Eşya hukuku › Sınırlı aynî haklar › Taşınır rehni

Teslime bağlı rehin ve hapis hakkı

TMK m.939–953Medeni Hukuk

Kısaca

TMK m.939 taşınırların rehnini, yani taşınır üzerinde zilyetliğin alacaklıya devriyle kurulan teslime bağlı rehni düzenler. TMK m.940, zilyetlik devredilmeden taşınır mallar üzerinde rehin kurulmasının iki yolunu düzenler. TMK m.941, teslime bağlı rehinde rehnedilen taşınırın maliki tarafından aynı taşınır üzerinde art rehin kurulmasının koşullarını düzenler; art rehnin kurulma biçimi ve bildirimin hukuki niteliği bu kapsamdadır.

Kapsam

Bu konu, Türk Medeni Kanunu m.939–953 hükümlerini kapsar.

TMK m.939 — Alacaklının zilyetliği

Bu madde taşınırların rehnini, yani taşınır üzerinde zilyetliğin alacaklıya devriyle kurulan teslime bağlı rehni düzenler. Kuralın istisnasını, iyiniyetli zilyedin rehin hakkı kazanmasını ve rehnin doğmasının engellendiği hali kapsar. Kanunda öngörülen ayrık durumlar bakımından m.939 kendi başına uygulanmaz; bu durumlar ayrı maddelerde düzenlenir. Maddenin kapsamı rehin veren ile rehinli alacaklı arasındaki ilişkiye ve üçüncü kişilere uygulanır. Sicile tescil ile kurulan taşınır rehnini (m.940) düzenlemez. Art (muahhar) rehin ve malikin bildirimiyle ikinci rehin tesisini (m.941) düzenlemez. Rehin sözleşmesinin şekli, teslimin nasıl gerçekleşeceği ve rehnin paraya çevrilmesi gibi konular da bu maddenin kapsamında değildir; bunlar ilgili diğer hükümlerde yer alır.

Alacaklının zilyetliği: hangi kavramlar bilinmeli?

Teslime bağlı taşınır rehni
Rehnin konusu taşınırın dolaysız zilyetliğinin alacaklıya veya güvendiği bir üçüncü kişiye devredilmesiyle kurulan iradi rehin türüdür. Rehin hakkı zilyetliğin devrine bağlıdır.
Zilyetliğin devri
Taşınırın fiili hâkimiyetinin rehinli alacaklıya geçmesidir. Kısa elden teslim veya zilyetliğin havalesi yoluyla gerçekleşebilir; hükmen teslim bu şartı karşılamaz.
İyiniyet
Rehnedenin rehin verme yetkisi olmadığını bilmeyen veya bilmesi gerekmeyen zilyedin durumudur. İyiniyetli zilyet, zilyetlik hükümlerine göre edinimi korunduğu ölçüde rehin hakkı kazanır.
Üçüncü kişinin önceki zilyetlikten doğan hakkı
Rehin kurulmasına rağmen taşınır üzerinde önceki zilyetlikten kaynaklanan ve korunan bir hak sahibi kişinin hakkıdır. Bu hak rehin hakkının karşısında saklıdır.
Fiili hâkimiyet
Taşınır üzerindeki gerçek egemenlik durumudur. Rehin veren tek başına fiili hâkimiyeti sürdürdükçe rehin hakkı doğmaz; bu, aleniyet ihtiyacının sonucudur.

Alacaklının zilyetliği: hangi şartlar aranır?

  • Rehnin konusu, paraya çevrilebilen taşınır eşya olmalıdır; kullanılmakla tüketilen eşya da konu olabilir, ancak salt manevi değeri olan eşya konu olamaz.
  • Rehin, kanunda öngörülen ayrık durumlar dışında, taşınırın zilyetliğinin alacaklıya veya güvendiği kişiye devredilmesiyle kurulmalıdır.
  • Rehin hakkının doğması için taşınır rehnedenin tek başına fiili hâkimiyetinde kalmamalıdır.
  • Rehin verenin rehin verme yetkisi bulunmadığında, rehin hakkı kazanacak kişi taşınıra iyiniyetle zilyet olmalı ve zilyetlik hükümlerine göre edinimi korunmalıdır.
  • Rehin hakkı kazanılacaksa önceki zilyetlikten doğan üçüncü kişi haklarının saklı kalması gerekir.

Alacaklının zilyetliği: hangi sonuçları doğurur?

  • Taşınır zilyetliği alacaklıya devredildiğinde rehin hakkı kurulur ve alacaklı taşınır üzerinde sınırlı aynî hak elde eder.
  • Taşınır rehnedenin tek başına fiili hâkimiyetinde kaldığı sürece rehin hakkı doğmaz.
  • Rehin veren yetkisiz olsa bile iyiniyetli zilyet zilyetlik hükümlerine göre edinimi korunduğu ölçüde rehin hakkı kazanır.
  • Önceki zilyetlikten doğan üçüncü kişi hakları rehin karşısında saklıdır.
  • Rehin hakkı, rehin sözleşmesinde belirtilen alacağa bağlıdır; alacak geçersizse rehin hakkı da geçersiz olur.
  • Taşınırın rehinli alacaklının rızasıyla borçlunun fiili hâkimiyetine girmesi hâlinde rehin hakkının hükümleri askıya alınır (m.943 atfıyla).

Rehin veren malik ile rehin veren yetkisiz zilyet arasındaki fark nedir?

Rehin veren taşınırın maliki veya tasarruf yetkisine sahip kişidir; rehin hakkı doğrudan bu kişinin rehin tesisiyle kurulur.

Rehin veren tasarruf yetkisine sahip değildir; taşınıra iyiniyetli zilyet olan kişi söz konusudur.

Yetkisiz rehin veren hâlinde de iyiniyetli zilyet zilyetlik hükümlerine göre edinimi korunduğu ölçüde rehin hakkı kazanır.

Kısa elden teslim / zilyetliğin havalesi / hükmen teslim: fark nedir?

Kısa elden teslim veya zilyetliğin havalesi ile zilyetlik fiilen ya da hukuken alacaklıya geçer.

Hükmen teslim, malın rehin verenin elinde kalması nedeniyle rehin koşulunu karşılamaz.

Yalnız kısa elden teslim ve havale yoluyla zilyetlik devredildiğinde rehin hakkı doğar; hükmen teslim ile rehin kurulamaz.

Rehinli alacaklı ile güvendiği üçüncü kişi arasındaki fark nedir?

Zilyetlik doğrudan rehinli alacaklıya devredilir.

Zilyetlik, alacaklının güvendiği bir üçüncü kişiye devredilir.

Her iki hâlde de rehin hakkı kurulur; üçüncü kişi rehin hakkı lehine zilyetliği tutar.

Alacaklının zilyetliği: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Hükmen teslimi, zilyetliğin devrini sağlayan yeterli bir yöntem saymak; hükmen teslim rehin için yeterli değildir.
  • Rehin verenin tek başına fiili hâkimiyetinde kalan taşınır için rehin hakkının doğduğunu kabul etmek; bu hâlde rehin hakkı doğmaz.
  • Rehin sözleşmesinin şekle bağlı olduğunu varsaymak; sözleşme yazılı veya sözlü olabilir, zilyetliğin devri ise ayrıca gereklidir.
  • Sicile tescil edilen taşınırlarda zilyetlik devrini aramak; bu istisnai durum m.940 kapsamındadır.
  • Rehin hakkının alacağa bağlılığını gözden kaçırmak; alacak geçersiz olduğunda rehin de geçersiz olur.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Yargıtay, taşınır rehninde rehin hakkının zilyetliğin devrine bağlı olduğunu ve bu şartın gerçekleşmediği hâllerde rehin hakkının kurulmadığını kabul etmektedir. (7. Hukuk Dairesi, 2024/3397 E., 2024/4158 K., 30.09.2024)

Nasıl ispat edilir?

  • Rehin hakkını ileri süren alacaklı, zilyetliğin kendisine fiilen devredildiğini ispatlamakla yükümlüdür; zilyetliğin devri kısa elden teslim, havale veya teslim makbuzu ile gösterilebilir.
  • Rehin verenin tasarruf yetkisi bulunmadığı iddiasını ileri süren taraf bu iddiayı ispatlamalıdır; iyiniyeti iddia eden zilyet, iyiniyetini ilgiliye karşı kanıtlamakla sorumludur.
  • Taşınırın rehin verenin fiili hâkimiyetinde kaldığını savunan karşı taraf, bu durumu tanık veya belgeyle ortaya koyabilir.
  • Rehin sözleşmesinin şekle tabi olmadığından, sözlü anlaşma da ispat edilebilir; ancak zilyetliğin devrinin fiilen gerçekleştiği ayrıca ispatlanmalıdır.
  • Üçüncü kişinin önceki zilyetlikten doğan hakkını ileri süren taraf, bu zilyetliğin varlığını ve korunmaya değer olduğunu ispatlamalıdır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 4721 sayılı Kanun m.940: Sicile yazılmakla kurulan ve zilyetlik devredilmeden rehin tesis edilebilen istisnai durumu düzenler; bu maddedeki ayrık durumlardan biridir.
  • 4721 sayılı Kanun m.941: Malikin ikinci rehin hakkı tesis etmesi (art rehin) ve bunun yazılı bildirim şartını düzenler.
  • 4721 sayılı Kanun m.943: Rehin hakkı devam ederken taşınırın borçlunun fiili hâkimiyetine girmesi hâlinde rehin hükümlerinin askıya alınmasını düzenler.
  • 4721 sayılı Kanun m.766: Mülkiyetin zilyetliği elde tutularak devredilmesinde, taşınır rehni kurallarından kaçınma amacı varsa mülkiyetin nakli sonuç doğurmaz; bu hüküm rehin kurallarının dolanılmasını engeller.

TMK m.940 — Ayrık durumlar

Bu madde, zilyetlik devredilmeden taşınır mallar üzerinde rehin kurulmasının iki yolunu düzenler. Birinci fıkra, yetkili makamlarca izin verilen kuruluşlar ile kooperatiflerin alacakları için hayvanlar üzerinde icra dairesinde tutulan özel sicile yazılarak rehin kurulmasını; ikinci fıkra ise kanun gereğince sicile tescili zorunlu taşınır mallar üzerinde, taşınır malın kayıtlı olduğu sicile yazılarak rehin kurulmasını kapsar. Maddede rehnin kurulmasına ilişkin ayrıntılı hususlar ile hayvan sicilinin tutulması, Cumhurbaşkanınca çıkarılacak yönetmeliğe bırakılmıştır. Madde, zilyetliğin devrinin gerektiği genel rehin kuruluşunu (m.939 ve devamı düzenleyen rehin hükümlerinin genel çerçevesi) ve taşınmaz rehnini düzenlemez; rehnin paraya çevrilmesi, öncelik sırası ve rehinli alacaklının takip yetkisi de bu maddenin kapsamı dışındadır.

Ayrık durumlar: hangi kavramlar bilinmeli?

Zilyetlik devredilmeden kurulan rehin
Rehin hakkının, rehin verenin malı elinde tutmaya devam etmesi ve malın alacaklıya teslim edilmemesi ile kurulmasıdır. Bu madde, sicile yazılmayı rehnin kuruluş şekli olarak öngörür.
Hayvan sicili
Yetkili kuruluş ve kooperatiflerin alacakları için hayvanlar üzerinde rehin kurulmasını sağlayan, icra dairesinde tutulan özel sicildir. Sicilin tutulma esasları Cumhurbaşkanınca çıkarılan yönetmelikle belirlenir.
Tescili zorunlu taşınır mal
Kanun gereği bir sicile kaydı zorunlu olan taşınır maldır. Bu niteliği taşımayan taşınırlar ikinci fıkranın kapsamına girmez.
Sicile yazılma
Rehnin, ilgili sicile kayıt yoluyla açıklanması ve kurulmasıdır. Kaydın yapılması rehnin varlığının şartıdır.

Ayrık durumlar: hangi şartlar aranır?

  • Birinci fıkra kapsamında rehin kurulabilmesi için alacaklının yetkili makamlarca izin verilen bir kuruluş veya kooperatif olması gerekir.
  • Birinci fıkra kapsamında rehin, hayvanların icra dairesinde tutulan özel sicile yazılmasıyla kurulur; zilyetliğin devri aranmaz.
  • İkinci fıkra kapsamında rehin kurulabilmesi için alacaklının gerçek veya tüzel kişi olması ve rehnin konusunun kanun gereğince bir sicile tescili zorunlu olan taşınır mal olması gerekir.
  • İkinci fıkra kapsamında rehin, taşınır malın kayıtlı bulunduğu sicile yazılmasıyla kurulur; malın zilyetliğinin devredilmesi gerekmez.
  • Her iki fıkrada da rehnin kurulmasına ilişkin ayrıntılı hususlar Cumhurbaşkanınca çıkarılacak yönetmelikte belirlenir ve bu yönetmelik kurulma şartlarını tamamlar.

Ayrık durumlar: hangi sonuçları doğurur?

  • Birinci fıkraya göre sicile yazılan hayvan rehni, zilyetlik devredilmeden alacağı güvence altına alır.
  • İkinci fıkraya göre sicile yazılan taşınır mal rehni, zilyetlik devredilmeden alacağı güvence altına alır.
  • Sicile yazılmadan rehin kurulmuş sayılmaz; zilyetliğin devredilmemesi, sicil kaydının yokluğunu telafi etmez.
  • Rehnin kurulmasına ilişkin diğer hususlar yönetmelikle belirlendiğinden, yönetmelikteki şekil ve usul koşullarına uyulmadığında rehnin geçerli kurulup kurulmadığı ayrıca değerlendirilir.
  • Kanun gereğince sicile tescili zorunlu olmayan taşınır mallar bu madde kapsamında sicile yazılarak rehne konu edilemez; bu tür taşınırlarda rehin için genel kuruluş şartları ve zilyetliğin devri aranır.

Birinci fıkra ile ikinci fıkra arasındaki fark nedir?

Birinci fıkra, rehin alacaklısının yetkili makamlarca izin verilen kuruluş veya kooperatif olduğu ve konusunun hayvanlar olduğu hali düzenler.

İkinci fıkra, rehin alacaklısının gerçek veya tüzel kişi olduğu ve konusunun kanunla sicile tescili zorunlu taşınır mallar olduğu hali düzenler.

Her iki halde de rehin zilyetlik devredilmeden sicile yazılmakla kurulur; ancak sicil türü, sicili tutan merci ve alacaklı kategorisi farklıdır. Birinci fıkrada sicil icra dairesinde tutulan hayvan sicilidir; ikinci fıkrada malın kayıtlı bulunduğu sicildir.

Hayvan sicili ile taşınır malın kayıtlı olduğu sicil arasındaki fark nedir?

Hayvan sicili, icra dairesinde tutulan ve hayvanlar üzerindeki rehinler için ayrılmış özel bir sicildir.

Taşınır malın kayıtlı olduğu sicil, kanun gereğince tescil edilmesi zorunlu olan malın bağlı olduğu genel sicildir.

Rehin, hangi sicile yazılacağını malın türü belirler. Hayvanlar için ilk fıkradaki özel sicil, tescili zorunlu diğer taşınırlar için ikinci fıkradaki sicil kullanılır.

Ayrık durumlar: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Zilyetliğin devredilmemesini yeterli görmek; rehnin kuruluşu için sicile yazılmanın da gerektiğini gözden kaçırmak.
  • Birinci ve ikinci fıkra kapsamlarını karıştırmak; hayvan rehnini genel tescilli taşınır rehni gibi, ya da tersine değerlendirmek.
  • Sicile yazılmadan rehin kurulmuş saymak ve buna dayanarak paraya çevirme yetkisi talep etmek.
  • Kanun gereğince tescili zorunlu olmayan taşınırları bu madde uyarınca sicile yazılabilir saymak.
  • Yönetmelikle belirlenen usul ve şartları madde metninde yazılı sanmak; ayrıntıların yönetmelikte aranması gerektiğini atlamak.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Rehnin, özel düzenlemede öngörülen sicile yazılarak kurulduğu hallerde geçerlilik aranmakta; kanun metninde açıkça öngörülen tescil şekline uyulmadığı durumda rehnin kurulmamış sayılacağı kabul edilmektedir. (19. Hukuk Dairesi, 2010/7133 E., 2010/11210 K., 13.10.2010)
  • Hayvan ve tescili zorunlu taşınırlar üzerindeki rehinlerin 940. madde çerçevesinde değerlendirildiği; ilgili sicile yazılma işleminin rehnin kuruluşunun şartı olarak ele alındığı kabul edilmektedir. (7. Hukuk Dairesi, 2024/3397 E., 2024/4158 K., 30.09.2024; İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2019/422 E., 2020/465 K., 29.09.2020; İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2019/537 E., 2020/399 K., 15.09.2020)
  • Dava dilekçelerinde ve kararlarda, bu maddeye dayanılarak araç üzerine rehin kaydının konulduğu ve bu kaydın sicile işlenmesinin rehnin kurulması bakımından önem taşıdığı görülmektedir. (İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2024/717 E., 2024/839 K., 29.11.2024)

Nasıl ispat edilir?

