Amaç, kapsam ve tanımlar, sigortalılara ilişkin hükümler

Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu m.1–12Sosyal Güvenlik HukukuSon değişiklik: 15.02.2018 (m.11)

Kısaca

5510 sayılı Kanun'un 1. maddesi, kanunun amacını belirler: sosyal sigortalar ile genel sağlık sigortası bakımından kişileri güvence altına almak, bu sigortalardan yararlanacak kişileri, sağlanacak hakları ve bu haklardan yararlanma şartlarını, finansman ve karşılanma yöntemlerini, ayrıca sosyal sigortaların ve genel sağlık sigortasının işleyişine ilişkin usul ve esasları kapsar.

Kapsam

Bu konu, Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu m.1–12 hükümlerini kapsar.

Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu m.1 — Amaç

5510 sayılı Kanun'un 1. maddesi, kanunun amacını belirler: sosyal sigortalar ile genel sağlık sigortası bakımından kişileri güvence altına almak, bu sigortalardan yararlanacak kişileri, sağlanacak hakları ve bu haklardan yararlanma şartlarını, finansman ve karşılanma yöntemlerini, ayrıca sosyal sigortaların ve genel sağlık sigortasının işleyişine ilişkin usul ve esasları kapsar. Madde bir hak veya yükümlülük doğurmaz; kanunun genel çerçevesini çizer ve kanunun tamamına yön verir. Kişi bakımından bir sınır çizmez; sigortalılık, sigortalı sayılma ve yararlanma koşullarının ayrıntısı diğer maddelerde yer alır. Belirli bir sigorta kolunun ayrıntılı hükümlerini, prim oranlarını veya sürelerini bu maddede aramak doğru değildir. Sigortalı sayılanlar (m.4), prim ödeme yükümlülüğü (m.80 ve devamı) ve sağlık hizmetlerinin kapsamı (m.63-64) gibi konular ayrı maddelerde düzenlenmiştir.

Amaç: hangi kavramlar bilinmeli?

Sosyal sigortalar
Kanunda kısa ve uzun vadeli sigorta kollarından oluşan, prim karşılığında sigortalıya ve hak sahiplerine gelir ve hizmet güvencesi sağlayan sistem olarak düzenlenir. Kanunun bu maddede geçen kapsamı, sigorta kollarının tek tek hükümlerini değil, genel çerçevesini ifade eder.
Genel sağlık sigortası
Sağlık hizmetlerinin finansmanını sağlamak amacıyla kişilere sağlık güvencesi veren ayrı bir sigorta türüdür. Bu maddede sosyal sigortalarla birlikte anılmakta olup, sağlık yardımlarının kapsamı ve şartları ilgili maddelerde ayrıca belirlenir.
Güvence altına alma
Kanunun temel amacı olarak, kişilerin sosyal risklere karşı sigorta yoluyla korunmasını ifade eder. Bu ifade tek başına bir hak doğurmaz; hakların doğması için kanunun ilgili maddelerindeki şartların gerçekleşmesi gerekir.
Finansman ve karşılanma yöntemleri
Sigorta kollarının primlerle, devlet katkısıyla ve diğer gelirlerle nasıl finanse edileceğini ve hizmet ile ödemelerin hangi yöntemle karşılanacağını ifade eder. Ayrıntıları prim ve sağlık hizmetleri maddelerinde yer alır.
Usul ve esaslar
Sigortaların işleyişine ilişkin uygulama kurallarını ifade eder. Bu kurallar kanunda ve buna bağlı yönetmeliklerde belirlenir.

Amaç: hangi sonuçları doğurur?

  • Madde 1 tek başına bir hak doğurmaz; sigorta haklarının doğup doğmadığı ilgili maddelerdeki şartların gerçekleşmesine bağlıdır.
  • Madde 1'in belirttiği amaç, kanunun diğer maddelerinin yorumunda ve boşlukların doldurulmasında yardımcı ölçüt olarak kullanılabilir.
  • Madde 1, sigortalılık, prim veya sağlık hizmeti konusunda doğrudan bir sınır, oran veya yükümlülük getirmez.

Amaç hükmü ile bağlayıcı hüküm arasındaki fark nedir?

Madde 1, kanunun amacını ve düzenleme alanını belirtir; kendi başına bir hak ya da yükümlülük kurmaz.

Kanunun diğer maddeleri hak, yükümlülük, şart ve yaptırım kurar.

Bir uyuşmazlıkta hak talebinin dayanağı madde 1 değil, somut hakkı düzenleyen ilgili maddedir. Madde 1 yalnızca yorumda yardımcı ölçüt olarak kullanılır.

Sosyal sigorta ile genel sağlık sigortası arasındaki fark nedir?

Sosyal sigortalar; kısa ve uzun vadeli sigorta kollarını, yani iş kazası, hastalık, analık, malullük, yaşlılık ve ölüm gibi risklere karşı korumayı kapsar.

Genel sağlık sigortası; sağlık hizmetlerinin finansmanına ilişkin ayrı bir güvence türüdür.

Madde 1 iki sigorta türünü birlikte sayar, ancak her birinin şartları ve hizmetleri ayrı hükümlerle belirlenir. Bir sağlık hizmetinin karşılanıp karşılanmayacağı genel sağlık sigortası hükümlerine göre değerlendirilir.

Kanunun amacı ile kanunun uygulama alanı arasındaki fark nedir?

Madde 1 amacı ve konuyu belirler.

Kimlerin sigortalı sayılacağı ve kapsam dışı kalanlar ayrı maddelerde düzenlenir.

Bir kişinin sigortalı olup olmadığı madde 1'den değil, sigortalılığı düzenleyen maddelerden çıkarılır.

Amaç: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Madde 1'i doğrudan bir hak kaynağı olarak göstermek; oysa hak, hakkı düzenleyen özel maddeden doğar.
  • Madde 1'deki genel amaç ifadesinden belirli bir sigorta kolu için oran, süre veya tutar çıkarmaya çalışmak.
  • Genel sağlık sigortası ile sosyal sigortaları aynı şartlara bağlı saymak; her birinin kendi hükümleri vardır.
  • Madde 1'i sigortalılık kapsamını belirleyen bir hüküm sanmak; kapsam m.4 ve ilgili maddelerle belirlenir.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Mahkemeler ve Danıştay, 5510 sayılı Kanun'un 1. maddesini kanunun amacını gösteren genel çerçeve hükmü olarak anmakta, somut uyuşmazlığın çözümünü ise ilgili özel maddelere dayandırmaktadır. (Danıştay 15. Daire Başkanlığı, 2014/6792 E., 2018/6466 K., 26.09.2018; Danıştay 15. Daire Başkanlığı, 2013/8367 E., 2018/1190 K., 06.02.2018)
  • Yargı kararlarında madde 1 yalnızca kanunun genel amacını hatırlatmak için kullanılmakta, tek başına talep ya da def'i dayanağı yapılmamaktadır. (Danıştay 15. Daire Başkanlığı, 2014/6792 E., 2018/6466 K., 26.09.2018; Danıştay 15. Daire Başkanlığı, 2013/8367 E., 2018/1190 K., 06.02.2018)

Nasıl ispat edilir?

  • Hak talep eden taraf, talebinin dayanağını madde 1 değil, hakkı doğuran özel maddeye ve o maddenin şartlarına dayandırmak zorundadır. Sigortalılık, prim ödemesi ve hizmet alımı gibi olguların ispat yükü bu tarafta bulunur.
  • Sigortalılık süreleri için işe giriş bildirgesi, SGK kayıtları ve prim belgeleri gibi yazılı deliller kullanılır; bu tür belgeler madde 1'in genel amacından daha belirleyicidir.
  • Karşı taraf prim ödemesinin yapıldığını veya sigortalılık koşulunun gerçekleşmediğini ileri sürerse, bu savunmayı kendisi ispatlamak zorundadır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 5510 m.4: Sigortalı sayılan kişileri belirler; madde 1'in koruduğu kişilerin kimler olduğunu gösterir.
  • 5510 m.63: Genel sağlık sigortası kapsamındaki sağlık hizmetlerinin yöntem, tür ve kullanım sürelerini düzenler; madde 1'deki finansman ve karşılanma yöntemlerinin ayrıntısıdır.
  • 5510 m.64: Kurum tarafından karşılanmayacak sağlık hizmetlerini sayar; madde 1'deki hak sınırlarını gösterir.
  • 5510 m.80: Prim ödeme yükümlülüğünü ve gecikme sonuçlarını düzenler; finansman yönteminin uygulama hükmüdür.

Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu m.2 — Kapsam

5510 sayılı Kanun m.2, kanunun kimlere uygulanacağını belirler: sosyal sigortalardan ve genel sağlık sigortasından yararlanacak kişiler, işverenler, sağlık hizmeti sunucuları, kanunun uygulanması bakımından gerçek kişiler ile her türlü kamu ve özel hukuk tüzel kişileri ve tüzel kişiliği olmayan diğer kurum ve kuruluşlar bu kapsamda sayılır. Kanunun kişi kapsamını belirleyen bir tanımlama maddesidir; sigortalılık koşulları, prim yükümlülüğü ve sağlık hizmetlerinin içeriği bu maddede düzenlenmez. Sigortalı sayılma halleri (m.4), zorunlu sigortalılık (m.92), isteğe bağlı sigortalılık (m.50) ve sağlık hizmetlerinden yararlanma şartları (m.60 ve devamı) başka maddelerde düzenlenir. Maddenin yabancılar, yurt dışı çalışanlar ve sosyal güvenlik sözleşmesi ülkeleri bakımından özel bir kural getirmediği de bu kapsamda değerlendirilir.

Kapsam: hangi kavramlar bilinmeli?

Sosyal sigortalar
Kanunun kısa ve uzun vadeli sigorta kollarını ve bunlara bağlı hak ve yükümlülükleri ifade eden sigorta türüdür. Madde bu sigortalardan yararlanacak kişileri sayar ve kişi kapsamını belirler.
Genel sağlık sigortası
Sağlık hizmetlerinden yararlanmayı sağlayan, sosyal sigortalardan ayrı olarak düzenlenen sigorta koludur. Madde, bu sigortadan yararlanacak kişileri de kapsam dışı bırakmadan sayar.
Sağlık hizmeti sunucusu
Kanunun uygulanması bakımından sağlık hizmeti veren ve bu kanun kapsamında yer alan kuruluşlardır. Maddede ayrı bir kişi kategorisi olarak sayılır.
Tüzel kişiliği olmayan kurum ve kuruluş
Tüzel kişilik kazanmamış olmakla birlikte kanunun uygulanması bakımından kişi olarak kabul edilen topluluklardır. Kanun kapsamında ayrıca anılmıştır.

Kapsam: hangi şartlar aranır?

  • Kişinin sosyal sigortalardan veya genel sağlık sigortasından yararlanacak kişiler arasında yer alması gerekir; yararlanma hakkı ancak bu kanunun diğer hükümlerinde öngörülen şartların ayrıca gerçekleşmesiyle doğar.
  • Kişinin işveren, sağlık hizmeti sunucusu, gerçek kişi, kamu veya özel hukuk tüzel kişisi ya da tüzel kişiliği olmayan kurum ve kuruluş sıfatlarından birini taşıması gerekir.
  • Bu kanunun uygulanması bakımından ilgili kişinin kanuna tabi olduğunun kabul edilmesi gerekir; bu kabul için kanunun diğer maddelerindeki koşullar, örneğin sigortalılık veya işverenlik ilişkisi, ayrıca aranır.

Kapsam: hangi sonuçları doğurur?

  • Maddede sayılan kişi ve kuruluşlar bu kanunun uygulanması bakımından kanuna tabidir.
  • Kişinin kanun kapsamında sayılması, tek başına sigortalılık, prim ödeme veya sağlık hizmetinden yararlanma hakkı doğurmaz; bu sonuçlar ilgili maddelerdeki koşulların ayrıca gerçekleşmesine bağlıdır.
  • Madde kapsam dışı bırakılan kişi kategorisi içermez; kanunun kapsamına girmeyen kişiler başka maddelerde (ör. m.4 sigortalılık tanımı) belirlenir.

Sigortalı / işveren / sağlık hizmeti sunucusu: fark nedir?

Sosyal sigortalardan ve genel sağlık sigortasından yararlanan kişiler ile bu hakların karşılığı olan prim ve sağlık hizmeti ilişkisinde yer alan taraflardır.

Kanunun uygulanması bakımından gerçek kişi ya da tüzel kişi olarak kanuna bağlanan diğer kuruluşlardır.

Madde her iki grubu da kanunun kapsamında sayar; ancak kişinin hangi sıfatla kanuna tabi olduğu, hangi maddenin uygulanacağını belirler.

Tüzel kişilik ile tüzel kişiliği olmayan kuruluş arasındaki fark nedir?

Tüzel kişi olarak kamu veya özel hukuk tüzel kişileri kanuna tabidir.

Tüzel kişiliği olmayan diğer kurum ve kuruluşlar da kanunun uygulanması bakımından kapsama alınmıştır.

Tüzel kişiliğe sahip olmayan bir kuruluşun da kanun yükümlülüklerine tabi tutulabilmesi için ayrıca bir kişi sayılması gerekmez; madde bu kuruluşları açıkça kapsar.

Kapsam: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Maddeyi tek başına sigortalılık ya da sağlık hizmetinden yararlanma hakkı veren bir hüküm gibi okumak; bu haklar için m.4, m.50, m.60 ve m.92 ayrıca incelenmelidir.
  • Tüzel kişiliği olmayan kuruluşları kapsam dışında saymak; madde bu kuruluşları açıkça kapsamaktadır.
  • Kanunun uygulanması bakımından gerçek kişi ile tüzel kişi ayrımını gözden kaçırarak kişi kategorilerini karıştırmak.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Genel sağlık sigortası işlemlerine ilişkin uyuşmazlıklarda kanun ve bu kanuna dayanılarak çıkarılan tebliğ ve yönetmelik hükümlerinin birlikte değerlendirildiği kabul edilmektedir. (Danıştay 15. Daire Başkanlığı, 2014/6792 E., 2018/6466 K., 26.09.2018; Danıştay 15. Daire Başkanlığı, 2016/5381 E., 2018/5618 K., 06.06.2018)
  • Sağlık hizmeti sunucularının basamaklandırılmasının, kanuna dayanılarak çıkarılan tebliğlerle ayrıntılandırıldığı ve bu düzenlemelerin idari yargı önünde denetlendiği kabul edilmektedir. (Danıştay 15. Daire Başkanlığı, 2016/7615 E., 2018/3263 K., 03.04.2018)
  • Bir sosyal güvenlik işlemine ilişkin uyuşmazlığın hangi yargı yolunda çözüleceği, kişinin kanun kapsamında sayılması ve işlemin niteliği birlikte değerlendirilerek belirlenmektedir. (İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, 2019/1626 E., 2022/1651 K., 10.11.2022)

Nasıl ispat edilir?

  • Kanunun kendi kapsamına girdiğini ileri süren taraf, kişinin m.2'de sayılan sıfatlardan birini taşıdığını ispat etmelidir; bu sıfat çoğunlukla sicil kayıtları, işe giriş bildirgesi veya tüzel kişilik belgeleriyle gösterilir.
  • Sigortalılık ya da genel sağlık sigortalılığı iddiası bakımından kişinin sigortalı olduğunu gösteren belgeler (işe giriş bildirgesi, sigorta kayıtları) asıl delildir; karşı taraf bu belgelerin kapsam dışı kalan bir çalışma ilişkisini gösterdiğini ileri sürerse bunu ispatlamak zorundadır.
  • Tüzel kişiliği olmayan bir kuruluşun kanun kapsamında yer aldığını iddia eden taraf, bu kuruluşun faaliyet ve organizasyonunu gösteren belgeler sunmalıdır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 5510 sayılı Kanun m.4: Sosyal sigortalılığın kimlere uygulanacağını ayrıntılı belirler; m.2'deki kişi kategorilerinin hangilerinin sigortalı sayılacağını tamamlar.
  • 5510 sayılı Kanun m.50: İsteğe bağlı sigortalılığın şartlarını düzenler; m.2 kapsamındaki kişilerin bu yolla kanuna tabi olabilmelerini sağlar.
  • 5510 sayılı Kanun m.60: Genel sağlık sigortalısı sayılacak kişileri belirler; m.2'de sayılan genel sağlık sigortasından yararlanacak kişilerin ayrıntısını verir.
  • 5510 sayılı Kanun m.92: Kısa ve uzun vadeli sigorta kollarının yanı sıra genel sağlık sigortasına dahil olan kişilerin sigortalı olmasını zorunlu kılar.

Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu m.3 — Tanımlar

5510 sayılı Kanun m.3, kanunun uygulamasında kullanılan temel kavramların tanımlarını verir: kurumlar (Bakanlık, Kurum), sigorta kolları (kısa ve uzun vadeli), sigortalı, hak sahibi, bakmakla yükümlü olunan kişi, genel sağlık sigortası, hizmet akdi, ücret, ay ve yıl, gelir, aylık, tarımsal faaliyet, Kurum Sağlık Kurulu, kamu idareleri, sağlık hizmeti, katılım payı, uluslararası koruma statüsü, peşin sermaye değeri, güncelleme katsayısı ve vazife malûllüğü gibi kavramları düzenler. Madde, tanımlanan kavramların kime ve hangi ölçüde uygulanacağını belirler; özellikle bakmakla yükümlü olunan kişi ve genel sağlık sigortalısı bakımından tanım ile fıkra sonundaki ek hüküm birlikte okunur. Maddenin kendisi prim oranı, sigortalılığın doğma koşulu, yardım ve hizmetin şartlarını ayrıntılı düzenlemez; bunlar (m.4, m.5, m.60, m.63, m.67) gibi ilgili maddelerde yer alır. Sigortalılığın başlangıcı ve çalışma koşulları da m.4 ve m.5 ile belirlenir.

Tanımlar: hangi kavramlar bilinmeli?

Sigortalı
Kısa ve/veya uzun vadeli sigorta kolları bakımından adına prim ödenmesi gereken veya kendi adına prim ödemesi gereken kişidir. Sigortalılık statüsü, kişinin adına prim ödenmesi ya da kendi adına prim ödemesi yükümlülüğüne bağlanmıştır.
Hak sahibi
Sigortalının ölümü veya sürekli iş göremezlik geliri ya da malûllük, vazife malûllüğü veya yaşlılık aylığı alan kişinin ölümü halinde gelir, aylık ya da toptan ödeme almaya hak kazanan eş, çocuk, ana ve babadır.
Bakmakla yükümlü olduğu kişi
Genel sağlık sigortalısının, kendi sigortalılığı nedeniyle gelir veya aylık bağlanmamış olan eşi, belirli yaş ve koşullardaki çocukları ile Kurumca belirlenen kriterlere göre geçimi sağlanan ana ve babasıdır. Çocuklar bakımından yaş sınırı, öğrenim durumuna ve malûllük tespitine göre değişir.
Genel sağlık sigortası
Kişilerin öncelikle sağlıklarının korunmasını, sağlık riskleri ile karşılaşmaları halinde ise oluşan harcamaların finansmanını sağlayan sigortadır. Tanım, sağlık hizmetinin finansmanını hedefler; sağlık hizmetinin kapsamı başka maddelerde belirlenir.
Ücret
m.4 birinci fıkra (a) ve (c) bentleri kapsamındaki sigortalılara saatlik, günlük, haftalık, aylık veya yıllık olarak parayla ödenen, süreklilik niteliği taşıyan brüt tutardır. Tanım, sürekli niteliği olmayan ödemeleri kapsam dışında bırakır.
Ay ve yıl
Prim ve ücret hesabında kullanılan özel dönemlerdir. Ay, ücretin her ayın 15'inde ödendiği sigortalılar bakımından ayın 15'inden ertesi ayın 15'ine kadar, diğerleri bakımından ayın 1'inden sonuna kadar geçen ve otuz gün sayılan süredir. Yıl ise otuz gün ay kabul edilerek 360 gün sayılır.
Güncelleme katsayısı
Her yılın Aralık ayına göre TÜİK tarafından açıklanan en son temel yıllık tüketici fiyatları genel indeksindeki değişim oranının yüzde yüzü ile sabit fiyatlarla gayri safi yurtiçi hasıla gelişme hızının yüzde otuzunun toplamına 1 tam sayısının eklenmesiyle bulunan değerdir. Eksi çıkan oranlar fıkra hükmü gereği sıfır alınır.
Kamu idareleri
5018 sayılı Kanunun 3. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendindeki kamu idareleri ve kamu iktisadi teşebbüsleri ile bunların bağlı kurum ve kuruluşlarıdır. Ortaklık ve işletmeler, ödenmiş sermayenin yüzde ellisinden fazlasına sahip olunması ve Türk Ticaret Kanununa tabi olmamaları koşuluyla bu kapsama girer.

Tanımlar: hangi şartlar aranır?

