Özel borç ilişkileri › Vekâlet ilişkileri

Kredi mektubu ve kredi emri, simsarlık sözleşmesi

TBK m.515–525Borçlar Hukuku Özel Hükümler

Kısaca

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 515. maddesi, kredi mektubunun tanımını, hukuki niteliğini ve kredi mektubuyla verilen vekâletin geçerlilik koşulunu düzenler. TBK m.516, kredi emri verenin, emir aldığı kişinin üçüncü kişiye kredi açması veya krediyi yenilemesi karşılığında, emir verilenin vekaletini aşmaması hâlinde kefil gibi sorumlu olmasını düzenler; sorumluluğun doğumu için kredi emrinin yazılı verilmiş olmasını şart koşar.

Kapsam

Bu konu, Türk Borçlar Kanunu m.515–525 hükümlerini kapsar.

TBK m.515 — Kredi mektubu

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 515. maddesi, kredi mektubunun tanımını, hukuki niteliğini ve kredi mektubuyla verilen vekâletin geçerlilik koşulunu düzenler. Üst sınır belirlenmeksizin verilen kredi mektubunda, yararlanan kişinin ilişkiye açıkça uygun olmayan fazla bir istemde bulunması hâlinde gönderilenin izleyeceği yolu da kapsar. Madde, kredi mektubunu veren, gönderilen ve yararlanan kişiler arasındaki ilişkilere uygulanır. Madde, kredi emrinin şartlarını ve sorumluluğunu düzenlemez (m.516–519). Gönderilenin yararlanan kişiye karşı yükümlülüğünün ayrıntıları ile havale ilişkisinin genel kuralları (m.555 vd.) bu maddede yer almaz. Kredi mektubuna dayanan alacağın zamanaşımı ve ispatına ilişkin usul hükümleri de bu maddenin kapsamı dışındadır.

Kredi mektubu: hangi kavramlar bilinmeli?

Kredi mektubu
Mektup gönderenin, gönderilene, mektuptan yararlanacak belirli kişiye belirli bir miktar veya üst sınır belirleyerek ya da belirlemeksizin para ve benzeri şeyleri verme yetkisini tanıdığı yazılı belgedir. Kredi mektubu bir kredi açma vaadinden çok, verme yetkisini içeren bir belgedir.
Gönderen
Kredi mektubunu düzenleyip gönderilene gönderen kişidir. Gönderilenin ifası gönderenin adına ve hesabına gerçekleşir.
Gönderilen
Mektubu alıp yararlanana para veya benzeri şeyleri veren kişidir. Genellikle banka gibi kredi verebilen bir kuruluş olur, ancak gerçek kişi de olabilir.
Yararlanan
Mektuptan yararlanarak gönderilenden istemde bulunabilecek belirli kişidir. Yararlanan, bu yetkiyi kullanmak zorunda değildir.
Üst sınır
Gönderenin mektupla gönderilene verdiği yetkinin toplam miktar bakımından sınırıdır. Üst sınır belirlenmemişse, yararlanan kişinin istemi ilişkiye uygunluk ölçütüne tabidir.

Kredi mektubu: hangi şartlar aranır?

  • Kredi mektubunun, gönderenin gönderilene yazılı olarak verdiği bir vekâlet niteliği taşıması gerekir.
  • Mektupta mektuptan yararlanacak belirli bir kişinin gösterilmesi gerekir.
  • Mektubun para veya benzeri şeyleri verme konusunda yetki içermesi gerekir; üst sınır belirlenmesi zorunlu değildir.
  • Üst sınır belirlenmemişse, yararlanan kişinin istemi gönderenle yararlanan arasındaki ilişkiye açıkça uygun olmamamalıdır; aksi halde gönderilen durumu gönderene bildirmeli ve cevap alıncaya kadar ödemeyi ertelemelidir.
  • Kredi mektubuyla verilen vekâletin geçerli olması için gönderilenin bu vekâleti belirli bir miktar için kabul etmesi gerekir.

Kredi mektubu: hangi sonuçları doğurur?

  • Mektup gönderilen tarafından belirli bir miktar için kabul edilmişse, vekâlet geçerli olur ve gönderilen ödemeyi yapmakla yükümlü olur.
  • Gönderilen tarafından kabul edilmemiş bir vekâlet geçerli değildir.
  • Üst sınır belirlenmemiş mektupta yararlanan ilişkiye açıkça uygun olmayan fazla bir istemde bulunursa, gönderilen durumu gönderene bildirir ve cevap alıncaya kadar ödemeyi erteler.
  • Gönderilen, gönderenin yetkisi dışına çıkan ödemeyi kendi sorumluluğunda yapmış olur; bu nedenle istemin uygunluğunu kontrol etmesi gerekir.
  • Kredi mektubu vekâlet sözleşmesi ve havale hükümlerine tabidir; bu nedenle gönderen ile gönderilen arasındaki ilişkide vekâlet, yararlanan ile gönderilen arasındaki kabul edilmiş ilişkide havale kuralları uygulanır.
  • Kredi mektubu yazılı bir belgedir; sözlü açıklama kredi mektubu niteliği taşımaz.

Üst sınırlı ile üst sınırsız kredi mektubu arasındaki fark nedir?

Üst sınır belirtilmiş kredi mektubunda gönderilen, yetkisini bu sınır içinde kullanır.

Üst sınır belirtilmeksizin verilen kredi mektubunda yararlanan istemde bulunurken sınır yoktur; ancak istem ilişkiye açıkça uygun olmak zorundadır.

Üst sınırsız mektupta, ilişkiye açıkça uygun olmayan fazla istemde gönderilen ödemeyi erteler ve gönderene bildirir.

Gönderenin adına ve hesabına ödeme ile gönderilenin kendi adına ödeme arasındaki fark nedir?

Kredi mektubunda gönderilen, krediyi gönderenin adına ve hesabına verir ve vekil gibi davranır.

Kredi emrinde emri alan krediyi kendi adına ve hesabına verir (m.516 kapsamında).

Kredi mektubunda risk gönderende kalmaz; kredi emrinde emri verenin kefil gibi sorumluluğu doğabilir.

Gönderilenin ödeme yapma yükümü ile gönderilenin yararlanana karşı yükümü arasındaki fark nedir?

Gönderilen, gönderene karşı vekil sıfatıyla yükümlüdür; yararlanan istediğinde krediyi kullandırmak zorundadır.

Gönderilen mektup gereğini yerine getireceğini yararlanana bildirmişse, havale ödeyicisi gibi yararlanana karşı da ödeme yapmakla yükümlü olur.

Yararlananın doğrudan gönderilene karşı dava hakkı, gönderilenin yararlanana kabulü bildirmesine bağlanır.

Kredi mektubu: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Kredi mektubunu kredi açma vaadi saymak; oysa madde onu verme yetkisini içeren belge olarak tanımlar.
  • Üst sınırsız mektubu gönderilenin her istemi yerine getirmek zorunda olduğunu sanmak; ilişkiye açıkça uygun olmayan istemde ödeme ertelenmelidir.
  • Kredi mektubu ile kredi emrini karıştırmak; mektupta gönderilen gönderenin adına ve hesabına hareket eder, emirde ise emri alan kendi adına hareket eder.
  • Yazılı şartı yalnız ispat kuralı sanmak; madde kredi mektubunu yazılı belge olarak düzenler ve bu niteliği geçerlilik koşulu olarak ele alır.
  • Gönderilenin kabul etmediği vekâleti geçerli saymak; madde kabul edilmeden vekâletin geçerli olmayacağını açıkça belirtir.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Kredi mektubunun kredi açma vaadinden ayrı, yetki veren bir belge olduğu kabul edilmektedir. (İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2026/89 E., 2026/293 K., 27.04.2026)

Nasıl ispat edilir?

  • Kredi mektubunun gönderen tarafından yazılı olarak düzenlendiğini ileri süren taraf bunu yazılı belge ile ispatlar.
  • Gönderilenin vekâleti belirli bir miktar için kabul ettiğini ileri süren taraf, kabulü yazılı veya fiilî işlemle ispatlar.
  • Yararlananın istemi ilişkiye açıkça uygun olmadığı için ödemenin ertelendiğini savunan gönderilen, durumu gönderene bildirdiğini ve cevap beklediğini ispatlamakla yükümlüdür.
  • Gönderen ile yararlanan arasındaki ilişkinin varlığını ve kapsamını iddia eden taraf bunu delille gösterir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6098 sayılı Kanun m.516: Kredi emri ile kredi mektubu arasındaki farkı belirler; kredi emrinde emri verenin kefil gibi sorumluluğunu düzenler.
  • 6098 sayılı Kanun m.555: Havale kurallarının genel çerçevesini çizer; m.515/1'de atıf yapılan havale hükümlerinin kaynağıdır.
  • 6098 sayılı Kanun m.519: Kredi emrini veren ile yararlanan arasındaki ilişkiye kefil hükümlerinin uygulanacağını söyler; kredi mektubu ile karşılaştırma için bağlantılıdır.

TBK m.516 — Tanımı ve şekli

Madde, kredi emri verenin, emir aldığı kişinin üçüncü kişiye kredi açması veya krediyi yenilemesi karşılığında, emir verilenin vekaletini aşmaması hâlinde kefil gibi sorumlu olmasını düzenler; sorumluluğun doğumu için kredi emrinin yazılı verilmiş olmasını şart koşar. Düzenleme, kredi emri veren ile kredi emri verilen arasındaki iç ilişkiyi ve kredi emri verenin kredi verene karşı sorumluluğunu kapsar. Madde, kredi emri verenin kredi emrinden yararlanana karşı ilişkisini düzenlemez; bu ilişki kefalete ilişkin hükümlere tabi tutulmuş olup 519. maddede yer alır. Kredi emri veren ile kredi emri verilen arasındaki kredi emrinin sona ermesi ve kredi emri verenin sorumluluktan kurtulması hâlleri 518. maddededir. Kredi mektubu (515. madde) ve bu mektuba ilişkin hükümler ile kefalet sözleşmesinin şekline ve türlerine ilişkin genel hükümler (603. ve 586. maddeler) bu maddenin kapsamı dışındadır.

Tanımı ve şekli: hangi kavramlar bilinmeli?

Kredi emri
Kredi emri veren ile emir alan arasında, emir alanın üçüncü kişiye kendi adına ve hesabına kredi açması ya da mevcut krediyi yenilemesi konusunda kurulan emre dayanan işlemdir. Konusu para ile sınırlıdır ve kredi emri veren bu emrin sorumluluğunu yazılı olarak üstlenmiş olmalıdır.
Kredi emri veren
Kredi verilmesini emreden kişidir. Kredi emri verilen ile vekalet ilişkisi içinde bulunur ve kredi emri verilenin vekaletini aşmaması koşuluyla kefil gibi sorumlu tutulur.
Kredi emri verilen
Kredi emrini alan ve kredi vermeyi üstlenen kişidir. Krediyi kendi adına ve hesabına verir; bu nedenle kredi veren sıfatını taşır ve kredi emri veren karşısında vekil gibi davranır.
Vekaleti aşma
Kredi emri verilenin, kredi emrinde kendisine tanınan yetkinin dışına çıkarak kredi vermesidir. Kredi emri veren, bu durumda kefil gibi sorumlu tutulamaz.
Kefil gibi sorumluluk
Kredi emri verenin, kredi emri verilenin kredi verme işlemi nedeniyle kredi borcu bakımından kefalete benzer biçimde sorumlu olmasıdır. Bu sorumluluk kefalet sözleşmesi kurulduğu anlamına gelmez ve kefaletin şekline ilişkin 603. madde hükmü bu hâlde uygulanmaz.

Tanımı ve şekli: hangi şartlar aranır?

