Amme Alacakları Kanunu › Amme alacağının cebren tahsili
Menkul malların haczi ve satışı
Kısaca
6183 sayılı Kanun m.77, menkul malların haczinde haciz zaptına geçirilecek unsurları (cins, nevi, vasıf, alamet, sayı, miktar ve tahmini değer) ve resmi sicile kayıtlı menkul malların haczinin sicil dairesine tebliğ yoluyla yapılabilmesini düzenler.
Kapsam
Bu konu, Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun m.77–87 hükümlerini kapsar.
- Amme Alacakları Kanunu m.77Menkul malların haczi
- Amme Alacakları Kanunu m.78Haciz sırasında bulunacaklar ve haciz zaptı
- Amme Alacakları Kanunu m.79Üçüncü şahıslardaki menkul malların, alacak ve hakların haczi
- Amme Alacakları Kanunu m.80Zor kullanma
- Amme Alacakları Kanunu m.81Hacizde değerleme
- Amme Alacakları Kanunu m.82Haczedilen menkul malların korunması
- Amme Alacakları Kanunu m.83Menkul malları koruyacak olanların mecburiyet ve mesuliyetleri
- Amme Alacakları Kanunu m.84Menkul malların satışı
- Amme Alacakları Kanunu m.85Satış şekli, artırma ve ilan
- Amme Alacakları Kanunu m.86Müşterinin malı almaktan vazgeçmesi
- Amme Alacakları Kanunu m.87Satılamıyan menkul mallar
Amme Alacakları Kanunu m.77 — Menkul malların haczi
6183 sayılı Kanun m.77, menkul malların haczinde haciz zaptına geçirilecek unsurları (cins, nevi, vasıf, alamet, sayı, miktar ve tahmini değer) ve resmi sicile kayıtlı menkul malların haczinin sicil dairesine tebliğ yoluyla yapılabilmesini düzenler. Haciz bildirilerinin elektronik ortamda tebliğine ve bu tebligata elektronik ortamda cevap verilmesine de yer verir; bu usullerin ayrıntısı için Maliye Bakanlığı yetkilidir. Madde, amme alacağının tahsili için yapılan menkul mal hacizlerine uygulanır. Maddenin düzenlemediği konular: haciz yetkisinin ve haciz usulünün genel çerçevesi (m.77 öncesi hükümler), taşınmaz hacizleri (m.91 ve devamı), kıymet takdirinin ve satışın usulü ve satış sonrası ihalenin feshi gibi konular, bu maddede değil ilgili diğer maddelerde yer alır; ayrıca hacizli malın muhafazası ve yediemin uygulamaları ile hacze karşı şikayet ve istihkak usulü de ayrı maddelerde düzenlenmiştir.
Menkul malların haczi: hangi kavramlar bilinmeli?
- Haciz zaptı (haciz tutanağı)
- Haczedilen menkul malların cins ve nevi, vasıf ve alametleri, sayı ve miktarları ile tahmini değerlerinin kayda geçirildiği belgedir. Madde, haczin bu tutanakla tespit edilmesini öngörür. Tutanakta yazılmayan bir değer ya da nitelik, haczin kapsamını belirlemede dayanak oluşturmaz.
- Resmi sicile kayıtlı menkul mal
- Kanunda tescile tabi olan ve bir resmi sicilde kaydı bulunan menkul mallardır. Bu mallarda haciz, fiilen el koymaya bağlı olmaksızın sicil dairesine tebliğle de yapılabilir. Sicile kayıtlı olmayan menkul mallar bu yolla haczedilemez.
- Sicil dairesine tebliğ yoluyla haciz
- Haczin, malın kayıtlı olduğu sicil dairesine haciz bildirisinin tebliğ edilmesiyle gerçekleşmesidir. Bu yolla haciz, sicile işletilmek üzere yapılır. Sicil kaydına işlenmemiş bir tebliğ, haczin sicil yoluyla yapıldığı sonucunu doğurmaz.
- Haciz bildirisi
- Tahsil dairelerince düzenlenen ve haczin tebliğ edilmesi gereken belgedir. Kanun, bu bildirinin elektronik ortamda tebliğ edilebilmesine olanak tanır. Elektronik tebliğin usul ve esasları Maliye Bakanlığınca belirlenir.
- Elektronik tebliğ ve elektronik cevap
- Haciz bildirisinin posta yerine elektronik ortamda iletilmesi ve bu tebliğe elektronik ortamda yanıt verilmesidir. Tebliğ, alacaklı tahsil dairesi ya da alacaklı amme idaresi aracılığıyla yapılabilir. Bu usulün uygulanma biçimi Maliye Bakanlığı düzenlemesine bağlıdır.
Menkul malların haczi: hangi şartlar aranır?
- Haczedilecek malın menkul mal olması bulunmalıdır.
- Haciz zaptında malın cins ve nevi, vasıf ve alametleri, sayı ve miktarı ile tahmin edilen değerinin tespit edilmesi gerekir.
- Resmi sicile kayıtlı bir menkul malın sicil yoluyla haczedilebilmesi için haciz bildirisinin o malın kaydının tutulduğu sicil dairesine tebliğ edilmesi gerekir.
- Haciz bildirisinin elektronik ortamda tebliğ edilmesi halinde tebliğin Maliye Bakanlığınca belirlenen usul ve esaslara uygun yapılması gerekir.
- Haciz bildirisine elektronik ortamda cevap verilecekse bu cevabın da aynı usul ve esaslara uygun verilmesi gerekir.
Menkul malların haczi: hangi sonuçları doğurur?
- Menkul mal, cins ve nevi, vasıf, alamet, sayı, miktar ve tahmini değerleri haciz zaptında tespit edilerek haczedilir.
- Resmi sicile kayıtlı menkul mal, haciz bildirisinin sicil dairesine tebliğiyle de haczedilebilir.
- Haciz bildirisinin elektronik ortamda tebliği ve bu tebliğe elektronik cevap verilmesi mümkündür.
- Elektronik tebliğ ve cevabın usul ve esasları Maliye Bakanlığınca belirlenir.
- Tespit edilmeyen bir mal için haciz zaptı düzenlenmesi mümkün değildir.
- Sicile tebliğ yapılmadan sicil yoluyla haciz gerçekleşmez.
Fiilî haciz ile sicile tebliğle haciz arasındaki fark nedir?
Fiilî haciz, malın bizzat bulunduğu yerde tespit edilmesi ve haciz zaptına kaydedilmesiyle yapılır.
Sicile tebliğle haciz, sicile kayıtlı menkul malın haciz bildirisinin sicil dairesine tebliğiyle yapılır ve malın fiilen bulunduğu yerde tespit gerekmez.
Sicile kayıtlı mal bakımından iki yol da mümkündür; ancak bu malın satışı için fiilî haciz de gerekebilir. Bu konu uygulamada tartışmalıdır.
Haciz zaptındaki tespit ile sicil kaydı arasındaki fark nedir?
Haciz zaptında cins, nevi, vasıf, sayı ve değer yazılır ve bu bilgiler malın tanımını oluşturur.
Sicil kaydı, malın resmi sicildeki kimliğini ve sicil dairesindeki işlemi gösterir.
Sicil yoluyla yapılan haczin geçerliliği tebliğin sicil dairesine yapılmasına bağlıdır; zaptın içeriği ise malın tanımlanmasını sağlar.
Menkul malların haczi: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Sicile kayıtlı malı yalnızca fiilen tespit ederek haczedilmiş saymak; sicil yoluyla haciz için sicil dairesine tebliğ şarttır.
- Sicile kayıtlı olmayan bir menkulü sicil tebliğiyle haczetmeye çalışmak; bu yol yalnızca sicile kayıtlı mallarda açıktır.
- Haciz zaptında değerin tahmin edilmesi gerektiğini unutup yalnızca malın adını yazmak; cins, nevi, vasıf, sayı ve değerin tümü yazılmalıdır.
- Elektronik tebliğde Maliye Bakanlığı düzenlemesini aramamak; usul ve esaslar bu Bakanlıkça belirlenir.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Menkul mal ihalelerinin feshine ilişkin hüküm bulunmadığı, bu konunun m.77 ve devamı menkul mal hükümlerinde düzenlenmediği kabul edilmektedir. (10. Hukuk Dairesi, 2025/9609 E., 2025/17008 K., 10.12.2025; 10. Hukuk Dairesi, 2024/4949 E., 2024/5417 K., 16.05.2024; 10. Hukuk Dairesi, 2024/990 E., 2024/837 K., 07.02.2024; 10. Hukuk Dairesi, 2023/12997 E., 2023/12307 K., 04.12.2023)
- Menkul malın fiilen haczi ya da haciz tutanağı bulunmadan yapılan satışın, haczin varlığını gösteren somut bir işlem yokluğunda sonuç doğurmayacağı kabul edilmektedir. (23. Hukuk Dairesi, 2015/5568 E., 2016/3134 K., 23.05.2016)
- Araç gibi sicile kayıtlı menkullerde değerlemenin 6183 sayılı Kanunun menkul mal haczi hükümlerine uygun yapılması gerektiği kabul edilmektedir. (9. Daire, 2022/3843 E., 2023/4481 K., 09.11.2023)
Nasıl ispat edilir?
- Haczi ileri süren alacaklı amme idaresi ya da tahsil dairesi, haczin usulüne uygun yapıldığını haciz zaptı ile ispatlar.
- Haciz zaptında malın cins, nevi, sayı, miktar ve değerinin yazılı olup olmadığı belgeye dayanılarak kanıtlanır.
- Sicile tebliğ yoluyla haczi ileri süren taraf, tebliğin sicil dairesine yapıldığını tebliğ belgesiyle ispat eder.
- Elektronik tebliğ iddiasında bulunan taraf, tebliğin Maliye Bakanlığı düzenlemesine uygun yapıldığını gösterir.
- Haczin geçersizliğini ileri süren borçlu veya üçüncü kişi, zaptın eksik veya hatalı tutulduğunu iddia ederek bunu kanıtlamakla yükümlüdür.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6183 sayılı Kanun m.79: Haczin yetkili daire tarafından yapılmasını ve sicile kayıtlı mallarda kaydî haciz yapılabilmesini düzenler; m.77'nin sicil yoluyla haciz hükmünün uygulama koşullarını tamamlar.
- 6183 sayılı Kanun m.81: Kıymet takdirinin haciz sırasında nasıl yapılacağını düzenler; m.77'deki tahmini değerin tespitiyle bağlantılıdır.
- 6183 sayılı Kanun m.91: Taşınmaz hacizlerini düzenler; m.77'nin konusu menkul mal olduğundan taşınmaz hacizlerinin ayrı hükme tabi olduğunu gösterir.
Amme Alacakları Kanunu m.78 — Haciz sırasında bulunacaklar ve haciz zaptı
6183 sayılı Kanun'un 78. maddesi, haciz sırasında borçlu, zilyed veya bunların temsilcilerinin ya da aile ve işçilerinin hazır bulunmasını, bulunmadıklarında gıyapta (yokluğunda) haciz yapılmasını, gıyapta yapılan hacizde hazır bulundurulacak kişileri, haciz zaptının içeriğini ve elektronik ortamda düzenlenmesini, zaptın borçluya tebliğini ve güneşin batımından doğumuna kadar ile tatil günlerinde haciz yapılamamasının istisnalarını düzenler. Madde, amme alacağı takibinde haciz yapılacak kişilerle ilgilidir; haciz yapma yetkisi ve haciz talebinin süresi düzenlemez (m.77 ve m.79). Haciz tutanağında kıymet takdiri, taşınır ve taşınmaz haczinin tamamlanması ve üçüncü kişi haczi ayrı maddelerde düzenlenmiştir (m.62, m.64, m.79). Haczin ilk şekli ve tutanağın içeriği ile ilgili ayrıntılar ise 6183 sayılı Kanun'un ilgili diğer hükümlerinde yer alır.
Haciz sırasında bulunacaklar ve haciz zaptı: hangi kavramlar bilinmeli?
- Gıyapta haciz
- Borçlu, zilyed veya temsilcilerinin haciz yerinde bulunmaması ya da hemen bulundurulamaması durumunda, haczin bu kişilerin yokluğunda yapılmasıdır. Yasal koşul, ilgililerin hazır bulundurulmasının sağlanamamış olmasıdır.
- Zilyed
- Malı fiilen elinde bulunduran kişidir. Borçlu olmasa da malı elinde tutan kişi bu sıfatla haciz sırasında hazır bulunabilir veya gıyapta haciz işleminin muhatabı olur.
- Haciz zaptı
- Haczin yapıldığını, haczedilen malların ve değerlerinin ve hazır bulunanların kaydedildiği tutanaktır. Zaptın içeriği madde metninde sayılmıştır ve hazır bulunanlarca imzalanarak haciz tamamlanır.
- Hasılat haczi
- Tatil günlerinde veya gece çalışılan yerlerde, o günkü gelirin (hasılatın) haczidir. Güneş batımından doğuma kadar ve tatil günlerindeki haciz yasağının istisnasını oluşturur.
- Güneş batımı–doğumu sınırı
- Haciz yasağının zamansal sınırıdır. Güneş battıktan doğuncaya kadar geçen süre ile tatil günleri, madde metnindeki yasak zamanı oluşturur.
Haciz sırasında bulunacaklar ve haciz zaptı: hangi şartlar aranır?
- Haciz sırasında borçlu, zilyed veya bunların vekili, işçisi, müstahdemi ya da aile efradından biri haciz yerinde hazır bulunmalıdır; hazır bulunmazlarsa gıyapta haciz yapılabilir.
- Gıyapta haciz yapılabilmesi için ilgililerin haciz yerinde bulunmaması veya o sırada bulundurulmalarının sağlanamaması gerekir.
- Gıyapta yapılan haciz için zabıta memuru, muhtar, ihtiyar kurulu üyelerinden biri veya borçlunun ya da zilyedin komşularından iki kişi hazır bulundurulmalıdır.
- Haciz zaptı, haczin yapıldığı yer, gün ve saat, haczedilen malların neler olduğu, tahmin edilen değerleri, hazır bulunanlar ve varsa üçüncü kişi iddiaları ile birlikte tutulmalı ve hazır bulunanlarca imzalanmalıdır.
- Gıyapta yapılan haciz zaptının bir örneği borçluya veya zilyede derhal tebliğ edilmelidir.
- Haciz güneş battıktan doğuncaya kadar yapılmamalıdır ve tatil günlerinde yapılmamalıdır; tatil günlerinde veya geceleri çalışılan yerlerde yapılacak hasılat haczi ile borçlunun mal kaçırdığının anlaşıldığı haller bu yasağın dışındadır.
Haciz sırasında bulunacaklar ve haciz zaptı: hangi sonuçları doğurur?
