Anayasa › Temel haklar ve ödevler › Sosyal ve ekonomik haklar ve ödevler

Sağlık, çevre ve konut, gençlik ve spor, sosyal güvenlik hakları

Anayasa m.56–65Anayasa HukukuSon değişiklik: 17.03.2011 (m.59)

Kısaca

Anayasa'nın 56. maddesi iki temel konuyu düzenler: herkesin sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkı ile çevrenin korunmasının devlet ve vatandaşların ortak ödevi olması, ve devletin sağlık hizmetlerini planlama, yürütme ve denetleme görevi ile genel sağlık sigortası kurulabilmesi. Anayasa'nın 57. maddesi, devletin konut ihtiyacını karşılamak üzere alacağı tedbirleri ve toplu konut teşebbüslerine yönelik desteği düzenler.

Kapsam

Bu konu, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m.56–65 hükümlerini kapsar.

Anayasa m.56 — Sağlık hizmetleri ve çevrenin korunması

Anayasa'nın 56. maddesi iki temel konuyu düzenler: herkesin sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkı ile çevrenin korunmasının devlet ve vatandaşların ortak ödevi olması, ve devletin sağlık hizmetlerini planlama, yürütme ve denetleme görevi ile genel sağlık sigortası kurulabilmesi. Madde herkese, yani gerçek ve tüzel kişilere, yurttaş ve yabancıya ayrım gözetmeksizin uygulanır; yükümlüler ise devlet ve vatandaşlardır. Maddede süre, sigorta primi ya da hizmet tarifesi düzenlenmez; bunlar ayrı mevzuatla belirlenir. Sağlık hakkının sosyal güvenlik boyutu (m.60), konut hakkı (m.57) ve çalışma şartları (m.50 ve devamı) ile ilgili ayrıntılar bu maddede yer almaz. Çevre kirliliğine ilişkin yaptırımlar, çevre mevzuatı ve idari para cezaları da bu maddenin kapsamı dışındadır.

Sağlık hizmetleri ve çevrenin korunması: hangi kavramlar bilinmeli?

Sağlıklı ve dengeli çevre
İnsanın yaşamını ve sağlığını tehdit etmeyen, ekolojik dengesi korunmuş doğal ve yapay ortamdır. Hakkın konusu bu niteliklere sahip çevredir.
Çevre hakkı ve ödevi birlikteliği
Çevreden yararlanma hakkı ile çevreyi koruma yükümlülüğünün aynı kişilerde birleşmesidir. Herkes hem hak sahibi hem de bu hakkın yükümlüsüdür.
Tek elden planlama
Sağlık kuruluşlarının tek bir merkezden planlanarak kaynakların ve hizmetlerin birlikte yürütülmesi yöntemidir. Maddede, insan ve madde gücünde tasarruf ve verimlilik amacına bağlanmıştır.
Genel sağlık sigortası
Sağlık hizmetlerinin yaygın biçimde sunulmasını sağlamak için kanunla kurulabilen sigorta sistemidir. Kurulması kanunla mümkün kılınmış, zorunlu bir ödev olarak düzenlenmemiştir.

Sağlık hizmetleri ve çevrenin korunması: hangi şartlar aranır?

  • Çevre hakkından yararlanılabilmesi için kişinin sağlıklı ve dengeli bir çevre koşulunun bulunması gerekir; hak herkese tanındığından yurttaşlık ya da tüzel kişilik ayrıca aranmaz.
  • Çevrenin geliştirilmesi, çevre sağlığının korunması ve çevre kirlenmesinin önlenmesi, devletin ve vatandaşların ödevi olarak yerine getirilmelidir.
  • Devlet, herkesin hayatını beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlamak amacıyla sağlık kuruluşlarını tek elden planlayıp hizmet vermesini düzenlemelidir.
  • Devlet, sağlık hizmetini kamu ve özel kesimdeki sağlık ve sosyal kurumlardan yararlanarak yerine getirebilir, ancak bu kurumları denetlemek zorundadır.
  • Sağlık hizmetlerinin yaygınlaştırılması için genel sağlık sigortası kurulacaksa bu, kanunla yapılmalıdır.

Sağlık hizmetleri ve çevrenin korunması: hangi sonuçları doğurur?

  • Her birey sağlıklı ve dengeli çevrede yaşama hakkına sahiptir ve bu hak, çevrenin korunmasına ilişkin devlet ve vatandaş ödevinin karşılığıdır.
  • Çevre kirlenmesinin önlenmesi ve çevre sağlığının korunması bakımından devlet ve vatandaşlar ödevlidir; bu ödevin yerine getirilmemesi, ayrı mevzuatta öngörülen yaptırımlara yol açar.
  • Devlet sağlık hizmetlerini tek elden planlamak zorundadır; bu, yasal bir düzenleme ile somutlaştırılır.
  • Devlet sağlık hizmetini özel kesim kurumlarından yararlansa dahi denetim görevini sürdürür.
  • Genel sağlık sigortası, kanunla kurulmadıkça var olmaz; kanunla kurulmuşsa sigorta ilişkisinin kapsamı kanuna göre belirlenir.
  • Maddenin hükmü soyut bir anayasal ilke niteliğindedir; doğrudan bireysel bir alacak ya da sigorta primi doğurmaz, uygulama kanun ve yönetmeliklerle gerçekleşir.

Hak ile ödev arasındaki fark nedir?

Çevre hakkı, herkesin sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkını ifade eder ve hak sahibi olarak kişinin kendisine tanınır.

Çevre ödevi, çevreyi geliştirme, çevre sağlığını koruma ve kirlenmeyi önleme yükümlülüğüdür; devlete ve vatandaşlara birlikte yüklenmiştir.

Çevreden yararlanan kişi aynı zamanda çevreyi koruma yükümlüsüdür; hak ile ödev birbirinden ayrılamaz.

Kamu sağlık kurumu ile özel sağlık kurumu arasındaki fark nedir?

Kamu kesimindeki sağlık ve sosyal kurumlar, devletin doğrudan yürüttüğü hizmetlerdir.

Özel kesimdeki sağlık ve sosyal kurumlar, devletin yararlandığı ancak denetlediği kuruluşlardır.

Her iki kesimden yararlanılabilir; özel kesimdeki kurumlar devletin denetimine tabidir. Maddeye göre devlet bu görevini kendisi üstlenmek zorunda değildir.

Genel sağlık sigortası kurulması ile sağlık hizmetinin kendisi arasındaki fark nedir?

Genel sağlık sigortası, sağlık hizmetlerinin yaygınlaştırılması için kanunla kurulabilen bir sigorta düzenidir.

Sağlık hizmetinin planlanması ve sunulması ise devletin anayasal görevidir ve sigorta şartına bağlı değildir.

Sigorta sistemi kurulmasa da devlet hizmet verme ödevini sürdürür; sigorta sisteminin kurulması kanun koyucunun takdirindedir.

Sağlık hizmetleri ve çevrenin korunması: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Maddeyi doğrudan bireysel bir sağlık hizmeti ya da sigorta hakkı kaynağı saymak; madde yalnızca anayasal ilke düzeyinde bir ödev koyar, somut alacak için kanuna ihtiyaç vardır.
  • Çevre hakkını yalnızca yurttaşlara tanınmış sanmak; madde herkese, yabancılara ve tüzel kişilere de uygulanır.
  • Çevre ödevini yalnızca devlete yüklemek; madde vatandaşları da ödevli kılar.
  • Devletin sağlık hizmetini özel kuruluşlara bırakmasını ödevden kurtulma saymak; devlet bu kuruluşları denetlemek zorundadır.
  • Genel sağlık sigortasını her durumda zorunlu bir sistem gibi değerlendirmek; madde yalnızca kurulabileceğini öngörür ve kurulması kanuna bağlıdır.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Danıştay, Anayasa'nın 56. maddesinin üçüncü fıkrasındaki devlet görevini, sosyal devletin sağlık hizmetlerini eşit, kaliteli, aksamadan ve zamanında yürütme yükümlülüğü ile birlikte değerlendirmektedir. (Danıştay 15. Daire Başkanlığı, 2014/4561 E., 2016/927 K., 16.02.2016; Danıştay 15. Daire Başkanlığı, 2013/8362 E., 2015/9106 K., 23.12.2015; Danıştay 15. Daire Başkanlığı, 2013/5956 E., 2015/8663 K., 09.12.2015; Danıştay 15. Daire Başkanlığı, 2013/2247 E., 2015/8661 K., 09.12.2015)
  • Hukuk Genel Kurulu, maddenin herkesin sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkını ve devletin herkesin hayatını beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlama yükümlülüğünü birlikte tanıdığını kabul etmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2019/595 E., 2022/639 K., 17.05.2022)
  • Bölge adliye mahkemesi, salgın hastalık dönemindeki tedbirleri 56. maddenin birinci ve ikinci fıkralarıyla bağlantılı olarak değerlendirmiştir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2021/629 E., 2023/1133 K., 13.07.2023)
  • Anayasa Mahkemesi, sağlık yardımının yaşama hakkı ve maddi-manevi varlığı koruma hakkıyla bağlantılı olduğunu ve mali kaynak yetersizliğinin ileri sürülemeyeceğini belirtmiştir. Bu yaklaşım, sağlık hizmetinin sosyal güvenlik boyutunda öne çıkar.

Nasıl ispat edilir?

  • Çevre hakkının ihlali iddiasını ileri süren kişi, sağlıklı ve dengeli çevrenin bozulduğunu ve bunun kendi yaşam ya da sağlığına etkisini ispatla yükümlüdür; bu alanda bilirkişi raporu ve çevre ölçüm kayıtları başlıca delillerdir.
  • Devletin sağlık hizmetini tek elden planlama ve denetleme ödevinin yerine getirilmediği iddia edilirse, ispat yükü bu iddiayı ileri süren tarafa aittir; hizmet planı, denetim kayıtları ve idari işlemler belge olarak kullanılır.
  • Devletin kaynak yetersizliği savunması, anayasal ödevin yerine getirilmemesini haklı kılmaz; bu savunmayı ileri süren idare, kaynak yetersizliğini belgelerle ispatlamalıdır.
  • Genel sağlık sigortası kurulduğu iddiası, kanun metninin varlığı ile ispatlanır; sigorta kapsamına girmeye ilişkin iddialar sigorta kayıtları ile kanıtlanır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 2709 sayılı Kanun m.57: Konut hakkını ve planlama çerçevesini düzenler; çevre şartlarını gözeten planlama ilkesi bu maddeyle örtüşür.
  • 2709 sayılı Kanun m.60: Sosyal güvenlik hakkını düzenler; sağlık hakkının sosyal güvenlik boyutu ile genel sağlık sigortası bu maddeyle bağlantılıdır.
  • 2709 sayılı Kanun m.65: Devletin ekonomik ve sosyal ödevlerinin mali kaynak sınırlarını düzenler; sağlık hizmetlerinde mali yetersizliğin ileri sürülmesini sınırlandırır.
  • 2709 sayılı Kanun m.17: Yaşama ve maddi-manevi varlığı koruma hakkını düzenler; Anayasa Mahkemesi sağlık yardımına ilişkin kararlarında bu maddeyle bağlantı kurmuştur.

Anayasa m.57 — Konut hakkı

Anayasa'nın 57. maddesi, devletin konut ihtiyacını karşılamak üzere alacağı tedbirleri ve toplu konut teşebbüslerine yönelik desteği düzenler. Madde, konut hakkını bir sosyal hak olarak tanır; bu tedbirlerin şehirlerin özelliklerini ve çevre şartlarını gözeten bir planlama çerçevesinde alınmasını öngörür. Hüküm devlete yönelik bir ödev koyar ve doğrudan bireylere uygulanabilir somut bir konut edinme talep hakkı vermez. Maddede süre, tutar veya oran yer almaz. Konut hakkının içeriğini, kentsel planlamayı, toplu konut mevzuatını ve kamulaştırma ile imar uygulamalarını düzenlemez; bunlar ilgili kanun ve yönetmeliklerle yapılır. Sosyal güvenlik kapsamındaki barınma yardımları ile çevre hakkı (m.56) ve kamulaştırma (m.46) gibi komşu anayasal hükümler bu maddede yer almaz.

