Aile hukuku › Evlilik hukuku › Boşanma
Dava ve karar
Kısaca
TMK m.167, boşanma davası açmaya hakkı olan eşe, boşanma ile ayrılık arasında seçim yapma imkânı tanır. TMK m.168, boşanma ve ayrılık davalarında yer (yetki) bakımından hangi mahkemenin yetkili olacağını düzenler: eşlerden birinin yerleşim yeri veya davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesi. TMK m.169, boşanma veya ayrılık davası açıldığında hâkimin davanın devamı süresince alacağı geçici önlemleri düzenler.
Kapsam
Bu konu, Türk Medeni Kanunu m.167–173 hükümlerini kapsar.
TMK m.167 — Konusu
Madde, boşanma davası açmaya hakkı olan eşe, boşanma ile ayrılık arasında seçim yapma imkânı tanır. Madde yalnızca bu seçimlik talep hakkını düzenler; boşanma ya da ayrılık sebeplerini, ayrılık kararının koşullarını ve hükmünü düzenlemez. Ayrılık kararının sonuçlarına ilişkin hükümler ile boşanma sebepleri (m.161 vd.), ayrılık kararının hükmü ve sonuçları ayrı maddelerde yer alır (m.166 ve m.169 vd. ile ilgili hükümler). Ayrılık davasının yetkili mahkemesi, dava usulü ve zamanaşımı ya da hak düşürücü süre gibi usul yönleri bu maddede yer almaz.
Konusu: hangi kavramlar bilinmeli?
- Seçimlik talep
- Davacı eşin, aynı dava içinde boşanma ya da ayrılık istemlerinden birini tercih edebilmesi anlamına gelir. Bu seçim davacıya bırakılmıştır; hâkim davacının tercihini değiştiremez.
- Ayrılık
- Evlilik bağını sona erdirmeyen, eşlerin birlikte yaşamasını sona erdiren hukuki durumdur. Evlilik birliği devam eder; ayrılık kararı ile eşler arasındaki birliktelik kesilir.
- Boşanma davası açmaya hakkı olan eş
- Boşanma sebeplerinden birinin varlığını ileri sürebilecek durumda olan eştir. Madde bu hakkın kapsamını ayrıca belirlemez; hakkın varlığı boşanma sebeplerine ilişkin hükümlere göre tespit edilir.
Konusu: hangi şartlar aranır?
- Boşanma davası açmaya hakkı olan bir eşin bulunması gerekir.
- Dava, boşanma sebeplerinden birine dayanılarak açılmalıdır; ayrılık talebi de bu sebeplere dayanır.
- Davacı eş, dava dilekçesinde boşanma ile ayrılıktan hangisini istediğini belirlemelidir; ayrılık istemi, boşanma istemine bağlı bir seçenek olarak da ileri sürülebilir.
Konusu: hangi sonuçları doğurur?
- Davacı eş boşanma istediğinde ve boşanma sebebi ispatlandığında evlilik sona erer.
- Davacı eş ayrılık istediğinde ve ayrılık sebebi ispatlandığında evlilik bağı devam eder, eşler ayrı yaşamaya başlar.
- Davacı eş talebini seçimlik olarak ileri sürdüğünde, hâkim yalnızca davacının seçtiği sonuca hükmedebilir; davacının istemediği bir sonuca hükmedemez.
Boşanma ile ayrılık talebi arasındaki fark nedir?
Boşanma talebi evlilik bağının kesilmesini ister ve sonuç olarak evlilik sona erer.
Ayrılık talebi evlilik bağını sürdürür, yalnızca eşlerin birlikte yaşamasını sona erdirir.
Boşanma kararı evliliği sona erdirir; ayrılık kararı evlilik bağını korur. Davacı eş, hangi sonucu istediğini talep sonucunda açıkça göstermelidir.
Konusu: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Ayrılık talebini, boşanma sebebi olmadan ileri sürülebilen bağımsız bir dava gibi değerlendirmek; ayrılık talebi de boşanma sebeplerine dayanır.
- Hâkimin davacının seçimini değiştirerek, davacının istemediği bir sonuca hükmetmesi.
- Ayrılık kararının evlilik bağını sona erdirdiğini varsaymak; ayrılık evlilik bağını sürdürür.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Ayrılık talebinin, boşanma davasında seçimlik olarak ileri sürülebildiği kabul edilmektedir. (7. Hukuk Dairesi, 2024/390 E., 2024/5343 K., 28.11.2024)
- Ayrılık kararının, tarafların evliliğinin kurtarılması amacıyla, belirli bir süre ayrı yaşamaya hükmeden bir karar olarak verilebildiği kabul edilmektedir. (2. Hukuk Dairesi, 2023/2002 E., 2023/4912 K., 19.10.2023)
- Ayrılık talebi için yetkili mahkemenin, madde metninde yazılı seçimlik yerlerden biri olması gerektiği kabul edilmektedir. (5. Hukuk Dairesi, 2024/2175 E., 2024/6096 K., 20.05.2024)
Nasıl ispat edilir?
- Boşanma ya da ayrılık talebini ileri süren eş, dayandığı sebebin varlığını ispatlamakla yükümlüdür.
- Ayrılık talebinin dayanağı olan olgular, tanık, yazılı belge ve diğer delillerle ispatlanır.
- Karşı taraf, ileri sürülen olguları reddederek ya da kendi kusursuzluğunu ileri sürerek savunma yapar; bu savunmayı da ispatla yükümlüdür.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 4721 sayılı Kanun m.166: Evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebiyle boşanmanın koşullarını düzenler; ayrılık talebi için de dayanılacak başlıca sebeplerden biridir.
- 4721 sayılı Kanun m.161: Boşanma davasının genel sebeplerine ilişkin hükümlerdir; ayrılık talebinin de dayanacağı sebeplerin kaynağıdır.
- 4721 sayılı Kanun m.162: Hayata kast ve pek kötü davranış sebebiyle boşanmayı düzenler; ayrılık talebi bu sebeplere de dayanabilir.
- 4721 sayılı Kanun m.163: Suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme sebebiyle boşanmayı düzenler; ayrılık talebine de konu olabilir.
- 4721 sayılı Kanun m.164: Terk sebebiyle boşanmayı düzenler; ayrılık talebi bu sebebe de dayanabilir.
- 4721 sayılı Kanun m.165: Akıl hastalığı sebebiyle boşanmayı düzenler; ayrılık talebi bu sebebe de dayanabilir.
TMK m.168 — Yetki
TMK m.168, boşanma ve ayrılık davalarında yer (yetki) bakımından hangi mahkemenin yetkili olacağını düzenler: eşlerden birinin yerleşim yeri veya davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesi. Hüküm boşanma ve ayrılık davalarına uygulanır; eşler arasındaki diğer davalar bakımından bu madde doğrudan uygulanmaz. Maddede görevli mahkeme, yabancılık unsuru taşıyan boşanmada milletlerarası yetki ve uygulanacak hukuk, geçici tedbir ve nafaka talepleri ile bunların usulü düzenlenmemiştir; bu konular başka mevzuat hükümlerine (ör. 4721 m.166 ve sonrası boşanma hükümleri, milletlerarası özel hukuk ve usul mevzuatı) bırakılmıştır.
Yetki: hangi kavramlar bilinmeli?
- Yetkili mahkeme (yer bakımından yetki)
- Aynı görevdeki birden çok mahkemeden hangisinin davaya bakacağını belirleyen kuraldır. Bu madde, boşanma ve ayrılık davaları için özel bir yetki kuralı getirir ve genel yetki kurallarının yerine geçer.
- Yerleşim yeri
- Medeni Kanun'un kişilerin yerleşim yerine ilişkin genel hükümlerinde tanımlanan, kişinin sürekli oturma niyetiyle bulunduğu yerdir. Bu maddede eşlerden birinin yerleşim yeri, davacı ya da davalı eşin yerleşim yerinin mahkemeyi yetkilendirmesi anlamına gelir.
- Davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturulan yer
- Eşlerin dava açılmadan önceki son altı ay boyunca birlikte yaşadıkları yerdir. Bu yer, eşlerden birinin yerleşim yerinin ayrı olması hâlinde ikinci bir yetki dayanağı olarak kullanılır; sürenin son defa birlikte oturulan dönemi kapsaması gerekir.
- Ayrılık davası
- Eşler arasında evlilik birliğinin devamını kabul etmeyen ve evliliği sona erdirmeyen, hâkimin ayrılığa karar verdiği dava türüdür. Madde boşanma davası ile birlikte bu davayı da kapsar.
Yetki: hangi şartlar aranır?
- Davanın boşanma veya ayrılık davası olması gerekir; madde yalnızca bu dava türlerine uygulanır.
- Davacı veya davalı eşten birinin yerleşim yerinin davanın açıldığı yerde bulunması yeterlidir; bu hâlde yetki bu yer mahkemesine aittir.
- Eşlerden birinin yerleşim yeri davanın açıldığı yerde değilse, davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yerin davanın açıldığı yerde bulunması gerekir.
- Birlikte oturulan yer koşulu için altı aylık sürenin dava tarihinden hemen önce kesintisiz olarak son defa birlikte oturulan dönemi kapsaması aranır.
Yetki: hangi sonuçları doğurur?
- Eşlerden birinin yerleşim yeri davanın açıldığı yerde ise bu yer mahkemesi yetkilidir.
- Eşlerden hiçbirinin yerleşim yeri davanın açıldığı yerde değilse, davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesi yetkilidir.
- Altı aylık birlikte oturma koşulu gerçekleşmemişse bu ölçüt uygulanamaz ve davanın açılacağı mahkeme yalnızca yerleşim yeri ölçütüne göre belirlenir.
- Yetkili olmayan mahkemede açılan boşanma veya ayrılık davası, yetki itirazı yapılırsa yetkisizlik nedeniyle yetkili mahkemeye gönderilir; yetki kamu düzenine ilişkin olmadığından taraflar itiraz etmezlerse dava yetkisiz mahkemede görülebilir (genel usul kuralları).
Yerleşim yeri ile birlikte oturulan yer arasındaki fark nedir?
Eşlerden birinin yerleşim yeri, kişinin sürekli oturma niyetiyle bulunduğu yerdir ve doğrudan yetki sağlar.
Birlikte oturulan yer, eşlerin davadan önce son defa altı ay boyunca birlikte yaşadıkları yerdir ve yalnızca yerleşim yeri yetkisi kurulmadığında ikincil olarak devreye girer.
Yerleşim yeri mahkemesi her zaman yetkilidir; birlikte oturulan yer ölçütü ise yalnızca altı aylık birlikte oturma şartı gerçekleştiğinde yetki verir.
Davacı eşin yerleşim yeri ile davalı eşin yerleşim yeri arasındaki fark nedir?
Davacı eşin yerleşim yeri, davacının dava açtığı anda bulunduğu sürekli oturma yeridir.
Davalı eşin yerleşim yeri, davalının sürekli oturma yeridir ve davacının yerleşim yerinden farklı olabilir.
Madde iki eşten birinin yerleşim yerini yeterli saydığından, davacı kendi yerleşim yerindeki mahkemede dava açabilir; davalının yerleşim yeri de ayrıca yetki sağlar.
Yetki: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Birlikte oturulan yer ölçütünü, dava tarihinden önce altı aydan uzun süre önce kalınan yer için uygulamak; sürenin davadan önce son defa birlikte oturulan dönem olarak hesaplanması gerektiğini gözden kaçırmak.
- Yerleşim yeri ile birlikte oturulan yeri aynı kavram gibi değerlendirmek; ikisi ayrı yetki dayanaklarıdır.
- Davacının yerleşim yerindeki mahkemeyi yetkili saymak için davalının da orada bulunmasını aramak; madde eşlerden birinin yerleşim yerini yeterli görür.
- Altı aylık süreyi her zaman zorunlu koşul saymak; yerleşim yeri yetkisi varsa bu süre aranmaz.
- Maddenin yabancılık unsuru taşıyan boşanma davalarında milletlerarası yetkiyi de düzenlediğini varsaymak; bu konu madde kapsamında değildir.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Boşanma ve ayrılık davalarında yetkili mahkemenin, eşlerden birinin yerleşim yeri veya davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesi olduğu kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2017/2722 E., 2018/1359 K., 27.09.2018; Hukuk Genel Kurulu, 2010/63 E., 2010/119 K., 03.03.2010)
- Hukuk Genel Kurulu, m.168'in boşanma ve ayrılık davalarında özel bir yetki düzenlemesi getirdiğini ve bu nedenle genel yetki kurallarının yerine geçtiğini kabul etmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2017/2722 E., 2018/1359 K., 27.09.2018; Hukuk Genel Kurulu, 2010/63 E., 2010/119 K., 03.03.2010)
- Yargıtay 5. Hukuk Dairesi'nin güncel kararlarında da madde metninin birinci fıkrası aynen aktarılarak bu yetki kuralının uygulandığı görülmektedir. (5. Hukuk Dairesi, 2025/12826 E., 2026/3519 K., 02.03.2026; 5. Hukuk Dairesi, 2025/10193 E., 2025/16407 K., 08.12.2025; 5. Hukuk Dairesi, 2024/12486 E., 2025/4968 K., 14.04.2025; 5. Hukuk Dairesi, 2024/11273 E., 2025/3992 K., 25.03.2025)
Nasıl ispat edilir?
- Yetkiye itiraz eden taraf, davanın açıldığı yerin yetkili olmadığını ileri sürer ve bu iddiasını dayandığı yerleşim yeri bilgisi ile ispatlar.
- Yerleşim yeri iddiası, nüfus kaydı, ikametgâh belgesi ya da adres bilgisi ile ispatlanır; yerleşim yerinin sürekli oturma niyetine dayandığı da ayrıca değerlendirilir.
- Altı aylık birlikte oturma iddiasını ileri süren taraf, birlikte yaşadıklarını ve sürenin dava öncesi son altı ayı kapsadığını tanık beyanı, kira sözleşmesi, fatura veya benzeri belgelerle ispatlamak zorundadır.
- Karşı taraf, birlikte oturma süresinin kesintiye uğradığını veya davadan önce yerleşim yerinin başka yerde bulunduğunu savunursa, bu savunmayı ispatlamakla yükümlüdür.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 4721 sayılı Kanun m.168: Maddenin kendisidir; boşanma ve ayrılık davalarında yetki kuralını belirler.
- 4721 sayılı Kanun m.166: Boşanma sebeplerini düzenler; bu maddedeki yetki kuralı, m.166 uyarınca açılan boşanma davalarında uygulanır.
TMK m.169 — Geçici önlemler
Madde, boşanma veya ayrılık davası açıldığında hâkimin davanın devamı süresince alacağı geçici önlemleri düzenler. Önlemler; eşlerin barınması, geçimi, eşlerin mallarının yönetimi ve çocukların bakım ve korunmasına ilişkin olup re'sen alınır. Madde, boşanma ve ayrılık davalarında taraf olan eşler bakımından uygulanır. Madde, boşanma ya da ayrılık sebebinin varlığına ilişkin koşulları (m.166, m.170), ayrılık süresini (m.171) ve nafakanın esasa ilişkin hükmünü (m.175-176) düzenlemez. Birlikte yaşamaya ara verilmesi halindeki önlemler (m.164-165), evlilik birliğinin korunmasına ilişkin hâkim müdahalesi (m.162) ve dava sırasında evlilik birliğinin giderlerine katılmaya ilişkin yükümlülük (m.186) ayrı maddelerde yer alır. Geçici önlemlerin HMK'daki ihtiyati tedbir hükümleriyle ilişkisi de bu maddenin kapsamı dışındadır.
