Özel borç ilişkileri › Satış sözleşmesi › Bazı satış türleri

Ön ödemeli taksitle satış

TBK m.264–273Borçlar Hukuku Özel Hükümler

Kısaca

TBK 264. madde, ön ödemeli taksitle satış sözleşmesinin tanımını, bu sözleşmenin yazılı şekil koşulunu ve yazılı sözleşmede bulunması zorunlu asgari unsurları (dokuz bent) düzenler.

Kapsam

Bu konu, Türk Borçlar Kanunu m.264–273 hükümlerini kapsar.

TBK m.264 — Tanımı, şekli ve içeriği

TBK 264. madde, ön ödemeli taksitle satış sözleşmesinin tanımını, bu sözleşmenin yazılı şekil koşulunu ve yazılı sözleşmede bulunması zorunlu asgari unsurları (dokuz bent) düzenler. Sözleşme, taşınır bir malın satışında alıcının bedeli önceden kısım kısım ödemesi, satıcının ise bedelin tamamen ödenmesinden sonra malı devretmesi üzerine kuruludur. Madde, tüketici ve ticari olmayan alıcılar bakımından uygulanır; alıcının tacir olması veya malın ticari ya da mesleki amaçla alınması halinde 264-271. maddeler uygulanmaz (TBK 272). Madde, ödemelerin banka hesabında güvenceye alınmasını, ön ödeme süresini, satış bedelinin ödenmesine kadar ödemelerin korunmasını, fazla bedel kayıtlarının geçersizliğini ve temerrüt hallerini düzenlemez; bunlar TBK 265, 268, 270, 271 maddelerindedir. Taşınmazların ön ödemeli satışı ve tüketici konut satışları da bu maddenin kapsamı dışındadır.

Tanımı, şekli ve içeriği: hangi kavramlar bilinmeli?

Ön ödemeli taksitle satış
Alıcının taşınır bir malın satış bedelini önceden kısım kısım ödemeyi, satıcının ise bedelin tamamen ödenmesinden sonra malı devretmeyi üstlendiği satış türüdür. Bedelin taksitlerle ödenmesi ve malın bedel tamamlandıktan sonra teslim edilmesi, normal taksitli satıştan ayıran temel özelliklerdir.
Taşınır mal
Ön ödemeli taksitle satışın konusu olabilecek varlıktır. Taşınmazlar bu kapsamda değildir; taşınır mal dışındaki haklar ise ayrı değerlendirmeye tabidir.
Yazılı şekil (geçerlilik şekli)
Sözleşmenin geçerlilik koşuludur. Yazılı yapılmayan sözleşme hüküm doğurmaz; yazılı şekil, sözleşmenin asgari içeriğini de kapsar.
Cayma parası
Alıcının sözleşmeden cayması hâlinde ödeyeceği bedeldir. Sözleşmede belirtilmesi zorunludur ve tutarı sözleşmede yer almalıdır.
Yedi günlük geri alma hakkı
Alıcının sözleşme yapılmasına ilişkin irade açıklamasını yedi gün içinde geri alabilmesi hakkıdır. Bu hakkın sözleşmede yer alması zorunludur.

Tanımı, şekli ve içeriği: hangi şartlar aranır?

  • Satış konusunun taşınır bir mal olması gerekir; taşınmazlar bu maddenin kapsamı dışındadır.
  • Alıcının satış bedelini önceden birden fazla taksitle ödemeyi üstlenmiş olması gerekir; taksit tutarları ve vadeler arasındaki sürelerin eşit olması zorunlu değildir.
  • Satıcının bedelin tamamen ödenmesinden sonra satılanı alıcıya devretmeyi üstlenmiş olması gerekir.
  • Sözleşmenin yazılı şekilde yapılmış olması gerekir; yazılı şekil yokluğunda sözleşme geçerli olmaz.
  • Yazılı sözleşmede dokuz bentte sayılan asgari unsurların tamamının bulunması gerekir: taraflar, konu, toplam bedel, taksit sayısı-tutarı-vadesi ve süre, taksitleri kabule yetkili banka, alıcıya üstlenilen faiz, yedi gün içinde geri alma hakkı, cayma hakkı ve cayma parası, yer ve tarih.
  • Alıcının tacir sıfatıyla hareket etmemesi veya malın ticari ya da mesleki amaçla alınmamış olması gerekir; aksi hâlde 264-271. maddeler uygulanmaz (TBK 272).

Tanımı, şekli ve içeriği: hangi sonuçları doğurur?

  • Ön ödemeli taksitle satış sözleşmesi yazılı şekilde yapılmadıkça geçerli olmaz.
  • Yazılı sözleşmede dokuz asgari unsurdan biri eksikse, sözleşmenin geçerli kurulup kurulmadığı tartışmalıdır; madde bu eksikliğin sonucunu açıkça bağlamaz.
  • Alıcı bu sözleşme bakımından yedi gün içinde irade açıklamasını geri alabilir; bu hakkın sözleşmede yer alması zorunludur.
  • Alıcının sözleşmeden cayması hâlinde sözleşmede belirlenen cayma parasını ödemesi gerekir.
  • Alıcı tacir sıfatıyla hareket ediyorsa veya mal ticari ya da mesleki amaçla alınmışsa 264-271. maddeler uygulanmaz ve bu sözleşme için 264 vd. şekil kuralları aranmaz (TBK 272).
  • Ön ödemeli taksitle satışta taşınmaz konusu seçilemez; taşınmaz satışı bu kurallara tabi değildir.

Ön ödemeli taksitle satış ile taksitle satış arasındaki fark nedir?

Ön ödemeli taksitle satışta alıcı bedeli önceden taksitlerle öder, mal bedel tamamlandıktan sonra devredilir.

Taksitle satışta mal önce teslim edilir, alıcının taksit ödemeleri sonra başlar.

Ön ödemeli satışta yazılı şekil ve dokuz asgari unsur şartı aranır; ayrıca TBK 265-271 hükümleri uygulanır.

Tüketici alıcı ile tacir veya mesleki amaçla alan alıcı arasındaki fark nedir?

Alıcı tüketici ise, yani malı ticari ya da mesleki amaç dışında alıyorsa, 264 vd. hükümleri uygulanır.

Alıcı tacir ise veya mal ticari işletmenin ihtiyacı ya da mesleki amaç için alınıyorsa bu hükümler uygulanmaz.

Ticari alımlarda 264-271 maddeleri devreye girmez; bu durumda sözleşmenin şekil ve içerik kuralları da bu maddeye göre değerlendirilemez.

Taşınır mal ile taşınmaz satışı arasındaki fark nedir?

Taşınır mal satışı bu maddenin kapsamındadır.

Taşınmaz satışında bedelin taksitle ödenmesi kararlaştırılsa bile bu hükümler uygulanmaz.

Taşınmazlarda 264 vd. şekil ve içerik kuralları aranmaz; vade ve süre sınırları sözleşme özgürlüğüne bırakılır.

Genel taksitle satış ilişkisi ile ön ödemeli satış ilişkisi (TBK 273 atfı) arasındaki fark nedir?

TBK 273 uyarınca taksitle satışa ilişkin bazı hükümler ön ödemeli satışa da uygulanır.

Ön ödemeli satışa özgü 264-271 hükümleri ise yalnız bu satış türüne özgüdür.

Yasal temsilcinin rızası, geri alma açıklaması, alıcının def'ileri ve yetkili mahkeme gibi konularda taksitle satış kuralları da uygulanır.

Tanımı, şekli ve içeriği: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Ön ödemeli taksitle satışı normal taksitli satışla karıştırmak; ön ödemeli satışta mal bedel tamamlandıktan sonra devredilir, taksitli satışta ise mal önce teslim edilir.
  • Taşınmaz satışına bu maddeyi uygulamak; taşınmazlar kapsam dışındadır ve vade sınırı sözleşme özgürlüğüne bırakılmıştır.
  • Yazılı şekil koşulunu yalnız yazılı olma ile karşılamak; madde dokuz asgari unsurun yazılı sözleşmede yer almasını da şart koşar.
  • Alıcı tacir veya mesleki amaçla alımda bulunmuşsa yine 264 vd. hükümlerini uygulamak; bu hâlde 272 gereği bu maddeler uygulanmaz.
  • Yedi günlük geri alma ve cayma parası unsurlarını sözleşmede aramamak; bu unsurlar madde gereği sözleşmede yer almak zorundadır.

Nasıl ispat edilir?

  • Yazılı sözleşmenin varlığı ispat edilmelidir; yazılı şekil geçerlilik koşulu olduğu için sözleşmeyi ileri süren taraf yazılı belgeyi ortaya koymalıdır.
  • Dokuz asgari unsurun sözleşmede bulunduğu, sözleşme metninin incelenmesiyle ispatlanır; eksik unsur iddiasını ileri süren taraf bunu belge üzerinden göstermelidir.
  • Alıcının tacir olduğu veya malın ticari ya da mesleki amaçla alındığı iddiası, bu hâli ileri süren tarafça ispatlanmalıdır; tacir sıfatı ticaret sicili ve fatura gibi belgelerle gösterilebilir.
  • Yedi günlük geri alma hakkının kullanıldığı iddiası, geri alma açıklamasının zamanı ve şekli üzerinden ispatlanır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6098 sayılı Kanun m.265: Ödeme süresi bir yıldan uzun veya belirsiz olan sözleşmelerde ödemelerin banka hesabında güvenceye alınmasını düzenler; 264 bentlerindeki banka unsurunun işlevini tamamlar.
  • 6098 sayılı Kanun m.268: Toplam satış bedeline ek bedel talep edilmesini engelleyen kayıtların geçersizliğini düzenler; 264/3 bendindeki toplam bedelin korunmasıyla bağlantılıdır.
  • 6098 sayılı Kanun m.270: Ön ödemelerin ifa borcunun beş yıl sonunda sona ereceğini düzenler; 264/4 bendindeki süre unsurunun sınırını belirler.
  • 6098 sayılı Kanun m.271: Alıcının temerrüdü hâlinde satıcının yalnız vadesi gelmiş taksitleri isteyebilmesini düzenler; taksit unsurunun uygulanmasını tamamlar.
  • 6098 sayılı Kanun m.272: Alıcının tacir olması veya malın ticari ya da mesleki amaçla alınması hâlinde 264-271 maddelerinin uygulanmayacağını belirtir; 264'ün uygulama alanını sınırlar.
  • 6098 sayılı Kanun m.273: Taksitle satışa ilişkin bazı hükümlerin ön ödemeli satışa da uygulanacağını belirtir; 264'ü tamamlayan genel hükümdür.
  • 6502 sayılı Kanun m.21: Tüketici ön ödemeli taksitle satışlarında Türk Borçlar Kanunu hükümlerinin uygulanacağına açık atıf yapar; tüketici bakımından 264'ün uygulama dayanağıdır.

TBK m.265

Madde, ödeme süresi bir yıldan uzun veya belirsiz olan sözleşmelerde alıcının ödemelerini güvenceye bağlamasını düzenler: ödemelerin gelir getiren bir hesapta toplanması yükümlülüğü, bankanın görev sınırı, hesaptan ödeme yapılabilmesinin koşulu ve alıcının satılanın devrinden önce cayması hâlinde satıcının hesap üzerindeki haklarının akıbeti. Maddenin kapsamı ön ödemeli taksitle satış ilişkisiyle sınırlı değildir; ödeme süresi koşulunu taşıyan her sözleşmeye uygulanır. Madde, alıcının satılanın devrini isteme hakkını düzenlemez; bu konu ayrı bir başlık altında ele alınır. Sözleşmeden cayma hukuki sonuçları (m.269) ile satılanın devri ve tehlikenin geçişi, ayrıca alıcının temerrüdü ve ödeme usulleri bu maddede düzenlenmez.

m.265: hangi kavramlar bilinmeli?

