Aile hukuku › Hısımlık › Aile

Nafaka yükümlülüğü ve ev düzeni

TMK m.364–371Medeni Hukuk

Kısaca

TMK m.364, yardım nafakası yükümlülüğünün kimleri bağladığını ve kardeşler bakımından bu yükümlülüğün koşulunu düzenler. TMK m.365, nafaka davasının açılmasına ilişkin esasları düzenler: davanın mirasçılıktaki sıraya göre açılması, davanın konusu, yükümlüler arasında hakkaniyete uygun azaltma ve kaldırma, resmî veya kamuya yararlı kurumların dava açma yetkisi, irat biçiminde ödenen nafakanın gelecek yıllara ilişkin miktarının belirlenmesi ve yetkili mahkeme.

Kapsam

Bu konu, Türk Medeni Kanunu m.364–371 hükümlerini kapsar.

TMK m.364 — Nafaka yükümlüleri

TMK m.364, yardım nafakası yükümlülüğünün kimleri bağladığını ve kardeşler bakımından bu yükümlülüğün koşulunu düzenler. Yükümlüler üstsoy, altsoy ve kardeşlerdir; yardım nafakasının ölçüsü ve kardeşlerin yükümlülüğünün refah koşuluna bağlanması bu maddenin konusudur. Hüküm, birlikte yaşayıp yaşamamalarına bakılmaksızın kan hısımları arasında uygulanır. Madde, eş ile ana ve babanın bakım borçlarını ayrı tuttuğu için bu ilişkiler bakımından saklı kalır. Maddenin düzenlemediği konular: nafaka miktarının belirlenmesi, sıralama ve birden çok yükümlü arasında paylaşım (m.365), nafakanın alınması ve ödenmesi usulü ile nafakanın azaltılması ve kaldırılması (m.366), eşin bakım borcu ve boşanma sonrası nafakalar (m.175, TMK m.169 ve devamı), zamanaşımı ve dava usulü ile yetki (m.366 ve ilgili usul hükümleri).

Nafaka yükümlüleri: hangi kavramlar bilinmeli?

Yardım nafakası
Yardım edilmediği takdirde yoksulluğa düşecek olan yakın hısımlar arasında doğan, kanundan kaynaklanan nafaka yükümlülüğüdür. Bakım nafakasından ve eşler arasındaki yoksulluk nafakasından ayrılır; birlikte yaşama koşulu aranmaz.
Yoksulluk (yardım bakımından)
Nafaka isteyenin yardım alınmadığı takdirde kendi geçimini sağlayamayacak duruma düşmesidir. Bu ölçü, isteyenin hayat düzeyini değil, asgari geçim ihtiyacını esas alır.
Refah içinde bulunma
Kardeşlerin nafaka yükümlülüğünün doğması için aranan ek koşuldur. Kardeşin geliri, çevresi ve sosyal durumuna göre lüks sayılabilecek ihtiyaçları karşılayabilmesi ve geleceği için kaygı duymadan yaşayabilmesi anlamına gelir. Yalnızca ödeme gücünün bulunması bu koşulu karşılamaz.
Üstsoy ve altsoy
Kişinin doğrudan doğruya ana babası, büyükana ve büyükbabası gibi ataları ile çocukları, torunları gibi soyundan gelenleridir. Hısımlığın derecesi aranmaksızın bu yükümlülük doğar.
Kan hısımlığı
Soy bağına dayanan hısımlıktır. Madde bakımından nafaka ilişkisi yalnızca kan hısımları arasında kurulur; evlilik ya da kayın hısımlığı bu yükümlülüğü doğurmaz.

Nafaka yükümlüleri: hangi şartlar aranır?

  • Nafaka isteyenin yardım edilmediği takdirde yoksulluğa düşecek durumda olması gerekir.
  • Nafaka isteyen ile yükümlü arasında üstsoy, altsoy ya da kardeş olarak kan hısımlığı bulunmalıdır.
  • Yükümlü üstsoy veya altsoy ise, yalnızca ödeme gücüne sahip olması yeterlidir; hısımlık derecesi aranmaz.
  • Yükümlü kardeş ise, refah içinde bulunması gerekir; yalnızca ödeme gücü bulunması bu koşulu karşılamaz.
  • Nafaka isteyen, öncelikle bakım borcu bulunan ve ödeme gücü olan kişilerden (eş, ana-baba gibi) yararlanamamalıdır; madde bu bakımdan eş ile ana ve babanın bakım borçlarını saklı tutar.
  • Yardım nafakası ödenmesi, yükümlünün kendisinin ve bakmakla yükümlü olduğu kişilerin geçimini zorlamadan karşılayabilmesi ile sınırlıdır; yardım, yükümlüyü müzayakaya düşürecek ölçüde istenemez.

Nafaka yükümlüleri: hangi sonuçları doğurur?

  • Üstsoy veya altsoy, yardım etmediği takdirde yoksulluğa düşecek olan isteyene, ödeme gücü ölçüsünde nafaka vermekle yükümlüdür.
  • Kardeş, refah içinde değilse nafaka vermekle yükümlü değildir; refah içinde ise yükümlülüğü doğar.
  • Yardım nafakası ödenmesi ile yükümlünün ve bakmakla yükümlü olduğu kişilerin geçim düzeni zorlanmamalıdır.
  • Yoksulluğun olmaması ya da nafaka isteyenin kendi çalışarak geçimini sağlayabilecek durumda olması nafaka hakkını ortadan kaldırır.
  • Eş ile ana ve babanın bakım borçlarına ilişkin hükümler saklıdır; bu kişilerden bakım borcu doğuyorsa yardım nafakası onun yerine geçmez.
  • Kan hısımı olmayan kişiler bu madde uyarınca nafaka yükümlüsü değildir; bu kişilerin yardımı ahlaki borç olarak kalır.

Üstsoy-altsoy ile kardeş arasındaki fark nedir?

Üstsoy ve altsoy yükümlüleri, yardım edilmediği takdirde yoksulluğa düşecek olan isteyene karşı doğrudan nafaka borçludur. Ölçüt yalnızca ödeme gücüdür.

Kardeşler de yükümlüdür, ancak yükümlülükleri refah içinde bulunmalarına bağlıdır. Ödeme gücü yeterli değildir.

Aynı ödeme gücüne sahip iki yükümlüden biri üstsoy veya altsoy, diğeri kardeş ise yalnızca birinden nafaka istenebilir; kardeşten talep için refah koşulunun ayrıca ispatı gerekir.

Yardım nafakası ile bakım nafakası arasındaki fark nedir?

Yardım nafakası, kan hısımları arasında birlikte yaşama koşulu aranmaksızın, yoksulluğa düşmeyi önlemeye yönelir.

Bakım nafakası, eş ve ana babanın çocuk üzerindeki gibi, yükümlülüğün kaynağı bakım borcudur ve bu borç yardım nafakasından önce gelir.

Bakım borcu olan bir yükümlü varsa yardım nafakası ancak bu borç yerine getirilemediğinde ya da ödeme gücü yoksa istenebilir.

Kan hısımlığı ile kayın ve evlilik hısımlığı arasındaki fark nedir?

Madde yalnızca kan hısımlarını yükümlü kılar.

Kayın ve evlilik hısımlığı bu yükümlülüğü doğurmaz.

Kayınpeder, kayınvalide veya üvey çocuk gibi kişilere bu madde dayanılarak nafaka istenemez.

Nafaka yükümlüleri: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Kardeşten nafaka isteyebilmek için yalnızca ödeme gücünü yeterli saymak; refah koşulunu atlamak.
  • Kardeşin refahını, kendi topluluğunda değil genel bir ölçüye göre belirlemek; refah içinde bulunmanın ölçüsü yaşanılan çevredir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi, 2021/297 E., 2023/577 K., 04.04.2023)
  • Üstsoy ve altsoy yükümlüsünden de refah koşulu aramak; bu yükümlüler için yalnızca ödeme gücü yeterlidir.
  • Yardım nafakasını eşin bakım borcu ya da ana babanın çocuğa karşı bakım ödevi ile karıştırmak; bu borçlar varsa yardım nafakası ondan önce gelmez, saklı kalan ayrı bir rejimdir.
  • Kayın ya da üvey hısımları da yükümlü saymak; yalnızca kan hısımları bu maddeye göre yükümlüdür.
  • Nafakanın tamamını tek bir yükümlüden istemek; birden çok yükümlü varsa paylaşım ve sıra m.365'e göre yapılır.
  • Nafaka isteyenin hayat düzeyini koruyacak miktarı talep edebileceğini sanmak; talep, geçim için zorunlu miktarla sınırlıdır. (Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, 2024/1631 E., 2024/1896 K., 25.10.2024)

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Yardım nafakasında üst sınır, nafaka isteyenin geçinmesi için zorunlu olan miktar; alt sınır ise nafaka borçlusunun ödeme gücüdür. Nafaka isteyen hayat düzeyini koruyacak miktarı değil, asgari geçim ihtiyacını isteyebilir. (Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, 2024/1631 E., 2024/1896 K., 25.10.2024; Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, 2022/1713 E., 2022/1791 K., 15.09.2022)
  • Kardeşten nafaka istenebilmesi için yalnızca ödeme gücünün varlığı yeterli görülmemekte; lüks sayılabilecek ihtiyaçları karşılayabilecek bolluk içinde olunması aranmaktadır. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi, 2021/297 E., 2023/577 K., 04.04.2023; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi, 2020/158 E., 2023/26 K., 12.01.2023)
  • Refah içinde bulunma, kardeşin yaşadığı topluma göre belirlenmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi, 2021/297 E., 2023/577 K., 04.04.2023)
  • Kardeşler arasında kural olarak bakım görevi bulunmasa da, bir kardeşin diğerine eylemli, düzenli ve sürekli yardım etmesi hâlinde bu kardeşin destek sayılabileceği kabul edilmektedir. (Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, 2022/985 E., 2023/895 K., 14.06.2023)
  • Ön sıradaki yükümlünün ödeme gücünün bulunmadığını ispat, nafaka isteyene aittir ve bunun için ayrı bir tespit davası gerekmez. (Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi, 2022/1703 E., 2024/11 K., 17.01.2024)

Nasıl ispat edilir?

