Kanun yolları
Kanun yolları: genel hükümler
Kısaca
CMK m.260, hâkim ve mahkeme kararlarına karşı kanun yollarına kimlerin başvurabileceğini ve Cumhuriyet savcısının hangi mahkeme kararlarına karşı, hangi yönde (sanık lehine veya aleyhine) başvurabileceğini düzenler. CMK m.261, avukatın müdafilik veya vekillik görevini üstlendiği kişi adına kanun yollarına başvurma yetkisini düzenler. CMK m.262, şüpheli veya sanığın yasal temsilcisi ile eşinin, şüpheli veya sanığa açık olan kanun yollarına süresi içinde kendiliklerinden başvurabilmesini düzenler.
Kapsam
Bu konu, Ceza Muhakemesi Kanunu m.260–266 hükümlerini kapsar.
- CMK m.260Kanun yollarına başvurma hakkı
- CMK m.261Avukatın başvurma hakkı
- CMK m.262Yasal temsilcinin ve eşin başvurma hakkı
- CMK m.263Tutuklunun kanun yollarına başvurması
- CMK m.264Kanun yolunun belirlenmesinde yanılma
- CMK m.265Cumhuriyet savcısının başvuru sonucunun kapsamı
- CMK m.266Başvurudan vazgeçilmesi ve etkisi
CMK m.260 — Kanun yollarına başvurma hakkı
Madde, hâkim ve mahkeme kararlarına karşı kanun yollarına kimlerin başvurabileceğini ve Cumhuriyet savcısının hangi mahkeme kararlarına karşı, hangi yönde (sanık lehine veya aleyhine) başvurabileceğini düzenler. Kanun yollarına başvuru hakkı olanlar sıfatıyla sayılmıştır: Cumhuriyet savcısı, şüpheli, sanık, CMK'ya göre katılan sıfatını almış olanlar, katılma isteği karara bağlanmamış veya reddedilmiş olanlar ile katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş bulunanlar. Madde, ağır ceza ve bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcılarının yetki sınırını da belirler. Madde, kanun yollarının türlerini, süreleri, usulünü ve sonuçlarını düzenlemez; bunlar itiraz, istinaf, temyiz ve olağanüstü kanun yolları (m.261 vd. ve m.272 vd. dahil, CMK'nın ilgili maddeleri) ile yargılamanın yenilenmesi ve kanun yararına bozma (m.309 vd. ve m.309, m.304 vd.) başlıklarında ayrıca düzenlenmiştir. Vekil ve müdafiin başvuru yetkisi (m.261), başvurudan vazgeçme (m.262 ve m.263 gibi usul kuralları) ve merci yanılmasının sonucu (m.264) madde kapsamı dışındadır.
Kanun yollarına başvurma hakkı: hangi kavramlar bilinmeli?
- Kanun yolu
- Hâkim ve mahkeme kararlarının hukuka aykırılık, yanlışlık ya da eksiklik bakımından başka bir adli merci tarafından incelenmesini isteme yoludur. Madde, bu yolun kimlere açık olduğunu belirler; yolun türü ve işleyişi ayrı maddelerde düzenlenmiştir.
- Katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş kişi
- Kovuşturmaya katılmamış olsa bile, katılma koşullarını taşıyan ve suçtan zarar görmüş kişidir. Bu kişinin kanun yoluna başvurabilmesi için katılma isteğinde bulunmuş olması şart değildir; zarar görmüş olması yeterlidir.
- Katılma isteği karara bağlanmamış veya reddedilmiş kişi
- Katılma talebinde bulunup da mahkemenin bu talebi hakkında karar vermediği ya da reddettiği kişidir. Bu kişiler, katılma taleplerinin karara bağlanmamış ya da reddedilmiş olması nedeniyle kanun yoluna başvurabilir.
- Sanık lehine kanun yoluna başvuru
- Cumhuriyet savcısının, sanığın yararına olacak şekilde kanun yoluna gitmesidir. Bu başvurunun sonucunda verilecek yeni hüküm, önceki hükümdeki cezadan daha ağır olamaz.
- Ağır ceza mahkemesi Cumhuriyet savcısının yetki alanı
- Ağır ceza mahkemesinde bulunan Cumhuriyet savcısı, bu mahkemenin yargı çevresindeki asliye ceza mahkemelerinin kararlarına karşı kanun yoluna başvurabilir. Yetki, mahkemenin yargı çevresiyle sınırlıdır.
- Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısının yetki alanı
- Bölge adliye mahkemesinde bulunan Cumhuriyet savcısı, bu mahkemenin kendi kararlarına karşı kanun yoluna başvurabilir. Yetki, bu mahkemenin kararlarıyla sınırlıdır.
Kanun yollarına başvurma hakkı: hangi şartlar aranır?
- Kanun yoluna başvuranın madde kapsamında sayılan sıfatlardan birini taşıması gerekir: Cumhuriyet savcısı, şüpheli, sanık, katılan sıfatını almış kişi, katılma isteği karara bağlanmamış ya da reddedilmiş kişi veya katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş kişi olmalıdır.
- Başvurulan karar, hâkim ya da mahkeme kararı olmalıdır; kanun yolu bu kararlara karşı açıktır.
- Cumhuriyet savcısı başvuruyorsa, savcının bulunduğu mahkeme ile karar veren mahkeme arasındaki yargı çevresi ilişkisi aranmalıdır: ağır ceza mahkemesi savcısı yalnızca kendi yargı çevresindeki asliye ceza mahkemesi kararlarına, bölge adliye mahkemesi savcısı yalnızca kendi mahkemesinin kararlarına karşı başvurabilmelidir.
- Cumhuriyet savcısının sanık lehine başvurusunda, sanığın rızası aranmaz; ancak bu başvuru sanık aleyhine değil lehine yapılmalıdır.
Kanun yollarına başvurma hakkı: hangi sonuçları doğurur?
- Hâkim ve mahkeme kararlarına karşı, madde metninde sayılan kişilerin kanun yoluna başvurması mümkündür.
- Madde metninde sayılmayan bir kişi, örneğin sadece suçtan zarar görmüş ama katılan sıfatını alabilecek surette olmayan kişi, bu madde uyarınca kanun yoluna başvuramaz.
- Cumhuriyet savcısı, sanık lehine kanun yoluna başvurabilir; bu durumda sanığın rızası aranmaz.
- Sanık lehine başvuru sonucunda verilecek yeni hüküm, önceki hükümde belirlenen cezadan daha ağır olamaz.
- Savcının yetki alanı dışındaki bir mahkeme kararına karşı yaptığı başvuru, bu maddeye göre geçerli bir başvuru değildir.
- Madde, sanığın beraat kararına karşı kanun yoluna başvurma hakkını açıkça tanımamaktadır; bu konuda ayrıca değerlendirme gerekir.
Cumhuriyet savcısı ile şüpheli veya sanık arasındaki fark nedir?
Cumhuriyet savcısı, kamu adına hareket eder ve kararın hem lehine hem aleyhine kanun yoluna gidebilir.
Şüpheli ve sanık yalnızca kendi hukuki çıkarını ilgilendiren karara karşı başvurabilir; aleyhine olmayan kararlara karşı başvuru hakkı doğmaz.
Savcı, sanığın beraat ettiği bir karara karşı da aleyhine kanun yoluna gidebilirken, sanığın beraat kararına karşı başvurusu tartışmalıdır.
Ağır ceza mahkemesi savcısı ile bölge adliye mahkemesi savcısı arasındaki fark nedir?
Ağır ceza mahkemesinde bulunan savcı, yargı çevresindeki asliye ceza mahkemelerinin kararlarına karşı başvurabilir.
Bölge adliye mahkemesinde bulunan savcı, bölge adliye mahkemesinin kendi kararlarına karşı başvurabilir.
Her savcının yetkisi, bulunduğu mahkemenin yargı çevresi ve karar veren mahkemenin türüyle sınırlıdır; yetki dışındaki kararlara karşı başvuru yapılamaz.
Katılan sıfatı almış kişi ile katılma isteği reddedilmiş veya karara bağlanmamış kişi arasındaki fark nedir?
Katılan sıfatını almış kişi doğrudan kanun yoluna başvurabilir.
Katılma isteği reddedilmiş ya da karara bağlanmamış kişi de, katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş olması halinde başvurabilir.
Kovuşturmaya fiilen katılmamış olan zarar görmüş kişi de, katılma koşullarını taşıyorsa kanun yolunu kullanabilir.
Kanun yollarına başvurma hakkı: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Katılma isteğinde bulunmamış ama katılan sıfatını alabilecek surette zarar görmüş kişiyi kanun yolundan tamamen dışlamak; madde bu kişiye de başvuru hakkı tanır.
- Savcının yetki alanını yargı çevresi açısından yanlış değerlendirmek; ağır ceza savcısının bölge adliye kararına, bölge adliye savcısının asliye ceza kararına başvurabileceğini sanmak hatalıdır.
- Sanık lehine başvuruyu, sanığın aleyhine bir sonuç doğurabilecek şekilde yorumlamak; sanık lehine başvurudan sonra verilecek hüküm önceki cezadan ağır olamaz.
