TTK › Ticaret şirketleri › Genel hükümler

Sorumluluk, tam hâkimiyet hâlinde ve çeşitli hükümler

TTK m.202–210Ticaret HukukuSon değişiklik: 26.06.2012 (m.210)

Kısaca

TTK m.202, hâkim şirketin hâkimiyetini bağlı şirketi kayba uğratacak biçimde kullanmasının hukuka aykırılığını ve bu hâlin sonuçlarını düzenler. TTK m.203, bir sermaye şirketinin pay ve oy haklarının tamamının doğrudan ya da dolaylı yoldan elde tutulduğu tam hâkimiyet halinde, hâkim şirket yönetim kurulunun bağlı şirkete talimat verme yetkisini ve bağlı şirket organlarının bu talimata uyma zorunluluğunu düzenler. TTK m.204, hâkim şirketin bağlı şirkete vereceği talimatların sınırını çizer.

Kapsam

Bu konu, Türk Ticaret Kanunu m.202–210 hükümlerini kapsar.

TTK m.202 — Hâkimiyetin hukuka aykırı kullanılması

TTK m.202, hâkim şirketin hâkimiyetini bağlı şirketi kayba uğratacak biçimde kullanmasının hukuka aykırılığını ve bu hâlin sonuçlarını düzenler. Birinci fıkrada hâkimiyetin kötüye kullanım halleri örnekleme yoluyla sayılır; denkleştirme ile kaybın tazmini, tazminat davası ve bağlı şirket pay sahiplerinin satın alma talebi bu fıkranın konusudur. İkinci fıkra, önemli genel kurul ve yönetim kurulu kararlarına karşı muhalif pay sahiplerinin hakkını, üçüncü fıkra teminat yükümlülüğünü, dördüncü fıkra birleşme, bölünme ve tür değiştirmede diğer hakların saklı kalmasını, beşinci fıkra ise bağlı şirket yöneticilerinin sorumluluklarının üstlenilmesini düzenler. Madde, tam hâkimiyet halinde talimat verilmesini (m.204), talimata uyan yönetim kurulu üyelerinin sorumsuzluğunu (m.205) ve şirketler topluluğunda bilgi verme ve raporlama yükümlülüklerini düzenlemez. Bu kısımlar ilgili maddelerinde yer alır (m.203, m.204, m.205). Maddenin kendi kapsamı dışında kalan, yönetim kurulu üyelerinin genel sorumluluk davası ve ibra gibi konular TTK'nın anonim şirkete ilişkin genel sorumluluk hükümlerinde (m.553 vd.) yer alır ve madde yalnızca bu hükümlerin kıyasen uygulanmasına yer verir.

Hâkimiyetin hukuka aykırı kullanılması: hangi kavramlar bilinmeli?

Kayıp
Zarardan farklı ve daha geniş bir kavramdır; malvarlığı eksilmesi ya da artışın önlenmesi biçiminde görülebileceği gibi, iş, fon veya personel devri gibi bir işi başarıyla yapma olanağının yitirilmesi biçiminde de ortaya çıkabilir.
Denkleştirme
Kaybın, ilgili faaliyet yılı içinde fiilen giderilmesi veya bağlı şirkete denk değerde bir istem hakkı tanınarak giderilmesi işlemidir. Denk istem hakkının nasıl ve ne zaman yerine getirileceği belirtilmelidir.
Muhalif pay sahibi
Genel kurul kararına red oyu verip tutanağa geçiren ya da yönetim kurulunun ilgili kararına yazılı olarak itiraz eden pay sahibidir. Bu sıfır, ikinci fıkradaki satın alma ve tazminat talebinin ön koşuludur.
Teminat
İkinci fıkradaki dava açıldığında, davacıların muhtemel zararlarını ya da payların satın alma değerini karşılayan tutarın, mahkemece belirlenen bir bankaya mahkeme adına yatırılmasıdır.

Hâkimiyetin hukuka aykırı kullanılması: hangi şartlar aranır?

  • Hâkim şirketin, hâkimiyetini kullanarak bağlı şirketi kayba uğratan bir işlem, karar veya önlem almış ya da almaktan kaçınmış olması gerekir; birinci fıkra (a) bendinde sayılan haller örnek niteliğindedir ve sınırlı sayı değildir.
  • Kaybın bağlı şirket bakımından açıkça anlaşılabilir haklı bir sebebinin bulunmaması gerekir.
  • Kaybın, aynı faaliyet yılı sonuna kadar fiilen denkleştirilmesi ya da en geç o yıl sonuna kadar denkleştirilmesinin nasıl ve ne zaman yapılacağı belirtilerek denk bir istem hakkının tanınması gerekir; bu gerçekleşirse tazmin doğmaz.
  • Denkleştirme fiilen yapılmaz veya süresi içinde denk istem hakkı tanınmazsa, bağlı şirketin her pay sahibi hâkim şirketten ve kayba sebep olan yönetim kurulu üyelerinden zararın tazminini isteyebilir.
  • Hâkim tazminat yerine, hakkaniyete uygun düşerse, davacı pay sahiplerinin paylarının hâkim şirket tarafından satın alınmasına ya da duruma uygun başka bir çözüme karar verebilir.
  • Kayba sebep olan işlemin, aynı veya benzer koşullarda bağımsız bir şirketin yönetim kurulu üyelerince de yapılabileceği ya da kaçınılabileceği ispatlanmamalıdır; aksi hâlde tazminata hükmedilmez.
  • İkinci fıkra kapsamında, birleşme, bölünme, tür değiştirme, fesih, menkul kıymet çıkarılması ve önemli esas sözleşme değişikliği gibi bir işlem bulunmalı ve pay sahibi genel kurulda red oyu verip tutanağa geçirmiş ya da yönetim kurulu kararına yazılı itiraz etmiş olmalıdır.
  • İkinci fıkrada dava açıldığında, davacıların muhtemel zararı veya satın alma değerini karşılayan tutarın mahkemece belirlenen bankaya teminat olarak yatırılması gerekir; teminat yatırılmadan genel kurul veya yönetim kurulu kararına ilişkin hiçbir işlem yapılamaz.

Hâkimiyetin hukuka aykırı kullanılması: hangi sonuçları doğurur?

  • Denkleştirme aynı faaliyet yılı içinde fiilen yapılır ya da en geç o yıl sonuna kadar denk istem hakkı tanınırsa kaybın tazmini gerekmez.
  • Denkleştirme yapılmaz ve denk istem hakkı tanınmazsa bağlı şirketin her pay sahibi, hâkim şirketten ve kayba sebep olan yönetim kurulu üyelerinden zararın şirkete ödenmesini isteyebilir.
  • Hâkim, hakkaniyete uygun düşerse tazminat yerine pay satın almasına ya da başka bir çözüme karar verebilir.
  • Alacaklılar, şirket iflas etmemiş olsa bile zararın şirkete ödenmesini isteyebilir.
  • Kayba sebebiyet veren işlemin bağımsız bir şirketin yönetim kurulunca da yapılabileceği ya da kaçınılabileceği ispatlanırsa tazminata hükmedilemez.
  • İkinci fıkra davası açıldığında teminat yatırılmadan genel kurul veya yönetim kurulu kararına ilişkin işlem yapılamaz.
  • Dava kötüniyetle açılmışsa davalı, uğradığı zararın müteselsilen tazminini ve teminat yatırılmasını davacılardan isteyebilir.
  • Bağlı şirket yöneticileri, bu madde dolayısıyla doğabilecek sorumluluğun tüm hukuki sonuçlarını bir sözleşmeyle üstlenmesini hâkim teşebbüsten isteyebilir.
  • Madde, kanunda sayılan işlemlerin kendiliğinden hukuka aykırı olduğunu söylemez; hukuka aykırılık hâkimiyetin kullanılmasından doğar.

Kayıp denkleştirilmiş ile denkleştirilmemiş arasındaki fark nedir?

Kayıp aynı faaliyet yılı sonuna kadar fiilen giderilmiş ya da denk istem hakkı tanınmış ise hâkim şirket sorumlu olmaz.

Kayıp süresi içinde denkleştirilmemiş ve denk istem hakkı da tanınmamışsa tazmin davası açılabilir.

Yalnızca süre dolduktan sonra tazmin talep edilebilir; süre içinde dava açılamaz.

Tazminat ile satın alma talebi arasındaki fark nedir?

Birinci fıkra (b) bendinde bağlı şirketin pay sahibi, tazminat ister.

İkinci fıkra kapsamında muhalif pay sahibi, paylarının satın alınmasını isteyebilir.

Hâkim, hakkaniyete uygunluk ölçütüyle tazminat yerine satın almaya karar verebilir; ikinci fıkrada değer belirleme kuralları ayrıca uygulanır.

Birinci fıkra davası ile ikinci fıkra davası arasındaki fark nedir?

