Anayasa › Temel haklar ve ödevler
Siyasi haklar ve ödevler
Kısaca
Anayasa m.66, Türk vatandaşlığının kapsamını ve vatandaşlığın kazanılması, kaybedilmesi ve vatandaşlıktan çıkarılması bakımından temel güvenceleri düzenler.
Kapsam
Bu konu, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m.66–74 hükümlerini kapsar.
- Anayasa m.66Türk vatandaşlığı
- Anayasa m.67Seçme, seçilme ve siyasi faaliyette bulunma hakları
- Anayasa m.68Parti kurma, partilere girme ve partilerden ayrılma
- Anayasa m.69Siyasi partilerin uyacakları esaslar
- Anayasa m.70Hizmete girme
- Anayasa m.71Mal bildirimi
- Anayasa m.72Vatan hizmeti
- Anayasa m.73Vergi ödevi
- Anayasa m.74Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı
Anayasa m.66 — Türk vatandaşlığı
Anayasa m.66, Türk vatandaşlığının kapsamını ve vatandaşlığın kazanılması, kaybedilmesi ve vatandaşlıktan çıkarılması bakımından temel güvenceleri düzenler. Türk Devletine vatandaşlık bağıyla bağlı olan herkesin Türk sayılacağını, Türk babanın ya da Türk ananın çocuğunun Türk olduğunu, vatandaşlığın kanuna göre kazanılıp kaybedilmesini ve vatandaşlıktan çıkarmanın sınırlarını belirler. Kuralları vatandaşlar ve vatandaşlık bağı bulunan kişiler bakımından uygulanır. Maddenin düzenlemediği konular: vatandaşlığın kazanılmasının ayrıntılı şartları ve vatandaşlıktan çıkarma usulü (Türk Vatandaşlık Kanunu hükümleri), seçme ve seçilme gibi siyasi hakların kullanılması (m.67), siyasi partilere ilişkin esaslar (m.68–69), yabancıların hukuki durumu (Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu), vatandaşlığa ilişkin idari kararların iptali için açılacak davanın süresi ve usulü (İdari Yargılama Usulü Kanunu).
Türk vatandaşlığı: hangi kavramlar bilinmeli?
- Türk
- Türk Devletine vatandaşlık bağıyla bağlı olan herkesi ifade eder. Maddenin ikinci fıkrasına göre Anayasa'da 'vatandaş' ile 'Türk' aynı anlamda kullanılır.
- Soy bağı yoluyla Türklük
- Türk babanın veya Türk ananın çocuğunun Türk sayılmasıdır. Bu bağ, çocuğun doğumdaki soy bağından doğar; kanun yoluyla sonradan kazanılan vatandaşlıkla karıştırılmamalıdır.
- Vatandaşlığın kazanılması
- Kanunun gösterdiği şartların gerçekleşmesiyle vatandaşlık bağının kurulmasıdır. Şartlar Anayasa'da değil kanunda belirlenir.
- Vatandaşlığın kaybı
- Vatandaşlık bağının sona ermesidir. Yalnızca kanunda öngörülen hâllerde gerçekleşebilir.
- Vatandaşlıktan çıkarma
- Kanunda öngörülen hâllerde devletin kişinin vatandaşlığına son vermesidir. Maddeye göre vatana bağlılıkla bağdaşmayan bir eylem olmadıkça bu yaptırım uygulanamaz.
- Vatana bağlılıkla bağdaşmayan eylem
- Vatandaşlıktan çıkarma için aranan tek nedendir. Maddede ayrıntılı tanımı yer almaz; somut olayda vatana bağlılık yükümünün ihlali değerlendirilerek belirlenir.
Türk vatandaşlığı: hangi şartlar aranır?
- Vatandaşlık bağının kurulmuş olması gerekir; bu bağ olmadan kişi bu maddenin kapsamında Türk sayılamaz.
- Türk vatandaşlığının kazanılması için kanunun gösterdiği şartların gerçekleşmiş olması gerekir; Anayasa bu şartları kanuna bırakır.
- Vatandaşlığın kaybı yalnızca kanunda belirtilen hâllerde gerçekleşebilir; kanunda öngörülmeyen bir nedenle vatandaşlık kaybettirilemez.
- Bir Türk'ün vatandaşlıktan çıkarılabilmesi için vatana bağlılıkla bağdaşmayan bir eylemde bulunmuş olması gerekir; bu eylem olmadan çıkarma yapılamaz.
- Vatandaşlıktan çıkarma ile ilgili karar ve işlemler yargı denetimine tabi tutulmalıdır; bu yargı yolu kapatılamaz.
Türk vatandaşlığı: hangi sonuçları doğurur?
- Vatandaşlık bağı bulunan kişi Türk sayılır ve bu sıfattan doğan haklardan yararlanır.
- Türk babanın veya Türk ananın çocuğu Türk sayılır; bu sonuç için ayrıca bir kanun işlemi aranmaz.
- Vatandaşlığın kazanılması, kanunun gösterdiği şartların gerçekleşmesine bağlıdır; şartlar gerçekleşmezse vatandaşlık kazanılamaz.
- Vatandaşlık yalnızca kanunda belirtilen hâllerde kaybedilebilir; kanunda sayılmayan bir nedenle vatandaşlığa son verilemez.
- Vatana bağlılıkla bağdaşmayan bir eylemde bulunmayan Türk vatandaşı, vatandaşlıktan çıkarılamaz.
- Vatandaşlıktan çıkarma ile ilgili karar ve işlemlere karşı yargı yolu kapatılamaz; bu kararlara karşı mahkemeye başvurulabilir.
- Maddenin hükmü emredicidir; kanun bu güvenceleri daraltamaz ve yargı yolunu kapatan bir düzenleme yapamaz.
Soy bağı ile doğum ile sonradan kazanma arasındaki fark nedir?
Türk babanın veya Türk ananın çocuğu olarak doğan kişi, doğumla Türk sayılır.
Kanunun gösterdiği şartlarla sonradan vatandaşlık kazanan kişi, bu şartların gerçekleşmesiyle vatandaşlığa girer.
Anayasa iki yolu da kabul eder; sonradan kazanmanın şartları kanuna bırakılmıştır, soy bağı yoluyla kazanım ise doğrudan Anayasa'dan kaynaklanır.
Vatandaşlıktan çıkarma ile vatandaşlığın kaybı arasındaki fark nedir?
Vatandaşlıktan çıkarma, devletin iradesiyle kişinin vatandaşlığına son verilmesidir ve vatana bağlılıkla bağdaşmayan eylem şartına bağlıdır.
Vatandaşlığın kaybı, kanunda öngörülen diğer hâllerde (ör. kendi isteğiyle veya kanunun saydığı başka sebeplerle) gerçekleşir.
Vatandaşlıktan çıkarma için Anayasa'nın aradığı özel ağır şart aranır; kaybın diğer hâllerinde bu şart aranmaz ama kanunda öngörülmüş olması gerekir.
Yargı yolu açıklığı ile yargı yolu kapatılamaması arasındaki fark nedir?
Vatandaşlıktan çıkarmaya ilişkin karar ve işlemler yargı denetimine tabidir.
Vatandaşlığın kazanılması ve kaybı gibi diğer işlemlerin yargısal denetimi bu maddede açıkça güvence altına alınmamıştır.
Vatandaşlıktan çıkarmaya ilişkin işlemlere karşı yargı yolu kapatılamaz; diğer idari işlemler ise genel hükümlere tabidir.
Türk vatandaşlığı: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Anayasa m.66'daki 'Türk' ve 'vatandaş' kavramlarını farklı anlamda kullanmak; maddenin ikinci fıkrasına göre bunlar aynı anlamdadır.
- Soy bağıyla Türklüğü, kanunun gösterdiği şartlarla sonradan kazanılan vatandaşlıkla karıştırmak; iki yolun hukuki dayanağı ve şartları farklıdır.
- Mülga ikinci cümleyi, yani kadın soy bağına ilişkin eski hükmü, yürürlükte olan bir kural gibi uygulamak; güncel metinde yalnızca 'Türk babanın veya Türk ananın çocuğu Türktür' ifadesi geçerlidir.
- Vatandaşlıktan çıkarmayı, vatana bağlılıkla bağdaşmayan bir eylem aranmadan uygulanabilir sanmak; maddenin açık koşuluna aykırıdır.
- Vatandaşlıktan çıkarma kararlarına karşı yargı yolunun kapalı olduğunu düşünmek; Anayasa bu yolu kapatmayı yasaklamıştır.
- Vatandaşlığın kaybını yalnızca vatana bağlılıkla bağdaşmayan eylem nedeniyle mümkün saymak; kayıp hâlleri kanunda çeşitli biçimlerde düzenlenmiştir.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Anayasa Mahkemesi, Anayasa m.66'nın 'vatandaşlık bağı' ifadesini siyasi hakların kullanımında vatandaşlık ön koşulunun kapsamını belirleyen bir ölçüt olarak yorumlamaktadır.
- Mahkemeler, Türklüğe yönelik sözlerin m.66 kapsamında değerlendirilmesinde, sözün kişinin vatandaşlık bağı ile bağlı olduğu Türk milletine yönelik olup olmadığına bakmaktadır.
Nasıl ispat edilir?
- Vatandaşlığın kazanıldığını veya kaybedildiğini ileri süren taraf, bu iddiasını kanunda öngörülen şartlara uygun belgelerle ispatlamalıdır; nüfus kayıtları ve Türk vatandaşlığına ilişkin resmi belgeler bu konuda başlıca delildir.
- Soy bağı yoluyla Türklüğü ileri süren kişi, Türk babanın veya Türk ananın çocuğu olduğunu nüfus kaydı ile ispat etmelidir.
- Vatandaşlıktan çıkarma kararını uygulayan idare, kararın dayandığı vatana bağlılıkla bağdaşmayan eylemi somut delillerle ortaya koymakla yükümlüdür; ispat yükü idaredetir.
- Kişi, vatandaşlıktan çıkarılmaya karşı yargı yolu açık olduğundan, kararın hukuka aykırılığını ileri süren taraf bunu yargı merciinde ispatlayabilir.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 2709 sayılı Kanun m.67: Vatandaşlara tanınan seçme, seçilme ve siyasi faaliyette bulunma haklarını düzenler; m.66'daki vatandaşlık bağı bu hakların kullanılması için ön koşuldur.
- 2709 sayılı Kanun m.68: Vatandaşlara tanınan siyasi parti kurma ve partilere girme hakkını düzenler; vatandaşlık bağının siyasi hak kapsamındaki yansımasını gösterir.
- 2709 sayılı Kanun m.70: Her Türk'ün kamu hizmetlerine girme hakkını düzenler; m.66'nın Türk tanımına bağlıdır.
- 2709 sayılı Kanun m.72: Vatan hizmetini her Türk'ün hakkı ve ödevi olarak düzenler; m.66'daki Türk tanımı bu kapsamın sınırını belirler.
Anayasa m.67 — Seçme, seçilme ve siyasi faaliyette bulunma hakları
Anayasa m.67, vatandaşların seçme, seçilme, bağımsız olarak veya siyasi parti içinde siyasi faaliyette bulunma ve halkoylamasına katılma haklarını; bu hakların kanunda gösterilen şartlara bağlanmasını; seçim ve halkoylamasının serbest, eşit, gizli, tek dereceli, genel oy, açık sayım ve döküm esaslarına göre ve yargı yönetim ve denetimi altında yapılmasını; seçme hakkının yaş sınırını; oy kullanmaya engel hâlleri (silah altındaki er ve erbaşlar, askeri öğrenciler, taksirli suçlar hariç ceza infaz kurumundaki hükümlüler); ceza infaz kurumları ve tutukevlerinde oy kullanılmasının usulünü; seçim kanunlarının ilkelerini ve seçim kanunu değişikliklerinin yürürlüğünü düzenler. Hak sahibi olarak vatandaşları esas alır; yabancılar bakımından bu maddenin doğrudan uygulanmadığını belirtmek gerekir. Vatandaşlık kazanma ve kaybetme koşulları (m.66), siyasi parti kurma ve üyelik (m.68), dilekçe hakkı (m.74) ve seçimlere ilişkin ayrıntılı kurallar (seçim kanunları) bu maddenin kapsamında değildir. Kamu hizmetinden yasaklılık ve seçme ehliyeti gibi ayrıntılar kanunla düzenlenir ve bu maddede yer almaz. Seçimlerin yapılış usulü ve seçmen kütükleri de bu maddenin düzenlemesi dışındadır.
