Amme Alacakları Kanunu › Amme alacağının cebren tahsili › Cebren tahsil ve takip esasları

Cebren tahsil ve şekilleri, teminatlı alacaklarda takip

Amme Alacakları Kanunu m.54–65Vergi ve Vergi Usul HukukuSon değişiklik: 21.04.2022 (m.58)

Kısaca

6183 sayılı Kanun'un 54. maddesi, ödeme müddeti içinde ödenmeyen amme alacağının tahsil dairesince cebren tahsil edilmesinin yollarını gösterir. 6183 sayılı Kanun'un 55. maddesi, vadesinde ödenmeyen amme alacaklarında borçluya gönderilecek ödeme emrinin asgari içeriğini, tebliğ usulünü ve üçüncü kişilerden mal bildirilmesini isteme yükümlülüğünü düzenler.

Kapsam

Bu konu, Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun m.54–65 hükümlerini kapsar.

Amme Alacakları Kanunu m.54 — Cebren tahsil ve şekilleri

6183 sayılı Kanun'un 54. maddesi, ödeme müddeti içinde ödenmeyen amme alacağının tahsil dairesince cebren tahsil edilmesinin yollarını gösterir. Madde, teminatın paraya çevrilmesi veya kefilin takibi, borçlunun mallarının haczi ve paraya çevrilmesi ile borçlunun iflasının istenmesi olmak üzere üç yolu sayar. Maddenin muhatabı, amme alacağı bulunan kamu idaresi (tahsil dairesi) ile amme borçlusudur. Madde, ödeme emrinin içeriğini, tebliğ usulünü, haciz usulünü ve harçları düzenlemez; bunlar sırasıyla 6183 sayılı Kanun'un 55, 60 ve 62 vd. maddelerinde, İcra ve İflas Kanunu ile Harçlar Kanunu'nda yer alır. Ayrıca ihtiyati haciz (m.13), üçüncü kişilerdeki hak ve alacakların haczi (m.79) ve istihkak davaları (m.68) da bu maddenin dışında kalır.

Cebren tahsil ve şekilleri: hangi kavramlar bilinmeli?

Amme alacağı
Devletin ve kamu tüzel kişilerinin kamu hukukundan doğan, kamu gücüne dayanan idari işlemlerle doğan alacaklarıdır. Özel hukuk alacaklarından ayrılır ve tahsili 6183 sayılı Kanun'a göre yapılır.
Tahsil dairesi
Amme alacağını tahsil etmeye yetkili idari birimdir. Kural olarak alacağı tarh ve tahakkuk ettiren vergi dairesi ya da ilgili kamu idaresidir; takibi bizzat alacaklı sıfatıyla yürütür.
Amme borçlusu
Kendisinden amme alacağı istenen gerçek veya tüzel kişidir. Genel icra hukukundaki borçluya karşılık gelir.
Cebren tahsil
Ödeme müddeti geçtikten sonra, borçlunun iradesine bakılmaksızın alacağın zorla tahsil edilmesidir. Madde üç yolu sınırlı olarak sayar; sayılmayan başka yollar bu kapsamda değildir.
Ödeme müddeti
Borcun ödenmesi gereken süredir. Cebren tahsil ancak bu süre içinde ödenmeyen alacak için başlar; süre ve başlangıcı 6183 sayılı Kanun'un ilgili hükümlerinden belirlenir.
Teminat
Amme borçlusunun alacağın güvencesi olarak tahsil dairesine gösterdiği ve paraya çevrilebilen değerdir. Teminat gösterilmişse tahsil önce bu yoldan denenir.
Kefilin takibi
Borçlu için kefil olan üçüncü kişiden alacağın istenmesidir. Madde bu yolu teminat bağlamında düzenler; kefil, teminatın bir türü olarak gösterilmişse takip edilebilir.

Cebren tahsil ve şekilleri: hangi şartlar aranır?

  • Amme alacağının tahakkuk etmiş ve vadesi gelmiş olması gerekir.
  • Alacağın ödeme müddeti içinde ödenmemiş olması gerekir.
  • Tahsil dairesinin cebren tahsil yollarından birini seçerek uygulaması gerekir; bu seçim madde metninde üç yolla sınırlıdır.
  • Amme borçlusu teminat göstermişse önce teminatın paraya çevrilmesi veya kefilin takibi yoluna gidilmesi gerekir.
  • Teminat gösterilmemişse ya da teminat yetersizse, borçlunun borcuna yetecek miktardaki mallarının haczedilerek paraya çevrilmesi yoluna başvurulabilir.
  • Haciz yoluna ek olarak ya da onun yerine, gerekli şartlar bulunduğunda borçlunun iflasının istenmesi yoluna başvurulabilir.
  • Haczedilen malların borcu karşılayacak miktarda olması gerekir; haciz borcun ödenmesine yetecek kadarla sınırlıdır.

Cebren tahsil ve şekilleri: hangi sonuçları doğurur?

  • Ödeme müddeti içinde ödenmeyen amme alacağı tahsil dairesince cebren tahsil olunur.
  • Cebren tahsil, maddede sayılan üç yoldan birinin uygulanmasıyla yapılır.
  • Teminat gösterilmişse önce teminatın paraya çevrilmesi ya da kefilin takibi yoluna gidilir.
  • Haciz yoluyla tahsil, borcu karşılayacak miktardaki malların haczi ve paraya çevrilmesiyle sağlanır.
  • Gerekli şartlar varsa borçlunun iflası istenebilir.
  • Ödeme müddeti içinde ödenen alacak için cebren tahsil yoluna başvurulmaz.
  • Madde yalnızca cebren tahsil yollarını sayar; ödeme emrinin düzenlenmesi ve tebliği bu maddenin konusu değildir, ancak madde metnine göre ödeme emri ile birlikte anılmıştır.

Teminat ile haciz arasındaki fark nedir?

Borçlu tahsil dairesine teminat göstermişse, cebren tahsil önce bu teminatın paraya çevrilmesi ya da kefilin takibi yoluyla yapılır.

Teminat gösterilmemişse borçlunun mallarının haczi yoluna gidilir.

Teminat varken doğrudan haciz yoluna geçmek, maddenin sıralamasına aykırı olur. Teminat yetersiz kalırsa haciz yolu açılır.

Haciz ile iflas arasındaki fark nedir?

Haciz, borçlunun mevcut mallarının paraya çevrilmesi yoluyla alacağın tahsilini amaçlar.

İflas, borçlunun tüm malvarlığının tasfiyesi ve alacağın iflas masası içinden tahsili yoludur ve 'gerekli şartlar bulunduğu takdirde' uygulanır.

İflas yoluna başvurmak için kanunun aradığı şartların bulunması gerekir; haciz için bu şart aranmaz. Madde iki yolu alternatif sıralar.

Kefilin takibi ile teminatın paraya çevrilmesi arasındaki fark nedir?

Kefilin takibinde alacak, borç için kefil olmuş üçüncü kişiden istenir.

Teminatın paraya çevrilmesinde borçlunun gösterdiği teminat malı satılarak alacak karşılanır.

Her ikisi de teminat yoluyla yapılan tahsildir; hangisinin uygulanacağı teminatın niteliğine bağlıdır.

Cebren tahsil ve şekilleri: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Teminat gösterilmiş olmasına rağmen doğrudan haciz yoluna gitmek; madde sıralamasının teminat yolunu öncelediğini gözden kaçırmamak gerekir.
  • Üç yolu birbirinden bağımsız ve her zaman seçilebilir sanmak; iflas yolunun 'gerekli şartlar bulunduğu takdirde' uygulanabileceğini unutmamak gerekir.
  • Ödeme emri tebliğ edilmeden ya da borç ödeme müddeti içinde ödenmişken cebren tahsile başvurmak; cebren tahsil ancak ödeme müddeti içinde ödenmeyen alacak için başlar.
  • Haciz yolunda borcun ödenmesine yetecek miktardan fazla mal haczetmek; haciz borcu karşılayacak miktarla sınırlıdır.
  • Maddede ödeme emri ya da tebliğ süreleri bulunduğunu varsaymak; bu maddede süre yoktur, süreler 6183 sayılı Kanun'un diğer maddelerinde düzenlenir.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Amme alacağının cebren tahsili için ödeme emrinin borçluya tebliğ edilmiş olması ve borcun süresinde ödenmemiş olması aranır; ödeme emri öncesinde doğrudan cebir yoluna gidilmesi bu kurala aykırılık sayılmaktadır. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, 2021/1966 E., 2022/26 K., 13.01.2022)
  • Amme borçlusu hakkında m.54'te öngörülen cebren tahsil yöntemlerinden ilgili olanların usulüne uygun şekilde izlenmesine rağmen alacağın asıl borçludan tahsil edilememesi halinde, alacağın ödenmesinden ikincil derecede sorumlu olanlara başvurma şartının sağlanmış olduğu kabul edilmektedir. (Vergi Dava Daireleri Kurulu, 2019/696 E., 2020/1068 K., 21.10.2020)
  • Tahsil dairesi tarafından yapılan işlemlerin, madde metnindeki yolların sırasına ve şartlarına uygun olup olmadığı yargı önünde incelenmekte; alacak şirket veya tüzel kişi hakkındaysa tasfiye süreci ile alacağın tahsili arasındaki ilişki de değerlendirilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi, 2021/1913 E., 2021/1497 K., 02.12.2021; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi, 2023/1794 E., 2024/1619 K., 07.11.2024)
  • Amme alacağının ödenmesinin tahsilden sonra ya da kesinleşmiş bir tasfiye kararı üzerinden sağlanması hâllerinde, m.54 kapsamındaki tahsil yolunun işleyip işlemediği somut olaya göre belirlenmektedir. (İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2020/437 E., 2021/200 K., 09.03.2021; İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2020/472 E., 2021/136 K., 17.02.2021)

Nasıl ispat edilir?

  • Cebren tahsil yoluna başvuran tahsil dairesi, alacağın tahakkuk ettiğini ve vadesinin geldiğini ispatlamakla yükümlüdür; bu, tahakkuk fişi ve ödeme emri ile belgelenir.
  • Ödeme emrinin borçluya tebliğ edildiği ve borcun ödeme müddeti içinde ödenmediği, tebliğ belgesi ve tahsil dairesi kayıtlarıyla ispatlanır.
  • Borçlu teminat gösterdiğini ileri sürüyorsa, teminatın varlığını ve yeterliliğini yazılı belgeyle ispatlamalıdır; teminatın yetersizliği tahsil dairesi tarafından ortaya konulabilir.
  • Teminatın paraya çevrilmesi ya da kefilin takibi yolunun denenmediğini ileri süren borçlu, bu iddiasını ispatlamakla yükümlüdür; sıralamaya uyulup uyulmadığı tahsil dairesinin dosya kayıtlarından anlaşılır.
  • İflas yoluna başvuru için gerekli şartların bulunduğunu ileri süren taraf, bu şartların varlığını belgeyle ispatlar; borçlunun mal varlığının yetersizliği çoğunlukla haciz tutanağı ve aciz belgesi ile gösterilir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6183 sayılı Kanun m.55: Ödeme emrinin düzenlenmesini ve borçluya gönderilmesini düzenler; cebren tahsilin ön koşulunu oluşturur.
  • 6183 sayılı Kanun m.60: Ödeme emrinin tebliğinden itibaren borçlunun ödeme veya mal bildirimi yükümlülüğünü düzenler; cebren tahsilin başlamasından önceki süreci belirler.
  • 6183 sayılı Kanun m.62: Haciz yolunun uygulanmasında haciz işlemini düzenler; m.54/2 bakımından haciz yolunun usulünü tamamlar.
  • 6183 sayılı Kanun m.79: Üçüncü kişilerdeki hak ve alacakların haczini düzenler; m.54/2'deki haciz yolunun bir uzantısıdır.
  • 6183 sayılı Kanun m.13: İhtiyati haciz kararını düzenler; tahsil dairesinin ödeme emrinden önce başvurabileceği ayrı bir tedbirdir.
  • 6183 sayılı Kanun m.68: Haciz sırasında üçüncü kişilerin açabileceği istihkak davalarını düzenler; haciz yoluyla tahsilde ortaya çıkan uyuşmazlıkları kapsar.
  • 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu: Amme alacağının iflas yoluyla tahsilinde, iflasın işleyişi ve alacağın sıralanması bakımından başvurulan genel kanundur; m.54/3 bu kanunun iflas hükümlerine atıf yapar.
  • 492 sayılı Harçlar Kanunu: Cebren tahsil sürecinde alınacak icra harçlarını düzenler; madde metninde anılmasa da tahsil maliyeti bakımından ilgilidir.

Amme Alacakları Kanunu m.55

6183 sayılı Kanun'un 55. maddesi, vadesinde ödenmeyen amme alacaklarında borçluya gönderilecek ödeme emrinin asgari içeriğini, tebliğ usulünü ve üçüncü kişilerden mal bildirilmesini isteme yükümlülüğünü düzenler. Ödeme emrinin ne zaman ve hangi usulle tebliğ edileceği, köylerde muhtarlıkla yapılan tebligat ve ödeme cetveli, cebri tahsil ve takibin başlangıcı bu kapsamdadır. Madde, belediye hudutları içindeki borçlular ile belediye hudutları dışındaki köy borçluları bakımından uygulanır. Maddede, borçlunun ödeme emrine itiraz yolu, itirazın süresi ve sonuçları düzenlenmez (m.58, m.59). Borçlunun mal bildiriminde bulunma yükümlülüğü ve bu yükümlülüğe aykırılığın cezai sonuçları ayrı maddelerde düzenlenmiştir (m.114). Haciz işlemi ve haczin usulü de bu maddenin konusu değildir (m.62, m.64).

m.55: hangi kavramlar bilinmeli?

Ödeme emri
Vadesinde ödenmeyen amme alacağının borçluya tebliğ edilen, borcu ödemeye ve mal bildirimde bulunmaya çağıran idari işlemdir. Madde metninde belirtilen asgari unsurları taşımalıdır.
Ödeme cetveli
Belediye hudutları dışındaki köylerde, ödeme emri tebliğ edilemeyen borçluların isimlerini içeren, ödeme emri hüküm ve mahiyetinde olan belgedir. Köy ihtiyar kurulu kapısına asılmak ve muhtarlıkça ilan edilmek suretiyle tebliğ olunur.
Mal bildirimi
Borçlunun, cebri tahsil yoluyla alınabilecek mallarını ilgili idareye bildirme yükümlülüğüdür. Ödeme emrinde hem ödeme hem de mal bildirimi birlikte istenir.
Üçüncü şahıs
Borçlunun mallarını elinde bulunduran kişidir. Bu kişilerden mallarını bildirmeleri istenir ve bildirim yükümlülüğü ödeme emrinin tebliğinden ayrı bir işlemdir.
Cebri tahsil ve takip başlangıcı
Ödeme emrinin tebliği veya ödeme cetvelinin indirilmesi tarihinde başlayan, borcun zorla tahsiline geçilmesini sağlayan andır. Bu tarih ödeme süresinin bitimine değil tebliğ anına bağlanmıştır.

m.55: hangi şartlar aranır?

