TTK › Kıymetli evrak › Kambiyo senetleri › Çek

Çeşitli hükümler ve kanunlar ihtilafı

TTK m.812–823Ticaret Hukuku

Kısaca

TTK m.812, sahte veya tahrif edilmiş bir çeki muhatabın ödemesi hâlinde zararın kime ait olacağını düzenler; kural muhatap bankaya zararı yükler, bunun istisnası ise düzenleyenin çek defterini iyi saklamamış olması gibi bir kusurudur. TTK m.813, çekin birden fazla nüsha halinde düzenlenmesini ve bu nüshaların sıra numarasıyla gösterilmesini düzenler.

Kapsam

Bu konu, Türk Ticaret Kanunu m.812–823 hükümlerini kapsar.

TTK m.812 — Sahte veya tahrif edilmiş çek

Madde, sahte veya tahrif edilmiş bir çeki muhatabın ödemesi hâlinde zararın kime ait olacağını düzenler; kural muhatap bankaya zararı yükler, bunun istisnası ise düzenleyenin çek defterini iyi saklamamış olması gibi bir kusurudur. Kural, çekin muhatabı olan banka bakımından uygulanır. Maddenin düzenlemediği konular: karşılıksız çek işleminin cezai ve hukuki yaptırımları (5941 sayılı Kanun m.5-6 ve m.7), çekin ibraz süresi ve ibrazın etkisi (TTK m.796 ve m.808), muhatabın sorumluluğunun sınırları ve bankaların denetim yükümlülüğü (5941 sayılı Kanun m.3 ve TTK m.808 bağlamında ödeme yükümlülüğü), sahte çekte düzenleyenin ve cirantaların kambiyo sorumluluğu, sahtecilik suçunun cezai yönü (TCK m.204 ve devamı).

Sahte veya tahrif edilmiş çek: hangi kavramlar bilinmeli?

Muhatap
Çekte ödemeyi yapmakla yükümlü olan kişidir; çek hukukunda bu sıfıt bankaya aittir. Muhatap, çekin üzerindeki ödeme emrine uymakla yükümlüdür.
Sahte çek
Düzenleyen olarak gösterilen kişinin hiç atmadığı imza ile düzenlenmiş çektir. Sahtelik, imzanın gerçek düzenleyene ait olmamasından kaynaklanır.
Tahrif edilmiş çek
Düzenlenmiş olan çekin metninde sonradan değişiklik yapılmış olmasıdır. Tutar, tarih veya diğer unsurlarda değişiklik, düzenleyenin onayı alınmadan yapılmışsa tahrif sayılır.
Çek defteri
Muhatap banka tarafından düzenleyene verilen ve içinde çek yapraklarının bulunduğu belgedir. Düzenleyenin bu defteri özenle saklaması, kötüye kullanımı önlemek için beklenen bir davranıştır.
Kusur
Düzenleyenin çek defterini saklarken gösterdiği özensizliktir. Madde kapsamında bu kusur, düzenleyene yüklenebilir olduğunda zararın muhataba geçmesini engeller.

Sahte veya tahrif edilmiş çek: hangi şartlar aranır?

  • Çekin sahte veya tahrif edilmiş olması gerekir; ödeme anında çekin gerçek düzenleyen tarafından atılmamış ya da içeriği değiştirilmiş olduğu ortaya konmalıdır.
  • Muhatap banka söz konusu sahte veya tahrif edilmiş çeki ödemiş olmalıdır; zarar ancak ödeme ile doğmuş olur.
  • Düzenleyen olarak gösterilen kişiye çek defterini iyi saklamamak gibi bir kusur yüklenemiyorsa zarar muhataba aittir.
  • Düzenleyen olarak gösterilen kişiye kusur yüklenebiliyorsa zararın muhatapta kalması ilkesi uygulanmaz ve zarar bu kişiye geçer. Kusurun varlığı, somut olayda ortaya konan özensizlik ile belirlenir.
  • Kusur bulunmasa bile ödemenin sahtelik veya tahrifat yüzünden yapılmış olması zararı muhataba yüklemek için tek başına yeterlidir; yani muhatap ödeme yaptığı için kusurdan bağımsız olarak riski taşır.

Sahte veya tahrif edilmiş çek: hangi sonuçları doğurur?

  • Sahte veya tahrif edilmiş çeki ödeyen muhatap banka, kural olarak ödediği tutarın zararını kendisi taşır ve bu tutarı düzenleyenden ya da çekte imzası olan kişilerden geri isteyemez.
  • Düzenleyen olarak gösterilen kişiye, çek defterini iyi saklamamış olması gibi bir kusur yüklenebiliyorsa zarar bu kişiye geçer.
  • Kusur yüklenemeyen düzenleyen, sahte çekin ödenmesinden sorumlu tutulamaz.
  • Kusur istisnası bir yasal karine değil, ispatı gereken bir olgudur; kusurun ispatlanamadığı hâlde zarar muhataba ait kalır.
  • Madde emredici niteliktedir; muhatap bankanın bu riski sözleşmeyle düzenleyen ya da müşteriye yükleyen kayıtları, maddenin kusur istisnası dışında geçerli sayılamaz. Bu konudaki değerlendirme malzemede açıkça yer almamakla birlikte, maddenin dili bu sonucu destekler.

Sahte çek ile tahrif edilmiş çek arasındaki fark nedir?

Sahte çekte imza gerçek düzenleyene ait değildir; tamamen uydurma bir çek söz konusudur.

Tahrif edilmiş çekte düzenleyenin gerçek imzası vardır, ancak metin sonradan değiştirilmiştir.

Madde her iki hâli birlikte düzenler; her ikisinde de muhatap ödediği için zarar kural olarak muhataba aittir, kusur istisnası her iki hâlde de aynı biçimde işler.

Muhatabın kusursuz ödemesi ile düzenleyenin kusurlu saklaması arasındaki fark nedir?

Muhatap, çekin sahte veya tahrif edilmiş olduğunu bilemeden ya da dikkat yükümü içinde ödeme yapmıştır; düzenleyende de kusur bulunmamaktadır.

Düzenleyen olarak gösterilen kişinin çek defterini iyi saklamadığı, bu nedenle sahteciliğe imkân verdiği ortaya konur.

Birinci durumda zarar muhataba aittir; ikinci durumda kusur düzenleyene yüklenebilir ve zarar ona geçer.

Sahte veya tahrif edilmiş çek: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Kusur istisnasını kendiliğinden uygulamak; kusurun varlığını ispat edilmeden düzenleyene yüklemek hatalıdır.
  • Muhatap bankanın ödeme yaptığı için kusursuz olsa bile zararı düzenleyene yükleyebileceğini düşünmek hatalıdır; kural zararı muhataba yükler.
  • Sahte ve tahrif edilmiş çek kavramlarını birbirine karıştırmak; tahrifatta düzenleyenin imzasının bulunduğunu, sahtelikte ise bulunmadığını gözden kaçırmak hatalıdır.
  • İyiniyetli hamil ile muhatap arasındaki sorumluluk dengesini bu maddeye dayanarak hamile yüklemek hatalıdır; m.812 muhatap ile düzenleyen arasındaki zarar dağılımını düzenler.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Mahkemeler, sahte veya tahrif edilmiş çekin ödenmesinden doğan zararın kural olarak muhatap bankaya ait olduğunu kabul etmektedir. (İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2017/38 E., 2018/1031 K., 23.10.2018)
  • Uygulamada iyiniyetli hamilin korunması gerektiği ve hamilin sahteliği bilebilecek durumda olmadığı hâllerde muhatabın sorumluluğunun devam ettiği kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi, 2021/343 E., 2024/39 K., 24.01.2024)
  • Muhatap bankanın zararı, düzenleyenin kusurunun ispatı hâlinde düzenleyene yüklenebilmektedir; kusurun varlığı somut olayın koşullarına göre değerlendirilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi, 2023/325 E., 2025/979 K., 03.07.2025)
  • Bilirkişi raporlarında da m.812 uyarınca sahte çekin muhataba ait zarar olarak değerlendirildiği görülmektedir. (İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2023/51 E., 2026/76 K., 28.01.2026)

Nasıl ispat edilir?

  • Muhatap bankanın ödemiş olduğunu ve bu ödemenin sahte veya tahrif edilmiş çek üzerine yapıldığını ispatlaması gerekir; ödeme kaydı ve çekin kendisi bu ispatta temel delildir.
  • Düzenleyen olarak gösterilen kişiye çek defterini iyi saklamadığı yönünde bir kusur yüklemek isteyen taraf, bu kusuru ispatlamakla yükümlüdür; yazılı belgeler, banka kayıtları ve tanıklar kullanılabilir.
  • Düzenleyen, kusurun bulunmadığını ya da sahtelikte kendi davranışının rolü olmadığını ileri sürerse bunu ispatlamak zorundadır; kusursuzluk savunması kendisine aittir.
  • Çekin sahte veya tahrif edilmiş olduğu iddiası, imza incelemesi ya da bilirkişi incelemesi ile ortaya konur; tahrifatta düzenleyenin paraf veya imzasının bulunup bulunmadığı belirleyicidir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6102 sayılı Kanun m.780: Çekin unsurlarını ve düzenleyenin sorumluluğunun hangi çerçevede bulunduğunu düzenler; sahte veya tahrif edilmiş çek bu unsurlar çerçevesinde değerlendirilir.
  • 5941 sayılı Çek Kanunu m.3: Karşılıksız çıkan çekte bankanın kanunda belirlenen tutarı hamile ödeme yükümlülüğünü düzenler; m.812'nin muhatap bankanın ödeme sorumluluğu ile bağlantılıdır.
  • 6102 sayılı Kanun m.808: Ödenmeme halinde hamilin haklarını ve çekin karşılıksız çıktığının tespitini düzenler; sahte çek ödemesinde zararın kime ait olduğu sorusu bu sistemle birlikte değerlendirilir.

TTK m.813 — Çekin birden fazla nüsha olarak düzenlenmesi

Bu madde, çekin birden fazla nüsha halinde düzenlenmesini ve bu nüshaların sıra numarasıyla gösterilmesini düzenler. Hamiline yazılı çekler bu imkânın dışındadır. Madde, bir ülkede düzenlenip başka bir ülkede veya denizaşırı bir kısımda ödenmesi şart koşulan çekler bakımından uygulanır. Maddede nüshanın hamil tarafından talep edilmesi, nüshalar arasında kabul, ciro ve ödeme ilişkileri, suret düzenlenmesi ve protesto düzenlenmez (m.778, m.745, m.746 ve m.747 bağlamında ayrı hükümler). Ayrıca çekin zamanaşımı, ibraz süresi ve iptal usulleri bu maddenin konusu değildir (m.796, m.749 ve m.757 vd.).

Çekin birden fazla nüsha olarak düzenlenmesi: hangi kavramlar bilinmeli?

Nüsha
Aynı özellik ve etkiye sahip, birbirinin aynısı olarak düzenlenen çek metinleridir. Her nüsha aynı derecede hüküm ifade eder.
Teselsül eden sıra numarası
Çek nüshalarının senet metninde birbirini izleyen numaralarla gösterilmesidir. Bu numaralar bulunmadığında nüshalar birbirinden bağımsız çekler sayılır.
Hamiline yazılı çek
Lehtarın adının yazılmadığı ya da hamiline ifadesiyle düzenlenen çektir. Bu çekler madde kapsamının dışında tutulmuştur, dolayısıyla nüsha düzenlenemez.
Denizaşırı ödeme
Düzenleme yeri ile ödeme yerinin farklı ülkelerde ya da aynı ülkenin denizaşırı bir kısmında bulunmasıdır. Nüsha düzenlenebilmesinin coğrafi koşuludur.

