Avukatın hak ve ödevleri

Reklam yasağı, örnek çıkarabilme ve tebligat yapabilme hakkı

Avukatlık Kanunu m.55–65Avukatlık HukukuSon değişiklik: 24.12.2025 (m.59)

Kısaca

1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 55. maddesi, avukatların iş elde etmek amacıyla reklam niteliğindeki faaliyetlerini ve tabela ile basılı kâğıtlarda avukat unvanı ile akademik unvanlar dışında sıfat kullanmalarını yasaklamaktadır.

Kapsam

Bu konu, Avukatlık Kanunu m.55–65 hükümlerini kapsar.

Avukatlık Kanunu m.55 — Reklam yasağı

1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 55. maddesi, avukatların iş elde etmek amacıyla reklam niteliğindeki faaliyetlerini ve tabela ile basılı kâğıtlarda avukat unvanı ile akademik unvanlar dışında sıfat kullanmalarını yasaklamaktadır. Madde, avukatlık ortaklığı ve ortak avukatlık bürosu hakkında da aynı yasağı uygulamaktadır. Yasağın ayrıntılı esaslarının Türkiye Barolar Birliğince çıkarılacak yönetmelikle belirleneceğini de düzenlemektedir. Madde, reklam faaliyetinin hangi araçlarla yapılabileceğini, reklam içeriğinin ayrıntılı ölçütlerini ve yaptırımları düzenlemez; bunlar yönetmelik (Türkiye Barolar Birliği Reklam Yasağı Yönetmeliği) ve meslek kuralları ile disiplin hükümlerinde yer alır. Avukatlık ücretine ilişkin sınırlar (m.164) ve avukatların bürosuna ilişkin kurallar (m.43) da bu maddenin kapsamı dışındadır.

Reklam yasağı: hangi kavramlar bilinmeli?

Reklam yasağı
Avukatların iş elde etmek için reklam sayılabilecek her türlü teşebbüs ve hareketten kaçınmasını ifade eder. Yasak, kamunun ilgisini çekerek yarar sağlamaya yönelik her davranışı kapsar. Kanun reklamın tanımını yapmaz; bu ölçütün ayrıntısı yönetmelik ve meslek kurallarındadır.
Avukat unvanı
Avukatlık mesleğini yapma hakkını kanundan alan resmî unvandır. Tabela ve basılı kâğıtlarda yalnızca bu unvan ile akademik unvanlar kullanılabilir.
Akademik unvan
Avukatın öğrenim ve akademik kariyerine dayanan unvandır. Madde, tabela ve basılı kâğıtlarda avukat unvanının yanında kullanılmasına izin veren tek diğer unvan kategorisidir.
Ortak avukatlık bürosu
Birden fazla avukatın bir büroyu ortaklaşa kullanmasına dayanan çalışma biçimidir. Maddenin ikinci fıkrası gereği reklam yasağı bu yapıya da uygulanır.
Avukatlık ortaklığı
Avukatların ortaklık kurarak birlikte avukatlık yapmasını ifade eder. Reklam yasağı bu ortaklık bakımından da geçerlidir.

Reklam yasağı: hangi şartlar aranır?

  • Yasak, bir avukatın iş elde etmek amacıyla hareket etmesi halinde doğar; amacın varlığı ve davranışın reklam niteliği taşıması birlikte aranmalıdır.
  • Davranışın reklam sayılabilecek teşebbüs veya hareket olduğunun belirlenmesi gerekir; bu ölçüt yönetmelik ve meslek kurallarıyla somutlaştırılır.
  • Tabela ve basılı kâğıtlarda yalnızca avukat unvanı ile akademik unvanların kullanılması gerekir; bunların dışında bir sıfat yer almamalıdır.
  • Yasağın ortak avukatlık bürosu ve avukatlık ortaklığı tarafından da uyulması gerekir.
  • Yasağın ayrıntılı esasları Türkiye Barolar Birliğince çıkarılan yönetmelikle belirlenir ve bu esaslara uyulması gerekir.

Reklam yasağı: hangi sonuçları doğurur?

  • Avukat iş elde etmek amacıyla reklam niteliğinde bir teşebbüs veya harekette bulunursa yasağa aykırılık oluşur ve bu durum disiplin yaptırımına konu olur.
  • Tabela veya basılı kâğıtta avukat ve akademik unvan dışında bir sıfat kullanılması yasağa aykırılık oluşturur.
  • Ortak avukatlık bürosu ve avukatlık ortaklığı reklam yasağına uymakla yükümlüdür; yasağa aykırı davranış bu yapılar bakımından da sonuç doğurur.
  • Reklam yasağının ayrıntıları Türkiye Barolar Birliğince yönetmelikle belirlendiği için, somut davranışın yasak kapsamında olup olmadığı yönetmelik hükümlerine göre değerlendirilir.
  • Yasağa uygun davranıldığında, avukat tanıtım amacı taşımayan olağan iletişim ve kendini tanıtma biçimleri bu maddenin ihlali sayılmaz.

Genel reklam yasağı ile tabela ve basılı kâğıt yasağı arasındaki fark nedir?

Birinci fıkranın ilk cümlesi, iş elde etmek için yapılan her türlü reklam niteliğindeki teşebbüs ve hareketi kapsar. Ölçüt davranışın amacı ve niteliğidir.

Aynı fıkranın devamı, tabela ve basılı kâğıtlarda yalnızca avukat ve akademik unvanların kullanılmasını özellikle belirtir. Ölçüt araç ve içeriktir.

Tabela ve basılı kâğıtlardaki sıfat kullanımı, reklam amacı aranmaksızın doğrudan bu yasağın kapsamında değerlendirilebilir.

Avukat ile avukatlık ortaklığı ve ortak avukatlık bürosu arasındaki fark nedir?

Birinci fıkra, bireysel avukatı muhatap alır.

İkinci fıkra, ortak avukatlık bürosu ve avukatlık ortaklığını ayrıca kapsamına alır.

Ortaklık ve ortak büro, bireysel avukatla aynı reklam yasağına tabidir; ortaklık yapısı yasaktan kaçış gerekçesi sayılamaz.

Kanun metni ile yönetmelik düzeyi arasındaki fark nedir?

Kanun, yasağın ana çerçevesini ve unvan sınırını çizer.

Yönetmelik ve meslek kuralları, reklam kapsamını ve ayrıntılı esasları belirler.

Somut bir davranışın yasak kapsamında olup olmadığı belirlenirken kanun metni ile yönetmelik birlikte değerlendirilir.

Reklam yasağı: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Reklam yasağını yalnızca açık ilan biçimiyle sınırlı saymak; yasağın her türlü teşebbüs ve hareketi kapsadığını göz ardı etmek.
  • Tabela ve basılı kâğıtlarda akademik unvan dışındaki sıfatların kullanılabileceğini varsaymak.
  • Ortak avukatlık bürosu ve avukatlık ortaklığını reklam yasağı dışında saymak.
  • Reklam kapsamını yalnızca kanun metnine dayanarak belirlemek; yönetmelik hükümlerini dikkate almamak.
  • Ücret sınırlarını (m.164) reklam yasağı kapsamında değerlendirmek; bu madde ücret sınırı koymaz.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Reklam yasağı, avukatların iş elde etme amacı taşıyan ve kamunun ilgisini çekmeye yönelik davranışlarını kapsayacak biçimde yorumlanmaktadır. (8. Daire, 2007/9224 E., 2008/1793 K., 11.03.2008)
  • Tabela ve basılı kâğıtlarda avukat ve akademik unvan dışında sıfat kullanımı, doğrudan bu maddenin ihlali olarak değerlendirilmektedir. (Birinci Bölüm, 2014/11166 E., 20.12.2017; Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2023/206 E., 2023/797 K., 21.09.2023)
  • Maddenin uygulanmasında kanun metni ile birlikte Türkiye Barolar Birliği Reklam Yasağı Yönetmeliği hükümleri dikkate alınmaktadır. (8. Daire, 2019/82 E., 2023/6539 K., 29.11.2023)
  • Kanun maddesinin dayanağı olan yönetmelik ve meslek kuralları, somut uyuşmazlıkta reklam kapsamının belirlenmesinde esas alınmaktadır. (İkinci Bölüm, 2021/56916 E., 22.05.2024)

Nasıl ispat edilir?

  • Reklam yasağına aykırılığı ileri süren taraf, iş elde etme amacını ve reklam niteliğindeki davranışı ispatlamakla yükümlüdür.
  • Tabela, basılı kâğıt, internet paylaşımı ve benzeri yazılı veya görsel belgeler, reklam niteliğinin ispatında temel delil olarak kullanılabilir.
  • Avukat, davranışının iş elde etme amacı taşımadığını veya olağan bir iletişim olduğunu savunabilir; bu savunmayı ileri süren avukat ilgili hususu ispatlamalıdır.
  • Tabelada veya basılı kâğıtta yer alan unvanın içeriği, belge üzerinden doğrudan incelenerek ispatlanır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 1136 sayılı Kanun m.164: Avukatlık ücretine ilişkin sınırları düzenler. Reklam yasağı ile ücret kuralları birlikte değerlendirilir ancak bu madde ücret sınırını belirlemez.
  • 1136 sayılı Kanun m.43: Avukatın büro sahipliği ve büro kurma yükümlülüğünü düzenler; ortak büro yasağı ile ilişkilidir.
  • 1136 sayılı Kanun m.48: Aracılık yoluyla iş getirtmeyi suç olarak düzenler; reklam yasağının iş elde etme amacı ile dolaylı bağlantılıdır.
  • 1136 sayılı Kanun m.38: Menfaati zıt işlerde avukatın kabul yükümlülüğünü düzenler; mesleki ahlak kurallarının bir parçasıdır.

Avukatlık Kanunu m.56 — Örnek çıkarabilme ve tebligat yapabilme hakkı

1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 56. maddesi, avukatın vekâletnamenin örneğini çıkarıp onaylamasını, bu örneklerin resmi örnek niteliğini, avukatın onayladığı örnek ve belgelerin yargı mercilerine verilmesini, avukatın tebligat yapma yetkisini, aslına aykırı örnek veya onaysız örnek verilmesinin cezai yaptırımını ve avukatlar arasında yetki belgesi verilmesini ve vekâletname biçiminin tek tip olmasını düzenler. Madde avukatlar ve avukatlık ortaklıkları bakımından uygulanır. Vekâletnamenin düzenlenmesi, verilmesi ve kapsamı, avukatın dosyada saklanması gereken belgeleri (m.52), tebligatın genel usulü ve vekile tebligat kuralı (7201 sayılı Tebligat Kanunu m.11), vekâlet ücreti ve avukatın diğer yetkileri ile sorumluluğu bu maddede düzenlenmez; bunlar ilgili kanun maddelerinde yer alır.

Örnek çıkarabilme ve tebligat yapabilme hakkı: hangi kavramlar bilinmeli?

Vekâletname örneği
Avukatın, usulüne uygun düzenlenmiş ve kendisine verilmiş vekâletnamenin çıkardığı kopyadır. Avukat bunu aslına uygunluğunu imzasıyla onaylayarak kullanır; onaylanan örnek bütün yargı mercileri, resmi daire, kurum ve kişiler bakımından resmi örnek hükmündedir.
Resmi örnek hükmü
Avukatın onayladığı örneğin aslı yerine geçerek karşı tarafça ve mercilerce kabul edilmesi anlamına gelen hukuki niteliktir. Bu niteliği asıl belgenin ibrazı olmadan kazanır.
Yetki belgesi
Avukatların veya avukatlık ortaklığının, tevkil yetkisi bulunan tüm vekâletnamelerini kapsayacak şekilde başka bir avukata ya da avukatlık ortaklığına verdiği, vekâletname yerine geçen belgedir. Bu belge vekâletname hükmündedir.
Avukatın onayladığı belge örneği
Asıllarının verilmesi kanunda açıkça gösterilmeyen hallerde, avukatın takip ettiği işte aslı kendisinde bulunan kâğıt ve belgelerin, avukat tarafından onaylanmış kopyalarıdır. Bu örnekler yargı mercilerine ve adalet dairelerine verilebilir.
Vekile tebligat
Avukatın vekâlet aldığı işte, ilgili yargı mercii aracılığıyla ve merciin tebligat konusunda bir kararı olmaksızın diğer tarafa adli kâğıt ve belge tebliğ etmesidir. Tebliğ edilen belgenin bir nüshası, gerekli harç, vergi ve resim ödenerek merciin dosyasına konulur.
Tek tip vekâletname
Türkiye genelinde aynı biçim ve içerikte kullanılan vekâletnamedir. Biçim ve içeriği Türkiye Barolar Birliği ile Türkiye Noterler Birliği birlikte hazırlar.

Örnek çıkarabilme ve tebligat yapabilme hakkı: hangi şartlar aranır?

  • Vekâletnamenin usulüne uygun düzenlenmiş ve avukata verilmiş olması gerekir.
  • Örneğin avukat tarafından çıkarılması ve aslına uygunluğunun avukatın imzasıyla onaylanması gerekir.
  • Asıllarının verilmesi kanunda açıkça gösterilmeyen hallerde, örneğin ilgili kâğıt veya belgenin aslı avukatta bulunmalıdır.
  • Tebligatın avukat aracılığıyla yapılabilmesi için avukatın vekâlet aldığı bir işte bulunması ve tebligatın ilgili yargı mercii aracılığıyla yapılması gerekir; merciin bu tebligat konusunda ayrı bir kararı bulunmamalıdır.
  • Tebliğ edilen kâğıt ve belgenin bir nüshasının dosyaya konulabilmesi için gerekli harç, vergi ve resmin ödenmiş olması gerekir.
  • Yetki belgesi verilebilmesi için avukat veya avukatlık ortaklığının başkasını tevkil etme yetkisini haiz olduğu vekâletnameleri kapsaması gerekir.

Örnek çıkarabilme ve tebligat yapabilme hakkı: hangi sonuçları doğurur?

