TTK Madde 1349IX - Yargılama ve takip giderleri
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu
Bu metin, tarihine kadar Resmî Gazete'de yayımlanan değişiklikleri içerir.
Kısaca
TTK m.1349, sınırlandırılmış sorumluluk fonuna ilişkin hükümlerde, yargılama ve takip giderlerinin fonun dışında tutulduğunu ve bu giderlerin fon kurulmuş olsa bile davalı veya takip borçlusu tarafından ayrıca ödeneceğini düzenler. Kural, deniz ticareti alanında sorumluluğu sınırlama hakkını kullanan borçlu bakımından uygulanır.
Bu açıklama madde metninin yerini tutmaz; bağlayıcı olan aşağıdaki metindir.
(1)Yargılama ve takip giderleri için sorumluluk sınırlanamaz; bir fon kurulmuş olsa bile, davalı veya takip borçlusu, bu giderleri ayrıca ödemek zorundadır.
Madde gerekçesi
Bu madde uyarınca yargılama masrafları, 1976 tarihli Sözleşmeye taraf olan ül kelerin çoğunda olduğu gibi, fonun dışında tutmuştur. Alman hukukunda bu düzenleme için bildi rilen gerekçe de şudur: yargılama masraflarının 'toplamı, genellikle, bütün yargısal süreçler tamam landıktan sonra belli olacak, dolayısıyla fonun dağıtılması, ileride doğacak masrafları da gözetmek zorunluluğu nedeniyle daha güç bir hâle gelecektir. Bu sebeplerle, yargılama masraflarına ilişkin ta lepler, Alm. TK.'nın 486 ncı paragrafının dördüncü fıkrasının ikinci bendi sınırlama dışı tutulmuş tur. Kaldı ki, yargılama masraflarının da fondan ödeneceğinin kabul edilmesi, borçluyu haksız ye re himaye eder. Eğer bu masraflar için sınırlama caiz olursa, borçlu için her uyuşmazlığı yargıya in tikal ettirmek bir avantaj haline gelebilir; nasılsa sınırlama bulunduğuna göre, bu masraflar, borçlu bakımından caydırıcı olmaktan çıkar. Bu sebeplerle, Türk hukukunda da, yargılama ve icra masraf larının fon dışında tutulması zorunlu görülmüştür. Bu kural hem 1976 hem de 1992 Sözleşmeleri bakımından geçerlidir. SEKİZİNCİ KISIM Cebrî İcra Hakkında Özel Hükümler 1350 ilâ 1400 üncü Maddelere İlişkin Genel Açıklamalar 18/04/1929 tarihinde kabul edilen 1424 sayılı İcra ve İflâs Kanununda gemilere ilişkin tek bir hüküm bulunmaktaydı: 29 uncu maddenin dördüncü fıkrasında yer alan "gayri menkul tabiri gemi lere de şamildir" hükmü. Bu hüküm, 28/09/1923 tarihli "Bundesgesetz über das Schiffsregister" başlıklı İsviçre Kanununun 54 üncü maddesinin birinci fıkrasından alınmıştır. Mehazdaki hüküm "sicile kayıtlı gemilerin cebri icrası, taşınmazların cebri icrasına ilişkin kurallara göre yürütülür, meğerki bu kanunda veya tüzüğünde başka bir düzenlemeye yer verilmiş olsun" mealindedir. İsviç re'de, gemilerin cebri icrasının sicil üzerinden yürütülmesinin sebebi coğrafidir; 1923 tarihli Kanu nun gerekçesinde de işaret olunduğu gibi, gemilerin İsviçre sularına ulaşmasına fiilen imkân yok tur; dolayısıyla bütün cebri icra tasarruflarını gemi sicili üzerinden yürütmek zorunludur. Denize kı yısı olmayan İsviçre'nin hukukundan, üç tarafı denizle çevrili ülkemizin hukukuna alınan bu kura lın kabulü sebebi, sonraki yasama çalışmalarında gözden kaçırılmıştır. 09/06/1932'de kabul edilen — 4 1 4 - 2004 sayılı yeni İcra ve İflâs Kanununda, çeşitli maddelere "gemi"lerle ilgili hükümler serpiştiril miştir (örneğin 91 inci maddenin birinci fıkrası, 92 nci maddenin dördüncü fıkrası gibi). 