Çekin birden fazla nüsha olarak düzenlenmesi: hangi şartlar aranır?

  • Çekin hamiline yazılı olmaması gerekir.
  • Çekin bir ülkede düzenlenip diğer bir ülkede veya aynı ülkenin denizaşırı bir kısmında ödenmesi şart koşulmuş olmalıdır; ya da tersi yönde bir düzenleme ve ödeme yeri ayrımı bulunmalıdır.
  • Nüshalar birbirinin aynısı olarak düzenlenmeli ve senet metninde teselsül eden sıra numaraları ile gösterilmelidir.
  • Sıra numarası gösterilmemişse her nüsha ayrı bir çek sayılır; bu durumda nüsha ilişkisi kurulamaz.

Çekin birden fazla nüsha olarak düzenlenmesi: hangi sonuçları doğurur?

  • Koşulları taşıyan çek birbirinin aynı olarak birden fazla nüsha halinde düzenlenebilir.
  • Nüshalar senet metninde teselsül eden sıra numarası ile gösterilmelidir.
  • Sıra numarası gösterilmezse her nüsha ayrı bir çek sayılır ve her biri bağımsız bir kambiyo senedi olarak değerlendirilir.
  • Hamiline yazılı çeklerde nüsha düzenlenemez; bu hal madde kapsamı dışında kalır.

Nüshalı çek ile tek nüshalı çek arasındaki fark nedir?

Madde koşullarını taşıyan çek, aynı içerikte birden fazla nüsha olarak düzenlenebilir ve nüshalar sıra numarasıyla birbirine bağlanır.

Hamiline yazılı çekler ile madde koşullarını taşımayan çekler tek nüsha olarak düzenlenir.

Tek nüsha çeklerde nüsha ilişkisi doğmaz; her çek bağımsız olarak değerlendirilir.

Teselsül eden numara var ile yok arasındaki fark nedir?

Nüshalar senet metninde teselsül eden sıra numarası taşıdığında tek bir kambiyo ilişkisinin nüshaları sayılır.

Numara taşımayan nüshalar birbirinden bağımsız ayrı çekler olarak kabul edilir.

Numarasız nüshalar için ödeme, kabul ve ciro ilişkileri her nüshada ayrı ayrı doğar; bu da aynı alacağın birden çok kez talep edilmesi riskini doğurur.

Çekin birden fazla nüsha olarak düzenlenmesi: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Nüsha ile suretin aynı şey olduğunu düşünmek; suret bu maddenin değil m.746'nın konusudur ve suret üzerine protesto düzenlenemez.
  • Ülke ayrımı şartını aranmadan her çekin nüshalı düzenlenebileceğini varsaymak; madde yalnız belirli coğrafi koşulları taşıyan çekleri kapsar.
  • Sıra numarası eksikliğini yalnız biçim hatası saymak; numara yoksa her nüsha ayrı çek sayılır ve bu sonuç ödeme ile kabul ilişkilerini değiştirir.
  • Hamiline yazılı çekte nüsha düzenlenebileceğini sanmak; madde bu çekleri açıkça dışarıda bırakır.

Nasıl ispat edilir?

  • Nüsha düzenlendiğini iddia eden taraf, nüshaların aynı içerikte ve teselsül eden sıra numaralarıyla düzenlendiğini çek metninden ispatlar.
  • Sıra numarasının bulunmaması, nüshaların ayrı çek sayılması sonucunu doğurur; bu durumda her nüshanın ayrı bir kambiyo senedi olduğunu ileri sürmek isteyen taraf ayrı çek olduğunu göstermek zorunda kalmaz, ancak aynı alacağın birden fazla talep edilmediğini ispatlaması gerekebilir.
  • Çekin hamiline yazılı olmadığını ve ödeme yerinin denizaşırı koşulunu taşıdığını ileri süren taraf, senet metnine dayanarak bunu ispatlar.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

TTK m.814 — Zamanaşımı

Madde, çek hukukunda hamilin ve çek borçlularının birbirlerine karşı sahip olduğu başvurma (müracaat) haklarının zamanaşımına uğrama süresini düzenler. Birinci fıkra hamilin cirantalara, düzenleyene ve diğer çek borçlularına karşı başvurma haklarını; ikinci fıkra ise çek borçlularından birinin diğerine karşı başvurma haklarını kapsar. Hükmü, çekten doğan başvurma haklarının tarafı olan hamil ve çek borçluları bakımından uygulanır.

Zamanaşımı: hangi kavramlar bilinmeli?

Başvurma hakkı (müracaat hakkı)
Hamilin, çekin ödenmemesi halinde ciro silsilesindeki önceki çek borçlularına veya düzenleyene karşı, çekten doğan alacağını talep edebildiği hakkı. Kabul eden (asıl borçlu) bakımından bu kavram değil, doğrudan çekten doğan alacak söz konusudur.
İbraz süresi
Çekin ödenmek üzere muhataba sunulması için kanunda öngörülen süre. Birinci fıkradaki üç yıllık zamanaşımı süresi bu sürenin bitiminden itibaren işlemeye başlar.
Çek borçlusu
Çekte imzası bulunan ve çekten sorumlu olan kişiler; düzenleyen, ciranta ve avalist gibi. Madde, birinci fıkrada hamil ile bu borçlular arasındaki, ikinci fıkrada ise borçlular arasındaki başvuru ilişkisini ayırır.
Ödeyen çek borçlusu
Çeki bizzat ödeyerek çekten sorumluluğunu yerine getiren ve bu nedenle diğer çek borçlularına karşı rücu hakkı kazanan çek borçlusu. Bu kişinin süresi, çeki ödediği veya kendisine karşı dava yoluyla ileri sürüldüğü tarihten başlar.

Zamanaşımı: hangi şartlar aranır?

  • Hamilin, cirantalarla düzenleyene ve diğer çek borçlularına karşı başvurma hakkına dayanması için bu hakkın çekten doğması ve ibraz süresinin geçmiş olması gerekir.
  • Birinci fıkradaki üç yıllık sürenin işlemeye başlaması için ibraz süresinin bitmiş olması gerekir; süre bu tarihten itibaren hesaplanır.
  • Çek borçlusunun diğer çek borçlusuna karşı başvurma hakkının doğması için çeki ödemiş olması veya çekin dava yoluyla kendisine karşı ileri sürülmüş olması gerekir.
  • İkinci fıkradaki üç yıllık sürenin işlemeye başlaması için ödeme tarihi veya dava yoluyla ileri sürülme tarihi belirlenmiş olmalıdır.
  • Zamanaşımı süresinin dolması, hakkın varlığını ortadan kaldırmaz; borçlunun def'i olarak ileri sürülmesi gerekir.

Zamanaşımı: hangi sonuçları doğurur?

  • Birinci fıkradaki üç yıllık süre dolduğunda hamilin cirantalara, düzenlene ve diğer çek borçlularına karşı başvurma hakkı zamanaşımına uğrar.
  • Zamanaşımı süresi dolmadan başvurma hakkı dava ile ileri sürülebilir ve zamanaşımı def'i yoktur.
  • İkinci fıkradaki süre, çeki ödeyen borçlunun diğer borçlulara karşı rücu hakkını sınırlar; süre dolduğunda bu talep zamanaşımı def'i ile reddedilebilir.
  • Zamanaşımına uğramış başvurma hakkı varlığını sürdürür; borçlu ödemeyi isterse yapabilir, ancak zamanaşımı def'i ileri sürmesi halinde alacaklı talebini mahkeme yoluyla zorlayamaz.
  • Zamanaşımı, hakimin resen dikkate alacağı bir husus değildir; borçlunun ileri sürmesi gerekir.

Hamil ile cirantalar-düzenleyen ile çek borçlusu ile diğer çek borçlusu arasındaki fark nedir?

Birinci fıkra: hamilin cirantalara, düzenleyene ve diğer çek borçlularına karşı başvurma hakkı; süre ibraz süresinin bitiminden başlar.

İkinci fıkra: çek borçlularından birinin diğerine karşı başvurma hakkı; süre ödeme veya dava tarihinden başlar.

Hamil için süre ibraz süresinin bitiminden, ödeyen borçlu için ise ödeme ya da dava tarihinden hesaplanır. Aynı üç yıllık süre farklı başlangıç noktalarına bağlanmıştır.

Hamilin çekten doğan asıl talebi ile başvurma hakkı arasındaki fark nedir?

Hamilin kabul edenden (asıl borçludan) isteyeceği alacak, çekten doğan alacaktır ve madde bu alacağın zamanaşımını düzenlemez.

Madde yalnız başvurma haklarını, yani ciro silsilesinde geri dönük talepleri düzenler.

Kabul edene karşı talep bakımından bu madde değil, çekin ödenmemesinden doğan ayrı süre rejimi uygulanır.

Zamanaşımı: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Birinci fıkradaki üç yıllık süreyi ibraz süresinin bitimi yerine vade tarihinden başlatmak; başlangıç ibraz süresinin bitimidir.
  • Hamilin kabul edene karşı çekten doğan talebine de bu maddedeki süreyi uygulamak; madde yalnız başvurma haklarını düzenler.
  • İkinci fıkradaki üç yıllık süreyi ödeme veya dava tarihi yerine ibraz tarihinden başlatmak; ikinci fıkrada başlangıç ödeme veya dava tarihidir.
  • Zamanaşımını hakim tarafından resen dikkate almak; zamanaşımı def'i borçlu tarafından ileri sürülmelidir.
  • Zamanaşımına uğramış hakkın tamamen sona erdiğini sanmak; hak varlığını sürdürür, yalnız dava ile istenemez.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Mahkemeler, çekin ibraz süresinin hangi tarihte dolduğunu tespit ederek üç yıllık sürenin başlangıcını belirlemektedir. (Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2024/748 E., 2025/172 K., 27.02.2025)
  • Mahkemeler, birinci fıkradaki süreyi hamilin cirantalara ve düzenleyene karşı davalarında uygulamakta; ibraz süresinin dolduğu tarihi esas almaktadır. (Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi, 2025/42 E., 2025/44 K., 31.01.2025; İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2024/143 E., 2025/284 K., 09.05.2025)
  • Mahkemeler, zamanaşımı def'ini borçlunun ileri sürmesi halinde dikkate almakta ve resen uygulamamaktadır. (İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2023/51 E., 2026/76 K., 28.01.2026)
  • Mahkemeler, 814. maddeyi ikinci fıkra bakımından da uygulayarak ödeme veya dava tarihinden itibaren üç yıllık sürenin dolup dolmadığını incelemektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi, 2019/2607 E., 2020/577 K., 06.03.2020)

Nasıl ispat edilir?

  • Başvurma hakkına dayanan hamil, çekin ibraz süresinin bitim tarihini ve ibrazın gerçekleştiğini gösteren belge ile ispatlamakla yükümlüdür.
  • Zamanaşımı def'i ileri süren borçlu, süresinin dolduğunu ve başlangıç tarihini ispatlamakla yükümlüdür; çekin ibraz tarihi, protesto veya ödeme belgeleri bu konuda kullanılır.
  • İkinci fıkra bakımından ödeyen borçlu, çeki ödediğini ödeme belgesiyle ya da dava yoluyla kendisine karşı ileri sürüldüğünü dava dosyası ile ispatlamalıdır.
  • Zamanaşımı kesilmesini ileri süren taraf, dava açıldığını, takip talebinde bulunulduğunu ya da ihbarı yazılı belge ile ispatlamakla yükümlüdür.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6102 sayılı Kanun m.749: Hamilin cirantalara ve düzenleyene karşı süreleri ile ibrazın gecikmesi halinde süre ayrımlarını düzenler; bu madde ile birlikte hamilin süre rejimini oluşturur.
  • 6102 sayılı Kanun m.750: Zamanaşımının dava, takip talebi ve benzeri işlemlerle kesilmesini düzenler; 814. maddedeki sürenin kesilmesinde uygulanır.
  • 6102 sayılı Kanun m.751: Kesilmenin yalnızca kesilmeye sebep olan işlemin yapıldığı kişiye karşı hüküm doğurmasını düzenler; ikinci fıkradaki birden fazla çek borçlusu bakımından önemlidir.
  • 6102 sayılı Kanun m.732: Hamilin çek senedi süresinde ibraz etmemesi, protesto çekmemesi veya alacağını takip etmemesi halinde sebepsiz zenginleşme davasına başvurabilmesini düzenler; başvurma hakkının kaybı halinde bu yol açık kalabilir.