  • Avukatın onayladığı vekâletname örnekleri bütün yargı mercileri, resmi daire ve kurumlar ile gerçek ve tüzel kişiler için resmi örnek hükmündedir.
  • Asıllarının verilmesi kanunda açıkça gösterilmeyen hallerde avukat, aslı kendisinde bulunan belgelerin onaylı örneklerini yargı mercilerine ve adalet dairelerine verebilir.
  • Aslı olmayan vekâletname veya belgenin örneğini onaylayan ya da aslına aykırı örnek veren avukat üç yıldan altı yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
  • Avukat, vekâlet aldığı işte merciin tebligat kararı olmaksızın tebliğ yapabilir; tebliğ edilen belgenin bir nüshası harç, vergi ve resim ödenerek dosyaya konur.
  • Avukat veya avukatlık ortaklığı, tevkil yetkisi bulunan bütün vekâletnamelerini kapsayan yetki belgesini başka bir avukata veya avukatlık ortaklığına verebilir ve bu belge vekâletname hükmündedir.
  • Vekâletnamelerin biçim ve içeriği Türkiye Barolar Birliği ile Türkiye Noterler Birliği tarafından hazırlanır ve Türkiye için tek tip olur.

Vekâletname asılı ile onaylı örnek arasındaki fark nedir?

Asıl vekâletname, düzenlendiği noter veya yetkili merci tarafından verilen belgedir ve 52. maddeye göre avukatın dosyasında saklanır.

Avukatın onayladığı örnek ise asıl belgenin kopyasıdır ve avukat onayıyla kullanılır.

Onaylı örnek bütün yargı mercileri, resmi daire ve kurumlar ile gerçek ve tüzel kişiler için resmi örnek hükmündedir; bu nedenle asıl belgenin her seferinde ibrazı gerekmez.

Vekâletname örneği ile yetki belgesi arasındaki fark nedir?

Vekâletname örneği tek bir vekâletnamenin kopyasıdır ve avukatın onayıyla oluşur.

Yetki belgesi, avukat veya avukatlık ortaklığının tevkil yetkisi bulunan bütün vekâletnamelerini kapsayacak şekilde başka bir avukata ya da ortaklığa verdiği belgedir.

Yetki belgesi tek bir vekâletnameyi değil, tevkil yetkisi bulunan tüm vekâletnameleri kapsar ve kendisi vekâletname hükmündedir.

Asıl belgenin verilmesi zorunlu hal ile verilmesi zorunlu olmayan hal arasındaki fark nedir?

Asıllarının verilmesi kanunda açıkça gösterilmeyen hallerde avukat, aslı kendisinde bulunan belgelerin örneklerini onaylayarak verebilir.

Kanunda asıl verilmesi açıkça öngörülen hallerde bu serbestlik yoktur ve asıl belge verilmelidir.

Avukatın onaylı örnekle yetinmesi yalnız asıl verilmesi zorunlu olmayan hallerde mümkündür.

Avukatın tebligat yetkisi ile yargı merciinin tebligat yapması arasındaki fark nedir?

Avukat, vekâlet aldığı işte, ilgili yargı mercii aracılığıyla ve merciin tebligat konusunda kararı olmaksızın diğer tarafa tebliğ yapabilir.

Merciin tebligat konusunda bir kararı varsa, avukatın bu yetkisi o karar çerçevesinde değerlendirilmelidir; genel tebligat usulü Tebligat Kanunu'na tabidir.

Tebliğ edilen belgenin bir nüshası harç, vergi ve resim ödenerek dosyaya konulur; ödeme yapılmazsa dosyaya konulmasının şartı gerçekleşmemiş olur.

Aslına uygun örnek ile aslına aykırı örnek arasındaki fark nedir?

Avukatın aslı olan vekâletname veya belgenin örneğini aslına uygun olarak onaylaması yasaldır.

Aslı olmayan veya aslına aykırı örneği onaylayan ya da aslına aykırı örnek veren avukat suç işlemiş olur.

Aykırı durumda avukat üç yıldan altı yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

Örnek çıkarabilme ve tebligat yapabilme hakkı: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Avukatın onayladığı örneği asıl belge gibi kabul edip aslın noterde bulunup bulunmadığını hiç araştırmamak; kararlar bu araştırmanın mutat uygulama olduğunu göstermektedir.
  • Yetki belgesini tek bir vekâletname için düzenlenmiş sayıp kapsamı genişletmemek; yetki belgesi tevkil yetkisi bulunan tüm vekâletnameleri kapsar.
  • Madde metninde asıl verilmesi kanunda açıkça gösterilmeyen hallerle, asıl verilmesi zorunlu hallerin ayrımını yapmadan onaylı örnekle yetinmek.
  • Vekile tebligatı 56. madde kapsamındaki avukat tebligatıyla karıştırmak; 56/3 yalnız ilgili yargı mercii aracılığıyla ve merciin tebligat konusunda kararı olmadığı hâlde avukatın tebliğ yetkisini düzenler.
  • Tebliğ edilen belgenin dosyaya konulmasında harç, vergi ve resmin ödenmesini şart olarak görmemek; bu ödeme şartı yerine getirilmeden nüsha dosyaya konulamaz.
  • Kitap ve eski kararlarda geçen 56. maddenin fıkra numaralarını değişiklik öncesi metne göre yorumlamak; madde metninde üçüncü fıkra suç hükmünü, beşinci fıkra yetki belgesini düzenler.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Avukatın onayladığı vekâletname örneğinin asıl belge yerine kabul edilmesi, yargı mercilerinde yerleşik uygulamadır. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi, 2026/268 E., 2026/334 K., 04.03.2026)
  • Yetki belgesinin tevkil yetkisi bulunan tüm vekâletnameleri kapsaması gerektiği ve bu belgenin vekâletname hükmünde sayıldığı kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi, 2026/268 E., 2026/334 K., 04.03.2026)
  • Avukatın onaylı örneğinin aslının noterde bulunup bulunmadığının araştırılması, hukuk mahkemelerinde mutat bir uygulama olarak yapılmaktadır. (Ceza Genel Kurulu, 2020/227 E., 2021/591 K., 25.11.2021)
  • Aslına aykırı örnek veya aslı olmayan belgenin onaylanması eyleminin 56. maddenin üçüncü fıkrası kapsamında suç oluşturduğu kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2016/1170 E., 2019/488 K., 20.06.2019)
  • Yetki belgesinin tebliğ açısından kullanılması ve direnme kararının bu belgeyle davayı takip eden avukata tebliğinin usulüne uygunluğu tartışılmış, yetki belgesi ile tebliğin geçerliliği değerlendirilmiştir. (Hukuk Genel Kurulu, 2021/45 E., 2021/238 K., 09.03.2021)
  • Avukat onaylı vekâletname örneği ile tebligat yapmada, tebliğin usulüne uygunluğu için Tebligat Kanunu'nun 11. maddesi ile birlikte 56. maddenin ilgili fıkrasının birlikte değerlendirilmesi kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2022/455 E., 2023/618 K., 14.06.2023)

Nasıl ispat edilir?

  • Asıl talebi ileri süren taraf, avukatın onaylı vekâletname örneğinin aslına uygunluğunu ve avukatın vekâletnameyi usulüne uygun aldığını ispat yükü altındadır; bu örnek avukatın imzasıyla onaylanmış olmalıdır.
  • Vekâletnamenin aslı, düzenlendiği noter kaydı veya avukatın 52. maddeye göre tuttuğu dosyada bulunmalıdır; karşı taraf aslın bulunmadığını veya örneğin aslına aykırı olduğunu iddia ederse bu iddiayı ispat etmek zorundadır.
  • Tebligatın avukat aracılığıyla yapıldığını iddia eden taraf, avukatın vekâlet aldığı işte bulunduğunu ve tebliğ harç-vergi-resim ödemesinin yapıldığını gösteren belgeyle ispatlar.
  • Aslına aykırı örnek veya aslı olmayan belge onaylandığı iddiasında, bu iddiayı ileri süren ceza yargılamasında suçun unsurlarının ispatı gerekir ve bu konuda delil değerlendirmesi ceza mahkemesine aittir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 1136 sayılı Kanun m.52: Avukatın vekâletnameyi ve diğer belgeleri saklaması gereken dosyayı düzenler; m.56/1 bu dosyada saklanan vekâletnameden örnek çıkarılmasını öngörür.
  • 7201 sayılı Tebligat Kanunu m.11: Vekil aracılığıyla takip edilen işlerde tebligatın vekile yapılmasını düzenler; m.56/3'teki avukat tebligatı bu genel kuralın yanında ayrı bir yetki tanır.
  • 7201 sayılı Tebligat Kanunu m.38: Vekillerin makbuz karşılığında birbirlerine tebligat yapabileceğini düzenler; bu, m.56/3'teki tebligat yetkisinden ayrı bir yoldur.

Avukatlık Kanunu m.57 — Avukata karşı işlenen suçlar

1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 57. maddesi, avukata karşı görevi sırasında veya görevinden dolayı işlenen suçlara, bu suçların hâkimlere karşı işlenmesine ilişkin hükümlerin uygulanacağını öngörür. Düzenleme, avukatın mesleki görevi ile bağlantılı suç mağduriyetinin cezai korumasını konu alır ve hangi hükümlerin uygulanacağını belirler. Kişilere, avukatın görevi sırasında veya görevinden dolayı mağdur olduğu ilişkilerde uygulanır. Maddede suçun unsurları, cezanın miktarı, şikâyet koşulu veya soruşturma usulü ayrıca düzenlenmez; bu konular ilgili hükümlerde bulunur. Avukatın kişisel suçları, avukatlar hakkında soruşturma izni ve ceza yargılaması usulü (m.58 ve m.60) ile avukatın savunma dokunulmazlığı kapsamındaki ifade özgürlüğü sınırları (ilgili Türk Ceza Kanunu hükümleri) bu maddenin düzenlemediği konulardır. Avukatın mesleki sırrı ve arama koruması da bu maddede değil, ayrı hükümlerde yer alır.

Avukata karşı işlenen suçlar: hangi kavramlar bilinmeli?

Görev sırasında veya görevden dolayı suç
Avukatın müvekkilinin davasını takip ederken ya da avukatlık faaliyetinin bir sonucu olarak mağdur olduğu suç türüdür. Suçun mesleki faaliyetle bağlantısı, eylemin avukatlık görevinin icrasıyla ilişkili olup olmadığına göre değerlendirilir.
Hâkimlere karşı işlenen suç hükümleri
Kamu görevlisi olan hâkimlere karşı işlenen suçlar için öngörülen ceza hükümleridir. Madde, avukata karşı işlenen görev suçlarında bu hükümlerin uygulanmasını sağlar.

Avukata karşı işlenen suçlar: hangi şartlar aranır?

  • Suçun avukata karşı işlenmiş olması gerekir.
  • Suçun avukatın görevi sırasında veya görevinden dolayı işlenmiş olması gerekir.
  • Suçun hâkimlere karşı işlenmesine ilişkin hükümlerin kapsamına girmesi gerekir.

Avukata karşı işlenen suçlar: hangi sonuçları doğurur?

  • Avukata karşı görev sırasında veya görevinden dolayı işlenen suç, hâkimlere karşı işlenmiş suç gibi değerlendirilir. (Genel Kurul, 2023/7631 E., 08.07.2025)
  • Suçun avukatın mesleki görevi ile bağlantısı bulunmadığında 57. madde uygulanmaz ve genel hükümler geçerli olur. (Birinci Bölüm, 2022/87957 E., 30.07.2025)
  • Suçun avukatın kişisel suçu olarak değerlendirilmesi halinde, avukatın bu sıfatının koruması sağlanmaz. (İkinci Bölüm, 2018/37052 E., 15.09.2020)

Görev suçu ile kişisel suç arasındaki fark nedir?

Suçun avukatın görevi sırasında veya görevinden dolayı işlendiği hal, 57. maddenin kapsamına girer.

Suçun avukatın mesleki görevi ile ilgisi bulunmadığı, özel hayatına ilişkin olduğu hal ise 57. maddenin kapsamı dışındadır.

Görev bağlantılı suçta hâkime karşı suç hükümleri uygulanır; kişisel suçta bu hükümler uygulanmaz ve avukat genel hükümlere göre yargılanır. (Birinci Bölüm, 2022/87957 E., 30.07.2025)

Avukata karşı işlenen suçlar: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Avukatın mesleki faaliyeti sırasında işlenen her suçu otomatik olarak görev suçu saymak; görev bağlantısının somut olarak aranması gerekir. (Birinci Bölüm, 2022/87957 E., 30.07.2025)
  • Kişisel suç niteliğindeki eylemleri 57. madde kapsamında değerlendirmek; bu durumda genel hükümler uygulanır. (İkinci Bölüm, 2018/37052 E., 15.09.2020)
  • Avukatın görevi sırasında işlediği suçları da 57. madde kapsamında değerlendirmek; 57. madde yalnız avukata karşı işlenen suçları kapsar.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Avukata karşı görev sırasında veya görevinden dolayı işlenen suçların hâkimlere karşı işlenmiş gibi değerlendirilmesi gerektiği kabul edilmektedir. (Genel Kurul, 2023/7631 E., 08.07.2025; Birinci Bölüm, 2022/87957 E., 30.07.2025)
  • Avukatın görevi ile bağlantısı olmayan kişisel suçlarda 57. maddenin uygulanmayacağı kabul edilmektedir. (Birinci Bölüm, 2022/87957 E., 30.07.2025)
  • Avukatın kişisel suçu nedeniyle yapılan işlemlerin görevde yetkiyi kötüye kullanma olarak değerlendirilmediği kabul edilmektedir. (İkinci Bölüm, 2018/37052 E., 15.09.2020)

Nasıl ispat edilir?

  • Avukata karşı görev bağlantılı suç iddiasını ileri süren mağdur, eylemin avukatın mesleki görevi sırasında ya da görevinden dolayı işlendiğini ispatlamakla yükümlüdür.
  • Görev bağlantısı, vekâletname, dava dosyası, duruşma tutanakları ve avukatlık faaliyetine ilişkin belgelerle ispatlanır. (Birinci Bölüm, 2022/87957 E., 30.07.2025)
  • Failin eyleminin kişisel suç olduğu savunması, eylemin avukatlık görevi ile ilgisi bulunmadığını ileri süren taraf tarafından ispatlanır. (İkinci Bölüm, 2018/37052 E., 15.09.2020)

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 1136 sayılı Kanun m.58: Avukatlar hakkında arama ve soruşturma usulünü düzenler; m.57 ile birlikte avukatın korunmasına ilişkin çerçeveyi oluşturur.
  • 1136 sayılı Kanun m.60: Avukatlar hakkında verilen son soruşturmanın açılmasına yer olmadığı kararlarına karşı itiraz yolunu düzenler.
  • 5237 sayılı Kanun m.128: Avukatın savunma sırasında ileri sürdüğü isnat ve değerlendirmelere ilişkin cezai sorumsuzluk ölçütünü belirler.

