HMK › Tahkim
Tahkim süresi, dava ve cevap dilekçesi
Kısaca
HMK m.427, tahkim yargılamasında hakem veya hakem kurulunun esas hakkında karar vermesi için tanınan bir yıllık süreyi, bu sürenin başlangıcını ve sürenin tarafların anlaşması ya da mahkeme kararıyla uzatılmasını düzenler. 6100 sayılı Kanun'un 428. maddesi, tahkim yargılamasında dava ve cevap dilekçelerinin içeriğini, delillerin dilekçeyle bildirilmesini ve yargılama sırasında iddia veya savunmanın değiştirilmesi ya da genişletilmesini düzenler.
Kapsam
Bu konu, Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.427–436 hükümlerini kapsar.
- HMK m.427Tahkim süresi
- HMK m.428Dava ve cevap dilekçesi
- HMK m.429Duruşma yapılması veya dosya üzerinden inceleme
- HMK m.430Taraflardan birinin yargılamaya katılmaması
- HMK m.431Hakem veya hakem kurulunca bilirkişi seçimi
- HMK m.432Delillerin toplanması
- HMK m.433Hakem kurulunun karar vermesi
- HMK m.434Sulh
- HMK m.435Tahkim yargılamasının sona ermesi
- HMK m.436Hakem kararının şekli, içeriği ve saklanması
HMK m.427 — Tahkim süresi
Madde, tahkim yargılamasında hakem veya hakem kurulunun esas hakkında karar vermesi için tanınan bir yıllık süreyi, bu sürenin başlangıcını ve sürenin tarafların anlaşması ya da mahkeme kararıyla uzatılmasını düzenler. Taraflar aksini kararlaştırmadıkça kanundaki bir yıllık sürenin uygulanacağı, tek hakemli davada hakemin seçildiği, çok hakemli davada hakem kurulunun ilk toplantı tutanağının düzenlendiği tarihin esas alınacağı kuralını içerir. Madde, tahkim süresinin uzatılmasına ilişkin mahkeme kararının kesin olduğunu da belirtir. Madde, tahkim davasının hangi tarihte açılmış sayılacağını düzenlemez (m.426). Tahkim davasından önce alınan ihtiyati tedbir veya ihtiyati haciz kararı bakımından açılması gereken iki haftalık süre de maddenin konusu değildir (m.428 ve ilgili hüküm metni). Hakem kararının tahkim süresi içinde verilmemesinin iptal sebebi olup olmadığı ile hakem kararının iptali usulü de bu maddede düzenlenmez (m.439). Maddenin uygulanması bakımından tahkim yargılamasının kurumsal bir kurala tabi olup olmadığı da ayrıca değerlendirilir.
Tahkim süresi: hangi kavramlar bilinmeli?
- Tahkim süresi
- Hakem veya hakem kurulunun esas hakkında karar vermesi için kanunen öngörülen azami süredir. Madde metninde bir yıl olarak belirlenmiştir ve taraflar aksini kararlaştırmadıkça uygulanır.
- Süre başlangıcı
- Tek hakemli davada hakemin seçildiği, çok hakemli davada hakem kurulunun ilk toplantı tutanağının düzenlendiği tarihtir. Sürenin davanın açıldığı tarihten işlemeye başlamadığı maddenin metninden anlaşılır.
- Süre uzatımı
- Tahkim süresinin, tarafların anlaşmasıyla veya anlaşamamaları halinde taraflardan birinin başvurusu üzerine mahkemece uzatılmasıdır. Mahkemenin uzatma kararı kesindir.
- Esas hakkında karar
- Uyuşmazlığın maddi yönden çözümüne ilişkin hakem kararıdır. Süre bu kararın verilmesi için işler; usule ilişkin ara kararlar bu sürenin kapsamına girmez.
Tahkim süresi: hangi şartlar aranır?
- Taraflar tahkim süresine ilişkin aksi bir düzenleme yapmamış olmalıdır; aksi halde kanundaki bir yıllık süre uygulanmaz ve tarafların kararlaştırdığı süre geçerli olur.
- Tek hakemli davada hakemin seçilmiş olması, çok hakemli davada hakem kurulunun ilk toplantı tutanağının düzenlenmiş olması gerekir; süre bu tarihten itibaren işlemeye başlar.
- Hakem veya hakem kurulunun, bir yıllık süre içinde esas hakkında karar vermesi gerekir.
- Süre uzatılacaksa, tarafların anlaşması ile ya da anlaşamamaları halinde taraflardan birinin mahkemeye başvurusu ve mahkemenin uzatma kararı bulunmalıdır.
Tahkim süresi: hangi sonuçları doğurur?
- Süre içinde esas hakkında karar verilirse hakem kararı geçerli bir karar olarak doğar.
- Süre taraflar veya mahkeme tarafından uzatılmadığı sürece, süre geçtikten sonra verilen hakem kararı yetkisiz hakemlerce verilmiş sayılır ve iptal sebebi oluşur.
- Süre tarafların anlaşmasıyla uzatılmışsa uzatılmış süre içinde verilen karar geçerlidir.
- Mahkemenin uzatma kararı kesin olduğundan, bu karara karşı kanun yoluna başvurulamaz.
- Taraflar sözleşmeyle bir yıldan farklı bir süre kararlaştırmışsa, kanundaki süre yerine o süre uygulanır.
- Mahkemeye uzatma başvurusu reddedilirse hakemlerin yetkisi sona erer.
Tek hakem ile hakem kurulu arasındaki fark nedir?
Bir hakemin görev yaptığı davada sürenin başlangıcı hakemin seçildiği tarihtir.
Birden çok hakemin görev yaptığı davada sürenin başlangıcı hakem kurulunun ilk toplantı tutanağının düzenlendiği tarihtir.
Aynı süre farklı başlangıç anlarından işler; seçim tarihi ile ilk toplantı tarihi arasındaki fark süreyi değiştirir.
Taraflar aksini kararlaştırmış ile kararlaştırmamış arasındaki fark nedir?
Taraflar sözleşmesi veya tahkim kuralları ile farklı bir süre öngörmüşse o süre geçerlidir.
Taraflar aksini kararlaştırmamışsa maddedeki bir yıllık süre uygulanır.
Kanundaki süre yalnızca varsayılan süre niteliğindedir; sözleşmeyle daha kısa ya da uzun süre belirlenebilir.
Anlaşmayla uzatma ile mahkeme kararıyla uzatma arasındaki fark nedir?
Tarafların anlaşmasıyla yapılan uzatma doğrudan tarafların iradesine dayanır.
Anlaşamamaları halinde taraflardan birinin başvurusu üzerine mahkeme uzatma kararı verebilir.
Mahkeme kararı kesin olduğundan bu karara karşı kanun yoluna başvurulamaz; anlaşma yolu ise mahkemeye gerek bırakmaz.
Tahkim süresi: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Tahkim süresini dava açılış tarihinden saymak; süre hakemin seçildiği veya ilk toplantı tutanağının düzenlendiği tarihten işler.
- Tek hakem ile hakem kurulu ayrımını gözden kaçırarak çok hakemli davada seçim tarihini başlangıç almak.
- Kanundaki bir yıllık süreyi, taraflarca sözleşmeyle kararlaştırılmış farklı bir süre varken uygulamak.
- Tarafların anlaşması ile mahkeme uzatımını birbirine karıştırmak; anlaşmayla uzatımda mahkemeye başvuru gerekmez.
- Mahkemenin uzatma kararına karşı temyiz yoluna başvurmak; karar kesin olduğu için bu yol kapalıdır.
- Kurumsal tahkimde kurumun verdiği uzatım kararını yok saymak ve gereksiz yere mahkemeden ayrıca süre talep etmek.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Tahkim süresinin uzatılmasına ilişkin taleplerin dava yoluyla açılması gerektiği ve hasım gösterilmesi gerektiği yönünde görüş ağırlık kazanmıştır. (İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2023/59 E., 2023/57 K., 25.01.2023; İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2022/153 E., 2022/239 K., 09.03.2022)
- Kurumsal tahkimde tahkim kurallarının öngördüğü süre ve uzatım mekanizması esas alınmakta; kurum tarafından verilen uzatım kararlarının mahkemenin ayrıca karar vermesine gerek bırakmadığı kabul edilmektedir. (11. Hukuk Dairesi, 2021/4695 E., 2022/6134 K., 21.09.2022)
- Tahkim süresi içinde verilen karar, mahkemenin ayrıca süre uzatımı reddetmesi ile geçersiz hale gelmez; süre uzatımına ilişkin kurum kararının varlığı önemli görülmektedir. (11. Hukuk Dairesi, 2024/642 E., 2024/2252 K., 20.03.2024)
- Mahkeme tarafından süre uzatımı ile ilgili talebin reddedilmesi halinde hakemlerin yetkisinin sona erdiği sonucuna varılmakta; ancak tarafların süre konusunda sonradan anlaşarak tahkime devam etmeleri halinde bu durum farklı değerlendirilebilmektedir. (İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2023/533 E., 2023/637 K., 17.08.2023; 3. Hukuk Dairesi, 2023/4121 E., 2023/3008 K., 31.10.2023)
Nasıl ispat edilir?
- Hakem kararının süresi içinde verildiğini ileri süren taraf, ilk toplantı tutanağı veya hakemin seçim belgesi ile süreyi başlatan tarihi ispatlamalıdır.
- Süre uzatımının tarafların anlaşmasıyla yapıldığını iddia eden taraf, yazılı anlaşmayı veya tarafların açık ya da zımni onayını delille göstermelidir.
- Süre uzatımının mahkeme kararıyla yapıldığını ileri süren taraf, uzatma kararını ve bu karara ilişkin başvuru tarihini belgelemelidir.
- Süre aşımı iddiasında bulunan taraf, kararın tahkim süresinden sonra verildiğini ve süre uzatımının bulunmadığını ispatlamalıdır.
- Tarafların süre sona erdikten sonra tahkime devam ettiklerini ileri süren taraf, bu davranışı yazılı belge veya tahkim tutanaklarıyla ispatlamalıdır.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.426: Tahkim davasının hangi tarihte açılmış sayılacağını düzenler; bu tarih tahkim süresinin başlangıcıyla karıştırılmamalıdır.
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.428: İhtiyati tedbir veya ihtiyati haciz alan tarafın tahkim davasını açma süresini düzenler; m.427'deki tahkim süresi ile ilgisi yoktur.
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.424: Tarafların yargılama usulünü serbestçe kararlaştırabileceğini düzenler; tahkim süresinin de bu serbestlik çerçevesinde değiştirilebilmesinin dayanağıdır.
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.435: Tahkim süresinin sona ermesi ve uzatma talebinin reddi halinde tahkim yargılamasının sona erdirilmesini düzenler.
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.439: Hakem kararının iptal sebeplerini düzenler; süre geçtikten sonra verilen kararın iptali bu maddeye dayanılarak istenir.
- 4686 sayılı Milletlerarası Tahkim Kanunu: Milletlerarası tahkime ilişkin kendi süre düzenlemesini içerir; bu maddedeki sürenin uzatılması konusunda kıyas edilen kanundur.
HMK m.428 — Dava ve cevap dilekçesi
6100 sayılı Kanun'un 428. maddesi, tahkim yargılamasında dava ve cevap dilekçelerinin içeriğini, delillerin dilekçeyle bildirilmesini ve yargılama sırasında iddia veya savunmanın değiştirilmesi ya da genişletilmesini düzenler. Hüküm, tahkim yoluyla çözülecek uyuşmazlıklarda davacı ile davalı taraf ve hakem veya hakem kurulu bakımından uygulanır. Maddenin düzenlemediği konular şunlardır: tahkim sözleşmesinin geçerliliği ve kapsamı (m.412 vd. ilgili hükümleri), tahkim yargılamasında delil toplanması ve delil değerlendirmesi (ilgili tahkim hükümleri), tahkim kararının iptali ve hakem kararına karşı kanun yolları (m.439 vd.). Bu maddenin tahkimdeki karşılığı olan dava ve cevap dilekçesinin usulüne ilişkin genel çerçeve, ayrıca devletin yargı yolundaki yazılı yargılama kuralları (m.119 vd.) ile karıştırılmamalıdır.
Dava ve cevap dilekçesi: hangi kavramlar bilinmeli?
- Dava dilekçesi (tahkimde)
- Davacının tahkim şartını veya sözleşmesini, varsa esas sözleşmeyi, iddiasını dayandırdığı vakıaları ve talebini hakem veya hakem kuruluna sunduğu dilekçedir. Kapsamı, devlet mahkemesindeki dava dilekçesinden farklı olarak tahkim şartı ve sözleşme belgelerini de içerir.