Konut hakkı: hangi kavramlar bilinmeli?

Konut hakkı
Bireyin insan onuruna yaraşır bir yaşam düzeyi için bir konuta sahip olmasını güvence altına alan sosyal haktır. Anayasa bu hakkı devletin tedbir alma ödevi olarak kurar.
Konut ihtiyacı
Toplumda barınma için konuta duyulan genel gereksinimdir. Madde bu ihtiyacı bireysel talep olarak değil, devletin karşılayacağı kamusal bir hedef olarak ele alır.
Planlama çerçevesi
Şehirlerin özelliklerini ve çevre şartlarını gözeten, konut tedbirlerinin uyması gereken düzenleyici çerçevedir. Tedbirlerin bu çerçeve içinde alınması maddenin açık koşuludur.
Toplu konut teşebbüsleri
Konut üretimini kitlesel ölçekte yürüten girişimlerdir. Devlet bu girişimleri destekleyerek konut arzını artırmayı hedefler.

Konut hakkı: hangi şartlar aranır?

  • Devletin konut ihtiyacını karşılamaya yönelik tedbirler alması gerekir.
  • Alınan tedbirlerin şehirlerin özelliklerini ve çevre şartlarını gözeten bir planlama çerçevesinde olması gerekir.
  • Toplu konut teşebbüslerinin devlet tarafından desteklenmesi gerekir.

Konut hakkı: hangi sonuçları doğurur?

  • Devlet konut ihtiyacını karşılayacak tedbirleri almakla yükümlüdür; bu ödev bir hedef ve program niteliğindedir.
  • Tedbirlerin planlama çerçevesi dışında alınması maddenin öngördüğü ölçüte aykırılık oluşturur.
  • Maddede bireye doğrudan bir konut verilmesi talep hakkı tanınmamıştır; bireysel talep, kanunla kurulan somut yardım ve destek düzenlemelerine bağlıdır.
  • Toplu konut teşebbüslerinin desteklenmesi, devletin konut arzını artırmaya yönelik politika tercihidir.

Konut hakkı: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Maddeyi doğrudan bireye konut verilmesini isteme hakkı olarak yorumlamak; madde devlete yönelik bir tedbir ödevi koyar.
  • Maddede yer almayan süre, tutar veya oran aramak; madde bunları içermez.
  • Planlama çerçevesi koşulunu göz ardı ederek tedbirlerin yalnızca konut arzıyla değerlendirilmesi.

Nasıl ispat edilir?

  • Konut tedbirlerinin planlama çerçevesine uygun alındığını iddia eden taraf, bu iddiayı ilgili imar ve planlama belgeleriyle ispatlar.
  • Devletin konut ihtiyacını karşılamaya yönelik tedbir almadığı iddiası, ilgili kamu politikalarının ve uygulama kayıtlarının incelenmesiyle değerlendirilir.
  • Maddeye dayanarak doğrudan bir konut talep eden kişi, bu talebin kanunla kurulmuş somut bir düzenlemeye dayandığını ispatlamak zorundadır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 2709 m.56: Sağlıklı ve dengeli çevre hakkını düzenler; konut tedbirlerinde çevre şartlarını gözetme ölçütünün çevre korumasıyla bağlantısını kurar.
  • 2709 m.46: Kamulaştırmayı düzenler; konut tedbirleri için taşınmaz edinilmesi gerektiğinde bu hüküm devreye girer.
  • 2709 m.60: Sosyal güvenlik hakkını düzenler; konut hakkı ile birlikte sosyal devlet ödevlerinin bir parçası olarak okunur.

Anayasa m.58 — Gençliğin korunması

Madde, devletin gençleri korumak ve yetiştirmek için alacağı tedbirleri iki fıkrada düzenler. Birinci fıkra gençlerin yetiştirilmesinde bilimsel esasların, Atatürk ilke ve inkılaplarının ve devletin bölünmez bütünlüğüne karşı görüşlere karşı korunmanın gözetilmesini öngörür. İkinci fıkra gençleri alkol düşkünlüğü, uyuşturucu, suçluluk, kumar ve benzeri kötü alışkanlıklar ile cehaletten korumayı amaçlar. Madde devlete yönelik bir ödev koyar ve kişilere doğrudan öznel bir hak tanımaz. Gençlik kavramının yaş sınırını, korunma tedbirlerinin ayrıntısını ve hangi kuruluşların görev alacağını düzenlemez; bunlar kanun ve yürütme düzenlemelerine bırakılmıştır. Spor faaliyetlerinin geliştirilmesi ve tahkim (m.59), sosyal güvenlik hakları (m.60) ve özel olarak korunması gereken kişiler (m.61) ayrı maddelerde düzenlenmiştir. Eğitim ve öğrenim hakkı ve eğitimin Atatürk ilke ve inkılaplarına uygunluğu (m.42) ile temel hak sınırlandırma ölçütleri (m.13) bu maddenin dışındadır.

Gençliğin korunması: hangi kavramlar bilinmeli?

Müsbet ilim
Bilimsel yöntem ve bulgulara dayanan, deneye ve kanıta açık düşünce biçimini ifade eder. Maddede gençlerin yetiştirilmesinin bu çerçevede yapılması öngörülmüştür.
Atatürk ilke ve inkılapları
Anayasada yer alan ve gençliğin yetiştirilmesinde yol gösterici sayılan ilkeler bütünüdür. Maddenin birinci fıkrasında gençliğin yetiştirilmesinin bu doğrultuda yapılması istenir.
Bölünmez bütünlük
Devletin ülkesi ve milletiyle birlikte tek bir bütün olarak varlığını ifade eder. Bu bütünlüğü ortadan kaldırmayı amaçlayan görüşlere karşı gençlerin yetiştirilmesinde tedbir alınması öngörülmüştür.
Kötü alışkanlıklar
İkinci fıkrada sayılan alkol düşkünlüğü, uyuşturucu madde kullanımı, suçluluk, kumar ve benzeri davranışlardır. Liste örnek niteliğindedir; 'benzeri' ifadesi bu kapsamın genişletilebileceğini gösterir.
Cehalet
Bilgisizlik hâlidir ve ikinci fıkrada gençlerin korunması gereken bir olumsuzluk olarak sayılmıştır. Eğitim ve öğretimle ilgili tedbirlerle bağlantılıdır.

Gençliğin korunması: hangi şartlar aranır?

  • Gençlerin yetiştirilmesine ilişkin tedbirler, müsbet ilim ışığında ve Atatürk ilke ve inkılapları doğrultusunda alınmalıdır.
  • Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü ortadan kaldırmayı amaç edinen görüşlere karşı gençlerin yetişme ve gelişmelerini sağlayıcı tedbirler alınmalıdır.
  • Tedbirlerin konusu gençler olmalıdır; madde gençliğin yaş sınırını belirlemediğinden bu sınır kanunla ve yorumla belirlenir.
  • Gençler alkol düşkünlüğü, uyuşturucu madde, suçluluk, kumar ve benzeri kötü alışkanlıklardan ve cehaletten korunmalıdır.
  • Bu korumanın sağlanması için devletin gerekli tedbirleri alması gerekir; tedbirlerin türü ve kapsamı maddede sınırlandırılmamıştır.

Gençliğin korunması: hangi sonuçları doğurur?

  • Devlet, gençleri koruyucu ve yetiştirici tedbirleri alma konusunda anayasal ödev altındadır.
  • Tedbirlerin hangi araçlarla alınacağı maddede belirtilmediğinden kanun koyucu ve yürütme bu konuda takdir yetkisine sahiptir.
  • Maddede doğrudan öznel bir hak tanınmadığından, bireyin bu maddeye dayanarak belirli bir tedbirin alınmasını dava konusu yapması kendiliğinden mümkün değildir.
  • Devletin bu ödevini yerine getirmemesi, anayasal bir eksiklik oluşturur; ancak madde kendiliğinden bir yaptırım ya da tazminat sonucu öngörmez.
  • Maddenin ikinci fıkrasındaki koruma, gençlerin kötü alışkanlıklara yönelmesini önlemeyi hedefler; bu hedef kişi özgürlüğüne yönelik sınırlamaların dayanağı olarak kullanılırken, sınırlamanın ölçülü olması gerekir.

Birinci fıkra ile ikinci fıkra arasındaki fark nedir?

Birinci fıkra, gençlerin yetiştirilmesinde ilim, Atatürkçü ilke ve bölünmezlik ekseninde bir tedbir yükümlülüğü koyar.

İkinci fıkra, gençlerin kötü alışkanlıklardan ve cehaletten korunması için tedbir yükümlülüğü koyar.

Birinci fıkra yetiştirme ve gelişmeyi, ikinci fıkra ise korumayı hedefler. İki fıkra farklı amaçlara yöneliktir ve birbirinin yerine geçmez.

Madde m.58 ile m.61 (özel korunan gruplar) arasındaki fark nedir?

Madde m.58 genel olarak gençleri konu alır ve yaş sınırı belirtmez.

Madde m.61 belirli sosyal grupları, örneğin şehit yakınlarını, malulleri, gazileri, sakatları ve yaşlıları özel olarak korur.

Sosyal güvenlik bakımından özel koruma talep eden kişi m.61 kapsamında değerlendirilir; genel gençlik korumasına ilişkin talepler m.58 çerçevesinde ele alınır.

Gençliğin korunması: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Maddeyi doğrudan öznel bir hak kaynağı gibi okuyup, bireyin dava yoluyla belirli bir koruma tedbiri talep edebileceğini varsaymak.
  • Birinci fıkradaki yetiştirme ödevini ikinci fıkradaki koruma ödevi ile karıştırmak.
  • Genel gençlik korumasını m.61'deki özel korunan gruplarla aynı şey saymak.
  • Maddede yer alan kötü alışkanlık listesinin kapalı olduğunu düşünmek; 'benzeri' ifadesi listenin örnekleme olduğunu gösterir.
  • Maddede gençlik için bir yaş sınırı bulunduğunu varsaymak; madde yaş sınırı içermez.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Malzemede bu maddeye ilişkin kararlardan çıkan ayrıntılı bir uygulama eğilimi bulunmamaktadır; kararlar çoğunlukla 1924 Anayasasındaki benzer hükümlere ya da diğer temel hak maddelerine ilişkindir, bu nedenle bu alan sınırlı kalır.

Nasıl ispat edilir?

  • Maddeye dayanarak devletin belirli bir gençlik koruma tedbirini almadığını ileri süren taraf, bu ödevin yerine getirilmediğini ortaya koymalıdır; ispat yükü bu tarafa aittir.
  • Anayasal ödevin yerine getirilip getirilmediği, kanun, yönetmelik ve kamu kurumlarının uygulamalarına ilişkin belgelerle değerlendirilir.
  • Devletin kanunla belirlenmiş tedbirleri uyguladığını savunan taraf, bu tedbirlerin varlığını ve uygulandığını ilgili mevzuat ve idari belgelerle ispatlamalıdır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 2709 m.13: Temel hak ve hürriyetlerin sınırlandırılmasında demokratik toplum düzeni ve ölçülülük ilkesi uygulanır. m.58'in ikinci fıkrasındaki koruma gerekçesiyle yapılan sınırlamalar bu ölçütlere tabidir.
  • 2709 m.42: Eğitim ve öğretimin Atatürk ilke ve inkılapları doğrultusunda, çağdaş bilim esaslarına göre yapılmasını düzenler; m.58 birinci fıkrasındaki yetiştirme ödevi ile bağlantılıdır.
  • 2709 m.59: Devletin beden ve ruh sağlığını geliştirmeye yönelik tedbirlerini düzenler; gençlerin korunmasıyla dolaylı bağı vardır, ancak spor ve tahkim konusunu ayrıca düzenler.
  • 2709 m.61: Özel olarak korunması gereken sosyal grupları düzenler; m.58 ile genel gençlik koruması ve özel sosyal güvenlik koruması ayrımı yapılır.

