargılamasında uygulanacak usulün taraflarca belirlenebilmesi için bu usulün Tahkim Kısmının emredici hükümlerine aykırı olmaması gerekir.
  • Taraflar usulü ya da bir usul kuralına yollamayı belirleyecekse bu iradeyi açıkça ortaya koymaları gerekir.
  • Taraflar arasında usule ilişkin bir sözleşme bulunmuyorsa hakem veya hakem kurulunun, Tahkim Kısmının hükümlerini gözeterek uygun bulduğu bir yöntemle yargılamayı yürütmesi gerekir.

Yargılama usulünün belirlenmesi: hangi sonuçları doğurur?

  • Taraflar usulü serbestçe kararlaştırabilir; bu kararlaştırma Tahkim Kısmının emredici hükümlerine aykırı olamaz.
  • Taraflar bir tahkim kuralına yollama yaparak usulü belirlemişse, yollanan kurallar yargılamaya uygulanır.
  • Taraflar arasında usule ilişkin sözleşme yoksa hakem veya hakem kurulu yargılamayı uygun bulduğu bir biçimde yürütür.
  • Hakem veya hakem kurulunun takdir yetkisi Tahkim Kısmının hükümleriyle sınırlıdır; bu hükümlere aykırı bir usul uygulanamaz.

Taraf iradesiyle belirlenen usul ile hakem tarafından belirlenen usul arasındaki fark nedir?

Taraflar usule ilişkin bir sözleşme yapmış ve yargılama usulünü kendileri kararlaştırmış ya da bir tahkim kuralına yollama yapmışsa, usul bu iradeye göre belirlenir.

Taraflar arasında böyle bir sözleşme yoksa, usulü hakem veya hakem kurulu Tahkim Kısmının hükümlerini gözeterek belirler.

Usul kaynağı değişir; birinci halde sözleşme, ikinci halde hakemin takdiri belirleyici olur ve her iki halde de Tahkim Kısmının emredici hükümleri saklıdır.

Yargılama usulünün belirlenmesi: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Taraflar usulü serbestçe belirleyebildiği için Tahkim Kısmının emredici hükümlerinin de esnetilebileceğini sanmak; oysa serbestlik emredici hükümler saklı kalmak kaydıyla tanınmıştır.
  • Tahkim kurallarına yollamayı, tarafların ayrıca usul kararlaştırmasıyla karıştırmak; yollama yapılmışsa yollanan kuralların metni uygulanır.
  • Taraflar arasında usul sözleşmesi bulunmadığında hakemin usulü tamamen serbestçe seçebileceğini düşünmek; hakem Tahkim Kısmının hükümlerini gözetmek zorundadır.
  • Hukuki dinlenilme hakkının tahkim yargılamasında uygulanmadığını varsaymak; bu ilke usul seçiminde de gözetilmelidir.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Yargıtay, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 424. maddesi bakımından, tahkim yargılamasında usul kurallarının taraflarca belirlenmediği hâllerde bile Tahkim Kısmının emredici hükümlerinin aşılamayacağını kabul etmektedir. (11. Hukuk Dairesi, 2024/6396 E., 2024/9393 K., 25.12.2024)

Nasıl ispat edilir?

  • Usulün taraflarca belirlendiğini ileri süren taraf, usule ilişkin sözleşmeyi veya tahkim kuralına yollamayı yazılı belge ile ispatlamakla yükümlüdür.
  • Taraflar arasında usul sözleşmesi bulunmadığını ileri süren taraf bu iddiasını, tahkim anlaşmasının ve tahkim yargılamasına ilişkin tutanakların incelenmesiyle ortaya koyabilir.
  • Hakem veya hakem kurulunun seçtiği usulün Tahkim Kısmına uygunluğu iddiası, usule aykırılık iddiasında bulunan tarafça ispatlanır.
  • Emredici bir hükme aykırılık ileri süren taraf, bu aykırılığı ve buna bağlı hukuki dinlenilme hakkı ihlalini ispatlamalıdır. (11. Hukuk Dairesi, 2024/6396 E., 2024/9393 K., 25.12.2024)

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6100 m.424: Maddenin kendi metninde anılan bir başka madde yoktur; madde Tahkim Kısmının emredici hükümlerine gönderme yapar.

