Aile hukuku › Hısımlık › Soybağının kurulması › Velâyet
Genel olarak ve velâyetin kapsamı
Kısaca
TMK m.335, ergin olmayan çocuğun ana ve babasının velâyeti altında bulunmasının kuralını koyar ve velâyetin ana ve babadan yalnızca yasal sebeple alınabileceğini belirtir. TMK m.336, evlilik devam ettiği sürece velayetin ana ve babaya birlikte ait olmasını, ortak hayatın sona ermesi ya da ayrılık hâlinde hâkimin velayeti eşlerden birine verebilmesini ve ana veya babadan birinin ölümü ya da boşanma hâllerinde velayetin kime ait olacağını düzenler.
Kapsam
Bu konu, Türk Medeni Kanunu m.335–345 hükümlerini kapsar.
- TMK m.335Koşullar
- TMK m.336Ana ve baba evli ise
- TMK m.337Ana ve baba evli değilse
- TMK m.338Üvey çocuklar
- TMK m.339Genel olarak
- TMK m.340Eğitim
- TMK m.341Dinî eğitim
- TMK m.342Çocuğun temsil edilmesi
- TMK m.343Çocuğun fiil ehliyeti
- TMK m.344Çocuğun aileyi temsil etmesi
- TMK m.345Çocuk ile ana ve baba arasındaki hukukî işlemler
TMK m.335 — Koşullar
TMK m.335, ergin olmayan çocuğun ana ve babasının velâyeti altında bulunmasının kuralını koyar ve velâyetin ana ve babadan yalnızca yasal sebeple alınabileceğini belirtir. Madde ayrıca, hâkimin vasi atanmasına gerek görmediği hallerde kısıtlanan ergin çocukların da ana ve babanın velâyeti altında kalacağını düzenler. Maddenin uygulandığı kişiler, ergin olmayan çocuklar ile kısıtlanmış ergin çocuklardır. Velâyetin içeriğini, velâyetin kullanılmasını, çocuğun malvarlığını, velâyetin kaldırılmasını ve kişisel ilişkiyi madde düzenlemez; bunlar sırasıyla m.336 (velâyetin kullanılması), m.352 vd. (çocuk malları), m.348 (velâyetin kaldırılması) ve m.323 vd. (kişisel ilişki) hükümlerindedir.
Koşullar: hangi kavramlar bilinmeli?
- Velâyet
- Küçüklerin ve istisnai olarak kısıtlanan ergin çocukların şahıslarına ve mallarına özen gösterme ve onları temsil etme konusunda ana ve babaya kanunla verilen hak ve yükümlülüklerin bütünüdür. Velâyet, çocuğun ergin olmasıyla, evlenmesiyle ya da ergin kılınmasıyla sona erer.
- Yasal sebep
- Velâyetin ana ve babadan alınmasını haklı kılan, kanunda öngörülmüş hallerdir. Bu sebepler m.348 ve m.347 gibi hükümlerde sayılır; sebep olmadan velâyetin alınması mümkün değildir.
- Vasi
- Velâyet altında bulunmayan küçük veya kısıtlının kişisel ve mal varlığı işlerini yürütmek üzere hâkimce atanan kişidir. Madde bakımından vasi, velâyetin ana ve babadan alındığı ya da ana ve babanın bulunmadığı hallerde söz konusu olur.
- Kısıtlanan ergin çocuk
- Ergin olduğu hâlde fiil ehliyeti kanunda belirtilen sebeplerle mahkeme kararıyla sınırlandırılan çocuktur. Bu durumda çocuk, hâkim vasi atamadığı sürece ana ve babanın velâyeti altında kalır.
Koşullar: hangi şartlar aranır?
- Kişinin ergin olmayan çocuk olması ya da ergin olup kısıtlanmış bulunması gerekir.
- Çocuğun ana ve babasından en az birinin velâyet hakkı bulunmalıdır; velâyet ana ve babanın ortak hakkıdır.
- Kısıtlanan ergin çocuk bakımından hâkimin vasi atanmasına gerek görmemiş olması gerekir.
- Velâyetin ana ve babadan alınabilmesi için yasal sebep bulunmalıdır; yasal sebep olmadıkça velâyet alınamaz.
Koşullar: hangi sonuçları doğurur?
- Ergin olmayan çocuk, ana ve babasının velâyeti altında olur.
- Yasal sebep bulunmadıkça velâyet ana ve babadan alınamaz.
- Hâkim vasi atanmasına gerek görmediği sürece kısıtlanan ergin çocuk da ana ve babanın velâyeti altında kalır.
- Hâkim kısıtlanan ergin çocuğa vasi atarsa, bu çocuk velâyet altında kalmaz ve vesayet altına girer.
- Velâyet, çocuğun ergin olmasıyla sona erer; bu durumda madde uygulanmaz.
Ergin olmayan çocuk ile kısıtlanan ergin çocuk arasındaki fark nedir?
Ergin olmayan çocuk, yaşı nedeniyle doğrudan ana ve babanın velâyeti altındadır.
Kısıtlanan ergin çocuk, ergin olduğu hâlde fiil ehliyeti sınırlandığı için ayrıca hâkimin karar vermesine bağlıdır.
Kısıtlanan ergin çocuk, hâkim vasi atamadıkça velâyet altında kalır; hâkim vasi atarsa velâyet sona erer ve vesayet rejimi uygulanır.
Ana ve babanın velâyeti ile yasal sebep yokken velâyetin alınması arasındaki fark nedir?
Ana ve baba, yasal sebep bulunmadığı sürece velâyeti korur.
Yasal sebep bulunduğunda velâyet ana ve babadan alınabilir.
Yasal sebep olmadan alınan velâyet hukuka aykırıdır ve ana ve babanın bu hakkı korunur.
Koşullar: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Ergin olmayan çocuğu, ana ve babasından yalnızca biri velâyet hakkına sahipmiş gibi değerlendirmek; velâyet ortak hak olarak her iki ebeveyne aittir.
- Kısıtlanan ergin çocuğu, hâkim vasi atamış olsa bile velâyet altında saymak; vasi atanması velâyeti sona erdirir.
- Velâyetin yasal sebep olmadan alınabileceğini düşünmek; yasal sebep yoksa velâyet alınamaz.
- Çocuğun ergin olmasıyla m.335 hükmünün kısıtlanmış çocuk için de sürdüğünü varsaymak; m.335/2 yalnızca kısıtlanan ergin çocuklar için geçerlidir.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Ergin olmayan çocuğun ana ve babasının velâyeti altında bulunduğu, velâyetin ancak kanunda öngörülen yasal sebeple alınabileceği kabul edilmektedir. (Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, 2022/565 E., 2023/43 K., 19.01.2023)
- Kısıtlanan ergin çocuk bakımından hâkimin vasi atamaması hâlinde velâyetin ana ve babada devam ettiği kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2018/80 E., 2020/416 K., 13.10.2020)
- Velâyet hakkının kullanılması, velâyet altındaki çocuk adına dava açılması ve temsil yetkisinin kapsamı bakımından ergin olmayan çocuktaki kurallara tabi tutulmaktadır. (Ceza Genel Kurulu, 2021/130 E., 2022/780 K., 08.12.2022)
- Ana ve babanın menfaat çatışması bulunduğu hâllerde velâyetin kullanılamayacağı ve çocuk için kayyım atanması gerektiği kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2021/130 E., 2022/780 K., 08.12.2022)
Nasıl ispat edilir?
- Velâyetin varlığını ve kapsamını iddia eden taraf, ana veya babalık bağı ile çocuğun ergin olmadığını ya da kısıtlandığını nüfus kaydı ve mahkeme kararı ile ispatlar.
- Velâyetin alındığını ileri süren taraf, m.347 ve m.348 kapsamındaki yasal sebebin varlığını ispatlamakla yükümlüdür; yasal sebep ispatlanmadıkça velâyetin alınmadığı kabul edilir.
- Kısıtlanan ergin çocuğun velâyet altında kaldığını savunan taraf, hâkimin vasi atamadığına dair kararın bulunduğunu belgeyle gösterir.
- Ana ile babanın menfaat çatışması iddiası, velâyet altındaki çocuk adına açılan davada ayrı bir kayyım talebiyle ortaya konulur ve bunu iddia eden taraf ispatlar.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 4721 m.336: Velâyetin ana ve babanın birlikte kullanılmasını, boşanma ve ölüm hâllerinde velâyetin kime ait olduğunu düzenler; m.335'teki velâyet kuralının kapsamını belirler.
- 4721 m.348: Velâyetin kaldırılmasının sebeplerini ve usulünü düzenler; m.335'teki yasal sebep ibaresinin açılımını oluşturur.
- 4721 m.347: Velâyetin ana ve babadan alınmasının yasal sebeplerini düzenler; velâyetin alınması ancak bu sebeplerle mümkündür.
- 4721 m.404: Velâyet altında bulunmayan küçüğün vesayet altına alınacağını öngörür; m.335'in kısıtlanan ergin çocuk hakkındaki vasi atanması hâlinin dayanağıdır.
- 4721 m.11: Ergin olma ve velâyetin sona ermesi hâlini düzenler; m.335'in uygulanma alanını sınırlar.
TMK m.336 — Ana ve baba evli ise
TMK m.336, evlilik devam ettiği sürece velayetin ana ve babaya birlikte ait olmasını, ortak hayatın sona ermesi ya da ayrılık hâlinde hâkimin velayeti eşlerden birine verebilmesini ve ana veya babadan birinin ölümü ya da boşanma hâllerinde velayetin kime ait olacağını düzenler. Hüküm evlilik içinde doğan çocuklar bakımından anne ve babanın velayetine ilişkindir. Evlilik dışı doğan çocuğun velayetini (m.337), velayetin içeriğini ve kullanımını (m.339 vd.), velayetin kaldırılmasını ve geri verilmesini (m.348 vd.), kişisel ilişkiyi (m.323 vd.) ve çocuk mallarının yönetimini (m.354 vd.) düzenlemez. Vasi atanmasına ilişkin hal m.335 ve m.337 kapsamındadır; boşanmanın kendisine ve tarafların mal rejimine ilişkin sonuçları da bu maddenin konusu değildir.
Ana ve baba evli ise: hangi kavramlar bilinmeli?
- Velayet
- Reşit olmayan çocuğun kişisi ve malvarlığı üzerinde ana ve babanın birlikte veya tek başına kullandığı, çocuğun bakım, eğitim ve temsilini kapsayan hak ve yükümlülükler bütünüdür. Bu maddede velayetin kime ait olduğu belirlenir; içeriği diğer maddelerde düzenlenmiştir.
- Ortak hayatın sona ermesi
- Eşlerin birlikte yaşamayı fiilen bırakmış olmasıdır. Hukuki bir bağ olan evlilik devam edebilir; ancak ortak yaşam sona ermişse hâkim velayeti eşlerden birine verebilir.
- Ayrılık hâli
- Eşlerin evlilik birliğini sürdürmediği, ayrı yaşadığı durumdur. Bu maddede ortak hayatın sona ermesiyle birlikte hâkimin velayeti tek bir eşe vermesine dayanak olan iki alternatif hâlden biridir.
- Velayetin tevdii
- Hâkimin velayeti eşlerden birine bırakmasıdır. Bu bir takdir yetkisidir; hâkim çocuğun üstün yararını gözeterek karar verir, velayet kendiliğinden tek eşe geçmez.
- Boşanmada çocuğun bırakılması
- Boşanma kararında çocuğun ana veya babadan hangisine bırakıldığının belirlenmesidir. Velayet bu bırakılan tarafa aittir; bu hüküm boşanma kararında verilen bırakma kararına bağlanmıştır.
Ana ve baba evli ise: hangi şartlar aranır?
- Evlilik devam ediyorsa velayetin ana ve babada birlikte bulunması gerekir; bu hâlde iki eş velayeti birlikte kullanır.
- Ortak hayatın sona ermiş olması veya ayrılık hâlinin gerçekleşmiş olması gerekir; bu koşul gerçekleşmeden hâkimin velayeti tek eşe vermesi mümkün değildir.
- Hâkimin velayeti eşlerden birine verebilmesi için çocuğun menfaatinin bunu gerektirmesi gerekir; karar hâkimin takdirindedir.
- Ana veya babadan birinin ölümü hâlinde velayetin sağ kalan eşe ait olması için ölüm olayının gerçekleşmiş olması gerekir.
- Boşanma hâlinde velayetin tek tarafa ait olması için çocuğun boşanma kararında o tarafa bırakılmış olması gerekir.
Ana ve baba evli ise: hangi sonuçları doğurur?
- Evlilik devam ettiği sürece velayet ana ve babaya birlikte aittir ve iki eş birlikte kullanır.
- Ortak hayat sona ermiş veya ayrılık hâli gerçekleşmişse hâkim velayeti eşlerden birine verebilir; bu karar çocuğun üstün yararına göre verilir.
- Ana veya babadan birinin ölümü hâlinde velayet sağ kalan eşe aittir.
- Boşanma hâlinde velayet, çocuğun kendisine bırakıldığı tarafa aittir.
- Evlilik devam ederken ortak hayat sona ermemişse ve ayrılık hâli yoksa, hâkimin velayeti tek eşe vermesine ilişkin bir yetki doğmaz.
Evlilik devamı ile ortak hayatın sona ermesi arasındaki fark nedir?
Evlilik devam ederken ve eşler birlikte yaşarken velayet ana ve babaya birlikte aittir.