Anayasa m.59 — Sporun geliştirilmesi ve tahkim

Madde, devletin her yaştaki vatandaşların beden ve ruh sağlığını geliştirecek tedbirleri alması ile sporun kitlelere yayılmasını teşvik etmesi ödevini, devletin başarılı sporcuyu koruma ödevini ve spor federasyonlarının spor faaliyetlerinin yönetimi ve disiplinine ilişkin kararlarına karşı uygulanacak zorunlu tahkim yolunu düzenler. Kişi bakımından devletin ödevini ve federasyonların kararlarına karşı yargı yolunun kapatılmasını konu alır; spor federasyonlarının kuruluşu, görev ve yetkileri kanuna bırakılmıştır. Maddenin kendisi gençlerin korunmasını (m.58), sosyal güvenlik haklarını (m.60, m.61) ve genel olarak yargı yolunu düzenlemez; bunlar Anayasanın ilgili maddelerinde yer alır (m.58, m.60, m.61, m.125). Tahkim kurulu kararlarının yargısal denetimine ilişkin usul kuralları ile tahkim kurulunun teşkili ve çalışma esasları bu maddede bulunmaz ve kanuna bırakılmıştır.

Sporun geliştirilmesi ve tahkim: hangi kavramlar bilinmeli?

Zorunlu tahkim
Spor federasyonlarının spor faaliyetlerinin yönetimi ve disiplinine ilişkin kararlarına karşı, yargı yoluna başvurmak yerine tahkim kuruluna başvurulmasının zorunlu olmasıdır. Bu yol seçimlik değildir; ilgililer doğrudan mahkemeye gidemez.
Spor federasyonu
Spor dallarında faaliyetleri yürüten ve yönetim ile disiplin yetkisi bulunan kuruluştur. Maddenin tahkim kuralı federasyonların spor faaliyetlerine ilişkin kararları ile sınırlıdır; federasyonun tüm işlemlerini kapsamaz.
Tahkim kurulu kararı
Zorunlu tahkim yoluyla verilen ve kesin nitelik taşıyan karardır. Bu kararlara karşı hiçbir yargı merciine başvurulamaz.
Başarılı sporcu
Spor alanında başarı göstermiş sporcudur. Devletin koruma ödevinin muhatabı olarak anayasada ayrıca anılmıştır; korumanın içeriği kanuna bırakılmıştır.

Sporun geliştirilmesi ve tahkim: hangi şartlar aranır?

  • Uyuşmazlığın bir spor federasyonunun spor faaliyetlerinin yönetimine veya disiplinine ilişkin bir kararından doğması gerekir.
  • Başvuru yolu olarak zorunlu tahkim yolunun izlenmesi gerekir; bu hallerde doğrudan yargı yoluna başvurulamaz.
  • Tahkim kurulu kararının verilmiş olması gerekir; kesin nitelikteki bu karara karşı yargı merciine başvuru yapılamaz.
  • Federasyonun kararının spor faaliyetlerinin yönetimi veya disiplini dışında kalan bir konuya ilişkin olması hâlinde bu madde ile getirilen tahkim zorunluluğu uygulanmaz.

Sporun geliştirilmesi ve tahkim: hangi sonuçları doğurur?

  • Spor federasyonunun yönetim veya disiplin kararına karşı doğrudan yargı merciine başvurulamaz; önce zorunlu tahkim yolu izlenir.
  • Tahkim kurulu kararı kesindir ve bu karara karşı hiçbir yargı merciine başvurulamaz.
  • Uyuşmazlık spor faaliyetlerinin yönetimi ya da disiplini dışındaysa bu maddedeki kesinlik ve tahkim zorunluluğu uygulanmaz.
  • Maddenin ek fıkrası 17/3/2011 tarih ve 6214 sayılı Kanunla eklenmiştir; kesinlik kuralı anayasal düzeydedir ve kanunla genişletilemez.
  • Devlet, her yaştaki Türk vatandaşlarının beden ve ruh sağlığını geliştirecek tedbirleri almakla ve sporun kitlelere yayılmasını teşvik etmekle yükümlüdür.
  • Devlet başarılı sporcuyu korumakla yükümlüdür.

Spor faaliyetinin yönetimi ve disiplini ile diğer federasyon işlemleri arasındaki fark nedir?

Federasyonun spor faaliyetlerinin yönetimine ve disiplinine ilişkin kararları, zorunlu tahkim kapsamına girer.

Federasyonun bu kapsam dışında kalan, örneğin özel hukuk ilişkisinden doğan işlemleri, madde kapsamında değerlendirilmez.

Tahkim zorunluluğu yalnız birinci gruptaki kararlar için geçerlidir; ikinci grupta genel yargı yolu açık kalır.

Tahkim kurulu kararı ile tahkim kurulu öncesi karar arasındaki fark nedir?

Tahkim kurulunca verilen karar kesindir ve yargı denetimine tabi değildir.

Henüz tahkim kuruluna götürülmemiş federasyon kararı, zorunlu tahkim yolunun işletilmesini gerektirir.

Önce tahkim yolu tüketilir; tahkim kararından sonra hiçbir yargı merciine başvurulamaz.

Sporun geliştirilmesi ve tahkim: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Federasyon kararını tahkim zorunluluğu kapsamına girmeyen bir işlem gibi değerlendirip doğrudan mahkemeye başvurmak; önce kararın yönetim veya disiplin niteliğini belirlemek gerekir.
  • Tahkim kurulu kararına karşı Anayasa Mahkemesi dahil hiçbir yargı merciine başvurulamayacağını unutarak kararı yargı önünde yeniden tartışmaya açmak.
  • Madde metnini eski ve ek fıkrası bulunmayan biçimiyle yorumlayıp tahkim zorunluluğunu hiç dikkate almamak; ek fıkra 2011'de eklenmiştir.
  • Zorunlu tahkimi seçimlik tahkim ile karıştırmak; burada taraflar tahkim ile mahkeme arasında seçim yapamaz.
  • Maddenin tahkim kuralını federasyonun tüm işlemleri için geçerli saymak; kural yalnız yönetim ve disiplin kararlarını kapsar.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Yargı kararları, futbol federasyonu tahkim kurulu kararlarının bu madde ve 5894 sayılı Kanun uyarınca kesin olduğunu ve yargı denetimi dışında kaldığını kabul etmektedir. (3. Hukuk Dairesi, 2025/4599 E., 2025/6094 K., 11.12.2025; 3. Hukuk Dairesi, 2025/4872 E., 2025/6095 K., 11.12.2025; 3. Hukuk Dairesi, 2025/4544 E., 2025/5921 K., 04.12.2025)
  • Mahkemeler, zorunlu tahkim kuralını federasyonun karar türüne bakarak uygulamakta; uyuşmazlığın yönetim veya disiplin kararından doğup doğmadığını inceleyerek görevli yargı yerini belirlemektedir. (3. Hukuk Dairesi, 2025/4599 E., 2025/6094 K., 11.12.2025; 3. Hukuk Dairesi, 2025/4872 E., 2025/6095 K., 11.12.2025)
  • Yargıtay, federasyon kararlarının kesinliğini Anayasa m.59 ve HMK m.439 birlikte değerlendirerek uygulamaktadır. (3. Hukuk Dairesi, 2025/4872 E., 2025/6095 K., 11.12.2025; 3. Hukuk Dairesi, 2024/2922 E., 2025/5792 K., 01.12.2025)
  • Uyuşmazlık Mahkemesi, federasyonun özel hukuk tüzel kişiliğine sahip olmasının kararlarının idari nitelik taşımasını engellemediği yönünde görüş bildirmiştir. (10. Daire, 2015/786 E., 2020/3839 K., 15.10.2020)

Nasıl ispat edilir?

  • Tahkim kurulu kararının kesinliği iddiasını ileri süren taraf, uyuşmazlığın spor faaliyetinin yönetimi veya disiplinine ilişkin bir karardan doğduğunu ve tahkim yolunun izlendiğini belgelerle ispatlamak zorundadır.
  • Federasyonun tahkim kurulu kararının varlığı ve tarihi karar belgesi ile kanıtlanır; kararın kesinleştiği iddiası bu belgeye dayanır.
  • Karara karşı yargı yoluna başvuran taraf, uyuşmazlığın bu maddenin kapsamı dışında kaldığını ileri sürerse bu iddiayı kendisi ispat etmek zorundadır.
  • Yönetim veya disiplin kararı niteliği, kararın içeriğinden ve federasyonun ilgili düzenlemesinden anlaşılır; mahkeme bu niteliği resen değerlendirir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 2709 sayılı Kanun m.125: İdarenin eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu genel kuraldır. Madde 59'daki tahkim kesinliği, spor federasyonu kararları bakımından bu genel kuralın istisnasını oluşturur.
  • 2709 sayılı Kanun m.58: Gençlerin korunmasını düzenler; spor politikası ile birlikte gençlik alanında devletin ödevlerini tamamlar, ancak tahkim kuralı ile ilgisi yoktur.
  • 5894 sayılı Türkiye Futbol Federasyonu Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun: Federasyonun görev ve yetkilerini ve tahkim kurulunu düzenler; anayasal kesinlik kuralı bu kanunla birlikte uygulanır.

Anayasa m.60 — Sosyal güvenlik hakkı

Madde, herkesin sosyal güvenlik hakkına sahip olmasını ve devletin bu güvenliği sağlayacak gerekli tedbirleri alması ile teşkilatı kurmasını düzenler. Maddede sosyal güvenlik kurumlarının yapısı, prim ve yardım esasları, sağlık yardımının kapsamı ve ayrıntılı kurumsal düzenleme yer almaz. Özel olarak korunması gereken kişilere ilişkin devlet görevi 61. maddede, yabancı ülkelerde çalışan vatandaşlara ilişkin görev 62. maddede düzenlenmiştir. Devletin mali kaynak ölçüsünde ödevlerinin sınırı 65. maddede, bu hakkın kanunla ayrıntılandırılması ise ilgili kanunlarda yer alır. Madde, kişiye karşı uygulanan bir temel hak ve devlete yüklenen bir ödev hükmüdür; kamu ve özel sektör ayrımı gözetmez.

Sosyal güvenlik hakkı: hangi kavramlar bilinmeli?

Sosyal güvenlik hakkı
Kişinin yaşlılık, hastalık, sakatlık, işsizlik gibi nedenlerle çalışamaz duruma düştüğünde korunmasını talep edebileceği temel haktır. Maddenin hakkı herkese tanıması, bu hakkın kimlik, meslek veya statü ayrımına bağlanmadığı anlamına gelir.
Teşkilat
Sosyal güvenliği sağlayacak kurumsal yapıdır. Maddede teşkilatın hangi kurumlar eliyle kurulacağı belirtilmez; bu ayrıntı kanunla belirlenir.
Gerekli tedbirler
Devletin sosyal güvenliği sağlamak için alması gereken hukuki ve idari düzenlemelerdir. Tedbirin seçimi ve kapsamı devletin takdirindedir, ancak bu takdir hakkın özünü ortadan kaldıracak ölçüde kullanılamaz.

Sosyal güvenlik hakkı: hangi şartlar aranır?

  • Hakkın öznesi olarak herhangi bir gerçek kişinin bulunması gerekir; maddede vatandaşlık veya başka bir ayırt edici ölçüt aranmaz.
  • Devletin sosyal güvenliği sağlamaya yönelik gerekli tedbirleri alması gerekir.
  • Devletin sosyal güvenliği sağlayacak teşkilatı kurması gerekir.
  • Devletin bu ödevini yerine getirmemesi halinde kişinin hakkı, Anayasa'nın genel ilkeleri ve ilgili kanunlar çerçevesinde ileri sürülebilir olmalıdır.

Sosyal güvenlik hakkı: hangi sonuçları doğurur?

  • Herkes sosyal güvenlik hakkına sahiptir ve bu hak devlete karşı ileri sürülebilir.
  • Devlet bu güvenliği sağlayacak gerekli tedbirleri almakla yükümlüdür; bu ödev genel bir yükümlülük olup somut bir ödeme miktarı doğurmaz.
  • Devletin teşkilatı kurma ödevi, sosyal güvenlik hizmetinin sunulabilmesi için kurumsal altyapının oluşturulmasını gerektirir.
  • Anayasa Mahkemesi, sosyal güvenlik hakkını yaşam hakkı (m.17) ile ilişkilendirmiş ve sosyal güvenlik yardımlarının m.65 kapsamındaki mali kaynak sınırlamasına tabi tutulamayacağını belirtmiştir. (Hukuk Genel Kurulu, 2025/9 E., 2026/34 K., 28.01.2026)
  • Devletin mali kaynakların yetersizliğini, bu temel hakkın gereklerini yerine getirmemek için ileri süremeyeceği kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2023/82 E., 2023/764 K., 12.07.2023)

Hak sahibi genel hal ile özel olarak korunması gereken kişiler arasındaki fark nedir?

