Alacaklısını zarara sokmak kasdiyle mevcudunu eksilten borçluların cezası, konkordatoda veya sermaye şirketleri ile kooperatiflerin uzlaşma yoluyla

İİK m.331–340İcra ve İflas HukukuSon değişiklik: 28.02.2008 (m.337)

Kısaca

İcra ve İflas Kanunu'nun 331. maddesi, borçlunun alacaklısını zarara sokmak kastıyla mallarını eksiltmesini suç olarak düzenler. İİK m.332, borçlunun haciz yoluyla takip talebinden sonra ya da bu talepten önceki iki yıl içinde, kendi fiiliyle aczine sebebiyet vermesini veya vaziyetinin fenalığını bilerek bu fenalığı ağırlaştırmasını suç olarak düzenler.

Kapsam

Bu konu, İcra ve İflas Kanunu m.331–340 hükümlerini kapsar.

İİK m.331 — Alacaklısını zarara sokmak kasdiyle mevcudunu eksilten borçluların cezası

İcra ve İflas Kanunu'nun 331. maddesi, borçlunun alacaklısını zarara sokmak kastıyla mallarını eksiltmesini suç olarak düzenler. Maddenin birinci fıkrası haciz yoluyla takip talebinden sonra ve bu talepten önceki iki yıl içinde işlenen eksiltme fiillerini, ikinci fıkrası iflas takibinden veya doğrudan iflas hallerinde iflas talebinden önceki fiilleri, üçüncü fıkrası konkordato mühleti veya iflasın ertelenmesi talebinden önceki ve sonraki fiilleri kapsar; dördüncü fıkrası taşınmaz rehni kapsamındaki eklentinin rehin alacaklısına zarar vermek kastıyla taşınmaz dışına çıkarılmasını cezalandırır. Maddenin kapsamı borçlu ve bu borçlunun eklenti zilyedi ile sınırlıdır. Suçun şikâyete bağlı olmasına ilişkin kural maddede yer alır. Şikâyet süresi, suçun tarihi ve ceza yargılamasının usulü maddede düzenlenmez; şikâyet süresi İİK m.347'de, iflas ve konkordato hükümleri ise ilgili kanunlarda yer alır.

Alacaklısını zarara sokmak kasdiyle mevcudunu eksilten borçluların cezası: hangi kavramlar bilinmeli?

Mevcudunu eksiltme
Borçlunun malvarlığından, alacaklıların alacağa karşılık takip edebileceği malları çıkarmasıdır. Fiil, malları mülkiyetten çıkarma, telef etme, kıymetten düşürme, gizleme veya muvazaalı devir yoluyla gerçekleşebilir.
Muvazaa
Tarafların gerçek iradesini gizleyerek görünüşte başka bir işlem yapmalarıdır. Maddede muvazaa yoluyla başkasının uhdesine geçirme, malın gerçekte devredilip devredilmediğinin ayrıca incelenmesini gerektirir.
Asıl olmayan borç ikrarı
Borçlunun gerçekte borcu bulunmadığı hâlde borç varmış gibi kabul etmesidir. Bu yolla mevcut malvarlığı suni olarak azaltılır.
Aciz belgesi
Borçlunun takip sonucunda haczedilecek malının bulunmadığını gösteren belgedir. Suçun oluşması için alacaklının bu belgeyi aldığını ya da alacağını tahsil edemediğini ispat etmesi aranır.
Taşınmaz rehni kapsamındaki eklenti
Taşınmaz rehninin kapsamında bulunan ve taşınmazın ayrılmaz parçası sayılan eşyadır. Dördüncü fıkrada yalnızca bu eşyanın rehin alacaklısına zarar vermek kastıyla taşınmaz dışına çıkarılması cezalandırılır.
Şikâyet
Suçun kovuşturulmasının alacaklının talebine bağlı olmasıdır. Maddeye göre suçlar alacaklının şikâyeti üzerine takip olunur.

Alacaklısını zarara sokmak kasdiyle mevcudunu eksilten borçluların cezası: hangi şartlar aranır?

  • Fail borçlu olmalıdır; üçüncü fıkrada ise taşınmaz rehni kapsamındaki eklentinin zilyedi de faildir.
  • Birinci fıkra kapsamında fiil, haciz yoluyla takip talebinden sonra ya da bu talepten önceki iki yıl içinde işlenmiş olmalıdır.
  • İkinci fıkra kapsamında fiil, iflas takibinden veya doğrudan iflas hallerinde iflas talebinden önce işlenmiş olmalıdır.
  • Üçüncü fıkra kapsamında fiil, konkordato mühleti veya iflasın ertelenmesi talebinden önceki iki yıl içinde ya da bu talep veya süre sonrasında işlenmiş olmalıdır.
  • Fiil, mallardan birini veya bir kısmını mülkiyetten çıkarma, telef etme, kıymetten düşürme, hakiki ya da muvazaalı yollarla gizleme veya başkasının uhdesine geçirme ya da asıl olmayan borç ikrarı yoluyla mevcudu suni biçimde eksiltecek nitelikte olmalıdır.
  • Fiilin alacaklıyı zarara sokmak maksadıyla yapılmış olması gerekir.
  • Aleyhine aciz belgesi alınmış olması veya alacaklının alacağını tahsil edememiş olması ispat edilmelidir.
  • Dördüncü fıkrada taşınmaz rehni kapsamındaki eklenti taşınmaz dışına, rehin alacaklısına zarar verme kastıyla çıkarılmış olmalıdır.
  • Suç için alacaklının şikâyeti bulunmalıdır.

Alacaklısını zarara sokmak kasdiyle mevcudunu eksilten borçluların cezası: hangi sonuçları doğurur?

  • Birinci fıkradaki unsurlar gerçekleşirse borçlu, hapis cezasının alt sınırı altı ay, üst sınırı üç yıl olacak biçimde ve en fazla bin güne kadar adli para cezasıyla birlikte cezalandırılır.
  • İkinci fıkrada yazılan fiiller başka bir suç oluştursa dahi birinci fıkra hükümleri uygulanır.
  • Üçüncü fıkrada yazılan fiiller için de birinci fıkra hükümleri uygulanır.
  • Taşınmaz rehni kapsamındaki eklentinin rehin alacaklısına zarar vermek kastıyla taşınmaz dışına çıkarılması halinde eklentinin zilyedi iki yıldan dört yıla kadar hapis ve bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır.
  • Alacaklının şikâyeti yoksa suç hakkında kovuşturma yapılamaz.
  • Fiil alacaklıyı zarara sokma kastı taşımıyorsa veya alacaklının alacağını tahsil edemediği ya da aciz belgesi aldığı ispat edilemiyorsa suç oluşmaz.

Birinci fıkra ile ikinci fıkra arasındaki fark nedir?

Birinci fıkra, haciz yoluyla takip talebinden sonra ya da bu talepten önceki iki yıl içindeki fiilleri kapsar.

İkinci fıkra, iflas takibinden veya doğrudan iflas hallerinde iflas talebinden önceki fiilleri kapsar.

İkinci fıkradaki hal, iflas sürecine özgü olduğu için hangi başvurunun esas alınacağı belirlenmeden birinci fıkra uygulanmaz. Fiilin hangi tarihte işlendiği her iki halde ayrı ayrı tespit edilmelidir.

Birinci fıkra ile üçüncü fıkra arasındaki fark nedir?

Birinci fıkra haciz takibine bağlı zaman sınırını esas alır.

Üçüncü fıkra konkordato mühleti veya iflasın ertelenmesi talebine bağlı zaman sınırını esas alır ve bu talepten sonraki fiilleri de kapsar.

Konkordato ya da erteleme sürecindeki fiil üçüncü fıkraya göre değerlendirilir; bu hâlde birinci fıkradaki iki yıllık haciz talebi ölçütü aranmaz.

Birinci fıkra ile dördüncü fıkra arasındaki fark nedir?

Birinci fıkra borçlunun genel malvarlığını eksiltmesini cezalandırır.

Dördüncü fıkra yalnızca taşınmaz rehni kapsamındaki eklentinin rehin alacaklısına zarar vermek kastıyla taşınmaz dışına çıkarılmasını cezalandırır.

Dördüncü fıkrada fail eklentinin zilyedidir, mağdur ise rehin alacaklısıdır. Ceza alt sınırı ve üst sınırı birinci fıkradan farklıdır (iki yıldan dört yıla kadar hapis).

Alacaklısını zarara sokmak kasdiyle mevcudunu eksilten borçluların cezası: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Birinci fıkradaki iki yıllık süreyi şikâyet süresi sanmak; şikâyet süresi İİK m.347'de ayrıca düzenlenmiştir ve şikâyet hakkı bu madde ile belirlenmez.
  • İkinci ve üçüncü fıkraları birinci fıkradan ayrı bir suç gibi değerlendirmek; ikinci ve üçüncü fıkra hükümleri birinci fıkra hükümlerini uygular.
  • Maddenin dördüncü fıkrasını genel malvarlığı eksiltme suçuyla karıştırmak; dördüncü fıkrada fail eklentinin zilyedi, mağdur rehin alacaklısıdır ve ceza birinci fıkradan farklıdır.
  • Satış ya da devrin borç ödemek amacıyla yapıldığını savunan borçlunun savunmasını kendiliğinden kabul etmek; savunmanın ödeme belgeleri ile somutlaştırılması gerekir.
  • Alacaklının şikâyetini aramadan kovuşturma yapmak; suç alacaklının şikâyetine bağlıdır.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Yüksek mahkeme, birinci fıkradaki iki yıllık süre ile İİK m.347'deki bir yıllık şikâyet süresi arasındaki çelişkiyi, şikâyet süresini özel olarak düzenleyen m.347 hükmünü esas alarak gidermiştir. (Ceza Genel Kurulu, 2009/248 E., 2010/24 K., 16.02.2010)
  • Mahkemelerin kastın varlığını belirlerken borçlunun malı satış tarihine yakın bir zamanda icra takibinden önce bir yakınına devretmesi, devredilen malların tümünü devretmesi gibi karineleri değerlendirdiği görülmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2011/777 E., 2012/1819 K., 31.10.2012)
  • Satış veya devrin borcun ödenmesi amacıyla yapıldığı savunulduğunda, savunmanın doğruluğu ve satış bedelinin hangi borçlara gittiği araştırılmadan mahkûmiyet kurulmamaktadır. (Ceza Genel Kurulu, 2010/13 E., 2010/40 K., 02.03.2010)
  • Borçlunun mal satışından elde edilen bedelle borçlarını ödediğinin tespiti halinde, ödenen borçların takibe konu olup olmadığı ve takip tarihlerinin araştırılması gerektiği kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2022/363 E., 2024/238 K., 12.09.2024)
  • Hapis cezasının alt sınırının belirlendiği hâllerde mahkemenin takdiri indirimle cezanın alt sınırın altına düşürülmesinin ve adli para cezası eksikliğinin hüküm kurulmasını engellediği kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2018/619 E., 2020/255 K., 02.06.2020)

Nasıl ispat edilir?

  • Suçu ileri süren alacaklı, borçlu hakkında haciz yoluyla takip talebinin tarihini ve fiilin bu tarihten önceki iki yıl içinde mi sonra mı işlendiğini ispatlamalıdır; takip dosyası ve tarih belgeleri bu amaçla kullanılır.
  • Alacaklı, borçlunun alacaklıyı zarara sokmak kastıyla hareket ettiğini ispatlamalıdır; devrin yakın akraba veya görünüşte bedel ile yapıldığı, malın değeri ve satış bedelinin rayiç bedelle karşılaştırılması gibi karineler kullanılabilir. (Ceza Genel Kurulu, 2011/777 E., 2012/1819 K., 31.10.2012)
  • Borçlunun satıştan elde edilen parayı borçlarını ödemek için kullandığını savunması hâlinde, savunmasını ödeme belgeleri ve ilgili icra dosyalarıyla ispatlaması gerekir; ödemenin takibe konu borçlara gittiğinin sabit olmaması halinde suçun oluştuğu kabul edilir. (Ceza Genel Kurulu, 2010/13 E., 2010/40 K., 02.03.2010)
  • Aciz belgesinin alındığı veya alacaklının alacağını tahsil edemediğinin ispatı alacaklıya aittir; bu unsur ispatlanmadığında suç oluşmaz. (Ceza Genel Kurulu, 2009/248 E., 2010/24 K., 16.02.2010)
  • Şirket mallarının devrinin alacaklıyı zarara sokmak amacıyla yapılıp yapılmadığı, defter ve belgeler üzerinde bilirkişi incelemesiyle belirlenir. (Ceza Genel Kurulu, 2022/363 E., 2024/238 K., 12.09.2024)

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

İİK m.332 — Ağırlaştıran borçlunun cezası

İİK m.332, borçlunun haciz yoluyla takip talebinden sonra ya da bu talepten önceki iki yıl içinde, kendi fiiliyle aczine sebebiyet vermesini veya vaziyetinin fenalığını bilerek bu fenalığı ağırlaştırmasını suç olarak düzenler. Birinci fıkra haciz yoluyla takip talebi ile konkordato mühleti talebi, ikinci fıkra konkordato mühleti talebinden önceki iki yıl bakımından uygulanır. Kişi bakımından yalnızca borçlu hakkında uygulanır; alacaklının şikâyet hakkına ilişkin üçüncü fıkra ile birlikte okunur. Maddenin düzenlemediği konular: alacaklıyı zarara sokmak kastıyla mevcudu eksiltme suçu (m.331), iflas ve konkordatoda hususi menfaat sağlanması (m.333), konkordato koşullarına uymama ve yetkilileri hataya düşürme (m.334), şikâyet süresi ve düşme (m.347), icra ceza mahkemesinin yetkisi (m.348).

Ağırlaştıran borçlunun cezası: hangi kavramlar bilinmeli?

Aciz
Borçlunun borçlarını ödeyecek malvarlığından yoksun olması durumudur. Maddede aczin borçlunun kendi fiiliyle doğmuş olması aranır.
Kendi fiiliyle aczine sebebiyet
Borçlunun adet üzere tecviz edilemeyecek bir hiffetle hareket etmesi, haddinden fazla masraf yapması, cüretli talih oyunlarına veya basiretsiz spekülasyonlara girmesi ya da işlerinde ağır ihmalde bulunması sonucunda malvarlığının yetersiz hale gelmesidir. Maddede sayılan hareketlerin dışındaki olaylar bu kapsamda değildir.
Vaziyetin fenalığını ağırlaştırma
Borçlunun mali durumunun kötü olduğunu bilerek, yukarıda sayılan hareketlerle bu kötü durumu daha da ağırlaştırmasıdır. Borçlunun durumun kötüleştiğini bilmesi kasıt unsuru olarak aranır.
Aciz belgesi
Haciz yoluyla takipte alacaklının alacağını tahsil edemediği durumda düzenlenen belgedir. Maddede aciz belgesinin alınmış olması, suçun cezalandırılması için alternatif bir koşuldur.
Konkordato mühleti talebi
Borçlunun borçlarını yeniden düzenlemek için mahkemeden geçici erteleme isteğidir. Maddenin ikinci fıkrası bu talebi, birinci fıkradaki iki yıllık dönemin başlangıcı olarak ele alır.

Ağırlaştıran borçlunun cezası: hangi şartlar aranır?

  • Fail borçlu olmalıdır; suç, borçlunun kendi fiiliyle aczine sebebiyet vermesi veya vaziyetinin fenalığını ağırlaştırması ile oluşur.
  • Fiil, haciz yoluyla takip talebinden sonra ya da bu talepten önceki iki yıl içinde işlenmiş olmalıdır; konkordato mühleti talebinden önceki iki yıl için ikinci fıkra uygulanır.
  • Borçlunun fiili, maddede sayılan hareketlerden biri olmalıdır: adet üzere tecviz edilemeyecek bir hiffet, haddinden ziyade masraf, cüretli talih oyunu, basiretsiz spekülasyon veya işlerinde ağır ihmal.
  • Borçlunun vaziyetinin fenalığını bildiği halde bu hareketlerle durumu ağırlaştırmış olması gerekir.
  • Aşağıdaki iki koşuldan biri gerçekleşmiş olmalıdır: aleyhine aciz belgesi düzenlenmiş olması veya alacaklının alacağını tahsil edemediğini ispat etmesi.
  • Suçun takibi için alacaklının şikâyeti bulunmalıdır; şikâyet hakkı, borçluyu fazla borç altına girmeye, talih oyunu veya spekülasyona sevk eden ya da ağır faiz alarak zaafından yararlanan alacaklılara tanınmaz.

Ağırlaştıran borçlunun cezası: hangi sonuçları doğurur?

