Özel yargılama usulleri

Uzlaşma ve müsadere

CMK m.253–259Ceza Muhakemesi HukukuSon değişiklik: 24.12.2025 (m.253)

Kısaca

CMK m.253, şikâyete bağlı suçlarla belirli listedeki suçlarda (ve çocuk şüpheli bakımından üst sınırı üç yılı geçmeyen hapis veya adli para cezalı suçlarda) uzlaştırma girişimini düzenler; uzlaştırmanın koşullarını, uzlaştırmacının görevlendirilmesini, teklifin yapılma ve reddedilme usulünü, müzakere ve rapor düzenini, uzlaşmanın sonuçlarını ve uzlaştırma giderlerini kapsar.

Kapsam

Bu konu, Ceza Muhakemesi Kanunu m.253–259 hükümlerini kapsar.

CMK m.253 — Uzlaştırma

Madde, şikâyete bağlı suçlarla belirli listedeki suçlarda (ve çocuk şüpheli bakımından üst sınırı üç yılı geçmeyen hapis veya adli para cezalı suçlarda) uzlaştırma girişimini düzenler; uzlaştırmanın koşullarını, uzlaştırmacının görevlendirilmesini, teklifin yapılma ve reddedilme usulünü, müzakere ve rapor düzenini, uzlaşmanın sonuçlarını ve uzlaştırma giderlerini kapsar. Kanunda açıkça yazılmayan diğer kanunlardaki suçlar bakımından uzlaştırmanın hangi hallerde uygulanacağı konusunda kanuni bir dayanak sağlar. Kanun uyarınca uzlaştırma kapsamına girmeyen cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar, ısrarlı takip, hakaret gibi suçlar bakımından uzlaştırma yapılamayacağını da bu fıkralarla belirler. Uzlaştırma kapsamındaki suçların soruşturma ve kovuşturma evresindeki ayrıntılı işleyişi ile uzlaşmanın hukuki sonuçlarının ayrıntısı bu maddeye bağlı yönetmelikle ve madde içindeki ayrı fıkralarla düzenlenir. Şüpheli, mağdur veya suçtan zarar görenin dışındaki kişilerin uzlaşma yetkisi bu madde kapsamında değildir. Bu madde, uzlaşmaya tabi olmayan suçların cezalandırılmasını doğrudan düzenlemez (TCK hükümleri). Kovuşturma evresinde uzlaşmanın yapılması ve mahkemece uzlaştırmaya gönderilmesi ayrı bir maddede düzenlenmiştir (m.254). Uzlaşma yoluyla ödenen tazminat ve etkin pişmanlık gibi ceza indirimi kurumları da bu maddenin konusu değildir (m.253 yalnız uzlaştırma usulünü düzenler). Bu nedenle uzlaştırma kapsamı dışındaki suç ve sonuçlar başka hükümlere bırakılmıştır.

Uzlaştırma: hangi kavramlar bilinmeli?

Uzlaştırma
Şüpheli ile mağdur veya suçtan zarar görenin, tarafsız bir uzlaştırmacının aracılığıyla edim üzerinde anlaşmasını sağlamaya yönelik işlemin tamamıdır. Amacı, suçun yarattığı çatışmayı taraflar arasında çözmektir.
Uzlaştırmacı
Uzlaştırma bürosu tarafından görevlendirilen, Adalet Bakanlığınca belirlenen listelerde yer alan kişidir. Uzlaşma teklifini yapar, müzakereleri yürütür ve rapor hazırlar.
Uzlaştırma bürosu
Her Cumhuriyet başsavcılığı bünyesinde kurulan, uzlaştırmacı görevlendiren ve dosyayı yöneten birimdir.
Uzlaşma teklifi
Uzlaştırmacının şüpheli ile mağdur veya suçtan zarar görene yaptığı, tarafların kararını bildirmesi gereken davettir. Yedi günlük karar süresine tabidir.
Önödeme kapsamı
Üçüncü fıkranın ikinci cümlesinde geçen, uzlaşma hükmünün uygulanmasını engellemeyen ayrı bir suç grubudur. Bu madde metninde ayrıntısı verilmemiştir; yalnız bu kapsama giren suçla uzlaştırma kapsamındaki suç birlikte işlendiğinde uzlaşma hükümlerinin ikinci suç bakımından uygulanacağı belirtilmiştir.
Kanunda açık hüküm
Şikâyete bağlı olmayan diğer kanunlardaki suçlarda uzlaştırma yapılabilmesi için gereken, kanunun ilgili suçu açıkça uzlaştırma kapsamına alan hükmüdür (ikinci fıkra).
Edimin def'aten yerine getirilmesi
Uzlaşma sonucunda şüphelinin yükümlendiği edimi hemen yerine getirmesidir. Bu halde kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilir.

Uzlaştırma: hangi şartlar aranır?

  • Suç, birinci fıkranın (a) bendi uyarınca soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı bir suç olmalı ya da (b) bendinde sayılan TCK suçlarından biri olmalı, veya (c) bendi uyarınca çocuk şüpheli bakımından üst sınırı üç yılı geçmeyen hapis veya adli para cezası gerektiren ve mağdurunun belirli gerçek ya da özel hukuk tüzel kişisi olduğu bir suç bulunmalıdır.
  • Suç üçüncü fıkradaki yasak kapsamına girmemelidir; cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar, ısrarlı takip ve hakaret suçlarında uzlaştırma yapılamaz.
  • Şikâyete bağlı olmayan diğer kanunlardaki bir suç için kanunda açık uzlaştırma hükmü bulunmalıdır (ikinci fıkra).
  • Soruşturma konusu suçun uzlaşmaya tabi olması ve kamu davası açılması için yeterli şüphenin bulunması birlikte gerçekleşmelidir; bu iki koşul gerçekleşirse dosya uzlaştırma bürosuna gönderilir.
  • Birden fazla kişinin mağduriyetine veya zararına yol açan suçta uzlaştırma için mağdur veya suçtan zarar görenlerin tamamının uzlaşmayı kabul etmesi gerekir.
  • Uzlaşma teklifi şüpheliye ve mağdura veya suçtan zarar görene yapılmalı; reşit olmayan taraf varsa teklif kanuni temsilcisine yapılmalıdır.
  • Uzlaşma teklifinde bulunulurken kişiye uzlaşmanın mahiyeti ve kabul ya da reddin hukuki sonuçları anlatılmalıdır.
  • Uzlaştırma müzakerelerinde ilgili kişiler gizlilik içinde yer almalı; müzakerelere katılmaktan kaçınan taraf uzlaşmayı kabul etmemiş sayılmalıdır.
  • Uzlaşma gerçekleştiğinde Cumhuriyet savcısı, uzlaşmanın özgür iradeye dayandığını ve edimin hukuka uygun olduğunu belirlemelidir.

Uzlaştırma: hangi sonuçları doğurur?

  • Uzlaşma gerçekleşirse ve şüpheli edimini def'aten yerine getirirse Cumhuriyet savcısı kovuşturmaya yer olmadığı kararı verir.
  • Edimin ileri tarihe bırakılması, taksitlendirilmesi veya süreklilik göstermesi halinde, 171. maddedeki şartlar aranmaksızın kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilir ve bu süre içinde zamanaşımı işlemez.
  • Erteleme kararından sonra uzlaşmanın gereklerinin yerine getirilmemesi halinde, 171. maddenin dördüncü fıkrasındaki şart aranmaksızın kamu davası açılır.
  • Uzlaşmanın sağlanması halinde uzlaşma anında tespit edilemeyen veya sonradan ortaya çıkan zararlar hariç, soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamaz ve açılmış davadan feragat edilmiş sayılır. (Bu cümlenin bir kısmı Anayasa Mahkemesi kararıyla iptal edilmiştir; metinde yer alan iptal notuna göre bu ibare iptal edilmiştir.)
  • Edimini yerine getirmeyen şüpheli hakkında uzlaşma raporu veya belgesi, İcra ve İflas Kanunu 38. maddesinde yazılı ilam mahiyetindeki belgelerden sayılır.
  • Uzlaştırmanın sonuçsuz kalması halinde tekrar uzlaştırma yoluna gidilemez.
  • Uzlaşma teklifinin reddedilmesine rağmen tarafların uzlaştıklarını gösteren belge ile en geç iddianamenin düzenlendiği tarihe kadar Cumhuriyet savcısına başvurarak uzlaştıklarını beyan edebilmeleri
  • Uzlaştırma müzakerelerinde yapılan açıklamalar herhangi bir soruşturma, kovuşturma veya davada delil olarak kullanılamaz.
  • Uzlaşma teklifinde bulunulması veya kabul edilmesi, soruşturma konusu suça ilişkin delillerin toplanmasına ve koruma tedbirlerinin uygulanmasına engel değildir.
  • Uzlaştırma kapsamında ilk teklif tarihinden başlayarak uzlaştırma sonuçsuz kalana veya raporu bürosa verilene kadar dava zamanaşımı ve kovuşturma koşulu olan dava süresi işlemez.
  • Uzlaştırmacı ücreti ve diğer uzlaştırma giderleri yargılama giderlerinden sayılır; uzlaşmanın gerçekleşmesi halinde bu giderler Devlet Hazinesi tarafından karşılanır.

Şikâyete bağlı suç ile (b) bendindeki suç arasındaki fark nedir?

Soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı olan suçlar, birinci fıkranın (a) bendi kapsamındadır.

Şikâyete bağlı olup olmadığına bakılmaksızın birinci fıkranın (b) bendinde sayılan TCK suçları uzlaştırma kapsamına girer.

(b) bendindeki suçlarda şikâyet yokluğu uzlaştırmaya engel olmaz; ancak şikâyete bağlı suçlarda şikâyetten vazgeçme ile ayrıca değerlendirme yapılabilir. Kapsamın kaynağı farklıdır.

Birinci fıkra kapsamındaki suç ile ikinci fıkra kapsamındaki suç arasındaki fark nedir?