Gelir getiren tasarruf veya yatırım hesabı
Alıcının kendi adına, sözleşmede belirtilen bankada açtırdığı, getiri sağlayan hesaptır. Hesap alıcıya aittir ve ödemeler bu hesapta biriktirilir.
Güvence hesabı işlevi
Hesabın, satıcının alacağını ödeme süresi boyunca teminat altına alması amacıyla kullanılmasıdır. Hesap, alıcının ödemelerini satıcıya doğrudan aktarmak yerine bankada bekletir.
Banka'nın taraflar arası görevi
Bankanın hem alıcının hem satıcının çıkarlarını gözetmekle yükümlü olmasıdır. Banka tek bir tarafın talimatıyla hareket edemez; hesap işlemlerinde dengeyi korumak zorundadır.
Önceden verilemeyen rıza
Hesaptan ödeme yapılmasına ilişkin onayın, ödeme gerçekleşmeden önce, henüz hesap açılırken veya sözleşmede genel olarak verilemeyeceğini ifade eder. Rıza, belirli ödeme işlemi için ve sonradan verilmelidir.
Satılanın devri
Satılan malın alıcıya teslim veya tescil yoluyla fiilen geçmesidir. Madde bakımından bu an, satıcının hesap üzerindeki haklarını kaybetmesi için sınır çizer.

m.265: hangi şartlar aranır?

  • Ödeme süresinin bir yıldan daha uzun olması veya baştan belirsiz bulunması gerekir; süresi bir yıl ve daha kısa olan sözleşmeler bu hükmün kapsamına girmez.
  • Alıcının ödemelerini sözleşmede belirtilen bankada, kendi adına açılmış gelir getiren bir tasarruf veya yatırım hesabına yatırması gerekir.
  • Hesabın bankada alıcı adına açılmış olması ve gelir getirici nitelikte bulunması gerekir.
  • Hesaptan ödeme yapılabilmesi için her iki tarafın rızasının bulunması gerekir; bu rıza önceden verilemez, her ödeme için ayrıca alınmalıdır.
  • Banka, işlemleri yürütürken her iki tarafın çıkarlarını gözetmek zorundadır.
  • Alıcının satılanın devrine kadar m.269 uyarınca sözleşmeden cayması hâlinde, satıcının hesap üzerindeki bütün haklarını kaybetmesi sonucu doğar; bu sonucun gerçekleşmesi için cayma işleminin devirden önce yapılmış olması gerekir.

m.265: hangi sonuçları doğurur?

  • Ödeme süresi bir yıldan uzun veya belirsiz olduğunda alıcı, ödemelerini sözleşmede gösterilen bankadaki hesaba yatırmakla yükümlü olur.
  • Hesap alıcı adına açılır ve gelir getiren nitelikte olur; hesaptaki birikim, sözleşmede öngörülen ödeme amacına bağlanmış olur.
  • Hesaptan yapılan ödeme, her iki tarafın rızası olmadan gerçekleşemez.
  • Önceden verilen rıza geçersizdir; bu nedenle hesap sözleşmesinde yer alan genel bir ödeme izni de hukuken bağlayıcı değildir.
  • Alıcı satılanın devrine kadar m.269 uyarınca caymışsa, satıcı hesap üzerindeki bütün haklarını kaybeder.
  • Alıcı satılanın devrinden sonra cayarsa bu hüküm uygulanmaz; satıcının hesap üzerindeki hakları korunur.
  • Ödeme süresi bir yıl veya daha kısa olan sözleşmelerde hesap yükümlülüğü doğmaz; alıcının ödemeleri genel hükümlere göre yapılır.
  • Bankanın her iki tarafın çıkarlarını gözetme yükümlülüğüne aykırı işlem yapması, bankanın sorumluluğunu gündeme getirebilir.

Bir yıl ve daha kısa süreli ile bir yıldan uzun veya belirsiz süreli sözleşmeler arasındaki fark nedir?

Ödeme süresi bir yıl veya daha kısa olan sözleşmelerde maddedeki hesap yükümlülüğü doğmaz.

Ödeme süresi bir yıldan uzun ya da baştan belirsiz olan sözleşmelerde alıcı, ödemeleri hesaba yatırmakla yükümlü olur.

Yalnızca ikinci gruptaki sözleşmelerde hesap düzeni ve satıcının hesap üzerindeki hakları söz konusu olur. Birinci gruptaki sözleşmelerde taraflar genel hükümlere göre ödeme yapar.

Hesaptan yapılan ödeme ile hesaptan önceden verilen rıza arasındaki fark nedir?

Her iki tarafın, her ödeme için ayrı ve ödemeden önce verdiği rıza ile yapılan hesap ödemesi geçerlidir.

Sözleşmede veya hesap açılışında önceden verilen rıza, hesabın kullanılmasına izin vermez.

Önceden verilen rıza geçersiz kabul edildiğinden, banka tek taraflı talimatla ödeme yapamaz.

Alıcının devirden önce cayması ile devirden sonra cayması arasındaki fark nedir?

Alıcı, satılanın devrinden önce m.269 uyarınca sözleşmeden cayarsa, cayma satıcının hesap üzerindeki haklarını etkiler.

Satılan devredildikten sonra yapılan cayma, bu maddedeki hak kaybı sonucunu doğurmaz.

Devirden önceki cayma satıcının hesap üzerindeki bütün haklarının sona ermesine yol açar; devirden sonra böyle bir sonuç bağlanmamıştır.

m.265: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Ödeme süresini tam olarak bir yıl olan sözleşmelerde de maddeyi uygulamak; madde yalnızca bir yıldan uzun veya belirsiz süreli sözleşmelere bakar.
  • Hesap sözleşmesinde verilen genel ödeme iznini geçerli rıza saymak; m.265 önceden verilen rızayı açıkça geçersiz kılar.
  • Satıcının hesap haklarının kaybını her cayma hâlinde uygulamak; sonucun doğması için cayma işleminin satılanın devrinden önce yapılmış olması gerekir.
  • Maddeyi alıcının malın devrini isteme hakkıyla karıştırmak; madde 265 hesap düzenini düzenler, devir isteme hakkı ise ayrı bir başlıktadır.
  • Bankanın yalnızca alıcının talimatına göre hareket edebileceğini düşünmek; banka her iki tarafın çıkarlarını gözetmek zorundadır.

Nasıl ispat edilir?

  • Ödeme süresinin bir yıldan uzun veya belirsiz olduğunu ileri süren taraf, bunu sözleşme metniyle ispatlar; süre yazılı olarak belirlenmemişse ilişkinin koşullarından çıkarılması gerekir.
  • Alıcının ödemeleri hesaba yatırdığını ispat yükü alıcıya aittir; banka dekontları ve hesap ekstreleri bu konuda başlıca delildir.
  • Hesaptan yapılan bir çekimin her iki tarafın rızasıyla gerçekleştiğini ileri süren taraf, rızanın ödeme öncesinde alındığını yazılı belgeyle ispatlamak zorundadır; önceden verilmiş genel izin bu ispatın yerini tutmaz.
  • Alıcının cayma beyanını ve bu beyanın satılanın devrinden önce yapıldığını ileri süren taraf, cayma bildiriminin tarihini ve devir tarihini belgelerle ispatlar; bu tarihler satıcının hak kaybı savunmasının dayanağıdır.
  • Satıcının hesap üzerindeki haklarının kaybolduğunu ileri süren taraf, cayma ve devir sırasını ispatla yükümlüdür.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6098 sayılı Kanun m.269: Alıcının sözleşmeden cayma hakkını ve cayma hâlinde doğacak hukuki sonuçları düzenler. Madde 265'in son fıkrası, cayma hâlinde satıcının hesap haklarının akıbetini belirlemek için bu hükme atıf yapar.
  • 6098 sayılı Kanun m.266: Satılanın devrine ve alıcının malın devrini isteme hakkına ilişkin düzenlemelerle bağlantılıdır; madde 265'in hesap düzeni, bu hakların kullanımıyla birlikte değerlendirilir.

TBK m.266

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 266. maddesi, taksitle satış ve ön ödemeli satış ilişkilerinde alıcının satılanın kendisine devredilmesini isteme hakkını düzenler. Maddede alıcının bu hakkının doğum koşulları, malın başkasından sağlanarak devredilmesi halinde tanınacak sürenin niteliği, birden çok şeyin satılması ya da seçim hakkının saklı tutulması halinde kısım kısım devir ve bedelin tamamen ödenmemesi halinde verilecek güvence düzenlenmektedir. Madde, satış bedelinin devri anında tamamen ödenmesi gerektiğini ve ödeme süresi bir yıldan uzun ya da belirsiz sözleşmelerde satılanın devrine ilişkin ayrıntıyı düzenlemez; bu konu 267. maddededir. Önödemelerin bankada gelir getiren hesapta tutulmasına ilişkin yükümlülük (m.265), sözleşmeden cayma hakkı (m.269) ve ön ödemeleri ifa borcunun sona ermesi ile satıcının uyarma yetkisi (m.270) bu maddenin dışındadır. Ayrıca alıcının bu hakkının zamanaşımı veya hak düşürücü süreye bağlanıp bağlanmadığı maddede belirtilmemiştir.

m.266: hangi kavramlar bilinmeli?

Satış bedelinin tamamen ödenmesi
Alıcının satış bedelinin tümünü ifa etmiş olması halidir. Devir isteminin doğması için ilk koşul budur ve kısmi ödeme bu isteği doğurmaz.
Malın başkasından sağlanarak devri
Satıcının satılanı kendi mülkiyetinde bulundurmayıp üçüncü bir kişiden temin ederek alıcıya vermesi durumudur. Bu halde alıcının satıcıya uygun bir süre tanıması gerekir.
Asgari peşinat
256. maddede öngörülen, satış bedelinin en az onda birinin teslim anında peşin olarak ödenmesi yükümlülüğüdür. Kısım kısım devir isteği bu peşinatın ödenmiş olmasına bağlanmıştır.
Eşya topluluğu
Birlikte bir bütün olarak kullanılan ve bu nedenle parçalarına ayrılarak devredilmesi uygun olmayan birden çok şeyin oluşturduğu satılan bütünüdür. Bu nitelikteki satılanda kısım kısım devir istenemez.
Güvence olarak bırakılan kısım
Satış bedelinin tamamen ödenmediği halde kısmi devir istendiğinde, geri kalan kısmın yüzde onunun satıcıda alıcıya güvence olarak kalmasıdır. Oran, geri kalan kısmın tamamı üzerinden hesaplanır.

m.266: hangi şartlar aranır?

  • Alıcının satış bedelinin tamamını ödemiş olması gerekir; bu koşul gerçekleşmeden malın devrini isteme hakkı doğmaz.
  • Satıcı malı başkasından sağlayarak devredecekse, alıcının satıcıya bunun için uygun bir süre tanıması gerekir.
  • Satıcının malı alıcıya devredebilmesi için taksitle satışa ilişkin koşullara uyulmuş olması gerekir.
  • Alıcı birden çok şey satın almış veya seçim hakkını saklı tutmuşsa, kısım kısım devir istenebilmesi için 256. maddede öngörülen asgari peşinatın ödenmiş olması gerekir.
  • Satılanın eşya topluluğu oluşturduğu hallerde kısım kısım devir istemi yapılamaz.
  • Satış bedelinin tamamen ödenmemiş olması halinde kısmi devir ancak geri kalan kısmın yüzde onunun satıcıda güvence olarak bırakılması koşuluyla istenebilir.

m.266: hangi sonuçları doğurur?