  • Şartlar gerçekleşirse borçlu onbeş günden altı aya kadar hapis cezasıyla cezalandırılır.
  • Konkordato mühleti talebinden önceki iki yıl içinde aynı fiilleri işleyen borçlu hakkında da aynı cezalar uygulanır.
  • Alacaklının şikâyeti bulunmazsa suç hakkında takibat yapılmaz.
  • Şikâyet hakkı bulunmayan alacaklıların şikâyeti kovuşturmayı başlatmaz.
  • Aciz belgesi düzenlenmemiş ve alacaklı alacağını tahsil edemediğini ispat edememişse, kanunda öngörülen koşullar gerçekleşmemiş olur ve suç oluşmaz.

Haciz yoluyla takip talebi ile konkordato mühleti talebi arasındaki fark nedir?

Birinci fıkra, haciz yoluyla takip talebinden sonra veya bu talepten önceki iki yıl içinde işlenen fiilleri kapsar.

İkinci fıkra, konkordato mühleti talebinden önceki iki yıl içinde işlenen fiiller için aynı hükümleri uygular.

Her iki dönemde de aynı fiil ve ceza geçerlidir; yalnızca referans alınan talep farklıdır.

Aciz belgesi alınmış hal ile alacağın tahsil edilemediğinin ispatı arasındaki fark nedir?

Borçlu aleyhine aciz belgesi düzenlenmiş olabilir.

Aciz belgesi olmasa da alacaklı alacağını tahsil edemediğini ispat edebilir.

Bu iki durum alternatif koşullardır; her ikisinden biri yeterlidir.

Şikâyet hakkı olan alacaklı ile şikâyet hakkı olmayan alacaklı arasındaki fark nedir?

Borçluyu fazla borç altına girmeye, talih oyunu veya spekülasyona sevk eden ya da ağır faiz alarak zaafından yararlanan alacaklı şikâyet hakkına sahip değildir.

Bu hallerin dışındaki alacaklılar şikâyet hakkını kullanabilir.

Şikâyet hakkı olmayan alacaklının şikâyeti üzerine kovuşturma yapılamaz.

Ağırlaştıran borçlunun cezası: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Maddeyi alacaklının zarara sokulmasına yönelik her hareket için uygulamak; oysa kanun sayılan hareketlerle aciz arasında nedensel bağ arar.
  • Aciz belgesi ile alacağın tahsil edilemediğinin ispatını birlikte aramak; bunlar alternatif koşullardır.
  • Konkordato mühleti talebinden önceki iki yılı, haciz yoluyla takip talebinden önceki iki yılla karıştırmak.
  • Alacaklının şikâyet hakkını, borçluyu fazla borç altına sokma veya ağır faiz alma hallerinde de kabul etmek.
  • Cezayı, gerçekten kesinleşmiş maddeler dışında, adli para cezası veya disiplin hapsi olarak değerlendirmek; madde hapis cezası öngörür.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Yargıtay Ceza Genel Kurulu, borçlunun iki yıllık dönemi ile şikâyet süresi arasındaki çelişkide şikâyet süresini düzenleyen hükmü esas alarak uygulama yapmaktadır. (Ceza Genel Kurulu, 2011/178 E., 2011/233 K., 22.11.2011)
  • Yargıtay, suçun unsurlarının kendi fiiliyle aczine neden olma ve bilerek aczine sebebiyet verme yönünde sanığın hareketlerinin somut olarak belirlenmesini aramaktadır. (Ceza Genel Kurulu, 2012/362 E., 2012/1829 K., 04.12.2012)
  • Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, borçlunun ağırlaştırıcı davranışlarının alacaklıyı ödeme konusunda daha da güç duruma soktuğu hallerde birinci fıkranın uygulanabileceğini kabul etmektedir. (12. Hukuk Dairesi, 2022/2881 E., 2023/2928 K., 02.05.2023)

Nasıl ispat edilir?

  • Şikâyeti ileri süren alacaklı, borçlunun haciz yoluyla takip talebinden önce veya sonra kendi fiiliyle aczine sebebiyet verdiğini ve vaziyetinin fenalığını bildiğini ispatlamakla yükümlüdür. (Ceza Genel Kurulu, 2012/362 E., 2012/1829 K., 04.12.2012)
  • Aciz belgesi düzenlenmişse bu belge ile suç unsuru kanıtlanır; düzenlenmemişse alacaklının alacağını tahsil edemediğini ispat etmesi gerekir.
  • Borçlunun adet üzere tecviz edilemeyecek hiffet, haddinden fazla masraf, talih oyunu veya ağır ihmal gibi davranışları, belge, tanık ve bilirkişi incelemesi ile somutlaştırılır.
  • Borçlu, davranışlarının ticari olağanlığını veya aczin başka bir nedenden doğduğunu savunabilir; bu savunmayı ispat yükü ona düşer.
  • Şikâyet hakkının olmadığı savunması, alacaklının borçluyu fazla borç altına sokması veya ağır faiz alması gibi olgularla ispatlanır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 4 sayılı...: BOŞ

İİK m.333 — İflas ve konkordato işlerinde hususi menfaat temin edenlerin cezası

İİK m.333, iflas bürosu veya idaresinin, bir alacaklının ya da alacaklılar toplantısındaki temsilcisinin oyunu veya konkordatoya muvafakatini sağlamak amacıyla hususi bir menfaat temin veya vaat edilmesini suç olarak düzenler; menfaati temin eden alacaklı veya temsilcisini de aynı suç kapsamında cezalandırır ve iflas bürosu ya da idaresi üyesi tarafından işlenmesi hâlinde cezayı artıran nedeni öngörür. Maddenin uygulandığı kişi, failin gerçek kişi olması ve kanunun öngördüğü yönde menfaat temin ya da vaadinde bulunmasıdır. Madde, alacaklının iflas ya da konkordato sürecinde borçlunun malvarlığını eksiltmesini (m.331), konkordato koşullarına uymamayı ve konkordato sürecinde yetkilileri hataya düşürmeyi (m.334), sermaye şirketlerinin iflas talebi yükümlülüğünü (m.345/a) ve ticari işletme yöneticisinin alacaklıyı zarara uğratmasını (m.333/a) düzenlemez. Bu konularda ayrı maddelere bakılmalıdır. Ayrıca bu suç bakımından zamanaşımı ve ceza yargılamasına ilişkin usul kuralları maddenin kendi metninde yer almaz.

İflas ve konkordato işlerinde hususi menfaat temin edenlerin cezası: hangi kavramlar bilinmeli?

Hususi menfaat
Kişiye sağlanan veya vaat edilen, konkordato koşulları dışında kalan ve oy ya da muvafakat karşılığı verilen özel yarardır. Yarar maddi olabileceği gibi başka bir biçimde de olabilir; kanun türünü sınırlamaz.
Menfaat temini
Yararın fiilen sağlanmasıdır. Suç, temin edilmesi ile vaat edilmesi arasında fark gözetilmeksizin oluşur.
Menfaat vaadi
Yararın ileride sağlanacağının taahhüt edilmesidir. Vaadin yerine getirilmiş olması suçun oluşması için zorunlu değildir.
Konkordatoya muvafakat
Alacaklının konkordato projesini kabul ederek oy kullanmasıdır. Konkordatonun iflas öncesinde veya iflas sırasında istenmesi arasında ayrım yapılmaz.
Alacaklılar toplantısında temsilci
Bir alacaklı adına alacaklılar toplantısına katılıp oy kullanan kişidir. Temsilci, alacaklıdan ayrı olarak da suçun failinin ya da mağdurunun konumunda yer alabilir.

İflas ve konkordato işlerinde hususi menfaat temin edenlerin cezası: hangi şartlar aranır?

  • Failin, iflas bürosu veya idaresi üyesine, bir alacaklıya ya da alacaklılar toplantısındaki temsilciye hususi bir menfaat temin etmiş veya vaat etmiş olması gerekir.
  • Menfaatin amacı, bu kişinin alacaklılar toplantısındaki oyunu ya da konkordatoya muvafakatini kazanmak olmalıdır.
  • Menfaat, konkordato koşulları dışında kalmalıdır; konkordato koşullarının içinde yer alan bir yarar suç oluşturmaz.
  • Menfaat temini veya vaadi konkordatonun onay tarihinden önce gerçekleşmiş olmalıdır; onay tarihinden sonraki vaatler bu kapsamda değerlendirilmez.
  • Failin gerçek kişi olması gerekir; tüzel kişi bu suçun faili olamaz.
  • Menfaati temin eden alacaklı veya temsilcisi de aynı cezaya tabi olacağından, bu kişinin menfaati kabul etmesi ile suç tamamlanır.

İflas ve konkordato işlerinde hususi menfaat temin edenlerin cezası: hangi sonuçları doğurur?

  • Suç oluştuğunda faile altı aydan iki yıla kadar hapis cezası verilir.
  • Menfaati temin eden alacaklı veya temsilcisi de aynı ceza ile cezalandırılır.
  • Suçu iflas bürosu veya idaresi üyesi işlemişse ceza yarı oranında artırılır.
  • Konkordatonun onay tarihinden sonra yapılan vaatler bu madde kapsamında suç sayılmaz.
  • Onay tarihinden önce yapılan vaade dayanarak onaydan sonra borç ikrarında bulunulursa eylem yine suç sayılır.
  • Tüzel kişiler bu suçun faili olamaz.

Menfaat temini ile menfaat vaadi arasındaki fark nedir?

Yararın fiilen sağlanması, yani temin edilmesi durumudur.

Yararın ileride sağlanacağının taahhüt edilmesi, yani vaat edilmesi durumudur.

Her iki hâlde de suç oluşur; vaadin yerine getirilmesi cezayı kaldırmaz.

Konkordato koşulları içi ile konkordato koşulları dışı menfaat arasındaki fark nedir?

Konkordato projesinin kendi içinde yer alan ve herkese tanınan yararlar bu suçun konusu değildir.

Konkordato koşulları dışında, yalnız belirli kişiye oy karşılığı sağlanan özel yarar suç konusudur.

Yalnız koşul dışı yararlar nedeniyle ceza doğar.

Konkordatonun onay tarihinden önce ile sonra yapılan vaat arasındaki fark nedir?

Onay tarihinden önce yapılan vaat ya da temin suç oluşturur.

Onay tarihinden sonra yapılan vaat suç oluşturmaz.

Onaydan sonra borçlu, önceki vaade dayanarak borç ikrarında bulunursa eylem yine bu madde kapsamında cezalandırılır.

Genel fail ile iflas bürosu veya idaresi üyesi fail arasındaki fark nedir?

Suçun faili borçlu, alacaklı veya borçlu hesabına hareket eden üçüncü kişi olabilir.

Failin iflas bürosu veya idaresinin üyesi olması ağırlaştırıcı nedendir.

Bu sıfatla işlenen suçta ceza yarı oranında artırılır.

İflas ve konkordato işlerinde hususi menfaat temin edenlerin cezası: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Menfaat temini ile menfaat vaadini birbirinden ayırıp yalnız temini suç saymak; kanun iki hâli de aynı ölçüde cezalandırır.
  • Konkordatonun onay tarihinden sonra yapılan vaadi de suç saymak; onay tarihi ölçüt alınmalıdır.
  • Tüzel kişiyi fail olarak kabul etmek; suçun faili gerçek kişilerdir.
  • Konkordato koşulları içinde yer alan bir yararı suç konusu saymak; yalnız koşul dışı menfaat suç oluşturur.
  • Bu suçu m.333/a ile karıştırmak; m.333/a ticari işletme yöneticisinin alacaklıyı zarara uğratmasını düzenler, m.333 ise oy veya muvafakat satın almayı konu alır.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Yargıtay, menfaat temini ile vaadi arasında suçun oluşumu bakımından fark gözetmemektedir. (16. Hukuk Dairesi, 2008/5180 E., 2008/4928 K., 07.07.2008)
  • Yüksek mahkeme, konkordatonun onay tarihinden önceki vaatlerin suç kapsamında kabul edildiğini, sonrakilerin ise bu kapsam dışında tutulduğunu benimsemektedir. (16. Hukuk Dairesi, 2008/5180 E., 2008/4928 K., 07.07.2008)

Nasıl ispat edilir?

  • Suçu ileri süren savcılık veya şikayetçi taraf, failin menfaat temin ya da vaat ettiğini ispatlamakla yükümlüdür.
  • Menfaatin konkordato koşulları dışında kaldığı ve oy ya da muvafakat karşılığı verildiği, yazılı belge, yazışma ve tanık beyanı ile ispatlanabilir.
  • Vaadin konkordatonun onay tarihinden önce yapıldığı, toplantı tutanakları ve konkordato dosyası ile belirlenir.
  • Karşı tarafın savunması olan menfaatin konkordato koşulları içinde kaldığı iddiasını, projenin metni ile ispat etmesi gerekir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 2004 sayılı Kanun m.331: Alacaklıyı zarara sokmak kastıyla mevcudu eksiltme suçunu düzenler; bu madde ile aynı bölümde yer alır ve farklı bir fiili konu alır.
  • 2004 sayılı Kanun m.333/a: Ticari işletme yöneticisinin alacaklıları zarara uğratmasını düzenler; bu madde ile karıştırılmamalıdır.
  • 2004 sayılı Kanun m.334: Konkordato ve yeniden yapılandırma sürecinde yetkilileri hataya düşürme ile koşullara uymama fiillerini düzenler; m.333 ile aynı konkordato sürecini ilgilendirir ancak farklı eylemleri kapsar.
  • 2004 sayılı Kanun m.345/a: Sermaye şirketlerinin iflas talebinde bulunma yükümlülüğünü yerine getirmeyen yöneticilerin suç sorumluluğunu düzenler.

İİK m.333/A — Ticari işletmede yöneticinin sorumluluğu

İİK m.333/a, ticaret şirketlerinde hukuken veya fiilen yönetim yetkisine sahip kişilerin, alacaklıları zarara uğratmak kastıyla ticari işletmenin borçlarını kısmen veya tamamen ödemeyerek alacaklıları zarara sokmasını suç olarak düzenler ve bu suça ilişkin cezaları belirler. Hem kasten işlenen temel suçu hem de taksirle işlenen hali kapsar. Ceza, alacaklının şikâyetine bağlıdır. Madde, şirket yöneticilerinin ceza sorumluluğunu düzenler; ancak icra takibinin usulünü, şikâyet süresinin başlangıcını ve yetkili mahkemeyi düzenlemez (m.347 ve m.346 ile bağlantılı usul hükümleri). Ceza yargılamasında ispat, delil değerlendirmesi ve hükmün infazı genel ceza hukuku ve Ceza Muhakemesi Kanunu'na tabidir; madde bu konularda ayrıca hüküm kurmaz. Bir başka suç oluşturan fiiller bakımından bu madde uygulanmaz; onlar ayrı suç olarak değerlendirilir.

Ticari işletmede yöneticinin sorumluluğu: hangi kavramlar bilinmeli?

Ticaret şirketi yöneticisi
Şirkette hukuken yönetim yetkisi bulunan kişi ile yetki olmamakla birlikte fiilen yönetim yetkisini kullanan kişidir. Hukuki yetki ticaret hukuku mevzuatından, fiili yetki ise somut olaydaki davranışlardan belirlenir.
Ticari işletmenin borcu
Ticari işletmeyi yürüten şirketin, işletmesi nedeniyle doğan ve ödenmesi gereken borçlarıdır. Bu borçların kısmen ya da tamamen ödenmemesi suçun maddi unsurunu oluşturur.
Alacaklıyı zarara uğratma kastı
Failin borcu ödememekle alacaklının zarara uğramasını istemesi ya da bunu öngörüp kabullenmesidir. Kastın bulunmadığı hallerde temel suç oluşmaz; yalnızca taksirle işlenen hal söz konusu olabilir.
Taksirle işleme
Failin dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranması sonucu borcun ödenmemesidir. Kasıt aranmaz, ancak bu hal de ayrı bir cezai yaptırıma bağlanmıştır.
Başka suç oluşturmama koşulu
Fiilin, bu maddedeki suçtan başka bir suç olarak da cezalandırılabilmesi halinde m.333/a uygulanmaz. Madde, bu bakımdan subsidiyer nitelik taşır.

Ticari işletmede yöneticinin sorumluluğu: hangi şartlar aranır?

  • Fail, ticaret şirketinde hukuken veya fiilen yönetim yetkisine sahip bulunmalıdır.
  • Fiil, ticari işletmenin borçlarının kısmen veya tamamen ödenmemesi biçiminde gerçekleşmelidir.
  • Fail, alacaklıları zarara uğratmak kastıyla hareket etmelidir; taksirle işleme halinde bu kast aranmaz.
  • Fiil, başka bir suç oluşturmamalıdır.
  • Alacaklının şikâyeti bulunmalıdır; şikâyet olmadan kovuşturma yapılamaz.
  • Takibin kesinleştiği tarihte şirketin borcu ödeme gücüne sahip olmalıdır; bu koşul uygulamada ayrıca aranmaktadır.

