Çocuk teslimi emrine muhalefetin cezası

İİK m.341–348İcra ve İflas HukukuSon değişiklik: 24.11.2021 (m.341)

Kısaca

İİK m.341, çocuk teslimi hakkındaki ilamın veya ara kararın gereğini yerine getirmeyen ya da yerine getirilmesini engelleyen kişinin cezai yaptırımını düzenlemekteydi. İİK m.342, icra dairesi marifetiyle alacaklıya veya alıcıya teslim edilen bir taşınmaza ya da gemiye, haklı bir sebep olmaksızın yeniden giren borçlunun cezai sorumluluğunu düzenler.

Kapsam

Bu konu, İcra ve İflas Kanunu m.341–348 hükümlerini kapsar.

İİK m.341 — Çocuk teslimi emrine muhalefetin cezası

Madde, çocuk teslimi hakkındaki ilamın veya ara kararın gereğini yerine getirmeyen ya da yerine getirilmesini engelleyen kişinin cezai yaptırımını düzenlemekteydi. Yaptırım, lehine hüküm verilen kişinin şikayeti üzerine tazyik hapsi olarak öngörülmüştü. Madde yürürlükten kaldırılmış olup 24/11/2021 tarihinden itibaren uygulanmamaktadır. Çocukla kişisel ilişki kurulmasına ilişkin ilamların icra emri ve zorla icra usulünü düzenlemez (m.25/a). Çocuk teslimi emrinin icra usulünü düzenlemez (m.25). Uzman bulundurma zorunluluğunu düzenlemez (m.25/b). Çocuğu kaçıran veya alıkoyan kişilerin Türk Ceza Kanunu'ndaki sorumluluğu da bu maddenin kapsamı dışındadır.

Çocuk teslimi emrine muhalefetin cezası: hangi kavramlar bilinmeli?

Çocuk teslimi
Velayeti veya çocuğun fiili bakımını alacaklıya bırakan ilamın gereği olarak, çocuğun borçlunun elinden alınıp alacaklıya verilmesi yükümlülüğüdür.
Tazyik hapsi
İlamın gereğini yerine getirmeye zorlamak amacıyla, borçlu hakkında icra mahkemesince uygulanan ve borcu yerine getirdiğinde son bulan hapis tedbiridir. Cezalandırma amacı taşımaz.
İcra emri
İcra dairesince borçluya tebliğ edilen, ilamın gereğinin yerine getirilmesini ve aksi halde doğacak sonuçları bildiren yazılı emirdir.

Çocuk teslimi emrine muhalefetin cezası: hangi şartlar aranır?

  • Çocuk teslimi hakkında kesinleşmiş bir ilam veya ara kararın bulunması gerekir.
  • İlamın gereğini yerine getirmeyen veya yerine getirilmesini engelleyen bir kişinin bulunması gerekir.
  • Lehine hüküm verilmiş kişinin şikayetinin bulunması gerekir; şikayet olmadan tazyik hapsi kararı verilemez.
  • Tazyik hapsi kararının icra mahkemesince verilmesi gerekir.

Çocuk teslimi emrine muhalefetin cezası: hangi sonuçları doğurur?

  • Madde 24/11/2021 tarihinde yürürlükten kaldırıldığından, bu tarihten sonra işlenen fiiller için bu madde uyarınca tazyik hapsi kararı verilemez.
  • Lehe kanun ilkesi uyarınca suç tarihinde yürürlükte olan hüküm yürürlükten kaldırılmış olsa dahi, kesinleşmemiş dosyalarda sonuç değerlendirmesi yapılması gerekir. (İkinci Bölüm, 2022/46086 E., 12.03.2025)
  • Tazyik hapsine karar verilmesi halinde hapsin tatbikine başlandıktan sonra ilamın veya ara kararın gereği yerine getirilirse, kişi tahliye edilir.
  • Kanundaki hüküm uyarınca hapis süresi altı aya kadar olup, bu sınır içinde icra mahkemesince belirlenir. (12. Hukuk Dairesi, 2023/5924 E., 2023/5102 K., 19.09.2023)

Çocuk teslimi emrine muhalefetin cezası: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Maddeyi yürürlükte sanarak 24/11/2021 sonrası fiiller için tazyik hapsi kararı vermek; madde yürürlükten kaldırılmıştır.
  • Lehe kanun ilkesini göz ardı ederek eski tarihli olayda hükmü uygulamamak veya yanlış değerlendirmek.
  • Tazyik hapsini cezalandırma amacıyla verilen bir ceza gibi değerlendirmek; tazyik hapsi borcun yerine getirilmesi ile sona erer.
  • Çocuk teslimi ile çocukla kişisel ilişki ilamlarını aynı usulle değerlendirmek; kişisel ilişki ilamları için m.25/a ayrıca incelenmelidir.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Madde 24/11/2021 tarihinde yürürlükten kaldırıldıktan sonra, eski tarihli eylemler bakımından lehe kanun hükümlerinin değerlendirilmesi gerektiği kabul edilmektedir. (İkinci Bölüm, 2022/46086 E., 12.03.2025)
  • Tazyik hapsi süresinin altı ayı aşamayacağı ve ilk derece mahkemelerinin bu sınır içinde karar verdiği görülmektedir. (12. Hukuk Dairesi, 2023/5924 E., 2023/5102 K., 19.09.2023; İkinci Bölüm, 2018/27095 E., 04.07.2022; 12. Hukuk Dairesi, 2021/6353 E., 2021/8391 K., 05.10.2021; 19. Ceza Dairesi, 2018/6467 E., 2018/12276 K., 22.11.2018; 19. Ceza Dairesi, 2017/4235 E., 2017/10581 K., 05.12.2017)
  • Madde hükmünün Anayasa'ya aykırı olmadığına dair Anayasa Mahkemesi kararı bulunmaktadır. (İkinci Bölüm, 2018/27095 E., 04.07.2022)

Nasıl ispat edilir?

  • Tazyik hapsi talebinde bulunan alacaklı, çocuk teslimi hakkındaki kesinleşmiş ilamı ve icra emrinin borçluya usulüne uygun tebliğ edildiğini belgelerle ispatlamalıdır.
  • Borçlunun ilamın gereğini yerine getirmediğini veya engellediğini alacaklı tanık, tutanak ve diğer delillerle ortaya koymalıdır.
  • Borçlu, haklı bir sebebinin bulunduğunu veya çocuğu teslim ettiğini ileri sürerse, bu savunmasını kendisi ispatlamalıdır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 2004 sayılı Kanun m.25: Çocuk teslimi emrinin tebliği, yedi günlük süre ve zorla icra usulünü düzenler; bu maddedeki yaptırımın ön koşulunu oluşturur.
  • 2004 sayılı Kanun m.25/a: Çocukla kişisel ilişki kurulmasına ilişkin ilamların icra emri ve borçlunun bu maddeye göre cezalandırılacağına dair ihtarını düzenler.
  • 2004 sayılı Kanun m.25/b: Çocuk teslimi ve kişisel ilişki ilamlarının icrasında uzman bulundurulması zorunluluğunu düzenler.
  • 2004 sayılı Kanun m.30: Bir işin yapılmasına ilişkin ilamın tekrar icrasını düzenler; tekrarlanan aykırılık hallerinde bu maddeyle birlikte değerlendirilir.
  • 2004 sayılı Kanun m.343: Bir işin yapılmasına ilişkin ilam hükmüne aykırı davranışın yaptırımını düzenler; çocuk teslimi dışındaki ilamlarda uygulanır.
  • 5237 sayılı Kanun m.234: Çocuğun kaçırılması ve alıkonulması suçunu düzenler; ilamın gereğine aykırılık ile aynı fiil nitelikli olabilir, ancak ayrı bir suçtur.

İİK m.342 — İcra dairesince teslim edilen taşınmaz veya gemiye tekrar girenlerin cezası

İİK m.342, icra dairesi marifetiyle alacaklıya veya alıcıya teslim edilen bir taşınmaza ya da gemiye, haklı bir sebep olmaksızın yeniden giren borçlunun cezai sorumluluğunu düzenler. Hükmün suçun unsurlarını ve yaptırımını TCK'ya yollama yoluyla belirlediği, fiilin kendisinin ise icra dairesinin tahliye ve zorla çıkarma işlemlerinden ayrı olarak cezalandırıldığı hallerle sınırlıdır. Tahliye emrinin usulü, zorla çıkarma ve eşyanın muhafazası düzenlemez (İİK m.26, m.31/a). Üçüncü kişinin tahliyesi ve bu kişiye karşı şikâyet yolu düzenlemez (İİK m.27-29, m.135). İhalenin feshi ve taşınmazın tekrar satışı düzenlemez (İİK m.134-135). Ayrıca alacaklının zorla çıkarma talebinin usulü ile icranın iadesi düzenlemez (İİK m.40, m.46 ve m.16 bağlamında).

İcra dairesince teslim edilen taşınmaz veya gemiye tekrar girenlerin cezası: hangi kavramlar bilinmeli?

Haklı sebep
Borçlunun teslim edilmiş taşınmaza yeniden girmesini hukuka uygun kılan durum. Maddede sınırı açıkça çizilmemiştir; hangi hallerin haklı sebep sayılacağı somut olayda değerlendirilir.
Tekrar girme
Borçlunun, icra dairesince alacaklıya veya alıcıya teslim edilmiş taşınmaza ya da gemiye, teslimden sonra yeniden girmesi ve orada bulunmasıdır. Fiilin suç sayılması için girişin haklı bir sebebe dayanmaması gerekir.
Teslim edilen taşınmaz veya gemi
İcra dairesi marifetiyle alacaklıya ya da ihale alıcısına fiilen teslim edilmiş taşınmaz veya gemidir. Teslim fiilen gerçekleşmiş olmalıdır; yalnız ilamın varlığı yeterli değildir.
TCK m.290 yollaması
İİK m.342'nin, suçun tanımını ve cezasını 5237 sayılı TCK'nın 290. maddesine göre umumi hükümler çerçevesinde belirleyen atıfıdır. 2005 değişikliğiyle eski Türk Ceza Kanunu yerine yeni TCK'ya yapılan atıf geçerli hale gelmiştir.

İcra dairesince teslim edilen taşınmaz veya gemiye tekrar girenlerin cezası: hangi şartlar aranır?

