HMK › Tahkim
Uygulanma alanı ve tahkime elverişlilik
Kısaca
HMK m.407, 6100 sayılı Kanunun tahkime ilişkin Onbirinci Kısmının uygulama alanını belirler. 6100 sayılı Kanun m.409, tahkim yargılamasında tarafların aksini kararlaştırabilecekleri bir hükme ya da tahkim sözleşmesine uyulmamasına karşı ilgili tarafın itiraz hakkını ve bu hakkın hangi koşulda düşeceğini düzenler. HMK m.410, tahkim yargılamasında mahkeme tarafından yapılacağı belirtilen işlerde görevli ve yetkili mahkemeyi belirler.
Kapsam
Bu konu, Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.407–416 hükümlerini kapsar.
- HMK m.407Uygulanma alanı
- HMK m.408Tahkime elverişlilik
- HMK m.409İtiraz hakkından feragat
- HMK m.410Tahkimde görevli ve yetkili mahkeme
- HMK m.411Mahkemenin yardımı
- HMK m.412Tahkim sözleşmesinin tanımı ve şekli
- HMK m.413Tahkim itirazı
- HMK m.414İhtiyati tedbir ve delil tespiti
- HMK m.415Hakem sayısı
- HMK m.416Hakemlerin seçimi
HMK m.407 — Uygulanma alanı
Madde, 6100 sayılı Kanunun tahkime ilişkin Onbirinci Kısmının uygulama alanını belirler. Kısmın hükümlerinin, 4686 sayılı Milletlerarası Tahkim Kanunu anlamında yabancılık unsuru taşımayan ve tahkim yeri Türkiye olarak belirlenmiş uyuşmazlıklarda uygulanacağını düzenler. Kişi bakımından bir ayrım yapmaz; taraf sıfatı ne olursa olsun bu koşulların varlığı yeterlidir. Maddede tahkime elverişlilik (m.408), itiraz hakkından feragat (m.409), mahkemenin yardımı (m.411) ve tahkim sözleşmesinin şekli (m.412) gibi konular düzenlenmez; bunlar ilgili maddelerde yer alır. Milletlerarası tahkim, yabancı hakem kararlarının tanınması ve tenfizi ile tahkim yerinin yurt dışında olduğu hâller bu maddenin kapsamı dışındadır.
Uygulanma alanı: hangi kavramlar bilinmeli?
- Milletlerarası tahkim
- 4686 sayılı Kanun anlamında yabancılık unsuru taşıyan tahkimdir. Taraflardan birinin yerleşim yeri, oturma yeri veya iş yeri farklı bir devlette bulunduğunda, ya da 4686 sayılı Kanunun öngördüğü diğer hallerden biri varsa tahkim bu niteliği kazanır.
- Yabancılık unsuru
- Uyuşmazlığın yabancı bir devletle bağlantı kurmasıdır. Bu bağlantı 4686 sayılı Kanunun belirlediği ölçütlere göre değerlendirilir ve bulunması hâlinde HMK'nın tahkim hükümleri uygulanmaz.
- Tahkim yeri
- Tahkimin hukuken yapıldığı yer olarak tarafların ya da hakemlerin belirlediği yerdir. Bu madde bakımından tahkim yerinin Türkiye olması, ulusal tahkimin uygulanması için ikinci zorunlu koşuldur.
- Toprak ilkesi
- Ulusal tahkim hükümlerinin, tahkim yerinin Türkiye olduğu uyuşmazlıklara uygulanmasını esas alan ilkedir. Gerekçede açıkça kabul edildiği belirtilmiştir.
Uygulanma alanı: hangi şartlar aranır?
- Uyuşmazlığın 4686 sayılı Milletlerarası Tahkim Kanunu anlamında yabancılık unsuru içermemesi gerekir.
- Tahkim yerinin Türkiye olarak belirlenmiş olması gerekir.
- Her iki koşul birlikte gerçekleşmelidir; biri eksikse HMK'nın 407-444 maddeleri uygulanmaz ve milletlerarası tahkim hükümleri devreye girer.
Uygulanma alanı: hangi sonuçları doğurur?
- Her iki koşul gerçekleşirse Onbirinci Kısmın hükümleri, yani HMK m.407 ile m.444 arasındaki düzenlemeler uygulanır.
- Yabancılık unsuru taşıyan bir uyuşmazlık, tahkim yeri Türkiye olsa bile bu Kısmın kapsamı dışında kalır ve 4686 sayılı Kanun uygulanır.
- Tahkim yeri Türkiye dışında belirlenmişse, yabancılık unsuru bulunmasa bile bu Kısmın hükümleri uygulanmaz.
- Madde yalnız uygulama alanını belirlediğinden, tahkime elverişlilik ve itiraz gibi sonuçları kendi maddeleri belirler.
Milli tahkim ile milletlerarası tahkim arasındaki fark nedir?
Yabancılık unsuru taşımayan ve tahkim yeri Türkiye olan uyuşmazlık; HMK'nın 407-444 maddeleri uygulanır.
Yabancılık unsuru taşıyan uyuşmazlık; 4686 sayılı Kanun uygulanır.
Hangi tahkim rejiminin uygulanacağı bu iki koşula bağlıdır. Biri eksikse HMK rejimi devreye girmez.
Tahkim yeri Türkiye ile tahkim yeri yurt dışı arasındaki fark nedir?
Tahkim yeri Türkiye olarak belirlenmişse ve yabancılık unsuru yoksa HMK tahkim hükümleri uygulanır.
Tahkim yeri yurt dışında belirlenmişse, yabancılık unsuru olmasa bile bu madde kapsamında değerlendirilmez.
Yurt dışında yapılan tahkimde HMK'nın 407-444 maddeleri uygulanmaz; yabancı hakem kararının tanınması ayrı bir rejime tabidir.
Uygulanma alanı: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Yabancılık unsurunu yalnızca bir tarafın yabancı uyruklu olmasına bağlamak; oysa 4686 sayılı Kanundaki ölçüt yerleşim yeri, oturma yeri veya iş yeri gibi bağlantılara dayanır.
- Tahkim yerinin Türkiye olması koşulunu aramamak; yabancılık unsuru bulunmasa bile tahkim yeri yurt dışındaysa bu Kısmın uygulanmayacağını gözden kaçırmak.
- Uygulama alanı kuralını tahkime elverişlilik sınırıyla karıştırmak; m.407 yalnızca hangi rejimin uygulanacağını belirler, elverişlilik sorusunu m.408 çözer.
- Yabancılık unsurunun varlığını tek bir ölçüte bakarak belirlemek; 4686 sayılı Kanunun öngördüğü tüm hallerin birlikte değerlendirilmesi gerekir.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Uygulama alanı kuralının, yabancılık unsuru bulunmayan ve tahkim yeri Türkiye olan uyuşmazlıklarda HMK'nın tahkim hükümlerinin uygulanmasını esas aldığı kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi, 2020/576 E., 2020/606 K., 16.06.2020)
- Yargıtay, HMK'nın tahkim hükümlerinin yürürlük tarihinden önce yapılan tahkim sözleşmelerine dayanan yargılamalarda da uygulanacağını, eski kanuna bağlı kalınmayacağını kabul etmektedir. (3. Hukuk Dairesi, 2025/3213 E., 2025/6041 K., 10.12.2025)
- Yargıtay uygulamasında 6100 sayılı Kanunun 407-444 maddelerinin tahkime ilişkin hükümleri topluca kabul edilmekte ve uygulama alanı ölçütü bu hükümlere atıfla belirlenmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2023/103 E., 2023/1185 K., 29.11.2023; Ankara Batı 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2025/753 E., 2025/21 K., 10.09.2025)
Nasıl ispat edilir?
- Tahkim hükümlerinin uygulanmasını talep eden taraf, uyuşmazlığın yabancılık unsuru taşımadığını ve tahkim yerinin Türkiye olduğunu ileri sürer; bu iki koşulu tahkim sözleşmesi, hakem kararı veya tahkim dosyası ile ispatlar.
- Karşı taraf yabancılık unsuru bulunduğunu iddia ederse, bu iddiayı taraflardan birinin yerleşim yeri, oturma yeri veya iş yeri bilgisi ile ispatlamakla yükümlüdür.
- Tahkim yerinin belirlenmiş olması, tahkim sözleşmesinin yazılı metninde veya sözleşmeye yapılan atıfta görülür; yazılı belge uyuşmazlığın bu yönde değerlendirilmesinde esas alınır.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 4686 sayılı Kanun: Yabancılık unsurunun ve milletlerarası tahkimin tanımını yapar. Bu maddenin uygulama alanının sınırı bu Kanunun tanımına bağlıdır.
- 6100 sayılı Kanun m.408: Tahkime elverişli olmayan uyuşmazlıkları sayar. Bu madde kapsamında tahkim yapılsa bile bu sınır geçerlidir.
- 6100 sayılı Kanun m.412: Tahkim sözleşmesinin tanımını ve şeklini düzenler; uygulama alanına giren tahkimde sözleşmenin geçerlilik koşullarını belirler.
HMK m.408 — Tahkime elverişlilik
Madde, milli tahkimde hangi uyuşmazlıkların tahkime elverişli olmadığını, yani tahkim yoluna gidilemeyecek iki alanı sayar: taşınmaz mallar üzerindeki aynî haklardan kaynaklanan uyuşmazlıklar ile tarafların iradelerine tabi olmayan işlerden kaynaklanan uyuşmazlıklar. Madde, tahkime elverişliliği genel bir kural olarak değil, olumsuz bir sınır olarak düzenler; bu nedenle tahkime elverişli uyuşmazlıkların listesini vermez. Kanun, madde kapsamındaki uyuşmazlıkların tahkim sözleşmesiyle çözülüp çözülemeyeceğini, sınırın istisnalarını ve tahkime elverişlilik itirazının usulünü bu maddede düzenlemez. Milletlerarası tahkim (4686 sayılı Kanun) bu maddenin kapsamı dışındadır. Tahkim itirazı ve bunun süresi (m.409) ile tahkim sözleşmesinin şekli (m.413 ve 4686 sayılı Kanun m.4) ayrı maddelerde yer alır.
Tahkime elverişlilik: hangi kavramlar bilinmeli?
- Tahkime elverişlilik
- Bir uyuşmazlığın hakem yargılaması yoluyla çözülebilmesi niteliğidir. Madde, bu niteliği taşımayan uyuşmazlıkları olumsuz biçimde sayar; tahkime elverişli olanların listesini vermez.
- Taşınmaz mal üzerindeki aynî haklar
- Taşınmaz üzerinde mülkiyet, irtifak hakkı veya rehin gibi ayni nitelikteki hakların varlığı, kapsamı ya da korunmasına ilişkin uyuşmazlıklardır. Yalnızca taşınmaza ilişkin kişisel borç ilişkileri bu ifadenin kapsamına girmez; ayni hak bağlantısı aranır.
- Tarafların iradelerine tabi olmayan işler
- Tarafların serbestçe karar veremediği, kamu düzenine ilişkin veya kişinin statüsünü doğrudan etkileyen konulardır. Örnek olarak boşanma, yaş düzeltme ve soybağı davaları bu kapsamda sayılır. Tarafların anlaşarak sonuç doğurabildiği konular bu gruba girmez.
- Milli tahkim
- 4686 sayılı Milletlerarası Tahkim Kanununun uygulama alanı dışında kalan, iç hukuk uyuşmazlıklarına ilişkin tahkimdir. Bu maddedeki elverişlilik sınırı milli tahkim için geçerlidir.
Tahkime elverişlilik: hangi şartlar aranır?
- Uyuşmazlığın taşınmaz mal üzerindeki bir aynî hakka dayanması veya bu hakka ilişkin olması halinde tahkime elverişlilik bulunmadığı kabul edilir.
- Uyuşmazlığın tarafların iradelerine tabi olmayan bir işten kaynaklanması halinde tahkime elverişlilik bulunmaz.
- Uyuşmazlığın bu iki gruptan birine girmemesi, yani tarafların üzerinde serbestçe karar verebildiği bir malvarlığı ilişkisinden doğması gerekir ki tahkime elverişli sayılabilsin.
- Tahkime elverişsizlik, bu maddedeki iki gruptan biriyle ilgili olduğunda tahkim sözleşmesinin bu uyuşmazlık bakımından bir etkisi bulunmaz.
