Yargılama usulü ve duruşma
Kısaca
İcra ve iflas suçlarında icra mahkemesinde yapılacak yargılamanın usulünü düzenler: şikayetin yapılış biçimi, duruşma gününün tayini, tarafların ve şahitlerin çağrılması, tarafların duruşmaya gelme yükümlülüğü, zorla getirme, yokluk (gıyap) hâlinde yargılama ve şikayetçinin gelmemesinin sonucu. İİK m.350, icra mahkemesinin duruşmada tarafları ve delilleri dinlemesini ve tarafların ile tanıkların beyanlarının duruşma tutanağına geçirilmesini düzenler.
Kapsam
Bu konu, İcra ve İflas Kanunu m.349–354 hükümlerini kapsar.
İİK m.349 — Yargılama usulü
İcra ve iflas suçlarında icra mahkemesinde yapılacak yargılamanın usulünü düzenler: şikayetin yapılış biçimi, duruşma gününün tayini, tarafların ve şahitlerin çağrılması, tarafların duruşmaya gelme yükümlülüğü, zorla getirme, yokluk (gıyap) hâlinde yargılama ve şikayetçinin gelmemesinin sonucu. Madde, icra mahkemesinin tazyik ve disiplin hapsi kararlarına karşı yapılacak itirazı, Cumhuriyet savcısının bulunmamasını ve yargılama sonunda verilecek kararın süresini de içerir. Maddenin uygulanması icra ceza mahkemesinin görevine giren suçlarla sınırlıdır; bu suçların esasına ilişkin cezalar ve suç tipleri bu maddede düzenlenmez (m.346 ve m.350 ile ilgili hükümler). Gıyapta verilen karara karşı eski hale getirme ile gelmeyen şahitlere uygulanacak muamele, Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'na yollama yapılarak çözülür. Şikayet dilekçesinin içeriği, takip hukukundan kaynaklanan suçların tanımı ve tasdik gibi icra iflas hukukunun ilgisiz konuları bu maddenin kapsamında değildir.
Yargılama usulü: hangi kavramlar bilinmeli?
- Şikayet
- Takibe bağlı icra ve iflas suçlarında yargılamayı başlatan, şikayetçinin icra mahkemesine yaptığı başvurudur. Dilekçe ile veya sözlü beyanla yapılabilir ve kamu davası açma işlevini taşımaz.
- Celpname
- Maznuna (sanığa) duruşma gününü bildiren ve belirlenen gün ile saatte mahkemeye gelmesini isteyen çağrı yazısıdır. Gönderilmesi, duruşma gününün tayinini izleyen zorunlu bir işlemdir.
- İstinabe
- Sanığın başka yerde ikamet etmesi halinde, sorgunun yetkili başka bir mahkeme aracılığıyla yaptırılmasıdır. Sanık bu yolla sorguya çekilir, yargılamanın kendisi icra mahkemesinde sürer.
- Gıyapta (yokluğunda) yargılama
- Maznun mahkemeye gelmez, müdafi de göndermez ve zorla getirme de sonuç vermezse, sanık hazır bulunmaksızın yapılan yargılamadır. Bu yargılama, eski hale getirme yolunun açık tutulması kaydıyla yürür.
- Tazyik ve disiplin hapsi
- İcra mahkemesinin, icra iflas hukukunda düzenlenen hallerde ve usulünce verdiği hapis yaptırımıdır. Bu kararlara karşı ayrı bir itiraz yolu öngörülmüştür.
Yargılama usulü: hangi şartlar aranır?
- Takibe bağlı bir icra veya iflas suçu hakkında şikayetçinin dilekçe ile ya da sözlü beyanla icra mahkemesine başvurmuş olması gerekir.
- Mahkemenin dilekçeyi veya beyanı aldıktan sonra hemen bir duruşma günü tayin edip şikayetçinin imzasını alması ve maznuna celpname göndermesi gerekir.
- Şahit gösterilmişse bu şahide de celpname gönderilmelidir.
- Taraflar tayin olunan gün ve saatte icra mahkemesinin huzuruna gelmek veya vekil göndermek zorundadır.
- Mahkeme gerekli görürse tarafların bizzat hazır bulunmasını emredebilir.
- Maznun başka yerde ikamet ediyorsa sorgusu istinabe yoluyla yapılmalıdır.
- Maznun gelmez ve müdafi de göndermezse, zabıta marifetiyle getirilmesi gerekir; bu da sonuç vermezse yargılama gıyabında görülür.
- Şikayetçi belirlenen zamanda gelmez ve vekil de göndermezse, şikayet hakkı düşer.
- Yargılama sonunda mahkeme iki tarafın ifadelerini, delillerini, iddia ve savunmalarını dinledikten sonra kararını verir.
Yargılama usulü: hangi sonuçları doğurur?
- Şikayetçi belirlenen zamanda gelmez ve vekil de göndermezse şikayet hakkı düşer.
- Sanık mahkemeye gelmez, müdafi de göndermezse ya da bizzat bulunmasına lüzum görülürse zabıta marifetiyle getirilir.
- Zorla getirme de sonuç vermezse muhakeme gıyabında görülür.
- Sanık başka yerde ikamet ediyorsa istinabe yoluyla sorguya çekilir.
- Mahkeme gerekli görürse tarafların bizzat hazır bulunmasını emredebilir.
- Gelmeyen şahitlere yapılacak muamele CMUK hükümlerine göre belirlenir.
- Gıyapta verilen karara karşı eski hale getirme talebi CMUK hükümlerine göre incelenir.
- Mahkeme iki tarafın ifadelerini ve delillerini dinledikten sonra kararını verir ve özetini Cumhuriyet savcısına bildirir.
- Takibi şikayete bağlı suçlarda dava ve cezanın düşeceği hâller kararda belirtilir.
Şikayetçi ile sanık yükümlülüğü arasındaki fark nedir?
Şikayetçi, tayin olunan gün ve saatte bizzat ya da vekil aracılığıyla hazır bulunmak zorundadır.
Sanık da aynı şekilde gelmek veya vekil göndermek zorundadır; ancak gelmemesinin sonucu farklıdır.
Şikayetçinin gelmemesi şikayet hakkının düşmesine yol açar; sanığın gelmemesi ise zorla getirme ve gıyapta yargılama ile sonuçlanır.
Sanığın yerleşim yeri aynı yerde ile başka yerde arasındaki fark nedir?
Sanık mahkemenin bulunduğu yerde oturuyorsa doğrudan çağrılır.
Sanık başka yerde ikamet ediyorsa mahkeme doğrudan duruşmaya çağırmak yerine istinabe yoluna başvurur.
İstinabe ile sorgu yapılır; yargılama aynı icra mahkemesinde sürer.
Sanığın gelmesi ile gelmemesi (gıyap) arasındaki fark nedir?
Sanık gelir veya müdafi gönderir, yargılama bu hâlde taraflı olarak yürür.
Sanık gelmez, müdafi göndermez ve zorla getirme de sonuç vermezse yargılama gıyabında görülür.
Gıyap hâlinde yargılama yokluğunda yürür; gıyapta verilen karara karşı eski hale getirme talebi CMUK hükümlerine göre incelenir.
Gelmeyen şikayetçi ile gelmeyen sanık arasındaki fark nedir?
