Genel hükümler › Koruma tedbirleri

Adlî kontrol

CMK m.109–115Ceza Muhakemesi HukukuSon değişiklik: 08.07.2021 (m.109)

Kısaca

CMK m.109, tutuklama sebeplerinin bulunduğu hallerde tutuklama yerine uygulanabilecek adli kontrol tedbirini düzenler. CMK m.110, adli kontrol kararının kimin istemi ve hangi merci tarafından verileceğini, verilmiş bir adli kontrolün yükümlülüklerinin değiştirilmesini ve yükümlülük devamının periyodik olarak gözden geçirilmesini düzenler.

Kapsam

Bu konu, Ceza Muhakemesi Kanunu m.109–115 hükümlerini kapsar.

CMK m.109 — Adlî kontrol

Madde, tutuklama sebeplerinin bulunduğu hallerde tutuklama yerine uygulanabilecek adli kontrol tedbirini düzenler. Adli kontrolün kapsamına giren yükümlülükler (üçüncü fıkranın (a)-(l) bentleri), gebe ve ağır hasta şüpheliler ile mahkûmiyet hükmü sonrası istinaf veya temyizdeki durum için özel uygulama (dördüncü fıkra), meslekte araç kullanma izni (beşinci fıkra), adli kontrol süresinin cezaya mahsubu (altıncı fıkra) ve tutukluluk süresinin dolması nedeniyle salıverilenler (yedinci fıkra) hakkında hükümler içerir. Adli kontrolün soruşturma aşamasındaki karar mercii, süresi ve periyodik incelemesi maddenin kendisinde değil, 110. maddede düzenlenmiştir. Adli kontrol kararının karar mercii, süre sınırları ve kaldırılması (m.110), tutuklama sebeplerinin ve tutuklama tedbirinin kendisi (m.100 ve m.104 ve devamı) ile tutuklama yasağı ve tutukluluk sürelerinin düzenlenmesi (m.102) bu maddede yer almaz.

Adlî kontrol: hangi kavramlar bilinmeli?

Adli kontrol
Şüphelinin tutuklanmadan serbest bırakılması karşılığında, kişi özgürlüğünü tamamen ortadan kaldırmayan ancak gözetim ve denetime tabi tutan koruma tedbiridir. Tutuklama sebepleri bulunmalıdır ve tedbir, tutuklamanın yerine geçen daha hafif bir araçtır.
Tutuklama sebepleri
Birinci fıkranın atıfta bulunduğu, 100. maddede gösterilen ve tutuklamanın koşullarını oluşturan hallerdir. Adli kontrol kararının ön koşulu bunların varlığıdır.
Güvence (f ve h bentleri)
Şüphelinin parasal durumu gözetilerek belirlenen para yatırma yükümlülüğü (f) ile suç mağdurunun haklarını korumak amacıyla aynî veya kişisel güvence verilmesi (h) yükümlülüğüdür. Miktar ve ödeme süresi hâkim tarafından belirlenir.
Konutu terk etmemek (j bendi)
Şüphelinin konutundan ayrılmamasını öngören yükümlülüktür. Altıncı fıkraya göre bu yükümlülük altında geçen her iki gün, cezanın mahsubunda bir gün sayılır.
Cezadan mahsup
Adli kontrol altında geçen sürenin kesinleşen hapis cezasından düşülmesidir. Genel kural olarak adli kontrol süresi mahsup edilemez; yalnızca altıncı fıkrada belirtilen istisnalar bu kapsamdadır.

Adlî kontrol: hangi şartlar aranır?

  • Şüphe hakkında bir suç sebebiyle yürütülen soruşturma bulunmalıdır (birinci fıkra).
  • 100. maddede gösterilen tutuklama sebepleri bulunmalıdır; tutuklama şartı olmayan yerde adli kontrol kararı verilemez.
  • Tedbir, tutuklamanın yerine uygulanmalıdır; yani tutuklama ölçülü olmayacak hallerde başvurulabilir.
  • Kanunda tutuklama yasağı öngörülen hallerde de adli kontrol hükümleri uygulanabilir (ikinci fıkra).
  • Yükümlülükler üçüncü fıkranın (a)-(l) bentlerinden biri veya birkaçı olarak seçilmeli ve hâkim kararında hangilerine tabi tutulduğu açıkça belirtilmelidir.
  • Gebe olan veya doğurduğu tarihten itibaren altı ay geçmemiş kadın şüpheli ile ağır hastalık veya engellilik nedeniyle ceza infaz kurumu koşullarında hayatını yalnız idame ettiremeyen şüpheli hakkında tutuklama yerine adli kontrol verilebilir (dördüncü fıkra).
  • Mahkûmiyet hükmüne karşı istinaf veya temyiz yoluna başvurulmuşsa, UYAP kayıtlarına bakılarak, kararı kuran ilk derece mahkemesi de adli kontrole karar verebilir (dördüncü fıkra).
  • Adli kontrol altında geçen süre, şahsi hürriyeti sınırlama sebebi sayılabilmesi ve cezadan mahsup edilmesi için (e) ve (j) bentleri dışındaki yükümlülükler kapsamında kalmalıdır; bu iki bent dışında mahsup edilemez.
  • Tutukluluk sürelerinin dolması nedeniyle salıverilen kişiler hakkında da adli kontrol hükümleri uygulanabilir (yedinci fıkra).

Adlî kontrol: hangi sonuçları doğurur?

  • Tutuklama sebepleri bulunduğunda hâkim, tutuklama yerine adli kontrole karar verebilir; tutuklama zorunlu değildir.
  • Tutuklama yasağı bulunan hallerde de adli kontrol uygulanabilir.
  • Gebe veya doğumdan altı ay geçmemiş kadın ile ağır hasta şüpheli için tutuklama yerine adli kontrol verilebilir.
  • Mahkûmiyet hükmüne karşı istinaf veya temyiz yapılmışsa ilk derece mahkemesi adli kontrol kararı verebilir.
  • Adli kontrol altında geçen süre, kural olarak cezadan mahsup edilemez.
  • Konutu terk etmeme yükümlülüğü altında geçen her iki gün, cezanın mahsubunda bir gün sayılır.
  • Uyuşturucu, uyarıcı veya alkol bağımlılığı için tedavi yükümlülüğü (e bendi) altında geçen süre de mahsup istisnası kapsamındadır; yani bu süre cezadan mahsup edilmez.
  • Hâkim veya Cumhuriyet savcısı, (d) bendindeki araç kullanma yasağı uygulanırken şüphelinin meslek gereği araç kullanmasına kalıcı ya da süreli olarak onay verebilir.
  • Tutukluluk sürelerinin dolması nedeniyle salıverilen kişiler hakkında adli kontrol uygulanabilir.
  • Üçüncü fıkrada sayılan yükümlülüklere aykırılık hâlinde, bu maddenin kendi metninde açıkça düzenlenmiş bir sonuç yoktur; yaptırım 110. maddenin ve tutuklama kararının ilgili hükümlerindedir.

Soruşturma ile kovuşturma aşaması arasındaki fark nedir?

Soruşturmada adli kontrol kararını Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi verir.

Kovuşturmada adli kontrol kararını görevli ve yetkili mahkeme verir.

Karar mercii ve yetki değişir. Bu ayrım 110. maddede düzenlenmiştir; m.109 yalnızca tedbirin içeriğini ve sınırlarını belirler.

Genel hal ile gebe ve ağır hasta şüpheli arasındaki fark nedir?

Genel halde adli kontrol, tutuklama sebeplerinin varlığında uygulanır.

Dördüncü fıkradaki hallerde, gebe kadın, doğumdan altı ay geçmemiş kadın veya ağır hasta/engelli şüpheli için tutuklama yerine adli kontrol verilebilir.

Dördüncü fıkrada belirtilen hallerde adli kontrol ayrıca tercih edilebilir; bu kişiler için tutuklama yerine adli kontrol kararı özel olarak öngörülmüştür.

Konutu terk etmemek ile diğer yükümlülükler arasındaki fark nedir?

Konutu terk etmemek (j bendi) ve (e) bendindeki tedavi yükümlülüğü, şahsi hürriyeti sınırlayan yükümlülüklerdir.

Diğer yükümlülükler (a-d, f-i, k, l) bu niteliği taşımaz.

Altıncı fıkraya göre (e) ve (j) bentlerinde mahsup istisnası vardır; (j) bendinde her iki gün cezadan bir gün sayılır, (e) bendi için ayrı bir oran verilmemiştir.

Adlî kontrol: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Adli kontrolün tutuklama şartı aranmadan verilebileceğini sanmak; oysa 100. maddedeki tutuklama sebepleri bulunmalıdır.
  • Tutuklama yasağı bulunan hallerde adli kontrolün de uygulanamayacağını sanmak; ikinci fıkra bunu açıkça kabul eder.
  • Adli kontrol süresinin tamamını cezadan mahsup etmek; genel kural mahsup edilemezliktir, istisnalar (e) ve (j) bentleridir.
  • Konutu terk etmeme yükümlülüğünde her gün yerine iki günün bir gün sayılmasını unutmak ya da oranı yanlış uygulamak.
  • (e) bendindeki tedavi yükümlülüğünü mahsup edilebilir sanmak; altıncı fıkra bu bendi de istisna kapsamında tutar.
  • Kararda yükümlülüklerin hangilerine tabi tutulduğunu açıkça belirtmemek; bu, kararın denetlenmesini güçleştirir.
  • Dördüncü fıkradaki gebe veya ağır hasta şüpheli istisnasını genel kural gibi her şüpheliye uygulamak.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Adli kontrol kararı verebilmek için tutuklama nedenlerinin bulunması ve somut delillerle desteklenen kuvvetli suç şüphesinin varlığı aranmaktadır. (Genel Kurul, 2018/10482 E., 14.12.2022)
  • Adli kontrolün tutuklamadan farkının yalnızca ölçülülük derecesinde olduğu, adli kontrolün kişi özgürlüğü bakımından daha gevşek değerlendirilemeyeceği kabul edilmektedir. (Genel Kurul, 2019/5896 E., 21.10.2021)
  • Adli kontrol altında kalan kişinin özgürlüğünün kısıtlandığı, bu nedenle tutuklama ilkelerinin adli kontrol bakımından da geçerli olduğu kabul edilmektedir. (Genel Kurul, 2017/31079 E., 10.06.2021)
  • Adli kontrol uygulanırken kararda hangi yükümlülüklere tabi tutulduğunun açıkça belirtilmesi gerektiği kabul edilmektedir. (Genel Kurul, 2021/7919 E., 29.05.2024)
  • Konutu terk etmeme yükümlülüğünün mahsupta istisna oluşturduğu ve her iki gününün bir gün sayıldığı uygulamada gözetilmektedir. (Genel Kurul, 2021/7919 E., 29.05.2024)
  • Adli kontrol kararına aykırılık hâlinde tutuklama kararı verilebileceği ve bu kararın ilk derece mahkemesi tarafından da alınabileceği kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2006/336 E., 2007/198 K., 09.10.2007)

Nasıl ispat edilir?