  • Bir kişinin sigortalı sayılabilmesi için adına prim ödenmesi gereken ya da kendi adına prim ödemesi gereken konumda bulunması gerekir.
  • Bir kişinin bakmakla yükümlü olduğu kişi sayılabilmesi için genel sağlık sigortalısı olan bir kişinin yakını bulunması ve bu kişinin sigortalı sayılmaması, isteğe bağlı sigortalı olmaması ya da kendi sigortalılığı nedeniyle gelir veya aylık bağlanmamış olması gerekir.
  • Eş dışındaki çocuklar bakımından yaş sınırı aşılmamış olmalı ve evlenmemiş bulunmalıdır; öğrenim türüne göre 18, 20 veya 25 yaş sınırı uygulanır.
  • Yaşına bakılmaksızın 5510 sayılı Kanuna göre malûl olduğu tespit edilen evli olmayan çocuklar bakımından yaş sınırı aranmaz.
  • Ana ve baba bakımından, geçimin genel sağlık sigortalısı tarafından sağlandığının Kurumca belirlenen kriterlere göre tespit edilmiş olması gerekir.
  • Ay ve yıl hesabında, ücret ödeme tarihine ve sigortalı grubuna göre belirlenen dönem esas alınmalıdır; bu dönemler otuz gün ve 360 gün olarak değerlendirilir.
  • Ücret, süreklilik niteliği taşıyan brüt tutar olmalı ve parayla ödenmiş bulunmalıdır; m.4 birinci fıkra (a) ve (c) bentleri kapsamındaki sigortalılar bakımından bu tanım geçerlidir.
  • Ek fıkra kapsamında, kısmi süreli veya çağrı üzerine çalışanlar ile ay içinde otuz günden eksik prim ödeme günü bulunanlar, sigortalı çalışmama şartı dışındaki şartları taşımaları kaydıyla eksik günleri için bakmakla yükümlü kişi sayılır.

Tanımlar: hangi sonuçları doğurur?

  • Sigortalı, adına prim ödenmesi gereken ya da kendi adına prim ödeyen kişi olarak sigortalı sayılır.
  • Bakmakla yükümlü olunan kişiler, genel sağlık sigortalısının sağlık hizmetlerinden yararlanır; bu kişiler kendi adına sigortalı değilse bu statü ile sağlık hizmetine erişir.
  • Eş, bakmakla yükümlü olunan kişi kapsamında sayılır; ancak kendi sigortalılığı nedeniyle gelir veya aylık bağlanmışsa bu sıfat doğmaz.
  • Yaş sınırını aşan veya evlenen çocuk bakmakla yükümlü sayılmaz.
  • Malûl olduğu tespit edilen evli olmayan çocuk, yaşına bakılmaksızın bakmakla yükümlü sayılır.
  • Ana ve baba, geçimi genel sağlık sigortalısı tarafından sağlanıyorsa ve Kurumca belirlenen kriterleri karşılıyorsa bakmakla yükümlü sayılır.
  • Ek fıkraya göre, eksik gün sayısı bulunan kısmi süreli ve çağrı üzerine çalışanlar eksik günleri için bakmakla yükümlü kişi sayılır; bu hal sigortalı çalışmama şartı dışında diğer şartların varlığına bağlıdır.
  • Hak sahibi, sigortalının veya gelir-aylık alanın ölümü halinde ilgili gelir, aylık veya toptan ödemeye hak kazanır.

Sigortalı ile bakmakla yükümlü olunan kişi arasındaki fark nedir?

Sigortalı, adına prim ödenmesi veya kendi adına prim ödenmesi gereken kişidir ve kendi primi üzerinden haklar doğar.

Bakmakla yükümlü olunan kişi, genel sağlık sigortalısının yakınıdır ve kendi sigortalılığı bulunmadığında sağlık hizmetlerinden onun üzerinden yararlanır.

Sağlık hizmetine ilişkin haklar bakımından sigortalı ile bakmakla yükümlü olunan kişi ayrı tanımlanır; bakmakla yükümlü kişinin kendi adına bir sigortalılığı varsa bu sıfat kaybolur.

Eş, çocuk ve ana-baba ile hak sahibi ile bakmakla yükümlü kişi arasındaki fark nedir?

Hak sahibi, sigortalının veya gelir-aylık alan kişinin ölümü üzerine gelir, aylık ya da toptan ödeme hakkı kazanan kişidir.

Bakmakla yükümlü kişi, genel sağlık sigortalısının sağlık hizmetinden yararlanan yakınıdır.

Aynı aile üyesi iki farklı sıfatta bulunabilir; hangi sıfatın hangi hakka bağlandığı ilgili sigorta koluna göre ayrı değerlendirilir.

Yaş sınırı: Eğitim türüne göre çocuk ile malûl çocuk arasındaki fark nedir?

Öğrenim durumuna göre 18, 20 veya 25 yaşını doldurmamış ve evli olmayan çocuk, bakmakla yükümlü sayılır.

Bu Kanuna göre malûl olduğu tespit edilen evli olmayan çocuk, yaşına bakılmaksızın bakmakla yükümlü sayılır.

Malûl çocuk bakımından yaş sınırı aranmaz; diğer çocuklarda öğrenim türüne göre yaş sınırı uygulanır.

Genel ay ile sigortalı gruplarına göre ay (15'inden 15'ine ve ayın 1'inden sonuna) arasındaki fark nedir?

m.4 birinci fıkra (a) ve (c) bentleri kapsamındaki sigortalılar için ay, ayın 15'inden ertesi ayın 15'ine kadar süredir.

Diğer sigortalılar için ay, ayın 1'inden sonuna kadar süredir.

Prim ve ücret dönemi, sigortalının grubuna göre farklı başlar; her iki durumda da ay otuz gün sayılır.

Ücret ile gelir ve aylık arasındaki fark nedir?

Ücret, iş ilişkisinde süreklilik taşıyan ve brüt olarak ödenen tutardır.

Gelir, iş kazası veya meslek hastalığında; aylık ise malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortalarında yapılan sürekli ödemedir.

Sürekli ödeme hangi sigorta koluna bağlıysa o kolun terimi uygulanır; ücret tanımı gelir ve aylığa uygulanmaz.

Genel sağlık sigortalısı ile sigortalı (sağlık hizmeti bakımından) arasındaki fark nedir?

Genel sağlık sigortalısı m.60'ta sayılan kişilerdir.

Sigortalı, kısa veya uzun vadeli sigorta kollarından biri ya da birkaçı bakımından prim ödenmesi gereken kişidir.

Bir kişi her iki sıfatı birlikte taşıyabilir; ancak sağlık hizmetine ilişkin yükümlülükler genel sağlık sigortası statüsüne göre belirlenir.

Tanımlar: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Çocuğun yaşını hesaplarken öğrenim türüne göre 18, 20 ve 25 yaş sınırlarını karıştırmak; öğrenim durumu belgelenmeden en yüksek sınırı uygulamak.
  • Malûl olduğu tespit edilen çocuk için de yaş sınırı aramak; malûl çocuk bakımından yaş sınırı aranmaz.
  • Ay hesabında sigortalı grubunu gözetmeden her sigortalı için aynı dönemi uygulamak; m.4 birinci fıkra (a) ve (c) bentleri kapsamındakiler için dönem ayın 15'inden başlar.
  • Ücret tanımını sürekli olmayan ödemeleri de kapsayacak biçimde genişletmek.
  • Gelir ve aylık tanımlarını birbirine karıştırmak; gelir iş kazası ve meslek hastalığında, aylık ise malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortalarında sürekli ödemedir.
  • Kısmi süreli veya çağrı üzerine çalışanların eksik günlerini hesaba katmadan bakmakla yükümlü sayılmaması.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Hizmet akdi kavramının 818 sayılı Borçlar Kanunu ile iş mevzuatındaki iş sözleşmesini kapsadığı kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2015/2872 E., 2019/545 K., 09.05.2019; Hukuk Genel Kurulu, 2025/12 E., 2026/19 K., 21.01.2026; Hukuk Genel Kurulu, 2024/403 E., 2025/732 K., 19.11.2025; Hukuk Genel Kurulu, 2023/738 E., 2025/379 K., 18.06.2025; Hukuk Genel Kurulu, 2022/1252 E., 2024/72 K., 07.02.2024)
  • Genel sağlık sigortası tanımının, sağlık riskinin finansmanını hedefleyen koruyucu bir sigorta olduğu kabul edilmektedir. (Danıştay 15. Daire Başkanlığı, 2017/531 E., 2018/7148 K., 23.10.2018)

Nasıl ispat edilir?

  • Bakmakla yükümlü olunan kişi sıfatının varlığını iddia eden taraf, genel sağlık sigortalısıyla yakınlık ilişkisini nüfus kaydı gibi resmi belgeyle ispatlar.
  • Çocuğun öğrenim durumu, çıraklık veya meslekî eğitim halini ispat yükü, bu durumu öne süren tarafa aittir; belgeler okul kaydı, eğitim sözleşmesi ya da işletme belgesi olabilir.
  • Ana ve babanın geçiminin genel sağlık sigortalısı tarafından sağlandığını ispat yükü, bunu iddia eden tarafa aittir ve Kurumca belirlenen kriterlere göre değerlendirilir.
  • Kişinin kendi adına sigortalılığının veya gelir-aylık bağlanmasının bulunmadığını karşı taraf, Kurum kayıtlarıyla ortaya koyabilir.
  • Ücretin süreklilik niteliği ve brüt tutarı, bordro ve ödeme belgeleriyle ispatlanır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 5510 sayılı Kanun m.4: Sigortalı sayılan kişilerin kapsamını belirler; m.3 birinci fıkra (a) ve (c) bentlerine yapılan ücret ve ay tanımı bu kişiler bakımından uygulanır.
  • 5510 sayılı Kanun m.5: Yurt dışında çalışan ve Türk vatandaşlığına bağlı sigortalılığa ilişkin hükümleri içerir; bakmakla yükümlü kişi tanımı ile birlikte okunur.
  • 5510 sayılı Kanun m.60: Genel sağlık sigortalısı olarak sayılan kişileri belirler; m.3 birinci fıkra (9) bendinin tanımı bu maddeye bağlıdır.
  • 5510 sayılı Kanun m.63: Sağlık hizmeti tanımında finansmanı sağlanacak tıbbi ürün ve hizmetlerin belirlendiği maddedir.
  • 5510 sayılı Kanun m.47: Vazife malûllüğü tanımının içeriğini belirler.
  • 4857 sayılı İş Kanunu: Asgari ücret tanımında 16 yaşından büyük işçiler için belirlenen aylık brüt ücretin hangi kanuna göre belirleneceğini gösterir.

Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu m.4 — Sigortalı sayılanlar

Bu madde, 5510 sayılı Kanun'un kısa ve uzun vadeli sigorta kolları bakımından kimlerin sigortalı sayılacağını belirler. Birinci fıkranın (a) bendinde hizmet akdiyle çalışanlar, (b) bendinde muhtarlar ile bağımsız çalışanlar, (c) bendinde kamu idarelerinde çalışanların hangi hâllerde sigortalı sayılacağı düzenlenmiştir. Ayrıca (a), (b) ve (c) bentleri kapsamında sigortalı sayılanlara ilişkin özel hükümler (sendika yönetici, güzel sanat, yabancı uyruklu, jokey, öğrenci ve benzeri gruplar), okul süresinin sayılmayacağı hâl ve yönetmelikle düzenlemeye yetki verilmesi yer alır. Madde, sigortalı sayılan kişilerin prim ödeme yükümlülüğünü, prim oranlarını ve bildirim usulünü düzenlemez. Hizmet akdinde işverenin tanımı (m.4 dışında İş Kanunu'nda yer alır) ve sigortalılığın başlangıcı, bildirim yükümlülüğü (m.8 ve m.4'ün dışında) bu maddede yer almaz. Sigortalılığın zorunlu olduğuna ilişkin yükümlülük (m.92) ile isteğe bağlı sigorta (m.50) ayrı maddelerdedir. Kapsam dışı tutulanlar (m.6) ve sigortalılık hallerinin çakışması (m.53) da bu maddenin dışındadır.

Sigortalı sayılanlar: hangi kavramlar bilinmeli?

Hizmet akdi ile çalışan sigortalı
Bir veya birden fazla işveren tarafından, hizmet akdine dayanarak çalıştırılan kişidir. Bağımlılık ilişkisi bu statünün temel ölçütüdür; bağımsız çalışma bu bentte yer almaz.
Bağımsız çalışan sigortalı
Hizmet akdine bağlı olmaksızın kendi adına ve hesabına çalışan kişidir. Bu kapsamda sayılabilmek için gelir vergisi mükellefiyeti, esnaf ve sanatkâr siciline kayıt, anonim şirket yönetim kurulu üyeliği veya tarımsal faaliyet gibi ayrıca belirlenmiş bir ölçüte bağlanmak gerekir.
Kamu idaresinde sigortalılık
Kamu idarelerinde, ilgili kanunlarında sigortalı olması öngörülmemiş ancak sürekli ya da sözleşmeli olarak çalışan ve açıkta vekil atanan kişilerin, bu madde kapsamında sigortalı sayılmasıdır. Bu sayılma, birinci fıkranın (a) ve (b) bentlerine tabi olmayanlar için geçerlidir.
Sigortalılık statüsü
Bir kişinin hangi bent uyarınca sigortalı sayıldığını gösteren hukuki niteliktir. Hangi sigorta kolundan yararlanılacağı bu statüye bağlıdır; birden fazla statünün aynı anda bulunması durumunda ise m.53 devreye girer.
Yönetmelikle düzenleme yetkisi
Maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esasların Kurum tarafından çıkarılacak yönetmelikle belirlenmesidir. Yönetmelik, kanunda öngörülmeyen yeni bir sigortalılık hâli yaratamaz.

Sigortalı sayılanlar: hangi şartlar aranır?

  • Kişinin bir veya birden fazla işveren tarafından hizmet akdiyle çalıştırılıyor olması ya da hizmet akdine bağlı olmaksızın kendi adına ve hesabına bağımsız çalışıyor olması gerekir (birinci fıkra (a) ve (b) bentleri).
  • Bağımsız çalışanın sigortalılığı için gelir vergisi mükellefiyeti, esnaf ve sanatkâr siciline kayıt, yönetim kurulu üyeliği ya da tarımsal faaliyet gibi bentte sayılan ölçütlerden birinin bulunması gerekir.
  • Kamu idaresinde çalışanın sigortalılığı için ilgili kanununda sigortalı olması öngörülmemiş olmak ve sürekli, sözleşmeli ya da açıktan vekil atanmış olarak çalışıyor olmak gerekir (birinci fıkra (c) bendi).
  • Birinci fıkranın (a) ve (b) bentlerine tabi olmayan kamu çalışanının (c) bendi kapsamında sayılabilmesi için bu bentlerdeki koşulların birlikte aranmaz olması gerekir.
  • Okul öğrencilerinin, askeri ve polis okulu mensuplarının ya da eğitim adaylarının sigortalılığı için ikinci fıkrada sayılan özel hükümlerin koşullarının gerçekleşmiş olması gerekir.
  • Dördüncü fıkranın (d), (e) ve (f) bentlerindeki okulların tamamlanmamış olması ya da görev başlanmadan ayrılınması hâlinde okul süresi sigortalılık süresinden sayılmaz; bu hâlde sigortalılık koşulu yerine gelmiş sayılmaz.

Sigortalı sayılanlar: hangi sonuçları doğurur?

  • Hizmet akdiyle çalışan kişi, birinci fıkranın (a) bendi uyarınca sigortalı sayılır ve kısa ile uzun vadeli sigorta kollarından yararlanır.
  • Gelir vergisi mükellefi, esnaf ve sanatkâr siciline kayıtlı ya da tarımsal faaliyette bulunan bağımsız çalışan, (b) bendi uyarınca sigortalı sayılır.
  • Kamu idaresinde (c) bendi kapsamında sigortalı sayılan kişiler için kısa vadeli sigorta kolları uygulanmaz; uzun vadeli sigorta kolları uygulanır.
  • Okulu tamamlamadan ayrılan ya da okulu tamamlayıp göreve başlamadan ayrılan kişinin okul süresi sigortalılık süresinden sayılmaz.
  • Yabancı uyruklu kişi hizmet akdiyle çalışıyorsa sigortalı sayılır; mütekabiliyet esasına dayalı uluslararası sosyal güvenlik sözleşmesi yapılmış ülke uyruğundakiler bu hükmün dışındadır.
  • Madde metninde açıkça belirtilen usul ve esaslar Kurum tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.

Hizmet akdi ile bağımsız çalışma arasındaki fark nedir?

(a) bendine göre hizmet akdiyle bir veya birden fazla işveren adına çalışan kişi bağımlıdır ve sigortalılığı işveren ilişkisinden doğar.

(b) bendine göre hizmet akdi olmaksızın kendi adına ve hesabına çalışan kişi, vergi, esnaf sicili veya tarım gibi ölçütlerle sigortalı sayılır.

İki statünün koşulları ayrıdır; aynı kişi ikisine birden tabi olabilir ve bu durumda m.53 hükümleri uygulanır.

Genel kural ile kamu idaresi çalışanları arasındaki fark nedir?

(a) ve (b) bentlerine tabi olan kişi, genel kuralla sigortalıdır.

(c) bendi, (a) ve (b) bentlerine tabi olmayan ve ilgili kanununda sigortalılık öngörülmeyen kamu çalışanlarını kapsar.

Kamu çalışanı, yalnız (a) ve (b) bentlerinin dışında kaldığında (c) bendiyle sigortalı sayılır.

Kısa vadeli sigorta kolları ile (c) bendi kapsamındakiler arasındaki fark nedir?

(a) ve (b) bentlerinde sayılanlar kısa vadeli sigorta kollarından yararlanır.

(c) bendi kapsamında sigortalı sayılanlara kısa vadeli sigorta kolları, bu kapsamda oldukları sürece uygulanmaz.

Kamu çalışanı olarak (c) bendiyle sigortalı olan kişi kısa vadeli sigorta kollarından yararlanamaz; uzun vadeli kollardan yararlanır.

Okulu tamamlayan ile tamamlamayan öğrenci arasındaki fark nedir?

Dördüncü fıkranın (d), (e) ve (f) bentlerindeki okulu tamamlayıp göreve başlayan kişinin okul süresi sigortalılıktan sayılır.

Okulu tamamlamadan ayrılan ya da tamamladığı hâlde göreve başlamadan ayrılan kişinin okul süresi sigortalılıktan sayılmaz.

Okul süresi, yalnız okulun tamamlanıp göreve başlandığı hâllerde sigortalılık süresine dahil edilir.

Sigortalı sayılanlar: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Kamu idaresi çalışanını genel kuralla hizmet akdi çalışanı saymak; oysa birinci fıkranın (c) bendi bu kişiler için ayrı koşullar koyar ve (a) ile (b) bentlerine tabi olmayanlar için geçerlidir.
  • Hizmet akdi aranırken yalnız ücret ödemesine bakmak; bağımlılık ilişkisinin varlığı ayrıca değerlendirilmelidir.
  • Bağımsız çalışanı sigortalı saymak için vergi mükellefiyeti ya da esnaf sicili gibi ölçütün aranmaması; bu ölçütler bentte sınırlayıcı olarak sayılmıştır.
  • Okul süresinin, okulu tamamlanmadan ayrılan öğrenci için de sigortalılık süresine eklenmesi; bu süre sayılmaz.
  • (c) bendi kapsamında olan kişiye kısa vadeli sigorta kollarını uygulamak; bu kapsamda oldukları sürece kısa vadeli kollar uygulanmaz.
  • Yönetmelikle yeni bir sigortalılık statüsü yaratılabileceğini varsaymak; yönetmelik yalnız usul ve esasları düzenler.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Hizmet akdi ile bağımlı çalışmanın varlığı, sigortalılık tespitinde ana ölçüt olarak alınmakta ve iddia edilen hizmet ilişkisinin tanık beyanı ile desteklenip desteklenmediği değerlendirilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2025/12 E., 2026/19 K., 21.01.2026)
  • Bağımsız çalışma iddiasında, vergi mükellefiyet kaydı ve ticari defter kayıtlarının bulunup bulunmadığı, sigortalılık statüsünün belirlenmesinde önemli kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2024/403 E., 2025/732 K., 19.11.2025)
  • Emekli olup kamu sektöründe 4/1-a kapsamında çalışanların sigortalılığı, bu madde çerçevesinde ayrıca değerlendirilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2025/23 E., 2026/116 K., 25.02.2026)
  • Sigortalılık statüsünün (a) bendi kapsamında kabulünde, çalışmanın somut koşulları ve ücret ödemesinin birlikte incelenmesi gerektiği kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2024/202 E., 2025/1 K., 05.02.2025)
  • Geçmiş dönemde 4/1-b kapsamındaki çalışmaların sigortalılık süresine etkisi, birden fazla statünün varlığı hâlinde süre hesabı yapılarak belirlenmektedir. (Genel Kurul, 2019/41241 E., 25.02.2025; Hukuk Genel Kurulu, 2023/666 E., 2024/578 K., 27.11.2024)

Nasıl ispat edilir?

