Konkordato ile sermaye şirketleri ve kooperatiflerin uzlaşma yoluyla yeniden yapılandırılması

Paraların paylaştırılması ve rehin açığı

İİK m.309/H–309/Oİcra ve İflas HukukuSon değişiklik: 28.02.2018 (m.309/K)

Kısaca

İİK m.309/h, konkordato tasfiye memurlarının paraların dağıtımı sırasında uygulayacağı iki işlemi düzenler: her dağıtımdan önce (geçici de olsa) pay cetveli hazırlanması ile alacaklılara payın bildirilmesi, ve pay cetveli ile birlikte masrafları da içeren son hesabın iflas dairesine tevdi edilmesi. İİK m.309/I, konkordato sürecinde rehinli alacaklıların geçici pay cetvelinin tevdii anındaki durumuna göre geçici dağıtıma nasıl katılacağını düzenler.

Kapsam

Bu konu, İcra ve İflas Kanunu m.309/H–309/O hükümlerini kapsar.

İİK m.309/H — Paraların paylaştırılması

İİK m.309/h, konkordato tasfiye memurlarının paraların dağıtımı sırasında uygulayacağı iki işlemi düzenler: her dağıtımdan önce (geçici de olsa) pay cetveli hazırlanması ile alacaklılara payın bildirilmesi, ve pay cetveli ile birlikte masrafları da içeren son hesabın iflas dairesine tevdi edilmesi. Hüküm konkordato tasfiyesi yürüten tasfiye memurlarına ve malvarlığının terki suretiyle konkordatoda paraların dağıtımına ilişkindir. Maddeye göre pay cetveli on günlük inceleme süresi için iflas dairesinde hazır tutulur ve pay cetveline karşı şikâyet yoluna başvurulabilir. Madde, paraların bankaya yatırılmasını, beş yıllık zamanaşımı sonrası dağıtımı ve geçici dağıtımda rehinli alacaklının katılımını düzenlemez (m.309/i ve ilgili hükümler). Pay cetvelinin hazırlanmasına ilişkin ayrıntılı sıra ve dağıtım kuralları da bu maddede yer almaz; genel iflas hükümlerine ve konkordato tasfiyesinin diğer maddelerine bakılır."

Paraların paylaştırılması: hangi kavramlar bilinmeli?

Pay cetveli
Her dağıtımdan önce konkordato tasfiye memurlarınca düzenlenen, her alacaklının payının miktarını gösteren belgedir. Madde geçici de olsa her dağıtım için bu cetveli zorunlu kılar.
Geçici dağıtım
Masa mallarının tamamının tasfiyesi bitmeden, tasfiye sürdükçe yapılan kısmi dağıtımdır. Her geçici dağıtımdan önce pay cetveli düzenlenmesi gerekir.
Son hesap
Tasfiye memurlarının masraflarını da içeren nihai hesaptır. Pay cetveli ile birlikte iflas dairesine tevdi edilir.
İflas dairesinde inceleme süresi
Pay cetvelinin alacaklıların incelemesine açık tutulduğu on günlük süredir. Bu süre, cetvelin alacaklılarca görülebilmesini sağlayan bir hazır tutma yükümlülüğüdür.

Paraların paylaştırılması: hangi şartlar aranır?

  • Dağıtımdan önce tasfiye memurları tarafından (geçici de olsa) bir pay cetvelinin düzenlenmesi gerekir.
  • Her alacaklıya payının miktarının ayrıca bildirilmesi gerekir.
  • Pay cetveli on gün süreyle iflas dairesinde alacaklıların incelemesine hazır tutulmalıdır.
  • Pay cetveline karşı şikâyet yoluna başvurma imkânı açık bırakılmıştır; dağıtım, cetvel hakkında bu yola başvurularak ertelenebilir.
  • Son hesap, masrafları da içerecek biçimde pay cetveli ile birlikte iflas dairesine tevdi edilmelidir.

Paraların paylaştırılması: hangi sonuçları doğurur?

  • Her dağıtımdan önce pay cetveli düzenlenmediyse, dağıtım bu maddeye aykırı olur.
  • Pay cetveli on gün süreyle alacaklıların incelemesine hazır tutulmalıdır; bu yapılmazsa tasfiye memurları yükümlülüğe aykırı davranmış olur.
  • Pay cetveline karşı şikâyet yoluna başvurulabilir; şikâyet üzerine dağıtımın ertelenip ertelenmeyeceği ilgili hükümlere bağlıdır.
  • Son hesap, masrafları da içerecek biçimde pay cetveli ile birlikte iflas dairesine tevdi edilir.
  • Madde, cetvelin kesinleşmesini dağıtım şartı olarak açıkça aramaz; kesinleşmeden dağıtım yapılıp yapılamayacağı ilgili hükümlerin yorumuna bağlıdır.

Geçici dağıtım ile kesin dağıtım arasındaki fark nedir?

Masa mallarının tamamı tasfiye edilmeden, tasfiye sürdükçe yapılan geçici dağıtımdır.

Bütün masa mallarının tasfiyesinin tamamlanmasından sonra yapılan kesin dağıtımdır.

Her iki dağıtımda da önceden pay cetveli düzenlenmesi ve alacaklıya bildirilmesi gerekir; geçici dağıtım için kesinleşme aranmaz, dağıtım öncesi cetvel hazırlanmış olması yeterlidir.

Pay cetvelinin hazırlanması ile son hesabın tevdii arasındaki fark nedir?

Pay cetveli, her dağıtım öncesinde alacaklılara payları gösterecek biçimde düzenlenir.

Son hesap, masrafları da içerecek şekilde tasfiyenin sonunda iflas dairesine verilir.

Pay cetveli her dağıtımda gerekli iken, son hesap tevdii tasfiye bitiminde ve pay cetveli ile birlikte yapılır; ikisi aynı işlem değildir.

Paraların paylaştırılması: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Pay cetvelinin yalnızca kesin dağıtımda düzenlenmesi gerektiğini sanmak; madde her dağıtımdan önce, geçici de olsa cetvel düzenlenmesini zorunlu kılar.
  • On günlük süreyi cetvelin kesinleşme süresiyle karıştırmak; on gün inceleme için hazır tutulma süresidir.
  • Son hesap tevdiini pay cetvelinin tevdii ile aynı işlem saymak; son hesap masrafları da içerir ve ayrı bir içerik taşır.
  • Pay cetveline karşı şikâyeti dağıtımın kendiliğinden durması saymak; dağıtımın ertelenmesi ilgili hükümlere bağlıdır.

Nasıl ispat edilir?

  • Pay cetvelinin düzenlendiğini ve her alacaklıya payının bildirildiğini ispat yükü tasfiye memurlarındadır; bildirimin yazılı yapılması ispatı kolaylaştırır.
  • Pay cetvelinin on gün süreyle iflas dairesinde hazır tutulduğu, dairenin kayıtları ve tutanakla ispatlanır.
  • Son hesabın masrafları da içerecek biçimde iflas dairesine tevdi edildiği, tevdi belgesiyle ispatlanır.
  • Pay cetveline karşı şikâyet yapan alacaklı, cetvelin hatalı olduğunu iddia ettiğinde bu iddiasını ispatla yükümlüdür.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m.16: Pay cetveline karşı şikâyet yolunun usulünü belirler; maddenin fıkra II'de anılan şikâyet yoludur.
  • 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m.250: Pay cetveli kesinleşince dağıtımın on günlük bekleme süresinden sonra yapılacağını, şikâyet hâlinde dağıtımın ertelenebileceğini düzenler.
  • 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m.309/i: Tasfiye memurlarınca belirlenen sürede tahsil edilmeyen payların bankaya yatırılmasını ve beş yıl sonra dağıtımı düzenler; bu maddenin dağıtım sonrası sonucunu tamamlar.

İİK m.309/I — Rehin açığı

İİK m.309/I, konkordato sürecinde rehinli alacaklıların geçici pay cetvelinin tevdii anındaki durumuna göre geçici dağıtıma nasıl katılacağını düzenler. Düzenlenen konular; rehnin pay cetveli tevdiinden önce paraya çevrilmiş olup olmaması hâlinde açık kalan kısmın belirlenmesi, rehnin paraya çevrilmesinden elde edilen bedelin öngörülen miktarın altında kalması hâlinde ödemelere hak kazanılması ve fazla ödemenin iadesidir. Hüküm, konkordato tasfiyesinde rehinli alacaklılar hakkında uygulanır. Düzenlemez: rehin açığı belgesinin türleri ve koşulları (İİK m.150/f, m.152), rehinli alacaklının genel paraya çevirme yolu ve rehnin paraya çevrilmesi (İİK m.148 vd.), geçici mühlet ve konkordato komiserinin genel görev ve yetkileri (İİK m.286 vd.), geçici pay cetvelinin düzenlenmesi ve itiraz usulü.

Rehin açığı: hangi kavramlar bilinmeli?

Geçici pay cetveli
Konkordato tasfiyesinde alacakların geçici olarak paylaştırıldığı cetveldir. Bu cetvelin tevdii anı, rehinli alacaklının hangi duruma göre dağıtıma katılacağını belirleyen zamandır.
Açık kalan kısım
Rehnin paraya çevrilmesinden sonra ya da paraya çevrilmeden öngörülen değerle, rehinli alacaklının alacağından rehinden karşılanamayan bölümüdür. Bu kısım için rehinli alacaklı dağıtıma katılır.
Komiser öngörüsü
Rehin paraya çevrilmemişse komiserin rehinli alacak için açık kalacağını öngördüğü miktardır. Bu miktar, rehnin paraya çevrilmesi sonucunda gerçekleşen bedel ile karşılaştırılır.
Geçici ödeme
Geçici pay cetvelinin tevdiinden önce, rehinli alacaklıya bu cetvel uyarınca yapılmış ödemelerdir. Fazla ödeme hâlinde iade konusu bu ödemelerle birlikte değerlendirilir.

