Avukatlık sınavı, genel olarak ve yalnız avukatların yapabileceği işler

Avukatlık Kanunu m.28–43Avukatlık HukukuSon değişiklik: 28.03.2023 (m.43)

Kısaca

Avukatlık Kanunu m.28, avukatın işi reddetme zorunluluğunu düzenleyen bir hükümdür. 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 29. maddesi, eski düzenlemede avukatlık stajı ve sınavıyla ilgili hükümler arasında yer alan, ancak 2006 yılında 5558 sayılı Kanun ile yürürlükten kaldırılmış olan bir maddedir. Avukatlık Kanunu m.30, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 30. maddesi için yapılmıştır.

Kapsam

Bu konu, Avukatlık Kanunu m.28–43 hükümlerini kapsar.

Yürürlükten kaldırılmış: m.32, m.33, m.32-33.

Avukatlık Kanunu m.28 — Avukatlık sınavı

Bu madde, avukatın işi reddetme zorunluluğunu düzenleyen bir hükümdür. Madde metninde yalnızca "işin reddi zorunluluğu" başlığı altında, avukatın belirli hallerde işi kabul etmekten kaçınmak zorunda olduğu durumlar sayılmaktadır. Madde, mevcut metin itibarıyla 2006 tarihli 5558 sayılı Kanunla mülga edilmiş olup yürürlükte uygulanabilir bir hüküm değildir. Kapsamı, yürürlükten kaldırılmış bu düzenlemenin konusunu oluşturan işin reddine ilişkin yasak hallerdir. Madde, avukatın vekâlet sözleşmesinin kurulması, sona ermesi, ücret, avukatlık sınavı ve staj gibi konuları düzenlemez (bunlar için ilgili maddelere bakılmalıdır).

Avukatlık sınavı: hangi kavramlar bilinmeli?

İşin reddi zorunluluğu
Avukatın belirli hallerde bir işi kabul etmesinin yasaklandığı ve bu nedenle işi reddetmek zorunda olduğu durumu ifade eder. Madde metninde yalnızca başlığı yer almakta, ayrıntılı hükümleri mülga metinde bulunmaktadır.
Mülga hüküm
5558 sayılı Kanunla yürürlükten kaldırılan düzenlemedir. Bu nedenle madde metni yürürlükte değildir ve uygulamada bağlayıcı bir kural oluşturmaz.

Avukatlık sınavı: hangi sonuçları doğurur?

  • Madde 28 mülga olduğundan, yürürlükte olmayan bu hüküm uyarınca avukatın işi reddetme zorunluluğu doğmaz.
  • Madde metni mülga edildiği için, bu maddeye dayanılarak bir avukatın işi reddetmesinin yaptırımından söz edilemez.

Avukatlık sınavı: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Mülga 28 nci maddeyi yürürlükte bir hüküm gibi uygulamak.
  • Maddenin başlığını gördüğünde içeriğini tamamen yürürlükteymiş gibi kabul ederek işin reddine ilişkin koşulları eski metinden hatırlamaya çalışmak.
  • Kitap ve kararlarda geçen eski metne dayanarak işin reddi yükümlülüğünü güncel mevzuatta da varmış gibi yorumlamak.

Nasıl ispat edilir?

  • Maddenin mülga olduğunu ortaya koymak için 5558 sayılı Kanunun Resmî Gazete'de yayımlanmış metni esas alınır; mülgiyet hukuki bir olgu olarak resmî kaynaktan kanıtlanır.
  • Bir işin reddinin hukuka uygun olup olmadığını ileri süren taraf, başka bir yürürlükte olan düzenlemeye dayanmak zorundadır; mülga 28 nci maddeye dayanılması ispat açısından geçersizdir.
  • Avukatın işi reddetmesinin meslek kurallarına veya başka bir kanuna uygunluğu, o düzenlemenin metni ile birlikte ortaya konur.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 5558 sayılı Kanun: Madde 28'i yürürlükten kaldıran kanundur; 28 nci madde bu kanunun 1. maddesi ile mülga edilmiştir.

Avukatlık Kanunu m.29 — Sınava gireceklerin tespiti

1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 29. maddesi, eski düzenlemede avukatlık stajı ve sınavıyla ilgili hükümler arasında yer alan, ancak 2006 yılında 5558 sayılı Kanun ile yürürlükten kaldırılmış olan bir maddedir. Madde metni yalnızca "Mülga" ibaresini taşımaktadır; dolayısıyla bugün için yürürlükte bir hüküm içermemektedir. Madde, eski düzenlemede avukatlık sınavına ilişkin hükümler kümesinin parçasıydı ve bu kümede sınav konusundaki ayrıntılı kurallar yer alıyordu. Madde metni düzenlediği konuları ve kapsamını açıkça göstermemektedir. Maddenin bugünkü yürürlükteki avukatlık sınavı rejimini, avukatlık stajına kabul şartlarını ya da Hukuk Mesleklerine Giriş Sınavını düzenlemediği; bu konuların ilgili güncel düzenlemelerde yer aldığı söylenebilir.

Sınava gireceklerin tespiti: hangi sonuçları doğurur?

  • Madde metni mülga olduğundan bugün için uygulanabilir bir hükmü yoktur ve avukatlık sınavına ilişkin bir yükümlülük doğurmaz.
  • Maddenin dayandığı avukatlık sınavı şartı 5558 sayılı Kanun ile 28/11/2006 tarihinde kaldırılmış, bu şart hiç uygulanmadan yürürlükten çıkmıştır.

Sınava gireceklerin tespiti: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Mülga 29. maddeyi yürürlükte bir hüküm gibi okumak ve bugünkü avukatlık kabul şartlarını bu maddeye dayandırmak.
  • Anayasa Mahkemesi iptal kararının sınav şartını kendiliğinden yeniden yürürlüğe soktuğunu varsaymak; kararın sonucu sınavın kanuni temelinin kalmadığıdır.
  • Madde metninin tek başına eski sınav kuralının içeriğini verdiğini düşünerek ayrıntıları madde metninden çıkarmaya çalışmak; metin yalnızca mülgalık bilgisi taşımaktadır.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Avukatlık sınavı şartının kanuni dayanağı 2006'da kaldırıldıktan sonra Anayasa Mahkemesi'nin 2009 tarihli iptal kararıyla yeniden canlanmamış, bu boşluk sonraki dönemde de dolmamıştır.
  • Yönetmelik düzeyinde getirilen staja kabul değerlendirmesinin, 1136 sayılı Kanun m.182'ye eklenen fıkra nedeniyle kanuni dayanağının bulunmadığı yönünde yorum yapılmaktadır.

Nasıl ispat edilir?

  • Maddenin mülga olduğunu ve yürürlükte olmadığını gösteren resmi kaynak, 5558 sayılı Kanun'un ilgili maddesidir; bu hususu iddia eden taraf değil, uygulayıcı kendiliğinden dikkate alır.
  • Maddenin dayandığı eski sınav şartının bugün uygulanabilir olduğunu ileri süren taraf, bu şartın yeniden yürürlüğe girdiğini mevzuatla ispatlamakla yükümlüdür.
  • Güncel avukatlık kabul şartlarını iddia eden taraf, 1136 sayılı Kanun'un yürürlükteki maddelerini ve ilgili yönetmelik hükümlerini delil olarak sunmalıdır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 5558 sayılı Kanun: Avukatlık sınavı şartını yürürlükten kaldıran ve 29. maddeyi mülga eden kanundur.
  • 1136 sayılı Kanun m.28: Sınav hükümlerinin bir parçası olan komşu maddedir; 29. madde ile birlikte mülga edilmiştir.
  • 1136 sayılı Kanun m.31: Avukatlık sınavına ilişkin kümenin son maddesi olup 29. maddeyle birlikte mülga edilmiştir.

Avukatlık Kanunu m.30 — Sınavın şekli ve konuları

Bu madde, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 30. maddesi için yapılmıştır. Madde metni "Mülga: 28/11/2006-5558/1 md." notu taşıdığından yürürlükte bir hüküm içermemektedir. Maddenin eski düzenlemesinde avukatlık sınavına ilişkin hükümler bulunuyordu ve bu hükümler 5558 sayılı Kanun ile kaldırılmıştır. Madde, güncel uygulamada bir hak veya yükümlülük kurmamaktadır. Bu nedenle kime uygulandığı bakımından da bir kapsam bulunmamaktadır. Madde metni sınavın düzenlendiği eski mevzuata ilişkin olup, avukatlığa kabul şartlarını, staj koşullarını ve Hukuk Mesleklerine Giriş Sınavına ilişkin güncel düzenlemeyi düzenlemez (AK m.16, m.3). Avukatlık stajına kabul değerlendirmesi ve staj sınavlarına ilişkin yönetmelik düzeni de bu maddenin kapsamı dışındadır.

Sınavın şekli ve konuları: hangi sonuçları doğurur?

  • Madde mülga olduğundan bugün uygulanabilir bir hüküm doğurmaz.
  • Avukatlık sınavına ilişkin eski hükümler 5558 sayılı Kanun'un 1. maddesi ile yürürlükten kaldırılmıştır; bu nedenle sınav şartı bu madde üzerinden uygulanamaz.

Sınavın şekli ve konuları: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Mülga 30. maddeyi güncel bir sınav şartı olarak uygulamak; madde 5558 sayılı Kanun ile yürürlükten kaldırılmıştır.
  • Ders anlatımındaki eski sınav ayrıntılarını (altı defa başarısızlık, dört yıl içinde sınava giriş gibi) güncel bir kural sanmak; bu hükümler mülga maddeye aittir ve bugün uygulanmaz.
  • Avukatlık sınav şartının Anayasa Mahkemesi iptaliyle yeniden canlandığını varsaymak; iptal sonrası yasal bir sınav düzenlenmemiştir.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Anayasa Mahkemesi, avukatlık sınav şartını yürürlükten kaldıran 5558 sayılı Kanun'un ilgili hükmünü iptal etmiş, ancak bu iptal sonrası sınavı yeniden getiren yasal bir düzenleme yapılmamıştır. (15. Hukuk Dairesi, 2018/5477 E., 2019/3290 K., 10.07.2019)

Nasıl ispat edilir?

  • Mülga bir madde hakkında dava açıldığında, uyuşmazlığın hangi tarihte doğduğu ve o tarihte madde metninin yürürlükte olup olmadığı tespit edilmelidir; ispat yükü bunu ileri süren tarafa aittir.
  • Maddenin mülga olduğu, Resmî Gazete'de yayımlanmış değişiklik kanunları (5558 sayılı Kanun, 6552 sayılı Kanun) ile belirlenir; bu belgeler yazılı delil niteliğindedir.
  • Karşı taraf, maddenin uygulanması gereken bir olay döneminde yürürlükte olduğunu savunuyorsa bu savunmayı yürürlük tarihi belgesiyle ispatlamak zorundadır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 1136 sayılı Kanun m.16: Avukatlık stajına başlamak için aranacak şartları düzenler; güncel mevzuatta Hukuk Mesleklerine Giriş Sınavı şartı bu maddede yer alır, dolayısıyla eski sınav düzenlemesinin yerini belirleyen hükümdür.

Avukatlık Kanunu m.31 — Sınav sonuçları

1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 31. maddesi, mülga 28/11/2006 tarihli ve 5558 sayılı Kanun'la yürürlükten kaldırılmış olan avukatlık sınavı düzenlemesinin bir parçasıdır. Madde metni yalnızca "Madde 31 – (Yeniden düzenleme: 2/5/2001 - 4667/20 md.; Mülga: 28/11/2006 - 5558/1 md.)" ifadesinden ibarettir; sınavın nasıl yapılacağına ilişkin hükümler maddede yer almamaktadır. Madde, mülga bir hükmün yürürlük kaydı olarak bugün yalnızca tarihçe bakımından anlam taşır ve bugün için hiçbir hak, yükümlülük veya yaptırım doğurmaz. Maddenin kime uygulandığı bakımından, bugün avukatlığa kabul için sınav şartı bulunmadığından, uygulama alanı kalmamıştır. Madde, avukatlık sınavının konusu, yapılışı, başarı ölçütü ve başarısızlık sonuçlarını düzenlemez; bu konular mülga 28. ve 30. maddelerle, avukatlık kabul şartlarına ilişkin 3. maddenin (d) bendi ile 2001 tarihli 4667 sayılı Kanun'un ilgili geçici hükümleriyle sınırlı olarak ilgilidir. Bugünkü staj ve kabul düzenlemesi için 16. maddeye ve Hukuk Mesleklerine Giriş Sınavına bakılmalıdır.

Sınav sonuçları: hangi kavramlar bilinmeli?

Mülga hüküm
Yürürlükten kaldırılmış ve artık uygulanmayan kanun maddesidir. 31. madde, 5558 sayılı Kanun'un 1. maddesiyle yürürlükten kaldırıldığından bugün bağlayıcı bir norm değildir.
Avukatlık sınavı
2001 tarihli 4667 sayılı Kanun ile avukatlığa kabul şartı olarak getirilmiş, ancak 5558 sayılı Kanun ile uygulanmadan kaldırılmış olan sınavdır. Bugün avukatlığa kabul için kanuni bir sınav şartı bulunmamaktadır.
Yeniden düzenleme kaydı
Maddenin hangi kanun değişikliğiyle biçimlendiğini gösteren künye bilgisidir. Hükmün içeriğini belirlemez, yalnızca tarihçeyi gösterir.

Sınav sonuçları: hangi sonuçları doğurur?

  • Madde yürürlükten kaldırıldığı için bugün hiçbir hak, yükümlülük veya yaptırım doğurmaz.
  • Madde metni yalnızca mülga olduğunu gösterdiğinden, avukatlık sınavına ilişkin bir kuralın varlığı bu maddeye dayanılarak ileri sürülemez.
  • Avukatlık sınavının yapılmamış olması, mevcut kabul düzenlemesi bakımından bu maddeye dayanılarak bir sonuç doğurmaz.

Mülga 31. madde ile güncel staj ve kabul düzenlemesi arasındaki fark nedir?

Mülga 31. madde, 4667 sayılı Kanun'la eklenen avukatlık sınavı hükümlerinin bir parçası olarak sınavın yapılışını düzenlemekteydi.

Bugün geçerli olan 16. madde, avukatlık stajına başlamak için Hukuk Mesleklerine Giriş Sınavında başarılı olmayı şart koşmaktadır.

Mülga 31. madde bugün uygulanmaz; avukatlığa kabul bakımından sınav şartı, 16. maddedeki staja başlama şartı üzerinden ve kabul şartı olarak değil, staj başlangıcı bakımından aranmaktadır.

Sınav sonuçları: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Mülga 31. maddeyi güncel bir sınav şartının dayanağı saymak; madde bugün yürürlükte değildir.
  • Madde metninde bulunmayan sınav usulü, başarı puanı veya tekrar hakkı gibi ayrıntıları bu maddeye bağlamak; bu ayrıntılar mülga hükümlerde ve yönetmeliklerde yer alıyordu, maddenin kendi metninde yoktur.
  • Mülga 3. madde (d) bendi ile 31. maddeyi birbirine karıştırmak; (d) bendi kabul şartını, 31. madde ise sınavın yapılışını düzenliyordu.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Anayasa Mahkemesi, avukatlık sınav şartını kaldıran düzenlemeyi iptal etmiş; ancak bu iptal kararının ardından kanun koyucu sınavı yeniden getiren bir düzenleme yapmamıştır.
  • Yönetmelik düzeyinde getirilen staja kabul değerlendirmesinin, sonradan kanuna eklenen 182. madde ikinci fıkrası karşısında kanuni dayanağının kalmadığı tartışılmaktadır.

Nasıl ispat edilir?

  • Mülga bir maddeye dayanılarak bugün bir hak talep eden tarafın, bu maddenin yürürlükte olduğunu ispat etmesi gerekir; yürürlük kaydı mülgalığı açıkça göstermektedir.
  • Avukatlık sınavına dayalı bir kabul işleminin hukukiliği tartışıldığında, ilgili belge olarak 16. madde ve 182. maddenin ikinci fıkrası esas alınmalıdır.
  • Mülga 31. maddenin içeriğini gösteren belge olarak Resmî Gazete'de yayımlanmış 5558 sayılı Kanun ve 4667 sayılı Kanun metinleri kullanılmalıdır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 1136 sayılı Avukatlık Kanunu m.16: Bugün staja başlamak için aranan şartları düzenler; Hukuk Mesleklerine Giriş Sınavı başarısını staja başlama şartı olarak getirir. Mülga 31. maddenin yerine geçen güncel düzenlemedir.
  • 1136 sayılı Avukatlık Kanunu m.3: Avukatlığa kabul şartlarını sayar. Mülga 4667 sayılı Kanun ile eklenen (d) bendi, sınav başarısını kabul şartı olarak düzenlemişti; bu bent 5558 sayılı Kanun ile yürürlükten kaldırılmıştır.
  • 1136 sayılı Avukatlık Kanunu m.182: 2014 yılında 6552 sayılı Kanun ile eklenen ikinci fıkra, yönetmelik veya diğer düzenleyici işlemle avukatlık stajına kabulde, staj döneminde ve avukatlık mesleğine kabulde sınav veya benzeri bir rejim öngörülemeyeceğini hükme bağlar.