  • Alıcı satış bedelinin tamamını ödediğinde, malın kendisine devredilmesini her zaman isteyebilir.
  • Satıcı malı başkasından sağlayarak devredecekse, alıcı ona uygun bir süre tanımadan devir isteğinde bulunmuş olmaz; bu süre tanınmadan satıcının devir yükümlülüğü ortaya çıkmış sayılmaz.
  • Taksitle satış koşullarına uyulmadan satıcının malı devretmesi maddenin ikinci fıkrasına aykırı olur.
  • Birden çok şey satın alınmış veya seçim hakkı saklı tutulmuşsa ve asgari peşinat ödenmemişse, satılanın kısım kısım devri istenemez.
  • Eşya topluluğu oluşturan satılanda kısım kısım devir istemi yapılamaz.
  • Bedelin tamamen ödenmemesi halinde kısmi devir ancak geri kalan kısmın yüzde onunun satıcıda güvence olarak bırakılmasıyla istenebilir; güvence bırakılmazsa bu istem sonuç doğurmaz.
  • Madde emredici nitelikte kurulmuş görünmektedir; sözleşmeyle bu koşulların alıcı aleyhine değiştirilmesi metinden açıkça çıkmamaktadır.

Tam devir ile kısım kısım devir arasındaki fark nedir?

Alıcı tek bir şey satın almış ve bedelini tamamen ödemişse, malın tamamının devrini her zaman isteyebilir.

Alıcı birden çok şey satın almış veya seçim hakkını saklı tutmuşsa, satılanın bir kısmının devrini istemek ayrı koşullara bağlıdır.

Kısım kısım devir için asgari peşinatın ödenmiş olması ve satılanın eşya topluluğu oluşturmaması gerekir.

Satıcının kendi malı ile başkasından sağlanan mal arasındaki fark nedir?

Satıcı malı zaten elinde tutuyorsa devir için alıcıya ek süre tanınması gerekmez.

Satıcı malı başkasından sağlayarak devredecekse alıcı ona uygun bir süre tanımak zorundadır.

Başkasından sağlanan mal halinde devir gecikebileceğinden, alıcının satıcıya süre vermesi devir sürecinin ön koşulu olur.

Bedelin tamamen ödenmesi ile ödenmemesi arasındaki fark nedir?

Bedel tamamen ödenmişse alıcı malın devrini istediğinde ek bir güvenceye gerek yoktur.

Bedel tamamen ödenmemişse kısmi devir ancak geri kalan kısmın yüzde onunun güvence olarak bırakılmasıyla istenebilir.

Satıcı, bedelin tamamı ödenmeden kısmi devirle karşılaşmamak için geri kalan kısmın yüzde onunu tutar.

Eşya topluluğu ile ayrı ayrı şeyler arasındaki fark nedir?

Birden çok şey ayrı ayrı satılmışsa her biri için kısım kısım devir istenebilir.

Satılan şeyler birlikte bir eşya topluluğu oluşturuyorsa kısım kısım devir istenemez.

Eşya topluluğunda devir bütün olarak yapılır; parçalara bölünmez.

m.266: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Alıcının satış bedelinin tamamını ödemediği halde malın devrini isteyebileceğini sanmak; devir isteğinin doğması için tam ödeme şarttır.
  • Satıcının malı başkasından sağlayarak devredeceği hallerde alıcının süre tanıma yükümlülüğünü yok saymak; bu süre tanınmadan devir yükümlülüğünün ortaya çıkmış sayılması hatalıdır.
  • Kısım kısım devir isteminde asgari peşinatı 256. madde yerine başka bir oranla hesaplamak; ölçüt 256. maddede öngörülen asgari peşinattır.
  • Eşya topluluğu oluşturan satılanı parçalara ayırarak kısım kısım devir istenebileceğini düşünmek; bu hal açıkça dışarıda tutulmuştur.
  • Bedelin tamamen ödenmediği halde güvence oranını yüzde on yerine tutarın tamamı veya başka bir oran olarak hesaplamak; geri kalan kısmın yüzde onu esas alınır.
  • Taksitle satış koşullarına uyulmadan devir yapılabileceğini varsaymak; ikinci fıkra bu koşula uyulmasını şart koşar.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Alıcının devir isteğinin kabulü için ödemenin tamamının gerçekleştiği belgelenmelidir; kısmi ödeme ile devir istemi kabul edilmemektedir. (6. Hukuk Dairesi, 2014/9900 E., 2015/9333 K., 03.11.2015)

Nasıl ispat edilir?

  • Malın devrini isteyen alıcı, satış bedelinin tamamını ödediğini ispat etmekle yükümlüdür; bu ödeme banka dekontu, makbuz veya hesap dökümü ile gösterilebilir.
  • Satıcının malı başkasından sağlayarak devredeceği iddiasını ileri süren taraf, bu iddiayı ispatlamalıdır; alıcının uygun süre tanıdığını ise alıcı yazılı belgeyle ispat etmelidir.
  • Taksitle satış koşullarına uyulduğunu ileri süren taraf bu uyumu belgelerle göstermelidir; karşı taraf ödemeyi yapmadığını iddia ederse, ödeme yükümlülüğünün yerine getirilmediğini ispat yükü ona düşer.
  • Birden çok şey satılmış veya seçim hakkı saklı tutulmuşsa, asgari peşinatın ödendiği satış sözleşmesi ve makbuzlarla ispat edilir.
  • Eşya topluluğu olup olmadığı tartışmalıysa, satılanın birlikte kullanım amacına ilişkin belgeler ve bilirkişi incelemesi delil olarak kullanılabilir.
  • Bedelin tamamen ödenmediği halde kısmi devir isteniyorsa, geri kalan kısmın yüzde onunun güvence olarak bırakıldığı, sözleşme veya ödeme belgesiyle gösterilmelidir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6098 sayılı Kanun m.256: Asgari peşinatın tanımını yapar; kısım kısım devir isteğinin ön koşulu olan peşinat oranını belirler.
  • 6098 sayılı Kanun m.265: Uzun vadeli ödemelerin bankada gelir getiren hesapta tutulmasını düzenler; alıcının devir hakkını güvence altına alan ön ödeme sistemini tamamlar.
  • 6098 sayılı Kanun m.267: Ödeme süresi bir yıldan uzun veya belirsiz sözleşmelerde satış bedelinin devir anında tamamen ödenmiş olmasını şart koşar; bu madde devir anındaki ödemeyi düzenler.
  • 6098 sayılı Kanun m.269: Alıcının malın devrine kadar sözleşmeden cayma hakkını düzenler; devir isteminin yerine geçen bir çıkış yolu olarak uygulanabilir.
  • 6098 sayılı Kanun m.270: Ön ödemeleri ifa borcunun sona ermesini ve satıcının alıcıyı uyarma yetkisini düzenler.

TBK m.267

Madde, ödeme süresi bir yıldan uzun veya belirsiz olan satış sözleşmelerinde satış bedelinin ne zaman tamamen ödenmiş olması gerektiğini, alıcının satılanın devrini isteyebilmesi için hesap bakiyesinden satıcı lehine serbest bırakabileceği en yüksek oranı ve bu serbest bırakma taahhüdünün sözleşme kurulurken verilemeyeceğini düzenler. Kural alıcı ile satıcı arasındaki taksitli satış ilişkilerinde uygulanır. Maddenin düzenlemediği konular: ön ödemeli ifa borcunun beş yıllık azami süresi (m.270), cayma parası (m.269), satış bedeline ek bedel kaydının geçersizliği (m.268) ve satılanın devrine ilişkin genel hükümler (m.183 kapsamında alacağın devri) ayrı maddelerde yer alır.

m.267: hangi kavramlar bilinmeli?

Satış bedelinin tamamen ödenmesi
Alıcının satış bedelinin tamamını satılanın devrinden önce ödemiş olması halidir. Ödeme süresi bir yıldan uzun veya belirsiz olan sözleşmelerde aranır. Kısmi ödeme ile devir yapılmak isteniyorsa bu kuralın istisnası olan üçte bir serbest bırakma yolu kullanılır.
Serbest bırakma
Alıcının devri talep ederken hesabındaki bakiyeden satıcı lehine ayırdığı ve satıcının kullanımına bıraktığı tutardır. Tutar, satış bedelinin en çok üçte biri ile sınırlıdır. Alıcının devir talebine bağlı olarak yapılır.
Satış bedelinin üçte biri
Serbest bırakılabilecek en yüksek tutarın ölçüsüdür. Ölçü satış bedelinin tamamına göre belirlenir, kalan bakiyeye göre değil. Bu sınırın üzerindeki bir taahhüt geçerli değildir.
Sözleşmenin kuruluşu sırasındaki taahhüt
Sözleşme kurulurken alıcının serbest bırakma konusunda verdiği taahhüttür. Kanun bu tür taahhüdü yasaklamıştır. Sonradan, devir talebi sırasında yapılan serbest bırakma ise bu yasağa girmez.

m.267: hangi şartlar aranır?

  • Ödeme süresinin bir yıldan uzun veya belirsiz olarak kararlaştırılmış olması gerekir.
  • Satılanın devri anında satış bedelinin tamamen ödenmiş bulunması gerekir.
  • Satılanın devrini isteyen alıcının, hesabındaki bakiyeden satıcı lehine serbest bırakma yapabilmesi için satış bedelinin tamamının henüz ödenmemiş olması gerekir.
  • Serbest bırakılan tutar, satış bedelinin en çok üçte biri kadar olmalıdır; bu sınırı aşan kısım serbest bırakılamaz.
  • Serbest bırakma taahhüdü sözleşmenin kuruluşu sırasında verilmemiş olmalıdır.

m.267: hangi sonuçları doğurur?

  • Ödeme süresi bir yıldan uzun veya belirsizse, alıcı satılanın devri anında satış bedelinin tamamını ödemek zorundadır.
  • Alıcı satılanın devrini isteyerek hesabındaki bakiyeden en çok üçte bir oranında tutarı satıcı lehine serbest bırakabilir; bu hâlde kalan bedel ödenmeden devir gerçekleşebilir.
  • Sözleşme kurulurken alıcının serbest bırakma taahhüdü vermesi yasaktır ve bu taahhüt geçersizdir.
  • Ödeme süresi bir yılı aşmıyorsa bu madde uygulanmaz ve devir, sözleşmedeki genel ödeme düzenine göre yapılır.

Bir yıl veya kısa vadeli ödeme ile uzun vadeli veya belirsiz ödeme arasındaki fark nedir?

Ödeme süresi bir yılı aşmayan sözleşmelerde kural işlemez; alıcı normal vade sonunda bedeli ödeyerek devri talep eder.

Ödeme süresi bir yıldan uzun veya belirsiz olan sözleşmelerde satış bedeli devirden önce tamamen ödenmelidir.

Kısa vadeli sözleşmede satıcı devir ile ödeme arasında bu korumadan yararlanmaz; uzun vadeli sözleşmede alıcı devre kadar tam ödeme yapmak zorundadır.

Tam ödeme ile üçte bir serbest bırakma arasındaki fark nedir?

Kural olarak alıcı devir anında bedelin tamamını ödemiş olmalıdır.

