Özel borç ilişkileri › Hizmet sözleşmeleri › Genel hizmet sözleşmesi
Ücret alacağının haczi, devri ve rehnedilmesi, iş araç ve malzemeleri
Kısaca
TBK m.410, işçinin ücret alacağının haczi, başkasına devri ve rehni bakımından korunmasını düzenler. TBK m.411, işçinin yalnız bir işveren için parça başına veya götürü iş yapmayı üstlendiği hallerde işverenin iş verme borcunu düzenler. TBK m.412, işçinin sözleşme gereğince parça başına veya götürü olarak çalışmayı üstlendiği hallerde işverenin birim ücretini bildirme yükümlülüğünü ve bu yükümlülüğe aykırılığın sonucunu düzenler.
Kapsam
Bu konu, Türk Borçlar Kanunu m.410–413 hükümlerini kapsar.
TBK m.410 — Ücret alacağının haczi, devri ve rehnedilmesi
Bu madde, işçinin ücret alacağının haczi, başkasına devri ve rehni bakımından korunmasını düzenler. Ücretin dörtte birini aşan kısmının haczedilememesi, devredilememesi ve rehnedilememesi kuralını; işçinin bakmakla yükümlü olduğu aile bireylerine ilişkin hâkim tarafından takdir edilecek miktarın bu orana dâhil olmadığını; nafaka alacaklılarının haklarının saklı olduğunu ve gelecekteki ücret alacaklarının devir ve rehninin geçersizliğini kapsar. Kural, hizmet sözleşmesine dayanan işçi ücret alacakları bakımından uygulanır. Maddenin düzenlemediği konular şunlardır: işçinin ücretinin ödenmesine ilişkin genel yükümlülük ve ücretin korunması (m.406); işverenin temerrüdünde ücret (m.408); işçinin çalışamadığı hallerde ücret (m.409); parça başı ya da götürü işte iş verme borcu (m.411); alacak devrinin genel şartları ve devir yasağı (TBK m.183 ve devamı, m.184 ve devamı); 4857 sayılı İş Kanunu'nun ücretin saklı kısmına ilişkin düzenlemesi ise aynı konuda paralel bir hükümdür ancak bu maddenin yerini almaz.
Ücret alacağının haczi, devri ve rehnedilmesi: hangi kavramlar bilinmeli?
- Ücretin dörtte biri (saklı kısım)
- İşçinin ücret alacağının haczedilemeyen, devredilemeyen ve rehnedilemeyen üst sınırıdır. Kanun bu sınırı oran olarak belirler; bu oranın üzerindeki kısım serbesttir ve borçlar için paraya çevrilebilir. Oran, işçinin ücretinin tamamı üzerinden hesaplanır.
- Bakım yükümlülüğü kapsamındaki takdir edilecek miktar
- İşçinin bakmakla yükümlü olduğu aile bireyleri için hâkimin takdir ettiği miktardır. Bu miktar dörtte birlik sınırın dışında tutulur; yani hâkim, sınırı aşan bir miktarı ilgili aile bireyine devrettirebilir veya tahsil ettirebilir.
- Nafaka alacaklılarının hakları
- Mahkemece hükmedilen nafaka borçları bakımından dörtte birlik sınırın uygulanmayacağını ifade eden saklı tutmadır. Nafaka alacaklısı, ücretin sınırı aşan bölümüne ilişkin haklarını kullanabilir.
- Gelecekteki ücret alacağı
- Devir veya rehin sözleşmesi yapıldığında henüz doğmamış, ileride doğacak ücret alacağıdır. Bu alacakların devri ve rehni ikinci fıkra uyarınca geçersizdir; sınırlandırılmış oran kuralından bağımsız bir yasaktır.
- Rehin
- Ücret alacağı üzerinde kurulan rehin hakkıdır. Kanun, ücretin dörtte birinden fazlası için rehni yasaklar; rehin sözleşmesinin kapsadığı ücret alacağı bu sınıra göre incelenir.
Ücret alacağının haczi, devri ve rehnedilmesi: hangi şartlar aranır?
- Devir, rehin veya haciz konusu olan alacağın işçinin hizmet sözleşmesine dayanan ücret alacağı olması gerekir.
- Haczedilebilecek, devredilebilecek veya rehnedilebilecek miktar, ücretin dörtte birini aşmamalıdır; dörtte birini aşan kısım bu işlemlere konu olamaz.
- Alacağın işçinin bakmakla yükümlü olduğu aile bireyleri için hâkim tarafından takdir edilen miktar olması hâlinde dörtte bir sınırı uygulanmaz; bu miktar hâkim kararıyla devredilebilir veya tahsil edilebilir.
- Nafaka alacağı söz konusuysa, nafaka alacaklısının hakları saklı olduğundan, ücretin dörtte birini aşan kısmın tahsili mahkeme kararına bağlanabilir.
- Devir veya rehin konusu alacağın henüz doğmamış, gelecekteki bir ücret alacağı olmaması gerekir; gelecekteki ücret alacakları için devir ve rehin kurulamaz.
Ücret alacağının haczi, devri ve rehnedilmesi: hangi sonuçları doğurur?
