Genel hükümler › Koruma tedbirleri

Arama ve elkoyma

CMK m.116–128Ceza Muhakemesi HukukuSon değişiklik: 27.12.2020 (m.123)

Kısaca

CMK m.116(1), şüpheli veya sanığın üstü, eşyası, konutu, işyeri ve ona ait diğer yerlerde arama yapılmasının koşulunu düzenler. CMK m.117, şüpheli veya sanık dışında suç isnadı altında bulunmayan üçüncü kişilere ait üstün, eşyanın, konutun, işyerinin ve diğer yerlerin, şüpheli veya sanığın yakalanması ya da suç delillerinin elde edilmesi amacıyla aranmasını düzenler.

Kapsam

Bu konu, Ceza Muhakemesi Kanunu m.116–128 hükümlerini kapsar.

CMK m.116 — Şüpheli veya sanıkla ilgili arama

CMK m.116(1), şüpheli veya sanığın üstü, eşyası, konutu, işyeri ve ona ait diğer yerlerde arama yapılmasının koşulunu düzenler. Arama, yakalanabileceği veya suç delillerinin elde edilebileceği hususunda makul şüphenin varlığına bağlıdır. Hüküm doğrudan şüpheli ve sanık bakımından uygulanır; diğer kişilerin yerlerinde arama, 117. maddenin konusudur. Maddede arama kararının şekli ve yetkili merci (hâkim, Cumhuriyet savcısı, kolluk amiri) düzenlenmez (m.119 ve m.116 devamındaki fıkralar, ilgili düzenlemeler). Gece aramasının yasağı, avukat bürolarında arama, el koyma (m.123 ve devamı) ve aramanın usulü ile sonuçları (m.119 ve sonrası) bu maddenin kapsamında değildir. Diğer kişilerle ilgili arama (m.117) ve arama kararının içeriği (m.119) ayrı maddelerde düzenlenmiştir.

Şüpheli veya sanıkla ilgili arama: hangi kavramlar bilinmeli?

Makul şüphe
Yakalanabileceği veya suç delillerinin elde edilebileceği konusunda objektif olgulara dayanan inandırıcı ön kanaattir. Maddede aranan şüphe, suçun işlendiğine dair şüphe değil, yakalamanın ya da delilin elde edileceğine dair şüphedir; kişinin sanık sıfatında olması zorunlu değildir.
Arama
Gizli olanı ortaya çıkarmak için yapılan araştırma işlemidir. Gözle görülen veya açıkta bırakılmış şeylerin incelenmesi arama sayılmaz.
Üst araması
Kişinin üzerindeki eşyaların ve kişinin giysileri üzerinden yapılan yoklamadır. Beden muayenesi ve vücuttan örnek alma ise aramadan ayrı hükümlere tabidir.

Şüpheli veya sanıkla ilgili arama: hangi şartlar aranır?

  • Yakalanabileceği veya suç delillerinin elde edilebileceği hususunda makul şüphenin bulunması gerekir.
  • Şüphe, somut olgulara ve emarelere dayanmalıdır; yalnızca genel nitelikte kuşku arama için yeterli değildir.
  • Arama, şüphelinin veya sanığın üstü, eşyası, konutu, işyeri ya da ona ait diğer yerlerle sınırlı olmalıdır.
  • Arama hâkim kararı veya gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısının ya da kolluk amirinin yazılı emri ile yapılmalıdır; bu şekil koşulu m.116 fıkraları ve m.119 ile tamamlanır.

Şüpheli veya sanıkla ilgili arama: hangi sonuçları doğurur?

  • Makul şüphe bulunduğunda üst, eşya, konut, işyeri ya da ona ait diğer yerlerde arama yapılabilir.
  • Makul şüphe yoksa arama yapılamaz; bu durumda yapılan arama hukuka aykırı olur ve elde edilen deliller yasak delil niteliği taşır.
  • Arama yapılmaksızın şüpheli veya sanığın yakalanması ya da eşyanın izinle elde edilmesi mümkünse arama yapmak gereksizdir ve başvurulmamalıdır.
  • Arama konut için yapıldığında, kişinin konutunun aranması kararı üstünün aranmasını kapsamaz; her ikisi için ayrı değerlendirme gerekir.

Şüpheli-sanık ile diğer kişi arasındaki fark nedir?

Arama, doğrudan şüpheli veya sanığın üstünde, eşyasında, konutunda ya da işyerinde yapılır; bu durumda makul şüphe kişinin kendisi hakkındadır.

Başka bir kişinin yerinde arama, şüphelinin veya aranan delilin o yerde bulunduğunun kabul edilebilmesine olanak sağlayan olayların varlığını da gerektirir.

Diğer kişilerle ilgili arama m.117'ye tabidir ve daha sıkı bir koşul aranır. Ancak şüphelinin bulunduğu yerler ile izlendiği sırada girdiği yerler bu sınırlamaya tabi değildir.

Arama ile gözle görülen şeyin incelenmesi arasındaki fark nedir?

Arama, gizli olanın ortaya çıkarılması için yapılan araştırmadır.

Gözle görülen veya açıkta bırakılan bir eşya, aramanın konusu değildir.

Açıkta görülen eşya için arama koşullarının aranması gerekmez; eşya üzerinde gizli bir inceleme yapılıyorsa arama koşulları uygulanır.

Şüpheli veya sanıkla ilgili arama: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Makul şüpheyi suçun işlendiğine dair şüphe ile karıştırmak; m.116 aranan şüphenin yakalama veya delil elde etme amacına yönelik olduğunu gözden kaçırmak.
  • Sabıka kaydını ya da genel nitelikteki kuşkuyu makul şüphe yerine koymak.
  • Konut araması kararının üst araması için de geçerli olduğunu varsaymak; her yer ve kişi için ayrı gerekçe aranması gerektiğini ihmal etmek.
  • Açıkta görülen eşyayı incelemeyi arama saymak ya da tersine gizli bir incelemeyi arama dışı görmek.
  • Diğer kişilerin yerinde arama için m.116 koşullarını yeterli saymak; bunun yerine m.117'deki ek koşulları aramamak.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Arama kararının dayanağı olarak yalnızca kişinin sabıka kaydının bulunması yeterli kabul edilmemektedir; somut olgulara dayanan makul şüphe aranmaktadır. (Genel Kurul, 2014/4704 E., 01.02.2018)
  • Kolluk görevlilerinin mesleki tecrübesi soyut bir kavramdır; ancak somut olgularla birlikte değerlendirildiğinde poşet gibi eşyalar hakkında makul şüphe oluşturabileceği kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2024/324 E., 2025/203 K., 14.05.2025)
  • Arama kararı verilirken hâkimin veya savcının makul şüphenin varlığını gerekçesiyle ortaya koyması beklenmektedir. (Genel Kurul, 2018/23077 E., 17.09.2020)
  • Gecikmesinde sakınca bulunma koşulları oluşmadan Cumhuriyet savcısının arama kararı vermesi hukuka aykırı kabul edilmekte ve bu şekilde elde edilen delil yasak delil sayılmaktadır. (Genel Kurul, 2016/10380 E., 27.03.2019)
  • Suçüstü hâlinde yakalama ile arama ayrı değerlendirilmekte; yakalanan kişinin üzerinde kolluk tarafından yapılmayan bir arama olmadığında m.116 ihlali kabul edilmemektedir. (İkinci Bölüm, 2020/14678 E., 14.01.2025)

Nasıl ispat edilir?

  • Aramayı yapan kolluk veya savcılık, arama anında makul şüphenin somut olgulara dayandığını gösterecek belgeyi (tutanak, gerekçeli karar veya emir) hazırlamakla yükümlüdür. (Genel Kurul, 2020/27959 E., 20.03.2025)
  • Asıl talebi ileri süren taraf (savunma ya da iddia makamı) aramanın makul şüpheden yoksun olduğunu ileri sürdüğünde, arama koşullarının oluştuğunu ortaya koyma yükü aramayı yapan makamdadır.
  • Makul şüphenin dayanağı olarak tanık beyanı, görüntü kaydı, ihbar veya kolluk gözlemi gibi deliller kullanılabilir; yalnızca sabıka kaydı yeterli sayılmaz.
  • Karşı taraf (kişi), aramanın hukuka uygun olduğunu savunuyorsa bu savunmayı somut olgularla destekleme yükü de iddia makamındadır; kişinin rızası ileri sürülüyorsa rızanın varlığı ayrıca gösterilmelidir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 5271 m.117: Diğer kişilerin üstü, eşyası ve yerleri ile ilgili aramayı düzenler; m.116(1) yalnızca şüpheli ve sanık bakımından uygulanır.
  • 5271 m.119: Arama kararı veya emrinin içeriğini ve geçerlilik süresini düzenler.
  • 5271 m.90: Suçüstü hâlinde herkesin geçici yakalama yetkisini düzenler; bu hâlde arama koşulları ayrıca değerlendirilir.

CMK m.117 — Diğer kişilerle ilgili arama

Madde, şüpheli veya sanık dışında suç isnadı altında bulunmayan üçüncü kişilere ait üstün, eşyanın, konutun, işyerinin ve diğer yerlerin, şüpheli veya sanığın yakalanması ya da suç delillerinin elde edilmesi amacıyla aranmasını düzenler. Tüzel kişiler ve resmi makam ve daireler de bu kapsamdadır. Üçüncü kişinin tanıklıktan çekinme hakkına sahip olması aramaya engel değildir. Aramanın hangi yetkili merci kararıyla yapılacağını, arama kararının içeriğini, arama usulünü ve el koymayı düzenlemez (m.116, m.119 ve m.120). Şüpheli veya sanığın kendi üstü, eşyası, konutu ve işyeri ile ilgili aramalar (m.116) ve aramada el koyma (m.134 ve sonrası) bu maddenin kapsamı dışındadır. Tanıklıktan çekinme hakkı kapsamındaki yazışmalara el konulamaması, maddenin gerekçesinde ve açıklamalarında andığı, kanunun 126. maddesi ile 45 ve 46. maddelerine dayanan ayrı bir sınırlamadır.

Diğer kişilerle ilgili arama: hangi kavramlar bilinmeli?

Diğer kişi
Şüpheli veya sanık dışında kalan, suç isnadı altında bulunmayan gerçek veya tüzel kişidir. Tüzel kişiler ile resmi makam ve daireler de bu kavrama girer. Üçüncü kişinin suçla ilgili bir şüphe altında olmaması, bu aramanın ön koşulu olan sıkı ölçütün gerekçesidir.
Olayların varlığı
Aranan kişinin veya suç delillerinin üçüncü kişiye ait yerde bulunduğunun kabul edilmesine olanak veren, somut fiil ve hareketlere dayanan verilerdir. Soyut veya makul şüphe bu ölçütü karşılamaz; olayın adli birimlerce saptanmış olması gerekir.
Makul şüphe
Şüpheli veya sanık hakkındaki arama için aranan ölçüttür ve m.116'da düzenlenmiştir. Üçüncü kişilerde arama için bu ölçüt yeterli değildir; ayrıca olayların varlığı aranır. Uygulamada makul şüphenin yanı sıra olayların varlığının da bulunması gerektiği kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2016/1106 E., 2017/54 K., 07.02.2017)
Suç üstü ve izleme hali
Şüpheli veya sanığın yakalandığı veya fiilen izlendiği sırada girdiği yerdir. Bu hallerde olayların varlığı koşulu aranmaz; bu yerler sınırlamanın dışında tutulmuştur.

Diğer kişilerle ilgili arama: hangi şartlar aranır?

  • Aramanın amacı, şüpheli veya sanığın yakalanması, suç delillerinin elde edilmesi veya belirli şeylere el konulması olmalıdır; başka amaçla yapılan arama bu maddeye dayanamaz.
  • Aranacak yer, şüpheli veya sanık dışındaki bir kişinin üstü, eşyası, konutu, işyeri veya ona ait diğer yer olmalıdır.
  • Aramanın yapılabilmesi için aranan kişinin veya suç delillerinin o yerde bulunduğunun kabul edilebilmesine olanak sağlayan olayların varlığı saptanmış olmalıdır.
  • Olaylar, arama talep eden adli birimlerce saptanmış olmalı ve soyut şüpheye dayanmamalıdır.
  • Şüpheli veya sanığın bulunduğu yerler ile izlendiği sırada girdiği yerlerde arama yapılacaksa olayların varlığı koşulu aranmaz.
  • Arama, m.116 ve m.119'da öngörülen arama kararı ve usul koşullarına da uygun yapılmalıdır.

Diğer kişilerle ilgili arama: hangi sonuçları doğurur?

  • Olayların varlığı saptanmadan üçüncü kişiye ait yerde yapılan arama, bu maddenin ikinci fıkrasına aykırıdır.
  • Olayların varlığı saptanmış ve diğer koşullar da bulunmuşsa üçüncü kişinin üstü, eşyası, konutu, işyeri veya diğer yerleri aranabilir.
  • Şüpheli veya sanığın bulunduğu yerde ya da izlendiği sırada girdiği yerde yapılan arama için olayların varlığı aranmaz.
  • Bu maddeye aykırı olarak elde edilen deliller, hukuka aykırı delil niteliğinde değerlendirilebilir ve hükme esas alınamaz. (Ceza Genel Kurulu, 2016/1106 E., 2017/54 K., 07.02.2017; Ceza Genel Kurulu, 2016/1054 E., 2017/56 K., 07.02.2017; Ceza Genel Kurulu, 2016/70 E., 2017/37 K., 31.01.2017; Ceza Genel Kurulu, 2016/1072 E., 2017/38 K., 31.01.2017)
  • Tanıklıktan çekinme hakkı kapsamındaki mektup ve belgeler, bu kişilerin yanında bulunduğu hallerde el konulamaz.
  • Madde emredici niteliktedir; tarafların anlaşmasıyla bu koşullardan vazgeçilemez.

Üçüncü kişi ile şüpheli veya sanık arasındaki fark nedir?

Üçüncü kişinin üstü, eşyası veya konutunda arama yapılırken olayların varlığı aranır. Bu, olayla ilgisiz kişinin yaşam alanına müdahalenin sıkı sınırlanması içindir.

Şüpheli veya sanığın kendi yerlerinde arama için makul şüphe yeterlidir (m.116).

Üçüncü kişiye ait yerde aynı arama için daha yüksek bir eşik gerekir; makul şüphe tek başına yeterli sayılmaz.

Şüpheli veya sanığın bulunduğu yer ve izleme sırasında girilen yer ile diğer üçüncü kişi yerleri arasındaki fark nedir?

Şüpheli veya sanığın bulunduğu yerler ile izlendiği sırada girdiği yerlerde olayların varlığı aranmaz.

Bu yerler dışında kalan üçüncü kişi yerlerinde olayların varlığı aranır.

Suçüstü veya fiilî takip halinde üçüncü kişiye ait yere girilmesi, ayrı bir olay saptamasını gerektirmeden mümkün olabilir; diğer hallerde saptama zorunludur.

Tanıklıktan çekinme hakkı bulunan kişi ile sıradan üçüncü kişi arasındaki fark nedir?

Tanıklıktan çekinme hakkı bulunan üçüncü kişinin yerinde arama yapılabilir.

Bu kişinin kendisi, tanıklıktan çekinme hakkına sahip olmayan üçüncü kişiyle aynı arama ölçütüne tabidir.

Tanıklıktan çekinme hakkı aramayı engellemez; ancak bu kişinin m.126 ve m.45-46 kapsamındaki mektup ve belgelerine el konulamaz.

Diğer kişilerle ilgili arama: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Üçüncü kişiye ait yerde aramayı, şüpheli veya sanık hakkındaki makul şüphe ölçütüyle yapmak; bu maddede olayların varlığı aranır.
  • Olayların varlığını soyut ihbar veya genel şüphe ile karıştırmak; olayın somut fiil veya hareketlere dayanması gerekir.
  • Şüpheli veya sanığın bulunduğu yer ve izleme sırasında girilen yerleri de üçüncü kişi yeri gibi değerlendirip olayların varlığını aramak; bu yerlerde koşul aranmaz.
  • Tanıklıktan çekinme hakkını aramaya engel saymak ya da bu hakkı tamamen göz ardı etmek; hak aramayı engellemez, ancak ilgili mektup ve belgelere el konulamaz.
  • Aramanın yapılması için olayların varlığının yeterli olduğunu düşünüp arama kararı veya emri gerektiğini gözden kaçırmak; bu madde tek başına yeterli değildir, m.116 ve m.119 koşulları da aranır.
  • Bu maddeyi suç isnadı altında bulunan kişiye uygulamak; madde yalnızca üçüncü kişiler içindir.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Üçüncü kişiye ait yerde arama için adli arama kararı veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerde yazılı arama emri alınmadan yapılan aramanın, bu aramayla elde edilen bulguları delil olmaktan çıkardığı kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2016/1106 E., 2017/54 K., 07.02.2017; Ceza Genel Kurulu, 2016/1054 E., 2017/56 K., 07.02.2017; Ceza Genel Kurulu, 2016/70 E., 2017/37 K., 31.01.2017; Ceza Genel Kurulu, 2016/1072 E., 2017/38 K., 31.01.2017)
  • Arama kararı alınmadan üçüncü kişinin konutunda yapılan aramada ele geçen maddenin hükme esas alınamayacağı ve bunun kesin hukuka aykırılık hâlinde bozma nedeni olduğu kabul edilmektedir. (10. Ceza Dairesi, 2018/2488 E., 2023/8062 K., 25.09.2023)
  • Aramanın hangi yetkiyle yapıldığının ve hangi koşulun hangi belgeye dayandığının tutanakta açıkça gösterilmemesinin, aramanın usulüne uygunluğunun denetlenmesini engellediği kabul edilmektedir. (8. Ceza Dairesi, 2024/21208 E., 2025/10683 K., 15.12.2025)
  • Mahkemelerin, yalnızca genel bir ihbara dayanan ve somut bir olayı göstermeyen aramaların bu maddeye uymadığını kabul ettiği görülmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2016/1106 E., 2017/54 K., 07.02.2017)

Nasıl ispat edilir?