  • Rehnin kurulduğunu ileri süren alacaklı, rehnin sicile yazıldığını sicil kaydı veya sicil kayıt belgesi ile ispatlamakla yükümlüdür.
  • Alacaklının yetkili makamlarca izin verilen kuruluş veya kooperatif olduğu iddiası birinci fıkra kapsamında, resmi izin belgesi ile ispatlanır.
  • Tescili zorunlu taşınır mal niteliği, kanunda öngörülen sicil tescil zorunluluğunun varlığı ile belirlenir; bu nitelik iddiasını ileri süren taraf, ilgili kanun hükmünü ve malın sicil kaydını gösterir.
  • Rehin verenin rehnin geçerli kurulmadığını ileri sürmesi halinde, sicile yazılmanın yapılmadığını veya usulüne uygun yapılmadığını ispat yükü ona geçer; zilyetliğin devredilmemiş olması tek başına rehnin geçersizliğini ispatlamaz, zira sicil kaydı yokluğu asıl ölçüdür.
  • Taraflar arasında rehnin kurulmasına ilişkin yazılı bir sözleşme varsa, bu sözleşme rehnin sicile yazılma iradesini belgeleyen delil olarak kullanılabilir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 4721 sayılı Kanun m.939: Zilyetliğin devredildiği rehin kuruluşunu düzenler; bu madde ise zilyetlik devredilmeden kurulan rehni öngörür. Dolayısıyla iki madde birbirine karşıtlık oluşturur.
  • 4721 sayılı Kanun m.4: Ayrıntıları yönetmeliğe bırakılan hususlarda hâkimin takdir yetkisini ve durumların değerlendirilmesini ilgilendirir; yönetmelik boşluklarının doldurulmasında bu hüküm dikkate alınır.

TMK m.941 — Art rehin

Madde, teslime bağlı rehinde rehnedilen taşınırın maliki tarafından aynı taşınır üzerinde art rehin kurulmasının koşullarını düzenler; art rehnin kurulma biçimi ve bildirimin hukuki niteliği bu kapsamdadır. Madde, rehinli malın sıra bakımından sonraki alacaklıya teslimini ve bu teslimin ilk rehinli alacaklıya yazılı bildirimle gerçekleşmesini öngörür. Kural, rehin veren malik ile ilk rehinli alacaklı arasındaki ilişkiye ve sonraki sıradaki alacaklı lehine kurulan art rehne uygulanır. Madde, art rehnin paraya çevrilmesini, ilk rehinin kapsamını, ilk rehinli alacaklının sorumluluğunu ve rehnin sona ermesi sonrası geri verme yükümlülüğünü düzenlemez; bunlar m.946 (paraya çevirme ve rehnin kapsamı), m.944 (rehinli alacaklının geri verme yükümlülüğü) ve m.950 vd. (hapis hakkı) hükümlerinde yer alır. Ayrıca hapis hakkı ile hapis hakkına dayalı rehin ve zilyetliğin havalesi ile ilgili genel hükümler de bu maddenin kapsamında değildir.

Art rehin: hangi kavramlar bilinmeli?

Art rehin
Rehnedilmiş bir taşınır üzerinde, sonra gelen sıradaki alacaklı lehine kurulan ikinci rehin hakkıdır. Önde gelen rehinli alacaklı rehnin dolaysız zilyedi olarak kalır, sonraki alacaklı ise dolaylı zilyetlik kazanır.
Zilyetliğin havalesi
Taşınırın dolaysız zilyedinin, zilyetliği başka birine devretmek yerine mevcut zilyetlik ilişkisini yeni alacaklı lehine dolaylı zilyetliğe dönüştürmesi yoluyla yapılan devirdir. Art rehnin kurulmasında zilyetliğin devri bu yolla gerçekleşir.
Yazılı bildirim
Malikin, ilk rehinli alacaklıya, alacağı ödendiğinde taşınırın sonraki alacaklıya teslim edileceğini bildirmesidir. Bu bildirim, art rehnin kurulması için geçerlilik şartıdır; sözlü bildirim bu şartı karşılamaz.
Önde gelen (ilk) rehinli alacaklı
Rehnedilen taşınır üzerinde önce kurulmuş rehin hakkına sahip alacaklıdır. Art rehnin kurulması için ona bildirim yapılması gerekir ve taşınır, onun alacağı ödendikten sonra art rehinli alacaklıya teslim edilir.
Sonra gelen sıradaki alacaklı (art rehinli alacaklı)
Taşınır üzerinde ilk rehinden sonra, art rehin ile hak kazanan alacaklıdır. Rehin sıralaması kuruluş tarihine göre belirlenir ve bildirimin ilk rehinli alacaklıya ulaşması kuruluş anıdır.

Art rehin: hangi şartlar aranır?

  • Rehnedilen taşınırın malikinin art rehin kurma yetkisine sahip olması gerekir; taşınır üzerinde önceden teslime bağlı bir rehin bulunmalıdır.
  • Malik ile sonraki alacaklı arasında aynî nitelikte bir sözleşme yapılmalıdır; zilyetliğin devri ancak zilyetliğin havalesi yoluyla gerçekleşebilir.
  • Taşınırın alacağı ödenince sonraki alacaklıya teslim edileceğine dair bildirim, yazılı olarak ilk rehinli alacaklıya yapılmalıdır.
  • Yazılı bildirimin ilk rehinli alacaklıya ulaşması art rehnin kurulması için şarttır; bildirim ulaşmadan kurulmuş bir art rehin geçerli değildir.

Art rehin: hangi sonuçları doğurur?

  • Yazılı bildirim ilk rehinli alacaklıya ulaştığında art rehin kurulmuş olur ve sıra bu tarihe göre belirlenir.
  • Art rehin, ilk alacak ödendikten sonra taşınırın sonraki alacaklıya teslimini doğurur; ilk rehinli alacaklı bu teslimi yapmakla yükümlüdür.
  • Yazılı bildirim yapılmadığında art rehin kurulmamış olur ve sonraki alacaklı rehin hakkı kazanmaz.

Art rehin ile yeni rehin (ilk rehin) arasındaki fark nedir?

Art rehinde taşınır zaten bir rehin altındadır ve malik bu taşınır üzerinde sonra gelen sıraya yeni bir rehin kurar.

İlk rehinde taşınır henüz rehinli değildir ve rehin veren taşınırı ilk kez alacaklıya teslim eder.

Art rehin için ayrıca yazılı bildirim ve sıra kuralı gerekir; ilk rehin için bu bildirim şartı aranmaz.

Yazılı bildirim şartı ile sözlü bildirim veya bildirim yapılmaması arasındaki fark nedir?

Malik, ilk rehinli alacaklıya yazılı bildirimde bulunmuşsa art rehin geçerli olarak kurulur.

Bildirim yazılı yapılmamış veya hiç yapılmamışsa art rehin kurulmamış sayılır.

Yazılı bildirim olmadan kurulan art rehin, geçerlilik şartının eksikliği nedeniyle hüküm doğurmaz.

Art rehin: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Art rehni yalnızca rehin sözleşmesiyle kurulmuş saymak; yazılı bildirimin geçerlilik şartı olduğunu gözden kaçırmak.
  • Bildirimi sözlü yapılmış sayarak art rehnin geçerli olduğunu kabul etmek.
  • Sıra belirlemesinde bildirim tarihi yerine sözleşme tarihini esas almak.
  • Art rehin kurulmasını, zilyetliğin fiilen devrine bağlamak; zilyetlik yalnızca havale yoluyla devredilir.
  • Kiracı veya intifa hakkı sahibinde bulunan taşınırda bildirimi bir kez yapmakla yetinmek; sona erme anında tekrar bildirim gerektiği göz ardı edilir.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Art rehnin geçerliliği için yazılı bildirimin ilk rehinli alacaklıya ulaşması aranır; bildirimin sonradan yapılması veya eksik olması art rehni geçersiz kılar.
  • Sıra, art rehinin bildirim anına göre belirlenir; bu nedenle bildirimin tarihi ispatlanabilir olmalıdır.
  • Teslime bağlı rehinde art rehin için zilyetliğin havalesi aranır; bu yoldan geçmeyen bir devir art rehin kurmaz.

Nasıl ispat edilir?

  • Art rehni kuran malik, art rehinin kurulduğunu yazılı bir rehin sözleşmesi ve ilk rehinli alacaklıya gönderilen yazılı bildirimle ispatlar.
  • Yazılı bildirimin ilk rehinli alacaklıya ulaştığının ispatı, bildirimin tebliğ belgesi veya alındı kaydıyla yapılır; bildirimin ulaştığını ispat yükü art rehinli alacaklıdadır.
  • İlk rehinli alacaklı, bildirimin ulaşmadığını veya teslim koşulunun gerçekleşmediğini ileri sürerse bu savunmayı ispatlamakla yükümlüdür.
  • Taşınırın dolaylı zilyetliğinin sonraki alacaklıya geçtiği, zilyetliğin havalesine ilişkin belgelerle gösterilir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 4721 m.940: Taşınır rehninin genel çerçevesini ve zilyetlik devrini düzenleyen hükümdür; art rehin, teslime bağlı taşınır rehni ilkeleri içinde kurulur.
  • 4721 m.944: Rehin hakkı sona erince rehinli alacaklının eşyayı geri verme yükümlülüğünü düzenler; art rehin varsa eşya sonraki alacaklıya teslim edilir.
  • 4721 m.946: Rehinli alacaklının paraya çevirme yetkisini ve rehnin kapsamını düzenler; ilk rehinin paraya çevrilmesi art rehnin işlemesini etkiler.
  • 4721 m.947: Rehnin eklentilere ve ürünlere kapsamını düzenler; art rehinin kapsamı bu hükümlerle birlikte yorumlanır.
  • 4721 m.957: Emtiayı temsil eden kıymetli evrak üzerinde rehin kurulmasını düzenler; emtia üzerinde art rehin kurulmasında ilgili olabilir.
  • 4721 m.958: Daha önce rehnedilmiş hak veya alacak üzerinde art rehin kurulmasında önce gelen rehinli alacaklıya yazılı bildirim yapılmasını öngörür.
  • 6100 sayılı Kanun: Rehnin paraya çevrilmesi ve icra yoluyla satış usulünü düzenler; art rehinli alacaklının paraya çevirme yolu bu usule bağlıdır.

TMK m.942 — Alt rehin

Madde, teslime bağlı taşınır rehninde rehinli alacaklının rehin konusu taşınırı başkasına yeniden rehnetme yetkisini (alt rehin) düzenler. Yetkinin kaynağının rehin veren rızası olduğunu ve rehinli alacaklının kendi başına bu tasarrufu yapamayacağını belirtir. Kime uygulandığı, rehin verenin borçlu veya üçüncü kişi olmasına bakılmaksızın teslime bağlı taşınır rehnindeki rehinli alacaklılardır. Düzenlemediği konular: rehinli alacaklının rehin konusu üzerindeki tasarruf yetkisinin genel sınırı ve kullanma-yararlanma yasağı (m.946 ve devamı ilgili hükümler, bkz. 4721 sayılı Kanun m.947), art rehnin kurulma şartları ve bildirim yükümlülüğü (m.941), taşınır rehninin paraya çevrilmesi ve rehinli alacaklının satış yetkisi (m.946), taşınırın zilyetliğinin devri ve teslim sınırları (m.939 ve m.940). Bu konular ayrı maddelerde düzenlenmiştir.

Alt rehin: hangi kavramlar bilinmeli?

Alt rehin (rehnin yeniden rehni)
Rehinli alacaklının, aldığı rehin konusu taşınırı kendi alacağı için başka bir alacaklıya rehnetmesidir. Rehinli alacaklı bu işlemde rehin veren gibi davranır ve yeni rehin hakkı ilk rehin hakkına dayanır.
Rehin veren rızası
Alt rehin için aranan olmazsa olmaz iznidir. Rıza olmadan yapılan alt rehin, rehin verenin mülkiyet ve rehin hakkı üzerinde yetki bulunmadığından hukuken etkili değildir. Rıza açıkça veya örtülü olarak verilebilir ancak madde bunu ayrıca düzenlemez.
Teslime bağlı rehin
Bir menkulün, alacağın güvencesi olmak üzere rehin verenden alacaklıya veya üçüncü kişiye teslim edilmesiyle kurulan rehindir. Madde yalnız bu tür rehin bakımından kurulmuştur.

Alt rehin: hangi şartlar aranır?

  • Rehinli alacaklının, rehin konusu taşınır üzerinde kendi lehine geçerli bir teslime bağlı rehin hakkına sahip olması gerekir.
  • Alt rehin için rehin verenin rızası alınmalıdır; rıza yoksa alacaklı yeni rehin kuramaz.
  • Alt rehin işlemi, taşınırın rehinli alacaklı tarafından yeni alacaklıya rehnedilmesi biçiminde yapılmalıdır; rehinli alacaklı kendi borcu için bu işlemi yapmaktadır.
  • Alt rehin, rehin verenin rızası dışında kurulamaz; yeni rehin alacaklısının rehin verenin rızası olmadan iyi niyetle korunması bu maddede düzenlenmemiştir.

Alt rehin: hangi sonuçları doğurur?

  • Rehin verenin rızası varsa, rehinli alacaklı taşınırı kendi borcu için başka bir alacaklıya rehnedebilir ve bu alt rehin geçerli olarak kurulur.
  • Rehin verenin rızası yoksa rehinli alacaklının alt rehin işlemi rehin veren bakımından hüküm doğurmaz; rehin veren malı geri isteyebilir.
  • Rıza olmadan yapılan alt rehin, rehinli alacaklının kullanma ve tasarruf sınırlarına aykırılık oluşturur ve bu aykırılık rehinli alacaklıyı sorumlu kılar.
  • Madde emredici niteliktedir; rehin verenin rızası olmaksızın alt rehne izin veren sözleşme kayıtları geçerli değildir (bu sonuç maddenin metninden açık olarak çıkmakta; ayrı bir düzenleme bulunmamaktadır).

Rızalı alt rehin ile rızasız alt rehin arasındaki fark nedir?

Rehin verenin rızası alınarak kurulan alt rehinde, rehinli alacaklı rehin verenin izni çerçevesinde taşınır üzerinde yeni bir rehin hakkı tesis eder.

Rıza alınmadan kurulan alt rehinde işlem rehin verenin yetkisini aşar ve rehin verenin mülkiyeti ile rehin hakkı bakımından bağlayıcı değildir.

Rızalı alt rehin geçerli kurulur; rızasız alt rehin rehin verene karşı hüküm doğurmaz.

Alt rehin ile rehinli alacaklının kendi başına tasarrufu arasındaki fark nedir?

Alt rehinde rehinli alacaklı taşınırı yeni bir alacaklıya rehnetmektedir ve bu tasarruf rehin veren rızasına bağlıdır.

Rehinli alacaklının kullanma, yararlanma ve satış yetkileri ise kanundan veya sözleşmeden doğar; bunlar rehin veren rızası gerektirmeyebilir.

Alacaklının taşınırı yeniden rehnetmesi için rıza zorunludur; kullanma veya satış gibi ayrı yetkiler için rıza şartı madde tarafından aranmaz.