Avukatlık Kanunu m.58 — Soruşturmaya yetkili Cumhuriyet savcısı

1136 sayılı Kanun m.58, avukatların avukatlık veya baro/TBB organlarındaki görevlerinden doğan ya da görev sırasında işledikleri suçlarda soruşturmanın nasıl yürütüleceğini, avukat yazıhane ve konutlarında aramanın koşullarını ve duruşma inzibatı kapsamında avukatlara uygulanacak tutuklama ve disiplin hapsi/para cezası sınırlarını düzenler. Hüküm, avukat olan şüpheliler bakımından uygulanır. Soruşturma izninin verilmesi usulünü, izin verilmeden yapılabilecek işlemleri ve soruşturma sonucunu düzenlemez; bu konularda bakılması gereken ilişkili hükümler ile savcının genel soruşturma yetkileri (CMK m.160-161) ve ceza yargılaması usulü kuralları (CMK m.130, 134) ayrıca uygulanır. Avukatın suçtan doğan cezai sorumluluğunun esasları, Türk Ceza Kanunu'nda düzenlenmiştir ve bu madde kapsamında değildir. Avukatın meslek kurallarına aykırılıktan doğan disiplin soruşturması da bu maddenin konusu değildir.

Soruşturmaya yetkili Cumhuriyet savcısı: hangi kavramlar bilinmeli?

Soruşturma izni
Avukat hakkında soruşturma yapılabilmesi için Adalet Bakanlığının verdiği izindir. İzin, soruşturmanın başlayıp ilerleyebilmesinin ön koşuludur ve izin verilmeden avukatın savunması alınamaz.
Görev sırasında işlenen suç
Avukatın avukatlık veya Türkiye Barolar Birliği ya da baroların organlarındaki görevinden doğan ya da bu görevi sırasında işlediği suçlardır. Suçun görevle bağlantısı, izin ve yetki kurallarını belirler.
Suçun işlendiği yer Cumhuriyet savcısı
Avukat hakkındaki soruşturmayı izin üzerine yürütmekle yetkili savcıdır. Yetki yer itibarıyla suçun işlendiği yerdeki savcılığa bağlanmıştır.
Yazıhane ve konut
Avukatın mesleki çalışma yeri ve oturduğu yerdir. Bu yerlerin aranması ancak mahkeme kararıyla ve maddede sayılan koşullarla mümkündür.
Suçüstü hali
Suçun işlenmesinin hemen ardından veya işlenirken yakalanma durumudur. Ağır ceza mahkemesinin görev alanına giren suçlarda avukatın üzerinin aranması bakımından bu hal aranmadan işlem yapılamayacağına istisna getirir.
Baro temsilcisi
Avukatın kayıtlı olduğu baroyu temsil eden kişidir. Yazıhane ve konut aramasına katılması zorunludur.
Duruşma inzibatı
Duruşmanın düzenini ve güvenliğini sağlamaya yönelik olarak HUMK ve CMK hükümlerinde yer alan yaptırımlardır. Bu düzenlemeler avukatlara uygulanırken m.58 ikinci fıkranın sınırları geçerlidir.

Soruşturmaya yetkili Cumhuriyet savcısı: hangi şartlar aranır?

  • Suçun avukatın avukatlık veya baro/TBB organı görevinden doğması ya da görev sırasında işlenmiş olması gerekir.
  • Soruşturma başlatılabilmesi için Adalet Bakanlığının izninin alınması gerekir; izin, suçun işlendiği yer Cumhuriyet savcısı tarafından yürütülecek soruşturmanın ön koşuludur.
  • Yazıhane veya konutun aranabilmesi için mahkeme kararının bulunması, kararda belirtilen olayla sınırlı olunması, Cumhuriyet savcısının denetiminde yapılması ve kayıtlı olunan baro temsilcisinin katılması gerekir.
  • Ağır ceza mahkemesinin görev alanına giren bir suçta avukatın üzerinin aranabilmesi için suçüstü halinin bulunması gerekir; bu hal dışında üzerin aranmasına izin verilmez.
  • Duruşma inzibatında HUMK ve CMK hükümlerinin uygulanması, avukatlar bakımından tutuklama veya disiplin hapsi ya da para cezası verilmemesi sınırına tabidir.

Soruşturmaya yetkili Cumhuriyet savcısı: hangi sonuçları doğurur?

  • Avukatın görevle ilgili suçunda Adalet Bakanlığı izni verilmeden soruşturma yapılamaz; izin verilmeden avukatın savunması alınamaz, sorguya çekilemez, konutu ve işyeri aranamaz.
  • Soruşturma izni alınıncaya kadar Cumhuriyet savcısı yalnızca kanıtları tespit etme ile sınırlı işlem yapabilir.
  • Ağır ceza mahkemesinin görev alanına giren suçta, suçüstü hali dışında avukatın üzeri aranamaz.
  • Yazıhane ve konut, ancak mahkeme kararıyla ve kararda belirtilen olayla sınırlı olarak aranabilir; savcı denetimi ve baro temsilcisinin katılımı şarttır.
  • Duruşma inzibatı kapsamında avukatlar tutuklanamaz ve haklarında disiplin hapsi veya para cezası verilemez.
  • Ağır ceza mahkemesi görev alanındaki suçüstü hali dışında avukat yakalanamaz ve gözaltına alınamaz; bu hal, m.58 ile CMK bakımından tutuklamayı da kapsar.

Görev suçu ile genel suç arasındaki fark nedir?

Avukatlık veya baro/TBB organı görevinden doğan ya da görev sırasında işlenen suçlar, izin ve yer savcısı kuralına tabidir.

Görevle ilgisi olmayan özel hayattaki suçlar bu maddenin kapsamı dışındadır ve genel soruşturma kurallarına tabidir.

Yalnızca görevle bağlantılı suçta soruşturma izni ve m.58 aramaya ilişkin sınırlamaları uygulanır.

Ağır ceza görev alanındaki suç ile diğer suçlar arasındaki fark nedir?

Ağır ceza mahkemesinin görev alanına giren suçta avukatın üzeri, suçüstü hali dışında aranamaz.

Ağır ceza görev alanına girmeyen suçta üzerin aranmasına ilişkin bu özel yasak uygulanmaz.

Ağır ceza kapsamı suçta suçüstü dışında üzerin aranması yasaktır; diğer suçlarda genel arama kuralları geçerlidir.

Yazıhane-konut araması ile üzerin araması arasındaki fark nedir?

Yazıhane ve konut aramasında mahkeme kararı, savcı denetimi ve baro temsilcisinin katılımı aranır.

Üzerin araması için ağır ceza kapsamı suçta suçüstü hali aranır; bu aramada baro temsilcisinin katılımı kuralı ayrıca yazılı değildir.

Mekan ve kişi araması farklı koşullara bağlanmıştır; mekan aramasında mahkeme kararı ve baro temsilcisi zorunludur.

Genel duruşma inzibatı ile avukat bakımından inzibat arasındaki fark nedir?

HUMK ve CMK'nın duruşma inzibatına ilişkin hükümleri, genel olarak duruşmada uygulanabilir.

Bu hükümler avukatlara uygulanırken tutuklama ve disiplin hapsi ya da para cezası yasağı devreye girer.

Avukat hakkında inzibat yoluyla tutuklama veya disiplin hapsi ya da para cezası verilemez.

Soruşturmaya yetkili Cumhuriyet savcısı: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Soruşturma izni alınmadan avukatın ifadesini almak veya savunmasını almak, izin kuralını atlamak anlamına gelir; izin olmadan yalnızca kanıt tespiti yapıldığı göz ardı edilmemelidir.
  • Ağır ceza görev alanına girmeyen suçta da üzerin aranamayacağını varsaymak; yasak yalnızca ağır ceza kapsamı suçla sınırlıdır.
  • Mekan aramasında mahkeme kararı ve baro temsilcisi koşullarını atlamak, aramayı geçersiz kılar.
  • Bilgisayarda arama için m.58'in mekan koşullarını doğrudan uygulamak; bilgisayar aramasının ayrı m.134 hükmüne tabi olduğu gözden kaçırılmamalıdır.
  • Duruşma inzibatında avukata hafif hapis veya hafif para cezası vermek yerine genel disiplin yaptırımını uygulamak; m.58 ikinci fıkrası tutuklama ve disiplin hapsi ya da para cezası yasağını koyar, bu yasak atlanmamalıdır.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Soruşturma izni alınmadan avukatın savunmasının alınamayacağı ve sorguya çekilemeyeceği kabul edilmektedir. (Genel Kurul, 2018/21866 E., 14.12.2022; Ceza Genel Kurulu, 2022/78 E., 2022/649 K., 20.10.2022)
  • Soruşturma izni öncesinde Cumhuriyet savcısının yapabileceği işlemlerin kanıtların tespiti ile sınırlı olduğu kabul edilmektedir. (Genel Kurul, 2018/21866 E., 14.12.2022)
  • Avukatın suçüstü hali dışında ağır ceza görev alanındaki suçta gözaltına alınamayacağı ve tutuklanamayacağı kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2022/78 E., 2022/649 K., 20.10.2022)
  • Kolluğa verilen sözlü buyrukla izin alınmadan avukatın gözaltına alınmasının m.58 kapsamında sorun teşkil ettiği kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi, 2019/3025 E., 2022/579 K., 04.04.2022)
  • Maddenin soruşturma izni ile ilgili düzenlemesinin, avukatın görevinden doğan suçlarda uygulanacağı ve genel suçlara yayılmayacağı kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2019/842 E., 2020/332 K., 03.06.2020)

Nasıl ispat edilir?

  • İzin kuralına aykırı işlemin hukuka uygunluğunu iddia eden taraf, soruşturma izninin bulunduğunu yazılı belgeyle ispatlamak zorundadır; izin belgesi bulunmadan yapılan işlem savunulamaz.
  • Aramanın mahkeme kararına dayandığını ve kararda belirtilen olayla sınırlı olduğunu gösteren karar belgesi ile tutanak, aramayı yapanın yükümlülüğündedir.
  • Baro temsilcisinin aramaya katıldığı, tutanağa geçirilmiş olmalıdır; katılımın yapılmadığını ileri süren avukat bunu tutanağın içeriğine karşı ispatlar.
  • Suçüstü halinin varlığını ileri süren savcılık veya kolluk, yakalama anına ilişkin tutanak ve tanık beyanları ile bunu göstermek zorundadır.
  • Duruşmada inzibat yoluyla tutuklama veya disiplin cezası verildiği iddiası, duruşma tutanağı ile ispatlanır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 1136 sayılı Kanun m.58: Hükmün kendisidir; soruşturma izni, arama sınırları ve inzibat yasağını düzenler.
  • 5271 sayılı Kanun m.130: Ceza Muhakemesi Kanunu'nda arama ve elkoyma hükümleridir; avukat konut ve büroları bakımından m.58'in koşulları ile birlikte uygulanır.
  • 5271 sayılı Kanun m.134: Bilgisayarlarda arama hükümleridir; m.58'in yazıhane ve konut araması koşullarının bilgisayar aramasına doğrudan uygulanmadığı kabul edilmektedir.
  • 5271 sayılı Kanun m.161: Soruşturmanın yürütülmesine ilişkin yetki ve yer itibarıyla yetki kurallarını düzenler; m.58'de atıf yapılan Cumhuriyet savcısının yetkisini tamamlar.

Avukatlık Kanunu m.59 — Mahkeme

1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 58. maddesine göre yapılan soruşturmanın Adalet Bakanlığına tevdiini, kovuşturma yapılması hâlinde dosyanın yetkili ağır ceza Cumhuriyet savcılığına gönderilmesini, savcının iddianame düzenleme süresini, iddianamenin avukata tebliğini, avukatın delil ve soruşturma taleplerini ve avukatların duruşmalarının yapılacağı mahkemeyi düzenler. Madde, hakkında kovuşturma yapılan avukatlar bakımından uygulanır. Maddenin düzenlemediği konular: soruşturma izninin verilmesi ve izin usulü (m.58), avukatlara ilişkin yargılamada verilen nihai kararların tebliği dışındaki baro bildirim düzeni ile 5271 sayılı CMK'nın 286. maddesinin ikinci fıkrasının bu yargılamalarda uygulanmaması dışındaki temyiz rejimi, avukatlık mesleğinden ihraç ve disiplin yaptırımları (AvK m.134 vd.) ve ceza yargılamasının genel usulü (5271 sayılı Kanun) bu maddede yer almaz.

Mahkeme: hangi kavramlar bilinmeli?

Son soruşturma
Avukat hakkında iddianame düzenlendikten sonra Cumhuriyet savcısının dosyayı, son soruşturmanın açılması veya açılmasına yer olmadığı yönünde karar verilmek üzere ağır ceza mahkemesine vermesiyle başlayan ara aşamadır. Bu aşama, genel ceza muhakemesindeki kovuşturma aşamasından farklı olarak mahkemenin kovuşturma kararından önceki bir denetim aşamasıdır.
Ağır ceza mahkemesine en yakın ağır ceza mahkemesi
Suçun işlendiği yer ağır ceza mahkemesine en yakın bulunan ağır ceza mahkemesidir. Dosyanın gönderileceği Cumhuriyet savcılığını belirleyen yer ölçütüdür.
Avukatın kayıtlı olduğu baro
Avukatın levhaya kayıtlı bulunduğu baro teşkilatıdır. Madde metni uyarınca yargılama aşamalarında verilen nihai kararlar bu baroya bildirilir.
Nihai karar
Yargılama aşamasında verilen ve yargılamayı sonlandıran kararlardır. Ara kararların bu bildirim yükümlülüğü kapsamına girip girmediği madde metninde ayrıca belirtilmemiştir.

Mahkeme: hangi şartlar aranır?