- Haciz zaptı hazır bulunanlarca imzalanmadıkça haciz işlemi tamamlanmış sayılmaz.
- Gıyapta yapılan haciz zaptının bir örneği borçluya veya zilyede derhal tebliğ edilir.
- Güneş battıktan sonra veya tatil günlerinde, istisnai haller dışında yapılan haciz yasaya aykırıdır.
- Tatil günlerinde veya geceleri çalışılan yerlerde yapılan hasılat haczi yasağın dışında kalır.
- Borçlunun mal kaçırdığının anlaşıldığı hallerde gece veya tatil günü haciz yasağı uygulanmaz.
- Haciz zaptı elektronik ortamda düzenlenebilir; bu usul ve esasları Hazine ve Maliye Bakanlığı belirler.
Hazır bulunan haciz ile gıyapta haciz arasındaki fark nedir?
Borçlu, zilyed veya temsilcileri haciz yerinde bulunuyorsa haciz doğrudan onların huzurunda yapılır ve zaptı onlar da imzalar.
Bu kişiler bulunmaz veya hemen bulundurulamazsa haciz gıyapta yapılır; bu durumda zabıta memuru veya muhtar veya ihtiyar kurulu üyelerinden biri ya da borçlunun veya zilyedin komşularından iki kişinin hazır bulundurulması zorunlu hâle gelir ve zaptın bir örneği tebliğ edilir.
Gıyapta yapılan hacizde zapta ek olarak hazır bulundurma zorunluluğu ve derhal tebliğ yükümlülüğü doğar.
Gıyapta haciz için hazır bulundurulacak kişiler ile genel hazır bulunanlar arasındaki fark nedir?
Zabıta memuru, muhtar, ihtiyar kurulu üyesi veya borçlunun ya da zilyedin komşuları gibi tarafsız kişiler gıyapta haciz için aranan hazır bulunanlardır.
Borçlu tarafın kendi vekil, işçi, müstahdem veya aile efradı ise haciz sırasında temsil eden kişilerdir.
Gıyapta haciz yapılırken bu tarafsız kişilerden biri veya iki komşu bulundurulmadan işlem eksik kalır.
Güneş batımı ve tatil yasağı ile hasılat haczi istisnası arasındaki fark nedir?
Güneş battıktan doğuncaya kadar ve tatil günlerinde haciz yapılamaz.
Tatil günlerinde veya geceleri çalışılan yerlerde yapılacak hasılat haczi ile borçlunun mal kaçırdığının anlaşıldığı haller bu yasaktan müstesnadır.
İstisnai hallerde gece veya tatil gününde yapılan haciz yasağa aykırılık oluşturmaz.
Haciz sırasında bulunacaklar ve haciz zaptı: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Gıyapta haciz yapıldığında zaptın borçluya tebliğ edilmesini atlamak; tebliğin derhal yapılması gerektiğini gözden kaçırmak.
- Gıyapta haciz için hazır bulundurulacak kişileri borçlunun aile üyesi veya vekili ile karıştırmak; m.78 bu kişileri tarafsız kişiler olarak sayar.
- Tatil günü veya gece yapılan haczi, hasılat haczi veya mal kaçırma istisnası olup olmadığını araştırmadan geçersiz saymak.
- Haciz zaptında madde metninde sayılan unsurlardan birini eksik bırakmak, örneğin hazır bulunanları veya üçüncü kişi iddialarını yazmamak.
- Elektronik zapt düzenlenebileceğini unutup ya da usul ve esasların Hazine ve Maliye Bakanlığınca belirlenmesi gerektiğini atlayarak zaptı yalnız kâğıt üzerinde değerlendirmek.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Gıyapta haciz yapıldığında zaptın hazır bulunanlarca imzalanmasına ve borçluya tebliğine özen gösterildiği, bu işlemlerin eksikliğinin haczin yasaya uygunluğunu tartışmalı kıldığı kabul edilmektedir. (9. Daire, 2024/1029 E., 2025/1395 K., 17.04.2025)
- Haczin gıyapta yapıldığı iddiası ileri sürüldüğünde mahkemelerin m.78 ve devamı hükümlerine uyulup uyulmadığını ayrıca incelediği kabul edilmektedir. (9. Daire, 2024/1029 E., 2025/1395 K., 17.04.2025)
- Kıymet takdirinin yapılmamış olmasının tek başına haczi geçersiz kılmadığı, sonradan takdir yapılabildiği uygulamada kabul edilmektedir. (23. Hukuk Dairesi, 2015/6465 E., 2016/1799 K., 23.03.2016)
Nasıl ispat edilir?
- Haczin yasaya uygun yapıldığını ileri süren icra dairesi (alacaklı kamu idaresi), zaptın içeriğini ve imzaları yazılı belgeyle ispatlamakla yükümlüdür.
- Gıyapta haciz yapıldığını ileri süren borçlu veya zilyed, ilgililerin hazır bulunmadığını ve gıyapta haciz koşullarının oluşmadığını iddia ederek kendi tarafında ispat yükü altındadır.
- Gıyapta haciz için hazır bulundurulan kişilerin varlığı ve tebliğin yapıldığı, zaptın kendisi ve tebliğ belgesi ile ispatlanır.
- Gece veya tatil gününde yapılan haczin hasılat haczi ya da mal kaçırma istisnası kapsamında olduğunu ileri süren taraf, bu istisnanın varlığını ispatlamakla yükümlüdür.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6183 m.77: Menkul malların haczine ilişkin genel hükümleri içerir; m.78 bu hükümler uyarınca yapılan hacizlerde hazır bulunma ve zapt düzenini tamamlar.
- 6183 m.79: Üçüncü kişilerdeki hak ve alacakların haczini düzenler; m.78 ile birlikte haciz işleminin usul çerçevesini oluşturur.
- 6183 m.62: Haciz tutanağının düzenlenmesini düzenler; m.78'deki zaptın içeriği ile bağlantılıdır.
- 6183 m.64: Haciz varakasını düzenler; m.78'deki zaptın hangi varakaya dayandığının belirtilmesi bu maddeyle bağlantılıdır.
Amme Alacakları Kanunu m.79 — Üçüncü şahıslardaki menkul malların, alacak ve hakların haczi
6183 sayılı Kanun'un 79. maddesi, üçüncü kişilerdeki amme borçlusu alacaklarının ve menkul mallarının haciz ihbarnamesi ile haczini düzenler. Maddede; haciz bildirisinin içeriği, bankalara tebliğ usulü, üçüncü kişinin itiraz hakkı ve itiraz süresinin sonuçları, menfi tespit davası, teminatla takibin durdurulması, inkâr tazminatı, ödeme emrine karşı dava açan üçüncü kişinin durumu, alacaklı idarenin itiraz sonrası açacağı dava ve menkul malın değerinin ödenmesi konuları yer alır. Madde amme borçlusunun borçlu olduğu ve üçüncü kişinin elinde bulunan alacak ve mallar bakımından uygulanır. Maddede borçlunun kendi elindeki mallarının haczi (m.67 ve devamı) ile taşınmazların haczi düzenlenmez. Kanunun 10. maddesinde sayılan teminat türleri bu maddede yalnızca atıf olarak geçer, teminatın kendisi ayrıca düzenlenmiştir. İİK m.89 ile ilişkisi ve amme alacağına özgü idari tebligat usulü de maddenin kapsamı dışında kalan ayrı konulardır. Maaş ve ücret gibi özel hallerin ayrıca düzenlenmediği, bu konuda 6183 sayılı Kanun'un ilgili diğer hükümlerine başvurulması gerektiği de bu maddede yazılı değildir.
Üçüncü şahıslardaki menkul malların, alacak ve hakların haczi: hangi kavramlar bilinmeli?
- Haciz bildirisi (haciz ihbarnamesi)
- Tahsil dairesinin üçüncü kişiye gönderdiği, borcunu yalnızca tahsil dairesine ödeyebileceğini, borçluya yapılan ödemenin geçerli olmayacağını ve malı yalnızca daireye teslim edebileceğini bildiren belgedir. Bildiri, üçüncü kişinin itiraz hakkını da içerir.
- Üçüncü şahıs
- Amme borçlusuna borçlu olan veya onun menkul malını elinde bulunduran gerçek ya da tüzel kişi, kurum ya da bankadır. Haciz, bu kişiye haciz keyfiyetinin tebliği ile yapılır.
- Menfi tespit davası (üçüncü şahıs bakımından)
- Üçüncü kişinin, itiraz süresi geçtikten sonra amme borçlusuna borçlu olmadığını veya malı elinde bulundurmadığını genel mahkemede tespit ettirmek için açtığı davadır. Bu dava yalnızca üçüncü kişi için tanınmış bir yoldur.
- İnkâr tazminatı
- Menfi tespit davasında haksız çıkan üçüncü kişi aleyhine, haksız çıkılan tutarın yüzde onu oranında hükmedilen tazminattır.
- Teminat
- Menfi tespit davası açıldığında takibin durdurulması karşılığında, 6183 sayılı Kanun'un 10. maddesinde sayılan türden verilen güvencedir. Teminat alacaklı tahsil dairesine verilir ve haciz varakasına dayanılarak haczedilir.
Üçüncü şahıslardaki menkul malların, alacak ve hakların haczi: hangi şartlar aranır?
- Haczedilecek varlığın, amme borçlusuna ait hamiline yazılı olmayan veya cirosu kabil senede dayanmayan bir alacak ya da maaş, ücret, kira gibi bir hak, ya da üçüncü kişide fiilen tutanakla haczedilemeyen menkul mal olması gerekir.
- Haciz keyfiyetinin, borçluya veya alacağı ödemesi gereken ya da malı elinde bulunduran gerçek veya tüzel kişiye, kurum ya da bankaya tebliğ edilmesi gerekir.
- Tebliğ edilen haciz bildirisinde, borcun yalnızca tahsil dairesine ödenebileceği, borçluya ödemenin geçerli olmayacağı, malın yalnızca daireye teslim edilebileceği ve aksi halde ödemelerin tekrar ödenmesi gerektiği belirtilmiş olmalıdır.
- Üçüncü kişi borcu olmadığını, malı elinde bulundurmadığını, borcun haciz öncesinde ödendiğini, malın tüketildiğini ya da kusursuz telef olduğunu veya alacağın borçluya ya da emrettiği yere verildiğini ileri sürüyorsa, bunu haciz bildirisinin tebliğinden itibaren yedi gün içinde tahsil dairesine yazılı olarak bildirmelidir.
- Üçüncü kişinin yedi günlük süre içinde itiraz etmemesi, itirazın yapılmadığı hâlde menkul malın elinde, borcun zimmetinde sayılması için gereklidir; bu hâlde 6183 sayılı Kanun hükümleri uygulanır.
- Menfi tespit davası açılacaksa, süre geçtikten sonra bir yıl içinde genel mahkemede açılmalı ve borçlu olmadığını ya da malın elinde bulunmadığını haciz bildirisinin tebliği tarihinde ispat edilmelidir.
- Menfi tespit davasında takibin durdurulması için, mahkemece 6183 sayılı Kanun'un 10. maddesinde sayılan türden teminat alınmış olmalıdır; teminatın takibi durdurmada kullanılması mahkemenin takdirindedir.
- Banka bakımından haciz bildirisi, şubelere doğrudan veya mahallindeki tahsil dairesi aracılığıyla tebliğ edilebilir; Maliye Bakanlığınca belirlenen tutarın üzerindeki alacaklar için genel müdürlüğe de tebliğ edilebilir.
Üçüncü şahıslardaki menkul malların, alacak ve hakların haczi: hangi sonuçları doğurur?
- Haciz bildirisinde belirtilen tebligat yapıldığında üçüncü kişi, amme borçlusuna yapacağı ödemeleri tahsil dairesine yapmak zorundadır; borçluya yapılan ödeme geçerli değildir.
- Üçüncü kişi yedi gün içinde itiraz etmezse malı elinde, borcu zimmetinde sayılır ve 6183 sayılı Kanun hükümleri hakkında uygulanır.
- Yedi gün içinde yazılı ya da sözlü itiraz edilmesi hâlinde, üçüncü kişi amme borçlusuna karşı borçlu sayılmaz ve malın elinde bulunduğu varsayılmaz.
- Bir yıl içinde menfi tespit davası açılırsa, mahkeme 6183 sayılı Kanun'un 10. maddesinde sayılan teminat karşılığında takip işlemlerinin durdurulmasına karar verebilir.
- Teminat alacaklı tahsil dairesine verilir ve haciz varakasına dayanılarak haczedilir; teminata ilişkin uyuşmazlıklar takibi durduran mahkeme tarafından çözümlenir.
- Menfi tespit davasında haksız çıkan üçüncü kişi aleyhine, haksız çıktığı tutarın yüzde onu oranında inkâr tazminatına hükmedilir.
- Ödeme emrine karşı dava açıp itirazında kısmen ya da tamamen haksız çıkan üçüncü kişi hakkında, menfi tespit davasının lehine sonuçlanması ya da asıl borçlunun takip konusu alacağı tamamen ödemesi hâlinde 58. maddenin beşinci fıkrası uygulanmaz.
- Menkul malların aynen teslimi mümkün değilse değeri ödenir; üçüncü kişinin asıl borçluya genel hükümlere göre rücu hakkı saklıdır.
Yedi günlük itiraz ile itiraz süresinin geçirilmesi arasındaki fark nedir?
Üçüncü kişi yedi gün içinde tahsil dairesine yazılı olarak itiraz ederse, süresinde itiraz etmiş olur.
Yedi gün geçirildikten sonra itiraz yapılmamış sayılır; üçüncü kişi itiraz süresini kaçırmış olur.
İtiraz süresi içinde yapılan itirazda mal veya borç zimmette sayılmaz; süresi kaçırılınca mal elinde, borç zimmetinde sayılır ve 6183 sayılı Kanun hükümleri uygulanır.
Yedi gün içinde itiraz ile bir yıl içinde menfi tespit davası arasındaki fark nedir?
Süresinde itiraz eden üçüncü kişi, bu itirazın aksini alacaklı idarenin açacağı genel mahkeme davasında beklemek durumundadır.
İtiraz süresini kaçıran üçüncü kişi, bir yıl içinde menfi tespit davası açmak ve bu davada borçlu olmadığını ispat etmek zorundadır.
Süresinde itiraz eden için alacaklı idare bir yıl içinde dava açıp itirazın aksini ispat ederek üçüncü kişinin cezalandırılmasını ve borcun ödenmesine hükmedilmesini isteyebilir. Süresini kaçıran kişi kendisi dava açmak zorundadır.
Banka şubesine tebliğ ile genel müdürlüğe tebliğ arasındaki fark nedir?
Haciz bildirisi bankanın şubesine doğrudan ya da mahallindeki tahsil dairesi aracılığıyla tebliğ edilebilir.