  • Borçlunun, icra dairesi marifetiyle alacaklıya veya alıcıya teslim edilmiş bir taşınmaza ya da gemiye yeniden girmesi gerekir.
  • Teslimden sonra girişin haklı bir sebebe dayanmaması gerekir; haklı sebep varsa fiil bu maddenin kapsamına girmez.
  • Fiilin 5237 sayılı TCK m.290 kapsamında tanımlanan suçun unsurlarını taşıması gerekir.
  • Umumi hükümlere göre cezalandırma için kusurun ve failin ehliyetinin bulunması gerekir.

İcra dairesince teslim edilen taşınmaz veya gemiye tekrar girenlerin cezası: hangi sonuçları doğurur?

  • Haklı sebep olmaksızın yeniden giren borçlu, umumi hükümler dairesinde TCK m.290 uyarınca cezalandırılır.
  • Borçlu, icra dairesi tarafından taşınmazdan zorla çıkarılabilir; bu tahliye için ayrıca mahkeme hükmü gerekmez.
  • Haklı sebep varsa fiil suç oluşturmaz ve cezalandırma yapılmaz.
  • Madde, teslim edilen taşınmazın alacaklıya veya alıcıya ait olması sonucunu değiştirmez; taşınmazın teslimi kesinleşmiş olmalıdır.

Borçlu ile üçüncü kişi arasındaki fark nedir?

Borçlunun teslimden sonra taşınmaza girmesi, madde kapsamında suç oluşturur.

Taşınmazda bulunan üçüncü kişinin girişi, borçlunun fiili değildir; madde borçlu hakkında uygulanır.

Üçüncü kişi için bu maddeye dayanarak cezai yaptırım uygulanmaz; onun tahliyesi İİK m.27-29 ve m.135 hükümlerine göre yapılır.

Haklı sebep var ile yok arasındaki fark nedir?

Haklı bir sebeple yeniden girilmesi halinde fiil suç olmaz.

Haklı sebep bulunmadan girilmesi halinde fiil suç oluşturur.

Haklı sebebin varlığı cezalandırmayı ortadan kaldırır; yokluğu cezalandırmayı gerektirir.

Cezai yaptırım ile icra tahliyesi arasındaki fark nedir?

Madde, borçlunun cezalandırılmasını düzenler.

Zorla çıkarma ve tahliye, icra dairesinin işlemi olarak ayrıca uygulanır.

Ceza davası, tahliyeye karar verilmesine gerek olmadan icra dairesinin zorla çıkarmasına engel değildir; iki yaptırım birlikte uygulanabilir.

İcra dairesince teslim edilen taşınmaz veya gemiye tekrar girenlerin cezası: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Teslimin fiilen gerçekleşmediği bir durumda m.342 uygulamak; suçun unsuru olan teslim eksikse ceza verilemez.
  • Ceza yaptırımını ve icra tahliyesini birbirinden ayırmamak; tahliye için mahkeme hükmü aramak, oysa m.26 gereğince ayrıca hüküm gerekmez.
  • Üçüncü kişinin girişini borçlunun girişi gibi değerlendirip m.342 uygulamak; üçüncü kişi için m.27-29 ve m.135 hükümleri geçerlidir.
  • Atıfı eski Türk Ceza Kanunu'na göre okumak; 5358 sayılı Kanun ile atıf 5237 sayılı TCK m.290'a yapılmıştır.
  • Haklı sebep savunmasını dikkate almadan doğrudan cezalandırmak; haklı sebebin varlığı suçu ortadan kaldırır.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Ceza Genel Kurulu, teslim edilmiş taşınmaza tekrar girme fiilinin m.342 yollamasıyla TCK m.290 kapsamında suç olduğunu kabul etmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2015/185 E., 2018/332 K., 03.07.2018; 12. Hukuk Dairesi, 2025/3818 E., 2025/5310 K., 16.09.2025)
  • Yargıtay, 5358 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikte 765 sayılı TCK'ya yapılan atfın 5237 sayılı TCK'ya göre yeniden düzenlendiğini kabul etmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2015/4 E., 2019/46 K., 24.01.2019)
  • Hukuk dairesi, İİK'nın 16. Babında 331 ila 345/b maddelerindeki suçların ve kabahatlerin, hakkın zor kullanılarak yerine getirilmesini sağlamak amacıyla düzenlendiğini kabul etmektedir. (12. Hukuk Dairesi, 2021/9715 E., 2022/4106 K., 29.03.2022; 12. Hukuk Dairesi, 2021/9960 E., 2022/4109 K., 29.03.2022; 12. Hukuk Dairesi, 2021/9714 E., 2022/4104 K., 29.03.2022)

Nasıl ispat edilir?

  • Suçun varlığını ileri süren savcılık veya icra dairesi, borçlunun teslim edilmiş taşınmaza yeniden girdiğini ispatlamakla yükümlüdür; teslim tutanağı ve icra dairesinin işlem kayıtları bu iş için temel delildir.
  • Borçlu, haklı bir sebebin bulunduğunu savunursa bu sebebi ispatlamakla yükümlüdür; örneğin taşınmazın kendisine ait olduğu ya da geri dönmesine hukuki bir dayanak bulunduğu iddiası.
  • Teslimin fiilen gerçekleştiği, taşınmazın alacaklı veya alıcı adına teslim edildiği, icra dairesinin tutanağıyla kanıtlanır.
  • Üçüncü kişinin girişi söz konusuysa, bu kişinin borçlu olmadığı ve ayrı bir hakka dayandığı, o kişinin ispat yükü altındadır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 2004 sayılı Kanun m.26: Borçlunun taşınmazdan icra dairesince zorla çıkarılmasının dayanağıdır; tekrar girişte mahkeme hükmü gerekmeksizin çıkarma yapılabileceğini düzenler.
  • 2004 sayılı Kanun m.31/a: Taşınmaz tahliyesi ve teslimine ilişkin ilamların icrasında uygulanacak usulü belirler; tekrar girişte çıkarma ile suç yaptırımını birlikte tamamlar.
  • 5237 sayılı Kanun m.290: Maddenin atıf yaptığı suç tanımıdır; teslim edilmiş taşınmaza tekrar girmenin cezasını ve unsurlarını bu madde belirler.
  • 2004 sayılı Kanun m.27: Taşınmazda üçüncü kişi bulunması halinde tahliyenin nasıl yapılacağını düzenler; bu kişi hakkında m.342 uygulanmaz.
  • 2004 sayılı Kanun m.135: İhale alıcısına teslim edilen taşınmazda üçüncü kişinin çıkarılmasına ilişkin süreci düzenler; teslimin dayanağıdır.

İİK m.343 — 30 Ve 31 inci maddeler hükmüne muhalefet edenlerin cezası

İİK m.343, yalnız borçlu tarafından yapılabilecek bir işin yapılması, bir işin yapılmaması veya bir irtifak hakkının tesisi ya da kaldırılmasına ilişkin ilam hükmüne makbul mazeret olmaksızın uyulmamasını cezalandırır. Yaptırım, alacaklının şikâyeti üzerine verilen üç aya kadar tazyik hapsidir. Hükmün kapsamı, borçlunun ilamın gereğini yerine getirmesi halinde hapsin sona ermesini de içerir. Madde para alacağına ilişkin ilamları, borçlu dışında bir başkası tarafından ifa edilebilen yapma borçlarını ve nafaka, çocuk teslimi gibi ayrı düzenlenmiş yükümlülükleri düzenlemez. Şikâyet süresi, yargılama usulü ve icra mahkemesinin yetkisi de bu maddede değil, ilgili maddelerde düzenlenmiştir.

30 Ve 31 inci maddeler hükmüne muhalefet edenlerin cezası: hangi kavramlar bilinmeli?

Tazyik hapsi
Borçluyu ilamın gereğini yerine getirmeye zorlamak amacıyla uygulanan, cezai nitelikte fakat cezanın amacı bakımından borcun ifasına yönelik bir hapis türüdür. Seçenek yaptırıma çevrilemez, ertelenemez ve adli sicile işlenmez.
Yalnız borçluya ait yapma borcu
Borçlu dışında bir kimsenin yerine getiremeyeceği, kişiye sıkı bağlı işlerdir. Örneğin proje hazırlamak, kitap yazmak veya tablo yapmak gibi işler bu kapsamdadır. Borçlu başkasına yaptırabiliyorsa madde uygulanmaz.
Makbul mazeret
Borçlunun ilamın gereğini yerine getirememesini haklı kılan, ona yüklenemeyecek nitelikteki sebeptir. Mazeretin varlığı halinde muhalefet cezai sorumluluk doğurmaz.
İcra emri
İlamın gereğini belirli bir süre içinde yerine getirmesi için borçluya tebliğ edilen ve ilamın içeriğini bildiren yazıdır. Maddenin oluşması için bu emrin usulüne uygun tebliğ edilmiş olması gerekir.
İrtifak hakkı
Bir taşınmazın başkasının yararına sınırlanmasını sağlayan ayni haktır. Maddede irtifak hakkının tesisi veya kaldırılması ilamla öngörülmüşse ilamın bu kısmına aykırılık da suç oluşturur.

30 Ve 31 inci maddeler hükmüne muhalefet edenlerin cezası: hangi şartlar aranır?

  • Ilamda borçlunun yalnız kendisi tarafından yapılabilecek bir işin yapılması, bir işin yapılmaması ya da bir irtifak hakkının tesisi veya kaldırılması hükmü bulunmalıdır.
  • İnfazı söz konusu olan şey ilam olmalıdır; sadece ara karara aykırılık bu madde kapsamında suç oluşturmaz.
  • Ilamın gereğini yerine getirmeyen borçluya usulüne uygun bir icra emri tebliğ edilmiş olmalıdır.
  • Borçlu ilam hükmüne karşı makbul bir mazerete dayanmadan muhalefet etmiş olmalıdır.
  • Alternatif hükümler içeren ilamlarda borçlunun bir seçeneği yerine getirmesi serbest bırakılmışsa madde uygulanmaz.
  • Alacaklının icra ceza mahkemesine şikâyeti bulunmalıdır; şikâyet üzerine üç aya kadar tazyik hapsine karar verilebilir.

30 Ve 31 inci maddeler hükmüne muhalefet edenlerin cezası: hangi sonuçları doğurur?

  • Borçlu, alacaklının şikâyeti üzerine, makbul mazereti bulunmadan ilama aykırı davranmışsa üç aya kadar tazyik hapsine karar verilebilir.
  • Hapsin tatbikine başlandıktan sonra ilamın gereği yerine getirilirse borçlu tahliye edilir.
  • Borçlu başkasına yaptırılabilecek bir işi yapmamışsa bu madde uygulanmaz; borç para alacağına dönüşmez, ilamın infazı ayrı yollarla sağlanır.
  • Alternatif ilam hükmünde borçlunun şıklardan birini yerine getirmesi serbest bırakılmışsa cezalandırılmaz.
  • Ilamda öngörülen işin yapılmaması makbul mazerete dayanıyorsa suç oluşmaz.
  • Tazyik hapsi seçenek yaptırıma çevrilemez, ertelenemez ve adli sicile kaydedilmez.