- Sanığın beraat kararına karşı başvurusunu, savcının başvurusuyla aynı kolaylıkla kabul etmek; sanığın bu yönde başvuru hakkı tartışmalıdır.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş kişinin, kovuşturmaya katılmamış olsa da hükmü temyiz hak ve yetkisinin bulunduğu kabul edilmektedir. (2. Ceza Dairesi, 2025/7939 E., 2025/19594 K., 05.11.2025; 4. Ceza Dairesi, 2024/4852 E., 2024/9470 K., 02.07.2024)
- Katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş bulunan kişinin, duruşmadan usulüne uygun haberdar edilmemesi hâlinde kanun yoluna başvurma hakkının korunduğu kabul edilmektedir. (2. Ceza Dairesi, 2025/7939 E., 2025/19594 K., 05.11.2025)
- Katılma isteğinin dilekçede açıkça yer alması hâlinde, bu istemin kanun yolu başvurusu kapsamında değerlendirilmesi gerektiği kabul edilmektedir. (12. Ceza Dairesi, 2025/488 E., 2025/5170 K., 11.06.2025)
- Katılma talebinin karara bağlanmamış olması hâlinde, bu kişinin m.260 kapsamında kanun yoluna başvurabileceği kabul edilmektedir. (1. Ceza Dairesi, 2025/1216 E., 2025/4111 K., 21.05.2025)
- Hükmü temyiz etme hak ve yetkisinin, karar tarihinde yürürlükte olan m.260/1 hükmüne göre belirlendiği kabul edilmektedir. (2. Ceza Dairesi, 2022/3038 E., 2024/13269 K., 01.10.2024)
- Cumhuriyet savcısının sanık lehine başvurusunun, sanığın hukuki durumunu aleyhine değiştirmeyecek şekilde sınırlandığı kabul edilmektedir. (Genel Kurul, 2023/102251 E., 25.02.2025)
Nasıl ispat edilir?
- Kanun yoluna başvuran kişi, kendisinin m.260/1 kapsamındaki sıfatlardan birini taşıdığını ispat etmekle yükümlüdür; katılan sıfatını alabilecek surette zarar görmüş olduğunu gösteren belge veya delil sunmalıdır.
- Katılma isteğinin reddedildiği ya da karara bağlanmadığı iddiası, dava dosyasındaki katılma talebi, tutanak ve mahkeme kararı ile ispatlanır.
- Cumhuriyet savcısının yetkisi, bulunduğu mahkemenin yargı çevresi ve karar veren mahkemenin türü belgelerle gösterilerek ispatlanır.
- Savcının sanık lehine başvurusu bakımından, başvurunun sanık aleyhine olmadığını gösteren bir ispat yükü bulunmaz; başvurunun niteliği dosya içeriğinden anlaşılır.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 5271 sayılı Kanun m.261: Müdafi ve vekilin, müvekkilinin açık arzusuna aykırı olmamak koşuluyla kanun yoluna başvurabilmesini düzenler; m.260'ın sayılan kişilerinin temsilcileri bakımından başvuru yetkisini tamamlar.
- 5271 sayılı Kanun m.262: Yasal temsilci ve eşin şüpheli veya sanık adına kendiliğinden kanun yoluna başvurabilmesini düzenler; m.260'taki başvuru sahiplerinin genişlemesi bakımından ilgilidir.
- 5271 sayılı Kanun m.264: Kanun yolunun ya da merciin yanlış belirlenmesi halinde başvurunun yetkili mercie gönderilmesini düzenler; m.260 kapsamındaki başvurucuların hakkını korur.
CMK m.261 — Avukatın başvurma hakkı
Madde, avukatın müdafilik veya vekillik görevini üstlendiği kişi adına kanun yollarına başvurma yetkisini düzenler. Yetkinin kaynağını, kullanım sınırını ve asilin iradesiyle ilişkisini kapsar. Madde, kanun yolu başvurusunun şekli, süresi ve hangi kanun yolunun hangi hükme karşı açılacağını düzenlemez; bunlar kanun yollarına ilişkin genel hükümlerdedir. Madde, müdafinin görevden yasaklanmasını düzenlemez (m.151 vd.). Madde, şüphelinin kendi kanun yolu başvurusunu ve katılanın kanun yolu hakkını düzenlemez (m.260 ve m.263 ile ilgili hükümler). Madde, müdafiliğin sona ermesini ve hükmün kesinleşmesiyle ilişkinin bitmesini düzenlemez.
Avukatın başvurma hakkı: hangi kavramlar bilinmeli?
- Avukatın kanun yoluna başvurma yetkisi
- Avukatın, müdafi ya da vekil sıfatıyla, kendi adına değil müvekkilinin hakkını korumak için kanun yoluna gitme yetkisidir. Bu yetki için ayrıca özel bir vekâletname hükmü aranmaz.
- Açık arzu
- Asilin, avukatın kanun yoluna başvurmasına ya da başvuruyu sürdürmesine karşı açıkça ortaya koyduğu iradedir. Bu irade, yetkinin sınırını oluşturur.
- Kanun yolundan feragat
- Kanun yoluna başvuran tarafın başvurusundan vazgeçmesidir. Asil, avukat başvurduktan sonra da bu iradesini bildirerek başvuruyu geri alabilir.
Avukatın başvurma hakkı: hangi şartlar aranır?
- Avukatın, müdafiliğini veya vekilliğini üstlendiği bir kişi bulunmalıdır.
- Avukatın başvurusu, müvekkilin açık arzusuna aykırı olmamalıdır.
- Başvuru, ilgili kişinin hakkını korumak amacıyla yapılmalıdır.
- Avukatın başvurusunun, yasal süre içinde ve kanunda öngörülen kanun yolu için yapılmış olması gerekir.
Avukatın başvurma hakkı: hangi sonuçları doğurur?
- Avukat, müdafiliğini veya vekilliğini üstlendiği kişinin açık arzusuna aykırı olmadan kanun yollarına başvurabilir.
- Asilin açık arzusuna aykırı başvuru, yetki sınırını aşar ve geçerli bir başvuru olarak kabul edilmez.
- Asil, avukatın kendi adına başvurusunu bildirdiği vazgeçme iradesiyle geri alabilir; bu durumda başvuru reddedilir.
- Asilin açık arzusu olmadığı sürece avukatın başvurusu için ayrıca özel yetki belgesi aranmaz.
- Avukatın başvurusu, asil bakımından hukuki sonuç doğurur; asilin ayrıca başvuru yapmasına gerek kalmaz.
Müdafi ile vekil arasındaki fark nedir?
Müdafi, şüpheli veya sanığı ceza muhakemesinde savunan avukattır.
Vekil, katılan, suçtan zarar gören veya malen sorumlu kişiyi temsil eden avukattır.
Her iki sıfatta da madde aynı yetkiyi tanır; ancak yetkinin sınırı, temsil edilen kişinin açık arzusudur.
Seçilmiş avukat ile zorunlu müdafi arasındaki fark nedir?
Şüpheli veya sanığın kendi seçtiği avukattır.
Hâkim veya mahkeme tarafından görevlendirilen avukattır.
Komisyon gerekçesine göre zorunlu müdafide ilgili kişi avukatı baştan kendi iradesiyle seçmediğinden, madde bu ayrıma rağmen yetkiyi tanır; yetki sınırı yine asilin açık arzusudur.
Kanun yolu başvurusu ile başvurudan sonra geri alma arasındaki fark nedir?
Avukatın başvurusu, asilin açık arzusuna aykırı olmadan yapılmış başvurudur.
Asilin sonradan vazgeçmek istediğini bildirdiği durumdur.
Asilin sonradan bildirdiği vazgeçme iradesi üzerine itiraz, istinaf veya temyiz isteği reddedilir.
Avukatın başvurma hakkı: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Avukatın kanun yolu yetkisini özel bir vekâletname hükmüne bağlamak; komisyon gerekçesi ve uygulama bu yetkinin ayrıca belgeye bağlı olmadığını gösterir.
- Asilin açık arzusunu araştırmadan başvuruyu kabul etmek; madde başvurunun asilin iradesiyle sınırlı olduğunu açıkça belirtir.
- Zorunlu müdafinin asil ile bağını baştan iradi sayıp açık arzu araştırmasını atlamak.
- Sanığın yüze karşı hükmü sonradan müdafie tebliğ edilmesini yeni temyiz süresi doğurur saymak; uygulamada bu kabul edilmemektedir.
- Müdafilik ilişkisi hükmün kesinleşmesiyle sona erdikten sonra avukatın başvuru yapabileceğini düşünmek.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Hükmün sanığın yüzüne karşı verilmesi ve sonradan müdafie tebliğ edilmesi, sanık veya müdafie yeni bir temyiz hakkı kazandırmaz; yüze karşı hükmün süresinde temyiz edilmemesi halinde temyiz isteği reddedilir. (4. Ceza Dairesi, 2026/834 E., 2026/4206 K., 26.02.2026)
- Sanığın temyizden feragat dilekçesi üzerine temyiz incelemesine yer olmadığına karar verilmektedir. (3. Ceza Dairesi, 2023/7762 E., 2026/1802 K., 15.01.2026)
- Müdafiliğin hükmün kesinleşmesiyle sona erdiği kabul edilmekte, sonradan olağanüstü yollarla yeniden yargılanan sanık hakkında yeni hükmü temyiz etme yetkisi bulunmadığı belirtilmektedir. (3. Ceza Dairesi, 2025/6293 E., 2025/26333 K., 19.11.2025)
- Avukatın yetkisinin sanığın iradesine bağlı olduğu ve müvekkilin açık arzusu varsa avukatın başvuru yapamayacağı kabul edilmektedir. (8. Ceza Dairesi, 2025/7084 E., 2026/841 K., 20.01.2026)
Nasıl ispat edilir?
- Avukatın kanun yolu başvurusunun geçerliliğini ileri süren taraf, avukatın müdafilik veya vekillik sıfatını vekâletname, tayin kararı veya dosya kaydı ile ispatlar.
- Asilin açık arzusuna aykırılık iddiasını ileri süren taraf, bu iradeyi yazılı beyan, dilekçe veya tutanak ile ispatlar.
- Asilin başvurudan vazgeçtiği iddiası, feragat dilekçesi veya zabıt kaydı ile ispatlanır; bu kayıt bulunmazsa iddia dinlenmeyebilir.