Maliye Bakanlığınca belirlenen tutarın üzerindeki alacaklar için bildiri doğrudan bankanın genel müdürlüğüne de tebliğ edilebilir.
Genel müdürlüğe tebliğ edilirse, tüm şubeleri kapsayacak biçimde beyanda bulunma yükümlülüğü genel müdürlüğe ait olur.
Menfi tespit davası üçüncü kişi ile amme borçlusu arasındaki fark nedir?
Madde, üçüncü kişiye bir yıllık menfi tespit davası yolunu tanır.
Amme borçlusu bakımından bu yol tanınmamıştır; Yargıtay içtihadı da bu yönde kabul edilmektedir.
Menfi tespit davası yalnızca üçüncü kişiler için açılabilir; amme borçlusu bu maddeye dayanarak menfi tespit davası açamaz. (Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, 2024/1304 E., 2024/1429 K., 26.06.2024)
Üçüncü şahıslardaki menkul malların, alacak ve hakların haczi: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Maddenin üçüncü kişiye tanıdığı menfi tespit davası yolunu amme borçlusunun da kullanabileceğini düşünmek; oysa içtihat bu yolu üçüncü kişiyle sınırlamaktadır. (Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, 2024/1304 E., 2024/1429 K., 26.06.2024)
- Yedi günlük itiraz süresini bir yıllık menfi tespit davası süresi ile karıştırmak; her iki süre farklı işlevlidir ve birbirinin yerine geçmez.
- Üçüncü kişinin itiraz süresini kaçırmasının ardından yalnızca itiraz yoluyla korunabileceğini sanmak; süre geçtikten sonra yol bir yıllık menfi tespit davasıdır.
- Teminatın takibi durdurmak için her zaman zorunlu olduğunu düşünmek; mahkeme teminat karşılığında durdurmaya karar verebilir, bu bir takdir yetkisidir.
- Haciz bildirisinde yer alan yedi günlük ve bir yıllık süreleri birbirine karıştırmak, süreleri başlangıç anlarını tebliğ tarihine değil ayrı olaylara bağlamak.
- Banka genel müdürlüğüne tebliğ edilmiş bildiri ile şubeye tebliğ edilmiş bildiri arasındaki beyan yükümlülüğü farkını göz ardı etmek; genel müdürlüğe tebliğde tüm şubeleri kapsayan beyan yükümlülüğü genel müdürlüğe aittir.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Menfi tespit davasının yalnızca üçüncü kişiler tarafından açılabileceği, amme borçlusunun bu maddeye dayanarak bu davayı açamayacağı kabul edilmektedir. (Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, 2024/1304 E., 2024/1429 K., 26.06.2024)
- Yedi günlük itiraz süresi geçirildikten sonra üçüncü kişinin bir yıl içinde dava açma yükümlülüğü vardır; bu süre geçtikten sonra açılan dava süre yönünden reddedilebilir. (Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, 2021/2164 E., 2024/931 K., 24.05.2024)
- Tahsil dairesi tarafından yapılan haciz bildirimi, bir idari işlem niteliği taşıdığından bu bildirime karşı açılacak davanın idari yargıda görülüp görülmeyeceği uyuşmazlık konusu olmuştur. (Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, 2024/233 E., 2024/459 K., 29.02.2024)
- Ana yargı yolu ile dava kararlarında, müteselsil sorumluluk nedeniyle üçüncü kişi konumundaki şirketlerin sorumluluğu, 79. madde uyarınca haciz bildirisi üzerinden tartışılmaktadır. (Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi, 2024/1438 E., 2024/1641 K., 07.10.2024; Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi, 2024/1437 E., 2024/1572 K., 01.10.2024)
- Haksız çıkan üçüncü kişi için inkâr tazminatının haksız çıkılan tutarın yüzde onu olarak hesaplanması, sorumluluğun kapsamı tartışılırken dikkate alınmaktadır. (Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi, 2024/1753 E., 2024/1247 K., 09.09.2024)
Nasıl ispat edilir?
- Haciz bildirisinin üçüncü kişiye tebliğ edildiğini ve tebliğ tarihini tahsil dairesi, tebliğ belgesi ile ispatlar; üçüncü kişinin itirazının süresinde yapılıp yapılmadığı da tahsil dairesinin kayıtlarından anlaşılır.
- Üçüncü kişinin borcu olmadığı, malın elinde bulunmadığı ya da borcun haciz öncesinde ödendiği iddiasını ileri süren üçüncü kişidir; yedi günlük itiraz süresinde yazılı bildirim ile bu iddiasını ortaya koyar.
- Süresi geçtikten sonra menfi tespit davası açan üçüncü kişi, haciz bildirisinin tebliği tarihinde amme borçlusuna borçlu olmadığını veya malın elinde bulunmadığını ispat etmek zorundadır.
- Alacaklı idare, üçüncü kişinin yedi gün içinde yaptığı itirazın aksini genel mahkemede açacağı davada ispat etmekle yükümlüdür; bu ispatta sözleşme, cari hesap ve banka kayıtları gibi yazılı belgeler öne çıkar.
- Teminat talebinde bulunan taraf, teminatın 6183 sayılı Kanun'un 10. maddesindeki türlerden olduğunu belgelemelidir; teminatın yeterliliği mahkemece değerlendirilir.
- Haksız çıkan üçüncü kişi aleyhine inkâr tazminatı hükmedilebilmesi için haksız çıkılan tutarın tespit edilmesi gerekir.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6183 sayılı Kanun m.10: Menfi tespit davasında takibin durdurulması için alınacak teminatın türlerini belirler; teminat bu maddedeki türlerden olmalıdır.
- 6183 sayılı Kanun m.58: Beşinci fıkra hükmünün ödeme emrine karşı dava açıp haksız çıkan üçüncü kişiye uygulanmayacağı hallerde, 58. maddenin bu fıkrasına atıf yapılmıştır.
- 6183 sayılı Kanun m.64: Teminatın alacaklı tahsil dairesi tarafından haciz varakasına dayanılarak haczedilmesinde, haciz varakasının tanımını ve düzenlenmesini belirler.
- İcra ve İflas Kanunu m.338: Üçüncü kişinin itirazının aksinin ispatı hâlinde, gerçeğe aykırı beyanda bulunan üçüncü kişinin cezalandırılmasına dayanak olan hükümdür.
Amme Alacakları Kanunu m.80 — Zor kullanma
6183 sayılı Kanun'un 80. maddesi, amme alacağı için yapılan haciz sırasında kilitli ve kapalı yerlerin açılmasını, eşyanın gösterilmesini ve bunlara yönelik zor kullanımını düzenler. Düzenleme, haciz memurunun zor kullanma yetkisini; kilit ve tertiplerin kırılmasını, haczolunan malların zorla alınmasını ve borçlunun şahsına karşı zor kullanılmasını kapsar. Madde, 6183 sayılı Kanun kapsamındaki amme alacaklarının idari yolla tahsili sürecinde haciz yapan görevliler ile haciz yapılan yerdeki borçlu ve ilgililer bakımından uygulanır. Maddenin düzenlemediği konular ise haciz yetkisinin kolluk ve muhtar tarafından yardım görevi (m.81), üçüncü kişideki malların haczi (m.79) ve haciz tutanağı ile haczin usulü ile ilgili diğer hükümlerdir.
Zor kullanma: hangi kavramlar bilinmeli?
- Zor kullanma yetkisi
- Haciz sırasında, engelleyen veya sakınan kişi ve yerlere karşı fiziki güç kullanabilme yetkisidir. Madde, bu yetkinin hangi yerlerde ve hangi hallerde kullanılabileceğini belirler.
- Kilitli ve kapalı mahaller
- Kilitle kapatılmış veya kapalı tutulan yer ve kaplardır. Bu yerlerin açılması, istenmesi hâlinde zorunludur ve gerektiğinde kilit ve tertipler kırılabilir.
- Haczolunan mal
- Haciz kararı verilmiş ve haciz işlemine konu olmuş taşınır mal ya da değerlerdir. Bunların zorla alınması, hal ve durumun gerektirdiği ölçüde ve ölçülülük ilkesine uygun olarak yapılabilir.
- Haczi kabil kıymetli mal
- Paranın yanı sıra kıymetli evrak, altın, gümüş ve benzeri değerli şeyleri ifade eder. Borçlunun üzerinde bulunması ve vermekten kaçınması hâlinde şahsına karşı zor kullanılmasının koşuludur.
- Şahsa karşı zor kullanma
- Borçlunun bedenine yönelik fiziki müdahaledir. Yalnızca haczi kabil kıymetli malların borçlunun üzerinde bulunması ve rızasıyla teslim edilmemesi hâlinde söz konusudur; üçüncü kişiye karşı kullanılamaz.
Zor kullanma: hangi şartlar aranır?
- Haciz tatbikinde kilitli veya kapalı bir mahal ya da eşyanın bulunması ve haciz görevlisinin bunların açılmasını ya da gösterilmesini istemesi gerekir; bu istek üzerine açılma ve gösterme zorunludur.
- Açılma zorunluluğuna uyulmaması hâlinde yerler zorla açtırılabilir ve kilit ya da her türlü tertip kırılabilir; bu zorlama ihtiyaç ve gerekirse yapılabilir.
- Haczolunan malların zorla alınmasında, hal ve durumun gerektirdiği her türlü zora başvurulabilir; ancak bu zor, gereken ölçüyü aşmamalıdır.
- Borçlunun şahsına karşı zor kullanılabilmesi için üzerinde haczi kabil kıymetli malların bulunması gerekir.
- Şahsa karşı zor kullanımının koşulu, borçlunun bu malları rızasıyla teslim etmemesi ya da üzerinde saklamasıdır.
- Şahsa karşı zor, yalnızca borçlunun kendisine yönelebilir; üçüncü kişinin üzerindeki mal için bu yetki kullanılamaz.
Zor kullanma: hangi sonuçları doğurur?
- Haciz görevlisi, kilitli veya kapalı yerlerin açılmasını istediğinde ilgili kişi bunu yerine getirmek zorundadır; aksi hâlde yerler zorla açtırılır.
- Kilit ve her türlü tertip gerektiğinde kırılabilir.
- Borçlunun üzerinde haczi kabil kıymetli mal bulunduğu ve rızasıyla teslim etmediği ya da sakladığı hâlde borçlunun şahsına karşı zor kullanılabilir.
- Üçüncü kişinin üzerinde ya da yerinde bulunan malda şahsa karşı zor kullanılamaz.
- Haciz memurunun zor kullanma yetkisi ölçülülük ilkesiyle sınırlıdır; hal ve durumun gerektirdiğinden fazla zor kullanılması hukuka aykırıdır.
- Zorlama yalnızca gerektiği ölçüde yapılır ve haciz sürecinin amacına hizmet eder.
Kilitli mahal ile borçlunun üzerindeki kıymetli mal arasındaki fark nedir?
Kilitli ve kapalı mahaller, yani eşya bulunan kasa, dolap ve benzeri yerler; bunların açılması istenen eşyanın gösterilmesi ile yetinilir.
Borçlunun üzerinde bulunan haczi kabil kıymetli mallar; bunlar bedene dokunmayı gerektirir.
Birincide kilit kırılabilir, ikincide ise borçlunun şahsına karşı zor kullanılabilir.
Borçlunun kendisi ile üçüncü kişi arasındaki fark nedir?
Borçlunun üzerinde ya da kendi kişisi üzerinde bulunan kıymetli mal, şahsa karşı zor kullanmanın konusudur.
Borçluya ait malın üçüncü kişide bulunması hâli; bu durumda üçüncü kişiye karşı zor kullanılamaz.
Üçüncü kişiye karşı kuvvet kullanılamaz; malın alınması için başka yollara (m.79 gibi) başvurulur.
Haczi kabil kıymetli mal ile sıradan haczolunan mal arasındaki fark nedir?
Para, kıymetli evrak, altın, gümüş ve benzeri değerli şeyler.
Diğer taşınır mallar; bunların zorla alınması sırasında her türlü zora başvurulabilir.
Kıymetli mallar için borçlunun şahsına karşı zor kullanma yetkisi ortaya çıkar; sıradan malın alınmasında ise zor, malın alınmasıyla sınırlıdır.
Zor kullanma: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Üçüncü kişinin üzerinde bulunan mala karşı da şahsa yönelik zor kullanılabileceğini sanmak; oysa bu yetki yalnızca borçlunun şahsına karşıdır.
- Kıymetli mal bulunmadığı hâlde borçlunun üzerinde arama yapmak; zor kullanma yetkisinin koşulu gerçekleşmemiştir.
- Kilitli yerlerin açılmasında hakim kararı aranması gerektiğini sanmak; icra memuru için bu zorunlu değildir, ancak yetki ölçülülükle sınırlıdır.
- Gerekli olmadığı hâlde kilit kırmak ya da her türlü zora başvurmak; ölçülülük ilkesi aşılmış olur.
- Zor kullanmanın haciz tutanağına işlenmesini ihmal etmek; zor kullanma gerekçesi belgelenmediğinde yetkinin koşulları ispatlanamaz.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Haciz memurunun zor kullanma yetkisinin, ölçülülük ilkesi çerçevesinde kullanılması ve gerekli değilse başka malvarlığı değerlerine yönelinmesi gerektiği kabul edilmektedir. (8. Daire, 2023/5437 E., 2023/4230 K., 29.09.2023; 8. Daire, 2019/8644 E., 2022/3304 K., 29.04.2022)
- Kıymetli malın varlığı ve borçlunun vermekten kaçındığı hâlde zor kullanma yetkisinin doğacağı, bunun dışındaki hallerde zor kullanmanın haklı olmayacağı kabul edilmektedir. (9. Daire, 2022/3843 E., 2023/4481 K., 09.11.2023; 9. Daire, 2020/642 E., 2022/5288 K., 01.11.2022)
- Haciz tutanağında zor kullanmanın gerekçesinin ve kıymetli malın varlığının açıkça yazılması gerektiği kabul edilmektedir. (9. Daire, 2019/6364 E., 2022/2705 K., 07.06.2022)
Nasıl ispat edilir?
- Zor kullanma yetkisinin kullanıldığını iddia eden haciz görevlisi ve alacaklı, bu yetkinin koşullarının varlığını ispatla yükümlüdür.
- Borçlunun üzerinde kıymetli malın bulunduğu, haciz tutanağı ve tanık beyanı ile ortaya konulabilir.
- Borçlunun malı rızasıyla teslim ettiği savunmasını ileri süren borçlu, bunu ispatlamakla yükümlüdür.