  • Nafaka isteyen, yardım edilmediği takdirde yoksulluğa düşeceğini ve kendi geçimini sağlayamadığını ispat etmekle yükümlüdür; gelir, gider ve mal durumunu gösteren belgeler ve tanık beyanı bu amaçla kullanılır.
  • Kardeşten nafaka istenirken nafaka isteyen, kardeşin refah içinde bulunduğunu ispat etmekle yükümlüdür; bu koşul ödeme gücünün ispatı ile karşılanmaz. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi, 2021/297 E., 2023/577 K., 04.04.2023)
  • Ödeme gücü, üstsoy ve altsoy yükümlüsü bakımından nafaka isteyen tarafından ileri sürülür; yükümlü, bakmakla yükümlü olduğu kişilerin varlığını ve giderlerini savunma olarak ileri sürer ve bunları belgelerle ispatlar.
  • Yükümlü, nafaka isteyenin kendi çalışarak geçimini sağlayabileceğini ya da yoksulluğunu kendi kusuruyla yarattığını savunursa, bu savunmayı ispat eder.
  • Ön sıradaki yükümlünün ödeme gücünün bulunmadığı, sonraki sıradaki yükümlüye karşı açılan davada ispat edilebilir; ayrı tespit davası gerekmez. (Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi, 2022/1703 E., 2024/11 K., 17.01.2024)

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 4721 sayılı Kanun m.365: Birden çok nafaka yükümlüsü bulunduğunda sıralamayı, ödeme gücü oranında paylaşımı ve nafakanın tümünün bir yükümlüden istenememesini düzenler. m.364'ün uygulanma sırasını belirler.
  • 4721 sayılı Kanun m.366: Nafakanın miktarını, ödeme biçimini ve durum değişince yeniden belirlenmesini düzenler. m.364'te doğan yükümlülüğün içeriğini tamamlar.
  • 4721 sayılı Kanun m.327: Ana ve babanın ergin olmayan çocuğa karşı bakım ödevini düzenler. Bu ödev bulunduğu sürece çocuk yardım nafakası isteyemez; m.364'teki saklı tutma kaydının ilgili hükmüdür.
  • 4721 sayılı Kanun m.175: Boşanma sonrasında yoksulluk nafakasını düzenler. Eşler arası nafaka m.364 kapsamında değil, bu madde kapsamındadır; m.364 bu ilişkileri saklı tutar.

TMK m.365 — Dava hakkı

Madde, nafaka davasının açılmasına ilişkin esasları düzenler: davanın mirasçılıktaki sıraya göre açılması, davanın konusu, yükümlüler arasında hakkaniyete uygun azaltma ve kaldırma, resmî veya kamuya yararlı kurumların dava açma yetkisi, irat biçiminde ödenen nafakanın gelecek yıllara ilişkin miktarının belirlenmesi ve yetkili mahkeme. Madde, nafakanın kapsamını ve şartlarını ayrıca düzenlemez; yardım nafakasının hangi hallerde doğduğu (m.364), nafakanın ödenme biçimi ve sona ermesi (m.366 ve sonrası) başka maddelerde yer alır. Madde, nafaka hakkının kendisini ve tedbir nafakasını düzenlemez (m.169 ve m.262 ilgili hükümler). Dava zamanaşımı ve düşürücü süreler ile nafakanın geçmişe yönelik alacaklarına ilişkin usul kuralları da bu maddenin kapsamı dışındadır.

Dava hakkı: hangi kavramlar bilinmeli?

Nafaka davası
Nafaka alacaklısının, nafaka yükümlüsünden geçinmesi için gerekli yardımın ödenmesini mahkemeden istediği davadır. Davanın konusu, davacının geçinmesi için gerekli ve karşı tarafın malî gücüne uygun bir yardımdır.
Mirasçılıktaki sıra
Nafaka yükümlüleri arasında, mirasçılık sırası esas alınarak belirlenen önceliktir. Dava, bu sıra gözetilerek açılır; yani önce daha yakın sıradaki yükümlülere başvurulması beklenir.
Yükümlüler
Nafaka borcunu taşıyan, hısımlık bağı içindeki kişilerdir. Birden çok yükümlü varsa nafaka bunlardan biri veya birkaçından istenebilir.
Hakkaniyete aykırılık
Nafakanın yalnızca bir veya birkaç yükümlüden istenmesinin, yükümlüler arasındaki malî durum ve durumlar gözetildiğinde adil olmaması halidir. Bu ölçüt hâkimin takdirine bağlıdır.
İrat biçiminde nafaka
Nafakanın periyodik ödemeler şeklinde, ileriye dönük olarak belirlenen bir miktarla ödenmesidir. Hâkim, istem hâlinde gelecek yıllardaki miktarı tarafların sosyal ve ekonomik durumuna göre belirleyebilir.
Resmî veya kamuya yararlı kurum
Nafaka alacaklısına bakmakta olan kamu kurumu veya kamu yararına çalışan kuruluştur. Bu kuruluşlar, alacaklının yerine, kendi adlarına nafaka davası açabilir.

Dava hakkı: hangi şartlar aranır?

  • Davanın açılabilmesi için nafaka alacaklısının geçinmek için yardıma muhtaç olduğu ortaya konulmalıdır.
  • Davanın talep ettiği yardım, davacının geçinmesi için gerekli miktarla sınırlı olmalı ve karşı tarafın malî gücüne uygun bulunmalıdır.
  • Dava, mirasçılıktaki sıra gözetilerek açılmalıdır.
  • Birden çok yükümlü varsa nafakanın tümünün yalnız bir veya birkaçından istenmesi hakkaniyete aykırı olmalıdır ki azaltma veya kaldırma yoluna gidilebilsin.
  • Davanın resmî veya kamuya yararlı bir kurum tarafından açılması hâlinde, bu kurumun nafaka alacaklısına bakmakta olması gerekir.
  • İrat biçiminde ödeme isteniyorsa, gelecek yıllara ilişkin miktarın belirlenmesi için istem bulunmalıdır.

Dava hakkı: hangi sonuçları doğurur?

  • Nafaka davası, mirasçılıktaki sıra gözetilerek açıldığında yükümlüler arasındaki sıralama uygulanır.
  • Davanın konusu, davacının geçinmesi için gerekli ve karşı tarafın malî gücüne uygun yardım olur; bu sınırı aşan bir talep kabul edilmez.
  • Nafakanın yalnız bir veya birkaç yükümlüden istenmesi hakkaniyete aykırıysa hâkim yükümlülerin borcunu azaltabilir veya tamamen kaldırabilir.
  • Resmî veya kamuya yararlı kurum da dava açabilir ve yaptığı masrafları nafaka yükümlüsü hısımlardan isteyebilir.
  • İstem hâlinde irat biçiminde nafakanın gelecek yıllarda ne miktarda ödeneceği, tarafların sosyal ve ekonomik durumuna göre hâkim tarafından belirlenir.
  • Dava, taraflardan birinin yerleşim yeri mahkemesinde açılır; bu mahkeme yetkilidir.

Azaltma ile kaldırma arasındaki fark nedir?

Azaltma, yükümlünün nafaka borcunun miktarının düşürülmesidir. Hakkaniyete aykırılık bulunduğunda hâkim bu yolu seçebilir.

Kaldırma, yükümlünün nafaka borcunun tamamen sona erdirilmesidir. Azaltmaya kıyasla daha ağır bir sonuç doğurur.

Hâkim, hakkaniyete aykırılığın derecesine göre azaltma ya da kaldırma arasında seçim yapar; bu seçim tarafların durumuna bağlıdır.

Dava açan kişi: Nafaka alacaklısı ile resmî veya kamuya yararlı kurum arasındaki fark nedir?

Nafaka alacaklısının kendisi, kendi hakkını ileri sürerek dava açar.

Resmî veya kamuya yararlı kurum, alacaklıya bakmakta olduğu için kendi adına dava açabilir. Bu kurum, yaptığı masrafları ayrıca yükümlü hısımlardan isteyebilir.

Kurumun dava açma yetkisi, alacaklının kendi davasından bağımsız olarak doğar; kurum, bakım masraflarını da talep edebilir.

Genel ödeme ile irat biçiminde ödeme arasındaki fark nedir?

Nafaka, belirli bir miktar olarak ve dava anındaki durum esas alınarak bağlanabilir.

İrat biçiminde nafakada hâkim, gelecek yıllar için hangi miktarın ödeneceğini tarafların sosyal ve ekonomik durumuna göre belirler.

İstem hâlinde gelecek yıllara yönelik miktar, değişen ekonomik koşullara göre belirlenir.

Dava hakkı: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Azaltma ile kaldırmayı aynı sonuç doğuran yollar saymak; oysa kaldırma tamamen sona erdirme, azaltma ise yalnız miktarın düşürülmesidir.
  • Yetkili mahkemeyi alacaklının yerleşim yeri olarak belirlemek; madde, taraflardan birinin yerleşim yeri mahkemesini yetkili kılar.
  • Kamu kurumunun dava açmasını alacaklının rızasına bağlı görmek; kurum, alacaklıya bakmakta olması yeterli olduğunda kendi adına dava açabilir.
  • Mirasçılıktaki sırayı yalnız dava açarken dikkate alınacak bir usul kuralı saymak; sıra gözetilmeden açılan dava ile ilgili uyuşmazlıkta esas bakımından sonuç doğurabilir.
  • Irat biçimindeki nafakayı, dava anındaki miktarla sınırlı görmek; hâkim gelecek yıllar için de miktar belirleyebilir.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Yardım nafakası, yükümlüler arasında alacaklıya karşı yardımın yalnız hısımlar bakımından aranması gerektiği ve TMK m.364-366 birlikte uygulanarak yorumlandığı kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2017/995 E., 2018/514 K., 21.03.2018)
  • Yardım nafakası davalarında yetkili mahkemenin taraflardan birinin yerleşim yeri mahkemesi olduğu kabul edilmektedir. (3. Hukuk Dairesi, 2012/19035 E., 2012/23618 K., 15.11.2012)
  • Yardım nafakasının, TMK m.364 ve m.366 düzenlemelerindeki yardım nafakasından farklı bir yapıda olduğu ve kanunun ayrı bölümlerine tabi tutulduğu kabul edilmektedir. (5. Hukuk Dairesi, 2023/4275 E., 2023/10265 K., 06.11.2023)

Nasıl ispat edilir?