60. madde herkese genel bir sosyal güvenlik hakkı tanır.

61. madde harp ve vazife şehitlerinin dul ve yetimleri, malüller, gaziler, sakatlar, yaşlılar ve korunmaya muhtaç çocuklar gibi belirli gruplar için ek bir devlet görevi öngörür.

Özel grupların korunması 61. madde kapsamında ek ödev olarak değerlendirilir; 60. madde herkes için geçerli genel çerçeveyi oluşturur.

Sosyal güvenlik hakkı ile sosyal yardım ve ücret hakkı arasındaki fark nedir?

Sosyal güvenlik hakkı, çalışamaz duruma düşmeye karşı korunmayı konu alır.

Ücret hakkı (m.55) çalışanın emeğinin karşılığını, çalışma hakkı (m.49) ise iş imkânını konu alır.

Her biri ayrı bir temel haktır; bir hakkın ihlali diğerinin ihlali anlamına gelmez.

Sosyal güvenlik hakkı: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Maddenin herkese tanıdığı genel hakkı, somut bir ödeme veya yardım hakkı olarak yorumlamak; madde yalnızca genel bir hak ve devlet ödevi kurar.
  • Devletin sosyal güvenlik ödevini mali kaynak yetersizliğine dayanarak sınırsız biçimde daraltılabilir saymak; m.65 sınırının sosyal güvenlik yardımlarına doğrudan uygulanmayacağı yönündeki yorumu gözden kaçırmak.
  • 60. maddedeki genel ödevi, 61. maddedeki özel korunan gruplara ilişkin ek ödevle karıştırmak.
  • Sosyal güvenlik hakkını yalnızca çalışanlar için geçerli saymak; madde herkese tanınmıştır.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Sosyal güvenlik hakkının Anayasa'nın 60. maddesinde temel hak olarak düzenlendiği ve herkes için tanındığı kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2025/9 E., 2026/34 K., 28.01.2026; Hukuk Genel Kurulu, 2024/735 E., 2025/761 K., 26.11.2025; Hukuk Genel Kurulu, 2024/329 E., 2025/407 K., 25.06.2025; Hukuk Genel Kurulu, 2023/80 E., 2024/200 K., 24.04.2024; Hukuk Genel Kurulu, 2023/282 E., 2024/39 K., 31.01.2024; Hukuk Genel Kurulu, 2023/82 E., 2023/764 K., 12.07.2023)
  • Sosyal güvenlik hakkının yaşam hakkı ve maddi-manevi varlığı koruma hakkı ile bağlantılı olduğu ve sağlık yardımlarının devletin mali kaynak gerekçesiyle sınırlanamayacağı yönünde Anayasa Mahkemesi kararları bulunmaktadır. (Hukuk Genel Kurulu, 2023/82 E., 2023/764 K., 12.07.2023)

Nasıl ispat edilir?

  • Sosyal güvenlik hakkının kapsamına giren bir talebi ileri süren kişi, talebinin dayanağı olan sosyal risk (yaşlılık, hastalık, sakatlık, işsizlik gibi) ve buna bağlı yardım talebini ispatlamakla yükümlüdür.
  • Devletin mali kaynak yetersizliği savunmasını ileri süren taraf, bu yetersizliği ispatla yükümlü tutulur; ancak Anayasa Mahkemesi yorumuna göre bu savunma 60. madde kapsamında kabul edilmez. (Hukuk Genel Kurulu, 2023/82 E., 2023/764 K., 12.07.2023)
  • Anayasal dayanak tek başına somut bir hak doğurmadığından, somut talepler kanuni düzenlemelere dayandırılarak ispat edilir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 2709 sayılı Anayasa m.61: Harp ve vazife şehitlerinin dul ve yetimleri, malüller, gaziler, sakatlar, yaşlılar ve korunmaya muhtaç çocuklar bakımından 60. maddedeki genel ödevi özelleştirir.
  • 2709 sayılı Anayasa m.65: Devletin sosyal ve ekonomik görevlerini mali kaynakların yeterliliği ölçüsünde yerine getireceğini düzenler; 60. maddedeki sosyal güvenlik ödevinin sınırını oluşturur.
  • 2709 sayılı Anayasa m.17: Yaşam hakkı ile sosyal güvenlik hakkı arasında bağlantı kurulmasına dayanak oluşturur.

Anayasa m.61 — Sosyal güvenlik bakımından özel olarak korunması gerekenler

Anayasa'nın 61. maddesi, sosyal güvenlik bakımından özel olarak korunması gereken kişi gruplarına yönelik devlet ödevini düzenler; bu gruplar harp ve vazife şehitlerinin dul ve yetimleri, malul ve gaziler, sakatlar, yaşlılar ve korunmaya muhtaç çocuklardır. Madde, devlete bu gruplar için koruma, yaşam düzeyi sağlama, toplum hayatına uyum tedbirleri alma ve gerekli teşkilat ve tesisleri kurma ya da kurdurma ödevi yükler. Madde doğrudan bir kişi grubunun hak sahibi olduğu somut bir miktar veya süre belirlemez; uygulama, kanunla ve idari düzenlemelerle yapılır. Maddeden bağımsız olarak; genel sosyal güvenlik hakkı (m.60), yabancı ülkelerde çalışan Türk vatandaşları (m.62), gençlerin korunması (m.58) ve devletin mali kaynak ölçüsünde sosyal ödevlerinin sınırı (m.65) ayrı maddelerde düzenlenmiştir. Maddenin kendisi, bu grupların ayrıntılı aylık, ayrıcalık ve kurum yapısını düzenlemez; bunlar kanun ve alt düzenlemelerle belirlenir.

Sosyal güvenlik bakımından özel olarak korunması gerekenler: hangi kavramlar bilinmeli?

Harp ve vazife şehitleri
Savaşta veya görev sırasında hayatını kaybeden kişiler olarak anlaşılır. Maddenin koruduğu grubun ilk unsurudur ve ailelerinin dul ve yetimleri koruma kapsamındadır.
Malul ve gazi
Harp ve vazife nedeniyle özürlü kalan ya da savaşa katılmış olup devletin korumasından yararlanan kişilerdir. Ayrıntılı tanım ve statü kanunla belirlenir.
Sakat
Bedensel veya zihinsel yetersizliği nedeniyle toplum hayatına uyum sağlamakta güçlük çeken kişilerdir. Maddede koruma ve toplum hayatına intibak tedbirleri öngörülür.
Korunmaya muhtaç çocuk
Korunma ihtiyacı içinde bulunan, topluma kazandırılması devlet tarafından üstlenilen çocuklardır. Bu kavramın kapsamı ve tedbirlerin biçimi kanunla somutlaştırılır.
Teşkilat ve tesis
Yukarıdaki amaçlara hizmet eden kurum ve yapılardır. Devlet bunları ya doğrudan kurar ya da kurdurur; yani özel kişi eliyle kurulmasını da sağlayabilir.

Sosyal güvenlik bakımından özel olarak korunması gerekenler: hangi şartlar aranır?

  • Kişinin maddede sayılan gruplardan birine girmesi gerekir: harp ve vazife şehidinin dul veya yetimi, malul veya gazi, sakat, yaşlı ya da korunmaya muhtaç çocuk olmalıdır.
  • Devletin koruma ve yaşam düzeyi sağlama ödevi, bu gruplara yönelik tedbirler alınarak yerine getirilmelidir.
  • Yaşlılara yönelik devlet yardımı ve diğer hak ve kolaylıkların kapsamı kanunla düzenlenmiş olmalıdır.
  • Gerekli teşkilat ve tesisler kurulmuş veya kurdurulmuş olmalıdır.

Sosyal güvenlik bakımından özel olarak korunması gerekenler: hangi sonuçları doğurur?

  • Devlet, sayılan gruplara yönelik koruma ve toplumda yaraşır bir yaşam düzeyi sağlama ödevi altındadır.
  • Devlet, sakatların korunmasını ve toplum hayatına uyumunu sağlayıcı tedbirleri almakla yükümlüdür.
  • Yaşlılara yönelik devlet yardımı ve diğer hak ve kolaylıklar kanunla düzenlenir; bu alanda doğrudan anayasal bir miktar ya da oran öngörülmemiştir.
  • Devlet, korunmaya muhtaç çocukların topluma kazandırılması için her türlü tedbiri almakla yükümlüdür.
  • Bu amaçlar için gerekli teşkilat ve tesisler kurulur veya kurdurulur.
  • Madde doğrudan bireysel bir talep hakkı veya hesaplanabilir bir ödeme yükümlülüğü yaratmaz; somut haklar kanunla ve alt düzenlemelerle belirlenir.
  • Maddede belirtilen gruplar dışındaki kişiler bakımından bu madde doğrudan bir koruma ödevi doğurmaz; onların güvencesi m.60 ve ilgili kanunlar üzerinden kurulur.

Harp ve vazife şehidi yakınları ile sakatlar arasındaki fark nedir?

Harp ve vazife şehitlerinin dul ve yetimleri ile malul ve gaziler, savaş veya görev nedeniyle özel bir kayıp ya da zarar yaşamış kimselerdir.

Sakatlar, savaş ya da görev dışında bedensel veya zihinsel yetersizliği nedeniyle korunan kimselerdir.

Maddenin ilk cümlesindeki yaşam düzeyi güvencesi yalnız birinci gruba bağlanmıştır; ikinci gruba ise yalnız korunma ve toplum hayatına intibak tedbirleri öngörülmüştür.

Yaşlılar ile korunmaya muhtaç çocuklar arasındaki fark nedir?

Yaşlılar için devletin koruması kabul edilmiş ve yardım ile diğer hakların kanunla düzenlenmesi öngörülmüştür.

Korunmaya muhtaç çocuklar için devlet her türlü tedbiri almakla yükümlü kılınmıştır.

Yaşlılar için ödev, kanuni düzenlemeye bağlanmıştır; çocuklar için ise tedbir ödevi doğrudan ve kapsayıcı biçimde getirilmiştir.

Madde 61 ile madde 60 arasındaki fark nedir?

Madde 61, sosyal güvenlik bakımından özel olarak korunması gereken belirli grupları ele alır.

Madde 60, herkesin sosyal güvenlik hakkına sahip olduğunu ve devletin bu güvenliği sağlamakla yükümlü olduğunu düzenler.

Belirli grupların korunması özel bir ödev olarak ayrıca vurgulanmıştır; genel güvenlik hakkı ise herkesi kapsar.

Sosyal güvenlik bakımından özel olarak korunması gerekenler: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Maddeyi doğrudan bireysel bir aylık veya tutar hakkı olarak okumak; madde yalnız ödev koyar, ayrıntılı hakları kanuna bırakır.
  • Sayılan grupları genişletmek ya da daraltmak; liste kapalı olarak madde metninde yer alan beş gruptan oluşur.
  • Yaşlılık, sakatlık ve çocuk korumasını aynı rejime bağlamak; yaşlılar için kanuni düzenleme, çocuklar için her türlü tedbir ödevi öngörülmüştür.
  • Madde 60'taki herkes için sosyal güvenlik hakkını, m.61'deki özel gruplara ait ödevle karıştırmak.
  • Maddede sürede veya somut tutarda bir sınır aranmasını beklemek; maddede böyle bir sınır yoktur.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Anayasa Mahkemesine ve Hukuk Genel Kurulu önündeki başvurularda m.61, doğrudan uygulanabilir bir hak değil, m.60 ile birlikte okunan bir sosyal devlet ödevi olarak ileri sürülmüştür. (Hukuk Genel Kurulu, 2016/411 E., 2019/567 K., 16.05.2019)
  • Madde 5510 sayılı Kanun'un 32. maddesinin iptali istemiyle birlikte anılmış ve bu kanunun anayasaya aykırılık iddialarına konu olmuştur. (Hukuk Genel Kurulu, 2017/3167 E., 2019/36 K., 29.01.2019; Hukuk Genel Kurulu, 2018/606 E., 2018/1331 K., 19.09.2018)
  • Aynı iddialar Hukuk Genel Kurulu kararlarında da tekrarlanmış; m.61'in ilgili kanun hükümlerinin anayasaya uygunluğunu değerlendirmede bir ölçüt olarak kullanıldığı görülmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2017/386 E., 2017/1611 K., 13.12.2017; Hukuk Genel Kurulu, 2016/1507 E., 2017/1747 K., 13.12.2017; Hukuk Genel Kurulu, 2016/1606 E., 2017/1609 K., 13.12.2017)

Nasıl ispat edilir?