Tahkime elverişlilik: hangi sonuçları doğurur?
- Uyuşmazlık taşınmaz üzerindeki aynî haklardan kaynaklanıyorsa, taraflar bu konuda tahkim sözleşmesi yapsalar bile uyuşmazlık tahkimde çözülemez.
- Uyuşmazlık tarafların iradesine tabi olmayan bir işten doğuyorsa, tahkim sözleşmesi bu uyuşmazlığı tahkime bağlayamaz.
- Tahkime elverişli olmayan bir uyuşmazlık mahkemeye götürüldüğünde, bu konuda tahkim itirazı yapılabilir; itirazın süresi ve usulü m.409 çerçevesinde değerlendirilir.
- Madde emredici bir sınır koyar; taraflar sözleşmeyle bu sınırı kaldıramaz. Ancak bu maddenin sınırı, tahkim dışı bırakılan uyuşmazlığın mahkemede yetkili ve görevli mahkemesini belirlemez; bu konu ayrı kurallara tabidir.
Aynî hak ile kişisel hak (taşınmaz bağlantısı) arasındaki fark nedir?
Taşınmaz üzerindeki mülkiyet, irtifak, rehin gibi aynî haklardan doğan uyuşmazlıklar; örneğin tapu kaydının iptali ya da taşınmazın ortaklar arasında paylaşımı.
Taşınmazla bağlantılı olmakla birlikte yalnızca kişisel borç ilişkisinden doğan uyuşmazlıklar; örneğin bir kira alacağının ödenmesi.
Aynî hakka ilişkin uyuşmazlık tahkime elverişli değildir; kişisel borç uyuşmazlığı ise bu madde bakımından elverişli kalır. Ayrım, uyuşmazlığın dayandığı hakkın niteliğine göre yapılır.
Tarafların iradesine tabi olmayan işler ile tarafların serbestçe karar verebildiği işler arasındaki fark nedir?
Boşanma, yaş düzeltme, soybağı gibi kişi durumunu düzenleyen ve tarafların anlaşmasıyla sonuç doğmayan işler.
Tarafların anlaşarak karar verebildiği, malvarlığına ilişkin ve tasarruf serbestisi tanınan işler.
Birinci grup tahkime elverişli değildir; ikinci grup, bu maddenin başka bir sınırına takılmadığı sürece tahkime elverişlidir.
Tahkime elverişlilik: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Taşınmazla bağlantılı her uyuşmazlığı aynî hak uyuşmazlığı saymak; yalnızca kişisel borç ilişkisinden doğan bir alacak davasının da tahkime elverişsiz olduğunu varsaymak.
- Tarafların anlaşmasının tahkime elverişsiz uyuşmazlığı da tahkime bağlayabileceğini düşünmek; bu sınır emredicidir ve sözleşmeyle kaldırılamaz.
- Tahkime elverişsizlik ile tahkim yerinin, görevli ya da yetkili mahkemenin belirlenmesi konularını birbirine karıştırmak.
- Tahkime elverişsizlik itirazını, m.409'da düzenlenen itiraz süresi ve feragat kurallarını dikkate almadan değerlendirmek.
- Milletlerarası tahkim alanındaki elverişlilik ölçütünü, 4686 sayılı Kanun kapsamındaki uyuşmazlıklara da m.408 üzerinden uygulamak.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Milli tahkimde elverişlilik, 6100 sayılı Kanunun 408. maddesine göre ele alınmakta; milletlerarası tahkim ise 4686 sayılı Kanun kapsamında ayrıca değerlendirilmektedir. (3. Hukuk Dairesi, 2025/5452 E., 2026/129 K., 15.01.2026; 3. Hukuk Dairesi, 2024/3208 E., 2025/5240 K., 04.11.2025)
- Uyuşmazlığın iki tarafın iradesine tabi olmayan bir işten kaynaklanıp kaynaklanmadığı, tarafların anlaşmasıyla sonuç doğup doğmadığına bakılarak belirlenmektedir. (3. Hukuk Dairesi, 2023/4108 E., 2024/2037 K., 26.06.2024)
- Muhafaza tedbirlerinin 408. maddenin ikinci fıkrasında ayrıca düzenlendiği ve bu tür tedbirlerin tahkim sınırı yönünden ayrı değerlendirilmesi gerektiği kabul edilmektedir. (Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi, 2024/131 E., 2024/403 K., 29.02.2024)
Nasıl ispat edilir?
- Tahkime elverişsizliğe dayanan tarafın, uyuşmazlığın taşınmaz üzerindeki bir aynî hakka mı yoksa tarafların iradesine tabi olmayan bir işe mi dayandığını ileri sürmesi ve bunu dava dosyasındaki belgelerle ortaya koyması gerekir.
- Taşınmaza ilişkin uyuşmazlıkta tapu kaydı, tapu siciline ilişkin belgeler ve aynî hakkın kaynağını gösteren sözleşme veya karar gibi yazılı deliller esas alınır.
- Karşı taraf, uyuşmazlığın aslında kişisel bir borç ilişkisinden doğduğunu ileri sürerek elverişliliği savunabilir; bu savunmayı da hak dayanağını gösteren belgelerle ispatlar.
- Tarafların iradesine tabi olmayan işlerde (soybağı, boşanma, yaş düzeltme gibi), uyuşmazlığın bu niteliğine ilişkin dava dilekçesi ve nüfus kayıtları gibi resmi kayıtlar delil olarak sunulur.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.409: Tahkime elverişli olmayan bir hükme ya da tahkim sözleşmesine uyulmaması halinde tarafın itiraz hakkını ve bu hakkın süresini düzenler; m.408'e aykırılık da bu itiraz yoluyla ileri sürülür.
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.407: Tahkim hükümlerinin uygulama alanını belirler; m.408 bu uygulama alanı içindeki elverişlilik sınırını koyar.
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.413: Tahkim sözleşmesinin yazılı şekline ilişkin kuralları içerir; elverişlilik sınırıyla birlikte tahkim sözleşmesinin geçerliliğini belirleyen kurallardandır.
- 4686 sayılı Milletlerarası Tahkim Kanunu: Milletlerarası tahkimi düzenler; m.408 milli tahkim alanında uygulanır. Tahkime elverişlilik ölçütü milletlerarası tahkimde ayrı düzenlenmiştir.
HMK m.409 — İtiraz hakkından feragat
6100 sayılı Kanun m.409, tahkim yargılamasında tarafların aksini kararlaştırabilecekleri bir hükme ya da tahkim sözleşmesine uyulmamasına karşı ilgili tarafın itiraz hakkını ve bu hakkın hangi koşulda düşeceğini düzenler. Hüküm, tahkim yargılamasında taraflara ve tahkim sözleşmesinin tarafı olan kişilere uygulanır. Madde, tahkim yargılamasının kendi içinde doğan usul aykırılıklarını konu alır. Tahkimin kuruluşunu, tahkim sözleşmesinin geçerliliğini ve hakem seçimini düzenlemez; bunlar tahkim kanunundaki ayrı hükümlerin konusudur. Hakem kararının iptali ve tanınması usulünü de düzenlemez; bu konular ayrı kanun yolu ve iptal sebepleri başlığında ele alınır.
İtiraz hakkından feragat: hangi kavramlar bilinmeli?
- Aksi kararlaştırılabilen hüküm
- Tarafların sözleşmeyle farklı düzenleyebileceği, emredici nitelikte olmayan usul kuralıdır. Hükmün emredici olup olmadığı, kanunun ilgili düzenlemesinin açık ifadesine ve amacına bakılarak belirlenir.
- Tahkim sözleşmesine uyulmaması
- Tahkim yargılamasının, tarafların üzerinde anlaştığı kurallara ya da tahkim sözleşmesinin herhangi bir hükmüne aykırı yürütülmesidir. Aykırılık, emredici olmayan bir kurala da, sözleşmenin bir kaydına da ilişkin olabilir.
- İtiraz hakkı
- İlgili tarafın, yukarıdaki aykırılığı tahkim yargılaması sırasında ileri sürebilme yetkisidir. Bu hak, aykırılığı öğrenme anından itibaren kullanılmalıdır.
- İtiraz hakkından feragat
- Tarafın aykırılığı öğrendikten sonra süresinde itiraz etmeyip tahkime devam etmesi halinde, kanunun bağladığı sonuçtur. Bu durumda taraf itiraz hakkını kaybeder ve sonradan aykırılığa dayanamaz.
- Emredici hüküm
- Tarafların sözleşmeyle değiştiremeyeceği kurallardır. Bu kurallara aykırılıkta itiraz her zaman yapılabilir; kanun metninde bu ayrım açık biçimde yapılmamıştır, nitelik kuralın yapısından belirlenir.
İtiraz hakkından feragat: hangi şartlar aranır?
- Tahkim yargılamasında, tarafların aksini kararlaştırabileceği bir hükme ya da tahkim sözleşmesinin bir hükmüne aykırılık bulunmalıdır.
- Aykırılığı ileri süren taraf, bu aykırılığı öğrenmiş olmalıdır; itiraz hakkı öğrenme anından itibaren işlemeye başlar.
- İtiraz, öğrenme tarihinden itibaren iki hafta içinde ya da hakemlerin bu konuda kararlaştırdığı süre içinde yapılmalıdır.
- Aykırılık emredici bir hükme ilişkinse itiraz her zaman yapılabilir; bu durumda süre işlemez.
- Süresinde itiraz edilmeksizin tahkime devam edilirse, taraf itiraz hakkından feragat etmiş sayılır ve sonradan aykırılığa dayanamaz.
İtiraz hakkından feragat: hangi sonuçları doğurur?
- Aksi kararlaştırılabilen bir hükme ya da tahkim sözleşmesine aykırılıkta ilgili taraf bu aykırılığa itiraz edebilir.
- İtiraz, öğrenme tarihinden itibaren iki hafta içinde ya da hakemlerin kararlaştırdığı süre içinde yapılırsa, hakemler konuyu değerlendirmek zorundadır.
- Süre içinde itiraz edilmeden tahkime devam edilirse ilgili taraf itiraz hakkından feragat etmiş sayılır ve aykırılığa sonradan dayanamaz.
- Feragat sonucu, tarafın aynı aykırılığı hakem kararının iptali aşamasında ileri sürmesini de engelleyebilir; bu sonuç kanunda açıkça yazılı değildir, uygulamadan çıkar.
- Emredici hükümlere aykırılıkta itiraz her zaman yapılabilir ve feragat sonucu doğmaz.
Aksi kararlaştırılabilen hüküm ile emredici hüküm arasındaki fark nedir?
Tarafların anlaşmayla değiştirebileceği, aksine kararlaştırılabilen kural ya da tahkim sözleşmesi kaydı.
Tarafların sözleşmeyle değiştiremeyeceği, emredici nitelikteki kural.
Aksi kararlaştırılabilen hükme aykırılıkta iki haftalık süre ve feragat kuralı uygulanır. Emredici hükme aykırılıkta itiraz her zaman yapılabilir ve feragat sonucu doğmaz.
İtirazın süresinde yapılması ile süresinde yapılmaması arasındaki fark nedir?
Aykırılığı öğrenen ve iki hafta içinde ya da hakemlerin belirlediği süre içinde itiraz eden taraf.
Aykırılığı öğrendiği hâlde süre içinde itiraz etmeden tahkime devam eden taraf.
Süresinde itiraz eden taraf aykırılığa dayanır. Süresinde itiraz etmeyen taraf itiraz hakkından feragat etmiş sayılır.
Tahkim sözleşmesi hükmü ile tahkim yargılamasında uygulanan usul kuralı arasındaki fark nedir?
Tarafların tahkim sözleşmesinde kararlaştırdığı bir kayıt.
Tahkim yargılamasında hakem heyetinin uygulaması gereken usul kuralı.
Her iki hâlde de aykırılık itiraz konusu olabilir; kaynağı sözleşme kaydı ya da kanun kuralı olan aykırılıkta aynı süre ve sonuç geçerlidir.
İtiraz hakkından feragat: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Emredici olmayan kurala aykırılığı da emredici hüküm gibi değerlendirip itiraz süresini yok saymak; süre yalnız aksi kararlaştırılabilen hükümlerde işler.
- Süreyi itiraz hakkının doğduğu andan değil, aykırılığın gerçekleştiği andan saymak; başlangıç, aykırılığı öğrenme tarihidir.