  • Avukat hakkında 58. maddeye göre soruşturma yapılmış olmalıdır.
  • Soruşturma dosyası Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğüne tevdi edilmeli ve inceleme sonunda kovuşturma yapılması gerekli görülmelidir.
  • Dosyanın suçun işlendiği yer ağır ceza mahkemesine en yakın ağır ceza mahkemesi Cumhuriyet savcılığına gönderilmesi gerekir.
  • Cumhuriyet savcısının beş gün içinde iddianame düzenleyip dosyayı ağır ceza mahkemesine vermesi gerekir.
  • İddianamenin bir örneği, CMUK hükümlerine göre hakkında kovuşturma yapılan avukata tebliğ edilmelidir.
  • Avukatın kanunda yazılı süre içinde delil toplanmasını istemesi veya kabule değer bir istemde bulunması hâlinde bu istem nazara alınır, gerekirse soruşturma başkan tarafından derinleştirilir.
  • Son soruşturmanın açılmasına karar verilen avukatların duruşmaları, suçun işlendiği yer ağır ceza mahkemesinde yapılmalıdır.

Mahkeme: hangi sonuçları doğurur?

  • Kovuşturma yapılmasının gerekli görülmemesi hâlinde dosya Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü tarafından ağır ceza Cumhuriyet savcılığına gönderilmez.
  • Kovuşturma gerekli görüldüğünde dosya, suçun işlendiği yer ağır ceza mahkemesine en yakın ağır ceza mahkemesi Cumhuriyet savcılığına gönderilir.
  • Savcı beş gün içinde iddianame düzenleyerek dosyayı son soruşturmanın açılmasına veya açılmasına yer olmadığına karar verilmek üzere ağır ceza mahkemesine verir.
  • İddianamenin bir örneği hakkında kovuşturma yapılan avukata tebliğ edilir.
  • Avukatın kabule değer istemi nazara alınır ve gerekirse soruşturma başkan tarafından derinleştirilir.
  • Son soruşturmanın açılmasına karar verilen avukatın duruşmaları suçun işlendiği yer ağır ceza mahkemesinde yapılır.
  • Yargılama aşamalarında verilen nihai kararlar avukatın kayıtlı olduğu baroya bildirilir.
  • Avukatlar hakkında görevlerinden doğan veya görev sırasında işledikleri suçlar nedeniyle verilen BAM ceza dairesi kararlarında CMK 286/2 uygulanmaz.

Soruşturma aşaması ile son soruşturma aşaması arasındaki fark nedir?

58. maddeye göre yürütülen soruşturma, Adalet Bakanlığının izniyle başlayan ve dosyanın bakanlığa tevdiiyle sona eren idari-soruşturma niteliğindeki aşamadır.

Dosyanın ağır ceza mahkemesine verilmesiyle başlayan son soruşturma, mahkemenin denetiminde yürüyen aşamadır.

İki aşamanın makamları ve denetim mercileri farklıdır; son soruşturma kararını ağır ceza mahkemesi verir.

Son soruşturmanın açılması ile açılmasına yer olmadığı kararı arasındaki fark nedir?

Mahkeme, iddianame üzerine son soruşturmanın açılmasına karar verirse avukatın duruşması suçun işlendiği yer ağır ceza mahkemesinde yapılır.

Mahkeme son soruşturmanın açılmasına yer olmadığına karar verirse dava kapanır ve duruşma yapılmaz.

Yalnızca son soruşturmanın açıldığı hâlde duruşma açılır ve kararlar baroya bildirilir.

Avukatın istemi ile resen soruşturma arasındaki fark nedir?

Avukatın kabule değer istemi üzerine delil toplanması nazara alınır.

Avukat istemde bulunmasa da gerektiğinde soruşturma başkan tarafından derinleştirilebilir.

Avukatın istemi zorunlu bir kabul yükümlülüğü doğurmaz; istem kabule değer olmalıdır ve gerekirse resen derinleştirme yapılır.

Genel mahkeme ile 286. maddenin uygulanmadığı avukat yargılaması arasındaki fark nedir?

Avukatların meslekten doğan veya görevleri sırasında işledikleri suçlarda BAM ceza dairesi kararlarına karşı 5271 sayılı CMK 286/2 uygulanmaz.

Diğer sanıklar bakımından CMK 286/2 hükmü geçerlidir.

Avukatlar bakımından bu kararlar için CMK'nın 286/2 maddesindeki kısıtlama aranmaz.

Mahkeme: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Madde metnindeki beş günlük süreyi dava şartı niteliğinde bir hak düşürücü süre saymak; madde metni bunu hak düşürücü olarak nitelemez.
  • Son soruşturmanın açılmasına yer olmadığı kararını, bu maddenin duruşma yeri kuralını uygulayarak duruşma yapılan karar gibi değerlendirmek.
  • BAM ceza dairesi kararlarında CMK 286/2 kısıtlamasını avukat yargılamasında uygulamak; beşinci (son) fıkra bunu açıkça dışlar.
  • Duruşma yerini avukatın ikamet ettiği yer ağır ceza mahkemesi sanmak; yer ölçütü suçun işlendiği yerdir.
  • Nihai karar bildiriminin ara kararları da kapsadığını varsaymak; madde metni yalnızca nihai kararları sayar.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Yargıtay, 1136 sayılı Kanun m.59'daki yetki ve dosya sevk düzenini 58. maddeye göre yürütülen soruşturmanın devamı olarak ele almaktadır. (Genel Kurul, 2023/7631 E., 08.07.2025; Ceza Genel Kurulu, 2003/316 E., 2004/12 K., 27.01.2004)
  • Avukatlar hakkında son soruşturmanın açılmamasına ilişkin kararların kovuşturma sürecinde denetimi, CMK'nın ilgili hükümlerine göre yapılmaktadır. (Ceza Genel Kurulu, 2004/101 E., 2004/123 K., 25.05.2004)
  • Adalet Bakanlığının izin ve soruşturma yetkisinin, uzlaştırma kurumu ile birlikte değerlendirilmesi gerektiği kabul edilmektedir. (İdare Dava Daireleri Kurulu, 2024/2404 E., 2025/900 K., 24.04.2025; 10. Daire, 2021/2127 E., 2024/956 K., 19.03.2024)
  • 12. Ceza Dairesi, 58. ve 59. maddelerin birlikte uygulanmasını, soruşturma dosyasının Bakanlığa tevdiinden sonra gelen aşamaların bu maddeye göre yürütülmesi olarak değerlendirmektedir. (12. Ceza Dairesi, 2023/3519 E., 2024/7419 K., 11.12.2024)

Nasıl ispat edilir?

  • Avukat hakkında soruşturma izninin verildiğini ve 58. madde kapsamında soruşturmanın yapıldığını ileri süren kurum, bu hususu belgelerle ispatlamak zorundadır.
  • Dosyanın Adalet Bakanlığına tevdi tarihi ile savcılığa gönderim tarihi, beş günlük iddianame süresinin başlangıç ve bitişini gösterdiği için yazılı kayıtla belgelenmelidir.
  • İddianamenin avukata tebliğ edildiği, tebliğ belgesiyle ispatlanır.
  • Avukatın delil veya soruşturma istemi kabule değer bulunmuşsa, istemin ve buna ilişkin işlemin yazılı kayıtla ispatı gerekir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 1136 sayılı Kanun m.58: Avukatlar hakkında soruşturma izni ve soruşturmanın yapılması usulünü düzenler; m.59 bu soruşturmanın devamındaki aşamaları kurar.
  • 1136 sayılı Kanun m.57: Avukata karşı görevi sırasında işlenen suçların hâkimlere karşı işlenmiş gibi hükme bağlanmasını düzenler.
  • 5271 sayılı Kanun m.286: BAM ceza dairesi kararlarına ilişkin ikinci fıkrası, m.59'un son fıkrası gereğince avukatlar bakımından uygulanmaz.
  • 5271 sayılı Kanun m.164: CMUK'ya atıf yapan iddianame tebliği ve son soruşturma yargılaması bakımından genel ceza usulü hükümlerinin uygulanmasını sağlar.

Avukatlık Kanunu m.60 — İtiraz hakkı

Bu madde, avukatlara ilişkin soruşturma ve kovuşturma işlemlerinde 59. maddede sayılan mahkemelerin verdiği tutuklama, salıverilme ve son soruşturmanın açılmasına yer olmadığı kararlarına karşı yapılacak itiraz yolunu düzenler. Maddenin birinci fıkrası itiraz hakkının kimlere ait olduğunu ve hangi kararlara karşı kullanılabileceğini, ikinci fıkrası ise itirazın hangi ağır ceza mahkemesinde inceleneceğini belirler. Madde, itirazın kendisine karşı yapılacağı kararların esasını, hükmün gerekçesini ya da itiraz dilekçesinin şeklini düzenlemez. Genel itiraz usulü, ceza muhakemesindeki itiraz süresi ve incelemenin yürütülmesi genel hükümlerde yer alır ve bu konular 5271 sayılı Kanun'un ilgili maddelerine tabidir. Kararın infazının geri bırakılması da bu maddede değil, genel usul hükümlerinde düzenlenmiştir.

İtiraz hakkı: hangi kavramlar bilinmeli?

Genel hükümler uyarınca itiraz
Maddenin birinci fıkrasında yer alan ve itirazın usulünü 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'ndaki genel itiraz kurallarına bağlayan ifade. Maddenin kendisi süre, şekil veya inceleme usulünü ayrıca düzenlemez.
Son soruşturmanın açılmasına yer olmadığı kararı
Soruşturma sonunda kamu davası açılmasına gerek görülmeyen hâllerde verilen karar. Bu maddede yalnızca 59. maddede sayılan mahkemelerin verdiği hâli kapsar.
Tutuklama ve salıverme kararları
59. maddede yazılı mahkemelerin avukat hakkında verdiği tutuklama veya tutukluluğun sona erdirilmesi kararları. Kararın kesinleşmesi değil, verilmiş olması itiraz için yeterlidir.
Ağır ceza mahkemesi (itiraz merci)
İkinci fıkra uyarınca itirazın inceleneceği mahkeme. Suçun işlendiği yer ağır ceza mahkemesi hariç tutulduğundan, itiraz edilen kararın verildiği yerde ağır ceza mahkemesi bulunsa bile itirazı o mahkeme incelemez.

İtiraz hakkı: hangi şartlar aranır?

  • Karar, 59. maddede yazılı mahkemelerden biri tarafından verilmiş olmalıdır.
  • Karar tutuklama, salıverilme veya son soruşturmanın açılmasına yer olmadığı kararlarından biri olmalıdır.
  • İtiraz, Cumhuriyet savcısı veya sanık tarafından yapılmalıdır; bu kişiler dışında kalanların bu maddeye dayanarak itiraz hakkı bulunmamalıdır.
  • İtiraz, genel hükümlerde öngörülen şekil ve süre koşullarına uygun olarak yapılmalıdır.
  • İtirazın incelenmesi için suçun işlendiği yer dışında, itiraz edilen kararı veren mahkemeye en yakın ağır ceza mahkemesi bulunmalıdır; suçun işlendiği yerdeki ağır ceza mahkemesi bu yetkiye sahip değildir.

İtiraz hakkı: hangi sonuçları doğurur?

  • Tutuklama, salıverilme veya son soruşturmanın açılmasına yer olmadığı kararına karşı itiraz yapılırsa, itiraz ağır ceza mahkemesince incelenir.
  • Suçun işlendiği yer dışında, itiraz edilen kararı veren mahkemeye en yakın ağır ceza mahkemesi itirazı inceler.
  • Maddede sayılmayan bir mahkemenin kararına bu madde uyarınca itiraz edilemez; böyle bir itiraz bu madde dayanağıyla incelenmez.
  • Kanun yolu genel hükümlerdeki kanun yolu ilkelerine tabidir; itirazın kararın yerine getirilmesini durdurup durdurmadığı bu maddede düzenlenmemiştir.

Sanık / Cumhuriyet savcısı / mağdur: fark nedir?

Cumhuriyet savcısı ve sanık, madde metninde açıkça itiraz hakkı sahibi olarak sayılmıştır.

Suçtan zarar gören kişi maddenin lafzında yer almaz.

Yargıtay uygulamasında son soruşturmanın açılmasına yer olmadığı kararına karşı suçtan zarar görenin de, katılan sıfatını alabilecek durumdaysa itiraz edebileceği kabul edilmektedir. (4. Ceza Dairesi, 2019/3047 E., 2019/11774 K., 25.06.2019)

Suçun işlendiği yer ağır ceza mahkemesi ile itiraz edilen kararı veren mahkemeye en yakın ağır ceza mahkemesi arasındaki fark nedir?

Suçun işlendiği yer ağır ceza mahkemesi, itiraz merci olarak sayılmaz.

İtirazın incelenmesi, itiraz edilen kararı veren mahkemeye en yakın ağır ceza mahkemesine aittir.

Suçun işlendiği yerde ağır ceza mahkemesi bulunsa bile itiraz o yerdeki mahkemede değil, en yakın başka ağır ceza mahkemesinde incelenir.

İtiraz hakkı: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Suçun işlendiği yerdeki ağır ceza mahkemesini itiraz merci saymak; madde bu mahkemeyi açıkça dışarıda bırakır.
  • Maddenin saymadığı kararlara, örneğin 59. madde dışındaki bir mahkemenin kararlarına bu madde ile itiraz edilebileceğini varsaymak.
  • Suçtan zarar gören kişinin maddenin lafzında yer aldığını düşünmek; bu kişinin hakkı Yargıtay uygulamasından kaynaklanır ve katılan sıfatı şartına bağlıdır.
  • Madde kapsamındaki itirazın süresini ya da inceleme usulünü bu maddeden çıkarmaya çalışmak; bu konular genel hükümlerde düzenlenmiştir.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Son soruşturmanın açılmasına yer olmadığı kararına karşı suçtan zarar görenin, katılan sıfatını alabilecek durumda olması hâlinde itiraz edebileceği kabul edilmektedir. (4. Ceza Dairesi, 2019/3047 E., 2019/11774 K., 25.06.2019)
  • Tutuklama kararlarına karşı itiraz hakkının kullanılmasında, kararın verildiği aşama ve tutuklamanın koşullarının ayrıca incelenmesi gerektiği kabul edilmektedir. (Genel Kurul, 2023/7631 E., 08.07.2025)
  • Katılan olmayan bir kişinin, bu maddeye dayanarak itiraz hakkı bulunmadığı yönünde değerlendirme yapıldığı görülmektedir. (5. Ceza Dairesi, 2017/4817 E., 2017/4127 K., 02.10.2017)

Nasıl ispat edilir?