  • Maddeye dayanarak bir kişi grubuna özel bir yardım veya ayrıcalık talep eden taraf, o kişinin maddede sayılan gruplardan birine girdiğini belgeyle ispatlamalıdır; örneğin şehit yakınlığı, malullük veya gazilik belgesi.
  • Devletin tedbir almadığı iddiasını ileri süren taraf, ilgili kanunun öngördüğü yükümlülüğün yerine getirilmediğini ispatla yükümlüdür; anayasal ödev doğrudan somut bir miktar öngörmediğinden ihlal iddiası ilgili kanun hükmüne bağlanmalıdır.
  • Yaşlılık aylığı, engelli ya da çocuk hizmeti gibi somut haklarda ilgili kanunun ve idari işlemin belgeleri esas alınır; anayasa maddesi tek başına yeterli delil değildir.
  • Maddenin kanuni düzenlemeye havale ettiği konularda, anayasal ödevin yerine getirilmesi bakımından mali kaynak yeterliliği savunması devlete aittir ve bunu ispatlamak devlet makamlarının yükümlülüğündedir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 2709 sayılı Kanun m.60: Herkesin sosyal güvenlik hakkını ve devletin bu güvenliği sağlayacak tedbirleri ve teşkilatı kurma ödevini düzenler; m.61 ise bunun özel korunan gruplar için ayrıca vurgulanmış biçimidir.
  • 2709 sayılı Kanun m.62: Yabancı ülkelerde çalışan Türk vatandaşlarının sosyal güvenliklerinin sağlanmasını düzenler; m.61'in kapsamındaki gruplardan farklı bir kişi çevresini ilgilendirir.
  • 2709 sayılı Kanun m.65: Devletin sosyal ödevlerinin mali kaynak yeterliliği ölçüsünde yerine getirileceğini belirler; m.61'deki tedbir ödevlerinin sınırını çizer.
  • 2709 sayılı Kanun m.58: Gençlerin korunmasına ilişkin ayrı bir ödev düzenler; m.61'deki kapsamda yer almaz.

Anayasa m.62 — Yabancı ülkelerde çalışan Türk vatandaşları

Madde, Devletin yabancı ülkelerde çalışan Türk vatandaşlarına yönelik koruma ve destek tedbirlerini alma ödevini düzenler. Bu kapsamda aile birliğinin sağlanması, çocukların eğitimi, kültürel ihtiyaçlar, sosyal güvenlik, anavatanla bağların korunması ve yurda dönüşte yardım konularını kapsar. Kişi bakımından yalnızca yurt dışında çalışan Türk vatandaşlarını ilgilendirir; yabancı ülkede çalışmayan vatandaşlar ile yabancı uyruklular madde kapsamında değildir. Madde, somut hak ve yükümlülük kurmaz; tedbirlerin içeriğini, usulünü ve kapsamını düzenlemez. Sosyal güvenlik kurumlarının işleyişi ve yurt dışı sosyal güvenlik anlaşmaları (4957 sayılı Kanun ve ikili anlaşmalar kapsamında) ile vatandaşlığın kaybı ve çıkma izni düzenlemesi (5901 sayılı TVK m.28 ve m.29) maddenin düzenlediği alanın dışında kalır. Genel sosyal güvenlik hakkı (Anayasa m.60) ve sosyal devlet ödevlerinin mali sınırı (Anayasa m.65) da bu maddede düzenlenmez.

Yabancı ülkelerde çalışan Türk vatandaşları: hangi kavramlar bilinmeli?

Yabancı ülkelerde çalışan Türk vatandaşı
Türkiye dışındaki bir devlette çalışmakta olan, Türk vatandaşlığını taşıyan gerçek kişidir. Madde bakımından belirleyici olan, çalışmanın yurt dışında yapılması ve vatandaşlık bağının sürmesidir.
Anavatanla bağ
Yurt dışında yaşayan vatandaşın Türkiye ile dil, kültür ve aidiyet yönünden süren ilişkisidir. Maddede korunması öngörülen bir değerdir; hukuki bir statü ya da yetki değildir.
Yurda dönüş
Yurt dışında çalışan vatandaşın Türkiye'ye geri dönmesidir. Devletin bu dönüşte yardımcı olma ödevi, dönüşü zorunlu kılmaz; yalnızca isteyen için destek öngörür.
Tedbir
Devletin maddede belirtilen amaçları gerçekleştirmek için alacağı idari, mali, eğitsel veya hukuki her türlü önlemdir. Madde tedbirlerin türünü ve miktarını belirlemez; yasama ve yürütmenin takdirine bırakır.

Yabancı ülkelerde çalışan Türk vatandaşları: hangi şartlar aranır?

  • Kişinin Türk vatandaşı olması ve yabancı bir ülkede çalışıyor olması gerekir; bu iki koşul birlikte aranır.
  • Devletin ödevi, aile birliği, çocukların eğitimi, kültürel ihtiyaçlar, sosyal güvenlik, anavatanla bağlar ve yurda dönüş alanlarından en az birine ilişkin olmalıdır.
  • Alınacak tedbirler, maddede sayılan amaçlara elverişli ve bu amaçlarla bağlantılı olmalıdır.
  • Tedbirlerin kapsamı ve uygulanma biçimi için kanuni ya da idari düzenleme gerekir; madde doğrudan bireysel bir talep hakkı kurmaz.

Yabancı ülkelerde çalışan Türk vatandaşları: hangi sonuçları doğurur?

  • Devlet, maddede sayılan konularda gereken tedbirleri almakla yükümlüdür; bu ödev bir hedef ödevidir ve her somut talebi doğrudan doğurmaz.
  • Tedbirler kanunla ya da idari düzenlemelerle somutlaştırılır; somutlaşmamış tedbir yokluğu tek başına bireysel bir hak ihlali oluşturmaz.
  • Maddede belirtilen amaçlardan birinin gerçekleşmemesi, devletin genel ödevine aykırılık olarak değerlendirilebilir; ancak madde, yaptırım ya da tazminat öngörmez.
  • Madde, vatandaşın yurt dışında çalışma hakkını ya da yurda dönüş hakkını tanımaz; yalnızca devletin yardım ödevini düzenler.
  • Vatandaşlığın kaybı, çıkma izni gibi durumlar bakımından madde değil, ilgili yasal hükümler belirleyici olur.

Yabancı ülkede çalışan vatandaş ile yurt dışında çalışmayan vatandaş arasındaki fark nedir?

Yurt dışında çalışan Türk vatandaşı, madde kapsamındadır ve maddedeki amaçlara yönelik tedbir öngörülmüştür.

Yurt dışında çalışmayan vatandaş ya da yabancı uyruklu kişi, maddenin öznesi değildir.

Maddeye dayanılarak yalnızca yurt dışında çalışan vatandaşlar için tedbir talep edilebilir.

Madde 62 ile madde 65 (sosyal devlet ödevleri) arasındaki fark nedir?

Madde 62, belirli bir vatandaş kategorisine yönelik özel bir ödevdir.

Madde 65, sosyal ve ekonomik alanlardaki genel devlet ödevlerini mali kaynakların yeterliliği ölçüsünde düzenler.

Madde 62'deki ödev, Madde 65'teki mali yeterlilik sınırına tabi olarak yorumlanır; yurt dışı kapsamdaki tedbirler bu sınırla birlikte değerlendirilir.

Yabancı ülkelerde çalışan Türk vatandaşları: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Madde 62'yi doğrudan bireysel bir hak kaynağı saymak; madde yalnızca devletin ödevini düzenler, öznel hak tanımaz.
  • Yurt dışında çalışmayan ya da vatandaşlığını kaybetmiş kişiler için maddeye dayanmak; bu kişiler madde kapsamının dışındadır.
  • Madde 62 ile Madde 65 arasındaki ilişkiyi göz ardı edip mali sınırı yok saymak; tedbirlerin kapsamı mali yeterlilik ölçüsüyle birlikte okunur.
  • Ders anlatımındaki örnekleri (Türkçe okullar, sosyal güvenlik anlaşmaları) maddenin kendisi gibi okumak; bunlar maddenin uygulandığı somut tedbirlerdir, madde metninde yer almaz.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Madde, yurt dışında çalışan vatandaşlara yönelik tedbirlerin devlet ödevi olduğunu ve somut bir öznel hak doğurmadığını ortaya koyar; yüksek mahkeme kararları maddeye dayanarak bireysel talep kabul etmemektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2021/599 E., 2022/1724 K., 13.12.2022; Hukuk Genel Kurulu, 2021/384 E., 2022/1596 K., 24.11.2022)
  • Maddenin atıf yaptığı genel ödev niteliği nedeniyle, madde tek başına yaptırım ya da tazminat gerekçesi olarak kullanılmamaktadır. (Hukuk Genel Kurulu, 2019/219 E., 2022/68 K., 27.01.2022)
  • Maddenin uygulanabilmesi için ilgili kişinin Türk vatandaşı olması ve yabancı ülkede çalışıyor olması ön koşuldur; bu koşulların taşınmadığı hallerde madde dayanak yapılamamaktadır. (Hukuk Genel Kurulu, 2019/146 E., 2022/67 K., 27.01.2022)
  • Sosyal güvenlik ve yurda dönüş ödevleri, somut düzenleme ve bütçe imkânlarıyla birlikte değerlendirilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2021/163 E., 2021/1734 K., 21.12.2021)
  • Maddenin sosyal devlet ilkesi ile birlikte okunduğu ve mali yeterlilik ölçüsünün gözetildiği kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2018/1017 E., 2021/1014 K., 16.09.2021)

Nasıl ispat edilir?

  • Maddeye dayanarak tedbir talep eden kişi, kendisinin Türk vatandaşı olduğunu ve yabancı bir ülkede çalıştığını nüfus kaydı, vatandaşlık belgesi ve çalışma belgesi ile ispat etmelidir.
  • Talep edilen tedbirin maddede sayılan amaçlardan birine ilişkin olduğu, somut bir düzenlemeye ya da uygulamaya dayandığı ilgili kişi tarafından gösterilmelidir.
  • Devletin tedbir almadığı iddiası, ilgili düzenleme ve uygulamanın yokluğunu gösteren belgelerle ortaya konulur; devlet, aldığı tedbirleri ve mali yeterliliği belgeleriyle savunur.
  • Vatandaşlığın kaybı gibi maddenin uygulanmasını engelleyen bir hal ileri sürülürse, bunu ileri süren taraf ilgili kararı ya da Resmî Gazete kaydını ibraz etmelidir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 2709 sayılı Anayasa m.60: Herkesin sosyal güvenlik hakkını ve devletin bu güvenliği sağlayacak tedbirleri alma ödevini düzenler. Madde 62'deki sosyal güvenlik ödevi, yurt dışında çalışan vatandaşlar bakımından bu genel ilkenin özel bir uygulamasıdır.
  • 2709 sayılı Anayasa m.65: Devletin sosyal ve ekonomik ödevlerinin mali kaynak yeterliliği ölçüsünde yerine getirileceğini belirler. Madde 62'deki tedbirlerin kapsamı bu sınırla birlikte okunur.
  • 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu m.28: Çıkma izniyle vatandaşlığını kaybedenlerin ve altsoylarının haklarını düzenler. Yurt dışında yaşayan vatandaşların hak statüsü bakımından bu hüküm, maddenin kapsamına giren kişilerin durumunu tamamlar.
  • 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu m.29: Vatandaşlığın kaybettirilmesi hallerini düzenler. Yurt dışında çalışan bir vatandaşın vatandaşlık bağının sona ermesi, madde kapsamındaki korumanın öznesini ortadan kaldırabilir.