Rehin açığı: hangi şartlar aranır?

  • Konkordato tasfiyesinde rehinli bir alacağın bulunması ve bu alacağın geçici pay cetveline dâhil edilmiş olması gerekir.
  • Rehinli alacaklının, geçici pay cetvelinin tevdii sırasında rehnin paraya çevrilmiş olup olmadığına göre hangi usulde dağıtıma katılacağı belirlenmelidir.
  • Rehin paraya çevrilmişse, alacağın açık kalan kısmının konkordato tasfiye memurlarınca belirlenmiş olması gerekir.
  • Rehin paraya çevrilmemişse, komiserin rehinli alacak için açık kalacağını öngördüğü miktar esas alınmalıdır.
  • Öngörülen miktarın altında bedel elde edildiğini rehinli alacaklının ispat etmesi gerekir; bu ispat ile ancak buna tekabül eden ödemelere hak kazanılır.
  • Rehnin paraya çevrilmesinden elde edilen bedel ile geçici ödemelerin toplamı alacak tutarını aşmamalıdır. Aşıyorsa rehinli alacaklı fazlayı iade etmekle yükümlü olur.

Rehin açığı: hangi sonuçları doğurur?

  • Geçici pay cetvelinin tevdii sırasında rehin paraya çevrilmişse, rehinli alacaklı açık kalan kısım için geçici dağıtıma katılır.
  • Açık kalan kısım, konkordato tasfiye memurlarınca belirlenir ve bu karara karşı şikâyet yoluna gidilebilir.
  • Rehin paraya çevrilmemişse, rehinli alacaklı komiserin açık kalacağını öngördüğü miktar için dağıtıma katılır.
  • Rehnin paraya çevrilmesinden elde edilen bedelin öngörülen miktarın altında kaldığı ispatlanırsa, rehinli alacaklı buna tekabül eden ödemelere hak kazanır.
  • Rehnin bedeli ile geçici ödemeler toplamı alacak tutarını aşarsa, rehinli alacaklı fazlayı iade etmek zorundadır.
  • Bedelin öngörülen miktarın altında kaldığı ispatlanamazsa, ek bir geçici ödeme hakkı doğmaz.

Paraya çevrilmiş rehin ile paraya çevrilmemiş rehin arasındaki fark nedir?

Geçici pay cetvelinin tevdii sırasında rehin paraya çevrilmişse, açık kalan kısım tasfiye memurlarınca belirlenir ve bu kararlara karşı şikâyet yoluna gidilebilir.

Rehin paraya çevrilmemişse, açık kalacak miktar komiserin öngörüsüne göre tespit edilir ve rehinli alacaklı bu miktar için dağıtıma katılır.

Paraya çevrilmiş rehinde kesinleşen açığa göre, paraya çevrilmemiş rehinde öngörüye göre dağıtım yapılır. İkinci halde sonradan gerçekleşen bedelin öngörülenin altında kaldığının ispatı gerekir.

Öngörüden düşük bedel ile öngörüden yüksek ya da eşit bedel arasındaki fark nedir?

Rehnin paraya çevrilmesinden elde edilen bedel öngörülen miktarın altında kalırsa, rehinli alacaklı bu farka tekabül eden ödemelere hak kazanır.

Bedel öngörülen miktara eşit ya da üstünde kalırsa, ek bir ödeme hakkı doğmaz.

Yalnız öngörü ile gerçek bedel arasındaki açığın kanıtlanması, ek geçici ödemenin istenebilmesi için şarttır.

Bedel ile ödemeler toplamı ile alacak tutarı arasındaki fark nedir?

Rehnin bedeli ile o zamana kadar yapılmış geçici ödemeler toplamı alacak tutarını aşarsa, fazla kısım doğar.

Toplam alacak tutarını aşmıyorsa fazla doğmaz ve iade yükümlülüğü ortaya çıkmaz.

Fazlanın doğması hâlinde rehinli alacaklı bu fazlayı iade etmekle yükümlüdür.

Rehin açığı: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Rehin paraya çevrilmemişken açık kalan kısmı tasfiye memurlarının belirlediğini sanmak; bu hâlde açık kalacak miktarı komiser öngörür.
  • Paraya çevrilmiş rehinde komiser öngörüsüne göre hesap yapmak; bu hâlde açık kalan kısım tasfiye memurlarınca belirlenir.
  • Öngörülen miktarın altında bedel gerçekleştiğini ispatlamadan ek geçici ödeme talep etmek; ispat olmadan ek ödeme hakkı doğmaz.
  • Geçici ödemeler ile rehin bedelinin toplamını hesaplamadan fazla iadesi yükümlülüğünü yok saymak.

Nasıl ispat edilir?

  • Rehinli alacaklı, rehnin paraya çevrilmesinden elde edilen bedelin komiserin öngördüğü miktarın altında kaldığını ispatlamakla yükümlüdür; ispat yükü bu tarafta bulunur.
  • Bedelin gerçekleştiğini gösteren satış belgesi ya da satış sonucunu gösteren tasfiye kayıtları ispat aracıdır.
  • Geçici ödemelerin miktarı ile rehnin bedeli toplamının alacak tutarını aşıp aşmadığı, tasfiye kayıtları ve ödeme belgeleriyle gösterilir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m.152: Rehin açığı belgesinin kesin türünü düzenler; m.309/I ile karşılaştırıldığında, konkordatodaki açık kalan kısım ile icradaki kesin açık belgesi farklı kurumlardır.
  • 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m.150/f: Geçici rehin açığı belgesini düzenler; m.309/I'deki açık kalan kısım kavramıyla ilişkilendirilmesi gereken, icradaki geçici açık kavramıdır.

İİK m.309/İ — Tevdi

Madde, konkordato tasfiyesinde paraların paylaştırılması aşamasında, tasfiye memurlarınca belirlenen sürede hak sahiplerince tahsil edilmeyen payların akıbetini düzenler. Düzenlediği konular şunlardır: sahibine ulaşamayan ya da zamanında alınmayan payların bankaya yatırılması ve beş yıl sonunda iflas dairesince dağıtılması. Kime uygulandığı bakımından, konkordato tasfiyesinde paylarını almayan hak sahipleri ve tasfiye memurları ile iflas dairesi ilişkisi kapsamına girer. Maddenin düzenlemediği konular şunlardır: geçici ve kesin pay cetvelinin düzenlenmesi ve pay cetveline karşı şikâyet (m.309/h), paraya çevirme ve tasfiye memurlarının görevi (m.309/e), tebligat ve ilan usulü (m.288 kıyasen atıf yapılan, ayrıca m.309/b), iflasın kapanması sonrası tasfiye dışı mal (m.255 yalnız kıyasen uygulanır).

Tevdi: hangi kavramlar bilinmeli?

Pay
Masanın paraya çevrilmiş malvarlığından, alacaklıların alacak oranına göre hak sahibine düşen dağıtım tutarıdır. Pay cetveli ile belirlenir ve hak sahibine bildirilir.
Hak sahibi
Pay cetvelinde kendisine pay düşen ve payını tahsil etmesi gereken alacaklı ya da ilgili kişidir. Payın tahsil edilmemesi, hak sahibinin payını almamış olması anlamına gelir.
Bankaya yatırma
Tahsil edilmeyen payın, 2004 sayılı Kanun'un 9. maddesi uyarınca bankaya konulmasıdır. Bu işlem, payın tasfiye masasından çıkarak bankada bekletilmesi anlamına gelir.
Tasfiye dışı mal
Konkordato tasfiyesi sonunda paraya çevrilmemiş ya da dağıtılmamış malvarlığı unsurudur. Maddede yalnız kıyas yoluyla 255. maddenin uygulanacağı belirtilir; kavramın kapsamı o maddeden ayrıca anlaşılır.

Tevdi: hangi şartlar aranır?

  • Tasfiye memurlarınca pay cetvelinin düzenlenmiş ve payın hak sahibine bildirilmiş olması gerekir.
  • Hak sahibinin, tasfiye memurlarınca belirlenen süre içinde payını tahsil etmemiş olması gerekir.
  • Tahsil edilmeyen payın 9. madde hükümlerine göre bankaya yatırılması gerekir.
  • Payın beş yıl içinde hak sahibince tahsil edilmemiş olması gerekir; bu durumda pay iflas dairesince dağıtılır.
  • Beş yıl sonunda dağıtım yapılırken 255. maddenin kıyas yoluyla uygulanması gerekir.

Tevdi: hangi sonuçları doğurur?

  • Tasfiye memurlarınca belirlenen sürede tahsil edilmeyen pay, 9. madde hükümlerine göre bankaya yatırılır.
  • Bankaya yatırılan pay, beş yıl içinde hak sahibince tahsil edilirse, dağıtım bu kişiye yapılır.
  • Beş yıl içinde tahsil edilmeyen pay iflas dairesi tarafından dağıtılır.
  • Dağıtım sırasında 255. maddedeki hüküm, iflasın kapanmasından sonra tasfiye dışı kalmış mal bulunması durumunda olduğu gibi kıyas yoluyla uygulanır.
  • Madde, tasfiye memurlarının süre belirleme yetkisini ve bu sürenin uzunluğunu düzenlemez; ancak sürenin belirlenmesi, yatırma işleminin ön koşuludur.

