TTK › Ticaret şirketleri › Limited şirket › Ortakların hak ve borçları
Birden fazla ortağa ait esas sermaye payı, bu pay üzerinde çeşitli haklar, ek ödeme ve yan edim yükümlülükleri
Kısaca
TTK m.599, birden fazla kişiye ait olan bir esas sermaye payında paydaşların şirkete karşı sorumluluğunu ve bu paylardan doğan hakların kullanılma biçimini düzenler. TTK m.600, anonim şirkette esas sermaye payı üzerinde intifa hakkı ve rehin hakkının kurulmasını düzenler. TTK m.601, anonim şirkette esas sermaye payı bedelinin ortaklara geri verilmesini ve ortakların bu borçtan ibra edilmesini yasaklayan bir sermaye koruma hükmüdür.
Kapsam
Bu konu, Türk Ticaret Kanunu m.599–607 hükümlerini kapsar.
TTK m.599 — Paylı mülkiyet
Madde, birden fazla kişiye ait olan bir esas sermaye payında paydaşların şirkete karşı sorumluluğunu ve bu paylardan doğan hakların kullanılma biçimini düzenler. Birinci fıkra, şirket sözleşmesinde öngörülen ek ödeme ve yan edim yükümlülükleri bakımından müteselsil sorumluluğu, ikinci fıkra ise paydaşların haklarını ortak temsilci aracılığıyla kullanma zorunluluğunu koyar. Hüküm, esas sermaye payının birden fazla kişiye ait olduğu limited şirketlerde uygulanır. Esas sermaye koyma borcunun ödenmesi, payın devri, payın mirasçılara geçişi ve tescil yükümlülüğü maddede düzenlenmemiştir; bunlar sırasıyla m.595, m.596 ve m.598 hükümlerinin konusudur. Ortak temsilcinin atanması ve bu konudaki usul, anonim şirket hükümlerine yapılan atıfla ele alınmıştır ve madde metninde ayrıca düzenlenmemiştir.
Paylı mülkiyet: hangi kavramlar bilinmeli?
- Paydaş
- Bir esas sermaye payının birlikte sahibi olan kişilerdir. Payın tek bir ortağa ait olması halinde paydaş kavramı bu maddede kullanılmaz.
- Ek ödeme yükümlülüğü
- Şirket sözleşmesinde öngörülen ve ortağın sermaye koyma borcunun dışında, şirkete ödenmesi gereken ilave bedeli ifade eder. Sözleşmede öngörülmemişse bu sorumluluk doğmaz.
- Yan edim yükümlülüğü
- Şirket sözleşmesinde öngörülen, ortağın para dışında yerine getirmesi gereken edimlerdir. Bu yükümlülük de sermaye payının asıl borcundan ayrı olarak sözleşme ile belirlenir.
- Müteselsil sorumluluk
- Birden fazla borçlunun aynı borçtan birlikte ve her birinin tüm borçtan sorumlu olması halidir. Şirket, alacağını paydaşların herhangi birinden tamamen isteyebilir.
- Ortak temsilci
- Paydaşların esas sermaye payından doğan haklarını birlikte kullanmak üzere atadıkları kişidir. Temsilci, paydaşların ortak iradesini şirkete karşı temsil eder.
- Elbirliği mülkiyeti (iştirak hali)
- Birden fazla kişinin bir malvarlığı üzerinde paylara bölünmeksizin birlikte hak sahibi olduğu mülkiyet rejimidir. Esas sermaye payında paydaşların ilişkisini bu rejim belirler.
Paylı mülkiyet: hangi şartlar aranır?
- Esas sermaye payının birden fazla kişiye ait olması gerekir; tek ortağa ait pay bu maddenin kapsamında değildir.
- Şirket sözleşmesinde ek ödeme veya yan edim yükümlülüğü öngörülmüş olmalıdır; bu yükümlülük yoksa müteselsil sorumluluk doğmaz.
- Paydaşların şirkete karşı ek ödeme ve yan edim yükümlülüklerinden müteselsilen sorumlu olduğu kabul edilmelidir.
- Paydaşların esas sermaye payından doğan haklarını kullanabilmesi için ortak bir temsilci atanmış olmalıdır.
- Ortak temsilci olmaksızın paydaşların bireysel olarak hak kullanması, bu hakların kullanılmasında geçerli bir yol sayılmaz.
Paylı mülkiyet: hangi sonuçları doğurur?
- Şirket sözleşmesinde öngörülen ek ödeme yükümlülüğü için paydaşlar şirkete karşı müteselsilen sorumlu olur; şirket borcun tamamını paydaşlardan herhangi birinden isteyebilir.
- Yan edim yükümlülüğü için de aynı müteselsil sorumluluk geçerlidir.
- Paydaşlardan biri borcunu ödediğinde, iç ilişkideki rücu hakları ayrıca değerlendirilir; bu rücu, şirkete karşı sorumluluğu değiştirmez.
- Esas sermaye payından doğan haklar ortak temsilci aracılığıyla kullanılır; temsilci atanmadan paydaşların tek tek hak kullanması bu hükme uygun değildir.
- Müteselsil sorumluluk şirket sözleşmesinde açıkça öngörülmüş ek ödeme ve yan edim yükümlülüklerine özgülüdür; sermaye koyma borcuna ilişkin olarak bu hükümden müteselsil sorumluluk çıkarılamaz.
- Ek ödeme veya yan edim öngörülmemişse birinci fıkra uygulanmaz ve paydaşların şirkete karşı sorumluluğu bu hükümle doğmaz.
Ek ödeme ile yan edim yükümlülüğü ile esas sermaye borcu arasındaki fark nedir?
Ek ödeme ve yan edim yükümlülükleri, şirket sözleşmesinde öngörülen ve ortağın esas sermaye payına bağlı olmayan ek borçlarıdır.
Esas sermaye payının taahhüdü ve ödenmesi ise ortağın sermaye koyma borcudur ve paylar arasında kanunen ayrı bir sorumluluk rejimine tabidir.
Birinci fıkradaki müteselsil sorumluluk yalnızca şirket sözleşmesinde öngörülen ek ödeme ve yan edim yükümlülükleri bakımından doğar; sermaye koyma borcunun paydaşlar arasındaki sorumluluğu bu hükümle düzenlenmemiştir.
Paydaşlar arasındaki iç ilişki ile şirkete karşı dış ilişki arasındaki fark nedir?
Paydaşlar arasında pay sahipliği sebebiyle doğan iç ilişkide, ortak temsilci ve haklar bakımından paydaşlar ortak hareket eder.
Şirketin paydaşlara karşı ilişkisinde ise her paydaş ek ödeme ve yan edim yükümlülüğünden şirkete karşı müteselsilen sorumludur.
Şirket, ek ödeme veya yan edim alacağını paydaşlardan dilediğine, tamamına karşı ileri sürebilir; haklar ise ortak temsilci aracılığıyla kullanılır.
Esas sermaye payından doğan haklar ile paydaşların diğer yükümlülükleri arasındaki fark nedir?
Esas sermaye payından doğan haklar, yani kâr payı, oy ve bilgi alma gibi haklar, ortak temsilci aracılığıyla kullanılır.
Müteselsil sorumluluk ise haklara değil yükümlülüklere ilişkindir ve temsilci atanmasından bağımsız olarak her paydaşı bağlar.
Temsilci atanmış olması, paydaşların şirkete karşı ek ödeme ve yan edim sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.
Miras yoluyla payın birden fazla mirasçıya geçmesi ile sözleşmeyle birden fazla kişiye paylaştırılması arasındaki fark nedir?
Miras yoluyla geçişte pay mirasçılara iştirak halinde intikal eder ve mirasçılar elbirliği mülkiyeti hükümlerine tabi olur.
Aynı sonuç, bir esas sermaye payının sözleşmeyle veya başka bir iktisap yoluyla birden fazla kişiye ait olması halinde de ortaya çıkar.
Her iki durumda da paydaşlar ek ödeme ve yan edim bakımından müteselsilen sorumlu olur, haklarını ise ortak temsilci üzerinden kullanır. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2024/593 E., 2025/1393 K., 18.09.2025; Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, 2024/845 E., 2024/920 K., 25.04.2024; 11. Hukuk Dairesi, 2022/3961 E., 2024/137 K., 10.01.2024)
Tek paydaşın bulunduğu hal ile birden fazla paydaşın bulunduğu hal arasındaki fark nedir?
Esas sermaye payı tek bir ortağa aitse bu maddenin kapsamına girmez.
Esas sermaye payı birden fazla ortağa aitse ve paydaşlar bakımından maddenin ikinci fıkrası ile ilk fıkrası birlikte uygulanır.
Yalnızca ortak mülkiyet halinde müteselsil sorumluluk ve temsilci zorunluluğu doğar.
TTK m.600 — İntifa ve rehin hakkı
Bu madde, anonim şirkette esas sermaye payı üzerinde intifa hakkı ve rehin hakkının kurulmasını düzenler. Üç fıkra halinde; intifa hakkında pay devrine ilişkin hükümlerin uygulanmasını, rehin hakkı için şirket sözleşmesiyle genel kurul onayı şartı konulabilmesini ve intifa hakkı sahibinin payı temsil etmesi ile bu temsilde menfaat gözetme yükümlülüğünü kapsar. Kime uygulandığı, esas sermaye payı sahipleri ile bu paylar üzerinde intifa veya rehin hakkı kurmak isteyen kişilerdir. Pay devrinin şekil, yasak ve cebri icra koşulları bu maddede düzenlenmez (ilgili genel hükümler ve pay devrine ilişkin TTK hükümleri). İntifa hakkının kurulma ve sona erme sebepleri ile MK'daki intifa hakkı esasları bu maddenin kapsamında değildir (MK m.794 vd.). Rehin hakkının paraya çevrilmesi ve cebri icra yoluyla paraya çevirme usulü de bu maddede yer almaz.