  • Nafaka davasını açan kişi, alacaklının geçinmek için yardıma muhtaç olduğunu ve talep edilen miktarın gerekli ve yükümlünün malî gücüne uygun olduğunu ispatlamalıdır.
  • Yükümlü, nafaka borcunun azaltılması veya kaldırılması için hakkaniyete aykırılığı, yani diğer yükümlülerin de borç taşıdığını ve kendi durumunun bu borcu ağır kıldığını ispatlamakla yükümlüdür.
  • Mirasçılıktaki sıranın gözetilmediği iddiasını ileri süren taraf, bu iddiasını hısımlık ve mirasçılık durumunu gösteren nüfus kayıtlarıyla ispat eder.
  • Kamu kurumu dava açarken, alacaklıya bakmakta olduğunu ve yaptığı masrafları belgelerle ortaya koymalıdır.
  • Irat biçimindeki nafakada tarafların sosyal ve ekonomik durumu gelir belgeleri ve benzeri malî kayıtlarla ispat edilir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 4721 m.364: Yardım nafakasının doğduğu koşulları ve yükümlüleri düzenler; bu maddedeki dava, o hakkın yargı yoluyla ileri sürülmesini sağlar.
  • 4721 m.366: Nafaka yükümlüsünün durumu ve nafakanın ödenmesine ilişkin esasları düzenler; m.365'teki azaltma ve kaldırma kararlarıyla birlikte uygulanır.

TMK m.366 — Korunmaya muhtaç kişiler

TMK m.366, korunmaya muhtaç kişilerin bakımının, bu bakımla yükümlü kurumlar eliyle sağlanmasını ve bu kurumların yaptıkları masrafı nafaka yükümlüsü hısımlardan isteme hakkını düzenler. Kapsamı, bakım yükümlüsü kurumlar ile nafaka yükümlüsü hısımlar arasındaki ilişkidir; kurumların bakım yükümlülüğünün kaynağı ve kurumların kimler olduğu madde metninde tanımlanmamıştır. Maddenin düzenlemediği konular: kişinin bakıma muhtaç hale gelmesinin şartları ve nafaka yükümlülüğünün kapsamı (m.364), nafaka miktarının belirlenmesi ve nafakanın değiştirilmesi (m.365), koruma amacıyla özgürlüğün kısıtlanması (m.432 vd.), vesayet altındaki çocuğun malları üzerindeki önlemler (m.335-363). Maddede süre ya da usul kuralı bulunmamaktadır.

Korunmaya muhtaç kişiler: hangi kavramlar bilinmeli?

Korunmaya muhtaç kişi
Kendi geçimini sağlayamayan, bakımı ve korunması başkalarına bağlı olan kişidir. Maddede tanımı yapılmamış olup, nafakaya ilişkin m.364 ile birlikte okunduğunda yoksulluk ve bakıma muhtaçlık ölçütü öne çıkar.
Bakımla yükümlü kurum
Korunmaya muhtaç kişilerin bakımını üstlenmekle yükümlü olan kurumlardır. Madde kurumların türünü saymamakta, bu yükümlülüğün hangi mevzuattan doğduğunu belirtmemektedir.
Nafaka yükümlüsü hısım
m.364 uyarınca yardım etmediği takdirde yoksulluğa düşecek olan üstsoy, altsoy ve kardeşlerdir. Bakım masrafını kurumlardan bu kişilere karşı geri istemek mümkündür.
Masrafların rücuen istenmesi
Kurumun, bakım için yaptığı harcamaları nafaka yükümlüsü hısımlardan geri talep etmesidir. Bu talep, kurumun kendi bakım yükümlülüğünden doğan bir sonuçtur ve hısımın nafaka borcuna dayanır.

Korunmaya muhtaç kişiler: hangi şartlar aranır?

  • Bakıma muhtaç bir kişinin bulunması gerekir.
  • Bu kişinin bakımından sorumlu bir kurumun bulunması ve bakımı sağlamış olması gerekir.
  • Kurumun yaptığı masrafın nafaka yükümlüsü bir hısım bulunduğu sürece, bu hısımdan istenebilmesi için kurumun masrafı yaptığını ispat etmesi gerekir.
  • Talep edilen kişinin m.364 uyarınca nafaka yükümlüsü olması gerekir; bu hısımlık ilişkisi dışında kalan kişilerden masraf istenemez.

Korunmaya muhtaç kişiler: hangi sonuçları doğurur?

  • Korunmaya muhtaç kişinin bakımı, bakımla yükümlü kurum tarafından sağlanır.
  • Kurum yaptığı bakım masrafını nafaka yükümlüsü hısımlardan isteyebilir.
  • Hısımlar, m.364 uyarınca nafaka borçlu olmadıkları durumda kurumun masrafını ödemekle yükümlü olmaz.
  • Madde kurumun bu yükümlülükten kurtulmasını düzenlemediğinden, kurumun bakım yükümlülüğü, hısımdan masraf istenebilmesine bağlı değildir.

Kurumun bakım yükümlülüğü ile hısımların nafaka yükümlülüğü arasındaki fark nedir?

Kurum, korunmaya muhtaç kişinin bakımını doğrudan sağlamakla yükümlüdür. Bu yükümlülük kurumun kendi görevinden doğar.

Hısımlar m.364 uyarınca nafaka borçludur. Bu borç kişisel bir ilişkiden doğar ve yardım etmediği takdirde yoksulluğa düşecek kişilerle sınırlıdır.

Kurum, bakımı sağlamakla kalmaz; yaptığı masrafı hısımlardan geri alabilir. Hısımların borcu kurumun yaptığı masrafla sınırlanmamakta, nafaka borcunun kapsamına göre belirlenmektedir.

Kurumun kendi masrafı ile hısmın nafaka borcu arasındaki fark nedir?

Kurum, yaptığı masrafı nafaka yükümlüsü hısımdan isteyebilir.

Hısmın kendi nafaka yükümlülüğü, kişinin yoksulluğu ve hısımın gücüne bağlıdır.

Kurumun rücu hakkı, hısmın nafaka yükümlülüğü ölçüsünde kullanılabilir; hısım gelir ve yükümlülük sınırını aşan bir ödemeye zorlanamaz.

Korunmaya muhtaç kişiler: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Madde metninde süre bulunmadığı hâlde, rücu talebi için bir zamanaşımı ya da hak düşürücü süre varmış gibi hesaplamak.
  • Kurumun bakım yükümlülüğünü m.366 ile sağlanan bir hak olarak değil, hısımların borcunun bir parçası gibi yorumlamak.
  • Rücu talebini her hısıma karşı kendiliğinden kabul etmek; m.364'te sayılan yükümlüler dışındaki kişilere yönelik talebi kabul etmek.
  • Hısımların borcunu kurumun yaptığı tam masrafla sınırlı saymak; hısmın nafaka yükümlülüğünün gelir ve yükümlülük ölçüsüne bağlı olduğunu gözden kaçırmak.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Yargıtay, korunmaya muhtaç kişilerin bakımının bakımla yükümlü kurumlar tarafından sağlanacağı yönündeki m.366 kuralını tekrar ederek uygulamaktadır. (Hukuk Genel Kurulu, 2010/2 E., 2010/51 K., 03.02.2010; 20. Hukuk Dairesi, 2016/14226 E., 2017/60 K., 16.01.2017; 20. Hukuk Dairesi, 2015/13606 E., 2015/12897 K., 21.12.2015; 20. Hukuk Dairesi, 2015/6594 E., 2015/5637 K., 11.06.2015; 17. Hukuk Dairesi, 2014/24238 E., 2014/19839 K., 29.12.2014)
  • Hukuk Genel Kurulu, m.364-366 hükümlerini birlikte değerlendirerek nafaka yükümlülerinin üstsoy, altsoy ve kardeşlerle sınırlı olduğunu kabul etmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2017/995 E., 2018/514 K., 21.03.2018)

Nasıl ispat edilir?

  • Kurumun, bakımı sağlamış olduğunu ve yaptığı masrafı ispat yükü kendisine aittir; masrafı gösteren belge ve kayıtlarla ispatlanır.
  • Kurumun rücu talebine karşı hısım, kendisinin m.364 kapsamında nafaka yükümlüsü olmadığını ya da yoksulluğa düşecek kişi bulunmadığını ileri sürebilir; bu savunmayı ispat yükü kendisine aittir.
  • Kişinin korunmaya muhtaç olduğunu ve bakıma ihtiyaç duyduğunu ispat yükü, bunu öne süren tarafa aittir; bu husus genellikle sağlık ve sosyal inceleme raporlarıyla belgelenir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 4721 sayılı Kanun m.364: Nafaka yükümlüsü hısımların kimler olduğunu belirler. m.366'daki rücu hakkı bu kişilere karşı kullanılır.
  • 4721 sayılı Kanun m.365: Nafaka miktarının ve yükümlülüğün belirlenmesine ilişkin kurallar içerir; kurumun rücu talebinin kapsamını etkiler.
  • 4721 sayılı Kanun m.432: Koruma amacıyla özgürlüğün kısıtlanmasını düzenler; bakım yerleşen kişilerin kurumlar tarafından sağlanmasıyla ilgilidir.