Alıcı devri isterken hesap bakiyesinden üçte bire kadar tutarı satıcı lehine serbest bırakabilir.

Serbest bırakma yapılırsa alıcı kalan tutarı ödemeden satılanı devralabilir; bu, tam ödeme kuralının yumuşatılmış hâlidir.

Sözleşme kurulurken taahhüt ile devir sırasında serbest bırakma arasındaki fark nedir?

Sözleşme kurulurken alıcının serbest bırakma konusunda verdiği taahhüt yasaktır.

Devir talebi anında alıcının kendi iradesiyle yaptığı serbest bırakma yasağa girmez.

Kuruluşta verilen taahhüt geçersizdir; devir anında yapılan serbest bırakma geçerlidir.

m.267: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Üçte birlik sınırı, satış bedelinin tamamı yerine kalan bakiye üzerinden hesaplamak; madde ölçüyü satış bedelinin tamamına göre koyar.
  • Bir yıl sınırını "bir yıldan az" veya "bir yıl dahil" diye yorumlamak; madde yalnızca bir yıldan uzun veya belirsiz süreleri kapsar.
  • Sözleşme kuruluşundaki serbest bırakma taahhüdünü devir anındaki serbest bırakma ile karıştırmak; ilkinin geçersizliği, ikincisinin geçerliliği farklıdır.
  • Ön ödemeli satışta beş yıllık azami süreyi bu maddeden çıkarmaya çalışmak; bu süre m.270'ten gelir.

Nasıl ispat edilir?

  • Ödeme süresinin bir yıldan uzun veya belirsiz olduğunu iddia eden taraf, bunu sözleşme hükmüyle ispatlamalıdır; yazılı sözleşme bu bakımdan en güçlü delildir.
  • Satış bedelinin devir anında tamamen ödendiğini iddia eden alıcı, makbuz veya banka kaydı ile ödemeyi ispatlamalıdır.
  • Alıcının devir sırasında serbest bıraktığını ileri süren taraf, bakiyedeki tutarı ve bunun üçte bir sınırı içinde kaldığını belgeyle göstermelidir.
  • Sözleşme kuruluşunda serbest bırakma taahhüdü verildiği iddiası, yazılı sözleşme metni veya tanık ile ispatlanır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6098 m.270: Ön ödemeli ifa borcunun beş yılın geçmesiyle sona ermesini düzenler. Ön ödemeli taksitle satışta azami süre bakımından bu maddeyle birlikte okunur.
  • 6098 m.269: Ön ödemeli satışta alıcının cayma hakkı ve cayma parası sınırlarını düzenler. Bu madde ile aynı taksitli satış ilişkisinde birlikte uygulanır.
  • 6098 m.268: Satış bedeline ek bedel talep edilmesini engelleyen kayıtların geçersizliğini düzenler. Alıcının korunması amacıyla bu maddeyle birlikte okunur.

TBK m.268

Bu madde, ön ödemeli taksitle satış sözleşmelerinde satış bedelinin belirlenmesini düzenler. Düzenlediği konular şunlardır: sözleşmede belirlenen toplam satış bedeline ek bedel isteme kayıtlarının geçersizliği, satılanın önceden belirlenmediği ve seçim hakkının alıcıya tanındığı hallerde satıcının seçime uyma yükümlülüğü ve bu hükümlere aykırı anlaşmaların akıbeti. Madde, alıcıyı koruyan emredici bir düzenleme olup ön ödemeli taksitle satış ilişkisinde uygulanır. Madde, ön ödemenin ve satış bedelinin ödenme süresini düzenlemez (m.267). Alıcının satılanın devrini isteme hakkı ve ödeme süresine ilişkin sınırlar da bu maddede yer almaz (m.267, m.270). Cayma hakkı ve cayma parasına ilişkin kurallar (m.269) ile ön ödemeli ifa borcunun sona ermesi (m.270) bu maddenin dışındadır.

m.268: hangi kavramlar bilinmeli?

Ön ödemeli taksitle satış
Alıcının satış bedelini taksitlerle ödediği, satılanın devrinin ise bedelin tamamen ödenmesinden önce talep edilebildiği satış türüdür. Bu maddedeki kurallar bu sözleşme tipi bakımından öngörülmüştür.
Toplam satış bedeli
Sözleşmenin kurulduğu sırada belirlenen ve alıcının satıcıya ödemekle yükümlü olduğu toplam tutardır. Bu tutara ek bir bedel talep edilmesi, madde uyarınca geçersiz kayıt sayılır.
Satılanın önceden belirlenmemesi
Devredilecek eşyanın sözleşme kurulurken somut olarak tespit edilmemiş olmasıdır. Bu durumda eşya, alıcının seçimi ile belirlenir.
Seçim hakkı
Hangi eşyanın devredileceğini belirleme yetkisidir. Maddenin ikinci fıkrasında bu yetki alıcıya tanınmış olmalıdır ve seçim sonucunda satıcı belirlenen eşyayı devretmekle yükümlüdür.
Peşin satıştaki olağan bedeller
Aynı eşya için peşin ödemeli satışta piyasada oluşan normal fiyatlardır. Satıcı, alıcının seçtiği eşyayı bu bedeller esas alınarak devretmekle yükümlüdür; bu bedeller toplam satış bedelini aşmamalıdır.

m.268: hangi şartlar aranır?

  • Sözleşmede ödenecek toplam satış bedelinin önceden belirlenmiş olması gerekir.
  • Devredilecek eşyanın sözleşme kurulurken önceden belirlenmemiş olması gerekir.
  • Satıcının, eşyayı seçme hakkını alıcıya tanımış olması gerekir.
  • Alıcının seçimi, peşin satıştaki olağan bedeller göz önünde tutularak yapılmalıdır; satıcı bu seçime tam olarak uymakla yükümlüdür.
  • Sözleşmenin kuruluşunda, toplam satış bedeline ek bedel isteme hakkını saklı tutan kayıtlar yer almamalıdır; bu tür kayıtlar geçersizdir.
  • Ön ödemeli taksitle satış sözleşmesine ilişkin bu hükümlere aykırı anlaşmalar, yalnızca alıcının yararına olduğu ölçüde geçerli olabilir.

m.268: hangi sonuçları doğurur?

  • Sözleşmede toplam satış bedeline ek bedel isteme hakkını saklı tutan kayıtlar bulunuyorsa, bu kayıtlar baştan geçersizdir ve alıcı bu kayıtlar gereğince ek bedel ödemekle yükümlü olmaz.
  • Satılanın önceden belirlenmediği ve seçim hakkının alıcıya tanındığı hallerde, satıcı alıcının yaptığı seçime tam olarak uymakla yükümlüdür.
  • Alıcının seçtiği eşya için satıcının talep edebileceği bedel, peşin satıştaki olağan bedeller göz önünde tutularak belirlenir.
  • Satılanın önceden belirlenmiş olması hâlinde ikinci fıkra uygulanmaz; bu durumda genel satış hükümleri geçerlidir.
  • Maddenin ikinci fıkrasına aykırı anlaşmalar, alıcının yararına olduğu ölçüde geçerlidir; alıcının aleyhine olan kısım geçersizdir.
  • Madde alıcıyı koruyan niteliktedir ve bu korumanın kapsamı dışında kalan anlaşma serbestisi ayrıca değerlendirilir.

Sabit bedel ile tahsis kaydıyla satış arasındaki fark nedir?

Eşyanın sözleşmede belirli olduğu ve satış bedelinin doğrudan bu eşya için kararlaştırıldığı satış.

Toplam bedelin önceden belirlendiği ancak devredilecek eşyanın önceden belirlenmediği ve alıcının seçim hakkı bulunduğu satış.

İkinci halde satıcı, alıcının seçimine tam olarak uymakla yükümlüdür ve seçilen eşyanın bedeli peşin satıştaki olağan bedellere göre belirlenir.

Ek bedel kaydı ile toplam bedelin korunması arasındaki fark nedir?

Sözleşme kurulduktan sonra ek bedel talep edilmesini sağlayan kayıtlar.

Sözleşmede belirlenen toplam satış bedelinin sabit kalması.

Ek bedel talebini saklı tutan kayıtlar geçersizdir; alıcı toplam bedelden fazlasını ödemekle yükümlü değildir.

Emredici hükümlere aykırı anlaşma ile alıcı yararına anlaşma arasındaki fark nedir?

Maddenin ikinci fıkrasına aykırı anlaşmalar.

Bu anlaşmaların alıcı yararına olan kısmı.

Aykırı anlaşmalar ancak alıcının yararına olduğu ölçüde geçerlidir; alıcıyı zarara sokan kısım geçersizdir.

m.268: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Sözleşmede ek bedel kaydı bulunduğu için satıcıya fazla ödemenin yapılabileceğini varsaymak; bu kayıtlar geçersizdir.
  • Satılanın önceden belirlendiği hallerde ikinci fıkradaki seçim yükümlülüğünü uygulamak; bu fıkra yalnızca eşyanın önceden belirlenmediği hallerde geçerlidir.
  • Seçimde bedeli, satıcının kendi maliyetine veya keyfi bir değere göre hesaplamak; ölçü peşin satıştaki olağan bedellerdir.
  • Alıcı yararına olmayan aykırı anlaşmaları tamamen geçersiz saymak; geçersizlik yalnızca alıcının aleyhine olan kısım için söz konusudur.
  • Alıcı yararına olan aykırı anlaşmayı da geçersiz saymak; bu anlaşmalar alıcının yararına olduğu ölçüde geçerlidir.

Nasıl ispat edilir?

  • Ek bedel talep eden satıcı, sözleşmede toplam satış bedelinin dışında bir bedel saklı tutulduğunu yazılı kayıtla ispatlamak zorundadır; kayıt bulunmadığında ek bedel talebi dayanaksız kalır.
  • Satılanın önceden belirlenmediğini ve seçim hakkının alıcıya tanındığını iddia eden taraf, bu unsurları sözleşme metni ile ispatlamalıdır.
  • Alıcının seçimine satıcının uymadığını iddia eden alıcı, seçimini ve seçilen eşyanın satıcıya bildirildiğini belgeyle ortaya koymalıdır.
  • Peşin satıştaki olağan bedellerin belirlenmesinde taraflar bilirkişi incelemesi ve piyasa fiyatlarına ilişkin belgelerle ispat yapabilir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6098 sayılı Kanun m.267: Ön ödemeli taksitle satışta ödeme süresinin bir yıldan uzun veya belirsiz olmasını düzenler; bu maddedeki satış bedelinin belirlenmesi kuralları bu sözleşme tipine bağlıdır.
  • 6098 sayılı Kanun m.269: Alıcının cayma hakkı ve cayma parasını düzenler; bu madde ise satış bedelinin belirlenmesi konusunu düzenler ve cayma parası hükümlerini kapsamaz.
  • 6098 sayılı Kanun m.270: Ön ödemeli ifa borcunun beş yılın geçmesiyle sona ermesini düzenler; bu sürenin sınırlandırılması kapsam dışındadır.

TBK m.269

Madde, ödeme süresi bir yıldan uzun veya belirsiz olan ön ödemeli taksitle satış sözleşmelerinde alıcının cayma hakkını, cayma parasının miktarını ve alıcının fazla ödediği kısmı geri isteme hakkını düzenler. Ayrıca cayma parasının istenemeyeceği üç hali sayar. Madde yalnızca alıcı yönünden ve taksitle satış ilişkisi bakımından uygulanır. Ön ödemelerin en fazla beş yıl olarak kararlaştırılabileceği kuralı (m.270), alıcının satılanın devrini isteme süresi ve bu sürenin sonuçları (m.270 ve m.269/II devamı), satıcının cayma hakkı ve genel sözleşmeden dönme ile cayma hakkı arasındaki ayrım bu maddede düzenlenmez.

m.269: hangi kavramlar bilinmeli?

