Aile hukuku › Hısımlık › Soybağının kurulması
Soybağının hükümleri
Kısaca
TMK m.321, çocuğun soyadının ana ve babanın evlilik durumuna göre nasıl belirleneceğini düzenler. TMK m.322, ana, baba ve çocuk arasındaki karşılıklı yükümlülükleri düzenler: birbirine yardım etme, saygı ve anlayış gösterme ve aile onurunu gözetme. TMK m.323, velayet kendisine bırakılmayan ana ve babanın çocukla uygun kişisel ilişki kurulmasını isteme hakkını düzenler.
Kapsam
Bu konu, Türk Medeni Kanunu m.321–334 hükümlerini kapsar.
- TMK m.321Soyadı
- TMK m.322Karşılıklı yükümlülükler
- TMK m.323Kural
- TMK m.324Sınırları
- TMK m.325Üçüncü kişiler
- TMK m.326Yetki
- TMK m.327Kapsamı
- TMK m.328Süresi
- TMK m.329Dava hakkı
- TMK m.330Nafaka miktarının takdiri
- TMK m.331Durumun değişmesi
- TMK m.332Genel olarak
- TMK m.333Babalığın tespitinden önce
- TMK m.334Güvence verilmesi
TMK m.321 — Soyadı
Madde, çocuğun soyadının ana ve babanın evlilik durumuna göre nasıl belirleneceğini düzenler. Ana ve baba evli ise çocuk ailenin soyadını taşır; ana önceki evliliğinden dolayı çifte soyadı taşıyorsa çocuk anasının bekarlık soyadını alır. Kural soybağı yoluyla soyadı kazanılan tüm çocuklar bakımından geçerlidir. Madde evlilik dışı doğan çocuğun soyadını, evlat edinilmiş çocuğun soyadını, soyadının değiştirilmesini ve soyadının düzeltilmesini düzenlemez; evlat edinmede soyadı için m.314, soyadı değişikliği ve düzeltmesi için m.27, babalık karinesi için m.285 ve m.290, evlenmede kadının soyadı için m.187 incelenmelidir. Boşanma sonrası çocuğun soyadı ve velayetin soyadına etkisi ile zamanaşımı veya usul süreleri de bu maddenin kapsamında değildir.
Soyadı: hangi kavramlar bilinmeli?
- Ailenin soyadı
- Evlilik birliğinin ortak soyadıdır ve evlenen kadının kocasının soyadını almasıyla oluşur. Ana ve babanın evli olması halinde çocuk bu soyadını taşır.
- Çifte soyadı
- Kadının evlenmeden önceki soyadı ile kocasının soyadını birlikte kullanması halidir. Ana çifte soyadı taşıyorsa bu durum m.321 ikinci cümlesinin uygulanmasını doğurur.
- Bekarlık soyadı
- Kadının evlenmeden önce taşıdığı, evlilik sırasında kullanılmayan soyadıdır. Çocuk, ana çifte soyadı taşıyorsa bu soyadını alır.
- Soybağı
- Çocuk ile ana ve baba arasındaki hukuki bağdır. Soyadının hangi kurala göre kazanılacağı soybağının kurulma biçimine göre belirlenir.
Soyadı: hangi şartlar aranır?
- Çocuğun ana ve babasının soybağı yoluyla çocuk ile bağlantılı olması ve ana babanın evli olması gerekir.
- Ana ve babanın evliliği çocuğun doğumu anında veya m.285 kapsamında doğum tarihinde mevcut olmalıdır.
- Ana önceki evliliğinden dolayı çifte soyadı taşıyorsa çocuk ailenin soyadı yerine anasının bekarlık soyadını taşır; bu istisnanın uygulanabilmesi için ana çifte soyadı taşımalıdır.
Soyadı: hangi sonuçları doğurur?
- Ana ve baba evli ise çocuk ailenin soyadını taşır.
- Ana önceki evliliğinden dolayı çifte soyadı taşıyorsa çocuk anasının bekarlık soyadını taşır.
- Ana ve babanın evli olmaması durumunda m.321'in birinci cümlesi uygulanmaz; anayasal iptal nedeniyle bu hal için metinde ayrı bir kural yoktur ve çocuğun soyadı kişinin soybağı ve nüfus kayıtlarına göre belirlenir.
- Evlilik dışı doğan çocuk bakımından soybağı kurulmamışsa çocuk ananın soyadını taşıyabilir; ancak bu sonuç m.321'in madde metninden kaynaklanmaz.
Ana babanın evli olması ile evli olmaması arasındaki fark nedir?
Ana ve baba evli ise çocuk ailenin soyadını taşır; bu durumda soyadı evlilik birliğinin ortak soyadıdır.
Ana ve baba evli değilse çocuk ananın soyadını taşır; bu hüküm metinde yer almamaktadır, çünkü ilgili ibare Anayasa Mahkemesi iptal kararıyla metinden çıkarılmıştır.
Ana babanın evlilik durumu soyadının belirlenmesinde tek ölçüttür; evlilik içinde doğan ve evlilik dışında doğan çocuk bakımından farklı soyadı kuralları uygulanır.
Ana önceki evliliğinden dolayı çifte soyadı taşıyor ile taşımıyor arasındaki fark nedir?
Ana önceki evliliğinden dolayı çifte soyadı taşıyorsa çocuk, anasının bekarlık soyadını taşır (madde metninde yer alan ikinci cümle).
Ana çifte soyadı taşımıyorsa bu istisna uygulanmaz; çocuk ailenin soyadını taşır.
Ana evli iken doğan çocuk ailenin soyadını alır, ancak anada önceki evlilikten çifte soyadı varsa çocuk bekarlık soyadını taşır.
Soyadı: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Ana ve babanın evli olmaması halinde de çocuğun ailenin soyadını alacağını sanmak; bu durumda m.321 birinci cümlesi uygulanmaz ve çocuk soybağına göre farklı bir soyadı alır.
- Ana çifte soyadı taşımıyorsa bekarlık soyadı istisnasını uygulamak; istisna yalnız ana önceki evliliğinden dolayı çifte soyadı taşıdığında geçerlidir.
- Evlilik dışı doğan çocuğun soyadını m.321 ile belirlemek; bu konu için nüfus hizmetleri mevzuatı ve tanıma kayıtları ayrıca incelenmelidir.
- Evlat edinilen çocuğun soyadını m.321 ile belirlemek; bu halde m.314 uygulanır.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Yargıtay, evlilik içinde doğan çocuğun babanın soyadını taşıdığını ve boşanma veya ölüm üzerine velayetin anneye geçmesinin çocuğun soyadını değiştirmediğini kabul etmektedir. (Genel Kurul, 2013/7979 E., 11.11.2015; Genel Kurul, 2013/9880 E., 11.11.2015)
- Anayasa Mahkemesi m.321'in ana ve babanın evli olması halini düzenleyen birinci cümlesinin Anayasaya aykırı olmadığına karar vermiştir. (Hukuk Genel Kurulu, 2015/135 E., 2016/118 K., 29.01.2016; Hukuk Genel Kurulu, 2013/2352 E., 2015/1710 K., 19.06.2015; Hukuk Genel Kurulu, 2013/1755 E., 2015/1039 K., 13.03.2015)
- Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, m.321'in birinci fıkrasını evli ana babanın çocuğu için ailenin soyadı kuralı olarak yorumlamaktadır. (Hukuk Genel Kurulu, 2015/3257 E., 2016/117 K., 29.01.2016)
Nasıl ispat edilir?
- Çocuğun soyadının ailenin soyadı olduğunu iddia eden taraf, ana ve babanın doğum anında evli olduğunu nüfus kaydı veya evlilik cüzdanı ile ispatlar.
- Ana önceki evliliğinden dolayı çifte soyadı taşıdığını iddia eden taraf, bu durumu nüfus kaydı ve evlilik kayıtlarıyla ispatlar.
- Çocuğun babası ile soybağının kurulmadığını ileri süren taraf bu savunmayı soybağı belgeleri veya mahkeme kararıyla ispatlar.
- Yazılı nüfus kaydının bulunmaması halinde tanık beyanı yalnız yardımcı delil olarak kullanılabilir; asıl delil resmi kayıttır.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 4721 sayılı Kanun m.187: Evlenen kadının kocasının soyadını alması kuralını getirir; m.321'deki ailenin soyadı kavramı bu kurala dayanır ve metinde doğrudan atıf yoktur.
- 4721 sayılı Kanun m.314: Ergin olmayan çocuğun evlat edinilmesi halinde çocuğun evlat edinenin soyadını alacağını düzenler; m.321'in ana babanın evli olması kuralına istisna oluşturur.
- 4721 sayılı Kanun m.27: Soyadı değişikliği ve düzeltme davalarında haklı sebep ve ergin olan kişinin düzeltme talebi için başvurulacak genel hükümdür; m.321 kaynaklı soyadının değiştirilmesi bu madde kapsamında tartışılır.
- 4721 sayılı Kanun m.285: Evliliğin sona ermesinden itibaren üç yüz gün içinde doğan çocuğun babalık karinesinden yararlanması halinde m.321'in evlilik içi kuralının uygulanabilmesi için bağlantı kurar.
- 4721 sayılı Kanun m.290: Babalık karinesinin çürütülmesine ilişkin hükümdür; karine çürütülürse çocuğun soyadı evlilik dışı kurala göre belirlenir.
- 2525 sayılı Soyadı Kanunu m.4/2: Boşanma veya evliliğin feshi halinde çocuğun babasının seçtiği adı alacağına ilişkin hükmü içerir; Anayasa Mahkemesi bu fıkrayı iptal etmiştir, dolayısıyla uygulama alanı kalmamıştır.
TMK m.322 — Karşılıklı yükümlülükler
TMK m.322, ana, baba ve çocuk arasındaki karşılıklı yükümlülükleri düzenler: birbirine yardım etme, saygı ve anlayış gösterme ve aile onurunu gözetme. Hüküm, soy bağına dayanan aile içi ilişkiye uygulanır; evlilik birliğinin eşler arası yükümlülüklerini (m.185) ve evlat edinme ilişkisini düzenleyen hükümleri kapsamaz. Maddede süre, tutar ya da yaptırım belirlenmemiştir. Eşler arasındaki yükümlülükler (m.185), velayet ve çocuğun bakımına ilişkin yükümlülükler (m.327, m.335 vd.), nafaka yükümlülüğü (m.364 vd.) ve miras hakları bu maddede düzenlenmez; bunlar ayrı hükümlerde yer alır.
Karşılıklı yükümlülükler: hangi kavramlar bilinmeli?
- Aile huzuru ve bütünlüğü
- Aile bireylerinin birlikte yaşamasını ve aile içinde uyumlu ilişkiyi ifade eden ölçüttür. Yardım, saygı ve anlayış yükümlülüklerinin kapsamını bu ölçüt belirler.
- Aile onuru
- Ailenin toplumdaki saygınlığı ve itibarıdır. Bireylerin davranışlarının aile itibarını zedelemeyecek biçimde olmasını gerektirir.
- Karşılıklı yükümlülük
- Maddedeki yükümlülüklerin ana, baba ve çocuk arasında her iki yönde de geçerli olmasıdır. Yükümlülük tek taraflı bir borç değil, ilişkinin iki tarafına da yüklenen bir davranış ölçütüdür.
Karşılıklı yükümlülükler: hangi şartlar aranır?
- Yükümlülüğün doğması için ana, baba ve çocuk arasında soy bağına dayanan bir aile ilişkisi bulunmalıdır.
- Yardım, saygı ve anlayış göstermek, aile huzuru ve bütünlüğünün gerektirdiği ölçüde yapılmalıdır.
- Aile onuru gözetilmelidir; bu yükümlülük davranışların aile itibarını zedelememesini gerektirir.
- Yükümlülük karşılıklıdır; hem ebeveyn hem çocuk bakımından aynı nitelikte bulunur.
Karşılıklı yükümlülükler: hangi sonuçları doğurur?
- Yükümlülüğe aykırı davranış, tek başına bir hak düşürücü süre veya doğrudan bir yaptırım doğurmaz; hüküm yükümlülüğü ortaya koyan genel bir ölçüt niteliğindedir.
- Yükümlülüğe aykırılık, aile içi ilişkilerde başka hükümlere konu olabilir; örneğin bakım ve nafaka, kişisel ilişki, mirasçılıktan çıkarma veya velayetin değiştirilmesi gibi sonuçlar ilgili maddelerdeki koşullara bağlı olarak gündeme gelir.
- Aile onurunu zedeleyen davranış, ayrı hükümlerdeki sonuçlara yol açabilir; m.322 bu sonuçları kendiliğinden doğurmaz.
- Hüküm emredici niteliktedir; yükümlülükler taraflarca sözleşmeyle değiştirilemez.
Aile içi yükümlülük ile eşler arası yükümlülük arasındaki fark nedir?
m.322 soy bağına dayalı ana, baba ve çocuk arasındaki ilişkiyi düzenler.
m.185 evlilik birliği içindeki eşler arasındaki yükümlülükleri düzenler.
Eşler arasındaki yardım ve sadakat yükümlülüğü m.185 ile belirlenir; m.322 bu ilişkilere doğrudan uygulanmaz.
Aile içi yükümlülük ile evlat edinen ile evlatlık arasındaki fark nedir?
m.322 kanun metninde ana, baba ve çocuk ilişkisini anar.
Evlat edinme ilişkisi evlat edinmenin hukuki sonucu olarak kurulur ve ayrı hükümlere tabidir.
Uygulamada evlat edinen ile evlatlık arasında bu yükümlülüğün aynı biçimde uygulanıp uygulanmayacağı yorumla belirlenir; (Hukuk Genel Kurulu, 2023/422 E., 2024/370 K., 10.07.2024) ile benzer ilişkilere m.322'nin kıyasen uygulanması eğilimdedir.
Karşılıklı yükümlülükler: sık yapılan hatalar nelerdir?
- m.322'yi eşler arasındaki yükümlülükler için uygulamak; eşler arasında m.185 esas alınmalıdır.
- Maddeyi tek taraflı bir borç gibi okumak; yükümlülük ebeveyn ve çocuk arasında karşılıklıdır.
- Yükümlülüğün ihlalini doğrudan hak düşürücü süre veya tazminat sebebi saymak; madde bu sonucu kendiliğinden bağlamaz.
- Aile onuru kavramını tek başına bağımsız bir yaptırım gerekçesi olarak kullanmak; onur ölçütü ayrı hükümlerdeki koşullarla birlikte değerlendirilmelidir.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Hukuk Genel Kurulu, evlat edinen ile evlatlık arasındaki ilişkide m.322'deki yardım, saygı ve anlayış yükümlülüğünün geçerli olduğunu kabul etmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2023/422 E., 2024/370 K., 10.07.2024)
- Ceza mahkemeleri, ölen ile birlikte yaşayan kişiler arasındaki ilişkide m.322 ve m.185 hükümlerini birlikte değerlendirerek aile içi yükümlülüklerin varlığını dikkate almaktadır. (12. Ceza Dairesi, 2015/1325 E., 2015/17349 K., 10.11.2015)
- Hukuk Genel Kurulu, m.322'yi çocuk ve ebeveyn ilişkisinde miras ve aile içi ilişkilere ilişkin tartışmalarda ilgili diğer hükümlerle birlikte uygulamaktadır. (Hukuk Genel Kurulu, 2023/53 E., 2024/464 K., 25.09.2024)
Nasıl ispat edilir?
- Maddedeki yükümlülüğe aykırılığı ileri süren taraf, ilişkinin soy bağına veya kanunla kabul edilmiş aile bağına dayandığını ispatlamakla yükümlüdür; nüfus kayıtları bu konuda temel belgedir.
- Yardım, saygı veya aile onuruna aykırılık iddiası tanık beyanları, yazışmalar ve davranışlara ilişkin somut olaylarla ispatlanır.
- Karşı taraf, davranışının aile huzuru ve bütünlüğünün gerektirdiği ölçüde olduğunu veya haklı bir nedene dayandığını ileri sürerek savunma yapar ve bu savunmayı ispatlamakla yükümlüdür.
- Yükümlülüğün yerine getirildiğine ilişkin savunma, yardımın yapıldığını gösteren belgelerle desteklenmelidir.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 4721 m.185: Eşler arasındaki yardım, sadakat ve birliğe katılma yükümlülüklerini düzenler; m.322 bu ilişkiye uygulanmaz, aynı yönde bir ilke olarak paralel işler.