Avukatlık Kanunu m.34 — Genel olarak

Madde, avukatların yüklendikleri görevleri özen, doğruluk ve onur içinde yerine getirme yükümlülüğünü ve avukatlık unvanının gerektirdiği saygı ve güvene uygun davranma yükümlülüğünü genel olarak düzenler; bu yükümlülüklerin somut içeriğini Türkiye Barolar Birliğince belirlenen meslek kurallarına bırakır. Hüküm, Türkiye'de avukatlık yapan, baroya kayıtlı tüm avukatlar bakımından ve müvekkille kurulan vekâlet ilişkisi içindeki görevleri bakımından uygulanır. Madde, avukatın müvekkiline karşı ücret, avans ve masraf isteme ya da hapis hakkı gibi haklarını düzenlemez (ilgili haklar ayrı maddelerde ve ücret sözleşmesinde yer alır). Madde, avukatlık yasaklarını ve bağdaşmayan işleri düzenlemez (m.11 ve m.12 ile m.13-m.14 ve m.38 kapsamındadır). Madde, avukatın meslek kurallarına aykırılığında uygulanacak disiplin yaptırımlarını ve disiplin usulünü düzenlemez (disiplin hükümleri Kanun'un disiplin bölümünde yer alır). Avukatın vekâlet ilişkisinden doğan sorumluluğunun hukuki sonuçları ve tazminat yükümlülüğü, Borçlar Kanunu'nun vekâlete ilişkin hükümleriyle birlikte değerlendirilir; madde bu sorumluluğun kendisini kurmaz.

Genel olarak: hangi kavramlar bilinmeli?

Özen yükümlülüğü
Avukatın üstlendiği işi, bu görevin gerektirdiği ölçüde dikkat ve emekle yerine getirme borcudur. Avukatın özen borcu, alelade vekilin özen borcundan daha ağırdır; işin sonucunun elde edilmesini değil, sonuca ulaşmak için gereken çalışmanın özenle yapılmasını kapsar.
Doğruluk ve onur
Avukatın görevini dürüstlük, açıklık ve mesleğin itibarına uygun bir tutumla yürütmesi anlamına gelir. Bu ölçüt, avukatın müvekkiline ve karşı tarafa karşı davranışının da değerlendirilmesinde kullanılır.
Avukatlık unvanının gerektirdiği saygı ve güven
Avukatın mesleki unvanı nedeniyle kamuoyunda ve mesleki çevrede taşıdığı güvenin korunmasını ifade eder. Özel hayatta yapılan her davranış değil, unvanla bağdaşmayan ve mesleğin itibarını zedeleyen tutum ve davranışlar bu ölçüte konu olur.
Meslek kuralları
Türkiye Barolar Birliğince belirlenen ve avukatların uyması gereken davranış kurallarıdır. Madde, somut davranış yükümlülüklerinin bu kurallarla belirleneceğini öngörür; kuralların içeriği madde metninde yazılı değildir.

Genel olarak: hangi şartlar aranır?

  • Avukatın bir görev üstlenmiş olması, yani müvekkille vekâlet ya da benzeri bir mesleki ilişki kurulmuş bulunması gerekir.
  • Üstlenilen görevin özen, doğruluk ve onur içinde yerine getirilmesi gerekir; bu yükümlülük avukatın kişisel durumundan bağımsız olarak aranır.
  • Avukatın davranışının, avukatlık unvanının gerektirdiği saygı ve güvene uygun olması gerekir.
  • Avukatın davranışının Türkiye Barolar Birliğince belirlenen meslek kurallarına uygun olması gerekir.
  • Yükümlülüğün yerine getirilmemesi, mesleki kusur ve ihlal olarak değerlendirilmek için, aynı davranışın özen borcu ölçüsünde kusurlu olması gerekir.

Genel olarak: hangi sonuçları doğurur?

  • Avukat, üstlendiği görevi özen, doğruluk ve onur içinde yerine getirmezse, bundan doğan zarardan sorumlu olur.
  • Sorumluluk objektif nitelikte değerlendirildiğinden, avukatın iyi niyeti veya kişisel durumu, özen yükümlülüğüne aykırılığı ortadan kaldırmaz.
  • Avukatın işin sonucunu elde edememesi tek başına sorumluluk doğurmaz; özen borcuna aykırılık ortaya konulmalıdır.
  • Avukatın, kanunu ve yargısal kararları bilmemesi ya da mevzuattaki değişiklikleri izlememesi, özen yükümlülüğüne aykırılık sayılır.
  • Avukatın saygı ve güven ilkesine aykırı davranışı, meslek kuralları ile birlikte değerlendirilir ve disiplin yaptırımına konu olabilir.
  • Meslek kurallarına aykırılık, Kanun'daki disiplin hükümleri uyarınca ayrıca yaptırıma bağlanır.
  • Madde, ücret veya masraf gibi avukatın haklarını etkilemez; bu haklar ayrı hükümlere tabidir.
  • Madde, avukatın kendi kusurundan doğmayan ve işin doğası gereği engellenen durumlarda sorumluluğu kendiliğinden doğurmaz.

Genel vekil ile avukat arasındaki fark nedir?

Borçlar Kanunu'nun vekile ilişkin genel özen ölçüsünde, basiretli vekilin göstereceği davranış esas alınır.

Avukat, bu genel ölçünün üzerinde, avukatlık mesleğinin kamu hizmeti niteliğinden doğan ağırlaştırılmış özen yükümlülüğü altındadır.

Avukatın sorumluluğu, genel vekilin sorumluluğuna göre daha sıkı değerlendirilir ve sübjektif nedenler avukatı sorumluluktan kurtarmaz.

Sonuç borcu ile özen borcu arasındaki fark nedir?

Avukatın elde edilmesini garanti ettiği bir sonuç yoktur; işin sonucu avukatın kontrolünde değildir.

Avukatın yükümlü olduğu, sonuca ulaşmak için gereken çalışmayı ve yolu özenle seçip yürütmesidir.

Sonucun elde edilmemesi tek başına sorumluluk doğurmaz; sorumluluk, özenin yerine getirilmemesine bağlanır.

Kanun ile meslek kuralları arasındaki fark nedir?

Madde metninde yer alan genel ilkeler (özen, doğruluk, onur, saygı ve güven) kanun düzeyinde bağlayıcıdır.

Bu ilkelerin somut davranış biçimleri, Türkiye Barolar Birliğince belirlenen meslek kurallarında ayrıntılanır.

Meslek kuralına aykırı davranış, madde kapsamında mesleki ihlal sayılır; bu ihlalin disiplin sonucu ayrıca disiplin hükümlerine göre belirlenir.

Mesleki ihlal ile hata niteliği arasındaki fark nedir?

Avukatın yükümlülüğe aykırı davranışı, kusurlu ihmal ya da savsama niteliğindedir.

Avukatın bilgi ve tecrübe eksikliği, kusursuz bir hata olarak değerlendirilebilir; ancak bu hata da özen ölçüsü içinde aranır.

Bilgisizlik ve savsama, kusurlu davranış sayıldığından avukat bundan doğan zarardan sorumlu tutulur.

Genel olarak: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Madde metnini sonuç garantisi olarak okumak; avukatın işi kaybetmesini tek başına özen ihlali saymak.
  • Sübjektif nedenleri (kişisel durum, iyi niyet, yoğunluk) sorumluluğu kaldıran gerekçe olarak değerlendirmek; oysa özen borcu objektif sorumluluk niteliğindedir.
  • Özen yükümlülüğünü Borçlar Kanunu'ndaki genel vekil ölçüsüyle sınırlamak; avukat için ağırlaştırılmış özen ölçüsünün uygulanması gerekir.
  • Yalnızca kanun metnini bilmekle yetinmek; yargısal kararların ve mevzuat değişikliklerinin de izlenmesi gerektiğini gözden kaçırmak.
  • Meslek kurallarını madde metninin dışında bırakmak; kurallar, m.34'teki ilkelerin somut içeriğini oluşturur ve birlikte uygulanır.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, avukatın özen borcunun objektif sorumluluk niteliğinde olduğunu ve sübjektif nedenlerin sorumluluğu ortadan kaldırmadığını kabul etmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2023/638 E., 2025/236 K., 16.04.2025; Genel Kurul, 2020/34420 E., 31.01.2024)
  • Mahkemeler, avukatın özen yükümlülüğünün Borçlar Kanunu'ndaki genel vekil ölçüsünden daha ağır olduğunu, bu nedenle m.34 ve Meslek Kuralları'nın birlikte değerlendirilmesi gerektiğini kabul etmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2014/131 E., 2017/521 K., 05.12.2017; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi, 2023/2260 E., 2025/183 K., 19.02.2025)
  • Uygulamada, basiretli bir avukatın mazeretsiz olarak duruşmaya katılmaması ve bunun sonucunda dosyanın işlemden kaldırılmasının, özen yükümlülüğüne aykırılığın açık göstergesi sayıldığı kabul edilmektedir. (Genel Kurul, 2020/34420 E., 31.01.2024; Hukuk Genel Kurulu, 2021/818 E., 2021/1467 K., 18.11.2021)
  • Yargı kararlarında, işin yoğunluğu veya adliyenin uzaklığı gibi gerekçelerin özen yükümlülüğünü ortadan kaldırmadığı kabul edilmektedir. (Genel Kurul, 2020/34420 E., 31.01.2024)
  • Yargıtay, avukatın kanun değişikliklerini ve yargısal kararları izlemesi gerektiğini; bilgisizliğin ya da 'bilmiyordum' savunmasının özen borcunu karşılamayacağını kabul etmektedir. (Genel Kurul, 2020/34420 E., 31.01.2024; Ceza Genel Kurulu, 2014/131 E., 2017/521 K., 05.12.2017)
  • Uygulamada, avukatın işin sonucunu garanti edemeyeceği, ancak sonuca ulaşmak için gereken çalışmayı özenle yapması gerektiği kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2021/818 E., 2021/1467 K., 18.11.2021)

Nasıl ispat edilir?

  • Avukatın özen yükümlülüğüne aykırılığını ileri süren taraf (genellikle müvekkil), aykırılığı ve bundan doğan zararı ispatlamakla yükümlüdür.
  • Özen yükümlülüğüne aykırılık, dosya kayıtları, duruşma tutanakları, mahkeme kararları ve yazışmalar gibi yazılı belgelerle ispatlanır.
  • Avukat, mazeret olarak öne sürdüğü olağanüstü bir durumun varlığını ve bu durumun özen ölçüsünde engel teşkil ettiğini ispatlamakla yükümlüdür; sübjektif nedenler tek başına sorumluluğu ortadan kaldırmaz.
  • Avukatın işin sonucunu elde edememiş olması tek başına yeterli delil sayılmaz; davacının, sonuca ulaşmak için gereken çalışmanın özensiz yapıldığını göstermesi gerekir.
  • Meslek kurallarına aykırılığın disiplin bakımından ispatında, Türkiye Barolar Birliği disiplin kurulu kararları ve ilgili yazılı belgeler esas alınır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 1136 sayılı Kanun m.11: Avukatın yapamayacağı işleri sayar; bu yasaklara uymamak, m.34'teki onur ve saygı ilkesiyle birlikte değerlendirilir.
  • 1136 sayılı Kanun m.35: Avukatlara özgü dava takibi ve hukuki mütalaa yetkisini düzenler; avukatın özen yükümlülüğünün kapsadığı görevlerin sınırını belirler.
  • 1136 sayılı Kanun m.38: Avukatın yolsuz veya haksız işi reddetme ve menfaat çatışması yasaklarını düzenler; m.34'teki doğruluk ve onur ilkesinin somut uygulamalarını oluşturur.
  • 1136 sayılı Kanun m.35/A: Uzlaşma tutanaklarının avukatlar tarafından birlikte imzalanmasını düzenler; avukatın özen ve doğruluk yükümlülüğünün uygulandığı bir alandır.
  • 1136 sayılı Kanun m.163-175: Avukatlık ücret sözleşmesi ve vekâlet ücretini düzenler; m.34 bu ilişkilerin yürütülmesinde özen ve doğruluk ölçütünü getirir.
  • 6098 sayılı Kanun m.506: Vekilin özen borcunu ve sorumluluğunu genel olarak düzenler; avukatın özen yükümlülüğü bu hükümle birlikte değerlendirilir, ancak avukat için daha ağır bir ölçü uygulanır.

Avukatlık Kanunu m.35 — Yalnız avukatların yapabileceği işler

Madde, avukatlık tekelinin kapsamını ve bu tekelin istisnalarını düzenler. Kanun işlerinde ve hukuki meselelerde mütalaa vermek, mahkeme, hakem veya yargı yetkisi bulunan diğer organlar önünde gerçek ve tüzel kişilerin haklarını dava edip savunmak, adli işlemleri takip etmek ve bu işlere ilişkin evrakı düzenlemek yalnızca baroda yazılı avukatlara aittir. Maddenin birinci fıkrası bu yetkilerin tekelini, ikinci fıkrası resmi dairelerdeki işleri takibi, üçüncü fıkrası ise dava açmaya yeteneği olanların kendi davalarına ilişkin işlemleri ve belirli anonim şirket ile yapı kooperatiflerinin sözleşmeli avukat bulundurma yükümlülüğünü kapsar. Madde, avukatlık ücreti, vekâletin kapsamı, avukatın uzlaşma yetkisi (m.35/A), baro levhasına kayıt koşulları ve tekel ihlalinin cezai yaptırımını düzenlemez; bunlar için 1136 sayılı Kanunun ilgili maddelerine (m.3-10, m.35/A, m.63) bakılmalıdır. Ayrıca vekâletin esasları Türk Borçlar Kanunu'nun vekâlet hükümlerinde (TBK m.504 vd.) yer alır; dava ve icra işlerinde süreye ve usule ilişkin kurallar ise Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile İcra ve İflas Kanunu'nda düzenlenmiştir.

Yalnız avukatların yapabileceği işler: hangi kavramlar bilinmeli?

Avukatlık tekeli
Birinci fıkradaki işlerin yalnızca baroda yazılı avukatlar tarafından yapılabilmesi kuralıdır. Tekel, hem dava takibini hem de evrak düzenlemeyi kapsar; kapsamı dışında kalan işler için tekelden söz edilemez.
Baroda yazılı avukat
Baro levhasına kayıtlı olan ve avukatlık yetkisini bu sıfatla kullanan kişidir. Levhaya kayıtlı olmayan kişiler, işten yasaklı avukatlar dahil, birinci fıkradaki yetkileri kullanamaz.
Resmi daireler
Birinci fıkradaki tekel kapsamı dışında kalan kamu kurum ve kuruluşlarıdır. Baroda yazılı avukatlar bu dairelerdeki işleri takip edebilir; ancak bu hüküm, tekel dışı alanlarda avukat dışı kişilere izin vermez.
Sözleşmeli avukat
Üçüncü fıkrada sayılan anonim şirket ve yapı kooperatiflerinin bulundurmakla yükümlü olduğu avukattır. Bu yükümlülük, sermaye miktarı ve üye sayısı ölçütlerine bağlıdır.
Esas sermaye miktarının beş katı
TTK m.272'de öngörülen esas sermayenin beş katı veya daha fazlası anlamına gelir. Anonim şirketlerde sözleşmeli avukat bulundurma eşiğini belirler.

Yalnız avukatların yapabileceği işler: hangi şartlar aranır?

  • Tekel kapsamındaki bir işin (mütalaa, dava ve savunma, adli işlemleri takip, evrak düzenleme) yapılmasında, işi yapan kişinin baroda yazılı avukat olması gerekir.
  • Birinci fıkradaki işlerin yapıldığı yer bakımından, bunların mahkeme, hakem veya yargı yetkisi bulunan diğer organlar önünde ya da ilgili işlem bakımından yapılmış olması gerekir.
  • Resmi dairelerdeki işlerin takibinde, bu işin birinci fıkradaki tekel kapsamı dışında kalması ve takibi yapanın baroda yazılı avukat olması gerekir.
  • Dava açmaya yeteneği olan kişinin kendi davasına ait evrakı düzenlemesi, davasını bizzat açması ve işini takip etmesi için bu davanın kendi davası olması gerekir; başkasının davası bu istisna kapsamında değildir.
  • Üçüncü fıkrada sayılan anonim şirketin esas sermayesinin TTK m.272'deki miktarın beş katı veya daha fazla olması ya da yapı kooperatifinin üye sayısının yüz veya daha fazla olması halinde, kuruluşun sözleşmeli avukat bulundurması gerekir.
  • Sözleşmeli avukat bulundurma yükümlülüğüne aykırı davranan kuruluşlara, Cumhuriyet savcısının sözleşmeli avukat tayin etmediği her ay için, suç tarihinde yürürlükte bulunan asgari ücretin iki aylık brüt tutarı kadar idari para cezası verilmesi gerekir.
  • Hukuk ve Ceza Muhakemeleri Usulleri kanunları ile diğer kanun hükümlerinin saklı tutulması gerekir; bu saklılık nedeniyle tekelin kanunda öngörülen istisnaları da uygulanabilir.

