TTK › Ticaret şirketleri › Kollektif şirket › Tasfiye
Yeni işler ve varlıkların paraya çevrilmesi
Kısaca
Tasfiye memurlarının tasfiye sürecinde yapabilecekleri işlemlerin sınırını ve bu sınırı aşan işlemlerden doğan sorumluluğu düzenler. TTK m.293, tasfiye halindeki şirketin tasfiye memurlarının, şirketin işletme konusu kapsamındaki işlemlere hangi koşullarla devam edebileceğini düzenler. TTK m.294, şirketin sona ermesi hâlinde tasfiye memurlarının şirkete ait taşınır ve taşınmazları hangi usulle satacağını düzenler.
Kapsam
Bu konu, Türk Ticaret Kanunu m.292–303 hükümlerini kapsar.
TTK m.292 — Kural
Tasfiye memurlarının tasfiye sürecinde yapabilecekleri işlemlerin sınırını ve bu sınırı aşan işlemlerden doğan sorumluluğu düzenler. Hükmün muhatabı tasfiye memurlarıdır ve ortaklara karşı sorumluluk ilişkisini kurar. Tasfiye memurlarının görevlerinin tanımını, tasfiyenin açılmasını, tasfiye memurlarının atanmasını ve azlini düzenlemez (m.349 vd. ilgili hükümler). Tasfiye memurlarının genel özen yükümlülüğü ile zarardan doğan tazminat sorumluluğunu düzenlemez (m.555 ve m.557 gibi genel sorumluluk hükümleri). Tasfiye sonunda ortaklara dağıtım ve tasfiyenin kapanışını da düzenlemez.
Kural: hangi kavramlar bilinmeli?
- Tasfiyenin gerekleri
- Şirketin sona ermesi nedeniyle yürütülmesi zorunlu olan, mevcut borçların ödenmesi, alacakların tahsili ve kalan malvarlığının paylaştırılması gibi işlemleri ifade eder. Bu gereklerin dışında kalan işlemler yeni bir işlem sayılır.
- Yeni işlem
- Tasfiye amacına hizmet etmeyen, şirketin faaliyetini yeniden başlatmaya ya da tasfiye sürecini uzatmaya yönelik işlemlerdir. Tasfiye gereklerinden olup olmadığı somut olayda işlemin amacına bakılarak belirlenir.
- Müteselsil sorumluluk
- Birden fazla sorumlu kişinin aynı zarardan birlikte ve tek tek tam olarak sorumlu olması hâlidir. Ortaklar, bu hükme göre tasfiye memurlarına karşı doğrudan sorumluluk ileri sürebilirler.
Kural: hangi şartlar aranır?
- Tasfiye memurunun bu sıfatla hareket etmesi gerekir.
- Yapılan işlemin tasfiyenin gereklerinden olmaması gerekir.
- Yapılan işlemden ortaklara karşı zarar doğmuş olması veya işlemin bu niteliği taşıması gerekir; hükmün uygulanması için yeni işlemin tasfiye gerekleri dışında yapılmış olması yeterlidir.
Kural: hangi sonuçları doğurur?
- Tasfiyenin gereklerinden olmayan yeni bir işlem yapan tasfiye memuru, bu işlemden doğan sonuçlardan ortaklara karşı müteselsilen sorumlu olur.
- Tasfiye gereklerine uygun işlemler bakımından bu hükme dayanılarak sorumluluk doğmaz.
- Hükmün ortaklara sağladığı sorumluluk, tasfiye memurlarının ortaklara karşı sorumluluğudur; hükmün yalnız ortaklara karşı ileri sürülebileceği ve şirketin alacaklılarını doğrudan kapsamadığı anlaşılmaktadır.
Tasfiye gereği işlem ile yeni işlem arasındaki fark nedir?
Borçların ödenmesi, alacakların tahsili, malvarlığının paraya çevrilmesi gibi tasfiyenin doğal gereklerini yerine getiren işlemler.
Tasfiye amacı dışında kalan, şirketin işletmesini yeniden başlatan ya da yeni bir ticari ilişki kuran işlemler.
Birinci gruptaki işlemler tasfiye memurunu sorumlu kılmaz; ikinci gruptaki işlemler hükmün kapsamına girer ve tasfiye memuru ortaklara karşı müteselsilen sorumlu olur.
Kural: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Tasfiye memurunun her türlü işlemden sorumlu olduğunu saymak; hüküm yalnız tasfiye gereklerinden olmayan yeni işlemleri kapsar.
- Tasfiyenin gerekleri ile yeni işlem ayrımını yalnız işlemin şekline bakarak yapmak; asıl ölçüt işlemin amacıdır.
- Hükmü şirketin alacaklılarına karşı da doğrudan sorumluluk doğuran bir hüküm olarak okumak; metin ortaklara karşı sorumluluk öngörmektedir.
- Sorumluluğu genel tazminat hükümleriyle karıştırmak; burada müteselsil sorumluluk özel olarak bu hâlle bağlanmıştır.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Tasfiye gereği olup olmadığının belirlenmesinde işlemin amacına ve tasfiyenin genel çerçevesine bakılması gerektiği yönünde bir yaklaşım vardır.
Nasıl ispat edilir?
- Ortaklara karşı sorumluluk ileri süren taraf, tasfiye memurunun yaptığı işlemin tasfiyenin gereklerinden olmadığını ispatlamakla yükümlüdür.
- İşlemin niteliğini göstermek için sözleşme, yönetim kararı, ticaret sicili kayıtları ve şirket defterleri gibi yazılı belgeler kullanılabilir.
- Tasfiye memurunun, işlemin tasfiye gereği olduğunu ileri sürmesi hâlinde bu savunmayı ispatlaması beklenir.
- Zarar ve nedensellik bağının ispatı da talep edene aittir.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6102 sayılı Kanun m.292: Maddenin kendisidir; tasfiye memurlarının yetki sınırını çizen temel hükümdür.
TTK m.293 — İstisna
Bu madde, tasfiye halindeki şirketin tasfiye memurlarının, şirketin işletme konusu kapsamındaki işlemlere hangi koşullarla devam edebileceğini düzenler. Tasfiye memurlarının yetkisinin ortakların oybirliğine veya mahkeme onayına bağlanması ile fesih kararının mahkemece verilmiş olması hâllerini kapsar. Madde, tasfiye memurlarının yetkisinin kapsamını ve ortaklar arasında oybirliğinin sağlanamadığı hâlde mahkemenin onay kararının rolünü belirler. Madde, tasfiye memurlarının görev ve yetkilerinin genel çerçevesini, tasfiye sürecinin yürütülmesini, tasfiyenin sona erdirilmesini ve tasfiye işlemlerinin tescil ve ilanını düzenlemez (ilgili hükümler TTK'nın tasfiyeye ilişkin diğer maddelerinde yer alır). Şirketin fesih sebeplerini, feshe karar verilmesi usulünü ve tasfiye memurlarının atanmasını da bu madde düzenlemez.
İstisna: hangi kavramlar bilinmeli?
- Tasfiye memurları
- Şirketin feshinden sonra tasfiye işlemlerini yürüten kişilerdir. Bu madde bakımından yetkileri, şirketin işletme konusu kapsamındaki işlemlerle sınırlıdır.
- İşletme konusu kapsamındaki işlemler
- Şirketin esas sözleşmesinde yazılı faaliyet alanına giren işlemlerdir. Tasfiye memurları bu işlemlere, maddede belirtilen koşullar gerçekleşmeden devam edemez.
- Oybirliği
- Tüm ortakların aynı yönde açık iradesini ifade etmesidir. Tasfiye memurlarının işletme konusu işlemlere devam etmesi için ilk başvurulacak onay yoludur.
- Mahkeme onay kararı
- Ortakların oybirliğini sağlayamadığı hâllerde, tasfiye memurlarının işlemlere devam edebilmesi için mahkemeden alınan karardır. Yalnızca feshe mahkemece karar verilmiş olan durumlarda söz konusu olur.
İstisna: hangi şartlar aranır?
- Şirketin feshine mahkemece karar verilmiş olması gerekir; bu koşul, mahkeme onayı yolunun açılması için aranır.
- Tasfiye memurlarının devam etmek istedikleri işlemin şirketin işletme konusu kapsamında kalması gerekir.
- Tasfiye memurlarının ilgili işlemlere devam etmek için ortakların oybirliğini alması gerekir; oybirliği sağlanmazsa mahkemeye başvurulması gerekir.
- Ortaklar oybirliğini sağlayamadığında, tasfiye memurlarının işlemlere devam edebilmesi için mahkemenin onay kararı alınması zorunludur.
- İşletme konusu dışındaki işlemler bakımından bu maddeye dayanılarak devam yetkisi kullanılamaz.
İstisna: hangi sonuçları doğurur?
- Şirketin feshine mahkemece karar verilmiş olması ve ortakların oybirliği sağlanmış olması hâlinde, tasfiye memurları işletme konusu kapsamındaki işlemlere devam edebilir.
- Feshe mahkemece karar verilmiş olması ve ortakların oybirliğini sağlayamaması hâlinde, tasfiye memurları mahkemenin onay kararıyla işlemlere devam edebilir.
- Ortakların oybirliği sağlanmadan ve mahkeme onayı alınmadan yapılan işletme konusu işlemler, maddeye göre devam yetkisi kapsamında değildir.
- Madde, işletme konusu dışındaki işlemler bakımından devam yetkisi tanımamaktadır; bu tür işlemler bakımından maddede öngörülen yol açık değildir.
Feshe mahkeme kararı ile fesih ile diğer fesih halleri arasındaki fark nedir?