Geçici önlemler: hangi kavramlar bilinmeli?
- Geçici önlem
- Boşanma veya ayrılık davasının sonuçlanmasına kadar geçen sürede, tarafların ve çocukların korunması için hâkimin re'sen aldığı tedbirlerdir. Önlemler davanın kesinleşmesine kadar devam eder.
- Re'sen alma
- Hâkimin taraflardan talep beklemeden, görevi gereği önlemi kendiliğinden almasıdır. Önlemin alınması için bir eşin istemi zorunlu değildir.
- Numerus clausus olmaması
- Maddede önlemler tek tek sayılmamıştır; hâkim gerekli gördüğü her türlü geçici önlemi alabilir. Madde, sayılan konuları örnek niteliğinde belirtir.
- Davanın devamı süresi
- Önlemlerin geçerlilik süresidir. Önlemler, esas hakkındaki karar kesinleşinceye kadar devam eder ve bu tarihte sona erer.
Geçici önlemler: hangi şartlar aranır?
- Boşanma veya ayrılık davasının açılmış olması gerekir.
- Önlemin, davanın devamı süresince gerekli olması gerekir.
- Önlem, eşlerin barınmasına, geçimine, eşlerin mallarının yönetimine ya da çocukların bakım ve korunmasına ilişkin olmalıdır; bu sayılanlar örnek niteliğindedir.
- Hâkim önlemi re'sen almalıdır; bir eşin talebi bu yetkinin doğması için zorunlu değildir.
- Önlemin, esas hakkında verilecek kararın kesinleşmesine kadar sürmesi ve bu süre dolunca sona ermesi gerekir.
Geçici önlemler: hangi sonuçları doğurur?
- Boşanma veya ayrılık davası açıldığında hâkim, bir talep olmasa dahi gerekli geçici önlemleri almakla yükümlüdür.
- Önlemler, davanın devamı süresince geçerlidir ve esas hakkındaki karar kesinleşinceye kadar sürer.
- Gerekli görülen hallerde, madde metninde sayılmayan başka önlemler de alınabilir.
- Hâkimin önlemleri almaması veya gerekli önlemi ihmal etmesi, eşlerin barınma, geçim ve çocukların korunması bakımından mağduriyete yol açabilir; bu durum esas hükmün ve ilgili tedbirlerin değerlendirilmesinde dikkate alınır.
- Önlemler esasa ilişkin bir hüküm niteliği taşımadığından, davanın esasını belirlemez ve kesin bir hak yaratmaz.
Re'sen önlem ile talep üzerine önlem arasındaki fark nedir?
Madde 169 uyarınca hâkim, davanın açılmasıyla birlikte eşlerden istem beklemeden önlem alır.
Birlikte yaşamaya ara verilmesi hâlinde (m.164) ve evlilik birliğinin korunmasında (m.162) önlemler, eşlerden birinin istemi üzerine alınır.
Boşanma veya ayrılık davası açıldığında m.169 önlemleri istem aranmadan gündeme gelir; m.162 ve m.164 kapsamındaki önlemler ise istemle başlar.
Boşanma / ayrılık davası / diğer davalar: fark nedir?
Madde yalnızca boşanma veya ayrılık davası açıldığında uygulanır.
Boşanma veya ayrılık davası dışındaki aile hukuku davaları ile genel ihtiyati tedbir hükümleri bu maddenin kapsamında değildir.
Önlemin dayanağı yalnızca bu dava türü olduğundan, bu davaların dışında kalan taleplerde m.169 doğrudan uygulanmaz.
Geçici önlem ile esas hakkında nafaka arasındaki fark nedir?
Geçici önlem, davanın devamı süresince gerekli olan ve karar kesinleşinceye kadar geçerli olan tedbirdir.
Esas hakkındaki nafaka, boşanma kararı ile hükme bağlanan ve m.175-176 kapsamında belirlenen nafakadır.
Geçici önlemle hükmedilen tedbir nafakası, esas nafakanın yerine geçmez; esas hükümde yeniden değerlendirilir.
Geçici önlemler: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Maddeyi, eşlerden birinin talebi olmadan önlem alınamayacağı biçiminde yorumlamak; madde açıkça re'sen alınmasını öngörür.
- Önlemleri sayılı hallerle sınırlı saymak; madde numerus clausus içermediğinden gerekli görülen her önlem alınabilir.
- Geçici önlem ile esas nafakayı karıştırmak; geçici önlem davanın devamı süresince geçerlidir ve esas hükmün yerine geçmez.
- Maddenin boşanma veya ayrılık davası dışındaki davalara doğrudan uygulanacağını varsaymak.
- Önlemin, davanın esasına ilişkin kesin bir hak doğurduğunu kabul etmek; önlemler geçicidir ve karar kesinleşince sona erer.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Boşanma veya ayrılık davası açıldığında, hâkimin tedbir nafakasına ilişkin karar vermesi m.169 kapsamında değerlendirilmektedir. (2. Hukuk Dairesi, 2024/215 E., 2024/8116 K., 01.11.2024; 2. Hukuk Dairesi, 2023/4206 E., 2024/2310 K., 02.04.2024)
- Tedbir nafakasına hükmedilmesi, davacı eşin ekonomik durumu ve tarafların gelir düzeyi dikkate alınarak yapılmaktadır. (2. Hukuk Dairesi, 2024/215 E., 2024/8116 K., 01.11.2024)
- Velayetin dava sırasında düzenlenmesi ve çocuğun bakım ve korunmasına ilişkin önlemler m.169 kapsamında ele alınmaktadır. (2. Hukuk Dairesi, 2023/3254 E., 2023/2586 K., 23.05.2023)
- Dava sırasında açılan birleşen tedbir nafakası talepleri, m.169 kapsamında yeniden değerlendirilmekte; önceki dönemi kapsayan karar değiştirilebilmektedir. (2. Hukuk Dairesi, 2023/3254 E., 2023/2586 K., 23.05.2023)
- Boşanma davasında tarafların kusur ve ekonomik durumunun birlikte ele alındığı, geçici ve esas nafakanın karara bağlandığı hallerde, m.169 ile m.175 birlikte uygulanmaktadır. (2. Hukuk Dairesi, 2023/8242 E., 2024/6493 K., 26.09.2024)
- Hâkimin önlemleri re'sen alma yetkisi, tarafların taleplerini aşacak ölçüde kullanılmamakta; önlem tarafların somut durumuna göre belirlenmektedir. (2. Hukuk Dairesi, 2024/215 E., 2024/8116 K., 01.11.2024)
Nasıl ispat edilir?
- Geçici önlemin alınmasını talep eden taraf, önlemin gerekliliğini ortaya koyan belgelerle, özellikle gelir durumu, barınma ihtiyacı ve çocuğun bakım ihtiyacına ilişkin delillerle ispat yükü altındadır; ancak madde re'sen önlem öngördüğünden hâkim bu delilleri kendiliğinden araştırabilir.
- Eşlerin gelir ve gider durumu, banka kayıtları, maaş bordroları ve kira sözleşmeleri gibi yazılı belgelerle ispatlanır; tanık beyanı bu konuda tamamlayıcı nitelik taşır.
- Önlemin gereksiz olduğunu savunan taraf, örneğin diğer eşin gelirinin yeterli olduğunu, ödeme gücünün bulunmadığını ya da çocuğun bakımının başka şekilde sağlandığını ileri sürer ve bunları ispatlamakla yükümlüdür.
- Önlemin kapsamı, somut ihtiyaca göre belirlenir; taraflar bu ihtiyacın bulunmadığını belgeyle ortaya koymalıdır.
