TTK › Kıymetli evrak
Kambiyo senetlerine benzeyen senetler ve diğer emre yazılı senetler
Kısaca
TTK m.824, kanunen emre yazılı sayılan ve emre yazılı olan kıymetli evrakın emre yazılı senetler grubuna girdiğini belirler. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 825. maddesi, emre yazılı senetten doğan alacağa karşı borçlunun hangi def'ileri ileri sürebileceğini düzenler. 6102 sayılı Kanun'un 826. maddesi, senet metninde poliçe olarak gösterilmemekle birlikte açıkça emre yazılı düzenlenen ve poliçede aranan diğer unsurları taşıyan havalelerin poliçe hükmünde sayılmasını düzenler.
Kapsam
Bu konu, Türk Ticaret Kanunu m.824–831 hükümlerini kapsar.
TTK m.824 — Tanımı
Madde, kanunen emre yazılı sayılan ve emre yazılı olan kıymetli evrakın emre yazılı senetler grubuna girdiğini belirler. Düzenlediği konu, emre yazılı senet kavramının tanımıdır; bu tanım kambiyo senetlerinin (poliçe, bono, çek) ve nama yazılı pay senetleri gibi kanunen emre yazılı sayılan kıymetli evrakın bu gruba dahil olduğunu ortaya koyar. Madde, kıymetli evrakın tüm türleri için genel bir sınıflandırma sağlar ve kıymetli evrakın devir biçimini doğrudan düzenlemez. Madde, kişilere değil senet türlerine uygulanır. Madde; hamiline yazılı senetleri, nama yazılı senetleri ve devir şekillerini ayrıntılı olarak düzenlemez; bunların ayrıntıları ilgili hükümlerde yer alır. Emre yazılı senedin ciro yoluyla devri ve ciro silsilesinin etkisi ile senedin zilyetliğinin devrine ilişkin kurallar da bu maddenin kapsamında değildir.
Tanımı: hangi kavramlar bilinmeli?
- Emre yazılı senet
- Senet metninde emre kaydı bulunan veya kanun gereği emre yazılı sayılan kıymetli evraktır. Bu tür senetler, hamile ya da nama yazılı senetlerden farklı olarak ciro yoluyla devredilebilir.
- Kanunen emre yazılı sayılan kıymetli evrak
- Senet metninde açıkça emre kaydı bulunmasa dahi kanun gereği emre yazılı kabul edilen kıymetli evraktır. Kambiyo senetleri (poliçe, bono ve çek) ile nama yazılı pay senetleri bu kapsamda değerlendirilir.
- Emre kaydı
- Senedin, belirli bir kişiye ya da onun emrine ödenmesini ifade eden biçimde yazılmasıdır. Kaydın bulunması, senedin emre yazılı sayılması için tek ölçüt değildir; kanun gereği emre yazılılık da söz konusu olabilir.
- Nama yazılı senet
- Hak sahibinin adının belirtildiği ve devrinde temlik beyanı ile zilyetliğin devrinin gerektiği senettir. Emre yazılı senetten ayrılır ve bu maddenin tanımı dışında kalır.
- Hamile yazılı senet
- Senedi elinde bulunduran kişinin hak sahibi sayıldığı senettir. Devri zilyetliğin devriyle olur ve bu maddenin kapsamında değildir.
Tanımı: hangi şartlar aranır?
- Senedin metninde emre kaydının bulunması veya senedin kanun gereği emre yazılı sayılan türlerden olması gerekir.
- Senedin nama veya hamile yazılı olarak düzenlenmiş olmaması gerekir; emre kaydıyla nama yazılı hale getirilen senetler bu maddenin kapsamına girmez.
- Senedin kıymetli evrak niteliğini taşıması, yani hak sahipliğinin senet ile birlikte belgelenmesi gerekir.
Tanımı: hangi sonuçları doğurur?
- Senet emre yazılı sayıldığında ciro yoluyla devredilebilir ve ciro zinciri ile hak sahipliği belirlenir.
- Kanunen emre yazılı sayılan kıymetli evrakta emre kaydı bulunmasa da senet emre yazılı senet hükümlerine tabi olur.
- Senedin emre yazılı sayılmaması halinde, senet hamile ya da nama yazılı olarak değerlendirilir ve ilgili devir kuralları uygulanır.
- Madde, emre yazılılığın kapsamını belirlediği için senedin türü ile devir yöntemi arasındaki bağlantıyı kurar.
Emre yazılı senet ile hamile yazılı senet arasındaki fark nedir?
Emre yazılı senette hak sahibi, senet metninde emre kaydıyla belirlenir ve devir ciro ile yapılır.
Hamile yazılı senette senedi elinde bulunduran kişi hak sahibi sayılır ve devir zilyetliğin devriyle olur.
Devir biçimi farklıdır. Emre yazılı senette ciro zinciri aranır; hamile yazılı senette ise zilyetlik yeterlidir.
Emre yazılı senet ile nama yazılı senet arasındaki fark nedir?
Emre yazılı senet, ciro ile devredilebilen ve kanunen veya metinle emre yazılı olan senetlerdir.
Nama yazılı senet, belirli bir alacaklı adına düzenlenmiş olup devri temlik beyanı ve zilyetliğin devri ile yapılır.
Devir şekli farklıdır. Emre yazılı senette ciro yeterli olurken nama yazılı senette temlik beyanı gerekir.
Kanunen emre yazılı ile metinle emre yazılı arasındaki fark nedir?
Kanunen emre yazılı senette emre kaydı senet metninde bulunmasa da kanun gereği emre yazılı kabul edilir.
Metinle emre yazılı senette emre kaydı senet metninde açıkça yer alır.
Her iki durumda da senet emre yazılı sayılır ve ciro ile devredilebilir; ancak kanunen emre yazılı sayılan senetlerde kayıt aranmaz.
Tanımı: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Kanunen emre yazılı sayılan senette emre kaydının aranması; kanun gereği emre yazılılık metin kaydına bağlı değildir.
- Nama yazılı senetle emre yazılı senedi karıştırmak; nama yazılı senet temlik beyanı ile, emre yazılı senet ciro ile devredilir.
- Hamile yazılı kaydı bulunan senedi emre yazılı saymak; hamiline yazılı çekin devri zilyetlik ile olur ve ciro zinciri aranmaz.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Kambiyo senetlerinin kanunen emre yazılı sayıldığı ve bu nedenle emre yazılı senet grubuna dahil olduğu kabul edilmektedir.
- Nama yazılı pay senetlerinin devri emre yazılı kıymetli evrakın devir şekline bağlandığı için bu senetlerin kanunen emre yazılı sayıldığı kabul edilmektedir.
Nasıl ispat edilir?
- Senedin emre yazılı olduğunu ileri süren taraf, senet metninde emre kaydının bulunduğunu veya senedin kanunen emre yazılı türlerden olduğunu ispatlamakla yükümlüdür.
- Emre kaydı senet metninden anlaşılır; metinde kayıt yoksa senedin türü ile birlikte kanunun bu türü emre yazılı saydığı gösterilmelidir.
- Senedin hamile ya da nama yazılı olduğunu ileri süren taraf, bu iddiasını senedin şekli ve metniyle ispatlamalıdır.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.785: Çekin hamiline yazılı düzenlenebileceğini ve bu durumda devrin zilyetliğin devriyle olacağını belirler; maddenin emre yazılı çek ayrımına bağlandığı hükümdür.
- 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.776: Bonoda emre kaydının ve devir biçiminin düzenlendiği kambiyo senedi hükmüdür; kanunen emre yazılılık tartışmasında karşılaştırma için ilgilidir.