Seçme, seçilme ve siyasi faaliyette bulunma hakları: hangi kavramlar bilinmeli?
- Seçme hakkı
- Vatandaşın seçmen sıfatıyla oy vererek temsilcilerin belirlenmesine katılabilmesi hakkıdır. Madde metninde on sekiz yaşını dolduran her Türk vatandaşı için tanınmıştır.
- Seçilme hakkı
- Vatandaşın seçim yoluyla temsilci olarak göreve gelebilmesi hakkıdır. Madde bu hakkı kanunda gösterilen şartlara bağlar.
- Siyasi faaliyette bulunma hakkı
- Vatandaşın bağımsız olarak veya bir siyasi parti içinde siyasi çalışmalara katılabilmesi hakkıdır. Parti kurma ve partiye girme hakkı m.68 kapsamındadır.
- Halkoylaması
- Seçmenlerin doğrudan karar vermesi yoluyla yapılan oylamadır. Seçimle aynı ilkelere tabi tutulmuştur.
- Seçim emniyeti
- Oy verme ve sayım işlemlerinin güvenilirliğinin sağlanmasına yönelik önlemlerin bütünüdür. Ceza infaz kurumları ve tutukevlerinde bu önlemler Yüksek Seçim Kurulu tarafından belirlenir.
- Taksirli suç
- Kasıt olmadan, dikkatsizlik veya özensizlik sonucu işlenen suçtur. Maddede hükümlülerin oy kullanma yasağının dışında tutulan suç türüdür.
- Yargı yönetimi ve denetimi
- Seçim ve halkoylamasının bağımsız yargı organlarının yönetim ve denetimi altında yürütülmesi ilkesidir. Ceza infaz kurumlarında oy kullanımı görevli hâkimin yerinde yönetim ve denetimi altında yapılır.
Seçme, seçilme ve siyasi faaliyette bulunma hakları: hangi şartlar aranır?
- Oy kullanacak kişinin Türk vatandaşı olması ve on sekiz yaşını doldurmuş bulunması gerekir.
- Seçme hakkının kullanılması için kanunda gösterilen şartların yerine gelmiş olması gerekir; bu şartlar kanunla düzenlenir.
- Silah altında bulunan er ve erbaşlar ile askeri öğrenciler oy kullanamaz; bu kişiler açısından seçme hakkının kullanılması engellenmiştir.
- Ceza infaz kurumunda bulunan hükümlüler oy kullanamaz; taksirli suçlardan hüküm giyenler bu yasağın dışındadır.
- Seçim ve halkoylamasının serbest, eşit, gizli, tek dereceli, genel oy, açık sayım ve döküm esaslarına uygun yapılması gerekir ve yargı yönetim ve denetimi altında yürütülmelidir.
- Ceza infaz kurumları ve tutukevlerinde oy kullanılacaksa seçim emniyeti için alınacak tedbirler Yüksek Seçim Kurulu tarafından belirlenmeli ve görevli hâkimin yerinde yönetim ve denetimi altında uygulanmalıdır.
- Yurt dışında bulunan Türk vatandaşlarının oy kullanabilmesi için kanunun uygulanabilir tedbirler belirlemesi gerekir.
Seçme, seçilme ve siyasi faaliyette bulunma hakları: hangi sonuçları doğurur?
- Kanunda gösterilen şartları taşıyan her vatandaş seçme, seçilme, siyasi faaliyette bulunma ve halkoylamasına katılma haklarına sahiptir.
- On sekiz yaşını dolduran her Türk vatandaşı seçme ve halkoylamasına katılma hakkına sahiptir.
- Silah altındaki er ve erbaşlar ile askeri öğrenciler oy kullanamaz.
- Taksirli suçlardan hüküm giyenler hariç, ceza infaz kurumlarındaki hükümlüler oy kullanamaz.
- Ceza infaz kurumları ve tutukevlerinde oy kullanılmasına ilişkin tedbirler Yüksek Seçim Kurulu tarafından belirlenir ve görevli hâkimin yerinde yönetim ve denetimi altında uygulanır.
- Seçim kanunlarında yapılan değişiklik, yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir yıl içinde yapılacak seçimlerde uygulanmaz.
- Seçim ve halkoylaması, madde metninde sayılan ilkelere aykırı yapılırsa anayasaya aykırılık doğar.
Seçme hakkı ile oy kullanma yasağı arasındaki fark nedir?
On sekiz yaşını dolduran Türk vatandaşı olarak seçme hakkına sahip kişiler, yaş ve vatandaşlık ölçütünü karşılar.
Silah altındaki er ve erbaşlar, askeri öğrenciler ve ceza infaz kurumundaki hükümlüler hakka sahip olmakla birlikte oy kullanamazlar.
Seçme hakkı bulunan ancak oy kullanamayan kişiler ayrı bir kategoride değerlendirilir.
Taksirli suç hükümlüsü ile kasıtlı suç hükümlüsü arasındaki fark nedir?
Taksirli suçlardan hüküm giyen kişiler, ceza infaz kurumunda bulunsalar bile oy kullanabilir.
Diğer suçlardan ceza infaz kurumunda bulunan hükümlüler oy kullanamaz.
Oy kullanma yasağı yalnız taksirli olmayan suçlardan hükümlü olanlar için geçerlidir.
Hükümlü ile tutuklu arasındaki fark nedir?
Ceza infaz kurumundaki hükümlüler, taksirli suç istisnası dışında oy kullanamaz.
Tutuklular, Anayasa'nın yasak saydığı gruplar arasında yer almaz ve tutukevlerinde oy kullanabilir.
Tutuklu olmak tek başına oy kullanma yasağı doğurmaz; tutukevlerinde oy kullanımı için Yüksek Seçim Kurulu'nun belirlediği tedbirler uygulanır.
Seçim kanunu değişikliği ile yürürlük sonrası seçim arasındaki fark nedir?
Seçim kanunlarında yapılan değişiklikler, yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir yıl içinde yapılacak seçimlerde uygulanmaz.
Yürürlüğe girmesinden bir yıl sonra yapılacak seçimlerde değişiklik uygulanabilir.
Yeni seçim kuralları, değişiklik tarihinden bir yıl geçmeden yapılacak seçimlerde devreye girmez.
Seçme, seçilme ve siyasi faaliyette bulunma hakları: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Taksirli suç hükümlüsünü, ceza infaz kurumunda bulunduğu için oy kullanamaz saymak; istisna dışında bırakılmalıdır.
- Tutukluyu hükümlü gibi değerlendirip oy kullanma yasağı uygulamak; tutuklu için bu yasak öngörülmemiştir.
- Seçim kanunundaki değişikliği yürürlük tarihinden hemen sonra yapılacak seçimde uygulamak; bir yıllık süre dikkate alınmalıdır.
- Yabancıya seçme hakkı tanımak; m.67 hakları vatandaşlara tanınmıştır.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Seçim ve halkoylamasının serbest, eşit, gizli, tek dereceli, genel oy, açık sayım ve döküm ilkelerine aykırılık, Anayasa Mahkemesi denetimine konu olabilir. (1987/9 E., 1987/15 K., 18.06.1987)
- Seçme ve seçilme hakkına ilişkin anayasal güvence, kanunla düzenlenirken bu hakların özüne dokunulmamasını gerektirir. (1987/9 E., 1987/15 K., 18.06.1987)
- Ceza infaz kurumundaki hükümlülerin oy kullanma yasağı, taksirli suç istisnası ile birlikte değerlendirilir. (Hukuk Genel Kurulu, 2023/120 E., 2023/331 K., 12.04.2023)
- Seçim sonuçlarına itirazlarda seçilme yeterliliği ve hakların iadesi gibi olgular, seçim makamlarının ve yargı organlarının kararlarıyla birlikte incelenir. (Hukuk Genel Kurulu, 2023/120 E., 2023/331 K., 12.04.2023; Hukuk Genel Kurulu, 2018/527 E., 2021/563 K., 18.05.2021)
Nasıl ispat edilir?
- Seçme hakkının varlığını ileri süren kişi, on sekiz yaşını doldurduğunu ve Türk vatandaşı olduğunu nüfus kaydı ile ispatlar.
- Oy kullanma yasağına dayanan taraf, ilgilinin silah altındaki er ve erbaş, askeri öğrenci veya ceza infaz kurumunda hükümlü olduğunu resmi kayıtlarla ispatlar.
- Taksirli suç istisnasına dayanan kişi, mahkûmiyetin taksirli bir suçtan olduğunu mahkeme kararı ile ispatlar.
- Seçim yasağının uygulanmadığı iddiası, ilgili kişinin yasaklı kategoriye girmediğini gösteren belgelerle ortaya konur.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 2709 sayılı Kanun m.66: Vatandaşlık bağı, seçme ve seçilme hakkının sahibini belirler; m.67 hakları vatandaşlara tanıdığından vatandaşlık koşulu m.66 ile birlikte okunur.
- 2709 sayılı Kanun m.68: Siyasi partiye girme ve parti kurma hakkını düzenler; m.67'deki siyasi faaliyette bulunma hakkının parti boyutunu tamamlar.
- 2709 sayılı Kanun m.74: Dilekçe hakkını düzenler; m.67 ile birlikte siyasi haklar bölümünde yer alır, ancak seçim hakkı ile doğrudan ilişkili değildir.
- 2709 sayılı Kanun: Maddenin ayrıntılı seçim kuralları ile seçmen kütüğü ve seçimlerin yürütülmesi kanunla düzenlenir; m.67 bu kanunların çerçevesini çizer.
Anayasa m.68 — Parti kurma, partilere girme ve partilerden ayrılma
Anayasa'nın 68. maddesi, vatandaşların siyasi parti kurma, usulüne göre partilere girme ve partilerden ayrılma hakkını; parti üyeliği için yaş şartını; siyasi partilerin hukuki statüsünü ve önceden izin alınmadan kurulmalarını; tüzük, program ve eylemlerin uyması gereken ilkeleri; belirli kamu görevlilerinin ve öğrencilerin parti üyeliği yasağını; yüksek öğretim elemanlarının üyeliğine ilişkin esasların kanuna bırakılmasını; Devletin siyasi partilere mali yardımını düzenler. Partilerin kapatılması, denetimi, ticari faaliyet yasağı ve gelir-gider esasları (m.69), partilerin kuruluş usulü ve üyelik ayrıntıları (2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunu), kamu görevlilerinin hangi usulle disiplin edileceği ile yargısal denetim konularını bu maddede aramak gerekmez; bunlar başka maddelerde ya da kanunlarda düzenlenmiştir.
Parti kurma, partilere girme ve partilerden ayrılma: hangi kavramlar bilinmeli?
- Siyasi parti
- Demokratik siyasi hayatın vazgeçilmez unsuru olan, vatandaşların siyasi faaliyette bulunmak üzere örgütlendiği kuruluştur. Anayasa bu kuruluşların varlığını ve faaliyetini güvence altına alır.
- Parti üyeliği
- Bir siyasi partiye girme ve ayrılma hakkının kullanılmasıyla kurulan bağdır. Üye olabilmek için on sekiz yaşını doldurmuş olmak gerekir.