  • Borcun vadesinde ödenmemiş olması gerekir.
  • Ödeme emrinin, borçlunun 15 gün içinde borcunu ödemesi veya mal bildiriminde bulunması gerektiğini bildiren bir ödeme emri biçiminde düzenlenmesi gerekir.
  • Ödeme emrinde borcun asıl ve ferilerinin mahiyet ve miktarı, ödeme yeri, süresinde ödenmemesi halinde cebri tahsil ve mal bildirimine kadar üç ayı geçmemek üzere hapis ile tazyik edileceği, gerçeğe aykırı bildirimin hapisle cezalandırılacağı yer almalıdır.
  • Ödeme emrinde borçlunun 114. maddedeki görevleri ve bunları yerine getirmemesi halinde uygulanacak ceza da bildirilmelidir.
  • Belediye hudutları dışındaki köydeki borçlulara ödeme emri muhtarlıkça tebliğ edilmelidir; muhtarlığa tevdi tarihinden itibaren 15 gün içinde tebligat yapılamazsa ödeme cetveli düzenlenmelidir.
  • Ödeme cetveli köy ihtiyar kurulu kapısına ve köyde herkesin görebileceği umumi bir yere 10 gün süreyle asılarak tebliğ edilmeli, asılış ve indirilişi muhtarlıkça zabıt varakasıyla tespit edilmelidir.
  • Mallarını elinde bulunduran üçüncü şahıslardan, 15 gün içinde bu malları bildirmeleri istenmelidir.

m.55: hangi sonuçları doğurur?

  • Ödeme emri, borçlunun 15 gün içinde borcu ödemesi veya mal bildirimi yapması için tebliğ edilir; süresinde yapılmazsa cebri tahsil ve mal bildirimine kadar üç ayı geçmemek üzere hapis tazyiki uygulanır.
  • Ödeme emrinde yer almayan unsurlar eksik düzenleme niteliğindedir; asıl ve ferilerin mahiyet ve miktarı ile ödeme yeri gösterilmelidir.
  • Gerçeğe aykırı mal bildiriminde bulunan borçlu hapis cezasına çarptırılır.
  • Ödeme emrinin tebliği veya ödeme cetvelinin indirilmesi ile cebri tahsil ve takip başlar.
  • Köy borçlusuna ödeme cetveli ile çağrı yapılması, tebligat yapılamadığı durumda ödeme emrinin yerini alır.
  • Üçüncü şahıs 15 gün içinde bildirimde bulunmazsa madde metninde açık bir yaptırım yazılmamıştır; yükümlülüğün yerine getirilmemesinin sonucu 6183 sayılı Kanunun ilgili hükümlerinden çıkar.
  • Ödeme emrinde 114. maddedeki görevler ve yerine getirilmemesi halinde uygulanacak ceza bildirilmelidir.

Belediye hudutları içi ile dışı tebligat arasındaki fark nedir?

Belediye hudutları içinde bulunan borçlara ödeme emri doğrudan usulüne uygun tebliğ edilir.

Belediye hudutları dışındaki köylerde bulunan borçlara ödeme emri muhtarlıkça tebliğ edilir ve tebligat yapılamazsa ödeme cetveli düzenlenir.

Köy borçlularında tebligat muhtarlık ve ödeme cetveli yoluyla yapılır; cebri tahsil ve takibin başlangıcı cetvelin indirildiği tarihe bağlanır.

Ödeme emri ile ödeme cetveli arasındaki fark nedir?

Ödeme emri, borçlunun adresinde kişisel olarak tebliğ edilen ve borçlu adına düzenlenen işlemdir.

Ödeme cetveli, tebligat yapılamayan köy borçlularının isimlerini içeren ve asılarak tebliğ edilen toplu bir belgedir.

Cetvelin asılması ve indirilmesi tarihi, ödeme emrinin tebliği tarihi ile aynı hukuki sonucu doğurur: cebri tahsil ve takip bu tarihte başlar.

Borçlu ile üçüncü şahıs arasındaki fark nedir?

Borçlu, borcunu ödemek ve kendi mallarını bildirmekle yükümlüdür.

Üçüncü şahıs, borçlunun mallarını elinde bulunduran kişidir ve yalnızca bu malları bildirmekle yükümlüdür.

Üçüncü şahıslardan 15 gün içinde bildirim istenir; bu yükümlülük borcun ödenmesi yükümlülüğü değildir.

m.55: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Ödeme emrinde bildirilmesi gereken hapis tazyiki ve 114. madde cezasını yazmamak; bu eksiklik ödeme emrinin unsurlarını etkiler.
  • Köy borçlularında ödeme cetvelinin asılma tarihini cebri takip başlangıcı saymak yerine muhtarlığa tevdi tarihini almak; cebri takip, cetvelin indirildiği tarihte başlar.
  • Üçüncü şahıs bildirim süresini borçlunun 7 günlük ödeme süresiyle karıştırmak; bu maddede üçüncü şahıs için 15 gün öngörülmüştür.
  • Hapis tazyikini mal bildirimi yapılana kadar değil, sınırsız uygulamak; üst sınır üç aydır.
  • Ödeme emrinin tebliği ile tebliğ alındısını ayırmadan işlem yapmak; tebliğ tarihi cebri takibin başlangıcı için belirleyicidir.
  • Köy ödeme cetvelini ödeme emri yerine geçen bir işlem olarak değerlendirmemek; metin cetveli ödeme emri hüküm ve mahiyetinde saymaktadır.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Ödeme emrine karşı borçlunun itiraz süresi ve usulü hakkında yapılan tartışmalarda, 55. maddenin ilk fıkrasındaki asgari unsurların ödeme emrinde yer alıp almadığı incelenmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2015/3244 E., 2019/691 K., 18.06.2019)
  • Ödeme emrinin tebliğ edilmeden düzenlenen ya da eksik unsur içeren işlemlerin kesinleşmediği ve bunlara dayanılarak cebri takip yapılamayacağı kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2015/3514 E., 2019/557 K., 14.05.2019; Hukuk Genel Kurulu, 2015/3047 E., 2019/311 K., 19.03.2019)
  • Vergi, kurum ve benzeri amme alacaklarında ödeme emrine karşı itiraz hakkı ile yetkili merci ve süreler 58. maddeye göre değerlendirilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2015/3047 E., 2019/311 K., 19.03.2019; Hukuk Genel Kurulu, 2015/2155 E., 2016/179 K., 24.02.2016)
  • Ödeme emrinin asgari unsurlarının 55. maddede gösterildiği ve bu unsurların eksik olmasının ödeme emrinin hukuki geçerliliğini etkileyebileceği kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2011/571 E., 2011/680 K., 02.11.2011)
  • Uygulamada ödeme süresi 15 günün, ödeme emrinin tebliğ tarihinden itibaren başladığı kabul edilmektedir. (Genel Kurul, 2019/4408 E., 18.05.2022)

Nasıl ispat edilir?

  • Ödeme emrini tebliğ eden idare, borcun vadesinde ödenmediğini ve ödeme emrinin usulüne uygun tebliğ edildiğini ispatlamakla yükümlüdür; tebliğ alındısı bu ispatın temel belgesidir.
  • Köy borçlularında ödeme emri muhtarlığa tevdi edildiğini ve 15 günlük süre içinde tebligat yapılamadığını idare ispatlamalıdır; muhtarlık zabıtları ve ödeme cetvelinin asılma keyfiyeti bu amaçla kullanılır.
  • Borçlu, ödeme emrinin tebliğ edilmediğini veya unsurlarının eksik olduğunu ileri sürerse bunu ispat etmesi gerekir; tebliğ tarihi ile cebri takip başlangıcı arasındaki farkın ispatı da bu kapsamdadır.
  • Üçüncü şahsın mal bildirimini 15 gün içinde yapmadığını ileri süren idare, bildirim isteğinin tebliğ edildiğini belgelemelidir.
  • Ödeme emrinde bildirilmesi gereken unsurların eksik olduğunu iddia eden taraf, bu eksikliği ödeme emrinin metninden ispatlar; belge karşılaştırması yapılır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6183 m.58: Ödeme emrine karşı itiraz süresi ve usulünü düzenler; 55. maddede tebliğ edilen ödeme emrine karşı borçlunun başvurabileceği yol burada gösterilir.
  • 6183 m.59: Ödeme emrine itirazın sonuçlarını düzenler; 55. maddeyle tebliğ edilen ödeme emrinin işlemesini belirler.
  • 6183 m.114: Borçlunun mal bildirimi ve bilgi verme gibi görevlerini ve bunlara aykırılığın cezasını düzenler; ödeme emrinde bu cezanın bildirilmesi zorunludur.
  • 6183 m.62: Haciz tutanağını düzenler; ödeme emrinden sonra yapılacak haciz işleminin usulünü gösterir.
  • 6183 m.64: Haciz varakasını düzenler; ödeme emrine rağmen ödenmeyen borç için haciz kararının yazılı biçimini belirler.
  • 6183 m.60: Ödeme emrinin tebliğinden sonra borçlunun ödeme süresini belirler; 55. maddedeki 15 günlük süre ile birlikte değerlendirilmelidir.

Amme Alacakları Kanunu m.56 — Teminatlı alacaklarda takip

6183 sayılı Kanun'un 56. maddesi, karşılığında teminat gösterilmiş bulunan amme alacağı vadesinde ödenmediğinde, borçluya 15 günlük ödeme süresi içinde borcu ödemesi ya da aksi halde teminatın paraya çevrileceği veya diğer yollarla cebri tahsile devam edileceği yönünde bildirim yapılmasını ve bu süre sonunda teminatın paraya çevrilerek tahsilatın yapılmasını düzenler. Madde, amme alacağına karşılık teminat verilmiş olan borçlular bakımından uygulanır. Teminat gösterme yükümlülüğünün doğumunu, teminatın türünü ve teminat mektubunun kabulü gibi konuları düzenlemez (ilgili hükümler için 6183 sayılı Kanun'un teminat ile ilgili diğer maddeleri incelenmelidir). Teminatın paraya çevrilmesinin usul ayrıntıları ile haczin uygulanmasına ilişkin genel hükümler de bu maddede değil, kanunun ilgili bölümlerinde yer alır.

Teminatlı alacaklarda takip: hangi kavramlar bilinmeli?

Amme alacağı
Devletin ve kamu tüzel kişilerinin kamu hukukundan doğan, kamu gücüne dayanılarak tahsil edilen alacaklarıdır. Bu maddedeki tahsil, özel hukuk alacaklarından farklı olarak 6183 sayılı Kanun'a göre yürütülür.
Teminat gösterilmiş amme alacağı
Borçlunun, vadesi gelmiş amme alacağı için önceden teminat (örneğin teminat mektubu, rehin veya kefil) vermiş olduğu alacaktır. Teminatın gerçekten verilmiş olması bu maddenin uygulanması için gerekir.
Ödeme süresi (15 gün)
Borçluya bildirim yapıldıktan sonra borcun ödenmesi için tanınan 15 günlük süredir. Madde metninde 7061 sayılı Kanun ile 7 gün yerine 15 gün olarak değiştirilmiştir ve 1/1/2018 tarihinden itibaren uygulanır.
Teminatın paraya çevrilmesi
Borç ödenmediğinde, verilen teminatın 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre satılarak ya da değerlendirilerek amme alacağına mahsup edilmesidir. Teminatın türüne göre uygulama farklılık gösterebilir.

Teminatlı alacaklarda takip: hangi şartlar aranır?

  • Amme alacağının tahakkuk etmiş ve vadesi gelmiş olması gerekir.
  • Alacak için borçlu tarafından teminat gösterilmiş bulunması gerekir.
  • Vade geldiği halde borcun ödenmemiş olması gerekir.
  • Borçluya, borcun 15 gün içinde ödenmesi, aksi halde teminatın paraya çevrileceği veya diğer şekillerle cebri tahsile devam olunacağı yönünde bildirim yapılmış olması gerekir.
  • Bildirimden sonra 15 gün içinde borcun ödenmemiş olması gerekir; ödeme yapılırsa teminatın paraya çevrilmesi yapılamaz.

Teminatlı alacaklarda takip: hangi sonuçları doğurur?

  • Borçlu bildirimden sonra 15 gün içinde borcu öderse teminat paraya çevrilmez.
  • 15 gün içinde borç ödenmezse teminat 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre paraya çevrilerek amme alacağı tahsil edilir.
  • Bildirim yapılmadan teminatın paraya çevrilmesi madde koşullarına uymaz.
  • Bildirimde belirtilen cebri tahsil yolu, teminat paraya çevrilmekle sınırlı değildir; alacaklı diğer yollara da başvurabilir.
  • Madde metnindeki süre 7061 sayılı Kanun ile 7 günden 15 güne çıkarılmıştır; 1/1/2018 tarihinden sonra yapılan bildirimlerde 15 gün esas alınır.

Ödeme süresi öncesi ile sonrası arasındaki fark nedir?

Vade gelmiş borç için borçluya bildirim yapılmadan teminatın paraya çevrilmesi, maddenin koşullarını taşımaz.

Bildirim yapılmış ve 15 gün geçmiştir; bu durumda teminat paraya çevrilebilir.

Bildirim ve süre geçmeden teminat paraya çevrilemez; süre geçmeden yapılan işlem usule aykırı olur.

Teminatın paraya çevrilmesi ile diğer cebri tahsil yolları arasındaki fark nedir?

Teminatın paraya çevrilmesi, verilen teminatın nakde dönüştürülmesidir.

Diğer şekillerle cebri tahsil, teminat dışındaki malvarlığına haciz gibi yollara başvurulmasıdır.

Bildirimde hangi yolun izleneceği belirtilir; sonuç olarak alacaklı teminat veya diğer mallar üzerinden tahsile devam edebilir.