Alt rehin: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Rehinli alacaklının taşınırı kendi borcu için rehnetmesini, rehin verenin rızası aranmadan geçerli saymak.
  • Alt rehin ile art rehni birbirinden ayırmadan aynı kurallara tabi tutmak; art rehinde ayrıca bildirim yükümlülüğü vardır ve bu madde bildirimi düzenlemez.
  • Rızanın bir kez verilmiş olmasını, her alt rehin için ayrıca alınması gereken rıza yerine geçirmek.
  • Trafik siciline kayıtlı taşıt rehnini genel taşınır rehni kuralından bağımsız görmek; bu konuda rehin siciline şerh şartının uygulanması gerekir.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Taşınır rehninde rehin veren rızasının alt rehin için aranan temel koşul olduğu ve bu yetkinin rehinli alacaklıya kendiliğinden tanınmadığı kabul edilmektedir.
  • Trafik siciline kayıtlı taşıtların rehninde, rehinin siciline şerh verilmek suretiyle kurulabileceği ve bu kuralın diğer taşınırlar gibi işlediği kabul edilmektedir.

Nasıl ispat edilir?

  • Alt rehini ileri süren taraf, rehinli alacaklının rehin verenin rızasını aldığını ispatlamakla yükümlüdür; rıza yazılı belge, rehin sözleşmesi veya taraflar arasındaki yazışmalarla gösterilebilir.
  • Rehin veren rızanın bulunmadığını iddia ettiğinde, rızanın yokluğunu ispat yükü kendisinde değildir; bu iddiasını dayandırdığı delillerle ortaya koyması yeterlidir. Asıl ispat yükü, rızayı ileri süren tarafta bulunur.
  • Rızanın bulunduğunu gösteren belge yoksa, rehin verenin açık ya da örtülü rızasını gösteren tanık veya diğer delillerin değerlendirilmesi gerekir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 4721 sayılı Kanun m.941: Art rehin ve bildirim yükümlülüğünü düzenler; alt rehin olan art rehnin nasıl kurulacağını gösterir. Bu madde ile birlikte okunur.
  • 4721 sayılı Kanun m.946: Rehinli alacaklının rehin konusu taşınırı paraya çevirme yetkisini düzenler; alt rehin kurulmuş olsa da paraya çevirme yetkisinin sınırı bu maddeyle belirlenir.
  • 4721 sayılı Kanun m.947: Rehinli alacaklının taşınırın doğal ürünlerini malike geri verme yükümlülüğünü düzenler; alt rehinin ürünler üzerindeki etkisini sınırlar.
  • 4721 sayılı Kanun m.945: Rehinli alacaklının saklama ve koruma yükümlülüğünü düzenler; rıza dışı işlemlerden doğan sorumluluk bu hükümle birlikte değerlendirilir.

TMK m.943 — Zilyetliğin kaybı

Taşınır rehninin (teslime bağlı rehin) hangi hallerde sona ereceğini ve rehin hükümlerinin ne zaman askıda kalacağını düzenler. Rehinli alacaklının zilyetliği kesin olarak kaybetmesi ile rehin hakkının sona ermesi arasındaki bağı kurar; zilyetliğin geçici olarak rehin verene bırakılması halinde ise rehin hakkının sona ermeyip yalnızca hükümlerinin askıda kalacağını öngörür. Taşınır rehni bakımından uygulanır; taşınmaz rehnine ilişkin sona erme halleri bu maddenin kapsamında değildir. Rehinli alacaklının alacağa bağlı sona erme sebeplerini (ifa, ibra vb.), rehin verenin geri verme yükümlülüğünü ve rehin hakkının sıra bakımından korunmasını ayrıca düzenlemez; bunlar için 944. madde ve ilgili hükümlere bakılmalıdır. Zilyetlik davaları (m.982 vd.) ve taşınır davası (m.989) gibi zilyetliği geri alma yolları da bu maddenin konusu değildir.

Zilyetliğin kaybı: hangi kavramlar bilinmeli?

Zilyetliğin kesin kaybı
Rehinli alacaklının hem zilyetliğini hem de malı üçüncü kişilerden geri isteme imkânını yitirmiş olması halidir. Malın kaybı geçici ya da eksik ise bu hal oluşmaz.
Teslime bağlı rehin
Taşınır rehninde zilyetliğin alacaklıya geçirilmesiyle kurulan rehin türüdür. Bu maddedeki sona erme ve askıda kalma hükümleri bu tür rehin için düzenlenmiştir.
Rehin hükümlerinin askıda kalması
Rehin hakkının varlığını sürdürmekle birlikte, rehinli alacaklının paraya çevirme gibi haklarını kullanamaması durumudur. Taşınır rehin verene alacaklının rızasıyla fiilen yalnız onun hâkimiyetinde bulunduğu sürece bu hal doğar.
İyi niyetli üçüncü kişi
Taşınırın mülkiyetini rehnin varlığını bilmeksizin kazanan kişidir. Bu kişinin kazanımı korunuyorsa rehin hakkı sona erer; kazanım sınırlı ayni hak niteliğindeyse rehin sona ermez.

Zilyetliğin kaybı: hangi şartlar aranır?

  • Rehinli alacaklının rehin konusu taşınırın zilyetliğini kesin olarak kaybetmiş olması gerekir; kayıp, malı zilyetlik davalarıyla veya taşınır davasıyla geri alamaz hale gelmeyi de kapsar.
  • Zilyetliğin kaybı, alacaklının kendi isteğiyle malı kesin olarak geri vermesi, ya da üçüncü kişinin iyi niyetle mülkiyeti kazanması yoluyla gerçekleşebilir.
  • Rehin hakkının sona ermesi için rehinli alacaklının zilyetliğinin kesin olarak kaybedilmiş olması aranır; zilyetlik yalnız geçici olarak kaybedilmişse rehin hakkı sona ermez.
  • Taşınırın alacaklının rızasıyla, fiilen yalnız rehin verenin hâkimiyeti altında bulunması gerekir ki rehin hükümleri askıda kalsın; bu hal rehin hakkını sona erdirmez.
  • Rehinli alacaklının rızası olmadan malın elinden çıkması durumunda, alacaklı zilyetlik davaları ve taşınır davası ile malı geri isteyebiliyorsa rehin hakkı sona ermez.

Zilyetliğin kaybı: hangi sonuçları doğurur?

  • Rehinli alacaklının zilyetliği kesin olarak kaybetmesi halinde rehin hakkı sona erer.
  • Rehin hakkının sona ermesi halinde rehinli alacaklı rehin konusu malı geri vermekle yükümlüdür; bu yükümlülük m.944'e göre alacağın tamamen tahsil edilmesine bağlıdır.
  • Alacaklının rızasıyla malın fiilen yalnız rehin verenin hâkimiyetinde bulunduğu süre boyunca rehin hakkı sona ermez, yalnızca hükümleri askıda kalır.
  • Askıda kalma süresinde rehinli alacaklı rehnin paraya çevrilmesini isteyemez.
  • Alacaklı zilyetliğini tekrar kazandığı anda rehnin hükümleri yeniden işlemeye başlar.
  • Askıda kalma, rehnin sırasını etkilemez; rehin ilk kurulduğu andaki sırasını korur.
  • İyi niyetli üçüncü kişinin sınırlı ayni hakkı rehinden önce gelir.
  • Rızasız çıkışta alacaklı zilyetlik davaları veya taşınır davasıyla malı geri alabiliyorsa rehin hakkını kaybetmez.

Zilyetliğin kesin kaybı ile geçici teslim arasındaki fark nedir?

Alacaklının malı kendi isteğiyle kesin olarak geri vermesi veya iyi niyetli üçüncü kişinin mülkiyeti kazanması hâlinde zilyetlik kesin olarak kaybedilmiş olur.

Alacaklının rızasıyla malın onarım veya bakım gibi geçici bir süre için rehin verene verilmesi halinde zilyetlik kesin olarak kaybedilmez.

Kesin kayıpta rehin hakkı sona erer; geçici teslimde rehin hakkı sona ermez, yalnızca hükümleri askıda kalır ve alacaklı paraya çevirme talep edemez.

Rızasız çıkış ile rızaya dayalı çıkış arasındaki fark nedir?

Rehinli alacaklının rızası olmadan malın elinden çıkması halinde alacaklı zilyetlik davaları veya taşınır davası ile malı geri isteyebiliyorsa zilyetliği kesin kaybetmiş sayılmaz.

Alacaklının rızasıyla malın üçüncü kişiye veya rehin verene kesin olarak devredilmesi, geri isteme imkânını ortadan kaldırır.

Rızasız çıkışta rehin hakkı devam eder; kesin ve rızaya dayalı devirde rehin hakkı sona erer.

İyi niyetli üçüncü kişi: mülkiyet ile sınırlı ayni hak arasındaki fark nedir?

Üçüncü kişi rehnin varlığını bilmeden taşınırın mülkiyetini kazanmış ve iyi niyeti korunuyorsa, bu mal üzerindeki rehin hakkı sona erer.

Üçüncü kişi taşınır üzerinde sınırlı bir ayni hak kazanmışsa, rehin hakkı sona ermez.

Mülkiyet kazanımında rehin sona erer; sınırlı ayni hakta rehin devam eder ve sınırlı ayni hak rehinden önce gelir.

Zilyetliğin kaybı: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Malın geçici olarak rehin verene verilmesini zilyetliğin kesin kaybı saymak; bu durumda rehin hakkı sona ermez, yalnızca askıda kalır.
  • Rızasız çıkan malı zilyetliğin kesin kaybı saymak; alacaklı zilyetlik davaları veya taşınır davası ile malı geri alabiliyorsa rehin hakkı devam eder.
  • Askıda kalma süresinde rehinli alacaklının paraya çevirme hakkının bulunduğunu varsaymak; bu süre içinde paraya çevirme istenemez.
  • Rehin hakkının askıda kalmasının rehin sırasını değiştirdiğini düşünmek; sıra ilk kuruluş anındaki gibi korunur.
  • İyi niyetli üçüncü kişinin sınırlı ayni hakkının rehin hakkından önce geldiğini gözden kaçırmak.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Rehinli alacaklının rızasıyla malın onarım veya bakım için rehin verene geçici olarak verilmesi halinde rehin hakkının sona ermediği, yalnızca hükümlerinin askıda kaldığı kabul edilmektedir.
  • Alacaklı zilyetliği koruyucu davalarla geri alabilecek durumdaysa zilyetliğin kesin kaybolmadığı ve rehin hakkının devam ettiği kabul edilmektedir.
  • İyi niyetli üçüncü kişinin rehnin varlığını bilmeden mülkiyeti kazanmasının korunmadığı hallerde rehin hakkının sona ermeyeceği kabul edilmektedir.

Nasıl ispat edilir?

  • Rehin hakkının sona erdiğini ileri süren taraf, alacaklının zilyetliğini kesin olarak kaybettiğini ispatlamakla yükümlüdür.
  • Zilyetliğin kaybı, teslim belgesi, tanık beyanı ve malın el değiştirme koşullarıyla ispatlanabilir.
  • Alacaklının rızasının bulunduğunu veya bulunmadığını iddia eden taraf bu iddiasını yazılı belge veya tanıkla ispatlamalıdır.
  • Üçüncü kişinin iyi niyetini iddia eden kişi, rehnin varlığını bilmediğini ispatla yükümlüdür; iyi niyet savunması bu ispat yüküne bağlıdır.
  • Askıda kalma iddiasını ileri süren taraf, malın geçici süre için rehin verene rızayla verildiğini ispatlamalıdır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 4721 m.944: Rehin hakkı sona erdikten sonra rehinli alacaklının malı geri verme yükümlülüğünü ve alacağın tamamen tahsili şartını düzenler; bu maddedeki sona erme sonucunun devamıdır.
  • 4721 m.941: Art rehin varsa malın rehin verene değil art rehinli alacaklıya verilmesini öngörür; rehin sona erdiğinde iade muhatabını belirler.
  • 4721 m.939: Taşınır rehninin zilyetliğin alacaklıya devriyle kurulacağı kuralını koyar; bu maddedeki zilyetlik kaybı kavramının dayanağıdır.
  • 4721 m.982: Zilyetliği koruyucu davaları düzenler; alacaklı bu davalarla malı geri alabiliyorsa zilyetliği kesin kaybetmiş sayılmaz.
  • 4721 m.989: Taşınır davasını düzenler; rızasız çıkan malın geri alınabilmesi için zilyetlik kaybının kesin olmadığını belirler.
  • 4721 m.988: İyi niyetli üçüncü kişinin taşınır mülkiyetini kazanmasını düzenler; bu kazanım rehin hakkının sona ermesinin koşullarından biridir.
  • 4721 m.901: Sınırlı ayni hakların sıra bakımından rehinden önce gelmesini düzenler; askıda kalma sırasında iyi niyetli üçüncü kişilerin sınırlı ayni haklarının önceliğini belirler.
  • 4721 m.950: Rehinli alacaklının malı geri vermeden önce ve masraf karşılığı hapis hakkını düzenler; malın geri verilmesi sürecinin dayanağıdır.

TMK m.944 — Geri verme borcu

Bu madde, rehin hakkının sona ermesi hâlinde alacaklının rehinli taşınırı hak sahibine geri verme borcunu ve alacağın tamamı ödenmeden rehinli taşınırın geri verilmeyebileceğini düzenler. Madde, rehinli taşınır bakımından ve rehin hakkı sona erdiğinde uygulanır. Taşınmaz rehni, alacağın kendisi ve rehin hakkının kuruluşu bu maddenin konusu değildir; bunlar başka maddelerde düzenlenir. Rehin hakkının paraya çevrilmesi, rehin hakkının kuruluşu ve rehin verenin rehinli şeyi geri isteme yolları bu maddede yer almaz.

Geri verme borcu: hangi kavramlar bilinmeli?

Rehinli taşınır
Alacağın güvencesi olarak alacaklıya teslim edilmiş veya alacaklının zilyetliğinde bulunan taşınır maldır. Madde yalnızca taşınır rehni bakımından geri verme borcunu düzenler.
Rehin hakkının sona ermesi
Alacağın ödenmesi veya başka bir sebeple rehin hakkının ortadan kalkmasıdır. Geri verme borcu bu olaylardan birinin gerçekleşmesine bağlanmıştır.
Hak sahibi
Rehinli taşınır üzerinde geri verme talebinde bulunma hakkı olan kişidir. Genellikle rehin veren olmakla birlikte, rehin hakkı sona ermiş olduğundan bu sıfatın kime ait olduğu ayrıca belirlenmelidir.
Alacağın tamamı
Rehin hakkının güvence altına aldığı asıl alacak ile varsa bağlı kalemlerin tümünü ifade eder. Alacaklı, bu tamamı alana kadar rehinli taşınırı geri vermekle yükümlü değildir.

Geri verme borcu: hangi şartlar aranır?

  • Rehin hakkının sona ermiş olması gerekir; bu, alacağın ödenmesi veya başka bir sebeple gerçekleşmiş olabilir.
  • Rehinli taşınırın alacaklının zilyetliğinde bulunması gerekir.
  • Hak sahibinin geri verme talebi bulunmalıdır; geri verme borcu bu talebe bağlı olarak muaccel olur.
  • Alacaklının alacağının tamamını alması bulunmalıdır; bu olmadıkça rehinli taşınırın tamamını veya bir kısmını geri verme zorunluluğu doğmaz.
  • Rehinli taşınırın geri verilmesi, alacaklının bu alacak tamamı tahsil edilmeden önce kısmen de olsa yapılmamalıdır.

Geri verme borcu: hangi sonuçları doğurur?

  • Rehin hakkı alacağın ödenmesiyle veya başka bir sebeple sona erdiğinde alacaklı rehinli taşınırı hak sahibine geri vermekle yükümlü olur.
  • Alacağın tamamı alınmamışsa alacaklı rehinli taşınırı veya bunun bir kısmını geri vermek zorunda değildir.
  • Alacaklı, alacağın tamamını almadan geri vermeyi reddederse temerrüt doğmaz; bu hâlde rehin hakkı devam eder.
  • Geri verme borcuna aykırı davranılması hâlinde hak sahibi geri verme talebini ileri sürebilir ve zarar doğmuşsa tazminat talep edebilir.

Rehin hakkının sona ermesi ile alacağın tamamının ödenmesi arasındaki fark nedir?

Rehin hakkı, alacağın ödenmesiyle sona erdiğinde alacaklı geri verme yükümlülüğü altına girer.

Alacağın tamamı ödenmeden rehin hakkı sona ermemiş veya alacaklı tam tahsilat yapmamış ise alacaklı rehinli taşınırı geri vermekle yükümlü değildir.

Geri verme borcunun doğması için rehin hakkının sona ermesi tek başına yeterli olabilir; ancak ikinci fıkra gereği alacağın tamamının alınmış olması, kısmi geri vermeyi de engeller.