Yalnız avukatların yapabileceği işler: hangi sonuçları doğurur?

  • Birinci fıkradaki tekel alanında baroda yazılı olmayan kişi işlem yaparsa, bu işlemler avukatlık tekeline aykırılık oluşturur ve AvK m.63 uyarınca yaptırıma tabi olur.
  • Dava açmaya yeteneği olan kişi kendi davasına ait evrakı düzenleyebilir, davasını bizzat açabilir ve işini takip edebilir.
  • Sözleşmeli avukat bulundurma yükümlülüğü, esas sermaye ve üye sayısı eşiklerini aşan anonim şirket ve yapı kooperatifleri bakımından doğar.
  • Yükümlülüğe aykırı davranan kuruluşa, Cumhuriyet savcısı tarafından sözleşmeli avukat tayin edilmediği her ay için, suç tarihindeki asgari ücretin iki aylık brüt tutarı kadar idari para cezası verilir.
  • Üçüncü fıkrada öngörülen idari para cezasının miktarı, her yıl belirlenen güncel asgari ücret üzerinden hesaplanır; bu nedenle para cezası tutarı kanunda yazılı bir sabit tutar değildir.

Birinci fıkra tekeli ile üçüncü fıkra kendi davası istisnası arasındaki fark nedir?

Birinci fıkra, mütalaa, dava ve savunma, adli işlem takibi ve evrak düzenlemeyi baroda yazılı avukatlara özgüler.

Üçüncü fıkra, dava açmaya yeteneği olan kişinin kendi davasına ait evrakı düzenlemesine, davasını bizzat açmasına ve işini takip etmesine izin verir.

Kişi kendi davasında avukat olmadan işlem yapabilir; başkasının davasında veya başkası adına yapılan işlerde tekel geçerlidir.

Birinci fıkra kapsamındaki işler ile resmi dairelerdeki işler arasındaki fark nedir?

Birinci fıkradaki işler, yargı organları önündeki temsil ve savunmayı kapsar.

İkinci fıkra, birinci fıkra dışında kalan resmi dairelerdeki işleri konu alır.

Resmi dairelerdeki işlerin takibi baroda yazılı avukatlara serbesttir; ancak birinci fıkradaki tekel alanında bu serbestlikten yararlanılamaz.

Anonim şirket sözleşmeli avukat yükümlülüğü ile diğer anonim şirketler arasındaki fark nedir?

Esas sermayesi TTK m.272 miktarının beş katı veya daha fazla olan anonim şirket, sözleşmeli avukat bulundurmak zorundadır.

Bu eşiğin altında kalan anonim şirketlerde böyle bir zorunluluk yoktur.

Eşiği aşan şirket sözleşmeli avukat bulundurmazsa her ay için idari para cezasına muhatap olur.

Yapı kooperatifi sözleşmeli avukat yükümlülüğü ile diğer kooperatifler arasındaki fark nedir?

Üye sayısı yüz veya daha fazla olan yapı kooperatifi sözleşmeli avukat bulundurmak zorundadır.

Üye sayısı yüzün altında kalan yapı kooperatifi ve diğer kooperatifler bu yükümlülük kapsamında değildir.

Eşiği aşan yapı kooperatifi yükümlülüğe aykırı davranırsa idari para cezasıyla karşılaşır.

Yalnız avukatların yapabileceği işler: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Madde metnindeki "sermaye miktarı" ile ödenmiş sermayeyi karıştırmak; eşik, TTK m.272'deki esas sermaye miktarının beş katıdır.
  • Üçüncü fıkradaki kendi davası istisnasını başkasının davasına ya da başkası adına yapılan işlere genişletmek.
  • Idari para cezasının kanundaki tabana göre hesaplanmasını yapmak; güncel asgari ücret esas alınmalıdır.
  • Resmi dairelerdeki işlerin serbestliğini birinci fıkradaki tekel alanına da uygulamak.
  • Sözleşmeli avukat yükümlülüğünü yapı kooperatifleri ile tüm kooperatifler için geçerli saymak; yükümlülük yalnızca yüz veya daha fazla üyeli yapı kooperatiflerine ilişkindir.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Yalnız avukatların yapabileceği işlerin kapsamına giren faaliyetlerin, tekel dışı bir faaliyet olarak değerlendirilmesi halinde haksız rekabet davası açılabileceği kabul edilmektedir. (Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, 2020/1541 E., 2022/1191 K., 29.09.2022; Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, 2020/1387 E., 2022/991 K., 30.06.2022)
  • Avukatlık tekelinin, avukatların önemli bir kısmı yargısal nitelikte olan münhasıran kendilerine tanınmış görev ve yetkilerini kapsadığı kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2021/44 E., 2022/790 K., 08.12.2022; Ceza Genel Kurulu, 2021/43 E., 2021/287 K., 17.06.2021)
  • Tekel ihlali nedeniyle ana sözleşmedeki konu ve amaç ibarelerinin çıkarılmasının istenebildiği kabul edilmektedir. (Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, 2020/1541 E., 2022/1191 K., 29.09.2022; Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, 2020/1387 E., 2022/991 K., 30.06.2022)

Nasıl ispat edilir?

  • Tekel ihlalini ileri süren taraf, ihlalin birinci fıkradaki bir işe ilişkin olduğunu ve işi yapanın baroda yazılı avukat olmadığını ispatla yükümlüdür.
  • Kişinin kendi davası olduğu savunmasında bulunan taraf, dava konusunun kendi hakkı olduğunu ve üçüncü fıkradaki istisnadan yararlandığını ispatlamakla yükümlüdür.
  • Sözleşmeli avukat bulundurma yükümlülüğünün varlığı, şirketin esas sermayesi veya kooperatifin üye sayısı gibi resmi kayıtlarla ispat edilir; bu kayıtlar ticaret sicili ve kooperatif kayıtlarından alınabilir.
  • Idari para cezasının miktarının hesabında, suç tarihinde yürürlükte olan asgari ücretin brüt tutarının belgelenmesi gerekir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 1136 sayılı Kanun m.63: Tekel ihlalinin cezai ve idari yaptırımlarını düzenler; m.35'teki tekelin ihlali bu madde kapsamında cezalandırılır.
  • 1136 sayılı Kanun m.35/A: Avukatlara tanınan uzlaşma yetkisini düzenler; birinci fıkradaki yetkilerin dışında kalan ve tekel alanına giren bir istisna sayılmaz ancak avukatların uyuşmazlığa katılma biçimini belirler.
  • 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.272: Anonim şirketlerde esas sermaye miktarını belirler; sözleşmeli avukat yükümlülüğünün eşiğini oluşturur.
  • 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.504: Vekâletin kapsamını ve vekilin özel yetki gerektiren işlerini düzenler; avukatlık vekâletinin hukuki çerçevesini tamamlar.

Avukatlık Kanunu m.35/A — Uzlaşma sağlama

Avukatlık Kanunu m.35/A, avukatların dava açılmadan veya dava açılmış ancak duruşma başlamadan önce kendilerine intikal eden işlerde karşı tarafı müvekkilleriyle birlikte uzlaşmaya davet etmesini, uzlaşma sağlanması hâlinde düzenlenecek tutanağın asgari içeriğini ve bu tutanağın ilam niteliğini düzenler. Uzlaşmanın konusunun tarafların serbestçe tasarruf edebileceği haklarla sınırlı olduğu, davet ve tutanağın avukatlar ile müvekkilleri tarafından imzalanması gerektiği kurala bağlanmıştır. Madde, avukat ile müvekkili ve karşı taraf arasındaki dava dışı uzlaşma ilişkisine uygulanır; mahkeme önünde yürüyen ve duruşması başlamış davalara uygulanmaz. Maddenin düzenlemediği konular: arabuluculuk süreci ve arabulucunun görev ve yetkileri (6325 sayılı Kanun), mahkeme içi sulh (HMK m.313), tutanağa dayanılarak yapılacak ilamlı icra takibinin usulü (2004 sayılı İİK m.38 ve izleyen hükümler) ile tutanağın iptali için irade fesadına dayanan dava yolu (Borçlar Kanunu hükümleri).

Uzlaşma sağlama: hangi kavramlar bilinmeli?

Uzlaşma
Avukatların davet etmesiyle, taraflar avukatlarının ve taraf kişilerin birlikte imzaladığı tutanakla sonuçlanan, dava dışı ya da duruşma başlamadan önceki aşamada yapılan anlaşmadır. Mahkeme içi sulhten farklı olarak bir mahkeme kararına bağlı değildir.
Tasarruf edilebilir konu
Tarafların kendi iradeleriyle istem sonucu elde edebilecekleri, yani üzerinde serbestçe anlaşabilecekleri haklar. Kanun, uzlaşmanın yalnızca bu konularla sınırlı olmasını öngörür; kamu düzenine ilişkin ya da tarafların serbestçe tasarruf edemeyeceği uyuşmazlıklar bu kapsama girmez.
Uzlaşma tutanağı
Uzlaşmanın konusunu, yerini, tarihini ve tarafların karşılıklı yerine getirmesi gereken hususları içeren, avukatlar ile müvekkillerince birlikte imzalanan belgedir. Tutanağın ilam niteliği kazanması için bu şekil ve içerik şartlarına uygun olması gerekir.
İlam niteliği
Tutanağın 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m.38 anlamında icra edilebilir belge sayılmasıdır. Bu nitelik, tutanağın karşılıklı edimleri net ve koşulsuz içermesine bağlıdır; koşula bağlı edimler bakımından bu nitelik doğmaz.
Duruşma başlamadan önce
Uzlaşma davetinin yapılabileceği zaman sınırıdır. Dava açılmış olsa bile duruşma başlamışsa bu yol kapanır ve uzlaşma davetinde bulunulamaz.

Uzlaşma sağlama: hangi şartlar aranır?

  • Uzlaşma konusunun tarafların kendi iradeleriyle istem sonucu elde edebilecekleri konulara inhisar etmesi gerekir.
  • Uyuşmazlığın dava açılmadan önce ya da dava açılmış ancak duruşma başlamadan önce avukata intikal etmiş olması gerekir.
  • Avukatların davet işlemini müvekkilleriyle birlikte yapması gerekir.
  • Karşı tarafın daveti kabul etmesi ve uzlaşmanın sağlanması gerekir.
  • Uzlaşma konusu, yeri, tarihi ve karşılıklı yerine getirilecek hususların tutanağa yazılması gerekir.
  • Tutanağın avukatlar ile müvekkilleri tarafından birlikte imzalanması gerekir.
  • Tutanağın ilam niteliği kazanabilmesi için karşılıklı edimlerin net ve koşulsuz olması gerekir; koşula bağlı edimler içeren tutanak bu niteliği taşımaz.

Uzlaşma sağlama: hangi sonuçları doğurur?

  • Uzlaşma sağlanır ve tutanak avukatlar ile müvekkilleri tarafından birlikte imzalanırsa tutanak İİK m.38 anlamında ilam niteliği kazanır.
  • Tutanak ilam niteliği kazandığında, yükümlü taraf edimini yerine getirmezse ilamlı icra takibi yapılabilir.
  • Karşı taraf daveti kabul etmezse ya da uzlaşma sağlanamazsa tutanak düzenlenmez ve ilam niteliği doğmaz.
  • Tutanağın yalnızca taraflar veya yalnızca avukatlar tarafından imzalanması hâlinde bu madde anlamında uzlaşma sayılmaz; ilam niteliği doğmaz.
  • Tutanağın karşılıklı edimleri koşula bağlanmışsa, bu edimler bakımından ilam niteliği bulunmaz.
  • Tasarruf edilemeyen konularda yapılan uzlaşma bu madde kapsamında geçerli sayılmaz.

Dava açılmadan önce / duruşma başlamadan önce / duruşma başladıktan sonra: fark nedir?

Dava açılmadan önce ya da dava açılmış olup duruşma başlamadan önce avukata intikal eden işler, uzlaşma davetine konu olabilir.

Duruşması başlamış davalarda ise davet yapılamaz; uzlaşma yolu kapanmıştır.

Duruşma başlamışsa bu madde kapsamında uzlaşma tutanağı düzenlenemez; taraflar mahkeme içi sulh (HMK m.313) yoluna başvurabilir.

Uzlaşma ile mahkeme içi sulh arasındaki fark nedir?

Uzlaşma, avukatların davetiyle dava dışı yapılır ve bir mahkeme kararına bağlı değildir.

Mahkeme içi sulhte mahkemenin davanın sulhle sonuçlandığına dair kararı bulunur.

Uzlaşma tutanağı, mahkemenin kararı olmadan İİK m.38 anlamında ilam niteliği kazanır.

Tasarruf edilebilir haklar ile tasarruf edilemeyen haklar arasındaki fark nedir?

Alacak, taşınır ve taşınmaza ilişkin uyuşmazlıklar tarafların tasarruf edebileceği konulardır.

Boşanma ve soybağı gibi taraflarca serbestçe tasarruf edilemeyen konularda uzlaşma yapılamaz.

Tasarruf edilemeyen konuya ilişkin tutanak bu madde kapsamında geçerli bir uzlaşma sayılmaz.

Koşulsuz edim ile koşula bağlı edim arasındaki fark nedir?

Karşılıklı edimleri net ve koşulsuz olan tutanak, ilam niteliği taşır.

Bir edimi koşula ya da tek taraflı iradeye bağlayan tutanak, ilam niteliğini kazanmaz.

Koşula bağlı tutanakla ilamlı icra takibi yapılamaz; alacaklı genel hükümlere göre dava yoluna gidebilir.

Uzlaşma sağlama: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Taraflar ya da yalnızca avukatlar tarafından imzalanan anlaşmayı Avukatlık Kanunu m.35/A anlamında uzlaşma tutanağı saymak; bu durumda ilam niteliği doğmaz.
  • Koşula bağlı edimler içeren tutanağa dayanarak doğrudan ilamlı icra takibi yapmak; koşulun gerçekleştiğinin yargılamayla belirlenmesi gerekir.
  • Boşanma ya da soybağı gibi tasarruf edilemeyen konuları uzlaşma kapsamında değerlendirmek.
  • Duruşması başlamış bir davada uzlaşma davetinde bulunmak ve bunu bu madde kapsamında yürütmek.
  • Mahkeme içi sulh ile dava dışı uzlaşmayı karıştırmak; mahkeme içi sulhte mahkeme kararı gerekir, uzlaşmada gerekmez.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Avukatlar ve müvekkilleri tarafından imzalanan uzlaşma tutanağının İİK m.38 anlamında ilam niteliğinde olduğu kabul edilmektedir.
  • Tutanağın ilam niteliği için uzlaşma konusunun açık ve net olması ile tarafların edimlerinin koşulsuz olması aranmaktadır.
  • Koşula bağlı edimler içeren tutanakların bu madde kapsamına girmediği ve ilam niteliği taşımadığı kabul edilmektedir.
  • Sadece tarafların ya da sadece avukatların imzaladığı anlaşmanın bu madde anlamında uzlaşma olmadığı, en fazla mahkeme dışı sulh sayılabileceği kabul edilmektedir.
  • Tutanağa karşı kanun yoluna gidilemeyeceği, ancak koşulları varsa irade fesadı sebebiyle iptalinin istenebileceği kabul edilmektedir.
  • Uzlaşma tutanağına dayalı ilamlı icra takibinin, tutanağın koşullarındaki eksiklik ileri sürüldüğünde durdurulabileceği kabul edilmektedir.

Nasıl ispat edilir?