TTK m.825 — Borçlunun def’ileri
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 825. maddesi, emre yazılı senetten doğan alacağa karşı borçlunun hangi def'ileri ileri sürebileceğini düzenler. Birinci fıkra, senedin geçersizliğine ilişkin ve senet metninden anlaşılan def'ilerin alacaklıya karşı şahsen haiz olunan def'iler olarak ileri sürülebilmesini; ikinci fıkra ise borçlu ile önceki hamil veya senedi düzenleyen arasındaki doğrudan ilişkiye dayanan def'ilerin hangi koşulda ileri sürülebileceğini kapsar. Madde, emre yazılı senetlerde borçlunun savunma imkânlarını sınırlayan soyut borçlanma ilkesinin uygulamadaki sınırını çizer. Kambiyo senetlerinin (poliçe, bono, çek) özel hükümlerini, senet dışı ilişkilerin ispat usulünü ve def'i ileri sürmenin usul yönünü düzenlemez; bunlar başka maddelerde ya da genel hükümlerde yer alır. Sürelere ilişkin bir düzenleme içermez.
Borçlunun def’ileri: hangi kavramlar bilinmeli?
- Emre yazılı senet
- Lehdarın veya senet hamilinin, senet metninde adı geçen kişi tarafından devredilebilen, cironun ve kambiyo niteliğinin söz konusu olduğu senettir. Madde bu senetlerden doğan alacağa karşı def'i sınırlarını belirler.
- Şahsen haiz olunan def'i
- Borçlunun doğrudan alacaklıyla arasındaki ilişkiden doğan ve alacaklının bizzat hamil olması nedeniyle ona karşı ileri sürülebilen savunmadır. Senedin iktisap biçimine veya başka bir hamile karşı olan ilişkiye bağlı değildir.
- Senet metninden anlaşılan def'i
- Senedin şekline, kayıtlarına ya da kambiyo hukukunun öngördüğü içeriğine dayanan ve senedin kendisinden çıkan savunmadır. Senedin geçersizliğine ilişkin def'ilerle birlikte birinci fıkrada sayılmıştır.
- Doğrudan ilişkiye dayanan def'i
- Borçlu ile önceki hamil veya senedi düzenleyen arasında var olan temel ilişkiden doğan savunmadır. Kambiyo senedinin soyut niteliği gereği, kural olarak yeni hamile karşı ileri sürülemez.
- Bilerek borçlunun zararına hareket
- Senedi iktisap eden hamilin, iktisap sırasında borçlunun zararına olacak biçimde davrandığını bilmesi durumudur. Bu kötü niyet unsurunun varlığı, ikinci fıkradaki def'ilerin ileri sürülmesinin tek koşuludur.
Borçlunun def’ileri: hangi şartlar aranır?
- Emre yazılı bir senetten doğan alacağa karşı ileri sürülen savunmanın, senedin geçersizliğine ilişkin ya da senet metninden anlaşılan bir def'i olması bulunmalıdır; bu hâlde borçlu bu def'iyi alacaklı kim olursa olsun ona karşı ileri sürebilir.
- Borçlunun ileri sürdüğü def'inin alacaklının şahsen haiz olduğu bir def'i olması, yani alacaklıya karşı bizzat sahip olunan bir savunma niteliği taşıması gerekir.
- Doğrudan ilişkiye dayanan bir def'inin ileri sürülebilmesi için, borçlu ile önceki hamil veya senedi düzenleyen arasında doğrudan ilişki bulunmalıdır.
- İkinci fıkradaki def'inin ileri sürülebilmesi için, senedi iktisap eden hamilin iktisap anında bilerek borçlunun zararına hareket etmiş olması aranmalıdır; bu koşul gerçekleşmemişse söz konusu def'i ileri sürülemez.
Borçlunun def’ileri: hangi sonuçları doğurur?
- Senedin geçersizliğine ilişkin def'iler ve senet metninden anlaşılan def'iler, alacaklı kim olursa olsun borçlu tarafından ileri sürülebilir.
- Borçlunun alacaklıya karşı şahsen sahip olduğu def'iler, alacaklıya karşı ileri sürülebilir.
- Borçlu ile önceki hamil veya düzenleyen arasındaki doğrudan ilişkiye dayanan def'i, hamilin senedi iktisap ederken bilerek borçlunun zararına hareket etmiş olmasının ispatı hâlinde ileri sürülebilir.
- Hamilin iktisapta bilerek borçlunun zararına hareket ettiği ispatlanamazsa, doğrudan ilişkiye dayanan def'iler ileri sürülemez ve borçlu bu def'ilere dayanarak ödemekten kurtulamaz.
- Bu hükümler emredici niteliktedir; senet metnine yazılan kayıtla bu sınırın genişletilmesi veya daraltılması, hükmün tanıdığı korumayı ortadan kaldırmaz.
Birinci fıkra def'isi ile ikinci fıkra def'isi arasındaki fark nedir?
Birinci fıkradaki def'iler, senedin geçersizliği veya senet metni gibi senedin kendisinden doğan savunmalardır ve alacaklı kim olursa olsun ileri sürülebilir.
İkinci fıkradaki def'iler, borçlu ile önceki hamil ya da düzenleyen arasındaki temel ilişkiye dayanır ve yalnızca hamilin kötü niyetiyle ileri sürülebilir.
Birinci fıkra def'ileri kötü niyet aranmaksızın ileri sürülürken, ikinci fıkra def'ileri hamilin bilerek borçlunun zararına hareket ettiğinin ispatına bağlıdır.
Şahsen haiz def'i ile önceki hamile dayanan def'i arasındaki fark nedir?
Şahsen haiz def'i, borçlunun doğrudan alacaklıyla arasındaki ilişkiden doğar ve alacaklıya karşı ileri sürülebilir.
Önceki hamile dayanan def'i, senedin önceki hamili ile borçlu arasındaki ilişkiden doğar ve sonraki hamile karşı kural olarak ileri sürülemez.
Yeni hamil, borçlunun önceki hamille arasındaki ilişkiye dayanarak def'i ileri sürmesine karşı korunur; yalnızca iktisapta kötü niyet varsa bu savunma kabul edilir.
Borçlunun def’ileri: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Birinci fıkradaki def'ileri ikinci fıkranın kötü niyet koşuluna bağlamak; birinci fıkra def'ileri alacaklı kim olursa olsun ileri sürülebildiğinden iktisap anındaki kötü niyet aranmaz.
- İkinci fıkradaki def'ileri her hamile karşı ileri sürülebilir sanmak; kötü niyet ispatlanmadan bu def'iler yeni hamile karşı kullanılamaz.
- Şahsen haiz def'i ile önceki hamile dayanan def'iyi karıştırmak; birincisi alacaklıyla doğrudan ilişkiden, ikincisi ise önceki hamil ilişkisinden doğar.
- Kötü niyeti yalnızca iktisabın sonradan yapılmasına dayandırmak; hükmün aradığı, iktisap anında borçlunun zararına hareket bilincidir.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Doğrudan ilişkiye dayanan def'inin ileri sürülebilmesi için hamilin iktisap anında bilerek borçlunun zararına hareket ettiğinin ispatı aranmaktadır. (11. Hukuk Dairesi, 2020/2678 E., 2020/4895 K., 10.11.2020)
- Hamilin kötü niyetinin ispatlanamadığı, senedin rızası dışında elden çıktığı durumlarda, borçlunun ikinci fıkraya dayanan def'isi reddedilmektedir. (11. Hukuk Dairesi, 2020/2678 E., 2020/4895 K., 10.11.2020)
- Uyuşmazlıklarda ikinci fıkradaki kötü niyet unsurunun varlığı somut olaya göre değerlendirilmekte; hamilin iktisap tarihindeki bilgisi ve iktisap biçimi dikkate alınmaktadır. (İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2018/140 E., 2019/877 K., 09.10.2019)
- Bu ayrımın, çek ve bono davalarında hamilin yeni hamil olup olmadığına göre uygulandığı görülmektedir. (13. Hukuk Dairesi, 2016/18938 E., 2018/2606 K., 28.02.2018)
Nasıl ispat edilir?
- Kötü niyeti ileri süren borçlu, ikinci fıkradaki def'iyi ileri sürebilmek için hamilin senedi iktisap ederken bilerek borçlunun zararına hareket ettiğini ispatla yükümlüdür.