- Ücretin dörtte birine kadar olan kısmı, işçinin borçları nedeniyle haczedilebilir, devredilebilir veya rehnedilebilir.
- Ücretin dörtte birinden fazla kısmına ilişkin haciz, devir veya rehin, bu kısım bakımından hükümsüzdür; sözleşmenin geri kalanı geçerliliğini korur.
- Gelecekteki ücret alacaklarının devri ve rehni geçersizdir; bu yasak dörtte bir oranına bağlı değildir.
- Bakım yükümlülüğü kapsamında hâkimin takdir ettiği miktar, dörtte birlik sınırın dışında kalır ve hâkim kararıyla devredilebilir veya tahsil edilebilir.
- Nafaka alacağı bakımından dörtte birlik sınır uygulanmaz; mahkemece ücretin dörtte birinden fazlasının tahsiline karar verilebilir.
- Dörtte birlik sınırın uygulanmasına ilişkin kural emredici niteliktedir; sınırı kaldıran sözleşme kayıtları geçersizdir.
Doğmuş ücret alacağı ile gelecekteki ücret alacağı arasındaki fark nedir?
Hizmet sözleşmesi kapsamında iş görülmüş ve ücret alacağı doğmuşsa, alacak dörtte bir sınırı içinde devredilebilir veya rehnedilebilir.
Henüz doğmamış, ileride doğacak ücret alacağında ise ikinci fıkra gereğince devir ve rehin geçersizdir; dörtte bir oranına bakılmaksızın yasak mutlaktır.
Gelecekteki ücret alacağının devri veya rehni tamamen geçersiz olur; doğmuş alacakta ise yalnızca dörtte birini aşan kısım geçersizdir.
Genel haciz sınırı ile bakım yükümlülüğü için takdir edilen miktar arasındaki fark nedir?
İşçinin genel borçları bakımından ücretin dörtte birinden fazlası haczedilemez, devredilemez ve rehnedilemez.
İşçinin bakmakla yükümlü olduğu aile bireyleri için hâkimin takdir ettiği miktar bu orana dâhil değildir.
Aile bireylerine yönelik takdir edilen miktar için hâkim, dörtte birden fazla kısmın da devrine veya tahsiline karar verebilir.
Genel alacaklı ile nafaka alacaklısı arasındaki fark nedir?
Genel alacaklılar dörtte bir sınırına tabidir.
Nafaka alacaklıları için madde, haklarını saklı tutar ve sınırın uygulanmasını engeller.
Nafaka borcu için mahkemece ücretin dörtte birinden fazlası tahsil ettirilebilir.
Sözleşmesel devir ile sözleşmeyle devir yasağı arasındaki fark nedir?
Bu madde doğrudan devri sınırlar ve kanun gereği geçerliliğini düzenler.
Taraflar ayrıca alacağın devrini sözleşmeyle yasaklayabilir; bu, genel devir hukukuna ait ayrı bir kısıtlamadır.
İki sınırlama birlikte uygulanır; sözleşmesel yasak, ücretin dörtte birinin dışında kalan kısım için de devri engelleyebilir.
Ücret alacağının haczi, devri ve rehnedilmesi: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Dörtte birlik sınırı, işçinin toplam ücreti yerine yalnızca belirli bir ödeme dönemine ya da net tutara uygulamak; oran, brüt ücret üzerinden hesaplanmalıdır.
- Gelecekteki ücret alacaklarına ilişkin ikinci fıkra yasağını, dörtte bir oranının bir parçası sanıp yalnızca sınır aşımına bağlamak.
- Nafaka alacaklısının sınır dışı tahsil hakkını, mahkeme kararı olmaksızın kendiliğinden doğmuş saymak.
- Bakım yükümlülüğü için takdir edilen miktarı, genel alacaklılar için öngörülen dörtte birlik sınırın içinde saymak; bu miktar sınırın dışında tutulur.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Ücret alacağının devrine ilişkin sözleşmelerin dörtte birin üzerindeki kısmının geçersiz, dörtte birlik kısmının geçerli sayılması, sözleşmenin tamamının batıl sayılmaması yönünde görüş ileri sürülmektedir.
- Dörtte birlik sınırın aşılmasının mutlak hükümsüzlük olmayıp kısmi hükümsüzlük sonucu doğurduğu kabul edilmektedir.
- Gelecekteki ücret alacaklarının devir ve rehninin mutlak geçersizliği nedeniyle, hâkimin bu geçersizliği yargılamanın her aşamasında re'sen göz önüne alması gerektiği kabul edilmektedir.
- Devir yasağına rağmen yapılan devirde devir alanın borçluya başvuramayacağı, borçlunun ise akdi devir yasağı savunması yapabileceği belirtilmektedir.
Nasıl ispat edilir?
- Ücretin dörtte birinden fazlasına ilişkin haciz, devir veya rehin iddiasını ileri süren taraf, işlemin ücret alacağına ilişkin olduğunu ve dörtte birlik sınırı aştığını ispatlamakla yükümlüdür.