- 4721 m.327: Ana ve babanın çocuğun bakımı, eğitimi ve gözetimi yönündeki yükümlülüklerini düzenler; m.322'deki genel yardım yükümlülüğünün somut hâllerinden biridir.
- 4721 sayılı Kanun: Aile hukukunun bu bölümündeki diğer hükümler (nafaka, velayet, kişisel ilişki, miras) m.322 ile birlikte aile içi yükümlülüklerin uygulanmasını tamamlar.
TMK m.323 — Kural
Madde, velayet kendisine bırakılmayan ana ve babanın çocukla uygun kişisel ilişki kurulmasını isteme hakkını düzenler. Hakkın sahipleri, kişisel ilişkinin uygunluğu ve talep hakkının kime ait olduğu bakımından ana ve baba ilişkisi çerçevesinde uygulanır. Hakkın sınırlanması, reddi ve sona erdirilmesi (m.324), üçüncü kişilerin kişisel ilişki hakkı (m.325), yetki ve görev kuralları (m.326), velayetin değiştirilmesi (m.348 ve devamı) ve bakım giderleri (m.327 ve devamı) bu maddede düzenlenmemiştir. Ayrıca kişisel ilişki kurulmasına dair kararın icrası ve cebri icra imkânı da bu maddenin kapsamında değildir.
Kural: hangi kavramlar bilinmeli?
- Kişisel ilişki
- Ana veya babanın, velayeti kendisinde bulunmayan çocukla belirli zamanlarda birlikte bulunmasını ya da uygun başka biçimlerde (telefon, mektup, elektronik posta gibi) iletişim kurmasını ifade eder. İlişkinin içeriği çocuğun yaşı, kişiliği ve ihtiyaçlarına göre belirlenir.
- Uygun kişisel ilişki
- Kişisel ilişkinin içerik, süre, yer ve biçim bakımından çocuğun menfaatine uygun olmasıdır. Uygunluk, somut olayın koşullarına göre değerlendirilir ve çocuğun yararı ana babanın yararından önce gelir.
- Kendisine bırakılmayan çocuk
- Velayet kendisine verilmeyen ana veya babanın çocuk bakımından durumunu ifade eder. Çocuğun velayeti kaldırılmış olan ana veya baba ya da çocuğu bir aile yanına ya da kuruma yerleştirilmiş olan ana veya baba da bu kapsamdadır.
- Velayet
- Ana ve babanın çocuğun bakım, eğitim ve kişiliğine ilişkin kararları alma ve uygulama yetkisidir. Bu maddede velayete sahip olmayan ana ya da babanın kişisel ilişki hakkı için karşıt bir durum olarak anlaşılır.
Kural: hangi şartlar aranır?
- Talep eden kişinin çocuğun anası veya babası olması ve çocuğun velayeti altında bulunmaması ya da çocuğun kendisine bırakılmamış olması gerekir.
- Kişisel ilişkinin çocuk ile uygun nitelikte kurulması istenmelidir; uygunluk, somut durumun şartlarına göre belirlenir.
- Kişisel ilişkinin çocuğun menfaatine uygun olması ve çocuğun menfaatinin ana babanın menfaatinden önce tutulması gerekir.
- Mahkeme kararıyla düzenleme yapılıncaya kadar, velayet sahibinin veya çocuğu kendisine bırakılmış kişinin rızası dışında kişisel ilişki kurulamaz; bu rıza, düzenlemeden önce kişisel ilişkinin kurulabilmesi için tek geçerli yoldur.
Kural: hangi sonuçları doğurur?
- Kişisel ilişki talebi kabul edilirse, çocukla uygun nitelikte ilişki kurulması için mahkeme düzenleme yapar.
- Talep kabul edilmezse ana veya baba çocukla kişisel ilişki kuramaz.
- Mahkeme kararıyla düzenleme yapılıncaya kadar, velayet sahibinin veya çocuğu kendisine bırakılmış kişinin rızası dışında kişisel ilişki kurulamaz.
- Hakkın kullanılması çocuğun menfaatine aykırı düşmemeli; çocuğun menfaati ana babanın yararından önce gelmelidir.
Velayeti kaldırılmış / bırakılmamış ana-baba / velayeti kendisinde olan ana-baba: fark nedir?
Velayet kendisine bırakılmamış ana veya baba, bu maddeye göre doğrudan kişisel ilişki talep edebilir.
Velayet sahibi ana veya baba, çocukla kişisel ilişki kurma hakkına sahip değildir, ancak çocuk kendisine bırakılmış kişi olarak rıza verebilir.
Velayet sahibi ana veya babanın rızası, kişisel ilişki düzenlenene kadar tek yol kabul edilir; kendi çocuğuyla ilişkisi bu hükme göre talep konusu değildir.
Boşanma durumu ile boşanma dışı durum arasındaki fark nedir?
Boşanmada hâkim, velayet kendisine verilmeyen tarafın kişisel ilişkisini kendiliğinden düzenlemek zorundadır.
Boşanma dışında kişisel ilişki için ana veya babanın talepte bulunması gerekir.
Boşanmada talep şartı aranmaz; talep olmadan da hâkim düzenleme yapar.
Kişisel ilişkinin kurulması ile kişisel ilişkinin uygunluğu arasındaki fark nedir?
Kişisel ilişki hakkı, ana veya babanın çocukla ilişki kurma isteğine dayanır.
Kişisel ilişkinin uygun olup olmadığı, çocuğun yaşı, kişiliği, sağlık durumu ve ana babanın ilişkileri gibi somut koşullara göre belirlenir.
İstek olsa dahi uygun olmayan bir ilişki kurulamaz; uygunluk ayrı bir denetime tabidir.
Kişisel ilişki hakkı ile kişisel ilişki hakkının kullanım biçimi arasındaki fark nedir?
Hak, ana veya babanın çocukla birlikte zaman geçirmesini ifade eder.
Telefon, mektup ve elektronik posta gibi araçlarla iletişim de uygun kişisel ilişki kapsamında sayılabilir.
Kişisel ilişkinin biçimi, çocuğun menfaatine göre daraltılabilir ya da genişletilebilir.
Kural: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Kişisel ilişki hakkını velayet hakkıyla karıştırmak; velayeti olmayan ana veya babanın da bu hakka sahip olduğunu gözden kaçırmak.
- Boşanma hâlinde talep şartını aramak; hâkimin bu konuda re'sen düzenleme yapabileceğini göz ardı etmek.
- Çocuğun menfaatini ana babanın menfaatinden önce tutmamak; uygunluk değerlendirmesini somut olaya göre yapmamak.
- Kişisel ilişkiyi yalnız birlikte zaman geçirme ile sınırlı görmek; telefon ve elektronik posta gibi biçimleri uygun ilişki kapsamı dışında saymak.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Kişisel ilişkinin uygunluğu, somut olayda çocuğun yaşı, kişiliği, sağlık durumu ve ana babanın birbirleriyle ilişkisi dikkate alınarak değerlendirilmektedir. (2. Hukuk Dairesi, 2024/4365 E., 2024/7327 K., 14.10.2024; 2. Hukuk Dairesi, 2024/4242 E., 2024/7322 K., 14.10.2024)
- Çocuğun ana veya babayla ilişki kurma isteği olmadığı hâllerde, özellikle şiddet ve benzeri olguların bulunup bulunmadığı araştırılmadan kişisel ilişki kurulmaması gerektiği kabul edilmektedir. (2. Hukuk Dairesi, 2024/4242 E., 2024/7322 K., 14.10.2024)
- Çocukla kişisel ilişkinin içeriği, zamanı, yeri ve süresi ayrıntılı biçimde belirlenmelidir; çocuğun geceleyip gecelemeyeceği gibi hususlar da bu kapsamdadır. (2. Hukuk Dairesi, 2024/4104 E., 2024/7320 K., 14.10.2024)
- Kişisel ilişki hakkından feragat geçerli değildir ve bu hak devredilemez; hak bir kişilik hakkı olarak kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2023/858 E., 2023/1399 K., 27.12.2023)
- Kişisel ilişki hakkını ileri süren ana veya babanın çocukla ilişkisinin kurulmasını talep etmesi ve bu talebin çocuğun menfaatine uygun olduğunun gösterilmesi gerekir. (2. Hukuk Dairesi, 2024/4155 E., 2024/7324 K., 14.10.2024; 2. Hukuk Dairesi, 2024/4244 E., 2024/7330 K., 14.10.2024)
Nasıl ispat edilir?
- Kişisel ilişki talebini ileri süren ana veya babanın, velayetin kendisine bırakılmadığını ve talebin çocuğun menfaatine uygun olduğunu ispat yükü vardır; nüfus kaydı ve velayet kararı bu amaçla kullanılır.
- Karşı tarafın çocuğun huzurunun tehlikeye girdiği, ilgilenmeme ya da başka önemli bir sebebin bulunduğu savunmasını ileri sürmesi hâlinde, bu sebebi ispat yükü savunmayı ileri süren tarafa aittir.
- Çocuğun ayırt etme gücüne sahip olmadığı ya da ilişki istemediği hâllerde, bu durum tanık, rapor ve sosyal inceleme gibi delillerle ortaya konulur.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 4721 m.324: Kişisel ilişkinin kullanılmasında karşılıklı yükümlülükleri ve hakkın reddi ya da sona erdirilmesi sebeplerini düzenler; bu madde ile birlikte okunur.
- 4721 m.325: Ana ve baba dışındaki üçüncü kişilerin çocukla kişisel ilişki kurma hakkını düzenler; bu maddedeki hak yalnız ana ve babaya tanınmıştır.
- 4721 m.326: Kişisel ilişkiye ilişkin düzenlemenin yetkili mahkemesini ve boşanma ile evlilik birliğinin korunmasına ilişkin yetki kurallarının saklı olduğunu belirler.
- 4721 m.182: Boşanmada hâkimin kişisel ilişkiyi re'sen düzenlemesine dayanak oluşturur.
- 4721 m.322: Ana, baba ve çocuk arasındaki karşılıklı yardım, saygı ve aile onuru yükümlülüklerini düzenler; kişisel ilişki yükümlülüğünün genel çerçevesini oluşturur.
TMK m.324 — Sınırları
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 324. maddesi, velayet kendisine bırakılmamış ana ve babanın çocukla kişisel ilişki kurma hakkını kullanırken diğer eşe karşı uyması gereken yükümlülüğü ve bu yükümlülüğün ihlali hâlinde kişisel ilişki kurma hakkının reddine veya sona erdirilmesine ya da sınırlanmasına ilişkin şartları düzenler. Ayrıca velayeti kendisine bırakılan ana veya babanın kişisel ilişki düzenlemesinin gereklerini yerine getirmemesi hâlinde velayetin değiştirilebilmesini öngören ek üçüncü fıkrayı içerir. Madde, ana ve babanın kendi aralarındaki kişisel ilişki hakkını kapsar; üçüncü kişilerin çocukla kişisel ilişki kurma hakkını düzenlemez (m.325). Kişisel ilişkinin kurulmasına, kapsamına ve düzenlenmesine ilişkin yetkili mercii ve usulü düzenlemez (m.323). Velayetin kaldırılmasına ve değiştirilmesine ilişkin genel hükümleri ve velayetin kendisine ilişkin koşulları düzenlemez (m.348 ve devamı). Nafaka ve çocuğun masraflarına ilişkin ödemeler, bu maddenin konusu değildir (m.327 ve devamı).
Sınırları: hangi kavramlar bilinmeli?
- Kişisel ilişki kurma hakkı
- Velayet kendisine bırakılmayan ana veya babanın çocukla şahsen görüşme, birlikte zaman geçirme ve iletişim kurma hakkıdır. Hak çocuğun menfaatine uygun biçimde düzenlenir ve kişinin kendi isteğine bağlı bir yetki olmanın ötesinde, çocuğun yüksek yararıyla sınırlıdır.
- Zedeleme yasağı
- Ana ve babanın, diğerinin çocukla kişisel ilişkisini bozacak davranışlardan kaçınma yükümlülüğüdür. Yükümlülük hem kişisel ilişki kurulurken hem de sonrasında geçerlidir ve çocuğun eğitimini ve yetiştirilmesini engelleme yasağını da kapsar.
- Kişisel ilişkinin reddi veya sona erdirilmesi
- Kanunda sayılan hâllerin gerçekleşmesi üzerine kişisel ilişki kurma hakkının hiç verilmemesi ya da mevcut hakkın tamamen kaldırılmasıdır. Çocuğun menfaatine uygunsa tamamen kaldırmak yerine hakkın sınırlanması veya içeriğinin değiştirilmesi de mümkündür.
- Velayetin değiştirilmesi (ek üçüncü fıkra)
- Velayet kendisine bırakılan ana veya babanın kişisel ilişki düzenlemesinin gereklerini yerine getirmemesi hâlinde, çocuğun menfaatine aykırı olmamak kaydıyla velayetin diğer ebeveyne geçirilmesidir. Kararda bu husus taraflara ihtar edilir.
Sınırları: hangi şartlar aranır?
- Kişisel ilişki kurma hakkı sahibinin, velayet kendisine bırakılmamış ana veya baba olması gerekir.
- Kişisel ilişki kurulurken ana ve babanın, diğerinin çocukla ilişkisini zedelemekten ve çocuğun eğitim ve yetiştirilmesini engellemekten kaçınması zorunludur.
- Reddetme veya sona erdirme için kanunda sayılan hallerden birinin bulunması gerekir: kişisel ilişki nedeniyle çocuğun huzurunun tehlikeye girmesi, ana veya babanın haklarını birinci fıkradaki yükümlülüklere aykırı kullanması, çocukla ciddi olarak ilgilenmemesi ya da diğer önemli sebeplerin varlığı.
- Reddetme veya sona erdirmenin çocuğun menfaatine uygun olması gerekir; uygun değilse hak tamamen kaldırılmaz, sınırlandırılabilir veya içeriği değiştirilebilir.
- Ek üçüncü fıkra uyarınca velayet değiştirilmek isteniyorsa, velayeti kendisine bırakılan ana veya babanın kişisel ilişki düzenlemesinin gereklerini yerine getirmemiş olması ve velayet değişikliğinin çocuğun menfaatine aykırı olmaması gerekir.
Sınırları: hangi sonuçları doğurur?
- Ana veya baba, diğerinin kişisel ilişkisini zedelemekten kaçınmadığında, bu durum ikinci fıkrada sayılan hallerden biri olduğundan kişisel ilişki hakkı reddedilebilir veya kendisinden alınabilir.
- İkinci fıkradaki hallerden biri gerçekleşse de hâkim çocuğun menfaatine göre hakkı tamamen kaldırmak yerine sınırlayabilir ya da içeriğini değiştirebilir.
- Kişisel ilişki sebebiyle çocuğun huzurunun tehlikeye girmesi, ana veya babanın hakkı birinci fıkradaki yükümlülüklere aykırı kullanması, çocukla ciddi olarak ilgilenmemesi ya da diğer önemli sebeplerin varlığı hâllerinde kişisel ilişki hakkının reddi veya sona erdirilmesi mümkündür.
- Bu hallerden hiçbiri yoksa kişisel ilişki hakkı reddedilemez ve sona erdirilemez.
- Kişisel ilişki düzenlemesinin gereklerini yerine getirmeyen velayet sahibi ana veya baba için çocuğun menfaatine aykırı olmamak kaydıyla velayet değiştirilebilir.
- Velayet değişikliği olasılığı, kişisel ilişki kurulmasına dair kararda taraflara ihtar edilmek zorundadır; ihtar yapılmazsa bu yaptırıma dayanılması güçleşir.
- Kişisel ilişki hakkının kullanılmasında çocuğun menfaati esas alınır; bu menfaate aykırı bir düzenleme, madde metni gereği kurulamaz.
Zedeleme yasağı ile reddetme veya sona erdirme arasındaki fark nedir?
Birinci fıkradaki zedeleme yasağı, hakkın kullanılması sırasında ana veya babanın yükümlülüğüdür ve ihlali henüz hakkın kaldırılmasını gerektirmeyebilir.
İkinci fıkradaki reddetme veya sona erdirme, kanunda sayılan ağır hâllerin varlığına bağlıdır ve çocuğun menfaatine göre sonuç doğurur.
Hakkın birinci fıkradaki yükümlülüklere aykırı kullanılması, ikinci fıkrada sayılan hallerden biridir; bu nedenle tek başına reddetme veya kaldırma sebebi olabilir.