Birinci fıkra davası, bağlı şirketin kaybını ve denkleştirme yokluğunu konu alır.

İkinci fıkra davası, belirli önemli genel kurul veya yönetim kurulu kararlarına karşı muhalif pay sahiplerince açılır.

İkinci fıkra davasında teminat yatırılmadan kararın uygulanması yasaklanır; ikinci fıkranın zamanaşımı süresi iki yıldır.

Pay sahibi ile alacaklı davacı arasındaki fark nedir?

Pay sahipleri tazminatın bağlı şirkete ödenmesini ister.

Alacaklılar, şirket iflas etmemiş olsa bile şirketin zararının şirkete ödenmesini isteyebilir.

Alacaklılar, şirketin iflasını beklemeden dava açabilir; ödeme yine bağlı şirkete yapılır.

Birleşme, bölünme, tür değiştirme ile diğer haklar arasındaki fark nedir?

Birleşme, bölünme ve tür değiştirmede pay sahiplerine tanınmış diğer haklar saklıdır (dördüncü fıkra).

Diğer hâllerde ikinci fıkradaki haklar ve birinci fıkra davası uygulanır.

Bu işlemlerde ayrıca tanınmış haklar birlikte kullanılabilir.

Haklı sebep ile haklı sebep yokluğu arasındaki fark nedir?

Bağlı şirket bakımından açıkça anlaşılabilir haklı bir sebep varsa ikinci fıkra işlemi hukuka aykırılık bakımından uygulanmaz.

Haklı sebep yoksa ve işlem bağlı şirketin kaybına yol açmışsa ikinci fıkra hakları doğar.

Haklı sebebin ispatı yüküyle hâkim şirket ya da işlemi savunan taraf karşılaşır.

Hâkimiyetin hukuka aykırı kullanılması: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Birinci fıkradaki sayılan halleri sınırlı sayı sanmak; örnek niteliğindeki hallerin dışındaki işlemleri de kapsadığını gözden kaçırmak.
  • Kaybı zararla eş tutmak; kayıp kavramının iş, fon ve personel devri gibi zarar olmayan hâlleri de kapsadığını yanlış değerlendirmek.
  • Denkleştirmenin yalnızca fiilen yapılmasını aramak; denk istem hakkının tanınmasının da yeterli olduğunu gözden kaçırmak.
  • Birinci fıkra davasında sonucun fiilen doğmasını şart koşmak; kayba yol açabilecek işlemin varlığının yeterli olduğunu unutmak.
  • İkinci fıkra davasının zamanaşımını beş yıl sanmak; ikinci fıkra davasında süre iki yıldır.
  • Alacaklıların ancak şirketin iflasından sonra dava açabileceğini sanmak; alacaklılar iflas etmemiş olsa bile dava açabilir.
  • Teminat yatırılmadan kararın uygulanabileceğini varsaymak; teminat yatırılmadığı sürece genel kurul ve yönetim kurulu kararına ilişkin işlem yapılamaz.
  • Muhalefet koşulunu aramamak; ikinci fıkra davasında red oyu ya da yazılı itirazın bulunması gerekir.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Hâkimiyetin kötüye kullanım halleri sınırlı sayıda değildir; birinci fıkrada sayılan haller örnek niteliğindedir ve işlemin kayba yol açabileceğinin ikna edici bulgularla anlaşılması yeterli görülmektedir. (Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi, 2025/80 E., 2025/641 K., 03.06.2025)
  • Kaybın tazmini için sonucun fiilen doğmuş olması şart değildir; kayba yol açabilecek işlemin varlığı yeterlidir. (Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi, 2025/80 E., 2025/641 K., 03.06.2025)
  • Bağlı şirketin pay sahiplerinin ve alacaklılarının açtığı davalarda, kıyas yoluyla uygulanan hükümler çerçevesinde davanın bağlı şirketin lehine sonuçlanması kabul edilmektedir. (11. Hukuk Dairesi, 2023/3867 E., 2023/4856 K., 11.09.2023)
  • Hâkim şirketin bağlı şirket üzerindeki kefalet ya da garanti yükümlülükleri nedeniyle bağlı şirketin borca batması durumunda, hâkimiyetin kötüye kullanıldığı iddiası ile dava açılabildiği kabul edilmektedir. (11. Hukuk Dairesi, 2023/3867 E., 2023/4856 K., 11.09.2023)
  • Kâr payı dağıtılmamasına ilişkin genel kurul kararlarının iptali ile birlikte, birinci fıkra (a) bendi uyarınca kâr payı talepleri aynı davada ileri sürülebilmektedir. (11. Hukuk Dairesi, 2024/602 E., 2024/8914 K., 11.12.2024)
  • Taraflar arasında hâkim-bağlı ilişkisinin varlığı, ortakların ve yetkililerin aynı olmasının tek başına yeterli sayılmadığı kabul edilmektedir; ilişkinin hâkimiyet kriterleri ayrıca değerlendirilir. (11. Hukuk Dairesi, 2022/2132 E., 2023/6542 K., 08.11.2023)
  • İkinci fıkra davası için iki yıllık zamanaşımı süresinin başlangıcı, genel kurul kararının verildiği ya da yönetim kurulu kararının ilan edildiği tarihtir. (2020/56 E., 2023/108 K., 01.06.2023)

Nasıl ispat edilir?

  • Tazminat davasını açan bağlı şirket, pay sahibi veya alacaklı, hâkim şirketin hâkimiyetini bağlı şirketi kayba uğratacak biçimde kullandığını ve kaybın doğduğunu ispatla yükümlüdür.
  • Kaybın varlığı ve miktarı, bağlı şirketin mali kayıtları, yönetim kurulu kararları ve bilirkişi raporu ile ispatlanır.
  • Karşı taraf, hâkim şirketin denkleştirme yaptığını ya da denk istem hakkı tanıdığını ispatlamakla yükümlüdür; bu ispat hâlinde tazmin doğmaz.
  • Karşı taraf, işlemin bağımsız bir şirketin yönetim kurulu üyelerince de yapılabileceğini ya da kaçınılabileceğini ispatlamakla yükümlüdür; bu ispat hâlinde tazminata hükmedilmez.
  • Haklı sebebin varlığı, işlemi savunan tarafça ispatlanır; ikinci fıkra davasında muhalefetin yapıldığı tutanak veya yazılı itiraz belgesiyle kanıtlanır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

TTK m.203 — Talimat

Bu madde, bir sermaye şirketinin pay ve oy haklarının tamamının doğrudan ya da dolaylı yoldan elde tutulduğu tam hâkimiyet halinde, hâkim şirket yönetim kurulunun bağlı şirkete talimat verme yetkisini ve bağlı şirket organlarının bu talimata uyma zorunluluğunu düzenler. Talimatın topluluğun belirlenmiş ve somut politikalarının gereği olması koşulu getirilmiştir. Kime uygulandığı bakımından hâkim ve bağlı şirket arasındaki tam hâkimiyet ilişkisi esas alınır. Madde, talimatın bağlı şirketin ödeme gücünü aşması veya varlığını tehlikeye düşürmesi halini ayrıca düzenlemez; bu yasak TTK m.204'te yer alır. Talimattan doğan sorumluluğun muafiyeti (m.205), tam hâkimiyette pay satın alma hakkı (m.208), hâkimiyetin hukuka aykırı kullanılması ve tazminat (m.202) ile alacaklıların korunması (m.206) bu maddede değil, ilgili maddelerde düzenlenmiştir.

Talimat: hangi kavramlar bilinmeli?

Tam hâkimiyet
Hâkim şirketin, bağlı sermaye şirketinin pay ve oy haklarının tamamını doğrudan ya da dolaylı yoldan elinde bulundurması halidir. Yüzde yüzden az bir pay oranı bu maddenin kapsamına girmez.
Bağlı şirket
Hâkim şirketin tam hâkimiyeti altında bulunan sermaye şirketidir. Madde bakımından yalnızca sermaye şirketi olması yeterlidir.
Talimat
Hâkim şirket yönetim kurulunun bağlı şirketin yönlendirilmesine ve yönetimine ilişkin verdiği bağlayıcı emirdir. Talimat, bağlı şirketin organlarını yükümlü kılar.
Topluluğun belirlenmiş ve somut politikaları
Şirketler topluluğu düzeyinde önceden belirlenmiş, somut nitelikte stratejik politikalardır. Günlük ihtiyaçlara göre verilen talimatlar bu kapsamda değerlendirilmez; gerekçeye göre bu tür talimatlar madde kapsamı dışındadır.

Talimat: hangi şartlar aranır?