  • Tutanağın ilam niteliğine dayanan alacaklı, tutanağın Avukatlık Kanunu m.35/A koşullarına uygun düzenlendiğini, yani tasarruf edilebilir konuda, taraf avukatları ve tarafların birlikte imzasıyla oluştuğunu ispatlamakla yüküdür.
  • Tutanağın içeriği, yazılı belge olarak sunulan uzlaşma tutanağı ile ispatlanır; tutanağın avukat ve müvekkiller tarafından imzalandığı belgeden anlaşılmalıdır.
  • Borçlu veya karşı taraf, tutanağın koşula bağlı edim içerdiğini, imzanın eksik olduğunu ya da konunun tasarruf edilebilir olmadığını ileri sürerek savunma yapabilir; bu savunmayı ileri süren taraf ispat yükü altındadır.
  • Tutanağın irade fesadı nedeniyle iptali istenirse, fesada dayanan taraf bu iddiasını ispatlamakla yüküdür.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m.38: Uzlaşma tutanağına ilam niteliğini veren hükümdür; tutanağın icra edilebilir belge olarak kabul edilmesi bu maddeye dayanır.
  • 1136 sayılı Avukatlık Kanunu m.12/d: Arabuluculuğun avukatlıkla bağdaşan işler arasında sayılmasını düzenler; uzlaşma ile arabuluculuğun ayrımı bakımından bağlantılıdır.
  • 6325 sayılı Kanun: Hukuk uyuşmazlıklarında arabuluculuk sürecini düzenler; uzlaşma yetkisi ile arabuluculuk aynı düzenleme değildir.

Avukatlık Kanunu m.36 — Sır saklama

1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 36. maddesi, avukatların mesleki sır saklama yükümlülüğünü ve bu yükümlülüğe bağlı tanıklıktan çekinme hakkını düzenler; yükümlülük Türkiye Barolar Birliği ve baroların memurları bakımından da aynen uygulanır. Madde, avukatlık görevi, Barolar Birliği ve baro görevleri dolayısıyla öğrenilen hususlara ilişkindir ve bu bilgilerin açığa vurulmasını yasaklar. Tanıklık usulünün genel kuralları (kimlerin tanık olarak dinlenebileceği, tanıklıktan çekinme hakkının genel çerçevesi) 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nda (m.46 ve m.47) yer alır. Avukatın sır saklama yükümlülüğüne aykırılığın disiplin yaptırımları da bu maddenin kapsamı dışındadır.

Sır saklama: hangi kavramlar bilinmeli?

Açığa vurma
Maddede yasaklanan fiil, avukatın öğrendiği hususu üçüncü kişilere iletmesi veya ifşa etmesidir. Yasak, bilginin sır niteliğinde olup olmamasına bakılmaksızın avukatlık görevi veya baro görevi dolayısıyla öğrenilen tüm hususları kapsar.
Görev dolayısıyla öğrenilen hususlar
Avukatın vekâlet ilişkisi, müdafilik veya baro organlarındaki görevi sırasında edindiği bilgilerdir. Bilginin kişisel nedenlerle elde edilmiş olması bu kapsama girmez; bu ayrım tanıklık bağlamında önem taşır.
İş sahibinin muvafakati
Müvekkil veya iş sahibinin, avukatın belirli hususlar hakkında tanıklık yapmasına verdiği açık izindir. Tanıklık yapılabilmesi için bu iznin alınmış olması şarttır, ancak izin avukatı tanıklık yükümünden kurtarmaz.
Çekinme hakkı
Avukatın tanık olarak dinlenmeyi reddetme yetkisidir. Müvekkil izin verse bile avukat bu hakkı kullanabilir ve bu kullanım hukuki ve cezai sorumluluk doğurmaz.

Sır saklama: hangi şartlar aranır?

  • Avukatın, avukatlık görevi, Türkiye Barolar Birliği veya baro görevleri dolayısıyla öğrendiği bir husus bulunmalıdır.
  • Bu husus üçüncü kişilere açıklanmamalıdır; açığa vurma fiili yasaktır.
  • Avukatın bu hususlar hakkında tanık olarak dinlenebilmesi için iş sahibinin muvafakatinin alınmış olması gerekir.
  • Muvafakat alınmış olsa bile avukat tanıklıktan çekinebilir; bu hakkın kullanılması için ek bir koşul aranmaz.
  • Çekinme hakkının kullanılması, hukuki ve cezai sorumluluk doğurmaz.
  • Yasak ve tanıklık düzeni Türkiye Barolar Birliği ve baroların memurları bakımından da geçerlidir.

Sır saklama: hangi sonuçları doğurur?

  • Avukat, görev dolayısıyla öğrendiği hususları açığa vurursa maddeye aykırı davranmış olur ve bu fiil, ceza sorumluluğu doğurabilir (ayrıntısı TCK'da aranmalıdır).
  • İş sahibinin muvafakati alınmadan avukat tanık olarak dinlenemez ve bu hususlar hakkında ifade veremez.
  • İş sahibinin muvafakati alınmış olsa bile avukat tanıklıktan çekinebilir.
  • Avukatın çekinme hakkını kullanması hukuki ve cezai sorumluluk doğurmaz.
  • Avukatın görev dışı, kişisel nedenlerle öğrendiği bilgiler bakımından madde hükmü uygulanmaz ve bu bilgiler hakkında tanıklıktan çekinme hakkı tanınmaz.
  • Madde, Türkiye Barolar Birliği ve baroların memurları hakkında da aynen uygulanır.
  • Madde kendi metninde kamu düzenine ilişkin bir yaptırım belirtmediğinden, muvafakatin yokluğunda tanık olarak dinlenen avukatın ifadesi, ceza muhakemesinde yasak delil tartışmasına konu olabilir.

Açığa vurma yasağı ile tanıklık izni arasındaki fark nedir?

Açığa vurma yasağı, avukatın öğrendiği hususu herhangi bir şekilde üçüncü kişilere iletmesini kapsar ve iş sahibinin rızası olsa da genel olarak sürer.

Tanıklık izni, avukatın bu hususlar hakkında mahkeme önünde tanık olarak ifade vermesidir ve yalnız iş sahibinin muvafakati ile mümkündür.

Muvafakat, tanıklık yapılmasına izin verir; ancak avukatın açığa vurmasını yasaklayan genel hüküm ortadan kalkmaz ve avukat yine çekinme hakkını kullanabilir.

Muvafakat ile tanıklık ile çekinme hakkının kullanılması arasındaki fark nedir?

İş sahibinin muvafakati alınmış olsa da avukat tanıklıktan çekinebilir.

Muvafakatın bulunmadığı durumda avukatın tanıklık yapması mümkün değildir.

Muvafakat, avukatı tanıklık yapmaya zorunlu kılmaz; avukat çekinme hakkını kullanabilir ve bu kullanım sorumluluk doğurmaz.

Avukatın görev dolayısıyla öğrendiği bilgi ile kişisel nedenle öğrendiği bilgi arasındaki fark nedir?

Avukatlık görevi, baro görevi veya yargı görevi dolayısıyla öğrenilen husus madde kapsamındadır.

Avukatın bu sıfat dışında, kişisel nedenlerle öğrendiği bilgi madde kapsamında görülmez.

Yalnız görev dolayısıyla öğrenilen hususlarda sır saklama ve tanıklıktan çekinme hakkı söz konusudur; kişisel nedenle öğrenilen bilgi için bu hak tanınmaz (öğrenme nedeninin takdiri mahkemeye aittir).

Avukat ile barolar Birliği ve baro memurları arasındaki fark nedir?

Avukatlar, birinci ve ikinci fıkra hükümlerinin muhatabıdır.

Türkiye Barolar Birliği ve baroların memurları, madde hükmünün üçüncü fıkrası gereğince aynı hükümlere tabidir.

Memurlar da görevleri dolayısıyla öğrendikleri hususları açığa vuramaz ve aynı tanıklık düzenine tabidir.

Sır saklama: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Müvekkilin muvafakatinin alınmış olmasını, avukatın tanıklık yapma zorunluluğu olarak yorumlamak; muvafakat yalnız izin verir, zorunluluk doğurmaz.
  • Muvafakatin bulunmasını, avukatın çekinme hakkını kaybetmesi olarak değerlendirmek; ikinci fıkra çekinme hakkının devam ettiğini açıkça belirtir.
  • Avukatın görev dışı, kişisel nedenle öğrendiği bilgiler için de sır saklama ve çekinme hakkı tanımak; bu bilgi kapsam dışıdır.
  • Avukatın çekinme hakkını kullanmasını, müvekkile karşı hukuki ya da cezai sorumluluk olarak yorumlamak; kanun bu sonucu açıkça dışlar.
  • Kanunun 2001 değişikliğinden önceki metnini esas alarak, çekinme hakkının ek cümle ile getirilmediğini varsaymak; mevcut metinde ek cümle yürürlüktedir.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Avukatın görev dolayısıyla öğrendiği hususlar hakkında, müvekkilinin muvafakati alınmadan tanık olarak dinlenmesinin ceza yargılamasında usul hatası sayıldığı kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2016/1170 E., 2019/488 K., 20.06.2019)
  • Avukatın sır saklama yükümlülüğü, sorgu ve hukuki yardım hakkı bakımından yönetmelik düzeyinde kısıtlanamayacağı, bu kısıtlamanın Avukatlık Kanunu'nun 36. maddesiyle çeliştiği kabul edilmektedir. (10. Daire, 2020/5168 E., 2024/4229 K., 22.10.2024)
  • Avukatın sır saklama ödevinin, vekâletname dışında yetki ve tarih kısıtlaması olmaksızın kurulan vekâlet ilişkilerinde de geçerli olduğu kabul edilmektedir. (1. Hukuk Dairesi, 2024/2772 E., 2024/5584 K., 10.10.2024)
  • Avukatın çekinme hakkını kullanmasının hukuki ve cezai sorumluluk doğurmayacağı, bu kuralın yalnız kanunun açık metni ile sınırlandığı kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, 2019/60 E., 2020/1368 K., 05.11.2020)

Nasıl ispat edilir?

  • Muvafakatin varlığını ispat yükü, avukatı tanık olarak dinleten tarafa (mahkemeye) aittir; muvafakatin alınmadığını ileri süren taraf bunu ancak dosyadaki belge ile gösterebilir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, 2019/60 E., 2020/1368 K., 05.11.2020)
  • Muvafakat yazılı belge ile ispatlanmalıdır; yazılı belge bulunmaması, avukatın tanıklık yapmasını engeller.
  • Avukatın görev dolayısıyla öğrendiği hususu kişisel nedenle öğrendiği yönünde savunma yapan taraf, bu iddiayı ispatlamakla yükümlüdür; takdir mahkemeye aittir.
  • Çekinme hakkının kullanılıp kullanılmadığı, avukatın beyanı ile tespit edilir; bu beyan hukuki sorumluluk doğurmaz.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 5271 m.46: Ceza muhakemesinde tanıklıktan çekinme hakkının genel çerçevesini düzenler; avukatın tanıklık yetkisi bu hükümle birlikte değerlendirilir.
  • 5271 m.47: Devlet sırrı niteliğindeki bilgilere ilişkin tanıklıkta, bu maddede yer alan sır saklama yükümlülüğünün sınırını belirler.
  • 5237 m.134: Sır saklama yükümlülüğüne aykırılığın cezai yaptırımını düzenler; madde metninde doğrudan atıf yoktur, ancak 36. madde ile ilişkilidir.

Avukatlık Kanunu m.37 — İşin reddedildiğinin bildirilmesi

1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 37. maddesi, avukatın kendisine teklif edilen işi gerekçe göstermeksizin reddedebilmesini, bu reddin iş sahibine gecikmeden bildirilmesi yükümlülüğünü, iki avukatın reddi hâlinde iş sahibinin baro başkanından avukat tayinini istemesini ve tayin edilen avukatın işi takip yükümlülüğünü düzenler. Madde, avukatlık ilişkisine taraf olan avukat ve iş sahibi bakımından uygulanır. Maddenin düzenlemediği konular şunlardır: reddin yasal sebeplerle zorunlu hâlleri (m.38), avukatın haksız istifası ve sorumluluğu, vekâletnamenin verilmesi ve ücret sözleşmesi, ve reddin uygun zamanda yapılmamasından doğan tazminat sorumluluğu. Bu konular Kanun'un farklı maddelerinde ve yerleşik içtihatta ele alınmıştır.

İşin reddedildiğinin bildirilmesi: hangi kavramlar bilinmeli?

İşi reddetme hakkı
Avukatın kendisine teklif edilen bir işi üstlenmeme serbestisidir. Bu hak, avukatın işi kabul etmeye zorlanamaması anlamına gelir ve reddin gerekçe gösterilmesini gerektirmez.
Gerekçe göstermeksizin ret
Avukatın reddin nedenini iş sahibine bildirmek zorunda olmamasıdır. Ancak reddin kendisinin iş sahibine gecikmeden bildirilmesi zorunludur.
Baro başkanı tarafından avukat tayini
İşi iki avukatın reddetmesi hâlinde iş sahibinin başvurusu üzerine baro başkanının bir avukat görevlendirmesidir. Tayin edilen avukat, baro başkanınca belirlenen ücret karşılığında işi takip etmekle yükümlüdür.
Vekâletname
İş sahibi tarafından avukata verilen yetki belgesidir. Vekâletnamenin düzenlenmesi tek başına avukatın işi kabul ettiği anlamına gelmez; avukatın vekâleti kabul etmesi ise vekil olarak tayin edilmeyi kabul ettiği sonucunu doğurur.

İşin reddedildiğinin bildirilmesi: hangi şartlar aranır?

  • Avukatın kendisine teklif edilen bir iş bulunmalıdır.
  • Avukat, reddin gerekçesini göstermeksizin işi reddedebilir; ancak reddini iş sahibine gecikmeden bildirmelidir.
  • Reddin, iş sahibinin işi başka bir avukata götürebilmesine imkân verecek zamanda ve uygun vasıtayla bildirilmesi gerekir; bu, içtihatta uygun süre ve uygun vasıta ölçütü olarak ele alınır.
  • Avukatın işi reddederken yasal engellerden birinin (m.38) bulunmaması gerekir; yasal engel varsa ret zorunludur ve bu ret m.37 kapsamında serbest bir tercih olarak değerlendirilmez.
  • İşi reddetme hakkı, iş sahibinin avukatın işe başlamadığı iddiasına karşı avukat tarafından ispat edilmelidir; ret, daha önce kabul edilmiş bir işin sonradan bırakılması ile karıştırılmamalıdır.
  • İşi iki avukatın reddetmiş olması hâlinde, iş sahibinin baro başkanından avukat tayinini istemesi gerekir.
  • Tayin edilen avukat, baro başkanınca belirlenen ücret karşılığında işi takip etmek zorundadır.

İşin reddedildiğinin bildirilmesi: hangi sonuçları doğurur?

  • Avukat, teklif edilen işi gerekçe göstermeksizin reddederse, bu ret kendisine m.37 çerçevesinde serbest bir tercih olarak tanınır ve tek başına disiplin sorumluluğu doğurmaz.
  • Reddin gecikmeden bildirilmemesi hâlinde avukat, iş sahibinin uğradığı zarardan sorumlu olur.
  • İşi iki avukat reddetmişse, iş sahibi baro başkanından bir avukat tayinini isteyebilir.
  • Baro başkanınca tayin edilen avukat, belirlenen ücret karşılığında işi takip etmek zorundadır; bu yükümlülüğe aykırılık disiplin ve sorumluluk doğurabilir.
  • Avukat işi kabul etmiş ancak haklı sebep olmadan bırakmışsa, m.37'deki ret hakkına dayanamaz; haksız istifa hükümleri uygulanır.
  • Vekâletname düzenlenmiş olması tek başına işin kabulü anlamına gelmez; ancak avukat vekâletnameyi kabul ederse vekil olarak tayin edilmeyi kabul etmiş sayılır.

Tek avukat ret ile iki avukat ret arasındaki fark nedir?

Teklif edilen bir avukatın reddi, iş sahibine başka avukat arama imkânı bırakır.

İşin iki avukat tarafından reddedilmesi, iş sahibinin baro başkanından avukat tayinini isteyebileceği hâli oluşturur.

İki ret hâlinde baro başkanı tayin yapar ve tayin edilen avukat işi ücret karşılığında takip eder.

İşin reddedildiğinin bildirilmesi: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Gerekçe göstermeksizin reddin, reddi bildirme yükümlülüğünü ortadan kaldırdığını sanmak; reddin yine de iş sahibine gecikmeden bildirilmesi gerekir.
  • Hak düşürücü süre yaklaşmışken yapılan geç reddi m.37 kapsamında serbest saymak; uygun süre ve uygun vasıta ölçütü aranmalıdır.
  • Vekâletnamenin düzenlenmesini işin kabulü saymak; vekâletname tek başına kabul anlamına gelmez, ancak avukatın vekâleti kabul etmesi vekil olarak tayin edilmeyi kabul ettiği sonucunu doğurur.
  • Haksız istifa ile m.37 kapsamındaki ret hakkını karıştırmak; bu iki durum ayrı değerlendirilir.
  • İşi iki avukatın reddetmesi hâlinde iş sahibinin doğrudan dava açabileceğini sanmak; baro başkanından avukat tayini istenmelidir.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Yargıtay uygulamasında, avukatın işi reddetme hakkının serbest olduğu ancak reddin iş sahibinin hak kaybına yol açacak zamanda yapılması hâlinde avukatın zarardan sorumlu tutulacağı kabul edilmektedir. (14. Daire, 2011/8450 E., 2012/5672 K., 18.09.2012)
  • Disiplin uygulamasında, avukatın gerekçe göstermeden işi reddetmesinin, m.37 kapsamında disiplin cezasını gerektirmediği yönünde görüş ileri sürülmüştür; ancak bu görüş madde değişmeden önceki döneme ait olup güncel metin bakımından dikkatle okunmalıdır. (8. Daire, 1995/1883 E., 1997/579 K., 19.02.1997)
  • Hak düşürücü süre yaklaşmışken yapılan ret, uygun süre ve uygun vasıta ölçütüne uymadığı için iyiniyetli sayılmamaktadır. (5. Ceza Dairesi, 2024/2712 E., 2025/5529 K., 21.04.2025)

Nasıl ispat edilir?