Feshe mahkemece karar verilmiş olan durumlar; bu hâlde tasfiye memurları ortaklar oybirliğini sağlayamazsa mahkemeden onay alarak devam edebilir.
Mahkeme kararı dışındaki fesih hâlleri (örneğin genel kurul kararıyla fesih); maddenin mahkeme onayı yoluna ilişkin ikinci kısmı bu hâllerde doğrudan uygulanmaz.
Mahkeme onay yolu yalnızca mahkemece feshe karar verilmiş olan durumlarda açıktır; diğer hâllerde ortakların oybirliği dışında devam yolu maddede öngörülmemiştir.
Ortakların oybirliği ile mahkeme onayı arasındaki fark nedir?
Ortakların oybirliğiyle verilen onay, tasfiye memurlarının işletme konusu işlemlere devam etmesi için birinci ve tercih edilen yoldur.
Mahkeme onay kararı, oybirliğinin sağlanamadığı hâlde başvurulan ikincil yoldur.
Mahkeme onayına ancak oybirliği sağlanamadığında başvurulabilir; oybirliği sağlanmışsa mahkeme onayı aranmaz.
İstisna: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Maddeyi tasfiye memurlarının tüm işlemlerine uygulamak; madde yalnızca şirketin işletme konusu kapsamındaki işlemleri düzenler.
- Mahkeme onayını, feshe mahkemece karar verilmemiş hâllerde de yeterli görmek; onay yolu yalnızca mahkemece feshe karar verilmiş olan durumlarda açıktır.
- Oybirliği sağlanmadan mahkeme onayına gitmek; önce ortakların oybirliğinin aranması gerekir.
- Mahkeme onayı alınmış olmasını, işletme konusu dışındaki işlemler için de yeterli saymak.
Nasıl ispat edilir?
- Tasfiye memurlarının işletme konusu bir işleme devam etme yetkisini ileri süren taraf, bu işlemin şirketin işletme konusu kapsamında olduğunu ispatlamakla yükümlüdür.
- Ortakların oybirliğinin sağlandığı iddia edildiğinde, bu oybirliğinin ortakların yazılı veya açık onayı ile ispatlanması gerekir.
- Mahkeme onayına dayanılacaksa, mahkemenin verdiği onay kararının belgesi ile ispat yapılır.
- Oybirliğinin sağlanamadığı ve mahkemeden onay alınmadığı savunmasını ileri süren taraf, bu savunmayı ortakların onay vermediğini gösteren belgelerle ispatlayabilir.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu: Şirketin feshi, tasfiyesi ve tasfiye memurlarının görevleri bakımından genel çerçeveyi oluşturur; bu madde bu çerçevede tasfiye memurlarının işletme konusu işlemlere devam yetkisini sınırlar.
TTK m.294 — Ayrı ayrı satış
Madde, şirketin sona ermesi hâlinde tasfiye memurlarının şirkete ait taşınır ve taşınmazları hangi usulle satacağını düzenler. Taşınırlar için artırma veya pazarlık seçeneğini, taşınmazlar için oybirliğiyle aksi karar verilmediği sürece İcra ve İflas Kanunu uyarınca açık artırma zorunluluğunu koyar. Satışta ilgililerden birinin küçük veya kısıtlı olmasının usulü etkilemeyeceğini de belirtir. Kollektif ve komandit şirketlerde ve diğer tasfiye hâllerinde tasfiye memurlarının satış yetkisini kapsar. Önemli miktardaki varlıkların toptan satışını (m.295), tasfiye sırasındaki paraların bankaya yatırılmasını (m.296) ve paylaştırmayı (m.299-300) düzenlemez; bu konular ilgili maddelerde yer alır.
Ayrı ayrı satış: hangi kavramlar bilinmeli?
- Tasfiye memuru
- Şirketin sona ermesinden sonra şirket varlıklarını paraya çeviren, borçlarını ödeyen ve kalanı dağıtan kişidir. Satış yetkisi bu sıfattan doğar ve yetki, tasfiye sürecinin gerekleri ile sınırlıdır.
- Artırma yoluyla satış
- Malın, ilan edilen artırmada en yüksek teklifi veren kişiye satılmasıdır. Taşınırlar bakımından serbest tercih konusudur; taşınmazlarda ise İcra ve İflas Kanunu hükümlerine göre açık artırma biçimini alır.
- Pazarlıkla satış
- Malın, taraflar arasında serbestçe belirlenen bedel üzerinden satılmasıdır. Taşınırlar için kullanılabilir; taşınmazlar bakımından, ortakların oybirliğiyle başka bir satış şekli kararlaştırmadıkça uygulanamaz.
- Oybirliğiyle alınan karar
- Tüm ortakların katılımıyla ve aynı yönde verilen karardır. Taşınmazların açık artırma dışında satılabilmesi için aranan tek ölçüttür; salt çoğunluk bu amaçla yeterli değildir.
- İcra ve İflas Kanunu hükümleri
- 2004 sayılı Kanunda yer alan açık artırmaya ilişkin hükümlerdir. Taşınmazların satışında uygulanacak usulü belirler ve madde metninde yollama yoluyla bağlanır.
Ayrı ayrı satış: hangi şartlar aranır?
- Şirketin sona ermiş olması ve tasfiye memurlarının göreve başlamış bulunması gerekir.
- Satılacak malın şirkete ait bir taşınır veya taşınmaz olduğunun belirlenmesi gerekir.
- Taşınır mallar için tasfiye memurunun durumun gereklerine göre artırma veya pazarlık yolunu seçmesi gerekir.
- Taşınmazlar bakımından ortakların oybirliğiyle başka bir satış şekli belirlemiş olmadığının tespit edilmesi gerekir.
- Oybirliği bulunmadığı takdirde taşınmazın İcra ve İflas Kanunu hükümlerine göre açık artırma yoluyla satılması gerekir.
- İlgililer arasında küçük veya kısıtlı bir kişinin bulunması satış usulünün uygulanmasına engel olmamalıdır.
Ayrı ayrı satış: hangi sonuçları doğurur?
- Taşınırlar durumun gereklerine göre artırma veya pazarlıkla satılabilir.
- Taşınmazlar ortaklar oybirliğiyle başka bir satış şekli kararlaştırmadıkça yalnızca açık artırma yoluyla satılabilir.
- Ortaklar oybirliğiyle başka bir satış şekli belirlerse taşınmazlar bu şekilde satılabilir.
- Oybirliği sağlanamadığı hâlde taşınmazın pazarlıkla satılması bu maddeye aykırılık oluşturur ve satışın geçersizliği tartışılabilir.
- İlgililer arasında küçük veya kısıtlı kişi bulunsa bile satış usulü değişmez.
- Madde taşınmazlara ilişkin satış usulünü tek tek satış bakımından düzenler; toptan satış için m.295 uygulanır.
Taşınır ile taşınmaz satışı arasındaki fark nedir?
Taşınır mallar tasfiye memurlarınca artırma veya pazarlık yoluyla satılabilir; tasfiye memurunun durumun gereğine göre seçim yapması yeterlidir.
Taşınmazlar ise İcra ve İflas Kanunu hükümleri uyarınca açık artırma yoluyla satılır; pazarlık yolu kapalıdır.
Taşınmazlarda ortaklar oybirliğiyle başka bir satış şekli belirlemedikçe pazarlık yolu kullanılamaz; taşınırlarda tasfiye memuru doğrudan pazarlığa başvurabilir.
Oybirliğiyle karar ile sıradan karar arasındaki fark nedir?
Ortaklar oybirliğiyle başka bir satış şekli belirleyebilir.
Oybirliği sağlanmadan alınan karar veya hiç karar alınmaması hâlinde taşınmazlar açık artırmayla satılır.
Taşınmazlar için açık artırma zorunluluğu yalnızca oybirliğiyle kaldırılabilir; çoğunlukla alınan karar bu zorunluluğu değiştirmez.
Küçük veya kısıtlı ortak bulunması ile bulunmaması arasındaki fark nedir?
İlgililer arasında küçük veya kısıtlanmış bir kişi varsa.
Tüm ilgililer ehliyetli ise.
Küçük veya kısıtlı bir kişinin bulunması, bu maddedeki satış usulünün uygulanmasına engel değildir; ehliyet eksikliği satış yöntemini değiştirmez.
Madde 294 ile madde 295 (toptan satış) arasındaki fark nedir?
Madde 294 tek tek satılacak taşınır ve taşınmazların satış usulünü düzenler.
Önemli miktardaki şirket varlıklarının toptan satışı Madde 295 kapsamındadır.
Toptan satış için ortakların oybirliği veya oybirliğinin sağlanamaması hâlinde mahkeme kararı aranır; 294 uyarınca yapılan satış toptan satış sayılmaz.
Ayrı ayrı satış: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Taşınmazları sıradan çoğunlukla alınan bir karara dayanarak pazarlıkla satmak; oybirliği aranmalıdır.
- Küçük veya kısıtlı bir ortağın bulunması nedeniyle satış usulünün değiştiğini düşünmek; bu durum satış usulünü etkilemez.
- Taşınır satışı için de açık artırmanın zorunlu olduğunu varsaymak; taşınırlarda tasfiye memuru artırma ile pazarlık arasında seçim yapabilir.
- Önemli miktardaki varlıkların toptan satışını bu madde kapsamında değerlendirmek; toptan satış m.295 kapsamındadır.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Taşınmaz satışında oybirliği aranmasının zorunlu olduğu, sıradan çoğunlukla alınan kararın açık artırma zorunluluğunu kaldırmayacağı kabul edilmektedir. (Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2021/401 E., 2021/1115 K., 13.12.2021)
Nasıl ispat edilir?