Tamamen kaldırma ile sınırlama veya içerik değiştirme arasındaki fark nedir?
Kişisel ilişki kurma hakkının tamamen reddedilmesi veya sona erdirilmesi, ikinci fıkradaki hallerin varlığı hâlinde mümkündür.
Hakkın sınırlanması veya içeriğinin değiştirilmesi, çocuğun menfaatine uygun düştüğünde tamamen kaldırmaya yeğ tutulabilen ara çözümdür.
Hâkim, sebep bulunsa da çocuğun menfaatine göre daha hafif bir düzenleme kurabilir; tamamen kaldırma son çare niteliğindedir.
Velayeti kendisinde olan ana veya baba ile velayeti diğer ebeveynde olan ana veya baba arasındaki fark nedir?
Velayeti kendisine bırakılan taraf, kişisel ilişki düzenlemesinin gereklerini yerine getirmekle yükümlüdür.
Velayeti bulunmayan taraf, kişisel ilişki hakkı sahibidir ve bu hakkın kullanılmasına ilişkin yükümlülükleri vardır.
Velayeti kendisine bırakılan taraf düzenlemeye uymazsa ek üçüncü fıkra uyarınca velayetin değiştirilmesi gündeme gelir; bu yaptırım yalnız velayet sahibi için öngörülmüştür.
Sınırları: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Birinci fıkradaki yükümlülüklere aykırılığın, ikinci fıkrada kendi başına bir reddetme veya kaldırma sebebi olarak sayıldığını gözden kaçırmak.
- Hakkın reddini ya da sona erdirilmesini, çocuğun menfaatine uygun olup olmadığına bakmadan uygulamak; sınırlama veya içerik değiştirme yolunu atlamak.
- Ek üçüncü fıkrayı, velayet sahibinin düzenlemeye uymadığı hallerde bile otomatik bir velayet değişikliği olarak yorumlamak; çocuğun menfaatine aykırılık koşulunu aramamak.
- Velayetin değiştirilmesi için gerekli ihtarın kişisel ilişki kararında yapılmadığı hâllerde yaptırımı işletmeye çalışmak.
- Madde 324'ü üçüncü kişilerin kişisel ilişki hakkına uygulamak; bu hak m.325 kapsamında ayrıca değerlendirilir.
- Madde 323'teki kişisel ilişkinin kurulmasına ilişkin usul ve yetki kurallarını m.324 ile karıştırmak.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Kişisel ilişki hakkının reddi veya kaldırılması için ikinci fıkradaki hallerden birinin somut olayda gerçekten bulunduğunun ortaya konulması gerektiği kabul edilmektedir. (2. Hukuk Dairesi, 2023/8328 E., 2023/5275 K., 08.11.2023; 2. Hukuk Dairesi, 2024/4148 E., 2024/7331 K., 14.10.2024)
- Hâkimin, sebep bulunsa bile çocuğun yüksek menfaatine uygun ise kişisel ilişkiyi tamamen kaldırmak yerine düzenleme yoluyla sınırlayabileceği ve içeriğini değiştirebileceği kabul edilmektedir. (2. Hukuk Dairesi, 2023/8328 E., 2023/5275 K., 08.11.2023)
- Kişisel ilişki düzenlemesinin çocuğun gelişimini olumsuz etkilediğinin iddia edildiği davalarda, düzenlemenin çocuğun yüksek yararına uygunluğunun somut olarak incelenmesi gerektiği kabul edilmektedir. (2. Hukuk Dairesi, 2024/4148 E., 2024/7331 K., 14.10.2024; 2. Hukuk Dairesi, 2024/1362 E., 2024/2475 K., 16.04.2024)
- Çocuğun sağlık veya maddi ihtiyaçlarına dayanılarak kişisel ilişkinin genişletilmesi ya da değiştirilmesi talepleri, madde 324 ve madde 331 birlikte değerlendirilerek incelenmektedir. (2. Hukuk Dairesi, 2024/1362 E., 2024/2475 K., 16.04.2024)
- Kişisel ilişki düzenlemesinin çocuğun yüksek menfaatine uygun olmadığı iddiası, yalnız ebeveynin sorumluluk iddiası ile değil, somut delille desteklenmelidir. (2. Hukuk Dairesi, 2023/8328 E., 2023/5275 K., 08.11.2023; 2. Hukuk Dairesi, 2024/1306 E., 2024/2480 K., 16.04.2024)
- Velayet değişikliği yaptırımı, kişisel ilişki düzenlemesinin gerektiği gibi yerine getirilmediğinin somut olayda tespit edilmesine bağlı görülmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2023/858 E., 2023/1399 K., 27.12.2023; 2. Hukuk Dairesi, 2025/5404 E., 2025/9980 K., 20.11.2025)
Nasıl ispat edilir?
- Kişisel ilişkinin reddi veya sona erdirilmesini talep eden taraf, ikinci fıkradaki hallerden birinin gerçekleştiğini ispatla yükümlüdür.
- Çocuğun huzurunun tehlikeye girdiği, ciddi ilgisizlik ya da diğer önemli sebep iddiaları tanık, uzman raporu ve sosyal inceleme gibi delillerle ortaya konulur.
- Kişisel ilişki düzenlemesine aykırılık iddiasında, düzenlemenin varlığı ve ihlalin gerçekleştiği, ihlali ileri süren tarafça ispatlanır.
- Velayetin değiştirilmesi için düzenlemenin gereklerinin yerine getirilmediğini ileri süren taraf bunu ispatlamakla yükümlüdür; velayet sahibinin savunması da somut delillerle ortaya konulmalıdır.
- Çocuğun menfaatine aykırılık durumunda, hâkim karşı tarafın savunmasını değerlendirir ve bu değerlendirmede uzman incelemesine başvurabilir.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 4721 m.323: Kişisel ilişkinin kurulmasını ve düzenlenmesini sağlayan temel hükümdür; m.324 bu düzenlemenin sınırlarını ve yaptırımlarını belirler.
- 4721 m.325: Üçüncü kişilerin çocukla kişisel ilişki kurma hakkını düzenler; m.324 yalnız ana ve babanın kendi hakkını kapsar.
- 4721 m.348: Velayetin kaldırılmasına ilişkin genel hükümdür; m.324'ün ek üçüncü fıkrasındaki velayet değişikliği bu genel rejimle birlikte değerlendirilir.
TMK m.325 — Üçüncü kişiler
TMK m.325, çocukla kişisel ilişki kurulmasını isteme hakkının ana ve baba dışındaki kişilere, özellikle hısımlara tanınabilmesini düzenler; bu hakkın olağanüstü hâl koşuluna ve çocuğun menfaatine bağlanmasını kapsar. Ayrıca ana ve babaya öngörülen sınırlamaların üçüncü kişiler bakımından kıyas yoluyla uygulanacağını hükme bağlar. Maddede süre, tutar veya usul kuralı yoktur. Ana ve babanın kişisel ilişki hakkını (m.323 ve m.324 kapsamı) bu madde düzenlemez. Hısımların bu hakka dayanarak açacağı dava usulü ile kişisel ilişkinin kapsamının belirlenmesi, madde metninde yer almaz ve yargılama kurallarına bırakılmıştır. Çocuğun yararı dışındaki genel aile hukuku ilkeleri de bu maddede ayrıca düzenlenmemiştir.
Üçüncü kişiler: hangi kavramlar bilinmeli?
- Kişisel ilişki
- Çocuğun, ona bakmayan veya yanında yaşamayan kişilerle görüşmesi, birlikte zaman geçirmesi ve bağ sürdürmesi anlamına gelen ilişkidir. Madde, bu ilişkinin hangi kişiler bakımından talep edilebileceğini düzenler.
- Olağanüstü hâl
- Hakkın üçüncü kişilere tanınabilmesi için aranan ön koşuldur. Madde metninde bu hâlin neler olduğu sayılmamış, somut olayın özelliklerine bırakılmıştır.
- Hısım
- Kan veya evlilik bağıyla çocukla ilgili aile ilişkisi bulunan kişidir. Madde, hısımları örnek olarak sayar ancak hısım dışındaki üçüncü kişilere de hakkın tanınabileceğini açıkça belirtir.
- Çocuğun menfaati
- Kişisel ilişkinin kurulabileceği ve ne ölçüde kurulacağını belirleyen ölçüttür. Hak, yalnızca çocuğun menfaatine uygun düştüğü ölçüde tanınır.
- Kıyas yoluyla uygulama
- Ana ve babaya özgü sınırlamaların, madde metninde ayrıca düzenlenmemiş olan üçüncü kişiler için de geçerli kabul edilmesidir. Kanun koyucu bu yolla boşluğu kapatmıştır.
Üçüncü kişiler: hangi şartlar aranır?
- Olağanüstü hâlin bulunması gerekir; bu koşul olmadan üçüncü kişilere kişisel ilişki hakkı tanınamaz.
- Talep edilen kişisel ilişkinin çocuğun menfaatine uygun düşmesi gerekir; hak bu ölçüde tanınır.
- Hakkın sahibi olarak ana ve baba dışındaki kişilerin, özellikle hısımların bulunması gerekir.
- Ana ve babaya öngörülen sınırlamaların üçüncü kişiler için kıyas yoluyla geçerli olduğu gözetilmelidir.
Üçüncü kişiler: hangi sonuçları doğurur?
- Olağanüstü hâl ve çocuğun menfaati koşulları birlikte gerçekleşirse, üçüncü kişiye çocukla kişisel ilişki kurulmasını isteme hakkı tanınabilir.
- Olağanüstü hâl bulunmazsa, üçüncü kişinin bu hakka dayanması mümkün değildir.
- Çocuğun menfaatine uygun düşmeyen ölçüde hak tanınmaz; hak, menfaatin gerektirdiği kapsamla sınırlıdır.
- Ana ve babaya öngörülen sınırlamalar üçüncü kişiler için de geçerlidir; bu sınırlamalar kıyas yoluyla uygulanır.
Ana-baba ile üçüncü kişi (hısım) arasındaki fark nedir?
Ana ve baba, kişisel ilişki hakkını doğrudan kanundan alır ve olağanüstü hâl aranmaz.
Üçüncü kişiler, hakkı ancak olağanüstü hâl bulunduğunda ve çocuğun menfaatine uygun düştüğü ölçüde talep edebilir.
Üçüncü kişiye tanınan hak, ana ve babanınkinden daha dar bir koşula bağlıdır. Ana ve babaya özgü sınırlamalar üçüncü kişiler için kıyas yoluyla uygulanır.
Hısım ile hısım olmayan üçüncü kişi arasındaki fark nedir?
Hısımlar, maddede özellikle anılan ve hakkın tanınmasında öncelikle akla gelen kişilerdir.
Hısım olmayan üçüncü kişiler de hakkın sahibi olabilir; ancak madde bunun için ayrıca bir bağ aramaz.
Hısım olmak tek başına hak doğurmaz; her iki durumda da olağanüstü hâl ve çocuğun menfaati koşulu aranır.
Üçüncü kişiler: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Hısım olmanın tek başına yeterli olduğunu düşünüp olağanüstü hâl koşulunu aramamak.
- Olağanüstü hâl aranmasını ana ve baba için de uygulamak; bu koşul yalnızca üçüncü kişiler için öngörülmüştür.
- Üçüncü kişiye tanınan hakkı, çocuğun menfaatine uygunluk ölçütünü gözetmeden kesin ve sınırsız biçimde tanımak.
- Ana ve babaya ait sınırlamaları üçüncü kişiler için uygulanmaz saymak; ikinci fıkra bu sınırlamaların kıyasen uygulanmasını öngörür.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Yargıtay, üçüncü kişinin kişisel ilişki talebini kabul etmeden önce olağanüstü hâlin varlığını ayrıca incelemekte; bu koşul yerine getirilmeden davanın kabulünü uygun görmemektedir. (2. Hukuk Dairesi, 2024/5636 E., 2024/8371 K., 06.11.2024; 2. Hukuk Dairesi, 2024/4102 E., 2024/7321 K., 14.10.2024)
- Dava açan hısımların, çocuğun annesi veya babasıyla ilişkilerinin bozulması, ölüm veya çocuğun göstərilmemesi gibi somut olguları ileri sürmesi, olağanüstü hâlin varlığı yönünde değerlendirilmektedir. (Genel Kurul, 2015/7216 E., 27.03.2019; 2. Hukuk Dairesi, 2024/4358 E., 2024/7329 K., 14.10.2024)
- Büyükanne veya büyükbaba gibi hısımlar bakımından, uzman raporu ve çocuğun gelişimine etkisi dikkate alınarak kişisel ilişkinin kısmen kabulüne karar verilebilmektedir. (2. Hukuk Dairesi, 2024/3887 E., 2024/5718 K., 11.09.2024)
- Kişisel ilişki kurulmasına karar verilirken, görüşmenin sıklığı ve zamanı çocuğun menfaati gözetilerek belirlenmekte; bu belirlemede somut düzenleme yapılmaktadır. (2. Hukuk Dairesi, 2024/3887 E., 2024/5718 K., 11.09.2024)
- Çocuğun baba tarafı veya anne tarafı hısımlarının talepleri birlikte değerlendirilmekte; her talep ayrı ayrı olağanüstü hâl ve çocuğun menfaati yönünden incelenmektedir. (2. Hukuk Dairesi, 2024/4378 E., 2024/7328 K., 14.10.2024)
Nasıl ispat edilir?
- Hakkı talep eden üçüncü kişi, olağanüstü hâlin varlığını ispatlamakla yükümlüdür; bu, tanık, belge ve somut olgularla gösterilir. (2. Hukuk Dairesi, 2024/5636 E., 2024/8371 K., 06.11.2024; 2. Hukuk Dairesi, 2024/4102 E., 2024/7321 K., 14.10.2024)
- Çocuğun menfaatinin, talep edilen kişisel ilişkiye uygun olduğunu ispat yükü davacıdadır; bu konuda uzman raporu delil olarak kullanılabilir. (2. Hukuk Dairesi, 2024/3887 E., 2024/5718 K., 11.09.2024)
- Karşı taraf olan ana veya baba, çocuğun menfaatine aykırılık veya olağanüstü hâlin bulunmadığını savunabilir ve bu savunmasını ispatlamakla yükümlüdür. (2. Hukuk Dairesi, 2024/4378 E., 2024/7328 K., 14.10.2024; 2. Hukuk Dairesi, 2024/4358 E., 2024/7329 K., 14.10.2024)
- Olağanüstü hâlin ileri sürülmesinde yazılı belge, tanık beyanı ve çocuğun durumunu gösteren resmî kayıtlar başlıca delillerdir. (2. Hukuk Dairesi, 2024/4102 E., 2024/7321 K., 14.10.2024)
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 4721 m.323: Ana ve babanın çocukla kişisel ilişki kurma hakkını düzenler. Bu maddede öngörülen sınırlamalar, 325. maddenin ikinci fıkrası uyarınca üçüncü kişiler için kıyas yoluyla uygulanır.
- 4721 m.324: Ana ve babaya öngörülen kişisel ilişki sınırlamalarını içerir. Bu sınırlamalar, 325. maddenin ikinci fıkrası gereğince üçüncü kişiler bakımından da esas alınır.
TMK m.326 — Yetki
TMK m.326, kişisel ilişki kurulmasına ilişkin davalarda yetkili mahkemeyi belirler ve çocuk ile kişisel ilişki düzenlenene kadar kişisel ilişki kurulmasını rıza şartına bağlar. Madde, çocuğun oturduğu yer mahkemesinin yetkisini kişisel ilişkiyle ilgili bütün düzenlemeler bakımından öngörür; boşanma ve evlilik birliğinin korunmasına ilişkin yetki kurallarını saklı tutar. Uygulama, velayet hakkına sahip ana veya babanın ya da çocuğun kendisine bırakıldığı kişinin ilişkisini kapsar. Madde, kişisel ilişkinin kapsamını, sürelerini ve düzenleme ölçütlerini düzenlemez; bunlar kişisel ilişkinin düzenlendiği maddelerde yer alır (TMK m.323-325). Boşanma veya evlilik birliğinin korunması davalarındaki yetki kuralı ile karşılaştırmalı ayrıntılar bu maddenin dışındadır (TMK m.182). Velayetin kullanılmasına ve değiştirilmesine ilişkin hükümler de bu maddede yer almaz (TMK m.335 vd.).
Yetki: hangi kavramlar bilinmeli?
