HMK › Geçici hukuki korumalar

İhtiyati tedbir

HMK m.389–399Medeni Usul HukukuSon değişiklik: 22.07.2020 (m.391)

Kısaca

HMK m.389, uyuşmazlık konusu bir hakkın korunması için ihtiyati tedbir kararı verilebilmesinin genel sebebini ve şartını düzenler. HMK m.390, ihtiyati tedbir talebinin hangi mahkemeden isteneceğini (dava öncesi ve dava sırasında ayrımıyla) ve tedbir talep eden tarafın dilekçesinde ne belirtmesi ve neyi yaklaşık olarak ispatlaması gerektiğini düzenler.

Kapsam

Bu konu, Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.389–399 hükümlerini kapsar.

HMK m.389 — İhtiyati tedbirin şartları

Madde, uyuşmazlık konusu bir hakkın korunması için ihtiyati tedbir kararı verilebilmesinin genel sebebini ve şartını düzenler. Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşması ya da tamamen imkânsız hâle gelmesi, ayrıca gecikme nedeniyle bir sakıncanın ya da ciddi bir zararın doğma endişesi bu sebeplerdir. Madde ikinci fıkrasıyla çekişmesiz yargı işlerini de kapsar; ancak bu uygulama, fıkra hükmünün niteliğine uygun düştüğü ölçüdedir. Madde, tedbir talebinin hangi mahkemeye yapılacağını, talebin tebliğini, teminatı, tedbir türlerini, kararın kaldırılmasını ve itirazı düzenlemez (m.390, m.391, m.392, m.393, m.394). Ayrıca ihtiyati haciz (İİK m.257 ve devamı) ile diğer kanunlardaki özel geçici hukuki korumalar bu maddenin kapsamı dışındadır (m.406/2).

İhtiyati tedbirin şartları: hangi kavramlar bilinmeli?

İhtiyati tedbir
Uyuşmazlık konusu hakkın, kesin hüküm verilinceye kadar geçen süreçte zarara karşı korunması için verilen geçici nitelikli hukuki korumadır. Dava konusu olmayan veya ileride açılacak davayla ilgisi bulunmayan şey ya da hak hakkında karar verilemez.
Uyuşmazlık konusu hak
Taraflar arasında çekişmeye konu olan ve tedbirin bağlanacağı hak. Tedbir, bu hakla ilgili olmalıdır; üçüncü kişilerin haklarını etkileyen tedbir ilke olarak bu kapsam dışındadır.
Mevcut durumda değişme
Tedbir kararı verilmediği takdirde, karar anına kadar hakkın bulunduğu durumda meydana gelebilecek fiili veya hukuki değişikliktir. Bu değişikliğin hakkın elde edilmesini önemli ölçüde zorlaştırması ya da tamamen imkânsız kılması aranır.
Gecikme sebebiyle sakınca veya ciddi zarar
Hakkın bekletilmesinin doğuracağı olumsuz sonuçtur. Bu sebebin varlığı için, beklemenin kesin bir zarar doğuracağı değil, zarar doğma endişesinin bulunması yeterlidir.
Haklılığın muhtemel ispatı
Tedbir için hakkın kesin olarak ispatlanması gerekmez; hakkın var olduğuna dair yaklaşık, yani muhtemel bir kanaat oluşması yeterlidir. Esasa ilişkin kesin hüküm bu aşamada verilmez.

İhtiyati tedbirin şartları: hangi şartlar aranır?

  • Uyuşmazlık konusu bir hakkın bulunması gerekir; bu hak muhtemel (yaklaşık) olarak ispat edilmelidir, kesin ispat aranmaz.
  • Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ya da tamamen imkânsız hâle geleceği yönünde endişe bulunmalıdır; ya da gecikme sebebiyle bir sakıncanın veya ciddi bir zararın doğacağı endişesi bulunmalıdır.
  • Tedbir talebi, tedbir sebebinin varlığını gösteren somut durum ortaya konularak yapılmalıdır; soyut korku yeterli değildir.
  • Tedbir, uyuşmazlık konusu hakla ilgili olmalıdır; dava konusu yapılmamış veya ileride açılacak davayla ilgisi bulunmayan şey veya hak hakkında karar verilemez.
  • Tedbir, asıl uyuşmazlığın esasını hükümle çözecek içerikte olmamalıdır.
  • Çekişmesiz yargı işlerinde de bu şartlar, işin niteliğine uygun düştüğü ölçüde aranır (ikinci fıkra).

İhtiyati tedbirin şartları: hangi sonuçları doğurur?

  • Şartlar gerçekleşirse mahkeme uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verebilir; bu bir takdir yetkisidir ve kararın verilmesi zorunlu değildir.
  • Şartların gerçekleşmediği hallerde tedbir kararı verilemez; hakkın varlığı kesin olarak ispat edilmiş olsa bile tedbir sebebi yoksa tedbir kurulamaz.
  • Tedbir kararı, asıl davanın esasını çözen içerikte olamaz; esas hakkında hükümle elde edilecek sonucu doğrudan doğuran tedbir hukuka aykırıdır.
  • Dava konusu yapılmamış veya ileride açılacak davayla ilgisi bulunmayan şey ya da hak hakkında verilen tedbir, madde hükmüne aykırıdır.
  • Üçüncü kişilerin haklarını etkileyen ve davada taraf olmayanları bağlayan tedbir, ilke olarak bu maddeye aykırıdır.
  • Çekişmesiz yargı işinde tedbir kararı, birinci fıkra hükmünün niteliğine uygun düştüğü ölçüde verilebilir.

Hakkın elde edilmesinin zorlaşması veya imkânsızlaşması ile gecikme sebebiyle sakınca veya ciddi zarar arasındaki fark nedir?

Birinci hal, dava konusu hakkın fiilen elde edilebilirliğinin tehlikeye girmesidir; kaynak, mevcut durumda ileride meydana gelecek bir değişikliktir.

İkinci hal, değişiklikten bağımsız olarak beklemenin doğuracağı sakınca veya zararı ifade eder; zaman kaybının kendisi tehlike yaratır.

İki hal alternatiftir; birinin varlığı yeterlidir. Tedbir talebinde hangi halin gerçekleştiği açıkça ortaya konulmalıdır.

Birinci fıkra ile ikinci fıkra (çekişmesiz yargı) arasındaki fark nedir?

Birinci fıkra, çekişmeli yargılamadaki uyuşmazlık konusu hak için şartları düzenler.

İkinci fıkra, çekişmesiz yargı işlerinde birinci fıkranın yalnız niteliğine uygun düşen kısmının uygulanacağını belirtir.

Çekişmesiz yargıda şartlar aynen değil, işin niteliğine göre uyarlanarak uygulanır.

İhtiyati tedbirin şartları: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Tedbir sebebini soyut bir korku ile yetinerek kabul etmek; somut olgu aranmalıdır.
  • Haklılığın kesin olarak ispatını aramak; madde haklılığın muhtemel ispatını yeterli görür.
  • Tedbir kararını asıl davanın esasını çözecek biçimde vermek; bu hukuka aykırıdır.
  • Dava konusu olmayan veya üçüncü kişinin hakkını etkileyen şey hakkında tedbir vermek; bu madde bunu kabul etmez.
  • Çekişmesiz yargı işlerinde birinci fıkrayı işin niteliğine bakmadan aynen uygulamak.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • İhtiyati tedbirin 6100 sayılı Kanun'un 389 ila 399. maddeleri arasında düzenlendiği ve bu maddelerin esas olduğu kabul edilmektedir. (İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, 2025/1064 E., 2025/1350 K., 05.08.2025; İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, 2025/744 E., 2025/1027 K., 15.05.2025; İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, 2024/1773 E., 2024/2276 K., 17.12.2024; İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, 2024/1255 E., 2024/1726 K., 08.10.2024; İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, 2023/1881 E., 2023/2065 K., 14.11.2023)
  • Tedbir kararının asıl uyuşmazlığı çözecek içerikte verilmemesi gerektiği ve hükmün sağlayacağı sonucun tedbirle elde edilemeyeceği kabul edilmektedir. (İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, 2025/676 E., 2025/982 K., 08.05.2025)

Nasıl ispat edilir?

  • Tedbir talebinde bulunan taraf, uyuşmazlık konusu hakkın varlığını muhtemel (yaklaşık) olarak ispatla yükümlüdür; kesin ispat aranmaz.
  • Tedbir sebebi, yani değişme, zorlaşma, imkânsızlaşma, gecikme sakıncası veya ciddi zarar endişesi, talep eden tarafça somut olgularla ortaya konulmalıdır.
  • Karşı taraf, tedbir sebebinin bulunmadığını veya hakkın bulunmadığını ileri sürerek savunma yapabilir; bu savunmayı da ispat etmesi gerekir.
  • Tedbir kararının dayanağı olan delillerin asıl davanın esasını çözmemesi için dikkat edilmelidir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6100 sayılı Kanun m.390: Tedbir talebinin karşı tarafa tebliğ edilip edilmeyeceğini düzenler; bu madde tedbir talebinin ön koşullarından değil, usulünden söz eder.
  • 6100 sayılı Kanun m.391: Tedbir türlerini ve kararın içeriğini düzenler; bu madde verilebilecek tedbirlerin biçimini belirler.
  • 6100 sayılı Kanun m.394: Tedbir kararına karşı itiraz yolunu düzenler; tedbirin şartlarının yokluğu bu yolla da ileri sürülebilir.
  • 6100 sayılı Kanun m.406: Diğer geçici hukuki korumalara ilişkin özel hükümlerin saklı olduğunu ve madde ile diğer kanunların ilişkisini belirtir.

HMK m.390 — İhtiyati tedbir talebi

Madde, ihtiyati tedbir talebinin hangi mahkemeden isteneceğini (dava öncesi ve dava sırasında ayrımıyla) ve tedbir talep eden tarafın dilekçesinde ne belirtmesi ve neyi yaklaşık olarak ispatlaması gerektiğini düzenler. Ayrıca karşı tarafın dinlenmeden tedbire karar verilebilmesinin şartını gösterir. Kanun, uygulamada hangi tedbirin verileceğini ve tedbir sebebinin ayrıntısını bu maddede belirlemez. Maddenin uygulanması, ihtiyati tedbir sebepleri ile tedbir türlerinin genel düzenlemesine (m.389, m.391) ve hukuki dinlenilme ilkesine bağlıdır. Maddede teminat, itiraz, istinaf ve kararın içeriği düzenlenmez; bunlar m.391, m.392, m.394 ve m.341 kapsamındadır. Teminat yükümlülüğü ve tedbir kararının içeriği ile itiraz ve istinaf yolu da bu maddede yer almaz.

İhtiyati tedbir talebi: hangi kavramlar bilinmeli?

Yaklaşık ispat
Tedbir talep eden tarafın davanın esası bakımından haklı olduğunu tam ispat ölçüsünde değil, ağırlıklı ihtimal düzeyinde gösterdiği ispat ölçüsüdür. Basit bir iddia ile yetinilmez, ancak tam ispat da aranmaz.
İhtiyati tedbir sebebi
Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişiklik nedeniyle hakkın elde edilmesinin zorlaşması ya da imkânsız hale gelmesi, gecikme yüzünden bir sakınca veya ciddi zarar doğacağı endişesini ifade eden durumdur. Maddenin kendisi bu sebebi tanımlamaz, m.389 bu ölçütleri verir.
Tedbir türü
Talep edilen tedbirin niteliğini, örneğin bir malın muhafazası, yediemine verilmesi veya bir fiilin yapılmaması gibi somut korumayı ifade eder. Dilekçede açıkça belirtilmesi gerekir.
Karşı tarafı dinlemeden karar
Hakkın derhal korunmasında zorunluluk bulunan hallerde hâkimin karşı tarafın savunmasını almadan tedbire karar verebilmesidir. Bu, hukuki dinlenilme hakkından vazgeçme anlamına gelmez; itiraz imkânı sonraya bırakılır.

İhtiyati tedbir talebi: hangi şartlar aranır?

  • Dava açılmadan önce tedbir talebinin, esas hakkında görevli ve yetkili mahkemeye yöneltilmesi gerekir.
  • Dava açıldıktan sonra tedbir talebinin ancak asıl davanın görüldüğü mahkemeye yöneltilmesi gerekir.
  • Tedbir talep eden tarafın dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebinin açıkça belirtilmesi gerekir.
  • Tedbir talep eden tarafın dilekçesinde istediği ihtiyati tedbir türünün açıkça belirtilmesi gerekir.
  • Tedbir talep eden tarafın davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmesi gerekir.
  • Karşı tarafın dinlenmeden tedbire karar verilebilmesi için talep edenin haklarının derhal korunmasında zorunluluk bulunması gerekir.

İhtiyati tedbir talebi: hangi sonuçları doğurur?

  • Tedbir talep eden taraf yaklaşık ispatı sağlamazsa, mahkeme tedbir talebini reddeder.
  • Tedbir talebi, dayanılan sebep ve türü açıkça belirtilmeden yapılmışsa, talebin eksik olduğu kabul edilir.
  • Hâkim, talep edenin haklarının derhal korunmasında zorunluluk bulunduğu kanısına varırsa karşı tarafı dinlemeden tedbire karar verebilir.
  • Karşı tarafın dinlenmediği hallerde karar verildiğinde, karşı taraf sonradan itiraz yoluna başvurabilir.

Dava öncesi ile dava sırasında talep arasındaki fark nedir?

Dava açılmadan önce tedbir talebi, esas hakkında görevli ve yetkili mahkemeden istenir. Bu mahkeme, uyuşmazlığın esasına bakacak mahkemedir.

Dava açıldıktan sonra tedbir talebi yalnızca asıl davanın görüldüğü mahkemeye yapılabilir.

Talebin hangi mahkemeye yöneltileceği, davanın açılıp açılmadığına göre değişir. Dava açıldıktan sonra başka bir mahkemeye yapılan talep kabul görmez.

Karşı taraf dinlenerek ile dinlenmeden karar arasındaki fark nedir?

Genel kural olarak karşı tarafın dinlenmesi aranır ve tedbir kararı bu dinlemeden sonra verilir.

Hakkın derhal korunmasında zorunluluk bulunan hallerde hâkim karşı tarafı dinlemeden tedbire karar verebilir.

Dinlenmeden verilen kararda karşı taraf sonradan itiraz yoluyla savunma hakkını kullanır. Bu hal, yalnızca zorunluluk varsa uygulanır.

Tedbir sebebi ile haklılığın yaklaşık ispatı arasındaki fark nedir?