TTK m.815 — Bankanın tanımı

Bu madde, TTK'nın çek hukukuna ilişkin Kısmında geçen "banka" teriminin kapsamını belirler. Terimin genel anlamının Bankacılık Kanununa tabi kuruluşlar olduğunu ve ödeme yeri Türkiye dışında olan çeklerde bu terimin ödeme yeri hukukuna göre belirleneceğini düzenler. Maddeyi, çekin şekli, ödeme, karşılıksız çek ve hamilin hakları gibi çek hukukunun diğer hükümlerini uygulanabilir kılan bir tanım maddesi olarak okumak gerekir. Madde, bankacılık faaliyetinin kendisini, bankaların kuruluş ve faaliyet koşullarını, şube kavramını ve bankaların iflasını düzenlemez; bunlar Bankacılık Kanununda ve ilgili özel düzenlemelerde yer alır. Ayrıca çekin ödenmemesi halinde hamilin başvuracağı yaptırımlar ile çek davalarındaki usul kuralları da bu maddenin kapsamı dışındadır.

Bankanın tanımı: hangi kavramlar bilinmeli?

Banka (TTK m.815 anlamında)
Çek hukuku kısmında kullanılan banka terimi, Bankacılık Kanununa tabi kuruluşları ifade eder. Bu tanım, çek ödeyicisi sıfatı taşıyabilecek kuruluşların hangileri olduğunu belirlemek için kullanılır.
Ödeme yeri hukuku
Çekin ödeneceği yerin hukukudur. Ödeme yeri Türkiye dışında olan çeklerde banka teriminin hangi kuruluşları kapsadığı bu hukuka göre belirlenir ve Türk Kanununun genel tanımı yerine geçer.
Bankacılık Kanununa tabi kuruluş
Bankacılık Kanununun kapsamına giren ve bankacılık faaliyeti yürüten kuruluşlardır. Bu ölçüt, kuruluşun adından değil, mevzuata tabi olup olmamasından belirlenir.

Bankanın tanımı: hangi şartlar aranır?

  • Çek hukukuna ilişkin bir uyuşmazlıkta "banka" teriminin anlamının aranması için önce çekin ödeme yerinin Türkiye'de olup olmadığı belirlenmelidir.
  • Ödeme yeri Türkiye'de ise, terimin anlamı Bankacılık Kanununa tabi kuruluşlar olarak alınmalıdır.
  • Ödeme yeri Türkiye dışında ise, "banka" teriminden hangi kuruluşların anlaşılacağı ödeme yeri hukukuna göre belirlenmelidir.

Bankanın tanımı: hangi sonuçları doğurur?

  • Ödeme yeri Türkiye'de olan çekte, Bankacılık Kanununa tabi kuruluşlar çek ödeyicisi banka sayılır.
  • Ödeme yeri Türkiye dışında olan çekte, hangi kuruluşların banka sayılacağı ödeme yeri hukukuna göre belirlenir.
  • Ödeme yeri hukukuna göre banka sayılan kuruluşa ödemesi için sunulan çek, çek hukukunun ilgili hükümlerine tabi olur.

Ödeme yeri Türkiye ile türkiye dışı arasındaki fark nedir?

Ödeme yeri Türkiye'de olan çekte banka, Bankacılık Kanununa tabi kuruluştur.

Ödeme yeri Türkiye dışında olan çekte banka kavramının kapsamı ödeme yeri hukukuna göre belirlenir.

Yabancı ödeme yerli çeklerde Türk Bankacılık Kanunundaki tanım esas alınmaz, yabancı hukukun banka tanımı uygulanır.

Bankanın tanımı: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Ödeme yeri Türkiye dışında olan çekte Bankacılık Kanunundaki banka tanımını doğrudan uygulamak.
  • Bankacılık Kanununa tabi olmayan bir kuruluşun, adında banka geçtiği için çek ödeyicisi banka sayılabileceğini düşünmek.
  • Maddedeki tanımın çekin şekline veya ödeme yükümlülüğüne ilişkin diğer hükümleri de kapsadığını varsaymak.

Nasıl ispat edilir?

  • Çekin ödeme yerinin Türkiye'de mi yoksa yurt dışında mı olduğu, çekin üzerindeki kayıtlardan belirlenir; bu hususu ileri süren taraf ödeme yerini gösteren belgeyi sunmalıdır.
  • Ödeme yeri yurt dışında ise, banka sıfatının bulunduğu iddia edilen kuruluşun ödeme yeri hukukuna göre banka olduğunu ileri süren taraf bu hukukun içeriğini ispatlamalıdır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 5411 sayılı Kanun: Bankacılık Kanunu, bu maddedeki banka teriminin Türk hukukundaki asıl kaynağıdır. Madde, bu kanuna tabi kuruluşları banka olarak kabul eder.

TTK m.816 — Tatil günleri

Bu madde, çekin ibraz ve protesto işleminin hangi günde yapılabileceğini ve çeke ilişkin sürelerin son gününün tatile rastlaması halinde uzamasını düzenler. Düzenleme, çeke ilişkin tüm işlemleri ve buna eş değer belirleme işlemlerini kapsar. Hüküm, çek senedi bakımından uygulanır. Maddede ibraz ve protestonun hangi kişilerce ve hangi usulle yapılacağı, ödeme yeri ve karşılık hesabına ilişkin kurallar yer almaz; bunlar çeke ilişkin diğer hükümlerde (ör. 6102 sayılı Kanun m.796 ve devamı) düzenlenmiştir. Sürelerin genel hesaplama kuralları (başlangıç, tatil günlerinin sayımı, son günün mesai bitimi) ve adli tatil ile ilgili kurallar bu maddede yer almaz; bunlar İcra ve İflas Kanunu ile HMK'daki genel süre hükümlerinde bulunur. Hamilin rücu hakkının düşmesi ve zamanaşımı da bu maddenin konusu değildir.

Tatil günleri: hangi kavramlar bilinmeli?

İbraz
Çekin ödeme yerine sunulması ve ödenmek üzere muhataba başvurulmasıdır. Maddede yalnızca bu işlemin hangi gün yapılabileceği belirlenir.
Protesto
Çekin karşılıksız kaldığını resmî biçimde belgeleyen işlemdir. Maddede protestonun yapılabileceği gün, ibrazla birlikte iş günü kuralına bağlanmıştır.
Buna eş değer belirleme işlemi
Protesto yerine kanunen geçerli kabul edilen, çekin ödenmediğini belgeleyen diğer resmî tespit işlemidir. Maddenin ikinci fıkrası bu işlemleri de süre uzamasına tabi tutar.
İş günü
Resmî tatil günleri ile hafta tatili günleri dışında kalan, işlemlerin yapılabildiği günlerdir. Çekin ibrazı ve protestosu yalnızca bu günlerde yapılabilir.
Süre uzaması
Çeke ilişkin bir sürenin son gününün pazar veya tatil gününe rastlaması halinde, sürenin izleyen ilk iş gününü kapsayacak kadar uzamasıdır. Bu uzamada aradaki tatil günleri süreye dahil edilir.

Tatil günleri: hangi şartlar aranır?

  • Çekin ibraz ve protestosunun bir iş gününde yapılması gerekir; tatil günlerinde yapılan ibraz ve protesto bu kurala uygun değildir.
  • İşlemin yapıldığı gün, pazar veya resmî tatil gününe rastlamamalıdır.
  • Çeke ilişkin bir işlemin, ibraz, protesto veya buna eş değer belirleme işlemi olması gerekir.
  • İşlemin kanunla belirlenmiş bir sürenin son gününe denk gelmesi ve bu günün pazar veya tatil günü olması gerekir; bu halde süre izleyen ilk iş gününü kapsayacak kadar uzar.
  • Süre uzadığında aradaki tatil günleri süre hesabına dahil edilir ve bu günler ayrıca süreyi uzatmaz.

Tatil günleri: hangi sonuçları doğurur?

  • Çekin ibraz ve protestosu bir iş gününde yapılmazsa, bu işlem geçerli olarak yapılmış sayılmaz.
  • Kanunla belirlenmiş bir çeke ilişkin sürenin son günü pazar veya tatil gününe rastlarsa, süre izleyen ilk iş gününü kapsayacak kadar uzar.
  • Uzama halinde aradaki tatil günleri süre hesabına dahil edilir; yani bu günler süreyi ayrıca uzatmaz.
  • Son gün iş günü ise süre uzamaz ve kanunla belirlenen son günde sona erer.
  • Maddenin ikinci fıkrası, ibraz ve protesto ile buna eş değer belirleme işlemlerini açıkça kapsar.

İbraz ve protesto günü ile çeke ilişkin diğer sürelerin son günü arasındaki fark nedir?

Çekin ibraz ve protestosunun yapılacağı gün, bir iş günü olmalıdır. Bu kuralda sürenin uzaması söz konusu değildir.

Kanunla belirlenmiş bir sürenin son günü, pazar veya tatile rastlıyorsa süre uzamaya tabidir.

İbraz ve protesto tatil gününe bırakılamaz; son günü tatile rastlayan süre ise izleyen ilk iş günü sonuna kadar kullanılabilir.

Sürenin son günü tatil ile sürenin son günü iş günü arasındaki fark nedir?

Son gün pazar veya tatil günü ise süre, aradaki tatil günleri dahil olmak üzere izleyen ilk iş gününü kapsayacak kadar uzar.

Son gün iş günü ise süre bu günün sonunda kendiliğinden biter ve uzama yoktur.

Uzama yalnızca son günün tatile rastlaması halinde gerçekleşir; aksi halde süre normal şekilde işler.

Tatil günleri: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Çekin ibraz ve protestosunu tatil veya hafta sonu gününde yapılabilir saymak; bu işlemler yalnızca iş günlerinde yapılabilir.
  • Süre uzamasını, son günün tatile rastlaması dışında bir nedenle uygulamak; uzama yalnızca bu hal için geçerlidir.
  • Uzamış süreyi tatil günlerinin dışında saymak; madde aradaki tatil günlerini süre hesabına dahil eder.
  • Uzamayı yalnızca izleyen ilk iş gününün bitişiyle değil, süreye yeni bir süre ekleyerek hesaplamak; uzama izleyen ilk iş gününü kapsayacak kadardır.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Çek ibrazı ve protestosunun tatil gününde yapılamayacağı, bu işlemin hafta sonu veya resmî tatile rastlayan günde yapılmasının geçersiz kabul edildiği görülmektedir.

Nasıl ispat edilir?