- Kişisel ilişki
- Çocuğun, velayeti kendisinde olmayan ana veya babası ya da çocuğun bırakıldığı kişi ile kurduğu, sürekli ve düzenli kişisel temas ilişkisidir. Bu maddenin rıza şartı ve yetki kuralı bakımından kişisel ilişki, bu temasın kurulmasına ilişkin bütün düzenlemeleri kapsar.
- Yetkili mahkeme (yer bakımından yetki)
- Davanın hangi yerdeki mahkemede görüleceğini belirleyen kuraldır. Bu maddeye göre kişisel ilişki düzenlemelerinde çocuğun oturduğu yer mahkemesi yetkilidir; yetki, çocuğun oturduğu yerle bağlanır.
- Boşanma ve evlilik birliğinin korunması yetkisi
- Boşanma ve evlilik birliğinin korunmasına ilişkin davalarda geçerli olan ayrı yetki kurallarıdır. Madde bu kuralları saklı tutar; yani bu davalarda kişisel ilişkiye ilişkin bir talep varsa maddedeki çocuğun oturduğu yer yetkisi değil, bu davalara ilişkin yetki kuralı uygulanır.
- Rıza
- Kişisel ilişki kurulmadan önce velayet hakkına sahip kişinin veya çocuğun kendisine bırakıldığı kişinin açıkladığı iradedir. Rıza, kişisel ilişki düzenlemesi yapılana kadar kişisel ilişkinin kurulabilmesi için aranan koşuldur.
Yetki: hangi şartlar aranır?
- Kişisel ilişki kurulmasıyla ilgili bir düzenleme davasının söz konusu olması gerekir; bu durumda yer bakımından yetkili mahkeme çocuğun oturduğu yer mahkemesidir.
- Boşanma veya evlilik birliğinin korunmasına ilişkin bir davada yetki, bu davalara ilişkin ayrı yetki kuralına göre belirlenmelidir.
- Çocukla kişisel ilişki kurulabilmesi için, kişisel ilişkiye ilişkin bir düzenleme yapılmamış olması gerekir.
- Düzenleme yapılmamışken kişisel ilişki kurulacaksa, velayet hakkına sahip kişinin ya da çocuğun kendisine bırakıldığı kişinin rızası alınmış olmalıdır.
Yetki: hangi sonuçları doğurur?
- Kişisel ilişki düzenlemesine ilişkin davalarda yetkili mahkeme çocuğun oturduğu yer mahkemesidir.
- Boşanma ve evlilik birliğinin korunması davalarında bu madde değil, bu davalara ilişkin yetki kuralları uygulanır.
- Kişisel ilişkiye dair bir düzenleme yapılıncaya kadar, velayet hakkına sahip kişinin veya çocuğun kendisine bırakıldığı kişinin rızası olmadan çocukla kişisel ilişki kurulamaz.
- Rıza bulunmadan kurulan kişisel ilişki, bu madde uyarınca izin verilmemiş bir temas olarak kabul edilir.
Kişisel ilişki davası ile boşanma ve evlilik birliğinin korunması davası arasındaki fark nedir?
Kişisel ilişkiye ilişkin düzenleme davasında yetki, çocuğun oturduğu yer mahkemesine aittir.
Boşanma veya evlilik birliğinin korunmasına ilişkin davalarda yetki, bu davalara özgü yetki kurallarına göre belirlenir.
Boşanma davasının içinde görülen kişisel ilişki talebinde madde yerine boşanma davasının yetki kuralı uygulanır.
Düzenleme yapılmış ile düzenleme yapılmamış arasındaki fark nedir?
Çocukla kişisel ilişkiye dair bir düzenleme varsa rıza şartı uygulanmaz ve düzenlemeye uyulur.
Düzenleme yapılıncaya kadar kişisel ilişki kurulmak isteniyorsa rıza şartı geçerlidir.
Rıza alınmadan kişisel ilişki kurulması, düzenleme yapılmamış olduğu sürece mümkün değildir.
Yetki: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Boşanma davası içinde ileri sürülen kişisel ilişki talebinde, madde yerine çocuğun oturduğu yer mahkemesini yetkili saymak.
- Kişisel ilişkiye dair bir düzenleme varken rıza şartını aramaya devam etmek.
- Düzenleme yapılmamış durumda rızanın yalnızca çocuğun isteğiyle yerine getirilebileceğini varsaymak; rızayı velayet hakkına sahip kişiden ya da çocuğun bırakıldığı kişiden aramak gerekir.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Yargı kararlarında, TMK m.326'nın atıf yaptığı m.182, 323, 324, 325 ve 326 hükümleri birlikte değerlendirilerek kişisel ilişki uyuşmazlıklarında yetkinin belirlendiği görülmektedir. (2. Hukuk Dairesi, 2024/4559 E., 2024/5055 K., 01.07.2024; 2. Hukuk Dairesi, 2024/4714 E., 2024/5056 K., 01.07.2024; 2. Hukuk Dairesi, 2024/5292 E., 2024/5057 K., 01.07.2024; 2. Hukuk Dairesi, 2024/1678 E., 2024/2866 K., 25.04.2024; 2. Hukuk Dairesi, 2024/1169 E., 2024/2630 K., 18.04.2024)
Nasıl ispat edilir?
- Kişisel ilişki kurulmasını ya da düzenlenmesini talep eden taraf, davanın hangi yetki kuralına göre açıldığını ve çocuğun oturduğu yeri gösteren belgelerle ispat etmelidir.
- Rıza şartına dayanılıyorsa, rızanın varlığını ileri süren taraf rızayı yazılı belge veya diğer delillerle ispatlamakla yükümlüdür.
- Rızanın bulunmadığını ileri süren taraf, rızanın alınmadığını ispat etmekle karşılaşır; bu durumda rıza olmadan kurulan ilişkinin varlığını iddia eden taraf bunu ispatlamalıdır.
- Boşanma ya da evlilik birliğinin korunması davasında kişisel ilişki talebi ileri sürülüyorsa, davanın bu davalara ilişkin yetki kuralına göre açıldığı belgelerle gösterilmelidir.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 4721 m.182: Boşanma ve evlilik birliğinin korunması davalarında yetkiyi düzenler; madde bu kurala saklı kalmaktadır.
- 4721 m.323: Kişisel ilişkiye ilişkin hükümlerden biri olarak bu maddenin atıf yaptığı düzenlemelerdendir.
- 4721 m.324: Kişisel ilişkiye ilişkin hükümlerden biri olarak bu maddenin atıf yaptığı düzenlemelerdendir.
- 4721 m.325: Kişisel ilişkiye ilişkin hükümlerden biri olarak bu maddenin atıf yaptığı düzenlemelerdendir.
TMK m.327 — Kapsamı
Madde, ana ve babanın çocuğun bakımı, eğitimi ve korunması için gerekli giderleri karşılama yükümlülüğünü ve bu yükümlülüğün istisnai olarak çocuğun mallarından karşılanmasını düzenler. Yükümlülüğün kime ait olduğunu ve hangi koşulda çocuk mallarından harcama yapılabileceğini belirler. Kural, velayet sahibi olsun olmasın her iki ana babayı kapsar. Madde, çocuğun ergin olmasından sonra eğitimin sürmesi hâlinde yükümlülüğün devamını, nafaka miktarının takdirini, güvence ve geçici önlemleri düzenlemez (m.328, m.330, m.334, m.335 ve devamı). Ayrıca çocuk mallarının yönetimini ve gelirlerin sarfını (m.355-356), çocuğun kendi adına nafaka davası açma hakkını (m.329) düzenlemez.
Kapsamı: hangi kavramlar bilinmeli?
- Bakım ve eğitim giderleri
- Çocuğun barınma, beslenme, sağlık, eğitim ve korunmasına ilişkin ihtiyaçlarını karşılamak için gerekli olan masraflardır. Madde, bu giderlerin kapsamını ayrıca saymaz; ihtiyaca göre belirlenir.
- Çocuk mallarından harcama
- Ana babanın kendi malvarlığı yerine çocuğun malvarlığından, çocuğun bakım ve eğitimine yetecek belli bir miktarı sarf etmesidir. Bu yetki kendiliğinden doğmaz, hâkim izni gerektirir.
- Belli bir miktar
- Çocuk mallarından sarf edilebilecek tutarın önceden sınırlandığı anlamına gelir. Sarf, çocuğun bakım ve eğitimine yeten miktarla sınırlıdır; sınırsız bir kullanım yetkisi doğurmaz.
- Olağan dışı sebep
- Maddede yoksulluk ve olağanüstü harcama dışında kalan, çocuk mallarından sarfı haklı kılan genel bir hal olarak düzenlenmiştir. Hangi durumun bu kapsama girdiği her olayda hâkim tarafından değerlendirilir.
Kapsamı: hangi şartlar aranır?
- Bakım, eğitim ve korunması için gerekli bir giderin bulunması gerekir; bu giderin karşılanması ana ve babanın birlikte taşıdığı bir yükümlülüktür.
- Ana ve babanın çocuk mallarından harcama yapabilmesi için yoksul olmaları, çocuğun özel durumunun olağanüstü harcama gerektirmesi ya da olağan dışı herhangi bir sebebin varlığı bulunmalıdır; bu üç halden biri yeterlidir.
- Çocuk mallarından harcama yapılabilmesi için hâkimin izninin alınması zorunludur.
- Harcama, çocuğun bakım ve eğitimine yetecek belli bir miktarla sınırlı olmalıdır; bu sınırı aşan bir sarf bu madde kapsamına girmez.
- Ana ve babanın kendi malvarlığından giderleri karşılama yükümlülüğü, çocuk mallarından harcama izni alınmış olsa da ortadan kalkmaz; izin yalnızca ek bir kaynak sağlar.
Kapsamı: hangi sonuçları doğurur?
- Ana ve babanın bakım ve eğitim giderlerini karşılama yükümlülüğü çocuk doğduğunda kanundan kendiliğinden doğar.
- Ana babanın ekonomik gücünün yetersiz olması veya çocuğun malvarlığının bulunması bu yükümlülüğü ortadan kaldırmaz.
- Madde koşullarının gerçekleşmesi ve hâkim izni alınması hâlinde, çocuk mallarından belli bir miktar bakım ve eğitim için sarf edilebilir.
- Hâkim izni alınmadan çocuk mallarından harcama yapılması bu maddeye dayanamaz; bu harcama çocuk mallarının yönetimine ilişkin hükümlere göre hesap ve sorumluluk doğurur.
- Koşullar gerçekleşmediğinde çocuk mallarından harcama yapılamaz ve giderler ana babanın kendi malvarlığından karşılanır.
- Yükümlülük emredicidir; ana ve babanın bu yükümlülüğü sözleşmeyle ortadan kaldırması veya çocuğa yükletmesi mümkün değildir.
Yükümlülük ile çocuk mallarından harcama arasındaki fark nedir?
Giderleri karşılama yükümlülüğü, velayetten bağımsız olarak ana ve babaya kanundan doğar ve kendi malvarlıklarıyla yerine getirilir.
Çocuk mallarından harcama ise yalnız belirli hallerde ve hâkim izniyle kullanılabilen istisnai bir yetkidir.
Ana babanın yoksul olması ya da çocuk malının bulunması yükümlülüğü ortadan kaldırmaz; harcama yetkisi ancak izinle doğar.
Yoksulluk / olağanüstü harcama / olağan dışı sebep: fark nedir?
Ana ve babanın yoksulluğu, kişisel bir durumdur ve harcamayı ana babanın ekonomik yetersizliğine bağlar.
Olağanüstü harcama ve olağan dışı sebep, çocuğun özel durumuna ya da olaya bağlıdır ve ana babanın malvarlığı durumuna bakılmaz.
Üç haldeki ölçüt farklıdır; hâkim izin verirken hangi halin gerçekleştiğini ayrıca belirler.
Velayet sahibi ana baba ile velayeti olmayan ana baba arasındaki fark nedir?
Velayet sahibi ana baba çocuğa fiilen bakar ve giderleri onun adına yönetir.
Velayeti olmayan ana baba da bakım ve eğitim giderlerini karşılama yükümlülüğünden kurtulmaz.
Yükümlülük ana babaya birlikte aittir; velayet durumu yükümlülüğü değil, giderin fiilen kimin karşılayacağını etkiler.
Kapsamı: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Ana babanın yoksul olmasını ya da çocuğun malının bulunmasını, bakım ve eğitim giderlerini karşılama yükümlülüğünün sona ermesi sayarak yükümlülüğü ortadan kaldırmak; oysa bu hâller yalnızca çocuk mallarından harcama izni için sebep oluşturur.
- Velayeti olmayan ana babayı bu yükümlülükten muaf saymak; yükümlülük ana babaya birlikte aittir.
- Üç halin (yoksulluk, olağanüstü harcama, olağan dışı sebep) her birini ayrı bir koşul gibi birlikte aramak; bunlardan birinin varlığı yeterlidir.
- Hâkim izni olmadan çocuk mallarından harcama yapılabileceğini kabul etmek; izin zorunludur.
- Çocuk mallarından yapılan harcamayı sınırsız bir sarf yetkisi sanmak; sarf çocuğun bakım ve eğitimine yetecek belli bir miktarla sınırlıdır.
- Madde metninde yer almayan bir süre ya da tutar üzerinden hesaplama yapmak; maddede süre ve tutar bulunmamaktadır.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Yargıtay, bakım ve eğitim giderlerinin ana ve babanın birlikte üstlendiği yükümlülük olduğunu ve bu yükümlülüğün velayete bağlı olmadığını kabul etmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2022/132 E., 2023/100 K., 22.02.2023; Hukuk Genel Kurulu, 2022/657 E., 2023/672 K., 21.06.2023; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi, 2020/894 E., 2022/1541 K., 15.09.2022; Hukuk Genel Kurulu, 2019/814 E., 2022/833 K., 07.06.2022; 2. Hukuk Dairesi, 2022/11528 E., 2023/2018 K., 27.04.2023)
- Yargıtay, velayet sahibi olmayan ana babanın da giderlere katılma yükümlülüğünün devam ettiğini kabul etmektedir. (2. Hukuk Dairesi, 2022/11528 E., 2023/2018 K., 27.04.2023)
- Yargıtay, çocuğun eğitimine ilişkin giderlerin bu yükümlülük kapsamında değerlendirildiğini ve okul ücreti gibi masrafların bu çerçevede talep edilebileceğini kabul etmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2022/132 E., 2023/100 K., 22.02.2023; 2. Hukuk Dairesi, 2023/9952 E., 2024/6992 K., 08.10.2024)
- Yargıtay, ana babanın ekonomik gücünün yetersizliğinin yükümlülüğü kaldırmadığını, bu durumun yalnızca çocuk mallarından harcama izni için bir sebep oluşturduğunu kabul etmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2019/814 E., 2022/833 K., 07.06.2022)
Nasıl ispat edilir?
- Bakım ve eğitim giderlerinin karşılanmadığını ileri süren taraf, giderin varlığını ve ana babanın karşılamadığını ispatlamakla yükümlüdür; bu ispat için fatura, okul kayıt belgesi, kira sözleşmesi gibi yazılı belgeler kullanılabilir.
- Çocuk mallarından harcama yapılması için yoksulluk, olağanüstü harcama veya olağan dışı sebep iddiasında bulunan ana baba, bu hâlin gerçekleştiğini ispatlamakla yükümlüdür; yoksulluk için gelir durumunu gösteren belgeler ve tanık beyanı kullanılabilir.
- Hâkim izninin alınmadığı iddiasını ileri süren taraf, izin olmadığını ispat etmekle yükümlüdür; izin için mahkeme kararı veya tutanak aranır.
- Ana babanın kendi malvarlığından yeterli ödeme yapamadığını savunan taraf, bu savunmasını gelir ve mal durumunu gösteren belgelerle ispatlamalıdır; yalnızca sözlü beyan yeterli görülmeyebilir.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 4721 m.328: Yükümlülüğün çocuğun ergin olmasına kadar sürdüğünü ve ergin olunca eğitim devam ediyorsa eğitim sonuna kadar uzayabileceğini belirler; bu madde m.327'nin süre yönünü tamamlar.
- 4721 m.329: Yükümlülüğü yerine getirmeyen ana veya babaya karşı nafaka davasının kimin tarafından açılabileceğini düzenler.
- 4721 m.330: Nafaka miktarının çocuğun ihtiyaçları ile ana babanın ödeme gücüne göre belirlenmesini düzenler; m.327'deki giderlerin karşılanmasının ölçüsünü verir.
