Disiplin işlem ve cezaları

Disiplin işlem ve cezaları, baroya yazılmadan önceki ve meslekten ayrıldıktan sonraki eylem

Avukatlık Kanunu m.134–146Avukatlık HukukuSon değişiklik: 24.12.2025 (m.134)

Kısaca

1136 sayılı Kanun'un 134. maddesi, avukatların avukatlık onur ve unvanına, savunma hakkının gerektirdiği saygı ve güvene ya da özen ve doğruluk yükümlülüklerine aykırı hâl ve hareketlerinde uygulanacak disiplin cezalarının genel dayanağını düzenler. 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 135. maddesi, avukatlar hakkında uygulanacak disiplin cezalarının türlerini (uyarma, kınama, para cezası, işten çıkarma ve meslekten çıkarma) ve her birinin hangi fiiller için verileceğini sayar.

Kapsam

Bu konu, Avukatlık Kanunu m.134–146 hükümlerini kapsar.

Avukatlık Kanunu m.134 — Disiplin cezalarının uygulanacağı haller

1136 sayılı Kanun'un 134. maddesi, avukatların avukatlık onur ve unvanına, savunma hakkının gerektirdiği saygı ve güvene ya da özen ve doğruluk yükümlülüklerine aykırı hâl ve hareketlerinde uygulanacak disiplin cezalarının genel dayanağını düzenler. Maddede hangi cezaların verileceği, cezanın ihlalin niteliği ve eylemin ağırlık derecesine göre seçileceği ilkesi yer alır. Madde, avukatlar hakkında kanunda yazılı disiplin cezalarından birinin verilmesini kapsar. Disiplin soruşturmasının usulünü, cezaların tek tek koşullarını ve süresini düzenlemez; bunlar kanunun disiplin usulüne ilişkin ayrı maddelerinde yer alır. Avukatlık ücreti, sözleşme ve haksız iş getirme gibi ayrı yaptırım gerektiren fiiller için de bu madde tek başına bir yaptırım tanımlamaz.

Disiplin cezalarının uygulanacağı haller: hangi kavramlar bilinmeli?

Avukatlık onuru
Avukatın mesleğinin itibarını ve kamu nezdindeki saygınlığını koruyan, mesleğin gerektirdiği ahlaki ve davranışsal beklentilerin bütünüdür. Madde bu ölçütü tek başına tanımlamaz, ihlalin tespitinde somut davranışa bakılır.
Savunma hakkının kutsallığı
Avukatın müvekkilinin savunmasını yaparken gösterdiği saygı ve güvenin dayanağı olan ilkedir. Savunma faaliyeti kapsamında yapılan işlemler bu ilkeye dayanır.
Özen ve doğruluk yükümlülüğü
Avukatın üstlendiği vekillik işini özenle ve dürüstlükle yerine getirme borcudur. İhlali, işin gereği olan dikkat ve sadakatin gösterilmemesiyle ortaya çıkar.
Ağırlık derecesi
Eylemin disiplin cezasının türünü belirleyen ağırlığıdır. Cezanın seçiminde ihlalin niteliği ile birlikte değerlendirilir.
Disiplin cezası
Kanunda sayılan ve avukata ihlal nedeniyle verilen yaptırımdır. Cezanın türü ve uygulanma koşulları kanunun ilgili maddelerinde belirlenir.

Disiplin cezalarının uygulanacağı haller: hangi şartlar aranır?

  • Avukatın avukatlık onur ve unvanına, savunma hakkının gerektirdiği saygı ve güvene ya da özen ve doğruluk yükümlülüklerine uymayan bir hâl veya hareketinin bulunması gerekir.
  • Bu hâl veya hareketin tespit edilmiş olması gerekir; yalnız isnat yeterli değildir.
  • Verilecek cezanın, ihlalin niteliği ve eylemin ağırlık derecesine uygun olması gerekir.
  • Verilecek ceza, bu Kanunda yazılı disiplin cezalarından biri olmalıdır.

Disiplin cezalarının uygulanacağı haller: hangi sonuçları doğurur?

  • İhlalin tespit edilmesi halinde avukat hakkında kanunda yazılı disiplin cezalarından biri verilir.
  • Cezanın türü, ihlalin niteliği ve eylemin ağırlık derecesine göre belirlenir.
  • İhlalin tespit edilmemesi halinde disiplin cezası verilemez.
  • Madde, cezanın hangi koşulda hangi türde verileceğini tek tek saymaz; bu ayrıntı disiplin cezalarını düzenleyen ayrı maddelere bırakılmıştır.

Onur ve unvan ihlali ile özen ve doğruluk ihlali arasındaki fark nedir?

Avukatlık onur ve unvanına aykırı hâl ve hareketler, mesleğin itibarını ve kamu güvenini zedeleyen davranışlardır.

Özen ve doğruluk yükümlülüğüne aykırılık, müvekkile karşı işin gereğini yerine getirmeme veya dürüst davranmama durumudur.

Her iki ihlal de madde kapsamında disiplin cezası gerektirir; ihlalin niteliği cezanın seçiminde ayrıca dikkate alınır.

Hafif ihlal ile ağır ihlal arasındaki fark nedir?

Eylemin ağırlık derecesi düşük olan hâller, kanunda sayılan daha hafif disiplin cezalarını gerektirir.

Ağırlık derecesi yüksek olan hâller daha ağır cezalara yol açar.

Aynı yükümlülük ihlali bile, eylemin ağırlığına göre farklı cezalarla sonuçlanabilir.

Disiplin cezalarının uygulanacağı haller: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Avukatın onur ve unvan ihlali ile özen ve doğruluk ihlalini birbirinden ayırmadan tek bir ihlal gibi değerlendirmek.
  • Sübjektif nedenleri (hastalık, bilgisizlik, personel hatası) özen yükümlülüğünün ihlalini ortadan kaldıran sebep saymak.
  • Ağırlık derecesini değerlendirmeden, ihlal varsa her hâlde en ağır cezayı uygulamak.
  • Madde metninde sayılmayan bir cezayı ya da süreyi bu maddeye dayanarak uygulamak.
  • Savunma dokunulmazlığını, gerçek ve somut vakıaya dayanmayan ağır suçlamalara da uygulamak.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Yargıtay, avukatın mazeretsiz olarak duruşmaya katılmamasını, dosyayı takipsiz bırakmasını ve müvekkile hesap vermemesini özen yükümlülüğünün ihlali olarak değerlendirmektedir. (İkinci Bölüm, 2017/14699 E., 15.09.2020)
  • Avukatın özen borcunun objektif nitelikte olduğu ve sübjektif nedenlerin sorumluluğu ortadan kaldırmadığı kabul edilmektedir. (İkinci Bölüm, 2017/14699 E., 15.09.2020)
  • Meslek kurallarının, Avukatlık Kanunu'nun 34. ve 134. maddelerinin gönderimiyle birlikte değerlendirildiği ve avukatın ihlalinin bu bütünlük içinde tespit edildiği kabul edilmektedir. (İkinci Bölüm, 2017/14699 E., 15.09.2020; Birinci Bölüm, 2019/41440 E., 19.10.2023)
  • Avukatın bir iş insanı gibi değil, kamu yararına faaliyet gösteren bir kamu hizmeti yürütücüsü olarak değerlendirildiği; bu nedenle ihlal kriterlerinin de buna göre uygulandığı kabul edilmektedir. (Birinci Bölüm, 2019/41440 E., 19.10.2023)
  • Savunma dokunulmazlığı kapsamında yapılan somut ve gerçek vakıalara dayalı isnat ve değerlendirmelerin disiplin cezasına konu edilmeyeceği kabul edilmektedir. (İkinci Bölüm, 2019/8563 E., 08.06.2023)

Nasıl ispat edilir?

  • Disiplin cezasının verilebilmesi için ihlali ileri süren taraf, avukatın onur, unvan, özen veya doğruluk yükümlülüğüne aykırı davrandığını ispatlamalıdır.
  • Dosya içeriği, yazılı yazışmalar, müvekkil beyanları ve duruşma tutanakları gibi belgeler ispat aracı olarak kullanılır.
  • Avukat, mazeret veya işlemin yazılı bildirildiğini ileri sürerek savunma yapabilir; bu savunmayı yazılı belgeyle ispatlaması gerekir.
  • Savunma dokunulmazlığı kapsamında yapılan iddiaların korunduğunu ileri süren avukat, iddiasının gerçek ve somut vakıalara dayandığını ve uyuşmazlıkla bağlantılı olduğunu ispatlamalıdır. (İkinci Bölüm, 2019/8563 E., 08.06.2023)

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 1136 sayılı Kanun m.34: Avukatın işi özenle ve mesleğine gösterilen güvene yaraşır biçimde yerine getirmesi yükümlülüğünü düzenler; 134. maddedeki özen ve doğruluk ihlalinin normatif dayanağıdır.
  • 1136 sayılı Kanun m.48: Haksız iş getirme ve aracılık fiillerini ayrıca cezalandırır; bu fiiller 134. maddenin disiplin yaptırımı yanında ceza yaptırımı da doğurabilir.

Avukatlık Kanunu m.135 — Disiplin cezaları

1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 135. maddesi, avukatlar hakkında uygulanacak disiplin cezalarının türlerini (uyarma, kınama, para cezası, işten çıkarma ve meslekten çıkarma) ve her birinin hangi fiiller için verileceğini sayar. Maddenin birinci ila beşinci fıkraları her ceza türü için ayrı fiil listesi içerir. Kişi bakımından madde, Türkiye'de baro levhasına kayıtlı avukatları, avukatlık ortaklıklarını ve ücret karşılığı bürolarda çalışan avukatları ilgilendirir; stajyerlere ilişkin fiil de birinci fıkrada yer alır. Madde disiplin soruşturmasının usulünü düzenlemez; soruşturma ve savunma süreci ile disiplin kurullarının yetkisi ayrı maddelerde ve 136. maddede yer alır. Madde, cezanın infaz ve sona erme sürelerini, disiplin cezasına bağlı tekerrür hükümlerini ve adli yargılamanın disiplin sürecine etkisini ayrıca düzenlemez; bu konular 136. madde ile Kanunun diğer hükümlerinde bulunur. Ceza kovuşturması ile disiplin kovuşturmasının birbirinden bağımsızlığı da bu maddenin konusu değildir.

Disiplin cezaları: hangi kavramlar bilinmeli?

Uyarma
Avukata mesleğinde, görevinde veya davranışında daha dikkatli davranması gerektiğinin yazılı olarak bildirilmesidir. Kusurun ağırlığının düşük olduğu hallerde uygulanan en hafif disiplin cezasıdır.
Kınama
Avukatın mesleğinde, görevinde veya davranışında kusurlu sayıldığının yazılı olarak bildirilmesidir. Uyarmadan farklı olarak kusurun varlığını açıkça tespit eder.
Para cezası
Yirmibin ila ikiyüzbin Türk Lirası arasında belirlenecek bir paranın disiplin soruşturmasını yürüten baroya ödenmesidir. Tutar her yıl, Vergi Usul Kanunu'nun mükerrer 298. maddesi uyarınca belirlenen yeniden değerleme oranında takvim yılı başından geçerli olmak üzere artırılarak uygulanır.
İşten çıkarma
Avukatın veya avukatlık ortaklığının üç aydan az ve iki yıldan fazla olmamak üzere mesleki faaliyetten yasaklanmasıdır. Yasak süresi bu aralık içinde belirlenir.
Meslekten çıkarma
Avukatlık ruhsatnamesinin geri alınarak avukatın adının baro levhasından silinmesi ve avukatlık unvanının kaldırılmasıdır. Ortaklık bakımından baro avukatlık ortaklığı sicilinden silinmeyi ifade eder.
Reklam yasağı
Kınama cezasını gerektiren fiillerden biri olarak, avukatlık mesleğinin reklam yapılmasını yasaklayan hükümlerin ihlalidir. Maddenin kendisi reklamın kapsamını tanımlamaz; bu konu Avukatlık Kanunu'nun ilgili hükümleri ve meslek kuralları ile belirlenir.

Disiplin cezaları: hangi şartlar aranır?

  • Fiilin, maddenin birinci ila beşinci fıkralarındaki bentlerden birinde sayılan hallerden birine uyması gerekir; sayılmayan fiil için doğrudan bu maddeye dayanılamaz.
  • Uyarma için fiilin birinci fıkrada sayılan (a)-(y) bentlerinden birine girmesi ve avukatın mesleğinde, görevinde veya davranışında daha dikkatli olması gerektiğinin yazılı bildirilmesi yeterlidir.
  • Kınama için fiilin ikinci fıkrada sayılan (a)-(v) bentlerinden birine girmesi ve avukatın kusurlu sayıldığının yazılı bildirilmesi gerekir.
  • Para cezası için fiilin üçüncü fıkradaki (a)-(g) bentlerinden birine girmesi gerekir; ceza yirmibin ile ikiyüzbin Türk Lirası arasında bir tutar olarak disiplin soruşturmasını yürüten baroya ödenir.
  • İşten çıkarma için fiilin dördüncü fıkradaki (a)-(d) bentlerinden birine girmesi gerekir; yasak süresi üç aydan az ve iki yıldan fazla olamaz.
  • Meslekten çıkarma için fiilin beşinci fıkradaki (a) bendinde sayılan suçlardan veya 56. maddede düzenlenen suçtan mahkûm olunması gerekir.
  • Hafif veya ağır bir ceza verilebilmesi için fiilin nitelik ve ağırlığı, kendisine benzer fiil olarak ilgili fıkranın (y) veya (g) bentlerine dahil edilip edilmediği ayrıca değerlendirilmelidir.

Disiplin cezaları: hangi sonuçları doğurur?

  • Uyarma cezası yazılı olarak bildirilir ve avukat mesleğinde daha dikkatli olması gerektiği hususu kayda geçer.
  • Kınama cezası yazılı olarak bildirilir ve avukatın kusurlu sayıldığı tespit edilmiş olur.
  • Para cezası, yirmibin ila ikiyüzbin Türk Lirası arasında belirlenen ve her yıl yeniden değerleme oranında artırılan tutarın disiplin soruşturmasını yürüten baroya ödenmesi sonucunu doğurur.
  • İşten çıkarma cezası, avukatın veya avukatlık ortaklığının üç aydan az ve iki yıldan fazla olmamak üzere mesleki faaliyetten yasaklanması sonucunu doğurur.
  • Meslekten çıkarma cezası ile avukatlık ruhsatnamesi geri alınır, ad baro levhasından silinir ve avukatlık unvanı kaldırılır.
  • Ortaklık bakımından meslekten çıkarma, baro avukatlık ortaklığı sicilinden silinme sonucunu doğurur.
  • Maddede sayılmayan bir fiil için bu madde uyarınca disiplin cezası verilemez.
  • Madde, ceza türlerini ve fiilleri belirler; bu ceza sonuçlarının uygulanma biçimi, cezanın kesinleşmesi ve infazı başka maddelerle düzenlenir.

