HMK › Geçici hukuki korumalar

Delil tespiti ve diğer geçici hukuki korumalar

HMK m.400–406Medeni Usul HukukuSon değişiklik: 22.07.2020 (m.402)

Kısaca

HMK m.400, taraflara görülmekte olan veya ileride açılacak bir davada delil tespiti talep etme hakkını tanır; bu talebin konusunu keşif, bilirkişi incelemesi ve tanık ifadesi alınması gibi işlemler oluşturur. HMK m.401, henüz dava açılmadan önce delil tespiti talebinin hangi mahkemeye yapılacağını ve dava açıldıktan sonra yapılacak delil tespiti taleplerinde yetkili ve görevli mahkemeyi belirler.

Kapsam

Bu konu, Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.400–406 hükümlerini kapsar.

HMK m.400 — Delil tespitinin istenebileceği hâller

Madde, taraflara görülmekte olan veya ileride açılacak bir davada delil tespiti talep etme hakkını tanır; bu talebin konusunu keşif, bilirkişi incelemesi ve tanık ifadesi alınması gibi işlemler oluşturur. Maddenin ikinci fıkrası, delil tespitinin istenebilmesi için aranan hukuki yararı ve bu yararın hangi hallerde var sayılacağını düzenler. Madde, talebin hangi mahkemeye yapılacağını, dilekçe içeriğini, kararın tebliğini, acele hallerde karşı taraf dinlenmeden tespiti ve itiraz süresini düzenlemez (m.401, m.402, m.403, m.404, m.405). Tespit sonucunda oluşan delilin davada kullanılma biçimi ile diğer geçici hukuki korumalar (m.406) da bu maddenin kapsamı dışındadır. İhtiyati tedbir ise ayrı bir geçici koruma olup m.389 ve devamında düzenlenmiştir.

Delil tespitinin istenebileceği hâller: hangi kavramlar bilinmeli?

Delil tespiti
Henüz inceleme sırası gelmemiş bir vakıaya ilişkin keşif, bilirkişi incelemesi veya tanık ifadesi gibi işlemlerin, davanın asıl incelemesinden önce yapılmasını sağlayan geçici hukuki korumadır. Dava açılmış olması şart değildir; ileride açılacak davaya yönelik olabilir.
Hukuki yarar
Delil tespiti talebinin dayanağı olan, talep edenin bu işlemi istemekte korunmaya değer menfaatidir. Kanunda açıkça öngörülen haller dışında, delilin hemen tespit edilmemesi hâlinde kaybolacağı veya ileri sürülmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ihtimalinin varlığına bağlanmıştır.
Vakıa
Delil tespitiyle açıklığa kavuşturulmak istenen, hukuki sonuç doğuran olgudur. Talep, bu olgunun tespitine yöneltilmelidir; delil dışında bir hususun, örneğin tespit davasının konusunun, bu yolla tespiti istenemez.
Taraf sıfatı
Talebi yapabilmek için talep edenin, görülmekte olan veya ileride açacağı davada davacı ya da davalı olarak yer alacak kişi olması gerekir. Üçüncü kişi, bu yolla delil tespiti isteyemez.

Delil tespitinin istenebileceği hâller: hangi şartlar aranır?

  • Talep edenin, görülmekte olan veya ileride açacağı bir davada taraf sıfatına sahip olması gerekir.
  • Tespiti istenen şey, henüz inceleme sırası gelmemiş bir delil olmalıdır; ayrıca talep keşif, bilirkişi incelemesi veya tanık ifadesi gibi bir delil işlemine yönelmelidir.
  • Talep eden için hukuki yarar bulunmalıdır; kanunda açıkça öngörülen haller dışında, delilin hemen tespit edilmemesi hâlinde kaybolacağı veya ileri sürülmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ihtimalinin var olması aranır.
  • Kanunda açıkça öngörülen hâllerde hukuki yarar ayrıca aranmaz; bu hâllerde ikinci fıkradaki ihtimal şartı uygulanmaz ve kanundaki özel koşullar esas alınır.
  • Hukuki yararın varlığı, ihtimal dâhilinde bulunma ölçütüyle değerlendirilir; kesin bir kayıp ya da zorlaşma ispat edilmek zorunda değildir.
  • Tespit talebi, mahkemece hukuki yarar ve diğer şartlar bakımından haklı bulunmalıdır; aksi hâlde talep reddedilir.

Delil tespitinin istenebileceği hâller: hangi sonuçları doğurur?

  • Talep edenin taraf sıfatı ve hukuki yararı varsa, delil tespiti talebi mahkemece incelenir ve haklı bulunursa karar verilir.
  • Hukuki yarar bulunmuyorsa talep reddedilir ve delil tespiti yapılmaz.
  • Delil dışında bir hususun, örneğin tespit davası niteliğinde bir talebin tespiti, bu madde kapsamında istenemez.
  • Delil tespitiyle korunabilecek delil, aynı koruma ihtiyati tedbirle zaten sağlanmışsa delil tespiti talebi hukuki yarardan yoksun kalır.

Görülmekte olan dava ile ileride açılacak dava arasındaki fark nedir?

Görülmekte olan bir davada, henüz inceleme sırası gelmemiş bir vakıa için tespit istenebilir.

Henüz dava açılmamışsa, ileride açılacak davada ileri sürülecek bir vakıa için tespit istenebilir.

Her iki hâlde de birinci fıkra uygulanır; yalnızca talebin yöneltileceği mahkeme ve yetki kuralı farklılaşır (m.401).

Genel hukuki yarar ile kanunda açıkça öngörülen hâl arasındaki fark nedir?

Genel halde, delilin hemen tespit edilmemesi hâlinde kaybolacağı veya ileri sürülmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ihtimali aranır.

Kanunda açıkça öngörülen hâllerde bu ihtimal şartı aranmaz; kanundaki özel koşul yeterlidir.

Kanunda öngörülen hâlde, talep edenin ayrıca kayıp veya zorlaşma ihtimalini göstermesi gerekmez; bu ayrım ikinci fıkranın ilk cümlesinde yer alır.

Delil tespiti ile ihtiyati tedbir arasındaki fark nedir?

Delil tespiti, ileride veya görülmekte olan bir davada kullanılacak delilin zamanından önce toplanıp güvence altına alınmasını amaçlar.

İhtiyati tedbir, dava konusuna yönelik geçici bir korumadır ve m.389 vd. hükümlerine tabidir.

Dava konusu hakkın korunması için ihtiyati tedbir, delilin korunması için delil tespiti istenir; aynı koruma ihtiyati tedbirle zaten sağlanıyorsa delil tespiti yoluna gidilemez.

Delil tespitinin istenebileceği hâller: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Hukuki yararı yalnızca talep edenin davaya ilişkin genel menfaatiyle karıştırmak; ikinci fıkradaki kaybolma veya zorlaşma ihtimali aranmalıdır.
  • Kanunda açıkça öngörülen hâlleri genel hukuki yarar şartıyla aynı değerlendirmek; bu hâllerde ihtimal şartı aranmaz.
  • Delil tespitini dava konusu hakkın korunmasına yönelik ihtiyati tedbirle karıştırmak; her iki koruma farklı amaca hizmet eder.
  • Delil dışında bir hususun tespitini bu madde kapsamında istenebilir saymak; delil tespiti yalnızca delillere ilişkin bir korumadır.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Delil tespiti talebinde hukuki yararın varlığı ayrı bir koşul olarak aranmakta ve talep edenin delilin kaybolma veya zorlaşma ihtimalini göstermesi beklenmektedir. (Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, 2022/306 E., 2022/267 K., 18.02.2022)
  • Dava konusu hakkın korunması için ihtiyati tedbir kararı verilmişse, aynı amaca yönelik delil tespitine hukuki yarar bulunmadığı kabul edilmektedir.

Nasıl ispat edilir?