  • Adli kontrol talebini ileri süren Cumhuriyet savcısı, tutuklama sebeplerinin ve kuvvetli suç şüphesinin varlığını somut delillerle ortaya koymakla yükümlüdür.
  • Kuvvetli suç şüphesi, tanık, belge, bilirkişi raporu veya kolluk tutanakları gibi somut delillerle ispatlanır; soyut şüphe yeterli değildir. (Genel Kurul, 2018/10482 E., 14.12.2022)
  • Şüpheli, adli kontrol kararına karşı tutuklama sebeplerinin bulunmadığını ileri sürerse, bu savunmayı kendi delilleriyle ortaya koymak zorundadır; ancak karar mercii gerekçeyi denetime elverişli şekilde açıklamakla yükümlüdür. (Genel Kurul, 2019/5896 E., 21.10.2021)
  • Gebelik, doğum tarihi veya ağır hastalık/engellilik durumu, sağlık raporu ve resmî belgelerle ispatlanır.
  • Konutu terk etmeme yükümlülüğü altında geçen sürenin mahsup hesabı, adli kontrol kararının içeriği ve UYAP kayıtları ile belirlenir. (Genel Kurul, 2021/7919 E., 29.05.2024)

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 5271 sayılı Kanun m.100: Tutuklama sebeplerini gösterir; adli kontrol kararı verilebilmesi için bu sebeplerin bulunması zorunludur.
  • 5271 sayılı Kanun m.110: Adli kontrol kararının hangi merci tarafından verileceğini, yükümlülüklerin değiştirilmesini ve dört aylık periyodik incelemeyi düzenler.
  • 5271 sayılı Kanun m.102: Tutukluluk sürelerini düzenler; yedinci fıkradaki salıverilme halinin dayanağıdır.
  • 5275 sayılı Kanun m.16: Dördüncü fıkrada anılan ağır hastalık veya engellilik tespitinin dayanağıdır.

CMK m.110 — Adlî kontrol kararı ve hükmedecek merciler

CMK m.110, adli kontrol kararının kimin istemi ve hangi merci tarafından verileceğini, verilmiş bir adli kontrolün yükümlülüklerinin değiştirilmesini ve yükümlülük devamının periyodik olarak gözden geçirilmesini düzenler. Soruşturma evresinde sulh ceza hâkimi, kovuşturma evresinde görevli ve yetkili yargı mercileri bakımından uygulanır. Maddede, şüpheliye ya da sanığa getirilecek yükümlülüklerin tek tek sayımı bulunmaz; bu sayım ve tutuklama koşulları 109. maddededir. Adli kontrolün kaldırılması istemi ve itiraz usulü 111. maddededir. Yükümlülüğe uymama sonucu 112. maddededir. Adli kontrol süresinin üst sınırları 110/A maddededir. Adli kontrol süresinin cezadan mahsubu 109/6 ve 112/5 hükümleri kapsamındadır.

Adlî kontrol kararı ve hükmedecek merciler: hangi kavramlar bilinmeli?

Adlî kontrol
Şüphelinin tutuklanması yerine, onu serbest bırakırken belirli yükümlülükler altına sokan koruma tedbiridir. Tutuklamanın alternatifi olarak uygulanır ve tutuklama koşullarının varlığına bağlıdır.
Yükümlülük değiştirme yetkisi
Hâkimin, Cumhuriyet savcısının istemi üzerine, verilmiş adli kontrolde yeni yükümlülük koymasını, mevcut yükümlülükleri bütünüyle ya da kısmen kaldırmasını ya da değiştirmesini ifade eder. Bu yetki savcının istemine bağlıdır; hâkim re'sen yükümlülük değiştiremez.
Geçici muafiyet
Şüphelinin belirli bir yükümlülüğe uymaktan belirli bir süre için kurtarılmasıdır. Kontrolün tamamını kaldırmaktan farklı olarak yalnızca bir yükümlülüğü askıya alır.
Devam incelemesi
Adli kontrol yükümlülüğünün devam edip etmeyeceğinin en geç dört aylık aralıklarla yeniden değerlendirilmesidir. Soruşturmada sulh ceza hâkimi, kovuşturmada mahkeme tarafından yapılır.
Yetkili merci
Soruşturma evresinde sulh ceza hâkimi, kovuşturma evresinde ise görevli ve yetkili yargı mercileridir. Maddenin hangi merciye yetki verdiği evreye göre ayrılır.

Adlî kontrol kararı ve hükmedecek merciler: hangi şartlar aranır?

  • Bir suç sebebiyle yürütülen soruşturma veya kovuşturma bulunmalıdır.
  • Tutuklama koşullarının varlığı bulunmalıdır; yani kuvvetli suç şüphesi, somut deliller ve bir tutuklama nedeni birlikte aranmalıdır.
  • Yeni yükümlülük koyma, mevcut yükümlülüğü kaldırma, değiştirme ya da geçici muafiyet için Cumhuriyet savcısının istemi bulunmalıdır.
  • Adli kontrol kararı, soruşturma evresinde Cumhuriyet savcısının istemi ve sulh ceza hâkiminin kararıyla verilmelidir; savcının istemi olmadan hâkim re'sen karar veremez.
  • Kanunda tutuklama yasağı öngörülen hâllerde de adli kontrole ilişkin hükümler uygulanabilir; bu durumda tutuklama koşulu aranmaksızın yasak bulunmamalıdır.
  • Adli kontrol yükümlülüğünün devamı için en geç dört aylık aralıklarla inceleme yapılmalıdır.

Adlî kontrol kararı ve hükmedecek merciler: hangi sonuçları doğurur?

  • Cumhuriyet savcısının istemi olmaksızın sulh ceza hâkimi adli kontrol kararı veremez.
  • Hâkim, savcının istemiyle şüpheliye yeni yükümlülük koyabilir veya mevcut yükümlülükleri kaldırabilir ya da değiştirebilir.
  • Hâkim şüpheliyi yükümlülüklerden bazılarına uymaktan geçici olarak muaf tutabilir.
  • Soruşturmada yükümlülük devamı incelemesi, Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimince en geç dört aylık aralıklarla yapılır.
  • Kovuşturmada yükümlülük devamı incelemesi, mahkeme tarafından resen en geç dört aylık aralıklarla yapılır.
  • Yukarıdaki incelemeler 109. madde hükümleri göz önünde bulundurularak yapılır.
  • Adli kontrol kararı, tutuklama koşullarının bulunmadığı hallerde verilemez; tutuklama yasağı öngörülen hallerde ise kanunda öngörülen istisna çerçevesinde uygulanabilir.
  • Adli kontrolün kaldırılması istemi 111. maddede düzenlenmiştir.

Soruşturma evresi ile kovuşturma evresi arasındaki fark nedir?

Soruşturmada karar, Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi tarafından verilir.

Kovuşturmada karar, görevli ve yetkili yargı mercii tarafından verilir ve devam incelemesi mahkemece resen yapılır.

Devam incelemesinde soruşturmada savcı istemi aranırken kovuşturmada mahkeme resen karar verir.

Yeni yükümlülük ile mevcut yükümlülükte muafiyet arasındaki fark nedir?

Hâkim yeni yükümlülük koyabilir ya da mevcut yükümlülükleri kaldırabilir, değiştirebilir.

Hâkim şüpheliyi yükümlülüklerden bazılarına uymaktan geçici olarak muaf tutabilir.

Muafiyet kontrolün tamamını ortadan kaldırmaz; yalnızca belirli bir yükümlülüğü geçici olarak askıya alır.

Tutuklama koşulu bulunan hal ile tutuklama yasağı bulunan hal arasındaki fark nedir?

Tutuklama koşullarının varlığında adli kontrol, tutuklamanın yerine geçen bir tedbir olarak uygulanır.

Kanunda tutuklama yasağı öngörülen hallerde de adli kontrole ilişkin hükümler uygulanabilir.

Tutuklama yasağı bulunan hallerde de adli kontrol kararı verilebilir.

Genel kural ile tutukluluk süresi dolan şüpheli arasındaki fark nedir?

Adli kontrol, tutuklama koşullarının varlığında verilir.

Kanunda öngörülen tutukluluk sürelerinin dolması nedeniyle salıverilenler hakkında da adli kontrole ilişkin hükümler uygulanabilir.

Tutukluluk süresi dolmuş şüpheli hakkında da adli kontrol kararı verilebilir.

Adlî kontrol kararı ve hükmedecek merciler: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Savcı istemi olmadan sulh ceza hâkiminin re'sen adli kontrol kararı vermesi, yetki aşımı olarak yanlış yorumlanmamalıdır; istem şarttır.
  • Tutuklama yasağı bulunan hallerde adli kontrolün hiç uygulanamayacağını sanmak yanlıştır; kanun bu hallerde de adli kontrole ilişkin hükümlerin uygulanmasına izin verir.
  • Muafiyetin adli kontrolü tamamen kaldırdığını düşünmek hatalıdır; geçici muafiyet yalnızca belirli bir yükümlülüğü askıya alır.
  • Devam incelemesini dört ayı aşan aralıklarla yapmak hatalıdır; inceleme en geç dört aylık aralıklarla yapılmalıdır.
  • Soruşturma ile kovuşturmada devam incelemesini aynı merciin yaptığını sanmak yanlıştır; soruşturmada sulh ceza hâkimi, kovuşturmada mahkeme karar verir.
  • Kovuşturma evresinde devam incelemesinin savcı istemine bağlı olduğunu düşünmek yanlıştır; bu incelemede mahkeme resen hareket eder.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Yargıtay, savcı istemi olmadan sulh ceza hâkiminin adli kontrol kararı veremeyeceğini kabul etmektedir. (Genel Kurul, 2019/5896 E., 21.10.2021)
  • Yargıtay, soruşturma aşamasında adli kontrol kararının sulh ceza hâkimi tarafından verilmesini ve bu kararın savcı isteminin varlığına bağlı olduğunu kabul etmektedir. (4. Ceza Dairesi, 2024/9285 E., 2025/2304 K., 10.02.2025; 1. Ceza Dairesi, 2023/5005 E., 2023/7173 K., 24.11.2023)
  • Yargıtay, adli kontrolün 109. ve 110. madde çerçevesinde uygulanmasının kanuni dayanak oluşturduğunu kabul etmektedir. (İkinci Bölüm, 2021/61089 E., 10.12.2025)
  • Yargıtay, adli kontrol hükümlerinin Cumhuriyet savcısının istemi ve hâkimin kararı üzerine uygulanmasını kanun metnine uygun bulmaktadır. (Birinci Bölüm, 2017/33469 E., 03.11.2022)

Nasıl ispat edilir?