- 4721 m.355: Çocuk mallarının gelirlerinin öncelikle çocuğun bakım ve eğitimi için sarf edilmesini düzenler; m.327/2'deki izinle yapılan harcamadan ayrı bir gelir sarfı yolunu gösterir.
- 4721 m.356: Çocuk mallarının niteliğine göre kısmen sarfı ve hâkim izniyle diğer mallara başvurmayı düzenler; m.327/2'nin uygulama sınırını belirler.
- 4721 m.334: Ana ve babanın nafaka yükümlülüğünü sürekli yerine getirmemesi hâlinde gelecekteki yükümlülük için güvence alınmasını düzenler.
TMK m.328 — Süresi
Madde, ana ve babanın çocuğa karşı bakım borcunun süresini düzenler. Borcun çocuğun ergin olmasına kadar devam edeceğini belirtir ve ergin olmakla birlikte eğitimi süren çocuk bakımından bu borcun eğitim sona erinceye kadar uzayabileceğini hükme bağlar. Kişisel ilişkiler, nafaka miktarı, nafakanın artırılması veya azaltılması ile nafakanın ödenmemesi gibi konuları düzenlemez (m.364 ve izleyen maddeler). Bakım borcunun ifa edilmemesinin yaptırımları ile ergin çocuğun kendi nafakasını talep usulü de bu maddenin kapsamı dışındadır (m.364 ve İİK hükümleri). Madde, ana ve babanın bakım yükümlülüğünü ergin çocuk bakımından da kapsar; ana veya babanın ayrı yaşaması hali ise ayrı hükümlere tabidir.
Süresi: hangi kavramlar bilinmeli?
- Bakım borcu
- Ana ve babanın çocuğun geçimini, barınmasını ve eğitimini karşılamak üzere üstlendikleri yükümlülüktür. Madde bu borcun süresini belirler, miktarını ve içeriğini ayrıntılı olarak tanımlamaz.
- Ergin olma
- Medeni hukukta ergin olma, ana ve babanın bakım borcunun olağan sona erme anıdır. Ergin olan çocuk bakımından bakım borcu ancak eğitim devam ediyorsa sürer.
- Eğitimin devamı
- Ergin olmuş çocuğun öğrenimini sürdürmesidir. Madde bu hal bakımından eğitim sona erinceye kadar bakım borcunu öngörür; eğitimin devamı fiilen ve sürekli olarak aranır.
- Durum ve koşullara göre beklenebilecek ölçü
- Ana ve babanın ergin çocuklarına karşı bakım yükümlülüğünün kapsamını sınırlayan ölçüttür. Ana ve babanın ekonomik gücü, yaşam koşulları ve çocuğun durumu birlikte değerlendirilir; yükümlülük bu ölçüyü aşamaz.
Süresi: hangi şartlar aranır?
- Çocuğun henüz ergin olmaması ya da ergin olmakla birlikte eğitiminin devam etmesi gerekir.
- Ergin çocuk bakımından eğitimin fiilen sürmesi aranır; eğitimi sona eren çocuk bakımından bakım borcu kendiliğinden biter.
- Ana ve babanın durum ve koşullarına göre kendilerinden beklenebilecek ölçünün içinde kalan bakım yükümlülüğü doğar; bu ölçü aşılamaz.
- Ana ve babanın bakım borcunu yerine getirmesi için ergin çocuğun eğitimine ilişkin bu koşullar birlikte gerçekleşmelidir.
Süresi: hangi sonuçları doğurur?
- Çocuk ergin olmadığı sürece ana ve babanın bakım borcu devam eder.
- Çocuk ergin olduktan sonra eğitimi devam ediyorsa ana ve baba eğitim sona erinceye kadar bakım borcunu sürdürür.
- Çocuk ergin olduktan sonra eğitimini sürdürmüyorsa ana ve babanın bakım borcu sona erer.
- Ergin çocuk bakımından bakım yükümlülüğü, ana ve babanın durum ve koşullarına göre kendilerinden beklenebilecek ölçüyle sınırlıdır.
- Ana ve babanın bu ölçüyü aşan bir bakım yükümlülüğü doğmaz.
Ergin olmamış çocuk ile ergin ama eğitimi süren çocuk arasındaki fark nedir?
Çocuk ergin olmadığı sürece bakım borcu kesintisiz devam eder; ergin olmak için ek bir koşul aranmaz.
Ergin olmuş çocuk bakımından bakım borcu yalnız eğitimin devamına bağlıdır ve ölçülüdür.
Ergin çocuk bakımından eğitim sona erdiğinde bakım borcu biter; ergin olmayan çocukta bu sınır aranmaz.
Genel ölçü ile durum ve koşullar arasındaki fark nedir?
Bakım borcunun kapsamı ana ve babanın durum ve koşullarına göre belirlenir.
Ergin çocuk bakımından ise beklenebilecek ölçü, ana ve babanın durumu dikkate alınarak daha sınırlı uygulanır.
Aynı eğitim devamı hali için ana ve babanın ekonomik gücüne göre yükümlülük farklı kapsam kazanır.
Süresi: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Ergin olmakla bakım borcunun kendiliğinden sona erdiğini varsaymak; ergin çocuk bakımından eğitim devamı aranmalıdır.
- Eğitim devamını yeterli kabul edip ana ve babanın durum ve koşullarını dikkate almamak.
- Ergin olmamış çocuk ile ergin ama eğitimi süren çocuk bakımından aynı ölçütü uygulamak.
- Ana ve babanın kendilerinden beklenebilecek ölçüyü aşan bir bakım yükümlülüğü yüklemek.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Mahkemeler, genel yaşam deneyimlerine ve hayatın olağan akışına dayanarak ana ve babanın ergin çocuklarına belirli bir düzeyde destek olacağını kabul etmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi, 2022/258 E., 2025/74 K., 21.01.2025)
- Ergin çocuğun eğitiminin devam edip etmediği ve bu eğitimin sona erme anı, somut olayda belirlenerek değerlendirilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2012/470 E., 2012/713 K., 17.10.2012)
- Ergin çocuğa bakım yükümlülüğü, eğitim süresiyle sınırlı ve ana babanın ekonomik gücüne bağlı olarak değerlendirilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2017/1012 E., 2019/1145 K., 07.11.2019; Hukuk Genel Kurulu, 2017/959 E., 2019/1131 K., 05.11.2019)
- Madde 328/2 uyarınca bakım yükümlülüğünün kapsamı ve çocuğun eğitim durumu bakımından ana ve babanın durumu birlikte incelenmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2017/2118 E., 2019/1138 K., 05.11.2019)
- Ergin çocuğun ebeveynine yükümlülük yükleyen bu hüküm, sosyal güvenlik düzenlemeleriyle birlikte değerlendirilmemektedir. (2. Hukuk Dairesi, 2023/4825 E., 2023/5972 K., 06.12.2023)
Nasıl ispat edilir?
- Ergin çocuğun eğitiminin devam ettiğini iddia eden taraf, öğrenim belgesi, kayıt veya devam belgesi ile bu durumu ispatlar.
- Ana veya babanın bakım yükümlülüğünün ölçüyü aştığını ileri süren taraf, ana ve babanın gelir ve yaşam koşullarına ilişkin deliller sunmakla yükümlüdür.
- Eğitimin sona erdiğini ileri süren ana veya baba, eğitimin bittiğine ilişkin belge ile bu iddiasını ispat eder.
- Ana veya babanın kendilerinden beklenebilecek ölçüyü aşmadığını savunan taraf, bu savunmasını gelir durumunu gösteren belgelerle ispatlar.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 4721 sayılı Kanun m.364: Bakım borcunun ödenmesine ilişkin nafaka hükümlerini düzenler; bu maddedeki bakım borcunun miktar ve ödeme yönünü tamamlar.
- 4721 sayılı Kanun m.327: Bakım borcunun dayandığı ana ve babanın çocukla ilişkisinin hukuki çerçevesini belirleyen aile hukuku hükümlerinden biridir; bu maddeyle birlikte okunmalıdır.
TMK m.329 — Dava hakkı
TMK m.329, çocuğun nafaka davasını kimin açabileceğini düzenler. Fiilen bakan ana veya baba ile ayırt etme gücüne sahip olmayan küçük için kayyım veya vasinin, ayırt etme gücüne sahip küçüğün ise kendi adına dava açma yetkisini belirler. Hükmün uygulanmasında nafakanın esasına, miktarına, yükümlülerin sırasına ve nafaka yükümlüsünün kimliğine ilişkin ayrıntılar yer almaz. Nafakanın miktarı ve yükümlüler arasındaki sıra düzenlemez (m.328 ve m.330). Nafaka alacağının zamanaşımı ve nafakanın kaldırılması veya azaltılması düzenlemez (m.331 ve ilgili usul hükümleri). Yetkili mahkeme ve dava usulüne ilişkin kurallar da bu maddenin kapsamı dışındadır.
Dava hakkı: hangi kavramlar bilinmeli?
- Fiilen bakan ana veya baba
- Çocuğun gündelik bakımını gerçekte üstlenen ebeveyn olarak tanımlanır. Bu sıfat velayet hakkının kime ait olduğuna bağlı değildir; önemli olan çocuğun fiilen kimin yanında ve bakımında yaşadığıdır.
- Ayırt etme gücü
- Kişinin fiillerinin anlam ve sonuçlarını kavrayabilme ve buna göre karar verebilme yeteneğidir. Ayırt etme gücünün varlığı veya yokluğu, küçüğün kendi adına dava açıp açamayacağını belirler.
- Kayyım veya vasi
- Ayırt etme gücüne sahip olmayan küçüğün temsil edilmesi için atanan kişilerdir. Madde metni, gerekli hallerde bu kişilerin de nafaka davası açabileceğini öngörür.
Dava hakkı: hangi şartlar aranır?
- Nafaka davasını açan kişinin, küçüğe dava tarihinde fiilen bakan ana veya baba olması gerekir; bu sıfat olmayan ebeveyn, çocuk adına dava açamaz.
- Dava, diğer ebeveyne karşı açılmalıdır; fiilen bakan ebeveyn kendi aleyhine dava açamaz.
- Ayırt etme gücüne sahip olmayan küçük için dava, atanacak kayyım veya vasi tarafından açılabilir; bu, madde metninde 'gereken hâllerde' koşuluna bağlıdır.
- Ayırt etme gücüne sahip küçük, kendi adına nafaka davası açabilir; bu halde ayrıca bir temsilci aranmaz.
Dava hakkı: hangi sonuçları doğurur?
- Fiilen bakan ebeveyn, diğer ebeveyne karşı çocuk adına nafaka davası açabilir.
- Ayırt etme gücü olmayan küçük için gereken hâllerde, atanan kayyım veya vasi de nafaka davası açabilir.
- Ayırt etme gücüne sahip küçük, kendi adına nafaka davası açabilir.
- Fiilen bakmayan ebeveyn, çocuk adına nafaka davası açamaz; bu yetki yalnızca fiilen bakan ebeveynindir.
- Madde yalnızca dava açma yetkisini düzenlediğinden, davanın kabulü için nafakanın miktarı ve yükümlünün ekonomik gücü ayrıca değerlendirilir (m.328 ve m.330).
Fiilen bakan ebeveyn ile diğer ebeveyn arasındaki fark nedir?
Küçüğe fiilen bakan ana veya baba, çocuk adına nafaka davasını açabilen taraftır. Ölçüt, fiilî bakım ve birlikte yaşamadır.
Çocuğa fiilen bakmayan diğer ebeveyn, nafaka davasının karşı tarafıdır ve kendisi çocuk adına dava açamaz. Velayet sahibi olmak tek başına dava ehliyeti vermez.
Dava açma yetkisi fiilî bakım üzerinden belirlenir; velayet hukuki sıfatı, fiilen bakan olmayan ebeveyne dava hakkı kazandırmaz.
Ayırt etme gücüne sahip olmayan küçük ile ayırt etme gücüne sahip küçük arasındaki fark nedir?
Ayırt etme gücü olmayan küçük, kendi adına dava açamaz; dava ebeveynin yanında kayyım veya vasi tarafından açılabilir.
Ayırt etme gücüne sahip küçük, kendi adına nafaka davası açabilir.
Küçüğün ayırt etme gücü, dava ehliyetinin kullanılıp kullanılmayacağını belirler; ayırt etme gücü olmayan küçük için temsilci devreye girer.
Madde 329/1 ile madde 329/2 arasındaki fark nedir?
Birinci fıkra, fiilen bakan ebeveynin açtığı davayı düzenler.
İkinci fıkra, ebeveyn yerine kayyım veya vasinin açtığı davayı düzenler; burada 'gereken hâller' koşulu aranır.
Kayyım veya vasi, ebeveynin dava açamadığı veya açmadığı durumda devreye girebilir; bu, ebeveynin yetkisini ortadan kaldırmaz.
Dava hakkı: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Velayet sahibi ebeveynin, fiilen bakmıyor olsa bile dava açabileceğini sanmak; dava yetkisi fiilî bakıma göre belirlenir.
- Ayırt etme gücüne sahip küçük için de kayyım veya vasi aramak; bu durumda küçük kendi adına dava açabilir.
- Ayırt etme gücü olmayan küçük için her zaman kayyım veya vasi atanmasını zorunlu saymak; madde 'gereken hâllerde' koşulunu öngörür.
- Madde 329'un nafakanın miktarını veya yükümlü sırasını da düzenlediğini sanmak; bu konular m.328 ve m.330'dadır.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Nafaka davasının kabulünde, çocuğa fiilen bakan ebeveynin açtığı davanın usul ve esas yönünden isabetli kabul edildiği, soybağının tespiti gibi koşulların mahkemece değerlendirildiği görülmektedir. (2. Hukuk Dairesi, 2022/10503 E., 2023/2011 K., 27.04.2023)
- Dava açma yetkisinin fiilen bakım üzerinden belirlendiği, bu yetkinin velayet hukukundan ayrı tutulduğu kabul edilmektedir. (2. Hukuk Dairesi, 2022/11528 E., 2023/2018 K., 27.04.2023)
- Nafaka davasında çocuk yararının ve tarafların ekonomik ve sosyal durumlarının birlikte dikkate alındığı görülmektedir. (2. Hukuk Dairesi, 2022/11528 E., 2023/2018 K., 27.04.2023)
- Madde 329 ile birlikte m.327, m.328 ve m.330'un birlikte uygulandığı, davanın bu hükümlere dayanılarak açıldığı kararlarda yer almaktadır. (2. Hukuk Dairesi, 2024/2871 E., 2024/5811 K., 12.09.2024)
Nasıl ispat edilir?
- Fiilen bakan ebeveynin davayı açma yetkisi, çocukla birlikte yaşadığını ve bakımını üstlendiğini gösteren bilgi ve belgelerle ispatlanır; dava açan taraf bu sıfatı ispat yükü altındadır.
- Ayırt etme gücünün varlığı veya yokluğu, çocuğun yaşı ve gelişimi göz önünde tutularak mahkemece belirlenir; bu konuda ispat yükü davayı açan tarafa aittir.
- Diğer ebeveynin, fiilen bakan olduğu iddia edilen tarafın bakım sıfatını ortadan kaldırmak için karşı delil sunması mümkündür; karşı taraf bu savunmayı ispatla yükümlüdür.
- Soybağının tespiti gerektiren hâllerde, denetime elverişli ve bilimsel verilere dayalı delil olan Adli Tıp Kurumu raporu gibi belgeler kullanılır. (2. Hukuk Dairesi, 2022/10503 E., 2023/2011 K., 27.04.2023)
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 4721 sayılı Kanun m.328: Nafaka yükümlülüğünün kapsamını ve nafakanın ne kadar olacağını düzenler; m.329 bu davayı kimin açacağını belirlerken, m.328 davanın esasını belirler.
- 4721 sayılı Kanun m.330: Nafaka yükümlülerinin sırasını düzenler; birden fazla yükümlü varsa dava hangi sıraya göre yöneltileceğinde bu hüküm uygulanır.
- 4721 sayılı Kanun m.331: Nafakanın değişen koşullara göre artırılması, azaltılması veya kaldırılmasını düzenler; m.329 kapsamında açılan davanın sonradan değişen şartlara bağlı etkilerini belirler.