- Hamilin iktisap anındaki bilgisi ve davranışı, tanık ve senet üzerindeki kayıtlar gibi delillerle ispatlanabilir; ancak bu hususun ispatı çoğunlukla dolaylı delillere dayanır.
- Hamil, borçlunun ileri sürdüğü def'inin kendisine karşı geçerli olmadığını, yani iyi niyetle ve bedel karşılığında iktisap ettiğini savunabilir; bu savunmayı ispatlaması gerekmez, ancak iddiasını destekleyen delil sunabilir.
- Birinci fıkradaki senedin geçersizliği ve senet metnine dayanan def'iler, senedin kendisinden anlaşıldığı için ispatı çoğu zaman senet üzerinden yapılabilir.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6102 sayılı Kanun m.825: Madde, kendi içinde iki fıkra halinde def'i sınırlarını düzenler; birinci fıkra genel kuralı, ikinci fıkra ise kötü niyet istisnasını koyar.
TTK m.826 — Genel olarak
6102 sayılı Kanun'un 826. maddesi, senet metninde poliçe olarak gösterilmemekle birlikte açıkça emre yazılı düzenlenen ve poliçede aranan diğer unsurları taşıyan havalelerin poliçe hükmünde sayılmasını düzenler. Maddenin konusu, havale metninin poliçe niteliği kazanma koşullarıdır. Madde, poliçe ya da bono gibi kambiyo senetlerinin ihraç biçimini ve bu senetlerin diğer unsurlarını ayrıca düzenlemez; bunlar kambiyo senetlerine ilişkin ayrı maddelerde yer alır. Madde, çek niteliğini ve çekin unsurlarını da düzenlemez (m.780-781). Havalenin borçlar hukuku bakımından ifa aracı olarak genel işleyişi, TBK m.555 vd. kapsamındadır ve bu maddenin konusu değildir. Maddenin kendisi süre ya da hak düşürücü bir sonuç içermez.
Genel olarak: hangi kavramlar bilinmeli?
- Havale (kambiyo bakımından)
- Bir kişinin başka bir kişiye, üçüncü kişinin ödemesini isteyen yazılı talimatıdır. Maddenin uygulanabilmesi için metnin senet dışında bir havale olarak düzenlenmiş olması gerekir.
- Poliçe hükmünde
- Senedin poliçe olarak adlandırılmamış olsa bile kanunen poliçe gibi hüküm doğurmasıdır. Bu nitelik, metnin poliçe unsurlarını taşımasına bağlıdır, senedin adına değil içeriğine bakılır.
- Açıkça emre yazılı
- Metinde emre kaydının bulunması ya da havalenin lehtara emre düzenlenmiş olmasıdır. Kaydın açık bir biçimde yer alması gerekir; örtülü ifadeler bu koşulu karşılamaz.
Genel olarak: hangi şartlar aranır?
- Metnin senet metni niteliğinde olmakla birlikte poliçe olarak gösterilmemiş bir havale olması gerekir.
- Havalenin açıkça emre yazılı olması gerekir.
- Havalenin poliçede aranan diğer unsurları da taşıması gerekir.
- Bu unsurların birlikte bulunması hâlinde metin poliçe hükmünde sayılır ve poliçeye ilişkin kambiyo hükümlerine tabi olur.
Genel olarak: hangi sonuçları doğurur?
- Koşulları taşıyan havale poliçe hükmünde olur ve poliçeye ilişkin kambiyo hükümleri uygulanır.
- Koşullardan biri eksikse metin poliçe hükmü kazanmaz; genel borçlar hukuku ve havale hükümleri (TBK m.555 vd.) çerçevesinde değerlendirilir.
- Poliçe hükmü kazanan havalede kambiyo senedine özgü devir ve ciro sonuçları doğar.
- Madde metnin poliçe olarak adlandırılıp adlandırılmamasına değil, içerik ve unsurlara bakar.
Poliçe olarak düzenlenmiş havale ile poliçe hükmünde havale arasındaki fark nedir?
Metin açıkça poliçe olarak düzenlenmişse doğrudan poliçedir ve madde uygulanmaz.
Metin poliçe olarak adlandırılmamış ama emre yazılı ve poliçe unsurlarını taşıyorsa madde gereğince poliçe hükmündedir.
İkinci halde kambiyo sorumluluğu ve poliçeye özgü hükümler uygulanır; adlandırma sonucu değiştirmez.
Emre yazılı havale ile nama yazılı havale arasındaki fark nedir?
Lehtarın adı yazılı ve emre kaydı bulunan havale, madde kapsamında değerlendirilir.
Emre kaydı bulunmayan, belli bir kişiye ait havale poliçe hükmüne girmez.
Yalnızca emre yazılı havale poliçe hükmü kazanır; nama yazılı kalan havale için bu madde uygulanmaz.
Poliçe unsurlarını taşıyan havale ile taşımayan havale arasındaki fark nedir?
Emre yazılılık yanında poliçede aranan unsurları da taşıyan metin poliçe hükmündedir.
Emre yazılı olmakla birlikte poliçe unsurlarını taşımayan metin poliçe sayılmaz.
Eksik unsurlu metin poliçe hükmü kazanmaz ve kambiyo sonuçları doğmaz.
Genel olarak: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Metnin poliçe olarak adlandırılmamış olmasını, poliçe hükmü doğmayacağı sonucuna bağlamak; oysa madde adlandırmaya değil unsurlara bakar.
- Emre kaydını örtülü ifadelerle yeterli saymak; kaydın açık olması gerekir.
- Emre yazılı olmanın tek başına yeterli olduğunu sanmak; poliçede aranan diğer unsurların da bulunması gerekir.
- Maddeyi çek niteliğindeki metinlere doğrudan uygulamak; çek ayrı bir kambiyo senedi olup kendi unsurlarına tabidir.
Nasıl ispat edilir?
- Havalenin poliçe hükmünde olduğunu ileri süren taraf, metnin emre yazılı olduğunu ve poliçe unsurlarını taşıdığını ispatlamakla yükümlüdür.
- Metnin kendisi, yani yazılı havale belgesi, bu ispatın başlıca delilidir.
- Karşı taraf metnin poliçe unsurlarından birini taşımadığını ileri sürerek bu niteliği reddedebilir; bu savunmayı da metnin içeriğiyle ispatlar.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6102 sayılı Kanun m.826: Kendi maddesi; poliçe unsurlarının ayrıntısı için kambiyo senetlerine ilişkin poliçe hükümlerine gönderme yapar.
- 6102 sayılı Kanun m.780: Çek unsurlarını düzenler; çek niteliği taşıyan bir metnin bu maddenin kapsamına girmediğini belirlemek için bakılır.
- 6102 sayılı Kanun m.824: Emre yazılı senetleri tanımlar; bu maddedeki emre yazılılık koşulunun dayanağıdır.
- 6102 sayılı Kanun m.654: Nama yazılı senetleri tanımlar; emre yazılılığın bulunmadığı hâlleri ayırt etmek için kullanılır.
- 6098 sayılı Kanun m.555: Havalenin borçlar hukuku bakımından genel tanımını verir; madde kapsamındaki havaleyi kambiyo niteliği bakımından ayırır.
TTK m.827 — Kabul zorunluluğunun bulunmaması
Bu madde, emre yazılı havalenin kabul için ibrazına ilişkin bir yasağı ve bu yasağa aykırı ibrazın hukuki sonucunu düzenler. Kabule arz yasağının kimler tarafından konulabileceği, yasağa aykırı ibrazdan doğan başvuru hakkı kaybı ve kabul talebinin reddedilmesi halinde hamilin durumu bu maddenin konusudur. Madde, emre yazılı havale ilişkisindeki hamil ile muhatap arasındaki ilişkiye uygulanır. Madde, kabule arz yasağının hangi havale türlerinde konulamayacağını, süreli kabule arz ve kabule arz zorunluluğunu, kabul etmemenin protestoyla tespiti ve müracaat hakkının koşullarını düzenlemez (TTK m.675 ve devamı, TTK m.671 ve devamı). Havalenin vadeye kadar ödenmemesi halinde yapılacak müracaat ve bu müracaatın usulü de bu maddenin kapsamında değildir (TTK m.732 ve devamı).