  • Sigortalılık iddiasını ileri süren kişi, hizmet akdinin varlığını ya da bağımsız çalışmanın koşullarını ispatlamakla yükümlüdür.
  • Hizmet akdi, bordro, banka kaydı, işe giriş bildirgesi ve tanık beyanı gibi delillerle ispatlanabilir; yazılı kayıt ile tanık beyanı çelişirse yazılı kaydın öncelikli değerlendirildiği uygulamada görülmektedir.
  • Bağımsız çalışma iddiasında vergi mükellefiyet kaydı, esnaf sicil kaydı, ticari defter ve fatura bulunması aranır; bu belgelerin yokluğu, bağımsız çalışmanın varlığını zayıflatır.
  • Kurum, sigortalılığı ileri sürülen kişinin ilgili bent kapsamına girmediğini ileri sürerse bu savunmasını kendisi ispatlamakla yükümlüdür.
  • Kamu idaresi çalışanlarında ilgili kanununun sigortalılık öngörüp öngörmediği, atama ve sözleşme belgeleriyle ispatlanır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 5510 sayılı Kanun m.6: Kapsam dışında tutulan kişileri, özellikle yurt dışında kurulu kuruluş adına Türkiye'ye gönderilen ve yabancı ülke sosyal güvenliğine tabi olanları düzenler; m.4'teki sigortalılık tanımının sınırını çizer.
  • 5510 sayılı Kanun m.50: Zorunlu sigortalılık statüsü bulunmayan kişilerin isteğe bağlı sigortaya girebilmesi için m.4'teki statülerle ilişkisini belirler.
  • 5510 sayılı Kanun m.53: Birinci fıkranın (a), (b) ve (c) bentlerindeki sigortalılık statülerinin çakışması hâlinde hangi statünün esas alınacağını düzenler.
  • 5510 sayılı Kanun m.92: Kısa ve uzun vadeli sigorta kolları ile genel sağlık sigortası kapsamındaki kişilerin sigortalı olmasının zorunlu olduğunu belirtir; m.4'teki statüleri zorunlu hâle getirir.
  • 5510 sayılı Kanun m.8: Vergi kaydı bulunan sürelere ilişkin borçlanma durumunu düzenler; bağımsız çalışanın sigortalılığı ile ilişkili bir sonuç doğurur.

Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu m.5 — Bazı sigorta kollarının uygulanacağı sigortalılar

5510 sayılı Kanun m.5, kısa ve uzun vadeli sigorta kollarından hangisinin hangi kişiler bakımından uygulanacağını bendler halinde düzenler. Bu kapsamda ceza infaz kurumlarında çalıştırılan hükümlü ve tutuklular (a), meslek eğitimi ve staj gören öğrenci ve aday çırak ile bursiyer ve kısmi zamanlı öğrenciler (b), harp ve vazife malulleri (c), Türkiye İş Kurumu eğitimine katılan kursiyerler (e) ve sosyal güvenlik sözleşmesi olmayan ülkelere götürülen Türk işçileri (g) yönünden sigorta kollarını belirler. Kişilerin 4 üncü maddeye göre hangi sigortalılık statüsüne girdiğini, sigortalılığın başlangıcını ve işveren yükümlülüklerini madde kendisi belirlemez. Maddenin 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a), (b) ve (c) bentlerindeki sigortalılık statülerinin tanımını ve kapsamını düzenlemediği (m.4), isteğe bağlı sigortanın koşullarının düzenlemediği (m.50), prim ödeme yükümlülüğü ile prim esaslarının düzenlemediği (m.80 ve m.82) ve sigortalılık hallerinin çakışması durumunun düzenlemediği (m.53) hususu yalnızca atıfla bağlanır.

Bazı sigorta kollarının uygulanacağı sigortalılar: hangi kavramlar bilinmeli?

Kısa vadeli sigorta kolları
Hastalık, analık, iş kazası ve meslek hastalığı gibi geçici nitelikteki risklere karşı sağlanan sigorta kollarıdır. Madde, bu kolların hangi kişiler bakımından uygulanacağını belirler; kolların içeriği bu maddede tanımlanmaz.
Uzun vadeli sigorta kolları
Malullük, yaşlılık ve ölüm risklerine karşı sağlanan sigorta kollarıdır. Madde, bu kolun hangi kişilere uygulanmadığını ya da yalnızca isteğe bağlı olarak uygulanacağını da belirler.
Sigortalılık statüsü (4/1-a, 4/1-b, 4/1-c)
Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasındaki sigortalı sayılma bentleridir. Madde 5, kişilerin hangi bende göre sigortalı sayılacağını bu bentlere atıfla belirler.
Harp malulü ve vazife malullüğü aylığı
2330 sayılı Kanun veya 5434 sayılı Kanunun 56 ncı maddesi uyarınca aylık bağlanmış malulleri ifade eder. Bu kişilerin aylığı, sigortalı olarak çalışmaya başlamaları hâlinde (c) bendi kapsamında kesilmez.
İsteğe bağlı sigorta
Kişinin prim ödeyerek uzun vadeli sigorta kollarına ve genel sağlık sigortasına tabi olmasını sağlayan sigortadır. Bu maddede yalnızca (c) ve (g) bentlerinde, belirli hâllerde uygulanabileceği belirtilir.
Mesleki eğitim ve staj öğrencisi
Bendin (b) fıkrasında sayılan; aday çırak, çırak, işletmede meslekî eğitim gören öğrenci, staja tabi öğrenci, tamamlayıcı veya alan eğitimi gören öğrenci, bursiyer ve kısmi zamanlı çalışan öğrencilerdir. Kısmi zamanlı çalışan öğrenciler için aylık prime esas kazanç, günlük prime esas kazanç alt sınırının otuz katını aşmamalıdır.
Günlük prime esas kazanç alt sınırının otuz katı
(b) bendindeki öğrencilerde iş kazası ve meslek hastalığı sigortasının uygulanabilmesi için aranan üst eşiktir. Eşik, m.82 uyarınca belirlenen günlük alt sınırın otuz katıdır.

Bazı sigorta kollarının uygulanacağı sigortalılar: hangi şartlar aranır?

  • Ceza infaz kurumları ile tutukevleri bünyesindeki tesis, atölye veya benzeri ünitelerde hizmet akdi olmaksızın çalıştırılan hükümlü ve tutuklu olunmalıdır (a bendi).
  • (a) bendindeki kişilere yalnızca iş kazası ve meslek hastalığı ile analık sigortası uygulanır ve bunlar 4/1-a kapsamında sigortalı sayılır.
  • (b) bendi kapsamındaki öğrenci veya çırak, 3308 sayılı Kanun, staj, tamamlayıcı veya alan eğitimi ya da 2547 sayılı Kanunun 46 ncı maddesi kapsamında bulunmalıdır.
  • Kısmi zamanlı çalıştırılan öğrencilerde aylık prime esas kazanç, günlük alt sınırın otuz katını aşmamalıdır; aşarsa (b) bendi uygulanmaz.
  • (b) bendinde sayılanlar için iş kazası ve meslek hastalığı sigortası uygulanır; bakmakla yükümlü olunmayanlar hakkında ayrıca genel sağlık sigortası hükümleri de uygulanır.
  • (c) bendi uygulamasında, 2330 sayılı Kanun veya 5434 sayılı Kanunun 56 ncı maddesine göre vazife malullüğü aylığı bağlanmış olunmalıdır.
  • (c) bendinde malulün 4/1-a, b veya c kapsamında sigortalı olarak çalışmaya başlaması aylığın kesilmemesi için yeterlidir; aylık kesilmeksizin (c) bendi çalışanlarına uzun vadeli kollar, (a) ve (b) bendi çalışanlarına iş kazası ve meslek hastalığı sigortası uygulanır.
  • (c) bendinde uzun vadeli sigorta kollarına tabi olmak isteyen malul, bu isteğini Kuruma bildirmelidir; uygulama istek tarihini izleyen ayın başından itibaren başlar.
  • (e) bendinde Türkiye İş Kurumu tarafından düzenlenen meslek edindirme, geliştirme ve değiştirme eğitimine katılım bulunmalıdır; bu kursiyerler için iş kazası ve meslek hastalığı sigortası ile genel sağlık sigortası uygulanır.
  • (g) bendinde sosyal güvenlik sözleşmesi olmayan ülkede, yurt dışındaki işyerinde çalıştırılmak üzere işverenlerce götürülen Türk işçisi olunmalıdır; bu işçiler için kısa vadeli sigorta kolları ile genel sağlık sigortası uygulanır.
  • (g) bendinde uzun vadeli kollara tabi olmak isteyen işçi için 50 nci maddenin ikinci fıkrasındaki Türkiye'de yasal ikamet şartı aranmaz, (a) bendindeki diğer şartlar da aranmaz; bu hâlde isteğe bağlı sigorta hükümleri uygulanır.

Bazı sigorta kollarının uygulanacağı sigortalılar: hangi sonuçları doğurur?

  • (a) bendindeki hükümlü ve tutuklular hakkında iş kazası ve meslek hastalığı ile analık sigortası uygulanır ve 4/1-a kapsamında sigortalı sayılırlar.
  • (b) bendindeki öğrenci ve çıraklar hakkında iş kazası ve meslek hastalığı sigortası uygulanır; bakmakla yükümlü olunmayanlar için ayrıca genel sağlık sigortası uygulanır.
  • (b) bendindeki öğrenciler, aylık kazancı otuz kat sınırını aşarsa bu bentten yararlanamaz.
  • (c) bendindeki aylığı kesilmeksizin çalışan malul, 4/1-c kapsamında çalışırsa uzun vadeli kollara tabi olur; 4/1-a veya b kapsamında çalışırsa iş kazası ve meslek hastalığı sigortasına tabi olur.
  • (c) bendi kapsamındaki malullerden genel sağlık sigortası primi alınmaz.
  • (e) bendindeki kursiyerler için iş kazası ve meslek hastalığı ile genel sağlık sigortası uygulanır; bunlar için Türkiye İş Kurumu prim ödeme yükümlüsüdür ancak bu Kanun kapsamında işyeri ve işveren sayılmaz.
  • (g) bendindeki işçiler için kısa vadeli kollar ile genel sağlık sigortası uygulanır; uzun vadeli kollara isteğe bağlı olarak tabi olabilirler ve bu sürede ödenen isteğe bağlı primler 4/1-a kapsamında sigortalılık sayılır.
  • Madde, sigortalı sayılan kişilerin tümü için aynı sigorta kollarını uygulamaz; her grup için ayrı kollar ve prim rejimi öngörür.

Hükümlü-tutuklu çalışanı (a) ile hizmet akdiyle çalışan işçi arasındaki fark nedir?

(a) bendindeki kişiler hizmet akdi olmaksızın, infaz kurumu bünyesinde çalıştırılır.

Hizmet akdiyle çalışan işçi, m.4/1-a kapsamında doğrudan sigortalıdır ve tüm kollardan yararlanır.

(a) bendindekilere yalnızca iş kazası, meslek hastalığı ve analık sigortası uygulanır; hastalık ve uzun vadeli kollar uygulanmaz.

(b) bendi kapsamındaki öğrenci ile kısmi zamanlı öğrenci üst sınırı aşan arasındaki fark nedir?

Staj, çıraklık veya bursiyer gibi (b) bendinde sayılan öğrenciler, kazanç sınırı aranmaksızın bu bende girer.

2547 sayılı Kanunun 46 ncı maddesi kapsamında kısmi zamanlı çalışan öğrenci, aylık kazancı günlük alt sınırın otuz katını aşarsa bu bentten yararlanamaz.

Kazancı otuz katı aşan kısmi zamanlı öğrenci için (b) bendi uygulanmaz ve genel sigorta rejimine tabi olur; sınır altında kalan öğrenci için yalnızca iş kazası ve meslek hastalığı sigortası ile genel sağlık sigortası uygulanır.

(b) bendi ile genel sağlık sigortası arasındaki fark nedir?

(b) bendindeki öğrencilerden bakmakla yükümlü olunmayanlar hakkında ayrıca genel sağlık sigortası uygulanır.

Bakmakla yükümlü olunan öğrenciler için ise bu bende göre genel sağlık sigortası ayrıca uygulanmaz.

Prim yükümlülüğü, öğrencinin bakmakla yükümlü olunup olunmadığına göre değişir.

Harp / vazife malulü aylığı kesilmeyen (c) bendi / Aylığı kesilen malul: fark nedir?

Aylık bağlanmış malul, 4/1-a, b veya c kapsamında sigortalı olarak çalışmaya başlarsa aylığı kesilmez.

Aylığı bağlanmış malul, bu madde kapsamında kalmadığında aylığın kesilmesi genel hükümlere tabidir; bu durum madde metninde ayrıca düzenlenmemiştir.

(c) bendi kapsamındaki malul için aylık kesilmez ve uzun vadeli kollara ek olarak genel sağlık sigortası primi alınmaz.

(c) bendi çalışanı (uzun vadeli kollar) ile (a) ve (b) bendi çalışanı (malul) arasındaki fark nedir?

Aylığı kesilmeksizin 4/1-c kapsamında çalışan malulde uzun vadeli sigorta kolları uygulanır.

Aylığı kesilmeksizin 4/1-a veya b kapsamında çalışan malulde yalnızca iş kazası ve meslek hastalığı sigortası uygulanır.

Uzun vadeli kollardan yararlanma, çalışılan sigortalılık statüsüne göre ayrılır; (a) ve (b) bendi çalışanı malul isteğe bağlı olarak uzun vadeli kollara tabi olabilir.

(e) kursiyeri ile (g) yurt dışı işçisi arasındaki fark nedir?

Türkiye İş Kurumu eğitimindeki kursiyer, 4/1-a kapsamında sigortalı sayılır ve iş kazası, meslek hastalığı ile genel sağlık sigortası uygulanır.

Sosyal güvenlik sözleşmesi olmayan ülkede yurt dışında çalıştırılan Türk işçisi, 4/1-a kapsamında sigortalıdır ve kısa vadeli kollar ile genel sağlık sigortası uygulanır.

Kursiyerde uzun vadeli kollar uygulanmaz; (g) bendindeki işçi isteğe bağlı sigorta yoluyla uzun vadeli kollara tabi olabilir.

(g) bendi işçisi uzun vadeli kollar ile genel isteğe bağlı sigorta arasındaki fark nedir?

(g) bendi işçisi uzun vadeli kollara tabi olmak isterse, m.50/2 kapsamındaki Türkiye'de yasal ikamet şartı ve (a) bendindeki şartlar aranmaz.

Genel isteğe bağlı sigortada m.50 ikinci fıkradaki Türkiye'de yasal ikamet ve diğer şartlar aranır.

(g) bendi işçisi, ikamet şartı olmadan isteğe bağlı sigortaya girebilir.

Bazı sigorta kollarının uygulanacağı sigortalılar: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • (a) bendi hükümlüsünü hizmet akdiyle çalışan işçi gibi değerlendirip hastalık ve uzun vadeli sigorta kollarını uygulamak; bu kişilere yalnızca iş kazası, meslek hastalığı ve analık sigortası uygulanır.
  • (b) bendinde sayılan öğrencilerde otuz kat sınırını aylık kazanç yerine yanlış bir tutarla hesaplamak; sınır m.82 uyarınca belirlenen günlük alt sınırın otuz katıdır.
  • Her öğrenciyi (b) bendine bağlayıp kazanç sınırını yoksaymak; kısmi zamanlı çalıştırılan öğrenci sınırı aşarsa bu bentten yararlanamaz.
  • (c) bendinde aylığı kesilmeyen malulü, çalışma statüsüne bakmaksızın uzun vadeli sigorta kollarına tabi saymak; (a) ve (b) bendinde çalışanlar için yalnızca iş kazası ve meslek hastalığı sigortası uygulanır.
  • (c) bendi malullerinden genel sağlık sigortası primi almak; bu kişilerden genel sağlık sigortası primi alınmaz.
  • (g) bendi işçisinin isteğe bağlı sigorta için ikamet şartını aramak; bu bentte m.50/2 ikamet şartı ve (a) bendi şartları aranmaz.
  • Kursiyerleri işveren gibi değerlendirip prim yükümlülüğünü onlara yüklemek; Türkiye İş Kurumu prim ödeme yükümlüsüdür ve bu Kanun kapsamında işyeri ve işveren sayılmaz.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • (g) bendi kapsamındaki işçiler için yurt dışında iş kazası olarak kabul edilip edilmeyeceği, bu bentle birlikte m.10 hükümlerine göre ayrıca incelenir ve Kurumun kararı davalı işveren yönünden kendiliğinden sonuç doğurmaz. (Hukuk Genel Kurulu, 2024/276 E., 2025/347 K., 28.05.2025)
  • (g) bendinin ikinci kısmında yer alan isteğe bağlı sigorta yararlanması, Kanunun yürürlük tarihinden önceki dönem için de kapsamına alınarak değerlendirilmiştir. (Hukuk Genel Kurulu, 2017/2928 E., 2021/1211 K., 12.10.2021)
  • Kısa vadeli sigorta kollarının ödemesi, sigorta primini ödeyen işverenin Kurumun belirlediği tarihe kadar ödediği primlere dayanır ve bu prim, belirlenen alt ve üst sınır arasındaki değerle hesaplanır. (Hukuk Genel Kurulu, 2025/91 E., 2025/599 K., 08.10.2025)
  • Harp ve vazife malullerinin çalışmaları sırasında 506 sayılı Kanuna yapılan atıflar, 5510 sayılı Kanun kapsamında değerlendirilir. (Hukuk Genel Kurulu, 2023/1135 E., 2025/213 K., 09.04.2025)
  • Meslek hastalığı ve vazife malullüğü ile ilgili tespit taleplerinde yürürlükten kaldırılan mevzuatın 5510 sayılı Kanuna aykırı olmayan hükümleri uygulanır. (Hukuk Genel Kurulu, 2021/237 E., 2022/1758 K., 15.12.2022)

Nasıl ispat edilir?

  • Kısa vadeli sigorta kollarından yararlanma iddiasında, kişinin 5/a, b, c, e veya g bendi kapsamına girdiğini gösteren sigortalılık kaydı ve çalışma belgesi ispat aracıdır; ispat yükü bu hakkı ileri süren kişidedir.
  • (b) bendindeki öğrencinin aylık prime esas kazancının otuz kat sınırının altında kaldığı, bordro ve işveren bildirimi ile ispatlanır; ispat yükü bu şartı ileri süren tarafta olur.
  • (c) bendinde malulün aylık kesilmeksizin çalıştığını ispat yükü ileri süren malulündür; vazife malullüğü aylığının bağlandığını gösteren Kurum kararı ve çalışmaya ilişkin prim kaydı bu ispatı sağlar.
  • (g) bendinde yurt dışında çalıştırıldığı iddiası, işverenin yurt dışı görevlendirmesini ve çalışma yerini gösteren belgeler ile ispatlanır; bu iddiayı ileri süren ispat yükü taşır.
  • Yazılı kayıt ile tanık beyanı çelişirse sigortalılık kaydı ve prim bildirimi üstün delil olarak değerlendirilir.
  • İsteğe bağlı sigortaya giriş talebinin Kuruma bildirildiği tarih, uygulama başlangıcını belirler ve bu bildirimin yapıldığı, ilgili kişi tarafından ispat edilmelidir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 5510 sayılı Kanun m.4: Sigortalılık statülerini (4/1-a, b, c) belirler; m.5 bu bentlere atıfla hangi kolların uygulanacağını söyler.
  • 5510 sayılı Kanun m.50: İsteğe bağlı sigortanın koşullarını düzenler; m.5/g bendi bu hükme atıfla ikamet şartının aranmamasını belirler.
  • 5510 sayılı Kanun m.53: Sigortalılık hallerinin çakışması durumunda hangi bendin esas alınacağını belirler; m.5/c ile birlikte, çakışma hâlinde yapılacak işlemleri tamamlar.
  • 5510 sayılı Kanun m.82: Günlük prime esas kazanç alt sınırını belirler; m.5/b bendindeki otuz kat sınırının hesaplanmasında bu hükme bağlanır.
  • 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu m.46: Kısmi zamanlı çalıştırılan öğrencileri tanımlar; m.5/b bendi bu öğrencilere uygulanır.
  • 3308 sayılı Mesleki Eğitim Kanunu: Aday çırak ve çırak tanımını yapar; m.5/b bendindeki kapsamın belirlenmesinde kullanılır.
  • 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun: Vazife malullüğü aylığının kaynağıdır; m.5/c bendinde aylığın kesilmemesi bu aylığa bağlanır.

Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu m.6 — Sigortalı sayılmayanlar

5510 sayılı Kanun m.6, kısa ve uzun vadeli sigorta kolları bakımından sigortalı sayılmayacak kişileri sayar: aile içi ücretsiz çalışmalar, askerlik hizmetini er ve erbaş olarak yapanlar, yurt dışı kuruluş adına geçici işte çalışanlar, belirli öğrenciler, sağlık sunucularınca işe alıştırılan hasta ve malûller, 18 yaşını doldurmamış olanlar, tarım ve orman işlerinde süreksiz çalışanlar ile bazı bağımsız çalışanlar, yaşlılık aylığı alıp çalışanlar gibi istisnaların her biri. Kime uygulandığı, madde metnindeki her bendin kendi kişi grubudur; hükmün kapsamı 4. ve 5. maddelerdeki sigortalılık tanımına göre belirlenir. Bu madde sigortalılık primi oranını, prim ödeme yükümlülüğünü veya sigortalılığın başlangıç tarihini düzenlemez (m.80, m.4, m.5 ilgili kısımları). Sosyal güvenlik sözleşmelerinin uygulanmasını ve isteğe bağlı sigortayı da düzenlemez (m.50 ve uluslararası sözleşmeler). Yönetmeliğin usul ve esaslarını düzenlemez, bunlar maddenin son fıkrasında Kuruma bırakılmıştır.

Sigortalı sayılmayanlar: hangi kavramlar bilinmeli?