Sözleşmeden cayma hakkı (alıcının)
Ödeme süresi bir yıldan uzun veya belirsiz olan sözleşmede alıcının, malın devrine kadar her zaman sözleşmeyi tek taraflı bir irade beyanıyla sona erdirebilmesidir. Bu hak yenilik doğurucu niteliktedir.
Cayma parası
Alıcının cayma hâlinde satıcıya ödemekle yükümlü olduğu bedeldir. Miktarı durumun özelliğine ve sözleşme ile cayma arasında geçen süreye göre belirlenir; satıcının toplam alacağının yüzde ikisi ile yüzde beşi arasında kalmalıdır.
Toplam alacak
Satıcının sözleşme uyarınca alıcıdan talep edebileceği toplam bedeldir. Cayma parasının oranı bu tutar üzerinden hesaplanır.
Ön ödeme
Malın devrinden önce alıcının satıcıya yaptığı taksit ödemeleridir. Cayma hâlinde iade hesabında bu ödemelerin cayma parasını aşan kısmı geri istenebilir.
Getiri
Alıcının fazla ödediği tutar üzerinden doğan faiz veya benzeri yarardır. Alıcı, cayma parasını aşan ödemesinin getirisiyle birlikte geri verilmesini isteyebilir.

m.269: hangi şartlar aranır?

  • Sözleşmenin ödeme süresinin bir yıldan uzun olması veya belirsiz olması gerekir.
  • Cayma, malın devrinden önce yapılmalıdır; devirden sonra alıcının bu maddeye dayanarak cayma hakkı kalmaz.
  • Cayma bir irade beyanıyla yapılmalıdır; beyanın karşı tarafa ulaşması ile hüküm doğar.
  • Cayma parası, durumun özelliği ve sözleşme ile cayma arasındaki süre dikkate alınarak belirlenmelidir.
  • Cayma parası, satıcının toplam alacağının yüzde ikisinden az ve yüzde beşinden fazla olmamalıdır.
  • Cayma parasını aşan ödemeler varsa alıcı bunların getirileriyle birlikte geri verilmesini isteyebilmelidir.
  • Alıcının ölmesi, kazanç elde etmekten sürekli yoksun kalması nedeniyle ön ödemeleri yapamaz hâle gelmesi ya da olağan koşullarla taksitli satışa ilişkin önerisinin satıcı tarafından kabul edilmemesi hâllerinde cayma parası istenmemelidir.

m.269: hangi sonuçları doğurur?

  • Ödeme süresi bir yıldan uzun veya belirsizse alıcı malın devrine kadar her zaman sözleşmeden cayabilir.
  • Cayma hâlinde alıcı, durumun özelliğine ve sözleşme ile cayma arasındaki süreye göre belirlenen cayma parasını öder.
  • Cayma parası toplam alacağın yüzde ikisinden az, yüzde beşinden fazla olamaz; aşan kayıt bu sınırlar ölçüsünde geçersiz sayılır.
  • Alıcı yaptığı ödemelerin cayma parasını aşan kısmını, getirileriyle birlikte geri isteyebilir.
  • Alıcının ölmesi veya kazanç elde etmekten sürekli yoksun kalması sebebiyle ön ödemeleri yapamaz hâle gelmesi durumunda cayılmış olsa dahi cayma parası istenemez.
  • Satıcının taksitli satış önerisini kabul etmemesi yüzünden cayılmışsa cayma parası istenemez.
  • Madde emredici niteliktedir; cayma parası sınırlarına aykırı sözleşme kayıtları bu sınırlar ölçüsünde geçerli değildir (metinden çıkarılmıştır).

Cayma parasının kabul edilebilir aralığı ile sınır aşımı arasındaki fark nedir?

Cayma parası toplam alacağın yüzde ikisi ile yüzde beşi arasında kalan bir tutar olduğunda sözleşmedeki kayıt geçerlidir.

Taraflar bu aralığın dışında bir cayma parası kararlaştırmışsa, aralık dışı kısım yönünden kayıt sınırlanır.

Sınır aşan kısım geçersiz kalır; alıcı fazla ödediği kısmı getirileriyle geri isteyebilir.

Alıcının genel cayma hakkı ile cayma parası istenemeyen haller arasındaki fark nedir?

Alıcı, ödeme süresi bir yıldan uzun veya belirsiz olan sözleşmede malın devrine kadar her zaman cayabilir.

Alıcının ölmesi, kazanç elde etmekten sürekli yoksun kalması veya olağan taksitli satış önerisinin reddi hâllerinde cayma yapılmışsa cayma parası istenemez.

Bu üç halde cayma hakkı kullanılabilir, ancak satıcı cayma parası talep edemez.

m.269: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Cayma parası oranını yüzde ikiden az veya yüzde beşten fazla olmayacak biçimde değil, sözleşmedeki rakama göre hesaplamak; sınırların toplam alacak üzerinden uygulanması gerektiğini gözden kaçırmak.
  • Cayma hakkını, ödeme süresi bir yıl veya daha kısa olan sözleşmelere de uygulamak.
  • Cayma parası istenemeyen üç hali genişletmek ve bunlar dışındaki cayma hallerinde de cayma parasını istenemez saymak.
  • Malın devrinden sonra cayma hakkının kalmadığını gözden kaçırmak.

Nasıl ispat edilir?

  • Cayma hakkını kullanan alıcı, sözleşmenin ödeme süresinin bir yıldan uzun veya belirsiz olduğunu sözleşme metninden ispat eder.
  • Cayma parasının sınırlar içinde kaldığını, satıcı ise bu miktarın kararlaştırıldığını sözleşme kaydı ile ispat eder; sınır aşımını iddia eden taraf bunu ispatlar.
  • Alıcının fazla ödeme yaptığını ve bu ödemenin cayma parasını aştığını ödeme belgeleriyle ispat eder.
  • Cayma parası istenemeyen hallerden birinin (ölüm, sürekli kazanç yoksunluğu, taksit önerisinin reddi) varlığını isteyen taraf belgeyle veya tanıkla ispat eder.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6098 sayılı Kanun m.270: Ön ödemelerin en fazla beş yıl süreyle yapılabileceğini düzenler; bu süre sınırı, cayma hakkının kullanılabileceği dönemi de etkiler.
  • 6098 sayılı Kanun m.43: Temsilcinin temsil yetkisinin kanunen sona ermesi hâlini düzenler; madde 269 ile doğrudan bağlantısı yoktur, yalnız ilgili kitap değerlendirmesinde geçmektedir.

TBK m.270

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 270. maddesi, ön ödemeli taksitle satış sözleşmelerinde ön ödemelerin ifa borcunun ne zaman sona ereceğini ve uzun süreli sözleşmelerde alıcının sözleşmeden uzaklaşma imkânını düzenler. Düzenlenen başlıklar; ön ödeme borcunun beş yıllık süre sonunda sona ermesi, ödeme süresi bir yıldan uzun veya belirsiz olan sözleşmelerde alıcının sekiz yıl sonra devir istemine ilişkin koşullar ile satıcının üç aylık uyarı süresi ve bu sürenin sonunda doğan cayma benzeri haklardır. Madde ön ödemeli taksitle satış sözleşmelerine uygulanır. Maddenin kapsamında olmayan konular şunlardır: alıcının temerrüdünün genel hükümleri (m.107 ve m.110 vd.), sözleşmeden dönme ve fesih hakkının genel koşulları (m.125 ve m.117 vd.) ve ürün kirası gibi başka sözleşme tiplerinin süre hükümleri (m.357 ve m.362 ilgili kira hükümleri).

m.270: hangi kavramlar bilinmeli?

Ön ödemeli taksitle satış
Alıcının satış bedelinin bir kısmını veya taksitlerini önceden ödediği, satılanın devrinin ise sonraki bir tarihte gerçekleştiği satış sözleşmesi türüdür. Madde bu sözleşme tipine özgüdür.
Ön ödemeleri ifa borcu
Alıcının sözleşme gereği önceden yapmakla yükümlü olduğu ödemelerin borcudur. Madde, bu borcun beş yıl sonunda sona ereceğini düzenler.
Ödeme süresinin uzun veya belirsiz olması
Taksitli ödemenin toplam süresinin bir yılı aşması ya da hiç belirlenmemiş olmasıdır. Bu nitelik, sekiz yıllık devir isteme süresinin ve satıcının uyarı yetkisinin doğup doğmayacağını belirler.
Devir isteminde bulunma
Alıcının satılanın kendisine devrini talep etmesidir. Madde, alıcının bu talepte bulunmaması hâlinde satıcıya uyarı yetkisi tanır.
Uyarı süresi
Satıcının alıcıya yazılı olarak tanıdığı üç aylık süredir. Alıcı bu süre içinde devir istemezse satıcının cayma benzeri hakları doğar.

m.270: hangi şartlar aranır?

  • Sözleşmenin ön ödemeli taksitle satış sözleşmesi olması ve ön ödeme borcunun ifa edilmesi gerekir.
  • Ön ödemeleri ifa borcu için beş yılın geçmiş olması gerekir; bu süre dolduğunda borç kendiliğinden sona erer.
  • Ödeme süresinin bir yıldan uzun veya belirsiz olması gerekir.
  • Sekiz yıl geçmiş olmalı ve alıcı bu sürede satılanın devrini istememiş olmalıdır.
  • Satıcının alıcıya yazılı uyarıda bulunarak üç aylık süre tanıması gerekir.
  • Alıcının bu üç aylık süre içinde kayıtsız kalması gerekir; alıcı süre içinde devir istemiş olursa satıcının hakkı doğmaz.

m.270: hangi sonuçları doğurur?

  • Beş yıl geçtiğinde ön ödemeleri ifa borcu sona erer.
  • Ödeme süresi bir yıldan uzun veya belirsiz olan sözleşmede, sekiz yıl geçmesine rağmen alıcı satılanın devrini istemezse satıcı alıcıyı uyarır.
  • Satıcının uyarısından sonra üç ay içinde alıcı kayıtsız kalırsa satıcı, alıcıya sözleşmeden cayma hâlinde tanınan haklara sahip olur.
  • Alıcı üç aylık süre içinde devir isterse satıcının bu haklara sahip olması gerçekleşmez.
  • Ödeme süresi bir yıl veya daha kısa ise ikinci fıkra uygulanmaz.

Ön ödeme borcunun sona ermesi ile satılanın devri isteminde bulunma arasındaki fark nedir?

Ön ödemeleri ifa borcu beş yılın geçmesiyle sona erer; bu, ön ödemeye ilişkin borcun süresidir.

Sekiz yıl geçmesi ve devir istemi, alıcının satılanın devrini talep edip edemeyeceği ile ilgilidir ve yalnız uzun veya belirsiz ödeme süreli sözleşmelerde söz konusudur.

İki süre farklı konulara ve farklı başlangıç noktalarına bağlıdır; biri ön ödeme borcunu, diğeri devir talebini düzenler.

Bir yıldan kısa ödeme süresi ile bir yıldan uzun veya belirsiz ödeme süresi arasındaki fark nedir?