Tasfiye memurlarınca belirlenen süre ile beş yıl arasındaki fark nedir?

Tasfiye memurlarının belirlediği süre içinde tahsil edilmeyen paylar, bankaya yatırılma aşamasına girer.

Bankaya yatırıldıktan sonra beş yıl içinde tahsil edilmeyen paylar, iflas dairesince dağıtılma aşamasına geçer.

Paranın yönetimi iki aşamalıdır: önce banka, sonra iflas dairesi. Hangi aşamada bulunduğu, yatırmanın yapıldığı tarihe göre belirlenir.

Bankaya yatırma ile iflas dairesince dağıtım arasındaki fark nedir?

Bankaya yatırılan pay, hâlâ hak sahibinin alacağıdır ve bankada bekletilir.

Beş yılın sonunda iflas dairesi paylaştırmayı yapar ve pay, alacaklılara dağıtılır.

Hak sahibinin payı bankada beklediği sürece ona ödenebilir; beş yıl sonunda dağıtım iflas dairesi eliyle yapılır.

Tevdi: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Beş yıl süresini, bankaya yatırma tarihi yerine pay cetvelinin düzenlendiği tarihten saymak.
  • Tasfiye memurlarının belirlediği süreyi beş yıl ile karıştırmak; iki süre farklı olaylara bağlıdır.
  • 255. maddeyi doğrudan uygulanacak hüküm gibi ele almak; madde yalnız kıyas yoluyla uygulanır.

Nasıl ispat edilir?

  • Payın bankaya yatırıldığını ve tarihini gösteren belge, tasfiye memurlarının ya da iflas dairesinin kayıtlarından çıkarılır.
  • Hak sahibinin payını tahsil etmediğini ve beş yılın dolduğunu ispat yükü dağıtımı isteyen tarafa, yani iflas dairesi ya da masa adına hareket eden kişiye aittir.
  • Hak sahibi, payını süresinde tahsil ettiğini ileri sürerse, tahsil belgesi ile ispat eder.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m.9: Tahsil edilmeyen payların bankaya yatırılmasının usulünü belirler; m.309/i bu hükme gönderme yapar.
  • 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m.255: İflasın kapanmasından sonra tasfiye dışı kalmış mal bulunması durumunu düzenler; m.309/i bu hükmü kıyas yoluyla uygular.
  • 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m.309/h: Pay cetvelinin düzenlenmesi ve payın bildirilmesi ile on günlük inceleme süresini düzenler; m.309/i'deki dağıtımın ön koşuludur.

İİK m.309/J — Faaliyet raporu

İİK m.309/j, konkordato tasfiyesi sona ererken ve tasfiye bir yıldan uzun sürdüğünde tasfiye memurlarının hazırlayacağı raporları düzenler. Düzenlediği konular: tasfiye sonunda nihai raporun düzenlenmesi ve alacaklılar kurulunca onaylanması, bu raporun tasdik makamına gönderilmesi ve alacaklıların incelemesine hazır tutulması; uzun süren tasfiyede her yıl hazırlanacak cetvel ve faaliyet raporu ile bunların sunulma süreleri. Hüküm konkordato tasfiye memurları ve alacaklılar kurulu bakımından uygulanır. Düzenlemediği konular: paraların paylaştırılması ve pay cetveli (m.309/h), tasfiye sonrası artan malların ve paylaştırılmayan payların akıbeti (m.309/ı, m.255 kıyası), tasfiye memurlarının paraya çevirme yetkisi ve usulü (m.309/e), alacaklılar kurulunun kararlarına karşı şikâyet yolu (m.309/ç), borçlunun konkordatonun tasdikinden önce yaptığı işlemlere karşı iptal davası (m.309/k).

Faaliyet raporu: hangi kavramlar bilinmeli?

Konkordato tasfiye memurları
Konkordato tasfiyesini yürüten, masayı temsil eden ve bu raporları düzenlemekle yükümlü kişilerdir. Alacaklılar kurulu tarafından onaylanan nihai raporu ve yıllık cetveli hazırlarlar.
Alacaklılar kurulu
Tasfiye memurlarının raporlarını onaylayan, bunları tasdik makamına ileten ve alacaklılar adına hareket eden organdır. Tasfiye memurlarının çalışmalarını denetleyen organ olarak da işlev görür.
Tasdik makamı
Konkordatoyu tasdik eden ticaret mahkemesidir. Raporları alacaklıların incelemesine hazır tutar.
Nihai rapor
Tasfiyenin sona ermesiyle düzenlenen, tasfiyenin sonucunu gösteren son rapordur. Alacaklılar kurulunun onayına sunulmadan tasdik makamına gönderilemez.
Faaliyet raporu ve cetvel
Tasfiyenin bir yıldan uzun sürmesi hâlinde her yıl düzenlenen; tasfiye edilen malvarlığını, henüz paraya çevrilmemiş malların durumunu ve faaliyetleri gösteren belgelerdir.

Faaliyet raporu: hangi şartlar aranır?

  • Tasfiyenin sona ermiş olması gerekir; bu anda tasfiye memurlarınca nihai raporun düzenlenmesi zorunludur.
  • Nihai raporun alacaklılar kurulunun onayına sunulması ve kurulun onayının alınması gerekir.
  • Kurul onayladığı nihai raporu tasdik makamı olan ticaret mahkemesine göndermelidir ve tasdik makamı raporu alacaklıların incelemesine hazır tutmalıdır.
  • Tasfiyenin bir yıldan uzun sürmesi hâlinde tasfiye memurları her yıl en geç Aralık ayı sonuna kadar cetvel ve faaliyet raporu düzenleyip alacaklılar kuruluna tevdi etmelidir.
  • Cetvel ve rapor, takip eden yılın Şubat ayı sonuna kadar alacaklılar kurulu aracılığıyla tasdik makamına sunulmalıdır.

Faaliyet raporu: hangi sonuçları doğurur?

  • Tasfiye sona erdiğinde nihai rapor alacaklılar kurulunun onayına sunulmadan tasdik makamına gönderilemez.
  • Kurul onayladığı nihai raporu tasdik makamına gönderir ve tasdik makamı raporu alacaklıların incelemesine hazır tutar.
  • Tasfiyenin bir yıldan uzun sürmesi hâlinde yıllık cetvel ve faaliyet raporu süresinde düzenlenip kurula verilmelidir.
  • Yıllık cetvel ve rapor, takip eden yılın Şubat ayı sonuna kadar alacaklılar kurulu aracılığıyla tasdik makamına sunulmalıdır.
  • Tasfiyenin bir yıldan kısa sürmesi hâlinde yıllık cetvel ve faaliyet raporu düzenlenmesi zorunluluğu doğmaz; yalnız nihai rapor gerekir.
  • Hüküm kamu düzenini ilgilendiren emredici nitelikte görünmektedir; sözleşmeyle ya da kurulun kararıyla bu yükümlülükler değiştirilemez.

Nihai rapor ile yıllık faaliyet raporu arasındaki fark nedir?

Tasfiyenin sona ermesiyle bir kez düzenlenen nihai rapordur.

Tasfiyenin bir yıldan uzun sürmesi hâlinde her yıl düzenlenen cetvel ve faaliyet raporudur.

Yıllık rapor yalnızca bir yıldan uzun süren tasfiyede zorunludur; nihai rapor her tasfiyede düzenlenir. Yıllık raporun sunulma süresi Aralık sonu ve takip eden yılın Şubat sonudur.

Alacaklılar kurulu aracılığı ile doğrudan sunum arasındaki fark nedir?

Nihai raporda kurul onayladıktan sonra raporu tasdik makamına gönderir.

Yıllık cetvel ve raporda da metin kurul aracılığıyla tasdik makamına sunulmasını öngörür.

Her iki raporun tasdik makamına ulaşması kurul üzerinden gerçekleşir; tasfiye memurlarının raporu doğrudan mahkemeye göndermesi bu kapsamda öngörülmemiştir.

Faaliyet raporu: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Nihai raporu kurulun onayından önce doğrudan tasdik makamına göndermek; onay şartının atlanması.
  • Yıllık cetvel ve raporu tasdik makamına doğrudan sunmak; metin kurul aracılığını öngörür.
  • Yıllık cetvel ve raporu tasfiyenin bir yıldan kısa sürdüğü hâllerde de zorunlu saymak.
  • Yıllık raporun süresini takvim yılı sonu yerine tasfiye tarihine göre hesaplamak; metin Aralık ayı sonunu öngörür.
  • Tasdik makamına sunum süresini Aralık sonu ile karıştırmak; sunum süresi takip eden yılın Şubat ayı sonudur.

Nasıl ispat edilir?

  • Nihai raporun alacaklılar kurulunca onaylanıp tasdik makamına gönderildiği, tasdik makamınca incelemeye hazır tutulduğu, tasfiye memurlarınca ve kurulca belgelenmelidir; ispat yükü bu işlemleri yapması gereken tasfiye memurlarına ve kurula düşer.
  • Yıllık cetvel ve faaliyet raporunun Aralık sonuna kadar kurula tevdi edildiği, kurul aracılığıyla Şubat sonuna kadar tasdik makamına sunulduğu, kurul tutanakları ve sunum kayıtlarıyla ispatlanır.
  • Tasfiyenin bir yıldan uzun sürdüğünün tespiti yıllık rapor yükümlülüğünü doğurur; bu süre tasfiyenin başlangıç tarihinden hesaplanarak belgelenmelidir.
  • Raporların süresinde verilmediğini ileri süren alacaklı, bu iddiasını kurul tutanakları ve tasdik makamındaki dosya kayıtlarıyla ispatlamakla yükümlüdür.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m.309/h: Paraların paylaştırılması ve pay cetveli düzenlenmesini düzenler; tasfiye sonuna doğru yapılan dağıtımlar bu maddeye tabidir.
  • 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m.309/ı: Belirlenen sürede tahsil edilmeyen payların bankaya yatırılmasını düzenler; nihai raporun konusu olan tasfiye sonucuna ilişkindir.
  • 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m.309/ç: Alacaklılar kurulunun kararlarına karşı şikâyet yolunu açar; nihai rapor bakımından alacaklıların itiraz imkânı bu maddeye dayanır.
  • 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m.309/e: Paraya çevirme usul ve zamanını düzenler; yıllık cetvelin içeriğindeki paraya çevrilmemiş mallar bu maddedeki işlemlerle ilgilidir.

