Aile hukuku › Evlilik hukuku › Boşanma
Boşanma sebepleri
Kısaca
TMK m.161, zina sebebiyle boşanma davasının koşullarını, süresini ve af halinde dava hakkının düşmesini düzenler. TMK m.162, evlilik birliği içinde eşlerden birinin diğerine karşı hayata kast, pek kötü muamele veya ağır derecede onur kırıcı davranışta bulunması hâllerini, bu sebeplere dayanan boşanma davasının açılmasını ve dava hakkının düşmesini düzenler.
Kapsam
Bu konu, Türk Medeni Kanunu m.161–166 hükümlerini kapsar.
TMK m.161 — Zina
TMK m.161, zina sebebiyle boşanma davasının koşullarını, süresini ve af halinde dava hakkının düşmesini düzenler. Zina sebebinin mutlak boşanma sebebi niteliği, dava hakkının hak düşürücü sürelere bağlanması ve affeden tarafın dava hakkını kaybetmesi bu kapsamdadır. Madde, evlilik birliği içinde eşlerden birinin zinasına bağlı olarak diğer eşe tanınan boşanma davası hakkını konu alır ve bu hak eşlere eşit biçimde tanınmıştır. Hayata kast, pek kötü muamele, onur kırıcı davranış (m.162), küçük düşürücü suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme (m.163), terk (m.164), akıl hastalığı (m.165), evlilik birliğinin sarsılması (m.166) ve müşterek hayatın yeniden kurulamaması (m.166/4) sebeplerini düzenlemez; bunlar ayrı maddelerde yer alır. Boşanmanın mali sonuçları, nafaka, tazminat ve çocuklara ilişkin hükümler de bu maddenin kapsamında değildir (m.174 ve devamı).
Zina: hangi kavramlar bilinmeli?
- Mutlak boşanma sebebi
- Olayın saptanması hâlinde hâkimin evlilik birliğinin temelden sarsılıp sarsılmadığını ayrıca araştırmaksızın boşanmaya karar vermek zorunda olduğu sebeptir. Zina bu niteliktedir.
- Hak düşürücü süre
- Süre geçtiğinde dava hakkının kendisinin sona erdiği, hâkimin bunu re'sen dikkate aldığı süredir. Zina davasında iki ayrı hak düşürücü süre vardır.
- Af
- Eşin, diğer eşin zina fiilinden sonra bu fiili bağışladığını gösteren iradesidir. Açık veya örtülü olabilir. Zinayı öğrenip ortak hayata devam etmek tek başına af sayılmaz.
- Zinaya muvafakat
- Eşin zina öncesinde rıza göstermesidir. Kanunda hüküm bulunmadığından af kapsamında değerlendirilmez; ancak teşvik boyutu varsa dava hakkının kötüye kullanılması sayılarak reddine yol açabilir.
Zina: hangi şartlar aranır?
- Eşlerden birinin evlilik birliği devam ederken diğer eş dışında bir kişiyle isteyerek cinsel ilişkiye girmiş olması gerekir.
- Davacı eşin, zina eylemini ve zina sebebiyle açılacak davayı kullanma hakkı, birinci süre olan öğrenmeden itibaren altı ay ile ikinci süre olan zina eyleminden itibaren beş yıl içinde kullanılmış olmalıdır.
- Davacı eş affetmemiş olmalıdır; af varsa dava hakkı bulunmaz.
- Zinanın ispatlanmış olması gerekir; zinanın ispatı mahkemece boşanma kararı için yeterlidir ve ayrıca evlilik birliğinin temelden sarsıldığının araştırılması aranmaz.
- Zina ile birlikte her iki sebebe dayanılmışsa, zinanın ispatı hâlinde zina sebebiyle boşanmaya karar verilmelidir.
Zina: hangi sonuçları doğurur?
- Zina saptanırsa hâkim boşanmaya karar vermek zorundadır ve evlilik birliğinin temelden sarsıldığı ayrıca araştırılmaz.
- Altı aylık veya beş yıllık sürelerden biri geçtiğinde dava hakkı düşer ve bu süre sonradan açılan davada hâkimce re'sen göz önünde tutulur.
- Eş zinayı affetmişse dava hakkı yoktur ve bu hâlde zina sebebiyle boşanma davası açılamaz.
- Zinaya önceden rıza gösterilmiş olması, kanunda af sayılmadığı için dava hakkını tek başına ortadan kaldırmaz.
- Zina eşin rızası dışında gerçekleşmişse (zorla tecavüz, şuur dışı ilişki) zina sayılmaz ve bu hâlde m.161 uygulanmaz.
Öğrenme tarihi ile zina tarihi arasındaki fark nedir?
Altı aylık süre, davacı eşin zinayı öğrendiği andan itibaren işler.
Beş yıllık süre, zina fiilinin işlendiği andan itibaren işler; öğrenme tarihinden bağımsızdır.
Her iki süre birlikte geçerlidir; hangisi önce dolarsa dava hakkı o zaman düşer.
Tek eylemli zina ile devam eden zina arasındaki fark nedir?
Tek eylemden ibaret zinada beş yıllık süre eylem gününden başlar.
Devam eden zinada beş yıllık süre, zinanın sona erdiği tarihten başlar.
Devam eden zinada dava hakkı daha geç düşer.
Af ile zinaya muvafakat arasındaki fark nedir?
Af, zina gerçekleştikten sonra verilen ve açık ya da örtülü olabilen bağışlama iradesidir; dava hakkını ortadan kaldırır.
Muvafakat, zina öncesi rızadır; kanunda af sayılmamıştır.
Muvafakat tek başına dava hakkını düşürmez; ancak teşvik niteliğindeyse dava hakkının kötüye kullanılması sayılarak reddedilebilir.
Zina sebebi ile evlilik birliğinin sarsılması arasındaki fark nedir?
Zina mutlak boşanma sebebidir ve saptanınca hâkim boşanmaya karar vermek zorundadır.
Evlilik birliğinin sarsılması nispi boşanma sebebidir ve hâkimin takdirine bağlıdır.
Zina dava hakkı düşmüş olsa bile, zina geçimsizliğe yol açmışsa m.166 uyarınca temelden sarsılma sebebiyle boşanma istenebilir.
Zina ile eşcinsel ilişki arasındaki fark nedir?
Karşı cinsle isteyerek yapılan ilişki zinadır.
Aynı cinsten kişilerle ilişki zina sayılmaz.
Eşcinsel ilişki için zina sebebine değil, m.163 ya da m.166 sebeplerine dayanılır.
Zina: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Beş yıllık süreyi öğrenme tarihinden başlatmak; beş yıl zina fiilinin işlendiği tarihten, altı ay ise öğrenmeden başlar.
- Altı aylık süreyi zina tarihinden hesaplamak; bu süre öğrenme tarihinden işler.
- Ortak hayatın sürdürülmesini tek başına af saymak; af iradesinin açıkça ya da örtülü biçimde anlaşılması gerekir.
- Zinaya önceden rıza göstermeyi af saymak; kanunda af sayılmadığı için bu tek başına dava hakkını düşürmez, ancak teşvik varsa hakkın kötüye kullanılması olarak değerlendirilir.
- Zina mutlak boşanma sebebi olduğu hâlde zinanın evlilik birliğini temelden sarsıp sarsmadığını ayrıca araştırmak; bu araştırma gerekmez.
- Eşcinsel ilişkiyi zina sebebi olarak değerlendirmek; zina yalnızca karşı cinsle isteyerek yapılan ilişkidir.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Zina sebebi ile evlilik birliğinin sarsılması sebebinin birlikte ileri sürüldüğü hâlde zina ispatlanırsa, hâkimin genel sebebin gerçekleşip gerçekleşmediğine bakmadan zina sebebiyle boşanmaya karar vermesi gerektiği kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2024/415 E., 2024/422 K., 12.09.2024)
- Zina sebebiyle açılan davalarda, zinanın ispatı ile birlikte davalının karşı davası da zina sebebiyle değerlendirilmekte ve bu sebebe dayanılan talepler için ayrı bir hüküm kurulmasına gerek görülmediği kabul edilmektedir. (2. Hukuk Dairesi, 2024/1284 E., 2024/8724 K., 19.11.2024)
- Zina sebebiyle boşanma davasının reddi veya kabulü yönünde kusur belirlemesi, tarafların kusur oranı ve nafaka sonuçları ile birlikte değerlendirilmektedir. (2. Hukuk Dairesi, 2024/7530 E., 2025/4135 K., 22.04.2025)
- Zina iddiası ile birlikte açılan karşı davalarda, dava hakkının düşüp düşmediği ve zinanın öğrenilme tarihinin tespiti hâkim tarafından re'sen incelenmektedir. (2. Hukuk Dairesi, 2024/1318 E., 2024/8831 K., 20.11.2024)
- Zina sebebiyle açılan davada iddianın dayandığı süreler (altı ay ve beş yıl) ve 161 inci maddeye dayalı taleplerin ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiği kabul edilmektedir. (2. Hukuk Dairesi, 2024/1622 E., 2024/8946 K., 20.11.2024)
Nasıl ispat edilir?