Ticari işletmede yöneticinin sorumluluğu: hangi sonuçları doğurur?

  • Kasıtlı olarak alacaklıları zarara sokan yönetici, altı aydan iki yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır.
  • Taksirle işlenen halde fail, zararın ağırlığına göre ikibin güne kadar adli para cezasına hükmolunur.
  • Taksirli halde hapis cezası öngörülmemiştir.
  • Fiil başka bir suç oluşturuyorsa bu madde uygulanmaz ve fail o suçtan cezalandırılır.
  • Alacaklının şikâyeti yoksa kovuşturma yapılamaz.
  • Yöneticinin borcu ödememesi alacaklıları zarara sokmamışsa veya kast bulunmamışsa, kasıtlı hal oluşmaz; taksir koşulları varsa taksirli hal değerlendirilir.

Kasıtlı hal ile taksirle işleme arasındaki fark nedir?

Failin alacaklıyı zarara uğratmak kastıyla borcu ödemediği hal, birinci fıkra kapsamındadır.

Failin dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranarak borcu ödemediği hal, ikinci fıkra kapsamındadır.

Kasıtlı halde altı aydan iki yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adli para cezası; taksirli halde zararın ağırlığına göre ikibin güne kadar adli para cezası öngörülür. Taksirli halde hapis cezası yoktur.

Yönetim yetkisi sahibi ile yetkisiz kişi arasındaki fark nedir?

Hukuken veya fiilen yönetim yetkisi bulunan kişi suçun faili olabilir.

Yönetim yetkisi bulunmayan ortak, çalışan veya alacaklı bu suçun faili olamaz.

Yetkisiz kişinin fiili bu madde kapsamında cezalandırılamaz.

Bu madde ile başka suç oluşturan fiil arasındaki fark nedir?

Fiil yalnızca borcun ödenmemesinden ibaretse bu madde uygulanır.

Fiil başka bir suçu da oluşturuyorsa bu madde uygulanmaz.

Fail, madde kapsamında değil, oluşan başka suçtan cezalandırılır.

Ticari işletmede yöneticinin sorumluluğu: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Takibin kesinleştiği tarih yerine yıl sonu veya başka bir tarihteki mali durumu esas almak; suç tarihinin ödeme gücünün tespit edildiği tarih olduğunu gözden kaçırmaktır.
  • Yönetim yetkisi bulunmayan ortağı veya çalışanı doğrudan fail saymak; hukuki ya da fiili yönetim yetkisinin varlığını araştırmamaktır.
  • Taksirli halde de hapis cezası öngörüldüğünü sanmak; taksirli hal yalnızca adli para cezası ile cezalandırılır.
  • Başka bir suç oluşturan fiil bakımından bu maddeyi uygulamak; m.333/a yalnızca başka suç oluşturmayan hal için geçerlidir.
  • Şikâyetsiz kovuşturma yapmak; suç alacaklının şikâyetine bağlıdır.
  • Ana sözleşmeyi getirtmeden tek bir yöneticiyi sorumlu tutmak; temsil yetkisinin bölüşümü incelenmeden fail belirlenemez.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Yargıtay, suçun oluşması için takibin kesinleştiği tarihte şirketin borcu ödeme gücüne sahip olmasının gerektiğini kabul etmektedir.
  • Ödeme gücünün tespiti için şirketin ticari defter ve belgeleri ile banka hesapları üzerinde karşılaştırmalı bilirkişi incelemesi yaptırılması gerektiği kabul edilmektedir.
  • Yüksek mahkeme, takibin kesinleştiği tarih yerine yıl sonu durumunu gösteren bilirkişi raporunun esas alınmasını isabetsiz bulmaktadır.
  • Şirket ana sözleşmesinin getirtilerek temsil yetkisinin dağılımının belirlenmesi ve fiili gerçekleştiren yöneticinin tespit edilmesi gerektiği kabul edilmektedir.
  • Fiilin işlendiği tarih, ödeme emrinde tanınan sürenin bittiği günden bir sonraki gün olarak alınması uygulamada yerleşmiş bir anlayıştır.
  • Şikâyet süresinin üç aylık kısmının alacaklının borçlu şirketin ödeme gücünü öğrendiği tarihten, bir yıllık kısmının ise takibin kesinleştiği tarihten başlatılması gerektiği kabul edilmektedir.
  • Şikâyetçinin dilekçesinde borçlu şirketin pasifinin aktifini geçtiğini belirtmesi halinde, ödeme gücünün bulunmadığı yönündeki değerlendirme esas alınmaktadır.

Nasıl ispat edilir?

  • Şikâyetçi alacaklı, failin yönetim yetkisine sahip olduğunu, takibin kesinleştiği tarihte şirketin ödeme gücünün bulunduğunu ve borcun kasten ödenmediğini ispatla yükümlüdür.
  • Ödeme gücünün tespiti için şirketin ticari defter ve belgeleri ile banka hesapları karşılaştırmalı bilirkişi incelemesine konu olur; bu yolla ispat sağlanır.
  • Ana sözleşme ve ticaret sicili kayıtları, hukuki yönetim yetkisinin ve temsil yetkisinin bölüşümünün ispatında kullanılır.
  • Fail, ödeme gücünün bulunmadığını, borcu ödememe kastının olmadığını veya başka bir suç oluştuğunu savunabilir; bu savunmaları ispatla yükümlüdür.
  • Şikâyetin süresinde yapıldığının ispatı alacaklıya aittir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 2004 sayılı İİK m.347: Şikâyet hakkının kullanılma süresini düzenler; m.333/a kapsamındaki suçlarda şikâyet süreleri bu madde ile belirlenir.
  • 2004 sayılı İİK m.346: Ceza hükümlerine ilişkin yetkili icra mahkemesini ve şikâyetin usulünü düzenler; m.333/a suçlarında yargılamanın yapılacağı yeri gösterir.
  • 2004 sayılı İİK m.345: Aynı bölümdeki başka bir suçu düzenler; m.333/a'nın başka suç oluşturma koşulu bakımından karşılaştırma konusu olabilir.

İİK m.334 — Uzlaşma yoluyla yeniden yapılandırma koşullarına uymayan borçlunun cezası

İİK m.334, konkordato mühleti ya da konkordato veya sermaye şirketleri ile kooperatiflerin uzlaşma yoluyla yeniden yapılandırma projesinin tasdiki amacıyla borçlunun hileli tutum ve davranışlarla alacaklıları, komiseri, ara dönem denetçisini veya yetkili memuru hataya düşürmesini ya da projeye uymayarak kasten zarara sebebiyet vermesini cezalandıran suç hükmünü düzenler. Suç, borçlu konumundaki gerçek ve tüzel kişiler ile bu kurumlara başvuran kişiler bakımından uygulanır. Maddede konkordatonun ve uzlaşma projesinin genel usulü, tasdik şartları, oy çoğunlukları ve fesih sebepleri düzenlenmez (İİK m.302-309ö ve m.308c-308ç ile ilgili hükümler). Mahkemenin tasdik kararı ile bağlayıcılık sonuçları da bu maddede yer almaz. Suçun takibine ilişkin şikâyet süresi ve yargılama usulü, ayrıca hükmün uygulanacağı kişilerin cezai sorumluluğu başka hükümlerde ve genel ceza hukuku ilkelerinde aranmalıdır.

Uzlaşma yoluyla yeniden yapılandırma koşullarına uymayan borçlunun cezası: hangi kavramlar bilinmeli?

Hileli tutum ve davranış
Borçlunun malî durumuna ilişkin gerçek dışı bilgi verme, bilgiyi gizleme ya da yanıltıcı işlem yapma gibi aldatıcı eylemleri ifade eder. Salt borçlu olmak ya da malî güçlük yaşamak bu kapsamda değerlendirilmez.
Hataya düşürme
Alacaklıların, komiserin, ara dönem denetçisinin veya yetkili memurun, borçlunun malî durumu hakkında yanlış kanaate ulaşmasına neden olunmasıdır. Suçun gerçekleşmesi için bu kişilerin gerçekten yanılmış olması aranır mı sorusu maddede açıkça yanıtlanmamıştır.
Proje ile bağlı olmama (projeye uymama)
Tasdik edilmiş konkordato projesinin veya uzlaşma projesinin gereklerini yerine getirmemek anlamına gelir. Kasten zarara sebebiyet verilmesi şarttır.
Kasten zarara sebebiyet verme
Projeye uymama davranışının alacaklılara zarar doğurmasına ve bu zararın borçlunun bilinçli tercihiyle ortaya çıkmasına dayanan manevi unsurdur.
İlgilinin şikâyeti
Suçun takibinin şikâyete bağlı olduğunu gösterir. Şikâyet hakkı, zarar gören ilgilidedir ve kamu davası bu şikâyete bağlıdır.

Uzlaşma yoluyla yeniden yapılandırma koşullarına uymayan borçlunun cezası: hangi şartlar aranır?

  • Failin borçlu olması gerekir; suç, konkordato mühleti veya konkordato ya da uzlaşma yoluyla yeniden yapılandırma projesi için işlenmelidir.
  • Fiil, konkordato mühleti elde etmek ya da projeyi tasdik ettirmek amacıyla yapılmış olmalıdır.
  • Hileli tutum ve davranışla alacaklılar, komiser, ara dönem denetçisi veya yetkili memur hataya düşürülmüş olmalı ya da tasdik edilmiş projeye uyulmamalıdır.
  • Projeye uymama yoluyla kasten zarara sebebiyet verilmiş olmalıdır.
  • Fail ile kişiler arasında, hataya düşürme veya proje ihlali bakımından nedensellik bağı bulunmalıdır.
  • Suçun takibi için ilgilinin şikâyeti bulunmalıdır.

Uzlaşma yoluyla yeniden yapılandırma koşullarına uymayan borçlunun cezası: hangi sonuçları doğurur?

  • Hileli tutum ve davranışlarla alacaklıları, komiseri, ara dönem denetçisini veya yetkili memuru hataya düşüren borçlu, altı aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
  • Tasdik edilmiş projeye uymayarak kasten zarara sebebiyet veren borçlu, altı aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
  • Suçun takibi ilgilinin şikâyetine bağlıdır; şikâyet yoksa kovuşturma yapılamaz.
  • Hileli tutum ve davranış olmadan yalnızca malî güçlük yaşanması bu suçu oluşturmaz.
  • Tasdik edilmiş projeye uyulması durumunda bu suç doğmaz.

Hataya düşürme ile projeye uymama arasındaki fark nedir?

Hataya düşürme, tasdik öncesi aşamada borçlunun malî durumu hakkında alacaklıları, komiseri, ara dönem denetçisini veya yetkili memuru yanıltmasıyla işlenir.

Projeye uymama, tasdik edilmiş projenin uygulanması aşamasında yükümlülüklerin yerine getirilmemesiyle işlenir.

Her iki hal de aynı cezayı (altı ay ile bir yıl arası hapis) öngörür, ancak fiilin işlendiği aşama farklıdır.

Suçun konkordato mühletine / tasdik sürecine bağlı olması / Sermaye şirketi ve kooperatif uzlaşma projesi: fark nedir?

Konkordato ile ilgili hal, konkordato mühleti veya konkordato projesi bakımındandır.

Sermaye şirketi ve kooperatif uzlaşma projesi, sermaye şirketlerinin ve kooperatiflerin uzlaşma yoluyla yeniden yapılandırılması bakımındandır.

Maddede her iki kurum da açıkça sayıldığı için her ikisinde de aynı suç hükmü uygulanır.

Uzlaşma yoluyla yeniden yapılandırma koşullarına uymayan borçlunun cezası: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Yalnızca malî güçlük veya projeyi yerine getirememe durumunu hileli davranış saymak; hileli tutum ve davranış unsurunun ayrıca aranması gerekir.
  • Hataya düşürme suçunu projeye uymama ile karıştırmak; biri tasdik öncesi, diğeri tasdik sonrası aşamaya ilişkindir.
  • Şikâyet koşulunu gözden kaçırıp resen kovuşturma yapmak; suç ilgilinin şikâyetine bağlıdır.
  • Suçun cezasını sermaye şirketi ya da kooperatif yöneticilerine doğrudan yüklemek; maddede fail olarak borçlu anılmaktadır, yönetici sorumluluğu ayrı bir değerlendirme gerektirir.
  • Kasten zarara sebebiyet unsurunu atlayıp yalnızca projeye aykırılığı yeterli görmek; manevi unsur aranmalıdır.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Yargı kararları, madde kapsamındaki suçların yetkili mahkemesi ve temyiz merciine ilişkin görev ve yetki değişikliklerine atıf yapmaktadır; suçun cezai yaptırımı ile yargılama usulü ayrıca değerlendirilmektedir. (12. Hukuk Dairesi, 2024/6864 E., 2025/2405 K., 18.03.2025; 7. Ceza Dairesi, 2021/25856 E., 2024/6991 K., 16.09.2024)
  • Kararlarda madde kapsamındaki suçun üst sınırının bir yıla kadar hapis cezası olduğu ve suçun İİK'nın 16. Babında düzenlenen suçlar arasında yer aldığı belirtilmektedir. (12. Hukuk Dairesi, 2021/9715 E., 2022/4106 K., 29.03.2022; 12. Hukuk Dairesi, 2021/9960 E., 2022/4109 K., 29.03.2022; 12. Hukuk Dairesi, 2021/9714 E., 2022/4104 K., 29.03.2022; 12. Hukuk Dairesi, 2021/9713 E., 2022/4105 K., 29.03.2022; 12. Hukuk Dairesi, 2024/6864 E., 2025/2405 K., 18.03.2025)

Nasıl ispat edilir?

  • Suçun takibi için şikâyet sahibi ilgilinin şikâyet dilekçesi ve şikâyetin süresinde yapıldığını ortaya koyan belgeler gerekir; şikâyet yokluğu kovuşturmanın önünü keser.
  • Hileli tutum ve davranışlarla hataya düşürme iddiasını ileri süren taraf, borçlunun yanıltıcı beyanını veya gizlediği bilgileri ve bunların alacaklılar veya komiser üzerindeki etkisini ispatlamakla yükümlüdür.
  • Projeye uymama iddiası bakımından, tasdik edilmiş projenin ilgili hükümlerini ve borçlunun bunlara aykırı davrandığını gösteren belgeler (ödeme kayıtları, banka kayıtları, komiser raporları) delil olarak kullanılır.
  • Kasten zarara sebebiyet verme unsuru, borçlunun bilinçli davranışını gösteren delillerle ispatlanır; borçlunun savunması, ihlalin malî güçlük veya öngörülemeyen bir durumdan kaynaklandığı yönünde olabilir ve bu savunmayı borçlu ispatlamalıdır.
  • Komiser raporları, ara dönem denetçisi raporları ve bilirkişi incelemeleri, malî durum ve zarar değerlendirmesinde temel delil niteliğindedir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

İİK m.334/A — Konkordato komiserinin sorumluluğu

Madde 334/a, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'na 4949 sayılı Kanun'un 92. maddesiyle eklenmiş, 5358 sayılı Kanun'un 23. maddesiyle yürürlükten kaldırılmış (mülga) bir hükümdür. Madde metni yalnızca mülga olduğunu ve eklenme/mülga tarihlerini göstermekte; içeriğe ilişkin bir düzenleme taşımamaktadır. Bu nedenle maddeden çıkarılabilecek bir hüküm, süre, unsur veya sonuç bulunmamaktadır. Madde, mülga bir hükmün yerine geçen bir düzenleme de göstermemektedir; ilgili konular için yalnızca komşu maddelere bakılmalıdır.

Konkordato komiserinin sorumluluğu: hangi sonuçları doğurur?

  • Madde yürürlükten kaldırıldığı için bugün uygulanabilir bir hükmü yoktur.
  • Madde metninde hüküm bulunmadığından bu madde temelinde bir hak, yükümlülük, süre veya yaptırım doğmaz.

Konkordato komiserinin sorumluluğu: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Mülga 334/a maddesini bugün yürürlükte bir konkordato hükmü gibi uygulamak; madde 5358 sayılı Kanun'un 23. maddesiyle yürürlükten kaldırılmıştır.