- Re'sen alınan önlemlerde ispat yükü ağırlaşmaz; ancak hâkim, delilleri değerlendirirken tarafların mali durumunu ve çocuğun menfaatini gözetir.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 4721 sayılı Kanun m.162: Evlilik birliğinin korunması için eşlerden birinin istemi üzerine hâkimin müdahalesini düzenler. m.169 ise istem aranmadan boşanma/ayrılık davası sırasında önlem alınmasını öngörür; iki düzenleme farklı tetikleme koşuluna bağlıdır.
- 4721 sayılı Kanun m.164: Birlikte yaşamaya ara verilmesi hâlinde hâkimin alacağı önlemleri düzenler; bu önlemler eşlerden birinin istemi üzerine uygulanır ve m.169 ile birlikte değerlendirilebilir.
- 4721 sayılı Kanun m.166: Boşanma sebebinin varlığını düzenler. Geçici önlemler, boşanma sebebinin kanıtlanıp kanıtlanmayacağına bakılmaksızın davanın devamı süresince gündeme gelir.
- 4721 sayılı Kanun m.170: Boşanma veya ayrılık kararının koşullarını düzenler; m.169 önlemleri bu kararın verilmesine kadar geçen sürede uygulanır.
- 4721 sayılı Kanun m.175: Yoksulluk nafakasının esas hükmünü düzenler. Geçici önlem olarak hükmedilen tedbir nafakası, bu esas nafakadan ayrı bir düzenlemedir.
- 4721 sayılı Kanun m.186: Evlilik birliğinin giderlerine katılma yükümlülüğünü düzenler; geçici önlemlerdeki geçim ve barınma kalemleriyle ilişkilidir.
TMK m.170 — Boşanma veya ayrılık
Madde, boşanma ya da ayrılık davasında hâkimin hangi sonuca varacağını belirler: sebep ispat edildiğinde boşanma veya ayrılık kararı verilmesi, yalnız ayrılık davasında boşanmaya karar verilememesi ve boşanma davasında ortak hayatın yeniden kurulma olasılığı varsa ayrılığa karar verilebilmesi. Kural, evlilik birliği devam ederken boşanma veya ayrılık davası açan eşler hakkında uygulanır. Düzenlemediği konular arasında ayrılık süresi (m.171), ayrılık süresinin sona ermesi ve boşanma davasına dönüşme (m.171), boşanmanın kişisel sonuçları ve soyadı (m.173), dava sırasındaki geçici önlemler (m.169) ve boşanma sebepleri (m.166, m.167) bulunmaktadır.
Boşanma veya ayrılık: hangi kavramlar bilinmeli?
- Ayrılık
- Evlilik birliğinin devam ettiği, ancak eşlerin ortak hayatı belli bir süre için tatil ettiği hukuki durumdur. Ayrılık kararıyla evlilik sona ermez; eşlerin evlilik statüsü ve sadakat yükümlülüğü sürer.
- Boşanma
- Mahkeme kararıyla evliliğin sona erdirilmesidir. Boşanma davası evliliğin sona ermesine yöneliktir; ayrılık davası ise ortak hayatın geçici olarak tatiline yöneliktir.
- Boşanma sebebinin ispatı
- Davacının dayandığı boşanma sebebinin hâkimin vicdani kanaatini oluşturacak biçimde ortaya konulmasıdır. Sebebin ispatlanması, hâkime hem boşanma hem ayrılık kararı verme yetkisi tanır.
- Ortak hayatın yeniden kurulması olasılığı
- Eşlerin tekrar birlikte yaşayabilecekleri yönünde somut bir ihtimalin bulunmasıdır. Boşanma davasında hâkimin ayrılığa karar verebilmesi için aranan tek olumlu ölçüttür; bu olasılığın yokluğu boşanmayı gerektirir.
TMK m.171 — Ayrılık süresi
Madde, mahkemenin boşanma veya ayrılık davasında ayrılığa karar verdiği hâlde ayrılık süresini belirlemesini ve bu sürenin başlangıcını düzenler. Süre, bir yıldan üç yıla kadar bir aralıkta hâkim tarafından takdir edilir. Maddenin uygulanması, ayrılık kararının verilmiş olmasına bağlıdır. Ayrılık kararının kendisinin koşulları (boşanma sebebinin varlığı, ortak hayatın yeniden kurulma ihtimali) ile ayrılık süresinin sonunda doğan sonuçlar bu maddede değil, ilgili maddelerde düzenlenir. Madde, ayrılığın hangi sebeple verilebileceğini, süre dolunca boşanma davasının koşullarını, ayrılık süresinde eşlerin yükümlülüklerini ve ayrılık süresinin kısaltılmasını düzenlemez; bunlar için ayrılığa ilişkin ilgili hükümlere bakılmalıdır: ayrılık kararının koşulları (m.170), ayrılığın kendiliğinden sona ermesi ve boşanma davası açma hakkı (m.172), ayrılık süresi içinde ortak hayatın yeniden kurulması ve boşanma davası açılabilmesi için gereken üç yıllık koşul (m.166), tedbir nafakası ve geçici önlemler (m.169, m.197). Ayrılık sırasındaki sadakat ve nesebe ilişkin sonuçlar da ayrı maddelerde düzenlenmiştir.
Ayrılık süresi: hangi kavramlar bilinmeli?
- Ayrılık
- Evlilik birliğinin devam etmesine karşın, eşlerin ortak hayatını mahkeme kararıyla belli bir süre için tatil etmesidir. Boşanmadan farklı olarak evlilik sona ermez; eşlerin evlilik statüsü sürer.
- Ayrılık süresi
- Mahkemenin ayrılık kararında belirlediği, ortak hayatın tatil edildiği dönemdir. Bir yıldan az, üç yıldan çok olamaz; kararın kesinleşmesiyle işlemeye başlar.
- Kesinleşme
- Ayrılık kararına karşı kanun yollarının tüketilmiş olması veya kanun yoluna başvuru süresinin geçmiş olması hâlidir. Ayrılık süresinin başlangıç anı olarak bu andan itibaren işlemeye başlandığı kabul edilir.
Ayrılık süresi: hangi şartlar aranır?
- Mahkemenin, boşanma veya ayrılık davasında ayrılığa karar vermiş olması gerekir.
- Ayrılık süresinin bir yıldan az ya da üç yıldan çok olmayacak biçimde belirlenmesi gerekir.
- Ayrılık süresinin, kararın kesinleşmesi anından itibaren işlemeye başlaması gerekir; kesinleşmeden önce süre işlemez.
- Ayrılık süresi bir yıldan kısa veya üç yıldan uzun olarak belirlenemez; bu sınırların dışına çıkan karar bu bakımdan hukuka aykırıdır.
Ayrılık süresi: hangi sonuçları doğurur?
- Ayrılık kararında bir yıldan az veya üç yıldan çok süre gösterilemez.
- Ayrılık kararı kesinleşince ayrılık süresi işlemeye başlar ve bu süre boyunca eşlerin ortak hayatı tatil edilmiş olur.
- Kesinleşmeden önce geçen süre ayrılık süresinden sayılmaz.
- Ayrılık süresi dolunca ayrılık kendiliğinden sona erer ve eşlerden her biri boşanma davası açabilir (m.172 uyarınca).
- Süre dolmadan eşler ortak hayatı yeniden kurarsa ayrılık süre dolmadan sona erer.
Ayrılık süresinin takdiri ile boşanma sebebinin takdiri arasındaki fark nedir?
Ayrılık süresi hâkimin takdirine bırakılmıştır; hâkim bir yıl ile üç yıl arasında somut süreyi belirler.