  • Çekin ibrazını ve protestosunu, bu işlemin bir iş gününde yapıldığını belgelemek suretiyle ileri süren taraf ispat yükü altındadır.
  • Protesto işleminin tarihi, resmî protesto belgesi ile ispatlanır.
  • Süre uzaması savunmasını ileri süren taraf, sürenin son gününün tatile rastladığını ve izleyen ilk iş gününde işlem yapıldığını göstermelidir; takvim bilgisi bu bakımdan yeterli kabul edilir.
  • Karşı taraf, işlemin tatil gününde yapıldığını ileri sürerek geçersizliğini savunabilir; bu iddiayı da tarihi belgelerle ispatlamalıdır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

TTK m.817 — Sürelerin hesabı

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun "Kanunun bu Kısmında gösterilen süreler" ifadesiyle anılan kısmında yer alan sürelerin hesabında, sürenin başladığı günün sayılmayacağı kuralını düzenler. Kuralın kapsamı, Kanunun ilgili kısmındaki tüm süreler olup hüküm hem tacirler hem de ticari işler bakımından bu süreler için geçerlidir. Maddede sürenin başlangıç gününün hesaba katılmaması dışında gün, ay veya yıl sürelerinin bitiş gününün nasıl belirleneceği, tatil günlerinin süreye etkisi ve elektronik işlemlerde sürenin bitişi düzenlenmez. Bu konular için Türk Borçlar Kanunu m.92 ile m.93, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun süre hükümleri ve Kanunun ilgili kısmında yer alan süre hükümleri ayrıca incelenmelidir. Ayrıca süre hesabına ilişkin genel usul kuralları ile zamanaşımı süreleri de bu maddenin kapsamı dışındadır.

Sürelerin hesabı: hangi kavramlar bilinmeli?

Başlangıç günü
Sürenin işlemeye başladığı olayın gerçekleştiği takvim günüdür. Bu gün süre hesabında sayılmaz; süre ertesi günden itibaren işler.
Gün olarak belirlenen süre
Sürenin takvim günü cinsinden ifade edildiği hâldir. Başlangıç gününün hesaba katılmaması bu süreler bakımından ilk ve açık kuraldır.
Ay veya yıl olarak belirlenen süre
Sürenin ay veya yıl sayısıyla ifade edildiği hâldir. Bu süreler başladığı günle aynı sayıdaki ay veya yılın aynı gününde biter; bitiş günü ayrıca madde metninde düzenlenmemiştir.

Sürelerin hesabı: hangi şartlar aranır?

  • Süre, Kanunun bu Kısmında öngörülmüş bir süre olmalıdır; başka kanunlardaki süreler bu maddeye dayanılarak hesaplanamaz.
  • Sürenin hesabında, sürenin başladığı gün sayılmamalıdır.
  • Süre gün olarak belirlenmişse hesap başlangıç gününün ertesi gününden yapılmalıdır.
  • Süre ay veya yıl olarak belirlenmişse başlangıç gününün sayılmaması, süre hesabının başlangıç anından itibaren yapılması anlamına gelir.

Sürelerin hesabı: hangi sonuçları doğurur?

  • Kanunun bu Kısmında gösterilen sürelerde başlangıç günü hesaba katılmaz ve süre bir sonraki günden itibaren işlemeye başlar.
  • Başlangıç gününün hesaba katılmaması, sürenin sona ereceği günü doğrudan belirlemez; bitiş günü için ayrı hesap kuralları uygulanır.
  • Madde bitiş gününü, tatil günlerinin etkisini ve elektronik işlemlerde sürenin sona erme anını düzenlemediğinden, bu konularda başka hükümlere başvurulması gerekir.
  • Madde emredici nitelikte bir hüküm içerir; sözleşmeyle bu kurala aykırı bir hesap yöntemi kararlaştırılması, sürenin Kanunun bu Kısmındaki düzenlemesine bağlı olması ilkesiyle bağdaşmaz.

Gün ile ay ve yıl süreleri arasındaki fark nedir?

Gün olarak belirlenen süreler, başlangıç gününün ertesi gününden itibaren işler ve sayıldıkça gün sayısı tamamlanır.

Ay veya yıl olarak belirlenen süreler, başlangıç gününün sayılmaması ile birlikte ay veya yılın aynı gününde sona erecek biçimde hesaplanır.

Her iki süre türünde de başlangıç günü sayılmaz; ancak bitiş gününün tespiti farklı kurallara tabidir ve bu tespit madde metninde değil, TBK m.92 ve m.93 ile benzer düzenlemelerde yer alır.

Sürelerin hesabı: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Sürenin başlangıç gününü hesaba katmak; oysa gün olarak belirlenen sürelerde başlangıç günü sayılmamalıdır.
  • Ay veya yıl olarak belirlenen süreyi, başlangıç gününün ertesi gününden başlatıp sona erme gününü de bu hesaba göre tespit etmek; bitiş günü için ayrı kural uygulanır.
  • Madde metninde düzenlenmeyen tatil günleri ve bitiş günü kurallarını bu maddeden çıkarmaya çalışmak; bu konular TBK m.92 ve m.93 gibi ayrı hükümlerle belirlenir.
  • Maddeyi yalnızca gün sayımına indirgeyip ay ve yıl süreleri için farklı bir hesap gerekip gerekmediğini değerlendirmemek.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Yargı kararları, uygulamada başlangıç gününün sayılmaması kuralının gün, ay ve yıl sürelerinde birlikte işlediğini ve bitiş gününün tespitinde bu kuralın tek başına yeterli olmadığını ortaya koymaktadır. Sürenin dolduğu gün hesabında geminin denize elverişliliği gibi somut yükümlülüklerle ilişkilendirilen kararlar, bu maddeye dayanıldığında süre hesabının dikkatle yapılması gerektiğini göstermektedir.

Nasıl ispat edilir?

  • Süreye dayanarak hak düştüğünü ya da bir yükümlülüğün zamanında yerine getirilmediğini ileri süren taraf, sürenin başlangıç gününü ve buna bağlı hesabı ispatlamakla yükümlüdür; tebliğ tarihi veya olay tarihi ilgili belgelerle gösterilir.
  • Sürenin başlangıcı tebligat belgesi, tebliğ tutanağı, sözleşme veya diğer yazılı kayıtlarla ispatlanır; tanık beyanı ancak yazılı delil bulunmadığında kullanılabilir.
  • Karşı taraf, süre hesabının farklı bir başlangıç gününe dayandığını veya sürenin başlamadığını ileri sürerse, bu savunmayı kendisi ispatlamakla yükümlüdür.
  • Süre hesabında tatil günlerinin veya bitiş gününün etkisi tartışılıyorsa, bu tartışmada ilgili kanun hükümlerinin uygulandığı belgeler esas alınır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6102 m.1: Ticari hükümlerin ve bu kanunun uygulanma çerçevesini belirler; süre hesabına ilişkin kuralın hangi ilişkilerde uygulanacağı bakımından dayanak oluşturur.
  • 6102 m.818: Ticari sürelerin tatil ve diğer hesap kuralları bakımından bu maddeyle birlikte değerlendirilmesi gereken bir hükümdür; metin tam olarak bilinmediğinden yalnız işlevsel bağ belirtilmiştir.

TTK m.818 — Uygulanacak hükümler

Bu madde, çeke poliçe hükümlerinin hangilerinin kıyasen veya doğrudan uygulanacağını sıralayan bir yollama maddesidir. Düzenlediği konular; düzenleyenin kendi lehine veya üçüncü kişi hesabına düzenlediği çek, bedeller arasındaki farklar, borçlanma ehliyeti, yetkisiz imza ve düzenleyenin sorumluluğu, ciro, def'iler, aval, makbuz, protesto ve protesto yerine geçen belirleme, ihbar, borçluların müteselsil sorumluluğu, başvurma hakkı, sebepsiz zenginleşme, karşılığın devri, nüshalar, değişiklik, zamanaşımının kesilmesi, atıfet, yer ve elle imza, iptal ve kanun ihtilafları ile ilgili poliçe hükümleridir. Madde, çekin kendi şekil ve unsurlarını, çekin düzenlenmesini, ödeme yerini, ödeme süresini ve çekin hamile karşı ödenmesini düzenlemez (m.780 ve devamı). Çekin ödenmemesi üzerine ibraz süresi, karşılıksızlık ve cezai yaptırımlar ile çekin iptali için ilan usulü de bu maddenin kapsamı dışındadır (m.818 dışındaki çek hükümleri ve İİK hükümleri).

Uygulanacak hükümler: hangi kavramlar bilinmeli?

Yollama (atıf)
Bir hükmün, kendi metninde yer almayan başka bir hükmün içeriğini kendi konusuna uygulamasıdır. Bu maddede çek kanununa poliçe hükümlerinin uygulanması bu yolla sağlanır.
Rehin cirosu
Cironun, çek üzerindeki bir alacağın teminatı olarak yapıldığı ciro türüdür. Yalnızca madde metninde yollanan hükümler arasında ciro hükümlerinin bir kısmı bulunduğundan, rehin cirosuna ilişkin hükümlerin uygulanıp uygulanmayacağı bu yollamanın kapsamına bağlıdır.
Protesto yerine belirleme
Çekte ödenmeme hâlinde protesto çekiş yerine, 808 inci maddenin birinci fıkrasının (b) ve (c) bentlerine göre yapılan resmi belirlemedir. İkinci fıkra bu belirlemeyi, yollanan belirli hükümlerde protesto yerine geçirir.
Açık poliçe
Hamilin adının yazılmadığı ya da boş bırakıldığı poliçedir. Çekte de bu hükümler, 677 ilâ 680 inci maddelerin yollamasıyla uygulanır.
Def'i
Borçlunun, poliçeden doğan talebe karşı ileri sürebileceği savunmadır. Çekte bu savunmaların hangilerinin ileri sürülebileceği 687 nci madde yoluyla belirlenir.

Uygulanacak hükümler: hangi şartlar aranır?

  • Çek hükmünün poliçe hükmünden yararlanabilmesi için, uygulanacak poliçe hükmünün bu maddede açıkça sayılmış olması gerekir; sayılmamış poliçe hükmü çeke doğrudan uygulanamaz.
  • Yollanan hükmün içeriği çekin yapısına uygun biçimde uygulanmalıdır; bu nedenle poliçe hükmü çekte aynen değil, çekin niteliğine göre okunarak uygulanır.
  • İkinci fıkra kapsamındaki hallerde, protesto yerine 808 inci maddenin birinci fıkrasının (b) ve (c) bentleri gereğince belirleme yapılması, protesto yerine geçen işlem olarak aranmalıdır.

Uygulanacak hükümler: hangi sonuçları doğurur?

  • Bu maddede sayılan poliçe hükümleri çek hakkında kıyasen veya doğrudan uygulanır; sayılmayan hükümler çeke uygulanmaz.
  • Madde, çekin kendi şekil ve unsurlarını düzenlemediği için, bu konularda çek kanununun kendi hükümleri esas alınır.
  • Düzenleyenin sorumluluğu, borçlanma ehliyeti ve yetkisiz imza hallerinde 677 ilâ 680 inci maddeler çeke uygulanır; bu hükümlere göre sorumluluk doğup doğmadığı bu yolla belirlenir.
  • Çekte ciro yapıldığında 683 ilâ 685 inci maddeler uygulanır; adı yazılmayan ciro, 683 üncü maddenin ikinci fıkrasına göre temlik cirosu hükmünde sayılır.
  • Protesto yerine geçen belirleme, 722 nci maddenin birinci ve üçüncü fıkraları, 723 üncü maddenin birinci fıkrası ve 727 nci madde bakımından yapılabilir.
  • Zamanaşımının kesilmesi 750 ve 751 inci maddelerle, iptal ise 757 ilâ 763 üncü maddelerle ve 764 üncü maddenin birinci fıkrasıyla çek hakkında da düzenlenir.
  • Sebepsiz zenginleşmeye ilişkin 732 nci madde çeke uygulanır; yani poliçe hükümlerinden bağımsız olarak sebepsiz zenginleşme hakkı saklıdır.