Kabul zorunluluğunun bulunmaması: hangi kavramlar bilinmeli?
- Emre yazılı havale
- Lehtara veya emrine ödeme yapılmasını muhataba buyuran, cirosu serbest bir kambiyo senedi niteliğindeki havaledir. Kabul için ibraz edilmesi, ancak bu işlemi yasaklayan bir kayıt bulunmadığı ve yasak konulmasına izin veren hal varsa mümkün olmayabilir.
- Kabule arz yasağı
- Düzenleyenin, havalenin muhataba kabul için ibraz edilmesini yasaklayan kaydıdır. Yasak yalnızca düzenleyen tarafından konulabilir; ciranta bu yasağı koyamaz. Yasağın konulabileceği hal, kanunun izin verdiği türdeki havalelerle sınırlıdır.
- Hamil
- Havaleyi lehtar veya ciro yoluyla iktisap eden ve elinde bulunduran kişidir. Yasağa aykırı ibraz eden de hamil olduğundan, madde hamilin başvuru hakkını doğrudan etkiler.
- Başvurma hakkı
- Hamilin ödenmeyen havale bedelini düzenleyen, ciranta ve diğer borçlulardan talep edebilme yetkisidir. Bu madde, yasağa aykırı ibraz ve kabulden kaçınma halinde bu hakkın kaybını öngörür.
Kabul zorunluluğunun bulunmaması: hangi şartlar aranır?
- Havalenin emre yazılı olması ve kabule arz yasağının kanunen konulabilecek bir havale türünde bulunması gerekir.
- Yasağı koyan kişinin havaleyi düzenleyen olması gerekir; ciranta tarafından konulan yasak bu maddeye göre hüküm doğurmaz ve hamil bu yasağa dayanamaz.
- Yasağa rağmen hamilin havaleyi muhataba kabul için ibraz etmesi gerekir.
- Muhatabın kabulden kaçınması gerekir. Yasağa aykırı ibraz ve kabulden kaçınma birlikte gerçekleştiğinde ikinci fıkradaki sonuç doğar.
- Hamilin bu sebeple başvurma hakkının doğmaması için yalnızca yasağa aykırı ibraz ve kabulden kaçınma bulunmalıdır; başka bir ödeme sebebi bu sonucu ortadan kaldırmaz.
Kabul zorunluluğunun bulunmaması: hangi sonuçları doğurur?
- Kabule arz yasağı bulunan emre yazılı havale kabul için ibraz edilemez (birinci fıkra).
- Yasağa rağmen ibraz edilir ve muhatap kabulden kaçınırsa hamilin bu sebeple başvurma hakkı yoktur (ikinci fıkra).
- Yasağa rağmen ibraz edilip muhatap kabul ederse, kabul geçerlidir ve muhatap kabul beyanından doğan sorumluluğa girer.
- Yasağa rağmen ibraz edilmiş olsa da kabul ya da kabulden kaçınma ile ilgisi olmayan ödeme sebepleri bu madde ile ortadan kalkmaz.
Düzenleyenin koyduğu yasak ile ciranta tarafından konulan yasak arasındaki fark nedir?
Düzenleyen tarafından konulan kabule arz yasağı, hamil bakımından bağlayıcıdır ve buna aykırı ibraz başvuru hakkının kaybına yol açar.
Ciranta tarafından konulan kabule arz yasağı hüküm doğurmaz; ciranta bu yetkiye sahip değildir.
Ciranta yasağı koyduğunda hamil bu yasağa aykırı davranmış sayılmaz; ibraz yapılabilir ve kabulden kaçınma halinde başvuru hakkı korunur.
Kabul zorunluluğunun bulunmaması: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Ciranta tarafından konulan kabule arz yasağını düzenleyenin yasağı gibi değerlendirmek; ciranta yasağının hamil bakımından bağlayıcı olmadığını göz ardı etmek.
- Yasağa aykırı ibrazın kendiliğinden hamilin başvuru hakkını ortadan kaldıracağını sanmak; hakkın kaybı için ibraz ile kabulden kaçınmanın birlikte bulunması gerekir.
- Yasağa rağmen muhatabın kabul etmesi halinde de başvuru hakkının kaybolacağını düşünmek; ikinci fıkra yalnızca kabulden kaçınma halini düzenler.
- Kabule arz yasağının her türlü havalede konulabileceğini varsaymak; yasağın konulamayacağı havale türleri vardır.
Nasıl ispat edilir?
- Kabule arz yasağının varlığını ve kimin tarafından konulduğunu ileri süren taraf, bunu havale metninden ispatlar; yasağın havalenin üzerinde yazılı olması gerekir.
- Hamil yasağa aykırı ibraz iddiasında bulunuyorsa, ibrazı belgeyle (protesto ya da ibraz kaydı) ispatlamalıdır.
- Muhatabın kabulden kaçındığını ileri süren hamil, bu kaçınmayı ispatla yükümlüdür; muhatap kabul ettiğini ileri sürerse kabul beyanını ve imzasını ispatlar.
- Hamilin başvuru hakkını kaybettiğini savunan taraf, yasağın düzenleyen tarafından konulduğunu ve ibrazın bu yasağa aykırı yapıldığını ispatlamakla yükümlüdür.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.675: Kabule arz yasağının konulabileceği ve konulamayacağı hallerin ayrıntısını düzenler; bu madde bu yasağın hukuki sonucunu belirler.
- 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.671: Kabul için ibraz ve kabul beyanının genel düzenlemesi; bu madde yasağa özgü bir istisna getirir.
TTK m.828 — Kabulün hükümleri
Bu madde, emre yazılı bir havalenin havale olunan tarafından kabulünün poliçenin kabulü hükmünde sayılmasını ve bu kabulün sonucunu düzenler. Ayrıca hamilin, havale olunan iflas etmiş ya da ödemelerini tatil etmiş ya da aleyhine yapılan takip semeresiz kalmışsa vade gelmeden başvurma hakkını kullanamayacağını, havale edenin iflası halinde de vade gelmeden başvurulamayacağını öngörür. Kabulün şekli, süresi ve kabul yetkisi gibi genel poliçe kabulü kuralları bu maddenin konusu değildir; bunlar poliçe hukukunun genel hükümlerinde yer alır. Madde, kanunda emre yazılı havale ilişkisindeki havale olunan ile hamil arasında uygulanır. Kabulün kayıtsız şartsız olma koşulu, kabul yükümlülüğünün doğup doğmadığı, kabulün hangi biçimde yapılacağı ve kabul edilmeyen poliçenin protestosu bu maddede düzenlenmez (m.696, ilgili poliçe hükümleri). Kabul edilmeyen havalenin ödenmemesi sonucunda başvuru hakkının kullanılması ise bu maddenin dışındadır.
Kabulün hükümleri: hangi kavramlar bilinmeli?
- Emre yazılı havale
- Havale edenin, havale olunana belirli bir kişiye ya da onun emrine ödeme yapmasını buyurduğu, kambiyo niteliği taşıyan havale türüdür. Bu maddenin kabul hükmü yalnızca emre yazılı havaleler için geçerlidir.
- Havale olunan
- Havale edenin ödeme yapılmasını buyurduğu kişidir. Havaleyi isteğe bağlı olarak kabul ederse, bu kabul poliçenin kabulü hükmündedir.
- Hamil
- Havaleyi ciro yoluyla ya da başka bir biçimde elinde bulunduran ve havaleden doğan hakları kullanma durumunda olan kişidir. Başvurma hakkı bu kişiye tanınmıştır.
- Başvurma hakkı (rücu)
- Vadede ödeme yapılmaması halinde hamilin, havale edene ve ciranta karşı ödeme talep edebilmesi hakkıdır. Madde, bu hakkın vade gelmeden kullanılamayacağı halleri düzenler.