- Savunma dilekçesi (tahkimde)
- Davalının savunmasını ve dayandığı vakıaları hakem veya hakem kuruluna sunduğu dilekçedir. Madde metni bu dilekçeye ayrıca bir süre öngörmez; süre taraflarca kararlaştırılır ya da hakem tarafından belirlenir.
- Vakıa
- Hukuki sonuç doğuran somut olaylardır. Madde, taraflardan iddia ve savunmalarını dayandıkları vakıalarla birlikte bildirmelerini ister; yalnız hukuki nitelendirmenin yazılması yeterli değildir.
- İddia veya savunmanın değiştirilmesi
- Taraflardan birinin dilekçesindeki talep ya da vakıaların yerine yenisini koymasıdır. Kural olarak serbesttir; aksi taraflarca kararlaştırılmış olabilir ya da hakem izin vermeyebilir.
- İddia veya savunmanın genişletilmesi
- Mevcut talep veya vakıaların kapsamının artırılmasıdır. Kural olarak serbesttir; hakem gecikme veya diğer tarafta haksız büyük zorluk gerekçesiyle izin vermeyebilir.
- Tahkim sözleşmesinin kapsamı
- Tarafların tahkime bağladığı uyuşmazlık alanıdır. Değişiklik ve genişletme bu alanın dışına çıkamaz; kapsam ölçütü tahkim sözleşmesinin kendisidir.
Dava ve cevap dilekçesi: hangi şartlar aranır?
- Dava dilekçesinin, taraflarca kararlaştırılan veya hakem tarafından belirlenen süre içinde sunulması gerekir.
- Davacı dilekçesinde tahkim şartını veya sözleşmesini, varsa esas sözleşmeyi, iddiasını dayandırdığı vakıaları ve talebini göstermelidir.
- Davalı dilekçesinde savunmasını ve dayandığı vakıaları bildirmelidir.
- Taraflar dilekçelerine yazılı delillerini ekleyebilir ve ileride sunacakları delilleri gösterebilir; bu bildirim isteğe bağlıdır.
- Değişiklik veya genişletme yapılacaksa, taraflar aksini kararlaştırmamış olmalıdır.
- Hakem veya hakem kurulu, işlemin gecikerek yapılmış olduğunu veya diğer taraf için haksız bir şekilde büyük zorluk yarattığını dikkate alarak izin vermeyebilir.
- Yeni iddia veya savunma tahkim sözleşmesinin kapsamı dışına çıkmamalıdır; bu sınırı aşan değişiklik veya genişletme yapılamaz.
Dava ve cevap dilekçesi: hangi sonuçları doğurur?
- Davacı dilekçesini belirlenen süre içinde tahkim şartı veya sözleşmesi, varsa esas sözleşme, vakıalar ve talep ile birlikte sunmalıdır.
- Davalı savunmasını ve dayandığı vakıaları dilekçeyle bildirmelidir.
- Taraflar yazılı delillerini dilekçelerine ekleyebilir; ileride sunacakları delilleri de gösterebilir.
- Taraflar aksini kararlaştırmamışsa iddia ve savunmalarını yargılama sırasında değiştirebilir ya da genişletebilir.
- Hakem veya hakem kurulu, gecikme veya haksız büyük zorluk gerekçesiyle değişiklik veya genişletmeye izin vermeyebilir.
- Tahkim sözleşmesinin kapsamı dışına çıkan iddia veya savunma değiştirilemez ve genişletilemez.
- Aksi kararlaştırılmış ise değişiklik ve genişletme yasağı, taraf anlaşmasının içeriğine göre uygulanır.
Dava dilekçesi ile savunma dilekçesi arasındaki fark nedir?
Davacının dilekçesinde tahkim şartı veya sözleşmesi ile esas sözleşme de yer alır.
Davalının dilekçesinde savunma ve dayandığı vakıalar bildirilir; madde ona ayrı bir belge zorunluluğu getirmez.
Davacının dilekçesi, tahkimin varlığını ve kapsamını ortaya koyduğu için daha kapsamlıdır; davalının dilekçesinde bu belgelerin sunulması maddede aranmaz.
Kural (serbest değişiklik) ile aksi kararlaştırma arasındaki fark nedir?
Taraflar aksini kararlaştırmamışsa iddia veya savunma yargılama sırasında değiştirilebilir ya da genişletilebilir.
Taraflar değişiklik ve genişletmeyi sınırlayan bir kayıt koymuşsa bu kayıt uygulanır.
Taraf anlaşması, maddedeki serbestlik kuralının yerine geçer.
Serbest değişiklik ile hakem izni ile sınırlama arasındaki fark nedir?
Değişiklik veya genişletme, gecikme veya diğer tarafa haksız büyük zorluk yaratmadan yapılmışsa hakem bunu kabul etmelidir.
Değişiklik gecikerek yapılmış veya karşı tarafa haksız büyük zorluk yaratmışsa hakem izin vermeyebilir.
Hakem izin vermeme takdirini kullanabilir; takdir, gecikme ve diğer tarafın durumu ile diğer koşullara dayanır.
Değişiklik ile genişletme ile tahkim sözleşmesinin kapsamı dışına çıkma arasındaki fark nedir?
Yeni iddia veya savunma tahkim sözleşmesinin kapsamı içinde kalıyorsa değişiklik serbesttir (hakemin takdiri saklıdır).
Yeni iddia veya savunma tahkim sözleşmesinin kapsamı dışına çıkıyorsa hiçbir koşulda değiştirilemez ve genişletilemez.
Kapsam dışına çıkan değişiklik, hakemin izni olsa bile yapılamaz.
Dava ve cevap dilekçesi: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Davalının savunma dilekçesine davacı gibi tahkim şartı ve sözleşmesini eklenmesi gerektiğini düşünmek; madde bu belgeleri yalnız davacı için aramıştır.
- Taraflar aksini kararlaştırmış olsa bile iddia veya savunmanın değiştirilebileceğini varsaymak; kararlaştırılmış kayıt geçerlidir.
- Hakemin izin verme takdirini, gecikme veya haksız zorluk aranmadan kullanabileceğini düşünmek; izin vermeme sebebi maddede sayılmış koşullara bağlıdır.
- Kapsam dışına çıkan bir iddiayı hakemin izniyle değiştirilebileceğini sanmak; bu sınır hakem izni ile aşılamaz.
- Yargı yolundaki dava dilekçesi ve cevap dilekçesi kurallarını (m.119 vd.) tahkimde doğrudan uygulamak; tahkim yargılamasında 428. madde esas alınır.
- Delili dilekçede bildirmeden sonradan sunabileceğini varsaymak; madde yazılı delilin dilekçeye eklenmesini ve ileride sunulacak delillerin gösterilmesini öngörür.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Yargıtay, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 428. maddesinde sayılan sebeplerden birinin varlığını, temyiz olunan nihai kararın bozulması bakımından aranan koşul olarak görmektedir. (10. Hukuk Dairesi, 2025/2064 E., 2025/6067 K., 16.04.2025)
- Geçici 3. maddenin ikinci fıkrası uyarınca 1086 sayılı Kanun'a tabi davalarda da 428. maddede yer alan sebeplerden birinin varlığı, bozma bakımından aranmaktadır. (1. Hukuk Dairesi, 2021/10562 E., 2023/5202 K., 05.10.2023)
- Mülga 6100 sayılı Kanun'un 428. maddesi, Geçici 3. madde ikinci fıkrasının atfıyla uygulanmaya devam eden davalarda iddia ve savunmaların dayandığı belgeler ile hukuki nitelendirme bakımından hâlâ esas alınmaktadır. (8. Hukuk Dairesi, 2022/7819 E., 2023/510 K., 08.02.2023)
- Görevin kamu düzenine ilişkin olması ve 428/2. maddenin görevsizliğin mutlak bozma nedeni olduğu hükmü, somut olayda temyiz edilmese bile temyiz mahkemesince re'sen gözetilmesini gerektirmektedir. (23. Hukuk Dairesi, 2014/9924 E., 2015/1654 K., 16.03.2015)
Nasıl ispat edilir?
- İddianın veya savunmanın dayandığı vakıaları ileri süren taraf, bu vakıaları dilekçesinde bildirmekle yükümlüdür; vakıayı ispat yükü de o tarafa aittir. Ayrıca her iddia ve savunma için hangi delille ispatlanacağını dilekçede göstermesi gerekir.
- Yazılı delil dilekçeye eklenerek sunulur. Başka yerlerden getirtilecek belgeler için bunların bulunabilmesini sağlayan bilgi dilekçede yer almalıdır; aksi hâlde delil bildirilmiş sayılmaz.
- Değişiklik veya genişletme talebinde bulunan taraf, bu işlemin gecikerek yapılmadığını ve karşı tarafa haksız büyük zorluk yaratmadığını göstermelidir; aksi hâlde hakemin izin vermeme takdiri devreye girer.
- Yeni iddia veya savunmanın tahkim sözleşmesinin kapsamı içinde kaldığını ileri süren taraf, bunu tahkim sözleşmesinin metninden ispat eder. Kapsam dışına çıktığı yönündeki itiraz, karşı tarafın itirazı olarak ileri sürülür.
- Tahkim sözleşmesinde değişiklik ve genişletmeyi sınırlayan bir kayıt varsa, bu kaydın varlığını ileri süren taraf onu yazılı belgeyle ispatlamalıdır.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.428: Maddenin kendisi; tahkimde dilekçe ve değişiklik rejimini düzenler.
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.119: Devlet mahkemesindeki yazılı yargılamada dava dilekçesi ve cevap dilekçesinin genel içeriğini düzenler; tahkimdeki düzenlemeyle karşılaştırma için yararlıdır, doğrudan uygulanmaz.
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.439: Tahkim yargılaması sonucunda verilen hakem kararına karşı kanun yollarını düzenler; bu madde ile doğrudan bağlantısı, dilekçe ve değişiklik kurallarına aykırılığın sonucunun hakem kararına yansımasıdır.
HMK m.429 — Duruşma yapılması veya dosya üzerinden inceleme
Madde, tahkimde hakem veya hakem kurulunun duruşma yapılıp yapılmayacağına karar verme usulünü düzenler. Duruşma yapılması ile dosya üzerinden yürütülmesi arasındaki seçimi, taraflar aksini kararlaştırmadıkça bir tarafın talebi üzerine duruşma yapılmasını ve taraflara keşif, bilirkişi incelemesi ile diğer delil incelemeleri için yapılacak toplantı ve duruşmaların bildirilmesini ele alır. Ayrıca hakem kuruluna verilen dilekçe, bilgi ve belgelerin taraflara bildirilmesini kapsar. Madde, tahkim yargılamasında duruşmaya katılmayan tarafın durumunu düzenlemez (m.430). Tahkim kararının iptali ve ilgili yargılama usulü (m.439 vd.) bu maddenin kapsamı dışındadır. Mahkeme yargılamasında duruşma ve dosya üzerinden karar kuralları (HMK m.320 ve m.27) da bu maddeden ayrıdır.
Duruşma yapılması veya dosya üzerinden inceleme: hangi kavramlar bilinmeli?
- Duruşma
- Tarafların, delillerin ikamesi, sözlü beyan ya da bilirkişiden açıklama alınması gibi amaçlarla hakem veya hakem kurulu önünde bir araya geldiği yargılama oturumudur. Duruşma yapılıp yapılmayacağı hakem veya hakem kuruluna bırakılmıştır.
- Dosya üzerinden yürütme
- Yargılamanın duruşma yapılmadan, yazılı belgeler ve dilekçeler üzerinden sürdürülmesidir. Hakem bu yolu seçebilir, ancak taraflardan birinin talebi halinde duruşma yapma yükümlülüğü doğar.
- Aksini kararlaştırma
- Tarafların sözleşmede veya sonradan yapacakları anlaşmayla duruşma yapılması ya da yapılmaması konusunda belirleyici irade ortaya koymasıdır. Bu anlaşma varsa hakemin takdiri ve talep hakkı bu anlaşmaya göre şekillenir.
- Bildirim
- Hakem veya hakem kurulunun keşif, bilirkişi incelemesi ve toplantı tarihlerini ile gelmeme sonuçlarını tarafa iletmesidir. Madde gerekçesine göre bu bildirim sözlü açıklama veya tebliği ifade eder ve belgelendirilmelidir; mahkeme tebligat esaslarına bağlı değildir.
Duruşma yapılması veya dosya üzerinden inceleme: hangi şartlar aranır?