HMK m.425 — Tahkim yeri

6100 sayılı HMK m.425, tahkim yargılamasında tahkim yerinin belirlenmesini ve hakem ya da hakem kurulunun bu yerin dışında toplanabilmesini düzenler. Tahkim yerinin taraflarca, taraflarca seçilen tahkim kurumunca veya hakem/hakem kurulunca belirlenmesi ve hakemlerin duruşma, keşif gibi işlemleri başka yerde yapabilmesi bu maddenin konusudur. Hüküm, HMK'nın tahkim kısmına tabi tahkim yargılamalarında uygulanır. Tahkim davasının açılma tarihini (m.426), yargılama usulünü (m.424), tahkimde görevli ve yetkili mahkemeyi ve tahkim yerinin hukuki sonuçlarını bu madde düzenlemez; bunlar ayrı maddelerde yer alır.

Tahkim yeri: hangi kavramlar bilinmeli?

Tahkim yeri
Tahkim yargılamasının hukuken bağlı olduğu yerdir. Fiilî toplantı yerinden ayrıdır; yargılama bu yerde yapılmış sayılmaz, yalnızca hukuki bağlantı noktası olarak belirlenir.
Tahkim kurumu
Tarafların tahkim yeri konusunda seçtiği ve bu seçimle yargılamayı yürüten kurumdur. Taraflar tahkim yerini bu kurumun belirlemesine de bırakabilir.
Olayın özellikleri
Tahkim yerinin taraflarca kararlaştırılmadığı hallerde hakem veya hakem kurulunun yer seçiminde gözeteceği ölçüttür. Uyuşmazlığın ve tarafların bağlantılarını kapsar; keyfi bir seçim bu ölçütle bağdaşmaz.
Başka yerde toplanma
Hakem veya hakem kurulunun tahkim yerinden farklı bir yerde oturum yapmasıdır. Önceden taraflara bildirilmesi şarttır ve yalnızca tahkim yargılamasının gerektirdiği hallerde yapılabilir.

Tahkim yeri: hangi şartlar aranır?

  • Tahkim yerinin taraflarca ya da taraflarca seçilen bir tahkim kurumunca serbestçe kararlaştırılmış olması ya da bu konuda anlaşma yoksa hakem veya hakem kurulunca belirlenmesi gerekir.
  • Hakem veya hakem kurulunun tahkim yerini belirlerken olayın özelliklerini gözetmesi gerekir.
  • Hakem veya hakem kurulunun tahkim yargılamasının gerektirdiği bir durumda başka bir yerde toplanabilmesi için taraflara önceden bildirimde bulunması gerekir.
  • Duruşma, keşif ve benzeri işlemlerin tahkim yeri dışında yapılabilmesi için yukarıdaki bildirim koşulunun yerine getirilmiş olması gerekir.

Tahkim yeri: hangi sonuçları doğurur?

  • Tahkim yeri taraflarca veya seçilen tahkim kurumunca kararlaştırılmışsa hakemler bu yere bağlıdır.
  • Taraflar yer konusunda anlaşmamışsa hakem veya hakem kurulu tahkim yerini olayın özelliklerine göre belirler.
  • Hakem veya hakem kurulu, tahkim yargılamasının gerektirdiği hallerde taraflara önceden bildirmek kaydıyla başka bir yerde toplanabilir.
  • Duruşma, keşif ve benzeri işlemler tahkim yeri dışında da yapılabilir; bu durum tahkim yerini değiştirmez.
  • Tahkim yerinin Türkiye olarak seçilmediği ve uyuşmazlığın Türkiye ile bağlantısının bulunmadığı hallerde, Türkiye'nin tahkim yeri olarak seçilmesi kanuna uygun değildir ve tahkimin HMK hükümlerine tabi olması sonucu doğmaz.
  • Tahkim yerinin açıkça belirtilmemiş olması, tahkim şartının geçersizliğini kendiliğinden gerektirmez.

Taraf iradesi ile hakem kararı arasındaki fark nedir?

Tahkim yerini taraflar ya da seçilen tahkim kurumu belirlemişse, bu seçim serbesttir ve hakemlerin yer seçimine öncelik tanır.