İntifa ve rehin hakkı: hangi kavramlar bilinmeli?
- Esas sermaye payı
- Anonim şirkette sermayeyi temsil eden ve ortaklık hakkını veren paydır. Bu madde kapsamındaki intifa ve rehin hakları bu payların üzerinde kurulabilir.
- İntifa hakkı (payda)
- Payın çıplak mülkiyetinin malikte kaldığı, payın yararlarından intifa sahibinin yararlandığı sınırlı aynî haktır. Bu haktan doğan yönetim ve temsil yetkisi aşağıdaki fıkralarda ayrıca düzenlenmiştir.
- Rehin hakkı (payda)
- Payın alacak güvencesi olarak rehin alacaklıya bağlandığı aynî haktır. Kurulması şirket sözleşmesiyle genel kurul onayına bağlanabilir.
- Geçiş hükümleri
- Esas sermaye paylarının devrine ilişkin TTK hükümleridir. Bu madde, intifa ve rehin haklarının kurulmasında bu hükümlerin kıyasen değil doğrudan uygulanacağını öngörür.
- Haklı sebep
- Genel kurulun rehin hakkının kurulmasına onay vermekten kaçınabileceği tek hâldir. Somut olayda şirketin yapısı ve ortaklık ilişkisi üzerinden değerlendirilir.
İntifa ve rehin hakkı: hangi şartlar aranır?
- Bir esas sermaye payı üzerinde intifa hakkı kurulmak isteniyorsa, bu işlemde payın geçişine ilişkin hükümlerin uygulanması gerekir.
- Bir esas sermaye payı üzerinde rehin hakkı kurulabilmesi için şirket sözleşmesinde bu işlemin genel kurul onayına bağlanmış olması gerekir; sözleşmede böyle bir şart yoksa onay aranmaz.
- Onay şartı konulmuşsa, rehin hakkının kurulması için genel kurulun onayı alınmalıdır ve bu hâlde geçişe ilişkin hükümler uygulanmalıdır.
- Genel kurul, rehin hakkı kurulmasına onay vermekten yalnız haklı sebeplerin varlığında kaçınabilir; bu sebep bulunmadan onayın reddi hukuka uygun değildir.
- Payı intifa hakkı sahibi temsil eder; bu durumda intifa hakkı sahibinin esas sermaye payı sahibinin menfaatlerini hakkaniyete uygun biçimde gözetmesi gerekir.
İntifa ve rehin hakkı: hangi sonuçları doğurur?
- Bir esas sermaye payı üzerinde intifa hakkı kurulduğunda payın geçişine ilişkin hükümler uygulanır.
- Şirket sözleşmesinde rehin hakkı için genel kurul onayı öngörülmüşse, onaysız kurulan rehin hakkının bu maddeye göre geçerli kurulamayacağı sonucu doğar.
- Genel kurul haklı sebep olmaksızın onay vermekten kaçınırsa, bu ret hukuka aykırıdır ve rehin hakkının kurulmasını engellemez.
- Haklı sebebin varlığı hâlinde genel kurul onay vermeyebilir.
- Payı temsil eden intifa hakkı sahibi, esas sermaye payı sahibinin menfaatlerini hakkaniyete uygun biçimde gözetmezse tazminat ile yükümlü olur.
- Madde, intifa ve rehin hakkı kurulmasında gerekli şekil ve onay sürecini aşan ayrıntıyı düzenlemediğinden, bunlar genel TTK ve MK hükümlerine bırakılmıştır.
İntifa hakkı ile rehin hakkı arasındaki fark nedir?
İntifa hakkında fıkra 1 doğrudan pay geçişine ilişkin hükümleri uygular; genel kurul onayı şartı aranmaz.
Rehin hakkında fıkra 2 şirket sözleşmesine bağlı bir onay şartına izin verir.
Rehin hakkı, sözleşmede onay şartı konulmuşsa genel kurul onayına tabidir; intifa hakkında bu tür bir onay ayrıca öngörülmemiştir.
Onay şartı olan ile olmayan şirket sözleşmesi arasındaki fark nedir?
Sözleşmede onay şartı bulunan şirkette rehin hakkı kurulması genel kurul onayına bağlanır.
Sözleşmede onay şartı bulunmayan şirkette bu ek engel yoktur.
Onay şartı varsa genel kurulun yalnız haklı sebeple onay vermeyebilmesi kuralı devreye girer.
Payın malikinin hakkı ile intifa hakkı sahibinin temsil yetkisi arasındaki fark nedir?
Pay sahibi, intifa hakkı kurulmasına rağmen payın çıplak mülkiyetine sahip kalır.
İntifa hakkı sahibi, payı şirkette temsil eder ve pay sahibinin menfaatlerini gözetmekle yükümlüdür.
Gözetme yükümlülüğüne aykırılık hâlinde intifa hakkı sahibi tazminatla sorumlu olur.
İntifa ve rehin hakkı: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Genel kurul onayını intifa hakkı için de aramak; fıkra 1 intifa hakkını pay geçişi hükümlerine bağlar, rehin gibi ayrı bir onay şartı koymaz.
- Şirket sözleşmesinde onay şartı yokken genel kurul onayını zorunlu saymak; onay şartı yalnızca sözleşmeyle konulabilir.
- Genel kurulun onay vermemesini her zaman hukuka aykırı saymak; haklı sebep varsa onay vermekten kaçınabilir.
- Haklı sebep aranmadan onayın reddini geçerli saymak; reddin dayanağı haklı sebep olmalıdır.
- Temsil yetkisini payın sahibine ait sanmak; fıkra 3 uyarınca bir intifa hakkı varsa temsil intifa hakkı sahibine geçer.
- Tazminat sorumluluğunu temsil yetkisi olmayan pay sahibinin aleyhine kurmak; sorumluluk temsil eden intifa hakkı sahibine aittir.
Nasıl ispat edilir?
- Rehin hakkının kurulmasına genel kurul onayı gerekiyorsa, onayın alındığını kuran tarafın bunu belgelemesi gerekir; onay yoksa rehin hakkının geçerli kurulduğunu iddia eden taraf bunu ispat etmelidir.
- Genel kurulun onay vermemesi bakımından haklı sebebin varlığı, onay vermeyen genel kurul tarafından ileri sürülür ve bu sebebi o ispat eder.
- Onay şartının şirket sözleşmesinde yer alıp almadığı, sözleşme metni ile tescil ve ilan kayıtlarından ortaya konur.
- İntifa hakkı sahibinin menfaat gözetme yükümlülüğüne aykırılık nedeniyle tazminat isteyen pay sahibi, aykırılığı ve zararı ispat etmelidir.
- Payın geçişine ilişkin hükümlerin uygulanması hâlinde devre ilişkin şekil ve kayıt belgeleri, işlemin geçerliliğini gösteren delil olarak kullanılır.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6102 sayılı Kanun m.599: Esas sermaye paylarının devrine ilişkin genel çerçeveyi çizer; bu maddenin ilk fıkrasında yapılan gönderme bu hükümlere dayanır. (Metinde açıkça anılmıyor, ancak fıkra 1'in ve gerekçenin devir hükümlerine yaptığı atıf nedeniyle bağlantılıdır.)
- 4721 sayılı Kanun m.795: Gerekçede anılan Türk Medeni Kanunu m.795 birinci fıkrası, alacağın devredilebilir olmasını intifa ve rehin hakkının kurulması için şart koşar; bu madde bakımından tarihsel dayanaktır.
- 6102 sayılı Kanun m.599: Payın devrine ilişkin genel hükümler olarak, intifa ve rehin hakkı kurulmasında kıyasen değil doğrudan uygulanacak geçiş rejimini oluşturur.
TTK m.601 — Geri verme yasağı
TTK m.601, anonim şirkette esas sermaye payı bedelinin ortaklara geri verilmesini ve ortakların bu borçtan ibra edilmesini yasaklayan bir sermaye koruma hükmüdür. Hüküm, esas sermayenin azaltılması hâli dışındaki durumları kapsar ve anonim şirket ortaklarına uygulanır. Madde, esas sermayenin azaltılması usulünü, sermaye koruma ilkesinin genel çerçevesini ve pay bedelinin ödenmesi yükümlülüğünü düzenlemez; bunlar başka maddelerde yer alır. Kendi payını taahhüt yasağı (TTK m.388/1), kanuna karşı hile (TTK m.380) ve pay bedelinin ödenmemesinin sonuçları da bu maddenin kapsamı dışındadır.
Geri verme yasağı: hangi kavramlar bilinmeli?
- Esas sermaye payı bedeli
- Ortağın anonim şirkete karşı üstlendiği ve esas sermayeye karşılık ödediği pay tutarıdır. Ödenen bedel şirketin sermayesinde kalmalıdır.
- Esas sermayenin azaltılması
- Esas sermayenin kanunda öngörülen usulle düşürülmesidir. Bu hâlde madde hükmü uygulanmaz ve ortaklara ödeme yapılabilir.
- İbra
- Borçlunun borcundan alacaklı tarafından kurtarılması anlamına gelen, alacaklının borçluya yönelik feragat beyanıdır. Bu maddede ortağın şirkete karşı pay bedeli borcundan kurtarılmasını ifade eder.
Geri verme yasağı: hangi şartlar aranır?
- Ortaklara esas sermaye payı bedelinin geri verilmemesi gerekir.
- Ortakların esas sermaye payı bedeli borcundan ibra edilmemesi gerekir.
- Bu yasak yalnızca esas sermayenin azaltılması hâli dışında geçerlidir; azaltılma usulüyle yapılan ödeme bu yasağın dışındadır.
Geri verme yasağı: hangi sonuçları doğurur?
- Esas sermaye payı bedeli ortaklara geri verilemez.
- Ortaklar esas sermaye payı bedeli borcundan ibra edilemez.