  • Kredi emri veren, emir alan kişiye üçüncü kişiye kredi açması veya krediyi yenilemesi yönünde emir vermiş olmalıdır.
  • Emir alan kişi bu emri kabul etmiş olmalı ve kredi işlemini kendi adına ve hesabına, kredi emri verenin sorumluluğu altında yerine getirmelidir.
  • Kredi emri yazılı olarak verilmiş olmalıdır; yazılı olmayan kredi emri nedeniyle kredi emri veren sorumlu tutulamaz.
  • Kredi emri verilen, kredi verirken emrin kapsadığı vekâleti aşmamış olmalıdır.
  • Kredi emri veren, kredi emri verilenin kredi verme işleminden doğan kredi borcundan kefil gibi sorumlu olur; kendi adına kefalet sözleşmesi kurulması gerekmez.
  • Kredi emri verilen kredi emrinin kapsamı dışında kredi vermişse, kredi emri veren bu krediden sorumlu olmaz.

Tanımı ve şekli: hangi sonuçları doğurur?

  • Kredi emri yazılı olarak verilmişse ve kredi emri verilen emrin kapsamında kredi vermişse, kredi emri veren kredi borcundan kefil gibi sorumlu olur.
  • Kredi emri yazılı olarak verilmemişse kredi emri veren sorumlu olmaz.
  • Kredi emri verilen vekaletini aşarak kredi vermişse kredi emri veren sorumlu tutulamaz.
  • Kredi emri veren sorumlu olduğunda, kredi emri verilen krediyi kredi kullanandan tahsil edemezse kredi emri verene rücu eder.
  • Kredi emri verilen ile kredi kullanan arasındaki iç ilişkinin defi ve itirazları kredi emri veren karşısında ileri sürülemez; kredi emri soyut bir irade açıklamasıdır.
  • Kredi emri verilen kredi kullanandan önce kredi emri verene başvuramaz; kredi emri veren yalnızca tahsil edilemeyen alacak için sorumludur.
  • Kredi emri veren kefalet sözleşmesi kurmuş sayılmaz; kefaletin şekline ilişkin 603. madde hükmü bu sorumluluğa uygulanmaz.

Kredi emri ile kredi mektubu arasındaki fark nedir?

Kredi emrinde emir alan krediyi kendi adına ve hesabına verir ve bu nedenle bir kredi riski üstlenir.

Kredi mektubunda ödeyici krediyi mektup verenin adına ve hesabına öder; mektup veren riski taşımaz.

Kredi emri veren kefil gibi sorumlu tutulabilirken, kredi mektubunda bu sorumluluk doğmaz; yazılı şekil koşulu her iki kurumda da aranır.

Vekaletin aşılmadığı hal ile vekaletin aşıldığı hal arasındaki fark nedir?

Kredi emri verilen emrin kapsamı içinde kredi vermişse kredi emri veren sorumludur.

Kredi emri verilen yetkisini aşarak kredi vermişse kredi emri veren sorumlu tutulamaz.

Vekaletin aşılması hâlinde kredi emri veren kredi bedelinden kefil gibi sorumlu olmaz.

Kredi emri veren ile kredi emri verilen arası iç ilişki ile kredi emri veren ile kredi kullanan arası ilişki arasındaki fark nedir?

Kredi emri veren ile kredi emri verilen arasındaki ilişki vekalet ilişkisine dayanır.

Kredi emri veren ile kredi kullanan arasındaki ilişki kefalete ilişkin hükümlere tabidir ve 519. maddede düzenlenmiştir.

Kredi emri verilen kredi bedelini kredi kullanandan tahsil edemezse, kredi emri verene kefil sıfatıyla başvurabilir; kredi emri verilenin kendi kredi kullandırma ilişkisindeki defi ve itirazları üçüncü kişiye karşı ileri sürülemez.

Tanımı ve şekli: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Kredi emrinde "ancak, kredi emri yazılı olmadıkça" cümlesini kefil gibi sorumluluk için bir şekil koşulu gibi okumak; bu cümle kredi emrinin geçerliliğine ilişkin yazılılık koşulunu düzenler.
  • Kredi emri verilenin vekaletini aşmış olmasını gözden kaçırarak kredi emri verene doğrudan başvurmak.
  • Kredi emri verenin sorumluluğunu kefalet sözleşmesi kurulmuş gibi değerlendirip 603. madde şekil hükmünü uygulamak.
  • Kredi emri verilene kredi kullanandan önce başvurulabileceğini kabul etmek; kredi emri veren yalnızca tahsil edilemeyen kredi alacağından sorumludur.
  • Kredi mektubu ile kredi emrini aynı şekilde değerlendirmek; kredi emrinde emir alan riski üstlenir, kredi mektubunda bu risk yoktur.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Kredi emri verilen kredi bedelini kredi kullanandan tahsil edemediğinde kredi emri verene başvurabileceği kabul edilmektedir. (İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2026/89 E., 2026/293 K., 27.04.2026)
  • Kredi emrinin yazılı olup olmadığı, kredi emri verenin sorumluluğunun doğup doğmadığını belirlediğinden, yazılılık koşulunun ayrıca değerlendirilmesi gerektiği kabul edilmektedir. (İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2025/939 E., 2026/281 K., 20.04.2026)
  • Kredi emri verilenin kredi kullandırırken vekaletini aşıp aşmadığının somut olayda incelenmesi gerektiği kabul edilmektedir. (İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2025/507 E., 2026/262 K., 13.04.2026)

Nasıl ispat edilir?

  • Kredi emri verilen, kredi emri veren aleyhine sorumluluk talebinde bulunuyorsa, kredi emrinin yazılı olarak verildiğini ve kredi verme işleminin emrin kapsamında yapıldığını ispatlamakla yükümlüdür.
  • Yazılı kredi emri belgesi, kredi emri verenin sorumluluğunun varlığını gösteren temel delildir; sözlü emrin ispatı bu sorumluluğu doğurmaz.
  • Kredi emri veren, kredi emri verilenin vekaletini aştığını ileri sürüyorsa bu iddiayı ispatlamakla yükümlüdür.
  • Kredi emri verilenin krediyi kredi kullanana verdiğini ve kredi kullanandan tahsil edemediğini gösteren belgeler, rücu talebinin dayanağıdır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6098 sayılı Kanun m.515: Kredi mektubunu düzenler. Kredi emrinden farkı, mektup veren kişinin riski üstlenmemesi ve ödemenin mektup verenin hesabına yapılmasıdır.
  • 6098 sayılı Kanun m.518: Kredi emri verenin, kredi emri verilene karşı sorumluluktan kurtulduğu halleri düzenler; bu madde ile birlikte kredi emri veren sorumluluğunun sınırlarını belirler.
  • 6098 sayılı Kanun m.519: Kredi emri veren ile kredi kullanan arasındaki ilişkiye kefil ile asıl borçlu arasındaki hükümlerin uygulanacağını öngörür; bu maddenin sorumluluk biçimini tamamlar.
  • 6098 sayılı Kanun m.603: Kefalete benzer sözleşmelere kefaletin şekline ilişkin hükümlerin uygulanmasını düzenler; kredi emri veren bakımından bu hüküm uygulanmaz.

TBK m.517 — Kredi emrinden yararlananın ehliyetsizliği

Kredi emri veren kişinin, kredi emrinden yararlanan kişinin ehliyetsizliğini ileri sürerek kredi emri verilene karşı sorumluluktan kurtulamayacağını düzenler. Hüküm, kredi emri ilişkisinde emri veren, emri alan (kredi veren) ve kredi yararlananı arasındaki sorumluluk dengesi bakımından uygulanır. Maddede kredi emrinin şekli, kredi emri verenin kefil gibi sorumluluğunun koşulları veya kredi emri verilenin vekaleti aşması hâli düzenlenmez; bunlar kredi emrine ilişkin 516. maddede yer alır (m.516). Kredi mektubu ilişkisi (m.515) ile kredi emrinin tanımı ve genel çerçevesi de bu maddenin kapsamı dışındadır. Ehliyetsizliğin genel kuralları ile sözleşmenin geçerlilik koşulları da bu maddede aranmaz.

Kredi emrinden yararlananın ehliyetsizliği: hangi kavramlar bilinmeli?

Kredi emri
Kredi emri veren ile kredi emrini alan arasındaki anlaşma uyarınca, emri alanın kredi yararlananına kendi adına ve hesabına kredi vermesini ifade eden üçlü ilişkidir. Kredi emri verenin sorumluluğu, emri alanın vekaletini aşmamasına bağlıdır.
Kredi emri veren
Kredi emri verilene talimat veren taraftır. Bu sıfatla, yararlananın ehliyetsizliği nedeniyle kredi emri verilene karşı sorumluluktan kurtulamaz.
Kredi emri verilen
Talimatı alan ve krediyi kendi adına ve hesabına veren kişidir. Kredi yararlananına karşı kredi veren sıfatını taşır ve kredi emri verene karşı sorumluluğu ehliyetsizlik savunmasıyla ortadan kalkmaz.
Kredi emrinden yararlanan
Kendisine kredi verilen kişidir. Ehliyetsizliği, bu maddede düzenlenen sorumluluk bakımından kredi emri verilenin sorumluluğunu etkileyen bir olgudur; ancak emri verene karşı savunma sağlamaz.

Kredi emrinden yararlananın ehliyetsizliği: hangi şartlar aranır?

  • Kredi emri veren ile kredi emri verilen arasında, kredi emri verilenin kendi adına ve hesabına kredi vermesine ilişkin bir anlaşma bulunmalıdır.
  • Kredi emri verilen, kredi yararlananına kredi vermiş olmalıdır.
  • Kredi yararlananının ehliyetsiz olması ileri sürülmelidir; bu savunma kredi emri verenin sorumluluğunu ortadan kaldırmaya yetmez.
  • Kredi emri veren, yararlananın ehliyetsizliğini ileri sürerek kredi emri verilene karşı sorumluluktan kurtulamamalıdır.

Kredi emrinden yararlananın ehliyetsizliği: hangi sonuçları doğurur?

  • Kredi yararlananının ehliyetsiz olduğu ortaya çıksa bile kredi emri veren, kredi emri verilene karşı sorumluluğundan kurtulamaz.
  • Kredi emri veren, ehliyetsizlik savunmasını yalnızca kredi yararlanana karşı ileri sürebilir; kredi emri verilene karşı bu savunma kullanılamaz.
  • Kredi emri verenin sorumluluğu, 516. maddedeki koşullar (yazılılık ve emri alanın vekaleti aşmaması) gerçekleşmişse doğar.
  • Madde emredici niteliktedir; sözleşmeyle emri verenin ehliyetsizlik savunmasını ileri sürebileceği yönünde bir kayıt konulması kanunun bu düzenlemesine aykırı olur.

Kredi emri veren ile kredi yararlanan arasındaki fark nedir?

Kredi emri veren, talimatı veren ve kredi emri verilene karşı sorumluluğu üstlenen taraftır.

Kredi yararlanan, kendisine kredi verilen ve ehliyetsizliği bulunabilecek kişidir.

Yararlananın ehliyetsizliği, kredi emri verenin kredi emri verilene karşı sorumluluğunu kaldırmaz; ehliyetsizlik savunması emri veren bakımından etkisizdir.

Kredi emri ilişkisi ile kredi yararlananın kendi ilişkisi arasındaki fark nedir?

Kredi emri verilen ile kredi yararlanan arasındaki kredi verme ilişkisinde ehliyetsizlik, bu ilişkinin geçerliliğini etkileyebilir.

Kredi emri veren ile kredi emri verilen arasındaki ilişkide ehliyetsizlik savunması ileri sürülemez.

Ehliyetsizlik sakatlığı kredi yararlananla ilişkide ortaya çıkabilir; ancak emri verenin sorumluluğunu sona erdirmez.