- Kıymetli malın alacağı karşılayamayacağı iddiası hâlinde bu hususun tereddüt bırakmayacak biçimde değerleme ile ortaya konulması gerekir. (9. Daire, 2022/3843 E., 2023/4481 K., 09.11.2023; 9. Daire, 2020/642 E., 2022/5288 K., 01.11.2022)
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6183 m.81: Kolluk kuvvetleri ve muhtarların haciz memuruna yardım etme yükümlülüğünü düzenler; zor kullanma sırasında eşlik ve yardım için dayanak oluşturur.
- 6183 m.79: Üçüncü kişideki taşınır malların haczini düzenler; madde 80'in şahsa karşı zor kullanımının üçüncü kişiye uygulanamayacağı hâlde başvurulacak yoldur.
- 6183 sayılı Kanun: Haciz ve ödeme emri usulünün tamamını düzenler; madde 80 bu usulün zor kullanma bölümüdür.
Amme Alacakları Kanunu m.81 — Hacizde değerleme
6183 sayılı Kanun'un 81. maddesi, haciz yapılmış malların kıymet takdirinin kim tarafından ve hangi hallerde yenilenebileceğini düzenler. Haczi yapan memurun takdir yetkisi ile borçlunun başvurusu veya tahsil dairesinin lüzum görmesi üzerine yeniden bilirkişiye değer biçtirilmesi hükme bağlanır. Madde, kıymet takdirinin yapılacağı zaman sınırı, takdirin usulü ve sicile kayıtlı mallara ilişkin ayrıntıları düzenlemez. Kolluk yardımı ve zor kullanma yetkisi (m.81 kolluk yükümlülüğü ile m.357), haciz yetkisi ve istinabe (m.79), haczin yapılış usulü ve borçlunun hazır bulunması (m.80), haciz tutanağı (m.102) ve sicile kayıtlı malların kıymet takdirinin bilirkişi ile yapılmasına ilişkin ayrıntılı esaslar ile bu sürecin dayandığı yasal düzenlemeler bu maddenin kapsamı dışındadır.
Hacizde değerleme: hangi kavramlar bilinmeli?
- Kıymet takdiri
- Haczedilen malın para karşılığı değerinin belirlenmesi işlemidir. Haczi yapan memur tarafından yapılabileceği gibi, gerektiğinde bilirkişiye yaptırılabilir. Takdir edilen değer, malın hangi kısmının borcu karşılayacağını belirlemek için kullanılır.
- Yeniden değer biçme
- Haczin yapılmasından sonra, daha önce takdir edilmiş değerin yeniden bilirkişi eliyle belirlenmesidir. Borçlunun başvurusu üzerine veya tahsil dairesinin lüzum görmesi halinde yapılır.
- Tahsil dairesi
- Amme alacaklarının tahsilini yürüten idari birimdir. Yeniden değer biçilmesi konusunda takdir yetkisi, bu dairenin lüzum görüp görmemesine bağlıdır.
Hacizde değerleme: hangi şartlar aranır?
- Haczedilmiş bir malın bulunması gerekir.
- Kıymet takdirinin haczi yapan memur tarafından yapılmış olması veya bu takdirin bilirkişiye yaptırılmış olması gerekir.
- Yeniden değer biçilmesi için borçlunun müracaatı bulunmalı veya tahsil dairesi bunu lüzum görmüş olmalıdır.
- Yeniden değer biçilmesi bilirkişi eliyle yapılmalıdır.
Hacizde değerleme: hangi sonuçları doğurur?
- Borçlu başvurursa veya tahsil dairesi lüzum görürse malın değeri yeniden bilirkişiye biçtirilir.
- Yeniden değer biçilmesi, malın haczini ya da haciz sırasında yapılan takdiri kendiliğinden geçersiz kılmaz; yeni değer üzerinden ihtiyaç ve borç karşılaştırması yapılır.
- Borçlunun başvurmaması ve tahsil dairesinin lüzum görmemesi halinde yeniden değer biçilmesi zorunlu değildir.
Haczi yapan memurun takdiri ile bilirkişiye değer biçtirme arasındaki fark nedir?
Haczi yapan memur haczettiği malın kıymetini bizzat takdir edebilir.
Memur gerekli gördüğünde kıymet takdirini bilirkişiye yaptırabilir.
Her iki yol da maddede yer alır; bilirkişi ile takdir, takdirin güvenilirliğini artırmak için kullanılabilir.
İlk takdir ile yeniden değer biçme arasındaki fark nedir?
İlk takdir haciz sırasında haczi yapan memur tarafından yapılır.
Yeniden değer biçme, borçlu başvurusu veya tahsil dairesinin lüzum görmesi üzerine ayrıca bilirkişiye yaptırılır.
Yeniden değer biçme bilirkişi eliyle yapılır; ilk takdirin yerine geçer.
Hacizde değerleme: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Haczi yapan memurun takdirinin kesin ve değiştirilemez olduğunu kabul etmek; m.81 uyarınca yeniden değer biçilmesi her zaman mümkündür.
- Yeniden değer biçilmesini haczin geçersizliği ile karıştırmak; takdir yapılmamış olması haczi geçersiz kılmaz.
- Yeniden değer biçilmesini bilirkişi dışında bir yolla yapmak; maddede yeniden değer biçimi bilirkişi eliyle öngörülmüştür.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Haczedilen malın değerinin yeniden biçilmesi için borçlunun başvurusu üzerine bilirkişi incelemesi yapılması gerektiği kabul edilmektedir. (9. Daire, 2019/6364 E., 2022/2705 K., 07.06.2022)
- Haczedilen mallar için 6183 sayılı Kanun'un 81. maddesi uyarınca değer tespit işleminin yapılması gerektiği kabul edilmektedir. (9. Daire, 2021/3162 E., 2023/1797 K., 04.05.2023)
- Kıymet takdirinin doğru ve tereddütsüz biçimde ortaya konulmasının, malların kamu alacağını karşılayıp karşılamayacağının belirlenmesi için gerektiği kabul edilmektedir. (9. Daire, 2022/3843 E., 2023/4481 K., 09.11.2023)
- Haczedilen mal varlığına 6183 sayılı Kanun'un 81 ve 91. maddeleri uyarınca değer biçilmesi gerektiği kabul edilmektedir. (Vergi Dava Daireleri Kurulu, 2023/237 E., 2023/280 K., 29.03.2023)
- Haczedilen malların değerinin alacak miktarını geçmemesi gerektiği ve bu nedenle takdirin taşkın haczin önlenmesinde önemli olduğu kabul edilmektedir. (7. Daire, 2000/1248 E., 2000/2493 K., 27.09.2000)
Nasıl ispat edilir?
- Yeniden değer biçilmesini talep eden borçlu, başvurusunu yazılı olarak yapmalı ve gerekçesini ortaya koymalıdır.
- Mevcut takdirin yanlış olduğunu iddia eden taraf bu iddiasını bilirkişi raporu ve diğer belgelerle ispatlamalıdır.
- Tahsil dairesinin lüzum görmesi halinde bu karar gerekçeli olarak alınmalı ve dosyada yer almalıdır.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6183 sayılı Kanun m.79: Haciz yetkisini ve istinabe yoluyla haczi düzenler; m.81'deki kıymet takdiri, bu hacizlerle ilgili bir işlemdir.
- 6183 sayılı Kanun m.80: Haczin yapılışı, borçlunun hazır bulunması ve zor kullanma yetkisini düzenler; kıymet takdiri bu usulün devamında yapılır.
- 6183 sayılı Kanun m.87: Kıymet takdirinin haczi yapan memur tarafından yapılmasını ve bilirkişiye başvurulmasını düzenler; m.81 bu takdirin yenilenmesini hükme bağlar.
- 6183 sayılı Kanun m.102: Haciz tutanağına malların takdir edilen kıymetlerinin yazılmasını düzenler.
- 6183 sayılı Kanun m.357: Köylerde muhtarların haczi yapan memurun emirlerini yerine getirmesine ilişkin yükümlülüğü düzenler.
Amme Alacakları Kanunu m.82 — Haczedilen menkul malların korunması
6183 sayılı Kanun m.82, haczedilen menkul malların muhafaza altına alınmasını ve bu malların nasıl muhafaza edileceğini düzenler. Birinci fıkra para, kıymetli maden, mücevher, ticari senet, hisse senedi ve tahvil gibi malların tahsil dairesince korunmasını; ikinci fıkra diğer menkul malların muhafaza altına alınması veya güvenilir bir kişiye ya da borçlunun veya zilyedin yanında bırakılmasını öngörür. Uygulama, haciz yapılan her menkul mal bakımından tahsil dairesi ve haczi uygulayan memur ile borçlu, üçüncü kişi ve yediemin ilişkisinde geçerlidir. Maddenin düzenlemediği konular: haczedilemez mallar, yani haczedilmezlik kuralları (m.82 hükmünün devamı ve 2004 sayılı İİK m.82); haczin yapılma usulü ve yetkisi (6183 sayılı Kanun m.79-81); malların kıymet takdiri (6183 sayılı Kanun m.87); taşınmaz haczi ve tapuya şerh (6183 sayılı Kanun m.91-92); yediemin ücreti ve muhafaza giderlerinin ödenmesi (6183 sayılı Kanun m.88 ve m.95).
Haczedilen menkul malların korunması: hangi kavramlar bilinmeli?
- Tahsil dairesi
- Amme alacaklarının tahsilini yürüten ve haczi yapan idari birimdir. Birinci fıkradaki muhafaza yükümlülüğü bu daireye aittir ve malların korunmasından sorumludur.
- Muhafaza altına alma
- Malın kaybolmasını ve değiştirilmesini önleyecek tedbirlerle, malın idarenin denetimi altında tutulması işlemidir. Birinci fıkrada tahsil dairesince yapılır; ikinci fıkrada ise uygun bir yerde saklamayı ifade eder.
- Yediemin
- Haczedilen malı korumak üzere güvenilir bir kişiye bırakılan ya da malın bırakıldığı kişidir. Maddenin ikinci fıkrasında güvenilir bir şahsa bırakma ve kefalet altında borçluda bırakma bu nitelikte muhafaza yollarıdır.
- Kefalet altında bırakma
- Malın borçlunun veya zilyedin yanında kalması, ancak bu kişinin güvenilir bir şahsın kefaleti altında bulunması halidir. Kefil, malın korunmasına ilişkin güvence sağlar.
- Zilyet
- Haczedilen malı fiilen elinde bulunduran kişidir. Maddenin ikinci fıkrası, mal borçlu dışında bir zilyedin elinde ise bu kişinin yanında bırakılmasına imkân verir.
Haczedilen menkul malların korunması: hangi şartlar aranır?
- Haczedilen malın birinci fıkradaki para, kıymetli maden, mücevher, ticari senet, hisse senedi veya tahvil gibi menkul mal olması halinde tahsil dairesi kaybolma ve değiştirilmeyi önleyecek tedbirleri almak zorundadır.
- Birinci fıkradaki mallar muhafaza altına alınmadan borçluya ya da üçüncü kişiye bırakılamaz.
- Diğer menkul mallar için uygun bir yerde muhafaza altına alınması, bu mümkün değilse güvenilir bir şahsa bırakılması gerekir.
- Güvenilir bir şahsa bırakma yerine güvenilir bir şahsın kefaleti altında malın borçlu veya zilyede bırakılması da mümkündür.
- Malın bırakılacağı kişinin güvenilir olması şarttır.
Haczedilen menkul malların korunması: hangi sonuçları doğurur?
- Birinci fıkradaki malların tahsil dairesince gerekli tedbirlerle muhafaza edilmesi zorunludur.
- Birinci fıkradaki malların tedbir alınmadan veya uygun muhafaza olmadan borçluya bırakılması muhafazanın gereğine aykırıdır.
- Diğer menkul mallar uygun bir yerde muhafaza altına alınabilir.
- Diğer menkul mallar güvenilir bir şahsa veya güvenilir bir şahsın kefaleti altında borçluya ya da zilyede bırakılabilir.
- Güvenilir olmayan bir kişiye bırakma bu fıkranın koşuluna uymaz.
Birinci fıkra malları ile ikinci fıkra malları arasındaki fark nedir?
Para, kıymetli maden, mücevher, ticari senet, hisse senedi ve tahvil gibi menkul mallar birinci fıkra kapsamındadır.
Bunların dışında kalan diğer menkul mallar ikinci fıkrada düzenlenir.
Birinci fıkradaki mallar tahsil dairesince muhafaza edilir ve borçlunun yanında bırakılamaz; ikinci fıkradaki mallar için güvenilir kişiye ya da borçlu yanında bırakma yolu açıktır.
Tahsil dairesinde muhafaza ile güvenilir şahsa veya borçluya bırakma arasındaki fark nedir?
Tahsil dairesi muhafazası kaybolma ve değiştirilmeyi önleyecek tedbirlerle yapılır.
Güvenilir bir şahsa bırakma ya da kefalet altında borçlu veya zilyede bırakma, malı bir başkasının korumasına veya kefil güvencesine dayanır.
Hangi yolun seçileceği malın niteliğine göre belirlenir; değerli kâğıt ve kıymetli şeylerde tahsil dairesi muhafazası esastır.
Haczedilen menkul malların korunması: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Birinci fıkradaki malları borçluya veya üçüncü kişiye bırakmak; bu mallarda muhafaza esastır, ikinci fıkradaki bırakma yolu uygulanmaz.
- Güvenilirlik şartını aramadan malı bir kişiye bırakmak; kefalet ya da güvenilirlik şartı yerine getirilmelidir.
- Diğer menkul mallar için uygun yer bulunmadığında güvenilir kişi aramadan doğrudan borçlu yanında bırakmak; sıra ve koşullar gözetilmelidir.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Haczedilen menkul malların korunması için idarenin güvenilir bir şahsa bırakma yetkisini kullandığı kabul edilmektedir. (3. Daire, 2021/2650 E., 2022/4409 K., 10.11.2022; 3. Daire, 2021/2651 E., 2022/4411 K., 10.11.2022)
- Güvenilir kişiye bırakılan malların satışının bu kişiden teslim alınmasını gerektirdiği, sonrasında satış işlemlerinin yürütüldüğü kabul edilmektedir. (16. Ceza Dairesi, 2015/4905 E., 2016/1327 K., 29.02.2016)
- Yediemin olarak bırakılan kişinin muhafaza yükümlülüğü bulunduğu ve bu yükümlülüğün ihlalinin ceza sorumluluğu doğurabildiği kabul edilmektedir. (4. Ceza Dairesi, 2009/26297 E., 2012/826 K., 17.01.2012; 4. Ceza Dairesi, 2009/13962 E., 2011/12257 K., 06.07.2011; 4. Ceza Dairesi, 2009/13963 E., 2011/12258 K., 06.07.2011)
Nasıl ispat edilir?
- Muhafaza yükümlülüğüne uyulduğunu ve malın tahsil dairesi veya güvenilir kişide bulunduğunu gösteren tutanak ve teslim belgeleri ile ispat yükü tahsil dairesindedir.