  • Talep eden, taraf sıfatını ve ileride veya görülmekte olan davayla bağlantısını ispatlamakla yükümlüdür.
  • Talep eden, hukuki yararı oluşturan kaybolma veya zorlaşma ihtimalini ortaya koymalıdır; bu ihtimal somut olguya dayanmalıdır, salt iddia yeterli görülmez.
  • Karşı tarafın, delilin korunmasına gerek kalmadığını ya da ihtiyati tedbirle aynı koruma sağlanmış olduğunu ileri sürmesi hâlinde, bu savunmayı ispat yükü ona düşer.
  • Hukuki yararın varlığını ortaya koyan belgeler ve somut delil durumu dosyaya sunulmalıdır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6100 sayılı Kanun m.401: Delil tespiti talebinin hangi mahkemeye yapılacağını belirler; bu madde ise talep hakkının ve hukuki yararın kapsamını düzenler.
  • 6100 sayılı Kanun m.402: Talebin dilekçe içeriğini ve tespit kararının nasıl verileceğini düzenler; hukuki yararın ortaya konulması bu dilekçeyle gerçekleşir.
  • 6100 sayılı Kanun m.389: İhtiyati tedbirin genel hükümlerini düzenler; delil tespitinin dava konusuna yönelik ihtiyati tedbirle ayrımında başvurulan maddedir.

HMK m.401 — Görev ve yetki

Madde, henüz dava açılmadan önce delil tespiti talebinin hangi mahkemeye yapılacağını ve dava açıldıktan sonra yapılacak delil tespiti taleplerinde yetkili ve görevli mahkemeyi belirler. Dava açılmamışken talep, esas davaya bakacak mahkemeden ya da keşif, bilirkişi incelemesi yapılacak şeyin, veya tanığın bulunduğu yerin sulh mahkemesinden istenebilir. Esas davada delil tespiti yapan mahkemenin yetki ve görev yönünden itiraz edilemeyeceğini düzenler. Madde, Noterlerin 1512 sayılı Noterlik Kanunu uyarınca yaptıkları vakıa tespitlerini kapsamaz. Madde, delil tespitinin dava açılmadan hangi usulle ve hangi koşulla istenebileceğini düzenlemez (m.400). Delil tespiti kararına karşı kanun yolunu (m.402 ve devamı) ve tespit giderlerini (m.400-406 ve m.323 vd.) düzenlemez. Madde, delil tespitinin genel ihtiyati tedbir rejimine ilişkin hükümlerini de kapsamaz (m.389 vd.).

Görev ve yetki: hangi kavramlar bilinmeli?

Delil tespiti
Henüz yargılama sırasında ortaya çıkmasını beklemeden, ileride kullanılacak bir delilin şimdiden tespit altına alınmasıdır. Madde bu işlemin görev ve yetki kurallarını düzenler, tespitin esasını ve şartlarını düzenlemez.
Esas hakkındaki davaya bakacak mahkeme
Dava açılmamışsa delil tespiti talebinin yapılabileceği ilk mahkemedir. Tespit talebi, uyuşmazlığın esası hakkında ileride açılacak davanın görüleceği mahkemeye yöneltilebilir.
Sulh mahkemesi (yer bakımından)
Dava açılmamışsa tespitin, keşif ya da bilirkişi incelemesinin yapılacağı şeyin bulunduğu yerde ya da tanığın oturduğu yerde yapılması için başvurulabilecek mahkemedir. Bu seçimlik yetki ilk fıkrada ayrıca sayılmıştır.
Vakıa tespiti
Noterin 1512 sayılı Noterlik Kanunu uyarınca bir olguyu resmi olarak saptamasıdır. Bu tespit madde kapsamı dışındadır ve kendi usul kurallarına tabidir.
Dava açıldıktan sonra delil tespiti
Esas davanın açılmasından sonra talep edilen tespitlerdir. Bu hâlde yalnızca davanın görüldüğü mahkeme yetkili ve görevlidir.

Görev ve yetki: hangi şartlar aranır?

  • Henüz dava açılmamış olmalıdır; bu halde talep, birinci fıkradaki mahkemelerden birine yapılmalıdır.
  • Dava açılmamışsa tespit talebi esas davaya bakacak mahkemeye ya da keşif, bilirkişi incelemesi yapılacak şeyin veya tanığın bulunduğu yer sulh mahkemesine yöneltilmelidir.
  • Vakıa tespiti noter aracılığıyla yapılacaksa 1512 sayılı Noterlik Kanunu'nun ilgili hükümlerine uyulmalıdır; bu durumda madde değil o kanun uygulanır.
  • Dava açıldıktan sonra yapılacak her türlü delil tespiti talebi, yalnızca davanın görüldüğü mahkemeye yapılmalıdır; başka mahkemeye yöneltilemez.

Görev ve yetki: hangi sonuçları doğurur?

  • Dava açılmadan önce delil tespiti, birinci fıkrada sayılan mahkemelerden birinden istenirse talep usulüne uygun kabul edilir.
  • Dava açılmadan önce yetkisiz mahkemeye başvurulursa taraf yetki itirazında bulunmak zorundadır; itiraz yapılmazsa daha sonra açılan esas davada tespitin yetkisiz ve görevsiz mahkemede yapıldığı ileri sürülemez.
  • Esas hakkında açılan davada, delil tespitini yapan mahkemenin yetkisiz ya da görevsiz olduğu ileri sürülemez.
  • Dava açıldıktan sonra delil tespiti yalnızca davanın görüldüğü mahkemece yapılır; başka mahkemeye yapılan talep yetki ve görev yönünden reddedilir.
  • Noterin vakıa tespiti bu maddenin kapsamı dışındadır ve Noterlik Kanunu hükümlerine tabidir.

Dava açılmadan önce ile dava açıldıktan sonra arasındaki fark nedir?

Henüz dava açılmamışsa talep, esas davaya bakacak mahkemeye ya da sulh mahkemesine seçimlik olarak yapılabilir.

Dava açıldıktan sonra talep, yalnızca davanın görüldüğü mahkemeye yapılır; seçim hakkı kalmaz.

Dava açıldıktan sonra başka bir mahkemeye yapılan talep yetkisiz ve görevsiz olur.

Esas davaya bakacak mahkeme ile sulh mahkemesi arasındaki fark nedir?

Esas davaya bakacak mahkeme, uyuşmazlığın esasını inceleyecek mahkemedir.

Sulh mahkemesi, keşif, bilirkişi incelemesi yapılacak şeyin ya da tanığın bulunduğu yerin sulh mahkemesidir.

Talep iki mahkemeden hangisine yapılırsa yapılsın geçerli kabul edilir; seçim talep edenindir.

Madde 401 kapsamındaki tespit ile noter vakıa tespiti arasındaki fark nedir?

Mahkeme eliyle yapılan delil tespitidir ve bu madde hükümlerine tabidir.

Noterin 1512 sayılı Kanun uyarınca yaptığı vakıa tespitidir.

Noter tespitinde yetki sorunu bu maddeye değil Noterlik Kanunu'na göre çözülür.

Yetki itirazı yapılan ile yapılmayan tespit arasındaki fark nedir?

Dava açılmadan yetkisiz mahkemeye başvurulduğunda taraf yetki itirazında bulunmalıdır.

Taraf itiraz etmezse daha sonra açılan esas davada tespitin yetkisiz ve görevsiz mahkemede yapıldığı ileri sürülemez.

Yetki itirazı yapılmamış tespit, esas davada geçerliliğini korur.

Görev ve yetki: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Dava açıldıktan sonra da seçimlik olarak sulh mahkemesine başvurulabileceğini sanmak; dördüncü fıkra bu seçimi kaldırır.
  • Dava öncesi tespitte yetkisiz mahkemeye başvurulmasını, yetki itirazı yapılmadığı hâlde, esas davada ileri sürebileceğini düşünmek; üçüncü fıkra bu yolu kapatır.
  • Noter vakıa tespitine bu maddedeki yetki kurallarını uygulamak; ikinci fıkra noter tespitini ayrı bırakır.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Dava açılmadan önce yapılan delil tespiti taleplerinde yetki itirazının zamanında ve açıkça yapılması gerektiği kabul edilmektedir. (İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi, 2021/1248 E., 2024/367 K., 07.03.2024)
  • Esas hakkında derdest bir dava varken başka bir mahkemeden delil tespiti istenmesinin mümkün olmadığı ve dördüncü fıkranın bu duruma uygulanacağı kabul edilmektedir. (İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi, 2021/1248 E., 2024/367 K., 07.03.2024)

Nasıl ispat edilir?