- Ödemelerini tatil etme
- Havale olunanın borçlarını vadesinde ödemeyi fiilen durdurmasıdır. Maddede, bu durumda vade gelmeden başvurma hakkının kullanılamamasının koşullarından biri olarak yer alır.
Kabulün hükümleri: hangi şartlar aranır?
- Havale olunan, emre yazılı havaleyi isteğe bağlı olarak kabul etmiş bulunmalıdır; bu kabul poliçenin kabulü hükmündedir.
- Havale olunanın iflas etmiş olması, bir ilamla ispatlanmamış olsa bile ödemelerini tatil etmiş olması veya aleyhine yapılan takibin semeresiz kalmış olması halinde hamil vadenin gelmesinden önce başvurma hakkını kullanamaz.
- Havale edenin iflası halinde hamil, vade gelmeden başvurma hakkını kullanamaz.
- Hamil, vade gelmeden başvurma hakkını kullanmak istediğinde yukarıdaki durumların birinin gerçekleşmiş olması gerekir; bu durumlar dışında vadeden önce başvuru hakkı doğmamıştır.
Kabulün hükümleri: hangi sonuçları doğurur?
- Emre yazılı havalenin havale olunan tarafından isteğe bağlı olarak kabulü, poliçenin kabulü hükmündedir.
- Havale olunanın iflası, bir ilamla ispatlanmamış olsa bile ödemelerini tatil etmesi ya da aleyhine yapılan takibin semeresiz kalması hallerinde, hamil vadenin gelmesinden önce başvurma hakkını kullanamaz.
- Havale edenin iflası halinde hamil vadenin gelmesinden önce başvurma hakkını kullanamaz.
- Yukarıdaki hallerde vade gelmeden başvurma hakkı doğmaz; hamil, vade geldikten sonra başvuru hakkını kullanabilir.
- Maddede vade gelmeden başvuru yasağının bulunmadığı hallerde, hamil havalenin vadesi geldiğinde ödeme talep etme hakkına sahiptir.
Havale olunanın kabulü ile kabul edilmemesi arasındaki fark nedir?
Havale olunan havaleyi isteğe bağlı olarak kabul ederse, bu kabul poliçenin kabulü hükmündedir ve havale olunan asıl borçlu sıfatını alır.
Havale olunan kabul etmezse poliçe ilişkisine girmez ve bu maddenin kabul hükmü uygulanmaz.
Kabulle havale olunan poliçenin kabul eden muhatabı gibi sorumlu olur; kabul etmeyen havale olunan için bu maddenin kabul hükmü işlemez.
Havale olunanın ödeme durumu (iflas, tatil, semeresiz takip) ile havale edenin iflası arasındaki fark nedir?
Havale olunanın iflası, ödemelerini tatil etmesi veya aleyhine takibin semeresiz kalması, vade gelmeden başvurma hakkının kullanılmasını engeller.
Havale edenin iflası ise ayrı bir hal olarak düzenlenmiş ve yalnızca vade gelmeden başvurmanın engellenmesi sonucunu doğurmuştur.
Her iki durumda da hamil vade gelmeden başvuramaz; ancak havale olunanın durumunda kabul ve ödeme ilişkisi, havale edenin iflasında ise yalnızca iflas hali söz konusudur.
Kabulün hükümleri: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Havale olunanın iflasını, ödemelerini tatil etmesi ve semeresiz takip hallerinden ayrı bir durum sayarak vade gelmeden başvuruyu serbest kabul etmek; bu üç halin her biri başvuru hakkını engeller.
- Madde kapsamındaki yasağı havale edenin iflası ile havale olunanın durumunu karıştırarak tek bir koşula bağlamak; her biri ayrı bir hal olarak değerlendirilmelidir.
- Havale olunanın kabulünün poliçenin kabulü hükmünde olduğunu unutup, bu kabulün kayıtsız şartsız olup olmadığını bu maddeden değil genel poliçe hükümlerinden aramamak.
- Havale olunan kabul etmediğinde bu maddenin hükmünü uygulayarak asıl borçlu sonucu çıkarmak; kabul yoksa asıl borç doğmaz.
Nasıl ispat edilir?
- Vade gelmeden başvurma hakkını ileri süren hamil, havale olunanın kabul ettiğini kabul beyanı ile ispatlamalıdır; kabul, havale üzerine yazılmış ve imzalanmış olmalıdır.
- Havale olunanın iflas etmesi halinde iflas kararı veya iflas ilanı, ödemelerini tatil etmesi halinde bu durumu gösteren belgeler, aleyhine yapılan takibin semeresiz kalması halinde ise takip dosyasındaki haciz tutanağı veya aciz belgesi ile ispat yapılmalıdır.
- Havale edenin iflasını hamil ispatlamalıdır; iflas kararına ilişkin resmi belge bu ispat için kullanılır.
- Vade gelmeden başvuru hakkının kullanılmasını engelleyen durumun varlığını ileri süren taraf dayanak olan olguyu ispatlamalı, karşı taraf ise bu durumun gerçekleşmediğini ispatlamalıdır.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6102 sayılı Kanun m.696: Kabulün kayıtsız şartsız olma koşulunu düzenler; kabulün bu maddede düzenlenen sonuçlarının doğması için kabulün bu niteliği taşıması gerekir. Kısmi kabul ve şartlı kabul bu hükümle değerlendirilir.
- 6102 sayılı Kanun: Poliçe hukukunun genel hükümleri, kabulün şekli, süresi ve kabul yükümlülüğü bakımından bu maddeye temel oluşturur.
TTK m.829 — İcrada uygulanmayacak hükümler
Bu madde, emre yazılı havalenin takibi bakımından İcra ve İflas Kanununun hangi hükümlerinin uygulanmayacağını belirler. Hüküm, İcra ve İflas Kanununun çek, poliçe ve emre yazılı senetlerden bonoların takibine ilişkin hükümlerinin emre yazılı havaleye uygulanmamasını düzenler. Kişi bakımından değil, belge türü bakımından uygulanır. Maddenin düzenlemediği konular ise şunlardır: emre yazılı havalenin tanımı ve şekli (TK m.829 dışındaki hükümler), çek, poliçe ve bono gibi kıymetli evrakın icra takibine ilişkin İİK hükümleri ve bu evrakların takibinde uygulanacak yollar, havalenin ödenmemesi halinde başvurulacak genel icra yolları ve bu alacakların zamanaşımı ile ilgili sürelerin hesabı.
İcrada uygulanmayacak hükümler: hangi kavramlar bilinmeli?
- Emre yazılı havale
- Ticari işletmesi bulunan bir kişinin, bir başka kişiye (muhatap) belirli bir parayı ödemesini emreden ve bu ödemeyi üçüncü bir kişiye veya emrine yazılı kişiye yapmasını öngören kıymetli evrak niteliğindeki belgedir. Kıymetli evrak niteliği taşıdığı için bu madde bakımından ayrı bir rejime tabidir.
- Bono takibi
- İcra ve İflas Kanununun emre yazılı senetlerden bonolar için öngördüğü özel takip yoludur. Madde, bu özel yolun havale hakkında uygulanmayacağını belirtir.
- Kıymetli evrakın takibine ilişkin İİK hükümleri
- Çek, poliçe ve emre yazılı senetler bakımından İcra ve İflas Kanununda yer alan özel takip kurallarıdır. Bu kuralların havaleye uygulanmaması, havalenin kendine özgü bir takip rejimine tabi olduğu anlamına gelir.
İcrada uygulanmayacak hükümler: hangi şartlar aranır?
- Belgenin emre yazılı havale niteliğinde olması gerekir; belge çek, poliçe veya emre yazılı senet ise bu madde değil, ilgili İİK hükümleri uygulanır.
- İcra ve İflas Kanununun çek, poliçe ve emre yazılı senetlerden bonoların takibine ilişkin hükümleri, emre yazılı havaleye uygulanmaz.
- Madde yalnızca İİK'nın bono takibine ilişkin hükümlerini dışarıda bırakır; diğer İİK hükümlerinin havaleye uygulanıp uygulanmayacağı bu maddeden çıkarılamaz.