- Önceden izin almadan kurulma
- Partinin kurulması için idari bir onay alınmasının gerekmemesi ilkesidir. Kuruluş, kanunda öngörülen bilgi ve belgelerin ilgili makama verilmesiyle gerçekleşir.
- Tüzük ve program aykırılığı
- Partinin kuruluş belgesi ve siyasal hedeflerinin, Anayasa'nın 68. maddesinin dördüncü fıkrasında sayılan ilkelere ters düşmesidir. Bu ilkelere aykırılık, partinin hem tüzük ve programı hem de eylemleri bakımından ayrıca değerlendirilir.
- Sınıf veya zümre diktatörlüğü
- Belirli bir toplumsal sınıfın ya da grubun diğerleri üzerinde egemenlik kurmasını öngören rejim anlamına gelir. Parti programının bu rejimi savunması ya da yerleştirmeyi amaçlaması Anayasa'ya aykırıdır.
- Yüksek yargı organları mensupları
- Anayasa'nın 68. maddesi bakımından hâkim ve savcılar ile Sayıştay dahil yüksek yargı organlarının üyeleridir. Bu kişilerin parti üyesi olmaları Anayasa ile yasaklanmıştır.
- Yükseköğretim öncesi öğrenci
- Yükseköğretime başlamadan önceki eğitim kademelerinde okuyan öğrencilerdir. Bu öğrenciler siyasi partilere üye olamaz; yükseköğretim öğrencilerine ilişkin esaslar ise kanuna bırakılmıştır.
Parti kurma, partilere girme ve partilerden ayrılma: hangi şartlar aranır?
- Parti kurucularının vatandaş olması gerekir; yabancılar siyasi parti kuramaz.
- Parti üyesi olacak kişinin on sekiz yaşını doldurmuş olması gerekir.
- Partinin kuruluşunda önceden izin alınmaz; kanunda öngörülen bilgi ve belgelerin verilmesi yeterlidir.
- Partinin tüzük, program ve eylemleri Devletin bağımsızlığı, ülke ve millet bütünlüğü, insan hakları, eşitlik, hukuk devleti, millet egemenliği ile demokratik ve laik Cumhuriyet ilkelerine aykırı olmamalıdır.
- Partinin tüzük, program ve eylemleri sınıf veya zümre diktatörlüğünü ya da herhangi bir tür diktatörlüğü savunmayı ve yerleştirmeyi amaçlamamalı; suç işlenmesini teşvik etmemelidir.
- Hâkim, savcı, Sayıştay dahil yüksek yargı organları mensupları, kamu kurum ve kuruluşlarının memur statüsündeki görevlileri, işçi niteliği taşımayan diğer kamu görevlileri, Silahlı Kuvvetler mensupları ve yükseköğretim öncesi öğrenciler siyasi partilere üye olamaz.
- Yüksek öğretim elemanlarının parti üyeliği yalnızca kanunla düzenlenebilir; kanun, merkez organlar dışında parti görevi alınmasına izin veremez.
- Yükseköğretim öğrencilerinin parti üyeliğine ilişkin esaslar kanunla düzenlenir.
- Devletin partilere yapacağı mali yardım yeterli düzeyde ve hakça olmalı; yardımın, üye aidatlarının ve bağışların tabi olduğu esaslar kanunla belirlenmelidir.
Parti kurma, partilere girme ve partilerden ayrılma: hangi sonuçları doğurur?
- Vatandaş olmayan kişiler siyasi parti kuramaz.
- On sekiz yaşını doldurmamış kişi parti üyesi olamaz.
- Anayasa'nın 68. maddesinin beşinci fıkrasında sayılan kişiler parti üyesi olamaz; bu kişilerin üyeliği yasaktır.
- Yükseköğretim elemanlarının üyeliği kanunla düzenlenmediği sürece tam olarak düzenlenmiş sayılmaz; kanun parti görevi alınmasına sınır koyar.
- Partinin tüzük ve programı 68/4 ilkelerine aykırı olduğunda Anayasa Mahkemesi kapatma kararı verebilir; kapatma yolu m.69'da düzenlenmiştir.
- Partinin eylemleri 68/4 ilkelerine aykırıysa kapatma, partinin bu nitelikteki fiillerin işlendiği bir odak hâline geldiğinin tespitine bağlıdır (m.69).
- Devlet partilere yeterli ve hakça mali yardım yapar; yardımın esasları kanunla belirlenir.
- Parti, Anayasa'nın tanıdığı kuruluş ve faaliyet özgürlüğünü, 68/4 ilkeleri ile sınırlı olarak kullanır; bu ilkelere aykırı hedef ya da eylem hukuka aykırılık doğurur.
Vatandaş ile yabancı (parti kurma) arasındaki fark nedir?
Vatandaşlar siyasi parti kurma hakkına sahiptir.
Yabancılar, Anayasa'nın bu hakka ilişkin ifadesi gereği parti kuramaz.
Yabancıların kurucu olarak yer alması partinin kuruluşunu geçersiz kılar; bu koşul kuruluşta aranır.
Parti kurma ile parti üyeliği arasındaki fark nedir?
Kuruluş serbesttir ve önceden izne bağlı değildir.
Üyelik, on sekiz yaş şartına ve kanunun öngördüğü sınırlamalara bağlıdır.
Kurulma özgürdür, ancak üye olabilecek kişiler sınırlandırılmıştır.
Genel hal ile yasak kapsamındaki kamu görevlileri arasındaki fark nedir?
Kural olarak her vatandaş siyasi parti üyesi olabilir.
Hâkim, savcı, yüksek yargı mensubu, memur statüsündeki görevli, Silahlı Kuvvetler mensubu ve yükseköğretim öncesi öğrenci üye olamaz.
Bu kişilerin üyeliği Anayasa ile yasaklanmıştır; yasağa uyulmaması durumunda bu kişiler üyelikten kaynaklanan hak ve sonuçlardan yararlanamaz.
Yüksek öğretim elemanları ile diğer kamu görevlileri arasındaki fark nedir?
Yüksek öğretim elemanlarının üyeliği ancak kanunla düzenlenebilir ve kanun parti görevi alınmasını sınırlayabilir.
Diğer kamu görevlilerinin üyeliği Anayasa'da doğrudan yasaklanmıştır.
Yüksek öğretim elemanları için üyelik kanuna bağlıdır; diğer görevliler için yasak doğrudandır.
Yükseköğretim öncesi öğrenci ile yükseköğretim öğrencisi arasındaki fark nedir?
Yükseköğretim öncesi öğrenciler parti üyesi olamaz.
Yükseköğretim öğrencilerinin üyeliği kanunla düzenlenir.
Yükseköğretim öğrencileri için yasak yoktur; esaslar kanunda belirlenecektir.
Tüzük ve program ile eylem arasındaki fark nedir?
Tüzük ve programın ilkelere aykırılığı, partinin kuruluş belgesindeki hedeflerin değerlendirilmesidir.
Eylemin ilkelere aykırılığı, partinin fiilî davranışlarının değerlendirilmesidir.
Anayasa 68/4'e aykırılık her iki yönden de ayrı ayrı değerlendirilir; kapatma bakımından farklı koşullar uygulanır (m.69).
Parti kurma, partilere girme ve partilerden ayrılma: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Partinin kuruluşu için İçişleri Bakanlığından izin alınması gerektiğini sanmak; Anayasa önceden izin almadan kurulmayı öngörür, kuruluş bilgi ve belgelerin verilmesiyle tamamlanır.
- Yükseköğretim öğrencilerini de yükseköğretim öncesi öğrenciler gibi üyelik yasağı kapsamında saymak; yasak yalnızca yükseköğretim öncesi öğrencilere yöneliktir, yükseköğretim öğrencilerinin üyeliği kanuna bırakılmıştır.
- Yüksek öğretim elemanlarının üyeliğini diğer kamu görevlileri gibi doğrudan yasaklı saymak; bu grup için üyelik kanuna bağlıdır.
- Tüzük ve programın aykırılığı ile eylemlerin aykırılığını aynı ölçütle değerlendirmek; kapatma bakımından eylemler için odak hâline gelme koşulu aranır.
- Yabancının parti kurucusu olabileceğini düşünmek; Anayasa vatandaşlara parti kurma hakkı tanır.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Siyasi partilerin demokratik siyasi hayatın vazgeçilmez unsuru olduğu, bu nitelikle Anayasa'da vurgulandığı kabul edilmektedir.
Nasıl ispat edilir?
- Parti kurucusunun vatandaş olduğunu ve on sekiz yaşını doldurduğunu ileri süren taraf bunu nüfus ve kimlik belgeleriyle ispatlar.
- Partinin kuruluşunun tamamlandığını iddia eden taraf, kanunda öngörülen bilgi ve belgelerin ilgili makama verildiğini ve alındı belgesinin düzenlendiğini yazılı belgeyle ispatlar.
- Bir kişinin yasaklı görev nedeniyle üyeliğe engel olduğunu ileri süren taraf, bu görevin niteliğini resmî belge ile ortaya koyar.
- Partinin tüzük ve programının 68/4 ilkelerine aykırı olduğunu ileri süren taraf, ilgili metinleri ve bunlara ilişkin yazılı kayıtları delil olarak sunar.
- Partinin eylemlerinin 68/4 ilkelerine aykırı olduğu ve odak hâline geldiği iddiasını ileri süren taraf, bu iddiayı somut eylemlere ilişkin belgeler ve tanıklarla ispatlar.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 2709 m.69: Siyasi partilerin kapatılmasını, denetimini, ticari faaliyet yasağını ve gelir-gider esaslarını düzenler; m.68/4 ile aykırılığın yaptırımını belirler.
- 2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunu: Parti kuruluşunun bilgi ve belge verilmesiyle gerçekleşmesi, üyelik koşulları ve üyelikten çekilme gibi ayrıntıları kanunla düzenler; m.68'in uygulanmasını tamamlar.
- 2709 m.67: Seçme, seçilme ve siyasi faaliyette bulunma hakkını düzenler; m.68'deki parti kurma ve üyelik hakkının siyasi faaliyet boyutunu tamamlar.
Anayasa m.69 — Siyasi partilerin uyacakları esaslar
Anayasa'nın 69. maddesi, siyasi partilerin faaliyetlerinin ve iç işleyişinin demokrasi ilkelerine uygunluğunu, ticari faaliyet yasağını, gelir ve giderlerinin amacına uygunluğunu, bu gelir ve giderlerin ve mal edinimlerinin Anayasa Mahkemesince denetimini, partilerin kapatılmasını (temelli kapatma sebepleri ve odak şartı dahil), kapatılan partinin yeni bir ad altında kurulamamasını, kapatılmaya yol açan kurucu ve üyelerin beş yıllık yasağını, yabancı kaynaklı maddi yardım yasağını ve Devlet yardımından kısmen ya da tamamen yoksun bırakılmayı düzenler. Kurallar siyasi partiler ve parti kurucuları, üyeleri ve organları bakımından uygulanır. Maddede parti kuruluşu, partilere üyelik ve üyelik yasakları düzenlenmez (m.68). Ayrıntılı parti gelirleri, bağış sınırları ve Devlet yardımı esasları kanunla düzenlenir ve bunlar 2820 sayılı Kanunda yer alır. Kapatma davasının usulü ve Anayasa Mahkemesinin yetkisi de maddenin kendi kapsamında yer almaz.
Siyasi partilerin uyacakları esaslar: hangi kavramlar bilinmeli?
- Temelli kapatma
- Siyasi partinin tüzel kişiliğinin sona ermesi ve faaliyetinin kalıcı olarak durdurulması anlamına gelen yaptırımdır. Anayasa Mahkemesi tarafından, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının açtığı davada verilir.
- Odak haline gelme
- Partinin, Anayasa m.68/4'e aykırı fiillerin işlendiği bir merkez hâline gelmesidir. Tek tek üyelerin bireysel eylemleri yeterli değildir; fiillerin yoğunluğu ve partinin organlarınca benimsenmesi ya da kararlılıkla işlenmesi aranır.