- Sanığın yüzüne karşı verilen hükmün süresinde temyiz edilmediğine ilişkin savunma, hükmün tutanağı ve tebliğ kayıtlarıyla ispatlanır.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 5271 sayılı Kanun m.260: Kanun yollarına başvuru hakkının genel çerçevesini düzenler. Madde 261, bu genel çerçevede avukatın başvuru yetkisini belirler.
- 5271 sayılı Kanun m.263: Tutuklu şüpheli veya sanığın sözlü bildirim veya dilekçe ile başvurusunu düzenler; avukatın başvurusunun sınırlarını anlamak için birlikte okunur.
CMK m.262 — Yasal temsilcinin ve eşin başvurma hakkı
Madde, şüpheli veya sanığın yasal temsilcisi ile eşinin, şüpheli veya sanığa açık olan kanun yollarına süresi içinde kendiliklerinden başvurabilmesini düzenler. Ayrıca bu kişilerin yaptığı başvuruya ilişkin hükümlerin, izleyen işlemler bakımından da geçerli olduğunu belirtir. Madde yalnızca şüpheli veya sanık lehine başvuruyu kapsar. Madde, avukatın kanun yoluna başvurma yetkisini düzenlemez; bu konu 261. madde kapsamındadır. Madde, mağdur ve katılanın kanun yoluna başvuru hakkını düzenlemez; bu konu 260. ve 273. maddelerde yer alır. Madde, kanun yollarının türlerini, süreleri ve tebliğ kurallarını düzenlemez; bu konular kanun yollarına ilişkin ayrı hükümlerde yer alır.
Yasal temsilcinin ve eşin başvurma hakkı: hangi kavramlar bilinmeli?
- Yasal temsilci
- Şüpheli veya sanığın yasal olarak temsil yetkisi bulunan kişisidir; Türk Medeni Kanunu'na göre belirlenir. Örneğin velayet altındaki küçüğün ana veya babası ya da vasi bu kapsamda değerlendirilir. Kişinin bu sıfatı, belgeyle gösterilebilmelidir.
- Eş
- Şüpheli veya sanığın evlilik bağı içinde bulunduğu kişidir. Bu sıfat, başvurunun yapıldığı tarihte devam etmelidir ve nüfus kaydı ile belgelenebilir.
- Kendiliğinden başvuru
- Yasal temsilci ve eşin, şüpheli veya sanığın iznine ya da onayına gerek kalmadan kendi iradesiyle kanun yoluna gitmesidir. Şüpheli veya sanığın aksi yöndeki iradesi bu yetkiyi ortadan kaldırmaz.
- Açık olan kanun yolu
- Şüpheli veya sanık bakımından o karara karşı kanunen kullanılabilir durumda bulunan itiraz, istinaf veya temyiz gibi yollardır. Kanun yolu süresi geçmişse bu yollar açık sayılmaz.
Yasal temsilcinin ve eşin başvurma hakkı: hangi şartlar aranır?
- Başvuruyu yapan kişinin şüpheli veya sanığın yasal temsilcisi ya da eşi olduğunu belgeyle göstermesi gerekir.
- Başvurunun, şüpheli veya sanığa karşı verilen ve kanun yoluna konu olan karara karşı yapılması gerekir.
- Başvurunun kanunda öngörülen süre içinde yapılması zorunludur.
- Başvurunun şüpheli veya sanık lehine yapılması gerekir; aleyhe başvuru bu madde kapsamında yapılamaz.
- Başvuru için şüpheli veya sanığın ayrıca izninin alınması gerekmez.
- Başvuru için vekâletname aranmaz; sıfatın belgelenmesi yeterlidir.
- Başvuru yapıldıktan sonra izleyen işlemler, şüpheli veya sanığın başvurusuna ilişkin hükümlere tabi olur.
Yasal temsilcinin ve eşin başvurma hakkı: hangi sonuçları doğurur?
- Yasal temsilci veya eş, süre içinde kendiliğinden başvurursa başvuru incelenir.
- Şüpheli veya sanığın kanun yoluna başvurmamış olması, yasal temsilci veya eşin başvurusunu engellemez.
- Şüpheli veya sanığın süreyi kaçırması, yasal temsilci veya eşin süre içinde yaptığı başvuruyu etkilemez.
- Yasal temsilci veya eş, kendi sıfatıyla başvurur; şüpheli veya sanığın kanun yolu haklarının tamamını kullanabilir.
- Yasal temsilci veya eşin sanık aleyhine başvurusu, bu madde kapsamında geçerli değildir.
- Yasal temsilci veya eşin sıfatını belgelemesi gerekir; belgelenmezse başvuru hakkı ispatlanamaz.
- Şüpheli veya sanığın kanun yolundan vazgeçmesi, yasal temsilci veya eşin başvurusunu ortadan kaldırmaz.
- Başvuru yapıldıktan sonra izleyen işlemler, şüpheli veya sanığın başvurusuna ilişkin hükümlere göre yürütülür.
- Yasal temsilci veya eşe karar ayrıca tebliğ edilmez; bu nedenle onların kendi süresi tebliğe bağlanmaz.
Yasal temsilci ile eş arasındaki fark nedir?
Yasal temsilci, şüpheli veya sanığın yerine kanunen temsil yetkisi olan kişidir ve bu sıfatın kaynağı Türk Medeni Kanunu'dur.
Eş ise evlilik bağına dayanır ve yetkisi bu bağın varlığına bağlıdır.
Her iki sıfat da madde kapsamında başvuru yetkisi verir; ancak hangi sıfatın kullanıldığı belgelenmelidir. Vekâletname aranmaz.
Şüpheli-sanık ile yasal temsilci ile eşin başvurusu arasındaki fark nedir?
Şüpheli veya sanığın kendi başvurusu, onun iradesine dayanır ve kendi süresine tabidir.
Yasal temsilci veya eşin başvurusu şüpheli veya sanıktan bağımsızdır ve kendi sıfatına dayanır.
Şüpheli veya sanık süreyi kaçırsa bile yasal temsilci veya eşin süre içinde yaptığı başvuru geçerli kalır. Şüpheli veya sanığın kanun yolundan vazgeçmesi de yasal temsilcinin ya da eşin başvurusunu ortadan kaldırmaz.
Sanık lehine ile sanık aleyhine başvuru arasındaki fark nedir?
Yasal temsilci ve eş, bu sıfatlarıyla yalnızca sanık lehine kanun yoluna başvurabilir.
Savcı gibi aleyhe başvuru yetkisi bu kişilere tanınmamıştır.
Yasal temsilci veya eşin sanık aleyhine yaptığı başvuru bu madde kapsamında değerlendirilmez ve reddedilir.
Yasal temsilci-eş ile mağdur-katılan sıfatı arasındaki fark nedir?
Eş veya yasal temsilci aynı zamanda suçtan zarar görmüş ve katılan sıfatını almışsa, mağdur olarak da başvurabilir.
Bu başvuru, katılana ilişkin hükümlere dayanır ve madde 262 kapsamı dışındadır.
Bu kişinin mağdur sıfatıyla yaptığı başvuru, 260. maddeye göre aleyhe gerekçelerle de yapılabilir. Yasal temsilci veya eş sıfatıyla yapılan başvuru ise sadece sanık lehinedir.
Yasal temsilcinin ve eşin başvurma hakkı: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Yasal temsilci veya eşin başvurusunu şüpheli veya sanığın iznine bağlamak; izin koşulu yalnızca avukat için aranır (m.261).
- Şüpheli veya sanığın kanun yolundan vazgeçmesini, yasal temsilci veya eşin başvurusunu da sona erdiren bir neden saymak.
- Şüpheli veya sanığın süreyi kaçırmasını, yasal temsilci veya eşin süre içinde yaptığı başvuruyu da geçersiz kılan bir durum saymak.
- Yasal temsilci veya eş sıfatını belgelemeden başvuruyu kabul etmek; vekâletname aranmaması belge gerekliliğini ortadan kaldırmaz.
- Kardeş, anne veya baba gibi madde metninde sayılmayan akrabaların da yasal temsilci ya da eş gibi başvuru yapabileceğini varsaymak.
- Yasal temsilci veya eşin sanık aleyhine kanun yoluna başvurabileceğini kabul etmek; bu kişiler yalnızca sanık lehine başvurabilir.
- Yasal temsilci veya eşin başvurusunu, mağdurun veya katılanın kanun yoluna başvuru hakkıyla karıştırmak; her biri farklı dayanaklara ve sınırlara tabidir.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Yasal temsilci ve eşin başvuru hakkı, şüpheli veya sanığın iradesinden bağımsız kabul edilmektedir. (1. Ceza Dairesi, 2025/8544 E., 2026/865 K., 16.02.2026; 6. Ceza Dairesi, 2025/6123 E., 2025/10478 K., 01.12.2025)
- Yasal temsilci veya eşin sanık lehine başvurabileceği, sanık aleyhine başvuramayacağı kabul edilmektedir. (1. Ceza Dairesi, 2025/263 E., 2026/2197 K., 25.03.2026; 6. Ceza Dairesi, 2025/6123 E., 2025/10478 K., 01.12.2025)
- Sanığın kardeşi, annesi veya babası gibi madde kapsamı dışında kalan akrabaların hükmü temyiz veya istinaf etme yetkisi bulunmadığı kabul edilmektedir. (7. Ceza Dairesi, 2023/8210 E., 2025/15699 K., 10.12.2025)
- Yasal temsilci sıfatının dayanağı olan vasi atama kararı veya benzeri belgenin dosyada bulunmaması halinde başvurunun reddedileceği kabul edilmektedir. (1. Ceza Dairesi, 2023/6426 E., 2024/1515 K., 07.03.2024)
- Yasal temsilcinin başvurusunda, kişinin temsil sıfatını gösteren belgenin bulunması yeterli sayılmaktadır; vekâletname aranmaz. (11. Ceza Dairesi, 2025/2272 E., 2025/13316 K., 20.10.2025)
Nasıl ispat edilir?