- Hakem veya hakem kurulunun, delil ikamesi, sözlü beyan veya bilirkişiden açıklama gibi bir sebeple duruşma yapmaya karar vermesi gerekir ya da dosya üzerinden yürütmeyi seçmesi gerekir.
- Taraflar aksini kararlaştırmamış olmalıdır; aksi halde taraflar anlaşmasına bağlı kalınır.
- Taraflardan birinin talebi bulunduğunda, hakem veya hakem kurulu yargılamanın uygun aşamasında duruşma yapılmasına karar vermelidir.
- Dava ile ilgili keşif tarihi, bilirkişi incelemesi veya diğer delillerin incelenmesi için yapılacak toplantı ve duruşmalar, tarafların hukuki dinlenilme hakkını kullanabilmesi için uygun bir süre önce tarafa bildirilmelidir.
- Tarafların gelmemesi hâlinde bu durumun sonuçları da aynı bildirimde tarafa açıklanmalıdır.
- Hakem kuruluna verilen dilekçe, bilgi ve diğer belgeler taraflara bildirilmelidir.
Duruşma yapılması veya dosya üzerinden inceleme: hangi sonuçları doğurur?
- Hakem veya hakem kurulu duruşma yapılmasına karar verebilir; bu durumda duruşma tarafların katılımıyla yürütülür.
- Hakem yargılamayı dosya üzerinden de yürütebilir ve tarafların duruşma talebi yoksa duruşma yapmak zorunda değildir.
- Taraflardan biri talep ederse ve taraflar aksini kararlaştırmamışsa, hakem yargılamanın uygun aşamasında duruşma yapılmasına karar vermek zorundadır.
- Keşif, bilirkişi incelemesi ve delil toplantısı tarihleri uygun bir süre önce bildirilmezse, tarafın hukuki dinlenilme hakkı zedelenir.
- Tarafların gelmemesi hâlinde doğacak sonuçlar bildirilmemişse, bu sonuçlar gelmeyen tarafa karşı ileri sürülemeyebilir.
- Hakem kuruluna sunulan dilekçe, bilgi ve belgeler taraflara bildirilmediği takdirde, bu belgeler tarafın aleyhine kullanılmamalıdır (gerekçe, bildirimi sebeplerle zorunlu kılar).
Duruşma ile dosya üzerinden yürütme arasındaki fark nedir?
Hakem veya hakem kurulu, delil ikamesi, sözlü beyan veya bilirkişi açıklaması gibi nedenlerle duruşma yapmaya karar verebilir.
Aynı nedenler yoksa hakem yargılamayı dosya üzerinden de yürütebilir. Madde bu seçimde hakeme takdir tanır.
Taraflar aksini kararlaştırmadıkça ve bir taraf talep etmedikçe hakem hangi yolu seçeceğini kendisi belirler.
Re'sen duruşma ile tarafın talebi üzerine duruşma arasındaki fark nedir?
Hakem, duruşma yapılıp yapılmayacağına kendiliğinden karar verir.
Taraflardan biri talepte bulunursa hakem duruşma yapmak zorundadır; taraflar aksini kararlaştırmışsa bu talep esas alınmaz.
Bir tarafın duruşma talebi, taraflar aksini kararlaştırmadıkça hakemin takdirini sınırlar ve yargılamanın uygun aşamasında duruşma yapılmasını zorunlu kılar.
Keşif, bilirkişi incelemesi ve toplantılar ile hakemin diğer işlemleri arasındaki fark nedir?
Keşif tarihi, bilirkişi incelemesi ve delil inceleme toplantıları tarafa önceden bildirilir.
Dilekçe, bilgi ve belgeler için bildirim yükümlülüğü ayrıca bulunur; bunlar tarih veya gelmeme sonucu içermez.
Toplantı ve keşif için önceden bildirim ve gelmeme sonuçlarının bildirilmesi gerekirken, dilekçe ve belgeler için taraflara iletim yeterlidir.
Duruşma yapılması veya dosya üzerinden inceleme: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Tahkim yargılamasını da mahkeme yargılaması gibi kabul edip her hâlde duruşma yapmak; oysa hakem dosya üzerinden yürütmeyi seçebilir.
- Taraf duruşma talebinde bulunmuşken hakemin bu talebi yok saymak; taraflar aksini kararlaştırmamışsa talep hakemi duruşma yapmaya bağlar.
- Keşif ve bilirkişi incelemesi bildirimlerini mahkeme tebligat esaslarına göre yapmaya çalışmak; madde gerekçesi bu bildirimin tebligattan farklı, esnek bir yolla yapılabileceğini belirtir.
- Tarafların gelmemesi hâlinde doğacak sonuçları bildirmeden toplantı yapmak; bu bildirim eksikse gelmeyen tarafın yokluğunda yapılan işlemler savunulamaz hâle gelir.
- Hakem kuruluna sunulan dilekçe ve belgeleri taraflara iletmeden değerlendirmeye almak.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Mahkeme yargılamasında duruşma açılmadan dosya üzerinden karar verilmesinin istisna olduğu, kanunun açıkça duruşma öngördüğü hallerde dosya üzerinden karar verilemeyeceği kabul edilmektedir. (2. Hukuk Dairesi, 2013/10626 E., 2013/15690 K., 05.06.2013)
- Tahkimde ise hakemin duruşma yapma konusunda daha geniş takdir yetkisi bulunduğu, bununla birlikte taraf talebi üzerine duruşmanın zorunlu hâle geldiği kabul edilmektedir. (11. Hukuk Dairesi, 2023/4350 E., 2024/1719 K., 04.03.2024)
Nasıl ispat edilir?
- Duruşma talebinde bulunan tarafın, talebini ve taraflar arasında aksi bir anlaşma bulunmadığını ileri sürmesi gerekir; talep tutanağa veya yazılı bildirime geçirilmelidir.
- Keşif, bilirkişi incelemesi veya toplantı bildiriminin yapıldığı tarih ve yöntem, bildirimi yapan hakem veya hakem kurulu tarafından belgelendirilmelidir; belgelenmemiş bildirim tarafın dinlenilme hakkı bakımından savunmasına konu olur.
- Tarafların gelmemesi hâlinde bu sonuçların bildirildiğini iddia eden taraf, bildirimin yapıldığını ispatlamalıdır; karşı taraf bildirimin yapılmadığını ya da süresinde yapılmadığını ileri sürerek kendi savunmasını yapabilir.
- Dilekçe, bilgi ve belgelerin taraflara iletildiği, bunların hakem kuruluna sunulma ve iletim kayıtlarıyla ispatlanır; iletilmediğini ileri süren taraf bunu gösterir.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.430: Tarafın yargılamaya katılmaması hâlinde uygulanacak kuralları düzenler. Bu maddedeki duruşma ve bildirim düzeninin gelmeme sonuçlarını tamamlar.
HMK m.430 — Taraflardan birinin yargılamaya katılmaması
Madde, tahkim yargılamasında taraflardan birinin yargılamaya katılmamasının sonuçlarını üç bent halinde düzenler: davacının dava dilekçesini vermemesi ya da dilekçesindeki eksikliğin giderilmemesi (a), davalının cevap dilekçesini vermemesi (b) ve bir tarafın geçerli neden olmaksızın duruşmaya katılmaması ya da delil sunmaktan kaçınması (c). Maddenin uygulanması, tahkim yargılamasında bir tarafın yargılamaya katılmamasına bağlıdır ve yalnızca tahkim yargılamasına uygulanır. Düzenlemez: dava dosyasının işlemden kaldırılması ve açılmamış sayılması (HMK m.150), duruşma yapılması veya dosya üzerinden inceleme kararı (6100 sayılı Kanun m.429 uyarınca hakem kararı), mahkeme yargılamasında yokluğunda devam (HMK m.147, m.150/2) ve dava dilekçesinin tahkim yargılamasında teslim ve süre kuralları (6100 sayılı Kanun'un tahkim bölümündeki diğer maddeler).
Taraflardan birinin yargılamaya katılmaması: hangi kavramlar bilinmeli?
- Yargılamaya katılmama
- Tarafın tahkim yargılamasında dava dilekçesini vermemesi, cevap dilekçesini vermemesi, duruşmaya gelmemesi veya delil sunmaktan kaçınması durumudur. Madde, katılmamanın hangi işlemde gerçekleştiğine göre farklı sonuç bağlar.
- Geçerli neden
- Tarafın süresinde işlem yapmamasını veya duruşmaya katılmamasını haklı kılan sebeptir. Maddede ayrıntılı tanımı yapılmamış olup, geçerli neden bulunup bulunmadığı hakem veya hakem kurulunun takdirine bağlıdır.
- Tahkim yargılamasına son verme
- Hakem veya hakem kurulunun, davacının dava dilekçesini süresinde vermemesi ya da usulüne uygun olmayan dilekçedeki eksikliği belirlenen sürede gidermemesi halinde yargılamayı sonlandırması işlemidir. Bu durumda karar, davanın esası hakkında hüküm niteliği taşımaz.
- Delillerini sunmaktan kaçınma
- Tarafın hakem veya hakem kurulunca istenen delilleri sunmamasıdır. Kaçınma, geçerli neden olmaksızın gerçekleşmelidir; geçerli bir neden varsa bu hal yaptırım doğurmaz.
- Mevcut delillere göre karar
- Hakem veya hakem kurulunun, katılmayan tarafın yokluğunda ve elde bulunan delillere dayanarak hüküm vermesidir. Tarafın katılmaması hakem kurulunu hüküm vermekten alıkoymaz.
Taraflardan birinin yargılamaya katılmaması: hangi şartlar aranır?
- Tahkim yargılamasında taraflardan birinin yargılamaya katılmamış olması gerekir.
- Davacı bakımından, dava dilekçesinin geçerli bir neden olmaksızın süresi içinde verilmemiş olması ya da dilekçenin usulüne uygun olmaması ve eksikliğin hakem veya hakem kurulunca belirlenen süre içinde giderilmemiş olması gerekir.
- Davalı bakımından, cevap dilekçesinin verilmemiş olması yeterlidir; bu durum kendiliğinden ikrar veya davanın kabulü sayılmaz.
- Bir tarafın duruşmaya katılmaması veya delil sunmaktan kaçınması bakımından bu davranışın geçerli bir neden olmaksızın gerçekleşmiş olması gerekir.
- Hakem veya hakem kurulunun mevcut delillere göre karar verebilmesi için tahkim yargılamasının devam ediyor olması gerekir.
Taraflardan birinin yargılamaya katılmaması: hangi sonuçları doğurur?
- Davacı geçerli neden olmaksızın dava dilekçesini süresinde vermezse hakem veya hakem kurulu tahkim yargılamasına son verir.
- Dava dilekçesi usulüne uygun değilse ve eksiklik belirlenen süre içinde giderilmezse hakem veya hakem kurulu tahkim yargılamasına son verir.
- Davalı cevap dilekçesini vermezse bu durum davacının iddialarının ikrarı veya davanın kabulü olarak değerlendirilmez; yargılamaya devam edilir.
- Taraflardan biri geçerli neden olmaksızın duruşmaya katılmazsa hakem veya hakem kurulu yargılamaya devam ederek mevcut delillere göre karar verebilir.
- Taraflardan biri geçerli neden olmaksızın delillerini sunmaktan kaçınırsa hakem veya hakem kurulu yargılamaya devam ederek mevcut delillere göre karar verebilir.
- Geçerli bir neden bulunması hâlinde bu yaptırımlar uygulanmaz.
Davacının katılmaması ile davalının katılmaması arasındaki fark nedir?
Davacı dava dilekçesini vermezse ya da eksik dilekçesi süresinde tamamlanmazsa, hakem veya hakem kurulu yargılamaya son verir.
Davalı cevap dilekçesini vermezse yargılama durmaz; davalı bakımından bu durum ikrar veya kabul sayılmaz ve yargılama devam eder.
Davacının katılmamasında yargılama sona erer; davalının katılmamasında yargılama devam eder. Davalının cevap vermemesi davacının lehine kendiliğinden bir sonuç doğurmaz.
Dilekçe eksikliği ile geçerli neden olmaksızın dilekçe verilmemesi arasındaki fark nedir?
Dilekçe verilmiş ama usulüne uygun değildir; eksiklik hakem veya hakem kurulunca verilen süre içinde giderilmezse yargılama sona erer.
Dilekçe hiç verilmemiştir ve bunun için geçerli bir neden de bulunmamaktadır.
Her iki halde de sonuç yargılamanın sona ermesidir; ancak birincide önce eksikliği giderme imkânı verilmesi gerekir.
Duruşmaya katılmama ile delil sunmaktan kaçınma arasındaki fark nedir?