Sigortalı sayılmayanlar
Madde 4 ve 5'e göre sigortalı sayılması gereken kişilerin, bu maddenin kapsamında bulunması hâlinde sigortalılık dışında tutulmasıdır. Bir kişinin hem 4/5. maddelerde sayılıp hem 6. maddede sayılması hâlinde 6. madde hükmü uygulanır.
Aynı konutta birlikte yaşayan hısımlar
Aynı konutta yaşayan ve üçüncü dereceye kadar (üçüncü derece dahil) hısım olan kişilerdir. Çalışmanın yaşanılan konut içinde yapılması ve aralarına dışardan başka kimsenin katılmaması gerekir.
Ev hizmetleri
Kanunun 6/c bendinde sigortalılık dışı tutulan ev hizmetlerinde çalışanlardır. Ek 9. maddenin ikinci fıkrası kapsamında sigortalı olanlar ile ücretle aynı kişi yanında ay içinde 10 gün ve daha fazla çalışanlar bu istisnanın dışındadır.
Prime esas günlük kazanç alt sınırı
Madde 78'e göre belirlenen, ı ve k bentlerindeki kazanç eşiğidir. Bu eşiğin otuz katından az aylık ortalama gelir belgelenmesi koşulu aranır.
Sürekli olmayan süreksiz iş (tarım ve orman)
Tarım veya orman işlerinde hizmet akdiyle çalışanların, kamu idarelerinde ve ek 5. madde kapsamında sayılanlar hariç tutularak sigortalılık dışında bırakılan kategorisidir.

Sigortalı sayılmayanlar: hangi şartlar aranır?

  • Kişinin 6. maddenin bentlerinden birinde sayılan bir durumda bulunması gerekir (ör. işverenin işyerinde ücretsiz çalışan eşi, aynı konutta yaşayan hısımların konut içi işi, ev hizmetleri, er ve erbaş olarak askerlik).
  • Bentlerdeki ek koşullar birlikte aranmalıdır; örneğin 6/b için çalışmanın aynı konut içinde yapılması ve dışarıdan kimsenin katılmaması gerekir.
  • Ücretle aynı kişi yanında ay içinde 10 gün ve daha fazla çalışılan ev hizmetleri 6/c kapsamının dışında kalır; bu kişiler sigortalı sayılır.
  • 6/ı ve 6/k bentlerinde, aylık gelirin (ı için yıllık tarımsal gelirin aylık ortalamasının) prime esas günlük kazanç alt sınırının otuz katından az olduğunun belgelenmesi gerekir.
  • 6/e bendinde yabancı kuruluş adına Türkiye'ye iş için gönderilenler için üç ayı geçmeyen süre ve yabancı ülkede sosyal sigortaya tabi olduğunu belgeleme koşulu aranır; uluslararası sözleşme hükümleri saklıdır.
  • 6/h bendi için 18 yaşını doldurmamış olmak gerekir; ancak 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu hükmüne göre ergin kılınmış ve öğrenimiyle ilgili görevlerde çalışanlarda bu yaş şartı aranmaz.

Sigortalı sayılmayanlar: hangi sonuçları doğurur?

  • Sigortalı sayılmayanlar kısa ve uzun vadeli sigorta kollarından yararlandırılmaz; ilgili primler bu kişiler için doğmaz.
  • Ev hizmetlerinde çalışanlar ile ücretle aynı kişi yanında ayda 10 gün ve daha fazla çalışanlar 6/c kapsamında sigortalı sayılmaz, ancak ayda 10 günü geçen ücretli çalışma sigortalılık koşullarını doğurur.
  • Yabancı kuruluş adına Türkiye'de üç ayı geçmeyen iş için çalışanlar yabancı ülkede sigortalı kalmaya devam eder.
  • Süreksiz tarım veya orman işçisinin 6/ı kapsamında sayılması hâlinde 4. madde gereği sigortalılık doğmaz; istisna koşulu aranmaksızın sigortalılık tanınmaz.
  • Yaşlılık aylığı alırken 4/1-b kapsamında çalışanlar (30. maddenin üçüncü fıkrasının b bendi hariç) 6/n gereğince sigortalı sayılmaz.
  • Sigortalı sayılmayanlar 4 ve 5. maddeye göre sigortalı değildir; genel sağlık sigortası için aynı şekilde değerlendirme ayrıca yapılır.

Aile içi ücretsiz çalışma (6/a) ile aynı konutta hısımların konut içi işi (6/b) arasındaki fark nedir?

6/a işverenin işyerinde ücretsiz çalışan eşini kapsar; işyeri ilişkisi aranır.

6/b, aynı konutta yaşayan üçüncü dereceye kadar hısımların konut içinde yaptıkları işi kapsar; işyeri ilişkisi aranmaz.

6/a'da ücretsizlik koşulu vardır; 6/b'de konut ve dışarıdan kimsenin katılmaması koşulları aranır.

Ev hizmetleri istisnası (6/c) ile ücretle sürekli ev hizmeti arasındaki fark nedir?

Ev hizmetlerinde çalışan kişi genel kural olarak sigortalı sayılmaz.

Ücretle aynı kişi yanında ayda 10 gün ve daha fazla çalışan ya da ek 9/2 kapsamında sigortalı olan kişi istisnanın dışındadır.

Ay içinde 10 gün ve üzeri çalışan kişi için sigortalılık istisnası uygulanmaz.

Tarım/orman süreksiz işçi (6/ı) ile kamu idaresi çalışanı arasındaki fark nedir?

6/ı tarım veya orman işlerinde süreksiz hizmet akdiyle çalışanları ve belirli bağımsız tarım çalışanlarını kapsar.

Kamu idarelerinde çalışanlar ile ek 5. madde kapsamındakiler bu istisnanın dışında tutulmuştur.

Kamu idaresinde çalışan süreksiz tarım işçisi 6/ı kapsamında sigortalı sayılmaz; bu hâlde sigortalılık 4. madde esasına göre belirlenir.

Bağımsız tarım çalışanı (6/ı) ile esnaf-sanatkâr bağımsız çalışan (6/k) arasındaki fark nedir?

6/ı tarımsal faaliyette bulunan ve yıllık tarımsal gelirini belgeleyenleri kapsar.

6/k gelir vergisinden muaf olup esnaf ve sanatkâr siciline kayıtlı olan bağımsız çalışanları kapsar.

İki grupta da prime esas günlük kazanç alt sınırının otuz katı eşiği uygulanır, ancak gelir ölçütü farklıdır: 6/ı yıllık tarımsal gelirin aylık ortalaması, 6/k aylık faaliyet geliri.

Yurt dışı kuruluş adına geçici görevli (6/e) ile türkiye'de kendi adına bağımsız çalışan yurt dışı ikametgâhlı (6/e) arasındaki fark nedir?

Yabancı kuruluş adına ve hesabına Türkiye'ye iş için gönderilen kişi üç ayı geçmemek üzere istisnadan yararlanır.

Türkiye'de kendi adına çalışan ve yurt dışında ikamet eden kişi, ülke sosyal güvenlik mevzuatına tabi olmak koşuluyla istisnadan yararlanır.

Her iki durumda da yabancı ülkede sosyal sigortaya tabi olunduğu belgelenmelidir; uluslararası sözleşmeler saklıdır.

Yaş şartı (6/h) ile ergin kılınan meslek okulu mezunu arasındaki fark nedir?

Genel kural olarak 18 yaşını doldurmamış olanlar 6/h kapsamında sigortalı sayılmaz.

Meslek veya sanat okulunu bitirip mahkemece ergin kılınanlar, öğrenimleriyle ilgili görevlerde çalışıyorsa yaş şartı aranmaz.

Ergin kılınan okul mezununda 18 yaşını doldurma koşulu uygulanmaz.

Sigortalı sayılmayanlar: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Madde 6'nın başlığını ya da bir bendini genel bir istisna sanarak tüm çalışanları sigortalılık dışında saymak; her bendin ayrı koşulunu ayrı değerlendirmek gerekir.
  • Ev hizmetlerinde çalışanı tamamen sigortasız saymak; ay içinde 10 gün ve daha fazla çalışan ücretli ev hizmeti çalışanı 6/c istisnasının dışındadır.
  • 6/ı ve 6/k bentlerinde gelir ölçütünü yanlış hesaplamak; ı'da yıllık tarımsal gelirin aylık ortalaması, k'da aylık faaliyet geliri ve masraflar düşüldükten sonra kalan tutar esas alınmalıdır.
  • Yaş şartını ergin kılınma halinde de aramak; 6/h'nin son fıkrasında ergin kılınanlarda yaş şartı aranmaz.
  • Yaşlılık aylığı alanlardan 6/n kapsamında çalışanı tamamen sigortasız saymak; 30. maddenin üçüncü fıkrasının b bendi kapsamındaki durum ayrı değerlendirilmelidir.
  • 6/e'deki üç aylık süreyi sınırsız sanmak ya da yabancı ülkede sigortalılık belgelenmeden istisnayı uygulamak; her iki koşul birlikte aranır.
  • Madde 6'daki istisnaların sigortalılık primi tahakkukunu kendiliğinden ortadan kaldırdığını sanmak; istisnanın doğru uygulanması için kişinin sigortalı sayılıp sayılmayacağı 4. ve 5. maddeye göre yeniden değerlendirilir.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Tarım bağ-kur ve sigortalılık tespitinde, ilgilinin 6/ı veya 6/k bendi kapsamında olup olmadığı araştırılmadan karar verilmemesi gerektiği kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2015/817 E., 2017/455 K., 15.03.2017)
  • Geçici tarım işçilerinin 6/ı bendine göre sigortalı sayılmadıkları hâllerde, mahkemelerin bu durumu ayrıca araştırdığı görülmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2022/462 E., 2022/1080 K., 29.06.2022)
  • Sigortalılık koşulu aranırken işin hizmet akdine dayanıp dayanmadığı, işin işverene ait yerde yapılması ve 6. maddedeki istisnaların bulunup bulunmadığı birlikte değerlendirilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2015/2872 E., 2019/545 K., 09.05.2019)
  • Ev hizmetlerinde çalışma iddialarında, ilişkinin ay içinde kaç gün sürdüğünün ve ücret ödenip ödenmediğinin belirlenmesi gerektiği kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2021/230 E., 2022/125 K., 15.02.2022)
  • 6/e bendinde yer alan geçici görevli ayrımında, Danıştay'ın 2016 öncesi değerlendirmesi madde metnindeki yeni hâlle birlikte okunmalıdır. (Danıştay 15. Daire Başkanlığı, 2013/14375 E., 2015/5726 K., 07.10.2015)
  • 6/ı bendinin yorumunda 2014 tarihli Hukuk Genel Kurulu değerlendirmesi, 2016 değişikliğinden önceki hâle ilişkindir; güncel metin ayrıca esas alınmalıdır. (Hukuk Genel Kurulu, 2013/502 E., 2014/12 K., 15.01.2014)

Nasıl ispat edilir?

  • Sigortalı sayılmama istisnasından yararlanmak isteyen kişi ya da kurum, istisna koşullarının gerçekleştiğini ispatlamakla yükümlüdür; sigortalılık tespiti talep eden taraf asıl iddiasını ispat eder.
  • Aile içi ücretsiz çalışma (6/a) ve konut içi iş (6/b) iddialarında, yaşanılan konutun ortak olup olmadığı, hısımlık ilişkisi ve dışarıdan kimsenin katılmadığı nüfus kaydı, tanık ve yerinde keşif ile ispatlanır.
  • Ev hizmetlerinde ay içinde 10 gün ve daha fazla çalışma iddiasında, çalışma gün sayısı ve ücret ödemesi yazılı belge, banka kaydı ve tanık beyanıyla ispatlanır; ispat yükü bu süreyi iddia edene aittir.
  • Tarım, orman ve bağımsız çalışan istisnalarında (6/ı, 6/k), yıllık veya aylık gelir ve masrafların belgelenmesi zorunludur; gelir belgesi bulunmaması hâlinde istisnadan yararlanılamaz.
  • Yabancı kuruluş adına gönderilme (6/e) iddiasında, yabancı ülkede sosyal sigortaya tabi olunduğunu gösteren belge ve gönderen kuruluşun yazılı talebi ispat aracıdır.
  • Ergin kılınma kararı (6/h) yazılı mahkeme kararıyla ispatlanır; bu belge bulunmadan yaş şartı istisnası uygulanmaz.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 5510 sayılı Kanun m.4: Sigortalılığın genel tanımını verir; 6. maddedeki istisnalar buna göre sigortalılık dışına çıkarma yapar.
  • 5510 sayılı Kanun m.5: Diğer sigortalı sayılan kişileri belirler; 6. madde bu kişiler için de istisna oluşturabilir.
  • 5510 sayılı Kanun m.30: Yaşlılık aylığı alanların çalışmasına ilişkin 6/n bendinin istisnasını belirler.
  • 5510 sayılı Kanun m.78: Prime esas günlük kazanç alt sınırını belirler; 6/ı ve 6/k bentlerindeki otuz kat ölçütü bunun üzerinden hesaplanır.
  • 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu: Mahkemece ergin kılınma kurumunu düzenler; 6/h bendinin son fıkrasındaki yaş şartının aranmamasının dayanağıdır.
  • 4857 sayılı İş Kanunu: İşçi ve işveren tanımlarını verir; 4. maddenin işveren tanımıyla birlikte değerlendirilir.

Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu m.7 — Sigortalılığın başlangıcı

Madde, 4. maddenin birinci fıkrasının (a), (b) ve (c) bentleri kapsamında sigortalı sayılanlar bakımından sigorta hak ve yükümlülüklerinin hangi tarihte başlayacağını düzenler. (a) bendi için göreve başlama veya eğitim/staj/bursiyerlik tarihini, (b) bendi için vergi mükellefiyeti, tescil, seçilme, bildirim ve lisans gibi bağlama anlarını, (c) bendi için göreve başlama ya da belirli okullarda öğrenime başlama tarihini esas alır. Maddenin ikinci fıkrası, gelir vergisinden muaf olanlar ile tarımda kendi adına çalışanların kayıt ve tescil işlemlerinde kanunla kurulu meslek kuruluşlarının görüşlerinin alınmasını öngörür. Madde, sigortalılığın başlangıcını belirler; sigortalılığın sona ermesini, prim ödeme yükümlülüğünü, sigortalılık süresinin borçlanmasını, sigortalılığın tespitine ilişkin davaları ve sigortalılık koşullarını (iş sözleşmesi, bağımsız çalışma tanımı) düzenlemez (4. madde; 6. madde; 79. madde; 86. madde ile ilgili hükümler). Ayrıca uzun vadeli sigorta kollarında 18 yaş sınırı ve yurt dışı hizmet borçlanması da bu maddenin kapsamı dışındadır.

Sigortalılığın başlangıcı: hangi kavramlar bilinmeli?

Sigorta hak ve yükümlülükleri
Sigortalıya ve işverene 5510 sayılı Kanun'dan doğan haklar ile prim ve bildirim gibi yükümlülüklerin bütünüdür. Madde bu hak ve yükümlülüklerin hangi andan itibaren doğmaya başlayacağını belirler.
Sigortalılığın başlangıcı
Sigortalının sigorta hak ve yükümlülüklerinin fiilen doğmaya başladığı tarihtir. Bu tarih, 4. maddedeki bentlere göre farklı olaylara bağlanmıştır; işe giriş bildirgesinin verilmesi tek başına bu tarihi belirlemez.
Vergi mükellefiyetinin başlangıcı
(b) bendi kapsamındaki gelir vergisi mükellefi sigortalılar ile şahıs şirketi ortakları için başlangıç anıdır. Muaf olanlar bu ölçüte değil esnaf ve sanatkâr siciline kayıt tarihine bağlanır.
Ticaret siciline tescil
Sermaye şirketi ortaklarında (limited şirket ortakları ve sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketin komandite ortakları) başlangıç anıdır. Ticaret sicil memurluğunca tescil tarihi esas alınır.
Lisans belgesi
4. maddenin üçüncü fıkrasında belirtilenler için sigortalılık başlangıcını doğuran belgedir. Bu kişiler lisans belgesine dayanarak fiilen çalışmaya başladıkları tarihten itibaren sigortalı olurlar.
Meslek kuruluşu görüşü
Gelir vergisinden muaf olanlar ile tarımda kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanların kayıt ve tescilinde alınması gereken, kanunla kurulmuş meslek kuruluşlarının görüşüdür. Kuruluşun görüşü bu işlemlerde ön koşul olarak düzenlenmiştir.

Sigortalılığın başlangıcı: hangi şartlar aranır?

  • Kişinin 4. maddenin birinci fıkrasının (a), (b) veya (c) bentlerinden birinde sigortalı sayılan bir kategoriye girmesi gerekir.
  • (a) bendi kapsamındaki kişilerde çalışmaya, meslekî ve teknik eğitime, tamamlayıcı veya alan eğitimine, staja ya da bursiyer olarak göreve başlama fiilinin gerçekleşmesi gerekir.
  • (b) bendi kapsamındaki kişilerde, gelir vergisi mükellefiyetinin, şirket tescilinin, yönetim kuruluna seçilmenin, esnaf ve sanatkâr siciline kaydın, bildirimin ya da muhtarlık seçiminin hangi kategoriye uygun olarak gerçekleştiği belirlenmelidir.
  • Tarımda kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlarda bir yıl içinde ilgili meslek kuruluşunca veya kendilerince yapılan bildirim gereklidir; bu süre içinde bildirilmezse başlangıç bildirimin Kuruma yapıldığı tarih olur.
  • (c) bendi kapsamındaki kişilerde göreve başlama veya 4. maddenin dördüncü fıkrasının (d), (e) ve (f) bentlerindeki okullarda öğrenime başlama tarihi esas alınmalıdır.
  • Gelir vergisinden muaf olanlar ile tarımda bağımsız çalışanların kayıt ve tescil işlemlerinde kanunla kurulmuş ilgili meslek kuruluşlarının görüşü alınmalıdır.

Sigortalılığın başlangıcı: hangi sonuçları doğurur?

  • (a) bendi kapsamındaki kişi, göreve başladığı tarihten itibaren sigortalı sayılır ve hak ile yükümlülükleri o tarihte başlar.
  • (b) bendi kapsamındaki kişide sigortalılık, sayılan olgunun gerçekleştiği tarihten (vergi mükellefiyeti, tescil, seçilme, sicil kaydı, muhtarlık seçimi ya da lisans belgesine dayalı fiili çalışma) başlar.
  • Tarımda kendi adına çalışanlarda bir yıl içinde bildirim yapılırsa kayıt, bildirilen tarihte gerçekleşmiş sayılır; bildirim yapılmazsa kayıt Kuruma bildirimin yapıldığı tarihte gerçekleşir.
  • (c) bendi kapsamındaki kişi göreve başladığı veya ilgili okulda öğrenime başladığı tarihten itibaren sigortalı olur.
  • Gelir vergisinden muaf olanlar ile tarımda bağımsız çalışanların kayıt ve tescil işlemleri, kanunla kurulmuş meslek kuruluşlarının görüşü alınmadan tamamlanmış sayılmaz.
  • Madde, sigortalılığın fiilen başlamasını değil, hak ve yükümlülüklerin başladığı tarihi düzenler; bu nedenle fiili çalışma olgusu yoksa madde tek başına sigortalılık doğurmaz (uygulamada kabul edilen yaklaşım).

(a) bendi ile (b) bendi arasındaki fark nedir?

(a) bendinde sigortalılık, fiilen çalışmaya, eğitime, stajа veya bursiyerliğe göreve başlama anına bağlanır.

(b) bendinde sigortalılık, vergi mükellefiyeti, ticaret sicili tescili, yönetim kurulu seçimi, esnaf siciline kayıt veya lisans gibi resmi bir işleme bağlanır.

Aynı kişi için başlangıç tarihi, kişinin hangi bende girdiğine göre tamamen farklı olabilir.

Gelir vergisi mükellefi ile gelir vergisinden muaf arasındaki fark nedir?

Gelir vergisi mükellefi sigortalılarda başlangıç vergi mükellefiyetinin başladığı tarihtir.

Gelir vergisinden muaf olanlarda başlangıç esnaf ve sanatkâr siciline kayıt tarihidir.

Muaf olanlar için vergi mükellefiyeti tarihi değil sicil kaydı tarihi esas alınır.

Limited şirket ortağı ile anonim şirket yönetim kurulu üyesi ortak arasındaki fark nedir?

Limited şirket ortağında ve sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketin komandite ortağında başlangıç, şirketin ticaret sicilinde tescil tarihidir.

Anonim şirket yönetim kurulu üyesi ortakta başlangıç, yönetim kuruluna seçilme tarihidir.

Ortağın bağlı olduğu şirket türüne göre başlangıç anı değişir.

Tarımda bağımsız çalışan: bir yıl içinde bildirim ile bildirim süresinin geçmesi arasındaki fark nedir?

Tarımsal faaliyet bir yıl içinde meslek kuruluşunca veya kendilerince bildirilirse kayıt tarihi, bildirilen tarih esas alınır.

Bu süre içinde bildirilmezse başlangıç, bildirimin Kuruma yapıldığı tarihtir.

Bir yıllık bildirim süresinin kaçırılması, sigortalılık başlangıcını geriye değil ileriye, Kuruma bildirim tarihine taşır.

Birinci fıkra ile ikinci fıkra arasındaki fark nedir?

Birinci fıkra sigortalılık başlangıcını bentlere göre belirler.

İkinci fıkra, muaf ve tarımda bağımsız çalışanlar için kayıt ve tescil işlemlerinde meslek kuruluşlarının görüşünü ön koşul olarak düzenler.