Yalnız borçluya ait iş ile başkasınca yapılabilen iş arasındaki fark nedir?

Borçlunun kişisel olarak yapması gereken işler, örneğin proje hazırlama veya eser yaratma, bu maddenin kapsamındadır.

Başkası tarafından da yaptırılabilen işlerde borçlu, yerine başkasına yaptırarak yükümlülüğünü yerine getirebilir.

Yalnız borçluya ait işte muhalefet suç oluşturur ve tazyik hapsi gündeme gelir; başkasınca yapılabilen işte madde uygulanmaz.

Yapma borcu ile yapmama borcu arasındaki fark nedir?

Bir işin yapılmasına ilişkin ilamda borçlunun işi aynen yapması gerekir.

Bir işin yapılmamasına ilişkin ilamda borçlunun yasaklanan davranıştan kaçınması gerekir.

Her iki halde de ilama aykırı davranış suç olabilir; ancak fiilin işlendiği tarih ve muhalefetin niteliği her hal için ayrıca belirlenmelidir.

Tek seçenekli ilam ile alternatif hüküm içeren ilam arasındaki fark nedir?

Ilam yalnız belirli bir işin yapılmasını veya yapılmamasını emrediyorsa madde uygulanır.

Ilam borçluya bir veya diğer şıkkı seçme serbestisi tanıyorsa borçlu seçeneklerden birini yerine getirerek sorumluluktan kurtulabilir.

Alternatif hükümde borçlu cezalandırılamaz.

Ilam ile ara karar arasındaki fark nedir?

İnfazı söz konusu olan ve hüküm bölümünde yer alan ilam hükmü bu maddenin kapsamındadır.

İnfazı söz konusu olmayan ara karar hükmü bu maddenin kapsamına girmez.

Ara karara uyulmaması bu madde kapsamında suç sayılmaz.

30 Ve 31 inci maddeler hükmüne muhalefet edenlerin cezası: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Ara karara uyulmamasını bu madde kapsamında suç saymak; maddenin uygulanması için ilamın infazı gerekir.
  • Başkasınca yaptırılabilen işi yalnız borçlu tarafından yapılması gerekiyormuş gibi değerlendirmek.
  • Alternatif hükümli ilamda borçlunun şıklardan birini yerine getirmesini yeterli görmemek.
  • Tazyik hapsini cezalandırıcı bir ceza gibi değerlendirerek seçenek yaptırıma çevrilebileceğini varsaymak; tazyik hapsi çevrilemez.
  • Icra emrinin tebliğ edilmediği durumda borçlu aleyhine suç oluştuğunu kabul etmek.
  • Hapis süresini üç aydan fazla verebileceğini düşünmek; üst sınır üç aydır.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Maddenin uygulanabilmesi için icra emrinde belirtilen işin yalnızca borçlu tarafından yapılabilmesi gerekir; başkasınca yaptırılabilen işte madde uygulanmaz. (16. Hukuk Dairesi, 2006/5575 E., 2006/8394 K., 28.12.2006)
  • Alternatif hüküm içeren ilamlarda borçlunun seçimlik şıklardan birini yerine getirmesi serbest bırakılmışsa cezai sorumluluk doğmaz. (Ceza Genel Kurulu, 2015/4 E., 2019/46 K., 24.01.2019)
  • Maddenin uygulanabilmesi için icra emrinin borçluya usulüne uygun tebliği aranır; tebliğ eksikse muhalefetten söz edilemez. (16. Hukuk Dairesi, 2006/5575 E., 2006/8394 K., 28.12.2006)
  • Maddenin uygulanıp uygulanmayacağı, ilamın hükmünün niteliği ve icra mahkemesi ile sulh ceza mahkemesi görevi tartışmalarında değerlendirilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2015/4 E., 2019/46 K., 24.01.2019)

Nasıl ispat edilir?

  • Alacaklı, ilamın yalnızca borçlu tarafından yerine getirilebilecek nitelikte olduğunu ve icra emrinin borçluya usulüne uygun tebliğ edildiğini ispatlamakla yükümlüdür.
  • Ilamın hüküm bölümü, icra emri ve tebliğ belgesi temel delillerdir.
  • Borçlu, makbul bir mazeretinin bulunduğunu iddia ederse bu mazereti kendisi ispatlamalıdır.
  • İşin başkasınca da yapılabileceği iddiası borçlu tarafından ileri sürüldüğünde bu iddiayı ispat yükü ona aittir.
  • Şikâyet süresi ve suç tarihi gibi usul unsurlarının varlığı icra ceza mahkemesi tarafından resen kontrol edilir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

İİK m.344 — Nafakaya ilişkin kararlara uymayanların cezası

Madde, nafakaya ilişkin kararların gereğini yerine getirmeyen borçlu hakkında alacaklının şikâyeti üzerine uygulanacak tazyik hapsini düzenler. Hapsin üst sınırını, borçlunun tahliye koşulunu ve nafaka kaldırma ya da azaltma davası açmış borçlu bakımından hapsin uygulamasının ertelenmesini kapsar. Kişisel kapsamı nafaka alacaklısı ile nafaka borçlusudur. Madde, tazyik hapsinin hangi nafaka alacaklarında uygulanamayacağını düzenlemez (İİK m.354/3). Şikâyet süresini ve şikâyetin usulünü düzenlemez (İİK m.347). Disiplin hapsini, nafaka takibinin genel hükümlerini ve icra ceza mahkemesinin yargılama usulünü düzenlemez (İİK m.346-354).

Nafakaya ilişkin kararlara uymayanların cezası: hangi kavramlar bilinmeli?

Tazyik hapsi
Nafaka borcunu ödemeyen borçluyu ödemeye zorlamak amacıyla, alacaklının şikâyeti üzerine icra ceza mahkemesinin verdiği, üç aya kadar süreli hapis tedbiridir. Cezalandırma amacı taşımaz, borç ödenince sona erer.
Nafaka kararının gereğini yerine getirmemek
Aile mahkemesi kararıyla belirlenmiş nafakanın, icra yoluyla istenmesine rağmen ödenmemesi halidir. Borcun ödenmemiş olması ve ödeme yükümlülüğünün kesinleşmiş bulunması gerekir.
Nafaka kaldırma veya azaltma davası
Borçlunun, hükmedilen nafakanın kaldırılmasını ya da azaltılmasını talep ettiği dava türüdür. Bu dava açılmış olsa da, madde uyarınca hapsin uygulanması bu davanın sonuna bırakılabilir.

Nafakaya ilişkin kararlara uymayanların cezası: hangi şartlar aranır?

  • Aile mahkemesi tarafından hükmedilmiş bir nafaka kararının bulunması gerekir.
  • Borçlunun nafaka kararının gereğini yerine getirmemiş olması gerekir.
  • Alacaklının şikâyetinin bulunması gerekir; hâkim kendiliğinden tazyik hapsine karar veremez.
  • Borçlunun nafaka kaldırma veya azaltma talebiyle dava açmış olması halinde, ileri sürdüğü sebepler göz önünde bulundurularak hapsin uygulanması bu davanın sonuna bırakılabilir; bu bir takdir yetkisidir, zorunlu değildir.
  • Tazyik hapsinin süresi üç aya kadar olabilir.

Nafakaya ilişkin kararlara uymayanların cezası: hangi sonuçları doğurur?

  • Alacaklının şikâyeti üzerine ve nafaka borcunun ödenmediği anlaşılırsa, icra ceza mahkemesi üç aya kadar tazyik hapsine karar verir.
  • Hapsin tatbikine başlandıktan sonra kararın gereği yerine getirilirse borçlu tahliye edilir.
  • Borçlunun nafaka kaldırma veya azaltma davası açmış olması halinde, hapsin uygulanması bu davanın sonuna bırakılabilir.
  • Ödeme yapılmadan ve hapis tatbik edilmeden dava açılmış olması, hapis kararını kendiliğinden ortadan kaldırmaz.

Tazyik hapsi ile disiplin hapsi arasındaki fark nedir?

Tazyik hapsi nafaka kararına uyulmamasına bağlıdır ve madde kapsamındadır.

Disiplin hapsi ise genel icra hükümlerine tabi ayrı bir yaptırımdır ve bu maddenin konusu değildir.

Nafaka kararına aykırılıkta uygulanacak yaptırım bu maddeye göre belirlenir; disiplin hapsi için ayrı hükümler (İİK m.344 dışında) uygulanır.

Hapsin hemen uygulanması ile davanın sonuna bırakılması arasındaki fark nedir?

Borçlu nafaka kaldırma veya azaltma davası açmamışsa, şikâyet üzerine hapis kararı verilebilir.

Borçlu nafakanın kaldırılması veya azaltılması talebiyle dava açmışsa, ileri sürdüğü sebepler dikkate alınarak hapsin uygulanması bu davanın sonuna bırakılabilir.

Dava açılmış olması, hapsin kendiliğinden ertelenmesi anlamına gelmez; hâkimin takdirine bağlıdır.

Hapsin tatbiki öncesi ödeme ile tatbiki sonrası ödeme arasındaki fark nedir?

Kararın gereği hapsin tatbikine başlanmadan yerine getirilirse, hapis kararı uygulanmaz.

Hapsin tatbikine başlandıktan sonra kararın gereği yerine getirilirse, borçlu tahliye edilir.

Her iki durumda da ödeme hapsi sona erdirir; tatbik başlamışsa tahliye gerekir.

Nafakaya ilişkin kararlara uymayanların cezası: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Tazyik hapsini üç aya kadar değil, kesin ve sabit bir süre olarak hesaplamak; madde azami süre belirler.
  • Borçlunun nafaka kaldırma veya azaltma davası açmasını, hapsi kendiliğinden durduran bir neden saymak; madde bunu takdire bağlamıştır.
  • Hapsin tatbikine başlandıktan sonra ödeme yapılmasının, tahliyeyi değil hapis kararının iptalini doğurduğunu sanmak; madde borçlunun tahliyesini öngörmektedir.
  • Şikâyet olmadan icra ceza mahkemesinin kendiliğinden tazyik hapsine karar verebileceğini düşünmek.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Tazyik hapsi kararı verilirken nafaka borcunun gerçekten ödenmediği, icra dosyası üzerinden somut olarak belirlenmelidir. (Ceza Genel Kurulu, 2008/199 E., 2008/217 K., 14.10.2008)
  • Borçlunun nafaka kaldırma veya azaltma davası açmış olması, hapsin ertelenmesi için yeterli kabul edilmemekte; hâkimin ileri sürülen sebepleri ayrıca değerlendirmesi beklenmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2007/55 E., 2007/53 K., 06.03.2007)
  • Nafaka alacaklarına ilişkin tazyik hapsi uygulamasında, madde gereği nafakanın ödenmemesi hâlinin varlığı yeterli görülmekte; alacağın miktarına dayalı küçük takip istisnası nafaka alacaklarında uygulanmamaktadır. (Ceza Genel Kurulu, 2006/255 E., 2006/263 K., 28.11.2006)

Nasıl ispat edilir?