  • Delil tespiti talebinde bulunan taraf, talebin hangi aşamada yapıldığını (dava öncesi ya da dava sonrası) ve hangi mahkemeye yöneltildiğini belgelemekle yükümlüdür.
  • Dava açılmadan önce yetkisiz mahkemeye başvurulduğunu ileri süren taraf, yetki itirazını tespit sırasında yaptığını tutanak ya da dilekçe ile ispat etmelidir; itirazın yapılmadığı ispat edilirse esas davada yetki ve görev itirazı dinlenmez.
  • Noter vakıa tespitine dayanan taraf, tespitin Noterlik Kanunu'na uygun yapıldığını noter belgesi ile ispatlamalıdır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 1512 sayılı Noterlik Kanunu: Noterin yapacağı vakıa tespiti bakımından ikinci fıkra bu kanuna yollama yapar; noter tespiti bu maddenin yetki kurallarına bağlı değildir.
  • 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.400: Delil tespitinin şartlarını ve sonucunu düzenler; bu madde ise yalnızca hangi mahkemeye başvurulacağını belirler.
  • 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.1: Görev kurallarının kanunla düzenlenmesi ve kamu düzenine ilişkin olması, dördüncü fıkradaki görevli mahkeme kuralının dayanağıdır.

HMK m.402 — Delil tespiti talebi ve karar

Bu madde, delil tespiti talebinin dilekçe ile yapılmasını, dilekçenin içeriğini, avans yükümlülüğünü ve mahkemenin talebi haklı bulması hâlinde kararın karşı tarafa tebliğini ve tespit tutanağı ile bilirkişi raporunun karşı tarafa resen tebliğini düzenler. Hüküm, delil tespiti talep eden ve aleyhine tespit istenen taraflar bakımından, henüz dava açılmadan ya da dava sırasında delil tespiti yaptırmak isteyen kişiler için uygulanır. Maddenin düzenlemediği konular şunlardır: delil tespitinin yetkili ve görevli mahkemesi (m.401), delil tespitinin hangi delil yoluyla yapılacağına ilişkin hükümler (m.404), tespite itiraz ve itiraz süresi (m.403), delil tespiti dosyasının dava dosyasıyla birleşmesi ve tutanaktan yararlanma (m.405).

Delil tespiti talebi ve karar: hangi kavramlar bilinmeli?

Delil tespiti
Bir vakıanın ileride ispatında kullanılmak üzere, delilin kaybolma veya zorlukla gösterilme tehlikesi varken önceden tespit edilmesidir. Dava açılmadan ya da dava sırasında yapılabilir.
Tespit talebi
Delil tespiti için mahkemeye dilekçeyle yapılan başvurudur. Dilekçede tespiti istenen vakıa, sorulacak sorular, tehlike sebepleri ve karşı tarafın kimliği ile adresi yer alır.
Yaklaşık ispat
Delil tespiti şartlarının varlığının, tam ispat yerine mahkemede kanaat uyandıracak düzeyde gösterilmesidir. Mahkemenin şartları kuvvetle muhtemel görmesi yeterlidir.
Tespit giderleri
Mahkemenin belirlediği, tanık ve bilirkişi ücreti, keşif gideri gibi tespit için gereken paralardır. Bu giderler avans olarak ödenmeden işlem yapılmaz.
Resen tebliğ
Tespit tutanağı ve varsa bilirkişi raporunun, talep sahibinin ayrıca bir istemi aranmadan mahkemece karşı tarafa gönderilmesidir.
Acele hâl
Gecikmesinde tehlike bulunan ve talep sahibinin haklarının korunması için zorunluluk oluşan durumdur. Bu halde karşı tarafa tebligat yapılmadan tespit yapılabilir.

Delil tespiti talebi ve karar: hangi şartlar aranır?

  • Delil tespiti talebinin dilekçeyle yapılması gerekir.
  • Dilekçede tespiti istenen vakıanın, tanıklara veya bilirkişilere sorulacak soruların, delilin kaybolacağı ya da gösterilmesinde zorlukla karşılaşılacağı kuşkusunu uyandıran sebeplerin ve aleyhine tespit istenen kişinin ad, soyad ve adresinin yer alması gerekir.
  • Aleyhine tespit yapılacak kişi, durum ve koşulların imkân vermemesi nedeniyle gösterilemiyorsa talep yine de geçerli sayılır.
  • Talep edenin, delil tespiti şartlarının varlığı konusunda mahkemede kanaat uyandırması ve talebini haklı kılan delilleri göstermesi gerekir; bu aşamada yaklaşık ispat yeterlidir.
  • Mahkemece belirlenen tespit giderlerinin avans olarak ödenmiş olması gerekir; ödenmedikçe sonraki işlemler yapılmaz.
  • Talebin mahkemece haklı bulunması hâlinde karar, dilekçeyle birlikte karşı tarafa tebliğ edilmelidir.
  • Kararda tespitin nasıl ve ne zaman yapılacağı, tespit sırasında karşı tarafın hazır bulunabileceği ve varsa itiraz ile ilave soruların bir hafta içinde bildirilmesi gerektiği belirtilmelidir.
  • Tespitin yapılmasından sonra tespit tutanağı ve varsa bilirkişi raporunun bir örneği mahkemece karşı tarafa resen tebliğ edilmelidir.

Delil tespiti talebi ve karar: hangi sonuçları doğurur?

  • Talep dilekçede gerekli unsurlar bulunmadan yapılmışsa, talep usulüne uygun sayılmaz ve eksikliğin giderilmesi gerekir.
  • Aleyhine tespit yapılacak kişi gösterilemiyorsa, bu durum talebin geçerliliğini ortadan kaldırmaz.
  • Tespit giderleri avans olarak ödenmedikçe mahkeme sonraki işlemleri yapmaz.
  • Talep haklı bulunmazsa karar verilmez ve tespit yapılmaz; talep reddedilir.
  • Talep haklı bulunursa karar dilekçeyle birlikte karşı tarafa tebliğ edilir ve karşı taraf tespitte hazır bulunabilir.
  • Tespit yapılmasından sonra tespit tutanağı ve varsa bilirkişi raporunun bir örneği karşı tarafa mahkemece resen tebliğ edilir.
  • Kanunda belirtilen tebliğ ve bildirim usulüne uyulmadan yapılan işlemlerin etkisi, bu maddeye aykırılık hâlinde ayrıca değerlendirilmelidir.

Dava öncesi ile dava sırasında tespit arasındaki fark nedir?

Henüz dava açılmadan yapılan tespitte talep, esas davaya bakacak mahkemeye, keşif ya da bilirkişi incelemesi yapılacak yerin ya da tanığın oturduğu yer sulh hukuk mahkemesine yapılır.

Dava açıldıktan sonra yapılan tespitte yalnızca davanın görüldüğü mahkemeye başvurulabilir.

Yetki ve görev bakımından farklı mahkemeler söz konusu olabilir; dava sonrası tespitte başka mahkemeden istenen tespit yetkisizlik nedeniyle sorun doğurur (m.401).

Haklı bulunan talep ile reddedilen talep arasındaki fark nedir?

Şartlar yaklaşık ispatla kanaat uyandırıyorsa mahkeme talebi haklı bulur ve karar dilekçeyle birlikte karşı tarafa tebliğ edilir.

Şartlar oluşmamışsa talep reddedilir ve bu maddedeki tebliğ ve tespit süreci başlamaz.

Reddedilen talepte tespit yapılmaz; durum değişip yeni vakıa ya da yeni delil ortaya çıkarsa yeni talep yapılabilir.

Karşı tarafa önceden tebligat ile acele hâlde tebligatsız tespit arasındaki fark nedir?

Genel kural olarak karar, dilekçeyle birlikte karşı tarafa tebliğ edilir ve karşı taraf tespit sırasında hazır bulunabilir.

Acele hâllerde, talep sahibinin haklarının korunması için zorunluluk varsa karşı tarafa tebligat yapılmadan tespit yapılabilir.