Birinci fıkrada başlangıç tarihi olarak öngörülen tarih, ikinci fıkrada görüş alınmasına bağlı işlemler tamamlanmadan tek başına yeterli sayılmaz.

Sigortalılığın başlangıcı: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Fıkra ve bent karıştırmak: (a) bendindeki göreve başlama tarihini (b) bendi için de geçerli saymak; (b) bendinde tarih olarak işe giriş tarihini almak yerine ilgili resmi işlemin (vergi mükellefiyeti, tescil, sicil kaydı) tarihini esas almak gerekir.
  • Muaf olanlar ile vergi mükellefi sigortalıları karıştırmak; muaf olanlar için vergi mükellefiyeti tarihini başlangıç saymak yanlıştır, esnaf ve sanatkâr siciline kayıt tarihi esas alınır.
  • Tarımda bağımsız çalışanlarda bir yıllık süreyi yanlış saymak; bildirim yapılmamış olsa dahi başlangıcı faaliyet başlangıcına çekmek hatalıdır, bu halde başlangıç Kuruma bildirim tarihidir.
  • Meslek kuruluşu görüşünü aranmaması gereken bir yerde aramak veya alınması gereken yerde ihmal etmek hatalıdır; görüş ikinci fıkra kapsamındaki muaf ve tarımda bağımsız çalışanlar için zorunludur.
  • İşe giriş bildirgesini sigortalılığın başlangıcı için yeterli kabul etmek hatalıdır; fiili çalışma olgusunun ayrıca incelenmesi gerekir.
  • Yaş sınırını göz ardı etmek: 18 yaşından önceki dönemi, uzun vadeli sigorta kollarında sigortalılık başlangıcı olarak işlemek hatalıdır (5510 m.38 bağlantısı).

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Sigortalılık başlangıcının tespitine ilişkin davalarda işe giriş bildirgesi tek başına fiili çalışmayı göstermez; fiili çalışma olgusunun ayrıca incelenmesi gerektiği kabul edilmektedir. (21. Hukuk Dairesi, 2016/15643 E., 2018/3893 K., 17.04.2018)
  • Tarımda kendi adına bağımsız çalışanlarda bir yıllık bildirim süresinin kaçırılması halinde başlangıcın Kuruma bildirim tarihi olduğu kabul edilmektedir. (21. Hukuk Dairesi, 2016/15643 E., 2018/3893 K., 17.04.2018; 21. Hukuk Dairesi, 2016/16705 E., 2018/1886 K., 27.02.2018)
  • 5510 sayılı Kanun'un 7/b maddesinin tarımda bağımsız çalışanlar bakımından bildirim ve tescil işlemlerini meslek kuruluşu görüşüne bağladığı kabul edilmektedir. (21. Hukuk Dairesi, 2016/16705 E., 2018/1886 K., 27.02.2018)
  • Hizmet tespiti davalarında başlangıç tarihinin yaş sınırı, uzun vadeli sigorta kolları bakımından 18 yaş esasına göre değerlendirilmektedir. (10. Hukuk Dairesi, 2025/639 E., 2025/9557 K., 04.06.2025)

Nasıl ispat edilir?

  • Sigortalılığın başlangıç tarihini talep eden taraf (genellikle sigortalı) bu tarihin gerçekleştiğini ispatlamakla yükümlüdür.
  • İşe giriş bildirgesi, prim bildirgeleri ve benzeri belgeler sigortalılığın tespitinde başlangıç delilidir; ancak işe giriş bildirgesi tek başına fiili çalışmayı kanıtlamaz, fiili çalışma ayrıca tanık, işyeri kayıtları ve bordro gibi delillerle ortaya konulmalıdır.
  • Tarımda bağımsız çalışanlarda bir yıllık bildirim süresinin işletildiği veya Kuruma bildirim tarihinin esas alındığı, bildirim belgeleri ve Kurum kayıtlarıyla ispatlanır.
  • Gelir vergisinden muaf olanlar ile tarımda bağımsız çalışanlarda meslek kuruluşu görüşünün alındığı, ilgili kurum yazışmaları ile ispatlanır; görüşün alınmamış olması Kurum'un (ya da davalı tarafın) savunmasında ileri sürülebilir.
  • Vergi mükellefiyeti veya ticaret sicili tescili gibi resmi kayıtların tarihi, ilgili idari kayıtlarla (vergi dairesi, ticaret sicili) ispatlanır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 5510 sayılı Kanun m.4: Sigortalı sayılanları belirler; 7. madde bu bentlere göre başlangıç tarihini bağlar.
  • 5510 sayılı Kanun m.6: Kapsam dışı olanları düzenler; sigortalılık başlangıcından önce kapsam dışı olup olmadığının kontrolünde kullanılır.
  • 5510 sayılı Kanun m.38: Uzun vadeli sigorta kollarında sigortalılığın 18 yaşından önce başlamayacağını düzenler; 7. maddedeki başlangıç tarihinin yaş bakımından sınırlanmasında dikkate alınır.
  • 5510 sayılı Kanun m.79: Sigortalılık süresinin borçlanması ve bu süreye ilişkin hükümler bakımından bağlantılıdır.
  • 5510 sayılı Kanun m.82: Prime esas kazanç alt ve üst sınırlarını belirler; isteğe bağlı borçlanmada hesaplamanın dayanağıdır.

Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu m.8 — Sigortalı bildirimi ve tescili

5510 sayılı Kanun'un 8. maddesi, işverenin sigortalı işe giriş bildirgesi ile Kuruma bildirim yükümlülüğünü düzenler: bildirim süresini, istisnalı hallerde (inşaat, balıkçılık, tarım, yabancı ülkelere sefer yapan ulaştırma araçları, ilk işyeri bildirgesi, kamu idaresi sözleşmeli personeli) süre uzantılarını, serbest meslek ve kendi hesabına çalışanlar (4/1-b) ile köy ve mahalle muhtarları gibi grupların bildirim sorumlusunu, sigortalının kendi bildirim yükümlülüğünü, kamu idareleri ile bankaların kontrol ve bildirim yükümlülüğünü ve bu yükümlülüklere aykırılığın idari para cezası ile yaptırımını belirler. Madde, işverenin bildirim yükümlülüğünün 4. maddedeki sigortalılık ile 7. maddedeki sigortalılık başlangıcına bağlandığı ilişkileri kapsar. Madde, sigortalılık başlangıcının kendisini (m.7), prim ödeme yükümlülüğünü ve prim belgelerini (m.86 ve m.87 kapsamındaki prim belgesi ve ödeme düzeni), 102. maddedeki idari para cezasının miktarını ve usulünü düzenlemez; bu konular ilgili maddelerde yer alır. Bildirim yükümlülüğünün işyeri bildirimi tarafında (İş Kanunu m.3) ayrıca düzenlendiği de bu maddenin kapsamı dışındadır.

Sigortalı bildirimi ve tescili: hangi kavramlar bilinmeli?

Sigortalı işe giriş bildirgesi
İşverenin, sigortalı çalıştırmaya başladığı kişiyi Kuruma bildirdiği belgedir. Bildirgenin şekli ve içeriği Kurum yönetmeliğiyle belirlenir.
Sigortalılık başlangıcı
7. maddede belirlenen, kişinin sigortalı sayılmaya başladığı andır. Bildirim süresi bu tarihe göre hesaplanır; işverenin bildirimi bu tarihten önce yapılmış sayılır.
Bildirim yükümlülüğü
Kuruma sigortalı işe giriş bildirgesi verme görevidir. Süresinde yapılmayan bildirim idari para cezası doğurur.
Sigortalılık başlangıcından önce bildirim
Bildirgenin, sigortalılık başlangıç tarihinden önce Kuruma verilmesidir. Madde, bu anlamda bildirimi sigortalılık başlangıcından önce yapılmış sayan istisnalı halleri belirler.
Naklen tayin ve görevlendirme
Aynı kamu idaresinin farklı birimleri arasında yapılan nakil ve görevlendirmelerdir. Beşinci fıkraya göre bu hallerde yeniden bildirim yapılmaz.

Sigortalı bildirimi ve tescili: hangi şartlar aranır?

  • Kişinin 4. maddenin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalı sayılması ve işverenin bu kişiyi çalıştırmaya başlaması gerekir; bildirim yükümlülüğü bu kişilerle ilgilidir.
  • Bildirgenin, 7. maddenin birinci fıkrasının (a) bendindeki sigortalılık başlangıç tarihinden önce Kuruma verilmesi kural olarak zorunludur.
  • İnşaat, balıkçılık ve tarım işyerlerinde işe başlatılan sigortalılar için bildirgenin en geç çalışmaya başlatıldığı gün verilmesi gerekir.
  • Yabancı ülkelere sefer yapan ulaştırma araçlarına sefer esnasında alınarak çalıştırılanlar ile Kuruma ilk defa işyeri bildirgesi verilecek işyerlerinde ilk sigortalı çalıştırmanın başladığı tarihten itibaren bir ay içinde işe başlayanlar için bildirim, çalışmaya başlanılan tarihten itibaren en geç bir aylık sürenin dolduğu tarihe kadar yapılır.
  • Kamu idarelerince işsizlik sigortasına tabi olmayan sözleşmeli personel ile yurt dışı görevde çalışmak üzere işe alınanlar için bildirim, çalışmaya başlanılan tarihten itibaren bir ay içinde Kuruma verilmelidir; bu halde sigortalılık başlangıcından önce bildirilmiş sayılır.
  • Kamu idaresinin 4/1-c kapsamındaki kişileri ilk defa veya tekrar çalıştırmaya başlatması halinde bildirim, 7. maddenin birinci fıkrasının (c) bendindeki sigortalılık başlangıcından itibaren onbeş gün içinde yapılmalıdır; aynı kamu idaresinin farklı birimleri arasındaki naklen tayin ve görevlendirmelerde bildirim gerekmez.
  • Köy ve mahalle muhtarları ile diğer 4/1-b alt bentleri kapsamındaki kişiler için bildirim, ilgili kurum, vergi dairesi veya Esnaf ve Sanatkâr Sicil Müdürlüğü tarafından, fıkrada gösterilen tarihlere göre ve bildirim süreleri içinde yapılmalıdır.
  • Sigortalıların kendi bildirimi, çalışmaya başladıkları tarihten itibaren en geç bir ay içinde yapılmalıdır; ancak sigortalının kendini bildirmemesi onun aleyhine delil oluşturmaz.

Sigortalı bildirimi ve tescili: hangi sonuçları doğurur?

  • İşveren, 4/1-a kapsamındaki sigortalıyı sigortalılık başlangıcından önce veya fıkrada öngörülen süre içinde bildirmek zorundadır; bildirmezse 102. madde uyarınca idari para cezası uygulanır.
  • Sigortalı işe giriş bildirgesinin Kuruma süresinde verilmesi halinde bildirim sigortalılık başlangıcından önce bildirilmiş sayılır.
  • Sigortalının kendini bildirmemesi kendi aleyhine delil teşkil etmez; bu, işverenin yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz.
  • Kamu idarelerinin ve bankaların sigortasız tespit ettikleri kişileri Kuruma bildirmesi zorunludur; bu yükümlülüğe aykırılık da idari para cezası doğurur.
  • Ikinci ve beşinci fıkralar dışındaki yükümlülüklere aykırı davranan ilgililer hakkında 102. madde hükümlerine göre idari para cezası uygulanır.
  • Kamu idaresi içinde naklen tayin ve görevlendirmelerde bildirim yapılmaz; bu hâllerde yükümlülük doğmaz.
  • Bildirgenin şekli, içeriği, verilme yöntemi ve uygulamaya ilişkin usul ve esaslar Kurum yönetmeliğiyle düzenlenir.

Genel süre ile inşaat, balıkçılık ve tarım işyerleri arasındaki fark nedir?

Genel kuralda bildirim sigortalılık başlangıcından önce yapılır ve bildirim süresi bu başlangıç tarihine bağlanır.

İnşaat, balıkçılık ve tarım işyerlerinde bildirim işe başlatılan gün için yapılır; bu sektörlerde süre çalışmaya başlama gününe kadar daralır.

Bu sektörlerde bildirimin en geç çalışmaya başlatıldığı gün verilmesi gerekir; genel kuralın tanıdığı ayrı süre bu sektörler için uygulanmaz.

Yabancı ülkelere sefer yapan ulaştırma araçları ve ilk işyeri bildirgesi ile genel bir aylık süre arasındaki fark nedir?

Sefer esnasında alınan kişiler ile Kuruma ilk defa işyeri bildirgesi verilecek işyerlerinde ilk sigortalı çalıştırmadan sonra bir ay içinde işe başlayanlar bu özel düzene tabidir.

Genel düzende bildirim sigortalılık başlangıcından önce yapılır.

Bu gruplarda bildirim, çalışmaya başlanılan tarihten itibaren en geç bir aylık sürenin dolduğu tarihe kadar yapılabilir.

4/1-a sigortalıları ile 4/1-c kamu personeli arasındaki fark nedir?

4/1-a kapsamındaki sigortalılar için genel düzen geçerlidir ve bildirim sigortalılık başlangıcından önce yapılır.

4/1-c kapsamındaki kamu idaresi personeli için bildirim, 7. maddenin birinci fıkrasının (c) bendindeki sigortalılık başlangıcından itibaren onbeş gün içinde yapılır.

Kamu idaresi personelinde süre on beş gündür; aynı kamu idaresi içinde naklen tayin ve görevlendirmede yeniden bildirim gerekmez.

İşveren bildirimi ile sigortalının kendi bildirimi arasındaki fark nedir?

İşverenin bildirim yükümlülüğü, sigortalı işe giriş bildirgesi ile işe başlatma tarihine bağlanmış bir sorumluluktur.

Sigortalının kendi bildirimi, çalışmaya başladığı tarihten itibaren en geç bir ay içinde yapılan ayrı bir yükümlülüktür.

Sigortalının bildirimi yapmaması sigortalı aleyhine delil oluşturmaz; işverenin bildirim yükümlülüğü ise bundan etkilenmez.

Kamu idareleri ve bankalar ile diğer işverenler arasındaki fark nedir?

Kamu idareleri ile bankalar, Kurumca sağlanan elektronik altyapı ile işlem yaptıkları kişilerin sigortalılık tescilini kontrol eder.

Diğer işverenler için bu kontrol görevi aranmaz; onların yükümlülüğü ilk bildirimdir.

Kamu idareleri ve bankalar, sigortasız tespit ettikleri kişileri Kuruma bildirmekle ayrıca yükümlüdür.

Sigortalı bildirimi ve tescili: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Genel bir aylık süreyi her sigortalı grubuna uygulamak; inşaat, balıkçılık ve tarım işyerlerinde bildirimin çalışmaya başlanılan güne kadar yapılması gerektiğini gözden kaçırmak.
  • Kamu idaresi personelinde süreyi bir ay olarak almak; 4/1-c kapsamında beşinci fıkraya göre süre on beş gündür.
  • Sigortalının kendi bildirim yükümlülüğünü işverenin yükümlülüğü ile karıştırmak ve sigortalının bildirmemesini işveren aleyhine delil saymak.
  • Naklen tayin ve görevlendirmelerde yeniden bildirim gerektiğini varsaymak; bu hallerde bildirim yapılmaz.
  • Kamu idarelerinin ve bankaların sigortasız kişileri bildirme yükümlülüğünü, işverenin genel bildirim yükümlülüğü ile aynı biçimde değerlendirmek.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Sigortalı işe giriş bildirgesinin süresinde verilip verilmediği, idari para cezasının uygulanıp uygulanmayacağının temel tespitidir; bildirim süresinin aşılması için yaptırımın ön koşulu bu süredir. (Danıştay 15. Daire Başkanlığı, 2013/10130 E., 2018/4493 K., 07.05.2018)
  • Danıştay uygulamasında, işe giriş bildirgesinin 5510 sayılı Kanun m.8'de öngörülen süre içinde verilmediği gerekçesiyle m.102 uyarınca işlem yapılmasına ilişkin davalar görülmektedir. (Danıştay 15. Daire Başkanlığı, 2013/10130 E., 2018/4493 K., 07.05.2018)
  • Tebliğ ve yönetmelik düzeyinde ayrıntılandırılan bildirim usulleri, kanuna aykırı süre ya da yükümlülük getiremez; m.8 metni ölçü alınır. (Danıştay 15. Daire Başkanlığı, 2016/9656 E., 2018/7149 K., 23.10.2018; Danıştay 15. Daire Başkanlığı, 2013/2606 E., 2015/5722 K., 07.10.2015)

Nasıl ispat edilir?

  • İşe giriş bildirgesinin Kuruma verildiğini ve verildiği tarihi kanıtlamak işverene düşer; bildirgenin Kuruma sunulma tarihi belgeyle ispatlanır.
  • Sigortalının çalışmaya başladığı tarih, işe giriş ve çalışma kayıtları, tanık beyanı ve işyeri belgeleri ile ortaya konur; bu tespit bildirim süresinin başlangıcını belirler.
  • Sigortalının kendini bildirmemesi kendi aleyhine delil sayılmaz; sigortalılık ilişkisinin varlığı, bildirimin yapılmamış olması halinde bile diğer delillerle kanıtlanabilir.
  • İşverenin bildirimi yapmadığı ya da süresinde yapmadığı savunmasını yapması halinde bu savunmayı kendisi ispatlar.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 5510 sayılı Kanun m.4: Sigortalı sayılan kişileri belirler; bildirim yükümlülüğünün kimlere ait olduğu bu maddedeki (a), (b) ve (c) bentlerinden çıkar.
  • 5510 sayılı Kanun m.7: Sigortalılık başlangıç tarihini düzenler; bildirim süreleri bu tarihe göre hesaplanır.
  • 5510 sayılı Kanun m.102: Bu maddedeki bildirim yükümlülüklerine uyulmamasının idari para cezasını düzenler.
  • 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu: Kamu idarelerince istihdam edilen sözleşmeli personelin işsizlik sigortasına tabi olup olmadığını belirler; bildirim yükümlülüğünün kapsamı bu ayrımla belirlenir.
  • 5510 sayılı Kanun m.86: Prim belgelerinin verilmesine ilişkin düzenlemedir; bu madde bildirim yükümlülüğünden ayrı olarak prim bildirimini kapsar (kapsam dışı konu olarak anılmıştır).

Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu m.9 — Sigortalılığın sona ermesi

5510 sayılı Kanun m.9, kısa ve uzun vadeli sigorta kolları bakımından sigortalılığın hangi tarihte sona ereceğini düzenler. Bu tarih, 4. maddenin birinci fıkrasının (a), (b), (c), (d) ve (e) bentlerine giren sigortalılar için ayrı ayrı belirlenir; ayrıca hastalık ve analık hükümlerinde sigortalılığın hangi tarihten sonraki onuncu günden itibaren yitirilmiş sayılacağını gösterir. Maddede ayrıca işveren, kurum ve vergi dairelerinin sona erme bildirimi yükümlülükleri ile bildirim sürelerine yer verilir. Madde, sigortalılığın başlangıcını, prim ödeme yükümlülüğünü, isteğe bağlı sigortanın şartlarını ve yabancı ülkelerde çalışanların sigortalılık statüsünü düzenlemez (m.4, m.5, m.6, m.50 ve m.79 gibi maddeler bu konuları düzenler). Kişi bakımından 4. maddenin ilgili bentlerindeki sigortalılar esas alınır; maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Kurumun yönetmeliğine bırakılmıştır.

Sigortalılığın sona ermesi: hangi kavramlar bilinmeli?

Sigortalılığın sona ermesi
Sigortalılık ilişkisinin, kısa ve uzun vadeli sigorta kollarında, maddede belirtilen olaya bağlı tarihte son bulmasıdır. Sona erme tarihi her bent için farklı olay ve tarihe bağlanmıştır.
Yitirilmiş sayılma
Hastalık ve analık hükümlerinde sigortalılığın, maddenin birinci fıkrasındaki tarihleri izleyen onuncu günden başlayarak fiilen sona ermiş kabul edilmesidir. Kısa vadeli sigorta kolunda sigortalılık bu gün itibarıyla sona erer.
Ücretsiz izin, grev ve lokavt
İlgili kanunlar gereği sigortalının ücretsiz izinli olması, greve katılması veya işverenin lokavt yapması hallerinde hastalık ve analık hükümlerinde yitirilmiş sayılma, bu hallerin sona ermesinden itibaren işler. Bu haller, birinci fıkra bentlerinde sayılan sona erme tarihlerinden ayrı bir hesap tarihi doğurur.
Bildirim süresi
Sigortalılığın sona ermesine ilişkin bildirimin Kuruma verilmesi için maddede öngörülen süredir. Bu süre, sona erme nedenine ve bildirim yapacak kuruluşa göre değişir.

Sigortalılığın sona ermesi: hangi şartlar aranır?