Taraf duruşmaya geçerli neden olmaksızın katılmamıştır.
Taraf delil sunmaktan geçerli neden olmaksızın kaçınmıştır.
Her iki hâlde de hakem veya hakem kurulu yargılamaya devam ederek mevcut delillere göre karar verebilir.
Taraflardan birinin yargılamaya katılmaması: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Davalının cevap dilekçesini vermemesini davacının iddialarının ikrarı saymak; madde bunu açıkça reddeder ve yargılamaya devam edilmesini öngörür.
- Davacının dilekçe eksikliğini hemen yargılamanın sona ermesi sayılarak, hakem veya hakem kurulunca belirlenen süre verilmeden son verme kararı vermek.
- Mahkeme yargılamasındaki işlemden kaldırma kurallarını (HMK m.150) tahkim yargılamasına uygulamak; madde tahkimde bu sonucu öngörmez.
- Geçerli nedeni incelemeden katılmayan tarafın yaptırıma uğratılması; önce mazeretin değerlendirilmesi gerekir.
- Delil sunmaktan kaçınmayı, hakem kurulunun her zaman hüküm verebileceği anlamında yorumlamak; madde mevcut delillere göre karar verilmesini öngörür, ancak kaçınma geçerli nedene dayanıyorsa yaptırım doğmaz.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Yargıtay, geçerli bir mazeretin kabul edilmeden yapılan yokluk işlemlerini hukuki dinlenilme hakkının ihlali sayarak bozmaktadır; mazeretin değerlendirilmesi bu nedenle önemlidir.
Nasıl ispat edilir?
- Katılmama hâlinde yaptırımdan yararlanmak isteyen taraf, karşı tarafın yargılamaya katılmadığını ve bunun geçerli bir nedene dayanmadığını ispatlamakla yükümlüdür.
- Dava dilekçesinin verilmediği veya usulüne uygun olmadığı hâlinde bu durum hakem kurulunun dosyasındaki belgelerle ortaya konur; eksikliğin süre içinde giderilip giderilmediği yazılı bildirimle belgelenir.
- Duruşmaya katılmama durumunda duruşma tutanağı ve davetiyenin usulüne uygun tebliği belgelenmelidir.
- Geçerli neden iddiası ileri süren taraf, bu nedenin varlığını belgeyle ispatlamalıdır; belgelenebilir mazeretin ibraz edilmemesi kabul edilmeme sonucunu doğurur.
- Delil sunmaktan kaçınma iddiası, hakem kurulunun istediği delilin sunulmadığını gösteren kayıtla ispatlanır.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6100 sayılı Kanun m.429: Hakem veya hakem kurulunun duruşma yapma ya da dosya üzerinden inceleme yapma yetkisini düzenler; katılmama hâlinin gerçekleştiği yargılama biçimini belirler.
- 6100 sayılı Kanun m.430: Bu maddenin kendisidir; tahkim yargılamasında katılmama hâlinin sonuçlarını düzenler.
HMK m.431 — Hakem veya hakem kurulunca bilirkişi seçimi
Madde, hakem veya hakem kurulunun tahkim yargılaması sırasında bilirkişi kurumundan yararlanmasına ilişkin usul yetkilerini düzenler. Hakem veya hakem kurulu; belirlediği konularda rapor vermek üzere bilirkişi seçebilir, tarafların bilirkişiye açıklama yapmasına ve belge ile bilgi vermesine karar verebilir ve keşif yaptırabilir. İkinci fıkra, yazılı veya sözlü rapor veren bilirkişilerin duruşmaya çağrılmasını ve bu duruşmada tarafların bilirkişiye soru sorması ile özel bilirkişi dinletmesini düzenler. Kurala, tarafların aksini kararlaştırmış olması hâlinde uyulmaz. Madde, mahkemenin bilirkişi görevlendirme usulünü, bilirkişilik kurumunun listeleme ve atama kurallarını ve taraf bilirkişisinin hukuki niteliğini düzenlemez; bu konular HMK'nın bilirkişi hükümlerinde (4698 sayılı Kanun ile değişik HMK m.266-288 bağlamında) yer alır. Tahkim yargılamasında delil toplanmasında mahkeme yardımı ise ayrı bir madde (m.432) konusudur. Hakemin tarafsızlığı ve bilirkişinin reddi gibi hakem kurumuna ilişkin güvenceler de bu maddenin kapsamı dışındadır.
Hakem veya hakem kurulunca bilirkişi seçimi: hangi kavramlar bilinmeli?
- Hakem tarafından seçilen bilirkişi
- Hakem veya hakem kurulunun belirlediği konularda rapor vermek üzere atadığı kişidir. Bu bilirkişi, mahkemenin HMK'ya göre atadığı bilirkişiden farklı olarak tahkim yargılamasının kendi iradesiyle görevlendirilir.
- Taraf bilirkişisi
- Tarafların kendi seçtiği ve uyuşmazlık konusunda görüş bildirmek için duruşmaya çağırılabilen özel bilirkişidir. Tahkimde hakemin atadığı bilirkişiye karşı taraflara tanınan bir hak olarak ikinci fıkrada geçer.
- Aksi kararlaştırılma
- Tarafların tahkim sözleşmesinde veya sonradan yaptıkları anlaşmayla, bilirkişinin duruşmaya çağrılmasını engelleyen veya sınırlayan düzenleme yapmasıdır. Bu hâlde ikinci fıkranın varsayılan kuralı uygulanmaz.
- Keşif
- Uyuşmazlık konusu yerin veya nesnenin hakem tarafından yerinde incelenmesidir. Madde bu işlemi hakemin takdir yetkisine bağlar.
- Çapraz sorgu hakkı
- Taraflara bilirkişilere soru sorma imkânı verilmesidir. Bu imkân, raporun taraflarca tartışılabilmesi için ikinci fıkrada açıkça tanınır.
Hakem veya hakem kurulunca bilirkişi seçimi: hangi şartlar aranır?
- Hakem veya hakem kurulunun, uyuşmazlığın çözümünde teknik veya özel bilgiye ihtiyaç olduğuna kanaat getirmesi gerekir.
- Hakem veya hakem kurulunun bilirkişinin görev konusunu açıkça belirlemesi gerekir.
- Bilirkişi seçimi için hakem veya hakem kurulunun kararı alınmalıdır; bu karar taraflardan birinin talebine bağlı değildir.
- Tarafların bilirkişiye bilgi vermesi için hakem kararı verilmiş olmalıdır.
- Bilirkişinin duruşmaya çağrılması için, taraflardan birinin talebi veya hakem ya da hakem kurulunun gerekli görmesi gerekir.
- Bu çağrının yapılmasını tarafların tahkim sözleşmesinde veya sonradan aksini kararlaştırmamış olması gerekir.
- Duruşmada tarafların bilirkişiye soru sorması ve kendi özel bilirkişilerini dinletmesi için bilirkişinin raporunu sunmuş olması gerekir.
Hakem veya hakem kurulunca bilirkişi seçimi: hangi sonuçları doğurur?
- Hakem veya hakem kurulu bilirkişi seçimine karar verirse, seçilen bilirkişi belirlenen konularda rapor verir.
- Tarafların bilirkişiye gerekli açıklamaları yapması ve ilgili belge ile bilgileri vermesi için hakem kararı verilebilir.
- Keşif kararı verilirse keşif, hakem veya hakem kurulunun takdiriyle yapılır.
- Aksi kararlaştırılmamışsa bilirkişi, raporunu verdikten sonra duruşmaya çağrılır.
- Duruşmada taraflar bilirkişiye soru sorabilir ve kendi seçtikleri özel bilirkişileri dinletebilir.
- Taraflar bu duruşma hakkını sözleşmeyle kaldırmışsa bilirkişi duruşmaya çağrılmaz ve çapraz sorgu yapılamaz.
- Bilirkişi çağrısı yapılmadan rapor esasına göre karar verilmesi, tarafların dinlenilme hakkını zedeleyebilir.
Hakem tarafından seçilen bilirkişi ile taraf bilirkişisi arasındaki fark nedir?
Hakem veya hakem kurulunun karar verip seçtiği bilirkişidir. Seçim hakemin takdirine bağlıdır.
Taraflarca getirilen özel bilirkişidir. Taraf kendi seçtiği uzmanı kendi giderleriyle getirir.
Hakem tarafından seçilen bilirkişinin ücreti taraflarca yatırılması gereken bir bedel olarak düşünülür. Uygulamada genellikle taraf bilirkişisi kabul edilir ve hakem tarafından bilirkişi atanmaz.
Yazılı rapor ile duruşmada sözlü açıklama arasındaki fark nedir?
Bilirkişi raporunu yazılı olarak sunabilir.
Bilirkişi raporunu sözlü olarak da açıklayabilir.
Her iki biçimde de rapor verilmesinden sonra bilirkişi, aksi kararlaştırılmadıkça duruşmaya çağrılır.
Varsayılan duruşma çağrısı ile aksi kararlaştırma arasındaki fark nedir?
Aksi kararlaştırılmadığı sürece bilirkişinin duruşmaya çağrılması kuralı geçerlidir.
Tarafların anlaşmasıyla bu çağrı kaldırılabilir veya sınırlandırılabilir.
Tarafların aksi yönde bir kararı yoksa bilirkişiyi duruşmaya çağırmak, talep veya hakem kararıyla mümkündür.
Hakem veya hakem kurulunca bilirkişi seçimi: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Hakem tarafından seçilen bilirkişi ile taraf bilirkişisini aynı hukuki statüde saymak; birincisi hakemin takdirine bağlı iken ikincisi tarafın kendi seçimidir.
- Bilirkişinin duruşmaya çağrılmasını her zaman zorunlu saymak; oysa birinci fıkra gereği aksi kararlaştırılmışsa çağrı yapılmaz.
- Bilirkişiye soru sorma hakkını yalnız bilirkişi seçen hakem için geçerli saymak; ikinci fıkra tarafların da bu hakkını düzenler.
- Keşif kararını bilirkişi seçiminin ön koşulu saymak; her iki yetki birbirinden bağımsız olarak kullanılabilir.
- Bilirkişi raporunu duruşmada açıklanmadan doğrudan delil saymak; maddenin ikinci fıkrası duruşma çağrısının esas olduğunu gösterir.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Hakem veya hakem kurulunun bilirkişi seçme yetkisi, bu maddeye dayanılarak uyuşmazlığın teknik veya özel bilgi gerektirmesi hâlinde bilirkişi kurumuna başvurma yetkisi olarak yorumlanmaktadır. (10. Daire, 2020/67 E., 2024/4070 K., 16.10.2024; 10. Daire, 2019/11650 E., 2023/7362 K., 23.11.2023; 10. Daire, 2019/11811 E., 2023/7363 K., 23.11.2023)
- Hakemin bilirkişi görevlendirmesi, uygulamada bu maddeye dayanarak yapılan bir yetki kullanımı olarak kabul edilmektedir. (11. Hukuk Dairesi, 2022/570 E., 2023/4337 K., 11.07.2023)
- Hakemin bilirkişi seçtiğine dair kararın, maddenin birinci fıkrası uyarınca alınmış olması gerektiği kabul edilmektedir. (11. Hukuk Dairesi, 2022/570 E., 2023/4337 K., 11.07.2023)
Nasıl ispat edilir?
- Bilirkişi seçilmesini talep eden taraf, uyuşmazlığın teknik veya özel bilgi gerektirdiğini ve bu nedenle hakemin karar vermesi gerektiğini ileri sürer ve bunu hakem kararı veya tahkim dosyasındaki belgelerle ortaya koyar.
- Tarafların bilirkişi duruşmasına katılma hakkını kaldırdığını ileri süren taraf, bu aksi kararlaştırmayı tahkim sözleşmesi veya sonraki yazılı anlaşma ile ispatlar.
- Bilirkişi raporuna dayanılarak karar verilmesi hâlinde, bilirkişinin duruşmaya çağrılmadığını ileri süren taraf, çağrının yapılmadığını ve aksi kararlaştırılmadığını tutanakla ispatlar; karşı taraf ise çağrının yapıldığını veya aksinin kararlaştırıldığını ispatlamakla yükümlüdür.
- Taraf bilirkişisinin raporunun değerlendirilmesinde, raporu sunan tarafın bu raporun yazılı olarak sunulduğunu ve duruşmada açıklamaya çağrılmasını talep ettiğini ileri sürmesi gerekir.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6100 sayılı Kanun m.432: Tahkimde delil toplanması için tarafın mahkemeden yardım istemesini düzenler. Bu madde, hakemin onayına bağlanan mahkeme yardımını kapsar ve bilirkişi ile keşif işlemlerinden farklı bir usul yolunu gösterir.