Uyarma ile kınama arasındaki fark nedir?

Uyarmada fiil, avukatın daha dikkatli davranması gerektiği düzeyde kalır ve bildirim bu yönde yapılır.

Kınamada avukatın kusurlu sayıldığı açıkça tespit edilir ve bildirim bu niteliktedir.

Her iki ceza da yazılı bildirim niteliğindedir; ancak kınama, kusurun varlığına ilişkin daha ağır bir hükümdür. Fiilin hangi bentte sayıldığı (birinci ya da ikinci fıkra) cezayı belirler.

Para cezası ile işten çıkarma arasındaki fark nedir?

Para cezası, görevini savsaklayarak menfaat sağlama, büro veya şube açma ve yasaklı yakınlara ait dava gibi fiillerde parasal yaptırım olarak uygulanır.

İşten çıkarma, hükmün açıklanmasının geri bırakılması, 48. maddedeki suç veya resmi sıfatla avukatlık gibi daha ağır fiillerde mesleki faaliyetten yasaklama olarak uygulanır.

Para cezasında meslek faaliyeti sürer; işten çıkarmada üç ay ile iki yıl arası süre boyunca avukat mesleğini yapamaz.

İşten çıkarma ile meslekten çıkarma arasındaki fark nedir?

İşten çıkarma süreli bir yasaktır ve avukatlık ruhsatnamesi geri alınmaz.

Meslekten çıkarmada ruhsatname geri alınır, ad baro levhasından silinir ve unvan kaldırılır.

Meslekten çıkarma kalıcı sonuç doğurur; işten çıkarmada yasak süresinin sonunda avukat mesleğine dönebilir.

Birinci fıkra (a)-(y) bentleri ile ikinci fıkra (a)-(v) bentleri arasındaki fark nedir?

Birinci fıkradaki fiiller çoğunlukla yazılı açıklama, büro, dosya ve duruşma yükümlülüklerine ilişkindir.

İkinci fıkradaki fiiller reklam yasağı, sır saklama, azami ücret ve görevi kötüye kullanma gibi daha ağır fiilleri kapsar.

Fiilin hangi fıkrada sayıldığı, uygulanacak cezanın uyarma mı kınama mı olacağını belirler.

Para cezası (a) bendi ile kınama (n) bendi arasındaki fark nedir?

Para cezası (a) bendi, görevi savsaklayarak veya kötüye kullanarak müvekkilinin zararına menfaat sağlamayı kapsar.

Kınama (n) bendi, azami ücretin üzerinde ya da asgari ücret tarifesinin altında ücret belirlemeyi kapsar.

Ücret ihlallerinde kınama, müvekkil zararı ve menfaat sağlama unsuru bulunan hallerde para cezası uygulanır; fiilin unsurları ayrı ayrı değerlendirilir.

Işten çıkarma (a) bendi ile meslekten çıkarma (a) bendi arasındaki fark nedir?

İşten çıkarma (a) bendi, 5. maddenin birinci fıkrasının (a) bendindeki suçlardan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesini kapsar.

Meslekten çıkarma (a) bendi, aynı suçlardan mahkûmiyeti veya 56. maddedeki suçtan mahkûmiyeti kapsar.

Mahkûmiyet kararı meslekten çıkarmayı, hükmün açıklanmasının geri bırakılması ise işten çıkarmayı doğurur.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Disiplin kurulları, cezanın takdiren belirlenmesi durumunda işten çıkarma süresini üç ay ile iki yıl arasında takdir ederek 1 yıl 6 ay ya da 1 yıl 10 ay gibi süreler vermektedir. (8. Daire, 2023/5444 E., 2023/4375 K., 04.10.2023; 8. Daire, 2024/6456 E., 2024/6219 K., 05.12.2024)
  • Adli yargılamanın sonucu, disiplin cezası verilmesini engellemez; disiplin soruşturması ayrıca yürütülerek 135. maddedeki ceza verilebilir. (8. Daire, 2024/6456 E., 2024/6219 K., 05.12.2024)
  • Meslekten çıkarma, ruhsatnamenin geri alınması ve levhadan silinme sonucu doğurduğu için, bu cezanın 135/5 ve 136/1 hükümleri birlikte uygulanarak verildiği kabul edilmektedir. (8. Daire, 2023/6305 E., 2025/4714 K., 16.05.2025; 8. Daire, 2022/7412 E., 2024/5569 K., 25.10.2024)
  • Uyarma cezası, savunma yapılan duruşma tutanaklarındaki ifadelerin değerlendirilmesi sonucunda 135/1 hükmü uyarınca verilebilmektedir. (İkinci Bölüm, 2018/23565 E., 16.06.2021)
  • Uyarma ve kınama cezaları arasında ayrım yapılırken disiplin kurulunun hangi fıkraya dayandığının kararda açıkça belirtilmesi gerektiği kabul edilmektedir. (İkinci Bölüm, 2018/23565 E., 16.06.2021; 8. Daire, 2021/3204 E., 2021/3136 K., 15.06.2021)

Nasıl ispat edilir?

  • Disiplin cezası talep eden taraf, fiilin 135. maddenin hangi fıkrasının hangi bendine uyduğunu ve bu fiilin somut delillerini ortaya koymakla yükümlüdür.
  • Fiilin varlığı, duruşma tutanağı, yazılı belgeler, dosya kayıtları ve tanık beyanları ile ispatlanır; disiplin kurulu bu delilleri değerlendirir.
  • Avukat, fiilin 135. maddede sayılmadığını ya da sayılan fiilin unsurlarının oluşmadığını ileri sürerek savunma yapar ve bunu ispatla yükümlüdür.
  • Mahkûmiyet veya hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı, işten çıkarma ve meslekten çıkarma bakımından resmi belge olarak ispat edilir.
  • Para cezası tutarının güncel değeri, yeniden değerleme oranının resmî ilanı ile ispat edilir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 1136 sayılı Kanun m.5: Birinci fıkranın (a) bendi, 5. maddenin birinci fıkrasının (a) bendindeki suçlara atıf yapar; bu suçlardan hükmün açıklanmasının geri bırakılması işten çıkarma, mahkûmiyet ise meslekten çıkarma sonucunu doğurur.
  • 1136 sayılı Kanun m.48: Üçüncü fıkranın (e) bendi ile dördüncü fıkranın (b) bendi, 48. maddede düzenlenen suça atıf yapar; bu suçtan hükmün açıklanmasının geri bırakılması para cezası, mahkûmiyet işten çıkarma sonucunu doğurur.
  • 1136 sayılı Kanun m.56: Beşinci fıkranın (a) bendi, 56. maddede düzenlenen suçtan mahkûmiyeti meslekten çıkarma sebebi sayar.
  • 1136 sayılı Kanun m.155: Dördüncü fıkranın (d) bendi, 155. maddede belirtilen yasağa aykırı davranışı işten çıkarma sebebi olarak düzenler.
  • 1136 sayılı Kanun m.136: Madde metninde anılmamakla birlikte, disiplin cezalarının uygulanmasına ilişkin usul ve kurullara bağlı işlemler bu maddeyle birlikte okunmalıdır.
  • 213 sayılı Vergi Usul Kanunu m.298 (mükerrer): Üçüncü fıkrada anılan yeniden değerleme oranının tespit ve ilanına dayanak oluşturur; para cezası tutarı bu oranla yıllık artırılır.

Avukatlık Kanunu m.136 — Cezaların uygulanma şekli

Madde, disiplin cezası almış avukatın belirli bir süre içinde yeniden disiplin fiili işlemesi halinde uygulanacak ceza ağırlaştırma kurallarını düzenler. Ayrıca ilk defa disiplin fiili işleyen avukat ile beş yıllık sürenin geçmiş olması hâlinde verilecek cezanın bir derece hafifletilebilmesini düzenler. Madde, baro disiplin kurullarının avukatlara uygulayacağı cezaların hangi koşullarda bir derece artırılıp azaltılacağını belirler; madde metni baro disiplin kurullarını ve disiplin yargılamasını ayrıca düzenlemez. Madde, avukatlık dışındaki meslek sahipleri ile memur avukatlar hakkında ayrı bir ağırlaştırma rejimi kurmaz. Disiplin cezalarının türlerini ve her fiil için hangi cezanın öngörüldüğünü (m.135), disiplin soruşturmasının ve kovuşturmasının usulünü, cezaya karşı itiraz ve dava yollarını ve cezanın infazını bu madde kapsamında değerlendirmez.

Cezaların uygulanma şekli: hangi kavramlar bilinmeli?

Tekerrür (disiplin bakımından)
Hakkında disiplin cezası kesinleşmiş bir avukatın, bu cezanın kesinleşme tarihinden itibaren beş yıl içinde yeni bir disiplin cezası gerektiren fiil işlemesi durumudur. Süre, önceki cezanın kesinleşmesinden başlar; fiilin işlendiği tarih değil, ceza kesinleşme tarihi esas alınır.
Bir derece ağır / bir derece hafif ceza
Avukatlık Kanununda öngörülen disiplin cezaları, ağırlık sırasına göre bir basamak olarak düşünülür; bir derece ağır ceza, fiil için kanunda öngörülen cezanın bir üst basamağını, bir derece hafif ceza ise bir alt basamağını ifade eder. Basamakların sırası madde metninde ayrıca sayılmadığından, sıra m.135 hükümlerinden belirlenir.
İşten çıkarma cezasının üst haddi
İşten çıkarma cezasının kanunda öngörülen en üst süresidir. Uyarma cezası kesinleşmiş avukatın yeni fiili işten çıkarma gerektiriyorsa, meslekten çıkarma yerine bu üst had uygulanır.
Beş yıllık süre
Önceki disiplin cezasının kesinleşmesinden itibaren işlemeye başlayan ve hem tekerrür hem de hafifletme bakımından belirleyici olan süredir. Süre geçtikten sonra işlenen fiil, eski cezanın etkisi altında değerlendirilmez.

Cezaların uygulanma şekli: hangi şartlar aranır?

  • Avukat hakkında daha önce bir disiplin cezası verilmiş ve bu cezanın kesinleşmiş olması gerekir.
  • Yeni fiilin, önceki cezanın kesinleşme tarihinden itibaren beş yıl içinde işlenmiş olması gerekir.
  • Yeni fiilin disiplin cezası gerektiren bir fiil olması ve bu fiil için Kanunda öngörülen cezanın bir derece ağırlaştırılması gerekir.
  • Önceki ceza uyarma ise ve yeni fiil işten çıkarma cezası gerektiriyorsa, meslekten çıkarma cezası yerine işten çıkarma cezasının üst haddinin uygulanması gerekir.
  • Önceki ceza işten çıkarma ise ve yeni fiil en az kınama cezasını gerektiriyorsa, beş yıl içinde işlenmesi halinde avukatın meslekten çıkarılması gerekir.
  • İlk defa disiplin cezası gerektiren fiil işlenmişse, meslekten çıkarma gerektiren haller dışında, verilecek cezadan bir derece hafif ceza uygulanabilir.
  • Önceki cezanın kesinleşmesinden beş yıl geçmişse, bu süre sonrası işlenen fiil için de bir derece hafif ceza uygulanabilir.

Cezaların uygulanma şekli: hangi sonuçları doğurur?

  • Beş yıl içinde disiplin cezası gerektiren yeni fiil işlenirse, o fiil için Kanunda öngörülen cezanın bir derece ağırı uygulanır.
  • Uyarma cezası kesinleşmiş avukat beş yıl içinde işten çıkarma gerektiren fiil işlerse, meslekten çıkarma yerine işten çıkarmanın üst haddi uygulanır.
  • İşten çıkarma cezası kesinleşmiş avukat beş yıl içinde en az kınama gerektiren fiil işlerse meslekten çıkarılır.
  • İlk defa disiplin cezası gerektiren fiilde, meslekten çıkarma gerektiren haller dışında verilecek cezadan bir derece hafif ceza uygulanabilir.
  • Önceki cezanın kesinleşmesinden beş yıl geçmişse, bu hafifletme imkânı tekrar doğar.
  • Beş yıllık süre dolmadan işlenen fiilde bir derece hafifletme yapılması, bu maddenin sağladığı imkân dışında kalır; hafifletme ancak ilk defa işlenen fiil veya beş yıl geçmiş hal için söz konusudur.

Tekerrür ile ilk fiil arasındaki fark nedir?

Beş yıl içinde yeni fiil işleyen, daha önce cezası kesinleşmiş avukat.

Daha önce disiplin cezası almamış veya beş yıl geçmiş olan avukat.

Birinci grupta cezanın bir derece ağırlaştırılması veya meslekten çıkarma söz konusu olur; ikinci grupta bir derece hafifletme imkânı vardır.

Uyarma cezası kesinleşmiş avukat ile işten çıkarma cezası kesinleşmiş avukat arasındaki fark nedir?

İlk defa uyarma cezası almış avukat; beş yıl içinde işten çıkarma gerektiren fiil işlerse.

Bir defa işten çıkarma cezası almış avukat; beş yıl içinde en az kınama gerektiren fiil işlerse.

Birincide meslekten çıkarma yerine işten çıkarmanın üst haddi uygulanır; ikincide doğrudan meslekten çıkarma gerekir.

Meslekten çıkarma gerektiren hal ile diğer haller arasındaki fark nedir?

Kanunda meslekten çıkarma cezasını gerektiren fiiller.

İlk defa disiplin cezası gerektiren ve meslekten çıkarma gerektirmeyen fiiller.

Yalnız ikinci gruptaki ilk fiil için bir derece hafifletme uygulanabilir; birinci grupta bu hüküm devreye girmez.