- Devlet yardımından yoksun bırakma
- Temelli kapatma yerine, fiillerin ağırlığına göre partinin Devlet yardımından kısmen veya tamamen mahrum bırakılmasıdır. Bu seçim Anayasa Mahkemesinin takdirine bağlıdır.
- Mali denetim
- Anayasa Mahkemesinin, partilerin mal edinimlerinin ve gelir-giderlerinin kanuna uygunluğunu tespit etmesidir. Bu denetimde Sayıştaydan yardım alınır ve kararlar kesindir.
- Maddi yardım yasağı
- Yurt dışındaki devletlerden, uluslararası örgütlerden ve Türk vatandaşı olmayan gerçek ve tüzel kişilerden destek alınmasının yasaklanmasıdır. Bu yardımı alan parti temelli kapatılır.
- Tüzük ve program aykırılığı
- Partinin tüzük ve programının, m.68/4'te sayılan ilkelere (bağımsızlık, bölünmez bütünlük, insan hakları, eşitlik, hukuk devleti, millet egemenliği, demokratik ve laik cumhuriyet) aykırı olmasıdır. Bu sebepte ayrıca odak şartı aranmaz.
Siyasi partilerin uyacakları esaslar: hangi şartlar aranır?
- Kapatma için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının açtığı dava bulunmalı ve kararı Anayasa Mahkemesi vermelidir.
- Tüzük veya programın m.68/4 ilkelerine aykırı olduğu tespit edilirse temelli kapatma kararı verilir; bu sebepte başka şart aranmaz.
- Partinin eylemleri m.68/4'e aykırı ise temelli kapatma için bu fiillerin partinin odağı hâline gelmiş olması tespit edilmelidir; fiillerin üyelerce yoğun biçimde işlenmesi ve bunun büyük kongre, genel başkan, merkez karar veya yönetim organları ya da TBMM grup organlarınca zımnen veya açıkça benimsenmesi ya da fiillerin doğrudan parti organlarınca kararlılıkla işlenmesi gerekir.
- Eylem sebebiyle temelli kapatma yerine, fiillerin ağırlığına göre Devlet yardımından kısmen veya tamamen yoksun bırakma kararı verilebilir.
- Siyasi partiler ticari faaliyete girişmemelidir.
- Partinin gelir ve giderleri amaçlarına uygun olmalıdır; mal edinimleri ve gelir-giderleri kanuna uygun olmalıdır.
- Parti, yurt dışındaki devletlerden, uluslararası örgütlerden ve Türk vatandaşı olmayan gerçek ve tüzel kişilerden destek almamalıdır.
Siyasi partilerin uyacakları esaslar: hangi sonuçları doğurur?
- Tüzük veya programı m.68/4'e aykırı bulunan parti temelli kapatılır.
- Eylemleri m.68/4'e aykırı olan parti, fiiller odak hâline gelmiş sayılmadıkça temelli kapatılamaz.
- Odak tespit edilirse parti temelli kapatılır; ağırlığa göre Devlet yardımından kısmen veya tamamen yoksun bırakma kararı da verilebilir.
- Temelli kapatılan parti başka bir ad altında kurulamaz.
- Kapatılmaya sebep olan kurucu ve üyeler beş yıl süreyle başka bir partinin kurucusu, üyesi, yöneticisi ve denetçisi olamaz.
- Yabancı devletlerden, uluslararası kuruluşlardan ya da Türk uyruğunda olmayan kişilerden maddi yardım alan parti temelli olarak kapatılır.
- Mali denetim sonucunda kanuna uygun olmayan gelir ve giderler Hazineye irat kaydedilir.
- Anayasa Mahkemesinin mali denetim sonunda verdiği kararlar kesindir.
Tüzük-program aykırılığı ile eylem aykırılığı arasındaki fark nedir?
Partinin tüzük ve programının m.68/4'e aykırı bulunması; bu halde kapatma için yalnızca aykırılığın tespiti yeterlidir.
Partinin eylemlerinin m.68/4'e aykırı olması; bu halde partinin odak hâline geldiğinin tespiti gerekir.
Eylem sebebiyle kapatma çok daha zordur ve odak şartı aranır. Tüzük-program aykırılığında temelli kapatma doğrudan verilir.
Temelli kapatma ile devlet yardımından yoksun bırakma arasındaki fark nedir?
Temelli kapatma, partinin tüzel kişiliğini sona erdiren ağır yaptırımdır.
Devlet yardımından kısmen veya tamamen yoksun bırakma, fiillerin ağırlığına göre verilen daha hafif yaptırımdır.
Eylem sebebiyle yapılan başvuruda Anayasa Mahkemesi temelli kapatma yerine bu yaptırıma karar verebilir; ilk fıkraların ölçütleri bu seçimde esas alınır.
Ticari faaliyet ile gelir-gider amacına uygunluk arasındaki fark nedir?
Ticari faaliyet yasağı, partinin kendisinin ekonomik işletme kurmasını yasaklar.
Gelir-gider amacına uygunluk, partinin parasının nasıl kullanıldığı ile ilgilidir ve mali denetime tabidir.
Ticari faaliyet yasağı doğrudan yasak iken, gelir-gider uygunluğu Anayasa Mahkemesinin mali denetimiyle yaptırıma bağlanır.
Kapatılan partinin kurucu-üyeleri ile diğer kişiler arasındaki fark nedir?
Temelli kapatmaya beyan veya faaliyetleriyle sebep olan kurucu ve üyeler.
Bu nitelikte olmayan kişiler.
Birinci gruba, Resmi Gazetede gerekçeli yayımdan itibaren beş yıl süreyle başka bir partinin kurucusu, üyesi, yöneticisi ve denetçisi olma yasağı getirilir.
Siyasi partilerin uyacakları esaslar: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Tüzük-program aykırılığında da odak şartını aramak; bu sebepte odak şartı yoktur.
- Eylem sebebiyle kapatmada odak şartını atlamak; odak tespiti zorunludur.
- Bireysel üye eylemlerini tek başına partinin kapatılması için yeterli saymak.
- Devlet yardımından yoksun bırakmayı temelli kapatmanın hafif hâli değil, ayrı bir sebep gibi okumak; bu yaptırım, fiillerin ağırlığına göre verilen seçimlik karardır.
- Mali denetim kararlarının başka bir mercie itiraz edilebilir olduğunu sanmak; kararlar kesindir.
- Beş yıllık yasağı tüm üyelere uygulamak; yasak yalnızca temelli kapatmaya sebep olan kurucu ve üyeler içindir.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Mahkeme, eylem sebebiyle temelli kapatma talebinde partinin odak hâline geldiğini araştırır ve bu tespit yapılmadan kapatma kararı verilmez.
- Anayasa Mahkemesi, mali denetimi Sayıştaydan yardım alarak yapar ve gelir-gider uygunluğunu bu denetim üzerinden değerlendirir.
Nasıl ispat edilir?
- Kapatma davasında ispat yükü Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısındadır; tüzük ve program aykırılığı, tüzük ve program metinleriyle ispatlanır.
- Eylem sebebiyle kapatmada, fiillerin m.68/4 kapsamında olduğu ve partinin organlarınca ya da üyelerince yoğun biçimde işlendiği belgeye ve tanıklara dayalı olarak ispatlanır.
- Odak tespiti için fiillerin parti organlarınca zımnen veya açıkça benimsendiğinin ya da kararlılıkla işlendiğinin ispatı gerekir; bu, partinin kongre kararları, organ kararları ve grup kararları ile ortaya konur.
- Mali denetimde gelir ve giderlerin kanuna uygunluğu, parti defterleri ve belgeleri üzerinden Sayıştay yardımıyla incelenir; partinin uygunluğu ispatlaması beklenir.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 2709 sayılı Kanun m.68: Parti kurma, üyelik ve m.68/4'teki ilkeler bu maddenin uygulandığı ölçütü oluşturur; kapatma sebepleri m.68/4'e atıf yapar.
- 2709 sayılı Kanun m.68: Devlet yardımının ve üyelik yasaklarının dayanağıdır; m.69/10 ve m.69/9 bu konuda m.68 ile birlikte okunur.
- 2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunu: Bağış sınırları, Devlet yardımı ve partilerin çalışmalarına ilişkin ayrıntılı hükümleri içerir; m.69/4'ün kanuni düzenlemesidir.
Anayasa m.70 — Hizmete girme
Anayasa'nın 70. maddesi, her Türk'ün kamu hizmetlerine girme hakkını ve hizmete alınmada görevin gerektirdiği niteliklerden başka ayırım gözetilmemesi ilkesini düzenler. Hüküm, kamu hizmetine girişi isteyen Türk vatandaşları ve kamu hizmetine alım süreçleri bakımından uygulanır. Maddede kamu görevlilerinin hak ve yükümlülükleri, atanma usulleri, mal bildirimi, vatan hizmeti ve vergi ödevi düzenlenmez; bunlar sırasıyla Anayasa'nın 128. maddesi, 71. madde, 72. madde ve 73. maddede yer alır. Memurların disiplin güvencesi 129. maddenin konusudur. Yabancıların kamu hizmetine girişi bu maddenin kapsamında değildir.
Hizmete girme: hangi kavramlar bilinmeli?
- Kamu hizmetine girme hakkı
- Her Türk'ün kamu hizmetlerinde görev almak için başvurma ve hizmete alınma talebinde bulunabilmesi anlamına gelen temel haktır. Hak, hizmete alınmanın ölçütlerinin objektif biçimde uygulanmasını güvence altına alır.
- Görevin gerektirdiği nitelik
- Hizmetin yürütülmesi için zorunlu olan, işin niteliğinden doğan özel koşuldur. Örneğin hâkimlik için hukuk fakültesi mezuniyeti bu kapsamdadır. Cinsiyet gibi görevle ilgisi bulunmayan özellikler bu niteliğe girmez.
- Ayırım
- Hizmete alınmada görevle ilgisi olmayan bir özelliğe dayanarak adayların farklı işleme tabi tutulması anlamına gelir. Anayasa'nın 10. maddesinde sayılan dil, ırk, cinsiyet, din gibi sebepler bu ayırımın örnekleridir.
Hizmete girme: hangi şartlar aranır?
- Hizmete alınmak isteyen kişinin Türk vatandaşı olması gerekir.
- Kamu hizmetine alımda aranan her koşulun görevin gerektirdiği niteliklerle ilgili olması gerekir.
- Hizmete alınmada cinsiyet, dil, ırk, din veya benzeri görevle ilgisi olmayan bir nedenle ayırım yapılmamalıdır.
- Görevin gerektirdiği niteliklerin varlığı, ayırım yasağının ihlali sayılmaz; ancak bu niteliklerin aranması hizmetin özelliğine uygun olmalıdır.
Hizmete girme: hangi sonuçları doğurur?
- Görevin gerektirdiği nitelik dışında bir ayırım yapılarak kişi hizmete alınmazsa, bu işlem Anayasa'ya aykırılık taşır.
- Hizmete alınmada cinsiyet, dil, ırk, din veya benzeri bir nedene dayanılarak yapılan ayırım, Anayasa'nın 70. ve 10. maddelerine aykırı olur.
- Görevin gerektirdiği niteliklerin aranması, eşitlik ilkesine aykırı değildir ve hizmete alım koşulu olarak geçerlidir.
- Kanun koyucu, korunması gereken gruplar için pozitif ayrımcılık tedbirleri öngörebilir; bu tedbirler bu maddenin ihlali sayılmaz.
- Kamu hizmetine girişin serbestliği nedeniyle kimse isteği dışında memur yapılamaz.
Görevin gerektirdiği nitelik ile görevle ilgisiz ayırım arasındaki fark nedir?
Hizmetin yürütülmesi için zorunlu olan özel koşullar, örneğin hâkimlik için hukuk fakültesi mezuniyeti veya polislikte belli boy ve sağlık şartı, görevin gerektirdiği niteliktir.