- 4698 sayılı Kanun: HMK'da bilirkişi incelemesi hükümlerini değiştirerek bilirkişilik sisteminde yapılan düzenlemeleri getirmiştir. Hakemin bilirkişi seçiminde yararlanılan genel bilirkişilik rejimi ile ilgilidir.
HMK m.432 — Delillerin toplanması
Madde, tahkim yargılamasında taraflardan birinin veya hakem/hakem kurulunun, delillerin toplanması için mahkemeden yardım istemesini düzenler. Yardım talebinin hakem veya hakem kurulunun onayına bağlanmasını ve talebin kimler tarafından yapılabileceğini kapsar. Mahkemenin yardım talebini hangi usulle yerine getireceği, delil toplama işlemlerinin ayrıntıları ve tahkim yargılamasının diğer yönleri bu maddede yer almaz; delil toplama usulü ilgili genel hükümlere ve tahkim kurallarına bırakılmıştır. Tahkim kararının iptali ve tanınması (m.439 vd.) ile hakemin görev ve yetkisine itiraz gibi konular da bu maddenin dışındadır.
Delillerin toplanması: hangi kavramlar bilinmeli?
- Delillerin toplanmasında mahkemeden yardım
- Tahkim yargılamasında bir delilin elde edilmesi için devlet mahkemesinin yetkisinin kullanılmasıdır. Hakemler yargı gücüne doğrudan sahip olmadıklarından, tahkim sözleşmesinin tarafı olmayan kişilere ya da işbirliği yapmayan tarafa karşı bu yetkiyi kendi başlarına kullanamazlar.
- Hakem veya hakem kurulunun onayı
- Mahkemeden yardım istenebilmesi için hakem ya da hakem kurulunun bu talebe izin vermesidir. Onay, talebin kötüye kullanılmasını önlemek amacıyla aranan ön şarttır.
- Tahkim sözleşmesinin tarafı olmayan kişi
- Tahkim anlaşmasında yer almayan, dolayısıyla hakem önünde yargılamaya bağlı olmayan üçüncü kişidir. Elinde delil bulunan bu kişilere karşı hakem doğrudan yetki kullanamaz; bu nedenle mahkemeye başvurulması gerekir.
Delillerin toplanması: hangi şartlar aranır?
- Talebin, tahkim yargılaması sürerken ve delilin toplanması için yapılmış olması gerekir.
- Talebi yapan taraf, hakem veya hakem kurulunun iznini almış olmalıdır; bu onay olmadan mahkemeye başvurulamaz.
- Talep, toplanması istenen delilin bulunduğu ve mahkemeden yardım gerektiren somut bir delil toplama işlemine ilişkin olmalıdır.
- Delil, sözleşmenin tarafı olmayan bir kişinin elinde olabileceği gibi, işbirliği yapmayan karşı tarafın elinde de bulunabilir.
Delillerin toplanması: hangi sonuçları doğurur?
- Taraf, hakem veya hakem kurulunun onayını almışsa mahkemeden delil toplama yardımı isteyebilir.
- Onay alınmadan yapılan talep, madde şartını karşılamaz ve mahkeme bu talebe dayanarak yardım sağlamamalıdır.
- Yardım talebi mahkemece yerine getirildiğinde delil, tahkim yargılamasında kullanılabilir hâle gelir.
- Madde, mahkemenin talebi reddetme gerekçelerini ya da talebin değerlendirme usulünü düzenlemez; bunlar genel hükümlere göre belirlenir.
Taraf talebi ile hakem veya hakem kurulunun kendi talebi arasındaki fark nedir?
Taraflardan biri mahkemeye başvurarak yardım isteyebilir. Bu durumda hakem ya da hakem kurulunun onayı aranır.
Hakem veya hakem kurulu da mahkemeden yardım isteyebilir. Madde metni ve gerekçe bu yetkinin kendisine tanındığını gösterir; ancak yazılı metin onay şartını hakem tarafı için ayrıca düzenlemez.
Taraf talebinde onay zorunludur; hakem kurulunun kendi talebinde de uygulamada hakem kurulunun karar vermesi gerektiği kabul edilmektedir. (11. Hukuk Dairesi, 2022/570 E., 2023/4337 K., 11.07.2023)
Tahkim sözleşmesinin tarafı ile tarafı olmayan kişi arasındaki fark nedir?
Sözleşmenin tarafı olup hakemlerle işbirliği yapmayan taraf, delilin kendisinde olması hâlinde mahkemeye başvurulmasının hedefidir.
Tahkim sözleşmesinin tarafı olmayan üçüncü kişi, hakemin doğrudan yetkisinin dışında kalır.
Her iki durumda da delil toplanması için mahkeme yardımı istenebilir; hakemin doğrudan yetkisi olmadığı hâllerde mahkeme yolu tek çare olur.
Delillerin toplanması: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Hakemin onayını almadan doğrudan mahkemeye başvurmak; madde metnindeki ön şart atlanmış olur.
- Hakem kurulunun kendi talebinde de taraf talebindeki onay şartının aynen uygulanacağını varsaymak; metin bu konuda açık değildir.
- Mahkemeden yardım istemeyi, hakemin doğrudan yetkisi olan bir delil toplama işlemiyle karıştırmak; tarafı olmayan kişiye karşı hakem yetkisi bulunmaz.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Hakem heyetinin de mahkemeden yardım isteyebileceği kabul edilmektedir. (11. Hukuk Dairesi, 2022/570 E., 2023/4337 K., 11.07.2023)
- Madde 432'nin atıf yaptığı genel usul hükümleri, temyiz ve yargılama süreleri konusunda uygulamada ayrıca değerlendirilmektedir. (7. Hukuk Dairesi, 2024/2626 E., 2024/3862 K., 16.09.2024; 3. Hukuk Dairesi, 2023/3350 E., 2023/3756 K., 18.12.2023; 16. Hukuk Dairesi, 2020/1445 E., 2021/2728 K., 25.03.2021; 16. Hukuk Dairesi, 2016/13738 E., 2020/3113 K., 17.09.2020)
Nasıl ispat edilir?
- Yardım talebinde bulunan taraf, hakem veya hakem kurulunun onayını aldığını belgelemelidir; onayın bulunmaması talebin dayanaktan yoksun kalması sonucunu doğurur.
- Talep edilen delilin tahkim yargılamasıyla ilgisi ve toplanmasının gerekliliği talebi yapan tarafça ortaya konmalıdır.
- Yardım talebine karşı çıkan taraf, delilin ilgisiz olduğunu ya da onayın alınmadığını ileri sürerek bunu ispatlamakla yükümlüdür.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6100 sayılı Kanun m.426/A: Kararların ve hakem yargılamasının bazı yönlerine ilişkin bu hüküm, kararlarda madde ile birlikte anılmaktadır; bu maddenin doğrudan kapsamına girmez.
- 6100 sayılı Kanun m.426/D: Madde 432'nin atıfıyla uygulanan hüküm olarak kararlarda anılmaktadır; temyiz harç ve giderlerine ilişkindir.
- 6100 sayılı Kanun m.426/F: Kararlarda madde 432 ile birlikte anılmaktadır; temyiz talebinin reddine ilişkin usuli bir hükümdür.
HMK m.433 — Hakem kurulunun karar vermesi
6100 sayılı Kanun'un 433. maddesi, tahkim yargılamasında hakem kurulunun karar verme usulünü düzenler. Madde üç konuya ilişkindir: hakem kurulunun oy çokluğuyla karar verebilmesi, kurul başkanının usule ilişkin konularda tek başına karar verebilmesi ve hakem ya da hakem kurulunun hakkaniyet ve nasafet kurallarına göre veya dostane çözüm yoluyla karar verebilmesi. Madde, tahkim yargılamasında görev alan hakem ve hakem kurullarına uygulanır. Maddenin düzenlemediği konular şunlardır: hakem kararının şekli ve içeriği (m.436), kısmi ve ara kararlar ile kararın bildirimi ve saklanması (m.436), kararın tavzihi, düzeltilmesi ve tamamlanması (m.437), sulhun hakem kararı olarak tespit edilmesi (m.434) ve kararın iptali (m.439 ve devamı).
Hakem kurulunun karar vermesi: hangi kavramlar bilinmeli?
- Oy çokluğu
- Hakem kurulunun, üyelerinin çoğunluğunun aynı yönde oy kullanmasıyla verdiği karardır. Tarafların aksini kararlaştırması hâlinde bu yöntem uygulanmaz; taraflar oy birliği veya başka bir oranı öngörebilir.
- Usuli karar
- Yargılama usulüne ilişkin belirli konularda verilen karardır. Madde, kurul başkanının bu tür kararları tek başına verebilmesi için taraflarca veya diğer üyelerce yetki verilmesini şart koşar.
- Hakkaniyet ve nasafet kuralları
- Hukuk kurallarından bağımsız olarak, somut olayın özelliklerine göre adil sayılan çözümü ifade eder. Hakemin bu kurallara göre karar verebilmesi için tarafların bunu açıkça yetki vermiş olmaları gerekir.
- Dostane çözüm
- Hakemin hukuk kurallarını katı biçimde uygulamak yerine tarafları uzlaştırarak sonuca ulaştığı çözüm yöntemidir. Bu yöntemin kullanılabilmesi, hakkaniyet ve nasafet kurallarında olduğu gibi tarafların açık yetkisine bağlıdır.
Hakem kurulunun karar vermesi: hangi şartlar aranır?
- Taraflarca aksi kararlaştırılmamış olmalıdır; bu hâlde hakem kurulu oy çokluğuyla karar verebilir.
- Taraflar veya hakem kurulunun diğer üyeleri kurul başkanına yetki vermiş olmalıdır; bu yetki yalnız yargılama usulüne ilişkin belirli konularda kullanılabilir.
- Hakem veya hakem kurulunun hakkaniyet ve nasafet kurallarına göre ya da dostane çözüm yoluyla karar verebilmesi için tarafların bunu açıkça yetkili kılmış olmaları gerekir.
- Hakkaniyet ve nasafet kurallarına göre veya dostane çözüm yoluyla karar verilecekse, bu yetki kararın hukuki dayanağını oluşturmalıdır; yetki yoksa hakem hukuka uygun karar vermek zorundadır.
Hakem kurulunun karar vermesi: hangi sonuçları doğurur?
- Taraflar aksini kararlaştırmamışsa hakem kurulu oy çokluğuyla karar verebilir.
- Taraflar oy birliği veya başka bir oran öngörmüşse, kurul bu oranda karar vermek zorundadır.
- Kurul başkanı, yetki verilmiş olması hâlinde yargılama usulüne ilişkin belirli konularda tek başına karar verebilir.
- Başkanın yetkisi olmayan bir konuda tek başına aldığı karar, kurul çoğunluğunun sonradan onaylaması hâlinde geçerli olabilir.
- Tarafların açık yetkisi bulunmadıkça hakem hakkaniyet ve nasafet kurallarına göre ya da dostane çözümle karar veremez.
- Açık yetki olmaksızın hakkaniyete göre verilen karar, hukuka aykırılık sayılır ve tahkim kararının iptal sebebi oluşturur.
- Hakkaniyet ve nasafet kurallarına göre karar verme yetkisi, tarafların açık ve bağımsız iradesine dayanır; genel bir yetki ifadesi bu amaç için yeterli değildir.
- Hakem, yetki verilmişse hakkaniyet ve nasafet kurallarına veya dostane çözüme göre karar verebilir; bu yetki hukuka uygun karar verme yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz, yalnızca yöntemi değiştirir.
Oy çokluğu ile oy birliği arasındaki fark nedir?
Taraflar aksini kararlaştırmamışsa hakem kurulu, üyelerin çoğunluğunun görüşüyle karar verir.
Taraflar oy birliği ya da başka bir oran öngörmüşse bu anlaşma geçerlidir.
Sözleşmede farklı oran kararlaştırılmışsa, oy çokluğu kuralı değil taraf iradesi uygulanır.
Kurul kararı ile başkanın tek başına kararı arasındaki fark nedir?
Esas kural olarak karar, hakem kurulunun çoğunluğu tarafından verilir.
Yargılama usulüne ilişkin belirli konularda başkan, taraflar veya diğer üyeler tarafından yetki verilmişse tek başına karar verebilir.
Başkanın tek başına aldığı karar, yalnız usul konularında ve yetki çerçevesinde geçerlidir; esasa ilişkin karar bu yolla verilemez.
Hukuka göre karar ile hakkaniyete göre karar arasındaki fark nedir?