Cezaların uygulanma şekli: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Beş yıllık süreyi fiilin işlendiği tarihten değil, önceki cezanın kesinleşme tarihinden saymamak.
  • Uyarma cezası kesinleşmiş avukatın yeni fiilinde meslekten çıkarma yerine işten çıkarmanın üst haddini uygulamamak.
  • İşten çıkarma cezası kesinleşmiş avukatın beş yıl içindeki en az kınama gerektiren fiilinde meslekten çıkarma yerine daha hafif ceza vermek.
  • Beş yıl geçtikten sonra da tekerrür hükmü uygulanıyormuş gibi ağırlaştırma yapmak.
  • Meslekten çıkarma gerektiren hallerde üçüncü fıkradaki hafifletmeyi uygulamak.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Yüksek Mahkeme, tekerrür hesabında önceki cezanın kesinleşme tarihini esas alarak, işlenen fiilin bu tarihten itibaren beş yıl içinde olup olmadığını kontrol etmektedir. (8. Daire, 2023/2089 E., 2025/2434 K., 12.03.2025)
  • Mahkemeler, önceki cezanın kesinleşmesinden beş yıl geçtikten sonra işlenen fiilde eski cezayı tekerrüre esas almayıp meslekten çıkarmayı ağırlaştırıcı kabul etmemektedir. (8. Daire, 2023/6305 E., 2025/4714 K., 16.05.2025)
  • Meslekten çıkarma kararlarının, 135/5 ve 136/1 hükümleri birlikte uygulanarak verildiği görülmektedir; uygulamada tekerrür hükmü ile fiilin nitelendirilmesi birlikte değerlendirilmektedir. (8. Daire, 2022/7412 E., 2024/5569 K., 25.10.2024)

Nasıl ispat edilir?

  • Tekerrür iddiasını ileri süren disiplin makamı, önceki disiplin cezasının varlığını ve kesinleşme tarihini belgeyle ispatlamak zorundadır; kesinleşme tarihi, cezayı veren kararın kesinleşme şerhi ile gösterilir.
  • Yeni fiilin işlenme tarihi, fiilin dosyada yer alan delillerle (tanık, belge, yazışma) belirlenir; beş yıllık sürenin içinde kalıp kalmadığı bu tarihe göre tespit edilir.
  • Avukat, beş yıl geçtiği iddiasını ileri sürdüğünde, kesinleşme tarihinin dosya kaydından farklı olduğunu ispatlamakla yükümlüdür.
  • Fiilin disiplin cezası gerektirdiğinin ve cezanın kanunda öngörülen basamağının belirlenmesinde, savcılık veya disiplin soruşturma dosyası delil olarak kullanılır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 1136 sayılı Kanun m.135: Disiplin cezalarının türlerini ve her fiil için öngörülen cezayı belirler; bir derece ağır ya da hafif cezanın hangi basamakta olduğu bu maddeden anlaşılır. Madde 136'nın uygulanabilmesi için m.135'teki ceza öngörüsü esas alınır.
  • 1136 sayılı Kanun m.135: Metinde anılmasa da, ilk defa işlenen fiil için verilecek cezanın hangi olduğunu ve meslekten çıkarma gerektiren fiilleri belirler; bu nedenle m.136'nın üçüncü fıkrasındaki hafifletmenin sınırını çizer.

Avukatlık Kanunu m.137 — Savunma hakkı

Bu madde, avukatlar hakkında yürütülen kovuşturmalarda isnadın avukata bildirilmesi ve savunmasının alınmasına ilişkin usul güvencesini düzenler. Hükmün konusu, isnadın açık ve yazılı bildirilmesi, yazılı savunmanın istenmesi ve bu savunma için en az on günlük süre tanınmasıdır. Madde, 1136 sayılı Kanun kapsamında avukatlar hakkında yapılan kovuşturmalara uygulanır; ceza muhakemesinde sanık sıfatıyla yargılanan avukatlara ilişkin genel usul kurallarını düzenlemez. Mesleki disiplin cezasının türünü, şikâyet ve soruşturmanın açılma koşullarını, disiplin kurullarının yetkisini ve disiplin cezalarına karşı başvuru yollarını düzenlemez; bunlar kanunun ilgili diğer maddelerinde yer alır.

Savunma hakkı: hangi kavramlar bilinmeli?

Kovuşturma
Avukat hakkında mesleki sorumluluk gerektiren bir eylem nedeniyle yürütülen ve savunma alınmasını gerektiren işlemlerin bütünüdür. Madde metni kovuşturmayı tanımlamaz; avukata isnat yöneltilmesiyle birlikte başlayan usul aşamasını ifade eder.
İsnat
Avukata yöneltilen ve hakkında savunma istenen fiil veya eylemdir. Bildirimin açık olması, isnadın soyut değil somut biçimde ortaya konmasını gerektirir.
Yazılı savunma
Avukatın isnada karşı yazılı olarak yaptığı açıklamadır. Savunmanın sözlü alınması maddede öngörülen güvenceyi karşılamaz; yazılı biçim zorunludur.

Savunma hakkı: hangi şartlar aranır?

  • Avukat hakkında yürütülen bir kovuşturma bulunmalıdır; madde yalnızca avukatlara yönelik kovuşturmalarda uygulanır.
  • İsnat olunan hususun avukata açıkça bildirilmesi zorunludur.
  • İsnadın avukata yazılı olarak bildirilmesi zorunludur.
  • Avukatın yazılı savunmasının istenmesi zorunludur.
  • Savunma için en az on günlük bir süre tanınması zorunludur.
  • Bu şartların biri eksik kalırsa usul güvencesi yerine getirilmemiş olur.

Savunma hakkı: hangi sonuçları doğurur?

  • İsnat avukata açıkça ve yazılı olarak bildirilmeden yapılan kovuşturma işlemi, usul güvencesine aykırı düşer.
  • Yazılı savunma istenmeden verilen karar, savunma hakkını kısıtlamış sayılır.
  • Savunma için en az on gün tanınmadan verilen karar, bu yönden hukuka aykırıdır.
  • Maddedeki şartlar yerine getirildiğinde, avukatın savunması alınarak kovuşturmaya devam edilebilir.

Yazılı bildirim ile sözlü bilgilendirme arasındaki fark nedir?

Maddenin aradığı biçim, isnadın avukata yazılı olarak bildirilmesidir.

Sözlü olarak ya da dolaylı biçimde yapılan bilgilendirme, yazılılık koşulunu karşılamaz.

Yazılı bildirim yapılmamışsa savunma hakkı güvencesi eksik kalır ve kovuşturma işlemi usul yönünden sakat sayılabilir.

Savunma süresi ile savunma yapılmış olması arasındaki fark nedir?

Madde, savunmanın alınmasının yanında en az on günlük süre tanınmasını da zorunlu kılar.

Avukatın süre tanınmadan kısa sürede savunma vermesi, süre güvencesini ortadan kaldırmaz.

Süre tanınmadan verilen karar, savunmanın alınmış olması sonucunu değiştirmez; süre koşulu ayrıca aranır.

Savunma hakkı: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Sözlü bilgilendirmeyi yazılı bildirim yerine saymak; madde açıkça yazılılık aradığı için bu yanlıştır.
  • Savunmanın alınmış olmasını süre güvencesinin yerine getirildiği sonucuna bağlamak; süre ayrıca aranır.
  • On günlük süreyi, bildirimin yapıldığı gün yerine ilgisiz bir tarihten saymak.
  • İsnadın somut olmadan genel nitelikte bildirilmesini yeterli saymak.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Yargıtay, avukat hakkında mesleki kovuşturmada savunma alınmadan verilen cezanın hukuka aykırı olduğunu kabul etmektedir. (8. Daire, 2021/6315 E., 2025/1677 K., 05.03.2025)
  • Savunma hakkının avukat yönünden de korunduğu ve bu güvencenin meslek kuralları bakımından da gözetilmesi gerektiği kabul edilmektedir. (8. Daire, 2021/6315 E., 2025/1677 K., 05.03.2025)

Nasıl ispat edilir?

  • İsnadın avukata açıkça ve yazılı olarak bildirildiği, bu bildirimin tebliğ belgesiyle ispat edilmesi gerekir; ispat yükü kovuşturmayı yürüten makamdadır.
  • Yazılı savunmanın istendiği ve bu talebin avukata ulaştığı tebligat veya yazılı istem ile gösterilir.
  • En az on günlük sürenin tanındığı, tebliğ tarihi ile savunma istem tarihi arasındaki farkla hesaplanır; süre tanınmadığını ileri süren avukat bunu belgeyle ortaya koyar.
  • Avukatın savunmasını yapmış olması, süre ve bildirim güvencesinin yerine getirildiği anlamına gelmez; bu unsurların ayrıca belgelenmesi gerekir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 1136 sayılı Kanun: Madde, avukatlar hakkındaki kovuşturmaların usulünü düzenleyen bu kanunun bir hükmüdür; diğer maddeleri kovuşturmanın konusu ve mesleki sorumluluk esaslarını belirler.

Avukatlık Kanunu m.138 — Davranışlar

Madde, avukatın baro levhasına kabul edilmeden önceki eylem ve davranışlarının disiplin kovuşturmasına konu olup olmayacağını ve avukatlıktan ayrılmanın disiplin kovuşturmasına engel olup olmadığını düzenler. Kural, levhaya kabul ve yazılmadan önceki eylemlerin meslekten çıkarma cezasını gerektirmedikçe kovuşturulamayacağı yönündedir; staj dönemi bu korumanın dışındadır. Madde, avukatın levhadan silinmesi veya avukatlıktan ayrılması sonrasında da avukatlık sırasındaki eylemler için kovuşturmanın sürebileceğini belirtir. Maddede disiplin cezalarının türleri, disiplin kovuşturmasının usulü, disiplin mercilerinin yetkisi ve zamanaşımı düzenlenmez; bunlar avukatlık kanununun disiplin hükümlerinde (AvK m.134 vd.) yer alır.

Davranışlar: hangi kavramlar bilinmeli?

Baro levhası
Avukatların bölgesi içinde sürekli olarak avukatlık edeceği yerin baro tarafından tutulan kaydı; avukat unvanı ve avukatlık yetkileri bu kayda yazılmakla kazanılır. Levhaya yazılmamış kişi avukat unvanını taşıyamaz.
Meslekten çıkarma cezası
Avukatlık kanunundaki disiplin cezalarının en ağırı; avukatın mesleğe devam etmesini sona erdiren cezadır. Maddede, levhaya kabul öncesi eylemler için disiplin kovuşturmasının açılıp açılamayacağını belirleyen ölçüt olarak kullanılır.
Disiplin kovuşturması
Avukat hakkında disiplin mercilerince yürütülen soruşturma ve yargılama faaliyetidir. Madde, bu kovuşturmanın hangi eylemler bakımından yapılabileceğini sınırlar.
Staj dönemi
Avukatlık stajı yapan kişinin, henüz levhaya yazılmadan geçirdiği dönem. Birinci fıkradaki korumanın dışında tutulmuştur, dolayısıyla stajyerin eylemleri kovuşturmaya konu olabilir.

Davranışlar: hangi şartlar aranır?

  • Disiplin kovuşturmasına konu edilecek eylemin, kişinin baro levhasına kabul ve yazılmasından önce işlenmiş olması gerekir; kabul sonrası işlenen eylemler bu sınırlamanın kapsamına girmez.
  • Kabul öncesi eylem, disiplin kovuşturmasına konu olacaksa meslekten çıkarma cezasını gerektiren nitelikte olmalıdır; bu nitelik taşımayan kabul öncesi eylemler kovuşturmaya konu olamaz.
  • Eylemin staj döneminde işlenmiş olması hâlinde birinci fıkradaki koruma uygulanmaz; staj dönemi bu hükmün dışında tutulmuştur.
  • Avukatlıktan ayrılma, eylemin avukatlık sırasında işlenmiş olması hâlinde disiplin kovuşturmasına engel değildir.

Davranışlar: hangi sonuçları doğurur?

  • Levhaya kabul ve yazılmadan önceki eylem ve davranışlar, meslekten çıkarma cezasını gerektirmiyorsa disiplin kovuşturmasına konu olamaz.
  • Levhaya kabulden önceki eylem meslekten çıkarma cezasını gerektiriyorsa disiplin kovuşturması yapılabilir.
  • Staj döneminde işlenen eylemler birinci fıkradaki korumadan yararlanamaz ve meslekten çıkarma gerektirmese de kovuşturmaya konu olabilir.
  • Avukatın avukatlığı sırasında işlediği eylem ve davranışlar nedeniyle, avukatlıktan ayrılmış olsa bile disiplin kovuşturması yapılabilir.
  • Birinci fıkradaki koruma, kabul öncesi eylemlere ilişkin olduğundan, kabul sonrası eylemlerin kovuşturulmasını engellemez.

Baroya kabul öncesi eylem ile avukatlık sırasındaki eylem arasındaki fark nedir?

Baro levhasına kabul ve yazılmadan önce işlenen eylem ve davranışlar, kural olarak disiplin kovuşturmasına konu olamaz.

Avukat olarak levhada bulunduğu sırada işlenen eylem ve davranışlar, disiplin kovuşturmasına konu olabilir.

Kabul öncesi eylem, yalnızca meslekten çıkarma cezasını gerektiriyorsa disiplin kovuşturmasına konu edilebilir; diğer hallerde kovuşturma yapılamaz.

Genel kural ile staj dönemi arasındaki fark nedir?

Birinci fıkradaki kabul öncesi koruma, avukat unvanını kazanmadan önceki eylemler için geçerlidir.

Staj dönemi, birinci fıkradaki hükmün dışında bırakılmıştır.

Stajyerin staj döneminde işlediği eylemler, meslekten çıkarma cezası gerektirmese de disiplin kovuşturmasına konu olabilir.

Avukatlıktan ayrılma öncesi ile sonrası eylem arasındaki fark nedir?

Avukatın avukatlığı sırasında işlediği eylem ve davranışlar, avukatlıktan ayrılmış olsa bile disiplin kovuşturmasına konu olabilir.

Baro levhasına kabul öncesi eylemler ise birinci fıkra uyarınca korunur.

Avukatlıktan ayrılmak disiplin yetkisini ortadan kaldırmaz; ayrılma sonrası kovuşturma, eylemin avukatlık sırasında işlenmiş olmasına bağlıdır.