Cinsiyet, ırk, dil, din gibi görevle bağlantısı bulunmayan özellikler, görevin gerektirdiği nitelik sayılmaz.
Birinci gruptaki koşullar aranabilir; ikinci gruba dayanan ayırım Anayasa'ya aykırıdır.
Kamu hizmetine giriş ayırımı ile pozitif ayrımcılık arasındaki fark nedir?
Çocuk, yaşlı, özürlü, gazi, şehit yakını gibi korunması gereken gruplar için alınan tedbirler, Anayasa'nın 10. maddesinin son fıkrası uyarınca eşitlik ilkesine aykırı sayılmaz.
Bu tür bir tedbir dayanağı bulunmayan, genel bir gruba karşı yapılan öncelik veya dışlama Anayasa'nın 70. maddesi ile 10. maddesine aykırıdır.
Kanunla öngörülen pozitif ayrımcılık uygulamaları, örneğin Devlet Memurları Kanunu'ndaki engelli çalıştırma yükümlülüğü, bu maddenin ihlali sayılmaz.
Hizmete girme: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Hâkimlik için erkek olma şartı aramanın görevin gerektirdiği nitelik sayılması; cinsiyetin görevle bağlantısı yoktur, bu bir ayırımdır.
- Sınav birincisini cinsiyet veya etnik köken nedeniyle almayıp sıralamayı görmezden gelmek; bu ayırım hem 70. hem 10. maddeye aykırıdır.
- Korunması gereken grup için kanunda öngörülen pozitif ayrımcılık tedbirini ayırım saymak; bu tedbir Anayasa'nın 10. maddesi uyarınca eşitliğe aykırı değildir.
- Görevin gerektirdiği niteliği genel bir ölçüt olarak alıp her şartı yeterli görmek; şartın hizmetle gerçekten bağlantılı olup olmadığı tek tek incelenmelidir.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Anayasa Mahkemesi, korunması gereken gruplar için öngörülen farklı uygulamaları eşitlik ilkesine aykırı görmemektedir.
- Kamu hizmetine girişte görevle ilgisi olmayan özelliklerin dikkate alınmasının hukuki güvenlik ve öngörülebilirlik ilkelerine aykırılık oluşturduğu kabul edilmektedir.
- Anayasa'nın 70. maddesi, memurluğa girişte eşitlik ilkesinin uygulanmasını öngören bir hüküm olarak yorumlanmaktadır.
Nasıl ispat edilir?
- Hizmete alınmada ayırım yapıldığını ileri süren kişi, ayırımın varlığını ve görevle ilgisiz olduğunu ispatlamakla yükümlüdür.
- Hizmete alım koşullarının görevin gerektirdiği niteliklerle bağlantılı olduğunu idare, ilgili mevzuat ve görev tanımıyla ispatlamalıdır.
- Hizmete alım sürecine ilişkin sınav sonuçları, başvuru belgeleri ve idari kararlar, ayırımın varlığını ortaya koyan başlıca yazılı delillerdir.
- Pozitif ayrımcılık tedbirine dayanılıyorsa, bu tedbirin kanunda öngörüldüğünü ilgili idare ispatlamalıdır.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 2709 m.10: Eşitlik ilkesini düzenler ve 70. maddedeki ayırım yasağının genel dayanağıdır. Ayrıca korunması gereken gruplar için tedbirlerin eşitliğe aykırı olmadığını da belirtir.
- 2709 m.128: Memurların nitelikleri ve atanmaları kanunla düzenlendiğinden, 70. maddedeki nitelik ilkesi bu hükümle birlikte uygulanır.
- 2709 m.129: Kamu görevlilerinin görev ve sorumlulukları ile disiplin güvencesini düzenler; hizmete alındıktan sonraki hukuki durumu belirler.
- 2709 m.71: Kamu hizmetine girenlerin mal bildirimi yükümlülüğünü düzenler; girişe ilişkin ayrı bir yükümlülüktür.
Anayasa m.71 — Mal bildirimi
Anayasa'nın 71. maddesi, kamu hizmetine girenlerin mal bildirimi yükümlülüğünü kanuna bağlamakta; bildirimlerin tekrarlanma sürelerinin de kanunla düzenleneceğini öngörmektedir. Madde, mal bildirimi yükümlülüğünün kanunda tanımlanan görevlilere uygulanacağını ve yasama ile yürütme organlarında görev alanların bu yükümlülükten istisna edilemeyeceğini belirtir. Maddenin kapsamına, kamu hizmetine girenler arasından 3628 sayılı Kanun'un kapsamına giren görevliler girer. Madde, bildirimin hangi mala ilişkin olduğunu, hangi mercie verileceğini, bildirim süresini ve yaptırımları düzenlemez; bu konular kanunda düzenlenmiştir (3628 sayılı Kanun m.5, m.7, m.8, m.10). Haksız mal edinmenin tanımı ile soruşturma yetkisi de bu maddenin konusu değildir (3628 sayılı Kanun m.4, m.17).
Mal bildirimi: hangi kavramlar bilinmeli?
- Mal bildirimi
- Kamu görevlisinin kendisi, eşi ve velayeti altındaki çocukların mallarına ve gelirlerine ilişkin, kanunda belirtilen mercie yaptığı yazılı beyandır. Yükümlülüğün kaynağı Anayasa'dır, ayrıntısı kanundadır.
- Tekrarlanma süresi
- Mal bildiriminin belirli aralıklarla yenilenmesi gereken dönemdir. Anayasa bu sürenin kanunla belirlenmesini öngörmektedir, sürenin kendisini kendisi tespit etmez.
- Kamu hizmetine girenler
- Kamu hizmetine girme hakkını kullanarak göreve alınan ve kanunda sayılan kamu görevlileridir. Madde, bu grubun kapsamını kanuna bırakmıştır.
- Yasama ve yürütme organlarında görev alanlar
- Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri ile yürütme organında görev alan kişilerdir. Anayasa bu kişilerin mal bildirimi yükümlülüğünden istisna edilemeyeceğini açıkça belirtmiştir.
Mal bildirimi: hangi şartlar aranır?
- Kişinin kamu hizmetine girmiş olması ve kanunda tanımlanan kamu görevlisi niteliğini taşıması gerekir.
- Görevlinin mal bildirimi yükümlülüğünün kaynağı kanunda gösterilmiş olmalıdır; Anayasa bu yükümlülüğü kanuna bağlamıştır.
- Bildirimin tekrarlanma süresi kanunda belirlenmiş olmalıdır.
- Yasama ve yürütme organlarında görev alanlar için yükümlülük kaldırılamaz; bu kişiler için istisna tanınması Anayasa'ya aykırıdır.
Mal bildirimi: hangi sonuçları doğurur?
- Mal bildirimi yükümlülüğü kanunla düzenlenir; bu nedenle ayrıntıların belirlenmesi kanuna bırakılmıştır.
- Yasama ve yürütme organlarında görev alanlar için mal bildirimi yükümlülüğü hiçbir kanunla istisna edilemez.
- Kanunda belirtilen tekrarlanma süresine uyulmaması, kanunda öngörülen yaptırımları doğurur; bu yaptırımlar Anayasa'nın bu maddesinde değil, kanunda düzenlenmiştir.
- Madde, mal bildirimi yükümlülüğünü kanunla sınırlandırmaya veya genişletmeye yetki verir, ancak yasama ve yürütme organları için istisna tanınmasını yasaklar.
Yasama ve yürütme organında görev alanlar ile diğer kamu görevlileri arasındaki fark nedir?
Milletvekilleri, bakanlar ve cumhurbaşkanı gibi yasama ve yürütme organlarında görev alanlar.
Kanunda kapsamı belirlenen diğer kamu görevlileri, örneğin memurlar ve kurum yöneticileri.
Birinci grup için mal bildirimi yükümlülüğü Anayasa gereği istisna edilemez. İkinci grup için kanun kapsamı belirleyebilir, ancak bu grupta da bildirim yükümlülüğü kanunda öngörüldüğü sürece uygulanır.
Mal bildirimi ile haksız mal edinme arasındaki fark nedir?
Mal bildirimi, görevlinin mal varlığını belirli aralıklarla bildirme yükümlülüğüdür.
Haksız mal edinme, kanuna veya genel ahlaka uygun sağlanmadığı ispat edilemeyen mal veya gelirle uyumsuz harcamalardır.
Mal bildirimi bir ödev iken haksız mal edinme bir fiil veya durumdur. Bildirimler, haksız mal edinmenin tespitine araç olarak kullanılır.
Mal bildirimi: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Anayasa'nın 71. maddesini doğrudan bildirim süresi ya da kapsamı için uygulamak; bu konular kanunda düzenlendiği için somut süre ve kapsam 3628 sayılı Kanun'dan alınmalıdır.
- Yasama ve yürütme organlarında görev alanların bildirim yükümlülüğünden muaf tutulabileceğini düşünmek; Anayasa bu istisnayı açıkça yasaklamıştır.
- Mal bildirimi yükümlülüğü ile haksız mal edinmeyi eş tutmak; bildirim bir ödevdir, haksız mal edinme ise ayrı bir fiil veya durumdur.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Anayasa Mahkemesi, mal bildirimi yükümlülüğünü kamu düzenini ve kamu yararını ilgilendiren kuruluşların yöneticileri bakımından meşru bulmuş ve bu yükümlülüğü idari denetimin bir parçası saymıştır.
- Anayasa'nın 71. maddesi, mal bildirimi yükümlülüğünün kanunla düzenlenmesini ve yasama ile yürütme organlarında istisna tanınmamasını açıkça emreder; bu hüküm mahkemelerce temel alınmıştır.
Nasıl ispat edilir?
- Mal bildirimi yükümlülüğünü ihlal iddiasını ileri süren taraf, görevlinin kanunda öngörülen bildirim yükümlülüğü altında bulunduğunu ve süresinde bildirim yapmadığını ispatlamakla yükümlüdür.
- Yükümlülüğün varlığı, görevlinin kamu görevine girdiğini gösteren atama belgeleri ve kanunda sayılan görev kategorisine dahil olduğunu gösteren resmi kayıtlarla ispatlanır.
- Görevli, bildirimi yaptığını ispat etmek için bildirim belgesinin ilgili mercie teslim edildiğini gösteren kayıtları sunabilir.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 3628 sayılı Kanun m.2: Mal bildirimi yükümlülüğü bulunan kişileri sayar. Anayasa'nın kanuna bıraktığı kapsam bu maddede belirlenmiştir.
- 3628 sayılı Kanun m.5: Bildirimin konusunu, yani hangi malların ve gelirlerin bildirileceğini düzenler.
- 3628 sayılı Kanun m.7: Bildirimin yenilenme süresini düzenler; Anayasa'nın kanuna bıraktığı tekrarlanma süresi bu maddededir.
- 3628 sayılı Kanun m.10: Süresinde bildirimde bulunmayanlara uygulanacak yaptırımları düzenler.
Anayasa m.72 — Vatan hizmeti
Anayasa m.72, vatan hizmetinin hem hak hem ödev olduğunu kuran ve bu hizmetin Silahlı Kuvvetlerde veya kamu kesiminde ne şekilde yerine getirileceğini ya da getirilmiş sayılacağını kanuna bırakan bir temel hak ve ödev hükmüdür. Madde, vatan hizmetinin kişisel kapsamını ("her Türk") ve hizmetin hak–ödev niteliğini belirler. Hizmetin somut biçimleri (askerlik, bedelli askerlik, kadınlar bakımından farklı düzenlemeler, yedek subaylık ve benzeri), yerine getirilmiş sayılma hâlleri ve yükümlülüğün ayrıntıları maddede değil kanunda düzenlenir. Madde, yabancıların askerlik yükümlülüğünü doğrudan kurmaz; kişi kapsamını "Türk" ifadesiyle sınırlar. Maddenin uygulanmasına ilişkin ceza, yoklama kaçağı ve yükümlülüğün yerine getirilmemesinin yaptırımlarını da düzenlemez; bunlar ilgili kanun ve cezai hükümlerde yer alır. Ayrıca bedelli askerlik gibi ödeme karşılığında yükümlülüğün yerine getirilmesi kurumunun ayrıntıları ve kadınların bu yükümlülük kapsamına girip girmemesi de anayasal metinde belirlenmez; bunları kanun belirler.