  • Şikâyet eden alacaklı, nafakanın hükmedildiğini aile mahkemesi kararı ile ispatlar.
  • Alacaklı, icra dosyası ve ödeme emrinin borçluya tebliğini belgeleyerek nafakanın icra yoluyla istendiğini ve ödenmediğini ortaya koyar; icra dosyasının celbi bu nedenle önemlidir.
  • Borçlu, nafakanın ödendiğini ya da ödeme yapamayacak durumda olduğunu makbuz, banka kaydı veya tanık ile ispatlamakla yükümlüdür.
  • Borçlu, nafaka kaldırma veya azaltma davası açtığını ve ileri sürdüğü sebepleri belgelerle göstererek hapsin davanın sonuna bırakılmasını talep edebilir; bu talebin dayanağını da kendisi ispatlar.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 2004 sayılı Kanun m.347: Şikâyet süresini düzenler; şikâyetin hangi sürede yapılacağı bu maddeye göre belirlenir.
  • 2004 sayılı Kanun m.354: Disiplin ve tazyik hapsinin uygulanmayacağı alacak türlerini ve küçük miktarlı takipleri düzenler; nafaka alacaklarında bu sınırın uygulanmadığını belirtir.
  • 4721 sayılı Kanun m.176: Nafakanın kaldırılması veya azaltılması davasının dayanağıdır; madde metninde bu dava anılmakta ve hapsin ertelenmesi bu davayla bağlantılı tutulmaktadır.

İİK m.345 — Hükmi şahısların muamelelerinde kimlerin ceza göreceği

İİK m.345, hükmi şahısların (tüzel kişilerin) idare veya muamelelerinin ifası sırasında işlenen İcra ve İflas Kanunu'ndaki suçlarda cezanın kimin hakkında hükmolunacağını düzenler. Cezanın, fiili bizzat yapan müdür, mümessil, vekil, tasfiye memuru, idare meclisi reis ve üyesi ile murakıp veya müfettişlere yöneltileceğini belirtir. Hükmün kapsamı, bu kanunda yazılı suçlardır; suçun tanımını ve cezasını kendisi göstermez. Maddenin ikinci fıkrası 6763 sayılı Kanun'un 42. maddesiyle mülga edilmiştir. Maddenin düzenlemediği konular: suçun unsurları ve cezası (m.331, m.332, m.345/a, m.345/b gibi ilgili hükümlerde), şikayet ve takibe ilişkin usul (m.349 ve m.351), ve yargılama yetkisi (m.348).

Hükmi şahısların muamelelerinde kimlerin ceza göreceği: hangi kavramlar bilinmeli?

Hükmi şahıs
Tüzel kişilik kazanmış ticari işletme, şirket veya benzeri kuruluşlardır. Madde, cezai sorumluluğun doğrudan tüzel kişiye değil, onu temsil eden ve yöneten gerçek kişilere yüklenmesini öngörür.
Fiili yapan
Suçu oluşturan idare veya muamele işlemini bizzat gerçekleştiren kişidir. Yetkili olmak tek başına yeterli değildir; cezanın muhatabı, fiili gerçekleştirendir.
Müdür, mümessil ve vekil
Hükmi şahsın idaresinde veya temsilinde görev alan gerçek kişilerdir. Mümessil ticari temsil yetkisi taşıyan kişi, vekil ise belirli bir işi yürütmek üzere yetkilendirilen kişidir.
Tasfiye memuru
Tasfiye sürecindeki hükmi şahsın işlerini yürüten ve malvarlığını tasfiye eden kişidir.
Murakıp ve müfettiş
Hükmi şahsın denetimini yapan kişilerdir. Madde bunları da ceza sorumluluğu kapsamında sayar.

Hükmi şahısların muamelelerinde kimlerin ceza göreceği: hangi şartlar aranır?

  • Suçun bu kanunda yazılı bir suç olması gerekir; madde yalnızca İİK'daki suçlar için uygulanır.
  • Suçun hükmi şahsın idare veya muamelelerinin ifası sırasında işlenmiş olması gerekir.
  • Cezanın muhatabı, maddede sayılan kişilerden (müdür, mümessil, vekil, tasfiye memuru, idare meclisi reis ve üyesi, murakıp veya müfettiş) biri olmalıdır.
  • Bu kişinin suçu fiilen gerçekleştirmiş olması gerekir; yalnızca yönetim sıfatı yeterli değildir.

Hükmi şahısların muamelelerinde kimlerin ceza göreceği: hangi sonuçları doğurur?

  • Suçu fiilen yapan müdür, mümessil, vekil, tasfiye memuru, idare meclisi reis veya üyesi, murakıp ya da müfettiş hakkında cezaya hükmolunur.
  • Aynı yetkiyi taşıyan ancak fiili gerçekleştirmeyen kişiler hakkında bu madde uyarınca ceza hükmolunmaz.
  • Cezanın muhatabı gerçek kişidir; hükmi şahıs bu madde uyarınca cezalandırılmaz.
  • Madde bir suç tanımı içermediğinden, suçun kendisi ve cezası ilgili suç maddelerinden belirlenir.

Fiili yapan ile yetkili olan arasındaki fark nedir?

Suçun fiilini bizzat gerçekleştiren yönetici, cezanın muhatabıdır.

Şirkette yönetim veya temsil yetkisi bulunan, ancak fiili gerçekleştirmeyen diğer yönetici veya ortak, maddeye göre cezalandırılmaz.

Temsil yetkisinin birden fazla kişiye ortak kullandırıldığı hallerde yalnızca fiili yapan hakkında ceza hükmolunur; ceza sorumluluğunun şahsiliği ilkesi bu ayrımın dayanağıdır.

Maddede sayılan kişi ile sayılmayan kişi arasındaki fark nedir?

Müdür, mümessil, vekil, tasfiye memuru, idare meclisi reis ve üyesi, murakıp veya müfettişler madde kapsamındadır.

Bu sıfatların dışında kalan kişiler, örneğin hükmi şahsın sıradan çalışanları, maddenin doğrudan kapsamında değildir.

Maddede sayılmayan kişinin fiili, bu madde yoluyla cezalandırılamaz; ancak genel katılma hükümleri uygulanabilir.

Hükmi şahıs adına işlem ile kişisel işlem arasındaki fark nedir?

Suç, hükmi şahsın idare veya muamelelerinin ifası sırasında işlenmişse madde uygulanır.

Kişinin tüzel kişi işiyle ilgisi olmayan, kendi adına yaptığı eylemler bu maddenin kapsamına girmez.

Cezai sorumluluk tüzel kişi işinin ifasıyla bağlantılı olmalıdır.

Hükmi şahısların muamelelerinde kimlerin ceza göreceği: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Yönetim kurulu üyesi olan herkesi, fiili yapmadan da cezalandırmak; oysa madde fiili yapan kişiyi esas alır.
  • Temsil yetkisinin ortak kullanıldığı hallerde, ana sözleşmeyi incelemeden fiilin kimin tarafından yapıldığını tespit etmeden hüküm kurmak.
  • Maddede sayılmayan bir çalışanı, sıfatı bulunmadığı halde bu madde kapsamında cezalandırmak.
  • Madde metninde yer alan ikinci fıkranın mülga olduğunu gözden kaçırıp, eski metne dayanarak hüküm kurmak.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Ticari işletmeyi temsil ve yönetime birden fazla kişi yetkili ise yalnızca fiili gerçekleştiren yönetici hakkında cezaya hükmolunacağı kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2017/7 E., 2017/137 K., 14.03.2017)
  • Sermaye şirketlerinde suçun oluşup oluşmadığının belirlenmesi için önce ana sözleşmeye bakılarak temsil yetkisinin dağılımı tespit edilmelidir. (Ceza Genel Kurulu, 2017/7 E., 2017/137 K., 14.03.2017)
  • Madde kapsamındaki suçların faili, şirket yöneticisi olup olmadığı ve fiili gerçekleştirip gerçekleştirmediği birlikte değerlendirilerek belirlenmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2011/328 E., 2012/116 K., 27.03.2012)
  • İcra suçlarının yargılanması, aksi kanunda belirtilmedikçe icra mahkemesine ait kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2018/527 E., 2019/305 K., 09.04.2019)

Nasıl ispat edilir?

  • Fiilin kim tarafından gerçekleştirildiğini ispat yükü iddia makamındadır; şirketin temsil yetkisini gösteren ana sözleşme, ticaret sicili kayıtları ve yönetim kurulu kararları bu tespitte temel delillerdir. (Ceza Genel Kurulu, 2017/7 E., 2017/137 K., 14.03.2017)
  • Sanığın yalnızca yönetim sıfatında bulunduğunu, fiili gerçekleştirmediğini savunması halinde, savunmayı ileri süren kişi bu iddiayı belgelerle desteklemelidir.
  • Fiilin birlikte işlendiği iddiası varsa, temsil yetkisinin bölüşümü ve her temsilcinin rolü ayrıca belirlenmelidir. (Ceza Genel Kurulu, 2017/7 E., 2017/137 K., 14.03.2017)

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 2004 sayılı Kanun m.331: Alacaklısını zarara sokmak kastıyla mevcudunu eksiltme suçunu düzenler; m.345 bu suçun tüzel kişi adına işlenmesi halinde faile ulaşmak için uygulanır.
  • 2004 sayılı Kanun m.333: Ticari işletme yöneticisinin alacaklıları zarara sokmak kastıyla borcu ödememesi suçunu düzenler; m.345 kapsamında fail tespiti bu maddeyle birlikte yapılır.
  • 2004 sayılı Kanun m.345/a: Sermaye şirketlerinin iflasını istememe suçunu düzenler; m.345'teki sıfatlı kişiler bu suçun faili olabilir.
  • 2004 sayılı Kanun m.345/b: Artırmadan çekilme suçunu düzenler; m.345 bu suçta da tüzel kişi adına fiili yapan kişiyi belirler.
  • 2004 sayılı Kanun m.349: Takibin şikayete bağlı suçlarda usulünü düzenler; m.345'in uygulandığı suçların takip usulünü belirler.