Davranışlar: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Levhaya kabul öncesi eylemleri, meslekten çıkarma gerektirmese bile disiplin kovuşturmasına konu olabilir saymak; birinci fıkranın koruması bu eylemler bakımından geçerlidir.
  • Staj dönemini birinci fıkradaki korumanın kapsamında saymak; madde staj dönemini açıkça bu korumanın dışında bırakmıştır.
  • Avukatlıktan ayrılan kişinin disiplin yetkisinin tamamen sona erdiğini düşünmek; avukatlık sırasındaki eylemler için kovuşturma yapılabilir.
  • Kabul öncesi bir eylem için disiplin kovuşturması açılabileceğini, eylemin meslekten çıkarma gerektirip gerektirmediğini değerlendirmeden kabul etmek.
  • Kabul sonrası işlenen eylemleri, kabul öncesi eylemler için öngörülen korumanın kapsamında saymak.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Levhaya kabul öncesi işlenen ve levhaya yazıldığı tarihte henüz avukat unvanı bulunmayan kişinin eylemlerinin, meslekten çıkarma cezasını gerektirmediği hallerde disiplin kovuşturmasına konu edilmesinin hukuka aykırı olduğu kabul edilmektedir. (8. Daire, 2024/3087 E., 2024/3376 K., 30.05.2024; 8. Daire, 2024/2783 E., 2024/3013 K., 21.05.2024)
  • Disiplin soruşturması açıldığı tarihte kişinin avukatlık ruhsatı ve baro levhası kaydı bulunmuyorsa, avukat unvanına sahip olmadığı gerekçesiyle, kabul öncesi eylemler bakımından 138. maddenin uygulanacağı kabul edilmektedir. (8. Daire, 2022/1989 E., 2022/2757 K., 15.04.2022; 8. Daire, 2022/2602 E., 2022/2711 K., 14.04.2022)
  • Eylem tarihinde avukat olmayan kişinin eylemlerinin, meslekten çıkarma cezasını gerektirmeyen kabul öncesi eylem olarak değerlendirilmesi gerektiği kabul edilmektedir. (8. Daire, 2024/2783 E., 2024/3013 K., 21.05.2024)

Nasıl ispat edilir?

  • Disiplin kovuşturmasına konu eylemin kabul öncesi mi kabul sonrası mı işlendiğini ortaya koyma yükü disiplin mercii ve kovuşturmayı yürüten tarafta olup, eylemin tarihi baro levhası kaydı, avukatlık ruhsatı ve ihbar veya dosya belgeleriyle ispatlanır.
  • Eylemin meslekten çıkarma cezasını gerektirip gerektirmediğini ortaya koyma yükü kovuşturmayı başlatan tarafta olup, eylemin niteliği ve ağırlığı dosyadaki somut belgelerle ispatlanır.
  • Eylemin staj döneminde işlendiği iddiası ileri sürüldüğünde, stajyerlik kaydı ve staj listesi belgeleriyle ispatlanır; staj döneminin birinci fıkranın dışında olduğu bu belgelerle ortaya konur.
  • Avukatın, eylemin kabul öncesi işlendiğini ileri sürerek korumadan yararlanmak istemesi hâlinde, bu savunmanın tarihsel dayanağını kendisi ortaya koymakla yükümlüdür.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 1136 sayılı Avukatlık Kanunu m.134: Avukatlar hakkında disiplin sorumluluğunun ve kovuşturmanın genel çerçevesini çizer; bu madde ile birlikte okunur. Şerhin kapsam kısmında belirtilen disiplin hükümlerinin yeri olarak anılmaktadır.

Avukatlık Kanunu m.139 — Kovuşturma yetkisi ve eksik üyelerin tamamlanması

Madde, avukat hakkında disiplin kovuşturmasına karar verme ve kovuşturmayı yürütme yetkisinin hangi baroya ait olduğunu belirler; yetkili baronun tespitinde esas alınacak tarihi ve bu tarihte avukatın levhasının hangi baroda olduğunu gösterir. Ayrıca baro organlarındaki üyelerin kendi haklarındaki kovuşturmalara katılamamasını ve bu yüzden toplantı yeter sayısı oluşmazsa yedeklerle, yedekler de yetmezse ad çekme yoluyla tamamlanmayı düzenler. Madde, avukat olmayan kişilerin disiplin işlemlerini düzenlemez. Disiplin cezalarının türlerini ve uygulanmasını düzenlemez (ilgili disiplin maddelerinde yer alır). Disiplin kovuşturmasının zamanaşımı ve soruşturma usulü bu maddede düzenlenmez. Baro yönetim kurulu ile disiplin kurulunun görev ve seçimine ilişkin ayrıntılar, madde metninde yer almaz ve bu maddenin kapsamı dışındadır.

Kovuşturma yetkisi ve eksik üyelerin tamamlanması: hangi kavramlar bilinmeli?

Yetkili baro
Kovuşturmaya konu şikâyet veya ihbarın yapıldığı, Cumhuriyet savcısının kovuşturma isteğinde bulunduğu ya da eylemin re'sen öğrenildiği tarihte avukatın hangi baronun levhasında yazılı olduğu baro olarak belirlenir. Yetki, sonraki levha değişikliğine göre değil bu tarihteki levha durumuna göre tespit edilir.
Re'sen haber alma
Disiplin kovuşturmasına konu eylem veya davranışın bir ihbar ya da şikâyet olmaksızın baro veya ilgili makamca öğrenilmesidir. Bu durumda yetkili baronun tespiti öğrenme tarihine göre yapılır.
Toplantı yeter sayısı
Baro yönetim ve disiplin kurullarının karar alabilmesi için gereken asgari üye katılımıdır. Yasak nedeniyle katılamayan üyeler sayıdan düşeceğinden, eksikler yedeklerle ve gerekirse ad çekmeyle tamamlanır.
Yedek üye
Baro yönetim ve disiplin kurullarında asıl üyenin yerine katılmak üzere seçilmiş kişilerdir. Yedekler de katılamazsa madde uyarınca levhada yazılı ve kurullara seçilme yeterliği bulunan avukatlar arasından ad çekme yoluyla kişi seçilir.
Ad çekme yolu
Eksik üyelerin, levhada yazılı ve kurullara seçilme yeterliği bulunan avukatlar arasından kura ile belirlenmesi yöntemidir. Yedeklerle tamamlanamayan durumda başvurulan son yoldur.

Kovuşturma yetkisi ve eksik üyelerin tamamlanması: hangi şartlar aranır?

  • Kovuşturmaya konu şikâyet veya ihbarın yapıldığı, savcının kovuşturma isteğinde bulunduğu ya da eylemin re'sen öğrenildiği tarihin belirlenmesi gerekir.
  • Avukatın bu tarihte hangi baronun levhasında yazılı olduğunun tespit edilmesi gerekir; yetki bu baroya aittir.
  • Baro başkanı, baro yönetim ve disiplin kurulu üyeleri kendi haklarındaki kovuşturmalarla ilgili görüşme ve kararlara katılamaz.
  • İkinci fıkra kapsamına giren bir durum, ret veya istinkâf sebepleri yüzünden toplantı yeter sayısı bulunamıyorsa eksikler yedeklerle tamamlanmalıdır.
  • Yedekler de katılamaz ya da sayıları yetmezse eksikler, levhada yazılı ve kurullara seçilme yeterliği bulunan avukatlar arasından ad çekme yoluyla tamamlanmalıdır.

Kovuşturma yetkisi ve eksik üyelerin tamamlanması: hangi sonuçları doğurur?

  • Avukatın levhasının bulunduğu baro, tespit edilen tarihte disiplin kovuşturmasına karar verme ve kovuşturmayı yürütme yetkisine sahip olur.
  • Eylemin öğrenildiği tarihte avukat başka bir baronun levhasında yazılıysa, yetki o baroya aittir.
  • Kendi hakkındaki kovuşturmada yasaklı olan baro başkanı ve üyeleri görüşme ve karara katılamaz.
  • Yasaklı veya çekilen üyeler nedeniyle toplantı yeter sayısı oluşmazsa, kurul eksikleri yedeklerle tamamlar.
  • Yedekler de katılamaz veya sayıları yetmezse, eksikler ad çekme yoluyla seçilen avukatlarla tamamlanır.
  • Yetki baronun levhasına bağlandığı için, avukatın sonradan başka bir baroya geçmesi tespit edilmiş yetkiyi kendiliğinden değiştirmez (K1 kararı, levhadan ilişiğin kesilmesinden sonra verilen cezanın hukuka aykırılığı iddiasını bu çerçevede değerlendirmiştir).

Şikâyet veya ihbar tarihi / Savcının kovuşturma isteği / Re'sen haber alma: fark nedir?

Kovuşturmaya dayanak olan şikâyet veya ihbarın yapıldığı tarih, savcının kovuşturma isteğinde bulunduğu tarih ya da eylemin re'sen öğrenildiği tarih, yetkili baroyu belirleyen anlardır.

Bu anlardan hangisinin ortaya çıktığı olaya göre değişir; madde bunları alternatif olarak sayar.

Hangi anın gerçekleştiğine bakılarak aynı avukat için yetkili baro tespit edilir; ilgili tarihte avukatın levhası hangi baroda ise yetki o baroya aittir.

Baro başkanı ve üyeleri ile kendi hakkındaki kovuşturma arasındaki fark nedir?

Kendi hakkında disiplin kovuşturması yürütülen baro başkanı ve yönetim veya disiplin kurulu üyesi, bu kovuşturmayla ilgili görüşme ve karara katılamaz.

Aynı kurullardaki diğer üyeler, kendi hakkında olmayan kovuşturmalarda görüşme ve karara katılmaya devam eder.

Yasak yalnız ilgili üyeyi kapsar; toplantı yeter sayısı bu nedenle eksilirse yedek mekanizması devreye girer.

Yedek üyeler ile ad çekme yolu arasındaki fark nedir?

Eksik üyeler önce yedeklerle tamamlanır.

Yedeklerin de katılamaması veya sayısının yetmemesi halinde levhada yazılı ve seçilme yeterliği bulunan avukatlardan ad çekme yolu ile eksikler belirlenir.

Ad çekme yalnız yedeklerle tamamlanamadığında başvurulan ikinci aşamadır.

Kovuşturma yetkisi ve eksik üyelerin tamamlanması: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Yetkili baroyu disiplin kovuşturmasının açıldığı tarihteki levha durumuna göre belirlemek; madde, ihbar, şikâyet, savcı isteği veya re'sen öğrenme tarihini esas alır.
  • Avukatın sonradan başka bir baroya nakil olmasını yetkinin değiştiği sanmak; yetki eylem anındaki levhaya bağlıdır.
  • Baro başkanı veya üyesinin kendi kovuşturmasına katılamayacağı yasağını, kendi hakkında olmayan kovuşturmalara da uygulamak.
  • Yedek üyelerle toplantı yeter sayısı tamamlanmadan ad çekme yoluna başvurmak; madde sıralı bir yol öngörür.
  • Ad çekme ile seçilecek kişilerin levhada yazılı ve kurullara seçilme yeterliği bulunan avukatlar olması gerektiğini gözden kaçırmak.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Disiplin yetkisinin tespitinde, avukatın kovuşturmaya konu eylem tarihindeki levha kaydı esas alınır; sonradan levhadan ilişiği kesilmiş olması tek başına yetkiyi ortadan kaldırmaz. (8. Daire, 2024/5164 E., 2024/4546 K., 17.09.2024)
  • Eylemin staj dönemine veya öncesine ait olduğu, ihbar ve soruşturma tarihlerinde ilgilinin avukat sıfatı taşımadığı durumlarda, 1136 sayılı Kanun m.139 uyarınca disiplin kovuşturması yapılamayacağı yönünde uygulama bulunmaktadır. (8. Daire, 2022/1989 E., 2022/2757 K., 15.04.2022; 8. Daire, 2022/2602 E., 2022/2711 K., 14.04.2022)

Nasıl ispat edilir?

  • Yetkili baronun tespiti için kovuşturmaya dayanak şikâyet, ihbar, savcılık isteği veya re'sen öğrenme tarihinin belgelerle gösterilmesi gerekir; bu tarihi belirleme yükü disiplin kovuşturmasını yürüten baroya düşer.
  • Avukatın ilgili tarihte hangi baronun levhasında yazılı olduğu baro levha kaydından ispatlanır.
  • Baro başkanı veya üyesinin kendi hakkındaki kovuşturmaya katılmadığı, kurul kararının tutanağında gösterilmelidir.
  • Yedek veya ad çekme yoluyla tamamlanan kurul bileşiminin usulüne uygun oluşturulduğu, toplantı tutanağı ve kura kaydıyla ispatlanır.
  • Avukat sıfatının bulunmadığı iddiası, ilgilinin ihbar ve soruşturma tarihlerindeki levha ve sıfat durumuna dayanılarak karşı tarafça ispat edilir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 1136 sayılı Kanun m.66: Avukatın bölgesi içinde sürekli olarak avukatlık edeceği yerin baro levhasına yazılmasını düzenler; madde 139'daki yetki tespitinde esas alınan levha durumu bu hükme dayanır.
  • 1136 sayılı Kanun m.76-108: Barolara tüzel kişilik ve görevlerini tanımlar; madde 139'daki yetkili baro kavramının kurumsal çerçevesini oluşturur.

Avukatlık Kanunu m.140 — Ceza kovuşturmasının disiplin cezalarına tesiri

1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 140. maddesi, avukat hakkında başlamış bir ceza kovuşturması ile disiplin kovuşturması arasındaki ilişkiyi düzenler. Ceza kovuşturmasının disiplin işlem ve kararlarının uygulanmasına engel olmayacağı kuralını koyar; aynı eylem nedeniyle ceza davası açılmışsa disiplin kovuşturmasının bekletilmesini, beraat hâlinde disiplin kovuşturmasının koşullarını ve hükümlülük hâlinde baro yönetim kurulunun disiplin kovuşturması açma yükümlülüğünü düzenler. Madde, baro disiplin organlarının avukatlar hakkında uyguladığı disiplin yargılamasına uygulanır. Ceza yargılamasının usulünü, ceza mahkemesinin yetkisini ve verilecek cezaların türünü düzenlemez; bunlar Ceza Muhakemesi Kanunu ve Türk Ceza Kanunu hükümlerindedir. Ayrıca işten yasaklamanın ayrıntılı usulü (m.153 ve m.154) ve disiplin cezalarının kendisi bu maddede yer almaz ve ilgili maddelerinde düzenlenmiştir.

Ceza kovuşturmasının disiplin cezalarına tesiri: hangi kavramlar bilinmeli?

Disiplin kovuşturması
Baro disiplin organlarınca avukat hakkında, mesleki yükümlülüğe aykırı eylem nedeniyle yürütülen yargılamadır. Ceza kovuşturmasından bağımsız bir mesleki yargılamadır ve amacı, ceza yargılamasının amacından farklıdır.
Ceza kovuşturması
Avukatın aynı eylemi nedeniyle ceza mahkemesinde yürüyen yargılamadır. Bu maddede yalnızca başlamış olması önemlidir; başlaması disiplin işlemlerini durdurmaz, ancak ceza davasının açılmış olması disiplin kovuşturmasının bekletilmesi sonucunu doğurur.
İşten yasaklama
Disiplin kovuşturması sürerken avukatın mesleki faaliyetten alıkonulmasıdır. Madde, bekletme hâlinde yönetim kurulunun isteği üzerine disiplin kurulunun bu konuda karar vermesini öngörür; ayrıntılar m.153 ve m.154'te yer alır.
Beraat hâli
Maddede istisna olarak sayılan, eylemin işlenmemiş olması veya sanığın eylemi yapmamış olması nedeniyle verilen beraat kararıdır. Diğer beraat sebeplerinde disiplin kovuşturması bağımsız disiplin nitelikli bir eylem bulunmasına bağlıdır.
Başlı başına disiplin kovuşturmasını gerektiren eylem
Ceza hükümlerinden ayrı olarak mesleki yükümlülüğe aykırılık oluşturan eylemdir. Beraatle sonuçlanmış bir davanın konusuna giren bir eylemde disiplin kovuşturması ancak bu nitelikteyse açılabilir.