İİK m.335 — Kiracının cezalandırılacağı haller

İcra ve İflas Kanunu m.335, kiralayanın hapis hakkı bulunan eşyayı, ayrıca tahliyesi emredilen yeri kiralayana zarar vermek amacıyla işgal ettiren kişilerin cezai sorumluluğunu düzenler. Hüküm, kiralayanın hapis hakkı tanınmış eşyayı kaçıran veya gizleyen borçlu ile tahliye emri verilen yeri zarar vermek kastıyla işgal eden kişiye uygulanır. Maddenin kendisi bir ceza tanımlamaz; fiilin hangi suç olduğunu Türk Ceza Kanunu'na (276. madde) yollama yaparak belirler. Kiralayanın hapis hakkının kapsamını ve kuruluşunu, tahliye emrinin usulünü, üçüncü kişinin tahliye sırasındaki durumunu ve yeniden kiralama yasağını düzenlemez; bunlar Borçlar Kanunu'nun kira hükümlerinde (6098 sayılı Kanun m.268 vd. ve m.355) ve İİK'nın tahliye hükümlerinde (m.269-276) yer alır. Hapis hakkının kaçırılmasında hukuki dayanak olan defter tutma işlemi İİK m.270'te, icra tahliyesinin ayrıntıları da İİK m.269-276'da düzenlenmiştir.

Kiracının cezalandırılacağı haller: hangi kavramlar bilinmeli?

Kiralayanın hapis hakkı
Kiralayanın, kira bedelinden doğan alacağının güvencesi olarak kiralananda bulunan ve kiralananın döşenmesine ya da kullanılmasına yarayan taşınırlar üzerinde sahip olduğu alıkoyma yetkisidir. Hapis hakkı haczedilemeyen mallar üzerinde kullanılamaz.
Defter işlemi (İİK m.270)
Hapis hakkı konusu eşyanın icra yoluyla kayda alınmasıdır. Bu kayıt, eşyanın kaçırılması veya gizlenmesi fiilinin cezalandırılabilmesi için aranan ön koşuldur.
Tahliye emri
Kiralananın boşaltılmasına ilişkin icra emridir. Emrin kesinleşmesi ve kiracının süresinde çıkmaması, zorla tahliye yolunu açar; bu emir verildikten sonra yeri işgal etmek m.335 kapsamına girer.
Zarar vermek maksadı
Failin fiilini kiralayana zarar verme amacıyla yapmasıdır. Bu özel kast, işgal fiilinin cezalandırılması için aranan unsurdur.

Kiracının cezalandırılacağı haller: hangi şartlar aranır?

  • Kiralayanın, kiralananda bulunan ve kiralananın döşenmesine veya kullanılmasına yarayan taşınırlar üzerinde hapis hakkının bulunması gerekir.
  • Hapis hakkı konusu eşyanın, İİK m.270 uyarınca defterinin yapılmış olması gerekir.
  • Fail borçlu ise defteri yapılmış eşyayı kaçırmış veya gizlemiş olmalıdır.
  • Fail üçüncü kişi ise, tahliyesi emredilen yeri kiralayana zarar vermek maksadıyla işgal etmiş olmalıdır.
  • Fiilin cezalandırılabilmesi için tahliye emrinin verilmiş olması gerekir.
  • Fiilin sonucunda kiralayanın zarar görmüş olması ya da zarar vermek kastının somut olarak ortaya konulmuş olması gerekir; kast olmadan işgal m.335 kapsamında değerlendirilemez.
  • Hukuki sonuç olarak, fiil Türk Ceza Kanunu'nun 276. maddesine göre cezalandırılır.

Kiracının cezalandırılacağı haller: hangi sonuçları doğurur?

  • Defteri yapılmış eşyayı kaçıran veya gizleyen borçlu, Türk Ceza Kanunu'nun 276. maddesine göre cezalandırılır.
  • Tahliyesi emredilen yeri kiralayana zarar vermek maksadıyla işgal ettiren kişi, aynı hükme göre cezalandırılır.
  • Hapis hakkı bulunmayan veya defteri yapılmamış eşya bakımından m.335 uygulanmaz.
  • Kiralayanın hapis hakkı bulunmakla birlikte eşya defter işlemine konu olmamışsa, eşyanın kaçırılması m.335 kapsamına girmez.
  • Zarar vermek maksadı bulunmadan yerin işgali m.335 kapsamında cezalandırılmaz.

Eşyanın kaçırılması-gizlenmesi ile yerin işgali arasındaki fark nedir?

Eşyaya ilişkin fiil, hapis hakkı konusu ve defteri yapılmış eşyanın kaçırılması veya gizlenmesidir. Fail borçludur.

Yere ilişkin fiil, tahliyesi emredilen yerin zarar vermek maksadıyla işgal edilmesidir. Fail borçlu olmak zorunda değildir, üçüncü kişi de olabilir.

Her iki fiil de m.335 kapsamında aynı ceza hükmüne bağlanır; ancak eşya fiilinde defter işlemi, yer fiilinde tahliye emri ön koşul olarak aranır.

Borçlu fail ile üçüncü kişi fail arasındaki fark nedir?

Borçlu, eşya fiilinde kaçıran veya gizleyen; yer fiilinde tahliye emrine konu yeri işgal eden kişidir.

Üçüncü kişi ise yalnızca tahliyesi emredilen yeri zarar vermek maksadıyla işgal eden kişidir.

Eşya kaçırma fiilini üçüncü kişi, madde metni uyarınca işleyemez; üçüncü kişi için yalnızca yer işgali söz konusu olur.

Hapis hakkı konusu eşya ile haczedilemeyen mallar arasındaki fark nedir?

Hapis hakkı, kiralananın döşenmesine veya kullanılmasına yarayan ve defteri yapılmış taşınırlar üzerinde kurulur.

Haczedilemeyen mallar üzerinde hapis hakkı kullanılamaz.

Haczedilemeyen bir eşyanın kaçırılması veya gizlenmesi, hapis hakkına konu olmadığından m.335 kapsamına girmez.

Kiracının cezalandırılacağı haller: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Maddeyi tek başına uygulanabilir sanıp, 6098 sayılı Kanun'daki hapis hakkı kurulmadan m.335'i uygulamak; hapis hakkının varlığı ve defter işlemi ön koşullarını atlamak.
  • Üçüncü kişinin eşya kaçırma fiilini işleyebileceğini düşünmek; m.335 eşya fiili bakımından borçluyu fail olarak öngörür.
  • Haczedilemeyen malları da hapis hakkı kapsamında saymak.
  • Tahliye emri verilmeden yerin işgalini m.335 kapsamında değerlendirmek.
  • Zarar vermek kastı aranmadan işgal fiilini cezalandırmak.
  • Yaptırımın kendi içinde düzenlendiğini sanmak; yaptırım Türk Ceza Kanunu'nun 276. maddesine yollanmıştır.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Kararlarda, İİK'nın 16. babındaki 331 ila 345/b maddeleri arasındaki icra suçlarının ve muhakeme usulünün düzenlendiği, bu suçların hapis ve adli para cezası yaptırımına bağlandığı belirtilmektedir. (12. Hukuk Dairesi, 2021/9715 E., 2022/4106 K., 29.03.2022; 12. Hukuk Dairesi, 2021/9960 E., 2022/4109 K., 29.03.2022; 12. Hukuk Dairesi, 2021/9714 E., 2022/4104 K., 29.03.2022; 12. Hukuk Dairesi, 2021/9713 E., 2022/4105 K., 29.03.2022; 12. Hukuk Dairesi, 2023/5934 E., 2023/5337 K., 26.09.2023; 12. Hukuk Dairesi, 2023/5928 E., 2023/5339 K., 26.09.2023)

Nasıl ispat edilir?

  • Hapis hakkının varlığını ve kapsamını, kiralayan kira sözleşmesi ve kira bedelinin ödenmemesine ilişkin belgelerle ispatlamak zorundadır.
  • Eşyanın defterinin yapılmış olması, İİK m.270 uyarınca düzenlenen icra kaydı ile ispatlanır.
  • Borçlunun eşyayı kaçırdığını veya gizlediğini, kiralayan tanık beyanı, tutanak ve kolluk kayıtları ile ispat eder.
  • Failin zarar verme maksadını, işgalin zamanlaması ve sonuçlarından çıkan karinelerle ortaya koymak gerekir; kast ayrıca ispat edilmelidir.
  • Failin hapis hakkına konu olmayan veya haczedilemeyen eşya ile ilgili olduğunu ileri sürmesi halinde, bu savunmanın ispatı failde kalır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 2004 sayılı Kanun m.270: Hapis hakkı konusu eşyanın defterinin yapılmasını düzenler. Defter işlemi, eşya fiilinin cezalandırılabilmesi için ön koşuldur.
  • 2004 sayılı Kanun m.269: Kiralanan taşınmazların tahliyesine ilişkin genel düzenlemeyi içerir. Tahliye emrinin dayanağını oluşturur.
  • 2004 sayılı Kanun m.276: Tahliye sırasında taşınmazda üçüncü kişi bulunmasını düzenler. m.335'teki işgal fiilinin ilişkili olduğu hal budur.
  • 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m.276: m.335'in yaptırımını belirlediği hükümdür. Madde metni, cezalandırmayı bu hükme yollamaktadır.
  • 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.268: Kiraya verenin, işlemiş ve işlemekte olan kira bedeli için kiralananda bulunan taşınırlar üzerinde hapis hakkı tanıyan düzenlemeyi içerir. Hapis hakkının kaynağıdır.

İİK m.336 — Müflisin mallarını vermeyenler hakkındaki cezalar

İİK m.336, müflisin mallarını elinde bulunduran veya müflise borçlu olan üçüncü kişilerin, iflasın açıldığının ilanını öğrendikleri tarihten itibaren belirli bir süre içinde malları iflas idaresine vermemeleri ya da borçlarını bildirmemeleri halinde uygulanacak adli para cezasını düzenler. Hüküm, müflisin dışındaki üçüncü kişiler bakımından uygulanır; müflis borçlunun kendi yükümlülükleri bu maddenin kapsamında değildir. Maddede iflas masasının teşkili, mal beyanı yükümlülüğü, alacaklının şikâyet hakkı ve yargılama usulü düzenlenmemiştir; bunlar için iflas dosyasının ve masanın düzenlendiği madde (m.37-38 ve m.20 ile bağlantılı hükümler), müflisin mal beyanı yükümlülüğü ile ilgili hükümler (m.337 ve m.339) ve cezaya ilişkin usul hükümleri (m.347 ve m.348) incelenmelidir.

Müflisin mallarını vermeyenler hakkındaki cezalar: hangi kavramlar bilinmeli?

Üçüncü şahıs
Müflis olmayan, ancak müflisin malını elinde bulunduran ya da müflise borçlu olan kişidir. Bu sıfat, kişinin iflas kararına taraf olmasından değil, müflisle olan mal ya da borç ilişkisinden doğar.
İflas idaresi
Müflisin malvarlığını yönetmek ve paraya çevirmek üzere görevlendirilen organdır. Maddenin yükümlüsü, malları ve borç bilgisini bu organa vermekle yükümlüdür.
Makbul mazeret
Yükümlünün malı verme ya da borcu bildirme görevini zamanında yerine getirememesini haklı kılan, kusursuz ve objektif nedendir. Mazeret yoksa ya da makbul değilse suç oluşur.
İflasın ilanı
İflas kararının ilgililere duyurulmasıdır. Bir aylık sürenin başlangıcı, üçüncü kişinin bu ilana vakıf olduğu tarihtir; ilanın yapılması tek başına değil, kişinin ilana muttali olması aranır.
Adli para cezası
Maddede öngörülen yaptırımdır. Gün sayısı üzerinden belirlenir ve üst sınır olarak doksan günü aşamaz.

Müflisin mallarını vermeyenler hakkındaki cezalar: hangi şartlar aranır?

  • Failin müflisin malını elinde bulunduran ya da müflise borçlu olan üçüncü şahıs olması gerekir; müflisin kendisi bu suçun faili değildir.
  • Üçüncü şahsın, iflasın açıldığına dair ilanı öğrenmiş, yani muttali olmuş olması gerekir.
  • Ilana muttali olma tarihinden itibaren bir ay içinde, iflas idaresine malın verilmemesi veya borcun bildirilmemesi gerçekleşmelidir.
  • Yükümlülüğün yerine getirilmemesi için makbul bir mazeret bulunmamalıdır.
  • Eylemin kasten işlenmesi gerekir; genel kast yeterlidir, ancak kişinin kusurunun bulunup bulunmadığı ayrıca değerlendirilmelidir.
  • Mallar verilmemiş veya borç bildirilmemiş olduğunda, yaptırım olarak doksan güne kadar adli para cezası uygulanır.

Müflisin mallarını vermeyenler hakkındaki cezalar: hangi sonuçları doğurur?

  • Üçüncü şahıs bir ay içinde makbul mazereti olmaksızın malı iflas idaresine vermez veya borcunu bildirmezse, doksan güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır.
  • Üçüncü şahıs malı verir veya borcunu bildirirse, bu suç oluşmaz.
  • Makbul bir mazeret varsa, süresinde yerine getirilmeyen yükümlülük nedeniyle ceza verilmez.
  • Cezanın ilgili mahkemece verilmesi ve cezanın hukuki niteliği, ceza yargılamasına ilişkin hükümlere bağlıdır; bu madde yalnızca yaptırımın türünü ve üst sınırını belirler.

Mal teslimi ile borç bildirimi arasındaki fark nedir?

Üçüncü şahsın elinde müflise ait somut bir mal bulunması halinde yükümlülük, malın iflas idaresine verilmesidir.

Üçüncü şahsın müflise borcu bulunması halinde yükümlülük, borcun iflas idaresine bildirilmesidir.

Her iki yükümlülük de aynı süre ve aynı yaptırıma tabidir; yalnızca yerine getirme biçimi farklıdır. Yükümlü, malı ya da borcu iki yükümlülükten hangisine konu ise o biçimde yerine getirmek zorundadır.

Makbul mazeretli ile makbul mazeretsiz ihmal arasındaki fark nedir?

Yükümlü, süreye uymamasını haklı kılan objektif bir engel gösterebilirse, eylemi cezalandırılmaz.

Yükümlü mazeret ileri süremiyorsa veya ileri sürdüğü mazeret makbul değilse, bir aylık süre içinde yükümlülüğünü yerine getirmemesi cezalandırılır.

Makbul mazeret, suçun unsuru olmadığı için cezalandırmayı ortadan kaldırır. Makbul mazeret ispat yükü yükümlüdedir.

Müflisin mallarını vermeyenler hakkındaki cezalar: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • 336. maddeyi müflisin kendi mal beyanı yükümlülüğü ile (m.337) karıştırmak; bu maddenin faili üçüncü şahıslardır.
  • 336/a ile karıştırmak; 336/a yürürlükten kaldırılmış bir hükümdür ve bugün uygulanmaz.
  • Bir aylık süreyi iflas kararının verildiği tarihten saymak; süre ilana muttali olunan tarihten başlar.
  • Makbul mazeret ile kusursuzluğu birbirine karıştırmak; makbul mazeret objektif bir engeldir ve yükümlü tarafından ispat edilmelidir.
  • Cezanın üst sınırını 90 gün yerine ayı ya da yılı esas almak; maddede adli para cezasının üst sınırı doksan gündür.
  • Şikâyet şartını aramak; m.336 bakımından kovuşturma için ayrıca şikâyet öngörülmediği kabul edilmelidir.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Yargı kararlarında m.336'nın gerçek uygulaması bulunmamakta; kararların büyük kısmı 336/a ve ilgili icra suçlarına ilişkin olduğundan, m.336'ya ilişkin doğrudan bir kabul aranmalıdır. (4. Ceza Dairesi, 2009/29736 E., 2010/1861 K., 10.02.2010)
  • Maddenin 336/a ile karıştırılması sık görülmektedir; 336/a'nın yürürlükten kaldırılmış olması nedeniyle eski tarihli kararların bu hükme dayandığı durumlarda değişiklik tarihi dikkate alınmalıdır. (16. Hukuk Dairesi, 2009/6661 E., 2009/8355 K., 07.12.2009)
  • Takas işlemi ile iflas idaresine yapılan bildirimin birlikte değerlendirildiği uyuşmazlıkta, iflas sürecinde olan borçlunun alacaklısı konumundaki kurumun yükümlülüğünün m.336 kapsamında değerlendirildiği görülmektedir. (Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi, 2022/1215 E., 2023/783 K., 06.07.2023)

Nasıl ispat edilir?