- Hakemlerin kararlaştırdığı süreyi yok saymak; hakemlerin belirlediği süre kanundaki iki haftalık süreye üstündür.
- Tahkime devam etmenin feragat sonucunu doğurmadığını varsaymak; süresinde itiraz edilmeden tahkime devam edilmesi kanunda açıkça feragat sayılmıştır.
- Emredici hükme aykırılıkta da iki haftalık feragat süresini uygulamak; bu hâlde itiraz her zaman yapılabilir.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Aksi kararlaştırılabilen kurala aykırılıkta itiraz hakkının iki haftalık süreyle sınırlandığı kabul edilmektedir. (İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2023/578 E., 2025/368 K., 12.06.2025; İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2023/558 E., 2023/640 K., 29.08.2023)
- Emredici hükümlere aykırılıkta feragat kuralının uygulanmayacağı ve itirazın her zaman yapılabileceği kabul edilmektedir. (11. Hukuk Dairesi, 2024/6001 E., 2024/7633 K., 04.11.2024)
Nasıl ispat edilir?
- Aykırılığı ileri süren taraf, aykırılığın varlığını ve kendisinin bu aykırılığı hangi tarihte öğrendiğini ispatlamakla yükümlüdür; öğrenme tarihi itiraz süresinin başlangıcı olduğundan bu ispat önemlidir.
- İtirazın süresinde yapıldığını ispat yükü itiraz eden tarafa aittir; itirazın tarihini gösteren tutanak, dilekçe ya da tahkim duruşması kaydı bu amaçla kullanılabilir.
- Karşı taraf, itirazın süresinde yapılmadığını ve taraf tahkime devam ettiğini ileri sürerse, bu feragat savunmasını ispat etmekle yükümlüdür; tahkime devam eden tarafın hakem önündeki davranışları, duruşma tutanakları ve yazışmalar bu konuda delil olarak kullanılır.
- Hükmün emredici nitelikte olup olmadığı tartışmalıysa, bu nitelik kuralın açık ifadesinden ve amacından belirlenir; emredicilik savunmasını ileri süren taraf bunu ortaya koyar.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6100 sayılı Kanun m.409: Maddenin kendisidir; itiraz ve feragat rejimini düzenler.
HMK m.410 — Tahkimde görevli ve yetkili mahkeme
HMK m.410, tahkim yargılamasında mahkeme tarafından yapılacağı belirtilen işlerde görevli ve yetkili mahkemeyi belirler. Tahkim yerinin belirlenmiş olduğu hâli ve belirlenmemiş olduğu hâli ayrı ayrı düzenler. Tahkim yeri belirlenmemişse hangi mahkemenin görevli ve yetkili olacağını, davalının Türkiye'deki yerleşim yeri, oturduğu yer veya işyeri sıralamasıyla gösterir. Maddenin uygulanması, Türkiye'de tahkim yapılan veya tahkim hükümlerinin uygulandığı yargılamalarla sınırlıdır. Madde, hakem kararının iptali davasının hangi mahkemede görüleceğini düzenlemez (m.439). Tahkim şartına ilişkin itirazları, hakemlerin seçimi ve reddini, yabancı hakem kararlarının tanınması ve tenfizini ve tahkimde ihtiyati tedbiri düzenlemez; bu konular ilgili maddelerdedir (m.411, m.414, m.416, m.418). Mahkemenin tahkime yardımı ve sınırlılık ilkesi m.411'de düzenlenmiştir. Tahkimin elverişliliği ve tahkim sözleşmesinin şekli başka maddelerde yer alır.
Tahkimde görevli ve yetkili mahkeme: hangi şartlar aranır?
- Yargılamanın tahkim yargılaması olması ve mahkeme tarafından yapılacağı belirtilen bir işin söz konusu olması gerekir.
- Tahkim yerinin belirlenmiş olması hâlinde, görevli ve yetkili mahkeme konusuna göre asliye hukuk veya asliye ticaret mahkemesi olarak tahkim yeri mahkemesi olmalıdır.
- Tahkim yeri belirlenmemişse görevli mahkeme, konusuna göre asliye hukuk veya asliye ticaret mahkemesi olmalıdır.
- Tahkim yeri belirlenmemişse yetkili mahkeme, davalının Türkiye'deki yerleşim yeri, oturduğu yer veya işyeri mahkemesi olmalıdır; davalının Türkiye'de bu bağlantılarından biri bulunmalıdır.
Tahkimde görevli ve yetkili mahkeme: hangi sonuçları doğurur?
- Tahkim yeri belirlenmişse, mahkeme tarafından yapılacağı belirtilen işlere ilişkin görevli ve yetkili mahkeme tahkim yeri mahkemesidir.
- Tahkim yeri belirlenmemişse, görevli mahkeme konusuna göre asliye hukuk veya asliye ticaret mahkemesidir.
- Tahkim yeri belirlenmemişse, yetkili mahkeme davalının Türkiye'deki yerleşim yeri, oturduğu yer veya işyeri mahkemesidir.
- Davalının Türkiye'de bu bağlantılarından hiçbiri yoksa, madde yetkili mahkemeyi belirlemez ve yabancılık unsuru taşıyan tahkimde MTK hükümleri uygulanabilir.
Tahkim yeri belirlenmiş ile belirlenmemiş arasındaki fark nedir?
Tahkim yerinin taraflarca veya hakemlerce belirlendiği hâl.
Tahkim yerinin hiç belirlenmediği hâl.
Birinci hâlde yetkili mahkeme tahkim yeri mahkemesidir. İkinci hâlde davalının Türkiye'deki yerleşim yeri, oturduğu yer veya işyeri mahkemesi yetkilidir.
Görev ile yetki arasındaki fark nedir?
Görev, uyuşmazlığın konusuna göre asliye hukuk veya asliye ticaret mahkemesinin belirlenmesidir.
Yetki, aynı işte hangi yer mahkemesinin davaya bakacağının belirlenmesidir.
Madde her iki kavramı aynı cümlede düzenler; görev konu ölçütüne, yetki tahkim yeri veya davalı bağlantısına bağlanır.
Asliye hukuk ile asliye ticaret mahkemesi arasındaki fark nedir?
Uyuşmazlığın ticari nitelikte olduğu tahkim yargılaması.
Uyuşmazlığın ticari nitelikte olmadığı tahkim yargılaması.
Ticari uyuşmazlıkta asliye ticaret, diğerinde asliye hukuk mahkemesi görevlidir.
Madde 410 ile madde 439 (iptal davası) arasındaki fark nedir?
Madde 410, tahkim yargılamasında mahkeme tarafından yapılacak işleri genel olarak düzenler.
Hakem kararının iptali davası, m.439 uyarınca ayrı bir kuraldır.
İptal davasının görevli mahkemesi m.410 ile değil m.439 ile belirlenir; bu nedenle iptal davası için m.410 uygulanmaz.
Tahkimde görevli ve yetkili mahkeme: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Madde 410'u iptal davasına uygulamak; iptal davasının görevli mahkemesi m.439 ile belirlenir.
- Tahkim yeri belirlenmişken davalının yerleşim yerine göre yetki belirlemek; belirlenmişse öncelikle tahkim yeri mahkemesi aranmalıdır.
- Ticari olmayan bir uyuşmazlıkta asliye ticaret mahkemesini görevli saymak; görev konusuna göre belirlenmelidir.
- Yabancılık unsuru taşıyan tahkimde m.410'u uygulamaya devam etmek; bu hâlde MTK hükümleri esas alınmalıdır.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Mahkemeler, m.410'u tahkim yargılamasında mahkeme tarafından yapılacak işlerde görevli ve yetkili mahkemeyi belirleyen temel hüküm olarak uygulamaktadır. (Bursa 3. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2025/1143 E., 2025/1488 K., 10.12.2025; İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2025/637 E., 2025/671 K., 09.09.2025)
- Uygulamada, 7101 sayılı Kanun ile yapılan değişikliğin ardından iptal davası dışındaki tahkim işlerinin asliye hukuk veya asliye ticaret mahkemesinde görüleceği kabul edilmektedir. (İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2025/592 E., 2025/592 K., 09.07.2025; İkinci Bölüm, 2019/36068 E., 27.02.2025)
- Görevsizlik kararlarında, 'tahkim yargılamasında bölge adliye mahkemesinin görevli olduğu' gerekçesi, madde metninin 7101 sayılı Kanun ile değişmiş hâline aykırı bulunmuştur. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2020/428 E., 2020/790 K., 09.07.2020; İkinci Bölüm, 2019/36068 E., 27.02.2025)
- Sözleşmede tahkim yeri olarak bir yerin yazılması, tahkimin ISTAC gibi bir kurum kuralları ile yürütülmesi hâlinde dahi, m.410'daki tahkim yeri ölçütünün sözleşme kaydının niteliğine göre değerlendirildiği görülmektedir. (5. Hukuk Dairesi, 2023/12409 E., 2024/3223 K., 18.03.2024)
Nasıl ispat edilir?
- Tahkimde görevli ve yetkili mahkemeyi ileri süren taraf, tahkim sözleşmesi veya tahkim yerini gösteren hakem kararı ile tahkim yargılamasının varlığını ispatlamalıdır.
- Tahkim yerinin taraflarca belirlendiğini ileri süren taraf, tahkim sözleşmesindeki yer kaydını yazılı belgeyle ispatlamalıdır; yazılı kayıt yoksa hakem kararındaki tahkim yeri belgesi kullanılabilir.
- Davalının Türkiye'deki yerleşim yerini, oturduğu yeri veya işyerini ileri süren taraf, nüfus kaydı, ticaret sicili kaydı veya adres belgesi ile ispatlamalıdır.
- Yetki itirazında bulunan davalı, tahkim yerinin başka bir yerde olduğunu veya Türkiye'de yerleşim yerinin bulunmadığını ileri sürüyorsa bu savunmasını ispatlamalıdır.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6100 sayılı Kanun m.411: Tahkim yargılamasına mahkemenin yardımının yalnızca kanunda açıkça izin verilen hallerde yapılabileceğini düzenler; m.410 ile birlikte mahkemenin tahkimdeki yetkisinin sınırını çizer.
- 6100 sayılı Kanun m.439: Hakem kararının iptali davasının görevli mahkemesini ayrıca belirler; m.410'un kapsamı dışındaki önemli bir istisnadır.
- 6100 sayılı Kanun m.414: Tahkim yargılamasında mahkeme tarafından yapılacağı belirtilen işlerden biridir; m.410 bu işlerde görevli ve yetkili mahkemeyi belirler.
- 6100 sayılı Kanun m.416: Mahkemenin yardımının gerektiği işlerden biridir; görevli ve yetkili mahkeme m.410'a göre belirlenir.
- 6100 sayılı Kanun m.418: Mahkemenin yapacağı işlerden biridir; görevli ve yetkili mahkeme m.410'a göre belirlenir.
- 4686 sayılı Kanun: Milletlerarası Tahkim Kanunu'dur; tahkimin yabancılık unsuru taşıması hâlinde m.410'un yerine uygulanabilir ve m.410 bu hâlde ikincil kalır.
HMK m.411 — Mahkemenin yardımı
Madde, tahkim yargılamasına mahkemelerin yardım ve müdahalesinin hangi hallerde mümkün olduğunu genel bir ilke olarak belirler. Mahkemelerin tahkime yardımı, HMK'nın tahkimle ilgili kısmında açıkça izin verilen hallerle sınırlıdır. Madde, somut yardım türlerini (delil toplama, tahkim kararının iptali, tenfiz gibi) tek tek saymaz; bunları ilgili hükümlere bırakır. Madde, tahkim sözleşmesinin kurulması, tahkim yargılamasının yürütülmesi ve hakem seçimi konularını da düzenlemez. Bu konular ilgili tahkim hükümlerinde yer alır. Maddenin yorumu, mahkemelerin yetkisinin dar tutulması ilkesine dayanır.
Mahkemenin yardımı: hangi kavramlar bilinmeli?
- Tahkim yargılaması
- Tarafların uyuşmazlığı mahkeme yerine bir veya birden fazla hakeme götürmeyi kararlaştırmaları üzerine yürüyen yargılama faaliyetidir. Yargılamanın yürütülmesi, tahkim sözleşmesinin ve tarafların kararlaştırdığı kurallara bağlıdır.