Tedbir sebebi, hakkın korunmasının neden gerekli olduğunu gösteren olgudur ve dilekçede açıkça belirtilir.

Yaklaşık ispat, davanın esasına ilişkin haklılığın ispatıdır ve tam ispat ölçüsünde değildir.

Dilekçede her iki unsur ayrı ayrı yer almalı; tedbir sebebinin gösterilmesi tek başına yeterli değildir, haklılığın da yaklaşık olarak ortaya konması gerekir.

İhtiyati tedbir talebi: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Tedbir sebebini dilekçede açıkça belirtmeden yalnızca genel ifadelerle talepte bulunmak; bu durumda tedbir talebinin reddine yol açılabilir.
  • Yaklaşık ispatı tam ispat ölçüsünde aramak ya da tersine yalnızca basit bir iddiayı yeterli saymak.
  • Dava açıldıktan sonra tedbir talebini esas hakkında görevli ve yetkili başka bir mahkemeye yöneltmek.
  • Hakkın derhal korunmasında zorunluluk bulunmadığı halde karşı tarafı dinlemeden tedbire karar vermek.
  • Asıl uyuşmazlığı çözecek nitelikte bir tedbire karar vermek; tedbir, esası sonuçlandırmamalıdır.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Yaklaşık ispat, ağırlıklı ihtimal ölçüsünde ispat olarak anlaşılmakta ve hâkimin aksinin mümkün olduğu ihtimalini de göz önünde tutması gerektiği kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2023/309 E., 2023/291 K., 23.02.2023; Tekirdağ Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi, 2025/991 E., 2025/821 K., 24.09.2025)
  • Tedbir talep eden tarafın dilekçesinde sebebi ve türü açıkça belirtmesi zorunlu görülmekte, bu unsurların eksikliği talebin reddine yol açabilmektedir. (İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, 2025/1183 E., 2025/1382 K., 25.08.2025; İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, 2025/676 E., 2025/982 K., 08.05.2025; İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, 2025/400 E., 2025/951 K., 08.05.2025)
  • Yaklaşık ispatın yapılması için tedbir talep eden tarafın haklılığını gösteren delil sunması gerektiği; yalnızca iddiada bulunulmasının yeterli olmadığı kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2025/899 E., 2025/795 K., 15.05.2025)

Nasıl ispat edilir?

  • Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmekle yükümlüdür; bu unsurların yazılı dilekçede yer alması gerekir.
  • Tedbir talep eden taraf, davanın esası yönünden haklılığını yaklaşık olarak ispatla yükümlüdür; ispat, dosyadaki belgeler ve gösterilen delillerle yapılır.
  • Karşı taraf, talebin haklılığına veya yaklaşık ispatın sağlanmadığına ilişkin savunmasını ileri sürebilir ve bu savunmayı kendisi ispatlar.
  • Karşı tarafın dinlenmeden verilen karar hakkında itiraz yolu açıktır; bu yolda talep edenin dinlenmeden karar için zorunluluk bulunduğunu ispat etmesi gerekir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

HMK m.391 — İhtiyati tedbir kararı

6100 sayılı Kanun'un 391. maddesi, mahkemenin ihtiyati tedbir olarak hangi türden tedbirlere karar verebileceğini, bir ihtiyati tedbir kararında yer alması gereken asgari unsurları ve ihtiyati tedbir talebinin reddi ile yüzüne karşı aleyhine tedbir kararı verilen tarafın kanun yoluna başvurusunu düzenler. Madde, ihtiyati tedbir talep eden tarafın da, yüzüne karşı aleyhine tedbir kararı verilen tarafın da başvurusu bakımından uygulanır. Maddede süre öngörülmemiştir. Düzenlemediği konular şunlardır: ihtiyati tedbir şartları ve yaklaşık ispat (m.389, m.390), teminatın belirlenmesi ve gösterilmesi (m.392), tedbir kararına itiraz ve bu itirazın usulü (m.394), tedbirin uygulanması ve dava açılmasının süresi (m.396, m.397) ile teminat ve tazminat sorumluluğu (m.390 ve m.393 ile ilgili hükümler).

İhtiyati tedbir kararı: hangi kavramlar bilinmeli?

İhtiyati tedbir
Kesin hükme kadar devam eden yargılama boyunca, dava konusu hak veya şey üzerinde doğabilecek zararlara ve yeni ihtilaflara karşı öngörülen geçici nitelikte hukuki korumadır. Hükmün esasını kesin olarak belirlemez, yalnızca geçici koruma sağlar.
Eda amaçlı ihtiyati tedbir
Verme, yapma veya yapmama yükümlülüğünün geçici olarak yerine getirilmesini sağlayan tedbir türüdür. Asıl davada elde edilecek sonucu geçici olarak doğurabilir, ancak asıl uyuşmazlığı kesin olarak çözmez.
Yediemin
Tedbire konu malı mahkeme adına muhafaza eden ve kararda belirtilen görevleri yerine getiren kişidir. Maddenin birinci fıkrasında bir yediemine tevdi, tedbir türü olarak sayılmıştır.
Yaklaşık ispat
Tedbir talep edenin davanın esası bakımından haklı olduğunun tam ispat aranmadan, mahkemede kanaat oluşturacak ölçüde gösterilmesidir. Delilsiz iddia ile yetinilemez (m.390/3).
Sakıncayı ortadan kaldırma ve zararı engelleme ölçüsü
Verilecek tedbirin istemde belirtilen sakıncayı gidermeye veya zararı önlemeye yönelik olması gerektiğini ifade eden genel sınırdır. Tedbir bu çerçevenin dışına çıkamaz.

İhtiyati tedbir kararı: hangi şartlar aranır?

  • Mahkemenin, tedbire konu mal veya hakkın muhafaza altına alınması, bir yediemine tevdi, bir şeyin yapılması veya yapılmaması gibi bir tedbir seçmesi gerekir; sayılan örnekler sınırlayıcı değildir.
  • Seçilen tedbirin sakıncayı ortadan kaldıracak veya zararı engelleyecek nitelikte olması ve bu çerçevenin dışına çıkmaması gerekir.
  • Kararda, tedbir talep edenin varsa kanuni temsilcisi ve vekilinin ile karşı tarafın ad-soyad ve ikametgâh bilgileri ile talep edenin Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarasına yer verilmelidir.
  • Kararda tedbirin açık ve somut olarak hangi sebebe ve delillere dayandığı belirtilmelidir.
  • Kararda tereddüde yer vermeyecek biçimde neyin üzerinde ve ne tür bir tedbire karar verildiği yazılmalıdır.
  • Kararda talebin ne tutarda ve ne türde bir teminat göstereceği belirtilmelidir.
  • Talebin reddi kararı gerekçeli olarak verilmelidir.
  • Tedbir talebinin reddi veya yüzüne karşı aleyhine tedbir kararı verilen tarafın başvurusu, kanun yoluna konu edilebilmelidir; bu başvurular öncelikle incelenir ve kesin olarak karara bağlanır.

İhtiyati tedbir kararı: hangi sonuçları doğurur?

  • Mahkeme, sakıncayı ortadan kaldıracak veya zararı engelleyecek her türlü tedbire karar verebilir.
  • Kararda 391/2 bentlerinde sayılan unsurlar bulunmazsa, karar eksik biçimde verilmiş olur ve tedbirin uygulanmasına engel olabilir.
  • Talep reddedilirse, talep eden taraf kanun yoluna başvurabilir.
  • Yüzüne karşı aleyhine tedbir kararı verilen taraf da kanun yoluna başvurabilir.
  • Yapılan başvurular öncelikle incelenir ve kesin olarak karara bağlanır.
  • Talep kabul edilmezse, ihtiyati tedbir kararı verilmez ve tedbir talep eden taraf açısından koruma sağlanmaz.

Eda amaçlı tedbir ile asıl uyuşmazlığı çözen tedbir arasındaki fark nedir?

Eda amaçlı tedbir, geçici olarak yükümlülüğün yerine getirilmesini sağlar ve bu karar asıl davada verilecek hükmün yerine geçmez.

Asıl uyuşmazlığı kesin olarak çözen tedbir, davanın yerini alır.

Maddenin genel ölçüsü gereği ikinci tür tedbir verilemez. Eda amaçlı tedbirler ise geçici nitelikte olduğu sürece kabul edilir.

İhtiyati tedbir kararı: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Eda amaçlı tedbiri asıl uyuşmazlığı kesin olarak çözen bir karar gibi değerlendirmek; tedbirin geçici niteliğini gözden kaçırmak.
  • 391/1'de sayılan tedbir türlerini sınırlayıcı saymak; sayılan örnekler dışında da tedbir verilebilir.
  • Talebin reddi kararında gerekçe yazmamak; 391/3 gereği bu kararın gerekçeli verilmesi zorunludur.
  • Tedbir kararında 391/2 bentlerindeki unsurlardan birini (ör. T.C. kimlik numarası ya da teminat tutarı) eksik bırakmak.
  • Yüzüne karşı aleyhine tedbir kararı verilen tarafın kanun yoluna başvurusunu, talep reddi halindeki başvuru ile karıştırmak; her iki başvurunun da 391/3'te düzenlendiğini gözden kaçırmak.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Mahkemenin, ihtiyati tedbir kararında 391/2 bentlerindeki unsurları açıkça yazması gerektiği ve bu unsurların eksikliğinin kararın denetiminde sorun yaratabileceği kabul edilmektedir. (İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi, 2024/1543 E., 2024/1342 K., 01.10.2024; İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi, 2024/1457 E., 2024/1303 K., 24.09.2024)
  • Talep reddi kararına karşı kanun yolunun açık olduğu ve bu başvurunun öncelikle incelendiği kabul edilmektedir. (İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, 2025/1183 E., 2025/1382 K., 25.08.2025; İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, 2025/744 E., 2025/1027 K., 15.05.2025)
  • Aleyhine tedbir verilen tarafın teminata itirazının, kanun yolunda ve ilk derece mahkemesi nezdinde ne şekilde ileri sürüleceği konusunda, davacı vekilinin teminatlı tedbire karşı itiraz yolunun kanunda düzenlenmediği yönünde değerlendirme yapılmaktadır. (Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, 2025/848 E., 2025/776 K., 22.09.2025; Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, 2025/764 E., 2025/751 K., 17.09.2025)

Nasıl ispat edilir?

  • Tedbir talep eden taraf, davanın esası bakımından yaklaşık olarak haklı olduğunu ispatlamakla yükümlüdür; yazılı delil ile tanık ve belge gibi delillerle desteklenmelidir (m.390/3 ile birlikte).
  • Tedbir kararında 391/2 bentlerindeki unsurların bulunup bulunmadığı kararın kendisinden anlaşılır; eksiklik karar metninin incelenmesiyle tespit edilir.
  • Aleyhine tedbir verilen taraf, tedbirin şartlarının bulunmadığını veya sakıncanın oluşmadığını ileri sürer ve bu savunmayı kendisi ispatlamalıdır.
  • Talep reddi halinde, talep eden taraf reddin hatalı olduğunu kanun yolu aşamasında gösterir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6100 sayılı Kanun m.389: İhtiyati tedbirin genel şartlarını ve geçici hukuki koruma niteliğini düzenler; 391. maddedeki karar türlerinin hangi şartlarla verileceğini belirler.
  • 6100 sayılı Kanun m.390: Tedbir talep edenin sebebi ve nasıl bir tedbir istediğini bildirmesi ile yaklaşık ispat yükünü düzenler; 391/2 bentlerindeki gerekçe bu talebe dayanır.
  • 6100 sayılı Kanun m.392: Tedbir kararının teminatına ilişkindir; 391/2-ç'de belirtilen teminatın ne olduğu bu maddeye göre belirlenir.
  • 6100 sayılı Kanun m.394: Karşı tarafın kendisi dinlenmeden verilen tedbire itiraz yolunu düzenler; 391/3'teki kanun yolu bu itiraz kararları için de geçerlidir.
  • 6100 sayılı Kanun m.341: İstinaf yolunun genel kurallarını düzenler; 391/3 uyarınca talep reddi kararının istinaf edilebilmesinin dayanağıdır.

HMK m.392 — İhtiyati tedbirde teminat gösterilmesi

Madde, ihtiyati tedbir talep edenin teminat göstermesi yükümlülüğünü, bu yükümlülükten muafiyet hallerini ve teminatın iadesini düzenler. Kural olarak tedbir talep eden, haksız çıkması hâlinde karşı tarafın ve üçüncü kişilerin uğrayacağı muhtemel zararlara karşılık teminat göstermek zorundadır. Muafiyet, resmî belgeye, başkaca kesin bir delile dayanan talepler ile durum ve koşulların gerektirdiği hallerde ve adli yardımdan yararlananlar bakımından söz konusudur. Madde, ihtiyati tedbir talebinde bulunan her tarafa, yani özel kişiler ile devlete uygulanır. Düzenlemediği konular arasında teminatın türü ve tutarının hâkimce belirlenmesi ile teminat karşılığında tedbirin değiştirilmesi veya kaldırılması (m.87, m.395), tedbir talebinin reddine ya da kararına karşı itiraz ve istinaf yolu (m.391, m.394, m.341) ile tazminat davasının zamanaşımı bulunmaktadır. Ayrıca tedbir kararının verilme koşulları ve yaklaşık ispat ölçüsü de bu maddede yer almaz (m.390).

İhtiyati tedbirde teminat gösterilmesi: hangi kavramlar bilinmeli?

Teminat
İhtiyati tedbir talep edenin haksız çıkması hâlinde karşı tarafın ve üçüncü kişilerin uğrayacağı zararları karşılamak üzere gösterilen güvence. Teminatın türü ve miktarı hâkim tarafından serbestçe belirlenir ve kararda gösterilir.
Muhtemel zarar
Tedbirin uygulanması nedeniyle karşı tarafın veya üçüncü kişilerin haksız tedbir sonucunda uğrayabileceği zarar. Teminat bu zarara karşılık olmalıdır; zararın kesin olarak doğmuş olması gerekmez.
Üçüncü kişi
Tedbirin doğrudan tarafı olmayan ama tedbirden etkilenebilecek kişi. Teminat hesabında bunların uğrayabileceği zarar da dikkate alınır.
Kesin delil
Talebin dayandığı resmî belge veya başka kesin delil. Bu delil bulunduğunda haksız çıkma ihtimali zayıf sayılır ve teminat alınmamasına karar verilebilir.
Adli yardım
Maddi gücü yetmeyen kişiye yargılama giderlerinden muafiyet sağlayan kurum. Adli yardımdan yararlanan kişi bu maddeye göre teminat göstermez.
Teminatın iadesi
Asıl davaya ilişkin hükmün kesinleşmesi veya tedbir kararının kalkması üzerine teminatın geri verilmesi. İade, bir ay içinde tazminat davası açılmamasına bağlıdır.