- Taşınmazın açık artırma dışında satıldığını ileri süren taraf, ortakların oybirliğiyle başka bir satış şekli belirlediğini ispatla yükümlüdür; yazılı ortaklar kararı bu bakımdan temel delildir.
- Taşınır satışında tasfiye memurunun seçtiği usulün durumun gereklerine uygun olduğunu gösteren tespitler, satışı yapan kişinin ispat yükü altındadır.
- Karşı taraf oybirliğinin bulunduğunu ileri sürerse bu iddiasını ortakların imzalı kararı ya da tutanak ile ispatlar.
- Taşınmaz satışında açık artırma yapılmadığı iddiası, icra dairesi veya ilan kayıtlarının yokluğuyla da ortaya konulabilir.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6102 m.295: Önemli miktardaki şirket varlıklarının toptan satışında ortakların oybirliği veya mahkeme kararı gerektiğini düzenler; 294 ile tek tek satış usulü ayrılır.
- 6102 m.296: Tasfiye sırasında elde edilen paraların bankaya yatırılmasını düzenler; satış bedelinin akıbeti bakımından bu maddeye bağlanır.
- 2004 sayılı Kanun m.114: Taşınmazların açık artırma usulünün dayanağı olan İcra ve İflas Kanunu hükmüdür; taşınmaz satışında 294/1'in yollama yaptığı kanun budur.
TTK m.295 — Toptan satış
Madde, tacirler arasındaki ticari satış ve mal değişimlerinde, tasfiye memurlarının şirketin önemli miktardaki varlıklarını toptan satışını ortakların oybirliğine bağlamakta ve oybirliğinin sağlanamadığı hallerde mahkemeye karar yetkisi vermektedir. Madde, tasfiye sürecindeki şirketin tasfiye memurlarını ve ortakların karar alma usulünü düzenler. Madde, toptan satışın tacirler arası satış hükümlerine ya da kısmi ifaya ilişkin genel ilkelere dayanmadığı, kendine özgü bir yetki düzenlemesi olduğu biçiminde yorumlanmamalıdır. Madde, tasfiyenin genel hükümlerini, tasfiye memurlarının atanmasını ve görevden alınmasını, tasfiye sırasında ortaklık hesaplarının kapatılmasını düzenlemez (ilgili hükümler için ilgiliMaddeler alanına bakınız). Ayrıca maddenin uygulanması sonucu doğan hesap ve tasfiye bakiyesinin dağıtımı da bu maddenin kapsamında değildir.
Toptan satış: hangi kavramlar bilinmeli?
- Toptan satış
- Şirketin önemli miktardaki varlıklarının tek bir işlemle, bütün olarak ya da büyük bölümüyle devredilmesini ifade eder. Madde metninde miktarın ne olduğu ayrıca ölçülmemiş olup, somut olayda şirketin varlıklarının önemli bir kısmını kapsayıp kapsamadığına bakılır.
- Tasfiye memuru
- Şirketin tasfiyesini yürüten ve şirketi temsil eden kişidir. Tasfiye memurlarının yetkisi, ortakların oybirliğiyle verilen karar çerçevesinde sınırlıdır.
- Oybirliği
- Şirketin tüm ortaklarının aynı yönde karar vermesini ifade eder. Madde, toptan satış için kanunen aranan karar yeter sayısının bu olduğunu belirtir.
Toptan satış: hangi şartlar aranır?
- Şirketin tasfiye sürecinde bulunması gerekir.
- Satılacak varlıkların şirketin önemli miktardaki varlıkları olması gerekir.
- Toptan satış için ortakların oybirliğiyle karar vermesi gerekir; oybirliği olmadan tasfiye memurları bu satışı yapamaz.
- Oybirliğinin sağlanamadığı hallerde mahkemenin toptan satışa karar vermesi gerekir; mahkeme kararı olmadan oybirliği dışındaki bir karar yeterli değildir.
Toptan satış: hangi sonuçları doğurur?
- Ortakların oybirliğiyle karar vermediği sürece tasfiye memurları önemli miktardaki şirket varlıklarını toptan satamaz.
- Oybirliği sağlanamadığında mahkeme toptan satışa karar verebilir ve bu karar tasfiye memurlarına satış yetkisi sağlar.
- Oybirliği olmadan yapılan toptan satış, tasfiye memurlarının yetkisini aşan bir işlem olur ve bu durumda şirketin ve diğer ortakların korunması için hukuki yollar açılır.
Ortakların oybirliği ile mahkeme kararı arasındaki fark nedir?
Ortakların oybirliğiyle verilen karar, tasfiye memurlarına toptan satış yetkisi verir ve yetkinin kaynağı ortaklar iradesidir.
Oybirliğinin sağlanamadığı hallerde, ortakların iradesi yerine mahkemenin takdirine dayanan karar yetkisi devreye girer.
Oybirliği olmadan tasfiye memurlarının kendi başına toptan satış yapması mümkün değildir; mahkeme kararı olmadan satış yapılırsa işlem madde uyarınca yetkisiz kalır.
Önemli miktardaki varlık ile olağan tasfiye satışı arasındaki fark nedir?
Şirketin önemli miktardaki varlıklarının toptan satışı, madde kapsamında ortak kararı veya mahkeme kararına bağlanmıştır.
Şirket varlıklarının önemsiz bir kısmının satışı, madde kapsamına girmez ve tasfiye memurlarının olağan yetkisi çerçevesinde yapılabilir.
Kapsamın sınırı, varlığın miktarına göre belirlenir; sınırda kalan hallerde satışın toptan olup olmadığı ayrıca değerlendirilir.
Toptan satış: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Toptan satış kavramını, satılan varlığın değeri ya da miktarı belirlenmeden genel bir satış gibi değerlendirmek.
- Oybirliğinin bulunduğu hallerde bile mahkeme kararını aramak ya da oybirliği yokken mahkeme kararı olmadan satışın geçerli olduğunu düşünmek.
- Maddeyi tacirler arası satış veya kısmi ifa hükümleriyle karıştırmak; madde yalnızca tasfiye sürecindeki şirketin toptan satışını düzenler.
Nasıl ispat edilir?
- Toptan satışın yapıldığını ileri süren taraf, satışın şirketin önemli miktardaki varlıklarını kapsadığını ispatlamakla yükümlüdür.
- Ortakların oybirliğiyle karar verdiğini ileri süren taraf, bu kararı yazılı belgeyle, örneğin genel kurul veya ortaklar kararıyla ispatlamalıdır.
- Oybirliğinin sağlanamadığını ve mahkeme kararının alındığını ileri süren taraf, bu hususları ilgili mahkeme kararı ile ispatlamalıdır.
TTK m.296 — Paranın yatırılması
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 296. maddesi, tasfiye sırasında elde edilen paraların tasfiye memurları tarafından nasıl değerlendirileceğini düzenler; yatırma yükümlülüğünü ve yatırılacak banka seçimini kapsar. Hüküm, tasfiye halindeki şirketlerin tasfiye memurlarına uygulanır. Maddede yatırılan paranın şirkete geri dönüşü, ortaklara dağıtımı, tasfiye payının ödenmesi ve tasfiye memurlarının diğer görev ve sorumlulukları düzenlenmemiştir (bunlar için ilgili tasfiye hükümlerine bakılmalıdır). Paranın bankaya yatırılmasında kullanılacak usul ve ilgili ödeme hükümleri de bu maddenin dışında kalır.
Paranın yatırılması: hangi kavramlar bilinmeli?
- Tasfiye memuru
- Şirketin tasfiyesini yürüten ve tasfiye sırasında elde edilen paraları yönetmekle yükümlü olan kişidir. Bu madde bakımından yükümlülük, tasfiye memurlarına yüklenmiştir.
- Tasfiye sırasında elde edilen para
- Tasfiye sürecinde şirketin varlıklarının paraya çevrilmesi veya alacakların tahsili yoluyla ele geçen nakit paradır. Maddenin kapsamı bu parayla sınırlıdır.
- Mahkemece belirlenecek banka
- Tasfiye memurlarının paraları yatıracakları, mahkemenin seçtiği kredi kuruluşudur. Yatırılacak bankayı tasfiye memuru kendisi seçemez; seçim mahkemeye aittir.
Paranın yatırılması: hangi şartlar aranır?
- Şirketin tasfiye halinde bulunması gerekir.
- Tasfiye sırasında tasfiye memurlarının eline para geçmiş olması gerekir.
- Ele geçen paranın tutarının bin Türk lirasından fazla olması gerekir; bu tutar kanunda sabit bir eşik olarak belirlenmiştir.
- Fazla olan paranın mahkemece belirlenen bir bankaya şirket adına yatırılması gerekir.
Paranın yatırılması: hangi sonuçları doğurur?
- Tasfiye memurları, tasfiye sırasında elde edilen paranın bin Türk lirasını aşan kısmını mahkemece belirlenecek bankaya şirket adına yatırmak zorundadır.
- Yatırılan paralar şirket adına açılan hesapta tutulur; tasfiye memurunun kişisel hesabına geçirilmesi bu düzenlemeye aykırıdır.
- Bin Türk lirasını aşmayan paralar için yatırma yükümlülüğü doğmaz.
- Yatırma yükümlülüğüne aykırı davranılması, tasfiye memurunun sorumluluğunu doğurabilir; sorumluluğun kapsamı ilgili genel hükümlere göre belirlenir.
Bin Türk lirasını aşmayan para ile aşan para arasındaki fark nedir?
Eşiğin altında kalan paralar için maddede yatırma zorunluluğu öngörülmemiştir.
Bin Türk lirasından fazla olan paralar mahkemece belirlenen bankaya yatırılmak zorundadır.