- Bakım yükümlülüğü için takdir edilen miktarın dörtte birlik sınırın dışında kaldığını iddia eden taraf, aile bireyinin bakım yükümlülüğünün varlığını ve hâkim kararını belgeyle ispatlar.
- Nafaka alacağına dayanan talepte, mahkeme kararı veya nafaka ilamı ile nafaka alacaklısı olduğu ispat edilir; bu belge bulunmadığında sınır dışı tahsil talep edilemez.
- Gelecekteki ücret alacağının devri ya da rehni iddiasında, işlemin devir veya rehin tarihinde henüz doğmamış bir alacağa ilişkin olduğu yazılı sözleşme ve iş ilişkisi belgeleriyle gösterilir.
- Devir yasağı savunması yapan borçlu, sözleşmedeki yasak kaydını yazılı belge ile ispatlamakla yükümlüdür.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6098 sayılı Kanun m.406: Ücretin korunmasına ilişkin genel kuraldır; bu madde, o kuralın ücret alacağının haczi, devri ve rehni bakımından tamamlayıcısıdır.
- 6098 sayılı Kanun m.408: İşverenin temerrüdü halinde ücret alacağının doğumu ve miktarı bu maddeye tabi olan alacağın kaynağını oluşturur.
- 6098 sayılı Kanun m.409: İşçinin kusuru olmadan çalışamadığı hallerde doğan ücret alacağı da bu maddenin koruma kapsamına girebilir.
- 6098 sayılı Kanun m.420: Hizmet sözleşmesinde işçi aleyhine konulan ceza şartının hükümsüzlüğü, bu maddedeki işçi koruma amacıyla paraleldir.
- 4857 sayılı İş Kanunu m.35: Ücretin saklı kısmına ilişkin paralel hükümdür; haciz, devir ve rehin sınırını aynı oranda düzenler.
TBK m.411
Madde, işçinin yalnız bir işveren için parça başına veya götürü iş yapmayı üstlendiği hallerde işverenin iş verme borcunu düzenler. Ayrıca işverenin kendi kusuru olmaksızın iş sağlayamadığı durumda işçiye hangi ücreti ödeyeceğini belirler: zamana göre ücret ve bunun hesap yöntemi. Maddenin kime uygulandığı, parça başı veya götürü iş üstlenen ve tek işverene bağlı işçidir. Birim ücretin işverence bildirilmesini (m.412), iş araç ve malzemesini (m.413) ve giderleri (m.414) düzenlemez. Ayrıca bu maddede ücretin ödenmesinin usulü, ücret alacağının zamanaşımı ve işçinin işverenden hak kazanmak için yaptığı alacak davası düzenlenmez.
m.411: hangi kavramlar bilinmeli?
- Parça başına iş
- İşin miktarına göre, yapılan birim ya da parça üzerinden ücretlendirilen iş türüdür. Ücretin ölçüsü iş miktarı ile belirlenir.
- Götürü iş
- İşin tamamı için belirli bir bedel üzerinde anlaşılan iştir. Ücret, yapılan miktardan bağımsız olarak iş bütünü üzerinden belirlenir.
- Kendi kusuru olmaksızın iş sağlayamama
- İşverenin kusuru bulunmadan, sözleşmede öngörülen parça başı veya götürü işi işçiye verememesi durumudur. Kusurlu iş vermeme bu kapsama girmez.
- İşletme koşullarının geçici gerektirmesi
- İşyerindeki olağan işleyişin geçici olarak parça başı ya da götürü işin verilmesini engellediği hâldir. Kalıcı ya da süresiz engeller bu ölçüte girmez.
- Ortalama ücret
- İşçinin parça başı veya götürü iş karşılığında daha önce elde ettiği ücretin ortalamasıdır. Anlaşmada, hizmet veya toplu iş sözleşmesinde zamana göre ücret belirlenmişse bu hesap uygulanmaz.
- Kabulde temerrüt
- Alacaklının, borçlunun uygun biçimde sunduğu edimi kabul etmemesi hâlidir. Burada işverenin işçinin işgörme edimini kabul etmemesi sonucu doğan ücret borcunun ölçüsü için kullanılır.
m.411: hangi şartlar aranır?
- İşçinin sözleşme gereğince yalnız bir işveren için sadece parça başına veya götürü iş yapmayı üstlenmiş olması gerekir; birden fazla işverene bağlı ya da farklı tür işleri kapsayan işçiler bu fıkra kapsamında değildir.
- İşverenin, sözleşmede öngörülen parça başı veya götürü işi sağlamasının yükümlülük olarak doğması için işçiye yeterli iş vermesi gerekir.
- İşverenin, kendi kusuru olmaksızın parça başı veya götürü iş sağlayamayacak durumda bulunması ya da işletme koşullarının bu işi geçici olarak gerektirmesi gerekir; bu hâlde işveren işçiye zamana göre ücret ödeyebilir.
- Zamana göre ödenecek ücretin anlaşmada, hizmet sözleşmesinde ya da toplu iş sözleşmesinde belirlenmiş olmaması gerekir; belirlenmemişse işverenin işçiye daha önce elde ettiği ortalama ücrete eşdeğer bir ücret ödemesi gerekir.