- Esas sermayenin azaltılması hâlinde bu yasak uygulanmaz ve ortaklara ödeme yapılabilir.
- Yasağa aykırı yapılan geri ödeme veya ibra, sermaye koruma ilkesi gereği hukuka aykırıdır; bu işlemlerin geçerliliği ve iadesi için genel hükümler ve ilgili şirket hukuku yaptırımları değerlendirilir.
Esas sermaye payı bedelinin geri verilmesi ile sermaye azaltımı yoluyla ödeme arasındaki fark nedir?
Esas sermaye payı bedelinin ortaklara geri verilmesi, şirket sermayesinin korunması ilkesine aykırı olduğundan yasaklanmıştır.
Esas sermayenin azaltılması usulüyle yapılan geri ödeme, kanunda öngörülen usul ve koşullara bağlı olarak yasağın istisnasıdır.
Azaltım usulüne uyulmadan yapılan ödeme yasak kapsamında kalır; usule uygun azaltım hâlinde ödeme yapılabilir.
Pay bedelinin geri verilmesi ile ibra arasındaki fark nedir?
Ortağa doğrudan ödeme yapılması, borcun fiilen şirketten çıkmasıdır.
İbra, şirketin ortağın pay bedeli borcunu bağışlamasıdır; ödeme yapılmadan da borç ortadan kalkar.
Madde her iki yolu da yasaklar; ortak borcundan ibra edilemez, ödeme de yapılamaz.
Geri verme yasağı: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Yasağı yalnızca nakdi ödemeyle sınırlı görmek; ibranın da aynı yasağa tabi olduğunu gözden kaçırmak.
- Esas sermaye azaltımı hâlinde yasağın hiç uygulanmayacağını düşünmek; azaltım usulüne uyulup uyulmadığını kontrol etmemek.
- Pay bedeli borcu ile ortağın diğer alacaklarını karıştırmak; yalnızca esas sermaye payı bedeline ilişkin borcun bu yasak kapsamında olduğunu unutmak.
Nasıl ispat edilir?
- Esas sermaye payı bedelinin ortağa geri verildiğini iddia eden taraf, ödemenin varlığını ve esas sermayenin azaltılması usulüne uyulmadığını ispatlamakla yükümlüdür.
- Ödeme ve ibra işlemleri için banka kayıtları, makbuz, yönetim kurulu kararı ve genel kurul kararları gibi yazılı belgeler esas delil niteliğindedir.
- Azaltım usulünün uygulandığını savunan şirket veya ortak, esas sermaye azaltımına ilişkin kararların ve tescilin varlığını ispatlamalıdır.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.388: Anonim şirketin kendi paylarını taahhüt edememesini düzenler; sermaye koruma ilkesinin bir parçasıdır ve bu maddeyle birlikte okunur.
- 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.380: Kanuna karşı hile kurumunu düzenler; şirketin kendi paylarını dolaylı yoldan iktisap etmesini engelleyerek sermaye korumasını tamamlar.
TTK m.602 — Ortakların sorumluluğu
Madde, limited şirket ortaklarının şirket borç ve yükümlülükleri bakımından sorumluluğunun niteliğini düzenler: ortakların sorumluluğunun şirket borçlarıyla sınırlı olup ortakların kişisel malvarlığına uzanmadığı, yalnızca şirketin malvarlığıyla sınırlı kaldığı ilkesini koyar. Hüküm, sermaye şirketlerinden limited şirkete ve ortaklarına uygulanır. Ortakların şirket borcuna ilişkin kişisel sorumluluğunun (ör. kanunda öngörülen hallerde) kapsamını, kamu alacakları ve belirli kişisel sorumluluk hallerini düzenlemez; bunlar başka hükümlere bırakılmıştır (ör. amme alacakları için 6183 sayılı Kanun m.35, ortakların kişisel sorumluluğu için TTK m.573 ve m.602 dışındaki hükümler). Şirketin tüzel kişiliğinin sona ermesi, tasfiye ve ortakların tasfiye sonrası sorumluluğu ile zamanaşımı da bu maddenin konusu değildir.
Ortakların sorumluluğu: hangi kavramlar bilinmeli?
- Malvarlığıyla sorumluluk
- Şirket borçlarından dolayı yalnızca şirketin kendi malvarlığının sorumlu tutulması anlamına gelir. Ortağın kişisel malvarlığı, şirket borcunun ödenmesi için kendiliğinden hedef alınamaz.
- Sınırlı sorumluluk
- Ortağın sorumluluğunun, koyduğu sermaye payı veya taahhüt ettiği tutarla sınırlı olması ilkesidir. Bu madde ile ortağın şirket borçlarından sorumluluğu bakımından sınır çizilir; kanunda öngörülen istisnai kişisel sorumluluk halleri bu ilkenin dışında kalır.
- Tüzel kişilik
- Şirketin kendi adına hak edinebilen ve borç yükleyebilen ayrı bir hukuki özneliğidir. Şirket borçlarının şirketin malvarlığında toplanması, bu ayrı kişiliğin sonucudur.
Ortakların sorumluluğu: hangi şartlar aranır?
- Borcun şirkete ait bir borç veya yükümlülük olması gerekir; ortağın kendi adına doğurduğu kişisel bir borç bu hükmün kapsamında değildir.
- Ortağa şirket borcu için kişisel sorumluluk yükleyen ayrı bir kanun hükmü veya sözleşmesel bir taahhüt bulunmalıdır; aksi halde ortağın kişisel malvarlığına başvurulamaz.
- Şirket borcunun alacaklısı, öncelikle şirketin malvarlığına başvurmak zorundadır.
Ortakların sorumluluğu: hangi sonuçları doğurur?
- Şirketin borçlarından dolayı ortakların kişisel malvarlığı, kural olarak alacaklının takip ve dava yoluyla başvurabileceği bir kaynak değildir.
- Alacaklı, şirket borcunu ancak şirketin malvarlığından tahsil edebilir; şirketin malvarlığı yetersiz kalsa bile bu durum ortağa kendiliğinden kişisel sorumluluk yüklemez.
- Ortağın, şirket borcunu kendi adına üstlenmesi, kefil olması veya bu yönde kişisel bir taahhütte bulunması halinde ortağın kişisel sorumluluğu doğabilir; bu durumda ortak bu taahhüt çerçevesinde sorumludur.
- Kanunda açıkça öngörülen istisnai hallerde (ör. amme alacakları) ortakların kişisel sorumluluğu söz konusu olabilir.
- Sözleşmeyle ortağın şirket borcundan kişisel sorumlu tutulması, üçüncü kişiye karşı geçerli bir kişisel sorumluluk doğurmaz; ancak ortağın kendi taahhüdü ayrıca geçerli sayılabilir. (9. Hukuk Dairesi, 2022/17007 E., 2022/17043 K., 19.12.2022)
- Bu maddenin emredici niteliği bulunmaktadır; şirket sözleşmesiyle ortakların şirket borçlarından kişisel olarak sorumlu tutulması genel bir hükümle sağlanamaz.
Limited şirket ortağı ile kollektif şirket ortağı arasındaki fark nedir?
Limited şirket ortağının sorumluluğu, şirketin malvarlığıyla sınırlıdır ve şirket borçlarından kişisel olarak sorumlu değildir.
Kollektif şirket ortağı, şirket borçlarından müteselsilen ve bütün malvarlığıyla sorumludur (TTK m.236).
Aynı şirket borcu için alacaklı, limited şirket ortağının kişisel malvarlığına başvuramazken kollektif şirket ortağının malvarlığına başvurabilir.
Şirket borcu ile ortağın kendi borcu arasındaki fark nedir?
Şirket borcu, şirketin malvarlığından ödenir ve bu madde uyarınca ortağın kişisel malvarlığı sorumlu değildir.
Ortağın kendi adına ve kendi borcunu üstlenmesi ya da kendi kişisel taahhüdü, ortağın kişisel malvarlığıyla sorumluluk doğurur.
Şirket borcu için kişisel sorumluluk doğması, ancak ayrı bir kişisel taahhüt veya kanuni istisna ile mümkündür.
Genel ortak sorumluluğu ile amme alacağı sorumluluğu arasındaki fark nedir?
Bu madde uyarınca şirket borçlarında ortağın sorumluluğu şirket malvarlığıyla sınırlıdır.
Kamu alacaklarında 6183 sayılı Kanun m.35 uyarınca limited şirket ortakları, şirketten tahsil imkânı bulunmayan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan sorumlu tutulabilir.
Amme alacağı için ortağın kişisel sorumluluğu, bu maddedeki genel ilkenin istisnası olarak uygulanır; kişisel sorumluluk ancak istisnai hükümde öngörülen oranda doğar.
Ortakların sorumluluğu: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Limited şirket ortağını şirket borcundan kişisel olarak sorumlu saymak; sorumluluğun şirket malvarlığıyla sınırlı olduğunu gözden kaçırmak.
- Kollektif şirket ortağının müteselsil ve sınırsız sorumluluğunu limited şirkete uygulamak (TTK m.236 ile karıştırmak).
- Pay devri sözleşmesinde yer alan bir kaydı, devralan ortağın şirket borcundan kişisel sorumluluğu olarak yorumlamak; sözleşmenin üçüncü kişiye karşı etkisini ve kişisel taahhüt niteliğini ayırt etmemek.
- Amme alacağı istisnasını genel ortak sorumluluğu sayarak her şirket borcuna uygulamak; amme alacağı için 6183 sayılı Kanun m.35'in ayrı ve sınırlı olduğunu gözden kaçırmak.