Acele hâlde tespit yapıldıktan sonra karşı tarafa tebliğ fıkra 4 uyarınca resen yapılır; tebligatsız tespit istisnadır.

Tespit kararı tebliği ile tespit tutanağı tebliği arasındaki fark nedir?

Tespit kararı, dilekçeyle birlikte tespitten önce karşı tarafa tebliğ edilir.

Tespit tutanağı ve varsa bilirkişi raporu, tespitten sonra mahkemece resen tebliğ edilir.

İki tebligat farklı zamanda ve farklı belgeler için yapılır; birincisinde karşı tarafa tespit için hazırlık ve itiraz imkânı tanınır, ikincisi tespit sonucunu bildirir.

Delil tespiti talebi ve karar: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Delil tespiti talebinde tam ispat aramak; oysa yaklaşık ispat yeterlidir.
  • Acele hâl olmadan karşı tarafa tebligatı atlamak; genel kural önceden tebliğdir, tebligatsız tespit istisnadır.
  • Avans ödenmeden tespit işlemi yapmak veya yapılmasını beklemek; avans yatırılmadıkça sonraki işlemler yapılmaz.
  • Tespit kararının tebliğ edildiği tarihi hesaba katmadan bir haftalık itiraz ve ilave soru süresini yanlış başlatmak.
  • Tespit tutanağı ve bilirkişi raporunun resen tebliğ edilmesi gerektiğini unutup bu tebligatı talep edene bırakmak.
  • Aleyhine tespit yapılacak kişinin gösterilemediği durumda talebi tümüyle geçersiz saymak; madde bu hâlde talebi geçerli kabul eder.
  • Reddedilen talepten sonra yeni vakıa veya yeni delil bulunmadan yeniden talepte bulunmak.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Delil tespiti talebinde tam ispat aranmaz; mahkemenin dosya üzerinden yaklaşık ispatla kanaat edinmesi yeterli kabul edilmektedir. (Konya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi, 2019/849 E., 2019/849 K., 07.11.2019)
  • Delil tespiti talebinde mahkemenin dosya üzerinden inceleme yapması esas olmakla birlikte duruşma açılmasına engel bulunmadığı kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2017/1165 E., 2019/263 K., 26.03.2019)
  • Bilirkişi raporu sunulduktan sonra tespit tutanağı, dilekçe, karar örneği ve raporun karşı tarafa tebliğ edilmesi yönünde kararlar verilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi, 2023/1014 E., 2023/721 K., 06.07.2023; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi, 2023/93 E., 2023/4 K., 12.01.2023)
  • Delil tespiti giderlerinin, avans ve yargılama giderleri bakımından ilgili hükümler çerçevesinde değerlendirildiği görülmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi, 2021/878 E., 2024/936 K., 16.05.2024)

Nasıl ispat edilir?

  • Delil tespiti talebini ileri süren taraf, tespit şartlarının varlığını (delilin kaybolma veya zorlukla gösterilme tehlikesini) yaklaşık ispatla göstermekle yükümlüdür.
  • Bu amaçla belge, tanık beyanı ya da mevcut durumu gösteren somut deliller sunulabilir; ispat yükü talep edene aittir.
  • Talep edenin, aleyhine tespit istediği kişiyi gösteremediği hâlde, durum ve koşulların bunu engellediğini ortaya koyması gerekir.
  • Karşı taraf, tespit kararına ve yapılan işleme bir hafta içinde itiraz ederek tespitin şartlarının bulunmadığını ileri sürebilir; bu savunmayı da kendisi ispatlamalıdır.
  • Tespit giderlerinin avansının ödendiğine dair makbuz, talep edenin işlemin devamı için sunması gereken belgedir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

HMK m.403 — Acele hâllerde tespit

Madde, acele hâllerde delil tespitinin karşı tarafa tebligat yapılmaksızın da yapılabilmesini ve tespitten sonra belgelerin karşı tarafa resen tebliğini, ayrıca bu tebliğe karşı tanınan itiraz süresini düzenler. Maddenin uygulanması talep sahibinin haklarının korunması bakımından zorunluluk bulunmasına bağlıdır ve delil tespiti talebinde bulunan taraf ile karşı taraf arasındaki ilişkilerde uygulanır. Delil tespitinin genel talep, karar ve yetki kuralları madde metninde yer almaz; bunlar m.400-402 ve m.401 kapsamındadır. Tespit giderleri ve avans, tespit kararının karşı tarafa tebliği gibi genel usul kuralları ile tespit dosyasının asıl davayla birleştirilmesi (m.405) bu maddede düzenlenmez. Geçici hukuki korumaların diğer türleri ve ihtiyati tedbir yargılaması da madde kapsamı dışındadır.

Acele hâllerde tespit: hangi kavramlar bilinmeli?

Acele hâl
Talep sahibinin haklarının korunması bakımından karşı tarafa tebligat yapılmadan delil tespitinin zorunlu olduğu durumdur. Somut olayın koşullarına göre değerlendirilir; delilin kaybolma veya gösterilmesinde güçlük tehlikesi bu zorunluluğu doğurabilir.
Karşı tarafa tebligat yapılmaksızın tespit
Tespit kararının ve tespit işleminin karşı tarafa önceden bildirilmeden yapılmasıdır. Bu, karşı tarafın dinlenmeden tespit yapılması anlamına gelir ve olağan usulden ayrılan bir istisnadır.
Resen tebliğ
Tespitten sonra belgelerin talep sahibinin ayrıca bir işlem yapmasına gerek kalmadan mahkeme eliyle karşı tarafa gönderilmesidir.
Delil tespiti kararına itiraz
Karşı tarafın, kararın kendisine tebliğinden itibaren bir hafta içinde tespit kararını denetletmek üzere başvurduğu yoldur. Kararın içeriğine ve tespitin şartlarına yönelir.

Acele hâllerde tespit: hangi şartlar aranır?

  • Talep sahibinin haklarının korunması bakımından zorunluluk bulunmalıdır; zorunluluk, karşı tarafa önceden tebligat yapılmasının tespiti anlamsız kılacak ya da ciddi biçimde tehlikeye sokacak olmasına dayanmalıdır.
  • Delil tespiti talebi, genel koşulları (m.400-402) taşıyan bir talep olarak yapılmış ve mahkemece haklı bulunmuş olmalıdır.
  • Tespit, karşı tarafa tebligat yapılmadan gerçekleştirilmelidir; bu istisna yalnız acele hâllerle sınırlıdır ve olağan tebligat yükümlülüğünü tamamen ortadan kaldırmaz.
  • Tespitten sonra tespit dilekçesi, tespit kararı, tespit tutanağı ve varsa bilirkişi raporunun bir örneği karşı tarafa mahkemece kendiliğinden tebliğ edilmelidir.
  • Karşı tarafın tebliğden itibaren bir hafta içinde itiraz hakkı bulunduğu tebliğ işleminde açıkça belirtilmelidir.

Acele hâllerde tespit: hangi sonuçları doğurur?

  • Acele hâl gerçekleşmişse karşı tarafa tebligat yapılmaksızın delil tespiti yapılabilir.
  • Tespitten sonra tespit dilekçesi, tespit kararı, tespit tutanağı ve varsa bilirkişi raporunun bir örneği mahkemece kendiliğinden karşı tarafa tebliğ edilir.
  • Karşı taraf, tebliğden itibaren bir hafta içinde delil tespiti kararına itiraz edebilir.
  • Acele hâlin bulunmadığı durumda tebligat yapılmaksızın tespit yapılması, madde kapsamında değildir ve bu tespitin geçerliliği tartışmalıdır.
  • Tespit belgelerinin tebliği yapılmazsa karşı tarafın itiraz süresi işlemeye başlamaz.

Olağan delil tespiti ile acele hâlde delil tespiti arasındaki fark nedir?

Olağan delil tespitinde karar, tespit yapılmadan önce dilekçeyle birlikte karşı tarafa tebliğ edilir ve karşı taraf tespit sürecine katılabilir.

Acele hâlde karşı tarafa tebligat yapılmadan tespit yapılır; karşı taraf tespitten sonra, kendiliğinden yapılan tebliğ ile haberdar olur.