  • Adli kontrol kararının verilmesini talep eden Cumhuriyet savcısı, tutuklama koşullarının varlığını ve adli kontrolün bu koşullara uygun olduğunu ispatlamakla yükümlüdür.
  • Kuvvetli suç şüphesi, somut deliller ve tutuklama nedeni, soruşturma dosyasındaki belgelerle ortaya konulur.
  • Savcının istemi, yazılı talep ile belgelenmelidir; istemin bulunmaması hâkimin karar yetkisini ortadan kaldırır.
  • Şüpheli veya sanık, yükümlülük devamının gerekmediğini ileri sürerse bunu dosyaya sunduğu belge ve beyanlarla ortaya koyar.
  • Yükümlülüklerin devamı incelemesinde hâkim, 109. madde kapsamındaki koşulların hâlen var olup olmadığını dosya üzerinden değerlendirir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 5271 m.109: Adli kontrolün koşullarını, tutuklama sebeplerini ve yükümlülüklerin sayımını düzenler. 110. maddedeki devam incelemesi 109. maddedeki hükümler göz önünde tutularak yapılır.
  • 5271 m.111: Adli kontrolün kaldırılması istemi ve bu karara itiraz usulünü düzenler; 110/2'deki yetkinin şüphelinin istemi üzerine kullanılmasını sağlar.
  • 5271 m.112: Adli kontrol yükümlülüklerine uymamanın sonucunu, hâkimin tutuklama kararı verebilmesini düzenler.
  • 5271 m.110/A: Adli kontrolün azami süresini belirler; 110. maddedeki devam incelemesi ile birlikte uygulanır.

CMK m.110/A — Adli kontrol altında geçecek süre

Ağır ceza mahkemesinin görevine girmeyen ve giren işlerde adli kontrol altında geçirilebilecek azami süreleri düzenler; bu sürelerin uzatılma koşullarını, uzatma süresinin üst sınırını ve çocuklar bakımından uygulanacak indirimi belirler. Hüküm, adli kontrol kararı verilmiş şüpheli ve sanıklar bakımından uygulanır. Adli kontrolün koşullarını, yükümlülüklerini ve kararın verilme usulünü düzenlemez (m.109, m.110). Adli kontrol kararının kaldırılmasına ve bu karara itiraza ilişkin usulü düzenlemez (m.111). Tutukluluğun azami sürelerini ve tutuklamanın süresini düzenlemez (m.102). Adli kontrol süresinin cezadan mahsubunu düzenlemez (m.109/5).

Adli kontrol altında geçecek süre: hangi kavramlar bilinmeli?

Adli kontrol süresi
Şüpheli veya sanığın adli kontrol yükümlülükleri altında kaldığı toplam süredir. Süre, adli kontrol kararının verilmesiyle başlar.
Ağır ceza mahkemesinin görevine girmeyen işler
Dava için ağır ceza mahkemesinin görevli olmadığı işlerdir. Bu işlerde azami adli kontrol süresi iki yıl olarak belirlenmiştir ve zorunlu hallerde bir yıl uzatılabilir.
Ağır ceza mahkemesinin görevine giren işler
Dava için ağır ceza mahkemesinin görevli olduğu işlerdir. Bu işlerde azami adli kontrol süresi üç yıldır; uzatma süresi, sınırlandırılmış suç gruplarında toplam dört yılı geçemez.
Zorunlu hal
Süre uzatımının ancak bu hal bulunduğunda yapılabileceği, gerekçesinin gösterilmesi gerektiği durumdur. Maddede zorunlu halin ne olduğu ayrıca tanımlanmamıştır.
Yarı oran
Çocuk şüpheli veya sanık hakkında bu maddede öngörülen adli kontrol sürelerinin yarısı kadar uygulanmasıdır. Yarıya indirim, hem asıl süreye hem uzatma süresine uygulanır.

Adli kontrol altında geçecek süre: hangi şartlar aranır?

  • Adli kontrol kararının bu maddenin uygulanabilmesi için verilmiş olması gerekir; süre, adli kontrol kararının verilmesiyle başlar.
  • Dava ağır ceza mahkemesinin görevine girmiyorsa azami süre iki yıl olarak aşılamaz.
  • Süre uzatılacaksa, zorunlu hallerin bulunması ve bunun gerekçesinin gösterilmesi gerekir.
  • Dava ağır ceza mahkemesinin görevine giriyorsa azami süre üç yıl olarak aşılamaz; bu süre de zorunlu hallerde ve gerekçe gösterilerek uzatılabilir.
  • Uzatma süresi, Türk Ceza Kanununun ikinci kitap dördüncü kısım dördüncü, beşinci, altıncı ve yedinci bölümünde tanımlanan suçlar ile Terörle Mücadele Kanunu kapsamındaki suçlarda toplam dört yılı geçemez.
  • Şüphelinin çocuk olması halinde yukarıdaki süreler yarı oranında uygulanır.

Adli kontrol altında geçecek süre: hangi sonuçları doğurur?

  • Ağır ceza mahkemesinin görevine girmeyen işlerde adli kontrol süresi iki yılı geçemez.
  • Zorunlu hallerde ve gerekçe gösterilerek bu süre bir yıl daha uzatılabilir.
  • Ağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerde adli kontrol süresi üç yılı geçemez.
  • Ağır ceza görevine giren işlerde zorunlu hallerde ve gerekçe gösterilerek süre uzatılabilir; ancak uzatma süresi toplam üç yılı, belirtilen suç gruplarında dört yılı geçemez.
  • Çocuk şüpheli veya sanık hakkında bu süreler yarı oranında uygulanır.
  • Süre sınırlarının aşılması halinde adli kontrolün devamına ilişkin hukuki sonuç maddede açıkça düzenlenmemiştir.

Ağır ceza görevine girmeyen işler ile görevine giren işler arasındaki fark nedir?

Ağır ceza mahkemesinin görevine girmeyen işlerde azami süre iki yıldır ve zorunlu hallerde bir yıl daha uzatılabilir.

Ağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerde azami süre üç yıldır ve zorunlu hallerde uzatılabilir.

Toplam azami süre, görevli mahkemeye göre üç yıl ile dört yıl arasında değişir.

Genel uzatma ile ağır suç grupları uzatması arasındaki fark nedir?

Ağır ceza görevine giren işlerde uzatma süresi, genel olarak toplam üç yılı geçemez.

Dördüncü, beşinci, altıncı ve yedinci bölümdeki TCK suçları ile Terörle Mücadele Kanunu kapsamındaki suçlarda uzatma süresi toplam dört yılı geçebilir.

Bu suç grubunda toplam azami süre dört yıla çıkar; diğer suçlarda üç yılda kalır.

Yetişkin ile çocuk şüpheli arasındaki fark nedir?

Yetişkin şüpheli veya sanık hakkında maddedeki süreler tam olarak uygulanır.

Çocuk şüpheli veya sanık hakkında aynı süreler yarı oranında uygulanır.

Çocuk hakkındaki azami adli kontrol süresi yetişkin için öngörülenin yarısıdır.

Adli kontrol altında geçecek süre: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Ağır ceza görevine girmeyen işlerde üç yıllık sınırı uygulamak; bu durumda azami süre iki yıldır ve yalnız bir yıl uzatılabilir.
  • Ağır ceza görevine giren işlerde uzatma süresini her suçta dört yıl saymak; dört yıl sınırı yalnız belirtilen suç gruplarına uygulanır.
  • Çocuk şüpheli hakkında yarı oran uygulamasını unutmak veya yalnız asıl süreye uygulayıp uzatma süresine uygulamamak.
  • Adli kontrol süresini tutukluluk süresi (m.102) ile karıştırmak; bu iki süre ayrı sınırlara tabidir.
  • Süreyi tutuklamadan adli kontrole dönüşen hallerde tutukluluk süresinden saymak; madde gerekçesine göre süre adli kontrol kararının verildiği andan başlar.

Nasıl ispat edilir?

  • Adli kontrol süresinin aşıldığını ileri süren taraf, adli kontrol kararının tarihini ve süre uzatımı varsa onun gerekçesini ortaya koymalıdır; karar tarihi ve dosya kayıtları bu konuda belirleyicidir.
  • Dava ağır ceza mahkemesinin görevine girip girmediği, süreyi belirleyen temel unsurdur; bu hususun mahkemenin görev kararı ve iddianame ile belirlendiği kabul edilir.
  • Uzatma kararında zorunlu hallerin varlığı ve gerekçe gösterilmiş olması, uzatmanın geçerliliği için gereklidir; gerekçesiz uzatma karar içinde denetlenmelidir.
  • Çocuk olunduğu iddiasında, yaş belgesi ile yarı oranın uygulanıp uygulanmadığını gösteren nüfus kaydı ön plandadır.
  • Uzatma süresinin dört yıla çıkarılabilmesi için suçun maddede sayılan suç grubuna girdiğinin kararda gösterilmesi gerekir; bu grup dışındaki suçlarda üç yıl sınırı geçerlidir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 5271 m.109: Adli kontrol kararının içeriğini, yükümlülüklerini ve kararın verilme koşullarını düzenler. Madde 110/A'da öngörülen süreler bu yükümlülükler uygulandığında işler.
  • 5271 m.110: Adli kontrol kararının hangi merci tarafından verileceğini ve bu kararın değiştirilmesini düzenler. Gözden geçirme süreleri de bu maddededir.
  • 5271 m.111: Adli kontrol kararının kaldırılmasını ve itirazı düzenler; süre sınırının uygulamasıyla ilgilidir.
  • 5271 m.102: Tutuklamanın azami sürelerini düzenler. Adli kontrol süresi bu sürelerle karıştırılmamalıdır; madde gerekçesi bu iki sürenin tutuklamadan adli kontrole dönüşmesi halinde nasıl işleyeceğini belirtir.