  • İtirazı yapan kişinin sıfatı ispat edilmelidir: Cumhuriyet savcısı ve sanık için bu sıfat doğrudan dosya kaydından anlaşılır; suçtan zarar görenin katılan sıfatını alabileceği ise dosya içeriğiyle gösterilmelidir.
  • İtiraz edilen kararın türü ve veren mahkemenin 59. maddede sayılan mahkemelerden biri olduğu, karar belgesiyle ispatlanır.
  • İtirazın hangi ağır ceza mahkemesinde incelenmesi gerektiği, suçun işlendiği yer ve itiraz edilen kararı veren mahkemenin konumu dosya kayıtlarıyla belirlenir.
  • Kararın kesinleşip kesinleşmediği ve itiraz süresinin geçip geçmediği genel hükümlere göre ayrıca ispatlanır; bu konuda ispat yükü itiraz eden tarafta olur.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 1136 sayılı Avukatlık Kanunu m.59: İtiraz edilebilecek kararları veren mahkemeleri belirler; 60. madde bu mahkemelerin kararlarına karşı itiraz yolunu açar.
  • 5271 sayılı Kanun m.260: Genel itiraz ve kanun yolu hükümlerini içerir; 1136 sayılı Kanun'un 60. maddesindeki 'genel hükümler' ifadesi bu hükümlere gönderme yapar.
  • 5271 sayılı Kanun m.268: Ceza muhakemesinde itiraz hakkını ve kararın kesinleşmesine ilişkin genel kuralları düzenler; bu madde ile birlikte uygulanır.

Avukatlık Kanunu m.61 — Suçüstü hali

1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 61. maddesi, ağır ceza mahkemesinin görev alanına giren bir suç nedeniyle avukatın suçüstü halinde yapılacak soruşturmanın usulünü düzenler. Hükme göre bu soruşturma bizzat Cumhuriyet savcısı tarafından genel hükümlere göre yürütülür. Madde yalnızca avukatlar hakkında suçüstü hâlindeki soruşturma usulünü kapsar; kişinin sıfatına bağlı istisnai usul güvencelerinin bu hâlde uygulanmayacağı yönünde bir sonuç doğurur. Madde, avukatlık görevi sırasında veya görevden doğan suçlarda soruşturma izni alınmasını ayrıca düzenlemez (m.58, m.59). Arama usulü ve arama kararını verecek merci de bu maddede düzenlenmez (m.58, 5271 sayılı CMK m.130). Suçüstü halinin tanımı (5271 sayılı CMK m.2), soruşturma izni ve kovuşturma izni, avukatların görevle ilgili suçlarının yargılanması ile zamanaşımı ve kovuşturma usulü de bu maddenin kapsamı dışında kalır.

Suçüstü hali: hangi kavramlar bilinmeli?

Suçüstü hâli
Suçun işlendiği sırada veya hemen sonrasında failin yakalanabildiği, suçun izlerinin ya da delillerinin üzerinde bulunduğu durumdur. Madde bu kavramı tanımlamaz; tanım 5271 sayılı CMK m.2'dedir ve suçüstü hâlinin ağır cezayı gerektiren suçlarda somut ve güçlü delil şüphesine dayanması gerektiği uygulamada kabul edilmektedir.
Ağır ceza mahkemesinin görev alanına giren suç
Görevli mahkemenin ağır ceza mahkemesi olduğu suçlardır. Bu ölçüt suçun türüne ve cezasına göre belirlenir; m.61 bakımından avukatın görevle ilgili olup olmadığı bu ayrımı değiştirmez. Görevle ilgili suçlar m.59 nedeniyle de ağır ceza görev alanındadır, ancak m.61'deki ölçüt yüklenen suça göre tespit edilir.
Genel hükümler
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun soruşturmaya ilişkin genel düzenlemeleridir. Bu hükümler, avukatlar için öngörülen özel izin ve sıfat güvencelerinin yerine uygulanır.
Bizzat Cumhuriyet savcısı
Soruşturmanın Cumhuriyet savcısının kendisi tarafından yürütülmesini ifade eder. Kolluk veya başka bir savcıya devredilmesi bu hâlin bir parçası değildir.

Suçüstü hali: hangi şartlar aranır?

  • Suçun ağır ceza mahkemesinin görev alanına girmesi gerekir; bu, yüklenen suça göre belirlenir ve suçun görevle ilgili olup olmamasına bakılmaz.
  • Suç suçüstü hâlinde işlenmiş olmalıdır; suçüstü hâlinin varlığı 5271 sayılı CMK m.2 ölçütüne göre ortaya konulmalıdır.
  • Soruşturma bizzat Cumhuriyet savcısı tarafından yürütülmelidir.
  • Soruşturma genel hükümlere göre yapılmalıdır; avukat için Adalet Bakanlığı izni ya da benzeri bir ön izin aranmamalıdır.
  • Bu usulün uygulanabilmesi için avukatın sıfatına dayanan istisnai bir usul güvencesi bulunmamalıdır; görevle ilgili suç ya da kişisel suç ayrımı yapılmaz.
  • Arama gibi koruma tedbirleri bu maddeye göre değil, m.58 ve 5271 sayılı CMK m.130 uyarınca yapılmalıdır.

Suçüstü hali: hangi sonuçları doğurur?

  • Ağır ceza görev alanına giren bir suçta avukat suçüstü hâlinde yakalandığında soruşturma bizzat Cumhuriyet savcısı tarafından genel hükümlere göre yürütülür.
  • Suçüstü hâlinde soruşturma için Adalet Bakanlığından izin alınması gerekmez.
  • Suçüstü hâlinde yapılan soruşturma, avukatın görevle ilgili suçunda da kişisel suçunda da genel hükümlere göre yürür.
  • Soruşturmanın genel hükümlere göre yapılması, avukatın sıfatından doğan istisnai haklardan yararlanamayacağı anlamına gelir.
  • Arama, bu maddeye göre değil m.58 ve 5271 sayılı CMK m.130 uyarınca yapılır; genel arama hükümleri uygulanmaz.
  • Suçüstü hâli bulunmayan veya ağır ceza görev alanına girmeyen hâllerde bu madde uygulanmaz; m.59 ve m.58 hükümleri devreye girer.

Görevle ilgili suç ile kişisel suç arasındaki fark nedir?

Avukatlık görevi sırasında veya görevden doğan suçta m.58 ve m.59 uyarınca özel düzenlemeler devreye girer.

Görevle ilgisi olmayan kişisel suçta avukat, genel suçlular gibi değerlendirilir.

Her iki hâlde de m.61 uyarınca suçüstü soruşturması genel hükümlere göre yapılır; ancak arama usulü ayrı kurallara tabidir. (15. Ceza Dairesi, 2020/9538 E., 2021/2108 K., 01.03.2021; 11. Ceza Dairesi, 2025/770 E., 2025/3807 K., 07.04.2025)

Soruşturma usulü ile arama usulü arasındaki fark nedir?

Soruşturma m.61 uyarınca bizzat Cumhuriyet savcısınca genel hükümlere göre yürütülür.

Avukatın konut ve bürosunda arama m.58 ve 5271 sayılı CMK m.130 kapsamında yapılır.

Suçüstü soruşturması genel hükümlere göre olsa da arama için mahkeme kararı gerekir; m.61 arama usulünü genel aramaya bağlamaz. (Birinci Bölüm, 2022/87957 E., 30.07.2025)

Suçüstü soruşturması ile avukat hakkında izinle soruşturma arasındaki fark nedir?

Ağır ceza görev alanındaki suçüstü hâlinde soruşturma izni aranmaz.

Suçüstü dışındaki durumlarda m.59 uyarınca Adalet Bakanlığı izni gerekir.

Suçüstü hâlinde soruşturma doğrudan Cumhuriyet savcısınca başlatılır, izin beklenmez. (Birinci Bölüm, 2022/87957 E., 30.07.2025)

Suçüstü hali: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Suçüstü soruşturmasının genel hükümlere göre yapılmasını, avukatın arama için de genel arama yetkisinin doğduğu biçiminde yorumlamak; arama için m.58 ve CMK m.130 aranmalıdır.
  • Görevle ilgili suçun m.59 gereği soruşturma izni gerektirdiğini, suçüstü hâlinde de izin aranacağını düşünmek; m.61 bu hâlde izni aramaz.
  • Suçüstü hâlinin ağır ceza görev alanındaki suçlarla sınırlı olduğunu gözden kaçırıp hafif suçlarda avukat hakkında keyfi arama yapılabileceğini düşünmek.
  • Kişisel suç ile görevle ilgili suç ayrımını m.61 uygulamasında belirleyici saymak; m.61 bu ayrımı aramaz, suçun yüklenen cezaya göre görev alanına bakılır.
  • Madde metnindeki 'bizzat Cumhuriyet savcısı' ifadesini, soruşturmanın kolluk tarafından yapılabileceği biçiminde okumak.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Avukat hakkında ağır ceza görev alanına giren bir suçüstü hâlinde soruşturmanın Cumhuriyet savcısı tarafından genel hükümlere göre yapılması, Adalet Bakanlığı izni gerektirmediği biçiminde kabul edilmektedir. (Birinci Bölüm, 2022/87957 E., 30.07.2025; İkinci Bölüm, 2018/16001 E., 09.07.2020)
  • Suçun görevle ilgili mi kişisel mi olduğuna bakılmaksızın, 61. maddedeki ağır ceza görev alanı ölçütünün yüklenen suça göre belirlendiği kabul edilmektedir. (15. Ceza Dairesi, 2020/9538 E., 2021/2108 K., 01.03.2021; 11. Ceza Dairesi, 2025/770 E., 2025/3807 K., 07.04.2025)
  • Soruşturmanın genel hükümlere göre yapılması, aramanın genel arama hükümlerine tabi olduğu anlamına gelmediği; avukat konut ve bürosunda arama için m.58 ve CMK m.130 uyarınca mahkeme kararının aranması gerektiği kabul edilmektedir. (15. Ceza Dairesi, 2020/9538 E., 2021/2108 K., 01.03.2021)
  • Avukatlık mesleğinin özelliği gereği görev sırasındaki ve görevden doğan suçlarda CMK'daki genel düzenlemelerden ayrı olarak 58-61. maddelerde özel düzenlemeler yapıldığı belirtilmektedir. (15. Ceza Dairesi, 2020/9538 E., 2021/2108 K., 01.03.2021; 11. Ceza Dairesi, 2025/770 E., 2025/3807 K., 07.04.2025)

Nasıl ispat edilir?

  • Suçüstü hâlinin varlığını ileri süren ve bu yolla genel hükümlere göre soruşturmanın yapılmasını isteyen taraf, suçun ağır ceza görev alanına girdiğini ve suçüstü durumunu ispat eder; bu ispat yükü Cumhuriyet savcılığındadır.
  • Suçüstü hâlinin ispatında kolluk tutanakları, yakalama ve arama belgeleri, tanık beyanları ve görüntü kayıtları kullanılır; bu delillerin suçüstü ölçütüne uygunluğu değerlendirilir.
  • Avukatın soruşturma izni olmadan soruşturulduğu iddiasında, savunmayı yapan avukat suçüstü hâlinin bulunduğunu ve genel hükümlerin uygulandığını ispatlamakla yükümlüdür; yani savcılık bu konuda belge sunmalıdır.
  • Arama yapıldığı iddia edildiğinde, aramanın mahkeme kararına dayanıp dayanmadığı arama kararı ile ispatlanır; karar yoksa aramanın usulüne aykırılığı avukat tarafından ileri sürülür.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 1136 sayılı Kanun m.58: Avukatın konut ve bürosunda arama yapılmasına ilişkin özel usulü düzenler. m.61 arama usulünü değil, yalnızca soruşturma usulünü belirler; arama için m.58 uygulanır.
  • 1136 sayılı Kanun m.59: Avukatlık görevi sırasında veya görevden doğan suçlarda ağır ceza görev alanını ve soruşturma izni ayrımını düzenler; m.61 suçüstü hâlinde bu izin sistemini devre dışı bırakır.
  • 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m.2: Suçüstü hâlinin tanımını verir; m.61'deki suçüstü ölçütü buna göre belirlenir.
  • 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m.130: Avukatın konut ve bürosunda arama kararını ve arama merciini düzenler; m.61 uyarınca yapılan soruşturmada arama bu hükme tabidir.
  • 5235 sayılı Kanun m.12: Ağır ceza mahkemesinin görev alanına giren suçun belirlenmesinde ölçüt olarak kullanılır (m.61'in uygulanmasında suçun yüklenen niteliğine göre bakılır).

Avukatlık Kanunu m.62 — Görevi kötüye kullanma

Madde, avukatın avukat sıfatıyla veya Türkiye Barolar Birliği ya da baro organlarında görevli olarak kendisine verilmiş görev ve yetkiyi kötüye kullanmasını suç olarak düzenler ve bu fiilin cezasını Türk Ceza Kanunu'nun görevi kötüye kullanmaya ilişkin hükmüne bağlar. Kişi bakımından yalnızca avukatlara uygulanır; başka kişilerin görevi kötüye kullanması bu maddenin kapsamında değildir. Maddede avukatın özen borcu, hukuki ve disiplin sorumluluğu, görevi ihmal biçiminin ayrıntıları ve cezanın miktarı düzenlenmez. Görevi kötüye kullanmanın unsurları ve cezası Türk Ceza Kanunu'nun 257. maddesinde bulunur (TCK m.257). Avukatın özen borcunun ihlalinden doğan hukuki sorumluluk, Türk Borçlar Kanunu'ndaki vekilin özen borcu hükümlerine ve avukatlık mesleğine özgü düzenlemelere tabidir. Disiplin sorumluluğu ise Avukatlık Kanunu'nun disiplin hükümlerinde yer alır.

Görevi kötüye kullanma: hangi kavramlar bilinmeli?