Acele hâlde karşı tarafın tespit öncesi bilgilendirilmesi ve tespit sırasında hazır bulunması olanağı ortadan kalkar; bunun yerine tespit sonrası itiraz yolu açılır.

Tespit kararının tebliği ile tespit belgelerinin tebliği arasındaki fark nedir?

Tespit kararı, dilekçe ile birlikte karşı tarafa tespitten önce tebliğ edilir (olağan usul).

Acele hâlde tespit dilekçesi, tespit kararı, tutanak ve varsa rapor tespitten sonra mahkemece kendiliğinden tebliğ edilir.

Acele hâlde itiraz süresi, bu tebliğ tarihinden başlar; olağan usulde ise karara ilişkin süre farklı kurallara bağlanmıştır.

Delil tespitinin karşı tarafa tebliği ile karşı tarafa tebligat yapılmaksızın tespit arasındaki fark nedir?

Tebligat, tespitin yapılmasından sonra da olsa gerçekleşmesi gereken bir işlemdir ve mahkeme tarafından kendiliğinden yapılır.

Tebligat yapılmaksızın tespit, karşı tarafın tespit anında bulunmadığı istisnai bir durumdur.

Tespit sonrası tebliğ yükümlülüğü, acele halde de ortadan kalkmaz; hukuki dinlenilme hakkının korunması için tespit sonrası tebligat zorunludur.

Acele hâllerde tespit: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Acele hâl koşulunu somut olarak ortaya koymadan tebligatsız tespit talep etmek; zorunluluğun varlığı talep sahibince ispat edilmelidir.
  • Tespit sonrası tebliğin mahkemece kendiliğinden yapılması gerektiğini göz ardı ederek talep sahibinin tebliği kendisinin yapması gerektiğini sanmak; bu tebliğ mahkemenin resen yapacağı işlemdir.
  • İtiraz süresini tebliğ tarihi yerine tespit tarihinden saymak; süre, karşı tarafa tebliğden itibaren işler.
  • Tespit kararına itirazı, tespit sonucunda elde edilen delilin değerini tartışma yeri sanmak; itiraz, kararın şartlarına ve kararın yerindeliğine yöneliktir.
  • Tebligatsız tespitin, karşı tarafa tebliğ yükümlülüğünü ortadan kaldırdığını düşünmek; tespit sonrası tebliğ zorunludur.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Acele hâlin varlığı, somut olayda delilin kaybolma tehlikesi veya gösterilmesinde güçlük gibi koşullara dayanılarak değerlendirilmekte ve tebligatsız tespitin zorunluluğu talep sahibince ortaya konulmaktadır. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi, 2025/1165 E., 2025/1222 K., 09.10.2025)
  • Tespit sonrası tutanak ve bilirkişi raporunun karşı tarafa tebliği için mahkemenin ayrı bir karar vermesinin yaygın olduğu görülmektedir; bu tebliğler 402 ve 403. maddeler birlikte gözetilerek yapılmaktadır. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi, 2023/1014 E., 2023/721 K., 06.07.2023; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi, 2023/93 E., 2023/4 K., 12.01.2023)
  • Delil tespiti kararının tebliği ve itiraz süresi, uygulamada 402 ve 403. maddelerin birlikte uygulanmasıyla belirlenmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi, 2021/878 E., 2024/936 K., 16.05.2024)

Nasıl ispat edilir?

  • Acele hâlin varlığını ve tebligatsız tespitin zorunluluğunu ileri süren talep sahibidir; delilin kaybolma tehlikesi veya gösterilmesinde güçlük somut belgelerle veya olgusal anlatımla ortaya konulmalıdır.
  • Delil tespiti kararına itiraz eden karşı taraf, itirazında tespit koşullarının bulunmadığını veya acele hâlin gerçekleşmediğini ileri sürebilir; bu savunmayı ispatla yükümlüdür.
  • Tespit belgelerinin karşı tarafa tebliğ edildiği, mahkemenin tebliğ kaydı ve tespit dosyasındaki tebligat işlemleriyle ispatlanır.
  • Tespit tutanağı ve varsa bilirkişi raporu, tespitin içeriğini gösteren başlıca delillerdir ve tespit dosyasında yer alır.
  • Tespit sırasında yapılan işlemler ve tespit kararı, yazılı biçimde düzenlenerek sonraki yargılamada delil olarak kullanılabilir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6100 sayılı Kanun m.400: Delil tespitinin genel olarak talep edilebileceğini ve amacını düzenler; bu maddenin uygulanabilmesi için temel dayanak niteliğindedir.
  • 6100 sayılı Kanun m.401: Delil tespiti talebinin hangi mahkemede yapılacağını belirler; tespit yetkisi ve görevi bakımından bu maddeye bağlanır.
  • 6100 sayılı Kanun m.402: Tespit talebinin içeriğini ve tespit kararının karşı tarafa tebliğini düzenler; bu maddedeki tebligat olağan usulü, m.403 ise acele hâlde istisnayı kurar.
  • 6100 sayılı Kanun m.405: Delil tespiti dosyasının asıl dava dosyası ile birleştirilmesini düzenler; m.403 kapsamında tespit belgelerinin dosyaya girmesinin sonucu ile ilişkilidir.

HMK m.404 — Delil tespiti kararında uygulanacak hükümler

Madde, delil tespiti kararında uygulanacak hükümleri düzenler. Tespiti istenen vakıanın hangi delille tespit edileceği kararlaştırıldığında, bu kararın yerine getirilmesinde o delilin toplanmasına ilişkin kuralların uygulanacağını belirtir. Hüküm, keşif, bilirkişi incelemesi ve tanık dinletilmesi gibi delil türlerinin her biri bakımından uygulanır. Maddenin uygulanması bakımından delil tespiti kararının ve yürütülmesinin usulü, karşı tarafın davet edilmesi, tespit tutanağının tebliği ve tespit dosyasının asıl dosyayla birleşmesi gibi konular ilgili diğer maddelerde düzenlenmiştir. Madde; delil tespiti talebinin şekli ve avans yükümlülüğünü (m.402), tespit kararına itirazı (m.403), tutanak ve dosyanın asıl davadaki kullanımını (m.405) ve delil tespitinin yetki ve görev kurallarını (m.401) düzenlemez.

Delil tespiti kararında uygulanacak hükümler: hangi kavramlar bilinmeli?

Delil tespiti
Henüz açılmamış ya da görülmekte olan bir davada ileride kullanılacak bir vakıanın, keşif, bilirkişi incelemesi veya tanık dinletilmesi gibi bir delil yoluyla önceden tespit edilmesidir. Tespit, esas hakkındaki yargılamanın yerine geçmez ve bu aşamada işin esasına ilişkin değerlendirme yapılmaz.
Delilin toplanmasına ilişkin hükümler
Tespiti istenen delilin türüne göre kanunda öngörülen yargılama kurallarının bütünüdür. Örneğin keşif için keşfe, bilirkişi incelemesi için bilirkişiye ilişkin hükümler bu kapsamda değerlendirilir.
Tespit kararı
Mahkemenin tespit talebini haklı bulması üzerine hangi vakıanın hangi delille tespit edileceğini belirleyen karardır. Bu kararda tespitin nasıl ve ne zaman yapılacağı, karşı tarafın hazır bulunabileceği belirtilir.

Delil tespiti kararında uygulanacak hükümler: hangi şartlar aranır?

  • Tespiti istenen vakıanın mahkemece hangi delille tespit edileceğine karar verilmiş olmalıdır.
  • Bu karar yerine getirilirken, seçilen delilin toplanmasına ilişkin kanun hükümleri uygulanmalıdır.
  • Delil türüne göre farklı usul kuralları (örneğin keşfe veya bilirkişiye ilişkin hükümler) uygulanmalıdır.

Delil tespiti kararında uygulanacak hükümler: hangi sonuçları doğurur?