Geri verme borcu ile kısmi geri verme arasındaki fark nedir?

Rehin hakkı tamamen sona erdiğinde alacaklı rehinli taşınırın tamamını geri vermekle yükümlüdür.

Alacağın yalnızca bir kısmı ödenmişse alacaklı rehinli taşınırın bir kısmını dahi geri vermek zorunda değildir.

Kısmi ödeme, rehinli taşınırın hiçbir kısmının geri verilmesini zorunlu kılmaz.

Alacaklının ödeme alması ile başka sebeple sona ermesi arasındaki fark nedir?

Alacağın ödenmesi, rehin hakkının sona ermesinin en yaygın nedenidir.

Başka bir sebeple (örneğin ibra, takas veya rehinli şeyin başka yolla paraya çevrilmesi gibi) rehin hakkı sona erdiğinde de geri verme borcu doğar.

Her iki durumda da geri verme borcu aynıdır; yalnızca sona erme sebebi farklıdır. Rehin hakkının sona erdiğini gösteren olgu ispatlanmalıdır.

Geri verme borcu: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Alacağın yalnızca bir kısmı ödendiğinde rehinli taşınırın bir kısmını geri vermek gerektiğini sanmak; madde buna izin vermez.
  • Rehin hakkının sona ermesini yalnızca alacağın ödenmesiyle sınırlı görmek; madde başka sebeplerle sona ermeyi de kapsar.
  • Geri verme borcunu rehin hakkı sona ermeden doğmuş saymak.

Nasıl ispat edilir?

  • Rehin hakkının sona erdiğini ileri süren taraf bu olguyu ispatlamalıdır; ödeme, ibra veya başka sebep yazılı belge veya makbuzla gösterilir.
  • Hak sahibi, rehinli taşınırın alacaklının zilyetliğinde bulunduğunu ispatlamalıdır.
  • Alacaklı, alacağın tamamını almadığını savunuyorsa bu savunmayı kendisi ispatlamalıdır; kısmi ödeme makbuz veya banka kaydı ile gösterilir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 4721 m.939: Rehin hakkının kuruluşu ve rehinli taşınırın zilyetliğinin alacaklıya geçmesi bu maddenin ön koşuludur.
  • 4721 m.944: Rehin hakkının sona ermesinden sonra geri verme borcu bu maddede düzenlenmiştir.

TMK m.945 — Alacaklının sorumluluğu

Madde, rehinli taşınırın alacaklının zilyetliğinde iken kaybolması, yok olması veya değerinin azalması nedeniyle doğan zararlardan alacaklının sorumluluğunu ve rehinli taşınırın rehneden onayı dışında kendiliğinden başkasına devri veya rehneden alacaklının bu devrinden doğan sorumluluğu düzenler. Hüküm, rehin alan alacaklı bakımından taşınır rehni ilişkisinde uygulanır. Maddenin düzenlemediği konular: rehin hakkının kurulması ve rehnin paraya çevrilmesi yolu (TMK m.939 ve devamı, m.950 ve devamı kapsamında ayrıca değerlendirilir), alacaklının rehnin paraya çevrilmesi ve rehinli malın iadesi yükümlülüğü (TMK m.946 ve devamı), rehin hakkının sona ermesi ve rehinin iadesi sonrası hesap ilişkisi (ilgili rehin hükümleri) ve genel borçlar hukukunda temerrüt ve sorumluluk hükümleri (TBK m.112 ve devamı).

Alacaklının sorumluluğu: hangi kavramlar bilinmeli?

Rehinli taşınır
Alacaklının alacağının güvencesi olarak zilyetliğinde tuttuğu veya tutması gereken, rehin hakkına konu olan taşınır maldır. Madde, bu taşınırın zilyetlik süresince uğradığı kayıp, yok olma ve değer kaybını hedef alır.
Kendi kusuru olmaksızın
Alacaklının kusurunun bulunmadığı anlamına gelir ve hükmün istisnasını oluşturur. Alacaklı zararın bu şekilde doğduğunu ispat ederse sorumluluktan kurtulur; ispat edemezse zarardan sorumludur.
Kendiliğinden devir
Rehinli taşınırın rehneden alacaklının izni veya talimatı olmaksızın başkasına devredilmesidir. Rehneden tarafından verilmiş bir izin varsa bu sorumluluk doğurmaz.
Rehneden
Rehinli taşınırın maliki olan ve alacağın güvencesi için rehin veren kişidir. Madde, rehneden bakımından alacaklının zarar sorumluluğunun kapsamını belirler.

Alacaklının sorumluluğu: hangi şartlar aranır?

  • Rehinli taşınırın alacaklının zilyetliğinde bulunması gerekir.
  • Taşınırın kaybolması, yok olması veya değerinin azalması gerçekleşmiş olmalıdır.
  • Bu olay sonucunda rehneden veya rehin ilişkisinin diğer tarafı açısından zarar doğmuş olmalıdır.
  • Alacaklının zararın kendi kusuru olmaksızın doğduğunu ispat etmesi halinde sorumluluk ortadan kalkar; bu ispat yapılamadıkça alacaklı sorumlu tutulur.
  • Rehinli taşınırın rehneden alacaklının onayı olmaksızın kendiliğinden başkasına devredilmesi ayrı bir sorumluluk nedeni oluşturur; bu halde alacaklı, devirden doğan bütün zararlardan sorumlu olur.

Alacaklının sorumluluğu: hangi sonuçları doğurur?

  • Alacaklı, rehinli taşınırın kaybolması, yok olması veya değerinin azalması nedeniyle rehneden alacaklının uğradığı zararlardan sorumlu olur.
  • Alacaklı zararın kendi kusuru olmaksızın doğduğunu ispat ederse bu zararlardan sorumlu olmaz.
  • Rehinli taşınırın rehneden alacaklının onayı olmaksızın kendiliğinden başkasına devredilmesi halinde, alacaklı kusurunun bulunup bulunmadığına bakılmaksızın devirden doğan bütün zararlardan sorumlu olur.
  • Hükmün bir sözleşme koşuluyla daraltılıp daraltılamayacağı maddede düzenlenmemiştir; bu konuda genel kurallar ve ilgili rehin hükümleri değerlendirilmelidir.
  • Alacaklı rehin hakkını kendi kusuru yüzünden kaybetmişse sorumluluğu bu fıkra kapsamında değerlendirilir ve kusursuzluk savunması ileri sürülemez.

Kayıp veya yok olma ile değer azalması arasındaki fark nedir?

Taşınırın fiziken yok olması veya kaybolmasıdır; zarar tamamen gerçekleşmiştir.

Taşınırın değerinin azalmasıdır; taşınır varlığını sürdürmekte, ancak ekonomik değeri düşmektedir.

Fıkra metni her iki hali de kapsamına alır; zararın türü değişse de kusur sorumluluğu ve kusursuzluk ispatı aynı şekilde işler.

Alacaklının kusuru ile kusursuzluğun ispatı arasındaki fark nedir?

Alacaklı kendi kusuru bulunmadığını ispat ettiğinde sorumluluktan kurtulur.

Alacaklı bu ispatı yapamazsa zarar kendisine yüklenir.

Kusursuzluğun ispat yükü alacaklıya aittir; hükmün ana yapısı kusura dayalı bir karine niteliğindedir.

Zilyetlik kaybı sırasındaki olay ile kendiliğinden devir arasındaki fark nedir?

Rehinli taşınırın zilyetlikte iken kaybolması, yok olması veya değerinin azalmasıdır.

Rehneden alacaklının izni olmadan taşınırın başkasına kendiliğinden devredilmesidir.

İkinci fıkra devir eylemini ayrıca sorumluluk nedeni yapar; bu halde alacaklı kusursuzluğunu ispat etse bile devirden doğan bütün zararlardan sorumlu tutulur.

Alacaklının sorumluluğu: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Alacaklının kusursuzluğunu ispat etmesini, zararın varlığını ispat etmekle karıştırmak; zarar ve zilyetlik kaybının varlığı rehneden tarafından ispatlanır, kusursuzluk ise alacaklıya düşer.
  • Kendiliğinden devir halinde de alacaklının kusursuzluğunu ispatla sorumluluktan kurtulabileceğini sanmak; ikinci fıkra bu halde ayrı ve katı bir sorumluluk getirir.
  • Değer azalmasını kayıp veya yok olmadan ayrı düşünüp fıkranın yalnızca fiziksel kaybı kapsadığını varsaymak; metin değer azalmasını açıkça kapsar.
  • Maddedeki sorumluluğu genel temerrüt hükümlerinin koşullarına bağlamak; m.945 kendi koşullarıyla ayrı bir sorumluluk rejimi kurar.

Nasıl ispat edilir?

  • Rehneden, alacaklının zilyetliğindeki rehinli taşınırın kaybolduğunu, yok olduğunu veya değerinin azaldığını ve bu nedenle zarar doğduğunu ispatla yükümlüdür.
  • Zararın kendi kusuru olmaksızın doğduğunu ispat yükü alacaklıya aittir; alacaklı bu ispatı yapamazsa sorumlu tutulur.
  • Rehinli taşınırın rehneden onayı olmaksızın kendiliğinden devredildiğini ispat yükü, bu devre dayanan rehnedendedir; devrin rehneden tarafından onaylandığını ise alacaklı ileri sürer ve ispatlar.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 4721 m.939: Taşınır rehninin kuruluşunu ve zilyetliğin alacaklıya geçmesini düzenler; bu maddedeki sorumluluk, zilyetliğin alacaklıda bulunmasına dayandığı için bu rehin türünün kurulmuş olması gerekir.
  • 4721 m.946: Alacaklının rehinli taşınırı muhafaza ve iade yükümlülüklerini belirler; bu yükümlülüğe aykırılık hâlinde m.945'teki sorumluluk ortaya çıkar.
  • 6098 m.112: Genel borç ilişkisinde borçlunun sorumluluğu ve kusur ölçütünü düzenler; m.945'teki kusursuzluk ispatı bu genel çerçevenin özel bir uygulamasıdır.

TMK m.946 — Alacaklının hakkı

Madde, rehinli alacaklının asıl borçlu ödemediğinde rehne konu malı paraya çevirerek alacağını tahsil etme hakkını düzenler. Rehin hakkının kapsamına giren alacak kalemlerini (asıl alacak, sözleşme faizi, takip giderleri ve gecikme faizi) de belirler. Taşınır, taşınmaz ve hak rehni bakımından genel hükümdür; rehinli alacaklı ile rehin veren arasındaki ilişkiye uygulanır. Paraya çevirme usulünü, yani icra yoluyla satışı düzenlemez (İcra ve İflas Kanunu). Rehin konusu şeyin alacaklıya geçmesini yasaklayan hüküm (m.949), rehinli alacaklının kullanma ve yararlanma yasağı (m.947), rehin hakkının sona ermesinde şeyin iadesi (m.944) ve rehin alacaklısının saklama yükümlülüğü (m.945) ayrı maddelerde düzenlenmiştir. Rehnin paraya çevrilmesine ilişkin zamanaşımı ya da hak düşürücü süre de bu maddede yer almaz.

Alacaklının hakkı: hangi kavramlar bilinmeli?

Rehnin paraya çevrilmesi
Rehinli alacaklının, borç ödenmediğinde rehne konu malın satışından elde edilen bedelle alacağını tahsil etmesidir. Kural olarak icra yoluyla gerçekleşir; taraflar açıkça yetki vermişse rehinli alacaklı malı bizzat satabilir.
Güvence kapsamı
Rehin hakkının alacaklıyı hangi kalemler için koruduğunu gösterir. Asıl alacak, sözleşme faizi, takip giderleri ve gecikme faizi bu kapsamdadır. Kapsam dışında kalan alacak kalemleri rehinle güvence altına alınmış sayılmaz.
Sözleşme faizi ile gecikme faizi
Sözleşme faizi taraflarca kararlaştırılan, gecikme faizi ise borcun vadesinde ödenmemesi üzerine doğan faizdir. Madde her ikisini ayrı ayrı rehinle güvence altına alır.
Takip giderleri
Alacağın tahsili için yapılan icra ve dava masraflarıdır. Rehinli alacaklının bu giderleri de rehinden tahsil edebilmesi bu maddeye dayanır.

Alacaklının hakkı: hangi şartlar aranır?

  • Rehin hakkının geçerli biçimde kurulmuş olması gerekir; rehin sözleşmesi ve teslim veya kanunda öngörülen diğer şekil koşulları yerine getirilmiş olmalıdır.
  • Güvence altındaki asıl alacağın ödenmemiş ve muaccel hale gelmiş olması gerekir.
  • Alacaklının rehin konusu şeyin paraya çevrilmesini talep edebilmesi için borcun vadesinde ödenmemiş olması aranır.
  • Paraya çevirme yolunun seçilmesi bakımından, kural olarak icra yoluyla satış yapılması gerekir; bizzat satış için açık yetki bulunmalıdır.
  • Rehinden tahsil edilecek tutar, rehin kapsamındaki asıl alacak, sözleşme faizi, takip giderleri ve gecikme faizi ile sınırlıdır.

Alacaklının hakkı: hangi sonuçları doğurur?

  • Alacak muaccel olup ödenmediğinde alacaklı, rehin konusu şeyin paraya çevrilmesini isteyebilir.
  • Paraya çevirme bedelinden önce asıl alacak, sonra kapsamdaki faiz ve giderler tahsil edilir; bedel yetmezse kalan kısım için kişisel alacak devam eder.
  • Rehin hakkı, sözleşme faizi, takip giderleri ve gecikme faizini de güvence altına alır; bu kalemler için ayrı bir rehin kurulmasına gerek yoktur.
  • Borç ödenmemişse ve rehinli alacaklı bu yolu seçmemişse, rehin hakkı sebebiyle paraya çevirme yetkisi doğmaz.
  • Rehin konusu şeyin borç ödenmediğinde alacaklıya kendiliğinden geçmesini öngören anlaşma geçersizdir (m.949); bu nedenle alacaklı yalnız paraya çevirme yoluna başvurabilir.
  • Açık yetki olmaksızın bizzat satış yapan rehinli alacaklı, rehin verenin uğradığı zararları tazmin etmek zorundadır.

İcra yoluyla paraya çevirme ile bizzat satış arasındaki fark nedir?

Kural olarak rehinli alacaklı, rehin konusu şeyi icra yoluyla paraya çevirmek zorundadır.

Taraflar açıkça yetki vermişse rehinli alacaklı malı bizzat satabilir.

Açık yetki yoksa bizzat satış yapılamaz; bu tür satış rehin verenin zararlarını doğurabilir ve tazmin sorumluluğu getirir.

Asıl alacak ile rehin kapsamındaki diğer kalemler arasındaki fark nedir?

Asıl alacak rehnin doğrudan konusudur.

Sözleşme faizi, takip giderleri ve gecikme faizi de rehnin güvencesi altındadır.

Rehinli alacaklı paraya çevirme bedelinden bu kalemleri de tahsil edebilir; ancak güvence kapsamı dışındaki alacaklar rehinden karşılanamaz.

Taşınır rehni ile taşınmaz rehni arasındaki fark nedir?

Taşınır rehninde paraya çevirme yolu icra ve iflas hukukuna bağlıdır ve rehin konusu şeyin teslimi ile yürür.

Taşınmaz rehninde paraya çevirme tapu ve icra hükümleri çerçevesinde gerçekleşir.

Paraya çevirme usulü farklı olsa da hakkın dayanağı olan madde aynıdır; usul ayrıntıları ilgili özel hükümlerden alınır.

Alacaklının hakkı: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Taşınır rehninde açık yetki olmadan malın bizzat satılabileceğini varsaymak; yetkisiz satış tazmin sorumluluğu doğurur.
  • Rehnin güvencesini yalnız asıl alacakla sınırlı saymak; sözleşme faizi, takip giderleri ve gecikme faizi de kapsama girer.
  • Paraya çevirme bedelinin asıl alacağı karşılamaması halinde rehin hakkının kendiliğinden sona erdiğini sanmak; kalan alacak kişisel alacak olarak devam eder.
  • Rehnin paraya çevrilmesi usulünü bu maddeye dayandırmak; usul icra ve iflas hukukunda düzenlenmiştir.
  • Borç muaccel olmadan paraya çevirme talebinde bulunmak; muacceliyet koşulu aranmalıdır.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Rehinli alacaklının alacağının tamamını elde etmeden rehin konusu şeyi geri vermekle yükümlü olmadığı kabul edilmektedir. (11. Hukuk Dairesi, 2022/3527 E., 2023/7133 K., 06.12.2023)
  • Rehinli alacaklının hakkını kullanırken kapsam dışındaki alacak kalemlerini de talep edebilmesi, ancak bu kalemlerin rehin güvencesine dahil olmasıyla mümkündür. (11. Hukuk Dairesi, 2023/6957 E., 2024/318 K., 16.01.2024)

Nasıl ispat edilir?