Hakem kural olarak uyuşmazlığı maddi hukuk kurallarına göre çözer.
Taraflar açık yetki vermişse hakem hakkaniyet ve nasafet kurallarına ya da dostane çözüme göre karar verebilir.
Açık yetki yoksa hakkaniyete göre verilen karar, hukuka aykırılık sayılır ve iptal sebebi oluşturur.
Hakem kurulunun karar vermesi: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Taraflar arasında genel bir yetki ifadesi bulunması hâlinde bunu hakkaniyete göre karar verme yetkisi saymak; yetkinin açık olması şartı göz ardı edilir.
- Oy çokluğunu, hakem kurulunun toplanma yeter sayısıyla karıştırmak; üç kişilik kurulun iki üyeyle toplanıp karar verebileceğini sanmak yanlıştır, toplantı için tüm üyelerin hazır bulunması ve oy çokluğu ayrı değerlendirilir.
- Başkanın tek başına verdiği her kararı usul kararı saymak; usul dışındaki konularda başkanın tek başına karar verme yetkisi yoktur.
- Hakkaniyete göre karar verilmesinin hukuka aykırılık sayılmayacağını düşünmek; açık yetki olmadan verilen hakkaniyet kararı iptal sebebidir.
- Dostane çözüm ile sulhu aynı şey saymak; sulh m.434 kapsamında hakem kararı olarak tespit edilir, dostane çözüm ise bu maddeye göre karar verme yöntemidir.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Hakkaniyet ve nasafet kurallarına göre karar verme yetkisinin tarafların açık iradesine bağlı olduğu ve bu yetki olmadan verilen kararın hukuka aykırı sayıldığı kabul edilmektedir. (11. Hukuk Dairesi, 2024/2213 E., 2024/5580 K., 04.07.2024)
- Hakem kararının hakkaniyete göre verildiğinin belirtilmesi, yetki açık biçimde kararlaştırılmamışsa tek başına yeterli sayılmamaktadır. (11. Hukuk Dairesi, 2024/2213 E., 2024/5580 K., 04.07.2024)
Nasıl ispat edilir?
- Hakem kararının hakkaniyete göre verildiğini ileri süren taraf, sözleşmede veya tahkim şartında açık bir yetki bulunduğunu ispatlamak zorundadır; yetki yazılı bir belgeyle gösterilir.
- Hakemin kararının hukuka uygun olduğunu savunan karşı taraf, yetkinin açık olmadığını ya da hukuk kurallarına göre karar verildiğini belgelerle ortaya koyabilir.
- Oy çokluğuyla karar verildiği iddiasında, kurul üyelerinin oy kullanımına ilişkin imzalı karar metni ve varsa karşı oy yazısı delil olarak kullanılır.
- Başkanın tek başına karar verdiği iddiasında, diğer üyelerin ya da tarafların yetki verdiğini gösteren yazılı kayıt aranır; yetki yoksa kararın geçerliliği için kurul çoğunluğunun sonradan onayı gerekir.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6100 sayılı Kanun m.432: Delillerin toplanmasında mahkemeden yardım istenmesini düzenler; kurulun karar sürecinde delil toplama yetkisiyle bağlantılıdır.
- 6100 sayılı Kanun m.434: Tahkim yargılaması sırasında sulh olunması hâlini düzenler; sulhun hakem kararı olarak tespiti bu maddedeki karar verme usulünden ayrı bir konudur.
- 6100 sayılı Kanun m.436: Nihai hakem kararının içeriğini ve bildirimini düzenler; oy çokluğu ile verilen kararın imza ve karşı oy şartlarını belirler.
- 6100 sayılı Kanun m.437: Hakem kararının tavzihi, düzeltilmesi ve tamamlanmasını düzenler; kurulun karardan sonraki yetkileri bu maddeye göre belirlenir.
- 4686 sayılı Kanun: Milletlerarası tahkime ilişkin düzenlemelerde hakkaniyet ve nasafet kurallarına veya dostane çözüme göre karar verme yetkisinin aynı şekilde açık yetkiye bağlandığı görülür.
HMK m.434 — Sulh
Bu madde, tahkim yargılaması sırasında tarafların uyuşmazlık konusunda sulh olmaları hâlinde yargılamanın sona ermesini ve sulhün hakem kararı olarak tespit edilmesini düzenler. Sulhün tespit edilebilmesi için aranan şartları (ahlâka ve kamu düzenine aykırılık, tahkime elverişlilik) ve tarafların talebini kapsar. Maddenin uygulanması, tahkim sözleşmesinin kurulması ve tahkim yargılamasının genel işleyişi bakımından taraflar arasındaki tahkim ilişkisine ilişkindir. Madde, tahkim dışındaki mahkeme önünde sulhü (m.315 ve m.154) düzenlemez. Mahkeme dışı sulh sözleşmesinin maddi hukuk koşulları (BK) ve tahkim sözleşmesinin geçerlilik koşulları bu maddenin kapsamında değildir. Tahkim yargılamasında hakem kararının iptali ve tenfizi usulü de bu maddede yer almaz.
Sulh: hangi kavramlar bilinmeli?
- Sulh
- Taraflarin karşılıklı fedakârlıkla uyuşmazlığı sona erdirmek üzere yaptıkları anlaşmadır. Burada sulh, devam eden bir tahkim yargılamasında taraflarca yapılan anlaşmayı ifade eder.
- Tahkime elverişli uyuşmazlık
- Tarafların serbestçe tasarruf edebildiği, hakem eliyle çözülmesi kanunen engellenmemiş konulardır. Kamu düzenine ilişkin ya da kanunen tahkim dışı bırakılmış uyuşmazlıklar bu kapsama girmez.
- Hakem kararı olarak tespit
- Tarafların sulhünün, tahkim yargılamasını sona erdiren ve hakem kararı niteliğinde yazılı bir belgeye bağlanmasıdır. Hakem veya hakem heyetinin tespit etmesiyle hüküm ifade eder.
- Tahkim yargılamasının sona ermesi
- Sulh üzerine hakemin yargılamayı sürdürmeksizin dosyayı kapatmasıdır. Sulh tespit edilmezse yargılama sona ermez ve devam eder.
Sulh: hangi şartlar aranır?
- Tahkim yargılaması devam ederken taraflar arasında uyuşmazlık konusunda sulh sağlanmış olmalıdır.
- Sulhün konusu tahkime elverişli bir uyuşmazlık olmalıdır.
- Sulh, ahlâka veya kamu düzenine aykırı olmamalıdır.
- Sulhün hakem kararı olarak tespit edilmesi için tarafların talebi bulunmalıdır; talep yoksa yargılama yalnızca sona erer ve sulh karar hâline getirilmez.
Sulh: hangi sonuçları doğurur?
- Taraflar tahkim yargılaması sırasında sulh olurlarsa tahkim yargılaması sona erer.
- Tespit talebi ahlâka ya da kamu düzenine aykırı değilse sulh hakem kararı olarak tespit edilir.
- Uyuşmazlık tahkime elverişli bir konuya ilişkinse sulh hakem kararı olarak tespit edilebilir.
- Ahlâka veya kamu düzenine aykırı bir sulh, hakem kararı olarak tespit edilemez.
- Sulh hakem kararı olarak tespit edilmezse yargılama yalnız sona erer ve tespit edilmiş bir karar doğmaz.
Yargılamanın sona ermesi ile hakem kararı olarak tespit arasındaki fark nedir?
Taraflar sulhü yalnız yargılamanın sona erdirilmesi amacıyla bildirirse, hakem yargılamayı sona erdirir.
Taraflar sulhün hakem kararı olarak tespit edilmesini talep ederse, sulh hakem kararı niteliği kazanır.
Hakem kararı olarak tespit edilen sulhün icra edilebilirliği ve kesin hüküm benzeri sonuçları vardır. Talep yoksa yalnız yargılama sona erer.
Tahkime elverişli ile elverişsiz konu arasındaki fark nedir?
Tarafların serbestçe tasarruf edebildiği uyuşmazlıklarda sulh geçerli şekilde hakem kararına bağlanabilir.
Kamu düzenine ilişkin ya da tahkime elverişli olmayan konularda sulh hakem kararı olarak tespit edilemez.
Elverişli olmayan konuda tespit talebi reddedilir; bu durumda sulhün hakem kararı olarak tespiti yapılmaz.
Sulh: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Sulhü yalnız yargılamanın sona erdirilmesi ile hakem kararı olarak tespit edilmesi sonucunu aynı saymak; talep yoksa hakem kararı oluşmaz.
- Tahkime elverişlilik ölçütünü kamu düzenine ilişkin uyuşmazlıklarla karıştırmak; sulhün geçerliliği ile tespit edilebilirliği ayrı ölçütlere bağlıdır.
- Mahkeme önündeki sulh (m.315, m.154) hükümlerini tahkim sulhüne doğrudan uygulamak.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Tahkim yargılamasında sulh tespit edilmeden yargılamanın kendiliğinden sona erdiğinin kabulü, uygulamada sulhün tespit talebiyle birlikte değerlendirilmesi gerektiği yönündedir. Malzemede bu konuda somut bir yargı kararı bulunmamaktadır.
Nasıl ispat edilir?
- Sulhün varlığını ileri süren taraf, sulh sözleşmesinin yapıldığını ispatlamakla yükümlüdür; sulh yazılı belge ile ispatlanır.
- Sulhün hakem kararı olarak tespit edilmesini isteyen taraf bu talebi açıkça yapmak zorundadır.
- Sulhün tahkime elverişli bir konuya ilişkin olduğunu ya da ahlâka veya kamu düzenine aykırı olmadığını ileri süren taraf, bu hususları ortaya koymakla yükümlüdür.
- Karşı taraf sulhün geçersizliğini ileri sürerse, bu iddiasını ispatlamakla yükümlüdür.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6100 sayılı Kanun m.315: Mahkeme önünde sulhün karar ve yargılama üzerindeki etkisini düzenler; bu madde tahkim yargılamasına uyarlanmış karşılığı gibi okunmamalıdır.
- 6100 sayılı Kanun m.154: Mahkeme önünde yapılan sulhün duruşma tutanağına geçirilmesini düzenler; tahkimdeki sulh ile karşılaştırma için bilinmesi gerekir.
HMK m.435 — Tahkim yargılamasının sona ermesi
Madde, tahkim yargılamasının hangi hallerde sona ereceğini düzenler: nihai hakem kararının verilmesi, davacının davasını geri alması, tarafların yargılamanın sona erdirilmesinde anlaşması, hakem veya hakem kurulunun yargılamayı gereksiz ya da imkânsız bulması, tahkim süresinin uzatılmasına ilişkin talebin reddi, oybirliği şartının gerçekleşmemesi ve yargılama giderleri için avansın yatırılmaması hâlleri ile hakem yetkisinin sona ermesini kapsar. Madde tahkim yargılamasının tarafları ve hakem kurulu bakımından uygulanır. Hakem kararının içeriğini, şeklini ve tavzih, düzeltme ve tamamlama yollarını düzenlemez (m.436, m.437). Tahkim süresinin uzatılmasının usulünü ve koşullarını düzenlemez (m.427). Yargılama giderlerinin paylaşımını ve avansın kapsamını düzenlemez (m.441, m.442). Hakem kararına karşı iptal davasını düzenlemez (m.438).
Tahkim yargılamasının sona ermesi: hangi kavramlar bilinmeli?
- Nihai hakem kararı
- Uyuşmazlığın tamamını çözen ve yargılamayı olağan yoldan sona erdiren hakem kararıdır. Kısmi kararlar bu niteliği taşımaz.
- Davanın geri alınması
- Davacının talebinden vazgeçmesi ve hakemin yargılamayı bu nedenle sonlandırmasıdır. Davalının itirazı üzerine, davalının uyuşmazlığın kesin çözümünde hukuki yararının bulunduğunun kabulü hâli bunun dışında kalır.
- Yargılamanın sona erdirilmesi konusunda anlaşma
- Tarafların uyuşmazlığı hakem kararıyla sonuçlandırmadan yargılamanın bitirilmesi konusunda uzlaşmasıdır. Taraflar nihai karar istemiyorsa hakem usulî bir kararla yargılamayı sonlandırır.
- Yargılamanın sürdürülmesinin gereksiz veya imkânsız olması
- Davanın konusuz kalması ya da davacının ölümü gibi bir nedenle dava ehliyetinin ortadan kalkması ve davalının da davayı takip etmemesi hâllerinde ortaya çıkan, hakemin takdirine bağlı bir sona erme sebebidir.