Anayasa m.63 — Tarih, kültür ve tabiat varlıklarının korunması

Madde, devletin tarih, kültür ve tabiat varlıklarını ve bunların değerlerini koruma görevini ve bu amaçla destekleyici ve teşvik edici tedbirleri almasını düzenler. Ayrıca bu varlıklardan özel mülkiyete konu olanlara getirilecek sınırlamaların, bu nedenle hak sahiplerine yapılacak yardımların ve tanınacak muafiyetlerin kanunla düzenleneceğini öngörür. Kuralın muhatabı devlettir; düzenleme özel mülkiyet konusu olan kültür ve tabiat varlıkları bakımından mülkiyet sahiplerinin konumunu etkiler. Madde, kültür varlıklarının korunmasına ilişkin ayrıntılı usul ve yaptırımları düzenlemez; bunlar 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu'nda yer alır. Maddenin kendi kenar başlığının değiştirilmesi de kuralın içeriğini değiştirmez. Kamulaştırma usulü ve bedeli Anayasa'nın 46. maddesinde, kültür varlıklarının zilyetlikle kazanılamaması ise ilgili kanun hükümlerinde yer alır.

Tarih, kültür ve tabiat varlıklarının korunması: hangi kavramlar bilinmeli?

Tarih, kültür ve tabiat varlıkları
Geçmişten gelen ve tarihsel, kültürel ya da doğal değer taşıyan taşınır ve taşınmaz varlıklardır. Maddenin kapsamı bu varlıkların tanımına değil, koruma ödevine ve özel mülkiyet konusu olanlara yapılacak sınırlamalara ilişkindir.
Değerler
Varlıkların taşıdığı tarihsel, kültürel ya da doğal önemi ifade eden manevi niteliktir. Devlet hem varlıkları hem de bu değerleri korumakla yükümlüdür.
Destekleyici ve teşvik edici tedbirler
Devletin koruma amacıyla başvurduğu, zorlayıcı olmayan ve özendirici nitelikteki önlemlerdir. Bunlar yardım, teşvik ve benzeri araçları kapsar; yasaklama ve el koyma gibi müdahaleci tedbirlerden ayrıdır.
Özel mülkiyet konusu varlık
Koruma altına alınmış kültür ve tabiat varlıklarından özel kişilere ait olanlardır. Yalnız bu varlıklar hakkında sınırlama ve yardım rejimi kurulabilir; devlete ait olanlar için bu kural işlemez.
Sınırlama, yardım ve muafiyet
Mülkiyet hakkının korunması amacıyla kullanımına getirilen kısıtları, bu kısıt nedeniyle hak sahibine yapılacak mali desteği ve vergi, harç gibi yüklerden tanınan istisnayı birlikte ifade eder. Bunların tümü kanunla belirlenir.

Tarih, kültür ve tabiat varlıklarının korunması: hangi şartlar aranır?

  • Konunun kültür veya tabiat varlığı ya da değer niteliği taşıyan bir varlık olması gerekir.
  • Sınırlama getirilecek varlığın özel mülkiyet konusu olması gerekir; devlet mülkiyetindeki varlıklar bu hükmün kapsamında değerlendirilmez.
  • Sınırlama, yardım ve muafiyetin kanunla düzenlenmiş olması gerekir; bu alanda kanun dışı ve idari düzenlemeyle sınırlama getirilemez.
  • Hak sahiplerine yapılacak yardımın ve tanınacak muafiyetin, sınırlamadan kaynaklanan bir zarar ya da yük ile bağlantılı olması gerekir; bu bağ "bu nedenle" ifadesinden çıkar.
  • Devletin koruma amacıyla destekleyici ve teşvik edici tedbirleri alması gerekir; bu tedbirler zorlayıcı müdahale niteliğinde olmamalıdır.

Tarih, kültür ve tabiat varlıklarının korunması: hangi sonuçları doğurur?

  • Devlet, tarih, kültür ve tabiat varlıklarını ve değerlerini koruma ödevini üstlenir; bu ödevin yerine getirilmesi için gerekli tedbirleri alır.
  • Koruma amacıyla alınacak tedbirler öncelikle destekleyici ve teşvik edici nitelikte olur.
  • Özel mülkiyet konusu kültür ve tabiat varlıklarına kullanımı sınırlayan bir düzenleme ancak kanunla getirilebilir.
  • Sınırlama getirilen hak sahiplerine, kanunda öngörülmesi hâlinde yardım yapılabilir ve muafiyet tanınabilir.
  • Sınırlama, yardım ve muafiyetlere ilişkin kanun hükmü bulunmadan bu varlıklar üzerindeki mülkiyet hakkına idari işlemle sınır konulamaz.
  • Madde bir hak sahibine doğrudan parasal bir talep hakkı vermez; yardım ve muafiyetin kapsamı ilgili kanunla belirlenir.
  • Kuralın emredici olduğu kabul edilir; kanun dışı bir sınırlamanın Anayasa'ya aykırılığı doğar.

Koruma ödevi ile sınırlama rejimi arasındaki fark nedir?

Maddenin birinci fıkrası devlete genel bir koruma ve teşvik ödevi yükler; bu ödev herhangi bir mülkiyet ilişkisine bağlı değildir.

İkinci fıkra yalnız özel mülkiyet konusu varlıklara uygulanacak sınırlama, yardım ve muafiyetleri kanuna bağlar.

Devlet mülkiyetindeki varlıklar için yalnız birinci fıkra geçerlidir; özel mülkiyetteki varlıklar için ikinci fıkrada öngörülen kanun güvencesi de devreye girer.

Destekleyici ve teşvik edici tedbir ile mülkiyete sınırlama arasındaki fark nedir?

Destekleyici ve teşvik edici tedbirler, hak sahibinin rızasına dayanan ve özendirici araçlardır.

Sınırlama, hak sahibinin kullanım serbestisini daraltan bir müdahaledir.

Sınırlama getirilebilmesi için kanun gerekir; teşvik tedbirleri için bu zorunluluk aranmaz, ancak kanuni dayanakla yürütülür.

Sınırlama ile yardım ve muafiyet arasındaki fark nedir?

Sınırlama, varlığın korunması için mülkiyet hakkına getirilen yükümlülüktür.

Yardım ve muafiyet, bu yükümlülüğün hak sahibine getirdiği külfeti dengelemeye yönelik karşılıktır.

Sınırlama ile yardım veya muafiyet birlikte kanunla düzenlenir; sınırlama olmadan yardım öngören bir düzenleme bu maddenin amacına uygun düşmez.

Tarih, kültür ve tabiat varlıklarının korunması: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Maddenin birinci fıkrasındaki genel koruma ödevini, özel mülkiyete doğrudan sınırlama yetkisi olarak okumak; sınırlama için mutlaka ikinci fıkradaki kanun güvencesinin aranması gerekir.
  • Devlet mülkiyetindeki kültür varlıklarına da ikinci fıkradaki yardım ve muafiyet rejimini uygulamak; bu rejim özel mülkiyet konusu varlıklarla sınırlıdır.
  • Teşvik edici tedbirleri zorlayıcı bir el koyma ya da kullanım yasağı gibi okumak; teşvik tedbirleri hak sahibi üzerinde bağlayıcı bir yük doğurmaz.
  • Maddenin kenar başlığının eski hâlini ("Sporun geliştirilmesi") esas alarak kuralın konusunu yanlış belirlemek; kenar başlık 6214 sayılı Kanunla değiştirilmiş ve güncel başlık "Tarih, kültür ve tabiat varlıklarının korunması"dır.
  • Sınırlamayı kanunla değil idari düzenlemeyle yapmak; madde bu alanda kanun şartı koyar.
  • Yardım ve muafiyeti sınırlamadan bağımsız, kendiliğinden doğan bir hak gibi görmek; bu yardım ve muafiyet ancak sınırlamaya bağlı olarak kanunda öngörülür.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Yargıtay, koruma altındaki kültür ve tabiat varlıklarının ve bunların korunma alanlarının zilyetlikle iktisap edilemeyeceğini kabul etmektedir. (6. Daire, 2020/9750 E., 2020/12596 K., 10.12.2020; 6. Daire, 2020/9758 E., 2020/12598 K., 10.12.2020)
  • Kültür ve tabiat varlıklarının devlet malı niteliğinde sayılması, bu varlıkların özel mülkiyet konusu olmadığı ayrımını doğurmaktadır ve buna göre sınırlama rejimi yalnız özel mülkiyetteki varlıklara uygulanmaktadır. (6. Daire, 2020/9756 E., 2020/12597 K., 10.12.2020)
  • Yargıtay, Anayasa'nın bu hükmüne dayanarak, kültür varlığı niteliğindeki taşınmazların kullanımına getirilen kısıtlamaların kanunla öngörüldüğünü ve bu nedenle zilyetlik ya da kullanım iddialarının kabul edilmediğini belirtmektedir. (6. Daire, 2019/15663 E., 2021/13172 K., 30.11.2021)
  • Uygulamada, kültür varlığı tescilinin mülkiyeti sona erdirmediği ancak kullanımı sınırladığı kabul edilmektedir; bu sınırlamaya karşı tazminat ya da yardım talebi, ilgili kanunda öngörülen koşullara bağlanmaktadır. (6. Daire, 2019/15737 E., 2021/13173 K., 30.11.2021)

Nasıl ispat edilir?

  • Kültür veya tabiat varlığı niteliğinin bulunduğunu ileri süren taraf, bu niteliği tescil kaydı, koruma kurulu kararı veya uzman raporu gibi resmi belgelerle ispatlar.
  • Varlığın özel mülkiyet konusu olduğunu iddia eden taraf, tapu kaydı veya başka bir mülkiyet belgesiyle bu durumu ortaya koyar; devlet mülkiyeti savunması yapan taraf bu iddiasını tapu siciline ya da kamu kaydına dayanarak ispatlar.
  • Sınırlamanın kanuni dayanağını ileri süren idare, sınırlamayı öngören kanun hükmünü gösterir; kanuni dayanağı göstermeyen idarenin işlemi, dayanaksız kalır.
  • Zilyetlik yoluyla kazanma savunması yapan taraf, zilyetliğin koruma altındaki varlık üzerinde kesintisiz ve mülkiyet iddiasıyla geçtiğini tanık ve belgelerle ispatlar; ancak koruma altındaki varlık için bu ispat başarılı olmaz.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 2863 sayılı Kanun: Maddenin ikinci fıkrasında öngörülen sınırlama, yardım ve muafiyetlerin ayrıntılarını düzenleyen temel kanundur; kültür varlığının tescili, korunma alanı ve mülkiyet rejimini içerir.
  • 2709 sayılı Anayasa m.46: Kültür varlığı niteliğindeki özel mülkiyetin kamu yararı için kamulaştırılmasında uygulanacak usul ve bedel güvencesini düzenler; sınırlama ile kamulaştırma arasındaki ayrım bu maddeden doğar.
  • 2709 sayılı Anayasa m.35: Özel mülkiyet hakkını güvence altına alır; m.63 ikinci fıkradaki sınırlamanın hangi sınırlarda yapılabileceğini belirlerken bu güvenceye bağlıdır.
  • 2709 sayılı Anayasa m.64: Sanat eserlerinin ve sanatçının korunmasını düzenleyen komşu hükümdür; m.63 ile birlikte kültürel değerlerin korunması ödevinin kapsamını oluşturur.

Anayasa m.64 — Sanatın ve sanatçının korunması

Anayasa m.64, Devletin sanat faaliyetlerini ve sanatçıyı koruma ödevini ve sanat eserlerinin ve sanatçının korunması, değerlendirilmesi, desteklenmesi ile sanat sevgisinin yayılması için gereken tedbirleri almasını düzenler. Hüküm devlete yönelik bir ödev koyar ve sanatçılar ile sanat faaliyetleri bakımından genel olarak uygulanır. Maddenin sanat özgürlüğünü bir temel hak olarak düzenlemediği; bilim ve sanat hürriyetinin m.27'de, düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetinin m.26'da, basın hürriyetinin m.28'de düzenlendiği ve bu maddede yer almadığı belirtilmelidir (m.27, m.26, m.28). Tarih, kültür ve tabiat varlıklarının korunması m.63'te, yurt dışında çalışan Türk vatandaşları m.62'de, sosyal ve ekonomik ödevlerin mali sınırı m.65'te düzenlenmiştir. Ayrıca sanat eserine ilişkin fikri mülkiyet hakları ile ceza hukukundaki müstehcenlik ve hukuka uygunluk sebepleri bu maddenin konusu değildir.