Ortak hayat sona ermiş veya ayrılık gerçekleşmiş ise velayet bir eşe bırakılabilir.
Birinci hâlde iki eş birlikte kullanır, ikinci hâlde hâkim velayeti tek eşe verebilir.
Hâkimin tevdii ile ölüm ve boşanma hâlleri arasındaki fark nedir?
Ortak hayatın sona ermesi veya ayrılık hâlinde velayetin verilmesi hâkimin takdirine bağlıdır.
Ölüm ve boşanma hâllerinde velayetin kime ait olacağı kanunda doğrudan belirlenmiştir.
Ölümde sağ kalan eş ve boşanmada çocuğun bırakıldığı taraf kendiliğinden velayet sahibi olur; bu hâllerde hâkim takdir yetkisi kullanmaz.
Ölüm hâli ile boşanma hâli arasındaki fark nedir?
Ana veya babadan birinin ölümünde velayet sağ kalana geçer.
Boşanmada velayet, çocuğun kendisine bırakıldığı tarafa aittir.
İki hâlde de velayetin dayanağı farklıdır: biri ölüm olayı, diğeri boşanma kararındaki bırakma işlemidir.
Ana ve baba evli ise: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Evlilik devam ettiği sürece de hâkimin velayeti tek eşe verebileceğini düşünmek; bu yetki yalnızca ortak hayatın sona ermesi veya ayrılık hâlinde doğar.
- Ortak hayatın sona ermesi ile boşanma kararının aynı şey olduğunu varsaymak; ayrı yaşayan eşlerin boşanmamış olması ayrılık hâli sayılabilir, ancak hüküm bu iki hâli ayrı tutar.
- Boşanmada velayeti hâkimin takdiriyle belirlemek; kanun velayetin bırakılan tarafa ait olduğunu doğrudan öngörmüştür.
- Ölüm hâlinde velayetin hâkim kararıyla sağ kalana verildiğini sanmak; bu hâlde velayet kendiliğinden sağ kalana geçer.
- Madde metnindeki 'çocuğun menfaati' ölçütünü ölüm ve boşanma hâllerine de uygulamak; bu ölçüt yalnız ortak hayatın sona ermesi hâlinde hâkimin tevdi kararında aranır.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Hâkimin velayeti eşlerden birine vermesinin, çocuğun üstün yararı ölçütüne dayandığı kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2010/649 E., 2010/683 K., 22.12.2010)
- Velayet davalarında kamu düzenine ilişkin bu hükümler bakımından hâkimin resen araştırma yaptığı ve taraf taleplerine bağlı kalmadığı kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2017/2066 E., 2019/15 K., 17.01.2019)
- Velayetin babaya veya anaya verildiği hâllerde, velayet sahibi olmayan eşin velayeti tek başına kullanamayacağı kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi, 2021/597 E., 2023/910 K., 11.05.2023; İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, 2020/968 E., 2022/213 K., 03.02.2022)
- Evliliğin devam ettiği dönemde velayetin birlikte kullanılmasının, bu hükmün temel ilkesi olarak uygulandığı kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2005/656 E., 2005/625 K., 16.11.2005)
Nasıl ispat edilir?
- Velayetin tek eşe verilmesini talep eden taraf, ortak hayatın sona erdiğini veya ayrılık hâlinin gerçekleştiğini ispatlamakla yükümlüdür; bu olgu tanık, yerleşim kaydı ve taraf beyanları ile ispat edilebilir.
- Ölüm hâlinde velayetin sağ kalan eşe geçtiğini ileri süren taraf, ölüm belgesi (nüfus kaydı) ile ölümü ispatlamalıdır.
- Boşanma hâlinde velayetin bırakıldığı tarafa ait olduğunu ileri süren taraf, boşanma kararının velayete ilişkin hükmünü ibraz ederek ispatlar.
- Hâkimin velayeti tevdi kararının çocuğun üstün yararına uygun olduğunu ileri süren taraf, bunu sosyal inceleme raporu, tanık ve çocuğun durumuna ilişkin delillerle ispatlamalıdır; karşı taraf ise aksini ispatlamakla yükümlüdür.
- Velayetin birlikte kullanıldığını ileri süren taraf, evliliğin devam ettiğini nüfus kaydı ile ispat eder.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 4721 m.335: Velayetin genel niteliğini ve ana babanın çocuk üzerindeki hakkının kapsamını düzenler; bu madde velayetin kime ait olacağını belirler.
- 4721 m.337: Evlilik dışı doğan çocuk bakımından velayetin anaya ait olmasını ve hâkimin vasi atama veya velayeti babaya verme yetkisini düzenler; m.336 evlilik içi hâli kapsar.
- 4721 m.342: Velayetin tek başına kullanılamayacağı hâllerde ve velayetin kullanımına ilişkin özel durumlarda devreye girer; K1 ve K3 kararlarında m.336 ile birlikte anılır.
- 4721 m.348: Velayetin kaldırılmasını düzenler; m.336 kapsamında velayeti alınan tarafın durumu bu maddeye göre değerlendirilir.
- 4721 m.323: Boşanma ve ayrılık hâllerinde çocukla kişisel ilişki kurulmasını düzenler; velayetin tevdii ile birlikte uygulanır.
TMK m.337 — Ana ve baba evli değilse
TMK m.337, ana ve babanın evli olmadığı hallerde velayetin kime ait olacağını ve velayetin anadan alınması hâlinde hâkimin hangi kararları verebileceğini düzenler. Velayetin kullanımı, velayetin kapsamı ve kişisel ilişki gibi konuları düzenlemez (velayetin kapsamı m.339-351; kişisel ilişki m.323-325 ile ilgili hükümler). Hükmün uygulanması, ana ile baba arasındaki evlilik durumuna ve çocuğun velayetinin kime ait olduğuna bağlıdır; evlilik içinde velayetin birlikte kullanılmasını (m.336) ve boşanmada velayetin verilmesini (m.346) düzenlemez. Velayetin anaya ait olması için mahkeme kararı aranmaz; bu yönüyle eski hukuktan ayrılır. Soybağının kurulması ve nafaka gibi konular da ayrı maddelerde düzenlenmiştir.
Ana ve baba evli değilse: hangi kavramlar bilinmeli?
- Velayet
- Ergin olmayan çocuğun bakım, eğitim, korunma ve temsil işlerini kapsayan, ana ve babaya ait bir hak ve görev bütünüdür. Hükümde velayetin kapsamı değil, kime ait olacağı düzenlenmiştir.
- Evli değillik
- Ana ve babanın evlilik bağı içinde bulunmamasıdır. Evlilik sona ermiş olsa da ana ve baba evli değilse bu hüküm uygulanır; evli olup ayrı yaşamak bu kapsamda değerlendirilmez.
- Vasi atanması
- Ana velayeti kullanamayacak durumda olduğunda, çocuğun kişi ve malvarlığını yönetmek üzere hâkimin atadığı kişidir. Atama, ana küçük, kısıtlı veya ölmüş ise ya da velayet kendisinden alınmışsa söz konusu olur.
- Çocuğun menfaati
- Hâkimin velayet kararında gözetmek zorunda olduğu ölçüttür. Kanun bu ölçütü hem vasi atama hem de velayetin babaya verilmesi kararında belirleyici kılar.
Ana ve baba evli değilse: hangi şartlar aranır?
- Ana ile baba arasında evlilik bağının bulunmaması gerekir; bu hâlde velayet kendiliğinden anaya aittir ve ayrıca hâkim kararı aranmaz.
- Velayetin anaya ait olması için çocuğun soybağı yönünden babanın evlilik dışı kurulmuş olması yeterlidir; babanın tanıma veya mahkeme kararıyla tespiti velayetin anaya geçmesi için şart değildir.
- Ana küçük, kısıtlı veya ölmüş olmalı ya da velayeti kendisinden alınmış bulunmalıdır; bu durumlardan biri gerçekleşmeden hâkimin vasi atama ya da velayeti babaya verme kararı verebilmesi için neden yoktur.
- Hâkimin vasi atama veya velayeti babaya verme kararı çocuğun menfaatine uygun olmalıdır.
Ana ve baba evli değilse: hangi sonuçları doğurur?
- Ana ile baba evli değilse velayet anaya aittir ve bu sonuç için hâkim kararı gerekmez.
- Ana küçük, kısıtlı veya ölmüş ya da velayeti kendisinden alınmışsa hâkim, çocuğun menfaatine göre vasi atar veya velayeti babaya verir.
- Babanın soybağı yoluyla tespit edilmesi, ana evli değilse velayetin anadan babaya kendiliğinden geçmesi sonucunu doğurmaz.
- Velayet anada iken velayetin babaya geçmesi, ancak m.337 ikinci fıkradaki hâllerde ve hâkim kararıyla mümkündür.
Evli ana-baba ile evli değil ana-baba arasındaki fark nedir?
Ana ile baba evli ise velayet ikisine birlikte aittir ve evlilik devam ettiği sürece birlikte kullanılır.
Ana ile baba evli değilse velayet kendiliğinden anaya aittir.
Evli değil hâlde velayet için hâkim kararı gerekmez; babanın velayet talebi ancak m.337 ikinci fıkradaki hâllerde ve çocuğun menfaatine uygun olarak hâkim kararıyla mümkün olur.
Velayetin kendiliğinden anaya ait olması ile hâkimin velayeti babaya vermesi arasındaki fark nedir?
Ana evli değilse ve velayeti üzerinde kalıyorsa hâkim karar vermez.
Ana küçük, kısıtlı, ölmüş olur ya da velayeti kendisinden alınmışsa hâkim devreye girer.
Hâkim, çocuğun menfaatine göre ya vasi atar ya da velayeti babaya verir; hangisinin seçileceği somut olaya bağlıdır.
Soybağının tespiti ile velayetin anaya ait olması arasındaki fark nedir?
Çocuğun babası ile soybağı tanıma veya babalık davası ile kurulmuş olabilir.
Velayet ana ile olan soybağına, yani doğuma dayanır.
Baba ile soybağının tespiti velayetin anaya ait olmasını değiştirmez; bu nedenle babalık hükmü verilmiş olsa bile velayet anada kalır.
Ana ve baba evli değilse: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Evli olmayan ana-babanın çocuğunda velayeti babaya babalık hükmü verildiği için ortak veya babaya ait saymak; babalık hükmü velayeti kendiliğinden anadan almaz.
- Velayetin anaya ait olması için hâkim kararı aramak; m.337 birinci fıkraya göre bu hâlde karar gerekmez.
- Hâkimin vasi atama ile velayeti babaya verme kararlarını birbirinin yerine kullanmak; ikinci fıkra bu iki seçeneği ayrı ayrı sayar.
- Ana velayeti kullanamıyor olsa da, bu hâllerin dışında velayeti kendiliğinden babaya geçirmek; ikinci fıkradaki hâller sınırlıdır.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Velayetin evli olmayan ana ve babadan anaya ait olacağı, hâkim kararına gerek bulunmadan kendiliğinden doğduğu kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2023/383 E., 2024/294 K., 29.05.2024; Ceza Genel Kurulu, 2023/422 E., 2024/91 K., 21.02.2024)
- Velayetin anaya ait olması kuralı, çocuğun velayeti annesi olan kişide bulunmasının korunması bakımından sonuç doğurmaktadır; baba çocuğu zorla alırsa ceza hukukunda da değerlendirilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2023/326 E., 2025/194 K., 30.04.2025)
- Velayet kural olarak anaya ait olmakla birlikte, velayet davalarında hâkim tarafların talepleriyle bağlı değildir ve kamu düzenine ilişkin araştırma yapar. (Hukuk Genel Kurulu, 2017/2066 E., 2019/15 K., 17.01.2019)
Nasıl ispat edilir?
- Velayetin anaya ait olduğunu ileri süren taraf, ana ile baba arasında evlilik bağı bulunmadığını ispatlamakla yükümlüdür; bu ispat nüfus kayıtlarıyla yapılır.
- Ana velayeti kullanamıyorsa (küçük, kısıtlı, ölmüş veya velayeti alınmış olması) bu durumu ileri süren taraf, ilgili nüfus, sağlık veya mahkeme kararlarıyla ispat yükü altındadır.
- Babanın velayeti talep etmesi hâlinde, çocuğun menfaatine aykırı olmadığını ve m.337 ikinci fıkradaki hâllerden birinin varlığını ileri süren baba bunu ispatlamakla yükümlüdür.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 4721 m.336: Ana ve babanın evli olması hâlinde velayetin birlikte kullanılmasını düzenler; m.337 ise evli olmadıkları hâli kapsar. İki hüküm birlikte okunmalıdır.
- 4721 m.335: Ergin olmayan çocuğun ana ve babasının velayeti altında olduğunu genel olarak belirler; m.337 bu genel kuralın evli olmayan ana-baba bakımından uygulamasıdır.
- 4721 m.346: Boşanma hâlinde velayetin kime verileceğini düzenler; m.337 yalnızca evlilik dışı doğan çocuk bakımından velayetin anaya ait olmasını kapsar.
- 4721 m.339: Velayetin kapsamını, yani çocuğun bakım ve eğitimi ile ilgili yetki ve görevleri düzenler; m.337 ise velayetin kime ait olduğunu belirler.