- Şirketin tahsil imkânının bulunup bulunmadığını araştırmadan ortağa doğrudan başvurmak.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Limited şirket ortağı aleyhine şirket borcu nedeniyle kişisel sorumluluk talep edildiğinde, mahkemeler bu maddeye dayanarak ortağın şahsen sorumlu tutulamayacağını kabul etmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi, 2024/1187 E., 2024/2011 K., 26.12.2024; İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2022/15 E., 2024/297 K., 17.04.2024)
- İşçilik alacakları gibi şirket borçlarında, limited şirket ortaklarının şahsen sorumlu tutulmasının mümkün olmadığı kabul edilmektedir. (9. Hukuk Dairesi, 2022/17007 E., 2022/17043 K., 19.12.2022; 9. Hukuk Dairesi, 2022/17155 E., 2022/17044 K., 19.12.2022; 9. Hukuk Dairesi, 2022/17156 E., 2022/17045 K., 19.12.2022; 9. Hukuk Dairesi, 2022/17154 E., 2022/17046 K., 19.12.2022)
- Pay devri sözleşmesinde yer alan ve devreden ortağın şirket borcundan sorumluluğunu düzenleyen kayıtların, sorumluluğun kişisel nitelikte doğmasını sağlayıp sağlamadığı sözleşmenin yorumuna bağlanmaktadır. (9. Hukuk Dairesi, 2022/17007 E., 2022/17043 K., 19.12.2022)
- Ortaklar hakkında amme alacağı takibi bulunmadığı tespit edildiğinde, 573/2 ve 602 birlikte değerlendirilerek ortağın şirket borcundan şahsen sorumlu tutulmayacağı kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi, 2024/1187 E., 2024/2011 K., 26.12.2024; İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2022/15 E., 2024/297 K., 17.04.2024)
Nasıl ispat edilir?
- Şirket borcundan dolayı ortağın kişisel malvarlığına başvuran alacaklı, ortağın şirket borcunu kendi adına üstlendiğini, kefil olduğunu veya kanunun öngördüğü başka bir kişisel sorumluluk halinin bulunduğunu ispatlamak zorundadır.
- Şirketin borcunu ödememesi tek başına ortağın sorumluluğunu doğurmaz; alacaklının şirket malvarlığından tahsil imkânının bulunmadığını göstermesi, kişisel sorumluluk talebinin ön koşulu olarak değerlendirilir.
- Ortağın kişisel taahhüdü, yazılı belge (kefalet sözleşmesi, pay devri sözleşmesindeki sorumluluk kaydı veya taahhütname) ile ispatlanır; sözlü taahhüt bu bakımdan daha zayıf bir delildir.
- Ortak, borcun şirkete ait olduğunu ve kendisine kişisel sorumluluk yüklenmediğini savunduğunda, bu savunmayı sözleşme metni ve şirket kayıtları ile ispatlayabilir.
- Amme alacağı iddiasında, şirket ortaklarına karşı takip yapılmadığının ve tahsil imkânının bulunmadığının müzekkere yanıtlarıyla belirlenmesi, ortağın sorumluluğunu tartışmalı kılar.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.573: Limited şirket ortaklarının sorumluluğunun sınırlı olduğunu ve pay bedellerinin tamamının ödenmesi ilkesini düzenler; bu madde ile birlikte uygulanır. Kararlarda m.573/2 ile birlikte anılmaktadır.
- 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.236: Kollektif şirket ortaklarının şirket borçlarından müteselsilen ve bütün malvarlığıyla sorumlu olduğunu düzenler; limited şirket ortaklarının sorumluluğundan farkı bu madde ile belirlenir.
- 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkında Kanun m.35: Limited şirketlerde tahsil edilemeyen amme alacaklarında ortakların sermaye hisseleri oranında doğrudan sorumlu tutulmasını öngörür; bu madde ile ortak sorumluluğu istisnasını oluşturur.
TTK m.603 — Kural
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 603. maddesi, limited şirkette ortakların şirket sözleşmesiyle üstlenebileceği ek ödeme yükümlülüğünün kaynağını, istenebilme hallerini, iflasın muacceliyet etkisini, miktar sınırını, ortaklar arasındaki paylaşımı ve ek ödeme yükümlülüğünün azaltılması veya kaldırılmasını düzenler. Maddenin uygulandığı kişiler, limited şirketin ortaklarıdır ve bu yükümlülük ortağın kişisine değil esas sermaye payına bağlıdır. Madde, ayrılan ortağın devir sonrası sorumluluğunu (TTK m.604), ek ödemenin geri verilmesini (TTK m.605), yan edim yükümlülüklerini (TTK m.606) ve sözleşme değişikliğinde oybirliğini (TTK m.607) düzenlemez.
Kural: hangi kavramlar bilinmeli?
- Ek ödeme yükümlülüğü
- Ortakların esas sermaye payı bedeli dışında, şirket sözleşmesiyle üstlendikleri ve şirkete karşı nakdi ödeme yapmakla yükümlü oldukları borçtur. Yükümlülük ortağın kişisine değil esas sermaye payına bağlıdır.
- Esas sermaye payının itibarî değeri
- Ek ödeme tutarının üst sınırını belirleyen ölçüttür. Ek ödeme yükümlülüğü, bu değerin en fazla iki katı olabilir.
- Muaccel olma
- Borcun vadesinin gelmesi anlamına gelir. Şirketin iflasının açılması, kanunda sayılan diğer koşullar gerçekleşmeden ek ödeme yükümlülüğünü muaccel kılar.
- Kanuni yedek akçeler
- Kanundan doğan yedek akçelerdir. Şirketin zararını karşılama kapasitesini belirleyen ölçütün bir parçasını oluşturur; esas sermaye ile birlikte değerlendirilir.
- Yan edim yükümlülüğü ile ek ödeme yükümlülüğünün ayrımı
- Ek ödeme nakdi bir ödeme borcudur; yan edim ise nakdi ödeme dışındaki yapma, yapmama, katlanma veya kullandırma edimlerini kapsar. Karşılıksız bırakılamaz ve özkaynak ihtiyacını karşılamaya hizmet eden nakdi ve ayni edimler, bu maddedeki ek ödeme hükümlerine tabidir (TTK m.606/3).
Kural: hangi şartlar aranır?
- Ek ödeme yükümlülüğünün şirket sözleşmesinde açıkça öngörülmüş olması gerekir; sonradan getirilmesi ilgili tüm ortakların oybirliğine bağlıdır (TTK m.607).
- İstenebilmesi için kanunda sayılan hallerden birinin gerçekleşmiş olması gerekir: esas sermaye ile kanuni yedek akçeler toplamının şirket zararını karşılayamaması, şirketin bu ek araçlar olmaksızın işlerine gereği gibi devamının mümkün olmaması veya şirket sözleşmesinde tanımlanan ve özkaynak ihtiyacı doğuran diğer bir hâlin gerçekleşmesi.
- Şirketin iflası açılmışsa, yukarıdaki hâller aranmaksızın ek ödeme yükümlülüğü muaccel olur.
- Ek ödeme, şirket sözleşmesinde yalnızca esas sermaye payını esas alan belirli bir tutar olarak öngörülebilir ve bu tutar esas sermaye payının itibarî değerinin iki katını aşamaz.
- Her ortak yalnızca kendi esas sermaye payına düşen ek ödemeyi yerine getirmekle yükümlüdür.
- Şartlar gerçekleşmişse ek ödeme müdürler tarafından istenmelidir.
Kural: hangi sonuçları doğurur?
- Şartlardan biri gerçekleştiğinde ek ödeme müdürler tarafından istenir ve her ortak kendi esas sermaye payına düşen tutarı şirkete öder.
- İflasın açılması ile ek ödeme yükümlülüğü muaccel olur ve kanundaki diğer koşullar aranmaz.
- Şirket sözleşmesinde ek ödeme öngörülmemişse ortaklara ek ödeme yükümlülüğü yüklenemez.
- Ek ödeme tutarı, esas sermaye payının itibarî değerinin iki katını aşarsa sözleşme hükmü bu sınır üzerinde geçerli değildir; kanun sınırı aşan kısmı öngörmez.
- Ortaklar arasında ek ödeme bakımından teselsül bulunmadığından, bir ortağın ödeyememesi diğer ortakların borcunu artırmaz.
- Ek ödeme yükümlülüğünün azaltılması veya kaldırılması, esas sermaye ile kanuni yedek akçelerin zararları tamamen karşılamadıkça mümkün değildir.
- Ek ödeme yükümlülüğü, yerine getirilmiş olsa bile kanundaki koşullar yeniden gerçekleşirse tekrar istenebilir.
Ortağın kişisi ile esas sermaye payı arasındaki fark nedir?
Ek ödeme yükümlülüğü belirli bir ortağın kişisel borcu gibi görülebilir.
Kanun yükümlülüğü pay ile bağlar; pay devredilince yükümlülük de geçer.
Yükümlülüğü içeren payı devralan kişi ek ödemeyi üstlenmiş olur. Payın devrinden sonra eski ortağın yükümlülüğü kural olarak sona erer; ancak m.604 kapsamındaki hâl ayrıdır.
Kanundaki istenme hâlleri ile iflas arasındaki fark nedir?
Zarar, işlerin devamı veya sözleşmedeki hâl gibi üç koşuldan biri gerçekleşmeden ek ödeme istenemez.
Şirketin iflası açıldığında bu koşullar aranmaz.
İflas, ek ödeme yükümlülüğünü muaccel kılar ve müdürler ek ödemeyi kanundaki diğer koşullar gerçekleşmemiş olsa da talep edebilir.
Ek ödeme ile yan edim arasındaki fark nedir?
Ek ödeme nakdi bir ödeme yükümlülüğüdür ve şirkete karşı ifa edilir.
Yan edim nakdi ödeme dışındaki yapma, yapmama, katlanma veya kullandırma edimlerini kapsar.
Özkaynak ihtiyacını karşılamaya hizmet eden ve karşılığı bulunmayan nakdi veya ayni edimler ek ödeme hükümlerine tabi olur (TTK m.606/3).
Ortakların kendi payı ile diğer ortakların payı arasındaki fark nedir?
Her ortak yalnızca kendi esas sermaye payına düşen ek ödemeyi öder.