Gelmeyen şikayetçi için madde açık bir yaptırım belirler: şikayet hakkı düşer.
Gelmeyen sanık için ise madde zorla getirme ve yokluğunda yargılama yolunu açar.
Şikayetçinin gelmemesi davayı sona erdirir; sanığın gelmemesi yargılamayı sona erdirmez.
Tazyik ve disiplin hapsi kararı ile esas hüküm arasındaki fark nedir?
Tazyik ve disiplin hapsine ilişkin kararlara karşı ayrı bir itiraz yolu tanınmıştır.
Suçun esası hakkındaki hükümler bu itiraz yoluna tabi değildir ve kararın verilmesi icra mahkemesinin hüküm sürecinden ayrıdır.
İtiraz süresi ve merci bu maddede değil, CMUK ve İİK'nın ilgili hükümlerinde gösterilir; bu kararlar için ayrı bir itiraz süreci işler.
Cumhuriyet savcısı ile mahkeme arasındaki fark nedir?
Ceza yargılamasının genel kuralında Cumhuriyet savcısı iddia makamı olarak bulunur.
İcra ve iflas suçlarında Cumhuriyet savcısı bulunmaz; yargılama şikayetçi ile sanık arasında yürür.
Savcının bulunmaması, yargılamanın şikayete dayalı ve taraf odaklı yapısını belirler.
Yargılama usulü: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Takibe bağlı suçlarda Cumhuriyet savcısının bulunduğunu varsaymak; bu yargılamada savcı yer almaz.
- Şikayetçinin gelmemesi hâlinde davanın düşmediğini, yalnızca ertelendiğini düşünmek; madde doğrudan şikayet hakkının düşmesini öngörür.
- Sanığın başka yerde oturması hâlinde doğrudan gıyap kararı vermek; önce istinabe yoluyla sorgu yapılması gerekir.
- Zorla getirme işlemi sonuç vermeden gıyaba geçmek; önce zabıta marifetiyle getirme denenmelidir.
- Tazyik ve disiplin hapsi kararlarına karşı itirazı, suçun esası hakkındaki hükümlere karşı itiraz gibi görmek; itiraz yolu ayrıdır.
- Mahkemenin hükmünü verme süresini bu maddeye dayanarak kesin bir gün sayısıyla belirlemek; madde kesin bir süre göstermez.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Icra ceza mahkemelerinde sanığın bizzat hazır bulunma hakkı tanındığı kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2019/446 E., 2021/188 K., 29.04.2021)
- İcra ve iflas suçlarında açılan davaların icra mahkemesinde görüleceği ve 349 ile anılan usul hükümlerinin uygulanacağı kabul edilmektedir. (İkinci Bölüm, 2019/38141 E., 14.09.2021; 19. Ceza Dairesi, 2020/3127 E., 2021/7105 K., 23.06.2021)
- Madde metninde yer alan usul hükümleri, icra ceza mahkemelerinin yargılamasında kanun yolu incelemesinde de esas alınmaktadır. (Ceza Genel Kurulu, 2009/139 E., 2009/283 K., 08.12.2009; Ceza Genel Kurulu, 2007/49 E., 2007/48 K., 27.02.2007; Ceza Genel Kurulu, 2009/154 E., 2009/282 K., 08.12.2009)
Nasıl ispat edilir?
- Şikayetçi, şikayet hakkını kullandığını ve duruşma gününde hazır bulunduğunu kendisi göstermelidir; gelmediği hâlde şikayet hakkının düşmediğini ispat yükü yoktur, gelmemesi düşme sonucunu doğurur.
- Tebligat ve celpnamenin usulüne uygun gönderildiği, mahkemenin tebliğ belgeleriyle ispat etmelidir; sanığın çağrıdan haberdar olmadığı savunması ise bu belgelerle çürütülür.
- Sanığın mazeret savunması, zorla getirme ve gıyap kararlarının dayanağı olarak tutanakla kayda geçirilir ve sanığın bu yönde ileri sürdüğü belgelerle değerlendirilir.
- Şikayetçinin ve sanığın ifadeleri ile tanık beyanları duruşma tutanağına geçirilir; bu tutanak yargılamanın delil dayanağını oluşturur.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 2004 sayılı Kanun m.346: Yargılamanın icra mahkemesinde görülmesine ilişkin genel kuralı verir; bu maddedeki yargılama usulü, icra mahkemesinin görevine giren suçlar için uygulanır.
- 2004 sayılı Kanun m.350: İcra ve iflas suçlarında Cumhuriyet savcısının bulunmadığını düzenler; bu madde ile birlikte okunur.
- 2004 sayılı Kanun m.353: Tazyik ve disiplin hapsi kararlarına karşı itiraz yolunu ve merciini düzenler.
- 2004 sayılı Kanun m.354: Takibi şikayete bağlı suçlarda dava ve cezanın düşmesine ilişkin sebepleri gösterir; madde bu hükme atıf yapar.
- 5271 sayılı Kanun: Gıyapta verilen karara karşı eski hale getirme ile gelmeyen şahitlere uygulanacak muamele bakımından Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu hükümleri uygulanır; madde bu kanuna yollama yapar.
İİK m.350 — Duruşma
İİK m.350, icra mahkemesinin duruşmada tarafları ve delilleri dinlemesini ve tarafların ile tanıkların beyanlarının duruşma tutanağına geçirilmesini düzenler. Madde, duruşmanın nasıl yürütüleceğine dair genel bir çerçeve çizer; duruşma yapılıp yapılmayacağına ilişkin takdir ve zorunluluk hallerini düzenlemez. Maddenin ikinci cümlesi, Cumhuriyet savcısının bu tür duruşmalarda hazır bulundurulmayacağını belirtir. Sıra cetveline itiraz, kayıt kabul ve kayıt silme davaları, şikayet yolu (m.235 ve devamı), duruşma gününün tebligatı ve davetiyeye ilişkin usul kuralları ile icra mahkemesinde duruşma yapılmasının takdiri (m.18) bu maddenin kapsamı dışındadır.
Duruşma: hangi kavramlar bilinmeli?
- Duruşma tutanağı
- Duruşmada yapılan işlemlerin ve dinlenen beyanların yazıya geçirildiği belgedir. Madde, tarafların ve tanıkların ifadelerinin bu tutanağa geçirilmesini öngörür.
- Taraf dinleme
- İcra mahkemesinin uyuşmazlığın iki tarafını duruşmada dinlemesi işlemidir. Tarafların bizzat veya vekilleri aracılığıyla anlatımlarını kapsar.
- Delil dinleme
- Tarafların sunduğu delillerin duruşmada incelenmesi ve değerlendirilmesidir. Tanık beyanları da bu kapsamda duruşma tutanağına geçirilir.
Duruşma: hangi şartlar aranır?
- İcra mahkemesinin duruşma yapmaya karar vermiş olması gerekir; madde yalnız duruşma yapılan hallerde uygulanır.
- Duruşmada uyuşmazlığın iki tarafının dinlenmesi sağlanmalıdır.
- Tarafların sunduğu delillerin duruşmada incelenmesi gerekir.
- Tarafların ve şahitlerin ifadeleri duruşma tutanağına geçirilmelidir.
- Cumhuriyet savcısının hazır bulundurulması gerekmez.
Duruşma: hangi sonuçları doğurur?