  • İddianın (suçlamanın) ileri sürülmesi halinde ispat yükü, şikâyet eden tarafa ve ilgili savcılığa aittir; müflise borcu olan veya malı elinde bulunan üçüncü şahsın bu sıfatı, iflas kararı, iflas idaresinin yazıları ya da banka kayıtları ile kanıtlanır.
  • Ilana muttali olma tarihi, iflas ilanının yayım tarihi ve tebligat belgeleri ile belirlenir; ilan tarihi ile tebliğ tarihinin farklı olması halinde hangi tarihe dayanıldığı ispatlanmalıdır.
  • Yükümlünün makbul mazeretinin bulunduğunu ileri sürmesi halinde, bu mazeretin varlığını ispat yükü yükümlüye aittir.
  • Malın iflas idaresine verilmediğinin veya borcun bildirilmediğinin ispatı, iflas idaresinin yazılı bildirimleri ile yapılır.
  • Üçüncü şahsın malı elinde bulundurduğu veya borçlu olduğu hususunda kuşku varsa, ilgili kayıt ve belgeler (muhasebe kayıtları, banka hesap özetleri) üzerinde bilirkişi incelemesi yapılması gerekebilir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

İİK m.336/A — Kendisine teslim edilen malları vermeyenler hakkındaki cezalar

Bu madde, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nda yer alan ve 4949 sayılı Kanunla eklenip 5358 sayılı Kanunla yürürlükten kaldırılan 336/A maddesinin uygulamasını ele alır. Madde metni yalnızca mülga olduğunu ve değişiklik tarihlerini göstermektedir; içeriğine ilişkin ayrıntılı hükümler madde metninde bulunmamaktadır. Bu düzenleme, mal beyanında bulunmayan borçlunun ya da hakikate aykırı beyanda bulunan borçlunun cezalandırılmasını konu almaktadır. Madde metni dışında kalan konular hakkında kesin bir hüküm kurulamaz. Maddenin kime uygulandığı, hangi fiillerin suç sayıldığı ve yaptırımın hangi koşulda doğduğu madde metninde açıkça yer almamaktadır. Madde mülga olduğundan bugünkü uygulamada bu hükme dayanılamaz.

Kendisine teslim edilen malları vermeyenler hakkındaki cezalar: hangi sonuçları doğurur?

  • Madde 5358 sayılı Kanunla yürürlükten kaldırıldığı için bugün bu madde uyarınca bir ceza verilmesi ya da bir hüküm uygulanması mümkün değildir.
  • Madde metni mülga olduğundan, yürürlükte olduğu dönemde işlenmiş fiiller bakımından hangi hükmün uygulanacağı ayrıca değerlendirilmelidir.

Kendisine teslim edilen malları vermeyenler hakkındaki cezalar: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Mülga 336/A maddesini bugün yürürlükte olan bir hüküm gibi uygulamak.
  • Bu maddeyi 337 ve 338. maddelerin içeriğiyle karıştırmak; her biri ayrı düzenlemedir.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Madde metninin mülga olması nedeniyle, bugünkü uygulamada bu maddeye dayanılarak yeni bir cezai işlem yapılması beklenmez.

Nasıl ispat edilir?

  • Bu madde mülga olduğundan, bugün bu madde uyarınca dava açan tarafın ispat yükü bulunmamaktadır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

İİK m.337 — Yükümlülüklerin yerine getirilmemesi

İİK m.337, mal beyanında bulunmayan ya da süresinden sonra bulunan borçlu hakkında iflas idaresinin müzekkeresi üzerine uygulanan cezayı düzenler. Madde metninin bugünkü hâli, birinci fıkrada yer alan asıl yaptırımın Anayasa Mahkemesi kararıyla iptal edilmesinden sonra kalan düzenlemeyi içerir: 162, 209 ve 216. maddelerdeki yükümlülüklere aykırı davrananlar hakkında iflas idaresinin müzekkeresi üzerine aynı cezanın verilmesi ve yükümlülüğün yerine getirilmesi hâlinde cezanın düşmesi. Madde, yalnızca ilgili yükümlülüklere uymayan kişiler bakımından uygulanır. Madde, mal beyanına ilişkin tazyik hapsini (m.76), gerçeğe aykırı mal beyanını (m.338), beyandan sonraki mal artışının bildirilmemesini (m.339) ve taahhüdün ihlalini (m.340) düzenlemez. Ayrıca 337/a maddesinde yer alan ticareti terk suçu bu maddenin kapsamında değildir.

Yükümlülüklerin yerine getirilmemesi: hangi kavramlar bilinmeli?

Tazyik hapsi
Borçlunun yükümlülüğünü yerine getirmesini sağlamak amacıyla, o yükümlülüğü yerine getirinceye kadar uygulanan hapis yaptırımıdır. Ceza niteliğinde bir cezadan farklı olarak amacı borçluyu zorlamaktır.
Disiplin hapsi
Maddenin iptal edilen birinci fıkrasında öngörülen, belirli bir süreyle sınırlı hapis yaptırımıdır. Bu yaptırım iptal edildiği için bugün 337. maddenin birinci fıkrası kapsamında uygulanmamaktadır.
İflas idaresinin müzekkeresi
İcra dairesinin, 162, 209 ve 216. maddelere aykırılığı bildirerek cezanın verilmesini isteyen yazısıdır. Madde, cezanın verilmesini bu müzekkereye bağlar.
Ödeme emrinde ihtar
Borçluya tebliğ edilen ödeme emrinde, yükümlülüğe aykırılığın yaptırımının bildirilmesidir. Bu ihtar bulunmadan ceza verilemez.

Yükümlülüklerin yerine getirilmemesi: hangi şartlar aranır?

  • Borçlunun 162, 209 veya 216. maddelerden birinde öngörülen yükümlülüğe aykırı davranmış olması gerekir.
  • İflas idaresinin bu aykırılık üzerine müzekkere düzenlemesi gerekir.
  • Yükümlülüğe aykırılığın yaptırımının önceden ödeme emrinde borçluya ihtar edilmiş olması gerekir (ilgili uygulamada bu ihtarın aranması kabul edilmektedir).
  • Yükümlülük yerine getirilmemiş olmalıdır; yerine getirilmişse ceza verilmez veya verilmiş cezanın düşmesi gerekir.

Yükümlülüklerin yerine getirilmemesi: hangi sonuçları doğurur?

  • 162, 209 veya 216. maddelere aykırı davranan borçlu, iflas idaresinin müzekkeresi üzerine bu madde uyarınca aynı cezaya çarptırılır.
  • Yükümlülük yerine getirilirse verilmiş olan ceza düşer.
  • Yükümlülük yerine getirilmezse ceza düşmez.
  • İptal edilen birinci fıkra uyarınca mal beyanında bulunmayan borçlu bugün bu madde gereğince disiplin hapsi ile cezalandırılamaz.

Birinci fıkra (iptal edilmiş) ile mevcut ikinci cümle arasındaki fark nedir?

İptal edilen birinci fıkra, mal beyanında bulunmayan veya süresinde yazılı beyanda bulunmayan borçlu için on gün disiplin hapsi öngörüyordu.

Mevcut metin, 162, 209 ve 216. maddelere aykırılığı konu alır; mal beyanı yükümlülüğünü doğrudan düzenlemez.

Mal beyanı yükümlülüğünün ihlali bugün 337. madde ile cezalandırılmaz; mal beyanı için tazyik hapsi m.76 üzerinden uygulanır.

Yükümlülüğün yerine getirilmesi ile yerine getirilmemesi arasındaki fark nedir?

Yükümlülük yerine getirilirse verilen ceza düşer.

Yükümlülük yerine getirilmezse ceza verilmesi ve sürdürülmesi mümkündür.

Sonradan yerine getirme cezanın düşmesine yol açar; bu nedenle yükümlülüğün yerine getirilip getirilmediği mahkemece değerlendirilir.

Yükümlülüklerin yerine getirilmemesi: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • İptal edilen birinci fıkrayı hâlâ yürürlükte saymak ve mal beyanında bulunmayan borçluya bu madde gereğince on gün disiplin hapsi vermek.
  • Mal beyanı yükümlülüğünün ihlalini 337. madde ile değil yalnızca m.76 ile cezalandırmak; iki yaptırımın birbirine karıştırılması.
  • Ödeme emrinde ihtar bulunmadan cezaya hükmetmek.
  • Süresinden sonra yapılan mal beyanını dikkate almamak; geç de olsa beyanın cezayı düşürdüğünü göz ardı etmek.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Mal beyanında bulunmayan borçlunun 337. madde uyarınca cezalandırılabilmesi için ödeme emrinde bu yönde ihtarın bulunması gerektiği kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2021/200 E., 2021/669 K., 23.12.2021)
  • Borçlu süresinden sonra da olsa mal beyanında bulunursa cezalandırılmaz; verilmiş ceza varsa serbest bırakılır. Çünkü cezanın amacı borçluyu mal beyanına zorlamaktır.

Nasıl ispat edilir?

  • Cezanın verilmesini talep eden alacaklı veya iflas idaresi, borçlunun 162, 209 veya 216. maddelerden birine aykırı davrandığını ispatlamakla yükümlüdür.
  • Ödeme emrinde yükümlülük ve ceza ihtarının bulunduğu, tebliğ belgesiyle ispatlanır.
  • Borçlu, yükümlülüğü yerine getirdiğini savunuyorsa bu savunmayı belgeyle ispatlamakla yükümlüdür; yerine getirme cezayı düşürür.
  • Müzekkerenin iflas idaresince düzenlendiği ve ilgili icra dosyasında yer aldığı belgeyle gösterilir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 2004 sayılı Kanun m.162: Bu madde ile öngörülen yükümlülüğe aykırılık, 337. maddenin uygulanmasının koşullarından biridir.
  • 2004 sayılı Kanun m.209: Bu maddeye aykırılık, 337. maddede belirtilen müzekkere ve ceza mekanizmasını başlatır.
  • 2004 sayılı Kanun m.216: Bu maddeye aykırılık, 337. maddenin kapsamına giren yükümlülük ihlalleri arasındadır.
  • 2004 sayılı Kanun m.76: Mal beyanında bulunmayan borçlunun hapisle tazyiki bu maddeden ayrı bir yoldur; 337. madde ile aynı eylem için iki kez ceza verilmesi tartışmasının kaynağıdır.
  • 2004 sayılı Kanun m.338: Gerçeğe aykırı mal beyanı ayrı bir suçtur ve 337. maddeden ayrı düzenlenmiştir.
  • 2004 sayılı Kanun m.340: Taahhüdün ihlali ayrı bir yaptırım rejimine tabidir ve bu madde kapsamında değildir.

İİK m.337/A — Ticareti terk edenlerin cezası

Madde, ticareti terk eden borçlu tacirin İİK m.44 uyarınca mal beyanında bulunma yükümlülüğüne aykırı davranışlarını, yani mal beyanı vermeyen, beyanında malvarlığını eksik gösteren, haciz veya iflas sırasında aktifindeki malı ya da yerine geçen değeri göstermeyen veya beyanından sonra bu mallar üzerinde tasarruf eden borçlunun cezai sorumluluğunu düzenler. Ayrıca alacaklının zarar görmediğini ispat eden borçlunun cezalandırılmayacağını ve borçlunun sonradan iflasında fiilin taksirli iflas sayılacağını belirtir. Madde, ceza yaptırımını ticareti terk eden tacire ve bu yükümlülük kapsamında kalan borçlulara uygular. Maddenin düzenlemediği konular arasında mal beyanının süresi ve içeriği ile ticareti terk ilanı ve ticaret siciline bildirim yükümlülüğü (m.44), iflas yoluyla takibin koşulları ve bir yıllık sorumluluk süresi (m.43, m.44), borçlunun mal beyanında bulunmaması hâlinde hapisle tazyik yaptırımı (m.76) ve taksirli iflasın Türk Ceza Kanunu'ndaki karşılığı bulunmaktadır.

Ticareti terk edenlerin cezası: hangi şartlar aranır?

  • Borçlunun ticareti terk eden tacir olması ve İİK m.44 uyarınca mal beyanında bulunma yükümlülüğü altında bulunması gerekir.
  • Borçlunun mal beyanında bulunmaması, beyanında mevcudunu eksik göstermesi, aktifindeki malı ya da yerine kaim olan değeri haciz veya iflas sırasında göstermemesi ya da beyanından sonra bu mallar üzerinde tasarrufta bulunması gerekir.
  • Fiilden zarar gören alacaklının şikâyetinde bulunması gerekir; ceza ancak bu şikâyet üzerine verilir.
  • Borçlunun alacaklının zarar görmediğini ispat edememesi gerekir; ispat edilirse ceza verilmez.

Ticareti terk edenlerin cezası: hangi sonuçları doğurur?

  • Mal beyanında bulunmayan, beyanında mevcudunu eksik gösteren veya aktifindeki malı haciz ya da iflas sırasında göstermeyen borçlu, alacaklının şikâyeti üzerine üç aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
  • Beyanından sonra malları üzerinde tasarrufta bulunan borçlu da aynı cezaya tabi olur.
  • Alacaklının şikâyeti olmadan ceza verilmez; şikâyet ceza kovuşturmasının koşuludur.
  • Fiilin işlenmesinden alacaklının zarar görmediğini ispat eden borçlu hakkında ceza verilmez.
  • Borçlunun iflası hâlinde birinci fıkradaki durum ayrıca taksirli iflas sayılır.
  • Madde, Anayasa Mahkemesinin iptal kararına konu olan 337. maddenin birinci fıkrasının yerini alan düzenleme olarak, mal beyanına aykırılığı yalnız bu cezai yaptırımla düzenlemektedir.

Mal beyanında bulunmama ile beyanda eksik gösterme arasındaki fark nedir?

Borçlunun hiç mal beyanında bulunmaması ya da beyanında malvarlığını eksik göstermesi ilk fıkradaki fiillerden biridir.

Borçlunun beyanda bulunup sonradan malı üzerinde tasarrufta bulunması ise fiilin başka bir biçimidir.

Her iki durum da birinci fıkra kapsamında cezalandırılır; ancak tasarruf hâlinde malın beyandan sonra devredilmiş olması aranır.

Cezalandırılma ile cezalandırılmama arasındaki fark nedir?

Fiilin işlenmesiyle alacaklının zarar görmediğini ispat eden borçlu hakkında ceza verilmez.

Alacaklının zarar gördüğü ya da borçlunun bunu ispat edemediği hâllerde birinci fıkradaki ceza uygulanır.

Zararın yokluğu ispatlandığında ceza verilmez; bu ispat borçluya aittir.

Ceza yaptırımı ile taksirli iflas sonucu arasındaki fark nedir?

Birinci fıkradaki fiiller hapis cezası ile yaptırıma bağlanır.

Borçlunun iflası hâlinde aynı durum ayrıca taksirli iflas sayılır.

Borçlu hem cezai sorumluluğa hem de taksirli iflas hükümlerine tabi olabilir.

Ticareti terk edenlerin cezası: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Madde metnindeki 'üç aydan bir yıla kadar hapis' cezasını hafif hapis veya disiplin hapsi ile karıştırmak; kanun metni yalnız hapis cezasını öngörür.
  • Alacaklının şikâyeti olmaksızın borçlunun kendiliğinden cezalandırılabileceğini düşünmek; şikâyet koşulu zorunludur.
  • Borçlunun alacaklının zararını ispat etmesi gerektiğini düşünmek; zararın yokluğunu ispat yükü borçludadır.
  • Borçlunun sonradan mal beyanında bulunmasının cezayı ortadan kaldıracağını düşünmek; madde yalnız zararın yokluğunu ispatı ile ceza verilmemesini öngörür.
  • Birinci fıkradaki fiillerle taksirli iflası aynı şey saymak; iflas hâlinde ayrı bir nitelendirme yapılır.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Mahkemeler, borçlunun ticareti terk ettiğine ilişkin ticaret sicili ve haciz tutanağı gibi belgeleri değerlendirerek 337/a suçunun unsurlarını inceler.
  • Alacaklının zarar görmediği savunmasında, borçlunun bu ispatı yapması gerekir ve ispatın gerçekleşmesi cezanın verilmemesi sonucunu doğurur.

Nasıl ispat edilir?

  • Alacaklı, borçlunun ticareti terk ettiğini, mal beyanında bulunmadığını ya da malvarlığını eksik gösterdiğini ticaret sicili kaydı, haciz tutanağı ve icra dosyası ile ispatlamakla yükümlüdür.
  • Borçlunun aktifinde yer alan malın haciz veya iflas sırasında gösterilmediğini ispat yükü alacaklıdadır; alacaklı bu malın varlığını ve gösterilmediğini belgelemelidir.
  • Borçlu, fiilin işlenmesinden alacaklının zarar görmediğini ispatlamakla yükümlüdür; ispatı başarırsa ceza verilmez.
  • Borçlunun beyandan sonra malları üzerinde tasarrufta bulunduğunu alacaklı tapu, ticaret sicili veya başka belgelerle göstermelidir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 2004 sayılı İİK m.44: Ticareti terk eden tacirin mal beyanında bulunma yükümlülüğünü düzenler; madde bu yükümlülüğe aykırılığın cezai yaptırımını belirler.
  • 2004 sayılı İİK m.43: Ticareti terk eden tacir hakkında iflas yoluyla takibin ilandan itibaren bir yıl içinde yapılabileceğini düzenler; taksirli iflas sonucu bu hükümle bağlantılıdır.
  • 2004 sayılı İİK m.76: Mal beyanında bulunmayan borçlu hakkında hapisle tazyik yaptırımını düzenler; bu madde cezai yaptırımdır, tazyik ayrı bir yaptırımdır.