Birinci fıkrada sayılan suçlar doğrudan uzlaştırma kapsamındadır.

Diğer kanunlardaki suçlar için uzlaştırma yapılabilmesi kanunda açık hüküm gerektirir.

Açık hükmü olmayan diğer kanun suçlarında uzlaştırma yoluna gidilemez.

Üçüncü fıkra yasağı ile uzlaştırma kapsamındaki suç arasındaki fark nedir?

Cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar, ısrarlı takip ve hakaret suçları üçüncü fıkra uyarınca uzlaştırma dışındadır.

Bu yasak kapsamına girmeyen, birinci fıkrada sayılan suçlar uzlaştırmaya konu olabilir.

Yasak kapsamındaki suçta şikâyete bağlı olsa bile uzlaştırma yapılmaz; diğer suçta uzlaştırma yürütülür.

Aynı mağdura karşı birlikte işlenen suçlar ile farklı mağdurlara karşı işlenen suçlar arasındaki fark nedir?

Uzlaştırma kapsamına giren bir suç, kapsam dışı başka bir suçla aynı mağdura karşı birlikte işlenmişse uzlaşma hükümleri uygulanmaz.

Farklı mağdurlara karşı işlenen suçlarda bu kısıtlama bulunmaz.

Farklı mağdurlarla ilgili kısım uzlaştırmaya konu olabilir; aynı mağdurda birlikte işlenmiş ise uzlaştırma yapılamaz. Önödeme kapsamındaki suç ile uzlaştırma kapsamındaki suç aynı mağdura karşı birlikte işlenmişse uzlaştırma kapsamındaki suç bakımından uzlaşma uygulanır.

Tek mağdur ile birden fazla mağdur arasındaki fark nedir?

Tek bir mağdurun bulunduğu suçta mağdurun kendi iradesi uzlaşma için yeterlidir.

Birden fazla kişinin mağduriyetine veya zararına yol açan suçta uzlaşma için tüm mağdur ve suçtan zarar görenlerin kabulü gerekir.

Mağdurlardan biri reddederse uzlaşma yapılamaz.

Teklifi kabul ile teklife yedi gün içinde yanıt vermeme arasındaki fark nedir?

Taraf yedi gün içinde kararını bildirirse bildirdiği karar geçerlidir.

Yedi gün içinde kararını bildirmeyen taraf teklifi reddetmiş sayılır.

Sessizlik ret sayılır ve uzlaşma gerçekleşmez.

Soruşturma evresinde uzlaşma ile kovuşturma evresinde uzlaşma arasındaki fark nedir?

Bu maddede düzenlenen uzlaştırma soruşturma evresinde, bürodan görevlendirilen uzlaştırmacı aracılığıyla yapılır.

Kamu davası açıldıktan sonra uzlaştırma, m.254 uyarınca mahkemenin dosyayı uzlaştırma bürosuna göndermesiyle yapılır.

Hangi evrede olduğuna göre gönderim ve işlem yolu değişir.

Uzlaştırma: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Üçüncü fıkradaki yasak kapsamındaki suçta şikâyete bağlı olması nedeniyle uzlaştırmayı mümkün saymak; cinsel dokunulmazlığa karşı suç, ısrarlı takip ve hakaret suçlarında uzlaştırma yapılamadığını gözden kaçırmak.
  • Aynı mağdura karşı birlikte işlenen kapsam dışı bir suçu gözetmeden uzlaştırma yapmak; önödeme kapsamındaki suçla uzlaştırma kapsamındaki suç birlikte işlenmişse uzlaştırma kapsamındaki suç bakımından uzlaşma hükümlerinin uygulanacağını gözden kaçırmak.
  • Birden fazla mağdurlu suçta, mağdurlardan birinin kabulünü yeterli saymak; tüm mağdur ve suçtan zarar görenlerin kabulünün gerektiğini ihmal etmek.
  • Yedi günlük süreyi, sessiz kalan tarafın teklifi reddetmiş sayılacağını dikkate almadan hesaplamak.
  • Soruşturma evresinde uzlaştırma teklifi yapılmadan kamu davası açılmasını, kovuşturma aşamasında m.254 uyarınca giderilebilecek bir eksiklik olarak görmemek.
  • Uzlaştırma müzakerelerinde yapılan açıklamaları delil olarak kullanmak; bu açıklamalar herhangi bir yargılamada delil olamaz.
  • Uzlaşmanın tazminat davası üzerindeki etkisini tüm zararları kapsayacak biçimde yorumlamak; uzlaşma anında tespit edilemeyen veya sonradan ortaya çıkan zararların bu sınır dışında kaldığını gözden kaçırmak.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Uzlaşma kapsamında olan suç hakkında soruşturma aşamasında uzlaştırma teklifi yapılmadan kamu davası açılmışsa, kovuşturma aşamasında m.254 uyarınca eksikliğin giderilmesi gerektiği ve uzlaşma işlemleri tamamlanmadan hüküm kurulmasının bozma sebebi olduğu kabul edilmektedir. (4. Ceza Dairesi, 2025/13233 E., 2026/3101 K., 11.02.2026)
  • Şikâyetçinin şikâyetini sürdürmesi, uzlaşmak istemediği anlamına gelmez; uzlaştırma yapılmadan kamu davası açılması durumunda bu eksiklik kovuşturmada giderilmelidir. (1. Ceza Dairesi, 2025/8588 E., 2026/1202 K., 23.02.2026)
  • Uzlaştırma kapsamına alınan suç, ceza infazı aşamasında uyarlama kararına konu edilebilmektedir. (11. Ceza Dairesi, 2025/2138 E., 2025/13710 K., 03.11.2025)
  • Kovuşturma aşamasında tarafların kendi aralarında yaptığı uzlaşmanın, mahkemece dikkate alınması gerektiği kabul edilmektedir. (10. Daire, 2022/288 E., 2025/4160 K., 25.09.2025)
  • Kapsam dışı başka bir suçla birlikte aynı mağdura karşı işlenen suçta uzlaşma hükümleri uygulanmaz; birlikte işlenmiş sayılmayan suçlar ayrı değerlendirilir. (10. Daire, 2022/1208 E., 2025/4173 K., 25.09.2025)

Nasıl ispat edilir?

  • Uzlaştırma yapılmadan kamu davası açılmış olması hâlinde bu eksikliğin varlığını ileri süren taraf ya da mahkeme dosya üzerinden uzlaştırma bürosu kayıtları ile belirler; uzlaşma işleminin yapıldığı, uzlaştırma raporu veya bürodan gelen belge ile ispatlanır.
  • Uzlaşma gerçekleştiğinde raporda tarafların imzaları bulunmalı ve ne suretle uzlaşıldığı ayrıntılı açıklanmalıdır; yazılı belge ispat aracıdır.
  • Uzlaşma teklifinin reddedildiği ya da yedi gün içinde yanıt verilmediği iddiası, teklifin tebliğ belgesi ve uzlaştırmacının raporu ile ispatlanır.
  • Uzlaştırma müzakerelerinde yapılan açıklamalar delil olarak kullanılamaz; bu nedenle taraflar bu açıklamalara dayanarak ispat yapamaz.
  • Uzlaşma sonucu ödenen edimin yerine getirildiği iddiası, ödemeye ilişkin belgeler ile ispatlanır; edimin yerine getirilmediği iddiasını ileri süren taraf bunu ispatlamalıdır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 5271 sayılı Kanun m.254: Kamu davası açıldıktan sonra kovuşturma konusu suçun uzlaşma kapsamında olduğu anlaşılırsa dosyanın uzlaştırma bürosuna gönderilmesini ve uzlaşmada sonucun mahkemece uygulanmasını düzenler; bu madde soruşturma evresinde uzlaştırma usulünü, m.254 ise kovuşturma evresini kapsar.
  • 5271 sayılı Kanun m.171: Edimin ertelenmesi ve kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararında aranacak şartlar bakımından atıf yapılır; uzlaşmadan doğan erteleme kararı için bu şartlar aranmaz, ancak erteleme bozulursa dördüncü fıkra şartı aranmaksızın dava açılır.
  • 5271 sayılı Kanun m.243: Kovuşturma evresinde mağdurun ölmesi halinde uzlaşmaya ilişkin hükmün saklı kalmasını sağlar; uzlaştırma kapsamının sınırlarını etkiler.
  • 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m.38: Edimini yerine getirmeyen şüpheli hakkında uzlaşma raporu veya belgesinin ilam niteliği taşıdığını belirleyen atıftır.
  • 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m.89: Taksirle yaralama suçunun uzlaşma kapsamındaki durumunu belirler; birinci fıkranın (b) bendi bu suçu sayar.
  • 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m.125: Hakaret suçunun üçüncü fıkra gereğince uzlaştırma dışında bırakıldığını bildirir.
  • 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m.123/A: Israrlı takip suçunun üçüncü fıkra gereğince uzlaştırma dışında tutulduğunu belirtir.

CMK m.254 — Mahkeme tarafından uzlaştırma

Madde, kamu davası açıldıktan sonra kovuşturma konusu suçun uzlaşma kapsamında olduğunun anlaşılması hâlinde mahkemenin uzlaştırma sürecini başlatmasını, uzlaşma gerçekleşirse davanın düşmesini ve uzlaşmanın gereklerinin yerine getirilmemesi hâlinde yargılamaya devam edilmesini düzenler. Uzlaşma gerçekleşince edimin hemen yerine getirilmesi, ileri tarihe bırakılması, taksitlendirilmesi ya da süreklilik arz etmesi hâllerindeki farklı sonuçlar da bu maddenin konusudur. Kanun, soruşturma aşamasındaki uzlaştırmayı ve uzlaştırma kapsamındaki suçların hangileri olduğunu düzenlemez (m.253). Uzlaştırma kapsamına giren suçların ve şikâyet koşulunun belirlenmesi TCK m.73/8 ile birlikte değerlendirilir. Uzlaştırmacının görev ve yetkileri ile uzlaştırma bürosunun işleyişi ayrıca Uzlaştırma Yönetmeliği'nde düzenlenmiştir; hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının ayrıntıları (m.231) ve zamanaşımı kuralları (TCK) bu maddenin dışındadır. Madde, sanık ve mağdur ya da suçtan zarar görenin uzlaşma tarafı olduğu davalarda uygulanır."