İcrada uygulanmayacak hükümler: hangi sonuçları doğurur?
- Emre yazılı havale için İİK'nın çek, poliçe ve emre yazılı senetlerden bonoların takibine ilişkin hükümleri uygulanmaz.
- Havale alacağının takibinde, bono takibine özgü İİK hükümlerine dayanılamaz.
- Havale, İİK'nın bono takibine ilişkin hükümleri dışında kalan genel icra hükümlerine tabi olabilir.
- Madde yalnızca uygulanmayacak hükümleri sayar; havalenin sahip olduğu ticari işlem ve kıymetli evrak niteliği bu madde ile değişmez.
Emre yazılı havale ile emre yazılı senet (bono) arasındaki fark nedir?
Emre yazılı havalede, ödeme emri muhataba yöneliktir ve ticari işletmesi bulunan kişi tarafından düzenlenir; havale, belirli bir kişinin ödemesini emreden bir kıymetli evraktır.
Emre yazılı senette (bono) düzenleyen kişi kendisi ödeme taahhüdünde bulunur; bu belge İİK'nın bono takibine ilişkin özel hükümlerine tabidir.
İki belge türü aynı takip rejimine tabi değildir. Havale için İİK'nın bono takibi hükümleri uygulanmaz; bono için bu hükümler geçerlidir.
Bono takibi hükümleri ile diğer İİK hükümleri arasındaki fark nedir?
İİK'nın çek, poliçe ve bonoya ilişkin takip hükümleri, bu madde ile havaleye uygulanmaz olarak belirlenmiştir.
İİK'nın bu kıymetli evrak türlerine özgü olmayan genel hükümleri, bu madde ile dışlanmamıştır.
Havale takibinde genel İİK hükümleri esas alınabilir; ancak bono takibine özgü hükümler uygulanamaz.
İcrada uygulanmayacak hükümler: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Emre yazılı havaleyi bono gibi değerlendirip İİK'nın bono takibi hükümlerini uygulamak; bu madde açıkça bu uygulamayı dışlar.
- Madde metninde yer almayan bir kural çıkarıp İİK'nın tüm kıymetli evrak hükümlerinin havaleye uygulanmadığını varsaymak; madde yalnızca çek, poliçe ve bono takibine ilişkin hükümleri kapsar.
- Havalenin niteliğini belirlemeden madde hükmünü uygulamaya çalışmak; önce belgenin emre yazılı havale olduğu tespit edilmelidir.
Nasıl ispat edilir?
- Havale alacağını ileri süren taraf, belgenin emre yazılı havale niteliğini taşıdığını ispat etmelidir; belgenin çek, poliçe veya bono olduğunu gösteren karşı tarafın savunması bu niteliği değiştirir.
- Havale belgesinin aslı, ispatın temel delilidir; belgenin niteliği yazılı kayıtla ortaya konur.
- Takip sırasında bono takibine özgü bir hükme dayanan taraf, o hükmün havaleye uygulanamayacağını karşı tarafa karşı ileri sürülebilir; bu durumda uygulanacak hükmün belirlenmesi ispat yükünü değil hukuki nitelendirmeyi ilgilendirir.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6102 m.828: Emre yazılı havalenin tanımını ve kıymetli evrak niteliğini düzenler; bu madde ise havalenin takibi bakımından ayrı bir rejim öngörür.
- 6102 m.830: Komşu madde olarak kıymetli evrak hükümlerinin devamını düzenler; havale ile ilgili kuralları tamamlayıcı niteliktedir.
- 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu: Maddenin uygulanmayacağını belirlediği çek, poliçe ve bono takibine ilişkin özel hükümleri içerir.
TTK m.830 — Emre yazılı ödeme vaatleri
Madde, senet metninde "bono" ibaresi bulunmayan ama emre yazılı olarak düzenlenmiş ve bonoda aranan unsurları taşıyan ödeme vaatlerinin bono hükmünde sayılmasını düzenler. Ayrıca bu tür ödeme vaatlerinde araya girerek ödemeye ilişkin hükümlerin uygulanmayacağını ve icra hukukunda bono takibine ilişkin İcra ve İflas Kanunu hükümlerinin bu vaatlere uygulanmayacağını belirler. Kime uygulandığı bakımından, senedi bono şekli dışında kalan ama emre yazılı ödeme vaadi veren kişiler ve bu vaatlerin hamili ilgilidir. Maddenin düzenlemediği konular: bononun şekil unsurlarının tek tek sayılması (m.776 ve m.777 sınırında kalan genel bono koşulları), çek ve poliçeye ilişkin hükümler, nama yazılı senet ve menfi emre kaydının sonuçları (m.654 ve m.656 gibi), ve senedin icra takibinde kambiyo niteliğinin incelenmesi ile yapılacak usul işlemleri (İİK m.168 ve m.171 ile ilgili takip usulü).
Emre yazılı ödeme vaatleri: hangi kavramlar bilinmeli?
- Emre yazılı ödeme vaadi
- Senet metninde bono sözcüğü geçmeyen, ancak emre yazılı olarak düzenlenmiş ve belirli bir miktarı ödeme taahhüdü içeren yazılı belgedir. Madde bunları bono hükmünde sayar. Bonoda aranan unsurların bulunması bu sayılmanın ön koşuludur; yalnızca emre yazılı olması yeterli değildir.
- Bono hükmü
- Belgeye bono kıymetli evrakına ilişkin hükümlerin uygulanması anlamına gelir. Belgenin kendisi bono olarak adlandırılmasa da kambiyo senedi rejimine girer. Bu hüküm, emre yazılı ödeme vaadinin hangi hukuki rejime tabi olacağını belirler.
- Araya girerek ödeme
- Kambiyo senedinde borcun, senedi ciro eden veya lehtar dışında bir kişi tarafından üstlenilerek ödenmesi anlamına gelir. Maddeye göre emre yazılı ödeme vaatlerinde bu düzenleme uygulanmaz. Bu nedenle emre yazılı ödeme vaadinde araya girme yolu kapalıdır.
- Bono takibine ilişkin İİK hükümleri
- İcra ve İflas Kanununda çek, poliçe ve emre yazılı senetlerden bonoların takibine özgü düzenlemelerdir. Bu düzenlemeler, emre yazılı ödeme vaatlerine uygulanmaz. Belge kambiyo senedi niteliğinde sayılsa da bono takibine özgü özel usul bu vaatler için işletilemez.
Emre yazılı ödeme vaatleri: hangi şartlar aranır?
- Belgenin senet metninde bono olarak gösterilmemiş olması gerekir.
- Belgenin açıkça emre yazılı olarak düzenlenmiş olması gerekir.
- Belgenin bonoda aranan diğer unsurları da içermesi gerekir.
- Belgenin bir ödeme vaadi içermesi gerekir; yani belirli bir miktarın ödenmesi taahhüdü bulunmalıdır.
- Emre yazılı ödeme vaadinde araya girerek ödemeye ilişkin hükümlerin uygulanmaması, bu vaadin türüne bağlı bir sonuç olarak aranmalıdır; belge bu niteliği taşımalıdır.
- Takibin bono takibi olarak yürütülebilmesi için, İİK'nın bono takibine ilişkin hükümlerinin emre yazılı ödeme vaadine uygulanmadığı gözetilmelidir.
Emre yazılı ödeme vaatleri: hangi sonuçları doğurur?
- Senet metninde bono olarak gösterilmemiş olsa bile, emre yazılı ve bonoda aranan unsurları taşıyan ödeme vaadi bono hükmünde sayılır.
- Emre yazılı ödeme vaadinde araya girerek ödemeye ilişkin hükümler uygulanmaz.
- Emre yazılı ödeme vaatlerine İİK'nın çek, poliçe ve emre yazılı senetlerden bonoların takibine ilişkin hükümleri uygulanmaz.
- Emre yazılı olmayan ya da bonoda aranan unsurları taşımayan bir ödeme vaadi bu maddeye göre bono hükmünde sayılmaz.
