Yargılama giderleri ve çeşitli hükümler
Kısaca
CMK m.324, ceza yargılamasında yargılama giderinin neler olduğunu, giderlerin miktarının ve kimlere yükletileceğinin hüküm ve kararda nasıl gösterileceğini, giderlerin Devlet Hazinesi veya taraflar arasında nasıl tahsil edileceğini ve tercüman giderinin özel rejimini düzenler. 5271 sayılı Kanun m.325, mahkûm olan sanığa yargılama giderlerinin yüklenmesinin koşullarını ve sanık lehine sonuçlanan hallerde giderlerin Devlet Hazinesine yüklenmesini düzenler.
Kapsam
Bu konu, Ceza Muhakemesi Kanunu m.324–335 hükümlerini kapsar.
- CMK m.324Yargılama giderleri
- CMK m.325Sanığın yükümlülüğü
- CMK m.326Bağlantılı davalarda giderler
- CMK m.327Beraat veya ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilmesi hâlinde gider
- CMK m.328Karşılıklı hakaret hâllerinde gider
- CMK m.329Suç uydurma ve iftira gibi hâllerde gider
- CMK m.330Kanun yollarına başvuru sonucunda gider
- CMK m.331Adlî tatil
- CMK m.332Bilgi isteme
- CMK m.333Yönetmelik
- CMK m.334Yürürlük
- CMK m.335Yürütme
CMK m.324 — Yargılama giderleri
Madde, ceza yargılamasında yargılama giderinin neler olduğunu, giderlerin miktarının ve kimlere yükletileceğinin hüküm ve kararda nasıl gösterileceğini, giderlerin Devlet Hazinesi veya taraflar arasında nasıl tahsil edileceğini ve tercüman giderinin özel rejimini düzenler. Hükmü, Türkçe bilmeyen ya da engelli şüpheli, sanık, mağdur veya tanık için görevlendirilen tercümanın giderleri bakımından, yargılamanın tüm taraflarına uygulanır. Madde, sanığın hangi hallerde giderlerden sorumlu olacağını düzenlemez; bu konu cezaya veya güvenlik tedbirine mahkûmiyet, hükmün açıklanmasının geri bırakılması ve cezanın ertelenmesi halleri için 325. maddededir. Beraat veya kovuşturmaya yer olmadığı kararlarında giderlerin kime yükleneceği (m.327), karşılıklı hakaret (m.328), iftira ve suç uydurma (m.329) ve kanun yoluna başvuranın giderleri (m.330) ayrı maddelerde düzenlenmiştir. Ayrıca yargılama giderlerinin avukatlık ücreti ve bilirkişi ücretine ilişkin ayrıntılı hesap kuralları ile tarifeler bu maddede yer almaz.
Yargılama giderleri: hangi sonuçları doğurur?
- Yargılama giderleri hükmün bir parçası olduğundan hüküm kesinleşmeden infaz edilemez.
- Yargılama giderlerinin miktarı ile taraflardan birinin diğerine ödemesi gereken paranın miktarı mahkeme başkanı veya hâkim tarafından belirlenir.
- Hüküm ve kararda giderlerin kime yükletileceği gösterilmelidir; aksi halde hüküm hukuka aykırı olur.
- Tercüman giderleri yargılama gideri sayılmadığı için sanığa yüklenemez ve Devlet Hazinesince karşılanır. (10. Ceza Dairesi, 2021/18497 E., 2023/3745 K., 27.04.2023)
- Devlete ait giderin terkin tutarından az olması halinde gider Devlet Hazinesine yüklenmelidir. (5. Ceza Dairesi, 2022/4536 E., 2025/5886 K., 30.04.2025)
Yargılama gideri ile tercüman gideri arasındaki fark nedir?
Harçlar, avukatlık ücreti, Devlet Hazinesinden yapılan harcamalar ve taraflarca yapılan ödemeler yargılama giderini oluşturur.
Türkçe bilmeyen ya da engelli kişi için görevlendirilen tercümanın gideri yargılama gideri sayılmaz.
Tercüman gideri sanığa, mağdura veya tanığa yüklenemez; Devlet Hazinesi tarafından karşılanır. (10. Ceza Dairesi, 2021/18497 E., 2023/3745 K., 27.04.2023)
Devlete ait yargılama gideri ile kişisel haklara ilişkin karar arasındaki fark nedir?
Devlete ait yargılama giderine ilişkin kararlar Harçlar Kanunu hükümlerine göre yerine getirilir.
Kişisel haklara ilişkin kararlar 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu hükümlerine göre yerine getirilir.
Tahsil yolu, hangi tür alacak olduğuna göre değişir.
Devlete ait gider ile hazineye bırakılabilecek küçük tutar arasındaki fark nedir?
Devlete ait yargılama giderinin, 6183 sayılı Kanun m.106'daki terkin edilmesi gereken tutarlardan az olması halidir.
Bu tutardan fazla olan devlete ait gider.
Az olan halde gider Devlet Hazinesine yüklenir; fazla olanda ise kural olarak hükmün tarafına yüklenir. (5. Ceza Dairesi, 2022/4536 E., 2025/5886 K., 30.04.2025)
Yargılama giderleri: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Hükümde yargılama giderinin miktarını ve kime yükletildiğini göstermemek. (8. Daire, 2023/6176 E., 2025/7878 K., 22.10.2025)
- Tercüman giderini yargılama gideri sayıp sanığa yüklemek. (10. Ceza Dairesi, 2021/18497 E., 2023/3745 K., 27.04.2023)
- Devlete ait küçük tutarlı gideri taraflardan tahsil etmek, oysa 324/4 uyarınca Hazineye bırakılmalıdır. (5. Ceza Dairesi, 2022/4536 E., 2025/5886 K., 30.04.2025)
- Yargılama giderini hüküm kesinleşmeden infaz etmeye çalışmak; giderler hükmün parçası olduğundan kesinleşmeden infaz edilemez.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Yargılama giderinin miktarı ve kime yükletileceği hükümde gösterilmediğinde hüküm eksik kabul edilmektedir. (8. Daire, 2023/6176 E., 2025/7878 K., 22.10.2025)
- Devlete ait yargılama giderinin küçük tutarda olması halinde taraflardan tahsil yerine Hazineye bırakılması gerektiği kabul edilmektedir. (5. Ceza Dairesi, 2022/4536 E., 2025/5886 K., 30.04.2025)
- Türkçe bilmeyen sanık için ödenen tercüman ücretinin sanığa yüklenmesi, madde hükmüne aykırı bulunmaktadır. (10. Ceza Dairesi, 2021/18497 E., 2023/3745 K., 27.04.2023)
- Avukatlık asgari ücret tarifesi ile belirlenen vekâlet ücretinin hükümde ayrıntısıyla gösterilmesi gerektiği uygulamada kabul edilmektedir. (8. Daire, 2023/6176 E., 2025/7878 K., 22.10.2025)
- Madde metninde yer alan avukatlık ücretine ilişkin ibarenin Anayasaya aykırılık iddiası Anayasa Mahkemesince reddedilmiştir. (2021/18 E., 2022/97 K., 08.09.2022)
Nasıl ispat edilir?
- Yargılama giderinin miktarını ve kimlere yükletileceğini ileri süren taraf, bunu hükmün gerekçesinde ve dökümünde gösterecek belgelerle ortaya koymalıdır.
- Tercüman ücretinin tercüman giderine ilişkin olduğu, tercümanın görevlendirme kararından ve ödeme belgesinden anlaşılır; bu giderin sanığa yüklenmemesi gerektiğini ileri süren taraf bu niteliği ortaya koymalıdır. (10. Ceza Dairesi, 2021/18497 E., 2023/3745 K., 27.04.2023)
- Devlete ait giderin terkin tutarından az olduğu iddiası, giderin dökümü ve tutarı ile ispatlanır. (5. Ceza Dairesi, 2022/4536 E., 2025/5886 K., 30.04.2025)
- Harç ve avukatlık ücreti gibi kalemlerin tutarı, ilgili tarife ve ödeme belgeleri ile belirlenir.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 5271 m.325: Cezaya, güvenlik tedbirine mahkûmiyet ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması veya cezanın ertelenmesi hallerinde giderlerin sanığa yüklenmesini düzenler; bu maddenin yükleme kuralının dayanağıdır.
- 5271 m.327: Beraat veya kovuşturmaya yer olmadığı kararlarında giderlerin kime yükleneceğini düzenler; bu maddedeki yükleme kuralından ayrıdır.
- 5271 m.253: Kanunun diğer bir maddesinde yargılama giderine yol açan işlemler (uzlaştırma giderleri gibi) düzenlenmiştir; bu madde yalnız giderin genel tanımını verir.
- 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun m.106: Devlete ait yargılama giderinin Hazineye bırakılması için karşılaştırılan terkin tutarını belirler.
- 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu: Kişisel haklara ilişkin yargılama giderine dair kararların icrasında uygulanır.
- 6706 sayılı Cezai Konularda Uluslararası Adli İş Birliği Kanunu m.34: Yabancı ülkeden talep edilen işlem masrafının yargılama gideri sayılacağını belirtir; bu madde ile birlikte okunur.
CMK m.325 — Sanığın yükümlülüğü
5271 sayılı Kanun m.325, mahkûm olan sanığa yargılama giderlerinin yüklenmesinin koşullarını ve sanık lehine sonuçlanan hallerde giderlerin Devlet Hazinesine yüklenmesini düzenler. Düzenlenen konular; mahkûmiyet hâlinde giderlerin sanığa yüklenmesi, hükmün açıklanmasının geri bırakılması ve cezanın ertelenmesi hâllerinde aynı sonuç, sanık lehine ortaya çıkan işlemlerin giderlerinin Hazineye yüklenmesi ve hüküm kesinleşmeden sanığın ölümünün giderlere etkisidir. Kural, yargılamanın tarafı olan sanık bakımından uygulanır. Madde, hangi giderlerin yargılama gideri sayılacağını ve giderlerin miktarının tespitini düzenlemez (m.323, m.324). Beraat, kovuşturmaya yer olmadığı veya davanın düşmesi hâllerinde giderlerin kime yükleneceği ile vekâlet ücretinin hükmü de bu maddenin kapsamı dışındadır; bu konular ilgili hükümlerde ve yargı kararlarında ayrıca ele alınır.
Sanığın yükümlülüğü: hangi kavramlar bilinmeli?
- Yargılama giderleri
- Ceza yargılaması sırasında yapılan araştırma ve işlemler için ortaya çıkan masrafların tümüdür. Hangi kalemlerin bu kapsama girdiği bu maddede değil, ilgili hükümlerde belirlenir.
- Mahkûmiyet
- Sanığın cezaya veya güvenlik tedbirine hükmolunmasıdır. Giderlerin sanığa yüklenmesi için birinci koşul budur; beraat veya davanın düşmesi bu anlamda mahkûmiyet değildir.
- Hükmün açıklanmasının geri bırakılması ve cezanın ertelenmesi
- Mahkûmiyet hükmü kurulmakla birlikte cezanın infazının ertelenmesi veya hükmün açıklanmasının ileri bir tarihe bırakılmasıdır. Fıkra 2 uyarınca bu hâllerde de giderler sanığa yüklenir.
- Hakkaniyete aykırılık
- Giderlerin sanığa yüklenmesinin adil olmayacağı durumdur. Sonucun sanık lehine ortaya çıkmış olması ve bu ölçütün birlikte gerçekleşmesi hâlinde Devlet Hazinesine yüklemeye imkân verir; kısmi veya tam yükleme takdir edilir.
- Devlet Hazinesine yükleme
- Giderlerin sanığa değil kamuya ait Hazineye bırakılmasıdır. Mahkemenin kısmen veya tamamen karar verebildiği bir yetkidir.
Sanığın yükümlülüğü: hangi şartlar aranır?
- Sanığın cezaya veya güvenlik tedbirine mahkûm edilmiş olması gerekir; bu hâlde yargılamanın bütün giderleri sanığa yüklenir (fıkra 1).
- Hükmün açıklanmasının geri bırakılması veya cezanın ertelenmesi kararı verilmiş olmalıdır; bu hâllerde de birinci fıkra kuralı uygulanır (fıkra 2).
- Giderlerin yargılamanın değişik evrelerinde yapılan araştırma veya işlemler nedeniyle doğmuş olması gerekir (fıkra 3).
- Sonucun sanık lehine ortaya çıkmış olması gerekir.
- Giderlerin sanığa yüklenmesinin hakkaniyete aykırı olacağının anlaşılması gerekir; bu takdir mahkemeye aittir.
- Hüküm kesinleşmeden sanığın ölmüş olmaması, ya da ölüm hâlinde mirasçılara yükleme yapılmayacağı kabul edilmiştir (fıkra 4).
Sanığın yükümlülüğü: hangi sonuçları doğurur?
- Mahkûmiyet hâlinde yargılamanın bütün giderleri sanığa yüklenir.
- Hükmün açıklanmasının geri bırakılması veya cezanın ertelenmesi hâllerinde de giderler sanığa yüklenir.
- Yargılamanın değişik evrelerinde yapılan işlemler nedeniyle doğan giderler, sonuç sanık lehine çıkmış ve yüklemek hakkaniyete aykırı olacaksa, mahkemenin kararıyla kısmen veya tamamen Devlet Hazinesine yüklenir.
- Sanık lehine sonuç çıkmamışsa ya da hakkaniyete aykırılık bulunmuyorsa, fıkra 3 uyarınca Hazineye yükleme yapılmaz ve giderler sanığa yüklenir.
- Hüküm kesinleşmeden sanık ölürse giderler mirasçılara yüklenmez.
Mahkûmiyet ile beraat veya düşme arasındaki fark nedir?