Teminatlı alacaklarda takip: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Madde metnindeki 15 günlük süreyi eski 7 günlük süre ile karıştırmak; 1/1/2018 sonrası işlemlerde 7 gün esas almak.
  • Bildirim yapılmadan ya da 15 gün dolmadan teminatı paraya çevirmek.
  • Bildirimi yalnız teminat yolu için yapmış sayıp diğer cebri tahsil yollarını bildirimde belirtmemek; bildirim içeriğini gözden kaçırmak.
  • Teminatın paraya çevrilmesi ile diğer cebri tahsil yollarını birbirine karıştırmak.
  • Ödeme yapıldığı halde süre dolmuş sayılarak teminatın paraya çevrilmesine devam etmek.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Teminatlı amme alacaklarında teminat gösterilmiş olduğunun ve bildirimin yapıldığının belgelenmesi esas alınmaktadır. (10. Hukuk Dairesi, 2022/13981 E., 2023/590 K., 24.01.2023)
  • Maddedeki 7 günlük süreyi esas alan eski tarihli uygulamaların, 1/1/2018 sonrası işlemlerde 15 günlük süreye göre yeniden değerlendirildiği görülmektedir. (10. Hukuk Dairesi, 2022/13981 E., 2023/590 K., 24.01.2023)
  • Teminat ile ilgili haciz ve tahsil işlemlerinin, teminat gösterme yükümlülüğünün dayanağı olan işlemlerle birlikte değerlendirildiği kabul edilmektedir. (9. Daire, 2023/6576 E., 2024/1615 K., 28.03.2024; 7. Daire, 2018/4828 E., 2022/3114 K., 28.06.2022; 7. Daire, 2020/612 E., 2022/2066 K., 16.05.2022)
  • Gümrük ve katma değer vergisi gibi teminata bağlanmış alacaklarda 6183 sayılı Kanun'un 56. maddesinin uygulandığı kabul edilmektedir. (7. Daire, 2018/4828 E., 2022/3114 K., 28.06.2022; 7. Daire, 2020/612 E., 2022/2066 K., 16.05.2022; 7. Daire, 2018/1631 E., 2022/653 K., 21.02.2022)
  • Teminat mektubunun iadesi taleplerinde, teminatın paraya çevrilme sürecinin tamamlanıp tamamlanmadığının dikkate alındığı görülmektedir. (7. Daire, 2018/1549 E., 2021/4429 K., 04.11.2021)

Nasıl ispat edilir?

  • Teminatlı amme alacağının tahsilini talep eden idare, alacağın tahakkuk ettiğini, vadesinin geldiğini ve teminatın verildiğini belgeyle ispatla yükümlüdür.
  • Borçlunun ödeme yaptığını ileri sürmesi halinde ödeme belgesi ile ispat yükü borçluya aittir.
  • Bildirimin borçluya usulüne uygun tebliğ edildiği, tebliğ belgesi ile idare tarafından ispatlanmalıdır.
  • Teminatın türü ve değeri teminat belgesi ile gösterilir; belge bulunmaması halinde teminatın varlığı ispat edilemez.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6183 sayılı Kanun m.56: Maddenin kendisidir; teminat gösterilmiş amme alacağının tahsil koşullarını düzenler.
  • 7061 sayılı Kanun m.9: Maddede yer alan 7 günlük süreyi 15 güne çeviren değişikliği yapmıştır.
  • 7061 sayılı Kanun m.123: Değişikliklerin 1/1/2018 tarihinde yürürlüğe gireceğini belirler.

Amme Alacakları Kanunu m.57 — Kefil ve yabancı şahıs veya kurumlar mümessillerini takip

6183 sayılı Kanun'un 57. maddesi, kefil ile yabancı şahıs veya kurumların mümessillerinin takibinin hangi usulle yapılacağını düzenler. Madde, bu kişilerin takibinin kanunun hükümlerine göre ve asıl borçlunun tabi tutulduğu usullerle yürütüleceğini öngörür. Uygulama alanı, amme alacağının asıl borçlusunun kefili ve yabancı şahıs veya kurumların mümessilleridir. Madde kefilin sorumluluğunun kapsamını, kefalet sözleşmesinin şartlarını, takibin durdurulmasına ilişkin ayrıntıyı, def'i ve itiraz haklarını veya faiz hesabını düzenlemez; bunlar kefalet hukukuna ve 6183 sayılı Kanun'un ilgili hükümlerine (ör. m.58 ve sonrası) bırakılmıştır.

Kefil ve yabancı şahıs veya kurumlar mümessillerini takip: hangi kavramlar bilinmeli?

Kefil
Asıl borçlunun borcunu alacaklıya karşı ifa etmeyi üstlenen kişidir. Amme alacağı bakımından kefil, asıl borçlunun takip usulüne tabi tutulur; kefilin takibi için ayrı bir usul öngörülmemiştir.
Yabancı şahıs veya kurum mümessili
Yurt dışında yerleşik ya da Türkiye'de faaliyet gösteren yabancı gerçek veya tüzel kişinin Türkiye'deki temsilcisidir. Maddenin kapsamı, bu temsilcinin asıl borçlunun tabi olduğu usulle takip edilmesidir.
Aynen tabi tutulma
Kefil ile mümessilin, asıl borçluya uygulanan takip usulünün aynısıyla takip edilmesi anlamına gelir. Kefil için yalnızca asıl borçludan farklı bir usul uygulanmaz; ancak kefilin kendi sorumluluk koşulları ayrıca aranır.

Kefil ve yabancı şahıs veya kurumlar mümessillerini takip: hangi şartlar aranır?

  • Takibin, amme alacağının asıl borçlusuna karşı yapılması gerekir ya da kefil veya yabancı şahıs/kurum mümessili hakkında kanunda öngörülen takip yolu seçilmelidir.
  • Kefil hakkında yapılan takibin, asıl borçlunun tabi tutulduğu usul ve kanun hükümlerine uygun olması gerekir.
  • Kefilin sorumluluğu için kefalet sözleşmesi ve borcun muaccel olması gibi ayrıca aranan koşullar bulunmalıdır; bu koşullar m.57'de düzenlenmemiştir, kefalet hukukuna göre belirlenir.

Kefil ve yabancı şahıs veya kurumlar mümessillerini takip: hangi sonuçları doğurur?

  • Kefil veya yabancı şahıs/kurum mümessili hakkında takip, asıl borçluya uygulanan usulle yapılır.
  • Asıl borçluya uygulanan usul farklı olduğunda kefil ya da mümessil hakkında da o usul uygulanır; kefil için ayrı bir takip yolu açılmaz.
  • Kefilin asıl borçlu üzerinde bulunan itiraz ve def'ileri, kefalet hukukuna ve ilgili maddelere göre ayrıca değerlendirilir; m.57 bu konuda hüküm kurmaz.
  • Madde emredici niteliktedir; takip usulünün kefil aleyhine değiştirilmesine ilişkin sözleşme kayıtları geçerli değildir.

Kefil ile asıl borçlu arasındaki fark nedir?

Kefil, asıl borcun ödenmemesi halinde ikincil olarak sorumlu tutulan kişidir ve takibi kendi adına yapılır.

Asıl borçlu, amme alacağının doğrudan muhatabıdır ve takip ilk olarak ona yöneltilir.

Kefil hakkındaki takip, asıl borçlunun tabi olduğu usulle yürütülür; ancak kefilin sorumluluk koşulları ayrıca gerçekleşmelidir.

Yabancı şahıs/kurum mümessili ile yerli muhatap arasındaki fark nedir?

Yabancı şahıs veya kurumun Türkiye'deki mümessili, yabancının adına hareket eden kişidir.

Yerli borçlu, doğrudan Türkiye'de yerleşik ve kendi adına yükümlü olan kişidir.

Mümessil hakkında da asıl borçlunun usulü uygulanır; takip hukuki sorumluluğun kimin üzerinde doğduğuna göre değil, usul bakımından eşitlenmiştir.

Kefil ve yabancı şahıs veya kurumlar mümessillerini takip: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Kefil hakkındaki takibi, asıl borçlunun usulünden ayrı bir usulle yürütmek; m.57 bu durumda asıl borçlunun usulünü zorunlu kılar.
  • Maddenin yalnızca usule ilişkin olduğunu unutup kefilin sorumluluk koşullarını (ör. TBK m.590 bildirimi) takip usulü içinde aramamak.
  • Kefile karşı takip için asıl borçlunun aleyhindeki takibin sonuçlanmasını şart koşmak; bu koşul m.57'den değil kefalet hukukundan doğar.
  • Mümessil hakkındaki takibi, yabancı şahsın kendi usulüne göre değerlendirmek; usul asıl borçluya bakılarak belirlenir.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Kefil hakkında yapılan amme alacağı takibinde asıl borçlunun tabi olduğu takip usulünün uygulanacağı kabul edilmektedir. (10. Hukuk Dairesi, 2016/154 E., 2017/4436 K., 23.05.2017; 13. Daire, 2023/2156 E., 2023/4102 K., 17.10.2023)
  • Kefilin sorumluluğu, asıl borçluya ait takip usulü ile birlikte değerlendirilir; faiz ve gecikme zammı, kefil hakkındaki takipte asıl borca ilişkin esasa göre hesaplanır. (İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2023/267 E., 2025/976 K., 11.12.2025; 13. Hukuk Dairesi, 2010/9526 E., 2010/16642 K., 13.12.2010)
  • Gecikme faizinin hesaplanmasında, talep sınırı içinde kalınarak asıl alacağa işletilen oranın kefil hakkındaki takipte de uygulanacağı kabul edilmektedir. (İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2023/267 E., 2025/976 K., 11.12.2025)

Nasıl ispat edilir?

  • Asıl talebi ileri süren alacaklı, kefilin asıl borçlunun takibine tabi kamu borçlusu olduğunu ve kefalet sözleşmesini belgeyle ispatlamakla yükümlüdür.
  • Kefalet sözleşmesi, kefilin kefalet beyanı veya ilgili belge ile ispatlanır; kefil, sözleşmenin geçersizliğini ya da sorumluluğun doğmadığını ileri sürerse bunu ispatla yükümlüdür.
  • Asıl borcun muaccel olduğu ve takibin asıl borçlunun usulüne uygun yapıldığı, takip dosyası ve tebligat belgeleriyle ortaya konur.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.590: Kefilin müteselsil sorumluluğu, alacaklının asıl borçluyu takip etmeden kefile başvurabilmesi ve takibin durdurulması hakkı bakımından m.57'nin uygulanma alanını belirler.
  • 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.591: Kefilin asıl borçluya ait def'ileri ileri sürme yükümlülüğünü düzenler; m.57 kapsamındaki takipte bu def'ilerin kullanımı ayrıca değerlendirilir.
  • 6183 sayılı Kanun m.58: Takip talebinde bulunması gereken unsurları düzenler; kefil hakkındaki takipte de bu unsurlar aranır.

Amme Alacakları Kanunu m.58 — Ödeme emrine itiraz

6183 sayılı Kanun'un 58. maddesi, amme alacağı için gönderilen ödeme emrine karşı borçlunun vergi itiraz komisyonuna yapacağı itirazın süresini, şeklini, karara bağlanma süresini ve kararların kesinliğini düzenler; borcun tamamına ya da bir kısmına yapılan itirazların mal bildirimi yükümlülüğüne etkisini de hükme bağlar. Madde, kendisine ödeme emri tebliğ edilen borçlu bakımından uygulanır. Maddede yer almayan konular: ödeme emrinin içeriği ve tebliği (6183 m.58 dışındaki hükümler), itirazın komisyon önündeki inceleme ayrıntıları ile itiraz komisyonu kararına karşı yargı yolu (ilgili diğer maddeler ve idari yargı mevzuatı), ödeme emrine karşı açılan iptal davası ve kesinleşen takibe ilişkin haciz işlemleri (ilgili diğer maddeler) ile itiraz sürelerinin hesabına dair usul kuralları (Vergi Usul Kanunu hükümleri) bu maddede düzenlenmemiştir.

Ödeme emrine itiraz: hangi kavramlar bilinmeli?

Vergi itiraz komisyonu
Alacaklı tahsil dairesine ait itiraz işlerine bakan, ödeme emrine karşı borçlunun itirazını karara bağlayan komisyondur. Maddede yetkili merci olarak bu komisyon gösterilmiştir.
Kısmi itiraz
Borcun yalnızca bir bölümüne yapılan itirazdır. Borçlunun itiraz ettiği kısmın cihetini ve miktarını açıkça göstermesi gerekir; aksi halde itiraz edilmemiş sayılır.
Mal bildirimi
Ret kararının tebliğinden itibaren borçlunun yerine getirmesi gereken bildirim yükümlülüğüdür. Borcun tamamına yapılan itirazın tamamen ya da kısmen reddi halinde doğar.
İtirazın iadesi
Maddede anılan ve Vergi Usul Kanunu'nda düzenlenen, itiraz incelemesine ilişkin usul müessesesidir. Şekil ve inceleme hususlarında VUK hükümlerinin uygulanacağı maddede belirtilmiştir.

Ödeme emrine itiraz: hangi şartlar aranır?

  • Ödeme emrinin borçluya usulüne uygun tebliğ edilmiş olması gerekir.
  • İtirazın, borcun olmadığı, kısmen ödendiği veya zamanaşımına uğradığı sebeplerinden birine dayanması gerekir.
  • İtirazın tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde vergi itiraz komisyonu nezdinde yapılması gerekir.
  • Borcun bir kısmına itiraz edilecekse, itiraz edilen kısmın cihet ve miktarının açıkça gösterilmesi gerekir; bu yapılmazsa itiraz edilmemiş sayılır.
  • İtirazın şekli, incelenmesi ve iadesi bakımından Vergi Usul Kanunu hükümlerinin uygulanması gerekir.
  • Borcun tamamına yapılan itirazın tamamen veya kısmen reddi halinde, borçlu ret kararının tebliğinden itibaren 15 gün içinde mal bildiriminde bulunmak zorundadır.
  • Borcun yalnız bir kısmına yapılan itirazın mal bildirimi süresini uzatmayacağı, bu nedenle mal bildiriminin ayrıca ve süresinde yapılması gerektiği hükme bağlanmıştır.

Ödeme emrine itiraz: hangi sonuçları doğurur?

  • Ödeme emrine süresinde itiraz edildiğinde itiraz, komisyon tarafından en geç 7 gün içinde karara bağlanır.
  • İtiraz komisyonunun kararları kesindir ve bu kararlara karşı maddede ayrıca başvuru yolu öngörülmemiştir.
  • Borcun tamamına yapılan itirazın tamamen veya kısmen reddi halinde borçlu, ret kararının tebliğinden itibaren 15 gün içinde mal bildiriminde bulunmak zorundadır.
  • Borcun bir kısmına yapılan itiraz, mal bildirimi süresini uzatmaz; mal bildirimi süresi içinde yerine getirilmelidir.
  • Kısmi itirazda açıkça belirtilmeyen kısım için itiraz yapılmamış sayılır ve bu kısım için takip kesinleşir.
  • Süresinde itiraz edilmez ya da itiraz geçersiz sayılırsa takip kesinleşir.

Borcun tamamına itiraz ile borcun bir kısmına itiraz arasındaki fark nedir?

Borcun tamamına yapılan itirazda borçlu, borcun tamamının bulunmadığını ileri sürer.

Kısmi itirazda borçlu, borcun yalnız belirli bir bölümünün itiraz konusu olduğunu bildirir ve itiraz ettiği kısmı açıkça gösterir.