İİK m.345/A — Sermaye şirketlerinin iflasını istemek mecburiyetinde olanların cezası

İİK m.345/a, sermaye şirketlerinde (anonim, limited, sermayesi paylara bölünmüş komandit şirket ve kooperatifler) idare ve temsil ile görevlendirilmiş kimseler ile tasfiye memurlarının, şirketin mevcudunun borçlarını karşılamadığını bildirerek iflasını istememelerini suç olarak düzenler ve bu kişilere alacaklılardan birinin şikâyeti üzerine on günden üç aya kadar hapis cezası öngörür. Madde, iflas talep yükümlülüğünün kaynağını ve iflasın tespitine ilişkin koşulları kendisi belirlemez; bunlar İİK m.179 ve ilgili ticaret kanunu hükümlerinden okunur. Madde, şahıs şirketlerini, iflas talebinde bulunmayı gerektiren koşulların dışında kalan halleri, konkordato talebinin usulünü ve iflasın ertelenmesi sürecini düzenlemez; bunlar için İİK m.179 ve konkordatoya ilişkin İİK m.285 vd. hükümlerine bakılır.

Sermaye şirketlerinin iflasını istemek mecburiyetinde olanların cezası: hangi şartlar aranır?

  • Şirketin sermaye şirketi (anonim, limited, sermayesi paylara bölünmüş komandit veya kooperatif) olması gerekir; şahıs şirketleri bakımından bu suç oluşmaz.
  • Şirketin mevcudunun borçlarını karşılamadığının İİK m.179 anlamında belirlenmiş olması gerekir.
  • Sanığın şirketin idare ve temsil yetkilisi ya da tasfiye halinde tasfiye memuru olması gerekir.
  • Bu kişilerin şirketin iflasını istememiş olmaları gerekir; iflas talebinde bulunulmuşsa suç oluşmaz.
  • Yükümlülüğün yerine getirilmemesi kasıt veya ihmalle olmalıdır; konkordato talebinde bulunulmuşsa bu talep yükümlülüğün yerine getirilmesi sayılır.
  • Alacaklılardan birinin şikâyette bulunması gerekir.

Sermaye şirketlerinin iflasını istemek mecburiyetinde olanların cezası: hangi sonuçları doğurur?

  • Şirketin mevcudunun borçlarını karşılamadığı halde idare ve temsil yetkilisi veya tasfiye memuru iflas talebinde bulunmazsa, alacaklılardan birinin şikâyeti üzerine on günden üç aya kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
  • Şikâyet yapılmamışsa kovuşturma başlatılamaz.
  • Yükümlü, iflas talebinde bulunmuşsa veya konkordato talep etmişse suç oluşmaz.
  • Şirket borçlarını karşılıyorsa yükümlülük doğmaz ve suç oluşmaz.
  • Yükümlülüğün kasıt veya ihmalle yerine getirilmemesi suçun manevi unsurudur; kasıt olmadan ihmal de yeterlidir.

Kasıt ile ihmal arasındaki fark nedir?

Yöneticinin borca batıklığı bilerek ve isteyerek iflas talebinde bulunmaması hali.

Yöneticinin borca batıklığı bilmesine rağmen ihmal nedeniyle talepte bulunmaması hali.

Her iki hal de suçu oluşturabilir; uygulamada kasıt ve ihmal birlikte aranmış, yükümlülüğün hem kasden hem ihmalle yerine getirilmemesi cezalandırılmıştır.

İflas talebi ile konkordato talebi arasındaki fark nedir?

Şirketin iflasının doğrudan istenmesi.

İflas talebiyle birlikte veya iflas yargılaması sırasında konkordato talep edilmesi.

Konkordato talebi yapılmışsa yükümlülük yerine getirilmiş sayılır ve suç oluşmaz.

Sermaye şirketi ile şahıs şirketi arasındaki fark nedir?

Anonim, limited, sermayesi paylara bölünmüş komandit şirket ve kooperatifler.

Kolektif ve adi komandit şirketler.

Yalnızca sermaye şirketleri ve kooperatifler bakımından madde uygulanır.

İdare ve temsil yetkilisi ile tasfiye memuru arasındaki fark nedir?

Şirket faaliyetteyken idare ve temsil yetkisi olanlar.

Şirket tasfiye halinde iken tasfiye memurları.

Yükümlü kişi şirketin hangi dönemde olduğuna göre belirlenir.

Birden fazla temsilci ile tek temsilci arasındaki fark nedir?

Temsil yetkisinin birlikte kullanıldığı hal.

Her temsilcinin ayrı ayrı yetkili olduğu hal.

Ceza sorumluluğunun şahsiliği ilkesi uyarınca fiili gerçekleştiren yönetici hakkında cezaya hükmedilir.

Sermaye şirketlerinin iflasını istemek mecburiyetinde olanların cezası: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Şirketin borca batıklığını yalnızca bilanço kayıtlarına bakarak belirlemek; aktif ve pasifin gerçek durumunun ticari defter ve banka hesaplarıyla incelenmemesi.
  • Şahıs şirketlerini de bu maddenin kapsamına dahil etmek; madde yalnızca sermaye şirketleri ve kooperatifler için uygulanır.
  • Konkordato talebinde bulunulmuş olmasına rağmen yükümlülüğün yerine getirilmediğini kabul etmek.
  • Temsil yetkisi birlikte kullanılan hallerde her temsilciyi doğrudan sorumlu tutmak; fiili gerçekleştiren yönetici tespit edilmeden karar vermek.
  • Suç tarihini yanlış belirlemek; şirketin borca batık olduğunun tespit edildiği tarih yerine başka bir tarihi esas almak.
  • Şikâyet olmadan kovuşturma yapmak; suç yalnızca alacaklının şikâyeti üzerine kovuşturulur.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Suçun oluşup oluşmadığının belirlenmesi için önce şirketin aktif ve pasif durumunun İİK m.179 ve TTK hükümlerindeki koşullarda tespit edilmesi, ardından iflas talebinin gerekip gerekmediğinin araştırılması gerektiği kabul edilmektedir.
  • Tespit, yalnızca bilanço kayıtlarına dayalı bilirkişi raporuyla yapılmamalı; ticari defterler, bilanço ve banka hesapları birlikte incelenmelidir. Yetersiz raporla verilen beraat kararı bozulmaktadır.
  • Temsil yetkisinin birlikte kullanıldığı hallerde ana sözleşme getirtilerek fiili gerçekleştiren temsilcinin belirlenmesi gerektiği kabul edilmektedir.
  • Suç tarihi olarak, şirketin borca batık olduğunun belirlendiği tarih esas alınmaktadır; bu tarih bilirkişi raporunda gösterilmelidir.
  • Konkordato talebinde bulunulmuş ve geçici mühlet kararı verilmişse yükümlülüğün yerine getirildiği kabul edilmektedir.

Nasıl ispat edilir?

  • Şikâyetçi alacaklı, şirketin borca batık olduğunu ve yükümlünün iflas talep etmediğini ileri sürer; bu iddiayı ticari defterler, bilanço ve banka hesapları üzerinde yaptırılacak bilirkişi incelemesiyle ispatlar.
  • Sanık, iflas talebinde bulunduğunu veya konkordato talep ettiğini savunur; bu savunmayı iflas dilekçesi, konkordato başvurusu ve mahkeme kararlarıyla ispatlar.
  • Yükümlülüğün ihmal veya kasıtla yerine getirilmediği, yükümlünün bilgisi ve iradesi üzerinden değerlendirilir; bilgi ve irade delilleri şirket belgeleri ve yazışmalarla ortaya konur.
  • Temsil yetkisinin bölüşümüne ilişkin iddialar ana sözleşme ile ispatlanır; fiili gerçekleştiren temsilcinin belirlenmesi bu belgeye dayanır.
  • Suç tarihinin belirlenmesinde bilirkişi raporu esas alınır; yetersiz rapor ispat için yeterli sayılmaz.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 2004 sayılı İİK m.179: Sermaye şirketlerinin borca batık olması halinde iflas talebinde bulunma yükümlülüğünü düzenler; m.345/a bu yükümlülüğün yerine getirilmemesini suç hâline getirir.
  • 2004 sayılı İİK m.285 vd.: Konkordatoya ilişkin hükümlerdir; konkordato talebinin usul ve sonuçları bu hükümlerle belirlenir ve talep yükümlülüğün yerine getirilmesi sayılır.
  • 6102 sayılı TTK m.376: Borca batıklık şüphesini uyandıran işaretler bulunduğunda iflas talebi yükümlülüğünü düzenler.
  • 6102 sayılı TTK m.377: Yönetim kurulunun iflas talebiyle birlikte konkordato da talep edebileceğini düzenler; bu talep yükümlülüğün yerine getirilmesi sayılır.

İİK m.345/B — Artırmadan çekilme

İİK m.345/B, ihalenin açık artırma yoluyla yapıldığı hâllerde, kendisine veya başkasına vaat olunan ya da sağlanan yarar karşılığında artırmadan çekilen veya artırmaya katılmayan kişiyi ve bu kişilere aracılık eden kişileri cezalandıran suç hükmüdür. Düzenlediği konular, suçun unsurları, failler ve yaptırımdır. Madde, ihalede yarar karşılığı pey sürmeme eylemini cezalandırır ve kanunun gösterdiği ceza sınırlarını belirler. Hükmün uygulanması, bu Kanuna göre yapılan ihaleler bakımından söz konusudur. Madde, ihalenin feshini düzenlemez (m.134). Satış bedelinin ödenmemesi ve ihale kararının kaldırılması düzenlemez (m.133). Yargılama usulü ile zamanaşımı gibi ceza yargılamasına ilişkin hükümler de bu maddenin kapsamında değildir.

Artırmadan çekilme: hangi kavramlar bilinmeli?