- Yasal temsilci veya eşin başvuru hakkını kullandığını ileri süren kişi, bu sıfatı belgeyle (nüfus kaydı, vasi veya kayyım atama kararı gibi) ispatlamak zorundadır.
- Eş sıfatı nüfus kaydı ile, yasal temsilci sıfatı ise Türk Medeni Kanunu'na göre düzenlenmiş resmi belge ile gösterilebilir; belgenin bulunmaması başvuruyu ispatsız bırakır.
- Başvurunun süre içinde yapıldığı, kararın tebliğ veya tefhim tarihi ile başvuru tarihinin karşılaştırılmasıyla ispatlanır.
- Yasal temsilci veya eşin sanık lehine yaptığı başvuru, şüpheli veya sanığın aleyhine başvuru olmadığını ortaya koymak zorundadır; aksi halde başvuru bu madde kapsamında değerlendirilemez.
- Şüpheli veya sanığın vazgeçtiğini ileri süren karşı taraf, bu vazgeçmenin yasal temsilci veya eşin başvurusunu ortadan kaldırmadığını bilmelidir; vazgeçme bu başvuruyu etkilemez.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 5271 sayılı Kanun m.261: Avukatın kanun yoluna başvurmasını düzenler. Avukatın başvurusu sanığın açık arzusuna aykırı olmama koşuluna bağlıdır; yasal temsilci ve eş için böyle bir koşul yoktur.
- 5271 sayılı Kanun m.263: Tutuklu şüpheli veya sanığın kanun yolu başvurusunu nasıl yapabileceğini ve sürelerin ne zaman kesileceğini düzenler.
- 5271 sayılı Kanun m.273: Katılan olmamakla birlikte zarar görmüş kişilerin kanun yoluna başvurma hakkını düzenler; bu hak, bu maddedeki yasal temsilci ve eş başvurusundan ayrıdır.
- 5271 sayılı Kanun m.260: Katılanın aleyhe gerekçelerle kanun yoluna başvurmasına ilişkin hükümdür; yasal temsilci veya eşin sanık aleyhine başvurusunu değil, katılan sıfatına dayanan başvuruyu düzenler.
CMK m.263 — Tutuklunun kanun yollarına başvurması
5271 sayılı Kanun'un 263. maddesi, tutuklu bulunan şüpheli veya sanığın kanun yollarına başvurusunun hangi usulle yapılabileceğini düzenler: zabıt kâtibine veya tutuklunun bulunduğu ceza infaz kurumu ya da tutukevi müdürüne sözlü beyanla ya da dilekçeyle başvuru, bu başvurunun deftere kaydı, tutanak düzenlenmesi, kurum müdürü başvurusunda tutanak ve dilekçenin mahkemeye gönderilmesi ve bu işlemlerle sürelerin kesilmesi. Hüküm tutuklu şüpheli ve sanığa uygulanır; maddede hükümlü ve katılan açısından da uygulanabileceği kabul edilir. Kanun yolu başvurusunun süresini, şeklini genel olarak ve kanun yolunun türlerini belirlemez; bunlar ilgili kanun maddelerinde düzenlenmiştir. Kanun yollarına başvuru yetkisinin kimlerde bulunduğu (m.262), istinaf ve temyiz sürelerinin kendisi, eski hale getirme (m.40) ve kanun yararına bozma gibi konular bu maddenin düzenlemediği alanlardır; bunlar ilgili maddelerde yer alır.
Tutuklunun kanun yollarına başvurması: hangi kavramlar bilinmeli?
- Tutuklu şüpheli veya sanık
- Hakkında tutuklama kararı verilmiş ve bu nedenle ceza infaz kurumu veya tutukevinde bulunan şüpheli ya da sanıktır. Başvuru kolaylığı, bu kişinin serbest olan şüpheliye göre özgürlüğünün kısıtlı olmasından doğar.
- Kanun yoluna başvuru beyanı
- Tutuklunun karardan itiraz, istinaf veya temyiz etme iradesini sözlü olarak bildirmesidir. Zabıt kâtibine ya da kurum müdürüne yapılır ve deftere kaydedilmesiyle geçerlilik kazanır.
- Tutanak
- Başvurunun deftere kaydedildiğini ve içeriğini gösteren, tutuklu tarafından imzalanan belgedir. Bir örneği tutukluya verilir; bu belge sürelerin kesilmesi için gereken işlemin tamamlandığını gösterir.
- Sürelerin kesilmesi
- Tutuklunun başvurusu yukarıdaki usulle kaydedildiğinde kanun yolu süresinin işlemesinin durduğu anlamına gelir. Kesilme, başvurunun kayda geçirildiği ana kadar geçen süreyi dikkate alır.
- Kurum müdürüne başvuru
- Tutuklunun bulunduğu ceza infaz kurumu veya tutukevi müdürüne yaptığı başvurudur. Müdür tutanağı düzenler ve tutanak ile dilekçeyi derhal ilgili mahkemeye gönderir.
Tutuklunun kanun yollarına başvurması: hangi şartlar aranır?
- Başvuranın tutuklu bulunan şüpheli veya sanık olması gerekir; tutuklu olmayan kişi bu usulden yararlanamaz.
- Başvurunun, kanun yoluna başvuru iradesini açıkça içeren bir beyan ya da dilekçe ile yapılması gerekir.
- Başvurunun zabıt kâtibine ya da tutuklunun bulunduğu ceza infaz kurumu veya tutukevi müdürüne yapılması gerekir.
- Zabıt kâtibine yapılan başvuruda beyan veya dilekçenin ilgili deftere kaydedilmesi ve bu hususu gösteren bir tutanağın düzenlenerek tutuklunun eline bir örneğinin verilmesi gerekir.
- Kurum müdürüne yapılan başvuruda, ikinci fıkraya göre işlem yapılması ve tutanak ile dilekçenin derhal ilgili mahkemeye gönderilmesi gerekir.
- Kurum müdürü başvurusunda, mahkeme zabıt kâtibinin başvuruyu ilgili deftere kaydetmesi gerekir.
Tutuklunun kanun yollarına başvurması: hangi sonuçları doğurur?
- Tutuklu, kanun yoluna başvuru beyanını zabıt kâtibine veya kurum müdürüne sözlü olarak ya da dilekçeyle yapabilir.
- Zabıt kâtibine yapılan başvuruda, beyan veya dilekçe deftere kaydedildikten sonra tutanak düzenlenir ve bir örneği tutuklunun eline verilir.
- Kurum müdürüne yapılan başvuruda tutanak düzenlenir, tutanak ve dilekçe derhal mahkemeye gönderilir ve mahkeme zabıt kâtibi başvuruyu deftere kaydeder.
- Zabıt kâtibi veya kurum müdürü bu işlemleri yaptığında kanun yolları için belirlenen süreler kesilmiş sayılır.
- Bu usule uyulmadan yapılan başvuruda, sürelerin kesilmesi sonucu doğmaz; süre başvurunun kayda geçirildiği ana kadar işlemeye devam eder.
- Tutuklu, bu usulle başvurmak yerine kanun yoluna doğrudan dilekçe ile de başvurabilir; her iki durumda da süre sonucu ortaya çıkar.
Zabıt kâtibine başvuru ile kurum müdürüne başvuru arasındaki fark nedir?
Tutuklu, kararı veren mahkemenin zabıt kâtibine doğrudan beyanda bulunur ya da dilekçe verir. Başvuru hemen mahkeme kaleminde deftere kaydedilir.
Tutuklu, bulunduğu ceza infaz kurumu veya tutukevi müdürüne başvurur. Müdür işlemi yapıp tutanak ve dilekçeyi mahkemeye gönderir.
Her iki yolda da süreler kesilmiş sayılır. Kurum müdürü yolunda kaydın mahkemeye ulaşması gecikirse, başvuru kaydının zamanı ve gönderme işleminin derhal yapılıp yapılmadığı tartışma konusu olabilir.
Tutuklunun kanun yollarına başvurması: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Tutuklunun sözlü beyanını deftere kaydetmeden ve tutanak düzenlemeden yeterli saymak; bu durumda sürelerin kesilmiş sayılmayacağını gözden kaçırmak.
- Kurum müdürüne yapılan başvuruda tutanak ve dilekçenin derhal mahkemeye gönderilmesi gerektiğini ihmal etmek; gönderme gecikmesini sürelerin kesilmesi sonucuyla bağdaştırmak.
- 263. madde ile 40. madde arasındaki farkı karıştırmak; süre kesilmesini eski hale getirme ile aynı şey saymak.
- Sürelerin kesilmesinin tutuklu olmayan şüpheli veya sanık için de geçerli olduğunu düşünmek; bu usul yalnız tutuklu için düzenlenmiştir.