Kısmi itirazda itiraz edilmeyen kısım kesinleşir; itiraz edilen kısım için de borçlunun ayrıca mal bildirimi yükümlülüğü devam eder, mal bildirimi süresi kısmi itiraz nedeniyle uzamaz.

Borcun tamamının reddi ile kısmen reddi arasındaki fark nedir?

Komisyonun itirazı tamamen reddetmesi halinde borçlu, ret kararının tebliğinden itibaren 15 gün içinde mal bildirimi yapmalıdır.

Komisyonun itirazı kısmen reddetmesi de maddede aynı şekilde mal bildirimi yükümlülüğü doğurur.

Her iki halde de mal bildirimi süresi ret kararının tebliğinden başlayarak 15 gündür; ret kapsamı ne olursa olsun süre aynıdır.

Ödeme emrine itiraz ile mal bildirimi yükümlülüğü arasındaki fark nedir?

Komisyona yapılan itiraz, takibin durdurulmasına ve borcun itiraz yoluyla tartışılmasına yönelir.

Mal bildirimi, itirazın reddinden sonra borçlunun malvarlığını açıklama yükümlülüğüdür.

Mal bildirimi yükümlülüğü, itiraz reddedildikten sonra ayrıca doğar; itirazın kendisi bu yükümlülüğü ortadan kaldırmaz.

Ödeme emrine itiraz: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Maddede 15 gün olan itiraz süresini eski 7 gün olarak hesaplamak; güncel metin 15 gün esas alınmalıdır.
  • Kısmi itirazda itiraz edilen kısmın cihet ve miktarını açıkça göstermeden yalnızca 'borcum bu kadar değildir' demek; bu durumda itiraz edilmemiş sayılır.
  • Borcun yalnız bir kısmına yapılan itirazın mal bildirimi süresini uzattığını varsaymak; madde bunu açıkça engeller.
  • Vergi itiraz komisyonu ile icra mahkemesini karıştırmak ve komisyon kararına karşı yargı yolunu kanun gereği kesin sanmak; maddede komisyon kararları kesin olarak belirtilmiştir.
  • Mal bildirimi süresini ödeme emrinin tebliğinden başlatmak; süre ret kararının tebliğinden başlar.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Kanunda 7 gün olarak geçen dava ve itiraz süresinin 2010 değişikliği sonrası kanun metninde 15 gün olarak uygulandığı kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2021/457 E., 2022/1757 K., 15.12.2022)
  • Yargıtay ve Hukuk Genel Kurulu, ödeme emrine karşı itiraz süresini eski 7 günlük sürenin hak düşürücü niteliğiyle yorumlayan kararlar vermiştir; bu kararların süre sayısı bakımından değişiklik öncesi metne dayandığı dikkate alınmalıdır. (Hukuk Genel Kurulu, 2017/1177 E., 2020/182 K., 18.02.2020; Hukuk Genel Kurulu, 2017/243 E., 2019/1061 K., 15.10.2019)
  • Ödeme emri aleyhine 7 günlük süreyi işleten bazı kararlar, değişiklik öncesi metni esas alır; güncel uygulamada 15 günlük süre esas alınmalıdır. (Hukuk Genel Kurulu, 2021/603 E., 2022/1756 K., 15.12.2022)
  • Komisyon ret kararının bir kısmına itiraz edildiği hallerde idare, ödeme emrine karşı dava reddi nedeniyle haksız çıkma zammı talep edebilmektedir. (Genel Kurul, 2019/4408 E., 18.05.2022)

Nasıl ispat edilir?

  • Borçlu, itirazın süresinde yapıldığını ispatlamakla yükümlüdür; ödeme emrinin tebliğ tarihi ve itiraz tarihi arasındaki süre bakımından tebliğ belgesi ve komisyon kaydı esas alınır.
  • Kısmi itiraz ileri süren borçlunun, itiraz ettiği kısmın cihet ve miktarını açıkça belirttiğini ispat etmesi gerekir; itirazın yazılı metninde bu açıklık yoksa itiraz edilmemiş sayılma sonucu doğar.
  • İtirazın dayandığı sebeplerden borcun olmadığı, ödendiği veya zamanaşımına uğradığı iddiası borçlu tarafından ispatlanmalıdır.
  • Mal bildiriminin süresinde yapıldığı ve ret kararının tebliğ tarihi, tebliğ belgesi ile ispatlanır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6183 sayılı Kanun m.58: Maddenin kendisi ödeme emrine itiraz rejimini düzenler.
  • 6183 sayılı Kanun: Maddede yer verilen itiraz ve mal bildirimi hükümleri, kanunun ödeme emri ve takip rejimi ile birlikte değerlendirilir.
  • Vergi Usul Kanunu: Maddenin atıfla uygulanmasını öngördüğü itirazın şekli, incelenmesi ve itiraz incelemelerinin iadesi hükümlerini içerir.

Amme Alacakları Kanunu m.59 — Mal bildirimi

6183 sayılı Kanun'un 59. maddesi, amme borçlusunun mal bildiriminde bulunma yükümlülüğünü, bildirimin içeriğini ve bildirimin yapılabileceği merciileri düzenler. Bildirimin sözlü yapılması halinde zabıt tutulması ve borçluya pulsuz makbuz verilmesi de bu maddenin kapsamındadır. Madde, amme alacağının tahsil dairesine yapılacak bildirimleri konu alır ve bu yükümlülük, takip sürecinde borçlunun malvarlığını açıklamasını sağlamaya yöneliktir. Madde, bildirimin ne zaman yükümlülük doğuracağını, hangi süre içinde yapılacağını ve bildirim yapılmamasının yaptırımını düzenlemez; bunlar için ilgili tahsil ve ödeme emri hükümlerine bakılmalıdır. Maddede yer almayan mal bildiriminin kamu görevlilerine ilişkin ayrı rejimi (3628 sayılı Kanun) ve haczin uygulanma usulü de bu maddenin dışındadır.

Mal bildirimi: hangi kavramlar bilinmeli?

Mal bildirimi
Borçlunun kendisinde ya da üçüncü kişilerde bulunan mal, alacak ve haklarını; borcuna yetecek miktarı, nevini, mahiyetini, vasfını, değerini ve her türlü gelirini; haczedilebilir mal veya gelir bulunmadığını ve geçim kaynaklarını ve borcunu nasıl ödeyebileceğini tahsil dairesine bildirmesidir. Bildirim, borcun tamamını kapsamak zorunda değildir; borca yetecek miktar yeterlidir.
Tahsil dairesi
Bildirimin yapılması gereken birincil merci olup, amme alacağının takibini yürüten idari birimdir. Köylerde belirli vergiler dışındaki amme borçları için muhtarlık da bildirim alabilir.
Sözle bildirim
Borçlunun beyanını yazılı belge yerine sözlü olarak yapmasıdır. Bu halde beyanın bir zabıtla tespit edilmesi zorunludur.
Pulsuz makbuz
Bildirimin yapıldığını gösteren, borçluya verilen belgedir. Yazılı ya da sözlü her iki bildirim türünde verilmesi gerekir.

Mal bildirimi: hangi şartlar aranır?

  • Mal bildiriminin, amme borçlusu tarafından yapılması gerekir.
  • Bildirimin, borçlunun kendisinde ya da üçüncü kişilerde bulunan mal, alacak ve haklarını kapsaması gerekir.
  • Bildirimin, borca yetecek miktarın nevini, mahiyetini, vasfını ve değerini içermesi gerekir.
  • Bildirimin, her türlü gelirin veya haczedilebilir mal ya da gelir bulunmadığı beyanını ve geçim kaynaklarını ve borcun ne şekilde ödenebileceğini içermesi gerekir.
  • Bildirimin, yazılı ya da sözlü olarak tahsil dairesine yapılması gerekir. Köylerde Maliye Bakanlığınca tespit ve ilan edilecek vergiler dışındaki amme borçları için köy muhtarlığına da yapılabilir.
  • Sözlü bildirimde beyanın bir zabıtla tespit edilmesi gerekir.

Mal bildirimi: hangi sonuçları doğurur?

  • Bildirim, borcun tamamını değil, borca yetecek miktarı kapsayacak biçimde yapılır.
  • Borçlu, haczedilebilir mal veya gelir bulunmadığını da bildirebilir; bu durumda bildirimin bu beyanı içermesi yeterlidir.
  • Sözlü bildirimde zabıt tutulur, yazılı bildirimde de borçluya pulsuz makbuz verilir.
  • Madde metninde bildirimin yapılmamasının ya da eksik yapılmasının yaptırımı yer almaz; bu konuda ilgili icra ve tahsil hükümlerine bakılmalıdır.

Yazılı bildirim ile sözlü bildirim arasındaki fark nedir?

Borçlu beyanını yazılı olarak tahsil dairesine sunar.

Borçlu beyanını sözlü olarak yapar ve beyan bir zabıtla tespit edilir.

Her iki halde de borçluya pulsuz makbuz verilmesi zorunludur; sözlü bildirimde ek olarak zabıt tutulması gerekir.

Tahsil dairesi ile köy muhtarlığı arasındaki fark nedir?

Bildirim genel kural olarak tahsil dairesine yapılır.

Köylerde, Maliye Bakanlığınca tespit ve ilan edilecek vergiler dışında kalan amme borçları için muhtarlığa da yapılabilir.

Köy borçlusu için muhtarlık da geçerli bildirim merciidir; ancak Maliye Bakanlığınca tespit ve ilan edilen vergiler bakımından bu yol kapalıdır.

Mal bildirimi: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Madde metnindeki bildirimin amacını, borcun tamamının bildirilmesi zorunluluğu olarak yorumlamak; madde borca yetecek miktarı yeterli saymaktadır.
  • Sözlü bildirimde zabıt tutulmasını atlamak; maddede zabıt zorunlu kılınmıştır.
  • Yazılı ya da sözlü her iki bildirimde de pulsuz makbuz verilmesini unutmak; her iki hal için makbuz verilmesi gerekir.
  • Köy borçlusu için muhtarlığa bildirimi, Maliye Bakanlığınca tespit ve ilan edilen vergiler bakımından da geçerli saymak; bu vergiler muhtarlık yolunun dışındadır.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Mal bildiriminin kapsamı, borca yetecek miktarın belirlenmesi üzerinden değerlendirilmekte ve bildirimin eksik olup olmadığı bu ölçüte göre incelenmektedir. (Vergi Dava Daireleri Kurulu, 2023/1678 E., 2025/402 K., 21.05.2025)
  • Vergi Dava Daireleri Kurulu kararında, 59. maddenin mal bildirimi kapsamı ve yönteminin esas alındığı görülmektedir. (Vergi Dava Daireleri Kurulu, 2023/1678 E., 2025/402 K., 21.05.2025)
  • Haczin ve takibin, mal bildirimi dışındaki haciz işlemleri üzerinden değerlendirildiği, bildirim yükümlülüğünün ayrıca araştırıldığı kararlar bulunmaktadır. (23. Hukuk Dairesi, 2013/4587 E., 2013/5806 K., 26.09.2013)

Nasıl ispat edilir?

  • Mal bildiriminin yapıldığını ve içeriğini ileri süren taraf, bildirimin yapıldığını yazılı belge, makbuz veya zabıt ile ispatlar.
  • Sözlü bildirimde zabıt, yazılı bildirimde ise pulsuz makbuz esas delildir; bunların bulunmaması halinde bildirimin yapıldığının ispatı güçleşir.
  • Borçlu, bildirimin borca yetecek miktarı kapsadığını veya haczedilebilir mal bulunmadığını ileri sürerse, bu iddiasını beyanını destekleyen belgelerle ispatlar.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6183 sayılı Kanun: Maddenin düzenlediği mal bildiriminin, tahsil usulünün genel çerçevesi içinde yer aldığını gösterir; yaptırım ve sürelere ilişkin hükümler bu kanunun diğer maddelerinde aranmalıdır.

Amme Alacakları Kanunu m.60 — Mal bildiriminde bulunmıyanlar

6183 sayılı Kanun'un 60. maddesi, kamu alacağına ilişkin ödeme emri tebliğ edilen borçlunun, ödeme emrine ve mal bildirimine uymaması hâlinde uygulanacak hapsen tazyik yaptırımını düzenler. Maddede hapsen tazyikin şartları, süresi, karar mercii ve kararın infazı ile karardan harç ve resim alınmayacağı hükme bağlanmıştır. Madde, ödeme emri tebliğinden önceki haciz işlemlerini, üçüncü kişilere haciz bildirimini ve mal bildirimine ilişkin ayrıntılı usulü düzenlemez (m.14 ve sonrası, m.79 ile ilgili kurallar). Borçlunun aciz hâlinde yaptığı tasarrufların iptalini (m.29), kötüniyetli tasarrufları (m.30) ve kanuni temsilcilerin sorumluluğunu (mükerrer m.35) da bu madde kapsamında değildir. Maddenin kimin hakkında uygulanacağı, yani tüzel kişilerin temsilcileri ya da hangi kamu alacağı türlerinin bu yaptırıma tabi olacağı da bu maddeden değil, ilgili özel düzenlemelerden ve yargı kararlarından değerlendirilir.

Mal bildiriminde bulunmıyanlar: hangi kavramlar bilinmeli?

Ödeme emri
Kamu alacağının tahakkukunu ve borçlunun ödeme süresini içeren, borçluya tebliğ edilen yazılı bildirimdir. Hapsen tazyikin ön koşulu olan tebliğ bu belgenin tebliğidir.
Mal bildirimi
Borçlunun, ödeme emri tebliğinden sonra kendi mallarını tahsil dairesine bildirme yükümlülüğüdür. Madde bakımından mal bildiriminde bulunmamak, borcu ödememekle birlikte hapsen tazyik şartını oluşturur.
Hapsen tazyik
Borçluyu ödemeye ve mal bildirimine zorlamak amacıyla uygulanan, cezalandırma değil bir baskı aracı olan hapis yaptırımıdır. Maddede bir defaya mahsus ve üç ayı geçmeyecek süreyle uygulanır.
Tahsil dairesi
Kamu alacağının takip ve tahsilini yürüten idari birimdir. Hapsen tazyik kararı için yazılı talepte bulunma yetkisi bu dairededir.
İcra tetkik mercii hakimi
Tahsil dairesinin yazılı talebi üzerine hapsen tazyik kararını veren yargı makamıdır. Karar, ödeme emrinin tebliğinden ve 15 günlük sürenin dolmasından sonra verilir.

Mal bildiriminde bulunmıyanlar: hangi şartlar aranır?

  • Borçluya ödeme emrinin tebliğ edilmiş olması gerekir.
  • Tebliğden itibaren 15 günlük süre içinde borcun ödenmemiş olması gerekir.
  • Aynı süre içinde borçlunun mal bildiriminde bulunmamış olması gerekir; mal bildiriminde bulunulduğu anda hapsen tazyik sona erer.
  • Tahsil dairesinin yazılı talebi bulunmalı ve talep, ödeme emrinin tebliğini ve 15 günlük sürenin bitmesini izleyerek yapılmalıdır.
  • Karar, icra tetkik mercii hakimi tarafından verilmelidir; Cumhuriyet Savcılığınca doğrudan infaz edilir.

