TTK Madde 1331IV- Sözleşmenin uygulanmayacağı alacaklar

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu

Yürürlükte

Bu metin, tarihine kadar Resmî Gazete'de yayımlanan değişiklikleri içerir.

Kısaca

Bu madde, 1976 tarihli Deniz Alacakları Sorumluluk Sınırlaması Sözleşmesi'nin (LLMC 1976) belirli alacaklarına karşı gemi maliki ve diğer sorumlu kişilerin sorumluluğunun sınırlandırılamayacağını düzenler. Düzenleme, Sözleşmenin 2. maddesinin birinci fıkrasının (d) ve (e) bentlerinde ve 3. maddesinde sayılan alacaklar bakımından uygulanır ve Türk Ticaret Kanunu'nun deniz ticareti hükümleri kapsamındaki sorumluluk sınırlandırma davalarında geçerlidir.

Bu açıklama madde metninin yerini tutmaz; bağlayıcı olan aşağıdaki metindir.

(1)1976 tarihli Sözleşmenin 2 nci maddesinin birinci fıkrasının (d) ve (e) bentleri ile 3 üncü maddesinde sayılan alacaklara karşı sorumluluk sınırlandırılamaz.

Kanun metninde bu maddeHam metin
Madde gerekçesi

1976 tarihli Sözleşmede, bazı alacakların, millî hukukta yapılacak bir düzenle meyle uygulama alanı dışında bırakılmasına olanak tanınmaktadır. Tasarının 1331 inci maddesi, bu hususlarda düzenleme yapmak üzere hazırlanmıştır. 1976 tarihli Sözleşmenin uygulama alanı dışında bırakılabilecek ilk grup alacak, Sözleşmenin 1996 tarihli Protokol ile değişik 2 nci maddesinde yer almaktadır. Bu maddede sıralanan alacaklar dan (d) ve (e) bentlerinde belirtilenler için iç hukukta düzenleme yapılması hakkı tanınmıştır. Bu haktan, âkid devletlerin çoğu yararlanmıştır (CMI Raporu s, 497, 610). 1976 tarihli Sözleşmenin 18 inci maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi uyarınca böyle bir düzenlemenin yapılabilmesi için, Sözleşmeye taraf olunurken çekince bildirilmesi gerekiyordu. Türkiye böyle bir çekince bildir mediği için, bugüne kadar bir düzenleme yapılamamıştı. Ancak 1996 tarihli Protokol ile yapılan de ğişiklik uyarınca çekincelerin herhangi bir aşamada bildirilmesi serbest bırakılmıştır. Böylece Tür kiye bakımından da, Protokole katılma belgesi tevdi edilirken çekincenin bildirilmesi yolu açılmış tır. Türk karasularında ve limanlarında gemi ve yük enkazlarının sebep olduğu büyük zararlar dik kate alındığında, bu alacaklara karşı sorumluluğ-m sınırlandırılması olanağını kaldırma hakkı bah şeden bu çekincenin bildirilmesi ve buna göre millî hukukta düzenleme yapılması zorunludur. Do layısıyla maddede, 1976 tarihli Sözleşmenin, enkaz kaldırma alacaklarına uygulanmayacağı tasrih edilmiştir. Öte yandan, Sözleşmenin 3 üncü maddesinin (c) ve (e) bentleri bakımından da ulusal hukukta düzenleme yapılması serbest olduğundan, bu olanaktan yararlanılmadığmı, maddenin aynen uygu lanacağını bildirmek gerekmiştir. Bu maddede düzenlenen talepler bakımından önem taşıyan bazı özelliklerin belirtilmesi gerekmektedir. 1976 tarihli Sözleşmenin 3 üncü maddesinin (a) bendinde 1996 tarihli Protokol ile yapılan de ğişiklik uyarınca, Tasarının 1312 nci maddesinde düzenlenen, 1989 tarihli "Kurtarma Hakkında Milletlerarası Sözleşme"nin 14 üncü maddesinde öngörülen "özel tazminat" taleplerine karşı sınır lama yolunun kapalı olduğu açıklanmıştır. Böylece, bu açıdan da Tasarının hükümleri arasında pa ralellik sağlanmıştır. 