TMK m.367 — Koşulları

Madde, aile hâlinde birlikte yaşayan birden çok kişiden oluşan topluluğun ev başkanını ve bu başkanın evi yönetme yetkisini düzenler. Ev başkanının kanun, sözleşme veya örf yoluyla belirlenmesi ile evi yönetme yetkisinin hangi kişileri kapsadığı bu kapsamdadır. Hüküm, aile topluluğu içinde yaşayan kişiler bakımından uygulanır; eşler arasındaki yönetim ilişkisi, aile konutu ve mal rejimi bakımından uygulanmaz. Ev başkanının seçilme usulü, yetkinin kötüye kullanılmasının sonuçları ve ev halkının hukuki ilişkisinin içeriği bu maddede düzenlenmemiştir. Evlilik birliğinde konut ve ev eşyası ile ilgili düzenlemeler (m.194 vd. ve m.250 vd.) ayrı hükümlere tabidir.

Koşulları: hangi kavramlar bilinmeli?

Aile hâlinde yaşayan topluluk
Birden çok kişinin ortak bir konutta aile bağı veya benzeri bir ilişki içinde birlikte yaşaması durumudur. Topluluğun varlığı için yalnızca aynı evde bulunmak yeterli değildir, ortak yaşamın aile niteliği taşıması gerekir.
Ev başkanı
Topluluğun kanun, sözleşme veya örf uyarınca belirlenmiş kişisidir. Ev başkanı, evi yönetme yetkisinin sahibidir. Bu sıfat kendiliğinden her topluluğa tanınmaz, belirlenmiş olması gerekir.
Evi yönetme yetkisi
Ev halkının ortak yaşamına ilişkin günlük ve yönetsel kararları alma yetkisidir. Yetki, ev başkanına ait olur ve maddenin ikinci fıkrasında belirtilen ev halkının tamamını kapsar.
Ev halkı
Kan veya kayın hısımlığı, işçilik, çıraklık ya da koruma ve gözetme ilişkisi nedeniyle topluluk içinde birlikte yaşayan kişilerdir. Bu ilişkilerden birinin bulunması ev halkı sayılmak için yeterlidir.

Koşulları: hangi şartlar aranır?

  • Birden çok kişinin aile hâlinde birlikte yaşayan bir topluluk oluşturması gerekir.
  • Topluluğun kanuna, sözleşmeye veya örfe göre belirlenmiş bir ev başkanı bulunmalıdır; ev başkanı yoksa yönetme yetkisi bu madde uyarınca kimseye ait olmaz.
  • Evi yönetme yetkisi, ev başkanına ait olmalıdır.
  • Yetki, kan veya kayın hısımlığı, işçilik, çıraklık veya benzeri sebeplerle ya da koruma ve gözetme ilişkisi içinde birlikte yaşayan ev halkının tamamını kapsar.

Koşulları: hangi sonuçları doğurur?

  • Topluluğun belirlenmiş bir ev başkanı varsa, evi yönetme yetkisi ona ait olur.
  • Ev başkanı belirlenmemişse bu maddeye dayanarak evi yönetme yetkisi hiçbir kişiye kendiliğinden tanınmaz.
  • Yetki, ev halkı olarak birlikte yaşayan herkesi kapsar; kapsam hısımlık, işçilik, çıraklık ya da koruma ve gözetme ilişkisiyle sınırlandırılmıştır.
  • Madde yetkinin kapsamını ve sahibini belirler, ancak yetkinin içeriğini, sınırlarını ve kötüye kullanılmasının sonuçlarını ayrıca düzenlemez.

Aile topluluğu ile salt birlikte barınma arasındaki fark nedir?

Aile bağı, işçilik, çıraklık veya koruma ve gözetme gibi bir ilişkiye dayanan ve ortak yaşamın bu ilişkiden doğduğu topluluk.

Yalnızca aynı konutu paylaşan, ancak aralarında bu tür bir ilişki bulunmayan kişiler.

Madde yalnızca birinci gruba uygulanır; ikinci grup bakımından ev başkanı ve yönetme yetkisi bu madde ile kurulmaz.

Kanuni ev başkanı ile sözleşmeyle ya da örfle belirlenen ev başkanı arasındaki fark nedir?

Kanunun belirlediği ev başkanı.

Topluluğun sözleşmesi veya yerleşmiş örfi kuralı ile belirlenen ev başkanı.

Her iki hâlde de yetki ev başkanına aittir; belirlenme kaynağı değişse de yetkinin sahibi aynı kişidir.

Ev başkanının yetkisi ile ev halkının diğer üyeleri arasındaki fark nedir?

Evi yönetme yetkisi sahibi olan ev başkanı.

Ev halkı olarak topluluğta yaşayan ancak yönetim yetkisi bulunmayan diğer kişiler.

Yönetme yetkisi ev başkanında toplanır; diğer ev halkı bu yetkiye tabi olarak topluluğun bir parçasını oluşturur.

Koşulları: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Aynı konutta birlikte oturan her kişiyi ev halkı saymak; ev halkı sayılması için hısımlık, işçilik, çıraklık ya da koruma ve gözetme ilişkisinden birinin bulunması gerekir.
  • Ev başkanı belirlenmemiş bir topluluğa bu maddeye dayanarak bir başkan atanmış gibi yetki tanımak; belirlenme kanun, sözleşme veya örfe dayanmalıdır.
  • Yetkiyi evde yaşayan herkese ait saymak; yetki yalnızca ev başkanına aittir, diğer ev halkı bu yetkiye tabidir.
  • Maddenin yetkinin sınırlarını ve kötüye kullanılmasının sonuçlarını düzenlediğini varsaymak; madde bu konuda sessizdir.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Ev başkanı sıfatının kendiliğinden doğmadığı, topluluğun kanun, sözleşme veya örf yoluyla belirlenmiş bir başkanı bulunmasının gerektiği kabul edilmektedir. (2025/139 E., 2025/205 K., 08.10.2025; 3. Hukuk Dairesi, 2025/1258 E., 2025/2597 K., 05.05.2025)
  • Maddenin birinci fıkrasındaki ev başkanı ve yetki düzeninin, topluluk içindeki kişilerin ilişkisinin aile niteliği taşıdığı durumlarda işlediği kabul edilmektedir. (2025/139 E., 2025/205 K., 08.10.2025)

Nasıl ispat edilir?

  • Ev başkanı olduğunu ileri süren kişi, topluluğun kanun, sözleşme veya örfe göre belirlenmiş olduğunu ispatlamakla yükümlüdür; bu, yazılı sözleşme, topluluk içinde yerleşmiş uygulama ve tanıklarla gösterilebilir.
  • Evi yönetme yetkisini ileri süren kişi, topluluğun aile hâlinde yaşayan birden çok kişiden oluştuğunu ve yetkinin kendisine ait olduğunu ispatlamakla yükümlüdür.
  • Ev halkı sayılan kişilerin, hısımlık, işçilik, çıraklık ya da koruma ve gözetme ilişkisi içinde topluluğa dahil olduklarını ispat yükü, bu ilişkiyi ileri süren tarafa aittir.
  • Karşı taraf, topluluğun aile niteliği taşımadığını veya ev başkanının belirlenmediğini ileri sürerse, bu savunmayı kendisi ispatlamakla yükümlüdür.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 4721 sayılı Kanun: Maddenin bütünü, aile topluluklarında yönetim ve birlikte yaşam ilişkilerinin genel çerçevesini oluşturur; bu madde o çerçeve içinde ev başkanı ve yetkisini tanımlar.

TMK m.368 — Ev düzeni ve gözetim

TMK m.368, ev düzenine ilişkin temel ilkeleri ve ev başkanının ev halkının eşyasına karşı taşıdığı koruma ve güvenlik yükümlülüğünü düzenler. Birlikte yaşayanların evin düzenine tabi olmasını, bu düzenin kurulmasında ev halkının her birinin yararının adil biçimde gözetilmesini, ev halkının öğrenim, eğitim, dinî inanç, meslek ve sanat özgürlüğünü ve ev başkanının eşya koruma yükümlülüğünü kapsar. Ev başkanının evin iç düzenini koyma yetkisinin dayanağı m.367'dir; ev başkanının üçüncü kişilere verilen zararlardan sorumluluğu m.369'da, velayet altındaki çocuğun mallarına ilişkin önlemler m.360-361'de düzenlenmiştir. Ev başkanının sorumluluğunun şartları, kurtuluş kanıtı ve rücu hakkı bu maddede düzenlenmez (m.369). Ev halkının kendi aralarındaki hukuki ilişkiler ile ev başkanının ev halkına doğrudan verdiği zararın hukuki niteliği de bu maddenin kapsamına girmez; bu konular genel hükümlere ve sözleşme hükümlerine tabidir.

Ev düzeni ve gözetim: hangi kavramlar bilinmeli?

Ev başkanı
Ailehâlinde yaşayan birden çok kişiden oluşan topluluğun kanuna, sözleşmeye veya örfe göre belirlenen başkanıdır (m.367). Ev başkanlığı yetkisi ev halkının tümünü kapsar.
Ev düzeni
Birlikte yaşayanların uymakla yükümlü olduğu, ev başkanınca konulan iç düzen kurallarının bütünüdür. Kuralların kurulmasında ev halkının her birinin yararı adil biçimde gözetilmelidir.
Ev halkı
Kan veya kayın hısımlığı, işçilik, çıraklık ya da korunma ve gözetme ilişkisi içinde ev topluluğunda birlikte yaşayan kişilerdir (m.367/II).
Eşyayı özenle koruma ve güvenlik altında bulundurma
Ev başkanının, birlikte yaşayanların evdeki eşyasına karşı taşıdığı özen ve güvenlik yükümlülüğüdür. Eşyanın nasıl korunacağı, somut olaya ve durumun gerektirdiğine göre belirlenir.

Ev düzeni ve gözetim: hangi şartlar aranır?

  • Birlikte yaşayan kişilerin ailehâlinde bir ev topluluğu oluşturması ve bu topluluğun bir ev başkanına sahip olması gerekir (m.367/I).
  • Ev düzeninin kurulmasında ev halkının her birinin yararının adil biçimde gözetilmesi gerekir.
  • Ev halkının öğrenim, eğitim, dinî inanç, meslek ve sanat için gerekli özgürlükten yararlanması sağlanmalıdır.
  • Ev başkanının, evdeki eşyayı özenle koruması ve güvenlik altında bulundurması gerekir.
  • Ev düzenine ilişkin kuralın bu ilkelere aykırı olmaması gerekir; aykırı kurallar geçersizdir.