TMK m.330 — Nafaka miktarının takdiri
TMK m.330, çocuğun bakım ve eğitim giderlerinin karşılanması için açılan nafaka davasında nafaka miktarının belirlenme ölçütlerini, nafakanın her ay peşin ödenmesini ve irat biçiminde ödenen nafakanın gelecek yıllara ilişkin miktarının hâkimce belirlenmesini düzenler. Hüküm, ana ve babanın çocuğa karşı bakım yükümlülüğü bakımından uygulanır. Maddede yer almayan konular: nafakanın sonradan değiştirilmesi veya kaldırılması (m.331), ana ve babanın güvence vermesi ve gerekli önlemler (m.334), velayetin kullanımı ve kişisel ilişki (m.323 ve m.182 ile ilgili hükümler) ile nafaka alacaklısının yerleşim yeri mahkemesi, yetki ve dava usulü (m.330 dışında kalan yargılama ve yetki düzenlemeleri). Tedbir nafakası ile boşanmada yoksulluk nafakası ve tazminat, ayrı kurallara tabidir ve bu maddenin kapsamı dışındadır.
Nafaka miktarının takdiri: hangi kavramlar bilinmeli?
- Nafaka
- Bir kimsenin geçimi için gerekli olan ve yükümlü tarafından ödenen parasal yardımdır. Bu maddede kapsam, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine ilişkin nafakadır.
- İrat biçiminde nafaka
- Nafakanın belirli dönemlerle, özellikle her ay peşin olarak ödenen sürekli bir gelir biçiminde ödenmesidir. Toplu bir ödeme ile karşılaştırıldığında sürekli ödeme yükümünü ifade eder.
- Ödeme gücü
- Nafaka yükümlüsünün gelirleri, malvarlığı ve yaşam koşullarına göre nafaka ödemeye elverişli olduğu ekonomik durumdur. Nafaka miktarı, yükümlünün ödeme gücünü aşamaz.
- Hayat koşulları
- Ana ve babanın sosyal ve ekonomik düzeyini ifade eder. Nafaka miktarının belirlenmesinde ölçüt olarak kullanılır ve yalnızca geçim düzeyini değil, yaşam standardını da kapsar.
- Çocuğun ihtiyaçları
- Çocuğun bakım, eğitim ve yaşına uygun gereksinimlerinin tümüdür. Nafaka miktarının temel ölçütüdür.
- Peşin ödeme
- Nafakanın her ayın başında, ayın ilk günü veya ayın başlangıcında ödenmesi gerektiği anlamına gelir. Ödemenin dönem sonuna bırakılamayacağını ifade eder.
Nafaka miktarının takdiri: hangi şartlar aranır?
- Nafaka talebinin, çocuğun bakım ve eğitim giderlerinin karşılanması amacıyla ileri sürülmesi gerekir.
- Nafaka miktarı, çocuğun ihtiyaçları ile ana ve babanın hayat koşulları ve ödeme güçleri dikkate alınarak belirlenmelidir.
- Çocuğun gelirleri varsa, nafaka miktarının belirlenmesinde bunlar da göz önünde bulundurulmalıdır.
- Nafaka, her ay peşin olarak ödenecek biçimde karara bağlanmalıdır.
- İrat biçiminde ödenmesine karar verilen nafakanın gelecek yıllara ilişkin miktarının belirlenmesi için hâkimin istemi bulunmalıdır.
- Hâkimin gelecek yıllara ilişkin miktarı belirlemesi, tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına bağlı olmalıdır.
Nafaka miktarının takdiri: hangi sonuçları doğurur?
- Nafaka miktarı, çocuğun ihtiyaçları ile ana ve babanın hayat koşulları ve ödeme güçleri birlikte gözetilerek belirlenir.
- Çocuğun gelirleri varsa nafaka miktarının belirlenmesinde dikkate alınır ve nafakayı azaltabilir.
- Nafaka her ay peşin olarak ödenir; ödemenin dönem sonuna bırakılması bu kurala aykırıdır.
- Hâkim istem hâlinde, irat biçiminde ödenen nafakanın gelecek yıllarda tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına göre ne miktarda ödeneceğini karara bağlayabilir.
- Hâkimin gelecek yıllara ilişkin karar verebilmesi için istem bulunmalıdır; istem yoksa bu belirleme yapılmaz.
- Madde, nafaka miktarının değiştirilmesini veya kaldırılmasını düzenlemez; bu konu m.331 kapsamındadır.
Çocuğun ihtiyacı ile ana ve babanın ödeme gücü arasındaki fark nedir?
Nafakanın alt ölçütü olarak çocuğun ihtiyaçları, nafakanın gerekli ve yeterli olmasını sağlar.
Ana ve babanın ödeme gücü, nafakanın üst sınırını çizer ve yükümlünün gelirini aşan bir ödeme yapılmasını önler.
Miktar, çocuğun gerçek ihtiyacı ile yükümlünün ödeme gücünün birlikte değerlendirilmesiyle belirlenir. Ödeme gücü yetmezse nafaka ödeme gücüne göre sınırlı kalır.
Çocuğun geliri ile yükümlünün ödeme gücü arasındaki fark nedir?
Çocuğun geliri varsa bu gelir nafaka miktarının belirlenmesinde dikkate alınır.
Yükümlü ana ve babanın gelir ve ödeme gücü, nafakanın asıl kaynağını oluşturur.
Çocuğun geliri nafakayı azaltıcı bir unsur olarak değerlendirilebilir. Yükümlünün ödeme gücü ise ana ölçüt olarak kalır.
Peşin ödeme ile irat biçiminde ödeme kararının gelecek yıllara ilişkin belirlenmesi arasındaki fark nedir?
Nafakanın her ay peşin olarak ödenmesi, ödemenin düzenli ve zamanında yapılmasını güvence altına alır.
Gelecek yıllara ilişkin miktarın belirlenmesi, hâkimin istemi üzerine yapılan ayrı bir karardır.
Peşin ödeme kuralı her irat nafakasında uygulanır. Gelecek yıllara ilişkin miktar ise yalnızca istem varsa ve hâkim karar verdiğinde belirlenir.
Nafaka miktarının takdiri: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Nafaka miktarını yalnızca çocuğun ihtiyacına göre hesaplamak; ödeme gücü sınırının aşılmamasını gözden kaçırmak.
- Çocuğun gelirini göz ardı etmek; madde metni gelirin dikkate alınmasını açıkça öngörür.
- Peşin ödeme kuralını unutarak nafakayı ay sonunda ödenecek biçimde hükme bağlamak.
- Gelecek yıllara ilişkin miktar belirlemesini istem olmadan yapmak; bu belirleme yalnızca istem hâlinde mümkündür.
- Gelecek yıllara ilişkin artırım yaparken TÜİK üretici fiyatları endeksini dikkate almamak.
- Ön sıradaki yükümlünün ödeme gücünü araştırmadan ikinci sıradaki yükümlüye başvurmak.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Nafaka miktarının belirlenmesinde, yükümlünün ödeme gücü aşılarak hüküm kurulamayacağı kabul edilmektedir. (2. Hukuk Dairesi, 2024/1897 E., 2024/9218 K., 28.11.2024)
- Çocuğun ihtiyaçlarının artması veya yükümlünün gelirinin değişmesi, nafakanın yeniden belirlenmesi için yeterli sebep sayılmaktadır; bu konu m.331 kapsamında incelenir. (2. Hukuk Dairesi, 2023/4467 E., 2023/3064 K., 07.06.2023)
- Gelecek yıllara ilişkin artırımın istenmesi hâlinde, Türkiye İstatistik Kurumu üretici fiyatları endeksi dikkate alınarak artırım yapılması gerektiği kabul edilmektedir. (2. Hukuk Dairesi, 2024/7839 E., 2024/8882 K., 20.11.2024)
- Nafaka alacaklısının geçim düzeyinin korunması değil, zorunlu geçim giderlerinin karşılanması amacı taşıdığı kabul edilmektedir. (2. Hukuk Dairesi, 2024/5742 E., 2024/8930 K., 20.11.2024)
- Çocuğun ihtiyaçları ile yükümlünün ödeme gücü arasında hâkimin takdir yetkisi bulunduğu, ancak bu takdirin ödeme gücü sınırı içinde kullanılması gerektiği kabul edilmektedir. (2. Hukuk Dairesi, 2024/986 E., 2024/8701 K., 18.11.2024)
- Birden fazla nafaka yükümlüsü bulunması hâlinde, öncelikle ön sıradaki yükümlünün ödeme gücünün araştırılması gerektiği kabul edilmektedir. (2. Hukuk Dairesi, 2024/8812 E., 2024/8666 K., 18.11.2024)
Nasıl ispat edilir?
- Nafaka talep eden çocuğun ihtiyaçlarını ispatlamakla yükümlüdür; ihtiyacı gösteren belge ve tanık beyanı ile ispat edilir.
- Yükümlü ana ve babanın ödeme gücünü ortaya koyma yükümlülüğü, ilgili gelir belgeleri ve bilirkişi raporu ile ispatlanır.
- Çocuğun geliri olduğunu ileri süren yükümlü taraf, bu geliri belgeyle ispat etmekle yükümlüdür.
- Ön sıradaki yükümlünün ödeme gücünün bulunmadığı iddiası, nafaka talep edene aittir ve bu husus ilgili davada ispatlanır. (2. Hukuk Dairesi, 2024/8812 E., 2024/8666 K., 18.11.2024)
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 4721 m.331: Durumun değişmesi hâlinde nafaka miktarının yeniden belirlenmesi veya nafakanın kaldırılmasını düzenler. m.330'da belirlenen miktar bu madde uyarınca sonradan değişebilir.
- 4721 m.334: Ana ve babanın nafaka yükümlülüğünü sürekli olarak yerine getirmemesi hâlinde gelecekteki yükümlülük için güvence verilmesini düzenler. m.330 ile bağlantılı olarak uygulanır.
- 4721 m.182: Velayeti kendisine verilmeyen eşin çocuğun bakım ve eğitim giderlerine mali gücü oranında katılmasını düzenler; bu katkının niteliği m.330 ile birlikte değerlendirilir.
- 4721 m.323: Ana ve babanın çocuğa karşı bakım ve eğitim yükümlülüğünün dayanağını oluşturur; nafaka yükümlülüğünün kapsamı bu hükümle belirlenir.
TMK m.331 — Durumun değişmesi
TMK m.331, nafaka yükümlülüğünün dayanağı olan koşullar değiştiğinde nafaka miktarının yeniden belirlenmesini veya nafakanın tamamen kaldırılmasını düzenler. Hâkimin bu yetkisi, ilgilinin istemine bağlıdır. Madde, nafakanın hangi türden olduğunu ayırt etmeksizin genel bir değişiklik yolu öngörür. Maddenin uygulanması, nafaka kararının verildiği ve durumun sonradan değiştiği bütün aile hukuku nafakaları bakımından söz konusudur. Madde, değişiklik davasının usulünü, yetkili mahkemeyi, süreleri ve nafaka türlerine özgü ayrıntılı ölçütleri düzenlemez. Nafakanın hangi koşullarda hükmolunacağı (m.175, m.364, m.365), iştirak nafakası ile yoksulluk nafakasının ayrı ölçütleri ve boşanmada nafakanın hükmü ile yoksulluk nafakasına ilişkin özel düzenlemeler (m.175, m.176) ile nafakanın tahsil edilememesi ve geçmişe etkisi ayrı maddelerde yer alır. Ayrıca yargılamanın usulü ve kararın kesinleşmesinden sonra değişiklik istemine ilişkin usul kuralları bu maddenin kapsamı dışındadır.
Durumun değişmesi: hangi kavramlar bilinmeli?
- Durumun değişmesi
- Nafaka kararının verildiği andaki maddi ve şahsi koşulların sonradan önemli ölçüde farklılaşmasıdır. Kararın dayandığı koşulların değişmiş olması gerekir; sıradan dalgalanmalar bu kapsamda değerlendirilmez.
- Nafaka miktarının yeniden belirlenmesi
- Mevcut nafakanın değişen koşullara göre artırılması veya azaltılması anlamına gelir. Hâkim, yeni durumu gözeterek miktarı yeniden hesaplar.
- Nafakanın kaldırılması
- Nafaka yükümlülüğünün tamamen sona erdirilmesidir. Nafakanın ihtiyaç veya borç ödeme gücü koşullarının ortadan kalkması hâlinde gündeme gelir.
- İstem
- Hâkimin değişiklik kararı verebilmesi için nafaka borçlusu veya alacaklısı tarafından ileri sürülmesi gereken talebdir. Hâkim bu yetkiyi resen kullanamaz.
Durumun değişmesi: hangi şartlar aranır?
- Nafaka kararının kesinleşmiş ve uygulanabilir bir hükme dayanması gerekir.
- Kararın verilmesine esas olan koşulların sonradan değişmiş olması gerekir.
- Değişikliğin nafakanın miktarını ya da varlığını etkileyecek nitelikte ve önemde olması gerekir.
- Değişiklik istemi ilgili taraf tarafından ileri sürülmelidir; hâkim bu yetkiyi kendiliğinden kullanamaz.
- Hâkim, yeni koşulları değerlendirerek miktarı yeniden belirleyebilir veya nafakayı tamamen kaldırabilir.
Durumun değişmesi: hangi sonuçları doğurur?
- Durumun değişmesi hâlinde hâkim nafaka miktarını yeniden belirleyebilir.
- Koşullar nafakanın tamamen ortadan kalkmasını gerektiriyorsa hâkim nafakayı kaldırabilir.
- Hâkim yalnızca istem üzerine karar verir; istem yoksa değişiklik kendiliğinden yapılamaz.
- Değişiklik kararı geriye etkili olmayabilir; karar genellikle istem tarihinden sonrası için geçerli kabul edilir.
- Koşullarda önemli bir değişiklik bulunmuyorsa istem reddedilir ve mevcut nafaka korunur.
Miktarın yeniden belirlenmesi ile nafakanın kaldırılması arasındaki fark nedir?
Koşullardaki değişiklik nafakanın ayarlanmasını gerektiriyorsa hâkim miktarı artırır veya azaltır.
Nafakanın dayandığı ihtiyaç veya ödeme gücü tamamen ortadan kalktığında nafaka tümüyle kaldırılır.
Kaldırma, miktar değişikliğinden daha ağır bir sonuç doğurur; hâkim durumun niteliğine göre iki sonuçtan birini seçer.
Resen inceleme ile istem üzerine inceleme arasındaki fark nedir?
Madde, değişikliğin hâkim tarafından kendiliğinden yapılmasına izin vermez.
Hâkim yalnızca ilgilinin istemi üzerine harekete geçer.
Taraflardan biri istemde bulunmadıkça değişiklik kararı verilemez.
m.331 ile m.175 ve m.176 (boşanmada nafaka) arasındaki fark nedir?
m.331 genel bir değişiklik yolu öngörür ve nafakanın hangi türden olduğunu ayırt etmez.
m.175 ve m.176 boşanma sonucu hükmolunan nafakaların koşullarını ve türlerini ayrıca düzenler.
Boşanmaya bağlı nafakaların ölçütleri ve türleri ilgili maddelerde belirlenir; m.331 ise değişiklik mekanizmasını sağlar.
Durumun değişmesi: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Hâkimin değişikliği istem olmadan kendiliğinden yapabileceğini düşünmek; madde istem üzerine işlem öngörür.
- Nafakanın türüne bakmadan boşanma nafakasına özgü koşulları m.331'e uygulamak; genel değişiklik yolu ile türe özgü ölçütler ayrıdır.
- Her gelir değişikliğini nafakanın kaldırılması için yeterli saymak; değişikliğin önemli ve kalıcı olması gerekir.
- Kararın verildiği tarihteki koşulları dikkate almadan yalnızca güncel durumu incelemek; karşılaştırma iki tarih arasında yapılmalıdır.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Değişiklik davasında hâkimin, kararın verildiği tarihteki koşullarla istem tarihindeki koşulları karşılaştırarak değişikliğin önemli olup olmadığını değerlendirdiği kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2014/783 E., 2016/309 K., 16.03.2016; Hukuk Genel Kurulu, 2014/416 E., 2015/2631 K., 18.11.2015)
- Nafakanın değiştirilmesi istemine bağlı olarak velayet, çocuğun ihtiyaçları ve tarafların mali durumu birlikte incelenmektedir. (2. Hukuk Dairesi, 2024/1362 E., 2024/2475 K., 16.04.2024)
- Çocuk lehine verilen nafakalarda çocuğun ihtiyaçlarındaki artış, ödeme gücündeki değişikliğe göre değerlendirilmektedir. (2. Hukuk Dairesi, 2024/1897 E., 2024/9218 K., 28.11.2024)
- Nafakanın değiştirilmesi davasında m.330 ve m.331 birlikte uygulanmakta, tarafların gelir durumu ile çocuğun yararı birlikte gözetilmektedir. (2. Hukuk Dairesi, 2024/3100 E., 2024/7202 K., 10.10.2024; 2. Hukuk Dairesi, 2023/9196 E., 2024/7192 K., 10.10.2024)
Nasıl ispat edilir?