- Duruşmada taraflar dinlenir ve delilleri ortaya konulursa, ifadeler duruşma tutanağına geçirilir.
- Tanık ifadeleri de tutanağa geçirilir; tutanak bu şekilde karar için dayanak oluşturur.
- Cumhuriyet savcısı hazır bulundurulmadan duruşmaya devam edilir.
Duruşmalı inceleme ile evrak üzerinde inceleme arasındaki fark nedir?
Duruşmalı incelemede mahkeme tarafları ve delilleri dinler, ifadeler tutanağa geçer.
Evrak üzerinde incelemede mahkeme dosya içeriğiyle yetinir ve taraf dinlenmez.
Madde yalnız duruşmalı incelemeye uygulanır; evrak üzerinde karar verilen hallerde tutanak ve tanık dinleme zorunluluğu doğmaz.
Taraflar ile cumhuriyet savcısı arasındaki fark nedir?
Tarafların duruşmada dinlenmesi ve delillerin alınması zorunludur.
Cumhuriyet savcısı bu duruşmalarda hazır bulundurulmaz.
Savcının katılımı bu duruşma türü için aranmaz.
Duruşma: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Duruşma yapılması gereken bir işi evrak üzerinde inceleme ile sonuçlandırmak; bu durumda tarafların dinlenmemiş olması karar hatası doğurur.
- Tanık ifadelerini tutanağa geçirmeden karar vermek; yazılı kayıt olmadan beyanın dikkate alınamayacağını gözden kaçırmak.
- Cumhuriyet savcısının hazır bulunmamasını usul eksikliği saymak; madde bunu açıkça öngörmüştür.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Icra mahkemesinin duruşma yapma zorunluluğu bulunan hallerde, taraf dinlenmeden ve delil toplanmadan karar verilmesi usule aykırı kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, - E., 2007/47 K., 27.02.2007; Ceza Genel Kurulu, 2007/49 E., 2007/48 K., 27.02.2007)
- Duruşma yapılması gereken işlerde tarafların duruşmaya usulünce çağrılmış olması ve tutanağa geçen beyanlarının karara yansıtılması gerektiği kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2021/223 E., 2022/47 K., 25.01.2022; Ceza Genel Kurulu, 2018/430 E., 2021/268 K., 10.06.2021)
- Cumhuriyet savcısının hazır bulunmamasının duruşmanın geçerliliğini etkilemediği kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2019/234 E., 2021/186 K., 29.04.2021; Ceza Genel Kurulu, 2019/404 E., 2021/187 K., 29.04.2021)
Nasıl ispat edilir?
- Duruşmanın yapıldığını ve tarafların dinlendiğini gösteren duruşma tutanağı, ispat açısından temel belgedir.
- Tanık beyanlarının tutanağa geçirildiğini gösteren kayıt, tanık ifadesinin delil değerini belirler.
- Duruşma davetiyesinin usulünce tebliğ edildiğini tebligat evrakı gösterir; tebliğin yokluğunda taraf dinlenmediği iddiası tebligat kayıtlarıyla çürütülür.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 2004 sayılı Kanun m.18: Icra mahkemesinin duruşma yapıp yapmama konusundaki takdirini düzenler; m.350'nin uygulanacağı duruşma türünü belirleyen temel hükümdür.
- 2004 sayılı Kanun m.235: Sıra cetveline karşı şikayet ve dava yollarını düzenler; bu uyuşmazlıklarda duruşmalı inceleme gerekebilir.
- 6100 sayılı Kanun m.320: Duruşma davetiyesi ve tarafların duruşmaya çağrılmasına ilişkin usulü düzenler; duruşmanın yapılmasının ön koşulu niteliğindedir.
İİK m.351 — Tahkikat
İİK m.351, İcra Ceza Mahkemesinde (İİK m.346 vd.) yargılamada delil bakımından şikayetçinin tutumunu ve maznunun tahkikat talebini düzenler. Hüküm iki ayrı konuyu kapsar: şikayetçinin dilekçe veya beyanında gösterdiği delillerle bağlı olması ve maznunun müdafaası için tahkikatın genişletilmesini bir kez isteyebilmesi. Kural, şikayet yoluyla başlatılan icra ceza yargılamasında taraflara uygulanır. Madde, delillerin toplanma sürecini, tahkikatın kapsamını ve delil yasağı ya da delil kabul koşullarını düzenlemez; bunlar için İİK m.346-350 ile m.352 ve ilgili usul hükümlerine bakılmalıdır. Maddenin genel mahkeme ilkelerine ya da icra hukuk mahkemesi yargılamasına ilişkin özel usul kurallarına dair bir hüküm içermediği de ayrıca belirtilmelidir.
Tahkikat: hangi kavramlar bilinmeli?
- Delillerle bağlılık
- Şikayetçinin, şikayet dilekçesinde veya beyanında göstermediği delillere dayanamaması ilkesidir. Bu bağlılık, şikayetçinin yargılama sırasında yeni delil ileri sürmesini kendiliğinden engeller.
- Maznun müdafaası için tahkikatın tevsii
- Şikayet edilen tarafın (maznunun), savunmasını desteklemek amacıyla tahkikatın genişletilmesini talep etmesidir. Bu talep, kanunda yalnızca bir kez yapılabilecek bir haktır.
- Tahkikatın tevsii
- Mevcut tahkikatın kapsamının genişletilmesi, yani ek delil toplanması veya incelemenin daha geniş yapılmasıdır. Madde metninde bu talebin hangi koşullarla reddedilebileceği belirtilmez.
Tahkikat: hangi şartlar aranır?
- Şikayetçinin, delillerini şikayet dilekçesinde veya beyanında göstermiş olması gerekir; bunun dışındaki delillere dayanması mümkün değildir.
- Maznunun tahkikatın genişletilmesini istemesi için müdafaa yapması gerekir; bu talep yalnızca müdafaa amacıyla yapılabilir.
- Maznunun tahkikatın genişletilmesi talebi, yargılama süreci içinde yalnızca bir kez yapılabilir.
Tahkikat: hangi sonuçları doğurur?
- Şikayetçi dilekçe veya beyanında göstermediği delillere dayanamaz.
- Maznun, müdafaası için tahkikatın genişletilmesini bir kez isteyebilir; bu hakkını kullandıktan sonra aynı talebi tekrarlayamaz.
- Madde metninde, maznunun bu talebinin reddedilmesi halinde uygulanacak yol veya talebin kabul koşulları düzenlenmemiştir.
Şikayetçi ile maznun arasındaki fark nedir?
Şikayetçi, delillerini dilekçe veya beyanında göstermek zorundadır ve sonradan yeni delil ile bağlı olmadığı genişletemez.
Maznun, tahkikatın genişletilmesini bir kez talep edebilir; bu hak şikayetçi için öngörülmemiştir.
Delil ileri sürme yetkisi taraflar arasında eşit değildir; şikayetçi delil bakımından sınırlandırılmış, maznun ise tahkikatı genişletme yönünden korunmuştur.
Tahkikat: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Şikayetçinin dilekçesinde yer almayan bir delili, yargılama sırasında doğal bir hak gibi kabul etmek; m.351 uyarınca bu delil bağlılık ilkesi gereği dikkate alınmaz.