- Malın borçluya veya üçüncü kişiye bırakıldığı iddiası, bırakma için gerekli onay veya kefalet belgesiyle ispat edilir.
- Güvenilirlik değerlendirmesinin dayanağı, kişinin durumuna ilişkin bilgi ve belgelerdir; bu bilgi tahsil dairesince ortaya konulur.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6183 sayılı Kanun m.88: Haczedilen malların fiilen el konulması, borçlu ya da üçüncü kişide bırakılması ve yediemin kuralları bu maddede ayrıntılı düzenlenir; m.82 muhafaza tedbirlerinin kapsamını belirler.
- 6183 sayılı Kanun m.83: Yediemin konusundaki düzenlemeleri içerir ve m.82 ile birlikte uygulanır.
- 6183 sayılı Kanun m.95: Muhafaza masraflarının alacaklıdan peşin alınmasına ilişkin kuralı tamamlar.
Amme Alacakları Kanunu m.83 — Menkul malları koruyacak olanların mecburiyet ve mesuliyetleri
Madde, 82. maddeye göre borçlu, zilyet ve güvenilir şahıslara bırakılan malların amme idaresinin ilk talebi üzerine derhal ve alındığı durumuyla geri verilmesi yükümlülüğünü düzenler; bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi hâlinde malların değeri tutarınca borçluluk ve buna bağlı takip sonucunu koyar. Kural, malı geri vermeyen kişinin kusursuz olduğunu ispat edememesi hâlinde uygulanır. Madde, cezai takibin nasıl yürütüleceğini, 82. maddenin bırakma işlemini ve yediemin ücret ile giderlerini düzenlemez (82. madde ile ilgili düzenlemeler ayrıca incelenmelidir). Malın değerinin hesabına, ödeme emrinin tebliğine ve dava yoluna ilişkin usul kuralları da bu maddede yer almaz.
Menkul malları koruyacak olanların mecburiyet ve mesuliyetleri: hangi kavramlar bilinmeli?
- Güvenilir şahıs
- Amme alacağının tahsili kapsamında, haczedilen malları muhafaza etmek üzere idarece kendisine bırakılan kişidir. Bu sıfat, madde 82 uyarınca bırakma işlemine bağlıdır.
- Zilyet
- Haczedilen malı fiilen elinde bulunduran kişidir. Madde metni zilyedi, borçlu ve güvenilir şahısla birlikte sayarak aynı yükümlülüğe bağlar.
- Teslim edildiği zamanki durumu ile geri verme
- Malın, kendisine bırakıldığı andaki niteliği, miktarı ve durumu korunmuş hâlde iade edilmesidir. Eksilen ya da bozulan malın iadesi bu yükümlülüğü yerine getirmez.
- Kendisine atfolunamayacak sebep
- Malın telef veya zayi olmasında kişinin kusurunun, ihmalinin veya sorumluluğunun bulunmadığı nedendir. Bu nedeni ispat yükü malı geri vermeyen kişiye aittir.
- Değerleri tutarınca borçluluk
- Geri verilmeyen malın, takip anındaki değeri kadar amme borçlusu sayılmak anlamına gelir. Bu borç, malın asıl alacağının yerine geçen ayrı bir borç olarak takip edilir.
Menkul malları koruyacak olanların mecburiyet ve mesuliyetleri: hangi şartlar aranır?
- Borçlu, zilyet veya güvenilir şahsa 82. madde gereğince mal bırakılmış olmalıdır.
- Alacaklı amme idaresinin geri verilmesine yönelik ilk talebi bulunmalıdır.
- Mal, talep üzerine derhal ve teslim alındığı durumu ile geri verilmemiş olmalıdır.
- Malın telef veya zayi olduğu hâlde, bunun kendisine atfedilemeyecek bir sebepten kaynaklandığı ispatlanmamış olmalıdır.
- Geri verilmeyen malın değeri tutarınca borçlu sayılma sonucunun doğması için bu ispat yapılamamış olmalıdır.
Menkul malları koruyacak olanların mecburiyet ve mesuliyetleri: hangi sonuçları doğurur?
- Mal, ilk talep üzerine derhal ve teslim alındığı durumuyla geri verilirse yükümlülük yerine getirilmiş olur ve borçluluk doğmaz.
- Mal geri verilmez ve kişi kendisine atfedilemeyecek bir sebebi ispat edemezse, malın değeri tutarınca borçlu sayılır.
- Borçlu sayılan kişi hakkında bu kanun hükümlerine göre takip yürütülür.
- Ceza takibi, borçlu sayılma sonucunu ortadan kaldırmaz; her iki yol birlikte yürür.
- Malın telef veya zayi olduğunun kendisine atfedilemeyeceği ispatlanırsa, kişi borçlu sayılmaz.
Cezai takip ile borçluluk takibi arasındaki fark nedir?
Malı geri vermeyen kişi hakkında ceza takibi yapılması, madde metninde açıkça saklı tutulmuştur.
Malın değeri tutarınca borçlu sayılıp 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre takip edilmesi, geri verme yükümlülüğünün ihlalinin mali sonucudur.
Her iki yol birlikte uygulanabilir; cezai takip, amme borçluluğu doğmasına engel değildir.
Geri verme yükümlülüğü ile kusursuzluk savunması arasındaki fark nedir?
Malı geri vermeyen kişi, malın kendisine atfedilemeyecek bir sebeple telef ya da zayi olduğunu ispat ederse borçlu sayılmaz.
Bu ispatı yapamayan kişi, malın değeri tutarınca borçlu sayılır.
Kusursuzluk ispatı, borçluluğu önleyen tek savunmadır; ispat edilemezse malın değeri üzerinden takip başlar.
Menkul malları koruyacak olanların mecburiyet ve mesuliyetleri: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Geri verme yükümlülüğünün ilk talebe bağlı olduğunu gözden kaçırıp, talepten önce yapılan takibi geçerli saymak.
- Cezai takibin borçluluk sonucunu ortadan kaldırdığını varsaymak; madde cezai takibi açıkça saklı tutar.
- Malın kısmen eksik iadesini yeterli saymak; yükümlülük malın teslim alındığı durumuyla geri verilmesidir.
- Kusursuzluğun ispat yükünü idareye yüklemek; ispat yükü malı geri vermeyen kişiye aittir.
- Borçluluğun malın değerinden ibaret olduğunu, asıl alacakla sınırlı sandığını yanlış hesaplamak; sonuç malın değeri tutarındadır.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Malı geri vermeyen kişiye karşı düzenlenen ödeme emrinde, mal değeri tutarında borç belirlenir ve ödeme emrinin dayanağı bu maddedir. (4. Daire, 2018/6227 E., 2022/496 K., 02.02.2022; 4. Daire, 2009/1392 E., 2010/868 K., 24.02.2010; 9. Daire, 2006/2673 E., 2008/2626 K., 29.05.2008; 4. Daire, 1999/4633 E., 1999/4236 K., 23.11.1999)
- Yediemin sıfatıyla teslim edilen malların süresinde vergi dairesine teslim edilmemesi, madde kapsamında ödeme emrine konu edilmektedir. (4. Daire, 2009/1392 E., 2010/868 K., 24.02.2010)
- Güvenilir kişi sıfatıyla bırakılan malların teslim edilememesi, menkul mal bedelinin tahsili için takibe dayanak yapılmaktadır. (4. Daire, 1999/4633 E., 1999/4236 K., 23.11.1999)
- Malın yediemin deposunda hazır bulunduğu bildirildiğinde keşif yapılması yönünde mahkemelerin karar verdiği görülmektedir. (3. Hukuk Dairesi, 2024/4299 E., 2025/3430 K., 19.06.2025)
Nasıl ispat edilir?
- Ödeme emrine konu eden idare, malın bırakıldığını ve ilk talep üzerine geri verilmediğini belgeyle ortaya koymalıdır; bırakma tutanağı ve talep yazısı bu iş için temel delildir.
- Malın telef veya zayi olduğunu ileri süren kişi, bunun kendisine atfedilemeyecek bir sebepten kaynaklandığını ispat yükü altındadır.
- Kusursuzluk savunması ispatlanamazsa borçlu sayılma sonucu doğar; bu nedenle savunmayı ileri süren kişinin elinde tutanak, sigorta veya olay kaydı gibi somut delil bulunmalıdır.
- Malın değerinin tespitinde idarenin belgesi ve bilirkişi incelemesi kullanılabilir; bu tespitin itiraz yoluyla tartışılması mümkündür.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6183 sayılı Kanun m.82: Malların borçlu, zilyet ve güvenilir şahıslara bırakılması işlemini düzenler. Madde 83, geri verme yükümlülüğünü bu bırakma işlemine bağlar.
- 6183 sayılı Kanun: Madde, malın değeri tutarınca borçlu sayılma sonucunu bu kanunun takip hükümlerine bağlar.
Amme Alacakları Kanunu m.84 — Menkul malların satışı
Madde, menkul malların tahsil dairelerince ve köylerde ihtiyar kurullarınca haczedildikten sonra satışa çıkarılma süresini düzenler. Ayrıca bozulma, çürüme ve benzeri sebeplerle muhafazası mümkün olmayan ya da beklemesi halinde önemli değer kaybına uğraması muhtemel malların paraya çevrilmesine derhal başlanabilmesine olanak tanır. Madde, amme alacağı nedeniyle haczedilmiş menkul mallar bakımından uygulanır. Maddenin düzenlemediği konular: satış talebinin süresi ve satış talebi üzerine satış yapılması (m.106, m.112), taşınırların açık artırma ve pazarlık usulü ile satışı (m.114 vd.; 6183 sayılı Kanun'da ilgili hükümler), taşınmaz satışı (m.123 vd.) ve yetişmemiş mahsullerin satışına borçlu muvafakatinin aranması (m.84 ikinci fıkra bağlamında, ilgili hükümlerin uygulanması).
Menkul malların satışı: hangi kavramlar bilinmeli?
- Menkul mal
- Taşınır mal niteliğindeki, haczedilip paraya çevrilebilecek hareketli varlıklar. Madde bu malların satışa çıkarılma zamanını düzenler.
- Tahsil dairesi
- Amme alacaklarının tahsilinde haciz ve satış işlemlerini yürüten idari birim. Madde hükmü bu daireler bakımından kurulmuştur.
- Köy ihtiyar kurulu
- Köylerde haciz işlemini yapmaya yetkili kurul. Madde, bu kurulun yaptığı haczin satış süresi bakımından da tahsil dairesi ile aynı süreye bağlandığını belirtir.
- Muhafaza imkânsızlığı ve değer düşüklüğü
- Malın bozulma, çürüme ve benzeri sebeplerle saklanamaması ya da beklemesi halinde mühim değer kaybına uğramasının muhtemel olması durumudur. Bu hal, süre beklenmeden paraya çevirme işleminin derhal başlatılmasını sağlar.
- Derhal paraya çevirme
- Üç aylık satış süresinin beklenmeksizin, bu hallerde malın paraya çevrilme işlemine hemen başlanabilmesi anlamına gelir. Maddede belirtilen hallerle sınırlıdır.
Menkul malların satışı: hangi şartlar aranır?
- Malın menkul mal olması ve amme alacağı nedeniyle tahsil dairesi veya köy ihtiyar kurulunca haczedilmiş bulunması gerekir.
- Satışa çıkarılma süresinin haciz tarihinden itibaren üç ay içinde ve haczin yapıldığı tarihin üçüncü gününden başlayarak işletilmesi gerekir.
- Bozulma, çürüme ve benzeri sebeplerle muhafazası mümkün olmayan malların ya da beklediği takdirde mühim değer düşüklüğüne uğraması muhtemel malların bulunması halinde süre beklenmeksizin paraya çevirme işlemine derhal başlanabilir.
- Taşınmaz mallar bu maddenin kapsamına girmez; yetişmemiş mahsullerin satışı için borçlunun muvafakati aranır.
Menkul malların satışı: hangi sonuçları doğurur?
- Haczedilen menkul mal, haciz tarihinin üçüncü gününden itibaren üç ay içinde satışa çıkarılır.
- Muhafazası mümkün olmayan veya değer kaybına uğrayacak malların paraya çevrilmesine üç ay beklenmeden derhal başlanabilir.
- Bozulma, çürüme ve benzeri sebeplerin bulunmadığı normal menkul mallarda, süre içinde satışa çıkarılmamış olması halinde ilgililerin bu durum karşısında çözüm yolları, ilgili İİK hükümleriyle ve ilgili usul kurallarıyla belirlenir.
- Maddenin hükmü, haciz süresinin dolmasına bağlı bir hak düşürücü süre öngörmez; süre, tahsil dairesi ya da köy ihtiyar kurulunun satışı yapma yükümlülüğü için konulmuştur.
Genel süre ile muhafazası güç mallar arasındaki fark nedir?
Genel kural olarak haczedilen menkul mal, haciz tarihinin üçüncü gününden itibaren üç ay içinde satışa çıkarılır.
Bozulma, çürüme ve benzeri sebeplerle muhafazası mümkün olmayan veya beklediği takdirde mühim değer düşüklüğüne uğraması muhtemel mallarda üç aylık süre beklenmez.
Bu tür mallarda paraya çevirme işlemine derhal başlanabilir; üç aylık süre bu mallar bakımından uygulanmaz.
Tahsil dairesi ile köy ihtiyar kurulu arasındaki fark nedir?
Haczi tahsil dairesi yapmışsa satış süresi bu daire tarafından işletilir.
Haczi köy ihtiyar kurulu yapmışsa aynı süre kurul tarafından işletilir.
Her iki hal için süre aynıdır; maddede yalnızca yetkili merci farklıdır.
Menkul mal ile taşınmaz mal arasındaki fark nedir?
Bu madde menkul mallar için üç aylık satışa çıkarma süresini düzenler.
Taşınmazların satışı ayrı hükümlere (m.123 vd.) tabidir ve bu maddede düzenlenmemiştir.
Taşınmaz bakımından üç aylık süre bu madde ile işletilmez; m.123 uyarınca farklı süre uygulanır.
Menkul malların satışı: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Üç aylık süreyi haciz tarihinden değil, haciz tarihinin üçüncü gününden başlatmak yerine doğrudan haciz gününden saymak; süre başlangıcını yanlış hesaplamak.
- Muhafazası güç mal istisnasını genişletip her türlü menkul mal için derhal satış yapılabileceğini sanmak; istisna yalnızca maddede sayılan hallerle sınırlıdır.
- Taşınmazlar için de üç aylık süreyi uygulamak; madde yalnızca menkul mallar için düzenleme yapar, taşınmaz satışı m.123 vd. hükümlerine tabidir.