İhtiyati tedbirde teminat gösterilmesi: hangi şartlar aranır?

  • Teminat gösterilmesi için ihtiyati tedbir talebinin bulunması ve talep edenin haksız çıkması hâlinde karşı tarafın veya üçüncü kişilerin zarar görme ihtimalinin bulunması gerekir.
  • Teminat, karşı tarafın ve üçüncü kişilerin uğrayabileceği muhtemel zararlara karşılık olacak miktarda belirlenmelidir.
  • Teminat gösterilmemesine karar verilebilmesi için talebin resmî belgeye veya başkaca kesin bir delile dayanması ya da durum ve koşulların bunu gerektirmesi gerekir.
  • Teminat alınmaması kararında mahkemenin gerekçesini açıkça belirtmesi şarttır.
  • Adli yardımdan yararlanan kişinin teminat göstermesi gerekmez.
  • Teminatın iadesi için asıl davaya ilişkin hükmün kesinleşmesi veya tedbir kararının kalkması olayının gerçekleşmiş olması ve bu tarihten itibaren bir ay içinde tazminat davasının açılmamış bulunması gerekir.

İhtiyati tedbirde teminat gösterilmesi: hangi sonuçları doğurur?

  • Talep eden teminat göstermezse, teminat şartına bağlanmış ihtiyati tedbir kararı verilmez ya da kararın uygulanması için teminat yatırılması beklenir.
  • Talep resmî belgeye veya başkaca kesin bir delile dayanır ya da durum ve koşullar gerektirirse, mahkeme gerekçesini açıkça belirterek teminat alınmamasına karar verebilir.
  • Adli yardımdan yararlanan kişi teminat göstermez.
  • Devlet tedbir talep ettiğinde de teminat göstermek zorundadır.
  • Talep edenin haksız çıkması hâlinde karşı tarafın ve üçüncü kişilerin uğradığı zarar, gösterilen teminattan karşılanır.
  • Asıl davaya ilişkin hüküm kesinleştiğinde veya tedbir kararı kalktığında bir ay içinde tazminat davası açılmazsa teminat iade edilir.
  • Bir ay içinde tazminat davası açılırsa teminat, bu dava sonuçlanana kadar iade edilmez.

Teminat zorunluluğu ile teminat alınmaması arasındaki fark nedir?

Kural olarak talep eden teminat göstermek zorundadır. Bu hâl, talebin genel olarak dayandığı delil düzeyine bağlı değildir.

Talep resmî belgeye ya da başkaca kesin bir delile dayanıyorsa ya da durum ve koşullar gerektiriyorsa mahkeme teminat alınmamasına karar verebilir.

Kesin delil varsa teminat alınmaması mahkemenin takdirine bağlıdır, ancak gerekçe açıkça yazılmalıdır.

Özel kişi ile devlet arasındaki fark nedir?

Özel kişi tedbir talep ettiğinde teminat göstermekle yükümlüdür.

Devlet de tedbir talep ettiğinde teminat göstermek zorundadır; 1086 sayılı Kanundaki Devlet muafiyeti bu maddede kaldırılmıştır.

Devlet için de teminat göstermeden tedbir alınmaz; muafiyet yalnız adli yardım kapsamındaki kişiler için geçerlidir.

Adli yardımdan yararlanan ile yararlanmayan talep eden arasındaki fark nedir?

Adli yardımdan yararlanan kişi, adli yardım kapsamında kalmak koşuluyla teminat göstermez.

Adli yardımdan yararlanmayan talep eden, genel kural uyarınca teminat göstermek zorundadır.

Muafiyet kişiye bağlıdır, talebin niteliğine bağlı değildir.

Teminat tutarı ile teminatın iadesi arasındaki fark nedir?

Teminatın tutarı karşı tarafın ve üçüncü kişilerin muhtemel zararına göre belirlenir.

Teminatın iadesi, hükmün kesinleşmesi veya tedbirin kalkmasından sonra bir ay içinde tazminat davası açılmamasına bağlıdır.

İade süreci tazminat davasının açılıp açılmamasına bağlanmıştır; tazminat davasının genel zamanaşımı bu ilişkiyi değiştirmez.

İhtiyati tedbirde teminat gösterilmesi: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Teminat tutarını dava konusu değerin belli bir yüzdesi olarak götürü biçimde belirlemek; oysa tutar, muhtemel zarara göre takdir edilmelidir.
  • Resmî belge veya kesin delil bulunmasını teminat muafiyeti için yeterli saymak; muafiyet için mahkemenin gerekçeli karar vermesi de gerekir.
  • Devlet için teminat muafiyeti tanımak; 1086 sayılı Kanundaki bu muafiyet bu maddede kaldırılmıştır.
  • Teminatın iadesini hükmün kesinleşmesinden sonra beklemeden yapmak; iade bir ay içinde tazminat davası açılmamasına bağlıdır.
  • Adli yardım kapsamını genişletmek; muafiyet yalnız adli yardımdan yararlanan kişi için geçerlidir.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Mahkemelerin teminat tutarını belirlerken karşı tarafın ve üçüncü kişilerin uğrayabileceği zararı öngörmesi ve bu zarara uygun bir tutar belirlemesi beklenmektedir. (İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi, 2025/2569 E., 2025/2020 K., 04.11.2025; Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, 2025/848 E., 2025/776 K., 22.09.2025; Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, 2025/764 E., 2025/751 K., 17.09.2025)
  • Uygulamada dava konusu değerin belli bir yüzdesinin götürü olarak teminat sayılması, hâkimin takdir yetkisiyle bağdaşmaz kabul edilmektedir. (Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi, 2022/3361 E., 2022/1963 K., 09.12.2022)
  • Kesin delil varlığında teminat alınmaması kararının gerekçeli olması gerektiği ve bu gerekçenin somut olaya dayanması gerektiği kabul edilmektedir. (Denizli Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi, 2025/1723 E., 2025/1851 K., 20.11.2025)
  • Teminat alınmaması kararı, talebin resmî belgeye dayandığı durumlarda, gerekçesi açıkça yazıldığı takdirde uygulanmaktadır. (Denizli Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi, 2025/1723 E., 2025/1851 K., 20.11.2025)

Nasıl ispat edilir?

  • Teminat göstermekle yükümlü olan tedbir talep eden taraftır; teminatın gösterilmemesi hâlinde tedbirin teminatsız verilmediği ayrıca tespit edilmelidir.
  • Teminat alınmaması için talebin resmî belgeye veya başkaca kesin bir delile dayandığı, talep eden tarafından belgeyle ispat edilmelidir.
  • Adli yardımdan yararlanma durumu adli yardım kararı ile ispat edilir; bu belge yoksa teminat muafiyeti ileri sürülemez.
  • Karşı taraf, teminat tutarının zararı karşılamadığını ileri sürerse, zararın büyüklüğünü ve üçüncü kişilerin uğrayabileceği zararı kendisi ispatlamalıdır.
  • İade için tazminat davasının açılıp açılmadığı mahkeme kayıtlarından ve dava dosyasından belirlenir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6100 sayılı Kanun m.87: Teminatın türünü ve tutarını hâkimin serbestçe belirlemesi ile teminat türüne ilişkin ölçütleri düzenler; m.392 teminat yükümlülüğünü kurar, m.87 ise bu yükümlülüğün biçimini belirler.
  • 6100 sayılı Kanun m.391: Tedbir kararının içeriğinde teminatın tutar ve türünün yazılmasını öngörür; m.392 teminatın kendisini düzenler.
  • 6100 sayılı Kanun m.395: Teminat gösterilmesi karşılığında tedbirin değiştirilmesi veya kaldırılmasını düzenler; m.392 ile birlikte teminatın işlevini tamamlar.
  • 6100 sayılı Kanun m.394: Teminat kararına ve tedbir kararlarına yapılan itirazın usulünü düzenler; m.392 kapsamındaki teminat kararlarına karşı başvuru yolunu belirler.

HMK m.393 — İhtiyati tedbir kararının uygulanması

Bu madde, ihtiyati tedbir kararının uygulanmasına ilişkin usulü düzenler: tedbirin uygulanması için talep süresi, talebin yapılacağı icra dairesi veya mahkeme yazı işleri müdürü, zor kullanma ve kolluk yardımı, uygulamada düzenlenecek tutanak ve tebliğ, kanun yoluna başvurulmasının dosyaya etkisi. Maddenin kapsamı tedbir kararının verilme koşullarını ve teminatı kapsamaz. Tedbir kararına itirazı (m.394) ve kararın kaldırılmasını ya da değiştirilmesini (m.397) düzenlemez. Tedbirin uygulanmasının hangi taraf bakımından ne zaman tazminat doğuracağı ile tazminat davası (m.399) ve teminat (m.392) ayrı maddelerde düzenlenmiştir. Madde, ihtiyati tedbir kararını talep eden taraf ile kararı uygulayan icra dairesi ve memur arasındaki ilişkiyi kapsar.

İhtiyati tedbir kararının uygulanması: hangi kavramlar bilinmeli?

Tefhim veya tebliğ
Tedbir kararının tedbir isteyen tarafa bildirilmesi işlemidir. Bir haftalık talep süresi bu andan başlar; kararın yalnızca verilmiş olması başlangıç için yeterli değildir.
Talep
Tedbirin uygulanması için yetkili icra dairesine ya da yazı işleri müdürüne yapılan başvurudur. Süre bakımından önemli olan, süre içinde başvurunun yapılmasıdır; talebin süresinde yerine getirilip getirilmediği tedbiri ayakta tutmaz.
Yetkili icra dairesi
Kararı veren mahkemenin yargı çevresinde bulunan icra dairesi ile tedbir konusu mal ya da hakkın bulunduğu yerdeki icra dairesidir. Bunların dışında kalan bir icra dairesine yapılan talep, yetkili merciye ulaşmadığı için süre bakımından ihtiyatla değerlendirilmelidir.
Yazı işleri müdürü görevlendirmesi
Mahkemenin kararında açıkça belirttiği hâllerde tedbiri icra dairesi yerine yazı işleri müdürünün uygulamasıdır. Bu görevlendirme kararda yer almadıkça kendiliğinden doğmaz.
Zor kullanma ve kolluk yardımı
Tedbirin uygulanması sırasında gerekirse güç kullanılmasıdır. Kolluk kuvvetleri ve köy muhtarları, uygulamayı yapacak memurun yazılı başvurusu üzerine yardım etmek ve emirlerine uymakla yükümlüdür.
Tutanak
Tedbiri uygulayan memurun düzenlediği, tedbir konusunu, bulunduğu yeri ve ilgili tüm iddiaları gösteren belgedir. Taraflara ve gerektiğinde üçüncü kişilere tebliğ edilir.

İhtiyati tedbir kararının uygulanması: hangi şartlar aranır?

  • Tedbir isteyen tarafa kararın tefhim veya tebliğ edilmiş olması gerekir; bir haftalık talep süresi bu andan işlemeye başlar.
  • Tedbirin uygulanması bu süre içinde talep edilmelidir; talebin hangi yetkili merciye yapıldığı da önemlidir.
  • Talep, kararı veren mahkemenin yargı çevresindeki veya tedbir konusu mal ya da hakkın bulunduğu yerdeki icra dairesine yapılmalıdır; mahkeme kararında belirtmişse yazı işleri müdürüne de yapılabilir.
  • Zor kullanılması gerekiyorsa bu, uygulamayı yapacak memurun yazılı başvurusu üzerine kolluk ve muhtarların yardımıyla gerçekleştirilir.
  • Uygulayan memur tedbir konusunu, bulunduğu yeri ve ilgili iddiaları gösteren bir tutanak düzenlemelidir.
  • Tutanağın bir örneği, tedbir sırasında hazır bulunmayan taraflara ve duruma göre üçüncü kişiye tebliğ edilmelidir.
  • Kanun yoluna başvurulmuşsa yalnızca tedbire ilişkin dosya ve delillerin örnekleri üst mercie gönderilmelidir.

İhtiyati tedbir kararının uygulanması: hangi sonuçları doğurur?

  • Tedbir kararı tefhim veya tebliğinden itibaren bir hafta içinde uygulanmak üzere talep edilirse tedbir yürürlükte kalır.
  • Bir hafta içinde talep yapılmazsa, kanuni süre içinde dava açılmış olsa dahi tedbir kararı kendiliğinden kalkar.
  • Talep süresinde yapılmışsa icra dairesinin ya da yazı işleri müdürünün uygulamayı geç yapması tedbir isteyen aleyhine sonuç doğurmaz.
  • Tedbir kararının uygulanması talep edildiğinde yetkili icra dairesi kararı yerine getirir; zor kullanma gerekirse kolluk ve muhtarlar yardım etmekle yükümlüdür.
  • Tutanak düzenlenmesi ve tebliği tedbirin geçerlilik koşulu olarak değil, uygulamanın belgelenmesi ve taraflara bildirilmesi olarak işlev görür.
  • Kanun yoluna başvurulması tedbirin uygulanmasını durdurmaz; yalnızca dosya ve delillerin örnekleri üst mercie gönderilir.

Kendiliğinden kalkma ile tedbirin ayakta kalması arasındaki fark nedir?

Bir haftalık süre içinde uygulamanın talep edilmesi hâlinde tedbir ayakta kalır.

Süre içinde talep yapılmazsa, kanuni süre içinde dava açılmış olsa bile tedbir kararı kendiliğinden kalkar.

Dava açmak tek başına yeterli değildir; tedbir isteyenin hem talep hem de dava süresini gözetmesi gerekir.

Talep tarihi ile uygulama tarihi arasındaki fark nedir?

Tedbir isteyen tarafın süre içinde yaptığı talep esas alınır.

Icra dairesinin talebi geç yerine getirmesi tedbir isteyen aleyhine sonuç doğurmaz.

Sürenin işlemesi bakımından fiili uygulama değil, talebin süre içinde yapılması belirleyicidir.

Icra dairesi ile yazı işleri müdürü arasındaki fark nedir?

Kural olarak talep kararı veren mahkemenin yargı çevresindeki veya tedbir konusunun bulunduğu yerdeki icra dairesine yapılır.