  • Tespit kararında seçilen delil, o delilin toplanmasına ilişkin kurallara göre toplanır.
  • Keşfe katlanma zorunluluğu tespit sırasında da uygulanabilir ve karşı taraf keşfe karşı koyarsa iddia edilen vakıayı kabul etmiş sayılabilir.
  • Belgenin ibrazı zorunluluğu ve ibraz etmemenin sonuçları tespit sırasında uygulanabilir.
  • Mahkemenin belgenin yerinde incelenmesine ilişkin emrine haklı sebep olmaksızın engel olunması hâlinde gerektiğinde zor kullanılabilir.
  • Tespitin delil türüne göre yapılması, tespit edilen delilin değerlendirilmesini de o delilin niteliğine bağlar.

Tespit kararı ile tespit işlemi arasındaki fark nedir?

Tespit kararında hangi delilin kullanılacağı belirlenir.

Tespit işleminde bu delil fiilen toplanır.

Kararın yerine getirilmesi sırasında hangi delil kuralının uygulanacağı kararın kendisinden değil, seçilen delilin niteliğinden belirlenir.

Keşif / bilirkişi incelemesi / tanık dinletilmesi: fark nedir?

Keşif yoluyla yapılan tespitte keşfe ilişkin hükümler uygulanır.

Bilirkişi ya da tanık yoluyla yapılan tespitte ilgili delilin kendi hükümleri uygulanır.

Her delil kendi usul kurallarına göre yürütülür; örneğin keşfe katlanma yükümlülüğü keşif yoluyla yapılan tespitte de uygulanır.

Delil tespiti kararında uygulanacak hükümler: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Delil tespitini genel bir tespit olarak görüp, tespit edilen delile özgü usul kurallarını (keşif, bilirkişi, tanık) uygulamamak.
  • Tespit kararında seçilen delilin kuralları yerine ilgisiz bir delil hükmünü uygulamak.
  • Tespit yoluyla elde edilen sonucu asıl davada kesin delil saymak; oysa tespit sonucu asıl davada tartışılabilir.
  • Tespitte işin esasına ilişkin bir değerlendirme yapıldığını varsaymak; oysa değerlendirme yalnızca delil ile sınırlıdır.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Delil tespitinde yapılan işlemin değerlendirilmesi, tespit edilen delilin niteliğine göre yapılır; örneğin keşif ve bilirkişi yoluyla yapılan tespitte bu takdir delil olarak değerlendirilir. (Yargıtay İçtihatları Birleştirme Hukuk Genel Kurulu, 2013/1 E., 2014/1 K., 21.02.2014)
  • Delil tespiti kesin delil niteliğinde kabul edilmez; tespit edilen vakıalar asıl davada taraflarca tartışılabilir ve karşı delil ileri sürülebilir. (Yargıtay İçtihatları Birleştirme Hukuk Genel Kurulu, 2013/1 E., 2014/1 K., 21.02.2014)
  • Delil tespiti yargılamasında tespitin asıl davadaki değerlendirme yerine geçmeyeceği, işin esasına ilişkin değerlendirme yapılmayacağı kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi, 2025/1165 E., 2025/1222 K., 09.10.2025)

Nasıl ispat edilir?

  • Tespit talebinde bulunan taraf, tespit kararında seçilen delilin hangi vakıayı tespit edeceğini ve delilin toplanmasına ilişkin kuralların uygulanmasını talep etmelidir.
  • Keşif veya bilirkişi yoluyla yapılan tespitin sonucu tespit tutanağı ve bilirkişi raporu ile ispatlanır; bu belgeler tespit dosyasında yer alır.
  • Karşı taraf, tespitin usule aykırı yapıldığını veya delilin kurallarına uyulmadığını ileri sürerse bunu kendisi ispatlamalıdır; tespit tutanağının içeriğine itiraz edilmesi halinde itirazın dayanağı karşı tarafça gösterilmelidir.
  • Keşfe katlanmayan karşı tarafın iddia edilen vakıayı kabul etmiş sayılması, ispat yükü üzerinde olmayan tarafın keşfe karşı koymasına bağlıdır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6100 sayılı Kanun m.400: Delil tespitinin genel koşullarını ve amacını düzenler; bu madde, tespit edilecek delilin usulünü belirlerken dayanılan genel çerçevedir.
  • 6100 sayılı Kanun m.402: Tespit kararının içeriğini, tespitin nasıl ve ne zaman yapılacağını ve karşı tarafın hazır bulunabileceğini belirler; bu karar bu maddedeki işlemin temelini oluşturur.
  • 6100 sayılı Kanun m.405: Tespit dosyasının ve tutanağın asıl dava bakımından kullanımını düzenler; tespit işleminden doğan belgelerin sonraki yargılamadaki yerini belirler.

HMK m.405 — Tutanak ve diğer belgeler

Delil tespiti dosyasının asıl dava dosyasıyla ilişkisini düzenler: tespit dosyasının asıl dava dosyasının eki sayılması ve onunla birleştirilmesi, ayrıca asıl davanın taraflarının bu tutanak ve raporlara dayanabilmesi. Madde delil tespitinin koşullarını, talep usulünü ve tespit işleminin nasıl yapılacağını düzenlemez; bunlar Kanunun delil tespitine ilişkin önceki maddelerinde yer alır. Tutanakların örneklerinin verilmesi, dosya incelemesi ve gizli belgelerin incelenmesi (m. 158, m. 161) ile tutanak düzenleme kuralları (m. 154) bu maddenin kapsamı dışındadır. Asıl davanın dışındaki ayrı bir davada tespit tutanaklarının kullanımı da bu madde ile değil, genel ispat kurallarıyla değerlendirilir.

Tutanak ve diğer belgeler: hangi kavramlar bilinmeli?

Delil tespiti dosyası
Asıl davadan önce ya da dava sırasında, delilin kaybolma veya kullanılmasının güçleşme tehlikesi üzerine ayrı bir dosyada toplanan delil ve bu işleme ilişkin tutanak ile raporların bütünüdür. Dosyanın asıl davadan bağımsız açılmış olması, eki sayılmasını engellemez.
Asıl dava dosyası
Delil tespitinin ilişkili olduğu esas davanın dosyasıdır. Delil tespiti dosyası bu dosyanın eki sayılarak onunla birleşir.
Tutanak
Delil tespiti sırasında yapılan işlemlerin ve dinlenen kişilerin beyanlarının yazılı olarak kaydedildiği belgedir. Tutanak ile birlikte raporlar da maddede ayrıca anılır.
Rapor
Delil tespiti sırasında düzenlenen bilirkişi veya uzman incelemesine ilişkin yazılı görüştür. Tutanakla birlikte asıl davada kullanılabilir.

Tutanak ve diğer belgeler: hangi şartlar aranır?

  • Delil tespiti dosyasının asıl dava dosyasının eki olarak kabul edilebilmesi için, tespit ile asıl dava arasında ilişki bulunması ve tespit dosyasının bu davaya bağlanması gerekir.
  • Tespit dosyasının asıl dava dosyasıyla birleştirilmesi için dosyanın mahkemece asıl davaya eklenmesi gerekir.
  • Asıl davanın taraflarından birinin tespit tutanağı ve raporlarına dayanabilmesi için bu kişinin asıl davanın tarafı olması gerekir.
  • Dayanılan tutanak ve raporların, dayanan tarafın iddia veya savunmasını ispat amacıyla ileri sürülmesi gerekir.

Tutanak ve diğer belgeler: hangi sonuçları doğurur?

  • Delil tespiti dosyası asıl dava dosyasının eki sayılır ve onunla birleştirilir.
  • Asıl davanın her iki tarafı, iddia veya savunmasını ispat için tespit tutanağına ve raporlara dayanabilir.
  • Tespiti talep eden tarafın dışındaki asıl dava tarafı da bu belgelere dayanma hakkından yararlanır.
  • Asıl dava tarafı olmayan kişiler bu maddeye dayanarak tespit dosyasından yararlanamaz.
  • Tespit dosyasının asıl davaya bağlanması, tutanak ve raporların asıl davada delil olarak değerlendirilmesinin hukuki zeminini oluşturur.

Tespiti isteyen taraf ile diğer asıl dava tarafı arasındaki fark nedir?

Delil tespitini talep eden taraf, tespit dosyasını ilk elden bilir ve tespiti kendi talebiyle yaptırmış olur.