- Zina sebebiyle boşanma davasını açan eş, zinanın gerçekleştiğini ispat yükü altındadır; ceza mahkemesi kararı kesin delil niteliğindedir.
- Zinanın öğrenilme tarihi ve altı aylık sürenin başlangıcı, davayı açan eş tarafından ispatlanmalıdır; hâkim bu süreyi re'sen gözetir.
- Karşı taraf, zinaya rıza, af veya teşvik savunmasını ileri sürüyorsa bu savunmayı ispatlamakla yükümlüdür; ortak hayatın sürdürülmesi tek başına af sayılmaz.
- Zinanın ikrarı hâkimi bağlamaz; ikrar diğer delillerle desteklenmelidir.
- Sosyal medya üzerinden alenileştirilen görüntü ve kayıtlar hukuka uygun delil sayılabilir; bunların sunumu ve değerlendirilmesi ispat konusu olarak ele alınır.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 4721 m.162: Hayata kast, pek kötü muamele ve onur kırıcı davranış sebeplerini düzenler; zina dışında kalan ve aynı süre sistemine tabi olan başka bir mutlak boşanma sebebidir.
- 4721 m.163: Küçük düşürücü suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürmeyi düzenler; eşcinsel ilişkilerde zina yerine bu madde esas alınır.
- 4721 m.166: Evlilik birliğinin temelden sarsılmasını düzenler; zina dava hakkı düşmüş olsa bile zina geçimsizliğe yol açmışsa bu madde üzerinden boşanma istenebilir.
- 4721 m.2: Dürüstlük kuralını düzenler; zinaya teşvik edilmiş eşin dava açmasının hakkın kötüye kullanılması olarak reddine dayanak oluşturur.
TMK m.162 — Hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış
Madde, evlilik birliği içinde eşlerden birinin diğerine karşı hayata kast, pek kötü muamele veya ağır derecede onur kırıcı davranışta bulunması hâllerini, bu sebeplere dayanan boşanma davasının açılmasını ve dava hakkının düşmesini düzenler. Dava hakkı, boşanma sebebinin öğrenilmesinden başlayan altı aylık ve sebebin doğumundan başlayan beş yıllık sürelerle sınırlanmış, af hâlinde dava hakkı ortadan kaldırılmıştır. Hüküm yalnızca evlilik içindeki eşler arasındaki ilişkiye uygulanır; eşlerin yakınlarına yönelik fiiller maddenin kapsamına girmez. Madde, zina sebebiyle boşanmayı (m.161) ve evlilik birliğinin temelinden sarsılmasını (m.166) düzenlemez. Ayrıca mal rejimi sonuçlarını, nafaka ve velayet hükümlerini (ilgili TMK maddeleri) ve boşanma davasında usul kurallarını da düzenlemez.
Hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış: hangi kavramlar bilinmeli?
- Hayata kast
- Bir eşin diğerini öldürme niyetini ortaya koyan fiil veya fiile eş tutulan kaçınmadır (imtina). Tehdit tek başına yeterli değildir; fiilî bir tehdit olayın özelliğine göre hayata kast sayılabilir. Fiilin planlı veya ani bir öfkeyle işlenmiş olması önemli değildir.
- Pek kötü muamele
- Cana kast dışında kalan her türlü eziyet ve cefa gibi müessir fiilleri ifade eder. Ağır hakaret ve haysiyete tecavüz niteliğindeki isnatları da kapsar. Fiilin kasten işlenmiş olması gerekir.
- Ağır derecede onur kırıcı davranış
- Eşlerden birinin diğerinin onuruna haksız biçimde saldırması ve onu küçük düşürmek amacıyla yaptığı davranıştır. Söz, yazı veya hareketlerle ortaya çıkabilir.
- Af
- Eşin, boşanma sebebi olan fiilden sonra, o fiili affettiğini gösteren iradesidir. Açık olabileceği gibi örtülü de olabilir; ancak örtülü affın eşin davranışlarından açıkça anlaşılması gerekir.
- Dava hakkının düşmesi
- Hak düşürücü süreler geçtiğinde veya af gerçekleştiğinde boşanma davası açma hakkının sona ermesidir.
Hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış: hangi şartlar aranır?
- Davacı eşin, diğer eşin kendisine karşı hayata kast, pek kötü muamele veya ağır derecede onur kırıcı davranışta bulunmuş olduğunu ileri sürmesi gerekir.
- Hayata kast bakımından fiilin ya da fiile eş tutulan kaçınmanın bulunması gerekir; yalnız tehdit kural olarak yeterli değildir.
- Fiilin bizzat davacı eşe yönelmiş olması gerekir; eşin yakınlarına yönelik eylemler bu madde kapsamında değildir.
- Fiilin failinin ayırt etme gücüne sahip olması ve kastının bulunması gerekir.
- Davacı eşin, boşanma sebebini öğrendikten sonra altı ay içinde dava açması ve sebebin doğumundan itibaren beş yıl geçmemiş olması gerekir.
- Davacı eşin boşanma sebebini affetmemiş olması gerekir.
Hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış: hangi sonuçları doğurur?
- Hayata kast, pek kötü muamele veya ağır derecede onur kırıcı davranış sabit olduğunda, diğer eş boşanma davası açabilir.
- Davacı eş, boşanma sebebini öğrendikten altı ay geçtiğinde dava hakkı düşer.
- Sebebin doğumundan beş yıl geçtiğinde, öğrenme tarihi ne olursa olsun dava hakkı düşer.
- Davacı eş davalı eşi affederse dava hakkı kalmaz ve dava hükümsüz kalır; yargılama sırasında af gerçekleşmişse davanın reddine karar verilir.
- Ayırt etme gücü olmayan eşin cana kast fiili, kural olarak boşanma sebebi oluşturmaz.
- Eşin yakınlarına yönelik eylemler bu madde kapsamında boşanma sebebi değildir.
- Kanun bu hükmü emredici nitelikte düzenlemiştir; eşler sözleşmeyle boşanma sebebini genişletemez.
Hayata kast ile pek kötü muamele arasındaki fark nedir?
Hayata kast, bir eşin diğerini öldürme niyetini fiillerle ortaya koymasıdır ve kast şartı aranır.
Pek kötü muamele, cana kast dışında kalan eziyet ve cefa niteliğindeki fiillerdir.
Her iki hâl de aynı boşanma sebebinin farklı görünümleridir; ispat edilen fiilin hangi kategoriye girdiği kararda belirtilmelidir.
Ayırt etme gücü olan ile olmayan fail arasındaki fark nedir?
Ayırt etme gücü olan eşin kasten cana kast etmesi boşanma sebebi oluşturur.
Ayırt etme gücü bulunmayan eşin cana kast fiilleri kural olarak boşanma sebebi değildir.
Ancak eş, cana kast fiilini işlemek için ayırt etme gücünü bilerek geçici olarak ortadan kaldırmışsa, diğer eşe dava hakkı tanınır.
Bizzat eşe yönelik fiil ile yakınlara yönelik fiil arasındaki fark nedir?
Davacı eşin kendisine karşı işlenen fiil maddenin kapsamındadır.
Eşin çocuğu, anne babası veya kardeşi gibi yakınlarına yönelik eylemler bu madde kapsamında değildir.
Yakınlara yönelik eylemler bu madde ile boşanma sebebi yapılamaz.
Madde 162 ile madde 161 (zina) arasındaki fark nedir?
Madde 162, hayata kast, pek kötü muamele veya onur kırıcı davranışı düzenler.
Zina, madde 161 kapsamında ayrı bir boşanma sebebidir.
Her iki sebebin dava hakkı süreleri ve af hükümleri benzerdir; ancak sebebin niteliğine göre ayrı dava dayanağı oluşturur.
Hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Tehdidi tek başına hayata kast saymak; hayata kast için fiil veya fiile eş tutulan kaçınma aranır, somut olaya göre değerlendirme yapılmalıdır.
- Eşin yakınlarına yönelik fiilleri bu madde kapsamında değerlendirmek; madde yalnızca bizzat eşe karşı işlenen fiilleri kapsar.
- Beş yıllık süreyi öğrenme tarihinden başlatmak; beş yıl sebebin doğumundan itibaren işler, altı ay ise öğrenmeden itibaren işler.
- Eşin ortak hayata devam etmesini otomatik olarak af saymak; örtülü af için af iradesinin açıkça anlaşılması gerekir.