Ortaklar arasında ödeme yönünden teselsül bulunmaz.
Bir ortağın ödemeyememesi diğer ortaklara borç yüklemez; her ortağın borcu kendi payı ile sınırlıdır.
Ek ödemenin oluşturulması ile ek ödemenin azaltılması veya kaldırılması arasındaki fark nedir?
Yükümlülüğün getirilmesi veya genişletilmesi için ilgili tüm ortakların oybirliği gerekir.
Yükümlülüğün azaltılması veya kaldırılması yalnızca esas sermaye ile kanuni yedek akçelerin zararları tamamen karşılaması hâlinde mümkündür.
Her iki yöndeki işlem farklı koşullara bağlıdır; azaltma ve kaldırmaya esas sermayenin azaltılmasına ilişkin hükümler kıyasen uygulanır.
Kural: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Ek ödeme tutarını şirketin sermayesi üzerinden hesaplamak; kanun esas sermaye payının itibarî değerini ölçü alır ve sınır iki katla belirlenmiştir.
- İflası, kanundaki üç koşuldan biri gibi görüp zarar veya işlerin devamı koşullarını aramak; iflas ayrı bir muaccelilik sebebidir.
- Ek ödemeyi ortağın kişisine bağlamak ve pay devrinde yükümlülüğün kendiliğinden sona erdiğini varsaymak; yükümlülük paya bağlıdır ve devralan üstlenir.
- Her ortaktan kendi payına düşen tutarın dışında, diğer ortakların payını da talep etmek; teselsül yoktur.
- Kanuni koşullar gerçekleşmediği halde ek ödemeyi müdürün kendi kararıyla istemek; istenme koşulları kanunla sınırlıdır.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Ek ödeme tutarı hesaplanırken esas sermaye payının itibarî değeri esas alınır ve sınır bu değerin iki katıdır; bu sınır bakımından uygulamada tartışma vardır.
- Ek ödemenin istenebilmesi için şirket sözleşmesinde açık bir hüküm bulunması ön koşuldur.
Nasıl ispat edilir?
- Ek ödemeyi talep eden şirket veya müdür, şirket sözleşmesinde ek ödeme hükmünün bulunduğunu ve kanundaki hâllerden birinin gerçekleştiğini ispatla yükümlüdür; bu amaçla sözleşme ve ticaret sicili kayıtları esas alınır.
- Zarar durumunu ispat için bilanço ve mali tablolar ile kanuni yedek akçe kayıtları kullanılır; esas sermaye ile yedek akçelerin zararı karşılayamadığını gösteren belgeler delil olarak sunulur.
- İflasın açıldığını gösteren mahkeme kararı, ek ödemenin muaccel olduğunu ispatlamak için yeterli bir belgedir.
- Ortağın, talep edilen tutarın itibarî değerin iki katını aştığını veya kendi payına düşmediğini savunması hâlinde, bu savunmayı ispat yükü savunmada bulunan ortağa aittir.
- Ek ödemenin sonradan getirildiği veya genişletildiği iddiasında, genel kurul kararının oybirliğiyle alındığını gösteren yazılı belge aranır.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6102 m.604: Ayrılan ortağın, ayrılmanın tescilinden itibaren iki yıl içinde şirket iflas ederse ek ödemeden sorumlu tutulmasını düzenler; bu madde ile birlikte okunmalıdır.
- 6102 m.605: Yerine getirilen ek ödemenin ortağa geri verilebilmesi için serbestçe kullanılabilecek yedek akçe ve fonlarla karşılanabilir olma koşulunu getirir.
- 6102 m.606: Nakdi ödeme dışındaki yan edim yükümlülüklerini düzenler; m.606/3 uyarınca özkaynak ihtiyacını karşılayan karşılıksız edimlere ek ödeme hükümleri uygulanır.
- 6102 m.607: Ek ödeme yükümlülüğünün sonradan getirilmesini veya genişletilmesini ilgili tüm ortakların oybirliğine bağlar.
- 6102 m.625: Müdürlerin ek ödeme talep etme yetkisinin devredilemez ve alınamaz nitelikte olduğuna dair kurallar bakımından ilgilidir.
TTK m.604 — Yükümlülüğün sürmesi
Bu madde, anonim ortaklık dışındaki sermaye şirketlerinde (ağırlıklı olarak limited şirkette) ortağın şirketten ayrılmasından sonra da ek ödeme yükümlülüğünün ne ölçüde devam edeceğini düzenler. Hüküm, ayrılan eski ortağa karşı, şirketin ayrılma tescilinden itibaren iki yıl içinde iflas etmesi halinde uygulanır. Maddenin ikinci fıkrası, halef tarafından yerine getirilmeyen ek ödeme yükümlülüğünde eski ortağın sorumluluğunun kapsamını belirler. Madde, ek ödeme yükümlülüğünün kendisini, ek ödeme yükümünün şirket sözleşmesinde öngörülmesini, azaltılmasını veya kaldırılmasını düzenlemez (TTK m.603). Ayrılan ortağın pay devrinden doğan genel sorumluluğu, rücu ilişkileri ve ortaklıktan çıkma işlemlerinin tescili de bu maddenin kapsamı dışındadır.
Yükümlülüğün sürmesi: hangi kavramlar bilinmeli?
- Ek ödeme yükümlülüğü
- Şirket sözleşmesinde veya kanunda öngörülen hallerde, ortağın esas sermaye payına bağlı olarak şirkete ödemekle yükümlü olduğu ilave edimdir. Yükümlülük, ortaklık sıfatına bağlı olduğundan kural olarak pay ile birlikte devredilir.
- Halef
- Ayrılan ortağın payını devralan kişidir. Ek ödeme yükümlülüğü payı devralan halef tarafından öncelikle yerine getirilmelidir.
- Selef (ayrılan eski ortak)
- Şirketten ayrılmış ve ayrılma tescil edilmiş olan eski ortaktır. Bu madde kapsamında, halef yükümü yerine getirmediğinde başvurulabilecek kişidir.
- Ayrılmanın tescili
- Ortağın şirketten ayrıldığının ticaret siciline kaydedildiği andır. İki yıllık sürenin başlangıcı bu tarihtir, ayrılma işleminin yapıldığı tarih değildir.
- İflas
- Şirketin borçlarını ödeyemez hale gelmesi üzerine iflas idaresinin kurulmasıyla sonuçlanan kesin iflas hukuki durumudur. Bu maddede ek ödeme yükümünün eski ortağa yöneltilebilmesi için şirketin iflasının gerçekleşmiş olması gerekir.
Yükümlülüğün sürmesi: hangi şartlar aranır?
- Şirketin, ortağın şirketten ayrılmasının ticaret siciline tescil edildiği tarihten itibaren iki yıl içinde iflas etmiş olması gerekir.
- Ek ödeme yükümlülüğünün, ortağın payını devralan halef tarafından yerine getirilmemiş olması gerekir; halefe öncelik tanınmıştır.
- Ortağın ayrılmasının bu iki yıllık süre içinde tescil edilmiş olması ve ek ödeme yükümünün yukarıda belirtilen koşullarda doğmuş bulunması gerekir.
- Eski ortağın sorumluluğunun devam edebilmesi için ek ödeme yükümlülüğünün, yükümlülüğün gerçekleştiği tarihte ortağa karşı ileri sürülebilir olması gerekir.
Yükümlülüğün sürmesi: hangi sonuçları doğurur?
- Şirket, ayrılma tescilinden itibaren iki yıl içinde iflas etmişse, eski ortaktan da ek ödeme yükümlülüğünü yerine getirmesi istenir.
- Halef ek ödeme yükümlülüğünü yerine getirmişse, eski ortağın sorumluluğu bu ölçüde sona erer.
- Halef yükümlülüğü yerine getirmemişse eski ortağın sorumluluğu, yükümlülüğün gerçekleştiği tarihte ortağa karşı ileri sürülebileceği ölçüde devam eder.
- İki yıllık süre geçtikten sonra iflas gerçekleşmişse eski ortağa ek ödeme talebi yöneltilemez ve ortağın ek ödeme yükümü şirketten ayrılmakla sona ermiş sayılır.
- Şirket iflas etmemişse, ayrılan ortağın yükümü bu maddeye dayanılarak talep edilemez.
Halef sorumluluğu ile eski ortak sorumluluğu arasındaki fark nedir?
Pay devralan halefin ek ödeme yükümlülüğünü yerine getirmesi, esas sorumluluk olarak öncelikle onun üzerindedir.
Eski ortağın sorumluluğu ancak halefin yükümü yerine getirmemesi halinde ikincil olarak gündeme gelir.
Eski ortağa ancak halefe başvurunun sonuçsuz kaldığı ölçüde gidilebilir; eski ortak ikinci fıkra uyarınca halefin ödediği oranda borçtan kurtulur.
İki yıl içinde iflas ile iki yıldan sonra iflas arasındaki fark nedir?
Şirketin ayrılma tescilinden itibaren iki yıl içinde iflası halinde eski ortağa başvurulabilir.
İki yıl geçtikten sonra iflas edilmesi halinde eski ortak bakımından ek ödeme yükümü kural olarak sona ermiştir.
Süre aşıldığında ayrılan ortağa karşı ek ödeme talebi yöneltilemez; bu, payın bağlılığı ilkesinin sonucudur.
Ayrılma tescili ile ayrılmanın fiilen gerçekleşmesi arasındaki fark nedir?
Ortağın fiilen ayrıldığı tarih, ticaret siciline tescil edildiği tarih ve sürenin başlangıcı için belirleyicidir.
Tescil tarihi, iki yıllık sürenin fiilen başladığı andır.
Süre tescil tarihinden işler; tescilden önceki fiili ayrılma tek başına süre başlangıcı yapılamaz.
Yükümlülüğün sürmesi: sık yapılan hatalar nelerdir?