  • Asıl talebi ileri süren rehinli alacaklı, rehin hakkının geçerli kurulduğunu ve alacağın muaccel olduğunu ispatlamakla yükümlüdür; rehin sözleşmesi ve teslim ya da tescil belgesi bu amaçla kullanılır.
  • Ödemenin yapılmadığını ve borcun vadesinin geldiğini ispat yükü alacaklıdadır; ödeme savunmasını ileri süren rehin veren ya da borçlu bunu ispat etmelidir.
  • Sözleşme faizi, takip giderleri ve gecikme faizi taleplerinde alacaklı, bu kalemlerin doğduğunu ve miktarını belgelerle göstermelidir; yazılı sözleşme ve icra dosyası en güçlü delillerdir.
  • Bizzat satış yetkisinin açık biçimde verildiğini iddia eden alacaklı, bu yetkiyi yazılı sözleşme ile ispatlamalıdır; yetkinin bulunmadığını ileri süren rehin veren, zarar iddiasını da ispat etmelidir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 4721 m.2: Rehinli alacaklının paraya çevirme yetkisini kullanırken dürüstlük kuralına uyması gerektiğini belirtir; bu ilke bizzat satış yetkisinin sınırını çizer.
  • 4721 m.949: Rehin konusu şeyin borç ödenmediğinde alacaklıya geçmesini öngören anlaşmanın geçersizliğini düzenler; paraya çevirme yolunun tek yol olmasının dayanağıdır.
  • 4721 m.947: Rehinli alacaklının kullanma ve ürünlerden yararlanma yetkisini ve ürünlerin rehin verene geri verilmesini düzenler; paraya çevirme hakkının kapsamı dışındaki yetkileri sınırlar.
  • 4721 m.944: Rehin hakkı sona erdiğinde şeyin geri verilmesini düzenler; paraya çevirme yolunun sonuçlanmasından sonra ya da rehin sona erdiğinde devreye girer.
  • 4721 m.945: Rehinli alacaklının rehin konusu şeyi saklama ve koruma yükümlülüğünü düzenler; paraya çevirmeden önceki dönemde doğan sorumluluk bu hükme bağlıdır.
  • 4721 m.961: Alacak rehni bakımından alacağın yönetimini ve rehinli alacaklının muacceliyet ihbarı ve tahsil yetkisini düzenler; paraya çevirme hakkının alacak üzerindeki rehinde uygulanmasını tamamlar.
  • 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu: Rehnin paraya çevrilmesinin usulünü, yani icra yoluyla satış kurallarını düzenler; madde bu usulü tanımlamaz, yalnız hakkın dayanağıdır.

TMK m.947 — Rehnin kapsamı

Taşınır rehninde rehnin taşınırın eklentileri ile bütünleyici parçalarını ve paraya çevrilme sırasında bütünleyici parça niteliğindeki doğal ürünleri kapsamasını, alacaklının rehinli taşınırın doğal ürünlerine ilişkin sorumluluğunu ve bu ürünlerin malike verilmesini düzenler. Kurala, taşınır rehni kuran her rehin verene ve rehinli alacaklıya uygulanır. Hukuki ürünlerin (medeni semereler) ve taşınırın yerine geçen ikame değerlerin (sigorta tazminatı gibi) rehin kapsamına girip girmeyeceği maddede düzenlenmemiştir. Rehnin kapsamına alacak, rehin ve kefalet gibi fer'i hakların girmesi, rehinli alacaklının hapis hakkı ve rehnin sona ermesinde taşınırın geri verilmesi de bu maddenin konusu değildir (ilgili hükümler için ilgiliMaddeler alanına bakınız). Rehinli alacaklının rehinli eşyayı kullanmasının sonuçları ile zamanaşımı ve usul hükümleri de bu maddede yer almaz.

Rehnin kapsamı: hangi kavramlar bilinmeli?

Bütünleyici parça
Bir şeyin fiziken ondan ayrılması hâlinde, asıl şeyin ya da ayrılan parçanın zarar görmesine ya da ekonomik değerinin bozulmasına yol açan, asıl şeyle birlikte var olan parçalardır. Bu niteliği taşıyan parçalar rehnin kendiliğinden kapsamına girer.
Eklenti
Asıl şeye ekonomik amacına uygun olarak kalıcı biçimde hizmet eden, fakat bütünleyici parça niteliği taşımayan ve asıl şeyle birlikte kullanılan taşınırlardır. Eklentinin rehin kapsamına girmesi için aksi kararlaştırılmamış olması ve bu nedenle rehin sözleşmesinde aksi yönde bir hüküm bulunmaması gerekir.
Doğal ürünler (tabii semereler)
Asıl şeyin doğal verimi olarak ayrılan ürünlerdir. Ayrılana kadar bütünleyici parça sayılırlar; ayrıldıktan sonra kendi başlarına taşınır niteliği kazanırlar.
Hukuki ürünler (medeni semereler)
Asıl şeyin kullanılmasına karşılık elde edilen ve hukuki ilişkiden doğan gelirlerdir, örneğin kira ya da faiz. Bütünleyici parça niteliği taşımadıkları için bu maddeye göre rehnin kapsamına girmezler.
Rehinli alacaklının doğal ürünleri malike verme yükümlülüğü
Doğal ürünler bütünleyici parça olmaktan çıktığında, aksi kararlaştırılmamışsa alacaklının bunları malike teslim etme borcudur.

Rehnin kapsamı: hangi şartlar aranır?

  • Rehnin bir taşınır üzerinde kurulmuş olması gerekir; bu durumda rehin, taşınırın bütünleyici parçalarını ve eklentilerini kapsar.
  • Eklentinin rehin kapsamına girmesi için rehin sözleşmesinde aksi bir kararlaştırma bulunmamalıdır.
  • Doğal ürünün rehin kapsamında kalabilmesi için, rehnin paraya çevrilmesi sırasında henüz ayrılmamış ve bütünleyici parça niteliğini koruyor olması gerekir.
  • Doğal ürünler bütünleyici parça olmaktan çıktıkları anda, aksi kararlaştırılmamışsa rehinli alacaklı bunları malike vermek zorundadır; bu yükümlülük kendiliğinden doğar.
  • Rehin kapsamında olmayan hukuki ürünler ve ikame değerler için bu maddeye dayanılamaz.

Rehnin kapsamı: hangi sonuçları doğurur?

  • Taşınır rehni kurulduğunda bütünleyici parçalar ve aksi kararlaştırılmamış eklentiler rehnin kapsamına girer.
  • Rehin sözleşmesinde eklentilerin rehin dışında tutulduğu kararlaştırılmışsa, bu eklentiler rehnin kapsamına girmez.
  • Paraya çevirme sırasında henüz ayrılmamış doğal ürünler rehinli alacağın karşılanmasında paraya çevrilen değere dahil olur.
  • Bütünleyici parça niteliğini kaybeden doğal ürünler, aksi kararlaştırılmamışsa rehinli alacaklı tarafından malike verilmek zorundadır.
  • Aksi kararlaştırılmışsa rehinli alacaklı doğal ürünleri elde edebilir; bu durumda yararlanmalı rehin söz konusu olur.
  • Doğal ürünlerin ayrılması ve malike verilmesi konusunda alacaklının kendi kusuruyla doğan zarardan sorumluluğu bulunabilir.

Bütünleyici parça ile eklenti arasındaki fark nedir?

Bütünleyici parça, asıl şeyle fiziken bütünleşmiş ve ayrılması zarara yol açan parçadır. Rehin kendiliğinden kapsar.

Eklenti, asıl şeyle birlikte kullanılan ama bütünleşmemiş taşınırdır. Rehin kapsamına girmesi için rehin sözleşmesinde aksi kararlaştırılmamış olmalıdır.

Bütünleyici parça rehne kendiliğinden girer; eklenti ise aksi kararlaştırılmadıkça girer, aksi yönde hüküm varsa dışarıda kalır.

Ayrılmamış doğal ürün ile ayrılmış doğal ürün arasındaki fark nedir?

Paraya çevirme anında henüz ayrılmamış doğal ürün bütünleyici parça niteliğini sürdürür.

Bütünleyici parça niteliğini kaybetmiş ve asıldan ayrılmış doğal ürün ayrı bir taşınır olarak değerlendirilir.

Ayrılmamış ürün rehnin paraya çevrilmesinde rehne dahil olur; aksi kararlaştırılmamışsa ayrılmış ürün, paraya çevirmeden önce malike verilir.

Doğal ürün ile hukuki ürün arasındaki fark nedir?

Doğal ürün asıl şeyin doğal verimidir ve bütünleyici parça niteliği taşır.

Hukuki ürün kira ya da faiz gibi hukuki ilişkiden doğan gelirdir ve bütünleyici parça değildir.

Doğal ürün bu madde uyarınca rehin kapsamındadır; hukuki ürün maddenin kapsamında değildir.

Rehnin kapsamı: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Hukuki ürünleri (kira veya faiz gibi) doğal ürün gibi değerlendirip rehin kapsamına dahil etmek; maddenin düzenlemediği bu alacakların kapsamını genişletmek.
  • Eklentiyi bütünleyici parça ile karıştırmak ve eklentinin kendiliğinden rehne girdiğini düşünmek; oysa eklenti için aksi kararlaştırılmamış olması gerekir.
  • Doğal ürünü paraya çevirme anından önce ayrılmış olsa bile rehin kapsamında saymak; ayrılmış ürün bütünleyici parça niteliğini kaybetmiştir.
  • Malike verilmesi gereken doğal ürünleri, aksi kararlaştırılmış olmadığı hâlde alacaklının kendi yararına elde tutabileceğini varsaymak.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Taşınır rehninde bütünleyici parçaların rehin kapsamına kendiliğinden girdiği kabul edilmektedir.
  • Rehnin kapsamında taşınırın eklentilerinin de yer aldığı ve bu kapsamın taşınırın tamamı için geçerli olduğu kabul edilmektedir.

Nasıl ispat edilir?

  • Rehnin kapsamına bütünleyici parça veya eklenti girdiğini ileri süren taraf, rehin sözleşmesinin ve taşınırın bu parçalarla birlikte rehne konu edildiğini belgeyle ispatlamak zorundadır.
  • Eklentinin rehin kapsamı dışında tutulduğunu savunan taraf, rehin sözleşmesinde bu yönde açık bir kararlaştırma bulunduğunu yazılı belgeyle ispatlamalıdır.
  • Rehinli alacaklının doğal ürünleri malike vermek yükümlülüğünü yerine getirip getirmediği, teslim belgesi ve tanık gibi delillerle ispatlanır; ispat yükü alacaklıdadır.
  • Doğal ürünlerin paraya çevirme anında ayrılıp ayrılmadığı, bilirkişi incelemesi ve tutanakla ispatlanabilir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 4721 m.946: Rehnin kapsamına asıl alacak ve fer'i alacakların girmesini düzenler; bu maddede yer alan taşınır rehninin genel kapsamını tamamlar.
  • 4721 m.959: Faiz ve kâr payı gibi dönemsel gelirlerin rehin kapsamına girip girmeyeceğini düzenler; hukuki ürünlerin ayrımı bakımından ilgilidir.
  • 4721 m.944: Rehin hakkı sona erdiğinde rehinli taşınırın geri verilmesi yükümlülüğünü düzenler; maddenin kapsamında yer almaz.

TMK m.948 — Rehnin sırası

Türk Medeni Kanunu'nun 948. maddesi, aynı taşınır üzerinde birden çok rehin hakkı bulunması halinde alacaklılar arasında ödeme sırasını ve rehin haklarının sırasının belirlenme ölçütünü düzenler. Madde, taşınır rehnine ilişkin olup taşınır üzerindeki rehin haklarının paraya çevrilmesi sırasındaki paylaştırmayı kapsar. Madde, taşınmaz rehnindeki derece sistemini, aynı alacak üzerinde kurulan rehin hakkının kapsamını, rehin sözleşmesinin kurulmasını ve rehinin paraya çevrilme usulünü düzenlemez. Taşınmaz rehinlerinde sıra derecelere göre belirlenir (m.872), bu konu ayrı değerlendirilir. Rehin hakkının kazanılması için gereken şekil ve teslim şartları (m.939 ve devamı) ile rehin yükünün bölünmezliği (m.944) de bu maddenin kapsamı dışındadır.

Rehnin sırası: hangi kavramlar bilinmeli?

Rehin hakkının sırası
Aynı taşınır üzerinde kurulan rehin hakları arasındaki öncelik-sonralık ilişkisidir. Sıra, rehin hakkının kuruluş tarihine göre belirlenir ve paraya çevirmede hangi alacaklının önce ödeme alacağını gösterir.
Kuruluş tarihi
Rehin hakkının kanunen aranan şartların gerçekleştiği andır. Teslime bağlı rehinde zilyetliğin geçirilmesinin tamamlandığı an, alacak rehninde hakkın doğumu için gerekli son işlemin yapıldığı an bu anı oluşturur. Alacağın doğum tarihi sıra belirlemede esas alınmaz.
Öncelik ilkesi
Önce kurulan rehin hakkının sonra kurulandan önce geleceği ilkedir. Madde metninde kuruluş tarihine göre sıra kuralı olarak ifade edilir.
Paraya çevirme
Rehin konusu taşınırın satılarak elde edilen bedelin rehinli alacaklılara dağıtılmasıdır. Sıra kuralı bu aşamada uygulama alanı bulur.

Rehnin sırası: hangi şartlar aranır?

  • Aynı taşınır üzerinde birden çok rehin hakkının bulunması gerekir.
  • Rehin haklarının her birinin geçerli biçimde kurulmuş olması ve kuruluş tarihinin tespit edilebilmesi gerekir.
  • Rehnin paraya çevrilmesi yoluyla elde edilen bedelin alacaklılara dağıtılması gerekir.
  • Sıra düzeninin taraflarca başka türlü kararlaştırılmamış olması gerekir; kanuni sıra düzeni emredici değildir.

Rehnin sırası: hangi sonuçları doğurur?

  • Aynı taşınır üzerinde birden çok rehin hakkı varsa paraya çevirmeden elde edilen bedel, rehin haklarının sırasına göre ödenir.
  • Sıra birinci alacaklının alacağı tamamen karşılanmadan ikinci alacaklıya ödeme yapılmaz.
  • Bedelin birinci sıradaki alacağı karşılayıp artması hâlinde kalan tutar ikinci sıradaki alacaklıya, ondan da artan tutar üçüncü sıradakine tahsis edilir.
  • Önceki rehin hakkı sona ererse boşluk oluşmaz, sonraki rehinler kendiliğinden sıra itibarıyla ilerler.
  • Aynı sıradaki rehin hakları varsa ve bedel hepsini karşılamıyorsa alacaklar oranında paylaşılır.
  • Sıra kuralı emredici değildir; rehin veren ve rehinli alacaklılar sıra düzenini anlaşarak değiştirebilir.
  • Bedel rehinli alacakların tamamını karşılamazsa açıkta kalan kısım için borçlunun kişisel sorumluluğu devam eder.

Taşınır rehni ile taşınmaz rehni arasındaki fark nedir?

Taşınır rehninde sıra, rehin haklarının kuruluş tarihine göre belirlenir.

Taşınmaz rehninde sıra, rehin haklarının kurulduğu derecelere göre belirlenir.

Aynı nitelikteki iki rehin hakkının önceliği taşınır için kuruluş tarihine, taşınmaz için derece sistemine göre tespit edilir (m.872 kıyası).

Önceki rehin hakkı ile sonraki rehin hakkı arasındaki fark nedir?

Önce kurulan rehin hakkı, sıra itibarıyla önce gelir ve önce ödeme alır.

Sonra kurulan rehin hakkı, öncekinin ardından sıra alır.

Bedel önce birinci sıradaki alacağa, kalan kısım ikinci sıradaki alacağa ayrılır; önceki rehin sona ererse sonraki rehinler kendiliğinden ilerler.