- Ayırt etme gücü olmayan eşin cana kast fiilini kural olarak boşanma sebebi saymak; geçici olarak ayırt etme gücünü bilerek ortadan kaldıran eş bakımından sonuç farklıdır.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Pek kötü muamele kapsamında, insafsızca dövme, eziyet ederek cinsel ilişkiye zorlama, aç bırakma veya gece sokağa atma gibi fiillerin sayıldığı kabul edilmektedir. (2. Hukuk Dairesi, 2024/1279 E., 2024/8737 K., 19.11.2024)
- Onur kırıcı davranış, eşin onurunu haksız biçimde zedeleyen ve küçük düşürmeye yönelik saldırıları kapsar; mahkeme koridorlarında hakaret gibi olaylar bu kapsamda değerlendirilir. (2. Hukuk Dairesi, 2023/2145 E., 2024/8238 K., 04.11.2024)
- Davanın kabulü için ileri sürülen fiilin ağır derecede onur kırıcı nitelikte olduğunun somut olarak tespit edilmesi gerektiği kabul edilmektedir. (2. Hukuk Dairesi, 2025/635 E., 2025/7795 K., 24.09.2025)
- Tarafların birbirine yönelik çok sayıda suçlamada bulunduğu uyuşmazlıklarda, hangi fiilin hangi boşanma sebebine dayandığının ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiği kabul edilmektedir. (2. Hukuk Dairesi, 2024/1622 E., 2024/8946 K., 20.11.2024)
- Bu sebeple açılan davada, eşin dava dilekçesinde dayandığı sebep ile dinlenen tanık ve delillerin uyumlu olması aranmaktadır. (2. Hukuk Dairesi, 2024/1194 E., 2024/8736 K., 19.11.2024)
Nasıl ispat edilir?
- Boşanma davasını açan eş, diğer eşin hayata kast, pek kötü muamele veya ağır derecede onur kırıcı davranışta bulunduğunu ispatla yükümlüdür.
- Fiilin varlığı tanık, belge, adli kayıt ve tıbbi raporlarla ispatlanabilir; ceza mahkemesinde verilen mahkumiyet kararı hukuk hâkimini bağlayıp bağlamayacağı TBK 74 hükümlerine göre belirlenir.
- Affın varlığını ileri süren karşı taraf, affı ispatla yükümlüdür; af açık olabileceği gibi örtülü de olabilir, ancak örtülü af için eşin davranışlarından af iradesinin açıkça anlaşılması gerekir.
- Zamanaşımına benzer hak düşürücü sürenin geçtiğini savunan taraf, öğrenme tarihini veya sebebin doğum tarihini ispatlamalıdır.
- Ayırt etme gücünün geçici olarak ortadan kaldırıldığını ileri süren taraf, bunu ispatla yükümlüdür.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 4721 sayılı Kanun m.161: Zina sebebiyle boşanmayı düzenler; zina sebebiyle açılan davada dava hakkı düşme ve af kuralları m.162 ile benzerdir.
- 4721 sayılı Kanun m.166: Zina gibi bir olay dava hakkı düşmüş olsa bile evlilik birliğini temelinden sarsıyorsa bu madde uyarınca dava açılabilir.
- 5237 sayılı Kanun m.59: Ayırt etme gücünü bilerek geçici olarak ortadan kaldıran eşin fiilinin boşanma sebebi sayılması bakımından ceza hukukundaki kusur ve ayırt etme kurallarına atıf yapılır.
TMK m.163 — Suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme
TMK m.163, eşlerden birinin küçük düşürücü bir suç işlemesi veya haysiyetsiz bir hayat sürmesi hâlinde diğer eşe özel bir boşanma sebebi tanır. Hükmün konusu, bu iki kusur halinin boşanma sebebi sayılabilmesi için aranan koşullar ve davanın açılabileceği zamandır. Uygulama, evlilik birliği içinde bulunan eşler bakımından ve bu fiillerin evlilik sırasında işlenmiş ya da sürdürülmüş olması hâlinde uygulanır. Madde, zina, hayata kast, pek kötü muamele veya onur kırıcı davranış, akıl hastalığı ve terk sebeplerini düzenlemez (m.161, m.162, m.164, m.165). Evlilik birliğinin sarsılması hâlinde boşanmayı düzenleyen m.166 ile boşanmanın mali sonuçlarına ilişkin tazminat ve nafaka hükümleri (m.174-178) bu maddenin kapsamı dışındadır.
Suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme: hangi kavramlar bilinmeli?
- Küçük düşürücü suç
- Toplumdaki anlayışa göre namus ve şerefle bağdaşmayan, eşin onurunu zedeleyen suçtur. Cezanın türü ya da ağırlığı değil, fiilin toplumsal değerlendirmesi belirleyici olur. Suçtan mahkûmiyet şart değildir.
- Haysiyetsiz hayat sürme
- Toplumun hoş görmediği, namus ve şerefle bağdaşmayan davranışların bir yaşam biçimi hâline gelmesidir. Tek bir haysiyetsiz davranış yeterli değildir, eylemin sürekli olması gerekir.
- Nispi boşanma sebebi
- Sebebin varlığı tek başına boşanmaya yetmez, hâkim evlilik birliğinin sürdürülmesinin beklenip beklenemeyeceğini değerlendirir. Hâkim, durumun boşanmayı gerektirecek ağırlıkta olmadığına karar verebilir.
- Birlikte yaşamanın beklenememesi
- Kusurlu fiilin, diğer eş için ortak hayatı çekilmez hâle getirmesi durumudur. Bu koşul hem küçük düşürücü suç hem de haysiyetsiz hayat sürme için açıkça aranır.
Suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme: hangi şartlar aranır?
- Eşlerden birinin küçük düşürücü bir suç işlemiş veya haysiyetsiz bir hayat sürmüş olması gerekir; suç evlilik sırasında işlenmiş olmalıdır.
- Haysiyetsiz hayat sürmede eylemin sürekli olması ve evlilik sırasında da devam etmesi gerekir.
- Fiil nedeniyle diğer eşle birlikte yaşamanın ondan beklenemez hâle gelmiş olması gerekir.
- Fiilin kasten işlenmiş olması gerekir.
- Davanın, eşin kusurlu fiilin varlığını öğrenmesi gibi bir süreye bağlı olmaksızın her zaman açılmış olması gerekir.
- Suçtan mahkûmiyet kararı bulunması zorunlu değildir.
Suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme: hangi sonuçları doğurur?
- Koşullar gerçekleşirse diğer eş boşanma davası açabilir.
- Dava açma hakkı süreye bağlı değildir ve her zaman kullanılabilir.
- Birlikte yaşamanın beklenemezliği bulunmazsa, sebebin varlığı tek başına boşanmaya yetmez ve dava reddedilir.
- Fiilin evlilikten önce işlenmiş olması hâlinde bu madde uygulanmaz.
- Hâkim durumun boşanmayı gerektirecek ağırlıkta olmadığına hükmederse boşanmaya karar vermez.
- Sebep, hâkimin takdirine bağlı nispi bir sebep olduğundan, diğer eşin affı m.163 bakımından ayrıca bir hak düşürücü etki doğurmaz.
Küçük düşürücü suç ile haysiyetsiz hayat sürme arasındaki fark nedir?
Küçük düşürücü suçta tek bir fiil de yeterli olabilir, ölçüt toplumsal anlayıştır.
Haysiyetsiz hayat sürmede eylem bir yaşam biçimi hâline gelmiş ve sürekli olmalıdır.
Tek bir haysiyetsiz davranış boşanma sebebi olmaz; sürekliliği ispat edilmeyen iddia reddedilir.
Evlilik öncesi suç ile evlilik sırasında suç arasındaki fark nedir?
Evlenmeden önce işlenen suç bu madde kapsamında değildir.
Evlilik sırasında işlenen veya sürdürülen suç m.163 kapsamındadır.
Evlenmeden önceki suç bilinmiyorsa evlenmenin iptali veya hata ya da hile hükümleri, evlilik birliğinin sarsılması hâlinde ise m.166 gündeme gelir.
Mahkûmiyet var ile mahkûmiyet yok arasındaki fark nedir?
Suçtan mahkûm olunmuş olması eşe başvurma imkânı verir.
Mahkûmiyet olmasa da fiilin toplumsal olarak küçük düşürücü olması yeterlidir.
Mahkûmiyet kararı zorunlu değildir; hâkim fiilin niteliğini bağımsız değerlendirir.
Nispi sebep (m.163) ile mutlak sebep (m.161, m.162) arasındaki fark nedir?
m.163 nispi bir sebeptir, hâkim ağırlığı tartar.
Zina ve hayata kast gibi mutlak sebeplerde hâkim boşanmayı onaylamak zorundadır.
Aynı davranış mutlak sebep niteliği taşımaz; m.163'te hâkim boşanmayı reddedebilir.
Suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Küçük düşürücü suçu sadece mahkûmiyet kararı varsa kabul etmek; oysa mahkûmiyet zorunlu değildir.
- Haysiyetsiz hayat sürmede tek bir olayı yeterli saymak; sürekliliğin aranması gerekir.