Mahkemenin kararında belirttiği hâllerde talep yazı işleri müdürüne yapılabilir.

Yazı işleri müdürü yetkisi kararda açıkça belirtilmedikçe kullanılamaz.

Tedbir konusu mal veya hak ile tapu sicili gibi sicil işlemleri arasındaki fark nedir?

Taşınmaz ve sicile bildirilebilen haklarda, sadece sicilde işlem yeterliyse mahkeme kararını doğrudan ilgili sicile yazabilir.

Fiili el koyma, teslim veya başka fiili işlem gerekiyorsa icra dairesi uygulama yapar.

Sicile yazılması yeterli olan hallerde ayrı bir icra başvurusu gerekmez.

Ihtiyati tedbir ile niteliği gereği bir hafta süresi uygulanamayan geçici koruma arasındaki fark nedir?

Uygulanması gerekli olan ihtiyati tedbirlerde bir haftalık talep süresi doğrudan uygulanır.

Düzenleyici nitelikteki tedbirlerde bu süre ve uygulama işlemi işlevsel olarak uygulanmaz.

Tedbirin niteliğine göre süre ve icra başvurusunun anlamı değişir.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Bir haftalık süre bakımından önemli olan, talebin süresinde yapılmasıdır; icra dairesinin talebi daha sonra yerine getirmesi süreyi etkilemez. (Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi, 2026/22 E., 2026/132 K., 13.02.2026)
  • Tedbir kararına bağlanan teminat, tedbir kararının geçerliliği için bir hafta içinde gösterilecek şekilde verilmekte; teminatın gösterilmesi kararın ayakta kalmasının ön koşulu olarak ele alınmaktadır. (Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi, 2026/22 E., 2026/132 K., 13.02.2026; Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, 2025/848 E., 2025/776 K., 22.09.2025; Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, 2025/764 E., 2025/751 K., 17.09.2025)
  • Tedbir kararının tebliğinden itibaren bir hafta geçtikten sonra yapılan uygulama talebi, süresinde yapılmamış sayılmakta ve tedbirin kendiliğinden kalktığı kabul edilmektedir. (Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi, 2025/739 E., 2025/993 K., 30.09.2025)
  • Teminatın belirli bir tutarda gösterilmesi ve ihtiyati tedbirin bu teminat karşılığında geçerli olacağının tebliğ edilmesi uygulamada sık kullanılmaktadır. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, 2025/1030 E., 2025/1108 K., 24.04.2025; Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, 2025/382 E., 2025/416 K., 18.03.2025)

Nasıl ispat edilir?

  • Tedbir isteyen taraf, kararın tefhim veya tebliğ tarihini ve uygulama talebinin yapıldığı tarihi belgeyle ispatlamakla yükümlüdür; süre bu iki tarih arasındaki farka göre hesaplanır.
  • Tebliğ tarihi, tebligat mazbatası veya tefhim tutanağıyla kanıtlanır; talep tarihi icra dairesinin başvuru kaydı ile belirlenir.
  • Tedbirin kalktığını ileri süren karşı taraf, süre geçtiğini ve talebin yapılmadığını ileri sürer; bu savunmayı ilgili kayıtlarla ispatlar.
  • Uygulamanın süresinde yapılmadığını ileri süren taraf, tebliğ tarihinden bir haftanın geçtiğini gösterirse kendiliğinden kalkma sonucu tartışmasız hale gelir.
  • Tutanağın bir örneğinin tebliği, tedbirin uygulandığını ve iddiaların kayda geçtiğini gösteren temel belgedir; tebliğ edilmemesi ilgilinin savunma hakkını etkiler.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

HMK m.394 — İhtiyati tedbir kararına karşı itiraz

Madde, karşı taraf dinlenmeden verilmiş ihtiyati tedbir kararlarına karşı itiraz yolunu, itirazın icrayı durdurup durdurmayacağını, itiraz süresini, itiraz sebeplerini, itirazın dilekçe ile yapılmasını, itiraz üzerine mahkemenin inceleme biçimini ve itiraz hakkındaki kararlara karşı kanun yolunu düzenler. Karşı taraf ile tedbirin uygulanması sebebiyle menfaati açıkça ihlal edilen üçüncü kişiler bakımından uygulanır. Maddenin düzenlemediği konular şunlardır: karşı taraf dinlenerek verilen tedbir kararlarına karşı kanun yolu (m.391), tedbir talebinin reddine karşı istinaf (m.391/3), ihtiyati tedbirin değiştirilmesi veya kaldırılması talebi (m.396), teminat (m.392) ve tedbir kararının dayanağı olan şartlar (m.389). Ayrıca itiraz süresinin geçmesinden sonra tedbirin kaldırılmasının talep edilmesi de bu maddenin kapsamı dışındadır.

İhtiyati tedbir kararına karşı itiraz: hangi kavramlar bilinmeli?

Karşı taraf dinlenmeden verilen tedbir kararı
Tedbir talep edilen kişinin savunmasına başvurulmadan, mahkemece tek taraflı olarak verilen ihtiyati tedbir kararıdır. Karşı taraf dinlenerek verilen karar bu maddenin değil, kanun yolunun konusudur.
İtiraz
Karşı taraf veya menfaati açıkça ihlal edilen üçüncü kişinin, tedbir kararını veren mahkemeye ya da asıl davaya bakan mahkemeye yaptığı, tedbirin şartlarına, mahkemenin yetkisine ve teminata ilişkin başvurudur. İtiraz, tedbir kararının değiştirilmesi veya kaldırılması talebinden ayrıdır.
Üçüncü kişi
Tedbir kararı talep eden ve karşı taraf dışında, tedbirin uygulanması sebebiyle menfaati açıkça ihlal edilen kişidir. Bu kişiler yalnız tedbirin şartlarına ve teminata itiraz edebilir, yetkiye itiraz edemez.
Dosya üzerinden inceleme
İtiraz edenin ve karşı tarafın davet edilmesine rağmen gelmemeleri hâlinde mahkemenin duruşma yapmadan, dosya içeriğine göre karar vermesidir.

İhtiyati tedbir kararına karşı itiraz: hangi şartlar aranır?

  • Tedbir kararının karşı taraf dinlenmeden verilmiş olması gerekir; karşı taraf dinlenerek verilmiş kararlara karşı bu madde değil kanun yolu öngörülmüştür.
  • İtiraz eden, karşı taraf olarak tedbirin uygulanması sırasında hazır bulunuyorsa tedbirin uygulanmasından, hazır bulunmuyorsa tedbirin uygulanmasına ilişkin tutanağın tebliğinden itibaren bir hafta içinde itiraz etmelidir.
  • Üçüncü kişi bakımından itiraz süresi, tedbiri öğrenmesinden itibaren bir haftadır ve üçüncü kişinin menfaatinin tedbirin uygulanması sebebiyle açıkça ihlal edilmiş olması gerekir.
  • İtiraz, tedbirin şartlarına, mahkemenin yetkisine veya teminata ilişkin olmalıdır; üçüncü kişi yetkiye itiraz edemez.
  • İtiraz dilekçeyle yapılmalı, itiraz sebepleri açıkça gösterilmeli ve itirazın dayanağı olan tüm deliller dilekçeye eklenmelidir.
  • Mahkeme ilgilileri dinlemek üzere davet etmelidir; davete rağmen gelinmezse dosya üzerinden inceleme yapılarak karar verilebilir.
  • Mahkeme itirazı haklı bulursa tedbir kararını değiştirebilir veya kaldırabilir; haklı bulmazsa itirazı reddeder ve tedbir devam eder.
  • Aksine karar verilmedikçe itiraz icrayı durdurmaz; mahkeme itiraz üzerine tedbirin uygulanmasının geçici olarak durdurulmasına karar verebilir.
  • İtiraz hakkında verilen kararlara karşı kanun yoluna başvurulabilir; bu başvuru öncelikle incelenir ve kesin olarak karara bağlanır.

İhtiyati tedbir kararına karşı itiraz: hangi sonuçları doğurur?

  • İtiraz, kural olarak tedbirin uygulanmasını durdurmaz; aksine karar verilmedikçe tedbir devam eder.
  • Mahkeme itiraz üzerine gerekli görürse tedbirin uygulanmasının geçici olarak durdurulmasına karar verebilir.
  • İtiraz haklı bulunursa mahkeme tedbir kararını değiştirebilir veya tamamen kaldırabilir.
  • İtiraz haklı bulunmazsa itiraz reddedilir ve tedbir devam eder.
  • Bir haftalık süre geçirildikten sonra bu madde kapsamında itiraz yapılamaz.
  • Süresinde itiraz etmeyen taraf, süre geçtikten sonra kural olarak bu maddenin ikinci fıkrasındaki sebeplerle tedbirin kaldırılmasını isteyemez.

Karşı taraf dinlenmeden verilen karar ile karşı taraf dinlenerek verilen karar arasındaki fark nedir?

Karşı taraf dinlenmeden verilen tedbir kararına karşı itiraz yoluna başvurulur.

Karşı taraf dinlenerek verilen tedbir kararına karşı itiraz değil kanun yoluna başvurulur.

Hangi yolun açık olduğu, kararın karşı taraf dinlenerek verilip verilmediğine göre belirlenir. Duruşmada hazır bulunan karşı tarafın da itiraz yapabildiği görüşü, madde gerekçesinde de yer almaktadır.

Karşı taraf ile üçüncü kişi arasındaki fark nedir?

Karşı taraf, tedbir kararına karşı itiraz edebilir ve itiraz sebepleri arasında tedbirin şartları, yetki ve teminat bulunur.

Üçüncü kişi, menfaati açıkça ihlal edilen kişidir ve yalnız tedbirin şartlarına ile teminata itiraz edebilir.

Üçüncü kişinin yetkiye itiraz hakkı yoktur; süresi de tedbiri öğrenmesinden başlar.

Tedbirin uygulanmasında hazır bulunma ile bulunmama arasındaki fark nedir?

Karşı taraf tedbirin uygulanması sırasında hazır bulunuyorsa süre tedbirin uygulanmasıyla başlar.

Karşı taraf hazır bulunmuyorsa süre tedbirin uygulanmasına ilişkin tutanağın tebliğiyle başlar.

Başlangıç anı farklıdır; her iki halde de süre bir haftadır.

Asıl dava açılmadan önce ile asıl dava açıldıktan sonra itiraz arasındaki fark nedir?

Dava açılmadan önce itiraz, tedbir kararını veren mahkemeye yapılır.

Dava açıldıktan sonra itiraz hakkında asıl davaya bakan mahkeme karar verir.

Asıl dava açıldıktan sonra itiraz hangi mahkemeye yapılmış olursa olsun, karar yetkisi asıl davaya bakan mahkemededir.

İtiraz ile tedbir talebinin reddine karşı kanun yolu arasındaki fark nedir?

İtiraz üzerine verilen karara karşı kanun yoluna başvurulabilir ve bu başvuru kesin olarak karara bağlanır.

Tedbir talebinin reddi kanun yolunun konusudur ve bu durum m.391 kapsamındadır.

Yüksek teminat veya tedbirin farklı verilmesi gibi hâllerde itiraz yolu açılmaz; bu hâllerde talebin yeniden gözden geçirilmesi istenebilir.

İhtiyati tedbir kararına karşı itiraz: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Karşı taraf dinlenerek verilmiş tedbir kararına itiraz yoluna gitmek; bu durumda kanun yolunun açık olduğunu gözden kaçırmaktır.
  • Üçüncü kişinin yetkiye itiraz edebileceğini sanmak; üçüncü kişi yalnız tedbirin şartlarına ve teminata itiraz edebilir.
  • Bir haftalık süreyi, tedbirin uygulanmasına ilişkin tutanağın tebliği yerine her zaman tedbirin uygulanmasından saymak; karşı taraf hazır bulunmuyorsa başlangıç tebliğdir.
  • Asıl dava açıldıktan sonra itirazın tedbiri veren mahkemede çözüleceğini düşünmek; dava açıldıktan sonra karar yetkisi asıl davaya bakan mahkemededir.
  • İtiraz üzerine verilen kararı, itiraz yolunun kapalı olmasına rağmen istinafa götürmek; itiraz kararına karşı kanun yolu açıktır ama ayrı bir değerlendirme gerektirir.
  • Süresinde itiraz edilmemiş tedbiri, bu maddenin ikinci fıkrasındaki sebeplerle süre geçtikten sonra da kaldırılabilir saymak.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Dava açıldıktan sonra itiraz hangi mahkemeye yapılmış olursa olsun, asıl davaya bakan mahkemenin karar vermesi gerektiği kabul edilmektedir. (İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, 2025/1183 E., 2025/1382 K., 25.08.2025; Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi, 2025/640 E., 2025/1120 K., 18.06.2025)
  • Tedbir talebinin kabul edilmekle birlikte yüksek teminat konulması veya tedbirin farklı verilmesi hâllerinde, itiraz yolunun açık olmadığı ve talebin yeniden gözden geçirilmesinin istenebileceği kabul edilmektedir. (İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, 2025/744 E., 2025/1027 K., 15.05.2025)
  • Süresinde itiraz edilmeyen tedbir için bir haftalık sürenin geçmesinin ardından, bu maddenin ikinci fıkrasındaki sebeplerle tedbirin kaldırılmasının istenemeyeceği kabul edilmektedir. (İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, 2025/676 E., 2025/982 K., 08.05.2025)
  • İtiraz üzerine verilen kararlara karşı kanun yoluna başvurulabileceği ve bu başvurunun öncelikle incelenip kesin olarak karara bağlanacağı kabul edilmektedir. (İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, 2025/400 E., 2025/951 K., 08.05.2025)

Nasıl ispat edilir?