Poliçe hükmü yollaması ile yollanmayan poliçe hükmü arasındaki fark nedir?

Bu maddede sayılan poliçe hükümleri çeke uygulanır. Örneğin ciro hükümleri (683-685), def'iler (687) ve protesto hükümleri (715-721) bu yoldan çekte geçerlidir.

Bu maddede sayılmayan poliçe hükümleri çek hakkında doğrudan uygulanmaz. Örneğin 689 uncu madde, bu maddede yer almadığı için çeke yollanmamıştır.

Yollanmayan hükmün çekte uygulanması için ayrı bir dayanak gerekir. Uygulamada bu nedenle rehin cirosu, 689 uncu maddeye atfın bulunmaması gerekçesiyle çekte mümkün görülmemektedir. (Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi, 2023/859 E., 2024/1465 K., 24.10.2024)

Rehin cirosu ile temlik cirosu (beyaz ciro) arasındaki fark nedir?

Teminat amacıyla yapılan ciro, rehin cirosudur. Cironun kaydından teminat amacı anlaşılıyorsa bu ciro rehin cirosu olarak değerlendirilir.

Ciro bir alacağın devrini amaçlıyorsa temlik cirosudur. Adı yazılmayan ciro, 683 üncü maddenin ikinci fıkrası uyarınca beyaz ciro sayılır ve temlik cirosu hükmünde kabul edilir.

Beyaz ciro, 818 inci maddenin birinci fıkrasının (d) bendi yoluyla 683 üncü maddenin ikinci fıkrasına göre temlik cirosu hükmünde işler. (Hukuk Genel Kurulu, 2022/74 E., 2023/565 K., 07.06.2023) Rehin cirosu ise kaydın içeriğine göre belirlenir. (Hukuk Genel Kurulu, 2023/342 E., 2024/82 K., 07.02.2024)

Birinci fıkra ile ikinci fıkra arasındaki fark nedir?

Birinci fıkra, poliçe hükmünün çeke uygulanmasını genel olarak düzenler.

İkinci fıkra, belirli hükümlerde (722/1 ve 3, 723/1, 727) protesto yerine 808 inci maddenin birinci fıkrasının (b) ve (c) bentlerine göre belirleme yapılmasını öngörür.

Çekte bu üç hükmün uygulanmasında protesto yerine resmi belirleme yapılabilir; diğer yollanan hükümlerde protesto yapılması esastır.

Uygulanacak hükümler: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Madde metnindeki listeye bakmadan, poliçe hükmünün çeke kendiliğinden uygulanacağını varsaymak; yollama yalnızca sayılan hükümler için geçerlidir.
  • 689 uncu maddenin çeke yollanmadığını göz ardı ederek rehin cirosunu çekte doğrudan uygulamak; madde metni bu sonucu desteklemez. (Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi, 2023/859 E., 2024/1465 K., 24.10.2024)
  • Adı yazılmayan cironu rehin cirosu saymak; madde metninde ve uygulamada bu ciro 683 üncü maddenin ikinci fıkrası uyarınca temlik cirosu hükmünde kabul edilir. (Hukuk Genel Kurulu, 2022/74 E., 2023/565 K., 07.06.2023)
  • İkinci fıkranın kapsamını genişleterek, her yollanan hükümde protesto yerine belirleme yapılabileceğini düşünmek; ikinci fıkra yalnızca 722/1 ve 3, 723/1 ve 727 için geçerlidir.
  • Çekin şekil ve ödeme unsurlarını bu maddeye dayandırmak; bu konular madde kapsamında değildir.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Rehin cirosunun çekte uygulanıp uygulanmayacağı, çekin arkasındaki kaydın içeriğine göre belirlenmektedir; kaydın teminat amacı taşıdığı anlaşılırsa cironun rehin cirosu olduğu kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2023/342 E., 2024/82 K., 07.02.2024)
  • Madde metninde 689 uncu maddeye atıf bulunmadığından, çekte rehin cirosunun yapılamayacağı yönünde uygulama bulunmaktadır. (Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi, 2023/859 E., 2024/1465 K., 24.10.2024)
  • Adı yazılmayan ciro, 818 inci maddenin birinci fıkrasının (d) bendi yoluyla 683 üncü maddenin ikinci fıkrası uyarınca beyaz ciro sayılmakta ve temlik cirosu hükmünde kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2022/74 E., 2023/565 K., 07.06.2023)
  • Poliçenin iptaline ilişkin 757 ilâ 763 üncü maddelerin çeke uygulanması, madde metnindeki (s) bendine dayanılarak kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi, 2025/1034 E., 2025/2983 K., 18.11.2025)
  • Çekte iptal davası ve ödeme yasağı taleplerinde, maddenin yollaması üzerinden 766 ile 769 uncu maddeler gündeme getirilmektedir. (Denizli Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi, 2025/710 E., 2025/763 K., 30.04.2025)

Nasıl ispat edilir?

  • Çekin uygulandığı hükmün bu maddede sayılıp sayılmadığı bir hukuki sorudur; bunu ileri süren taraf, yollanan poliçe hükmünün dayanağını göstermelidir.
  • Rehin cirosu iddiasını ileri süren taraf, çekin arkasındaki kaydın teminat amacı taşıdığını yazılı belge ile ispatlamalıdır. (Hukuk Genel Kurulu, 2023/342 E., 2024/82 K., 07.02.2024)
  • Beyaz ciroda cironun temlik niteliğini ileri süren taraf, ciro silsilesini çekin kendisi üzerinden ispat etmelidir. (Hukuk Genel Kurulu, 2022/74 E., 2023/565 K., 07.06.2023)
  • Protesto yerine belirleme yapıldığı iddiasını ileri süren taraf, 808 inci maddenin birinci fıkrasının (b) veya (c) bendine uygun resmi belgeyi sunmalıdır.
  • İptal davasında, çekin kaybolduğu veya çalındığı iddiasını ileri süren taraf bu durumu ispatlamalıdır. (Denizli Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi, 2025/710 E., 2025/763 K., 30.04.2025)

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6102 m.673: Düzenleyenin kendi emrine, kendi üzerine veya üçüncü kişi hesabına düzenlediği poliçelere ilişkin hükmün çeke uygulanmasını sağlar.
  • 6102 m.683: Ciro şekli ve beyaz ciro ile temlik cirosu hükmünü düzenler; rehin cirosunun tartışıldığı hallerde ciro hükmünün çeke uygulanması bu atıfa dayanır.
  • 6102 m.689: Rehin cirosuna ilişkin hükümdür; madde metninde yer almadığından çeke yollanmamıştır ve çekte rehin cirosunun uygulanmasının dayanağı bu eksikliktir.
  • 6102 m.808: Birinci fıkranın (b) ve (c) bentleri, ikinci fıkra uyarınca protesto yerine geçen belirlemeyi düzenler.
  • 6102 m.757: Poliçenin iptaline ilişkin hükümdür; çek bakımından iptal usulünün dayanağıdır.
  • 6102 m.780: Çekin düzenlenmesi, ödeme yeri ve ödeme süresi gibi çeke özgü hükümleri içerir; bu madde bunları düzenlemez.

TTK m.819 — Muhatap olma ehliyeti

Bu madde, çekin muhatabının ehliyeti bakımından hangi ülke hukukunun uygulanacağını ve bu hukuka göre muhatabın ehliyetsiz sayılması hâlinde çek üzerindeki imzaların geçerliliğini düzenler. Maddenin kuralı, çekin ödeneceği ülkenin hukukunu bağlama kuralı olarak belirler; çekin kimin üzerine düzenlenebileceği sorusu bu hukuka tabidir. Madde, çek borçlanmalarının geçerliliğini konu alır ve tüm kambiyo senetlerine ya da başka bir senet türüne genel olarak uygulanmaz. Maddede hak ve fiil ehliyetinin genel bağlama kuralı, işlem güvenliği ilkesinin genel uygulaması, dava ehliyeti ve tüzel kişilerin ehliyeti düzenlenmez; bu konular MÖHUK m.9 ve ilgili hükümlerinde yer alır. Çekin şekil, zamanaşımı, ödeme yeri ve kambiyo yükümlülüklerinin içeriği de bu maddenin kapsamı dışındadır.

Muhatap olma ehliyeti: hangi kavramlar bilinmeli?

Çekin muhatabı
Çek bedelini ödemekle yükümlü kılınan, çekin üzerine düzenlendiği kişidir. Maddenin ehliyet bakımından ele aldığı kişi budur.
Ödeme ülkesi hukuku
Çekin ödeneceği ülkenin hukuku olup, çekin muhatabının kim olabileceğini belirleyen bağlama noktasıdır. Bağlama, çekin düzenlendiği yer veya imzanın atıldığı yer yerine ödeme yerine bağlanmıştır.
Muhatabın şahsı bakımından geçersizlik
Ödeme ülkesi hukukuna göre bir kişinin çekin muhatabı olamaması durumudur. Bu hâl, kişinin genel ehliyetsizliğinden ayrı olarak, çek düzenleme yetkisine ilişkin bir sınırlamadır.
Çek üzerine atılan imza
Çek metnine düzenleyen, ciranta veya diğer ilgililerce atılan ve kambiyo borcu doğuran imzadır. Maddenin koruduğu borçlanma, bu imzanın doğurduğu sorumluluktur.

Muhatap olma ehliyeti: hangi şartlar aranır?

  • Çekin muhatabının kim olabileceği sorusunun, çekin ödeneceği ülkenin hukukuna göre çözülmesi gerekir.
  • Ödeme ülkesi hukukuna göre çek, muhatabın şahsı bakımından geçersiz sayılıyorsa bu durum uygulanmaya konu olur.
  • Muhatabın geçersizliği, ödeme ülkesi hukukunda bu tür bir nedenden dolayı geçersizliği öngörmeyen bir ülkede değerlendirilmelidir.
  • Bu koşullar birlikte gerçekleştiğinde, çek üzerine atılan imzalardan doğan borçlanmalar geçerli kabul edilir.

Muhatap olma ehliyeti: hangi sonuçları doğurur?

  • Ödeme ülkesi hukukuna göre çek, muhatabın şahsı bakımından geçersiz sayılıyorsa ve bu geçersizlik hukuklarının böyle bir nedenden dolayı geçersizliği öngörmediği ülkelerde de geçersizse, çekin muhatabı olamayacak kişi açısından çek düzenleme yetkisi bulunmaz.
  • Ödeme ülkesi hukukuna göre çek muhatabın şahsı bakımından geçersiz sayılıyorsa, hukuklarının böyle bir nedenden dolayı geçersizliği öngörmediği ülkelerde çek üzerine atılan imzalardan doğan borçlanmalar geçerlidir.
  • Çek muhatabın şahsı bakımından ödeme ülkesi hukukuna göre geçerliyse, bu madde ile ilgili geçersizlik savunması ileri sürülemez.
  • Maddenin ifadesi uyarınca borçlanmanın geçerliliği, imzanın atıldığı ülke hukukunun geçersizlik nedenini öngörüp öngörmemesine bağlı olarak değerlendirilir.

Ödeme ülkesi hukuku ile muhatabın milli hukuku arasındaki fark nedir?

Madde, çekin muhatabının kim olabileceğini ödeme ülkesi hukukuna bağlar. Genel ehliyet kuralı ise kişinin milli hukukuna tabidir.

Genel ehliyet kuralı, ilgilinin milli hukukunu esas alır ve bu hüküm çek muhatabının ehliyetine doğrudan uygulanmaz.