TMK m.338 — Üvey çocuklar
TMK m.338, evlilik birliği içinde bulunan eşlerin, kendi aralarında evlilik dışı kalan ergin olmayan üvey çocuklarına karşı özen ve ilgi gösterme yükümlülüğünü düzenler. Ayrıca velayet hakkına sahip eşin çocuğa ilişkin işlemlerinde diğer eşin yardımcı olmasını ve durum ve koşullar zorunlu kıldığında çocuğu temsil etmesini kurar. Hüküm, evlilik birliğinin varlığına ve üvey çocuğun ergin olmamasına bağlıdır. Madde, üvey çocuğun soybağını, evlat edinmeyi, velayetin kendisinin kime verileceğini, nafaka ve bakım giderlerini, çocuk mallarının korunmasını düzenlemez; bunlar sırasıyla soybağı hükümleri, evlat edinme (m.305-320), velayetin kapsamı ve sona ermesi (m.335-351), nafaka (m.364-366) ve çocuk mallarının korunması (m.355-357) başlıkları altındadır.
Üvey çocuklar: hangi kavramlar bilinmeli?
- Ergin olmayan üvey çocuk
- Eşlerden birinin evlilik öncesinde veya evlilik dışında doğmuş, diğer eşle soybağı bulunmayan ve henüz ergin olmayan çocuğudur. Çocuğun soybağı, evlat edinilmiş olması veya diğer eşin çocuk üzerindeki soybağı hükmü değiştirmez; ölçüt yalnızca ergin olmamasıdır.
- Özen ve ilgi göstermek
- Eşin üvey çocuğun günlük yaşamına, gelişimine ve duygusal ihtiyaçlarına ilgi göstermesi anlamındaki genel ahlaki-hukuki yükümlülüktür. Bu yükümlülük bir mal borcu değildir; bakım giderinin ödenmesini kendiliğinden doğurmaz.
- Yardımcı olma
- Velayet kendisine ait eşin, çocuğa ilişkin işlemlerde diğer eşten destek almasıdır. Yardım, eşin rızası ve uygun davranışıyla sınırlı olup velayetin devri anlamına gelmez.
- Temsil
- Durum ve koşulların zorunlu kıldığı ölçüde, çocuğun ihtiyaçlarına ilişkin işlemlerde diğer eşin çocuk adına hareket etmesidir. Temsil yetkisi genel değil, ihtiyaçla sınırlı ve zorunluluğa bağlıdır.
Üvey çocuklar: hangi şartlar aranır?
- Eşler arasında geçerli bir evlilik birliğinin bulunması gerekir; yasal evlilik dışı birliktelikte bu yükümlülük doğmaz. (Ceza Genel Kurulu, 2009/131 E., 2009/284 K., 08.12.2009)
- Çocuğun eşlerden birinin üvey çocuğu olması, yani diğer eşle soybağının bulunmaması gerekir.
- Çocuğun ergin olmaması gerekir; ergin olmuş üvey çocuk bakımından bu hüküm uygulanmaz.
- Eşlerin, üvey çocuğa özen ve ilgi göstermesi gerekir; bu yükümlülük her iki eş için de geçerlidir.
- Velayet hakkına sahip eşe diğer eşin uygun biçimde yardımcı olması gerekir.
- Durum ve koşullar zorunlu kıldığı ölçüde, diğer eşin çocuğun ihtiyaçları için onu temsil etmesi gerekir; temsil zorunluluğun ötesine geçemez.
Üvey çocuklar: hangi sonuçları doğurur?
- Eşler, ergin olmayan üvey çocuğa karşı özen ve ilgi göstermekle yükümlüdür; bu yükümlülüğe aykırı davranış, evlilik birliği içinde kusur ve boşanma nedeni değerlendirmesine konu olabilir.
- Velayet sahibi eş, çocuğa ilişkin işlemlerde diğer eşten uygun yardım alabilir.
- Durum ve koşullar zorunlu kıldığı ölçüde diğer eş, çocuğun ihtiyaçları için onu temsil eder; zorunluluk yoksa temsil yetkisi doğmaz.
- Üvey çocuk ergin olduğunda bu maddeden doğan özen ve temsil yükümlülüğü sona erer.
- Evlilik sona erdiğinde madde kapsamındaki yükümlülük de sona erer; bu durumda çocuğun velayeti ve bakımı başka maddelere göre belirlenir.
- Madde bakım gideri ödeme borcu doğurmaz; bu borç m.321 ve devamı ile ilgili hükümlere göre ayrıca değerlendirilir.
Özen ve ilgi ile temsil arasındaki fark nedir?
Özen ve ilgi göstermek, her iki eşin üvey çocuğa karşı taşıdığı genel bir yükümlülüktür ve somut bir işlem yetkisi doğurmaz.
Temsil, yalnızca velayet sahibi eşin çocuğa ilişkin işlemleri yaparken ortaya çıkan ve ihtiyaçla sınırlı bir yetkidir.
Temsil yetkisi kullanılmadan önce zorunluluk koşulu aranır; genel özen yükümlülüğü ise temsil yetkisi doğurmaz.
Velayet sahibi eş ile diğer eş arasındaki fark nedir?
Çocuk üzerinde velayeti kullanan eş, velayetin kendisine ait olduğu için çocuğa ilişkin kararları alır.
Diğer eş, velayet sahibi değildir ve yalnızca yardımcı olur ya da zorunluluk halinde temsil eder.
Diğer eş velayet kararlarını tek başına alamaz; yardım ve temsil sınırları velayet sahibinin kararına bağlıdır.
Üvey çocuk ile kendi çocuğu arasındaki fark nedir?
Üvey çocuk, diğer eşle soybağı bulunmayan çocuktur ve yalnızca özen ve ilgi yükümlülüğü ile ilişkilidir.
Kendi çocuğu, velayet sahibi eşle soybağı olan çocuktur ve velayetin tam kapsamına girer.
Üvey çocuk için yardım ve temsil sınırlı olur; kendi çocuğu için velayet sahibi eşin kararları esastır.
Ergin olmayan üvey çocuk ile ergin üvey çocuk arasındaki fark nedir?
Ergin olmayan üvey çocuk bakımından bu madde uygulanır ve eşlerin özen yükümlülüğü doğar.
Ergin olmuş üvey çocuk bakımından bu madde uygulanmaz.
Çocuğun ergin olmasıyla bu maddedeki yükümlülük sona erer.
Üvey çocuklar: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Üvey çocuğu, diğer eşin bakım giderini ödeme borcu altında saymak; m.338 özen ve ilgi yükümlülüğü getirir, bakım borcunu doğrudan doğurmaz.
- Evlilik dışı birlikteliği de m.338 kapsamında saymak; yükümlülük yasal evlilik birliğine bağlıdır. (Ceza Genel Kurulu, 2009/131 E., 2009/284 K., 08.12.2009)
- Evlat edinmenin gerçekleşmediği sürece üvey çocuk ilişkisinin tamamen yok olduğunu düşünmek; soybağı olmasa bile özen yükümlülüğü devam eder.
- Temsil yetkisini zorunluluk aranmaksızın genel bir yetki gibi kullanmak; temsil yalnızca durum ve koşullar zorunlu kıldığında doğar.
- Çocuğun ergin olmasından sonra da m.338 yükümlülüğünün sürdüğünü sanmak; ergin çocuk bakımından bu hüküm uygulanmaz.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Eşin üvey çocuğu evlat edinmesi halinde soybağı kurulur ve bu çocuk bakımından velayet ve soyadı sonuçları ayrıca değerlendirilir; m.338'deki özen yükümlülüğü ise evlat edinme sonucunu değiştirmez. (Ceza Genel Kurulu, 2009/131 E., 2009/284 K., 08.12.2009)
- Eşlerin resmi nikahla evlenmiş olması, üvey çocuk bakımından m.338 yükümlülüğünün uygulanabilmesi için aranan temel koşul olarak kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2009/131 E., 2009/284 K., 08.12.2009)
- Velayet davalarında kamu düzenine ilişkin olan hükümler nedeniyle hâkim, taraf talepleriyle bağlı değildir ve resen araştırma yapar. (Hukuk Genel Kurulu, 2017/2066 E., 2019/15 K., 17.01.2019; 2. Hukuk Dairesi, 2023/4646 E., 2024/1502 K., 06.03.2024)
- Velayete ilişkin davalarda hâkim, çocuğun menfaatini gözeterek üvey çocuk ilişkisini de resen değerlendirir. (2. Hukuk Dairesi, 2023/9531 E., 2024/1121 K., 22.02.2024; 2. Hukuk Dairesi, 2023/6079 E., 2023/4514 K., 04.10.2023)
- Eşin üvey çocuğa karşı özen ve ilgi yükümlülüğüne aykırılığı, tarafların iddiasına bağlı olarak boşanma davasında değerlendirilmektedir. (2. Hukuk Dairesi, 2022/10588 E., 2023/1439 K., 29.03.2023)
Nasıl ispat edilir?
- Üvey çocuğa özen ve ilgi göstermeme iddiasını ileri süren taraf, bu iddiayı ispatlamakla yükümlüdür; ilgisizlik ve ihmal tanık beyanı, sosyal inceleme raporu ve fiili durum tespiti ile ispat edilir.
- Evlilik birliğinin varlığı, resmi nikah cüzdanı veya nüfus kaydı ile ispatlanır; yasal evlilik dışı birliktelik bu yükümlülüğü doğurmaz. (Ceza Genel Kurulu, 2009/131 E., 2009/284 K., 08.12.2009)
- Velayet sahibi eşin diğer eşten yardım veya temsil talep ettiği durumda zorunluluğun varlığını ispat yükü talep eden tarafa aittir.
- Karşı taraf, çocuğun ergin olduğunu veya üvey çocuk ilişkisinin bulunmadığını ileri sürerse bu savunmayı nüfus kaydı ile ispat eder.
- Velayet davalarında hâkim resen araştırma yaptığı için delil toplama yükü yalnız taraflara bırakılmaz. (Hukuk Genel Kurulu, 2017/2066 E., 2019/15 K., 17.01.2019; 2. Hukuk Dairesi, 2023/4646 E., 2024/1502 K., 06.03.2024)
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 4721 sayılı Kanun m.335: Velayetin kimler tarafından kullanılacağına ilişkin genel çerçeveyi çizer; m.338'deki yardım ve temsil yetkisinin dayanağıdır.
- 4721 sayılı Kanun m.336: Ana ve babanın velayeti birlikte kullanmasını düzenler; üvey çocuk bakımından velayet sahibi eşin yardım aldığı durumu anlamlandırır.
- 4721 sayılı Kanun m.337: Velayet sahibi ana veya babanın çocuğa ilişkin kararları alması ve uygulaması ile ilgilidir; m.338 bu kararların uygulanmasında diğer eşin rolünü belirler.
- 4721 sayılı Kanun m.339: Velayet hakkı sahibinin çocuk üzerindeki çocuğun bakımına ilişkin sorumluluklarını düzenler; m.338 bu sorumluluğa diğer eş bakımından katkı sağlar.
- 4721 sayılı Kanun m.306: Eşlerden birinin diğerinin çocuğunu evlat edinmesini düzenler; evlat edinme ile üvey çocuk ilişkisi bu hükümle kurulur.
TMK m.339 — Genel olarak
Bu madde, ana ve babanın çocuğun bakım ve eğitimine ilişkin kararlarını alma ve uygulama yetkisini, çocuğun ana ve babaya karşı sözünü dinleme yükümlülüğünü, çocuğun düşüncesinin alınmasını, çocuğun evi terk etmesi ve ana babasından alınmasının sınırını ve çocuğun adının konulmasını düzenler. Düzenleme, velayet altındaki küçük çocuklar ile ana ve baba arasındaki ilişkiye uygulanır. Maddede velayetin kime verileceği, velayetin kaldırılması, çocuk mallarının yönetimi, kişisel ilişki ve nafaka konuları düzenlenmemiştir; velayetin kime ait olacağı (m.336), velayetin kaldırılması (m.348), çocuk mallarının yönetimi (m.346 vd.) ve kişisel ilişki (m.323) ayrı maddelerde yer alır.
Genel olarak: hangi kavramlar bilinmeli?
- Velayet
- Küçüğün şahsına ve malvarlığına özen gösterme, onu temsil etme konusunda ana ve babaya kanunla verilen haklar ve yükümlülüklerin bütünüdür. Bu madde esas olarak şahıs yönüne ilişkin görevleri düzenler.
- Çocuğun menfaati
- Ana ve babanın kararlarını alırken esas alması gereken ölçüttür. Ana ve babanın kendi istek ya da çıkarları bu ölçütün yerini alamaz.
- Olgunluk ölçüsü
- Çocuğun hayatını düzenleme olanağının ne ölçüde tanınacağını belirleyen ölçüttür. Yaşa bağlı sabit bir sınır değil, çocuğun kişisel niteliklerine göre değişen bir değerlendirmedir.
- Yasal sebep
- Çocuğun ana ve babasından alınmasını haklı kılan kanuni hallerdir. Madde bu halleri tek tek saymaz; kanunun başka hükümlerine bağlıdır.
Genel olarak: hangi şartlar aranır?
- Çocuğun bakım ve eğitimine ilişkin bir karar söz konusu olmalı ve bu kararın çocuğun menfaatine uygun alınması gerekmelidir.
- Çocuğun hayatını düzenleme konusunda, olgunluğu ölçüsünde olanak tanınmalı ve önemli konularda düşüncesi göz önünde tutulmalıdır.
- Çocuk ana ve babasının rızası olmadan evi terk etmemeli ve yasal bir sebep bulunmadıkça onlardan alınmamalıdır.