  • Hâkim şirketin, bağlı sermaye şirketinin pay ve oy haklarının tamamını doğrudan ya da dolaylı yoldan elinde bulundurması gerekir.
  • Talimatı veren organın hâkim şirketin yönetim kurulu olması gerekir.
  • Talimatın topluluğun belirlenmiş ve somut politikalarının gereği olması gerekir; günlük gereksinimlere dayanan talimatlar bu kapsamda değildir.
  • Talimatın, bağlı şirketin kaybına sebep verebilecek nitelikte olması, tek başına talimatın geçerliliğini ortadan kaldırmaz; bu durum talimat yetkisini engellemez.
  • Talimatın bağlı şirketin yönlendirilmesine ve yönetimine ilişkin olması gerekir.
  • Talimat TTK m.204'te yasaklanan nitelikte olmamalıdır; ödeme gücünü açıkça aşan, varlığını tehlikeye düşürebilecek veya önemli varlıklarının kaybına yol açabilecek talimat verilemez.

Talimat: hangi sonuçları doğurur?

  • Tam hâkimiyet halinde hâkim şirket yönetim kurulu, topluluk politikasının gereği olan talimatı bağlı şirkete verebilir.
  • Talimat, kaybına sebep verebilecek nitelikte olsa bile geçerli olarak verilmiş sayılır ve bağlı şirketin organları bu talimata uymak zorundadır.
  • Bağlı şirketin organları talimata uymak zorunda olduğundan, bu uyma yükümlülüğü talimatın yerine getirilmesi açısından bağlayıcıdır.
  • Talimat topluluk politikasının gereği değilse ya da günlük gereksinimlere dayanıyorsa, bu maddedeki uyma zorunluluğu doğmaz.
  • Talimat TTK m.204 kapsamında yasaklanan nitelikteyse, verilemez; bu durumda bağlı şirket organları talimata uymak zorunda değildir.
  • Yüzde yüzden az paya sahip olunması halinde bu maddedeki talimat yetkisi ve uyma zorunluluğu doğmaz.

Tam hâkimiyet ile yüzde yüzden az paya dayalı hâkimiyet arasındaki fark nedir?

Bağlı şirketin paylarının ve oy haklarının yüzde yüzüne sahip olunduğu hal; hâkim şirket talimat verebilir ve bağlı şirket organları talimata uymak zorundadır.

Yüzde yüzden az paya sahip olunan hal; bu maddedeki talimat yetkisi doğmaz.

Yalnızca tam hâkimiyette bu maddedeki talimat yetkisi ve uyma zorunluluğu vardır.

Topluluk politikasının gereği talimat ile günlük gereksinime dayalı talimat arasındaki fark nedir?

Topluluğun belirlenmiş ve somut politikalarının gereği olan talimat, kaybına yol açabilecek nitelikte olsa bile bu maddenin kapsamına girer.

Günlük gereksinimlere göre verilen talimat, bu maddenin kapsamı dışındadır.

Günlük talimatlar için bu maddedeki uyma zorunluluğu ve buna bağlı koruma geçerli olmaz; bu talimatlarda hâkim şirketin sorumluluğu ağırlaşır.

m.203 talimatı ile m.204 yasaklı talimat arasındaki fark nedir?

m.203 kapsamındaki talimat, kaybına sebep verebilecek nitelikte olsa bile verilebilir ve uyulması zorunludur.

m.204 kapsamındaki talimat, bağlı şirketin ödeme gücünü aşan, varlığını tehlikeye düşüren veya önemli varlıklarını kaybettiren niteliktedir; verilemez.

m.204 kapsamına giren talimat, m.203 yetkisine dayanılarak verilemez; verilse bile bağlı şirket buna uymak zorunda değildir.

Talimat: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Yüzde yüzden az payın bulunduğu bir ilişkiye bu maddeyi uygulamak; tam hâkimiyet koşulunun gerçekleşmediği hallerde talimat yetkisi aranmamalıdır.
  • Günlük gereksinimlere dayanan talimatları topluluk politikasının gereği saymak; bu talimatlar madde kapsamı dışındadır.
  • Talimatın kaybına sebep vermesini tek başına yasak saymak; m.203 kaybına sebep verebilecek talimatı da kapsar, yasak m.204'te yer alan nitelikle sınırlıdır.
  • m.203 yetkisini m.204 yasağının önüne geçecek şekilde yorumlamak; m.204 kapsamındaki talimat verilemez.
  • Talimata uyan bağlı şirket organlarının sorumsuz olduğunu m.203'ten çıkarmak; sorumsuzluk m.205'te düzenlenmiştir ve kapsamı ayrıca değerlendirilmelidir.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Tam hâkimiyet ilişkisinin bulunmadığı durumda talimat yetkisinin doğmayacağı, şirketler topluluğu ilişkilerinde bu ayrımın dikkate alındığı kabul edilmektedir. (11. Hukuk Dairesi, 2023/3867 E., 2023/4856 K., 11.09.2023)
  • Şirketler topluluğuna ilişkin düzenlemelerin TTK m.195-209 hükümlerinde toplandığı ve bu hükümlerin birlikte değerlendirilmesi gerektiği kabul edilmektedir. (2020/56 E., 2023/108 K., 01.06.2023)
  • Hâkim şirketin bağlı şirkete karşı sorumluluğunun ve alacaklıların korunmasının ayrı hükümlerde ele alındığı, tam hâkimiyet halinde talimat ilişkisinin bu bağlamda değerlendirildiği kabul edilmektedir. (11. Hukuk Dairesi, 2023/3867 E., 2023/4856 K., 11.09.2023; 11. Hukuk Dairesi, 2022/2394 E., 2023/6103 K., 24.10.2023)

Nasıl ispat edilir?

  • Talimat yetkisine dayanan tarafın, hâkim şirketin bağlı şirketin pay ve oy haklarının tamamını doğrudan ya da dolaylı yoldan elinde bulundurduğunu ispatlaması gerekir; bu, ticaret sicili kayıtları ve pay defteri ile ispatlanır.
  • Talimatın topluluk politikasının gereği olduğunu ileri süren hâkim şirket, bu politikanın önceden belirlenmiş ve somut olduğunu ispatlamakla yükümlüdür; politika belgeleri ve yönetim kurulu kararları bu amaçla kullanılabilir.
  • Talimatın günlük gereksinimden kaynaklandığını ileri süren taraf, bu iddiasını talimat metni ve bağlı olduğu işlemin niteliği ile ispatlar.
  • Talimatın TTK m.204 kapsamında yasaklanan nitelikte olduğunu ileri süren bağlı şirket organları veya alacaklılar, talimatın ödeme gücünü aştığını veya varlığını tehlikeye düşürdüğünü ispatlamakla yükümlüdür.
  • Bağlı şirket organlarının talimata uyduğunu savunması halinde, talimatın varlığını ve içeriğini yazılı belgeyle ortaya koyması gerekir; yazılı belge bulunmaması, talimatın varlığının tartışmalı hale gelmesine yol açar.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.204: Ödeme gücünü aşan, varlığını tehlikeye düşürebilecek veya önemli varlıkların kaybına yol açabilecek talimatların verilmesini yasaklar. m.203 yetkisi bu sınırın içinde kullanılır.
  • 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.205: Yasaklanan talimatı yerine getiren yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğunu düzenler. Malzemeye göre bu hüküm sorumsuzluk öngörür; m.203 talimatı yerine getirenlerin sorumluluğu bakımından bağlantılıdır.
  • 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.206: Talimat sonucu zarara uğrayan bağlı şirket alacaklılarının korunmasını düzenler; talimatın doğurduğu zararın hesabına bağlıdır.
  • 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.208: Tam hâkimiyet halinde bağlı şirket paylarının satın alınmasını düzenler; m.203 ile tam hâkimiyet koşulunu ortaklaşa tamamlar.
  • 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.202: Hâkimiyetin hukuka aykırı kullanılmasını ve tazminat sorumluluğunu düzenler; m.203 talimatının hukuka aykırılık denetimi bakımından ilgilidir.
  • 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.195: Şirketler topluluğunun ve hâkim şirket kavramının tanımını yapar; m.203'teki hâkimiyet ilişkisinin kurulması bu hükme dayanır.

TTK m.204 — İstisna

Madde, hâkim şirketin bağlı şirkete vereceği talimatların sınırını çizer. Bağlı şirketin ödeme gücünü açıkça aşan, varlığını tehlikeye düşürebilecek ya da önemli varlıklarını kaybetmesine yol açabilecek talimatların verilmesini yasaklar. Hükmün muhatabı hâkim şirket ile bağlı şirket yönetim kurulu ve bağlı şirket üzerinde talimat yetkisi kullanan taraftır. Maddenin kapsamı, şirketler topluluğunda talimat verilmesi ilişkisidir. Yasak talimatın sorumluluk sonuçlarını düzenlemez (m.205). Talimat verme yetkisinin genel çerçevesini ve bağlı şirketin korunmasına ilişkin genel ilkeleri düzenlemez (m.195 ve m.203). Yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğunun kapsamı ile ayrıca tazminat ve sorumluluk davaları m.205 ve ilgili genel hükümlerde yer alır.