- Parça başı veya götürü ya da zamana göre iş sağlayamayan işveren, en azından işgörme edimini kabulde temerrüt hükümlerine göre zamana göre ödeyeceği ücreti ödemelidir; bu sorumluluk işverenin iş sağlayamamasının kusura dayanıp dayanmamasından bağımsız olarak en az bu düzeyde doğar.
m.411: hangi sonuçları doğurur?
- İşveren kusursuz olarak parça başı veya götürü iş sağlayamıyor ve işletme koşulları geçici olarak bunu gerektiriyorsa, işçiye zamana göre ücret ödemesi gerekir.
- Zamana göre ücretin sözleşmede, hizmet sözleşmesinde ya da toplu iş sözleşmesinde belirlenmemiş olması hâlinde, işçiye daha önce parça başı veya götürü olarak aldığı ortalama ücrete eşdeğer bir ücret ödenir.
- İşveren iş sağlayamadığında, kusurlu olsun ya da olmasın, en azından işgörme edimini kabulde temerrüt hükümlerine göre zamana göre ödenecek ücreti ödemekle yükümlüdür.
- İşveren iş verme yükümlülüğünü yerine getirmediğinde işçi ücret ödemesini talep edebilir; iş verilmesini isteme ve ücret ödenmesi talebi birlikte değerlendirilebilir.
- Sözleşmede işçinin birden fazla işverene bağlı olması ya da farklı işlerin yapılması hâlinde bu madde uygulanmaz; genel borç hükümleri devreye girer.
Kusursuz iş sağlayamama ile kusurlu iş sağlayamama arasındaki fark nedir?
İşverenin kendi kusuru olmaksızın iş sağlayamadığı hal, birinci fıkra ile ikinci fıkranın ilk cümlesi kapsamına girer.
İşverenin kendi kusuruyla iş vermediği hal, ikinci fıkranın birinci cümlesindeki kusursuzluk şartını karşılamaz.
Kusursuz hâlde işveren zamana göre ücret ödeyebilir ve ortalama ücret ölçütü uygulanır; kusurlu hâlde son fıkradaki asgari ücret sorumluluğu, kabulde temerrüt hükmü üzerinden doğar.
Geçici işletme koşulu ile kalıcı iş yokluğu arasındaki fark nedir?
İşletme koşullarının geçici olarak işin verilmesini gerektirmediği, işveren kusuru bulunmayan hâller ikinci fıkranın kapsamına girer.
İşletme koşullarının kalıcı olarak iş verilmesini engellediği hâl, maddenin geçici hâl için öngördüğü zamana göre ödeme mekanizmasını tam olarak karşılamaz.
Geçici hâlde zamana göre ücret ödenir; kalıcı hâlde maddenin bu fıkrasının sağladığı ödeme düzeni kendiliğinden uygulanmaz, sözleşmenin genel hükümleri ve fesih yolları değerlendirilir.
Anlaşmalı zamana göre ücret ile anlaşmasız zamana göre ücret arasındaki fark nedir?
Zamana göre ücret, anlaşmada, hizmet sözleşmesinde ya da toplu iş sözleşmesinde belirlenmişse bu belirleme esas alınır.
Zamana göre ücret hiçbir kaynakta belirlenmemişse ortalama ücret ölçütü devreye girer.
Belirlenmiş ücret uygulanır; belirlenmemişse işçiye daha önce parça başı veya götürü olarak elde ettiği ortalama ücrete eşdeğer ödeme yapılır.
İkinci fıkra ile üçüncü fıkra arasındaki fark nedir?
İkinci fıkra, işverenin kusursuz iş sağlayamadığı ve geçici işletme koşulu bulunan hâlde zamana göre ödeme esasını düzenler.
Üçüncü fıkra, parça başı, götürü ya da zamana göre iş sağlayamayan her işveren için en az temerrüt düzeyindeki ücret borcunu düzenler.
İkinci fıkranın koşulları gerçekleşmediğinde üçüncü fıkra asgari ücret borcunu sürdürür; işveren yine de kabulde temerrüt hükümlerine göre ödeme yapmakla yükümlü kalır.
m.411: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Üçüncü fıkrayı yalnızca kusurlu işverenler için uygulamak; üçüncü fıkra, kusur ayrımı gözetmeksizin en az temerrüt düzeyindeki ücreti öngörür.
- İkinci fıkradaki zamana göre ücret hakkını kalıcı iş yokluğu hâllerine de genişletmek; fıkra geçici işletme koşullarını ve kusursuzluğu şart koşar.
- Zamana göre ücretin belirlenmiş olduğu hâlde ortalama ücret hesabı yapmak; ortalama ücret yalnızca zamana göre ücret belirlenmemişse uygulanır.
- Ortalama ücreti hesaplarken yalnızca birkaç ödemeyi esas almak; ortalama, işçinin daha önce parça başı veya götürü olarak elde ettiği ücretin bütünü üzerinden hesaplanmalıdır.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Parça başı ya da götürü işte iş verilmesi yükümlülüğünün, işverenin kusursuzluğunu ispat etmesini gerektirdiği kabul edilmektedir. (9. Hukuk Dairesi, 2016/30412 E., 2020/15035 K., 05.11.2020)
Nasıl ispat edilir?