Ayrılık kararının verilebilmesi için boşanma sebebinin gerçekleşmiş olması ve ortak hayatın yeniden kurulma ihtimalinin bulunması gerekir (m.170); bu koşullar m.171'de değil m.170'te düzenlenir.
Süre takdiri, ancak m.170 koşulları gerçekleşmişse gündeme gelir; koşullar oluşmamışsa hâkim ayrılığa değil boşanmaya veya davanın reddine karar verir.
Kararda belirlenen süre ile kesinleşme anı arasındaki fark nedir?
Ayrılık süresi, kararda gösterilen süredir ve belirlendiği anda hüküm ifade eder.
Süre, kararın kesinleşmesiyle işlemeye başlar; kesinleşmeden önce geçen zaman ayrılık süresine sayılmaz.
Süre, kararın kesinleşme tarihinden hesaplanır; istinaf veya temyiz sürecinde geçen süre ayrılık süresinden sayılmaz.
Ayrılık süresi: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Ayrılık süresini bir yıldan kısa veya üç yıldan uzun olarak belirlemek; m.171 sınırlarını aşan karar hukuka aykırıdır.
- Süreyi karar tarihinden değil kararın kesinleşmesinden değil, verildiği andan hesaplamak; süre kesinleşmeyle işler.
- Ayrılık süresini kendi başına boşanma sebebi saymak; süre sonunda boşanma davası açılabilmesi ayrı bir koşula ve m.172 hükmüne bağlıdır.
- Ayrılık koşullarının (m.170) gerçekleşmediği hâlde sadece süre takdirine dayanarak ayrılığa karar vermek; m.171 yalnızca süreyi düzenler.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Ayrılık kararında süre belirlenirken hâkimin, tarafların barışma ihtimalini ve somut olayın koşullarını gözettiği, bu takdirin bir yıl ile üç yıl arasında kaldığı kabul edilmektedir. (2. Hukuk Dairesi, 2023/5922 E., 2024/4480 K., 10.06.2024; 2. Hukuk Dairesi, 2023/2266 E., 2023/6007 K., 06.12.2023)
- Hâkimin boşanma yerine ayrılığa karar verebilmesi için önce boşanma koşullarının gerçekleşmiş olması gerektiği; affedilen veya hoşgörülen olayların boşanma nedeni sayılamayacağı ve bu hâlde ayrılık kararı verilemeyeceği kabul edilmektedir. (2. Hukuk Dairesi, 2024/4229 E., 2025/1264 K., 11.02.2025)
- Ayrılık talebinin reddedilerek boşanma davasının açılmasının, ancak ayrılık süresi sonunda ve ortak hayatın kurulmadığı hâllerde mümkün olduğu kabul edilmektedir. (2. Hukuk Dairesi, 2023/1648 E., 2023/4802 K., 17.10.2023)
- Ayrılık ile birlikte verilen tedbir ve çocuklara ilişkin düzenlemelerin ayrılık süresi boyunca geçerli kaldığı kabul edilmektedir. (2. Hukuk Dairesi, 2022/11562 E., 2023/3517 K., 21.06.2023)
Nasıl ispat edilir?
- Ayrılık kararının verilmesini ve süresinin belirlenmesini isteyen taraf, boşanma sebebinin ve ayrılığın koşullarının gerçekleştiğini ispatlamakla yükümlüdür; ayrılık süresinin takdiri bu ispata dayanır.
- Ayrılık süresinin başlangıcı, kararın kesinleşme tarihine göre belirlenir; kesinleşme tarihi mahkeme kayıtlarıyla ispatlanır.
- Süre dolduktan sonra boşanma davası açan eş, ortak hayatın yeniden kurulmadığını ve ayrılık süresinin dolduğunu ispatlamakla yükümlüdür; karşı taraf ortak hayatın kurulduğunu iddia ederse bunu ispat yükü altındadır.
- Affedilme veya hoşgörü iddiası, bunu ileri süren tarafça ispatlanır; ortak konutta birlikte yaşamanın sürmesi bu iddiayı destekleyen bir karine olarak değerlendirilir. (2. Hukuk Dairesi, 2024/4229 E., 2025/1264 K., 11.02.2025)
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 4721 sayılı Kanun m.170: Ayrılık kararının verilebilmesinin koşullarını düzenler; m.171 ancak bu koşullar gerçekleştikten sonra uygulanan süre hükmüdür.
- 4721 sayılı Kanun m.172: Ayrılık süresinin dolmasının sonucunu, yani ayrılığın kendiliğinden sona ermesini ve boşanma davası açılabilmesini düzenler.
- 4721 sayılı Kanun m.166: Ayrılık süresi sonunda boşanma davası açılması için gereken üç yıllık koşul ve boşanma sebeplerini düzenler.
- 4721 sayılı Kanun m.169: Dava sırasında alınacak geçici önlemleri düzenler; ayrılık kararının kesinleşmesi ile birlikte bu önlemlerin etkisi değişebilir.
TMK m.172 — Ayrılık süresinin bitimi
Madde, ayrılık kararıyla tatil edilmiş ortak hayatın ayrılık süresinin sonunda nasıl sona ereceğini, ortak hayatın yeniden kurulmaması hâlinde eşlerin boşanma davası açma hakkını ve boşanma davasında hâkimin hangi olayları dikkate alacağını düzenler. Ayrılık süresinin kendisi, ayrılık kararının kesinleşmesi ve süre sınırları, ayrılık kararı verilebilmesinin koşulları, ayrılık kararının sonuçları ve boşanma sebepleri ayrı maddelerde düzenlenmiştir. Madde, ayrılık süresi içinde ortak hayatın yeniden kurulması hâlini ve sürenin dolmadan sona ermesini ayrıca çözmez. Ayrılık kararının hangi koşullarda verileceği (m.170), ayrılık süresinin bir yıldan üç yıla kadar belirlenmesi ve kesinleşmeyle işlemeye başlaması (m.171), boşanma sebeplerinin ayrıntıları ve dava hakkının düşmesi (m.161-166), boşanma davasında alınacak geçici önlemler (m.169) bu maddenin dışındadır. Terk ihtarı ve terk sebebiyle boşanma ayrı hükümlere bağlıdır.
Ayrılık süresinin bitimi: hangi kavramlar bilinmeli?
- Ayrılık kararı
- Evlilik birliğini sona erdirmeyen, yalnızca ortak hayatı belirli bir süre için tatil eden mahkeme kararıdır. Boşanmadan farklı olarak eşlerin evlilik statüsü devam eder.
- Ayrılık süresinin sona ermesi
- Ayrılık kararında belirlenen sürenin dolmasıyla ayrılık durumunun kendiliğinden ortadan kalkmasıdır. Ayrıca bir mahkeme kararı veya ayrıca bir işlem gerekmez.
- Ortak hayatın yeniden kurulması
- Eşlerin ortak konutta birlikte yaşamaya yeniden başlamalarıdır. Bu durum ayrılığı, sürenin dolmasından önce de sona erdirir; ancak kısa süreli ve geçici bir araya gelme bu anlama gelmez.
- Ayrılık sonrası boşanma davası
- Ayrılık süresi dolduğu hâlde ortak hayat yeniden kurulamamışsa eşlerden her birinin açabildiği boşanma davasıdır. Bu dava için yeni bir boşanma sebebinin ileri sürülmesi gerekmez; ayrılık kararının kendisi dava hakkını doğurur.
- Önceki davada ispatlanmış olaylar
- Ayrılık kararını veren davada mahkemece ispatlanmış sayılan olgulardır. Boşanma kararında bu olgular, yeni davanın delilleriyle birlikte göz önüne alınır.
- Ayrılık süresinde ortaya çıkan durumlar
- Ayrılık kararından sonra, ayrılık süresi içinde meydana gelen ve evlilik birliğinin durumunu gösteren olgulardır. Boşanmanın sonuçlarının belirlenmesinde dikkate alınırlar.