- Çocuğun adı ana ve babası tarafından konulmalıdır.
Genel olarak: hangi sonuçları doğurur?
- Ana ve babanın çocuğun bakım ve eğitimine ilişkin kararları çocuğun menfaatine uygun olduğu ölçüde geçerli ve bağlayıcıdır.
- Çocuk ana ve babasının sözünü dinlemekle yükümlüdür; bu yükümlülük, ana ve babanın çocuğun menfaatine aykırı talimat vermesi halinde bağlayıcı değildir.
- Çocuk ana ve babasının rızası olmadan evi terk ederse bu durum kanuna aykırıdır ve ana ve babanın çocuğu geri getirme ve korunma talebine dayanak oluşturabilir.
- Yasal sebep bulunmadıkça çocuk ana ve babasından alınamaz; aksi halde kişi özgürlüğünü kısıtlayan bir fiil oluşabilir. (Ceza Genel Kurulu, 2024/98 E., 2025/218 K., 21.05.2025)
- Çocuğun adını ana ve babası koyar; bu hakkın kullanılması ana ve babanın birlikte hareketine tabidir.
Ana ve babanın yetkisi ile çocuğun yükümlülüğü arasındaki fark nedir?
Ana ve babanın yetkisi, çocuğun bakım ve eğitimi konusunda karar alma ve uygulamadır. Bu yetki çocuğun menfaatiyle sınırlıdır.
Çocuğun yükümlülüğü, ana ve babasının sözünü dinlemektir. Bu yükümlülük çocuğun gelişim düzeyine bağlı olarak değerlendirilir.
Ana ve babanın kararı çocuğun menfaatine aykırı olduğunda yetkisini kötüye kullanmış sayılır; çocuğun itaat yükümlülüğü bu aykırılığı bağlayıcı kılmaz.
Olgunluk ölçüsünde tanınan olanak ile önemli konularda düşüncenin alınması arasındaki fark nedir?
Olgunluk ölçüsünde olanak, çocuğun günlük ve hayatını düzenleyen konularda kendi tercihini uygulayabilmesidir.
Önemli konularda düşüncenin alınması, çocuğun görüşünün karar öncesinde değerlendirilmesi yükümlülüğüdür.
Birinci hal çocuğun kişisel niteliklerine göre genişler; ikinci hal ana ve babanın karara bağlanmasını engellemez, yalnızca görüşü göz önünde tutmalarını gerektirir.
Evi terk etme ile ana babadan alınma arasındaki fark nedir?
Çocuğun evi terk etmesi, ana ve babanın rızası dışında yapılamaz.
Çocuğun onlardan alınması ise yasal bir sebep bulunmasını gerektirir.
Rıza dışında ayrılan çocuk, ana ve babanın bilgisi ve rızası olmadan evi terk etmiş sayılır; bu fiilin ceza hukukunda da karşılığı olabileceği uygulamada kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2021/264 E., 2023/704 K., 26.12.2023)
Genel olarak: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Ana ve babanın çocuğun bakım ve eğitimine ilişkin kararını, çocuğun menfaatini gözetmeden ve yalnızca kendi istek ve çıkarlarına göre değerlendirmek.
- Çocuğun ana ve babasının sözünü dinleme yükümlülüğünü mutlak sanmak; bu yükümlülüğün çocuğun menfaatine aykırı talimatları bağlayıcı kılmayacağını göz ardı etmek.
- Olgunluk ölçüsünü yaşa bağlı sabit bir sınır olarak yorumlamak; çocuğun kişisel niteliklerine göre değerlendirme yapılması gerektiğini unutmak.
- Önemli konularda çocuğun düşüncesini almayı karar alma yetkisinin devri olarak görmek; bu madde karar yetkisini ana ve babadan almaz, yalnızca görüşü göz önünde tutulmasını gerektirir.
- Çocuğun evi terk etmesini yalnızca özel hukuk sonucuyla değerlendirip ceza hukukundaki karşılığını gözden kaçırmak.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Çocuğun evi terk etmesinin rıza dışında gerçekleşmesi, ceza hukukunda kişiyi hürriyetinden alıkoyma suçu bakımından değerlendirilmektedir; bu konuda madde hükmü ceza yargılamasında dayanak alınmaktadır. (Ceza Genel Kurulu, 2024/98 E., 2025/218 K., 21.05.2025)
- Çocuğun ana ve babasının bilgisi veya rızası dışında evi terk etmesi, yaşı ne olursa olsun, madde hükmü kapsamında değerlendirilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2021/264 E., 2023/704 K., 26.12.2023; Ceza Genel Kurulu, 2020/156 E., 2023/645 K., 06.12.2023; Ceza Genel Kurulu, 2020/205 E., 2022/326 K., 10.05.2022; Ceza Genel Kurulu, 2018/104 E., 2021/446 K., 05.10.2021)
- Ceza hukuku uygulamasında, çocuğun yerleşim yerini ve meskenini belirleme hakkı, velayet ve vesayet hakkı kapsamında korunan bir hak olarak kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2022/310 E., 2025/121 K., 12.03.2025)
Nasıl ispat edilir?
- Ana ve babanın çocuğun menfaatine aykırı bir karar aldığını ileri süren taraf, bu aykırılığı ispatlamakla yükümlüdür; ispatta çocuğun durumunu gösteren tanık beyanları, uzman raporu ve sosyal inceleme raporu kullanılabilir.
- Çocuğun evi rıza dışında terk ettiğini ileri süren ana veya baba, bu iddiayı rızanın bulunmadığını gösteren tanık ve belgelerle ispatlamakla yükümlüdür.
- Çocuğun ana babasının rızasıyla evi terk ettiğini savunan taraf, bu rızayı yazılı belge veya tanık beyanı ile ispatlamakla yükümlüdür; yazılı kayıt olmaması durumunda tanık delili belirleyici olabilir.
- Çocuğun düşüncesinin alınmadığını ileri süren taraf, önemli bir konuda görüşünün değerlendirilmediğini gösterecek delil sunmakla yükümlüdür.
- Çocuğun yasal sebep olmaksızın ana babasından alındığını ileri süren taraf, alınmanın hukuka aykırılığını ve yasal sebebin bulunmadığını ispat eder; karşı taraf yasal sebebi ispatla savunur.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 4721 m.336: Velayetin ana ve babaya birlikte ait olması ve birlikte kullanılması kuralını koyar; bu maddedeki kararların alınmasında çerçeve oluşturur.
- 4721 m.338: Ana veya babanın yeniden evlenmesi halinde üvey çocuğa karşı özen ve ilgi yükümlülüğünü düzenler; çocuğun ana babasının sözünü dinleme düzenini tamamlar.
- 4721 m.348: Velayetin kaldırılmasının koşullarını düzenler; bu maddede yer alan çocuğun menfaati ölçütünün ihlali halinde başvurulacak hükümdür.
- 4721 m.346: Ana ve babanın çocuğun şahsına özen göstermemesi halinde hakimin müdahale yetkisini düzenler; bu maddedeki yükümlülüklerin ihlaline ilişkin yaptırımı tamamlar.
TMK m.340 — Eğitim
TMK m.340, ana ve babanın çocuğu eğitme ve gelişimini sağlama yükümlülüğünü düzenler. Birinci fıkra, ana ve babanın çocuğu olanaklarına göre eğitmesini ve bedensel, zihinsel, ruhsal, ahlâkî ve toplumsal gelişimini sağlayıp korumasını öngörür. İkinci fıkra, özellikle engelli çocuklar da dahil olmak üzere çocuğa yetenek ve eğilimlerine uygun genel ve mesleki eğitim verilmesini kapsar. Madde, velayet altındaki çocuklar bakımından ana ve babaya yönelik bir görev koyar. Maddenin kapsamı dışında kalan konular şunlardır: çocuğun bakım ve eğitim giderlerinin karşılanması (m.327-328), dini eğitime ilişkin belirleme hakkı (m.341), velayetin kapsamı ve kullanılması (m.342-346) ve velayetin kaldırılması (m.348-349). Madde, eğitim giderlerinin ekonomik boyutunu ve eğitimin ergin olduktan sonraki süresini ayrıca düzenlemez.
Eğitim: hangi kavramlar bilinmeli?
- Gelişimin sağlanması ve korunması
- Ana ve babanın çocuğun bedensel, zihinsel, ruhsal, ahlâkî ve toplumsal yönden gelişmesini hem destekleme hem de bu gelişimi tehlikelere karşı koruma görevidir. Bu görev sonuç değil, özen ve çaba yükümlülüğüdür.
- Olanaklara göre eğitim
- Eğitimin kapsamının ana ve babanın ekonomik ve diğer olanaklarıyla sınırlı olduğunu ifade eder. Olanaklar yetersiz olsa bile çocuğun eğitimine ilişkin özen yükümlülüğü ortadan kalkmaz, yalnızca ölçüsü değişir.
- Genel ve mesleki eğitim
- Çocuğa genel bilgi ve becerilerin yanında, yeteneklerine uygun bir meslek edinmesi için verilen eğitimdir. Engelli çocuklar bakımından özellikle öngörülmüştür.
- Yetenek ve eğilim
- Eğitimin içeriğini ve türünü belirleyen ölçüttür. Çocuğun kendi yetenek ve eğilimlerine uygun olmayan bir eğitim, maddenin öngördüğü ölçüye uygun sayılmaz.
Eğitim: hangi şartlar aranır?
- Eğitim yükümlülüğünün doğması için çocuğun ana ve babanın velayet veya bakım ilişkisi altında bulunması gerekir; madde bu ilişkiyi kuran ana ve babaya yöneliktir.
- Eğitim ve gelişim sağlaması, ana ve babanın olanakları ölçüsünde yapılmalıdır; olanakların aşılmasını isteyen bir yükümlülük doğmaz.
- Gelişimin sağlanması ve korunması bedensel, zihinsel, ruhsal, ahlâkî ve toplumsal alanların tamamını kapsamalıdır.
- Engelli çocuklar bakımından genel ve mesleki eğitim, çocuğun yetenek ve eğilimlerine uygun düşecek ölçüde sağlanmalıdır.
- Eğitim, çocuğun yetenek ve eğilimlerine uygun düşecek ölçüde genel ve mesleki nitelikte olmalıdır; yalnızca genel eğitimle yetinilmemelidir.
- Çocuğun gelişimini tehlikeye düşüren davranışlardan kaçınılmalıdır; madde bu yönüyle olumsuz bir sınır çizer.
Eğitim: hangi sonuçları doğurur?
- Ana ve babanın bu yükümlülüğe aykırı davranması, çocuğun gelişimini tehlikeye düşürüyorsa velayetin kaldırılması veya kısıtlanması yolunu açabilir; bu yaptırım m.348 ve devamı kapsamında değerlendirilir.
- Ana ve babanın eğitim görevini yerine getirmemesi, çocuğun gelişimine zarar verirse çocuğun korunması amacıyla hâkimin müdahalesine yol açabilir.
- Eğitim yükümlülüğü, ana ve babanın olanakları aşmayacak ölçüde yerine getirilir; olanaklara uygun eğitim verilmişse yükümlülük yerine getirilmiş sayılır.
- Madde emredici niteliktedir; ana ve babanın bu yükümlülükten sözleşmeyle kurtulması mümkün değildir.
- Engelli çocuk bakımından genel ve mesleki eğitim sağlanmaması, çocuğun yeteneklerine uygun eğitim alma hakkının ihlali sayılır.
- Çocuğun dövülmesi veya benzeri bedensel şiddet, madde kapsamında gelişimi koruma yükümlülüğüne aykırı kabul edilir.
Genel eğitim ile mesleki eğitim arasındaki fark nedir?
Genel eğitim, çocuğun temel bilgi ve becerilerini kazanmasını sağlayan eğitimdir.
Mesleki eğitim, çocuğun yeteneklerine uygun bir işe hazırlanmasını amaçlayan eğitimdir.
Madde her iki eğitim türünü birlikte öngörür; yalnızca genel eğitim vermek yükümlülüğü tam yerine getirmiş sayılmaz.
Engelli çocuk ile diğer çocuklar arasındaki fark nedir?
Engelli çocuklar, özellikle bedensel ve zihinsel engelli olanlar, maddede ayrıca anılmıştır.
Diğer çocuklar için madde genel bir eğitim yükümlülüğü koyar.
Engelli çocuklar bakımından mesleki eğitim vurgusu açıkça yapılmıştır; bu çocuklar için eğitim düzeyi ve türü ayrıca değerlendirilir.
Olanaklara göre eğitim ile tam eğitim arasındaki fark nedir?
Ana ve babanın maddi ve diğer olanakları yetersizse, eğitimin kapsamı bu olanaklarla sınırlıdır.
Olanakların yeterli olduğu hallerde, çocuğun yetenek ve eğilimlerine tam uygun eğitim beklenir.
Olanakların ölçüsü eğitimin kapsamını belirler; ancak olanakların yetersizliği yükümlülüğü tamamen ortadan kaldırmaz.
Eğitim: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Eğitim yükümlülüğünü yalnızca genel eğitimle sınırlı saymak; m.340 ikinci fıkra uyarınca mesleki eğitim de sağlanmalıdır.
- Olanakların yetersiz olmasını yükümlülüğün tamamen ortadan kalkması olarak yorumlamak; madde yalnızca kapsamı olanaklara göre sınırlar.
- Engelli çocuklar için yalnızca bakım yükümlülüğünü aramak; madde engelli çocuklar için mesleki eğitim vurgusunu açıkça koyar.