Ev düzeni ve gözetim: hangi sonuçları doğurur?

  • Ev başkanı, ev düzeninin kuruluşunda ev halkının her birinin yararını adil biçimde gözetmelidir; gözetmeyen kuralın geçersizliği söz konusu olabilir.
  • Ev başkanının koyduğu kurallar, ev halkının eğitim, öğretim ve dinî ihtiyaçları için gerekli serbestiyi ortadan kaldıramaz.
  • Ev halkı, ev düzenine ilişkin kurallara ancak bu ilkelere uygun konulmuşsa uymakla yükümlüdür.
  • Ev başkanı, eşyayı özenle korumadığı ve güvenlik altında bulundurmadığı için zarar oluşursa bu yükümlülüğe aykırı davranmış olur.

Ev düzeni kuralı ile ev halkının kişisel özgürlüğü arasındaki fark nedir?

Ev başkanının koyduğu iç düzen kuralları ve bunlara uyma yükümü.

Ev halkının öğrenim, eğitim, dinî inanç, meslek ve sanat alanındaki özgürlüğü.

Kural, ev halkının bu alanlardaki özgürlüğünü ortadan kaldıramaz; aksi kurallar m.368 kapsamında geçersizdir.

Ev başkanının eşya koruma yükümlülüğü ile ev başkanının üçüncü kişilere karşı sorumluluğu arasındaki fark nedir?

m.368/III uyarınca ev halkının eşyasına karşı özen ve güvenlik yükümlülüğü.

m.369 uyarınca gözetim altındaki kişilerin üçüncü kişilere verdiği zararlardan sorumluluk.

Eşyaya ilişkin yükümlülük m.368'de, zarar sorumluluğu m.369'da düzenlenmiştir; eşyanın zarar görmesi halinde uygulanacak hüküm, özel bir düzenleme varsa o hükümdür.

Genel ev düzeni ile özel hüküm bulunan ilişki arasındaki fark nedir?

Ev başkanı ile ev halkı arasında genel ev düzenine ilişkin kurallar.

Ev başkanı ile ev halkı arasında iş ilişkisi, otel ilişkisi gibi özel kanun hükümlerinin bulunduğu ilişkiler.

Özel hüküm varsa önce o uygulanır; iç düzen kuralları İş Kanunu ve sözleşme hükümlerine aykırı olamaz.

Ev düzeni ve gözetim: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Ev başkanının eşya koruma yükümlülüğünü m.369 kapsamındaki gözetim sorumluluğuyla karıştırmak; m.368/III eşyaya ilişkin, m.369 üçüncü kişilere verilen zarara ilişkindir.
  • Ev başkanının yükümlülüğünü sınırsız kabul etmek; ölçü objektif olup somut olayın durumuna göre belirlenir.
  • Özel hüküm bulunan ilişkide (örneğin otel müşterisi) m.368/III'ü doğrudan uygulamak; önce özel hüküm uygulanmalıdır.
  • Ev düzeni kurallarını ev başkanının keyfi takdiri sanmak; kurallar ev halkının yararını adil gözetmek zorundadır.
  • Ev halkının öğrenim ve dinî özgürlüğünü kural koyma yetkisinin dışında bırakmak; bu özgürlük kuralların sınırıdır.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Ev başkanının eşyaya ilişkin koruma ve güvenlik yükümlülüğünün ölçüsünün objektif olduğu ve her olaya göre ayrı ayrı değerlendirildiği kabul edilmektedir. (12. Ceza Dairesi, 2015/1325 E., 2015/17349 K., 10.11.2015)
  • Ev başkanının eşyanın varlığından haberi olmayan durumlarda bu yükümlülükten doğan sorumluluğunun beklenemeyeceği kabul edilmektedir. (12. Ceza Dairesi, 2015/1325 E., 2015/17349 K., 10.11.2015)
  • Ev başkanı ile ev halkı arasında özel bir hüküm bulunan ilişkilerde (ör. otel müşterisi) önce özel hükmün uygulanacağı kabul edilmektedir.

Nasıl ispat edilir?

  • Eşyanın zarar görmesi nedeniyle ev başkanından talepte bulunan kişi, eşyanın ev düzeni içinde bulunduğunu ve zararın oluştuğunu ispatlamalıdır.
  • Ev başkanının eşyayı özenle koruduğu veya güvenlik altında bulundurduğu iddiası, ev başkanı tarafından ispatlanmalıdır; ev başkanı bu yükümlülüğü yerine getirdiğini gösteren somut özen ve önlemleri ortaya koymalıdır.
  • Eşyanın varlığının ve ev başkanının bilgisi dahilinde olduğunun ispatı, zarar talebinin dayanağı olan delillerle (tanık, belge, fotoğraf vb.) yapılır.
  • Ev başkanının iç düzen kuralının geçerliliği, kuralı koyan ve uygulayan tarafın ilgili ilkelere uygunluğunu göstermesiyle değerlendirilir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 4721 sayılı Kanun m.367: Ev başkanlığı yetkisinin kimde olacağını ve ev halkının kimleri kapsadığını belirler; m.368'in uygulanacağı topluluğu tanımlar.
  • 4721 sayılı Kanun m.369: Ev başkanının gözetim altındaki kişilerin üçüncü kişilere verdiği zararlardan sorumluluğunu düzenler; m.368'deki eşya koruma yükümlülüğü ile ayrı bir sorumluluk rejimi kurar.
  • 4721 sayılı Kanun m.360: Ana ve babanın çocuğun mallarını yönetmesine ilişkin önlemleri düzenler; ev başkanı-ev halkı ilişkisinde velayet altındaki çocuğun mallarına ilişkin genel düzeni tamamlar.
  • 4721 sayılı Kanun m.361: Çocuk mallarının tehlikeye düşmesi halinde yönetimin kayyıma devredilmesini düzenler; eşyanın korunmasına ilişkin ayrı bir koruma aracıdır.

TMK m.369 — Sorumluluk

Madde, ev başkanının ev halkından olan küçük, kısıtlı, akıl hastalığı veya akıl zayıflığı bulunan kişilerin verdiği zarardan dolayı sorumluluğunu ve bu kişilere karşı ev başkanına yüklenen önlemleri alma yükümlülüğünü düzenler. Ev başkanının gözetim ödevini ihlal ettiği karinesine dayanan, kurtuluş kanıtına bağlı olağan sebep sorumluluğu öngörülmüştür. Madde, ev başkanlığı ilişkisi bulunan herkes bakımından uygulanır; anne veya baba olma zorunluluğu yoktur. Madde, ev başkanının bizzat ev halkına verdiği zararları düzenlemez; bu zararlar genel hükümlere tabidir (TBK m.49 vd.). Sözleşmeden doğan ihlal sonucu verilen zararlar ile vedia gibi sözleşme ilişkilerinden doğan sorumluluk da bu maddenin kapsamı dışındadır (TBK m.112 vd., TBK m.562). Taşınmaz malikinin sorumluluğu (TMK m.730) ve yapı malikinin sorumluluğu (TBK m.69) ayrı rejimlerdir ve bu maddede düzenlenmez. Zarar verenin ehliyet ve rücu hükümleri de bu maddenin kendi konusu değildir (TBK m.65, TBK m.61).

Sorumluluk: hangi kavramlar bilinmeli?

Ev başkanı
Ev halkını barındıran, yöneten veya gözetim altında bulunduran kişidir. Ev başkanlığı ilişkisi kanuna, sözleşmeye ya da örf ve âdete dayanabilir; kanundan doğan örnek velayet ilişkisidir.
Ev halkı
Ev başkanının gözetimi altında yaşayan ve gözetime muhtaç sayılan kişilerdir. Madde metni küçük, kısıtlı, akıl hastası ve akıl zayıfı kişilerden söz eder.
Gözetim ödevi
Ev başkanının, ev halkından olanların zarar vermesini önlemek için alışılmış şekilde durum ve koşullara göre yerine getirmesi gereken dikkat ve özen yükümlülüğüdür. Bu özen objektif olarak ölçülür; ev başkanının kişisel mazeretleri dikkate alınmaz.
Kurtuluş kanıtı
Ev başkanının sorumluluktan kurtulmak için göstermesi gereken iki alternatif ispattır: gözetim ödevini yerine getirdiğini ya da bu dikkat ve özeni gösterseydi dahi zararın önlenemeyeceğini ortaya koymasıdır.
Olağan sebep sorumluluğu
Fiili işleyenin ya da ev başkanının kusurunun aranmadığı, hukuka aykırı davranış ve zarar ile gözetim ödevinin ihlal edildiği karinesine dayanan sorumluluk türüdür.

Sorumluluk: hangi şartlar aranır?

  • Ev başkanı ile zarar veren kişi arasında ev başkanlığı ilişkisi bulunmalıdır; bu ilişki kanundan, sözleşmeden ya da örf ve âdetten doğabilir.
  • Zararı veren kişi küçük, kısıtlı, akıl hastası veya akıl zayıfı olmalıdır; yani ayırt etme gücünden yoksun ya da sınırlı kişi zarara sebep olmalıdır.
  • Zarar, ev halkından olan bu kişinin fiili ile doğmuş olmalıdır ve fiil hukuka aykırı olmalıdır.
  • Ev başkanının gözetim ödevini ihlal ettiği karinesi geçerli olmalıdır; kusurunun bulunması sorumluluk için aranmaz.
  • Ev başkanı kurtuluş kanıtı getirmemiş olmalıdır; yani ne gerekli özeni gösterdiğini ne de özen gösterseydi dahi zararın önlenemeyeceğini ispat edebilmiş olmamalıdır.
  • Akıl hastası veya akıl zayıfı ev halkı bakımından ev başkanı, kendilerini ya da başkalarını tehlikeye veya zarara düşürmemeleri için gerekli önlemleri almalıdır; zorunluluk hâlinde bu önlemlerin alınmasını yetkili makamdan istemelidir.