  • Sigortalının 4. maddenin birinci fıkrasının (a), (b), (c), (d) veya (e) bentlerinden birinde yer alması gerekir.
  • Sigortalılığın sona erdiği olay, ilgili bent için öngörülen tarihte gerçekleşmiş olmalıdır; örneğin (a) bendinde hizmet akdinin sona erdiği tarih, (b) bendinde gelir vergisi mükellefiyetini gerektiren faaliyetin bittiği tarih esas alınır.
  • Hastalık ve analık hükümleri bakımından sigortalılığın yitirilmiş sayılması için, ücretsiz izin, grev veya lokavt halinde bu hallerin sona ermesi; diğer hallerde birinci fıkradaki tarihin izleyen onuncu günü beklenmelidir.
  • Sigortalılığın sona erdiğinin Kuruma bildirilmesi gerekir; (a), (c) ve (d) bentlerinde bildirim işveren tarafından, (b) bendinde ise sigortalının kendisi ya da ilgili kuruluş veya vergi dairesi tarafından en geç on gün içinde yapılmalıdır.
  • Bildirimin yapılmamış olması, sigortalılığın sona ermesinin hukuki sonucunu ortadan kaldırmaz; meslek kuruluşu veya vergi dairesine karşı yükümlülüklerin yerine getirilmemiş olması da belge veya bilginin verilmesine engel değildir.

Sigortalılığın sona ermesi: hangi sonuçları doğurur?

  • (a) bendi kapsamında sigortalılık, hizmet akdinin sona erdiği tarihte sona erer; işveren bu tarihten itibaren en geç on gün içinde Kuruma bildirim yapmakla yükümlüdür.
  • (b) bendi kapsamında sigortalılık, mükellefiyeti gerektiren faaliyetin ya da ilgili sicil veya muafiyetin sona erdiği tarihte sona erer; bildirim sigortalı veya ilgili kuruluş ya da vergi dairesi tarafından yapılır.
  • Hastalık ve analık hükümlerinde sigortalılık, ilgili kanun gereği ücretsiz izin, grev veya lokavt hallerinde bu hallerin sona ermesini, diğer hallerde birinci fıkradaki tarihi izleyen onuncu günden başlayarak yitirilmiş sayılır.
  • Meslek kuruluşuna veya vergi dairesine karşı yükümlülüklerin yerine getirilmemiş olması, sigortalılığın sona ermesine ilişkin belge veya bilginin verilmesine engel olmaz.
  • (c) bendi kapsamında sigortalılık, yaş hadleri veya sıhhi izin sürelerinin doldurulması hallerinde ilgili tarihi izleyen aybaşında sona erer; diğer hallerde görevden ayrılma tarihinde sona erer.
  • Bildirim süresinin geçirilmesi, sigortalılığın geçmiş tarihten sona erdiğini değiştirmez; yalnızca idari para cezası gibi yaptırımları doğurur. Bu sonuç, uygulamada ilgili idari yaptırım kararlarının iptali davalarında tartışılmaktadır. (Danıştay 15. Daire Başkanlığı, 2013/10802 E., 2018/8481 K., 25.12.2018; Danıştay 15. Daire Başkanlığı, 2013/7664 E., 2018/7477 K., 08.11.2018)
  • Maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Kurumun çıkaracağı yönetmelikte düzenlenir.

Hizmet akdi / Bağımsız çalışma (a bendi / b bendi): fark nedir?

4/1-a kapsamındaki hizmet akdiyle çalışanlarda sigortalılık, hizmet akdinin sona erdiği tarihte biter.

4/1-b kapsamındaki kendi adına çalışanlarda sigortalılık, mükellefiyeti gerektiren faaliyetin sona erdiği, esnaf sicili kaydının silindiği veya ilgili muafiyetin doğduğu tarihte biter.

Bildirimi yapacak taraf farklıdır: (a) bendinde işveren, (b) bendinde sigortalının kendisi ya da vergi dairesi veya ilgili kuruluş bildirir.

Gelir vergisi mükellefi ile gelir vergisinden muaf (b/1 ve b/2) arasındaki fark nedir?

Gelir vergisi mükellefi olanlar için sigortalılık, mükellefiyetlerini gerektiren faaliyetin sona erdiği tarihte biter.

Gelir vergisinden muaf olanlar için sigortalılık, esnaf ve sanatkâr sicili kaydının silindiği veya 6. maddenin birinci fıkrasının (k) bendi kapsamına girdiği tarihte biter.

Sona erme tarihini belirleyen olay, vergi mükellefiyeti ile sicil kaydı arasında değişir.

Şirket ortağı ile sermayesi paylara bölünmüş komandit ortağı (b/3) arasındaki fark nedir?

Kolektif, adi komandit ve donatma iştiraki ortaklarında sigortalılık, vergi mükellefiyetinin sona erdiği tarihte biter; limited şirket ortağında ise hisselerin tamamının devredildiği hallerde ortaklar kurulu kararının verildiği tarih esas alınır.

Sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketin komandite ortağında sigortalılık, şirketin ticaret sicilinden kaydının silindiği tarihte biter.

Farklı olaylara bağlanan tarihler, sigortalılığın ne zaman sona erdiğinin hesabını değiştirir.

Kısa vadeli sigorta kolu ile uzun vadeli sigorta kolu sona erme etkisi arasındaki fark nedir?

Hastalık ve analık hükümlerinde sigortalılık, birinci fıkradaki tarihi izleyen onuncu günden başlayarak yitirilmiş sayılır.

Ücretsiz izin, grev veya lokavt hallerinde hastalık ve analık hükümlerinde sigortalılık, bu hallerin sona ermesinden itibaren yitirilmiş sayılır.

Kısa vadeli sigorta kolunda sona erme tarihi, ilgili hale göre ayrı bir hesap tarihine kayabilir.

Kamu görevlisi (c bendi) ile diğer sigortalılar arasındaki fark nedir?

c bendi kapsamında sigortalılar için 5434 sayılı Kanunun 40. maddesindeki yaş ve sıhhi izin hallerinde sona erme, görev aylıklarının kesildiği tarihe ya da bu sürelerin dolduğu tarihi izleyen aybaşına bağlanır.

Diğer hallerde ise görevden ayrılma tarihi esas alınır.

Yaş hadleri veya sıhhi izin süreleri dolduğunda sona erme tarihi aybaşına kayabilir.

Birinci fıkra sona erme ile ikinci fıkra yitirilme (hastalık-analık) arasındaki fark nedir?

Birinci fıkra, sigortalılığın hangi tarihte sona erdiğini belirler.

İkinci fıkra, bu tarihin hastalık ve analık hükümlerine yansımasını, yani yitirilmiş sayılma gününü belirler.

Aynı olay için iki ayrı tarih vardır: sigortalılığın sona erme tarihi ile hastalık-analık hükümlerinde yitirilme tarihi.

Sigortalılığın sona ermesi: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Hastalık ve analık hükümlerinde yitirilmiş sayılma tarihini sigortalılığın sona erdiği gün olarak hesaplamak; kanun onuncu günden başlatır.
  • Ücretsiz izin, grev veya lokavt hallerinde yitirilmiş sayılmayı birinci fıkradaki sona erme tarihinden saymak; bu hallerde hesap, halin sona ermesinden başlar.
  • (b) bendi sigortalılarında bildirim yükümlülüğünü işverene yüklemek; bu sigortalılarda bildirim sigortalının kendisi, ilgili kuruluş veya vergi dairesi tarafından yapılır.
  • Vergi dairesi bildiriminde on günlük süreyi, mükellefiyet terk işleminin tesis tarihinden başlatmak; metin, bu süreyi işi bırakma işlemlerinin tekemmül ettiği tarihten başlatır ve iki ayı aşmamak üzere sınırlar.
  • Sigortalılığın sona erdiğini kabul ederek, bildirimin geç yapılmasının sona erme tarihini geriye veya ileriye kaydıracağını sanmak; bildirim süresi yalnızca yaptırım doğurur, sona erme tarihini değiştirmez.
  • (e) bendi ve m.8/1-(c) kapsamındaki bildirimlerde on günlük süreyi uygulamak; bu sigortalılarda süre üç aydır.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Hizmet akdi ile çalışan sigortalılığın sona erme tarihinin hesabında, sigorta giriş-çıkış bildirgelerindeki tarihler ile tanık ve tutanak gibi delillerin birlikte değerlendirildiği kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2015/3908 E., 2017/1538 K., 06.12.2017)
  • Birden fazla işyerinde kesintili çalışmanın bulunduğu hallerde, giriş-çıkış tarihlerinin birbiriyle bağlantılı olup olmadığı araştırılmadan sona erme tarihinin belirlenemeyeceği kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2015/817 E., 2017/455 K., 15.03.2017; Hukuk Genel Kurulu, 2022/1065 E., 2023/361 K., 26.04.2023)
  • Bildirim süresinin geçirilmesi hâlinde idari para cezası uygulanabileceği, ancak bu yaptırımın sigortalılığın sona erme tarihini değiştirmediği kabul edilmektedir. (Danıştay 15. Daire Başkanlığı, 2013/10802 E., 2018/8481 K., 25.12.2018; Danıştay 15. Daire Başkanlığı, 2013/7664 E., 2018/7477 K., 08.11.2018)
  • Tarım bağ-Kur sigortalılığında sona erme tarihinin belirlenmesinde, değişiklikten önceki dönemler için m.9/b-5 ile m.6/1 kapsamında araştırma yapılması gerektiği kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2015/817 E., 2017/455 K., 15.03.2017)
  • Şirket ortaklığında sigortalılığın başlangıç ve sona erme tarihlerinin, ortaklık ilişkisinin kesintisiz devamı ve kazanılmış hakların korunması ilkesi birlikte göz önünde tutularak belirlenmesi gerektiği kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2022/1065 E., 2023/361 K., 26.04.2023)

Nasıl ispat edilir?

  • Sigortalılığın sona erdiğini iddia eden taraf, sona erme tarihini ispatlamakla yükümlüdür; hizmet akdinin sona erdiği tarih için işveren bildirgesi, işten ayrılış belgesi ve iş sözleşmesi gibi yazılı belgeler esas alınır.
  • Birden fazla işyerinde çalışma söz konusu olduğunda, işverenin işten çıkış bildirgesinin dışında, Kurum müfettişi tutanakları ve ilgili bilgiler de ispat aracı olarak kullanılabilir. (Hukuk Genel Kurulu, 2015/817 E., 2017/455 K., 15.03.2017)
  • Bildirim süresinin aşıldığını iddia eden Kurum, süresinde bildirimin yapılmadığını ve idari para cezasının koşullarını ispatlamakla yükümlüdür. (Danıştay 15. Daire Başkanlığı, 2013/10802 E., 2018/8481 K., 25.12.2018)
  • Bildirimin süresinde yapıldığını savunan işveren, bildirim tarihini gösteren belgeyle ispat yükü altındadır. (Danıştay 15. Daire Başkanlığı, 2013/7664 E., 2018/7477 K., 08.11.2018)
  • Hastalık ve analık hükümlerinde yitirilme tarihinin hesabında, ücretsiz izin, grev veya lokavt halinin varlığını ve sona erme tarihini ilgili belgelerle ispatlamak gerekir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 5510 sayılı Kanun m.4: Sigortalılık kategorilerini belirler; m.9 birinci fıkrasındaki (a), (b), (c), (d) ve (e) bentleri, bu maddedeki kategorilere bağlanmış sona erme tarihlerini düzenler.
  • 5510 sayılı Kanun m.5: Özel kanunlar gereği sigortalı sayılanların sigortalılığının sona erme tarihi, m.9 birinci fıkrasının (d) bendinde m.5 kapsamına bağlanmıştır.
  • 5510 sayılı Kanun m.6: Vergi mükellefiyeti ve muafiyet kavramları, m.9'un (b) bendi ile ilgili sona erme tarihlerini doğrudan belirler; m.6/1-(k) ve (ı) bentleri sona erme anlarında atıf yapılan hükümlerdir.
  • 5510 sayılı Kanun m.8: m.8/1-(c) kapsamındaki bildirimi yapılan sigortalıların sigortalılığının sona ermesine ilişkin üç aylık bildirim süresi, m.8 bildirim düzeniyle birlikte uygulanır.
  • 5510 sayılı Kanun m.50: İsteğe bağlı sigortalılık ile ilgili hükümlerdir; m.9 sigortalılığın sona ermesini düzenlerken, isteğe bağlı sigortalılık kurulmasını düzenlemez.
  • 5434 sayılı Kanun m.40: c bendinde yaş haddi ve sıhhi izin sürelerini belirler; m.9/c-1 bu sürelerin dolmasına bağlı sona erme tarihini düzenler.

Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu m.10 — Sigortalıların işleri nedeniyle geçici olarak yurt dışında bulunmaları

Madde, 4. maddenin birinci fıkrasının (a), (b) ve (c) bentlerinde sayılan sigortalıların yurt dışına gönderilmesi veya yurt dışında bulunması hallerinde, bu görevin sürdüğü müddetçe sigortalının ve işverenin sosyal sigortaya ilişkin hak ve yükümlülüklerinin devam etmesini düzenler. Kapsamı, işverenince geçici görevle yurt dışına gönderilen, mevzuatına uygun olarak gönderilen ve sigortalılığa esas çalışması nedeniyle yurt dışında bulunan sigortalılar ile bunların işverenleridir. Maddenin kendisi yurt dışında çalışan işçilerin hangi kolda sigortalı sayılacağını, sosyal güvenlik sözleşmesi bulunmayan ülkelere götürülen işçilerin isteğe bağlı sigorta hakkını veya borçlanma koşullarını düzenlemez; bunlar sırasıyla 5510 sayılı Kanun m.5/g ve m.50 ile 3201 sayılı Kanun'da düzenlenmiştir. Ayrıca yurt dışı hizmet süresinin Türkiye'deki sigortalılık süresiyle çakışması ve borçlanma hükümleri de bu maddenin kapsamı dışındadır.

Sigortalıların işleri nedeniyle geçici olarak yurt dışında bulunmaları: hangi kavramlar bilinmeli?

Geçici görevle yurt dışına gönderilme
İşverenin, 4. maddenin birinci fıkrasının (a) bendindeki sigortalısını belirli bir iş için yurt dışına göndermesidir. Görevin süresiz bir nakil niteliği taşımaması, sürenin geçici olması gerekir.
Mevzuatına uygun gönderilme
(c) bendindeki sigortalıların, kendi mevzuatında öngörülen usul izlenerek yurt dışına gönderilmesidir. Gönderme usulünün ilgili mevzuata uygun olması aranır.
Sigortalılığa esas çalışma nedeniyle yurt dışında bulunma
(b) bendindeki sigortalının, sigortalılığa dayanak oluşturan işi gereği yurt dışında bulunmasıdır. Bu hal, yurt dışındaki bulunuş ile sigortalılık ilişkisi arasındaki bağa dayanır.
Hak ve yükümlülüklerin devamı
Sigortalının ve işverenin sosyal sigortaya ilişkin haklarının ve borçlarının, yurt dışındaki görev süresince kesintiye uğramadan sürmesidir.

Sigortalıların işleri nedeniyle geçici olarak yurt dışında bulunmaları: hangi şartlar aranır?

  • Sigortalının 4. maddenin birinci fıkrasının (a), (b) veya (c) bentlerinden birinde sayılan bir kişi olması gerekir.
  • Sigortalının yurt dışına, işverenince geçici görevle (a bendi), mevzuatına uygun usulle (c bendi) gönderilmiş olması veya sigortalılığa esas çalışması nedeniyle (b bendi) yurt dışında bulunması gerekir.
  • Sigortalının yurt dışındaki görevi veya bulunuşu sürüyor olmalıdır; madde görevin yapıldığı sürece hükmünü sürdürür.
  • Görev sona erdiğinde ya da yurt dışındaki bulunuş bittiğinde hükmün uygulanma alanı kalmaz.

Sigortalıların işleri nedeniyle geçici olarak yurt dışında bulunmaları: hangi sonuçları doğurur?

  • Şartlar gerçekleştiğinde sigortalının sosyal sigortaya ilişkin hak ve yükümlülükleri, yurt dışındaki görev süresince devam eder.
  • Şartlar gerçekleştiğinde işverenin sosyal sigortaya ilişkin yükümlülükleri, görev süresince devam eder.
  • Görevin yapıldığı süre sona erdiğinde hükmün uygulanması da sona erer.
  • Görev ya da bulunuş sürerken sigortalılık ilişkisi kesintiye uğramadan devam eder.

Geçici görev ile sürekli yurt dışı çalışma arasındaki fark nedir?

Geçici görevle gönderilen (a bendi) sigortalı, işverenin belirli bir iş için gönderdiği ve görevi bittiğinde Türkiye'ye dönmesi öngörülen kişidir.

Yurt dışında kalıcı olarak çalışmaya başlayan veya görevi süresiz olan sigortalı bu maddenin koruması dışında kalır.

Yalnız geçici görevle gönderilen sigortalının Türkiye'deki hak ve yükümlülükleri bu madde ile devam eder; sürekli çalışanın bu maddeden yararlanması söz konusu değildir.

(a) bendi ile (c) bendi gönderme arasındaki fark nedir?

(a) bendinde işverenin geçici görevle göndermesi aranır.

(c) bendinde sigortalının kendi mevzuatındaki usule uygun gönderilmesi aranır.

Her iki hal de aynı sonucu doğurur, yani görev sürdükçe hak ve yükümlülükler devam eder; ancak gönderme şartının kaynağı farklıdır.

(b) bendi ile (a) ve (c) bentleri arasındaki fark nedir?

(b) bendinde sigortalı, gönderilmeden sigortalılığa esas çalışması nedeniyle yurt dışında bulunur.

(a) ve (c) bentlerinde sigortalı bir gönderme işlemine dayanarak yurt dışına çıkmıştır.

Her üç halde de hükmün uygulanması için görevin veya bulunuşun sürmesi yeterlidir; gönderme işleminin varlığı yalnız (a) ve (c) bentlerinde aranır.

Sigortalıların işleri nedeniyle geçici olarak yurt dışında bulunmaları: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Maddeyi sürekli yurt dışı çalışmaya uygulamak; madde yalnızca geçici görev veya sigortalılığa esas bulunuş hallerini kapsar.
  • (a), (b) ve (c) bentlerini birbirinin yerine kullanmak; her bendin gönderme şartı farklıdır.
  • Maddeyi isteğe bağlı sigorta veya borçlanma koşullarının çözümü için tek başına yeterli saymak; bu konular m.5 ve m.50 ile ilgilidir.
  • Görevin sona erdiği tarihten sonra da hak ve yükümlülüklerin devam ettiğini varsaymak.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Yurt dışında çalışan sigortalıların Türkiye'deki sigortalılık süresi ile yurt dışı çalışma süresinin çakışması, uygulamada sosyal güvenlik sözleşmesi ve borçlanma hükümleri birlikte değerlendirilerek çözülmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2017/2928 E., 2021/1211 K., 12.10.2021)
  • Sosyal güvenlik sözleşmesi bulunmayan ülkede işverenlerce götürülen işçilerin (a) bendi kapsamında sigortalı sayılması ve bu kapsamda kısa vadeli sigorta kolları ile genel sağlık sigortasının uygulanması kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2021/163 E., 2021/1734 K., 21.12.2021)
  • Sigortalının Türkiye ile sosyal güvenlik sözleşmesi bulunmayan ülkede çalışmasının Türkiye'deki sigortalılık ilişkisini kesmediği ve sigortalılık koşullarının ilgili bentler çerçevesinde aranması gerektiği kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2024/276 E., 2025/347 K., 28.05.2025)

Nasıl ispat edilir?

  • Madde kapsamında hak ve yükümlülüklerin devamını talep eden taraf, sigortalının (a), (b) veya (c) bendi kapsamında olduğunu ispatlamakla yükümlüdür.
  • (a) bendi için gönderme kararı, görevin geçici niteliği ve işverenin yurt dışına gönderme iradesini gösteren belgeler ile ispat edilir.
  • (c) bendi için sigortalının kendi mevzuatındaki gönderme usulüne uyulduğu belgelerle gösterilmelidir.
  • (b) bendi için sigortalılığa esas çalışma ile yurt dışındaki bulunuş arasındaki bağ, iş sözleşmesi ve çalışma belgeleriyle kanıtlanır.
  • Karşı taraf görevin sona erdiğini ya da bulunuşun bittiğini ileri sürerse, bu savunmayı ileri süren taraf ispat yükü altındadır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 5510 sayılı Kanun m.4: Maddede atıf yapılan sigortalı kategorilerini (a), (b) ve (c) bentleriyle belirler; bu madde ancak bu bentlerde sayılanlar bakımından uygulanır.
  • 5510 sayılı Kanun m.5: Sosyal güvenlik sözleşmesi bulunmayan ülkelerde işverenlerce götürülen Türk işçilerinin (a) bendi kapsamında sigortalı sayılmasını ve isteğe bağlı sigorta hakkını düzenler; m.10'un yurt dışı göndermeye ilişkin uygulama alanını tamamlar.
  • 5510 sayılı Kanun m.50: Yurt dışında çalışan Türk işçilerinin isteğe bağlı sigortalılığına ilişkin şartları düzenler; m.10 bu konuyu düzenlemez.

Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu m.11 — İşyeri, işyerinin bildirilmesi, devri, intikali ve nakli

5510 sayılı Kanun'un 11. maddesi, sigortalıların çalıştığı işyerinin tanımını, işyerine bağlı yer ve eklentilerin işyerinden sayılmasını, işveren, alt işveren, ticaret sicili memurlukları ve ruhsat veren kurumların işyeri bildirimi yükümlülüklerini, şirket nevi değişikliği, birleşme ve adi şirkette ortak alımında bildirim süresini, işyerinin nakli, devri ve miras yoluyla intikalinde bildirim süresini, bu yükümlülüklere aykırılığın idari para cezasını ve işyeri bildirgesinin şekli ile usulüne ilişkin yönetmelik yetkisini düzenler. Madde, işyerinin bildirilmesinin işyeri bildirgesi ile yapılmasını esas alır ve işverenleri, alt işverenleri ve ruhsat veren kamu ile özel hukuk tüzel kişilerini bağlar. Madde, sigortalılık ve işyerinin sigorta prim yükümlülüğü için sigorta primi, prim oranı ve prim tahakkuku esaslarını düzenlemez (m.80 ve devamı). İş Kanunu'ndaki işyeri bildirimi ve işyeri tanımı (4857 sayılı Kanun m.3 ve m.1-2 ilgili hükümleri) bu maddenin konusu değildir. İdari para cezasının miktarı ve itiraz usulü 102. maddede düzenlenir; bu madde yalnızca cezanın hangi bendine göre uygulanacağını belirtir.