İİK m.309/K — Hukukî işlemlerin iptali

İİK m.309/k, malvarlığının terki suretiyle konkordatoda borçlu tarafından konkordatonun tasdikinden önce yapılmış hukuki işlemlerin iptaline ilişkindir. Düzenlediği konular üç başlıktır: tasdikten önceki işlemlerin m.277-284 uyarınca iptale tabi olması, geçici konkordato mühletinin verildiği tarihin iptal davası açma süresinde haciz veya iflasın açılması yerine geçmesi, ve konkordato tasfiye memurlarının def'i yoluyla iptal talebinde bulunma yetki ve yükümlülüğü. Kural, malvarlığının terki suretiyle konkordato talebinde bulunan borçlu bakımından ve konkordato tasfiye memurları yönünden uygulanır. Maddede süre sayısı yoktur; süre hesabı m.277-284'e bağlanmıştır. Düzenlemediği konular: iptal davasının dayandığı tasarruf türlerinin ayrıntısı ve iptal şartları (m.277-280), iptal davasının görev ve yetkisi, davanın usulü ve hak düşürücü veya zamanaşımı süreleri (m.281-284), ve adi konkordatoya ilişkin genel hükümler (m.285 vd.).

Hukukî işlemlerin iptali: hangi kavramlar bilinmeli?

Konkordatonun tasdikinden önceki hukuki işlem
Borçlunun konkordato onayı kesinleşmeden önce yaptığı hukuki işlemlerdir. Bu işlemler tasdik anına göre belirlenir; tasdikten sonra yapılan işlemler bu hükmün kapsamında değildir.
Geçici konkordato mühleti
Konkordato talebi üzerine mahkemece verilen geçici koruma süresidir. Bu tarih, iptal davası açma sürelerinin hesabında haciz veya iflasın açılmasının yerini tutar; yani süre bu tarihten işlemeye başlar.
Konkordato tasfiye memuru
Malvarlığının terki suretiyle konkordatoda malvarlığını tasfiye etmekle görevli kişidir. Maddeye göre def'i yoluyla iptal talebinde bulunmaya yetkili ve yükümlüdür.
Def'i yoluyla iptal talebi
Konkordato masasına yöneltilen bir talebe karşı, tasarrufun iptali sonucunu ileri sürerek talebin kısmen veya tamamen reddini sağlamaya yönelik savunmadır. Asıl dava açılmadan, savunma aracı olarak kullanılır.
Konkordato masası
Konkordato kapsamında alacak taleplerinin toplandığı ve değerlendirildiği yapıdır. Maddede, masaya yöneltilen taleplerin tasarrufun iptali yoluyla reddedilebilmesi ölçütü geçer.

Hukukî işlemlerin iptali: hangi şartlar aranır?

  • Borçlunun konkordato tasdikinden önce yaptığı bir hukuki işlemin bulunması gerekir.
  • Bu işlemin m.277 ila m.284 hükümlerinde öngörülen iptal koşullarını taşıması gerekir.
  • İptal davası açma süresinin hesabında, geçici konkordato mühletinin verildiği tarihin haciz veya iflasın açılması yerine alınması gerekir.
  • Konkordato masasına yöneltilen bir talebin tasarrufun iptali yoluyla kısmen veya tamamen reddedilebilmesi gerekir; bu halde tasfiye memurları def'i yoluyla iptal talebinde bulunmak zorundadır.

Hukukî işlemlerin iptali: hangi sonuçları doğurur?

  • Tasdikten önce yapılmış borçlu işlemleri, m.277 ila m.284 hükümlerine göre iptale tabidir.
  • Geçici konkordato mühletinin verildiği tarih, iptal davası açma sürelerinin başlangıcında haciz veya iflasın açılmasının yerini tutar.
  • Konkordato masasına yöneltilen talepler, tasarrufun iptali yoluyla kısmen veya tamamen reddedilebiliyorsa, tasfiye memurları def'i yoluyla iptal talebinde bulunmaya yetkili ve yükümlüdür.
  • Tasfiye memurunun def'i yoluyla iptal talebinde bulunmaması, kendi yükümlülüğünün ihlali sayılır.

Asıl dava ile def'i yoluyla iptal arasındaki fark nedir?

Asıl dava, iptal davası olarak açılır ve dava konusu işlemin iptali ile alacaklı lehine sonuç doğurur.

Def'i yoluyla iptal, masaya yöneltilen bir talebe karşı savunma olarak ileri sürülür ve yeni bir dava açılmasını gerektirmez.

Tasfiye memurları, talebin tasarrufun iptaliyle kısmen veya tamamen reddedilebildiği hallerde def'i yolunu kullanmakla yükümlüdür; bu, asıl dava açma zorunluluğu anlamına gelmez.

Haciz-iflas tarihi ile geçici mühlet tarihi arasındaki fark nedir?

Genel kurala göre iptal davası süreleri haciz veya iflasın açılması tarihinden işler.

Malvarlığının terki suretiyle konkordatoda ise geçici konkordato mühletinin verildiği tarih bu yeri tutar.

Süre hesabı, konkordato mühletinin verildiği tarihe göre yapılır; haciz ya da iflas kararı aranmaz.

Hukukî işlemlerin iptali: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Geçici konkordato mühletinin verildiği tarihi, iptal davası süresinin başlangıcında haciz veya iflas tarihi gibi değerlendirmek; m.309/k ikinci fıkra bunun yerine geçen bir tarih öngörür.
  • Def'i yolu ile asıl iptal davasını birbirine karıştırmak; tasfiye memurları talebi savunma olarak ileri sürer, yeni dava açmak zorunda değildir.
  • Tasfiye memurunun def'i yetkisini isteğe bağlı sanmak; madde yetki ile birlikte yükümlülük de koyar.
  • Maddenin yalnızca tasdikten önceki işlemleri kapsadığını unutup tasdikten sonraki işlemlere uygulamak.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Yargıtay kararlarında, tasarrufun iptali davası konusu malın alacaklı bakımından hükümsüz sayıldığı, malın borçlu malvarlığına geri dönmediği yönünde görüş ileri sürülmektedir; bu nitelik def'i yolu için de belirleyicidir.
  • Mahkeme uygulamasında, bilinen tasarrufların iptal davası kapsamında değerlendirilmesi için ilgili hükümlerin ayrıntılı olarak incelenmesi gerektiği kabul edilmektedir.

Nasıl ispat edilir?

  • Asıl talebi ileri süren tarafın, yani tasfiye memurunun def'i yolunu kullanırken, tasarrufun iptali koşullarının gerçekleştiğini ispatlaması gerekir.
  • Borçlunun tasdikten önce yaptığı işlemin tarihi, konkordato mühletinin verildiği tarih ve işlemin m.277 ila m.284 kapsamındaki niteliği, resmi kayıtlar ve belgelerle ortaya konur.
  • Karşı taraf, işlemin iptale konu olmadığını ya da m.277 ila m.284'te öngörülen süre ve koşulların gerçekleşmediğini savunarak bunu ispatlamakla yükümlüdür.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

İİK m.309/L — Uygulanacak ortak hükümler

İİK m.309/l, malvarlığının terki suretiyle konkordatoda, adi konkordatoya ilişkin 285 ilâ 308/g maddelerinin hangi ölçüde uygulanacağını düzenler. Uygulama, maddenin ifadesiyle "niteliğine aykırı düşmedikçe" kaydıyla sınırlıdır. Kime uygulandığı bakımından, malvarlığını alacaklılara terk ederek konkordato talep eden borçlu ile bu talebe bağlı süreçteki alacaklılar ve tasfiye memurları ilgilidir. Maddenin düzenlemediği konular: malvarlığının terki suretiyle konkordatonun tasdik ve tasfiye usulünün ayrıntıları ile bu konkordatoya özgü hükümler (m.309/k ve tasarruf iptali yolu), iflas dışı konkordatonun yeniden yapılandırma ve sermaye şirketlerine ilişkin özel rejimi (m.309/m-309/r), konkordatonun ve yeniden yapılandırmanın iflas sonrası uygulamaları (m.309/t ve ilgili hükümler) ile tasfiye memurlarına ilişkin ayrı düzenlemeler.

Uygulanacak ortak hükümler: hangi kavramlar bilinmeli?

Malvarlığının terki suretiyle konkordato
Borçlunun, borçlarını ödeyemeyeceği durumda mallarını alacaklılara terk ederek alacaklılarla anlaşmaya çalıştığı konkordato türüdür. Borçlu mallarının tasfiyesini alacaklıların denetiminde kendisi yapmaz, tasfiye memurları yürütür.
Adi konkordato
285 ilâ 308/g maddelerinde düzenlenen, borçlunun ödeme önerisiyle alacaklılara başvurduğu genel konkordato rejimidir. Malvarlığının terki hâli bu rejimin genel hükümlerine tabidir ancak tasfiye niteliği gereği bazı kurallar ona uymaz.
Niteliğine aykırılık
Adi konkordatonun bir hükmünün, malvarlığının terkinde borçlunun mallarının alacaklılara devredilip tasfiye edilmesi yapısıyla bağdaşmaması hâlidir. Bu hâlde ilgili hüküm malvarlığının terki konkordatosunda uygulanmaz.