Sorumluluk: hangi sonuçları doğurur?

  • Ev başkanı, gözetim altındaki kişinin verdiği zarardan kusuru bulunmasa bile sorumludur.
  • Ev başkanı kurtuluş kanıtı getirirse sorumluluktan kurtulur; bu ispat alışılmış dikkat ve özeni gösterdiğini ya da bu dikkat ve özeni gösterseydi dahi zararın önlenemeyeceğini kapsar.
  • Kurtuluş kanıtı getirilemezse ev başkanı doğan zarardan tam olarak sorumlu olur.
  • Ev başkanının kendi kusuru da bulunuyorsa bu ek kusur ayrıca sorumluluk doğurur.
  • Akıl hastası veya akıl zayıfı ev halkının kendilerini ya da başkalarını tehlikeye veya zarara düşürmemesi için ev başkanı gerekli önlemleri almakla yükümlüdür.
  • Zorunluluk hâlinde gerekli önlemler yetkili makamdan istenir.
  • Zarar tazmin edildikten sonra ev başkanı, şartları varsa zarara sebep olan kişilere rücu edebilir (TBK m.61 bağlamında).

Gözetim ödevinin ihlali ile önleme yükümlülüğü arasındaki fark nedir?

Birinci fıkra, zarar verilmesi hâlinde ev başkanının gözetim ödevini ihlal ettiği karinesine dayanarak sorumluluğu öngörür.

İkinci fıkra, zarar gerçekleşmeden önce akıl hastası veya akıl zayıfı ev halkının tehlikeye ya da zarara düşmemesi için önlem alma yükümlülüğü getirir.

Birinci fıkra tazminat sorumluluğu doğurur; ikinci fıkra ise önleyici bir yükümlülüktür ve ihlali zarar doğmadan da söz konusu olabilir.

Küçük-kısıtlı ile akıl hastası-akıl zayıfı arasındaki fark nedir?

Küçük ve kısıtlı kişiler, ev başkanının gözetim altında bulunmasının doğal sonucu olarak kapsanır.

Akıl hastalığı veya akıl zayıflığı bulunan kişiler de birinci fıkrada sayılmıştır; ikinci fıkra bunlar için önlem yükümlülüğünü ayrıca düzenler.

Her iki grupta da birinci fıkradaki sorumluluk uygulanır; yalnız akıl hastalığı ve akıl zayıflığı bakımından ikinci fıkra ek önlem yükümlülüğü getirir.

Ev halkına verilen zarar ile ev halkı dışındakilere ve topluluğa verilen zarar arasındaki fark nedir?

Ev başkanının bizzat ev halkına verdiği zarar bu maddenin değil genel hükümlerin konusudur.

Gözetim altındaki kişinin ev halkı dışındakilere veya topluluğun fertlerine verdiği zarar bu maddeye tabidir.

Ev halkı içindeki zarar genel hükümlere (TBK m.49 vd.), dış zarar ise TMK m.369'a göre değerlendirilir.

Haksız fiil ile sözleşme ihlali arasındaki fark nedir?

Gözetim altındakinin haksız fiil sonucu verdiği zarar bu maddenin kapsamındadır.

Gözetim altındaki kişinin bir sözleşme borcunu yerine getirmemesinden doğan zarar bu maddenin kapsamına girmez.

Sözleşmeden doğan zararlar sözleşme hükümlerine ve TBK m.112 vd. hükümlerine tabidir.

Ev başkanının sorumluluğu ile genel hükümlere göre sorumluluk arasındaki fark nedir?

Ev başkanı, gözetim altındakinin zararından bu maddeye göre olağan sebep sorumluluğu ile sorumludur.

Ev başkanının kendi kusurlu davranışı veya ayrı bir sıfatı (örneğin istihdam eden) nedeniyle genel hükümlere göre de sorumluluğu doğabilir.

İki sorumluluk birlikte gerçekleşebilir; her biri kendi koşullarına göre ayrıca değerlendirilir.

Sorumluluk: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Ev başkanının kusurunun aranacağını varsayarak zarar görenden kusur ispatı istemek; sorumluluk kusura değil gözetim ödevinin ihlali karinesine dayanır.
  • Ev başkanının kişisel mazeretini (hastalık, başka yerde bulunma) kurtuluş sebebi saymak; özen ölçütü objektiftir ve bu mazeretler dikkate alınmaz.
  • Kurtuluş kanıtını yalnız bir alternatifle sınırlı görmek; ev başkanı ya özen gösterdiğini ya da özen gösterseydi dahi zararın önlenemeyeceğini ispatlayabilir.
  • Ev başkanının bizzat ev halkına verdiği zararı bu madde kapsamında değerlendirmek; bu zararlar genel hükümlere tabidir.
  • Akıl hastası veya akıl zayıfı kişiler için ikinci fıkradaki önlem yükümlülüğünü yalnız zarar doğduktan sonra aramak; yükümlülük zarar gerçekleşmeden de doğar.
  • Sözleşme ihlali sonucu doğan zararı bu maddeye dayandırmak; yalnız haksız fiil sonucu verilen zararlar kapsanır.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Ev başkanının sorumluluğuna ilişkin davaların aile mahkemelerinde görülebileceği kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi, 2022/688 E., 2022/1016 K., 25.05.2022)
  • Ev başkanının sorumluluğunda husumetin, ev başkanlığı ilişkisi bulunan davalıya yöneltilmesi gerektiği ve ev başkanı sıfatının davalı bakımından ayrıca araştırılması gerektiği kabul edilmektedir. (3. Hukuk Dairesi, 2024/2599 E., 2025/2007 K., 09.04.2025)
  • Dava dilekçesinde talebin 369. madde kapsamında ev başkanlığı ilişkisine dayandırılması ve somut zarar ile fiil ilişkisinin ortaya konulması uygulamada aranmaktadır. (3. Hukuk Dairesi, 2024/2348 E., 2025/1977 K., 08.04.2025)
  • Ev başkanının gözetim ödevini yerine getirip getirmediğinin değerlendirilmesinde objektif özen ölçütünün ve kişinin yaşı, sağlık durumu, çevresi gibi somut koşulların dikkate alınması kabul edilmektedir. (3. Hukuk Dairesi, 2025/1258 E., 2025/2597 K., 05.05.2025)

Nasıl ispat edilir?

  • Zarar gören, ev başkanlığı ilişkisini, zarar veren kişinin küçük, kısıtlı veya akıl hastası ya da akıl zayıfı olduğunu ve zararın bu kişinin fiili ile meydana geldiğini ispatlamakla yükümlüdür.
  • Ev başkanlığı ilişkisi nüfus kaydı, velayet veya vesayet kararı, kayıt ve benzeri belgelerle ispatlanır; sözleşmeye ya da örf ve âdete dayanan ilişkide tanık ve somut olgular da kullanılabilir.
  • Kurtuluş kanıtı yükü ev başkanına aittir; ev başkanı gerekli özeni gösterdiğini veya özen gösterseydi dahi zararın önlenemeyeceğini ispatlamak zorundadır.
  • Ev başkanının gözetim ödevini yerine getirdiğini ispat için gözetim, denetim ve talimat verildiğine ilişkin olgular, tanık beyanı ve uzman raporu kullanılabilir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 4721 sayılı Kanun m.335: Velayet ilişkisi, kanundan doğan ev başkanlığı ilişkisinin örneğini oluşturur; küçük üzerinde velayet sahibi ev başkanı sayılır.
  • 6098 sayılı Kanun m.61: Birden fazla kişinin farklı hukuki nedenlerle müteselsil sorumluluğunu düzenler; ev başkanının zarar verene rücu hakkı bu hükme dayanılarak kullanılır.
  • 6098 sayılı Kanun m.49: Ev başkanının bizzat ev halkına verdiği zararlar bakımından genel haksız fiil hükümleri uygulanır; bu zararlar TMK m.369 kapsamı dışındadır.
  • 4721 sayılı Kanun m.730: Taşınmaz malikinin sorumluluğunu ayrı bir rejimle düzenler; TMK m.369 ile birlikte okunduğunda ayrı sorumluluk hâlleri oluşturur.
  • 6098 sayılı Kanun m.69: Yapı malikinin sorumluluğunu düzenler; ev başkanının sorumluluğu ile karıştırılmamalıdır.

TMK m.370 — Koşulları

Madde, anne ve babasıyla ya da büyükanne ve büyükbabasıyla aynı konutta yaşayan ve emeğini ya da gelirini aileye özgüleyen ergin altsoyun, bu özgülemenin karşılığında uygun bir bedel isteme hakkını düzenler; bedelin miktarı, güvence altına alınması ve ödeme şekli uyuşmazlık hâlinde hâkimce belirlenir. Madde, altsoyun ergin olmayan çocuklarını, birlikte yaşamayan altsoyu ve aile dışında kalan hısımları kapsamaz. Denkleştirme alacağının tereke borcu niteliği ve tereke ile ilişkisi (m.641), altsoyun denkleştirme yükümü (m.669) ile aile mallarına ilişkin düzenlemeler (m.372-395) bu maddede düzenlenmemiştir.

Koşulları: hangi kavramlar bilinmeli?

Altsoyun denkleştirme alacağı
Ergin altsoyun, emeğini veya gelirini aileye özgülemesi karşılığında ana ve babası ya da büyük ana ve büyük babasından isteyebileceği uygun bedel alacağıdır. Bu alacak, altsoyun aileye katkısının karşılığı niteliğindedir.
Emeğini ya da gelirini aileye özgüleme
Altsoyun çalışma gücünü veya kazancını aile birliği içinde ortak yaşam için kullanmasıdır. Yalnızca aile bütçesine katkı değil, ailenin ihtiyaçları için emek veya gelirin fiilen bu amaca ayrılmış olması anlamına gelir.
Birlikte yaşama
Altsoyun ana ve babası ya da büyük ana ve büyük babası ile aynı konutta fiilen yaşamasıdır. Başka hısımlarla birlikte yaşama bu kapsamda değerlendirilmez.
Uygun bedel
Özgülemenin karşılığı olarak ödenmesi gereken, tarafların anlaşmasıyla ya da hâkimin takdiriyle belirlenen tutardır. Miktar, madde metninde sabit bir oran ya da tavana bağlanmamıştır.
Güvence
Bedelin ödenmesini sağlamak için borçludan istenebilecek teminattır. Güvencenin biçimi ve kapsamı hâkimin takdirine bırakılmıştır.