Yatırma yükümlülüğü yalnızca eşiği aşan tutar için doğar; eşik altındaki para için yatırma zorunluluğu bulunmadığından tasfiye memurları bu parayı maddeye göre saklamak zorunda değildir.
Mahkemece belirlenen banka ile tasfiye memurunun seçimi arasındaki fark nedir?
Yatırılacak bankayı mahkeme belirler.
Tasfiye memuru kendi tercihine göre banka seçemez.
Tasfiye memuru, mahkemenin belirlediği banka dışında bir yere para yatırırsa maddeye aykırı davranmış olur.
Paranın yatırılması: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Bin Türk lirası eşiğini yıllar önceki ya da madde metnindeki taban tutar üzerinden değerlendirmek; eşiğin güncel değerini ayrıca kontrol etmek gerekir.
- Eşiğin altındaki paralar için de yatırma zorunluluğu olduğunu sanmak; yükümlülük yalnızca eşiği aşan kısma ilişkindir.
- Bankayı tasfiye memurunun kendisinin seçebileceğini varsaymak; banka mahkemece belirlenir.
- Yatırma yükümlülüğünü tüm paranın değil yalnız fazla kısmın yatırılması olarak uygulamamak; fazla kısım yatırılmalıdır.
Nasıl ispat edilir?
- Yatırma yükümlülüğünün yerine getirildiğini ispat yükü tasfiye memurundadır; bankaya yatırıldığını gösteren banka dekontu veya banka belgesi bu amaçla kullanılabilir.
- Paranın tutarının bin Türk lirasını aştığını ortaya koyma yükü, paranın yatırılmadığını ileri süren tarafta, ilgili belgelerle ispatlanır.
- Tasfiye memurunun parayı kendi adına veya başka bir yerde tuttuğu iddiası, banka kayıtları ve tasfiye hesap belgeleriyle ispatlanır.
TTK m.297 — Borçların ödenmesi
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 297. maddesi, tasfiye hâlindeki kollektif şirketin vadesi henüz gelmemiş borçlarının tasfiye memurlarınca iskonto uygulanarak derhâl ödenmesini düzenler. Hüküm, tasfiye hâlindeki kollektif şirketin borçları ile bu borçların ödeme tarzına ilişkin olup, şirket alacaklılarını ve tasfiye memurlarını bağlar. Maddede tasfiye memurlarının görev ve yetkilerinin genel çerçevesi, tasfiyenin nasıl yürütüleceği, alacakların sıraya konulması ve ortakların sorumluluğunun paylaşımı düzenlenmez (ilgili hükümler için bkz. 6102 m.297 dışındaki tasfiye hükümleri). Ortakların kişisel sorumluluğu ve icra takibine ilişkin kurallar (6102 m.216 ve devamı) ile tasfiye sonrası ortaklar hakkında açılacak takip de bu maddenin kapsamı dışındadır.
Borçların ödenmesi: hangi kavramlar bilinmeli?
- Tasfiye hâli
- Kollektif şirketin sona ermesinden sonra, şirket borçlarının ödenmesi ve kalan malvarlığının paylaştırılması için yürütülen süreçtir. Madde bu süreçte uygulanacak ödeme tarzını belirler.
- Tasfiye memurları
- Tasfiye hâlindeki şirketi temsil eden ve tasfiyeyi yürüten kişilerdir. Vadesi gelmemiş borçların iskontolu olarak erken ödenmesi işlemini bunlar yapar.
- Vadesi henüz gelmemiş borç
- Ödeme zamanı henüz gelmemiş, dolayısıyla alacaklının henüz talep edemediği şirket borcudur. Maddenin ödeme düzeni bu borçlara uygulanır.
- İskonto
- Vadesi gelmemiş bir borcun, vadeye kalan süre için hesaplanan faiz ya da erken ödeme indirimi düşülerek bugünkü değerine göre ödenmesidir. Maddede iskonto uygulanarak ödeme zorunluluğu getirilmiştir; iskontonun oranı maddede belirtilmemiştir.
Borçların ödenmesi: hangi şartlar aranır?
- Şirketin tasfiye hâlinde bulunması gerekir; madde yalnız tasfiye sürecindeki kollektif şirket bakımından uygulanır.
- Ödenecek borcun vadesinin henüz gelmemiş olması gerekir; vadesi gelmiş borçlar bu hükmün kapsamında değildir.
- Tasfiye memurlarının vadesi gelmemiş borcu iskonto uygulayarak derhâl ödemesi gerekir; ödeme tarzı tasfiye memurlarının bu yöndeki tercihine bağlanmıştır.
- Alacaklının bu ödeme tarzını kabul etmesi zorunludur; alacaklı vadeyi beklemek veya iskontosuz ödeme talep etmek hakkına sahip değildir.
Borçların ödenmesi: hangi sonuçları doğurur?
- Tasfiye memurları, vadesi gelmemiş borçları iskonto uygulayarak derhâl ödeyebilir ve bu, tasfiye memurlarının yetkisi dahilindedir.
- Alacaklılar bu ödeme tarzını kabul etmek zorundadır; vadenin gelmesini bekleyerek ödemeyi reddedemezler.
- Madde emredici niteliktedir; ödeme tarzına ilişkin sözleşme kaydı ile bu zorunluluk ortadan kaldırılamaz.
- Maddede iskonto oranı belirtilmediğinden, oranın nasıl belirleneceği ve iskonto uygulanmayan ödemenin hükmü maddeden çıkmamaktadır; bu husus tasfiye memurlarının uygulamasına ve genel hükümlere bırakılmıştır.
Vadesi gelmiş borç ile vadesi gelmemiş borç arasındaki fark nedir?
Vadesi gelmiş borç, alacaklının ödeme talep edebildiği borçtur ve tasfiye memurları bunu olağan şekilde öder.
Vadesi gelmemiş borç, henüz muaccel olmayan borçtur; madde bu borçların iskontolu olarak derhâl ödenmesine imkân tanır.
Yalnız vadesi gelmemiş borçlar için iskontolu erken ödeme düzeni uygulanır; vadesi gelmiş borçların ödenmesi bu düzene tabi değildir.
Borçların ödenmesi: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Maddeyi vadesi gelmiş borçlara da uygulamak; hüküm yalnız vadesi gelmemiş borçları kapsar.
- Alacaklının vadeyi beklemek hakkını var saymak; madde alacaklıyı ödeme tarzını kabule zorunlu kılar.
- Maddede iskonto oranı varmış gibi hesaplamak; madde oranı belirtmemiştir ve oran maddeden türetilemez.
- Maddeyi kollektif şirket dışındaki şirketlere ya da tasfiye dışı hallere genişletmek.
Nasıl ispat edilir?
- Vadesi gelmemiş borcun iskontolu ödenmesini talep eden tasfiye memurudur; şirketin tasfiye hâlinde bulunduğu ticaret siciline tescil edilmiş kayıtlarla ispatlanır.
- Ödemenin vadesi gelmemiş bir borç bakımından yapıldığı, borç sözleşmesi ya da belgeleriyle gösterilir; borcun vadesinin tespiti bu belgelere dayanır.
- Alacaklının ödeme tarzını kabul etmediği ya da iskontonun uygun olmadığı savunmasını ileri sürmesi halinde, bu savunmayı yapan alacaklı kendi iddiasını ispatlamakla yükümlüdür.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6102 m.297: Bu maddenin kendisidir; tasfiye hâlindeki kollektif şirketin vadesi gelmemiş borçlarının iskontolu ödenmesini düzenler.
TTK m.298 — Ortakların ek ödemeleri
Madde, kollektif şirketin varlığının şirket borçlarının tamamını karşılamaya yetmemesi hâlinde, kalan borçların ödenmesi için tasfiye memurlarının ortaklara başvurmasını düzenler. Kişisel olarak sınırsız ve müteselsil sorumluluk esasına dayanan kollektif şirkette, ortakların şirket borçlarına katılmasının bu yoldan nasıl işleyeceğini ortaya koyar. Madde, tasfiye memurlarının ortaklara başvurma yetkisi ve görevi bakımından kollektif şirket tasfiyesinde uygulanır. Madde, ortakların şirket alacaklılarına doğrudan sorumluluğunu, sorumluluğun kapsamını, ortakların birbirine karşı rücu ilişkisini ve sorumluluğun zamanaşımını düzenlemez; bu konular ilgili diğer TTK hükümlerinde yer alır. Madde ayrıca ek ödeme yükümlülüğünü ve yan edim yükümlülüğünü de kapsamaz; bunlar limited şirkete ilişkin hükümlerdir.
Ortakların ek ödemeleri: hangi kavramlar bilinmeli?
- Kollektif şirket
- Tüm ortakların şirket borçlarından şahsen, sınırsız ve müteselsilen sorumlu olduğu ticaret şirketi türüdür. Sorumluluk ortakların sermaye payıyla sınırlı değildir.
- Tasfiye memurları
- Şirketin sona ermesi hâlinde şirket işlerini tasfiye eden ve alacakların ödenmesini sağlayan kişilerdir. Madde bakımından ortaklara başvuru yetkisi bu kişilere tanınmıştır.
- Şirket borçlarının tamamına yetmeme
- Şirket varlığının tasfiye sırasında şirket borçlarının tamamını karşılayamaması durumudur. Bu eksiklik, ortaklara başvurunun ön koşulunu oluşturur.
Ortakların ek ödemeleri: hangi şartlar aranır?
- Kollektif şirketin tasfiyesi sırasında şirket varlığının şirket borçlarının tamamını karşılamadığı belirlenmelidir.
- Kalan şirket borçlarının ödenmesi için tasfiye memurlarının ortaklara başvurması gerekir.
- Ortaklara başvuru, şirket borçlarının ödenmesini sağlamak amacıyla yapılmalıdır.