Yarar
Failin ya da aracının karşılığında artırmadan çekilme veya artırmaya katılmama davranışını almak için vaat edilen ya da sağlanan her türlü menfaattir. Maddi bir değer taşıması zorunlu değildir, ancak sağlanan ya da vaat edilen yararın ihale ile bağlantılı olması gerekir.
Artırmadan çekilme
Açık artırmada pey sürmüş ya da sürebilecek olan kişinin, yarar karşılığında, pey sürmeyi bırakmasıdır. Pey sürdükten sonra çekilmek de bu kapsama girer.
Artırmaya katılmama
Kişinin, yarar karşılığında, ihalede hiç pey sürmemesidir. Çekilmeden ayrı bir eylem olarak düzenlenmiştir.
Aracı
Yararın vaadi veya sağlanması ile artırmadan çekilme ya da artırmaya katılmama arasında aracılık eden kişidir. Maddede failin ayrı bir kategorisi olarak yer alır ve aynı ceza ile cezalandırılır.

Artırmadan çekilme: hangi şartlar aranır?

  • Bu Kanuna göre yapılan bir ihale bulunmalıdır; hüküm, İcra ve İflas Kanunu kapsamındaki ihalelere uygulanır.
  • Failin artırmadan çekilmesi veya artırmaya katılmaması gerekir.
  • Bu eylem, kendisine veya başkasına vaat olunan ya da sağlanan bir yarar karşılığında gerçekleşmelidir.
  • Aracı için, yararın vaadi veya sağlanması ile artırmadan çekilme ya da katılmama arasında aracılık yapılmış olmalıdır.

Artırmadan çekilme: hangi sonuçları doğurur?

  • Yarar karşılığında artırmadan çekilen ya da artırmaya katılmayan kişiye bir yıla kadar hapis cezası verilir.
  • Aynı kişiye bin güne kadar adli para cezası da verilir.
  • Aracılara da aynı ceza verilir.
  • Yarar karşılığı bulunmayan çekilme veya katılmama bu madde kapsamında suç oluşturmaz.
  • Maddede belirtilen ceza sınırları dışında ayrı bir ceza öngörülmemiştir; hükmün uygulanmasında alt ve üst sınırlar mahkemenin takdirine bırakılmıştır.

Artırmadan çekilen ile artırmaya katılmayan arasındaki fark nedir?

Pey sürmüş olup sonra artırmadan çekilen kişi, yarar karşılığında bu eylemi gerçekleştirir.

Hiç pey sürmeyen, artırmaya baştan katılmayan kişi, yarar karşılığında bu eylemi gerçekleştirir.

Her iki hâl de maddede aynı ceza ile cezalandırılır; aralarında cezada fark yoktur.

Fail ile aracı arasındaki fark nedir?

Yararı kendisi için vaat edilen ya da sağlanan ve artırmadan çekilen ya da katılmayan kişi, failin kendisidir.

Yararın vaadi veya sağlanması ile çekilme ya da katılmama arasında arabuluculuk yapan kişi, aracıdır.

Aracılar da aynı ceza ile cezalandırılır; aracılık yapan kişinin ayrıca yarar almış olması unsur değildir.

Kendisine yarar ile başkasına yarar arasındaki fark nedir?

Yarar failin kendisine vaat edilmiş ya da sağlanmıştır.

Yarar üçüncü bir kişiye vaat edilmiş ya da sağlanmıştır.

Her iki durumda da madde uygulanır; yararın kime sağlandığı suçun varlığını değiştirmez.

Artırmadan çekilme: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Yarar karşılığı olmayan çekilmeyi bu suç kapsamında değerlendirmek; yararın bağlantısı aranmalıdır.
  • Aracının ayrıca yarar almış olmasını unsur saymak; madde aracı için yarar şartı aramaz, aracılık yeterlidir.
  • Cezayı yalnız hapis ya da yalnız adli para cezası olarak uygulamak; madde her iki cezayı birlikte öngörür.

Nasıl ispat edilir?

  • Ceza davasında ispat yükü iddia makamındadır; yarar vaadinin veya sağlanmasının ve artırmadan çekilme ya da katılmamanın birlikte ispatlanması gerekir.
  • Yarar vaadi ya da sağlanması, tanık beyanı, yazışma, banka kaydı ve benzeri delillerle ispatlanır.
  • Sanık, yarar almadığını veya çekilmesinin başka bir nedene dayandığını ileri sürebilir; bu savunmayı kendisi ortaya koymakla yükümlüdür.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 2004 sayılı Kanun m.134: İhalenin feshi hakkındadır; bu madde ile ayrı bir yoldur ve ihalede yarar karşılığı çekilme suçu ile doğrudan ilgili değildir.
  • 2004 sayılı Kanun m.133: Satış bedelinin ödenmemesi hâlinde ihale kararının kaldırılmasını düzenler; bu madde ile suç unsuru değildir.

İİK m.346 — Görev ve birleştirilme yasağı

Madde, icra mahkemesinin disiplin hapsi ve tazyik hapsi kararı verme yetkisini düzenler. Ayrıca bu görevin diğer mahkemelerde görülen ceza davaları ile birleştirilemeyeceğini ve Kanunun "Bu Bapta yer alan suçlar" başlığındaki suçlara ilişkin davalara icra mahkemesinde bakılacağını hükme bağlar. Madde icra ve iflas organlarının hangi fiilleri işlemesi halinde ceza yargılamasının yürütüleceğini tek tek saymaz; suçların tanımı ve yaptırımları Kanunun ilgili bölümündedir. Madde, icra müdürü ve memurlarının sorumluluğunu (m.110 gibi), konkordato komiserinin yükümlülüklerini, kasa işlemlerini ve dosya saklamasını düzenlemez. Ayrıca disiplin ve tazyik hapsinin uygulanma usulü ile bu hapis türlerinin koşulları (m.89 ve m.344 gibi maddeler), ceza davalarının görülme usulü ve zamanaşımı bu maddede yer almaz.

Görev ve birleştirilme yasağı: hangi kavramlar bilinmeli?

Disiplin hapsi
İcra mahkemesinin, Kanunda öngörülen hallerde ilgili kişiye yaptırım olarak verdiği hapis cezasıdır. Madde bu hapis türünün hangi fiillere bağlanacağını kendisi göstermez; ilgili hükümlerine bakılır.
Tazyik hapsi
Borçlunun yükümlülüğünü yerine getirmesini zorlamak amacıyla icra mahkemesince uygulanan hapis türüdür. Cezalandırma değil, yükümlülüğü yerine getirtme amacı taşır; bu nitelik maddede açıkça yazılı değildir, ilgili hükümlerinden çıkar.
Görev ve birleştirilme yasağı
Maddenin üçüncü fıkrası ile ikinci fıkrasındaki, icra mahkemesinin görevine giren işlerin diğer mahkemelerdeki ceza davalarıyla birlikte görülemeyeceği kuralıdır. Bu yasak, görevin icra mahkemesinde toplanmasını sağlar.
Bu Baptaki suçlar
Kanunun ilgili bölümünde yer alan ve icra ve iflas görevlilerine ya da ilgililere yüklenen yükümlülüklerin ihlali olarak tanımlanan suçlardır. Madde bu suçların tek tek listesini vermez; bu suçlara ilişkin davaların icra mahkemesinde görüleceğini söyler.

Görev ve birleştirilme yasağı: hangi şartlar aranır?

  • Disiplin veya tazyik hapsine karar verilebilmesi için Kanunun ilgili hükmünde bu yaptırımın öngörülmüş olması bulunmalıdır.
  • Disiplin veya tazyik hapsi kararını verme yetkisi icra mahkemesine ait olmalıdır; başka bir mahkeme bu kararı veremez.
  • İcra mahkemesinin görevine giren işler, diğer mahkemelerde görülen ceza davalarıyla birleştirilmemelidir.
  • Bu Bapta yer alan suçlara ilişkin davalar icra mahkemesinde görülmelidir.

Görev ve birleştirilme yasağı: hangi sonuçları doğurur?

  • Kanunda öngörülen hallerde icra mahkemesi disiplin veya tazyik hapsine karar verir.
  • İcra mahkemesinin görevine giren işler, diğer mahkemelerde görülen ceza davalarıyla birleştirilemez.
  • Bu Bapta yer alan suçlarla ilgili davalar icra mahkemesinde görülür.
  • Maddenin, belirli bir fiilin cezasını ya da hapis süresini kendisinin belirlediği bir hüküm olmadığı anlaşılmaktadır; bu bilgiler ilgili hükümlerden alınır.

Disiplin hapsi ile tazyik hapsi arasındaki fark nedir?

Disiplin hapsi, Kanunda öngörülen bir fiilin yaptırımı olarak verilir ve cezalandırıcı niteliktedir.

Tazyik hapsi, borçlunun bir yükümlülüğünü yerine getirmesini sağlamak amacıyla uygulanır ve yükümlülük yerine getirildiğinde sona erer.

Her iki hapis türünde de karar icra mahkemesine aittir, ancak amacı ve sonucu farklıdır; bu nedenle koşulları ve sona erme biçimi ilgili hükümlerine göre ayrı değerlendirilir.

Icra mahkemesinin görevi ile diğer mahkemelerde görülen ceza davaları arasındaki fark nedir?

İcra mahkemesinin görevine giren işler, icra mahkemesinde görülür.

Diğer mahkemelerde görülen ceza davaları, genel ceza yargılaması usulüne göre ayrı bir mahkemede görülür.

İki grup iş birleştirilemez; icra mahkemesinin görevindeki iş, genel mahkemedeki ceza davasıyla aynı dosyada görülemez.

Görev ve birleştirilme yasağı: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Maddenin ikinci fıkrasındaki birleştirme yasağını, icra mahkemesinin görevine girmeyen ve genel ceza mahkemesinde görülen işlerle karıştırmak; yasağın yalnızca icra mahkemesinin görevine giren işleri kapsadığını gözden kaçırmak.
  • Disiplin hapsi ile tazyik hapsini aynı amaçlı yaptırım saymak; birincisi cezalandırıcı, ikincisi yükümlülüğü zorlayıcı niteliktedir.
  • Maddede hapis süresi veya fiil tanımı bulunduğunu varsaymak; bu bilgiler madde metninde yoktur, ilgili hükümlerden alınmalıdır.
  • Bu Bapta yer alan suçların icra mahkemesinde görüleceği hükmünü, tüm icra suçlarının ceza yargılamasının da icra mahkemesinde yürütüleceği anlamına getirmek; hüküm yalnızca bu Bapta yer alan suçlarla sınırlıdır.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Yargıtay Ceza Genel Kurulu, icra ve iflas kanunu kapsamındaki suçlara ilişkin davalarda 346. maddenin son fıkrası uyarınca icra mahkemesinin görevli olduğunu kabul etmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2015/185 E., 2018/332 K., 03.07.2018)
  • Ceza Genel Kurulu, bu Kanun kapsamındaki suçların iştirak halinde işlenmesi durumunda memur olmayanla memur, ast memurla üst memurun aynı mahkemede yargılanmasını ve bu nedenle birleştirme zorunluluğunu vurgulamakta; buna karşın 346/2 uyarınca icra mahkemesinin görevinin genel ceza mahkemeleriyle birleştirilemeyeceğini belirtmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2021/329 E., 2022/117 K., 24.02.2022; Ceza Genel Kurulu, 2021/330 E., 2022/118 K., 24.02.2022)
  • Ceza Genel Kurulu, 2004 sayılı Kanunun 346. maddesini 'Görev ve birleştirilme yasağı' başlığı altında ele almakta ve bu hükmün görev ile birleştirme yasağını birlikte düzenlediğini kabul etmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2021/223 E., 2022/47 K., 25.01.2022; Ceza Genel Kurulu, 2018/430 E., 2021/268 K., 10.06.2021; Ceza Genel Kurulu, 2019/234 E., 2021/186 K., 29.04.2021)

Nasıl ispat edilir?