Görev ve yetki
Avukatlık Kanunu ve diğer kanunlar uyarınca avukata sıfatı gereği tanınan ya da Türkiye Barolar Birliği veya baro organlarında görev yapmasıyla kendisine verilen yetkilerin ve yükümlülüklerin tümüdür. Maddenin uygulanabilmesi için fiilin bu görev ve yetki çerçevesinde işlenmiş olması gerekir.
Kötüye kullanma
Görev ve yetkinin amacına aykırı biçimde kullanılmasıdır. Madde metni bunun TCK m.257'de tanımlanan biçimde gerçekleşmesini öngörür; yani kötüye kullanma, TCK'da öngörülen unsurları taşıyan bir fiil olmalıdır.
Avukat sıfatı
Avukatlık ruhsatına dayanan ve avukatlık mesleğinin icrasından doğan sıfattır. Madde, bu sıfatla gerçekleşen görev kötüye kullanmayı kapsar; sıfat dışındaki kişisel işlerde madde uygulanmaz.
Baro ve TBB organlarındaki görev
Avukatın Türkiye Barolar Birliği veya bir barodaki organlarda seçilmiş ya da atanmış olarak üstlendiği görevdir. Bu görevlerden doğan kötüye kullanma da maddenin kapsamına girer.

Görevi kötüye kullanma: hangi şartlar aranır?

  • Failin avukat olması gerekir; avukatlık sıfatı ya da Türkiye Barolar Birliği veya baro organında görev sahibi olunması bulunmalıdır.
  • Fiilin avukat sıfatıyla veya bu organlardaki görevle bağlantılı olarak işlenmiş olması gerekir.
  • Failin kendisine verilen görev ve yetkiyi kötüye kullanması bulunmalıdır; bu kötüye kullanma TCK m.257'deki unsurları taşımalıdır.
  • Fiilin ihmal yoluyla işlenmesi halinde TCK m.257/2 hükmü uygulanır; bu hal de madde kapsamındadır.
  • Fail, kötüye kullanma kastıyla hareket etmiş olmalıdır.

Görevi kötüye kullanma: hangi sonuçları doğurur?

  • Avukat, avukat sıfatıyla veya baro ya da Türkiye Barolar Birliği organındaki görevi sırasında görev ve yetkisini kötüye kullanırsa TCK m.257 uyarınca cezalandırılır.
  • Fiil ihmal yoluyla işlenmişse TCK m.257/2 hükmü uygulanır.
  • Fiil madde kapsamındaki görev ve yetki dışında işlenmişse bu madde uygulanmaz; genel hükümler ve ilgili başka düzenlemeler devreye girer.
  • Görev ve yetkinin kötüye kullanılmadığı hallerde, yalnızca mesleki özen yükümlülüğünün ihlali bu maddeye göre suç oluşturmaz; bu durumda hukuki ve disiplin sorumluluğu gündeme gelebilir.
  • Madde, cezanın miktarını ve türünü kendisi belirlemez; ceza TCK m.257 hükmüne göre belirlenir.

Avukat sıfatıyla görev ile baro ve TBB organındaki görev arasındaki fark nedir?

Avukatın müvekkil ilişkisinden doğan işlerde, yani vekalet görevinde kötüye kullanma.

Avukatın baro veya Türkiye Barolar Birliği organında seçilmiş ya da atanmış olarak yaptığı işlerde kötüye kullanma.

Her iki hal de madde kapsamındadır ve aynı TCK m.257 hükmüne tabidir; yalnızca görevin kaynağı farklıdır.

Görevi kötüye kullanma (TCK m.257/1) ile görevi ihmal (TCK m.257/2) arasındaki fark nedir?

Görevi kötüye kullanma, yetkinin amacına aykırı aktif bir davranışla gerçekleşir.

Görevi ihmal, görevin gereğini yapmamak ya da geciktirmek suretiyle gerçekleşir.

Avukatın yapmadığı işlerde (süresinde temyiz yapmama, duruşmaya katılmama gibi) çoğunlukla ihmal biçimi gündeme gelir; bu halde TCK m.257/2 uygulanır.

Cezai sorumluluk ile hukuki sorumluluk arasındaki fark nedir?

Madde kapsamında cezai sorumluluk, TCK m.257 hükmü uyarınca suç olarak doğar.

Hukuki sorumluluk, vekilin özen borcunun ihlalinden doğan tazminat yükümlülüğüdür.

Aynı fiil hem suç hem de hukuki sorumluluk doğurabilir; ceza sorumluluğu zarar ve tazminat sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.

Görevi kötüye kullanma: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Avukatın özen borcu ihlalini doğrudan görevi kötüye kullanma saymak; her özen ihlali suç değildir, TCK m.257 unsurlarının gerçekleşmesi aranmalıdır.
  • Görevi kötüye kullanma (m.257/1) ile görevi ihmal (m.257/2) hallerini karıştırmak; ihmalde aktif davranış yerine görevin yapılmaması aranmalıdır.
  • Madde kapsamındaki görev dışındaki kişisel işlemleri madde 62 kapsamında değerlendirmek.
  • Avukatın mesleki sorumluluğu ile cezai sorumluluğunu birbirine karıştırmak; hukuki sorumluluk, disiplin ve ceza sorumluluğu ayrı ayrı değerlendirilmelidir.
  • Ceza miktarını madde metninde aramak; madde ceza miktarı belirlemez, TCK m.257 hükmüne atıf yapar.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Avukatın özen borcunun ağırlaştırılmış nitelikte olduğu ve sübjektif nedenlerin avukatın sorumluluğunu ortadan kaldırmadığı kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2021/43 E., 2021/287 K., 17.06.2021)
  • Mazeretsiz duruşmaya katılmama, süresinde yasa yoluna başvurmama ve icra işlemlerini takip etmeme gibi hallerin TCK m.257/2 kapsamında değerlendirildiği kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2016/1170 E., 2019/488 K., 20.06.2019)
  • Avukatın ceza yargılamasında müdafi olarak görev yaparken yaptığı eylemlerin de bu madde ile TCK m.257 kapsamına girebildiği kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2014/611 E., 2017/465 K., 07.11.2017)
  • Dolandırıcılık gibi başka bir suç ile birlikte görev kötüye kullanmanın bulunduğu hallerde, 1136 sayılı Kanun m.62'nin uygulanmasının ayrıca değerlendirildiği kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2009/109 E., 2010/48 K., 09.03.2010)

Nasıl ispat edilir?

  • Görevi kötüye kullanma suçunu iddia eden taraf, yani şikayetçi ya da savcılık, avukatın görev ve yetkisini ve bu görevin kötüye kullanıldığını ispatlamakla yükümlüdür.
  • Avukatın görevi kapsamında düzenlediği belgeler, vekaletname, dava dosyası ve duruşma tutanakları ispatta temel delillerdir.
  • Avukat, paranın avukatlık ücreti ya da masraf olarak alındığını ileri sürerse bunu, düzenlenmiş bir belge ile ispatlamak zorundadır; belge bulunmaması savunmanın zayıflığı sonucunu doğurur. (Ceza Genel Kurulu, 2016/1170 E., 2019/488 K., 20.06.2019)
  • Duruşmaya katılmama ya da süresinde işlem yapmama gibi ihmal halinde, avukatın mazeretini gösteren belge sunma yükü avukattadır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 5237 sayılı Kanun m.257: Görevi kötüye kullanma suçunu ve cezasını düzenler. Bu madde, avukatın görev ve yetki kötüye kullanmasının cezalandırılmasında doğrudan bu hükme atıf yapar; m.257/2 ihmal yoluyla kötüye kullanmayı kapsar.
  • 1136 sayılı Kanun m.34: Avukatlık ünvanının gerektirdiği saygı ve güven yükümlülüğünü düzenler. Madde 62'nin uygulandığı görev ve yükümlülüklerin kaynaklarından biridir.
  • 6098 sayılı Kanun m.506: Vekilin özen borcunu düzenler. Avukatın özen borcunun ihlalinden doğan hukuki sorumluluk bu hükme dayanır; ancak ceza sorumluluğu madde 62 ile belirlenir.
  • 1136 sayılı Kanun m.48: Avukatlık ücreti ya da çıkar karşılığında iş getirmeye aracılık eden avukatlar için ayrı bir ceza öngörür; madde 62'deki görev kötüye kullanmadan ayrı bir suç tipidir.

Avukatlık Kanunu m.63 — Avukatlık yetkilerinin başkaları tarafından kullanılmaması

Madde, baro levhasında yazılı olmayan kişilerin ve işten yasaklanmış avukatların hangi yetkileri kullanamayacağını, avukatlık unvanını kimlerin taşıyamayacağını, bu yasağa aykırılığın idari para cezası ve üçüncü fıkradaki cezai yaptırımını ve mahkeme, icra ve iflas dairesi ile barolara düşen bildirim yükümlülüğünü düzenler. Yasak, baro levhasındaki kaydı yirmi yılı dolanlar ile bürosunu kapatıp vergi kaydını sildiren avukatlar için sınırlı bir istisna içerir. Maddenin kişilere kime uygulandığı, levhaya kayıt ve işten yasaklanma gibi ön koşulların tespiti bakımından baro levhası ile bağlantılıdır. Avukatlık ruhsatının verilmesi ve levhaya kayıt koşulları (m.3-10) düzenlemez. Avukatlık ücreti ve vekâletnamenin ibrazı (m.56, Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümleri) düzenlemez. Avukatlık mesleğinin yetki alanına giren işler, yalnız avukatların yapabileceği işler (m.35) ise bu maddede yer almaz. Avukatların disiplin yaptırımları (m.134 vd.) düzenlemez.

Avukatlık yetkilerinin başkaları tarafından kullanılmaması: hangi kavramlar bilinmeli?

Baro levhası
Avukatlık mesleğini icra etme yetkisinin kayda bağlandığı baro kayıt listesidir. Bu maddenin birinci fıkrası açısından levhada kaydı bulunmayan kişi, avukatlık yetkisi bakımından avukat sayılmaz.
İşten yasaklanmış avukat
Mesleğinden geçici veya kesin olarak men edilmiş, dolayısıyla yasak süresince avukatlık yetkilerini kullanamayan avukattır. Levhada kaydı bulunsa dahi bu yasak süresince birinci fıkra kapsamına girer.
Avukatlık unvanı
Avukat sıfatını gösteren ad ve ibarelerin kullanılmasıdır. Levhada kaydı bulunmayanlar bu unvanı taşıyamaz; istisna yalnızca yirmi yıl levhada kalanlar ve bürosunu kapatıp vergi kaydını sildirenler için geçerlidir.
Muvazaalı yoldan alacak devralma
Avukatlık yetkisi taşımayan kişinin, görünürde başka bir işlem arkasına gizlenerek avukatlık alacağını devralmasıdır. Üçüncü fıkradaki suçun maddi unsurlarından biridir.
İdari para cezası
Birinci fıkra hükmüne aykırı eylemde bulunanlara Cumhuriyet savcısının verdiği, madde metninde tutarı belirlenmiş yaptırımdır. Tutar madde metninde beşyüz ile ikibin Türk Lirası arasında gösterilmiştir; uygulamada güncel tutar ayrıca dikkate alınmalıdır.

Avukatlık yetkilerinin başkaları tarafından kullanılmaması: hangi şartlar aranır?

  • Kişinin baro levhasında yazılı bulunmaması veya işten yasaklanmış avukat olması gerekir; bu hâllerden biri bulunmadan birinci fıkra uygulanamaz.
  • Kişinin, şahsına ait olmayan dava evrakını düzenlemesi, icra işlemlerini takip etmesi veya avukatlara ait diğer yetkileri kullanması gerekir.
  • Levhada yazılı olmayan kişinin avukatlık unvanını taşıması, birinci fıkra kapsamında ayrı bir eylem olarak aranır.
  • Birinci fıkraya aykırı eylemin Cumhuriyet savcısı tarafından idari para cezası ile yaptırıma bağlanması için kovuşturma sonucu bu yönde karar verilmesi gerekir.
  • Üçüncü fıkradaki suç için failin avukatlık yapma yetkisini taşımadığı hâlde muvazaalı yoldan alacak devralması veya kanunların tanıdığı başka hakları kötüye kullanarak avukatlara ait yetkileri kullanması gerekir.
  • Yirmi yıl levhada kalmış olan veya bürosunu kapatıp vergi kaydını sildiren avukatlar için istisna uygulanır; bu kişiler durumlarını baroya bildirmek ve görev ile yükümlülüklerini yerine getirmek koşuluyla yalnız avukat unvanını kullanabilir.

Avukatlık yetkilerinin başkaları tarafından kullanılmaması: hangi sonuçları doğurur?

  • Levhada yazılı olmayan veya işten yasaklanmış avukat, şahsına ait olmayan dava evrakını hazırlayamaz, icra işlemlerini izleyemez ve avukatlara özgü diğer yetkileri kullanamaz.
  • Levhada yazılı olmayan kişi avukatlık unvanını taşıyamaz.
  • Birinci fıkraya aykırı eylemde bulunanlara Cumhuriyet savcısı tarafından idari para cezası verilir; metinde bu para cezası beşyüz ile ikibin Türk Lirası arasında belirlenmiştir.
  • Üçüncü fıkradaki hâllerde failler bir yıldan üç yıla kadar hapis ve bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır.
  • Yirmi yılı levhada geçen veya bürosunu kapatıp vergi kaydını sildiren avukatlar, koşulları yerine getirdikçe yalnız unvanı kullanabilir; diğer avukatlık yetkileri bu istisna kapsamında değildir.
  • Mahkemeler, icra ve iflas daireleri ile barolar, bu kapsama giren bir olayı öğrenince Cumhuriyet savcılığına bildirmek zorundadır.
  • Cumhuriyet savcılığı kovuşturma sonucunu baroya bildirir.

Birinci fıkra ile üçüncü fıkra arasındaki fark nedir?

Birinci fıkra, levhada kaydı olmayan veya işten yasaklı kişinin yetki kullanmasını ve unvan taşımasını yasaklar. Eylem idari yaptırıma bağlanır.

Üçüncü fıkra, avukatlık yetkisi bulunmadığı hâlde muvazaalı devralma veya hak kötüye kullanma yoluyla avukatlara ait yetkileri kullananları düzenler. Burada bir hapis ve adli para cezası söz konusudur.

Aynı eylem hem idari para cezası hem de hapis cezası gerektirmez; üçüncü fıkradaki nitelikli biçim ayrıca ceza hukukuna tabi tutulur.

Levhada kaydı bulunmayan kişi ile işten yasaklanmış avukat arasındaki fark nedir?

Levhada hiç kaydı olmayan kişi, avukat olarak kayıtlı olmadığından unvanı da taşıyamaz.

İşten yasaklanmış avukat levhada kayıtlı kalabilir, ancak yasak süresince yetkilerini kullanamaz.