Koşulları: hangi şartlar aranır?

  • Altsoyun ergin olması gerekir.
  • Altsoyun anne ve babasıyla ya da büyükanne ve büyükbabasıyla aynı konutta yaşaması gerekir.
  • Altsoyun emeğini ya da gelirini aileye özgülemiş olması gerekir.
  • Bedelin uygun olması ve taraflarca anlaşılması ya da anlaşılamadığı hâlde hâkimce belirlenmesi gerekir; anlaşmazlık hâlinde hâkim bedelin miktarını, güvence altına alınmasını ve ödeme şeklini karara bağlar.
  • Özgülemenin karşılıksız kalmış olması gerekir; bedel isteği, özgülemenin karşılığını talep etmek için ileri sürülür.

Koşulları: hangi sonuçları doğurur?

  • Koşullar gerçekleşirse ergin altsoy, özgülemenin karşılığı olarak uygun bir bedel isteyebilir.
  • Taraflar bedel üzerinde anlaşamazlarsa hâkim bedelin miktarını, güvence altına alınmasını ve ödeme şeklini belirler.
  • Koşullar gerçekleşmezse, yani altsoy birlikte yaşamıyorsa veya emeğini ya da gelirini aileye özgülememişse, bedel isteme hakkı doğmaz.

Birlikte yaşayan altsoy ile başka hısımlarla yaşayan ergin kişi arasındaki fark nedir?

Anne ve babasıyla ya da büyükanne ve büyükbabasıyla aynı konutta yaşayan ve emeğini ya da gelirini aileye özgüleyen ergin altsoy, madde kapsamında bedel isteyebilir.

Amca, hala, dayı veya teyze ile birlikte yaşayan ergin kişi, bu hakka sahip değildir.

Yalnızca ana ve baba ya da büyük ana ve büyük ana ile birlikte yaşayan altsoya bedel isteme hakkı tanınmıştır; diğer hısım ile birlikte yaşama bu hakkı doğurmaz.

Emek özgüleme ile sadece karşılıksız kalan katkı arasındaki fark nedir?

Altsoyun emeğini veya gelirini aileye özgülemesi, bedel isteme hakkının doğmasının koşuludur.

Ailede yalnızca olağan ortak yaşam giderlerine katılmak, özgüleme olarak değerlendirilmez.

Özgüleme kanıtlanamadığında bedel talebi reddedilir.

Koşulları: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Birlikte yaşama koşulunu başka hısımlarla yaşayan ergin kişiye de uygulamak; m.370 yalnızca ana ve baba ya da büyük ana ve büyük babayla birlikte yaşayan altsoyu kapsar.
  • Olağan aile giderlerine katılmayı emek veya gelirin özgülenmesi saymak; ayrı bir özgüleme iradesi ve fiili katkı aranmalıdır.
  • Hâkimin bedeli tespit yetkisini taraflar anlaşamadığı hâle sınırlamamak; anlaşmazlık olmadan hâkim karar veremez.
  • Bedeli sabit bir tutara bağlamak; madde miktarı taraflara ve hâkimin takdirine bırakmıştır.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Altsoyun denkleştirme alacağının tespiti için bedelin eşit oranda paylaştırılması yönünde karar verildiği görülmektedir. (2. Hukuk Dairesi, 2024/3408 E., 2024/3799 K., 23.05.2024; 2. Hukuk Dairesi, 2023/5987 E., 2023/5357 K., 09.11.2023)
  • Alacağın tespiti talebinde m.370 ve m.371 birlikte dayanak gösterilmekte, bedel talebi ile birlikte m.641/2 hükmüne de dayanılmaktadır. (2. Hukuk Dairesi, 2024/3347 E., 2024/6625 K., 01.10.2024)
  • Altsoyun bedel talebinin, miras bırakanın terekesinin taksimi sırasında veya tereke davasında ileri sürüldüğü görülmektedir. (2. Hukuk Dairesi, 2022/5787 E., 2023/1036 K., 15.03.2023)
  • Uyuşmazlıklarda m.369 ve m.370 ile m.371'in birlikte değerlendirildiği, hâkimin bedel tespitini bu hükümlere göre yaptığı görülmektedir. (2. Hukuk Dairesi, 2023/3672 E., 2024/4962 K., 27.06.2024; 2. Hukuk Dairesi, 2023/2350 E., 2023/2998 K., 07.06.2023)

Nasıl ispat edilir?

  • Bedel isteyen altsoy, birlikte yaşadığını ve emeğini ya da gelirini aileye özgülediğini ispatla yükümlüdür.
  • Birlikte yaşama, konut kaydı, nüfus kaydı ve tanık beyanı ile ispatlanabilir.
  • Emek veya gelirin özgülenmesi, çalışma belgesi, gelir kaydı, aile harcamalarına katkıya ilişkin belgeler ve tanıklarla ispatlanır.
  • Karşı taraf, özgülemenin karşılıksız kalmadığını, bedelin ödendiğini veya altsoyun zaten ailenin giderlerini karşıladığını ileri sürerse bu savunmayı ispatlamakla yükümlüdür.
  • Bedelin miktarı konusunda uyuşmazlık varsa hâkim bilirkişi incelemesi yoluyla belirler.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 4721 sayılı Kanun m.371: Altsoyun bedel isteme hakkının ileri sürülebileceği hâller ve isteme zamanını düzenler; m.370 ile birlikte uygulanır.
  • 4721 sayılı Kanun m.641: Altsoyun denkleştirme alacağının, miras bırakanın ölümüyle tereke borcu niteliği taşıdığını ve tereke açısından sınırlandırılabileceğini belirtir.
  • 4721 sayılı Kanun m.669: Altsoyun denkleştirme yükümünü düzenler; bu madde ile karşılıklı ilişki kurulur.

TMK m.371 — İstenmesi

Madde, katkı payı alacağı kapsamında altsoyun (altsoy alacağının) bedel talebini düzenler. Birinci fıkra, altsoyun bu bedeli borçlunun ölümü hâlinde isteyebileceğini; ikinci fıkra, alacaklının bu alacağını borçlunun sağlığında hangi hâllerde isteyebileceğini; üçüncü fıkra ise alacağın zamanaşımı ve en geç istenebileceği anı belirler. Madde, altsoy ile borçlu ana/baba arasındaki aile birliği içindeki katkı ilişkisine uygulanır. Maddenin kendisi katkı payının hesabını, katkının miktarını ve tazminat ile ilişkisini düzenlemez; bunlar TMK m.370 ve m.369 kapsamındadır. Ayrıca alacağın dava yoluyla ileri sürülmesine ilişkin usul kuralları ile tereke paylaşımına ilişkin genel hükümler bu maddenin dışındadır.

İstenmesi: hangi kavramlar bilinmeli?

Altsoy
Aile birliğinde emeğini ve gelirini aileye özgülemiş olan, bu nedenle bedel (katkı payı) talep hakkı bulunan alt soy mensubunu ifade eder. Maddede geçen bu talep, kişinin altsoy sıfatına bağlıdır.
Alacaklı
Birinci fıkra dışında, katkı alacağını borçlunun sağlığında isteyebilecek olan kişidir. Maddede bu sıfat, altsoyun alacağını borçlunun yaşamı sırasında da ileri sürebilmesi bakımından önemlidir.
Birlikte yaşamanın sona ermesi
İkinci fıkrada sayılan, alacağın borçlunun sağlığında da istenebilmesi için aranan hâllerden biridir. Bu hâl gerçekleşirse alacak, borçlunun ölümünü beklemeden talep edilebilir.
İşletmenin el değiştirmesi
İkinci fıkrada sayılan bir başka hâldir. Katkının sağlandığı işletmenin devri ya da el değiştirmesi, alacağın borçlunun sağlığında istenmesi için yeterli bir sebep olarak kabul edilmiştir.
Tereke taksimi
Mirasçılar arasında terekenin paylaşılması anıdır. Üçüncü fıkraya göre alacak, en geç bu ana kadar istenebilir; bu an, alacağın istenebileceği son sınırdır.

İstenmesi: hangi şartlar aranır?

  • Alacağın doğması için altsoyun, TMK m.370 uyarınca aile birliğine emeğini ve gelirini özgülediği ve bu nedenle bir bedel alacağının bulunduğu ortaya konulmalıdır.
  • Borçlunun ölümü hâlinde altsoy bu bedeli talep edebilir; bu hâlde ölüm, talep için yeterli başlangıç olayıdır.
  • Borçlu sağ iken alacaklının bu alacağı istemesi için birlikte yaşamanın sona ermesi, işletmenin el değiştirmesi, borçluya karşı icra takibi yapılması veya borçlunun iflası hâllerinden birinin gerçekleşmiş olması gerekir.
  • Alacak zamanaşımına uğramaz; ancak bu alacak, en geç borçlunun terekesinin taksim anına kadar istenebilir. Bu son an aşıldıktan sonra talep hakkı kalmaz.

İstenmesi: hangi sonuçları doğurur?

  • Borçlunun ölümü hâlinde altsoy katkı bedelini talep edebilir.
  • Borçlu sağ iken, birlikte yaşamanın sona ermesi, işletmenin el değiştirmesi, borçluya karşı icra takibi yapılması veya borçlunun iflası hâllerinde alacaklı alacağını isteyebilir.
  • Bu hâllerden hiçbiri gerçekleşmemişse borçlu sağken alacağın istenmesi mümkün değildir; ancak borçlunun ölümü ile talep hakkı doğar.
  • Alacak zamanaşımına uğramaz; fakat en geç terekenin taksim anına kadar istenebilir. Taksim anından sonra talep edilemez.
  • Madde, alacağın hukuki niteliğini değiştirmez; alacağın doğumu TMK m.370 koşullarına bağlıdır.