  • İşi reddeden avukatın, reddini iş sahibine gecikmeden ve uygun vasıtayla bildirdiğini ispat etmesi gerekir; ret bildiriminin tarihi ve içeriği yazılı belgeyle ya da tanık beyanıyla gösterilebilir.
  • İş sahibi, avukatın işe başlamadığı ve bunun zarara yol açtığı iddiasını ileri sürer; avukatın gerekli bilgi ve belgeleri aldığını, işe zamanında başlamadığını ispat yükü iş sahibindedir.
  • Vekâletnamenin avukata teslim edildiği tarih ile işle ilgili belgelerin teslim tarihi, yazılı belge veya tanık beyanıyla ispatlanır.
  • İşi iki avukatın reddettiği iddiası, reddi yazılı belgelerle (ret yazısı, bildirim kaydı) ispatlanır.
  • Avukatın m.37 kapsamında yaptığı reddin usulüne uygun olduğunu ispat etmesi, zararın sorumluluğunu kaldırır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 1136 sayılı Avukatlık Kanunu m.38: Avukatın mutlaka reddetmesi gereken haller (menfaat çatışması, yolsuz veya haksız teklif) bu maddede düzenlenmiştir; m.37'deki serbest ret hakkı bu hallere uygulanmaz.
  • 1136 sayılı Avukatlık Kanunu m.35A: Avukatın uzlaşma sürecinde taraf olduğu hâllerde işin niteliğini belirleyebilir; m.37 ile doğrudan bağlantısı yoktur, ancak iş kabulü ile ilgili bağlamda ele alınabilir.
  • 1136 sayılı Avukatlık Kanunu m.34: Avukatın görevini özen ve doğrulukla yerine getirmesi yükümlülüğünü düzenler; işi reddederken de bu yükümlülüğe uyulması gerekir.
  • 1136 sayılı Avukatlık Kanunu m.164: Avukatlık ücreti ve ücret sözleşmesi konularını düzenler; m.37'deki baro başkanı tayinlerinde belirlenen ücretin hukuki çerçevesini oluşturur.

Avukatlık Kanunu m.38 — İşin reddi zorunluluğu

Madde, avukatın kendisine yapılan bir işi kabul etmek zorunda olmadığı, aksine teklifi reddetmek zorunda kaldığı halleri sayar: teklifin yolsuz veya haksız görülmesi, menfaati zıt tarafa daha önce avukatlık veya mütalaa verilmiş olması, avukatın daha önce o işte hâkim, hakem, savcı, bilirkişi veya memur olarak görev yapmış olması, kendi düzenlediği senedin hükümsüzlüğünün ileri sürülmesi ve işin Türkiye Barolar Birliğince belirlenen mesleki dayanışma ve düzen gereklerine aykırı olması. Madde, bu zorunluluğun avukatın ortaklarını ve yanında çalıştırdığı avukatları da kapsamasını düzenler. Madde, avukatın işi kabul etmeye zorlanmasını, ücret koşullarını, işi reddederken uyulacak usulü, işten çekilme ve iş sahibine karşı sorumluluğu düzenlemez; bunlar Avukatlık Kanunu'nun 37. maddesi ve avukatlık meslek kuralları kapsamındadır. Ayrıca, avukatın aynı işte çekişmeli hakları edinmesi yasağı (AvK m.47) ve hâkimin reddi ile avukatın hâkim yakınlığı nedeniyle davadan çekilmesi (AvK m.13) bu maddenin konusu değildir.

İşin reddi zorunluluğu: hangi kavramlar bilinmeli?

İşin reddi zorunluluğu
Avukatın, belirli bir olgu varlığında teklifi kabul etme serbestisini kaybedip reddetmek zorunda olması durumudur. Madde metninde sayılan hallerden biri gerçekleşmediği sürece avukat bu zorunluluk altında değildir.
Menfaati zıt taraf
Aynı işte birbirine karşı çıkarları bulunan taraflardır. Avukat daha önce bu taraflardan birine avukatlık ettiyse ya da mütalaa verdiyse, aynı işte karşı tarafın vekilliğini üstlenemez.
Mütalaa
Avukatın, bir hukuki sorun hakkında taraf adına veya bir kişinin talebi üzerine verdiği hukuki görüş niteliğindeki yazılı ya da sözlü değerlendirmedir. Madde metni yalnızca mütalaa verilmiş olmasını yeterli sayar, mütalaaya uyulup uyulmadığı önem taşımaz.
Mesleki dayanışma ve düzen gereklerine uygunluk
Türkiye Barolar Birliği'nin tespit ettiği, avukatlar arasındaki dayanışmayı ve mesleğin düzenini koruyan ölçütlerdir. Bu ölçütlere aykırı bir iş, madde bakımından reddedilmesi zorunlu işlerden sayılır.
Yolsuz veya haksız teklif
İşin hukuka ya da ahlaka aykırı bir amaca yönelmesi ya da talebin haklı bir dayanağının bulunmaması hâlidir. Avukat bunu ilk anda görebilir ya da sonradan anlamış olabilir; her iki durumda da reddetme zorunludur.

İşin reddi zorunluluğu: hangi şartlar aranır?

  • Avukatın kendisine bir iş için teklif yapılmış olması gerekir.
  • Teklifin yolsuz veya haksız olduğunun avukat tarafından görülmüş ya da sonradan anlaşılmış olması gerekir (a bendi).
  • Aynı işte menfaati zıt bir tarafa avukatlık edilmiş ya da mütalaa verilmiş olması gerekir (b bendi); bu durumda teklifi kabul etmek mümkün değildir.
  • Avukatın, aynı işte evvelce hâkim, hakem, Cumhuriyet savcısı, bilirkişi veya memur olarak görev yapmış olmaması gerekir; görev yapmışsa teklif reddedilir (c bendi).
  • Avukatın kendi düzenlediği bir senet veya sözleşmenin hükümsüzlüğünü ileri sürmesi gerektiği durum ortaya çıkmamış olmalıdır; çıkmışsa teklif reddedilir (d bendi).
  • Görülmesi istenen işin Türkiye Barolar Birliği tarafından tespit edilen mesleki dayanışma ve düzen gereklerine uygun olmaması gerekir (f bendi).
  • Bu zorunluluk avukatın ortaklarını ve yanında çalıştırdığı avukatları da bağlar; onların da teklifi reddetmesi gerekir (ikinci fıkra).

İşin reddi zorunluluğu: hangi sonuçları doğurur?

  • Teklif, yukarıdaki bentlerden birine uyuyorsa avukat bunu reddetmek zorundadır.
  • Reddetme zorunluluğu, avukatın kendi kişisel tercihine bağlı değildir; bu hâllerde avukatın kabul etme yetkisi yoktur.
  • Teklifi reddeden avukatın ortakları ve yanında çalışan avukatlar da aynı işi kabul edemez.
  • Bentlerde sayılan hâller gerçekleşmemişse, madde avukata teklifi kabul etmeyi yasaklamaz; bu durumda reddi serbestçe yapılabilir ve işi reddetme usulü ayrı bir hükümle belirlenir.
  • Madde bir sözleşme ya da hizmet ilişkisi doğurmaz; reddetme sonucunda doğacak sorumluluk madde kapsamında değildir.

Menfaati zıt taraf ile mütalaa verilmesi arasındaki fark nedir?

Avukatın aynı işte karşı tarafa fiilen avukatlık yapmış olması, b bendinin ilk hâlidir.

Aynı işte karşı tarafa yalnızca mütalaa vermiş olması da aynı bent kapsamındadır.

İki durumda da teklif reddedilir; mütalaa vermiş olmak için ayrıca vekâlet alınmış olması aranmaz.

Hâkim/savcı/bilirkişi/memur olarak görev ile avukat olarak görev arasındaki fark nedir?

Avukat, aynı işte evvelce hâkim, hakem, savcı, bilirkişi veya memur olarak görev yapmışsa c bendi uygulanır.

Avukat, aynı işte önceden taraf vekili olarak çalışmışsa b bendi uygulanır.

Her iki hâlde de teklif reddedilir, ancak dayanak bent farklıdır ve kapsadığı kişiler farklı ölçütlere bağlıdır.

Avukatın kendisi ile ortak ve yanında çalışan avukat arasındaki fark nedir?

Teklifi reddetme yükümlülüğü, doğrudan teklifi alan avukatın kendisi için doğar.

Aynı yükümlülük, avukatın ortakları ve yanında çalıştırdığı avukatlar için de geçerlidir.

Ortaklardan birinin menfaat çatışması, bütün büroyu teklifi reddetmeye zorlar.

Yolsuz/haksız teklif (a bendi) ile mesleki dayanışma ve düzen gerekleri (f bendi) arasındaki fark nedir?

a bendi, işin hukuka ya da hakkaniyete aykırı olmasına ve talebin haksız olmasına odaklanır.

f bendi, işin Türkiye Barolar Birliği'nin belirlediği meslek kurallarına aykırı olmasına odaklanır.

Her iki durumda da reddetme zorunludur; ölçütler farklı kaynaklardan belirlenir.

İşin reddi zorunluluğu: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Menfaat çatışmasını yalnızca fiilen vekâlet verilmiş olmasıyla sınırlamak; oysa mütalaa verilmiş olması da b bendi kapsamındadır.
  • Avukatın ortaklarının ve yanında çalışan avukatların teklifi reddetme yükümlülüğünü kapsam dışı saymak; ikinci fıkra bu kişileri açıkça kapsar.
  • c bendindeki yasağı, avukatın önceki görevi bakımından değil, yalnızca hâkimlik görevi bakımından uygulamak; madde hâkim, hakem, savcı, bilirkişi ve memuru birlikte sayar.
  • f bendini genel bir ahlak ölçütü gibi yorumlamak; burada aranan ölçüt Türkiye Barolar Birliği'nin belirlediği meslek kurallarıdır.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Menfaat çatışması hâlinde avukatın teklifi reddetme zorunluluğunun, aynı işte karşı tarafa mütalaa verilmiş olmasında da doğduğu kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2017/753 E., 2019/586 K., 21.05.2019; Hukuk Genel Kurulu, 2017/2009 E., 2019/587 K., 21.05.2019; Hukuk Genel Kurulu, 2017/2140 E., 2021/1288 K., 21.10.2021)
  • Menfaati zıt taraf kavramının, aynı işte iki taraf arasında çıkar çatışması bulunmasına dayandığı; bu nedenle avukatın teklifi kabul etmeden önce önceki işlerini kontrol etmesi gerektiği yönünde uygulama görülmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2017/753 E., 2019/586 K., 21.05.2019; Hukuk Genel Kurulu, 2017/2140 E., 2021/1288 K., 21.10.2021)
  • Madde 38/1-b bendi uyarınca reddetme zorunluluğunun, avukatın karşı tarafa ücretli çalışıp çalışmadığına değil, fiilen avukatlık yapmış ya da mütalaa vermiş olmasına bağlandığı kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2017/2009 E., 2019/587 K., 21.05.2019; Hukuk Genel Kurulu, 2017/2140 E., 2021/1288 K., 21.10.2021)
  • Ceza davalarında da 38. maddenin uygulandığı, yani ceza yargılamasında avukatın menfaat çatışması hâlinde teklifi reddetmesi gerektiği yönünde kararlar bulunmaktadır. (Ceza Genel Kurulu, 2011/44 E., 2011/122 K., 14.06.2011; Ceza Genel Kurulu, 2011/43 E., 2011/93 K., 17.05.2011; Ceza Genel Kurulu, 2018/19 E., 2021/53 K., 23.02.2021)

Nasıl ispat edilir?

  • Teklifi reddetme zorunluluğuna dayanan avukatın, menfaat çatışması ya da mütalaa verilmesi gibi hâlin varlığını kendisi ileri sürer; bu durumda savunma ispat yükü altındadır.
  • Menfaati zıt tarafa avukatlık ya da mütalaa verildiğinin ispatı için vekâletname, dosya kayıtları, mütalaa yazısı ya da karşı tarafın beyanı gibi yazılı belgeler kullanılabilir.
  • Teklifi yapan kişi, avukatın teklifi reddetmek zorunda olduğunu iddia ederek kabul edilmesini talep ediyorsa, bu iddiasını ispatlamak zorundadır; teklifin yolsuz olduğunu iddia eden taraf bunu ortaya koymalıdır.
  • Avukatın ortaklarının ya da yanında çalışan avukatların aynı işte bulunduğunun ispatı, büro kayıtları veya vekâletnamedeki imza ve sicil bilgileriyle yapılır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 1136 sayılı Avukatlık Kanunu m.13: Avukatın, eşi veya belirli derecedeki hısımı olan hâkim ya da savcının baktığı dava ve işlerde avukatlık edememesini düzenler; bu madde ile kapsam bakımından ayrı bir yasak alanı oluşturur.
  • 1136 sayılı Avukatlık Kanunu m.47: Avukatın el koyduğu işlere ait çekişmeli hakları edinme yasağını düzenler; m.38'deki teklifi reddetme zorunluluğundan farklı bir yasaktır, ancak aynı kişileri (ortaklar, yanında çalışan avukatlar) kapsar.
  • 1136 sayılı Avukatlık Kanunu m.37: Avukatın işi reddetme hakkını ve usulünü düzenler; m.38 zorunlu reddi, m.37 ise serbest reddi düzenlediği için birlikte okunmalıdır.
  • 1136 sayılı Avukatlık Kanunu m.34: Avukatın özen, doğruluk ve meslek kurallarına uyma yükümlülüğünü düzenler; m.38'in f bendindeki meslek kuralları bu genel yükümlülükle bağlantılıdır.

Avukatlık Kanunu m.39 — Avukatın dosya saklaması ve hapis hakkı

1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 39. maddesi, avukatın kendisine tevdi edilen evrakı saklama yükümlülüğünü ve bu evrakı müvekkile geri verme yükümlülüğünün ne zaman doğup ne zaman sona erdiğini düzenler. Hüküm, avukatın vekâletin sona ermesinden sonra da evrakı belirli süre muhafaza etmesini ve ücret ile giderlerin ödenmemesi halinde evrakı geri vermekten kaçınabilmesini kapsar. Madde, avukat ile müvekkil arasındaki vekâlet ilişkisi bakımından uygulanır. Maddenin düzenlemediği konular şunlardır: avukatın hapis hakkının kapsamı ve kullanım usulü (m.166); avukatın sır saklama ve tanıklıktan çekinme yükümlülüğü (m.36); avukat bürosunda arama ve elkoyma (m.58 ve CMK m.130); vekâletin sona ermesi ve hesap verme yükümlülüğü.

Avukatın dosya saklaması ve hapis hakkı: hangi kavramlar bilinmeli?

Tevdi olunan evrak
Avukatın vekâlet ilişkisi nedeniyle müvekkilinden veya onun adına teslim aldığı belgeler ve evraktır. Kanunda evrakın kapsamı ayrıca sınırlanmamıştır.
Saklama yükümlülüğü
Avukatın, vekâletin sona ermesinden itibaren üç yıl boyunca evrakı muhafaza etme borcudur. Evrakın geri alınması müvekkile yazılı bildirilmişse bu süre, bildirme tarihinden itibaren üç ay sonunda biter.
Vekâletin sona ermesi
Vekâlet ilişkisinin herhangi bir nedenle sonaermesidir. Saklama süresi bu andan itibaren işlemeye başlar; süre hesabında vekâletin sona erme tarihi esas alınır.
Ücret ve giderler
Avukatın vekâlet ücreti alacağı ile yaptığı masraf alacağıdır. Evrakın geri verilmesi, bu alacaklar ödenmedikçe avukatın yükümlülüğü olmaktan çıkar.

Avukatın dosya saklaması ve hapis hakkı: hangi şartlar aranır?