Birinci fıkra iki hâlde de uygulanır, fakat yasaklı avukatın levhadaki kaydı, unvan kullanma yetkisini tamamen ortadan kaldırmaz; metin yalnız yetki kullanımını yasaklar.

Genel hal ile yirmi yıllık kayıt ve bürosunu kapatan avukat arasındaki fark nedir?

Genel halde levhada kaydı olmayan kişi avukatlık unvanını taşıyamaz ve yetkileri kullanamaz.

Levhada yirmi yılı dolan veya bürosunu kapatıp vergi kaydını sildiren avukat, baroya bilgi verme ve yükümlülükleri yerine getirme koşuluyla yalnız unvanı kullanabilir.

Bu istisna yalnız unvan kullanımını kapsar; avukatlara ait diğer yetkileri kullanmasına izin vermez.

Avukatlık yetkilerinin başkaları tarafından kullanılmaması: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Birinci fıkradaki idari para cezasını üçüncü fıkradaki hapis cezası ile karıştırmak; birinci fıkra eylemi için hapis cezası verilemez.
  • Madde metnindeki beşyüz ile ikibin Türk Lirası tutarını güncel tutar yerine kullanmak; güncel tutar değerlendirilmeden sonuç yanlış çıkar.
  • Levhada kaydı bulunan ancak işten yasaklanmış avukatı levhadan silinmiş sayıp unvan kullanma yasağını ona tümüyle yüklemek; yasaklı avukatın kaydı devam etmektedir.
  • Yirmi yıl istisnasını yalnız unvan kullanımıyla sınırlamak yerine, bu kişilerin diğer avukatlık yetkilerini de kullanabileceğini düşünmek.
  • Mahkeme veya icra dairesinin öğrendiği olayı Cumhuriyet savcılığına bildirme yükümlülüğünü yerine getirmeden doğrudan baroya bildirmek; metin savcılığa bildirimi öngörür.
  • Muvazaalı devralma ile sıradan alacak devrini ayırmamak; üçüncü fıkra yalnız yetkisiz kişinin muvazaalı devralma yoluyla avukatlık yetkisini kullanmasına uygulanır.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Levhadan silinmiş kişinin, kaydın yeniden yapılması için başvurusunun sonuçlanmamış olması, onun levhada yazılı sayılmaması ve dolayısıyla birinci fıkra kapsamına girmesi sonucunu doğurmaktadır. (Hukuk Genel Kurulu, 2006/263 E., 2006/252 K., 03.05.2006)
  • Birinci fıkra hükmüne aykırı eylem için verilen idari para cezası ile üçüncü fıkradaki hapis cezası aynı olaya birlikte uygulanmakta, sanık hakkında hangi fıkranın uygulanacağı eylemin niteliğine göre belirlenmektedir. (15. Ceza Dairesi, 2016/4565 E., 2017/6675 K., 27.02.2017; 11. Ceza Dairesi, 2018/3046 E., 2020/6247 K., 02.11.2020)
  • Üçüncü fıkradaki suç, avukatlık alacağının muvazaalı devralınması ve kanunların tanıdığı diğer haklarının kötüye kullanılması biçiminde işlendiğinde mahkemelerce ayrı bir suç olarak değerlendirilmektedir. (11. Ceza Dairesi, 2022/7137 E., 2023/7422 K., 23.10.2023; 11. Ceza Dairesi, 2021/19068 E., 2025/7953 K., 25.06.2025)
  • Birinci fıkradaki düzenleme 2008 değişikliğinden önce hapis cezası içeriyordu; bu nedenle öncesine ait kararlar güncel para cezası düzenlemesi ile bağdaştırılmadan okunmamalıdır. (15. Ceza Dairesi, 2016/4565 E., 2017/6675 K., 27.02.2017)

Nasıl ispat edilir?

  • Birinci fıkra kapsamındaki eylemin ispatı, iddia eden Cumhuriyet savcılığında olup, levha kaydının bulunmadığı veya yasaklılığın varlığı baro kayıtları ile ortaya konur.
  • Levhada kayıtlı olmadığı iddia edilen kişinin avukatlık unvanı taşıdığı veya yetki kullandığı, dava evrakı ya da icra dosyasındaki imza ve işlemlerle ispatlanır.
  • Yirmi yıl levhada kalma veya bürosunu kapatıp vergi kaydını sildirme istisnasını ileri süren kişi, bu koşulların gerçekleştiğini ve baroya bilgi verdiğini belgeyle ispatlamalıdır.
  • Üçüncü fıkradaki muvazaa iddiasında, devralma işleminin görünürdeki amacı ile gerçek amacının farklı olduğunu gösteren delillerin toplanması gerekir; savunma tarafı bu delillerin aksini ileri sürebilir.
  • Mahkeme, icra ve iflas dairesi ile barolar bildirim yükümlülüğünü yerine getirmediğinde, ihbarın yapılmamasının sonucu ayrıca tartışılabilir; bildirim yükümlülüğünün ispatı bildirimi yapan kurumun dosyasına dayanır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 1136 sayılı Kanun m.35: Avukatlara özgü işlerin ve yetkilerin tanımını yapar; birinci fıkradaki 'avukatlara ait diğer yetkiler' ibaresinin kapsamını bu madde belirler.
  • 1136 sayılı Kanun m.72: Levhadan silinme hâllerini düzenler; kaydı silinen kişinin birinci fıkra kapsamına girmesinde bu düzenleme esas alınır. (Metinde doğrudan anılmamıştır; uygulamada kaydın silinmesinin dayanağıdır.)
  • 1136 sayılı Kanun m.3-10: Avukat olabilmenin şartlarını düzenler; levhaya kayıt bunların sonucudur ve birinci fıkradaki yasağın ön koşuludur.

Avukatlık Kanunu m.64 — Baro yönetim kuruluna karşı özel görevler

1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 64. maddesi, baro denetleme ve şikâyet işlemleri sırasında avukatın bilgi verme, dosyaları gönderme ve dinlenmek üzere çağrılma yükümlülüğünü düzenler; bu yükümlülüğe uymayan avukata baro yönetim kurulunca para cezası verilmesini ve bu cezaya karşı itiraz yolunu belirler. Madde, kayıtlı olunan baronun başkanı, yönetim kurulu veya bu kurulun görevlendirdiği üyeler tarafından yapılan denetleme ve şikâyet incelemelerinde uygulanır. Maddenin düzenlemediği konular şunlardır: avukatın meslek sırrı kapsamının belirlenmesi (m.36), baro disiplin soruşturması ve disiplin cezaları (ilgili disiplin hükümleri), avukatın hak ve ödevlerinin genel çerçevesi (m.34 vd.). Disiplin cezalarının tahsili yolu da madde metninde yalnızca atıf olarak geçer ve ayrıntısı disiplin hükümlerinde yer alır.

Baro yönetim kuruluna karşı özel görevler: hangi kavramlar bilinmeli?

Meslek sırrı
Avukatın görevi dolayısıyla öğrendiği ve açığa vurması yasak olan hususlardır. Bu yükümlülük, bilgi verme yükümlülüğünün sınırını oluşturur; sırra aykırı düşmedikçe bilgi verme zorunluluğu doğar.
Denetleme ve şikâyet meselesi
Avukatın baro denetimine konu olan, bir şikâyet veya baronun kendi denetimi üzerine açılan incelemeye ilişkin işlemlerdir. Madde yalnızca bu tür meselelerde uygulanır.
Davet ve istek
Baro başkanı, yönetim kurulu veya görevlendirilen üyenin avukattan bilgi, dosya veya dinlenme için yaptığı çağrıdır. Yazılı yapılması ve para cezası uyarısı içermesi, cezanın uygulanabilmesi için şarttır.
Yönetim kurulu para cezası
Davet veya isteğe uymayan avukat hakkında kayıtlı olduğu baronun yönetim kurulunca verilen parasal yaptırımdır. Tutarı madde metninde on bin liradan yüz bin liraya kadar belirlenmiştir.
Yeniden ceza
Her davet veya isteğe uymama hâlinde aynı para cezasının tekrar verilebilmesi anlamına gelir. Her uymama ayrı bir ihlal sayılır.

Baro yönetim kuruluna karşı özel görevler: hangi şartlar aranır?

  • Denetleme veya şikâyetle ilgili bir mesele bulunmalıdır.
  • Avukat, kayıtlı olduğu baro başkanına, yönetim kuruluna veya görevlendirilen üyeye bilgi vermek ve istek üzerine dosyaları göndermek zorundadır; bu yükümlülük meslek sırrını saklama yükümlülüğüne aykırı düşmediği ölçüde geçerlidir.
  • Avukat, dinlenmek üzere çağrıldığında baro başkanı, yönetim kurulu veya görevlendirilen üyenin davetine uymalıdır.
  • Davet veya isteğin yazılı olması ve uymama hâlinde para cezası verileceğinin yazıda açıkça belirtilmiş olması gerekir.
  • Avukat davet veya isteğe uymamış olmalıdır; kabul edilebilir bir mazeret varsa ceza için uyumsuzluk bulunmadığı kabul edilir.

Baro yönetim kuruluna karşı özel görevler: hangi sonuçları doğurur?

  • Davet veya isteğe uymayan avukat hakkında, kayıtlı olduğu baronun yönetim kurulu on bin liradan yüz bin liraya kadar para cezası verebilir.
  • Her davet veya isteğe uymama hâlinde para cezası yeniden verilebilir.
  • Yazıda uymama hâlinde para cezası verileceğinin belirtilmemesi durumunda ceza verilemez.
  • Meslek sırrını saklama yükümlülüğü kapsamındaki hususlarda bilgi verme zorunluluğu doğmaz.
  • Verilen para cezasına tebliğden itibaren on beş gün içinde baro disiplin kuruluna itiraz edilebilir.
  • Baro disiplin kurulunun itiraz üzerine verdiği karar kesindir.
  • Para cezaları, kanunun disiplin cezalarına ilişkin hükümlerine göre tahsil edilir.
  • Tahsil edilen para cezaları baroya irat yazılır.

Bilgi verme ile dosya gönderme arasındaki fark nedir?

Bilgi vermek, avukatın sözlü ya da yazılı açıklama yapmasını ifade eder ve istek üzerine yerine getirilir.

Dosya göndermek, somut belgelerin baroya iletilmesidir ve istek üzerine yapılır.

Her iki yükümlülük de meslek sırrı sınırına tabidir; sır kapsamına giren hususlarda avukat bu yükümlülükten çekinebilir.

Davet ile istek arasındaki fark nedir?

Dinlenmek üzere yapılan çağrı, avukatın bizzat baroya gelerek ifade vermesini ifade eder.

İstek, bilgi veya dosya talebidir ve yazılı belgeyle yapılabilir.

Her iki hâlde de uymama için para cezası uygulanabilmesi, yazıda cezanın belirtilmiş olması şartına bağlıdır.

İlk uymama ile tekrarlanan uymama arasındaki fark nedir?

Avukatın ilk davet veya isteğe uymaması üzerine cezaya ilişkin ilk karar verilir.

Aynı davet veya isteğe, yeniden uyulmadığında ceza yeniden verilebilir.

Her uymama ayrı para cezası doğurur ve ceza tutarı her seferinde on bin ile yüz bin lira arasında belirlenir.

Yönetim kurulu cezası ile disiplin kurulu itirazı arasındaki fark nedir?

Para cezasını baronun yönetim kurulu verir.

Bu cezaya karşı itiraz, kararı veren baronun disiplin kuruluna yapılır.

Tebliğden itibaren on beş gün içinde itiraz edilebilir; disiplin kurulunun kararı kesindir.

Baro yönetim kuruluna karşı özel görevler: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Davet veya isteğe uymama hâlinde, yazıda ceza uyarısı bulunmadan para cezası vermek; uyarı şartı yerine getirilmeden ceza uygulamak.
  • Para cezasının tutarını on bin liradan yüz bin liraya kadar olan sınırın dışında belirlemek; kanun metnindeki tutarları güncel değerlendirmeden uygulamak.
  • Meslek sırrı kapsamındaki bir konuda bilgi verilmemesini doğrudan uymama saymak; sır sınırının somut olarak değerlendirilmemesi.
  • İtiraz süresini tebliğ tarihi yerine cezanın verildiği tarihten saymak.
  • Yönetim kurulu cezasına karşı itirazı baro genel kuruluna ya da yönetim kuruluna yapmak; itiraz merciinin baro disiplin kurulu olduğunu gözden kaçırmak.
  • Baro disiplin kurulunun kararına karşı yeniden itiraz edilebileceğini varsaymak; kararın kesin olduğunu unutmak.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Mahkemeler, para cezasının tahsilinde madde metnindeki yazılı uyarı şartını aramaktadır; uyarı içermeyen davet üzerine verilen cezanın hukuka aykırı olduğu kabul edilmektedir. (12. Hukuk Dairesi, 2011/12225 E., 2011/31188 K., 28.12.2011)
  • Baro denetiminde avukatın meslek sırrı kapsamındaki bilgileri gerekçe göstererek açıklamaktan kaçınmasının, bu sınır içinde kalındığı sürece uymama sayılmayacağı kabul edilmektedir. (2020/60 E., 2020/54 K., 01.10.2020)

Nasıl ispat edilir?

  • Para cezasının dayanağı olan davet veya istek baro tarafından yazılı olarak yapılmalı ve tebliğ edilmelidir; yazılı belgenin bulunmaması durumunda cezayı veren baro, davetin usulüne uygun yapıldığını ispatla yükümlüdür.
  • Yazının içinde uymama hâlinde para cezası uygulanacağının bulunduğunu, cezayı veren baro ispat etmelidir; bu unsur yazıdan anlaşılmıyorsa ceza hukuka aykırı sayılır.
  • Avukat, uymamasının meslek sırrı kapsamındaki bir konuya ilişkin olduğunu ileri sürerse, bu iddiayı ispat yükü kendisindedir; sır kapsamının niteliği somut olayda değerlendirilir.
  • İtiraz süresinin işleyişini, tebliğ belgesiyle ispat etmek baroya veya avukata düşer; tebliğ tarihi itiraz süresinin başlangıcıdır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 1136 sayılı Avukatlık Kanunu m.36: Meslek sırrını saklama yükümlülüğünü düzenler; m.64'teki bilgi verme yükümlülüğünün sınırını belirler.
  • 1136 sayılı Avukatlık Kanunu m.34: Avukatın genel görev ve ödevlerini düzenler; madde metninde yer almayan ancak denetleme bağlamında ilgili olan genel çerçeveyi oluşturur.
  • 1136 sayılı Avukatlık Kanunu m.103: Baro disiplin kurulunun oluşumunu düzenler; m.64'teki itirazın karar vereceği organ budur.
  • 1136 sayılı Avukatlık Kanunu: Madde metninde yer alan disiplin cezalarına ilişkin hükümlere atıf yapılmıştır; tahsil usulü bu hükümlere göre uygulanır.