Borçlunun ölümü ile sağlığında talep arasındaki fark nedir?

Borçlunun ölümü hâlinde altsoy bedeli doğrudan isteyebilir.

Borçlunun sağlığında yalnızca alacaklı (ikinci fıkrada sayılan hâllerde) talep edebilir.

Sağlığında talep için ikinci fıkrada sayılan hâllerden birinin varlığı aranır; ölüm hâlinde bu koşul aranmaz.

Altsoy ile alacaklı talep sıfatı arasındaki fark nedir?

Birinci fıkradaki talep hakkı altsoya tanınmıştır ve ölüm hâlinde kullanılır.

İkinci fıkradaki talep, alacaklı sıfatıyla ve borçlunun sağlığında belirli olayların gerçekleşmesi hâlinde yapılır.

Hangi fıkranın uygulanacağı, talep anında borçlunun hayatta olup olmamasına ve sayılan olayların gerçekleşip gerçekleşmediğine göre belirlenir.

Zamanaşımı ile en geç istenme anı arasındaki fark nedir?

Alacak zamanaşımına uğramaz.

Alacak, en geç borçlunun terekesinin taksim anına kadar istenebilir.

Zamanaşımı işlemez, ancak taksim anından sonra alacak istenemez; bu nedenle taksim anı fiilî bir son sınır oluşturur.

İstenmesi: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Alacağın zamanaşımına tabi olduğunu varsayıp zamanaşımı savunmasıyla talebi reddetmek; madde alacağın zamanaşımına uğramayacağını söyler, süre yerine taksim anını esas almak gerekir.
  • Borçlu sağ iken ikinci fıkradaki hâllerin gerçekleşmediği durumda alacağı istemek; bu hâllerden biri olmadan sağlığında talep mümkün değildir.
  • Taksim anını tereke paylaşımının fiilen bitmesi ile karıştırmak; metin, alacağın en geç taksim anına kadar istenebileceğini belirtir, taksimin resmî tescili tek başına esas alınmamalıdır.
  • İşletmenin el değiştirmesini her devir ile eş tutmak; maddede sayılan hâl, katkının sağlandığı işletmenin el değiştirmesidir ve bu bağlam gözetilmelidir.
  • Altsoy talebini ölüm dışında da genel bir hak gibi görmek; birinci fıkra ölüm hâline, ikinci fıkra ise belirli hâllere bağlıdır.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Altsoy katkı alacağının tespitine ilişkin davalarda, TMK m.370 ve m.371 birlikte dayanak gösterilerek eşit oranda katkı payı ve alacağının tespiti istenmektedir. (2. Hukuk Dairesi, 2024/3408 E., 2024/3799 K., 23.05.2024; 2. Hukuk Dairesi, 2023/5987 E., 2023/5357 K., 09.11.2023)
  • Altsoyun aile birliğine katkısı nedeniyle bedel talebinde bulunduğu davalarda, m.370 ve m.371'e birlikte dayanılmaktadır; m.371 talep zamanını düzenler. (2. Hukuk Dairesi, 2024/3347 E., 2024/6625 K., 01.10.2024; 2. Hukuk Dairesi, 2022/5787 E., 2023/1036 K., 15.03.2023)
  • Terekenin resmi taksiminin sağlandığı hâllerde, taksim anından sonra katkı alacağının istenemeyeceği gözetilerek mirasçılık ilişkisi kurulmaktadır. (2. Hukuk Dairesi, 2022/5787 E., 2023/1036 K., 15.03.2023)
  • Madde kapsamındaki bedel taleplerinde, m.369 ve m.370 ile birlikte m.371 hükümleri aynı davada değerlendirilmektedir. (2. Hukuk Dairesi, 2023/2350 E., 2023/2998 K., 07.06.2023; 2. Hukuk Dairesi, 2023/3317 E., 2023/2830 K., 01.06.2023)

Nasıl ispat edilir?

  • Alacağı ileri süren altsoy veya alacaklı, aile birliğine emek ve gelir özgülemesini ve buna bağlı bedel alacağının varlığını ispatla yükümlüdür.
  • Borçlunun sağlığında talep hâlinde, birlikte yaşamanın sona erdiğini, işletmenin el değiştirdiğini, icra takibinin yapıldığını veya iflası ileri süren taraf bu olayların gerçekleştiğini belgeyle ispatlamalıdır.
  • Borçlunun ölümü hâlinde talep, ölüm belgesi ile ispat edilir; ölüm tarihi talep zamanının tespiti bakımından önemlidir.
  • Taksim anının geçtiğini savunan karşı taraf, terekenin taksim edildiğini resmi kayıt veya taksim sözleşmesi ile ispat etmelidir.
  • Zamanaşımı savunması kabul edilmediğinden, karşı taraf zamanaşımını değil, taksim anının geçtiğini ileri sürmek zorundadır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 4721 m.370: Altsoyun emeğini ve gelirini aileye özgülemesi hâlinde bedel talep hakkının doğduğunu düzenler; bu madde, m.371'in uygulanacağı alacağın kaynağıdır.
  • 4721 m.369: Aile birliğine katkı ve yardım yükümlülüğünü düzenler; m.371'in altsoy-alacaklı ilişkisinin dayandığı genel çerçeveyi oluşturur.
  • 4721 m.641: Maddenin ilk fıkrasında geçen bedel talebi, kendi konusu bakımından bağlantılı olabilecek bir tazminat (ölüm hâli) düzenlemesidir; altsoy talebi ile miras ilişkisi arasında bağ kurar.

Konuda geçen kararlar

29 karar
  1. 2025/139 E., 2025/205 K., 08.10.2025
    İlgili madde: m.367
  2. Hukuk Genel Kurulu, 2017/1049 E., 2021/799 K., 17.06.2021
    İlgili madde: m.369
  3. Hukuk Genel Kurulu, 2017/995 E., 2018/514 K., 21.03.2018
    İlgili madde: m.365, m.366
  4. Hukuk Genel Kurulu, 2010/2 E., 2010/51 K., 03.02.2010
    İlgili madde: m.366
  5. Hukuk Genel Kurulu, 2008/153 E., 2008/139 K., 20.02.2008
    İlgili madde: m.369
  6. 3. Hukuk Dairesi, 2025/1258 E., 2025/2597 K., 05.05.2025
    İlgili madde: m.367, m.369
  7. 3. Hukuk Dairesi, 2024/2599 E., 2025/2007 K., 09.04.2025
    İlgili madde: m.369
  8. 3. Hukuk Dairesi, 2024/2348 E., 2025/1977 K., 08.04.2025
    İlgili madde: m.369
  9. 2. Hukuk Dairesi, 2024/3347 E., 2024/6625 K., 01.10.2024
    İlgili madde: m.370, m.371
  10. 2. Hukuk Dairesi, 2023/3672 E., 2024/4962 K., 27.06.2024
    İlgili madde: m.370
Diğer 19 karar
  1. 2. Hukuk Dairesi, 2024/3408 E., 2024/3799 K., 23.05.2024
    İlgili madde: m.370, m.371
  2. 2. Hukuk Dairesi, 2023/5987 E., 2023/5357 K., 09.11.2023
    İlgili madde: m.370, m.371
  3. 5. Hukuk Dairesi, 2023/4275 E., 2023/10265 K., 06.11.2023
    İlgili madde: m.365
  4. 2. Hukuk Dairesi, 2023/2350 E., 2023/2998 K., 07.06.2023
    İlgili madde: m.370, m.371
  5. 2. Hukuk Dairesi, 2023/3317 E., 2023/2830 K., 01.06.2023
    İlgili madde: m.371
  6. 2. Hukuk Dairesi, 2022/5787 E., 2023/1036 K., 15.03.2023
    İlgili madde: m.370, m.371
  7. 20. Hukuk Dairesi, 2016/14226 E., 2017/60 K., 16.01.2017
    İlgili madde: m.366
  8. 20. Hukuk Dairesi, 2015/13606 E., 2015/12897 K., 21.12.2015
    İlgili madde: m.366
  9. 12. Ceza Dairesi, 2015/1325 E., 2015/17349 K., 10.11.2015
    İlgili madde: m.368
  10. 20. Hukuk Dairesi, 2015/6594 E., 2015/5637 K., 11.06.2015
    İlgili madde: m.366
  11. 17. Hukuk Dairesi, 2014/24238 E., 2014/19839 K., 29.12.2014
    İlgili madde: m.366
  12. 3. Hukuk Dairesi, 2012/19035 E., 2012/23618 K., 15.11.2012
    İlgili madde: m.365
  13. Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, 2024/1631 E., 2024/1896 K., 25.10.2024
    İlgili madde: m.364
  14. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi, 2022/1703 E., 2024/11 K., 17.01.2024
    İlgili madde: m.364
  15. Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, 2022/985 E., 2023/895 K., 14.06.2023
    İlgili madde: m.364
  16. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi, 2021/297 E., 2023/577 K., 04.04.2023
    İlgili madde: m.364
  17. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi, 2020/158 E., 2023/26 K., 12.01.2023
    İlgili madde: m.364
  18. Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, 2022/1713 E., 2022/1791 K., 15.09.2022
    İlgili madde: m.364
  19. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi, 2022/688 E., 2022/1016 K., 25.05.2022
    İlgili madde: m.369

Bağlayıcılık derecesine göre sıralı (Anayasa Mahkemesi, içtihadı birleştirme, genel kurullar, daireler); her grupta yeni karar önce. Tam metin karar deposundan istek üzerine yüklenir. Hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ayrıca denetleyin.

Madde bağlantıları, tarihine kadar Resmî Gazete'de yayımlanan değişiklikleri içeren güncel metne gider.

Anlatım 21.10.2026 tarihinde derlendi. Bağlayıcı olan madde metnidir.

Bu konuyu panelde çalış

Panelde bu konu 3.3. Hısımlık ve Soybağı bölümünde yer alıyor.

Panelde çalış