Çek muhatabının kim olabileceği sorusu, kişinin milli hukuku yerine ödeme ülkesi hukukuna göre belirlenir.

Ödeme ülkesi hukukunda geçersizlik ile geçersizliği öngörmeyen ülke arasındaki fark nedir?

Ödeme ülkesi hukukuna göre çek muhatabın şahsı bakımından geçersiz sayılıyorsa, bu hâl maddenin ilk koşulunu oluşturur.

Geçersizliği öngörmeyen ülkelerde ise, çek üzerine atılan imzalardan doğan borçlanmalar geçerlidir.

Muhatabın geçersizliği, imzaya dayanan borçlanmayı kendiliğinden ortadan kaldırmaz; borçlanma geçerli kalır.

Muhatap olma ehliyeti: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Çekin muhatabının ehliyetini, kişinin milli hukukuna bakarak değerlendirmek; bu durumda çekin ödeneceği ülkenin hukuku belirleyici olmalıdır.
  • Muhatabın geçersizliğini, imzanın atıldığı ülkenin hukukuna göre değerlendirmek; maddede bağlama noktası ödeme ülkesidir.
  • Ödeme ülkesi hukukunda geçersizlik olması hâlinde imzanın tümüyle geçersiz sayılması; madde, geçersizliği öngörmeyen ülkelerde borçlanmayı geçerli tutar.
  • Genel ehliyet kuralını (MÖHUK m.9) çek muhatabının ehliyetine doğrudan uygulamak; madde özel bir bağlama kuralı getirmiştir.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Ehliyet konusunda genel kural ilgilinin milli hukukuna tabi olsa da, kambiyo senetlerinde çekin muhatabına ilişkin özel bağlama kuralının uygulanması gerektiği kabul edilmektedir.
  • İşlem güvenliği ilkesinin tüzel kişilere de uygulanması gerektiği yönündeki görüşler, bu maddeye ilişkin uygulamada kendi bağlama kuralını değiştirmez.
  • Kambiyo borçlanmalarının geçerliliğinde imzanın atıldığı yerin hukuku yerine ödeme ülkesi hukukunun esas alınması, uygulamada bağlama kuralının kesin sınırıdır.

Nasıl ispat edilir?

  • Çekin muhatabının ehliyetsizliğini ileri süren taraf, ödeme ülkesinin hukukunu ve bu hukuka göre muhatabın şahsı bakımından geçersizlik kuralını ispatlamalıdır.
  • Ödeme ülkesi hukukunun içeriği, uygulanacak yabancı hukukun ispatı kurallarına göre yabancı hukuk bilgisiyle ortaya konur.
  • Geçersizliğin öngörülmediği ülkelerde borçlanmanın geçerliliğini savunan taraf, çekin ilgili ülke hukukunda geçersizlik nedeninin bulunmadığını gösterebilmelidir.
  • Çek üzerindeki imzanın varlığı ve kime ait olduğu, çek metni ve imza incelemesiyle ispatlanır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6102 sayılı Kanun m.819: Maddenin kendisidir; çekin muhatabının ehliyeti için ödeme ülkesi hukukunu bağlama kuralı koyar.
  • 5718 sayılı Kanun m.9: Hak ve fiil ehliyetinin genel bağlama kuralını düzenler; çek muhatabının ehliyeti için özel bağlama getiren 819. madde bu genel kuralın yerine uygulanır. Metinde anılmamakla birlikte genel ehliyet kuralı olarak bağlantılıdır.

TTK m.820 — Şekil ve süreler

Bu madde, çeke ait borçlanmaların (çeki imzalayan kişilerin borçlanmalarının) şekil geçerliliğini hangi hukuka göre belirleyeceğini düzenler. Çekte imza yeri hukuku ile ödeme yeri hukukunun alternatif olarak uygulanmasını ve TTK m.767'nin ikinci ve üçüncü fıkralarının çeklere de uygulanmasını kapsar. Kural, çekteki tüm borçlanmalar bakımından, yani düzenleyen, ciranta, aval veren ve diğer borçlular için geçerlidir. Madde, çekin ibraz süreleri, çekten cayma ve ödeme yasağını düzenlemez (TTK m.795-812). Çekin zamanaşımı ve müracaat hakkının korunması ile ilgili usul süreleri de bu maddede yer almaz (TTK m.818 ve devamı). Bonodaki ve poliçedeki şekil kuralları da bu maddenin konusu değildir (TTK m.776 ve m.690).

Şekil ve süreler: hangi kavramlar bilinmeli?

Borçlanmanın şekli
Borçlanmanın geçerli sayılması için dış görünüşe ilişkin koşullardır; imza, yazılılık ve çekin içeriğinde bulunması gereken unsurları kapsar. Madde bu koşulların hangi hukuka göre değerlendirileceğini belirler, esas borç ilişkisinin kurulma koşullarını belirlemez.
İmza yeri hukuku
Borçlanmanın imzalandığı ülkenin hukukudur. Çekteki imzanın yapıldığı yer esas alınır, çekin düzenlendiği yer ya da temel ilişkinin yeri bu anlamda belirleyici değildir.
Ödeme yeri hukuku
Çekin ödenmesi gereken yerin hukukudur. Bu hukukun öngördüğü şekle uyulması, imza yeri hukukuna uyulmamış olsa bile borçlanmanın şekil bakımından geçerli sayılması için yeterlidir.
Alternatif uygulama
İki hukuk kuralından birinin, diğerine üstünlük tanınmaksızın, yalnızca birinin şartlarının sağlanması hâlinde uygulanmasıdır. Bu maddede imza yeri ve ödeme yeri hukukundan biri şekil şartını karşılamışsa borçlanma geçerli kabul edilir.
TTK m.767 ikinci ve üçüncü fıkra
Bono ve poliçe hukukunda yabancı ülkede düzenlenen senetlerin şekil ve geçerlilik bakımından değerlendirilmesine ilişkin kuralların çeke de uygulanmasını sağlayan hükümlerdir. Atıf, çekin şekil geçerliliğine bu kuralların ek olarak uygulanacağını gösterir.

Şekil ve süreler: hangi şartlar aranır?

  • Borçlanmanın bir çekten doğmuş olması bulunmalıdır; madde yalnızca çeke ait borçlanmaların şekli için uygulanır.
  • Borçlanmanın imzalandığı ülkenin hukukuna göre şekil koşullarının sağlanmış olması aranır; bu ülke hukuku şekil bakımından ilk ölçüttür.
  • Alternatif olarak ödeme yeri hukukunun öngördüğü şekle uyulmuş olması yeterlidir; imza yeri hukukuna uyulmamış olsa bile ödeme yeri hukukuna uygun şekil borçlanmayı geçerli kılar.
  • Her iki hukuka göre şekil koşulunun eksik olması hâlinde borçlanma şekil bakımından geçersiz sayılır; bu durumda ödeme yeri hukukunda da aranan koşulların sağlanması zorunludur.
  • TTK m.767 ikinci ve üçüncü fıkralarında öngörülen koşulların çek bakımından da yerine getirilmiş olması gerekir.

Şekil ve süreler: hangi sonuçları doğurur?

  • İmza yeri hukukuna göre şekil koşulları sağlanmışsa borçlanma Türk hukuku bakımından da şekil yönünden geçerlidir.
  • İmza yeri hukukuna göre şekil koşulları sağlanmamış olsa bile ödeme yeri hukukunun öngördüğü şekle uyulmuşsa borçlanma şekil yönünden geçerli sayılır.
  • Her iki hukuka göre de şekil koşulu sağlanmamışsa borçlanma şekil bakımından geçersizdir.
  • TTK m.767 ikinci ve üçüncü fıkrasının öngördüğü sonuçlar çek bakımından da doğar.

İmza yeri hukuku ile ödeme yeri hukuku arasındaki fark nedir?

İmza yeri hukuku, borçlanmanın imzalandığı ülkenin hukukudur ve şekil bakımından ilk ölçüttür.

Ödeme yeri hukuku, çekin ödeneceği yerin hukukudur ve imza yeri hukukuna alternatif olarak uygulanır.

İki hukuktan birinin öngördüğü şekle uyulması yeterlidir; ödeme yeri hukukunun şekil kuralı, imza yeri hukukuna aykırı olsa bile borçlanmayı kurtarabilir.

Çek bakımından şekil ile esas borç ilişkisi arasındaki fark nedir?

Bu madde yalnızca borçlanmanın şekil geçerliliğini düzenler.

Temel ilişkiden doğan borç, ehliyet ve irade sakatlıkları ayrı hukuki değerlendirmeye tabidir.

Şekil bakımından geçerli sayılan bir çekte temel ilişkiye ilişkin itirazlar bu maddeyle ortadan kalkmaz.

Şekil ve süreler: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • İmza yeri hukukunu tek başına uygulanacak hukuk saymak; ödeme yeri hukukunun alternatif olarak da yeterli olduğu göz ardı edilir.
  • İki hukukun şekil koşullarını kümülatif olarak aramak; madde alternatif uygulama öngörür, her iki hukukun birlikte sağlanması gerekmez.
  • Şekil geçerliliği ile temel ilişkiden doğan itirazları birbirine karıştırmak; bu madde yalnızca şekil yönünü düzenler.
  • Çekin düzenlendiği yer ile imzanın atıldığı yeri aynı saymak; madde imza yeri hukukunu esas alır.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Çekin şekil geçerliliğinin değerlendirilmesinde, imza yeri hukukunun yanında ödeme yeri hukukunun da dikkate alındığı kabul edilmektedir.
  • Türk hukukunda mahkemelerin şekil yönünden geçerlilik kararını, çekin imzalandığı ülke hukuku ile ödeme yeri hukuku arasında alternatif bir inceleme yaparak verdiği kabul edilmektedir.

Nasıl ispat edilir?

  • Şekle aykırılık savunmasını ileri süren taraf, imzanın hangi ülkede atıldığını ve o ülke hukukuna göre şekil eksikliğini ileri sürerek ispat yükü altındadır.
  • Çekin ödeme yerinin belirlenmesi için çekteki yazılı ödeme yeri bilgisi esas alınır; bu bilgi çekte yer almalıdır.
  • Yabancı hukukun içeriği, bu hukuka dayanan taraf tarafından ispatlanır; yabancı hukukun varlığı ve içeriği tartışmalıysa ilgili hukukun metni ve uygulaması delil olarak sunulur.
  • Borçlanmanın şeklen geçerli olduğunu savunan taraf, imza yeri veya ödeme yeri hukukundan birinin şekil koşulunun sağlandığını gösterir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6102 m.767: Maddenin ikinci fıkrasının doğrudan yollama yaptığı hükümdür; ikinci ve üçüncü fıkraları çeklere de uygulanır. Yabancı ülkede düzenlenen senetlerde şekil ve geçerlilik değerlendirmesine ilişkin kuralları içerir.
  • 6102 m.776: Bonoya uygulanan poliçe hükümleri kapsamında, çek hukukunda da şekil kurallarının genel çerçevesini oluşturan düzenlemelerle ilişkilidir; bu maddenin konusu değildir.

TTK m.821 — Düzenlenme yeri kanunu

Madde, çekten doğan borçlanmaların sonuçlarının hangi ülke hukukuna tabi olacağını düzenler. Kural, çekteki borçlanmanın yapıldığı ülke hukukunun uygulanmasıdır. Madde, çekten doğan borçlanmaların sonuçlarını kapsar; çekin şekli, ehliyet, ciro ve ödeme gibi ayrı bağlama kurallarına ilişkin ayrıntılı hükümler içermez. Madde sözleşme dışı borç ilişkilerini, çek hamilinin ödeme yükümlülüğü dışındaki usul hükümlerini ve çekin zamanaşımı ile ibraz süresini düzenlemez (ibraz ve zamanaşımı için ilgili Türk Ticaret Kanunu hükümleri ve MÖHUK'un ilgili maddeleri esas alınır).