  • Aramayı yapan kolluk veya adli birim, üçüncü kişiye ait yerde arama yapılmasını gerektiren olayların varlığını saptamış olmakla yükümlüdür; bu saptama arama tutanağı ve kararında gösterilmelidir.
  • Arama tutanağı ile arama emri veya kararı, olayların varlığının ve aramanın usulüne uygunluğunun ilk ispat aracıdır; bunların bulunmaması, arama işleminin usule uygun olmadığı yönünde güçlü bir karine oluşturur. (8. Ceza Dairesi, 2024/21208 E., 2025/10683 K., 15.12.2025)
  • Aramanın dayanağı olan olaylar, savcılık veya mahkeme kayıtlarında ve tutanakta somut olarak yer almalıdır; soyut bir ihbar tek başına yeterli kabul edilmez. (Ceza Genel Kurulu, 2016/1106 E., 2017/54 K., 07.02.2017)
  • Aramanın hukuka aykırılığını ileri süren sanık, arama emrinin ya da olayların varlığını gösteren belgenin bulunmadığını ileri sürerek bu eksikliği ortaya koyar; savunmayı yapan taraf olarak ise yokluğu ispatlaması gereken taraf, arama yapan makamdır.
  • Olayların varlığının bulunduğunu iddia eden taraf, bu iddiayı tutanak, ihbar kaydı veya gözlem tutanağı gibi yazılı delille desteklemelidir; tanık beyanı tek başına yeterli sayılmayabilir.
  • Şüpheli veya sanığın bulunduğu yer ya da izleme sırasında girilen yer iddiası ileri sürülürse, bu iddianın dayanağı olan fiilî takip ve yer belgelerinin ibrazı gerekir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 5271 m.116: Şüpheli veya sanık hakkındaki aramanın ölçütünü, yani makul şüpheyi düzenler. m.117 bu ölçütten daha yüksek bir eşik getirerek üçüncü kişiler için uygulanır.
  • 5271 m.119: Arama kararı veya emrinin içeriğini ve gerekli bilgileri düzenler; üçüncü kişi yerine yapılacak aramada da uygulanır.
  • 5271 m.126: Şüpheli veya sanık ile tanıklıktan çekinebilecek kişiler arasındaki mektup ve belgelere el konulmasını sınırlar; m.117'nin tanıklıktan çekinme hakkına ilişkin açıklamasında andığı normdur.
  • 5271 m.45: Tanıklıktan çekinebilecek kişileri belirler; bu kişilerin mektup ve belgelerine el konulmasının sınırını oluşturur.
  • 5271 m.46: Tanıklıktan çekinebilecek kişileri belirler; m.45 ile birlikte bu kişilerin belgelerine el konulmasını sınırlar.
  • 5271 m.97: Aramanın genel koşulu olarak anılır; üçüncü kişi aramasında da m.97'de gösterilen koşulların varlığı gerekir.

CMK m.118 — Gece yapılacak arama

Madde, konutta, işyerinde veya diğer kapalı yerlerde gece vaktinde yapılacak aramanın kural olarak yasaklanmasını ve bu yasağın istisnalarını düzenler. Kişinin üstünde ve eşyasında yapılan aramalar ile konut dışındaki yerlerde yapılan aramalar bakımından uygulanır. Arama yetkisini kimin verebileceğini, arama kararının içeriğini ve icra usulünü düzenlemez; bunlar arama kararı, yetki ve icra kurallarında yer alır (m.116, m.119). Gece vaktinin tanımı, kanun dışındaki düzenleyici işlemlerle ilişkisi ve gece başlayan aramanın devamı gibi konular da bu maddede doğrudan çözülmez; gece vaktinin tanımı TCK m.6 ile belirlenir. Gece yapılan aramada elde edilen delillerin değerlendirilmesi ise ceza muhakemesinde delil yasakları çerçevesinde ayrıca incelenir.

Gece yapılacak arama: hangi kavramlar bilinmeli?

Gece vakti
Maddede tanımlanmamıştır; uygulamada TCK m.6 çerçevesinde güneşin batmasından bir saat sonra başlayıp doğmasından bir saat öncesine kadar süren zaman dilimi olarak alınır. Gündüz ile gece ayrımı bu ölçüte bağlanır.
Konut, işyeri ve diğer kapalı yerler
Birinci fıkranın koruma kapsamını oluşturan yerlerdir. Kişinin üstü ve eşyası bu kategoriye girmez; açık alanlardaki aramalar da bu yasağın dışında kalır.
Suçüstü
Suçun işlendiği sırada ya da hemen sonrasında failin yakalandığı veya izinin sürülerek yakalandığı hal olarak kullanılır. Gece aramasının istisnası olarak yalnız bu hal yeterli değildir; gecikmesinde sakınca bulunması ayrıca aranmalıdır.
Gecikmesinde sakınca bulunan hal
Hâkimden karar alınmasını beklemenin delilin kaybolması, şüphelinin kaçması ya da kimliğinin tespit edilememesi gibi sonuçlar doğuracağı durumdur. Uygulamada, tedbirin hâkim kararı beklenirken uygulanamaz hale gelmesi ya da beklenen faydayı vermemesi hali olarak yorumlanır.
Firar eden kişi
Yakalanmış veya gözaltına alınmış ya da tutuklanmış ya da kesinleşmiş mahkeme kararıyla hürriyeti kısıtlanmış iken kaçan kişidir. Yalnızca kaçma olayının yaşanmış olması yeterli değildir; kişinin önceden yasal bir yakalama, gözaltı veya tutukluluk durumunda bulunması gerekir.

Gece yapılacak arama: hangi şartlar aranır?

  • Aramanın konut, işyeri veya diğer kapalı bir yerde yapılması gerekir; aksi halde gece yasağı bu yerler için işlemez.
  • Arama gece vaktinde yapılmamalıdır; gece yasağı bu yerler için kuraldır ve ancak ikinci fıkradaki istisnalardan biri varsa gece aramasına izin verilir.
  • İstisna olarak suçüstü hali varsa ya da gecikmesinde sakınca bulunan hal gerçekleşmişse gece aramasına izin verilebilir; bu hallerin varlığı somut olarak ortaya konulmalıdır.
  • Alternatif istisna olarak yakalanmış, gözaltına alınmış ya da tutuklu veya hükümlü iken firar eden kişinin tekrar yakalanması amacı bulunmalıdır; bu amaç tek başına yeterlidir ve gecikmesinde sakınca aranmaz.
  • Gece aramasının yapılacağı yer ile aranan kişi arasındaki bağlantı ve tekrar yakalama amacı somut olaydan anlaşılabilmelidir.

Gece yapılacak arama: hangi sonuçları doğurur?

  • Gece vaktinde konut, işyeri veya diğer kapalı yerde arama yapılması kural olarak yasaktır.
  • İkinci fıkradaki hallerden biri gerçekleşirse gece vaktinde arama yapılabilir.
  • İstisnai halin bulunmaması durumunda gece yapılan arama birinci fıkraya aykırı olur ve bu aramada elde edilen deliller hukuka aykırılık tartışmasına konu olur.
  • Gündüz başlayıp gece devam eden aramada, ikinci fıkradaki istisnalardan biri yoksa aramanın gece sürdürülmesi mümkün değildir; arama gündüz tamamlanmalıdır.
  • Gece aramasında istisnanın varlığı, arama kararında ya da emrinde gerekçeli olarak gösterilmelidir.

Konut-işyeri-kapalı yer ile kişinin üstü ve eşyası arasındaki fark nedir?

Konut, işyeri veya diğer kapalı yerlerde yapılan arama, birinci fıkra kapsamındadır ve gece yasağına tabidir.

Kişinin üstünde veya eşyasında yapılan arama bu yasağın kapsamında değildir; gece saati olup olmadığı bu madde bakımından önem taşımaz.

Kişinin üstünde yapılan aramada gece yasağı uygulanmaz, konut veya kapalı yerdeki aramada uygulanır.

Birinci fıkra kuralı ile ikinci fıkra istisnası arasındaki fark nedir?

Birinci fıkra gece aramasını genel olarak yasaklar.

İkinci fıkra suçüstü, gecikmesinde sakınca ve firari tekrar yakalama hallerinde yasağı kaldırır.

İstisna hallerden biri varsa gece aramasına izin verilir; yoksa birinci fıkra hükmü tam olarak uygulanır.

Suçüstü ile gecikmesinde sakınca arasındaki fark nedir?

Suçüstü, suçun işlenmesi sırasında ya da hemen sonrasında failin yakalanması halidir.

Gecikmesinde sakınca, hâkim kararı beklenirse tedbirin amacının gerçekleşemeyeceği halidir.

Her iki hal de gece aramasına imkan verir; ancak suçüstü hali tek başına kullanılırken gecikmesinde sakıncanın ayrıca somut olarak gösterilmesi uygulamada önem taşır.

Gecikmesinde sakınca ile firari tekrar yakalama arasındaki fark nedir?

Gecikmesinde sakınca hali, bir olayın bir daha olma ihtimali değil, bu anda hâkim kararı alınmasının tedbiri etkisiz kılacağı durumu ifade eder.

Firari tekrar yakalama istisnası, kişinin önceden yasal yakalama, gözaltı, tutukluluk veya kesinleşmiş hürriyeti kısıtlama altında bulunması ve kaçması ile ilgilidir.

Firari tekrar yakalama hali için ayrıca gecikmesinde sakınca gösterilmesi aranmaz; gecikmesinde sakınca halinde ise kişinin firarı şart değildir.

Gece yapılacak arama: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Gece yasağını yalnızca kişinin üstü veya eşyası bakımından uygulamak; konut, işyeri ve diğer kapalı yerlerdeki aramada da yasak vardır.
  • Suçüstü halini gecikmesinde sakınca ile aynı kabul etmek; her iki hal de gece aramasına izin verir, ama gecikmesinde sakınca ayrıca somut olarak gösterilmelidir.
  • Firari tekrar yakalama istisnasını genel bir gecikmesinde sakınca gerekçesiyle karıştırmak; firari tekrar yakalamada kişinin önceden yasal yakalama veya tutukluluk altında bulunması aranır.
  • Gündüz başlayan aramanın gece de sürdürülebileceğini kabul etmek; ikinci fıkradaki istisnalardan biri yoksa aramanın gece devam etmesi mümkün değildir.
  • Kolluk amirinin yazılı emriyle gece aramasının yapılabileceğini kabul etmek; kanun metni bu yönde açık yetki vermemekte ve uygulamada bu yetki tartışmalıdır.
  • Arama kararında gece aramasının gerekçesini ve istisnai halin neden var olduğunu yazmamak; bu eksiklik aramanın hukuka aykırılığına yol açabilir.
  • Gece vaktinin tanımını kanun metninde aramak; madde gece vaktini tanımlamaz, TCK m.6 ölçütü uygulamada kullanılır.
  • Gece aramasında elde edilen delilleri hükümde gerekçesiz bırakmak; delil değerlendirmesi açıkça gösterilmelidir.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Gece aramasında suçüstü hali varlığının tek başına yeterli sayılmadığı, gecikmesinde sakınca halinin de ayrıca somut olarak ortaya konulması gerektiği kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2016/361 E., 2017/139 K., 14.03.2017)
  • Arama kararında ve emrinde gece aramasının neden gerekli görüldüğü, istisnaya neden başvurulduğu ve gecikmesinde sakınca halinin ne olduğu açıkça yazılmalıdır. (Birinci Bölüm, 2013/2392 E., 15.04.2015)
  • Gece aramasında istisnai koşul bulunmadığı halde yapılan arama, kanuna ve hukuka aykırı kabul edilmekte; bu aramada elde edilen delillerin hükme esas alınması tartışmalı hale gelmektedir. (İkinci Bölüm, 2013/7443 E., 20.05.2015)
  • Kolluk amirinin yazılı emriyle gece aramasının yapılabileceği yönündeki görüşe karşılık, uygulamada madde metninin kolluğa bu yetkiyi vermediği ve gece yasağının konut ve kapalı yerlerde Cumhuriyet savcısı veya hâkim kararıyla aşılabileceği yönünde eğilim bulunmaktadır. (Genel Kurul, 2016/10380 E., 27.03.2019)
  • Gece aramasının hukuka aykırı olduğu hallerde, kolluğun hâkim kararı alınmasına çalıştığının gösterilmesi bazı kararlarda değerlendirilmekte; ancak bu durum istisnanın varlığının yerine geçmemektedir. (8. Ceza Dairesi, 2024/21208 E., 2025/10683 K., 15.12.2025)

Nasıl ispat edilir?

  • Gece aramasının hukuka uygunluğunu savunan taraf, aramanın konut veya kapalı yerde ve gece vaktinde yapılmadığını ya da ikinci fıkradaki istisnalardan birinin gerçekleştiğini ileri sürer ve bunu ispatla yükümlüdür.
  • Gecikmesinde sakınca halinin varlığı, olay tutanağı, kolluk raporu ve arama emrinde gösterilen somut bilgilerle ispatlanır; soyut ihtimal yeterli değildir.
  • Suçüstü halinin varlığı, suçun işlenişi sırasında veya hemen sonrasında yakalama durumunu gösteren tutanak ve tanık beyanlarıyla ispatlanır.
  • Firari tekrar yakalama istisnasında, kişinin önceden yasal yakalama, gözaltı, tutukluluk veya hürriyeti kısıtlama altında olduğunu gösteren resmî belgeler aranır.
  • Arama kararında veya emrinde istisnai hal açıkça gösterilmemişse, bu eksiklik sonradan tanık veya tutanakla tamamlanamaz; hukuka aykırılık tartışması bu noktada başlar. Gece aramasında elde edilen delilin kullanılabilirliği bu ispat durumuna bağlıdır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 5271 sayılı Kanun m.116: Aramanın genel koşullarını ve yapılış zamanını düzenler; gece yasağı bu genel kuralın üzerine oturur.
  • 5271 sayılı Kanun m.119: Arama yetkisini ve yazılı emir koşullarını düzenler; gece aramasında istisnai halin varlığı bu maddedeki yetki kurallarıyla birlikte değerlendirilir.
  • 5271 sayılı Kanun m.217: Hukuka aykırı elde edilen delillerin hükümde gösterilmesi ve değerlendirilmesi ile ilgilidir; gece aramasında hukuka aykırılık ortaya çıkarsa bu hüküm devreye girer.
  • 5271 sayılı Kanun m.230: Hukuka aykırı elde edilen delillerin hükümde nasıl ele alınacağına ilişkin gerekçeleri düzenler.

CMK m.119 — Arama kararı

5271 sayılı Kanun'un 119. maddesi, koruma tedbiri olarak yapılacak aramada arama kararını ya da yazılı emri kimin vereceğini, bu karar ya da emirde hangi unsurların açıkça gösterileceğini, arama tutanağının içeriğini, arama sırasında yer ihtiyar heyetinden veya komşulardan iki kişinin bulundurulmasını ve askeri mahallerde yapılacak aramayı düzenler. Madde, konut, işyeri, kamuya açık olmayan kapalı alanlar ve askeri mahaller bakımından arama yetkisini kolluk, Cumhuriyet savcısı ve hâkim arasında paylaştırır. Aramanın şüphe ölçütünü ve makul şüphenin aranmasını düzenlemez (m.116). Önleme amaçlı aramayı ve elkoyma işlemlerini düzenlemez (m.117, m.134). Üst aramayı, araç aramasını ve bilgisayar aramasını ayrıca düzenlemez (m.120, m.134). Arama sonucunda elde edilen delilin hukuka aykırılığının sonuçları da bu maddede yazılı değildir; bu konu delil yasaklarına ilişkin hükümlere bağlıdır.

Arama kararı: hangi kavramlar bilinmeli?

Arama kararı
Hâkim tarafından verilen ve aramanın hukuki dayanağını oluşturan yazılı karardır. Kanunun 119. maddesine göre kural olarak hâkim kararı gerekir.
Yazılı emir
Gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısı ya da kolluk amirinin verdiği, hâkim kararının yerini alan yazılı belgedir. Kolluk amirinin emri yalnızca Cumhuriyet savcısına ulaşılamadığı hâllerde geçerlidir.
Gecikmesinde sakınca
Hâkimin kararını beklemenin aramanın amacını tehlikeye sokacağı durumdur. Kanun bu durumun varlığını ayrıca gerekçelendirmeyi açıkça aramaz; ancak uygulamada somut bir nedenin belirtilmesi beklenir.
Kamuya açık olmayan kapalı alan
Konut ve işyeri dışında, herkesin serbestçe girebildiği bir yer olmayan ve kapalı bulunan mekânlardır. Bu yerlerde arama, hâkim kararı ya da savcının yazılı emriyle yapılır.
Yer ihtiyar heyeti veya komşu
Cumhuriyet savcısı aramada hazır değilken konut, işyeri veya diğer kapalı yerlerde aramanın güvenirliğini sağlamak için hazır bulundurulan iki kişidir. Bu kişiler yer ihtiyar heyetinden ya da komşulardan seçilir.
Askeri mahal
Askeri makamların kontrolünde bulunan yerdir. Bu yerlerde arama, Cumhuriyet savcısının nezaretinde ve askeri makamların katılımıyla adli kolluk görevlilerince yapılır.

Arama kararı: hangi şartlar aranır?

  • Aramanın, şüphelinin veya sanığın yakalanması ya da suç delillerinin elde edilmesi amacıyla yapılması gerekir.
  • Arama kararının veya yazılı emrin hâkim tarafından verilmesi kural olarak aranmalıdır; gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısının ya da Cumhuriyet savcısına ulaşılamadığında kolluk amirinin yazılı emri yeterlidir.
  • Konut, işyeri ve kamuya açık olmayan kapalı alanlarda arama için hâkim kararı ya da gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısının yazılı emri bulunmalıdır; kolluk amirinin emri bu yerler için yeterli değildir.
  • Karar veya emirde aramanın nedenini oluşturan fiil açıkça gösterilmelidir.
  • Karar veya emirde aranacak kişi, aramanın yapılacağı konut veya diğer yerin adresi ya da eşya açıkça gösterilmelidir.
  • Karar veya emrin geçerli olacağı zaman süresi açıkça gösterilmelidir.
  • Kolluk amirinin yazılı emriyle yapılan aramanın sonuçları Cumhuriyet Başsavcılığına derhal bildirilmelidir.
  • Arama tutanağına işlemi yapanların açık kimlikleri yazılmalıdır.
  • Cumhuriyet savcısı hazır değilse konut, işyeri veya diğer kapalı yerlerde aramada yer ihtiyar heyetinden veya komşulardan iki kişi bulundurulmalıdır.
  • Askeri mahallerde arama, Cumhuriyet savcısının nezaretinde askeri makamların katılımıyla adli kolluk görevlilerince yapılmalıdır; gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde savcının yazılı emriyle de yapılabilir.