Vatan hizmeti: hangi kavramlar bilinmeli?
- Vatan hizmeti
- Anayasanın 72. maddesinde adı geçen, Silahlı Kuvvetlerde veya kamu kesiminde yerine getirilen ve hem hak hem ödev niteliği taşıyan yükümlülük kavramıdır. Askerlik yükümlülüğü, anayasal metinde bu kavram içinde ifade edilmiştir.
- Hak ve ödev birlikteliği
- Bir hakkın aynı zamanda sahibine ödev yüklemesi durumudur. Vatan hizmetinde kişi hem bu hizmetten yararlanma imkânına sahiptir hem de bu hizmeti yerine getirmekle yükümlüdür.
- Yerine getirilmiş sayılma
- Vatan hizmetinin fiilen yapılmamış olmasına rağmen kanunun öngördüğü koşullarla yapılmış kabul edilmesidir. Bu kurumun koşulları ve sonuçları kanunla belirlenir, anayasa metninde ayrıntılandırılmaz.
- Kamu kesimi
- Vatan hizmetinin Silahlı Kuvvetler dışında yerine getirilebileceği alandır. Hangi hizmetlerin bu kapsamda sayılacağı kanunla belirlenir.
Vatan hizmeti: hangi şartlar aranır?
- Vatan hizmetinden söz edilebilmesi için yükümlü kişinin Türk olması gerekir; yabancıların bu yükümlülük kapsamına alınması anayasal dayanaktan yoksundur.
- Vatan hizmetinin Silahlı Kuvvetlerde veya kamu kesiminde yerine getirilmesi ya da getirilmiş sayılması için kanunda öngörülen biçimin ve koşulların bulunması gerekir.
- Yükümlülüğün hangi kişiler bakımından, hangi biçimde ve hangi şartlarla yerine getirileceği ya da getirilmiş sayılacağı kanunla düzenlenmiş olmalıdır; kanuni dayanak olmaksızın bu yükümlülük kurulamaz.
- Kanun koyucu, kişiler arasında ayrım yaparak yükümlülüğün biçimini belirlerken bu düzenlemenin anayasal hak ve ödev dengesine uygun olması gerekir.
Vatan hizmeti: hangi sonuçları doğurur?
- Vatan hizmeti her Türk için hem hak hem ödev olarak tanınmıştır; kişi bu hizmetten yararlanma imkânına sahip olduğu gibi hizmeti yerine getirmekle de yükümlüdür.
- Hizmetin nasıl yerine getirileceği ya da getirilmiş sayılacağı kanunla belirlenir; kanunda öngörülmeyen bir yerine getirilmiş sayılma hâli anayasal dayanağa sahip değildir.
- Kanun, yükümlülüğün kadınlar bakımından uygulanıp uygulanmayacağı, bedelli askerlik gibi karşılıkla yerine getirilme ve benzeri düzenlemeleri belirleyebilir.
- Yabancılar Türkiye'de vatan hizmeti yükümlülüğüne tabi tutulamaz, çünkü madde kişi kapsamını Türklerle sınırlamıştır.
- Kanunla getirilen düzenlemelerin anayasal hak ve ödev dengesine uygun olması gerekir; düzenleme bu dengeyi bozarsa Anayasaya aykırılık tartışması doğar.
Hak ile ödev arasındaki fark nedir?
Vatan hizmetinin hak yönü, kişinin bu hizmeti yerine getirme ve bu yolla kamusal görevlere katılma imkânına sahip olmasıdır.
Ödev yönü ise kişinin kanunla belirlenen biçimde bu hizmeti yerine getirmek zorunda olmasıdır.
Aynı hizmet hem hak hem ödev olarak nitelendirildiğinden, kanunun bu yükümlülüğü düzenlerken her iki yönü de gözetmesi gerekir.
Silahlı Kuvvetlerde hizmet ile kamu kesiminde hizmet arasındaki fark nedir?
Silahlı Kuvvetlerde hizmet, askerlik yükümlülüğünün doğrudan yerine getirilmesidir.
Kamu kesiminde hizmet, Silahlı Kuvvetler dışındaki kamu hizmetlerinde yerine getirilen vatan hizmetidir.
Her iki biçim de anayasa tarafından kabul edilmiştir; hangisinin hangi kişiler için uygulanacağı kanunla düzenlenir.
Yerine getirme ile yerine getirilmiş sayılma arasındaki fark nedir?
Yerine getirme, yükümlünün hizmeti fiilen yapmasıdır.
Yerine getirilmiş sayılma, kanunun öngördüğü bir hâlde hizmetin fiilen yapılmadan yapılmış kabul edilmesidir.
Yerine getirilmiş sayılma hâlleri kanunla sınırlandığından, bu hâller anayasal metinde değil kanunda aranır.
Vatan hizmeti: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Maddede yer alan "Türk" ifadesini "vatandaş" ile karıştırıp bu iki kavram arasında fark olmadığını, ancak kişi kapsamının Türk uyruğuyla sınırlı olduğunu gözden kaçırmak.
- Vatan hizmetini yalnızca askerlik ile özdeşleştirip kamu kesiminde yerine getirilen hizmeti göz ardı etmek.
- Yerine getirilmiş sayılma kurumunu anayasal bir hüküm gibi okumak; bu kurumun koşulları kanunla belirlenir ve anayasada ayrıntı yoktur.
- Vatan hizmetini kadınlar bakımından da aynı şekilde zorunlu saymak; kadınlara ilişkin düzenlemeyi kanun belirler, anayasa bu konuda doğrudan bir yükümlülük kurmaz.
- Hakkın ödev yönünü gözden kaçırıp vatan hizmetini yalnızca kişisel bir hak olarak değerlendirmek.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Yüksek mahkeme kararları, vatan hizmetinin her Türk için hem hak hem ödev olduğunu ve biçiminin kanunla belirleneceğini yinelemekte, maddeyi somut uyuşmazlıklarda bu çerçevede okumaktadır. (Hukuk Genel Kurulu, 2022/1250 E., 2023/172 K., 08.03.2023; 7. Ceza Dairesi, 2024/2549 E., 2024/10718 K., 03.12.2024; 7. Ceza Dairesi, 2023/14907 E., 2024/10401 K., 26.11.2024; 7. Ceza Dairesi, 2023/14967 E., 2024/10402 K., 26.11.2024; 7. Ceza Dairesi, 2022/12187 E., 2024/8072 K., 01.10.2024; 19. Ceza Dairesi, 2018/6825 E., 2018/11133 K., 31.10.2018)
- Kararlarda madde, Anayasa'nın bu hükmüne dayanılarak vatan hizmetinin kanunla düzenlenen biçimlerinin uygulanması gerektiği vurgulanmakta; hizmetin kendisi ve yerine getirilme usulü ayrı ayrı kanuna bırakılmaktadır. (Hukuk Genel Kurulu, 2022/1250 E., 2023/172 K., 08.03.2023; 7. Ceza Dairesi, 2024/2549 E., 2024/10718 K., 03.12.2024)
Nasıl ispat edilir?
- Vatan hizmetini yerine getirmediği ileri sürülen kişiye yükümlülüğü yerine getirdiğini ya da yerine getirilmiş sayıldığını gösterme imkânı tanınır; ispat yükü, kanunda öngörülen yerine getirilme ya da yerine getirilmiş sayılma koşullarının varlığını dayanak gösteren tarafa aittir.
- Yerine getirildiğini ya da yerine getirilmiş sayıldığını gösteren resmi belgeler (terhis belgesi, askerlik durumu belgesi, bedel ödeme kaydı gibi) en güçlü delildir; bu belgelerin bulunmaması durumunda ilgili kanun hükmünün öngördüğü resmi kayıtlara başvurulur.
- Kişinin Türk olmadığı ileri sürüldüğünde uyruk bilgisi nüfus kaydı ve ilgili resmi belgelerle ispatlanır; yabancı olduğunu savunan taraf bu durumu gösterir.
- Kanunda öngörülmeyen bir muafiyet veya yerine getirilmiş sayılma iddiasında bulunan taraf, bu iddiayı dayandırabileceği bir kanun hükmü göstermek zorundadır.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 2709 sayılı Kanun m.70: Kamu hizmetine girme hakkını düzenler ve hizmete alınmada görevin gerektirdiği niteliklerden başka ayrım gözetilmemesini öngörür. Vatan hizmeti ile kamu hizmetine girme ilişkisinde kamu kesiminde hizmet biçimi bu maddeyle birlikte değerlendirilir.
- 2709 sayılı Kanun m.49: Çalışmanın herkesin hakkı ve ödevi olduğunu belirtir; vatan hizmetiyle aynı hak-ödev yapısını taşıdığı için karşılaştırmalı olarak ele alınır.
- 2709 sayılı Kanun m.42: Eğitim ve öğrenim hakkının aynı zamanda ödev içerdiğini düzenler; aynı hak-ödev birlikteliği ilkesini gösterir.
- 2709 sayılı Kanun m.73: Vergi ödevini düzenler ve vatan hizmeti ile birlikte kamusal ödevler arasında yer alır; süje olarak herkesi kapsaması vatan hizmetindeki Türk ile sınırlı kapsamla karşılaştırılabilir.
Anayasa m.73 — Vergi ödevi
Anayasa m.73, vergi ödevini ve vergilendirmeye ilişkin temel ilkeleri düzenler. Bu kapsamda herkesin mali gücüne göre vergi ödeme yükümlülüğü, vergi yükünün adaletli ve dengeli dağılımının maliye politikasının sosyal amacı olması, vergi ve benzeri mali yükümlülüklerin kanunla konulması, değiştirilmesi ve kaldırılması (kanuniliğe ilişkin ilke) ile Cumhurbaşkanına, muafiyet, istisna, indirim ve oranlara ilişkin hükümlerde kanunun belirlediği sınırlar içinde değişiklik yetkisi verilmesi konularını düzenler. Madde, bir vergi türünün tarh, tahakkuk, tahsil ve ceza usullerini düzenlemez (ilgili vergi kanunlarında). Vergi ödevinin bireysel hak ihlali ve yargısal denetimine ilişkin usuller de bu maddenin kapsamında değildir. Kamu hizmetine girme ve mal bildirimi yükümlülükleri m.70 ve m.71'de, vatan hizmeti m.72'de düzenlenmiştir. Vergi dışı kamu alacaklarının (harç dışındaki idari para cezası vb.) ayrıntılı rejimi de maddenin doğrudan konusu değildir.
Vergi ödevi: hangi kavramlar bilinmeli?
- Malî güce göre vergilendirme
- Vergi yükünün kişinin ekonomik gücüne orantılı olarak dağıtılmasıdır. Bu ilke, vergi oranlarının mükellefin malî gücüne göre belirlenmesini ifade eder.
- Artan oranlı vergi (müterakki vergi)
- Matrah büyüdükçe uygulanan oranın yükseldiği vergi tekniğidir. Malî güce göre vergilendirmenin en yaygın araçlarından biridir.
- Vergi yükünün adaletli ve dengeli dağılımı
- Vergi yükünün toplum içinde hakkaniyete uygun biçimde paylaştırılması ilkesidir. Madde bunu maliye politikasının sosyal amacı olarak niteler.
- Vergi kanuniliği
- Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülüklerin ancak kanunla konulabilmesi, değiştirilebilmesi veya kaldırılabilmesi ilkesidir. Bu yetki yürütmeye, kural olarak, devredilemez.