- İki yıllık süreyi ayrılmanın fiilen gerçekleştiği tarihten saymak; süre, ticaret siciline tescil tarihinden başlar.
- Şirketin iflası yerine sadece borca temerrüt veya haciz hali bulunmasını yeterli saymak; madde iflası aramaktadır.
- Eski ortağın sorumluluğunu halefe başvurmadan doğrudan talep etmek; ikinci fıkra gereği önce halefin yükümü aranmalıdır.
- Halefin ödediği tutarı eski ortağın sorumluluğundan düşmemek; eski ortak halefin ödediği ölçüde borçtan kurtulur.
- Bu maddeyi ortaklığın her türlü sona ermesinde uygulamak; hüküm ayrılan ortak ve iflas koşulu ile sınırlıdır.
- Maddeye dayanarak ayrılan ortağın yükümünün şirket sözleşmesinde yükseltilebileceğini varsaymak; gerekçede bu tür bir yükseltme hükmü bulunmadığı belirtilmiştir.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Ek ödeme yükümünün paya bağlı olduğu ilkesinden ayrılan bu düzenlemenin, alacaklıları korumak amacıyla dar yorumlanması gerektiği belirtilmektedir.
Nasıl ispat edilir?
- Ek ödeme yükümlülüğünü eski ortağa karşı ileri süren alacaklı veya iflas idaresi, ortağın şirketten ayrılmasının ticaret siciline tescil tarihini ticaret sicili kaydıyla ispatlamakla yükümlüdür.
- Şirketin iflasının iki yıllık süre içinde gerçekleştiği, iflas kararı ve ilanı gibi resmi belgelerle ispatlanır.
- Halefin ek ödeme yükümlülüğünü yerine getirmediğini, talep ve ödemenin yapılmadığını ileri süren taraf bunu ilgili yazışma ve banka kayıtlarıyla ispat etmelidir.
- Eski ortak, halefin ödeme yaptığını veya ödeme yükümünün kısmen karşılandığını iddia ederse, bu savunmanın ispat yükü kendisine aittir ve ödeme belgeleriyle ispatlanır.
- Yükümlülüğün gerçekleştiği tarihte eski ortağa karşı ileri sürülebilirliğin bulunduğunu, yani ortağın kendisine karşı süre veya def'i bakımından korunmadığını iddia eden taraf, bu hususu ispatlamak zorundadır.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6102 m.603: Ek ödeme yükümlülüğünün azaltılması veya kaldırılmasına ilişkin kuralları düzenler; ayrılan ortağın yükümünün sona ermesinin ana hukuki çerçevesini oluşturur.
- 6102 m.607: Ayrılmış ortağın, ayrılmadan sonra şirket organlarının kararlarıyla bağlı olmadığını öngören hükümdür; bu maddenin gerekçesinde anılır.
TTK m.605 — Geri ödeme
TTK m.605, limited şirkette ortağın yerine getirdiği ek ödeme yükümlülüğünün kısmen veya tamamen geri verilebilmesinin koşullarını düzenler. Ödemenin kaynağının serbestçe kullanılabilir yedek akçe ve fonlardan karşılanabilir olmasını şart koşar. Maddenin kişisel kapsamı, ek ödeme yükümü altına girmiş limited şirket ortaklarıdır. Madde, ek ödemenin hangi hallerde doğacağını ve ortaklardan istenebileceğini düzenlemez (m.603). Ek ödeme yükümlülüğünün ortadan kaldırılması için şirket sözleşmesinin değiştirilmesi usulü de bu maddenin konusu değildir (m.607). Şirketten ayrılan ortağın sorumluluğu ve ek ödeme sorumluluğunun süresi de m.604 kapsamındadır.
Geri ödeme: hangi kavramlar bilinmeli?
- Ek ödeme yükümlülüğü
- Limited şirket ortağının, şirket sözleşmesi uyarınca esas sermaye payına ek olarak şirkete yapmakla yükümlü olduğu ödemedir. Madde bu yükümlülüğün yerine getirilmiş olduğu durumu konu alır.
- Serbestçe kullanılabilecek yedek akçeler
- Şirketin bilançosunda kâr veya öz kaynak olarak ayrılmış, belirli bir amaca bağlanmamış ve şirketin dilediği gibi kullanabileceği fonlardır. Amaca bağlı ayrılmış kalemler bu nitelikte değildir.
Geri ödeme: hangi şartlar aranır?
- Geri verilecek tutarın ek ödemeye ilişkin olması ve yerine getirilmiş bir ek ödeme yükümlülüğünden doğması gerekir.
- Ek ödemeye ilişkin tutarın serbestçe kullanılabilecek yedek akçelerle karşılanabilir olması gerekir.
- Ek ödemeye ilişkin tutarın serbestçe kullanılabilecek fonlardan karşılanabilir olması gerekir; bu iki kaynaktan biriyle karşılanabilirlik yeterli değildir, madde her ikisini birlikte ifade eden kapsamlı bir koşul öngörmez, ancak her iki kaynak da kanunda sayılmıştır.
- Geri verme, yedek akçe ve fonların bu tutarı karşıladığı ölçüde kısmen veya tamamen yapılabilir; karşılanabilirlik aranmadan geri verme yapılamaz.
Geri ödeme: hangi sonuçları doğurur?
- Koşullar gerçekleştiğinde yerine getirilen ek ödeme yükümlülüğü kısmen veya tamamen ortaklara geri verilebilir.
- Koşullar gerçekleşmediğinde ek ödemenin geri verilmesi mümkün değildir ve tutar şirkette alıkonulur.
- Geri verilmenin ardından şirket, m.603/1'deki koşulların gerçekleşmesi halinde ortaklardan yeniden ek ödeme talep edebilir.
- Yeniden ek ödemenin istenmemesi isteniyorsa ek ödeme yükümlülüğünün kaldırılması için şirket sözleşmesinin değiştirilmesi gerekir ve bu değişiklik tüm ilgili ortakların oybirliğiyle yapılır (m.607).
Geri ödeme: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Ek ödeme tutarını şirketin toplam kârı ya da toplam öz kaynağıyla karşılaştırıp yeterli görmek; yalnızca serbestçe kullanılabilir yedek akçe ve fonların dikkate alınması gerektiğini göz ardı etmek.
- Amaca bağlı ayrılmış yedek akçeleri serbest kaynak saymak; bunların serbestçe kullanılabilir nitelikte olup olmadığının ayrıca araştırılması gerekir.
- Geri verme sonrasında ortağın ek ödeme yükümünün tümüyle sona erdiğini varsaymak; m.603/1 uyarınca yeniden ek ödeme istenebilir.
Nasıl ispat edilir?
- Geri verme talebinde bulunan ortak, ek ödemenin yerine getirildiğini belgeleriyle ispatlamakla yükümlüdür.
- Şirketin serbestçe kullanılabilir yedek akçe ve fonlarının bulunduğunu ve bunların tutarı karşılayabildiğini gösteren bilanço ve ilgili finansal belgeler, koşulun varlığını ortaya koyar.
- Madde gerekçesine göre geri verme işlemi işlem denetçisi tarafından doğrulanmalı ve raporu gerekçeli olmalıdır; bu rapor geri verme koşulunun varlığının önemli delilidir.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6102 m.603: Ek ödeme yükümlülüğünün doğduğu ve yeniden istenebildiği koşulları düzenler; m.605 geri verme tarafını, m.603 ise ek ödemenin istenmesi tarafını kurar.
- 6102 m.604: Şirketten ayrılan ortağın ek ödeme sorumluluğunun süresini ve kapsamını düzenler; geri verme ile birlikte değerlendirilir.
- 6102 m.607: Ek ödeme yükümlülüğünün ortadan kaldırılmasının şirket sözleşmesi değişikliğiyle ve oybirliğiyle yapılacağını belirler.
TTK m.606 — Yan edim yükümlülüğü
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 606. maddesi, limited şirkette şirket sözleşmesiyle öngörülebilen yan edim yükümlülüklerinin genel çerçevesini düzenler. Düzenlenen konular; yan edim yükümlülüğünün konusu, şirketin işletme konusunun gerçekleşmesine hizmet etme koşulu, sözleşmede açık ve belirli biçimde tanımlanma zorunluluğu, genel kurula bırakılabilecek ayrıntılar ve nakdi/ayni edimlerin ek ödeme rejimine tabi tutulmasıdır. Madde, esas sermaye payına bağlı yan edim yükümlülüğü bulunan limited şirket ortaklarına uygulanır. Maddenin düzenlemediği konular; ek ödeme yükümlülüğünün istenme hâlleri ve miktarı (m.603), ayrılan ortağın sorumluluğu ve ek ödemenin geri verilmesi (m.604, m.605), sonradan yan edim getirilmesinin oy birliği koşulu (m.607), anonim şirketlerdeki yan edimlere ilişkin hükümler ve yan edim yükümlülüğünün ihlalinin sonuçları ile ortağın şirketten çıkarılması gibi hususlardır."
Yan edim yükümlülüğü: hangi kavramlar bilinmeli?
- Yan edim yükümlülüğü
- Şirketin işletme konusunun gerçekleşmesine hizmet eden, ortağın esas sermaye payına bağlı olarak üstlendiği ve kural olarak karşılıksız olan yapma, yapmama, katlanma veya kullandırma edimidir. Ortağın asli borcu olan esas sermaye payı ödemesinin yanında ikincil (tali) niteliktedir.
- Ek ödeme yükümlülüğü
- Ortağın şirket sözleşmesiyle üstlendiği, belirli hâllerde şirkete nakit ödemeyi borçlandığı yükümlülüktür. Yan edim ile aynı şey değildir; yan edim nakdi bir ödeme olmayabilir, ancak m.606/3 kapsamındaki nakdi ve ayni edimler ek ödeme rejimine tabi tutulur.