1976 tarihli Sözleşmenin 3 üncü maddesinin (b) bendi, bu Sözleşme ile 1992 tarihli Sorumlu luk Sözleşmesi arasındaki sınırları tayin etmektedir. Anılan hükme göre, 1992 tarihli Sorumluluk Sözleşmesi ve tadilleri anlamında "hidrokarbonlarla kirlenmeden ileri gelen zararlardan doğan ala caklar" için 1976 tarihli Sözleşme uygulanmaz. Bu terim, hem 1976 tarihli Sözleşmenin 3 üncü mad desinin (b) bendinde hem de 1992 tarihli Sorumluluk Sözleşmesinin I inci maddesinin 5 ve 6 ncı fık- ralannda "oil pollution damage" olarak ifade edilmiştir; tercümelerde ise bir yandan "hidrokarbon larla kirlenmeden ileri gelen zararlar" (1976 tarihli Sözleşme), diğer yandan "petrol kirlenme zara rı" (1992 tarihli Sorumluluk Sözleşmesi) kullanılmıştır. Bu tercümeler, İngilizce asıl metinlere uy gun olarak, özdeş kabul edilecektir. Buna göre, 1976 tarihli Sözleşmenin 3 üncü maddesinin (a) bendi uyarınca hariç bırakılan alacaklar, 1992 tarihli Sorumluluk Sözleşmesinin I inci maddesinin 5 ve 6 ncı fıkralarında tarif edilen zarardan doğan alacaklardır. Öte yandan, 1976 tarihli Sözleşme nin 3 üncü maddesinin (b) bendinde, "1969 tarihli Hukuki Sorumluluk Sözleşmesi ve yürürlükte olan tadil ve ekleri"ne atıf yapılmıştır. Ancak Türkiye, doğrudan 1992 yılında değiştirilmiş Sözleş meye taraf olduğu için, hükmün de "1992 tarihli Sorumluluk Sözleşmesi ile yürürlükte olan tadil ve ekleri"ne atıf şeklinde anlaşılması gerekmektedir. Önemle işaret etmek gerekir ki, 1976 tarihli Sözleşmenin 3 üncü maddesinin (b) bendinin uy gulanabilmesi için, 1992 tarihli Sorumluluk Sözleşmesinin doğrudan uygulanmakta olması şart de ğildir. Bir "petrol kirlenme zararı" 1992 tarihli Sorumluluk Sözleşmesinin tanımına girdiği halde Sözleşmenin uygulanmadığı haller bulunabilir; örneğin 1992 tarihli Sorumluluk Sözleşmesinin II nci maddesinin (a) bendinin (i) altbendi uyarınca âkid devlet karasularında meydana gelmeyen za rara Sözleşme doğrudan uygulanmaz. Ancak bu hallerde dahi, o "petrol kirlenme zararı" yine de 1976 tarihli Sözleşmenin 3 üncü maddesinin (b) bendi uyarınca o Sözleşmenin kapsamının dışında dır. Önemli olan, 1992 tarihli Sorumluluk Sözleşmesi'nin somut olarak uygulanmakta olup olma ması değildir; 1976 tarihli Sözleşmenin 3 üncü maddesinin (b) bendi açısından ayırıcı husus, bir "petrol kirlenme zararı"nın soyut olarak 1992 tarihli Sorumluluk Sözleşmesinin tanımına girip gir mediği hususudur. Bir örnek verilecek olursa, Bulgaristan 1992 tarihli Sorumluluk Sözleşmesine ta raf değildir. Bulgaristan karasularında, Türk bayraklı bir tankerden petrol sızıntısı olsa, bu sızıntı nın yol açtığı zarar, 1992 tarihli Sorumluluk Sözleşmesinin I inci maddesinin 5 ve 6 ncı fıkraları an lamında "petrol kirlenme zararı" niteliğindedir. Ama bu zarar için Türkiye'de dava açılırsa, 1992 tarihli Sorumluluk Sözleşmesi uygulanamaz çünkü zarar, 1992 tarihli Sorumluluk Sözleşmesine ta raf olmayan Bulgaristan'ın karasularında meydana gelmiştir. Böyle bir halde geminin maliki, so rumluluğunu 1976 tarihli Sözleşme uyarınca da sınırlayamaz, çünkü 1992 tarihli Sorumluluk Söz leşmesinin verdiği tanıma uyan "petrol kirlenme zararı", 3 üncü maddenin (b) bendi uyarınca 1976 tarihli Sözleşmenin dışındadır. (Bu durumun gemi malikleri bakımından yarattığı mahzurları gider mek üzere Tasarının 1338 inci maddesi sevk edilmiştir.) Buna karşılık, 1992 tarihli Sorumluluk Sözleşmesi anlamında "petrol kirlenme zararı" niteli ğinde olmayan zarar, 1976 tarihli Sözleşmenin 3 üncü maddesinin (b) bendindeki istisnaya da gir mez. Bu çerçevede özellikle önem taşıyan iki zarar türü belirtilebilir. 