- Bono hükmündeki belge, bono ibaresi taşımasa da kambiyo senedi niteliği kazanır ve bu niteliğe bağlı sonuçlar doğar.
Bono ile emre yazılı ödeme vaadi (bono hükmünde olan) arasındaki fark nedir?
Adında bono ibaresi bulunan ve bono şekil unsurlarını taşıyan belge tam anlamıyla bonodur.
Bono ibaresi taşımayan ama emre yazılı düzenlenmiş ve bono unsurlarını içeren ödeme vaadi, madde gereği bono hükmündedir.
Her iki belge de bono hükümlerine tabidir; ancak ikinci grupta araya girerek ödeme hükümleri uygulanmaz ve İİK'nın bono takibine ilişkin hükümleri uygulanmaz.
Emre yazılı ödeme vaadi ile emre yazılı olmayan ödeme vaadi arasındaki fark nedir?
Emre yazılı olarak düzenlenmiş olan ödeme vaadi, bono unsurlarını taşıdığında bono hükmüne girer.
Emre yazılı olmayan ödeme vaadi, bono unsurlarını taşısa bile bu maddenin kapsamına girmez.
Yalnızca emre yazılı olarak düzenlenmiş ödeme vaatlerinde bu maddedeki bono hükmü ve araya girme yasağı geçerlidir.
Araya girerek ödeme hükümleri (uygulanan) ile emre yazılı ödeme vaadi (uygulanmayan) arasındaki fark nedir?
Bono ve poliçede kambiyo senedinin genel ödeme hükümleri, araya girerek ödeme rejimini içerir.
Emre yazılı ödeme vaadi bono hükmünde olsa bile bu rejim bu belgelere uygulanmaz.
Emre yazılı ödeme vaadinde borcun üstlenilerek ödenmesi yolu kapalıdır.
Kambiyo senedi takibi genel rejimi ile bono takibine özgü İİK hükümleri arasındaki fark nedir?
Çek, poliçe ve emre yazılı senetlerden bonoların takibine ilişkin İİK hükümleri, bono niteliğini taşıyan belgelerin takibinde uygulanır.
Emre yazılı ödeme vaatleri için bu özel takip hükümleri uygulanmaz.
Emre yazılı ödeme vaadine dayanılarak bono takibine özgü usul işletilemez; belge bono hükmünde olsa bile takip usulü ayrı değerlendirilmelidir.
Emre yazılı ödeme vaatleri: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Bono ibaresi bulunmayan bir belgeyi, bono unsurlarına bakmadan bono hükmünde saymak; madde bono unsurlarının bulunmasını ön koşul olarak aramaktadır.
- Emre yazılı ödeme vaadine İİK'nın bono takibine ilişkin hükümlerini uygulamak; madde bu hükümlerin bu vaatlere uygulanmadığını açıkça belirtir.
- Emre yazılı ödeme vaadinde araya girerek ödeme hükümlerini bono kuralı gibi uygulamak; madde bu hükmü açıkça dışlamaktadır.
- Emre yazılı olmayan bir belgeyi bu madde kapsamında değerlendirmek; madde yalnızca emre yazılı ödeme vaatlerini kapsar.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Emre yazılı ödeme vaadinin bono hükmüne girebilmesi için bono unsurlarının belgede bulunup bulunmadığının incelenmesi gerektiği kabul edilmektedir.
- Bono zorunlu şekil koşullarından birinin bulunmaması halinde belgenin bono niteliğini kaybettiği ve bu maddeye dayanılamayacağı kabul edilmektedir.
- İcra müdürünün takip talebi üzerine belgenin kambiyo senedi niteliğini inceleyeceği ve bu incelemede bono unsurlarına bakacağı kabul edilmektedir.
Nasıl ispat edilir?
- Emre yazılı ödeme vaadinin bono hükmünde sayılmasını isteyen alacaklı, belgenin emre yazılı olarak düzenlendiğini ve bonoda aranan unsurları taşıdığını ispatlamakla yükümlüdür; ispat belgenin kendisi ile yapılır.
- Borçlu, belgenin bono unsurlarını taşımadığını ya da emre yazılı olmadığını ileri sürerse bu savunmayı ispatlamakla yükümlüdür.
- Araya girerek ödeme iddiası ileri süren taraf, bu hükmün emre yazılı ödeme vaadinde uygulanamayacağı karşısında, başka bir hukuki dayanak göstermek zorundadır.
- Bono takibine özgü İİK hükümlerinin uygulanmadığı iddiası, belgenin emre yazılı ödeme vaadi olarak nitelendirilmesi üzerine yapılır ve bu nitelendirme belgenin kendisinden çıkarılır.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6102 sayılı Kanun m.776: Bononun zorunlu şekil koşullarını düzenler; madde 830'un bono hükmü sayabilmesi için belgenin bu unsurları taşıması gerekir.
- 6102 sayılı Kanun m.777: Bononun diğer zorunlu unsurlarını düzenler; emre yazılı ödeme vaadinin bono hükmünde sayılmasının koşullarını tamamlar.
- 6102 sayılı Kanun m.778: Bono hakkında poliçe hükümlerinin niteliğine aykırı düşmedikçe uygulanacağını öngörür; madde 830'daki bono hükmü bu yollamaya dayanır.
- 6102 sayılı Kanun m.654: Nama yazılı senet tanımını içerir; madde 830 emre yazılı ödeme vaadini, nama yazılı belgeden ayırt etmek için bu kavrama başvurulabilir.
- 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m.167-176b: Kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takibi düzenler; madde 830/2 bu hükümlerin emre yazılı ödeme vaadine uygulanmadığını belirtir.
TTK m.831 — Cirosu kabil olan diğer senetler
Bu madde, emre yazılı olmakla birlikte kambiyo senedi niteliği taşımayan belirli senetlerin (makbuz senedi, varant, konişmento gibi cirosu kabil olan senetlerin) ciro ile devredilebilmesini ve bu senetler hakkında poliçeye ilişkin hangi hükümlerin kıyasen uygulanacağını düzenler. Birinci fıkra, belirli nakdi ödeme veya belirli miktarda misli şey teslimi borcu içeren senetlerin hangi şartla ciro ile devredilebileceğini; ikinci fıkra, cironun şekli, hamilin hak sahipliği, geri verme yükümlülüğü ve iptal konusunda poliçe hükümlerine yollamayı; üçüncü fıkra ise kambiyo senetlerine özgü başvuru hükümlerinin bu senetlere kanunda açık hüküm olmadıkça uygulanmayacağını düzenler. Madde, kambiyo senedi olan poliçe, bono ve çek hakkında hüküm kurmaz; bu senetlerin devri ve ciro kuralları ayrı maddelerde yer alır. Bu maddenin kapsamına bakılmaksızın, ciro dışındaki devir biçimleri (alacağın temliki, zilyetlik yoluyla devir) ile kambiyo senetlerine özgü ödeme ve başvuru süreleri bu maddede düzenlenmez.
Cirosu kabil olan diğer senetler: hangi kavramlar bilinmeli?
- Cirosu kabil olan senet
- İmza edenin belirli nakdi ödeme veya belirli miktarda misli şey teslimi borcunu üstlendiği ve açıkça emre yazılı olduğu için ciro ile devredilebilen senettir. Kambiyo senedi olmayan bu senetler ciro yoluyla devredilebilmek için emre yazılı olmalıdır.
- Emre yazılı
- Senedin lehtarının adından sonra emrine kaydının yer aldığı senet türüdür. Bu kayıt bulunmadığında senet ciro ile devredilemez; devir alacağın temliki yoluyla yapılır.
- Ciro
- Emre yazılı senedin devredenin imzasıyla ve senedin zilyetliğinin devriyle başkasına geçirilmesi işlemidir. Birinci fıkradaki senetlerde ciro, poliçeye ilişkin ciro kuralları (cironun şekli, hamilin hak sahipliği) çerçevesinde yapılır.