Mal bildiriminde bulunmıyanlar: hangi sonuçları doğurur?

  • Ödeme emri tebliğ edilen borçlu 15 gün içinde borcunu ödemez ve mal bildiriminde de bulunmazsa, mal bildiriminde bulununcaya kadar, bir defaya mahsus olmak ve üç ayı geçmemek üzere hapisle tazyik olunur.
  • Borçlu mal bildiriminde bulunursa hapsen tazyik sona erer; borcun ödenmesi ayrı bir sonuç doğurur.
  • Tahsil dairesinin yazılı talebi üzerine icra tetkik mercii hakimi hapsen tazyik kararı verir.
  • Hapsen tazyik kararı Cumhuriyet Savcılığınca derhal infaz olunur.
  • İcra tetkik mercii hakiminin verdiği hapsen tazyik kararları her türlü harç ve resimden muaftır.
  • Ödeme emri tebliğ edilmemişse veya 15 günlük süre dolmamışsa hapsen tazyik kararı verilemez.

Ödeme ile mal bildirimi yükümlülüğü arasındaki fark nedir?

Borcu ödemeyen ancak mal bildiriminde bulunan borçlu.

Ne borcu ödeyen ne de mal bildiriminde bulunan borçlu.

Yalnız ikinci durumda hapsen tazyik şartı oluşur; mal bildirimi yapılınca tazyik sona erer.

Tahsil dairesi talebi ile hâkim kararı arasındaki fark nedir?

Tahsil dairesinin yazılı talebi, hapsen tazyikin başlatılmasını ister.

İcra tetkik mercii hakiminin kararı, hapsen tazyikin yargısal dayanağını oluşturur.

Talep yazılı olmalı ve karar hâkimce verilmelidir; idari işlem tek başına hapsen tazyik sonucu doğurmaz.

Ödeme emri ve mal bildirimi ile haciz uygulaması arasındaki fark nedir?

Hapsen tazyik, ödeme emrinin tebliği ve 15 günlük süre sonrasına bağlıdır.

Haciz işlemleri m.14 ve sonrası ile m.79 kapsamında ayrı bir usulle yürür.

Hapsen tazyik kararı için haciz yapılmış olması gerekmez; hapsen tazyik ile haciz birbirinin yerine geçmez.

Hapsen tazyik ile ceza yargılaması arasındaki fark nedir?

Hapsen tazyik, borçluyu ödemeye zorlayan bir baskı aracıdır.

Cezai yaptırım ise suç işlenmesine bağlı, mahkûmiyet ile sonuçlanan bir yargılamadır.

Hapsen tazyik, mahkûmiyet hükmü değildir; süresi üç ayı geçemez ve bir defaya mahsustur.

Mal bildiriminde bulunmıyanlar: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Haciz uygulanmadan hapsen tazyik kararı verilemeyeceğini düşünmek; hapsen tazyik ile haciz birbirinden bağımsız iki yoldur.
  • 15 günlük süreyi ödeme emrinin tarihinden değil tebliğinden itibaren saymamak.
  • Ödeme yapılmasına rağmen mal bildirimi yapılmadığı için hapsen tazyik uygulamak; mal bildirimi ayrı bir şarttır, borcun ödenmemesi tek başına yeterli değildir.
  • Hapsen tazyik süresini üç ayı aşacak şekilde ya da birden fazla kez uygulamak; süre üç ayı geçemez ve bir defaya mahsustur.
  • Hapsen tazyik kararını tahsil dairesinin kendisinin verebileceğini sanmak; karar icra tetkik mercii hakiminindir.
  • Kitaplardaki eski metinlerde yer alan 7 günlük süreyi uygulamak; güncel metinde süre 15 gündür.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Hapsen tazyik kararının, ödeme emrinde yer alması gereken unsurları taşıyan ve borcun 15 gün içinde ödenmesini isteyen ödemeye çağrı mektubu gibi işlemlere dayanarak verilebileceği kabul edilmektedir. (8. Daire, 2023/5437 E., 2023/4230 K., 29.09.2023; 8. Daire, 2019/8644 E., 2022/3304 K., 29.04.2022)
  • Mal bildiriminde bulunulmuş olması, hapsen tazyik şartının gerçekleşmediği anlamına gelir; mal bildiriminin içeriğinin gerçekliği ayrıca tartışılabilir. (4. Daire, 2017/3370 E., 2021/6526 K., 11.11.2021)
  • Hapsen tazyik, idari para cezası gibi diğer kamu alacaklarının tahsili için de m.60 uyarınca uygulanabilmektedir. (2011/46 E., 2011/145 K., 27.10.2011)
  • Prim ve diğer sosyal güvenlik alacaklarında 6183 sayılı Kanun'dan farklı özel hükümlerin uygulanacağı, bu alacaklarda m.60'ın sınırlarının farklı değerlendirilebileceği kabul edilmektedir. (10. Daire, 2021/6696 E., 2025/2436 K., 07.05.2025)

Nasıl ispat edilir?

  • Hapsen tazyik talebinde bulunan tahsil dairesi, ödeme emrinin borçluya usulüne uygun tebliğ edildiğini tebliğ belgesiyle ispatlamak zorundadır.
  • Borcun 15 gün içinde ödenmediğini ispat yükü tahsil dairesindedir; ödeme makbuzu veya banka kaydı gibi belgelerle karşı taraf ödemeyi ispatlayabilir.
  • Mal bildiriminde bulunulmadığı iddiası tahsil dairesi tarafından yazılı kayıtla ortaya konulmalıdır; borçlu, süresi içinde mal bildiriminde bulunduğunu belgeyle ispatlayarak hapsen tazyik şartını ortadan kaldırabilir.
  • Hapsen tazyik kararının verilmesinde yazılı talep ve tebliğ belgesi temel delil niteliğindedir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6183 m.55: Ödeme emrinin düzenlenmesi ve tebliği, bu maddede öngörülen hapsen tazyikin ön koşuludur.
  • 6183 m.14: Ödeme emrine rağmen borcun ödenmemesi halinde takibin haciz aşamasına geçilmesi, hapsen tazyik ile paralel bir yoldur.

Amme Alacakları Kanunu m.61 — Mal edinme ve mal artmaları

6183 sayılı Kanun'un 61. maddesi, mal bildiriminde malı bulunmadığını gösteren ya da borca yetecek kadar mal göstermeyen borçlunun, sonradan edindiği malları ve gelirindeki artmaları tahsil dairesine bildirme yükümlülüğünü düzenler. Hüküm, amme alacağı için tahsil dairesine karşı mal bildiriminde bulunmuş borçlular hakkında uygulanır. Maddenin kapsamına, borçlunun mal bildirimi yapmamış olması veya bildirimi eksik yapması halleri girmez. Madde, bildirim yükümlülüğünün dışında kalan konuları düzenlemez: ödeme emri ve mal bildirimi yükümlülüğünün kendisi (m.60), haciz uygulaması (m.62 ve devamı), aciz halinde yapılan tasarrufların iptali (m.29 ve m.30) ile bu tasarruflara ilişkin zamanaşımı ve dava süreleri.

Mal edinme ve mal artmaları: hangi kavramlar bilinmeli?

Mal bildirimi
Borçlunun tahsil dairesine malvarlığını beyan ettiği işlemdir. Maddenin uygulanabilmesi için borçlunun daha önce bu bildirimi yapmış ve bildirdiği mallarla borcu karşılayamadığı ortaya çıkmış olması gerekir.
Sonradan edinilen mal
Mal bildiriminden sonra borçlunun iktisap ettiği taşınır veya taşınmaz mallardır. Bildirimden önce sahip olunan ama bildirilmeyen mallar bu kavram içinde değerlendirilmez.
Gelirdeki artma
Borçlunun mal bildiriminden sonra elde ettiği gelirinde meydana gelen artıştır. Yalnızca gelirdeki artış bildirim konusudur; gelir kaynağının kendisi ayrıca bildirilmez.
Tahsil dairesi
Amme alacağının takip ve tahsilini yürüten idari birimdir. Bildirim bu daireye yapılır.

Mal edinme ve mal artmaları: hangi şartlar aranır?

  • Borçlunun daha önce mal bildiriminde bulunmuş olması ve bu bildirimde malı olmadığını göstermiş ya da borcu karşılamaya yetecek mal göstermemiş olması gerekir.
  • Borçlunun bildirimden sonra mal edinmiş ya da gelirinde artma meydana gelmiş olması gerekir.
  • Bildirim, edinme veya artma tarihinden başlayarak 15 gün içinde yapılmalıdır.
  • Bildirim tahsil dairesine yapılmalıdır.

Mal edinme ve mal artmaları: hangi sonuçları doğurur?

  • Borçlu, sonradan edindiği malları ve gelirindeki artmaları edinme veya artma tarihinden başlayarak 15 gün içinde tahsil dairesine bildirmek zorundadır.
  • Süresinde bildirim yapılmazsa borçlu yükümlülüğe aykırı davranmış olur.
  • Borçlunun bildirmesi gereken malları bulunmuyorsa, yani edindiği mal veya gelirdeki artma yoksa, bildirim yükümlülüğü doğmaz.
  • Madde, bildirim yükümlülüğünün yerine getirilmemesi halinde ayrıca hangi yaptırımın uygulanacağını metninde belirtmez.

Sonradan edinilen mal ile gelirdeki artma arasındaki fark nedir?

Borçlunun yeni bir mal edinmesi, yani malvarlığına yeni bir değer girmesi halidir.

Mevcut malın değer kazanması veya gelirin artması halidir; bu halde yeni bir edinme yoktur, yalnızca gelirdeki artış söz konusudur.

Her iki halde de 15 günlük bildirim yükümlülüğü aynı şekilde doğar; yalnızca başlangıç anı edinme ya da artma tarihi olarak belirlenir.

Bildirim yükümlülüğü ile bildirilmemiş mal arasındaki fark nedir?

Madde borçluya 15 günlük açık bir bildirim yükümlülüğü yükler.

Bildirim yapılmadığında, mal ayrıca tespit edilip haciz konusu yapılabilir.

Süresinde bildirilmeyen mal için borçlu yükümlülüğe aykırı davranmış olur; bu aykırılığın yaptırımı ayrıca ortaya çıkar.

Mal edinme ve mal artmaları: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Bildirim süresini, malın edinildiği tarih yerine tahsil dairesinin öğrendiği tarihten saymak; madde süreyi edinme veya artma tarihinden başlatır.
  • Gelirdeki artmayı yalnızca yeni bir mal edinme sayarak uygulamak; madde gelirdeki artmayı da kapsar.
  • Maddeyi, borçlunun ilk mal bildirimini hiç yapmadığı hallere uygulamak; madde önceki bir bildirimin varlığını ön koşul olarak arar.
  • Süreyi takvim günü yerine iş günü olarak hesaplamak; metin 15 gün demektedir.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Mal bildiriminde bulunmuş borçlunun bildirim tarihinden sonra edindiği malların, edinme tarihinden itibaren 15 gün içinde bildirilmesi gerektiği kabul edilmektedir. (Vergi Dava Daireleri Kurulu, 2023/1678 E., 2025/402 K., 21.05.2025)

Nasıl ispat edilir?

  • Sonradan mal edinildiğini ileri süren tahsil dairesi, edinme tarihini ve malın borçlunun malvarlığına girdiğini ispatlamakla yükümlüdür.
  • Borçlunun önceki mal bildirimini yaptığı ve bu bildirimde yeterli mal göstermediği, tahsil dairesinin kayıtlarıyla ispatlanır.
  • Borçlunun süresinde bildirimde bulunduğunu ileri sürmesi halinde bildirimin tarihini belgeyle ispat etmesi gerekir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6183 sayılı Kanun m.60: Borçlunun ödeme emrinin tebliğinden itibaren mal bildiriminde bulunma yükümlülüğünü düzenler; m.61'deki bildirimin ön koşulu olan ilk mal bildirimini bu madde kurar.

Amme Alacakları Kanunu m.62 — Haciz

6183 sayılı Kanun m.62, borçlunun mal bildiriminde gösterilen veya tahsil dairesince tespit edilen borçlu ve üçüncü kişiler elindeki menkul mallar, gayrimenkuller, alacak ve haklarının amme alacağına yetecek miktarda tahsil dairesince haczini düzenler. Fıkra 2 ile mal varlığı araştırmasının şekli, alanı, kapsamı ile araştırma yapılacak amme alacaklarının türü ve tutarını belirleme yetkisi Maliye Bakanlığına, bu yetkinin alacaklı idare bakımından da kullanılabilmesi düzenlenmiştir. Madde, başkasına ait olduğu ileri sürülen, ihtiyaten haciz veya istihkak iddia edilen malların haczinin en sona bırakılmasını, haczedilen gayrimenkul artırmaya çıkarılmadan borçlunun menkul mal veya sağlam alacak göstermesi hâlinde bunların da haczedilmesini ve mahcuz gayrimenkulün idaresine tahsil dairesinin müdahale edememesini ve tahsil dairesinin alacaklı idare ile borçlu menfaatlerini telif yükümlülüğünü kapsar. Haczin usulü, haciz varakası ve tutanağı, haciz bildirisi, taşınmaz haczinde tapu şerhi ile üçüncü kişilere haciz ihbarı (m.79), istihkak davaları (m.68) ve satış ile ilgili hükümleri düzenlemez; bunlar sırasıyla 6183 sayılı Kanun m.79, m.68 ve m.99 ile ilgili bölümlerde yer alır. Kanun, icra ve iflas hukukundaki genel haciz kurallarını ve hacze iştirakin (6183 s.K. m.21) koşullarını da bu maddede değil, ilgili maddelerinde düzenler.

Haciz: hangi kavramlar bilinmeli?

Haciz
Tahsil dairesinin amme alacağını karşılayacak kadar borçlu malına, alacak ve hakkına hukuken el koymasıdır. Haciz, malın mülkiyetini alacaklıya geçirmez; satıştan sonra paranın paylaştırılmasıyla alacak tahsil edilir.
Mal bildirimi
Borçlunun ödeme emri tebliğinden sonra malvarlığını tahsil dairesine bildirmesi yükümlülüğüdür. Madde, haczin kapsamının bu bildirim ile tahsil dairesince tespit edilen mallar üzerinden kurulmasını öngörür.
Mal varlığı araştırması
Haczedilecek malların tespiti için yapılan araştırmadır. Şekli, alanı, kapsamı ve araştırılacak amme alacağının türü ile tutarı Maliye Bakanlığınca belirlenir; alacaklı idare de bu yetkiyi kullanabilir.
İhtiyaten haciz ve istihkak iddiası
Malın başkasına ait olduğunun borçlu tarafından beyan edilmesi veya üçüncü kişinin ihtiyaten haciz ya da istihkak iddia etmesidir. Bu hâllerde ilgili malın haczi en sona bırakılır.
Sağlam alacak
Vadesi gelmiş ve tahsili güvenli olan alacaktır. Borçlu, gayrimenkul artırmaya çıkarılmadan önce borcun itfasına yetecek menkul mal veya sağlam alacak göstererek bunların haczini sağlayabilir.
Telif yükümlülüğü
Tahsil dairesinin alacaklı idare ile borçlunun menfaatlerini mümkün olduğu kadar uzlaştırma görevidir. Madde bu görevin sınırını belirlemez, yalnızca ilkeyi koyar.