Uygulanacak ortak hükümler: hangi şartlar aranır?

  • Borçlunun malvarlığının terki suretiyle konkordato talep etmiş olması gerekir.
  • Uygulanacak hüküm, 285 ilâ 308/g maddeleri arasında yer alan adi konkordato hükümlerinden biri olmalıdır.
  • Söz konusu hükmün, malvarlığının terki konkordatosunun niteliğine aykırı düşmemesi gerekir; aykırılık varsa hüküm bu konkordatoda uygulanmaz.
  • Uygulama, malvarlığının terki suretiyle konkordatonun talebinden tasdikine kadar olan süreçle sınırlıdır; bu sınırın dışına çıkılmaz.

Uygulanacak ortak hükümler: hangi sonuçları doğurur?

  • Adi konkordatonun 285 ilâ 308/g maddeleri, niteliğine aykırı düşmediği ölçüde malvarlığının terki suretiyle konkordatoda da uygulanır.
  • Niteliğine aykırı düşen bir hüküm malvarlığının terki konkordatosunda uygulanmaz; bu hükmün yerine terk konkordatosunun yapısına uygun kurallar geçer.
  • Maddenin kendisi bir süre öngörmez; süreler, uygulanan adi konkordato hükümlerinden doğar.

Adi konkordato ile malvarlığının terki suretiyle konkordato arasındaki fark nedir?

Adi konkordatoda borçlu mallarını elinde tutar ve ödeme önerisi sunar; konkordatonun tasdiki ile borçlu yönetimini sürdürür.

Malvarlığının terkinde borçlu mallarını alacaklılara terk eder; mallar tasfiye memurlarınca paraya çevrilir.

Adi konkordatonun her hükmü terk konkordatosunda kendiliğinden uygulanmaz; yalnız niteliğine uyan hükümler uygulanır.

Uygulanan hüküm ile niteliğine aykırı hüküm arasındaki fark nedir?

Malvarlığının terkinde borçlunun mallarını yönetmesini ya da ödeme önerisini ilgilendirmeyen, tasfiye ve alacaklı katılımını düzenleyen hükümler uygulanır.

Borçlunun mallarını elinde tutmasına, yönetimine ya da adi konkordatonun ödeme planına bağlı hükümler terk konkordatosunun yapısına uymaz.

Bu tür hükümler uygulanmaz; yerlerini terk konkordatosuna özgü hükümler alır.

Uygulanacak ortak hükümler: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Adi konkordatonun bütün hükümlerini malvarlığının terki konkordatosuna olduğu gibi uygulamak; önce niteliğine aykırılık denetlenmelidir.
  • Maddedeki "niteliğine aykırı düşmedikçe" kaydını yok saymak ve bu kaydın değerlendirmesini atlamak.
  • Malvarlığının terki konkordatosuna özgü tasarruf iptali yolunu adi konkordatonun genel kurallarına bağlamak; bu konu m.309/k ile ayrıca düzenlenmiştir.

Nasıl ispat edilir?

  • Malvarlığının terki suretiyle konkordato talebinde bulunan borçlu, bu talebin esasını ve terk işleminin yapıldığını belgelerle ortaya koymakla yükümlüdür.
  • Bir adi konkordato hükmünün terk konkordatosunda uygulanıp uygulanmayacağı, o hükmün niteliğine aykırılık iddiasına dayanır; aykırılığı ileri süren taraf bunu gerekçesiyle ortaya koymalıdır.
  • Alacaklılar ve tasfiye memurları, tasarruf iptali gibi terk konkordatosuna özgü haklarını belgelerle ispat eder; karşı taraf savunmasını da belgeyle ortaya koyar.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 2004 sayılı Kanun m.285: Adi konkordatonun başlangıç hükmüdür; malvarlığının terki konkordatosunda uygulanabilecek hükümlerin kapsamına girer.
  • 2004 sayılı Kanun m.308/g: 309/l'nin uygulama alanının üst sınırını belirleyen adi konkordato hükmüdür.
  • 2004 sayılı Kanun m.309/k: Malvarlığının terki konkordatosuna özgü tasarruf iptali ve defi yetkisini düzenler; adi konkordatonun genel hükmünün yerine geçen bir kuraldır.

İİK m.309/M — Uzlaşma yoluyla yeniden yapılandırma

İİK m.309/m, sermaye şirketleri ve kooperatiflerin uzlaşma yoluyla yeniden yapılandırılmasına başvurunun koşullarını ve başvurunun dayanağı olan yeniden yapılandırma projesinin kabul edilmiş olma şartını düzenler. Maddenin ilk fıkrası, mali durumu bozulmuş şirket veya kooperatifin hangi hallerde başvurabileceğini ve başvurunun yetkili mahkemesini gösterir; ikinci fıkra "projeden etkilenen alacaklılar" kavramını, üçüncü fıkra ise "gerekli çoğunluk" ile birden fazla alacaklı sınıfı halinde aranan çoğunluğu tanımlar. Kanun, madde kapsamında ve tanım fıkralarında 309/m ilâ 309/ü arasındaki hükümlerin bu terimlere ilişkin olduğunu belirtir. Madde, projenin mahkemece tasdik edilmesinin koşullarını, tasdik ya da red kararının usulünü, ara dönem denetçisi ve proje denetçisi atanmasını, tasdik sonrası denetimi, projenin tadilini ve ihlalini, feshini düzenlemez (m.309/n, m.309/ö, m.309/p, m.309/ş, m.309/s). Konkordato ve iflas içi konkordato bu maddenin kapsamı dışındadır."

Uzlaşma yoluyla yeniden yapılandırma: hangi kavramlar bilinmeli?

Projeden etkilenen alacaklılar
Yeniden yapılandırma projesi ile alacakları, hakları veya menfaatleri yeniden yapılandırılacak alacaklılardır. Kavram, projenin kapsamına giren alacaklıları belirler; projenin dışında kalan alacaklılar bu sıfatı taşımaz.
Gerekli çoğunluk
Projeden etkilenip oylamaya katılan alacaklıların sayı itibarıyla en az yarısını aşan ve oy kullanan alacaklıların alacaklarının en az üçte ikisini oluşturan, projenin kabulü için gerekli olan çoğunluktur. Hem sayı hem alacak tutarı ölçütü birlikte aranır.
Alacaklı sınıfı
Hukuki nitelikleri büyük ölçüde benzer alacaklıların proje kapsamında ayrı bir grup olarak bir araya getirilmesiyle oluşan gruptur. Birden fazla sınıf bulunduğunda her sınıfın kendi içinde gerekli çoğunluğu sağlaması gerekir.
Muaccel para borcu
Vadesi gelmiş ve ödenmesi istenebilir hale gelmiş para borcudur. Maddede şirketin ödeme güçlüğünün ilk göstergesi olarak yer alır.
Muamele merkezi
Şirket veya kooperatifin fiilen yönetildiği ve işlemlerinin yürütüldüğü yerdir. Başvurunun hangi asliye ticaret mahkemesine yapılacağını belirler.

Uzlaşma yoluyla yeniden yapılandırma: hangi şartlar aranır?

  • Başvuran bir sermaye şirketi veya kooperatif olmalıdır; bankalar ve sigorta şirketleri borçlu sıfatıyla başvuramaz.
  • Borçlu, muaccel para borçlarını ödeyemeyecek durumda olmalı ya da mevcut ve alacakları borçlarını karşılamaya yetmemelidir.
  • Ya da bu hallerden birine düşme tehlikesiyle karşı karşıya kalması kuvvetle muhtemel olmalıdır.
  • Yeniden yapılandırma projesi, başvurudan önce müzakere edilmiş olmalıdır.
  • Proje, projeden etkilenen alacaklılar tarafından gerekli çoğunlukla kabul edilmiş olmalı ve başvuru ile birlikte sunulmalıdır.
  • Gerekli çoğunluk; projeden etkilenip oylamaya katılanların sayı itibarıyla en az yarısını aşmalı ve oy kullananların alacaklarının en az üçte ikisini oluşturmalıdır.
  • Birden fazla alacaklı sınıfı varsa her sınıf kendi içinde gerekli çoğunluğu sağlamalıdır.
  • Başvuru, muamele merkezinin bulunduğu yer asliye ticaret mahkemesine yapılmalıdır.

Uzlaşma yoluyla yeniden yapılandırma: hangi sonuçları doğurur?

  • Koşullar birlikte gerçekleşir ve proje gerekli çoğunlukla kabul edilmişse, borçlu şirket veya kooperatif muamele merkezinin bulunduğu asliye ticaret mahkemesine uzlaşma yoluyla yeniden yapılandırma için başvurabilir.
  • Gerekli çoğunluk sağlanmamışsa madde kapsamında başvuru yapılamaz; proje mahkemeye bu haliyle sunulmuş olsa bile başvurunun dayanağı bulunmaz.
  • Birden fazla alacaklı sınıfı varsa bir sınıfın çoğunluğu sağlamaması, projenin bütünüyle kabul edilmediği sonucunu doğurur.
  • Bankalar ve sigorta şirketleri borçlu sıfatıyla bu yoldan yararlanamaz.
  • Koşullar gerçekleşmediğinde başvuru ile borçlunun hukuki durumu değişmez; yeniden yapılandırma süreci başlamaz.
  • Maddenin ilk fıkrası düşme tehlikesi halinde de başvuruya izin verir; borçlu yalnızca ödeme güçlüğü anında değil, öngörülebilir bir gelecek riskinde de başvurabilir.
  • Projenin tasdiki, tasdik şartlarının denetimi ve tasdik sonrası süreç bu maddede değil, m.309/n ve m.309/p'de düzenlenmiştir.