- Değişiklik istemini ileri süren taraf, kararın verildiği tarihten bu yana koşulların değiştiğini ispatlamakla yükümlüdür.
- Gelir, mali durum ve ihtiyaç değişikliği gelir belgeleri, bordro, banka kayıtları ve tanık beyanı ile ispat edilebilir.
- Karşı taraf, değişikliğin önemli olmadığını veya nafakanın ihtiyaca uygun kaldığını ileri sürerse bu savunmayı kendisi ispatlamakla yükümlüdür.
- Çocuk lehine nafakada çocuğun gider belgeleri ve sağlık harcamalarına ilişkin belgeler delil olarak kullanılır.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 4721 sayılı Kanun m.175: Boşanmada yoksulluk nafakasının koşullarını düzenler; m.331 bu nafakanın sonradan değiştirilmesi bakımından uygulanır.
- 4721 sayılı Kanun m.176: Boşanmada tazminat ve nafakanın şeklini düzenler; irat şeklindeki nafakanın değiştirilmesi bakımından m.331 ile birlikte değerlendirilir.
- 4721 sayılı Kanun m.364: Üstsoy, altsoy ve kardeşler lehine verilen nafakaların kapsamını düzenler; bu nafakalar da m.331 kapsamında değiştirilebilir.
- 4721 sayılı Kanun m.365: Üstsoy, altsoy ve kardeşler lehine nafakanın koşullarını düzenler; değişiklik bakımından m.331 ile bağlantılıdır.
TMK m.332 — Genel olarak
TMK m.332, nafaka davası açıldığında dava süresince hâkimin geçici önlemler alabilmesini ve soybağı tespit edildiğinde davalının uygun nafaka miktarını depo etmesine ya da geçici olarak ödemesine karar verilebilmesini düzenler. Hüküm, nafaka davasının açılmasından kararın kesinleşmesine kadar geçen dönemi kapsar ve davacının istemi üzerine uygulanır. Hüküm, nafaka davasının esasına ilişkin şartları, nafakanın miktarını ve türlerini düzenlemez (m.175-176 ve m.182 gibi maddeler). Babalık davasının açılmasını, soybağı tespitinin koşullarını düzenlemez (m.282 ve devamı). Geçici hukuki koruma tedbirlerinin genel rejimini (HMK m.389 vd.) ve bu tedbirlere itirazı ve istinafı düzenlemez.
Genel olarak: hangi kavramlar bilinmeli?
- Dava süresince önlemler
- Nafaka davası sonuçlanıncaya kadar, davacının yoksulluğunu gidermek üzere hâkimin alabileceği geçici koruma niteliğindeki karardır. Kesin nafaka hükmünün yerine geçmez ve esasa ilişkin bir tespit içermez.
- Depo
- Davalının uygun nafaka miktarını hâkimin belirlediği biçimde mahkemeye ya da öngörülen yere bırakmasıdır. Bu yöntemle davalı, nafakayı ödemiş gibi bir borç ödemesinin dışında tutulmuş olmaz; paranın davacıya ulaşması sağlanmaz, dava sonunda hesaba katılmak üzere saklanır.
- Geçici olarak ödeme
- Davalının, dava sonuçlanana kadar her dönem uygun nafaka tutarını davacıya doğrudan ödemesi anlamına gelir. Depodan farkı, paranın davacıya doğrudan ödenmesidir.
- Soybağı tespiti
- Davalının çocuğun babası olduğunun mahkemece tespit edilmesidir. Bu hüküm, soybağının tespit edildiği hallerde geçici nafaka ödemesine imkân tanıyan ön koşuldur; soybağı henüz tespit edilmemişse maddenin ikinci fıkrası uygulanamaz.
Genel olarak: hangi şartlar aranır?
- Nafaka davasının açılmış olması gerekir.
- Davacının istemi bulunmalıdır; hâkim bu tedbirleri re'sen uygulamaz.
- Dava süresince gerekli olan önlemlerin alınması için hâkimin takdir yetkisi kullanılmalıdır.
- Soybağının tespit edilmiş olması gerekir; geçici nafaka ödenmesine yalnız bu halde karar verilebilir.
- Uygun nafaka miktarının hâkim tarafından belirlenmesi gerekir; depo ya da geçici ödeme bu miktar üzerinden yapılır.
- Dava süresince alınacak önlemlerin türü, somut olay ve davacının ihtiyacı göz önünde tutularak seçilmelidir.
Genel olarak: hangi sonuçları doğurur?
- Hâkim, davacının istemi üzerine dava süresince gerekli önlemleri alır.
- Soybağı tespit edilirse davalıya uygun nafaka miktarını depo etme ya da geçici olarak ödeme yükümlülüğü verilebilir.
- Soybağı tespit edilmemişse ikinci fıkradaki depo veya geçici ödeme kararı verilemez.
- Verilen geçici önlem dava sonunda kesin nafaka hükmüyle bağlanır; geçici ödemeler kesin hükümde mahsup edilir.
- Depo edilen tutar, davanın reddi halinde davalıya iade edilir.
Dava süresince önlem ile soybağı tespit edilmiş hal arasındaki fark nedir?
Birinci fıkraya göre hâkim, nafaka davasının açılmasıyla birlikte davacının istemi üzerine gerekli önlemleri alır; bu fıkra soybağının tespitini şart koşmaz.
İkinci fıkraya göre ise soybağı tespit edilmiş olmalıdır ve tedbir yalnız bu halde depo ya da geçici ödeme biçiminde verilebilir.
Soybağı tespit edilmemişse depo veya geçici ödeme kararı verilemez; yalnız genel nitelikteki önlemler alınabilir.
Depo ile geçici ödeme arasındaki fark nedir?
Depoda uygun nafaka miktarı davalı tarafından mahkemeye bırakılır ve dava sonuna kadar saklanır.
Geçici ödemede davalı, nafakayı her dönem davacıya doğrudan öder.
Hâkim iki yöntemden birini seçer; depoda davacı paraya hemen erişemez, geçici ödemede erişir.
Genel tedbir ile nafakaya özgü tedbir arasındaki fark nedir?
Birinci fıkradaki tedbirler, davanın konusu ve somut olay göz önünde tutularak takdir edilir.
İkinci fıkradaki tedbir yalnız nafaka miktarına ilişkindir ve soybağı tespitine bağlıdır.
İkinci fıkradaki karar yerine birinci fıkradaki genel önlemlere de karar verilebilir; ikisi birbirini dışlamaz.
Genel olarak: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Soybağı tespit edilmeden ikinci fıkradaki depo veya geçici ödeme kararı vermek; ikinci fıkranın koşulu aranmadan uygulanmaktadır.
- Birinci fıkradaki önlemleri hâkimin re'sen alabileceğini düşünmek; istem şartı açıkça aranmaktadır.
- Depo ile geçici ödemeyi aynı şey saymak; birincide para davacıya ödenmez, dava sonunda hesaba katılmak üzere saklanır.
- Geçici nafakayı kesin nafaka hükmünden ayrı bir borç gibi değerlendirmek; dava sonunda mahsup gerekir.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Mahkemeler, dava süresince nafaka tedbirine ilişkin istemi, HMK'nın ihtiyati tedbire ilişkin hükümlerinin kıyasen uygulanması yoluyla değerlendirmektedir. (2. Hukuk Dairesi, 2023/7777 E., 2024/4146 K., 03.06.2024)
- Dava süresince nafaka talebinin reddi kararına karşı istinaf yoluna gidilebileceği kabul edilmektedir. (2. Hukuk Dairesi, 2023/7777 E., 2024/4146 K., 03.06.2024)
- Geçici nafaka kararı, soybağı tespiti sonrası ve davacının ihtiyacı ile davalının ekonomik durumu gözetilerek belirlenmektedir. (2. Hukuk Dairesi, 2023/7777 E., 2024/4146 K., 03.06.2024)
Nasıl ispat edilir?
- Dava süresince önlem talep eden davacı, nafaka davasının açıldığını ve geçici önlemin gerekli olduğunu ispatlamakla yükümlüdür.
- Soybağının tespit edildiği hâlde depo ya da geçici ödeme isteyen davacı, soybağı tespitine ilişkin mahkeme kararını veya dava dosyasını sunmalıdır.
- Uygun nafaka miktarının belirlenmesinde davacının ihtiyacı ve davalının gelir durumu ile ilgili belgeler dikkate alınır; bu belgeleri davacı sunar.
- Davalı, nafaka miktarının düşük olduğunu ya da ödeme gücünün bulunmadığını iddia ederse bu savunmayı kendi gelir belgeleriyle ispatlar.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 4721 m.166: Ayrılık ve boşanma davalarında tedbir nafakası ve benzeri geçici önlemlere ilişkin genel çerçeveyi çizer; m.332 babalık davasındaki nafaka için bu rejimin benzerini öngörür.
- 4721 m.336: Babalık davasına ilişkin usul hükümleridir; soybağı tespitinin dayanağı olan dava bu madde kapsamında açılır.
- 4721 m.333: Babalık davasında iştirak nafakasına ilişkin ana hükümdür; m.332 bu nafakanın dava süresince geçici olarak korunmasını düzenler.
- 4721 m.334: Babalık davasında nafakanın hangi biçimde belirleneceğini düzenler; m.332'deki uygun miktar bu hükme göre tespit edilir.
TMK m.333 — Babalığın tespitinden önce
Madde, babalık davasının yanında nafaka talebinin nasıl ileri sürüleceğini ve hâkimin babalık olasılığı kuvvetli bulunduğunda hüküm öncesinde tedbir niteliğinde nafakaya karar verebilmesini düzenler. Hüküm, babalık davası açılmış olan çocuk ile dava konusu baba arasındaki ilişkide uygulanır. Babalık karinesinin kuruluşu, soybağının reddi, babalık davasının süresi ve babalık hükmünün koşulları madde kapsamında düzenlenmez (m.285-304). Hükmün kesinleşmesinden sonra nafakanın iştirak nafakasına dönüşmesi, yani nafakanın dava tarihinden itibaren hüküm altına alınması ve babalık hükmünden sonraki nafaka rejimi ile çocuğun velayet ve kişisel ilişki sonuçları da bu maddenin dışında kalır. Tedbir nafakasının genel usulü ile yargılama sırasında alınacak geçici önlemler ayrıca ele alınmaz (m.332). Nafakanın miktarının belirlenmesinde kullanılacak ölçütler ile nafakanın depo edilmesi veya geçici ödenmesi kararı da bu maddede yer almaz (m.332)."
Babalığın tespitinden önce: hangi kavramlar bilinmeli?
- Babalık davası
- Evlilik dışı doğan çocuk ile babası arasında hâkim hükmüyle soybağı kurulmasını isteyen dava. Madde, nafaka talebinin bu davayla birlikte ileri sürüldüğünü kabul eder.
- Babalık olasılığının kuvvetli olması
- Hâkimin, davalının baba olma ihtimalini yargılamanın bu aşamasında yüksek görmesi hâlidir. Bu ölçüte ulaşılmadan hüküm öncesi nafakaya karar verilemez; ölçüt, delillerin takdirine bağlıdır.
- Hüküm öncesi nafaka
- Babalık hükmü verilmeden, çocuğun ihtiyaçlarını karşılamak için hâkimin takdirine bağlı olarak verdiği nafaka. Babalık kesinleşmediği için geçici nitelikte bir tedbirdir ve maddede nitelik olarak 'tedbir nafakası' adı verilmez.
- Uygun nafaka
- Çocuğun ihtiyaçlarını karşılamaya yeten miktar. Maddede ölçüt olarak yalnız çocuğun ihtiyaçları belirtildiğinden miktar, hâkimin takdirine bırakılmıştır.
Babalığın tespitinden önce: hangi şartlar aranır?
- Babalık davasının açılmış olması gerekir; nafaka talebi bu davayla birlikte ileri sürülmelidir.
- Hâkimin, davalının babalık olasılığını kuvvetli bulması gerekir; bu takdir, dosyadaki delillere göre yapılır.
- Nafaka, çocuğun ihtiyaçlarını karşılayacak miktarda olmalıdır; hüküm verilmeden önce karar verilebilir, ama zorunlu değildir.
- Hüküm öncesi nafaka kararı, babalık hükmünden önce verilmelidir; hüküm sonrasında bu madde değil, babalık hükmüne bağlı nafaka rejimi uygulanır.
Babalığın tespitinden önce: hangi sonuçları doğurur?
- Babalık olasılığı kuvvetli bulunduğunda hâkim, babalık hükmünden önce çocuk için uygun nafakaya karar verebilir.
- Olasılık kuvvetli bulunmazsa hüküm öncesi nafakaya karar verilmeyebilir ve babalık davasının sonuçlanması beklenir.
- Hüküm öncesi nafakaya karar verilmesi, babalık hükmünün verilmesini engellemez; hüküm sonrasında nafakanın ayrıca değerlendirilmesi gerekir.
- Nafaka yalnız çocuğun ihtiyaçları için öngörülmüştür; annenin kendi nafaka talebi bu madde kapsamında değerlendirilmez.
Babalık olasılığı kuvvetli ile kuvvetli değil arasındaki fark nedir?
Hâkim, babalık olasılığını kuvvetli bulursa hüküm öncesi nafakaya karar verebilir.
Olasılık kuvvetli bulunmazsa hüküm öncesi nafakaya karar verilmeyebilir ve dava sonucu beklenir.
Hüküm öncesi nafaka ancak olasılığın kuvvetli bulunmasıyla verilebilir; aksi hâlde karar verilmesi zorunlu değildir.
Madde 333 nafakası ile babalık hükmüyle birlikte verilen nafaka arasındaki fark nedir?
Madde 333, babalık hükmü verilmeden önce, dava sürerken verilen nafakayı düzenler.
Babalık hükmü verildiğinde ise hüküm, çocuğun ihtiyaçları için nafakaya hükmedilmesini öngörür ve bu nafaka dava tarihinden itibaren ele alınır.
Hüküm öncesi nafaka, kesinleşmeye kadar geçerli olur; kesinleşmeden sonra iştirak nafakasına dönüşür.
Babalığın tespitinden önce: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Madde 333 nafakasını babalık karinesinin kendisiyle karıştırmak; nafakanın kuvvetli olasılık şartına bağlı olduğunu gözden kaçırmak.
- Olasılık kuvvetli bulunmadığı hâlde hüküm öncesi nafakaya re'sen karar vermek.
- Hüküm öncesi nafakayı kesinleşmiş bir iştirak nafakası gibi değerlendirmek; geçici niteliğini ve kesinleşmeyle dönüşümünü gözden kaçırmak.
- Anneye kendi adına nafaka verilebileceğini varsaymak; maddenin nafakayı çocuğun ihtiyaçlarıyla sınırladığını unutmak.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Babalık davasının kabulü hâlinde hâkimin, dava tarihinden itibaren çocuk için uygun miktarda nafakaya resen hükmetmesi gerektiği kabul edilmektedir. (2. Hukuk Dairesi, 2024/277 E., 2024/2812 K., 24.04.2024)
- Hüküm öncesi nafakaya karar verilebilmesi için babalık olasılığının kuvvetli bulunması gerektiği; olasılık kuvvetli değilse nafakanın verilmeyebileceği ve davanın sonucunun beklenebileceği kabul edilmektedir. (2. Hukuk Dairesi, 2024/277 E., 2024/2812 K., 24.04.2024)
- Nafakaya hükmedilmesi, soybağının kurulmuş olmasına bağlanmıştır; babalık hükmü verilmeden kesin bir iştirak nafakası yükümlülüğü doğmaz. (2. Hukuk Dairesi, 2024/3496 E., 2024/8926 K., 20.11.2024)
- Babalık olasılığı kuvvetli bulunarak verilen nafaka tedbir nafakası niteliğinde kabul edilmekte; babalık kararı kesinleştikten sonra iştirak nafakasına dönüştüğü kabul edilmektedir. (2. Hukuk Dairesi, 2024/277 E., 2024/2812 K., 24.04.2024)
- Anne, kendisi için yalnızca maddi ve manevi tazminat isteyebilir; kendisi için nafaka isteyemez. (2. Hukuk Dairesi, 2024/277 E., 2024/2812 K., 24.04.2024)
Nasıl ispat edilir?