- Mahkemelerin yardımı
- Hakemlerin tek başına yerine getiremediği işlemlerde devlet mahkemesinin destek olmasıdır. Yardım, yalnızca kanunun tahkim kısmında açıkça öngörülen hallerde söz konusu olabilir.
- Açıkça izin verilmiş hal
- Mahkemenin tahkim yargılamasına katılabileceği, kanunda somut olarak yazılmış durumlardır. Genel bir yetki kaynağı değildir; kanunun sessiz kaldığı hallerde mahkeme yardım yapamaz.
Mahkemenin yardımı: hangi şartlar aranır?
- Mahkemenin tahkim yargılamasına yardım yapabilmesi için talep edilen işlemin HMK'nın tahkime ilişkin kısmında açıkça izin verilmiş bir hal olması gerekir.
- Talep eden tarafın, izin verilen halin koşullarını ilgili hükümde öngörüldüğü biçimde ortaya koyması gerekir.
- Talep edilen yardımın, mahkemenin kanunla tanınmış görevi kapsamında kalması gerekir; bu kapsamın dışına çıkılamaz.
Mahkemenin yardımı: hangi sonuçları doğurur?
- Açıkça izin verilen bir hal varsa mahkeme, ilgili hükmün öngördüğü ölçüde tahkim yargılamasına yardım eder.
- Açıkça izin verilmiş bir hal yoksa mahkeme tahkim yargılamasına yardım edemez ve bu yönde müdahalede bulunamaz.
- Madde bir yetki kuralıdır; mahkemenin yardım yetkisi genel yorumla genişletilemez.
Açıkça izin verilen hal ile izin verilmeyen hal arasındaki fark nedir?
Kanunun tahkim kısmında mahkemeye yetki veren bir hüküm bulunan durum.
Kanunda böyle bir açık yetki hükmü bulunmayan durum.
Birinci halde mahkeme yardım yapabilir; ikinci halde talep, mahkemenin yetkisi bulunmadığı gerekçesiyle reddedilir.
Mahkemenin yardımı: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Mahkemenin genel yetkisine dayanarak tahkime yardım etmek; yardımın yalnızca açıkça izin verilen hallerde yapılabileceğini gözden kaçırmak.
- Kanunda açıkça yer almayan bir yardım türünü, benzerliğe dayanarak kabul etmek.
- Tahkim yargılamasına müdahale ile tahkimin desteklenmesini aynı şey saymak.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Mahkemelerin tahkim yargılamasına müdahalesinin, kanunun açıkça izin verdiği hallerle sınırlı tutulduğu kabul edilmektedir.
Nasıl ispat edilir?
- Mahkemeden yardım talep eden taraf, talebinin açıkça izin verilmiş bir hale dayandığını ilgili kanun hükmü ile göstermek zorundadır.
- Talebin dayanağı olan tahkim sözleşmesi ve hakem kararı gibi belgeler, yardım talebinin hukuki temelini ortaya koyar.
- Karşı taraf, talebin kanunda açık izin bulunmadığını ileri sürerek talebin reddini isteyebilir; bu savunmayı ileri süren taraf, kanunda açık bir hüküm bulunmadığını göstermelidir.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6100 sayılı HMK m.411: Maddenin kendisidir; tahkim kısmında mahkeme yardımını sınırlayan genel ilkeyi koyar.
- 6100 sayılı Kanun: Tahkim kısmındaki somut yardım hükümlerinin tamamı, bu maddedeki sınırlamaya tabidir.
HMK m.412 — Tahkim sözleşmesinin tanımı ve şekli
6100 sayılı Kanun'un 412. maddesi, tahkim sözleşmesinin tanımını, yapılma biçimini (sözleşme şartı veya ayrı sözleşme olarak yapılabilmesi), yazılı şekil şartını ve bu şekil şartının yerine getirilmiş sayılacağı halleri, tahkim sözleşmesine karşı ileri sürülemeyecek itirazları ve yargılama sırasında tahkime gidilmesi halinde dava dosyasının hakeme gönderilmesini düzenler. Madde, tahkim sözleşmesinin tarafları bakımından, sözleşme veya sözleşme dışı hukuki ilişkilerden doğan uyuşmazlıklar için uygulanır. Maddede tahkim sözleşmesinin tarafların ehliyeti, avukatın tahkim sözleşmesi yapma yetkisi, tahkim itirazının usulü ve tahkim sözleşmesinin kapsamına ilişkin itirazlar düzenlenmez (m.74, m.407 ve devamı, m.422). Hakem sözleşmesi de bu maddenin kapsamında değildir (m.74).
Tahkim sözleşmesinin tanımı ve şekli: hangi kavramlar bilinmeli?
- Tahkim sözleşmesi
- Tarafların, sözleşme veya sözleşme dışı bir hukuki ilişkiden doğmuş ya da doğabilecek uyuşmazlıkların tamamını veya bir kısmını hakem ya da hakem kuruluna bırakma konusunda yaptıkları anlaşmadır. Mahkemede çözülmesi gereken uyuşmazlığı hakeme götürme iradesini ifade eder.
- Tahkim şartı
- Asıl sözleşmenin içinde yer alan ve uyuşmazlıkların hakeme bırakılmasını öngören hükümdür. Madde 412/2 uyarınca bu şart, asıl sözleşmenin bir hükmü olarak da bağımsız bir tahkim sözleşmesi olarak da yapılabilir.
- Yazılı şekil şartı
- Tahkim sözleşmesinin geçerlik koşuludur. Madde 412/3 şekil şartının yerine getirilmiş sayılacağı halleri sayar; bu haller imzalı belge, iletişim aracı, elektronik ortam, cevapta itiraz edilmemesi ve yollama yoluyla sağlanabilir.
- Yollama
- Tahkim şartı içeren başka bir belgeye asıl sözleşmede atıf yapılmasıdır. Yollamanın tahkim sözleşmesi sayılabilmesi için atfın, o belgeyi asıl sözleşmenin parçası haline getirme amacı taşıması gerekir.
- Ayrılabilirlik ilkesi
- Tahkim şartının, içinde yer aldığı asıl sözleşmeden bağımsız değerlendirilmesi ilkesidir. Asıl sözleşmenin geçersizliği iddiası, madde 412/4 uyarınca tahkim şartına karşı ileri sürülemez.
Tahkim sözleşmesinin tanımı ve şekli: hangi şartlar aranır?
- Uyuşmazlığın bir sözleşmeden veya sözleşme dışı bir hukuki ilişkiden doğmuş ya da doğabilecek olması gerekir (412/1).
- Tarafların uyuşmazlığın tamamını veya bir kısmını hakeme bırakma konusunda birbirine uygun iradeyi açıkça ortaya koymaları gerekir (412/1).
- Tahkim sözleşmesi, asıl sözleşmenin bir şartı olarak ya da ayrı bir sözleşme şeklinde yapılmış olmalıdır (412/2).
- Tahkim sözleşmesi yazılı şekilde yapılmış olmalıdır; yazılı şekil geçerlik şartıdır (412/3).
- Yazılı şekil şartının yerine getirilmiş sayılması için imzalı yazılı belge, teati edilmiş mektup, telgraf, teleks, faks gibi iletişim aracı, elektronik ortama geçirilmiş kayıt, dava dilekçesinde iddia edilen tahkim sözleşmesine davalının cevapta itiraz etmemesi veya tahkim şartı içeren belgeye yollama bulunmalıdır (412/3).
- Yollama hâlinde atfın, tahkim şartı içeren belgeyi asıl sözleşmenin parçası haline getirme amacı taşıması gerekir (412/3, c.3).
- Tahkim sözleşmesine karşı asıl sözleşmenin geçersizliği veya tahkim sözleşmesinin henüz doğmamış bir uyuşmazlığa ilişkin olduğu itirazı ileri sürülememelidir (412/4).
- Yargılama sırasında tarafların tahkime başvurma konusunda anlaşmaları hâlinde dava dosyasının mahkemece ilgili hakem veya hakem kuruluna gönderilmesi için tarafların bu yönde anlaşmış olmaları gerekir (412/5).
Tahkim sözleşmesinin tanımı ve şekli: hangi sonuçları doğurur?
- Tahkim sözleşmesi yazılı şekil şartına uygun yapılmamışsa geçersizdir; yazılı şekil geçerlik şartıdır (412/3).
- Yazılı şekil şartı, madde 412/3'te sayılan hallerden biri gerçekleştiğinde yerine getirilmiş sayılır.
- Tahkim sözleşmesi, asıl sözleşmenin bir şartı olarak yapılabildiği gibi ayrı bir sözleşme olarak da yapılabilir (412/2).
- Asıl sözleşmenin geçersiz olduğu iddiası, tahkim sözleşmesine karşı ileri sürülemez; tahkim şartı bu iddiadan bağımsız kalır (412/4).
- Tahkim sözleşmesinin henüz doğmamış bir uyuşmazlığa ilişkin olduğu iddiası tahkim şartına karşı ileri sürülemez; bu konunun değerlendirilmesi hakeme aittir (412/4).
- Tarafların yargılama sırasında tahkime başvurma konusunda anlaşmaları halinde dava dosyası mahkemece hakem veya hakem kuruluna gönderilir (412/5).
- Dava açılmış olması, uyuşmazlığın tahkim yoluyla çözülmesine engel değildir; yargılama sırasında yapılan anlaşma tahkime geçişi sağlar (412/5).
- Yazılı şekil şartı sağlanmamışsa tahkim sözleşmesine dayanılamaz ve mahkeme tahkim itirazını dikkate almaz.
Tahkim şartı ile bağımsız tahkim sözleşmesi arasındaki fark nedir?
Tahkim şartı, asıl sözleşmenin bir hükmü olarak yapılır ve uygulamada en sık görülen biçimdir.
Bağımsız tahkim sözleşmesi, uyuşmazlık çıktıktan sonra ya da asıl sözleşmeden ayrı olarak müstakil bir belge halinde yapılır.
Her iki biçim de 412/2 uyarınca geçerlidir; ikisi de yazılı şekil şartına tabidir.
Yazılı şekil ile imzalı belge arasındaki fark nedir?
Yazılı şekil şartı, tarafların imzasını taşıyan belge ile sağlanabilir.
Yazılı şekil, imzasız mektup, telgraf, teleks, faks, elektronik posta gibi iletişim araçlarıyla da sağlanabilir.
İmza zorunlu değildir; iletişim araçlarında teati edilmiş yazı yeterlidir. Bu hallerde tahkim iradesinin karşılıklı ve açık olduğunun ispatı önem kazanır.
Yazılı şekil ile cevapta itirazsızlık: fark nedir?
Dava dilekçesinde tahkim sözleşmesinin varlığının iddia edilmesi ve davalının cevap dilekçesinde buna itiraz etmemesi, yazılı şekil şartını yerine getirilmiş sayar.
Davalının cevapta itiraz etmesi halinde yazılı şekil şartı bu yolla sağlanamaz; bu durumda başka bir yazılı delil aranır.
Cevapta itirazsızlık, tahkim sözleşmesinin yazılı olduğu sonucunu doğurur.
Yollama ile asıl sözleşme metninde tahkim şartı arasındaki fark nedir?
Asıl sözleşmede tahkim şartı yer almakla birlikte, tahkim şartı içeren başka bir belgeye yollama yapılması halinde atfın asıl sözleşmenin parçası yapma amacıyla yapıldığı aranır.
Asıl sözleşmenin metninde doğrudan tahkim şartı bulunması halinde yollama sorunu yoktur.
Yollama yoluyla tahkim şartı, yalnızca atfın amacı belirliyse geçerli kabul edilir.
Tahkim sözleşmesi ile asıl sözleşme geçerliliği itirazı arasındaki fark nedir?
Tahkim sözleşmesinin kendi geçerliliği, şekli ve kapsamı mahkemede tahkim itirazı yoluyla ileri sürülebilir.
Asıl sözleşmenin geçersizliği veya tahkim sözleşmesinin henüz doğmamış uyuşmazlığa ilişkin olması iddiası tahkim şartına karşı ileri sürülemez.
412/4 uyarınca bu iki itiraz tahkim sözleşmesine karşı dinlenmez; ayrılabilirlik ilkesi sonucu doğar.