Kanuni sıra ile sözleşmeyle belirlenen sıra arasındaki fark nedir?

Kanuni sıra düzeni, kuruluş tarihine göre oluşur.

Malik ve rehinli alacaklılar sıra düzenini anlaşarak değiştirebilir.

Anlaşma varsa sıra o anlaşmaya göre belirlenir; anlaşma yoksa kuruluş tarihi esas alınır.

Aynı anda kurulan rehinler ile farklı tarihte kurulan rehinler arasındaki fark nedir?

Aynı anda kurulmuş rehinler aynı sırada sayılır.

Farklı tarihte kurulmuş rehinlerde sıra kuruluş tarihine göre belirlenir.

Aynı sıradaki alacaklılar bedeli alacakları oranında paylaşır; farklı tarihli rehinlerde bedel önceliğe göre ödenir.

Kuruluş tarihi ile alacağın doğum tarihi arasındaki fark nedir?

Sıra, rehin hakkının kuruluş tarihine göre belirlenir.

İleride doğacak veya koşula bağlı alacaklarda alacağın doğum tarihi sıra belirlemede esas alınmaz.

Alacağın sonradan doğması, rehnin önceliğini değiştirmez.

Rehnin sırası: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Taşınır rehninde sıranın taşınmaz gibi derece sistemine göre belirlendiğini varsaymak; sıra kuruluş tarihine göre belirlenir.
  • Sıralamada alacağın doğum tarihini esas almak; belirleyici olan rehin hakkının kuruluş tarihidir.
  • Birinci sıradaki alacağın tamamen ödenmeden ikinci sıradaki alacaklıya ödeme yapmak.
  • Aynı anda kurulmuş rehinleri öncelikli saymak; bunlar aynı sırada sayılır ve oranla paylaşılır.
  • Sıra kuralını emredici sanıp taraflar arasındaki sıra anlaşmasını geçersiz saymak.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Taşınır rehninde iki rehin hakkının önceliğinin tespitinde kuruluş tarihi esas alınır; alacağın doğum tarihi sıraya etki etmez.
  • Rehin hakkının sırası, kuruluş tarihine göre belirlenen önceliğe göre bedelin dağıtımı yapılır; sonraki tarihli rehin hakkı önceki alacak karşılanmadan ödeme alamaz.
  • Paylaştırma sırasında taşınır üzerindeki rehin haklarının sırası, taşınmaz rehnindeki derece sisteminden farklı olarak kuruluş tarihine bağlanır.

Nasıl ispat edilir?

  • Birden çok rehin hakkının varlığını ve sıra iddiasını ileri süren alacaklı, rehin hakkının kuruluş tarihini ispatlamakla yükümlüdür.
  • Teslime bağlı rehinde kuruluş tarihi, zilyetliğin geçirildiğini gösteren belge veya tutanakla ispatlanır; rehin sözleşmesinin tarihi tek başına yeterli değildir.
  • Sıra düzeninin anlaşmayla değiştiğini ileri süren taraf, bu anlaşmayı yazılı delille ispatlamalıdır.
  • Öncelik iddiasına karşı çıkan alacaklı, iyiniyetli üçüncü kişi (m.988) gibi bir istisnaya dayanıyorsa, iyiniyetini ve önceki rehinden haberdar olmadığını ispatlamalıdır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 4721 m.939: Teslime bağlı taşınır rehninin kuruluş şartlarını düzenler; kuruluş tarihinin hangi andan itibaren tespit edileceği bu şartlara bağlıdır.
  • 4721 m.942: Aynı rehin konusu üzerindeki birden fazla rehin hakkı arasındaki sıranın önce kurulan rehin lehine belirlenmesi ilkesini ortaya koyar; m.948 bu ilkenin ödeme aşamasındaki uygulamasıdır.
  • 4721 m.944: Rehin yükünün bölünmezliği ilkesini düzenler; bedelin paylaştırılması sırasında alacağın tamamının rehinle temin edildiği bilinir.
  • 4721 m.872: Taşınmaz rehinlerinde sıranın derecelere göre belirlenmesini düzenler; m.948 ile karşılaştırma için anılır.

TMK m.949 — Mülkiyetin geçememesi

Madde, rehinli taşınır üzerinde borcun ödenmemesi hâlinde rehin alacaklısına mülkiyetin geçmesini öngören sözleşme hükmünün geçersizliğini düzenler. Hüküm, taşınır rehninde rehin verenle rehin alacaklısı arasındaki sözleşmelere uygulanır. Madde, rehin alacaklısının paraya çevirme yolunu ve bunun usulünü düzenlemez; bu konular rehin hukukunun diğer hükümlerinde yer alır (m.940 vd. ve İcra ve İflas Kanunu). Taşınmaz rehnine ilişkin yasağın ve rehinin kuruluşuna, şekline ilişkin kuralların, ayrıca taşınır mülkiyetinin hükmen teslim yoluyla devrine ilişkin sınırların bu maddede aranmaması gerekir (m.766 ve m.939 gibi ilgili hükümler ayrı düzenlenmiştir).

Mülkiyetin geçememesi: hangi kavramlar bilinmeli?

Rehinli taşınır
Borcun güvence altına alınması amacıyla alacaklının zilyetliğine verilmiş veya rehin hükümlerine tabi tutulmuş taşınır maldır. Maddenin korumak istediği durum, bu rehin ilişkisinin mülkiyet devrine dönüştürülmesidir.
Mülkiyetin alacaklıya geçmesi sözleşmesi (kayıt)
Borç ödenmediğinde rehin konusu taşınırın mülkiyetinin kendiliğinden alacaklıya geçeceğini öngören önceden yapılmış sözleşme hükmüdür. Bu hüküm, alacaklının rehin paraya çevrilmeden malı edinmesini sağladığı için geçersizdir.
Borcun ödenmemesi hâli
Güvence altına alınan asıl borcun vadesinde ifa edilmemesi durumudur. Kayıt, bu olaya bağlı olarak mülkiyet geçişini öngörüyorsa madde kapsamına girer.

Mülkiyetin geçememesi: hangi şartlar aranır?

  • Rehin konusunun taşınır olması gerekir; kayıt taşınmaz rehnine ilişkin ise bu madde doğrudan uygulanmaz.
  • Taraflar arasında rehin ilişkisinden doğan bir sözleşme hükmünün bulunması gerekir.
  • Sözleşme hükmü, borcun ödenmemesi hâlinde taşınırın mülkiyetinin alacaklıya geçmesini öngörmelidir.
  • Bu koşullar birlikte gerçekleştiğinde kayıt geçersiz sayılır; istisna olarak kanunda bu yönde başka bir hüküm yoksa geçerlilik kazanmaz.

Mülkiyetin geçememesi: hangi sonuçları doğurur?

  • Borç ödenmediğinde rehinli taşınırın mülkiyetinin alacaklıya geçmesini öngören sözleşme hükmü geçersiz olur.
  • Geçersiz kayıt, sözleşmenin diğer hükümlerini kendiliğinden geçersiz kılmaz; kaydın çıkarılmasıyla kalan sözleşme ayakta kalır.
  • Alacaklı, borcun ödenmemesi hâlinde mülkiyeti kayıt yoluyla kazanamaz; rehin hükümlerine uygun şekilde paraya çevirme yoluna başvurması gerekir.
  • Mülkiyet geçişi, kayıt hükmüne dayanılarak gerçekleşemez; bu yönde yapılan bir devir de hukuki dayanaktan yoksun kalır.

Yasak kayıt ile paraya çevirme yoluyla satış arasındaki fark nedir?

Sözleşmede önceden kararlaştırılan ve borç ödenmediğinde mülkiyetin kendiliğinden alacaklıya geçmesini öngören kayıt.

Rehin alacaklısının rehin hükümlerine uygun şekilde, malı paraya çevirerek alacağına mahsup etmesi.

Birincisi geçersizdir; ikincisi rehin hukukunun öngördüğü yoldur. Kayıt geçersiz olduğunda da alacaklının rehin hakkı ve paraya çevirme yolu ayrıca varlığını korur.

Taşınır rehni ile taşınmaz rehni arasındaki fark nedir?

Rehin konusu taşınır olduğunda bu madde uygulanır.

Rehin konusu taşınmaz olduğunda madde doğrudan uygulanmaz; taşınmaz rehnine ilişkin ayrı kurallar geçerlidir.

Taşınır rehninde önceden kararlaştırılan mülkiyet geçiş kaydı geçersiz olur; taşınmazda bu kuralın doğrudan uygulanması söz konusu değildir.

Mülkiyetin geçememesi: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Taşınır rehnindeki mülkiyet geçiş kaydını, taşınmaz rehnindeki kurallarla aynı şekilde değerlendirmek.
  • Kaydın geçersiz olmasını, tüm sözleşmenin geçersizliği olarak yorumlamak; yalnızca ilgili hüküm geçersizdir.
  • Madde, paraya çevirme usulünü düzenlemediği hâlde bu usulü maddeden türetmek.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Kayıt geçersiz olduğunda kalan sözleşme hükümlerinin geçerliliğinin sürdüğü kabul edilmektedir. (1. Hukuk Dairesi, 2023/2323 E., 2024/3584 K., 15.05.2024)

Nasıl ispat edilir?

  • Mülkiyet geçişine dayanan kişi, sözleşmede böyle bir kaydın bulunduğunu yazılı belgeyle ispatlamalıdır.
  • Kaydın geçersizliğini ileri süren taraf, rehin ilişkisinin taşınır rehni olduğunu ve kaydın borç ödenmemesi hâlinde mülkiyet geçişini öngördüğünü göstermelidir.
  • Alacaklının rehin hükümlerine uygun paraya çevirme yolunu izlediğini iddia eden taraf, bu yolun izlendiğini belgelerle ispatlamalıdır.
  • Taşınır mı taşınmaz mı olduğu tartışmalıysa, rehin konusunun niteliği ilgili belgelerle ortaya konmalıdır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 4721 m.949: Bu maddenin kendisidir; sözleşme hükmünün geçersizliğini düzenler.
  • 4721 m.766: Taşınır mülkiyetinin hükmen teslim yoluyla devrinde, taşınır rehni kurallarından kurtulmak amacı taşıyan işlemlerin sonuç doğurmamasını düzenler; madde ile aynı amaca hizmet eder.
  • 4721 m.763: Taşınır mülkiyetinin devrinde zilyetliğin devrini esas alır; rehinli taşınırın mülkiyet geçişinde genel çerçeveyi oluşturur.

TMK m.950 — Koşulları

Madde, alacaklının borçluya ait taşınır mal veya kıymetli evrakı, borçlunun rızasıyla zilyetliğinde bulunması hâlinde, borç ödeninceye kadar alıkoyabilmesini (hapis hakkını) düzenler. Hapis hakkının doğum koşulları, alacak ile zilyetlik arasındaki bağlantının tacirler arasında varsayılması ve borçlunun malı olmayan taşınırlar üzerinde iyiniyetli zilyetliğin korunduğu ölçüde hapis hakkının kullanılabilmesi konularını kapsar. Hüküm, taraflarının tacir sayıldığı ticari ilişkilerde de, tacir olmayan kişiler arasındaki ilişkilerde de uygulanır. Madde, taşınmazlar üzerinde hapis hakkının kullanılamayacağını, paraya çevrilemeyen taşınırların bu hakka konu olamayacağını ve alacaklının yalnızca zilyetliğe bağlı olmayan iflas ya da aciz hâlindeki haklarını düzenlemez (m.951, m.952). Hapis hakkının paraya çevrilmesi ve cebri satışına ilişkin ayrıntılar (m.953), iyiniyetli zilyedin masraf isteme hakkı (m.994) ve Türk Ticaret Kanunu'ndaki özel hapis hakları ayrı maddelerde düzenlenmiştir.

Koşulları: hangi kavramlar bilinmeli?

Hapis hakkı
Alacaklının, borçluya ait taşınır mal veya kıymetli evrakı borç ödenene kadar geri vermeyip alıkoyma ve paraya çevirme yetkisi veren, kanun gereği kendiliğinden doğan bir aynî haktır. Teslime bağlı rehinden farklı olarak bir sözleşmeyle kurulmaz.
Rızaya dayalı zilyetlik
Alacaklının, borçlunun rızasıyla eşya üzerinde fiilî hâkimiyet kurmuş olması durumudur. Borçlunun rızası dışında, gizlice ya da zorla alınan eşya bakımından hapis hakkı doğmaz.
Tabiî bağlantı
Muaccel alacak ile alıkonulan eşya arasındaki ilişkidir. Eşyanın alacağın doğumuna kaynaklık etmesi ya da alacaklının eşya için masraf yapmış olması hâllerinde bu bağlantı vardır; tacirler arasında ticari ilişkiden doğan zilyetlik ve alacakta ise kanun bu bağlantıyı varsayar.
Tacir karinesi
Zilyetlik ve alacağın ticari ilişkiden doğması hâlinde, tacirler arasında tabiî bağlantının var sayılmasıdır. Karine yalnızca her iki tarafın tacir olduğu hâllerde işler; bu nedenle tarafların tacir sıfatı alacağın doğduğu anda bulunmalıdır.
Muaccel alacak
Ödeme zamanı gelmiş alacaktır. Madde, alacağın muaccel olmasını şart koşar; müeccel alacaklar bakımından hapis hakkı ancak borçlunun aciz hâlinde kullanılabilir (m.952).
Iyiniyetle zilyetlik
Borçlu olmayan birinin malı üzerinde zilyetliğe dayanarak iyiniyetle hak kazanılmasıdır. Üçüncü fıkra, borçlu dışındaki kişinin malı üzerinde bu korumanın olduğu ölçüde hapis hakkının doğabileceğini belirtir.

Koşulları: hangi şartlar aranır?

  • Alacaklının, borçlunun rızasıyla borçluya ait taşınır mal veya kıymetli evraka zilyet olması gerekir.
  • Alacağın muaccel olması gerekir; müeccel alacak için hapis hakkı ancak m.952 kapsamındaki aciz hâlinde kullanılabilir.
  • Alacak ile alıkonulan eşya arasında tabiî bağlantı bulunması gerekir; zilyetlik ve alacak tacirler arasındaki ticari ilişkiden doğmuşsa bu bağlantı kanunen varsayılır.
  • Eşyanın niteliği itibarıyla paraya çevrilebilir olması gerekir; paraya çevrilemeyen taşınırlar üzerinde hapis hakkı kullanılamaz (m.951).
  • Taşınmazlar üzerinde bu madde anlamında hapis hakkı kullanılamaz.
  • Eşya borçluya ait olmasa bile, zilyetliğin iyiniyetle kazanılmasının korunduğu ölçüde hapis hakkı doğabilir.

Koşulları: hangi sonuçları doğurur?

  • Koşullar gerçekleşince hapis hakkı kendiliğinden doğar; sözleşme yapılması gerekmez.
  • Alacaklı, borç ödeninceye kadar eşyayı borçluya geri vermekten kaçınabilir.
  • Alacaklı, alacağının teminatı olarak eşya üzerinde alıkoyma yetkisine sahiptir; hapis hakkı paraya çevirme yetkisini de kapsar.
  • Hapis hakkı, dürüstlük kuralı gereğince ancak alacağı karşılamaya yetecek miktardaki eşya üzerinde kullanılabilir; fazlası borçluya geri verilmelidir.
  • Hangi eşya üzerinde hapis hakkı kullanılacağının seçimi alacaklıya aittir.
  • Borçlunun rızası olmadan, gizlice ya da zorla alınan eşya üzerinde hapis hakkı doğmaz.
  • Alacaklının zilyetliğini rızası olmadan kaybetmesi hapis hakkını sona erdirir; alacaklı eşyayı dava yoluyla geri alıncaya kadar hak askıda kalır.
  • Hapis hakkının paraya çevirilmesinin usulü ve borçlu ile alacaklının karşılıklı hakları m.953 kapsamında belirlenir.

Tacirler arası ilişki ile diğer ilişkiler arasındaki fark nedir?

Zilyetlik ve alacak tacirler arasındaki ticari ilişkiden doğmuşsa, tabiî bağlantı kanunen var sayılır.

Taraflardan biri tacir değilse ya da ilişki ticari değilse, alacaklının tabiî bağlantıyı somut olarak ortaya koyması gerekir.

Tacirler arasında bağlantıyı ispat yükü kalkar; diğer hâllerde alacaklı bağlantıyı kanıtlamak zorundadır.