- Eğitim yükümlülüğünün sözleşmeyle devredilebileceğini düşünmek; madde emredici niteliktedir.
- Bu yükümlülüğün ihlalini doğrudan tazminat davasına dönüştürmek; madde velayet ve çocuğun korunması ekseninde yaptırım öngörür.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Velayet hükümlerinin, çocuğun bakım, eğitim, öğretim ve korunması ile temsil görevlerini kapsadığı kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2018/1072 E., 2019/185 K., 21.02.2019; Hukuk Genel Kurulu, 2018/483 E., 2018/1356 K., 27.09.2018; Hukuk Genel Kurulu, 2017/3117 E., 2018/1278 K., 27.06.2018; Hukuk Genel Kurulu, 2011/884 E., 2012/197 K., 16.03.2012)
- Velayet hükümlerinin kamu düzenine ilişkin olduğu ve hâkimin resen araştırma yapabileceği kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2017/2066 E., 2019/15 K., 17.01.2019)
- Ana ve babanın çocuğun eğitimi konusunda birlikte karar alması ve fikir ayrılığını kendi aralarında gidermesi beklenmektedir; ancak çocuğun menfaatinin tehlikeye düşmesi halinde hâkimin müdahale edebileceği kabul edilmektedir.
Nasıl ispat edilir?
- Eğitim görevinin ihlalini ileri süren taraf, ana ve babanın eğitim sağlamadığını ya da gelişimi koruyamadığını ispatla yükümlüdür.
- Bu ispatta çocuğun okul kayıtları, sağlık raporları, tanık beyanları ve sosyal inceleme raporları kullanılabilir.
- Ana ve baba, olanaklarının yetersizliğini veya eğitimi sağladığını ileri sürerse bu savunmayı kendileri ispatlamalıdır.
- Engelli çocuğun yeteneklerine uygun eğitim alıp almadığı, uzman raporu ile tespit edilir.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 4721 sayılı Kanun m.327: Ana ve babanın çocuğun bakım, eğitim ve korunması için gerekli giderleri karşılama yükümlülüğünü düzenler; m.340 bu yükümlülüğün eğitim ve gelişim yönünü ayrıca tanımlar.
- 4721 sayılı Kanun m.328: Bakım borcunun süresini belirler ve ergin olduktan sonra eğitimin devamı halinde ana ve babadan beklenebilecek ölçüyü düzenler.
- 4721 sayılı Kanun m.341: Çocuğun dini eğitimini belirleme hakkını düzenler; m.340 genel eğitim yükümlülüğü yanında bu özel alanı ayrıca sınırlar.
- 4721 sayılı Kanun m.342: Velayetin kapsamını ve kullanılmasını düzenler; m.340 eğitim görevi velayetin bu kapsamının bir parçasıdır.
- 4721 sayılı Kanun m.348: Velayetin kaldırılmasının koşullarını düzenler; m.340 yükümlülüğünün ağır ihlali bu maddede değerlendirme nedeni olabilir.
TMK m.341 — Dinî eğitim
TMK m.341, velayet altındaki çocuğun dini eğitimini belirleme hakkının ana ve babaya ait olduğunu, bu hakkı sınırlayan sözleşmelerin geçersizliğini ve ergin olan kişinin dinini seçme özgürlüğünü düzenler. Hüküm, velayet altındaki çocuk ile onun ana ve babası ilişkisine uygulanır. Hükmün kapsamında çocuğun din kültürü ve ahlak dersi gibi devletin eğitim yükümlülükleri yer almaz. Velayetin kullanılmasına ilişkin genel hükümler (m.339-340), velayetin kaldırılması ve değiştirilmesi (m.348-351), çocuğun fiil ehliyeti (m.343) ve kişisel ilişki (m.323-324) bu maddede düzenlenmez; bunlar ilgili maddelerinde yer alır. Anayasa'nın din eğitimine ilişkin ayrı rejimi de bu maddenin kapsamı dışındadır.
Dinî eğitim: hangi kavramlar bilinmeli?
- Dini eğitimi belirleme hakkı
- Çocuğun hangi dinî eğitimi alacağına karar verme yetkisidir. Velayet hakkının bir parçası olarak ana ve babaya aittir ve velayetin sona ermesine kadar sürer.
- Velayet
- Ana ve babanın küçük çocuğun bakım, eğitim ve temsilini üstlendikleri yetki ve görev bütünüdür. Dini eğitim hakkı bu bütünün içinde yer alır.
- Sınırlayıcı sözleşme
- Ana ve babanın dini eğitimi belirleme hakkını daraltan veya ortadan kaldıran her türlü anlaşmadır. Bu tür sözleşmeler kanun gereği geçersizdir, sınırlama biçimi ya da karşılığı fark etmez.
- Ergin
- Ergin olan kişi, dinini kendi iradesiyle seçebilir. Bu seçim, ana ve babanın velayet hakkının kapsamına girmez.
Dinî eğitim: hangi şartlar aranır?
- Dini eğitimi belirleme hakkının sahibinin, çocuk üzerinde velayeti bulunan ana veya baba olması gerekir.
- Çocuğun henüz ergin olmaması ve velayetin sürmesi gerekir; ergin olmayan çocuk bakımından bu hak ana ve babaya aittir.
- Ana ve babanın bu hakkını sınırlayan bir sözleşmenin bulunmaması gerekir; böyle bir sözleşme geçersizdir.
- Ergin kişinin dini seçimine ana ve babanın müdahale etmemesi gerekir; ergin kendi dinini seçmekte özgürdür.
Dinî eğitim: hangi sonuçları doğurur?
- Ana ve babanın çocuğun dini eğitimini belirleme hakkını sınırlayan her türlü sözleşme geçersizdir.
- Velayet altındaki çocuğun dini eğitimine ilişkin kararı ana ve baba verir; çocuk bu kararı kendi başına değiştiremez.
- Ergin olan kişi dinini seçmekte özgürdür ve bu seçim ana ve babanın iznine bağlı değildir.
- Ana ve babanın dini eğitim hakkını kötüye kullanması, çocuğun kişilik hakkının ihlali sayılabilir ve velayetin kaldırılmasına gerekçe olabilir. (18. Hukuk Dairesi, 2009/2688 E., 2009/6697 K., 18.06.2009)
Ana-baba hakkı ile ergin kişinin özgürlüğü arasındaki fark nedir?
Velayet altındaki çocuk için dini eğitim kararı ana ve babaya aittir. Bu hak velayetin bir parçasıdır.
Ergin kişi için din seçimi tamamen kendi iradesine bağlıdır. Velayetin sona ermesiyle ana ve babanın bu yetkisi de biter.
Ergin olan kişinin dini seçimini ana ve baba belirleyemez; ergin olmadan önceki dönemde ise bu karar ana ve babadadır.
Geçerli velayet düzenlemesi ile sınırlayıcı sözleşme arasındaki fark nedir?
Velayet hakkının kullanılmasına ilişkin usul ve düzenlemeler, çocuğun yararına uygun olduğu ölçüde geçerlidir.
Ana ve babanın dini eğitim hakkını daraltan sözleşme ise baştan geçersizdir.
Dini eğitim konusunda ana ve babayı bağlayan her sözleşme hükümsüzdür; diğer velayet düzenlemeleri ise geçerli kalabilir.
Dinî eğitim: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Dini eğitim hakkını velayetten bağımsız, ana ve babadan ayrı bir hak gibi ele almak; bu hak velayetin bir parçasıdır.
- Ergin olma anı ile velayetin sona erme anını karıştırmak; hak velayetin bittiği anda sona erer, yaşın tamamlanması tek başına yeterli değildir.
- Çocuğun din kültürü ve ahlak dersi gibi zorunlu derslerini ana babanın dini eğitim hakkıyla aynı şey saymak.
- Sınırlayıcı sözleşmeyi, taraflar kendi aralarında imzalamış olsa bile geçerli saymak; bu sözleşmeler kanun gereği geçersizdir.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Dini eğitim hakkının sınırının, velayet hakkının amacıyla belirlendiği; hakkın bu amaç dışına çıkıldığında, yani karar ve uygulamaların çocuğun yararına olmadığı hallerde çocuğun kişilik hakkının ihlal edildiği kabul edilmektedir. (18. Hukuk Dairesi, 2009/2688 E., 2009/6697 K., 18.06.2009)
- Ana ve babanın bu hakkı kötüye kullanması halinde, şartları oluştuğu ölçüde velayetin kaldırılmasının mümkün olduğu kabul edilmektedir. (18. Hukuk Dairesi, 2009/2688 E., 2009/6697 K., 18.06.2009)
- Velayet konusundaki uyuşmazlıklarda resen araştırma ilkesinin uygulandığı ve hâkimin tarafların talepleriyle bağlı olmadığı kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2017/2066 E., 2019/15 K., 17.01.2019; 2. Hukuk Dairesi, 2023/4646 E., 2024/1502 K., 06.03.2024)
Nasıl ispat edilir?
- Dini eğitim kararına karşı çıkan tarafın, ana ve babanın hakkını kötüye kullandığını ileri sürmesi ve bunu ispatlaması gerekir.
- Sınırlayıcı bir sözleşmenin varlığını ileri süren taraf, bu sözleşmeyi yazılı belgeyle veya tanıkla ispatlamalıdır.
- Ergin kişinin dini seçiminin bulunduğunu ileri süren taraf, bu seçimi ortaya koyan belgelerle ispat eder; karşı taraf ergin olmadığını ileri sürerse yaş belgesi ile karşılaştırma yapılır.
- Velayetin kaldırılması talebinde, hâkim resen araştırma yapabilir; çocuğun yararına aykırılık fiilî durumla ve tanıklarla ortaya konulur. (Hukuk Genel Kurulu, 2017/2066 E., 2019/15 K., 17.01.2019; 2. Hukuk Dairesi, 2023/4646 E., 2024/1502 K., 06.03.2024)
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 4721 m.339: Çocuğun adının ana ve babası tarafından konulmasını düzenler; velayetin dini eğitim hakkıyla birlikte ana ve babaya tanınan yetkilerin genel çerçevesini çizer.
- 4721 m.340: Ana ve babanın çocuğu eğitme ve geliştirme yükümlülüğünü düzenler; dini eğitim hakkının kullanılmasında çocuğun yararı ölçütünü tamamlar.
- 4721 m.343: Velayet altındaki çocuğun fiil ehliyetini düzenler; dini eğitim kararında çocuğun kendi iradesinin ne ölçüde dikkate alınacağı bakımından bağlantılıdır.
- 4721 m.348: Velayetin kaldırılmasını düzenler; ana ve babanın dini eğitim hakkını kötüye kullanması halinde başvurulacak yaptırım bu maddede yer alır.
TMK m.342 — Çocuğun temsil edilmesi
Madde, ana ve babanın velâyetleri çerçevesinde çocuğun üçüncü kişilere karşı yasal temsilcisi olmasını düzenler. Eşlerin birbirinin rızasıyla işlem yaptığını varsayabilen iyiniyetli üçüncü kişilerin korunmasını ve kısıtlının temsiline ilişkin hükümlerin velâyetteki temsilde kıyas yoluyla uygulanmasını kapsar. Madde, velâyetin kapsamını, kişisel ilişki kurulmasını, çocuğun bakım ve eğitim giderlerini, velâyetin kaldırılmasını veya değiştirilmesini düzenlemez (m.335-336, m.321-334, m.345). Çocuğun aileyi temsil etmesini (m.344) ve çocuk ile ana baba arasındaki hukuki işlemleri (m.345) düzenlemez. Kayyım atanması hâllerini (m.426) ve davada kanuni temsil usulünü (HMK m.52) de düzenlemez.
Çocuğun temsil edilmesi: hangi kavramlar bilinmeli?
- Yasal temsilci
- Ergin olmayan çocuğu, velâyeti çerçevesinde üçüncü kişilere karşı temsil etme yetkisine sahip kişidir. Bu sıfat velâyet hakkından doğar ve velâyet olmadan kendiliğinden doğmaz.
- Velâyet çerçevesinde temsil
- Ana ve babanın çocuk adına yaptığı hukuki işlemlerin temsil yoluyla çocuğu bağlaması anlamına gelir. Temsil yetkisi velâyetin kapsamıyla sınırlıdır; velâyet dışında kalan yetkiler bu temsil kapsamında değerlendirilmez.
- İyiniyetli üçüncü kişi
- Eşlerden birinin işlemi diğerinin rızası olmadan yaptığını bilmeyen ve bilmesi gerekmeyen kişidir. Kötüniyetin ve gereken özenin ihlalinin ispatı iyiniyet karinesini kaldırır.
- Rızanın varsayılması
- Üçüncü kişinin, işlemi yapan eşin diğer eşin rızasını aldığını kabul etmesine izin veren karinedir. Bu karine yalnız iyiniyetli üçüncü kişiler lehine işler.
- Vesayet makamı izni
- Kısıtlının temsilinde kanunda ayrıca öngörülen ve vesayet makamının verdiği iznin gerektiği hâllerdir. Bu hâller, kıyas yoluyla velâyetteki temsile aktarılmaz.
Çocuğun temsil edilmesi: hangi şartlar aranır?
- Çocuğun ergin olmaması ve ana ya da babanın velâyet hakkına sahip bulunması gerekir.
- İşlemin çocuk adına, üçüncü kişiyle yapılmış bir hukuki işlem olması gerekir.
- Velâyet birlikte kullanılıyorsa işlemin her iki ebeveynin rızasıyla yapılması gerekir.