- Başvuruyu yapan kişinin tutuklu olup olmadığını araştırmadan 263. madde yolunu uygulamak.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Tutuklu lehine yorum ilkesinin uygulanması gerektiği kabul edilmektedir; prosedüre (tutanak, imza, örnek verme, deftere kayıt) uyulmadığında tutuklunun haklılığını ispat etmesinin zor olması gerekçe gösterilir. (8. Ceza Dairesi, 2025/7084 E., 2026/841 K., 20.01.2026; 8. Ceza Dairesi, 2024/14702 E., 2025/8662 K., 11.11.2025)
- Tutuklunun kanun yoluna başvurusunun 263. madde kapsamında sayılabilmesi için tutanak ve deftere kayıt gibi işlemlerin yapılması gerektiği kabul edilmektedir. (10. Ceza Dairesi, 2023/22173 E., 2025/7145 K., 24.06.2025)
- Kanun yolu bildiriminde 263. madde yolunun belirtilmemesi veya yanlış gösterilmesi hâlinde, tutuklunun yasal süresinin kesilmediği ve bu durumun eski hale getirme niteliğinde değerlendirilmesi gerektiği kabul edilmektedir. (2. Ceza Dairesi, 2024/16582 E., 2024/21272 K., 25.12.2024; 12. Ceza Dairesi, 2021/10350 E., 2022/7952 K., 02.11.2022)
- Ceza infaz kurumunda bulunan sanığın yüzüne karşı ya da yokluğunda verilen kararlarda 263. madde uyarınca kurum müdürüne yapılan başvurunun, bu usule uygun yapılmadığında geçerli kabul edilmediği görülmektedir. (2. Ceza Dairesi, 2024/16582 E., 2024/21272 K., 25.12.2024; 12. Ceza Dairesi, 2021/10350 E., 2022/7952 K., 02.11.2022)
Nasıl ispat edilir?
- Tutuklu şüpheli veya sanık, başvurusunun 263. madde usulüne uygun yapıldığını ispatla yükümlüdür; asıl iddiayı ileri süren taraf ispat yükünü taşır.
- Başvurunun kaydını gösteren belge, zabıt kâtibi deftere kaydı ve tutanağın bir örneği en önemli delildir; tutanağın tutuklunun imzasını taşıması da gereklidir. (8. Ceza Dairesi, 2025/7084 E., 2026/841 K., 20.01.2026; 8. Ceza Dairesi, 2024/14702 E., 2025/8662 K., 11.11.2025)
- Yazılı belge bulunmadığında kurum müdürünün gönderdiği tutanak ile dilekçenin mahkeme kaleminde kayıtlı olup olmadığı araştırılır. (10. Ceza Dairesi, 2023/22173 E., 2025/7145 K., 24.06.2025)
- Karşı taraf, başvurunun usulüne uygun yapılmadığını ve sürelerin kesilmediğini savunursa bu savunmayı ispat etmekle yükümlüdür; tutuklu lehine yorum ilkesi nedeniyle tereddütte tutuklu yararına karar verilir. (8. Ceza Dairesi, 2025/7084 E., 2026/841 K., 20.01.2026; 8. Ceza Dairesi, 2024/14702 E., 2025/8662 K., 11.11.2025)
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 5271 m.262: Kanun yoluna başvuru yetkisinin kimlerde olduğunu belirler; yasal temsilci ve eş bu yetkiyi 263. madde yoluyla kullanabilir, ancak başvuru hakkının kapsamı 262. maddeye bağlıdır.
- 5271 m.40: Kanun yolu süresinin kaçırılması durumunda eski hale getirme talebiyle başvurulabileceğini düzenler; 263. maddedeki süre kesilmesi bu yolun yerine geçmez.
- 5271 m.261: Avukatın kanun yoluna başvurusunu düzenler; tutuklu müdafiin bu maddeye göre başvurusu ayrıca yapılabilir.
CMK m.264 — Kanun yolunun belirlenmesinde yanılma
Madde, kabul edilebilir bir başvuruda kanun yolunun ya da merciin yanlış belirlenmesinin başvurucunun hakkını ortadan kaldırmayacağını düzenler ve yanlış merciye yapılan başvurunun gönderilmesi usulünü gösterir. Hükmün kime uygulanacağı konusunda, kanun yolu başvurusu hakkı olan kişiler (sanık, avukat, katılan, Cumhuriyet savcısı dâhil) bakımından genel bir ayrım yapmaz. Düzenlemediği konular: kanun yolu ve merciin bilgilendirilmesi ve bu bilgilendirme yükümlülüğü (CMK m.34/2, m.232/6), süre kaçırılmasında eski hale getirme (m.40-42), başvuru süresinin hesabı (m.39) ve yanlış merci ile yanlış kanun yolu bakımından bildirim eksikliğinin sonucu. Bunlar ilgili kanun maddelerinde düzenlenmiştir.
Kanun yolunun belirlenmesinde yanılma: hangi kavramlar bilinmeli?
- Kabul edilebilir başvuru
- Kanun yolu başvurusunun kanunda aranan asgari koşulları taşıyan başvurudur. Başvuru hakkına sahip olmak, süresinde yapılmak ve yazılı şekil gibi koşullar bu kapsamdadır. Bu koşullardan biri eksikse madde uygulanmaz.
- Kanun yolunun belirlenmesinde yanılma
- Başvuranın, hükme karşı hangi kanun yolunun açık olduğunu yanlış değerlendirmesidir. Yanlış kanun yolu seçilmesi bu kapsamda değerlendirilir.
- Merciin belirlenmesinde yanılma
- Başvurunun, görevli veya yetkili olmayan bir mercie yapılmasıdır. Başvurunun hangi mercie yapılacağının yanlış belirlenmesi bu kavramın konusudur.
- Görevli ve yetkili merci
- Başvuruyu inceleyecek olan, kanunen görevli ve yetkili olan mercidir. Maddenin ikinci fıkrası, başvurunun yapıldığı mercinin bu mercie göndermesini öngörür.
Kanun yolunun belirlenmesinde yanılma: hangi şartlar aranır?
- Başvurunun kabul edilebilir olması gerekir; başvuru hakkına sahip olunmalı, süre içinde ve kanunda öngörülen şekilde yapılmalıdır.
- Başvurudaki yanılgının kanun yolunun veya merciin belirlenmesine ilişkin olması gerekir.
- Yanılgının başvuranın hakkını ortadan kaldırmaması için başvurunun bu hâlde kabul edilebilir kalması gerekir.
- Başvurunun yapıldığı mercinin, başvuruyu derhal görevli ve yetkili olan mercie göndermesi gerekir.
Kanun yolunun belirlenmesinde yanılma: hangi sonuçları doğurur?
- Kabul edilebilir bir başvuruda kanun yolu veya merci yanlış belirlenmişse, başvuranın hakkı ortadan kalkmaz.
- Başvurunun yapıldığı merci, başvuruyu derhâl görevli ve yetkili olan mercie gönderir.
- Başvurunun kabul edilebilir olmaması hâlinde, yani başvuru hakkı yoksa, süre geçmişse veya şekil koşulu eksikse, bu madde uygulanmaz.
- Gönderen merci de yanılırsa, kendi değerlendirmesine göre görevli ve yetkili gördüğü mercie gönderme yapılması gerekir; dosya doğru merciye ulaşıncaya kadar bu işlem tekrarlanabilir. (Gerekçede belirtilen yorumdur.)
Kanun yolu yanılgısı ile merci yanılgısı arasındaki fark nedir?
Başvuranın hükme karşı yanlış kanun yolunu seçmesidir.
Başvuranın doğru kanun yolunu seçip başvuruyu yanlış mercie yapmasıdır.
Her iki hâlde de başvuranın hakkı ortadan kalkmaz; fıkra hükmü ikisini de kapsar.
Yalnız yanılgı ile yanılgı ile birlikte eksik bilgilendirme arasındaki fark nedir?
Başvuranın yalnızca kendi kusuruyla yanılması hâlidir.
Mahkemenin kanun yolu, süresi veya merci konusunda yanıltıcı ya da eksik bilgi verdiği hâldir.
Yalnız yanılgıda 264. madde uygulanır; eksik bilgilendirmede ayrıca eski hale getirme (m.40) gündeme gelebilir.
Yanlış mercie başvuran merci ile başvuruyu gönderen merci arasındaki fark nedir?
Başvurunun ilk yapıldığı merci olarak görevli ve yetkili merci değildir.
Başvuruyu alan ve 264/2 uyarınca gönderen merci, yanılgıyı fark eden mercidir.
Gönderen merci başvuruyu derhal görevli ve yetkili mercie iletir.
Kanun yolunun belirlenmesinde yanılma: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Yanlış kanun yolu seçilmesini başvurunun tamamen reddi için yeterli saymak; oysa madde hakkı ortadan kaldırmaz ve başvuru göndermeye tabi tutulur.
- Başvurunun kabul edilebilir olup olmadığını incelemeden 264. maddeyi uygulamak; önce süre, hak ve şekil koşulları kontrol edilmelidir.
- Yanlış mercie yapılan başvuruyu reddetmek veya düşürmek; ikinci fıkra gereği derhal görevli ve yetkili mercie gönderilmelidir.
- Gönderen mercinin de yanılması hâlinde zincirin bir kez ile sınırlı olduğunu düşünmek; gerekçeye göre dosya doğru merciye ulaşıncaya kadar gönderme tekrarlanabilir.
- Cumhuriyet savcısını maddenin kapsamı dışında saymak; gerekçe ve Yargıtay kararları savcının da yararlandığını gösterir. (Ceza Genel Kurulu, 2008/45 E., 2008/48 K., 11.03.2008)
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Kanun yolunun veya merciin belirlenmesinde yanılmanın başvuranın hakkını ortadan kaldırmayacağı kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2011/485 E., 2012/146 K., 10.04.2012)
- Cumhuriyet savcısının da kanun yolu veya merci konusunda yanılmasının bu maddeden yararlanabileceği kabul edilmektedir; yasa koyucunun gerekçesi de bu yöndedir. (Ceza Genel Kurulu, 2008/45 E., 2008/48 K., 11.03.2008)
- Yanıltıcı bilgilendirmenin yanı sıra, avukatın temyiz süresini, merciini ve şeklini bilmesi gerektiği; bu nedenle yasa yolu bildirimindeki eksikliğin müdafi açısından yanılgı sayılmayacağı kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2010/116 E., 2010/136 K., 08.06.2010)
- Yüze karşı verilen kararda temyiz süresinin yanlış bildirilmesi hâlinde, sanığın yanılgıya düştüğü kabul edilir ve sanığın süre konusunda hak kaybına uğramaması gerektiği kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2007/266 E., 2008/13 K., 05.02.2008)
Nasıl ispat edilir?