Sanığın cezaya veya güvenlik tedbirine mahkûm edildiği hâl. Birinci fıkra gereği bütün yargılama giderleri sanığa yüklenir.
Sanığın mahkûm edilmediği hâl. Fıkra 1 ve 2 uygulanmaz; giderlerin kime yükleneceği bu maddede düzenlenmemiştir.
Giderlerin sanığa yüklenebilmesi için mahkûmiyet şarttır; yalnız bu durumda m.325 kendiliğinden uygulanır.
Mahkûmiyet ile hükmün açıklanmasının geri bırakılması ve cezanın ertelenmesi arasındaki fark nedir?
Sanığın doğrudan cezaya veya güvenlik tedbirine mahkûm edildiği hâl.
Hükmün açıklanmasının geri bırakıldığı veya cezanın ertelendiği hâl; burada mahkûmiyet hükmü söz konusudur ama infaz ertelenmiştir.
Fıkra 2 ile iki hâlde de aynı sonuç doğar: giderler sanığa yüklenir.
Genel kural ile sanık lehine sonuç ve hakkaniyet arasındaki fark nedir?
Mahkûmiyet hâlinde giderlerin tamamının sanığa yüklenmesi kuralı (fıkra 1).
Araştırma veya işlemlerin sanık lehine sonuç vermesi ve yüklemenin hakkaniyete aykırı olması hâli (fıkra 3).
Fıkra 3 hâlinde mahkeme giderleri kısmen veya tamamen Devlet Hazinesine yükleyebilir; bu hâlde sanık sorumlu tutulmaz.
Sanık ölümü ile kesinleşme arasındaki fark nedir?
Hüküm kesinleşmeden sanığın ölmesi hâli.
Hükmün kesinleşmiş olduğu hâl.
Hüküm kesinleşmeden ölen sanığın mirasçıları giderleri ödemekle yükümlü tutulmaz (fıkra 4).
Sanığın yükümlülüğü: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Mahkûmiyet olmayan bir kararda (beraat, düşme) giderleri m.325 uyarınca sanığa yüklemek; bu hâlde birinci fıkra uygulanmaz.
- Hükmün açıklanmasının geri bırakılması ya da cezanın ertelenmesi hâllerinde giderlerin sanığa yüklenmediğini sanmak; fıkra 2 bu hâlleri açıkça kapsar.
- Fıkra 3'ü her sanık lehine sonuçta otomatik uygulamak; hakkaniyete aykırılık koşulu ayrıca aranır ve takdir mahkemeye aittir.
- Fıkra 3'ü mahkûmiyet hâlinde de kendiliğinden uygulamak; bu fıkra mahkûm edilmeyen veya sanık lehine sonuç doğan hâllere ilişkin özel bir hükümdür.
- Sanığın ölümünü, hüküm kesinleşmiş olsa da mirasçılara giderleri yükleme gerekçesi saymak; fıkra 4 yalnız kesinleşmeden önceki ölümü düzenler.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Mahkûmiyet olmadan kamu davasının düşmesine karar verilmesi hâlinde, katılan lehine vekâlet ücretine hükmedilemeyeceği kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2011/415 E., 2012/92 K., 13.03.2012; Ceza Genel Kurulu, 2011/260 E., 2012/62 K., 28.02.2012; Ceza Genel Kurulu, 2011/418 E., 2012/56 K., 21.02.2012; Ceza Genel Kurulu, 2011/259 E., 2012/20 K., 07.02.2012; Ceza Genel Kurulu, 2011/255 E., 2012/16 K., 07.02.2012; Ceza Genel Kurulu, - E., 2012/20 K., 07.02.2012)
- Birinci fıkradaki yükleme yalnız mahkûmiyet hâline bağlandığından, düşme kararında yargılama giderlerinin sanığa yüklenmesinin kanuni dayanağı bulunmadığı kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2011/415 E., 2012/92 K., 13.03.2012; Ceza Genel Kurulu, 2011/260 E., 2012/62 K., 28.02.2012; Ceza Genel Kurulu, 2011/418 E., 2012/56 K., 21.02.2012; Ceza Genel Kurulu, 2011/259 E., 2012/20 K., 07.02.2012; Ceza Genel Kurulu, 2011/255 E., 2012/16 K., 07.02.2012; Ceza Genel Kurulu, - E., 2012/20 K., 07.02.2012)
Nasıl ispat edilir?
- Giderlerin sanığa yüklenebilmesi için mahkûmiyet hükmünün bulunması gerekir; bu unsur mahkeme kararının kendisinden anlaşılır, ayrıca delil gerekmez. (Ceza Genel Kurulu, 2011/415 E., 2012/92 K., 13.03.2012; Ceza Genel Kurulu, 2011/260 E., 2012/62 K., 28.02.2012)
- Sanık lehine sonucun ve hakkaniyete aykırılığın ispat yükü, giderlerin Hazineye yüklenmesini isteyen tarafta ve mahkemenin takdirindedir; dosya kapsamındaki sonuç ve gider belgeleri değerlendirilir.
- Fıkra 3 uyarınca Devlet Hazinesine yükleme talebinin dayanağı, araştırma veya işlemlerin sanık lehine sonuç doğurduğunu gösteren dosya içeriğidir.
- Sanığın ölümü hâlinde, ölüm belgesinin dosyaya girmesi ve hükmün kesinleşmemiş olması, mirasçılara yükleme yapılmamasının dayanağıdır.
- Yargılama giderinin miktarı ve kalemleri, m.323-324 uyarınca dosya içindeki belgelerle ispat edilir; m.325 bu miktarı belirlemez.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 5271 sayılı Kanun m.323: Yargılama giderlerinin kapsamını ve hangi kalemlerin giderden sayılacağını belirlemesi bakımından bu maddenin ön koşuludur; m.325 bu giderlerin kime yükleneceğini düzenler.
- 5271 sayılı Kanun m.324: Giderlerin hangi hâllerde Hazineye ya da başka bir kişiye yükleneceğini düzenleyen komşu hükümdür; m.325 yalnız sanığa yüklemeyi ele alır.
CMK m.326 — Bağlantılı davalarda giderler
Bu madde, birden çok suçtan kovuşturma yapılan sanığın beraat ettiği suçlar bakımından yargılama giderlerinden sorumlu tutulmamasını ve birlikte (iştirak halinde) işlenen suç nedeniyle mahkûm edilen sanıkların yargılama giderlerinden ayrı ayrı sorumlu tutulmasını düzenler. Kime uygulandığı, birden çok suçtan yargılanan sanıklar ile iştirak halinde suç işleyen ve mahkûm olan sanıklardır. Yargılama giderinin tanımı (m.324), beraat veya ceza verilmesine yer olmadığı kararında giderler (m.327), düşme kararında giderler, giderlerin Devlet Hazinesine yüklenmesi (m.325/3) ve tercüman giderleri gibi konuları düzenlemez; bunlar başka maddelerde yer alır. Şeriklerin tutuklanma ve cezanın infazından doğan giderlerinin bu kuraldan ayrı tutulduğu da maddenin son fıkrasından anlaşılmaktadır.
Bağlantılı davalarda giderler: hangi kavramlar bilinmeli?
- Yargılama giderleri
- Avukatlık ücretleri ile soruşturma ve kovuşturma evrelerinde yargılamanın yürütülmesi için Devlet Hazinesince yapılan harcamalar ve tarafların yaptığı ödemelerdir. Tanımı m.324'te yer alır; bu madde giderin kapsamını değil, kimin ne oranda ödeyeceğini düzenler.
- İştirak
- Birden fazla kişinin birlikte aynı suçu işlemesidir. Maddenin ikinci fıkrasındaki ayrı sorumluluk kuralı yalnızca iştirak halinde işlenmiş suçlarda uygulanır; iştirak olmayan sanıklar bakımından ayrı ayrı sorumluluk ilkesi değil, genel kurallar geçerlidir.
- Bağlantılı davalar
- Birden çok sanığın ya da birden çok suçun aynı yargılamada birlikte görülmesidir. Maddenin ikinci fıkrası, mahkûmiyet halinde her sanığın kendi sebep olduğu gideri ödemesini öngörür; ortak giderlerin paylaşımı ise sanık sayısına bölme yoluyla yapılır.
- Beraat edilen suç giderleri
- Sanığın hakkında kovuşturma yapılmış ancak beraat ettiği suçun duruşmasının gerektirdiği giderlerdir. Birden çok suçtan mahkûmiyet alınmış olsa bile bu giderler sanığa yüklenemez.
- Şerik
- İştirak halinde suçu işleyen kişilerden her biridir. Maddenin son cümlesi, şeriklerin tutuklanmasından ve cezalarının infazından doğan giderler bakımından bu kuralın uygulanmayacağını, bireysel sorumluluğun esas olduğunu belirtir.
Bağlantılı davalarda giderler: hangi şartlar aranır?
- Sanık hakkında birden çok suçtan kovuşturma yapılmış olmalıdır.
- Bu suçların bir kısmından mahkûmiyet, bir kısmından beraat kararı verilmiş olmalıdır; beraat edilen suçların duruşma giderleri sanığa yüklenmemelidir.
- Mahkûmiyet, iştirak halinde işlenmiş bir suç nedeniyle olmalıdır; bu durumda her sanık, sebebiyet verdiği yargılama giderinden ayrı ayrı sorumlu tutulmalıdır.
- Ortak giderler sanıklardan eşit olarak ya da müteselsil biçimde değil, her birinin payına düşen oranda alınmalıdır.
- Giderlerin şeriklerin tutuklanmasından ve cezalarının infazından doğan kısmı bu ayrı sorumluluk kuralının dışında, bireysel sorumluluk esasına göre değerlendirilmelidir.
Bağlantılı davalarda giderler: hangi sonuçları doğurur?
- Birden çok suçtan mahkûm edilen ve beraat eden sanık, yalnızca mahkûm olduğu suçların giderlerinden sorumlu tutulur.
- Beraat edilen suçların duruşmasının gerektirdiği giderler sanığa yüklenemez; bu giderler Devlet Hazinesi tarafından karşılanır.
- İştirak halinde suç nedeniyle mahkûm edilen sanıklar, neden oldukları yargılama giderlerinden ayrı ayrı sorumlu olur.
- Sanıklardan giderin eşit olarak ya da müteselsil biçimde tahsiline karar verilmesi, ikinci fıkraya aykırı olur ve hüküm bozma sebebi oluşturur.
- İştirak halinde işlenmiş suç nedeniyle mahkûm olmayan sanık, bu fıkra gereğince gider ödemekle yükümlü tutulmaz.
- Şeriklerin tutuklanmasından ve cezalarının infazından doğan giderler, ikinci fıkradaki ortak paylaşım kuralına tabi tutulmaz; bireysel sorumluluk esas alınır.
Beraat edilen suç ile mahkûmiyet alınan suç arasındaki fark nedir?
Sanığın beraat ettiği suçların duruşma giderleri; bu suçlar için sanık sorumlu tutulmaz.
Sanığın mahkûm olduğu suçların giderleri; bunlar sanığa yüklenir.
Aynı yargılamada iki farklı suç grubu varsa giderler suç bazında ayrıştırılır; beraat edilen suçun giderleri sanığa yüklenemez.
Birden çok suçtan yargılanan tek sanık ile birden çok sanık arasındaki fark nedir?
Tek sanık hakkında birden çok suç için birinci fıkra doğrudan uygulanır.
Birden çok sanık bulunduğunda birinci fıkra ile birlikte bağlantılı davalara ilişkin kurallar da birlikte uygulanır.
Sanık sayısı arttığında her sanığın payı ayrı hesaplanır; iştirak yoksa ikinci fıkra değil genel kurallar devreye girer.
İştirak halinde suç ile iştirak olmayan suç arasındaki fark nedir?
Birlikte suç işlemiş sanıklar hakkında ikinci fıkra uygulanır.
Birlikte suç işlemeyen sanıklar bakımından ikinci fıkra uygulanmaz.
İştirak olmayan sanıklardan giderin eşit olarak ve müştereken müteselsilen alınmasına karar verilmesi yasaya aykırıdır.
Ortak gider ile bireysel gider arasındaki fark nedir?
Birden çok sanığın birlikte sebep olduğu ortak giderler, sanık sayısına bölünerek her sanığın payına düşen oranda alınır.
Yalnızca bir sanığın sebep olduğu bireysel giderler o sanıktan alınır.
Bireysel gider diğer sanıklara paylaştırılmaz; ortak gider ise eşit paylaşılmaz, sebebiyet oranında paylaşılır.
Vekâlet ücreti: aynı katılana karşı işlenen suç ile farklı katılanlara karşı suçlar arasındaki fark nedir?
Aynı katılana karşı iştirak halinde işlenen suçta birden çok sanık hakkında hüküm kurulursa katılana verilecek vekâlet ücreti sanıklardan eşit olarak alınır.
Ayrı avukatlarca temsil edilen, birbirinden farklı katılanlara yönelik ve birbirinden ayrı suçlardan doğan durumlarda her katılan için ayrı vekâlet ücreti verilir.
Vekâlet ücretinin tahsil ölçüsü, katılanların ve suçların birliğine göre değişir.
Şeriklerin ortak giderleri ile şeriklerin tutuklanma ve infaz giderleri arasındaki fark nedir?
Yargılamanın ortak giderleri, şerikler arasında sebebiyet oranında paylaştırılır.
Tutuklanma ve cezanın infazından doğan giderler bireysel sorumluluk esasına göre değerlendirilir.
Bu giderler için ikinci fıkrada yer alan ortak paylaşım mantığı uygulanmaz; her şerik kendi tutuklanma ve infazından doğan giderden sorumlu tutulur.