- Maznunun tahkikatı genişletme talebini birden fazla kez yapılabilir saymak; madde metni bu hakkı bir kez ile sınırlar.
- Maznunun tahkikatı genişletme talebini müdafaa dışında bir amaçla yaptığı halde kabul etmek; talebin dayanağı müdafaa olmalıdır.
- Maddenin delil kabul koşullarını ya da talebin reddine karşı yolu düzenlediğini varsaymak; bu konular m.351 kapsamında değildir.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Yargılama sırasında şikayetçinin dilekçesinde göstermediği deliller ileri sürmesi, delille bağlılık ilkesinin ihlali sayılmaktadır. (Ceza Genel Kurulu, 2021/223 E., 2022/47 K., 25.01.2022; Ceza Genel Kurulu, 2018/430 E., 2021/268 K., 10.06.2021)
- Maznunun tahkikatın genişletilmesi talebinin yalnızca bir kez yapılabileceği, bu hakkın birden fazla kullanılmasının kabul edilmediği görülmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2019/234 E., 2021/186 K., 29.04.2021)
Nasıl ispat edilir?
- Şikayetçinin, dilekçe veya beyanında göstermediği bir delile dayanmak istemesi halinde, bu delilin dilekçe veya beyanda yer alıp almadığı, dosyadaki belgelerle ispatlanır; ispat yükü bu konuda ileri süren tarafa aittir.
- Maznunun tahkikatın genişletilmesi talebinde bulunduğunu ve bunu müdafaa kapsamında yaptığını, dosyadaki tutanak ve dilekçelerle ispatlar; daha önce aynı hakkı kullandığını ileri süren karşı tarafın bu iddiayı ispat etmesi gerekir.
- Tahkikatın genişletilmesi talebinin reddedilmesine ilişkin itiraz veya kararın gerekçesinde, talebin müdafaa amacıyla yapıldığının belirtilmesi gerekir.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m.346: Şikayetin icra ceza mahkemesinde görülmesine ilişkin genel düzenlemeyi içerir; m.351, bu yargılamada delil bakımından uygulanır.
- 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m.352: Ardından gelen maddeler, yargılamanın sürdürülmesine ilişkin hükümleri içerir ve m.351 ile birlikte değerlendirilir.
İİK m.352 — Karar
İİK m.352, İcra Ceza Mahkemesinin, İİK m.345 ve devamındaki suçlara ilişkin yargılamada, tarafların ifadelerini, delillerini, iddia ve müdafaalarını dinledikten sonra kararını verme süresini ve kararın Cumhuriyet Savcısına bildirilme usulünü düzenler. Kararın hulasasının Cumhuriyet Savcısına bildirilmesini öngörür. Maddenin ikinci fıkrası, takibi şikâyete bağlı suçlarda dava ve cezanın İİK m.354'te yazılı sebeplerle düşeceğinin kararda belirtilmesini kurar. Madde, icra mahkemesi dışındaki ceza mahkemelerinin yargılama usulünü, kovuşturmanın açılması koşullarını ve suçların tanımını düzenlemez; bunlar İİK m.345 ve sonrasında ve m.354'te yer alır. Şikâyet süresi ve şikâyetten vazgeçme koşulları da bu maddenin konusu değildir.
Karar: hangi kavramlar bilinmeli?
- İcra mahkemesi (bu madde bakımından)
- İcra ve İflas Kanunu'nun ceza hükümleri kapsamındaki suçlara ilişkin yargılamayı yürüten mahkemedir. Maddenin kararını verdiği yargılama, icra takibine ilişkin hukuk yargılaması değil, ceza yargılamasıdır.
- Hulasa
- Mahkeme kararının özetidir. Kararın tamamı yerine özeti Cumhuriyet Savcısına bildirilir. Hulasanın hangi unsurları içermesi gerektiği madde metninde ayrıca belirtilmemiştir.
- Şikâyete bağlı suç
- Kovuşturulabilmesi için mağdurun ya da yetkili kişinin şikâyette bulunmasına bağlı suçtur. Bu tür suçlarda şikâyetten vazgeçme ya da şikâyet süresinin geçmesi davayı ve cezayı düşürür; bu sebepler İİK m.354'te sayılır.
Karar: hangi şartlar aranır?
- Icra mahkemesinde ceza yargılamasının yürütülmüş olması gerekir.
- Mahkemenin tarafların ifadelerini, bütün delillerini ve iddia ile müdafaalarını dinlemiş olması gerekir.
- Kararın, dinleme işleminden sonra nihayet beş gün içinde verilmesi gerekir.
- Kararın hulasasının Cumhuriyet Savcısına bildirilmesi gerekir.
- Takibi şikâyete bağlı suçlarda, dava ve cezanın İİK m.354'te yazılı sebeplerle düşeceği kararda belirtilmelidir.
Karar: hangi sonuçları doğurur?
- Mahkeme kararını beş gün içinde verir ve hulasasını Cumhuriyet Savcısına bildirir.
- Takibi şikâyete bağlı suçlarda kararda dava ve cezanın İİK m.354'te yazılı sebeplerle düşeceği belirtilir.
- Takibi şikâyete bağlı olmayan suçlarda bu düşme belirtmesi zorunlu değildir.
Genel karar süresi ile şikâyete bağlı suç kararı arasındaki fark nedir?
Kararın beş günlük süre içinde verilmesi ve Cumhuriyet Savcısına bildirilmesi, her ceza yargılamasında uygulanan genel usul kuralıdır.
Takibi şikâyete bağlı suçlarda kararda ek olarak düşme sebeplerinin belirtilmesi zorunludur. Bu ek fıkra 4949 sayılı Kanunla eklenmiştir.
Şikâyete bağlı suçlarda karar metninde düşme sebeplerinin yer alıp almadığı ayrıca denetlenir. Eksik olması kararın bu bakımdan eksik kalması sonucunu doğurur.
Karar: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Beş günlük süreyi, karar tarihinin dinlemeden değil de tutanağın yazıldığı tarihten saymak; süre dinleme işleminin tamamlanmasından başlar.
- Beş gün süresini iş günü olarak hesaplamak; madde metni yalnızca 'gün' ifadesi kullanır.
- Hulasanın savcıya bildirilmesini kararın kesinleşmesine bağlamak; bildirim karar verilmesiyle yapılması gereken bir işlemdir.
- Şikâyete bağlı olmayan suçlarda da kararda düşme sebeplerini zorunlu saymak; ek fıkra yalnızca şikâyete bağlı suçlar için geçerlidir.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Ceza Genel Kurulu kararlarında, İİK m.346 ila m.354 hükümlerinin birlikte uygulandığı ve yargılama usulünün bu hükümlere göre yürütüldüğü kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2021/223 E., 2022/47 K., 25.01.2022; Ceza Genel Kurulu, 2018/430 E., 2021/268 K., 10.06.2021; Ceza Genel Kurulu, 2019/234 E., 2021/186 K., 29.04.2021; Ceza Genel Kurulu, 2019/404 E., 2021/187 K., 29.04.2021; Ceza Genel Kurulu, 2019/446 E., 2021/188 K., 29.04.2021)
- Bir Ceza Dairesi kararında, suçun adli para cezasını gerektirdiği, ancak yargılama usulü bakımından İİK m.347, 349, 350, 351, 352 hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiştir. (19. Ceza Dairesi, 2018/7884 E., 2020/1655 K., 19.02.2020)
Nasıl ispat edilir?