Muaccel borç ödeyememe / Mevcut ve alacak yetersizliği / Düşme tehlikesi: fark nedir?

Muaccel para borçlarını ödeyememe, ödeme güçlüğünün fiilen var olduğu halidir.

Mevcut ve alacakların borçları karşılamaması bilanço esasına dayanan yetersizliktir; düşme tehlikesi ise henüz gerçekleşmemiş ama kuvvetle muhtemel olan durumdur.

Başvuru için bu üç halden yalnızca birinin bulunması yeterlidir; düşme tehlikesi halinde de başvuru yapılabilir.

Projeden etkilenen alacaklılar ile projeden etkilenmeyen alacaklılar arasındaki fark nedir?

Yeniden yapılandırma projesi ile alacakları, hakları veya menfaatleri yeniden yapılandırılacak alacaklılardır.

Projenin kapsamı dışında kalan alacaklılar bu tanıma girmez.

Gerekli çoğunluk yalnızca projeden etkilenen alacaklılar arasında hesaplanır; projeden etkilenmeyenlerin oyu bu hesaba girmez.

Tek sınıf ile birden fazla alacaklı sınıfı arasındaki fark nedir?

Projede tek bir alacaklı sınıfı varsa gerekli çoğunluk tüm projeden etkilenen alacaklılar üzerinden aranır.

Projede birden fazla sınıf varsa her sınıf ayrı ayrı değerlendirilir.

Bir sınıfın çoğunluğu sağlayamaması, diğer sınıfların kabulü olsa bile projenin kabul edilmediği anlamına gelir.

Sayı çoğunluğu ile alacak tutarı çoğunluğu arasındaki fark nedir?

Oylamaya katılanların sayı itibarıyla en az yarısını aşması aranır.

Oy kullanan alacaklıların alacaklarının en az üçte ikisini oluşturması aranır.

İki ölçütün birlikte sağlanması gerekir; yalnızca sayıca çoğunluk ya da yalnızca tutar çoğunluğu yeterli değildir.

Bu madde ile konkordato (m.308 ve devamı) arasındaki fark nedir?

Bu madde sermaye şirketi ve kooperatiflere özgü, projenin önceden müzakere edilip kabul edilmesine dayanan yeniden yapılandırma yoludur.

Konkordato ise gerçek kişi ve tüzel kişi tacirler için, mühlet ve tasdik süreciyle işleyen farklı bir yoldur.

Bu maddedeki çoğunluk ve başvuru koşulları konkordato hükümlerine kendiliğinden uygulanmaz.

Uzlaşma yoluyla yeniden yapılandırma: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Gerekli çoğunluğu yalnızca sayı ya da yalnızca alacak tutarı ölçütüyle hesaplamak; her iki ölçütün birlikte aranması gerekir.
  • Birden fazla alacaklı sınıfı varken tüm alacaklıların toplamı üzerinden çoğunluk aramak; her sınıfın kendi içinde ayrı ayrı çoğunluğu sağlaması gerekir.
  • Projeden etkilenmeyen alacaklıların oylarını gerekli çoğunluk hesabına katmak.
  • Düşme tehlikesi halinin yalnızca fiili ödeme güçlüğü anında geçerli olduğunu sanmak; madde düşme tehlikesini de başvuru sebebi sayar.
  • Kanun metnini konkordato hükümleriyle karıştırıp konkordatonun mühlet ve bağlayıcılık kurallarını bu yoldan başvuruya uygulamak.
  • Bankalar ve sigorta şirketlerinin bu yoldan başvurabileceğini varsaymak; bu kuruluşlar borçlu sıfatıyla başvuramaz.

Nasıl ispat edilir?

  • Başvuran borçlu şirket veya kooperatif, muaccel para borcunu ödeyemeyecek durumda olduğunu, ya da mevcut ve alacaklarının borçlarını karşılamadığını veya düşme tehlikesinin kuvvetle muhtemel olduğunu ispatlamakla yükümlüdür; bu hususlar finansal analiz raporları ile gösterilebilir.
  • Gerekli çoğunluğun sağlandığını ispat yükü başvuran borçludadır; oylama tutanakları, alacaklıların listesi ve oy kullanan alacaklıların alacak tutarları bu amaçla kullanılır.
  • Projenin müzakere edildiğini ve projeden etkilenen alacaklıların kabul oylarını verdiğini gösteren belgeler başvurunun ekinde sunulmalıdır; bu belgeler eksikse başvurunun dayanağı zayıflar.
  • Birden fazla sınıf varsa her sınıfın ayrı ayrı çoğunluğu sağladığının belgelenmesi gerekir; bir sınıfın çoğunluğunun ispat edilememesi projenin kabulünü engeller.
  • Projeden etkilenmeyen bir alacaklının kabul oyunun sayılması ya da projeden etkilenen alacaklının oyunun dışarıda bırakılması, gerekli çoğunluk hesabında ispat sorunu yaratır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m.309/n: Projenin sunulmasına ve projeden etkilenen alacaklılar bakımından sınıflandırma yapılmasına ilişkindir; bu maddedeki gerekli çoğunluk şartının uygulanma biçimini tamamlar.
  • 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m.309/p: Mahkemenin başvuruyu ve projeyi tasdik ya da reddetme kararına ilişkindir; bu maddede aranan koşulların gerçekleşip gerçekleşmediği orada denetlenir.
  • 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m.309/ö: Başvurunun ilanı, ara dönem denetçisi ve ara dönem tedbirleri ile ilgilidir; başvuru yapıldıktan sonra uygulanacak usulü düzenler.
  • 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m.309/ş: Projenin tadilini ve projenin kısmi ihlalini düzenler; bu maddede kabul edilen projenin sonradan değiştirilmesi halini kapsar.
  • 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m.309/s: Yeniden yapılandırmanın feshini düzenler; projenin kabul edildikten sonra düşmesi halinin sonucunu gösterir.

İİK m.309/N — Yeniden yapılandırma projesi

İİK m.309/n, sermaye şirketi ve kooperatiflerin uzlaşma yoluyla yeniden yapılandırmasında asliye ticaret mahkemesine sunulacak yeniden yapılandırma projesinin zorunlu içeriğini düzenler; projede yer alması gereken yedi hususu ve alacaklıların sınıflandırılmasına ilişkin kuralı sayar. Hüküm, projeyi hazırlayıp mahkemeye sunan borçlu şirket ve kooperatif bakımından ve bu projeden etkilenen alacaklılar bakımından uygulanır. Madde, projenin oylanma ve kabul çoğunluğunu (m.309/m), tasdik şartlarını (m.309/p) ve ara dönem denetçisi ile proje denetçisinin atanmasını (m.309/ö) düzenlemez; bu konular ayrı maddelerde yer alır. Projenin tadili (m.309/ş), ihlali ve feshi (m.309/s) ile başvuru belgeleri ve finansal analiz raporları (m.309/o) da bu maddenin kapsamı dışındadır.

Yeniden yapılandırma projesi: hangi kavramlar bilinmeli?

Yeniden yapılandırma projesi
Borçlu şirket veya kooperatifin borçlarını nasıl ödeyeceğini, hangi finansal ve yapısal tedbirleri alacağını gösteren ve asliye ticaret mahkemesinin onayına sunulan belgedir. Maddede sayılan yedi unsuru içermek zorundadır.
Projeden etkilenen alacaklılar
Projenin alacaklarını, haklarını veya menfaatlerini yeniden düzenlediği alacaklılardır. Projede ödemesi aynen ve önceden kararlaştırılan vadelerde yapılacak olarak bırakılan alacaklılar bu kapsamda değildir.
Alacak sınıfı
Hukuki nitelikleri büyük ölçüde birbirine benzer alacakların toplandığı gruptur. Proje alacaklıları birden fazla sınıfa ayırabilir, ancak sınıflandırma yalnızca benzer nitelikteki alacakları aynı sınıfta toplamak şartıyla yapılabilir.
Eşit muamele
Aynı sınıf içinde ve nitelik itibarıyla benzer alacaklar arasında aynı koşulların uygulanmasıdır. Projeyi reddeden alacaklı, sınıfı için öngörülen haktan daha azını açıkça kabul etmediği sürece bu eşit muameleye tabi olur.
Malvarlığı üzerindeki tasarruf yetkisi
Borçlunun mallarını devretme, rehin verme veya başka biçimde işlem yapma yetkisidir. Projenin bu yetkiye etkisinin proje içinde açıklanması gerekir.

Yeniden yapılandırma projesi: hangi şartlar aranır?