  • Avukat ile müvekkil arasında bir vekâlet ilişkisi bulunmalı ve avukatın evrakı bu ilişki çerçevesinde teslim almış olması gerekmelidir.
  • Vekâletin sona ermiş olması gerekir; saklama süresi ancak bu andan itibaren işler.
  • Evrakın geri alınması müvekkile yazılı olarak bildirilmişse, saklama yükümlülüğü bildirme tarihinden itibaren üç ay sonunda sona erer.
  • Avukatın ücret ve yaptığı giderlerin tamamının ödenmemiş olması, evrakı geri verme yükümlülüğünün doğmaması için gereklidir.
  • Ücret ve giderler ödendiğinde ya da bunlardan vazgeçildiğinde evrakı geri verme yükümlülüğü doğar.

Avukatın dosya saklaması ve hapis hakkı: hangi sonuçları doğurur?

  • Vekâletin sona ermesinden itibaren üç yıl içinde avukat evrakı saklamakla yükümlüdür.
  • Evrakın geri alınması müvekkile yazılı bildirilmişse, saklama yükümlülüğü bildirme tarihinden itibaren üç ay sonunda sona erer.
  • Ücret ve giderler ödenmemişse avukat, elinde bulunan evrakı geri vermekle yükümlü değildir.
  • Ücret ve giderler ödendiğinde avukatın evrakı geri verme yükümlülüğü doğar.
  • Saklama yükümlülüğüne aykırı olarak evrakın kaybedilmesi veya imha edilmesi, avukatın sorumluluğunu doğurabilir; bu sorumluluğun niteliği madde metninde düzenlenmemiştir.

Genel saklama süresi ile geri alma bildirimi üzerine kısaltılmış süre arasındaki fark nedir?

Müvekkil evrakın geri alınmasını yazılı bildirmemişse avukat evrakı vekâletin sona ermesinden itibaren üç yıl saklamakla yükümlüdür.

Müvekkil evrakın geri alınmasını yazılı olarak bildirmişse saklama yükümlülüğü bildirme tarihinden üç ay sonra biter.

Yazılı bildirim varlığında saklama süresi üç yıldan üç aya iner; bildirim yapılmadan geçen sürede avukat yükümlülüğünü sürdürür.

Saklama yükümlülüğü ile geri verme yükümlülüğü arasındaki fark nedir?

Saklama yükümlülüğü, avukatın evrakı muhafaza etme borcudur ve vekâletin sona ermesiyle işlemeye başlar.

Geri verme yükümlülüğü, ücret ve giderlerin ödenmesine bağlıdır; ödeme yapılmadıkça avukat evrakı geri vermekle yükümlü değildir.

Saklama süresi dolmuş olsa bile ücret ve giderler ödenmemişse avukat evrakı alıkoyabilir; bu iki yükümlülük birbirinden bağımsız değerlendirilir.

Avukatın dosya saklaması ve hapis hakkı: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Saklama süresini vekâletin sona ermesi yerine evrakın teslim edildiği tarihten saymak; süre başlangıcı vekâletin sona erme tarihidir.
  • Yazılı bildirim olmaksızın geri alma talebini yeterli sayıp üç aylık kısa süreyi uygulamak; kısa süre yalnızca yazılı bildirim yapılmışsa işler.
  • Ücret ve giderlerin ödenmemesini evrakın saklama süresini uzatan bir neden saymak; ödenmeyen ücret ve giderler yalnızca geri verme yükümlülüğünü erteler, saklama süresini değiştirmez.
  • Hapis hakkını ücret ve giderlerin üzerinde, müvekkilin diğer alacakları için de kullanılabilir saymak; hapis hakkının sınırı m.166'da ve uygulamada ücret ve masraf alacağı oranıyla çizilmiştir.
  • Müvekkile geri verilmesi gereken evrakı, ücret ödenmediği gerekçesiyle süresiz alıkoymak; ödeme ile birlikte geri verme yükümlülüğü doğar.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Hapis hakkının yalnızca vekâlet ücreti alacakları ve yapılan giderler oranında kullanılabileceği, avukatın müvekkil adına tahsil ettiği para ve değerlerden ücret ve masraf alacağını aşan bir kısmı hapis hakkı adıyla elinde tutamayacağı kabul edilmektedir. (17. Ceza Dairesi, 2018/8110 E., 2019/371 K., 14.01.2019)
  • Hapis hakkının kullanılıp kullanılmadığının, avukatlık ücret alacağı da dikkate alınarak Avukatlık Kanunu'na uygun biçimde gerçekleşip gerçekleşmediğinin mahkemece araştırılması gerektiği kabul edilmektedir. (17. Ceza Dairesi, 2018/8110 E., 2019/371 K., 14.01.2019)
  • Avukatın hapis hakkını kullanmadan önce müvekkile tahsil ettiği alacakları geciktirmeksizin bildirmesi, ücret ve masraf alacağının hangi işten ve hangi miktarda doğduğunu açıklaması gerektiği kabul edilmektedir. (17. Ceza Dairesi, 2018/8110 E., 2019/371 K., 14.01.2019)

Nasıl ispat edilir?

  • Evrakın geri verilmediği iddiası ile saklama yükümlülüğünün ihlali iddiasını ileri süren müvekkil, evrakın avukata teslim edildiğini ve geri verilmediğini yazılı belge veya tutanakla ispatlamakla yükümlüdür.
  • Avukat, ücret ve giderlerin ödenmediğini ileri sürerek evrakı alıkoymuşsa, ücret ve giderlerin doğduğunu ve ödenmediğini belge ile ispatlamakla yükümlüdür.
  • Müvekkilin evrakın geri alınması için yazılı bildirimde bulunduğu iddiası, bildirim tarihinin tespiti bakımından yazılı delille ispatlanmalıdır; bildirim tarihinden üç ay sonra saklama yükümlülüğünün sona erdiği savunması bu tarihe dayanır.
  • Vekâletin sona erme tarihi, üç yıllık saklama süresinin başlangıcı olduğundan, bu tarihin belgelerle ispatı önemlidir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 1136 sayılı Kanun m.166: Avukatın hapis hakkını düzenler; m.39 ikinci fıkradaki evrakı alıkoyma hakkı ile birlikte değerlendirilir, ancak hapis hakkının kapsamı ve sınırı m.166'da belirlenir.
  • 1136 sayılı Kanun m.36: Avukatın öğrendiği hususları açığa vurmama yükümlülüğünü düzenler; evrakın saklanması bu sır saklama yükümlülüğünün bir parçasıdır.

Avukatlık Kanunu m.40 — Tazminat isteklerinde zamanaşımı

1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 40. maddesi, iş sahibinin sözleşmeye dayanarak avukata karşı ileri sürdüğü tazminat istekleri bakımından zamanaşımı (düşme) sürelerini düzenler. Hüküm, avukat ile iş sahibi arasındaki vekâlet veya avukatlık ücret sözleşmesinden doğan tazminat taleplerinde uygulanır. Maddenin düzenlemediği konular: avukatın ücret ve masraf alacaklarının zamanaşımı, sözleşme dışı (haksız fiil) sorumluluğun zamanaşımı, ibra anlaşmalarının geçerlilik koşulları (TBK m.132 ve ilgili hükümler), tazminatın mahsubu ve indirimi (TBK m.52 gibi genel hükümler) ile dava usulüne ilişkin kurallar.

Tazminat isteklerinde zamanaşımı: hangi kavramlar bilinmeli?

Tazminat isteği
Avukatın sözleşmeye aykırı davranışı nedeniyle iş sahibinin sözleşmeye dayanarak ileri sürdüğü zarar giderme talebidir. Hüküm, sözleşmeye dayanmayan talepler için değil, sözleşmeye dayalı talepler için düzenlenmiştir.
Hakkın doğumunun öğrenilmesi
İş sahibinin tazminat hakkını doğuran zararı ve sorumlu kişiyi öğrendiği andır. Bu andan itibaren bir yıllık süre işlemeye başlar.
Zararı doğuran olay
Avukatın sözleşmeye aykırı davranışının gerçekleştiği tarihtir. Beş yıllık süre bu tarihten itibaren işler ve öğrenme anına bağlı değildir.

Tazminat isteklerinde zamanaşımı: hangi şartlar aranır?

  • İş sahibi ile avukat arasında bir sözleşme ilişkisi bulunmalı ve tazminat isteği bu sözleşmeye dayanmalıdır.
  • Tazminat isteği, avukatın sözleşmeye aykırı bir davranışından veya zararı doğuran bir olaydan kaynaklanmalıdır.
  • Bir yıllık süre, iş sahibinin tazminat hakkının doğumunu öğrendiği tarihten itibaren işlemeye başlamalıdır.
  • Beş yıllık süre, zararı doğuran olaydan itibaren işlemeye başlamalıdır ve bu süre öğrenme anından bağımsız olarak dolar.

Tazminat isteklerinde zamanaşımı: hangi sonuçları doğurur?

  • Bir yıllık süre veya beş yıllık süre geçtiğinde tazminat hakkı düşer.
  • İş sahibi, hakkın doğumunu öğrenmiş olsa bile beş yıllık süre dolunca tazminat isteyemez.
  • Sözleşme ilişkisi sürerken zamanaşımı işlemeye başlamaz; ilişki azille sona erdikten sonra bir yıllık süre işlemeye başlar. (Hukuk Genel Kurulu, 2022/597 E., 2023/545 K., 31.05.2023)
  • Avukat azledilirken zararın da öğrenildiği anlaşılırsa, azil tarihinden itibaren bir yıl geçince açılan dava zamanaşımı nedeniyle reddedilir. (Hukuk Genel Kurulu, 2020/36 E., 2021/974 K., 08.07.2021)
  • İbra anlaşması, uyuşmazlığın doğmasından hemen sonra yapılırsa geçerlidir ve tazminat talebini ortadan kaldırabilir.

Bir yıllık süre ile beş yıllık süre arasındaki fark nedir?

Bir yıllık süre, hakkın doğumunun öğrenildiği tarihten itibaren işler.

Beş yıllık süre, zararı doğuran olaydan itibaren işler ve öğrenme anına bağlı değildir.

İki süreden hangisi önce dolarsa tazminat hakkı düşer. Kısa süre öğrenme ile, uzun süre olay ile başlar.

Sözleşmeye dayalı tazminat ile sözleşme dışı haksız fiil arasındaki fark nedir?

Madde yalnız iş sahibinin sözleşmeye dayanarak avukata karşı ileri sürdüğü tazminat istekleri için geçerlidir.

Sözleşmeye dayanmayan, haksız fiile dayalı talepler bu maddenin kapsamı dışındadır.

Haksız fiil talepleri için genel zamanaşımı hükümleri uygulanır.

Avukatın 6502 m.16 kapsamındaki ayıplı hizmet hükümleri ile 1136 m.40 arasındaki fark nedir?

6502 sayılı Kanun m.16'daki süreler, hizmeti verenin ayıplı hizmetinden doğan davalarda düzenleme yapar.

1136 m.40, avukatlık ilişkisine özgü özel düzenlemedir.

Avukatlık ilişkisinde 6502 m.16 süreleri uygulanmaz, 1136 m.40 süreleri uygulanır.

Tazminat isteklerinde zamanaşımı: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Avukatlık ilişkisindeki tazminat davasına 6502 m.16'daki süreleri uygulamak; 1136 m.40 özel hüküm olduğu için bu süreler uygulanmaz.
  • Bir yıllık süreyi her durumda zararın doğduğu tarihten saymak; bu süre öğrenme anından başlar.
  • Sözleşme devam ederken zamanaşımının işlediğini kabul etmek; sözleşme ilişkisi sürerken süre işlemeye başlamaz.
  • Beş yıllık süreyi öğrenme anından saymak; bu süre zararı doğuran olaydan itibaren işler.
  • Sözleşme dışı haksız fiil taleplerine bu maddeyi uygulamak; madde yalnız sözleşmeye dayalı talepleri kapsar.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Sözleşme ilişkisi devam ettiği sürece zamanaşımının işlemeyeceği, bir yıllık sürenin azil tarihinden itibaren başlayacağı kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2022/597 E., 2023/545 K., 31.05.2023)
  • Avukat azledilirken zararın da öğrenildiği belirtilirse, azil tarihinden bir yıl sonra açılan davanın zamanaşımı nedeniyle reddedileceği kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2020/36 E., 2021/974 K., 08.07.2021)
  • İbra tarihinde müvekkilin zararı henüz öğrenmediğinin ileri sürülmesi halinde, ibraya dayanan zamanaşımı def'inin değerlendirilmesi gerektiği kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2011/161 E., 2011/276 K., 04.05.2011)
  • Avukatın kusuruna dayanan davalarda, iş sahibinin davasının hangi nedenle reddedildiğinin araştırılması gerektiği kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2022/699 E., 2023/852 K., 27.09.2023)

Nasıl ispat edilir?

  • Zamanaşımı def'ini ileri süren avukat, öğrenme tarihinin veya zararlı olayın tarihinin dava tarihinden önce gerçekleştiğini ispatlamakla yükümlüdür.
  • Azil veya istifa tarihini gösteren azilname, istifa yazısı ve tebliğ belgeleri başlangıç tarihinin belirlenmesinde temel delildir.
  • İş sahibi, zararı ancak azil tarihinde veya sonrasında öğrendiğini ileri sürerse bu iddiasını tanık ve yazılı belgelerle ispatlamalıdır.
  • İbra anlaşmasına dayanan taraf, anlaşmanın uyuşmazlık doğduktan sonra ve gerçek iradeyle yapıldığını ispatlamalıdır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6502 m.16: Hizmeti verenin ayıplı hizmetinden doğan davalardaki süreleri düzenler. Avukatlık ilişkisinde uygulanmayacağı, 1136 m.40'ın özel hüküm olduğu belirtilmiştir.
  • 6098 m.147: Vekâlet sözleşmesinden kaynaklı uyuşmazlıklarda genel beş yıllık zamanaşımını öngörür; avukatlık ücret ve vekâlet ilişkilerinde genel hüküm olarak başvurulabilir.
  • 6098 m.149: Alacağın zamanaşımının başlangıcını alacağın muacceliyeti ile ilişkilendirir.
  • 6098 m.52: Tazminattan indirim yapılabilmesine ilişkin genel hükümdür; iş sahibinin kendi kusurunun etkisi için başvurulur.
  • 6098 m.132: Haklı azil veya haksız istifa nedeniyle borcun ibra anlaşmasına bağlanmasıyla sona ermesini düzenler.

Avukatlık Kanunu m.41 — Avukatın vekâletten çekilmesi

Madde, avukatın belli bir işi takipten veya savunmadan isteği ile çekilmesi hâlinde vekâlet görevinin ne kadar süreyle devam edeceğini düzenler ve adli müzaharet bürosu veya baro başkanı tarafından tayin edilen avukatın görevi yerine getirmekten çekinme sınırını belirler. Kapsamı, kendi isteğiyle vekâletten çekilen avukatlar ile resmî yardım kapsamında veya baro tarafından atanan avukatlardır. Madde, vekâletin azli (m.81–83), vekâlet ücreti ve azil hâlinde hak edişler (m.174 benzeri ücret hükümleri, ayrıca AK m.174 ve BK m.512 bağlamında) ile duruşmada istifanın mahkemece bildirilmesi usulünü düzenlemez; bunlar başka hükümlerde ya da ilgili kanunlarda yer alır.

Avukatın vekâletten çekilmesi: hangi kavramlar bilinmeli?

Vekâletten çekilme (istifa)
Avukatın, vekâlet verenin iradesine bağlı kalmaksızın kendi isteğiyle belli bir işi takip ya da savunmadan vazgeçmesidir. Azil, vekâlet verenin iradesiyle vekâlet görevinin sona erdirilmesi olduğundan bu maddenin konusu değildir.
Görevin devamı süresi
İstifa eden avukatın vekâlet görevinin, durumun müvekkile tebliğinden itibaren sürdüğü süredir. Bu süre içinde avukat görevinden tam olarak sorumludur ve süre dolunca görev sona erer.
Adli müzaharet bürosu
Maddi durumu yetersiz kişilere adli yardım sağlamak üzere kurulan ve avukat tayin eden birimdir. Bu büro tarafından tayin edilen avukat, madde kapsamında kaçınılmaz sebep veya haklı özür dışında görevden çekinemez.
Kaçınılmaz sebep ve haklı özür
Tayin edilen avukatın görevi yerine getirmekten çekinmesini meşru kılan olgulardır. Bunların varlığını takdir etme yetkisi avukatı tayin eden makama aittir.

Avukatın vekâletten çekilmesi: hangi şartlar aranır?

  • Avukatın belli bir işi takipten veya savunmadan kendi isteğiyle çekilmiş olması gerekir.
  • Çekilme durumunun müvekkile tebliğ edilmiş olması gerekir; süre bu tebliğden itibaren işler.
  • Tayin edilen avukat bakımından, adli müzaharet bürosu veya baro başkanı tarafından görevlendirilmiş olunması gerekir.
  • Tayin edilen avukatın görevi yerine getirmekten çekinmesi için kaçınılmaz bir sebep veya haklı bir özür bulunmamalıdır.
  • Kaçınılmaz sebep veya haklı özrün varlığı, avukatı tayin eden makamca takdir edilmelidir.