Tespiti talep etmeyen ama asıl davanın tarafı olan diğer taraf, tespiti kendisi istememiş olsa da dosyaya erişim ve kullanım bakımından aynı hakka sahiptir.

Madde, tespiti isteyen tarafın dışındaki asıl dava tarafına da tutanak ve raporlara dayanma hakkı tanır; kullanım hakkı talep eden tarafa özgü değildir.

Asıl dava tarafı ile asıl dava dışındaki kişi arasındaki fark nedir?

Asıl davanın tarafları tespit dosyasına, asıl dosyanın eki olarak bağlandığı için dayanabilir.

Asıl davanın tarafı olmayan kişiler, örneğin davaya sonradan dahil olmayan üçüncü kişiler, bu maddeye dayanamaz.

Maddenin sağladığı dayanma hakkı yalnızca asıl davanın taraflarına tanınmıştır.

Tutanak ve diğer belgeler: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Tespiti talep eden tarafa tanınmış bir hak olarak okuyup, tespit dosyasını yalnızca talep edenin kullanabileceğini düşünmek; madde diğer asıl dava tarafına da dayanma hakkı tanır.
  • Asıl dava tarafı olmayan bir kişinin, tespit dosyasına dayanabileceğini varsaymak.
  • Tespit dosyasının asıl dava dosyasının eki sayılması için ayrıca bir karar gerekmediğini unutup, dosyanın birleştirilmediği varsayımıyla hareket etmek; birleşme kendiliğinden doğar.
  • Tutanak ve raporlara dayanmanın, delil tespitinin koşullarının yerine geçtiğini sanmak; madde yalnızca bu belgelerin kullanımını düzenler.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Delil tespiti dosyasının asıl dava dosyasının eki sayılıp onunla birleştirildiği, bu nedenle tespit dosyasının asıl davanın dosyasında yer alacağı kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 46. Hukuk Dairesi, 2022/1126 E., 2024/1544 K., 26.09.2024; Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, 2022/2534 E., 2022/2563 K., 24.11.2022)
  • Tespit dosyasında yer alan delillerin, bölge adliye mahkemelerince asıl davanın delilleri arasında değerlendirilebildiği görülmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi, 2021/878 E., 2024/936 K., 16.05.2024)
  • Delil tespiti giderlerinin, 6100 sayılı Kanun'un delil tespitine ilişkin maddeleri ile dava giderlerine ilişkin maddeler birlikte uygulanarak belirlendiği kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi, 2021/878 E., 2024/936 K., 16.05.2024)

Nasıl ispat edilir?

  • Tespit dosyasının asıl dava dosyasının eki olduğunu ileri süren taraf, dosyanın mahkemece asıl davaya bağlandığını gösteren ara karar veya dosya kaydı ile ispat eder.
  • Tutanak ve raporlara dayanan taraf, bu belgelerin tespit dosyasında yer aldığını ve asıl davanın tarafı olduğunu dosya üzerinden gösterir.
  • Karşı taraf, tespit dosyasındaki belgenin iddiasını ispatlamaya yeterli olmadığını ya da tutanağın içeriğinin doğru yansıtılmadığını ileri sürebilir; bu durumda tutanağın içeriğine karşı sahtelik dışında iddiada bulunulamayacağı genel kurala tabidir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6100 sayılı Kanun m.154: Duruşma ve tahkikat işlemlerinin tutanağa geçirilmesine ilişkin genel kuralları düzenler; delil tespiti tutanağının biçimsel niteliği bakımından başvurulan düzenlemedir.
  • 6100 sayılı Kanun m.158: Tutanakların örneklerinin taraflara verilmesini düzenler; tespit tutanağının örneğinin verilmesinde bu hüküm uygulanır.
  • 6100 sayılı Kanun m.161: Gizli tutulan belge ve tutanakların incelenmesini hâkimin iznine bağlar; tespit dosyasındaki gizli belgeler bakımından sınır oluşturur.

HMK m.406 — Diğer geçici hukuki korumalar

HMK m.406, mahkemenin gerekli hallerde mal veya haklarla ilgili defter tutulmasına ya da mühürleme işlemi yapılmasına karar verebilmesini düzenler (1. fıkra). 2. fıkra ise ihtiyati haciz, muhafaza tedbirleri ve geçici düzenleme niteliğindeki kararlar gibi diğer kanunlardaki geçici hukuki koruma hükümlerinin saklı kaldığını belirtir. Madde, genel bir yargılama dışı koruma kuralıdır ve taraflar arasındaki geçici hukuki korumalara uygulanır. Madde; ihtiyati tedbir kararlarının şartlarını (m.389-399), delil tespitini (m.400-405) ve ihtiyati haciz ile diğer özel kanunlardaki tedbirlerin esaslarını düzenlemez. Mühürleme ve defter tutmanın usul ve yönetmelik düzeni (m.386) ile çekişmesiz yargı işleri de bu maddenin kapsamı dışındadır.

Diğer geçici hukuki korumalar: hangi kavramlar bilinmeli?

Diğer geçici hukuki koruma
İhtiyati tedbir ve delil tespiti dışında kalan, belirli bir hukuk alanında özel şartları ve sonuçları olan geçici koruma araçlarıdır. Bunların bir kısmı kanun koyucu tarafından özel kanunlarda ayrıca düzenlenmiştir.
Defter tutulması
Mal veya haklarla ilgili kayıtların mahkeme kararıyla tutulmasıdır. Tedbirin amacı, malvarlığındaki değişikliklerin kayda geçirilmesi ve izlenmesidir.
Mühürleme
Mal veya hakkın bulunduğu yerin ya da malın mahkeme eliyle mühürlenerek kullanımının engellenmesidir. Mühürleme işlemi, yönetmelikte belirlenen usulle yapılır.
Saklı tutma (özel hükümlerin saklılığı)
Diğer kanunlardaki özel hükümlerin, HMK'nın genel düzenlemesinden önce uygulanacağını ifade eden ilkedir. Özel hüküm bulunmayan hallerde HMK hükümleri kıyasen uygulanabilir.

Diğer geçici hukuki korumalar: hangi şartlar aranır?

  • Mahkemenin, mal veya haklarla ilgili defter tutulmasına ya da mühürleme işlemi yapılmasına karar verebilmesi için gerekli hallerin bulunması gerekir.
  • Tedbirin konusunun mal veya hak olması gerekir; defter tutma ve mühürleme bu konularla sınırlıdır.
  • Uyuşmazlığın, diğer kanunlarda özel geçici koruma düzenlenmiş bir alana girmemesi gerekir; aksi halde o kanunun özel hükümleri uygulanır (2. fıkra).
  • İhtiyati haciz, muhafaza tedbiri veya geçici düzenleme gibi özel bir tedbir söz konusuysa, önce o kanunun özel şartları aranmalıdır.
  • Yönetmelikte belirlenen usule uygun işlem yapılması gerekir.

Diğer geçici hukuki korumalar: hangi sonuçları doğurur?

  • Gerekli hallerde mahkeme, mal veya haklarla ilgili defter tutulmasına veya mühürleme işlemi yapılmasına karar verebilir.
  • Mahkemenin defter tutma veya mühürleme kararı verebilmesi için mal veya hakla ilgili somut bir gerekliliğin bulunması gerekir; aksi halde bu tedbire karar verilmez.
  • Diğer kanunlarda özel geçici koruma hükmü bulunan hallerde o kanunun hükümleri uygulanır ve HMK'nın genel hükümleri doğrudan uygulanmaz.
  • Özel hüküm bulunmayan hallerde ihtiyati tedbire ilişkin HMK hükümleri, niteliğine uygun ölçüde kıyasen uygulanabilir.
  • Madde, ihtiyati tedbir ve delil tespitinin ayrı rejimine tabi olduğundan, bu tedbirlerin şartlarını doğrudan bu maddeye dayanarak aramak mümkün değildir.

Defter tutulması ile mühürleme arasındaki fark nedir?

Defter tutulmasında amaç, mal veya haklara ilişkin kayıtların izlenmesidir.

Mühürlemede amaç, mal veya yerin mühürlenerek kullanımının engellenmesidir.