Mahkeme tarafından uzlaştırma: hangi kavramlar bilinmeli?

Uzlaşma
Şüpheli veya sanık ile mağdur ya da suçtan zarar görenin, bir uzlaştırmacı aracılığıyla suçun sonuçlarının giderilmesi konusunda anlaşmasıdır. Uzlaşma, uzlaşma kapsamındaki suçlarla sınırlıdır ve taraflar arasındaki karşılıklı irade birliğine dayanır.
Mahkeme tarafından uzlaştırma
Kamu davası açıldıktan sonra, kovuşturma konusu suçun uzlaşma kapsamında olduğunun anlaşılması üzerine dosyanın uzlaştırma bürosuna gönderilmesi ve uzlaştırma işlemlerinin mahkeme eliyle yürütülmesidir. Bu yol istisnai nitelikte olup soruşturma aşamasındaki uzlaştırmanın yerine geçen bir yoldur.
Edimin def'aten yerine getirilmesi
Uzlaşma gereği olan edimin, uzlaşma anında tek seferde yerine getirilmesidir. Bu hâlde mahkeme davanın düşmesine karar verir.
Durma kararı
Edimin ileri tarihe bırakılması, taksitlendirilmesi veya süreklilik arz etmesi hâlinde verilen ara karardır. Durma süresince zamanaşımı işlemez ve yargılama askıda kalır.
Uzlaşmanın gereklerinin yerine getirilmemesi
Durma kararı verildikten sonra sanığın uzlaşma edimini yerine getirmemesi durumudur. Bu hâlde mahkeme yargılamaya kaldığı yerden devam eder.

Mahkeme tarafından uzlaştırma: hangi şartlar aranır?

  • Kamu davası açılmış olmalıdır; bu madde soruşturma aşamasında değil kovuşturma aşamasında uygulanır.
  • Kovuşturma konusu suçun uzlaşma kapsamında olduğu anlaşılmalıdır; bu anlaşılma suçun nitelik değiştirmesi, iddianamenin kabulünden sonra fark edilen eksiklik veya soruşturmada uzlaştırmanın yapılmamış olması gibi hâllerde ortaya çıkabilir.
  • Kovuşturma dosyası, m.253'te belirtilen esas ve usule göre yapılacak uzlaştırma işlemleri için uzlaştırma bürosuna gönderilmelidir.
  • Uzlaşmanın gerçekleşmesi için sanığın uzlaşma sonucunda üstlendiği edimi yerine getirmesi veya edimin ileri tarihe bırakılması, taksitlendirilmesi ya da süreklilik arz etmesi gerekir.
  • Edimin def'aten yerine getirilmesi hâlinde davanın düşmesine karar verilmesi için ek bir koşul aranmaz; durma kararı ise yalnızca edimin ertelenmesi, taksitlendirilmesi veya sürekliliği hâlinde söz konusudur.

Mahkeme tarafından uzlaştırma: hangi sonuçları doğurur?

  • Uzlaşma gerçekleşir ve sanık edimini def'aten yerine getirirse mahkeme davanın düşmesine karar verir.
  • Edimin yerine getirilmesi ileri tarihe bırakılır, taksitlendirilir veya süreklilik arz ederse mahkeme durma kararı verir.
  • Durma süresince zamanaşımı işlemez.
  • Uzlaşmanın gereklerinin yerine getirilmemesi hâlinde, mahkemece yargılamaya kaldığı yerden devam olunur.
  • Uzlaşma gerçekleşmezse dosya uzlaştırma bürosundan döndükten sonra yargılama normal seyrinde sürer.
  • Kovuşturma konusu suçun uzlaşma kapsamında olduğunun anlaşılmaması hâlinde bu maddenin uygulanma imkânı yoktur.

Def'aten edim ile ileri tarihe bırakılmış, taksitli veya sürekli edim arasındaki fark nedir?

Edimin uzlaşma anında tek seferde yerine getirildiği hâl. Bu hâlde mahkeme doğrudan davanın düşmesine karar verir.

Edimin ileri tarihe bırakıldığı, taksitlendirildiği ya da süreklilik arz ettiği hâl. Bu hâlde davanın düşmesi değil durma kararı verilir.

Def'aten edimde dava düşer; diğer hâllerde yargılama durur ve edimin tamamlanmasına kadar zamanaşımı işlemez.

Uzlaşmanın gerçekleşmesi ile gerçekleşmemesi arasındaki fark nedir?

Uzlaşmanın gerçekleştiği ve sanığın edimi yerine getirdiği ya da durma kararı çerçevesinde uzlaşma gereklerini yerine getirmeye devam ettiği hâl.

Uzlaşmanın gereklerinin yerine getirilmediği hâl.

Uzlaşma gereklerinin yerine getirilmemesi hâlinde mahkeme yargılamaya kaldığı yerden devam eder.

Mahkeme tarafından uzlaştırma ile soruşturma aşamasında uzlaştırma arasındaki fark nedir?

Kamu davası açıldıktan sonra, kovuşturma konusu suçun uzlaşma kapsamında olduğu anlaşıldığında mahkemenin yaptığı uzlaştırma.

Soruşturma aşamasında Cumhuriyet savcısı tarafından yapılan uzlaştırma (m.253).

Mahkeme tarafından uzlaştırma istisnai bir yoldur ve yalnızca kovuşturma aşamasında gündeme gelir.

Mahkeme tarafından uzlaştırma: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Uzlaşma kapsamındaki suç için mahkemenin uzlaştırma işlemlerini atlayıp doğrudan hüküm kurmak; bu durum bozma nedenidir.
  • Edimin def'aten yerine getirilmesi ile ileri tarihe bırakılması veya taksitlendirilmesi hâllerini aynı sonuca bağlamak; def'aten edimde dava düşer, diğer hâllerde durma kararı verilir.
  • Durma kararı verildiğinde zamanaşımının işlediğini varsaymak; durma süresince zamanaşımı işlemez.
  • Uzlaşmanın gereklerinin yerine getirilmemesi hâlinde yeniden dava açmak; doğru yol yargılamaya kaldığı yerden devam etmektir.
  • Suç niteliğinin değişmesi veya iddianamenin iadesi sebebi yapılmadan kabul edilen eksiklik durumunda uzlaştırma yolunu gözden kaçırmak.
  • Şikâyete bağlı olmasına rağmen uzlaşma kapsamının belirlenmesinde TCK m.73/8'i dikkate almamak.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Şikâyete bağlı ve uzlaştırma kapsamına giren bir suç hakkında uzlaştırma işlemleri yapılmadan hüküm kurulması bozma nedeni sayılmaktadır. (Ceza Genel Kurulu, 2005/84 E., 2005/90 K., 05.07.2005; Ceza Genel Kurulu, 2014/532 E., 2015/368 K., 03.11.2015)
  • Uzlaştırma kapsamında olduğu açıkça anlaşılan işlerde, mahkeme öncelikle uzlaştırma hükümlerini uygulamak zorundadır; aksi hâlde verilen karar bozulmaktadır. (Ceza Genel Kurulu, 2010/43 E., 2010/71 K., 30.03.2010; Ceza Genel Kurulu, 2014/532 E., 2015/368 K., 03.11.2015)
  • Kovuşturma aşamasında suç niteliğinin değişmesi nedeniyle uzlaşma kapsamına girildiği anlaşılırsa, mahkeme bu yola gitmek zorundadır. (Ceza Genel Kurulu, 2005/84 E., 2005/90 K., 05.07.2005)
  • Uzlaşma tutanağındaki edimin niteliğine göre farklı sonuç doğduğu kabul edilmektedir: edim def'aten yerine getirilmişse davanın düşmesi, ertelenmiş veya taksitli ise durma kararı verilmesi gerekir. (Ceza Genel Kurulu, 2008/73 E., 2008/88 K., 15.04.2008; Ceza Genel Kurulu, 2008/67 E., 2008/76 K., 08.04.2008)
  • Mahkemece uzlaştırma yapılırken edimin hukuka uygunluğu ve tarafların özgür iradesi esas alınmaktadır. (Ceza Genel Kurulu, 2007/200 E., 2007/219 K., 30.10.2007)

Nasıl ispat edilir?

  • Uzlaşmanın gerçekleştiğini ileri süren taraf, uzlaşma tutanağı, uzlaştırmacının raporu ve tarafların imzalarını içeren belgeyle bu durumu ortaya koymalıdır.
  • Edimin def'aten yerine getirildiğini iddia eden sanık, ödeme veya ifa belgesi ile bunu ispatlamalıdır.
  • Uzlaşmanın gereklerinin yerine getirilmediğini ileri süren taraf, edimin tamamlanmadığını belgeyle ortaya koymalıdır.
  • Uzlaştırma müzakereleri gizli yürütülür ve bu müzakerelerde yapılan açıklamalar delil olarak kullanılamaz; ispat bu nedenle yazılı belgelere dayanmak zorundadır.
  • Kovuşturma aşamasında tarafların kendi aralarında yaptıkları uzlaşmanın mahkemece değerlendirilmesi gerektiği yönetmelikte belirtilmiştir; bu durumun ispatı uzlaşma belgesiyle yapılır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 5271 m.253: Uzlaştırma işlemlerinin esas ve usulünü düzenler; m.254/1 uyarınca mahkemece yapılacak uzlaştırma bu maddeye göre yürütülür.
  • 5271 m.231: Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin koşulları düzenler; eski uygulamada edimin ertelenmesi hâlinde bu hükmün koşulları aranıyordu, güncel düzenlemede m.254/2 uyarınca durma kararı verilir.
  • 5237 sayılı TCK m.73/8: Uzlaştırma kapsamındaki suçların belirlenmesinde ve şikâyete bağlı suçların uzlaştırma hükümlerine tabi olmasında dayanak oluşturur.