İİK m.338 — Hakikata muhalif beyanda bulunanların cezası

İcra ve İflas Kanunu'nun 338. maddesi, borçlunun kanun gereği verdiği beyanı gerçeğe aykırı biçimde yapmasını ve aciz vesikası almış borçlunun asgari ücretin üstündeki gelirinden ödeme yapma yükümlülüğünü düzenler. Birinci fıkra, mal beyanı ve benzeri istenen beyanlarda hakikate aykırılığı suç olarak tanımlar. İkinci ve üçüncü fıkralar, aciz vesikası hamili alacaklı talebi üzerine borçlunun gelirinden yapacağı aylık ödemeyi, bu ödemeyi yapmayanın tazyik hapsini ve birden fazla alacaklı arasındaki önceliği düzenler. Maddenin uygulandığı kişiler, beyanı istenen borçlu ve aciz vesikası almış borçludur. Mal beyanının kendisinin yapılma usulünü, mal beyanından sonra doğan yeni mal ve gelir bildirimini (m.77 ve m.339), tazyik hapsinin genel usul ve süresini (m.348, m.354) ve icra ceza yargılamasının usulünü bu madde düzenlemez.

Hakikata muhalif beyanda bulunanların cezası: hangi kavramlar bilinmeli?

Hakikate aykırı beyan
Kanun gereği istenen beyanın gerçek durumla bağdaşmayacak biçimde yapılmasıdır. Beyanın kanunen istenmiş olması ve kişinin gerçeğe aykırılığı bilmesi gerekir.
Aciz vesikası
Alacaklının borçlunun malvarlığından alacağını tahsil edemediğini belgeleyen icra işlemidir. Bu madde bakımından ikinci fıkradaki gelir ödemesi yükümlülüğünün kaynağıdır.
Asgari ücretin üstünde geçim
Borçlunun ve ailesinin geçimini sağlayan gelirin asgari ücret tutarını aşmasıdır. Yalnız asgari ücretin üstünde kalan gelir, icra mahkemesinin belirleyeceği ödeme kısmına konu olabilir.
Tazyik hapsi
Borçluyu yükümlülüğünü yerine getirmeye zorlamak amacıyla verilen hapis yaptırımıdır. Suç cezası niteliğinde olan hapisten ayrıdır ve ödeme yapıldığında sona erer.
Öncelik hakkı
Birden fazla aciz vesikası hamili alacaklının talepte bulunması hâlinde, talep tarihi sırasına göre belirlenen önceliktir.

Hakikata muhalif beyanda bulunanların cezası: hangi şartlar aranır?

  • Birinci fıkra bakımından, kanuna göre bir beyan istenmiş olmalıdır ve bu beyan hakikate aykırı yapılmış olmalıdır.
  • Birinci fıkra bakımından, suçun şikâyete bağlı olması nedeniyle alacaklının şikâyeti bulunmalıdır.
  • İkinci fıkra bakımından, borçlu hakkında aciz vesikası alınmış olmalıdır.
  • İkinci fıkra bakımından, borçlunun asgari ücretin üstünde bir geçim sürdürdüğü sabit olmalıdır.
  • İkinci fıkra bakımından, aciz vesikası hamili alacaklının başvurusu, alacağın aciz vesikasına bağlanmasından en geç beş yıl içinde yapılmalıdır.
  • Ödeme yükümlülüğü için, icra mahkemesi asgari ücretin üstündeki gelirin dörtte birden az olmamak üzere bir kısmını belirlemiş olmalı ve bu karar kesinleşmiş bulunmalıdır.
  • Borçlunun nafaka borçluları dahil üçüncü kişiden aldığı yardım ve asgari ücretin üstünde eline geçen para ve menfaatler, icra mahkemesi kararında belirlenen kısmın yatırılması yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz.

Hakikata muhalif beyanda bulunanların cezası: hangi sonuçları doğurur?

  • Birinci fıkra kapsamında hakikate aykırı beyanda bulunan borçlu, alacaklının şikâyeti üzerine üç aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
  • Birinci fıkradaki suçun şikâyete bağlı olması nedeniyle, alacaklı şikâyetini ileri sürmezse kovuşturma yapılmaz.
  • İkinci fıkra kapsamında icra mahkemesi, asgari ücretin üstündeki gelirin dörtte birden az olmamak üzere bir kısmını belirler ve borçlu bu kısmı kesinleşmeden itibaren bir ay içinde ve aciz vesikasındaki borç ödenene kadar her ay icra dairesine yatırmak zorundadır.
  • İkinci fıkradaki yatırma yükümlülüğüne uymayan borçlu hakkında bir yıla kadar tazyik hapsine karar verilir.
  • Tazyik hapsi uygulanmaya başlandıktan sonra borçlu borcun tamamını veya o tarihe kadar yatırması gereken tutarı öderse tahliye edilir; ödemeleri yeniden kesilirse hakkında tazyik hapsi yeniden verilebilir, ancak bir borçtan dolayı toplam süre bir yılı geçemez.
  • Borçlunun üçüncü kişiden, nafaka borçlularından da olsa, yardım görmesi yatırma yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz.
  • Birden fazla aciz vesikası hamili alacaklı talepte bulunursa öncelik talep tarihi sırasına göre belirlenir.
  • Asgari ücretin üstündeki gelir ve menfaatlerin yalnız icra mahkemesinin belirlediği kısmı yatırılır; geri kalanı bakımından yatırma zorunluluğu doğmaz.

Birinci fıkra suçu ile ikinci fıkra tazyik hapsi arasındaki fark nedir?

Birinci fıkra, gerçeğe aykırı beyanı cezalandırır ve bunun için alacaklının şikâyeti yeterlidir.

İkinci fıkra, aciz vesikası borçlusunun gelirinden yapacağı ödemeyi güvence altına alır ve yerine getirilmemesi hâlinde tazyik hapsi öngörür.

Birinci fıkra bir suç yaptırımı, ikinci fıkra bir ödeme zorlaması yaptırımıdır. Birinci fıkradaki hapis cezası icra mahkemesince verilir ve ödeme ile ortadan kalkmaz.

Asgari ücretin altındaki gelir ile üstündeki gelir arasındaki fark nedir?

Borçlunun geçimi asgari ücret seviyesinde veya altında ise ikinci fıkradaki ödeme yükümlülüğü doğmaz.

Borçlunun asgari ücretin üstünde bir geçimi sabit olursa ödeme yükümlülüğü doğar.

Ödeme yükümlülüğünün kapsamı yalnız asgari ücretin üstünde kalan gelirle sınırlıdır.

Tazyik hapsi ile suç cezası olarak hapis arasındaki fark nedir?

Tazyik hapsi, ikinci fıkradaki ödeme yükümlülüğüne uyulmaması üzerine borçluyu ödemeye zorlamak için verilir.

Birinci fıkradaki hapis, hakikate aykırı beyanın cezasıdır.

Tazyik hapsi borç ödenince veya yatırılması gereken tutar ödenince sona erer; birinci fıkradaki hapis cezası ise bu ödemeyle düşmez.

Hakikata muhalif beyanda bulunanların cezası: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Madde metnindeki "icra tetkik merci" ifadesini eski haliyle icra mahkemesinden ayrı bir merci olarak okumak; metinde bugün icra mahkemesi geçer.
  • Birinci fıkradaki hapis cezasını tazyik hapsi ile karıştırmak; birinci fıkra suç cezası, ikinci fıkra ödeme zorlamasıdır.
  • Yatırma yükümlülüğünü asgari ücretin tamamı üzerinden hesaplamak; yükümlülük yalnız asgari ücretin üstündeki gelirin icra mahkemesince belirlenen kısmı için doğar.
  • Üçüncü kişiden yardım görülmesini yatırma yükümlülüğünü kaldıran bir neden saymak; metin bunun yükümlülüğü ortadan kaldırmadığını açıkça belirtir.
  • Beş yıllık başvuru süresini aciz vesikasının düzenlendiği tarihten değil, alacağın aciz vesikasına bağlanmasından saymamak.
  • Birden fazla alacaklı bulunduğunda öncelik sırasını alacak tutarına göre belirlemek; öncelik talep tarihi sırasına göredir.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Birinci fıkradaki suçun yalnızca kanunen istenen bir beyan bakımından oluştuğu kabul edilmektedir; beyanın kanuna dayanmaması hâlinde suç unsuru gerçekleşmez. (16. Hukuk Dairesi, 2007/2052 E., 2007/2032 K., 29.05.2007)
  • Haciz ihbarnamesine verilen üçüncü kişi cevabının gerçeğe aykırı olduğu ispatlanmadan ceza verilmediği kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2022/62 E., 2023/464 K., 17.05.2023)
  • Üçüncü kişinin, takip borçlusunun kendisine karşı açılmış ve henüz sonuçlanmamış bir davanın bulunduğunu bildirmesinin gerçeğe aykırı beyan sayılmayacağı kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, 2021/1966 E., 2022/26 K., 13.01.2022)
  • Haciz ihbarnamesine yapılan beyanı üçüncü kişinin vekilinin yapması hâlinde, cezaların şahsiliği ilkesi gereği üçüncü kişinin cezalandırılamayacağı kabul edilmektedir. (12. Hukuk Dairesi, 2022/395 E., 2023/1210 K., 28.02.2023)
  • Cezalandırılma talebinde bulunan tarafın, gerçeğe aykırılığı ve kastı somut olarak gösterdiği durumlarda talebin reddinin gerekçesine dikkat edilmesi gerektiği kabul edilmektedir. (3. Hukuk Dairesi, 2025/629 E., 2025/4284 K., 24.09.2025; 3. Hukuk Dairesi, 2023/1755 E., 2024/769 K., 22.02.2024)

Nasıl ispat edilir?

  • Birinci fıkradaki suçta ispat yükü şikâyetçi alacaklıdadır. Alacaklı, beyanın kanuna dayandığını, hakikate aykırı olduğunu ve borçlunun kastını ispatlamalıdır.
  • Hakikate aykırılık, borçlunun beyanı ile sonradan ortaya çıkan veya icra dosyasında bulunan belgelerle karşılaştırılarak ispatlanır.
  • Borçlunun gerçeğe aykırı beyanının sonuçlarının ödeme emrinde ihtar edilmiş olması, suçun unsurlarından biri olarak alacaklı tarafından belgeyle gösterilmelidir.
  • İkinci fıkra bakımından, aciz vesikasının varlığı icra dosyasından, borçlunun asgari ücretin üstündeki geçimi ise alacaklı tarafından ileri sürülerek ispatlanır.
  • Borçlu, üçüncü kişiden yardım aldığını veya yatırma yükümlülüğünü yerine getirdiğini savunuyorsa, bu savunmayı ödeme makbuzu veya banka kaydı gibi yazılı belgelerle ispatlamak zorundadır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 2004 sayılı Kanun m.74: Mal beyanının kapsamını ve borçluya yüklenen beyan yükümlülüğünü düzenler. Birinci fıkradaki suçun konusu olan beyan bu maddeye göre istenmiş olmalıdır.
  • 2004 sayılı Kanun m.76: Mal beyanında bulunmayan borçlu hakkında tazyik hapsi öngörür. Bu madde ile m.338 arasında ayrım yapılmalıdır, çünkü m.76 hapsi yalnız beyan yükümlülüğünü zorlamak içindir.
  • 2004 sayılı Kanun m.77: Mal beyanından sonra kazanılan mal ve gelir artışlarının bildirilmesini düzenler. Bu bildirim yükümlülüğü m.338'in kapsamında değildir.
  • 2004 sayılı Kanun m.339: Mal beyanından sonra kazanılan malları bildirmeme suçunu düzenler ve kendi disiplin hapsi yaptırımı vardır.
  • 2004 sayılı Kanun m.348: Bu maddedeki suçlara icra mahkemesinin bakacağını ve cezayı icra mahkemesinin vereceğini belirtir.
  • 2004 sayılı Kanun m.354: Tazyik hapsinin uygulanmasında takibe konu alacağın brüt asgari ücret tutarına ilişkin sınırlamayı düzenler ve m.338'in ikinci fıkrasının uygulanma koşullarını etkiler.
  • 2004 sayılı Kanun m.363: Tazyik hapsine karşı istinaf yoluna gidilebileceğini düzenler.

İİK m.339 — Beyandan sonra mal ve kazançta olan tezayüdü bildirmeyen borçlunun cezası

İcra ve İflas Kanunu'nun 339. maddesi, mal beyanında bulunmuş ya da beyanda bulunmamış borçlunun, beyandan sonra sonradan kazandığı mallarını ve kazancında ya da gelirinde meydana gelen artışları icra dairesine bildirme yükümlülüğüne aykırı davranmasını ve bu malları makbul bir sebep olmaksızın elden çıkarmasını suç olarak düzenler ve bu fiiller için disiplin hapsi yaptırımını öngörür. Maddenin uygulanması, bu yükümlülüğün borçluya düştüğü durumlara ve borcun tamamen ödenmesi halinde cezanın düşmesine ilişkindir. Madde, mal beyanının kendisini, beyanın gerçeğe aykırı olmasını ve mal beyanına uymamanın yaptırımını düzenlemez; mal beyanı yükümlülüğü ve süresi (m.75, m.76, m.77 bağlamında mal beyanı tanımı için 77. madde), gerçeğe aykırı mal beyanı suçu (338. madde) ile mal beyanına uymamanın yaptırımı olan tazyik hapsi ve 337. madde kapsamındaki yaptırım, ayrıca beyan yükümlülüğünün kendisi (77. madde) bu maddede değil, ilgili maddelerde düzenlenmiştir. Ayrıca suçun iflas sebebi olan mal saklama (177/1) ve cezanın şikâyet, yargılama usulü (348, 363) yönleri de bu maddenin dışındadır."

Beyandan sonra mal ve kazançta olan tezayüdü bildirmeyen borçlunun cezası: hangi kavramlar bilinmeli?

Tezayüt
Borçlunun mal ya da kazancında beyandan sonra meydana gelen artış anlamına gelir. Maddede sonradan kazanılan mallar ile kazanç ve gelirdeki artışlar birlikte bu kavramla anılmıştır.
Makbul mazeret
Borçlunun bildirim süresinde bildirimde bulunamamasını haklı kılan, ondan beklenemeyecek nitelikteki engeldir. Mazeretin makbul olup olmadığı somut olaya göre değerlendirilir.
Makbul sebep
Malın veya kazancın elden çıkarılmasını haklı gösteren, borçlunun iradesi dışında veya hukuken geçerli bir nedendir. Madde, elden çıkarmanın ancak makbul bir sebebe dayanmadığı durumda cezalandırılacağını öngörür.
Asıl veya bedel itibariyle mevcut
Bildirilmeyen malın ya da kazancın kendisinin ya da yerine geçen değerin hâlen borçlunun elinde bulunmasıdır. Fiilin cezayı artıran ya da cezayı belirleyen ölçütü bu niteliktir.
Disiplin hapsi
İcra hukukunda borçlunun yükümlülüğünü yerine getirmesi için öngörülen ve icra mahkemesince verilen, ağırlığı bu maddede on gün veya bir ay olarak belirlenen hapis türüdür. Maddede öngörülen ceza bu türdendir, tazyik hapsi değildir.

Beyandan sonra mal ve kazançta olan tezayüdü bildirmeyen borçlunun cezası: hangi şartlar aranır?

  • Failin, mal beyanında bulunmuş ya da beyanda bulunmamış borçlu olması gerekir; kanuni temsilci ya da avukatın eylemi borçluya yüklenemez.
  • Borçlunun sonradan kazandığı mallar veya kazanç ve gelirindeki tezayüt bulunmalı ve bu durum 77. madde uyarınca icra dairesine bildirilmelidir.
  • Bildirim yedi gün içinde, taahhütlü mektupla veya şifahi olarak yapılmalıdır; bu süre geçmiş ve makbul bir mazeret bulunmamalıdır.
  • Bildirilmeyen mal veya kazanç asıl veya bedel itibariyle mevcut olmalıdır.
  • Alternatif fiil olarak, mal veya kazancın asıl veya bedel itibariyle makbul bir sebep olmaksızın elden çıkarılmış olması yeterlidir.
  • Suçun takibi için alacaklının şikâyeti bulunmalıdır; cezaya icra mahkemesi karar verir.

Beyandan sonra mal ve kazançta olan tezayüdü bildirmeyen borçlunun cezası: hangi sonuçları doğurur?