Kredi emrinden yararlananın ehliyetsizliği: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Kredi emri verenin ehliyetsizlik savunmasıyla sorumluluktan kurtulabileceğini kabul etmek; madde metni bunu açıkça yasaklar.
  • Yararlananın ehliyetsizliğini kredi emri verilene karşı bir def'i gibi değerlendirmek; savunma yalnızca yararlananla ilişkide ileri sürülebilir.
  • Maddenin yazılılık koşulunu bu maddenin konusu saymak; yazılılık 516. maddede düzenlenmiştir.
  • Ehliyetsizliğin etkisini sözleşmenin tümüne yaymak; madde sorumluluğun kredi emri verene karşı kaldırılamayacağını düzenler.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Kredi emri ilişkilerinde kredi yararlananın ehliyetsizliğinin emri verene karşı bir savunma olarak kullanılmasının kabul edilmediği görülmektedir. (İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2026/89 E., 2026/293 K., 27.04.2026; İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2025/939 E., 2026/281 K., 20.04.2026; İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2025/507 E., 2026/262 K., 13.04.2026)

Nasıl ispat edilir?

  • Kredi emri verilen, kredi emri verene karşı alacağını ileri sürdüğünde, kredi emri verenin kredi emri ilişkisinin varlığını ve kredi emrinin yazılı verildiğini ispat etmesi gerekir; bu ispat yükü kredi emri verilene aittir.
  • Kredi emrinin yazılı olarak verildiğini kanıtlamak için yazılı belge esastır; yazılı kayıt bulunmazsa 516. maddedeki sorumluluk doğmaz.
  • Kredi emri veren, yararlananın ehliyetsizliğini savunma olarak ileri sürerse bu savunmayı kendisi ispatlamalıdır; ancak bu savunma kredi emri verilene karşı sonuç doğurmaz.
  • Kredi yararlananın ehliyetsizliği, sorumluluğu sona erdirmediği için kredi emri verilenin bu hususta ayrıca delil sunması beklenmez; ehliyetsizlik sorunu kredi emri veren ile yararlanan arasında çözülür.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6098 sayılı Kanun m.516: Kredi emri veren ile kredi emri verilen arasındaki ilişkinin tanımını, emri verenin kefil gibi sorumluluğunu ve yazılılık koşulunu düzenler; bu madde 516. maddenin öngördüğü sorumluluğun ehliyetsizlik nedeniyle ortadan kalkmayacağını tamamlar.
  • 6098 sayılı Kanun m.515: Kredi mektubu ilişkisini düzenler; kredi emrinden farkı ve karşılaştırma için bağlantılıdır.
  • 4721 sayılı Kanun m.10: Ehliyetin genel koşullarını belirler; kredi yararlananının ehliyetsizliğinin ne zaman bulunduğunu anlamak için dayanak oluşturur.

TBK m.518 — Kredi emri verilenin önel vermesi

Kredi emri verenin, kredi emri verilene karşı sorumluluktan kurtulduğu iki hali düzenler: kredi emri verilenin kredi emrinden yararlanana kendiliğinden bir önel vermesi ve kredi emri verilenin talimat verildiği hâlde yararlanana başvurmayı ihmal etmesi. Madde kredi emri verenin sorumluluğunun kapsamını, kredi emri verilenin vekaletini aşmaması koşulunu ve kredi emrinin şeklini düzenlemez; bunlar kredi emrinin tanımı ve unsurları olarak TBK m.516'da yer alır. Kredi emri verenin iç ilişkisi ve kredi emri verilen ile yararlanan arasındaki kefalet benzeri ilişki TBK m.519'un konusudur. Kredi mektubuna ilişkin hükümler (TBK m.515) ve kefalet hükümleri (TBK m.586 ve devamı) bu maddenin kapsamı dışındadır.

Kredi emri verilenin önel vermesi: hangi kavramlar bilinmeli?

Kredi emri
Kredi emri veren ile kredi emri verilen arasındaki vekalet ilişkisine dayanan ve kredi emri verilenin kendi adına ve hesabına üçüncü kişiye kredi vermesini konu alan işlemdir. Kredi emri verilen krediyi emri verenin adına değil kendi adına verir.
Kredi emri veren
Kredi emri verilene talimat vererek üçüncü kişiye kredi verilmesini sağlayan taraftır. Sorumluluğu, kredi emri verilenin vekaletini aşmamasına bağlıdır.
Kredi emri verilen
Kredi emri veren karşısında vekil gibi hareket eden, krediyi kendi adına ve hesabına veren taraftır.
Önel
Kredi emri verilenin, kredi emrinden yararlanana kendiliğinden tanıdığı, yararlananın kendisine başvurması için verilen süredir. Maddede süre sayısı belirtilmemiş olup kredi emri verilenin takdirine bırakılmıştır.
Başvurmayı ihmal
Kredi emrinden yararlananın, verilen önel içinde ya da talimat üzerine kredi emri verilene başvurmamasıdır. Kredi emri verenin sorumluluğunun sona ermesi için bu ihmalin varlığı gerekir.

Kredi emri verilenin önel vermesi: hangi şartlar aranır?

  • Kredi emri verilenin, kredi emrinden yararlanan üçüncü kişiye kendiliğinden bir önel vermiş olması bulunmalıdır; bu hâlde yararlananın önel içinde başvurmaması ihmal sayılır.
  • Kredi emri verilenin, kredi emri verene talimat almış olması ve bu talimata rağmen kredi emrinden yararlananın başvurmasını ihmal etmiş olması bulunmalıdır.
  • İhmal hâlinde kredi emri verilenin artık yararlanana kredi vermemesi gerekir; bu yönde bir kredi verilmesi kredi emri veren açısından sorumluluğu doğurmaz.
  • Kredi emri verenin sorumluluktan kurtulması için, ihmal oluştuktan sonra kredi emri verilenin kredi vermeye devam etmiş olması, yani talimata aykırı davranması gerekir; önel veya talimat olmadan ihmal sonucu bu kurtuluş doğmaz.

Kredi emri verilenin önel vermesi: hangi sonuçları doğurur?

  • Kredi emri verilen yararlanana kendiliğinden önel verir ve yararlanan bu önel içinde başvurmazsa, kredi emri veren sorumluluktan kurtulur.
  • Kredi emri verilen, önel süresi dolduktan sonra yararlanana kredi vermemelidir; buna rağmen kredi verirse, kredi emri veren yine sorumluluktan kurtulur.
  • Kredi emri verilen, kredi emri verenden talimat aldığı hâlde yararlananın başvurmasını ihmal ederse, kredi emri verilen artık ona kredi vermeyebilir.
  • Talimat hâlinde de ihmal sonrası kredi verilmesi kredi emri veren açısından sorumluluğu doğurmaz; kredi emri veren sorumluluktan kurtulur.
  • Önel ve talimat hallerinde yararlananın başvurmaması kredi emri verenin sorumluluğunu kendiliğinden ortadan kaldırır; ayrıca bir bildirim veya fesih gerekmez.
  • Yararlananın başvurusu ihmal edilmemişse, kredi emri verenin sorumluluğu kredi emri verilen tarafından verilen krediye devam eder.

Kendiliğinden önel ile talimata dayalı ihmal arasındaki fark nedir?

Kredi emri verilenin kendi kararıyla yararlanana süre vermesi; bu hâlde süre kredi emri verilenin iradesinden doğar.

Kredi emri verenin kredi emri verilene yararlananı takip etmesi yönünde verdiği talimat; bu hâlde yükümlülük talimatın kapsamından doğar.

Her iki halde de yararlananın başvurmaması kredi emri verenin sorumluluğunu sona erdirir; ancak kendiliğinden önelde ihmal süre bitiminde, talimatta ise talimatın gereği olan başvuru zamanında değerlendirilir.

Kredi emri verilenin önel vermesi: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Maddede bir süre sayısı bulunduğunu varsaymak; madde süre belirtmez, önelin süresi kredi emri verilenin takdirine bağlıdır.
  • Kendiliğinden önel ile talimata dayalı ihmali birbirine karıştırmak; her iki halin koşulları ve dayanağı farklıdır.
  • İhmal oluştuktan sonra kredi verilmesinin kredi emri veren açısından her zaman sorumluluk doğuracağını sanmak; madde bu hâlde kurtuluşu açıkça öngörür.
  • Yararlananın başvurmamasını, kredi emri verilenin sorumluluktan kurtulması için yeterli görmek ve önelin ya da talimatın varlığını ispat etmemek.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Kredi emri verenin sorumluluğunun sona ermesi için kredi emri verilenin önel vermiş olması veya talimata rağmen yararlananın başvurmaması yeterli kabul edilmektedir. (İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2026/89 E., 2026/293 K., 27.04.2026; İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2025/939 E., 2026/281 K., 20.04.2026; İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2025/507 E., 2026/262 K., 13.04.2026)

Nasıl ispat edilir?

  • Kredi emri verenin sorumluluktan kurtulduğunu ileri süren taraf, kredi emri verilenin önel verdiğini veya talimat aldığını yazılı belgeyle ispatlamalıdır.
  • Yararlananın başvurmadığını ileri süren taraf, bu ihmali belgeyle (yazışma, bildirim, başvuru kaydı) ortaya koymalıdır.
  • Kredi emri verenin sorumluluğunun devam ettiğini ileri süren taraf ise yararlananın başvurduğunu veya önelin bulunmadığını ispatlamalıdır.
  • Önel veya talimatın varlığı konusunda yazılı kayıt bulunmadığında tanık gibi diğer delillere başvurulabilir; ancak kredi emrinin yazılı olma zorunluluğu nedeniyle yazılı delil öncelik taşır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6098 sayılı Kanun m.516: Kredi emrinin tanımını, kredi emri verenin kefil gibi sorumluluğunu ve bu sorumluluğun kredi emri verilenin vekaletini aşmamasına bağlılığını düzenler; m.518 bu sorumluluğun sona erdiği halleri ekler.
  • 6098 sayılı Kanun m.519: Kredi emri veren ile yararlanan arasındaki ilişkiye kefil ile asıl borçlu arasındaki hükümlerin uygulanacağını belirtir; m.518 bu sorumluluğun kapsam dışına çıkma hâlini düzenler.
  • 6098 sayılı Kanun m.515: Kredi mektubuna ilişkin düzenlemedir; kredi emri ile kredi mektubu arasındaki farkın anlaşılması için karşılaştırma konusudur.

TBK m.519 — Taraflar arasındaki ilişki

Madde, kredi emri veren ile kredi emrinden yararlanan arasındaki iç ilişkinin, kefil ile asıl borçlu arasındaki ilişkiyi düzenleyen hükümlere göre kurulacağını belirler. Kredi emri veren ile yararlanan arasındaki ilişkiye kefalet hükümlerinin kıyasen uygulanması, maddenin asıl konusudur. Madde, kredi emrinin şekline, kredi emri veren ile kredi açan banka arasındaki ilişkiye, kredi emrinin kapsamına ve sona ermesine ilişkin ayrıntıları düzenlemez; bu konular kredi emrine ilişkin diğer maddelerde yer alır. Kefaletin şekli ve sona ermesi gibi kefalet hükümlerinin kendisi de bu maddede değil, kefalete ilişkin maddelerde düzenlenmiştir. Kredi emri veren ile kredi emrinden yararlanan arasındaki sözleşmenin geçerlilik koşulları da bu maddenin konusu dışındadır.

Taraflar arasındaki ilişki: hangi kavramlar bilinmeli?