6762 sayı lı Türk Ticaret Kanunu ve 6763 sayılı Türk Ticaret Kanununun Sureti Tatbiki ve Mer'iyeti Hakkın da Kanunla, gemilerin cebri icrasına ilişkin yeni hükümler vazedilmiştir. Ancak, bu hükümlerin önemli bir kısmı, 2004 sayılı Kanunun 23 üncü maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca "sicile kayıt lı gemilerin bu kanun bakımından taşınmaz sayılması" ilkesi karşısında gereksizdi. Anılan hüküm uyarınca, Kanunun tamamının uygulanmasında "gemiler, gayri menkul" ve "gemi sicili, tapu sici li" hükmünde sayılınca, ayrıca bazı hükümlere (örneğin 26 ncı maddenin birinci fıkrası, 28 inci maddenin birinci fıkrası, 29 uncu maddenin birinci fıkrası, 91 inci maddenin birinci fıkrası, 136 ncı madde gibi) "gemi" ve "gemi sicili" sözcüklerinin eklenmesi hiçbir katkı sağlamamıştır. Üstelik, 23 üncü maddedeki genel hükme rağmen bu eklemelerin yapılmış olması, o hükmün uygulama alanı na giren, ama "gemi" veya "gemi sicili" sözcüklerine ayrıca yer verilmeyen maddeler bakımından tereddütlerin doğmasına yol açmıştır. Öte yandan, denize kıyısı olmayan İsviçre'den iktibas edilmiş olan 2004 sayılı Kanunun bazı hükümlerinin gemilere "gayri menkul sayılsalar bile" uygulanmasında belirsizlikler ortaya çıkmış tır. Geminin, 6762 sayılı Kanunun gerekçesinde de bildirildiği gibi, uçakla birlikte en fazla hareket halinde bulunan eşyadan olması, gemilerin cebri icrasının sicil esas alınarak yürütülmesinde sıkın tıların ortaya çıkmasına sebebiyet vermiştir. 2004 sayılı Kanunun, gemilerle ilgili borçların tahsilinde ilgililere tanıdığı başlıca olanak ihti yati hacizdir. Milletlerarası hukukta da bu tür borçların Türk hukukunda olduğu gibi ihtiyati haciz yoluyla teminat altına alınması yoluna gidilmiş ve bu husus iki milletlerarası sözleşmeyle düzenlen miştir. Türkiye, 1952 tarihli Sözleşmeye "ihtiyati haciz hakkının sınırlandırıldığı" gerekçesiyle ka tılmamıştır. Oysa, gemilerde ihtiyati haczin sınırlandırılması, bilinçli bir tercihe ve Türkiye bakı mından da korunması gereken çıkarlar dengesine dayanmaktadır. 2004 sayılı Kanunun 257 nci mad desinde borçlunun bütün taşınır ve taşınmaz mallarını ihtiyaten haczettirmede alacaklıya tanınan sı nırsız olanak, deniz ticaretinin gelişmesini engelleyen niteliktedir. Bir gemi yalnızca, o gemi veya o geminin işletilmesi vesilesiyle ortaya çıkan borrlardan dolayı ihtiyaten haczettirilebilmelidir. Ala caklıların ve geminin seferiyle ilgili kimselerin çıkarlarını dengelemeye yönelik bu çözüm, 12/03/1999 tarihinde Cenevre'de kabul edilmiş olan "Gemilerin İhtiyati Haczine İlişkin Milletlera rası Sözleşme"de benimsenmiştir. Üstelik bu Sözleşme, Tasarıya işlenmiş olan "Gemiler Üzerinde ki İmtiyazlar ve İpotekler Hakkında Milletlerarası Sözleşme"yi tamamlamak üzere ve o Sözleşmey le uyumun sağlanması amacıyla kabul edilmiştir. 2004 sayılı Kanunda sürekli olarak değişikler yapılması sebebiyle, deniz hukukunda cebri ic raya ilişkin hükümlerin topluca "deniz ticareti" kitabında yeni bir kısım içinde toplanması uygun görülmüştür. Bu kısımda, 2004 sayılı Kanunun hükümlerine bir bütün olarak yollama yapmak ye rine, deniz hukuku bakımından özellik taşıyan cebri icra kurallarının ayrı ayrı kaleme alınması esa sı kabul edilmiştir; bu kısımda hüküm bulunmayan hallerde ise mezkûr Kanunun hükümleri cari olacaktır.
Gerekçe kanun koyucunun açıklamasıdır, hüküm değildir; çelişirse madde metni esastır. Kaynak belge
Bu maddedeki kavramlar
- Sorumluluğun sınırlandırılması
- Sorumluluk fonu
- Yargılama ve takip giderleri
Bağlantılı kavramın sözlükte tanımı, geçtiği öteki maddeler ve örnek kararları var.