İstisna: hangi kavramlar bilinmeli?

Talimat
Hâkim şirketin bağlı şirketin yönetim kuruluna, şirketler topluluğu menfaatinin gerektirdiği durumlarda verdiği ve bağlı şirketin yönetimini yönlendiren emir niteliğindeki yönlendirmedir.
Ödeme gücünü açıkça aşan talimat
Bağlı şirketin borçlarını vadesinde ödeyebilme kapasitesinin üzerinde bir yükümlülük doğuran talimattır. Talimatın bu niteliği açık olmalıdır; sadece riskli veya zor olan talimatlar bu kapsamda değerlendirilmez.
Varlığını tehlikeye düşürebilecek talimat
Bağlı şirketin devamlılığını, yani ticari faaliyetini sürdürme olanağını tehdit eden talimattır. Burada aranan, tehlikenin ortaya çıkabilir olmasıdır.
Önemli varlıkların kaybı
Bağlı şirketin ekonomik faaliyeti için gerekli olan ve değeri yüksek malvarlığı unsurlarının yitirilmesine yol açabilecek talimattır. Kaybın ölçüsü önemli olmalıdır.

İstisna: hangi şartlar aranır?

  • Talimatın bağlı şirketin ödeme gücünü açıkça aşmamalıdır; ödeme gücünü aşan talimat bu yasağın kapsamına girer.
  • Talimat bağlı şirketin varlığını tehlikeye düşürebilecek nitelikte olmamalıdır.
  • Talimat bağlı şirketin önemli varlıklarını kaybetmesine yol açabilecek nitelikte olmamalıdır.
  • Yukarıdaki üç hâlden biri gerçekleşiyorsa talimat verilemez; bu yasak hâkim şirket bakımından mutlaktır.

İstisna: hangi sonuçları doğurur?

  • Yasak kapsamındaki talimat verilemez; bu yasağa aykırı bir talimat hukuken geçerli bir talimat niteliği taşımaz.
  • Hâkim şirket yasağa aykırı talimat verse bile bağlı şirket yönetim kurulu bu talimata uymak zorunda değildir.
  • Talimat yasak kapsamına girmiyorsa, yani ödeme gücünü açıkça aşmıyor ve varlığı tehlikeye düşürmüyor veya önemli varlıkların kaybına yol açmıyorsa, bağlı şirket yönetim kurulu talimata uymakla yükümlü olabilir.
  • Yasak talimatın yerine getirilmesinin sorumluluk sonuçları m.205 kapsamında ayrıca değerlendirilmelidir.

Bağlı şirketin ödeme gücünü aşan talimat ile talimatın bağlı şirkete uyulmasının zorunlu olmaması arasındaki fark nedir?

Bağlı şirketin ödeme gücünü açıkça aşan, varlığını tehlikeye düşürebilecek ya da önemli varlıklarını kaybetmesine yol açabilecek talimat.

Bunun dışında kalan, bağlı şirketin mali dengesini ciddi biçimde bozmayan talimatlar.

Birinci gruptaki talimat verilemez; verilirse bağlı şirket yönetim kurulu bu talimata uymak zorunda değildir. İkinci gruptaki talimatlar bakımından bu yasak uygulanmaz.

İstisna: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Yasağı her türlü riskli talimat için geçerli saymak; yasak yalnızca açık ödeme gücü aşımı, varlık tehlikesi veya önemli varlık kaybı hâllerinde geçerlidir.
  • Yasak talimata uyulmasının yönetim kurulu üyelerini m.205 uyarınca koruyacağını varsaymak; m.205 bu hâlde de sorumsuzluk sağlamamaktadır, sorumluluk ayrıca değerlendirilmelidir.
  • Gerekçedeki sorumluluk ifadesi ile m.205 metnini aynı şey saymak; uygulamada metin üstündür ve m.205 metni m.204 talimatına uyan yönetim kurulunu sorumlu tutmamaktadır.
  • Talimatın ekonomik etkisini değerlendirmeden yalnızca talimatın biçimine bakarak geçerliliğine karar vermek.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Madde bakımından yargı kararlarında yalnızca ilgili düzenlemelerin sıralandığı görülmektedir; kararlarda m.204'ün uygulanışına ilişkin ayrıntılı bir değerlendirme yer almamaktadır. (11. Hukuk Dairesi, 2023/3867 E., 2023/4856 K., 11.09.2023)
  • Şirketler topluluğu hükümlerinin m.195 ile m.209 arasında düzenlendiği ve bu bölümün bütününün birlikte değerlendirilmesi gerektiği kabul edilmektedir. (2020/56 E., 2023/108 K., 01.06.2023)

Nasıl ispat edilir?

  • Talimatın m.204 kapsamına girdiğini ileri süren taraf, talimatın bağlı şirketin ödeme gücünü açıkça aştığını veya varlığını tehlikeye düşürdüğünü ya da önemli varlıkların kaybına yol açtığını ispatlamakla yükümlüdür.
  • Bu ispatta bağlı şirketin mali tabloları, bütçe ve nakit akış verileri ile talimatın ekonomik etkisini gösteren belgeler kullanılabilir.
  • Talimatın yasak kapsamında olmadığını savunan hâkim şirket, talimatın mali etkisinin sınırlı olduğunu belgelerle göstermek zorundadır.
  • Talimatın yazılı olarak verilmiş olması ispatı kolaylaştırır; sözlü talimatlarda ise tanık ve yazışma delilleri belirleyici olabilir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6102 sayılı Kanun m.205: Yasak talimatın yerine getirilmesi hâlinde yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğunu düzenler; m.204 ile birlikte okunduğunda yasaklanan talimata uyulmasının sonucunu belirler.
  • 6102 sayılı Kanun m.203: Bağlı şirketin hâkim şirket talimatına uymasını düzenleyen genel kuraldır; m.204 bu genel kuralın istisnasını oluşturur.
  • 6102 sayılı Kanun m.195: Şirketler topluluğu ve hâkimiyet kavramlarını tanımlar; m.204'teki talimat ilişkisinin varlığı için gerekli çerçeveyi oluşturur.

TTK m.205 — Bağlı şirketin organlarının şirkete ve pay sahiplerine karşı sorumsuzluğu

Bu madde, bağlı şirketin yönetim kurulu üyelerinin, yöneticilerinin ve sorumlu tutulabilecek diğer ilgililerin, hâkim şirketin TTK m.203 ve m.204 kapsamındaki talimatlarına uymaları nedeniyle şirkete ve pay sahiplerine karşı sorumlu tutulamayacaklarını düzenler. Hüküm, talimata uyma ile oluşan sorumsuzluğu konu alır. Maddenin uygulanması, talimatın m.203 şartlarına uygun olup olmadığına ve m.204 yasağına aykırı olup olmadığına bağlıdır. Madde, bağlı şirket alacaklılarının açacağı davaları, hâkim şirketin bağlı şirkete verdiği zararın denkleştirilmesini, tam hâkimiyette hâkim şirketin sorumluluğunu ve kanuna ya da esas sözleşmeye aykırılıktan doğan sorumluluk esaslarını düzenlemez; bu konular TTK m.202 (hâkimiyetin hukuka aykırı kullanılması), m.206 (bağlı şirket alacaklılarının dava hakkı) ve m.553 (kurucu, yönetim kurulu üyesi ve yöneticilerin sorumluluğu) hükümlerinde yer alır. Ayrıca sorumluluk davasının zamanaşımı ve hak düşürücü süreleri de bu maddenin konusu değildir.

Bağlı şirketin organlarının şirkete ve pay sahiplerine karşı sorumsuzluğu: hangi kavramlar bilinmeli?

Talimat
Tam hâkimiyet halinde hâkim şirketin yönetim kurulunun, bağlı şirketin yönetim organına topluluk politikaları çerçevesinde verdiği yönlendirici ve yönetime ilişkin emirdir. Talimatın m.203 kapsamında olabilmesi için topluluk politikası çerçevesinde verilmiş olması gerekir.
Talimat verme yasağı
TTK m.204 uyarınca bağlı şirketin ödeme gücünü açıkça aşan, varlığını tehlikeye düşürebilecek veya önemli varlıklarını kaybetmesine yol açabilecek nitelikteki talimatların verilemeyeceği kuraldır. Bu yasağa aykırı talimat bağlı şirketi bağlamaz.
Sorumsuzluk
Talimatın yerine getirilmesi nedeniyle yönetim kurulu üyesi veya yöneticinin şirkete ve pay sahiplerine karşı hukuken sorumlu tutulamaması durumudur. Bu durum yalnız m.203 ve m.204'e uygun talimatlar için doğar.

Bağlı şirketin organlarının şirkete ve pay sahiplerine karşı sorumsuzluğu: hangi şartlar aranır?