- Yanılgıyı ileri süren başvuran, başvurusunun kabul edilebilir olduğunu ve yanılgının kanun yolu veya merci belirlenmesine ilişkin olduğunu ortaya koymalıdır.
- Başvurunun süresinde yapıldığı, başvuru hakkının bulunduğu ve yazılı şekle uyulduğu, başvuru dilekçesi veya tutanak ile ortaya konur.
- Karşı tarafın, yani Cumhuriyet savcısının ya da mahkemenin, bildirimin doğru yapıldığını ileri sürmesi hâlinde, bildirim belgesi ve hüküm fıkrasındaki kanun yolu bildirimi ile ispat yapılır.
- Yanılgının başvuranın bilgisindeki eksiklikten kaynaklandığını iddia eden taraf, eksik bilgilendirmeyi belgeyle ortaya koymalıdır; bu belge eksikse yanılgı savunması zayıf kalır. (Ceza Genel Kurulu, 2010/116 E., 2010/136 K., 08.06.2010)
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 5271 m.34: Kararların hangi kanun yoluna ve hangi mercie başvurulacağının bildirilmesi gerektiğini düzenler; bilgilendirme eksikliği yanılgı ile birlikte değerlendirilir.
- 5271 m.40: Kusursuz süre kaçırma ve kanun yoluna başvuru hakkının bildirilmemesi hâlinde eski hale getirmeyi düzenler; 264. madde yanılgı hâlinde ayrıca eski hale getirme gerekmediğini gösterir.
- 5271 m.232: Hüküm fıkrasında kanun yolu, süre ve merciin açıkça gösterilmesini zorunlu kılar; bildirim yükümlülüğü ile yanılgı arasındaki bağı kurar.
CMK m.265 — Cumhuriyet savcısının başvuru sonucunun kapsamı
Madde, Cumhuriyet savcısının aleyhine kanun yoluna başvurduğu kararın sanık lehine bozulabilmesini veya değiştirilebilmesini ve Cumhuriyet savcısı sanık lehine başvurduğunda yeniden verilecek hükmün önceki hükümdeki cezadan daha ağır olamayacağını düzenler. Kişi bakımından Cumhuriyet savcısının kanun yoluna başvurduğu davalarda uygulanır; düzenleme savcının başvuru yönüne ilişkindir. Bu maddede düzenlenmeyen konular: kanun yoluna başvurma hakkının kimlere tanındığı ve Cumhuriyet savcısının kanun yoluna başvuru yetkisinin genel çerçevesi (m.260), başvurunun lehe mi aleyhe mi olduğunun belirlenmesine ilişkin yazılı beyan ve sonuç değerlendirmesi (m.265 dışındaki uygulama tartışmaları ve İBK'ya dayalı görüşler), sanık aleyhine kanun yolu sonucunda yapılacak düzenleme ve sınırları (m.283 ve m.309 gibi kanun yolu özel hükümleri), ve Cumhuriyet savcısının başvuru süresi ile usulü (m.291 ve sonrası kanun yolu hükümleri).
Cumhuriyet savcısının başvuru sonucunun kapsamı: hangi kavramlar bilinmeli?
- Lehe bozma ve değiştirme
- Kanun yolu incelemesini yapan merci, aleyhe kanun yoluna başvurulan kararı sanığın lehine bozabilir ya da kararı sanığın lehine değiştirebilir. Bu yetki, başvurunun tarafından istenen sonuçla bağlı değildir; inceleme mercii istemle bağlı olmaksızın karar verir.
- Aleyhe ağırlaştırma yasağı (reformatio in peius)
- Sanık lehine yapılan kanun yolu incelemesinde yeniden verilen hükmün önceki hükümde belirlenen cezadan daha ağır bir ceza içeremeyeceği kuralıdır. Yasak ceza miktarına ilişkindir; hükmün başka yönden aleyhe bozulmasını kapsamaz.
- Lehe ya da aleyhe başvuru
- Cumhuriyet savcısının başvurusunun sanığın durumunu iyileştirmeye mi yoksa kötüleştirmeye mi yönelik olduğudur. Başvurunun türü, o kanun yolunda hangi sonuçların doğabileceğini belirler. Başvuru yönü, somut başvurunun ceza, güvenlik tedbiri, erteleme gibi noktalarına göre belirlenir.
- Cumhuriyet savcısının kanun yolu başvurusu
- Savcının hakim ve mahkeme kararlarına karşı, kanunun tanıdığı ölçüde, sanık aleyhine veya lehine yaptığı başvurudur. Bu başvuru, savcının sonuç ve gerekçe bakımından yönünü açıkça belirtmesini gerektirir.
Cumhuriyet savcısının başvuru sonucunun kapsamı: hangi şartlar aranır?
- Cumhuriyet savcısının kanun yoluna başvurusu bulunmalıdır; başvuru, aleyhe kanun yoluna gidilen bir karara ilişkin olmalıdır.
- Başvurunun sanık lehine olduğu saptanmalıdır; bu saptama savcının beyanına ve somut başvurunun ceza veya güvenlik tedbiri gibi sonuçlarına göre yapılır.
- Aleyhe bozma ya da değiştirme sonucu, sanığın lehine bozma ya da değiştirme olarak yapılmalıdır; bu sonuç istemle bağlı değildir.
- Sanık lehine başvuru hâlinde yeniden verilen hükmün önceki hükümde tayin edilen cezadan daha ağır bir ceza içermemesi gerekir.
Cumhuriyet savcısının başvuru sonucunun kapsamı: hangi sonuçları doğurur?
- Cumhuriyet savcısı aleyhe başvurduğunda inceleme mercii kararı sanık lehine bozabilir ya da değiştirebilir.
- Cumhuriyet savcısı sanık lehine başvurduğunda karar aleyhe bozulamaz ve değiştirilemez.
- Sanık lehine başvuruda yeniden verilen hüküm önceki hükümde tayin edilen cezadan daha ağır bir ceza içeremez.
- Ağırlaştırma yasağı, cezanın artırılmasını engeller; hükmün aleyhe bozulmasının her hâlini yasaklamaz, bu nedenle kanun koyucu bu ayrımı gerekçede açıkça yapmıştır.
- Başvurunun lehe ya da aleyhe olduğu saptanmazsa, uygulamada sonuç ceza, güvenlik tedbiri veya erteleme gibi noktalara göre değerlendirilir ve yönün belirlenmesi zorunludur.
- Yasak kanun yoluna başvuran savcının sanık lehine başvurusunda geçerlidir; aleyhe başvuruda bu yasak doğmaz.
Aleyhe başvuru ile lehe başvuru arasındaki fark nedir?
Cumhuriyet savcısının aleyhe başvurusunda inceleme mercii kararı sanık lehine bozabilir veya değiştirebilir.
Cumhuriyet savcısının sanık lehine başvurusunda karar aleyhe bozulamaz ve değiştirilemez.
Lehe başvuruda yeniden verilen hüküm önceki cezadan ağır olamaz; aleyhe başvuruda ise sanık lehine sonuç doğabilir.
Lehe başvuru ile hem lehe hem aleyhe başvuru: fark nedir?
Başvurunun tek yönlü olduğu hâllerde, başvurunun lehe mi aleyhe mi olduğu saptanır.
Aynı karar veya hükümde birden çok sanık varsa, bir sanık için lehe, diğeri için aleyhe başvuru aynı başvuru içinde yapılabilir.
Birden çok sanıkta farklı yönde başvuru hukuka aykırı sayılmaz; her sanık bakımından ayrı yön değerlendirilir.
Açıkça belirtilen yön ile belirtilmeyen yön arasındaki fark nedir?
Savcı başvuru yönünü yazılı başvuruda açıkça belirtmişse, merci bu beyana göre hareket eder.
Başvuru yönü yazılı belirtilmemişse, somut başvuru talebi değerlendirilerek sonuç itibarıyla lehe mi aleyhe mi olduğu saptanır.
Yönün belirtilmemesi başvurunun şüpheli veya sanık lehine sayılmasını doğurmaz; eski İçtihadı Birleştirme görüşü farklıdır.
Cumhuriyet savcısının başvuru sonucunun kapsamı: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Sanık lehine başvuruda yeniden verilen hükmün önceki cezadan daha ağır olabileceğini düşünmek; bu yasak açıkça uygulanır.
- Ağırlaştırma yasağını, hükmün aleyhe bozulmasının tamamen yasaklandığı biçiminde yorumlamak; yasak yalnızca cezanın artırılmasına ilişkindir.
- Savcının başvuru yönünü belirtmediği hâllerde, başvuruyu aleyhe saymak; uygulamada İBK'daki eski görüşle karıştırılan bir hatadır.
- Lehe başvuru ile aleyhe başvuru sonucunu aynı biçimde ele almak; sonuçlar farklıdır.
- Yeniden verilen hükmün ceza miktarını karşılaştırmadan sonuç vermek; önceki hükümdeki cezanın ölçüt alınması gerekir.