- Hâkimin boşanmaya karar vermek zorunda olduğunu düşünmek; m.163 nispi bir sebeptir, hâkim ağırlığı tartar.
- Evlilik öncesi işlenen suçu m.163 kapsamında değerlendirmek; bu durumda evlenmenin iptali veya m.166 gündeme gelir.
- Birlikte yaşamanın beklenememesi koşulunu aramadan boşanmaya hükmetmek.
- Zina veya hayata kast gibi mutlak sebeplerin süresini m.163'e uygulamak; m.163 süreye bağlı değildir.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Haysiyetsiz hayat sürmenin boşanma sebebi sayılabilmesi için eylemin sürekli olması ve müşterek hayatı çekilmez hâle getirmesi aranmaktadır. (2. Hukuk Dairesi, 2023/9693 E., 2024/6488 K., 26.09.2024)
- Davacı eşin, sebebin varlığının m.163 kapsamında ispat edilmesi gerektiği kabul edilmektedir. (2. Hukuk Dairesi, 2023/8312 E., 2024/7138 K., 09.10.2024)
- Suç işleme veya haysiyetsiz hayat sürme iddiasıyla açılan davada, yeterli ispat olmadığında m.166 kapsamında değerlendirme yapılması gerektiği kabul edilmektedir. (2. Hukuk Dairesi, 2025/2470 E., 2025/8940 K., 20.10.2025)
- Eşin kendi kusuru bulunan bir durumda diğer eşin kusurlu davranışları nedeniyle karşı dava açabileceği kabul edilmektedir. (2. Hukuk Dairesi, 2024/67 E., 2024/7645 K., 21.10.2024)
Nasıl ispat edilir?
- Boşanma davasını açan eş, diğer eşin küçük düşürücü suç işlediğini veya haysiyetsiz hayat sürdüğünü ispatla yükümlüdür.
- Suç işlendiği, mahkeme kararı, soruşturma dosyası veya tanık beyanı ile ispatlanabilir; mahkûmiyet zorunlu değildir.
- Haysiyetsiz hayat sürmede eylemin sürekliliği, tanık ve belgelerle ortaya konur; tek bir olay yeterli kabul edilmez.
- Birlikte yaşamanın beklenememesi, davacı eşin ispat yükü altındadır.
- Karşı taraf, fiilin evlilik öncesinden kaldığını veya sürekli olmadığını ileri sürerek savunma yapabilir ve bunu ispatlamakla yükümlüdür.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 4721 sayılı Kanun m.161: Zina sebebini düzenler; m.163'ten farklı olarak mutlak sebeptir ve süreye bağlıdır.
- 4721 sayılı Kanun m.162: Hayata kast, pek kötü muamele ve onur kırıcı davranışı düzenler; bu fiiller m.163 kapsamındaki kusur hâllerinden ayrıdır.
- 4721 sayılı Kanun m.166: Evlilik birliğinin sarsılması sebebini düzenler; m.163 koşulları oluşmazsa başvurulabilecek genel sebeptir.
TMK m.164 — Terk
TMK m.164, evlilik birliğinden doğan yükümlülükleri yerine getirmemek maksadıyla ya da haklı sebep olmadan ortak konuta dönmemek suretiyle terk edilen eşin boşanma davası açabilmesinin koşullarını düzenler. Terk eden eşin yanında, diğer eşi terke zorlayan veya ortak konuta dönmesini engelleyen eşin de terk etmiş sayılmasını, ayrılığın süresini ve ihtar usulünü, ihtarın hâkim ya da noter tarafından nasıl yapılacağını, ihtar ile dava arasındaki bekleme sürelerini kapsar. Terkin diğer boşanma sebeplerinden (zina, hayata kast, suç işleme, akıl hastalığı) ayrıldığı hâlde bu maddede yer almaz; bu sebepler m.161-163 ve m.165 kapsamındadır. Boşanma davasının hak düşürücü süreleri ile ihtar üzerine boşanma davasının kendisinin usul kuralları bu maddenin konusu değildir. Nafaka, tazminat ve velayet sonuçları m.164 kapsamında düzenlenmez; bunlar boşanma hükmüne bağlı ayrı maddelerde yer alır.
Terk: hangi kavramlar bilinmeli?
- Terk
- Eşlerden birinin ortak hayata son vermesidir. Ortak konutta oturmaya devam edip dargın durmak, cinsel birliktelikten kaçınmak veya birlikte yemek yememek terk sayılmaz. Evden ayrılmak tek başına terk anlamına gelmez; kanunda aranan ek unsurlar gerçekleşmelidir.
- Terk etmiş sayılma
- Diğer eşi ortak konutu terk etmeye zorlayan veya haklı bir sebep olmaksızın ortak konuta dönmesini engelleyen eşin, fiilen ayrılmamış olsa da terk eden eş gibi değerlendirilmesidir. Bu hâl, terk eden eşin kusuru ile fiilen ayrılmış olma durumunu birbirinden ayırır.
- Terk edilen eş (davaya hakkı olan eş)
- Boşanma davası açma hakkı, ortak konuttan ayrılmayan ve ihtar isteyen eşe tanınmıştır. Terk eden eş bu davayı açamaz.
- İhtar
- Terk eden eşe, belirli süre içinde ortak konuta dönmesi gerektiğini ve dönmemesi hâlinde doğacak sonuçları bildiren, hâkim veya noter tarafından yapılan resmî bildirimdir. Esası incelemeden yapılır; ihtarın haklı olup olmadığı boşanma davası sırasında incelenir.
- Ortak konut
- Eşlerin evlilik birliğinin yürütüldüğü ve dönüş ihtarında gösterilen konuttur. İhtar kararında gösterilen konutun oturulabilir nitelikte olması ve dönüşe hazır bulundurulması gerekir.
- Haklı sebep
- Ortak konuta dönmemeyi veya terki meşru kılan, kanunda sayılmamış ama olayın özelliğine göre değerlendirilen durumdur. Dönmemenin haklı sayılabilmesi için ihtar sonrası dönmemenin haklı olduğu ispatlanmalıdır.
Terk: hangi şartlar aranır?
- Eşlerden birinin evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerini yerine getirmemek maksadıyla diğerini terk etmesi ya da haklı bir sebep olmadan ortak konuta dönmemesi gerekir; iki hâlden biri yeterlidir.
- Ayrılık en az altı ay sürmüş olmalı ve ihtar tarihinde de devam ediyor olmalıdır.
- Davaya hakkı olan eşin istemi üzerine hâkim veya noter, esası incelemeden ihtar yapmış olmalıdır; ihtar terk eden eşe iki ay içinde ortak konuta dönmesi gerektiğini ve dönmemesi hâlinde doğacak sonuçları bildirmelidir.
- İhtar sonuçsuz kalmış olmalıdır; terk eden eş iki ay içinde dönmemiş olmalıdır.
- Ortak konuta dönmeme hâlinde ihtar gerektiğinde ilan yoluyla yapılabilir; ancak ilan yoluyla ihtar da aynı şartlara tabidir.
- Boşanma davası açmak için ihtar isteminin, belirli sürenin dördüncü ayı bitmeden yapılmamış olması gerekir; ihtar isteminden sonra da ihtardan itibaren iki ay geçmeden dava açılamaz.
- Terk eden eşin ortak konuta dönmemesinin haklı sebebe dayanmadığı ispatlanmalıdır; haklı sebep, terk eden eşin dönme yükümlülüğünü ortadan kaldırır.
Terk: hangi sonuçları doğurur?
- Terk şartları ve ihtar koşulları gerçekleşmişse terk edilen eş boşanma davası açabilir.
- Terk eden eş ihtar süresi içinde ortak konuta döner ya da haklı bir sebebi ispatlarsa boşanma davası kabul edilmez.
- İhtar süresi içinde dönülmemesi hâlinde ihtarın sonuçları doğar ve terk nedeniyle boşanma davası açılabilir.
- Ayrılık altı aydan kısa sürmüşse ya da ayrılık sona ermişse ihtar yapılamaz ve bu sebebe dayanılarak dava açılamaz.
- Dönme ihtarı tebliğ edildikten sonra eve dönen eşin evine kabul edilmemesi ihtarı geçersiz kılar.
- Ortak konuta dönmemeyi haklı kılan bir sebep varsa terk nedeniyle dava reddedilir.
- Boşanmaya karar verilirse terk mutlak boşanma sebebi olduğundan hâkim evlilik birliğinin sarsılıp sarsılmadığını araştırmaz.
Terk eden eş ile terk etmiş sayılan eş arasındaki fark nedir?
Ortak konuttan fiilen ayrılan ve evlilik yükümlülüklerinden kaçınmak maksadıyla hareket eden eştir.
Fiilen evden ayrılmamış ama diğer eşi terke zorlayan ya da dönmesini engelleyen eştir.