  • Disiplin veya tazyik hapsine karar verilmesi, icra mahkemesinin ilgili hükme dayanarak verdiği kararla kanıtlanır; kararın hukuki dayanağının Kanunda gösterilmesi gerekir.
  • Bu Bapta yer alan bir suç nedeniyle açılan davada, icra mahkemesinin görevli olduğunu ileri süren taraf, suçun icra ve iflas kanunu kapsamında işlendiğini ilgili belgelerle ortaya koymalıdır.
  • Görev itirazında bulunan taraf, davanın diğer bir mahkemede ceza davası ile birleştirildiğini ileri sürüyorsa, birleştirmenin yapıldığını dosya kayıtlarıyla göstermelidir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 2004 sayılı Kanun m.89: Tazyik hapsi ve ilgili hapis düzenlemelerinin ayrıntılarını içeren hüküm olarak bu madde ile birlikte okunur; madde metninde açıkça anılmamakla birlikte işlevsel bağı vardır.
  • 2004 sayılı Kanun m.344: İcra ve iflas suçlarına ilişkin ceza hükümlerini içeren bölümde bulunur ve 'Bu Bapta yer alan suçlar' ifadesinin kapsamını belirler.
  • 2004 sayılı Kanun m.110: Dosya ve kartonların saklanmasından doğan sorumluluğu düzenler; bu madde ile ilgisi yalnız görevlilerin sorumluluğu bakımından olup, icra mahkemesinin ceza görevini değil, sorumluluk rejimini kurar.

İİK m.347 — Şikayet süresi

İİK m.347, İcra ve İflas Kanunu'nun Bap V'indeki (ceza hükümleri, İİK m.340 vd.) fiillerden dolayı şikâyet hakkının kullanılmasını sınırlayan bir hak düşürücü süre düzenler. Düzenlediği konu, bu fiillere ilişkin şikâyet hakkının üç aylık ve bir yıllık iki süreye bağlanması ve bu sürelerin geçmesiyle hakkın düşmesidir. Madde, İcra ve İflas Kanunu'nun ceza hükümlerine ilişkin fiiller bakımından uygulanır; icra dairesinin işlemlerine yönelik şikâyet süresi (m.16, m.17) bu maddenin konusu değildir.

Şikayet süresi: hangi kavramlar bilinmeli?

Fiilin öğrenilmesi
Şikâyet hakkına ilişkin üç aylık sürenin başladığı andır. Bu süre, fiilin öğrenildiği tarihten itibaren işler ve fiilin işlendiği tarihten bağımsız olarak hesaplanır.
Fiilin işlenmesi
Bir yıllık mutlak sürenin başladığı andır. Sürenin başlangıcı, fiilin gerçekleştiği tarih olup öğrenme tarihinden bağımsızdır.
Hak düşürücü süre
Süre geçtiğinde şikâyet hakkının kendisinin sona erdiği süredir. Bu nitelik madde metninde açıkça yazılı değildir; maddedeki 'düşer' ifadesinden ve şikâyet süresinin hak düşürücü niteliği hakkındaki açıklamadan çıkarılmıştır.

Şikayet süresi: hangi şartlar aranır?

  • Şikâyet konusu fiilin İİK Bap V kapsamındaki bir fiil olması gerekir.
  • Şikâyet hakkı, fiilin öğrenildiği tarihten itibaren üç ay içinde kullanılmalıdır.
  • Şikâyet hakkı, fiilin işlendiği tarihten itibaren bir yıl içinde kullanılmalıdır; bu süre öğrenme tarihinden bağımsız olarak üç aylık süreyi de sınırlar.
  • Üç aylık süre ile bir yıllık süreden hangisi önce dolmuşsa, şikâyet hakkı o tarihte düşer.

Şikayet süresi: hangi sonuçları doğurur?

  • Üç aylık süre içinde şikâyet yapılırsa, icra mahkemesi şikâyeti esastan inceler.
  • Fiilin öğrenilmesinden itibaren üç ay geçmişse, şikâyet hakkı düşer ve şikâyet usulden reddedilir.
  • Fiilin işlenmesinden itibaren bir yıl geçmişse, öğrenme tarihi ne olursa olsun şikâyet hakkı düşer.
  • Üç aylık ve bir yıllık sürelerin hangisinin önce dolduğu, düşmenin hangi tarihte gerçekleştiğini belirler.

Öğrenme tarihi ile işlenme tarihi arasındaki fark nedir?

Üç aylık süre fiilin öğrenildiği tarihten başlar.

Bir yıllık süre fiilin işlendiği tarihten başlar.

Fiil öğrenilmeden uzun süre önce işlenmişse, öğrenmeden itibaren üç ay bulunsa bile bir yıl dolunca şikâyet hakkı düşer.

Üç aylık süre ile bir yıllık süre arasındaki fark nedir?

Üç aylık süre öznel bir ölçüte, yani fiilin öğrenilmesine bağlıdır.

Bir yıllık süre nesnel bir ölçüte, yani fiilin işlenmesine bağlıdır.

İki süreden önce dolan şikâyet hakkını düşürür; uygulamada bir yıllık sürenin öğrenmeden bağımsız olarak daha önce dolabileceği dikkate alınmalıdır.

Madde 347 ile İİK m.16 ve m.19 süreleri arasındaki fark nedir?

Madde 347, Bap V'teki ceza fiillerine ilişkin şikâyet hakkını üç ay ve bir yıla bağlar.

İİK m.16 ve m.19, icra dairesi işlemlerine karşı şikâyet süresini yedi gün olarak düzenler.

Ceza fiilleri bakımından uzun süreler, icra işlemlerine karşı yedi günlük süre ise uygulanır; iki sürenin karıştırılmaması gerekir.

Şikayet süresi: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • İİK m.16 ve m.19'daki yedi günlük şikâyet süresini Bap V fiillerine uygulamak; bu fiiller için üç ay ve bir yıllık sürelerin esas alınması gerekir.
  • Üç aylık süre dolmadan bir yıllık süreye bakarak şikâyeti süresinde saymak; iki süreden hangisinin önce dolduğu ayrıca kontrol edilmelidir.
  • Öğrenme tarihini yalnızca fiilin işlendiği tarihle karıştırmak; üç aylık süre öğrenmeden, bir yıllık süre işlenmeden başlar.
  • Mahkemenin öğrenme tarihini kendiliğinden araştırabileceğini varsaymak; karşı tarafın itirazı olmadan bu araştırma yapılamaz.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Şikâyet süresinin hak düşürücü nitelikte olduğu ve icra mahkemesinin süreyi kendiliğinden araştırması gerektiği kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2021/223 E., 2022/47 K., 25.01.2022)
  • Süre geçtikten sonra yapılan şikâyetin usulden reddedilmesi gerektiği kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2018/430 E., 2021/268 K., 10.06.2021)
  • Ceza fiillerine ilişkin şikâyet hakkının, İİK m.347'deki üç aylık ve bir yıllık sürelere göre değerlendirilmesi gerektiği kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2019/234 E., 2021/186 K., 29.04.2021)
  • Bu Bap kapsamındaki fiillerin şikâyet yoluyla icra mahkemesinde görülmesi, İİK m.347'nin uygulanmasını gerektirdiği kabul edilmektedir. (7. Ceza Dairesi, 2022/7224 E., 2024/1377 K., 14.02.2024)

Nasıl ispat edilir?

  • Şikâyet hakkının süresinde kullanıldığını gösterme yükü şikâyet edendedir; fiilin öğrenilme tarihini ve işlenme tarihini belgeyle ortaya koymalıdır. (Ceza Genel Kurulu, 2021/223 E., 2022/47 K., 25.01.2022)
  • Fiilin daha önce öğrenildiğini ileri süren karşı taraf, bu iddiayı ispatla yükümlüdür.
  • İcra mahkemesi, şikâyetin süresinde yapılıp yapılmadığını kendiliğinden araştırır; ancak öğrenme tarihini yalnızca karşı tarafın itirazı üzerine araştırabilir. (Ceza Genel Kurulu, 2018/430 E., 2021/268 K., 10.06.2021)
  • Fiilin işlendiği tarih, icra dosyasındaki işlem tarihi ve tutanaklarla belirlenir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

İİK m.348 — Yetki

İİK m.348, İcra ve İflas Kanunu'nun "Suçlar" başlıklı Bap'ında (m.346 vd.) yer alan fiillerden dolayı yetkili icra mahkemesinin hangi yer olduğunu belirler. Yetki kuralı, icra takibinin yapıldığı yerdeki mahkemeyi gösterir. Maddenin uygulanma alanı, İİK'nın ceza hükümlerini ihlal eden fiillerdir. Maddede ceza yargılamasının usulü, hüküm ve yaptırımların niteliği düzenlenmez (m.349 vd. ve Ceza Muhakemesi Kanunu bakımından ayrı değerlendirme gerekir). Ceza davalarında uygulanacak usul de bu maddede düzenlenmez.

Yetki: hangi kavramlar bilinmeli?

Yetkili icra mahkemesi
Bap kapsamındaki suç fiilleri bakımından davaya bakmaya yetkili olan icra mahkemesidir. Bu maddeye göre yetki, fiilin işlendiği yer değil, icra takibinin yapıldığı yerdeki mahkemeye bağlanmıştır.
İcra takibinin yapıldığı yer
Takibin başlatıldığı, yani icra dairesinin bulunduğu yerdir. Yetkinin belirlenmesinde bu yer esas alınır; takibin yapıldığı yer ile suçun işlendiği yer farklı olabilir.

Yetki: hangi şartlar aranır?