Taraflar yer konusunda anlaşmamışsa tahkim yerini hakem veya hakem kurulu olayın özelliklerine göre belirler.

Yer belirlemesinin kaynağı değişir; taraf iradesi her zaman önceliklidir ve hakemlerin seçimi yalnızca anlaşma yokken devreye girer.

Tahkim yeri ile fiilî toplantı yeri arasındaki fark nedir?

Tahkim yeri, yargılamanın hukuken bağlı olduğu yerdir ve taraflarca ya da hakemlerce belirlenir.

Hakem veya hakem kurulunun bu yer dışında toplanması ise fiilî bir oturum yeridir.

Tahkim yeri dışında yapılan duruşma veya keşif, tahkim yerini değiştirmez; yargılamanın hukuki bağlantısı aynı kalır.

Olayın özellikleri ile keyfi yer seçimi arasındaki fark nedir?

Hakem, uyuşmazlık ve tarafların bağlantıları ile ilgisi olan bir yeri seçmelidir.

Uyuşmazlıkla ve taraflarla bağlantısı bulunmayan bir yerin seçilmesi kanuna uygun sayılmaz.

Bağlantısız bir yerde seçilen tahkim yeri, tahkimin HMK hükümlerine tabi olması sonucunu doğurmaz.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Tahkim yerinin Türkiye olarak seçildiği ancak uyuşmazlığın Türkiye ile bağlantısının bulunmadığı durumlarda, HMK'nın tahkim hükümlerinin uygulanmayacağı kabul edilmektedir. (11. Hukuk Dairesi, 2023/3588 E., 2023/4396 K., 12.07.2023)
  • Tahkim yeri belirlenmiş olduğunda iptal davasının tahkim yeri bölge adliye mahkemesinde açılacağı kabul edilmektedir. (11. Hukuk Dairesi, 2023/3588 E., 2023/4396 K., 12.07.2023)

Nasıl ispat edilir?

  • Tahkim yerinin taraflarca kararlaştırıldığını ileri süren taraf, tahkim sözleşmesi veya tahkim kurumunun kurallarıyla bu iddiasını ispatlar.
  • Tahkim yerinin hakem veya hakem kurulunca belirlendiğini ileri süren taraf, hakem kararı ya da tahkim oturumu tutanağı ile bu belirlemeyi ispatlar.
  • Hakemlerin tahkim yeri dışında toplandığını ileri süren taraf, önceden bildirimin yapıldığını yazılı belgeyle ispatlar; bildirimin yapılmadığını ileri süren taraf da bu iddiasını ispatlamakla yükümlüdür.
  • Tahkim yerinin uyuşmazlıkla bağlantısız olduğunu ileri süren taraf, bu bağlantısızlığı somut olaylarla ortaya koyar.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6100 sayılı Kanun m.424: Tahkim yargılamasında uygulanacak usulün taraflarca ya da hakemlerce belirlenmesini düzenler; tahkim yerinin seçimi ile yargılama usulü birlikte değerlendirilir.
  • 6100 sayılı Kanun m.426: Tahkim davasının açılma tarihini düzenler; tahkim yerinin belirlenmesi ile davanın açılması ayrı konulardır.
  • 6100 sayılı Kanun m.439: Tahkim yerinin belirlenmesinin, hakem kararlarına karşı iptal davasının hangi bölge adliye mahkemesinde açılacağı bakımından önemi bulunur.

HMK m.426 — Dava tarihi

Madde, tahkim davasının hangi tarihte açılmış sayılacağını ve tahkim davası açılmadan önce mahkemeden ihtiyati tedbir veya ihtiyati haciz alan tarafın bu kararın korunması için uyması gereken süreyi düzenler. Birinci fıkra, hakem seçimi usulüne bağlı olarak davanın açılmış sayılması anını belirler; ikinci fıkra ise ihtiyati tedbir ve ihtiyati hacze bağlı davanın açılma süresini ve bu süre geçerse kararın kendiliğinden ortadan kalkmasını öngörür. Maddenin uygulanması, tahkim sözleşmesine ve tarafların aksi yöndeki kararına bağlıdır. Madde, tahkim anlaşmasının geçerliliğini, hakem seçim usulünün ayrıntılarını ve tahkim yargılamasının işleyişini düzenlemez; bunlar 4686 sayılı Milletlerarası Tahkim Kanunu ile tahkim sözleşmesinin kendi hükümlerinde yer alır. Madde, mahkeme kararına karşı kanun yoluna ve tahkim kararının iptaline ilişkin usulü de düzenlemez. Dava açılmış sayılmasının hak düşürücü süre üzerindeki sonucu, dilekçenin açılış tarihine ilişkin genel usul kuralları ise HMK'nın dava açılmasına ilişkin hükümlerinde bulunur.