CMK m.255 — Birden çok fail bulunması hâlinde uzlaşma

Madde, birden çok kişi tarafından işlenen suçlarda uzlaşma hükmünün nasıl uygulanacağını düzenler. Kural, failler arasında iştirak ilişkisi bulunsun veya bulunmasın geçerlidir ve yalnızca uzlaşan kişiye yarar sağlar. Madde, uzlaşmanın şikâyetten vazgeçme anlamına gelmediğini, uzlaştırma sürecinin işleyişini, sürelerini ve mağdur tarafın birden fazla olduğu hâlleri düzenlemez; bunlar için uzlaştırma sürecinin genel hükümleri (m.253) ve mahkeme aşamasındaki uzlaştırma (m.254) geçerlidir. Uzlaşmanın sonuçları, uzlaşma hükümlerinin tamamı ve şikâyetin sirayeti TCK'nın ilgili hükümleriyle birlikte değerlendirilir (m.253, m.254, TCK m.73).

Birden çok fail bulunması hâlinde uzlaşma: hangi kavramlar bilinmeli?

Uzlaşan kişi
Uzlaştırma sürecinde şüpheli ile mağdur veya suçtan zarar görenin arasında uzlaşmayı kabul eden ve bu anlaşmayı gerçekleştiren kişidir. Madde bakımından yararlanan yalnızca bu kişidir; uzlaşmayı kabul etmeyen ya da anlaşma sağlanamayan fail uzlaşmadan yararlanmaz.
İştirak ilişkisi
Birden çok kişinin aynı suça birlikte katılmasını ifade eden ilişkidir. Madde, iştirak ilişkisinin bulunup bulunmadığını aramaz; birden çok kişinin suçu birlikte işlemiş olması yeterlidir.
Birden çok fail
Aynı suçtan birden fazla kişinin sorumlu tutulduğu durumdur. Bu hâlde uzlaşma hükmü failler arasında ayrı ayrı uygulanır; uzlaşan fail ile diğer failler bakımından sonuçlar farklılaşabilir.
Uzlaşmanın kişisel etkisi
Uzlaşmanın yalnızca anlaşmaya taraf olan fail hakkında sonuç doğurmasıdır. Anlaşmaya katılmayan diğer faillere uzlaşmadan doğan koruma yayılmaz.

Birden çok fail bulunması hâlinde uzlaşma: hangi şartlar aranır?

  • Suçun birden çok kişi tarafından işlenmiş olması gerekir; aralarında iştirak ilişkisi bulunup bulunmadığının bir önemi yoktur.
  • Suç, uzlaşma kapsamına giren bir suç olmalıdır (m.253 kapsamında olması gerekir).
  • Uzlaşan kişi, şüpheli veya sanık sıfatıyla uzlaşmaya taraf olan faillerden biri olmalıdır ve uzlaşma gerçekleşmiş bulunmalıdır.
  • Yararlanma yalnızca uzlaşan fail bakımından gerçekleşir; uzlaşmanın gerçekleşmesi için diğer failin de uzlaşmış olması aranmaz.
  • Uzlaşmayı kabul etmeyen ya da uzlaşma görüşmelerinde anlaşma sağlanamayan faillere uzlaşmadan yararlanma hakkı tanınmaz.

Birden çok fail bulunması hâlinde uzlaşma: hangi sonuçları doğurur?

  • Uzlaşan fail bakımından soruşturmada kovuşturmaya yer olmadığına veya kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilir.
  • Uzlaşmayan veya teklifi kabul etmeyen failler hakkında soruşturma ve kovuşturma aynen devam eder.
  • Uzlaşma, şikâyetten vazgeçme sonucu doğurmaz; bu nedenle diğer faillere karşı şikâyet geçerliliğini korur.
  • İştirak ilişkisi bulunmadığında da uzlaşan kişi uzlaşmadan yararlanır; iştirak varlığı yararlanmayı genişletmez.
  • Uzlaşma yalnızca uzlaşan kişiye özgü bir sonuç doğurduğundan, bu sonuç diğer faillere yayılmaz.
  • Madde metni uzlaşmanın tüm failler için birlikte gerçekleşmesini aramaz; bu nedenle uzlaşan fail için sonuç doğar.

Uzlaşan fail ile uzlaşmayan fail arasındaki fark nedir?

Uzlaşma gerçekleşmiş ve uzlaşan kişi sıfatını taşıyan faildir.

Uzlaşma teklifini kabul etmeyen veya anlaşma sağlanamayan faildir.

Uzlaşan fail bakımından kovuşturmaya yer olmadığına ya da kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilir; uzlaşmayan fail bakımından soruşturma devam eder.

Uzlaşma ile şikâyetten vazgeçme arasındaki fark nedir?

Uzlaşma, uzlaştırma kurumuna özgü bir usul ve bir anlaşmadır.

Şikâyetten vazgeçme, mağdurun şikâyet hakkından vazgeçmesidir.

Bir faille uzlaşılması diğer failler hakkında şikâyetten vazgeçildiği anlamına gelmez; ancak şikâyetin sirayeti TCK m.73/5 uyarınca ayrıca değerlendirilir.

İştirak ilişkisi var ile yok arasındaki fark nedir?

Failler aynı suça birlikte katılmış (iştirak) olabilir.

Failler aralarında iştirak bağı kurmadan, ayrı ayrı aynı suçu işlemiş olabilir.

Maddeye göre her iki durumda da uzlaşma hükmü aynı şekilde uygulanır; iştirak ilişkisinin varlığı yararlanma kapsamını değiştirmez.

Madde 255 ile madde 254 (mahkeme aşaması) arasındaki fark nedir?

Madde 255 birden çok failin bulunduğu hâlde uzlaşmanın kimi faillere yarayacağını düzenler.

Madde 254, kamu davası açıldıktan sonra uzlaşma kapsamında olan suçun mahkeme tarafından uzlaştırmaya gönderilmesini düzenler.

Madde 255 kişisel etkiyi belirlerken, madde 254 uzlaştırmanın yargılama aşamasında yapılmasının usulünü ve davanın düşmesi sonucunu düzenler.

Birden çok fail bulunması hâlinde uzlaşma: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Uzlaşmanın şikâyetten vazgeçme ile aynı sonucu doğurduğunu düşünmek; uzlaşma yapılmış olması diğer faillere karşı şikâyeti sona erdirmez.
  • Bir failin uzlaşmasının diğer faillere de yarayacağını varsaymak; madde kişisel etki öngörür.
  • İştirak ilişkisinin bulunmasını aramak; madde iştirak olsun veya olmasın uygulanır.
  • Uzlaşmayan faillere karşı soruşturmayı durdurmak; yalnızca uzlaşan fail bakımından kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilir.
  • Uzlaştırma sürecinde tüm mağdurların uzlaşma kabulünü aramamak; birden fazla mağdur bulunan hâlde tüm mağdurların kabulü gerekir (m.253 hükmü).

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Birden çok failin bulunduğu hâllerde uzlaşmanın yalnızca uzlaşan fail bakımından sonuç doğurduğu kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2005/84 E., 2005/90 K., 05.07.2005; Ceza Genel Kurulu, 2010/43 E., 2010/71 K., 30.03.2010)
  • Uzlaşmanın, uzlaşmayan faillere karşı yürüyen soruşturma ve kovuşturmayı durdurmadığı kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2010/43 E., 2010/71 K., 30.03.2010)
  • Uzlaşma usulünün, uzlaştırma kapsamındaki suçta usulüne uygun işletilmeden hüküm kurulmasının usul yönünden hukuka aykırı olduğu kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2010/43 E., 2010/71 K., 30.03.2010)
  • Uzlaştırma hükümlerinin usule ilişkin olduğu ve derhal yürürlük ilkesine tabi olduğu kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2007/200 E., 2007/219 K., 30.10.2007)

Nasıl ispat edilir?

  • Uzlaşan fail, uzlaşmanın gerçekleştiğini uzlaştırma bürosunun düzenlediği rapor ya da belge ile ispat eder; raporda tarafların imzaları bulunmalı ve uzlaşmanın nasıl gerçekleştiği açıklanmalıdır.
  • Uzlaşmanın, tarafların özgür iradesine dayandığı ve edimin hukuka uygun olduğu Cumhuriyet savcısınca belirlenmiş olmalıdır; bu belirleme olmadan uzlaşma sonucu doğmaz.
  • Uzlaşmayan fail, teklifi kabul etmediğini ya da anlaşma sağlanamadığını uzlaştırma tutanağı ile ortaya koyar; bu durum o fail bakımından soruşturmanın devamını sağlar.
  • Uzlaşmanın şikâyetten vazgeçme anlamına gelmediği hususunda, diğer faillere karşı şikâyetin geçerliliğini koruduğu iddiasını ileri süren taraf bu iddiasını şikâyet belgesi ile ispat eder.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 5271 m.253: Uzlaştırma sürecinin genel koşullarını, uzlaştırma kapsamındaki suçları ve mağdur birden fazla ise tüm mağdurların uzlaşmayı kabul etmesi gerektiğini düzenler; m.255 bu genel hükümlerin üzerine kurulur.
  • 5271 m.254: Kamu davası açıldıktan sonra uzlaşmanın mahkeme tarafından yürütülmesini ve davanın düşmesi sonucunu düzenler; m.255 yargılama aşamasında da failler arasındaki kişisel etkiyi belirler.