  • Borçlu yedi gün içinde bildirimde bulunmaz ve bildirilmeyen mal veya kazanç asıl veya bedel itibariyle mevcutsa on gün disiplin hapsi ile cezalandırılır.
  • Borçlu malı veya kazancı asıl veya bedel itibariyle makbul bir sebep olmaksızın elden çıkarmışsa bir aya kadar disiplin hapsi ile cezalandırılır.
  • Borçlu makbul bir mazereti olmaksızın bildirimde bulunmamış ancak bildirilmeyen mal veya kazanç asıl veya bedel itibariyle mevcut değilse bu madde kapsamındaki bildirim cezası uygulanmaz.
  • Alacaklı şikâyette bulunmadıkça bu cezalara karar verilmez.
  • Cezaya karar verildikten sonra veya öncesinde borçlu icra takibine konu borcu tamamen öderse ceza düşer.
  • Bu cezalar icra mahkemesince verilir; madde, cezanın yerine geçecek bir yaptırım öngörmez.
  • Madde, borçlunun kişisel sorumluluğu yönünden bir hüküm içermez; bu maddenin uygulanması ilgili icra alacağının ödenmesine bağlı değildir ancak borç ödenirse ceza düşer.

Bildirim yükümlülüğüne aykırılık ile malın elden çıkarılması arasındaki fark nedir?

Borçlu sonradan kazandığı veya artan malını yedi gün içinde bildirmez ancak malı elinde tutar.

Borçlu malı makbul bir sebep olmaksızın elden çıkarır.

Birinci halde mal veya kazanç asıl veya bedel itibariyle mevcut ise on gün, ikinci halde bir aya kadar disiplin hapsi uygulanır.

Mevcut mal ile mevcut olmayan mal arasındaki fark nedir?

Bildirilmeyen mal veya kazanç asıl veya bedel itibariyle hâlâ borçlunun elinde bulunmaktadır.

Bildirilmeyen mal asıl veya bedel itibariyle artık mevcut değildir.

Yalnız mevcut mal bakımından bildirim aykırılığı on günlük cezayı doğurur; mevcut olmayan mal için bu cezanın koşulu oluşmaz.

Makbul mazeret ile makbul sebep arasındaki fark nedir?

Makbul mazeret bildirim süresinin kaçırılmasını haklı kılar.

Makbul sebep malın elden çıkarılmasını haklı kılar.

Mazeret bildirim yükümlülüğüne, sebep elden çıkarma fiiline ilişkindir; birinin varlığı diğerini kendiliğinden ortadan kaldırmaz.

Bildirim aykırılığı ile elden çıkarma fiili arasındaki fark nedir?

Bildirim aykırılığı, borçlunun beyandan sonraki artışı süresinde bildirmemesidir.

Elden çıkarma fiili, malın bildirilip bildirilmediğinden bağımsız olarak elden çıkarılmasıdır.

Her iki fiil de ayrı ceza ölçüsüne bağlanmıştır; biri gerçekleşince ötekinin koşulu aranmaz.

Beyandan sonra mal ve kazançta olan tezayüdü bildirmeyen borçlunun cezası: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Mal beyanında bulunmayan kişiyi de bu madde kapsamında cezalandırmak; maddenin failini, mal beyanında bulunmuş borçlu olarak ele almak gerekir.
  • Kanuni temsilcinin ya da avukatın gerçeğe aykırı beyanını borçluya yüklemek; bu hâlde ne borçluya ne de temsilciye ceza verilemeyeceğini gözden kaçırmak.
  • Bildirilmeyen malın asıl veya bedel itibariyle mevcut olup olmadığını araştırmadan on gün ceza vermek; mevcut olmayan mal için bu cezanın koşulu oluşmaz.
  • Yedi günlük süreyi, borçlunun artışı öğrendiği tarih yerine kendi kafasına göre başlatmak; başlangıç anını somut olaya göre doğru tespit etmek gerekir.
  • Elden çıkarma fiilini bildirim aykırılığıyla karıştırmak ve bir aya kadar cezayı on günlük cezayla aynı koşula bağlamak.
  • Makbul mazeret ile makbul sebebi birbirine karıştırmak; mazeret bildirim süresini, sebep elden çıkarmayı haklı kılar.
  • Borcun tamamen ödenmesinin cezayı düşürdüğünü gözden kaçırmak veya kısmi ödemeyi tamamen ödeme gibi değerlendirmek.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Mahkemeler, 339. maddedeki suçun oluşması için borçlunun mal beyanında bulunmuş olmasını ve sonradan kazanılan malın bu beyanın dışında kaldığını ayrıca araştırmaktadır. (12. Hukuk Dairesi, 2023/1666 E., 2023/1202 K., 28.02.2023; 12. Hukuk Dairesi, 2026/1225 E., 2026/978 K., 17.02.2026)
  • Uygulamada bildirilmesi gereken mal veya kazancın asıl veya bedel itibariyle mevcudiyeti, verilecek cezanın on gün ile bir ay arasında hangi ölçüde olacağını belirlemektedir. (12. Hukuk Dairesi, 2023/1666 E., 2023/1202 K., 28.02.2023; 12. Hukuk Dairesi, 2022/12010 E., 2023/54 K., 10.01.2023)
  • Mahkemeler, borçlunun sonradan kazandığı mal veya kazancın hangi tarihte oluştuğunu ve bildirim süresinin nereden başladığını somut olay üzerinden değerlendirmektedir. (12. Hukuk Dairesi, 2022/13184 E., 2023/57 K., 10.01.2023; 12. Hukuk Dairesi, 2025/2072 E., 2025/3130 K., 15.04.2025)
  • Sosyal güvenlik kaydı üzerinden çalışma bildirimi, malvarlığı artışı gibi olgular bu suçun konusu olabilir; mahkeme bu olguların bildirilip bildirilmediğini araştırmaktadır. (12. Hukuk Dairesi, 2025/2072 E., 2025/3130 K., 15.04.2025)
  • Mahkemeler, borcun tamamen ödenmesi hâlinde cezanın düştüğünü ve bu düşmenin bildirim veya elden çıkarma fiilinin cezalandırılmasını engellediğini kabul etmektedir. (12. Hukuk Dairesi, 2022/13184 E., 2023/57 K., 10.01.2023; 12. Hukuk Dairesi, 2022/12010 E., 2023/54 K., 10.01.2023)
  • İtiraz üzerine icra ceza mahkemesi kararlarının denetlendiği görülmekte; beraat kararına karşı yapılan itirazın kabul edilip ceza verilmesi mümkün olmaktadır. (12. Hukuk Dairesi, 2022/13184 E., 2023/57 K., 10.01.2023)

Nasıl ispat edilir?

  • Alacaklı, borçlunun sonradan kazandığı mal veya kazanç artışını bildirmediğini ve bu malın asıl veya bedel itibariyle mevcut olduğunu ileri sürdüğü için ispat yükü alacaklıya aittir.
  • Mal beyanı tutanağı, icra dosyasındaki bildirim kayıtları ve icra dairesine ulaşan yazılı ya da sözlü bildirimler, bildirimin yapılıp yapılmadığını gösteren başlıca delillerdir.
  • Borçlu, makbul bir mazeretinin bulunduğunu veya malı makbul bir sebeple elden çıkardığını ileri sürerse bu savunmayı kendisi ispatlamak zorundadır.
  • Malın asıl veya bedel itibariyle mevcudiyeti, tapu, banka, sosyal güvenlik veya benzeri kayıtlarla ispatlanır; alacaklının bu kayıtları sunması gerekir.
  • Borcun tamamen ödendiği savunması borçlu tarafından ileri sürülür ve ödeme belgesiyle ispatlanır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 2004 sayılı Kanun m.77: Mal beyanında bulunan veya bulunmamış borçlunun sonradan kazandığı mal ve gelirindeki artışları bildirme yükümlülüğünü düzenler; bu maddedeki suçun dayanağıdır.
  • 2004 sayılı Kanun m.338: Gerçeğe aykırı mal beyanını suç olarak düzenler; bu madde ile aynı yükümlülük ailesinde olmakla birlikte ayrı bir fiili cezalandırır.
  • 2004 sayılı Kanun m.337: Mal beyanında bulunmayan borçlunun yaptırımını düzenler; 339. maddedeki bildirim aykırılığından ayrı bir fiildir.
  • 2004 sayılı Kanun m.177: Gerçeğe aykırı beyanla malların saklanmasının iflas sebebi olmasını düzenler; 339. maddedeki disiplin hapsinden bağımsızdır.
  • 2004 sayılı Kanun m.348: Bu maddedeki cezalara karar verecek icra mahkemesinin yargılama usulünü düzenler.

İİK m.340 — Borçlunun ödeme şartını ihlali halinde ceza

İcra ve İflas Kanunu'nun 111. maddesi uyarınca ya da alacaklının muvafakatiyle icra dairesinde kararlaştırılan borcu ödeme şartının makbul bir sebep olmaksızın ihlali halinde, borçluya uygulanacak tazyik hapsini düzenler. Hükmün muhatabı borçludur; ödeme şartını yerine getirmeyen borçlu hakkında alacaklının şikâyeti üzerine uygulanır. Maddenin düzenlediği konular; suçun unsurları, tazyik hapsinin üst sınırı, hapsin tahliye ve yeniden hapis koşulları ve bir borç bakımından toplam sürenin sınırıdır. Maddede yer almayan konular ise şunlardır: icra dairesinde taksit anlaşmasının yapılış usulü (m.111), şikâyetin yapılışı ve icra ceza mahkemesinin yargılama usulü (m.349 ila m.351), yargılama yetkisi (m.348) ve yapma borçlarında tazyik hapsi (m.343).

Borçlunun ödeme şartını ihlali halinde ceza: hangi kavramlar bilinmeli?

Ödeme şartı
Borçlunun icra dairesinde kararlaştırılan taksitle ödeme düzenine uyma yükümlülüğüdür. Şart, İİK m.111 uyarınca yapılan bir anlaşmadan ya da alacaklının muvafakatiyle icra dairesinde kararlaştırılan bir düzenlemeden doğar.
Makbul sebep
Borçlunun ödeme şartını yerine getirmemesini haklı kılan, borçlunun iradesi dışında doğmuş ve kabul edilebilir nitelikteki olgudur. Makbul sebebin varlığı, ihlalin cezai sorumluluğunu ortadan kaldırır.
Tazyik hapsi
Borçluyu borcunu ödemeye zorlamak amacıyla verilen, üç aya kadar süreli hapis yaptırımıdır. Cezalandırma amacı taşımaz; borç ödendiğinde ya da gerekli meblağ yatırıldığında sona erer.
Ödeme meblağı
Hapsin tatbikine başlandıktan sonra, tahliye için borçlunun ödemesi gereken tutardır. Borçlu borcun tamamını ya da o tarihe kadar icra veznesine yatırması gereken miktarı ödeyebilir.

Borçlunun ödeme şartını ihlali halinde ceza: hangi şartlar aranır?

  • Borçlunun, İİK m.111 uyarınca ya da alacaklının muvafakatiyle icra dairesinde kararlaştırılmış bir borç ödeme şartı bulunmalıdır.
  • Borçlu bu ödeme şartını ihlal etmiş olmalıdır; yani taksit veya taksitlerin ödenmesi gereken zamanda ödenmemiş olmalıdır.
  • İhlal, makbul bir sebebe dayanmamalıdır.
  • İhlal eden kişi borçlu sıfatını taşımalıdır; borçlu olmayan üçüncü kişi bu hükmün failinden değildir.
  • Alacaklının şikâyeti bulunmalıdır; suç şikâyete bağlıdır ve resen takip edilmez.
  • Tazyik hapsine karar verilirken süre üç ayı geçmemelidir. Hapis yatırılan meblağla tahliye olunur; yeniden ihlal halinde yeniden karar verilebilir, ancak bir borçtan dolayı toplam süre üç ayı aşamaz.

Borçlunun ödeme şartını ihlali halinde ceza: hangi sonuçları doğurur?

  • Ödeme şartının makbul sebep olmaksızın ihlali ve alacaklının şikâyeti hâlinde, borçlu hakkında üç aya kadar tazyik hapsine karar verilir.
  • Şikâyet olmadan ya da makbul sebep varsa tazyik hapsine karar verilmez.
  • Hapis tatbikine başlandıktan sonra borçlu borcun tamamını ya da o tarihe kadar icra veznesine yatırması gereken meblağı öderse tahliye edilir.
  • Ödemeler tekrar kesilirse borçlu hakkında tazyik hapsine yeniden karar verilebilir.
  • Bir borçtan dolayı tazyik hapsinin toplam süresi üç ayı geçemez.
  • Borç ödendiğinde tazyik hapsinin amacı ortadan kalktığından hapis sona erer; bu hapis, hürriyeti bağlayıcı cezalardan farklı olarak cezalandırma amacı taşımaz.

İİK m.111 uyarınca yapılan taahhüt ile alacaklı muvafakatiyle kararlaştırılan düzenleme arasındaki fark nedir?

Borçlu, icra müdürü önünde 111. madde gereğince bir ödeme planı kabul etmiştir.

Alacaklının muvafakatiyle icra dairesinde kararlaştırılan düzenleme, 111. madde dışında kalan ancak icra dairesinde yapılmış bir ödeme şartıdır.

Her iki hâlde de 340. madde uygulanabilir; ancak ödeme şartının icra dairesinde kararlaştırılmış olması şarttır. Dışarıda yapılan özel sözleşmenin ihlali bu maddenin kapsamında değildir.

Borçlu ile borçlu sıfatı taşımayan üçüncü kişi arasındaki fark nedir?

Asıl borçlu veya borcu üstlenmiş kişi, ödeme şartının tarafıdır.

Taahhüt sırasında henüz borçlu sıfatı kazanmamış kişi, örneğin icra emrinin tebliğinden sonra kefil olarak katılan kişi, ödeme şartının tarafı sayılmaz.

Borçlu sıfatı olmayan kişinin ihlali bu madde kapsamında cezalandırılamaz.

Makbul sebep ile ihmal veya ödeme gücü noksanlığı arasındaki fark nedir?

Borçlunun iradesi dışında doğmuş ve kabul edilebilir bir engel varsa, ödeme yapılamaması makbul sebep sayılabilir.

Sırf ödeme gücünün azalması ya da ihmal, makbul sebep sayılmaz.

Makbul sebebin varlığı hâlinde tazyik hapsine karar verilmez.

Hapsin ilk verilişi ile yeniden hapis arasındaki fark nedir?

Hapsin ilk tatbikinde borçlu tahliye için borcun tamamını ya da o tarihe kadar yatırması gereken meblağı öder.

Ödemeler tekrar kesilirse, borçlu hakkında yeniden tazyik hapsine karar verilebilir.

Yeniden karar verilebilir; ancak bir borçtan dolayı toplam süre üç ayı geçemez.

Borçlunun ödeme şartını ihlali halinde ceza: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Ödeme şartını yalnızca icra dairesi dışındaki bir sözleşmeye dayanarak 340. maddeyi uygulamak; maddenin kapsamı icra dairesinde kararlaştırılan düzenlemeyle sınırlıdır.
  • Taksit tutanağında miktar ve ödeme tarihlerini eksik bırakıp yine de cezalandırmaya gitmek; bu eksiklik ödeme şartını belirsiz kılar.
  • Taahhüt tarihi ile tebliğ tarihini karıştırarak, icra emri tebliğinden sonra kefil olan kişiyi taahhüt tarihinde borçlu saymak.
  • Üç ayı üst sınır yerine, her ihlal için ayrı üç aylık süre uygulanabilir sanmak; bir borçtan dolayı toplam süre üç ayı geçemez.
  • Tahliye ile sürenin sona ermesini karıştırmak; tahliye, borcun ödenmesi veya gerekli meblağın yatırılması ile olur, süre dolmasıyla değil.
  • Yapma borçlarına ilişkin 343. maddeyi bu maddeyle karıştırmak; ödeme şartı ihlali ile ilamın yapma borcunun yerine getirilmemesi farklı suç tipleridir.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Taahhüdü ihlal suçunun failinin, taahhütte bulunduğu tarihte borçlu sıfatı taşıyan kişi olması aranmakta; icra emrinin tebliğinden sonra kefil olarak katılan ve taahhüt anında borçlu sıfatı kazanmamış kişinin cezalandırılamayacağı kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2017/1121 E., 2020/519 K., 15.12.2020)
  • Anayasa Mahkemesi, 340. maddedeki tazyik hapsini Anayasa'nın 38. maddesine aykırı bulmamıştır; yaptırımın amacı cebri icranın etkinliğini sağlamaktır. (Ceza Genel Kurulu, 2009/188 E., 2009/205 K., 29.09.2009)
  • Ödeme taahhüdünde borç miktarının ferileriyle birlikte dökümlü ve rakamsal olarak belirtilmiş olması gerektiği kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2007/12 E., 2007/1 K., 23.01.2007)
  • 1 Haziran 2005 tarihinden önce işlenen ve o tarihte hafif hapis olarak düzenlenen ihlal, değişiklikten sonra itiraz yoluna tabi tutulmuş; eski dönem fiilleri için bu değişiklik dikkate alınmaktadır. (Ceza Genel Kurulu, - E., 2006/127 K., 25.04.2006; Ceza Genel Kurulu, 2006/123 E., 2006/127 K., 25.04.2006)
  • Hapis cezasına ilişkin kararlarda, aynı borç ve taahhüt nedeniyle daha önce tazyik hapsi verilmiş olması hâlinde yeniden hüküm kurulamayacağı kabul edilmektedir. (12. Hukuk Dairesi, 2026/2032 E., 2026/1459 K., 03.03.2026)

Nasıl ispat edilir?