Dava tarihi: hangi kavramlar bilinmeli?

Tahkim davasının açılmış sayılması
Tahkim davasının, hakem seçimi veya uyuşmazlığın tahkime götürülmesi talebinin karşı tarafa ulaştığı tarihe göre fiilen açılmamış olsa da hukuken açılmış kabul edilmesidir. Bu tarih, zamanaşımı veya hak düşürücü sürenin durması bakımından esas alınır.
Hakem seçimi için mahkemeye ya da seçici kuruma başvuru
Tarafların hakemleri seçemediği durumda, hakem seçimini mahkemeye ya da sözleşmede hakem seçecek olarak belirlenen kişi, kurum veya kuruluşa yapılan başvurudur. Bu başvuru tarihi, birinci fıkra kapsamında tahkim davasının açılmış sayılması için dayanak olur.
İhtiyati tedbir ve ihtiyati haciz kararı
Mahkemenin, asıl dava açılmadan veya dava sürerken alacağın ya da hakkın korunması için verdiği geçici koruma kararlarıdır. Bu kararın dayanağı, tahkim davası açılmadan önce alınmışsa ikinci fıkra uygulanır.

Dava tarihi: hangi şartlar aranır?

  • Taraflar tahkim davasının açılış anına ilişkin aksine bir karar vermemiş olmalıdır, çünkü fıkra tarafların aksini kararlaştırmadığı hal için düzenlenmiştir.
  • Hakemlerin seçimi için mahkemeye ya da sözleşmeye göre hakem seçecek olan kişi, kurum veya kuruluşa başvuru yapılmış olmalıdır.
  • Sözleşmeye göre hakemlerin seçimi iki tarafa aitse, davacının kendi hakemini seçmiş ve bunu diğer tarafa bildirmiş olması gerekir.
  • Sözleşmede hakem veya hakem kurulunu oluşturan hakemlerin ad ve soyadı belirtilmişse, uyuşmazlığın tahkim yoluyla çözülmesi talebinin karşı tarafa ulaşmış olması gerekir.
  • Taraflardan biri mahkemeden ihtiyati tedbir veya ihtiyati haciz kararı almışsa, bu tarafın iki hafta içinde tahkim davasını açması gerekir.
  • İkinci fıkranın sonucunun doğması için iki haftalık sürenin içinde tahkim davası açılmamış olmalıdır.

Dava tarihi: hangi sonuçları doğurur?

  • Hakem seçimi mahkemeye veya seçici kuruma yapılmış ise, tahkim davası bu başvuru tarihinde açılmış sayılır.
  • Hakem seçiminde taraflar ayrı ayrı hakem seçiyorsa, davacının hakemini seçip diğer tarafa bildirdiği tarih esas alınır.
  • Sözleşmede hakemler adlarıyla belirtilmişse, uyuşmazlık talebinin karşı tarafça alındığı tarih tahkim davasının açılış tarihi sayılır.
  • Tarafların aksini kararlaştırması hâlinde birinci fıkradaki açılış kuralları uygulanmaz.
  • İhtiyati tedbir veya ihtiyati haciz alan taraf iki hafta içinde tahkim davasını açarsa, tedbir veya haciz ayakta kalır.
  • İki haftalık süre içinde tahkim davası açılmazsa, ihtiyati tedbir veya ihtiyati haciz kendiliğinden ortadan kalkar ve bunun için ayrıca bir karar gerekmez.

Hakem seçimi mahkemeye veya seçici kuruma ile hakem seçimi tarafların kendi seçimi arasındaki fark nedir?

Sözleşme hakem seçimini mahkemeye ya da bir kuruma bırakmışsa, başvurunun yapıldığı tarih esas alınır.