Tahkim sözleşmesi ile yargılama sırasında tahkime başvuru arasındaki fark nedir?
Dava açılmadan önce yapılan tahkim sözleşmesi, uyuşmazlığın hakeme götürülmesinin temelidir.
Yargılama sırasında tarafların tahkime başvurma konusunda anlaşması, mahkemede görülmekte olan davanın hakeme gönderilmesini sağlar.
Yargılama sırasında yapılan anlaşma üzerine dava dosyası mahkemece hakem veya hakem kuruluna gönderilir (412/5).
Tahkim sözleşmesinin tanımı ve şekli: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Tahkim sözleşmesinin imzasız olması halinde geçersiz olduğunu varsaymak; 412/3 imzayı zorunlu kılmaz, iletişim araçlarıyla yapılan yazılı anlaşma da yeterlidir.
- Asıl sözleşmenin geçersizliği iddiasını tahkim şartına karşı ileri sürülebilir saymak; 412/4 bu itirazı açıkça yasaklar.
- Yollama yoluyla tahkim şartını, atfın asıl sözleşmenin parçası yapma amacı taşıdığına bakmadan geçerli saymak.
- Davalının cevap dilekçesinde tahkim itirazını ileri sürmesine rağmen itirazsızlık sonucunu uygulamak; itirazsızlık yalnızca cevapta itiraz edilmemesi halinde yazılı şekil yerine geçer.
- Yargılama sırasında yapılan tahkim anlaşmasının dava dosyasının hakeme gönderilmesi için yeterli olduğunu, ancak bu anlaşmanın açık olması gerektiğini gözden kaçırmak.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Tahkim sözleşmesinin yazılı şekilde yapılıp yapılmadığı, mahkemece tahkim itirazının kabulü veya reddi bakımından ilk olarak incelenir; yazılı şekil sağlanmamışsa tahkim itirazı reddedilir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, 2019/1192 E., 2020/229 K., 30.01.2020; Hukuk Genel Kurulu, 2023/688 E., 2023/1348 K., 21.12.2023)
- Uygulamada tahkim iradesinin hiçbir kuşkuya yer vermeyecek biçimde açık ve kesin olması aranmaktadır. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi, 2025/1542 E., 2025/1119 K., 16.10.2025)
- Tahkim şartının geçerli ve kanunun aradığı şekilde yapılmış olması halinde davanın usulden reddine karar verilmesi uygulanmaktadır. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, 2023/1920 E., 2024/1444 K., 21.05.2024)
- Adi ortaklık sözleşmesinin fesih ve tasfiyesine ilişkin uyuşmazlıkta 412/1-2 hükümlerinin tahkim şartı bakımından uygulanacağı kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, 2018/451 E., 2019/472 K., 26.03.2019)
- Yazılı şekil şartının yerine getirilmesinde cevap dilekçesinde itiraz edilmemesi, dava dilekçesinde ileri sürülen tahkim sözleşmesinin varlığının kabulü anlamına gelir. (Hukuk Genel Kurulu, 2023/103 E., 2023/1185 K., 29.11.2023)
Nasıl ispat edilir?
- Tahkim sözleşmesinin varlığını ileri süren taraf, tahkim şartının veya ayrı tahkim sözleşmesinin bulunduğunu ispatla yükümlüdür.
- Yazılı şekil, imzalı belge, teati edilen mektup, telgraf, teleks, faks veya elektronik posta gibi yazılı delillerle ispatlanır.
- Dava dilekçesinde tahkim sözleşmesinin iddia edilmesi halinde, karşı tarafın cevap dilekçesinde itiraz etmemesi yazılı şekil şartını gerçekleştirir; bu durumda davalının itirazsızlığı ispat konusu olur.
- Yollama yoluyla tahkim sözleşmesi ileri sürülüyorsa, atfın asıl sözleşmenin parçası yapma amacı taşıdığının ispatı gerekir.
- Tahkim iradesinin karşılıklı olduğunu, tarafın tahkim iradesini bildirmesinin yanında karşı tarafın da aynı iradeyi açıkça ya da örtülü olarak gösterdiğini iddia eden taraf ispatlamalıdır.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6100 sayılı Kanun m.74: Hakem sözleşmesi ile tahkim sözleşmesi ayrı kavramlardır; tahkim sözleşmesi yapmak için avukatın özel yetkisi gerektiği hükmü de bu maddeden değil, 74. maddeden çıkar.
- 6100 sayılı Kanun m.407: Maddede düzenlenen tahkim sözleşmesinin, yabancılık unsuru taşımayan ve tahkim yeri Türkiye olan uyuşmazlıklar bakımından uygulama alanını belirler.
- 6100 sayılı Kanun m.422: Hakemlerin kendi yetkileri hakkında karar verebilmesi, tahkim sözleşmesinin geçerliliğine ilişkin itirazların öncelikle hakemlerce incelenmesi bakımından bu maddeyle bağlantılıdır.
- 6100 sayılı Kanun m.411: Tahkim yargılamasında mahkemenin yardımının yalnızca kanunda açıkça izin verilen hallerde mümkün olduğunu düzenler; 412/5'teki dosyanın hakeme gönderilmesi de bu çerçevede işler.
HMK m.413 — Tahkim itirazı
Madde, tahkim sözleşmesinin konusunu oluşturan bir uyuşmazlık için mahkemede dava açılmışsa karşı tarafın tahkim itirazında bulunmasını ve mahkemenin bu itirazı kabul edip davayı usulden reddetme koşullarını düzenler. Ayrıca tahkim itirazının tahkim yargılamasına engel olmadığını belirtir. Madde, kapsamı tahkim itirazının kendisiyle sınırlıdır; tahkim sözleşmesinin geçerlilik ve tahkim yetkisine ilişkin ayrıntılar bu maddede yer almaz. Tahkim itirazının ilk itiraz olarak cevap dilekçesinde ileri sürülme zorunluluğu (m.116, m.117) ve tahkimde yetkisizlik itirazı (m.422) bu maddenin dışında kalır. Tahkimde geçici hukuki koruma (m.414) ve tahkim sözleşmesinin asıl sözleşmeden bağımsızlığı (m.412) da bu maddede düzenlenmez.
Tahkim itirazı: hangi kavramlar bilinmeli?
- Tahkim itirazı
- Taraflar arasında tahkim sözleşmesi bulunmasına rağmen mahkemede dava açılmış olması hâlinde, davalının uyuşmazlığın tahkimde çözülmesi gerektiğini ileri sürdüğü usuli savunmadır. Maddeye göre ilk itiraz niteliğindedir.
- İlk itiraz
- Davalının esasa ilişkin savunmalarından önce ileri sürmesi gereken usuli itirazlardır. Tahkim itirazı bunlardan biridir ve ileri sürülmemesi hâlinde sonradan telafi edilemez.
- Usulden red
- Davanın esasına girilmeden, usul şartlarının eksikliği nedeniyle reddedilmesidir. Tahkim itirazı kabul edildiğinde mahkeme davayı bu yolla reddeder.
- Hükümsüz, tesirsiz veya uygulanması imkânsız tahkim sözleşmesi
- Tahkim itirazının kabulünü engelleyen üç hâldir. Sözleşmenin bu hâllerden birinde bulunması, mahkemenin itirazı kabul etmesini önler ve dava esasa devam eder.
Tahkim itirazı: hangi şartlar aranır?
- Taraflar arasında geçerli görünen bir tahkim sözleşmesi bulunmalıdır ve bu sözleşmenin konusu, mahkemede açılan dava ile ilgili uyuşmazlık olmalıdır.
- Mahkemede dava açılmış olmalıdır.
- Tahkim itirazı, davalı tarafından ilk itiraz olarak ileri sürülmelidir; ilk itiraz süresi içinde yapılmayan itiraz sonradan ileri sürülemez.
- Tahkim sözleşmesi hükümsüz, tesirsiz veya uygulanması imkânsız olmamalıdır; aksi hâlde mahkeme itirazı kabul etmez.
- Mahkemenin itirazı kabul etmesi için tahkim sözleşmesinin geçerli olması yeterlidir; tahkim yargılamasının fiilen başlamış olması şart değildir (m.413/2).
Tahkim itirazı: hangi sonuçları doğurur?
- Geçerli bir tahkim sözleşmesi varsa ve tahkim itirazı süresinde ileri sürülmüşse, mahkeme itirazı kabul eder ve davayı usulden reddeder.
- Tahkim sözleşmesi hükümsüz, tesirsiz veya uygulanması imkânsız ise mahkeme itirazı kabul etmez ve davaya devam eder.
- Tahkim itirazı ilk itiraz süresinde öne sürülmezse mahkeme uyuşmazlığı çözebilir ve taraflar sonradan mahkemede çözüme karşı koyamaz.
- Tahkim itirazının ileri sürülmesi tahkim yargılamasına engel değildir; taraflar tahkim yoluna başvurabilir.
- Mahkemenin itirazı kabul etmesi üzerine verilen karar usul hukuku anlamında görevsizlik kararıdır ve bu karara karşı ancak esas hükümle birlikte kanun yoluna başvurulabilir.
- Davacı görevsizlik kararı üzerine süresinde tahkim yoluna başvurmazsa, mahkemeye dava açılmasıyla doğan sonuçlar ortadan kalkar.
- Mahkeme tahkim itirazını resen gözetemez; itiraz yapılmadığında yargılamaya devam eder.
Tahkim itirazı ile tahkim sözleşmesinin geçersizliği ileri sürülmesi arasındaki fark nedir?
Davalı tahkim itirazında bulunduğunda, tahkim sözleşmesinin hükümsüz, tesirsiz veya uygulanması imkânsız olup olmadığı incelenir.
Sözleşme hükümsüz, tesirsiz veya uygulanması imkânsız ise mahkeme itirazı kabul etmez ve davaya devam eder.
Geçerli tahkim sözleşmesi varsa dava usulden reddedilir; geçersizlik hâlinde mahkeme esasa geçer. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, 2019/1619 E., 2020/340 K., 06.02.2020)
Tahkim itirazı (ilk itiraz) ile resen gözetim arasındaki fark nedir?
Tahkim itirazı yalnızca davalının ilk itirazı olarak ileri sürülebilir; dava şartı değildir.
Mahkeme, taraflar itiraz etmemişse uyuşmazlığın tahkim kapsamında olduğunu kendiliğinden gözetemez.
İlk itiraz süresinde ileri sürülmezse mahkeme uyuşmazlığı çözebilir ve taraflar sonradan mahkemede çözüme karşı koyamaz. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, 2022/1038 E., 2022/1606 K., 31.05.2022)
Tahkim itirazının ileri sürülmesi ile tahkim yargılamasının başlaması veya sürmesi arasındaki fark nedir?
Tahkim itirazının mahkemede ileri sürülmesi, tahkim yargılamasını engellemez.
Mahkemedeki dava devam ederken tahkim yoluna gidilebilir.
İkinci fıkra uyarınca tahkim yargılaması, itirazın yapılmış olmasından bağımsız olarak yürütülebilir.
Görevsizlik kararı ile davanın açılmış sayılması sonucu arasındaki fark nedir?
Mahkeme tahkim itirazını kabul edip davayı usulden reddettiğinde, bu bir görevsizlik kararı niteliğindedir.
Davacı bu karar üzerine süresinde tahkim yoluna başvurmazsa, mahkemeye dava açılmasıyla doğan sonuçlar ortadan kalkar.
Davacı, görevsizlik kararı üzerine yapılacak işlemleri yapıp süresinde tahkime başvurursa dava açılmasının sonuçları korunur. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi, 2025/793 E., 2025/803 K., 09.07.2025)
Tahkim itirazı: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Tahkim itirazını dava şartı gibi değerlendirip mahkemenin itiraz olmasa da resen incelemesini yapmak; oysa madde uyarınca bu husus ilk itiraz yoluyla ileri sürülmelidir.
- Tahkim itirazının ileri sürülmesinin tahkim yargılamasını durdurduğunu varsaymak; oysa m.413/2 uyarınca bu itiraz tahkim yargılamasına engel değildir.
- Tahkim itirazı reddedildikten sonra usul kararı verip esasa girmemek; oysa itiraz reddedildiğinde mahkeme esasa girerek karar vermelidir.