  • İtiraz eden taraf, itiraz sebeplerini açıkça göstermek ve itirazının dayanağı olan tüm delilleri dilekçesine eklemek zorundadır; ispat yükü itiraz eden tarafta olduğu ölçüde, itirazın gerekçesini ileri süren taraftadır.
  • Kural olarak itirazın dayanağı olan delil ve belgeler dilekçe ile sunulmalıdır; sonradan delil sunulması kural olarak mümkün değildir.
  • Karşı taraf, tedbirin şartlarının varlığını ve teminatın yeterliliğini savunma olarak ileri sürer; bu savunmada karşı tarafın ispat yükü tedbir talep edenin ispat yüküyle ilgilidir.
  • Tedbirin uygulanma tarihi veya tebliğ tarihi, süreye ilişkin itirazın başlangıcını belirlediği için tutanak ve tebligat belgeleri ile ispat edilir.
  • Üçüncü kişi, menfaatinin tedbirin uygulanması sebebiyle açıkça ihlal edildiğini ve tedbiri ne zaman öğrendiğini ispatlamakla yükümlüdür.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

HMK m.395 — Teminat karşılığı tedbirin değiştirilmesi veya kaldırılması

Madde, ihtiyati tedbir kararı verilen veya hakkında tedbir uygulanan kişinin teminat göstererek tedbirin değiştirilmesini veya kaldırılmasını istemesini düzenler; teminatın tutarını tedbirin değiştirilmesi veya kaldırılmasına göre, türünü ise 87. maddeye göre belirleme usulünü ve bu kararlara itirazın kıyas yoluyla uygulanmasını kapsar. Kişisel kapsamı hem karşı taraf hem de tedbirin uygulandığı üçüncü kişilerdir. Durum ve koşulların değişmesi sebebiyle tedbirin kaldırılmasını (m.396), itiraz yolunu ve itiraz usulünü (m.394), tedbir teminatının ilk gösterilmesini (m.392) ve tedbirden doğan tazminat davasını düzenlemez.

Teminat karşılığı tedbirin değiştirilmesi veya kaldırılması: hangi kavramlar bilinmeli?

Teminat karşılığı değiştirme veya kaldırma
Tedbir altındaki kişinin, mahkemenin kabul edeceği bir teminatı göstererek tedbirin hafifletilmesini ya da tamamen kaldırılmasını istemesi yoludur. Mahkeme bu talebi kabul etmek zorunda değildir; takdir yetkisi kullanılır.
Teminatın tutarı
Mahkemenin, tedbirin değiştirilmesine veya kaldırılmasına göre belirlediği miktardır. Tedbirin kapsamı ne kadar geniş kaldırılıyorsa teminat da o oranda ağırlaşır.
Teminatın türü
Teminatın nakit, banka teminat mektubu veya benzeri biçimini ifade eder. Tür, 87. maddedeki genel teminat hükümlerine göre belirlenir; taraflar sözleşmeyle tür kararlaştırmışsa bu kayda bağlı kalınır.
Kıyas yoluyla itiraz
394. maddenin üçüncü ve dördüncü fıkralarının, teminat üzerine verilen karara karşı da uygulanmasıdır. Bu yol, tedbirin özüne ilişkin itirazın yerine geçmez.

Teminat karşılığı tedbirin değiştirilmesi veya kaldırılması: hangi şartlar aranır?

  • Tedbir kararı aleyhine verilmiş olan ya da hakkında uygulanmış bulunan kişinin talepte bulunması gerekir.
  • Talep edilen tedbir değişikliği ya da kaldırma için mahkemece kabul edilecek bir teminat gösterilmelidir.
  • Mahkemenin teminatı yeterli bulması ve tedbirin değiştirilmesine ya da kaldırılmasına karar vermesi gerekir; bu takdirin kullanılması zorunlu değildir.
  • Teminatın tutarı tedbirin değiştirilmesine veya kaldırılmasına göre, türü 87. maddeye göre belirlenmelidir.
  • Tedbirin değiştirilmesi ya da kaldırılması, tedbirin özüne ilişkin itiraz yolu ile birlikte değil, bu yolun yerine ya da paralel olarak kullanılabilir.

Teminat karşılığı tedbirin değiştirilmesi veya kaldırılması: hangi sonuçları doğurur?

  • Teminat gösterilmesi halinde mahkeme tedbiri tamamen kaldırabilir veya değiştirebilir.

Teminat karşılığı kaldırma ile itiraz arasındaki fark nedir?

Teminat karşılığı talepte, tedbir kararının ilk koşulları tartışılmaz; kişi yalnızca teminat göstererek tedbirin kalkmasını ya da hafiflemesini ister.

İtirazda ise tedbirin şartları, mahkemenin yetkisi ya da teminat yönünden tedbir kararına karşı ileri sürülen savunmalar incelenir.

Teminat karşılığı yolda mahkeme teminatı kabul ederek tedbiri kaldırabilir ya da değiştirebilir; itiraz yolunda ise tedbirin dayanağı yeniden değerlendirilir. İki yol birbirinin alternatifidir.

Karşı taraf ile tedbirin uygulandığı üçüncü kişi arasındaki fark nedir?

Aleyhine tedbir kararı verilen karşı taraf bu talebi doğrudan yapabilir.

Hakkında tedbir uygulanan ama davada taraf olmayan üçüncü kişi de aynı imkândan yararlanır.

Üçüncü kişi, tedbirin kendi malvarlığını etkilemesi halinde teminat göstererek tedbirin kaldırılmasını isteyebilir.

Teminat tutarı ile teminat türü arasındaki fark nedir?

Tutar, tedbirin tamamen kaldırılması mı yoksa değiştirilmesi mi istendiğine göre belirlenir.

Tür ise 87. maddeye göre tayin edilir; taraflar sözleşmeyle tür kararlaştırmışsa bu kayda uyulur.

Tedbirin kapsamı büyüdükçe teminat tutarı artar; tür konusunda genel teminat hükümleri ve sözleşme belirleyicidir.

Teminat üzerine verilen karar ile tedbirin özüne ilişkin karar arasındaki fark nedir?

Teminat üzerine verilen karar, tedbirin hafifletilmesi veya kaldırılmasına ilişkindir ve tedbir kararının esasına dokunmaz.

Tedbirin özüne ilişkin karar ise tedbirin şartlarının ve yetkinin tartışıldığı karardır.

Teminat üzerine verilen karara itirazın üçüncü ve dördüncü fıkraları kıyasen uygulanır; ancak itiraz üzerine verilen karar kesindir ve kanun yoluna başvurulamaz.

Teminat karşılığı tedbirin değiştirilmesi veya kaldırılması: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Teminat karşılığı talebi, tedbirin şartlarına itiraz gibi değerlendirmek; bu iki yol farklı sonuçlar doğurur.
  • Teminat üzerine verilen kararı istinafa taşımak; bu kararlar kesindir ve kanun yoluna başvurulamaz.
  • Teminatın türünü tedbir kararına göre değil, yalnız tutarına göre belirlemek; tür 87. maddeye göre tayin edilir.
  • Mahkemenin teminat gösterilmesi halinde tedbiri kaldırmak zorunda olduğunu sanmak; takdir yetkisi vardır.
  • Durum ve koşulların değişmesi nedeniyle kaldırma talebini 395 kapsamında değerlendirmek; o durumda 396 uygulanır ve teminat aranmaz.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Teminat gösterilmesi halinde mahkemenin tedbiri kaldırmak yerine hafifletmesi, tarafların menfaat dengesine göre takdir edilmektedir. (Genel Kurul, 2018/1567 E., 10.02.2022)
  • Paraya çevrilmesi kolay bir teminat yatırılabiliyorsa tedbirin kaldırılmasının menfaat dengesine daha uygun olduğu görüşü benimsenmektedir. (Genel Kurul, 2018/1567 E., 10.02.2022)
  • Tedbirin kapsamı dava konusu olmayan ve üçüncü kişilere ait malları da kapsıyorsa, teminat karşılığı değiştirme talebinin değerlendirilmesi gerektiği kabul edilmektedir. (İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, 2024/1773 E., 2024/2276 K., 17.12.2024)
  • Teminat üzerine verilen kararın, itiraz gibi tedbirin özüne ilişkin olmadığı ve bu nedenle istinafa taşınmadığı kabul edilmektedir. (Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, 2024/358 E., 2024/335 K., 19.02.2024)

Nasıl ispat edilir?

  • Teminat karşılığı değiştirme veya kaldırma talebini ileri süren tedbir altındaki kişi, teminatın mahkemece kabul edilebilir nitelikte olduğunu göstermekle yükümlüdür.
  • Teminatın türü ve tutarı konusunda sözleşme, 87. maddeye göre tayin edilen belge ve mahkemenin takdir ettiği değerler belirleyicidir.
  • Karşı taraf, teminatın yetersiz olduğu ya da tedbirin kaldırılmasının kendi hakkını ortadan kaldıracağı savunmasını yapabilir; bu savunmayı da ispatlamakla yükümlüdür.
  • Paraya çevrilmesi kolay teminatın gösterilmesi, mahkemenin menfaat dengesi değerlendirmesinde ağırlık taşır. (Genel Kurul, 2018/1567 E., 10.02.2022)

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

HMK m.396 — Durum ve koşulların değişmesi sebebiyle tedbirin değiştirilmesi veya kaldırılması

Madde, ihtiyati tedbir kararı verildikten sonra durum ve koşulların değiştiği sabit olduğunda tedbirin değiştirilmesi veya kaldırılması talebini düzenler ve bu talebe teminat aranmamasını öngörür. Talep, aleyhine tedbir kararı verilen kişi veya tedbirden menfaati açıkça ihlal edilen üçüncü kişiler tarafından yapılabilir. Madde, tedbirin baştan haksız olduğu iddiasını değil, sonradan değişen şartları konu alır. Madde, teminat karşılığında tedbirin kaldırılmasını düzenlemez (m.395). Madde, itiraz yolunu ve itirazın usulünü kendisi düzenlemez (m.394). Tedbire itirazın kanun yoluna ilişkin fıkrası ile teminatın tutarı ve türü de bu maddenin kapsamı dışındadır (m.395/2, m.87).

Durum ve koşulların değişmesi sebebiyle tedbirin değiştirilmesi veya kaldırılması: hangi kavramlar bilinmeli?

Durum ve koşulların değişmesi
Tedbir kararının verildiği andaki maddi ya da hukuki şartların sonradan değişmesi veya tamamen ortadan kalkmasıdır. Tedbirin baştan haksız olduğu iddiası bu kapsamda değildir; tedbirin haklılığı artık tartışılmaz, yalnızca şartların değişip değişmediği incelenir.
Tedbirin değiştirilmesi
Tedbir kararının tamamen kaldırılmadan, kapsamının veya uygulanma biçiminin daraltılması ya da düzenlenmesi yoluyla sürdürülmesidir. Mahkeme tedbiri kısmen değiştirerek devam ettirebilir.
Teminatsız talep
Bu maddeye göre yapılan başvuruda talep edenin teminat göstermesi gerekmez. Teminat karşılığında kaldırma ise m.395'e tabidir ve teminatın gösterilmesine bağlıdır.
Menfaati açıkça ihlal edilen üçüncü kişi
Tedbir kararının kendisine karşı veya onu etkileyecek biçimde verildiği, tedbir dolayısıyla hakları zedelenen davada taraf olmayan kişidir. Bu kişi de durum ve koşulların değişmesi yoluna başvurabilir.

Durum ve koşulların değişmesi sebebiyle tedbirin değiştirilmesi veya kaldırılması: hangi şartlar aranır?

  • Tedbir kararı verilmiş olmalı ve bu karar kesinleşmiş ya da uygulanabilir durumda bulunmalıdır; ancak tedbirin haklılığı yeniden tartışılmamalıdır.
  • Tedbir kararı verildikten sonra durum ve koşulların değiştiği ya da tamamen ortadan kalktığı sabit olmalıdır.
  • Talep, aleyhine tedbir kararı verilen kişi veya menfaati açıkça ihlal edilen üçüncü kişi tarafından yapılmalıdır.
  • Değişikliğin sabit olduğu mahkemece kabul edilmelidir; bu aşamada teminat gösterilmesi gerekmez.
  • Mahkeme, değişikliğe göre tedbiri tamamen kaldırabilir ya da değiştirerek sürdürebilir.

Durum ve koşulların değişmesi sebebiyle tedbirin değiştirilmesi veya kaldırılması: hangi sonuçları doğurur?

  • Durum ve koşulların değiştiği sabit olursa mahkeme tedbiri teminat aranmaksızın kaldırabilir.
  • Durum ve koşulların değiştiği sabit olursa mahkeme tedbiri değiştirerek sürdürmeye de karar verebilir.
  • Şartların değişmediği sabit olursa talep reddedilir ve tedbir olduğu gibi devam eder.
  • Bu yoldan verilen kararlara karşı kanun yoluna başvurulamaz, çünkü m.396/2 kanun yoluna ilişkin m.394 fıkrasına atıf yapmaz.
  • Talep üzerine yapılan yargılamada, değişikliğin sabit olduğu kabul edilmesi için ayrıca duruşma açılması zorunlu değildir.

Durum ve koşulların değişmesi ile teminat karşılığında kaldırma arasındaki fark nedir?

Bu maddeye göre talep, şartların sonradan değiştiği iddiasına dayanır ve teminat aranmaz.

m.395 uyarınca talep, aleyhine tedbir verilen kişinin mahkemece kabul edilecek teminatı göstermesine dayanır; mahkeme teminat karşılığında kaldırma ya da değiştirme kararı verebilir.

Şartların değiştiği iddiası teminat olmaksızın öne sürülebilir; teminat gösterilmesi halinde ise yalnızca m.395 yolu açılır. Mahkeme, teminat gösterilse dahi tedbiri kaldırmak zorunda değildir.

Tedbirin haklılığı ile şartların değişmesi arasındaki fark nedir?

Tedbirin baştan haksız verildiği ya da şartlarının bulunmadığı iddiası itiraz yoluyla (m.394) ileri sürülür ve tedbir kararının verildiği andaki şartlar incelenir.

Bu maddede ise tedbir kararı verildiği anda haklı kabul edilmiştir; yalnızca sonradan değişen şartlar incelenir.

Hangi incelemenin yapılacağı belirlenir: ilk andaki şartların yokluğu m.394 kapsamında, sonradan değişiklik bu madde kapsamında değerlendirilir.

Tedbiri değiştirme ile tamamen kaldırma arasındaki fark nedir?

Mahkeme tedbiri tamamen kaldırabilir.

Mahkeme tedbiri değiştirerek uygulanmasına devam edilmesine de karar verebilir.

Değişiklik şartların ne ölçüde değiştiğine göre kademeli yapılabilir; tam kaldırma zorunlu değildir.