Ceza kovuşturmasının disiplin cezalarına tesiri: hangi şartlar aranır?

  • Avukat hakkında bir ceza kovuşturması veya disiplin işlem ve kararı bulunmalıdır; ceza kovuşturmasının başlamış olması, disiplin işlem ve kararlarının uygulanmasına engel değildir.
  • Aynı eylemden dolayı ceza mahkemesinde dava açılmış olmalıdır; bu hâlde disiplin kovuşturması ceza davasının sonuna kadar bekletilir.
  • Bekletme hâlinde baro yönetim kurulunun isteği üzerine disiplin kurulu, avukatın işten yasaklanmasına yer olup olmadığı hakkında m.153 ve m.154 uyarınca karar vermek zorundadır.
  • Beraat kararı verilmiş bir ceza davasının konusuna giren eylemde disiplin kovuşturması açılabilmesi için eylemin ceza hükümlerinden ayrı olarak başlı başına disiplin kovuşturmasını gerektirir nitelikte olması gerekir; eylemin işlenmemiş olması veya sanığın yapmamış olması nedeniyle verilen beraat bu koşulu aranmaksızın disiplin kovuşturmasına engel değildir.
  • Hükümlülükle sonuçlanan bir ceza davasının konusunu oluşturan eylemde baro yönetim kurulu ayrıca disiplin kovuşturması açmak zorundadır.

Ceza kovuşturmasının disiplin cezalarına tesiri: hangi sonuçları doğurur?

  • Avukat hakkında ceza kovuşturması başlamış olsa da disiplin işlem ve kararları uygulanmaya devam eder.
  • Aynı eylemden dolayı ceza mahkemesinde dava açılmışsa avukat hakkındaki disiplin kovuşturması ceza davasının sonuna kadar bekletilir.
  • Bekletme hâlinde yönetim kurulunun isteği üzerine disiplin kurulu, avukatın işten yasaklanmasına yer olup olmadığı hakkında m.153 ve m.154 uyarınca karar vermek zorundadır.
  • Beraat hâlinde, eylemin işlenmemiş olması veya sanığın yapmamış olması dışındaki bir gerekçeyle beraat edilmişse, disiplin kovuşturması ancak eylemin başlı başına disiplin kovuşturmasını gerektirmesi hâlinde yapılabilir.
  • Eylemin işlenmemiş olması veya sanığın yapmamış olması nedeniyle beraat edilmişse bu koşul aranmaz; ancak bu durumda disiplin kovuşturması açılmaz.
  • Hükümlülükle sonuçlanan ceza davasının konusunu oluşturan eylemde baro yönetim kurulu ayrıca disiplin kovuşturması açmak zorundadır.
  • Eylemin ceza davasının konusuna girmediği durumda bu madde uygulanmaz ve disiplin kovuşturması ceza yargılamasından bağımsız yürür.

Ceza kovuşturması başlamış ile ceza davası açılmış arasındaki fark nedir?

Yalnızca ceza kovuşturması başlamışsa, avukat hakkında yürüyen disiplin işlemleri ve kararları durdurulmaz ve uygulanmaya devam eder.

Aynı eylemden dolayı ceza mahkemesinde dava açılmışsa disiplin kovuşturması ceza davasının sonuna kadar bekletilir.

Dava açılmış olması disiplin kovuşturmasını durdurur; yalnızca başlamış kovuşturma bu etkiyi doğurmaz. Bekletme hâlinde işten yasaklama konusunda ayrı bir karar gerekir.

Beraat ile hükümlülük arasındaki fark nedir?

Beraat kararında, eylemin işlenmemiş olması veya sanığın yapmamış olması nedeniyle verilen beraat, disiplin kovuşturmasını kendiliğinden engellemez.

Hükümlülük kararında baro yönetim kurulu, aynı eylemden dolayı ayrıca disiplin kovuşturması açmak zorundadır.

Hükümlülükte disiplin kovuşturması zorunludur; beraatte ise eylemin başlı başına disiplin nitelikli olup olmadığına bakılır.

İşlenmediği için beraat ile diğer gerekçelerle beraat arasındaki fark nedir?

Eylemin işlenmemiş olması veya sanığın yapmamış olması nedeniyle verilen beraat, maddenin ikinci koşulunun dışındadır.

Diğer gerekçelerle verilen beraatte, eylemin ceza hükümlerinden ayrı olarak başlı başına disiplin kovuşturmasını gerektirmesi aranır.

Eylemin işlenmediği ya da avukat tarafından yapılmadığı tespit edilmişse disiplin kovuşturması açılamaz; diğer beraat hâllerinde ise disiplin nitelikli eylem varsa kovuşturma açılabilir.

Disiplin kovuşturması ile ceza kovuşturması (işten yasaklama) arasındaki fark nedir?

Disiplin kovuşturmasında amaç mesleki yükümlülüğün korunmasıdır ve bu yargılama ceza yargılamasından bağımsızdır.

Ceza kovuşturmasında amaç suç nedeniyle cezalandırmadır ve yargılama ceza muhakemesi kurallarına tabidir.

Ceza kovuşturmasının sonucu, disiplin kararını kendiliğinden belirlemez; bekletme hâlinde dahi disiplin organı işten yasaklama konusunda karar vermek zorundadır.

Ceza kovuşturmasının disiplin cezalarına tesiri: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Ceza kovuşturmasının başlamış olmasını disiplin kovuşturmasını durduran bir sebep saymak; oysa yalnızca ceza davasının açılmış olması bekletme sonucunu doğurur.
  • Ceza Verilmesine Yer Olmadığı kararını beraat sayıp disiplin kovuşturmasını kendiliğinden engellenmiş saymak.
  • Beraat kararı verilen her durumda disiplin kovuşturmasının açılamayacağını varsaymak; eylemin işlenmediği ya da sanığın yapmadığı gerekçesiyle verilen beraat dışında, eylemin başlı başına disiplin nitelikli olması hâlinde kovuşturma açılabilir.
  • Bekletme hâlinde disiplin kurulunun karar vermesini gereksiz görmek; m.140 bu hâlde yönetim kurulunun isteği üzerine işten yasaklama konusunda karar verilmesini zorunlu kılar.
  • Hükümlülükle sonuçlanan davada baro yönetim kurulunun disiplin kovuşturması açmasını takdir yetkisi saymak; madde bu hâlde açma yükümlülüğü getirir.
  • Madde metninde yer almayan süre veya oran uygulamak; bu maddede süre bulunmamaktadır.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Ceza kovuşturması sonucunda kesinleşen hükümlülük kararı varsa baro disiplin kovuşturması açılması gerektiği kabul edilmektedir. (İkinci Bölüm, 2014/11453 E., 09.01.2019)
  • Ceza Verilmesine Yer Olmadığı kararı beraat kararı sayılmadığından, bu karar m.140 kapsamında değerlendirilmemekte ve disiplin kovuşturmasına engel oluşturmamaktadır. (8. Daire, 2024/6358 E., 2024/6435 K., 10.12.2024)
  • Aynı eylemden dolayı ceza yargılaması devam ederken disiplin kovuşturmasının bekletilmesi ve bu hâlde m.140 uyarınca kararın verilmesi gerektiği kabul edilmektedir. (İkinci Bölüm, 2017/14699 E., 15.09.2020)
  • Ceza mahkemesinde verilen hükümlülük kararının kesinleşmesi sonrasında, avukatın eyleminin FETÖ/PDY üyeliği kapsamında değerlendirildiği ve disiplin cezası gerektirdiği sonucuna varılmıştır; bu tespitlerde m.140 ile m.158 birlikte uygulanmıştır. (8. Daire, 2024/4652 E., 2024/4350 K., 10.09.2024; 8. Daire, 2024/714 E., 2024/1043 K., 29.02.2024)
  • Disiplin kovuşturması yapılırken avukatın savunmasının alınması ve baro disiplin kurulunun duruşma talebini değerlendirmesi, m.140 ile birlikte usuli bir zorunluluk olarak ele alınmıştır. (8. Daire, 2022/7412 E., 2024/5569 K., 25.10.2024)

Nasıl ispat edilir?

  • Disiplin kovuşturmasının açılması için ceza mahkemesinde aynı eylemden dava açıldığını ya da hükmün kesinleştiğini gösteren belge (dava dosyası veya kesinleşme şerhli karar) ilgili baro yönetim kurulu tarafından sunulmalıdır.
  • Beraat kararına dayanarak disiplin kovuşturmasına engel olunduğunu ileri süren avukat, beraatin eylemin işlenmemiş veya kendisince yapılmamış olması nedeniyle verildiğini ispatlamakla yükümlüdür; bu ispat ceza kararının gerekçesiyle yapılır.
  • Eylemin ceza davasının konusunu oluşturup oluşturmadığı, dosya kapsamındaki eylem tanımının karşılaştırılmasıyla belirlenir; bu konuda ispat yükü disiplin kovuşturmasını açan baro yönetim kuruluna aittir.
  • Hükümlülük hâlinde baro yönetim kurulunun ayrıca disiplin kovuşturması açmakla yükümlü olduğu, kesinleşmiş hükmün dosyaya eklenmesiyle ispat edilir.
  • Bekletme kararının gerekçesi ve işten yasaklama konusundaki disiplin kurulu kararı, yazılı belge olarak dosyada bulunmalıdır; yazılı belge bulunmaması hâlinde karar hukuka uygun olarak değerlendirilemez.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 1136 sayılı Kanun m.153: Bekletme hâlinde disiplin kurulunun işten yasaklama konusunda vereceği kararın ilk dayanağıdır; m.140 bu kararın verilmesini zorunlu kılar.
  • 1136 sayılı Kanun m.154: İşten yasaklama kararının koşul ve usulünü tamamlayan hükümdür; m.140'taki karar yükümlülüğünün uygulanma şeklini belirler.
  • 1136 sayılı Kanun m.158: Uygulamada m.140 ile birlikte anılmakta olup disiplin kovuşturmasının sonucunda verilen disiplin kararlarıyla ilgilidir; kapsam alanında andığımız disiplin cezalarının kendisini düzenler.
  • 5271 sayılı Kanun: Ceza kovuşturmasının usulünü, dava açılmasını ve kararların kesinleşmesini düzenler; m.140'taki ceza davasının açılıp sonuçlanması bu kanuna göre belirlenir.

Avukatlık Kanunu m.141 — Disiplin kovuşturmasının açılması

1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun disiplin kovuşturmasının açılmasını düzenleyen 141. maddesi; kovuşturmanın yönetim kurulu kararıyla açılmasını, karar verme süresini, kovuşturma öncesi soruşturmanın yürütülmesini ve kovuşturma açılmasına yer olmadığı kararının tebliğini kapsar. Madde, avukatlar hakkında yürütülen disiplin işlemlerinde yönetim kurulunun yetki ve sorumluluğunu belirler. Disiplin cezalarının türlerini, savunma ve cezaya karar verilmesi usulünü düzenlemez (ilgili disiplin hükümlerinin yer aldığı kanun maddelerine bakılmalıdır). Avukatlık görevi sırasında işlenen suçların soruşturulmasında Adalet Bakanlığı iznini ve ceza yargılamasının usulünü düzenlemez. Kovuşturma açılmasına yer olmadığı kararına karşı itiraz yolunu ve disiplin kurulunun kararına karşı yargı yolunu düzenlemez.

Disiplin kovuşturmasının açılması: hangi kavramlar bilinmeli?

Disiplin kovuşturması
Avukat hakkında disiplin cezası verilip verilmeyeceğinin incelendiği ve yargılamanın başlatıldığı resmî işlemdir. Madde, bu kovuşturmanın yönetim kurulunun kararıyla açılacağını öngörür.
Yönetim kurulu kararı
Disiplin kovuşturmasını açan yetkili karardır. Kovuşturmanın açılması bu karara bağlıdır; soruşturma raporu kendiliğinden kovuşturma açmaz.
Soruşturma
Kovuşturma açılmadan önce, yönetim kurulunun kendi üyelerinden birine verdiği ve kovuşturma açılıp açılmayacağına esas olan inceleme faaliyetidir. Soruşturmacı delil toplar, gerekli gördüğü kişilerin ifadesini yeminle alabilir ve avukatı dinledikten ya da dinlemek için süre verdikten sonra raporunu yönetim kuruluna sunar.
Re'sen soruşturma
Yönetim kurulunun bir ihbar, şikâyet, istem ya da Cumhuriyet savcısının talebi olmaksızın kendiliğinden soruşturma başlatmasıdır. Maddede soruşturma görevi bu hallerde de verilebilir.
İvedilik ve bir yıllık süre
Yönetim kurulunun disiplin kovuşturması hakkında karar vermesi gereken azami süredir. Süre, ihbar, şikâyet veya istek tarihinden itibaren işler.

Disiplin kovuşturmasının açılması: hangi şartlar aranır?

  • Disiplin kovuşturmasının açılması için yönetim kurulunun kovuşturma açılmasına ilişkin kararının bulunması gerekir.
  • Kovuşturma kararı, ihbar, şikâyet ya da istek tarihinden itibaren en çok bir yıl içinde verilmelidir ve yönetim kurulu bu konuda ivedi davranmak zorundadır.
  • Yönetim kurulunun kovuşturma kararından önce soruşturma yaptırması isteğe bağlıdır; yönetim kurulu bu görevi kendi üyelerinden birine verebilir.
  • Soruşturmanın konusu, ihbar, şikâyet ya da istem olabileceği gibi Cumhuriyet savcısının isteği üzerine ya da re'sen de belirlenebilir.
  • Soruşturmacı, hakkında soruşturma yapılan avukatı dinlemeli ya da dinlemek için süre vermeli ve ardından dosyayı raporla yönetim kuruluna sunmalıdır.
  • Kovuşturma açılmasına yer olmadığına dair karar verilirse bu karar ilgililere ve Cumhuriyet savcısına tebliğ edilmelidir.

Disiplin kovuşturmasının açılması: hangi sonuçları doğurur?