Arama kararı: hangi sonuçları doğurur?

  • Arama, hâkim kararı, savcının veya kolluk amirinin yazılı emri olmaksızın yapılırsa hukuka aykırı olur ve elde edilen deliller hukuka aykırı yöntemle elde edilmiş delil niteliği taşıyabilir. (Ceza Genel Kurulu, 2016/1054 E., 2017/56 K., 07.02.2017)
  • Kolluk görevlileri gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde ve Cumhuriyet savcısına ulaşılamadığında kolluk amirinin yazılı emriyle arama yapabilir.
  • Kolluk amirinin yazılı emriyle yapılan arama sonuçları Cumhuriyet Başsavcılığına derhal bildirilmelidir.
  • Arama karar veya emrinde aramanın nedeni, aranacak kişi, yer veya eşya ve geçerlilik süresi gösterilmezse karar veya emrin eksikliği aramanın hukukiliğini etkiler.
  • Yer ihtiyar heyetinden veya komşulardan iki kişi hazır bulundurulmaması, Cumhuriyet savcısı hazır olmaksızın yapılan kapalı yer aramasında arama işlemini ve elde edilen delili hukuka aykırı kılabilir. (Ceza Genel Kurulu, 2024/324 E., 2025/203 K., 14.05.2025)
  • Arama tutanağında işlemi yapanların açık kimlikleri yer almazsa tutanağın güvenilirliği zayıflar.
  • Askeri mahallerde savcı nezareti veya savcı yazılı emri olmadan yapılan arama hukuka aykırı olur.
  • Genel ifadeler içeren ve aramanın kapsamını sınırlamayan karar veya emir, arama sonucu elde edilen delillerin hukuka uygunluğunu zedeler. (Ceza Genel Kurulu, 2023/378 E., 2024/64 K., 14.02.2024)

Hâkim kararı ile cumhuriyet savcısının veya kolluk amirinin yazılı emri arasındaki fark nedir?

Arama kararı kural olarak hâkim tarafından verilir ve bu, aramanın ilk ve esas yetki kaynağıdır.

Gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde savcı ya da kolluk amiri yazılı emir verebilir; bu, hâkim kararının istisnasıdır.

Savcı veya kolluk amirinin emri ancak gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde geçerlidir. Mesai içinde hâkime ulaşılabilecekken verilen savcı emri, gecikme nedeni belirtilmeden verilmişse hukuka aykırı sayılmaktadır. (Ceza Genel Kurulu, 2024/324 E., 2025/203 K., 14.05.2025; Ceza Genel Kurulu, 2023/373 E., 2024/155 K., 03.04.2024)

Konut, işyeri ve kamuya açık olmayan kapalı alan ile diğer yerler arasındaki fark nedir?

Konut, işyeri ve kamuya açık olmayan kapalı alanlarda arama, kolluk amirinin yazılı emriyle yapılamaz.

Diğer yerlerde arama, kolluk amirinin yazılı emri ile de yapılabilir.

Konut, işyeri ve kapalı alanlarda yetki hâkim kararı ya da Cumhuriyet savcısının yazılı emriyle sınırlıdır; kolluk amirinin emri bu yerlerde yetersizdir.

Cumhuriyet savcısı hazır ile hazır değil arasındaki fark nedir?

Cumhuriyet savcısı aramada hazır olduğunda yer ihtiyar heyetinden veya komşulardan iki kişi bulundurulması zorunlu değildir.

Cumhuriyet savcısı hazır değilse konut, işyeri ve diğer kapalı yerlerde iki kişi bulundurulması gerekir.

İki kişinin bulundurulmaması, savcının hazır olmadığı kapalı yer aramasında şekle aykırılık ve delil yasağı tartışmasına yol açar. (Ceza Genel Kurulu, 2016/57 E., 2016/374 K., 18.10.2016)

Genel askeri mahal ile gecikmesinde sakınca halinde askeri mahal arasındaki fark nedir?

Askeri mahallerde arama, Cumhuriyet savcısının nezaretinde yapılır.

Gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde savcının yazılı emriyle de yapılabilir.

Askeri mahalde aramanın kural olarak savcı nezaretinde yapılması gerekir; yazılı emir yalnızca gecikme hâlinde kullanılabilir.

Arama kararı: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Kolluk amirinin yazılı emrini konut veya işyeri aramasında da yeterli saymak; bu yerler için hâkim kararı ya da savcının yazılı emri aranır.
  • Mesai içinde hâkime ulaşılabilecekken gecikmesinde sakınca gerekçesini belirtmeden savcı emriyle arama yapıldığını varsaymak.
  • Cumhuriyet savcısının hazır olduğu aramada da iki kişi bulundurulmasını zorunlu saymak; bu zorunluluk savcı hazır olmadığında doğar.
  • Arama kararındaki genel ifadeleri yeterli görmek; karar, aranacak eşya veya kişiyi ve aramanın nedenini açıkça göstermelidir.
  • Askeri mahalde aramayı kolluğun tek başına yapabileceğini düşünmek; savcı nezareti ve askeri makamların katılımı gerekir.
  • Savcının sözlü talimatını yazılı emir yerine kabul etmek; kanun yazılı emri şart koşar.
  • Arama tutanağına işlemi yapanların açık kimliklerini yazmamak ve bunu şekil eksikliği saymamak.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Mesai saatleri içinde hâkime ulaşılabildiği hâlde gecikmesinde sakınca nedeni belirtilmeden savcı tarafından verilen arama emri hukuka aykırı kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2024/324 E., 2025/203 K., 14.05.2025)
  • Arama kararında genel, soyut ifadelerle yetkilendirme yapılması ve aramanın kapsamının sınırlandırılmaması hâlinde elde edilen delil hukuka aykırı sayılmaktadır. (Ceza Genel Kurulu, 2023/378 E., 2024/64 K., 14.02.2024)
  • Adli arama gerektiren bir olayda önleme araması kararına dayanılarak yapılan konut aramasının hukuka aykırı olduğu kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2023/373 E., 2024/155 K., 03.04.2024)
  • Kolluk amirinin yazılı emri olmaksızın, Cumhuriyet savcısının sözlü talimatıyla yapılan aramanın hukuka aykırı olduğu kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2016/1054 E., 2017/56 K., 07.02.2017)
  • Konut aramasında yer ihtiyar heyetinden veya komşulardan iki kişinin bulundurulmamasının, delili hukuka aykırı kıldığı yönünde kararlar bulunmaktadır. (Genel Kurul, 2020/27959 E., 20.03.2025)
  • Arama kararı alınmadan yapılan aramada, bu aramanın sonucu olarak elde edilen delillerin mahkûmiyete dayanak yapılamayacağı kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2016/1054 E., 2017/56 K., 07.02.2017)

Nasıl ispat edilir?

  • Aramanın hukuka uygunluğunu iddia eden taraf, yani kolluk veya savcılık, arama kararının ya da yazılı emrin varlığını ve yetkili merci tarafından verildiğini belgeyle ispatlamakla yükümlüdür.
  • Arama kararı veya yazılı emrin yazılı olması ve içeriğinde 119/2 bendindeki unsurların yer alması gerekir; bu belge aramanın hukuka uygunluğunun temel delilidir.
  • Gecikmesinde sakınca iddiası, kolluk amirinin veya savcının emrinde belirtilmeli ve gerektiğinde hâkime ulaşılamadığı ispatlanmalıdır.
  • Yer ihtiyar heyetinden veya komşulardan iki kişinin bulunduğu, tutanağa işlenen kimlik bilgileriyle ispatlanır.
  • Arama tutanağı, işlemi yapanların açık kimliklerini içermelidir; tutanakta bu bilgilerin eksikliği karşı tarafın itirazına konu olabilir.
  • Karşı taraf, arama kararının yokluğunu, gecikme halinin gerçekten bulunmadığını veya iki kişinin hazır bulunmadığını ileri sürerek aramanın hukuka aykırılığını iddia edebilir; bu savunmada somut tespitler gereklidir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 5271 m.116: Arama kararının verilebilmesi için aranan makul şüphe ve somut olguların varlığını düzenler; 119. madde bu koşulların üzerine yetki ve şekil kurallarını ekler.
  • 5271 m.117: Yakalama ve arama bağlamında kişilerin aranmasına ilişkin ayrı koşulları düzenler; 119. maddedeki kararın unsurlarıyla birlikte uygulanır.
  • 5271 m.134: Bilgisayar ve bilişim sistemlerinde arama için ayrı usul öngörür; genel arama kararının bu hâllerde yeterli olmadığına dair uygulamada atıf yapılmaktadır.
  • 5271 m.206: Hukuka aykırı yöntemle elde edilen delillerin hükme esas alınamayacağını düzenler; 119. maddeye aykırı arama sonucu elde edilen delillere uygulanır.

CMK m.120 — Aramada hazır bulunabilecekler

5271 sayılı Kanun m.120, aramada hazır bulundurulacak kişileri düzenler: aranan yerin sahibi veya eşyanın zilyedi, bulunmazsa yerine geçecek kişiler, üçüncü kişi konumundaki zilyede aramanın amacının bildirilmesi ve kişinin avukatının aramada hazır bulunmasına engel olunamaması. Kural, arama yapılan yerin sahibi veya zilyedi ile arama işlemini yürüten kolluk ve yargı makamı arasındaki ilişkide uygulanır. Aramanın Cumhuriyet savcısı katılımıyla yapılıp yapılmadığına göre oluşan tarafsız gözlemci zorunluluğunu (m.119/4) düzenlemez; bu konu m.119'da yer alır. Arama tutanağı ve arama sonunda verilecek belge (m.119/3, m.121) ile arama kararının verilmesi ve koşulları (m.116, m.117) bu maddenin konusu değildir. Hukuka aykırı arama sonucu elde edilen delillerin kullanılmazlığı ise ayrı bir değerlendirme konusudur.

Aramada hazır bulunabilecekler: hangi kavramlar bilinmeli?

Aranan yerin sahibi
Aramaya konu konut, işyeri veya diğer kapalı yerin hukuki ya da fiili sahibidir. Aramada bizzat hazır bulunabilir ve bulunması hâlinde öncelikli olarak yer alır.
Eşyanın zilyedi
Aranan eşyayı fiilen elinde tutan veya üzerinde hakimiyet kurmuş kişidir. Yer sahibinden bağımsız olarak da zilyet sıfatı taşınabilir; bu nedenle maddede ayrıca anılmıştır.
Ayırt etme gücüne sahip hısım
Yer sahibinin veya zilyedin yerine geçebilecek, olayı kavrayıp değerlendirebilecek yetide yakınıdır. Yetersiz yaşta veya kavrama gücü bulunmayan kişiler bu sıfatı taşımaz.
Yerine çağrılacak kişi
Zilyedin bulunmaması hâlinde aramanın amacı hakkında bilgilendirilmesi gereken kişidir. Bu kişi ile aramada hazır bulundurulacak kişi aynı olmak zorunda değildir; maddede sayılan kişiler arasından seçilir.
Üçüncü kişi konumundaki zilyet
Hakkında suç isnadı bulunmayan, yalnızca m.117/1 kapsamında arama yapılan kişidir. Bu kişiye arama amacının bildirilmesi, kendisinin suç isnadı altında olmadığının anlatılmasını da kapsar.

Aramada hazır bulunabilecekler: hangi şartlar aranır?

  • Aramanın, aranacak yerin sahibi veya eşyanın zilyedi hazır bulunmak suretiyle yapılması hâlinde bu kişilerin katılımının sağlanması gerekir.
  • Yer sahibi veya zilyedin bulunmaması hâlinde temsilcisi, ayırt etme gücüne sahip hısımlarından biri, kendisiyle birlikte oturan bir kişi ya da komşusunun aramada hazır bulundurulması gerekir; bu sıralama maddede belirtildiği şekilde uygulanır.
  • Şüpheli veya sanık dışındaki kişiler bakımından, m.117/1 kapsamında yapılan aramada zilyet bulunmazsa yerine çağrılacak kişiye aramaya başlamadan önce aramanın amacı bildirilmelidir.
  • Aramanın amacı hakkında bildirimin, arama işlemine başlanmadan önce yapılması zorunludur.
  • Kişinin avukatının aramada hazır bulunması talebi karşısında bu talebe engel olunmaması gerekir.

Aramada hazır bulunabilecekler: hangi sonuçları doğurur?

  • Aramada yer sahibi veya zilyed hazır bulunuyorsa, bu kişilerin aramaya katılması sağlanır ve aramanın bu kişilerin huzurunda yürütülmesi mümkün olur.
  • Yer sahibi ve zilyet bulunmuyorsa, maddede sayılan kişilerden birinin hazır bulundurulması ile arama yürütülebilir.
  • Maddede sayılan kişilerden hiçbiri hazır bulundurulmadan yapılan aramanın hukuka aykırı olduğu kabul edilmektedir; bu durumda aramaya dayanılarak elde edilen deliller hukuka aykırı delil niteliği taşıyabilir.
  • Üçüncü kişi konumundaki zilyede ya da yerine çağrılan kişiye aramanın amacı bildirilmezse arama usulüne uygun sayılmaz.
  • Avukat aramaya çağrılmamış olsa da kendiliğinden gelirse hazır bulunmasına engel olunamaz; engel olunması hâlinde arama usul yönünden tartışmalı hâle gelir.
  • Madde emredici niteliktedir; ayırt etme gücü olan hısım, komşu ve temsilci gibi kişilerin bulundurulması konusunda sözleşme ile ya da taraf iradesiyle değiştirilemeyen bir kuralı içerir.

Zilyet bulunan ile zilyet bulunmayan hal arasındaki fark nedir?

Aranan yerin sahibi veya eşyanın zilyedi aramada hazır bulunuyorsa, maddenin ikinci kademesindeki kişilerin hazır bulundurulması gerekmez.

Zilyet veya yer sahibi bulunmuyorsa, temsilci, ayırt etme gücüne sahip hısım, birlikte oturan kişi veya komşu hazır bulundurulur.

Hazır bulunan kişi yoksa aramanın yapılabilmesi için maddede sayılan ikinci kademe kişilerden birinin bulundurulması şarttır; aksi hâlde arama hukuka aykırı hale gelir.

Şüpheli veya sanık ile üçüncü kişi konumundaki zilyet arasındaki fark nedir?

Hakkında suç isnadı bulunan kişinin aranması hâlinde yerine çağrılacak kişiye bilgi verilmesi, m.120/2'de özellikle düzenlenen hal değildir.

Suç isnadı altında olmayan üçüncü kişi, m.117/1 kapsamındaki aramada zilyet ise, yerine çağrılan kişiye aramanın amacı önceden bildirilir.

Üçüncü kişi hâlinde bilgilendirme yükümlülüğü doğar; bu bilgilendirme aramaya başlamadan yapılmalı ve arama yapılan kişinin suç isnadı altında olmadığı anlatılmalıdır.

Zorunlu hazır bulundurma ile avukat katılımı arasındaki fark nedir?

Ayırt etme gücü olan hısım, komşu gibi kişilerin bulundurulması maddede bir zorunluluk olarak düzenlenmiştir.

Avukatın aramaya çağrılması zorunlu değildir; avukat kendiliğinden gelirse aramada hazır bulunabilir.

Avukatın çağrılmaması aramayı hukuka aykırı kılmaz; ancak avukat geldiğinde hazır bulunmasına engel olunamaz.

Aramada hazır bulunabilecekler: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Avukatın çağrılmadığı için aramanın hukuka aykırı olduğunu varsaymak; avukat çağrısı zorunlu değildir, yalnızca gelmesi hâlinde engel olunamaz.
  • Zilyet hazır olmadığında ikinci kademe kişilerin sırasını yanlış uygulamak; maddede sayılan kişiler belirli bir sıra içinde düzenlenmiştir.
  • Üçüncü kişi konumundaki zilyede yapılan aramada bilgilendirmeyi aramadan sonra yapmak; bilgilendirme aramaya başlamadan önce gereklidir.
  • Ayırt etme gücü bulunmayan bir yakını hazır bulundurup aramayı geçerli saymak; madde yalnızca ayırt etme gücüne sahip hısımları kabul eder.
  • Rızanın gözlemci zorunluluğunu ortadan kaldırdığını düşünmek; ilgilinin itiraz etmemesi veya eşyayı kabul etmesi, gözlemci bulundurma yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Aramada, ihtiyar heyeti veya komşulardan iki kişinin bulundurulmaması ya da savcı katılmadan yapılan aramada gözlemci bulunmaması hâlinde arama hukuka aykırı sayılmakta ve elde edilen deliller hükme esas alınmamaktadır. (İkinci Bölüm, 2013/7443 E., 20.05.2015; Birinci Bölüm, 2021/13900 E., 24.06.2025)
  • Yerleşik uygulamada, itiraz etmeyen ya da eşyanın kendisine ait olduğunu kabul eden ilgilinin rızası, gözlemci bulundurulmamasını telafi etmez; bu tür kabuller arama usulünü geçerli kılmamaktadır. (Birinci Bölüm, 2013/2392 E., 15.04.2015)
  • Yargıtay, arama sırasında ihtiyar heyeti üyesi muhtarın bulundurulmasını ve m.120/1'de sayılmayan başka bir tanığın hazır bulunmasını, bu kişinin soruşturmanın tarafı olmaması kaydıyla kabul edilebilir bulmaktadır. (8. Ceza Dairesi, 2024/16569 E., 2025/9087 K., 20.11.2025)
  • Yargıtay, zilyedin hazır olmadığı ve yerine çağrılan kişiye bilgi verilmediği durumlarda aramayı usule aykırı kabul etmektedir. (8. Ceza Dairesi, 2024/12276 E., 2025/1417 K., 20.02.2025)
  • Uygulamada arama sırasında kişinin avukatının gelmesine izin verilmemesi hâlinde aramanın usule aykırılığı ve elde edilen delillerin kullanılamayacağı yönünde değerlendirme yapılmaktadır. (İkinci Bölüm, 2020/14678 E., 14.01.2025)

Nasıl ispat edilir?