Sözleşme hakemleri taraflara bırakmışsa, davacının hakemini seçip bunu diğer tarafa bildirdiği an aranır.

Davanın açılmış sayılması anı, hangi seçim usulünün uygulandığına göre değişir.

Sözleşmede hakemlerin adı belirtilmiş olması ile belirtilmemiş olması arasındaki fark nedir?

Hakemler sözleşmede ad ve soyadıyla gösterilmişse, uyuşmazlığın tahkime götürülmesi talebinin karşı tarafa ulaştığı tarih esas alınır.

Hakemler sözleşmede adlarıyla belirtilmemişse, birinci fıkranın diğer hükümleri uygulanır.

Karşı tarafa ulaşma tarihi, davanın açılmış sayılmasında belirleyici olur.

İhtiyati tedbir veya ihtiyati haciz alan taraf ile diğer taraf arasındaki fark nedir?

Mahkemeden ihtiyati tedbir veya ihtiyati haciz kararı alan taraf, iki hafta içinde tahkim davasını açmak zorundadır.

Kararın karşısındaki taraf bu yükümlülük altında değildir.

Yükümlü tarafın süreyi kaçırması, tedbir veya haczin kendiliğinden kalkmasına yol açar.

Dava tarihi: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Hakem seçimi mahkemeye veya seçici kuruma başvurulan hâlde, dava tarihini davacının hakemini seçtiği tarihe göre hesaplamak; birinci fıkra bu iki durumu ayrı ayrı düzenler.
  • Sözleşmede hakemler adlarıyla belirtilmişken, açılış anını başvuru tarihi olarak almak; bu hâlde karşı tarafa talebin ulaştığı tarih esas alınır.
  • İki haftalık süreyi tedbir kararının verildiği tarihten değil, uygulamada başka bir olaydan saymak; sürenin başlangıcı kararın alınmasına bağlıdır.
  • İkinci fıkrayı, tahkim davasını açmayan tarafın tedbirin kalkmasını talep etmesi gerektiği şeklinde yorumlamak; tedbirin kalkması kendiliğinden gerçekleşir.
  • Tahkim davasının hangi tarihte açıldığını yalnız dilekçe tarihine bakarak belirlemek; tarafların sözleşmesi ve seçim usulü dikkate alınmalıdır.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Yargıtay, ihtiyati tedbir veya ihtiyati hacze bağlı tahkim davası süresinde açılmamışsa tedbirin kendiliğinden kalktığını uygulamaktadır. (22. Hukuk Dairesi, 2016/14085 E., 2016/16791 K., 07.06.2016)

Nasıl ispat edilir?

  • Tahkim davasının açılmış sayılmasını ileri süren taraf, hakem seçimi için mahkemeye ya da seçici kuruma yapılan başvuruyu ya da karşı tarafa ulaşan talebi belgeyle ispatlar; başvuru ya da bildirim tarihi bu belgelerle gösterilir.
  • Sözleşmede hakem adlarının yazılı olduğunu iddia eden taraf, tahkim sözleşmesinin metnini ibraz ederek bu durumu ispatlar.
  • İhtiyati tedbir veya ihtiyati haciz alan taraf, iki hafta içinde tahkim davası açtığını dava dosyasındaki açılış kaydı ile gösterir; süreyi kaçırdığını iddia eden karşı taraf, bu süreyi aşıldığını belgelerle ortaya koyar.
  • Tahkim davasının açıldığı tarih konusunda ihtilaf varsa, karşı taraf kendi lehine olan tarihi belgelerle ispatlamak zorundadır; aksi hâlde taraf iddiasını ispat edemez.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6100 sayılı Kanun m.426: Bu maddenin kendisi; birinci fıkrada açılış anını, ikinci fıkrada ise tedbir ve hacze bağlı iki haftalık süreyi düzenler.
  • 4686 sayılı Kanun: Milletlerarası Tahkim Kanunu tahkim yargılamasının kendi hükümlerini içerir; bu madde yalnız dava açılış anı ve tedbir-hacizle ilgili kuralı belirler.