- Hamilin hak sahipliği
- Ciro zincirinin düzgün olması hâlinde senedi elinde bulunduranın senetteki hakka sahip sayılmasıdır. İkinci fıkra uyarınca bu kural, poliçeye ilişkin hükümler üzerinden bu senetlere de uygulanır.
- Makbuz senedi ve varant
- Emtianın depolanmasına ilişkin olup emre yazılı olarak düzenlenebilen, ciro ile devredilen ve misli şey teslimi borcu doğuran senetlerdir. Madde bunları ikinci fıkrada açıkça sayar; iptal konusunda varant ve makbuz senedi ayrı rejime bağlanmıştır.
Cirosu kabil olan diğer senetler: hangi şartlar aranır?
- Senedin, imza edenin yer, zaman ve tutar bakımından belirli nakdi ödeme borcunu veya belirli miktarda misli şey teslim borcunu içermesi bulunmalıdır.
- Senedin açıkça emre yazılı olması gerekir; emre yazılı kaydı bulunmayan senet ciro ile devredilemez.
- Senet, kambiyo senedi (poliçe, bono, çek) dışında kalan cirosu kabil olan senetlerden biri olmalıdır; bu senetlere ikinci fıkra uyarınca poliçe hükümleri kıyasen uygulanır.
- Ciro, poliçeye ilişkin şekil kurallarına uygun yapılmalıdır; cironun şekli bakımından poliçe hükümleri belirleyici olur.
- İptal konusunda varant ve makbuz senedi dışındaki emre yazılı senetler için poliçeye ilişkin iptal hükümleri uygulanır.
- Kambiyo senetlerindeki başvuruya ilişkin hükümler, kanunda açık hüküm bulunmadıkça birinci fıkradaki senetlere uygulanmaz.
Cirosu kabil olan diğer senetler: hangi sonuçları doğurur?
- Birinci fıkradaki şartları taşıyan ve açıkça emre yazılı olan senet, ciro ile devredilebilir.
- Emre kaydı bulunmayan senet ciro ile devredilemez; bu senetlerin devri alacağın temliki yoluyla yapılır.
- Ciro, poliçeye ilişkin şekil kurallarına uygun yapılır; bu kapsamda senedi elinde bulunduran, ciro zincirine uygun olarak hak sahibi sayılır ve senedi geri vermekle yükümlü olur.
- Kambiyo senetlerine özgü başvuru hükümleri, kanunda açık hüküm yoksa bu senetler hakkında uygulanmaz; başvuru bakımından genel hükümlere dönülür.
- İptal konusunda varant ve makbuz senedi dışındaki emre yazılı senetlerde poliçe iptal hükümleri uygulanır; varant ve makbuz senedi için ayrı rejim geçerlidir.
- Madde metninde bir emredici ya da yedek hüküm ayrımı yapılmadığından, sözleşmeyle emre yazılı senedin ciro dışı devrinin engellenmesi konusunda bu maddeden doğrudan bir sonuç çıkarılmaz.
Cirosu kabil olan senet ile kambiyo senedi arasındaki fark nedir?
Birinci fıkradaki senetler, kambiyo senedi olmayan ve yalnızca belirli nakdi ödeme ya da misli şey teslimi borcu içeren senetlerdir.
Poliçe, bono ve çek kanunen emre yazılı kambiyo senetleridir ve kendi kanunî düzenlemesine tabidir.
Birinci fıkradaki senetlere kambiyo senetlerine özgü başvuru hükümleri, kanunda açık hüküm olmadıkça uygulanmaz (üçüncü fıkra).
Emre yazılı senet ile nama yazılı senet arasındaki fark nedir?
Açıkça emre yazılı senet ciro ile devredilebilir.
Emre kaydı bulunmayan nama yazılı senet, alacağın temliki yoluyla devredilir.
Ciro yalnızca emre yazılı senette mümkündür; nama yazılı senette ciro yapılamaz ve devir temlik hükümlerine göre gerçekleşir.
Makbuz senedi ve varant ile diğer emre yazılı senetler arasındaki fark nedir?
Makbuz senedi ve varant, emtia depolamasına bağlı senetlerdir.
Diğer emre yazılı senetler bu tür bir emtia bağlantısı taşımaz.
İptal konusunda makbuz senedi ve varant ayrı tutulmuştur; diğer emre yazılı senetler için poliçe iptal hükümleri uygulanır.
Cirosu kabil olan diğer senetler: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Emre kaydı bulunmayan nama yazılı senedi ciro ile devredilmiş saymak; bu senette devir alacağın temliki yoluyla yapılır.
- Birinci fıkradaki senetlere poliçenin başvuru hükümlerini kendiliğinden uygulamak; üçüncü fıkra kanunda açık hüküm olmadıkça bunu yasaklar.
- Makbuz senedi ve varant ile diğer emre yazılı senetlerin iptal rejimini karıştırmak; varant ve makbuz senedi ayrı tutulmuştur.
- Maddenin kendisinden ödeme süresi ya da başvuru süresi çıkarmaya çalışmak; madde süre düzenlemez, süreler poliçe hükümlerinden ayrıca değerlendirilir.
- Cironun kayıt veya şarta bağlanabileceğini düşünmek; ikinci fıkra uyarınca poliçe kurallarında cironun kayıt ve şarta bağlanamayacağı ilkesi geçerlidir.
Nasıl ispat edilir?
- Cirosu kabil olan senet üzerinde hak talep eden kişi, senedin açıkça emre yazılı olduğunu ve ciro zincirinin düzgün olduğunu senedin metninden ispatlar.
- Ciro zincirinin düzgün olduğunu ispat yükü ciro ile hak talep eden kişiye aittir; senedin zilyetliği ve ciro silsilesi bu ispatın temel delilidir.
- Karşı taraf, senedin emre yazılı olmadığını ya da ciro zincirinde kopukluk bulunduğunu ileri sürerek hak sahipliğine itiraz edebilir; bu itirazı ispatlaması gerekir.
- Senedin kambiyo senedi değil cirosu kabil olan senet olduğu iddiası senedin metninden anlaşılır; metin dışı bir kayıt sonradan ileri sürülemez.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.681: Poliçe ciro hükümlerinin genel çerçevesini çizer; bu maddenin ikinci fıkrasında yapılan atıf, cironun şekli ve hamilin hak sahipliği için bu hükümlere gönderme yapar.
- 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.682: Cironun kayıt ve şarta bağlanamayacağı kuralını getirir; bu maddenin ikinci fıkrası uyarınca cironun şekli bakımından uygulanır.
- 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.683: Cironun şeklini düzenler; ciro poliçe veya alonj üzerine yazılır ve ciranta tarafından imzalanır.
- 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.785: Çekin hamiline yazılabilmesini düzenler; kambiyo senedi olan çek bu maddenin kapsamı dışındadır, ancak üçüncü fıkradaki başvuru hükümlerinin ayrımı bakımından ilgilidir.
Konuda geçen kararlar
4 karar- 11. Hukuk Dairesi, 2020/2678 E., 2020/4895 K., 10.11.2020İlgili madde: m.825
- 13. Hukuk Dairesi, 2016/18938 E., 2018/2606 K., 28.02.2018İlgili madde: m.825
- Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi, 2022/1123 E., 2023/166 K., 08.02.2023İlgili madde: m.831
- İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2018/140 E., 2019/877 K., 09.10.2019İlgili madde: m.825
Bağlayıcılık derecesine göre sıralı (Anayasa Mahkemesi, içtihadı birleştirme, genel kurullar, daireler); her grupta yeni karar önce. Tam metin karar deposundan istek üzerine yüklenir. Hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ayrıca denetleyin.
Madde bağlantıları, tarihine kadar Resmî Gazete'de yayımlanan değişiklikleri içeren güncel metne gider.
Anlatım 21.10.2026 tarihinde derlendi. Bağlayıcı olan madde metnidir.
Bu konuyu panelde çalış
Panelde bu konu 12. Kıymetli Evrak - 3 bölümünde yer alıyor.
Panelde çalış