Avukatın vekâletten çekilmesi: hangi sonuçları doğurur?

  • İsteğiyle çekilen avukatın vekâlet görevi, durumun müvekkile tebliğinden itibaren on beş gün süreyle devam eder.
  • On beş günlük süre dolduğunda vekâlet görevi sona erer.
  • Tayin edilen avukat, kaçınılmaz sebep veya haklı özür olmadıkça görevi yerine getirmekten çekinemez.
  • Tayin edilen avukatın haklı bir sebep olmaksızın çekinmesi, görevini yerine getirmemiş olması anlamına gelir ve bu durum avukatın sorumluluğunu doğurabilir.
  • Kaçınılmaz sebebin veya haklı özrün takdiri, avukatı tayin eden makama aittir.

İsteğe bağlı çekilen avukat ile adli müzaharet veya baro tarafından tayin edilen avukat arasındaki fark nedir?

Kendi isteğiyle çekilen avukat, vekâlet verenle olan ilişkisi üzerinden görevden ayrılabilir; görevi tebliğden itibaren on beş gün sürer.

Adli müzaharet bürosu veya baro başkanı tarafından tayin edilen avukat, kendi iradesiyle görevden ayrılamaz; yalnızca kaçınılmaz sebep veya haklı özür varsa çekinebilir.

Tayin edilen avukat bakımından görevden çekilme yalnızca bu istisnai sebeplerle mümkündür; aksi hâlde görevi yerine getirmekten çekinemez.

Avukatın vekâletten çekilmesi: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Madde metnindeki on beş günlük süreyi, HMK'nın iki haftalık düzenlemesine dayanarak yanlış biçimde uygulamak; bu süre bakımından kanun metnindeki gün sayısı esas alınmalıdır.
  • İstifa ile azli karıştırmak; azilde madde 81 koşulları, istifada bu madde uygulanır.
  • Tayin edilen avukatın, kendi kararıyla görevi bırakabileceğini varsaymak; bu avukat bakımından yalnızca kaçınılmaz sebep veya haklı özür geçerli bir gerekçedir.
  • Kaçınılmaz sebep veya haklı özrün takdirini mahkemeye ya da avukatın kendisine bırakmak; takdir yetkisi avukatı tayin eden makamdadır.
  • Tebliğ tarihini hesaplarken müvekkilin fiilen öğrendiği tarihi esas almak; süre tebliğden itibaren işler, öğrenme ayrıca tebliğ yerine geçmez (duruşmada hazır bulunma hâli hariç).

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • İstifa eden vekilin görevinin devam süresinin on beş gün olduğu, HMK'nın yürürlüğü ile birlikte mahkemelerce iki hafta olarak kabul edildiği yönünde uygulama bulunmaktadır. (Hukuk Genel Kurulu, 2022/652 E., 2023/643 K., 21.06.2023)
  • Sürenin başlangıcının çekilme durumunun müvekkile tebliğ edilmesi olduğu kabul edilmektedir; müvekkil istifayı kendisinin hazır bulunduğu duruşmada öğrenmişse ayrıca tebliğ gerekmediği yönünde uygulama vardır. (Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi, 2024/810 E., 2025/397 K., 11.04.2025)
  • Avukatın istifa dilekçesinin istinaf süresi içinde mahkemeye verilmesi hâlinde, süre bakımından vekâlet görevinin devam ettiği değerlendirilmektedir. (Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi, 2024/810 E., 2025/397 K., 11.04.2025)
  • Madde ilk cümlesinin kararlarda aynen anıldığı ve bu cümleye dayanılarak on beş günlük sürenin uygulandığı görülmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 53. Hukuk Dairesi, 2022/954 E., 2024/1246 K., 19.11.2024; Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi, 2020/1043 E., 2024/679 K., 02.05.2024)

Nasıl ispat edilir?

  • İstifa eden avukatın vekâlet görevinin devam süresine dayanan taraf, çekilmenin müvekkile ne zaman tebliğ edildiğini ispatlamakla yükümlüdür; tebligat belgesi bu konuda temel delildir.
  • Müvekkilin istifayı duruşmada hazır bulunarak öğrendiğini ileri süren taraf, bu hâlin oluştuğunu tutanak veya duruşma zaptı ile ispatlar.
  • Tayin edilen avukatın kaçınılmaz sebep veya haklı özür ileri sürmesi hâlinde, bu sebebi ispat yükü avukattadır; takdir yetkisi avukatı tayin eden makama aittir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 1136 sayılı Kanun m.82: Bu maddenin dayandığı ve avukatın istifası hâlinde görevin devamını düzenleyen kardeş hükümdür; uygulamada iki hafta süre ile tartışılır.
  • 1136 sayılı Kanun m.81: Azil hâlinde hükmün işlemesi için azlin bildirilmesi ve tebligat giderinin ödenmesi koşullarını düzenler; istifa ile azil birbirinden ayrılır.
  • 1136 sayılı Kanun m.83: Vekâlet verenin, vekilin azli hâlinde iki hafta içinde yeni vekil görevlendirmemesinin sonucunu düzenler; madde, çekilme sonrası süreçte bu hükümle birlikte okunur.

Avukatlık Kanunu m.42 — Bir avukatın geçici olarak görevlendirilmesi

1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 42. maddesi, avukatın ölümü, meslekten veya işten çıkarılması, işten yasaklanması ya da geçici olarak iş yapamaz duruma gelmesi hallerinde, avukatın işlerinin kendi barosundan bir avukat tarafından geçici olarak takip edilmesini ve dosyaların devrini düzenler. Ayrıca bu görevlendirmede süreler, görevin reddi ve ücretin belirlenmesi konularını düzenler. Madde, kayıtlı olduğu baronun başkanı ile görevlendirilen avukat arasındaki ilişkiyi kapsar ve avukatlık ortaklığı hakkında kıyasen uygulanır. Maddenin düzenlemediği konular şunlardır: avukatın disiplin yoluyla meslekten çıkarılma usulü (AvK m.134 vd.), avukatın mesleğe giriş ve kayıt koşulları (AvK m.3-10, m.66), vekâletin sona ermesi ve vekâletin azli ile ilgili esaslar (HMK ilgili hükümleri), ve avukatın görevi sırasında işlediği suçlarda yargılama usulü (AvK m.57-58).

Bir avukatın geçici olarak görevlendirilmesi: hangi kavramlar bilinmeli?

Görevlendirme (geçici takip)
Baro başkanının, işlerinin takibini yapamayan avukatın yerine kendi barosuna kayıtlı başka bir avukatı geçici olarak atamasıdır. Görevlendirme ilgililerin yazılı istemi üzerine ya da iş sahiplerinin yazılı muvafakati alınarak yapılır.
Dosyaların devir ve teslimi
Görevlendirilen avukata dosyaların baro başkanı eliyle fiilen teslim edilmesidir. Süreler bu devir ve teslime kadar işlemez.
İş yapamaz duruma gelme
Avukatın ölüm, çıkarılma ya da yasaklanma dışında, fiilen mesleğini sürdüremeyecek hale gelmesini ifade eder. Maddede ayrıca tanımlanmamıştır.
Vekâlet görevi
Görevlendirilen avukatın, temsil edilen avukatın talimatına bağlı olmaksızın, kendi sorumluluğunda yürüttüğü takip görevidir. Yapılan işlerin ücretini temsil edilen avukat öder.
Kıyasen uygulama
Avukatlık ortaklığında da aynı hükümlerin uygulanmasıdır. Ortaklık bakımından ayrı bir düzenleme bulunmadığı için kıyas yoluna gidilir.

Bir avukatın geçici olarak görevlendirilmesi: hangi şartlar aranır?

  • Avukatın ölümü, meslekten veya işten çıkarılması, işten yasaklanması ya da geçici olarak iş yapamaz duruma gelmesi gibi hallerden birinin gerçekleşmiş olması gerekir.
  • Görevlendirme, ilgililerin yazılı istemi üzerine yapılmalıdır ya da iş sahiplerinin yazılı muvafakati alınmalıdır.
  • Görevlendirilecek avukat, baro başkanının bağlı olduğu barodaki kayıtlı bir avukat olmalıdır.
  • Baro başkanı durumu mahkemelere ve gerekli göreceği yerlere bildirmelidir.
  • Görevlendirilen avukatın haklı sebeplerle görevi reddetmesi halinde, ret sebeplerinin yerinde olup olmadığına baro yönetim kurulu karar vermelidir.

Bir avukatın geçici olarak görevlendirilmesi: hangi sonuçları doğurur?

  • Görevlendirme yapıldığında kanuni süreler dosyaların devir ve teslimine kadar işlemez.
  • Bu durma süresi üç ayı geçemez; üç ayın sonunda sürelerin işlemesine devam edilir.
  • Görevlendirilen avukat, haklı sebeplerle görevi reddedebilir. Reddin haklı olup olmadığına baro yönetim kurulu karar verir.
  • Görevlendirilen avukatın yaptığı işlerin ücreti temsil edilen avukat tarafından ödenir.
  • Ücret konusunda anlaşmazlık çıkarsa ücret miktarı baro yönetim kurulu tarafından belirlenir.
  • Görevlendirilen avukatın görevi, temsil edilen avukatın talimatına bağlı olmadan kendi sorumluluğunda yürür.

Yazılı istem ile iş sahibi muvafakati arasındaki fark nedir?

İlgililerin yazılı istemi üzerine yapılan görevlendirme, iş sahiplerinin muvafakatini aramadan yürür.

İlgililerin istemi bulunmadığında görevlendirme, iş sahiplerinin yazılı muvafakatine bağlıdır.

Her iki yoldan birinin bulunmaması durumunda baro başkanının görevlendirme yetkisi kullanılamaz.

Kanuni süreler ile dosya devri arasındaki fark nedir?

Maddede sayılan hallerde kanuni süreler dosyaların devir ve teslimine kadar işlemez.

Devir ve teslim gerçekleşmeden önce süreler sürer ya da devir sonrası başlar.

Süreler devir ve teslime kadar durur, ancak bu durma en çok üç ay sürer.

Görevlendirilen avukatın sorumluluğu ile ücret ödeyicisi arasındaki fark nedir?

Görevlendirilen avukat, kendi sorumluluğunda vekâlet görevini yürütür.

Yapılan işlerin ücretini kendisine vekâlet olunan avukat öder.

Görevli avukat temsil edilen avukatın talimatına bağlı değildir ve ücret ilişkisi temsil edilen avukat ile kurulur.

Bir avukatın geçici olarak görevlendirilmesi: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Avukatın yasaklanması veya iş yapamaz hale gelmesi durumunda, baro başkanının yazılı istem ya da muvafakat olmadan görevlendirme yapabileceğini düşünmek; istem veya muvafakat zorunludur.
  • Süre durmasını devir ve teslim beklenmeden kendiliğinden kabul etmek; sürelerin işlemesi, dosyanın devrinden önce başlamaz ama üç ayı aşan durma söz konusu olamaz, bu sınır dikkate alınmalıdır.
  • Üç ayı aşan dönemde sürelerin hâlâ durduğunu kabul etmek; üç aylık sınırdan sonra süreler işlemeye devam eder.
  • Görevlendirilen avukatın sorumluluğunu temsil edilen avukata yüklemek; görev kendi sorumluluğunda yürür.
  • Yapılan işlerin ücretini görevlendirilen avukatın kendisinin talep edebileceğini düşünmek; ücreti temsil edilen avukat öder.
  • Görevi reddeden avukatın reddinin kendiliğinden kabul edileceğini düşünmek; ret sebeplerinin yerinde olup olmadığına baro yönetim kurulu karar verir.
  • Avukatlık ortaklığı hakkında maddenin doğrudan uygulandığını kabul etmek; ortaklık hakkında yalnızca kıyasen uygulanır.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Avukatın meslekten yasaklanmasına tedbiren karar verilmesi halinde, bu durum 42. madde kapsamında değerlendirilerek duruşma gününün ilgiliye tebliği yapılmadan dosyanın işlemden kaldırılmasının hukuka aykırı sayıldığı kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi, 2025/784 E., 2025/1210 K., 11.09.2025)
  • Görevlendirme yapılmadan ve dosyalar devredilmeden avukatın yokluğunda işlem yapılmasının savunma hakkını ihlal edebileceği, bu nedenle tebligatın avukatın kayıtlı olduğu baro aracılığıyla ilgilisine ulaştırılması gerektiği kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi, 2025/1614 E., 2026/326 K., 18.03.2026)
  • Madde kapsamındaki görevlendirmenin yapıldığı tarih ile yasaklama kararının tarihinin birlikte değerlendirilmesi gerektiği kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi, 2025/1614 E., 2026/326 K., 18.03.2026)
  • Maddedeki hükmün işlem yapılmadan önce uygulanmasının gerektiği, yani mahkemenin avukatın işten çıkarılması veya yasaklanması hâlinde dosyanın işlemden kaldırılmasına geçmeden önce baro başkanlığına bildirimde bulunması gerektiği kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi, 2024/1756 E., 2024/2026 K., 27.12.2024)
  • Avukatın iş yapamaz hale gelmesi durumunda duruşmaya katılmamasının, sürelerin işlemediği dönemde mahkemece dikkate alınması gerektiği kabul edilmektedir. (Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, 2021/625 E., 2021/989 K., 30.06.2021)
  • Yenileme veya işlem süresi bakımından, avukatın görevlendirme sonrasında dosyanın devralınmamış olması hâlinde sürelerin işlemeye devam etmeyeceği kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi, 2019/1686 E., 2019/1403 K., 07.11.2019)

Nasıl ispat edilir?

  • Avukatın ölümü, çıkarılması, yasaklanması ya da iş yapamaz hale gelmesi olgusunu ileri süren taraf bunu belgelerle kanıtlamalıdır; ispat yükü bu olguyu ileri süren tarafa aittir.
  • Görevlendirme için gerekli ilgililerin yazılı istemi veya iş sahiplerinin yazılı muvafakati belgeyle ispatlanır; bu belge bulunmazsa görevlendirme geçerli kabul edilmez.
  • Süre durmasının dayanağı olan dosya devir ve teslim tarihi baro başkanlığının yazılı kaydı ile ispatlanır.
  • Görevlendirilen avukatın reddi için gösterdiği haklı sebepler, reddi ileri süren avukat tarafından ortaya konur; reddin yerinde olup olmadığına baro yönetim kurulu karar verir.
  • Ücret anlaşmazlığında hizmetin yapıldığı ve ücretin miktarı baro yönetim kurulu kararı ile belirlenir; yapılan işlere ilişkin belge ve dosya kayıtları delil olarak kullanılır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

Avukatlık Kanunu m.43 — Büro edinme zorunluluğu

1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 43. maddesi, avukatların baro bölgesinde büro kurma yükümlülüğünü, büro niteliklerinin barolarca belirlenmesini, kat mülkiyetine tabi binalarda mesken bağımsız bölümlerde büro açılabilmesini, bir avukatın birden fazla büro bulundurmasının ve birlikte çalışan avukatların ayrı büro edinmesinin yasaklanmasını, avukatlık ortaklığının yurt içinde şube açamamasını, milletvekillerinin avukatlık yapamamasını, adres değişikliğinin baroya bildirilmesini ve büro kurma giderleri için finansman desteğini düzenler. Madde, levhaya yazılı her avukata ve avukatlık ortaklıklarına uygulanır. Madde; avukatlık ücretini (m.164), levhaya yazılma ve avukatlık ruhsatnamesi koşullarını, avukatların meslek sırrı ve tanıklık yükümlülüğünü, dosya tutma ve imza yükümlülüğünü, reklam yasağını ve disiplin sorumluluğunu düzenlemez; bunlar Avukatlık Kanununun ilgili maddelerinde yer alır.

Büro edinme zorunluluğu: hangi kavramlar bilinmeli?

Avukatlık bürosu
Avukatın mesleki faaliyetini yürüttüğü, baro bölgesi içinde kurulan ve baronun belirlediği niteliklere uygun olması gereken yerdir. Büronun niteliklerinin tespiti barolara bırakılmıştır.
Baro bölgesi
Avukatın levhaya yazıldığı baronun yetki alanıdır. Büronun bu bölge içinde kurulması zorunludur; bölge dışında büro açılması bu maddenin kapsamında değildir.
Levha kaydı tarihi
Avukatın baro levhasına yazıldığı tarihtir. Büro kurma süresinin başlangıcı bu tarihtir.
Kat mülkiyeti mesken bağımsız bölümü
634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanununa göre ana gayrimenkulün mesken olarak gösterilen bağımsız bölümüdür. Bu bölümlerde avukatlık bürosu açılabilmesi için kat maliklerinin izni ve benzeri şartlar aranmaz.
Avukatlık ortaklığı
Birden fazla avukatın birlikte mesleki faaliyet yürüttüğü yapıdır. Maddeye göre yurt içinde şube açamaz ve birlikte çalışan avukatlar ayrı büro edinemez.
Finansman desteği
Avukatların büro kurma giderlerinin karşılanması için kredi ve finans kuruluşları ile kredi veren kamu kurum ve kuruluşlarınca uygun şartlarda sağlanan destektir. Usul ve esaslar Adalet Bakanlığınca belirlenir.