  • Aramanın usulüne uygun yapıldığını iddia eden taraf, yani arama delillerine dayanan iddia sahibi, m.120/1 kapsamındaki kişilerin hazır bulunduğunu ispatla yükümlüdür; bu ispat genellikle arama tutanağı ile yapılır.
  • Arama tutanağında aramada hazır bulunan kişilerin kimlikleri ve bulundurulma nedeni yazılı olmalıdır; tutanağın bu bilgileri içermemesi, hazır bulunma iddiasının ispatını zorlaştırır.
  • Hazır bulunan kişilerin tanıklığı, arama tutanağındaki kayıtla birlikte değerlendirilir; tutanak ile tanık beyanı çelişirse arama aleyhine şüphe doğar.
  • Üçüncü kişi konumundaki zilyede aramanın amacının bildirildiğini iddia eden taraf, bu bildirimi tutanak veya tanık beyanı ile ispatlamalıdır.
  • Avukatın aramaya engel olunmadığını ve avukatın gelmesine rağmen hazır bulundurulmadığını iddia eden taraf, bu iddiayı ilgili tutanak kaydı ile ispat eder.
  • Yer sahibinin ya da zilyedin aramada bulunmadığını ve yerine kimin çağrıldığını ileri süren taraf, bu durumu tutanakta yer alan kayıtlarla ispatlar.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 5271 sayılı Kanun m.119: Cumhuriyet savcısının hazır bulunmadığı hâllerde konut ve işyerinde iki tarafsız gözlemcinin (ihtiyar heyeti veya komşu) bulundurulmasını düzenler; m.120/1 ile birlikte okunması gereken temel kuraldır.
  • 5271 sayılı Kanun m.117: Üçüncü kişi konumundaki zilyede yapılan aramaların koşullarını düzenler; m.120/2 bu aramalarda bilgilendirme yükümlülüğünü getirir.
  • 5271 sayılı Kanun m.121: Arama sonunda verilecek belgeleri düzenler; aramanın m.120 kurallarına uygun yapılmasının belgelenmesi bakımından tamamlayıcıdır.

CMK m.121 — Arama sonunda verilecek belge

Madde, arama işlemi sona erdikten sonra hakkında arama yapılan kişiye verilecek belgelerin içeriğini ve bu belgelere geçirilecek hususları düzenler. Buna göre arama işleminin hangi maddelere dayandığını gösteren belge, suç niteliğini belirten belge, elkonulan veya koruma altına alınan eşyanın listesini içeren defter ve şüpheyi doğrulayacak bir şey bulunmadığını gösteren belge ile elkonulan eşyaya ilişkin görüş ve iddiaların belgeye geçirilmesi ve eşyanın tam bir defterinin tutulup mühürlenmesi veya işaretlenmesi konuları yer alır. Maddenin uygulanması, arama yapılan kişinin istemi ve arama işleminin yapılmış olması ile sınırlıdır. Aramanın hangi koşullarda yapılacağı (m.116), üçüncü kişiler bakımından arama (m.117), arama sırasında bulundurulacak kişiler (m.119 ve m.120), belge ve kâğıtların incelenmesi (m.122) ve el koyma işleminin kendisi (m.123 ve sonrası) bu maddede düzenlenmez.

Arama sonunda verilecek belge: hangi kavramlar bilinmeli?

Arama sonunda verilecek belge
Aramanın bitiminde hakkında arama işlemi uygulanan kişiye verilen, aramanın dayandığı maddeleri ve varsa suç niteliğini gösteren yazılı belgedir. Kişinin istemi üzerine düzenlenir ve arama hukuka uygun yapılmış olsa da kişiye sunulması, aramanın gerekçesini öğrenme hakkına karşılık gelir.
Suç niteliğini belirten belge
Aramanın m.116 uyarınca bir suç soruşturması veya kovuşturması kapsamında yapıldığı hallerde, soruşturma veya kovuşturma konusu fiilin niteliğini gösteren belgedir. Aramanın m.117 uyarınca üçüncü kişi konumunda bulunan kişiye yönelik olması halinde bu belge aranmaz, kişi suç isnadı altında değildir.
Tam defter
Koruma altına alınan veya elkonulan her eşyanın kayda geçirildiği liste niteliğindeki kayıttır. Eksik kayıt, eşyanın sonradan tartışılmasına yol açar; defterin kapsamı tüm eşyayı içermelidir.
Mühür veya işaret
Eşyanın bütünlüğünü korumak ve sonradan tanımlanmasını sağlamak için eşyanın üzerine konulan resmi mühür ya da eşyayı belirlemeye yarayan bir işarettir. Madde resmi mühür kullanımını öncelikli tutar, işaret ise alternatif olarak öngörülmüştür.
Mülkiyete ilişkin görüş ve iddia
Elkonulan eşya üzerinde arama yapılan kişinin ileri sürdüğü mülkiyet savı veya bu eşyaya ilişkin açıklamalarıdır. Bu görüşler belgeye geçirilir; mülkiyet uyuşmazlığının çözümü bu maddenin değil ayrı bir usulün konusudur.

Arama sonunda verilecek belge: hangi şartlar aranır?

  • Bir arama işleminin fiilen yapılmış olması gerekir; belge yalnızca tamamlanmış bir arama sonunda düzenlenir.
  • Belge, hakkında arama işlemi uygulanan kişinin istemi üzerine verilir; istem yoksa belgenin verilmesi zorunlu değildir, ancak defter ve mühürleme yükümlülüğü istemden bağımsızdır.
  • Arama m.116 kapsamında yapılmışsa, soruşturma veya kovuşturma konusu fiilin niteliğini gösteren belge verilmelidir.
  • Elkonulan veya koruma altına alınan eşya varsa, bunların listesini içeren defter düzenlenmelidir.
  • Arama sonucunda şüpheyi haklı kılacak bir şey elde edilmemişse, bunu belirten bir belge de istem üzerine verilmelidir.
  • Belgelerde, elkonulan eşyanın mülkiyetine ilişkin arama yapılan kişinin görüş ve iddiaları yer almalıdır.
  • Koruma altına alınan veya elkonulan eşyanın tam bir defteri yapılmalı ve eşya resmi mühürle mühürlenmeli ya da bir işaret konulmalıdır.

Arama sonunda verilecek belge: hangi sonuçları doğurur?

  • Aramanın sonunda belgelerin verilmesi, hakkında arama yapılan kişinin istemine bağlıdır; istem yoksa belge kendiliğinden verilmez.
  • Suç niteliğini belirten belge, aramanın m.116 kapsamında yapıldığı hallerde istem üzerine verilir.
  • Şüpheyi haklı kılan bir şey elde edilmemişse bunu belirten belge istem üzerine verilir.
  • Eşya listesini içeren defter, elkonulan veya koruma altına alınan eşya varsa düzenlenir ve istem üzerine verilir.
  • Belgelerde, elkonulan eşyanın mülkiyetine ilişkin kişinin görüş ve iddiaları yer alır.
  • Koruma altına alınan veya elkonulan eşyanın tam bir defteri yapılır ve eşya mühürlenir veya işaretlenir; bu yükümlülük istemden bağımsızdır.
  • Maddede belge verilmemesinin sonucu açıkça düzenlenmemiştir; bu eksiklik delillerin ve işlemin geçerliliğine ilişkin tartışmalara yol açabilir (metinde açıkça belirtilmemiş; sonucundan çıkarılmıştır).

Suç niteliği belgesi ile şüphenin doğrulanmadığını gösteren belge arasındaki fark nedir?

Suç niteliği belgesi, aramanın m.116 kapsamında soruşturma veya kovuşturma konusu fiile dayandığı hallerde verilir.

Şüphenin doğrulanmadığını gösteren belge, arama sonucunda şüpheyi haklı kılan bir şey bulunamadığında verilir.

Bu iki belge birbirinin yerine geçmez; birincisi m.116'ya, ikincisi arama sonucuna bağlıdır ve her ikisi de kişinin istemine bağlıdır.

Arama m.116 kapsamında ile m.117 kapsamında (üçüncü kişi) arasındaki fark nedir?

m.116 kapsamında yapılan aramada arama yapılan kişi suç isnadı altındadır ve fiilin niteliğini gösteren belge verilir.

m.117 kapsamında yapılan aramada kişi üçüncü kişi konumundadır ve arama delil elde etmek amacıyla yapılmıştır.

Suç niteliği belgesi yalnız m.116 kapsamındaki aramada gündeme gelir; üçüncü kişi aramasında bu belgenin verilmesi maddenin ilk fıkrasında aranan koşul değildir.

Mülkiyet görüşü ile elkonulan eşya defteri arasındaki fark nedir?

Mülkiyet görüşü, elkonulan eşyanın kime ait olduğuna ilişkin kişinin açıklamasıdır.

Eşya defteri, koruma altına alınan veya elkonulan eşyanın kaydıdır.

Defter eşyanın varlığını ve durumunu kayda geçirir; mülkiyet görüşü ise belgenin ikinci fıkra uyarınca içeriğine girer. Her ikisi aynı belgede bulunabilir.

Resmi mühür ile işaret arasındaki fark nedir?

Resmi mühür, eşyanın üzerine resmi mühürle yapılan kapatmadır.

İşaret, eşyanın tanımlanmasını sağlayan başka bir iz veya etikettir.

Maddenin üçüncü fıkrası mühürleme ile işaret arasında seçimlik bir düzen kurar; mühür önce tercih edilen yoldur, işaret ise mühür yapılamadığında kullanılır.

Arama sonunda verilecek belge: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Arama sonunda belgenin istem olmaksızın kendiliğinden verileceğini sanmak; belge yalnız istem üzerine verilir.
  • Üçüncü kişi aramasında da m.116'ya özgü suç niteliği belgesinin aranacağını düşünmek; bu belge yalnız m.116 kapsamındaki aramalarda gündeme gelir.
  • Tam defter ile istem üzerine verilen listeyi karıştırmak; defterin tutulması istemden bağımsız bir yükümlülüktür, verilmesi ise istemeye bağlıdır.
  • Mühür ile işareti eşit kabul etmek; maddede resmi mühür tercih edilen yoldur, işaret ancak mühürleme uygun olmadığında kullanılır.
  • Mülkiyet görüşünü belgenin dışında bırakmak; ikinci fıkra gereği bu görüşler belgede yer almalıdır.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Arama sırasında hazır bulundurulacak kişilerin (m.119/4) sağlanmadığı aramalarda elde edilen deliller hukuka aykırı kabul edilmektedir; bu durum yalnız belge eksikliğiyle değil, arama usulüyle ilgilidir. (8. Ceza Dairesi, 2024/12276 E., 2025/1417 K., 20.02.2025; 10. Ceza Dairesi, 2014/4757 E., 2016/278 K., 28.01.2016)
  • Arama usulüne uyulmamasının sonucunda elde edilen eşyanın delil olarak değerlendirilemeyeceği ve bu delillere dayanılarak mahkûmiyet kurulamayacağı kabul edilmektedir. (İkinci Bölüm, 2013/7443 E., 20.05.2015; İkinci Bölüm, 2020/14678 E., 14.01.2025)
  • Belge ve kâğıtların kolluk tarafından incelenmesi hukuka aykırı sayılmakta, bu tür belgelerin hükme esas alınmaması gerektiği kabul edilmektedir. (8. Ceza Dairesi, 2016/464 E., 2016/3895 K., 24.03.2016)
  • Hakim kararı bulunmasına rağmen usulüne uygun infaz yapılmadığında aramanın hukuka aykırı olduğu ve elde edilen delillerin değerlendirilemeyeceği kabul edilmektedir. (Birinci Bölüm, 2013/2392 E., 15.04.2015)

Nasıl ispat edilir?

  • Arama sonunda belge verilmediği veya defter tutulmadığı iddiasını ileri süren kişi, bu eksikliği ispatlamakla yükümlüdür; aramanın yapıldığı tutanak ve kayıtlar bu konuda temel delildir.
  • Belgenin istem üzerine verildiğini ispat yükü kolluk veya savcılıktadır; kişinin istemde bulunduğunu ispat etmek ise ona düşer, bu nedenle istemin yazılı olarak kaydedilmesi yararlıdır. (İkinci Bölüm, 2020/14678 E., 14.01.2025)
  • Mülkiyet görüşü ve iddialarının belgeye geçirilmediği iddiasını ileri süren taraf, bunu belgenin kendisiyle ispatlar.
  • Karşı taraf (kolluk veya savcılık), defterin eksiksiz tutulduğunu, eşyanın mühürlendiğini veya işaretlendiğini tutanak ve fotoğraf gibi delillerle gösterebilir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 5271 m.116: Suç niteliğini belirten belgenin hangi aramalarda verileceğini belirler; arama m.116 kapsamında yapılmışsa bu belge gündeme gelir.
  • 5271 m.117: Üçüncü kişi konumundaki kişiye yönelik arama için belgenin kapsamını belirler; bu aramada suç niteliği belgesi aranmaz.
  • 5271 m.119: Arama sırasında hazır bulundurulacak kişileri düzenler; belgenin düzenlenmesinden önceki usul şartlarıdır.
  • 5271 m.120: Aramada hazır bulunabilecek kişiler ve bilgilendirme yükümlülüğünü düzenler; belgenin verilmesiyle ilgisi arama sürecinin tamamlanmasıdır.
  • 5271 m.122: Belge ve kâğıtların incelenmesini düzenler; m.121/2 uyarınca belgeye geçirilen mülkiyet görüşleriyle birlikte okunmalıdır.

CMK m.122 — Belge veya kâğıtları inceleme yetkisi

Madde, hakkında arama işlemi uygulanan kişinin ele geçen belge veya kâğıtlarının incelenmesi yetkisini kimin kullanacağını, bu belgelerin mühürlenmesi ve mühür açılırken ilgililerin çağrılmasını ve suçla ilgisi olmayan belgelerin iadesini düzenler. Hükmün muhatabı, arama sırasında belge ve kâğıt ele geçen kolluk, savcı ve hâkim ile aramaya konu kişinin zilyedi, temsilcisi, müdafii veya vekilidir. Madde, kolluğun belge ve kâğıtları inceleme yetkisinin bulunmadığı ilkesini de bu çerçevede ortaya koyar. Madde, arama kararının verilmesi ve aramanın usulü ile el koyma işlemlerinin kayda geçirilmesini düzenlemez (m.119, m.121). Dijital verilerin incelenmesi ve bilgisayarlara el konulması ayrı bir düzenlemeye tabidir (m.134). Devlet sırrı niteliğindeki belgelerin ele geçmesi halinde izlenecek usul bu maddede değil, m.125 kapsamındadır. Arama kararının hukuka uygunluğu ve aramadan elde edilen delillerin yasak delil sayılıp sayılmayacağı da bu maddenin konusu değildir.

Belge veya kâğıtları inceleme yetkisi: hangi kavramlar bilinmeli?

Belge
Olayları nakleden, hukuki değer taşıyan irade beyanı içeren ve insan tarafından oluşturulmuş yazı ya da benzeri her türlü veri taşıyıcısıdır. Bu geniş tanım, yazılı içeriği olmayan ancak ispat gücü bulunan öğeleri de kapsar.
Kâğıt
Yazılı veya basılı olup kişiye özgü, aleniyete geçmemiş içerik taşıyan şeydir. Mektup, defter, günlük, fatura ve prova baskıları bu kapsamdadır. Piyasadan serbestçe temin edilen kitap ve gazete gibi aleniyete geçmiş basılı şeyler ise bu kavramın dışındadır.
Zilyet
Belge veya kâğıdı fiilen elinde bulunduran kişidir. Kendi mührünü koyma veya imzasını atma hakkı bu kişiye veya temsilcisine tanınmıştır.
Mühür ve imza koyma
Zilyedin ya da temsilcisinin, ele geçirilen belgelerin üzerine kendi mührünü koyması veya imza atmasıdır. Bu işlem, sonradan belgelerde değişiklik yapılmasını önlemeye yöneliktir.
Çağrı
Mühürün kaldırılması ve kâğıtların incelenmesi kararı verildiğinde, işlemde hazır bulunmaları için zilyet, temsilci, müdafi veya vekilin davet edilmesidir. Çağrıya uyulmaması halinde işlem çağrı olmaksızın yapılabilir.
Suçla ilgili olmayan belge
Soruşturma veya kovuşturma konusu suçla bağlantısı bulunmadığı incelemede anlaşılan belge ve kâğıtlardır. Bu belgeler ilgilisine geri verilir.

Belge veya kâğıtları inceleme yetkisi: hangi şartlar aranır?

  • Belge veya kâğıdın bir arama işlemi sırasında ele geçmiş olması gerekir.
  • Belge veya kâğıdın incelenmesi yetkisinin yalnız Cumhuriyet savcısı veya hâkimde bulunması gerekir; kolluk bu belgeleri inceleyemez.
  • Kolluk, suçla ilgisi olup olmadığını anlamak için belgelere yalnızca incelemeksizin bakabilir ve şüphe duyduğu belgeleri ambalajlayıp mühürleyerek savcı veya hâkime teslim etmelidir.
  • Zilyet veya temsilcinin kendi mührünü koyma ya da imza atma tercihinde bulunabilmesi için belgelerin ilgiliye ait olması ve bu işlemin mühürle yapılması gerekir.
  • Mühür kaldırılıp belgeler incelenecekse zilyet, temsilci, müdafi veya vekilin çağrılması gerekir; çağrı üzerine gelinmemesi halinde işlem çağrı yapılmadan da yürütülebilir.
  • İnceleme sonucunda suçla ilgisi bulunmayan belgelerin ilgilisine iadesi gerekir.

Belge veya kâğıtları inceleme yetkisi: hangi sonuçları doğurur?