Her iki tarafın tacir olması ile yalnız bir tarafın tacir olması arasındaki fark nedir?

Her iki tarafın tacir olduğu ve işlemin her iki taraf için ticari iş olduğu hâlde karine uygulanır.

Yalnız bir tarafın tacir olduğu ya da işlemin yalnız birinin ticari işletmesiyle ilgili olduğu hâlde karine uygulanmaz.

Karineden yararlanmak için her iki tarafın alacağın doğduğu anda tacir olması gerekir. Sonradan sıfatın kaybı ya da borcun tacir olmayana geçmesi karineyi engellemez.

Sözleşmeden doğan alacak ile sebepsiz zenginleşme gibi sözleşme dışı alacak arasındaki fark nedir?

Alacak bir sözleşmeden doğmuşsa tacirler arası karine bu sözleşmeye de uygulanır.

Alacak geçersiz bir sözleşme nedeniyle sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayanılarak ileri sürülüyorsa da madde uygulanabilir.

Hapis hakkı için alacağın mutlaka sözleşmeden doğması gerekmez.

Borçlunun malı ile borçlu olmayanın malı arasındaki fark nedir?

Eşya borçluya aitse, borçlunun rızasıyla alacaklının zilyetliğine geçmesi yeterlidir.

Eşya borçluya ait değilse, borçlu emin sıfatıyla zilyet olup alacaklı onu tasarruf yetkili sanmışsa ve zilyetlik iyiniyetle kazanılmışsa hapis hakkı doğabilir.

Borçlu olmayanın malında da hapis hakkı doğabilir, ancak bu yalnız iyiniyetle zilyetliğin korunduğu ölçüde mümkündür.

Taşınır ile taşınmaz arasındaki fark nedir?

Taşınır mal ve kıymetli evrak hapis hakkına konu olabilir.

Taşınmazlar üzerinde bu madde anlamında hapis hakkı kullanılamaz.

Taşınmaz için yalnızca m.994 gereği masraf nedeniyle geri vermekten kaçınma yetkisi söz konusu olur; bu paraya çevirme imkânı vermez.

Muaccel alacak ile müeccel alacak arasındaki fark nedir?

Ödeme zamanı gelmiş alacak için hapis hakkı doğrudan kullanılabilir.

Vadesi gelmemiş alacak için hapis hakkı, ancak borçlunun aciz hâline düşmesi durumunda kullanılabilir.

Müeccel alacak için aciz hâli olmadan hapis hakkı kullanılamaz (m.952).

Koşulları: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Tarafların yalnız birinin tacir olduğu ilişkide tacirler arası karineyi uygulamak; karine için her iki tarafın tacir olması gerekir.
  • Sonradan tacir sıfatını kaybeden tarafın varlığını, alacağın doğumu anındaki tacir sıfatını ortadan kaldırmış saymak; doğum anı esas alınır.
  • Müeccel alacak için borçlunun aciz hâli aranmadan hapis hakkını kullanmak; m.952 istisnası olmadan muacceliyet şarttır.
  • Taşınmazlar üzerinde m.950 hapis hakkı kullanılabilir saymak; bu hak yalnız taşınır ve kıymetli evrakta doğar.
  • Hapis hakkının kendiliğinden doğduğunu unutup sözleşme aranması ya da hakkın sözleşmeyle kurulmuş sayılması.
  • Hapis hakkını alacağın değerini aşacak miktarda eşya üzerinde kullanmak; dürüstlük kuralı gereği fazlanın geri verilmesi gerekir.
  • Rızaya dayanmayan, gizlice ya da zorla alınmış eşya üzerinde hapis hakkı doğduğunu varsaymak.
  • Alacağın teminat olarak eşya üzerinde yalnız rızaya dayalı zilyetlikle doğması gerektiğini, borçlu olmayanın malında da doğmayacağını sanmak; iyiniyetli zilyetlik korunduğu ölçüde doğabilir.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Hapis hakkının dayanağı olarak m.950 gösterilen davalarda, mahkemelerin önce alacağın muaccel olup olmadığını ve eşyanın borçlunun rızasıyla alacaklının zilyetliğine geçip geçmediğini somut olarak araştırdığı kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2024/1974 E., 2024/2144 K., 30.12.2024; Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, 2024/133 E., 2024/75 K., 19.01.2024)
  • Tacirler arasındaki ticari ilişkide ticari zilyetlik ve alacak bakımından bağlantının varsayıldığı, bu karinenin hapis hakkını ileri süren taraf yararına işlediği kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2024/1974 E., 2024/2144 K., 30.12.2024; İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2020/395 E., 2025/673 K., 11.09.2025)
  • Hapis hakkının sözleşmeden doğan bir sorumluluk bakımından kullanıldığı hâllerde, yükleniciye ya da alacaklıya bırakılan taşınır malın teslimden kaçınma hakkı olarak m.950'ye dayanıldığı kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2012/1493 E., 2013/731 K., 22.05.2013)
  • Hapis hakkının ihale bedelinin yatırılmamasına bağlanmasının, uygulamada m.950 gereğince değerlendirildiği görülmektedir. (3. Hukuk Dairesi, 2025/1326 E., 2025/4870 K., 15.10.2025)

Nasıl ispat edilir?

  • Hapis hakkını ileri süren alacaklı, borçlunun rızasıyla eşyaya zilyet olduğunu ispatla yükümlüdür; bu ispat teslim belgesi, taşıma irsaliyesi, ardiye sözleşmesi ya da tutanak ile yapılabilir.
  • Alacaklı, alacağın muaccel ve geçerli olduğunu, varsa vadenin dolduğunu ve borcun doğduğunu belgelerle ispatlamalıdır; fatura, sözleşme ve ihtarname bu amaçla kullanılır.
  • Tacirler arası ilişkide alacaklı, zilyetliğin ve alacağın ticari ilişkiden doğduğunu ispatlarsa tabiî bağlantı karinesinden yararlanır; tarafların tacir sıfatı ticari sicil kaydı ile gösterilir.
  • Borçlu, eşyanın rızası dışında ele geçirildiğini, alacağın ödendiğini ya da alacağın geçersiz olduğunu ileri sürerse bu savunmaları kendisi ispatlamakla yükümlüdür.
  • Borçlu olmayan birinin malı üzerinde hapis hakkı ileri sürüldüğünde, alacaklı zilyetliğin iyiniyetle kazanıldığını ispatlamakla yükümlüdür.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 4721 m.951: Paraya çevrilebilir nitelikte olmayan taşınırlar üzerinde hapis hakkının kullanılamayacağını belirtir; bu madde hapis hakkının konusunu sınırlar.
  • 4721 m.952: Borçlunun aciz hâlinde müeccel alacaklar için hapis hakkının kullanılabilmesini düzenler; m.950'deki muacceliyet şartının istisnasıdır.
  • 4721 m.953: Hapis hakkının paraya çevrilmesi ve alacağın ödenmesine ilişkin usulü düzenler; m.950'nin uygulama sonucunu tamamlar.
  • 4721 m.994: İyiniyetli zilyedin zorunlu ve faydalı masrafları için geri vermekten kaçınma yetkisini düzenler; taşınmazlarda m.950 hapis hakkının yerini alan sınırlı yetkidir.
  • 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu: Tacir sıfatının tespitinde ve esnaflar arası ilişkilere uygulamada m.950 ile bağlantılıdır; ayrıca TTK'da taşıyıcı ve ardiyeci gibi tacirlere özgü hapis hakları bulunur.

TMK m.951 — Ayrık durumlar

Bu madde, hapis hakkının kullanılamayacağı hâlleri düzenler. Birinci fıkra, paraya çevrilmeye elverişli olmayan taşınırlar üzerinde hapis hakkının kullanılamayacağını; ikinci fıkra ise alacaklının üstlendiği yükümlülük, borçlunun teslim sırasında veya daha önce verdiği talimat ile kamu düzeniyle bağdaşmayan hâllerde hapis hakkının kullanılamayacağını öngörür. Hapis hakkının kuruluş koşulları, hapis hakkının kapsamı ve sona ermesi bu maddenin konusu değildir. Hapis hakkının kurulduğu ve kullanıldığı genel hükümler (m.950 ve devamı) ile hapis hakkının paraya çevrilmeye elverişli taşınır mal bakımından kendi içindeki diğer koşulları bu maddede aranmaz. Hapis hakkının nasıl sona ereceği ve kullanılmasının usulü de bu maddede düzenlenmez.

Ayrık durumlar: hangi kavramlar bilinmeli?

Hapis hakkı
Alacaklının, borçlunun malı üzerindeki alacağı için o malı elinde tutabilmesini sağlayan hak olarak kullanılır. Bu maddede hapis hakkının kendisi tanımlanmaz; yalnız kullanılamayacağı hâller sayılır.
Paraya çevrilmeye elverişli olmayan taşınır
Niteliği gereği piyasada değer karşılığı satılamayan, dolayısıyla paraya çevrilemeyen taşınır maldır. Bu tür mallar üzerinde hapis hakkı kurulamaz ve kullanılamaz.
Kamu düzenine aykırılık
Hapis hakkının kullanılmasının genel ahlak ve toplumun temel düzeni ile bağdaşmaması durumudur. Madde bu ölçütü soyut biçimde kullanır, somut hâlin takdiri hâkimdir.
Talimat
Borçlunun teslim sırasında ya da daha önce alacaklıya verdiği, malın nasıl kullanılacağı veya teslim edileceğine ilişkin açık yönlendirmedir. Bu talimatla hapis hakkının kullanılması bağdaşmıyorsa hak kullanılamaz.
Üstlenilen yükümlülük
Alacaklının, malın teslimi veya saklanması bakımından borçluya karşı üstlendiği bir edimdir. Bu yükümlülük hapis hakkının kullanılmasıyla çeliştiğinde hapis hakkı kullanılamaz.

Ayrık durumlar: hangi şartlar aranır?

  • Hapis hakkı konu malın niteliği bakımından paraya çevrilmeye elverişli olmalıdır; paraya çevrilmeye elverişli olmayan taşınır üzerinde hapis hakkı kullanılamaz.
  • Alacaklının üstlendiği bir yükümlülük, hapis hakkının kullanılmasıyla bağdaşmamalıdır.
  • Borçlunun teslim sırasında veya daha önce verdiği bir talimat, hapis hakkının kullanılmasıyla bağdaşmamalıdır.
  • Hapis hakkının kullanılması kamu düzeniyle bağdaşmamalıdır.
  • Yukarıdaki olumsuz hâllerden hiçbiri bulunmamalıdır; hapis hakkının kullanılabilmesi için bu hâllerin yokluğu aranır.

Ayrık durumlar: hangi sonuçları doğurur?

  • Paraya çevrilmeye elverişli olmayan taşınır üzerinde hapis hakkı kurulmuş olsa bile kullanılamaz.
  • Alacaklının üstlendiği yükümlülük hapis hakkının kullanılmasıyla bağdaşmıyorsa alacaklı malı elinde tutarak hakkını kullanamaz.
  • Borçlunun teslim sırasında veya daha önce verdiği talimat hapis hakkının kullanılmasıyla bağdaşmıyorsa alacaklı hapis hakkına dayanamaz.
  • Hapis hakkının kullanılması kamu düzeniyle bağdaşmıyorsa hak kullanılamaz.
  • Yukarıdaki hâllerin hiçbiri yoksa hapis hakkının kullanılmasına bu madde engel olmaz; hakkın diğer koşulları ayrıca aranır.
  • Madde emredici niteliktedir; sözleşmeyle bu yasakların kaldırılması öngörülemez. (Metinde açıkça belirtilmemiş; maddenin yasak koymasından çıkarılmıştır.)

Birinci fıkra ile ikinci fıkra arasındaki fark nedir?

Birinci fıkra malın niteliğine bakar; mal paraya çevrilemiyorsa hapis hakkı doğrudan kullanılamaz.

İkinci fıkra malın niteliğinden bağımsız olarak tarafların ilişkisine, talimata ve kamu düzenine bakar.

Birinci fıkradaki yasak nesnel bir niteliğe bağlıdır; ikinci fıkradaki yasaklar ise somut olayın özelliğine göre belirlenir.

Alacaklının üstlendiği yükümlülük ile borçlunun talimatı arasındaki fark nedir?

Alacaklının üstlendiği yükümlülük, alacaklının malı teslim veya saklama konusunda borçluya karşı kendi üzerine aldığı bir edimdir.

Borçlunun talimatı, borçlunun teslim sırasında ya da daha önce malın akıbetine ilişkin verdiği yönlendirmedir.

Her iki durumda da hapis hakkı kullanılamaz; fark, yasağın kaynağının alacaklının taahhüdü mü yoksa borçlunun yönlendirmesi mi olduğudur.

Kamu düzeni ile bağdaşmama ile taraf iradesiyle bağdaşmama arasındaki fark nedir?

Kamu düzeniyle bağdaşmama, toplumun genel ahlak ve düzenine aykırılığa dayanır ve tarafların iradesinden bağımsızdır.

Talimat veya üstlenilen yükümlülükle bağdaşmama, tarafların açık iradesine dayanır.

Kamu düzeni ölçütü taraflar anlaşsa da ortadan kalkmaz; irade ölçütünde ise taraflar talimat veya yükümlülüğü kaldırarak hapis hakkının kullanılmasına imkân verebilir.

Ayrık durumlar: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Paraya çevrilmeye elverişli olmayan taşınır ile paraya çevrilebilen ama kamu düzenine aykırı taşınırı karıştırmak; her iki hâlin hukuki dayanağı farklıdır.
  • Talimat ile üstlenilen yükümlülüğü aynı şey saymak; birincisi borçlunun, ikincisi alacaklının iradesinden doğar.
  • Kamu düzeni ölçütünü soyut bir nitelemeyle yetinerek somut olayda değerlendirme yapmamak.
  • Madde metninde yer almayan bir süre ya da tutar aramak; bu maddede süre öngörülmemiştir.
  • Birinci fıkradaki yasağı ikinci fıkradaki hâllere bağlı saymak; paraya çevrilemeyen mal için talimat veya kamu düzeni araştırması gerekmez.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Kamu düzeniyle bağdaşmama ölçütü, somut olayın özelliklerine göre hâkim tarafından değerlendirilmekte ve bu ölçütle hapis hakkı kullanılamaz kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2018/454 E., 2019/196 K., 12.03.2019)

Nasıl ispat edilir?

  • Hapis hakkına dayanan taraf, hapis hakkının kurulduğunu ve konu malın paraya çevrilmeye elverişli olduğunu ispatla yükümlüdür.
  • Karşı taraf, malın paraya çevrilemeyen nitelikte olduğunu veya üstlenilen yükümlülük ya da talimat bulunduğunu ileri sürerek bu hâllerin varlığını ispatlamakla yükümlüdür.
  • Talimat ve üstlenilen yükümlülük bakımından yazılı belge veya taraflar arasındaki yazışmalar temel delildir; tanık ile ispat ancak kanunen mümkün olduğu ölçüde kullanılabilir.
  • Kamu düzeniyle bağdaşmama savunması, somut olayın koşullarına dayanılarak ispatlanır ve hâkimin takdirine bırakılır. (Ceza Genel Kurulu, 2018/454 E., 2019/196 K., 12.03.2019)

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 4721 sayılı Kanun m.950: Hapis hakkının genel kurulduğu ve kullanıldığı hükümleri içerir; bu madde o hakkın kullanılamadığı istisnaları belirler.

TMK m.952 — Borç ödemeden aciz

Madde, alacaklının borçlunun ödemeden aciz hâlinde hapis hakkını alacak muaccel olmasa bile kullanabilmesini ve bu hakkın taşınır teslimi sonrasında oluşan veya alacaklının sonradan öğrendiği aciz hâllerinde, teslim sırasındaki ya da daha önceki talimatla ya da alacaklının üstlendiği bir yükümlülükle bağdaşmasa bile kullanılabilmesini düzenler. Hapis hakkı, alacaklının borçlunun elindeki taşınırı kendi alacağı için elinde tutması anlamında, borç ödemeden aciz hâlinin varlığına bağlanmış bir hak olarak uygulanır. Hakkın tarafları, taşınırı alacaklıya teslim eden borçlu ile alacaklıdır. Düzenlemenin dışında kalan konular ise şunlardır: hapis hakkının doğuş koşulları ve kapsamı (m.950, m.951), hapis hakkının sona ermesi (m.954), borç ödemeden aciz belgesinin düzenlenmesi ve hukuki sonuçları (İİK m.143), taşınırın tesliminin dayanağı olan sözleşmenin kendisi ile zamanaşımı ve usul süreçleri.