CMK m.111 — Adlî kontrol kararının kaldırılması

Madde, adli kontrol kararının kaldırılmasını ve değiştirilmesini, şüpheli veya sanığın istemi üzerine, Cumhuriyet savcısının görüşü alındıktan sonra hâkim veya mahkemenin beş gün içinde karar vermesi bakımından düzenler. Ayrıca adli kontrole ilişkin kararlara itiraz yolunu açar. Uygulama, adli kontrol altındaki şüpheli ve sanık bakımından geçerlidir. Madde, adli kontrol yükümlülüklerinin ne olduğunu, adli kontrol kararının verilme koşullarını ve yetkili mercileri düzenlemez (m.109, m.110). Adli kontrole uymamanın sonuçlarını, yani tutuklama kararını da düzenlemez (m.112). Adli kontrol süreleri ve azami sürelerin uzatılması da bu maddenin konusu değildir (m.110/A). İtiraz usulü ve itiraz merciinin yetkileri ise ayrı bir çözüm gerektirir ve bu maddede ayrıntılı biçimde düzenlenmemiştir.

Adlî kontrol kararının kaldırılması: hangi kavramlar bilinmeli?

Adli kontrolün kaldırılması
Şüpheli veya sanığın istemiyle, adli kontrol altındaki kişinin yükümlülüklerinin tamamen sona erdirilmesi ya da kısmen değiştirilmesi işlemidir. Maddeye göre bu talep kendiliğinden değil, şüpheli veya sanığın istemi üzerine gündeme gelir.
Yükümlülüğün geçici muafiyeti
Hâkimin, şüpheliyi bir adli kontrol yükümlülüğüne uymaktan belirli bir süre için muaf tutmasıdır. Kalıcı kaldırmadan ayrı bir sonuç doğurur; yükümlülük ortadan kalkmaz, yalnızca geçici olarak uygulanmaz.
Görüş alma
Hâkim veya mahkemenin kararından önce Cumhuriyet savcısının görüşünü almasıdır. Bu, şüpheli veya sanığın istemine bağlı kararın zorunlu aşamasıdır.
İtiraz
Adli kontrole ilişkin kararlara karşı, kanunda öngörülen kanun yoluna başvurulmasıdır. Maddenin ikinci fıkrası, adli kontrole ilişkin kararların itiraza açık olduğunu belirtir.

Adlî kontrol kararının kaldırılması: hangi şartlar aranır?

  • Adli kontrol altında bulunan bir şüpheli veya sanığın, kaldırma ya da değiştirme talebinde bulunması gerekir; talep şüpheli veya sanığın istemine dayanmalıdır.
  • Talep üzerine Cumhuriyet savcısının görüşü alınmalıdır; savcı görüşü alınmadan karar verilmemelidir.
  • Hâkim veya mahkeme, talebi aldıktan sonra beş gün içinde karar vermelidir.
  • Kararın içeriği, adli kontrolün yükümlülüklerini bütünüyle veya kısmen kaldırmak, değiştirmek ya da şüpheliyi bunlardan bazılarına uymaktan geçici olarak muaf tutmak olabilir.

Adlî kontrol kararının kaldırılması: hangi sonuçları doğurur?

  • Şüpheli veya sanığın istemi üzerine ve savcının görüşü alınarak verilen karar ile adli kontrol yükümlülükleri tamamen veya kısmen kaldırılabilir.
  • Hâkim, yükümlülükleri değiştirebilir veya şüpheliyi bunlardan bazılarına uymaktan geçici olarak muaf tutabilir.
  • Adli kontrole ilişkin kararlara itiraz edilebilir; bu, kararın hukuka aykırılığının denetlenmesini sağlar.
  • Kararın kaldırılması, tutukluluğa geri dönüşü kendiliğinden doğurmaz; ancak bu konu m.112 kapsamında ayrıca değerlendirilir.

Soruşturma evresi ile kovuşturma evresi arasındaki fark nedir?

Soruşturma evresinde kararı sulh ceza hâkimi verir ve talep üzerine re'sen karar verme yetkisi bulunmaz.

Kovuşturma evresinde kararı mahkeme verir. Maddenin metninde mahkemenin kendiliğinden (re'sen) karar verebilmesine ilişkin açık bir hüküm yoktur.

Kovuşturma aşamasında mahkemenin talep olmadan adli kontrolü kaldırıp kaldıramayacağı tartışmalıdır; açıklamalara göre bu yönde yorum yapılabilir, ancak madde buna açıkça izin vermez.

Kaldırma ile geçici muafiyet arasındaki fark nedir?

Kaldırma, adli kontrol yükümlülüklerinin tamamen veya kısmen ortadan kaldırılmasıdır.

Geçici muafiyet, yükümlülüğün bir süre için uygulanmamasıdır; yükümlülük kaldırılmış olmaz.

Muafiyet kararı verilmiş olsa da yükümlülük devam eder; süre bitince yükümlülük yeniden uygulanır.

İlk karar ile itiraz konusu karar arasındaki fark nedir?

Adli kontrole ilişkin kararlar itiraza açıktır.

Adli kontrolün kaldırılmasına ilişkin kararın itiraz yolu, değiştirme ya da yeni adli kontrol kararı verilmesine göre farklılaşabilir.

Yeni bir adli kontrol kararı verilmesi halinde bu karara itiraz edilebilir; kaldırma kararına ilişkin itirazın kapsamı tartışmalıdır.

Adlî kontrol kararının kaldırılması: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Beş günlük süreyi, kararın kendiliğinden verilmesi gereken bir süre gibi yorumlamak; süre yalnızca şüpheli veya sanığın istemi üzerine işler.
  • Cumhuriyet savcısının görüşünü almadan karar vermek; bu aşamanın atlanması usul hatasıdır.
  • Muafiyet kararını yükümlülüğün kaldırılması gibi değerlendirmek; geçici muafiyette yükümlülük devam eder.
  • Kovuşturma evresinde mahkemenin talep olmadan adli kontrolü kaldırabileceğini kesin bir kural gibi uygulamak; madde bu konuda açık hüküm içermez.
  • Kaldırma veya değiştirme kararının itiraz edilebilirliğini her durumda aynı kabul etmek; yeni bir adli kontrol kararı verilmesi halinde itiraz yolu ayrıca değerlendirilmelidir.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Adli kontrol kararına itirazın kanun yoluna tabi olduğu, kararı mahkemenin vermiş olsa bile itiraz yolunun açık kaldığı kabul edilmektedir. (Birinci Bölüm, 2018/25505 E., 25.02.2021)
  • İlk defa şüpheli hakkında tahliye ve adli kontrol kararı verildiğinde Cumhuriyet Başsavcılığının itirazı üzerine karar verilmesi gerektiği, bunun yapılmadan itirazın reddinin hukuka aykırı olacağı kabul edilmektedir. (Birinci Bölüm, 2015/1032 E., 31.10.2018)

Nasıl ispat edilir?

  • Kaldırma veya değiştirme talebini ileri süren şüpheli veya sanık, isteğini yazılı ya da sözlü olarak dosyaya yansıtmalıdır; talebin varlığı dosya kayıtlarıyla ispat edilir.
  • Cumhuriyet savcısının görüşünün alındığı, karar tutanağında veya dosya içeriğinde görülmelidir; görüş alınmadan verilen karar usule aykırı olur.
  • Karar süresinin beş gün içinde verilip verilmediği, talep tarihi ve karar tarihinden anlaşılır; süre aşımı iddiasını ileri süren taraf bunu belgeyle ortaya koymalıdır.
  • Adli kontrole ilişkin kararlara karşı itiraz hakkı, kararın tebliğ tarihinden başlayarak kullanılır; itirazı ileri süren taraf bu süreye uyduğunu belgeyle göstermelidir.
  • İlk defa tahliye ve adli kontrol kararı verildiğinde Cumhuriyet savcısının itiraz hakkının kullanılıp kullanılmadığı dosya kayıtlarından kontrol edilir. (Birinci Bölüm, 2015/1032 E., 31.10.2018)

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 5271 m.110: Maddenin ikinci fıkrasındaki yetkiler, yani yükümlülükleri kaldırma, değiştirme ve geçici muafiyet, m.110'un ikinci fıkrasına göre kullanılır. Bu madde m.110'a açıkça atıf yapmaktadır.
  • 5271 m.109: Adli kontrol yükümlülüklerinin içeriğini belirler; m.111 bu yükümlülüklerin kaldırılması ve değiştirilmesi bakımından çalışır.
  • 5271 m.112: Adli kontrol hükümlerine isteyerek uymayanlar hakkında tutuklama kararı verilebilmesini düzenler; m.111 kaldırma ve değiştirme ile ilgilidir, m.112 yaptırımla ilgilidir.

CMK m.112 — Tedbirlere uymama

Bu madde, adli kontrol yükümlülüklerini isteyerek yerine getirmeyen şüpheli veya sanık hakkında tutuklama kararı verilmesinin koşullarını ve bu kararı verecek yargı mercisini düzenler. Ayrıca azami tutukluluk süresinin dolması nedeniyle verilen adli kontrol tedbirinin ihlali hâlinde tutuklama süresinin üst sınırını belirler. Kurala, adli kontrol kararına tabi tutulan şüpheli ve sanıklar bakımından uygulanır. Madde, adli kontrolün kendisinin şartlarını, süresini ve kaldırılmasını düzenlemez (m.109, m.110). Tutuklamaya itirazı ve tutukluluk incelemesini düzenlemez (m.104, m.108). Adli kontrol ihlalinin disiplin hapsi yaptırımını ve bu yaptırımın usulünü düzenlemez; bu konu Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun ihtiyati tedbire aykırılık hükmü kapsamında ayrıca ele alınır. Güvence (teminat) ve bunun ihlali ile ilgili hükümler de bu maddenin kapsamı dışındadır (m.113, m.115).

Tedbirlere uymama: hangi kavramlar bilinmeli?

Adli kontrol
Şüpheli veya sanığın soruşturma ve kovuşturma sürecinde belirli yükümlülüklere uymasını öngören koruma tedbiridir. Tutuklamadan daha hafif bir tedbirdir ve bu maddedeki yaptırımın konusu olan kararı oluşturur.
Yükümlülüğe isteyerek aykırılık
Şüphelinin veya sanığın adli kontrol kararında belirtilen yükümlülüğü bilerek ve istemli olarak yerine getirmemesidir. Yükümlülüğe uymanın imkânsız olduğu veya kusursuz bir engel bulunduğu durumlar bu kapsama girmez.
Hemen tutuklama kararı
Aykırılığın tespit edilmesi üzerine, yetkili yargı mercii tarafından gecikmeksizin verilebilen tutuklama kararıdır. Hükmedilebilecek hapis cezasının süresi bu karar için aranmaz.
Azami tutukluluk süresi
Tutukluluğun kanunda öngörülen en uzun süresidir. Bu süre dolduğunda tutuklu, adli kontrol tedbirine geçirilebilir. Süre dolduktan sonra verilen adli kontrol tedbirinin ihlali bu maddenin ikinci fıkrası kapsamındadır.
Ağır ceza mahkemesinin görevine giren işler
Görev kuralına göre ağır ceza mahkemesinin baktığı davalardır. İkinci fıkradaki tutuklama süresinin üst sınırının belirlenmesinde ölçüt olarak kullanılır.
UYAP kayıtlarının incelenmesi
Hükmü veren ilk derece mahkemesinin, dosyanın üst mercide olduğu hâllerde elektronik sistem üzerinden kayıtlara bakarak karar verebilmesi yöntemidir.