Düzenlenme yeri kanunu: hangi kavramlar bilinmeli?

Çekten doğan borçlanma
Çek senedini düzenleyen, ciranta, aval veren veya diğer çek borçlularının senet metninde üstlendikleri ödeme yükümlülüğüdür. Bu borçlanmanın kaynağı çek senedinin kendisidir.
Borçlanmanın yapıldığı ülke
Borçlunun çekteki imzasını attığı yer esas alınarak belirlenen ülkedir. Çekin düzenlendiği yer ile imzanın atıldığı yer farklıysa, bağlama noktası borçlunun imzasını attığı yer olarak değerlendirilir.
Sonuçlar
Borçlanmanın hükümlerini, yani borçlunun ödeme yükümlülüğünün kapsamını, ihtirazi kayıt, sorumluluğun niteliği ve ödeme sonuçlarını ifade eder. Şeklin geçerliliği ve ehliyet bu kavramın kapsamına girmez.

Düzenlenme yeri kanunu: hangi şartlar aranır?

  • Uyuşmazlığın konusunun çekten doğan bir borçlanma olması gerekir.
  • Borçlanmanın hangi ülkede yapıldığının belirlenmesi gerekir; bu ülke, borçlunun çekteki imzasını attığı yer esas alınarak saptanır.
  • Uyuşmazlığın konusu borçlanmanın sonuçları olmalıdır; şekil, ehliyet veya başka bir bağlama kuralının kapsamına giren bir sorun bu madde kapsamında değerlendirilmez.

Düzenlenme yeri kanunu: hangi sonuçları doğurur?

  • Çekten doğan borçlanmanın sonuçları, borçlanmanın yapıldığı ülke hukukuna göre belirlenir.
  • Borçlanmanın yapıldığı ülke hukukunun seçilmesi tarafların iradesine bağlı değildir; kanun bu bağlama noktasını zorunlu olarak öngörür. Taraflar bu hukuku değiştirecek bir hukuk seçimi yapamaz.
  • Borçlanmanın yapıldığı ülke hukuku, ödeme yükümlülüğünün kapsamını ve sonuçlarını belirler; bu hukuka göre bir borç doğmuyorsa sonuç da doğmaz.

Çekin düzenlenme yeri ile borçlanmanın yapıldığı yer arasındaki fark nedir?

Çekin keşide edildiği yer, çekin düzenlendiği ülkeyi gösterir ve çoğu zaman borçlanmanın yapıldığı yer ile örtüşür.

Borçlanmanın yapıldığı yer, her borçlunun kendi imzasını attığı yerdir ve çekin farklı yerlerde imzalanması hâlinde borçlular arasında farklılık gösterebilir.

Her borçlu için ayrı bir hukuk belirlenebilir. Madde metni borçlanmanın yapıldığı ülke hukukunu esas aldığından, çekin düzenlenme yeri yerine her borçlunun imza yeri esas alınır.

Çekten doğan borçlanmanın sonuçları ile çekin şekli ve ehliyet arasındaki fark nedir?

Madde yalnızca borçlanmanın sonuçlarını kapsar; borçlanmanın yapıldığı ülke hukuku bu sonuçları belirler.

Şekil ve ehliyet gibi konular bu maddenin kapsamında değildir ve ayrı bağlama kurallarına tabidir.

Şekil ve ehliyet sorunları için bu madde değil, ilgili ayrı bağlama kuralları uygulanır.

Düzenlenme yeri kanunu: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Çekin düzenlendiği yeri, borçlunun imzasını attığı yer ile karıştırmak; her borçlu için ayrı imza yeri esas alınmalıdır.
  • Madde metninde yer almayan bir ayrıntıyı, örneğin ödeme yeri hukukunu, borçlanma sonuçlarına uygulamak; bu maddeye göre borçlanmanın yapıldığı ülke hukuku esas alınır.
  • Şekil ve ehliyet sorunlarını bu madde kapsamında çözmeye çalışmak; bu konular ayrı bağlama kurallarına tabidir.
  • Borçlanmanın yapıldığı ülke hukukunun uygulanmasını, taraflar arasındaki bir hukuk seçimi ile değiştirilebilir sanmak; kanun bu bağlamayı zorunlu kılar.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Çekten doğan taahhütlerin hükümlerine imza yeri hukuku uygulanır; ödeme yeri hukuku çek borçluları için esas alınmaz.

Nasıl ispat edilir?

  • Çekten doğan borçlanmanın hangi ülkede yapıldığı, çekteki imza yerinin tespiti ile ortaya konur; bu tespiti talep eden taraf ispat yükünü taşır.
  • İmza yerine ilişkin iddia, çekin asıl nüshası, imza beyanları ve varsa tanık beyanları ile ispatlanır.
  • Karşı taraf, borçlanmanın başka bir ülkede yapıldığını ileri sürerek farklı bir hukukun uygulanmasını talep edebilir; bu iddiayı da kendisi ispatlamalıdır.
  • Çekin kendisinde imza yerinin açıkça belirtilmemesi hâlinde, yerin tespiti için diğer belgeler ve olağan delil araçları kullanılır.

TTK m.822 — Ödeme yeri hukuku

Madde, çekin hangi ülkenin hukukuna tabi olacağını, yani çek bakımından ihtilaf kuralı niteliğinde bir bağlama kuralını düzenler. Bağlanan konular; çekin görüldüğünde ya da belirli süre sonra ödenmesinin düzenlenip düzenlenemeyeceği, ibraz süresi, kabul-teyit-tasdik-vize kayıtları, kısmi ödeme, çizgi ve "hesaba geçirilecektir" kaydı, hamilin çekin karşılığı üzerindeki özel hakları, düzenleyenin cayma ve itiraz hakkı, kayıp veya çalınma tedbirleri ve protesto ya da buna eş değer belirleme gerekliliğidir. Madde doğrudan bir çek borcunun içeriğini, ibraz süresini veya protesto kurallarını kendisi düzenlemez; bu konuların hangi ülke hukukuna göre belirleneceğini gösterir. Madde, yabancı unsurlu çeklerde uygulanır. Kanunda yer alan ayrıntılı ibraz süreleri (m.795 ve devamı), ödeme yeri (m.781), protesto ve ihbar yükümlülüğü (m.816 ve ilgili hükümler) ile iç hukuk çeklerinin ibraz ve ödeme kuralları bu maddenin kapsamı dışındadır.

Ödeme yeri hukuku: hangi kavramlar bilinmeli?

Çekin ödeneceği ülke hukuku
Maddede sayılan hususların hangi hukuka tabi olacağını belirleyen bağlama noktasıdır. Çekin ödeneceği yer, çek üzerinde ödeme yerinin belirtilip belirtilmemesine göre tespit edilir.
Görüldüğünde ödeme ve belirli süre sonra ödeme
Çekin ibrazla birlikte ödenmesi gereken çek türü ile vadeli düzenlenmesi ihtimalidir. Madde, bu ayrımın ve gerçek düzenleme gününden sonraki bir tarihin yazılmasının sonucunun ödeneceği ülke hukukuna bağlandığını belirtir.
Kısmi ödeme
Hamilin çekin bedelinin bir bölümünü talep edebilmesi ve bunu muhatabın kabul etmek zorunda olup olmadığı sorunudur. Madde bu konuyu da ödeneceği ülke hukukuna bağlar.
Kabul, teyit, tasdik ve vize
Çek üzerine yazılan ve muhatabın ya da başkalarının çeke ilişkin beyanını gösteren kayıtlardır. Bu kayıtların doğuracağı sonuçlar ilgili hukuka göre belirlenir.
Hesaba geçirilecektir kaydı
Çekin nakden değil hesaba aktarılarak ödenmesini öngören kayıt ya da eşit ibaredir. Çizgi ile birlikte hamilin nakit ödeme talebini sınırlayan bir araç olarak değerlendirilir.
Karşılık üzerindeki özel haklar
Hamilin çekin karşılığı olan bedel üzerinde, düzenleyenin karşılık ilişkisinden doğan alacağa karşı sahip olabileceği hakların niteliği ve varlığıdır.
Protesto veya eş değer belirleme
Çekin ödenmediğini resmî biçimde tespit eden işlemdir. Başvuru haklarının korunması için gerekli olup olmadığı madde bakımından ödeneceği ülke hukukuna bağlanır.

Ödeme yeri hukuku: hangi şartlar aranır?

  • Çekin uyuşmazlık konusu hususunun, maddede sayılan bağlama alanlarından birine girmesi gerekir.
  • Yabancı unsur taşıyan bir çek bulunmalıdır; çekin ödeneceği ülke ile düzenlendiği ülke farklı olmalıdır.
  • Çekin ödeneceği ülkenin belirlenmesi gerekir; bu yer çekteki ödeme yeri kaydına göre tespit edilir.
  • Bağlanan husus, ödeneceği ülke hukukunun uygulanmasında ortaya çıkan somut bir sonucu doğurmalıdır.

Ödeme yeri hukuku: hangi sonuçları doğurur?

  • Maddede sayılan hususlarda uygulanacak hukuk, çekin ödeneceği ülkenin hukukudur.
  • Bu bağlama sayesinde görüldüğünde ödenme ile vadeli düzenleme, ibraz süresi, kabul ve benzeri kayıtlar, kısmi ödeme, çizgi, karşılık üzerindeki haklar, cayma-itiraz, kayıp-çalınma tedbirleri ve protesto gerekliliği ayrı ayrı bu hukuka göre belirlenir.
  • Maddede sayılmayan konular bakımından bu bağlama kuralı uygulanmaz; bu konularda ilgili başka hüküm esas alınır.
  • Çekin ödeneceği yer bilinmiyorsa veya tespit edilemiyorsa bağlama noktası belirsiz kalır ve yabancı hukukun tespiti gerekir.

Görüldüğünde ödenecek çek ile vadeli düzenlenen çek arasındaki fark nedir?

Görüldüğünde ödenecek çek ibrazla ödenir ve düzenlenme tarihinden sonra bir tarih yazılması ödeme yükümlülüğünü değiştirmez.

Görüldükten belirli süre sonra ödenmesi şartıyla düzenlenen çek, madde a bendi uyarınca düzenlenip düzenlenemeyeceği yönünden ayrı bir hukuka tabidir.

Bu iki çek türünün geçerliliği ve gerçek düzenleme gününden sonraki tarihin sonucu, ödeneceği ülke hukukuna göre belirlenir.

Kısmi ödeme talebi ile tam ödeme arasındaki fark nedir?

Hamilin çekin bir bölümünü talep etmesi, kısmi ödemeyi konu eder.

Hamilin çekin tamamının ödenmesini talep etmesi, normal ödeme ilişkisidir.

Kısmi ödemeyi kabulün zorunlu olup olmadığı madde d bendi uyarınca ödeneceği ülke hukukuna bağlıdır.

Hesaba geçirilecektir kaydı olan çek ile kaydı olmayan çek arasındaki fark nedir?

Hesaba geçirilecektir kaydı veya eşit ibare taşıyan çekte ödeme nakden yapılmaz.

Bu kaydı taşımayan çekte ödeme ilke olarak nakden yapılabilir.

Kaydın ya da çizginin doğuracağı sonuç e bendi uyarınca ödeneceği ülke hukukunun konusudur.