Her iki eş de terk etmiş sayılır ve boşanma davasına konu olabilir; kanun fiilen ayrılmayan eşi de terk eden eş gibi değerlendirmektedir.
Terk eden eş ile davaya hakkı olan eş arasındaki fark nedir?
Terk eden eş, kendisi için ihtar istenen ve boşanma davasının davalısı olan eştir.
Davaya hakkı olan eş, ihtarı isteyen ve terk edilen konumda bulunan eştir.
Yalnız terk edilen eş boşanma davası açabilir; terk eden eşin kendi kusurundan doğan terk nedeniyle dava açması mümkün değildir.
Ortak konuttan ayrılma ile haklı sebeple ayrılma arasındaki fark nedir?
Eşin, kanunda öngörülen amaç olmaksızın ortak hayata son vermesidir.
Eşin şiddet, hakaret veya kovulma gibi haklı nedenlerle evden ayrılmasıdır.
Haklı sebeple ayrılmak tek başına terk sayılmaz; ancak haklı sebebin ihtardan sonra da sürmesi dönmemeyi haklı kılmaz ve terk nedenine dayalı dava açılabilir.
Esası incelemeden ihtar ile boşanma davası arasındaki fark nedir?
İhtar, hâkim veya noter tarafından esası incelenmeksizin yapılan bir işlemdir.
Boşanma davası, ihtarın haklılığının ve terkin şartlarının yargılama sırasında incelendiği davadır.
İhtarın haklı olup olmadığı dava sırasında tartışılır; ihtar kararına karşı ayrıca bir kesin sonuç doğmaz.
Ayrılığın süresi ile ihtar süresi arasındaki fark nedir?
Ayrılığın en az altı ay sürmüş ve devam ediyor olması, ihtarın yapılabilmesi için gerekli olan süredir.
İhtar sonrası iki aylık süre, terk eden eşin ortak konuta dönmesi için tanınan süredir.
Altı aylık süre ihtardan önce, iki aylık süre ihtardan sonra işler ve dava açılmadan önce ikisinin de geçmiş olması gerekir.
Terk: sık yapılan hatalar nelerdir?
- İki aylık süreyi ihtar tarihinden değil, ihtarın ilanı ya da tebliğ edilmediği bir tarihten saymak; uygulamada süre tebliğ tarihinden başlar.
- Altı aylık ayrılık süresinin ihtar isteminden sonra başladığını varsaymak; bu süre ihtar isteminden önce dolmuş olmalıdır.
- Dördüncü ay sınırını gözden kaçırıp ihtar isteminin erken yapılmasına izin vermek; hâkim bu süreyi kısaltamaz.
- İhtar sonrası iki ay dolmadan dava açmak; bu durumda dava usulden reddedilir.
- Fiilen ayrılmayan ama diğer eşi terke zorlayan eşi terk etmiş sayılmadığını düşünmek; kanun bu hâli açıkça terk etmiş sayılma kapsamına almıştır.
- Terk eden eşin haklı sebeple evden ayrılmış olmasını yeterli görmek; ihtar sonrası dönmemenin de haklı olması gerekir.
- Ortak konutun dönüşe hazır bulundurulmadığı, anahtarın gönderilmediği bir ihtarı geçerli saymak; bu hâlde ihtar samimi değildir.
- Ayrılık sona erdikten sonra ihtarın devam ettiğini varsaymak; ihtar sırasında ayrılığın devam etmesi gerekir.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Terk nedeniyle boşanmada eve dönmemekte haklılığın ispatı davalı eşe düşer; kanuni ihtar yapıldıktan sonra evlilik yükümlülüğünü yerine getirmeyen eşin dönmemekte haklılığını kanıtlayamaması dava açılmasına olanak tanır. (Hukuk Genel Kurulu, 2009/402 E., 2009/484 K., 04.11.2009)
- Ortak konuttan ayrılmanın haklı sebebe dayanması tek başına yeterli değildir; ihtar sonrası dönmemenin de haklı olması gerekir ve makul bir süre geçtikten sonra haklı sebebe dayanma imkânı ortadan kalkmış sayılır. (Hukuk Genel Kurulu, 2022/771 E., 2023/1039 K., 01.11.2023; Hukuk Genel Kurulu, 2012/686 E., 2013/67 K., 16.01.2013)
- İhtar tarihinde ortak konutun oturulabilir durumda olması, anahtar ya da bulunduğu yerin bildirilmesi ve yol giderinin sağlanması uygulamada aranmaktadır; bu koşullar sağlanmamışsa ihtar samimi kabul edilmemektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2008/136 E., 2008/117 K., 13.02.2008)
- Mahkemenin ihtar kararında dönüş için gereken masrafları da belirlemesi uygulamada kabul edilmiştir ve ihtar kararında terk eden eşe dönme yükümlülüğünün ve sonuçlarının açıkça bildirilmesi gerekir. (Hukuk Genel Kurulu, 2022/400 E., 2023/514 K., 24.05.2023)
- Daha önce reddedilip kesinleşen bir boşanma davasından en az dört ay sonra yeni ihtar gönderilebilir; hâkim bu süreyi kısaltamaz. (Hukuk Genel Kurulu, 2013/1688 E., 2015/1032 K., 13.03.2015)
- Terk eden eşin kadın olması ya da erkek olması ihtar hakkını değiştirmez; her iki eş de ihtar isteyebilir. (Hukuk Genel Kurulu, 2012/686 E., 2013/67 K., 16.01.2013)
Nasıl ispat edilir?
- Boşanma davasını açan terk edilen eş, ayrılığın altı aydan uzun sürdüğünü ve ihtarın usulüne uygun yapıldığını ispatlamakla yükümlüdür; ihtar kararı, tebliğ belgesi ve ayrılık süresini gösteren deliller bu amaçla kullanılır.
- Terk eden eş, ortak konuta dönmemekte haklı sebebinin bulunduğunu ispat yükü altındadır; ihtar öncesi olaylar ve ihtar sonrası dönmeme gerekçesi bu bağlamda değerlendirilir. (Hukuk Genel Kurulu, 2009/402 E., 2009/484 K., 04.11.2009)
- Ortak konutun dönüşe hazır olduğu ve anahtarın ya da yerinin bildirildiği, ihtar kararı ve tebligat belgeleriyle ispatlanır; bu hususların eksikliğinde ihtar geçersiz sayılabilir. (Hukuk Genel Kurulu, 2008/136 E., 2008/117 K., 13.02.2008)
- Yazılı belgeler, ihtar tebligatı ve tanık beyanları birlikte değerlendirilir; ayrılığın süresi için tanık beyanı yazılı belgelerle desteklenmelidir.
- Terk eden eşin ihtarı samimi olmadığı iddiası, ihtarda bulunan eşin ortak konutu boşaltması, yeterli yakacak ve yiyecek bulundurmaması gibi olgularla karşı tarafça ileri sürülür ve bunu iddia eden taraf ispatlar. (Hukuk Genel Kurulu, 2009/402 E., 2009/484 K., 04.11.2009)
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 4721 sayılı Kanun m.161: Zina, hayata kast ve benzeri mutlak boşanma sebeplerini düzenler; terk nedeniyle dava bu sebeplerden ayrı bir dayanak oluşturur.
- 4721 sayılı Kanun m.166: Evlilik birliğinin temelden sarsılması sebebiyle boşanmayı düzenler; terk nedeniyle açılan davada bu hükme başvurulmaz, ancak uygulamada birlikte ileri sürülebilir.
TMK m.165 — Akıl hastalığı
TMK m.165, eşlerden birinin akıl hastası olması ve bu nedenle ortak hayatın diğer eş için çekilmez hâle gelmesi halinde diğer eşe tanınan özel boşanma sebebini düzenler. Hükmün koşulu, hastalığın geçmesine olanak bulunmadığının resmî sağlık kurulu raporuyla tespit edilmesidir. Madde, evlilik birliğinde taraflardan birinin hastalığına dayanan ve kusur esasına dayanmayan boşanma davasını kapsar. Kısıtlama, evlenme engeli ve mutlak butlan konuları bu maddenin kapsamında değildir; bunları düzenlemez (TMK m.133, m.145, m.405). Boşanmanın genel sebepleri (TMK m.166) ile hastalığın boşanma dışındaki hukuki sonuçları, nafaka, tazminat ve velayet gibi konular da bu maddede düzenlenmez (TMK m.166, m.169, m.175, m.176).
Akıl hastalığı: hangi kavramlar bilinmeli?
- Akıl hastalığı
- Ayırt etme gücünü ya da ortak hayatı sürdürme yeteneğini etkileyecek nitelikte, sürekli ya da tekrarlayan zihinsel bozukluk olarak anlaşılır. Her tıbbi hastalık bu anlamda akıl hastalığı sayılmaz; hastalığın kişinin davranışını ve evlilik birliğini etkileyecek düzeyde olması gerekir.