Sanatın ve sanatçının korunması: hangi kavramlar bilinmeli?

Sanat faaliyeti
Sanatçının eser üretmesi, eseri sunması ve topluma ulaştırmasını kapsayan etkinliklerin tümüdür. Maddenin koruma ödevinin nesnesi bu faaliyetlerdir.
Sanatçı
Sanat faaliyetini yürüten gerçek kişidir. Madde, sanatçının korunmasını devletin ödevi olarak öngörür; sanatçı sıfatının hangi ölçütle belirleneceği maddede düzenlenmemiştir.
Değerlendirme, destekleme ve sanat sevgisinin yayılması
Sanat eserlerinin nitelik bakımından takdir edilmesi, maddi ve manevi desteklenmesi ve toplumda sanata ilgiyi artıran çalışmalar anlamına gelir. Maddenin sayılan ödevleri birbirinden ayrı tedbir türleridir.
Gereken tedbirler
Devletin bu ödevini yerine getirmek için hangi araçları seçeceği konusunda takdir payı tanıyan ifadedir. Tedbirlerin türü ve kapsamı maddede sayılmamış, kanun ve idari düzenlemelere bırakılmıştır.

Sanatın ve sanatçının korunması: hangi şartlar aranır?

  • Koruma, değerlendirme, destekleme veya sanat sevgisinin yayılması ihtiyacının bir sanat eseri ya da sanatçı bakımından ortaya çıkmış olması gerekir.
  • Devletin bu ödevi kapsamında alacağı tedbirlerin amacı sanat eserlerinin ve sanatçının korunması, değerlendirilmesi, desteklenmesi ve sanat sevgisinin yayılması olmalıdır.
  • Alınan tedbirler, sanat faaliyetlerinin ve sanatçının korunmasını hedeflemelidir; bu amaç dışındaki bir tedbir maddenin kapsamına girmez.
  • Tedbirlerin kanun ve idari işlemlerle hayata geçirilmesi gerekir; madde doğrudan bireye öznel bir hak yüklemeyen bir ödev hükmüdür.

Sanatın ve sanatçının korunması: hangi sonuçları doğurur?

  • Devlet, sanat faaliyetlerini ve sanatçıyı korumakla yükümlüdür; bu ödevin yerine getirilmemesi anayasal bir ödev ihlali oluşturur.
  • Devlet, sanat eserlerinin ve sanatçının korunması, değerlendirilmesi, desteklenmesi ve sanat sevgisinin yayılması için gereken tedbirleri alır.
  • Madde tedbirlerin türünü sayarak belirlemez; burslar, atölye tahsisi veya sanat galerilerinin açılması gibi araçlar maddenin öngördüğü tedbirlere örnek olarak kullanılır.
  • Madde doğrudan bir öznel hak doğurmadığından, sanatçı bu hükme dayanarak belirli bir desteğin verilmesini kendiliğinden talep edemez; talep, kanun ve idari düzenlemelere dayandırılmalıdır.
  • Madde bir temel hakkı düzenlemediğinden, sanat faaliyetine yönelik bir kısıtlamanın hukuka uygunluğu m.27 ve m.13 ölçütleriyle değerlendirilir.
  • Madde yasal düzenleme ve idari tedbirlere yetki veren bir ilke niteliğindedir; devletin bu ödevini yerine getirirken kanuna bağlılık ilkesine uyması gerekir.

Sanat özgürlüğü ile sanatın korunması ödevi arasındaki fark nedir?

m.27 bilim ve sanat hürriyetini, herkesin sanatı serbestçe öğrenme, öğretme, açıklama, yayma ve araştırma hakkı olarak düzenler; bu bir bireysel özgürlük alanıdır.

m.64 ise devlete yönelik bir koruma ve destek ödevi koyar; devletin tedbir almasını öngörür.

Bireyin sanat özgürlüğüne müdahaleye karşı başvurusu m.27 üzerinden değerlendirilir; devletin destek tedbirlerinin yetersizliği ise m.64 ödevine dayanır, ancak bu ödev doğrudan öznel bir talep hakkı doğurmaz.

Sanat eseri ile tarihi, kültürel ve tabii varlık arasındaki fark nedir?

m.64 sanat eserlerini ve sanat faaliyetlerini korur; kapsamı sanatsal üretim ve sanatçıdır.

m.63 tarih, kültür ve tabiat varlıklarının ve değerlerinin korunmasını düzenler; özel mülkiyete konu olanlara getirilecek sınırlama ve yardımlar kanunla düzenlenir.

Bir eserin korunması hangi hükme dayanacağı, eserin niteliğine ve mülkiyet durumuna göre değişir; özel mülkiyetteki kültür varlıklarında m.63'teki kanuni sınırlama ve yardım rejimi uygulanır.

Devletin sanat ödevi ile devletin sosyal ve ekonomik ödevleri arasındaki fark nedir?

m.64 sanat alanında korumayı ve desteği öngörür; bu ödev kapsamında devletin tedbir seçimi geniştir.

m.65 devletin sosyal ve ekonomik ödevlerinin mali kaynakların yeterliliği ölçüsünde yerine getirileceğini belirtir.

Sanat alanındaki tedbirlerin mali yetersizlik gerekçesiyle sınırlandırılıp sınırlandırılamayacağı tartışmalıdır; m.64 metninde bu tür bir mali sınır açıkça yer almaz.

Sanatın ve sanatçının korunması: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • m.64'ü bireysel bir sanat özgürlüğü hükmü olarak okumak; bu özgürlük m.27'de düzenlenmiştir.
  • Sanatçıya doğrudan belirli bir destek hakkı tanındığını varsaymak; madde tedbirlerin türünü ve kapsamını kanuna bırakır.
  • Sanat eserinin korunmasını yalnız m.64'e dayandırmak; özel mülkiyetteki kültür varlıkları için m.63'teki kanuni rejim ayrıca gözetilmelidir.
  • m.65'teki mali kaynak sınırını m.64'e de uygulamak; m.65 sosyal ve ekonomik ödevleri düzenler ve metinde m.64 için bir mali sınır yoktur.
  • Sanatsal içeriğin müstehcenlik veya hukuka uygunluk tartışmasını m.64 üzerinden çözmeye çalışmak; bu tartışmalar m.26 ve m.27 ile ceza hukuku ölçütlerinde yürür.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Bağlamda verilen karar m.27 kapsamında bir hukuka uygunluk tartışmasına dayanmaktadır; bu karar m.64'ün uygulanmasını doğrudan ele almamaktadır.
  • Ceza hukukundaki hukuka uygunluk sebebi ve müstehcenlik ayrımı m.27 ekseninde ele alınmaktadır; m.64 bu tartışmada doğrudan bir ölçüt oluşturmamaktadır.

Nasıl ispat edilir?

  • Devletin sanat ödevini ihlal ettiğini ileri süren taraf, ödevin yerine getirilmediğini ve ihtiyacın varlığını ortaya koymakla yükümlüdür; ödevin ihlali iddiası için somut bir talep ve dayanak gösterilmelidir.
  • Devletin tedbir aldığını savunan kamu idaresi, aldığı tedbirin kanuni dayanağını ve amacına uygunluğunu belgelerle ispat etmelidir.
  • Sanatçının bir desteğe ilişkin talebinde, desteğin kanuni dayanağı (burs, atölye tahsisi, galeri açılması gibi düzenlemeler) başvuru belgeleriyle ortaya konulmalıdır; m.64 tek başına talep dayanağı olarak yeterli değildir.
  • Sanat eserinin korunmasına ilişkin bir iddiada, eserin sanat niteliği ve sahipliği tanık, bilirkişi raporu ve eserin kendisi gibi delillerle ispat edilir.
  • Kültür varlığı niteliği taşıyan bir eserin korunmasına ilişkin iddialarda m.63'e dayanılıyorsa, varlığın tescili ve hukuki durumu belgelerle gösterilmelidir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 2709 sayılı Kanun m.27: Bilim ve sanat hürriyetini düzenler; sanatın serbestçe öğrenilmesi, öğretilmesi ve yayılması hakkını tanır. m.64'ün ödevinden farklı olarak bireysel bir özgürlüktür ve sanat faaliyetine yönelik müdahalelerin ölçüsünü belirler.
  • 2709 sayılı Kanun m.63: Tarih, kültür ve tabiat varlıklarının korunmasını düzenler; sanat eserlerinin bu varlıklar kapsamında yer alması halinde m.63'teki koruma ve özel mülkiyet sınırlama rejimi devreye girer.
  • 2709 sayılı Kanun m.65: Devletin sosyal ve ekonomik ödevlerinin mali kaynakların yeterliliği ölçüsünde yerine getirileceğini belirtir; m.64'teki sanat ödevinin ekonomik sınırını gösterme bakımından karşılaştırılabilir.
  • 2709 sayılı Kanun m.26: Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetini düzenler; sanat eserinin içeriğinin açıklanması ve yayılması bakımından m.64 ile birlikte değerlendirilebilir.
  • 2709 sayılı Kanun m.28: Basın hürriyetini düzenler; sanat eserlerinin basılı yayın yoluyla yayılması bakımından m.64 ile ilgili değildir, ancak basın yoluyla sanat yayını kapsamında ilişkilendirilebilir.

Anayasa m.65 — Devletin iktisadi ve sosyal ödevlerinin sınırları

2709 sayılı Anayasa'nın 65. maddesi, devletin sosyal ve ekonomik alanlardaki Anayasa ile belirlenen görevlerinin hangi ölçütlerle sınırlandığını düzenler. Düzenlenen konular; görevlerin yerine getirilmesinde gözetilecek öncelikler ile mali kaynakların yeterliliği ölçütüdür. Madde, devletin sosyal ve ekonomik ödevlerini yerine getirmesine ilişkin bir sınırlama kuralı olup Anayasa'nın sosyal ve ekonomik haklara ilişkin bölümündeki tüm görevler bakımından uygulanır. Maddenin metni, bu görevlerin hangi somut hak ve kurumlarla gerçekleşeceğini, kişilere tanınan bir hakkın dava edilebilirliğini veya bir kamu hizmetinin hangi düzeyde sunulacağını ayrıntılı olarak düzenlemez; bu konular ilgili Anayasa maddelerinde ve kanunlarda yer alır. Sosyal güvenlik, eğitim ve sağlık gibi hakların ayrıntıları ile sendikal haklar gibi konular bu maddede değil, ilgili maddelerde çözümlenir. Maddenin uygulanmasında yargısal denetimin sınırı da ayrıca değerlendirilmelidir."

Devletin iktisadi ve sosyal ödevlerinin sınırları: hangi kavramlar bilinmeli?

Anayasa ile belirlenen görevler
Devletin sosyal ve ekonomik alanlarda Anayasa'nın ilgili maddelerinden doğan yükümlülükleridir. Bu görevlerin kapsamı Anayasa metninde belirlenmiş olanlarla sınırlıdır.
Görevlerin amaçlarına uygun öncelikler
Devletin sınırlı kaynaklarını hangi görevlere hangi sırayla ayıracağını belirleyen ölçüttür. Önceliklerin, ilgili görevin Anayasa'daki amacıyla uyumlu olması gerekir.
Mali kaynakların yeterliliği
Görevlerin yerine getirilmesinde devletin bütçe ve kaynak imkânlarının belirleyici ölçüt olmasıdır. Bu ölçüt, maddenin kapsamında temel kriter olarak kabul edilmektedir.
Program hüküm
Doğrudan uygulanabilir olmayan, yasama organına yön veren Anayasa hükmüdür. Sosyal ve ekonomik görevlere ilişkin Anayasa hükümleri bu nitelikte değerlendirilmektedir.

Devletin iktisadi ve sosyal ödevlerinin sınırları: hangi şartlar aranır?