- Mahkemenin tahkim itirazını kabul ettiği kararı, esas hükümden bağımsız olarak temyiz edilebilir saymak; oysa bu karara karşı ancak esas hükümle birlikte kanun yoluna başvurulabilir.
- Tahkim sözleşmesinin geçerliliği incelenmeden itirazın kabul edilmesi; mahkemenin önce sözleşmenin hükümsüz, tesirsiz veya uygulanması imkânsız olup olmadığını değerlendirmesi gerekir.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Mahkemece tahkim itirazı kabul edilirken, sözleşmenin geçerli bir tahkim şartı içerdiği ve uyuşmazlığın bu şartın kapsamında olduğu tespit edilmelidir; bu tespit yapılmadan itiraz kabul edilmemektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, 2019/1192 E., 2020/229 K., 30.01.2020; 11. Hukuk Dairesi, 2022/5977 E., 2024/2189 K., 18.03.2024)
- Tahkim sözleşmesinin uygulanmasından kaynaklanan uyuşmazlıklarda, davalı tarafın ilk itiraz olarak tahkim itirazında bulunması hâlinde davanın usulden reddedilmesi kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi, 2025/793 E., 2025/803 K., 09.07.2025; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, 2022/1038 E., 2022/1606 K., 31.05.2022)
- Tahkim itirazının kabul edilip davanın usulden reddedildiği hâllerde, bu karar görevsizlik kararı niteliğinde kabul edilmekte ve bu karara karşı ancak esas hükümle birlikte kanun yoluna başvurulabileceği kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, 2019/1619 E., 2020/340 K., 06.02.2020)
- Yargıtay uygulamasında, tahkim itirazı reddedildikten sonra işin esası incelenmeden davanın usulden reddedilmesi bozma sebebi sayılmaktadır. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, 2019/2525 E., 2019/1795 K., 10.10.2019)
Nasıl ispat edilir?
- Tahkim itirazını ileri süren davalı, taraflar arasında geçerli bir tahkim sözleşmesinin bulunduğunu ve uyuşmazlığın bu sözleşmenin kapsamında olduğunu ispatlamakla yükümlüdür; tahkim sözleşmesinin yazılı belgesi bu ispatın temel delilidir.
- Tahkim sözleşmesinin hükümsüz, tesirsiz veya uygulanması imkânsız olduğunu ileri süren karşı taraf, bu iddiasını kendisi ispatlamalıdır; mahkeme bu hususları resen araştırabilir.
- Davalının tahkim itirazını cevap dilekçesinde, yani ilk itiraz süresi içinde ileri sürdüğünün ispatı, cevap dilekçesinin tarihi ve içeriği ile yapılır.
- Davacı, sözleşmenin tahkim şartını içermediğini veya tahkim sözleşmesinin geçersiz olduğunu iddia ediyorsa, bu iddiasını yazılı delille ispatlamalıdır.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6100 m.116: Tahkim itirazının ilk itirazlar arasında sayılmasını sağlar. Bu maddeye göre tahkim itirazı ilk itiraz niteliğindedir.
- 6100 m.117: İlk itirazların cevap dilekçesinde ileri sürülmesi zorunluluğunu düzenler; tahkim itirazı da bu zorunluluğa tabidir.
- 6100 m.20: Görevsizlik kararı üzerine davacının tahkim yoluna başvurması için tanınan süreyle ilgili hükümdür. Madde 413 bağlamında davacının işlemlerini yönlendirir.
- 6100 m.414: Tahkimde geçici hukuki koruma ve delil tespitine ilişkin düzenlemedir; tahkim itirazı ile tahkim yargılaması sırasındaki koruma tedbirleri ayrı konulardır.
- 6100 m.422: Hakem veya hakem kurulunun yetkisine ilişkin itirazları düzenler; mahkemedeki tahkim itirazından ayrı bir usul yoludur.
- 4686 sayılı Kanun: Tahkim anlaşmasının genel çerçevesini ve tahkim yargılamasının esaslarını düzenleyen kanun olup, tahkim itirazının kabulünün dayanağı olan tahkim sözleşmesinin geçerliliği bakımından bağlantılıdır.
HMK m.414 — İhtiyati tedbir ve delil tespiti
Madde, tahkim yargılaması sırasında hakem veya hakem kurulunun ihtiyati tedbir ve delil tespiti kararı verebilmesini, bu kararların teminata bağlanmasını, mahkemenin hakem kararı niteliğindeki tedbirin icra edilebilirliğine karar vermesini, hakem yanında mahkemeye başvuru koşullarını, mahkeme tarafından verilen tedbirin kendiliğinden sona ermesini ve hakem tarafından değiştirilebilmesini düzenler. Kurallar tahkim sözleşmesi taraflarına ve tahkim yargılamasına bağlı tedbir ve tespit talepleri bakımından uygulanır. Madde, tahkim dışı ihtiyati tedbirin genel şartlarını, tedbir kararına karşı itirazı, tedbirin dava açma süresine bağlı ayakta kalmasını ve tedbir nedeniyle tazminatı düzenlemez (m.389, m.390, m.397, m.399). Dava açılmadan önce delil tespitinin genel usulü de bu maddede değil, m.400 ve devamındadır.
İhtiyati tedbir ve delil tespiti: hangi şartlar aranır?
- Tahkim yargılaması devam etmekte olmalıdır; madde tahkim yargılaması sırasında hakem veya hakem kurulunun tedbir veya tespit yetkisini düzenler.
- Aksi kararlaştırılmamış olmalıdır; taraflar tahkim sözleşmesiyle hakemin bu yetkisini kaldırabilir veya sınırlayabilir.
- Taraflardan birinin talebi bulunmalıdır; hakem veya hakem kurulu resen tedbire karar vermez.
- Hakem veya hakem kurulu, uygun bir teminatın verilmesine tedbir kararını bağlı kılabilir; teminat koşulu bu tercihe bırakılmıştır.
- Mahkemeye icra edilebilirlik için başvuru yapılacaksa, geçerli bir tahkim sözleşmesinin var olması ve taraflardan birinin talebi bulunmalıdır.
- Taraflardan biri mahkemeye doğrudan başvuracaksa, hakem veya hakem kurulunun ya da taraflarca görevlendirilen kişinin zamanında veya etkin hareket edemeyecek olduğu hâller bulunmalıdır; bu hâller yoksa mahkemeye başvuru yalnızca hakemden alınacak izne veya yazılı sözleşmeye dayanılarak yapılabilir.
İhtiyati tedbir ve delil tespiti: hangi sonuçları doğurur?
- Taraflar tahkim sözleşmesiyle aksini kararlaştırmadıkça hakem veya hakem kurulu tedbir ya da delil tespiti kararı verebilir.
- Hakem veya hakem kurulu tedbir kararını uygun bir teminat verilmesine bağlayabilir; teminat verilmezse tedbir kararı verilmeyebilir.
- Hakem kararı mahkemece icra edilebilir kılınabilir; bu, geçerli bir tahkim sözleşmesi ve taraf talebi varlığına bağlıdır.
- Mahkeme tarafından verilen tedbir, hakem kararının icra edilebilir hâle gelmesiyle veya davanın hakem tarafından reddedilmesiyle kendiliğinden ortadan kalkar; aksi kararlaştırılmışsa bu sonuç doğmaz.
- Mahkemenin verdiği tedbir kararı hakem veya hakem kurulu tarafından değiştirilebilir ya da ortadan kaldırılabilir.
- Aksi kararlaştırılmış ve hakemin etkin hareket edemeyeceği hâller yoksa, mahkemeye başvuru hakemden izin alınmadan yapılamaz.
Hakem tedbiri ile mahkeme tedbiri arasındaki fark nedir?
Hakem veya hakem kurulunun verdiği tedbir, tahkim yargılamasının parçası olarak alınır ve gerekirse mahkemece icra edilebilirliğe bağlanır.
Mahkemenin verdiği tedbir, tahkim öncesinde ya da tahkim sırasında taraf talebiyle alınır ve hakemin tedbir kararıyla kendiliğinden ortadan kalkma veya değiştirilme rejimine tabidir.
Mahkeme tedbiri, hakem kararının icra edilebilir hâle gelmesi ya da davanın hakemce reddi ile kendiliğinden kalkar; hakem her zaman değiştirebilir veya kaldırabilir.
Hakemin yetkisi var iken ile yetkisizlik ya da etkisizlik hâli arasındaki fark nedir?
Hakem veya hakem kurulu zamanında ve etkin hareket edebiliyorsa, taraflar doğrudan mahkemeye başvuramaz.
Hakem veya hakem kurulu ya da taraflarca görevlendirilen kişi zamanında veya etkin hareket edemeyecekse, taraflardan biri doğrudan mahkemeye başvurabilir.
Bu hâller mevcut değilse mahkemeye başvuru ancak hakemden alınacak izin veya yazılı sözleşmeye dayanılarak yapılabilir.
Tedbir kararının icra edilebilirliği ile tedbirin esası arasındaki fark nedir?
Mahkeme icra edilebilirlik talebinde tahkim sözleşmesinin geçerliliğini inceler.
Mahkeme asıl uyuşmazlığın esasını ve tedbirin haklılığını bu aşamada incelemez.
İcra edilebilirlik kararı, sözleşmenin geçerliliği şartına bağlı olarak verilir.
İhtiyati tedbir ve delil tespiti: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Hakemin tedbir yetkisini tahkim sözleşmesinde aksi kararlaştırılmamış saymak; önce sözleşmenin ilgili kayıtlarını incelemek gerekir.
- Mahkemenin icra edilebilirlik kararında asıl uyuşmazlığın esasını inceleyebileceğini düşünmek; yalnız tahkim sözleşmesinin geçerliliği incelenir.
- Mahkemeye doğrudan başvurabilmek için m.414/3'teki hâllerin bulunup bulunmadığını araştırmadan başvurmak; hâller yoksa hakemden izin veya yazılı sözleşme gerekir.
- Mahkemenin verdiği tedbirin hakemin kararıyla kendiliğinden kalktığını unutmak ya da hakem kararının icra edilebilir hâle gelmediği hâlde tedbirin sona erdiğini kabul etmek.
- Hakem tarafından verilen tedbir kararında teminat koşulunun ayrıca değerlendirilmemesi; teminat hakemin takdirine bağlıdır.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Mahkemenin tahkim tedbirine icra edilebilirlik kararı verirken yalnız tahkim sözleşmesinin geçerliliğini araştırdığı ve asıl uyuşmazlığın esasını incelemediği kabul edilmektedir. (İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2022/114 E., 2022/568 K., 23.06.2022)
- Aksi kararlaştırılmadıkça hakemin tedbir yetkisinin varlığı, tahkim sözleşmesinde genel bir tahkim şartının bulunmasıyla birlikte ele alınmaktadır. (İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2018/27 E., 2018/461 K., 19.04.2018)
- Mahkemeye başvuru yolunun, m.414/3'te aranan hâllerin gerçekten bulunup bulunmadığı somut olayda ayrıca değerlendirilmektedir. (İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2022/114 E., 2022/568 K., 23.06.2022)
Nasıl ispat edilir?
- Tedbir veya delil tespiti talep eden taraf, hakemin tedbir yetkisinin varlığını ve talebin tahkim yargılamasına ilişkin olduğunu tahkim sözleşmesi veya tahkim yargılamasına dair belgelerle ispatlamalıdır.
- Mahkemeye icra edilebilirlik talebinde bulunan taraf, geçerli bir tahkim sözleşmesinin varlığını ve hakem tedbir kararını yazılı belgeyle ortaya koymalıdır.
- Mahkemeye doğrudan başvuruda bulunan taraf, hakem veya hakem kurulunun zamanında veya etkin hareket edemeyeceğini ya da hakemden izin alınamadığını somut olarak ispatlamalıdır.
- Karşı taraf, tahkim sözleşmesinin geçersizliğini ya da aksi kararlaştırıldığını ileri sürerek bu savunmayı kendisi ispatlamalıdır.
- Teminat konusunda hakemin kararında belirlediği teminatın verilip verilmediği belgeyle ortaya konulur.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6100 sayılı Kanun m.389: Tahkimde ihtiyati tedbirin mahkemece verilmesine ilişkin genel çerçevenin bu maddeyle birlikte okunması gerekir; m.414/3 uyarınca mahkemeye başvuru yolunu açan hâlleri tamamlar.