Bağlantılı davalarda giderler: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Birlikte suç işlemiş sanıklardan yargılama giderini eşit tutarda ya da müteselsilen tahsil etmek; bunun yerine her sanığın sebebiyet verdiği tutarı ayrı ayrı hesaplamak gerekir.
- Beraat edilen suçların giderlerini mahkûm olunan suçların giderleriyle birlikte sanığa yüklemek; beraat edilen suçun giderinin ayrıştırılıp Devlet Hazinesine bırakılması gerekir.
- Birlikte suç işlemeyen sanıklar hakkında ikinci fıkrayı kıyasla uygulamak; ikinci fıkra yalnızca iştirak halinde suç işleyenler için geçerlidir.
- Ortak giderleri sanık sayısına bölmeden hepsini tek sanıktan almak; ortak giderlerin payları oranında paylaştırılması gerekir.
- Şeriklerin tutuklanma ve infaz giderlerini ortak gider gibi paylaştırmak; bu giderler bireysel sorumluluk esasına göre değerlendirilir.
- Aynı katılana karşı işlenen suçta vekâlet ücretini sanıklardan eşit olarak almak yerine tek sanıktan tahsil etmek; ücretin eşit tahsili gerekir.
- Farklı katılanlara karşı işlenen farklı suçlarda tek bir vekâlet ücretine hükmetmek; her katılan için ayrı vekâlet ücreti verilir.
- Madde kapsamının dışındaki durumlarda (beraat, düşme, ceza verilmesine yer olmadığı) m.325 ve m.327'yi uygulamamak; bu hallerde ayrı kurallar geçerlidir.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Birlikte suç işlemiş sanıklar hakkında yargılama giderinin sanıklardan eşit olarak alınmasına karar verilmesi, ikinci fıkraya aykırı bulunarak bozma sebebi sayılmaktadır. (Ceza Genel Kurulu, 2007/15 E., 2007/22 K., 06.02.2002; 6. Ceza Dairesi, 2025/6587 E., 2025/10627 K., 03.12.2025)
- Yargılama giderinin sebebiyet oranında, her sanık için ayrı ayrı tutulması gerektiği kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2007/15 E., 2007/22 K., 06.02.2002)
- Birlikte suç işlemeyen sanıklardan giderin müştereken ve müteselsilen alınmasına karar verilmesinin yasaya aykırı olduğu kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2012/1489 E., 2013/363 K., 17.09.2013)
- Aynı katılana karşı iştirak halinde işlenen suç nedeniyle birden çok sanık hakkında vekâlet ücretine hükmedildiğinde, bu ücretin sanıklardan eşit olarak tahsil edilmesi uygulanmaktadır. (6. Ceza Dairesi, 2025/4280 E., 2025/9497 K., 06.11.2025)
- Farklı katılanlara karşı işlenen farklı suçlarda her katılan için ayrı vekâlet ücretine hükmedildiği uygulanmaktadır. (2. Ceza Dairesi, 2022/8564 E., 2023/585 K., 15.02.2023)
- Hükmün kazanılmış haklar korunarak infaz edilmesi uygulamasında madde metnine dayanılarak karar verilmesi, yazılış biçiminin ve hukuki dayanağının açıkça gösterilmesi gerektiği kabul edilmektedir. (6. Ceza Dairesi, 2025/2933 E., 2025/8598 K., 15.10.2025)
Nasıl ispat edilir?
- Ayrı ayrı sorumluluk talebini ileri süren taraf, hangi sanığın hangi gideri sebebiyet verdiğini gösteren belgelerle ispatlar; genellikle keşif, tebligat ve bilirkişi masraflarının dosya içeriğiyle eşleştirilmesi gerekir.
- Beraat edilen suçun duruşma giderinin sanığa yüklenmediğini iddia eden sanık, bu suçların ayrıştırılabildiğini ve giderin hangi suçtan doğduğunu dosya kayıtlarıyla göstermek zorundadır.
- Sanıkların ortak giderden eşit değil payları oranında sorumlu tutulmaları gerektiği, mahkemenin gider dökümü ve sebebiyet oranını gösteren kayıtlara dayanmasıyla ispatlanır.
- Birlikte suç işlemediğini ileri süren sanık, iştirak ilişkisinin bulunmadığını gösteren dosya kayıtlarıyla karşı çıkar; ortak suç işlediğini ileri süren taraf ise bunu hüküm kayıtlarıyla ispatlar.
- Şeriklerin tutuklanma ve infaz giderlerinin bireysel olduğu savunması, ilgili işlemlerin hangi sanık için yapıldığını gösteren tutuklama ve infaz kayıtlarıyla ispatlanır.
- Hükmün kesinleşmesi, mahkûmiyet ve beraat kararlarının ayrıntısı ile giderlerin dökümü gerekçeli kararda ve hüküm fıkrasında açıkça gösterilmelidir.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 5271 sayılı Kanun m.324: Yargılama giderinin tanımını ve kapsamını verir; bu madde giderin neyi kapsadığını tanımladıktan sonra kimin ödeyeceğini düzenler.
- 5271 sayılı Kanun m.325: Mahkûmiyet halinde giderlerin sanığa yükletilmesini, hükmün açıklanmasının geri bırakılması ve cezanın ertelenmesi hallerini ve Devlet Hazinesine yüklenme ihtimalini düzenler; m.326 bu sorumluluk kuralının çoklu suç ve iştirak hallerindeki uygulamasını tamamlar.
- 5271 sayılı Kanun m.327: Beraat veya ceza verilmesine yer olmadığı kararında giderlerin sanığa yüklenmemesini düzenler; m.326/1 ile birlikte uygulanarak beraat edilen suç giderlerinin dışarıda tutulmasını sağlar.
CMK m.327 — Beraat veya ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilmesi hâlinde gider
Madde, hakkında beraat veya ceza verilmesine yer olmadığına karar verilen kişinin yargılama giderlerinden hangilerinden sorumlu olacağını ve bu kişinin önceden ödediği giderlerin akıbetini düzenler. Kişinin yalnızca kendi kusurundan doğan giderlerle sınırlı sorumlu tutulmasını ve kusursuz yaptığı zorunlu ödemelerin Devlet Hazinesince üstlenilmesini kapsar. Madde, hükmün sanığa yargılama giderinin yüklenmesini kural olarak mahkûmiyete bağlayan genel ilkeyi (m.325) ve karşılıklı hakaret hâline özgü ayrık düzenlemeyi (m.328) tamamlayıcı niteliktedir. Düşme kararı verilmesi hâlinde giderlerin kime yükleneceğini doğrudan düzenlemez (m.322 ve m.325 bağlamında değerlendirilir). Vekâlet ücretinin hesaplanmasını ve Hazine aleyhine hükmedilmesini düzenlemez (Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi ve m.328). Yargılama giderlerinin tanımını ve kalemlerini düzenlemez (m.323 ve m.324). Kusurun ispatına ilişkin usul kuralları da bu maddenin değil genel yargılama hükümlerinin konusudur."
Beraat veya ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilmesi hâlinde gider: hangi kavramlar bilinmeli?
- Beraat veya ceza verilmesine yer olmadığı kararı
- Sanığın fiilinden dolayı mahkûmiyet kurulmadığı hükümlerdir. Bu kararlar suç ve suçluluğu ortadan kaldırmaz; ceza verilmesine yer olmadığı kararı, kusurun bulunmadığı halde kullanılan bir karar türü olarak, sanığın kusurlu olduğu hâllerde de verilebilir.
- Kendi kusurundan ileri gelen giderler
- Sanığın davanın açılmasına, uzamasına veya gereksiz yere yapılmasına neden olan davranışlarından doğan yargılama giderleridir. Bu giderin varlığı, sanığın kusuru ile giderin arasındaki nedensellik bağına bağlıdır.
- Önceden ödenen giderler
- Sanığın yargılama sırasında, sonradan sorumluluğu doğmayan biçimde kendiliğinden ödemek zorunda kaldığı giderlerdir. Bu giderler kusurdan bağımsız olduğu için Hazinece üstlenilir.
- Devlet Hazinesince üstlenilme
- Sanığın önceden ödediği giderlerin Hazine tarafından karşılanmasıdır. Sanığın bu giderleri geri alması, Hazinenin yükümlülüğü hâline gelir ve sanık aleyhine tahsil edilmez.
Beraat veya ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilmesi hâlinde gider: hangi şartlar aranır?
- Hakkında beraat veya ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmiş olması gerekir; bu hâlde 325. madde gereği mahkûmiyete bağlı genel sorumluluk doğmaz.
- Gider, sanığın kendi kusurundan doğmuş olmalıdır; kusurla giderin arasında nedensel bağ kurulabilmelidir.
- Yalnızca kusurdan kaynaklanan giderler sanığa yüklenebilir; kusurla ilgisi bulunmayan giderler sanığın sorumluluğu dışında kalır.
- Sanığın önceden ödediği giderler varsa, bunların kusurdan doğmadığı ve zorunlu olarak ödendiği anlaşılmalıdır ki Hazinece üstlenilsin.
Beraat veya ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilmesi hâlinde gider: hangi sonuçları doğurur?
- Beraat veya ceza verilmesine yer olmadığı kararında sanık, yalnızca kendi kusurundan doğan yargılama giderlerini öder.
- Sanığın kusuru bulunmayan giderler sanığa yüklenemez ve mahkemenin bu giderleri sanık aleyhine hükmetmesi hukuka aykırı olur.
- Sanığın önceden ödediği, kusurundan doğmayan giderler Devlet Hazinesince üstlenilir; sanık bu giderleri kendisinden tahsil edilmeden geri alır.
- Kusurdan doğan giderlerin varlığı hâlinde sanık bunları ödemeye mahkûm edilir; kusur bulunmayan giderlerden sorumlu tutulamaz.
- Karşılıklı hakaret hâlinde (m.328) ceza verilmesine yer olmadığı kararı, giderlerden sorumluluğu ortadan kaldırmaz; bu hâl m.327'nin genel rejiminden ayrılır.
- Düşme kararında m.327'nin doğrudan uygulanmadığı kabul edilir; sanığa gider yüklenip yüklenemeyeceği ayrıca değerlendirilmelidir.
Mahkûmiyet ile beraat veya ceza verilmesine yer olmadığı arasındaki fark nedir?
Mahkûmiyet hâlinde sanık, kural olarak tüm yargılama giderlerini öder (m.325/1).
Beraat veya ceza verilmesine yer olmadığı hâlinde sanık yalnızca kendi kusurundan doğan giderlerden sorumludur (m.327/1).
Sorumluluk kapsamı daralır; kusursuz giderler Hazineye kalır.
Kusurdan doğan gider ile kusursuz önceden ödenen gider arasındaki fark nedir?
Kusurdan doğan gider sanığa yüklenir.
Kusursuz önceden ödenen gider Hazinece üstlenilir.
Aynı davada iki gider türü farklı kişiye yüklenir: biri sanığa, diğeri Hazineye.
Genel hüküm ile karşılıklı hakaret hâli (m.328) arasındaki fark nedir?
Genel hükümde sanığın kusuru olmayan giderden sorumluluğu yoktur.
Karşılıklı hakaret hâlinde ceza verilmesine yer olmadığı kararı, taraflardan birinin veya her ikisinin giderleri karşılamasına engel değildir.
Karşılıklı hakaret hâlinde, kusur bulunsa da yargılama giderlerinden sorumluluk devam edebilir; bu nedenle m.327 tek başına uygulanmaz.
Düşme kararı ile beraat veya ceza verilmesine yer olmadığı kararı arasındaki fark nedir?
Madde, beraat ve ceza verilmesine yer olmadığı kararlarını açıkça sayar.
Düşme kararına ilişkin açık bir düzenleme bu maddede yoktur.
Düşme hâlinde m.327'nin kıyasen uygulanıp uygulanmayacağı tartışmalıdır; uygulamada sanığın kusurundan doğan giderlerle sınırlı bir sorumluluk kabul edilmektedir.
Beraat veya ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilmesi hâlinde gider: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Beraat veya ceza verilmesine yer olmadığı kararında katılan lehine vekâlet ücretini kusur ölçütü aranmadan sanığa yüklemek; vekâlet ücretinin kusurdan doğan gider olup olmadığını değerlendirmemek.
- Düşme kararında m.327'yi doğrudan uygulanır saymak ya da tamamen dışlamak; kıyasın koşullarını ve tartışmayı gözden kaçırmak.
- Karşılıklı hakaret hâlinde ceza verilmesine yer olmadığı kararını m.327 kapsamında değerlendirip sanığın tüm giderlerden kurtulduğunu varsaymak; m.328'deki ayrık düzenlemeyi atlamak.
- Kusursuz giderlerin Hazineden geri alınabilmesi için belgeleme koşulunu aramamak ya da bu giderleri sanığa yüklemek.
- Birden fazla sanık bulunan davada m.326'ya göre paylaştırma yapmadan eşit tahsil kararı vermek; kusur oranını dikkate almamak.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilen sanığa, katılan lehine hükmolunacak vekâlet ücretinin sanığın kusurundan doğan gider sayılamayacağı ve bu nedenle sanığa yüklenemeyeceği kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2011/418 E., 2012/56 K., 21.02.2012; Ceza Genel Kurulu, 2011/259 E., 2012/20 K., 07.02.2012; Ceza Genel Kurulu, - E., 2012/20 K., 07.02.2012; Ceza Genel Kurulu, 2011/261 E., 2012/9 K., 31.01.2012; Ceza Genel Kurulu, 2011/258 E., 2012/8 K., 31.01.2012)
- Düşme kararı verilmesi hâlinde m.327'nin kıyas yoluyla uygulanıp uygulanmayacağı tartışılmış; uygulansa bile katılan lehine vekâlet ücretinin sanığın kusurundan kaynaklanmadığı sonucuna varılmıştır. (Ceza Genel Kurulu, 2011/418 E., 2012/56 K., 21.02.2012; Ceza Genel Kurulu, 2011/261 E., 2012/9 K., 31.01.2012; Ceza Genel Kurulu, 2011/258 E., 2012/8 K., 31.01.2012)
- Karşılıklı hakaret nedeniyle ceza verilmesine yer olmadığı kararında, sanığın yargılama giderlerinden ve vekâlet ücretinden sorumluluğunun devam ettiği ve katılan lehine vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiği kabul edilmektedir. (3. Ceza Dairesi, 2025/2973 E., 2025/19119 K., 25.06.2025)
- Madde başlığında beraat ve ceza verilmesine yer olmadığı kararlarının istisnai ve sınırlı olarak sayıldığı; bu nedenle düşme kararına genişletilmesinin tartışmalı olduğu kabul edilmektedir. (3. Ceza Dairesi, 2025/2973 E., 2025/19119 K., 25.06.2025)
Nasıl ispat edilir?