- Çekilmez hâle gelme
- Hastalığın nedeniyle ortak hayatın diğer eş bakımından sürdürülemez duruma gelmesidir. Hâkim bunu objektif ölçütle ve diğer eşin durumu yönünden subjektif olarak değerlendirir.
- Resmî sağlık kurulu raporu
- Hastalığın geçmesine olanak bulunmadığını tespit eden, yetkili resmî sağlık kurulunun düzenlediği rapordur. Maddede boşanma davasının açılabilmesi için aranan şekil ve ispat aracıdır.
- Özel boşanma sebebi
- Kanunda sayılı olarak düzenlenen, belirli bir olguya bağlı boşanma nedenidir. Kusur aranmaz; TMK m.166'daki genel sebeplerden ayrılır.
Akıl hastalığı: hangi şartlar aranır?
- Eşlerden birinin akıl hastası olması bulunmalıdır; hastalık dava tarihinde mevcut olmalıdır.
- Hastalık nedeniyle ortak hayatın diğer eş için çekilmez hâle gelmiş olması gerekir.
- Hastalığın geçmesine olanak bulunmadığının resmî sağlık kurulu raporuyla tespit edilmiş olması şarttır.
- Dava, hastalığın iyileşebilir olmadığı durumda açılabilir; iyileşebilir hastalıkta dava reddedilir.
- Davanın hak sahibi, akıl hastası olmayan eştir.
Akıl hastalığı: hangi sonuçları doğurur?
- Şartlar gerçekleştiğinde akıl hastası olmayan eş boşanma davası açabilir ve boşanma kararı verilebilir.
- Hastalığın iyileşebilir olduğu tespit edilirse dava reddedilir.
- Resmî sağlık kurulu raporu ile hastalığın geçmesine olanak olmadığı tespit edilmemişse dava açılabilmesi için gerekli koşul yerine gelmemiş olur.
- Şartlar dava açıldığı anda devam ediyorsa dava her zaman açılabilir; hak düşürücü süre yoktur.
- Eşlerin ortak konuta dönmesi veya dönme isteminde bulunulması, şartlar gerçekleştikten sonra davayı etkilemez.
- Akıl hastalığı nedeniyle boşanmada ayrılık kararı verilemez.
Evlilik öncesi hastalık ile evlilik sonrası hastalık arasındaki fark nedir?
Evlenmeden önce mevcut olan ve evlenmeye engel düzeyde bulunan akıl hastalığı, mutlak butlan nedeni de oluşturur.
Evlilik birliği devam ederken ortaya çıkan akıl hastalığı mutlak butlan nedeni sayılmaz.
Evlenmeden önceki hastalık için evliliğin butlanı talep edilebilir; sonradan ortaya çıkan hastalık için yalnızca bu madde uyarınca boşanma davası açılabilir.
Özel sebep (TMK m.165) ile genel sebep (TMK m.166) arasındaki fark nedir?
Akıl hastalığı, kusura dayanmayan özel ve nispi bir boşanma sebebidir.
Zina, pek fena muamele, terk gibi sebepler kusura dayanan genel boşanma sebepleridir.
Akıl hastalığı davasında kusur araştırılmaz; ancak çekilmezlik ve iyileşmezlik koşullarının varlığı aranır.
Akıl hastalığı ile sara (epilepsi) ve zekâ geriliği arasındaki fark nedir?
Akıl hastalığı, ayırt etme gücünü veya ortak hayatı etkileyen zihinsel bozukluktur.
Sara (epilepsi) akıl hastalığı sayılmaz; zekâ geriliğinin akıl hastalığı niteliği taşıyıp taşımadığı resmî sağlık kurulu raporuyla belirlenir.
Sara nedeniyle bu madde uygulanamaz; zekâ geriliği ise rapor ile hastalık niteliği kazanırsa madde kapsamına girer.
Akıl hastası eş ile vasi atanmış eş arasındaki fark nedir?
Davalı eşin temyiz kudreti bulunmadığında vasi atanması gerekir.
Temyiz kudreti bulunan eşte vasi atanmasına gerek yoktur.
Vasi atanmış eşin davası vasi aracılığıyla yürütülür; aksi halde davanın usulüne uygun açılmadığı kabul edilir.
Boşanma ile ayrılık arasındaki fark nedir?
Bu madde uyarınca dava açılması halinde boşanma kararı verilir.
Ayrılık kararı bu sebeple verilemez.
Hâkim yalnızca boşanmaya karar verebilir; ayrılığa hükmedilemez.
Akıl hastalığı: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Sara (epilepsi) gibi akıl hastalığı olmayan rahatsızlıkları bu maddeye dayandırmak; sara akıl hastalığı sayılmaz.
- Resmî sağlık kurulu raporu olmadan dava açmak veya raporun geçmişteki bir tarihli olması yeterli sayılmak; raporun dava açıldığı anda hastalığın geçmesine olanak olmadığını göstermesi gerekir.
- Evlenmeden önceki hastalık ile evlilik içinde ortaya çıkan hastalığı karıştırmak; evlenme öncesi hastalık mutlak butlan sebebi de oluşturabilir.
- Akıl hastalığı davasında kusur araştırması yapmak ya da genel boşanma sebeplerinden birini buna eklemek; bu madde kusursuz özel bir sebeptir.
- Hakimin resmî sağlık kurulu raporuna bağlı olduğunu varsaymak; yazılı mevzuatta rapor bağlayıcı olsa da uygulamada hâkim raporu takdir eder.
- Zaman aşımı veya hak düşürücü süre aramak; dava hakkı için süre yoktur, yalnızca iyileşebilirlik ortadan kalkmalıdır.
- Vasi atanması gereken hallerde davayı vasi katılımı olmadan sürdürmek.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Akıl hastalığı nedeniyle açılan boşanma davalarında davalı eşin temyiz kudretinin bulunup bulunmadığı araştırılır; bulunmuyorsa vasi atanarak dava vasi katılımıyla sürdürülür. (2. Hukuk Dairesi, 2024/299 E., 2024/7512 K., 16.10.2024)
- Hastalığın evlilik öncesinde varlığı ile evlilik sırasında ortaya çıkması ayrı değerlendirilir; evlilik sırasında ortaya çıkan hastalıkta yalnız bu madde uygulanır. (2. Hukuk Dairesi, 2023/1778 E., 2023/1919 K., 26.04.2023)
- Hastalığın evlilik birliğini sürdürmeyi engelleyecek düzeyde olduğu, davranışların ortak hayatı çekilmez kıldığı somut olaylarla ortaya konulmaya çalışılmaktadır. (2. Hukuk Dairesi, 2023/903 E., 2023/4004 K., 14.09.2023)
- Akıl hastalığı nedeniyle açılan davada boşanma talebinin kabulü ile birlikte maddi ve manevi tazminat ile nafaka talepleri de birlikte görülmektedir. (2. Hukuk Dairesi, 2024/299 E., 2024/7512 K., 16.10.2024; 2. Hukuk Dairesi, 2022/9903 E., 2023/400 K., 24.01.2023)
Nasıl ispat edilir?
- Boşanma talebini ileri süren eş, hastalığın varlığını ve geçmesine olanak bulunmadığını resmî sağlık kurulu raporuyla ispatlamakla yükümlüdür.
- Hastalığın ortak hayatı çekilmez kıldığı, tanık beyanları, doktor raporları, tedavi kayıtları ve somut davranışlara ilişkin deliller ile ortaya konulur.
- Akıl hastalığının ayırt etme gücü üzerindeki etkisi uzman bilirkişi incelemesiyle belirlenir; bu konuda hâkim bilirkişi raporuna bağlıdır.
- Karşı eş, hastalığın iyileşebilir olduğunu veya ortak hayatın çekilmez olmadığını ileri sürerse bu savunmasını kanıtlamakla yükümlüdür.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 4721 sayılı Kanun m.133: Akıl hastalarının evlenmesinde resmî sağlık kurulu raporu aranmasını düzenler; bu madde ise boşanma bakımından aynı tür raporu şart koşar.
- 4721 sayılı Kanun m.145: Evlenmeye engel akıl hastalığının mutlak butlan nedeni olmasını düzenler; evlenme öncesi hastalık bakımından m.165 ile ayrım yapılır.
- 4721 sayılı Kanun m.166: Kusura dayanan genel boşanma sebeplerini düzenler; m.165 özel ve kusursuz bir sebep olarak bunlardan ayrılır.
- 4721 sayılı Kanun m.405: Akıl hastalığı veya akıl zayıflığı nedeniyle kısıtlamanın koşullarını düzenler; hastalık tanımı ve resmî sağlık raporu bakımından ilgilidir.