CMK m.256 — Başvuru

Madde, müsadere kararı verilmesi gereken hâllerde kamu davası açılmamış veya açılmış ama esasla birlikte karar verilmemiş olan eşya ve malvarlığı değerleri bakımından ayrı bir müsadere yargılamasının nasıl başlatılacağını ve kamu davası açılmış olup iade edilmesi gereken eşyada iade kararının kimin talebiyle verileceğini düzenler. Cumhuriyet savcısı ile katılan, müsadere kararı için davayı görmeye yetkili mahkemeye başvurabilir; mahkeme iade konusunda re'sen veya ilgililerin istemi üzerine karar verir. Kime uygulandığı bakımından madde, suç konusu veya suçla ilişkili eşya ve malvarlığı değerleri üzerinde işlem yapılan ilgililer ile yargılamanın taraflarını kapsar. Maddenin düzenlemediği konular şunlardır: müsaderenin esas kuralları ve kapsamı (TCK m.54-55), duruşma ve hak sahiplerinin çağrılması (CMK m.257), istinaf yolu (CMK m.258) ve suç konusu olmayan eşyanın sulh ceza hâkimince duruşmasız müsaderesi (CMK m.259).

Başvuru: hangi kavramlar bilinmeli?

Müsadere davası
Kamu davası açılmamış veya açılmış olup esasla birlikte müsadere hakkında karar verilmemiş hâllerde, müsadere kararı alınması amacıyla ayrıca başlatılan yargılamadır. Mahkemeye başvuru ile açılır ve duruşmalı yürütülür.
Esasla birlikte karar
Mahkemenin davayı esastan karara bağlarken eşya veya malvarlığı değeri hakkında müsadere ya da iade konusunda hüküm kurmasıdır. Bu karar verilmemişse madde uygulanabilir hale gelir.
Re'sen iade
Mahkemenin ilgili taraf istemi beklemeden, kendiliğinden iade kararı vermesidir. Madde bu yetkiyi istem üzerine verilen iadeyle birlikte öngörür.
İlgililer
Eşya veya malvarlığı değerinin iadesini isteyebilecek kişilerdir. Maddede tanımlanmadığından, kapsamı ilgili eşya üzerinde hak sahibi olan kişilerle sınırlı olarak uygulamada yorumlanır.

Başvuru: hangi şartlar aranır?

  • Müsadere kararı verilmesi gereken bir eşya veya malvarlığı değeri bulunmalıdır; bu, TCK m.54-55 kapsamında müsaderesi öngörülen bir eşya ya da kazanç olmalıdır.
  • Kamu davası açılmamış olmalı ya da kamu davası açılmış olup esasla birlikte müsadere hakkında karar verilmemiş bulunmalıdır.
  • Cumhuriyet savcısı veya katılan, davayı görmeye yetkili mahkemeye başvurmuş olmalıdır.
  • Kamu davası açılmış ve iade edilmesi gereken eşya veya malvarlığı değeri bulunmalı, esasla birlikte iade hakkında da karar verilmemiş olmalıdır.
  • İade kararı için mahkemenin re'sen hareket etmesi veya ilgililerin istemde bulunması gerekir.

Başvuru: hangi sonuçları doğurur?

  • Müsadere kararı verilmesi gereken hâllerde, kamu davası açılmamışsa veya açılmış ama esasla birlikte karar verilmemişse, Cumhuriyet savcısı veya katılan davayı görmeye yetkili mahkemeye başvurabilir.
  • Başvuru üzerine mahkeme müsadere kararı verirse, bu karar duruşmalı yürütülen yargılamanın sonucu olarak verilir (CMK m.257).
  • Kamu davası açılmış olup iade edilmesi gereken eşya veya malvarlığı değerleri hakkında esasla birlikte karar verilmemişse, mahkeme re'sen veya ilgililerin istemi üzerine iade kararı verir.
  • Esasla birlikte karar verilmiş ise bu madde uygulanmaz; ayrı müsadere veya iade yargılaması açılamaz.
  • Madde, müsadere kararı verilmesi gerekmeyen hâllerde ayrı bir yargılama açılmasına izin vermez.

Kamu davası açılmamış ile kamu davası açılmış ama esasla birlikte karar verilmemiş arasındaki fark nedir?

Kamu davası hiç açılmamışsa veya açılmış ama müsadere hakkında hüküm kurulmamışsa, müsadere için bu madde uyarınca ayrı başvuru yapılır.

Kamu davası açılmış ve esasla birlikte karar verilmişse, müsadere hükmü bu karar içinde yer alır; ayrı bir müsadere davası gerekmez.

Ayrı başvuru yolu yalnızca esasla birlikte karar verilmemiş hâllerde açıktır.

Müsadere kararı ile iade kararı arasındaki fark nedir?

Müsadere kararında başvuru Cumhuriyet savcısı veya katılan tarafından yapılır ve mahkeme müsaderenin koşullarını inceler.

İade kararında mahkeme re'sen veya ilgililerin istemi üzerine hareket eder ve kamu davasının açılmış olması şarttır.

İade yolunda başvuru zorunlu değildir; mahkeme kendiliğinden karar verebilir.

Re'sen iade ile istem üzerine iade arasındaki fark nedir?

Mahkeme, ilgili bir talep olmasa da iade gerektiğini görürse kendiliğinden karar verir.

İlgililerin istemi üzerine yapılan iadede talep, kararın tetikleyicisidir.

Her iki hâlde de iade kararı verilir; fark, kararın hangi yoldan başlatıldığıdır.

Başvuru: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Kamu davası açılmış ve esasla birlikte müsadere hakkında karar verilmiş olmasına rağmen bu madde uyarınca ayrı başvuru yapmak.
  • Esasla birlikte karar verilmemiş olan müsadere talebini dosya üzerinden, duruşma açmadan karara bağlamak; bu tür kararlar 5271 m.257 uyarınca duruşmalı yürütülmelidir.
  • Mahkemenin talep olmadan kendiliğinden müsadere kararı verebileceğini varsaymak; davasız yargılama ilkesi gereğince talep veya başvuru gerekir.
  • İade kararında re'sen hareket yetkisini unutup her hâlde ilgililerin istemini aramak.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Kanun koyucunun güvenlik tedbirlerinden yalnızca eşya müsaderesi için ayrı bir yargılama usulü düzenlediği, bu nedenle başvurunun eşya müsaderesiyle sınırlı olarak değerlendirildiği kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2021/287 E., 2022/808 K., 15.12.2022; Ceza Genel Kurulu, 2021/141 E., 2022/625 K., 11.10.2022; Ceza Genel Kurulu, 2017/300 E., 2022/64 K., 27.01.2022)
  • Davasız yargılama olmaz ilkesi gereğince, talep olduğu hâlde müsadere konusunda karar vermemiş olan mahkemenin esas hükümle birlikte dosyadan el çektiği için yeni bir talep olmadan kendiliğinden müsadere kararı veremeyeceği kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2018/476 E., 2021/650 K., 16.12.2021; Ceza Genel Kurulu, 2021/79 E., 2021/397 K., 14.09.2021)
  • Mahkemenin ilgililerin isteği üzerine ya da re'sen eşya veya kazançla ilgili iade kararı verebileceği kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2021/78 E., 2021/346 K., 06.07.2021)

Nasıl ispat edilir?

  • Asıl talebi ileri süren Cumhuriyet savcısı veya katılan, müsadere veya iade gereken eşya ve değerin suçla bağlantısını ve kamu davası ile esasla birlikte karar verilmediğini ispatlamakla yükümlüdür.
  • Suç ile eşya arasındaki bağlantı, soruşturma dosyası, el koyma tutanakları ve eşyanın niteliğine ilişkin belgelerle ispat edilir.
  • İade talebinde bulunan ilgili, eşya veya değer üzerindeki hakkını belgeyle, örneğin mülkiyet ya da zilyetlik belgesiyle ortaya koymalıdır.
  • Karşı taraf, eşyanın suçla ilgisi olmadığını veya iade gerektiğini ileri sürerse bu savunmasını kendisi ispatlamalıdır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 5271 m.257: 256. maddeye göre verilmesi gereken kararların duruşmalı olarak verilmesini ve hak sahiplerinin duruşmaya çağrılmasını düzenler.
  • 5271 m.258: 256. madde uyarınca verilen hükümlere karşı istinaf yolunu düzenler.
  • 5271 m.259: Suç konusu olmayıp yalnızca müsadereye tabi eşyada sulh ceza hâkiminin duruşmasız karar vermesine ilişkin özel hükümdür.
  • 5237 m.54: Müsaderenin esas kurallarını ve eşya ile kazancın müsaderesini düzenler; bu madde ise bu müsaderenin yargısal usulünü belirler.
  • 5237 m.55: Kazanç ve değerlerin müsaderesine ilişkin esas hükümleri içerir; 256. madde bu kararların usulünü belirler.

CMK m.257 — Duruşma ve karar

5271 sayılı Kanun m.257, 256. maddeye göre verilmesi gereken kararların duruşmalı verilmesini düzenler. Müsadere veya iade konusu eşya ya da diğer malvarlığı değerleri üzerinde hakkı olan kişilerin bu duruşmaya çağrılmasını ve bu kişilerin sanığın haklarını kullanmasını kapsar. Çağrıya uymamanın işlemi engellemeyeceğini de düzenler. Maddenin konusu, duruşmaya çağrılacak kişilerin kapsamı ve çağrıya uymamanın etkisidir. Sanığın ya da katılanın genel duruşma hakları, kararın gerekçesi ve kararın açıklanması madde kapsamında değildir; bunlar 5271 sayılı Kanun m.182 ve m.230 ile m.34 bakımından ayrıca incelenir. Müsadere kararının kendisinin koşulları ile itiraz ve kanun yoluna ilişkin usul de bu maddenin düzenlemediği konulardır.

Duruşma ve karar: hangi kavramlar bilinmeli?