- Kararın beş gün içinde verildiğini ispat yükü, bu süreye uyulmadığını ileri süren tarafta bulunur; süreyi gösteren karar tutanağı ve dosya tarihleri bu hususta belgedir.
- Kararın hulasasının Cumhuriyet Savcısına bildirildiği, dosyadaki yazı veya tebliğ belgesiyle ispatlanır.
- Şikâyete bağlı suçta kararda düşme sebeplerinin yer alıp almadığı, karar metninin kendisinden anlaşılır; karar metninde bu belirtme yoksa eksiklik kararın içeriğinden ortaya çıkar.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 2004 sayılı Kanun m.354: İkinci fıkrada kararda belirtilmesi gereken dava ve cezanın düşme sebeplerini sayar. Şikâyete bağlı suçlarda bu sebeplere ilişkin kararın ne içermesi gerektiği m.354'e göre belirlenir.
- 2004 sayılı Kanun m.345: Maddenin uygulandığı ceza yargılamasının konusu olan suçları ve bu suçlara ilişkin yargılama usulünü düzenler; m.352 bu yargılamanın karar aşamasını kapsar.
İİK m.352/A — Ceza kararnamesi
İİK m.352/A, "Ceza kararnamesi" başlığını taşıyan ve 5358 sayılı Kanunla yürürlükten kaldırılmış bir hükümdür. Madde metninde yalnızca mülga olduğuna dair bilgi bulunmakta, hükmün içeriğine ilişkin bir düzenleme yer almamaktadır. Bu nedenle maddenin uygulanabilir bir yaptırım, süre, usul veya tutar içermediği anlaşılmaktadır. Kanunun 352. maddesi ile 352/B arasında yer alan bu hüküm, yürürlükte olan bir norm olarak uygulanmaz. Madde, icra ceza hükümlerinin hiçbir konusunu düzenlemez. Güncel icra cezaları, disiplin hapsi, tazyik hapsi ve bunların usulü ile ilgili esaslar İİK m.331 vd. ve m.346 vd. hükümlerinde yer almaktadır.
Ceza kararnamesi: hangi sonuçları doğurur?
- Madde 5358 sayılı Kanunun 23. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bugün bu hüküm uyarınca bir ceza verilmesi veya bir yaptırım uygulanması mümkün değildir.
- Maddenin mülga olması, aynı konunun başka bir madde ile düzenlenmediği anlamına gelmez; ilgili konuda yürürlükteki hükümlerin uygulanması gerekir.
Ceza kararnamesi: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Mülga 352/A hükmünü güncel bir yaptırım maddesi gibi okumak ve bu hükme dayanarak ceza talep etmek.
Nasıl ispat edilir?
- Mülga bir hükmün uygulanıp uygulanmadığı, maddenin kanundaki yürürlük durumundan kolayca anlaşılır; bu konuda ispat yükü yoktur.
- Hükmün mülga olduğu, madde metnindeki 5358 sayılı Kanun ibaresinden tespit edilebilir; tarafların bu konuda delil sunmasına gerek yoktur.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 2004 sayılı İİK m.352: Mülga 352/A'nın hemen önündeki madde olup, şikâyete bağlı suçlarda düşme ve karar bildirimi konusunu düzenler; 352/A ile doğrudan bir içerik bağı yoktur.
İİK m.352/B
Madde, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 352/b maddesinin mülga hâline ilişkindir; madde 5358 sayılı Kanunun 23. maddesiyle yürürlükten kaldırılmıştır ve metninde, yürürlükte olan bir ceza hükmü ya da bir uygulama koşulu bulunmamaktadır. Bu nedenle şerh, maddenin kendi metninin yeniden uygulanmasını değil, mülga hükmün ne düzenlediğini ve bugünkü hukuki durumunu anlatmak içindir. Madde, icra ve iflas dairesinin ihtiyati tedbir ya da haciz yoluyla bir taşınır malın tasfiyesini engelleyen ya da ertelemeyi yasaklayan nitelikte bir ceza hükmü içeriyor olabilir; ancak madde metninde bu konuda bir hüküm yoktur ve metin yalnızca mülga bildirimi taşımaktadır. Madde, icra suçlarına ilişkin genel hükümler (m.331-354) kapsamında yer alır. Maddenin kimlere uygulanacağını metin belirlemez. Düzenlemediği konular: suçun unsurları ve cezası (bu alan yalnızca mülga bilgisiyle sınırlıdır), icra suçlarının genel esasları (m.331 ve sonrası), ve mülga 352/a maddesinin ceza kararnamesi düzenlemesi."
m.352/B: hangi kavramlar bilinmeli?
- Mülga hüküm
- Yürürlükten kaldırılmış, artık uygulanmayan kanun hükmüdür. Madde 5358 sayılı Kanunun 23. maddesiyle yürürlükten kaldırılmıştır.
- İcra suçları
- İcra ve İflas Kanunu'nun on altıncı babında (m.331-354) düzenlenen, takip hukukunun işleyişini korumaya yönelik cezai hükümlerdir.
m.352/B: hangi sonuçları doğurur?
- Madde 5358 sayılı Kanunun 23. maddesiyle yürürlükten kaldırıldığından, 31/5/2005 tarihinden sonra bu madde uyarınca bir ceza verilemez.
- Mülga hükmün kapsamındaki fiiller bakımından yeni tarihli ceza hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağı, ayrıca genel ceza hukuku ilkelerine göre değerlendirilmelidir.
m.352/B: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Mülga 352/b hükmünü yürürlükteymiş gibi uygulamak ya da bu hükme dayanarak ceza vermek.
- Metinde yer almayan bir ceza miktarını ya da süreyi bu madde kapsamında anlatmak.
Nasıl ispat edilir?
- Maddenin mülga olduğu, yürürlükten kaldırılma kanunu ile kanılanır; bu bilgi kanun metninden kolayca doğrulanabilir.
- Mülga bir hükme dayanılarak talep yapılması durumunda, talebi ileri süren tarafın hükmün yürürlükte olduğunu ispat yükü vardır.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m.352/a: Ceza kararnamesi düzenlemesini içerir ve madde metninde mülga 352/a olarak anılır; bu madde ile birlikte yürürlükten kaldırılmıştır.
- 5358 sayılı Kanun m.23: Mülga 352/b hükmünü yürürlükten kaldıran düzenlemedir.
İİK m.353 — İtiraz
Madde, icra mahkemesinin tazyik ve disiplin hapsine ilişkin kararlarına karşı itiraz yolunu, itirazın hangi mahkemece inceleneceğini ve bu incelemenin kesinliğini düzenler. Ayrıca icra mahkemesinin bu Bapta yer alan suçlardan verdiği hükümlere Ceza Muhakemesi Kanunu'nun kanun yollarının uygulanacağını belirtir. Maddenin uygulanması, icra mahkemesinin tazyik veya disiplin hapsi kararı vermiş olmasına bağlıdır. Maddenin, icra mahkemesinin İcra ve İflas Kanunu'nun diğer hükümlerine göre verdiği ara kararlara ya da icra müdürlüklerinin işlemlerine karşı başvuru yollarını düzenlemediği, bunların ayrı maddelerinde (örneğin şikâyet ve itiraz düzenlemelerinde) yer aldığı kabul edilir. Tazyik hapsinin ve disiplin hapsinin esasına ilişkin şartlar, bu hapsin infazı ve cezanın süresi bu maddede düzenlenmez.