- Sanığın yalnızca kendi kusurundan doğan giderlerden sorumlu tutulabilmesi için, giderin sanığın kusuruyla nedensel bağlantısı mahkemece gerekçeli kararda gösterilmelidir; ispat yükü giderin kusurdan doğduğunu ileri süren tarafta, çoğunlukla Cumhuriyet savcısı veya katılanda bulunur. (Ceza Genel Kurulu, 2011/418 E., 2012/56 K., 21.02.2012)
- Sanığın önceden ödediği giderin Hazineden istenebilmesi için ödemenin belgelenmesi gerekir; belgeleme olmadan bu giderlerin üstlenilmesi mümkün olmaz.
- Sanığın kusursuz olduğu savunmasını yapması hâlinde, kusurun bulunmadığını gösteren dosya kapsamı delilleri değerlendirilir; kusurun varlığını ileri süren taraf bunu dosya içeriğiyle ispatlamalıdır. (Ceza Genel Kurulu, 2011/418 E., 2012/56 K., 21.02.2012)
- Karşılıklı hakaret hâlinde sanığın kusurunun derecesi ve giderlerle ilişkisi gerekçeli kararda ayrıca gösterilmelidir. (3. Ceza Dairesi, 2025/2973 E., 2025/19119 K., 25.06.2025)
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 5271 m.325: Mahkûmiyet hâlinde sanığın tüm yargılama giderlerini ödemesini düzenler; m.327 bu genel kuralın beraat ve ceza verilmesine yer olmadığı kararı hâlindeki karşılığıdır.
- 5271 m.328: Karşılıklı hakaret hâlinde ceza verilmesine yer olmadığı kararının giderlerden sorumluluğu engellemediğini belirtir; m.327'nin genel rejiminden ayrık düzenlemedir.
- 5271 m.326: Birlikte suç işleyen sanıkların giderlerden kendi paylarıyla sorumlu tutulmasını düzenler; m.327'deki kusur ölçütünün birden fazla sanık hâlinde uygulanmasında tamamlayıcıdır.
- 5271 m.223: Beraat ve ceza verilmesine yer olmadığı kararlarının hangi hâllerde verileceğini düzenler; m.327'nin uygulanma koşulu olan kararın türünü belirler.
CMK m.328 — Karşılıklı hakaret hâllerinde gider
CMK m.328, karşılıklı hakaret hâllerinde taraflardan biri veya her ikisi hakkında ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesinin, yargılama giderlerini karşılamaya mahkûm edilmeye engel olmadığını düzenler. Hüküm, TCK m.129/3 kapsamındaki karşılıklı hakaret nedeniyle cezasızlık ya da cezada indirim kararı verilen sanıklar ve bu kararlarda yargılama giderinden sorumlu tutulacak taraflar bakımından uygulanır. Maddede giderlerin kapsamı, vekâlet ücretinin hükmedilme koşulları, karşılıklı hakaretin unsurları ve TCK'daki cezasızlık hükmünün kendisi yer almaz; bunlar TCK m.129/3'te düzenlenir. Beraat ve ceza verilmesine yer olmadığı kararlarında giderlerden sorumluluğun genel ölçütü CMK m.327'de, yargılama giderlerinin tanımı ise CMK m.323 ve devamında yer alır.
Karşılıklı hakaret hâllerinde gider: hangi kavramlar bilinmeli?
- Karşılıklı hakaret
- Taraflardan birinin hakaret etmesine karşılık diğerinin de hakaret ile yanıt vermesi durumudur. Hakaret suçu niteliğinde olan fiillerin karşılıklı işlenmiş olması gerekir.
- Ceza verilmesine yer olmadığı kararı
- Sanığın suçlu bulunmadığını değil, cezalandırılmasını gerektiren koşulların oluşmadığını gösteren karardır. Bu nedenle giderlerden sorumluluğu ortadan kaldırmaz.
- Yargılama giderleri
- Yargılama sırasında yapılan ve yargılamanın sonucunda ilgilisine yükletilebilen masraflardır. Vekâlet ücreti de bu giderlerin içinde sayılır.
Karşılıklı hakaret hâllerinde gider: hangi şartlar aranır?
- Karşılıklı hakaret hâlinde ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmiş olması gerekir; bu karar TCK m.129/3 uyarınca verilen bir kararda da uygulanır.
- Taraflardan biri veya her ikisi hakkında giderlerden sorumluluğa karar verilebilmesi için, bu kararın karşılıklı hakaretin varlığı tespit edilerek verilmiş olması gerekir.
- Giderleri karşılamaya mahkûm edilme, cezasızlık kararının verilmesiyle kendiliğinden ortadan kalkmaz; ayrı bir karar ile hükmedilmesi gerekir.
Karşılıklı hakaret hâllerinde gider: hangi sonuçları doğurur?
- Karşılıklı hakaret hâlinde ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesi, yargılama giderlerinden sorumluluğu ortadan kaldırmaz.
- Taraflardan biri veya her ikisi, giderleri karşılamaya mahkûm edilebilir.
- Vekâlet ücreti de yargılama giderinin parçası olduğundan, bu kapsamda hükmedilebilir.
- Maddenin hükmü emredici değildir; giderlere hükmedilip hükmedilmeyeceği mahkemenin değerlendirmesine bağlıdır.
- Karşılıklı hakaret koşulları oluşmadığında, bu madde değil CMK m.327 uygulanır.
Ceza verilmesine yer olmadığı kararı ile beraat kararı arasındaki fark nedir?
Karşılıklı hakaret hâlinde ceza verilmesine yer olmadığı kararında sanık, suç ve suçluluğu ortadan kalkmış bir kişi değildir.
Beraat kararında fiilin suç oluşturmadığı ya da sanığın suçlu olmadığı tespit edilir.
Beraat hâlinde CMK m.327/2 uyarınca sanık lehine vekâlet ücretine hükmedilebilir; karşılıklı hakaret hâlinde ise bu madde uyarınca taraflar giderlerden sorumlu tutulabilir.
Karşılıklı hakaret indirimi ile cezadan vazgeçme arasındaki fark nedir?
TCK m.129/3 uyarınca hâkim taraflardan birinin ya da her ikisinin cezasını indirebilir.
Aynı hüküm uyarınca hâkim cezayı tamamen vazgeçebilir.
Her iki hâlde de CMK m.328 uygulanır; cezasızlık kararı verilse bile giderlerden sorumluluk engellenmez.
Karşılıklı hakaret hâllerinde gider: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Ceza verilmesine yer olmadığı kararını beraat kararıyla karıştırıp, sanık lehine vekâlet ücretine hükmetmemek; oysa bu karar giderlerden sorumluluğu ortadan kaldırmaz.
- Karşılıklı hakaret koşullarını aramadan m.328'i uygulamak; hakaretin karşılıklı olduğu ve ilk hakaretin haksız olduğu tespit edilmeden giderlere hükmedilemez.
- Cezasızlık kararı verilince giderlere hükmetmenin kendiliğinden gerekli olduğunu varsaymak; mahkeme bunu takdir eder.
- Sanığın yalnızca kendi kusurundan doğan giderlerle sınırlı tutulması gereken hâlde, m.327'yi göz ardı edip tüm giderleri yüklemek.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- TCK m.129/3 uyarınca ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesinin suç ve suçluluğu ortadan kaldırmadığı, bu nedenle CMK m.328 uyarınca kendisini vekille temsil ettiren katılan lehine vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiği kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2011/415 E., 2012/92 K., 13.03.2012; Ceza Genel Kurulu, 2011/260 E., 2012/62 K., 28.02.2012)
- Karşılıklı hakaret nedeniyle ceza verilmesine yer olmadığı kararında sanığın yargılama giderlerinden ve vekâlet ücretinden sorumluluğunun devam ettiği, katılan lehine vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiği kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2011/418 E., 2012/56 K., 21.02.2012)
- Hüküm ile vekâlet ücretinin ayrı bir ek karar yoluyla hükmedilebileceği; hükümden sonra dosyadan el çekilmiş olsa dahi beraat eden sanık lehine vekâlet ücretine hükmedilemeyeceği yönündeki düzenlemelerin ayrım yaptığı görülmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2011/259 E., 2012/20 K., 07.02.2012)
- Giderlerden sorumluluğun, CMK m.327/1 uyarınca yalnızca kendi kusurundan doğan giderlerle sınırlı tutulduğu; kusuru olmayan tarafa gider yüklenemeyeceği kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2011/255 E., 2012/16 K., 07.02.2012)
Nasıl ispat edilir?
- Vekâlet ücretini talep eden katılan veya tarafın, karşılıklı hakaret koşullarının oluştuğunu ve kendisini vekille temsil ettirdiğini belgelemesi gerekir.
- Karşılıklı hakaretin varlığı, dosyadaki sözlü ya da yazılı beyanlar, dilekçeler ve tanık anlatımları ile ispatlanır; ilk hakaretin haksız olduğunu ve karşılığın ilk fırsatta verildiğini iddia eden taraf bunu ispatlamakla yükümlüdür.
- Sanık, kendi kusurundan doğmayan bir giderden sorumlu tutulmaması gerektiğini savunursa, bu savunmanın dayanağını kendisi göstermelidir.
- Vekâlet sözleşmesi veya vekâletname ile temsil ilişkisi belgelenmelidir.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 5271 sayılı Kanun m.327: Beraat veya ceza verilmesine yer olmadığı kararlarında sanığın yalnız kendi kusurundan doğan giderlerden sorumlu olacağı genel kuralını koyar; m.328 bu genel kuraldan ayrılan özel bir hâli düzenler.
- 5271 sayılı Kanun m.323: Yargılama giderlerinin tanımını ve kapsamını belirler; m.328'deki giderlerin neyi kapsadığını bu tanım belirler.
- 5237 sayılı Kanun m.129: Karşılıklı hakaretin cezasızlık ve indirim koşullarını düzenler; m.328 bu hükümde ceza verilmesine yer olmadığı kararı verildiğinde uygulanır.
CMK m.329 — Suç uydurma ve iftira gibi hâllerde gider
CMK m.329, suç uydurma veya iftira nedeniyle bir soruşturma ya da kovuşturma başlatılmış ve bu nedenle yargılama giderleri yapılmış olması halinde, suç uydurduğu ya da iftirada bulunduğu sabit olan kişinin bu giderleri ödemesini düzenler. Hüküm, suç uydurma (TCK m.271) ve iftira (TCK m.267) fiillerini işleyen kişiler bakımından uygulanır. Maddenin konusu, giderlerin kimden ve hangi koşulda isteneceğidir. Maddenin düzenlemediği konular şunlardır: yargılama giderlerinin genel tanımı ve türleri (m.324 ile m.327 arası), kanun yollarına başvuranın giderleri (m.330), karşılıklı hakaret halinde giderlerin durumu (m.328) ve beraat eden sanığın giderlerden sorumluluğu (m.327). Bu konular ayrı maddelerde düzenlenmiştir.
Suç uydurma ve iftira gibi hâllerde gider: hangi kavramlar bilinmeli?
- Suç uydurma
- Işlenmemiş bir suçun varlığını, yetkili makamlara ihbar yoluyla gerçekte olmayan bir suç soruşturması başlatacak biçimde ileri sürmek fiilidir. Kabahat veya disiplin eyleminin ihbarı bu suçu oluşturmaz.
- İftira
- Bir kişi hakkında gerçekte olmayan bir suçu işlediğini yetkili makamlara bildirerek kişinin hukuki takibat altına alınmasına neden olma fiilidir. Suç uydurma ile birlikte, sonucunda soruşturma ya da kovuşturma başlatılmış olmasını gerektirir.
- Yargılama giderleri
- Soruşturma ve kovuşturma sırasında devlet tarafından yapılan ve kişiye yüklenebilen masrafların tümüdür. Madde bu giderlerin, suç uydurma ya da iftiradan doğan kısmının ödenmesini konu alır.
- Sabit olma
- Suç uydurma ya da iftiranın mahkemece kesin olarak tespit edilmesi anlamına gelir. Maddenin uygulanabilmesi için kişinin bu suçlardan mahkum edilmiş olması gerektiği malzemede belirtilmektedir.
Suç uydurma ve iftira gibi hâllerde gider: hangi şartlar aranır?
- Suç uydurma ya da iftira fiilinin işlendiğinin sabit olması gerekir.
- Bu fiil nedeniyle bir soruşturma veya kovuşturma başlatılmış olmalıdır.
- Bu soruşturma veya kovuşturma nedeniyle yargılama giderleri yapılmış olmalıdır.
- Giderlerin, fiilin işlendiği sabit olan kişiye yüklenebilmesi için bu giderlerin suç uydurma ya da iftira ile nedensellik bağı içinde olduğu ortaya konulmalıdır.