Tedbirlere uymama: hangi şartlar aranır?

  • Şüpheli veya sanık hakkında kesin bir adli kontrol kararının bulunması gerekir.
  • Şüpheli veya sanığın, adli kontrol hükmünü isteyerek yerine getirmemiş olması gerekir; kusursuz bir engel bulunmamalıdır.
  • Hakkında hükmedilebilecek hapis cezasının süresinin, tutuklama kararı için bir eşik olarak aranmaması gerekir.
  • Yetkili yargı mercii tarafından hemen tutuklama kararı verilmiş olmalıdır.
  • Hakkında mahkûmiyet hükmü verilmiş ve istinaf veya temyiz yoluna başvurulmuşsa, kararı veren ilk derece mahkemesi UYAP kayıtlarını inceleyerek tutuklama kararı verebilir.
  • Azami tutukluluk süresinin dolması nedeniyle verilen adli kontrol tedbirinin ihlali hâlinde de tutuklama kararı verilebilir; ancak bu durumda tutuklama süresi aşılamaz.

Tedbirlere uymama: hangi sonuçları doğurur?

  • Adli kontrol yükümlülüğüne isteyerek uymayan şüpheli veya sanık hakkında hemen tutuklama kararı verilebilir.
  • Hükmedilebilecek hapis cezasının süresi ne olursa olsun, bu tutuklama kararı verilmesine engel değildir.
  • Hakkında mahkûmiyet hükmü verilmiş ve istinaf veya temyiz başvurusu yapılmışsa, hükmü veren ilk derece mahkemesi de tutuklama kararı verebilir.
  • Azami tutukluluk süresinin dolmasının ardından verilen adli kontrol tedbirine aykırılıkta tutuklama süresi, ağır ceza işlerinde dokuz ay, diğer işlerde iki ayı geçemez.
  • Aykırılığın isteyerek olmaması veya yükümlülüğe uymanın imkânsız olması hâlinde tutuklama kararı verilmez.
  • Tutuklama yerine disiplin hapsi gibi başka bir yaptırım bu madde kapsamında verilmez; bu madde yalnızca tutuklama kararını düzenler.

Genel hal ile azami tutukluluk süresi sonrası hal arasındaki fark nedir?

Adli kontrole aykırılık, tutukluluğun devam ettiği dönemde ve genel olarak adli kontrol kararının ihlali olarak ortaya çıkar.

Azami tutukluluk süresinin dolması nedeniyle adli kontrole geçilmiş ve bu tedbire aykırılık yapılmıştır.

İkinci hâlde tutuklama süresi, ağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerde dokuz ayı, diğer işlerde iki ayı aşamaz. Birinci hâlde bu sınır yoktur.

Yargılama aşamasında ilk derece mahkemesi ile üst mercii arasındaki fark nedir?

Dosya henüz istinaf veya temyiz incelemesinde değilken, ilgili yargı mercii tutuklama kararı verir.

Hakkında mahkûmiyet hükmü verilmiş ve istinaf veya temyiz yoluna başvurulmuş olduğunda, dosya üst mercide olduğundan hükmü veren ilk derece mahkemesi UYAP kayıtlarını inceleyerek karar verir.

Dosyanın üst mercide bulunması, tutuklama kararını vermeye engel olmaz; yetki ilk derece mahkemesinde kalır.

Tedbirlere uymama: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Azami tutukluluk süresi sonrasındaki adli kontrol ihlalinde tutuklama süresini dokuz ay ya da iki ay sınırına bağlamamak; bu sınırın yalnız ikinci fıkra hâline uygulandığını gözden kaçırmak.
  • Hükmedilebilecek hapis cezasının süresinin tutuklama için eşik olduğunu sanmak; madde bu süreyi tutuklama koşulu olarak aramaz.
  • İstinaf veya temyiz incelemesindeki dosyada tutuklama kararını üst mercinin vermesi gerektiğini sanmak; madde ilk derece mahkemesine yetki verir.
  • Adli kontrol yükümlülüğüne aykırılığın disiplin hapsi yaptırımına bağlandığını düşünmek; bu madde tutuklama yaptırımını düzenler.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Adli kontrol yükümlülüğüne aykırılık, hemen tutuklama kararı için yeterli kabul edilmektedir. Aykırılığın istemli olup olmadığı ve yükümlülüğün gerçekten bildirilip bildirilmediği ayrıca değerlendirilmektedir. (Genel Kurul, 2023/104438 E., 23.01.2025)
  • Yurt dışına çıkış yasağı gibi adli kontrol tedbirine aykırılık gerekçesiyle verilen tutuklama, bu madde kapsamında değerlendirilmektedir. (Genel Kurul, 2023/97960 E., 16.12.2025)
  • Tutuklama kararından önce adli kontrol kararının şüpheliye ve sanığa tebliğ edilmiş ve aykırılığın tutuklama sonucu doğuracağı konusunda ihtar yapılmış olması aranmaktadır. (İkinci Bölüm, 2021/44260 E., 14.12.2023)
  • Adli kontrol ihlali nedeniyle tutuklanan kişiler bakımından, madde metnindeki tutuklama kararı ile başvuru hakkı ayrı değerlendirilmektedir. (İkinci Bölüm, 2023/61011 E., 23.12.2025)

Nasıl ispat edilir?

  • Adli kontrol tedbirine aykırılığı ileri süren taraf, yani Cumhuriyet savcısı, aykırılığı ispatlar; adli kontrol kararının ve tebliğ belgesinin dosyada bulunması gerekir.
  • Aykırılığın isteyerek yapıldığını ileri süren taraf bu iradeyi delillerle gösterir; şüpheli, kusursuz bir engel bulunduğunu ileri sürerek savunma yapabilir ve bunu ispatlamakla yükümlüdür.
  • Adli kontrol kararının şüpheliye tebliğ edildiğini gösteren belge ve ihtar kaydı, tutuklamanın koşullarının varlığı bakımından temel delil niteliğindedir.
  • Mahkûmiyet hükmü sonrası UYAP kayıtlarının incelenmesi yoluyla verilen tutuklama kararında, adli kontrol ihlaline ilişkin kayıtlar delil olarak değerlendirilir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 5271 m.109: Adli kontrol tedbirlerinin türlerini ve yükümlülüklerini belirler. Bu maddedeki aykırılık, o maddede belirtilen yükümlülüklere uyulmamasıdır.
  • 5271 m.110: Adli kontrol kararının değiştirilmesi, kaldırılması ve süresiyle ilgili kuralları düzenler; bu maddeyle birlikte uygulanır.
  • 5271 m.104: Tutuklamaya ilişkin genel koşulları düzenler; bu maddedeki tutuklama kararı da tutuklama kurallarına tabidir.
  • 5271 m.108: Tutukluluğun incelenmesini düzenler; tutuklama kararına karşı itiraz ve inceleme yolları bu madde ile birlikte uygulanır.
  • 5271 m.113: Güvence göstermeye ilişkin kuralları düzenler; bu maddedeki yaptırım ile güvence ilişkisi ayrı değerlendirilir.
  • 6100 m.398: Ancak bu maddenin metni ihtiyati tedbire aykırılık için disiplin hapsi yaptırımını düzenler; adli kontrole aykırılık için uygulanacak tutuklama yaptırımından ayrıdır.

CMK m.113 — Güvence

Bu madde, şüpheli veya sanık tarafından gösterilen güvencenin hangi yükümlülükleri karşılayacağını düzenler: usul işlemlerinde ve hükmün infazında hazır bulunma, katılanın masrafları ile zararların giderilmesi ve eski hâle getirme, nafaka borçları, kamusal giderler ve para cezaları ile bu ödemelerin öncelik sırası. Güvencenin hangi kısmının neyi karşıladığının kararda ayrı ayrı gösterilmesini de kapsar. Madde, adli kontrol yükümlülüğü olarak güvencenin alınmasını (CMK m.109/3-f), güvence miktarının belirlenmesini ve güvencenin iadesi veya hazineye gelir kaydını düzenlemez (m.115). Güvencenin mağdura veya nafaka alacaklısına önceden ödetilmesi (m.114), güvence alınmasına ilişkin adli kontrol kararının koşulları (m.109) ve adli kontrol yükümlülüklerine aykırılık halinde tutuklama (m.112) bu maddenin kapsamı dışındadır.

Güvence: hangi kavramlar bilinmeli?

Güvence
Şüpheli veya sanık tarafından yatırılan, onun usul işlemlerinde, hükmün infazında ve altına alınabileceği diğer yükümlülüklerde hazır bulunmasını sağlayan para bağlantılı bir mekanizmadır. Adli kontrol yükümlülüğü olarak alındığında kanunun bu maddede saydığı ödemeleri de karşılar.
Hazır bulunma güvencesi
Güvencenin birinci karşılık alanıdır ve şüpheli veya sanığın bütün usul işlemlerinde, hükmün infazında ve diğer yükümlülüklerin yerine getirilmesinde hazır olmasını kapsar. Bu kısım ihlal edildiğinde hazineye gelir kaydedilir.
Katılanın masrafları ve zararın giderilmesi
Suçun neden olduğu zararların giderilmesi ve eski hâle getirme ile katılanın yaptığı masrafları kapsayan birinci öncelikli ödeme kalemidir. Bu kalem mağdurun haklarını karşılar.
Nafaka borcu
Şüpheli veya sanığın nafaka borcunu ödememesi nedeniyle kovuşturulması halinde güvencenin öncelikli ödenecek kısmını oluşturan borçtur. Kovuşturmanın bu nedene dayanması gerekir.
Kamusal giderler
Yargılama giderleri gibi devletin üstlendiği masrafları ifade eder. Sıralamada ikinci sıradadır ve birinci sıradaki kalemler ödendikten sonra karşılanır.
Güvencenin karşıladığı kısımlar
Güvencenin hangi amaca ayrılan bölümü olduğunu gösteren kararın içeriğidir. Miktar, neden ve karşılayacağı kalem ayrı ayrı belirtilmelidir.