İtiraz: hangi kavramlar bilinmeli?
- Tazyik hapsi
- Borçlunun yükümlülüğünü yerine getirmek için icra mahkemesinin baskı amacıyla verdiği hapis tedbiridir. Maddede yalnızca bu tür kararlara karşı itiraz yolu düzenlendiği için, kararın niteliği bu maddenin uygulanmasının ön koşuludur.
- Disiplin hapsi
- İcra mahkemesinin, icra işlemlerinde düzeni bozan kişilere karşı disiplin amacıyla verdiği hapis yaptırımıdır. Bu hapis de tazyik hapsi gibi madde kapsamına girer.
- Tebliğ tarihi
- Kararın ilgilisine tebliğ edildiği tarihtir ve itiraz süresinin başlangıç anıdır. Kararın tefhim edilmesi ile tebliğ ayrı olaylar olduğundan, maddedeki süre tebliğe bağlanmıştır.
- Ceza hükmü
- Maddenin ikinci fıkrasında, icra mahkemesinin Bap'taki suçlardan dolayı verdiği hükümler anlamında kullanılır. Bu hükümler için itiraz yolu değil, Ceza Muhakemesi Kanunu'nun kanun yolları uygulanır.
İtiraz: hangi şartlar aranır?
- İcra mahkemesinin tazyik veya disiplin hapsine ilişkin bir karar vermiş olması gerekir.
- İtiraz, kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde yapılmalıdır.
- İtiraz, icra mahkemesinin dairelerine göre belirlenen ilgili mahkemeye gönderilmelidir; dosya bu mahkemeye tevdi edilmelidir.
- İtiraz incelemesi sonunda verilen karar kesin olduğundan, bu aşamada başka bir kanun yoluna başvurulmamalıdır.
- Icra mahkemesinin Bap'taki suçlardan dolayı verdiği hükümler bakımından, itiraz yolu değil Ceza Muhakemesi Kanunu'nun kanun yolları uygulanmalıdır.
İtiraz: hangi sonuçları doğurur?
- İki haftalık süre içinde yapılan itiraz, dosyanın madde uyarınca belirlenen mahkemeye gönderilmesi ile incelenir.
- İtiraz incelemesi sonunda verilen karar kesindir ve bu karara karşı başka kanun yolu açık değildir.
- Icra mahkemesinin Bap'taki suçlardan dolayı verdiği hükümler bakımından Ceza Muhakemesi Kanunu'nun kanun yollarına ilişkin hükümleri uygulanır.
- İki haftalık süre geçtikten sonra yapılan itirazın incelemesi bu madde kapsamında yapılamaz.
Tazyik-disiplin hapsi kararı ile bap'taki suçlara ilişkin hüküm arasındaki fark nedir?
Tazyik veya disiplin hapsine ilişkin karar, bu maddenin birinci fıkrasındaki itiraz yolu ile incelenir.
İcra mahkemesinin Bap'taki suçlardan dolayı verdiği hüküm, maddenin ikinci fıkrası uyarınca ceza muhakemesi kanun yollarına tabidir.
Birinci durumda iki haftalık itiraz süresi ve kesin inceleme sonucu geçerlidir; ikinci durumda CMK'daki kanun yolları uygulanır.
Mahkemenin tek daire ile birden fazla daire ayrımı arasındaki fark nedir?
Yerde icra mahkemesinin birden fazla dairesi varsa, itiraz dosyası numara olarak kendisini izleyen daireye gönderilir.
Yerde icra mahkemesinin tek dairesi varsa, itiraz dosyası asliye ceza mahkemesine gönderilir.
İtiraz incelemesini yapacak merci, yerdeki icra mahkemesi dairelerinin sayısına göre belirlenir.
Icra hakimi ile asliye ceza hakimi aynı kişi ile farklı kişi arasındaki fark nedir?
Tek daire bulunan yerde icra mahkemesi hâkimi ile asliye ceza mahkemesi hâkimi aynı kişi ise, dosya en yakın asliye ceza mahkemesine gönderilir.
Aynı kişi değilse dosya doğrudan asliye ceza mahkemesine gönderilir.
Aynı hâkim sorunu, incelemenin tarafsızlığı açısından dosyanın başka bir mahkemeye gönderilmesi ile giderilir.
İtiraz: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Maddenin ikinci fıkrasındaki Ceza Muhakemesi Kanunu yolunu, birinci fıkradaki kesin itiraz yoluna karıştırmak; iki yolun kapsamını ayırt etmemek.
- Itiraz süresini kararın tefhim tarihinden değil tebliğ tarihinden saymak.
- Maddenin 2011 değişikliğinden önceki metnine dayanarak, eski ilgili merciyi veya süreyi uygulamak.
- Yerdeki icra mahkemesi dairelerinin sayısını dikkate almadan itiraz dosyasını yanlış mahkemeye göndermek.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Icra mahkemesinin tazyik ve disiplin hapsi kararlarına karşı itiraz incelemesinin, maddede gösterilen merci tarafından yapılması kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, - E., 2006/127 K., 25.04.2006; Ceza Genel Kurulu, 2006/123 E., 2006/127 K., 25.04.2006)
- Maddenin 2011 değişikliğinden önce verilen kararlarda, itiraz merciinin ve sürenin eski metne göre belirlendiği görülmektedir; bu kararlar güncel metinle birlikte değerlendirilmemelidir. (Ceza Genel Kurulu, 2006/220 E., 2006/231 K., 14.11.2006; Ceza Genel Kurulu, 2003/126 E., 2003/122 K., 29.04.2003)
Nasıl ispat edilir?
- İtirazı yapan taraf, kararın tebliğ tarihini ve itirazın süresinde yapıldığını ispatlamakla yükümlüdür; tebliğ belgesi bu konuda temel delildir.
- Icra mahkemesinin verdiği tazyik veya disiplin hapsi kararının varlığı, karar belgesiyle ispat edilir.
- Karşı taraf süresinin geçtiğini ileri sürerse, bu savunmayı tebliğ tarihini gösteren belgelerle ispat eder.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 5271 sayılı Kanun: Ceza Muhakemesi Kanunu, icra mahkemesinin Bap'taki suçlardan verdiği hükümlere karşı kanun yollarını belirler; maddenin ikinci fıkrası bu kanuna yollama yapar.
İİK m.354 — Davanın ve cezanın düşmesi ile ceza verilemeyecek hâller
İcra ve İflas Kanunu'nun 16. Babında (suçlar) yer alan, takibi şikâyete bağlı suçlarda şikâyetçinin feragatinin ya da borcun itfa edilmesinin ceza davasına ve cezaya etkisini düzenler. Ayrıca icra ceza mahkemesinin tazyik ve disiplin hapsi kararlarının infaz süresini ve bu cezaların uygulanmayacağı alacak tutarı alt sınırını belirler. Hüküm, icra ceza mahkemesinde yargılanan ve hakkında tazyik veya disiplin hapsi kararı verilen sanık, hükümlü ve müşteki bakımından uygulanır. Madde, şikâyet süresini, yargılama usulünü, itiraz yolunu ve icra suçlarının tanımını düzenlemez (m.347, m.349-353). Bu konular ile şikâyetin geri alınmasına ilişkin usul ayrıntıları da bu maddenin dışındadır.