- Muafiyet, istisna ve indirim
- Vergi yükümlülüğünün doğumunu tamamen engelleyen, belirli bir kesimden vergi alınmamasını sağlayan veya vergi matrahını ya da vergiyi azaltan kanunî düzenlemelerdir. Maddede bunların oranlarla birlikte anılması, bu hükümlerde yetki verilebileceğini gösterir.
- Kanunun belirlediği yukarı ve aşağı sınırlar
- Cumhurbaşkanının değişiklik yapabileceği alanı çizen, kanunda açıkça gösterilmesi gereken üst ve alt eşiklerdir. Bu sınırların dışına çıkan düzenleme yetkiye dayanamaz.
Vergi ödevi: hangi şartlar aranır?
- Yükümlülüğün doğması için kamu giderlerini karşılama amacının bulunması gerekir; vergi, kamu gideri karşılığı olmayan bir amaçla konulamaz.
- Vergi yükümlülüğünün kişinin mali gücüne göre belirlenmesi gerekir; oran ve matrah tespitinde ödeme gücü ölçüt alınmalıdır.
- Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülüklerin konulması, değiştirilmesi veya kaldırılması kanunla yapılmalıdır; yürütme organı kararname ile bu yükümlülükleri doğuramaz.
- Cumhurbaşkanına değişiklik yetkisinin verilebilmesi için bu yetkinin muafiyet, istisna, indirim ve oranlara ilişkin hükümlerle sınırlı olması gerekir.
- Yetkinin kullanılabilmesi için kanunda yukarı ve aşağı sınırların açıkça belirlenmiş olması gerekir.
- Cumhurbaşkanı kararı bu sınırların içinde kalmalıdır; sınırların aşılması hâlinde düzenleme yetkiye dayanmaz.
Vergi ödevi: hangi sonuçları doğurur?
- Herkes kamu giderlerini karşılamak üzere mali gücüne göre vergi ödemekle yükümlü olur.
- Mali güce göre vergilendirme ilkesi gereği vergi oranları, gelir düzeyi yükseldikçe artacak biçimde düzenlenebilir; bu, Anayasa'nın öngördüğü sosyal amaca uygundur.
- Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülükler kanunla konulmadıkça doğmaz; yürütme organının kararname ile bu yükümlülükleri getirmesi Anayasa'ya aykırıdır.
- Cumhurbaşkanına yetki verilmişse, oran ve istisnalarda yapılan değişiklik kanunda belirtilen yukarı ve aşağı sınırlar içinde kalmak zorundadır.
- Sınırları aşan Cumhurbaşkanı düzenlemesi, yetkiye dayanmadığı için hukuka aykırı ve iptal edilebilir niteliktedir.
- Kanunda sınır gösterilmeden yapılan yetki devri, kanuniliği ilkesini zedeleyeceğinden geçerli kabul edilemez.
- Madde hükmü emredicidir; yasama organı ve yürütme organı bu ilkelere aykırı düzenleme yapamaz.
Vergi ödevi ile vergi kanuniliği arasındaki fark nedir?
Vergi ödevi, kişinin kamu giderlerine mali gücü oranında katılmasını ifade eder ve yükümlülüğün kapsamını belirler.
Vergi kanuniliği, bu yükümlülüğün hangi organ tarafından ve hangi biçimde konulabileceğini belirler.
Ödev yükümlülüğün varlığını ve gerekçesini gösterir; kanuniliği ise yükümlülüğün kaynağının yasama olmasını zorunlu kılar. Kanuniliğe aykırı yükümlülük ödev kapsamında değerlendirilemez.
Genel kanuniliği kuralı ile cumhurbaşkanı değişiklik yetkisi arasındaki fark nedir?
Vergi ve benzeri mali yükümlülükler kural olarak yalnızca kanunla konulur, değiştirilir veya kaldırılır.
Yetki, yalnızca muafiyet, istisna, indirim ve oranlara ilişkin hükümlerde ve kanunun belirlediği sınırlar içinde verilebilir.
Yetki kapsamı dışındaki bir vergi konusunda Cumhurbaşkanı düzenleme yapamaz; sınırların dışına çıkan değişiklik anayasaya aykırı olur.
Mali yükümlülüğün esası ile mali yükümlülüğün oranı ve muafiyeti arasındaki fark nedir?
Vergi yükümlülüğünün esası (vergiye tabi olay ve yükümlülüğün doğması) kanunla belirlenir.
Oran, muafiyet, istisna ve indirim düzenlemeleri, yetki verilmesi hâlinde Cumhurbaşkanınca kanunun sınırları içinde değiştirilebilir.
Yükümlülüğün kendisinin kaldırılması ya da yeni bir vergi getirilmesi Cumhurbaşkanı kararıyla yapılamaz; yalnız oran ve istisnalar yetkiye bağlı olarak değişebilir.
Vergi ödevi: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Anayasa m.73/3 hükmünü, yürütme kararı ile vergi konulabileceği biçiminde yorumlamak; kanuniliğin istisnası yalnız oran, istisna, muafiyet ve indirimlerde geçerlidir.
- Cumhurbaşkanına verilen yetkinin oran ve istisnalarla sınırlı olduğunu gözden kaçırıp yükümlülüğün esasında değişiklik yapılabileceğini kabul etmek.
- Kanunda sınır açıkça belirtilmemişse yetkinin geçerli olabileceğini düşünmek; yetki sınırsız kullanılamaz.
- Sınır aşıldığında yetkinin tamamen ortadan kalktığını kabul etmek; hukuka aykırılık yalnız aşılan kısım için tartışılmalıdır.
- Mali güce göre vergilendirmeyi her vergi türünde artan oranlı vergi anlamında yorumlamak; ilke oran tekniklerinin tümünü kapsamaz, yalnız gelir üzerinden alınan vergilerde müterakki sistem öngörülür.
- Kamu giderlerini karşılama amacının bulunmadığı durumlarda vergi konulabileceğini varsaymak; m.73/1 bu amacı şart koşar.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Yüksek mahkeme kararları, Anayasa m.73/3'teki kanuniliği ilkesini vergi, resim ve harç benzeri yükümlülüklerin doğrudan kanunla düzenlenmesi gerektiği yönünde temel alır. (Hukuk Genel Kurulu, 2023/627 E., 2025/69 K., 19.02.2025; Hukuk Genel Kurulu, 2022/1224 E., 2023/803 K., 13.09.2023)
- Mahkemeler, Anayasa m.73/3 hükmünü, bir mali yükümlülüğün kaynağının kanun olması gerektiğini belirtmek için ayrıca anmaktadır. (Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, 2025/1567 E., 2025/1223 K., 09.10.2025; Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, 2024/1640 E., 2024/1859 K., 19.11.2024; Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, 2024/1622 E., 2024/1864 K., 19.11.2024; Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, 2023/948 E., 2023/1614 K., 13.09.2023)
Nasıl ispat edilir?
- Vergi ya da benzeri mali yükümlülüğün anayasal dayanağını ileri süren taraf, yükümlülüğün kanunla konulduğunu gösterecek kanun metnini ortaya koyar.
- Oran değişikliği veya istisna kaldırılmasının Cumhurbaşkanı kararıyla yapıldığını iddia eden taraf, bu kararın yetki verilen kanun maddesine ve kanunda belirtilen sınırlara uygunluğunu ispat etmelidir.
- Yetki verilmemiş bir alanda düzenleme yapıldığı iddiası, yetkinin kapsamını gösteren kanun hükmü ile karşılaştırılarak değerlendirilir.
- Sınırların aşılmadığını savunan idare veya kamu kurumu, kanunda belirlenen alt ve üst oranları ve Cumhurbaşkanı kararını karşılaştırmalı belgelerle gösterir.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 2709 sayılı Kanun m.73: Bu maddenin kendisidir; mali güce göre vergilendirme, kanuniliği ve Cumhurbaşkanı yetkisinin esasını düzenler.
- 2709 sayılı Kanun m.70: Kamu hizmetine girme ilkesini düzenler; vergi ödevi ile ilgisi yalnız kamu giderleri çerçevesindedir, sınırları ayrıdır.
- 2709 sayılı Kanun m.71: Kamu hizmetine girenlerin mal bildirimini düzenler; vergi denetimi ile bağlantılı olsa da m.73'ün konusu değildir.
- 2709 sayılı Kanun m.161: Kesinhesap ve bütçe denetimini düzenler; kamu giderlerinin hesap verme sürecini kapsar, vergi yükümlülüğünün kaynağını belirlemez.
- 2709 sayılı Kanun m.165: Kamu iktisadi teşebbüslerinin denetimini düzenler; vergi yükümlülüğü ile doğrudan ilgili değildir.
Anayasa m.74 — Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı
Madde, vatandaşların ve karşılıklılık esası gözetilmek kaydıyla Türkiye'de ikamet eden yabancıların kendileriyle veya kamu ile ilgili dilek ve şikâyetleri hakkında yetkili makamlara ve TBMM'ye yazılı başvuru hakkını; bu başvurulara yazılı cevap verilmesi yükümlülüğünü; herkesin bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkını; Kamu Denetçiliği Kurumunun görevini ve Kamu Başdenetçisinin seçimini düzenler. Hakkın kullanılma biçimi, Kurumun kuruluşu, çalışması, inceleme sonucunda yapacağı işlemler ile Kamu Başdenetçisi ve kamu denetçilerinin nitelikleri, seçimi ve özlük haklarına ilişkin usul ve esaslar kanuna bırakılmıştır. Dilekçe hakkının usulünü ve cevap süresini düzenlemez; bu konu 3071 sayılı Dilekçe Hakkının Kullanılmasına Dair Kanun (m.7) ile TBMM İçtüzüğü kapsamındadır. Bilgi edinme başvurusunun usulü 4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanunu'nda, yargısal denetim ve idari başvuru yolları ise başka hükümlerde düzenlenmiştir. Yasama ve yargı işlemleri ile askeri faaliyetler, Kamu Denetçiliği Kurumunun inceleme alanı dışındadır."
Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı: hangi kavramlar bilinmeli?
- Karşılıklılık esası
- Yabancının bu haktan yararlanabilmesi için kendi ülkesinde Türk vatandaşlarına benzer bir hakkın tanınmış olması koşuludur. Karşılıklılığın varlığı, yabancının vatandaşı olduğu devletteki hukuki düzene göre değerlendirilir.
- Dilekçe hakkı
- Kişinin kendisiyle veya kamu ile ilgili dilek ve şikâyetlerini yetkili makamlara ve TBMM'ye yazılı olarak iletebilmesi hakkıdır. Hak, başvurunun yazılı yapılmasını ve sonucunun yazılı bildirilmesini kapsar.
- Bilgi edinme hakkı
- Herkesin kamu kurum ve kuruluşlarındaki bilgi ve belgelere erişebilmesi hakkıdır. Anayasa bu hakkın kullanılma biçimini kanuna bırakmıştır; ayrıntılı usul 4982 sayılı Kanunda yer alır.
- Kamu Denetçiliği Kurumu
- TBMM Başkanlığına bağlı olarak kurulan ve idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceleyen kurumdur. Görev alanı, yasama ve yargı yetkisinin kullanılmasına ilişkin işlemlerle askeri faaliyetler dışında kalır.
- Kamu Başdenetçisi
- Kamu Denetçiliği Kurumunun başkanıdır. TBMM tarafından gizli oyla dört yıl için seçilir.
Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı: hangi şartlar aranır?
- Yabancılar bakımından başvuru sahibinin Türkiye'de ikamet ediyor olması gerekir.
- Yabancılar bakımından karşılıklılık esasının gerçekleşmiş olması gerekir; vatandaşlar bu koşula tabi değildir.
- Başvurunun kişinin kendisiyle veya kamu ile ilgili bir dilek ya da şikâyet içermesi ve yazılı yapılması gerekir.