Haciz: hangi şartlar aranır?

  • Haczin konusunun borçlunun mal bildiriminde gösterilen veya tahsil dairesince tespit edilen menkul mal, gayrimenkul, alacak ve haklar olması gerekir.
  • Haczedilen malın amme alacağına yetecek miktarda olması gerekir; fazla haciz amme alacağının karşılanması ölçüsüyle sınırlıdır.
  • Malın başkasına ait olduğunun borçlu tarafından beyan edilmesi veya üçüncü kişi tarafından ihtiyaten haciz ya da istihkak iddiasında bulunulması hâlinde, bu malların haczi en sona bırakılmalıdır.
  • Haczedilmiş bir gayrimenkul artırmaya çıkarılmadan önce, borçlunun borcun itfasına yetecek menkul mal veya vadesi gelmiş sağlam alacak göstermesi hâlinde, bu mal veya alacak da haczedilmelidir ve gayrimenkul üzerindeki haciz devam eder.
  • Mahcuz gayrimenkulün idare ve işletmesine, hasılat ve menfaatlerine tahsil dairesi müdahale etmemelidir.
  • Tahsil dairesi, alacaklı idare ile borçlunun menfaatlerini mümkün olduğu kadar telif etmelidir.

Haciz: hangi sonuçları doğurur?

  • Mal bildiriminde veya tahsil dairesince tespit edilen mallar, amme alacağına yetecek ölçüde haczedilir.
  • Başkasına ait olduğu beyan edilen veya ihtiyaten haciz ya da istihkak iddia edilen mallar en son haczedilir; bu mallara başka mal yetmezse ancak o zaman geçilir.
  • Artırma öncesinde borçlunun gösterdiği menkul veya sağlam alacak haczedilirse gayrimenkul üzerindeki haciz devam eder.
  • Mahcuz gayrimenkulün idare ve işletmesine tahsil dairesinin müdahalesi söz konusu olmaz; hasılat ve menfaatler borçluya kalır.
  • Tahsil dairesinin alacaklı ile borçlu menfaatlerini telif etmemesi, işlemin hukuka aykırılığına ve şikâyet yoluna başvurulmasına yol açabilir (sonucu metinden doğrudan çıkarılmıştır).

Borçlu malı ile başkasına ait olduğu beyan edilen mal arasındaki fark nedir?

Borçlunun kendi adına kayıtlı veya tasarrufunda olan mal ve haklar, doğrudan haczedilebilir.

Borçlu tarafından başkasına ait olduğu beyan edilen veya üçüncü kişi tarafından ihtiyaten haciz ya da istihkak iddia edilen mallar.

İkinci gruptaki malların haczi en sona bırakılır; önce diğer mallar haczedilir, ihtiyaç duyulmazsa bu mallara geçilmez.

Gayrimenkul haczi ile borçlunun ek menkul veya sağlam alacak göstermesi arasındaki fark nedir?

Haczedilmiş gayrimenkul üzerinde haciz, gayrimenkul artırmaya çıkarılana kadar sürer.

Borçlunun artırmadan önce borca yetecek menkul mal veya vadesi gelmiş sağlam alacak göstermesi hâlidir.

Borçlunun gösterdiği menkul veya alacak da haczedilir ve gayrimenkul üzerindeki haciz baki kalır; böylece hem gayrimenkul hem gösterilen mal haczedilmiş olur.

Mahcuz gayrimenkul ile tahsil dairesinin yetkisi arasındaki fark nedir?

Gayrimenkulün mülkiyeti ve tasarrufu borçluda kalır.

Tahsil dairesi bu gayrimenkulün idare ve işletmesine, hasılat ve menfaatlerine müdahale edemez.

Mahcuz gayrimenkulün işletilmesi borçlu tarafından sürdürülür; hasılatı tahsil dairesi doğrudan alamaz.

Haciz: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Haczin kapsamını yalnız borçlunun kendi malları ile sınırlı saymak; üçüncü kişilerdeki hak ve alacakların da m.62 kapsamında haczedilebileceğini gözden kaçırmak.
  • Başkasına ait olduğu beyan edilen malı, diğer mallarla aynı sırada haczetmek; m.62 ikinci fıkrası gereği bu malların haczinin en sona bırakılması gerektiğini unutmak.
  • Artırmaya çıkarılmamış gayrimenkulde borçlunun gösterdiği menkul veya alacağı haczetmeyi reddetmek; m.62 üçüncü fıkrası bu imkânı açıkça tanımaktadır.
  • Mahcuz gayrimenkulün hasılatını tahsil dairesinin doğrudan topladığını varsaymak; m.62 dördüncü fıkrası bu müdahaleyi yasaklar.
  • Mal varlığı araştırmasının şekil, alan ve kapsamının Maliye Bakanlığınca belirlendiğini, alacaklı idarenin de bu yetkiyi kullanabileceğini gözden kaçırmak.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Uygulamada haciz işlemleri ile birlikte kararlarda 6183 sayılı Kanunun 62. ve 79. maddelerinin birlikte uygulandığı görülmektedir; üçüncü kişilerdeki alacaklar m.79 usulüyle, borçlunun kendi malları m.62 ile haczedilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, 2021/1966 E., 2022/26 K., 13.01.2022; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi, 2021/2104 E., 2024/1273 K., 19.09.2024)
  • Mahkemeler, haczin amme alacağına yetecek ölçüde yapılması gerektiğini ve aşkın haczin m.62'ye aykırı düşeceğini kabul etmektedir. (Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi, 2023/13 E., 2023/268 K., 01.03.2023)
  • Bir mal üzerindeki haczin mütemmim cüz niteliği taşıyıp taşımadığı ve bu nedenle haczin kapsamına girip girmediği, tapu kaydı ve fiili durum birlikte değerlendirilerek belirlenmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2016/914 E., 2019/1099 K., 22.10.2019)
  • Haciz işleminin m.62 hükümlerine uygun yapılıp yapılmadığı, yapılacak araştırma ve tebligatın gerekliliği açısından tartışılmakta; uygun bir araştırma yapılmaksızın haciz kararı verilmesi aykırılık sayılmaktadır. (Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, 2024/1304 E., 2024/1429 K., 26.06.2024)
  • İhtiyati haciz varakasına dayanan işlemlerde, m.62'deki haczin sınırları ile ihtiyati haciz koşulları birlikte değerlendirilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2025/1003 E., 2025/1098 K., 26.06.2025)

Nasıl ispat edilir?

  • Haczin m.62 hükümlerine uygun yapıldığını iddia eden tahsil dairesi, haczin amme alacağına yetecek ölçüde olduğunu ve haczedilen malın borçluya ait olduğunu kendi kayıtları ve tutanaklarıyla ispat etmelidir.
  • Başkasına ait olduğu ileri sürülen malın haczinin sona bırakıldığını iddia eden taraf, borçlunun beyanını veya üçüncü kişinin istihkak iddiasını belgeyle ortaya koymalıdır.
  • Borçlunun artırma öncesinde menkul mal veya sağlam alacak göstermesi hâlinde, bu mal veya alacağın varlığı ve vadesinin geldiği borçlu tarafından belgeyle ispatlanmalıdır.
  • Gayrimenkulün hasılat ve menfaatlerine tahsil dairesinin müdahalesinin hukuka aykırı olduğunu iddia eden borçlu, bu müdahaleyi tutanak veya tanıkla ispatlamalıdır.
  • Haczin aşkın olduğunu iddia eden borçlu, mallarının değerini ve amme alacağı miktarını karşılaştıran belgelerle bu iddiasını ispat etmelidir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6183 sayılı Kanun m.79: Üçüncü kişilerdeki hak ve alacakların haczinin usulünü düzenler; m.62 bu alacakların haczinin ilkesini koyar, usulünü m.79 belirler.
  • 6183 sayılı Kanun m.64: Haciz varakası düzenlenmesini öngörür; m.62'deki haczin yazılı belgeye bağlanmasını tamamlar.
  • 6183 sayılı Kanun m.68: Haczedilen mal üzerinde üçüncü kişilerin istihkak iddialarında genel mahkemede açılacak davayı düzenler; m.62 ikinci fıkrasındaki istihkak iddiasının hukuki sonucunu tamamlar.
  • 6183 sayılı Kanun m.21: Amme alacağının hacze iştirakini düzenler; m.62'deki haczin başka alacaklıların haczine karşı önceliğiyle ilgilidir.
  • 6183 sayılı Kanun m.99: Satış ve ihalenin feshi ile ilgili hükümleri içerir; gayrimenkul artırmasına ilişkin m.62 ikinci fıkrasının uygulama alanını belirler.

Amme Alacakları Kanunu m.63

6183 sayılı Kanun m.63, borçlunun malvarlığında bulunan ve doğrudan paraya çevrilemeyen hakların, tasfiye yetkileri kullanılarak paraya çevrilebilir hale getirilmesini düzenler. Hüküm, intifa hakkı, taksim edilmemiş miras ve iştirak halinde tasarruf olunan mal hissesi gibi malvarlığı değerlerini kapsar ve bunların paraya çevrilmesinin genel hükümler dairesinde sağlanmasını öngörür. Düzenleme borçlu bakımından, tahsil dairesinin takip sırasında borçlunun haklarını onun yerine kullanabilmesi hakkında uygulanır. Madde, paraya çevrilen malların sonrasında 6183 sayılı Kanunun genel haciz ve satış hükümlerine tabi olacağını da belirtir. Madde, haczin hangi malvarlığı değerlerine yapılabileceğini, üçüncü kişideki alacakların ve taşınır malların haczini (m.79), istihkak davalarını (m.68) ve tasarrufun iptalini (m.24 vd.) düzenlemez; bunlar ilgili maddelerinde yer alır.

m.63: hangi kavramlar bilinmeli?

Tahsil dairesi
Amme alacağının takip ve tahsilini yürüten vergi dairesi veya kamu idaresidir. Maddedeki yetkiler bu kurum tarafından kullanılır.
Tasfiye yetkileri
Borçlunun, malvarlığındaki bir hakkı paraya çevirmek için sahip olduğu bütün yetkilerdir. Tahsil dairesi bu yetkileri borçlunun yerine kullanır.
İntifa hakkı
Başkasına ait bir malın kullanılması ve ondan yararlanılması hakkıdır. Madde, bu hakkın paraya çevrilmesini de kapsar.
Taksim edilmemiş miras
Mirasçılar arasında henüz paylaşılmamış miras malvarlığıdır. Borçlu mirasçının miras payı üzerinden paraya çevirme yapılabilir.
İştirak halinde tasarruf olunan mal hissesi
Birden fazla kişinin ortak olarak sahip olduğu bir malda borçluya düşen paydır. Bu pay, ortaklık durumu nedeniyle doğrudan satılamayabilir.
Paraya çevrilebilir hale gelme
Hakkın veya payın, genel hükümlere göre satış veya başka bir yolla bedele dönüştürülebilir duruma gelmesidir. Bu durum sağlandıktan sonra 6183 sayılı Kanunun hükümleri uygulanır.

m.63: hangi şartlar aranır?

  • Tahsil edilecek bir amme alacağının bulunması ve takibin bu kanuna göre yürütülüyor olması gerekir.
  • Borçlunun, paraya çevrilmesi istenen bir hakka veya mal payına sahip olması gerekir.
  • Hak veya pay, doğrudan paraya çevrilemeyen bir malvarlığı değeri olmalıdır; intifa hakkı, taksim edilmemiş miras veya iştirak halinde tasarruf olunan mal hissesi bu nitelikte sayılır.
  • Tahsil dairesi, borçlunun bu haktaki tasfiye yetkilerini kullanmalıdır.
  • Paraya çevirme işlemi genel hükümler dairesinde yapılmalıdır.
  • Paraya çevrilebilir hale gelen mal veya hak hakkında 6183 sayılı Kanunun hükümleri uygulanmalıdır.

m.63: hangi sonuçları doğurur?

  • Paraya çevrilebilir hale gelen mal veya hak hakkında 6183 sayılı Kanunun hükümleri uygulanır.
  • Tahsil dairesi, borçlunun haklarını tasfiye bakımından haiz olduğu bütün yetkilerle kullanır.
  • Paraya çevirme genel hükümler dairesinde sağlanır; bu işlem için maddede ayrı bir usul öngörülmemiştir.
  • Madde, alacak miktarına göre bir sınır koymaz; paraya çevirme işlemi alacakla sınırlı olarak uygulanır.

Doğrudan paraya çevrilebilen mal ile paraya çevrilemeyen hak arasındaki fark nedir?

Doğrudan satılabilen veya haczedilebilen mal, haciz ve satış hükümleriyle doğrudan takibe konu olur.

İntifa hakkı, taksim edilmemiş miras veya iştirak halindeki mal payı gibi doğrudan paraya çevrilemeyen haklar, önce m.63 uyarınca paraya çevrilebilir hale getirilir.

Paraya çevrilemeyen haklarda önce tasfiye yapılır, sonra satış hükümleri uygulanır.

Taksim edilmemiş miras ile taksim edilmiş miras payı arasındaki fark nedir?

Miras paylaşılmamışsa borçlunun miras içindeki payı doğrudan belirli bir mal değildir.

Taksim yapılmışsa borçlunun payına düşen mal belirlenmiştir ve doğrudan takip konusu olabilir.

Taksim edilmemiş mirasta m.63 yolu, taksim sonrasında ise genel haciz yolu uygulanabilir.

m.63: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Taksim edilmemiş mirası doğrudan belirli bir taşınmaz gibi ele almak; önce m.63 yolunun izlenmesi gerektiğini gözden kaçırmak.
  • Paraya çevrilebilir hale getirme işlemini haciz ile karıştırmak ve haciz hükümlerini doğrudan uygulamak.
  • İştirak halindeki mal payını tüm malın tamamı gibi satışa çıkarmak; borçlunun yalnızca payının paraya çevrilebileceğini unutmak.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Mahkemeler, m.63 uyarınca tasfiye bakımından yapılan işlemlerde borçlunun hakkının niteliğini ve üçüncü kişilerin haklarını birlikte değerlendirmektedir. (20. Hukuk Dairesi, 2020/183 E., 2020/690 K., 13.02.2020)
  • Ortak mülkiyette ya da miras ortaklığında borçlunun payına ilişkin işlemlerde, üçüncü kişinin mülkiyet ve tapu kayıtlarına dayanan iddiaları ayrıca incelenmektedir. (15. Hukuk Dairesi, 2011/7361 E., 2012/1211 K., 29.02.2012; 6. Hukuk Dairesi, 2023/2801 E., 2024/4461 K., 28.11.2024)

Nasıl ispat edilir?