  • Yönetim kurulu, disiplin kovuşturmasını kendi kararıyla açar; bu karar olmadan kovuşturma başlamış sayılmaz.
  • Yönetim kurulu, ihbar, şikâyet veya istek tarihinden itibaren en çok bir yıl içinde kovuşturma hakkında karar vermek zorundadır.
  • Yönetim kurulu soruşturma görevlendirmesi yapabilir; bu görev bir üyeye verilir ve soruşturma, kovuşturma kararına esas olur.
  • Soruşturmacı, avukatı dinler ya da dinlemek için süre verir ve sonra dosyayı raporla yönetim kuruluna sunar.
  • Yönetim kurulu, soruşturma amacıyla adli ve idari mercilerden bilgi ve belge isteyebilir, dosyaları veya örneklerini inceleyebilir.
  • Kovuşturma açılmasına yer olmadığı kararı ilgililere ve Cumhuriyet savcısına tebliğ edilir.
  • Madde, bir yıllık süre geçtikten sonra verilecek kovuşturma kararının geçerliliğine ilişkin açık bir hüküm içermez; bu sonuç için ayrıca değerlendirme gerekir.

Zorunlu karar süresi ile soruşturma görevi arasındaki fark nedir?

Yönetim kurulunun kovuşturma hakkında karar verme yükümlülüğü, süreye bağlı zorunlu bir görevdir.

Soruşturma görevlendirmesi ise yönetim kurulunun takdirine bırakılmış isteğe bağlı bir aşamadır.

Soruşturma yaptırılmaması karar yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz; yönetim kurulu soruşturma yapmadan da kovuşturma kararı verebilir ya da yer olmadığına karar verebilir.

İhbar üzerine soruşturma ile re'sen soruşturma arasındaki fark nedir?

İhbar, şikâyet, istem ya da Cumhuriyet savcısının isteği üzerine yapılan soruşturmada bir başvuru kaynağı vardır.

Re'sen soruşturmada yönetim kurulu kendiliğinden harekete geçer.

Her iki halde de madde aynı soruşturma usulünü uygular; yalnızca başlangıç kaynağı farklıdır. Süre hesabında hangi tarihin esas alınacağı, başvuru tarihine ya da kurulun öğrendiği tarihe bağlı olarak tartışılabilir.

Kovuşturma açılması ile yer olmadığı kararı arasındaki fark nedir?

Yönetim kurulu kovuşturma açılmasına karar verirse disiplin kovuşturması başlar.

Yönetim kurulu kovuşturma açılmasına yer olmadığına karar verirse işlem sona erer.

Yer olmadığı kararı ilgililere ve Cumhuriyet savcısına tebliğ edilir; bu tebliğ maddenin açıkça öngördüğü zorunlu bir işlemdir.

Disiplin kovuşturmasının açılması: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Soruşturma raporunu kovuşturma kararı saymak; oysa kovuşturma açılması yönetim kurulunun ayrı bir kararını gerektirir.
  • Bir yıllık süreyi yalnızca soruşturma süresi olarak almak; süre, ihbar, şikâyet veya istek tarihinden başlar ve karar verme yükümlülüğünü kapsar.
  • Soruşturmanın yapılmasını zorunlu saymak; soruşturma görevlendirmesi yönetim kurulunun takdirindedir.
  • Yer olmadığı kararını tebliğ etmeden ilgili ve savcılığa bildirilmiş saymak; tebliğ maddenin açık gereğidir.
  • Avukatın savunmasını dinlemeden soruşturma raporu hazırlamak; madde avukatı dinleme ya da dinlemek için süre verme koşulunu getirir.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Yargıtay, 1136 sayılı Kanun'un 141. maddesinin ikinci fıkrasındaki bir yıllık süreyi disiplin kovuşturması hakkında karar verilmesi için gereken süre olarak değerlendirmektedir. (8. Daire, 2020/5862 E., 2022/4696 K., 14.09.2022)
  • Yargıtay, soruşturma sürecinde avukatın savunmasının alınmasının ve dinlenmesinin gerekli olduğunu kabul etmektedir. (8. Daire, 2021/6315 E., 2025/1677 K., 05.03.2025)
  • Yargıtay, avukatın savunma hakkının sağlanmadan kovuşturma kararı verilmesini usul eksikliği olarak görmektedir. (8. Daire, 2021/6315 E., 2025/1677 K., 05.03.2025)

Nasıl ispat edilir?

  • Disiplin kovuşturmasının zamanında açıldığını ileri süren tarafın, ihbar, şikâyet ya da istek tarihini ve yönetim kurulu kararının tarihini belgeyle ortaya koyması gerekir.
  • Bir yıllık sürenin geçtiğini savunan avukat, ihbar tarihi ile kovuşturma kararı tarihi arasındaki farkı ispat etmelidir; bu tarihler dosya kayıtlarından çıkar.
  • Soruşturmanın avukatın savunması alınmadan yürütüldüğünü ileri süren avukat, savunma alınmadığını dosya içeriği ile göstermelidir.
  • Yönetim kurulunun kovuşturma açılmasına yer olmadığı kararının ilgililere ve Cumhuriyet savcısına tebliğ edildiğini, yönetim kurulu tarafından ispatlanması gerekir; tebliğ belgesi bu ispatın temel aracıdır.
  • Soruşturma raporu ve dayanağı belgeler, kovuşturma kararının hangi delillere dayandığını göstermek için kullanılır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 1136 sayılı Kanun m.141: Maddenin kendisidir; disiplin kovuşturmasının açılması, süresi ve soruşturma usulü bu hükümde düzenlenmiştir.

Avukatlık Kanunu m.142 — Disiplin kovuşturmasına yer olmadığına dair kararlara itiraz

1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 142. maddesi, baro yönetim kurulunun disiplin kovuşturmasına yer olmadığına dair kararlarına karşı yapılacak itiraz yolunu ve bu itiraz üzerine Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulu ile Adalet Bakanlığının yetki ve işlemlerini düzenler. Düzenlediği konular; itiraz hakkı, itiraz süresi, TBB Yönetim Kurulunun dosya üzerinde inceleme yetkisi, kararların kesinleşmesi ve Adalet Bakanlığının onay ya da geri gönderme yetkisidir. Madde, şikâyetçi ile Cumhuriyet savcısına tanınan itiraz hakkı bakımından uygulanır. Disiplin kovuşturması sırasında verilen kararlar ile disiplin cezasına ilişkin kararların yargı yolu, disiplin kovuşturmasının usulü ve ceza kararlarına karşı başvuru yolları bu maddede düzenlenmez (ilgili hükümler için 1136 sayılı Kanun'un disiplin kovuşturmasına ilişkin maddeleri, m.140 ve m.153-154 ile karşılaştırılmalıdır). Ceza kovuşturması ile disiplin kovuşturmasının birbirinden bağımsızlığı da bu maddenin konusu değildir (m.140).

Disiplin kovuşturmasına yer olmadığına dair kararlara itiraz: hangi şartlar aranır?

  • Baro yönetim kurulunun disiplin kovuşturmasına yer olmadığına dair bir kararı bulunmalıdır.
  • Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde şikâyetçi veya Cumhuriyet savcısı tarafından TBB Yönetim Kuruluna itiraz edilmelidir.
  • TBB Yönetim Kurulu dosya üzerinde inceleme yaparak şikâyet, ihbar veya istemin incelemeye değer olduğu sonucuna varmalıdır; bu halde önceki karar kaldırılır ve dosya disiplin kovuşturmasının açılması için baroya gönderilir.
  • İtirazın reddine ilişkin TBB kararlarının Adalet Bakanlığına ulaşmasının ardından iki ay içinde Bakanlık karar vermemeli ya da kararı onaylamalıdır; aksi halde karar kesinleşmez.
  • Bakanlık uygun bulmadığı kararı gerekçesiyle TBB'ye geri gönderebilir; geri gönderilen karar TBB Yönetim Kurulunca üçte iki çoğunlukla aynen kabul edilmelidir.

Disiplin kovuşturmasına yer olmadığına dair kararlara itiraz: hangi sonuçları doğurur?

  • Baro yönetim kurulunun disiplin kovuşturmasına yer olmadığı kararına süresinde itiraz edilmezse karar kesinleşir.
  • TBB Yönetim Kurulu, itiraz üzerine şikâyet veya istemi incelemeye değer bulursa önceki kararı kaldırır ve dosyayı disiplin kovuşturmasının açılması için baroya gönderir.
  • TBB Yönetim Kurulunun itirazı kabul veya reddeden kararları kesindir.
  • TBB'nin itirazı reddeden kararı Bakanlığa ulaşır ve iki ay içinde Bakanlık karar vermezse ya da onaylarsa kesinleşir.
  • Bakanlık kararı uygun bulmazsa gerekçesiyle TBB'ye geri gönderir; TBB geri gönderilen kararı üçte iki çoğunlukla aynen kabul ederse karar onaylanmış olur, aksi halde onaylanmamış sayılır.
  • Geri gönderilen kararın onaylanmamış sayılması hâlinde sonuç TBB tarafından Adalet Bakanlığına bildirilir.
  • Maddenin son fıkrası gereği 8. maddenin 6. ve 7. fıkraları, bu hâlde de kıyasen uygulanır.

Baro kararı ile TBB kararı arasındaki fark nedir?

Baro yönetim kurulunun disiplin kovuşturmasına yer olmadığı kararı, itiraz edilmezse kendiliğinden kesinleşir.

TBB Yönetim Kurulunun itiraz üzerine verdiği karar, madde metnine göre kesindir ve ayrıca Bakanlık onayına bağlı olabilir.

Baro kararına karşı süresinde itiraz gerekir; TBB kararı, itirazın reddi hâlinde Bakanlık aşamasına geçer.

İtirazın kabulü ile reddi arasındaki fark nedir?

TBB, şikâyet veya istemi incelemeye değer bulursa önceki kararı kaldırır ve dosyayı disiplin kovuşturması için baroya gönderir.

TBB, itirazı reddederse karar Adalet Bakanlığına gider ve onay süreci işler.

Kabul hâlinde disiplin kovuşturması açılır; ret hâlinde karar ancak Bakanlığın süresinde karar vermemesi ya da onaylaması ile kesinleşir.

Bakanlık onayı ile geri gönderme arasındaki fark nedir?

Bakanlık kararı onaylarsa ya da iki ay içinde karar vermezse ret kararı kesinleşir.

Bakanlık uygun bulmadığı kararı gerekçesiyle TBB'ye geri gönderebilir.

Geri gönderilen karar TBB tarafından üçte iki çoğunlukla aynen kabul edilirse onaylanmış sayılır; aksi halde onaylanmamış sayılır.

Şikâyetçi ile cumhuriyet savcısı arasındaki fark nedir?

Şikâyetçi itiraz hakkını kullanabilir.

Cumhuriyet savcısı da itiraz hakkına sahiptir.

Her iki taraf için aynı 15 günlük süre işler; madde ikisini ayrıca sınırlamaz.

Disiplin kovuşturmasına yer olmadığına dair kararlara itiraz: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Dördüncü fıkraya ait iki aylık Bakanlık süresini, birinci fıkradaki 15 günlük itiraz süresiyle karıştırmak; itiraz süresi tebliğden, Bakanlık süresi ise Bakanlığa ulaşma tarihinden işler.
  • Süreyi kararın verildiği tarihten saymak; madde süreyi tebliğ tarihinden başlatır.
  • TBB'nin itirazı reddetmesi ile kararın kesinleşmesini karıştırmak; ret kararı Bakanlık onayı veya iki ayın geçmesi olmadan kesinleşmez.
  • Bakanlığın geri gönderdiği kararı TBB'nin basit çoğunlukla kabul edebileceğini sanmak; madde üçte iki çoğunluk arar.
  • Cumhuriyet savcısının itiraz süresini şikâyetçiden farklı saymak; madde iki taraf için aynı 15 günlük süreyi öngörür.
  • Bu maddenin disiplin cezalarına karşı kanun yolu gösterdiğini varsaymak; madde yalnızca disiplin kovuşturmasına yer olmadığı kararlarına ilişkindir.

Nasıl ispat edilir?

  • İtirazı yapan şikâyetçi veya Cumhuriyet savcısı, itirazın 15 günlük süre içinde ve tebliğ tarihine göre yapıldığını ispatlamakla yükümlüdür; tebliğ belgesi bu konuda temel delildir.
  • Şikâyet, ihbar veya istemin disiplin kovuşturmasına değer olduğunu gösteren belgeler itiraz dosyasına konulmalıdır; TBB dosya üzerinde inceleme yapar.
  • Süresinde itiraz edilmediğini ileri süren taraf, tebliğ tarihinin belgelenmesiyle bu durumu ispatlar; karar kesinleşmişse bu kesinleşme dosyadan anlaşılmalıdır.
  • Bakanlığın iki ay içinde karar verip vermediği ya da kararı onayladığı, Bakanlık kaydı ve yazılı işlemle belgelenmelidir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 1136 sayılı Kanun m.140: Ceza kovuşturması ile disiplin kovuşturmasının birbirinden bağımsızlığını düzenler; itiraza konu disiplin kovuşturmasının ceza davası karşısındaki durumunu belirler, bu madde bu konuyu düzenlemez.
  • 1136 sayılı Kanun m.153-154: Disiplin kurulunun yasaklama ve disiplin kararlarına ilişkin hükümlerdir; itiraz sonucunda açılan disiplin kovuşturmasının sonucu bu maddelere göre belirlenir.

Avukatlık Kanunu m.143 — Aynı eylemden dolayı yeniden inceleme

Bu madde, avukatlar hakkında disiplin kovuşturması açılmasına yer olmadığına dair kararın konusuna giren eylemler bakımından yeniden inceleme yapılabilmesinin koşullarını ve süresini düzenler. Yeni delil bulunması ve kararın kesinleşmesinden itibaren üç yıllık sınır bu hükmün çerçevesini oluşturur. Madde, disiplin cezası veren kararların kesinleşmesinden sonra yapılacak yeniden yargılamayı (disiplin cezasına karşı yenilemeyi) düzenlemez. Mahkeme kararlarına karşı yargılamanın yenilenmesi yolu, 2646 sayılı Kanun'un 375 ila 381. maddelerinde düzenlenmiştir. Disiplin kovuşturmasının açılması, soruşturma ve savunma usulü ile disiplin kurulunun yetkisi de bu maddenin kapsamı dışındadır.

Aynı eylemden dolayı yeniden inceleme: hangi kavramlar bilinmeli?