Ödeme süresi bir yılı aşmayan sözleşmelerde ikinci fıkradaki sekiz yıl ve üç aylık uyarı mekanizması uygulanmaz.

Ödeme süresi bir yıldan uzun veya belirsiz olan sözleşmelerde sekiz yıl ve üç aylık uyarı süresi uygulanır.

Yalnız uzun veya belirsiz süreli sözleşmelerde satıcının cayma benzeri hakkı doğabilir.

m.270: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Ön ödemeleri ifa borcunun beş yılını sekiz yıllık devir isteme süresiyle karıştırmak; iki süre farklı konulara ilişkindir.
  • Ödeme süresi bir yıla kadar olan sözleşmelerde de sekiz yıl ve üç aylık uyarı mekanizmasını uygulamak; bu hüküm yalnız uzun veya belirsiz süreli sözleşmelere ilişkindir.
  • Üç aylık süreyi uyarı tarihinden değil sözleşmenin kuruluşundan saymak; süre satıcının uyarısıyla başlar.
  • Alıcının kayıtsız kalmasını beklemeden satıcının doğrudan cayma hakkına sahip olduğunu varsaymak; önce uyarı ve üç aylık süre gerekir.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Kararlarda ön ödemeli satış ile ürün kirası ayrımı yapılmaktadır; kiralananın niteliğine göre ürün kirasına ilişkin m.357 ve m.362 uygulanabilmektedir. (6. Hukuk Dairesi, 2015/5390 E., 2015/7343 K., 16.09.2015)

Nasıl ispat edilir?

  • Satıcıya cayma benzeri hakkın doğduğunu ileri süren taraf, sözleşmenin ön ödemeli taksitle satış niteliğini ve ödeme süresinin bir yılı aştığını ispatla yükümlüdür.
  • Sekiz yılın geçtiğini ve alıcının bu süre içinde devir istemediğini ileri süren taraf ispatlamalıdır; devir isteminin yazılı belgeyle yapılması ispat açısından güvence sağlar.
  • Satıcının alıcıya üç aylık süre tanıyan uyarısını yaptığını ispatlama yükü satıcıdadır; uyarının yazılı yapılması ve ulaştığının belgelenmesi önemlidir.
  • Alıcı, süre içinde devir talebinde bulunduğunu veya ödemelerini tamamladığını ileri sürerse bunu yazılı belge veya tanıkla ispatlamalıdır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6098 sayılı Kanun m.270: Maddenin birinci fıkrası ile ikinci fıkrası arasındaki ilişki, süre sonuçlarının aynı maddede düzenlenmesidir.
  • 6098 sayılı Kanun m.107: Tevdi hakkına ilişkindir; ön ödemeli satışta satıcının mal bedeli ile ilgili yararlanma imkânlarıyla bağlantılı genel borç hükümleridir. Bu madde ile doğrudan bir bağ kurulmuş değildir.
  • 6098 sayılı Kanun m.125: Sözleşmeden dönme ve bunun sonuçlarına ilişkin genel hükümdür; m.270'te düzenlenen cayma benzeri hakkın kapsamı bu genel hükümlere göre değerlendirilebilir.

TBK m.271

Bu madde, ön ödemeli satışta alıcının temerrüdü halinde satıcının haklarını düzenler: vadesi gelmiş ön ödemeleri isteme hakkı, belirli koşullarda sözleşmeden dönme hakkı, ödeme süresine göre dönmenin hesabı, bir yıldan uzun sözleşmelerde talep edilebilecek zarar kalemleri, malın devredilmiş olduğu hallerde dönme ve ceza koşulunun üst sınırı. Kişisel kapsamı alıcı ve satıcı arasındaki ön ödemeli taksitle satış ilişkisidir. Ön ödemesiz satışta alıcının temerrüdünün genel hükümleri, bu maddenin düzenlemediği konulardır. Satıcının dönme beyanının şekli ve dönmenin genel hükümleri (m.125 vd. ile m.260 dışındaki genel kurallar) bu maddede düzenlenmez. Satıcının ön ödemesiz sözleşmede temerrüt sonucundaki dönme hakkı (m.125) bu madde kapsamında değildir. Cayma parası ve cayma hakkının kurallarının ayrıntısı (m.269) ile m.260'ın tam içeriği bu maddede yazılmamıştır; yalnız madde bu hükümlere atıf yapar. Malın devrine ilişkin mülkiyet geçişi ve tapu işlemleri de bu maddenin konusu değildir.

m.271: hangi kavramlar bilinmeli?

Ön ödeme
Alıcının satış bedelinin bir kısmını sözleşme gereği taksitler hâlinde, malın teslim edilmesinden önce ödediği ödemelerdir. Maddenin koruduğu satıcı hakları bu ödemelerin temerrüdüne bağlıdır.
Toplam alacak
Ön ödemeli satış sözleşmesinden doğan ve taksitlere bölünmüş satış bedelinin tamamıdır. Dönme eşiğinin hesabı, ödemelerin bu toplam alacağa oranına göre yapılır.
Vadesi gelmiş ön ödeme
Ödeme tarihi gelip çatmış ve alıcının ödemesi gereken ön ödemedir. Satıcı yalnız bu ödemeleri isteyebilir; henüz vadesi gelmemiş taksitleri bu madde uyarınca talep edemez.
Ödeme süresi
Sözleşmenin ödeme dönemi uzunluğudur. Bir yıl veya daha az ile bir yılı aşan sözleşmeler ayrı hükümlere bağlanmıştır.
Cayma parası
Alıcının sözleşmeden cayması hâlinde ödemesi gereken bedeldir ve m.269 ikinci fıkrasında düzenlenir. Bir yıldan uzun sözleşmelerde satıcının talep edebileceği zararın üst sınırını bu kalem belirler.
Ortalama banka mevduat faizi
Alıcının ödemesi gereken, bir yıldan uzun sözleşmelerde satıcının zararının hesabına esas alınan faiz ölçüsüdür. Satıcı bu faizi aşan zararını isteyebilir.
Yasal anapara faizi
Üçüncü fıkrada, malın devri isteminde satıcının talep edebileceği faiz türüdür. Ceza koşulu veya dönme faizi ile karıştırılmamalıdır.

m.271: hangi şartlar aranır?

  • Satış sözleşmesinin ön ödemeli taksitle satış olması ve alıcının bir veya daha çok ön ödemede temerrüde düşmüş bulunması gerekir.
  • Satıcının yalnız vadesi gelmiş ön ödemeleri isteyebilmesi için, bu ödemelerin vadesinin gelmiş olması gerekir; vadesi gelmemiş ödemeler bu yoldan istenemez.
  • Satıcının sözleşmeden dönebilmesi için, toplam alacağın en az onda birini oluşturan ve birbirini izleyen iki ön ödemenin ya da toplam alacağın en az dörtte birini oluşturan tek bir ön ödemenin ya da sonuncu ön ödemenin vadesinin gelmiş olması gerekir.
  • Satıcının sözleşmeden dönebilmesi için, alıcıya tanıdığı bir aylık ödeme süresinin geçmiş olması gerekir.
  • Ödeme süresi bir yıl veya daha az olan sözleşmede dönme, m.260 ikinci fıkrasının kıyas yoluyla uygulanmasına tabidir.
  • Ödeme süresi bir yılı aşan sözleşmede satıcının talep edebileceği zarar, m.269 ikinci fıkrasındaki cayma parasını ve ortalama banka mevduat faizini aşan kısımla sınırlıdır.
  • Bir yıldan uzun süreli sözleşmede malın devrinin istenmesi için, alıcının temerrüde düşmüş olması ve malın devrini istemesi gerekir.
  • Ceza koşulu öngörülmüşse, miktarının satış bedelinin yüzde onunu geçmemesi gerekir.
  • Satılanın devredilmiş olması hâlinde dönme, m.260 birinci fıkrasına göre yapılır.

m.271: hangi sonuçları doğurur?

  • Vadesi gelmiş ön ödemeler dışında kalan taksitler, dönme gerçekleşmeden önce satıcı tarafından istenemez.
  • Eşikler gerçekleşmez ve bir aylık süre tanınmazsa satıcı sözleşmeden dönemez; yalnız vadesi gelmiş ödemeleri isteyebilir.
  • Eşikler ve bir aylık süre gerçekleşirse satıcı sözleşmeden dönme hakkını kazanır.
  • Ödeme süresi bir yıl veya daha az olan sözleşmede dönme, m.260 ikinci fıkrasının kıyasen uygulanmasıyla sonuçlanır.
  • Ödeme süresi bir yılı aşan sözleşmede satıcı yalnız m.269 ikinci fıkrasındaki cayma parasını ve ortalama banka mevduat faizini aşan zararını isteyebilir.
  • Bir yıldan uzun sözleşmede alıcının malın devrini istemesi hâlinde satıcı, yasal anapara faizi ile devir isteminden sonra oluşacak değer eksilmelerini isteyebilir.
  • Sözleşmede ceza koşulu öngörülmüşse miktarı satış bedelinin yüzde onunu geçemez; bu sınırın üstündeki ceza koşulu bu oran ile sınırlandırılmış sayılır.
  • Satılan devredilmişse dönme, m.260 birinci fıkrası hükmüne göre yapılır.

Vadesi gelmiş ödemeleri isteme ile sözleşmeden dönme arasındaki fark nedir?

Satıcı yalnız vadesi gelmiş ön ödemeleri isteyebilir; bu, tek başına bir temerrüt hâlinde uygulanan en hafif korumadır.

Dönme ise belirli eşiklerin (on binde bir yerine onda bir iki ardışık, dörtte bir tek veya sonuncu ön ödeme) gerçekleşmesi ve bir aylık ek süre ile mümkündür.

Eşikler aşılmadan dönme hakkı doğmaz; satıcı yalnız vadesi gelmiş ödemeleri isteyebilir.

Bir yıl veya daha az ödeme süreli ile bir yılı aşan sözleşme arasındaki fark nedir?

Ödeme süresi bir yıl veya daha az olan sözleşmede satıcı dönerse, m.260 ikinci fıkrası kıyas yoluyla uygulanır.

Süresi bir yılı aşan sözleşmede satıcı yalnız cayma parası ve ortalama banka mevduat faizini aşan zararını isteyebilir.

Bir yılı aşan sözleşmede satıcının zarar talebi, cayma parası ve faiz farkıyla sınırlıdır; kısa süreli sözleşmede bu sınır uygulanmaz.

Malın devredilmemiş ile devredilmiş hâl arasındaki fark nedir?

Satılan henüz devredilmemişse, dönme ve sonuçları bu maddenin ilgili fıkralarına göre belirlenir.

Satılan devredilmişse dönme konusunda m.260 birinci fıkrası uygulanır.

Devredilmiş mal hâlinde dönme, m.260 birinci fıkrasına bağlanır ve bu maddenin dönme hükmü tek başına uygulanmaz.

Devir isteminde zarar ile genel dönme zararı arasındaki fark nedir?

Bir yıldan uzun sözleşmede temerrüde düşen alıcının malın devrini istemesi hâlinde satıcı, yasal anapara faizi ile devir isteminden sonraki değer eksilmelerini isteyebilir.

Dönme yoluyla zarar isteminde ise cayma parası ve ortalama banka mevduat faizi sınırı geçerlidir.