  • Ödeme şartını ileri süren alacaklıdır; icra dairesinde kararlaştırılan taksit tutanağı ile bu şartın icra dairesinde yapıldığını ispatlar.
  • Taksit miktarı ve ödeme tarihlerinin tutanakta açıkça yazılı olması gerekir; eksik bir tutanak ödeme şartının varlığını ispatlamaya yetmez.
  • Borçlu, makbul sebebin varlığını ileri sürerse bu sebebi kendisi ispatlar.
  • Borçlunun borç sıfatını taşıdığı, taahhüt tarihinde borçlu olduğu alacaklı tarafından ispatlanır; kefil gibi üçüncü kişiler için icra emri tebliğ tarihi belirleyicidir.
  • Ödemenin yapıldığını ileri süren borçlu, makbuz veya icra veznesi kaydı ile ispatlar.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

Süreler

SüreMaddeHüküm
iki yılm.331(Değişik: 31/5/2005-5358/1 md.) Haciz yolu ile takip talebinden sonra veya bu talepten önceki iki yıl içinde borçlu; alacaklısını zarara sokmak maksadıyla, mallarını veya bunlardan bir kısmını mülkünden çıkararak, telef ederek veya…
altı aydanm.331(Değişik: 31/5/2005-5358/1 md.) Haciz yolu ile takip talebinden sonra veya bu talepten önceki iki yıl içinde borçlu; alacaklısını zarara sokmak maksadıyla, mallarını veya bunlardan bir kısmını mülkünden çıkararak, telef ederek veya…
üç yılam.331(Değişik: 31/5/2005-5358/1 md.) Haciz yolu ile takip talebinden sonra veya bu talepten önceki iki yıl içinde borçlu; alacaklısını zarara sokmak maksadıyla, mallarını veya bunlardan bir kısmını mülkünden çıkararak, telef ederek veya…
iki yıldanm.331Taşınmaz rehni kapsamında bulunan eklentinin rehin alacaklısına zarar vermek kastı ile taşınmaz dışına çıkarılması halinde, eklentinin zilyedi iki yıldan dört yıla kadar hapis ve bin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.
dört yılam.331Taşınmaz rehni kapsamında bulunan eklentinin rehin alacaklısına zarar vermek kastı ile taşınmaz dışına çıkarılması halinde, eklentinin zilyedi iki yıldan dört yıla kadar hapis ve bin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.
iki yılm.332(Değişik: 31/5/2005-5358/2 md.) Haciz yolu ile takip talebinden sonra veya bu talepten önceki iki yıl içinde borçlu, adet üzere tecviz edilemiyecek bir hiffetle hareket ederek veya haddinden ziyade masraflar yaparak yahut cüretli talih…
altı ayam.332(Değişik: 31/5/2005-5358/2 md.) Haciz yolu ile takip talebinden sonra veya bu talepten önceki iki yıl içinde borçlu, adet üzere tecviz edilemiyecek bir hiffetle hareket ederek veya haddinden ziyade masraflar yaparak yahut cüretli talih…
altı aydanm.333(Değişik: 31/5/2005-5358/3 md.) Her kim iflas bürosu veya idaresinin yahut bir alacaklının veya alacaklılar toplanmasındaki mümessilinin reyini yahut konkordatoya muvafakatini kazanmak için ona hususi bir menfaat temin veya vaat ederse…
altı aydanm.333/ADeğişik: 31/5/2005-5358/4 md.) Ticaret şirketlerinde hukuken veya fiilen yönetim yetkisine sahip olanların alacaklıları zarara uğratmak kastıyla ticarî işletmenin borçlarını kısmen veya tamamen ödemeyerek alacaklıları zarara soktukları…
iki yılam.333/ADeğişik: 31/5/2005-5358/4 md.) Ticaret şirketlerinde hukuken veya fiilen yönetim yetkisine sahip olanların alacaklıları zarara uğratmak kastıyla ticarî işletmenin borçlarını kısmen veya tamamen ödemeyerek alacaklıları zarara soktukları…
altı aydanm.334(Değişik: 31/5/2005-5358/5 md.) Konkordato mühleti elde etmek veya konkordato veya sermaye şirketleri ile kooperatiflerin uzlaşma yoluyla yeniden yapılandırma projesini tasdik ettirmek için hileli tutum ve davranışlarıyla malî durumu…
bir yılam.334(Değişik: 31/5/2005-5358/5 md.) Konkordato mühleti elde etmek veya konkordato veya sermaye şirketleri ile kooperatiflerin uzlaşma yoluyla yeniden yapılandırma projesini tasdik ettirmek için hileli tutum ve davranışlarıyla malî durumu…
bir aym.336(Değişik: 31/5/2005-5358/6 md.) Müflisin mallarını ellerinde bulunduran veya müflise borçlu olan üçüncü şahıslar, iflasın açıldığına dair ilana muttali oldukları tarihten itibaren bir ay içinde makbul bir mazeret olmaksızın o malları…
doksan günem.336(Değişik: 31/5/2005-5358/6 md.) Müflisin mallarını ellerinde bulunduran veya müflise borçlu olan üçüncü şahıslar, iflasın açıldığına dair ilana muttali oldukları tarihten itibaren bir ay içinde makbul bir mazeret olmaksızın o malları…
üç aydanm.337/ADeğişik: 31/5/2005-5358/8 md.) 44 üncü maddeye göre mal beyanında bulunmayan veya beyanında mevcudunu eksik gösteren veya aktifinde yer almış malı veya yerine kaim olan değerini haciz veya iflas sırasında göstermeyen veya beyanından sonra…
bir yılam.337/ADeğişik: 31/5/2005-5358/8 md.) 44 üncü maddeye göre mal beyanında bulunmayan veya beyanında mevcudunu eksik gösteren veya aktifinde yer almış malı veya yerine kaim olan değerini haciz veya iflas sırasında göstermeyen veya beyanından sonra…
üç aydanm.338(Değişik: 31/5/2005-5358/9 md.) Bu Kanuna göre istenen beyanı, hakikate aykırı surette yapan kimse, alacaklının şikâyeti üzerine, üç aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
bir yılam.338(Değişik: 31/5/2005-5358/9 md.) Bu Kanuna göre istenen beyanı, hakikate aykırı surette yapan kimse, alacaklının şikâyeti üzerine, üç aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
beş senem.338Hakkında aciz vesikası alınmış borçlu, asgari ücretin üstünde bir geçim sürdürdüğü, aciz vesikası hamili alacaklının alacağının aciz vesikasına bağlanmasından en geç beş sene içinde müracaatı üzerine sabit olursa, asgari ücretin üstünde…
bir aym.338Hakkında aciz vesikası alınmış borçlu, asgari ücretin üstünde bir geçim sürdürdüğü, aciz vesikası hamili alacaklının alacağının aciz vesikasına bağlanmasından en geç beş sene içinde müracaatı üzerine sabit olursa, asgari ücretin üstünde…
bir yılım.338Ancak, bir borçtan dolayı tazyik hapsinin süresi bir yılı geçemez.
yedi günm.339(Değişik: 31/5/2005-5358/10 md.) Sonradan kazandığı malları veya kazancında ve gelirinde vaki tezayütleri bu Kanun mucibince bildirmeye mecbur olan borçlu makbul bir mazereti olmaksızın yedi gün içinde icra dairesine taahhütlü mektupla…
on günm.339(Değişik: 31/5/2005-5358/10 md.) Sonradan kazandığı malları veya kazancında ve gelirinde vaki tezayütleri bu Kanun mucibince bildirmeye mecbur olan borçlu makbul bir mazereti olmaksızın yedi gün içinde icra dairesine taahhütlü mektupla…
bir ayam.339(Değişik: 31/5/2005-5358/10 md.) Sonradan kazandığı malları veya kazancında ve gelirinde vaki tezayütleri bu Kanun mucibince bildirmeye mecbur olan borçlu makbul bir mazereti olmaksızın yedi gün içinde icra dairesine taahhütlü mektupla…
üç ayam.340(Değişik: 31/5/2005-5358/11 md.) 111 inci madde mucibince veya alacaklının muvafakati ile icra dairesinde kararlaştırılan borcu ödeme şartını, makbul bir sebep olmaksızın ihlal eden borçlunun, alacaklının şikâyeti üzerine, üç aya kadar…
üç ayım.340Ancak, bir borçtan dolayı tazyik hapsinin süresi üç ayı geçemez.

Süreler madde metnindeki yazımıyla verilmiştir.

Konuda geçen kararlar

52 karar
  1. Ceza Genel Kurulu, 2022/363 E., 2024/238 K., 12.09.2024
    İlgili madde: m.331
  2. Hukuk Genel Kurulu, 2022/62 E., 2023/464 K., 17.05.2023
    İlgili madde: m.338
  3. Ceza Genel Kurulu, 2021/223 E., 2022/47 K., 25.01.2022
    İlgili madde: m.333
  4. Ceza Genel Kurulu, 2021/200 E., 2021/669 K., 23.12.2021
    İlgili madde: m.337
  5. Ceza Genel Kurulu, 2017/1121 E., 2020/519 K., 15.12.2020
    İlgili madde: m.340
  6. Ceza Genel Kurulu, 2018/619 E., 2020/255 K., 02.06.2020
    İlgili madde: m.331, m.333
  7. Ceza Genel Kurulu, 2012/362 E., 2012/1829 K., 04.12.2012
    İlgili madde: m.332
  8. Ceza Genel Kurulu, 2011/777 E., 2012/1819 K., 31.10.2012
    İlgili madde: m.331, m.333
  9. Ceza Genel Kurulu, 2011/510 E., 2012/44 K., 21.02.2012
    İlgili madde: m.337
  10. Ceza Genel Kurulu, 2011/513 E., 2012/29 K., 14.02.2012
    İlgili madde: m.337
Diğer 42 karar
  1. Ceza Genel Kurulu, 2011/505 E., 2012/28 K., 14.02.2012
    İlgili madde: m.337
  2. Ceza Genel Kurulu, 2011/509 E., 2012/30 K., 14.02.2012
    İlgili madde: m.337
  3. Ceza Genel Kurulu, - E., 2012/29 K., 12.02.2012
    İlgili madde: m.337
  4. Ceza Genel Kurulu, 2011/178 E., 2011/233 K., 22.11.2011
    İlgili madde: m.332
  5. Ceza Genel Kurulu, 2010/75 E., 2010/129 K., 01.06.2010
    İlgili madde: m.333
  6. Ceza Genel Kurulu, 2010/13 E., 2010/40 K., 02.03.2010
    İlgili madde: m.331
  7. Ceza Genel Kurulu, 2009/248 E., 2010/24 K., 16.02.2010
    İlgili madde: m.331
  8. Ceza Genel Kurulu, 2009/188 E., 2009/205 K., 29.09.2009
    İlgili madde: m.340
  9. Ceza Genel Kurulu, 2007/12 E., 2007/1 K., 23.01.2007
    İlgili madde: m.340
  10. Ceza Genel Kurulu, - E., 2006/127 K., 25.04.2006
    İlgili madde: m.340
  11. Ceza Genel Kurulu, 2006/123 E., 2006/127 K., 25.04.2006
    İlgili madde: m.340
  12. 12. Hukuk Dairesi, 2026/2032 E., 2026/1459 K., 03.03.2026
    İlgili madde: m.340
  13. 12. Hukuk Dairesi, 2026/1225 E., 2026/978 K., 17.02.2026
    İlgili madde: m.339
  14. 3. Hukuk Dairesi, 2025/629 E., 2025/4284 K., 24.09.2025
    İlgili madde: m.338
  15. 12. Hukuk Dairesi, 2025/3821 E., 2025/4792 K., 24.06.2025
    İlgili madde: m.339
  16. 12. Hukuk Dairesi, 2025/2072 E., 2025/3130 K., 15.04.2025
    İlgili madde: m.339
  17. 12. Hukuk Dairesi, 2024/6864 E., 2025/2405 K., 18.03.2025
    İlgili madde: m.334
  18. 7. Ceza Dairesi, 2021/25856 E., 2024/6991 K., 16.09.2024
    İlgili madde: m.334
  19. 3. Hukuk Dairesi, 2023/1755 E., 2024/769 K., 22.02.2024
    İlgili madde: m.338
  20. 12. Hukuk Dairesi, 2023/5934 E., 2023/5337 K., 26.09.2023
    İlgili madde: m.335
  21. 12. Hukuk Dairesi, 2023/5928 E., 2023/5339 K., 26.09.2023
    İlgili madde: m.335
  22. 12. Hukuk Dairesi, 2022/98 E., 2023/3168 K., 09.05.2023
    İlgili madde: m.332
  23. 12. Hukuk Dairesi, 2022/2881 E., 2023/2928 K., 02.05.2023
    İlgili madde: m.332
  24. 12. Hukuk Dairesi, 2023/2078 E., 2023/2502 K., 11.04.2023
    İlgili madde: m.333
  25. 12. Hukuk Dairesi, 2022/395 E., 2023/1210 K., 28.02.2023
    İlgili madde: m.338
  26. 12. Hukuk Dairesi, 2023/1666 E., 2023/1202 K., 28.02.2023
    İlgili madde: m.339
  27. 12. Hukuk Dairesi, 2022/13184 E., 2023/57 K., 10.01.2023
    İlgili madde: m.339
  28. 12. Hukuk Dairesi, 2022/12010 E., 2023/54 K., 10.01.2023
    İlgili madde: m.339
  29. 12. Hukuk Dairesi, 2021/9715 E., 2022/4106 K., 29.03.2022
    İlgili madde: m.332, m.334, m.335
  30. 12. Hukuk Dairesi, 2021/9960 E., 2022/4109 K., 29.03.2022
    İlgili madde: m.332, m.334, m.335
  31. 12. Hukuk Dairesi, 2021/9714 E., 2022/4104 K., 29.03.2022
    İlgili madde: m.334, m.335
  32. 12. Hukuk Dairesi, 2021/9713 E., 2022/4105 K., 29.03.2022
    İlgili madde: m.334, m.335
  33. 4. Ceza Dairesi, 2009/29736 E., 2010/1861 K., 10.02.2010
    İlgili madde: m.336
  34. 16. Hukuk Dairesi, 2009/6661 E., 2009/8355 K., 07.12.2009
    İlgili madde: m.336
  35. 16. Hukuk Dairesi, 2008/6699 E., 2008/6737 K., 27.10.2008
    İlgili madde: m.336
  36. 16. Hukuk Dairesi, 2008/5180 E., 2008/4928 K., 07.07.2008
    İlgili madde: m.333
  37. 16. Hukuk Dairesi, 2007/2052 E., 2007/2032 K., 29.05.2007
    İlgili madde: m.338
  38. 16. Hukuk Dairesi, 2006/5125 E., 2006/8429 K., 29.12.2006
    İlgili madde: m.336
  39. 16. Hukuk Dairesi, 2006/4853 E., 2006/8428 K., 29.12.2006
    İlgili madde: m.336
  40. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, 2024/1109 E., 2026/370 K., 02.03.2026
    İlgili madde: m.331
  41. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi, 2022/1215 E., 2023/783 K., 06.07.2023
    İlgili madde: m.336
  42. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, 2021/1966 E., 2022/26 K., 13.01.2022
    İlgili madde: m.338

Bağlayıcılık derecesine göre sıralı (Anayasa Mahkemesi, içtihadı birleştirme, genel kurullar, daireler); her grupta yeni karar önce. Tam metin karar deposundan istek üzerine yüklenir. Hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ayrıca denetleyin.

Madde bağlantıları, tarihine kadar Resmî Gazete'de yayımlanan değişiklikleri içeren güncel metne gider.

Bu konudaki maddelerde bilinen en yeni değişiklik: 28.02.2008 (m.337).

Anlatım 21.10.2026 tarihinde derlendi. Bağlayıcı olan madde metnidir.

Bu konuyu panelde çalış

Panelde bu konu 7. Konkordato ve SŞŞVKUY bölümünde yer alıyor.

Panelde çalış