Ortakların ek ödemeleri: hangi sonuçları doğurur?
- Şirket varlığı borçları karşılamaya yetmediğinde, tasfiye memurları kalan borçların ödenmesi için ortaklara başvurur.
- Şirket varlığı borçları karşılıyorsa bu maddedeki başvuru yolu işlemez ve ortaklara başvuru yapılmaz.
- Tasfiye memurlarının ortaklara başvurusu, ortakların şirket borçlarına katılımını sağlayan bir yoldur.
Kollektif şirket ile limited şirket arasındaki fark nedir?
Kollektif şirkette ortaklar şirket borçlarından sınırsız ve müteselsilen sorumludur; tasfiyede eksik kalan borç doğrudan ortaklara başvuruyla istenir.
Limited şirkette ortaklar yalnızca koydukları sermaye ile sınırlı sorumludur; ek ödeme yükümlülüğü ancak şirket sözleşmesinde öngörülmüşse ve belirli hâllerde istenebilir.
Madde 298 yalnızca kollektif şirket tasfiyesinde ortaklara başvuruyu düzenler; limited şirkette bu yol ek ödeme yükümlülüğü hükümleri üzerinden işler.
Ortakların ek ödemeleri: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Madde metninde yer alan başvurunun ortaklara değil ayrıca limited şirket ek ödeme yükümlülüğü gibi bir mekanizma olduğunu sanmak; madde doğrudan kollektif şirket ortaklarına başvuruyu düzenler.
- Varlığın yetmediği durumu, yalnızca bir ortağın ödeme güçsüzlüğü ile karıştırmak; maddedeki koşul şirket varlığının borçları karşılayamamasıdır.
Nasıl ispat edilir?
- Şirket varlığının şirket borçlarının tamamını karşılamadığını ileri süren taraf, bu durumu tasfiye kayıtları, envanter ve bilanço ile ispatlamalıdır.
- Ortaklara başvuru yapılmadan önce şirket borçlarının ve varlıklarının tespiti gerektiğinden, bu hususa ilişkin belgeler tasfiye dosyasında bulunmalıdır.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6102 sayılı Kanun m.298: Maddenin kendisi; kollektif şirket tasfiyesinde ortaklara başvuruyu düzenler.
- 6102 sayılı Kanun m.603: Limited şirkette ek ödeme yükümlülüğünü düzenler; kollektif şirket ortaklarının sorumluluğuyla karşılaştırmak için ilgilidir ve bu maddenin kapsamı dışındadır.
TTK m.299 — Geçici ödemeler
Bu madde, tasfiye memurlarının mevcut parayı geçici olarak ortaklar arasında dağıtma yetkisini ve bu dağıtımın sınırını düzenler. Dağıtımın koşulu, alacaklıların ve ortakların ilerde doğması muhtemel hak ve alacaklarına yetecek tutarın alıkonulmasıdır. Madde, kollektif şirket ve komandit şirket tasfiyesinde ortaklar arası geçici dağıtımı konu alır. Kesin dağıtım, pay cetvelinin düzenlenmesi ve paraların paylaştırılması usulü, tasfiye bakiyesinin dağıtımı ve tasfiye sonrası işlemler bu maddede düzenlenmez. Tasfiye bakiyesinin ortaklara dağıtımı (TTK m.543), kapanış hesabı ve tasfiyenin sona ermesi (TTK m.288-289 ve m.545 gibi) ile ortaklık tasfiyesinde mal satış usulleri (TTK m.294-295) başka maddelerde yer alır.
Geçici ödemeler: hangi kavramlar bilinmeli?
- Geçici dağıtma
- Tasfiye sürerken, şirket alacaklılarına ayrılması gereken tutarın üzerinde kalan paranın ortaklar arasında henüz kesin bir hesaplama yapılmadan paylaştırılmasıdır. Dağıtılan tutar ortakların sermaye paylarına mahsuben verilmiş bir avans niteliğindedir.
- Alıkonulacak tutar
- Alacaklıların ve ortakların ilerde doğması muhtemel hak ve alacaklarını karşılayacak miktardır. Bu tutar dağıtımdan önce ayrılır ve dağıtım yalnız bu tutarın üzerinde kalan kısım için yapılabilir.
- Tasfiye memurları
- Şirketin tasfiyesini yürüten ve paranın dağıtımına karar veren kişilerdir. Dağıtım yetkisi tasfiye memurlarına aittir.
Geçici ödemeler: hangi şartlar aranır?
- Şirketin tasfiye halinde bulunması ve tasfiye memurlarının görevde olması gerekir.
- Tasfiye sırasında şirkette mevcut para bulunmalıdır; dağıtılacak tutar bu mevcut paradan oluşur.
- Şirket alacaklılarının ve ortakların ilerde doğması muhtemel hak ve alacaklarına yetecek tutar ayrılmalıdır; bu tutar alıkonulmadan dağıtım yapılamaz.
- Dağıtım geçicidir; kesin dağıtım niteliği taşımaz ve ayrılan tutarın üzerindeki kısım için yapılabilir.
- Dağıtım ortaklar arasında yapılır; alacaklılara değil, ortaklara ödeme niteliğindedir.
Geçici ödemeler: hangi sonuçları doğurur?
- Tasfiye memurları, alıkonulması gereken tutarı ayırdıktan sonra kalan parayı geçici olarak ortaklar arasında dağıtabilir.
- Alacaklıların ve ortakların ilerde doğması muhtemel hak ve alacaklarına yetecek tutar alıkonulmadan yapılan dağıtım, bu hükme aykırıdır.
- Geçici dağıtım, sermaye paylarına mahsuben verilmiş bir avans niteliğinde olduğundan, sonradan yapılacak hesaplamada ortakların paylarından mahsup edilir.
- Dağıtım tasfiye memurlarının takdirine bağlıdır; madde dağıtımı zorunlu kılmaz.
Geçici dağıtma ile kesin dağıtım (tasfiye bakiyesinin dağıtımı) arasındaki fark nedir?
Geçici dağıtma, tasfiye sürerken ve tüm işlemler bitmeden yapılan, ayrılan tutarın üzerindeki parayı kapsayan ara ödemedir.
Kesin dağıtım, tüm borçlar ödendikten ve tasfiye tamamlandıktan sonra kalan bakiyenin dağıtılmasıdır.
Geçici dağıtmada alıkoyma zorunluluğu ve avans niteliği vardır; kesin dağıtım ise tasfiye bakiyesinin sermaye payları ve imtiyaz oranında dağıtılmasıdır (TTK m.543).
Kollektif şirket tasfiyesi ile anonim şirket tasfiyesi arasındaki fark nedir?
Bu madde kollektif şirket tasfiyesinde ortaklar arası geçici dağıtımı düzenler.
Anonim şirkette tasfiye bakiyesinin dağıtımı ayrı hükümlerle, tasfiye bakiyesinin ortaklara dağıtılma koşulları (üçüncü çağrıdan sonra altı ay gibi) ile düzenlenmiştir.
Anonim şirketteki altı aylık bekleme koşulu bu maddede yer almaz; geçici dağıtma için bu madde esas alınır.
Geçici ödemeler: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Geçici dağıtımı kesin dağıtım gibi değerlendirmek; ayrılan tutarın sonradan mahsup edilebilir olduğunu gözden kaçırmak.
- Alıkoyma yükümlülüğünü atlayarak tüm mevcut parayı ortaklara dağıtmak.
- Geçici dağıtımda anonim şirketteki tasfiye bakiyesi kuralları (altı aylık bekleme gibi) uygulamak; bu madde kollektif ve komandit tasfiyesine ilişkindir.
Nasıl ispat edilir?
- Geçici dağıtmayı yapan tasfiye memurlarının, alıkonulan tutarın şirket alacaklılarının ve ortakların ilerde doğması muhtemel hak ve alacaklarına yeterli olduğunu göstermesi pratikte önemlidir; ispat yükü dağıtımı yapan tarafta görünmektedir.
- Dağıtılan tutarın şirkette mevcut paradan karşılandığı, tasfiye defterleri ve banka kayıtları ile ortaya konulabilir.
- Dağıtımın alacaklılara zarar verdiğini iddia eden taraf, alıkonulan tutarın yetersizliğini ve ilerde doğması muhtemel alacakların varlığını ispatlamalıdır.
- Ortaklara yapılan dağıtımın avans niteliğinde olduğu, ortakların kayıtlarında sermaye payına mahsup edilerek gösterilir.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.543: Anonim şirket tasfiye bakiyesinin dağıtımını düzenler; geçici dağıtmadan ayrı, kesin dağıtım rejimini gösterir.
- 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.296: Tasfiye sırasında elde edilen paranın belirli bir tutarı aşan kısmının bankaya yatırılmasını düzenler; alıkoyma ve saklama ile birlikte değerlendirilir.
- 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.294: Ortaklık mallarının paraya çevrilmesi usullerini düzenler; geçici dağıtma için gerekli paranın elde edilmesi bu hükümlere bağlıdır.