İşyeri, işyerinin bildirilmesi, devri, intikali ve nakli: hangi kavramlar bilinmeli?

İşyeri
Sigortalıların maddi ve maddi olmayan unsurlarla birlikte işlerini yaptıkları yerdir. Bu Kanun bakımından işyerinin varlığı için belirli bir işçi sayısı aranmaz; sigortalı çalıştırılan her yer madde kapsamındadır.
İşyerine bağlı yerler ve eklentiler
İşyerinde üretilen mal veya verilen hizmetle nitelik yönünden bağlılığı bulunan ve aynı yönetim altında örgütlenen yerlerdir. Dinlenme, çocuk emzirme, yemek, uyku, yıkanma, muayene ve bakım, beden veya meslek eğitimi yerleri, avlu ve büro gibi yerler ile araçlar bu kapsamda işyerinden sayılır.
İşyeri bildirgesi
İşverenin işyerini Kuruma bildirdiği, Kurumca hazırlanan örneğe uygun belgedir. Şekli ve içeriği Kurum yönetmeliğiyle belirlenir.
Alt işveren
Asıl işverenin işyerinde çalıştırdığı sigortalıları, aralarındaki sözleşmenin ibrazı kaydıyla, Kurumdan alacağı özel bir numara ile asıl işverenin dosyasından bildiren işverendir.
Ticaret sicili bildirimi
6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'na tabi şirket kuruluşunun ticaret sicili memurluklarına yapılan bildirimdir. Bu bildirim Kuruma yapılmış sayılır ve ayrıca işyeri bildirgesi düzenlenmez; ticaret sicili memurluğu bu bildirimi on gün içinde Kuruma iletir.
Ruhsat bildirimi
Valilik, belediye ve ruhsat vermeye yetkili diğer kamu ile özel hukuk tüzel kişilerinin, verdikleri ruhsat ve ruhsat niteliğindeki işlemlere ilişkin bilgi ve belgeleri Kuruma bildirmesidir. Hangi bildirimlerin işyeri bildirgesinin yerine geçeceğini Kurum belirler.

İşyeri, işyerinin bildirilmesi, devri, intikali ve nakli: hangi şartlar aranır?

  • Sigortalı çalıştırılan bir yerin işyeri sayılabilmesi için orada sigortalıların maddi ve maddi olmayan unsurlarla birlikte iş görmesi bulunmalıdır.
  • Bir yerin işyerine bağlı yer veya eklenti sayılabilmesi için, işyerinde üretilen mal veya hizmetle nitelik yönünden bağlılığı ve işyeriyle aynı yönetim altında örgütlenmiş olması bulunmalıdır.
  • İşveren, işyeri bildirgesini en geç sigortalı çalıştırmaya başladığı tarihte Kuruma vermelidir.
  • Şirket kuruluşunda ticaret sicili memurluğuna yapılan bildirim, Kuruma yapılmış sayılmak için ticaret sicili memurluğu tarafından on gün içinde Kuruma iletilmelidir.
  • Şirket nevinin değişmesi, birleşme veya başka şirkete katılma hâlinde, ilân tarihinden itibaren işyeri bildirgesi verilmelidir; adi şirkete yeni ortak alınmasında ise yeni ortağın alındığı tarihi izleyen on gün içinde bildirim yapılmalıdır.
  • İşyerinin başka bir ile nakli, sigortalı çalıştırılan işin veya işyerinin başka işverene devri ya da intikali hâlinde, nakil veya devir tarihini izleyen on gün içinde bildirim yapılmalıdır; miras yoluyla intikalde mirasçılar ölüm tarihinden itibaren en geç üç ay içinde bildirim yapmalıdır.
  • Aynı il sınırları içinde Kurumun başka bir ünitesinin görev alanına giren adrese nakil halinde yazılı bildirim yeterlidir; bu hâlde işyeri bildirgesi aranmaz.
  • Ruhsat veren kurumların bilgi ve belgeleri, verildiği tarihten itibaren bir ay içinde Kuruma bildirilmelidir.
  • Bildirim yükümlülüğü yerine getirilmemişse ihlal, 102. maddenin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca idari para cezası gerektirir; ancak bu ceza yükümlülüğün yerine getirilmesini ortadan kaldırmaz.

İşyeri, işyerinin bildirilmesi, devri, intikali ve nakli: hangi sonuçları doğurur?

  • İşveren, işyeri bildirgesini süresinde vermezse 102. maddenin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca idari para cezası uygulanır.
  • İdari para cezası uygulanması, bildirim yükümlülüğünün sonradan yerine getirilmesine engel olmaz.
  • İşyeri bildirgesinin verilmemesi veya geç verilmesi, Kanunda belirtilen hak ve yükümlülükleri ortadan kaldırmaz; sigortalıların hakları devam eder.
  • Ticaret sicili yoluyla yapılan kuruluş bildirimi Kuruma yapılmış sayıldığından bu hâlde ayrıca işyeri bildirgesi düzenlenmez.
  • Aynı il içinde adres değişikliği yazılı bildirimle yapıldığında işyeri bildirgesi gerekmez ve sigortalıların hak ve yükümlülükleri aynen devam eder.
  • Ruhsat bildirimlerinden Kurumun belirlediği olanlar işyeri bildirgesinin yerine geçer ve bunlar için ayrıca işyeri bildirgesi düzenlenmez.
  • Alt işverenin sigortalıları asıl işverenin dosyasından bildirilir; bu bildirimin şekli ve içeriği Kurum yönetmeliğiyle belirlenir.
  • Maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Kurum tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.

Asıl işyeri ile bağlı yer ve eklenti arasındaki fark nedir?

Mal veya hizmetin üretildiği asıl yer, işyerinin çekirdeğidir.

Dinlenme, yemek, yıkanma, eğitim yeri, avlu, büro ve araçlar gibi yerler, nitelik ve yönetim birliği ölçütüne göre işyerine bağlanır.

Bağlı yer sayılan yerde geçen iş kazası ve sigortalılık işyeri kapsamında değerlendirilir; bu yerler için ayrı işyeri bildirgesi gerekmez.

Şirket nevi değişikliği, birleşme ile adi şirkette ortak alımı arasındaki fark nedir?

6762 sayılı Kanun'a tabi şirketlerde nevi değişikliği, birleşme veya katılma, ticaret siciline tescil ilanının tarihine bağlanır.

Adi şirkette yeni ortak alınması, yeni ortağın alındığı tarihe bağlanır.

Şirketlerde süre ilan tarihinden, adi şirkette ise ortak alım tarihinden on gün olarak işler.

İşyerinin başka ile nakli ile aynı il içinde nakli arasındaki fark nedir?

İşyerinin faaliyet adresinden başka bir ile nakledilmesinde işyeri bildirgesi ile on gün içinde bildirim yapılır.

Aynı il sınırları içinde Kurumun başka bir ünitesinin görev alanına taşınmada yalnızca yazılı bildirim yeterlidir.

Aynı il içi adres değişikliğinde işyeri bildirgesi düzenlenmez; ancak sigortalıların hak ve yükümlülükleri devam eder.

Devir veya intikal ile miras yoluyla intikal arasındaki fark nedir?

İşin veya işyerinin başka işverene devri ya da intikalinde yeni işveren on gün içinde bildirir.

İşyerinin miras yoluyla intikalinde bildirim yükümü mirasçılara aittir ve süre ölüm tarihinden başlar.

Devirde on günlük süre, miras halinde üç aylık süre uygulanır.

İşveren ile alt işveren arasındaki fark nedir?

Asıl işverene ait işyeri bildirgesi işveren tarafından verilir.

Alt işveren, asıl işverenin işyerinde çalıştırdığı sigortalıları kendi sözleşmesinin ibrazı ve özel numara ile asıl işverenin dosyasından bildirir.

Alt işveren kendi adına ayrı işyeri bildirgesi vermez; sigortalılar asıl işverenin dosyasında bildirilir.

Ticaret sicili bildirimi ile işyeri bildirgesi arasındaki fark nedir?

Şirket kuruluşu ticaret sicili memurluğuna bildirildiğinde bu bildirim Kuruma yapılmış sayılır.

Bu yol izlenmeyen durumlarda işveren ayrıca işyeri bildirgesi verir.

Ticaret sicili yolunu izleyen şirketlerde ayrıca işyeri bildirgesi düzenlenmez.

İşyeri, işyerinin bildirilmesi, devri, intikali ve nakli: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Ticaret sicili yoluyla kuruluş bildiriminin yapıldığı şirkette ayrıca işyeri bildirgesi aranmasını yapmak; bu hâlde bildirgenin düzenlenmediğini gözden kaçırmak.
  • Nakil, devir veya intikalde on günlük süreyi miras hâline de uygulamak; miras yoluyla intikalde üç aylık süreyi hesaplamamak.
  • Aynı il içi adres değişikliğinde işyeri bildirgesi aranmasını yapmak; yazılı bildirimin yeterli olduğunu göz ardı etmek.
  • Bildirim süresinin geçmesinin sigortalıların haklarını ortadan kaldırdığını varsaymak; oysa madde haklar bakımından süre aşımını sonuç doğurmaz olarak düzenler.
  • İdari para cezası miktarını bu maddeden okumak; miktar ve itiraz usulü 102. maddede düzenlenmiştir.
  • Alt işverenin kendi adına ayrı işyeri bildirgesi vermesi gerektiğini varsaymak; alt işveren sigortalıları asıl işverenin dosyasından bildirir.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Ticaret sicili memurluğuna yapılan bildirimin Kuruma yapılmış sayılması, şirketlerde ayrıca işyeri bildirgesi verilmemesi sonucunu doğurur kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, 2022/304 E., 2025/1543 K., 20.11.2025)
  • İşyeri bildirgesinin süresi dışında verilmesi üzerine kesilen idari para cezasının ödenmesinin, işverenin bildirim yükümlülüğünü ortadan kaldırmadığı yönünde uygulama yapılmaktadır. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, 2022/304 E., 2025/1543 K., 20.11.2025)
  • Belediyelerin ruhsat bilgilerini bildirmesi yükümlülüğü ile ilgili uyuşmazlıklarda, 11. maddenin altıncı fıkrası temel alınarak idari yaptırım değerlendirilmektedir. (Danıştay 15. Daire Başkanlığı, 2013/6092 E., 2018/5568 K., 05.06.2018; Danıştay 15. Daire Başkanlığı, 2013/14153 E., 2018/4492 K., 07.05.2018)
  • Mülga 506 sayılı Kanun'un ilgili hükmüne dayanılarak yapılan değerlendirmelerde, 5510 sayılı Kanun'un 11. maddesinin uygulanması ayrıca ele alınmaktadır. (Hukuk Genel Kurulu, 2022/213 E., 2023/356 K., 26.04.2023; Hukuk Genel Kurulu, 2023/224 E., 2023/265 K., 29.03.2023)

Nasıl ispat edilir?

  • Bildirim yükümlülüğünü yerine getirdiğini iddia eden işveren, işyeri bildirgesinin Kuruma verildiğini belgeyle ispatlamakla yükümlüdür.
  • Şirket kuruluşunun ticaret sicili yoluyla bildirildiği iddiasında, ticaret sicili memurluğunun Kuruma yaptığı iletimin tarihi ve kaydı ile ispat yapılır.
  • Süre aşımı nedeniyle idari para cezası kesilen işveren, bildirimin süresinde yapıldığını veya sürenin başlangıç olayının farklı olduğunu belgeyle ispatlamak durumundadır. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, 2022/304 E., 2025/1543 K., 20.11.2025)
  • Adres değişikliğinin aynı il içinde yazılı bildirimle yapıldığı savunmasında, Kuruma gönderilen yazının tarihi ve içeriği belge olarak sunulmalıdır.
  • Alt işveren sigortalılarının asıl işverenin dosyasından bildirildiği iddiasında, alt işveren sözleşmesinin ibrazı belgesi esas alınır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 5510 sayılı Kanun m.102: Birinci fıkranın (b) bendi, bu maddedeki bildirim yükümlülüklerine aykırılığın idari para cezası ile yaptırılmasını sağlar. Cezanın miktarı ve itiraz usulü o maddede düzenlenir.
  • 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu: Madde, bu Kanun'a tabi şirketlerin nevi değişikliği, birleşme ve katılma işlemlerinde ilân tarihinin bildirim süresine başlangıç olmasını düzenler.
  • 5510 sayılı Kanun m.8: Sigortalı bildirimi ile işyeri bildirgesinin birlikte uygulanmasını sağlayan, işyeri bildirimine bağlı sigortalı kayıt yükümlülüğüdür.
  • 5510 sayılı Kanun m.9: Sigortalı bildirim ve kayıt süreçlerinin işyeri bildirgesiyle bağlantılı hükümleri düzenlenir; bu madde ile birlikte okunur.
  • 4857 sayılı İş Kanunu m.3: İş Kanunu'nda işyeri bildirimi yükümlülüğünü düzenler. 5510 sayılı Kanun'un bildirimleri, İş Kanunu m.3 bildirimleri yerine geçebilir; bu madde ile İş Kanunu arasında bağlantı vardır.

Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu m.12 — İşveren, işveren vekili, geçici iş ilişkisi kurulan işveren ve alt işveren

Madde, 4. maddenin birinci fıkrasının (a) ve (c) bentlerine göre sigortalı sayılanları çalıştıran işverenin tanımını yapar; işveren vekilini, geçici iş ilişkisi kurulan işvereni, ikinci fıkra kapsamındaki sigortalılar bakımından yükümlülüklerin hangi kurum ve kişilerce yerine getirileceğini, Çiftçi Mallarının Korunması Hakkında Kanun kapsamındaki çalıştırmayı, ceza infaz kurumlarındaki çalıştırmayı ve alt işveren ile asıl işveren arasındaki sorumluluğu düzenler. Muhasebeci sorumluluğunun ayrıntıları yönetmelik düzeyinde bırakılmıştır. Madde, sigortalı sayılma koşullarını (m.4), prim oranlarını ve prim ödeme yükümlülüğünün kapsamını (m.80 ve devamı) düzenlemez. Sigortalıya ait hak ve sigorta kollarındaki yardımlar (m.4 ve devamı, ilgili sigorta kolları), zamanaşımı ve tahsil usulü ile idari yaptırımlar bu maddede yer almaz.

İşveren, işveren vekili, geçici iş ilişkisi kurulan işveren ve alt işveren: hangi kavramlar bilinmeli?

İşveren
4. maddenin birinci fıkrasının (a) ve (c) bentlerine göre sigortalı sayılanları çalıştıran gerçek veya tüzel kişi ile tüzel kişiliği olmayan kurum ve kuruluşlardır. Bu tanım, sigortalıyı çalıştıran tarafı belirler; sigortalılık statüsünün kendisi bu maddenin konusu değildir.
İşveren vekili
İşveren adına ve hesabına, işin veya görülen hizmetin bütününün yönetim görevini yapan kimsedir. Kanun bu kimseyi işveren kavramının kapsamına alır; yani Kanunda işveren denildiğinde işveren vekili de anlaşılır.
Müşterek ve müteselsil sorumluluk
İşveren vekili, geçici iş ilişkisi kurulan işveren ve (6728 sayılı Kanun değişikliğiyle eklenen bağlamda) belirli muhasebe meslek mensupları, işverenle birlikte yükümlülüklerden sorumlu tutulur. Alacaklı, borçlulardan dilediğine tamamını talep edebilir.
Geçici iş ilişkisi kurulan işveren
4857 sayılı İş Kanunu'nda tanımlanan, özel istihdam bürosu aracılığıyla geçici işçi çalıştıran işverendir. Madde bu işverene, sosyal güvenlik yükümlülükleri bakımından işverenle birlikte sorumluluk yükler.
Alt işveren
Bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin bir işte ya da bir işin bölüm veya eklentilerinde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği sigortalıları çalıştıran üçüncü kişidir.
Asıl işveren
Mal veya hizmet üretimine ilişkin işini alt işverene veren işverendir. Madde, sigortalılar üçüncü bir kişi aracılığıyla işe girmiş ve onlarla sözleşme yapmış olsa bile asıl işverenin alt işverenle birlikte sorumlu olacağını öngörür.

İşveren, işveren vekili, geçici iş ilişkisi kurulan işveren ve alt işveren: hangi şartlar aranır?

  • Sorumluluğun doğması için, sigortalının 4. maddenin birinci fıkrasının (a) veya (c) bendi kapsamında sayılması gerekir; ikinci fıkra ve dördüncü fıkra kapsamındaki sigortalılar için yükümlülükler bu maddenin ikinci fıkrasındaki kurum ve kişilerce yerine getirilir.
  • İşveren vekili sorumluluğunun doğması için, kişinin işveren adına ve hesabına, işin veya görülen hizmetin bütününün yönetim görevini yapması gerekir.
  • Geçici iş ilişkisi kurulan işveren bakımından sorumluluğun doğması için, kişinin 4857 sayılı İş Kanunu'nda tanımlanan geçici iş ilişkisi kurmuş olması gerekir.
  • Muhasebe meslek mensupları bakımından sorumluluğun doğması için, internet, elektronik veya benzeri ortamda Kuruma gönderilecek muhtasar ve prim hizmet beyannamesinin defter ve kayıtlara ya da bu kayıtların dayanağı belgelere uygun olmaması gerekir ve kişinin işverenle yazılı sözleşme ile yetki verilmiş serbest muhasebeci, serbest muhasebeci mali müşavir veya yeminli mali müşavir olması gerekir.
  • Alt işveren ilişkisinde asıl işverenin sorumluluğu için, işverenin işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin bir işi üçüncü kişiye vermiş olması ve alt işverenin bu iş için sigortalı çalıştırması gerekir; sigortalıların üçüncü kişi aracılığıyla işe girmiş olmaları bu sonucu değiştirmez.
  • Ceza infaz kurumları ile tutukevleri bünyesindeki tesis, atölye ve benzeri ünitelerde çalıştırılan hükümlü ve tutuklular bakımından işveren Ceza İnfaz Kurumları ile Tutukevleri İş Yurtları Kurumudur; işveren vekilleri ise bu kurumun sorumlu müdür ve amirleridir.

İşveren, işveren vekili, geçici iş ilişkisi kurulan işveren ve alt işveren: hangi sonuçları doğurur?

  • İşveren ile işveren vekili ve geçici iş ilişkisi kurulan işveren, Kanunda belirtilen yükümlülüklerden dolayı müşterek ve müteselsil sorumlu olur; Kurum borcun tamamını bunlardan birinden isteyebilir.
  • Muhasebe meslek mensupları, beyannamenin defter ve kayıtlara uygun olmaması nedeniyle işverenle birlikte müşterek ve müteselsil sorumlu olur; uygulamanın usul ve esasları Kurum yönetmeliğiyle belirlenir.
  • Alt işverenin sigortalılarına ilişkin Kanundaki yükümlülüklerden asıl işveren alt işverenle birlikte sorumlu olur; sigortalının üçüncü kişi aracılığıyla işe girmiş olması bu sorumluluğu ortadan kaldırmaz.
  • 4. maddenin ikinci fıkrasının (a) bendi kapsamındakiler bakımından yükümlülükler işçi sendikaları, konfederasyonlar veya işveren tarafından; dördüncü fıkra kapsamındakiler bakımından kamu idareleri veya okullar tarafından yerine getirilir.
  • 4081 sayılı Kanun kapsamında çalıştırılanlar bakımından yükümlülükler çalıştırmaya yetkili makam tarafından yerine getirilir.
  • Ceza infaz kurumlarında ve tutukevlerinde çalıştırılan hükümlü ve tutuklular bakımından işveren Ceza İnfaz Kurumları ile Tutukevleri İş Yurtları Kurumu, işveren vekilleri ise kurumun sorumlu müdür ve amirleridir.
  • Yükümlülüklerin yerine getirilmemesi hâlinde sorumluluk, bu maddede sayılan kişilere birlikte yüklenir; ancak bir kişinin ödemesi diğerlerinin borcunu sona erdirir.

İşveren ile işveren vekili arasındaki fark nedir?

İşveren, sigortalıyı çalıştıran asıl taraftır ve sigortalı ile iş ilişkisi içindedir.

İşveren vekili, işverenin yönetim görevini adına ve hesabına yerine getiren kimsedir.

İşveren vekili, bu Kanundaki yükümlülükler bakımından işverenle birlikte müşterek ve müteselsil sorumludur; Kanunda işveren denilmesi işveren vekilini de kapsar.

Asıl işveren ile alt işveren arasındaki fark nedir?

Asıl işveren, işini üçüncü kişiye veren taraftır.

Alt işveren, işi alıp kendi sigortalılarını çalıştıran üçüncü kişidir.