- Maddenin uygulanacağı yasal dayanağı yanlış kanun maddesi üzerinden göstermek; kazanılmış hak korunurken dayanak madde doğru gösterilmelidir.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Cumhuriyet savcısının sanık lehine başvurusunda, yeniden verilen hükmün önceki cezadan ağır olmaması kuralının uygulanacağı kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2010/14 E., 2010/87 K., 13.04.2010)
- Ceza Genel Kurulu, 1412 sayılı Kanun döneminden farklı olarak, 5271 sayılı Kanun'un 265. maddesinde bu ağırlaştırma yasağının tanındığını kabul etmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2010/14 E., 2010/87 K., 13.04.2010)
- Yargıtay, kanun yolunun lehe mi aleyhe mi olduğunun somut başvuruya göre saptanmasını gerekli görmektedir. (Genel Kurul, 2014/6548 E., 10.06.2021)
- Kanun yolunun tek yönlü olduğu hâllerde, savcının başvurusunun yönünün belirtilmesi uygulamada önemli görülmektedir. (Genel Kurul, 2014/6548 E., 10.06.2021)
- Bir sanık için başvuru lehe, diğeri için aleyhe olduğunda ayrı yön tespiti yapılabilmesi kabul edilmektedir. (Genel Kurul, 2014/6548 E., 10.06.2021)
- Yeniden verilen hükmün aleyhe ağırlaştırılmasının yasak olduğu, sanık lehine başvuru sonrasında mahkemelerce gözetilmektedir. (5. Ceza Dairesi, 2022/2583 E., 2025/1943 K., 13.02.2025)
- Savcının bu maddeye dayanan kanun yolu başvurusunda, sonucun kazanılmış hakka uygun olup olmadığı ve yanlış kanun maddesi gösterilmesi uygulamada tartışılmaktadır. (5. Ceza Dairesi, 2022/2583 E., 2025/1943 K., 13.02.2025)
Nasıl ispat edilir?
- Aleyhe ağırlaştırma yasağını ileri süren taraf, başvurunun sanık lehine olduğunu ve yeniden verilen hükmün önceki cezadan ağır olduğunu gösterir; bu, karar belgesinin karşılaştırılmasıyla ispatlanır.
- Cumhuriyet savcısının başvuru yönü yazılı başvuru dilekçesinde açıkça belirtilmelidir; belirtilmemişse, somut başvurunun sonuçlarına göre değerlendirme yapılır.
- Başvurunun lehe ya da aleyhe olduğu hakkında karar belgesi, kanun yolu dilekçesi ve dosya kapsamı delil olarak kullanılır.
- Savcının kanun yolunun sanık lehine olduğunu öne süren görüşünün aksini ileri süren taraf, başvurunun aleyhe olduğunu yazılı belge ile ispat eder.
- Aynı kararda birden çok sanık bulunduğunda, her sanık için ayrı yön belirlendiği dosyadaki belgelerle ispat edilir.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 5271 sayılı Kanun m.260: Cumhuriyet savcısının kanun yoluna başvuru hakkını ve bu hakkın lehe ya da aleyhe kullanılabileceğini düzenler; m.265 bu başvurunun sonucunu belirler.
- 5271 sayılı Kanun m.283: Temyiz incelemesinde aleyhe ağırlaştırma yasağının uygulanmasına ilişkin özel düzenleme içerir; m.265 ile birlikte okunur.
- 5271 sayılı Kanun m.307: Kanun yoluna başvuran aleyhine bozmanın sınırlarını düzenler; ağırlaştırma yasağının genel çerçevesini tamamlar.
CMK m.266 — Başvurudan vazgeçilmesi ve etkisi
Madde, kanun yoluna başvurulduktan sonra başvurudan vazgeçmenin koşullarını ve geçerlilik sınırını düzenler: vazgeçmenin hangi ana kadar yapılabileceği, Cumhuriyet savcısının sanık lehine yaptığı başvurudan vazgeçmesinde sanığın rızası, müdafi ve vekilin vazgeçme yetkisinin vekâletnamedeki özel yetkiye bağlanması ile zorunlu müdafi hâlinde müdafi iradesinin üstünlüğü. Kişiler bakımından, kanun yoluna başvuran tüm taraflar (sanık, şüpheli, müdafi, Cumhuriyet savcısı, katılan ve vekili) için geçerlidir. Madde kanun yoluna başvuru hakkının kendisini, başvuru süresini ve başvurunun kabulü koşullarını düzenlemez (m.260, m.261 ve kanun yolu türüne özgü maddeler). Vazgeçmenin şikâyetten vazgeçme (TCK m.73 ve CMK m.158/6) ile karıştırılmaması gerekir; şikâyetten vazgeçme ceza muhakemesinin başlangıcına ilişkindir ve bu maddenin konusu değildir. Kanun yoluna başvurmadan vazgeçme, bu maddenin değil, başvuru hakkının düşmesi ile ilgili genel kuralların konusudur.
Başvurudan vazgeçilmesi ve etkisi: hangi kavramlar bilinmeli?
- Başvurudan vazgeçme
- Kanun yoluna başvurulmuş olan talebin, başvuranın iradesiyle geri alınmasıdır. Başvurunun yapılmasından sonra ve merci karar verinceye kadar yapılabilir.
- Mercii karar verinceye kadar
- Vazgeçmenin geçerli olabileceği üst sınırdır. Merci karar verdikten sonra yapılan vazgeçme hüküm doğurmaz; bu sınır başvurunun incelendiği merciin karar anıdır.
- Sanık lehine kanun yolu başvurusu
- Cumhuriyet savcısının sanığın yararına yaptığı kanun yolu talebidir. Bu başvurudan vazgeçme sanığın rızasına bağlıdır.
- Özel yetki
- Müdafi veya vekilin başvurudan vazgeçebilmesi için vekâletnamede bu konuda açıkça ve özel olarak yetkilendirilmiş olmasıdır. Sözlü veya vekâletname dışı yetki bu amaca yeterli değildir.
- Zorunlu müdafi
- Kanun gereği, istemi aranmaksızın atanan müdafidir. Bu hâlde müdafi ile şüpheli veya sanığın iradeleri çelişirse müdafinin iradesi geçerli sayılır.
- İstek şartı
- Kanun yolu talebinin geçerli olabilmesi için gereken, başvuranın talebinin varlığıdır. Vazgeçme ile bu şart ortadan kalkar ve merci başvuruyu incelemeksizin iade eder.
Başvurudan vazgeçilmesi ve etkisi: hangi şartlar aranır?
- Kanun yoluna başvurulmuş olması gerekir; vazgeçme ancak geçerli bir başvuru varken söz konusu olabilir.
- Vazgeçme, merci karar verinceye kadar yapılmış olmalıdır.
- Vazgeçmeyi yapan kişi bakımından, başvuran sanık, şüpheli veya savcı ise yetki sorunu yoktur; ancak Cumhuriyet savcısının sanık lehine yaptığı başvurudan vazgeçilebilmesi için sanığın rızası bulunmalıdır.
- Müdafi veya vekil vazgeçecekse, vekâletnamede bu hususta özel yetki bulunmalıdır; bu yetki olmadan yapılan vazgeçme talebi dikkate alınmaz.
- Kanun yoluna başvuran kişi, sanık veya şüpheli için zorunlu müdafi atanmışsa ve müdafi ile sanığın iradeleri çelişiyorsa, müdafinin iradesi esas alınmalıdır.
- Vazgeçmenin hukuki sonucunun doğması için bunun başvurulan merci tarafından dikkate alınabilir biçimde ortaya konulmuş olması gerekir.
Başvurudan vazgeçilmesi ve etkisi: hangi sonuçları doğurur?
- Geçerli bir vazgeçme yapıldığında kanun yolu talebi ortadan kalkar ve merci başvuruyu incelemeksizin iade eder.
- Savcı tarafından sanık lehine yapılan başvurudan sanığın rızası olmadan vazgeçilemez.
- Müdafi veya vekil, vekâletnamede özel yetki yoksa başvurudan vazgeçemez; bu yöndeki talep dikkate alınmaz.
- Zorunlu müdafi bulunan hâllerde müdafi ile sanığın iradesi çelişirse müdafinin iradesi geçerli sayılır.
- Merci karar verdikten sonra vazgeçme artık geçerli değildir ve karar üzerinde etkisi yoktur.
- Vazgeçme geçerli olduğunda hüküm, başka bir başvuru yoksa kesinleşir.
- Vazgeçme ile başvuru yenilenmesi, süre içinde mümkün olabilir; süre geçtikten sonra yapılan vazgeçmeden vazgeçme kabul edilmez.
Sanık lehine yapılan başvuru ile sanık aleyhine yapılan başvuru arasındaki fark nedir?
Cumhuriyet savcısının sanık lehine yaptığı başvuruda, başvurudan vazgeçme sanığın rızasına bağlıdır.
Savcının sanık aleyhine yaptığı başvuruda vazgeçme için sanığın rızası aranmaz.
Sanık lehine başvurudan savcı tek başına vazgeçemez; aleyhe başvuruda ise savcı serbestçe vazgeçebilir.
Sanığın kendisi ile müdafi tarafından vazgeçme arasındaki fark nedir?
Sanığın kendisi vazgeçmek isterse yalnızca kanun yolu talebini geri alır; bu iradesi için ek bir vekâletname koşulu yoktur.
Müdafi veya vekil vazgeçmek isterse vekâletnamede bu hususta özel yetki bulunmalıdır.
Müdafi, özel yetki yoksa vazgeçme işlemini yapamaz ve bu yöndeki talep dikkate alınmaz.
Olağan müdafi ile zorunlu müdafi arasındaki fark nedir?
Olağan müdafi, sanığın talimatından bağımsız olsa da vazgeçme için özel yetkiye ihtiyaç duyar.
Zorunlu müdafi, istemi aranmaksızın atanan müdafidir ve çocuk, ağır engelli, sağır veya dilsiz sanıklar için görev yapar.
Zorunlu müdafi ile sanığın iradesi çelişirse müdafinin iradesi geçerli sayılır.
Merci karar vermeden önce ile sonra vazgeçme arasındaki fark nedir?
Merci karar verinceye kadar yapılan vazgeçme geçerlidir.
Merci karar verdikten sonra yapılan vazgeçme hüküm doğurmaz.