Avukatlık Kanunu m.65 — Baro keseneği

Madde, baro keseneğinin yıllık tutarının genel kurulca belirlenmesini, ödeme takvimini (ocak ve temmuz aylarında iki eşit taksit), mesleğin ilk beş yılında kesenek alınmamasını ve vadesinde ödenmeyen kesenek için temerrüt faizini düzenler. Kural, baroya kayıtlı avukatlar bakımından uygulanır. Madde, kesenek dışındaki baro ödemelerini, avukatlık ücretini, büro kurma yükümlülüğünü, meslek sırrını ve avukatlık tekelini düzenlemez; bunlar ayrı maddelerde yer alır (ör. ücret için 164. madde, büro için 43. madde, sır için 36. madde).

Baro keseneği: hangi kavramlar bilinmeli?

Baro keseneği
Avukatların baro bütçesine katkı olarak ödediği, yıllık tutarı baro genel kurulunca belirlenen yükümlülüktür. Tutarı kanun değil genel kurul belirler; kanun yalnızca ödeme düzenini ve istisnayı koyar.
Taksit
Yıllık kesenek tutarının yılda iki kez, her yılın ocak ve temmuz aylarında eşit parçalar halinde ödenmesi biçimidir. Taksitlerin eşit olması gerekir; farklı bir bölüşüm maddenin düzenine uymaz.
İlk beş yıl
Avukatın mesleğe başladığı tarihten itibaren geçen beş yıllık dönemdir. Bu dönemde baro keseneği alınmaz; sürenin başlangıcı mesleğe giriş anıdır.
Temerrüt faizi
Vadesinde ödenmeyen kesenekten, T.C. Merkez Bankası reeskont işlemlerinde uygulanan faiz oranı üzerinden yıllık olarak hesaplanan faizdir. Oran reeskont oranına bağlıdır ve değişebilir.

Baro keseneği: hangi şartlar aranır?

  • Avukatın baroya kayıtlı olması ve mesleğe başlamasının üzerinden beş yıl geçmiş olması gerekir; ilk beş yılda kesenek alınmaz.
  • Yıllık baro keseneğinin tutarı baro genel kurulu tarafından belirlenmiş olmalıdır.
  • Yıllık tutar, her yılın ocak ve temmuz aylarında olmak üzere iki eşit taksitte ödenmelidir.
  • Vadesinde ödenmeyen kesenek bulunuyorsa, bu tutar üzerinden T.C. Merkez Bankası reeskont işlemlerinde uygulanan faiz oranında yıllık temerrüt faizi işlemelidir.
  • Kanunun 72 ve 73. maddelerindeki hükümler saklıdır; bu maddelerin koşulları ayrıca gözetilmelidir.

Baro keseneği: hangi sonuçları doğurur?

  • Mesleğin ilk beş yılında baro keseneği alınmaz; bu dönemde yapılan bir ödeme talebi bu maddeye dayanamaz.
  • Beş yılı dolduktan sonra yıllık kesenek, baro genel kurulunca belirlenen tutar üzerinden hesaplanır ve iki eşit taksitte ödenir.
  • Vadesinde ödenmeyen kesenek için, T.C. Merkez Bankası reeskont işlemlerinde uygulanan faiz oranında yıllık temerrüt faizi işler.
  • Kesenek ödemesinin gecikmesi, maddede öngörülen faiz dışında ayrıca bir yaptırım doğurmaz; yaptırım ve disiplin sonuçları ayrı hükümlere bağlıdır.
  • Maddenin son fıkrası gereğince 72 ve 73. maddelerin hükümleri saklıdır; bu hükümler kesenek konusundaki ek sonuçları belirler.

İlk beş yıl ile sonraki dönem arasındaki fark nedir?

Mesleğin ilk beş yılında olan avukat, baro keseneği ödemekle yükümlü değildir.

Beş yılı dolduran avukat, genel kurulun belirlediği yıllık tutarı ödemekle yükümlüdür.

Ödeme yükümlülüğü ve dolayısıyla temerrüt faizi ancak beş yıllık muafiyet dönemi geçtikten sonra doğar.

Vadesinde ödenen ile vadesinde ödenmeyen kesenek arasındaki fark nedir?

Ocak veya temmuz taksidi vadesinde ödenen kesenekte ek bir yük doğmaz.

Vadesinde ödenmeyen taksit, ödeme gününden itibaren faiz yüküne girer.

Geç ödenen tutar, reeskont faizi oranında yıllık temerrüt faizi ile birlikte ödenir.

Baro keseneği: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Beş yıllık muafiyet süresini mesleğe başlama tarihi yerine levhaya yazılma tarihinden saymak; maddede başlangıç olarak mesleğe başlama ifade edilmiştir ve bu iki tarih farklı olabilir.
  • Kesenek tutarını kanun metninde yazılı bir rakam sanmak; tutar baro genel kurulu tarafından belirlenir ve yıllık olarak değişebilir.
  • Taksitleri eşit olmayan biçimde hesaplamak; kanun iki eşit taksit öngörür.
  • Temerrüt faizini sabit bir oran üzerinden hesaplamak; oran Merkez Bankası reeskont oranına bağlıdır ve güncel oranın kullanılması gerekir.
  • 72 ve 73. maddelerin saklı tutulmasını yok saymak; bu maddelerin koşulları kesenek konusunda ayrıca değerlendirilmelidir.

Nasıl ispat edilir?

  • Baro keseneği borcunun varlığını ve tutarını ileri süren baro, genel kurul kararı ile avukatın levha kaydını ve mesleğe başlama tarihini ispat eder.
  • İlk beş yıl muafiyetine dayanan avukat, mesleğe başlama tarihini levha kaydı veya ruhsat belgesi ile ispatlar.
  • Ödemenin yapıldığını ileri süren avukat, banka dekontu veya baro tahsilat belgesi ile ispat yükü altındadır.
  • Temerrüt faizi talebinde bulunan baro, vadenin geçtiğini ve ödemenin yapılmadığını belgelerle gösterir; faiz oranının reeskont oranına göre hesaplanması ise Merkez Bankası'nın yayımladığı oran üzerinden yapılır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

Süreler

SüreMaddeHüküm
üç yıldanm.56(Değişik üçüncü fıkra: 23/1/2008-5728/330 md.) Aslı olmayan vekâletname veya diğer kâğıt ve belgelerin örneğini onaylayan yahut aslına aykırı örnek veren avukat, üç yıldan altı yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
altı yılam.56(Değişik üçüncü fıkra: 23/1/2008-5728/330 md.) Aslı olmayan vekâletname veya diğer kâğıt ve belgelerin örneğini onaylayan yahut aslına aykırı örnek veren avukat, üç yıldan altı yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
beş günm.59Cumhuriyet Savcısı beş gün içinde, iddianamesini düzenliyerek dosyayı son soruşturmanın açılmasına veya açılmasına yer olmadığına karar verilmek üzere ağır ceza mahkemesine verir.
yirmi yılım.63(Ek cümle: 2/5/2001 - 4667/40 md.) Şu kadar ki, baro levhasındaki kaydı yirmi yılı dolanlardan, bürosunu kapatarak vergi kaydını sildiren avukatlar durumları hakkında bilgi vermek ve baroya karşı görev ve yükümlülüklerini yerine getirmek…
bir yıldanm.63(Değişik üçüncü fıkra: 23/1/2008-5728/334 md.) Avukatlık yapmak yetkisini taşımadıkları halde muvazaalı yoldan alacak devralarak ve kanunların tanıdığı başka hakları kötüye kullanarak avukatlara ait yetkileri kullananlar bir yıldan üç…
üç yılam.63(Değişik üçüncü fıkra: 23/1/2008-5728/334 md.) Avukatlık yapmak yetkisini taşımadıkları halde muvazaalı yoldan alacak devralarak ve kanunların tanıdığı başka hakları kötüye kullanarak avukatlara ait yetkileri kullananlar bir yıldan üç…

Süreler madde metnindeki yazımıyla verilmiştir.

Konuda geçen kararlar

43 karar
  1. 2020/60 E., 2020/54 K., 01.10.2020
    İlgili madde: m.64
  2. 1969/37 E., 1971/8 K., 21.01.1971
    İlgili madde: m.61
  3. Hukuk Genel Kurulu, 2022/455 E., 2023/618 K., 14.06.2023
    İlgili madde: m.56
  4. Ceza Genel Kurulu, 2021/44 E., 2022/790 K., 08.12.2022
    İlgili madde: m.62
  5. Ceza Genel Kurulu, 2022/78 E., 2022/649 K., 20.10.2022
    İlgili madde: m.58
  6. Ceza Genel Kurulu, 2020/227 E., 2021/591 K., 25.11.2021
    İlgili madde: m.56
  7. Ceza Genel Kurulu, 2021/43 E., 2021/287 K., 17.06.2021
    İlgili madde: m.62
  8. Hukuk Genel Kurulu, 2021/45 E., 2021/238 K., 09.03.2021
    İlgili madde: m.56
  9. Hukuk Genel Kurulu, 2019/842 E., 2020/332 K., 03.06.2020
    İlgili madde: m.58
  10. Ceza Genel Kurulu, 2017/168 E., 2020/207 K., 14.05.2020
    İlgili madde: m.63
Diğer 33 karar
  1. Ceza Genel Kurulu, 2016/1170 E., 2019/488 K., 20.06.2019
    İlgili madde: m.56, m.62
  2. Ceza Genel Kurulu, 2014/611 E., 2017/465 K., 07.11.2017
    İlgili madde: m.62
  3. Ceza Genel Kurulu, 2009/109 E., 2010/48 K., 09.03.2010
    İlgili madde: m.62
  4. Ceza Genel Kurulu, 2007/259 E., 2008/47 K., 11.03.2008
    İlgili madde: m.58
  5. Hukuk Genel Kurulu, 2006/263 E., 2006/252 K., 03.05.2006
    İlgili madde: m.63
  6. 11. Ceza Dairesi, 2021/19068 E., 2025/7953 K., 25.06.2025
    İlgili madde: m.63
  7. 11. Ceza Dairesi, 2025/770 E., 2025/3807 K., 07.04.2025
    İlgili madde: m.60, m.61
  8. 2. Ceza Dairesi, 2024/6111 E., 2024/17586 K., 25.11.2024
    İlgili madde: m.60
  9. 8. Daire, 2019/82 E., 2023/6539 K., 29.11.2023
    İlgili madde: m.55
  10. 11. Ceza Dairesi, 2022/7137 E., 2023/7422 K., 23.10.2023
    İlgili madde: m.63
  11. 15. Ceza Dairesi, 2020/9538 E., 2021/2108 K., 01.03.2021
    İlgili madde: m.60, m.61
  12. 11. Ceza Dairesi, 2018/3046 E., 2020/6247 K., 02.11.2020
    İlgili madde: m.63
  13. 4. Ceza Dairesi, 2019/3047 E., 2019/11774 K., 25.06.2019
    İlgili madde: m.60
  14. 5. Ceza Dairesi, 2017/4817 E., 2017/4127 K., 02.10.2017
    İlgili madde: m.60
  15. 18. Ceza Dairesi, 2017/542 E., 2017/7739 K., 14.06.2017
    İlgili madde: m.57
  16. 15. Ceza Dairesi, 2016/4565 E., 2017/6675 K., 27.02.2017
    İlgili madde: m.63
  17. 4. Ceza Dairesi, 2013/21071 E., 2015/196 K., 06.01.2015
    İlgili madde: m.57
  18. 12. Hukuk Dairesi, 2011/12225 E., 2011/31188 K., 28.12.2011
    İlgili madde: m.64
  19. 8. Daire, 2007/9224 E., 2008/1793 K., 11.03.2008
    İlgili madde: m.55
  20. Birinci Bölüm, 2022/87957 E., 30.07.2025
    İlgili madde: m.57, m.61
  21. Genel Kurul, 2023/7631 E., 08.07.2025
    İlgili madde: m.57, m.58, m.60, m.61
  22. İkinci Bölüm, 2021/56916 E., 22.05.2024
    İlgili madde: m.55
  23. Genel Kurul, 2018/21866 E., 14.12.2022
    İlgili madde: m.58
  24. İkinci Bölüm, 2018/37052 E., 15.09.2020
    İlgili madde: m.57
  25. İkinci Bölüm, 2018/16001 E., 09.07.2020
    İlgili madde: m.61
  26. Birinci Bölüm, 2014/11166 E., 20.12.2017
    İlgili madde: m.55
  27. İkinci Bölüm, 2013/7907 E., 21.04.2016
    İlgili madde: m.57
  28. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi, 2026/268 E., 2026/334 K., 04.03.2026
    İlgili madde: m.56
  29. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, 2021/1388 E., 2025/163 K., 30.01.2025
    İlgili madde: m.55
  30. Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2023/206 E., 2023/797 K., 21.09.2023
    İlgili madde: m.55
  31. Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi, 2021/2025 E., 2022/1894 K., 27.10.2022
    İlgili madde: m.62
  32. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi, 2019/3025 E., 2022/579 K., 04.04.2022
    İlgili madde: m.58
  33. Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, 2019/1190 E., 2020/6 K., 09.01.2020
    İlgili madde: m.56

Bağlayıcılık derecesine göre sıralı (Anayasa Mahkemesi, içtihadı birleştirme, genel kurullar, daireler); her grupta yeni karar önce. Tam metin karar deposundan istek üzerine yüklenir. Hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ayrıca denetleyin.

Madde bağlantıları, tarihine kadar Resmî Gazete'de yayımlanan değişiklikleri içeren güncel metne gider.

Bu konudaki maddelerde bilinen en yeni değişiklik: 24.12.2025 (m.59).

Anlatım 21.10.2026 tarihinde derlendi. Bağlayıcı olan madde metnidir.

Bu konuyu panelde çalış

Panelde bu konu 1. Avukatlık Kanunu - 1 bölümünde yer alıyor.

Panelde çalış