Kredi emri
Kredi emri veren sıfatıyla bir kişinin, üçüncü bir kişiye (kredi emrinden yararlanana) başka bir kişiden kredi açmasını talep etmesi, bu kredinin yararlanana karşı üstlenilmesini ifade eden kurumdur. Burada asıl belirleyici olan, emir verenin yararlanan adına bir borç üstlenmiş gibi davranmasıdır.
Kredi emri veren
Yararlanan lehine kredi açılmasını talep eden ve bu talebinden dolayı yararlanana karşı sorumlu olabilecek taraftır. Madde bakımından onun yararlanana karşı ilişkisi kefalet hükümlerine kıyasen değerlendirilir.
Kredi emrinden yararlanan
Kredi emri verenin talebi üzerine kendisine kredi açılan kişidir. Madde uyarınca kredi emri veren ile arasındaki ilişki, asıl borçlu ile kefil arasındaki ilişkiye benzetilir.
Kefil ile asıl borçlu arasındaki ilişki
Kefilin asıl borçluya karşı rücu, borçlunun savunma ve yararlanma imkânları gibi iç ilişkiyi düzenleyen kefalet hükümleridir. Madde bu hükümlerin kredi emri ilişkisine kıyasen uygulanmasını öngörür.

Taraflar arasındaki ilişki: hangi şartlar aranır?

  • Kredi emri veren ile kredi emrinden yararlanan arasında bir kredi emri ilişkisinin bulunması gerekir.
  • Bu ilişkiye uygulanacak hükümler, kefil ile asıl borçlu arasındaki ilişkiyi düzenleyen kefalet hükümleri olmalıdır.
  • Kefalet hükümlerinin uygulanabilmesi için ilişkinin niteliğinin, kefil ile asıl borçlu arasındaki ilişkiye benzer olduğunun ortaya konulması gerekir.

Taraflar arasındaki ilişki: hangi sonuçları doğurur?

  • Kredi emri veren ile yararlanan arasındaki ilişkiye, kefil ile asıl borçlu arasındaki ilişkiyi düzenleyen hükümler uygulanır.
  • Kefalet hükümlerinin uygulanması, kredi emri veren ile yararlanan arasındaki ilişkiyi kefalet ilişkisi gibi değerlendirmeyi gerektirir.
  • Kefalet hükümlerinin hangi ölçüde uygulanacağı, kredi emrinin niteliğine göre belirlenir.

Kredi emri veren ile kefil arasındaki fark nedir?

Kredi emri veren, yararlanan lehine kredi açılmasını talep eden taraftır.

Kefil, asıl borçlunun borcunu üstlenen taraftır.

Madde iki ilişkiyi birbirine benzetir; kefalet hükümleri kredi emri verene kıyasen uygulanır, ancak iki ilişki aynı değildir.

Taraflar arasındaki ilişki: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Madde, kredi emri ilişkisini doğrudan kefalet sözleşmesi saymak; oysa madde yalnızca kefalet hükümlerinin kıyasen uygulanmasını öngörür.
  • Kefalet hükümlerinin tümünün kredi emri ilişkisine aynen uygulanacağını varsaymak; uygulama, ilişkinin niteliğine göre sınırlanır.
  • Maddenin kredi emrinin şekli veya sona ermesi gibi konuları da düzenlediğini düşünmek.

Nasıl ispat edilir?

  • Kredi emri veren ile yararlanan arasındaki ilişkinin varlığını ileri süren taraf, bu ilişkiyi yazılı belge veya diğer delillerle ispatlamalıdır.
  • Kefalet hükümlerinin uygulanmasını isteyen taraf, ilişkinin kefalete benzer niteliğini ortaya koymalıdır.
  • Karşı taraf, ilişkinin kefalet niteliğinde olmadığını veya farklı bir sözleşme olduğunu ileri sürerse, bu savunmasını ispatlamakla yükümlüdür.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6098 sayılı Kanun m.519: Kredi emri veren ile yararlanan arasındaki ilişkinin kefalet hükümlerine göre değerlendirilmesini öngören hükümdür.

TBK m.520 — Tanımı ve şekli

TBK m.520, simsarlık sözleşmesinin tanımını, sözleşmenin vekâlet hükümlerine tabi olduğunu ve taşınmaz simsarlığında yazılı şekil geçerlilik şartını düzenler. Hüküm, simsarın taraflar arasında bir sözleşmenin kurulmasını hazırlayan veya buna aracılık eden kişi olduğu her ilişkiye, yani tacirin bağımsız yardımcısı olan simsarla iş sahibi arasındaki ilişkiye uygulanır. Maddede ücretin miktarı, masrafların karşılanması, simsarın özen ve sadakat borçları ile ücretin indirilmesi düzenlenmez; bunlar m.521 (ücret hakkının doğuşu), m.522 (ücretin belirlenmesi), m.523 (simsarın borçları), m.524 (evlenme simsarlığı), m.525 (aşırı ücretin indirilmesi) ve sona erme ile ilgili hükümlerde yer alır. Komisyon, acentelik ve ticari temsilcilik gibi benzer sözleşmeler de m.520 kapsamında değildir.

Tanımı ve şekli: hangi kavramlar bilinmeli?

Simsarlık sözleşmesi
Simsarın, taraflar arasında bir sözleşmenin kurulması imkânını hazırlamayı veya kurulmasına aracılık etmeyi üstlendiği, bu sözleşme kurulursa ücret hakkı kazandığı sözleşmedir. Simsar taraf değildir; sözleşmeyi kuran öneri ve kabul iradelerini taraflar açıklar.
Simsar
Taraflar arasında sözleşme kurulmasına aracılık eden kişidir. Bağımsız bir tacir yardımcısıdır; kendi işletmesi olabilir ve işletmesi ticari işletme ise tacirdir.
Sonuç yaratma sözleşmesi
Ücret hakkının, belirli bir sonucun, yani taraflar arasında sözleşmenin kurulmasının gerçekleşmesine bağlandığı sözleşme türüdür. Simsar ne kadar çaba göstermiş olursa olsun sözleşme kurulmazsa ücret talep edemez.
Taşınmaz simsarlığı
Konusu taşınmaz olan simsarlık sözleşmesidir. Yargıtay'a göre bu kavram yalnız alım satımla sınırlı değildir; taşınmaz üzerindeki aynî veya şahsî hak doğuran işlemlere aracılığı da kapsar.
Geçici ilişki
Simsar ile iş sahibi arasındaki bağın belirli bir sözleşmeye özgü olup o sözleşmenin kurulması veya kurulamayacağının anlaşılmasıyla sona ermesi durumudur. Devamlılık taşıyan görevler bu kapsamda değildir.

Tanımı ve şekli: hangi şartlar aranır?

  • Simsarın, taraflar arasında bir sözleşmenin kurulması imkânını hazırlamayı veya kurulmasına aracılık etmeyi üstlenmiş olması gerekir.
  • Aracılık faaliyetinin sonunda taraflar arasında sözleşme kurulmuş olması gerekir; ücret hakkı bu sonuca bağlıdır.
  • Simsarın bu faaliyeti meslek olarak yürütmesi aranmaz; arızî aracılık da kapsama girer.
  • Taşınmaz simsarlığında sözleşmenin yazılı şekilde yapılmış olması gerekir; yazılı şekil geçerlilik şartıdır ve yazılı olmayan taşınmaz simsarlığı geçersizdir.
  • Simsara temsil yetkisi verilmemiş olmalıdır; simsar özel yetki olmadıkça taraf adına sözleşme yapamaz, bedeli tahsil edemez.

Tanımı ve şekli: hangi sonuçları doğurur?

  • Taraflar arasında sözleşme kurulursa simsar ücrete hak kazanır; ücretin miktarı için m.521 ve m.522 hükümlerine bakılır.
  • Aracılık yapılmasına rağmen sözleşme kurulmazsa simsar ücret talep edemez.
  • Taşınmaz simsarlığında yazılı şekle uyulmadıysa sözleşme geçersizdir ve ücret talebi dayanaktan yoksun kalır.
  • Taşınmaz dışındaki simsarlıkta şekil serbesttir; sözleşme sözlü de kurulabilir.
  • Simsarlık sözleşmesine kural olarak vekâlet hükümleri uygulanır; düzenlenmemiş hallerde vekâlet hükümleri boşluk doldurur.
  • Simsar özel yetki olmadıkça taraf adına sözleşme yapamaz ve bedeli tahsil edemez.

Simsarlık ile vekâlet arasındaki fark nedir?

Simsarlık sözleşmesinde simsar, sözleşmeyi kuran tarafların iradesinin oluşmasına aracılık eder ve sonuç doğmadan ücret talep edemez.

Vekâlet sözleşmesinde vekil, talimata uygun ve özenle iş gördüğünde sonuç doğmasa da ücretli vekâlette ücretini hak eder.

Simsarlıkta ücret yalnız sözleşmenin kurulmasına bağlıdır. Ancak m.520/2 gereği simsarlık sözleşmesine kural olarak vekâlet hükümleri uygulanır, dolayısıyla boşluklar vekâlet hükümleriyle doldurulur.

Simsarlık ile hizmet sözleşmesi arasındaki fark nedir?

Simsar, iş sahibine bağımlı değildir ve taraflar arasında bir sözleşmenin kurulmasına aracılık eder.

İşçi, işverene bağımlı çalışır ve işverenin sözleşme ilişkisi kurmasına aracılık etmez.

Simsarlık vekâlet hükümlerine tabi olur; hizmet sözleşmesine ilişkin hükümler uygulanmaz. Hizmet sözleşmesinin şekil serbestisi de simsarlıkta taşınmaz konusu hariç geçerlidir.

Taşınmaz simsarlığı ile diğer simsarlık arasındaki fark nedir?

Konusu taşınmaz olan simsarlıkta sözleşme yazılı şekle tabidir.

Konusu taşınmaz olmayan simsarlık sözleşmesi herhangi bir geçerlilik şekline tabi değildir.

Taşınmaz simsarlığında yazılı olmayan sözleşme geçersizdir. Diğer simsarlıkta şekil serbesttir, ancak uyuşmazlıkta ispat HMK m.200 uyarınca belge ile yapılır.

Simsarlık ile vekâlet (taşınmaz hali) arasındaki fark nedir?

Taşınmazla ilgili simsarlık sözleşmesi geçerlilik şekline tabidir.

Taşınmazla ilgili vekâlet sözleşmesi geçerlilik şekline tabi değildir; yalnızca ispat şekli bakımından belge gerekir.

Taşınmaz konusunda simsarlık yazılı yapılmadıkça hiç doğmaz; aynı taşınmaz işi vekâlet olarak kurulmuşsa şekil koşulu aranmaz.

Simsar ile ticari temsilci ve acente arasındaki fark nedir?

Simsar, belli bir veya birkaç sözleşmenin kurulması için görevlendirilir ve temsil yetkisi taşımaz.

Ticari temsilci veya acente, işletmenin işlerini idare etmek üzere sürekli görevlendirilir ve kendi alanında yetki kullanır.

Sürekli bağla çalışan aracı hakkında simsarlık hükümleri değil acentelik veya ilgili hükümler uygulanır.