- İşverenin kendi kusuru olmaksızın iş sağlayamadığını ispat yükü işverendedir; işveren bu savunmayı delille ortaya koymalıdır.
- İşçinin parça başı veya götürü iş üstlendiğini ve tek işverene bağlı olduğunu ileri sürmesi gerekir; sözleşme ve iş kayıtları bu hususta belirleyicidir.
- Zamana göre ücretin anlaşmada ya da toplu iş sözleşmesinde belirlenip belirlenmediği yazılı belgelerle ortaya konur; belirlenmemişse ortalama ücretin hesabı için işçinin önceki ödeme kayıtları esas alınır.
- İşverenin işletme koşullarının geçici olarak iş verilmesini engellediğini ileri sürmesi hâlinde bu savunmayı ispat etmesi gerekir.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6098 sayılı Kanun m.412: Birim ücretin işverence bildirilmesi yükümlülüğünü düzenler. Bu madde ile birlikte uygulanarak parça başı işte ücretin ölçüsü belirlenir.
- 6098 sayılı Kanun m.temerrüt: Kabulde temerrüt hükümleri, üçüncü fıkrada işverenin en az ödeyeceği ücretin ölçüsünü belirler.
- 6098 sayılı Kanun: Kabulde temerrüt hükümleri ile ilgili madde numarası metinde açıkça yer almadığından atıf yapılamaz.
TBK m.412
Madde, işçinin sözleşme gereğince parça başına veya götürü olarak çalışmayı üstlendiği hallerde işverenin birim ücretini bildirme yükümlülüğünü ve bu yükümlülüğe aykırılığın sonucunu düzenler. Yükümlülük, her işin başlamasından önce yerine getirilmelidir. Madde, eser sözleşmesi dışında kalan, işçinin parça başına veya götürü ücretle çalıştığı iş ilişkilerinde uygulanır. Madde, birim ücretin hangi ölçüde belirleneceğini, bildirimin şeklini ve işin bitiminde yapılacak ödemenin hesabını düzenlemez (bu konularda genel ücret hükümlerine ve sözleşmeye bakılır). Madde, işverenin ücret ödeme borcunun doğumunu, ödeme zamanını ve ücretin hak düşürücü veya zamanaşımına tabi olup olmadığını düzenlemez; bunlar için iş mevzuatı ve genel borçlar hukuku hükümleri (TBK m.417 vd. ve TBK m.146 vd.) incelenmelidir.
m.412: hangi kavramlar bilinmeli?
- Parça başına ücret
- İşçinin yaptığı iş birimi (adet, metre, ton gibi) başına belirlenen ücret biçimidir. Ücret, yapılan miktara göre hesaplanır.
- Götürü ücret
- İş bütünü için tek bir toplam bedel üzerinde anlaşılan ücret biçimidir. Ücret, yapılan miktardan bağımsız olarak iş bütünü üzerinden belirlenir.
- Birim ücret
- Parça başına çalışmada her birim iş için ödenecek bedeldir. Maddenin asıl konusu olan bildirim yükümlülüğü, bu birim ücretin işin başlamasından önce işçiye bildirilmesini ifade eder.
- Aynı veya benzer iş için belirlenmiş birim ücret
- Bildirim yapılmadığında işçinin hak kazanacağı ücret ölçüsüdür. Bu ölçüt, aynı işyerinde veya benzer işler için önceden belirlenmiş birim ücreti ifade eder; işçinin kendi talebiyle belirlenmez.
m.412: hangi şartlar aranır?
- İşçinin sözleşme gereğince parça başına veya götürü olarak çalışmayı üstlenmiş olması gerekir.
- İşverenin, her işin başlamasından önce işçiye ödenecek birim ücretini bildirmiş olması gerekir; bildirim, işin başlamasından sonra yapılırsa yükümlülük yerine getirilmiş sayılmaz.
- Bildirim yükümlülüğü, her yeni iş için ayrı ayrı yerine getirilmelidir; önceki bir işte yapılmış bildirim sonraki işi kapsamaz.
- Bildirimin yapılmamış olması durumunda, aynı veya benzer bir iş için belirlenmiş birim ücretin varlığı aranır; bu ücret esas alınarak işçinin hakkı belirlenir.
m.412: hangi sonuçları doğurur?
- İşveren, her işin başlamasından önce birim ücreti bildirmekle yükümlüdür.
- İşveren bildirimi yapmazsa, aynı veya benzer bir iş için belirlenmiş birim ücreti ödemekle yükümlü olur.
- Benzer iş için belirlenmiş birim ücret yoksa, maddenin ikinci fıkrasının nasıl uygulanacağı bu hükümden çıkarılamaz; hakkaniyete ve genel ücret hükümlerine başvurulması gerekir.
- Maddenin yükümlülüğü tek taraflı bir bildirim ödevidir; bildirimin yapılmamasına rağmen işçinin çalışmasına engel olunmaz, işçi çalışmayı yerine getirmiş olur.