Davanın ve cezanın düşmesi ile ceza verilemeyecek hâller: hangi kavramlar bilinmeli?
- Takibi şikâyete bağlı suç
- Kovuşturulabilmesi için mağdur ya da müştekinin şikâyetinin gerekli olduğu suçlardır. Bu maddenin feragat ve itfa hükmü yalnız bu nitelikteki suçlar için geçerlidir.
- Feragat
- Müştekinin şikâyetinden vazgeçmesi, yani davanın devamını istemediğini bildirmesidir. Feragat, borcun ödenmiş olmasından bağımsız olarak tek başına davanın ve cezanın düşmesine yol açar.
- Borcun itfası
- Takibe konu borcun ödenerek sona ermesidir. Maddede itfanın sabit olması aranır; yani ödemenin mahkeme önünde ispat edilmiş olması gerekir.
- Tazyik hapsi
- Borçlunun borcunu ödemeye zorlamak amacıyla icra mahkemesince verilen hapis türüdür. Maddenin ikinci ve üçüncü fıkraları bu cezanın infaz süresini ve uygulama sınırını düzenler.
- Disiplin hapsi
- İcra mahkemesinin icra sürecindeki düzene aykırı davranışlara karşı verdiği hapis cezasıdır. Maddenin ikinci ve dördüncü fıkraları bu ceza bakımından da geçerlidir.
- Asgari ücret alt sınırı
- Asgari Ücret Tespit Komisyonunca her yıl belirlenen aylık en yüksek brüt asgari ücret tutarıdır. Takibe konu alacak bu tutarın altında kalıyorsa tazyik ve disiplin hapsi uygulanmaz; her yıl güncel tutar esas alınır.
Davanın ve cezanın düşmesi ile ceza verilemeyecek hâller: hangi şartlar aranır?
- Takibin, Kanunun 16. Babında yazılı bir suça ilişkin olması ve bu suçun takibinin şikâyete bağlı bulunması gerekir.
- Müştekinin feragat etmesi veya takibe konu borcun itfa edildiğinin sabit olması gerekir; bu hallerden birinin gerçekleşmesi, davanın ve cezanın düşmesi için yeterlidir.
- Feragat ya da itfanın, davanın ve cezanın düşmesi kararı verilmeden önce ortaya çıkmış olması gerekir; bu durum yargılamanın her aşamasında ve hüküm kesinleşip hükümlü cezaevine alındıktan sonra da dikkate alınır.
- Tazyik veya disiplin hapsi kararının, kesinleştiği tarihten itibaren iki yıl içinde yerine getirilmesi gerekir; bu süre geçtikten sonra karar infaz edilemez.
- Nafaka alacakları dışındaki takiplerde alacak miktarının, Asgari Ücret Tespit Komisyonunca o yıl için belirlenen aylık en yüksek brüt asgari ücret tutarının altında kalması hâlinde, tazyik ve disiplin hapsi uygulanmaz; bu sınır nafaka alacakları için geçerli değildir.
Davanın ve cezanın düşmesi ile ceza verilemeyecek hâller: hangi sonuçları doğurur?
- Takibi şikâyete bağlı bir suçta müştekinin feragat etmesi hâlinde dava ve bütün neticeleriyle birlikte ceza düşer.
- Takibe konu borcun itfa edildiğinin sabit olması hâlinde dava ve bütün neticeleriyle birlikte ceza düşer.
- Feragat ve itfa, yargılamanın her aşamasında dikkate alınır; kesinleşmiş ve hükümlü cezaevine alınmış kişi bakımından da düşme gerçekleşirse hükümlü derhal cezaevinden çıkarılır.
- Tazyik veya disiplin hapsi kararı kesinleştiği tarihten itibaren iki yıl geçtikten sonra yerine getirilemez.
- Nafaka dışındaki takipte alacak miktarı asgari ücret alt sınırının altında kalıyorsa, bu takip bakımından tazyik ve disiplin hapsi uygulanmaz.
- Düşme koşulları oluşmadığında ve alacak tutarı sınırı aşıyorsa, tazyik ve disiplin hapsi kararı normal şekilde uygulanır.
Feragat ile borcun itfası arasındaki fark nedir?
Müştekinin şikâyetinden vazgeçmesi, bağımsız bir düşme sebebidir ve borcun ödenip ödenmediğine bakılmaksızın davayı sona erdirir.
Borcun itfası, takibin dayanağı olan alacağın ödenmesidir ve ödeme sabit olduğunda davayı ve cezayı düşürür.
İki hal birbirinden bağımsızdır; her biri tek başına davanın ve cezanın düşmesine yeter. Uygulamada feragat ile itfa ayrı ayrı ispat edilir.
Nafaka alacağı ile diğer alacaklar arasındaki fark nedir?
Nafaka alacaklarına ilişkin takiplerde, alacak miktarı ne olursa olsun, asgari ücret alt sınırı uygulanmaz.
Nafaka dışındaki alacaklarda, alacak tutarı asgari ücret alt sınırının altında kalıyorsa tazyik ve disiplin hapsi uygulanmaz.
Nafaka alacağında hapis yaptırımı, tutar ne kadar düşük olursa olsun uygulanabilir; diğer alacaklarda tutar sınırın altındaysa uygulanamaz.
Kesinleşmiş tazyik-disiplin hapsi kararı ile infaz süresi geçmiş karar arasındaki fark nedir?
Karar kesinleştikten sonra iki yıl içinde yerine getirilen karar, infaz edilebilir.
Kesinleşmesinden itibaren iki yıl geçen karar, yerine getirilemez.
İki yılı dolduran karar artık infaz edilemez; bu durumda hükümlü cezaevinden çıkarılması gerekir.
Davanın ve cezanın düşmesi ile ceza verilemeyecek hâller: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Asgari ücret alt sınırını kanun metnindeki tabanla değil, o yılın Asgari Ücret Tespit Komisyonunca belirlenen güncel tutarıyla karşılaştırmak.
- Nafaka alacaklarında da asgari ücret alt sınırının uygulanacağını varsaymak; nafaka alacakları bu sınırın dışında tutulmuştur.
- Feragat ile itfayı birbirine bağlı saymak; her biri tek başına düşme sebebidir ve ayrı ayrı değerlendirilmelidir.
- Kesinleşmiş ve hükümlü cezaevine alınmış kişi için, düşme koşulu sonradan gerçekleşirse hükümlünün cezaevinden çıkarılmasını gecikmeli yapmak.
- İki yıllık infaz süresini kararın verildiği tarihten değil, kesinleşme tarihinden saymamak.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Icra ceza mahkemesi, müştekinin borcun ödendiği yönündeki beyanı üzerine davanın ve cezanın düşürülmesine karar verir; borcun gerçekte ödenip ödenmediğini ayrıca sorgulamaz. (Ceza Genel Kurulu, 2019/404 E., 2021/187 K., 29.04.2021)
- Sanık veya hükümlü yakınlarının, müştekinin beyanı olmaksızın borcun ödendiğini bildirmesi hâlinde mahkeme doğrudan işlem yapmaz; ödemenin sabit olup olmadığını araştırır.