Sigortalılar üçüncü kişi aracılığıyla işe girmiş olsalar bile asıl işveren, Kanunun işverene yüklediği yükümlülüklerden alt işverenle birlikte sorumludur.

Ana işveren yükümlülüğü ile ikinci fıkra kapsamındaki sigortalılar arasındaki fark nedir?

4. maddenin ikinci fıkrasının (a) bendi ve dördüncü fıkrası kapsamındaki sigortalılar bakımından işveren ayrı bir görünümdedir.

Bu sigortalıların çalıştırıldığı işçi sendikaları, konfederasyonlar, kamu idareleri veya eğitim gördükleri okullar işverenin yerine geçer.

Yükümlülükler bu kurum ve kuruluşlar tarafından yerine getirilir; genel işveren tanımı bu sigortalılar bakımından ayrıca uygulanmaz.

Çiftçi Mallarının Korunması Hakkında Kanun kapsamındaki çalıştırma ile genel hal arasındaki fark nedir?

4081 sayılı Kanun'a göre çalıştırılanlar bakımından işveren, çalıştırmaya yetkili makamdır.

Genel halde işveren, sigortalıyı çalıştıran gerçek veya tüzel kişidir.

Yükümlülükler, bu kişilerde değil çalıştırmaya yetkili makamda toplanır.

Geçici iş ilişkisi kurulan işveren ile işveren vekili ve geçici iş ilişkisinin sosyal güvenlik sorumluluğu arasındaki fark nedir?

Geçici iş ilişkisi kurulan işveren, 4857 sayılı Kanun anlamında geçici işveren olarak işçi çalıştırır.

Özel istihdam bürosu, geçici iş ilişkisinde asıl işveren konumunda ücret ve sosyal güvenlik ödemelerinden sorumlu tutulur.

Geçici işveren de bu Kanundaki yükümlülüklerden dolayı işverenle birlikte müşterek ve müteselsil sorumludur. Uygulamada sorumluluk, geçici işçinin çalıştığı süreyle ve ödenmeyen ücret ile prim kalemleriyle sınırlı yorumlanmaktadır.

İşveren, işveren vekili, geçici iş ilişkisi kurulan işveren ve alt işveren: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Müşterek ve müteselsil sorumluluğu, sorumluluğun paylaşıldığı biçimde yorumlamak; her sorumlunun yalnızca kendi payından sorumlu olduğunu düşünmek.
  • Alt işverenlik sözleşmesindeki sorumluluğu kaldıran kayıtların geçerli olduğunu varsaymak; bu Kanundaki birlikte sorumluluğun sözleşmeyle ortadan kaldırılamayacağını gözden kaçırmak.
  • İşveren vekilini yalnızca işverenle temsil yetkisine sahip kişi olarak tanımlamak; asıl belirleyici ölçütün işin yönetim görevini adına ve hesabına yerine getirmek olduğunu unutmak.
  • Geçici iş ilişkisi kurulan işverenin sorumluluğunu tüm sosyal güvenlik borçlarına yaymak; uygulamada sorumluluğun ödenmeyen ücret ve prim gibi sınırlı kalemlerle sınırlı yorumlandığını gözden kaçırmak.
  • Ceza infaz kurumlarındaki hükümlü ve tutukluların işverenini genel işveren kuralına göre belirlemek; bu hâlde işverenin ilgili kurum ve sorumlu müdür ve amirleri olduğunu unutmak.
  • İkinci fıkra kapsamındaki sigortalılar için işverenin yükümlülüklerini yine işverene yüklemek; bu hâllerde yükümlülüğün sendika, konfederasyon, kamu idaresi veya okul tarafından yerine getirildiğini gözden kaçırmak.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Asıl işverenin sorumluluğu, alt işverenin işçilerine karşı olan ücret, kıdem, ihbar, fazla çalışma, yıllık izin ve benzeri kanundan veya sözleşmeden doğan haklarla sınırlı tutulmakta, bu sorumluluğun asıl işverenin alt işverenle birlikte sorumluluğu olarak yorumlanmaktadır. (Hukuk Genel Kurulu, 2023/739 E., 2025/330 K., 21.05.2025; Hukuk Genel Kurulu, 2017/3168 E., 2021/1212 K., 12.10.2021)
  • Madde metnindeki birlikte sorumluluk, sözleşmeyle kaldırılamayan bir yükümlülük olarak kabul edilmekte; alt işverenlik sözleşmesine konan kayıtların bu sorumluluğu ortadan kaldırmadığı belirtilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2023/153 E., 2023/420 K., 03.05.2023; Hukuk Genel Kurulu, 2018/341 E., 2021/1290 K., 21.10.2021)
  • Asıl işverenin ödediği borç bakımından alt işverene rücu hakkı bulunduğu kabul edilmekte; bu rücu, Borçlar Kanunu hükümlerine dayandırılmaktadır. (Hukuk Genel Kurulu, 2020/600 E., 2022/1019 K., 22.06.2022)
  • Sosyal güvenlik borçları bakımından işveren vekilinin ve birlikte sorumlu kişilerin sorumluluğu, Kurumun borcu tahsil ederken işverenle birlikte takibe konu edilmesi yoluyla uygulanmaktadır. (Danıştay 15. Daire Başkanlığı, 2015/10087 E., 2018/7937 K., 28.11.2018)

Nasıl ispat edilir?

  • Sorumluluğu ileri süren Kurum veya işçi, işveren vekilinin işveren adına ve hesabına yönetim görevini yaptığını ispatlamakla yükümlüdür; bu ispat için iş sözleşmesi, görev tanımı, imza sirküleri ve organizasyon şeması gibi belgeler kullanılır. (Hukuk Genel Kurulu, 2023/739 E., 2025/330 K., 21.05.2025)
  • Asıl işveren-alt işveren ilişkisinin varlığını ileri süren taraf, işin asıl işverenin işyerinde yürütülen mal veya hizmet üretimine ilişkin olduğunu ispatlamakla yükümlüdür; alt işverenlik sözleşmesi ve işyeri kayıtları bu konuda kullanılır. (Hukuk Genel Kurulu, 2023/153 E., 2023/420 K., 03.05.2023)
  • Asıl işveren, sorumluluktan kurtulmak için alt işverenin ödemeyi yaptığını veya sorumluluğun sona erdiğini ispatlamakla yükümlüdür; ödeme makbuzları ve banka kayıtları bu amaçla kullanılır. (Hukuk Genel Kurulu, 2017/3168 E., 2021/1212 K., 12.10.2021)
  • Muhasebe meslek mensubunun sorumluluğu bakımından beyannamenin defter ve kayıtlara uygun olmadığı, kişinin yazılı yetki sözleşmesi ile yetkili kılındığı ispat edilmelidir; yazılı sözleşme bulunmaması yetki iddiasını zayıflatır. (Danıştay 15. Daire Başkanlığı, 2015/10087 E., 2018/7937 K., 28.11.2018)

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 5510 sayılı Kanun m.4: Sigortalı sayılan kişileri belirler; işverenin hangi sigortalılar bakımından tanımlanacağı ve ikinci-dördüncü fıkra ayrımı bu maddeye dayanır.
  • 4857 sayılı İş Kanunu: Geçici iş ilişkisi, asıl işveren-alt işveren ilişkisi ve işveren vekili kavramlarının kaynağıdır; bu Kanundaki tanımlara atıf yapılır.
  • 4081 sayılı Çiftçi Mallarının Korunması Hakkında Kanun: Bu Kanuna göre çalıştırılanlar bakımından işverenin yükümlülüklerini çalıştırmaya yetkili makamın yerine getirmesini sağlar.
  • 5510 sayılı Kanun m.80: Prim ödeme yükümlülüğünün ve bu yükümlülüğe ilişkin ayrıntıların düzenlendiği maddedir; bu madde sorumlu kişilerin kapsamını belirler ancak prim hesabını yapmaz.

Süreler

SüreMaddeHüküm
bir aylıkm.3Bu Kanunun uygulanmasında; 1) Bakanlık: Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığını, 2) Kurum: Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığını, 3) Sosyal sigortalar: Kısa ve uzun vadeli sigorta kollarını, 4) Kısa vadeli sigorta kolları: İş kazası ve…
otuz günm.3Bu Kanunun uygulanmasında; 1) Bakanlık: Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığını, 2) Kurum: Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığını, 3) Sosyal sigortalar: Kısa ve uzun vadeli sigorta kollarını, 4) Kısa vadeli sigorta kolları: İş kazası ve…
360 günm.3Bu Kanunun uygulanmasında; 1) Bakanlık: Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığını, 2) Kurum: Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığını, 3) Sosyal sigortalar: Kısa ve uzun vadeli sigorta kollarını, 4) Kısa vadeli sigorta kolları: İş kazası ve…
otuz gündenm.3(Ek fıkra: 20/8/2016-6745/60 md.) 4857 sayılı Kanunun 13 üncü ve 14 üncü maddelerine göre kısmi süreli veya çağrı üzerine çalışanlar, ay içerisinde günün bazı saatlerinde çalışıp, çalıştığı saat karşılığında ücret alanlardan ay içerisinde…
10 günm.6Bu Kanunun kısa ve uzun vadeli sigorta kolları hükümlerinin uygulanmasında; a) İşverenin işyerinde ücretsiz çalışan eşi, b) Aynı konutta birlikte yaşayan ve üçüncü derece dahil bu dereceye kadar hısımlar arasında ve aralarına dışardan…
üç ayım.6Bu Kanunun kısa ve uzun vadeli sigorta kolları hükümlerinin uygulanmasında; a) İşverenin işyerinde ücretsiz çalışan eşi, b) Aynı konutta birlikte yaşayan ve üçüncü derece dahil bu dereceye kadar hısımlar arasında ve aralarına dışardan…
bir yılm.7Sigorta hak ve yükümlülükleri 4 üncü maddenin birinci fıkrasının; a) (a) bendi kapsamında sigortalı sayılanlar için çalışmaya, meslekî ve teknik eğitime, meslekî ve teknik ortaöğretim sırasında tamamlayıcı eğitim ya da alan eğitimine,…
bir aym.8Ancak işveren tarafından sigortalı işe giriş bildirgesi; a) İnşaat, balıkçılık ve tarım işyerlerinde işe başlatılacak sigortalılar için, en geç çalışmaya başlatıldığı gün, b) Yabancı ülkelere sefer yapan ulaştırma araçlarına sefer…
bir aylıkm.8Ancak işveren tarafından sigortalı işe giriş bildirgesi; a) İnşaat, balıkçılık ve tarım işyerlerinde işe başlatılacak sigortalılar için, en geç çalışmaya başlatıldığı gün, b) Yabancı ülkelere sefer yapan ulaştırma araçlarına sefer…
iki ayım.8(Değişik üçüncü fıkra: 17/4/2008-5754/6 md.) 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (b) bendinin (4) numaralı alt bendinde bulunanlar hariç olmak üzere diğer alt bentleri kapsamında sigortalı sayılan kişilerden köy ve mahalle muhtarları için…
15 günm.8(4) numaralı alt bendi kapsamında sigortalı sayılanlar için ise kanunla kurulu meslek kuruluşlarına kayıt tarihinden itibaren kendi mevzuatına göre kayıt veya tescili yapan ilgili kurum, kuruluş ve birlikler, vergi daireleri ve Esnaf ve…
bir günm.9Kısa ve uzun vadeli sigorta kolları bakımından sigortalılık;22 a) 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamındaki sigortalıların, hizmet akdinin sona erdiği tarihten, b) 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamındaki…
on günm.9Birinci fıkranın (a), (c) ve (d) bentlerine göre sigortalılığı sona erenlerin durumları işverenleri tarafından, (b) bendinde belirtilen şekillerde sona erenlerin durumları ise kendileri ve sözü edilen bentte belirtilen faaliyetin sona…
iki ayım.9(Ek cümle: 13/2/2011- 6111/28 md.) Vergi dairelerince vergi mükellefiyetinin sona erdiğine ilişkin yapılacak bildirimlerde bu süre vergi mükellefiyeti terk işleminin tesis tarihinden itibaren iki ayı geçmemek üzere vergi mükellefinin işi…
üç aym.9Birinci fıkranın (e) bendine göre sigortalılığı sona erenler ile 8 inci maddenin birinci fıkrasının (c) bendine göre bildirimi yapılan sigortalıların, sigortalılığının sona ermesine ilişkin bildirimleri, üç ay içinde Kuruma yapılır.
on günm.11Ticaret sicili memurlukları, kendilerine yapılan bu bildirimi en geç on gün içinde Kuruma bildirmek zorundadır. 29/6/1956 tarihli ve 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümlerine tâbi şirketlerin nevilerinin değişmesi, birleşmesi veya diğer…
üç aym.11İşyerinin faaliyette bulunduğu adresten başka bir ildeki adrese nakledilmesi, sigortalı çalıştırılan bir işin veya işyerinin başka bir işverene devredilmesi veya intikal etmesi halinde, işyerinin nakledildiği, yeni işverenin işi veya…
bir aym.11Valilikler, belediyeler ve ruhsat vermeye yetkili diğer kamu ve özel hukuk tüzel kişileri, yapı ruhsatı ve diğer tüm ruhsat veya ruhsat niteliği taşıyan işlemlerine ilişkin bilgi ve belgeler ile varsa bunların verilmesine esas olan…

Süreler madde metnindeki yazımıyla verilmiştir.

Konuda geçen kararlar

54 karar
  1. Hukuk Genel Kurulu, 2025/23 E., 2026/116 K., 25.02.2026
    İlgili madde: m.4, m.10
  2. Hukuk Genel Kurulu, 2025/12 E., 2026/19 K., 21.01.2026
    İlgili madde: m.3, m.4, m.9
  3. Hukuk Genel Kurulu, 2024/403 E., 2025/732 K., 19.11.2025
    İlgili madde: m.3, m.4
  4. Hukuk Genel Kurulu, 2025/91 E., 2025/599 K., 08.10.2025
    İlgili madde: m.5
  5. Hukuk Genel Kurulu, 2023/738 E., 2025/379 K., 18.06.2025
    İlgili madde: m.3
  6. Hukuk Genel Kurulu, 2024/276 E., 2025/347 K., 28.05.2025
    İlgili madde: m.5, m.10
  7. Hukuk Genel Kurulu, 2023/739 E., 2025/330 K., 21.05.2025
    İlgili madde: m.12
  8. Hukuk Genel Kurulu, 2023/1135 E., 2025/213 K., 09.04.2025
    İlgili madde: m.5
  9. Hukuk Genel Kurulu, 2024/202 E., 2025/1 K., 05.02.2025
    İlgili madde: m.4, m.11
  10. Hukuk Genel Kurulu, 2023/666 E., 2024/578 K., 27.11.2024
    İlgili madde: m.4
Diğer 44 karar
  1. Hukuk Genel Kurulu, 2022/1252 E., 2024/72 K., 07.02.2024
    İlgili madde: m.3
  2. Hukuk Genel Kurulu, 2023/153 E., 2023/420 K., 03.05.2023
    İlgili madde: m.12
  3. Hukuk Genel Kurulu, 2022/1065 E., 2023/361 K., 26.04.2023
    İlgili madde: m.9
  4. Hukuk Genel Kurulu, 2022/213 E., 2023/356 K., 26.04.2023
    İlgili madde: m.11
  5. Hukuk Genel Kurulu, 2023/224 E., 2023/265 K., 29.03.2023
    İlgili madde: m.11
  6. Hukuk Genel Kurulu, 2021/237 E., 2022/1758 K., 15.12.2022
    İlgili madde: m.5
  7. Hukuk Genel Kurulu, 2022/462 E., 2022/1080 K., 29.06.2022
    İlgili madde: m.6
  8. Hukuk Genel Kurulu, 2020/600 E., 2022/1019 K., 22.06.2022
    İlgili madde: m.12
  9. Hukuk Genel Kurulu, 2021/230 E., 2022/125 K., 15.02.2022
    İlgili madde: m.6
  10. Hukuk Genel Kurulu, 2021/163 E., 2021/1734 K., 21.12.2021
    İlgili madde: m.5, m.10
  11. Hukuk Genel Kurulu, 2018/341 E., 2021/1290 K., 21.10.2021
    İlgili madde: m.12
  12. Hukuk Genel Kurulu, 2017/2928 E., 2021/1211 K., 12.10.2021
    İlgili madde: m.1, m.5, m.8, m.10
  13. Hukuk Genel Kurulu, 2017/3168 E., 2021/1212 K., 12.10.2021
    İlgili madde: m.12
  14. Hukuk Genel Kurulu, 2016/2071 E., 2020/405 K., 16.06.2020
    İlgili madde: m.1, m.7, m.8
  15. Hukuk Genel Kurulu, 2017/2514 E., 2020/36 K., 21.01.2020
    İlgili madde: m.1, m.7, m.8
  16. Hukuk Genel Kurulu, 2016/1959 E., 2019/1120 K., 24.10.2019
    İlgili madde: m.1, m.10
  17. Hukuk Genel Kurulu, 2015/2872 E., 2019/545 K., 09.05.2019
    İlgili madde: m.3, m.6
  18. Hukuk Genel Kurulu, 2015/3908 E., 2017/1538 K., 06.12.2017
    İlgili madde: m.9
  19. Hukuk Genel Kurulu, 2015/817 E., 2017/455 K., 15.03.2017
    İlgili madde: m.6, m.9
  20. Hukuk Genel Kurulu, 2013/502 E., 2014/12 K., 15.01.2014
    İlgili madde: m.6
  21. 10. Hukuk Dairesi, 2025/639 E., 2025/9557 K., 04.06.2025
    İlgili madde: m.7
  22. Danıştay 15. Daire Başkanlığı, 2013/10802 E., 2018/8481 K., 25.12.2018
    İlgili madde: m.9
  23. Danıştay 15. Daire Başkanlığı, 2015/10087 E., 2018/7937 K., 28.11.2018
    İlgili madde: m.12
  24. Danıştay 15. Daire Başkanlığı, 2013/7664 E., 2018/7477 K., 08.11.2018
    İlgili madde: m.9
  25. Danıştay 15. Daire Başkanlığı, 2017/531 E., 2018/7148 K., 23.10.2018
    İlgili madde: m.3
  26. Danıştay 15. Daire Başkanlığı, 2016/9656 E., 2018/7149 K., 23.10.2018
    İlgili madde: m.8
  27. Danıştay 15. Daire Başkanlığı, 2014/6792 E., 2018/6466 K., 26.09.2018
    İlgili madde: m.1, m.2
  28. Danıştay 15. Daire Başkanlığı, 2016/5381 E., 2018/5618 K., 06.06.2018
    İlgili madde: m.2
  29. Danıştay 15. Daire Başkanlığı, 2013/6092 E., 2018/5568 K., 05.06.2018
    İlgili madde: m.11
  30. Danıştay 15. Daire Başkanlığı, 2013/10130 E., 2018/4493 K., 07.05.2018
    İlgili madde: m.8
  31. Danıştay 15. Daire Başkanlığı, 2013/14153 E., 2018/4492 K., 07.05.2018
    İlgili madde: m.11
  32. 21. Hukuk Dairesi, 2016/15643 E., 2018/3893 K., 17.04.2018
    İlgili madde: m.7
  33. Danıştay 15. Daire Başkanlığı, 2016/7615 E., 2018/3263 K., 03.04.2018
    İlgili madde: m.2
  34. 21. Hukuk Dairesi, 2016/16705 E., 2018/1886 K., 27.02.2018
    İlgili madde: m.7
  35. Danıştay 15. Daire Başkanlığı, 2013/8367 E., 2018/1190 K., 06.02.2018
    İlgili madde: m.1
  36. Danıştay 15. Daire Başkanlığı, 2012/2932 E., 2017/6590 K., 14.11.2017
    İlgili madde: m.2
  37. Danıştay 15. Daire Başkanlığı, 2013/2638 E., 2017/1747 K., 12.04.2017
    İlgili madde: m.2
  38. Danıştay 15. Daire Başkanlığı, 2013/14375 E., 2015/5726 K., 07.10.2015
    İlgili madde: m.6
  39. Danıştay 15. Daire Başkanlığı, 2013/2606 E., 2015/5722 K., 07.10.2015
    İlgili madde: m.8
  40. Genel Kurul, 2019/41241 E., 25.02.2025
    İlgili madde: m.4
  41. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, 2022/304 E., 2025/1543 K., 20.11.2025
    İlgili madde: m.11
  42. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi, 2021/1482 E., 2025/559 K., 14.05.2025
    İlgili madde: m.7
  43. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, 2019/1626 E., 2022/1651 K., 10.11.2022
    İlgili madde: m.2
  44. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2019/2419 E., 2021/1784 K., 08.12.2021
    İlgili madde: m.10

Bağlayıcılık derecesine göre sıralı (Anayasa Mahkemesi, içtihadı birleştirme, genel kurullar, daireler); her grupta yeni karar önce. Tam metin karar deposundan istek üzerine yüklenir. Hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ayrıca denetleyin.

Madde bağlantıları, tarihine kadar Resmî Gazete'de yayımlanan değişiklikleri içeren güncel metne gider.

Bu konudaki maddelerde bilinen en yeni değişiklik: 15.02.2018 (m.11).

Anlatım 21.10.2026 tarihinde derlendi. Bağlayıcı olan madde metnidir.

Bu konuyu panelde çalış

Panelde bu konu 1. Sosyal Güvenlik Hukuku bölümünde yer alıyor.

Panelde çalış