  • Belge ve kâğıtların incelenmesi yalnız Cumhuriyet savcısı veya hâkim tarafından yapılır.
  • Kolluk belge ve kâğıtları inceleyerek içeriğini öğrenirse bu işlem hukuka aykırı olur ve elde edilen bilgi ile belgeler yasak delil niteliği taşıyabilir.
  • Zilyet veya temsilcisi mühür koyma veya imza atma hakkını kullanmışsa, mührün kaldırılması ve incelemenin yapılması için çağrı zorunludur.
  • Çağrıya uyulmaması halinde gerekli işlem çağrı olmaksızın yapılır.
  • İnceleme sonucunda suçla ilgisi bulunmayan belgeler ilgilisine geri verilir.
  • Belge veya kâğıt ele geçmemişse ya da zilyet mühür koymamışsa, mühürlü belge ve çağrı ile ilgili hükümler uygulanmaz.

Kolluk ile cumhuriyet savcısı ve hâkim arasındaki fark nedir?

Kolluk arama sırasında belge ve kâğıtlara yalnızca dışarıdan ve suçla ilgisini ayırmak için bakabilir; içeriğini inceleyemez.

Cumhuriyet savcısı ve hâkim belge ve kâğıtların içeriğini inceleyebilen yetkili makamlardır.

Kolluğun içeriğe yönelik incelemesi hukuka aykırıdır ve bu şekilde elde edilen belgeler delil değerlendirmesinde dikkate alınmaz.

Mühürlü belge ile mühürsüz belge arasındaki fark nedir?

Zilyet veya temsilcisi, belge üzerine kendi mührünü koymuş ya da imza atmıştır.

Belgeler mühürlenmemiş ve zilyedin işlemi yapılmamıştır.

Mühürlü belgede mühür kaldırılırken çağrı zorunludur ve belgenin sonradan değiştirilmediğinin güvencesi sağlanır.

Suçla ilgili belge ile suçla ilgisi olmayan belge arasındaki fark nedir?

Soruşturma veya kovuşturma konusu suçla ilgili olduğu anlaşılan belge ve kâğıtlardır.

İncelemede suçla ilgisi bulunmadığı anlaşılan belge ve kâğıtlardır.

Suçla ilgili belgeler delil olarak kullanılabilir; ilgisiz olanlar ilgilisine geri verilir.

Belge veya kâğıtları inceleme yetkisi: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Kolluğun belgelere yalnızca dışarıdan bakabileceği yetkisini, içeriğe yönelik kısa bir okuma ile genişletmek; kolluk incelemesi bu sınırı aşamaz.
  • Mühürün kaldırılması ve incelemede çağrının yapılmadan işlem yapılmasını, çağrıya uyulmadığı hâli ile karıştırmak; çağrıya uyulmaması halinde işlem yapılabilir, ama çağrının yapılması yine zorunludur.
  • Devlet sırrı niteliğindeki belgeleri m.122 çerçevesinde incelemek; bu durumda m.125 uygulanır.
  • Kitap, gazete gibi aleniyete geçmiş basılı eserleri kâğıt kavramına dahil etmek; bunlar kapsam dışıdır.
  • Dijital verileri m.122 kapsamında değerlendirip m.134 yerine doğrudan kolluk incelemesine bırakmak.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Kolluğun ele geçen belgelere arama sırasında içeriğini inceleyerek bakması hukuka aykırı kabul edilmektedir. (2017/21 E., 2020/77 K., 24.12.2020)
  • Hukuka aykırı arama sonucu elde edilen belgelerin delil olarak kullanılamayacağı ve bunlara dayanılarak verilen hükmün bozulabileceği kabul edilmektedir. (8. Ceza Dairesi, 2024/12276 E., 2025/1417 K., 20.02.2025)
  • Belgelerin mühürlenmesi ve mühür kaldırılırken çağrı yapılmaması durumunda, belgelerin hukuka aykırı elde edildiği yönünde değerlendirme yapılmaktadır. (2017/21 E., 2020/77 K., 24.12.2020)
  • Dijital belgelerin de kâğıt belgeler gibi savcı veya hâkim tarafından incelenmesi gerektiği yönünde görüş ağırlık kazanmaktadır. (İkinci Bölüm, 2020/14678 E., 14.01.2025)
  • Aramayı yapan görevlinin belgeleri yanına alması el koyma değil geçici emniyet altına alma olarak değerlendirilmektedir. (10. Ceza Dairesi, 2014/4757 E., 2016/278 K., 28.01.2016)

Nasıl ispat edilir?

  • Hukuka aykırı inceleme iddiasını ileri süren taraf, kolluğun belgelerin içeriğine ulaştığını ispatlamakla yükümlüdür.
  • Arama tutanağında belgelerin dış belirtilerinin ve ambalajlamanın kaydedilmesi, mühürleme işleminin ve kimin yaptığının ispatında temel belgedir.
  • Zilyet veya temsilcinin mühür koyduğu ya da imza attığı, arama tutanağı ve mühürlü zarf ile ispatlanır.
  • Mühür kaldırılırken çağrının yapıldığının ispatı, çağrı belgesi ve tutanak ile sağlanır; çağrının yapılmadığını ileri süren taraf bunu ispatlar.
  • Belgelerin suçla ilgisiz olduğunu ileri süren taraf, bu iddiasını belgelerin içeriği ve niteliği üzerinden ispatlamalıdır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 5271 m.119: Arama kararının verilmesi ve aramanın usulü bu maddeden önce düzenlenmiştir; belge incelemesinin dayanağı olan arama işlemidir.
  • 5271 m.121: Ele geçen eşyanın tam bir defterinin yapılması, mühürlenmesi ve belge ile kâğıtların zilyedi tarafından mühür koymanın bu maddeye bağlı olması bakımından tamamlayıcıdır.
  • 5271 m.125: Belgelerin devlet sırrı niteliği taşıdığı şüphesi doğduğunda izlenecek usulü düzenler; bu maddenin incelemeye ilişkin kuralları bu durumda sınırlanır.
  • 5271 m.134: Dijital verilerin incelenmesini ayrıca düzenler; bu madde ile birlikte uygulanarak dijital belgelerin de savcı veya hâkim tarafından incelenmesi ilkesine dayanak oluşturur.

CMK m.123 — Eşya veya kazancın muhafaza altına alınması ve bunlara elkonulması

Madde, ispat aracı olarak yararlı görülen ya da eşya veya kazanç müsaderesinin konusunu oluşturan malvarlığı değerlerinin muhafaza altına alınmasını ve yanında bulunduranın rızasıyla teslim etmediği bu tür eşyaya elkonulmasını düzenler; muhafaza altına alınan veya elkonulan eşya ya da malvarlığı değerlerinin kıymetinin tespitini de kapsar. Madde, eşyayı zilyedinde bulunduran kişilere ve bu eşya bakımından koruma tedbiri uygulanan soruşturma ve kovuşturma süreçlerine uygulanır. Madde, elkoymanın kendi koşullarını, hâkim kararı gerektiren hâlleri, elkonulamayan eşyayı (avukat-müvekkil, mektup ve belgeler gibi) düzenlemez; bunlar ilgili maddelerde yer alır. Ayrıca elkonulan eşyanın muhafazası ve elden çıkarılması (CMK m.132), elkonulan eşyanın iadesi (CMK m.131) ve taşınmaz, hak ve alacaklara elkoyma (CMK m.128) ayrı maddelerde düzenlenmiştir. Madde, bu konularda usul yönünü değil, muhafaza ve kıymet tespiti yönünü düzenler.

Eşya veya kazancın muhafaza altına alınması ve bunlara elkonulması: hangi kavramlar bilinmeli?

Muhafaza altına alma
Delil niteliğindeki veya müsaderesi söz konusu eşyanın, zilyedin rızasıyla kolluğa veya yetkili makama teslim edilerek korunması işlemidir. Zorlama içermez ve hâkim ya da savcı kararı gerektirmez.
Elkoyma
Zilyedin rızası olmaksızın, eşyanın zorla alınmasıdır. Yalnız zilyedin rıza ile teslim etmemesi hâlinde ve yasal şartlar varsa uygulanır; hâkim kararı veya kanunda öngörülen hâllerde savcı emri gerektirir.
İspat aracı olarak yararlı eşya
İsnat edilen suçun aydınlatılmasında delil değeri taşıyan eşyadır. Eşyanın suçla bağlantısı ve delil değeri, muhafaza ya da elkoymanın ön koşuludur.
Müsadere konusu malvarlığı değeri
Kanunda öngörülen hâllerde kamuya geçirilmesi gereken, suçtan elde edilmiş veya suç konusu olan malvarlığı değerleridir. Müsaderenin güvence altına alınması için muhafaza ya da elkoyma uygulanır.
Kıymet tespiti
Muhafaza altına alınan veya elkonulan eşya ya da malvarlığı değerlerinin ekonomik değerinin belirlenmesidir. Fıkra 7262 sayılı Kanun ile eklenmiştir ve soruşturma veya kovuşturma kapsamında uygulanır.

Eşya veya kazancın muhafaza altına alınması ve bunlara elkonulması: hangi şartlar aranır?

  • Muhafaza altına alınacak eşya veya malvarlığı değerinin ispat aracı olarak yararlı görülmesi ya da müsadere konusunu oluşturması gerekir.
  • Eşyanın zilyedinde bulunan kişinin rızasıyla teslim edilmesi, muhafaza altına alma için yeterlidir ve bu durumda elkoyma kararı aranmaz.
  • Zilyedin rıza ile teslim etmediği hâllerde eşyaya elkonulabilmesi için eşyanın bu tür bir delil ya da müsadere konusu olması gerekir.
  • Muhafaza altına alınan veya elkonulan eşyanın veya malvarlığı değerinin kıymetinin tespit edilmesi gerekir.

Eşya veya kazancın muhafaza altına alınması ve bunlara elkonulması: hangi sonuçları doğurur?

  • Delil niteliğindeki veya müsadere konusu eşya zilyedin rızasıyla teslim edilirse muhafaza altına alınır.
  • Zilyed rıza ile teslim etmezse ve koşullar varsa eşyaya elkonulabilir.
  • Muhafaza altına alınan veya elkonulan eşyanın kıymeti tespit edilir.
  • Elkonulan eşya üçüncü kişiye ait olsa bile elkoyma konusu olabilir.

Muhafaza altına alma ile elkoyma arasındaki fark nedir?

Muhafaza altına almada eşya zilyedin rızasıyla teslim edilir. Bu yöntemde zorlama yoktur.

Elkoymada eşya zilyedin rızası olmaksızın zorla alınır. Bu yöntem yalnız eşyanın teslim edilmemesi hâlinde başvurulan son çaredir.

Muhafaza altına almada hâkim veya savcı kararı gerekmez; elkoymada ise kanunda öngörülen hâkim veya savcı kararı aranır.

Yanında bulunduran ile eşyanın sahibi arasındaki fark nedir?

Madde, eşyayı yanında bulunduran kişinin rızasıyla teslim etmediği eşyaya elkoymaya izin verir.

Eşyanın mülkiyeti, elkoymanın tek ölçütü değildir; eşya kime ait olursa olsun, delil veya müsadere konusu ise elkoyma yapılabilir.

Eşyanın üçüncü kişiye ait olması elkoymayı engellemez; belirleyici olan eşyanın delil veya müsadere niteliğidir.

Eşya veya kazancın muhafaza altına alınması ve bunlara elkonulması: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Muhafaza altına almayı elkoyma ile karıştırmak; rıza ile teslim edilen eşyada hâkim kararı aramak gereksiz bir işlemdir.
  • Zilyedin rızası yokken muhafaza altına alma işlemi yapmak; bu durumda elkoyma koşullarının aranması gerekir.
  • Eşyanın üçüncü kişiye ait olması nedeniyle elkoymanın yapılamayacağını sanmak; belirleyici olan eşyanın delil veya müsadere niteliğidir.
  • Kıymet tespitini atlamak; fıkra 3 uyarınca muhafaza altına alınan veya elkonulan her eşyanın değeri tespit edilmelidir.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Elkoyma, zilyedin rızası olmasa bile başvurulan bir tedbirdir; muhafaza altına alma ise yalnız zilyedin rızasıyla mümkündür. (7. Ceza Dairesi, 2021/8083 E., 2025/8534 K., 30.04.2025)
  • Suç eşyası, zilyedin rızası olmaksızın alındığında da eşyanın delil veya müsadere niteliği aranır ve tutanakta rızanın bulunmadığının belirtilmesi önemlidir. (7. Ceza Dairesi, 2021/8083 E., 2025/8534 K., 30.04.2025)
  • Eşyanın delil veya müsadere niteliği taşımadığı anlaşılırsa elkoyma sürdürülemez. (Birinci Bölüm, 2018/20608 E., 15.09.2021)

Nasıl ispat edilir?

  • Muhafaza altına alma iddiasında kolluk veya savcılık, eşyanın zilyedin rızasıyla teslim edildiğini tutanakla ispatlar.
  • Elkoyma iddiasında kolluk, zilyedin rızasının bulunmadığını ve eşyanın delil veya müsadere niteliğini tutanakta gösterir.
  • Zilyed, rızası olmadığını ileri sürerse bu savunmayı kendisi ispatlamak zorundadır; tutanakta rıza ibaresinin bulunmaması ve imzanın durumu karşı tarafın savunmasını değerlendirmede önemlidir. (7. Ceza Dairesi, 2021/8083 E., 2025/8534 K., 30.04.2025)
  • Kıymet tespitinde ekonomik değer, bilirkişi raporu veya uzman değerlendirmesi ile belirlenir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 5271 sayılı Kanun m.131: Elkonulan eşyanın iadesini düzenler. Muhafaza altına alınan veya elkonulan eşya, koşulları oluştuğunda bu madde uyarınca geri verilir.
  • 5271 sayılı Kanun m.132: Elkonulan eşyanın muhafazasını ve elden çıkarılmasını düzenler. Madde 123 kapsamında elkonulan eşya için bu hükümler uygulanır.
  • 5271 sayılı Kanun m.128: Taşınmaz, hak ve alacaklara elkoymayı düzenler. Bu tür malvarlığı değerleri için ayrı ve daha özel şartlar aranır.

CMK m.124 — İstenen eşyayı vermeyenler hakkında yapılacak işlem

Madde, CMK m.123 kapsamındaki eşya veya diğer malvarlığı değerlerini yanında bulunduran kişinin, istem üzerine bu şeyi göstermek ve teslim etmek yükümlülüğünü düzenler. Ayrıca bu yükümlülüğe kaçınma hâlinde, şeyin zilyedi hakkında disiplin hapsine ilişkin yaptırımın uygulanma koşulunu ve şüpheli, sanık ile tanıklıktan çekinebilecek kişiler bakımından bu yaptırımın dışlanmasını belirler. Uygulama alanı, eşyayı elinde bulunduran herkestir. Maddede arama işlemi, arama sırasında hazır bulunma kuralları düzenlenmez (m.119, m.120). Devlet sırrı niteliğindeki belgeler düzenlenmez (m.125). Elkoyma kararının kendisi ve el konulan eşyanın iadesi düzenlenmez (m.123, m.127, m.131). Disiplin hapsine ilişkin usul ve yaptırımın ayrıntıları m.60 kapsamında, teslim yükümlülüğü ise m.123 kapsamındaki şeyler üzerinden değerlendirilir.

İstenen eşyayı vermeyenler hakkında yapılacak işlem: hangi kavramlar bilinmeli?

Eşya veya diğer malvarlığı değerleri
Soruşturma veya kovuşturmada delil olabilecek ya da müsadere veya el koyma konusu olabilecek taşınır, taşınmaz ve hak ile alacakları ifade eden, CMK m.123 kapsamındaki şeylerdir. Bu maddenin uygulanması için şeyin yanında bulunduran kişide olması yeterlidir; mülkiyetin kimde olduğu bu aşamada belirleyici değildir.
Zilyed
Şeyi fiilen elinde bulunduran veya saklayan kişidir. Yükümlülük ve disiplin hapsi bakımından sorumlu tutulacak kişi, şeyin fiilen elinde bulunduğu kişidir.
İstem
Yetkili merciin, şeyin gösterilmesi ve teslimi için yaptığı talep veya emirdir. Yükümlülük, bu istem üzerine doğar; kendiliğinden doğan bir ödev değildir.
Disiplin hapsi
Teslimden kaçınan kişiyi eşyayı teslime zorlamak amacıyla, m.60 hükümleri uyarınca uygulanan yaptırımdır. Cezalandırma amacı taşımaz; kişi teslim ettiğinde sona erer.
Tanıklıktan çekinebilecek kişiler
CMK m.45 ve m.46 kapsamında tanıklık yapmaktan çekinme hakkı tanınan kişilerdir. Bunlar hakkında disiplin hapsine karar verilemez.

İstenen eşyayı vermeyenler hakkında yapılacak işlem: hangi şartlar aranır?

  • Şeyin CMK m.123 kapsamında bir eşya veya malvarlığı değeri olması gerekir.
  • Şeyin istemde bulunan merci tarafından talep edilmiş olması, yani bir istem bulunması gerekir.
  • Şeyin fiilen zilyedin yanında bulunması gerekir.
  • Yükümlü kişi, istem üzerine şeyi göstermek ve teslim etmekle yükümlüdür.
  • Teslimden kaçınılması hâlinde, şeyin zilyedi hakkında m.60 kapsamında disiplin hapsine ilişkin hükümler uygulanır.
  • Şüpheli, sanık veya tanıklıktan çekinebilecek kişiler hakkında disiplin hapsi uygulanamaz; bu kişiler için eşyanın teslimi bu yolla zorlanamaz.
  • Disiplin hapsine karar verilebilmesi için şeyin o kişinin elinde olduğunun veya sakladığının kanıtlanmış olması gerekir.

İstenen eşyayı vermeyenler hakkında yapılacak işlem: hangi sonuçları doğurur?