Disiplin kovuşturması açılmasına yer olmadığı kararı
Disiplin kurulunun, soruşturma sonucunda eylem hakkında disiplin yargılaması yapılmasını gerekli görmediği karardır. Bu karar, maddede yeniden inceleme konusunu oluşturan kararı ifade eder.
Yeniden inceleme
Kesinleşmiş bir yokluk kararının, yeni delil ortaya çıktığında yeniden ele alınması yoludur. Maddede yer alan bu yol, kararın konusuna giren eylemler bakımından işletilir.
Yeni delil
Kararın verildiği tarihte mevcut olup bilinmeyen veya kullanılamayan, ancak karar kesinleştikten sonra ortaya çıkan delildir. Maddenin ilk koşulu olarak yeni delilin bulunması aranır.
Kesinleşme tarihi
Disiplin kovuşturmasına yer olmadığı kararının itiraz yolları tükenerek kesinleştiği andır. Üç yıllık sürenin başlangıç noktasını oluşturur.

Aynı eylemden dolayı yeniden inceleme: hangi şartlar aranır?

  • Disiplin kovuşturması açılmasına yer olmadığına dair bir kararın bulunması ve bu kararın kesinleşmiş olması gerekir.
  • Yeniden inceleme istenen eylemin, bu kararın konusuna girmesi gerekir.
  • Kararın kesinleşmesinden itibaren üç yıl geçmemiş olması gerekir.
  • Kararın verilmesinden sonra ortaya çıkan yeni delil bulunması gerekir.

Aynı eylemden dolayı yeniden inceleme: hangi sonuçları doğurur?

  • Yeni delil bulunması ve kararın kesinleşmesinden itibaren üç yıl geçmemiş olması hâlinde yeniden inceleme yapılabilir.
  • Üç yıl geçmişse yeni delil bulunsa bile yeniden inceleme yapılamaz.
  • Yeni delil bulunmamışsa, süre içinde olsa bile yeniden inceleme yapılamaz.
  • Yeniden inceleme sonucunda disiplin kovuşturması açılmasına yer olmadığı kararına bağlı durum yeniden değerlendirilir.

Yeniden inceleme ile mahkeme kararlarında yargılamanın yenilenmesi arasındaki fark nedir?

Bu madde, avukatlık disiplin sürecinde verilen kovuşturmaya yer olmadığı kararına karşı yeniden incelemeyi düzenler.

2646 sayılı Kanun'daki yargılamanın yenilenmesi, Danıştay ve mahkeme kararlarına karşı işleyen yoldur.

Her iki yolun koşulları, süreleri ve merciileri ayrıdır. Disiplin kararı için bu maddedeki üç yıllık sınır, mahkeme kararları için ayrı süreler geçerlidir.

Aynı eylemden dolayı yeniden inceleme: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Üç yıllık süreyi karar tarihinden değil, kesinleşme tarihinden saymak.
  • Yeni delil şartını aramadan yalnızca süre geçmediği için yeniden inceleme yapılabileceğini düşünmek.
  • Bu maddedeki yeniden inceleme ile 2646 sayılı Kanun'daki yargılamanın iadesi sürelerini karıştırmak.
  • Üç yıllık sürenin hak düşürücü mü zamanaşımı mı olduğunu tartışmadan doğrudan dava yoluyla istenebileceğini varsaymak.

Nasıl ispat edilir?

  • Yeniden inceleme isteyen avukat, kararın kesinleşme tarihini ve üç yıllık sürenin geçmediğini gösteren belgeyle ispat yükü altındadır.
  • Yeni delilin kararın verilmesinden sonra ortaya çıktığı, yazılı belge veya ilgili kaydın sunulmasıyla ispatlanır.
  • Yeni delilin kararın verildiği tarihte elde edilebilir olduğunu öne süren disiplin organı, bu savunmasını ispatlamakla yükümlüdür.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 1136 sayılı Kanun: Maddenin bulunduğu kanun olup avukatlık disiplin sürecinin genel çerçevesini düzenler.
  • 2646 sayılı Kanun m.375: Mahkeme kararlarına karşı yargılamanın iadesi sebeplerini düzenler. Bu madde ile karşılaştırma yapılırken ayrı bir yol olduğu gözetilmelidir.

Avukatlık Kanunu m.144 — Disiplin kurulunda duruşma

1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 144. maddesi, disiplin kovuşturması açılmasına karar verilen hallerde disiplin kurulunun incelemeyi nasıl yapacağını, duruşmanın evrak üzerinde mi yoksa duruşmalı mı yapılacağını, duruşmanın gizliliğini ve incelemenin süresini düzenler. Madde, yönetim kurulunun dosyayı disiplin kuruluna iletmesinden sonra uygulanır ve disiplin kuruluna gönderilen dosyada avukatın sicilinin bulunmasını öngörür. Madde disiplin soruşturmasının açılması, isnadın belirlenmesi, savunma alınması ve Genel Kurul'un cezaya ilişkin kararını düzenlemez; bu konular Avukatlık Kanunu'nun disiplin soruşturmasına ilişkin ayrı hükümlerinde yer alır. Ceza davasının sonucunun beklenmesi gereken hallerde sürenin işlemesi, maddenin ikinci cümlesindeki saklı tutma ile sınırlıdır. Maddenin disiplin cezalarının türlerini, itiraz yolunu ve zamanaşımını düzenlemediği de unutulmamalıdır.

Disiplin kurulunda duruşma: hangi kavramlar bilinmeli?

Disiplin kovuşturması
Disiplin kurulu önünde yürütülen, disiplin cezası verilip verilmeyeceğinin incelendiği aşamadır. Madde, kovuşturmanın açılmasına karar verilmiş olmasını ön koşul olarak alır.
Evrak üzerinde inceleme
Disiplin kurulunun dosyadaki belgeler üzerinden, ilgiliyi duruşmaya çağırmadan yaptığı varsayılan inceleme biçimidir. Avukatın isteği veya kurulun gerek görmesi halinde bu yol terk edilip duruşmalı inceleme yapılır.
Duruşmalı inceleme
Avukatın talebi üzerine ya da disiplin kurulunun gerekli görmesiyle yapılan, sözlü yargılamanın yapıldığı incelemedir. Avukatın isteği bu konuda bağlayıcıdır; kurul talebi reddedemez gibi okunmamalı, metin yalnızca isteğin varlığında duruşmalı yapılmasını öngörür.
Gizli duruşma
Duruşmalı incelemenin kamuya kapalı yapılmasıdır. Maddenin ikinci fıkrası duruşmanın gizli olacağını belirtir.
Ceza davasının beklenmesi
Disiplin fiiliyle ilgili ceza davası sürüyorsa kurulun incelemesinin o davanın sonucuna kadar bekletilmesi halidir. Bu hal süre sınırının dışında tutulmuştur.

Disiplin kurulunda duruşma: hangi şartlar aranır?

  • Yönetim kurulunun disiplin kovuşturması açılmasına karar verilen dosyayı disiplin kuruluna iletmiş olması gerekir.
  • Disiplin kurulunun incelemeyi öncelikle evrak üzerinden yapacağı kabul edilmelidir; dosya içinde avukatın sicilinin de bulunması gerekir.
  • Avukatın isteği veya disiplin kurulunun gerek görmesi varsa inceleme duruşmalı yapılmalıdır.
  • Duruşmalı yapılan incelemenin gizli olması gerekir.
  • İnceleme ivedilikle ve kararın kurula geliş tarihinden itibaren en geç bir yıl içinde sonuçlandırılmalıdır; ceza davasının sonucunun beklenmesini gerektiren haller bu süre dışında tutulmuştur.

Disiplin kurulunda duruşma: hangi sonuçları doğurur?

  • Disiplin kurulu incelemeyi kural olarak evrak üzerinde yapar ve gerekli dosyayı, avukatın siciliyle birlikte değerlendirir.
  • Avukatın isteği veya kurulun gerek görmesi halinde inceleme duruşmalı yapılır.
  • Duruşmalı inceleme gizli yürütülür.
  • Ceza davasının sonucunun beklenmesi gereken hallerde bir yıllık süre işlemez ve inceleme bu davanın sonucuna göre ilerler.
  • Maddede süre aşımına bağlanmış bir yaptırım yer almadığından, sürenin aşılması tek başına incelemenin geçersizliği sonucunu doğurmaz; sürenin aşılması ayrı bir değerlendirme konusu olabilir.

Evrak üzerinden inceleme ile duruşmalı inceleme arasındaki fark nedir?

Varsayılan yol olarak inceleme dosya üzerinden yapılır ve ilgili duruşmaya çağrılmaz.

Avukatın istemi veya kurulun gerekli görmesi halinde inceleme sözlü duruşmada yapılır.

Duruşmalı yolda gizlilik kuralı devreye girer ve duruşma kamuya kapalı yapılır.

Avukatın isteği ile kurulun takdiri arasındaki fark nedir?

Avukatın duruşma talebi, kurulun takdirine bağlı olmaksızın duruşmalı incelemeyi doğurur.

Kurulun kendiliğinden gerek görmesi, avukatın talebi olmaksızın duruşmalı yapmaya yetkilidir.

Avukat talep ettiğinde duruşma yapılmadan evrak üzerinde karar verilmesi maddeye aykırılık oluşturur. (8. Daire, 2022/7412 E., 2024/5569 K., 25.10.2024)

Genel süre ile ceza davası bekletmesi arasındaki fark nedir?

Kurul incelemeyi bir yıl içinde bitirmek zorundadır.

Ceza davasının sonucunun beklenmesini gerektiren hallerde süre işlemez.

Ceza davasına bağlı dosyalarda bir yıllık süre aşılmış görünse de geçersizlik doğmaz.

Disiplin kurulunda duruşma: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Avukatın duruşma talebi bulunmasına rağmen dosya üzerinden karar vermek; talep varsa inceleme duruşmalı yapılmalıdır.
  • Duruşmalı incelemenin gizli olduğunu unutup duruşmayı açık yapmak.
  • Bir yıllık süreyi kararın kurula gelişi yerine yönetim kurulunun karar tarihinden saymak.
  • Ceza davasının beklenmesi hâlinde süreyi işletmeye devam etmek; bu hallerde süre işlemez.
  • Maddenin süre aşımına bağlı bir hak düşürücü sonuç öngörmediğini düşünerek sürenin aşılmasını otomatik olarak cezayı ortadan kaldırıyor saymak.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Avukatın duruşmalı inceleme talebinin dikkate alınmadan evrak üzerinde karar verilmesi, maddeye aykırı bulunmakta ve cezanın bozulmasına yol açmaktadır. (8. Daire, 2022/7412 E., 2024/5569 K., 25.10.2024)

Nasıl ispat edilir?

  • Duruşmalı inceleme talebini ileri süren avukat, talebinin disiplin kuruluna ulaştığını yazılı belgeyle (dilekçe ve havale kaydıyla) ispatlamalıdır.
  • Kurulun evrak üzerinden karar vermesi halinde, avukatın talebinin varlığı ve kurula iletildiği dosya kayıtlarıyla gösterilmelidir.
  • Bir yıllık sürenin aşıldığını ileri süren taraf, kararın kurula geliş tarihini gösteren belgeyle bu iddiasını ispatlamalıdır.
  • Ceza davasının beklenmesi savunmasını ileri süren kurul veya taraf, ilgili ceza davasının varlığını ve sürdüğünü mahkeme kayıtlarıyla göstermelidir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 1136 m.144: Maddenin kendi metnidir; başka madde atfı yoktur.

Avukatlık Kanunu m.145 — Gıyapta duruşma

Bu madde, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu kapsamında, baroya kayıtlı avukatın çağrıya uymaması hâlinde yapılacak yargılama işlemlerini düzenler. Maddede yer alan hüküm, avukatın gıyabında duruşma yapılmasına ve bu duruşmanın gıyabında yapılacağının davetiyede belirtilmesi şartına ilişkindir. Madde, avukatlık kanunundan doğan disiplin veya görevle ilgili çağrılarda uygulanan bir usul kuralıdır. Maddenin kapsamına girmeyenler şunlardır: duruşmanın ertelenmesi ve dosyanın işlemden kaldırılması (HMK ve CMK hükümleri), tarafların yokluğunda yapılacak işlemlerin itiraz usulü, avukatın mazeret bildirme usulü ve ceza yargılamasında sanığın yokluğunda duruşma (CMK m.195), ayrıca bu maddeyle ilgili yargı kararlarının ayrıntılı değerlendirmesi. Madde metninde bu konulara ilişkin bir düzenleme bulunmamaktadır.

Gıyapta duruşma: hangi kavramlar bilinmeli?

Çağrı
Avukatın ilgili merciye gelmesi için yapılan, davetiyede gösterilen gün ve saati içeren bildirimdir. Madde, çağrıya uymamanın sonucunu bağlar.
Gıyabında duruşma
Avukatın duruşmada hazır bulunmadığı bir oturumda yapılan yargılama işlemidir. Avukatın bulunmaması, duruşmanın yapılmasına engel değildir.
Davetiye şartı
Gıyabında duruşmanın yapılabilmesi için davetiyede bu sonucun açıkça yazılmış olması gerekliliğidir. Davetiyede bu ihtar bulunmazsa madde uygulanamaz.

Gıyapta duruşma: hangi şartlar aranır?

  • Avukatın usulüne uygun biçimde çağrılmış olması bulunmalıdır; çağrı, gün ve saati açıkça gösteren davetiye ile yapılmalıdır.
  • Davetiyede, avukat duruşmaya gelmediği takdirde duruşmanın gıyabında yapılacağının yazılmış olması bulunmalıdır; bu yazılı ihtar yoksa gıyabında duruşma yapılamaz.
  • Avukatın çağrıya uymaması, yani belirlenen duruşmaya gelmemesi gerçekleşmiş olmalıdır.

Gıyapta duruşma: hangi sonuçları doğurur?

  • Avukat çağrıya uymazsa duruşma onun gıyabında yapılır.
  • Davetiyede gıyabında duruşma yapılacağı yazılmamışsa, avukatın gelmemesi gıyabında duruşma yapılmasına yol açmaz.
  • Avukatın duruşmaya gelmesi hâlinde madde uygulanmaz ve duruşma olağan biçimde yürütülür.
  • Gıyabında duruşma sonucunda verilen işlemler, şartlara uyulmadan yapılmışsa usulüne uygun sayılmaz ve itiraz konusu olabilir.

Davetiyede ihtar bulunan ile bulunmayan çağrı arasındaki fark nedir?

Davetiyede gıyabında duruşma yapılacağının yazıldığı çağrı, avukatın gelmemesi hâlinde duruşmanın yapılmasına olanak verir.

Davetiyede bu ihtar yazılmamış çağrı ile avukatın gelmemesi, gıyabında duruşma yapılmasına yeterli değildir.

İhtarsız davetiyeye dayanılarak gıyabında duruşma yapılması, maddenin şartı yerine gelmediği için usul hatası olur.