TTK m.300 — Son dağıtma
Bu madde, tasfiye hâlindeki anonim şirketin net varlığının (tasfiye bakiyesinin) ortaklara nasıl dağıtılacağını düzenler. Dağıtımın şirket sözleşmesine ya da sonradan verilecek karara göre tasfiye memurlarınca yapılması ve aksi kararlaştırılmadıkça parayla yapılması kuralını koyar. Kanun, maddede anılan hükümlerle birlikte anonim şirketin tasfiye hâlinde ortaklara yapılacak dağıtımın genel çerçevesini çizer ve uygulamada anonim şirketler bakımından geçerlidir. Madde, dağıtımın zamanını, alacaklılara karşı korunmasını ve dağıtım sırasını düzenlemez; bu konular tasfiye bakiyesinin dağıtımına ilişkin TTK m.543 (dağıtımın şartları ve süresi), tasfiye işlemlerini düzenleyen TTK m.286-298 (tasfiye memurlarının yükümlülükleri ve borçların ödenmesi) ve tasfiyenin kapanış işlemlerini düzenleyen TTK m.303 (sicilden terkin) hükümlerinde yer alır. Ayrıca tasfiye sürecinde kalan kısmın ortaklara geçici dağıtımı (TTK m.299) ve ticaret sicilinden terkin işlemi bu maddenin kapsamı dışındadır.
Son dağıtma: hangi kavramlar bilinmeli?
- Net varlık
- Şirketin aktiflerinden borçlarının ve tasfiye giderlerinin düşülmesinden sonra kalan ve ortaklara dağıtılabilecek malvarlığı kısmıdır. Borçlar tamamen ödenmeden bu kısım ortaya çıkmış sayılmaz.
- Tasfiye memurları
- Şirketin tasfiyesini yürüten ve dağıtımı gerçekleştiren kişilerdir. Dağıtım kararını bizzat kendileri uygular; kararın içeriği şirket sözleşmesi veya sonradan verilen karar ile belirlenir.
- Dağıtma para olarak
- Net varlığın nakit paraya çevrilerek ortaklara ödenmesi yöntemidir. Sözleşmede aksi bir hüküm veya ortakların aksi yönde kararı bulunmadıkça dağıtım bu yöntemle yapılır.
- Sonradan verilecek karar
- Şirket sözleşmesinde dağıtım şeklinin belirlenmemiş olması hâlinde, tasfiye sürecinde ortakların alacağı ayni veya nakdi dağıtım kararıdır. Bu karar dağıtım yöntemini sözleşmeden farklı biçimde belirleyebilir.
Son dağıtma: hangi şartlar aranır?
- Şirketin tasfiye hâlinde bulunması ve tasfiye işlemlerinin (aktiflerin paraya çevrilmesi, alacakların tahsili ve borçların ödenmesi) tamamlanmış olması gerekir.
- Şirketin net varlığının ortaya çıkmış olması, yani tasfiye memurlarınca şirket borçlarının ödenmesinden sonra artan bir kısmın bulunması gerekir.
- Dağıtımın şirket sözleşmesinde öngörülmüş bir yöntemle ya da ortakların sonradan vereceği kararla belirlenmiş olması hâlinde bu yöntem izlenmelidir.
- Sözleşmede ya da ortakların kararında aksi bir hüküm bulunmuyorsa dağıtımın para olarak yapılması gerekir.
- Dağıtımın tasfiye memurları tarafından yürütülmesi gerekir.
Son dağıtma: hangi sonuçları doğurur?
- Sözleşmede veya ortak kararında aksi bir hüküm yoksa net varlık para olarak dağıtılır.
- Sözleşmede ya da sonradan verilen kararda ayni dağıtım öngörülmüşse, tasfiye memurları bu yönteme göre dağıtımı yapar.
- Dağıtım yöntemi ortakların kararı ile değiştirilebilir; sonradan verilen karar sözleşmedeki hükmün yerini alır.
- Tasfiye memurları, sözleşmede veya kararda öngörülmemiş bir yöntemle, yani ortakların onayı olmadan, dağıtım yapamaz.
- Dağıtım tamamlanmadan ve borçlar ödenmeden net varlık dağıtılamaz; bu hâlde dağıtım yapılması tasfiye memurlarının sorumluluğunu doğurur.
Sözleşmede dağıtım yöntemi öngörülmüş olması ile öngörülmemiş olması arasındaki fark nedir?
Şirket sözleşmesinde ya da sonradan verilen ortak kararında dağıtımın ayni veya başka bir biçimde yapılacağı belirtilmişse, bu düzenleme esas alınır.
Sözleşmede ya da ortakların kararında aksi bir düzenleme yoksa dağıtım yasal varsayılan olarak para ile yapılır.
Ayni dağıtım yalnızca sözleşmede veya ortakların kararında açıkça kararlaştırılmışsa mümkündür; aksi hâlde nakit ödeme zorunludur.
Tasfiye memurlarının yetkisi ile ortakların kararı arasındaki fark nedir?
Dağıtımı yürütmek tasfiye memurlarının görevidir ve onlar bu işlemi yapar.
Dağıtım yöntemini belirleyen asıl irade şirket sözleşmesi veya ortakların kararıdır.
Tasfiye memurları dağıtım yöntemini kendi takdirleriyle değiştiremez; yöntem sözleşme ya da ortak kararıyla bağlıdır.
Son dağıtma: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Sözleşmede dağıtım yöntemi açıkça belirtilmediği hâlde ayni dağıtımın yapılabileceğini varsaymak; aksi hüküm yoksa dağıtım paradır.
- Tasfiye memurlarının ortakların kararına gerek kalmadan dağıtım yöntemini kendiliğinden değiştirebileceğini düşünmek.
- Net varlığın dağıtımını borçların ödenmesinden önce yapmak; dağıtım yalnızca borçlar ödendikten sonra ortaya çıkan kısım üzerinden yapılabilir.
Nasıl ispat edilir?
- Dağıtımın sözleşme veya ortak kararına uygun yapıldığını ileri süren taraf, bu yöntemi gösteren sözleşme veya karar metniyle ispatlamakla yükümlüdür.
- Sözleşmede aksi bir hüküm bulunmadığını ileri süren taraf, sözleşme metninin tamamının ve ortak kararlarının incelenmesini sağlamakla yükümlüdür.
- Dağıtımın para olarak yapıldığı, ödeme belgeleri (banka dekontları, makbuzlar) ile ispatlanır.
- Ayni dağıtım yapıldığını ileri süren taraf, ortakların açık kararını ve devir işlemine ilişkin belgeleri sunmakla yükümlüdür.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6102 m.299: Tasfiye sürecinde artan kısmın geçici olarak ortaklara dağıtılmasını düzenler; bu madde nihai dağıtımdan önceki geçici dağıtımla ilgilidir.
- 6102 m.543: Tasfiye bakiyesinin dağıtılabilmesi için alacaklılara üçüncü çağrı tarihinden itibaren altı ay geçmesi ve dağıtımın para olarak yapılması kurallarını içerir; bu maddenin uygulandığı dağıtım süreci bu hükümle sınırlanır.
- 6102 m.286: Tasfiye memurlarının basiretli bir iş adamı gibi hareket etme ve tasfiyeyi kısa sürede bitirme yükümlülüğünü düzenler; dağıtımdan önce borçların ödenmesi bu yükümlülüğün parçasıdır.
- 6102 m.303: Tasfiye sonunda ticaret unvanının sicilden silinmesini düzenler; dağıtım tamamlandıktan sonra gelen kapanış işlemidir.
TTK m.301 — Bilgi isteme hakkı
Madde, tasfiye memurlarının ortaklara karşı iki yükümlülüğünü düzenler: tasfiye işlerinin durumu hakkında her zaman bilgi verme ve imzalı belge verme yükümlülüğü ile tasfiyenin sonunda hesap verme yükümlülüğü. Madde, tasfiye halindeki kollektif şirkette ortakların tasfiye memurundan bilgi istemesine ilişkindir. Kapsamı, tasfiye memurunun ortaklar karşısındaki bilgi verme ve hesap verme yükümlülüğüyle sınırlıdır. Tasfiye memurunun görevlerinin tanımını, tasfiye memurunun atanmasını ve görevden alınmasını düzenlemez (m.295 vd.). Ortakların kollektif şirketteki denetleme ve bilgi edinme hakkının genel çerçevesini düzenlemez (m.225). Tasfiye memurunun ortaklara ve üçüncü kişilere karşı sorumluluğunu düzenlemez (m.304 ve sonrası). Tasfiyenin sona ermesi ve tescili ile ilgili usulü düzenlemez.
Bilgi isteme hakkı: hangi kavramlar bilinmeli?
- Tasfiye memuru
- Şirketin tasfiyesini yürüten ve şirketi temsil eden kişidir. Madde, ortaklar karşısında bu kişinin bilgi verme ve hesap verme yükümlülüklerini düzenler.
- Bilgi verme yükümlülüğü
- Tasfiye memurunun, tasfiye işlerinin durumu hakkında her zaman ortaklara bilgi vermesi gerektiğini ifade eder. Bu yükümlülük ortağın talebine bağlı değildir; ancak ortak isterse bilgi imzalı bir belge ile verilir.
- İmzalı belge
- Ortağın istemesi hâlinde tasfiye memurunun tasfiye işlerinin durumunu yazılı olarak ve imzasıyla teyit ettiği belgedir. Belgeyi vermek ortağın istemine bağlıdır.
- Hesap verme
- Tasfiye memurunun tasfiyenin sonunda, tasfiye iş ve işlemlerine ilişkin hesabı ortaklara sunmasıdır. Bu yükümlülük tasfiye sona erdiğinde doğar.
Bilgi isteme hakkı: hangi şartlar aranır?
- Şirketin tasfiye hâlinde bulunması gerekir; madde yalnızca tasfiye memurunun görev yaptığı dönemde uygulanır.
- Ortağın, tasfiye işlerinin durumu hakkında bilgi talep etmesi gerekir; ancak bilgi verme yükümlülüğü her zaman, yani ortağın talebi olmaksızın da ortaya çıkar.
- Ortağın imzalı belge istemesi hâlinde, tasfiye memurunun bu belgeyi vermesi gerekir; belge talebi bilgi vermenin şekline ilişkin bir seçimdir.