  • Şeyin istem üzerine gösterilmesi ve teslim edilmesi, yanında bulunduran kişi için yükümlülük doğurur.
  • Teslimden kaçınılması hâlinde, şeyin zilyedi hakkında m.60 kapsamında disiplin hapsine ilişkin hükümler uygulanır.
  • Şüpheli, sanık veya tanıklıktan çekinebilecek kişiler hakkında bu yaptırım uygulanmaz.
  • Eşyanın o kişinin elinde olduğu veya sakladığı kanıtlanmamışsa disiplin yaptırımı kararı verilmemelidir.
  • Teslim edilen şey, teslim yükümlülüğünün yerine getirilmesi sonucunda ilgili merciin incelemesine geçer.
  • Kişi teslimde bulunduğu anda disiplin hapsine ilişkin zorlama sona erer.

Genel zilyed ile şüpheli, sanık veya tanıklıktan çekinebilecekler arasındaki fark nedir?

Eşyayı yanında bulunduran ve teslimden kaçınan genel kişi, m.124/2 kapsamında disiplin hapsine tabi olabilir.

Şüpheli, sanık veya m.45-46 kapsamında tanıklıktan çekinebilecek kişi, aynı kaçınmaya rağmen bu yaptırımın dışındadır.

Bu kişiler hakkında disiplin hapsine karar verilemez; eşyanın teslimi bu yolla zorlanamaz.

Soruşturma evresi ile kovuşturma evresi (disiplin hapsi karar mercii) arasındaki fark nedir?

Soruşturma evresinde disiplin hapsine sulh ceza hâkimi karar verir.

Kovuşturma evresinde disiplin hapsine mahkeme karar verir.

Hangi merciin karar vereceği yargılama evresine göre belirlenir.

İstenen eşyayı vermeyenler hakkında yapılacak işlem: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Şeyin kişinin elinde olduğunu kanıtlamadan, varsayıma dayanarak disiplin hapsi kararı vermek.
  • Şüpheli, sanık veya tanıklıktan çekinebilecek kişiye m.124/2 uyarınca disiplin hapsi uygulamak; bu kişiler için hüküm açıkça dışlanmıştır.
  • Disiplin hapsini bir ceza gibi görüp teslim edildiğinde de sürdürmek; yaptırım teslimi zorlamaya yöneliktir.
  • Tanıklıktan çekinme hakkını m.45-46 kapsamında değerlendirmeden kişiyi doğrudan zilyed sayarak yaptırım uygulamak.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Disiplin hapsine karar verilebilmesi için eşyanın o kişinin elinde olduğunun veya sakladığının kanıtlanmış olması aranmakta; varsayıma dayalı disiplin hapsi kararı verilmemesi gerektiği kabul edilmektedir.

Nasıl ispat edilir?

  • Teslim yükümlülüğünü ileri süren merci, istemin yapıldığını ve şeyin ilgilinin yanında bulunduğunu ispatlamalıdır.
  • Şeyin kişinin elinde veya saklamasında olduğu, tutanak, tanık beyanı veya diğer somut delillerle ortaya konulmalıdır.
  • Kaçınma nedeniyle disiplin hapsi istenecekse, kaçınmanın ve şeyin zilyedinde bulunduğunun kanıtlanmış olması gerekir.
  • Şüpheli, sanık veya tanıklıktan çekinebilecek kişi olduğunu iddia eden taraf, bu sıfatı belgelerle ortaya koymalıdır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 5271 sayılı Kanun m.123: Teslim yükümlülüğünün konusu olan eşya veya malvarlığı değerlerini tanımlar; m.124 bu şeyler üzerinden uygulanır.
  • 5271 sayılı Kanun m.60: Teslimden kaçınanlara uygulanacak disiplin hapsine ilişkin hükümleri içerir; m.124/2 bu hükümlere yollama yapar.
  • 5271 sayılı Kanun m.45: Tanıklıktan çekinebilecek kişileri belirler; bu kişiler hakkında disiplin hapsi uygulanamaz.
  • 5271 sayılı Kanun m.46: Tanıklıktan çekinme hakkı tanınan kişilere ilişkin ek düzenlemedir; m.124/2 ikinci cümlesinin kapsamını belirler.

CMK m.125 — İçeriği Devlet sırrı niteliğindeki belgelerin mahkemece incelenmesi

Madde, bir suç olgusuna ilişkin bilgileri içeren belgelerin Devlet sırrı gerekçesiyle mahkemeye karşı gizli tutulamayacağını ve Devlet sırrı niteliğindeki belgelerin yalnızca hâkim veya mahkeme heyeti tarafından incelenebileceğini, bu belgelerden yalnızca yüklenen suçu açıklığa kavuşturabilecek bilgilerin tutanağa kaydedileceğini düzenler; hükmün yalnızca alt sınırı beş yıl veya daha fazla hapis cezası öngören suçlarda uygulanmasını da belirler. Kişiler bakımından değil, suç ve belge bakımından uygulanır; koruma tedbiri olarak yapılan incelemelerde ve kovuşturma evresinde mahkeme önünde geçerlidir. Devlet sırrının tanımını, Devlet sırrına ilişkin tanıklığı (m.47), arama ve el koyma usulünü (m.116-134 arasındaki hükümlerden m.122 ve m.123), eşyanın teslim yükümlülüğünü ve disiplin hapsini (m.123) düzenlemez. Ayrıca Devlet sırrı kapsamındaki belgelerin soruşturma aşamasında savcı tarafından incelenmesinin usulünü ve kanun yolu aşamasındaki denetimini de bu maddede aramak gerekmez; bunlar ilgili kanun maddeleri ve uygulama kararlarıyla belirlenir.

İçeriği Devlet sırrı niteliğindeki belgelerin mahkemece incelenmesi: hangi kavramlar bilinmeli?

Devlet sırrı
Açıklanması veya öğrenilmesi Devletin güvenliğine, milli savunmaya veya dış ilişkilerine zarar verebilecek, niteliği itibarıyla gizli kalması gereken bilgi ve belgelerdir. Maddenin kendisi tanım vermez; belgenin bu niteliği taşıyıp taşımadığı ilgili kurumlardan görüş alınarak ya da bilirkişi incelemesiyle belirlenebilir.
Suç olgusuna ilişkin bilgi
Soruşturma veya kovuşturma konusu fiile doğrudan ilişkin olan bilgilerdir. Bu nitelikteki belgeler, Devlet sırrı olduğu ileri sürülerek mahkemeye karşı gizli tutulamaz.
Mahkeme hâkimi veya heyeti
Devlet sırrı niteliğindeki belgeleri inceleyebilecek tek makamdır. Cumhuriyet savcısı ve kolluk bu belgeleri mahkeme sıfatıyla inceleyemez.
Yüklenen suçu açıklığa kavuşturabilecek bilgi
Devlet sırrı niteliğindeki belgelerde yer alan ve yalnızca isnat edilen suçun aydınlatılmasına yarayan bilgilerdir. Bu bilgiler dışındaki içerik tutanağa geçirilmez.
Tutanağa kaydettirme
Hâkim veya mahkeme başkanının, suçu açıklığa kavuşturabilecek nitelikteki Devlet sırrı bilgilerini tutanağa geçirmesi işlemidir. Bu işlem, savunma hakkının kanun yolu aşamasında da kullanılabilmesi amacına hizmet eder.

İçeriği Devlet sırrı niteliğindeki belgelerin mahkemece incelenmesi: hangi şartlar aranır?

  • Belgenin içeriğinin Devlet sırrı niteliği taşıdığı ileri sürülmelidir; bu niteliğin bulunup bulunmadığı mahkemece değerlendirilir.
  • Soruşturulan veya kovuşturulan suçun hapis cezasının alt sınırı beş yıl veya daha fazla olmalıdır (m.125/3); bu eşiğin altındaki suçlarda hüküm uygulanmaz.
  • Belge, Devlet sırrı niteliğindeki bilgi içeriyorsa yalnızca mahkeme hâkimi veya heyeti tarafından incelenmelidir (m.125/2).
  • Belgede yer alan bilgilerden yalnızca yüklenen suçu açıklığa kavuşturabilecek nitelikte olanlar tutanağa kaydettirilmelidir; bu kayıt hâkim veya mahkeme başkanı tarafından yapılmalıdır.
  • Belge bir suç olgusuna ilişkin bilgi içeriyorsa, Devlet sırrı gerekçesiyle mahkemeye karşı gizli tutulamaz; bu koşulda mahkemeye sunulması zorunludur.

İçeriği Devlet sırrı niteliğindeki belgelerin mahkemece incelenmesi: hangi sonuçları doğurur?

  • Suç olgusuna ilişkin bilgi içeren belge, Devlet sırrı gerekçesiyle mahkemeye karşı gizli tutulamaz.
  • Devlet sırrı niteliğindeki belgeler yalnızca mahkeme hâkimi veya heyeti tarafından incelenebilir.
  • Yüklenen suçu açıklığa kavuşturabilecek bilgiler hâkim veya mahkeme başkanı tarafından tutanağa kaydettirilir.
  • Suç, hapis cezasının alt sınırı beş yıldan az olan bir suçsa m.125 hükümleri uygulanmaz ve Devlet sırrı niteliğindeki belgeler hâkim veya heyet tarafından bu madde kapsamında incelenemez.
  • Hükmün uygulanmadığı hallerde, belge üzerindeki gizlilik itirazı bu madde temelinde değil, genel hükümlere göre değerlendirilir.
  • Hükmün emredici olup olmadığı ve buna aykırı kayıtların geçersizliği maddeden çıkmamaktadır; ancak mahkemece ilgili belgeye erişim usulüne uyulmadan elde edilen delilin hukuka aykırılığı uygulama kararlarında gündeme gelmektedir.

Suç olgusuna ilişkin belge ile devlet sırrı niteliğindeki bilgi içeren belge arasındaki fark nedir?

Doğrudan bir suç olgusunu içeren belge, mahkemeye karşı gizli tutulamaz.

Devlet sırrı niteliği taşıyan ama suç olgusuna ilişkin olmayan bilgileri içeren belge, mahkemeye karşı gizlilik gerekçesiyle tutulabilir gibi görünse de bu ayrım yalnızca suç olgusu bakımından yapılır.

Suç olgusuna ilişkin belgede Devlet sırrı itirazı mahkeme karşısında ileri sürülemez; mahkeme belgeyi incelemek zorundadır.

Beş yıl ve üzeri alt sınırlı suç ile beş yıldan az alt sınırlı suç arasındaki fark nedir?

Hapis cezasının alt sınırı beş yıl veya daha fazla olan suçlarda m.125 hükümleri uygulanır.

Alt sınırı beş yıldan az olan suçlarda bu hükümler uygulanmaz.

Beş yıldan az alt sınırlı suçta Devlet sırrı niteliğindeki belgeler hâkim veya heyet tarafından incelenemez; m.125 kapsamında tutanağa kayıt da yapılamaz.

Hâkim veya heyet incelemesi ile savcı veya kolluk incelemesi arasındaki fark nedir?

Devlet sırrı niteliğindeki belgenin incelenmesi yetkisi yalnızca mahkeme hâkimi veya heyetine aittir.

Cumhuriyet savcısı ve kolluk, arama sırasında ele geçen belgeleri genel olarak inceleyebilir; ancak Devlet sırrı niteliğindeki içeriği inceleme yetkisi yoktur.

Devlet sırrı niteliğinde olduğu şüphesi doğan belgeler, araştırmaya konu edilmeden saklanır ve mahkemeye verilir.

Suçu açıklığa kavuşturan bilgi ile diğer içerik arasındaki fark nedir?

Yüklenen suçu açıklığa kavuşturabilecek nitelikteki bilgiler hâkim veya mahkeme başkanınca tutanağa kaydedilir.

Suçla ilgisiz içerik tutanağa geçirilmez.

Tutanağa geçen bilgi kanun yolu aşamasında savunmanın değerlendirebileceği tek kaynak olur.

İçeriği Devlet sırrı niteliğindeki belgelerin mahkemece incelenmesi: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Devlet sırrı itirazını suç olgusuna ilişkin belgelere de uygulamak; bu durumda belge mahkemeye karşı gizli tutulamaz.
  • Beş yıldan az alt sınırlı suçta m.125 hükmünü uygulamak ve belgeyi hâkim incelemesine açmak.
  • Cumhuriyet savcısının Devlet sırrı niteliğindeki belgeyi incelemesine izin vermek.
  • Tutanağa kaydedilecek bilgileri suçla ilgisiz içerikle genişletmek; yalnızca yüklenen suçu açıklığa kavuşturabilecek bilgiler kaydedilir.
  • Belgenin Devlet sırrı niteliğini yalnızca ilk görünüşe göre kabul etmek; belgenin ele geçtiği tarihte sır niteliğini taşıyıp taşımadığının araştırılması gerekir.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Devlet sırrı niteliğindeki belgelerde kovuşturma aşamasında asıl incelemenin dava açılması halinde davayı yürütecek hâkim veya mahkeme heyetine dâhil hâkimler tarafından yapıldığı kabul edilmektedir. (Genel Kurul, 2013/2312 E., 04.06.2015)
  • Belgenin ele geçtiği tarihte gerçekten sır niteliği taşıyıp taşımadığının araştırılması gerektiği; bilgi o tarihte açıklanmış ya da herkesçe bilinir hâle gelmişse sır niteliğini yitirdiği kabul edilmektedir.
  • Devlet sırrı şüphesi taşıyan belgede mahkemenin ilgili kurumlardan görüş alabileceği veya bilirkişi incelemesi yaptırabileceği kabul edilmektedir.
  • Cumhuriyet savcısının Devlet sırrı niteliğindeki belgenin içeriğini inceleyemeyeceği kabul edilmektedir. (8. Ceza Dairesi, 2024/12276 E., 2025/1417 K., 20.02.2025)

Nasıl ispat edilir?

  • Devlet sırrı niteliğini ileri süren taraf, belgenin bu niteliği taşıdığını ilgili kurumlardan alınan görüş veya bilirkişi raporu ile ortaya koymalıdır; mahkeme bu niteliğin varlığını resen araştırır.
  • Belgenin suç olgusuna ilişkin olup olmadığı, suçun içeriğiyle bağlantısı üzerinden belirlenir; bu tespit mahkemenin takdirindedir.
  • Yüklenen suçun hapis alt sınırının beş yıl veya daha fazla olduğu, iddianame ve suç vasfına göre kanıtlanır; alt sınır eşiği sağlanmıyorsa savunma bu noktayı ileri sürebilir.
  • Tutanağa kaydedilen bilgilerin yüklenen suçla sınırlı olduğu ve hâkim ya da mahkeme başkanınca yazıldığı, tutanağın kendisiyle ispatlanır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 5271 sayılı Kanun m.47: Devlet sırrına ilişkin tanıklığı düzenler; m.125'teki belge incelemesi yetkisinden ayrı bir usul rejimi getirir.
  • 5271 sayılı Kanun m.122: Arama sırasında ele geçen belgelerin incelenmesini düzenler; Devlet sırrı niteliğindeki belgelerin soruşturma aşamasında incelenmesi bakımından m.125 ile birlikte değerlendirilir.
  • 5271 sayılı Kanun m.123: Teslimden kaçınan kişiye uygulanacak disiplin hapsini düzenler; m.125 ile birlikte okunduğunda Devlet sırrı niteliğindeki eşyanın teslimi bakımından sınır oluşturur.

CMK m.126 — Elkonulamayacak mektuplar, belgeler

Madde, şüpheli veya sanık ile CMK'nın 45 ve 46. maddelerine göre tanıklıktan çekinebilecek kişiler arasındaki mektup ve belgelerin elkonulmasını yasaklamaktadır. Yasak, bu kişilerin nezdinde bulundukça geçerlidir ve arama sırasında elde edilecek bu nitelikteki yazılar bakımından delil elde etme yasağı doğurur. Uygulama alanı, arama sırasında üçüncü kişilerin yanında bulunan yazılarla sınırlıdır. Madde, postada elkoymayı (m.129), belge ve kâğıtların incelenmesini (m.134 ve ilgili hükümler), avukat bürolarındaki elkoymayı (m.130) ve elkonulan eşyanın muhafazasını düzenlemez. Ayrıca aramanın kendisine ilişkin koşullar (m.116-119) ve tanıklıktan çekinme hakkının kapsamı (m.45 ve m.46) bu maddede yer almaz.

Elkonulamayacak mektuplar, belgeler: hangi kavramlar bilinmeli?

Tanıklıktan çekinebilecek kimseler
CMK m.45 ve m.46 uyarınca, şüpheli veya sanıkla akrabalık ya da meslek sırrı bağı nedeniyle tanıklık yapmayabilecek kişilerdir. Madde bu kişilerle şüpheli veya sanık arasındaki yazışmaları ve belgeleri korur.
Nezdinde bulunma
Mektup veya belgenin, tanıklıktan çekinme hakkı bulunan kişinin gözetiminde, huzurunda ya da hâkimiyet alanında olması halidir. Yerleşim yeri, işyeri, araç, çanta ve bilgisayar bu kapsamdadır.
Postada veya kargoda bulunan gönderi
Posta ya da kargo hizmeti verenin elinde bulunan gönderidir. Bu gönderiler nezdinde bulunma sayılmaz ve bu madde yerine m.129 hükmüne tabidir.
Delil elde etme yasağı
Kanunun belirli kişiler arasındaki yazılara el konulmasını yasaklamasıyla, bu yazıların elde edilmesinin ve bunlara dayanılmasının sınırlandığı durumdur. Yasağın kapsamı arama yasağını da içerir.

Elkonulamayacak mektuplar, belgeler: hangi şartlar aranır?

  • Mektup veya belgenin şüpheli ya da sanık ile 45 veya 46. maddelere göre tanıklıktan çekinebilecek bir kişi arasında yazılmış ya da bu kişilere ait olması gerekir.
  • Mektup veya belgenin arama sırasında tanıklıktan çekinebilecek kişinin nezdinde bulunması gerekir; yalnızca bu kişilerin nezdinde bulunduğu sürece yasak uygulanır.
  • Tanıklıktan çekinme bağının, şüpheli veya sanık ile tanıklıktan çekinebilecek kişi arasında bulunması gerekir; bu bağ yoksa madde uygulanmaz.
  • Mektup ve belgenin şüpheliyle ilişkilendirilebilmesi, yani aleyhine sonuç doğurabilecek nitelikte olması gerekir; haberleşme içeriği bulunma şartı aranmaz.