- Hakem yetkisinin sona ermesi
- Yargılama sona erdiğinde hakem veya hakem kurulunun uyuşmazlık hakkındaki yetkisinin bitmesidir. Hakem kararının tavzih, düzeltme ve tamamlanmasına ilişkin 437. madde hükmü saklıdır.
Tahkim yargılamasının sona ermesi: hangi şartlar aranır?
- Yargılamanın sona ermesi için, nihai hakem kararının verilmesi ya da 435. maddenin birinci fıkrasındaki altı halden birinin gerçekleşmesi gerekir.
- Davacının davayı geri alması hâlinde, davalının itirazı üzerine hakemin davalının uyuşmazlığın kesin çözümünde hukuki yararı bulunduğunu kabul etmemiş olması gerekir.
- Tarafların yargılamanın sona erdirilmesi konusunda anlaşmış olması gerekir.
- Hakem veya hakem kurulunun, başka bir sebeple yargılamanın sürdürülmesini gereksiz ya da imkânsız bulmuş olması gerekir.
- Tahkim süresinin uzatılmasına ilişkin talebin, 427. maddenin ikinci fıkrası uyarınca mahkemece reddedilmiş olması gerekir.
- Taraflarca kararın oybirliğiyle verilmesi öngörülmüşse, hakem kurulunun oybirliğiyle karar verememiş olması gerekir.
- Yargılama giderleri için 442. maddenin ikinci fıkrası uyarınca istenen avansın yatırılmamış olması gerekir.
- Yargılamanın sona ermesiyle hakem veya hakem kurulunun yetkisi ortadan kalkar; bu yetki 437. maddedeki tavzih, düzeltme ve tamamlama hâli saklı kalmak üzere sona erer.
Tahkim yargılamasının sona ermesi: hangi sonuçları doğurur?
- Nihai hakem kararı verildiğinde yargılama sona erer ve hakemin uyuşmazlık hakkındaki yetkisi ortadan kalkar.
- Davacı davasını geri alırsa yargılama sona erer; ancak davalı itiraz eder ve uyuşmazlığın kesin çözümünde hukuki yararının bulunduğu kabul edilirse yargılama devam eder.
- Taraflar yargılamanın sona erdirilmesinde anlaşırsa yargılama sona erer.
- Hakem yargılamanın sürdürülmesini gereksiz veya imkânsız bulursa yargılama sona erer.
- Tahkim süresinin uzatılması talebi mahkemece reddedilirse yargılama sona erer.
- Taraflar oybirliği öngörmüşse ve hakem kurulu oybirliğiyle karar veremezse yargılama sona erer.
- Yargılama giderleri için avans yatırılmazsa yargılama sona erer.
- Yargılama sona erdikten sonra hakem veya hakem kurulunun yetkisi kalmaz; 437. maddedeki tavzih, düzeltme ve tamamlama yetkisi saklıdır.
Davanın geri alınması ile davalının uyuşmazlığın çözümünde hukuki yararı arasındaki fark nedir?
Davacının davasını geri alması, olağan olarak yargılamayı sona erdirir.
Davalının itirazı üzerine hakem, davalının uyuşmazlığın kesin çözümünde hukuki yararı bulunduğunu kabul ederse, geri alma yargılamayı sona erdirmez.
Davalının hukuki yararı kabul edilirse hakem davaya devam eder. Bu hâlde davalının avans yükümlülüğü doğar ve avans yatırılmazsa hakem davayı usulden reddeder (m.442/2).
Taraflarca anlaşma ile hakemin gereksiz veya imkânsız bulması arasındaki fark nedir?
Taraflar anlaşarak yargılamayı sona erdirir.
Hakem, başka bir sebeple yargılamayı gereksiz veya imkânsız görürse kendisi sona erdirir; burada tarafların ortak iradesi aranmaz.
Taraflar nihai karar istemiyorsa hakem usulî bir kararla yargılamayı sonlandırır ve yargılama giderleri hakkında nihai karar vermesi yerinde olur.
Davanın geri alınması ile yargılamanın sona erdirilmesi konusunda anlaşma arasındaki fark nedir?
Geri alma davacının tek taraflı beyanıdır ve davalının muvafakatine bağlıdır.
Anlaşma iki tarafın ortak iradesine dayanır.
Davacının davayı geri alması için davalının muvafakati gerekir; muvafakat verilmezse ve davalının hukuki yararı varsa hakem davaya devam eder.
Tahkim yargılamasının sona ermesi: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Davacının davayı geri almasını, davalının muvafakati aranmadan yargılamayı kendiliğinden sona erdiren bir hâl saymak; geri alma için davalının muvafakatinin gerektiğini gözden kaçırmak.
- Davalının itirazı üzerine hukuki yararının kabulü hâlini göz ardı ederek geri almayı her zaman sona erme sebebi saymak.
- Yargılamanın sürdürülmesinin imkânsız sayılması için yalnızca zorluk veya gecikmenin yeterli olduğunu düşünmek; imkânsızlığın mahkeme eliyle yapılan yargısal faaliyetlerle ancak aşılabilir olması gerektiğini gözden kaçırmak.
- Tarafların anlaşması hâlinde hakemin nihai karar vermesini zorunlu saymak; taraflar nihai karar istemiyorsa usulî bir kararla sonlandırmanın yeterli olduğunu atlamak.
- Tahkim süresinin uzatılması talebinin reddedilmesini, hakemin kendi takdirinde bir sona erme sebebi olarak görmek; bu hâlin mahkemenin reddine bağlı olduğunu unutmak.
- Oybirliği şartının gerçekleşmemesi hâlinde yargılamanın kendiliğinden sona erdiğini varsaymak; taraflarca öngörülmüş olma koşulunun bulunmasını aramamak.
- Yargılama sona erdikten sonra hakemin tavzih, düzeltme ya da tamamlama yetkisinin de kalktığını düşünmek; 437. maddenin saklı tuttuğu yetkiyi gözden kaçırmak.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Hakemin 435. maddenin birinci fıkrasının (c) bendi uyarınca yargılamayı sona erdirmesi, sürdürülmesinin gereksiz veya imkânsız görüldüğü hallerde kabul edilmektedir. (11. Hukuk Dairesi, 2023/4567 E., 2023/5338 K., 26.09.2023; 11. Hukuk Dairesi, 2023/5829 E., 2024/2947 K., 17.04.2024)
- Yargılamanın sürdürülmesinin imkânsız sayılabilmesi için, uyuşmazlığın çözümünün tahkim imkânları dışında, mahkemece keşif ya da tanık dinlenmesi gibi yargısal faaliyetlerle ancak mümkün olduğunun ortaya konulması aranmaktadır. (11. Hukuk Dairesi, 2023/5829 E., 2024/2947 K., 17.04.2024)
- Tahkim süresinin uzatılmasına ilişkin ek süre talebinde, taraflardan birinin yazılı muvafakat vermesi ve diğer tarafın kesin süre içinde beyanda bulunmaması hâlinde, uzatma talebi kabul edilmektedir. (4. Hukuk Dairesi, 2023/6351 E., 2023/12437 K., 22.11.2023)
- Hakemin yargılamayı sona erdirmesinin, tahkim süreleri ve 5684 sayılı Kanun'un ilgili hükümleri çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiği kabul edilmektedir. (11. Hukuk Dairesi, 2022/570 E., 2023/4337 K., 11.07.2023)
- Hakemin yargılamayı 435. maddenin birinci fıkrasının (c) bendi uyarınca sona erdirdiği hâllerde, fazlaya ilişkin hakların ve ek dava haklarının saklı tutulması kabul edilmektedir. (4. Hukuk Dairesi, 2022/6124 E., 2022/14639 K., 15.11.2022)
- Tahkim süresinin uzatılmasına ilişkin ek süre talebinin, ilk başvurunun temyiz incelemesinde olması gibi nedenlerle reddedilmesi, ek süre beklenemeyeceği gerekçesiyle 435. maddenin birinci fıkrasının uygulanmasını gerektirebilmektedir. (4. Hukuk Dairesi, 2025/6220 E., 2025/14272 K., 16.10.2025)
Nasıl ispat edilir?
- Davacının davayı geri alması iddiasını ileri süren taraf, geri alma beyanını yazılı olarak ortaya koymakla yükümlüdür.
- Davalının itirazı ve hukuki yararının bulunduğu iddiası davalı tarafça ileri sürülür; hukuki yararı ispat etmesi gereken taraf davalıdır.
- Taraflar arasında yargılamanın sona erdirilmesi konusunda anlaşma bulunduğunu iddia eden taraf, bu anlaşmayı yazılı belge veya tutanakla ispatlamalıdır.
- Hakemin yargılamanın gereksiz veya imkânsız olduğu sonucuna varmasının dayanağı olan olgular (davanın konusuz kalması, ölüm gibi) belgeyle ortaya konulmalıdır.
- Avansın yatırılmadığı, hakemin dosyasındaki ödeme kayıtları ile ortaya konulur ve avans yükümlülüğünü ihlal eden taraf bunun aksini ispat etmelidir.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6100 sayılı Kanun m.427: Tahkim süresinin uzatılmasına ilişkin talebin mahkemece reddedilmesi, 435. maddenin birinci fıkrasının (ç) bendinde sona erme sebebidir.
- 6100 sayılı Kanun m.437: Yargılamanın sona ermesiyle hakem yetkisinin ortadan kalkmasına ilişkin ikinci fıkra hükmü bu maddeyle saklıdır; tavzih, düzeltme ve tamamlama yetkisi ayrıca kalır.
- 6100 sayılı Kanun m.442: Yargılama giderleri için avans yatırılmamasının sona erme sebebi olabilmesi için ikinci fıkra gereği avans yükümlülüğü belirlenir.
- 6100 sayılı Kanun m.410: Hakem kararının aslının mahkemeye gönderilmesine ilişkin düzenleme, nihai kararın sona erdirici niteliğiyle birlikte okunur.
HMK m.436 — Hakem kararının şekli, içeriği ve saklanması
Madde, tahkimde verilen nihai hakem kararlarının şeklî ve içeriksel unsurlarını, kısmi karar verilebilmesini, kararın taraflara bildirilmesini ve aslının mahkemede saklanmasını düzenler. Kararda bulunması gereken asgari öğeler (hakem kimlikleri, taraf bilgileri, gerekçe, hüküm fıkrası, iptal davası bilgisi, yer ve tarih, imzalar) bu maddede sayılmıştır. Kararın tavzihi, düzeltilmesi ve tamamlanması (m.437), hakem yetkisinin sona ermesi (m.435), iptal davası (m.439) ve yargılama giderlerinin hesabı ve avans (m.442) bu maddede düzenlenmez. Maddenin uygulandığı taraf, hakem kararının sonucunda ilgili olan herkesi kapsar; tahkim sözleşmesinin geçerliliği ve tahkim yargılamasının sonlanma halleri bu maddenin konusu değildir.
Hakem kararının şekli, içeriği ve saklanması: hangi kavramlar bilinmeli?
- Nihai hakem kararı
- Uyuşmazlık konusunu bir bütün olarak ya da bir kısmını kesin biçimde sona erdiren karardır. Yalnızca usulî işlem niteliği taşıyan ara kararlar bu kavrama girmez.
- Kısmi karar
- Uyuşmazlığın bir veya birden çok meselesini karara bağlayan, geri kalan kısmın yargılamasının sürdüğü nihai karardır. Kısmi karar verilmesi taraflarca aksi kararlaştırılmamış olmasına bağlıdır.
- Hakem kurulu başkanı
- Birden fazla hakemden oluşan kurulun yönettiği, kararı taraflara bildirebilen kişilerden biridir. Kurul kararı, hakem kurulu başkanı veya ilgili tahkim kurumu tarafından taraflara bildirilebilir.
- İlgili tahkim kurumu
- Kurumsal tahkimde kararı taraflara bildirebilen tahkim merkezidir. Ad hoc tahkimde bu rolü hakem ya da hakem kurulu üstlenir.
- Karşı oy yazısı
- Kurulun çoğunluğuna katılmayan hakemin ayrı yazılı görüşüdür. Karara eklenmiş olması hâlinde karar metninde yer alır; eklenmesi zorunlu değildir.
Hakem kararının şekli, içeriği ve saklanması: hangi şartlar aranır?
- Kararın nihai hakem kararı niteliği taşıması, yani uyuşmazlığı kesin olarak ya da kısmen sona erdirmesi gerekir.
- Kararda hakem veya hakem kurulu üyelerinin ad ve soyadları bulunmalıdır.
- Kararda tarafların ve varsa temsilcilerinin ile vekillerinin ad, soyad, unvan ve adresleri yer almalıdır.