- Tasfiyenin sona ermesi hâlinde, tasfiye memurunun tasfiye iş ve işlemlerine dair ortaklara hesap vermesi gerekir.
Bilgi isteme hakkı: hangi sonuçları doğurur?
- Tasfiye memuru, ortakların istediği her zaman tasfiye işlerinin durumu hakkında bilgi vermekle yükümlüdür.
- Ortak imzalı belge isterse, tasfiye memuru bu belgeyi vermekle yükümlüdür.
- Tasfiye memuru, tasfiyenin sonunda tasfiye iş ve işlemlerine dair ortaklara hesap verir.
- Tasfiye memurunun bilgi ya da hesap verme yükümlülüğünü yerine getirmemesi, ortağın bilgi edinme ve hesap görme hakkının ihlali anlamına gelir; bu durumda ortak sorumluluk ve tazminat yollarına başvurabilir (ayrıntısı m.304 ve sonrasındadır).
Bilgi verme ile hesap verme arasındaki fark nedir?
Bilgi verme yükümlülüğü, tasfiye sürecinde her zaman devam eden bir yükümlülüktür ve ortağın talebine bağlı olmayan yönüyle de uygulanır.
Hesap verme yükümlülüğü, tasfiyenin sonunda bir kez yerine getirilen ve tasfiye iş ve işlemlerini kapsayan bir yükümlülüktür.
Bilgi verme her zaman, hesap verme yalnızca tasfiyenin sonunda gündeme gelir. Biri sürekli, diğeri dönem sonunda doğan bir yükümlülüktür.
Sözlü bilgi ile imzalı belge arasındaki fark nedir?
Tasfiye memurunun bilgi vermesi, ortağın istediği konuda sözlü ya da başka biçimde olabilir.
İmzalı belge, ortağın açıkça istemesi hâlinde verilecek belgedir ve tasfiye memurunu imzasıyla bağlar.
Ortak imzalı belge istemedikçe tasfiye memuru belge vermekle yükümlü değildir; belge istendiğinde ise vermesi zorunludur.
Bilgi isteme hakkı: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Bilgi verme yükümlülüğünü yalnızca ortağın talebi hâlinde doğan bir yükümlülük saymak; madde, bilgi vermenin her zaman gerektiğini açıkça belirtir.
- İmzalı belge yükümlülüğünü, ortağın talebi olmaksızın da doğan bir yükümlülük gibi değerlendirmek; belge yalnızca ortak istediğinde verilir.
- Hesap verme yükümlülüğünü tasfiyenin herhangi bir aşamasında doğan bir yükümlülük olarak ele almak; madde bu yükümlülüğü tasfiyenin sonuna bağlar.
- Bu maddedeki yükümlülüğü tasfiye memurunun sorumluluk hükümleriyle karıştırmak; madde yalnızca bilgi verme ve hesap verme yükümlülüğünü düzenler, sorumluluğu düzenlemez.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Tasfiye memurunun bilgi verme yükümlülüğü, ortakların kollektif şirkette genel bilgi edinme ve belge inceleme hakkının tasfiye dönemindeki karşılığı olarak ele alınmaktadır.
- Ortakların bilgi edinme hakkının sözleşmeyle kaldırılamayacağı ve sınırlandırılamayacağı kabul edilmektedir; bu ilke tasfiye memurunun yükümlülüğünü de kapsar.
Nasıl ispat edilir?
- Bilgi verme yükümlülüğünün yerine getirilmediğini iddia eden ortak, tasfiye memurunun bilgi vermediğini ya da eksik bilgi verdiğini ispatlamakla yükümlüdür.
- Ortağın talep ettiği bilgiyi yazılı olarak istediğini, talebin tasfiye memuruna ulaştığını ve cevap alınmadığını göstermesi gerekir.
- İmzalı belge talebinin ispatı, ortağın yazılı talebi ve tasfiye memurunun bu talebe yanıt vermediğinin belgelenmesiyle yapılır.
- Tasfiyenin sonunda hesap verilmediğini iddia eden ortak, tasfiyenin sona erdiğini ve hesabın sunulmadığını gösteren belgelerle ispat yükü altındadır. Tasfiye memurunun hesabı verdiğini ileri süren taraf da bu savunmayı belge ile ispatlamalıdır.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6102 sayılı Kanun m.225: Kollektif şirkette ortakların şirketin işleri hakkında bilgi edinme ve belgeleri inceleme hakkını düzenler. Madde 301'deki tasfiye memuru yükümlülüğü, bu genel bilgi edinme hakkının tasfiye dönemindeki görünümüdür.
- 6102 sayılı Kanun m.295: Tasfiye memurlarının atanmasını ve görev alanını düzenler. Madde 301'deki yükümlülüklerin kimin tarafından yerine getirileceğini belirler.
- 6102 sayılı Kanun m.304: Tasfiye memurunun görevini yerine getirmemesinin sorumluluk sonuçlarını düzenler; bu madde ile birlikte değerlendirilir.
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.631: Adi şirketlerde ortağın işlerin incelenmesi hakkını düzenler. Kollektif şirket için doğrudan uygulanmaz; ancak bilgi edinme hakkının sözleşmeyle kaldırılamayacağı yönündeki genel ilke aynı mantığı taşır.
TTK m.302 — Defterleri inceleme hakkı
Madde, tasfiye memurlarının şirkete ve tasfiyeye ilişkin bütün defter ve belgeleri ortaklara göstermesini ve ortakların bu defter ve belgelerden suret almasına engel olunamamasını düzenler. Madde tasfiye sürecindeki ortaklara uygulanır. Düzenlemediği konular: ortakların genel bilgi alma ve inceleme hakkı ile adi şirket ve limited şirket gibi diğer şirket türlerindeki inceleme yetkileri (TBK m.631), anonim şirkette denetçi ve pay sahibinin inceleme yetkileri (TTK m.401, m.437), tasfiye memurlarının görev ve sorumluluğu ile tasfiye sürecinin genel yürütümü (TTK m.332 ve devamı) ile tasfiye bitiminde defterlerin saklanması (TTK m.82 ve devamı, ilgili hükümler) bu maddede yer almaz.
Defterleri inceleme hakkı: hangi kavramlar bilinmeli?
- Tasfiye memuru
- Şirketin tasfiye işlemlerini yürüten ve bu işlemler sırasında şirketi temsil eden kişidir. Görevi tasfiye sürecinin bütününü kapsar.
- Tasfiyeye ilişkin defter ve belgeler
- Şirketin ticari defterleri ile tasfiye sürecinde oluşan veya tasfiyeyle bağlantılı tüm kayıt ve belgelerdir. Madde bu belgeler bakımından gösterme yükümlülüğü getirir.
- Gösterme yükümlülüğü
- Tasfiye memurunun defter ve belgeleri ortakların incelemesine hazır bulundurmasıdır. Yükümlülük ortağın istemine bağlıdır ve belgelerin tasfiye işleminin yapıldığı yerde gösterilmesini ifade eder.
- Suret alma
- Defter ve belgelerden kopya veya örnek çıkarılmasıdır. Ortağın bu hakkı tasfiye memurunun engelleyemeyeceği bir haktır.
Defterleri inceleme hakkı: hangi şartlar aranır?
- Talebin bir ortak tarafından, şirket tasfiyesi sürecinde yapılmış olması gerekir.
- Talebin konusunun şirkete ve tasfiyeye ilişkin defter ve belgeler olması gerekir.
- Tasfiye memurunun, istem üzerine bu defter ve belgeleri tasfiye işleminin yapıldığı yerde ortaklara göstermesi gerekir.
- Tasfiye memurunun ortakların bu defter ve belgelerden suret almasına engel olmaması gerekir.
Defterleri inceleme hakkı: hangi sonuçları doğurur?
- İstem üzerine tasfiye memuru defter ve belgeleri ortaklara göstermekle yükümlüdür; bu yükümlülüğü yerine getirmemesi hukuki ve cezai yaptırımlara yol açabilir.
- Gösterme tasfiye işleminin yapıldığı yerde gerçekleşir; belgelerin başka yere götürülmesi maddenin öngördüğü usule uygun değildir.
- Ortağın suret alma hakkına tasfiye memuru engel olamaz; engelleme suret alma hakkını ihlal eder.
- Maddede yer alan bu hakların sözleşmeyle kaldırılıp kaldırılamayacağı madde metninde düzenlenmemiştir.
Tasfiye memurunun gösterme yükümlülüğü ile genel ortaklık inceleme hakkı arasındaki fark nedir?
Bu maddede tasfiye memuru, istem üzerine tasfiyeye ilişkin defter ve belgeleri ortaklara gösterir.
Tasfiye dışındaki dönemde ortakların inceleme hakkı, şirket türüne göre ayrı kurallara bağlıdır (örneğin adi şirkette TBK m.631).
Tasfiye sürecinde inceleme yükümlülüğü tasfiye memuruna düşer ve bu madde kapsamında yerine getirilir; tasfiye dışı dönem için ayrı hükümler uygulanır.
Gösterme ile suret alma arasındaki fark nedir?
Gösterme, ortağın defter ve belgeleri tasfiye yerinde incelemesini sağlar.
Suret alma, ortağın belgelerden kopya veya örnek çıkarmasıdır.
Tasfiye memuru gösterme yükümlülüğünü yerine getirirken suret almaya engel olamaz; bu iki hak birlikte kullanılabilir.
Defterleri inceleme hakkı: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Maddenin ortağa tanıdığı hakkı, yalnızca ortağın yönetici olması hâline bağlamak.
- Gösterme yükümlülüğünü tasfiye dışı dönemdeki inceleme hakkıyla karıştırmak.