- Açık ve belirli olma
- Yan edim yükümlülüğünün konusunun, kapsamının ve koşullarının (örneğin süre) şirket sözleşmesinde net biçimde tanımlanmasını ifade eder. Bu nitelik, yan edim kurumunun amacının vazgeçilmez gereğidir.
- Karşılık
- Ortağın yan edimine karşılık şirketin sağladığı ücret veya benzeri bir bedeldir. Yan edimler kural olarak karşılıksız olduğundan, karşılık yoksa ya da uygun değilse m.606/3 devreye girer.
- Özkaynak ihtiyacı
- Şirketin öz sermaye gereksinimini karşılamaya yönelik edimleri niteleyen ölçüttür. Nakdi veya ayni bir edimin bu amaca hizmet etmesi, o edimin ek ödeme hükümlerine tabi olmasını doğurur.
- Genel kurul düzenlemesi
- Şirket sözleşmesinde açık tanımlanan yan edim yükümünün ayrıntılarının genel kurul kararıyla belirlenmesi yöntemidir. Temel konu ve koşullar sözleşmede yer almak zorundadır; genel kurula yalnız ayrıntı bırakılabilir.
Yan edim yükümlülüğü: hangi şartlar aranır?
- Yan edim yükümlülüğünün, şirketin işletme konusunun gerçekleşmesine hizmet edebilecek nitelikte olması gerekir.
- Yan edim yükümlülüğünün bir esas sermaye payına bağlı olarak düzenlenmesi gerekir.
- Yan edimin konusu, kapsamı, koşulları ve diğer önemli noktalarının şirket sözleşmesinde belirtilmesi gerekir; süre gibi unsurların da açık tanımlanması zorunludur.
- Ayrıntı gerektiren konuların genel kurul düzenlemesine bırakılması mümkündür, ancak bu, sözleşmede yer alması gereken esaslı noktaların yerine geçemez.
- Nakdi veya ayni bir edimin ek ödeme hükümlerine tabi olabilmesi için şirket sözleşmesinde açıkça belirtilmiş bir karşılığının bulunmaması ya da uygun bir karşılığının olmaması gerekir.
- Nakdi veya ayni edimin özkaynak ihtiyacını karşılamaya hizmet etmesi gerekir.
Yan edim yükümlülüğü: hangi sonuçları doğurur?
- Şirket sözleşmesinde açıkça tanımlanan ve işletme konusunun gerçekleşmesine hizmet eden yan edim yükümlülükleri geçerli biçimde öngörülmüş olur.
- Yan edimin konusu, kapsamı ve koşulları sözleşmede belirtilmemişse yan edim yükümlülüğü kurulmamış sayılır.
- Yan edimler kural olarak karşılıksız olduğundan, karşılık konusunda sözleşmede açıklık bulunmaması ek ödeme rejiminin devreye girmesine yol açabilir.
- Karşılığı bulunmayan veya uygun olmayan nakdi ve ayni edimler, özkaynak ihtiyacını karşılamaya hizmet ediyorsa ek ödeme yükümlülüğüne ilişkin hükümlere tabi olur.
- Yan edim yükümlülüğü ihlal edildiğinde şirket tazminat talep edebilir; esas sözleşmede cezai şart varsa bu da istenebilir (m.480/4'ün atfı üzerine yazılı kaynak).
- Yan edim yükümlülüğü payın devri, genel kurul kararı veya esas sözleşme değişikliği ile kaldırılabilir.
Yan edim ile ek ödeme arasındaki fark nedir?
Yan edim, şirketin işletme konusuna hizmet eden ve kural olarak karşılıksız olan yapma, yapmama, katlanma veya kullandırma edimidir.
Ek ödeme, ortağın belirli hâllerde şirkete nakit para ödemeyi üstlendiği yükümlülüktür.
Nakdi bir edim olmayan yükümlülükler m.606 kapsamında yan edimdir. Nakdi veya ayni bir edim, karşılığı yoksa ya da uygun değilse ve özkaynak ihtiyacına hizmet ediyorsa ek ödeme hükümlerine tabi olur.
Açıkça belirtilmiş karşılık ile karşılığın yokluğu veya uygunsuzluğu arasındaki fark nedir?
Şirket sözleşmesinde açıkça belirtilmiş veya uygun bir karşılığı olan yan edim, ek ödeme rejiminin dışında kalır.
Karşılığı bulunmayan ya da uygun olmayan nakdi ve ayni edim, özkaynak ihtiyacını karşılamaya hizmet ediyorsa ek ödeme hükümlerine tabidir.
Karşılığın varlığı ve uygunluğu, edimin yan edim olarak mı yoksa ek ödeme kapsamında mı değerlendirileceğini belirler.
Sözleşmede tanımlanan esaslı noktalar ile genel kurul düzenlemesine bırakılan ayrıntılar arasındaki fark nedir?
Yan edimin konusu, kapsamı, koşulları ve diğer önemli noktaları şirket sözleşmesinde yer almalıdır.
Ayrıntı gerektiren konular genel kurul düzenlemesine bırakılabilir.
Esaslı noktaların sözleşmede bulunmaması yan edim yükümünü geçersiz kılar; genel kurul yalnız ayrıntıyı tamamlayabilir.
Başlangıçtan öngörülen yan edim ile sonradan getirilen veya genişletilen yan edim arasındaki fark nedir?
Başlangıçta şirket sözleşmesinde öngörülen yan edim, sözleşmeye konulduğu anda yürürlüğe girer.
Sonradan oluşturulan veya kapsamı genişletilen yan edim, bu maddenin değil m.607'nin kapsamındadır.
Sonradan getirme ya da genişletme için ilgili tüm ortakların onayı gerekir; m.606 kendi başına bu onay koşulunu düzenlemez.
Yan edim yükümlülüğü: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Yan edim yükümlülüğünü sözleşmede açıkça tanımlanmamış bir genel ifadeyle yeterli saymak; konu, kapsam ve koşulların yazılı olması zorunludur.
- Esaslı noktaları, genel kurul düzenlemesine bırakılabilecek ayrıntılarla karıştırmak; esaslı noktalar sözleşmede yer almalıdır.
- Yan edimi nakdi bir ödeme olmadığı için ek ödeme rejiminin dışında saymak; m.606/3 uyarınca karşılığı olmayan veya uygun olmayan nakdi ve ayni edimler, özkaynak ihtiyacına hizmet ediyorsa ek ödeme hükümlerine tabidir.
- Yan edimin kural olarak karşılıksız olduğunu gözden kaçırarak her yan edime ücret ödenmesi gerektiğini varsaymak; karşılık sözleşmede belirlenmemişse ek ödeme rejimi gündeme gelir.
- Sonradan getirilen veya genişletilen yan edimi m.606 kapsamında değerlendirmek; bu hâller m.607 kapsamındadır ve ilgili tüm ortakların onayı gerekir.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Yan edim yükümlülüğü ihlaline dayalı tazminat ve alacak davalarında, yükümlülüğün şirket sözleşmesinde açıkça tanımlanıp tanımlanmadığının ilk olarak incelendiği kabul edilmektedir. (Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi, 2021/491 E., 2021/2162 K., 09.12.2021)
Nasıl ispat edilir?
- Yan edim yükümlülüğünü ileri süren şirketin, yükümlülüğün şirket sözleşmesinde konusu, kapsamı ve koşullarıyla birlikte açıkça düzenlendiğini sözleşme metniyle ispatlaması gerekir.
- Yükümlülüğün şirketin işletme konusuna hizmet ettiğinin ispatı da talep eden tarafa aittir; şirket ana sözleşmesi ve faaliyet konusu belgeleri bu konuda kullanılabilir.
- Ortağın yerine getirdiğini savunması hâlinde ifa savunmasını ortak ispatlamak zorundadır; yan edimin yerine getirilmediğini ileri süren şirket ise bu iddiasını ispatlamakla yükümlüdür.
- Nakdi veya ayni edimin ek ödeme hükümlerine tabi olduğunu savunan taraf, ilgili edimin karşılıksız olduğunu ve özkaynak ihtiyacına hizmet ettiğini gösterecek belgelerle ispat yapmalıdır; sözleşmede karşılığın açıkça yazılı olması, karşılık yönünden yazılı delil üstünlüğü sağlar.
- Sözleşmenin yan edim hükmü yazılı olmadan öne sürülemez; bu nedenle şirket sözleşmesi, esas sözleşme değişikliği ve genel kurul kararları yazılı delil olarak değerlendirilir.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6102 sayılı Kanun m.603: Ek ödeme yükümlülüğünün istenme hâllerini ve miktar sınırını düzenler; m.606/3 nakdi ve ayni edimleri bu rejime bağlar.
- 6102 sayılı Kanun m.604: Ayrılan ortağın ek ödeme sorumluluğunu düzenler; yan edim yükümlülüğünün devri ve sonrası için bağlantılıdır.
- 6102 sayılı Kanun m.605: Yerine getirilen ek ödemenin geri verilmesini düzenler; m.606/3 kapsamındaki edimler için uygulanabilir.
- 6102 sayılı Kanun m.607: Yan edim yükümlülüğünün sonradan oluşturulması veya genişletilmesi için ilgili tüm ortakların onayını gerektirir.
- 6102 sayılı Kanun m.480: Yan edim yükümlülüğünün ihlali hâlinde cezai şart ve tazminat sonuçlarını düzenleyen hükümdür; m.480/4 yan edim ihlalini kapsar.
- 6102 sayılı Kanun m.635: Limited şirket denetimine ilişkin hükümlerdir; yan edim konusunda doğrudan değil, şirket yönetimi bakımından dolaylı ilişkilidir.