  • Fiilin İİK'nın Suçlar başlıklı Bap'ında (m.346 vd.) düzenlenen bir suç niteliği taşıması gerekir.
  • Yetkili mahkemenin tespiti için, fiilin ilgili icra takibi kapsamında gerçekleşmiş olması ve bu takibin hangi icra dairesinde yapıldığının belirlenebilmesi gerekir.
  • Yetki, icra takibinin yapıldığı yerdeki icra mahkemesine tanındığından, takibin yapıldığı yer ile fiil arasında bağlantı kurulabilmelidir.

Yetki: hangi sonuçları doğurur?

  • Bap kapsamındaki bir fiil bakımından davayı, icra takibinin yapıldığı yerdeki icra mahkemesi görür.
  • Takibin yapıldığı yer, fiilin işlendiği yerden farklıysa yetki yine takibin yapıldığı yerdeki icra mahkemesindedir.
  • Maddenin kendisi yetki itirazının hangi aşamada ileri sürüleceğini düzenlemez.

İcra takibinin yapıldığı yer ile fiilin işlendiği yer arasındaki fark nedir?

Madde, yetki ölçütü olarak icra takibinin yapıldığı yeri gösterir.

Genel ceza yargılaması kurallarında yetki, çoğu kez suçun işlendiği yere göre belirlenir.

Bap kapsamındaki fiiller bakımından yetkili icra mahkemesi, fiilin işlendiği yerden bağımsız olarak takibin yapıldığı yerdeki mahkemedir.

Yetki: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Yetkiyi suçun işlendiği yere göre belirlemek; m.348 takibin yapıldığı yeri esas alır.
  • Maddeyi genel icra yetki kurallarıyla (borçlunun yerleşim yeri, icra dairesi yetkisi) karıştırmak; m.348 yalnız Bap'taki fiiller için özel yetki kuralıdır.
  • Maddenin ceza yargılamasının usulünü de düzenlediğini sanmak; usul bakımından 347-354 ve CMK ayrıca değerlendirilmelidir.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Kararlarda İİK m.346-354 hükümlerinin icra mahkemelerinde görülecek suçlar bakımından uygulanacağı, bunun dışında kalan hususlarda ise Ceza Muhakemesi Kanunu'na atıf yapıldığı kabul edilmektedir. (12. Hukuk Dairesi, 2021/9714 E., 2022/4104 K., 29.03.2022)
  • Ceza Genel Kurulu kararlarında, icra mahkemesinin Bap'taki suçlara bakmasının dayanağı olarak İİK m.346-354 hükümlerine atıf yapıldığı görülmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2021/223 E., 2022/47 K., 25.01.2022; Ceza Genel Kurulu, 2018/430 E., 2021/268 K., 10.06.2021; Ceza Genel Kurulu, 2019/234 E., 2021/186 K., 29.04.2021; Ceza Genel Kurulu, 2019/404 E., 2021/187 K., 29.04.2021; Ceza Genel Kurulu, 2019/446 E., 2021/188 K., 29.04.2021)

Nasıl ispat edilir?

  • Yetkinin dayanağı olan icra takibinin yapıldığı yer, icra dosyası kayıtlarından (takip talebi ve icra dairesi kaydı) belirlenir; ispat yükü bu hususu ileri süren tarafta olmalıdır.
  • Fiilin Bap kapsamındaki suç niteliği, ilgili icra dosyasındaki işlemler ve tutanaklarla ortaya konur.
  • Yetki itirazında bulunan taraf, takibin yapıldığı yerin farklı olduğunu veya fiilin takip dışında kaldığını ileri sürerse, bunu belgelerle ispatlamakla yükümlüdür.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 2004 sayılı Kanun m.346: Bu maddenin uygulandığı Bap'ın (Suçlar) başlangıç hükmüdür; m.348, bu Bap'taki fiiller için yetki kuralını koyar.

Süreler

SüreMaddeHüküm
üç ayam.343(Değişik: 31/5/2005-5358/14 md.) Yalnız kendisi tarafından yapılacak olan bir işin yapılması veya bir işin yapılmaması yahut bir irtifak hakkının tesisi veya kaldırılması hakkındaki ilâm hükümlerine makbul mazerete müstenit olmayarak…
üç ayam.344(Değişik: 31/5/2005-5358/15 md.) Nafakaya ilişkin kararların gereğini yerine getirmeyen borçlunun, alacaklının şikâyeti üzerine, üç aya kadar tazyik hapsine karar verilir.
on gündenm.345/ADeğişik: 31/5/2005-5358/16 md.) İdare ve temsil ile görevlendirilmiş kimseler veya tasfiye memurları, 179 uncu maddeye göre şirketin mevcudunun borçlarını karşılamadığını bildirerek şirketin iflasını istemezlerse, alacaklılardan birinin…
üç ayam.345/ADeğişik: 31/5/2005-5358/16 md.) İdare ve temsil ile görevlendirilmiş kimseler veya tasfiye memurları, 179 uncu maddeye göre şirketin mevcudunun borçlarını karşılamadığını bildirerek şirketin iflasını istemezlerse, alacaklılardan birinin…
bir yılam.345/BDeğişik: 31/5/2005-5358/17 md.) Bu Kanuna göre yapılan ihalelerde kendisine veya başkasına vaat olunan veya sağlanan yarar karşılığında artırmadan çekilen veya artırmaya katılmayan kimseye bir yıla kadar hapis ve bin güne kadar adlî para…
üç aym.347(Değişik: 31/5/2005-5358/19 md.) Bu Bapta yer alan fiillerden dolayı şikâyet hakkı, fiilin öğrenildiği tarihten itibaren üç ay ve her halde fiilin işlendiği tarihten itibaren bir yıl geçmekle düşer.
bir yılm.347(Değişik: 31/5/2005-5358/19 md.) Bu Bapta yer alan fiillerden dolayı şikâyet hakkı, fiilin öğrenildiği tarihten itibaren üç ay ve her halde fiilin işlendiği tarihten itibaren bir yıl geçmekle düşer.

Süreler madde metnindeki yazımıyla verilmiştir.

Konuda geçen kararlar

28 karar
  1. Ceza Genel Kurulu, 2021/329 E., 2022/117 K., 24.02.2022
    İlgili madde: m.346
  2. Ceza Genel Kurulu, 2021/330 E., 2022/118 K., 24.02.2022
    İlgili madde: m.346
  3. Ceza Genel Kurulu, 2021/223 E., 2022/47 K., 25.01.2022
    İlgili madde: m.346, m.347, m.348
  4. Ceza Genel Kurulu, 2018/430 E., 2021/268 K., 10.06.2021
    İlgili madde: m.346, m.347, m.348
  5. Ceza Genel Kurulu, 2019/234 E., 2021/186 K., 29.04.2021
    İlgili madde: m.346, m.347, m.348
  6. Ceza Genel Kurulu, 2019/404 E., 2021/187 K., 29.04.2021
    İlgili madde: m.347, m.348
  7. Ceza Genel Kurulu, 2019/446 E., 2021/188 K., 29.04.2021
    İlgili madde: m.347, m.348
  8. Ceza Genel Kurulu, 2018/527 E., 2019/305 K., 09.04.2019
    İlgili madde: m.345
  9. Ceza Genel Kurulu, 2015/4 E., 2019/46 K., 24.01.2019
    İlgili madde: m.342, m.343
  10. Ceza Genel Kurulu, 2015/185 E., 2018/332 K., 03.07.2018
    İlgili madde: m.342, m.346
Diğer 18 karar
  1. Ceza Genel Kurulu, 2017/7 E., 2017/137 K., 14.03.2017
    İlgili madde: m.345
  2. Ceza Genel Kurulu, 2011/328 E., 2012/116 K., 27.03.2012
    İlgili madde: m.345
  3. Ceza Genel Kurulu, 2008/199 E., 2008/217 K., 14.10.2008
    İlgili madde: m.344
  4. Ceza Genel Kurulu, 2007/55 E., 2007/53 K., 06.03.2007
    İlgili madde: m.344
  5. Ceza Genel Kurulu, 2007/36 E., 2007/38 K., 20.02.2007
    İlgili madde: m.344
  6. Ceza Genel Kurulu, 2006/255 E., 2006/263 K., 28.11.2006
    İlgili madde: m.344
  7. Ceza Genel Kurulu, 2005/159 E., 2005/155 K., 06.12.2005
    İlgili madde: m.344
  8. Ceza Genel Kurulu, 2005/161 E., 2005/145 K., 29.11.2005
    İlgili madde: m.344
  9. 12. Hukuk Dairesi, 2025/3818 E., 2025/5310 K., 16.09.2025
    İlgili madde: m.342
  10. 7. Ceza Dairesi, 2022/7224 E., 2024/1377 K., 14.02.2024
    İlgili madde: m.347
  11. 5. Ceza Dairesi, 2021/15987 E., 2023/10645 K., 02.11.2023
    İlgili madde: m.345
  12. 12. Hukuk Dairesi, 2023/2090 E., 2023/2724 K., 25.04.2023
    İlgili madde: m.345
  13. 12. Hukuk Dairesi, 2021/9715 E., 2022/4106 K., 29.03.2022
    İlgili madde: m.342, m.343
  14. 12. Hukuk Dairesi, 2021/9960 E., 2022/4109 K., 29.03.2022
    İlgili madde: m.342, m.343
  15. 12. Hukuk Dairesi, 2021/9714 E., 2022/4104 K., 29.03.2022
    İlgili madde: m.342, m.343, m.348
  16. 12. Hukuk Dairesi, 2021/9713 E., 2022/4105 K., 29.03.2022
    İlgili madde: m.343
  17. 5. Ceza Dairesi, 2018/870 E., 2021/5811 K., 24.11.2021
    İlgili madde: m.345
  18. 16. Hukuk Dairesi, 2006/5575 E., 2006/8394 K., 28.12.2006
    İlgili madde: m.343

Bağlayıcılık derecesine göre sıralı (Anayasa Mahkemesi, içtihadı birleştirme, genel kurullar, daireler); her grupta yeni karar önce. Tam metin karar deposundan istek üzerine yüklenir. Hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ayrıca denetleyin.

Madde bağlantıları, tarihine kadar Resmî Gazete'de yayımlanan değişiklikleri içeren güncel metne gider.

Bu konudaki maddelerde bilinen en yeni değişiklik: 24.11.2021 (m.341).

Anlatım 21.10.2026 tarihinde derlendi. Bağlayıcı olan madde metnidir.

Bu konuyu panelde çalış

Panelde bu konu 7. Konkordato ve SŞŞVKUY bölümünde yer alıyor.

Panelde çalış