  • Talimatın hâkim şirketin yönetim kurulu tarafından, topluluk politikaları çerçevesinde verilmiş olması gerekir.
  • Talimatın bağlı şirketin yönetim kurulu üyesi, yöneticisi veya sorumlu tutulabilecek diğer bir ilgili tarafından yerine getirilmiş olması gerekir.
  • Talimatın m.204'te düzenlenen talimat verme yasağı kapsamına girmemesi, yani bağlı şirketin ödeme gücünü açıkça aşmaması, varlığını tehlikeye düşürmemesi ve önemli varlıklarını kaybetmesine yol açmaması gerekir.
  • Sorumsuzluğun doğabilmesi için yerine getirilen talimatın m.203 şartlarına uygun olması ve m.204 kapsamındaki yasaklanmış talimat olmaması gerekir.
  • Sorumsuzluk, şirket ve pay sahipleri yönünden sonuç doğurur; bu sonuç m.205'te açıkça yer alan iki muhatap ile sınırlıdır.

Bağlı şirketin organlarının şirkete ve pay sahiplerine karşı sorumsuzluğu: hangi sonuçları doğurur?

  • Talimat m.203 şartlarına uygun ve m.204 kapsamı dışında ise, talimata uyan yönetim kurulu üyeleri, yöneticiler ve sorumlu tutulabilecek ilgililer şirkete ve pay sahiplerine karşı sorumlu tutulamaz.
  • Talimat m.204 kapsamındaki yasaklı nitelikte ise, talimata uyulması m.205 sorumsuzluğunu doğurmaz; uyan kişiler şirkete ve pay sahiplerine karşı sorumlu olabilir.
  • Yasaklı talimata bağlı şirket yönetim kurulu üyelerinin uymak zorunda olmadığı, m.204'ün ikinci etkisinden çıkar.
  • Madde, bağlı şirket alacaklılarına karşı bir sorumsuzluk kuralı içermez; alacaklıların hakları ayrı hükümlerden doğar.
  • Sorumsuzluk, talimatın m.203'e uygun verildiği hâllerde talimata uyan kişinin özen ve sadakat yükümlülüğünden doğan tazminat sorumluluğunu kaldırır.

m.203 talimatı ile m.204 yasaklı talimat arasındaki fark nedir?

m.203 kapsamında, topluluk politikası çerçevesinde verilen ve bağlı şirketin mali dengesini ciddi biçimde bozmayan talimat.

m.204'te sayılan nitelikte olan, ödeme gücünü açıkça aşan veya varlığı tehlikeye düşüren talimat.

Birinci durumda yönetim kurulu üyeleri ve yöneticiler sorumlu tutulamaz. İkinci durumda m.205 sorumsuzluk sağlamaz; talimata uyan kişi şirkete ve pay sahiplerine karşı sorumlu olabilir.

Şirket / pay sahipleri / alacaklılar muhatapları: fark nedir?

Maddede sorumsuzluk ile korunan muhataplar: bağlı şirket ve pay sahipleri.

Maddede adı geçmeyen bağlı şirket alacaklıları.

m.205 alacaklılara karşı açık bir sorumsuzluk düzenlemez. Alacaklıların dava hakkı m.206 ve m.202 üzerinden değerlendirilir.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Bağlı şirket alacaklılarının dava hakkı, m.205'in sorumsuzluk düzenlemesinden bağımsız olarak m.206 üzerinden değerlendirilmektedir. (2020/56 E., 2023/108 K., 01.06.2023)

Nasıl ispat edilir?

  • Talimatın m.203 şartlarına uygun olduğunu ileri süren yönetim kurulu üyesi veya yönetici, talimatın topluluk politikası çerçevesinde verildiğini ve bağlı şirketin ödeme gücünü aşmadığını ispat etmelidir.
  • Sorumluluk davasını açan şirket veya pay sahibi, talimatın m.204 kapsamına girdiğini ve talimata uyulduğunu ispat etmelidir.
  • Yazılı talimat, yönetim kurulu kararı ve bağlı şirketin mali tabloları, talimatın niteliğini ve mali etkisini göstermede temel delillerdir.
  • Talimat yazılı olmadığında tanık ve fiili uygulamaya ilişkin belgeler ile ispat yapılır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6102 sayılı Kanun m.203: Talimatın verilmesi ve uyulmasının koşullarını düzenler; m.205 sorumsuzluğu yalnız bu maddeye uygun talimatlara bağlar.
  • 6102 sayılı Kanun m.204: Talimat verme yasağını düzenler; m.205 sorumsuzluğu bu yasağa aykırı talimatlar bakımından uygulanmaz.
  • 6102 sayılı Kanun m.202: Hâkimiyetin hukuka aykırı kullanılmasını ve buna bağlanan tazminat sorumluluğunu düzenler; talimat uygulamasında ayrıca değerlendirilir.
  • 6102 sayılı Kanun m.206: Bağlı şirket alacaklılarının dava hakkını düzenler; m.205'in sorumsuzluğu alacaklılara karşı açıkça uygulanmadığı için bu madde ile birlikte okunur.
  • 6102 sayılı Kanun m.553: Kurucu, yönetim kurulu üyesi ve yöneticilerin sorumluluğunu düzenler; m.205'teki 'sorumlu tutulabilecek diğer ilgililer' ibaresi bu madde ile birlikte değerlendirilir.

TTK m.206 — Şirket alacaklılarının dava hakkı

TTK m.206, hâkim şirketin, bağlı şirketin zararına yol açan talimatları dolayısıyla bağlı şirket alacaklılarına tanınan tazminat davasını düzenler. Birinci fıkra davanın koşullarını, davalıları ve bu davaya uygulanacak savunma ile sorumluluk hükümlerini; ikinci fıkra ise kredi ve benzeri alacaklarda davalıların sorumluluktan kurtulma halini belirler. Dava, hâkim şirket ve kayba sebebiyet veren yönetim kurulu üyelerine karşı, bağlı şirketin alacaklıları tarafından açılır. Maddenin uygulanmadığı kişiler ve konular bakımından metinde ayrıca bir düzenleme yoktur; bağlı şirketin ve bağlı şirket pay sahiplerinin dava hakkı (m.202), hâkimiyetin hukuka aykırı kullanılmasının genel çerçevesi ve tazminat ile denkleştirme yükümlülüğü (m.203) ayrı maddelerde yer alır. Pay sahiplerinin dava hakkı (m.202/1-b, c), şirket alacaklılarının doğrudan zarar davası (m.553) ve dolaylı zarar davası (m.555, m.556) ile zamanaşımı (m.560) bu maddenin kapsamı dışındadır.

Şirket alacaklılarının dava hakkı: hangi kavramlar bilinmeli?

Tam hâkimiyet
Hâkim şirketin bağlı şirketin tüm paylarına sahip olması ya da bağlı şirketi tek başına yönlendirebilecek durumda bulunmasıdır. Maddenin birinci fıkrasındaki denkleştirme yükümlülüğü bu durumda hâkim şirkete yüklenir.
Denkleştirme
Talimat dolayısıyla bağlı şirkette oluşan kaybın, aynı hesap yılı içinde hâkim şirket tarafından fiilen giderilmesi ya da bağlı şirkete denk bir istem hakkı tanınmasıdır. Kaybın hesap yılı içinde giderilmesi ya da istem hakkının zamanı ve şekli belirtilerek tanınması gerekir.
Denk istem hakkı
Bağlı şirketin hâkim şirkete karşı, kaybın karşılığını sağlayacak bir alacak hakkıdır. Bu hakkın zamanı ve şekli açıkça belirtilmiş olmalıdır; aksi halde denkleştirme yapılmamış sayılır.
Krediden ve benzeri sebeplerden doğan alacak
Bağlı şirketin hâkim şirketle ilişkisi kapsamında kredi, teminat ya da benzeri bir finansman ilişkisinden doğan alacaktır. İkinci fıkradaki savunmanın yalnız bu tür alacaklarda ileri sürülebildiği metinden anlaşılmaktadır.

Şirket alacaklılarının dava hakkı: hangi şartlar aranır?

  • Hâkim şirketin ve yöneticilerinin, m.203 çerçevesinde verdikleri talimat nedeniyle bağlı şirkette bir kayıp oluşmuş olmalıdır.
  • Oluşan kayıp, o hesap yılı içinde denkleştirilmemiş olmalıdır; denkleştirme fiilen yapılmadıkça veya zamanı ve şekli belirtilerek denk bir istem hakkı tanınmadıkça bu koşul gerçekleşir.
  • Davacı, bağlı şirketin alacaklısı olmalı ve zarara uğramış bulunmalıdır.
  • Dava, hâkim şirkete ve kayba sebebiyet veren yönetim kurulu üyelerine karşı açılmalıdır.
  • Davalılar, m.202/1-d uyarınca, kayba sebebiyet veren işlemin bağımsız bir şirketin yönetim kurulu üyelerince de yapılabileceğini ya da yapılmaktan kaçınabileceğini ispat ederek tazminat sorumluluğundan kurtulabilir.
  • Krediden ve benzeri sebeplerden doğan alacaklarda, davacının denkleştirmenin yapılmadığını ya da istem hakkının tanınmadığını bilerek alacağı doğuran ilişkiye girdiğini veya işin niteliği gereği bilmesi gerektiğini davalılar ispatlamalıdır.
  • Dava, m.202/1-e ve kıyas yoluyla m.553, m.555, m.556, m.557, m.560 ve m.561 hükümlerine tabi olarak görülür.