- Gösterme ile suret almayı aynı hak gibi görmek; suret almanın ayrı bir hak olarak engellenemeyeceğini gözden kaçırmak.
- Defter ve belgelerin tasfiye yeri dışında gösterilmesinin maddeye uygun olduğunu varsaymak.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Tasfiye sürecinde ortağın defter ve belgeleri inceleme hakkının, yönetim yetkisine sahip olmasa da kullanılabildiği kabul edilmektedir.
- Ortağın defter ve belgelerden suret alma hakkının, tasfiye memurunun izni veya engeli olmaksızın kullanılabildiği kabul edilmektedir.
Nasıl ispat edilir?
- İstemde bulunan ortak, tasfiye memurunun defter ve belgeleri göstermediğini veya suret almaya engel olduğunu ileri sürdüğünde bu iddiayı ispatla yükümlüdür.
- İstemin yapıldığına ilişkin yazılı başvuru veya tutanak, talebin ve reddin delilini oluşturur.
- Tasfiye memurunun gösterme yükümlülüğünü yerine getirdiğini savunması hâlinde, gösterme işleminin yapıldığını yazılı belgeyle ispatlaması gerekir.
- Engelleme iddiasının ispatında tanık ve yazılı belgeler birlikte değerlendirilir.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6102 m.332: Tasfiye memurlarının atanması ve görevleri hakkındaki genel düzenlemeler; bu madde tasfiye memurlarının görevlerinden birini belirler.
- 6098 sayılı Kanun m.631: Adi şirkette her ortağın yönetici olsun olmasın şirket işlerini inceleme hakkını düzenler; tasfiye sürecindeki ortağın inceleme hakkının genel kaynağı olarak anılmıştır.
TTK m.303 — Tasfiyenin sonu
Bu madde, tasfiyenin sona ermesinin ardından şirket ticaret unvanının ticaret sicilinden silinmesi ve bu durumun tescil ve ilanı için gereken bildirimi düzenler. Bildirim yükümlüsü tasfiye memurlarıdır ve bildirim ticaret sicil müdürlüğüne yapılır. Madde, tasfiyeye giren kollektif şirketler, adi şirketler ve anonim şirketler dahil olmak üzere tasfiyesi tamamlanan şirketlere uygulanır. Madde tasfiyenin kapanış koşullarını, son bilançonun ve bakiyenin dağıtımını, tasfiye memurlarının seçimini ve defter saklamayı düzenlemez (ilgili hükümler TTK m.286-300, m.543-544). Ticaret sicilinden terkinin sicil müdürlüğünce yapılması ve terkin işleminin kontrolü de bu maddede yer almaz (TTK m.545). Tasfiyeden dönülmesi ve ek tasfiye ayrı maddelerde düzenlenmiştir (TTK m.547, m.548).
Tasfiyenin sonu: hangi kavramlar bilinmeli?
- Tasfiye memurları
- Tasfiye sürecinde şirketi yöneten ve temsil eden kişilerdir. Bu madde bakımından bildirim yükümlüsü olarak, tasfiyenin sona ermesi üzerine durumu ticaret sicil müdürlüğüne bildirirler.
- Tasfiyenin sona ermesi
- Tasfiye işlemlerinin tamamlanması ile şirketin tasfiye sürecinin bitmesidir. Maddenin uygulanabilmesi için tasfiyenin gerçekten sona ermiş olması gerekir; tasfiye devam ederken bu bildirim yapılamaz.
- Ticaret unvanının sicilden silinmesi
- Tasfiyesi tamamlanan şirketin ticaret sicilindeki unvanının kaydının kaldırılmasıdır. Bu işlem, tasfiye sonunda şirketin sicil kaydının kapatılması anlamına gelir.
- Tescil ve ilan
- Ticaret siciline kayıt ile Ticaret Sicili Gazetesi'nde yayım işlemleridir. Silinme durumunun hem sicilde kaydedilmesi hem de kamuya duyurulması için gereklidir.
- Ticaret sicil müdürlüğü
- Ticaret sicilinin tutulduğu ve bildirimlerin alındığı merkezdir. Bildirimi alan ve tescil ile ilan işlemini yürüten makamdır.
Tasfiyenin sonu: hangi şartlar aranır?
- Şirketin tasfiyesinin tamamlanmış ve tasfiyenin sona ermiş olması gerekir.
- Tasfiye memurlarının, sona eren tasfiyeye ilişkin durumu ticaret sicil müdürlüğüne bildirmesi gerekir.
- Bildirimin, şirketin ticaret unvanının sicilden silinmesi ve bunun tescil ve ilanı amacıyla yapılması gerekir.
- Bildirim, tasfiye memurları tarafından yapılmalıdır; bildirimin başka bir kişi tarafından yapılması maddenin öngördüğü biçimde gerçekleşmiş sayılmaz.
Tasfiyenin sonu: hangi sonuçları doğurur?
- Tasfiye sona erdiğinde tasfiye memurları durumu ticaret sicil müdürlüğüne bildirir ve şirketin ticaret unvanının sicilden silinmesi, bu bildirim ile başlatılır.
- Bildirim yapıldığında bu durum tescil ve ilan edilir; ticaret unvanı sicilden silinir.
- Tasfiye henüz tamamlanmamışsa bu bildirim yapılamaz ve unvanın silinmesi gerçekleşmez; şirket tasfiye halinde kalmaya devam eder.
- Maddede belirtilen bildirim yükümlülüğü emredici niteliktedir; tasfiye memurları bunu sözleşmeyle ortadan kaldıramaz. Madde, buna aykırı bir sözleşme kaydına ilişkin açık bir hüküm içermemekle birlikte, bildirim yükümlülüğünün tasfiye memurlarında olduğu açıktır.
Tasfiye memurlarının bildirimi ile ticaret sicil müdürlüğünün terkini arasındaki fark nedir?
Bu maddede düzenlenen bildirim, tasfiye memurlarının tasfiyenin sona erdiğini sicile bildirme yükümlülüğüdür.
Ticaret sicil müdürlüğünün, tasfiye işlemlerinin eksiksiz yapılıp yapılmadığını kontrol ederek şirketi ve ticaret unvanını sicilden terkin etmesi ise ayrı bir işlemdir.
Bildirim tasfiye memurlarının görevidir; terkin ise sicil müdürlüğünün kontrol sonrası yapacağı idari işlemdir. Terkin işlemi TTK m.545'te düzenlenmiştir.
Tasfiye sırasındaki unvan ile tasfiye sonunda silinen unvan arasındaki fark nedir?
Tasfiye sürecinde şirket unvanına 'tasfiye halinde' ibaresi eklenir ve şirket bu ehliyetle varlığını sürdürür.
Tasfiyenin sona ermesiyle birlikte bu unvan sicilden silinir ve bunun için bu madde uyarınca bildirim yapılır.
Silme ancak tasfiyenin sona ermesi ve bildirim üzerine gerçekleşir; tasfiye devam ederken unvan silinmez.
Tasfiyenin sonu: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Tasfiye henüz tamamlanmamışken bildirimde bulunmak; bildirim ancak tasfiyenin gerçekten sona ermesi üzerine yapılabilir.
- Bu maddedeki bildirim ile sicil müdürlüğünün yaptığı terkin işlemini birbirine karıştırmak; bildirim tasfiye memurlarının, terkin ise sicil müdürlüğünün işlemidir.
- Bildirimi tasfiye memuru yerine ortakların yapabileceğini varsaymak; madde yükümlülüğü açıkça tasfiye memurlarına vermiştir.
Nasıl ispat edilir?
- Tasfiyenin sona erdiğini ve tasfiye işlemlerinin tamamlandığını ileri süren taraf, bu hususu tasfiye memurlarının düzenlediği son bilanço ve tasfiye raporu ile ispatlar.
- Bildirimin yapıldığı, ticaret sicil müdürlüğüne yazılı başvuru ile ispatlanır; bildirimin tescil ve ilanı sicil kayıtlarından izlenir.
- Tasfiyenin tamamlanmadığını ileri süren taraf, açık alacak davası veya ödenmemiş borç gibi tasfiyenin bitmediğini gösteren belgeleri sunarak bu iddiasını ispatlar.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.545: Ticaret sicil müdürlüğünün, tasfiye işlemlerinin eksiksiz yapılıp yapılmadığını kontrol ettikten sonra şirketi ve ticaret unvanını sicilden terkin ettiğini düzenler. Bu maddedeki bildirimin sonucu olan terkin işlemini tamamlar.
- 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.269: Fesih ve sona erme hallerinde şirketin tasfiye amacıyla ehliyetini koruduğunu ve unvanına 'tasfiye halinde' ibaresinin ekleneceğini düzenler. Maddede silinen unvanın bu ibareyi taşıyan unvan olduğunu gösterir.
- 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.543: Tasfiye bakiyesinin ortaklara dağıtımını düzenler. Bildirimden önce tamamlanması gereken tasfiye işlemlerinden biridir.
Konuda geçen kararlar
1 karar- Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2021/401 E., 2021/1115 K., 13.12.2021İlgili madde: m.294
Bağlayıcılık derecesine göre sıralı (Anayasa Mahkemesi, içtihadı birleştirme, genel kurullar, daireler); her grupta yeni karar önce. Tam metin karar deposundan istek üzerine yüklenir. Hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ayrıca denetleyin.
Madde bağlantıları, tarihine kadar Resmî Gazete'de yayımlanan değişiklikleri içeren güncel metne gider.
Anlatım 21.10.2026 tarihinde derlendi. Bağlayıcı olan madde metnidir.
Bu konuyu panelde çalış
Panelde bu konu 6. Adi, Kollektif, Komandit Şirket bölümünde yer alıyor.
Panelde çalış