- Babalık davasını açan ve nafaka talep eden taraf (çocuk veya ana), olasılığın kuvvetli olduğunu gösteren delilleri sunmakla yükümlüdür; bu ispat yükü davacı tarafındadır.
- Olasılığın kuvvetliliği, tıbbi inceleme raporu, tanık beyanları ve diğer maddi olgularla gösterilir; hâkim delilleri serbestçe takdir eder.
- Davalı, babalık olasılığının düşük olduğunu, yani kendisinin baba olmasının imkânsız olduğunu ya da üçüncü bir kişinin baba olma olasılığının daha yüksek olduğunu ispatlamakla karşı savunma yapabilir.
- Nafakanın miktarını belirleyen çocuğun ihtiyaçlarının tespiti, davacı tarafından gelir ve gider belgeleriyle ortaya konulur.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 4721 m.332: Dava süresi içinde hâkimin gerekli önlemleri alabileceğini ve nafaka miktarını depo etmeye veya geçici olarak ödemeye karar verebileceğini düzenler; madde 333 ile birlikte geçici koruma sağlar.
- 4721 m.284: Babalık davasında hâkimin maddi olguları resen araştırması ve tıbbi incelemeye ilişkin kuralları düzenler; nafaka kararının dayanağı olan olasılık değerlendirmesinde ilgilidir.
- 4721 m.301-304: Babalık hükmünün dava hakkı, süre ve karine kurallarını düzenler; madde 333 nafakasının hangi davaya bağlı olduğunu belirler.
TMK m.334 — Güvence verilmesi
Madde, ana ve babanın çocuğa karşı nafaka yükümlülüklerini sürekli ve ısrarla yerine getirmemeleri ya da kaçma hazırlığı, mal savurganlığı gibi hallerin varlığı durumunda, gelecekteki nafaka yükümlülüklerine yönelik güvence sağlanmasına veya diğer önlemlerin alınmasına hâkimin karar verebilmesini düzenler. Hükmün uygulanması ana veya babanın nafaka borçlusu olduğu ilişkilerle sınırlıdır. Madde, nafaka miktarının belirlenmesini, nafaka alacağının ödenmemesi halinde icra yoluyla takibi ve nafaka yükümlülüğünün kaldırılmasını düzenlemez. Kanunda belirtilen güvencenin türü ve kapsamı ile ilgili ayrıntılar bu maddede yer almaz. Nafakanın yerine getirilmemesinin cezai sonuçları ile icra takip usulü ayrı hükümlere tabidir.
Güvence verilmesi: hangi kavramlar bilinmeli?
- Nafaka yükümlülüğü
- Ana ve babanın çocuklarına karşı bakım, geçim ve eğitim giderlerini karşılamak üzere taşıdıkları borçtur. Madde, bu borcun sürekli ve ısrarla yerine getirilmemesi halinde gelecekteki yükümlülükler için önlem alınmasına olanak tanır.
- Uygun güvence
- Gelecekteki nafaka ödemelerinin güvence altına alınmasını sağlayan araçtır. Maddede türü sınırlanmamış olduğundan hâkim, somut olaya göre uygun görülen bir teminatı belirler.
- Diğer önlemler
- Güvence dışında, nafaka yükümlülüğünün yerine getirilmesini sağlamaya yönelik hâkimin takdirindeki tedbirlerdir. Madde bu önlemlerin niteliğini ayrıca tanımlamaz.
- Kaçma hazırlığı
- Borçlunun yükümlülüklerinden kurtulmak amacıyla yurt dışına veya başka bir yere gitmek gibi hazırlıklar içinde bulunmasıdır. Maddede alternatif bir hal olarak sayılır ve kabul edilebilir olma ölçütüne bağlanır.
- Mal savurganlığı
- Ana veya babanın mallarını gelişigüzel harcaması ya da heba etmesidir. Bu hal de nafaka alacağını tehlikeye sokması durumunda önlem gerekçesi olabilir.
Güvence verilmesi: hangi şartlar aranır?
- Ana veya babanın nafaka yükümlülüklerini sürekli olarak ve ısrarla yerine getirmemiş olması gerekir ya da bu yükümlülükleri ihlal etmeye yönelik kaçma hazırlığı içinde bulunduğunun veya mallarını gelişigüzel harcadığının ya da heba ettiğinin kabul edilebilir olması gerekir.
- Bu hallerden birinin gerçekleştiğinin kabul edilebilir olması, yani somut delillerle makul ölçüde ortaya konması gerekir.
- Hâkim, gelecekteki nafaka yükümlülüklerine ilişkin uygun bir güvencenin sağlanmasına veya gerektiğinde diğer önlemlerin alınmasına karar verebilir.
Güvence verilmesi: hangi sonuçları doğurur?
- Koşullar gerçekleştiğinde hâkim, gelecekteki nafaka yükümlülüklerine ilişkin uygun bir güvence sağlanmasına karar verebilir.
- Güvencenin yanı sıra gerektiğinde diğer önlemlerin alınmasına da karar verebilir.
- Koşullar gerçekleşmediğinde hâkim bu önlemleri uygulayamaz.
- Hükmün uygulanması hâkimin takdirine bağlıdır; hâkim kabul edilebilirlik ölçütünü değerlendirerek karar verir.
Sürekli ve ısrarlı yerine getirmeme ile kaçma hazırlığı arasındaki fark nedir?
Ödemelerin sürekli ve ısrarla yapılmaması, geçmişteki ihlallerin tekrarlanan niteliğine dayanır.
Kaçma hazırlığı veya mal savurganlığı, henüz ödemenin aksatılmadığı ama yükümlülüğün ileride yerine getirilemeyeceğine işaret eden hallerdir.
Her iki durumda da hâkim önlem alabilir; ancak ilk halde geçmiş ihlal, ikinci halde ise ileriye dönük tehlike aranır.
Güvence verilmesi: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Güvence türünü, madde metninde sınırlı sayılmış gibi yorumlamak; madde, uygun bir güvence ifadesini kullanır ve türü sınırlamaz.
- Kaçma hazırlığı veya mal savurganlığı halini, sürekli ve ısrarlı ihlal koşulu ile birlikte aranması gereken bir koşul saymak; bu haller alternatiftir.
- Hâkimin önlem kararını zorunlu saymak; madde hâkime 'verebilir' ifadesiyle takdir tanımaktadır.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Uygulamada mahkemelerin, nafaka yükümlülüğünün sürekli ve ısrarla yerine getirilmediğine ilişkin delili değerlendirdikleri kabul edilmektedir. (2. Hukuk Dairesi, 2024/2915 E., 2024/3726 K., 22.05.2024)
Nasıl ispat edilir?
- Güvence veya önlem talep eden tarafın, ana veya babanın nafaka yükümlülüklerini sürekli ve ısrarla yerine getirmediğini ispatlaması gerekir; bu ödeme kayıtları, banka dökümleri ve icra dosyaları ile yapılabilir.
- Kaçma hazırlığı veya mal savurganlığı iddiasını ileri süren taraf, bu hali kabul edilebilir bir şekilde ortaya koymalıdır; tanık beyanları ve mal varlığına ilişkin belgeler bu konuda kullanılabilir.
- Karşı taraf, yükümlülüklerini yerine getirdiğini ya da mal varlığının korunduğunu ispatlayarak talebi çürütebilir.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 4721 m.315: Nafaka alacağının ödenmemesi halinde icra yoluyla takibe ilişkin genel kurallar, bu maddenin yaptırım yönüyle tamamlayıcıdır.
Süreler
| Süre | Madde | Hüküm |
|---|---|---|
| beş yıl | m.324 | Anayasa Mahkemesi’nin 27/12/2012 tarihli ve E.: 2012/35, K.: 2012/203 sayılı Kararı ile bu maddede yer alan “…ve her hâlde evlât edinme işleminin üzerinden beş yıl…” ibaresi iptal edilmiştir. |
Süreler madde metnindeki yazımıyla verilmiştir.
Konuda geçen kararlar
62 karar- Hukuk Genel Kurulu, 2023/53 E., 2024/464 K., 25.09.2024İlgili madde: m.322
- Hukuk Genel Kurulu, 2023/422 E., 2024/370 K., 10.07.2024İlgili madde: m.322
- Hukuk Genel Kurulu, 2023/858 E., 2023/1399 K., 27.12.2023İlgili madde: m.323
- Hukuk Genel Kurulu, 2022/657 E., 2023/672 K., 21.06.2023İlgili madde: m.327
- Hukuk Genel Kurulu, 2022/132 E., 2023/100 K., 22.02.2023İlgili madde: m.327
- Hukuk Genel Kurulu, 2019/814 E., 2022/833 K., 07.06.2022İlgili madde: m.327
- Hukuk Genel Kurulu, 2017/1012 E., 2019/1145 K., 07.11.2019İlgili madde: m.328
- Hukuk Genel Kurulu, 2017/959 E., 2019/1131 K., 05.11.2019İlgili madde: m.328
- Hukuk Genel Kurulu, 2017/2118 E., 2019/1138 K., 05.11.2019İlgili madde: m.328
- Hukuk Genel Kurulu, 2014/783 E., 2016/309 K., 16.03.2016İlgili madde: m.331
Diğer 52 karar
- Hukuk Genel Kurulu, 2015/135 E., 2016/118 K., 29.01.2016İlgili madde: m.321
- Hukuk Genel Kurulu, 2015/3257 E., 2016/117 K., 29.01.2016İlgili madde: m.321
- Hukuk Genel Kurulu, 2014/416 E., 2015/2631 K., 18.11.2015İlgili madde: m.331
- Hukuk Genel Kurulu, 2013/2352 E., 2015/1710 K., 19.06.2015İlgili madde: m.321
- Hukuk Genel Kurulu, 2013/1755 E., 2015/1039 K., 13.03.2015İlgili madde: m.321
- Hukuk Genel Kurulu, 2012/470 E., 2012/713 K., 17.10.2012İlgili madde: m.328
- 5. Hukuk Dairesi, 2024/11504 E., 2025/3660 K., 18.03.2025İlgili madde: m.326
- 2. Hukuk Dairesi, 2024/1897 E., 2024/9218 K., 28.11.2024İlgili madde: m.330, m.331
- 2. Hukuk Dairesi, 2024/7839 E., 2024/8882 K., 20.11.2024İlgili madde: m.330
- 2. Hukuk Dairesi, 2024/5742 E., 2024/8930 K., 20.11.2024İlgili madde: m.330
- 2. Hukuk Dairesi, 2024/3496 E., 2024/8926 K., 20.11.2024İlgili madde: m.333
- 2. Hukuk Dairesi, 2024/3544 E., 2024/8927 K., 20.11.2024İlgili madde: m.333
- 2. Hukuk Dairesi, 2024/3186 E., 2024/8924 K., 20.11.2024İlgili madde: m.333
- 2. Hukuk Dairesi, 2024/5531 E., 2024/8928 K., 20.11.2024İlgili madde: m.333
- 2. Hukuk Dairesi, 2024/8960 E., 2024/8933 K., 20.11.2024İlgili madde: m.333
- 2. Hukuk Dairesi, 2024/986 E., 2024/8701 K., 18.11.2024İlgili madde: m.330
- 2. Hukuk Dairesi, 2024/8812 E., 2024/8666 K., 18.11.2024İlgili madde: m.330
- 2. Hukuk Dairesi, 2024/5636 E., 2024/8371 K., 06.11.2024İlgili madde: m.325
- 2. Hukuk Dairesi, 2024/4104 E., 2024/7320 K., 14.10.2024İlgili madde: m.323
- 2. Hukuk Dairesi, 2024/4365 E., 2024/7327 K., 14.10.2024İlgili madde: m.323
- 2. Hukuk Dairesi, 2024/4242 E., 2024/7322 K., 14.10.2024İlgili madde: m.323
- 2. Hukuk Dairesi, 2024/4155 E., 2024/7324 K., 14.10.2024İlgili madde: m.323
- 2. Hukuk Dairesi, 2024/4244 E., 2024/7330 K., 14.10.2024İlgili madde: m.323
- 2. Hukuk Dairesi, 2024/4378 E., 2024/7328 K., 14.10.2024İlgili madde: m.325
- 2. Hukuk Dairesi, 2024/4102 E., 2024/7321 K., 14.10.2024İlgili madde: m.325
- 2. Hukuk Dairesi, 2024/4358 E., 2024/7329 K., 14.10.2024İlgili madde: m.325
- 2. Hukuk Dairesi, 2024/3100 E., 2024/7202 K., 10.10.2024İlgili madde: m.331
- 2. Hukuk Dairesi, 2023/9196 E., 2024/7192 K., 10.10.2024İlgili madde: m.331
- 2. Hukuk Dairesi, 2023/9952 E., 2024/6992 K., 08.10.2024İlgili madde: m.327, m.329
- 2. Hukuk Dairesi, 2023/8774 E., 2024/6651 K., 01.10.2024İlgili madde: m.329
- 2. Hukuk Dairesi, 2023/9517 E., 2024/5903 K., 17.09.2024İlgili madde: m.329
- 2. Hukuk Dairesi, 2024/2871 E., 2024/5811 K., 12.09.2024İlgili madde: m.329
- 2. Hukuk Dairesi, 2024/3887 E., 2024/5718 K., 11.09.2024İlgili madde: m.325
- 2. Hukuk Dairesi, 2024/4559 E., 2024/5055 K., 01.07.2024İlgili madde: m.326
- 2. Hukuk Dairesi, 2024/4714 E., 2024/5056 K., 01.07.2024İlgili madde: m.326
- 2. Hukuk Dairesi, 2024/5292 E., 2024/5057 K., 01.07.2024İlgili madde: m.326
- 2. Hukuk Dairesi, 2023/7777 E., 2024/4146 K., 03.06.2024İlgili madde: m.332
- 2. Hukuk Dairesi, 2024/2915 E., 2024/3726 K., 22.05.2024İlgili madde: m.334
- 2. Hukuk Dairesi, 2024/1678 E., 2024/2866 K., 25.04.2024İlgili madde: m.326
- 2. Hukuk Dairesi, 2024/277 E., 2024/2812 K., 24.04.2024İlgili madde: m.333
- 2. Hukuk Dairesi, 2024/1169 E., 2024/2630 K., 18.04.2024İlgili madde: m.326
- 2. Hukuk Dairesi, 2024/1362 E., 2024/2475 K., 16.04.2024İlgili madde: m.331
- 2. Hukuk Dairesi, 2023/4825 E., 2023/5972 K., 06.12.2023İlgili madde: m.328
- 2. Hukuk Dairesi, 2023/4467 E., 2023/3064 K., 07.06.2023İlgili madde: m.330
- 2. Hukuk Dairesi, 2022/11528 E., 2023/2018 K., 27.04.2023İlgili madde: m.327, m.329
- 2. Hukuk Dairesi, 2022/10503 E., 2023/2011 K., 27.04.2023İlgili madde: m.329
- 12. Ceza Dairesi, 2015/1325 E., 2015/17349 K., 10.11.2015İlgili madde: m.322
- Genel Kurul, 2015/7216 E., 27.03.2019İlgili madde: m.325
- Genel Kurul, 2013/7979 E., 11.11.2015İlgili madde: m.321
- Genel Kurul, 2013/9880 E., 11.11.2015İlgili madde: m.321
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi, 2022/258 E., 2025/74 K., 21.01.2025İlgili madde: m.328
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi, 2020/894 E., 2022/1541 K., 15.09.2022İlgili madde: m.327
Bağlayıcılık derecesine göre sıralı (Anayasa Mahkemesi, içtihadı birleştirme, genel kurullar, daireler); her grupta yeni karar önce. Tam metin karar deposundan istek üzerine yüklenir. Hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ayrıca denetleyin.
Madde bağlantıları, tarihine kadar Resmî Gazete'de yayımlanan değişiklikleri içeren güncel metne gider.
Bu konudaki maddelerde bilinen en yeni değişiklik: 24.11.2021 (m.324).
Anlatım 21.10.2026 tarihinde derlendi. Bağlayıcı olan madde metnidir.
Bu konuyu panelde çalış
Panelde bu konu 3.3. Hısımlık ve Soybağı bölümünde yer alıyor.
Panelde çalış