Duruşmalı karar
Hükmün, tarafların ve ilgililerin katılımıyla yapılan bir duruşma içinde verilmesi biçimidir. Maddede bu biçimin hangi kararlar için zorunlu olduğu 256. maddeye bağlanmıştır.
Müsadere veya iade konusu malvarlığı değeri
Hükümle müsadere edilecek ya da sahibine iade edilecek eşya veya diğer malvarlığı değerleridir. Bu değerler üzerinde hakkı bulunan kişi, kararın doğrudan etkilediği üçüncü kişi konumundadır.
Sanığın haklarını kullanma
Malvarlığı değeri üzerinde hakkı olan kişinin, duruşmada sanığa tanınmış savunma imkânlarından yararlanmasıdır. Bu kişi sanık olmadığı hâlde, sanığın sahip olduğu haklar ölçüsünde söz hakkı elde eder.
Çağrı
Hakkı olan kişiye duruşma için yapılan bildirim ve davettir. Çağrıya uyulması zorunlu değildir; uyulmaması işlemi durdurmaz.

Duruşma ve karar: hangi şartlar aranır?

  • Hükmün 256. maddeye göre verilmesi gereken bir karar olması gerekir.
  • Kararın konusunda müsadere veya iade olunacak eşya ya da diğer malvarlığı değerlerinin bulunması gerekir.
  • Bu değerler üzerinde hakkı olan kişilerin tespit edilmiş ve duruşmaya çağrılmış olması gerekir.
  • Çağrılan kişilerin sanığın sahip olduğu hakları kullanabilmesi için duruşmada yer alması sağlanmalıdır.
  • Çağrıya uyulmamış olsa bile işlemin ertelenmesine neden olunmamalıdır ve hüküm verilmesi engellenmemelidir.

Duruşma ve karar: hangi sonuçları doğurur?

  • 256. maddeye göre verilmesi gereken karar duruşmalı olarak verilir.
  • Müsadere veya iade konusu değer üzerinde hakkı olan kişi duruşmaya çağrılır.
  • Çağrılan hak sahibi, sanığın sahip olduğu hakları duruşmada kullanabilir.
  • Çağrıya uyulmaması işlemin ertelenmesine neden olmaz.
  • Çağrıya uyulmaması hükmün verilmesini engellemez; karar hak sahibinin yokluğunda da verilebilir.
  • Maddede, hak sahibinin çağrıya uymamasının kararın hukuki sonucunu değiştireceğine dair bir hüküm yoktur.

Çağrı yapılması gereken kişi ile çağrı yapılmayan kişi arasındaki fark nedir?

Müsadere veya iade olunacak değerler üzerinde hakkı olan kişi, duruşmaya çağrılması gereken kişidir.

Bu değerler üzerinde hakkı olmayan ilgililer, bu maddenin çağrı zorunluluğu kapsamına girmez.

Hakkı olan kişiye çağrı yapılmaması, maddenin öngördüğü duruşma güvencesini eksik bırakır; hakkı olmayan kişiye çağrı yapılması ise zorunlu bir işlem değildir.

Sanık ile malvarlığı hak sahibi üçüncü kişi arasındaki fark nedir?

Sanık, hükmün ana tarafıdır ve kendi savunma hakları bakımından duruşmada bulunur.

Müsadere veya iade konusu değer üzerinde hakkı olan üçüncü kişi, sanık değildir ancak kararın konusu olan malvarlığı bakımından ilgilidir.

Üçüncü kişi, sanığın sahip olduğu haklar ölçüsünde duruşmada söz alır; bu, onun sanık gibi yargılanması anlamına gelmez.

Çağrıya uyan ile uymayan hak sahibi arasındaki fark nedir?

Çağrıya uyan hak sahibi duruşmada bulunarak sanığın haklarını kullanabilir.

Çağrıya uymayan hak sahibi duruşmada bulunmaz.

Uymama, işlemin ertelenmesine ve hükmün verilmesinin engellenmesine yol açmaz; karar duruşmada hazır bulunmayan hak sahibi yokluğunda da verilebilir.

Duruşma ve karar: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Müsadere ya da iade konusu değer üzerinde hakkı olan kişiyi çağırmadan karar vermek; çağrının zorunlu olduğu hâlde ihmal edilmesi anlamına gelir.
  • Çağrıya uymayan hak sahibi nedeniyle duruşmayı ertelemek; maddenin açık hükmüne aykırıdır.
  • Hak sahibini sanık gibi yargılamak; maddenin verdiği yetki yalnız sanığın haklarını kullanmaktır.
  • Çağrıya uymayan hak sahibinin hükmü verilmesini engelleyebileceğini düşünmek; madde bunu açıkça reddeder.
  • Çağrılmamış hak sahibine kararın tebliği eksikliğini, çağrı zorunluluğunun yerine koymak.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Müsadere kararına konu malvarlığı üzerinde hakkı olan kişinin duruşmaya çağrılmadan karar verilmesi, hak sahibinin savunma imkânının kısıtlanması olarak değerlendirilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2005/163 E., 2005/91987 K., 07.02.2006; Ceza Genel Kurulu, 2005/163 E., 2006/14 K., 07.02.2006)
  • Hak sahibine çağrı yapıldığı hâlde gelmemesi, hükmün verilmesine engel sayılmamaktadır. (19. Ceza Dairesi, 2016/14665 E., 2016/22825 K., 30.11.2016)
  • Müsadere ve iade konusu değerlerin hükümde değerlendirilmesi, 256 ve 257. maddeler birlikte ele alınarak yapılmaktadır. (7. Ceza Dairesi, 2024/2975 E., 2024/10462 K., 27.11.2024)

Nasıl ispat edilir?

  • Müsadere veya iade konusu değer üzerinde hakkı olduğunu iddia eden kişi, bu hakkını belgeyle ortaya koyar; mahkemenin çağrı yapma yükümlülüğü, bu hakkın mahkemece tespit edilmiş olmasına bağlıdır.
  • Çağrının yapıldığı, tebligat belgesi ya da davetiyeyle ispatlanır; çağrının usulüne uygun yapılmaması halinde karar savunma hakkının kısıtlandığı gerekçesiyle tartışılabilir.
  • Hak sahibinin çağrıya uymadığı, duruşma tutanağına geçirilerek belgelenir; bu belge, hükmün yokluğunda verildiğini gösterir.
  • Hak sahibi, çağrıya uymamasının kendi hakkını etkilemediğini ileri sürerse bu savunmayı kendisi ispatlamak zorundadır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 5271 sayılı Kanun m.256: Duruşmalı verilmesi gereken kararları belirler; m.257/1 bu kararların kapsamına atıf yapar.
  • 5271 sayılı Kanun m.230: Hükmün gerekçesinde gösterilmesi gereken hususları düzenler; müsadere ya da iadeye ilişkin tartışmanın gerekçede yer alması bakımından bağlantılıdır.
  • 5271 sayılı Kanun m.34: Kararların gerekçeli yazılmasını düzenler; duruşmalı verilen kararın gerekçesi bakımından tamamlayıcıdır.

CMK m.258 — Kanun yolu

Madde, 256. maddeye göre verilen hükümlere karşı istinaf yolunun kimler bakımından açık olduğunu düzenler. Başvuru hakkı Cumhuriyet savcısı, katılan ve 257. maddede belirlenen kişilere tanınmıştır. Madde yalnızca istinaf yolunun kimlere açık olduğunu gösterir; istinaf dilekçesinin süresini, şeklini veya incelemenin usulünü düzenlemez. Kanun yolu başvurusunun süresi ve şekli (m.264 ve devamı), istinaf incelemesi (m.272 ve devamı) ile temyiz yolu (m.291 ve devamı) bu maddenin kapsamı dışındadır. Madde, 256. maddeye bağlı hükümlerle sınırlıdır; diğer kararlara karşı kanun yolunu ayrıca belirler.

Kanun yolu: hangi kavramlar bilinmeli?

İstinaf
Ceza muhakemesinde ilk derece mahkemesinin hükümlerine karşı bölge adliye mahkemesine başvurulan olağan kanun yoludur. Maddede istinaf, belirli kişilere tanınmış bir başvuru hakkı olarak geçer.
256. maddeye göre verilecek hükümler
Maddenin istinaf yolunu açtığı hükümlerdir. Bu hükümlerin kapsamı 256. maddede belirlenir; madde kapsamı genişletmez ya da daraltmaz, yalnızca bu hükümleri işaret eder.
257. maddede belirlenen kişiler
Cumhuriyet savcısı ve katılan dışında istinaf başvurusu yapabilecek kişilerdir. Bu kişilerin belirlenmesi 257. maddeye bırakılmıştır.
Katılan
Suçtan doğrudan zarar gören veya CMK'nın tanıdığı katılma hakkını kullanan kişidir. Maddede istinaf hakkı sahibi olarak açıkça sayılmıştır.

Kanun yolu: hangi şartlar aranır?

  • Kanun yolu başvurusunun, 256. maddeye göre verilmiş bir hükme karşı yapılmış olması gerekir.
  • Başvuranın Cumhuriyet savcısı, katılan veya 257. maddede belirlenen kişilerden biri olması gerekir.
  • Başvurunun, sanık lehine ya da aleyhine yapılması maddenin istinaf hakkını etkilemez; madde yalnızca başvuru yetkisinin kimde olduğunu belirler.
  • Başvuru, kanunun öngördüğü süre ve şekil koşullarına uygun yapılmalıdır; bu koşullar bu maddede düzenlenmemiş olup ilgili maddelerden alınır.

Kanun yolu: hangi sonuçları doğurur?

  • 256. maddeye göre verilen hükümlere karşı Cumhuriyet savcısı, katılan ve 257. maddede belirlenen kişiler istinaf yoluna başvurabilir.
  • Bu kişilerin dışında kalan ilgililer, bu madde uyarınca istinaf yoluna başvuramaz.
  • Hüküm 256. maddeye dayanmıyorsa bu maddeye göre istinaf yolu açık olmaz; ilgili kararın kendi kanun yolu hükmü uygulanır.
  • Madde, istinaf yoluna başvuru süresini ve şeklini belirlemediğinden bu konuda ilgili maddelere bakılır.