İki tedbir farklı işlemlerdir; hangisinin uygulanacağı talebin ve gerekli halin niteliğine göre belirlenir.

HMK m.406/1 ile HMK m.406/2 arasındaki fark nedir?

Birinci fıkradaki tedbirler, HMK'da doğrudan düzenlenmiş defter tutma ve mühürlemedir.

İkinci fıkra, ihtiyati haciz, muhafaza tedbirleri ve geçici düzenleme gibi diğer kanunlardaki geçici korumaları kapsar.

Diğer kanunlarda özel hüküm varsa o hüküm uygulanır; özel hüküm yoksa HMK m.389-405 kıyasen ve niteliğine uygun ölçüde uygulanabilir.

Diğer geçici koruma ile ihtiyati tedbir ve delil tespiti arasındaki fark nedir?

Diğer geçici korumalar kendi özel kanunlarında düzenlenmiş olabilir.

İhtiyati tedbir ve delil tespiti HMK m.389-405'te genel olarak düzenlenmiştir.

Diğer geçici korumalara HMK m.389-405 doğrudan uygulanmaz; yalnızca özel hüküm yoksa ve niteliğine uygun olduğu ölçüde kıyas yoluyla uygulanır.

Diğer geçici hukuki korumalar: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Diğer geçici korumalar için ihtiyati tedbirin şartlarını doğrudan m.406'ya dayanarak aramak; bu maddenin ihtiyati tedbirin şartlarını düzenlemediğini gözden kaçırmak.
  • İhtiyati haciz kararını ihtiyati tedbir talebi kapsamında vermek ya da iki tedbiri birbirinin yerine kullanmak.
  • Diğer kanunda özel hüküm bulunduğu halde HMK m.389-405 hükümlerini doğrudan uygulamak.
  • Mühürleme ile defter tutmayı aynı işlem gibi değerlendirmek ve talep edilen tedbirin hangisi olduğunu belirlemeden karar vermek.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Yargı kararları, m.406/2'nin diğer geçici korumaların birbirinin yerine kullanılmasını önlemek amacını taşıdığını ve ihtiyati tedbir zımnında ihtiyati haciz kararı verilemeyeceğini kabul etmektedir. (Tekirdağ Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi, 2026/180 E., 2026/126 K., 09.02.2026; Tekirdağ Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi, 2025/1235 E., 2025/1054 K., 05.11.2025)
  • Kararlarda, m.406 başlığının "Diğer geçici hukuki korumalar" olduğu ve maddenin bu nitelikteki korumaları düzenlediği vurgulanmaktadır. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, 2025/1792 E., 2026/117 K., 22.01.2026; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, 2025/1382 E., 2025/1432 K., 30.10.2025)
  • Yargı kararları, ihtiyati tedbir talebinin HMK m.389-406 hükümlerine dayandırılmasını tek başına yeterli görmeyerek, talebin hangi geçici korumaya ilişkin olduğunun ayrıca belirlenmesi gerektiğini kabul etmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi, 2025/1165 E., 2025/1222 K., 09.10.2025)

Nasıl ispat edilir?

  • Defter tutulmasına ya da mühürleme yapılmasını talep eden taraf, mal veya hakla ilgili gerekli hâlin varlığını ispatlamakla yükümlüdür.
  • Tedbirin gerekliliği, tapu kaydı, sözleşme, bilirkişi raporu veya fiili durum tespiti gibi belgelerle gösterilebilir.
  • Karşı taraf, gerekli hâlin bulunmadığını veya talep edilen tedbirin özel bir kanunda ayrı düzenlendiğini ileri sürerek savunma yapabilir; bu savunmayı da ispatlamakla yükümlüdür.
  • Talebin hangi geçici korumaya ilişkin olduğu, talep dilekçesinde açıkça belirtilmelidir; aksi halde mahkeme talebi doğru nitelendirmekte güçlük çeker.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6100 sayılı Kanun m.386: Mühürleme, defter tutma ve yemin tutanağı gibi işlemlerin usulünün Adalet Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelikte belirlendiğini düzenler; bu maddedeki işlemlerin usulü için dayanaktır.
  • 6100 sayılı Kanun m.389-399: İhtiyati tedbirin şartlarını ve uygulanmasını düzenler; m.406/2 gereği diğer geçici korumalara doğrudan değil, yalnızca özel hüküm yoksa niteliğine uygun ölçüde kıyasen uygulanır.
  • 6100 sayılı Kanun m.400-405: Delil tespitini düzenler; m.406/2 uyarınca diğer geçici korumalar için yalnızca özel hüküm bulunmayan hallerde kıyasen uygulanabilir.

Süreler

SüreMaddeHüküm
bir haftam.402Kararda ayrıca, delil tespitinin nasıl ve ne zaman yapılacağı, tespitin icrası esnasında karşı tarafın da hazır bulunabileceği, varsa itiraz ve ilave soruların bir hafta içinde bildirilmesi gerektiği belirtilir.
bir haftam.403Karşı taraf tebliğden itibaren bir hafta içinde delil tespiti kararına itiraz edebilir.

Süreler madde metnindeki yazımıyla verilmiştir.

Konuda geçen kararlar

17 karar
  1. Ceza Genel Kurulu, 2017/1165 E., 2019/263 K., 26.03.2019
    İlgili madde: m.400, m.401, m.403, m.404, m.405
  2. Yargıtay İçtihatları Birleştirme Hukuk Genel Kurulu , 2013/1 E., 2014/1 K., 21.02.2014
    İlgili madde: m.400, m.401, m.404
  3. Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesi, 2025/808 E., 2026/246 K., 15.04.2026
    İlgili madde: m.404
  4. Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, 2026/565 E., 2026/721 K., 03.04.2026
    İlgili madde: m.406
  5. Tekirdağ Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi, 2026/180 E., 2026/126 K., 09.02.2026
    İlgili madde: m.406
  6. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, 2025/1792 E., 2026/117 K., 22.01.2026
    İlgili madde: m.406
  7. Tekirdağ Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi, 2025/1235 E., 2025/1054 K., 05.11.2025
    İlgili madde: m.406
  8. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, 2025/1382 E., 2025/1432 K., 30.10.2025
    İlgili madde: m.406
  9. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi, 2025/1165 E., 2025/1222 K., 09.10.2025
    İlgili madde: m.400, m.401, m.403, m.404, m.405, m.406
  10. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 46. Hukuk Dairesi, 2022/1126 E., 2024/1544 K., 26.09.2024
    İlgili madde: m.405
Diğer 7 karar
  1. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi, 2021/878 E., 2024/936 K., 16.05.2024
    İlgili madde: m.400, m.401, m.403, m.404, m.405
  2. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi, 2021/1248 E., 2024/367 K., 07.03.2024
    İlgili madde: m.401
  3. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi, 2023/1014 E., 2023/721 K., 06.07.2023
    İlgili madde: m.403
  4. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi, 2023/93 E., 2023/4 K., 12.01.2023
    İlgili madde: m.403
  5. Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, 2022/2534 E., 2022/2563 K., 24.11.2022
    İlgili madde: m.405
  6. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, 2022/306 E., 2022/267 K., 18.02.2022
    İlgili madde: m.400
  7. Konya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi, 2019/849 E., 2019/849 K., 07.11.2019
    İlgili madde: m.400, m.401, m.403, m.404, m.405

Bağlayıcılık derecesine göre sıralı (Anayasa Mahkemesi, içtihadı birleştirme, genel kurullar, daireler); her grupta yeni karar önce. Tam metin karar deposundan istek üzerine yüklenir. Hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ayrıca denetleyin.

Madde bağlantıları, tarihine kadar Resmî Gazete'de yayımlanan değişiklikleri içeren güncel metne gider.

Bu konudaki maddelerde bilinen en yeni değişiklik: 22.07.2020 (m.402).

Anlatım 21.10.2026 tarihinde derlendi. Bağlayıcı olan madde metnidir.

Bu konuyu panelde çalış

Panelde bu konu 9. Çekişmesiz Yargı ve Geçici Hukuki Koruma Yolları bölümünde yer alıyor.

Panelde çalış