Avukatın çağrıya uyması ile uymaması arasındaki fark nedir?

Avukat çağrıya uyarak duruşmaya gelirse, normal duruşma yürütülür.

Avukat çağrıya uymazsa, madde uyarınca gıyabında duruşma yapılabilir.

Gıyabında duruşma yalnız çağrıya uymayan avukat bakımından ve şartlar gerçekleştiğinde söz konusu olur.

Gıyapta duruşma: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Davetiyede gıyabında duruşma ihtarı bulunmadığı hâlde madde metnine dayanarak gıyabında duruşma yapmak.
  • Avukatın gelmemesini, yazılı ihtar olmadan da yeterli bir çağrıya uymama saymak.
  • Madde uyarınca gıyabında duruşma yapılmasını, avukatın yokluğunda hüküm kurulabilmesi olarak anlamak; madde yalnız duruşmanın yapılmasına ilişkindir.
  • Ceza yargılamasındaki sanığın yokluğunda duruşma (CMK m.195) ile avukatın gıyabında duruşmayı birbirine karıştırmak.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Malzemedeki yargı kararı alıntılarında, duruşmaya katılmayan tarafın yokluğunda işlem yapılabilmesi için davetiyede sonucun açıkça belirtilmesi gerektiği kabul edilmektedir.
  • Duruşma davetiyesinde katılmamanın sonucu belirtilmemişse dosyanın işlemden kaldırılamayacağı kabul edilmektedir.
  • Avukat, Tebligat Kanunu uyarınca duruşma gün ve saatinin bildirilmesiyle tebliğ edilmiş sayıldığından, duruşmaya katılmamanın sonucunun ihtar edildiğinin tevsik edilmesi gerektiği kabul edilmektedir.

Nasıl ispat edilir?

  • Gıyabında duruşma yapılmasını ileri süren tarafın, avukatın usulüne uygun çağrıldığını ve davetiyede gıyabında duruşma ihtarının bulunduğunu ispatlaması gerekir.
  • Davetiyenin tebliğ belgesi ve içeriği, ihtarın varlığını gösteren asıl belgedir; bu belge yazılı delil niteliğindedir.
  • Avukatın mazeretinin bulunduğunu ileri süren taraf, mazeretini belgeyle ya da makul bir açıklama ile ortaya koymalıdır.
  • Davetiyede ihtarın bulunmadığı ileri sürülürse, ihtarın yazıldığını ileri süren taraf bunu belgeyle ispatlamalıdır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 1136 sayılı Avukatlık Kanunu m.145: Kendisi uygulanacak hükümdür; çağrıya uymayan avukatın gıyabında duruşmanın yapılmasını ve davetiyede bu sonucun yazılması şartını düzenler.
  • 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m.195: Sanığın yokluğunda duruşma yapılmasına ilişkin ayrı bir düzenlemedir; avukatın gıyabında duruşma hükmüyle karıştırılmamalıdır.

Avukatlık Kanunu m.146 — Delillerin gösterilmesi ve incelenmesi

1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 146. maddesi, disiplin kurulunun delillerin gösterilme ve incelenme şeklini takdir ve tayin yetkisini düzenlemektedir. Hüküm, disiplin kurulunun bu konudaki takdirinin tarafların istek veya feragatiyle ve daha önce verilmiş kararlarla bağlı olmadığını belirtir. Madde, avukatlık disiplin yargılaması yürüten disiplin kurulu bakımından uygulanır. Maddenin delillerin hangi hukuki nitelikte olduğunu, hangi delilin kabul edileceğini veya ispat yükünü düzenlediği söylenemez; bunlar başka hükümlere ve genel usul kurallarına bırakılmıştır.

Delillerin gösterilmesi ve incelenmesi: hangi kavramlar bilinmeli?

Delillerin gösterilme ve incelenme şekli
Delillerin disiplin yargılamasında hangi usulle sunulacağı, hangi sırayla ve hangi biçimde incelenip değerlendirileceğine ilişkin usuli düzendir. Maddede bu konuda disiplin kurulu yetkilidir.
Takdir ve tayin
Disiplin kurulunun, somut dosyanın gereklerine göre delil incelemesinin biçimini belirleme yetkisidir. Kurul bu yetkisini kanunda sabit bir sıra ya da form dayatılmadığı ölçüde kullanır.
Taraf istek veya feragati
Tarafların delil incelemesinin yapılmasını talep etmesi ya da bir delilden vazgeçmesidir. Kurul bu talep ve feragat ile bağlı değildir; talep ve feragat yalnızca kurulun takdirine konu olabilecek bir bilgi niteliğindedir.
Evvelce verilmiş kararlar
Kurulun aynı dosyada daha önce almış olduğu ara kararlardır. Bu kararlar kurulu yeni takdir yapmaktan alıkoymaz; kurul önceki kararına bağlı kalmadan delil incelemesini yeniden biçimlendirebilir.

Delillerin gösterilmesi ve incelenmesi: hangi şartlar aranır?

  • Disiplin yargılamasında delil incelemesi yapılacak bir dosyanın bulunması gerekir.
  • Delillerin gösterilme ve incelenme şeklinin disiplin kurulunca takdir ve tayin edilmesi gerekir.
  • Kurulun bu takdirinde taraf istek veya feragatiyle bağlı olmaması gerekir.
  • Kurulun bu takdirinde daha önce verilmiş kararlarla bağlı olmaması gerekir.

Delillerin gösterilmesi ve incelenmesi: hangi sonuçları doğurur?

  • Kurul delillerin gösterilme ve incelenme şeklini takdir ve tayin eder.
  • Taraf istek veya feragati delil incelemesinin biçimini kurul adına bağlayıcı kılmaz.
  • Önceki kararlar kurulu bağlamadığından kurul yeni bir delil inceleme düzeni belirleyebilir.
  • Kurulun takdirini kullanmadan taraf isteğine uyması, maddenin kurula tanıdığı yetkinin kullanılmadığı anlamına gelir; bu durumda kurulun bağlı olduğu bir sonuç doğmaz.

Taraf talebi ile kurulun takdiri arasındaki fark nedir?

Tarafın delil incelemesinin belirli bir biçimde yapılmasını istemesi ya da bir delilden feragat etmesi.

Kurulun delil incelemesinin biçimini kendi takdiriyle belirlemesi.

Madde uyarınca taraf talebi ya da feragati kurulu bağlamaz; kurul talebe uymak zorunda kalmadan incelemenin biçimini belirleyebilir.

Önceki ara karar ile yeni takdir arasındaki fark nedir?

Kurulun aynı dosyada önceden verdiği ara kararla belirlediği delil inceleme düzeni.

Kurulun sonraki aşamada somut gereklere göre yeniden belirlediği delil inceleme düzeni.

Önceki kararla bağlı olunmadığından kurul delil incelemesinin biçimini sonradan değiştirebilir.

Delillerin gösterilmesi ve incelenmesi: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Taraf talebini kurulu bağlayıcı sanmak; maddeye göre kurul talep ve feragatle bağlı değildir.
  • Kurulun önceki ara kararını değiştirememe sanmak; madde önceki kararlarla bağlı olmamayı açıkça söyler.
  • Maddenin delilin kabul edilebilirliğini ya da ispat yükünü düzenlediğini sanmak; madde yalnızca inceleme biçimine ilişkindir.

Nasıl ispat edilir?

  • Disiplin kurulunun delil inceleme biçimini taraf isteğinden bağımsız belirlediğini ileri süren taraf, kurul kararının ve tutanaklarının bu yönde olduğunu göstermelidir.
  • Tarafın talep ettiği bir delilin incelenmemesine itiraz eden taraf, bu talebin yapıldığını ve kurulun bu talebi reddettiğini yazılı kayıtla ortaya koymalıdır.
  • Feragat iddiasını ileri süren taraf, feragat beyanının yazılı olarak kayda geçtiğini ispatlamalıdır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

Süreler

SüreMaddeHüküm
iki yılm.135Aşağıdaki hâllerde kınama cezası verilir: a) Reklam yasağını ihlal etmek. b) Avukatlık görevi veya Türkiye Barolar Birliği ya da baro organlarındaki görevleri dolayısıyla öğrendiği hususları açığa vurmak. c) Kendisinin ve mesleğin…
üç aydanm.135İşten çıkarma; avukatın veya avukatlık ortaklığının üç aydan az ve iki yıldan fazla olmamak üzere meslekî faaliyetten yasaklanmasıdır.
iki yıldanm.135İşten çıkarma; avukatın veya avukatlık ortaklığının üç aydan az ve iki yıldan fazla olmamak üzere meslekî faaliyetten yasaklanmasıdır.
beş yılm.136(Değişik:24/12/2025-7571/7 md.) Hakkında herhangi bir disiplin cezası verilen avukatın, bu cezanın kesinleştiği tarihten itibaren beş yıl içinde disiplin cezası gerektiren yeni bir fiil işlemesi halinde, bu fiil için Kanunda öngörülen…
on günlükm.137Avukatlar hakkında yapılacak kovuşturmalarda, isnat olunan hususun avukata açıkça ve yazılı olarak bildirilmesi, yazılı savunmasının istenmesi ve bu savunma için en az on günlük bir süre tanınması zorunludur.
bir yılm.141Yönetim kurulu, ivedilikle ve her halde ihbar, şikâyet veya istek tarihinden itibaren en çok bir yıl içinde disiplin kovuşturması hakkında bir karar vermeye mecburdur.
15 günm.142Baro yönetim kurulunun, disiplin kovuşturmasına yer olmadığına dair kararlarına karşı, tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde şikâyetçi veya Cumhuriyet savcısı tarafından Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kuruluna itiraz olunabilir.
iki aym.142(Değişik dördüncü fıkra: 2/5/2001 - 4667/69 md.) Birinci fıkra gereğince yapılan itiraz üzerine, Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulu tarafından verilen itirazın reddine dair kararlar Adalet Bakanlığına ulaştığı tarihten itibaren iki ay…
üç yılm.143Disiplin kovuşturması açılmasına yer olmadığına dair kararın konusuna giren eylemlerden dolayı yeniden inceleme yapılabilmesi, yeni delillerin bulunmasına ve bu kararın kesinleştiği tarihten üç yıl geçmemiş olmasına bağlıdır.
bir yılm.144Disiplin kurulu incelemeyi ivedilikle ve herhalde kararın kendisine gelişi tarihinden itibaren en geç bir yıl içinde sonuçlandırmak zorundadır.

Süreler madde metnindeki yazımıyla verilmiştir.

Konuda geçen kararlar

29 karar
  1. 2025/50 E., 2025/47 K., 06.03.2025
    İlgili madde: m.134
  2. 1978/41 E., 1978/37 K., 25.05.1978
    İlgili madde: m.141
  3. 8. Daire, 2023/6305 E., 2025/4714 K., 16.05.2025
    İlgili madde: m.135, m.136
  4. 8. Daire, 2023/2089 E., 2025/2434 K., 12.03.2025
    İlgili madde: m.136
  5. 8. Daire, 2021/6315 E., 2025/1677 K., 05.03.2025
    İlgili madde: m.137, m.141
  6. 8. Daire, 2021/4167 E., 2024/6872 K., 17.12.2024
    İlgili madde: m.141
  7. 8. Daire, 2024/6358 E., 2024/6435 K., 10.12.2024
    İlgili madde: m.140
  8. 8. Daire, 2024/6456 E., 2024/6219 K., 05.12.2024
    İlgili madde: m.135
  9. 8. Daire, 2022/7412 E., 2024/5569 K., 25.10.2024
    İlgili madde: m.135, m.136, m.140, m.144
  10. 8. Daire, 2024/5164 E., 2024/4546 K., 17.09.2024
    İlgili madde: m.139
Diğer 19 karar
  1. 8. Daire, 2024/4652 E., 2024/4350 K., 10.09.2024
    İlgili madde: m.140
  2. 8. Daire, 2024/3087 E., 2024/3376 K., 30.05.2024
    İlgili madde: m.138
  3. 8. Daire, 2024/2783 E., 2024/3013 K., 21.05.2024
    İlgili madde: m.138
  4. 8. Daire, 2024/714 E., 2024/1043 K., 29.02.2024
    İlgili madde: m.140
  5. 8. Daire, 2023/5444 E., 2023/4375 K., 04.10.2023
    İlgili madde: m.135
  6. 8. Daire, 2021/5268 E., 2022/5807 K., 20.10.2022
    İlgili madde: m.136
  7. 8. Daire, 2020/5862 E., 2022/4696 K., 14.09.2022
    İlgili madde: m.141
  8. 8. Daire, 2022/1989 E., 2022/2757 K., 15.04.2022
    İlgili madde: m.138, m.139
  9. 8. Daire, 2022/2602 E., 2022/2711 K., 14.04.2022
    İlgili madde: m.138, m.139
  10. 10. Daire, 2016/1446 E., 2021/7084 K., 29.12.2021
    İlgili madde: m.137
  11. 8. Daire, 2021/3204 E., 2021/3136 K., 15.06.2021
    İlgili madde: m.135
  12. 8. Daire, 2003/5582 E., 2004/1968 K., 27.04.2004
    İlgili madde: m.141
  13. İkinci Bölüm, 2021/56916 E., 22.05.2024
    İlgili madde: m.134
  14. Birinci Bölüm, 2019/41440 E., 19.10.2023
    İlgili madde: m.134
  15. İkinci Bölüm, 2019/8563 E., 08.06.2023
    İlgili madde: m.134
  16. Genel Kurul, 2019/19788 E., 05.07.2022
    İlgili madde: m.134, m.136, m.138, m.141
  17. İkinci Bölüm, 2018/23565 E., 16.06.2021
    İlgili madde: m.135
  18. İkinci Bölüm, 2017/14699 E., 15.09.2020
    İlgili madde: m.134, m.136, m.140
  19. İkinci Bölüm, 2014/11453 E., 09.01.2019
    İlgili madde: m.140, m.143

Bağlayıcılık derecesine göre sıralı (Anayasa Mahkemesi, içtihadı birleştirme, genel kurullar, daireler); her grupta yeni karar önce. Tam metin karar deposundan istek üzerine yüklenir. Hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ayrıca denetleyin.

Madde bağlantıları, tarihine kadar Resmî Gazete'de yayımlanan değişiklikleri içeren güncel metne gider.

Bu konudaki maddelerde bilinen en yeni değişiklik: 24.12.2025 (m.134).

Anlatım 21.10.2026 tarihinde derlendi. Bağlayıcı olan madde metnidir.

Bu konuyu panelde çalış

Panelde bu konu 3. Avukatlık Kanunu - 3 bölümünde yer alıyor.

Panelde çalış