Parça başına ücret ile götürü ücret arasındaki fark nedir?
Parça başına ücretde ödeme, yapılan birim iş miktarına göre hesaplanır ve birim ücret esas alınır.
Götürü ücretde ödeme, iş bütünü üzerinden tek bedel olarak belirlenir.
Madde her iki biçimi birlikte düzenler; ancak birim ücret bildirimi kuralı, işin miktarına göre hesaplanan ücret ilişkisinde anlam taşır. Götürü ücrette bildirilecek birim ücretin hesabı için sözleşmedeki toplam bedelin nasıl bölüneceği ayrıca değerlendirilmelidir.
Bildirimin yapıldığı hal ile bildirimin yapılmadığı hal arasındaki fark nedir?
İşveren, işin başlamasından önce birim ücreti bildirmişse, sözleşmede kararlaştırılan birim ücret geçerli olur.
İşveren bildirimi yapmamışsa, aynı veya benzer iş için belirlenmiş birim ücret esas alınır.
Bildirim yapılmamışsa işçinin hakkı, işverenin sonradan öne sürdüğü veya kararlaştırılmamış bir ücrete göre değil, benzer iş için belirlenmiş birim ücrete göre hesaplanır.
m.412: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Bildirimi işin bitiminden sonra yapılmış sayarak yükümlülüğün yerine getirildiğini kabul etmek; madde her işin başlamasından önce bildirim ister.
- Bir işte yapılan bildirimi sonraki işler için de geçerli saymak; yükümlülük her iş için ayrı yerine getirilmelidir.
- Benzer iş için belirlenmiş birim ücret yokken maddeyi işçi lehine doğrudan uygulamaya çalışmak; bu hal için maddenin metninde ölçüt yoktur, genel hükümlere ve hakkaniyete başvurulmalıdır.
- Götürü ücret sözleşmesinde birim ücret bildirimini, sözleşmedeki toplam bedelin hiç bölünmeden uygulanmayacağı biçiminde yorumlamak; madde götürü ücreti de kapsar.
Nasıl ispat edilir?
- Birim ücretin bildirildiği iddiası ileri süren taraf, yani çoğunlukla işveren, bildirimin işin başlamasından önce yapıldığını ispatlamalıdır.
- Bildirimin yazılı yapılması zorunlu değildir; ancak ispat kolaylığı bakımından yazılı belge, e-posta veya iş sözleşmesi hükümleri kullanılabilir.
- İşçi, bildirimin yapılmadığını iddia ederse, aynı veya benzer bir iş için belirlenmiş birim ücretin varlığını ve miktarını ispatlamalıdır.
- Benzer iş için belirlenmiş birim ücret iddiasını ileri süren taraf, bu ücretin hangi işte ve hangi koşullarda belirlendiğini tanık, bordro, önceki iş sözleşmeleri veya ödeme kayıtlarıyla göstermelidir.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6098 sayılı Kanun m.417: Ücretin işçiye ödenmesine ilişkin genel düzenleme niteliğindedir; birim ücret bildirimi ile birlikte hesaplanacak ücretin ödenmesinde genel ücret hükümleri uygulanır.
- 6098 sayılı Kanun m.146: Borçlunun temerrüdü ve ifa yerine tazminat gibi sonuçlar, işverenin bildirim yükümlülüğünü yerine getirmemesinin sonucunda borçlunun sorumluluğu bakımından genel hükümler olarak yardımcı olabilir.
TBK m.413 — İş araç ve malzemeleri
Madde, iş görme borcu doğuran sözleşmelerde işin görülmesi için gerekli araç ve malzemenin kimin tarafından sağlanacağını ve işçi kendi araç veya malzemesini işe özgülediğinde işverenin ödeyeceği karşılığı düzenler. Hüküm, işveren ile işçi arasındaki iş ilişkisinde uygulanır. Maddenin düzenlemediği konular şunlardır: eser sözleşmesinde yüklenicinin malzeme ve araç sağlama borcu ve ayıp sorumluluğu (TBK m.471-472), işçinin çalışma sırasında teslim aldığı araç ve malzemeyi özenle kullanma ve iade borcu (TBK m.464), işverenin ücret dışında yaptığı giderler ve harcamalar (TBK m.414), taşıma araçlarına ilişkin giderler (TBK m.415) ve giderlerin ödenmesi ile avans (TBK m.416).
İş araç ve malzemeleri: hangi kavramlar bilinmeli?
- Araç
- İşçinin işi yapabilmesi için gerekli olan makine, tezgâh, tamir takımı, araba ve benzeri iş aletleridir. Eserin bünyesine girmez, iş sürecinde kullanılır ve iş bitince varlığını sürdürür.
- Malzeme
- İşin görülmesi veya aracın kullanılması için tüketilen ya da işin sonucuna katılan hammadde, yakıt, su, kömür, tohum ve benzeri maddelerdir. Gerekçede yer aldığı üzere araç ile malzeme birbirinden ayrılır.