  • Amme alacağının varlığını ve takibin bu kanuna göre yapıldığını ileri süren tahsil dairesidir; alacak ödeme emri ve tahakkuk belgeleriyle ispatlanır.
  • Borçlunun paraya çevrilmesi istenen hakka veya mal payına sahip olduğu, tapu kaydı, miras belgesi veya ortaklık kayıtlarıyla ispatlanır.
  • Üçüncü kişi, hakkın kendisine ait olduğunu veya borçlunun payının bulunmadığını ileri sürerse bu iddiayı kendisi ispatlamak zorundadır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6183 sayılı Kanun m.79: Üçüncü kişideki alacaklar ve taşınır malların haczini düzenler; m.63 ile paraya çevrilen mallar bu hükümlere göre takip edilebilir.
  • 6183 sayılı Kanun m.68: Haciz sırasında üçüncü kişilerin istihkak iddialarına ilişkin davaları düzenler; m.63 kapsamındaki haklarla ilgili üçüncü kişi itirazlarında başvurulur.
  • 6183 sayılı Kanun m.24: Borçlunun tasarruflarının iptali yolunu açar; m.63 ile paraya çevirme yerine borçlunun malvarlığından çıkan değerler için başvurulan bir koruma yoludur.

Amme Alacakları Kanunu m.64 — Haciz varakası

Madde, amme alacaklarının tahsilinde haciz muamelelerinin dayanağı olan haciz varakasını düzenler: haciz varakasının kimin tarafından düzenlenip onaylanacağını ve şeklinin ile içereceği bilgilerin idari düzenlemeyle belirleneceğini hükme bağlar. Kanunun uygulandığı taraflar, tahsil dairesi ile alacaklı amme idaresi ve haciz yapılacak borçlu ve üçüncü kişilerdir. Madde haciz işleminin nasıl yapılacağını, haczin kapsamını, kıymet takdirini ve tutanağın içeriğini düzenlemez (m.62, m.79, m.80). Haciz varakasının tebliği ve borçluya bildirilmesi, haciz tutanağının tutulması, taşınmaz haczinin tapuya şerhi ve haczin kaldırılması gibi konular da bu maddenin kapsamı dışındadır (m.62, m.91, m.93 ve ilgili hükümler).

Haciz varakası: hangi kavramlar bilinmeli?

Haciz varakası
Tahsil dairesince, ödenmeyen amme alacağına yetecek kadar borçlunun mallarının ve üçüncü kişilerdeki hak ve alacaklarının haczine karar verildiğini gösteren belgedir. Haciz muamelelerinin dayanağıdır; haciz tutanağından ayrı bir belgedir.
Tahsil dairesi
Amme alacaklarının tahsili için görevlendirilmiş idari birimdir. Haciz varakasını düzenleyen makam olarak madde tarafından öngörülmüştür.
Tasdik
Düzenlenen haciz varakasının, alacaklı amme idaresinin mahalli en büyük memuru veya bu memurun tevkil edeceği memur tarafından onaylanmasıdır. Tasdik, varakanın haciz işleminin dayanağı olabilmesi için gereken yetkili onaydır.
Alacaklı amme idaresi
Amme alacağının tahsilini isteyen kamu idaresidir. Tasdik yetkisi bu idarenin mahalli en büyük memuruna veya onun tevkil edeceği memura aittir.

Haciz varakası: hangi şartlar aranır?

  • Ödenmeyen bir amme alacağı bulunmalıdır; haciz varakası ancak tahakkuk etmiş ve tahsili gereken bir amme alacağı için düzenlenebilir.
  • Haciz varakası tahsil dairesince düzenlenmiş olmalıdır.
  • Varaka, alacaklı amme idaresinin mahalli en büyük memuru veya onun tevkil edeceği memur tarafından tasdik edilmiş olmalıdır.
  • Varakanın şekli ve içermesi gereken bilgiler, Maliye Bakanlığınca belirlenen esaslara uygun olmalıdır; bu esaslar madde metninde değil, ilgili idari düzenlemede yer alır.
  • Haciz muamelesi, tasdik edilmiş bu varakaya dayanılarak yapılmalıdır; varakasız yapılan haciz bu maddeye dayanamaz.

Haciz varakası: hangi sonuçları doğurur?

  • Varaka tahsil dairesince düzenlenip alacaklı amme idaresinin yetkili memurunca tasdik edildiğinde, bu varakaya dayanılarak haciz muamelesi yapılabilir.
  • Tasdik edilmemiş veya tahsil dairesi dışında bir birimce düzenlenmiş varakaya dayanılarak yapılan haciz, bu maddeye uygun değildir ve hukuka aykırılık doğurur. (3. Daire, 2020/1349 E., 2022/4910 K., 28.11.2022)
  • Varaka, haciz muamelesinin dayanağı olduğundan, varakanın bulunmaması veya biçim eksikliği haciz işlemini dayanaktan yoksun kılar. (3. Daire, 2020/1349 E., 2022/4910 K., 28.11.2022)
  • Varakanın şekli ve bilgileri idari düzenlemeyle belirlendiğinden, bu bilgilerde eksiklik olması da haciz işleminin sakatlığı sonucunu doğurabilir. (11. Daire, 1996/4148 E., 1997/2366 K., 16.06.1997)
  • Madde haciz varakasının düzenlenmesini ve tasdikini kurala bağladığı için emredici niteliktedir; taraflarca değiştirilemez.

Haciz varakası ile haciz tutanağı arasındaki fark nedir?

Haciz varakası, tahsil dairesince haczin yapılmasına karar verildiğini gösteren ve tasdik gerektiren belgedir.

Haciz tutanağı, haczin yapıldığı anda mahallinde düzenlenen ve haczedilen malları gösteren belgedir (m.62).

Varaka haciz kararının dayanağıdır; tutanak ise fiili haczin kaydıdır. İkisinin bir arada bulunması gerekir, biri diğerinin yerine geçmez.

Tahsil dairesi ile alacaklı amme idaresinin tasdik yetkilisi arasındaki fark nedir?

Tahsil dairesi varakayı düzenleyen birimdir.

Mahalli en büyük memur veya tevkil edilen memur varakayı tasdik eden makamdır.

Hem düzenleme hem tasdik gerekir; yalnızca düzenlenmiş ama tasdik edilmemiş varaka bu maddeye uygun değildir.

Haciz varakası: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Haciz varakasını haciz tutanağıyla karıştırmak; varaka tahsil dairesi tarafından haczin kararını gösterirken, tutanak fiili haczin kaydıdır.
  • Varakayı tahsil dairesinin düzenlemesi yeterli saymak; madde, tasdik edilmemiş varakanın haciz dayanağı olamayacağını açıkça öngörür.
  • Tasdik yetkisini yalnızca mahalli en büyük memura ait saymak; madde, bu memurun tevkil edeceği bir memura da tasdik yetkisi tanır.
  • Varakanın şekli ve içeriğini doğrudan bu maddede aramak; ayrıntılar maddede değil, Maliye Bakanlığınca belirlenen idari düzenlemededir.
  • Madde metnindeki "haciz varakası" ifadesini tahsil dairesi dışında bir birimin düzenlediği belgelere de teşmil etmek; yetkili birim yalnızca tahsil dairesidir.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Haciz varakasının tahsil dairesince düzenlenip alacaklı idarenin yerel en büyük memurunca veya tevkil edilen memurca onaylanmasının, varakayı haciz işleminin dayanağı yapan temel koşul olduğu kabul edilmektedir. (Vergi Dava Daireleri Kurulu, 2010/310 E., 2012/98 K., 21.03.2012)
  • Dava dosyasında haciz varakalarının bulunmaması halinde, idarenin varakaları ibraz etmemesi maddeye uygun haciz yapılıp yapılmadığının değerlendirilmesini güçleştirdiği ve bu durumun idarenin aleyhine sonuç doğurabileceği kabul edilmektedir. (3. Daire, 2020/1349 E., 2022/4910 K., 28.11.2022)
  • Varakanın tasdik edilmiş olduğunun ve haciz muamelesinin buna dayandığının incelenmesinin, haciz işleminin hukuka uygunluğunda belirleyici olduğu kabul edilmektedir. (3. Daire, 2023/7592 E., 2024/6935 K., 16.12.2024)
  • Haciz varakasında tasdik ve şekil eksikliğinin, idari yargı denetiminde haciz işleminin iptali sebebi sayıldığı kabul edilmektedir. (11. Daire, 1996/4148 E., 1997/2366 K., 16.06.1997)
  • Bir haciz işleminin birden çok alacak veya borçlu bakımından varakalarla yürütüldüğünde, her varakanın maddeye uygun düzenlenip düzenlenmediğinin ayrı ayrı değerlendirildiği kabul edilmektedir. (3. Hukuk Dairesi, 2024/3791 E., 2025/3603 K., 26.06.2025)

Nasıl ispat edilir?

  • Haciz işleminin hukuka uygunluğunu iddia eden idare, dayanak olan haciz varakasını ve tasdikini ibraz ederek ispat yükünü taşır.
  • Asıl talebi ileri süren borçlu veya ilgili üçüncü kişi, varakanın tasdik edilmediğini ya da tahsil dairesi dışında bir birimce düzenlendiğini ileri sürdüğünde bu iddiayı ispatlamakla yükümlüdür; haciz varakasının dava dosyasına sunulmaması idarenin aleyhine değerlendirilebilir. (3. Daire, 2020/1349 E., 2022/4910 K., 28.11.2022)
  • Tasdikin varlığı, varaka üzerindeki yetkili memurun imzası ve mühür gibi resmi belgelerle ispatlanır; tasdik yetkisinin tevkil yoluyla devredildiği iddia ediliyorsa tevkil belgesinin ibrazı gerekir.
  • Varakanın tahakkuk etmiş ve ödenmemiş bir amme alacağına dayandığı, ödeme emrinin tebliğ belgesiyle birlikte ispatlanır (m.55, m.60).

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6183 sayılı Kanun m.62: Haciz tutanağının düzenlenmesini düzenler; varaka ile tutanak birlikte haciz işleminin iki belgesidir.
  • 6183 sayılı Kanun m.79: Üçüncü kişilerdeki hak ve alacakların haczini düzenler; varaka bu haczin de dayanağı olarak kullanılır. (3. Hukuk Dairesi, 2024/3791 E., 2025/3603 K., 26.06.2025)
  • 6183 sayılı Kanun m.55: Ödeme emrinin tebliğini düzenler; varaka, tahakkuk etmiş ve ödeme emrine rağmen ödenmemiş bir alacak olmadan düzenlenemez.
  • 6183 sayılı Kanun m.60: Borçlunun ödeme yükümlülüğünü ve mal bildirimini düzenler; varakanın düzenlenmesinden önceki aşamadır.

Amme Alacakları Kanunu m.65 — Köylerde haciz

Madde, köylerde ve Köy Kanunu uygulanan bucaklarda menkul mal haczinin kimin huzurunda ve kim tarafından yapılacağını düzenler. Birinci fıkra, haciz varakası üzerine menkul mal haczinin köy ihtiyar kurullarınca yapılmasını öngörür. İkinci fıkra, Maliye Bakanlığınca tespit ve ilan edilecek vergiler için, gerek görüldüğünde tahsil dairesinde menkul mal haczi yaptırma yetkisini o mahallin en büyük mal memuruna verir. Madde, haczin genel usulünü, haciz varakasının düzenlenmesini, taşınmaz ve alacak hacizlerini, satışı ve ödeme emrinin koşullarını düzenlemez; bu konular 6183 sayılı Kanunun ilgili maddelerinde yer alır (örneğin haciz varakası m.64, üçüncü kişilerdeki hak ve alacakların haczi m.79). Köy dışındaki yerlerde haciz yetkisi ve usulü, ayrıca mal memurunun genel yetkileri de bu maddenin kapsamı dışındadır.

Köylerde haciz: hangi kavramlar bilinmeli?

Haciz varakası
Tahsil dairesince, ödenmeyen kamu alacağına yetecek kadar borçlunun mallarının haczine karar verildiğini gösteren belgedir. Bu maddede menkul mal haczinin köyde yapılması için gerekli yazılı dayanaktır.
Köy ihtiyar kurulu
Köy Kanunu uygulanan yerlerde köyün karar organıdır. Bu maddeye göre, haciz varakasına dayanan menkul mal haczini yapma yetkisi bu kurula aittir.
Mahallin en büyük mal memuru
Vergi tahsil işlerinde bulunduğu yerdeki en üst mal memurudur. İkinci fıkraya göre, Maliye Bakanlığınca tespit ve ilan edilen vergiler için tahsil dairesinde menkul mal haczi yaptırma yetkisi bu memura tanınmıştır.
Menkul mal haczi
Taşınır malların borçlunun elinden alınarak paraya çevrilmek üzere bağlanmasıdır. Bu madde taşınır mal haczinin köydeki uygulama biçimini düzenler.

Köylerde haciz: hangi şartlar aranır?

  • Köyde menkul mal haczi yapılacaksa, kamu alacağı için tahsil dairesince düzenlenmiş bir haciz varakasının bulunması gerekir.
  • Haczin, köy ihtiyar kurulu tarafından yapılması gerekir; haciz varakası olmadan bu kurul haciz yapamaz.
  • İkinci fıkra uyarınca tahsil dairesinde menkul mal haczi yaptırılacaksa, Maliye Bakanlığınca tespit ve ilan edilmiş bir vergi alacağı olmalıdır.
  • İkinci fıkra uyarınca tahsil dairesinde haciz yapılırken, muhtarın veya ihtiyar kurulu üyelerinden birinin hazır bulunması gerekir.
  • İkinci fıkradaki yetki, yalnız gerek görülen hallerde kullanılabilir; yani bu yetki her köy haczi için kendiliğinden doğmaz.
  • Haciz, tahsil dairesinin yetkili mal memuru tarafından yapılacaksa, bu yetki yalnızca mahallin en büyük mal memuruna aittir.

Köylerde haciz: hangi sonuçları doğurur?