- Üçüncü kişinin iyiniyetli olması gerekir; kötüniyet, diğer eşin rızasının bulunmadığını bilme veya gereken özeni gösterseydi bilebilecek olma hâlinde rızanın varsayılması uygulanmaz.
- Vesayet makamının iznine bağlı hususlar, velâyetteki temsilde kıyas yoluyla uygulanmaz; bu hususlarda vesayet makamının izni aranır.
Çocuğun temsil edilmesi: hangi sonuçları doğurur?
- Ana ya da baba, velâyet çerçevesinde çocuk adına üçüncü kişilerle yaptığı işlemle çocuğu bağlar.
- Birlikte velâyette bir eşin diğerinin rızası olmadan yaptığı işlem, iyiniyetli üçüncü kişiye karşı geçerli kalır.
- Üçüncü kişinin kötüniyetli olduğu, diğer eşin rızasının bulunmadığını bildiği veya gereken özeni göstersiydi bilebileceği ispat edilirse, rızanın varsayılması karinesi kalkar ve işlem geçersiz olabilir.
- Vesayet makamının iznine bağlı işlemler, izin alınmadan yapıldığında velâyetteki temsil yoluyla geçerli kılınamaz.
Birlikte velâyet ile tek başına velâyet arasındaki fark nedir?
Evlilik devam ederken velâyet kural olarak ana ve babada birlikte kullanılır ve temsil de birlikte yapılır.
Ölüm, boşanma veya velâyetin kaldırılması gibi nedenlerle velâyet yalnız ana ya da babada bulunduğunda temsil o tek ebeveyne aittir.
Birlikte velâyette her iki ebeveynin rızası aranır; tek velâyette rızanın varsayılması karinesi gündeme gelmez.
İyiniyetli üçüncü kişi ile kötüniyetli üçüncü kişi arasındaki fark nedir?
İyiniyetli üçüncü kişi, eşlerden birinin diğerinin rızasıyla işlem yaptığını varsayabilir.
Kötüniyetli üçüncü kişi ya da gereken özeni göstersе bilebilecek durumda olan kişi bu karineden yararlanamaz.
Kötüniyetli veya özensiz üçüncü kişi ile yapılan işlemde rızanın bulunmadığı ileri sürülebilir ve işlem geçersiz hâle gelebilir.
Velâyetteki temsil ile kısıtlının temsili arasındaki fark nedir?
Velâyetteki temsilde, kısıtlının temsiline ilişkin hükümler kıyasen uygulanır.
Vesayet makamının iznine bağlı hususlar kısıtlının temsilinde ayrıca düzenlenmiştir.
Vesayet makamı izni gerektiren işlemler velâyetteki temsilde kıyas yoluyla uygulanmaz; ana ve baba bu işlemleri izin almadan yapamaz.
Çocuğun temsil edilmesi: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Rızanın varsayılması karinesini, iyiniyet aranmaksızın her üçüncü kişi lehine uygulamak; karine yalnız iyiniyetli üçüncü kişiler lehinedir.
- Madde 342'nin ikinci fıkrasını tek ebeveynli velâyet hâline de uygulamak; karine eşlerden birinin diğerinin rızasıyla işlem yapması hâline ilişkindir.
- Vesayet makamı izni gerektiren işlemleri, kısıtlının temsili hükmünün kıyasen uygulanması gerekçesiyle velâyetteki temsilde izin olmadan geçerli saymak.
- Üçüncü kişinin iyiniyetini, yalnız işlemin yapıldığı anda bilgisizlik olarak değerlendirip gereken özen yükümlülüğünü göz ardı etmek.
- Birlikte velâyette tek ebeveynin açtığı davada icazetin eksikliğini ileri sürülmeden davayı kendiliğinden geçerli saymak.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Velâyet hükümlerinin kural olarak kamu düzenine ilişkin olduğu ve velâyet davalarında hâkimin resen araştırma yaptığı kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2017/2066 E., 2019/15 K., 17.01.2019)
- Velâyetin, çocuğun bakım, eğitim, öğretim ve korunması ile temsil görevlerini kapsadığı kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2018/1072 E., 2019/185 K., 21.02.2019; Hukuk Genel Kurulu, 2018/483 E., 2018/1356 K., 27.09.2018; Hukuk Genel Kurulu, 2017/3117 E., 2018/1278 K., 27.06.2018; Hukuk Genel Kurulu, 2011/884 E., 2012/197 K., 16.03.2012)
- Ana ve babanın üçüncü kişilere karşı çocuğun yasal temsilcisi olduğu ve bu sıfatın madde 342 uyarınca doğduğu kabul edilmektedir. (1. Hukuk Dairesi, 2024/1393 E., 2025/3503 K., 03.07.2025)
- Birlikte velâyette tek başına açılan davada diğer ebeveynin icazetinin aranması ve verilmemesi hâlinde davanın usulden reddedileceği kabul edilmektedir. (1. Hukuk Dairesi, 2024/1393 E., 2025/3503 K., 03.07.2025)
Nasıl ispat edilir?
- Rızanın varsayılması karinesinden yararlanmak isteyen iyiniyetli üçüncü kişi, işlemi yapan eşin diğerinin rızasını aldığını gösterecek durumda olduğunu ileri sürer; karşı taraf ise bu iddiayı çürütmek zorundadır.
- Üçüncü kişinin kötüniyetli olduğunu, diğer eşin rızasının bulunmadığını bildiğini veya gereken özeni gösterseydi bileceğini ileri süren taraf bu hususu ispatlamakla yükümlüdür.
- Karşı tarafın ispat yükü, üçüncü kişinin iyiniyetinin aksini gösteren somut olgulardır; yazılı belge, yazışma ve tanık beyanı bu amaçla kullanılabilir.
- Birlikte velâyet hâlinde rızanın bulunduğunu ispat yükü, işlemin geçerliliğini savunan tarafa aittir ve bu rıza yazılı belge veya ebeveynin beyanıyla gösterilebilir.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 4721 sayılı Kanun m.343: Ana ve babanın yasal temsilci sıfatıyla yaptığı işlemlerden doğan borçlardan çocuğun kendi malvarlığıyla sorumlu olduğunu düzenler; bu maddeyle birlikte temsil sonucunu tamamlar.
- 4721 sayılı Kanun m.336: Velâyetin evlilik sürecinde ana ve babada birlikte kullanılacağını düzenler; madde 342'deki birlikte temsil zorunluluğunun dayanağıdır.
- 4721 sayılı Kanun m.344: Çocuğun ayırt etme gücü ve ana babanın yetkisiyle aile adına işlem yapabilmesini düzenler; temsil sınırlarını belirlemede tamamlayıcıdır.
- 4721 sayılı Kanun m.345: Çocuk ile ana veya baba arasındaki hukuki işlemlerde temsilin sınırlarını ve menfaat çatışması hâlinde uygulanacak düzenlemeyi belirler.
- 4721 sayılı Kanun m.426: Yasal temsilcinin menfaatiyle çocuğun menfaatinin çatıştığı hâllerde temsil kayyımı atanmasını düzenler; velâyetteki temsilin sınırını gösterir.
TMK m.343 — Çocuğun fiil ehliyeti
Madde, velayet altındaki çocuğun fiil ehliyetinin kapsamını ve çocuğun borçlarından kendi malvarlığıyla sorumluluğunu düzenler. Fiil ehliyetinin çocuk bakımından vesayet altındaki kişinin ehliyeti gibi belirlenmesi hükmü, çocuğun yaşına bağlı ehliyet sınırlarının genel çerçevesini çizer. Hüküm, velayet altındaki çocukları kapsar; ergin kılınmış çocuklar ve vesayet altındaki kişiler bakımından doğrudan uygulanmaz. Maddede fiil ehliyetinin tanımı, ayırt etme gücü ve erginlik koşulları ayrıca düzenlenmez (m.9, m.10, m.14). Ana ve babanın çocuk malları üzerindeki haklarının kapsamı ve yönetimi ile velayetin sona erdirilmesi bu maddenin konusu değildir (m.335 vd.). Çocuğun ayırt etme gücünün tespiti ve ehliyetsizlik hallerinde yasal temsil ayrıca düzenlenmez (m.16 ve m.17).
Çocuğun fiil ehliyeti: hangi kavramlar bilinmeli?
- Fiil ehliyeti
- Kişinin kendi fiilleriyle hak edinebilmesi ve borç altına girebilmesi yeteneğidir. Hak ehliyetinden farklıdır; kişi hak ehliyetine doğumla sahip olurken fiil ehliyeti belirli koşulların gerçekleşmesine bağlıdır.
- Velayet altındaki çocuk
- Ana ve babanın velayetine tabi, henüz ergin olmayan kişidir. Çocuğun fiil ehliyeti bu hükümde vesayet altındaki kişinin ehliyeti ölçüsünde belirlenir.
- Sınırlı ehliyetsizlik
- Fiil ehliyetinin kısmen bulunduğu, kişinin bazı işlemleri yasal temsilcisinin rızasıyla yapabildiği durumdur. Vesayet altındaki kişinin ehliyeti de bu çerçevede belirlendiğinden madde ile dolaylı olarak bağlantılıdır.
- Malvarlığı ile sorumluluk
- Çocuğun borçlarından kendi malvarlığıyla sorumlu olmasıdır. Ana ve babanın çocuk malları üzerindeki haklarının bu sorumluluğu sınırlamayacağı hükme bağlanmıştır.
Çocuğun fiil ehliyeti: hangi şartlar aranır?
- Kişinin velayet altında bulunan bir çocuk olması gerekir; ergin kılınmış veya ergin olmuş kişi bakımından bu hüküm uygulanmaz.
- Çocuğun fiil ehliyetinin kapsamı, vesayet altındaki kişinin ehliyetine ilişkin ölçüde belirlenmelidir.
- Çocuğun borcu doğmuş olmalı ve bu borçtan çocuğun kendi malvarlığı sorumlu tutulmalıdır.
- Ana ve babanın çocuk malları üzerindeki hakları, çocuğun kendi malvarlığıyla olan sorumluluğunu ortadan kaldırmaz veya sınırlamaz.
Çocuğun fiil ehliyeti: hangi sonuçları doğurur?
- Velayet altındaki çocuk, fiil ehliyeti bakımından vesayet altındaki kişinin ehliyeti ölçüsünde işlem yapabilir.
- Çocuğun borçlarından ana ve babanın çocuk malları üzerindeki hakları nedeniyle ana ve babanın sorumlu tutulması sonucu doğmaz; çocuk kendi malvarlığıyla sorumludur.
- Çocuğun ayırt etme gücü veya ergin kılınma gibi ayrı koşulları varsa, bu durumda fiil ehliyeti ayrıca değerlendirilir (m.10, m.12).
- Madde, velayet altındaki çocuğun borcundan ana ve babanın kişisel sorumluluğunu doğrudan düzenlemez; bu sorumluluk ayrı bir hükme tabidir.
Velayet altındaki çocuk ile vesayet altındaki kişi arasındaki fark nedir?
Velayet altındaki çocuğun ehliyeti, ana ve babanın velayetine tabi olma durumuna göre belirlenir.
Vesayet altındaki kişinin ehliyeti, vesayet makamının denetimine tabi olma durumuna göre belirlenir.
Madde, çocuğun ehliyetini vesayet altındaki kişinin ehliyeti ile eşitler; iki durumun ehliyet sonucu bakımından benzer olduğu kabul edilir.
Çocuğun kendi malvarlığı ile ana ve babanın çocuk malları üzerindeki hakları arasındaki fark nedir?
Çocuğun borçlarından sorumluluğu, çocuğun kendi malvarlığı ile sınırlıdır.
Ana ve babanın çocuk malları üzerindeki hakları, velayetin içeriğinden doğan yönetim ve kullanım yetkileridir.
Velayetin ana ve babaya tanıdığı yetkiler, çocuğun borcundan doğan sorumluluk kapsamını genişletmez; çocuk kendi malvarlığıyla sorumludur.
Çocuğun fiil ehliyeti: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Madde 343'ü fiil ehliyetinin tanımı olarak okumak; tanım m.9'da yer alır, bu madde çocuğa uygulanan ölçütü belirler.
- Çocuğun borçlarından ana ve babanın çocuk malları üzerindeki haklarına dayanarak sorumlu tutulabileceğini düşünmek; madde açıkça çocuğun kendi malvarlığıyla sorumluluğu öngörür.
- Velayet altındaki çocuğu ergin kılınmış çocukla aynı hukuki duruma koymak; ergin kılınma halinde madde 12 uygulanır ve velayet sona erer.
- Yaşa bağlı ayırt etme gücünü otomatik kabul etmek; ayırt etme gücü yaştan bağımsız olarak somut olayda değerlendirilir.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Velayete ilişkin hükümlerin kamu düzenine ilişkin olduğu ve bu alanda hâkimin tarafların talepleriyle bağlı olmadığı kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2017/2066 E., 2019/15 K., 17.01.2019; 2. Hukuk Dairesi, 2023/4646 E., 2024/1502 K., 06.03.2024)
- Madde 343'ün, çocuğun borçlarından ana ve babanın sorumluluğunu değil çocuğun kendi malvarlığını esas aldığı yönünde uygulamada yorum yapıldığı görülmektedir. (7. Hukuk Dairesi, 2022/1664 E., 2023/3408 K., 15.06.2023; Birinci Bölüm, 2019/25477 E., 20.03.2024)
- Çocuğun sorumluluğunun değerlendirilmesinde 16/2 ve 343. maddelerinin birlikte dikkate alındığı, olayın hukuki niteliği ve yaş durumu ile birlikte değerlendirildiği kabul edilmektedir. (3. Hukuk Dairesi, 2023/3656 E., 2024/1981 K., 12.06.2024)
Nasıl ispat edilir?