Güvence: hangi şartlar aranır?

  • Güvencenin şüpheli veya sanık tarafından yatırılmış olması gerekir; güvence, onun kendisi veya yerine başkası tarafından gösterilebilir.
  • Güvencenin hazır bulunma kısmı, şüpheli veya sanığın bütün usul işlemlerinde, hükmün infazında ve altına alınabileceği diğer yükümlülüklerde hazır bulunmasını sağlamalıdır.
  • Güvencenin ödeme kısmı birinci sıradaki katılan masrafları, zarar ve eski hâle getirme ile nafaka borçlarını, sonra kamusal giderleri, en sonda para cezalarını karşılamalıdır; sıra aşılamaz.
  • Nafaka borcu kalemi, şüpheli veya sanığın nafaka borçlarını ödememesi nedeniyle kovuşturuluyor olma koşuluna bağlıdır.
  • Şüpheli veya sanığı güvence göstermeye zorunlu kılan kararda, güvencenin hangi kısmının hangi yükümlülüğü karşıladığı ayrı ayrı gösterilmelidir.

Güvence: hangi sonuçları doğurur?

  • Şüpheli veya sanık usul işlemlerinde, hükmün infazında veya altına alınabileceği yükümlülüklerde hazır bulunmazsa, hazır bulunma kısmına isabet eden güvence hazineye gelir kaydedilir.
  • Hazır bulunma yükümlülüğü yerine getirilirse bu kısım, sonradan 115. madde uyarınca iade veya mahsup konusu olur.
  • Güvence, önce katılanın masrafları, zarar ve eski hâle getirme ile nafaka borçlarına, sonra kamusal giderlere, en son para cezalarına karşılık olarak kullanılır.
  • Nafaka borcu, nafaka borcunu ödememe nedeniyle kovuşturma yoksa güvencenin bu kısmından ödeme yapılmaz.
  • Kararda güvencenin karşıladığı kısım belirtilmemişse, hangi kalemin hangi miktarla karşılandığı kararın içinden anlaşılamaz ve bu eksiklik uygulamada tartışma konusu olur.
  • Güvence, bu maddede sayılan kalemlerin hiçbirini karşılamayacak ölçüde kullanılmadıysa, kalan kısım 115. madde çerçevesinde değerlendirilir.

Hazır bulunma kısmı ile ödeme kısmı arasındaki fark nedir?

Hazır bulunma kısmı, şüpheli veya sanığın usul işlemlerine ve hükmün infazına katılmasını güvence altına alır.

Ödeme kısmı, mağdurun, nafaka alacaklısının, devletin ve para cezasının alacağını karşılar.

Hazır bulunma kısmı ihlal edilirse hazineye gelir kaydedilir; ödeme kısmı ise sıraya göre mahsup edilir.

Katılan masrafı ve zarar ile kamusal giderler arasındaki fark nedir?

Katılanın yaptığı masraflar, zararın giderilmesi ve eski hâle getirme birinci sıradadır.

Kamusal giderler ikinci sıradadır.

Güvence yetersiz kalırsa önce birinci sıradaki kalemler karşılanır, kamusal giderlere kalan ancak ondan sonra ayrılır.

Nafaka borcu ile diğer ödeme kalemleri arasındaki fark nedir?

Nafaka borcu yalnız şüpheli veya sanığın nafaka borcunu ödememesi nedeniyle kovuşturulması halinde öncelikli kalem olarak sayılır.

Bu koşul yoksa nafaka borcu ayrı bir kalem olarak güvenceden karşılanmaz.

Kovuşturma nafaka nedenine dayanmıyorsa güvence nafaka borcu için ayrılmaz.

Güvence: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Güvenceyi tek bir toplam miktar olarak değerlendirmek; oysa kararda her kalemin ayrı gösterilmesi gerekir.
  • Kamusal giderleri birinci sıraya yazmak; sıra katılan masrafları ve zarar ile nafaka borçlarıyla başlar.
  • Nafaka borcunu, nafaka borcu nedeniyle kovuşturma olmadan da güvenceden karşılanacak bir kalem saymak.
  • Hazır bulunma kısmını para cezası veya masraf gibi ödeme kalemiyle karıştırmak; ihlal halinde sonucu farklıdır.
  • Duruşmaya gelmemenin, ihtar ve hazır bulunma yükümlülüğü belirlenmeden hazineye gelir kaydı için yeterli sayılması.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Adli kontrol kararında güvencenin hangi amaçla alındığının ve hangi miktarın hangi kalemi karşıladığının ayrı ayrı gösterilmesi gerektiği kabul edilmektedir. (12. Ceza Dairesi, 2011/18077 E., 2012/2148 K., 07.02.2012; 12. Ceza Dairesi, 2011/22654 E., 2012/937 K., 24.01.2012)
  • Soruşturma aşamasında alınan güvencenin, hüküm tarihinde yürürlükte olan 113 ve 115. maddeler uyarınca iadesine karar verilmesi gerektiği kabul edilmektedir. (1. Ceza Dairesi, 2024/500 E., 2025/1083 K., 14.02.2025; 8. Ceza Dairesi, 2022/5761 E., 2023/6740 K., 28.09.2023)
  • Güvencenin yargılama giderlerinin tahsilinden sonra kalan kısmının sanığa iadesine karar verilmesi gerektiği kabul edilmektedir. (5. Ceza Dairesi, 2021/13598 E., 2023/10541 K., 31.10.2023)
  • Hazır bulunma yükümlülüğü ihlal edilmeden güvencenin hazineye gelir kaydedilmesi, duruşmaya katılmama gerekçesiyle yapıldığında hukuka aykırı bulunmaktadır. (Genel Kurul, 2017/31079 E., 10.06.2021)

Nasıl ispat edilir?

  • Güvencenin hazineye gelir kaydı talebinde ispat yükü, hazır bulunma yükümlülüğünün ihlal edildiğini ileri süren tarafa, yani savcılığa veya katılana aittir.
  • Hazır bulunmamanın varlığı, duruşma tutanağı, tebligat belgeleri ve zorla getirme müzekkeresi gibi resmî belgelerle ispatlanır.
  • Şüpheli veya sanığın, bütün duruşmalara katılması yönünde bir karar ve ihtarı bulunmadan hazır olmadığını savunması hâlinde, bu ihtarın varlığı mahkemenin kayıtlarıyla ortaya konur.
  • Kamusal giderler ve para cezası kalemlerinin karşılanması için ilgili masraf ve cezanın kesinleşmiş belgeye dayanması gerekir.
  • Güvencenin hangi kısmının hangi kalemi karşıladığını gösteren kararın yazılı olması, sonradan yapılacak mahsup ve iade işleminde belirleyici delildir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 5271 sayılı Kanun m.109: Güvencenin adli kontrol yükümlülüğü olarak alınmasını düzenler; bu maddenin uygulanabilmesinin kaynağı ve güvence miktarını belirleyen hükümdür.
  • 5271 sayılı Kanun m.114: Güvencenin mağdura veya nafaka alacaklısına önceden ödetilmesini düzenler; bu maddedeki kalemlerin ödeme sürecini tamamlar.
  • 5271 sayılı Kanun m.115: Hükümlülük veya beraat hâlinde güvencenin iadesi, mahsubu ve hazineye gelir kaydını düzenler; 113. maddedeki sıra bu maddede uygulanır.
  • 5271 sayılı Kanun m.112: Adli kontrol yükümlülüklerine aykırı davranılması halinde tutuklamayı düzenler; güvencenin hazineye gelir kaydı ile birlikte değerlendirilebilir.

CMK m.114 — Önceden ödetme

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 114. maddesi, güvence bedelinin mağdurun haklarını karşılayan veya nafaka borcuna ilişkin kısımlarının, şüpheli veya sanığın rızasıyla ya da hükme bağlanmış bir yargı kararına dayanılarak mağdura veya nafaka alacaklısına verilmesini düzenler. Madde, adli kontrol kapsamında yatırılan güvence bedeli üzerinde soruşturma ve kovuşturma makamlarının bu tür ödemeleri emretme yetkisini kapsar. Düzenleme, şüpheli veya sanık ile mağdur veya nafaka alacaklısı arasındaki ilişkiye uygulanır. Madde, güvence bedelinin hazineye irad edilmesini, kamusal giderler ve para cezasına mahsubunu, güvence iadesini ve bu konudaki yargı kararlarının ayrıntılı usulünü düzenlemez (bunlar 115. maddededir). Önödeme kurumunun TCK m.75 kapsamındaki ayrıntıları ile tazminat davasının açılmasına ilişkin hükümler de bu maddenin konusu değildir.

Önceden ödetme: hangi kavramlar bilinmeli?

Güvence
Adli kontrol tedbirinin uygulanabilmesi için şüpheli veya sanıktan alınan para veya değerdir. Madde, güvencenin tamamını değil, mağdurun haklarını karşılayan ve nafaka borcuna ilişkin kısımlarını konu alır.
Mağdurun haklarını karşılayan kısım
Güvence bedelinden mağdurun uğradığı zarar veya doğan haklarının karşılanması amacıyla ayrılabilecek bölümdür. Bu kısım ancak şüpheli veya sanığın rızasıyla mağdura verilebilir.
Nafaka alacaklısı
Şüpheli veya sanığın nafaka borcunun bulunması hâlinde, bu borç için güvenceden ödeme alabilecek kişidir.
Yargı kararı
Soruşturma veya kovuşturmanın konusunu oluşturan olaylar nedeniyle mağdur veya nafaka alacaklısı lehine verilmiş hükümdür. Bu karar varsa, şüpheli veya sanığın rızası aranmaksızın ödeme emredilebilir.

Önceden ödetme: hangi şartlar aranır?

  • Güvence bedeli adli kontrol kararı kapsamında yatırılmış olmalıdır.
  • Ödemenin kapsamı mağdurun haklarını karşılayan veya nafaka borcuna ilişkin kısım ile sınırlı olmalıdır.
  • Fıkra 1 uyarınca ödeme için şüpheli veya sanığın rızası alınmalıdır.
  • Fıkra 2 uyarınca ödeme için soruşturma veya kovuşturmanın konusu olaylar nedeniyle mağdur veya nafaka alacaklısı lehine verilmiş bir yargı kararı bulunmalıdır; bu halde rıza aranmaz.
  • Ödeme, hâkim, mahkeme veya Cumhuriyet savcısının emriyle yapılmalıdır.

Önceden ödetme: hangi sonuçları doğurur?