  • Köyde menkul mal haczi, haciz varakasına dayanılarak köy ihtiyar kurulunca yapılır.
  • İkinci fıkra kapsamında, gerek görüldüğünde tahsil dairesinde menkul mal haczi yaptırılabilir ve bu yetki mahallin en büyük mal memuruna verilmiştir.
  • İkinci fıkradaki haciz, muhtarın veya ihtiyar kurulu üyelerinden birinin huzurunda yapılır.
  • Haciz varakası bulunmadan köy ihtiyar kurulunun haciz yapması, madde kapsamında bir işlem sayılmaz ve geçerli haciz doğurmaz.
  • Madde, köy dışındaki yerlerde menkul mal haczini düzenlemediğinden, orada haciz usulü genel hükümlere göre belirlenir.
  • Madde metninde menkul mal haczinin hangi aşamada haciz varakasının tebliğine bağlı olduğu açıkça yazılmamıştır; bu konu genel haciz usulü hükümlerinden çıkar.

Birinci fıkra ile ikinci fıkra arasındaki fark nedir?

Birinci fıkrada haciz, köy ihtiyar kurulunca, haciz varakası üzerine köyde yapılır. Bu fıkra genel köy haczini düzenler.

İkinci fıkrada, Maliye Bakanlığınca tespit ve ilan edilen vergiler için, tahsil dairesinde ve muhtar ya da ihtiyar kurulu üyesinin huzurunda haciz yaptırılır.

Birinci fıkrada haciz köy kurulunca yapılır; ikinci fıkrada ise haciz tahsil dairesinin mal memurunun yetkisindedir ve yalnız belirli vergiler ile gerek görülen hallerle sınırlıdır.

Köy haczi ile tahsil dairesinde yapılan haciz arasındaki fark nedir?

Köy haczinde haciz yeri köydür ve işlem ihtiyar kurulu tarafından gerçekleştirilir.

Tahsil dairesinde yapılan haciz, borçlunun malının bulunduğu köy dışında tahsil dairesinde gerçekleşir ve yetki en büyük mal memuruna aittir.

Yetkili organ ve haciz yeri değişir; ikinci fıkrada muhtar ya da ihtiyar kurulu üyesinin huzuru zorunlu hale gelir.

Köylerde haciz: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Birinci fıkradaki köy haczi ile ikinci fıkradaki tahsil dairesi haczini birbirine karıştırmak; ikinci fıkra yetkisi yalnız belirli vergiler ve gerek görülen hallerle sınırlıdır.
  • Muhtarın veya ihtiyar kurulu üyesinin huzurunu ikinci fıkra dışındaki hacizlerde de aramak; bu koşul yalnız tahsil dairesi hacizlerinde geçerlidir.
  • İkinci fıkra yetkisini her köy haczinde kendiliğinden kullanılabilir saymak; yetki ancak gerek görüldüğünde ve Maliye Bakanlığınca tespit ve ilan edilen vergiler için doğar.
  • Haciz varakası olmadan köy ihtiyar kurulunca haciz yapılabileceğini düşünmek.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Haciz varakası, kesinleşmiş ve ödeme safhasına gelmiş kamu alacağı için düzenlenebilir; ödeme emrinin düzenlenmesi için koşul budur. (Vergi Dava Daireleri Kurulu, 1995/136 E., 1997/16 K., 22.02.1997)
  • Madde kapsamındaki köy haczinde, usulün ayrıntıları ve taşınır malın haczi genel haciz hükümlerine göre belirlenir. (9. Daire, 1997/4588 E., 1998/3700 K., 16.10.1998)

Nasıl ispat edilir?

  • Haczi yapan idare, haciz varakasının ve haciz işleminin usulüne uygun düzenlendiğini ispat etmek zorundadır.
  • Haczin yapıldığı köy ihtiyar kurulu kararı, tutanak ve varaka gibi yazılı belgeler esas delildir.
  • Tahsil dairesinde yapılan ikinci fıkra hacizlerinde, muhtar ya da ihtiyar kurulu üyesinin huzurunun bulunduğu tutanakla ispat edilir.
  • Vergi alacağının Maliye Bakanlığınca tespit ve ilan edildiği, ikinci fıkra yetkisinin dayanağıdır; bunu isteyen idare ispat eder.
  • Borçlu, haciz varakasının bulunmadığını veya huzur şartının yerine gelmediğini iddia ederse, bu iddiayı kendisi ispatlamalıdır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6183 sayılı Kanun m.64: Haciz varakasının düzenlenmesine ilişkin genel hükümdür. Bu maddede yer alan köy haczi, o varaka üzerine yapılır.
  • 6183 sayılı Kanun m.79: Üçüncü kişilerdeki hak ve alacakların haczini düzenler; köy haczinin kapsamı dışında kalan taşınmaz ve alacak hacizlerini ayırır.
  • 6183 sayılı Kanun m.55: Ödeme emrinin düzenlenmesini ve tebliğini düzenler; haciz varakasından önce gerekli olan ödeme emri aşamasını gösterir.

Süreler

SüreMaddeHüküm
15 günm.55Amme alacağını vadesinde ödemiyenlere, 15 gün içinde borçlarını ödemeleri veya mal bildiriminde bulunmaları lüzumu bir “ödeme emri” ile tebliğ olunur.(1) Ödeme emrinde borcun asıl ve ferilerinin mahiyet ve miktarları, nereye ödeneceği,…
üç ayım.55Amme alacağını vadesinde ödemiyenlere, 15 gün içinde borçlarını ödemeleri veya mal bildiriminde bulunmaları lüzumu bir “ödeme emri” ile tebliğ olunur.(1) Ödeme emrinde borcun asıl ve ferilerinin mahiyet ve miktarları, nereye ödeneceği,…
10 günm.55Ödeme cetveli köy ihtiyar kurulu kapısına bir örneği de köyde herkesin görebileceği umumi bir mahalle 10 gün müddetle asılmak suretiyle tebliğ olunur ve cetvelin asıldığı köy muhtarlığınca münadi vasıtasiyle ilan olunur.
15 günm.56Karşılığında teminat gösterilmiş bulunan amme alacağı vadesinde ödenmediği takdirde, borcun 15 gün içinde ödenmesi, aksi halde teminatın paraya çevrileceği veya diğer şekillerle cebren tahsile devam olunacağı borçluya bildirilir. 15 gün…
15 günm.58Kendisine ödeme emri tebliğ olunan şahıs, böyle bir borcu olmadığı veya kısmen ödediği veya zamanaşımına uğradığı hakkında tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde alacaklı tahsil dairesine ait itiraz işlerine bakan vergi itiraz komisyonu…
7 günm.58(Mülga üçüncü fıkra: 28/1/2010-5951/1 md.) İtiraz komisyonu bu itirazları en geç 7 gün içinde karara bağlamak mecburiyetindedir.
15 günlükm.60(Değişik: 13/6/1963 - 251/2 md.) Kendisine ödeme emri tebliğ edilen borçlu, 15 günlük müddet içinde borcunu ödemediği ve mal bildiriminde de bulunmadığı takdirde mal bildiriminde bulununcaya kadar bir defaya mahsus olmak ve üç ayı…
üç ayım.60(Değişik: 13/6/1963 - 251/2 md.) Kendisine ödeme emri tebliğ edilen borçlu, 15 günlük müddet içinde borcunu ödemediği ve mal bildiriminde de bulunmadığı takdirde mal bildiriminde bulununcaya kadar bir defaya mahsus olmak ve üç ayı…
15 günm.61Mal bildiriminde, malı olmadığını gösteren veyahut borca yetecek kadar mal göstermemiş olan borçlu, sonradan edindiği malları ve gelirindeki artmaları, edinme ve artma tarihinden başlıyarak 15 gün içinde tahsil dairesine bildirmeye…

Süreler madde metnindeki yazımıyla verilmiştir.

Konuda geçen kararlar

55 karar
  1. 2011/46 E., 2011/145 K., 27.10.2011
    İlgili madde: m.60
  2. 1963/56 E., 1963/170 K., 28.06.1963
    İlgili madde: m.60
  3. Hukuk Genel Kurulu, 2021/603 E., 2022/1756 K., 15.12.2022
    İlgili madde: m.58
  4. Hukuk Genel Kurulu, 2021/457 E., 2022/1757 K., 15.12.2022
    İlgili madde: m.58
  5. Hukuk Genel Kurulu, 2017/1177 E., 2020/182 K., 18.02.2020
    İlgili madde: m.58
  6. Hukuk Genel Kurulu, 2016/914 E., 2019/1099 K., 22.10.2019
    İlgili madde: m.62
  7. Hukuk Genel Kurulu, 2017/243 E., 2019/1061 K., 15.10.2019
    İlgili madde: m.58
  8. Hukuk Genel Kurulu, 2015/3244 E., 2019/691 K., 18.06.2019
    İlgili madde: m.55
  9. Hukuk Genel Kurulu, 2015/3514 E., 2019/557 K., 14.05.2019
    İlgili madde: m.55
  10. Hukuk Genel Kurulu, 2015/3047 E., 2019/311 K., 19.03.2019
    İlgili madde: m.55
Diğer 45 karar
  1. Hukuk Genel Kurulu, 2015/2155 E., 2016/179 K., 24.02.2016
    İlgili madde: m.55
  2. Hukuk Genel Kurulu, 2011/571 E., 2011/680 K., 02.11.2011
    İlgili madde: m.55
  3. Hukuk Genel Kurulu, 2006/593 E., 2006/613 K., 04.10.2006
    İlgili madde: m.57
  4. 3. Hukuk Dairesi, 2024/3791 E., 2025/3603 K., 26.06.2025
    İlgili madde: m.64
  5. Vergi Dava Daireleri Kurulu, 2023/1678 E., 2025/402 K., 21.05.2025
    İlgili madde: m.59, m.61
  6. 10. Daire, 2021/6696 E., 2025/2436 K., 07.05.2025
    İlgili madde: m.60
  7. 3. Daire, 2023/7592 E., 2024/6935 K., 16.12.2024
    İlgili madde: m.64
  8. 6. Hukuk Dairesi, 2023/2801 E., 2024/4461 K., 28.11.2024
    İlgili madde: m.63
  9. 9. Daire, 2023/6576 E., 2024/1615 K., 28.03.2024
    İlgili madde: m.56
  10. 13. Daire, 2023/2156 E., 2023/4102 K., 17.10.2023
    İlgili madde: m.57
  11. 8. Daire, 2023/5437 E., 2023/4230 K., 29.09.2023
    İlgili madde: m.60
  12. 10. Hukuk Dairesi, 2022/13981 E., 2023/590 K., 24.01.2023
    İlgili madde: m.56
  13. 3. Daire, 2020/1349 E., 2022/4910 K., 28.11.2022
    İlgili madde: m.64
  14. 7. Daire, 2018/4828 E., 2022/3114 K., 28.06.2022
    İlgili madde: m.56
  15. 7. Daire, 2020/612 E., 2022/2066 K., 16.05.2022
    İlgili madde: m.56
  16. 8. Daire, 2019/8644 E., 2022/3304 K., 29.04.2022
    İlgili madde: m.60
  17. 7. Daire, 2018/1631 E., 2022/653 K., 21.02.2022
    İlgili madde: m.56
  18. 4. Daire, 2017/3370 E., 2021/6526 K., 11.11.2021
    İlgili madde: m.60
  19. 7. Daire, 2018/1549 E., 2021/4429 K., 04.11.2021
    İlgili madde: m.56
  20. Vergi Dava Daireleri Kurulu, 2019/696 E., 2020/1068 K., 21.10.2020
    İlgili madde: m.54
  21. 20. Hukuk Dairesi, 2020/183 E., 2020/690 K., 13.02.2020
    İlgili madde: m.63
  22. 10. Hukuk Dairesi, 2016/154 E., 2017/4436 K., 23.05.2017
    İlgili madde: m.57
  23. 23. Hukuk Dairesi, 2013/4587 E., 2013/5806 K., 26.09.2013
    İlgili madde: m.59
  24. Vergi Dava Daireleri Kurulu, 2011/573 E., 2013/204 K., 29.05.2013
    İlgili madde: m.59
  25. Vergi Dava Daireleri Kurulu, 2010/310 E., 2012/98 K., 21.03.2012
    İlgili madde: m.64
  26. 15. Hukuk Dairesi, 2011/7361 E., 2012/1211 K., 29.02.2012
    İlgili madde: m.63
  27. 13. Hukuk Dairesi, 2010/9526 E., 2010/16642 K., 13.12.2010
    İlgili madde: m.57
  28. 9. Ceza Dairesi, 2008/12987 E., 2010/4702 K., 29.04.2010
    İlgili madde: m.59
  29. 9. Daire, 1997/4588 E., 1998/3700 K., 16.10.1998
    İlgili madde: m.63, m.64, m.65
  30. 11. Daire, 1996/4148 E., 1997/2366 K., 16.06.1997
    İlgili madde: m.64
  31. 7. Daire, 1995/7420 E., 1997/1301 K., 26.03.1997
    İlgili madde: m.59
  32. Vergi Dava Daireleri Kurulu, 1995/136 E., 1997/16 K., 22.02.1997
    İlgili madde: m.65
  33. Genel Kurul, 2019/4408 E., 18.05.2022
    İlgili madde: m.55, m.58
  34. İkinci Bölüm, 2015/13350 E., 17.04.2019
    İlgili madde: m.59
  35. İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2023/267 E., 2025/976 K., 11.12.2025
    İlgili madde: m.57
  36. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2025/1003 E., 2025/1098 K., 26.06.2025
    İlgili madde: m.62
  37. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi, 2023/1794 E., 2024/1619 K., 07.11.2024
    İlgili madde: m.54
  38. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi, 2021/2104 E., 2024/1273 K., 19.09.2024
    İlgili madde: m.62
  39. Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, 2024/1304 E., 2024/1429 K., 26.06.2024
    İlgili madde: m.58, m.62
  40. İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2022/209 E., 2024/284 K., 02.04.2024
    İlgili madde: m.57
  41. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi, 2023/13 E., 2023/268 K., 01.03.2023
    İlgili madde: m.62
  42. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, 2021/1966 E., 2022/26 K., 13.01.2022
    İlgili madde: m.54, m.62
  43. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi, 2021/1913 E., 2021/1497 K., 02.12.2021
    İlgili madde: m.54
  44. İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2020/437 E., 2021/200 K., 09.03.2021
    İlgili madde: m.54
  45. İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2020/472 E., 2021/136 K., 17.02.2021
    İlgili madde: m.54

Bağlayıcılık derecesine göre sıralı (Anayasa Mahkemesi, içtihadı birleştirme, genel kurullar, daireler); her grupta yeni karar önce. Tam metin karar deposundan istek üzerine yüklenir. Hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ayrıca denetleyin.

Madde bağlantıları, tarihine kadar Resmî Gazete'de yayımlanan değişiklikleri içeren güncel metne gider.

Bu konudaki maddelerde bilinen en yeni değişiklik: 21.04.2022 (m.58).

Anlatım 21.10.2026 tarihinde derlendi. Bağlayıcı olan madde metnidir.

Bu konuyu panelde çalış

Panelde bu konu 2. Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun bölümünde yer alıyor.

Panelde çalış