1992 tarihli Sorumluluk Söz leşmesinin I inci maddesinin 5 inci fıkrası uyarınca "petrol", "dayanıklı hidrokarbon mineralleri" ifade etmektedir. O halde, "hidrokarbon mineral" niteliğinde olan, ama "dayanıklı" olmayan petrol, 1992 tarihli Sorumluluk Sözleşmesi kapsamında değildir. Aynı şekilde, Sözleşmenin I inci madde sinin 6 ncı fırkası "gemiden sızan veya bırakılan" kıstasını aramaktadır. "Gemi" 1992 tarihli Sorum luluk Sözleşmesinin I inci maddesinin birinci fıkrasında tanımlanmıştır. Bu tanım, esas olarak, tan kerleri ve hem kuru hem de sıvı yük taşımaya elverişli gemileri içine almaktadır. Buna karşılık, ku ru yük veya konteyner gemileri, 1992 tarihli Sorumluluk Sözleşmesinin I inci maddesinin birinci fıkrasındaki tanıma girmez. Bu nedenle, bir kuru yük gemisinin yakıtı olarak taşınan (1992 tarihli Sorumluluk Sözleşmesinin I inci maddesinin beşinci fıkrası anlamında) "dayanıklı hidrokarbon mi neraller" (yani bunker) sızıntısından doğan zarar, 1992 tarihli Sorumluluk Sözleşmesinin dışında — 4 0 1 - kalmaktadır. O halde, 1992 tarihli Sorumluluk Sözleşmesi anlamında "gemi" sayıldığı halde taşıdı ğı yük nedeniyle bu Sözleşmenin dışında kalan gemiler olabileceği gibi, yol açtığı sızıntının 1992 tarihli Sorumluluk Sözleşmesi anlamında "petrol" sızıntısı olmasına rağmen, aynı Sözleşme anla mında "gemi" niteliğini haiz olmadığı için yine bu Sözleşmenin dışında kalan zararlar olabilir. Bu tür zararlar, diğer şartlar da oluşmuşsa, 1976 tarihli Sözleşmenin kapsamına girebilir; yani Sözleş menin 3 üncü maddesinin (b) bendindeki istisna hükmü uygulanmaz. 1976 tarihli Sözleşmenin 3 üncü maddesinin (c) ve (d) bentleri, nükleer zarara ilişkin tazminat talepleri hakkında düzenleme içermektedir. Maddenin (d) bendi, bir nükleer geminin malikine, nük leer zarar nedeniyle yöneltilecek talepleri, Sözleşmenin kapsamı dışına çıkartmıştır. Buna karşılık (c) bendi, diğer nükleer zararları, özel mevzuatına bırakmıştır. Türk hukukunda bu hususa ilişkin özel kurallar yoksa da, nükleer zarardan doğan talepler hakkında da sınırlandırmanın caiz olmadı ğının böylece tasrih edilmesi uygun görülmüştür. 1976 tarihli Sözleşmenin 3 üncü maddesinin (e) bendi, iş ve sosyal güvenlik hukukuna tâbi ala cakları karşılamaktadır. Türk hukuku bakımından (818 sayılı Borçlar Kanununun 55 ve 100 üncü maddeleri anlamında) yardımcı şahıs sayılan kişilerin ile onların mirasçılarının, işveren konumun daki gemi maliki veya kurtaran aleyhindeki talepleri, tâbi oldukları hukuka göre sınırlama konusu yapılamıyorsa, 1976 tarihli Sözleşme uyarınca da sınırlama yoluna gidilemez. Türk hukukunda bu tür alacaklar hakkında sınırlama caiz olmadığıdan, 1976 Sözleşmesi uygulanmayacaktır.

Gerekçe kanun koyucunun açıklamasıdır, hüküm değildir; çelişirse madde metni esastır. Kaynak belge

Atıflar(2)

Bu maddenin atıf yaptıkları

Bu maddedeki kavramlar

  • 2 ve 2 alacakları
  • 3. madde alacakları
  • Sorumluluğun sınırlandırılması

Bağlantılı kavramın sözlükte tanımı, geçtiği öteki maddeler ve örnek kararları var.