- 6100 sayılı Kanun m.397: Mahkemece verilen tedbirin ayakta kalması, dava açılmasına bağlıdır; m.414/4'te öngörülen kendiliğinden kalkma halinden ayrı bir tedbir rejimidir.
- 6100 sayılı Kanun m.399: Haksız tedbir nedeniyle tazminat sorumluluğunu düzenler; m.414/1'deki teminat tedbiri ile birlikte tedbirden doğan zararın karşılanmasını tamamlar.
- 6100 sayılı Kanun m.400: Delil tespitinin genel koşullarını ve usulünü düzenler; m.414/1 ve m.414/3'teki tahkimde delil tespiti bu genel çerçeveye tabi olmakla birlikte hakem yetkisi ile ilişkilidir.
HMK m.415 — Hakem sayısı
Madde, tahkimde hakem sayısını belirlemeyi ve taraflar bu konuda karar vermezse uygulanacak varsayılan sayıyı düzenler. Taraflara sayı konusunda serbestlik tanır, ancak sayının tek olmasını zorunlu kılar. Hakemlerin seçimi, hakemlerde aranan nitelikler ve mahkemenin hakem seçimi yetkisi bu maddede düzenlenmez; bunlar 6100 sayılı Kanun m.416 (hakemlerin seçimi) ve m.417-418 (hakemin reddi) kapsamındadır. Madde, tahkim sözleşmesinin taraflarına ve tahkim yargılamasına uygulanır; mahkeme yoluyla yapılan hakem seçimi ve hakemin görevden alınması gibi konular ayrı maddelerde yer alır.
Hakem sayısı: hangi kavramlar bilinmeli?
- Hakem sayısı
- Uyuşmazlığı çözmek üzere birlikte görev yapacak hakemlerin toplam adedidir. Taraflar bu sayıyı serbestçe belirler, ancak sayı tek olmak zorundadır.
- Tek sayı şartı
- Hakem sayısının bir, üç, beş gibi tek bir rakam olması gerektiğini ifade eden emredici kuraldır. Çift sayıda hakem seçilmesi bu şarta aykırıdır.
- Varsayılan hakem sayısı
- Taraflar hakem sayısını kararlaştırmamışlarsa uygulanacak sayıdır. Kanuna göre bu sayı üçtür.
Hakem sayısı: hangi şartlar aranır?
- Tahkim yargılamasında hakem sayısının taraflarca belirlenmiş olması veya bu konuda bir kararlaştırma bulunmaması gerekir.
- Taraflarca belirlenen hakem sayısının tek bir sayı olması gerekir.
- Taraflar hakem sayısını kararlaştırmamışsa, hakem sayısı kendiliğinden üç olarak uygulanır.
- Hakem sayısının çift olarak belirlenmesi, kanunun emredici tek sayı şartına aykırı düşer ve bu şarta aykırılık sayının geçersizliği sonucunu doğurur.
Tek sayı ile çift sayı arasındaki fark nedir?
Taraflar tek sayıda hakem (bir, üç, beş gibi) kararlaştırdığında, sayı kanuna uygun olur.
Taraflar çift sayıda hakem kararlaştırdığında, sayı kanunun emredici hükmüne aykırı olur.
Çift sayı kararlaştırılmışsa bu kararlaştırma geçersizdir. Yargıtay'ın tutumuna göre bu tür hakemlerin verdiği karar da geçersizdir.
Kararlaştırılmış sayı ile varsayılan sayı arasındaki fark nedir?
Taraflar hakem sayısını açıkça kararlaştırmışsa, belirlenen tek sayı uygulanır.
Taraflar sayıyı kararlaştırmamışsa, kanun gereği üç hakem seçilir.
Sayı konusunda sessiz kalan taraflar için üç hakem öngörülmüş olur.
Hakem sayısı: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Taraflar iki hakem kararlaştırmış ve oybirliği ile karar verilmişse kararın geçerli olduğunu düşünmek; tek sayı şartı emredici olduğundan oybirliği bu şartı ortadan kaldırmaz.
- Hakem sayısının tek olması gerektiğini, taraflar anlaşarak aşabilir sanmak; kanunun emredici nitelikte bir hükmü olduğu için taraf iradesi bu şartı değiştiremez.
- Sayının kararlaştırılmadığı halde iki hakemle yetinilebileceğini düşünmek; sayı kararlaştırılmamışsa kanun gereği üç hakem seçilir.
- Hakem sayısı belirlenirken çift sayıda hakemin kararlaştırılmasını, sadece tarafların sayısına göre (her tarafın bir hakemi) yapılan bir seçim olarak yorumlamak; bu yorum tek sayı kuralına aykırıdır ve geçersizliğe yol açar.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Yargıtay, taraflarca iki hakemin seçilmesi halinde bu hakemlerin verdiği kararı, tek sayı kuralına aykırılık nedeniyle geçersiz saymaktadır.
- Mahkemelerin, hakemlerin oybirliğiyle karar vermiş olmasının tek sayı kuralının uygulanmasını ortadan kaldırmayacağı yönünde değerlendirme yaptığı görülmektedir.
Nasıl ispat edilir?
- Çift sayıda hakem kararlaştırıldığını ve bu nedenle hakem kararının geçersiz olduğunu ileri süren taraf, tahkim sözleşmesi ya da hakem seçimine ilişkin yazılı belgeyle bu durumu ispatlar.
- Hakem sayısının tek olarak kararlaştırıldığını ileri süren taraf, tahkim sözleşmesindeki hakem sayısı hükmünü belge ile gösterir.
- Taraflar hakem sayısını kararlaştırmamışsa, üç hakemin seçildiği hususu hakem seçim belgeleriyle ispatlanır.
- Hakem sayısı konusunda sözleşmenin yorumu gerektiğinde, taraf iradelerinin tespiti için sözleşme metni ve tarafların önceki yazışmaları delil olarak kullanılır.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6100 m.416: Hakemlerin seçim usulünü düzenler. Hakem sayısı belirlendikten sonra hakemlerin nasıl seçileceğini, üçüncü hakemin nasıl belirleneceğini ve mahkemenin devreye gireceği halleri gösterir.
- 6100 m.417-418: Seçilen hakemin reddini düzenler. Hakem sayısı belirlenmiş olsa bile hakemlerin nitelik ve tarafsızlık koşullarının uygulanmasına ilişkindir.
HMK m.416 — Hakemlerin seçimi
6100 sayılı Kanun'un 416. maddesi, tahkimde hakem veya hakemlerin seçim usulünü düzenler. Taraflara seçim usulünü kararlaştırma serbestisi tanır, kararlaştırılmamışsa uygulanacak varsayılan usulü gösterir ve taraflarca kararlaştırılan usulün işlemediği hallerde mahkemenin hakem seçmesini öngörür. Madde, tek hakem, üç hakem ve üçten fazla hakem seçimini ayrı ayrı ele alır. Tahkim sözleşmesinin ve tahkim yargılamasının genel çerçevesini çizmez; tahkim anlaşmasının geçerliliği, hakemin reddi, hakemin görevden çekilmesi ve yerine yeni hakem seçilmesi, hakemin kendi yetkisi hakkında karar vermesi ve ihtiyati tedbir gibi konuları düzenlemez. Madde, taraflar ve seçim usulüne bağlı hakemler bakımından uygulanır.
Hakemlerin seçimi: hangi kavramlar bilinmeli?
- Hakem seçimi
- Tahkim yargılamasında uyuşmazlığa bakacak kişilerin belirlenmesi işlemidir. Taraflar bu usulü serbestçe kararlaştırabilir; kararlaştırmamışlarsa 416/1 hükümleri uygulanır.
- Gerçek kişi hakem
- Hakem olabilecek tek özne gerçek kişidir. Tüzel kişi ya da kurum hakem olarak seçilemez. Bu sınır, hakemlikte bağımsızlık ve tarafsızlık ilkesinden kaynaklanır.
- Üçüncü hakem (başkan hakem)
- Üç kişilik hakem kurulunda, taraflarca seçilen iki hakemin belirlediği ve kurulun başkanlığını yapan hakemdir. Üçüncü hakemin belirlenmesi için de bir aylık süre öngörülmüştür.
- Varsayılan seçim usulü
- Taraflar seçim usulünü kararlaştırmamışsa 416/1 hükümlerinin uygulandığı yöntemdir. Tek hakemde mahkeme seçimi, üç hakemde taraf seçimi ile iki hakemin üçüncüyü belirlemesi esastır.
- Yedek mahkeme yetkisi
- Sözleşmeyle kararlaştırılan seçim usulü işlemezse, mahkemenin 416/2 uyarınca hakem seçmesi yoludur. Bu yetki, seçim usulünün kararlaştırılmış olmasına rağmen devreye girer.
- Beş yıl kıdemli hukukçu
- Birden fazla hakemden oluşan kurulda en az bir hakemin kendi alanında beş yıl ve daha fazla kıdeme sahip hukukçu olmasını ifade eder. Kıdemin hangi andan itibaren ve nasıl hesaplanacağı maddede belirtilmemiştir.
Hakemlerin seçimi: hangi şartlar aranır?
- Hakem seçiminin, taraflarca kararlaştırılmamışsa 416/1 hükümlerine göre yapılması gerekir; taraflar bu konuda serbesttir.
- Seçilecek her hakemin gerçek kişi olması zorunludur; tüzel kişi hakem olarak gösterilemez.
- Tek hakem seçilecekse ve taraflar anlaşamıyorsa, hakemin taraflardan birinin talebi üzerine mahkemece seçilmesi gerekir.
- Üç hakem seçilecekse her tarafın bir hakem seçmesi, seçilen iki hakemin üçüncü hakemi belirlemesi gerekir.
- Üç hakem usulünde, taraflardan birinin karşı tarafın talebinin kendisine ulaşmasından itibaren bir ay içinde hakemini seçmemesi ya da seçilen iki hakemin bir ay içinde üçüncü hakemi belirleyememesi halinde mahkeme seçim yapar.
- Üçten fazla hakem seçilecekse son hakemi seçecek hakemlerin taraflarca eşit sayıda belirlenmesi gerekir.
- Birden fazla hakemden oluşan kurulda en az bir hakemin kendi alanında beş yıl ve daha fazla kıdeme sahip bir hukukçu olması zorunludur.
- Taraflar seçim usulünü kararlaştırmış olsalar da, taraflardan biri sözleşmeye uymazsa, birlikte karar vermeleri gereken halde anlaşamazlarsa veya seçim yetkisi verilen üçüncü kişi, kurum ya da kuruluş hakemi seçmezse mahkeme seçim yapar.
- Mahkeme seçim yaparken tarafların sözleşmesini ve hakemlerin bağımsız ve tarafsız olması ilkelerini gözetmelidir.
- Mahkemenin bu yetkiye dayalı kararına karşı kanun yoluna başvurulamaz.
Hakemlerin seçimi: hangi sonuçları doğurur?
- Tek hakem seçilecek ve taraflar anlaşamazsa, taraflardan birinin talebi üzerine mahkeme hakemi seçer.
- Üç hakem usulünde taraflardan biri bir ay içinde hakemini seçmezse, taraflardan birinin talebi üzerine mahkeme hakem seçimi yapar.
- Üç hakem usulünde seçilen iki hakem bir ay içinde üçüncü hakemi belirlemezse, taraflardan birinin talebi üzerine mahkeme seçim yapar.
- Mahkemenin seçtiği üçüncü hakem başkan olarak görev yapar.
- Hakemlerin tamamı gerçek kişi olmak zorundadır; tüzel kişi hakem olarak seçilemez.
- Birden fazla hakemden oluşan kurulda beş yıl kıdemli bir hukukçu bulunmazsa, bu hüküm ihlal edilmiş olur; bu durumda kurulun kuruluşuna ilişkin itiraz doğar.
- Taraflar seçim usulünü kararlaştırmış olsalar da, sözleşmeye uymayan taraf ya da seçim yetkisi verilen üçüncü kişinin seçim yapmaması halinde, taraflardan birinin talebi üzerine mahkeme hakem veya hakem kurulunu seçer.
- 416/2 kapsamında mahkemenin verdiği seçim kararına karşı kanun yoluna başvurulamaz.
- Madde emredici niteliktedir; seçim usulünün taraflarca kararlaştırılması serbest olmakla birlikte gerçek kişi ve beş yıl kıdem şartı sözleşmeyle kaldırılamaz.