  • Yeniden yapılandırma projesinin borçlu tarafından hazırlanmış ve asliye ticaret mahkemesine sunulmuş olması gerekir.
  • Projede, projeden etkilenen alacaklıların tabi olacağı koşullar ile benzer alacaklar arasında eşitliğin nasıl sağlanacağı gösterilmelidir.
  • Projede, projenin borçlunun taraf olduğu sözleşmelere etkisi açıklanmalıdır.
  • Projede, projenin borçlunun malvarlığı üzerindeki tasarruf yetkisine etkisi açıklanmalıdır.
  • Borçların yeniden yapılandırılması için gerekli görülüyorsa, borçlunun kredi gibi finansman kaynaklarına başvurup başvurmayacağı projede belirtilmelidir.
  • Projede, işletmenin devri, birleşme, sermaye yapısının veya ana sözleşmenin değişmesi, yönetimde yer alacak kişilerin belirlenmesi, vadelerin uzatılması, faiz oranlarının değiştirilmesi veya menkul kıymet ihracı gibi projenin uygulanabilirliğini sağlayacak yöntemler yer almalıdır; bu yöntemler sayılanlarla sınırlı değildir.
  • Projede, tasdik kararından sonra projenin uygulanmasının kim tarafından ve nasıl denetleneceği belirtilmelidir.
  • Alacaklılar sınıflara ayrılacaksa, her sınıfın hukuki nitelikleri büyük ölçüde birbirine benzer alacaklardan oluşması şarttır.

Yeniden yapılandırma projesi: hangi sonuçları doğurur?

  • Projede yedi zorunlu unsurdan biri bulunmazsa proje, maddenin aradığı içeriğe sahip olmadığından mahkemece tasdik edilmez.
  • Proje, projeden etkilenen alacaklıların hangi koşullara tabi olacağını ve benzer alacaklar arasında eşitliğin nasıl sağlanacağını göstermek zorundadır.
  • Projeyi reddeden alacaklı, alacağı için sınıfı adına öngörülen haktan daha azını açıkça kabul etmediği sürece, nitelik itibarıyla benzer alacaklarla eşit muameleye tabi olur.
  • Alacaklılar birden fazla sınıfa ayrılırsa her sınıf kendi içinde projeyi gerekli çoğunlukla kabul etmelidir.
  • Hukuki nitelikleri büyük ölçüde birbirinden farklı alacaklar aynı sınıfa konulamaz.
  • Borçlu, projede belirttiği finansman kaynaklarına başvurabilir; projede bu konuda bir açıklama yoksa bu yöntem kullanılamaz.

Sınıflandırılmış proje ile sınıflandırılmamış proje arasındaki fark nedir?

Alacaklıların birden fazla sınıfa ayrıldığı proje, her sınıfın kendi içinde ayrı kabul çoğunluğuna tabidir.

Tek sınıftan oluşan projede alacaklılar arasında ayrım yapılmaz ve oylama tek grup üzerinden yapılır.

Sınıflar arasında farklı ödeme koşulları öngörülebilir; ancak her sınıf ayrı ayrı gerekli çoğunluğu sağlamak zorundadır.

Benzer alacaklar ile farklı nitelikli alacaklar arasındaki fark nedir?

Hukuki nitelikleri büyük ölçüde benzer alacaklar aynı sınıfta toplanabilir.

Nitelik itibarıyla farklı alacaklar aynı sınıfa konamaz.

Farklı nitelikteki alacaklar için ayrı sınıf kurulmalıdır; aynı sınıfa konulursa sınıflandırma kuralına aykırılık oluşur.

Projeden etkilenen ile projeden etkilenmeyen alacaklılar arasındaki fark nedir?

Alacakları, hakları veya menfaatleri projeyle yeniden düzenlenen alacaklılardır.

Borçlu, projeden etkilenmeyen alacaklılara aynı miktarda ve önceden kararlaştırılan vadelerde ödeme yapmayı önerebilir.

Projeden etkilenmeyen alacaklılar eşit muamele ilkesinin ve sınıf oylamasının dışında kalır; bu nedenle projede yalnızca etkilenen alacaklılara ilişkin eşitlik düzenlenir.

Sınıf içi eşitlik ile sınıflar arası eşitlik arasındaki fark nedir?

Eşitlik ilkesi aynı sınıf içindeki ve nitelik itibarıyla benzer alacaklar için geçerlidir.

Farklı sınıflardaki alacaklar arasında konkordatodaki gibi genel bir eşit işlem zorunluluğu öngörülmemiştir.

Borçlu, farklı sınıflara farklı ödeme teklifleri yapabilir; bu teklifler sınıf içinde eşit muamele ilkesine uymalıdır.

Yeniden yapılandırma projesi: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Projeden etkilenmeyen alacaklıları da eşitlik ilkesi kapsamında saymak; bu alacaklılar için eşit muamele zorunluluğu projede aranmaz.
  • Sınıflandırmayı nitelik benzerliği aranmaksızın, yalnızca alacak miktarına veya alacaklının türüne göre yapmak; sınıf ancak hukuki nitelikleri büyük ölçüde benzer alacaklardan oluşabilir.
  • Sınıflar arasında da konkordatodaki gibi genel bir eşit işlem zorunluluğu olduğunu varsaymak; eşitlik kuralı esas olarak aynı sınıf içinde işler.
  • Projede yedi unsurdan birinin eksik olmasını, mahkemenin takdir alanında kalan küçük bir eksiklik saymak; madde içerik şartını zorunlu biçimde koymaktadır.

Nasıl ispat edilir?

  • Projenin m.309/n'deki yedi unsuru içerdiğini ve asliye ticaret mahkemesine sunulduğunu gösterme yükü projeyi hazırlayan borçlu şirkete veya kooperatife aittir; bu, projenin metninin kendisiyle ispatlanır.
  • Alacaklıların sınıflandırılmasında nitelik benzerliğinin varlığını gösterme yükü projeyi sunan borçludadır; alacak belgeleri ve sözleşmeler bu konuda delil olarak kullanılır.
  • Projeden etkilenmeyen alacaklıya ödemenin aynı miktar ve vade ile yapılacağı iddiası, projede bu yönde açık bir hükmün bulunmasıyla ispatlanır.
  • Projenin eşitlik ilkesine uygun olmadığını ileri süren alacaklı, sınıfındaki diğer alacaklara tanınan koşulları ve kendi alacağının nitelik benzerliğini ispatlamakla yükümlüdür.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m.309/m: Projenin hangi alacaklılar tarafından ve hangi çoğunlukla kabul edileceğini düzenler; m.309/n'deki sınıflandırma kuralı bu oylamanın yapısını belirler.
  • 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m.309/p: Mahkemenin projeyi tasdik edebilmesi için aradığı şartları gösterir; projenin m.309/n içeriğine uygun olması bu şartların bir parçasıdır.
  • 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m.309/ö: Projenin uygulanmasını denetleyecek ara dönem denetçisi ve proje denetçisi atanmasını düzenler; m.309/n'nin altıncı bendindeki denetim bu atamaya bağlanır.
  • 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m.309/ş: Projenin tadilini düzenler; tadil edilmiş proje de m.309/n'deki içerik şartlarına uygun olmalıdır.
  • 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m.309/s: Projenin tamamen feshini düzenler; m.309/n'deki unsurların uygulanmaması bu fesih sebebine ilişkin tartışmalarda önem taşır.
  • 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m.309/o: Başvuruyla birlikte sunulacak belgeleri ve finansal analiz raporlarını düzenler; proje içeriği bu belgelerle birlikte değerlendirilir.
  • 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m.307: Konkordatoda bir alacaklı için fesih kuralını düzenler; uzlaşma yoluyla yeniden yapılandırmada kıyasen uygulanır.

İİK m.309/O — Başvuruya eklenecek belgeler

İcra ve İflas Kanunu m.309/o, yeniden yapılandırma projesinin mahkemeye tasdik için yapılacak başvuruya eklenmesi gereken belgeleri sayar. Düzenlenen konular: projenin kendisi, borçlunun mali durumunu gösteren belgeler, projenin borçluyu ödeme kabiliyetine kavuşturduğunu gösteren belgeler, alacaklı listesi, ön bilgilendirme ve müzakere delilleri, noter onaylı onay tutanakları, alacaklılar arasında karşılaştırmalı miktar belgesi, çoğunluk cetveli ve bağımsız denetim kuruluşunun finansal analiz raporu. Madde kime uygulandığı bakımından yeniden yapılandırma başvurusunda bulunan borçluyu bağlar. Madde belgelerin içeriğini ayrıntılı tarif etmez; Yeniden Yapılandırma Yönetmeliğinin ayrıntılarına, oylama ve çoğunluk hesabının kendisine (m.309/n ve m.309/m), tasdik şartlarına ve ihtiyati tedbirlere (m.309/ö) ve tasdik kararının sonuçlarına ilişkin hükümleri düzenlemez.

Başvuruya eklenecek belgeler: hangi kavramlar bilinmeli?

Yeniden yapılandırma projesi
Borçlunun ödeme kabiliyetini yeniden kazanması için alacaklılara sunulan ve tasdik başvurusunun birinci eki olan plândır. Projenin içeriği m.309/n'de unsurlarıyla düzenlenmiştir; m.309/o yalnızca projenin başvuruya eklenmesini öngörür.
Muaccel borç
Vadesi gelmiş ve ödenmesi istenebilir hâle gelmiş borçtur. Projenin, borçlunun bu borçlarını ödeme planına göre ödeyebilmesini gösteren belge zorunludur.
İflas hâlinde muhtemel miktar
Borçlu iflas etseydi alacaklının tasfiyeden alabileceği tahmini tutardır. Projeden elde edilecek miktarla karşılaştırılarak alacaklının durumunun projeyle daha iyi olduğunu göstermek için kullanılır.
Sayı ve meblağ çoğunluğu
Projeyi oylayan alacaklıların hem sayıca hem de alacak tutarı bakımından belirli bir oranı sağlamasıdır. Oranın kendisi bu maddede yazılı değildir; m.309/n ve m.309/m hükümlerine bağlıdır.
Bağımsız denetim kuruluşu finansal analiz raporu
Borçlunun ödeme kabiliyetine kavuşabileceğini ve projedeki koşullara uyabileceğini değerlendiren, gerekli niteliklere sahip bağımsız bir kuruluşun hazırladığı rapordur. Kuruluşun nitelikleri bu maddede değil, ilgili düzenlemelerde aranır.