Elkonulamayacak mektuplar, belgeler: hangi sonuçları doğurur?

  • Şartlar gerçekleştiğinde, tanıklıktan çekinebilecek kişinin nezdinde bulunan mektup ve belgelere elkonulamaz.
  • Yasak, arama sırasında aramanın sonucunda yapılan elkoymayı da kapsar; bu nedenle arama yasağı doğurur.
  • Elkonulma yasağı, mektup ve belgelerin okunmaması ve yazı karşılaştırması gibi amaçlarla üzerinde işlem yapılmaması sonucunu doğurur.
  • Tanıklıktan çekinme bağı yoksa veya yazı tanıklıktan çekinebilecek kişinin nezdinde bulunmuyorsa, madde uyarınca bir yasak doğmaz ve elkoyma yapılabilir.
  • Yasağa aykırı elde edilen yazılar, kanunun delil elde etme yasağı çerçevesinde değerlendirilir.

Nezdinde bulunan ile postada bulunan gönderi arasındaki fark nedir?

Tanıklıktan çekinebilecek kişinin yerleşim yeri, işyeri, aracı veya çantasında bulunan yazılar nezdinde bulunma sayılır.

Postaya veya kargoya verilmiş gönderi kişinin nezdinde sayılmaz.

Nezdinde bulunan yazılara bu madde uyarınca elkonulamaz. Postadaki gönderiler için m.129 hükmü uygulanır ve bu gönderilere hâkim veya Cumhuriyet savcısının kararıyla elkonulabilir.

Yasak kapsamındaki yazı ile üçüncü kişinin elindeki yazı arasındaki fark nedir?

Tanıklıktan çekinebilecek kişinin nezdinde bulunan ve şüpheliyle ilişkilendirilebilen mektup veya belgeler yasak kapsamındadır.

Başka kişilerin elinde bulunan mektup ve belgeler yasak kapsamında değildir.

Başka kişilerin elindeki mektup ve belgelere el konulabilir; bu durumda kanun delil elde etme yasağını yalnızca tanıklıktan çekinme hakkı sahibinin nezdindeki yazılarla sınırlar.

Haberleşme içerikli yazı ile sair belge arasındaki fark nedir?

Mektup gibi haberleşme içeren yazılar bu kapsamdadır.

Maddede haberleşme içeriği şartı yoktur; şüpheliye aleyhine sonuç doğuracak her türlü belge de kapsama girer.

Haberleşme içermeyen belgeler de, şüpheliyle ilişkilendirilebildiği ve aleyhine sonuç doğurabildiği ölçüde, elkonulamaz belgeler arasındadır.

Elkonulamayacak mektuplar, belgeler: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Haberleşme içeriği bulunmayan belgeleri kapsam dışı saymak; madde metninde böyle bir sınırlama yoktur.
  • Postaya verilmiş gönderiyi nezdinde bulunan yazı saymak; bu gönderiler m.129 kapsamındadır.
  • Tanıklıktan çekinme bağı bulunmayan kişilerin yanındaki yazıları bu maddeye dayanarak yasak kapsamında görmek.
  • Yasağı yalnızca elkoymayla sınırlı görüp arama yapılmasının da yasak olduğunu gözden kaçırmak.
  • Belgeyi tanıklıktan çekinebilecek kişi nezdinde bulunduğu sürece yasakla bağlı saymamak; yasak, nezdinde bulunma durumuna bağlıdır.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Yargıtay'a göre, aramanın hukuka uygun olmaması veya belgelerin usulüne uygun incelenmemesi halinde ele geçen belgelerin delil olarak değerlendirilmemesi gerektiği kabul edilmektedir. (8. Ceza Dairesi, 2024/12276 E., 2025/1417 K., 20.02.2025)
  • Yargıtay, belgenin arama sırasında sanığın evinde ele geçirildiğinin tespit edilmemesi ve belgelerin sanıkla ilişkisinin kurulamaması halinde, bu belgelerin delil değerlendirmesinde dikkate alınmamasını benimsemektedir. (8. Ceza Dairesi, 2024/12276 E., 2025/1417 K., 20.02.2025)

Nasıl ispat edilir?

  • Elkoymanın yasağa aykırı olduğunu ileri süren taraf, belgenin tanıklıktan çekinebilecek bir kişinin nezdinde bulunduğunu ispatlamakla yükümlüdür.
  • Tanıklıktan çekinme bağı, nüfus kaydı, aile bağı veya meslek ilişkisine dair belgelerle ispatlanır.
  • Arama tutanağı, belgenin ele geçtiği yerin ve kimin nezdinde bulunduğunun ilk tespitidir; tutanağın eksikliği belgenin yerine ilişkin ispatı zorlaştırır.
  • Karşı taraf, belgenin üçüncü kişinin elinden alındığını veya postada olduğunu savunuyorsa, bu savunmayı ispatlamakla yükümlüdür.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 5271 sayılı Kanun m.45: Akrabalık nedeniyle tanıklıktan çekinebilecek kişileri belirler; bu maddedeki yasağın kişi kapsamını oluşturur.
  • 5271 sayılı Kanun m.46: Meslek sırrı nedeniyle tanıklıktan çekinebilecek kişileri belirler; bu maddedeki yasağın kişi kapsamını oluşturur.
  • 5271 sayılı Kanun m.117: Üçüncü kişilerde delil elde etmek amacıyla yapılan aramayı düzenler; m.126, bu aramanın tanıklıktan çekinme bağı bulunan yazılar bakımından istisnasıdır.
  • 5271 sayılı Kanun m.129: Postada bulunan gönderilere elkonulmasını düzenler; m.126'daki yazılar nezdinde bulunmadıkça bu hükme tabidir.
  • 5271 sayılı Kanun m.134: Bilgisayar ve benzeri ortamlardaki verilerin incelenmesini düzenler; nezdinde bulunan yazıların yerine ilişkin açıklamalarda atıf yapılmaktadır.

CMK m.127 — Elkoyma kararını verme yetkisi

5271 sayılı Kanun'un 127. maddesi, hâkim kararı, gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısının veya kolluk amirinin yazılı emri üzerine yapılan elkoyma işleminin yetki ve usulünü düzenler. Yetkili makamlar, hâkim onayına sunma yükümlülüğü, kolluk görevlisinin kimliğinin tutanağa geçirilmesi, zilyedin hâkimden karar istemesi, mağdura bildirim ve askeri mahallerde yapılan elkoymanın usulü bu maddenin konusudur. Madde, şüpheli veya sanık dışındaki kişilerin malvarlığına elkoyma, tedbirin kapsamını ve elkonulabilecek eşyanın niteliğini ayrıntılı biçimde saymaz; bunlar için 123. madde ile 128. madde (suçtan elde edilen değerler) incelenmelidir. Taşınmaz, hak ve alacaklara elkoyma (m.128), posta yoluyla elkoyma ve avukat bürolarında elkoyma (m.130) ayrı maddelerde düzenlenmiştir. Malvarlığı değerlerine elkoymanın suçtan elde edilen değer ile ilgisi ve bu değerin mahkeme kararıyla iadesi ya da müsaderesi (m.128, m.131 ve sonrası) bu maddenin kapsamı dışındadır. Hâkim onayının sonucunda tedbirin kaldırılması ile el konulmuş eşyanın muhafazası da ayrı hükümlere bırakılmıştır."

Elkoyma kararını verme yetkisi: hangi kavramlar bilinmeli?

Elkoyma
Bir eşyanın veya malvarlığı değerinin, sahibinin ya da zilyedinin rızası dışında kamu gücüyle alınıp muhafaza altına alınması işlemidir. Maddede elkonulacak eşyanın türü sayılmamış, bu sınır 123. maddeye bağlanmıştır.
Hâkim kararı
Elkoymanın normal yolda dayanağı olan, hâkim tarafından verilen karardır. Soruşturma aşamasında bu karar sulh ceza hâkimliğince verilir.
Gecikmesinde sakınca
Hâkim kararı beklendiğinde tedbirin amacının zarar göreceği hâldir. Bu ölçüt, savcıya ve koşullarda kolluk amirine yetki veren istisnai durumun dayanağıdır.
Yazılı emir
Savcının ya da savcıya ulaşılamadığında kolluk amirinin, hâkim kararı yerine geçen ve elkoymanın yapılmasına izin veren yazılı belgesidir. Hâkim onayına sunulmadan sonuç doğurmaz.
Hâkim onayı
Hâkim kararı olmadan yapılan elkoymanın sonradan hâkimce incelenip karara bağlanmasıdır. Onay sürecinde hâkim işlemin sürdürülüp sürdürülmeyeceğine karar verir.
Fiili elkoyma
Eşyanın doğrudan kolluk tarafından fiilen alıkonulması işlemidir. Uygulamada 127. madde kapsamında değerlendirilmektedir.

Elkoyma kararını verme yetkisi: hangi şartlar aranır?

  • Elkoymanın, hâkim kararı üzerine yapılması veya gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısının yazılı emrine dayanması gerekir.
  • Savcıya ulaşılamadığı hâllerde elkoymanın, kolluk amirinin yazılı emrine dayanması gerekir.
  • Yazılı emir olmaksızın elkoyma yapılamaz; emrin varlığı işlemin geçerliliğinin ön koşuludur.
  • Elkoymayı yerine getiren kolluk görevlisinin açık kimliği elkoyma tutanağına geçirilmelidir.
  • Hâkim kararı olmadan yapılan elkoyma, yirmi dört saat içinde görevli hâkimin onayına sunulmalıdır.
  • Hâkim, kararını elkoymadan itibaren kırk sekiz saat içinde açıklamalıdır.
  • Elkoyma, suçtan zarar gören mağdura gecikmeksizin bildirilmelidir.
  • Askerî mahallerde yapılacak elkoyma, Cumhuriyet savcısının nezaretinde ve askerî makamların katılımıyla adlî kolluk görevlileri tarafından yerine getirilmelidir.

Elkoyma kararını verme yetkisi: hangi sonuçları doğurur?

  • Hâkim kararı üzerine veya gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde savcının ya da savcıya ulaşılamadığında kolluk amirinin yazılı emriyle kolluk görevlileri elkoymayı gerçekleştirebilir.
  • Kolluk görevlisinin açık kimliği tutanağa geçirilmezse elkoyma işlemine ilişkin usul eksikliği doğar.
  • Hâkim kararı olmadan yapılan elkoyma yirmi dört saat içinde hâkimin onayına sunulmazsa işlem usulüne uygun yürütülmemiş olur.
  • Hâkim kırk sekiz saat içinde kararını açıklamazsa elkoyma kendiliğinden kalkar.
  • Hâkim elkoymayı onaylarsa tedbir sürer ve sonraki süreçte işlem hâkim denetiminde devam eder.
  • Zilyedliğinde bulunan eşya veya malvarlığı değerine elkonulan kişi, hâkimden her zaman bu konuda karar verilmesini isteyebilir.
  • Elkoyma işlemi suçtan zarar gören mağdura gecikmeksizin bildirilmelidir; bildirilmemesi işlemin usulüne aykırılığı sonucunu doğurur.
  • Askerî mahallerde yapılan elkoyma, savcının nezareti ve askerî makamların katılımı olmadan gerçekleştirilirse usule aykırı olur.
  • Madde emredici niteliktedir; hâkim kararı dışındaki yetkiler istisnaidir ve geniş yorumlanamaz.

Hâkim kararı ile savcı veya kolluk amirinin yazılı emri arasındaki fark nedir?

Hâkim kararına dayanan elkoyma kural olarak hâkim tarafından verilen karara bağlıdır.

Gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde savcının, savcıya ulaşılamadığında kolluk amirinin yazılı emri ile yapılan elkoyma istisnai bir yetkidir.

İstisnai yetkiye dayanan elkoymada hâkim onayı zorunludur; onay sunulmadan ve onay süresi geçmeden işlem kalıcı hâle gelemez.

Normal elkoyma ile askerî mahallerde elkoyma arasındaki fark nedir?

Genel hükme göre elkoyma adlî kolluk tarafından yapılır ve yukarıdaki yetki sırası uygulanır.

Askerî mahallerde elkoyma, Cumhuriyet savcısının nezaretinde ve askerî makamların katılımıyla yapılır.

Askerî mahalde gecikmesinde sakınca varsa savcının yazılı emriyle de elkoyma yapılabilir; kolluk amirinin emri bu yer için yeterli değildir.

Tedbiri uygulayan kişi ile tedbirin sahibi arasındaki fark nedir?

Kolluk görevlisi elkoymayı fiilen gerçekleştirir ve kimliğini tutanağa geçirir.

Zilyed, elkonulan kişi sıfatıyla hâkimden her zaman karar istemek hakkına sahiptir.

Zilyedin bu başvuru hakkı süreye bağlanmamıştır; hâkim karar vermek zorundadır.

Elkoyma kararını verme yetkisi: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Savcının yazılı emriyle yapılan elkoymanın, normal yetki gibi genel kural olarak uygulanabileceğini sanmak; bu yetki gecikmesinde sakınca halinde istisnaidir.
  • Savcıya ulaşılamadığı hâlde kolluk amirinin emrini yeterli saymak; sıra savcıdan kolluk amirine doğrudur ve atlanamaz.
  • Hâkim kararı olmadan yapılan elkoymada yirmi dört saatlik onaya sunma süresini hâkimin karar süresiyle karıştırmak; biri onaya sunma, diğeri hâkimin karar verme süresidir.
  • Kırk sekiz saatlik süre aşıldığında elkoymanın kendiliğinden kalktığını göz ardı etmek; bu süre geçtiğinde işlem hukuken sona erer.
  • Askerî mahallerde elkoymayı adlî kolluk görevlisine tanınan genel yetkiyle yapmak; savcının nezareti ve askerî makamların katılımı zorunludur.
  • Taşınmaz, hak ve alacaklara elkoymayı 127. maddenin genel yetkisiyle yapmak; bu tür elkoyma 128. maddeye tabidir ve savcı karar veremez.
  • Zilyedin hâkimden her zaman karar isteme hakkını süreye bağlamak; madde bu hak için süre öngörmemiştir.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Hâkim kararı olmadan yapılan elkoymada hâkim onayının süresinde alınmaması ve kırk sekiz saatlik karar süresinin aşılması hâlinde elkoymanın kendiliğinden kalktığı kabul edilmektedir. (Genel Kurul, 2016/15586 E., 11.01.2018)
  • Savcının yazılı emriyle yapılan elkoymanın istisnai olduğu, savcı ve kolluk yetkisinin geniş yorumlanmaması gerektiği kabul edilmektedir. (Genel Kurul, 2016/15586 E., 11.01.2018)
  • Taşınmaz, hak ve alacaklara elkoymanın, 127. madde kapsamında yapılamayacağı ve bu konuda yalnızca hâkim kararıyla hareket edilebileceği kabul edilmektedir. (Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, 2025/429 E., 2025/680 K., 18.03.2025)
  • Fiili elkoymanın 127. madde kapsamında değerlendirildiği ve bu nedenle yazılı emir ile hâkim onayı şartlarının aranması gerektiği kabul edilmektedir. (Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, 2025/429 E., 2025/680 K., 18.03.2025)
  • Arama sırasında elde edilen ve suçla ilgili olan eşyaya elkoymada hâkim kararının aranması gerektiği kabul edilmektedir. (Genel Kurul, 2018/23077 E., 17.09.2020)
  • Elkoyma kararının dayanağının ve gerekçesinin açık olması gerektiği, aksi hâlde işlemin hukuka aykırı sayılacağı kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2007/191 E., 2007/209 K., 16.10.2007)
  • Gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde savcının yazılı emriyle yapılan elkoymada, savcının yazılı emrinin ve gecikme sebebinin tutanakta açıkça yer alması gerektiği kabul edilmektedir. (Danıştay 15. Daire Başkanlığı, 2016/8532 E., 2017/3145 K., 30.05.2017)
  • Uyuşturucu madde gibi kolayca tüketilebilen eşyada da elkoymanın 127. madde gereğince yazılı emir ve hâkim onayı çerçevesinde yapılması gerektiği kabul edilmektedir. (20. Ceza Dairesi, 2015/2506 E., 2015/4879 K., 30.11.2015)

Nasıl ispat edilir?

  • Elkoymanın hâkim kararına veya yazılı emre dayandığını ileri süren taraf, bu belgeyi ibraz etmekle yükümlüdür; yazılı emir ya da hâkim kararı yoksa işlemin dayanağı ispatlanamaz.
  • Kolluk görevlisinin açık kimliğinin tutanakta yer aldığı, tutanağın elkoyma işlemini gösteren yazılı delil olarak ilk kaynak olduğu kabul edilir.
  • Hâkim kararı olmaksızın yapılan elkoymada onaya sunma tarihi ve saati, işlemin süresinde yapıldığını gösteren belgelerle ispatlanır; onaya sunulduğu yolunda iddia eden taraf bunu ispatlamalıdır.
  • Gecikmesinde sakınca bulunduğunu ileri süren savcı veya kolluk amiri, bu durumu yazılı emrinde gerekçelendirmelidir; gerekçenin yokluğu işlemin usulüne aykırılığı sonucunu doğurur.
  • Zilyedin hâkimden karar istemesi hakkını kullandığını ispatlaması, talebin yazılı olarak yapıldığını göstermesiyle mümkündür.
  • Mağdura bildirimin yapıldığı, bildirim belgesi veya tutanakla ispatlanır; bildirimin yapılmadığını iddia eden taraf bunu ortaya koymalıdır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 5271 m.123: Elkonulabilecek eşyanın niteliğini belirler; 127. madde elkonulacak eşya türünü saymadığından bu madde ölçüt olarak kullanılır.
  • 5271 m.128: Taşınmaz, hak ve alacaklara ile suçtan elde edilen değerlere elkoymayı ayrı usulle düzenler; bu tür elkoymada savcı yetkili değildir.
  • 5271 m.130: Avukat bürolarında ve posta yoluyla elkoymada ayrı koruma hükümleri getirir; 127. maddenin genel usulünü tamamlar.
  • 5271 m.131: Elkonulan eşyanın muhafazası ve elden çıkarılmasına ilişkin hükümleri içerir; elkoymanın sonrasını düzenler.