Varsayılan usul ile sözleşmesel usul arasındaki fark nedir?
Taraflar seçim usulünü kararlaştırmamışsa 416/1 hükümleri uygulanır; bu durumda seçim tek hakem, üç hakem veya üçten fazla hakem ölçütlerine göre yapılır.
Taraflar bir seçim usulü kararlaştırmışsa bu usul esas alınır ve 416/2 yalnızca usulün işlemediği hallerde devreye girer.
Sözleşmesel usul işlemiyorsa mahkeme yetkisi doğar; sözleşmesel usul işliyorsa mahkemeye başvurulamaz.
Tek hakem ile üç hakem arasındaki fark nedir?
Tek hakem seçiminde taraflar anlaşamazsa hakem doğrudan mahkemece seçilir.
Üç hakem seçiminde her taraf bir hakem seçer, iki hakem üçüncüyü belirler; mahkeme ancak bir ay içinde seçim yapılmadığında devreye girer.
Tek hakemde mahkeme ilk aşamadan itibaren devrededir; üç hakemde önce tarafların ve hakemlerin kendi işlemlerine, bir aylık süreye bakılır.
Üçüncü hakem ile son hakem arasındaki fark nedir?
Üç hakem usulünde üçüncü hakem, iki taraf hakeminin belirlediği ve başkanlık yapan hakemdir.
Üçten fazla hakem usulünde son hakemi seçecek hakemler taraflarca eşit sayıda belirlenir.
Üçüncü hakem başkan olarak görev yapar; üçten fazla hakem halinde son hakemi seçen hakemlerin sayısı eşit olmalıdır.
Mahkemenin 416/1 ve 416/2 kapsamındaki yetkisi: fark nedir?
416/1 bentleri uyarınca mahkeme, tek hakem ya da üçüncü hakem gibi belirli hallerde seçim yapar.
416/2 uyarınca mahkeme, taraflar seçim usulünü kararlaştırmış olsa da, sözleşmeye aykırılık, anlaşamama ya da yetkili üçüncü kişinin seçim yapmaması hallerinde seçim yapar.
416/2 kapsamındaki mahkeme kararına karşı kanun yoluna başvurulamaz; 416/1 kapsamındaki işlemler için bu yasak metinde yer almaz.
Hakemlerin seçimi: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Taraflar seçim usulünü kararlaştırdığında 416/1 hükümlerini bütünüyle uygulamak; oysa 416/1 yalnızca taraflarca aksi kararlaştırılmadığında devreye girer.
- 416/2'nin mahkemeye başvurulabilecek tüm hallerde geçerli olduğunu varsaymak; oysa 416/2 yalnızca maddede sayılan üç halde uygulanır.
- Mahkemenin 416/2 kararına karşı istinaf veya temyiz yolunu açık saymak; metin kanun yolunu kapatmıştır.
- Üç hakem usulünde bir aylık süreyi hak düşürücü gibi hesaplamak ve süre dolmadan mahkemeye başvurmak; süre dolmadan mahkemeye başvurulması halinde yetki sorunu doğabilir.
- Tüzel kişiyi hakem olarak seçmek ve bunu geçerli saymak; maddenin (a) bendi gerçek kişi şartını koyar.
- Üçten fazla hakem usulünde son hakemi seçecek hakemlerin eşit sayıda olmasını gözden kaçırmak.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Mahkemelerin, taraflar seçim usulünü kararlaştırmış olsa da sözleşmeye uyulmadığı veya seçim işlemi yapılmadığı hallerde 416/2 uyarınca hakem seçimi talebini kabul ettikleri görülmektedir. (İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2022/731 E., 2023/274 K., 03.05.2023; İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2022/748 E., 2022/840 K., 15.12.2022; İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2022/640 E., 2022/838 K., 14.12.2022; İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2022/648 E., 2022/821 K., 12.12.2022; İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2022/626 E., 2022/808 K., 07.12.2022)
- Mahkemelerin 416/2 kapsamındaki seçim kararlarına karşı kanun yoluna başvurulamayacağını kabul ettikleri görülmektedir; bu nedenle istinaf başvurusunu kanun yolu olmadığı gerekçesiyle reddettikleri görülmektedir. (6. Hukuk Dairesi, 2024/1174 E., 2024/1148 K., 29.04.2024)
- Mahkemelerin, hakem seçimini yaparken tarafların sözleşmesini ve hakemlerin bağımsız ve tarafsız olması ilkelerini gözettikleri kabul edilmektedir. (İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2022/731 E., 2023/274 K., 03.05.2023; İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2022/748 E., 2022/840 K., 15.12.2022)
Nasıl ispat edilir?
- Hakem seçiminin mahkemece yapılmasını talep eden taraf, sözleşmede kararlaştırılan seçim usulünün işlemediğini ya da karşı tarafın sözleşmeye uymadığını ispatla yükümlüdür. Bu ispat yazılı tahkim sözleşmesi ve seçim yazışmalarıyla yapılır.
- Üç hakem usulünde bir ay sürenin geçtiğini iddia eden taraf, karşı tarafa talebin ulaştığı tarihi ve sürenin işlemediğini belgeyle göstermelidir.
- Hakemlerin gerçek kişi olduğunu ve beş yıl kıdeme sahip hukukçu bulunduğunu iddia eden taraf, bu hususları hakemlerin özgeçmişleri ve diploma veya kayıtlarla ispatlar; aksini ileri süren taraf da karşı delil sunar.
- Karşı tarafın seçim yapmadığı ya da sözleşmeye uymadığı savunmasını yapan taraf, bu iddiayı yazılı belge ile çürütebilir.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6100 sayılı Kanun m.415: Hakem sayısının tek sayıda olmasını öngörür; 416 seçim usulünü, 415 ise sayıyı düzenler.
- 6100 sayılı Kanun m.417: Kendisine hakemlik önerilen kişinin açıklama yükümlülüğü ve hakemin reddi gibi hakemlerin bağımsızlığına ilişkin koşulları düzenler; 416/2'de mahkemenin gözeteceği bağımsızlık ilkesiyle bağlantılıdır.
- 6100 sayılı Kanun m.420: Hakemin görevini yerine getirememesi halinde yerine yeni hakem seçilmesini düzenler; 416'daki seçim usulü bu durumda da uygulanır.
- 6100 sayılı Kanun m.421: Yerine yeni hakem seçimini düzenler; seçim usulü 416'ya göre belirlenir.
Süreler
| Süre | Madde | Hüküm |
|---|---|---|
| iki hafta | m.409 | İlgili taraf, aykırılığı öğrendiği tarihten itibaren iki hafta veya hakemlerin bu konuda kararlaştırdıkları süre içinde itiraz etmeden tahkime devam ederse, itiraz hakkından feragat etmiş sayılır. |
| bir ay | m.416 | Taraflardan biri, diğer tarafın bu yoldaki talebinin kendisine ulaşmasından itibaren bir ay içinde hakemini seçmezse veya tarafların seçtiği iki hakem seçilmelerinden sonraki bir ay içinde üçüncü hakemi belirlemezlerse, taraflardan… |
| beş yıl | m.416 | Üçüncü hakem, başkan olarak görev yapar. ç) Üçten fazla hakem seçilecek ise son hakemi seçecek olan hakemler yukarıdaki bentte belirtilen usule göre taraflarca eşit sayıda belirlenir. d) Hakemin birden fazla kişiden oluşması hâlinde en az… |
Süreler madde metnindeki yazımıyla verilmiştir.
Konuda geçen kararlar
39 karar- Hukuk Genel Kurulu, 2023/688 E., 2023/1348 K., 21.12.2023İlgili madde: m.412
- Hukuk Genel Kurulu, 2023/103 E., 2023/1185 K., 29.11.2023İlgili madde: m.407, m.412
- 3. Hukuk Dairesi, 2025/5452 E., 2026/129 K., 15.01.2026İlgili madde: m.408
- 3. Hukuk Dairesi, 2025/3213 E., 2025/6041 K., 10.12.2025İlgili madde: m.407
- 3. Hukuk Dairesi, 2025/934 E., 2025/5418 K., 18.11.2025İlgili madde: m.408
- 3. Hukuk Dairesi, 2024/3208 E., 2025/5240 K., 04.11.2025İlgili madde: m.408
- 3. Hukuk Dairesi, 2025/893 E., 2025/3205 K., 10.06.2025İlgili madde: m.407
- 11. Hukuk Dairesi, 2024/6001 E., 2024/7633 K., 04.11.2024İlgili madde: m.409
- 3. Hukuk Dairesi, 2023/4108 E., 2024/2037 K., 26.06.2024İlgili madde: m.407, m.408
- 6. Hukuk Dairesi, 2024/1174 E., 2024/1148 K., 29.04.2024İlgili madde: m.416
Diğer 29 karar
- 5. Hukuk Dairesi, 2023/12409 E., 2024/3223 K., 18.03.2024İlgili madde: m.410
- 11. Hukuk Dairesi, 2022/5977 E., 2024/2189 K., 18.03.2024İlgili madde: m.413
- İkinci Bölüm, 2019/36068 E., 27.02.2025İlgili madde: m.410
- Bursa 3. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2025/1143 E., 2025/1488 K., 10.12.2025İlgili madde: m.410
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi, 2025/1542 E., 2025/1119 K., 16.10.2025İlgili madde: m.412
- İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2025/502 E., 2025/836 K., 03.10.2025İlgili madde: m.414
- Ankara Batı 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2025/753 E., 2025/21 K., 10.09.2025İlgili madde: m.407
- İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2025/637 E., 2025/671 K., 09.09.2025İlgili madde: m.410
- İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2025/592 E., 2025/592 K., 09.07.2025İlgili madde: m.410
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi, 2025/793 E., 2025/803 K., 09.07.2025İlgili madde: m.413
- İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2023/578 E., 2025/368 K., 12.06.2025İlgili madde: m.409
- Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi, 2025/126 E., 2025/371 K., 26.02.2025İlgili madde: m.408
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, 2023/1920 E., 2024/1444 K., 21.05.2024İlgili madde: m.412
- Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi, 2024/131 E., 2024/403 K., 29.02.2024İlgili madde: m.408
- İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2023/558 E., 2023/640 K., 29.08.2023İlgili madde: m.409
- İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2022/731 E., 2023/274 K., 03.05.2023İlgili madde: m.416
- İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2022/748 E., 2022/840 K., 15.12.2022İlgili madde: m.416
- İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2022/640 E., 2022/838 K., 14.12.2022İlgili madde: m.416
- İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2022/648 E., 2022/821 K., 12.12.2022İlgili madde: m.416
- İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2022/626 E., 2022/808 K., 07.12.2022İlgili madde: m.416
- İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2022/114 E., 2022/568 K., 23.06.2022İlgili madde: m.414
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, 2022/1038 E., 2022/1606 K., 31.05.2022İlgili madde: m.413
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2020/428 E., 2020/790 K., 09.07.2020İlgili madde: m.410
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi, 2020/576 E., 2020/606 K., 16.06.2020İlgili madde: m.407
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, 2019/1619 E., 2020/340 K., 06.02.2020İlgili madde: m.413
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, 2019/1192 E., 2020/229 K., 30.01.2020İlgili madde: m.412, m.413
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, 2019/2525 E., 2019/1795 K., 10.10.2019İlgili madde: m.413
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, 2018/451 E., 2019/472 K., 26.03.2019İlgili madde: m.412
- İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2018/27 E., 2018/461 K., 19.04.2018İlgili madde: m.414
Bağlayıcılık derecesine göre sıralı (Anayasa Mahkemesi, içtihadı birleştirme, genel kurullar, daireler); her grupta yeni karar önce. Tam metin karar deposundan istek üzerine yüklenir. Hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ayrıca denetleyin.
Madde bağlantıları, tarihine kadar Resmî Gazete'de yayımlanan değişiklikleri içeren güncel metne gider.
Bu konudaki maddelerde bilinen en yeni değişiklik: 28.02.2018 (m.410).
Anlatım 21.10.2026 tarihinde derlendi. Bağlayıcı olan madde metnidir.
Bu konuyu panelde çalış
Panelde bu konu 10. Tahkim bölümünde yer alıyor.
Panelde çalış