  • Rıza verilmesi halinde, güvencenin mağdurun haklarını karşılayan veya nafaka borcuna ilişkin kısmının mağdura veya nafaka alacaklısına verilmesi emredilebilir.
  • Mağdur veya nafaka alacaklısı lehine yargı kararı varsa, şüpheli veya sanığın rızası olmasa da ödeme emredilebilir.
  • Rıza yokken ve yargı kararı da bulunmuyorsa, güvencenin mağdura veya nafaka alacaklısına verilmesi bu madde uyarınca emredilemez.
  • Ödemenin mağdura veya nafaka alacaklısına verilmesi, ödeme yapılan kısım bakımından sonuç doğurur ve bu kısmın talep edilmesini sınırlar; bu sonuç maddenin metninde açıkça belirtilmemiştir, uygulamadan çıkarılmıştır.
  • Madde emredici olarak ödeme zorunluluğu getirmez; hâkim, mahkeme veya savcı istedikleri takdirde emredebilir.

Rızaya dayalı ödeme ile yargı kararına dayalı ödeme arasındaki fark nedir?

Birinci fıkraya göre, şüpheli veya sanığın rızası ile güvencenin mağdur haklarını karşılayan veya nafaka borcuna ilişkin kısmı mağdura veya nafaka alacaklısına verilebilir.

İkinci fıkraya göre, soruşturma veya kovuşturmanın konusu olaylar nedeniyle mağdur veya nafaka alacaklısı lehine yargı kararı verilmişse, şüpheli veya sanığın rızası olmasa da ödeme emredilebilir.

Yargı kararının varlığı hâlinde rıza aranmaz; ödeme emri zorunlu hale gelmez, ancak emredilebilir.

Önceden ödetme: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Rızanın yalnızca güvencenin tamamı için alındığını sanmak; madde yalnızca mağdur haklarını karşılayan veya nafaka borcuna ilişkin kısım için rıza aranmasını düzenler.
  • İkinci fıkradaki yargı kararı varsa rıza aranmaz hükmünü, yalnızca mağdur lehine karar varsa ödeme zorunlu olur şeklinde yorumlamak; madde 'emredilebilir' ifadesi kullanır, zorunluluk getirmez.
  • Güvence bedelinin hazineye irad edilmesi ile mağdura ödenmesi konularını karıştırmak; irat ve mahsup 115. maddede düzenlenmiştir.
  • Nafaka alacaklısı ile mağdur ayrımını yapmadan aynı usulle ödeme yapmak; nafaka alacaklısı ödeme kapsamında ayrıca belirtilmiştir.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Adli kontrol güvencesinden yapılacak ödeme için, uygulamada güvencenin kamusal giderler ve para cezasına karşılık alınmasının öncelikli olduğu kabul edilmektedir; bu nedenle mağdur ödemesi için ayrı bir karar verilmesi gerekliliği ortaya çıkar. (10. Ceza Dairesi, 2021/8586 E., 2023/1149 K., 16.02.2023)
  • Güvence bedelinin hazineye irad edilmesine ilişkin kararlarda, mahkemenin güvence koşullarını açıkça belirtmediği hallerde irat kararının hukuka aykırı olacağı kabul edilmektedir. (10. Ceza Dairesi, 2021/8586 E., 2023/1149 K., 16.02.2023)

Nasıl ispat edilir?

  • Mağdur veya nafaka alacaklısının güvence bedelinden ödeme talep etmesi halinde, talepte bulunan taraf güvence bedelinin varlığını ve talebin dayanağını ispatla yükümlüdür.
  • Şüpheli veya sanığın rızasının varlığı, yazılı veya tutanağa geçirilmiş beyanla ispat edilir; rızanın bulunmaması halinde, ödeme emri için yargı kararı aranır.
  • Yargı kararının varlığı, mahkeme kararı veya kesinleşmiş hüküm ile ispat edilir.
  • Karşı taraf, güvence bedelinin kamusal giderler ve para cezasına karşılık alındığını savunursa, bu savunmayı ilgili hesap ve karar belgeleriyle ispat yükü altındadır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 5271 m.109: Adli kontrol tedbirlerinin uygulanmasını düzenler; güvence bedeli bu tedbir kapsamında alınır.
  • 5271 m.115: Güvence bedelinin hazineye irad edilmesi, kamusal giderlere ve para cezasına mahsubu ile iade konularını düzenler; bu madde ise mağdur ve nafaka alacaklısına ödeme konusunu düzenler.
  • 5271 m.113: Güvence bedelinin kullanım alanlarını ve kamusal giderlere ilişkin ayrımı düzenler; bu madde kapsamında mağdur ve nafaka alacaklısı ödemesi ile ilişkilidir.

CMK m.115 — Güvencenin geri verilmesi

CMK m.115, hükümlünün, sanığın ya da şüphelinin yatırdığı güvencenin hüküm sonrasında hangi kısmının kendisine geri verileceğini, hangi kısmının mağdura, nafaka alacaklısına ya da Devlet Hazinesine kalacağını düzenler. Düzenlediği konular; hükümlü bakımından geri verme koşulu, beraat ya da kovuşturmaya yer olmaması hâlinde geri verme, geçerli mazeret dışında hazineye gelir yazma ve hükümlülük hâlinde güvencenin kullanılma sırası ve artanın iadesidir. Madde, güvencenin alınmasını ve alınacak tutarı düzenlemez (m.113). Mağdura veya nafaka alacaklısına önceden ödetmeyi düzenlemez (m.114). Adli kontrol kararının kendisi ve yükümlülüklerinin içeriği bu maddenin konusu değildir (m.109, m.110). Hükmün kesinleşmesi ve infaz süreci ile güvencenin hükümlü tarafından kullanılması ve sanığın hükümlülük hâlinde ödemelerin sırası ve cezanın infazına ilişkin hükümler de bu maddede yer almaz (m.116).

Güvencenin geri verilmesi: hangi kavramlar bilinmeli?

Güvence
Şüpheli veya sanığın, usul işlemlerinde, hükmün infazında ya da altına alınabilecek diğer yükümlülüklerin yerine getirilmesi için hazır bulunmasını sağlamak amacıyla yatırdığı para ya da ayni hak olarak tanımlanır. Güvence, yükümlülüğün yerine getirilmesini teminat altına alır ve kendisine verilen karşılığın bütününü değil, madde kapsamında belirlenen kısımlarını ilgilendirir.
Güvencenin birinci kısmı
Madde 113 birinci fıkra (a) bendindeki hazır bulunma yükümlülüğünü karşılayan kısımdır. Hükümlünün bu bentteki bütün yükümlülüklerini yerine getirmesi hâlinde, bu kısım kendisine geri verilir.
Güvencenin ikinci kısmı
Güvencenin mağdura ya da nafaka alacaklısına verilmemiş olan bölümüdür. Beraat ya da kovuşturmaya yer olmadığı kararında şüpheliye ya da sanığa geri verilir; geçerli mazeret olmadan yükümlülüklere uyulmaması hâlinde Devlet Hazinesine gelir yazılır.
Gelir yazma
Güvencenin Devlet Hazinesine aktarılması işlemidir. Madde metni, geçerli mazereti olmayan yükümlülük ihlalini bu sonucun koşulu olarak göstermektedir.
Güvencenin kullanılması
Hükümlülük hâlinde, güvencenin 113 üncü maddenin birinci fıkrasının (b) bendindeki sıraya göre ödemelere ayrılmasıdır. Kullanılmadan kalan kısım hükümlüye geri verilir.

Güvencenin geri verilmesi: hangi şartlar aranır?

  • Hükümlülük hâlinin bulunması gerekir; geri verme ve kullanma hükümleri ancak bu durumda işletilir, beraat veya kovuşturmaya yer olmaması hâlinde ise ikinci fıkra uygulanır.
  • Hükümlünün, 113 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) bendindeki bütün yükümlülükleri yerine getirmiş olması gerekir; bu hâlde güvencenin ilgili kısmı kendisine geri verilir.
  • Güvencenin mağdura veya nafaka alacaklısına verilmemiş olan ikinci kısmı için, kovuşturmaya yer olmadığı ya da beraat kararı verilmiş olması gerekir; bu hâlde kısım şüpheli veya sanığa geri verilir.
  • Geçerli bir mazeret bulunmamalıdır; mazeret olmaksızın yükümlülüklere uyulmamışsa ikinci kısım Devlet Hazinesine gelir yazılır.
  • Hükümlülük hâlinde güvence 113 üncü maddenin birinci fıkrasının (b) bendindeki sıraya göre kullanılmalı, kullanımdan sonra kalan kısım hükümlüye geri verilmelidir.

Güvencenin geri verilmesi: hangi sonuçları doğurur?

  • Hükümlü, (a) bendindeki bütün yükümlülükleri yerine getirmişse, birinci kısım kendisine geri verilir.
  • Mağdura ya da nafaka alacaklısına verilmemiş ikinci kısım, kovuşturmaya yer olmadığı veya beraat kararında şüpheli ya da sanığa geri verilir.
  • Geçerli mazereti olmaksızın yükümlülüklere uyulmamışsa, mağdura veya nafaka alacaklısına verilmemiş ikinci kısım Devlet Hazinesine gelir yazılır.
  • Hükümlülük hâlinde güvence (b) bendindeki ödemelere kullanılır ve fazlası hükümlüye geri verilir.
  • Hükümlülük hâlinde, (b) bendine göre ödeme sırası katılanın masrafları ve zararları ile eski hâle getirme, nafaka borçları, kamusal giderler, para cezaları biçimindedir.
  • Beraat veya kovuşturmaya yer olmaması hâlinde güvencenin mağdura veya nafaka alacaklısına verilmemiş kısmı, Devlet Hazinesine gelir yazılmaz; sanığa geri verilir.

Hükümlülük ile beraat veya kovuşturmaya yer olmaması arasındaki fark nedir?

Hükümlülük hâlinde güvence, (b) bendindeki ödemelere ayrılır ve artan kısım geri verilir.

Beraat veya kovuşturmaya yer olmaması hâlinde ise mağdur veya nafaka alacaklısına verilmemiş kısım şüpheliye ya da sanığa geri verilir.

Hükümlü hâlinde güvence kamusal giderler ve para cezası gibi kalemlere mahsup edilebilir; beraat hâlinde ise kalan kısım tamamen iade edilir.

Birinci kısım ile ikinci kısım arasındaki fark nedir?

Birinci kısım, 113 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) bendini karşılayan ve ikinci fıkraya göre kararda belirtilen kısımdır.