CMK m.128 — Taşınmazlara, hak ve alacaklara elkoyma

Madde, soruşturma veya kovuşturma konusu suçun işlendiğine ve bu suçtan elde edildiğine dair kuvvetli şüphe bulunduğunda, şüpheli veya sanığa ait taşınmaz, ulaşım araçları, banka ve mali kurum hesapları, hak ve alacaklar, kıymetli evrak, ortaklık payları, kiralık kasa mevcutları ve diğer malvarlığı değerlerine elkoymayı düzenler. Ayrıca elkoymanın hangi suç katalogları bakımından uygulanacağını, elkoyma öncesinde alınacak suçtan elde edilen değere ilişkin raporu, elkoyma kararının icra yöntemlerini ve ihlalin cezai sonucunu düzenler. Elkoyma kararının yalnız hâkim tarafından verilebileceğini ve kayyım atanmasını da kapsar. Madde, kişisel eşya ve menkul mallara elkoymayı, posta ve avukat bürolarındaki elkoymayı, elkonulan şeyin muhafazasını ve iadesini düzenlemez (m.126, m.127, m.129, m.130, m.131). Maddenin atıfla bağlı olduğu kayyım ve hükümlerin uygulanacağı yönetim süreci de bu maddenin kendisinde ayrıca düzenlenmemiştir (m.133). Taşınmaz, hak ve alacaklara ilişkin zamanaşımı veya hak düşürücü süreler de bu maddede yer almaz.

Taşınmazlara, hak ve alacaklara elkoyma: hangi kavramlar bilinmeli?

Kuvvetli şüphe sebebi
Suçun işlendiğine ve elkonulacak değerin bu suçtan elde edildiğine dair somut delillere dayanan şüphedir. Genel bir ihtimal veya soyut kuşku bu eşiği karşılamaz.
Suçtan elde edilen değer
Soruşturma veya kovuşturma konusu suç işlenerek elde edilmiş malvarlığı değeridir. Elkoyma bu değerlere yönelir; suçun araç olarak kullanılmasının yeterli olup olmadığı madde metninde ayrıca düzenlenmemiştir.
Elkoyma
Malvarlığı değerinin fiilen veya hukuken ilgilinin tasarrufundan çıkarılmasıdır. Taşınmazda tapu kütüğüne şerh, ulaşım aracında sicile şerh, hesapta bildirim yoluyla icra edilir.
Kayyım
Elkonulan taşınmaz, hak ve alacakların idaresi gerektiğinde, bu değerlerin yönetimi için atanan kişidir. Atanması yalnız hâkim kararıyla mümkündür ve atamada m.133 kıyasen uygulanır.
Suçtan elde edilen değere ilişkin rapor
Elkoyma kararından önce ilgili kurumdan alınması gereken, değerin suçtan elde edildiğini gösteren rapordur. Rapor en geç üç ay içinde hazırlanır.
Katalog suçlar
Madde 128/2 kapsamında sayılan suçlardır. Elkoyma yalnız bu suçlar bakımından uygulanabilir; sayılmayan suçlara genişletilemez.

Taşınmazlara, hak ve alacaklara elkoyma: hangi şartlar aranır?

  • Soruşturma veya kovuşturma konusu suçun işlenmiş olması gerekir; suç, m.128/2 kapsamındaki katalog suçlardan biri olmalıdır.
  • Elkonulacak değerin suçtan elde edildiğine dair somut delillere dayanan kuvvetli şüphe sebebi bulunmalıdır.
  • Elkonulacak değer şüpheli veya sanığa ait olmalıdır; bu değer başkasının zilyetliğinde ise de elkoyma yapılabilir, ancak mülkiyetin şüpheli veya sanıkta olması gerekir.
  • Elkonulacak değer m.128/1 bentlerinden birinde sayılan türlerden olmalıdır.
  • Taşınmaz, hak ve alacaklar bakımından elkoymadan önce ilgisine göre kurumlardan suçtan elde edilen değere ilişkin rapor alınmalıdır; rapor en geç üç ay içinde hazırlanır ve özel sebeplerle talep üzerine iki ay daha uzatılabilir.
  • Elkoyma kararı yalnız hâkim tarafından verilmelidir; savcı veya kolluk bu konuda karar veremez.
  • Elkoyma, m.128/3 ila m.128/7 uyarınca tapu, sicil, banka, şirket veya ilgili kişiye bildirim ve tebliğ yoluyla icra edilmelidir.

Taşınmazlara, hak ve alacaklara elkoyma: hangi sonuçları doğurur?

  • Katalog suçlar dışında kalan bir suç için bu madde uyarınca elkoyma kararı verilemez.
  • Kuvvetli şüphe sebebi bulunmayan ya da suçtan elde edilmediği anlaşılan değerlere elkoyma yapılamaz.
  • Değerin şüpheli veya sanığa ait olmadığı anlaşılırsa, başkasının zilyetliğinde olması tek başına elkoymayı mümkün kılmaz.
  • Hâkim kararı olmadan savcı veya kolluk tarafından yapılan elkoyma m.128 kapsamında geçerli bir koruma tedbiri değildir.
  • Taşınmaza elkoyma tapu kütüğüne şerh verilerek icra edilir.
  • Ulaşım aracına elkoyma, aracın kayıtlı olduğu sicile şerh verilerek icra edilir.
  • Banka veya mali kurum hesabına elkoyma, ilgili kuruma teknik iletişim araçlarıyla derhal bildirilerek icra edilir ve ayrıca tebliğ edilir.
  • Elkoyma kararından sonra hesap üzerinde bu kararı etkisiz kılmaya yönelik işlemler geçersizdir.
  • Ortaklık paylarına elkoyma, şirket yönetimine ve ticaret sicili müdürlüğüne derhal bildirilerek icra edilir ve ayrıca tebliğ edilir.
  • Hak ve alacaklara elkoyma, ilgili gerçek veya tüzel kişiye derhal bildirilerek icra edilir ve ayrıca tebliğ edilir.
  • Elkoyma kararının gereklerine aykırı hareket edilmesi halinde TCK m.289 hükümleri uygulanır.
  • Taşınmaz, hak ve alacakların idaresi gerektiğinde, hâkim kararıyla kayyım atanabilir ve bu durumda m.133 kıyasen uygulanır.

Genel elkoyma ile m.128 elkoyması arasındaki fark nedir?

Genel elkoyma (m.123 ve devamı) menkul eşya ve delil niteliğindeki şeyler içindir ve mülkiyetin kime ait olduğu aranmaz.

m.128 elkoyması yalnız malvarlığı değerleri içindir ve değerin şüpheli veya sanığa ait olması aranır.

Taşınmaz ve hak-alacak gibi değerlerde mülkiyet koşulu aranır; bu değerler başkasının zilyetliğinde olsa bile şüpheli veya sanığa ait olmaları gerekir.

Hâkim kararı ile savcı kararı arasındaki fark nedir?

m.128 elkoymasında karar yalnız hâkim tarafından verilebilir.

Bazı genel koruma tedbirlerinde gecikmesinde sakınca bulunan hallerde savcı karar verebilir.

m.128 kapsamındaki elkoymada savcı veya kolluk karar veremez; kayyım atanması da yalnız hâkimce yapılır.

Taşınmaz-hak-alacak ile menkul değer arasındaki fark nedir?

Taşınmaz, hak ve alacaklar için rapor ve şüpheli veya sanığa ait olma koşulu aranır.

Bu bentlerin dışındaki diğer malvarlığı değerleri de m.128 kapsamına girer ancak m.128/1 son cümlesindeki kayıt bu değerler için de geçerlidir.

Rapor koşulu ve mülkiyet koşulu, m.128/1 kapsamındaki değerlerin tamamına ilişkin olarak uygulanır; ayrımın pratik sonucu icra yöntemindedir.

Taşınmazlara, hak ve alacaklara elkoyma: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Taşınmaz, hak ve alacaklara elkoymada şüpheli veya sanığa ait olma koşulunu, zilyetliğin başkasında olması halinde gözden kaçırmak; zilyetlik ile mülkiyetin farklı olduğunu unutmak.
  • Genel elkoyma hükümlerindeki gibi savcı kararını yeterli saymak; m.128 elkoymasında karar yalnız hâkimce verilebilir.
  • Rapor koşulunu atlayarak raporsuz elkoyma yapmak ya da raporun süresini aşılabileceğini düşünmek.
  • Katalog dışı bir suçu m.128/2 kapsamına dahil etmek veya kıyasla genişletmek.
  • Hesaba elkoymada bildirimi icra yerine koymak; bildirim ve tebliğ yollarını ayrı tutmamak.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Elkoyma kararında elkonulacak taşınmaz, hak ve alacakların nitelikleri ve ayırt edici özellikleri açıkça gösterilmelidir; genel ifadeler yeterli sayılmaz. (Genel Kurul, 2018/27526 E., 14.09.2023)
  • Kararda hangi suç nedeniyle elkoyma verildiği, suçun işlendiğine dair somut delillerin neler olduğu ve kuvvetli şüphenin nasıl oluştuğu gösterilmelidir. (Genel Kurul, 2022/19376 E., 12.12.2024; Genel Kurul, 2016/15586 E., 11.01.2018)
  • Elkonulan değerin suçtan elde edildiğine dair somut delillerin ve kuvvetli şüphenin nasıl oluştuğu da kararda açıklanmalıdır. (Genel Kurul, 2016/15586 E., 11.01.2018)
  • Elkoyma kararının kayyım atanmasını da kapsayıp kapsamadığı ve idare biçimi kararda açıkça belirtilmelidir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2021/2026 E., 2024/257 K., 15.02.2024)
  • Malvarlığı değerlerinin yönetimi bakımından kayyım yetkisinin adli mercilere ait olduğu kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi, 2026/686 E., 2026/735 K., 16.04.2026)

Nasıl ispat edilir?

  • Elkoyma talebinde bulunan savcılık, suçun işlendiğine ve elkonulacak değerin suçtan elde edildiğine dair somut delilleri ileri sürmek ve kuvvetli şüphe sebebini ortaya koymakla yükümlüdür.
  • Suçtan elde edildiğine ilişkin delil olarak ilgili kurumlardan alınan suçtan elde edilen değer raporu esas alınır; rapor alınmadan taşınmaz, hak ve alacaklara elkoyma yapılması hukuka uygun değildir.
  • Değerin şüpheli veya sanığa ait olduğu tapu, sicil, banka kaydı ve benzeri resmi belgelerle ispatlanır; başkasının zilyetliği halinde mülkiyetin şüpheli veya sanıkta olduğunun gösterilmesi gerekir.
  • Elkoyma kararına karşı çıkan ilgili kişi, değerin kendisine ait olmadığını ya da suçtan elde edilmediğini belgeyle ileri sürer ve bu savunmayı ispatlar.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 5271 m.126: Hangi eşyaya elkonulamayacağını düzenler; m.128 kapsamındaki değerlerin bu istisnalar dışında kalıp kalmadığının kontrolünde başvurulur.
  • 5271 m.131: Elkonulan değerlerin iadesi ve elkoymanın kaldırılması talebini düzenler; m.128 kararlarının da bu yolla denetlenebileceği kabul edilmektedir.
  • 5271 m.133: Elkonulan taşınmaz, hak ve alacakların yönetimi için atanacak kayyımın görev ve yetkisine kıyasen uygulanır.
  • 5271 m.123: Genel elkoyma hükümleridir; m.128 elkoyması bu genel rejimden ayrılan özel bir koruma tedbiridir.
  • 5271 sayılı Kanun: Madde 128/2 katalog suçlarının tanımı TCK'ya, özel kanunlardaki suçlar da ilgili özel mevzuata yollama yapar.
  • 5237 m.289: Elkoyma kararının gereklerine aykırı davranışın suç olarak cezalandırılmasını sağlayan hükümdür (metinde TCK olarak anılır).

Süreler

SüreMaddeHüküm
beş yılm.125(3) Bu madde hükmü, hapis cezasının alt sınırı beş yıl veya daha fazla olan suçlarla ilgili olarak uygulanır.
üç aym.128Bu rapor en geç üç ay içinde hazırlanır.
iki aym.128Özel sebepler zorunlu kıldığında bu süre talep üzerine iki ay daha uzatılabilir.

Süreler madde metnindeki yazımıyla verilmiştir.

Konuda geçen kararlar

40 karar
  1. 2024/183 E., 2025/252 K., 11.12.2025
    İlgili madde: m.124
  2. 2017/21 E., 2020/77 K., 24.12.2020
    İlgili madde: m.122
  3. Ceza Genel Kurulu, 2024/324 E., 2025/203 K., 14.05.2025
    İlgili madde: m.116, m.119
  4. Ceza Genel Kurulu, 2023/373 E., 2024/155 K., 03.04.2024
    İlgili madde: m.119
  5. Ceza Genel Kurulu, 2023/378 E., 2024/64 K., 14.02.2024
    İlgili madde: m.119
  6. Ceza Genel Kurulu, 2016/361 E., 2017/139 K., 14.03.2017
    İlgili madde: m.118
  7. Ceza Genel Kurulu, 2016/1106 E., 2017/54 K., 07.02.2017
    İlgili madde: m.117, m.124
  8. Ceza Genel Kurulu, 2016/1054 E., 2017/56 K., 07.02.2017
    İlgili madde: m.117, m.119, m.124
  9. Ceza Genel Kurulu, 2016/70 E., 2017/37 K., 31.01.2017
    İlgili madde: m.117, m.124
  10. Ceza Genel Kurulu, 2016/1072 E., 2017/38 K., 31.01.2017
    İlgili madde: m.117, m.124
Diğer 30 karar
  1. Ceza Genel Kurulu, 2016/57 E., 2016/374 K., 18.10.2016
    İlgili madde: m.119
  2. Ceza Genel Kurulu, 2007/191 E., 2007/209 K., 16.10.2007
    İlgili madde: m.127
  3. 6. Ceza Dairesi, 2024/991 E., 2025/11616 K., 22.12.2025
    İlgili madde: m.125
  4. 8. Ceza Dairesi, 2024/21208 E., 2025/10683 K., 15.12.2025
    İlgili madde: m.117, m.118
  5. 8. Ceza Dairesi, 2024/16569 E., 2025/9087 K., 20.11.2025
    İlgili madde: m.120
  6. 7. Ceza Dairesi, 2021/21118 E., 2025/6540 K., 30.04.2025
    İlgili madde: m.118
  7. 8. Ceza Dairesi, 2024/12276 E., 2025/1417 K., 20.02.2025
    İlgili madde: m.120, m.121, m.122, m.125, m.126
  8. 10. Ceza Dairesi, 2018/2488 E., 2023/8062 K., 25.09.2023
    İlgili madde: m.117
  9. 6. Ceza Dairesi, 2023/9805 E., 2023/9344 K., 16.03.2023
    İlgili madde: m.125
  10. Danıştay 15. Daire Başkanlığı, 2016/8532 E., 2017/3145 K., 30.05.2017
    İlgili madde: m.127
  11. 8. Ceza Dairesi, 2016/464 E., 2016/3895 K., 24.03.2016
    İlgili madde: m.121, m.122, m.126
  12. 10. Ceza Dairesi, 2014/4757 E., 2016/278 K., 28.01.2016
    İlgili madde: m.121, m.122, m.126
  13. 20. Ceza Dairesi, 2015/2506 E., 2015/4879 K., 30.11.2015
    İlgili madde: m.127
  14. Birinci Bölüm, 2021/13900 E., 24.06.2025
    İlgili madde: m.120
  15. Genel Kurul, 2020/27959 E., 20.03.2025
    İlgili madde: m.116, m.119
  16. İkinci Bölüm, 2020/14678 E., 14.01.2025
    İlgili madde: m.116, m.120, m.121, m.122, m.125, m.126
  17. Genel Kurul, 2022/19376 E., 12.12.2024
    İlgili madde: m.128
  18. Genel Kurul, 2018/27526 E., 14.09.2023
    İlgili madde: m.128
  19. Genel Kurul, 2017/31079 E., 10.06.2021
    İlgili madde: m.128
  20. Genel Kurul, 2018/23077 E., 17.09.2020
    İlgili madde: m.116, m.127
  21. Genel Kurul, 2016/10380 E., 27.03.2019
    İlgili madde: m.116, m.118
  22. Genel Kurul, 2014/4704 E., 01.02.2018
    İlgili madde: m.116
  23. Genel Kurul, 2016/15586 E., 11.01.2018
    İlgili madde: m.127, m.128
  24. Genel Kurul, 2013/2312 E., 04.06.2015
    İlgili madde: m.125
  25. İkinci Bölüm, 2013/7443 E., 20.05.2015
    İlgili madde: m.118, m.120, m.121
  26. Birinci Bölüm, 2013/2392 E., 15.04.2015
    İlgili madde: m.118, m.120, m.121, m.122, m.124, m.125, m.126
  27. Birinci Bölüm, 2013/6183 E., 19.11.2014
    İlgili madde: m.126
  28. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi, 2026/686 E., 2026/735 K., 16.04.2026
    İlgili madde: m.128
  29. Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, 2025/429 E., 2025/680 K., 18.03.2025
    İlgili madde: m.127
  30. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2021/2026 E., 2024/257 K., 15.02.2024
    İlgili madde: m.128

Bağlayıcılık derecesine göre sıralı (Anayasa Mahkemesi, içtihadı birleştirme, genel kurullar, daireler); her grupta yeni karar önce. Tam metin karar deposundan istek üzerine yüklenir. Hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ayrıca denetleyin.

Madde bağlantıları, tarihine kadar Resmî Gazete'de yayımlanan değişiklikleri içeren güncel metne gider.

Bu konudaki maddelerde bilinen en yeni değişiklik: 27.12.2020 (m.123).

Anlatım 21.10.2026 tarihinde derlendi. Bağlayıcı olan madde metnidir.

Bu konuyu panelde çalış

Panelde bu konu 5. Koruma Tedbirleri - 2 bölümünde yer alıyor.

Panelde çalış