- Hakkında suç uydurma ya da iftira soruşturması veya kovuşturması yapılan kişinin beraat etmesi halinde madde uygulanamaz.
Suç uydurma ve iftira gibi hâllerde gider: hangi sonuçları doğurur?
- Suç uydurma ya da iftirada bulunduğu sabit olan kişi, bu nedenle yapılmış giderleri ödemeye mahkûm edilir.
- Giderler hem soruşturma hem de kovuşturma evresindeki masrafları kapsar.
- Suç uydurma veya iftira sabit olmazsa, bu madde uyarınca gider yükletilemez.
- Kişi beraat ederse, bu madde kapsamında giderlerin yüklenmesi mümkün değildir.
- Maddenin uygulanabilmesi için kişinin suç uydurma ya da iftiradan mahkum edilmesi, dosyanın getirtilmesi ve gider bilgisinin alınması gerekir.
Suç uydurma ile iftira ile kişinin beraati arasındaki fark nedir?
Suç uydurma ya da iftiranın sabit olduğu, bu nedenle soruşturma veya kovuşturma yapıldığı durum.
İhbar veya isnadın tahkikatta tahakkuk etmediği ve ihbar edilen kişinin beraat ettiği durum.
İlk halde giderler ihbar edene yüklenir, ikinci halde madde uygulanamaz.
Soruşturma giderleri ile kovuşturma giderleri arasındaki fark nedir?
Kolluk veya Cumhuriyet savcısı tarafından yürütülen soruşturmada yapılan giderler.
Kovuşturma evresinde yapılan giderler.
Kolluk ya da savcı tarafından yapılan soruşturma arasında fark yoktur; her iki evredeki giderler yükletilebilir.
Suç uydurma ve iftira gibi hâllerde gider: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Suç uydurma ya da iftiranın sabit olmadığı, yalnızca soruşturma açıldığı bir durumda giderlerin yüklenebileceğini düşünmek.
- Kişinin beraat etmesine rağmen m.329 uyarınca giderlere mahkum edilebileceğini varsaymak.
- Kabahat veya disiplin eyleminin ihbarını suç uydurma sayarak bu maddeyi uygulamak.
- Kolluk tarafından yapılan soruşturma giderlerini, savcı tarafından yapılan soruşturmadan ayrı değerlendirmek.
- Dosyanın getirtilmeden ve gider bilgisi alınmadan karar vermek.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Yargılama giderleri 5271 sayılı CMK'nın 324 ila 330. maddeleri arasında düzenlenmiştir ve m.329 bu bütünün parçasıdır. (Ceza Genel Kurulu, 2011/415 E., 2012/92 K., 13.03.2012; Ceza Genel Kurulu, 2011/260 E., 2012/62 K., 28.02.2012; Ceza Genel Kurulu, 2011/418 E., 2012/56 K., 21.02.2012; Ceza Genel Kurulu, 2011/259 E., 2012/20 K., 07.02.2012; Ceza Genel Kurulu, 2011/255 E., 2012/16 K., 07.02.2012; Ceza Genel Kurulu, - E., 2012/20 K., 07.02.2012)
- Tahkikat sonunda ihbarın tahakkuk etmediği ve muhbir hakkında açılan iftira davasında beraat kararı verildiği durumda m.329 uygulanamaz. Bu yönde Yargıtay kararı mevcuttur.
Nasıl ispat edilir?
- Giderleri isteyen taraf, suç uydurma ya da iftiranın sabit olduğunu ve bu nedenle soruşturma ya da kovuşturma yapıldığını ispatlamalıdır.
- Suç uydurma ya da iftiranın sabit olması, kişinin mahkumiyet kararı ile ispatlanır.
- Gider miktarı ve yapılan giderler, soruşturma ve kovuşturma dosyasının getirtilmesiyle belirlenir.
- Karşı taraf, fiilin sabit olmadığını veya beraat kararı bulunduğunu ileri sürerek savunma yapabilir; bu savunmanın ispatı ona aittir.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 5271 m.324: Yargılama giderlerinin genel düzenlemesini içerir; m.329'daki giderlerin kapsamını bu maddeler belirler.
- 5271 m.330: Kanun yollarına başvuranın giderlerini düzenler; m.329'un kapsamına girmez.
- 5271 m.328: Karşılıklı hakaret halinde giderlerin durumunu düzenler; m.329 ile ayrı bir hal oluşturur.
- 5237 m.271: Suç uydurma fiilini tanımlar; m.329 bu fiilin sabit olmasını uygulama koşulu olarak alır.
- 5237 m.267: İftira fiilini tanımlar; m.329 bu fiilin sabit olmasını uygulama koşulu olarak alır.
CMK m.330 — Kanun yollarına başvuru sonucunda gider
CMK m.330, kanun yollarına başvuran tarafın yargılama giderlerini kimin ödeyeceğini ve giderlerin nasıl bölüştürüleceğini düzenler. Kanun yolu başvurusunun geri alınması ya da reddi halinde giderlerin başvuran tarafa yüklenmesini, kanun yolu başvurusunun kısmen kabulünde mahkemenin giderleri bölüştürmesini, yargılamanın yenilenmesi isteminden doğan giderleri ve eski hâle getirme isteminden doğan giderleri kapsar. Hüküm, kanun yoluna başvuran taraf ve yargılamanın yenilenmesi ile eski hâle getirme talebinde bulunan kişi bakımından uygulanır. Madde, yargılama giderinin tanımını, hangi giderlerin oluştuğunu ve giderlerin tahsil usulünü düzenlemez (CMK m.324 ve devamı). Yargılama giderlerinden sanığın sorumluluğunun hükümle belirlenmesi ve hükmün kesinleşmesi aşaması bu maddenin konusu değildir (CMK m.324). Suç uydurma veya iftira halinde giderlerin muhbire yüklenmesi ayrı bir düzenlemedir (CMK m.268 ve TCK m.231, m.267 bağlamında). Maddede yer almayan sürelerin hesabı ile kanun yolu süreleri de bu maddenin kapsamında değildir.
Kanun yollarına başvuru sonucunda gider: hangi kavramlar bilinmeli?
- Kanun yoluna başvuran taraf
- Hükme karşı kanun yolu başvurusunda bulunan katılan, sanık, sanık müdafii, Cumhuriyet savcısı ya da yasal temsilci ve eş gibi kişilerdir. Giderlerin kime yükleneceği, başvuranın sıfatına ve başvurusunun sonucuna göre belirlenir.
- Eski hâle getirme isteminden doğan giderler
- Kanun yolu sürelerinin kaçırılması nedeniyle yapılan eski hâle getirme talebinin giderleridir. Bu giderler kural olarak talepte bulunana yüklenir; karşı tarafın esassız karşı koyması varsa karşı koyana yüklenir.
- Yargılamanın yenilenmesi isteminden doğan giderler
- Kesinleşmiş bir hükme karşı yapılan yenileme talebinin yol açtığı giderlerdir. Sonucun lehe ya da aleyhe olmasına göre farklı kişilere yüklenir.
- Lehe bozma
- Kanun yoluna başvuru üzerine hükmün sanık yararına bozulmasıdır. Bozmadan sonraki yargılama giderlerinin sanığa yüklenemeyeceği sonucunu doğurur; bu sonuç karar alıntılarında da işlenmiştir.
- Bölüştürme
- Başvurunun yalnız bir bölümünün kabul edilmesi halinde mahkemenin, kabul ve red edilen bölümlerin önemini gözeterek giderleri taraflar arasında paylaştırmasıdır. Mahkeme dilerse bir tarafı giderlerden tamamen muaf da tutabilir.
Kanun yollarına başvuru sonucunda gider: hangi şartlar aranır?
- Yargılama giderinin kanun yoluna başvuran tarafa yüklenebilmesi için başvurunun geri alınmış veya reddedilmiş olması gerekir (fıkra 1).
- Başvuran Cumhuriyet savcısı ise sanığın ödemesi gereken giderler Devlet Hazinesine yüklenir; savcının başvurusu sanık aleyhine değilse giderler hazineye bırakılır (fıkra 1).
- Kanun yoluna başvurunun istemi kısmen kabul edilmişse mahkemenin kabul ve red edilen bölümlerin önemini gözeterek giderleri bölüştürmesi gerekir (fıkra 2).
- Yargılamanın yenilenmesi isteminden doğan giderler, kesinleşmiş hükmün yenilenmesi sonucunda bu fıkraya göre belirlenir (fıkra 3).
- Eski hâle getirme isteminden doğan giderler, karşı tarafın esassız karşı koyması yoksa istemi ileri sürene yüklenir (fıkra 4).
- Eski hâle getirme isteminde karşı tarafın esassız karşı koyması varsa giderler karşı tarafa yüklenir; bu koşul maddede olumsuz istisna olarak yer alır (fıkra 4).
Kanun yollarına başvuru sonucunda gider: hangi sonuçları doğurur?
- Kanun yoluna başvuran taraf başvurusunu geri alır ya da başvurusu reddedilirse, bu başvurudan doğan giderleri öder.
- Cumhuriyet savcısının başvurusunun geri alınması veya reddi halinde giderler Devlet Hazinesine yüklenir; sanığın ödemek zorunda olduğu giderler de hazineye yüklenir.
- Kanun yolu başvurusunun kısmen kabulü halinde mahkeme kabul ve red edilen bölümleri dikkate alarak giderleri bölüştürür.
- Yargılamanın yenilenmesi isteminden doğan giderler, kesinleşmiş hükmün etkisine göre bu maddedeki kurallara tabi olur.
- Eski hâle getirme isteminde esassız karşı koyma yoksa giderler istemi ileri sürene yüklenir; esassız karşı koyma varsa karşı tarafa yüklenir.
- Maddede yer alan hükümler emredici nitelikte değildir; mahkeme kısmi kabul hallerinde takdir yetkisini kullanır. Maddenin metni, kanun yolu başvurusunun sonucuna göre giderlerin sorumlusunu ayrı ayrı belirler.
Başvuran sanık ile başvuran Cumhuriyet savcısı arasındaki fark nedir?
Sanığın veya müdafiinin başvurusu geri alınır ya da reddedilirse giderler kural olarak sanığa yüklenir.
Cumhuriyet savcısının başvurusu geri alınır ya da reddedilirse giderler Devlet Hazinesine yüklenir.
Başvuranın sıfatına göre giderin sahibi değişir; savcının başvurusundan doğan gider sanığa değil hazineye yüklenir.
Başvurunun tamamen reddi ile kısmen kabulü arasındaki fark nedir?
Başvuru tamamen reddedilirse giderler başvurana yüklenir.
Başvurunun yalnız bir bölümü kabul edilirse mahkeme giderleri bölüştürür.
Kısmi kabulde giderler otomatik olarak yüklenmez; mahkemenin takdiri ile paylaştırılır ve bir taraf giderlerden muaf tutulabilir.
Yargılamanın yenilenmesi: lehe sonuç ile aleyhe sonuç arasındaki fark nedir?
Yenileme isteminin reddi veya önceki hükmün onanması halinde giderler hükümlüye yüklenir.
Aleyhe yenileme kabul edilip mahkûmiyet verilirse giderler sanığa, red halinde Devlet Hazinesine yüklenir.
Yenileme sonucunda giderlerin muhatabı, kararın lehe mi aleyhe mi olduğuna göre değişir.
Eski hâle getirme: istemi ileri süren ile karşı tarafın esassız karşı koyması arasındaki fark nedir?
Kural olarak giderler istemi ileri sürene yüklenir.
Karşı tarafın esassız karşı koyması varsa giderler karşı koyana yüklenir.
Esassız karşı koyma, giderin yükleniş yönünü değiştirir.
Kanun yollarına başvuru sonucunda gider: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Bozma kararının lehe olup olmadığını gözetmeden bozma sonrası giderleri sanığa yüklemek; lehe bozmada bu giderler sanığa yüklenemez.
- Kanun yoluna kimin başvurduğunu esas alıp, savcının başvurusu sanık lehine kabul edilmişse giderleri sanığa yüklemek; bu hâlde giderler hazineye bırakılır.
- Kısmi kabul halinde giderleri otomatik olarak yarı yarıya bölmek; maddede mahkemenin takdir yetkisi vardır ve kabul ile red edilen bölümlerin önemi gözetilir.
- Eski hâle getirme isteminde giderleri kural olarak karşı tarafa yüklemek; kural istemi ileri sürene yüklenmesidir, karşı koyma esassız değilse bu kural geçerlidir.
- Yenileme sonucunda daha az cezaya hükmedilmişse giderleri tamamen sanığa yüklemek; bu hâlde mahkemece giderler bölüştürülür.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Hüküm sanık lehine bozulduğunda, bozmadan sonra yapılan yargılama giderlerinin sanığa yüklenemeyeceği kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2011/415 E., 2012/92 K., 13.03.2012; Ceza Genel Kurulu, 2011/260 E., 2012/62 K., 28.02.2012; Ceza Genel Kurulu, 2011/418 E., 2012/56 K., 21.02.2012)
- Hüküm sanık lehine bozulduğunda dosyanın Yargıtay'a gidiş-dönüş giderlerinin sanığa yüklenemeyeceği, bu giderin bir bölümünün devlet üzerinde bırakılması gerektiği kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2011/415 E., 2012/92 K., 13.03.2012)
- Kanun yoluna başvuranın istemi kısmen kabul edilmişse mahkemenin giderleri, kabul ve red edilen bölümlerin önemini gözeterek bölüştürebileceği kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2011/259 E., 2012/20 K., 07.02.2012)
- Bozma kararının sanık lehine olması, kanun yoluna kimin başvurduğuna bakılmaksızın, bozma sonrası posta ve tebligat giderlerinin sanığa yüklenemeyeceği sonucunu doğurmaktadır. (Ceza Genel Kurulu, 2011/255 E., 2012/16 K., 07.02.2012)
- Sanığın yargılama giderlerinin terkin miktarının altında kalması halinde, kesinleşme ve kanun yolu aşamasından sonra bu giderlerin sanığa yüklenemeyeceği kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, - E., 2012/20 K., 07.02.2012)
Nasıl ispat edilir?