- Aksine anlaşma
- Tarafların araç ve malzeme sağlama yükünü madde hükmünden farklı biçimde paylaştırdığı sözleşme hükmüdür. Bu hüküm, maddenin tamamlayıcı niteliğini gösterir; sözleşme hükmü maddeye üstündür.
- Yerel âdet
- Belirli bir yerde ve iş kolunda uzun süre tekrarlanan ve taraflarca bağlayıcı kabul edilen uygulamadır. Madde metninde yer alması, sözleşme sessizken dahi işverenin yükümlülüğünü değiştirebilir.
- Uygun bir karşılık
- İşçinin kendi araç veya malzemesini işe özgülemesi halinde işverenin ödediği bedeldir. Madde bu karşılığın miktarını belirlemez; sözleşme, yerel âdet ve hizmetin niteliğine göre takdir edilir.
İş araç ve malzemeleri: hangi şartlar aranır?
- İş görme ilişkisinin bulunması; işçinin işverene karşı bir işi yapmayı üstlenmiş olması gerekir.
- Aksine bir anlaşmanın veya yerel âdetin bulunmaması gerekir; bunlar varsa işverenin yükümlülüğü o ölçüde değişir.
- Hükmün birinci fıkrası bakımından, işin görülmesi için gerekli araç ve malzemenin işveren tarafından sağlanması gerekir.
- İkinci fıkranın uygulanabilmesi için işçinin işverenle anlaşarak kendi araç veya malzemesini işin görülmesine özgülemesi gerekir.
- İkinci fıkra bakımından, aksi anlaşma veya yerel âdet bulunmamalıdır; aksi halde işverenin karşılık ödeme yükümlülüğü doğmaz.
- İşverenin ödeyeceği karşılığın uygun olması gerekir; uygunluk sözleşme, yerel âdet ve kullanımın ölçüsüne göre belirlenir.
İş araç ve malzemeleri: hangi sonuçları doğurur?
- Aksine anlaşma veya yerel âdet yoksa işveren, işin görülmesi için gerekli araç ve malzemeyi işçiye sağlamakla yükümlüdür.
- İşçi kendi araç veya malzemesini işe özgülemişse, aksi kararlaştırılmadıkça ve yerel âdet bulunmadıkça işveren işçiye uygun bir karşılık ödemekle yükümlüdür.
- Hüküm emredici değildir; madde metninde 'aksine anlaşma veya yerel âdet' ifadesi yer alır. Taraflar sözleşmeyle araç ve malzeme giderlerini işçiye ya da işverene yükleyebilir ve yerel âdet de bu yönde olabilir.
- Sözleşmede işçinin araç ve malzeme giderlerini üstlendiği kararlaştırılmışsa, işveren ikinci fıkra uyarınca karşılık ödemez.
- İşçinin kendi araç veya malzemesini işe özgülememesi halinde ikinci fıkradaki karşılık yükümlülüğü doğmaz.
Araç ile malzeme arasındaki fark nedir?
Araç, işçinin işi yapmasına yarayan, eserin içine girmeyen ve kullanımla varlığını koruyan iş aletidir.
Malzeme, işin görülmesinde tüketilen veya işin sonucuna katılan maddedir.
Madde her iki kavramı da kapsar; ancak gerekçeye göre karşılık hükmü özellikle kullanılan ve bedeli ödenen araç ile malzemeye ilişkindir. Kavramın ayrımı, yüklenicinin eser sözleşmesindeki malzeme sorumluluğu ile karıştırılmamalıdır.
İş ilişkisi (TBK m.413) ile eser sözleşmesi (TBK m.471-472) arasındaki fark nedir?
İş ilişkisinde işçi bağımlı biçimde iş görür ve işveren araç malzemeyi sağlamakla yükümlü tutulur.
Eser sözleşmesinde yüklenici bağımsız olarak eseri meydana getirir ve malzeme kural olarak yüklenici tarafından sağlanır.
Bu madde iş ilişkisinde uygulanır; eser sözleşmesi için kıyas yoluyla başvurulan hükümler farklı yükleme sonucu verir.
Birinci fıkra ile ikinci fıkra arasındaki fark nedir?
Birinci fıkra işverenin asli araç ve malzeme sağlama yükümlülüğünü düzenler.
İkinci fıkra işçinin kendi araç veya malzemesini işe özgülemesi halini düzenler.
İkinci fıkrada işveren karşılık öder; birinci fıkrada ise araç malzeme sağlama borcu işverendedir. Aksine anlaşma veya yerel âdet her iki fıkrada da öncelik taşır.
İş araç ve malzemeleri: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Eser sözleşmesindeki malzeme sağlama kurallarını (TBK m.471-472) iş ilişkisine doğrudan uygulamak; bu madde iş ilişkisini düzenler ve eser sözleşmesi hükümleri yalnız kıyas yoluyla başvurulabilir.
- Birinci fıkradaki sağlama yükümlülüğünü mutlak sanmak; aksine anlaşma veya yerel âdet varsa bu yükümlülük değişir.
- İkinci fıkradaki karşılığı her durumda doğmuş saymak; karşılık yalnızca işçinin araç veya malzemesini işe özgülemesi halinde söz konusudur.