- Çocuğun velayet altında bulunduğunun ve yaşının tespiti, nüfus kaydı ile ispatlanır; bu tespit ehliyetin kapsamının belirlenmesi için ön koşuldur.
- Çocuğun borcunun varlığını ve kendi malvarlığından ödenmesini isteyen taraf, borç ilişkisini yazılı belge veya tanık gibi delillerle ispatlamakla yükümlüdür.
- Ana veya babanın çocuk malları üzerindeki haklarının borçtan sorumlu olduğunu ileri süren taraf, bu sorumluluğu ayrı bir hukuki dayanakla ispatlamak zorundadır; madde bu sorumluluğu kendiliğinden doğurmaz.
- Çocuğun ayırt etme gücünün bulunmadığını ileri süren taraf bu iddiasını ispatlamak zorundadır; ayırt etme gücü karine olarak kabul edilmez.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 4721 m.9: Fiil ehliyetinin tanımını verir; madde 343 bu tanımın çocuk bakımından uygulanmasını sağlar.
- 4721 m.10: Fiil ehliyetinin koşullarını (erginlik ve ayırt etme gücü) belirler; çocuk bakımından bu koşulların sağlanmasını ayrıca gerektirir.
- 4721 m.12: Ergin kılınma yoluyla velayetten çıkan çocuğun fiil ehliyetine kavuşmasını düzenler; madde 343'ün kapsam dışında kalan bir hal oluşturur.
- 4721 m.14: Ayırt etme gücü bulunmayan ve küçüklerin fiil ehliyetinin bulunmadığını belirtir; madde 343 bu hükmün devamı niteliğindedir.
TMK m.344 — Çocuğun aileyi temsil etmesi
TMK m.344, velayet altındaki çocuğun ayırt etme gücü bulunması hâlinde ana ve babanın rızasıyla aile adına hukuki işlem yapabilmesini ve bu işlemlerden doğan borçta ana ve babanın sorumluluğunu düzenler. Hükmün konusu, çocuğun aileyi temsil yetkisinin doğum koşullarıdır. Hüküm, velayet altındaki çocuk ile ana ve babası arasındaki ilişkiye ve aile birliğine ilişkin işlemlere uygulanır. Çocuğun kendi adına yaptığı işlemleri, çocuk ile ana-baba arasındaki işlemleri (m.345), çocuğun mallarının yönetimini (m.346 vd.) ve ana-babanın yasal temsil yetkisinin genel kapsamını (m.342-343) bu maddede aramak gerekmez; bunlar ilgili maddelerde düzenlenmiştir.
Çocuğun aileyi temsil etmesi: hangi kavramlar bilinmeli?
- Ayırt etme gücü
- Çocuğun yaptığı bir işlemin anlam ve sonuçlarını kavrayabilmesi yeteneğidir. Hükmün uygulanabilmesi için çocuğun bu güce sahip olması gerekir; yaş tek başına belirleyici değildir ve her somut işlem açısından değerlendirilir.
- Aile adına hukuki işlem
- Aile birliğinin ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik, ailenin ortak yararına yapılan işlemdir. Çocuğun kendi kişisel ihtiyaçlarına ilişkin işlemleri bu kavramın kapsamına girmez.
- Rıza
- Ana ve babanın çocuğa işlem yapma yetkisi tanıyan iradesidir. Bu rıza, işlem öncesi verilebileceği gibi sonradan onay (icazet) biçiminde de açıklanabilir.
- Yasal temsil
- Velayet sahibi ana ve babanın, çocuk adına üçüncü kişilere karşı işlem yapma ve çocuğu bağlama yetkisidir. Bu hükümde çocuk temsilci sıfatıyla hareket eder; asıl borçlu ana ve babadır.
Çocuğun aileyi temsil etmesi: hangi şartlar aranır?
- Çocuğun velayet altında bulunması gerekir.
- Çocuğun ayırt etme gücüne sahip olması gerekir.
- Ana ve babanın çocuğa bu işlem için rıza vermiş olması gerekir; rıza işlemden önce verilebilir veya sonradan onaylanabilir.
- İşlemin aile adına yapılmış olması, yani aile birliğinin ortak ihtiyacına yönelmesi gerekir.
- Çocuğun işlemi, ana ve babanın tanıdığı yetki sınırları içinde yapması gerekir; yetkinin aşılması hâlinde ana ve babanın borç altına girmesi için ayrıca uygun bir onay bulunmalıdır.
- Borç altına girme sonucunun doğması için işlemin yukarıdaki koşullarla birlikte gerçekleşmiş olması gerekir.
Çocuğun aileyi temsil etmesi: hangi sonuçları doğurur?
- Ayırt etme gücüne sahip çocuk, ana ve babanın rızasıyla aile adına hukuki işlem yapabilir.
- Bu işlemlerden doğan borçlardan ana ve baba sorumlu olur.
- Ana ve babanın borç altına girmesi, çocuğun aile adına yaptığı işlemin hükümlerine dayanır; çocuğun kişisel borçları bu hükmün kapsamında değildir.
- Ayırt etme gücü bulunmayan çocuğun aile adına yaptığı işlemler bu hükme dayanarak ana ve babayı bağlamaz.
- Rıza bulunmadan yapılan işlemde ana ve babanın bu hüküm uyarınca borç altına girmesi söz konusu değildir.
- Hüküm emredici nitelikte değerlendirilmiştir; aksi yönde sözleşme kayıtları bu sonucu değiştirmez.
Ayırt etme gücüne sahip çocuk ile sahip olmayan çocuk arasındaki fark nedir?
Ayırt etme gücüne sahip çocuk, ana ve babanın rızasıyla aile adına işlem yapabilir.
Ayırt etme gücü bulunmayan çocuk, bu hüküm kapsamında aile adına işlem yapamaz.
Ayırt etme gücü yoksa ana ve babanın bu hüküm çerçevesinde borç altına girmesi söz konusu olmaz; işlem geçerli kabul edilmez.
Ana ve babanın rızası ile rızasız yapılan işlem arasındaki fark nedir?
Ana ve babanın rızasıyla yapılan işlemde çocuk aile adına hareket eder ve ana ve baba borç altına girer.
Rızası bulunmayan işlemde çocuğun aile adına bağlayıcı bir işlem kurması söz konusu değildir.
Rıza bulunmayan işlemden ana ve babanın borç altına girmesi kural olarak beklenmez; ancak bu hâlde m.342 ve m.343 hükümleri ayrıca değerlendirilir.
Velayet altındaki çocuk ile üçüncü kişinin iyiniyeti arasındaki fark nedir?
Üçüncü kişi iyiniyetle, eşlerden birinin rızasıyla işlem yapıldığını varsayabilir.
Üçüncü kişinin kötüniyetli olduğu, rızanın bulunmadığını bildiği veya bilebilecek durumda olduğu ispatlanırsa bu koruma uygulanmaz.
İyiniyetli üçüncü kişiye karşı işlem geçerli kalır; kötüniyet ispatlanırsa işlemin geçerliliği tartışmalı hâle gelir.
Çocuğun aileyi temsil etmesi: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Çocuğun yaşını ayırt etme gücünün tek ölçütü saymak; ayırt etme gücü somut işlem açısından değerlendirilmelidir.
- Ana ve babanın rızasını yalnızca işlem sonrası bir bildirim olarak görmek; rızanın işlemden önce verilebileceği ve sonradan onay (icazet) biçiminde de açıklanabileceği göz ardı edilmemelidir.
- Çocuğun kişisel borçlarını bu hükme göre ana ve babaya yüklemek; hüküm yalnızca aile adına yapılan işlemleri kapsar.
- İyiniyetli üçüncü kişi korumasını mutlak saymak; kötüniyetin ispatı hâlinde koruma kalkar.
- Aile adına işlem ile çocuğun kendi adına yaptığı işlemi karıştırmak; her iki durumda borç sonucu farklıdır.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Velayet hükümlerinin kamu düzenine ilişkin olduğu ve velayet davalarında resen araştırma ilkesinin uygulandığı kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2017/2066 E., 2019/15 K., 17.01.2019; 2. Hukuk Dairesi, 2023/4646 E., 2024/1502 K., 06.03.2024)
- Madde, ana ve babanın üçüncü kişilere karşı çocuğun yasal temsilcisi olduğunu hükme bağlamaktadır. (2. Hukuk Dairesi, 2025/2183 E., 2025/6791 K., 02.07.2025)
- Velayet hükümlerinin (m.335-351) bir bütün olarak uygulanması ve dava konularında bu hükümlerin dikkate alınması kabul edilmektedir. (2. Hukuk Dairesi, 2023/9531 E., 2024/1121 K., 22.02.2024; 2. Hukuk Dairesi, 2023/6079 E., 2023/4514 K., 04.10.2023)
Nasıl ispat edilir?
- Aile adına yapılan işlemin geçerliliğini ve ana ve babanın borç altına girdiğini ileri süren taraf, çocuğun ayırt etme gücüne sahip olduğunu ve ana ve babanın rızasının bulunduğunu ispatlamakla yükümlüdür.
- Rıza, yazılı belge, işlemin ana ve babanın katılımıyla yapıldığını gösteren deliller veya sonradan verilen onay ile ispatlanabilir.
- Ana ve babanın rızasının bulunmadığını savunan taraf, bu savunmasını ispatlamakla yükümlüdür.
- Üçüncü kişinin iyiniyetli olduğunu ileri süren taraf, iyiniyetini; karşı taraf ise üçüncü kişinin kötüniyetini, rızanın bulunmadığını bildiğini veya bilebilecek durumda olduğunu ispatlamakla yükümlüdür.
- Çocuğun ayırt etme gücüne sahip olduğu, işlemin niteliği ve çocuğun yaşı ile birlikte somut olarak değerlendirilir.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 4721 m.342: Ana ve babanın çocuğun yasal temsilcisi olarak işlem yapma yetkisini düzenler; m.344'teki rızanın ve temsilin çerçevesini belirler.
- 4721 m.343: Yasal temsil çerçevesinde yapılan işlemlerden doğan borçların çocuğun malvarlığıyla ilişkisini düzenler; m.344'ün borç sonucuyla birlikte okunur.
- 4721 m.336: Velayetin ana ve babanın birlikte kullanılması kuralını koyar; m.344'teki rızanın gerekli olduğu hâlin dayanağıdır.
- 4721 m.345: Çocuk ile ana veya baba arasındaki hukuki işlemleri düzenler; m.344'ün kapsamı dışında kalan işlem türünü ayırır.
TMK m.345 — Çocuk ile ana ve baba arasındaki hukukî işlemler
TMK m.345, çocuğun ana veya baba ile arasında ya da ana ve babanın menfaatine olarak çocukla üçüncü kişi arasında yapılacak hukuki işlemlerle çocuğun borç altına girebilmesinin şartlarını düzenler. Bu şart, bir kayyımın işleme katılması ve hâkimin onayıdır. Hüküm, velayet altındaki küçük çocuk bakımından ana ve babanın çocukla çıkar çatışması doğurabilecek işlemlerine uygulanır. Hükmün kapsamı borç doğuran işlemlerle sınırlıdır; madde çocuk adına yapılan temsil yetkisini, ana ve babanın yönetim yetkisini ve çocuğun aile adına işlemlerini düzenlemez. Ana ve babanın çocuk malları üzerindeki yönetim hakkı (m.352), aileyi temsil eden çocuğun işlemleri (m.344), kayyım atanması (m.426 vd.) ve hâkimin çocuk mallarına müdahalesi (m.351) ayrı maddelerde düzenlenmiştir.
Çocuk ile ana ve baba arasındaki hukukî işlemler: hangi kavramlar bilinmeli?
- Çocuk ile ana veya baba arasındaki hukuki işlem
- Çocuğun karşısında ana veya babanın kendi adına bulunduğu, çıkarların çatıştığı işlemdir. Bu işlemde ana veya baba çocuğun temsilcisi olarak değil, karşı taraf olarak yer alır.
- Ana ve babanın menfaatine olarak yapılan işlem
- Çocuk ile üçüncü kişi arasında yapılan, ancak sonucu ana veya babanın yararına olan işlemdir. Örneğin çocuğun ana veya babanın borcu için teminat göstermesi bu kapsamda değerlendirilir.
- Borç altına girme
- Çocuğun işlem sonucunda bir borç yüklenmesidir. Madde yalnızca bu borçlandırıcı etkiyi kapsar; kazandırıcı işlemlerde bu hüküm doğrudan uygulanmaz.
- Kayyım
- Çocuk adına işleme katılarak çıkar çatışmasını önleyen kişidir. Kayyımın katılması bu maddede yasal bir zorunluluk olarak öngörülmüştür.
- Hâkim onayı
- İşlemin geçerlilik koşulu olarak aranan, mahkemenin işlemi uygun bulduğunu gösteren karardır. Onay olmadan kayyımın katılması tek başına yeterli değildir.
Çocuk ile ana ve baba arasındaki hukukî işlemler: hangi şartlar aranır?
- İşlemin çocuk ile ana veya baba arasında ya da ana ve babanın menfaatine olarak çocuk ile üçüncü kişi arasında yapılmış olması gerekir.