- Gider yüklenmesini talep eden taraf, başvurunun geri alındığını ya da reddedildiğini dosya kayıtlarından ispatlar; bu kayıt karar ve tutanaktır.
- Lehe bozma halinde bozma ilâmı ve bozmadan sonra yapılan giderlerin belgeleri (posta, tebligat, davetiye) ispatın temelini oluşturur.
- Kısmi kabul iddiasını ileri süren taraf, başvurunun hangi bölümünün kabul edildiğini gösteren karar bölümünü sunar.
- Eski hâle getirme isteminde karşı tarafın esassız karşı koyduğunu iddia eden taraf, karşı koymanın esassız olduğunu ispatlamakla yükümlüdür.
- Sanığın giderlerden sorumlu tutulması iddiasında, sanığın ödeme yükümlülüğünü gösteren hüküm ve gider dökümü ileri sürülür.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 5271 sayılı Kanun m.324: Yargılama giderlerinin tanımını ve hükümle sanığa yüklenmesinin esaslarını düzenler; m.330, bu giderlerin kanun yolu aşamasında kimin üzerinde kalacağını belirler.
- 5271 sayılı Kanun m.321: Yargılamanın yenilenmesi isteminin kabulü veya reddi kararlarına karşı itiraz yolunu düzenler; m.330/3 ile bağlantılı olarak yenileme aşamasındaki giderlerin tespitini etkiler.
- 5271 sayılı Kanun m.323: Yenilenen duruşma sonucunda verilen kararı düzenler; yenileme sonucunun lehe ya da aleyhe olmasına göre m.330'daki gider kuralının hangisinin uygulanacağını belirler.
- 5271 sayılı Kanun m.322: Hükümlünün ölmesi halinde duruşma yapılmadan karar verilmesini düzenler; m.330'daki gider yükleniş kuralı ölen hükümlü için eş ve yakınlar bakımından uygulanır.
CMK m.331 — Adlî tatil
CMK m.331, ceza işlerini gören makam ve mahkemelerin her yıl adli tatilde çalışmaya ara vermesini, bu süre içinde soruşturma ve tutuklu işlerin nasıl yürüyeceğini Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'na bırakmayı, tatilde bölge adliye mahkemeleri ile Yargıtay'ın inceleme yetkisinin sınırlarını ve adli tatile rastlayan sürelerin işlemeyip tatilin bitiminden itibaren üç gün uzamasını düzenler. Hüküm ceza yargılamasındaki tüm makam ve mahkemeleri, ayrıca bu yargılamada süreli işlem yapan taraf ve kişileri kapsar. Adli tatilin takvimini tek başına belirleyen bir düzenleme değildir; tatil süresinde yapılacak tebligat ya da yazılı bilgi istemi gibi usul işlemlerinin kendi koşulları (m.332 ve tebligat hükümleri) ayrıca değerlendirilir. Eski hale getirme, süre hesabının genel kuralları ve kanun yolu süreleri (m.40-41 ve kanun yolu hükümleri) bu maddenin kapsamı dışındadır. Hükmün idari yaptırım ve kabahat işlerine uygulanıp uygulanmayacağı tartışması da ayrı bir değerlendirme gerektirir.
Adlî tatil: hangi kavramlar bilinmeli?
- Adli tatil
- Ceza işlerini gören makam ve mahkemelerin her yıl bir eylülde başlamak üzere 20 Temmuz ile 31 Ağustos arasında çalışmaya ara verdiği dönemdir. Tatil, mahkemelerin tümüyle kapanması anlamına gelmez; istisnai işler için ayrı bir rejim öngörülmüştür.
- Tatil süresinde yapılacak işler
- Soruşturma ve tutuklu işlere ilişkin kovuşturmalar ile kanunda ivedi sayılan diğer hususlardır. Bunların tatilde nasıl yürütüleceği kanunla değil, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu kararıyla belirlenir.
- Tatile rastlayan süre
- Başlangıcı veya son günü adli tatil içine düşen usul süresidir. Bu süreler tatil süresince işlemez ve tatilin bittiği günden itibaren üç gün uzamış sayılır.
Adlî tatil: hangi şartlar aranır?
- Ceza işlerini gören bir makam veya mahkemenin söz konusu olması gerekir.
- İşlemin tarihinin 20 Temmuz ile 31 Ağustos arasındaki adli tatil dönemine denk gelmesi gerekir.
- İşin soruşturma, tutuklu iş ya da kanunda ivedi sayılan bir husus olması halinde tatilde yürütülebilmesi için Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nun belirlediği usule uyulması gerekir.
- Bölge adliye mahkemeleri ile Yargıtay bakımından tatilde yalnızca tutuklu hükümlere ilişkin işlerin veya Meşhud Suçların Muhakeme Usulü Kanunu gereğince görülen işlerin incelenmesi yapılabilir; diğer işler tatil sonrasına bırakılmalıdır.
- Tatile rastlayan bir sürenin işlemesi için tatilin bitmiş olması gerekir; süre tatil bitiminden itibaren üç gün uzatılmış sayılır.
Adlî tatil: hangi sonuçları doğurur?
- Tatil süresince soruşturma ve tutuklu işlerde kovuşturma, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nun belirlediği usulle yürütülür.
- Tatil süresince ivedi sayılmayan ve tutuklu olmayan davalarda mahkeme esasa ilişkin karar veremez.
- Adli tatile rastlayan usul süreleri işlemez ve tatilin bittiği günden itibaren üç gün uzamış sayılır.
- Tatilde tebliğ yapılabilir; tebliğ geçerlidir, ancak tebliğ süresi tatil bitiminden itibaren işlemeye başlar.
- Bölge adliye mahkemeleri ve Yargıtay tatilde tutuklu hükümlere ilişkin veya Meşhud Suçların Muhakeme Usulü Kanunu kapsamındaki işleri inceler; diğer işler tatil sonrasına kalır.
- Tatilde görülmesi gerekmeyen bir işin yapılması kanuna aykırılık oluşturur ve bu işlemin sonucu hukuki geçerlilik sorununa yol açabilir.
Yerel mahkemeler ile bölge adliye mahkemeleri ve Yargıtay arasındaki fark nedir?
Ceza mahkemeleri, soruşturma ve tutuklu işlerle kanunda ivedi sayılan işleri tatilde görebilir.
Bölge adliye mahkemeleri ve Yargıtay yalnızca tutuklu hükümlere ilişkin veya Meşhud Suçların Muhakeme Usulü Kanunu gereğince görülen işleri inceler.
Tatilde yerel mahkemenin yapabildiği işlerin kapsamı, istinaf ve temyiz merciinden daha geniştir.
Tutuklu işler ile tutuklu olmayan işler arasındaki fark nedir?
Tutuklu işlerin kovuşturması tatil süresinde yürütülebilir.
Tutuklu olmayan ve ivedi sayılmayan işler tatilde görülemez.
Tutuklu olmayan bir davada tatilde hüküm verilmesi kanuna aykırı kabul edilir.
Tatilde yapılan tebligat ile tatilde işleyen süre arasındaki fark nedir?
Adli tatilde yapılan tebligat geçerlidir.
Tatil süresi içinde süre işlemez.
Tatilde tebliğ edilen kararın süresi tatil bitiminden itibaren başlar.
Adlî tatil: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Adli tatili yalnızca 20 Temmuz - 31 Ağustos tarihleriyle sınırlı olan bir düzenleme sayıp takvim yılına göre farklı dönemleri (ör. 2012 ve 2013 sonrası) dikkate almamak.
- Tatil süresince sürelerin tamamen durduğunu varsaymak; oysa tatilin bitiminden itibaren üç gün uzama kuralı da uygulanır.
- Tatile rastlayan son günü bulan süreyi tatil bitiminden değil, tatil öncesi tarihten saymak.
- Tutuklu olmayan ve ivedi sayılmayan bir davada tatilde hüküm verilebileceğini düşünmek.
- Bölge adliye mahkemesi veya Yargıtay'ın tatilde tutuklu olmayan işleri de incelenebileceğini varsaymak.
- Kabahatler Kanunu'ndaki itiraz süreleri bakımından m.331'in kesin olarak uygulanacağını kabul etmek; uygulamada tartışmalı bir konudur.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Adli tatilde yapılan tebliğin geçerli olduğu, ancak sürenin tatil bitiminden itibaren işlemeye başladığı kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2007/78 E., 2007/85 K., 10.04.2007)
- Tatile rastlayan son gün ile itiraz ya da temyiz süresinin tatil bitiminden itibaren üç gün uzayacağı kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2021/291 E., 2022/112 K., 22.02.2022; Ceza Genel Kurulu, 2021/290 E., 2022/111 K., 22.02.2022)
- Tutuklu olmayan ve adli tatilde görülemeyecek işlerde sürelerin tatil içinde işlemeyeceğinin dikkate alınması gerektiği kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2007/78 E., 2007/85 K., 10.04.2007)
- Adli tatil içinde tutuklu olmayan bir davada hüküm verilmesinin kanuna aykırı olduğu kabul edilmektedir. (Birinci Bölüm, 2021/37483 E., 06.01.2026)
- Kabahatler Kanunu'ndaki itiraz süreleri bakımından m.331'in uygulanıp uygulanmayacağının tartışmalı olduğu ve bazı dairelerce başvuru yolu bakımından uygulanmadığı kabul edilmektedir. (7. Ceza Dairesi, 2025/3219 E., 2025/12694 K., 20.10.2025; 7. Ceza Dairesi, 2023/19851 E., 2024/11786 K., 16.12.2024)
Nasıl ispat edilir?
- Adli tatile rastlayan bir sürenin uzadığını ileri süren taraf, tebliğ veya süre başlangıcını gösteren belgeyle (tebliğ tutanağı, elektronik tebligat kaydı) bu durumu ispatlamalıdır.
- Tebliğin tatil içinde yapıldığını iddia eden taraf, tebliğ tarihini gösteren resmi kayıtla ispat yükü altındadır.
- Karşı taraf, sürenin tatilde işlemediğini ya da tebliğin tatil öncesi yapıldığını ileri sürerse bu savunmayı tebliğ kayıtlarıyla ispatlamak zorundadır.
- Tatilde görülmesi gereken işin tutuklu veya ivedi nitelikte olduğunu öne süren taraf, bu niteliği dosya kayıtları ve tutuklama kararı ile ispatlamalıdır.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 5271 m.40: Adli tatil nedeniyle süreyi kaçıran kişinin kusursuzluğu halinde başvurabileceği eski hale getirme yolu, tatil uzamasından bağımsız ayrı bir korunma aracıdır.
- 5271 m.41: Eski hale getirme talebinin usulü ve süresini düzenler; m.331/4 uzamasının yetmediği hallerde uygulanır.
- 5271 m.332: Soruşturma ve kovuşturma sırasında istenen bilgilere verilecek cevap süresini düzenler; tatil süresinde işleyip işlemeyeceği ayrıca değerlendirilir.
CMK m.332 — Bilgi isteme
Madde, suçların soruşturma ve kovuşturması sırasında Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkemenin yazılı olarak istediği bilgilere cevap verilmesi yükümlülüğünü, bu süre içinde cevap verilemeyecekse bildirim yükümlülüğünü ve bilgi isteme yazısında yapılacak ihtarı düzenler. Bilgi isteme yetkisi ve yükümlülüğü, sorulan kişi veya kurum bakımından, kamu görevlisi olup olmamasına bakılmaksızın uygulanır. Maddenin düzenlemediği konular: kolluğun ve diğer kamu görevlilerinin adli görevleri ile ihmal ve suistimalleri (CMK m.161/5), bilgi edinme hakkı (4982 sayılı Bilgi Edinme Kanunu kapsamında ayrı bir usul), adli tatilde süre hesabı ve acele işler (CMK m.331), ve yasama dokunulmazlığı ile ilgili özel izin usulleri (Anayasa m.83 kapsamındaki hükümler).
Bilgi isteme: hangi kavramlar bilinmeli?
- Bilgi isteme yazısı
- Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkemenin soruşturma ya da kovuşturma sırasında, yazılı biçimde bir bilgi talep ettiği yazıdır. Yazılı şekil koşulu taşımayan sözlü istekler bu maddenin kapsamına girmez.
- Cevap süresi
- İstenen bilgilerin verilmesi için tanınan on günlük süredir. Süre, maddenin ilk fıkrasında yazılı olarak istenen bilgiler bakımından işler.
- Bildirim yükümlülüğü
- Süre içinde bilginin verilmesi mümkün değilse, sebebin ve en geç hangi tarihte cevap verileceğinin aynı süre içinde bildirilmesi yükümlülüğüdür.
- İhtar
- Bilgi isteme yazısında, aykırı davranışın TCK m.257 kapsamında suç oluşturabileceğinin belirtilmesidir. Bu ihtar, ceza sorumluluğunun ön koşulu olarak yazıda yer almalıdır.
- Doğrudan soruşturma
- Haklarında kamu davası açılması için izin veya karar alınması gereken kişiler hakkında da, bu izin veya karar aranmaksızın soruşturma yapılabilmesi anlamına gelir. Yasama dokunulmazlığı saklıdır.
Bilgi isteme: hangi şartlar aranır?
- Bilginin, suçun soruşturulması veya kovuşturulması sırasında istenmiş olması gerekir.
- Talebin Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme tarafından yazılı olarak yapılmış olması gerekir.