- Karşılığın miktarını madde metninden sabit bir oranla hesaplamaya çalışmak; madde uygun bir karşılık öngörür ve tutar sözleşme ile yerel âdete göre belirlenir.
- Araç ile malzemeyi aynı kavram gibi değerlendirmek; araç iş aleti, malzeme ise tüketilen veya eserin içine giren maddedir.
- Aksine anlaşma olmadan işçinin kendi araç ve malzemesini kullanmasını işverenin onayı sayıp karşılık ödeme yükümlülüğünü yok saymak; işverenin bilgisi ve kabulü ispat edilmelidir.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- İşçinin kendi araç veya malzemesini kullanmasının karşılığının, sözleşmede veya yerel âdette aksi kararlaştırılmamışsa işverence ödenmesi gerektiği kabul edilmektedir. (9. Hukuk Dairesi, 2016/29695 E., 2020/17632 K., 08.12.2020)
- Hükmün yorumunda, 'aksine anlaşma veya yerel âdet' ifadesi uyarınca taraf iradesi ve yerel uygulamanın önce araştırılması gerektiği kabul edilmektedir. (9. Hukuk Dairesi, 2016/29695 E., 2020/17632 K., 08.12.2020)
- İş ilişkisine dayanan talepler bakımından 413. maddenin işverenin araç ve malzeme sağlama yükümlülüğünü dayanak alması uygulamada yer bulmaktadır. (9. Hukuk Dairesi, 2016/29695 E., 2020/17632 K., 08.12.2020)
- Vekâletsiz iş görme ile ilişkilendirilen ödeme taleplerinde, 413. maddenin uygulanıp uygulanmayacağı somut olayın niteliğine göre değerlendirilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi, 2020/600 E., 2021/1357 K., 11.11.2021)
Nasıl ispat edilir?
- Araç veya malzemeyi sağlama yükümlülüğünü ileri süren taraf, işçi ise işin görülmesi için gerekli araç veya malzemenin işveren tarafından sağlanmadığını ispatlamalıdır.
- İşçi, kendi araç veya malzemesini işe özgülediğini ve bunun işveren tarafından da bilinip kabul edildiğini ispatlamalıdır; bu konuda yazılı anlaşma, tanık ve işin niteliği delil olarak kullanılabilir.
- Aksine anlaşma veya yerel âdetin varlığını öne süren taraf bunu ispatlamalıdır; yazılı sözleşme, işyeri uygulaması ve sektörel tanık beyanları bu amaçla kullanılır.
- İşveren, karşılık ödemediğini ileri sürüyorsa, sözleşmede karşılığın üstlenildiğini veya işçinin kullanımının zaten ücret içinde karşılandığını ispatlamakla yükümlüdür.
- Uygun karşılığın miktarına ilişkin uyuşmazlıkta, belirleme bilirkişi incelemesiyle yapılır ve taraflar bu incelemeye dayanak olacak belgeleri sunmalıdır.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6098 sayılı Kanun m.414: İşverenin işin görülmesi için gereken her türlü harcamayı ödeme yükümlülüğünü düzenler; araç ve malzeme giderlerinin işveren yüklendiği alanda 413 ile birlikte okunur.
- 6098 sayılı Kanun m.464: İşverenin sağladığı malzeme ve iş araçlarını işçinin özenle kullanma, hesap verme ve iade yükümlülüğünü düzenler; 413'ün birinci fıkrasındaki sağlama borcunun devamıdır.
- 6098 sayılı Kanun m.415: İşçinin kendi taşıma aracını kullanması halinde işverenin karşılayacağı gider ve tazminatları düzenler; 413'ün ikinci fıkrasındaki karşılık yükümlülüğünün özel bir görünümüdür.
- 6098 sayılı Kanun m.416: İşçinin yaptığı giderlerin ödenme zamanını ve avans hakkını düzenler; araç ve malzeme giderlerinin ödenmesi bakımından tamamlayıcıdır.
Konuda geçen kararlar
4 karar- 9. Hukuk Dairesi, 2016/29695 E., 2020/17632 K., 08.12.2020İlgili madde: m.413
- 9. Hukuk Dairesi, 2016/30412 E., 2020/15035 K., 05.11.2020İlgili madde: m.411
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2022/2395 E., 2025/1051 K., 19.06.2025İlgili madde: m.413
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi, 2020/600 E., 2021/1357 K., 11.11.2021İlgili madde: m.413
Bağlayıcılık derecesine göre sıralı (Anayasa Mahkemesi, içtihadı birleştirme, genel kurullar, daireler); her grupta yeni karar önce. Tam metin karar deposundan istek üzerine yüklenir. Hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ayrıca denetleyin.
Madde bağlantıları, tarihine kadar Resmî Gazete'de yayımlanan değişiklikleri içeren güncel metne gider.
Anlatım 21.10.2026 tarihinde derlendi. Bağlayıcı olan madde metnidir.
Bu konuyu panelde çalış
Panelde bu konu 8. Kullandırma Borcu Doğuran Sözleşmeler bölümünde yer alıyor.
Panelde çalış