Şirket alacaklılarının dava hakkı: hangi sonuçları doğurur?

  • Hesap yılı içinde denkleştirme yapılmamış ve denk istem hakkı tanınmamışsa, zarara uğrayan alacaklılar hâkim şirkete ve kayba sebebiyet veren yönetim kurulu üyelerine karşı tazminat davası açabilir.
  • Denkleştirme yapılmış ya da zamanı ve şekli belirtilmiş denk istem hakkı tanınmışsa, bu maddeye dayanılarak dava açılamaz.
  • Davalılar m.202/1-d savunmasını ileri sürüp ispatlarsa tazminata hükmedilmez.
  • Krediden ve benzeri alacaklarda, davacının bilerek ya da bilmesi gerekerek ilişkiye girdiğinin ispatı hâlinde davalılar sorumluluktan kurtulur.
  • Dava, kıyas yoluyla m.553 ve diğer anılan maddelerdeki sorumluluk rejimine tabidir.
  • Hükmedilecek tazminat, dava açan alacaklıya değil, metinde yer alan düzenleme ve uygulamaya göre bağlı şirketin zararını gidermeye yöneliktir.

Bağlı şirket alacaklısı ile bağlı şirket pay sahibi arasındaki fark nedir?

Bağlı şirket alacaklısı, m.206 uyarınca hâkim şirkete ve yönetim kurulu üyelerine karşı dava açar.

Bağlı şirket ve bağlı şirket pay sahipleri, tam hâkimiyet sebebiyle bu maddeye dayanarak dava açamaz; pay sahipleri hakları m.202 kapsamında kullanır.

Dava hakkının sahibi ve dayanağı değişir; aynı zarar için iki farklı yol bulunmaktadır.

Denkleştirme ile tazminat sorumluluğu arasındaki fark nedir?

Hesap yılı içinde kaybın denkleştirilmesi ya da zamanı ve şekli belirtilmiş denk istem hakkının tanınması hâlinde dava açılamaz.

Bu yapılmadığında alacaklı dava açabilir.

Denkleştirme dava hakkını ortadan kaldırır; yapılmadığında dava açılabilir.

Genel sorumluluk ile kredi ve benzeri alacaklar arasındaki fark nedir?

Kredi ve benzeri sebeplerden doğmayan alacaklarda davalılar yalnız m.202/1-d savunmasını ileri sürebilir.

Kredi ve benzeri alacaklarda davalılar, davacının bilgisini ispatlayarak ek bir savunma yapabilir.

İkinci fıkra kapsamındaki alacaklarda sorumluluktan kurtulma ek bir yolla da mümkündür.

Şirket alacaklılarının dava hakkı: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Pay sahiplerinin dava hakkını m.206'ya dayandırmak; bu hak m.202 kapsamındadır ve m.206 yalnız bağlı şirket alacaklılarına tanınmıştır.
  • Hesap yılı kavramını gözden kaçırıp kaybın sonraki yıllarda giderilmesini denkleştirme saymak; denkleştirme aynı hesap yılı içinde yapılmalıdır.
  • Denk istem hakkını zamanı ve şekli belirtilmeden tanınmış saymak; metin bu bilgilerin açıkça belirtilmesini şart koşar.
  • Krediden ve benzeri alacak ayrımını yapmadan ikinci fıkra savunmasını her alacağa uygulamak.
  • Davalıların ikinci fıkradaki savunmasını, m.202/1-d savunmasıyla karıştırmak; bunlar ayrı savunma yollarıdır.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Kararda, bağlı şirketin borç batıklığına sürüklenmesi ve hâkim şirketin hâkimiyetini kötüye kullanması iddiası, m.202, m.203 ve m.206 birlikte değerlendirilerek incelenmektedir. (11. Hukuk Dairesi, 2023/3867 E., 2023/4856 K., 11.09.2023)
  • Şirketler topluluğu düzenlemesinin m.195 ila m.209 arasında yer aldığı belirtilmektedir. (2020/56 E., 2023/108 K., 01.06.2023)

Nasıl ispat edilir?

  • Tazminat davasını açan bağlı şirket alacaklısı, hâkim şirketin talimat verdiğini, bu talimat nedeniyle bağlı şirkette kayıp oluştuğunu ve bu kaybın hesap yılı içinde denkleştirilmediğini ya da denk istem hakkı tanınmadığını ispatlamakla yükümlüdür.
  • Talimatın varlığı ve kaybın bağlı şirketin hesaplarında görülmesi bakımından yazılı belgeler, şirket defterleri ve bağımsız denetim raporları kullanılabilir.
  • m.202/1-d savunmasını ileri süren davalılar, kayba sebebiyet veren işlemin bağımsız bir şirketin yönetim kurulu üyelerince de yapılabileceğini ya da yapılmaktan kaçınabileceğini ispatlamakla yükümlüdür.
  • Krediden ve benzeri alacaklarda davalılar, davacının denkleştirmenin yapılmadığını ya da istem hakkının tanınmadığını bilerek ya da bilmesi gerekerek ilişkiye girdiğini ispatlamakla yükümlüdür.
  • Denkleştirme ya da denk istem hakkının tanındığını iddia eden taraf, bu iddiayı zamanı ve şekli belirtilmiş yazılı belgelerle ispatlamalıdır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6102 sayılı Kanun m.202: Birinci fıkradaki (d) bendi davalıların savunma dayanağıdır, (e) bendi ise bu davaya uygulanır. Bağlı şirket ve pay sahiplerinin dava hakkını da düzenler.
  • 6102 sayılı Kanun m.203: Talimat verme yetkisini ve denkleştirme yükümlülüğünü düzenler; m.206'daki kaybın kaynağı bu maddedeki talimattır.
  • 6102 sayılı Kanun m.553: Yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğuna ilişkin hükümler, kıyas yoluyla bu davaya uygulanır.
  • 6102 sayılı Kanun m.555: Pay sahiplerinin şirket adına dava açma hakkını düzenler; kıyas yoluyla uygulanacak hükümler arasındadır.
  • 6102 sayılı Kanun m.556: Şirketin iflası hâlinde alacaklıların dava hakkını düzenler; kıyas yoluyla uygulanacak hükümler arasındadır.
  • 6102 sayılı Kanun m.560: Anonim şirketler hukukundaki zamanaşımı hükümlerini düzenler; kıyas yoluyla uygulanacak hükümler arasındadır.

TTK m.207 — Özel denetim

Madde, bağlı şirketin hâkim şirketle veya diğer bir bağlı şirketle ilişkilerinde hilenin veya dolanın varlığını belirten bir görüş bildirilmesi halinde, bu konunun açıklığa kavuşturulması amacıyla özel denetçi atanmasını düzenler. Hakkı her bağlı şirket pay sahibi kullanabilir ve başvuru, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesine yapılır. Maddede denetçinin bu görüşü hangi yetkili organ ya da kişi tarafından bildirmesi gerektiği, özel denetçinin görev ve raporu ile atama usulünün ayrıntıları yer almaz; bunlar genel özel denetim hükümlerinde (TTK m.438 vd.) düzenlenmiştir. Ayrıca madde, bağlı şirketin hâkim şirkete karşı açılacak tazminat davasını, şirket topluluğunda sorumluluk esaslarını ve genel denetim (bağımsız denetim) ilişkisini düzenlemez (ilgili hükümler TTK m.195 vd. ve m.397 vd.).

Özel denetim: hangi kavramlar bilinmeli?

Bağlı şirket
Başka bir şirketin hâkimiyeti altında bulunan şirkettir. Maddenin koruduğu pay sahibi bu şirketin ortağıdır ve hakkını bu sıfatıyla kullanır.
Hile
Bağlı şirketin zararına, hâkim şirketin ya da diğer bağlı şirketin kendi menfaati için aldatıcı biçimde gerçekleştirdiği işlem veya davranış olarak anlaşılır. Maddenin tanımladığı bir kavram değildir; denetçinin görüşünde bu niteliğin açıkça belirtilmesi aranır.
Dolanma
Hukuka aykırı sonuca ulaşmak için hukuki biçimlerin ardına sığınılarak yapılan ve görünüşte geçerli bir işlemle amaçlanan sonucun elde edilmesidir. Maddede yer alan hile ile birlikte kullanılan ve denetçi görüşünde belirtilmesi gereken ikinci niteliktir.
Özel denetçi
Belirli bir konunun açıklığa kavuşturulması için mahkemece atanan ve bağımsız olarak inceleme yapan kişidir. Maddede atanma koşulu, denetçi görüşündeki hile veya dolanma tespitine bağlıdır.