Durum ve koşulların değişmesi sebebiyle tedbirin değiştirilmesi veya kaldırılması: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Tedbirin baştan haksız verildiği iddiasını bu madde kapsamında incelemek; bu iddia m.394 yoluyla ileri sürülür.
  • Teminat göstermeden de teminat karşılığı kaldırma yolunun kullanılabileceğini sanmak; teminat gösterilmesi m.395'in koşuludur.
  • Bu yoldan verilen kararlara karşı istinaf veya temyiz yolunun açık olduğunu varsaymak; m.396/2 kanun yoluna ilişkin fıkrayı kapsamaz.
  • Şartların değiştiği iddiasını yeterli görüp tedbirin tamamen kaldırılmasına hükmetmek; mahkemenin değişikliği ölçülü biçimde ele alıp tedbiri kısmen değiştirerek sürdürme seçeneğini gözden kaçırmak.
  • Değişikliğin sabit olması için her seferinde duruşma açmayı zorunlu saymak; kanun ve gerekçe bu zorunluluğu aramaz.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Durum ve koşulların değişmesi iddiasının sabit olup olmadığı, tedbirin baştan haklılığı yeniden tartışılmadan incelenmektedir. (Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, 2022/1972 E., 2022/1088 K., 14.09.2022; Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, 2022/1414 E., 2022/998 K., 05.07.2022)
  • Tedbirin amacının aşıldığı ve kısıtlamanın şirket faaliyetini ya da kamusal yükümlülükleri fiilen engellediği hallerde tedbirin bu madde uyarınca kaldırılması talep edilebilmektedir. (Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, 2022/1972 E., 2022/1088 K., 14.09.2022; Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, 2022/1414 E., 2022/998 K., 05.07.2022)
  • Tedbir kararının kapsamının dava konusu olmayan ve üçüncü kişilere ait taşınmazları da etkilemesi halinde, bu durumun itiraz ya da değişiklik yoluyla giderilmesi gerektiği kabul edilmektedir. (İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, 2024/1773 E., 2024/2276 K., 17.12.2024)
  • Bu madde uyarınca verilen kararlara karşı kanun yoluna başvurulamayacağı, istinaf yolunun kapalı olduğu kabul edilmektedir. (İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi, 2021/765 E., 2021/793 K., 23.06.2021)

Nasıl ispat edilir?

  • Değişikliği ileri süren taraf, tedbir kararının verildiği andan sonra şartların değiştiğini ya da ortadan kalktığını ispatlamakla yükümlüdür.
  • Bu ispat için belge, tapu kaydı, mali tablo, resmi kayıt veya somut olayda değişikliği gösteren diğer deliller kullanılabilir.
  • Karşı taraf, şartların değişmediğini ya da tedbirin gerekliliğinin devam ettiğini savunur ve bu savunmayı ispatlamakla yükümlüdür.
  • Değişikliğin sabit olması için ayrıca duruşma açılması zorunlu değildir; mahkeme gerek görürse karşı tarafın yazılı cevabını alabilir.
  • Talep eden üçüncü kişi, tedbirin menfaatini açıkça ihlal ettiğini ispatlamakla yükümlüdür.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6100 sayılı Kanun m.394: Tedbire itirazın usulünü düzenler. m.396/2 bu fıkranın üçüncü ve dördüncü fıkralarını kıyas yoluyla uygulanır kılar; bu nedenle itiraz üzerine yapılan yargılamanın usulü burada da geçerlidir.
  • 6100 sayılı Kanun m.395: Teminat karşılığında tedbirin değiştirilmesini ya da kaldırılmasını düzenler. m.396 teminat aranmayan halleri, m.395 teminatlı halleri kapsar; iki madde birbirini tamamlar.
  • 6100 sayılı Kanun m.87: Teminatın türünün tarafların sözleşmesine göre belirlenmesini düzenler. Teminatın tutarı ve türü m.395 kapsamında bu madde ile belirlenir, m.396 bakımından teminat gerekmez.

HMK m.397 — İhtiyati tedbiri tamamlayan işlemler

Madde, dava açılmadan önce verilen ihtiyati tedbir kararının dava sonuna kadar ayakta kalmasına ilişkin işlemleri düzenler. Tedbir talep edenin esas hakkındaki davayı açma ve bunu uygulayıcı memura bildirme yükümlülüğünü, bu yükümlülüğe uyulmamasının sonucunu, tedbirin etkisinin ne zamana kadar süreceğini, tedbirin kalkması veya kaldırılmasının ilgililere bildirilmesini ve tedbir dosyasının asıl dosyayla ilişkisini kapsar. Maddenin uygulanması, dava açılmadan önce tedbir verilmiş olan hallerle sınırlıdır. Tedbire muhalefetin disiplin hapsi yaptırımını düzenlemez (m.398). Tedbir kararının verilme koşullarını, teminatı ve tedbir kararına itirazı düzenlemez (m.390, m.392-395). Tedbirin değiştirilmesini ve kaldırılmasını durum ve koşulların değişmesi bakımından düzenlemez (m.396). Haksız tedbir nedeniyle tazminat ve bu tazminat davasının zamanaşımını düzenlemez (m.399). Tedbir kararına karşı kanun yolunu da bu madde düzenlemez.

İhtiyati tedbiri tamamlayan işlemler: hangi kavramlar bilinmeli?

Tedbiri tamamlayan işlemler
Dava açılmadan önce verilmiş tedbirin ayakta kalması için talep edenin yapması gereken işlemlerdir. Bunlar esas hakkındaki davayı açmak ile dava açıldığına ilişkin evrakı kararı uygulayan memura ibraz edip dosyaya koydurmak ve karşılığında belge almaktır.
Dava açılmadan önce verilen ihtiyati tedbir
Esas hakkında dava açılmadan, talep üzerine verilen geçici hukuki koruma kararıdır. Bu tür tedbir, tamamlayıcı işlemlerin yapılmasına tabidir; dava sırasında verilen tedbirde bu yükümlülük yoktur.
Kendiliğinden kalkma
Tedbirin, mahkemenin ayrıca karar vermesine gerek kalmadan, süresinde yapılmayan işlem nedeniyle sona ermesidir. Kaldırma kararından farklı olarak yargısal bir karar gerektirmez.
Nihai kararın kesinleşmesi
Esas hakkındaki hükmün kanun yoluna başvurulamayacak hale gelmesidir. Tedbirin etkisi, aksi belirtilmedikçe bu ana kadar sürer; hükmün verildiği an değil kesinleşme anı esas alınır.
Tedbir dosyası
İhtiyati tedbir talebi ve kararına ilişkin dosyadır. Asıl dava dosyasının eki sayılır; yani iki dosya birlikte değerlendirilir.

İhtiyati tedbiri tamamlayan işlemler: hangi şartlar aranır?

  • Dava açılmadan önce verilmiş bir ihtiyati tedbir kararı bulunmalıdır; dava sonradan verilen tedbirlerde bu madde ilk fıkra yönünden işlemez.
  • Tedbir talep eden, kararın uygulanmasını talep ettiği tarihten itibaren iki hafta içinde esas hakkındaki davasını açmalıdır.
  • Tedbir talep eden, dava açtığına ilişkin evrakı kararı uygulayan memura ibraz ederek dosyaya koydurmalı ve karşılığında bir belge almalıdır.
  • Tedbirin ayakta kalması için yukarıdaki iki işlemin birlikte ve süresinde yapılmış olması gerekir; bu işlemlerden biri eksik kalırsa tedbir kendiliğinden kalkar.
  • Tedbirin etkisinin sürmesi için, aksi bir hüküm bulunmamalıdır; aksi belirtilmediği takdirde tedbir nihai kararın kesinleşmesine kadar devam eder.
  • Tedbirin kalkması ya da kaldırılması halinde bu durumun tedbirin bildirildiği yerlere de bildirilmesi gerekir.

İhtiyati tedbiri tamamlayan işlemler: hangi sonuçları doğurur?

  • Tamamlayıcı işlemler süresinde yapılırsa tedbir ayakta kalır ve esas hakkındaki yargılama sonucuna kadar etkisini sürdürür.
  • Süre içinde dava açılmaz ya da dava açtığına ilişkin evrak memura ibraz edilmezse tedbir kendiliğinden kalkar; ayrıca bir mahkeme kararına gerek yoktur.
  • Tedbirin etkisi, aksi belirtilmedikçe nihai kararın kesinleşmesine kadar devam eder; nihai kararın verilmesi tek başına tedbiri sona erdirmez.
  • Mahkeme hükümle birlikte tedbirin kaldırılmasına karar verebilir; bu halde tedbir o karar ile sona erer.
  • Tedbir kalkmış veya kaldırılmışsa bu durum tedbirin bildirildiği yerlere bildirilir.
  • Dava açılmadan önce tedbir verilmemişse ya da tedbir dava açıldıktan sonra talep edilmişse, bu maddenin ilk fıkrasındaki iki haftalık yükümlülük doğmaz.

Dava açılmadan önce verilen tedbir ile dava açıldıktan sonra verilen tedbir arasındaki fark nedir?

Tedbir dava açılmadan önce verilmişse, tedbir talep edenin tamamlayıcı işlemleri yerine getirmesi gerekir.

Tedbir dava açıldıktan sonra talep edilmişse, talep edenin ayrıca bir işlem yapmasına gerek yoktur.

Yalnız birinci halde iki haftalık süre ve evrak ibrazı yükümlülüğü doğar; ikinci halde tedbir bu işlemlere bağlı değildir.

Tedbirin kendiliğinden kalkması ile tedbirin kaldırılması arasındaki fark nedir?

Kendiliğinden kalkma, tamamlayıcı işlemlerin süresinde yapılmamasıyla kendiliğinden gerçekleşir.

Kaldırılma, mahkemenin bir karar vermesiyle olur; örneğin hükümle birlikte ya da değişen koşullar nedeniyle.

Kendiliğinden kalkmada karar gerekmez; kaldırılmada mahkeme kararı gerekir ve kalkma bildirilmesi (m.397/3) bu karara bağlanır.

Tedbirin etkisinin devamı ile mahkemenin aksi karar vermesi arasındaki fark nedir?

Genel kural olarak tedbir nihai kararın kesinleşmesine kadar devam eder.

Mahkeme hükümde tedbirin kaldırılacağını ayrıca belirtebilir.

Aksi hüküm yoksa tedbir kesinleşmeye kadar yürürlükte kalır; hükümde kaldırma kararı varsa tedbir o noktada sona erer.

İhtiyati tedbiri tamamlayan işlemler: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Dava açılmadan önce verilen tedbirde, dava açılmış olmasını yeterli saymak; iki haftalık süre içinde dava açmak ile evrakı memura ibraz etmek ayrı yükümlülüklerdir, ikisi de yerine getirilmelidir.
  • İki haftalık süreyi, tedbir kararının verildiği tarihten değil, kararın uygulanmasının talep edildiği tarihten saymak; süre başlangıcı uygulama talebidir.
  • Tedbirin kendiliğinden kalkması için mahkeme kararı aramak; kalkma sürenin kaçırılmasıyla kendiliğinden gerçekleşir, kaldırma kararı gerekmez.
  • Tedbirin nihai kararın verildiği anda sona ereceğini sanmak; aksi belirtilmedikçe etki kesinleşmeye kadar devam eder.
  • Hükmün kesinleşmesi ile tedbirin kalktığının ilgili yerlere bildirilmesini unutmak; bildirim yapılmazsa tedbirin amacı dışında üçüncü kişilere zarar verebilir.
  • Dava açılmadan önce verilmemiş bir tedbirde de iki haftalık süreyi uygulamak; bu yükümlülük yalnız dava öncesi tedbirlere özgüdür.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Dava açılmadan önce verilen tedbirin, tamamlayıcı işlemler yapılmadığı için kendiliğinden kalktığının kabul edildiği, bu nedenle dava sonradan açılsa bile iki haftalık süre geçmişse tedbirin devam etmediği belirtilmektedir. (Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi, 2025/664 E., 2025/685 K., 16.07.2025)
  • Dava açılmadan önce verilen tedbir yönünden iki haftalık süre içinde esas hakkındaki davanın açılmadığının tespit edilmesi halinde tedbirin kendiliğinden kalktığı ve buna göre karar verilmesi gerektiği kabul edilmektedir. (Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, 2019/2199 E., 2019/984 K., 14.11.2019)
  • Tedbirin etkisinin nihai kararın kesinleşmesine kadar sürdüğü; nihai karar verilmiş olsa bile kesinleşmeden tedbirin kalkmadığı kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi, 2024/1340 E., 2025/1038 K., 14.07.2025)
  • Takipten önce verilmiş tedbir kararının etkisinin, aksi belirtilmediği sürece iflas erteleme ya da benzeri nihai kararın kesinleşmesine kadar devam ettiği; kesinleşme gerçekleşmeden tedbirin geçerli sayıldığı kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi, 2024/1340 E., 2025/1038 K., 14.07.2025)
  • Hükmün kesinleşmesi ile tedbirin kendiliğinden ortadan kalkacağı, bu yönde ayrı bir karar verilmesinin gerekmediği kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi, 2024/1340 E., 2025/1038 K., 14.07.2025)
  • Tedbirin kalkıp kalkmadığının, tamamlayıcı işlemler yapılıp yapılmadığı araştırılarak belirlenmesi gerektiği, yasal süre geçmişse tedbirin kendiliğinden kalktığının gözetilmesi gerektiği belirtilmektedir. (Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, 2019/2199 E., 2019/984 K., 14.11.2019)

Nasıl ispat edilir?

  • Tedbirin ayakta kalmasını savunan taraf, süresinde dava açıldığını ve dava açtığına ilişkin evrakın memura ibraz edildiğini ispatlamakla yükümlüdür; bunu mahkeme dosyasındaki dava dilekçesinin kayıt tarihi ve memura verilen belge ile ispat eder.
  • Tedbirin kalktığını ileri süren taraf, iki haftalık sürenin geçtiğini ve ibrazın yapılmadığını ortaya koymakla yükümlüdür; bu husus tedbir dosyası ile asıl dava dosyasının birlikte incelenmesiyle belirlenir.
  • Tedbir talep edenin memura verdiği belge, tamamlayıcı işlemlerin yapıldığını gösteren temel yazılı delildir; bu belge yoksa ibrazın yapılmadığı kabul edilir.
  • Tedbirin nihai kararın kesinleşmesine kadar devam ettiğini ileri süren taraf, kesinleşme tarihini ve hükümde tedbirin kaldırılmadığını gösteren belgeyle ispat eder; hükümde aksi bir hüküm bulunması halinde bu hüküm ilgili belgede aranır.
  • Tedbirin kalktığının ilgili yerlere bildirildiğini ileri süren taraf, bu bildirimin yapıldığını ilgili yazışmalarla ispat etmekle yükümlüdür.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6100 sayılı Kanun m.398: Tedbire uymayan veya tedbire aykırı davranan kişiye disiplin hapsi uygular. Bu madde tedbirin bağlayıcılığını güvence altına alır; m.397 ise tedbirin ayakta kalma koşullarını düzenler.
  • 6100 sayılı Kanun m.396: Durum ve koşulların değişmesi halinde tedbirin değiştirilmesini ya da kaldırılmasını düzenler. Madde 397/2 gereğince tedbirin kendiliğinden sona ermesi dışında kaldırılma yolunu gösterir.
  • 6100 sayılı Kanun m.399: Haksız tedbir nedeniyle doğan tazminatı ve bu tazminat davasının zamanaşımını düzenler. Tedbirin kalkması (m.397/1) bu sürenin başlangıcına etki eder.
  • 6100 sayılı Kanun m.390: Dava açıldıktan sonra tedbir talebinin hangi mahkemede görüleceğini belirler; dava açılmadan önce verilen tedbirin görevli ve yetkili mahkemesiyle ilgilidir.