Cumhuriyet savcısı ile katılan arasındaki fark nedir?

Cumhuriyet savcısı, kamu adına kanun yoluna başvurur ve sanık lehine yapılan başvuruda maddenin uygulandığı açıktır.

Katılan, suçtan doğrudan zarar görmüş kişi olarak kendi hakkı bakımından başvurur.

Her ikisi de maddede açıkça sayıldığından istinaf yolu her iki taraf için açıktır; başvuru gerekçesi ve kapsamı farklıdır.

256. madde kapsamındaki hüküm ile diğer kararlar arasındaki fark nedir?

256. maddeye göre verilen hükümlere karşı istinaf yolu bu madde ile açılmıştır.

Bu madde dışında kalan kararlar için istinaf yolu bu maddeye dayanılarak açılamaz.

Kararın türü 256. maddeye uymuyorsa bu madde istinaf yolunu açmaz; ayrı bir kanun yolu hükmü aranır.

Kanun yolu: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • 256. maddeye dayanmayan bir kararı bu maddeye dayanarak istinaf yoluna götürmek.
  • 257. maddede sayılan kişiler dışında birinin başvuru hakkını bu madde ile tanımak.
  • Madde yalnızca kimin başvurabileceğini söylediği halde, başvuru süresini ya da şeklini bu maddeden çıkarmaya çalışmak.
  • Müsadere veya iade kararlarının istinaf yolunu, karar tarihi ve bağımsızlık koşulunu gözetmeden her durumda açık saymak.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • 20.07.2016 tarihinden sonra bağımsız olarak verilen müsadere veya iade kararlarının, 256. ve 258. maddeler uyarınca istinaf kanun yoluna tabi olduğu kabul edilmektedir. (6. Ceza Dairesi, 2024/8 E., 2025/9532 K., 06.11.2025; 6. Ceza Dairesi, 2023/19672 E., 2025/9545 K., 06.11.2025; 2. Ceza Dairesi, 2024/15691 E., 2025/8457 K., 08.05.2025; 2. Ceza Dairesi, 2024/11569 E., 2024/21666 K., 26.12.2024; 6. Ceza Dairesi, 2024/4988 E., 2024/11893 K., 07.11.2024)

Nasıl ispat edilir?

  • İstinaf başvurusunu yapan kişinin 257. maddede belirlenen kişilerden biri olduğunu, başvuru yetkisini belgelemesi gerekir.
  • Başvurunun 256. maddeye göre verilmiş bir hükme yönelik olduğunu ortaya koyan karar ve dava dosyası belgeleri ile ispat edilir.
  • Karşı tarafın istinaf yolunun kapalı olduğu yönündeki savunmasını, kararın 256. maddeye dayanmadığını ileri sürerek yapması gerekir ve bu ispat yükü ona aittir.
  • Müsadere veya iade kararlarında karar tarihi ve bağımsız verilip verilmediği belgelerle gösterilir; bu husus uygulamada kararın istinaf kapsamına girip girmediğini belirler. (6. Ceza Dairesi, 2024/8 E., 2025/9532 K., 06.11.2025)

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 5271 m.256: İstinaf yolunun açıldığı hükümleri belirler; bu maddenin atıfla ifade ettiği hükümler 256. maddede tanımlanır.
  • 5271 m.257: İstinaf başvurusu yapabilecek ek kişileri belirler; bu maddede anılan kişiler yalnızca 257. maddeyle belirlenir.

CMK m.259 — Suç konusu olmayan eşyanın müsaderesi

Madde, suç konusu olmayıp yalnızca müsadereye tabi bulunan eşyanın müsaderesinde yetkili merciyi ve yargılama biçimini düzenler; bu tür eşyanın müsaderesine sulh ceza hâkimi tarafından duruşma yapılmadan, evrak üzerinden karar verilir. Madde, suç konusu eşyanın müsaderesini, duruşmalı müsadere davasını, müsadere kararına karşı kanun yolunu veya eşyanın iadesini düzenlemez. Suç konusu eşyanın duruşmalı müsaderesi (m.256-257), istinaf yolu (m.258) ve müsadere talebinin usulü (m.256) ayrı maddelerde yer alır. Kanun yolu ve itiraz usulü de madde metninde yer almaz; bu konu Hükümet Tasarısı gerekçesinde anılmakla birlikte madde metninin kendisi bunu düzenlemez. Kullanılmadığı için eşyanın iadesi ve el konulan eşyanın muhafazası konuları da bu maddenin kapsamı dışındadır.

Suç konusu olmayan eşyanın müsaderesi: hangi kavramlar bilinmeli?

Suç konusu olmayan müsadereye tabi eşya
Bizzat suç teşkil etmeyen, suçta kullanılmamış ve belirli bir fail veya fiille ilişkilendirilemeyen, ancak niteliği veya içeriği gereği müsaderesi gereken eşyadır. Eşyanın suçla bağının bulunmaması bu kavramın temel ölçütüdür.
Sulh ceza hâkimi
Soruşturma aşamasında koruma tedbirleri ve bu maddedeki müsadere kararını veren yargı mercisidir. Bu maddede karar yetkisi yalnızca sulh ceza hâkimine tanınmıştır.
Evrak üzerinden karar
Duruşma açılmadan, dosyadaki belgeler incelenerek verilen karardır. Madde, duruşma yapılmaksızın karar verilmesini öngörür; tarafların davet edilmesi ve savunmalarının alınması zorunlu değildir.
Duruşmalı müsadere (m.256-257)
Suç konusu eşya için kamu davası açılmış ya da başka bir kişi hakkında yargılama yürütülürken, eşya üzerinde hak sahiplerinin çağrıldığı ve sanığın haklarını kullandığı yargılamadır. Bu maddedeki evrak üzerinden müsaderenin karşıtıdır.

Suç konusu olmayan eşyanın müsaderesi: hangi şartlar aranır?

  • Müsadere konusu eşyanın suç konusu olmadığı, yani bizzat suç teşkil etmediği ve suçta kullanılmadığı belirlenmiş olmalıdır.
  • Eşyanın müsaderesinin kanunda açıkça öngörülmüş olması ve niteliği veya içeriği gereği müsadere edilmesi gereken bir eşya bulunmalıdır.
  • Eşya ile belirli bir fail veya fiil arasında ilişki kurulamamış olmalı; yani müsaderesi istenen eşya üzerinde hak iddia edebilecek bir kişi bulunmamalıdır.
  • Müsadere talebi sulh ceza hâkimine yapılmalıdır.
  • Hâkim duruşma açmadan evrak üzerinden karar vermelidir; duruşma açılması bu yolu kapatır.

Suç konusu olmayan eşyanın müsaderesi: hangi sonuçları doğurur?

  • Suç konusu olmayıp sadece müsadereye tabi eşyanın müsaderesine sulh ceza hâkimi karar verir.
  • Bu karar duruşma yapılmadan, evrak üzerinden verilir.
  • Eşya üzerinde hak iddia edebilecek bir kişi bulunmadığı için duruşma açılmasına gerek görülmez.
  • Suç konusu eşya ise bu maddedeki yol uygulanmaz; m.256-257 uyarınca duruşmalı müsadere yürütülür.
  • Madde metninde kanun yolu belirtilmediğinden, kararın itiraz veya istinaf yoluna ilişkin sonuçları bu maddeden çıkarılamaz.

Suç konusu olmayan eşya ile suç konusu eşya arasındaki fark nedir?

Bu maddenin kapsamında kalan eşya bizzat suç teşkil etmeyen, suçta kullanılmamış ve belirli bir fail ile ilişkilendirilemeyen eşyadır.

Suç konusu eşya, bir suçla doğrudan bağlantılı olup belirli bir fail ve fiil ile ilişkilendirilebilen eşyadır.

Suç konusu eşyanın müsaderesinde m.256-257 uyarınca duruşma açılır ve karar mahkemece verilir; bu maddedeki evrak üzerinden yol uygulanmaz.

Sulh ceza hâkimi ile mahkeme (duruşmalı müsadere) arasındaki fark nedir?

Bu maddede müsadere kararı sulh ceza hâkiminin evrak üzerinden verdiği karardır.

Duruşmalı müsaderede karar, eşyanın bağlı olduğu suça bakan mahkeme tarafından duruşma sonunda verilir.

Yetkili merci ve yargılama biçimi değişir; sulh ceza hâkimi duruşma yapmaz, mahkeme ise duruşma yapar.

Evrak üzerinden müsadere ile ek karar ile müsadere arasındaki fark nedir?

Bu maddeye göre suç konusu olmayan eşya evrak üzerinden müsadere edilebilir.

Suç konusu eşyada hüküm verilmemişse, ek karar veya evrak üzerinden müsadere kararı verilemez.

Suç konusu eşya için evrak yolu kapalıdır; bu madde yalnızca suç konusu olmayan eşya için evrak yolunu açar.