TMK m.166 — Evlilik birliğinin sarsılması
Madde, evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle boşanmayı (birinci fıkra), davalının bu davaya karşı itiraz hakkını ve bu itirazın hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olması hâlinde boşanmaya karar verilebilmesini (ikinci fıkra), evlilik birliğinin en az bir yıl sürmüş olması şartıyla anlaşmalı boşanmayı (üçüncü fıkra) ve müşterek hayatın yeniden kurulamaması nedeniyle boşanmayı (dördüncü fıkra) düzenler. Kişi bakımından eşlerin her biri için geçerlidir. Mutlak ve nisbi boşanma sebeplerinin ayrı ayrı sayıldığı zina, hayata kast, suç işleme, akıl hastalığı ve terk gibi özel boşanma sebeplerini düzenlemez (m.161-165, m.166 dışındaki hükümler). Boşanmanın mali sonuçlarını, nafakayı ve velayeti düzenlemez (m.169 vd.). Boşanma davasının açılma süresini ve usulünü ayrıca düzenlemez (m.167 ve izleyen hükümler).
Evlilik birliğinin sarsılması: hangi kavramlar bilinmeli?
- Evlilik birliğinin temelinden sarsılması
- Eşlerin ortak hayatı sürdürmelerinin kendilerinden beklenmeyecek derecede olması hâlidir. Kusur şartına bağlı değildir; her iki eşin kusursuz olduğu durumda da dava açılabilir. Bu sebep nisbi boşanma sebebidir ve hâkim, sarsılmanın varlığını takdir eder.
- Nisbi boşanma sebebi
- Olayın varlığı kanıtlansa bile hâkimin boşanmaya karar vermesini zorunlu kılmayan sebeptir. Hâkim, sarsılmanın bulunup bulunmadığını ve davalının itirazının sonucunu değerlendirir.
- Kusur karşılaştırması
- Davacının kusurunun davalının kusurundan daha ağır olması hâlidir. Yalnız bu hâlde davalıya itiraz hakkı tanınır; kusur eşit veya davalı daha kusurluysa itiraz hakkı doğmaz.
- Hakkın kötüye kullanılması
- Davalının itirazının, davacının kusurlu davranışından yararlanmak yerine hakkı amacı dışında kullanması hâlidir. Bu nitelik taşıyan itirazla boşanmaya karar verilebilir.
- Anlaşmalı boşanma
- Eşlerin birlikte başvurması veya bir eşin diğerinin davasını kabul etmesiyle evlilik birliğinin temelinden sarsılmış sayıldığı boşanma türüdür. Evliliğin en az bir yıl sürmüş olması şarttır.
- Müşterek hayatın yeniden kurulamaması
- Daha önce reddedilmiş bir boşanma davasının kesinleşmesinden itibaren bir yıl geçtikten sonra ortak hayatın yeniden kurulamamış olması hâlidir. Mutlak boşanma sebebidir ve kanun, evlilik birliğinin sarsıldığını bu hâlde varsayar.
Evlilik birliğinin sarsılması: hangi şartlar aranır?
- Eşlerin evlilik birliğinin temelinden sarsılmış olması ve ortak hayatı sürdürmelerinin davacı eş bakımından beklenemeyecek derecede olması gerekir (birinci fıkra). Bu koşul her iki eş için de aranmaz; biri için yeterlidir.
- Davacının kusurunun davalınınkinden daha ağır olması hâlinde davalı, davaya itiraz edebilir (ikinci fıkra). Kusur eşitse veya davalı daha kusurluysa bu itiraz hakkı yoktur.
- Davalının itirazı hakkın kötüye kullanılması niteliğinde ise ve evlilik birliğinin devamında davalı ve çocuklar bakımından korunmaya değer bir yarar kalmamışsa boşanmaya karar verilebilir (ikinci fıkra, ikinci cümle).
- Anlaşmalı boşanmada evlilik en az bir yıl sürmüş olmalıdır (üçüncü fıkra).
- Anlaşmalı boşanmada eşlerin birlikte başvurması veya bir eşin diğerinin davasını kabul etmesi gerekir.
- Anlaşmalı boşanmada hâkim, tarafları bizzat dinleyerek iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmelidir ve boşanmanın mali sonuçları ile çocukların durumu hakkında taraflarca kabul edilen düzenlemeyi uygun bulmalıdır.
- Müşterek hayatın yeniden kurulamaması hâlinde, boşanma sebeplerinden biriyle açılmış bir davanın reddi kararının kesinleşmesinden itibaren bir yıl geçmiş olmalı ve bu süre içinde ortak hayat yeniden kurulamamış olmalıdır (dördüncü fıkra).
Evlilik birliğinin sarsılması: hangi sonuçları doğurur?
- Evlilik birliğinin temelinden sarsıldığı ve ortak hayatın beklenemezliği ispatlanırsa boşanmaya karar verilir.
- Davacının kusuru ağır olduğunda ve davalı itiraz ettiğinde, itiraz hakkın kötüye kullanılması niteliğinde değilse dava reddedilir.
- İtiraz hakkın kötüye kullanılması niteliğinde ise ve evlilik birliğinin devamında davalının ve çocukların korunmaya değer bir menfaati kalmamışsa hâkim boşanmaya karar verebilir.
- Anlaşmalı boşanmada evlilik en az bir yıl sürmemişse boşanma kararı verilemez.
- Anlaşmalı boşanmada hâkim tarafların düzenlemesinde gerekli gördüğü değişiklikleri yapabilir; bu değişikliklerin taraflarca kabulü hâlinde boşanmaya hükmedilir.
- Anlaşmalı boşanmada tarafların ikrarları hâkimi bağlar (bu hâlde ikrarların hâkimi bağlamayacağı hükmü uygulanmaz)
- Müşterek hayatın yeniden kurulamaması hâlinde, eşlerden birinin istemi üzerine boşanmaya karar verilir.
- Yeniden kurulamama sebebinde, ortak hayatın yeniden kurulduğu ispatlanırsa boşanma kararı verilmez.
Çekişmeli boşanma ile anlaşmalı boşanma arasındaki fark nedir?
Birinci ve ikinci fıkraya göre çekişmeli dava, sarsılmayı davacı ispatlamak zorundadır.
Üçüncü fıkraya göre anlaşmalı boşanmada eşler birlikte başvurur veya biri diğerinin davasını kabul eder; sarsılma kanunen kabul edilir.
Anlaşmalı boşanmada evliliğin en az bir yıl sürmüş olması ve hâkimin tarafları dinleyip düzenlemeyi onaylaması gerekir; çekişmeli davada bu şartlar aranmaz, sarsılmanın ispatı aranır.
Davacının kusuru ağır ile kusur eşit veya davalı daha kusurlu arasındaki fark nedir?
Davacının kusuru daha ağırsa davalı itiraz hakkına sahiptir.
Kusurlar eşit veya davalının kusuru daha ağırsa davalının itiraz hakkı yoktur.
İtiraz hakkı doğduğunda davalının itirazı, hakkın kötüye kullanılması niteliğinde ise ve evlilik birliğinin devamında davalı ve çocuklar bakımından korunmaya değer bir yarar kalmamışsa boşanmaya karar verilebilir.
Birinci fıkra (sarsılma) ile dördüncü fıkra (yeniden kurulamama) arasındaki fark nedir?
Birinci fıkrada sarsılmanın olayla ve ortak hayatın beklenemezliğiyle ispatı gerekir.
Dördüncü fıkrada önceki davanın reddinin kesinleşmesinden bir yıl geçmesi ve ortak hayatın yeniden kurulamaması yeterlidir.
Dördüncü fıkrada sarsılma kanunen varsayıldığından ayrıca sarsılma ispatlanmaz; hâkim yalnızca koşulların gerçekleştiğini inceler.
Evlilik birliğinin sarsılması: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Evlilik birliğinin temelinden sarsılmasını kusur şartına bağlamak; bu sebep kural olarak kusura dayanmaz, yalnızca davalının itirazı kusur karşılaştırmasına bağlıdır.
- İkinci fıkrada hakkın kötüye kullanılmasına ek olarak davalı ve çocuklar için korunmaya değer yarar kalmamasını ayrı bir koşul saymak; bu iki unsur birlikte aranır, ancak kötüye kullanmanın bu yarar durumunda kendiliğinden doğduğu kabul edilmektedir.
- Anlaşmalı boşanmada evlilik süresini dolmadan dava açmak; bir yıl şartı yalnızca anlaşmalı boşanma için aranır, çekişmeli davada aranmaz.
- Müşterek hayatın yeniden kurulamaması sebebinde, reddedilen davanın kesinleşme tarihi yerine davanın açıldığı veya reddedildiği tarihi esas almak; süre kesinleşmeden işlemez.
- Dördüncü fıkrada sarsılmanın ayrıca ispatlanmasını aramak; kanun bu hâlde sarsılmayı varsayar.