Özel denetim: hangi şartlar aranır?

  • Bağlı şirketin, hâkim şirketle veya diğer bir bağlı şirketle ilişkilerinde bir bağlılık ilişkisi bulunmalıdır; madde yalnız bu ilişkilere uygulanır.
  • Denetçi, özel denetçi, riskin erken saptanması ve yönetimi komitesi ya da madde metnindeki diğer yetkili birimlerden biri, hilenin veya dolanın varlığını belirten bir görüş bildirmiş olmalıdır; yalnız hile ya da dolanma şüphesi yetmez.
  • Başvuran kişi bağlı şirketin pay sahibi olmalıdır; her pay sahibi bu hakka sahiptir ve pay oranı aranmaz.
  • Talep, bu konunun açıklığa kavuşturulması amacıyla yapılmalıdır; amaç dışında kullanılan başvuru bu maddeye dayanamaz.
  • Başvuru, bağlı şirketin merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesine yapılmalıdır.

Özel denetim: hangi sonuçları doğurur?

  • Koşullar gerçekleştiğinde, her bağlı şirket pay sahibi şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden özel denetçi atanmasını isteyebilir.
  • Madde yalnız bağlı şirket pay sahibine başvuru hakkı tanır; bağlı şirket tüzel kişiliğinin veya başka kişilerin bu madde ile başvurma yetkisi açıkça düzenlenmemiştir.
  • Denetçi görüşünde hile veya dolanma belirtilmemişse madde uygulanmaz ve bu başvuru yolu açılmaz.
  • Atanan özel denetçinin raporu ve sonrasındaki sorumluluk, madde metninde ayrıca düzenlenmediğinden genel özel denetim hükümlerine göre belirlenir.

Hile-dolanma görüşü ile genel denetim görüşü arasındaki fark nedir?

Bu madde, denetçinin görüşünde bağlı şirketle hâkim veya diğer bağlı şirket arasındaki ilişkide hile ya da dolanmanın varlığının belirtilmesini esas alır.

Genel denetim raporundaki olağan görüşler ve sıradan ilişki tespitleri bu koşulu karşılamaz.

Yalnız hile veya dolanmayı açıkça belirten görüş özel denetçi isteme yolunu açar; diğer görüşler bu madde kapsamında kalmaz.

Bu madde ile TTK m.438 vd. genel özel denetim arasındaki fark nedir?

Bu madde, bağlı şirket ilişkilerinde hile veya dolanma iddiası için özel bir başvuru yolu öngörür ve pay sahibinin başvurusunu doğrudan mahkemeye yapmasına imkân verir.

Genel özel denetim, pay sahiplerinin bilgi alma ve inceleme haklarıyla bağlantılı olarak genel kurul kararına ve belirli koşullara bağlı olarak işler.

Hile veya dolanma görüşü varsa her bağlı şirket pay sahibi mahkemeye başvurabilir; bu durumda genel kurul kararı ön koşulu aranmadan bu özel yol kullanılabilir. Ancak madde bu ayrımın tüm usul kurallarını ayrıca düzenlemez.

Özel denetim: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Denetçinin görüşünde hile veya dolanmanın açıkça belirtilmediği hâlde madde kapsamında başvuru yapmak; sıradan ilişki tespitini bu maddeye dayandırmak.
  • Maddeyi genel özel denetim yolu ile karıştırmak ve genel kurul kararı ön koşulunu bu madde için de aramak ya da tersine hiç aramamak.
  • Başvuru mercii olarak bağlı şirketin değil, hâkim şirketin merkezinin bulunduğu yeri esas almak.
  • Maddeyi bağlı şirketin pay sahibi dışındaki kişilerin de başvurabileceği bir hüküm sanmak.

Nasıl ispat edilir?

  • Özel denetçi isteyen bağlı şirket pay sahibi, bağlı şirketin hâkim şirketle veya diğer bağlı şirketle bağlılık ilişkisini ve denetçinin hile veya dolanmayı belirten görüşünü belgeyle ispatlamalıdır.
  • Denetçi görüşünün varlığı ve içeriği, denetim raporu ya da görüş yazısı ile ispatlanır; görüşün hile veya dolanmayı açıkça belirtmediği savunmasını karşı taraf ileri sürebilir ve bu savunmayı yazılı belgeyle göstermelidir.
  • Pay sahibi sıfatı, pay defteri ya da ticaret sicili kayıtlarıyla ispatlanır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

TTK m.208 — Satın alma hakkı

Madde, hâkim şirketin bağlı bir sermaye şirketindeki azlık paylarını satın alma hakkını düzenler. Hakkın doğması için hâkim şirketin pay ve oy haklarının en az yüzde doksanına sahip olması ve azlığın davranışının belirli nitelikte olması gerekir; satın alma bedelinin belirlenmesi, borsa değeri ve 202. maddenin ikinci fıkrasındaki değer esas alınarak yapılır. Madde, hâkim ve bağlı şirket arasındaki ilişkinin kurulmasını, şirketler topluluğunun tanımını ve bağlılık karinelerini düzenlemez (m.195-199). Azlık paylarının satın alma bedelinin nasıl hesaplanacağını ayrıntılı olarak düzenlemez (m.202). Bağlı şirket ortaklarının tazminat ve sorumluluk taleplerini düzenlemez (m.202 ve sonrası). Hâkim şirketin bağlı şirketi yönetimine ilişkin sorumluluğu ile hakkın usulüne dair yargılama kuralları maddede yer almaz.

Satın alma hakkı: hangi kavramlar bilinmeli?

Hâkim şirket
Doğrudan veya dolaylı olarak bir sermaye şirketinin paylarının ve oy haklarının en az yüzde doksanına sahip olan şirkettir. Yüzde doksan oranı hem pay hem oy hakkı için ayrı ayrı aranır.
Azlık
Hâkim şirketin dışında kalan, bağlı şirketteki küçük pay sahiplerini ifade eder. Satın alma hakkı bu azlığın paylarına yöneliktir.
Sermaye şirketi
Hakkın yalnızca bağlı şirket bakımından uygulanabildiği şirket türüdür. Kolektif ve komandit şirketlerde bu hak tanınmamıştır.
Borsa değeri
Payın borsada işlem gördüğü hâllerde satın alma bedelinin esasını oluşturan değerdir. Paylar borsada işlem görmüyorsa bu ölçüt uygulanmaz ve 202. maddenin ikinci fıkrasındaki değer esas alınır.
Dürüstlük kuralına aykırılık, fark edilir sıkıntı ve pervasızlık
Azlığın davranışının niteliğini belirleyen ölçütlerdir. Bu üç hâl ile azlığın şirketin çalışmasını engellemesi, satın alma hakkının alternatif koşullarıdır.

Satın alma hakkı: hangi şartlar aranır?

  • Bağlı şirketin sermaye şirketi olması gerekir; kollektif ve komandit şirketlerde bu hak doğmaz.
  • Hâkim şirketin, doğrudan veya dolaylı olarak, bağlı şirketin paylarının en az yüzde doksanına ve oy haklarının en az yüzde doksanına birlikte sahip olması gerekir.
  • Azlığın bağlı şirketin çalışmasını engellemesi, dürüstlük kuralına aykırı davranması, fark edilir sıkıntı yaratması veya pervasızca hareket etmesi gerekir; bu hâllerden birinin bulunması yeterlidir.
  • Hâkim şirket azlığın paylarını, paylar borsada işlem görüyorsa borsa değeriyle, görmüyorsa 202. maddenin ikinci fıkrasında öngörülen değerle satın almak istemelidir.

Satın alma hakkı: hangi sonuçları doğurur?

  • Koşullar birlikte gerçekleştiğinde hâkim şirket azlığın paylarını satın alabilir; bu bir hak olup hâkim şirketin tek taraflı talebiyle doğar.
  • Hakkın doğmadığı hâllerde hâkim şirket azlığın paylarını bu madde uyarınca satın alamaz.
  • Satın alma bedeli, paylar borsada işlem görüyorsa borsa değeri, görmüyorsa 202. maddenin ikinci fıkrasındaki değerdir.
  • Madde, azlığa karşı satın alma talebinin kabul edilmesini ya da reddini mahkemeye bağlamaz; ancak uygulamada bedelin belirlenmesinde uyuşmazlık çıktığında mahkeme kararı gerekir. (İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2019/566 E., 2020/27 K., 21.01.2020)
  • Madde emredici niteliktedir; sözleşme ile hâkim şirketin bu hakkını ortadan kaldıran ya da azlığı bu hakka karşı koruyan bir kayıt geçerli değildir (metinde açıkça düzenlenmemiştir; sonucundan çıkarılmıştır).