TTK m.607 — Sonradan öngörülme
Madde, anonim dışındaki şirket ortaklarını bağlayan genel kurul kararlarından, şirket sözleşmesini değiştiren, ortaklara ek ya da yan edim yükümlülüğü getiren veya mevcut yükümlülükleri artıran kararların alınma şartını düzenler. Hüküm ortaklık ilişkisi içinde ortaklar bakımından uygulanır; genel kurul kararının bu nitelikte olup olmadığına bakılır. Maddenin düzenlemediği konular şunlardır: genel kurulun toplantı ve karar yeter sayıları (m.616 ve izleyen maddeler), anonim şirketlerde ek ödeme yükümlülüğünün sınırları (m.484 ve devamı), ortağın kararın iptalini dava etme hakkı ve bu davanın süreleri (m.447 ve m.448 gibi genel kurul iptal hükümleri).
Sonradan öngörülme: hangi kavramlar bilinmeli?
- Ek ödeme yükümlülüğü
- Ortağın şirkete sermaye payının dışında ve şirket sözleşmesinde öngörülmemiş bir ödeme yapmasını gerektiren borçtur. Ek ödemenin sözleşme ile kararlaştırılıp kararlaştırılmadığı, sınırının belirlenmiş olup olmadığı bu ayrımda önemlidir.
- Yan edim yükümlülüğü
- Ortağın para ödemesi dışında, şirketin ekonomik amacına hizmet eden bir fiil ya da hizmet borcu altına girmesidir. Yan edim, şirket sözleşmesinde ayrıca düzenlenmiş olmalıdır ya da genel kurul kararıyla eklenmiş olabilir.
- Mevcut yükümlülüğün artırılması
- Ortağın zaten taşıdığı bir edimin miktarının, süresinin ya da kapsamının genişletilmesidir. Yeni bir borç doğmasa bile var olan borcun ağırlaşması bu kapsama girer.
- Şirket sözleşmesinin değiştirilmesi
- Sözleşmenin yazılı hükümlerinin genel kurul kararıyla değiştirilmesidir. Maddede yer alan bu değişiklik, ortaklara ek bir yük getirmese dahi bu kapsamda değerlendirilebilir ve bu durumda oy birliği aranır.
- İlgili tüm ortaklar
- Kararın doğrudan etkilediği ortakların tamamıdır. Karar yalnız bir grup ortağa yük getiriyorsa, şartın aranması gereken kişiler o ortaklardır.
Sonradan öngörülme: hangi şartlar aranır?
- Genel kurul kararının şirket sözleşmesini değiştirmesi ya da ortaklara ek ödeme veya yan edim yükümlülüğü öngörmesi gerekir; bu alternatiflerden biri bulunmalıdır.
- Genel kurul kararının mevcut bir yükümlülüğü artırması da yeterli sayılır; yükümlülüğün artışının miktar, süre ya da kapsam bakımından somut olarak ortaya konulabilmesi gerekir.
- Kararın alınabilmesi için ilgili tüm ortakların onayı bulunmalıdır; genel kurul çoğunluğunun oyu bu şartı karşılamaz.
- Madde yalnız ortaklara yük getiren kararlar için geçerlidir; ortaklara yük getirmeyen ve sözleşmeyi değiştirmeyen kararlar bakımından bu onay şartı aranmaz.
- Onay bir kez alınır; alınmamışsa karar, onay vermeyen ortaklar bakımından hüküm doğurmamalıdır.
Sonradan öngörülme: hangi sonuçları doğurur?
- Oy birliği sağlanmadan alınan ek ödeme veya yan edim getiren karar, onay vermeyen ortaklar bakımından bağlayıcı değildir.
- Onay vermeyen ortak, bu tür bir kararla kendisine ek bir borç yüklenemez; kararın iptal davası ayrıca ilgili hükümlere göre değerlendirilir.
- Karar tüm ortaklarca onaylanmışsa geçerli bir karar olarak hüküm doğurur.
- Maddede öngörülen onay alınmadan ortağa yeni bir ödeme ya da yan edim yükletilirse, ortak bu yükümlülüğü kabul etmek zorunda değildir.
- Madde emredici niteliktedir; şirket sözleşmesiyle bu oy birliği şartı genel kurul çoğunluğuna indirilemez.
Ek ödeme veya yan edim getiren karar ile sıradan genel kurul kararı arasındaki fark nedir?
Şirket sözleşmesini değiştiren, ortaklara ek ya da yan edim yükümlülüğü yükleyen ya da mevcut yükümlülükleri artıran genel kurul kararı; bu kararlar oy birliğiyle alınmak zorundadır.
Ortaklara ek bir edim yüklemeyen ve mevcut yükümlülükleri artırmayan olağan genel kurul kararları; bunlar için madde kapsamında bir oy birliği şartı aranmaz.
Birinci grup kararlar için tüm ilgili ortakların onayı gerekir; onay alınmadan alınan karar bu ortaklar bakımından bağlayıcı olmaz. İkinci grup kararlar bu maddenin kapsamı dışındadır ve genel karar yeter sayıları ile alınır.
Sonradan öngörülme: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Genel kurul kararını çoğunlukla aldı diye geçerli saymak; bu maddede oy birliği aranır ve çoğunluk onayı yetmez.
- Ortaklara yük getirmeyen kararlar için de oy birliği aramak; madde yalnız ek ödeme, yan edim veya mevcut yükümlülük artışı getiren kararları kapsar.
- Yükümlülüğün artıp artmadığını miktar, süre ya da kapsam bakımından somutlaştırmadan karar nitelendirmek.
- Maddeyi genel kurul yeter sayısı hükümleriyle karıştırmak; madde genel yeter sayıdan ayrı ve üstün bir onay şartı getirir.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Ek ödeme yükümlülüğü getiren kararların ancak oy birliğiyle alınabileceği kabul edilmektedir.
- Kâr payının sermayeye eklenmesi gibi ortağa adeta ek bir ödeme yükü getiren genel kurul kararlarının bu madde kapsamında değerlendirildiği görülmektedir.
- Ortağın ek ödeme yükümlülüğü, ancak onayı alınmışsa kendisine yüklenebilir; yetkili temsilcinin tek başına aldığı bu tür karar ortak bakımından bağlayıcı kabul edilmemektedir.
- Kıymetli evrak uygulamasında, madde 695/1'in eski karşılığı olan 607/1 hükmüne dayanılarak ibraz şerhi ve alonj ilişkisinde ortaklık kararlarının sınırlandığı görülmektedir.
Nasıl ispat edilir?
- Ek ödeme veya yan edim yükümlülüğünün getirildiğini iddia eden taraf, genel kurul kararının bu nitelikte olduğunu ispatlamalıdır; karar defteri, genel kurul tutanağı ve şirket sözleşmesi temel delillerdir.
- Oy birliğinin sağlandığını iddia eden taraf, onayın her ilgili ortak tarafından verildiğini yazılı belgeyle ya da imzalı tutanakla ispatlamalıdır.
- Onay vermediğini ileri süren ortak, kendi rızasının bulunmadığını ispatla yükümlü değildir; ancak iddiasını tutanak ve diğer delillerle destekleyebilir.
- Karşı taraf, kararın sadece mevcut yükümlülüğü değiştirmediğini ya da ortağı etkilemediğini savunuyorsa bu savunmasını ispatlamakla yükümlüdür.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6102 m.616: Genel kurulun toplanma ve karar yeter sayılarını düzenler; bu madde ise belirli nitelikteki kararlar için genel yeter sayının üzerinde bir onay şartı getirir.
- 6102 m.609: Ortakların yükümlülüklerinin sınırlarına ilişkin özel hükümler getirir; bu madde ile birlikte yorumlanır.
Süreler
| Süre | Madde | Hüküm |
|---|---|---|
| iki yıl | m.604 | (1) Şirket, ortağın şirketten ayrılmasının tescil edildiği tarihten itibaren iki yıl içinde iflas etmiş ise bu eski ortaktan da ek ödeme yükümlülüğünü yerine getirmesi istenir. |
Süreler madde metnindeki yazımıyla verilmiştir.
Konuda geçen kararlar
13 karar- 11. Hukuk Dairesi, 2023/529 E., 2024/4174 K., 22.05.2024İlgili madde: m.599
- 11. Hukuk Dairesi, 2022/3961 E., 2024/137 K., 10.01.2024İlgili madde: m.599
- 9. Hukuk Dairesi, 2022/17007 E., 2022/17043 K., 19.12.2022İlgili madde: m.602
- 9. Hukuk Dairesi, 2022/17155 E., 2022/17044 K., 19.12.2022İlgili madde: m.602
- 9. Hukuk Dairesi, 2022/17156 E., 2022/17045 K., 19.12.2022İlgili madde: m.602
- 9. Hukuk Dairesi, 2022/17154 E., 2022/17046 K., 19.12.2022İlgili madde: m.602
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2024/593 E., 2025/1393 K., 18.09.2025İlgili madde: m.599
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi, 2024/1187 E., 2024/2011 K., 26.12.2024İlgili madde: m.602
- İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2024/518 E., 2024/776 K., 12.12.2024İlgili madde: m.599
- Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, 2024/845 E., 2024/920 K., 25.04.2024İlgili madde: m.599
Diğer 3 karar
- İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2022/15 E., 2024/297 K., 17.04.2024İlgili madde: m.602
- Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi, 2021/2235 E., 2022/2094 K., 28.11.2022İlgili madde: m.599
- Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi, 2021/491 E., 2021/2162 K., 09.12.2021İlgili madde: m.606
Bağlayıcılık derecesine göre sıralı (Anayasa Mahkemesi, içtihadı birleştirme, genel kurullar, daireler); her grupta yeni karar önce. Tam metin karar deposundan istek üzerine yüklenir. Hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ayrıca denetleyin.
Madde bağlantıları, tarihine kadar Resmî Gazete'de yayımlanan değişiklikleri içeren güncel metne gider.
Anlatım 21.10.2026 tarihinde derlendi. Bağlayıcı olan madde metnidir.
Bu konuyu panelde çalış
Panelde bu konu 9. Limited Şirket bölümünde yer alıyor.
Panelde çalış