- Madde metnindeki süreyi hak düşürücü sanmak; maddenin niteliği düzenleyici süredir ve süresinde satış yapılmaması hakkı kendiliğinden düşürmez.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Kararlarda, haciz tarihi ile satışa çıkarma tarihi arasındaki üç aylık sürenin 2006 ve 2007 yılında yapılan hacizler bakımından geçmiş olması hâlinde, 2012 yılındaki satışın bu süreye uygunluğunun tartışıldığı görülmektedir. (16. Ceza Dairesi, 2015/4905 E., 2016/1327 K., 29.02.2016)
- Amme alacağı nedeniyle haczedilen araçların açık artırma yoluyla satışına ilişkin ihalelerin iptali davalarında, satış sürecinin madde 84 hükmüne uygun yürütülüp yürütülmediği incelenmektedir. (13. Daire, 2022/2724 E., 2022/3256 K., 21.09.2022; 13. Daire, 2022/2722 E., 2022/3061 K., 08.09.2022; 13. Daire, 2022/2723 E., 2022/3062 K., 08.09.2022)
- Maddenin ikinci fıkrası uyarınca muhafazası güç malların derhal satılabilmesi, hangi malın bu kapsama girdiğinin somut olarak ortaya konmasını gerektirmektedir. (7. Daire, 2019/4594 E., 2022/5070 K., 13.12.2022; İkinci Bölüm, 2014/10283 E., 05.04.2017)
Nasıl ispat edilir?
- Satış süresine uyulmadığını ileri süren taraf, haciz tarihini ve satışa çıkarma tarihini gösteren icra dosyası belgeleriyle bu durumu ispatlamakla yüklüdür. (16. Ceza Dairesi, 2015/4905 E., 2016/1327 K., 29.02.2016)
- Muhafazası güç mallar bakımından derhal satış yapıldığını savunan idare veya daire, malın bozulma, çürüme ya da değer kaybı tehlikesini gösteren somut belgelerle bu hali ispatlamakla yüklüdür.
- Haciz tarihinin ve haciz sırasında malın durumunun tespiti için haciz tutanağı ve ilgili kayıtlar temel delildir.
- Taraflar arasında satış sürecinin usulüne uygun işletilip işletilmediği, ihale tutanağı ve dosya kayıtlarıyla değerlendirilir. (13. Daire, 2022/2724 E., 2022/3256 K., 21.09.2022)
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6183 sayılı Kanun m.106: Satış talebinin haciz tarihinden itibaren bir yıl içinde yapılması gerektiğini düzenler; madde 84 ise haciz sonrası satışa çıkarma süresini belirler.
- 6183 sayılı Kanun m.110: Süresinde satış istenmemesi veya yenilenmemesi halinde hacizlerin kalkacağını düzenler; madde 84 bu sürelerin işleyişiyle birlikte okunmalıdır.
- 6183 sayılı Kanun m.112: Satış süresi ve yetişmemiş mahsullerin borçlu onayı olmadan satılamaması gibi kuralları içerir; madde 84'ün ikinci fıkrası ile yetişmemiş mahsul hükmü bakımından bağlantılıdır.
- 6183 sayılı Kanun m.113: Malın kıymetinin süratle düşmesi veya muhafazanın güç olması hallerinde talepsiz satışa imkân tanır; madde 84 ikinci fıkrası ile benzer bir amaç taşır.
- 6183 sayılı Kanun m.123: Taşınmazların satışı için satış talebi ve daire süresini düzenler; madde 84'ün menkul mallar dışında kalan malları ayrıca belirtir.
Amme Alacakları Kanunu m.85 — Satış şekli, artırma ve ilan
Madde, 6183 sayılı Kanun kapsamındaki amme alacaklarının tahsili için haczedilen menkul malların paraya çevrilmesinde satış yöntemlerini düzenler. Düzenlenen konular; elektronik ortamda veya satış mahallinde açık artırma ile peşin para üzerinden satış, bozulabilir, muhafazası tehlikeli veya masraflı ve borsası bulunan malların pazarlıkla ya da borsada satışı, ikinci artırmanın yeri, teminat, ilan, satış bedelinin ödenmesi ve kısmi satışta haczin kaldırılmasıdır. Madde, amme idaresinin alacaklı sıfatıyla yaptığı menkul mal satışlarına uygulanır. Taşınmaz satışını düzenlemez (m.79 vd. ve m.85 dışındaki hükümler), satış talebinin süresini ve icra dairesinin satış yükümlülüğünü düzenlemez (m.84 ve m.87 gibi komşu hükümler), ihalenin feshi ve ihale sonrası tescil ve teslim işlemlerini düzenlemez (m.87 ve m.88 ilgili yerlerde), haczedilen malın muhafaza ve yönetimine ilişkin hükümleri de düzenlemez (m.80 vd.).
Satış şekli, artırma ve ilan: hangi kavramlar bilinmeli?
- Açık artırma
- Malın ilan edilen yer, gün ve saatte birden fazla kişinin teklifte bulunması yoluyla en çok artırana ihale edilmesidir. Madde, açık artırmanın ilk aşamasını ve ilanını elektronik ortam ya da tahsil dairesinin satış mahalli üzerinden düzenler.
- Pazarlıkla satış
- Açık artırma yerine, malın en uygun yerde alıcıyla doğrudan görüşülerek satılmasıdır. Yalnızca bozulma, çürüme ve benzeri nedenlerle korunamayan, beklemesi önemli değer kaybına yol açacak veya muhafazası tehlikeli ya da masraflı olan mallarda uygulanır.
- Borsada satış
- Borsası bulunan malların ilgili borsada satılmasıdır. Madde, borsa işlemini açık artırmanın yerine geçen ayrı bir satış yolu olarak sayar.
- Muhammen bedel (mal kıymeti)
- Malın artırmadan önce takdir edilen değeridir. Madde, teminat oranının bu değer üzerinden hesaplanmasını öngörür.
- Teminat
- Artırmaya iştirak edecek kişiden alınan paradır ve menkul mala biçilen değerin yüzde beşi oranındadır. Alacaklı amme idaresi belirli hallerde teminat almama yetkisine sahiptir.
- Peşin para
- Satış bedelinin ihale anında veya kısa bir süre içinde tamamen ödenmesi koşuludur. Madde, satılan malın bedeli ödenmeden teslim edilmemesini öngörür.
- Kısmi satış
- Malların bir kısmının satışıyla amme alacağının tamamen karşılanması hâlidir. Bu durumda kalan malların satışından vazgeçilir ve bunlar üzerindeki haciz kaldırılır.
Satış şekli, artırma ve ilan: hangi şartlar aranır?
- Satışın menkul mal üzerinde yapılması ve satış yönteminin elektronik ortamda veya tahsil dairesinin satış mahallinde açık artırma ile peşin para üzerinden olması gerekir.
- Açık artırmaya iştirak edecek kişiden menkul mala biçilen değerin yüzde beşi oranında para teminatı alınmış olmalıdır; alacaklı amme idaresi, malın türü veya değeri ile satış şeklini esas alarak teminat almama halleri belirlemeye ya da para yerine 10. maddenin birinci fıkrasının (2) numaralı bendindeki teminatların alınmasına karar vermeye yetkilidir.
- Gerekli hallerde artırmanın yapılacağı yer, gün ve saat ile satılacak malın nevi ve evsafı önceden ilan edilir.
- Açık artırma ile satışa çıkarılan mal, artırma sonunda üç defa yüksek sesle duyurulduktan sonra en çok artırana ihale edilmelidir.
- Bozulma, çürüme ve benzeri nedenlerle korunamayan, beklemesi önemli değer düşüklüğüne yol açacak veya muhafazası tehlikeli ya da masraflı olan mallar en uygun yerde pazarlıkla satılabilir; borsası bulunan mallar ilgili borsada satılabilir.
- Satılan mal, bedeli alınmadan teslim edilmemelidir; tahsil dairesi bedelin ihale gününü izleyen günden itibaren üç gün içinde ödenmesi için mühlet verebilir.
- İlk artırmada satılamayan mallar için ikinci artırma başka bir il veya ilçede yapılabilir.
- Bir kısım malların satışı ile amme alacağı karşılanmış ise geriye kalan malların satışından vazgeçilmeli ve bunlar üzerindeki haciz kaldırılmalıdır.
Satış şekli, artırma ve ilan: hangi sonuçları doğurur?
- Satılan mal bedeli alınmadan teslim edilmez; bedelin ödenmesi teslimin şartıdır.
- Tahsil dairesi bedelin ödenmesi için üç gün içinde mühlet verebilir; mühlet verilmezse peşin ödeme esastır.
- Açık artırmada üç kez duyurudan sonra en çok artırana ihale yapılır; ihale ile mülkiyet alıcıya geçer.
- Bozulma ve benzeri hallerde pazarlıkla satış ya da borsada satış yapılabilir; bu hallerin bulunmaması durumunda bu yollara başvurulamaz.
- İlk artırmada satılamayan mallar için ikinci artırma yapılabilir; ikinci artırma başka bir il veya ilçede gerçekleştirilebilir.
- Kısmi satışla amme alacağı karşılandığında geriye kalan malların satışından vazgeçilir ve bu mallar üzerindeki haciz kaldırılır.
- Amme alacağı karşılanmadığı sürece kalan mallar için satış sürdürülür.
Açık artırma ile pazarlıkla satış arasındaki fark nedir?
Açık artırmada mal, ilan edilen yer, gün ve saatte üç kez duyurularak en çok artırana ihale edilir.
Pazarlıkla satışta mal, bozulma, değer kaybı veya muhafaza tehlikesi ya da masrafı gibi koşullar bulunduğunda en uygun yerde doğrudan görüşülerek satılır.
Pazarlık yolu yalnızca maddede sayılan istisnai koşullarda kullanılabilir; bu koşul yokken pazarlık yoluyla yapılan satış maddeye aykırıdır.
Elektronik ortamda satış ile tahsil dairesi satış mahallinde satış arasındaki fark nedir?
Elektronik ortamda satışta alıcı, malın bulunduğu yere gelmeden teklifte bulunabilir.
Satış mahallinde açık artırmada teklifte bulunmak için alıcının belirlenen yerde bulunması gerekir.
Teminat, ilan ve ödeme yükümlülükleri her iki yolda aynı kurala tabidir; artırmanın malın mahallinde de yapılabilmesi tahsil dairesinin uygun görmesine bağlıdır.
İlk artırma ile ikinci artırma arasındaki fark nedir?
İlk artırmada satılamayan mallar için ikinci artırma yapılır.
İkinci artırma, bir başka il veya ilçede yapılabilir ve yer bakımından farklı olabilir.
İkinci artırmanın yeri bir başka il veya ilçe olabilir; bu, ilk artırmanın yapıldığı yerde satışın tekrarlanmasına bağlı değildir.
Teminat alınan hal ile teminat alınmayan hal arasındaki fark nedir?
Genel kural olarak artırmaya iştirak edenden menkul malın değerinin yüzde beşi tutarında para teminatı alınır.
Alacaklı amme idaresinin belirlediği hallerde, malın türü, değeri ve satış şekli esas alınarak teminat alınmaz ya da para yerine 10. maddenin birinci fıkrasının (2) numaralı bendindeki teminatlar alınır.
Teminat alınmayacak hallerin belirlenmesi amme idaresinin yetkisindedir; belirlenmeyen hallerde yüzde beş teminat aranır.
Kısmi satış ile tam satış arasındaki fark nedir?
Bir kısım malın satışıyla amme alacağı karşılanırsa geriye kalan malların satışından vazgeçilir.
Amme alacağı tam olarak karşılanmazsa diğer malların satışına devam edilir.
Kısmi satışta kalan malların üzerindeki haciz kalkar; tam satışta haciz devam eder.
Satış şekli, artırma ve ilan: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Pazarlıkla satışı, açık artırmanın yerine genel bir yöntem gibi görmek; pazarlık yolu yalnızca istisnai koşullarda kullanılabilir.
- Teminat oranını muhammen bedel yerine başka bir değer üzerinden hesaplamak; teminat, menkul mala biçilen değerin yüzde beşi olarak alınır.
- Mühleti genel bir ödeme süresi sanmak; üç günlük süre ihale gününü izleyen günden başlayan ve tahsil dairesinin takdirine bağlı bir mühlettir.
- İkinci artırmayı ilk artırmanın yapıldığı yerde yapılması gerektiğini sanmak; ikinci artırma başka bir il veya ilçede yapılabilir.
- Kısmi satış sonrası kalan malların satışının zorunlu olarak sürdürüleceğini sanmak; amme alacağı karşılandığında satıştan vazgeçilir ve haciz kalkar.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Amme alacağı için haczedilen menkul malların satışında hangi yöntemin kullanılacağı ve ilanın şeklinin takdiri ilgililerin menfaatine en uygun olana göre belirlenmektedir. (3. Daire, 2023/4615 E., 2023/3709 K., 12.10.2023)
- Satış bedelinin ödenmesi ve mühlet verilmesi, tahsil dairesinin takdirinde olup mühlet verilmeden peşin ödeme aranmaktadır. (3. Daire, 2023/4615 E., 2023/3709 K., 12.10.2023)
- Teminat ve ihale işlemlerinde bu maddenin kurallarına göre kıymet takdiri ve artırma yapılması, satışın geçerliliği için esas kabul edilmektedir. (3. Daire, 2023/4615 E., 2023/3709 K., 12.10.2023)
Nasıl ispat edilir?
- Satışın usulüne uygun yapıldığını ve ihalenin geçerli olduğunu ileri süren taraf, ilanın yapıldığını, teminatın alındığını ve ihalenin üç defa duyurulduğunu belgelerle ispatlar.
- Açık artırmanın elektronik ortamda veya satış mahallinde yapıldığı, ilan tarihleri ve yerleri tutanak ve ilan belgeleriyle ispatlanır.
- Pazarlıkla veya borsada satışın koşullarının gerçekleştiğini ileri süren taraf, malın bozulma, değer kaybı veya muhafaza tehlikesini ispatlamak zorundadır.
- Satış bedelinin ödendiği ve teslimin yapıldığı, tahsil dairesinin ödeme tutanağı ile ispatlanır; mühlet verildiğini ileri süren, bu mühleti yazılı kayıtla ispatlamalıdır.
- Kısmi satış sonucu haciz kaldırıldığını ileri süren taraf, amme alacağının karşılandığını tahsilat kayıtlarıyla ispatlar.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6183 sayılı Kanun m.10: Maddenin ikinci fıkrasında yer alan para yerine alınabilecek teminatların (2 numaralı bent) hangi teminatlar olduğunu belirler; teminat alınmasına ilişkin yetkinin kapsamını tamamlar.
- 6183 sayılı Kanun m.84: Satış yöntemleri ve haczin devamı bakımından maddenin ön koşulu olan haczedilmiş malların satışının hazırlanması ile ilgilidir.