Tanımı ve şekli: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Taşınmaz simsarlığında yazılı şekli yalnız alım satım sözleşmeleriyle sınırlı saymak; Yargıtay yorumu bu kavramı kira ve aynî hak işlemlerini de kapsayacak biçimde geniş anlar.
  • Simsara aracılık faaliyetinin meslek olarak yapılmasını şart koşmak; kanun arızî aracılığı da kapsar.
  • Aracılık için harcanan emeği ücret hakkı için yeterli saymak; sözleşme kurulmadığı sürece ücret doğmaz.
  • Simsarlık ile vekâlet sözleşmesinin şekil koşullarını karıştırmak; vekâlette taşınmaz şekli geçerlilik koşulu değildir.
  • Simsara temsil yetkisi tanımak; simsar özel yetki olmadıkça taraf adına sözleşme yapamaz ve bedeli tahsil edemez.
  • Simsarlık ile ticari temsilciliği veya acenteliği karıştırmak; sürekli görevlendirmede simsarlık hükümleri değil ilgili özel hükümler uygulanır.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Taşınmaz simsarlığında yazılı şekil koşulunun kapsamı Yargıtay tarafından geniş yorumlanır; taşınmazın alım satımı yanında aynî veya şahsî hak doğuran işlemlere aracılık da yazılı şekle tabi tutulur. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2021/2027 E., 2024/621 K., 04.04.2024; Hukuk Genel Kurulu, 2017/644 E., 2017/460 K., 15.03.2017)
  • Simsarlık sözleşmesinin ücret hakkı, sözleşmenin kurulmasına bağlanmış bir sonuç yaratma sözleşmesi olarak değerlendirilir; sözleşme kurulmadığı sürece emek sarf edilmiş olması ücret için yeterli görülmez. (Hukuk Genel Kurulu, 2017/683 E., 2018/1337 K., 19.09.2018; Hukuk Genel Kurulu, 2017/555 E., 2018/442 K., 07.03.2018)
  • Taşınmaz simsarlığında yazılı şekle uyulmadığı için geçersizlik talep edilen uyuşmazlıklarda, sözleşmenin varlığı ve kapsamı belge ile ispat edilmeye çalışılır. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 18. Hukuk Dairesi, 2024/234 E., 2024/329 K., 08.02.2024; İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, 2019/2522 E., 2023/933 K., 11.05.2023)

Nasıl ispat edilir?

  • Ücret talep eden simsar, taraflar arasında sözleşmenin kurulduğunu ve kendi aracılık faaliyetinin bu sonuca nedensel olarak bağlandığını ispat yükü altındadır.
  • Taşınmaz simsarlığı iddiasında, sözleşmenin yazılı şekilde yapıldığını ileri süren taraf bu yazılı belgeyi ibraz etmek zorundadır; yazılı belge yoksa simsarlık sözleşmesi geçersiz sayılır.
  • Taşınmaz dışı simsarlıkta sözleşmenin varlığı HMK m.200 uyarınca belge ile ispat edilir; belge yoksa ispat yükü taraf için zorlaşır.
  • Karşı tarafın sözleşmenin kurulmadığını veya ücret kararlaştırılmadığını ileri sürmesi halinde, bu savunmanın ispatı ona aittir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6098 sayılı Kanun m.521: Simsarın ücrete hak kazanma zamanını düzenler; m.520'deki sonuç yaratma niteliğinin ayrıntısını tamamlar.
  • 6098 sayılı Kanun m.522: Ücretin sözleşme, tarife, teamül ve hâkim tarafından belirlenmesini düzenler; m.520 kapsamındaki simsarlığın ücret boyutunu tamamlar.
  • 6098 sayılı Kanun m.523: Simsarın müvekkilin menfaatlerini gözetme ve dürüstlük borçlarını düzenler; m.520'deki aracılık faaliyetinin içeriğini belirler.
  • 6098 sayılı Kanun m.524: Evlenme simsarlığında ücret hakkının dava konusu yapılamayacağını düzenler; m.520'nin genel tanımının istisnasıdır.
  • 6098 sayılı Kanun m.525: Aşırı ücretin borçlunun talebi üzerine indirilmesini düzenler; m.520 kapsamındaki ücret anlaşmasının denetimini sağlar.
  • 6098 sayılı Kanun m.502: Vekâlet sözleşmesinin genel hükümleridir; m.520/2 uyarınca simsarlık sözleşmesine kural olarak uygulanır.
  • 818 sayılı Borçlar Kanunu m.404: Mülga kanundaki karşılık hükümdür; m.520 bu maddenin düzenlemesinin devamıdır ve gerekçede kaynak olarak gösterilir.
  • 6100 sayılı Kanun m.200: Belge ile ispat kuralını düzenler; taşınmaz dışındaki simsarlıkta ispatın belge ile yapılmasını sağlar.

TBK m.521 — Hak etme zamanı

Bu madde, simsarın ücret ve gider alacağına hak kazanma zamanını düzenler. Simsarın ücrete hak kazanmasının koşullarını, geciktirici koşula bağlı sözleşmede ücretin ödeme zamanını ve simsarlık sözleşmesinde giderlere ilişkin hükmü kapsar. Simsarlık sözleşmesinin genel kurulumu ile simsarlık ilişkisinin diğer hükümleri bu maddenin kapsamında değildir. Simsarlık sözleşmesinin tanımı ve kurulması (m.520), vekalet hükümlerinin simsarlığa uygulanması (m.520/2) bu maddede düzenlenmez. Vekil ücretine ilişkin hükümler (m.502) ile simsarın ücrete hak kazanmasından sonra ortaya çıkan ödeme ve zamanaşımı meseleleri de bu maddede yer almaz. Simsarlık sözleşmesinin şekli ve taraflara ilişkin ayrıntılar başka hükümlerde düzenlenmiştir.

Hak etme zamanı: hangi kavramlar bilinmeli?

Simsar
Taraflardan birinin, diğer tarafla üçüncü kişi arasında sözleşme kurulması için faaliyette bulunmayı üstlendiği kişidir. Hak kazanma, simsarın bu faaliyetinin sonucunda sözleşmenin kurulmasına bağlıdır.
Faaliyet sonucunda sözleşme kurulması
Simsarın ücrete hak kazanması için aranan temel olgudur. Simsarın çabası tek başına yeterli değildir; çabasının sonucu olarak asıl sözleşmenin kurulmuş olması gerekir.
Geciktirici koşul
Sözleşmenin veya ücret borcunun, gerçekleşmesi belirsiz bir olaya bağlanmasıdır. Bu hâlde ücret, koşul gerçekleşmeden ödenmez; koşulun gerçekleşmesiyle ödenir.
Giderler
Simsarın faaliyeti sırasında yaptığı harcamalardır. Taraflar bu giderlerin kendisine ödeneceğini kararlaştırmışsa, faaliyet sözleşmeyle sonuçlanmasa bile talep edilebilir.

Hak etme zamanı: hangi şartlar aranır?

  • Simsarın ücret talep edebilmesi için faaliyetinin sonucunda, simsarlık sözleşmesinin konusu olan asıl sözleşmenin kurulmuş olması gerekir.
  • Ücret, asıl sözleşme geciktirici koşula bağlanmışsa, koşulun gerçekleşmiş olması şarttır; koşul gerçekleşmeden ücret ödenmez.
  • Giderlerin talep edilebilmesi için simsarlık sözleşmesinde simsarın yapacağı giderlerin kendisine ödeneceğinin kararlaştırılmış olması gerekir.
  • Gider talebinde, simsarın faaliyeti asıl sözleşmenin kurulmasıyla sonuçlanmamış olabilir; bu hâlde giderlerin ödenmesi için ücret koşulunun gerçekleşmesi aranmaz.

Hak etme zamanı: hangi sonuçları doğurur?

  • Simsarın faaliyeti sonucunda sözleşme kurulmuşsa simsar ücrete hak kazanır.
  • Simsarın faaliyeti sonucunda sözleşme kurulmamışsa simsar ücret talep edemez.
  • Kurulan sözleşme geciktirici koşula bağlanmışsa ücret, koşul gerçekleştiğinde ödenir; koşul gerçekleşmemişse ücret doğmaz.
  • Simsarlık sözleşmesinde simsarın yapacağı giderlerin kendisine ödeneceği kararlaştırılmışsa, faaliyetin sözleşmeyle sonuçlanmaması hâlinde de giderler ödenir.
  • Giderlere ilişkin kararlaştırma yapılmamışsa, sözleşme kurulmadığı sürece simsarın giderleri talep etme hakkı bu maddeye dayanarak doğmaz.

Ücret ile giderler arasındaki fark nedir?

Ücret, simsarın faaliyeti sonucunda sözleşmenin kurulmasına bağlıdır. Sözleşme kurulmazsa ücret doğmaz.

Giderler ise taraflarca kararlaştırılmışsa, faaliyetin sonuçsuz kalmasına rağmen simsara ödenir.

Asıl sözleşme kurulmamış olsa bile giderler talep edilebilir; ücret ise bu hâlde talep edilemez.

Koşulsuz ücret ile geciktirici koşula bağlı ücret arasındaki fark nedir?

Asıl sözleşme koşulsuz kurulmuşsa ücret, sözleşmenin kurulmasıyla hak edilir.

Asıl sözleşme geciktirici koşula bağlanmışsa ücret, koşulun gerçekleşmesi hâlinde ödenir.

Koşul gerçekleşmeden ücret ödenmez; ödeme zamanı koşulun gerçekleşmesine kayar.

Hak etme zamanı: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Ücret ile giderleri birbirine karıştırmak; giderlerin, sözleşme kurulmasa bile ödenebileceği hükmünü ücret için de uygulamak.
  • Faaliyet ile sözleşme arasındaki nedensel bağı aramadan, yalnızca aracılık çabasını ücret için yeterli görmek.
  • Geciktirici koşulu olan sözleşmede ücreti sözleşme kurulduğu anda muaccel saymak.
  • Giderlerin ödenmesinin kararlaştırılmadığı hâlde, faaliyet sonuçsuz kaldığı için giderleri talep edilebilir kabul etmek.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Simsarın ücrete hak kazanma zamanının, asıl sözleşmenin kurulmasına bağlandığı kabul edilmektedir. (Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi, 2020/7 E., 2022/299 K., 14.03.2022; Hukuk Genel Kurulu, 2017/644 E., 2017/460 K., 15.03.2017)
  • Simsarlık sözleşmesinde ücret talebi için faaliyet sonucu asıl sözleşmenin kurulmuş olmasının aranması gerektiği kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2017/785 E., 2018/106 K., 21.02.2018)
  • Taşınmaz satışına ilişkin simsarlıkta, satış gerçekleşmediğinde ücret talep edilemeyeceği, bu durumun uygulamada m.521'e göre değerlendirildiği kabul edilmektedir. (Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi, 2023/201 E., 2025/745 K., 20.06.2025)
  • Ücretin geciktirici koşula bağlandığı hâllerde ödeme zamanının koşulun gerçekleşmesine göre belirlendiği kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi, 2025/608 E., 2025/1168 K., 22.10.2025)

Nasıl ispat edilir?

  • Ücret talep eden simsar, faaliyeti ile asıl sözleşmenin kurulması arasında nedensel bağ bulunduğunu ispatlamakla yükümlüdür.
  • Asıl sözleşmenin kurulduğu, yazılı belge, sözleşme metni veya tanık beyanı ile ispat edilebilir.
  • Sözleşmenin geciktirici koşula bağlandığı iddia edilirse, koşulun gerçekleştiğini ileri süren taraf bunu ispatlamalıdır.
  • Giderlerin ödenmesi talep edilecekse, simsarlık sözleşmesinde giderlerin kendisine ödeneceğinin kararlaştırıldığını simsar ispatlamalıdır; bu kararlaştırma yazılı belge ile kanıtlanabilir.
  • Karşı taraf, sözleşmenin kurulmadığını veya simsarın faaliyetinin sözleşmeye neden olmadığını ileri sürerse, bu savunmayı ispatla yükümlüdür.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6098 sayılı Kanun m.520: Simsarlık sözleşmesinin tanımını ve kurulmasını düzenler. Bu maddedeki ücret ve gider hükümleri, m.520'de tanımlanan simsarlık ilişkisi için geçerlidir.
  • 6098 sayılı Kanun m.520/2: Simsarlık sözleşmesi hakkında vekalete ilişkin hükümlerin uygulanacağını belirtir; ücret ve gider konusunda bu maddenin özel hükmü öncelik taşır.
  • 6098 sayılı Kanun m.502: Vekil ücretine ilişkin genel hükümdür; simsarın ücreti için m.521 özel hüküm olarak uygulanır.