Büro edinme zorunluluğu: hangi şartlar aranır?

  • Avukatın levhaya yazılmış olması gerekir; büro yükümlülüğü levhaya yazılma tarihinden itibaren doğar.
  • Avukatın levhaya yazılmasından itibaren üç ay içinde baro bölgesinde bir büro kurması gerekir.
  • Büronun niteliklerinin barolarca belirlenen şartlara uygun olması gerekir.
  • Büronun kat mülkiyetine tabi bir binanın mesken olarak gösterilen bağımsız bölümünde açılması hâlinde kat maliklerinin izni ve benzeri şartlar aranmaz, yönetim planındaki aksine hükümler uygulanmaz.
  • Avukatın birden fazla büro bulundurmaması gerekir.
  • Birlikte çalışan avukatların ayrı büro edinmemesi gerekir.
  • Avukatlık ortaklığının yurt içinde şube açmaması gerekir.
  • Milletvekilinin milletvekilliği süresince avukatlık yapmaması gerekir.
  • Bürosunu veya konutunu değiştiren avukatın yeni adreslerini bir hafta içinde baroya bildirmesi gerekir.

Büro edinme zorunluluğu: hangi sonuçları doğurur?

  • Avukat levhaya yazıldığı tarihten itibaren üç ay içinde baro bölgesinde büro kurmazsa maddeye aykırı davranmış olur.
  • Büronun niteliklerine barolar tarafından belirlenen şartlara uygun olarak karar verilir.
  • Kat mülkiyeti mesken bağımsız bölümünde açılan büro için kat maliklerinin izni aranmaz ve yönetim planındaki aksine hükümler bu konuda uygulanmaz.
  • Bir avukatın birden fazla büro bulundurması yasaktır ve bu hâl maddeye aykırılık oluşturur.
  • Birlikte çalışan avukatların ayrı büro edinmesi yasaktır.
  • Avukatlık ortaklığının yurt içinde şube açması yasaktır.
  • Milletvekili, milletvekilliği süresince avukatlık yapamaz; bu süre içinde avukatlık faaliyeti yasaktır.
  • Bürosunu veya konutunu değiştiren avukat yeni adresini bir hafta içinde baroya bildirmezse maddeye aykırı davranmış olur.
  • Avukatların büro kurma giderleri için kredi ve finans kuruluşları ile kredi veren kamu kurum ve kuruluşlarınca uygun şartlarda finansman desteği sağlanır; usul ve esaslar Adalet Bakanlığınca belirlenir.

Levhaya yazılma tarihi ile büro kurma süresi arasındaki fark nedir?

Levhaya yazılan avukat, bu tarihten itibaren üç ay içinde baro bölgesinde büro kurmakla yükümlüdür.

Büro kurma süresi geçtikten sonra büro kurulmaması ya da bölge dışında büro açılmasıdır.

Süresinde ve bölge içinde büro kurulmaması maddenin ihlali anlamına gelir; sonuçları ayrıca disiplin ve mesleki düzenleme alanındadır.

Kat mülkiyeti mesken bağımsız bölümü ile diğer bağımsız bölümler arasındaki fark nedir?

Ana gayrimenkulün mesken olarak gösterilen bağımsız bölümünde büro açılması, kat maliklerinin izni ve benzeri şartlar aranmadan mümkündür.

Mesken olarak gösterilmeyen bağımsız bölümler ile kat mülkiyeti hükümlerine tabi diğer alanlarda büro açılması bu istisnadan yararlanmaz.

Mesken bağımsız bölümünde açılan büro için yönetim planındaki aksine hükümler uygulanmaz; diğer bölümlerde genel kat mülkiyeti kuralları geçerlidir.

Bir büro ile birden fazla büro arasındaki fark nedir?

Avukat yalnızca bir büro bulundurabilir.

Birden fazla büro bulundurmak yasaktır.

Birden fazla büro açılması bu maddenin ihlali sayılır.

Birlikte çalışan avukatlar ile bağımsız avukat arasındaki fark nedir?

Birlikte çalışan avukatlar ayrı büro edinemez.

Tek başına faaliyet gösteren avukat kendi bürosunu edinebilir.

Birlikte çalışan avukatlar için ayrı büro açma yasağı geçerlidir.

Avukatlık ortaklığı ile şube arasındaki fark nedir?

Avukatlık ortaklığı yurt içinde şube açamaz.

Ortaklığın merkez bürosu bu yasağın dışındadır.

Yurt içinde şube açılması yasaktır; yurt dışı açısından bu madde hüküm içermez.

Bürosunu değiştiren avukat ile konutunu değiştiren avukat arasındaki fark nedir?

Bürosunu veya konutunu değiştiren avukat yeni adresini bildirmekle yükümlüdür.

Adresinde değişiklik olmayan avukat bu bildirim yükümlülüğü altında değildir.

Yeni adres bir hafta içinde baroya bildirilmelidir; süresinde bildirilmemesi yaptırım doğurur.

Büro edinme zorunluluğu: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Büro kurma süresini levhaya yazılma tarihinden değil, avukatlık ruhsatnamesinin verildiği tarihten saymak; süre levha kaydından başlar.
  • Kat mülkiyeti istisnasını her bağımsız bölüm için geçerli saymak; istisna yalnızca mesken olarak gösterilen bağımsız bölümler için geçerlidir.
  • Birlikte çalışan avukatların her birinin ayrı büro açabileceğini varsaymak; birlikte çalışma hâlinde ayrı büro edinme yasağı vardır.
  • Avukatlık ortaklığının yurt içinde şube açmasını serbest saymak; yasak açıktır.
  • Adres değişikliğinde bildirim süresini bir ay gibi uzun tutmak; süre bir haftadır.
  • Milletvekilliği yasağını yalnızca avukatlık ruhsatı açısından değerlendirmek; yasak milletvekilliği süresince avukatlık yapılamaması anlamına gelir.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Kat mülkiyeti kapsamında mesken bağımsız bölümünde açılan büro bakımından kat maliklerinin izninin aranmayacağı kabul edilmektedir. (2. Hukuk Dairesi, 2023/369 E., 2023/1212 K., 22.03.2023)
  • Milletvekilliği süresince avukatlık yapamama yasağının, bu süre içinde vekalet ilişkisinin sona ermesi sonucunu doğurduğu kabul edilmektedir. (4. Ceza Dairesi, 2021/29874 E., 2021/22966 K., 29.09.2021)
  • Kat mülkiyeti kapsamında mesken bağımsız bölümünde büro açılmasına ilişkin hükmün, dava konusu olayda büro kurma yükümlülüğünün gerekçesi olarak tartışıldığı görülmektedir. (2. Hukuk Dairesi, 2023/369 E., 2023/1212 K., 22.03.2023)

Nasıl ispat edilir?

  • Büro kurma yükümlülüğünün yerine getirildiğini ve süresinde kurulduğunu gösterme yükü, bunu iddia eden avukatın kendisindedir; levha kaydı tarihi ile büro açılış tarihi belgelerle gösterilir.
  • Birden fazla büro bulundurulduğunu iddia eden taraf, bu iddiayı baro kayıtları veya büro tescil belgeleriyle ispatlamalıdır.
  • Bürosunu veya konutunu değiştirdiğini ileri süren avukatın, yeni adresini bir hafta içinde baroya bildirdiğini baro kayıtlarıyla ispatlaması gerekir.
  • Milletvekilliği süresince avukatlık yapıldığı iddiasının karşı tarafça ileri sürülmesi hâlinde, milletvekilliği süresinin belgeyle ortaya konulması gerekir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu: Mesken olarak gösterilen bağımsız bölümlerde büro açılmasına ilişkin istisnanın dayanağıdır; yönetim planındaki aksine hükümlerin uygulanmamasının kaynağıdır.
  • 1136 sayılı Avukatlık Kanunu m.164: Avukatlık ücretinin tespitine ilişkin hükümdür ve bu maddenin kapsamında değildir; birinci fıkradaki büro kurma yükümlülüğü ile ilgisi yoktur.

Süreler

SüreMaddeHüküm
iki aylıkm.35Bu fıkra hükmüne aykırı davranan kuruluşlara Cumhuriyet savcısı tarafından sözleşmeli avukat tayin etmedikleri her ay için, sanayi sektöründe çalışan onaltı yaşından büyük işçiler için suç tarihinde yürürlükte bulunan, asgarî ücretin iki…
üç yılm.39Avukat, kendisine tevdi olunan evrakı, vekâletin sona ermesinden itibaren üç yıl süre ile saklamakla yükümlüdür.
üç ayınm.39Şu kadar ki, evrakın geri alınması müvekkile yazı ile bildirilmiş olduğu hallerde saklama yükümlülüğü, bildirme tarihinden itibaren üç ayın sonunda sona erer.
bir yılm.40(Değişik: 2/5/2001 - 4667/27 md.) İş sahibi tarafından sözleşmeye dayanılarak avukata karşı ileri sürülen tazminat istekleri, bu hakkın doğumunun öğrenildiği tarihten itibaren bir yıl ve her halde zararı doğuran olaydan itibaren beş yıl…
beş yılm.40(Değişik: 2/5/2001 - 4667/27 md.) İş sahibi tarafından sözleşmeye dayanılarak avukata karşı ileri sürülen tazminat istekleri, bu hakkın doğumunun öğrenildiği tarihten itibaren bir yıl ve her halde zararı doğuran olaydan itibaren beş yıl…
üç ayım.42Şu kadar ki, bu süre üç ayı geçemez.
üç aym.43Her avukat, levhaya yazıldığı tarihten itibaren üç ay içinde baro bölgesinde bir büro kurmak zorundadır.
bir haftam.43Bürosunu veya konutunu değiştiren avukat yenilerinin adreslerini bir hafta içinde baroya bildirmek zorundadır.

Süreler madde metnindeki yazımıyla verilmiştir.

Konuda geçen kararlar

47 karar
  1. Hukuk Genel Kurulu, 2023/638 E., 2025/236 K., 16.04.2025
    İlgili madde: m.34, m.41
  2. Hukuk Genel Kurulu, 2022/1072 E., 2023/1064 K., 08.11.2023
    İlgili madde: m.34
  3. Hukuk Genel Kurulu, 2022/699 E., 2023/852 K., 27.09.2023
    İlgili madde: m.40
  4. Hukuk Genel Kurulu, 2022/652 E., 2023/643 K., 21.06.2023
    İlgili madde: m.41
  5. Hukuk Genel Kurulu, 2022/597 E., 2023/545 K., 31.05.2023
    İlgili madde: m.40
  6. Ceza Genel Kurulu, 2021/44 E., 2022/790 K., 08.12.2022
    İlgili madde: m.35
  7. Hukuk Genel Kurulu, 2021/818 E., 2021/1467 K., 18.11.2021
    İlgili madde: m.34
  8. Hukuk Genel Kurulu, 2017/2140 E., 2021/1288 K., 21.10.2021
    İlgili madde: m.38
  9. Hukuk Genel Kurulu, 2020/36 E., 2021/974 K., 08.07.2021
    İlgili madde: m.40
  10. Ceza Genel Kurulu, 2021/43 E., 2021/287 K., 17.06.2021
    İlgili madde: m.35
Diğer 37 karar
  1. Ceza Genel Kurulu, 2018/19 E., 2021/53 K., 23.02.2021
    İlgili madde: m.38
  2. Ceza Genel Kurulu, 2016/1170 E., 2019/488 K., 20.06.2019
    İlgili madde: m.36
  3. Hukuk Genel Kurulu, 2017/753 E., 2019/586 K., 21.05.2019
    İlgili madde: m.38
  4. Hukuk Genel Kurulu, 2017/2009 E., 2019/587 K., 21.05.2019
    İlgili madde: m.38
  5. Ceza Genel Kurulu, 2014/131 E., 2017/521 K., 05.12.2017
    İlgili madde: m.34
  6. Ceza Genel Kurulu, 2011/44 E., 2011/122 K., 14.06.2011
    İlgili madde: m.38
  7. Ceza Genel Kurulu, 2011/43 E., 2011/93 K., 17.05.2011
    İlgili madde: m.38
  8. Hukuk Genel Kurulu, 2011/161 E., 2011/276 K., 04.05.2011
    İlgili madde: m.40
  9. 5. Ceza Dairesi, 2025/4002 E., 2025/14404 K., 15.12.2025
    İlgili madde: m.36
  10. 5. Ceza Dairesi, 2025/751 E., 2025/12615 K., 10.11.2025
    İlgili madde: m.36
  11. 4. Hukuk Dairesi, 2024/14470 E., 2025/13004 K., 24.09.2025
    İlgili madde: m.40
  12. 5. Ceza Dairesi, 2024/2712 E., 2025/5529 K., 21.04.2025
    İlgili madde: m.37
  13. 10. Daire, 2020/5168 E., 2024/4229 K., 22.10.2024
    İlgili madde: m.36
  14. 1. Hukuk Dairesi, 2024/2772 E., 2024/5584 K., 10.10.2024
    İlgili madde: m.36
  15. 3. Hukuk Dairesi, 2022/5441 E., 2023/2846 K., 23.10.2023
    İlgili madde: m.28
  16. 15. Hukuk Dairesi, 2018/5477 E., 2019/3290 K., 10.07.2019
    İlgili madde: m.30
  17. 17. Ceza Dairesi, 2018/8110 E., 2019/371 K., 14.01.2019
    İlgili madde: m.39
  18. 14. Daire, 2011/8450 E., 2012/5672 K., 18.09.2012
    İlgili madde: m.37
  19. 8. Daire, 1995/1883 E., 1997/579 K., 19.02.1997
    İlgili madde: m.37
  20. Genel Kurul, 2020/34420 E., 31.01.2024
    İlgili madde: m.34
  21. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi, 2025/1614 E., 2026/326 K., 18.03.2026
    İlgili madde: m.42
  22. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 18. Hukuk Dairesi, 2024/3053 E., 2025/1762 K., 06.11.2025
    İlgili madde: m.40
  23. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi, 2025/784 E., 2025/1210 K., 11.09.2025
    İlgili madde: m.42
  24. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi, 2024/810 E., 2025/397 K., 11.04.2025
    İlgili madde: m.41
  25. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi, 2025/611 E., 2025/530 K., 25.03.2025
    İlgili madde: m.35
  26. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi, 2023/2260 E., 2025/183 K., 19.02.2025
    İlgili madde: m.34
  27. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi, 2024/1756 E., 2024/2026 K., 27.12.2024
    İlgili madde: m.42
  28. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 53. Hukuk Dairesi, 2022/954 E., 2024/1246 K., 19.11.2024
    İlgili madde: m.41
  29. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi, 2024/1778 E., 2024/1655 K., 24.10.2024
    İlgili madde: m.41
  30. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2024/442 E., 2024/1024 K., 06.06.2024
    İlgili madde: m.35
  31. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi, 2020/1043 E., 2024/679 K., 02.05.2024
    İlgili madde: m.41
  32. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, 2020/1541 E., 2022/1191 K., 29.09.2022
    İlgili madde: m.35
  33. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, 2020/1387 E., 2022/991 K., 30.06.2022
    İlgili madde: m.35
  34. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, 2021/625 E., 2021/989 K., 30.06.2021
    İlgili madde: m.42
  35. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, 2019/60 E., 2020/1368 K., 05.11.2020
    İlgili madde: m.36
  36. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi, 2019/1666 E., 2019/1637 K., 26.12.2019
    İlgili madde: m.42
  37. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi, 2019/1686 E., 2019/1403 K., 07.11.2019
    İlgili madde: m.42

Bağlayıcılık derecesine göre sıralı (Anayasa Mahkemesi, içtihadı birleştirme, genel kurullar, daireler); her grupta yeni karar önce. Tam metin karar deposundan istek üzerine yüklenir. Hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ayrıca denetleyin.

Madde bağlantıları, tarihine kadar Resmî Gazete'de yayımlanan değişiklikleri içeren güncel metne gider.

Bu konudaki maddelerde bilinen en yeni değişiklik: 28.03.2023 (m.43).

Anlatım 21.10.2026 tarihinde derlendi. Bağlayıcı olan madde metnidir.

Bu konuyu panelde çalış

Panelde bu konu 1. Avukatlık Kanunu - 1 bölümünde yer alıyor.

Panelde çalış