- Anlaşmalı boşanmada hâkimin tarafları bizzat dinlemeden yalnızca dilekçe üzerinden karar vermek; bu hâlde hâkimin dinleme ve denetleme görevi zorunludur.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebiyle açılan davada, davacının daha kusurlu olması hâlinde davalının itirazı sıkça hakkın kötüye kullanılması sayılmamakta ve davalı da boşanmayı kabul etmiş olsa bile davanın reddi tercih edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2023/945 E., 2025/334 K., 21.05.2025)
- Eşlerin davasını kabul etmesi nedeniyle sarsılmanın kanunen kabul edildiği anlaşmalı boşanmada, hâkimin tarafları bizzat dinleyip iradelerinin serbest olduğunu tespit etmesi ve mali sonuçlar ile çocukların durumu hakkındaki düzenlemeyi denetlemesi zorunludur. (Hukuk Genel Kurulu, 2024/7 E., 2025/498 K., 10.09.2025)
- Müşterek hayatın yeniden kurulamaması sebebine dayanılabilmesi için önceki boşanma davasının reddi kararının kesinleşmesinden itibaren bir yılın geçmiş olması ve bu süre içinde eşlerin fiilen bir araya gelmemiş olması aranmaktadır. (Hukuk Genel Kurulu, 2024/762 E., 2025/713 K., 12.11.2025)
- Davacının davalıya yönelik af iradesini gösteren açık veya örtülü davranışları, örneğin ayrılığın ardından yeniden birlikte yaşamaya başlamaları, sarsılma sebebine dayalı davanın reddini gerektirebilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2024/129 E., 2025/499 K., 10.09.2025)
Nasıl ispat edilir?
- Sarsılma sebebine dayanan davacı, sarsılmaya yol açan olayı ve ortak hayatın kendisinden beklenemeyeceğini ispat yükü altındadır; bu olgular tanık ve yazılı belgelerle ispatlanabilir.
- Davalı, itirazını ileri sürdüğünde davacının kusurunun daha ağır olduğunu ispatla yükümlüdür; ayrıca itirazının hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğunu da göstermelidir.
- Anlaşmalı boşanmada evliliğin bir yıl sürdüğünü ve eşlerin birlikte başvurduğunu veya bir eşin diğerinin davasını kabul ettiğini nüfus kaydı ve duruşma tutanağı ile göstermek gerekir; iradenin serbestçe açıklandığı hâkim huzurunda, tutanağa geçirilen beyanlarla belirlenir.
- Müşterek hayatın yeniden kurulamaması sebebinde, önceki davanın reddinin kesinleşme tarihi ile ortak hayatın yeniden kurulmadığı, mahkeme kayıtları ve tanık beyanlarıyla ispatlanabilir.
- Ortak hayatın yeniden kurulduğunu savunan taraf bu savunmayı ispatlamakla yükümlüdür.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 4721 sayılı Kanun: Madde, Türk Medeni Kanunu'nun genel boşanma sebeplerini düzenleyen hükmüdür; özel boşanma sebepleri (zina, hayata kast vb.) aynı kanunun 161-165. maddelerinde yer alır.
Süreler
| Süre | Madde | Hüküm |
|---|---|---|
| altı ay | m.161 | Davaya hakkı olan eşin boşanma sebebini öğrenmesinden başlayarak altı ay ve her hâlde zina eyleminin üzerinden beş yıl geçmekle dava hakkı düşer. |
| beş yıl | m.161 | Davaya hakkı olan eşin boşanma sebebini öğrenmesinden başlayarak altı ay ve her hâlde zina eyleminin üzerinden beş yıl geçmekle dava hakkı düşer. |
| altı ay | m.162 | Davaya hakkı olan eşin boşanma sebebini öğrenmesinden başlayarak altı ay ve her hâlde bu sebebin doğumunun üzerinden beş yıl geçmekle dava hakkı düşer. |
| beş yıl | m.162 | Davaya hakkı olan eşin boşanma sebebini öğrenmesinden başlayarak altı ay ve her hâlde bu sebebin doğumunun üzerinden beş yıl geçmekle dava hakkı düşer. |
| altı ay | m.164 | Eşlerden biri, evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerini yerine getirmemek maksadıyla diğerini terk ettiği veya haklı bir sebep olmadan ortak konuta dönmediği takdirde ayrılık, en az altı ay sürmüş ve bu durum devam etmekte ve istem… |
| iki ay | m.164 | Davaya hakkı olan eşin istemi üzerine hâkim veya noter, esası incelemeden yapacağı ihtarda terk eden eşe iki ay içinde ortak konuta dönmesi gerektiği ve dönmemesi hâlinde doğacak sonuçlar hakkında uyarıda bulunur. |
| bir yıl | m.166 | Evlilik en az bir yıl sürmüş ise, eşlerin birlikte başvurması ya da bir eşin diğerinin davasını kabul etmesi hâlinde, evlilik birliği temelinden sarsılmış sayılır. |
Süreler madde metnindeki yazımıyla verilmiştir.
Konuda geçen kararlar
27 karar- 2024/83 E., 2024/227 K., 25.12.2024İlgili madde: m.161
- Hukuk Genel Kurulu, 2024/415 E., 2024/422 K., 12.09.2024İlgili madde: m.161
- Hukuk Genel Kurulu, 2022/771 E., 2023/1039 K., 01.11.2023İlgili madde: m.163, m.164, m.165
- Hukuk Genel Kurulu, 2022/400 E., 2023/514 K., 24.05.2023İlgili madde: m.164
- Hukuk Genel Kurulu, 2013/1688 E., 2015/1032 K., 13.03.2015İlgili madde: m.164
- Hukuk Genel Kurulu, 2012/686 E., 2013/67 K., 16.01.2013İlgili madde: m.164
- Hukuk Genel Kurulu, 2009/402 E., 2009/484 K., 04.11.2009İlgili madde: m.164
- Hukuk Genel Kurulu, 2008/136 E., 2008/117 K., 13.02.2008İlgili madde: m.164
- 2. Hukuk Dairesi, 2025/2470 E., 2025/8940 K., 20.10.2025İlgili madde: m.163
- 2. Hukuk Dairesi, 2025/635 E., 2025/7795 K., 24.09.2025İlgili madde: m.162
Diğer 17 karar
- 2. Hukuk Dairesi, 2024/7530 E., 2025/4135 K., 22.04.2025İlgili madde: m.161
- 2. Hukuk Dairesi, 2025/1305 E., 2025/2905 K., 20.03.2025İlgili madde: m.162
- 2. Hukuk Dairesi, 2024/1318 E., 2024/8831 K., 20.11.2024İlgili madde: m.161
- 2. Hukuk Dairesi, 2024/1622 E., 2024/8946 K., 20.11.2024İlgili madde: m.161, m.162
- 2. Hukuk Dairesi, 2024/1284 E., 2024/8724 K., 19.11.2024İlgili madde: m.161
- 2. Hukuk Dairesi, 2024/1194 E., 2024/8736 K., 19.11.2024İlgili madde: m.162
- 2. Hukuk Dairesi, 2024/1279 E., 2024/8737 K., 19.11.2024İlgili madde: m.162
- 2. Hukuk Dairesi, 2023/2145 E., 2024/8238 K., 04.11.2024İlgili madde: m.162
- 2. Hukuk Dairesi, 2024/67 E., 2024/7645 K., 21.10.2024İlgili madde: m.163
- 2. Hukuk Dairesi, 2024/299 E., 2024/7512 K., 16.10.2024İlgili madde: m.165
- 2. Hukuk Dairesi, 2023/8312 E., 2024/7138 K., 09.10.2024İlgili madde: m.163
- 2. Hukuk Dairesi, 2023/8365 E., 2024/6613 K., 30.09.2024İlgili madde: m.163
- 2. Hukuk Dairesi, 2023/9693 E., 2024/6488 K., 26.09.2024İlgili madde: m.163
- 2. Hukuk Dairesi, 2023/903 E., 2023/4004 K., 14.09.2023İlgili madde: m.165
- 2. Hukuk Dairesi, 2023/1778 E., 2023/1919 K., 26.04.2023İlgili madde: m.165
- 2. Hukuk Dairesi, 2022/10357 E., 2023/1111 K., 16.03.2023İlgili madde: m.165
- 2. Hukuk Dairesi, 2022/9903 E., 2023/400 K., 24.01.2023İlgili madde: m.165
Bağlayıcılık derecesine göre sıralı (Anayasa Mahkemesi, içtihadı birleştirme, genel kurullar, daireler); her grupta yeni karar önce. Tam metin karar deposundan istek üzerine yüklenir. Hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ayrıca denetleyin.
Madde bağlantıları, tarihine kadar Resmî Gazete'de yayımlanan değişiklikleri içeren güncel metne gider.
Bu konudaki maddelerde bilinen en yeni değişiklik: 14.11.2024 (m.166).
Anlatım 21.10.2026 tarihinde derlendi. Bağlayıcı olan madde metnidir.
Bu konuyu panelde çalış
Panelde bu konu 3.2. Aile Hukuku - Boşanma ve Mal Rejimleri bölümünde yer alıyor.
Panelde çalış