TBK m.522 — Ücretin belirlenmesi

Madde, ücret kararlaştırılmamış olduğunda ücretin nasıl belirleneceğini düzenler: önce tarifeye, tarife yoksa teamüle göre ödeneceğini hükme bağlar. Vekalet sözleşmesinde ücretin hangi koşulda doğacağı ve ücret karşılığı işgörmede teamülün rolü bu hükmün konusudur. Hüküm, vekalet ilişkisinde ve vekalete ilişkin hükümlerin tali olarak uygulandığı, ücret karşılığı işgörme sözleşmelerinde ücretin kapsamına girer. Maddenin düzenlemediği konular şunlardır: ücret miktarının hakim tarafından belirlenmesi ve ücretin ispatı (genel hükümler ile avukatlık mevzuatı), ücretin tahsili için özel kanunlardaki düzenlemeler (1136 sayılı Avukatlık Kanunu m.163-164), tellallık (simsarlık) ücretinin koşulları (m.520-525) ve eser sözleşmesinde bedelin belirlenmesi (m.481).

Ücretin belirlenmesi: hangi kavramlar bilinmeli?

Tarife
Ücret miktarının yetkili kurumlarca önceden belirlenmiş cetvelidir. Madde bakımından sözleşmede ücret yoksa ilk başvurulacak ölçüttür; tarifenin bulunmadığı hallerde teamüle geçilir.
Teamül
Belli bir işte ücret ödenmesinin ilgili çevrelerde yerleşmiş ve genel kabul görmüş uygulama olmasıdır. Teamülün varlığı, ücret anlaşması olmasa da ücret yükünü doğurur; tarafların teamülü sözleşmede ayrıca anmaları gerekmez.
Zımni irade beyanı
Ücret anlaşmasının yazılı veya sözlü açık ifade yerine davranışlardan anlaşılan örtülü iradeyle kurulmasıdır. Ücret anlaşmasının varlığı bu yolla da kabul edilebilir.
Serbest meslek
Hekim, mimar, muhasebeci ve banka gibi işlerini bağımsız olarak ve ücret karşılığında gören meslek sahiplerinin faaliyetidir. Bu işlerde ücretin ödenmesi teamülden sayılır.
Vekalet sözleşmesi
Vekilin vekalet verenin işini görmeyi üstlendiği sözleşmedir. Vekalet ücretsiz olabileceği gibi ücret karşılığında da kurulabilir; ücret zorunlu bir unsur değildir.

Ücretin belirlenmesi: hangi şartlar aranır?

  • Taraflar arasında vekalet veya ücret karşılığı işgörme sözleşmesinin bulunması gerekir.
  • Ücretin sözleşmede açık veya zımni irade beyanıyla belirlenmemiş olması gerekir; belirlenmişse madde değil sözleşme hükmü uygulanır.
  • Ücret belirlenmemişse tarifenin bulunup bulunmadığına bakılmalıdır; tarife varsa ücret tarifeye göre ödenir.
  • Tarife yoksa ilgili işte ücret ödenmesine dair bir teamülün bulunması gerekir; teamül varsa ücret bu yoldan doğar.
  • Hiçbir tarife ve teamül yoksa maddenin doğrudan uygulama alanı kalmaz; ücretin miktarı hakim tarafından belirlenir.

Ücretin belirlenmesi: hangi sonuçları doğurur?

  • Ücret kararlaştırılmamış ve tarife de yoksa, ilgili işte ücret ödenmesi teamülü varsa vekil ücrete hak kazanır.
  • Ücret teamülü de yoksa vekil ücret isteyemez; vekalet ücretsiz kalır.
  • Teamül varsa tarafların ücret anlaşması yapmalarına veya teamülü sözleşmede belirtmelerine gerek yoktur; ücret yükü doğar.
  • Ücret miktarı kararlaştırılmamış ama ücret yükü doğmuşsa, miktarın tespiti için tarifeye ve teamüle bakılır; ayrıntısı madde dışındaki hükümlere bırakılmıştır.
  • Madde yedek nitelikte bir hükümdür; tarafların ücret konusunda aksini kararlaştırmaları mümkündür.

Sözleşmede ücret ile ücretin belirlenmemesi arasındaki fark nedir?

Ücretin taraflarca açıkça kararlaştırıldığı hal, sözleşme hükmü ve sözleşme özgürlüğü ilkesi esas alınır.

Ücretin kararlaştırılmadığı hal; burada madde devreye girer ve ücret tarife veya teamülden belirlenir.

Ücret kararlaştırılmışsa madde uygulanmaz. Kararlaştırılmamışsa tarife ve teamül sırası izlenir.

Tarife ile teamül arasındaki fark nedir?

Tarife, ücret miktarını önceden belirlenmiş yazılı bir cetvel olarak gösterir ve öncelikli başvuru kaynağıdır.

Teamül, ilgili çevrede yerleşik uygulamadır ve tarifenin bulunmadığı hallerde ikinci sırada uygulanır.

Her iki kaynak da ücret yükümünü doğurur; tarife varsa teamüle başvurulmaz.

Serbest meslek işi ile diğer işgörme arasındaki fark nedir?

Hekim, mimar, muhasebeci ve banka gibi serbest meslek işlerinde ücret ödenmesi teamülden sayılır.

Ücretsiz olduğu açıkça anlaşılmayan diğer işgörmelerde ücret yükü kendiliğinden doğmaz; teamülün ayrıca ispatı gerekir.

Serbest meslek işinde ücret yükü için ayrıca teamül kanıtlanmasına gerek kalmaz.

Ücretin belirlenmesi: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Teamülün varlığını ücret talep edenin ispatlamadığını varsaymak; teamül iddiası için somut delil aranmalıdır.
  • Serbest meslek işi dışındaki bir işgörmede ücret teamülünü otomatik kabul etmek; bu hallerde teamülün ayrıca kanıtlanması gerekir.
  • Tarifenin varlığı halinde teamüle başvurmak; tarife öncelikli kaynaktır.
  • Ücret kararlaştırılmış olduğu halde maddeyi uygulamak; önce sözleşmedeki ücret hükmüne bakılmalıdır.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Tellallık (simsarlık) sözleşmelerinin 520-525. maddeler arasında düzenlendiği ve bu sözleşmenin ücret koşullarının o maddelere göre değerlendirildiği kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2021/2027 E., 2024/621 K., 04.04.2024; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi, 2020/1590 E., 2023/1228 K., 13.07.2023; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2021/511 E., 2023/1066 K., 22.06.2023)
  • Simsarlık sözleşmesinde komisyon alacağının, aracılık edilen sözleşmenin kurulmasıyla doğacağı ve bu tür ilişkilerde ücretin sözleşmenin kurulmasına bağlandığı kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi, 2025/608 E., 2025/1168 K., 22.10.2025; İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, 2023/2181 E., 2024/891 K., 25.04.2024)
  • Gayrimenkul simsarlık sözleşmesinin ayrı bir sözleşme tipi olarak değerlendirildiği ve ücret talebinin bu tipe göre incelendiği kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2022/1320 E., 2024/2087 K., 26.12.2024)

Nasıl ispat edilir?

  • Ücret talep eden taraf, ücretin tarife veya teamül uyarınca hak kazandığını ispatla yükümlüdür; teamülün varlığı da bu tarafa düşer.
  • Teamülün ispatında ilgili meslek veya sektördeki uygulamaya ilişkin bilirkişi raporu, tanık beyanı ve benzer işlere ilişkin belgeler kullanılabilir.
  • Ücret anlaşmasının varlığı iddia edilirse bu anlaşma ispat edilmelidir; yazılı şekil gerekiyorsa yazılı delil veya yemin, istisna hallerinde tanık kullanılabilir.
  • Ücretin ödendiğini veya teamülün bulunmadığını savunan taraf, savunmasını kendisi ispatlamalıdır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6098 sayılı Kanun m.502: Vekalete ilişkin hükümlerin niteliklerine uygun düştükleri ölçüde ücret karşılığı işgörme sözleşmelerine tali olarak uygulanmasını düzenler; ücret konusunda vekalet hükümlerinin ve bu maddenin geçerliliğini sağlar.
  • 6098 sayılı Kanun m.481: Eser sözleşmesinde bedelin önceden belirlenmemesi halinde bedelin değere ve giderlere göre belirlenmesini düzenler; ücret konusunda benzer bir yedek ölçüt getirir, ancak eser sözleşmesine ilişkindir.
  • 6098 sayılı Kanun m.520-525: Tellallık (simsarlık) sözleşmesini düzenler; aracılık karşılığı ücret kendi koşullarına tabidir, bu madde ile doğrudan ilişkilendirilmez.
  • 1136 sayılı Avukatlık Kanunu m.163-164: Avukatlık ücret sözleşmesinin yazılı yapılmasını ve tarifenin asgari sınır olarak uygulanmasını düzenler; vekil avukatsa bu hükümler öncelikli olarak uygulanır.

TBK m.523 — Simsarın haklarını kaybetmesi

Madde, simsarın borcuna aykırı davranması ve dürüstlük kurallarına aykırı ücret sözü alması hâllerinde simsarın ücret ve masraf talep hakkının kaybını düzenler. Hüküm simsarlık sözleşmesine dayanan simsar ile müvekkil arasındaki ilişkiye uygulanır. Simsarlık sözleşmesinin tanımını, ücret hakkının doğumunu, ücretin belirlenmesini ve ücret borçlusunu düzenlemez (m.520, m.521). Masrafların ücretle karşılanması ve masraf kaydı konusunu düzenlemez (m.521). Fahiş ücretin hâkimce indirilmesini düzenlemez (m.525). Simsarlık sözleşmesinin sona ermesi, azil ve istifa konularını düzenlemez (m.512, m.513). Simsarlık sözleşmesinden doğan alacakların zamanaşımı da bu maddenin konusu değildir.

Simsarın haklarını kaybetmesi: hangi kavramlar bilinmeli?

Simsar
Taraflar arasında sözleşme kurulmasının hazırlanmasını veya kurulmasına aracılık edilmesini üstlenen ve bu sözleşme kurulursa ücrete hak kazanan kişidir. Görevi sözleşmenin kurulmasıyla ya da kurulamayacağının anlaşılmasıyla sona erer.
Üstlendiği borç
Simsarın simsarlık sözleşmesi uyarınca üzerine aldığı yükümlülüklerin bütünüdür. Bunlar arasında tarafsız davranma ve müvekkilin menfaatini gözetme yükümlülüğü yer alır.
Dürüstlük kuralına aykırılık
Simsarın, taraflardan birinin çıkarını diğerinin aleyhine koruyarak ya da olağan dürüstlük ölçüsünün dışında bir menfaat sağlayarak hareket etmesidir. Bu ölçü somut olayın koşullarına göre belirlenir.
Ücret ve giderler hakkı
Simsarın sözleşmenin kurulması karşılığında talep edebileceği ücret ile aracılık için yaptığı giderlerdir. Madde bu hakkın kaybını düzenler.

Simsarın haklarını kaybetmesi: hangi şartlar aranır?

  • Simsarın, üstlendiği borca aykırı davranmış olması gerekir; yani taraflar arasında tarafsız kalma yükümlülüğüne ya da müvekkilin menfaatini gözetme yükümlülüğüne aykırı hareket edilmiş olmalıdır.
  • Aykırılık, simsarın diğer tarafın menfaatine hareket etmesi biçiminde gerçekleşmiş olabilir; bu durumda ayrıca dürüstlük kuralına aykırı ücret sözü alınması aranmaz.
  • Alternatif olarak simsar, dürüstlük kurallarına aykırı biçimde diğer taraftan ücret sözü almış olmalıdır.
  • Bu hallerden birinin gerçekleşmesi üzerine simsarın ücrete ve yaptığı giderlere ilişkin hakları sona erer.

Simsarın haklarını kaybetmesi: hangi sonuçları doğurur?