Devir istemi ile dönme arasında talep edilecek kalemler ve faiz türü farklıdır.

m.271: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Vadesi gelmemiş tüm taksitleri temerrüt nedeniyle istemek; madde yalnız vadesi gelmiş ödemelerin istenebileceğini söyler.
  • On binde bir eşiği ile on yüzde eşiği karıştırmak; madde iki ardışık ödemede onda bir, tek ödemede dörtte bir veya sonuncu ödemenin vadesinin gelmesini arar.
  • Bir aylık ödeme süresini atlayıp doğrudan dönme beyanında bulunmak; süre tanınmadan dönme hakkı doğmaz.
  • Bir yılı aşan sözleşmede dönen satıcının tam zararını talep edebileceğini sanmak; talep cayma parası ve ortalama banka mevduat faizi farkıyla sınırlıdır.
  • Bir yıl veya daha az süreli sözleşmede de m.269 ikinci fıkrası sınırını uygulamak; bu hâlde m.260 ikinci fıkrası kıyas yoluyla uygulanır.
  • Ceza koşulunu satış bedelinin yüzde on sınırını aşacak biçimde hesaplamak; yüzde on üst sınırdır.
  • Devredilmiş mal hâlinde m.260 birinci fıkrasının uygulanmasını unutmak ya da bu maddenin dönme hükmünü doğrudan uygulamak.

Nasıl ispat edilir?

  • Satıcı, alıcının ön ödemede temerrüde düştüğünü, vadesi gelmiş ödemeleri ve eşiklerin gerçekleştiğini ispatlamakla yükümlüdür; ödeme planı ve vade bilgisi sözleşme ile ödeme kayıtlarından gösterilir.
  • Satıcının alıcıya bir aylık ödeme süresi tanıdığını ve bu süre içinde ödeme yapılmadığını ispat etmesi gerekir; süre tanıma yazısı ve tebliğ belgesi bu ispat için kullanılır.
  • Bir yılı aşan sözleşmede satıcının talep ettiği zararın cayma parası ve ortalama banka mevduat faizini aşan kısmını ispat etmesi gerekir; zarar kalemleri belgelerle gösterilir.
  • Malın devredilmiş olduğu iddiasında, devrin gerçekleştiğini tapu veya teslim belgesiyle ispatlamak satıcıya düşer; alıcı ise devrin olmadığını savunabilir.
  • Ceza koşulunun miktarı sözleşmede yazılı olmak zorundadır; miktarın satış bedelinin yüzde onunu aştığını alıcı ileri sürebilir ve bunu sözleşmeye dayanarak ispat eder.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6098 sayılı Kanun m.260: Ödeme süresi bir yıl veya daha az olan sözleşmede satıcının dönmesinde kıyas yoluyla uygulanır; satılanın devredilmiş olduğu hâlde dönme konusunda da birinci fıkrası uygulanır.
  • 6098 sayılı Kanun m.269: İkinci fıkrasında öngörülen cayma parası, bir yılı aşan sözleşmelerde satıcının talep edebileceği zararın üst sınırını belirler.

TBK m.272 — Uygulama alanının sınırlanması

Bu madde, ön ödemeli taksitle satış sözleşmelerine ilişkin düzenlemelerin (TBK m.264-271) hangi alıcılar bakımından uygulanmayacağını belirler. Alıcının tacir sıfatıyla hareket etmesi ile malın ticari işletme ihtiyacı için ya da mesleki amaçlarla satın alınması hallerinde bu koruyucu hükümler devre dışı kalır. Maddenin konusu uygulama alanının sınırlanmasıdır; ön ödemeli taksitle satışın kurulması, şekli, içeriği ve alıcının korunmasına ilişkin ayrıntılar bu maddede düzenlenmez. Ön ödemeli taksitle satış sözleşmesinin genel tanımı, tarafların yükümlülükleri ve temerrüt sonuçları (m.264-271) ile bu hükümlerin dışında kalan genel satış hükümleri bu maddenin kapsamı dışındadır. Alıcının tüketici sıfatına ilişkin ayrıca tüketici mevzuatındaki korumalar ve sözleşmenin geçersizliği ya da iptali gibi genel hükümler de burada düzenlenmez.

Uygulama alanının sınırlanması: hangi kavramlar bilinmeli?

Ön ödemeli taksitle satış
Alıcının malın bedelini peşin veya taksitlerle ödediği, satıcının ise malı ödemeler tamamlanmadan ya da ödeme dönemi bitmeden teslim etmeyi üstlendiği satış biçimidir. Bu maddenin uygulandığı sözleşme türü budur ve maddede tanımı yoktur, m.264 vd. hükümlerinden anlaşılır.
Tacir sıfatıyla hareket etmek
Alıcının satın alma işini ticari faaliyeti kapsamında yapmasıdır. Ticari amaçla hareket eden alıcı bakımından koruyucu hükümler uygulanmaz; sıfat, alıcının ticari işletme sahibi ya da tacir olup olmamasına bağlıdır.
Ticari işletmenin ihtiyacı
Malın alıcının ticari faaliyetini sürdürmek için kullandığı bir işletme ihtiyacını karşılamak üzere satın alınmasıdır. Kişisel veya ailevi tüketim amacı bu kapsamda değildir.
Mesleki amaç
Malın alıcının bir meslek faaliyetinde kullanılmak üzere satın alınmasıdır. Serbest meslek sahibinin mesleğinin gereği olarak edindiği mal bu kavrama girer.

Uygulama alanının sınırlanması: hangi şartlar aranır?

  • Alıcının tacir sıfatıyla hareket etmesi gerekir; bu hâlde 264 ilâ 271 inci maddelerdeki koruyucu hükümler uygulanmaz.
  • Alternatif olarak malın bir ticari işletmenin ihtiyacı için satın alınması yeterlidir; bu hâlde de aynı hükümler uygulanmaz.
  • Alternatif olarak malın mesleki amaçlarla satın alınması yeterlidir; bu hâlde de aynı hükümler uygulanmaz.
  • Bu üç halden hiçbiri gerçekleşmiyorsa, yani alıcı tacir sıfatıyla hareket etmiyor ve mal ticari ya da mesleki amaçla alınmıyorsa, 264 ilâ 271 inci maddeler uygulanır.

Uygulama alanının sınırlanması: hangi sonuçları doğurur?

  • Alıcı tacir sıfatıyla hareket ediyorsa ya da mal ticari işletme ihtiyacı veya mesleki amaçla satın alınıyorsa, 264 ilâ 271 inci maddelerdeki ön ödemeli taksitle satış hükümleri uygulanmaz.
  • Bu hâllerde sözleşme, genel satış hükümlerine ve tarafların sözleşme serbestisine göre değerlendirilir.
  • Alıcının tacir sıfatıyla hareket etmediği ve malın ticari ya da mesleki amaçla alınmadığı hâllerde 264 ilâ 271 inci maddeler uygulanır ve alıcı bu koruyucu hükümlerden yararlanır.
  • Maddenin sonucu emredici bir uygulama alanı sınırıdır; taraflar sözleşmeyle bu sınırı değiştirerek tacir ya da ticari amaçlı alıcıya 264 ilâ 271 inci maddelerin korumasını sağlayamaz ve tüketici niteliğindeki alıcıya bu korumayı kaldıramaz.

Tacir alıcı ile tüketici alıcı arasındaki fark nedir?

Tacir sıfatıyla hareket eden alıcı, satın alma işini ticari faaliyetinin bir parçası olarak yapar.

Tüketici niteliğindeki alıcı, malı ticari ya da mesleki amaç dışında, kişisel ihtiyacı için satın alır.

Tacir alıcı bakımından 264 ilâ 271 inci maddeler uygulanmaz; tüketici alıcı bakımından bu koruyucu hükümler uygulanır.

Ticari işletme ihtiyacı ile kişisel ihtiyaç arasındaki fark nedir?

Malın bir ticari işletmenin ihtiyacı için alınması, işletmenin faaliyeti için kullanılacak malın satın alınmasıdır.

Kişisel ihtiyaç için alım, malın aile veya kişisel kullanım amacıyla alınmasıdır.

Ticari işletme ihtiyacı için yapılan alımda koruyucu hükümler uygulanmaz; kişisel ihtiyaç için yapılan alımda uygulanır.

Mesleki amaç ile özel amaç arasındaki fark nedir?

Mesleki amaçla alım, malın alıcının bir meslek faaliyetinde kullanılmak üzere edinilmesidir.

Özel amaçla alım, malın meslek faaliyeti dışında kullanılmak üzere edinilmesidir.

Mesleki amaçla yapılan alımda koruyucu hükümler uygulanmaz; özel amaçla yapılan alımda uygulanır.

Uygulama alanının sınırlanması: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Alıcının tacir olup olmadığını tek başına sicile kayıtlı olmaya bağlamak; sicil kaydı olmadan da tacir sıfatıyla hareket edilebileceği ve asıl ölçütün satın almanın ticari faaliyet kapsamında yapılması olduğu göz ardı edilmemelidir.
  • Malın mesleki amaçla alındığını, alıcının salt meslek sahibi olması yeterliymiş gibi kabul etmek; maddede aranan ölçüt malın mesleki amaçla satın alınmış olmasıdır.
  • Maddenin tüm ön ödemeli taksitle satış sözleşmelerini koruyucu hükümler dışında bıraktığını sanmak; madde yalnızca m.264-271 uygulamasını belirli alıcı kategorileri bakımından sınırlar.
  • Ticari işletme ihtiyacı ile kişisel ihtiyacı ayırmadan tek bir ölçüte göre sonuç çıkarmak; her alım için malın amacı ayrıca değerlendirilmelidir.

Nasıl ispat edilir?

  • Alıcının tacir sıfatıyla hareket ettiğini ileri süren taraf, bu sıfatı ve satın almanın ticari faaliyet kapsamında yapıldığını ispatlamalıdır; bu ispat ticaret sicili kaydı, fatura ve benzeri ticari belgelerle yapılabilir.
  • Malın ticari işletme ihtiyacı için ya da mesleki amaçlarla alındığını ileri süren taraf bu iddiayı ispatlamalıdır; satın alma amacı fatura, sipariş formu, işletme kayıtları ve sözleşmenin içeriği ile gösterilebilir.
  • Alıcının tüketici niteliğinde olduğunu ve koruyucu hükümlerden yararlanmak istediğini ileri süren taraf, malın kişisel ihtiyaç için alındığını ispatlamalıdır; bu iddianın karşısında tacir ya da meslek sahibi olduğunu savunan taraf bunu ispatla yükümlüdür.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6098 m.264: Ön ödemeli taksitle satış sözleşmesine ilişkin düzenlemelerin başlangıcıdır; bu maddeden m.271'e kadar olan hükümler, m.272 kapsamındaki alıcılar bakımından uygulanmaz.
  • 6098 m.271: Ön ödemeli taksitle satış hükümlerinin son maddesidir; m.272 ile birlikte bu düzenlemenin uygulama alanını belirler.

TBK m.273 — Ortak hükümler

TBK m.273, taksitle satış hükümlerinin ön ödemeli taksitle satışa da hangi ölçüde uygulanacağını düzenler. Birinci fıkra, taksitle satışa ilişkin hükümlerden yasal temsilcinin rızası, sözleşmenin hüküm ve sonuçlarını doğurması ile geri alma açıklaması, alıcının def'ileri, satıcının alacağının devri, hâkimin sağladığı ödeme kolaylıkları ve yetkili mahkeme ile tahkim hükümlerinin ön ödemeli taksitle satışa uygulanacağını söyler. İkinci fıkra, satılanın devir süresi bir yıldan uzun veya belirsiz olan taksitle satışta alıcının devirden önce ödeme yapmakla yükümlü olduğu hallerde ön ödemeli satış hükümlerinin kıyas yoluyla uygulanmasını düzenler. Madde taksitle satışın kuruluşunu, ön ödemeli satışın kendi koşullarını ve taksitle satış hükümlerinin ayrıntılarını düzenlemez; bunlar ilgili maddelerde yer alır. Ayrıca ön ödemeli konut satışına ilişkin özel düzenlemeler ve tüketici mevzuatı bakımından uygulama bu maddenin kapsamı dışındadır.