Süreler

SüreMaddeHüküm
iki haftam.418(2) Hakemi reddetmek isteyen taraf, hakemin veya hakem kurulunun seçiminden ya da hakemin reddi talebinde bulunabileceği bir durumun ortaya çıktığını öğrendiği tarihten itibaren iki hafta içinde ret talebinde bulunabilir ve bu talebini…
bir aym.418Ret talebinin kabul edilmediğini öğrenen taraf, bu tarihten itibaren karara karşı bir ay içinde mahkemeye başvurarak bu kararın kaldırılmasını ve hakem veya hakemlerin reddine ilişkin talep hakkında karar verilmesini isteyebilir.
iki haftam.426(2) Taraflardan biri, mahkemeden ihtiyati tedbir veya ihtiyati haciz kararı almış ise iki hafta içinde tahkim davasını açmak zorundadır.

Süreler madde metnindeki yazımıyla verilmiştir.

Konuda geçen kararlar

22 karar
  1. 2022/85 E., 2025/131 K., 17.06.2025
    İlgili madde: m.417
  2. Hukuk Genel Kurulu, 2022/1285 E., 2023/303 K., 05.04.2023
    İlgili madde: m.425
  3. 11. Hukuk Dairesi, 2024/6396 E., 2024/9393 K., 25.12.2024
    İlgili madde: m.424
  4. 7. Hukuk Dairesi, 2024/2626 E., 2024/3862 K., 16.09.2024
    İlgili madde: m.426
  5. 3. Hukuk Dairesi, 2023/3350 E., 2023/3756 K., 18.12.2023
    İlgili madde: m.426
  6. 10. Hukuk Dairesi, 2023/5735 E., 2023/8043 K., 12.09.2023
    İlgili madde: m.417
  7. 11. Hukuk Dairesi, 2023/3588 E., 2023/4396 K., 12.07.2023
    İlgili madde: m.425
  8. 14. Hukuk Dairesi, 2016/17332 E., 2020/4174 K., 29.06.2020
    İlgili madde: m.426
  9. 22. Hukuk Dairesi, 2016/14085 E., 2016/16791 K., 07.06.2016
    İlgili madde: m.426
  10. 22. Hukuk Dairesi, 2014/26454 E., 2016/604 K., 14.01.2016
    İlgili madde: m.426
Diğer 12 karar
  1. 22. Hukuk Dairesi, 2013/1228 E., 2013/4543 K., 05.03.2013
    İlgili madde: m.426
  2. İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2026/244 E., 2026/291 K., 27.04.2026
    İlgili madde: m.417
  3. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi, 2026/423 E., 2026/241 K., 06.03.2026
    İlgili madde: m.420
  4. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi, 2025/1181 E., 2025/1301 K., 17.12.2025
    İlgili madde: m.417
  5. Bursa 3. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2025/1143 E., 2025/1488 K., 10.12.2025
    İlgili madde: m.417, m.418, m.421
  6. İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2025/637 E., 2025/671 K., 09.09.2025
    İlgili madde: m.417, m.418, m.421
  7. İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2025/317 E., 2025/260 K., 14.04.2025
    İlgili madde: m.418
  8. İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2024/748 E., 2025/27 K., 17.01.2025
    İlgili madde: m.418
  9. İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2024/761 E., 2025/17 K., 14.01.2025
    İlgili madde: m.418
  10. İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2024/743 E., 2024/871 K., 13.12.2024
    İlgili madde: m.418
  11. İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2024/360 E., 2024/480 K., 20.05.2024
    İlgili madde: m.422
  12. İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2016/892 E., 2018/1112 K., 25.10.2018
    İlgili madde: m.420

Bağlayıcılık derecesine göre sıralı (Anayasa Mahkemesi, içtihadı birleştirme, genel kurullar, daireler); her grupta yeni karar önce. Tam metin karar deposundan istek üzerine yüklenir. Hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ayrıca denetleyin.

Madde bağlantıları, tarihine kadar Resmî Gazete'de yayımlanan değişiklikleri içeren güncel metne gider.

Anlatım 21.10.2026 tarihinde derlendi. Bağlayıcı olan madde metnidir.

Bu konuyu panelde çalış

Panelde bu konu 10. Tahkim bölümünde yer alıyor.

Panelde çalış