- 6183 sayılı Kanun m.87: Satışın tamamlanması ve ihale sonrası işlemler bakımından bu maddenin uygulanmasının devamıdır.
Amme Alacakları Kanunu m.86 — Müşterinin malı almaktan vazgeçmesi
Madde, icra yoluyla satışta ihaleyi alan kişinin (müşterinin) malı almaktan vazgeçmesi veya verilen mühlet içinde bedelin tamamını ödememesi hâlinde izlenecek yolu düzenler: malın ikinci artırmaya çıkarılması, birinci ya da ikinci ihale bedeli üzerinden tazminat ve tecil faizinin teminattan mahsubu, bakiyenin 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre tahsili, idarece yapılan masrafların alınması ve malın kendisine terk edilmesi ile asıl borçlunun borçluluğunun devamı. Madde, kamu alacağının tahsili için yapılan menkul mal satışına uygulanır ve ihaleyi alan kişi ile asıl borçlu arasındaki ilişkiyi kapsar. Vazgeçme harcını (m.23 HKm.), kamulaştırmada taşınmazın iadesini (m.26 Kamulaştırma Kanunu niteliğindeki hüküm, 2942 sayılı Kanun'da değil bu kanunun ilgili düzenlemesinde ayrıca yer alan hüküm), ihale ilanı ve artırma usulünü, teminatın alınmasını ve mühlet verilmesini bu madde düzenlemez; bunlar madde metnine göre ayrı hükümlerdedir.
Müşterinin malı almaktan vazgeçmesi: hangi kavramlar bilinmeli?
- Müşteri
- Artırmada en yüksek teklifle malı ihale ile alan kişidir. Henüz bedeli tamamen ödememiş ve malı teslim almamış olabilir.
- İkinci artırma
- Birinci artırmada talip çıkmaması ya da ihale alanın vazgeçmesi veya mühlet içinde ödeme yapmaması üzerine malın yeniden artırmaya çıkarılmasıdır. Yeni ihale bedeli birinci ihale bedelinden düşük çıkabilir.
- İki ihale arasındaki fark
- Birinci ihale bedeli ile ikinci artırmada ihale edilen bedel arasındaki farktır. Birinci ihale alanın ikinci artırmada zarar olarak sorumlu tutulacağı tutardır.
- Tecil faizi
- Maddede zararın hesabında kullanılan faiz türüdür; fark ya da birinci ya da ikinci ihale bedeli üzerinden hesaplanır. Oranı madde metninde değil 6183 sayılı Kanun'un ilgili hükmünde belirlenir.
- Teminattan mahsup
- İhale alanın yatırdığı teminatın, doğan alacak tutarından ayrıca mahkeme kararı aranmadan düşülmesidir. Bakiye varsa bu Kanun hükümlerine göre tahsil edilir.
- Terk
- Malın, ikinci ihalede ya da mahsup sonrasında ihale edilip idarece yapılan masraflar alınarak eski ihale alana değil, son ihale alana (ya da ikinci artırmada ihale edilmeyen hâlde birinci ihale alana) bırakılmasıdır. Madde metninde 'kendisine terk olunur' ifadesi geçer.
- Asıl borçlu
- Kamu alacağının asıl muhatabı olan borçludur. Mal bedeli ihale alandan tahsil edilemediği sürece sıfatını korur.
Müşterinin malı almaktan vazgeçmesi: hangi şartlar aranır?
- Malı ihale alan kişinin malı almaktan vazgeçmesi veya verilen mühlet içinde bedelin tamamını ödememesi gerekir.
- Birinci hâlde malın ikinci kez artırmaya çıkarılması ve en çok artırana ihale edilmesi gerekir; ikinci artırmada ihale alan ile birinci ihale alanın farklı olması hâlinde fark ve zarar hesabı yapılır.
- Birinci ihale alan kişiden, iki ihale arasındaki fark ile diğer zararlar ve bu fark üzerinden hesaplanacak tecil faizi talep edilebilmesi için ikinci artırmada malın daha düşük bedelle ihale edilmiş olması gerekir.
- İkinci artırmada talip çıkmaması hâlinde ihale yapılamadığı için birinci ihale bedeli, diğer zararlar ve bu bedel üzerinden hesaplanacak tecil faizi talep edilebilmelidir.
- İkinci artırmada da malı almaktan vazgeçen ya da mühlet içinde bedelin tamamını ödemeyen ihale alandan ikinci ihale bedeli, diğer zararlar ve bu bedel üzerinden tecil faizi talep edilir.
- Talep edilen tutarların teminattan mahsubu yapılmış olmalıdır; mahsuptan sonra bakiye varsa bu Kanun hükümlerine göre tahsil edilir.
- Malın kendisine terk edilebilmesi için o mal için idarece yapılan her türlü masrafın ihale alandan alınmış olması gerekir.
- Asıl borçlunun borçluluğu, mal bedeli ihale alandan tahsil edilemediği sürece devam eder.
Müşterinin malı almaktan vazgeçmesi: hangi sonuçları doğurur?
- Birinci artırmada ihale alan kişi malı almaktan vazgeçer veya verilen mühlet içinde bedelin tamamını vermezse mal ikinci kez artırmaya çıkarılır.
- İkinci artırmada en çok artıran kişiye ihale edilir.
- Birinci ihale alandan, ikinci artırmada daha düşük bedelle satış yapılmışsa iki ihale arasındaki fark, diğer zararlar ve bu fark üzerinden tecil faizi istenir.
- Talipsizlik nedeniyle ikinci artırmada ihale yapılamamışsa birinci ihale bedeli, diğer zararlar ve bu bedel üzerinden tecil faizi istenir.
- İkinci artırmada ihale alan kişi malı almaktan vazgeçer veya bedeli ödemezse, bu kişiden ikinci ihale bedeli, diğer zararlar ve tecil faizi istenir.
- Bu tutarlar ayrıca bir hüküm alınmasına gerek kalmadan teminattan mahsup edilir.
- Mahsuptan sonra kalan bakiye bu Kanun hükümlerine göre tahsil edilir.
- Malın kendisine terk edilmesi için mal için yapılan her türlü idari masraf da ihale alandan alınır.
- Mal bedeli ihale alandan tahsil edilemediği sürece asıl borçlunun borçlu sıfatı devam eder.
Birinci artırma ile ikinci artırma (ihale alan kişinin sorumluluğu) arasındaki fark nedir?
Birinci artırmada ihale alan kişi, malı ikinci artırmada daha düşük bedelle ihale ettirmiş ise sorumluluğu iki ihale arasındaki farkla sınırlıdır.
İkinci artırmada da malı almaktan vazgeçen ya da bedeli ödemeyen kişi, ikinci ihale bedelinin tamamından sorumlu tutulur.
Birinci ihale alan için hesap farkla, ikinci ihale alan için ise doğrudan ikinci ihale bedeli üzerinden yapılır. Her iki durumda da teminattan mahsup ve bakiyenin tahsili ayrıca mahkeme kararı gerektirmeden yapılır.
Birinci artırmada talipsizlik ile ikinci artırmada talipsizlik arasındaki fark nedir?
İkinci artırmada talip çıkmaması sebebiyle ihale yapılamazsa sorumluluk birinci ihale bedeli üzerinden hesaplanır; birinci artırmada talip çıkmayıp ikinci artırmada malı alan kişi vazgeçer veya ödemezse sorumluluk ikinci ihale bedeli üzerinden hesaplanır.
Birinci artırmada ihale yapılmış ve ihale alan vazgeçmiş ya da ödememişse ikinci artırmada farkın hesaplanmasında ikinci ihale bedeli esas alınır.
Talipsizlik hâlinde zarar birinci ihale bedeli üzerinden, ihale yapılmış hâlde ise fark üzerinden hesaplanır.
Birinci fıkra ile ikinci fıkra arasındaki fark nedir?
Birinci fıkra, birinci artırmada ihale alan kişinin vazgeçmesi ya da ödememesini ve ikinci artırmada malın daha düşük bedelle satılmasını düzenler.
İkinci fıkra, birinci artırmada talipsizlik nedeniyle ihalenin yapılamadığı ya da birinci artırmada ihale alanın vazgeçtiği/ödemediği ve ikinci artırmada mal kendisine ihale olunan kimsenin vazgeçtiği/ödemediği hâlleri düzenler.
İkinci fıkrada ikinci ihale alan kişiden tam ikinci ihale bedeli istenir; birinci fıkrada ise fark esas alınır.
Asıl borçlu ile mal bedeli ihale alandan tahsil edilen kişi arasındaki fark nedir?
Asıl borçlu, malın ihale alandan tahsil edilemediği sürece borçlu sıfatını korur.
İhale alan kişi, bedeli ödemesi ile birlikte malın asıl borcu ödenmiş sayılmasına yol açan tarafı oluşturur.
Tahsil edilemeyen tutar için asıl borçlu takibe konu olmaya devam eder.
Müşterinin malı almaktan vazgeçmesi: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Birinci ihale alanın zararını her zaman birinci ihale bedeli üzerinden hesaplamak; oysa ikinci artırmada ihale yapıldıysa esas alınan tutar farktır.
- İkinci artırmada talip çıkmaması hâlinde farkı esas almak; bu durumda ihale yapılamadığından birinci ihale bedeli esas alınır.
- Teminattan mahsubu yapmadan doğrudan bakiyeyi tahsil etmeye kalkmak; önce mahsup yapılması gerekir.
- Mahsup için ayrı bir mahkeme hükmü aramak; madde ayrıca bir hüküm alınmasına gerek olmadığını söyler.
- Asıl borçlunun sorumluluğunu ihale alanın ödemesiyle sona erdiği sanmak; mal bedeli tahsil edilene kadar borçlu sıfatı devam eder.
- Malın terkinin masrafsız yapılacağını düşünmek; idarece yapılan her türlü masraf alındıktan sonra terk gerçekleşir.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- İhale alan kişinin sorumluluğunun hesabında ikinci artırmanın farkı ile birinci ihale bedelinin ayrı ayrı esas alındığı kabul edilmektedir. (13. Daire, 2019/2433 E., 2022/1460 K., 06.04.2022)
- Maddede bahsedilen 'diğer zararlar' kapsamına ikinci artırmada doğan ek masrafların girdiği ve mahsup sırasında bunların ayrıca hesaplanması gerektiği kabul edilmektedir. (13. Daire, 2019/2433 E., 2022/1460 K., 06.04.2022)
- Müşterinin malı almaktan vazgeçmesi durumunda maddenin uygulanabilmesi için usulüne uygun bir uyarı ve mühlet verilmiş olmasının aranması gerektiği kabul edilmektedir. (10. Hukuk Dairesi, 2013/8463 E., 2014/2016 K., 10.02.2014)
- Madde kapsamında teminat mahsubunun ayrıca mahkeme kararı gerekmeksizin yapılabildiği, bu yüzden tahsil işleminin icra müdürlüğünce yürütülebildiği kabul edilmektedir. (İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2020/288 E., 2022/85 K., 10.02.2022)
- Asıl borçlunun borçluluğunun devamı hükmünün, mal bedelinin tahsil edilemediği sürece geçerli olduğu kabul edilmektedir. (3. Daire, 2010/1969 E., 2012/3402 K., 18.10.2012)
Nasıl ispat edilir?
- Maddenin uygulanmasını isteyen idare veya icra müdürlüğü, ihale alanın vazgeçtiğini ya da mühlet içinde bedeli ödemediğini ve ikinci artırmanın sonucunu belgeyle ispatlamakla yükümlüdür (artırma tutanağı, ödeme tebligatı, mühlet yazısı).
- İki ihale arasındaki farkın ve diğer zararların ispatı, birinci ve ikinci artırma tutanakları ile masraf belgeleriyle yapılır.
- Birinci ihale alanın, mühleti kendisine usulüne uygun bildirildiğini ve vazgeçmediğini ileri sürmesi hâlinde tebliğ belgelerini ortaya koyma yükü idaredir.
- Teminatın yeterliliği ve mahsubun hesaplanması, teminat makbuzu ve ihale tutanağıyla ispatlanır.
- Asıl borçlunun borçluluğunun devamı hakkında, mal bedelinin ihale alandan tahsil edilemediğini gösteren icra kayıtları esas alınır.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6183 sayılı Kanun: Maddede geçen bakiyenin tahsili, tecil faizi ve idari masrafların kapsamı bu Kanun'un genel hükümlerine göre belirlenir. Madde bu kanunun menkul mal satışına ilişkin bölümünde yer alır.
- 6183 sayılı Kanun m.86: Madde metninde kendisine yollama yapılan ikinci fıkra ile birinci fıkra arasında bağ kurar; birinci fıkrada ilk ihale alan, ikinci fıkrada birinci artırmada talipsiz kalınması ya da ikinci artırmadaki sorumluluk düzenlenir.
- 6183 sayılı Kanun m.23: Harç ile ilgili değil; yalnız icra tahsil süreçleri bağlamında ilgili tarafların hukuki sorumluluğu için dolaylı bağ kurar. Madde metninde açıkça anılmaz; bu nedenle kullanılmaması önerilir.
Amme Alacakları Kanunu m.87 — Satılamıyan menkul mallar
Madde, haczedilen menkul malların ilk artırmada yeterli bedel bulunamaması veya hiç alıcı çıkmaması hâlinde izlenecek ikinci satış aşamasını ve bu aşamada da satılamayan mallar bakımından pazarlıkla satış ile malın borçluya geri verilmesini düzenler. Ölçüt, ilk artırmada verilen bedelin 81. maddede tespit edilen değerin yüzde yetmiş beşinden aşağı kalması veya hiç alıcı çıkmamasıdır. Madde, 6183 sayılı Kanun kapsamındaki amme alacaklarının tahsili için yapılan haczi kapsar. Taşınmaz satışını, sicile kayıtlı taşıtların kıymet takdirini ve haciz kalkmış mallarının tasfiyesini düzenlemez (m.91 vd., m.87/A ve 88/A). Ayrıca satış isteme süresi ile satış ilanının yapılma usulü bu maddede yer almaz (m.82 vd.).
Satılamıyan menkul mallar: hangi kavramlar bilinmeli?
- Muhammen kıymet
- Haciz sırasında 81. maddeye göre tespit edilen menkul malın değeridir. İkinci artırmada alıcı çıkıp çıkmayacağının ölçütü, bu değerin yüzde yetmiş beşi olarak belirlenir.
- İkinci artırma
- İlk artırmanın yetersiz kalması veya alıcı çıkmaması hâlinde, ilk artırma tarihinden itibaren 15 gün içinde yapılan artırmadır. Bu artırmada verilen bedel ne olursa olsun satış gerçekleşir.
- Pazarlıkla satış
- İki artırmanın da sonuçsuz kalması hâlinde, malın artırma dışında alıcıya satılmasıdır. Bu satış için madde 6 ay süre öngörür ve satışın bu süre içinde yapılması gerekir.