Ortak hükümler: hangi kavramlar bilinmeli?

Ön ödemeli taksitle satış
Alıcının satılanın devrinden önce belirli ödemeleri yapmakla yükümlü olduğu, bedelin taksitlerle ödendiği satış türüdür. Madde metni bu satış türüne taksitle satış hükümlerinden hangilerinin uygulanacağını belirler.
Satılanın devri
Satılanın alıcıya teslim edilerek mülkiyetinin ona geçmesi anıdır. İkinci fıkradaki kıyas koşulu, alıcının bu andan önce ödeme yapmakla yükümlü olup olmadığına bağlıdır.
Geri alma açıklaması
Satıcının, alıcının temerrüdü hâlinde satılanı geri almak istediğini bildirdiği yenilik doğuran açıklamadır. Madde metninde yalnızca ön ödemeli satışa uygulanacak hükümler arasında sayılmıştır.
Hâkim tarafından sağlanan ödeme kolaylıkları
Hâkimin borçlunun durumunu gözeterek ödemeleri erteleme veya taksitlendirme yönünde verdiği kolaylıklardır. Bu kolaylıkların ön ödemeli satışta da uygulanacağı madde metninde belirtilmiştir.

Ortak hükümler: hangi şartlar aranır?

  • Satış sözleşmesinin ön ödemeli taksitle satış olarak nitelendirilebilmesi için alıcının satılanın devrinden önce ödeme yapmakla yükümlü olması gerekir.
  • Birinci fıkradaki hükümlerin uygulanabilmesi için ilgili hükmün taksitle satışa ilişkin olması ve madde metninde sayılan konulardan birini düzenlemesi gerekir.
  • İkinci fıkranın uygulanabilmesi için satılanın devir süresinin bir yıldan daha uzun veya belirsiz olması gerekir.
  • İkinci fıkranın uygulanabilmesi için alıcının satılanın devrinden önce ödemeleri yapmakla yükümlü olması gerekir.
  • Devir süresi bir yıldan kısa ve belirli ise ikinci fıkra uygulanmaz; bu hâlde ön ödemeli satışa ilişkin kıyas yoluna gidilmez.
  • Bu koşullar gerçekleştiğinde ön ödemeli satışa ilişkin hükümler kıyas yoluyla uygulanır.

Ortak hükümler: hangi sonuçları doğurur?

  • Birinci fıkrada sayılan konularda ön ödemeli taksitle satış taksitle satış hükümlerine tabidir.
  • Yasal temsilcinin rızasına, sözleşmenin hüküm ve sonuçlarını doğurmasına, geri alma açıklamasına, alıcının def'ilerine, satıcının alacağının devrine, hâkimin ödeme kolaylıklarına ve yetkili mahkeme ile tahkim hükümlerine ilişkin taksitle satış kuralları ön ödemeli satışa da uygulanır.
  • Devir süresi bir yıldan uzun veya belirsiz olup alıcı devirden önce ödeme yapmakla yükümlüyse, ön ödemeli satışa ilişkin hükümler kıyas yoluyla uygulanır.
  • Devir süresi bir yıl veya daha kısa ve belirli ise ikinci fıkranın kıyas yolu açılmaz.
  • Ön ödemeli satış hükümleri madde metninde sayılan konular dışında kalan alanlarda doğrudan uygulanmaz; bu alanlarda ancak kıyas yoluyla uygulanabilirler.

Birinci fıkra ile ikinci fıkra arasındaki fark nedir?

Birinci fıkra, taksitle satış hükümlerinden hangilerinin ön ödemeli satışa doğrudan uygulanacağını sayar.

İkinci fıkra, satılanın devir süresi bir yıldan uzun veya belirsiz olan taksitle satışta uygulanacak kıyas yolunu düzenler.

Birinci fıkradaki konularda doğrudan uygulama yapılır; ikinci fıkradaki hâlde ise ön ödemeli satış hükümlerinin tamamı değil kıyas yoluyla uygulanması söz konusu olur.

Devir süresi bir yıl veya kısa ile bir yıldan uzun veya belirsiz arasındaki fark nedir?

Devir süresi bir yıl veya daha kısa ve belirli olan taksitle satışta ikinci fıkra devreye girmez.

Devir süresi bir yıldan uzun veya belirsiz olan ve alıcının devirden önce ödeme yapmakla yükümlü olduğu taksitle satışta ikinci fıkra uygulanır.

Yalnızca ikinci koşul gerçekleşen satışta ön ödemeli satış hükümleri kıyas yoluyla uygulanır.

Ortak hükümler: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Madde metnindeki "ön ödemeli satış" ile "taksitle satış" kavramlarını birbirinin yerine kullanmak; ön ödemeli satışta yalnızca madde metninde sayılan konularda taksitle satış hükümlerinin doğrudan uygulanacağını gözden kaçırmak.
  • İkinci fıkradaki bir yıl eşiğini yanlış hesaplamak; bir yıl veya daha kısa devir süresinde kıyasın uygulanmayacağını unutmak.
  • Devir süresi bir yıldan uzun olsa bile alıcının devirden önce ödeme yükümlülüğü bulunmuyorsa ikinci fıkranın uygulanacağını varsaymak.
  • Birinci fıkradaki sayılı konular dışında kalan hükümleri ön ödemeli satışa doğrudan uygulamak.
  • Kıyas yoluyla uygulamanın tüm taksitle satış hükümlerinin otomatik uygulanması anlamına geldiğini düşünmek; kıyas yalnızca ön ödemeli satışa ilişkin hükümler için söz konusudur.

Nasıl ispat edilir?

  • Ön ödemeli satış hükümlerinin ikinci fıkra uyarınca kıyas yoluyla uygulanmasını isteyen taraf, satılanın devir süresinin bir yıldan uzun veya belirsiz olduğunu ve alıcının devirden önce ödeme yükümlülüğü bulunduğunu ispatla yükümlüdür.
  • Devir süresinin uzunluğu ve belirliliği, sözleşme metni ve satış belgeleriyle ispatlanır.
  • Alıcının devirden önce ödeme yükümlülüğü, sözleşmedeki ödeme takvimi ve taksit planıyla ispatlanır.
  • Karşı taraf, devir süresinin bir yıl veya daha kısa ve belirli olduğunu ileri sürerek ikinci fıkranın uygulanmadığını savunabilir; bu savunmayı yazılı sözleşme ile ispatlar.
  • Sözleşmede ön ödeme yükümlülüğü açıkça yer almıyorsa, bu yükümlülüğün varlığı yazılı belgelerle ortaya konulmalıdır; sözlü beyanlar tek başına yeterli kabul edilmeyebilir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu: Madde, kanunun taksitle satış ve ön ödemeli taksitle satış hükümlerine yollama yapar; ancak bu yollamanın hangi hükümlere ilişkin olduğu madde metninde ayrıca sayılmamış, ilgili hükümler kanunun ilgili bölümünde yer almaktadır.

Süreler

SüreMaddeHüküm
yedi günm.264Alıcının yedi gün içinde sözleşme yapılması konusundaki irade açıklamasını geri alma hakkı.
bir yıldanm.265Ödeme süresi bir yıldan daha uzun veya belirsiz olan sözleşmelerde alıcı, ödemeleri sözleşmede belirtilen bir bankada kendi adına açılacak gelir getiren bir tasarruf veya yatırım hesabına yatırmakla yükümlüdür.
bir yıldanm.267Ödeme süresi bir yıldan daha uzun veya belirsiz olan sözleşmelerde satış bedelinin, satılanın devri anında tamamen ödenmiş olması gerekir.
bir yıldanm.269Ödeme süresi bir yıldan daha uzun veya belirsiz olan sözleşmelerde alıcı, malın devrine kadar her zaman sözleşmeden cayabilir.
beş yılınm.270Ön ödemeleri ifa borcu, beş yılın geçmesiyle sona erer.
bir yıldanm.270Ödeme süresi bir yıldan daha uzun veya belirsiz olan sözleşmelerde alıcı, sekiz yıl geçtiği hâlde satılanın devri isteminde bulunmazsa, satıcı kendisini uyararak üç aylık süre tanır.
sekiz yılm.270Ödeme süresi bir yıldan daha uzun veya belirsiz olan sözleşmelerde alıcı, sekiz yıl geçtiği hâlde satılanın devri isteminde bulunmazsa, satıcı kendisini uyararak üç aylık süre tanır.
üç aylıkm.270Ödeme süresi bir yıldan daha uzun veya belirsiz olan sözleşmelerde alıcı, sekiz yıl geçtiği hâlde satılanın devri isteminde bulunmazsa, satıcı kendisini uyararak üç aylık süre tanır.
bir aylıkm.271Bununla birlikte, toplam alacağın en az onda birini oluşturan ve birbirini izleyen iki ön ödemenin veya toplam alacağın en az dörtte birini oluşturan bir tek ön ödemenin ya da sonuncu ön ödemenin vadesi gelmişse satıcı, ayrıca alıcıya…
bir yılm.271Satıcı, ödeme süresi bir yıl veya daha az olan sözleşmeden dönerse, 260 ıncı maddenin ikinci fıkrası hükmü kıyas yoluyla uygulanır.
bir yılım.271Süresi bir yılı aşan sözleşmelerde satıcı, ancak 269 uncu maddenin ikinci fıkrasında öngörülen cayma parasını ve alıcıya ödenmesi gereken ortalama banka mevduat faizini aşan zararlarının giderilmesini isteyebilir.
Bir yıldanm.271Bir yıldan daha uzun süreli sözleşmelerde temerrüde düşmüş olan alıcının malın devrini istemesi hâlinde satıcı, yasal anapara faizi ile birlikte, devir isteminden sonra malın değerinde oluşacak eksilmelerin giderilmesini isteyebilir.
bir yıldanm.273Satılanı devir süresi bir yıldan daha uzun veya belirsiz olan taksitle satışta alıcı, satılanın devrinden önce ödemeleri yapmakla yükümlü ise, ön ödemeli taksitle satışa ilişkin hükümler kıyas yoluyla uygulanır.

Süreler madde metnindeki yazımıyla verilmiştir.

Konuda geçen kararlar

2 karar
  1. 6. Hukuk Dairesi, 2014/9900 E., 2015/9333 K., 03.11.2015
    İlgili madde: m.266
  2. 6. Hukuk Dairesi, 2015/5390 E., 2015/7343 K., 16.09.2015
    İlgili madde: m.270

Bağlayıcılık derecesine göre sıralı (Anayasa Mahkemesi, içtihadı birleştirme, genel kurullar, daireler); her grupta yeni karar önce. Tam metin karar deposundan istek üzerine yüklenir. Hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ayrıca denetleyin.

Madde bağlantıları, tarihine kadar Resmî Gazete'de yayımlanan değişiklikleri içeren güncel metne gider.

Anlatım 21.10.2026 tarihinde derlendi. Bağlayıcı olan madde metnidir.

Bu konuyu panelde çalış

Panelde bu konu 7. Borçlar Özel Giriş ve Devir Borcu Doğuran Sözleşmeler bölümünde yer alıyor.

Panelde çalış