HMK m.398 — Tedbire muhalefetin cezası

Madde, ihtiyati tedbir kararına uyulmamasının (tedbire muhalefetin) yaptırımını düzenler; muhalefet edene altı aya kadar disiplin hapsi verilmesinin şartlarını, yargılama usulünü, itiraz yolunu, disiplin hapsi kararlarının infazını ve bu cezanın düşmesini ve zamanaşımını kapsar. Uygulama, tedbir kararına aykırı davranan veya tedbirin uygulanmasına ilişkin emre uymayan kişiler hakkında yapılan şikâyetlerde söz konusudur ve tedbire muhalefet eden üçüncü kişiler de bu kapsama girebilir. Madde, tedbir kararının verilme şartlarını, tedbirin kapsamını ve tedbirin kaldırılmasını düzenlemez (m.389-397). Tedbir kararına aykırılığın hukuk davasında tazminat sonucunu, ayrıca Türk Ceza Kanunu'ndaki suç niteliğini ve icra hukukundaki ihtiyati haciz muhalefetini bu madde kapsamında ele almaz. Disiplin hapsinin cezaevinde infazına ilişkin ayrıntılar da bu maddede yer almaz.

Tedbire muhalefetin cezası: hangi kavramlar bilinmeli?

Tedbire muhalefet
İhtiyati tedbir kararının uygulanmasına ilişkin emre uymamak veya tedbir kararına aykırı davranmaktır. Kararın ihlal edilmesi, tedbirin uygulanmasını engelleyen bir davranış gerektirir.
Disiplin hapsi
Özgürlüğü bağlayıcı bir yaptırımdır ancak ceza hukuku anlamında hapis cezası değildir. Maddede altı aya kadar olarak düzenlenmiştir ve cezanın niteliği bu madde ile sınırlıdır.
Şikâyet
Disiplin hapsi için ön koşul olan, ihlalin öğrenilmesinden itibaren altı ay içinde yapılması gereken başvurudur. Şikâyet yapılmadan mahkeme kendiliğinden disiplin hapsine karar veremez.
Görevli ve yetkili mahkeme
Esas hakkındaki dava açılmamışsa tedbiri veren mahkemedir; dava açılmışsa bu davanın görüldüğü mahkemedir. Şikâyetin hangi mahkemede görüleceğini bu ayrım belirler.
İtiraz merci
Disiplin hapsine ilişkin kararın kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde itiraz edilen mercidir. Maddede, itiraz edilen mahkemenin dairelerine göre belirlenen daire veya en yakın yerdeki aynı düzey ve sıfattaki mahkeme olarak tanımlanır.
Düşme
Tedbir kararına aykırı davranışın sona ermesi, tedbir kararının gereğinin yerine getirilmesi veya şikâyetten vazgeçilmesi hâllerinde dava ve bütün sonuçlarıyla birlikte cezanın ortadan kalkmasıdır.

Tedbire muhalefetin cezası: hangi şartlar aranır?

  • Tedbir kararının uygulanmasına ilişkin bir emrin bulunması ya da verilmiş bir tedbir kararının varlığı gerekir.
  • Şikâyet olunan kişi, tedbir kararının uygulanmasına ilişkin emre uymamış veya tedbir kararına aykırı davranmış olmalıdır.
  • İhlalin öğrenildiği tarihten itibaren altı ay içinde şikâyet yapılmalıdır; bu süre geçmişse disiplin hapsi verilemez.
  • Şikâyet üzerine görevli ve yetkili mahkemede şikâyet dilekçesi ile birlikte duruşma gün ve saatini bildiren davetiye gönderilmelidir.
  • Şikâyet olunana savunma ve delillerini duruşma gününe kadar bildirmesi ve gelmediği takdirde yokluğunda karar verileceği ihtar edilmelidir.
  • Duruşmaya gelen şikâyet olunana Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 147. maddesinde belirtilen haklarını hatırlatarak savunması alınmalıdır.
  • Mahkeme dosyadaki delilleri değerlendirmeli ve gerekli araştırmayı yapmalıdır; ihlalin sabit olması hâlinde altı aya kadar disiplin hapsi verilir, aksi hâlde şikâyet reddedilir.

Tedbire muhalefetin cezası: hangi sonuçları doğurur?

  • İhlal sabit olduğunda şikâyet olunan altı aya kadar disiplin hapsi ile cezalandırılır.
  • İhlal sabit olmazsa şikâyet reddedilir ve disiplin hapsi verilmez.
  • Disiplin hapsi kararı kesinleşmeden infaz edilemez.
  • Kesinleşen disiplin hapsi kararlarının infazı Cumhuriyet başsavcılığınca yapılır.
  • Tedbir kararına aykırı davranışın sona ermesi, tedbir kararının gereğinin yerine getirilmesi veya şikâyetten vazgeçilmesi hâlinde dava ve bütün sonuçlarıyla birlikte ceza düşer.
  • Disiplin hapsine ilişkin karar kesinleştiği tarihten itibaren iki yıl geçtikten sonra yerine getirilemez.
  • Disiplin hapsi, özgürlüğü bağlayıcı bir yaptırımdır ancak ceza hukuku anlamında hapis cezası değildir.

Tedbir kararının bir yaptırımı ile tedbire muhalefetin cezası arasındaki fark nedir?

Tedbir kararının kendisi, mahkemenin verdiği ve tarafın uymak zorunda olduğu geçici hukuki korumadır.

Bu madde ise tedbir kararına uyulmamasının yaptırımıdır; ihlal, ayrı bir şikâyet ve yargılama konusu olur.

Tedbirin kendisine uyulmaması, hukuk davasında ayrıca tazminat ya da kaldırma sonuçları doğurabilir; bu madde yalnızca disiplin hapsi yaptırımını düzenler.

Esas dava açılmamış ile esas dava açılmış arasındaki fark nedir?

Esas hakkındaki dava henüz açılmamışsa şikâyet, ihtiyati tedbiri veren mahkemeye yapılır.

Esas hakkındaki dava açılmışsa şikâyet, bu davanın görüldüğü mahkemeye yapılır.

Şikâyetin hangi mahkemede görüleceği dava açılıp açılmamasına göre değişir.

Mahkemenin ihlali sabit bulması ile sabit bulmaması arasındaki fark nedir?

Yargılama sonunda ihtiyati tedbir emrine uyulmadığı ya da tedbire aykırı davranıldığı tespit edilirse disiplin hapsi verilir.

Ihlal tespit edilmezse şikâyet reddedilir.

Şikâyetin reddi hâlinde disiplin hapsi verilmez; mahkumiyet kararı yalnızca ihlalin sabit olmasına bağlıdır.

Kesinleşmemiş ile kesinleşmiş disiplin hapsi kararı arasındaki fark nedir?

Kesinleşmemiş disiplin hapsi kararı infaz edilemez.

Kesinleşen karar, Cumhuriyet başsavcılığınca infaz edilir.

İnfaz yetkisi ve zamanı, kararın kesinleşip kesinleşmediğine bağlıdır.

İtiraz edilen karar ile itiraz üzerine verilen karar arasındaki fark nedir?

Disiplin hapsi kararına karşı taraflar kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde itiraz edebilir.

İtiraz merci bir hafta içinde karar verir ve itirazı yerinde görürse işin esası hakkında karar verir.

İtiraz üzerine verilen karar kesindir.

Tedbire muhalefetin cezası: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Disiplin hapsini ceza hukukundaki hapis cezası gibi değerlendirmek; disiplin hapsinin ceza hukuku ilkelerine tabi olmayacağını varsaymak.
  • Şikâyet süresini ihlalin gerçekleşme tarihinden değil, öğrenilme tarihinden başlatmamak; altı aylık süreyi yanlış hesaplamak.
  • Tebliğ yapılmadan veya usulüne uygun olmadan disiplin hapsine karar vermek; ihlalin ispatını tebliğe bağlamamak.
  • İtiraz süresini kararın tebliğinden değil, başka bir tarihten saymak; iki haftalık süreyi yanlış uygulamak.
  • Esas dava açılmışken şikâyeti tedbiri veren mahkemeye yapmak; görevli ve yetkili mahkemeyi yanlış belirlemek.
  • Disiplin hapsi kararı kesinleşmeden infaz etmek; infazın Cumhuriyet başsavcılığı dışında yapılmasını sağlamak.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Tedbire muhalefet nedeniyle disiplin hapsi verilebilmesi için tedbir kararının uygulanmış olması ve ilgiliye tedbir kararının veya uygulama tutanağının tebliğ edilmiş bulunması aranmaktadır. (İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, 2025/433 E., 2025/1015 K., 15.05.2025)
  • Tebliğ yapılmamış veya tedbirin uygulanması usulüne uygun gerçekleşmemişse, ilgilinin tedbire muhalefet ettiğinin ortaya konulamayacağı kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, 2019/420 E., 2019/846 K., 02.05.2019; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, 2019/426 E., 2019/849 K., 02.05.2019)
  • Mahkemenin yargılamada kullanılan delillerin, özellikle tutanak ve fotoğrafların, ihlali kanıtlaması aranmaktadır. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, 2019/426 E., 2019/849 K., 02.05.2019)
  • Şikâyetin reddi ile disiplin hapsine karar verilmesi arasında mahkemenin delil değerlendirmesine dayalı bir ayrım yaptığı görülmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, 2019/420 E., 2019/846 K., 02.05.2019)
  • Disiplin hapsi kararlarında ceza hukukundaki hapis cezasından farklı olarak, ceza hukuku ilkelerinin tam olarak uygulanmadığı ve mahkemenin takdir alanının sınırlandırıldığı belirtilmektedir. (Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi, 2024/2054 E., 2024/1262 K., 30.05.2024)
  • Aynı fiilin hem Türk Ceza Kanunu'na göre suç olarak düzenlenip hem de bu madde kapsamında yaptırıma bağlanması hâlinde, en ağır yaptırımın uygulanması gerektiği öne sürülmektedir. (Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi, 2024/1251 E., 2024/833 K., 15.05.2024)

Nasıl ispat edilir?

  • Şikâyeti ileri süren tarafın, tedbir kararının şikâyet olunana usulüne uygun tebliğ edildiğini ve ihlalin gerçekleştiğini ispatlaması gerekir; ispat yükü şikâyetçidedir.
  • İhlalin ispatında tutanak, infaz dosyası, fotoğraf ve tanık beyanı gibi deliller kullanılabilir; tutanağın varlığı ve içeriği ihlalin ispatında belirleyicidir.
  • Şikâyet olunan, tebliğin yapılmadığını, tedbirin kapsamına girmeyen bir davranış sergilediğini veya ihlalin bulunmadığını ileri sürerek savunma yapabilir; bu savunmayı ispatlaması gerekir.
  • Tedbir kararının şikâyet olunana tebliğ edilmediği hâllerde ihlal ispatlanamaz; mahkemenin bu hususu dosya kapsamından değerlendirmesi gerekir.
  • Şikâyetçinin altı aylık süreyi aşmadığını da ispatlaması gerekir; şikâyetin zamanında yapıldığı belgelerle gösterilmelidir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.389: İhtiyati tedbirin genel çerçevesini oluşturur; bu maddede düzenlenen yaptırım tedbir kararının varlığına dayanır.
  • 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.397: Tedbir kararının esas davanın kesinleşmesine kadar devam etmesini düzenler; cezanın konusu olan emre uyma yükümlülüğünün süresini belirler.
  • 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m.147: Şikâyet olunana duruşmada hatırlatılacak hakları belirler; savunma alınırken uygulanır.

HMK m.399 — Tazminat

Bu madde, lehine ihtiyati tedbir kararı verilen tarafın haksız tedbir nedeniyle sorumluluğunu, bu sorumluluğa dayanan tazminat davasının yetkili ve görevli mahkemesini ve tazminat davasının zamanaşımı süresini düzenler. Sorumluluk, tedbir talebinin haksız olduğunun anlaşılması, tedbirin kendiliğinden kalkması ya da itiraz üzerine kaldırılması hallerine bağlanmıştır. Tazminat hakkı, tedbir nedeniyle zarar gören karşı taraf ile üçüncü kişilere tanınmıştır. Madde, tazminatın hesaplanmasını, zararın kapsamını ve tazminat miktarını düzenlemez; bunlar Türk Borçlar Kanunu hükümlerine göre belirlenir. Tedbir kararının verilmesi, şartları ve kaldırılması usulü (389 ila 398. maddeler arasındaki hükümler) bu maddenin konusu değildir. Ayrıca tedbir nedeniyle kişisel ya da ceza hukuku kaynaklı tazminat talepleri (ör. CMK m.141 vd.) ve haksız fiil genel hükümleri de bu maddenin kapsamı dışındadır.

Tazminat: hangi kavramlar bilinmeli?

Haksız ihtiyati tedbir
Talep anında haksız olduğu anlaşılan, kendiliğinden kalkan ya da itiraz üzerine kaldırılan ihtiyati tedbir kararıdır. Haksızlık, tedbir talebinde bulunulduğu anda aranır; ayrıca kusur aranmaz.
Kusursuz sorumluluk
Tazminat sorumluluğunun, tedbir isteyenin kusurlu davranışına bağlanmadığı sorumluluk türüdür. Doğan zarar ile tedbir arasında nedensellik bağı bulunması yeterlidir.
Lehine tedbir kararı verilen taraf
Tedbir kararının kendi yararına çıktığı, tazminat sorumluluğu altına girebilecek taraftır. Tedbiri talep eden taraf bu sıfattadır.
Tazminat davası
Haksız tedbir nedeniyle uğranılan zararın tazmini için, asıl dava dışında açılan ayrı davadır. Asıl davayı karara bağlayan mahkemede görülür.
Hükmün kesinleşmesi
Esas davada verilen hükmün kanun yollarına başvurulmaksızın ya da kanun yolları tüketilerek kesinleşmesidir. Tazminat süresinin başlangıç anlarından biridir.