- Kararda dayanılan hukuki sebepler ile gerekçe gösterilmelidir.
- Kararda bir sıra numarası altında, açık ve kesin biçimde taraflara yüklenen hak ve borçlar ile yargılama giderleri yer almalıdır.
- Kararda karara karşı iptal davası açılabileceği ve bu davanın süresi belirtilmelidir.
- Kararda tahkim yeri ve kararın tarihi yazılmalıdır.
- Kararı veren hakem veya hakem kurulunun tamamının ya da çoğunluğunun imzası bulunmalıdır; karşı oy yazısı karara eklenmişse onunla birlikte gösterilmelidir.
- Kısmi karar verilebilmesi için taraflarca aksi kararlaştırılmamış olmalıdır.
Hakem kararının şekli, içeriği ve saklanması: hangi sonuçları doğurur?
- Madde 436/1'de sayılan öğelerden biri eksik olursa karar şekil yönünden eksik kalır ve bu, kararın iptali nedenlerine bağlanabilir.
- Kısmi karar verilmesi taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça mümkündür; taraflar kısmi karar vermeyi yasaklayabilir.
- Hakem kararı hakem, hakem kurulu başkanı veya ilgili tahkim kurumu tarafından taraflara bildirilir.
- Kararın aslı dosyayla birlikte mahkemeye gönderilir ve mahkemece saklanır; bu, taraf talebine bağlı değildir.
- Kararda uygulanacak tahkim kurallarında öngörülmeyen başka hususlar, taraflarca istenirse karara eklenebilir.
Nihai karar ile kısmi karar arasındaki fark nedir?
Uyuşmazlığın tamamını sona erdiren nihai karar.
Uyuşmazlığın bir meselesini karara bağlayan kısmi karar.
Kısmi karar da nihai hakem kararı gibi icra edilebilir ve kesinleşmiş kısmi karar mahkeme kararı gibi değerlendirilir; taraflar aksini kararlaştırmadıkça kısmi karar verilebilir.
Hakem kurulu başkanı ile tüm kurul (bildirim ve saklama) arasındaki fark nedir?
Bildirim yetkisi kurul başkanına, hakeme ya da ilgili tahkim kurumuna tanınmıştır.
Kararın aslı dosya ile birlikte mahkemeye gönderilir ve mahkemece saklanır.
Saklama mahkemece yapılır ve herhangi bir talebe bağlı değildir.
Kurumsal tahkim ile ad hoc tahkim (karar örneği) arasındaki fark nedir?
Kurumsal tahkimde kararın bir örneği ilgili kurumdan istenebilir.
Ad hoc tahkimde karar örneği hakemden istenir.
Onaylı nüsha, tahkim kurumundan, hakemden veya mahkemeden temin edilebilir.
Karşı oy zorunluluğu ile karşı oy yazısının yer alması arasındaki fark nedir?
Kararın kendisinde karşı oy yazısının bulunması zorunlu değildir.
Karşı oy yazısı karara eklenmişse, karar metninde gösterilmesi gerekir.
Ara kararda karşı oy veren hakemin nihai kararda ayrıca karşı oy yazması gerekmez.
Hakem kararının şekli, içeriği ve saklanması: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Kararda sadece hakem kurulu başkanının imzasının bulunmasını yeterli saymak; kurul hâlinde tamamın ya da çoğunluğun imzası aranır.
- Karşı oy yazısının kararda yer alması zorunlu sanmak; karşı oy yazısı yalnızca karara eklenmişse gösterilir.
- Kararın mahkemeye saklanması için taraf talebi beklemek; 436/3 gereği bu bir taraf talebine bağlı değildir.
- Ara kararı nihai karar gibi değerlendirip 436/1 unsurlarını ara karara uygulamak; madde nihai karara ilişkindir.
- Kısmi karar verilmesini taraflar aksi kararlaştırmadıkça yasak saymak; kanun varsayılan olarak kısmi karara izin verir.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Kararda taraf bilgilerinin tereddüt yaratmayacak biçimde belirlenmemesi, esasa ilişkin karar verilmesi hâlinde kanunun emredici usul hükümlerine aykırılık sayılmaktadır. (3. Hukuk Dairesi, 2023/3099 E., 2023/2917 K., 26.10.2023)
- Tahkim yerinin kararda açıkça belirtilmesi önemlidir; tahkim yeri konusunda yazım hatası iddiası yetkisizlik kararı gerektirecek kadar açık değilse, mahkemece değerlendirilmesi gerekmektedir. (11. Hukuk Dairesi, 2023/3588 E., 2023/4396 K., 12.07.2023)
- Kararın saklanması için dosyanın mahkemeye gönderilmesi, madde 436/3 uyarınca zorunlu kabul edilmekte ve bu işlem hakem kararının ilgili yargılamada dayanak alınmasıyla ilişkilendirilmektedir. (Ankara 14. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2024/526 E., 2025/85 K., 12.02.2025; 11. Hukuk Dairesi, 2023/3588 E., 2023/4396 K., 12.07.2023)
- Hakem kararına ilişkin davalarda 436, 437 ve 439 maddelerinin birlikte uygulandığı kabul edilmektedir. (11. Hukuk Dairesi, 2024/2980 E., 2024/5564 K., 04.07.2024; 11. Hukuk Dairesi, 2024/212 E., 2024/2703 K., 03.04.2024)
Nasıl ispat edilir?
- Hakem kararının geçerliliğine dayanan taraf, kararın 436/1'de sayılan unsurları taşıdığını karar metninden ispatlar; eksiklik iddiasını ileri süren taraf eksikliği ortaya koymakla yükümlüdür.
- Kararın bildirildiğini ve bildirim tarihini ispat yükü, bildirimi ileri süren tarafa aittir; bildirim belgesi ve tebliğ kayıtları bu iş için kullanılır.
- Kararın mahkemeye gönderildiğini ve saklandığını mahkeme dosyasından ispat etmek mümkündür; tahkim dosyasının ve kararın aslının dosyada bulunması bu hususta belirleyicidir.
- Karşı oy yazısının karara eklenmiş olup olmadığı karar metninden anlaşılır; karşı oy yazısının bulunmaması, karar eklenmemişse bir eksiklik sayılmaz.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.437: Kararın tavzihi, düzeltilmesi ve tamamlanmasına ilişkin başvuru süreleri ve usulünü düzenler; 436 uyarınca verilen karar bu yollarla değiştirilebilir.
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.435: Nihai karar verildiğinde hakemin yetkisinin sona ermesini düzenler; 436'daki kararın hakemin işlevini tamamlamasına bağlıdır.
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.439: Hakem kararına karşı iptal davasını düzenler; 436/1-d uyarınca kararda bu dava hakkında bilgi verilmesi gerekir.
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.442: Yargılama giderlerine ilişkin avans ve giderlerin düzenlenmesini içerir; 436/1-ç uyarınca kararda yargılama giderlerinin taraflara yüklenmesi gerekir.
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.433: Hakemin hakkaniyet ve nasafet ya da dostane çözümle karar verebilmesinin koşullarını düzenler; kararın dayanağı olan hukuki sebep ve gerekçe bakımından bağlantılıdır.
Süreler
| Süre | Madde | Hüküm |
|---|---|---|
| bir yıl | m.427 | (1) Taraflar aksini kararlaştırmadıkça, bir hakemin görev yapacağı davalarda hakemin seçildiği, birden çok hakemin görev yapacağı davalarda ise hakem kurulunun ilk toplantı tutanağının düzenlendiği tarihten itibaren bir yıl içinde, hakem… |
Süreler madde metnindeki yazımıyla verilmiştir.
Konuda geçen kararlar
35 karar- 8. Hukuk Dairesi, 2026/1888 E., 2026/2259 K., 03.04.2026İlgili madde: m.434
- 8. Hukuk Dairesi, 2025/6440 E., 2025/7667 K., 18.12.2025İlgili madde: m.434
- 8. Hukuk Dairesi, 2025/6617 E., 2025/7672 K., 18.12.2025İlgili madde: m.434
- 8. Hukuk Dairesi, 2025/4924 E., 2025/6649 K., 28.10.2025İlgili madde: m.434
- 8. Hukuk Dairesi, 2025/4082 E., 2025/6413 K., 16.10.2025İlgili madde: m.434
- 4. Hukuk Dairesi, 2025/6220 E., 2025/14272 K., 16.10.2025İlgili madde: m.435
- 10. Hukuk Dairesi, 2025/2064 E., 2025/6067 K., 16.04.2025İlgili madde: m.428
- 10. Daire, 2020/67 E., 2024/4070 K., 16.10.2024İlgili madde: m.431
- 7. Hukuk Dairesi, 2024/2626 E., 2024/3862 K., 16.09.2024İlgili madde: m.432
- 11. Hukuk Dairesi, 2024/2213 E., 2024/5580 K., 04.07.2024İlgili madde: m.433
Diğer 25 karar
- 11. Hukuk Dairesi, 2023/5829 E., 2024/2947 K., 17.04.2024İlgili madde: m.435
- 11. Hukuk Dairesi, 2024/642 E., 2024/2252 K., 20.03.2024İlgili madde: m.427
- 11. Hukuk Dairesi, 2023/4350 E., 2024/1719 K., 04.03.2024İlgili madde: m.429
- 3. Hukuk Dairesi, 2023/3350 E., 2023/3756 K., 18.12.2023İlgili madde: m.432
- 10. Daire, 2019/11650 E., 2023/7362 K., 23.11.2023İlgili madde: m.431
- 10. Daire, 2019/11811 E., 2023/7363 K., 23.11.2023İlgili madde: m.431
- 4. Hukuk Dairesi, 2023/6351 E., 2023/12437 K., 22.11.2023İlgili madde: m.435
- 3. Hukuk Dairesi, 2023/3631 E., 2023/3067 K., 02.11.2023İlgili madde: m.428
- 3. Hukuk Dairesi, 2023/4121 E., 2023/3008 K., 31.10.2023İlgili madde: m.427
- 1. Hukuk Dairesi, 2021/10562 E., 2023/5202 K., 05.10.2023İlgili madde: m.428
- 11. Hukuk Dairesi, 2023/4567 E., 2023/5338 K., 26.09.2023İlgili madde: m.431, m.435
- 11. Hukuk Dairesi, 2022/570 E., 2023/4337 K., 11.07.2023İlgili madde: m.431, m.432, m.435
- 11. Hukuk Dairesi, 2022/6156 E., 2023/1360 K., 06.03.2023İlgili madde: m.434
- 8. Hukuk Dairesi, 2022/7819 E., 2023/510 K., 08.02.2023İlgili madde: m.428
- 4. Hukuk Dairesi, 2022/6124 E., 2022/14639 K., 15.11.2022İlgili madde: m.435
- 11. Hukuk Dairesi, 2021/4695 E., 2022/6134 K., 21.09.2022İlgili madde: m.427
- 16. Hukuk Dairesi, 2020/1445 E., 2021/2728 K., 25.03.2021İlgili madde: m.432
- 10. Daire, 2016/456 E., 2020/3447 K., 05.10.2020İlgili madde: m.431
- 16. Hukuk Dairesi, 2016/13738 E., 2020/3113 K., 17.09.2020İlgili madde: m.432
- 22. Hukuk Dairesi, 2016/14085 E., 2016/16791 K., 07.06.2016İlgili madde: m.432
- 23. Hukuk Dairesi, 2014/9924 E., 2015/1654 K., 16.03.2015İlgili madde: m.428
- 2. Hukuk Dairesi, 2013/10626 E., 2013/15690 K., 05.06.2013İlgili madde: m.429
- İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2023/533 E., 2023/637 K., 17.08.2023İlgili madde: m.427
- İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2023/59 E., 2023/57 K., 25.01.2023İlgili madde: m.427
- İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2022/153 E., 2022/239 K., 09.03.2022İlgili madde: m.427
Bağlayıcılık derecesine göre sıralı (Anayasa Mahkemesi, içtihadı birleştirme, genel kurullar, daireler); her grupta yeni karar önce. Tam metin karar deposundan istek üzerine yüklenir. Hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ayrıca denetleyin.
Madde bağlantıları, tarihine kadar Resmî Gazete'de yayımlanan değişiklikleri içeren güncel metne gider.
Bu konudaki maddelerde bilinen en yeni değişiklik: 22.07.2020 (m.436).
Anlatım 21.10.2026 tarihinde derlendi. Bağlayıcı olan madde metnidir.
Bu konuyu panelde çalış
Panelde bu konu 10. Tahkim bölümünde yer alıyor.
Panelde çalış