  • Devletin üstlendiği görevin sosyal veya ekonomik bir alanla ilgili ve Anayasa ile belirlenmiş olması gerekir.
  • Görevin yerine getirilmesinde bu görevin amaçlarına uygun öncelikler gözetilmelidir.
  • Görevin yerine getirilmesi, devletin mali kaynaklarının yeterliliği ölçüsünde gerçekleşmelidir.
  • Bu ölçütlerin dışına çıkan, yani Anayasa'nın belirlemediği bir görev ya da kaynak yeterliliğini aşan bir yükümlülük, bu maddeye dayanılarak öne sürülememelidir.

Devletin iktisadi ve sosyal ödevlerinin sınırları: hangi sonuçları doğurur?

  • Devlet, sosyal ve ekonomik görevlerini mali kaynakların yeterliliği ölçüsünde yerine getirir; kaynak yetersizliği halinde görevin yerine getirilme düzeyi ve önceliği buna göre belirlenir.
  • Mali kaynak yeterliliği ve öncelik ölçütü, sosyal hakların gerçekleşme düzeyini siyasal iktidarın takdirine bırakır.
  • Olumlu edim gerektiren sosyal haklar bakımından Anayasa hükmü tek başına dava edilebilir bir sübjektif hak doğurmaz; talep hakkı kanuni düzenlemeden doğar.
  • Devletin olumsuz yükümlülüğü olan hak ve özgürlüklerde (ör. ihlal etmeme) bu madde mali kaynak gerekçesiyle sınırlama getiremez.

Olumlu edim gerektiren haklar ile olumsuz yükümlülük (savunma) hakları arasındaki fark nedir?

Eğitim, sağlık, konut gibi devletin okul, hastane gibi olumlu edimde bulunmasını gerektiren sosyal haklar.

Devletin hakları ihlal etmemesini gerektiren, olumsuz yükümlülük doğuran temel haklar.

Olumlu edim gerektiren haklarda m.65 sınırlaması devrededir ve Anayasa'da yer almaları tek başına dava edilebilir bir hak doğurmaz. Olumsuz yükümlülük doğuran haklarda ise devletin ödevi ihlal etmemektir.

Program hüküm ile doğrudan uygulanabilir hüküm arasındaki fark nedir?

Sosyal ve ekonomik görevlere ilişkin Anayasa hükümleri, yasama organına yön veren program hükümler olarak değerlendirilmektedir.

Doğrudan uygulanabilir Anayasa hükümleri ilgililere somut bir talep hakkı tanır.

Sosyal hakların talep ve dava hakkı ancak yasama organının kanuni düzenlemesiyle doğar.

2001 öncesi metin ile 2001 sonrası metin arasındaki fark nedir?

2001 öncesi metinde sınır olarak ekonomik istikrarın korunması kavramı yer alıyordu.

2001 değişikliğiyle bu kavram çıkarılmış, yerine görevlerin amaçlarına uygun öncelikler konulmuştur.

Güncel metinde sınırlayıcı ölçütler mali kaynakların yeterliliği ve öncelikler olup ekonomik istikrar ölçütü artık madde metninde yer almaz.

m.65 ile m.2 ve m.5 (genel hükümler) arasındaki fark nedir?

Sosyal devlet ilkesini öngören m.2 ile devlete özgürleştirme görevi veren m.5, genel nitelikli hükümlerdir.

m.65, sosyal ve ekonomik görevlere ilişkin özel hükümdür.

Çatışma halinde özel hüküm olan m.65 uygulanır ve sosyal devletin gerçekleşme düzeyi siyasal iktidarın tercihlerine bağlanır.

Devletin iktisadi ve sosyal ödevlerinin sınırları: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Maddeyi tüm sosyal hakları sınırsız kılan bir hüküm gibi okumak; madde mali kaynak yeterliliğiyle sınırlıdır.
  • Maddenin kaynak yetersizliğini her sosyal hak bakımından genel bir mazeret saymak; öncelik ve yeterlilik ölçütleri somut olarak değerlendirilmelidir.
  • 2001 öncesi metindeki 'ekonomik istikrarın korunması' ölçütünü güncel metinde de aramak; bu ölçüt değişiklikle çıkarılmıştır.
  • Olumsuz yükümlülük doğuran temel hakları (ör. ihlal etmeme) m.65 gerekçesiyle sınırlanabilir görmek.
  • Anayasa'daki sosyal hak hükmünden doğrudan dava hakkı çıkarmak; bu tür talep hakkı kanuni düzenlemeyle doğar.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Anayasa Mahkemesi, Anayasa'nın ekonomik politika modeli öngörmediğini ve iktidarların ekonomi alanında müdahaleci ya da liberal politika izlemesinin mümkün olduğunu kabul etmektedir. (8. Daire, 2016/4610 E., 2021/3124 K., 15.06.2021)
  • Sosyal devletin gerçekleşme düzeyinin mali kaynak yeterliliğine bağlanması, sosyal hakların ayrıntılı kanuni düzenlemeye ihtiyaç duyduğunu gösterir; doğrudan dava konusu edilebilir talep hakkı kanuna dayanır. (8. Daire, 2016/4605 E., 2021/3123 K., 15.06.2021)

Nasıl ispat edilir?

  • Maddeye dayanarak bir görevin yerine getirilmemesi savunmasını yapan devlet, mali kaynakların yetersizliğini ve önceliklendirmeyi kendisi ispatlamalıdır.
  • Sosyal bir hakkın talep edilebilirliği için ilgilinin, bu hakkın kanuni düzenlemeden doğduğunu, yani ilgili kanun maddesini ortaya koyması gerekir.
  • Anayasa'nın yalnız m.65'e dayanarak doğrudan bir talep hakkı kurulamaz; bu nedenle talep, kanuni dayanak ile birlikte ileri sürülmelidir.
  • Bütçe ve mali kaynak yetersizliği iddiası, ilgili bütçe belgeleri ve kamu kayıtlarıyla ispatlanır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 2709 sayılı Kanun m.2: Sosyal devlet ilkesini öngören genel hükümdür; m.65 çatışma halinde özel hüküm olarak uygulanır.
  • 2709 sayılı Kanun m.5: Devletin kişileri özgürleştirme görevini belirten genel hükümdür; m.65'in özel hüküm olarak önceliği vardır.
  • 2709 sayılı Kanun m.166: Ekonomik, sosyal ve kültürel kalkınmanın planlanmasını düzenler; m.65 kapsamındaki görevlerin planlama yoluyla yerine getirilmesinin dayanağıdır.
  • 2709 sayılı Kanun m.42: Eğitim hakkına ilişkin devlet görevlerini düzenler; m.65'in sınırlamasına tabi sosyal görevlerdendir.
  • 2709 sayılı Kanun m.63: Tarih, kültür ve tabiat varlıklarının korunmasını düzenler; m.65 kapsamındaki görevlerden biri olarak ilgili Anayasa maddesi kapsamına girer.

Konuda geçen kararlar

37 karar
  1. 1987/9 E., 1987/15 K., 18.06.1987
    İlgili madde: m.65
  2. Hukuk Genel Kurulu, 2025/9 E., 2026/34 K., 28.01.2026
    İlgili madde: m.60
  3. Hukuk Genel Kurulu, 2024/735 E., 2025/761 K., 26.11.2025
    İlgili madde: m.60
  4. Hukuk Genel Kurulu, 2024/329 E., 2025/407 K., 25.06.2025
    İlgili madde: m.60
  5. Hukuk Genel Kurulu, 2023/80 E., 2024/200 K., 24.04.2024
    İlgili madde: m.60
  6. Hukuk Genel Kurulu, 2023/282 E., 2024/39 K., 31.01.2024
    İlgili madde: m.60
  7. Hukuk Genel Kurulu, 2023/82 E., 2023/764 K., 12.07.2023
    İlgili madde: m.60
  8. Hukuk Genel Kurulu, 2021/599 E., 2022/1724 K., 13.12.2022
    İlgili madde: m.62
  9. Hukuk Genel Kurulu, 2021/384 E., 2022/1596 K., 24.11.2022
    İlgili madde: m.62
  10. Hukuk Genel Kurulu, 2019/595 E., 2022/639 K., 17.05.2022
    İlgili madde: m.56
Diğer 27 karar
  1. Hukuk Genel Kurulu, 2019/219 E., 2022/68 K., 27.01.2022
    İlgili madde: m.62
  2. Hukuk Genel Kurulu, 2019/146 E., 2022/67 K., 27.01.2022
    İlgili madde: m.62
  3. Hukuk Genel Kurulu, 2021/163 E., 2021/1734 K., 21.12.2021
    İlgili madde: m.62
  4. Hukuk Genel Kurulu, 2018/1017 E., 2021/1014 K., 16.09.2021
    İlgili madde: m.62
  5. Hukuk Genel Kurulu, 2016/411 E., 2019/567 K., 16.05.2019
    İlgili madde: m.61
  6. Hukuk Genel Kurulu, 2017/3167 E., 2019/36 K., 29.01.2019
    İlgili madde: m.61
  7. Hukuk Genel Kurulu, 2018/606 E., 2018/1331 K., 19.09.2018
    İlgili madde: m.61
  8. Hukuk Genel Kurulu, 2017/386 E., 2017/1611 K., 13.12.2017
    İlgili madde: m.61
  9. Hukuk Genel Kurulu, 2016/1507 E., 2017/1747 K., 13.12.2017
    İlgili madde: m.61
  10. Hukuk Genel Kurulu, 2016/1606 E., 2017/1609 K., 13.12.2017
    İlgili madde: m.61
  11. 3. Hukuk Dairesi, 2025/4599 E., 2025/6094 K., 11.12.2025
    İlgili madde: m.59
  12. 3. Hukuk Dairesi, 2025/4872 E., 2025/6095 K., 11.12.2025
    İlgili madde: m.59
  13. 3. Hukuk Dairesi, 2025/4544 E., 2025/5921 K., 04.12.2025
    İlgili madde: m.59
  14. 3. Hukuk Dairesi, 2024/2922 E., 2025/5792 K., 01.12.2025
    İlgili madde: m.59
  15. 6. Daire, 2019/15663 E., 2021/13172 K., 30.11.2021
    İlgili madde: m.63
  16. 6. Daire, 2019/15737 E., 2021/13173 K., 30.11.2021
    İlgili madde: m.63
  17. 8. Daire, 2016/4610 E., 2021/3124 K., 15.06.2021
    İlgili madde: m.65
  18. 8. Daire, 2016/4605 E., 2021/3123 K., 15.06.2021
    İlgili madde: m.65
  19. 6. Daire, 2020/9750 E., 2020/12596 K., 10.12.2020
    İlgili madde: m.63
  20. 6. Daire, 2020/9758 E., 2020/12598 K., 10.12.2020
    İlgili madde: m.63
  21. 6. Daire, 2020/9756 E., 2020/12597 K., 10.12.2020
    İlgili madde: m.63
  22. 10. Daire, 2015/786 E., 2020/3839 K., 15.10.2020
    İlgili madde: m.59
  23. Danıştay 15. Daire Başkanlığı, 2014/4561 E., 2016/927 K., 16.02.2016
    İlgili madde: m.56
  24. Danıştay 15. Daire Başkanlığı, 2013/8362 E., 2015/9106 K., 23.12.2015
    İlgili madde: m.56
  25. Danıştay 15. Daire Başkanlığı, 2013/5956 E., 2015/8663 K., 09.12.2015
    İlgili madde: m.56
  26. Danıştay 15. Daire Başkanlığı, 2013/2247 E., 2015/8661 K., 09.12.2015
    İlgili madde: m.56
  27. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2021/629 E., 2023/1133 K., 13.07.2023
    İlgili madde: m.56

Bağlayıcılık derecesine göre sıralı (Anayasa Mahkemesi, içtihadı birleştirme, genel kurullar, daireler); her grupta yeni karar önce. Tam metin karar deposundan istek üzerine yüklenir. Hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ayrıca denetleyin.

Madde bağlantıları, tarihine kadar Resmî Gazete'de yayımlanan değişiklikleri içeren güncel metne gider.

Bu konudaki maddelerde bilinen en yeni değişiklik: 17.03.2011 (m.59).

Anlatım 21.10.2026 tarihinde derlendi. Bağlayıcı olan madde metnidir.

Bu konuyu panelde çalış

Panelde bu konu 2.3. Sosyal ve Ekonomik Hak ve Ödevler bölümünde yer alıyor.

Panelde çalış