Tazminat: hangi şartlar aranır?

  • Lehine ihtiyati tedbir kararının verilmiş ve uygulanmış olması gerekir; uygulanmamış tedbir kararından doğan zarar bakımından kararın icra edilmiş olması aranır.
  • Tedbir talebinde bulunulduğu anda tedbirin haksız olduğunun anlaşılması ya da tedbir kararının kendiliğinden kalkması ya da itiraz üzerine kaldırılması gerekir.
  • Karşı tarafın ya da üçüncü kişinin tedbir nedeniyle zarar görmüş olması gerekir.
  • Zarar ile haksız tedbir arasında nedensellik bağı bulunmalıdır.
  • Tazminat talebi için kusur aranmaz; sorumluluk kusursuz sorumluluktur.
  • Tazminat davası asıl davayı karara bağlayan mahkemede ve bir yıllık süre içinde açılmalıdır.

Tazminat: hangi sonuçları doğurur?

  • Haksız tedbir sebebiyle zarar gören kişi, tedbir talep eden taraftan tazminat isteyebilir.
  • Tedbir talep anında haksız olduğu anlaşılırsa ya da tedbir kendiliğinden kalkar veya itiraz üzerine kaldırılırsa tazminat yükümlülüğü doğar.
  • Tedbir kararı verilmiş ancak uygulanmamışsa, uygulanmamasından ya da kaldırılmasından doğan zarar bakımından tazminat sorumluluğu ortaya çıkmayabilir; zarar doğmamışsa tazminat davası açılamaz.
  • Zarar yoksa, tedbir haksız olsa bile tazminat davası açılamaz.
  • Tazminat davası asıl davayı karara bağlayan mahkemede açılır; başka mahkemede açılması görev ve kesin yetki kuralına aykırı olur.
  • Bir yıllık süre geçtikten sonra dava açılırsa zamanaşımı def'i ileri sürülebilir.

Talep anında haksızlık ile sonradan kalkma arasındaki fark nedir?

Tedbir talebi anında haksız olduğu anlaşılan tedbir, sorumluluğu doğurur.

Talep anında haklı görünen ancak sonradan kendiliğinden kalkan ya da itirazla kaldırılan tedbir de sorumluluğa yol açabilir.

Her iki halde de tazminat sorumluluğu doğar; madde birinci fıkrada bu hallerin birini yeterli saymaktadır.

Karşı taraf ile üçüncü kişi arasındaki fark nedir?

Doğrudan tedbirin muhatabı olan karşı taraf tazminat isteyebilir.

Tedbirden etkilenen üçüncü kişiler de zarar görmüşlerse tazminat isteyebilir.

Her iki grup da aynı maddeye dayanır; üçüncü kişi bakımından zararın somut olarak ortaya konması daha özenle değerlendirilir.

Hükmün kesinleşmesi ile tedbirin kalkması arasındaki fark nedir?

Esas hakkında hüküm verilmişse süre hükmün kesinleşmesinden başlar.

Tedbir esas hüküm verilmeden kalkmışsa süre tedbir kararının kalktığı andan başlar.

Hangi olayın gerçekleştiğine göre bir yıllık zamanaşımı başlangıç tarihi belirlenir.

Tazminat: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Tazminat davasını esas davayı görmeyen başka bir mahkemede açmak; görev ve kesin yetki kuralı nedeniyle dava usulden reddedilir.
  • Kusur aramak; sorumluluk kusursuz olduğu için tedbir talep edenin kusuru ispat edilmeden de tazminat hükmü kurulabilir, ancak zarar ve nedensellik şarttır.
  • Zararsız haksız tedbir için tazminat hükmü kurmak; zarar doğmamışsa tazminat davası açılamaz.
  • Süreyi tedbirin uygulandığı tarihten saymak; süre hükmün kesinleşmesi veya tedbirin kalkmasından başlar.
  • Süreyi her iki başlangıç anından ayrı ayrı değil, karışık hesaplamak; hangi olayın önce gerçekleştiğine göre süre belirlenir.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Haksız tedbir nedeniyle tazminat davasında, tedbir kararının icra edildiği tarih ile kalktığı tarih arasında meydana gelen zarar tazmin edilir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi, 2025/1993 E., 2025/2547 K., 25.06.2025)
  • Esas hakkındaki davanın karara bağlandığı mahkeme dışında açılan tazminat davasında görev ve kesin yetki kuralı ihlal edilmiş sayılır; görev kamu düzenine ilişkindir ve her aşamada resen dikkate alınır. (Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi, 2022/1235 E., 2025/2503 K., 27.11.2025)
  • Asıl dava açılmadan tedbir kendiliğinden kalmışsa, tazminat davası asıl davanın açılması hâlinde yetkili ve görevli olacak mahkemede açılır. (İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, 2024/1773 E., 2024/2276 K., 17.12.2024)
  • Tazminat davasında yalnızca kusursuz sorumluluk aranır; ancak zararın doğmasında veya artmasında karşı tarafın etkili olması indirim ya da tamamen kaldırma sebebi sayılabilir. (Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi, 2024/2054 E., 2024/1262 K., 30.05.2024)
  • Tedbirin haksız olduğu asıl davanın sonucunda belli olur; asıl davayı kaybeden tedbir talep edenin tedbiri haksız sayılır. (Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi, 2024/1251 E., 2024/833 K., 15.05.2024)
  • Tazminat davasında, tedbir nedeniyle uğranılan zararın somut olarak ortaya konması gerekir; genel zarar iddiası yeterli görülmez. (Tekirdağ Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi, 2026/794 E., 2026/591 K., 14.05.2026)

Nasıl ispat edilir?

  • Tazminat davasını açan karşı taraf veya üçüncü kişi, tedbirin haksız olduğunu ve bu nedenle zarar gördüğünü ispat yükü altındadır.
  • Haksızlığın tespiti için asıl davanın sonucu, tedbir kararı ve kaldırılmasına ilişkin karar belge olarak sunulmalıdır.
  • Zarar, tedbirin icra edildiği tarih ile kalktığı tarih arasındaki dönemde doğduğu için, bu döneme ilişkin belgeler ve bilirkişi incelemesi esastır.
  • Tedbir talep eden taraf, tedbirin haklı olduğunu ya da zararın tedbirden değil başka bir sebepten doğduğunu savunursa, bu savunmayı ispat etmelidir.
  • Karşı taraf, zararın doğmasında veya artmasında kendi davranışının etkili olduğu savunmasını ileri sürüyorsa, bu etkiyi ispat etmek zorundadır.
  • Zamanaşımı itirazında, hükmün kesinleşme tarihi ya da tedbirin kalkma tarihi belgelerle ortaya konur.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6100 sayılı Kanun m.389-398: Tedbirin şartları, verilmesi ve kaldırılması hakkındaki hükümlerdir; bu madde haksız çıkan tedbirin sonuçlarını düzenler.
  • 6100 sayılı Kanun m.392: Tedbir kararına itiraz yolu, tedbirin kaldırılmasına ilişkin halleri belirler; birinci fıkradaki 'itiraz üzerine kaldırılma' hali bu yola bağlıdır.
  • 6098 sayılı Kanun m.49: Haksız fiil sorumluluğu hükümleridir; haksız tedbir sorumluluğunun şartları bu hükümlerden yararlanılarak belirlenir.

Süreler

SüreMaddeHüküm
bir aym.392(2) Asıl davaya ilişkin hükmün kesinleşmesinden veya ihtiyati tedbir kararının kalkmasından itibaren bir ay içinde tazminat davasının açılmaması üzerine teminat iade edilir.
bir haftam.393(1) İhtiyati tedbir kararının uygulanması, bu kararın, tedbir isteyen tarafa tefhim veya tebliğinden itibaren bir hafta içinde talep edilmek zorundadır.
bir haftam.394(2) İhtiyati tedbirin uygulanması sırasında karşı taraf hazır bulunuyorsa, tedbirin uygulanmasından itibaren; hazır bulunmuyorsa tedbirin uygulanmasına ilişkin tutanağın tebliğinden itibaren bir hafta içinde, ihtiyati tedbirin şartlarına,…
iki haftam.397(1) İhtiyati tedbir kararı dava açılmasından önce verilmişse, tedbir talep eden, bu kararın uygulanmasını talep ettiği tarihten itibaren iki hafta içinde esas hakkındaki davasını açmak ve dava açtığına ilişkin evrakı, kararı uygulayan…
altı aym.398(Değişik:22/7/2020-7251/43 md.) (1) İhtiyati tedbir kararının uygulanmasına ilişkin emre uymayan veya tedbir kararına aykırı davranan kimse, ihlalin öğrenildiği tarihten itibaren altı ay içinde şikâyet edilmesi üzerine, altı aya kadar…
altı ayam.398(Değişik:22/7/2020-7251/43 md.) (1) İhtiyati tedbir kararının uygulanmasına ilişkin emre uymayan veya tedbir kararına aykırı davranan kimse, ihlalin öğrenildiği tarihten itibaren altı ay içinde şikâyet edilmesi üzerine, altı aya kadar…
iki haftam.398(5) Taraflar, kararın (…)67 tebliğinden itibaren iki hafta içinde karara itiraz edebilir.
bir haftam.398(6) İtiraz merci, bir hafta içinde kararını verir.
iki yılm.398(9) Disiplin hapsine ilişkin karar, kesinleştiği tarihten itibaren iki yıl geçtikten sonra yerine getirilemez.
bir yılm.399(3) Tazminat davası açma hakkı, hükmün kesinleşmesinden veya ihtiyati tedbir kararının kalkmasından itibaren, bir yıl geçmesiyle zamanaşımına uğrar.

Süreler madde metnindeki yazımıyla verilmiştir.

Konuda geçen kararlar

36 karar
  1. Genel Kurul, 2018/1567 E., 10.02.2022
    İlgili madde: m.395
  2. Tekirdağ Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi, 2026/794 E., 2026/591 K., 14.05.2026
    İlgili madde: m.395, m.399
  3. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi, 2026/22 E., 2026/132 K., 13.02.2026
    İlgili madde: m.393
  4. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi, 2025/1697 E., 2025/1751 K., 27.11.2025
    İlgili madde: m.397
  5. Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi, 2022/1235 E., 2025/2503 K., 27.11.2025
    İlgili madde: m.399
  6. Denizli Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi, 2025/1723 E., 2025/1851 K., 20.11.2025
    İlgili madde: m.392
  7. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi, 2025/2569 E., 2025/2020 K., 04.11.2025
    İlgili madde: m.392
  8. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi, 2025/739 E., 2025/993 K., 30.09.2025
    İlgili madde: m.393
  9. Tekirdağ Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi, 2025/991 E., 2025/821 K., 24.09.2025
    İlgili madde: m.390
  10. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, 2025/848 E., 2025/776 K., 22.09.2025
    İlgili madde: m.392, m.393
Diğer 26 karar
  1. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, 2025/764 E., 2025/751 K., 17.09.2025
    İlgili madde: m.392, m.393
  2. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, 2025/1183 E., 2025/1382 K., 25.08.2025
    İlgili madde: m.390
  3. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, 2025/1064 E., 2025/1350 K., 05.08.2025
    İlgili madde: m.389
  4. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi, 2025/664 E., 2025/685 K., 16.07.2025
    İlgili madde: m.397
  5. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi, 2024/1340 E., 2025/1038 K., 14.07.2025
    İlgili madde: m.397
  6. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi, 2025/1993 E., 2025/2547 K., 25.06.2025
    İlgili madde: m.399
  7. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, 2025/744 E., 2025/1027 K., 15.05.2025
    İlgili madde: m.389
  8. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2025/899 E., 2025/795 K., 15.05.2025
    İlgili madde: m.390
  9. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, 2025/676 E., 2025/982 K., 08.05.2025
    İlgili madde: m.389, m.390
  10. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, 2025/400 E., 2025/951 K., 08.05.2025
    İlgili madde: m.390
  11. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, 2025/1030 E., 2025/1108 K., 24.04.2025
    İlgili madde: m.393, m.397
  12. Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, 2025/382 E., 2025/416 K., 18.03.2025
    İlgili madde: m.393
  13. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, 2024/1773 E., 2024/2276 K., 17.12.2024
    İlgili madde: m.389, m.395, m.396, m.399
  14. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, 2024/1255 E., 2024/1726 K., 08.10.2024
    İlgili madde: m.389
  15. Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi, 2024/2054 E., 2024/1262 K., 30.05.2024
    İlgili madde: m.395, m.396, m.399
  16. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi, 2024/1251 E., 2024/833 K., 15.05.2024
    İlgili madde: m.395, m.396, m.399
  17. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, 2024/358 E., 2024/335 K., 19.02.2024
    İlgili madde: m.395
  18. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, 2023/1881 E., 2023/2065 K., 14.11.2023
    İlgili madde: m.389
  19. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2023/309 E., 2023/291 K., 23.02.2023
    İlgili madde: m.390
  20. Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi, 2022/3361 E., 2022/1963 K., 09.12.2022
    İlgili madde: m.392
  21. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, 2022/1972 E., 2022/1088 K., 14.09.2022
    İlgili madde: m.396
  22. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, 2022/1414 E., 2022/998 K., 05.07.2022
    İlgili madde: m.396
  23. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, 2021/2060 E., 2022/383 K., 31.03.2022
    İlgili madde: m.392
  24. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi, 2021/765 E., 2021/793 K., 23.06.2021
    İlgili madde: m.396
  25. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi, 2020/742 E., 2020/785 K., 08.09.2020
    İlgili madde: m.397
  26. Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, 2019/2199 E., 2019/984 K., 14.11.2019
    İlgili madde: m.397

Bağlayıcılık derecesine göre sıralı (Anayasa Mahkemesi, içtihadı birleştirme, genel kurullar, daireler); her grupta yeni karar önce. Tam metin karar deposundan istek üzerine yüklenir. Hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ayrıca denetleyin.

Madde bağlantıları, tarihine kadar Resmî Gazete'de yayımlanan değişiklikleri içeren güncel metne gider.

Bu konudaki maddelerde bilinen en yeni değişiklik: 22.07.2020 (m.391).

Anlatım 21.10.2026 tarihinde derlendi. Bağlayıcı olan madde metnidir.

Bu konuyu panelde çalış

Panelde bu konu 9. Çekişmesiz Yargı ve Geçici Hukuki Koruma Yolları bölümünde yer alıyor.

Panelde çalış