Ayrılık süresinin bitimi: hangi şartlar aranır?
- Ayrılık kararının kesinleşmiş ve belirlenmiş bir ayrılık süresi içeren geçerli bir karar olması gerekir.
- Ayrılık süresinin dolması gerekir; süre dolmadan ortak hayat yeniden kurulmuşsa ayrılık bu anda sona erer ve boşanma davası açma koşulu aranmaz.
- Süre dolduğunda ortak hayatın yeniden kurulmamış olması gerekir.
- Boşanma davasını açan kişinin eşlerden biri olması gerekir; dava açma bakımından eşlere başka bir sınırlama getirilmemiştir.
- Boşanma davasında hâkimin, ayrılık kararında ispatlanmış olan olayları ve ayrılık süresinde ortaya çıkan durumları dikkate alması gerekir.
Ayrılık süresinin bitimi: hangi sonuçları doğurur?
- Ayrılık süresi dolduğunda ayrılık durumu kendiliğinden sona erer; bunun için ayrıca bir mahkeme kararı gerekmez.
- Ayrılık süresi dolmadan eşler ortak hayatı yeniden kurarsa ayrılık da bu anda sona erer.
- Süre dolunca ortak hayat yeniden kurulmamışsa eşlerden her biri boşanma davası açabilir.
- Boşanma davası açma hakkı yalnızca ayrılık kararını alan eşe tanınmış değildir; ayrılık kararının alınmasına temel olan olayları yalnızca yaratan eş de boşanma davası açabilir.
- Boşanma davasında hâkim, ayrılık kararına konu olayları ve ayrılık süresinde ortaya çıkan durumları gözetir.
- Ayrılık süresi içinde ortak hayat kurulmazsa boşanma davasının sonucu ayrılık kararının hukuki çerçevesinde değerlendirilir; hâkim boşanmayı verirken ayrılık döneminin olgularını da dikkate alır.
Süre dolması ile ortak hayatın yeniden kurulması: fark nedir?
Ayrılık süresi dolmadan eşler ortak hayatı yeniden kurarsa ayrılık bu anda kendiliğinden sona erer.
Süre dolduğunda ortak hayat yeniden kurulamamışsa ayrılık süre sonunda kendiliğinden sona erer ve eşlerden her biri boşanma davası açabilir.
İlk hâlde boşanma davası açılmasına gerek kalmaz; ikinci hâlde boşanma davası açılabilir.
Ayrılık kararı ile boşanma kararı: fark nedir?
Ayrılık kararında evlilik birliği devam eder ve eşlerin evli statüsü korunur.
Boşanma kararı ile evlilik kesinleşmeyle sona erer.
Ayrılık süresi içinde zina sayılmaya devam eder ve kadın soyadını taşımaya devam eder; boşanma kararının kesinleşmesiyle bu sonuçlar değişir.
Ayrılık kararında olayların ispatı ile boşanma davasında olayların değerlendirilmesi arasındaki fark nedir?
Ayrılık davasında ispatlanmış olaylar, boşanma davasında da dikkate alınır.
Ayrılık süresinde ortaya çıkan yeni durumlar da boşanma davasında gözetilir.
Boşanma davasında hâkim, yalnızca yeni davada ileri sürülen olaylarla değil, ayrılık davasındaki olgularla ve ayrılık süresindeki gelişmelerle birlikte karar verir.
Ayrılık süresinin bitimi: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Süre dolmadan ortak hayatın yeniden kurulmasının ayrılığı sona erdirmediğini düşünerek, sürenin dolmasını beklemeden boşanma davası açmak.
- Süre dolduktan sonra ayrılığın kendiliğinden sona erdiğini gözden kaçırarak ayrıca bir mahkeme kararı aramak.
- Boşanma davasında yalnızca yeni davada ileri sürülen olayları değerlendirip ayrılık kararındaki ispatlanmış olguları ve ayrılık süresindeki durumları dikkate almamak.
- Ayrılık süresi içinde kısa süreli bir araya gelmenin ortak hayatın yeniden kurulması anlamına geldiğini varsaymak; kısa süreli birlikte yaşama da ortak hayat sayılabilir.
- Ayrılık kararının alınmasına temel olan olayları yaratan eşin dava açma hakkının bulunmadığını düşünmek; madde bu eşe de dava hakkı tanır.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Ayrılık süresi dolduktan sonra ortak hayatın yeniden kurulmadığı, eşlerin birbirinden ayrı yaşamaya devam etmesiyle ve bir araya gelme girişiminin bulunmamasıyla değerlendirilmektedir. (2. Hukuk Dairesi, 2024/479 E., 2024/1226 K., 27.02.2024; 2. Hukuk Dairesi, 2023/2481 E., 2023/2934 K., 06.06.2023)
- Ayrılık kararının kesinleşmesinden sonra eşler arasında birlikte yaşama bulunmadığı ve evlilik birliğinin temelinden sarsıldığı ileri sürülerek boşanma talep edilebilmektedir. (2. Hukuk Dairesi, 2024/479 E., 2024/1226 K., 27.02.2024; 2. Hukuk Dairesi, 2023/2481 E., 2023/2934 K., 06.06.2023)
- Ayrılık kararı sonrası ortak hayat kurulmamışsa, taraflardan birinin ilk davada boşanma talep etmiş olması hâlinde bile talebin bu madde uyarınca boşanma istemi olarak değerlendirildiği kabul edilmektedir. (2. Hukuk Dairesi, 2023/10142 E., 2024/6886 K., 07.10.2024)
- Ayrılık süresi dolduğunda boşanma davasının dayanağı olarak ayrılık kararının kendisinin ileri sürülebildiği, bu nedenle yeni bir boşanma sebebi aranmadığı kabul edilmektedir. (2. Hukuk Dairesi, 2024/4229 E., 2025/1264 K., 11.02.2025; 2. Hukuk Dairesi, 2023/175 E., 2023/3109 K., 13.06.2023)
- Ayrılık süresinin dolmasından sonra ortak hayatın yeniden kurulmadığı iddiasıyla açılan davalarda, eşlerin mal rejimi tasfiyesi gibi ilgili hukuki işlemlerle birlikte ele alındığı görülmektedir. (2. Hukuk Dairesi, 2023/7004 E., 2024/4811 K., 25.06.2024)
Nasıl ispat edilir?
- Ayrılık süresinin dolduğunu ve ayrılık kararının kesinleşmiş olduğunu ileri süren taraf, bunu ayrılık kararı ve kesinleşme şerhi ile ispatlar.
- Süre dolduktan sonra ortak hayatın yeniden kurulmadığını ileri süren taraf, bunu tanık beyanı, adres kayıtları ve ortak konutun kullanımına ilişkin belgelerle ispatlar. Karşı taraf, ortak hayatın yeniden kurulduğunu iddia ediyorsa bunu kendi delilleriyle ispatlamak zorundadır.
- Ayrılık süresinde ortaya çıkan durumları ileri süren taraf, bu olguları tanık ve yazılı belgelerle ortaya koyar; karşı taraf aksini ispat etmek zorundadır.
- Ayrılık kararında ispatlanmış olan olgulara dayanan taraf, bu olguları ayrılık davasının dosyasından ve kararından ispatlar; yeni bir ispat yükü doğmaz.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 4721 m.170: Ayrılık kararının verilebilmesinin koşullarını düzenler; bu maddedeki ayrılık süresinin dayanağıdır.
- 4721 m.171: Ayrılık süresinin bir yıldan üç yıla kadar belirlenmesini ve sürenin kararın kesinleşmesiyle işlemeye başlamasını düzenler.
- 4721 m.166: Boşanma sebeplerini ve bu sebeplerle açılacak davaların koşullarını düzenler; ayrılık süresi sonunda açılacak boşanma davasında hangi koşulların aranacağını belirler.