Başvuruya eklenecek belgeler: hangi şartlar aranır?

  • Borçlu, asliye ticaret mahkemesine yapacağı tasdik başvurusuna yeniden yapılandırma projesini eklemelidir.
  • Borçlu, mali durumunu gösteren belgeleri, ayrıntılı bilançoyu, defter durumunu gösteren cetveli, gelir tablosunu ve mali durumu açıklayan diğer belgeleri eklemelidir.
  • Borçlu, projenin kendisini ödeme kabiliyetine kavuşturup muaccel borçlarını ödeme planına göre ödeyebileceğini ve nakit akışını sağlayacağını gösteren belgeleri eklemelidir.
  • Borçlu, projeden etkilenen ve etkilenmeyen alacaklıların ve alacaklarının listesini eklemelidir.
  • Borçlu, başvuru öncesi müzakere sürecini ve projeden etkilenen alacaklılara yeterli bilgilendirmenin yapıldığını, iadeli taahhütlü mektup veya noter ihbarnamesi gibi araçlarla gerçekleştirildiğini gösteren açıklama ve delilleri eklemelidir.
  • Projeye onay veren alacaklıların beyanlarını içeren, imzası ve tarihi noterlikçe onaylı tutanaklar eklenmelidir.
  • Projeye göre alacaklıların alacağına karşılık alacak miktarını ve iflas hâlinde muhtemel miktarı karşılaştırmalı gösteren belge eklenmelidir.
  • Sayı ve meblağ itibarıyla çoğunluk koşulunun gerçekleştiğini gösteren cetvel eklenmelidir.
  • Borçlunun ödeme kabiliyetine kavuşabileceğini ve projeye uyabileceğini gösteren, gerekli niteliklere sahip bağımsız denetim kuruluşu tarafından hazırlanmış finansal analiz raporları ile dayanakları eklenmelidir.
  • Belgelerden biri eksikse başvuru eksik kabul edilir; madde eksik belgenin sonucunu ayrıca düzenlemez.

Başvuruya eklenecek belgeler: hangi sonuçları doğurur?

  • Madde metninde sayılan belgeler eksiksiz eklenmelidir; belgeler eksik ise başvurunun eksik sayılması ve tasdik kararının verilememesi söz konusu olabilir.
  • Projeden etkilenip onay veren alacaklılara ait noterlikçe onaylı tutanaklar bulunmazsa onay gerçekleşmiş sayılmaz.
  • Bilgilendirme belgelerinin iadeli taahhütlü mektup veya noter ihbarnamesi gibi uygun araçlarla yapılmadığı gösterilemezse projenin tasdiki için gerekli şart yerine gelmemiş olur.
  • Çoğunluk cetveli gerçekleşmiş bir çoğunluğu göstermezse tasdik şartı oluşmaz.
  • Finansal analiz raporu, gerekli nitelikleri taşımayan bir kuruluştan geliyorsa belge madde şartını karşılamaz.
  • Madde yazılı belgeleri sayar; belgelerin eksikliğinin tasdik kararı üzerindeki sonucunu tek başına düzenlemez, bu sonuç tasdik şartlarından çıkar.

Onay veren alacaklı ile onay vermeyen alacaklı arasındaki fark nedir?

Projeye onay veren alacaklılar, beyanlarını noterlikçe onaylı tutanakla belgelemek zorundadır.

Projeyi onaylamayan veya oylamaya katılmayan alacaklılar için bu belge gerekmez; onların durumu projeden etkilenen alacaklılar listesinde ve karşılaştırmalı belgede yer alır.

Onay beyanı yalnız noter onaylı tutanakla ispatlanır; onay verenlerin sayı ve tutarı çoğunluk cetvelinde ayrıca gösterilir.

Projeden etkilenen alacaklı ile projeden etkilenmeyen alacaklı arasındaki fark nedir?

Projeden etkilenen alacaklılar, projeye karar verme imkânı sağlayan bilgilendirmenin ve onay belgelerinin konusudur.

Projeden etkilenmeyen alacaklılar bilgilendirme ve onay zorunluluğunun kapsamında değildir, yalnız listede gösterilir.

Liste her iki grubu da kapsamalıdır; bilgilendirme ve onay belgeleri yalnız etkilenen alacaklılar için aranır.

Mali durum belgesi ile ödeme kabiliyeti belgesi arasındaki fark nedir?

Mali durum belgeleri borçlunun geçmiş ve mevcut mali durumunu gösterir (bilanço, gelir tablosu, defter cetveli).

Ödeme kabiliyeti belgeleri, projenin geleceğe dönük olarak borcu ödeyebileceğini gösterir (nakit akışı, ödeme planı, finansal analiz raporu).

İkisi ayrı belge kategorileridir; biri diğerinin yerine geçmez. Ödeme kabiliyeti için bağımsız denetim kuruluşu raporu ayrıca aranır.

Karşılaştırmalı belge (3. ve 7. bent): fark nedir?

Projenin sunduğu ödeme planıyla alacaklıya gelecek miktar.

Borçlunun iflası hâlinde alacaklının alabileceği muhtemel miktar.

Proje, alacaklı için iflasa göre daha az zararlı değilse alacaklının tasdik sürecindeki itirazı güçlenir; bu karşılaştırma belgeyle ortaya konur.

Başvuruya eklenecek belgeler: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Madde metnindeki belge listesini genel bir bilgi listesi sanarak eksik belgeyle başvuru yapmak; liste kapsamlıdır ve her bent ayrı eklenmelidir.
  • Onay veren alacaklılarla projeden etkilenmeyen alacaklıları karıştırıp, etkilenmeyen alacaklılardan da noterlikçe onaylı onay tutanağı istemek.
  • İflas hâlinde muhtemel miktar belgesini, projeden elde edilecek miktarla değil, borçlunun mevcut borç durumuyla karıştırmak.
  • Bağımsız denetim kuruluşu raporunu sıradan bir denetim raporu sanıp nitelik şartını gözden kaçırmak.
  • Bilgilendirmenin 'yeterli' olup olmadığını yalnız belge sayısına bakarak değerlendirmek; yeterlilik içeriğe göre incelenir.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Mahkemenin tasdik duruşmasında borçluyu, ara dönem denetçisini ve duruşmada hazır alacaklıları dinleyerek başvurunun şartlarını incelediği uygulamada kabul edilmektedir.

Nasıl ispat edilir?

  • Asıl talebi ileri süren borçlu, m.309/o'da sayılan belgelerin tamamını başvuru dilekçesine eklemekle yükümlüdür; ispat yükü borçludadır.
  • Mali durum belgeleri olarak bilanço, gelir tablosu ve defter cetveli kullanılır; bunların birbirleriyle ve defterlerle uyumu mahkemece denetlenir.
  • Alacaklılar üzerindeki bilgilendirmenin yapıldığı iadeli taahhütlü mektup veya noter ihbarnamesi ile ilgili dekontlar ve ihbarname örnekleri ile ispatlanır.
  • Onay beyanları noterlikçe onaylı tutanakla ispatlanır; tutanağın bulunmaması onayın varlığını kanıtlamaz.
  • Ödeme kabiliyeti, bağımsız denetim kuruluşunun finansal analiz raporu ve dayanakları ile gösterilir; karşı taraf (alacaklı) raporun yeterliliğine itiraz ederek bu belgeyi çürütmeye çalışabilir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m.309/n: Projenin unsurlarını düzenler; m.309/o'daki 1. bentte eklenmesi gereken proje bu unsurları taşımak zorundadır.
  • 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m.309/m: Tasdik başvurusunun kimin tarafından ve hangi mahkemeye yapılacağını belirler; m.309/o'daki belgeler bu başvuruya eklenir.
  • 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m.309/ö: Başvuru sırasında talep edilebilecek ara dönem ihtiyati tedbirlerini düzenler; m.309/o belgeleri bu talebin dayanağı değildir.

Süreler

SüreMaddeHüküm
on günm.309/H(Ek: 17/7/2003-4949/84 md.) Konkordato tasfiye memurları, geçici de olsa her dağıtımdan önce, bir pay cetveli düzenler ve payının miktarını her alacaklıya bildirir; konkordato tasfiye memurları pay cetvelini on gün süreyle iflâs…
Beş yılm.309/İBeş yıl içinde hak sahipleri tarafından tahsil edilmeyen paylar iflâs dairesi tarafından dağıtılır; 255 inci madde kıyas yoluyla uygulanır.
bir yıldanm.309/JTasfiyenin bir yıldan uzun sürmesi hâlinde konkordato tasfiye memurları, her yıl en geç Aralık ayı sonuna kadar, tasfiye edilen malvarlığının ve henüz paraya çevrilmemiş malların durumunu belirten bir cetvel ve faaliyetleri hakkında bir…

Süreler madde metnindeki yazımıyla verilmiştir.

Madde bağlantıları, tarihine kadar Resmî Gazete'de yayımlanan değişiklikleri içeren güncel metne gider.

Bu konudaki maddelerde bilinen en yeni değişiklik: 28.02.2018 (m.309/K).

Anlatım 21.10.2026 tarihinde derlendi. Bağlayıcı olan madde metnidir.

Bu konuyu panelde çalış

Panelde bu konu 7. Konkordato ve SŞŞVKUY bölümünde yer alıyor.

Panelde çalış