İkinci kısım, mağdura veya nafaka alacaklısına verilmemiş olan bölümdür.

Birinci kısım hükümlünün (a) bendi yükümlülüklerini yerine getirmesi hâlinde geri verilir; ikinci kısım ise beraat veya kovuşturmaya yer olmaması hâlinde şüpheliye geri verilir, aksi hâlde hazineye gelir yazılır.

Geçerli mazeret var ile yok arasındaki fark nedir?

Yükümlülüklere uyulmaması geçerli bir mazerete dayanıyorsa güvence hazineye gelir yazılmaz.

Mazeret olmaksızın yükümlülüklere uyulmaması hâlinde ikinci kısım Devlet Hazinesine gelir yazılır.

Mazeretin varlığı hazineye gelir yazmayı engeller ve ikinci kısım ilgiliye iade edilir.

Güvencenin geri verilmesi: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Hükümlülük hâlinde güvenceyi tamamen hazineye gelir yazmak; oysa önce (b) bendindeki kalemlere mahsup yapılmalı, artan kısım geri verilmelidir.
  • Beraat veya kovuşturmaya yer olmaması hâlinde güvenceyi mağdura veya nafaka alacaklısına vermeden hazineye gelir yazmak; bu hâlde ikinci kısım şüpheliye geri verilmelidir.
  • Geçerli mazereti araştırmadan ikinci kısmı hazineye gelir yazmak.
  • Birinci kısmı, ikinci kısımla karıştırarak geri verme koşulunu yanlış uygulamak; birinci kısım yalnız (a) bendi yükümlülüklerine bağlıdır.
  • Ara kararla güvencenin akıbetine karar vermek ve hükümde karar vermemek; uygulamada bu sonucun etkili olmadığı kabul edilse de düzenleyici kuralın gereği hükümle birlikte karar verilmesidir.
  • Güvence tutarını yalnız kanundaki taban sınırlarla değerlendirmek; bu maddede tutar belirleyen bir hüküm yoktur.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Hükümlülük hâlinde soruşturma aşamasında yatırılan güvencenin hükme bağlanırken ödeme sırasına göre kamusal giderlere ve para cezasına mahsup edilmesi, kalanın iadesi gerektiği kabul edilmektedir. (5. Ceza Dairesi, 2021/13598 E., 2023/10541 K., 31.10.2023)
  • Kararın kesinleşmesinden sonra artık bir kısım varsa, bu kısmın sanığa iadesine karar verilmesi gerektiği kabul edilmektedir. (5. Ceza Dairesi, 2021/13598 E., 2023/10541 K., 31.10.2023)
  • Erteleme süresinin bitiminde teslim olunmaması nedeniyle yatırılan teminatın, 115/2 uyarınca Devlet Hazinesine gelir yazılması gerektiği kabul edilmektedir. (8. Ceza Dairesi, 2015/9345 E., 2015/18565 K., 08.06.2015; 19. Ceza Dairesi, 2015/2340 E., 2015/630 K., 22.04.2015; 4. Ceza Dairesi, 2014/51452 E., 2015/24389 K., 12.03.2015)
  • Güvence bedelinin hüküm tarihinde yürürlükte olan 113 ve 115/2 hükümlerine göre sanığa iadesinin gerektiği kabul edilmektedir. (1. Ceza Dairesi, 2024/500 E., 2025/1083 K., 14.02.2025)
  • Güvence parasının hükümle birlikte karara bağlanması gerektiği, ara kararla karar verilmesinin sonucu değiştirmediği yönünde uygulama bulunmaktadır. (1. Ceza Dairesi, 2024/500 E., 2025/1083 K., 14.02.2025)

Nasıl ispat edilir?

  • Güvencenin geri verilmesini isteyen hükümlü veya sanık, (a) bendindeki yükümlülüklerin yerine getirildiğini gösteren belgelerle, örneğin duruşmalara katılım tutanakları ve imza kayıtlarıyla ispatlamakla yükümlüdür.
  • Geçerli mazeret iddiasını ileri süren ilgili kişi, bu mazereti ispatlamakla yükümlüdür; mahkeme mazeretin varlığını ve yeterliliğini değerlendirir.
  • Hazineye gelir yazılması talebinde bulunan makam, yükümlülüklere aykırılığı ve mazeretsizliği ortaya koymakla yükümlüdür.
  • Mahkemenin kararında güvencenin hangi kısmının hangi kalemlere ayrıldığı ayrı ayrı gösterilmelidir; bu gösterim eksikse geri verme ve kullanma kararı denetime açık hâle gelir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 5271 m.113: Güvencenin alınmasını, içeriğini ve (a) ile (b) bentlerini düzenler; m.115 bu bentlere atıf yaparak geri verme ve kullanma sırasını belirler.
  • 5271 m.114: Mağdura ya da nafaka alacaklısına önceden ödetmeyi düzenler; m.115 ikinci kısmın bu ödemelere verilip verilmediğine göre geri verme sonucunu belirler.
  • 5271 m.116: Hükümlülük hâlinde güvencenin kullanılmasının ayrıntılarını düzenler; m.115 ikinci ve üçüncü fıkralarıyla birlikte uygulanır.

Süreler

SüreMaddeHüküm
altı aym.109(4) (Ek: 25/5/2005 – 5353/14 md.)21 (Mülga: 2/7/2012-6352/98 md.) (Yeniden Düzenleme:14/4/2020-7242/15 md.) Maruz kaldığı ağır bir hastalık veya engellilik nedeniyle ceza infaz kurumu koşullarında hayatını yalnız idame ettiremediği…
iki günm.109(Ek cümle:8/7/2021-7331/15 md.) Ancak, (j) bendinde belirtilen konutunu terk etmemek yükümlülüğü altında geçen her iki gün, cezanın mahsubunda bir gün olarak dikkate alınır.
bir günm.109(Ek cümle:8/7/2021-7331/15 md.) Ancak, (j) bendinde belirtilen konutunu terk etmemek yükümlülüğü altında geçen her iki gün, cezanın mahsubunda bir gün olarak dikkate alınır.
dört aylıkm.110(4) (Ek:8/7/2021-7331/16 md.) Şüpheli veya sanığın adli kontrol yükümlülüğünün devamının gerekip gerekmeyeceği hususunda en geç dört aylık aralıklarla; soruşturma evresinde Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi, kovuşturma…
iki yıldırm.110/A(Ek:8/7/2021-7331/17 md.) (1) Ağır ceza mahkemesinin görevine girmeyen işlerde adli kontrol süresi en çok iki yıldır.
bir yılm.110/AAncak bu süre, zorunlu hâllerde gerekçesi gösterilerek bir yıl daha uzatılabilir.
üç yıldırm.110/A(2) Ağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerde, adli kontrol süresi en çok üç yıldır.
üç yılım.110/ABu süre, zorunlu hâllerde, gerekçesi gösterilerek uzatılabilir; uzatma süresi toplam üç yılı, Türk Ceza Kanununun İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümünde tanımlanan suçlar ile Terörle Mücadele Kanunu…
dört yılım.110/ABu süre, zorunlu hâllerde, gerekçesi gösterilerek uzatılabilir; uzatma süresi toplam üç yılı, Türk Ceza Kanununun İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümünde tanımlanan suçlar ile Terörle Mücadele Kanunu…
beş günm.111(1) Şüpheli veya sanığın istemi üzerine, Cumhuriyet savcısının görüşünü aldıktan sonra hâkim veya mahkeme 110 uncu maddenin ikinci fıkrasına göre beş gün içinde karar verebilir.
dokuz aydanm.112Ancak, bu durumda tutuklama süresi ağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerde dokuz aydan, diğer işlerde iki aydan fazla olamaz.
iki aydanm.112Ancak, bu durumda tutuklama süresi ağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerde dokuz aydan, diğer işlerde iki aydan fazla olamaz.

Süreler madde metnindeki yazımıyla verilmiştir.

Konuda geçen kararlar

16 karar
  1. 1. Ceza Dairesi, 2024/500 E., 2025/1083 K., 14.02.2025
    İlgili madde: m.113, m.115
  2. 5. Ceza Dairesi, 2021/13598 E., 2023/10541 K., 31.10.2023
    İlgili madde: m.113, m.115
  3. 8. Ceza Dairesi, 2022/5761 E., 2023/6740 K., 28.09.2023
    İlgili madde: m.113
  4. 10. Ceza Dairesi, 2021/8586 E., 2023/1149 K., 16.02.2023
    İlgili madde: m.114
  5. 8. Ceza Dairesi, 2015/9345 E., 2015/18565 K., 08.06.2015
    İlgili madde: m.115
  6. 19. Ceza Dairesi, 2015/2340 E., 2015/630 K., 22.04.2015
    İlgili madde: m.115
  7. 4. Ceza Dairesi, 2014/51452 E., 2015/24389 K., 12.03.2015
    İlgili madde: m.115
  8. 12. Ceza Dairesi, 2011/18077 E., 2012/2148 K., 07.02.2012
    İlgili madde: m.113
  9. 12. Ceza Dairesi, 2011/22654 E., 2012/937 K., 24.01.2012
    İlgili madde: m.113
  10. Birinci Bölüm, 2020/33105 E., 13.12.2023
    İlgili madde: m.111
Diğer 6 karar
  1. İkinci Bölüm, 2019/36711 E., 19.01.2022
    İlgili madde: m.111
  2. Genel Kurul, 2017/31079 E., 10.06.2021
    İlgili madde: m.113, m.115
  3. Birinci Bölüm, 2018/25505 E., 25.02.2021
    İlgili madde: m.111
  4. Birinci Bölüm, 2015/1032 E., 31.10.2018
    İlgili madde: m.111
  5. Birinci Bölüm, 2014/923 E., 16.07.2014
    İlgili madde: m.111
  6. Birinci Bölüm, 2012/1051 E., 20.02.2014
    İlgili madde: m.111

Bağlayıcılık derecesine göre sıralı (Anayasa Mahkemesi, içtihadı birleştirme, genel kurullar, daireler); her grupta yeni karar önce. Tam metin karar deposundan istek üzerine yüklenir. Hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ayrıca denetleyin.

Madde bağlantıları, tarihine kadar Resmî Gazete'de yayımlanan değişiklikleri içeren güncel metne gider.

Bu konudaki maddelerde bilinen en yeni değişiklik: 08.07.2021 (m.109).

Anlatım 21.10.2026 tarihinde derlendi. Bağlayıcı olan madde metnidir.

Bu konuyu panelde çalış

Panelde bu konu 4. Koruma Tedbirleri - 1 bölümünde yer alıyor.

Panelde çalış