- 4721 m.164: Terk sebebiyle boşanma koşullarını düzenler; ayrılık süresi sonunda ortak hayatın yeniden kurulup kurulmadığı değerlendirilirken bu düzenlemeyle bağlantılıdır.
- 4721 m.169: Boşanma veya ayrılık davası sırasında alınacak geçici önlemleri düzenler; ayrılık süresi boyunca bu önlemler de uygulanabilir.
TMK m.173 — Boşanan kadının kişisel durumu
TMK m.173, boşanma hâlinde kadının evlilikle kazandığı kişisel durumunu (erginlik, kayın hısımlığı, vatandaşlık gibi) koruyacağını, ancak evlenmeden önceki soyadına döneceğini düzenler. Kadının dul ise bekârlık soyadını taşımasına izin istemesini, boşandığı kocanın soyadını taşımasına izin verilmesini ve koşullar değiştiğinde kocanın bu iznin kaldırılmasını istemesini de kapsar. Kurallar boşanmakta olan kadın bakımından uygulanır. Nafaka ve tazminat (m.174-178), mal rejiminin tasfiyesi (m.202 ve devamı), evlilik içinde soyadı kullanımı (m.187), boşanma davasının açılması ve yetkisi (m.166-168) ile nüfus kayıtlarına şerh işlemleri bu maddede düzenlenmez.
Boşanan kadının kişisel durumu: hangi kavramlar bilinmeli?
- Kişisel durum
- Evlenme ile kazanılan erginlik, kayın hısımlığı, vatandaşlık ve soyadı gibi hâllerin bütünüdür. Madde bunlardan boşanma sonrası korunanın kapsamını ayrıca sınırlamaz; soyadı ise bu maddede ayrı bir rejime bağlanmıştır.
- Bekârlık soyadı
- Kadının evlenmeden önce taşıdığı soyadıdır. Boşanan kadın kural olarak bu soyadına döner; dul kadın için ayrıca hâkimden izin istenmesi gerekir.
- Dulluk soyadı
- Evlenmeden önce dul olan kadının, önceki evliliğinden gelen soyadıyla birlikte taşıdığı soyadıdır. Dul kadın, bekârlık soyadını taşımak için hâkimden izin isteyebilir.
- Menfaat ve zarar ölçütü
- Kadının eski kocanın soyadını kullanmakta menfaati olması ve bunun kocaya zarar vermemesi, izin için birlikte aranan iki koşuldur. Zararın ne olduğu ve menfaatin varlığı somut olayda değerlendirilir.
- İznin kaldırılması
- Koşullar değiştiğinde kocanın talep edebildiği, hâkimin soyadı kullanma iznini geri alabildiği yoldur. Kaldırma sonucunda kadın evlenmeden önceki soyadına döner.
Boşanan kadının kişisel durumu: hangi şartlar aranır?
- Boşanma kararının kesinleşmiş olması gerekir; kişisel durum ve soyadı sonuçları ancak boşanma ile birlikte doğar.
- Kadının dul olması hâlinde bekârlık soyadını taşımak için hâkimden izin istemesi gerekir.
- Kadının boşandığı kocanın soyadını kullanmakta menfaatinin bulunduğu ispatlanmalıdır.
- Bu kullanımın kocaya bir zarar vermeyeceği ispatlanmalıdır.
- Kadının istemi bulunmalıdır; hâkim izni re'sen vermez.
- İzin verildikten sonra koşulların değişmesi hâlinde kocanın iznin kaldırılması istemi bulunmalıdır.
Boşanan kadının kişisel durumu: hangi sonuçları doğurur?
- Boşanma kararı kesinleşince kadın evlilikle kazandığı kişisel durumunu korur.
- Kadın kural olarak evlenmeden önceki soyadını yeniden alır.
- Kadın dul ise hâkim izni almadan bekârlık soyadını taşıyamaz; izin verilirse bekârlık soyadını taşır.
- Menfaat ve zarar yokluğu ispat edilir ve hâkim izin verirse kadın boşandığı kocanın soyadını taşımaya devam eder.
- Menfaat ya da zarar yokluğu ispatlanamazsa hâkim izin vermez ve kadın kendi soyadına döner.
- Koşullar değiştiğinde koca başvurarak izni kaldırtabilir; kaldırma kararı ile kadın evlenmeden önceki soyadına döner.
- Madde bir hakkı kadına tanır; hâkim izni isteğe bağlı olarak verir, re'sen veremez.
Kural ile istisna (soyadı) arasındaki fark nedir?
Kadın evlenmeden önceki soyadına döner; bu kural kendiliğinden işler ve ek bir karar gerektirmez.
Kadın boşandığı kocanın soyadını taşımaya devam etmek ister; bunun için menfaat ve zarar koşullarının ispatı ve hâkim izni gerekir.
İzin verilmedikçe kadın kendi bekârlık ya da dulluk soyadına döner; izin verilirse eski kocanın soyadını taşımaya devam eder.
Bekârlık soyadı ile dulluk soyadı arasındaki fark nedir?
Evlenmeden önce bekâr olan kadın, evlenmeden önceki soyadını doğrudan yeniden alır.
Evlenmeden önce dul olan kadın, dulluk soyadını taşır ve bekârlık soyadı için hâkimden izin ister.
Dul kadın hâkim izni olmadan bekârlık soyadını kullanamaz; bekâr kadın için böyle bir izin gerekmez.
Kadının izin talebi ile kocanın kaldırma talebi arasındaki fark nedir?
Kadın, menfaat ve zarar yokluğunu ispatlayarak izin ister; ispat yükü kadındadır.
Koca, koşulların değişmesini ileri sürerek izni kaldırtmak ister; koşulların değiştiğini ileri süren koca değişikliği ispat etmelidir.
Kaldırma üzerine kadın evlenmeden önceki soyadına döner. Kaldırma davası yalnız koca tarafından açılabilir.
Boşanan kadının kişisel durumu: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Dul kadın için bekârlık soyadını hâkim izni olmadan kendiliğinden kullanabileceğini sanmak; izin istemesi gerekir.
- İzin talebinde menfaat ve zarar yokluğunu resen araştırılacak bir konu saymak; ispat yükü kadındadır.
- Kadının eski kocanın soyadını kullanmasını yalnızca boşanma kararının sonucu saymak; hâkim izni olmadan bu hak doğmaz.
- Kaldırma talebini kadının açabileceğini sanmak; kaldırma talebini yalnız koca yapabilir.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Hâkimin soyadı kullanma iznini verebilmesi için kadının menfaatini ve kocaya zarar vermeyeceğini somut delille ortaya koyması aranmaktadır. (2. Hukuk Dairesi, 2024/5079 E., 2024/8092 K., 31.10.2024; 2. Hukuk Dairesi, 2023/7895 E., 2023/5815 K., 30.11.2023)
- Kadının eski kocanın soyadıyla tanınmış olması menfaat için tek başına yeterli sayılmamakta; yaşanan iş ve meslek bağlantısı ile birlikte değerlendirilmektedir. (2. Hukuk Dairesi, 2023/1748 E., 2023/5135 K., 02.11.2023)
- Kadının boşandığı erkeğin muvafakatinin bulunmaması ve menfaatinin ispatlanamaması hâlinde izin koşullarının oluşmadığı kabul edilmektedir. (2. Hukuk Dairesi, 2023/7895 E., 2023/5815 K., 30.11.2023)
- Kadının yurt dışında yerleşik olması ve kayıtların değiştirilmesinin kadın için külfetli olması, zarar ve menfaat değerlendirmesinde dikkate alınmıştır; ancak erkeğin itirazının haklı sebebinin ispatı gerekmektedir. (2. Hukuk Dairesi, 2024/1729 E., 2024/3032 K., 30.04.2024)
- Kanun koyucunun evli kadına tanıdığı soyadı seçenekleri ile boşanma sonrası düzenleme arasında uyum aranmakta; izin kaldırma talebi koşulların gerçekten değişip değişmediğine göre değerlendirilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2022/1205 E., 2023/1188 K., 29.11.2023)
Nasıl ispat edilir?