Suç konusu olmayan eşyanın müsaderesi: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Suç konusu olan eşyayı, suçla ilişkilendirilemeyen eşya gibi değerlendirip bu maddedeki evrak üzerinden yolu uygulamak; suç konusu eşyada m.256-257 uyarınca duruşma açılması gerekir.
  • Eşya üzerinde hak iddia edebilecek bir kişinin bulunup bulunmadığını araştırmadan evrak üzerinden karar vermek.
  • Eşyanın müsadere edilebilir nitelikte olup olmadığını kanunda açıkça öngörülen hallerle sınırlı tutmamak; müsaderenin kanunda açıkça düzenlenmesi gerekir.
  • Sulh ceza hâkiminin bu maddedeki yetkisini, suç konusu eşyanın müsaderesine de genişletmek.
  • Bu maddeye dayanarak kazanç müsaderesine karar vermek; madde yalnızca eşyayı kapsar.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Suç konusu olmayıp sadece müsadereye tabi eşyanın, sahibinin belirlenemediği, belirli bir fail veya fiille ilişkilendirilemediği ve niteliği gereği müsadere edilmesi gereken hallerde sulh ceza hâkiminin evrak üzerinden karar verdiği kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2009/183 E., 2009/257 K., 03.11.2009; 8. Ceza Dairesi, 2023/638 E., 2024/6494 K., 11.09.2024; 8. Ceza Dairesi, 2021/15156 E., 2023/3393 K., 17.05.2023)
  • Uygulamada sahte para örneklerinin, adli emanette bulunan ve kime ait olduğu belirlenemeyen banknotların bu madde kapsamında değerlendirildiği görülmektedir. (8. Ceza Dairesi, 2023/638 E., 2024/6494 K., 11.09.2024; 8. Ceza Dairesi, 2021/15156 E., 2023/3393 K., 17.05.2023)
  • Sulh ceza hâkiminin bu madde uyarınca müsadere talebini reddetmesi ve kararın kesinleşmesi mümkündür; bu tür kararlar itirazsız kesinleşebilmektedir. (8. Ceza Dairesi, 2021/18877 E., 2023/10551 K., 25.12.2023)
  • Müsadere talebinin suç konusu eşyaya ilişkin olduğu sonucuna varılırsa bu maddedeki evrak yolu uygulanmaz ve duruşmalı müsadere yolu kabul edilmektedir. (8. Ceza Dairesi, 2023/2371 E., 2024/8080 K., 30.10.2024; 8. Ceza Dairesi, 2025/12154 E., 2025/10539 K., 11.12.2025)
  • Kanunun açık hükmü gereği evrak üzerinden karar verilebilmesi için eşyanın suç konusu olmadığının ve yalnızca müsadereye tabi bulunduğunun belirlenmiş olması gerektiği kabul edilmektedir. (8. Ceza Dairesi, 2023/2371 E., 2024/8080 K., 30.10.2024; 8. Ceza Dairesi, 2025/12154 E., 2025/10539 K., 11.12.2025)

Nasıl ispat edilir?

  • Müsadere talebinde bulunan Cumhuriyet savcısı, eşyanın suç konusu olmadığını ve yalnızca müsadereye tabi bulunduğunu ileri sürer ve bunu dosya kapsamındaki belgelerle ortaya koyar.
  • Eşyanın suçla ilişkilendirilemediğinin ispatında, eşyanın durumunu gösteren tutanak, ekspertiz raporu veya adli emanet kaydı gibi resmi belgeler kullanılır.
  • Eşya üzerinde hak iddia eden bir kişinin bulunduğu ortaya çıkarsa, bu kişi evrak üzerinden yolun uygulanmasına karşı çıkabilir; bu durumda eşyanın suç konusu olmadığının ve hak sahibi bulunmadığının belgelerle yeniden değerlendirilmesi gerekir.
  • Hâkimin evrak üzerinden karar vermesi için dosyadaki belgelerin eşyanın niteliğini ve suçla bağının bulunmadığını açıkça göstermesi gerekir; aksi halde duruşma açılması yönünde değerlendirme yapılır.
  • Müsadereye tabi olma niteliğinin kanunda açıkça öngörüldüğü, örneğin yasak silah veya uyuşturucu madde gibi bir eşya olduğu ispatlanmalıdır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 5271 m.256: Müsadere talebinin başvuru usulünü ve kamu davası açılmamış hallerde müsadere kararının hangi mercie yapılacağını düzenler; bu madde ile birlikte okunarak yolun ayrımı belirlenir.
  • 5271 m.257: Duruşmalı müsadere kararının usulünü düzenler; suç konusu eşya bu yola tabidir ve bu maddedeki evrak yolunun karşıtıdır.
  • 5271 m.258: Duruşmalı müsadere kararlarına karşı istinaf yolunu açar; bu maddedeki evrak üzerinden kararların kanun yolu bakımından ayrı değerlendirilmesini sağlar.
  • 5237 m.54: Eşya müsaderesinin genel esaslarını düzenler; müsaderenin kanunda açıkça öngörülmesi ve orantılılık gibi ölçütler bu maddedeki eşyanın belirlenmesinde kullanılır.
  • 5237 m.55: Kazanç müsaderesini düzenler; bu madde yalnızca eşyaya ilişkindir, kazanç müsaderesi ise ayrı bir rejime tabidir.

Süreler

SüreMaddeHüküm
üç yılım.253Ticari sır, bankacılık sırrı veya müşteri sırrı niteliğindeki bilgi veya belgelerin açıklanması (dördüncü fıkra hariç, madde 239), suçları. c) (Ek: 24/11/2016-6763/34 md.) Mağdurun veya suçtan zarar görenin gerçek veya özel hukuk tüzel…
yedi günm.253Şüpheli, mağdur veya suçtan zarar gören, kendisine uzlaşma teklifinde bulunulduktan itibaren yedi gün içinde kararını bildirmediği takdirde, teklifi reddetmiş sayılır. 105107 (5) Uzlaşma teklifinde bulunulması halinde, kişiye uzlaşmanın…
otuz günm.253(12) Uzlaştırmacı, dosya içindeki belgelerin birer örneği kendisine verildikten itibaren en geç otuz gün içinde uzlaştırma işlemlerini sonuçlandırır.
yirmi günüm.253Uzlaştırma bürosu bu süreyi her defasında yirmi günü geçmemek üzere en fazla iki kez daha uzatabilir.

Süreler madde metnindeki yazımıyla verilmiştir.

Konuda geçen kararlar

29 karar
  1. Ceza Genel Kurulu, 2021/287 E., 2022/808 K., 15.12.2022
    İlgili madde: m.256
  2. Ceza Genel Kurulu, 2021/141 E., 2022/625 K., 11.10.2022
    İlgili madde: m.256
  3. Ceza Genel Kurulu, 2017/300 E., 2022/64 K., 27.01.2022
    İlgili madde: m.256
  4. Ceza Genel Kurulu, 2018/476 E., 2021/650 K., 16.12.2021
    İlgili madde: m.256
  5. Ceza Genel Kurulu, 2021/79 E., 2021/397 K., 14.09.2021
    İlgili madde: m.256
  6. Ceza Genel Kurulu, 2021/78 E., 2021/346 K., 06.07.2021
    İlgili madde: m.256
  7. Ceza Genel Kurulu, 2017/7 E., 2017/137 K., 14.03.2017
    İlgili madde: m.255
  8. Ceza Genel Kurulu, 2010/43 E., 2010/71 K., 30.03.2010
    İlgili madde: m.255
  9. Ceza Genel Kurulu, 2009/183 E., 2009/257 K., 03.11.2009
    İlgili madde: m.257, m.259
  10. Ceza Genel Kurulu, 2008/73 E., 2008/88 K., 15.04.2008
    İlgili madde: m.255
Diğer 19 karar
  1. Ceza Genel Kurulu, 2007/265 E., 2008/57 K., 25.03.2008
    İlgili madde: m.257
  2. Ceza Genel Kurulu, 2007/200 E., 2007/219 K., 30.10.2007
    İlgili madde: m.255
  3. Ceza Genel Kurulu, 2007/45 E., 2007/77 K., 27.03.2007
    İlgili madde: m.258
  4. Ceza Genel Kurulu, 2005/163 E., 2005/91987 K., 07.02.2006
    İlgili madde: m.257
  5. Ceza Genel Kurulu, 2005/163 E., 2006/14 K., 07.02.2006
    İlgili madde: m.257
  6. Ceza Genel Kurulu, 2005/84 E., 2005/90 K., 05.07.2005
    İlgili madde: m.255
  7. 8. Ceza Dairesi, 2025/12154 E., 2025/10539 K., 11.12.2025
    İlgili madde: m.259
  8. 6. Ceza Dairesi, 2024/8 E., 2025/9532 K., 06.11.2025
    İlgili madde: m.258
  9. 6. Ceza Dairesi, 2023/19672 E., 2025/9545 K., 06.11.2025
    İlgili madde: m.258
  10. 2. Ceza Dairesi, 2024/15691 E., 2025/8457 K., 08.05.2025
    İlgili madde: m.258
  11. 2. Ceza Dairesi, 2024/11569 E., 2024/21666 K., 26.12.2024
    İlgili madde: m.258
  12. 7. Ceza Dairesi, 2024/2975 E., 2024/10462 K., 27.11.2024
    İlgili madde: m.257
  13. 6. Ceza Dairesi, 2024/4988 E., 2024/11893 K., 07.11.2024
    İlgili madde: m.258
  14. 8. Ceza Dairesi, 2023/2371 E., 2024/8080 K., 30.10.2024
    İlgili madde: m.259
  15. 8. Ceza Dairesi, 2023/638 E., 2024/6494 K., 11.09.2024
    İlgili madde: m.259
  16. 8. Ceza Dairesi, 2021/18877 E., 2023/10551 K., 25.12.2023
    İlgili madde: m.259
  17. 8. Ceza Dairesi, 2021/15156 E., 2023/3393 K., 17.05.2023
    İlgili madde: m.259
  18. 10. Daire, 2017/2168 E., 2022/3443 K., 22.06.2022
    İlgili madde: m.255
  19. 19. Ceza Dairesi, 2016/14665 E., 2016/22825 K., 30.11.2016
    İlgili madde: m.257

Bağlayıcılık derecesine göre sıralı (Anayasa Mahkemesi, içtihadı birleştirme, genel kurullar, daireler); her grupta yeni karar önce. Tam metin karar deposundan istek üzerine yüklenir. Hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ayrıca denetleyin.

Madde bağlantıları, tarihine kadar Resmî Gazete'de yayımlanan değişiklikleri içeren güncel metne gider.

Bu konudaki maddelerde bilinen en yeni değişiklik: 24.12.2025 (m.253).

Anlatım 21.10.2026 tarihinde derlendi. Bağlayıcı olan madde metnidir.

Bu konuyu panelde çalış

Panelde bu konu 10. Özel Yargılama Usulleri bölümünde yer alıyor.

Panelde çalış