- Bilgi isteme yazısında cevap süresinin on gün olduğunun gösterilmiş olması gerekir.
- Bilgi isteme yazısında, aykırılığın TCK m.257 kapsamında suç oluşturabileceğinin ihtar edilmiş olması gerekir.
- İstenen bilginin verilmesi imkânsızsa, aynı on gün içinde sebebin ve en geç cevap tarihinin bildirilmesi gerekir.
- Yükümlü, bilgi isteme yazısında hangi dayanakla ve hangi kapsamda bilgi istendiğini anlayabilmelidir.
Bilgi isteme: hangi sonuçları doğurur?
- Yazılı olarak istenen bilgiler on gün içinde verilirse yükümlülük yerine getirilmiş olur.
- İstenen bilginin on gün içinde verilmesi imkânsızsa, aynı süre içinde sebep ve en geç cevap tarihi bildirilmelidir.
- Bilgi isteme yazısında ihtar varken yükümlülüğe aykırı davranan kişi, TCK m.257 kapsamında cezalandırılabilir.
- Yazıda ihtar yoksa, muhatap yükümlülüğe aykırı davransa bile TCK m.257 kapsamında suç oluşmaz.
- Kamu görevlisi ve özel kişi, bu maddeye aykırılıkta aynı ceza hükmüne tabi tutulur.
- Haklarında kamu davası açılması izin veya karar alınmasına bağlı olan kişiler hakkında, yasama dokunulmazlığı saklı kalmak üzere, doğrudan soruşturma yapılır.
Kamu görevlisi ile özel kişi arasındaki fark nedir?
Kamu görevlisi olan muhatap, bu maddeye ek olarak CMK m.161/5 kapsamında da değerlendirilebilir.
Kamu görevlisi olmayan muhatap, bilgi isteme yükümlülüğü ile bu maddeye tabidir. Kamu görevlisi olmayan kişi için CMK m.161/5 uygulanmaz.
Her iki durumda da yükümlülük ve ihtar aynıdır. Ancak kamu görevlisi olmayanın, uygulamada, adli görevi ihmal kapsamında değil bu madde ile cezalandırılması tartışmalıdır.
Yazılı ihtar bulunan ile bulunmayan bilgi isteme arasındaki fark nedir?
Yazıda TCK m.257 ihtarı bulunan istekte, aykırılık halinde suç oluşabilir.
Yazıda ihtar bulunmayan istekte, muhatap maddeye aykırı davransa bile suç oluşmaz.
İhtarın yapılmaması, cezai yaptırımı ortadan kaldırır.
Süre içinde cevap ile bildirimle ek süre arasındaki fark nedir?
On gün içinde bilgi verilirse yükümlülük yerine getirilmiş olur.
Süre içinde bilgi verilemeyeceğinde sebebi ve tarihi bildiren muhatap, aynı sürede bildirim yapmış olur.
Bildirim yapılmazsa, süre içinde cevap verilmemiş sayılır ve aykırılık oluşur.
Bilgi isteme: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Yalnızca cevap verilmemesini suç saymak; TCK m.257 kapsamındaki zarar, mağduriyet veya haksız menfaat unsurlarının aranmaması hatasıdır.
- Bilgi isteme yazısında TCK m.257 ihtarının bulunup bulunmadığını kontrol etmeden cezai sorumluluk kurmak.
- Adli tatilde on günlük süreyi işlemeyecek saymak ya da tersine, adli tatil süresini hesaba katmadan süreyi kesin kabul etmek; bu konuda CMK m.331'e bakılmalıdır.
- Kamu görevlisi olmayan muhatabı CMK m.161/5 kapsamında değerlendirmek; bu hüküm kamu görevlilerine yöneliktir.
- Yasama dokunulmazlığını dikkate almadan doğrudan soruşturma yapılabileceğini kabul etmek; dokunulmazlık saklıdır.
- Süre içinde bildirim yapılmamış olmasına rağmen, bilginin sonradan verilmesiyle sorumluluğun tamamen ortadan kalktığını kabul etmek.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Yargıtay uygulamasında, bilgi isteme yazısında TCK m.257 ihtarının bulunmaması hâlinde suç oluşmayacağı kabul edilmektedir. (5. Ceza Dairesi, 2012/7527 E., 2012/8180 K., 11.07.2012)
- Suçun oluşması için yalnızca cevap verilmemesi yeterli görülmemekte, TCK m.257 kapsamındaki zarar, mağduriyet veya haksız menfaat unsurlarının da aranması gerektiği değerlendirilmektedir. (7. Ceza Dairesi, 2021/25331 E., 2022/5507 K., 21.03.2022; 5. Ceza Dairesi, 2012/7527 E., 2012/8180 K., 11.07.2012)
- Yargıtay Ceza Genel Kurulu, suçun oluşabilmesi için yazının suç soruşturması ya da kovuşturması sırasında, savcı, hâkim veya mahkeme tarafından yazılması ve cevap süresi ile ihtarın bulunması gerektiğini kabul etmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2020/337 E., 2021/162 K., 22.04.2021)
- Uygulamada, bilgi isteme yazısının kapsamı ve dayanağı belirtilmemişse, muhatabın yükümlülüğe aykırılığı bakımından cezai sorumluluk tartışmalı kabul edilmektedir. (19. Ceza Dairesi, 2017/3242 E., 2018/13406 K., 18.12.2018)
- Yargıtay, yasama dokunulmazlığı saklı kalmak üzere doğrudan soruşturma usulünü uygulamaktadır ve bu konuda 332/2 hükmü gereği bozma kararı verilmesini mümkün görmektedir. (2. Ceza Dairesi, 2022/1152 E., 2024/1452 K., 25.01.2024)
- Yazının muhatabının kamu görevlisi olması ve hangi dayanakla istendiği açıklanmamışsa, uygulamada ceza sorumluluğu aranmamaktadır. (5. Ceza Dairesi, 2021/9755 E., 2023/536 K., 06.02.2023)
Nasıl ispat edilir?
- Bilgi isteme yazısının yazılı olarak yapıldığını ve cevap süresi ile ihtarı içerdiğini, yazıyı düzenleyen mercii ve yazının bu içeriği ile birlikte ileri süren taraf, yani soruşturma veya kovuşturma makamı ispatlar; yazının bulunmaması hâlinde suçun ön koşulu eksik kalır.
- Yazının tebliğ tarihi, cevap süresinin başlangıcını belirlediğinden, tebliğ belgesi ile ispatlanır; tebliğin bulunmaması, süre hesabının yapılamaması sonucunu doğurur.
- Muhatap, süre içinde bilgi verdiğini ya da imkânsızlığı ve bildirimini yaptığını ileri sürüyorsa, bu savunmayı kendisi ispatlar; bu konuda cevap yazısı, bildirim belgesi veya ilgili kurum kaydı delil olabilir.
- Yazının TCK m.257 ihtarını içermediği ileri sürülüyorsa, bu durumda ihtarın yokluğunu ileri süren taraf dayanağını yazının kendisi ile gösterir; yazı içeriği belirleyicidir.
- TCK m.257 kapsamındaki zarar, mağduriyet veya haksız menfaat unsurlarının oluştuğunu, suçu ileri süren taraf ispatlar; yalnızca cevap vermeme bu unsurların varlığını kendiliğinden göstermez.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 5237 sayılı Kanun m.257: Maddenin ikinci fıkrasında gösterilen yaptırım normudur. Bilgi isteme yazısında ihtar yapılmış olması koşuluyla, süresinde bilgi vermeyen kişi bu madde kapsamında sorumlu tutulabilir.
- 5271 sayılı Kanun m.161/5: Kamu görevlilerinin adli görevlerini ihmal veya suistimal etmeleri hâlinde, izin aranmadan soruşturma yapılmasını öngören ayrı bir düzenlemedir. Bu madde ile kapsam ve muhatap bakımından ayrılır.
- 5271 sayılı Kanun m.331: Adli tatilde sürelerin işlemesi ve acele işler bakımından, on günlük cevap süresinin adli tatilde işleyip işlemeyeceği konusunda genel kuralı verir.
CMK m.333 — Yönetmelik
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 333. maddesi, bu Kanunda öngörülen yönetmeliklerin hangi makam tarafından çıkarılacağını düzenler. Madde, yönetmelik çıkarma yetkisinin Adalet Bakanlığına verildiğini ve yönetmeliğin ilgili bakanlıkların görüşü alınarak hazırlanacağını belirler. Kanunda yetki verilen her yönetmelik bakımından, aksine hüküm yoksa bu usul geçerlidir. Madde, kişilere doğrudan hak veya yükümlülük kurmaz; uygulaması yönetmeliklerin kendisine bağlıdır. Maddenin kapsamına girmeyen konular: yönetmeliklerin içeriği ve hangi konuların yönetmelikle düzenleneceği, ayrı ayrı ilgili maddelerde yer alır. Bilgi isteme yükümlülüğü ve bu yükümlülüğe uyulmamasının sonucu 332. maddede düzenlenmiştir.
Yönetmelik: hangi kavramlar bilinmeli?
- Yönetmelik
- Kanunun uygulanmasını ayrıntılandırmak için idarenin çıkardığı, genel ve soyut düzenleyici işlemdir. Bu maddeye göre yalnızca Kanunda açıkça öngörülen hallerde çıkarılabilir.
- Yönetmelik çıkarma yetkisi
- Kanunun belirli bir konuyu yönetmelikle düzenlemesine izin vermesidir. Yetki, Kanunda açıkça yer almadan kendiliğinden doğmaz.
- İlgili bakanlıkların görüşü
- Yönetmeliğin hazırlanması sırasında, konusuyla ilgili diğer bakanlıklardan alınan görüştür. Görüş alınması zorunludur; bağlayıcı olup olmadığı madde metninde belirtilmemiştir.
- Aksine hüküm
- Kanunun, belirli bir yönetmeliğin 333. maddedeki usulden farklı biçimde çıkarılacağını öngören özel düzenlemesidir. Böyle bir hüküm varsa o uygulanır.
Yönetmelik: hangi şartlar aranır?
- Yönetmeliğin 5271 sayılı Kanunda açıkça öngörülmüş olması gerekir.
- Kanunda yönetmeliğin çıkarılma usulüne ilişkin aksine bir hüküm bulunmamalıdır.
- Yönetmelik, ilgili bakanlıkların görüşü alınarak hazırlanmalıdır.
- Yönetmelik, Adalet Bakanlığı tarafından çıkarılmalıdır.
Yönetmelik: hangi sonuçları doğurur?
- Kanunda öngörülen yönetmelikler Adalet Bakanlığınca çıkarılır.
- İlgili bakanlıkların görüşü alınmadan çıkarılan yönetmelik, bu madde bakımından usulüne uygun sayılmaz.
- Kanunda aksine hüküm varsa yönetmelik o hükme göre çıkarılır ve bu madde uygulanmaz.
- Kanunun yetki vermediği bir konuda çıkarılan yönetmelik, Kanuna dayanmadığı ölçüde hukuka aykırı olur.
Genel usul ile özel (aksine) hüküm arasındaki fark nedir?
Kanunda yönetmelik usulüne ilişkin özel bir düzenleme bulunmayan hal.
Kanunun belirli bir yönetmelik için farklı bir çıkarılma usulü öngördüğü hal.
Genel usulde Adalet Bakanlığı ilgili bakanlıkların görüşünü alarak yönetmeliği çıkarır; aksine hüküm varsa o özel usul uygulanır.
Yetki veren hüküm ile yetki vermeyen konu arasındaki fark nedir?
5271 sayılı Kanunda yönetmelikle düzenleneceği açıkça belirtilen konular.
Kanunda yönetmelik çıkarma yetkisi verilmemiş konular.
Yalnızca yetki verilen konularda yönetmelik çıkarılabilir; yetkisiz alanda çıkarılan düzenleme Kanuna dayanmaz ve yargı denetimine açıktır.
Yönetmelik: sık yapılan hatalar nelerdir?
- 333. maddeyi bir yönetmelik çıkarma yetkisi olarak değil, her konuda bağımsız bir yetki kaynağı saymak; yetki ancak Kanunda ilgili konuda açıkça öngörülmüşse vardır.
- Aksine hüküm bulunduğu hâlde genel usulü (ilgili bakanlık görüşü ve Adalet Bakanlığı çıkarışı) uygulamak.
- Yönetmeliğin Adalet Bakanlığı dışında bir makam tarafından çıkarıldığını gözden kaçırmak; maddeye göre çıkarma yetkisi Adalet Bakanlığındadır.
- Bilgi isteme yükümlülüğü (332. madde) gibi doğrudan yükümlülük kuran hükümleri bu maddenin kapsamında saymak.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Yüksek mahkemeler, 5271 sayılı Kanunun 333. maddesini, Kanunda açıkça yönetmelik düzenlemesi öngörülen konularda Adalet Bakanlığına yetki verdiği biçimde yorumlamaktadır; bu yetki çerçevesinde çıkarılan düzenlemelerin yasal dayanağı kabul edilmektedir. (6. Ceza Dairesi, 2025/7026 E., 2026/854 K., 02.02.2026; 6. Ceza Dairesi, 2025/3808 E., 2026/152 K., 07.01.2026; 6. Ceza Dairesi, 2025/4139 E., 2026/104 K., 06.01.2026; 6. Ceza Dairesi, 2025/5318 E., 2025/11654 K., 22.12.2025)
- Yönetmeliğin Kanunda yetki verilmeyen bir konuyu düzenlediği iddiaları, yönetmeliğin çıkarıldığı tarihteki şekli bir bütün olarak incelenerek değerlendirilmektedir; Kanunun ilgili maddelerinde yönetmelikle düzenlenecek konuların açıkça belirtilmiş olması aranmaktadır. (10. Daire, 2016/1446 E., 2021/7084 K., 29.12.2021; İdare Dava Daireleri Kurulu, 2022/2597 E., 2024/2713 K., 07.11.2024)
Nasıl ispat edilir?