Borç ödemeden aciz: hangi kavramlar bilinmeli?

Hapis hakkı
Alacaklının, alacağı için borçlunun elindeki taşınırı kendi zilyetliğinde tutabilme hakkıdır. Bu madde bakımından hakkın kullanılması, borçlunun ödemeden aciz hâline bağlanmıştır.
Ödemeden aciz
Borçlunun borçlarını vadesinde ödeyememesi hâlidir. Maddede bu hâlin varlığı, hapis hakkının kullanılabilmesi için aranan temel koşuldur.
Muaccel olmayan alacak
Henüz vadesi gelmemiş alacaktır. Madde, borç ödemeden aciz hâlinde alacağın muaccel olmasının aranmayacağını öngörür.
Taşınırın tesliminden sonra meydana gelen aciz
Aciz hâlinin taşınır alacaklıya teslim edildikten sonra doğduğu ya da teslimden önce doğup alacaklı tarafından teslimden sonra öğrenildiği durumdur. Bu iki halde ikinci fıkra uygulanır.
Taşınırın belli bir yönde kullanılması yükümlülüğü
Alacaklının üstlendiği veya borçlunun teslim sırasında ya da daha önce verdiği talimatla belirlenmiş, eşyanın kullanım amacına ilişkin bağlayıcı kayıttır. İkinci fıkra, alacaklının hapis hakkını bu kayda rağmen kullanabileceğini öngörür.

Borç ödemeden aciz: hangi şartlar aranır?

  • Borçlunun ödemeden aciz hâline düşmüş olması gerekir.
  • Alacağın muaccel olması aranmaz; alacak vadesi gelmemiş olsa da hapis hakkı kullanılabilir.
  • Alacaklının elinde borçlunun taşınır bir malı bulunmalıdır ve bu malın alacaklıya teslim edilmiş olması gerekir.
  • Aciz hâli taşınırın tesliminden sonra meydana gelmiş olmalıdır veya daha önce doğmuş olup alacaklı bunu teslimden sonra öğrenmiş olmalıdır.
  • Taşınırın belli bir yönde kullanılacağına ilişkin alacaklı tarafından üstlenilmiş bir yükümlülük veya borçlunun teslim sırasında ya da daha önce verdiği talimat bulunsa bile, bu kayıtlar hapis hakkının kullanılmasına engel değildir (ikinci fıkra).

Borç ödemeden aciz: hangi sonuçları doğurur?

  • Borçlunun ödemeden aciz hâline düşmesi hâlinde alacaklı, alacağı muaccel olmasa bile hapis hakkını kullanabilir.
  • Aciz hâli taşınırın tesliminden sonra meydana gelmişse, taşınırın belli bir yönde kullanılmasına ilişkin talimat veya yükümlülük hapis hakkının kullanılmasına engel olmaz.
  • Aciz hâli teslimden önce doğmuş olup alacaklı bunu teslimden sonra öğrenmişse, yine aynı şekilde talimat ya da yükümlülük hapis hakkını ortadan kaldırmaz.
  • Maddenin ikinci fıkrası, alacaklının hapis hakkını talimat ya da yükümlülüğe rağmen kullanabilmesini sağlar.

Birinci fıkra ile ikinci fıkra arasındaki fark nedir?

Birinci fıkra, alacaklının borçlunun ödemeden aciz hâlinde hapis hakkını kullanabilmesini genel olarak düzenler.

İkinci fıkra, aciz hâlinin taşınır tesliminden sonra doğduğu ya da teslimden sonra öğrenildiği hâlleri ve kullanım talimatı bulunan durumları düzenler.

İkinci fıkra kapsamındaki hâllerde, borçlunun taşınırın kullanımına ilişkin talimatı ya da alacaklının üstlendiği yükümlülük hapis hakkını engellemez.

Aciz hâlinin teslimden önce doğması ile teslimden sonra doğması arasındaki fark nedir?

Aciz hâli teslimden önce doğmuş ve alacaklı da bunu teslimde biliyorsa, hapis hakkı ikinci fıkranın koruması dışında kalır.

Aciz hâli teslimden sonra doğmuşsa ya da teslimden önce doğup alacaklı teslimden sonra öğrenmişse, ikinci fıkra uygulanır.

İkinci fıkra kapsamındaki hâllerde kullanım talimatı ve yükümlülük hapis hakkına karşı ileri sürülemez.

Borç ödemeden aciz: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Alacağın muaccel olmamasını hapis hakkının kullanılmasına engel saymak; madde, aciz hâlinde muaccelliği aramaz.
  • Teslimden sonra doğan veya sonradan öğrenilen aciz hâlinde, taşınırın kullanım talimatının hapis hakkını ortadan kaldırdığını düşünmek; ikinci fıkra bu talimatı engel saymaz.
  • Ödemeden aciz hâlinin teslimden önce doğması ile teslimden sonra öğrenilmesi durumlarını birbirinden ayırmamak.

Nasıl ispat edilir?

  • Hapis hakkını ileri süren alacaklı, borçlunun ödemeden aciz hâline düştüğünü ispatlamakla yükümlüdür.
  • Ödemeden aciz hâlinin ispatında, İcra ve İflas Kanunu m.143 kapsamındaki borç ödemeden aciz belgesi ve haciz tutanakları kullanılabilir.
  • Aciz hâlinin teslimden sonra öğrenildiğini ya da teslimden sonra doğduğunu ileri süren alacaklı, bu hususu ispatlamakla yükümlüdür.
  • Karşı taraf olan borçlu, aciz hâlinin bulunmadığını veya alacaklının bu hâli teslimde bildiğini ileri sürerek savunma yapabilir ve bu savunmayı ispatlamakla yükümlüdür.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 4721 m.950: Hapis hakkının genel doğuş koşullarını ve kapsamını düzenler; bu madde bu genel hükmün ödemeden aciz hâline bağlı özel bir uygulamasını kurar.
  • 4721 m.951: Hapis hakkının alacaklı bakımından taşınır üzerindeki zilyetliği ve kullanım sınırlarıyla ilgilidir; m.952 bu sınırları ödemeden aciz hâli bakımından genişletir.
  • 4721 m.954: Hapis hakkının sona ermesini düzenler; m.952 kapsamında kullanılan hakkın nasıl sona ereceğini belirler.
  • 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m.143: Borç ödemeden aciz belgesini düzenler; ödemeden aciz hâlinin ispatında kullanılan belgeyi ve sonuçlarını konu alır.

TMK m.953 — Hükümleri

Madde, hapis hakkı sahibi alacaklının, borç ödenmediğinde ve yeterli güvence gösterilmediğinde, hapsettiği şeyleri teslime bağlı rehin hükümlerine göre paraya çevirmesini düzenler. Ayrıca nama yazılı kıymetli evrak üzerinde hapis hakkı bulunduğunda icra dairesinin borçlu yerine paraya çevirme işlemlerini yapmasını öngörür. Madde, hapis hakkının doğumunu, kapsamını ve sona ermesini düzenlemez (m.952). Teslime bağlı rehnin kuruluşu ve paraya çevirme usulünün ayrıntıları ilgili rehin hükümlerinde yer alır. Hapis hakkının taşınır rehni niteliğine ilişkin icra hukuku hükmü de bu maddede yer almaz.

Hükümleri: hangi kavramlar bilinmeli?

Hapis hakkı
Alacaklının, alacağı doğuran işle bağlantılı olarak borçlunun bir şeyini elinde tutabilmesi hakkıdır. Bu madde bakımından hapis hakkının varlığı, paraya çevirme yolunun ön koşuludur.
Teslime bağlı rehin hükümleri
Rehin alacaklısının malı zilyetliğinde tutarak paraya çevirmesini düzenleyen rehin rejimidir. Hapis hakkı sahibi, bu rejimin paraya çevirme hükümlerine göre hareket eder.
Bildirim (ihbar)
Paraya çevirme isteğinden önce borçluya yapılan ön uyarıdır. Yapılmadan paraya çevirmeye geçilemez.
Nama yazılı kıymetli evrak
Alacaklısı adı belirtilmiş ve devri belirli bir şekle bağlı kıymetli evraktır. Bu tür evrak üzerindeki hapis hakkında paraya çevirme işlemini icra dairesi yürütür.

Hükümleri: hangi şartlar aranır?

  • Alacaklının bir borç ilişkisinden doğan alacağı bulunmalı ve alacaklı, borçlunun malını hapsetmiş olmalıdır.
  • Borç, vadesi geldiğinde yerine getirilmemiş olmalıdır.
  • Borçlu, yeterli güvence de göstermemiş olmalıdır; güvence gösterilmişse paraya çevirme isteği doğmaz.
  • Alacaklı, paraya çevirme isteğinden önce borçluya bildirimde bulunmuş olmalıdır.
  • Paraya çevirme, hapsedilen şey bakımından teslime bağlı rehin hükümlerine uygun yürütülmelidir.
  • Nama yazılı kıymetli evrak söz konusuysa, paraya çevirme için icra dairesine başvurulmalı ve icra dairesi borçlu yerine gerekli işlemleri yapmalıdır.

Hükümleri: hangi sonuçları doğurur?

  • Borç yerine getirilmez ve yeterli güvence de gösterilmezse, alacaklı borçluya önceden bildirimde bulunarak hapsettiği şeyin paraya çevrilmesini isteyebilir.
  • Paraya çevirme, hapsedilen şey bakımından teslime bağlı rehin hükümlerine uygun olarak yapılır.
  • Borçlu yeterli güvence gösterirse paraya çevirme isteği doğmaz.
  • Nama yazılı kıymetli evrak üzerindeki hapis hakkında icra dairesi, borçlu yerine gerekli işlemleri yapar.
  • Alacaklı, borçluya bildirim yapmadan paraya çevirme isteğinde bulunamaz.

Genel hal ile nama yazılı kıymetli evrak arasındaki fark nedir?

Hapsedilen şey mal ise alacaklı, teslime bağlı rehin hükümlerine göre kendisi paraya çevirme yolunu izler.

Hapsedilen şey nama yazılı kıymetli evrak ise paraya çevirme işlemini icra dairesi borçlu yerine yapar.

Kıymetli evrakta alacaklı işlemi kendisi yürütmez; icra dairesine başvurur ve işlem icra dairesi tarafından gerçekleştirilir.

Bildirim yapılmış ile yapılmamış arasındaki fark nedir?

Borçluya önceden bildirimde bulunulmuşsa paraya çevirme isteği doğar.

Bildirim yapılmamışsa paraya çevirme isteği için gerekli ön koşul eksik kalır.

Bildirimsiz yapılan paraya çevirme talebi, maddenin öngördüğü şartı taşımaz.

Hükümleri: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Hapis hakkını doğrudan paraya çevirme yetkisi olarak yorumlayıp borçluya bildirim yapmadan icra takibine geçmek.
  • Bildirimi yalnızca sözlü uyarı ile yetinerek yerine getirilmiş saymak; maddenin öngördüğü bildirimin ispatını ihmal etmek.
  • Nama yazılı kıymetli evrakta da alacaklının işlemi kendisi yürütebileceğini düşünmek; bu hâlde icra dairesinin borçlu yerine işlem yaptığını gözden kaçırmak.
  • Yeterli güvencenin gösterilmesini paraya çevirme isteğinin doğmasına engel saymamak ya da güvencenin yeterliliğini değerlendirmeden talebi kabul etmek.
  • Maddedeki paraya çevirmeyi, teslime bağlı rehin hükümlerine atıf yaparak düzenlenmiş olduğunu göz ardı edip genel icra usulüne doğrudan dayandırmak.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Borçluya önceden bildirim yapılmadan hapis hakkının icra yoluyla paraya çevrilmesi istenmesi, maddenin öngördüğü ön koşulun eksik kalması olarak değerlendirilmektedir.
  • Araç sahibinin tamir borcunu ödememesi halinde tamir alacaklısının, araç sahibine ihtarda bulunduktan sonra araç malikine karşı rehnin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibi başlatabildiği kabul edilmektedir.
  • Hapis hakkının paraya çevrilmesinde icra yolunun izlenebilmesi için alacaklının borçluya önceden bildirimde bulunmuş olması aranmaktadır.

Nasıl ispat edilir?

  • Paraya çevirme isteğinde bulunan alacaklı, alacağın varlığını ve vadesinin geldiğini ispatla yükümlüdür.
  • Alacaklı, borçluya önceden bildirimde bulunduğunu yazılı belge (ihtarname, tebliğ belgesi) ile ispatlamalıdır; bildirimin yapılmadığını ileri süren borçlu bu savunmayı ispatlar.
  • Borçlu, yeterli güvence gösterdiğini ileri sürerse bu güvencenin varlığını ve yeterliliğini ispatla yükümlüdür.
  • Hapsedilen şeyin alacaklının zilyetliğinde bulunduğu, paraya çevirmede tanık ve belgelerle ispatlanabilir.
  • Nama yazılı kıymetli evrak söz konusuysa, hapis hakkının bu evrak üzerinde bulunduğu belge ile ortaya konmalıdır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 4721 sayılı Kanun m.952: Hapis hakkının doğumunu ve kapsamını düzenler; bu maddedeki paraya çevirme yetkisinin dayanağıdır.
  • 4721 sayılı Kanun m.948: Birden fazla rehin bulunduğunda öncelik sırasını düzenler; teslime bağlı rehin hükümlerinin bir parçası olarak paraya çevirmede uygulanır.
  • 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m.23: Hapis hakkının taşınır rehni hükmünde sayılmasına ilişkin icra hukuku hükmüdür; paraya çevirmenin icra yoluyla yürütülmesinin dayanağıdır.

Konuda geçen kararlar

16 karar
  1. Ceza Genel Kurulu, 2018/454 E., 2019/196 K., 12.03.2019
    İlgili madde: m.951
  2. Hukuk Genel Kurulu, 2012/1493 E., 2013/731 K., 22.05.2013
    İlgili madde: m.950
  3. 3. Hukuk Dairesi, 2025/1326 E., 2025/4870 K., 15.10.2025
    İlgili madde: m.950
  4. 7. Hukuk Dairesi, 2024/3397 E., 2024/4158 K., 30.09.2024
    İlgili madde: m.939, m.940
  5. 1. Hukuk Dairesi, 2023/2323 E., 2024/3584 K., 15.05.2024
    İlgili madde: m.949
  6. 11. Hukuk Dairesi, 2023/6957 E., 2024/318 K., 16.01.2024
    İlgili madde: m.946
  7. 11. Hukuk Dairesi, 2022/3527 E., 2023/7133 K., 06.12.2023
    İlgili madde: m.946
  8. 3. Hukuk Dairesi, 2022/3592 E., 2023/699 K., 21.03.2023
    İlgili madde: m.950
  9. 19. Hukuk Dairesi, 2010/7133 E., 2010/11210 K., 13.10.2010
    İlgili madde: m.940
  10. 19. Hukuk Dairesi, 2009/1006 E., 2009/1282 K., 19.02.2009
    İlgili madde: m.940
Diğer 6 karar
  1. İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2020/395 E., 2025/673 K., 11.09.2025
    İlgili madde: m.950
  2. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2024/1974 E., 2024/2144 K., 30.12.2024
    İlgili madde: m.950
  3. İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2024/717 E., 2024/839 K., 29.11.2024
    İlgili madde: m.940
  4. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, 2024/133 E., 2024/75 K., 19.01.2024
    İlgili madde: m.950
  5. İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2019/422 E., 2020/465 K., 29.09.2020
    İlgili madde: m.940
  6. İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2019/537 E., 2020/399 K., 15.09.2020
    İlgili madde: m.940

Bağlayıcılık derecesine göre sıralı (Anayasa Mahkemesi, içtihadı birleştirme, genel kurullar, daireler); her grupta yeni karar önce. Tam metin karar deposundan istek üzerine yüklenir. Hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ayrıca denetleyin.

Madde bağlantıları, tarihine kadar Resmî Gazete'de yayımlanan değişiklikleri içeren güncel metne gider.

Anlatım 21.10.2026 tarihinde derlendi. Bağlayıcı olan madde metnidir.

Bu konuyu panelde çalış

Panelde bu konu 4.2. Eşya Hukuku - Ayni Haklar bölümünde yer alıyor.

Panelde çalış