  • Simsar, borcuna aykırı davranarak diğer tarafın menfaatine hareket ederse ücret ve yaptığı giderlere ilişkin haklarını kaybeder.
  • Simsar, dürüstlük kurallarına aykırı olarak diğer taraftan ücret sözü alırsa aynı sonuç doğar.
  • Aykırılık bulunmayan simsar, sözleşmenin kurulması hâlinde ücret ve giderlerini talep edebilir.
  • Hakkın kaybı, kanunda öngörülen bir yaptırım niteliğindedir; müvekkil, bu yaptırımın ardından simsarın ücret ve masraf talebini reddedebilir.
  • Madde metninde zarara ilişkin bir ayrıntı yer almaz; kayıp hükmünün ötesinde müvekkilin uğradığı zararın tazmini başka hükümlere tabidir.

Borca aykırılık ile dürüstlük kuralına aykırı ücret sözü arasındaki fark nedir?

Simsar üstlendiği borca aykırı davranarak diğer tarafın menfaatine hareket eder. Bu halde aykırılık simsarın eylemindedir.

Simsar, diğer taraftan dürüstlük kurallarına aykırı olarak ücret sözü alır. Bu halde aykırılık ücret sözünün alınmasındadır.

Her iki hal de ayrı ayrı yeterlidir. Biri gerçekleştiğinde simsar ücret ve giderlere ilişkin haklarını kaybeder.

Ücret hakkının kaybı ile ücret hakkının doğmaması arasındaki fark nedir?

Madde, simsarın haklı ücret talebini aykırılık nedeniyle kaybetmesini düzenler. Burada sözleşme kurulmuş ve ücret doğmuş olabilir.

Sözleşme kurulmadığında ücret hakkı zaten doğmaz; bu, madde uyarınca bir kayıp değil, ücret koşulunun gerçekleşmemesidir.

Kayıp hükmü yalnızca ücret hakkı doğmuş ya da doğabilecekken aykırılık bulunan hâllerde gündeme gelir.

Simsarın haklarını kaybetmesi: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Ücret kaybını yalnızca sözleşmenin kurulmamış olmasına bağlamak; oysa kayıp hükmü sözleşme kurulmuş olsa da aykırılık hâlinde uygulanır.
  • Diğer taraftan ücret sözü alınmasını, dürüstlük kuralına aykırılık aranmaksızın her zaman yaptırım gerektirir saymak; bu yaptırım yalnızca dürüstlük kuralına aykırı ücret sözü hâlinde gündeme gelir.
  • Kaybın yalnızca ücreti değil, aracılık için yapılan giderleri de kapsadığını gözden kaçırmak.
  • Kaybın bir tazminat yükümlülüğü doğuracağını varsayarak müvekkilin zararını ayrıca aramak; madde yalnızca ücret ve giderler hakkının kaybını düzenler.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Simsarlık sözleşmesinin 6098 sayılı Kanun'un 520-525. maddeleri arasında düzenlendiği kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2021/2027 E., 2024/621 K., 04.04.2024; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2022/1320 E., 2024/2087 K., 26.12.2024; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi, 2020/1590 E., 2023/1228 K., 13.07.2023; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2021/511 E., 2023/1066 K., 22.06.2023)
  • Simsarlık sözleşmesinin bu düzenleme çerçevesinde değerlendirildiği ve gayrimenkul simsarlığında yazılı şekil koşulunun da birlikte aranması gerektiği kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2022/1320 E., 2024/2087 K., 26.12.2024; İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, 2023/2181 E., 2024/891 K., 25.04.2024)
  • Ticari ilişkinin kurulduğu ve komisyon alacağının doğduğu hâllerde, simsarlık ile komisyon arasındaki ayrımın somut olayda belirlenmesi gerektiği kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi, 2025/608 E., 2025/1168 K., 22.10.2025)

Nasıl ispat edilir?

  • Simsarın borcuna aykırı davrandığını ileri süren müvekkil, bu aykırılığı ispatlamakla yükümlüdür; aykırılığın ispatı tanık, yazışma ve sözleşme metni ile yapılabilir.
  • Simsarın diğer taraftan ücret sözü aldığını ileri süren taraf, bu sözün varlığını ve dürüstlük kurallarına aykırılığını ispatla yükümlüdür.
  • Ücret ve giderlerin talep edildiği durumda, simsar sözleşmenin kurulduğunu ve kendi yükümlülüklerini yerine getirdiğini kanıtlamakla yükümlüdür. Bu ispat sözleşme belgesi ve aracılık faaliyetine ilişkin yazışmalarla yapılır.
  • Simsarın tarafsızlığını ya da menfaatlerin tek taraflı gözetilmediğini ileri süren simsar, bu savunmasını ispatla yükümlüdür.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6098 sayılı Kanun m.520: Simsarlık sözleşmesinin tanımını, simsarın borçlarını ve ücret hakkının dayanağını düzenler; m.523'teki borca aykırılığın içeriği bu maddeye göre belirlenir.
  • 6098 sayılı Kanun m.521: Ücret hakkının sözleşmenin kurulmasına bağlı olduğunu düzenler; kaybın ne zaman önem kazanacağını belirler.
  • 6098 sayılı Kanun m.525: Fahiş ücretin indirilmesini düzenler; m.523'teki ücret kaybı ile fahiş ücret indirimi birbirinden ayrı yollardır.

TBK m.524 — Evlenme simsarlığı

Madde, evlenme simsarlığından doğan ücret alacağının dava ve takip yoluyla istenemeyeceğini düzenler. Evlenme simsarlığının genel simsarlık sözleşmesinden ayrılan bu özel hali, kuralın kime ve hangi ilişkiye uygulandığını belirler. Madde, simsarlık sözleşmesinin genel kurulumunu (m.520), simsarın ücret hakkının doğum koşullarını (m.521), simsarın yükümlülüklerini ve yaptırımlarını (m.522, m.523) düzenlemez. Evlenme simsarlığı dışındaki simsarlık ilişkilerinde ücret hakkının dava ve takibi bu madde kapsamında değildir. Eksik borç kavramının genel çerçevesi ve ifa edilen borcun geri istenememesi gibi sonuçlar da bu maddede yazılı değildir. Simsarlık alacağının zamanaşımı ve simsarın azil hakkından feragat yasağı da ayrıca düzenlenmiş olup bu maddede yer almaz.

Evlenme simsarlığı: hangi kavramlar bilinmeli?

Evlenme simsarlığı
Taraflar arasında evlenme sözleşmesinin yapılmasına aracılık etmeyi ücret karşılığında üstlenen simsarlık ilişkisidir. Evlenmeye aracılığın kendisi hukuka aykırı değildir; kanunun hedef aldığı, bu aracılığın ücret karşılığında yapılmasıdır.
Eksik borç
Hukuk düzeninin dava ve icra yoluyla zorlanmasına izin vermediği, ancak gönüllü olarak ifa edildiğinde geçerli sayılan borçtur. Bu maddedeki ücret alacağı, eksik borç niteliğindedir ve bu niteliğin sonuçları borçlar hukukunun genel kurallarına bağlıdır.
Dava açılamaz ve takip yapılamaz
Alacaklının ücret alacağını mahkeme yoluyla talep etmesinin ve icra takibi başlatmasının yasak olduğu anlamına gelir. Bu yasak, alacağın varlığını ortadan kaldırmaz; yalnızca zorlama yollarını kapatır.

Evlenme simsarlığı: hangi şartlar aranır?

  • Ortada bir simsarlık sözleşmesi bulunmalıdır; simsar taraflar arasında evlenme sözleşmesinin kurulmasına aracılık etmeyi ya da bunun imkânını hazırlamayı üstlenmiş olmalıdır.
  • Simsarın talep ettiği ücret, evlenme sözleşmesinin kurulmasına aracılık karşılığında öngörülmüş olmalıdır.
  • Uyuşmazlık, bu ücret alacağının dava veya icra takibi yoluyla istenmesine ilişkin olmalıdır; madde yalnızca bu yolları kapatır.
  • Alacağın dayanağı evlenme simsarlığı olmalıdır; evlenme dışındaki simsarlık alacağı bu hükmün kapsamında değildir.

Evlenme simsarlığı: hangi sonuçları doğurur?

  • Evlenme simsarlığından doğan ücret alacağı için mahkemede dava açılamaz.
  • Aynı alacak için icra takibi yapılamaz.
  • Borçlu ücreti kendiliğinden öderse bu ödeme geçerlidir ve verilen şey geri istenemez.
  • Ödeme gerçekleşmediğinde alacaklı dava ve icra yoluyla alacağını elde edemez.
  • Ücret alacağı kefalet veya ayni teminat ile güvence altına alınamaz; takas da yapılamaz.
  • Borcun tanınması yoluyla bu alacak normal bir borca dönüştürülemez.
  • Ücret alacağı için ceza koşulu konulamaz.
  • Ödenen ücret bağışlama olarak değerlendirilmez.

Evlenme simsarlığı ile genel simsarlık arasındaki fark nedir?

Evlenme simsarlığında simsar, evlenme sözleşmesinin kurulmasına aracılık eder ve ücret karşılığı bu aracılık yapılır.

Genel simsarlıkta simsar, taraflar arasında herhangi bir sözleşmenin kurulmasına aracılık eder ve m.521 uyarınca sözleşme kurulursa ücrete hak kazanır.

Evlenme simsarlığında ücret alacağı dava ve takip yoluyla istenemez; genel simsarlıkta ise ücret alacağı normal yollardan dava edilebilir.

Dava ve takibin kapalı olması ile borcun varlığı arasındaki fark nedir?

Dava ve takip yasağı, alacağın dava ve icra yoluyla zorlanabilirliğini kaldırır.

Borç ilişkisi ise taraflar arasında mevcuttur ve borçlu isterse borcunu ifa edebilir.

Borçlu gönüllü olarak ödeme yaparsa bu ödeme geçerlidir ve geri istenemez; ancak ödemeyen borçlu aleyhine dava veya takip açılamaz.

Evlenme simsarlığı: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Evlenme simsarlığını genel simsarlık gibi değerlendirip ücret alacağı için dava açmak; m.524 bu davayı kapatır.
  • Dava ve takip yasağını alacağın tamamen ortadan kalktığı biçiminde yorumlamak; borç ilişkisi varlığını sürdürür, yalnız zorlama yolu kapalıdır.
  • Borçlunun gönüllü ödemesini geri istemek ya da bu ödemeyi bağışlama saymak; gönüllü ifa geçerlidir ve geri istenemez.
  • Ücret alacağına kefalet, rehin, takas veya ceza koşulu bağlamak; bu yollar da kapalıdır.
  • Taşınmaz simsarlığı şeklini (m.520/3) evlenme simsarlığına uygulamak; evlenme simsarlığında yazılılık şartı aranmaz, bu ayrı bir konudur.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Tellallık (simsarlık) sözleşmesinin 6098 sayılı Kanun'un 520-525. maddeleri arasında düzenlendiği ve bu hükümlerin birlikte uygulandığı kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2021/2027 E., 2024/621 K., 04.04.2024; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi, 2020/1590 E., 2023/1228 K., 13.07.2023; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2021/511 E., 2023/1066 K., 22.06.2023)
  • Ücretin gerçekten bir simsarlık sözleşmesinden mi yoksa başka bir sözleşmeden mi doğduğunun ayrıca tespit edilmesi gerektiği kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2022/1320 E., 2024/2087 K., 26.12.2024)
  • Sözleşmenin niteliğinin tespitinde taraflar arasındaki sözleşme maddelerinin içeriğine bakıldığı kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2022/1320 E., 2024/2087 K., 26.12.2024; İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, 2023/2181 E., 2024/891 K., 25.04.2024)
  • Ticari ilişkinin başlaması ve alacağın doğması gibi somut olguların, ücret alacağının varlığına ilişkin değerlendirmede dikkate alındığı kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi, 2025/608 E., 2025/1168 K., 22.10.2025)

Nasıl ispat edilir?