Ödeme yeri hukuku: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Maddeyi iç hukuk çeklerine de uygulamak; madde yalnızca yabancı unsurlu çeklerde ihtilaf kuralı işlevi görür.
  • Çekin düzenlendiği ülkenin hukukunu ödeneceği ülke hukuku yerine esas almak; madde açıkça ödeneceği ülke hukukunu bağlar.
  • Görüldüğünde ödenecek çekte düzenlenme tarihinden sonraki bir tarihin yazılmasını bu maddenin kendi hükmü sanmak; bu husus madde a bendi uyarınca ödeneceği ülke hukukuna bağlıdır.
  • Madde 822'nin bağladığı ibraz süresini doğrudan Türk Ticaret Kanunu'ndan almak; yabancı ödeme yeri varsa önce bağlama kuralı uygulanmalıdır.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Çekin ödeme yerinin belirlenmesinde muhatabın ticaret unvanı yanında gösterilen yerin esas alındığı kabul edilmektedir.
  • Kambiyo senetlerinden doğan alacakların aranacak alacak niteliğinde olduğu ve yetki bakımından borçlunun yerleşim yeri mahkemesinin esas alındığı kabul edilmektedir.
  • Çekten doğan alacak için alacaklının yerleşim yerinde, çekin keşide yerinde ve ödeme yerinde dava açılabildiği kabul edilmektedir.

Nasıl ispat edilir?

  • Yabancı unsurlu çek olduğunu ve çekin ödeneceği ülkenin hangisi olduğunu ileri süren taraf bunu ispatlamakla yükümlüdür; çekin düzenleme ve ödeme yerlerini gösteren çek metni bu konuda esas delildir.
  • Ödeneceği ülke hukukunun içeriğini ileri süren taraf, yabancı hukuk metnini ve uygulamasını ispatlamakla yükümlüdür.
  • Kısmi ödemenin kabul zorunluluğu veya hesaba geçirilecektir kaydının sonucu gibi maddede sayılan bir hususu iddia eden taraf, bu hususun ödeneceği ülke hukukunda nasıl düzenlendiğini göstermelidir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6102 m.781: Çekin ödeme yerinin belirlenmesinde kullanılan kuralı içerir; madde 822'nin bağlayacağı ödeneceği ülkenin tespitinde bu kayıt esas alınır.
  • 6102 m.795: İç hukukta çek ibraz süreleri bu maddenin konusudur; madde 822 b bendi yabancı unsurlu çeklerde ibraz süresinin hangi hukuka göre belirleneceğini gösterir.
  • 6102 m.816: İbraz ve protestonun iş gününde yapılması ile tatil günlerinin süreye dahil edilmesi kuralını düzenler; madde 822'nin bağladığı hukukta bu kuralların aranacağını gösterir.

TTK m.823 — Yerleşim yeri hukuku

Madde, çek bakımından muhatap banka ile çeki ödemekle yükümlü olan üçüncü kişiye karşı sebepsiz zenginleşmeye dayanan istemlerin hangi ülke hukukuna tabi olacağını belirler; bu istemlerin esasını ve ölçüsünü düzenlemez. Kime uygulandığı bakımından madde, muhatabın ve yerleşim yerli çeki ödeyecek üçüncü kişinin aleyhine ileri sürülen sebepsiz zenginleşme istemlerini kapsar. Çekin şekli, keşide ve ciro gibi kambiyo ilişkilerinin hukuku ile çekten doğan istemlerin genel tabi olduğu hukuk bu maddenin konusu değildir (ilgili kambiyo kuralları için 6102 sayılı Kanun m.665 vd. ve ilgili uluslararası özel hukuk kuralları). Madde, sebepsiz zenginleşmenin şartlarını, ispat yükünü ve hesaplama ölçüsünü de düzenlemez; bunlar, uygulanacağı belirlenen hukukun kurallarıyla belirlenir.

Yerleşim yeri hukuku: hangi kavramlar bilinmeli?

Sebepsiz zenginleşme
Bir kişinin, hukuken geçerli bir sebep olmaksızın başkasının zararına elde ettiği kazanç; bu maddede, çekin muhatabı veya ödemekle yükümlü üçüncü kişiye karşı ileri sürülen iade istemi niteliğindedir.
Muhatap
Çeki ödemekle yükümlü kılınan kişi; çek bakımından çekin ödenmesi emrini alan taraftır.
Yerleşim yeri hukuku
Muhatap veya üçüncü kişinin yerleşim yerinin bulunduğu ülkenin hukuku; madde bu hukukun uygulanmasını öngörür ve yerleşim yerinin belirlenmesi bu hukuka göre yapılır.

Yerleşim yeri hukuku: hangi şartlar aranır?

  • Dava konusu istemin, muhatap veya çeki ödeyecek üçüncü kişi aleyhine ileri sürülen sebepsiz zenginleşmeye dayanması gerekir.
  • Muhatabın veya çeki ödeyecek üçüncü kişinin yerleşim yerinin yabancı bir ülkede bulunduğu bir yabancılık unsurunun varlığı gerekir.
  • Uyuşmazlığın, sebepsiz zenginleşmeye dayanan istemin hukuka bağlanması gerektiği durumda, bağlama noktası olarak muhatabın veya üçüncü kişinin yerleşim yerinin belirlenmesi gerekir.

Yerleşim yeri hukuku: hangi sonuçları doğurur?

  • Muhatap veya çeki ödeyecek üçüncü kişi aleyhine ileri sürülen sebepsiz zenginleşme istemleri, bu kişilerin yerleşim yerinin bulunduğu ülkenin hukukuna göre belirlenir.
  • Yerleşim yeri yabancı bir ülkede ise, sebepsiz zenginleşme istemine ilişkin esas hukuk o ülkenin hukuku olur ve Türk hukukunun genel sebepsiz zenginleşme kuralları bu istemlere ancak bu bağlama sonucu uygulanabilir.
  • Yerleşim yeri Türkiye'de ise, maddenin bağlama kuralı Türk hukukunun uygulanmasına yol açar.

Muhatap ile alacaklının (keşideci veya hamil) başka bir kişiye yönelttiği sebepsiz zenginleşme istemi arasındaki fark nedir?

Muhatap veya çeki ödeyecek üçüncü kişiye karşı ileri sürülen istem; madde kapsamındadır.

Çeki ödemekle yükümlü olmayan diğer kişilere karşı ileri sürülen sebepsiz zenginleşme istemi; madde kapsamında değildir.

Madde yalnız muhatap ve üçüncü kişi aleyhine ileri sürülen istemler için yerleşim yeri hukukunu bağlama kuralı koyar; diğer istemler için genel uluslararası özel hukuk kuralları uygulanır.

Yerleşim yeri hukuku: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Maddeyi çekin şekil veya kambiyo ilişkilerine uygulamak; madde yalnız sebepsiz zenginleşme istemlerine ilişkindir.
  • Yerleşim yeri yerine çekin keşide yeri veya ödeme yerini bağlama noktası olarak almak; madde muhatabın veya üçüncü kişinin yerleşim yerini esas alır.
  • Maddeyi muhatap dışındaki kişilere karşı ileri sürülen sebepsiz zenginleşme istemlerine de uygulamak.

Nasıl ispat edilir?

  • Sebepsiz zenginleşme istemini ileri süren taraf, muhatabın veya üçüncü kişinin yerleşim yerinin yabancı ülkede bulunduğunu belgeyle ispatlamalıdır.
  • Yerleşim yerinin hangi ülkede olduğu, ticaret siciline veya ilgili resmi kayda dayanılarak ispatlanır; yerleşim yerine ilişkin belgenin sunulmaması, bağlama kuralının uygulanmasını güçleştirir.
  • Maddenin uygulanacağı hukukun içeriğinin ispatı, yabancı hukukun belirlenmesine ilişkin usul kurallarına göre yapılır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6102 sayılı Kanun m.665: Çekin şekli ve kambiyo ilişkilerine ilişkin genel düzenlemeyi içerir; bu madde ise çekten doğan sebepsiz zenginleşme istemlerinin hukukunu belirler, şekil kurallarını değil.
  • 6102 sayılı Kanun m.823: Maddenin kendisidir; çek bakımından sebepsiz zenginleşme istemleri için bağlama kuralı koyar.

Süreler

SüreMaddeHüküm
üç yılm.814(1) Hamilin, cirantalarla düzenleyene ve diğer çek borçlularına karşı sahip olduğu başvurma hakları, ibraz süresinin bitiminden itibaren üç yıl geçmekle zamanaşımına uğrar.
bir gününm.822(1) Aşağıda yazılı hususlar çekin ödeneceği ülke hukukuna göre belirlenir: a) Çekin mutlaka görüldüğünde mi ödenmesi gerektiği yoksa görüldükten belirli bir süre sonra ödenmesi şartıyla da düzenlenip düzenlenemeyeceği ve gerçek düzenlenme…

Süreler madde metnindeki yazımıyla verilmiştir.

Konuda geçen kararlar

20 karar
  1. Hukuk Genel Kurulu, 2023/342 E., 2024/82 K., 07.02.2024
    İlgili madde: m.818
  2. Hukuk Genel Kurulu, 2022/74 E., 2023/565 K., 07.06.2023
    İlgili madde: m.818
  3. Hukuk Genel Kurulu, 2011/132 E., 2011/266 K., 04.05.2011
    İlgili madde: m.814
  4. 20. Hukuk Dairesi, 2015/14619 E., 2016/310 K., 14.01.2016
    İlgili madde: m.823
  5. Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2025/559 E., 2026/429 K., 07.05.2026
    İlgili madde: m.812
  6. Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, 2026/394 E., 2026/642 K., 15.04.2026
    İlgili madde: m.818
  7. İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2023/51 E., 2026/76 K., 28.01.2026
    İlgili madde: m.812, m.814
  8. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi, 2025/1034 E., 2025/2983 K., 18.11.2025
    İlgili madde: m.818
  9. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi, 2023/325 E., 2025/979 K., 03.07.2025
    İlgili madde: m.812
  10. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi, 2021/2073 E., 2025/749 K., 29.05.2025
    İlgili madde: m.823
Diğer 10 karar
  1. İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2024/143 E., 2025/284 K., 09.05.2025
    İlgili madde: m.814
  2. Denizli Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi, 2025/710 E., 2025/763 K., 30.04.2025
    İlgili madde: m.818
  3. Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2024/748 E., 2025/172 K., 27.02.2025
    İlgili madde: m.814
  4. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi, 2022/1313 E., 2025/298 K., 13.02.2025
    İlgili madde: m.812
  5. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi, 2025/42 E., 2025/44 K., 31.01.2025
    İlgili madde: m.814
  6. Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi, 2023/859 E., 2024/1465 K., 24.10.2024
    İlgili madde: m.818
  7. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi, 2021/343 E., 2024/39 K., 24.01.2024
    İlgili madde: m.812
  8. Ankara 14. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2023/718 E., 2023/638 K., 02.11.2023
    İlgili madde: m.823
  9. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi, 2019/2607 E., 2020/577 K., 06.03.2020
    İlgili madde: m.814
  10. İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2017/38 E., 2018/1031 K., 23.10.2018
    İlgili madde: m.812

Bağlayıcılık derecesine göre sıralı (Anayasa Mahkemesi, içtihadı birleştirme, genel kurullar, daireler); her grupta yeni karar önce. Tam metin karar deposundan istek üzerine yüklenir. Hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ayrıca denetleyin.

Madde bağlantıları, tarihine kadar Resmî Gazete'de yayımlanan değişiklikleri içeren güncel metne gider.

Anlatım 21.10.2026 tarihinde derlendi. Bağlayıcı olan madde metnidir.

Bu konuyu panelde çalış

Panelde bu konu 12. Kıymetli Evrak - 3 bölümünde yer alıyor.

Panelde çalış