- İşlemle çocuğun borç altına girmesi söz konusu olmalıdır.
- İşleme bir kayyımın katılmış olması gerekir.
- İşlem için hâkimin onayı alınmış olmalıdır.
- Hâkim onayı ve kayyım katılımı, işlemin geçerliliği için birlikte aranır; birinin eksikliği işlemi geçersiz kılar.
Çocuk ile ana ve baba arasındaki hukukî işlemler: hangi sonuçları doğurur?
- Kayyım katılmadan veya hâkim onayı alınmadan yapılan borçlandırıcı işlem, çocuğu borç altına sokmaz.
- Madde, işlemin tamamen hükümsüz mü yoksa geçersiz mi olduğunu açıkça belirtmez; uygulamada eksik şartlı işlemin çocuk bakımından bağlayıcı olmadığı kabul edilmektedir.
- Ana ve babanın çocuğa ait bir malı satın alması, işlemin kayyım katılımı ve hâkim onayı ile yapılması şartına bağlıdır.
- Çocuğun ana babanın borcuna teminat göstermesi de aynı şartlara bağlıdır.
- Tasarruf işlemleri de borçlandırıcı nitelikteyse aynı şartlara tabidir.
- Çıkar çatışması bulunmayan işlemlerde (örneğin bağışlama) m.345 uygulanmaz.
Çocuk ile ana/baba arasındaki işlem ile ana ve babanın menfaatine olan üçüncü kişi işlemi arasındaki fark nedir?
Çocuk ile ana veya baba doğrudan karşılıklı taraftır. Çıkar çatışması açıktır.
Çocuk ile üçüncü kişi arasında yapılır ama sonucu ana veya babaya yarar sağlar. Çıkar çatışması dolaylıdır.
Her iki durumda da m.345 uygulanır; kayyım katılımı ve hâkim onayı aranır.
Borçlandırıcı işlem ile kazandırıcı işlem arasındaki fark nedir?
Çocuğun borç altına girdiği işlemler maddenin kapsamındadır.
Çocuğa yalnızca yarar sağlayan kazandırmalar madde metninde yer almaz.
Kazandırıcı işlemlerde kayyım ve hâkim onayı şartı bu maddeye dayanılarak aranmaz.
Madde kapsamındaki işlem ile çıkar çatışması bulunmayan işlem arasındaki fark nedir?
Ana ve babanın çocuğa ait bir malı satın almaları ya da çocuğun ana babanın borcuna teminat göstermesi gibi çıkar çatışması içeren işlemler vardır.
Ana ve babanın çocuğa yaptığı bağışlama gibi çıkar çatışması bulunmayan işlemler vardır.
Çıkar çatışmasının bulunmadığı işlemlerde m.345 uygulanmaz.
Çocuk ile ana ve baba arasındaki hukukî işlemler: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Kayyım katılımını yeterli görmek; hâkim onayının ayrıca alınması gerektiğini gözden kaçırmak.
- Hâkim onayını kayyım katılımının yerine geçen bir şart saymak; iki şartın birlikte aranması gerektiğini unutmak.
- Madde metnini kazandırıcı işlemlere de uygulamak; m.345 yalnızca borçlandırıcı işlemleri kapsar.
- Çıkar çatışması bulunmayan işlemlerde de kayyım ve hâkim onayı aramak; hükmün amacı çıkar çatışmasını engellemektir.
- Ana ve babanın çocuk adına temsil yetkisi ile çocuğun kendi adına borç altına girmesini karıştırmak; temsil halleri m.342-343 ile değerlendirilir.
- Hâkim onayının sonradan alınıp alınamayacağını ve geçerlilik sonucunu madde metninden kesin olarak çıkarmaya çalışmak; metin bu konuda açık değildir.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Çocuk adına ana ve babanın lehine yapılan borçlandırıcı işlemlerde kayyım katılımı ve hâkim onayı aranmış, bu şartın eksikliği halinde işlemin çocuk bakımından bağlayıcı olmadığı kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi, 2020/726 E., 2023/888 K., 18.05.2023; 11. Hukuk Dairesi, 2023/5606 E., 2024/7331 K., 10.10.2024)
- Ana ve babanın çocuğa ait malı kendi adına satın alması veya çocuğu ana babanın borcuna teminat göstermesi, m.345 kapsamında değerlendirilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi, 2020/726 E., 2023/888 K., 18.05.2023)
- Çocuğun 15 yaşında olması ve ana ve babanın menfaatine olarak çocuk ile üçüncü kişi arasında yapılan işlemin m.345 kapsamında incelenmesi gerektiği kabul edilmektedir. (Birinci Bölüm, 2019/25477 E., 20.03.2024)
- Çocuk adına borçlandırıcı muamelelerin kayyım iznine ve hâkim onayına bağlanması, çocuğun reşit olmadığı ve velayet altında bulunduğu hallerde uygulanmaktadır. (11. Hukuk Dairesi, 2023/5606 E., 2024/7331 K., 10.10.2024)
- Velayet hükümlerinin kamu düzenine ilişkin olması ve resen araştırma ilkesinin uygulanması nedeniyle hâkim, tarafların taleplerine bağlı değildir; m.345 yönünden de hâkim onay sürecini resen denetler. (Hukuk Genel Kurulu, 2017/2066 E., 2019/15 K., 17.01.2019; 2. Hukuk Dairesi, 2023/4646 E., 2024/1502 K., 06.03.2024)
Nasıl ispat edilir?
- Çocuk adına yapılan borçlandırıcı işlemin geçersizliğini ileri süren taraf, işlemde kayyım katılımının veya hâkim onayının bulunmadığını ispatlamakla yükümlüdür.
- Kayyım atanmış olduğu ve hâkim onayı alındığı, mahkeme kararı, kayyım kararı ve işleme ilişkin belgelerle ispatlanır; bu belgelerin yokluğu eksikliği ortaya koyar.
- İşlemin ana ve babanın menfaatine olduğu veya çocuk ile ana/baba arasında yapıldığı iddiası, sözleşme metni ve taraf beyanları ile ispatlanır.
- Karşı taraf, işlemin çıkar çatışması doğurmadığını veya m.345'in kapsamı dışında kaldığını ileri sürerse bu savunmasını ispatlamakla yükümlüdür.
- Velayet davalarında hâkim resen araştırma yapar; bu nedenle taraflar delil sunmamış olsa dahi hâkim onay şartının yerine gelip gelmediğini inceler. (Hukuk Genel Kurulu, 2017/2066 E., 2019/15 K., 17.01.2019; 2. Hukuk Dairesi, 2023/4646 E., 2024/1502 K., 06.03.2024)
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 4721 sayılı Kanun m.342: Velayetin birlikte kullanılması ve iyiniyetli üçüncü kişinin diğer eşin rızasını varsayabilmesini düzenler; m.345 ile birlikte okunduğunda çocuk adına yapılan işlemlerin geçerliliğini belirler.
- 4721 sayılı Kanun m.343: Ana ve babanın yasal temsilci sıfatıyla yaptığı işlemlerden doğan borçlardan çocuğun kendi malvarlığıyla sorumlu olduğunu düzenler.
- 4721 sayılı Kanun m.344: Çocuğun aile adına işlem yapma yetkisini düzenler; m.345 ise çocuğun kendi adına borç altına girdiği işlemleri kapsar.
- 4721 sayılı Kanun m.352: Ana ve babanın çocuk mallarını yönetme hakkını düzenler; m.345'teki işlemler bu yönetim yetkisinin çıkar çatışması doğuran bir sınırını oluşturur.
- 4721 sayılı Kanun m.355: Çocuk mallarının gelirlerinin sarfını düzenler; işlemin ana babanın yararına olması halinde m.345'in çocuğu koruyucu şartları devreye girer.
Konuda geçen kararlar
41 karar- Ceza Genel Kurulu, 2023/214 E., 2025/580 K., 17.12.2025İlgili madde: m.335
- Ceza Genel Kurulu, 2024/98 E., 2025/218 K., 21.05.2025İlgili madde: m.339
- Ceza Genel Kurulu, 2023/326 E., 2025/194 K., 30.04.2025İlgili madde: m.337
- Ceza Genel Kurulu, 2022/310 E., 2025/121 K., 12.03.2025İlgili madde: m.339
- Hukuk Genel Kurulu, 2023/383 E., 2024/294 K., 29.05.2024İlgili madde: m.337
- Ceza Genel Kurulu, 2023/422 E., 2024/91 K., 21.02.2024İlgili madde: m.337
- Ceza Genel Kurulu, 2021/264 E., 2023/704 K., 26.12.2023İlgili madde: m.339
- Ceza Genel Kurulu, 2020/156 E., 2023/645 K., 06.12.2023İlgili madde: m.339
- Ceza Genel Kurulu, 2021/130 E., 2022/780 K., 08.12.2022İlgili madde: m.335
- Ceza Genel Kurulu, 2020/382 E., 2022/345 K., 11.05.2022İlgili madde: m.335
Diğer 31 karar
- Ceza Genel Kurulu, 2020/205 E., 2022/326 K., 10.05.2022İlgili madde: m.339
- Ceza Genel Kurulu, 2018/104 E., 2021/446 K., 05.10.2021İlgili madde: m.339
- Ceza Genel Kurulu, 2018/80 E., 2020/416 K., 13.10.2020İlgili madde: m.335
- Hukuk Genel Kurulu, 2018/1072 E., 2019/185 K., 21.02.2019İlgili madde: m.337, m.340, m.342
- Hukuk Genel Kurulu, 2017/2066 E., 2019/15 K., 17.01.2019İlgili madde: m.336, m.337, m.338, m.340, m.341, m.342, m.343, m.344, m.345
- Hukuk Genel Kurulu, 2018/483 E., 2018/1356 K., 27.09.2018İlgili madde: m.337, m.340, m.342
- Hukuk Genel Kurulu, 2017/3117 E., 2018/1278 K., 27.06.2018İlgili madde: m.340, m.342
- Hukuk Genel Kurulu, 2011/884 E., 2012/197 K., 16.03.2012İlgili madde: m.340, m.342
- Hukuk Genel Kurulu, 2010/649 E., 2010/683 K., 22.12.2010İlgili madde: m.336
- Ceza Genel Kurulu, 2009/131 E., 2009/284 K., 08.12.2009İlgili madde: m.338
- Hukuk Genel Kurulu, 2005/656 E., 2005/625 K., 16.11.2005İlgili madde: m.336
- 1. Hukuk Dairesi, 2024/1393 E., 2025/3503 K., 03.07.2025İlgili madde: m.342
- 2. Hukuk Dairesi, 2025/2183 E., 2025/6791 K., 02.07.2025İlgili madde: m.344
- 8. Hukuk Dairesi, 2024/2829 E., 2025/3817 K., 20.05.2025İlgili madde: m.340
- 11. Hukuk Dairesi, 2023/5606 E., 2024/7331 K., 10.10.2024İlgili madde: m.345
- 2. Hukuk Dairesi, 2024/232 E., 2024/6167 K., 19.09.2024İlgili madde: m.345
- 3. Hukuk Dairesi, 2023/3656 E., 2024/1981 K., 12.06.2024İlgili madde: m.343
- 2. Hukuk Dairesi, 2023/5284 E., 2024/1725 K., 13.03.2024İlgili madde: m.341
- 2. Hukuk Dairesi, 2023/4646 E., 2024/1502 K., 06.03.2024İlgili madde: m.338, m.341, m.343, m.344, m.345
- 2. Hukuk Dairesi, 2023/9531 E., 2024/1121 K., 22.02.2024İlgili madde: m.338, m.341, m.343, m.344
- 2. Hukuk Dairesi, 2023/6079 E., 2023/4514 K., 04.10.2023İlgili madde: m.338, m.341, m.344
- 7. Hukuk Dairesi, 2022/1664 E., 2023/3408 K., 15.06.2023İlgili madde: m.343
- 2. Hukuk Dairesi, 2022/10588 E., 2023/1439 K., 29.03.2023İlgili madde: m.338
- 18. Hukuk Dairesi, 2009/2688 E., 2009/6697 K., 18.06.2009İlgili madde: m.341
- Birinci Bölüm, 2019/25477 E., 20.03.2024İlgili madde: m.343, m.345
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi, 2022/2516 E., 2025/1927 K., 06.11.2025İlgili madde: m.335
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi, 2020/726 E., 2023/888 K., 18.05.2023İlgili madde: m.345
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi, 2021/597 E., 2023/910 K., 11.05.2023İlgili madde: m.336
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, 2022/565 E., 2023/43 K., 19.01.2023İlgili madde: m.335
- İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, 2020/1226 E., 2022/665 K., 21.04.2022İlgili madde: m.336
- İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, 2020/968 E., 2022/213 K., 03.02.2022İlgili madde: m.336
Bağlayıcılık derecesine göre sıralı (Anayasa Mahkemesi, içtihadı birleştirme, genel kurullar, daireler); her grupta yeni karar önce. Tam metin karar deposundan istek üzerine yüklenir. Hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ayrıca denetleyin.
Madde bağlantıları, tarihine kadar Resmî Gazete'de yayımlanan değişiklikleri içeren güncel metne gider.
Anlatım 21.10.2026 tarihinde derlendi. Bağlayıcı olan madde metnidir.
Bu konuyu panelde çalış
Panelde bu konu 3.3. Hısımlık ve Soybağı bölümünde yer alıyor.
Panelde çalış