  • Ücret alacağını ileri süren taraf, alacağın bir simsarlık sözleşmesinden doğduğunu ve sözleşmenin evlenme sözleşmesine aracılık amacıyla kurulduğunu ispatlamakla yükümlüdür; ancak evlenme simsarlığı olduğu anlaşılırsa dava ve takip yasağı nedeniyle talep reddedilir.
  • Sözleşmenin evlenme simsarlığı niteliğinde olup olmadığı yazılı belge, yazışmalar ve tanık beyanlarıyla ortaya konulabilir; yazılı delil bulunması hâlinde bu tercih edilir.
  • Borçlu, alacağın evlenme simsarlığından doğduğunu savunursa bu savunmasını ispatlamakla yükümlü değildir; savunmanın gerçekliği davacıya ispat yükü olarak yüklenir.
  • Borçlu gönüllü olarak ödeme yapmışsa, bu ödemenin geri istenemeyeceği savunması ileri sürülebilir; ödemenin gerçekleştiği belgeyle kanıtlanır.
  • Alacağın dava veya takip yoluyla istenemediğini ileri süren tarafın, yasağın konusunun evlenme simsarlığı olduğunu ortaya koyması gerekir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6098 sayılı Kanun m.520: Simsarlık sözleşmesinin genel tanımını verir; m.524'teki evlenme simsarlığı bu tanımın özel bir halidir.
  • 6098 sayılı Kanun m.521: Simsarın ücret hakkının sözleşmenin kurulmasına bağlı olduğunu düzenler; m.524 bu hakkın dava ve takip yolunu kapatır.
  • 6098 sayılı Kanun m.523: Simsarın yükümlülüklerine aykırılığın ücret ve gider talep hakkına etkisini düzenler; evlenme simsarlığında da ücret talep edilemediği için bu sonuç m.524 ile birlikte değerlendirilir.
  • 6098 sayılı Kanun m.525: Simsarlık alacağından feragat yasağını ve komşu sonuçları düzenler; m.524'ün yanında ayrıca okunmalıdır.

TBK m.525 — Ücretten indirim

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 525. maddesi, sözleşmede kararlaştırılan ücretin aşırı olması hâlinde, borçlunun istemi üzerine hâkimin bu ücreti hakkaniyete uygun biçimde indirebilmesini düzenler. Hüküm, ücret borcunun taraflarını genel olarak kapsar; maddenin özel bir meslek veya iş ilişkisine sınırlandığı metinden anlaşılmaz. Madde indirimin koşullarını, hâkimin takdir alanını ve indirim talebinin kime ait olduğunu belirler. Aşırı ücretin tespitinde kullanılacak ölçütler, indirim miktarının hesaplanma yöntemi ve tellallık, vekâlet gibi belirli sözleşme türlerine özgü düzenlemeler bu maddede yer almaz (m.520-524 ve ilgili özel düzenlemeler). Borçlunun indirim hakkını kullanma süresi ile zamanaşımı ve usul kuralları da bu maddenin kapsamı dışındadır (genel zamanaşımı ve dava usulü hükümleri).

Ücretten indirim: hangi kavramlar bilinmeli?

Aşırı ücret
Sözleşmede kararlaştırılan ücretin, karşılığında sağlanan edim ve hizmetle orantısız biçimde yüksek olmasıdır. Ücretin aşırılığı, kararlaştırıldığı andaki durum esas alınarak değerlendirilir.
Hakkaniyete uygun indirim
Hâkimin, aşırı ücreti taraflar arasındaki menfaat dengesini gözeterek ve somut olayın özelliklerine göre makul bir düzeye çekmesidir. Hâkim, indirimi sınırsız bir takdirle değil, hakkaniyet ölçütüne bağlı olarak yapar.
İstem üzerine indirim
İndirimin hâkim tarafından kendiliğinden yapılamayacağını, borçlunun açıkça talepte bulunmasını gerektiğini ifade eder.

Ücretten indirim: hangi şartlar aranır?

  • Sözleşmede bir ücretin kararlaştırılmış olması ve bu ücretin aşırı olması gerekir.
  • Ücret indirimi, borçlunun istemi üzerine yapılmalıdır; hâkim bu talep olmadan indirim yapamaz.
  • İndirim, hâkimin hakkaniyete uygunluk ölçütüne göre takdiriyle yapılmalıdır.
  • Ücretin aşırı olmadığı hâllerde indirim koşulu oluşmaz ve hâkim ücreti değiştiremez.

Ücretten indirim: hangi sonuçları doğurur?

  • Aşırı ücret kararlaştırılmış ve borçlu istemde bulunmuşsa, hâkim ücreti hakkaniyete uygun olarak indirebilir.
  • Borçlu istemde bulunmamışsa, hâkim aşırı ücreti kendiliğinden indirmez ve sözleşmedeki ücret geçerliliğini korur.
  • Ücret aşırı değilse, hâkim bu madde uyarınca indirim yapamaz.
  • Maddede indirimin miktarı için sabit bir oran öngörülmemiştir; indirim, hâkimin hakkaniyet değerlendirmesine bağlıdır.

Borçlunun istemi ile hâkimin resen indirimi arasındaki fark nedir?

Madde, indirimin borçlunun istemine bağlı olduğunu açıkça söyler.

Hâkimin talep olmaksızın, kendiliğinden ücreti indirebileceği bir düzenleme bu maddede yer almaz.

Borçlu talepte bulunmazsa hâkim ücreti indirmez; talep, indirimin ön koşuludur.

Aşırı ücret ile hakkaniyete uygun ücret arasındaki fark nedir?

Ücret, edim ve hizmetle orantısız biçimde yüksekse aşırı ücret olarak indirim konusu olabilir.

Ücret makul sınırlar içindeyse indirim koşulu gerçekleşmez.

Yalnız aşırılık tespit edildiğinde indirim yapılabilir; aksi hâlde sözleşmedeki ücret aynen geçerliliğini sürdürür.

Ücretten indirim: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Hâkimin ücreti talep olmaksızın kendiliğinden indirebileceğini varsaymak.
  • Ücretin yalnız yüksek olmasını yeterli görmek; aşırılığın edim ve hizmetle orantısızlıkla ölçülmesi gerektiğini gözden kaçırmak.
  • Hakkaniyete uygun indirimi sabit bir oran veya kesin bir miktar olarak uygulamak; maddede böyle bir oran yoktur.
  • Tellallık gibi özel sözleşme türlerine ait ayrıntılı düzenlemeleri m.525'in kendi hükmü gibi okumak.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Tellallık (simsarlık) sözleşmelerinde m.525, ücretin aşırılığının tartışıldığı hâllerde indirim yolu olarak kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2021/2027 E., 2024/621 K., 04.04.2024; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi, 2025/608 E., 2025/1168 K., 22.10.2025; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2022/1320 E., 2024/2087 K., 26.12.2024)
  • Simsarlık ilişkisinin m.520-525 arasında düzenlendiği kabul edilmekte; aşırı ücret iddiası bu çerçevede değerlendirilmektedir. (İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, 2023/2181 E., 2024/891 K., 25.04.2024)
  • Cezai şart ile ilgili uyuşmazlıklarda, m.525 bağlamında ücret ve cezanın aşırılığının hakkaniyete göre denetlenebileceği ileri sürülmektedir. (İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, 2021/94 E., 2024/1010 K., 09.05.2024)

Nasıl ispat edilir?

  • Aşırı ücret iddiasını ileri süren borçlu, ücretin edim ve hizmetle orantısız olduğunu ispatlamak zorundadır.
  • Ücretin aşırılığı, sözleşme metni, tarafların ödeme ve hizmet ilişkisine dair belgeler ve bilirkişi incelemesiyle ispat edilebilir.
  • Alacaklı, ücretin piyasa koşullarına ve yapılan hizmete uygun olduğunu savunabilir; bu savunmayı da ispatla yükümlüdür.
  • Borçlunun indirim talebi açıkça ileri sürülmemişse, hâkimin indirim yapmadığı hâlde uyuşmazlık bu eksiklikten doğar; talebin varlığı ispat konusudur.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6098 sayılı Kanun m.520-524: Tellallık (simsarlık) sözleşmesine ilişkin düzenlemeler olup, m.525'in uygulanacağı ücret ilişkisinin özel çerçevesini oluşturur.

Konuda geçen kararlar

22 karar
  1. Hukuk Genel Kurulu, 2023/251 E., 2024/662 K., 11.12.2024
    İlgili madde: m.525
  2. Hukuk Genel Kurulu, 2017/683 E., 2018/1337 K., 19.09.2018
    İlgili madde: m.520
  3. Hukuk Genel Kurulu, 2017/555 E., 2018/442 K., 07.03.2018
    İlgili madde: m.520
  4. Hukuk Genel Kurulu, 2017/644 E., 2017/460 K., 15.03.2017
    İlgili madde: m.520, m.521
  5. İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2026/89 E., 2026/293 K., 27.04.2026
    İlgili madde: m.515, m.516, m.517, m.518, m.519
  6. İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2025/939 E., 2026/281 K., 20.04.2026
    İlgili madde: m.515, m.516, m.517, m.518, m.519
  7. İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2025/507 E., 2026/262 K., 13.04.2026
    İlgili madde: m.515, m.516, m.517, m.518, m.519
  8. İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2026/76 E., 2026/190 K., 18.03.2026
    İlgili madde: m.515, m.516, m.517, m.518, m.519
  9. İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2025/362 E., 2026/183 K., 12.03.2026
    İlgili madde: m.515, m.516, m.517, m.518, m.519
  10. İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2025/847 E., 2026/146 K., 02.03.2026
    İlgili madde: m.515, m.516, m.517, m.518, m.519
Diğer 12 karar
  1. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi, 2025/608 E., 2025/1168 K., 22.10.2025
    İlgili madde: m.521, m.522, m.523, m.524, m.525
  2. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi, 2023/201 E., 2025/745 K., 20.06.2025
    İlgili madde: m.521
  3. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2022/1320 E., 2024/2087 K., 26.12.2024
    İlgili madde: m.522, m.523, m.524, m.525
  4. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, 2021/94 E., 2024/1010 K., 09.05.2024
    İlgili madde: m.525
  5. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, 2023/2181 E., 2024/891 K., 25.04.2024
    İlgili madde: m.522, m.523, m.524, m.525
  6. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2021/2027 E., 2024/621 K., 04.04.2024
    İlgili madde: m.520, m.521, m.522, m.523, m.524, m.525
  7. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 18. Hukuk Dairesi, 2024/234 E., 2024/329 K., 08.02.2024
    İlgili madde: m.520
  8. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi, 2020/1590 E., 2023/1228 K., 13.07.2023
    İlgili madde: m.522, m.523, m.524
  9. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2021/511 E., 2023/1066 K., 22.06.2023
    İlgili madde: m.522, m.523, m.524
  10. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, 2019/2522 E., 2023/933 K., 11.05.2023
    İlgili madde: m.520
  11. Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi, 2020/7 E., 2022/299 K., 14.03.2022
    İlgili madde: m.521
  12. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2017/785 E., 2018/106 K., 21.02.2018
    İlgili madde: m.521

Bağlayıcılık derecesine göre sıralı (Anayasa Mahkemesi, içtihadı birleştirme, genel kurullar, daireler); her grupta yeni karar önce. Tam metin karar deposundan istek üzerine yüklenir. Hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ayrıca denetleyin.

Madde bağlantıları, tarihine kadar Resmî Gazete'de yayımlanan değişiklikleri içeren güncel metne gider.

Anlatım 21.10.2026 tarihinde derlendi. Bağlayıcı olan madde metnidir.

Bu konuyu panelde çalış

Panelde bu konu 9. İŞ GÖRME BORCU DOĞURAN SÖZLEŞMELER bölümünde yer alıyor.

Panelde çalış