- Malın borçluya geri verilmesi
- Pazarlıkla satış da başarısız kalırsa, haczedilen malın borçluya iade edilmesidir. Bu iade madde metninde 'verilebilir' biçiminde ifade edilmiştir.
Satılamıyan menkul mallar: hangi şartlar aranır?
- Haczedilmiş bir menkul mal bulunmalıdır ve bu mal için ilk artırma yapılmış olmalıdır.
- İlk artırmada verilen bedelin 81. madde uyarınca tespit edilen değerin yüzde yetmiş beşinden aşağı kalması veya hiç alıcı çıkmaması gerekir.
- İkinci artırma, ilk artırma tarihinden başlayarak 15 gün içinde uygun görülen zamanlarda yapılmalıdır.
- İkinci artırmada verilen bedel ne olursa olsun satış yapılır; bu aşamada bedel yönünden ayrıca bir alt sınır aranmaz.
- Malın yerinde veya başka yere götürülmesiyle de satılamaması ya da taşıma giderlerinin çokluğu nedeniyle başka yere götürülmesinin uygun görülmemesi gerekir.
- Pazarlıkla satış, 15 günlük sürenin bitiminden itibaren 6 ay içinde yapılmalıdır.
Satılamıyan menkul mallar: hangi sonuçları doğurur?
- İlk artırmada bedel muhammen kıymetin yüzde yetmiş beşinden aşağı kalırsa veya alıcı çıkmazsa mal ikinci artırmaya çıkarılır.
- İkinci artırmada verilen bedel ne olursa olsun satış yapılır; bu aşamada alt sınır koruması yoktur.
- İkinci artırmada da satılamayan mal, taşınma koşulları uygunsa yerinde veya başka yerde satışa tekrar konu olur.
- Malın satılamaması hâlinde ve taşıma giderlerinin çokluğu nedeniyle başka yere götürülmesi uygun görülmezse, 15 günlük sürenin bitiminden itibaren 6 ay içinde pazarlıkla satış yapılır.
- Pazarlıkla satış da başarısız kalırsa haczedilen mal borçluya geri verilebilir; bu iade bir zorunluluk değil, bir olanaktır.
- Madde metninde, mal ikinci artırmada satılmadığında kesin olarak ne yapılacağı düzenlenmemiştir; pazarlık aşamasına geçiş açıkça yazılı olmasına rağmen iadenin 'verilebilir' biçiminde olması, iadenin ihtiyarî niteliğini gösterir.
İlk artırma ile ikinci artırma arasındaki fark nedir?
İlk artırmada verilen bedel muhammen kıymetin yüzde yetmiş beşinin altında kalmadığı sürece satış ilk artırmada gerçekleşir.
İlk artırmada bedel yüzde yetmiş beşin altında kalırsa veya hiç alıcı çıkmazsa mal ikinci artırmaya çıkarılır.
İkinci artırmada alt sınır aranmaksızın en yüksek bedelle satış yapılır, yani bu aşamada yüzde yetmiş beş ölçütü artık işlemez.
İkinci artırma ile pazarlıkla satış arasındaki fark nedir?
İkinci artırmada bir alıcı bulunursa satış artırma yoluyla tamamlanır.
İkinci artırmada da satılamayan mal, artırma dışında pazarlıkla satılmaya çalışılır.
Pazarlık yoluyla satış için 6 ay süre tanınır; bu süre içinde satılamayan mal borçluya geri verilebilir.
Malın yerinde satış ile başka yere götürülerek satış arasındaki fark nedir?
Mal yerinde veya başka yere götürülerek artırmaya çıkarılabilir.
Taşıma giderleri çok yüksekse malın başka yere götürülmesi uygun görülmez.
Taşıma giderleri nedeniyle malın götürülmemesi hâlinde satış yerinde denenir ve bu durum pazarlık aşamasına geçişi etkiler.
Satılamıyan menkul mallar: sık yapılan hatalar nelerdir?
- İkinci artırmada da yüzde yetmiş beş alt sınırını aramak; bu aşamada bedel ne olursa olsun satış yapılır.
- Pazarlıkla satış süresini 15 gün içinde değil, ilk artırmadan itibaren saymak; 6 ay, 15 günlük sürenin bitiminden başlar.
- Malın geri verilmesini zorunlu sanmak; madde 'verilebilir' demektedir ve bu bir takdir yetkisidir.
- Taşınmaz satışına ilişkin yüzde yetmiş beş ve bir yıl kurallarını bu maddeye uygulamak; taşınmazlar 6183 sayılı Kanunun ayrı hükümlerine tabidir.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- İkinci artırmada alıcı bulunamayan veya bedelin yetersiz kaldığı mallarda, mahkemelerin malın satışının icra müdürlüğünün takdirine bağlı olarak yapıldığı ve yasal sürecin izlendiği kabul edilmektedir. (7. Daire, 2020/2899 E., 2020/4879 K., 25.11.2020)
- Satış sürecinde bir zarardan söz edilebilmesi için, idarenin ya da icra dairesinin kusurunun ortaya konulması gerektiği kabul edilmektedir. (7. Daire, 2020/2899 E., 2020/4879 K., 25.11.2020)
- Mahcuzların pazarlıkla satılmasının istenmesine rağmen alıcı çıkmadığı hâllerde, satışın yapılamamasının icra organının kusuru sayılmayacağı yönünde uygulama bulunmaktadır. (8. Ceza Dairesi, 2017/11679 E., 2019/5082 K., 09.04.2019)
- Satılamayan menkul malların hacizde kalması ve taşıma giderlerinin değerlendirilmesi, somut olayın koşullarına göre yapılmaktadır. (4. Hukuk Dairesi, 2020/3858 E., 2023/6389 K., 15.05.2023)
Nasıl ispat edilir?
- Satışın usulüne uygun yapıldığını ve ilk artırmada bedelin muhammen kıymetin altında kaldığını ispat yükü icra dairesindedir; bu, artırma tutanağı ve kıymet takdir raporu ile ispatlanır.
- Malın ikinci artırmaya çıkarılmasının ve pazarlıkla satışın yapıldığını gösteren belge, artırma ilanı ve tutanaklardır.
- Mal sahibi ya da alacaklı, satışın 15 gün içinde ikinci artırmaya çıkarılmadığını iddia ediyorsa, ispat yükü bu iddiayı ileri süren tarafa aittir; ilan ve tutanak karşısında iddiasını yazılı delille ortaya koymalıdır.
- Taşıma giderlerinin çokluğu nedeniyle malın götürülmediği savunulursa, bu savunmayı icra dairesi somut giderlerle ispatlamalıdır.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6183 sayılı Kanun m.81: Muhammen kıymetin, yani yüzde yetmiş beş eşiğinin dayandığı değerin haciz sırasında nasıl tespit edileceğini düzenler.
- 6183 sayılı Kanun m.88: Haczedilen mallarla ilgili olarak muhafaza ve ilgili süreçleri düzenler; bu maddedeki satış aşamasıyla birlikte değerlendirilir.
- 6183 sayılı Kanun m.88/A: Haciz kalkmış ve muhafazasına gerek kalmamış malların tasfiyesini düzenler; 87. maddedeki satış düzeninden ayrıdır.
Süreler
| Süre | Madde | Hüküm |
|---|---|---|
| yedi gün | m.79 | Haciz bildirisi tebliğ edilen üçüncü şahıs; borcu olmadığı veya malın yedinde bulunmadığı veya haczin tebliğinden önce borcun ödendiği veya malın tüketildiği ya da kusuru olmaksızın telef olduğu veya alacak borçluya veya emrettiği yere… |
| bir yıl | m.79 | Herhangi bir nedenle itiraz süresinin geçirilmesi halinde üçüncü şahıs, haciz bildirisinin tebliğinden itibaren bir yıl içinde genel mahkemelerde menfi tespit davası açmak ve haciz bildirisinin tebliğ edildiği tarih itibarıyla amme… |
| üç ay | m.84 | Menkul mallar tahsil dairelerince, köylerde ihtiyar kurullarınca haciz yapıldığı tarihin üçüncü gününden itibaren üç ay içinde satışa çıkarılır. |
| üç gün | m.85 | Tahsil dairesi mal bedelinin ihale gününü takip eden günden itibaren üç gün içinde ödenmesi için mühlet verebilir. |
| 15 gün | m.87 | Haczedilen menkul mallara verilen bedel 81 inci maddede tesbit olunan değerin % 75 inden aşağı olursa veya hiç alıcı çıkmazsa, ilk artırma tarihinden başlıyarak 15 gün içinde uygun görülen zamanlarda bu mallar tekrar satışa çıkarılır. |
| 15 günlük | m.87 | Menkul mallar yerinde veya başka yere götürüldüğü halde yine satılmaz veya taşıma giderlerinin çokluğu yüzünden başka yere götürülmesi uygun görülmezse yukardaki 15 günlük sürenin bitmesinden itibaren 6 ay içinde pazarlıkla satılır. |
| 6 ay | m.87 | Menkul mallar yerinde veya başka yere götürüldüğü halde yine satılmaz veya taşıma giderlerinin çokluğu yüzünden başka yere götürülmesi uygun görülmezse yukardaki 15 günlük sürenin bitmesinden itibaren 6 ay içinde pazarlıkla satılır. |
Süreler madde metnindeki yazımıyla verilmiştir.
Konuda geçen kararlar
42 karar- 2020/32 E., 2022/18 K., 24.02.2022İlgili madde: m.87
- 10. Hukuk Dairesi, 2025/9609 E., 2025/17008 K., 10.12.2025İlgili madde: m.77
- 3. Hukuk Dairesi, 2024/4299 E., 2025/3430 K., 19.06.2025İlgili madde: m.83
- 10. Hukuk Dairesi, 2024/4949 E., 2024/5417 K., 16.05.2024İlgili madde: m.77
- 10. Hukuk Dairesi, 2024/990 E., 2024/837 K., 07.02.2024İlgili madde: m.77
- 10. Hukuk Dairesi, 2023/12997 E., 2023/12307 K., 04.12.2023İlgili madde: m.77
- 9. Daire, 2022/3843 E., 2023/4481 K., 09.11.2023İlgili madde: m.77, m.80, m.81
- 8. Daire, 2023/5437 E., 2023/4230 K., 29.09.2023İlgili madde: m.80
- 4. Hukuk Dairesi, 2020/3858 E., 2023/6389 K., 15.05.2023İlgili madde: m.87
- 9. Daire, 2021/3162 E., 2023/1797 K., 04.05.2023İlgili madde: m.81
Diğer 32 karar
- Vergi Dava Daireleri Kurulu, 2023/237 E., 2023/280 K., 29.03.2023İlgili madde: m.81
- 7. Daire, 2019/4594 E., 2022/5070 K., 13.12.2022İlgili madde: m.84
- 3. Daire, 2021/2650 E., 2022/4409 K., 10.11.2022İlgili madde: m.82
- 3. Daire, 2021/2651 E., 2022/4411 K., 10.11.2022İlgili madde: m.82
- 9. Daire, 2020/642 E., 2022/5288 K., 01.11.2022İlgili madde: m.80
- 13. Daire, 2022/2724 E., 2022/3256 K., 21.09.2022İlgili madde: m.84
- 13. Daire, 2022/2722 E., 2022/3061 K., 08.09.2022İlgili madde: m.84
- 13. Daire, 2022/2723 E., 2022/3062 K., 08.09.2022İlgili madde: m.84
- 9. Daire, 2019/6364 E., 2022/2705 K., 07.06.2022İlgili madde: m.80, m.81
- 8. Daire, 2019/8644 E., 2022/3304 K., 29.04.2022İlgili madde: m.80
- 4. Daire, 2018/6227 E., 2022/496 K., 02.02.2022İlgili madde: m.83
- 7. Daire, 2020/2899 E., 2020/4879 K., 25.11.2020İlgili madde: m.87
- 8. Ceza Dairesi, 2017/11679 E., 2019/5082 K., 09.04.2019İlgili madde: m.87
- 23. Hukuk Dairesi, 2015/5568 E., 2016/3134 K., 23.05.2016İlgili madde: m.77
- 16. Ceza Dairesi, 2015/4905 E., 2016/1327 K., 29.02.2016İlgili madde: m.82, m.84
- 4. Ceza Dairesi, 2009/26297 E., 2012/826 K., 17.01.2012İlgili madde: m.82
- 4. Ceza Dairesi, 2009/13962 E., 2011/12257 K., 06.07.2011İlgili madde: m.82
- 4. Ceza Dairesi, 2009/13963 E., 2011/12258 K., 06.07.2011İlgili madde: m.82
- 4. Daire, 2009/1392 E., 2010/868 K., 24.02.2010İlgili madde: m.83
- 9. Daire, 2006/2673 E., 2008/2626 K., 29.05.2008İlgili madde: m.83
- 7. Daire, 2000/1248 E., 2000/2493 K., 27.09.2000İlgili madde: m.81
- 4. Daire, 1999/4633 E., 1999/4236 K., 23.11.1999İlgili madde: m.83
- Vergi Dava Daireleri Kurulu, 1996/250 E., 1996/395 K., 22.11.1996İlgili madde: m.83
- İkinci Bölüm, 2014/10283 E., 05.04.2017İlgili madde: m.84, m.87
- Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi, 2024/1438 E., 2024/1641 K., 07.10.2024İlgili madde: m.79
- Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi, 2024/1437 E., 2024/1572 K., 01.10.2024İlgili madde: m.79
- Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi, 2024/1753 E., 2024/1247 K., 09.09.2024İlgili madde: m.79
- Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, 2024/1304 E., 2024/1429 K., 26.06.2024İlgili madde: m.79
- Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, 2021/2164 E., 2024/931 K., 24.05.2024İlgili madde: m.79
- Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, 2024/233 E., 2024/459 K., 29.02.2024İlgili madde: m.79
- İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2022/701 E., 2023/600 K., 12.10.2023İlgili madde: m.81
- İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2020/288 E., 2022/85 K., 10.02.2022İlgili madde: m.80, m.87
Bağlayıcılık derecesine göre sıralı (Anayasa Mahkemesi, içtihadı birleştirme, genel kurullar, daireler); her grupta yeni karar önce. Tam metin karar deposundan istek üzerine yüklenir. Hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ayrıca denetleyin.
Madde bağlantıları, tarihine kadar Resmî Gazete'de yayımlanan değişiklikleri içeren güncel metne gider.
Bu konudaki maddelerde bilinen en yeni değişiklik: 27.12.2023 (m.78).
Anlatım 21.10.2026 tarihinde derlendi. Bağlayıcı olan madde metnidir.
Bu konuyu panelde çalış
Panelde bu konu 2. Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun bölümünde yer alıyor.
Panelde çalış