- Feragat ve itfanın, kesinleşmiş karardan sonra da dikkate alınması ve hükümlünün cezaevinden çıkarılması uygulamada kabul edilmektedir.
- Maddenin 'etkin pişmanlık' ibaresinin mevzuattan çıkarılmasından sonra, bu madde takibi şikâyete bağlı icra suçlarında özel bir etkin pişmanlık hükmü olarak uygulanmaktadır. (Ceza Genel Kurulu, 2019/234 E., 2021/186 K., 29.04.2021; Ceza Genel Kurulu, 2019/446 E., 2021/188 K., 29.04.2021)
- Takibi şikâyete bağlı suçlarda uzlaştırma kurumunun 345/a ve 333/a gibi maddelerle birlikte uygulanmasına ilişkin kararlar, bu maddenin düşme etkisinin ayrı bir hüküm olarak işlediğini göstermektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2017/7 E., 2017/137 K., 14.03.2017; Ceza Genel Kurulu, 2021/223 E., 2022/47 K., 25.01.2022)
Nasıl ispat edilir?
- Feragat ve itfanın sonucunu isteyen taraf, düşme koşulunu ispatlamakla yükümlüdür.
- Feragat, müştekinin sözlü beyanı ile zabıta geçirilmek suretiyle ya da dilekçe ile yapılabilir; yazılı belge varsa bu öncelikli delil olarak değerlendirilir.
- İtfa, ödeme makbuzu, banka dekontu, ibra belgesi, icra dosyasının kapanması ve haricen tahsil belgesi ile ispatlanır.
- Karşı taraf, borcun ödenmediğini ya da feragat beyanının geçersiz olduğunu ileri sürerse, bu savunmayı kendisi ispatlamalıdır.
- Asgari ücret alt sınırının uygulanıp uygulanmayacağı hususunda, takibe konu alacak miktarının ve o yıl için belirlenen asgari ücret tutarının belgelerle ortaya konulması gerekir.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m.346: İcra ceza mahkemesinin bu bapta görevli olduğunu düzenler; tazyik ve disiplin hapsine ilişkin kararların hangi mahkemece verileceğini belirler.
- 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m.347: Şikâyet süresini düzenler; şikâyetin zamanında yapılmamasının düşme sonucu, bu maddedeki feragat ve itfa düşmesinden ayrıdır.
- 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m.352: Takibi şikâyete bağlı suçlarda dava ve cezanın bu madde uyarınca düşeceğinin kararda belirtilmesi gerektiğini düzenler.
- 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m.353: Tazyik ve disiplin hapsine ilişkin kararlara karşı itiraz yolunu ve bu kararların kesinliğini düzenler; bu maddeyle birlikte okunur.
- 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m.331: Maddenin atıf yaptığı 16. Babın başlangıç hükmüdür; bu babdaki suçların hangileri olduğunu belirler.
Süreler
| Süre | Madde | Hüküm |
|---|---|---|
| bir gün | m.349 | Dilekçeyi veya dava beyanını alan icra mahkemesi duruşma için hemen bir gün tayin edip şikayetçinin imzasını alır ve maznuna celpname gönderir. |
| beş gün | m.352 | İcra mahkemesi iki tarafın ifadelerini ve bütün delillerini ve iddia ve müdafaalarını dinledikten sonra nihayet beş gün içinde kararını verir ve hulasasını Cumhuriyet Savcısına bildirir. |
| iki hafta | m.353 | (Değişik: 31/5/2005-5358/21 md.) (Değişik birinci fıkra: 31/3/2011-6217/5 md.) İcra mahkemesinin verdiği tazyik ve disiplin hapsine ilişkin kararlara karşı, (…)131 tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde itiraz edilebilir. |
| iki yıl | m.354 | (Mülga ikinci fıkra: 17/7/2003-4949/103 md.) (Ek fıkra: 31/5/2005-5358/22 md.) İcra mahkemesinin bu Bap hükümlerine göre verdiği tazyik veya disiplin hapsine ilişkin karar, kesinleştiği tarihten itibaren iki yıl geçtikten sonra yerine… |
Süreler madde metnindeki yazımıyla verilmiştir.
Konuda geçen kararlar
18 karar- Ceza Genel Kurulu, 2021/223 E., 2022/47 K., 25.01.2022İlgili madde: m.350, m.351, m.352, m.353, m.354
- Ceza Genel Kurulu, 2018/430 E., 2021/268 K., 10.06.2021İlgili madde: m.350, m.351, m.352
- Ceza Genel Kurulu, 2019/446 E., 2021/188 K., 29.04.2021İlgili madde: m.349, m.351, m.352, m.353, m.354
- Ceza Genel Kurulu, 2019/234 E., 2021/186 K., 29.04.2021İlgili madde: m.350, m.351, m.352, m.354
- Ceza Genel Kurulu, 2019/404 E., 2021/187 K., 29.04.2021İlgili madde: m.350, m.351, m.352, m.354
- Ceza Genel Kurulu, 2017/7 E., 2017/137 K., 14.03.2017İlgili madde: m.354
- Ceza Genel Kurulu, 2011/777 E., 2012/1819 K., 31.10.2012İlgili madde: m.354
- Ceza Genel Kurulu, 2009/139 E., 2009/283 K., 08.12.2009İlgili madde: m.349
- Ceza Genel Kurulu, 2009/154 E., 2009/282 K., 08.12.2009İlgili madde: m.349
- Ceza Genel Kurulu, 2007/49 E., 2007/48 K., 27.02.2007İlgili madde: m.349, m.350
Diğer 8 karar
- Ceza Genel Kurulu, - E., 2007/47 K., 27.02.2007İlgili madde: m.350
- Ceza Genel Kurulu, 2006/220 E., 2006/231 K., 14.11.2006İlgili madde: m.353
- Ceza Genel Kurulu, - E., 2006/127 K., 25.04.2006İlgili madde: m.353
- Ceza Genel Kurulu, 2006/123 E., 2006/127 K., 25.04.2006İlgili madde: m.353
- Ceza Genel Kurulu, 2003/126 E., 2003/122 K., 29.04.2003İlgili madde: m.353
- 19. Ceza Dairesi, 2020/3127 E., 2021/7105 K., 23.06.2021İlgili madde: m.349
- 19. Ceza Dairesi, 2018/7884 E., 2020/1655 K., 19.02.2020İlgili madde: m.351, m.352
- İkinci Bölüm, 2019/38141 E., 14.09.2021İlgili madde: m.349
Bağlayıcılık derecesine göre sıralı (Anayasa Mahkemesi, içtihadı birleştirme, genel kurullar, daireler); her grupta yeni karar önce. Tam metin karar deposundan istek üzerine yüklenir. Hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ayrıca denetleyin.
Madde bağlantıları, tarihine kadar Resmî Gazete'de yayımlanan değişiklikleri içeren güncel metne gider.
Bu konudaki maddelerde bilinen en yeni değişiklik: 31.03.2011 (m.353).
Anlatım 21.10.2026 tarihinde derlendi. Bağlayıcı olan madde metnidir.
Bu konuyu panelde çalış
Panelde bu konu 7. Konkordato ve SŞŞVKUY bölümünde yer alıyor.
Panelde çalış