Karar verildikten sonra vazgeçme, başvuru sonucunu değiştirmez.
Başvurudan vazgeçilmesi ve etkisi: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Müdafinin vekâletnamede özel yetki bulunmadan başvurudan vazgeçebileceğini varsaymak; özel yetki bulunmayan talep dikkate alınmamalıdır.
- Merci karar verdikten sonra yapılan vazgeçmeyi hüküm üzerinde etkili saymak; karar verildikten sonra vazgeçme sonuç doğurmaz.
- Savcının sanık lehine yaptığı başvurudan, sanığın rızası aranmadan vazgeçilebileceğini düşünmek.
- Dilekçedeki ifadeyi tek başına vazgeçme kabul ederek dilekçenin bütününü incelememek; gerçek irade belirlenmelidir.
- Zorunlu müdafi hâlinde sanığın beyanını müdafinin iradesinin önüne koymak; bu hâlde müdafinin iradesi geçerlidir.
- Şikâyetten vazgeçme ile başvurudan vazgeçmeyi karıştırmak; şikâyetten vazgeçme bu maddenin konusu değildir.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Temyiz isteğinden vazgeçme, temyiz davasının istek şartına bağlı olması nedeniyle davanın düşmesi sonucunu doğurmaktadır; bu sonuç 266/1. maddeye dayandırılmaktadır. (8. Ceza Dairesi, 2024/16264 E., 2025/9084 K., 20.11.2025; 8. Ceza Dairesi, 2024/2749 E., 2025/4177 K., 22.05.2025; 8. Ceza Dairesi, 2024/16279 E., 2025/970 K., 06.02.2025; 10. Ceza Dairesi, 2022/1721 E., 2024/19722 K., 05.06.2024)
- Temyiz süresi geçtikten sonra vazgeçmeden vazgeçmenin mümkün olmadığı kabul edilmektedir; bu nedenle süre dolduktan sonra yapılan yeni temyiz talebi, daha önce yapılan vazgeçme nedeniyle dikkate alınmamaktadır. (8. Ceza Dairesi, 2024/16314 E., 2024/8157 K., 30.10.2024)
- Sanığın vazgeçme beyanının açık olmadığı, dilekçenin bütünü değerlendirilerek sanığın gerçek iradesinin belirlenmesi gerektiği kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2008/271 E., 2009/92 K., 07.04.2009)
- Zorunlu müdafi bulunan hâllerde müdafinin temyiz başvurusu, sanığın vazgeçme beyanına üstün tutulmaktadır. (Ceza Genel Kurulu, 2008/271 E., 2009/92 K., 07.04.2009)
Nasıl ispat edilir?
- Vazgeçmeyi ileri süren taraf, vazgeçme beyanının varlığını ve içeriğini ispatlamakla yükümlüdür; vazgeçme yazılı dilekçe veya tutanakla ortaya konulmalıdır.
- Müdafi veya vekil adına vazgeçme yapılmışsa, vekâletnamede bu hususta özel yetkinin bulunduğu belgeyle ispatlanmalıdır; sözlü beyan yeterli değildir.
- Savcının sanık lehine başvurusundan vazgeçildiğini ileri süren taraf, sanığın rızasını ispatlamak zorundadır; rızanın bulunmaması durumunda vazgeçme geçersiz sayılır.
- Vazgeçmenin gerçek iradeyi yansıtıp yansıtmadığı, dilekçenin tamamı değerlendirilerek belirlenir; açık bir ibare yoksa sanığa vazgeçme niyetinin sorulması gerekir.
- Zorunlu müdafi ile sanık arasında irade çelişkisi varsa, bu çelişkiyi ortaya koyan taraf müdafinin iradesinin üstünlüğünü dikkate alan mahkemeye bunu belgeyle göstermelidir.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 5271 m.150: Zorunlu müdafi atanmasının dayanağıdır. Fıkra 3, bu maddenin ikinci fıkrası uyarınca atanan müdafinin iradesine üstünlük tanır.
- 5271 m.260: Kanun yoluna başvurma hak ve yetkisine sahip kişileri belirler; vazgeçme yetkisinin de kimlere ait olduğunu gösterir.
- 5271 m.261: Kanun yolunun kullanılmasına ilişkin usul kurallarını düzenler ve vazgeçmenin dayandığı başvurunun geçerli olması gerekir.
Konuda geçen kararlar
39 karar- Ceza Genel Kurulu, 2011/485 E., 2012/146 K., 10.04.2012İlgili madde: m.264
- Ceza Genel Kurulu, 2010/116 E., 2010/136 K., 08.06.2010İlgili madde: m.264
- Ceza Genel Kurulu, 2010/14 E., 2010/87 K., 13.04.2010İlgili madde: m.265
- Ceza Genel Kurulu, 2008/271 E., 2009/92 K., 07.04.2009İlgili madde: m.266
- Ceza Genel Kurulu, 2008/45 E., 2008/48 K., 11.03.2008İlgili madde: m.264
- Ceza Genel Kurulu, 2007/266 E., 2008/13 K., 05.02.2008İlgili madde: m.264
- Ceza Genel Kurulu, 2006/191 E., 2006/183 K., 11.07.2006İlgili madde: m.261
- Ceza Genel Kurulu, 2005/146 E., 2005/139 K., 22.11.2005İlgili madde: m.264
- Ceza Genel Kurulu, 2005/139 E., 2005/139 K., 22.11.2005İlgili madde: m.264
- 1. Ceza Dairesi, 2025/263 E., 2026/2197 K., 25.03.2026İlgili madde: m.262
Diğer 29 karar
- 4. Ceza Dairesi, 2026/834 E., 2026/4206 K., 26.02.2026İlgili madde: m.261
- 1. Ceza Dairesi, 2025/8544 E., 2026/865 K., 16.02.2026İlgili madde: m.262
- 8. Ceza Dairesi, 2025/7084 E., 2026/841 K., 20.01.2026İlgili madde: m.261, m.263, m.265
- 3. Ceza Dairesi, 2023/7762 E., 2026/1802 K., 15.01.2026İlgili madde: m.261
- 7. Ceza Dairesi, 2023/8210 E., 2025/15699 K., 10.12.2025İlgili madde: m.262
- 6. Ceza Dairesi, 2025/6123 E., 2025/10478 K., 01.12.2025İlgili madde: m.262
- 8. Ceza Dairesi, 2024/16264 E., 2025/9084 K., 20.11.2025İlgili madde: m.266
- 3. Ceza Dairesi, 2025/6293 E., 2025/26333 K., 19.11.2025İlgili madde: m.261
- 3. Ceza Dairesi, 2025/4439 E., 2025/26382 K., 19.11.2025İlgili madde: m.261
- 8. Ceza Dairesi, 2024/14702 E., 2025/8662 K., 11.11.2025İlgili madde: m.263, m.265
- 8. Ceza Dairesi, 2025/6692 E., 2025/8690 K., 11.11.2025İlgili madde: m.263
- 2. Ceza Dairesi, 2025/7939 E., 2025/19594 K., 05.11.2025İlgili madde: m.260
- 11. Ceza Dairesi, 2025/2272 E., 2025/13316 K., 20.10.2025İlgili madde: m.262
- 10. Ceza Dairesi, 2023/22173 E., 2025/7145 K., 24.06.2025İlgili madde: m.263
- 12. Ceza Dairesi, 2025/488 E., 2025/5170 K., 11.06.2025İlgili madde: m.260
- 8. Ceza Dairesi, 2024/2749 E., 2025/4177 K., 22.05.2025İlgili madde: m.266
- 1. Ceza Dairesi, 2025/1216 E., 2025/4111 K., 21.05.2025İlgili madde: m.260
- 5. Ceza Dairesi, 2022/2583 E., 2025/1943 K., 13.02.2025İlgili madde: m.265
- 6. Ceza Dairesi, 2023/12753 E., 2025/1499 K., 10.02.2025İlgili madde: m.265
- 8. Ceza Dairesi, 2024/16279 E., 2025/970 K., 06.02.2025İlgili madde: m.266
- 2. Ceza Dairesi, 2024/16582 E., 2024/21272 K., 25.12.2024İlgili madde: m.263
- 8. Ceza Dairesi, 2024/16314 E., 2024/8157 K., 30.10.2024İlgili madde: m.266
- 2. Ceza Dairesi, 2022/3038 E., 2024/13269 K., 01.10.2024İlgili madde: m.260
- 4. Ceza Dairesi, 2024/4852 E., 2024/9470 K., 02.07.2024İlgili madde: m.260
- 10. Ceza Dairesi, 2022/1721 E., 2024/19722 K., 05.06.2024İlgili madde: m.266
- 1. Ceza Dairesi, 2023/6426 E., 2024/1515 K., 07.03.2024İlgili madde: m.262
- 12. Ceza Dairesi, 2021/10350 E., 2022/7952 K., 02.11.2022İlgili madde: m.263
- Genel Kurul, 2023/102251 E., 25.02.2025İlgili madde: m.260
- Genel Kurul, 2014/6548 E., 10.06.2021İlgili madde: m.265
Bağlayıcılık derecesine göre sıralı (Anayasa Mahkemesi, içtihadı birleştirme, genel kurullar, daireler); her grupta yeni karar önce. Tam metin karar deposundan istek üzerine yüklenir. Hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ayrıca denetleyin.
Madde bağlantıları, tarihine kadar Resmî Gazete'de yayımlanan değişiklikleri içeren güncel metne gider.
Bu konudaki maddelerde bilinen en yeni değişiklik: 18.06.2014 (m.260).
Anlatım 21.10.2026 tarihinde derlendi. Bağlayıcı olan madde metnidir.
Bu konuyu panelde çalış
Panelde bu konu 11. Kanun Yolları bölümünde yer alıyor.
Panelde çalış