- Yönetmeliğin dayanağının bu madde ve ilgili Kanun maddesi olduğunu ileri süren idare, yetkinin varlığını Kanun metniyle ispatlar.
- Yönetmeliğin Kanuna aykırılığını ileri süren taraf, Kanunda yetki verilmediğini ya da usulün (ilgili bakanlık görüşü, Adalet Bakanlığı yetkisi) yerine getirilmediğini iddia ederse, bu iddiayı Resmî Gazete'de yayımlanan yönetmelik metni ve Kanun maddeleri üzerinden ispatlar.
- Yönetmeliğin çıkarılma sürecinde ilgili bakanlık görüşünün alındığını gösteren belge (görüş yazısı, hazırlık evrakı) idarenin elindedir; bu belgenin bulunmaması, usul eksikliği savunmasını güçlendirir.
- Aksine hükmün varlığını ileri süren taraf, ilgili Kanun maddesini göstermekle yükümlüdür.
CMK m.334 — Yürürlük
Bu madde, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun yürürlük tarihini düzenler; kanunun 1 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe gireceğini belirtir. Madde, kanunun tüm hükümlerinin hangi tarihten itibaren uygulanacağına ilişkin tek ve genel bir yürürlük kuralı içerir. Kanunun hangi kişi ve ilişkiler bakımından uygulandığını değil, zamansal geçerlilik başlangıcını belirler. Yürütme yetkisini düzenlemez (m.335). Geçiş hükümlerini, yani yürürlükten önce açılmış soruşturma ve kovuşturmaların hangi kurala bağlanacağını düzenlemez (geçici maddeler ve 5320 sayılı Kanun'un yürürlük hükümleri). Yönetmeliklerin çıkarılma usulünü düzenlemez (m.333).
Yürürlük: hangi kavramlar bilinmeli?
- Yürürlük
- Bir kanunun bağlayıcı hukuki etki doğurmaya başlaması anıdır. Kanunun yürürlüğe girmesi, metnin uygulanabilir hale gelmesi demektir.
- Yürürlük tarihi
- Kanunun yürürlüğe gireceği takvim tarihidir. Bu maddede 1 Haziran 2005 olarak belirlenmiştir ve kanunun tamamı için geçerlidir.
Yürürlük: hangi şartlar aranır?
- Kanunun yürürlük tarihinin 1 Haziran 2005 olarak belirlenmiş olması gerekir; bu tarih kanunun tamamı için tek bir başlangıç noktası oluşturur.
- Yürürlük tarihinden önce gerçekleşmiş olayların bu kanun kapsamında değerlendirilip değerlendirilmeyeceği ayrıca geçiş hükümlerine bağlanmıştır; madde bu konuda hüküm kurmaz.
Yürürlük: hangi sonuçları doğurur?
- Kanun 1 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe girer ve bu tarihten itibaren uygulanmaya başlar.
- Yürürlük tarihinden önce yapılmış işlemler bakımından bu maddeden doğrudan bir sonuç çıkmaz; bunlar geçici maddeler ve ilgili düzenlemelerle belirlenir.
Yürürlük: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Yürürlük tarihini kanunun yayım tarihi ile karıştırmak; metinde açıkça 1 Haziran 2005 tarihi belirtilmiştir, yayım tarihi esas alınmaz.
- Bu maddeyi geçiş hükümleriyle birlikte değerlendirmek; madde yalnızca genel yürürlük tarihini verir, geçici maddeler ayrıca incelenmelidir.
Nasıl ispat edilir?
- Kanunun belirli bir olaya uygulanıp uygulanmayacağı tartışılıyorsa, olayın yürürlük tarihinden önce mi sonra mı gerçekleştiğini gösteren tarih belgeleri ile ispat yükü, bu tarihe dayanan tarafa aittir.
- Yürürlük tarihinin 1 Haziran 2005 olduğu, Resmî Gazete'de yayımlanan kanun metni ile belgelenir.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 5271 m.335: Kanunun hükümlerini Bakanlar Kurulunun yürüteceğini düzenler; yürürlük maddesiyle birlikte kanunun uygulanmasına ilişkin son hükmü oluşturur.
CMK m.335 — Yürütme
Madde, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun yürütmesine ilişkin tek fıkralık bir yetki hükmüdür; Kanunun hükümlerinin Bakanlar Kurulu tarafından yürütüleceğini belirler. Kanunun uygulanması için gerekli düzenleyici işlemlerin hangi organca yapılacağını gösterir. Kanunun hangi kişi veya ilişkilere uygulandığını ve usul kurallarının içeriğini düzenlemez; bu konular Kanunun ilgili maddelerinde yer alır. Ayrıca yürürlük tarihi (m.334), kolluk görevlilerine ilişkin ek madde (Ek m.1) ve geçici maddeler de bu maddenin kapsamı dışındadır.
Yürütme: hangi kavramlar bilinmeli?
- Yürütme yetkisi
- Kanunun hükümlerinin uygulanmasını sağlamak ve bunun için gerekli işlemleri yapmak anlamına gelen idari yetkidir. Bu madde ile yürütme görevi Bakanlar Kurulu'na verilmiştir.
- Bakanlar Kurulu
- Cumhurbaşkanı ve bakanlardan oluşan, Kanunun yürütülmesinden sorumlu kolektif organdır. Yetki, kurulun kendisine verilmiş olup tek tek bakanlara devredilmiş değildir.
Yürütme: hangi şartlar aranır?
- Kanunun yürürlüğe girmiş olması gerekir; yürürlük tarihi m.334 ile belirlenmiştir.
- Yürütme görevinin Bakanlar Kurulu tarafından yerine getirilmesi gerekir; bu yetki madde metninde açıkça Bakanlar Kurulu'na verilmiştir.
Yürütme: hangi sonuçları doğurur?
- Bakanlar Kurulu, Kanunun hükümlerini uygulamak üzere gerekli düzenleyici işlemleri yapmakla yükümlüdür ve yetkilidir.
- Madde yalnızca yürütme yetkisini düzenlediğinden, kişilerin hak ve yükümlülüklerini doğrudan değiştirmez; bu hak ve yükümlülükler Kanunun ilgili maddelerinde belirlenir.
Yürütme: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Bu maddeyi kişilerin usul haklarına ya da yükümlülüklerine dayanak yapmak; madde yalnızca yürütme yetkisini düzenler, hak ve yükümlülük kurmaz.
- Yürütme yetkisini Bakanlar Kurulu yerine bir bakanlığa veya başka bir idari organa ait saymak; madde yetkiyi açıkça Bakanlar Kurulu'na vermektedir.
- Yürürlük tarihi ile yürütme yetkisini karıştırmak; yürürlük m.334 ile belirlenir, bu madde yürütme yetkisini düzenler.
Nasıl ispat edilir?
- Bakanlar Kurulu'nun yürütme yetkisini kullandığını ileri süren taraf, bu yetkinin kaynağını bu maddeye dayandırabilir; yetkinin kullanıldığı düzenleyici işlemin varlığı ve içeriği ilgili işlemle ispat edilir.
- Bir düzenleyici işlemin Kanunun yürütülmesi kapsamında yapıldığını savunan taraf, bu bağlantıyı işlemin Kanunun hangi hükmünü uyguladığını göstererek kurar.
- Düzenleyici işlemin Kanun hükmüne aykırı olduğunu ileri süren taraf bu aykırılığı somut olarak ortaya koymakla yükümlüdür.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 5271 sayılı Kanun m.334: Kanunun yürürlük tarihini düzenler; yürütme yetkisinin hangi tarihten itibaren kullanılacağı bu maddeyle belirlenir.
Süreler
| Süre | Madde | Hüküm |
|---|---|---|
| üç gün | m.331 | Bu süreler tatilin bittiği günden itibaren üç gün uzatılmış sayılır. |
| on gün | m.332 | (1) Suçların soruşturma ve kovuşturması sırasında Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme tarafından yazılı olarak istenilen bilgilere on gün içinde cevap verilmesi zorunludur. |
Süreler madde metnindeki yazımıyla verilmiştir.
Konuda geçen kararlar
39 karar- 2021/18 E., 2022/97 K., 08.09.2022İlgili madde: m.324
- 2013/30 E., 2014/13 K., 29.01.2014İlgili madde: m.324
- 2013/9 E., 2013/121 K., 31.10.2013İlgili madde: m.324
- Ceza Genel Kurulu, 2021/291 E., 2022/112 K., 22.02.2022İlgili madde: m.331
- Ceza Genel Kurulu, 2021/290 E., 2022/111 K., 22.02.2022İlgili madde: m.331
- Ceza Genel Kurulu, 2020/337 E., 2021/162 K., 22.04.2021İlgili madde: m.332
- Ceza Genel Kurulu, 2012/1489 E., 2013/363 K., 17.09.2013İlgili madde: m.326
- Ceza Genel Kurulu, 2011/415 E., 2012/92 K., 13.03.2012İlgili madde: m.325, m.328, m.329, m.330
- Ceza Genel Kurulu, 2011/260 E., 2012/62 K., 28.02.2012İlgili madde: m.325, m.328, m.329, m.330
- Ceza Genel Kurulu, 2011/418 E., 2012/56 K., 21.02.2012İlgili madde: m.325, m.327, m.328, m.329, m.330
Diğer 29 karar
- Ceza Genel Kurulu, 2011/259 E., 2012/20 K., 07.02.2012İlgili madde: m.325, m.327, m.328, m.329, m.330
- Ceza Genel Kurulu, 2011/255 E., 2012/16 K., 07.02.2012İlgili madde: m.325, m.328, m.329, m.330
- Ceza Genel Kurulu, - E., 2012/20 K., 07.02.2012İlgili madde: m.325, m.327, m.328, m.329, m.330
- Ceza Genel Kurulu, 2011/261 E., 2012/9 K., 31.01.2012İlgili madde: m.327
- Ceza Genel Kurulu, 2011/258 E., 2012/8 K., 31.01.2012İlgili madde: m.327
- Ceza Genel Kurulu, 2007/78 E., 2007/85 K., 10.04.2007İlgili madde: m.331
- Ceza Genel Kurulu, 2007/15 E., 2007/22 K., 06.02.2002İlgili madde: m.326
- 6. Ceza Dairesi, 2025/7026 E., 2026/854 K., 02.02.2026İlgili madde: m.333
- 6. Ceza Dairesi, 2025/3808 E., 2026/152 K., 07.01.2026İlgili madde: m.333
- 6. Ceza Dairesi, 2025/4139 E., 2026/104 K., 06.01.2026İlgili madde: m.333
- 6. Ceza Dairesi, 2025/5318 E., 2025/11654 K., 22.12.2025İlgili madde: m.333
- 6. Ceza Dairesi, 2025/6587 E., 2025/10627 K., 03.12.2025İlgili madde: m.326
- 6. Ceza Dairesi, 2025/4280 E., 2025/9497 K., 06.11.2025İlgili madde: m.326
- 8. Daire, 2023/6176 E., 2025/7878 K., 22.10.2025İlgili madde: m.324
- 7. Ceza Dairesi, 2025/3219 E., 2025/12694 K., 20.10.2025İlgili madde: m.331
- 6. Ceza Dairesi, 2025/2933 E., 2025/8598 K., 15.10.2025İlgili madde: m.326
- 3. Ceza Dairesi, 2025/2973 E., 2025/19119 K., 25.06.2025İlgili madde: m.327
- 5. Ceza Dairesi, 2022/4536 E., 2025/5886 K., 30.04.2025İlgili madde: m.324
- 7. Ceza Dairesi, 2023/19851 E., 2024/11786 K., 16.12.2024İlgili madde: m.331
- İdare Dava Daireleri Kurulu, 2022/2597 E., 2024/2713 K., 07.11.2024İlgili madde: m.333
- 2. Ceza Dairesi, 2022/1152 E., 2024/1452 K., 25.01.2024İlgili madde: m.332
- 10. Ceza Dairesi, 2021/18497 E., 2023/3745 K., 27.04.2023İlgili madde: m.324
- 2. Ceza Dairesi, 2022/8564 E., 2023/585 K., 15.02.2023İlgili madde: m.326
- 5. Ceza Dairesi, 2021/9755 E., 2023/536 K., 06.02.2023İlgili madde: m.332
- 7. Ceza Dairesi, 2021/25331 E., 2022/5507 K., 21.03.2022İlgili madde: m.332
- 10. Daire, 2016/1446 E., 2021/7084 K., 29.12.2021İlgili madde: m.333
- 19. Ceza Dairesi, 2017/3242 E., 2018/13406 K., 18.12.2018İlgili madde: m.332
- 5. Ceza Dairesi, 2012/7527 E., 2012/8180 K., 11.07.2012İlgili madde: m.332
- Birinci Bölüm, 2021/37483 E., 06.01.2026İlgili madde: m.331
Bağlayıcılık derecesine göre sıralı (Anayasa Mahkemesi, içtihadı birleştirme, genel kurullar, daireler); her grupta yeni karar önce. Tam metin karar deposundan istek üzerine yüklenir. Hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ayrıca denetleyin.
Madde bağlantıları, tarihine kadar Resmî Gazete'de yayımlanan değişiklikleri içeren güncel metne gider.
Bu konudaki maddelerde bilinen en yeni değişiklik: 02.07.2012 (m.324).
Anlatım 21.10.2026 tarihinde derlendi. Bağlayıcı olan madde metnidir.
Bu konuyu panelde çalış
Panelde bu konu 10. Özel Yargılama Usulleri bölümünde yer alıyor.
Panelde çalış