- Başvurunun yetkili makama veya TBMM'ye yapılması gerekir.
- Kamu Denetçiliği Kurumuna başvuruda şikâyetin idarenin işleyişiyle ilgili olması gerekir.
- Kamu denetçisi incelemesinin yasama ve yargı yetkisinin kullanılmasına ilişkin işlemler ile askeri faaliyetler kapsamına girmemesi gerekir.
- Kamu Başdenetçisinin seçiminde TBMM üye tamsayısının üçte iki çoğunluğu (ilk iki oylama), salt çoğunluğu (üçüncü oylama) aranır; üçüncü oylamada salt çoğunluk sağlanamazsa en çok oy alan iki aday için dördüncü oylama yapılır ve bu oylamada en fazla oy alan seçilmiş olur.
Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı: hangi sonuçları doğurur?
- Dilekçe sahibine yapılan başvurunun sonucu gecikmeksizin yazılı olarak bildirilir.
- Yabancı, Türkiye'de ikamet etmiyorsa veya karşılıklılık gerçekleşmiyorsa bu maddeden doğan dilekçe hakkını kullanamaz.
- Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler ve bu inceleme sonucunda kanunda belirlenen işlemleri yapar.
- Yasama ve yargı yetkisine ilişkin işlemler ile askeri faaliyetler Kurumun inceleme alanı dışında kalır.
- Kamu Başdenetçisi TBMM tarafından gizli oyla dört yıl için seçilir.
- Hakkın kullanılma biçimi, Kurumun kuruluşu ve çalışma usulü ile Kamu Başdenetçisi ve kamu denetçilerinin nitelikleri, seçimi ve özlük hakları kanunla düzenlenir.
- Madde metninde açıkça yer alan yazılı cevap yükümlülüğünün ihlali, maddenin kendi içinde bir yaptırım belirtmediğinden ayrıca kanuni düzenlemeye bağlıdır.
Vatandaş ile türkiye'de ikamet eden yabancı arasındaki fark nedir?
Vatandaşlar dilekçe ve bilgi edinme haklarını doğrudan, karşılıklılık aranmaksızın kullanır.
Yabancılar ise Türkiye'de ikamet etmek ve karşılıklılık esasını sağlamak zorundadır.
Karşılıklılık veya ikamet koşulu gerçekleşmezse yabancının dilekçe hakkından yararlanması mümkün olmaz.
Dilekçe hakkı / Bilgi edinme hakkı / Kamu denetçisine başvuru: fark nedir?
Dilekçe hakkı, kişinin kendi veya kamu ile ilgili dilek ve şikâyetlerini yetkili makamlara ve TBMM'ye yazılı iletmesidir.
Bilgi edinme hakkı kamu bilgisine erişimi, kamu denetçisine başvuru ise idarenin işleyişine ilişkin şikâyetin Kurumca incelenmesini konu alır.
Her biri farklı kurumlara ve usullere bağlıdır; biri ile yapılan başvuru diğerinin yerini tutmaz. Kamu denetçisi başvurusunda 'herkes' ifadesi geçtiğinden karşılıklılık aranmaz.
İdarenin işleyişi şikâyeti ile yasama ve yargı işlemleri arasındaki fark nedir?
Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.
Yasama yetkisinin kullanılmasına ilişkin işlemler ve yargı yetkisinin kullanılmasına ilişkin kararlar Kurumun inceleme alanı dışındadır.
Mahkeme kararına veya kanun çıkarma sürecine yönelik şikâyet Kamu Denetçiliği Kurumunda incelenemez.
İlk üç oylama ile dördüncü oylama (Kamu Başdenetçisi seçimi) arasındaki fark nedir?
İlk iki oylamada üye tamsayısının üçte ikisi, üçüncü oylamada salt çoğunluk aranır.
Üçüncü oylamada salt çoğunluk sağlanamazsa yalnızca en çok oy alan iki aday arasında dördüncü oylama yapılır.
Dördüncü oylamada yeterli çoğunluk aranmaksızın en fazla oy alan aday seçilmiş olur.
Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Karşılıklılık şartını vatandaşlar için de aramak; bu şart yalnız yabancılar bakımından geçerlidir.
- Kamu denetçisine başvuruyu 'herkes' ifadesine rağmen yabancılar için de karşılıklılığa bağlamak; metin bu ayrımı yapmaz.
- Dilekçeye verilen cevabın içeriğini yasal bir süreye bağlamak; madde metni cevap için açık bir süre öngörmez.
- Kamu denetçisinin yargı kararlarını veya yasama işlemlerini inceleyebileceğini varsaymak; bu alanlar Kurumun görev dışındadır.
- Kamu Başdenetçisi seçiminde dördüncü oylamaya da üçte iki çoğunluk aramak; dördüncü oylamada en fazla oy alan aday seçilmiş olur.
- Kamu Başdenetçisinin görev süresini yenilenebilir ya da sınırsız saymak; metin dört yıl için seçim öngörür.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Anayasa'nın 74. maddesinde güvence altına alınan şikâyet ve ihbar hakkı kapsamında kalan bir başvurunun iftira suçunun unsurlarını oluşturmayacağı kabul edilmektedir. (8. Ceza Dairesi, 2025/1003 E., 2025/2371 K., 24.03.2025; 8. Ceza Dairesi, 2022/512 E., 2023/3923 K., 30.05.2023; 8. Ceza Dairesi, 2022/511 E., 2023/3921 K., 30.05.2023)
- Sanığın eyleminin suç işlemediğini bildiği kimselere suç atma niteliği taşımaması hâlinde şikâyet hakkı kapsamında değerlendirileceği kabul edilmektedir. (8. Ceza Dairesi, 2023/3247 E., 2024/164 K., 10.01.2024; 8. Ceza Dairesi, 2022/512 E., 2023/3923 K., 30.05.2023)
- Taraflar arasındaki husumet ve somut delillerle sabit olan suç unsurları karşısında şikâyet hakkı savunmasının kabul edilemeyeceği yönünde değerlendirme yapılmaktadır. (8. Ceza Dairesi, 2020/17884 E., 2023/864 K., 28.02.2023)
- Anayasa değişikliğinin üçüncü fıkrayı yürürlükten kaldırdığı ve bu fıkranın yerine yeni fıkraların eklendiği kabul edilmektedir. (2010/49 E., 2010/87 K., 07.07.2010)
Nasıl ispat edilir?
- Dilekçe hakkının kullanıldığını ve cevap yükümlülüğünün doğduğunu ileri süren kişi, başvurusunu yazılı olarak yaptığını ve tarihini belgeyle ispatlamakla yükümlüdür.
- Yabancı başvurucunun Türkiye'de ikamet ettiğini ikamet belgesiyle, karşılıklılık şartının varlığını ise ilgili ülke mevzuatı ya da uygulamasıyla ispatlaması gerekir.
- Şikâyet hakkı kapsamında beraat savunması yapan sanık, bildirimin gerçeğe uygun olduğunu veya suç işlendiğini bilmediğini ileri sürdüğünde bu savunmayı ispat etmek zorundadır.
- Kamu denetçisine yapılan şikâyetin idarenin işleyişiyle ilgili olduğunu gösterme yükü başvurana aittir; Kurumun yetki alanı dışında kalan bir konu varsa bu Kurumca tespit edilir.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 3071 sayılı Dilekçe Hakkının Kullanılmasına Dair Kanun: Dilekçe hakkının kullanılma usulünü ve kuralları düzenler; madde metni bu hakkın kullanılma biçimini kanuna bıraktığı için uygulamada başvurulan temel kanundur.
- 4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanunu: Anayasanın bilgi edinme hakkına ilişkin ilkesini ayrıntılı usul ve esaslara bağlar.
- 2709 sayılı Kanun m.74: Maddenin kendi fıkraları; madde metni kanuni düzenlemeye bırakılan konuların çerçevesini çizer.
Süreler
| Süre | Madde | Hüküm |
|---|---|---|
| bir yıl | m.67 | (Ek fıkra: 3/10/2001-4709/24 md.) Seçim kanunlarında yapılan değişiklikler, yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir yıl içinde yapılacak seçimlerde uygulanmaz. |
| beş yıl | m.69 | Bir siyasi partinin temelli kapatılmasına beyan veya faaliyetleriyle sebep olan kurucuları dahil üyeleri, Anayasa Mahkemesinin temelli kapatmaya ilişkin kesin kararının Resmî Gazetede gerekçeli olarak yayımlanmasından başlayarak beş yıl… |
| dört yıl | m.74 | (Ek fıkra: 7/5/2010-5982/8 md.) Kamu Başdenetçisi Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından gizli oyla dört yıl için seçilir. |
Süreler madde metnindeki yazımıyla verilmiştir.
Konuda geçen kararlar
21 karar- 2010/49 E., 2010/87 K., 07.07.2010İlgili madde: m.74
- 1987/9 E., 1987/15 K., 18.06.1987İlgili madde: m.67
- Hukuk Genel Kurulu, 2023/627 E., 2025/69 K., 19.02.2025İlgili madde: m.73
- Hukuk Genel Kurulu, 2022/1224 E., 2023/803 K., 13.09.2023İlgili madde: m.73
- Hukuk Genel Kurulu, 2023/120 E., 2023/331 K., 12.04.2023İlgili madde: m.67
- Hukuk Genel Kurulu, 2022/1250 E., 2023/172 K., 08.03.2023İlgili madde: m.72
- Hukuk Genel Kurulu, 2018/527 E., 2021/563 K., 18.05.2021İlgili madde: m.67
- 8. Ceza Dairesi, 2025/1003 E., 2025/2371 K., 24.03.2025İlgili madde: m.74
- 7. Ceza Dairesi, 2024/2549 E., 2024/10718 K., 03.12.2024İlgili madde: m.72
- 7. Ceza Dairesi, 2023/14907 E., 2024/10401 K., 26.11.2024İlgili madde: m.72
Diğer 11 karar
- 7. Ceza Dairesi, 2023/14967 E., 2024/10402 K., 26.11.2024İlgili madde: m.72
- 7. Ceza Dairesi, 2022/12187 E., 2024/8072 K., 01.10.2024İlgili madde: m.72
- 8. Ceza Dairesi, 2023/3247 E., 2024/164 K., 10.01.2024İlgili madde: m.74
- 8. Ceza Dairesi, 2022/512 E., 2023/3923 K., 30.05.2023İlgili madde: m.74
- 8. Ceza Dairesi, 2022/511 E., 2023/3921 K., 30.05.2023İlgili madde: m.74
- 8. Ceza Dairesi, 2020/17884 E., 2023/864 K., 28.02.2023İlgili madde: m.74
- 19. Ceza Dairesi, 2018/6825 E., 2018/11133 K., 31.10.2018İlgili madde: m.72
- Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, 2025/1567 E., 2025/1223 K., 09.10.2025İlgili madde: m.73
- Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, 2024/1640 E., 2024/1859 K., 19.11.2024İlgili madde: m.73
- Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, 2024/1622 E., 2024/1864 K., 19.11.2024İlgili madde: m.73
- Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, 2023/948 E., 2023/1614 K., 13.09.2023İlgili madde: m.73
Bağlayıcılık derecesine göre sıralı (Anayasa Mahkemesi, içtihadı birleştirme, genel kurullar, daireler); her grupta yeni karar önce. Tam metin karar deposundan istek üzerine yüklenir. Hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ayrıca denetleyin.
Madde bağlantıları, tarihine kadar Resmî Gazete'de yayımlanan değişiklikleri içeren güncel metne gider.
Bu konudaki maddelerde bilinen en yeni değişiklik: 07.05.2010 (m.74).
Anlatım 21.10.2026 tarihinde derlendi. Bağlayıcı olan madde metnidir.
Bu konuyu panelde çalış
Panelde bu konu 2.4. Siyasi Hak ve Ödevler bölümünde yer alıyor.
Panelde çalış