- Asıl talebi ileri süren kadındır; boşandığı kocanın soyadını kullanmakta menfaati olduğunu ispatlamak zorundadır.
- Kocaya zarar vermeyeceğinin ispatı da kadına aittir; kocanın zarar iddiası varsa kadın bunun asılsız olduğunu göstermelidir.
- Menfaatin ispatında iş hayatı, tanınmışlık, eser ve kayıtlar gibi belgeler ve tanık beyanları kullanılabilir.
- Kocanın muvafakatinin bulunup bulunmadığı, somut olayda karar için önemli bir delil olarak değerlendirilmektedir. (2. Hukuk Dairesi, 2023/7895 E., 2023/5815 K., 30.11.2023)
- Kaldırma talebinde koşulların değiştiğini ileri süren koca bu değişikliği ispatlamalıdır; kadın menfaatinin sürdüğünü karşı savunma olarak ortaya koyabilir.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 4721 m.187: Evli kadının soyadını kocasının soyadı olarak alması ve evlendirme memuruna yapılacak beyanla önceki soyadını da kullanabilmesi kuralını düzenler; boşanma sonrası soyadı bu evlilik içi düzenlemeye dayanır.
- 4721 m.168: Soyadı izni davasında yetkili mahkemeyi belirler; bu maddedeki başvurunun hangi mahkemede yapılacağını gösterir.
- 4721 m.132: Boşanan kadının yeniden evlenmesinde bekleme süresini düzenler; kişisel durum ve soyadı sonuçlarından ayrı bir kuraldır.
Süreler
| Süre | Madde | Hüküm |
|---|---|---|
| altı aydan | m.168 | Boşanma veya ayrılık davalarında yetkili mahkeme, eşlerden birinin yerleşim yeri veya davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesidir. |
| bir yıldan | m.171 | Ayrılığa bir yıldan üç yıla kadar bir süre için karar verilebilir. |
| üç yıla | m.171 | Ayrılığa bir yıldan üç yıla kadar bir süre için karar verilebilir. |
Süreler madde metnindeki yazımıyla verilmiştir.
Konuda geçen kararlar
37 karar- 2011/51 E., 2012/32 K., 01.03.2012İlgili madde: m.173
- Hukuk Genel Kurulu, 2023/858 E., 2023/1399 K., 27.12.2023İlgili madde: m.169
- Hukuk Genel Kurulu, 2022/1205 E., 2023/1188 K., 29.11.2023İlgili madde: m.173
- Hukuk Genel Kurulu, 2017/2722 E., 2018/1359 K., 27.09.2018İlgili madde: m.168
- Hukuk Genel Kurulu, 2010/63 E., 2010/119 K., 03.03.2010İlgili madde: m.168
- Hukuk Genel Kurulu, 2008/231 E., 2008/235 K., 05.03.2008İlgili madde: m.169
- 5. Hukuk Dairesi, 2025/12826 E., 2026/3519 K., 02.03.2026İlgili madde: m.168
- 5. Hukuk Dairesi, 2025/10193 E., 2025/16407 K., 08.12.2025İlgili madde: m.168
- 5. Hukuk Dairesi, 2024/12486 E., 2025/4968 K., 14.04.2025İlgili madde: m.168
- 5. Hukuk Dairesi, 2024/11273 E., 2025/3992 K., 25.03.2025İlgili madde: m.168
Diğer 27 karar
- 2. Hukuk Dairesi, 2024/4229 E., 2025/1264 K., 11.02.2025İlgili madde: m.171, m.172
- 7. Hukuk Dairesi, 2024/390 E., 2024/5343 K., 28.11.2024İlgili madde: m.167
- 2. Hukuk Dairesi, 2024/215 E., 2024/8116 K., 01.11.2024İlgili madde: m.169
- 2. Hukuk Dairesi, 2024/5079 E., 2024/8092 K., 31.10.2024İlgili madde: m.173
- 2. Hukuk Dairesi, 2023/10142 E., 2024/6886 K., 07.10.2024İlgili madde: m.172
- 2. Hukuk Dairesi, 2023/8242 E., 2024/6493 K., 26.09.2024İlgili madde: m.169
- 2. Hukuk Dairesi, 2023/7883 E., 2024/6156 K., 19.09.2024İlgili madde: m.170
- 2. Hukuk Dairesi, 2023/9000 E., 2024/5115 K., 01.07.2024İlgili madde: m.170
- 2. Hukuk Dairesi, 2023/7004 E., 2024/4811 K., 25.06.2024İlgili madde: m.172
- 2. Hukuk Dairesi, 2023/5462 E., 2024/4499 K., 11.06.2024İlgili madde: m.170
- 2. Hukuk Dairesi, 2023/5922 E., 2024/4480 K., 10.06.2024İlgili madde: m.171
- 5. Hukuk Dairesi, 2024/2175 E., 2024/6096 K., 20.05.2024İlgili madde: m.167
- 2. Hukuk Dairesi, 2024/1729 E., 2024/3032 K., 30.04.2024İlgili madde: m.173
- 2. Hukuk Dairesi, 2023/6420 E., 2024/2939 K., 29.04.2024İlgili madde: m.170
- 2. Hukuk Dairesi, 2023/4206 E., 2024/2310 K., 02.04.2024İlgili madde: m.169
- 2. Hukuk Dairesi, 2024/479 E., 2024/1226 K., 27.02.2024İlgili madde: m.172
- 2. Hukuk Dairesi, 2023/3231 E., 2024/426 K., 23.01.2024İlgili madde: m.167, m.170, m.171
- 2. Hukuk Dairesi, 2023/2266 E., 2023/6007 K., 06.12.2023İlgili madde: m.171
- 2. Hukuk Dairesi, 2023/7895 E., 2023/5815 K., 30.11.2023İlgili madde: m.173
- 2. Hukuk Dairesi, 2023/1748 E., 2023/5135 K., 02.11.2023İlgili madde: m.173
- 2. Hukuk Dairesi, 2023/2002 E., 2023/4912 K., 19.10.2023İlgili madde: m.167
- 2. Hukuk Dairesi, 2023/1648 E., 2023/4802 K., 17.10.2023İlgili madde: m.171
- 2. Hukuk Dairesi, 2022/11562 E., 2023/3517 K., 21.06.2023İlgili madde: m.171
- 2. Hukuk Dairesi, 2023/175 E., 2023/3109 K., 13.06.2023İlgili madde: m.172
- 2. Hukuk Dairesi, 2023/2481 E., 2023/2934 K., 06.06.2023İlgili madde: m.172
- 2. Hukuk Dairesi, 2023/3254 E., 2023/2586 K., 23.05.2023İlgili madde: m.169
- 2. Hukuk Dairesi, 2022/9891 E., 2023/877 K., 08.03.2023İlgili madde: m.170
Bağlayıcılık derecesine göre sıralı (Anayasa Mahkemesi, içtihadı birleştirme, genel kurullar, daireler); her grupta yeni karar önce. Tam metin karar deposundan istek üzerine yüklenir. Hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ayrıca denetleyin.
Madde bağlantıları, tarihine kadar Resmî Gazete'de yayımlanan değişiklikleri içeren güncel metne gider.
Anlatım 21.10.2026 tarihinde derlendi. Bağlayıcı olan madde metnidir.
Bu konuyu panelde çalış
Panelde bu konu 3.2. Aile Hukuku - Boşanma ve Mal Rejimleri bölümünde yer alıyor.
Panelde çalış