Borsa değeri ile 202. madde değeri arasındaki fark nedir?

Payların borsada işlem gördüğü şirketlerde satın alma bedeli, payın borsa değeridir.

Payların borsada işlem görmediği şirketlerde bedel, 202. maddenin ikinci fıkrasında öngörülen şekilde belirlenir.

Bedelin hesap yöntemi değişir; borsa değeri esas alınacaksa 202. maddeye başvurulmaz.

Sermaye şirketi ile diğer ticaret şirketleri arasındaki fark nedir?

Anonim ve limited şirket gibi sermaye şirketlerinde hakkın uygulanması mümkündür.

Kollektif ve komandit şirketlerde azlık paylarını satın alma hakkı tanınmamıştır.

Bağlı şirket sermaye şirketi değilse hâkim şirket bu maddeye dayanarak satın alma yapamaz.

Pay oranı ile oy oranı arasındaki fark nedir?

Pay oranının yüzde doksan olması tek başına yeterli değildir.

Oy oranının da yüzde doksan olması gerekir.

İki oranın birlikte sağlanmaması hâlinde satın alma hakkı doğmaz.

Azlık davranışının nitelikleri: fark nedir?

Azlığın şirketin çalışmasını engellemesi ile dürüstlük kuralına aykırı davranması, ya da fark edilir sıkıntı yaratması ve pervasızca hareket etmesi, ayrı ayrı yeterli hâllerdir.

Bu hâllerin hiçbirinin bulunmadığı durumda, yalnızca yüzde doksan oranının sağlanmış olması hakkı doğurmaz.

Oran şartı gerçekleşmiş olsa bile azlık davranışı aranmadan satın alma hakkı kullanılamaz.

Satın alma hakkı: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Hâkim şirketin yalnızca pay oranını yüzde doksan kabul edip oy oranını ayrıca aramamak; iki oranın da birlikte sağlanması zorunludur.
  • Kollektif veya komandit şirketteki azlık paylarına da bu maddeyi uygulamak; hak yalnızca sermaye şirketleri için tanınmıştır.
  • Payları borsada işlem gören şirkette 202. maddenin ikinci fıkrasındaki değeri esas almak; burada öncelik borsa değerindedir.
  • Azlık davranışının unsurlarını aramadan yalnızca oran şartına dayanarak satın alma yapmak; oran şartı tek başına yeterli değildir.
  • Halka açık ortaklık ayrımını gözden kaçırarak maddeyi doğrudan halka açık şirkete uygulamak. (13. Daire, 2015/3553 E., 2021/5351 K., 27.12.2021)

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Bu hakkın uygulanmasında hâkim şirketin hem pay hem oy oranının yüzde doksan eşiğini karşıladığının kanıtlanması aranmaktadır. (13. Daire, 2018/2457 E., 2023/4950 K., 21.11.2023)
  • Azlık paylarının bedelinin taraflarca uzlaşılamadığı hâllerde mahkemenin bedeli belirlemesi gerektiği kabul edilmektedir. (İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2019/566 E., 2020/27 K., 21.01.2020)
  • Maddenin kamu yararına ilişkin olmadığı, halka açık ortaklıklara uygulanmadığı yönünde görüş benimsenmiştir. (13. Daire, 2015/3553 E., 2021/5351 K., 27.12.2021)
  • Azlık ortağının ortaklıktan çıkarılmasında m.208 yerine m.136, m.141 veya m.531 gibi başka çıkarılma hallerinin ileri sürülmesi gerektiği; m.208 koşullarının ileri sürülmediği hâllerde ortaklıktan çıkarma kararlarının uygulanamayacağı kabul edilmektedir. (11. Hukuk Dairesi, 2024/3897 E., 2024/9212 K., 18.12.2024)

Nasıl ispat edilir?

  • Satın alma hakkını kullanan hâkim şirket, bağlı şirketin sermaye şirketi olduğunu, kendi pay ve oy oranlarının yüzde doksana ulaştığını ticaret sicili kayıtları ve pay defteri ile ispatlamakla yükümlüdür.
  • Azlığın şirketin çalışmasını engellediği, dürüstlük kuralına aykırı davrandığı, fark edilir sıkıntı yarattığı veya pervasızca hareket ettiği iddiasını ileri süren hâkim şirkettir ve bu iddiayı yazılı belgeler, genel kurul tutanakları ve tanık beyanlarıyla ispatlar.
  • Azlık, davranışının bu nitelikte olmadığını ve hakkın koşullarının gerçekleşmediğini savunabilir; bu savunmasını da kendi belgeleriyle ispatlar.
  • Paylar borsada işlem görüyorsa borsa değerinin, görmüyorsa 202. maddenin ikinci fıkrasındaki değerin belgelerle ortaya konması gerekir; bedel uyuşmazlığında bilirkişi incelemesi yapılması olağandır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6102 sayılı Kanun m.202: Payların borsada işlem görmediği hâllerde satın alma bedelinin belirlenmesi için başvurulacak değer ölçütünü içerir; m.208 bu değere atıfla çalışır.
  • 6102 sayılı Kanun m.195: Şirketler topluluğu ve hâkim-bağlı şirket ilişkisinin tanımını düzenler; m.208'deki hâkim şirket kavramının dayanağıdır.
  • 6102 sayılı Kanun m.199: Hâkim şirketin bağlı şirket üzerindeki pay ve oy oranına göre bağlılık karinelerini düzenler; m.208'deki yüzde doksan eşiğinin hesabında yardımcı olur.

TTK m.209 — Güvenden doğan sorumluluk

TTK m.209, hâkim şirketin, şirketler topluluğunun itibarının topluma veya tüketiciye güven veren bir düzeye ulaşması ve bu itibarın kullanılması hâlinde, kullanımın uyandırdığı güvenden sorumlu olmasını düzenler. Hüküm, hâkimiyet ilişkisi çerçevesinde istisnai bir sorumluluk hâli getirir ve hâkim şirketin sorumluluğunu bağlı şirketin kullandığı topluluk itibarına bağlar. Hüküm, şirketler topluluğunun kurulmasının kendiliğinden sorumluluk doğurmadığını, sorumluluğun merkez şartının itibarın kullanılması olduğunu ortaya koyar. Hükmün uygulanması bakımından bağlı şirketin, güven uyandıran itibarı rekabet aracı olarak kullanması ve bu yolla iktisadi menfaat sağlaması ön koşuldur. Düzenlemeye, hâkim şirketin bağlı şirketin borçlarından genel olarak sorumluluğu (m.195 ve sonrası hâkimiyet düzenlemesi kapsamında ayrıca m.202–206), yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu (m.553) ve bağlı şirket alacaklılarının dava hakkı (m.206) girmez; bu konular ilgili maddelerde düzenlenmiştir. Hüküm, bağlı şirketin kendi sözleşme ve haksız fiil sorumluluğunu da düzenlemez.

Güvenden doğan sorumluluk: hangi kavramlar bilinmeli?

Topluluk itibarı
Şirketler topluluğunun topluma veya tüketiciye karşı sahip olduğu, güven uyandıracak düzeye ulaşmış olan genel saygınlık ve güvenilirliktir. Yalnızca topluluğun var olması yeterli değildir; itibarın güven veren bir seviyeye ulaşmış olması gerekir ve bu somut olaya göre belirlenir.
İtibarın kullanılması
Bağlı şirketin, topluluğun itibarından yararlanarak müşteri çekmesi ya da pazar payını artırması anlamına gelen fiilî davranıştır. Topluluk adının açıkça zikredilmesi ya da logonun kullanılması şart değildir; somut olayda itibarın kullanıldığı görülüyorsa yeterlidir. Sadece topluluğa mensubiyet bu kullanmanın yerini tutmaz.
Güvenden doğan sorumluluk
Topluluk itibarının kullanılmasıyla oluşan güvenin boşa çıkması hâlinde hâkim şirketin doğan zarardan sorumlu tutulmasıdır. Sorumluluk, hâkimiyet ilişkisine dayanır ve kusura bağlı olarak değil, güvenin kullanılmasına bağlı olarak doğar.
Hâkim şirket
Bağlı şirket üzerinde hâkimiyet sahibi olan şirkettir. Hükmün öznesi, itibarı kullanılmasına izin veren ya da sesini çıkarmayan bu şirkettir.
Bağlı şirket
Hâkim şirketin hâkimiyeti altında bulunan ve itibarı rekabet aracı olarak kullanan şirkettir. Bağlı şirketin davranışı hükmün tetikleyicisidir.

Güvenden doğan sorumluluk: hangi şartlar aranır?

  • Şirketler topluluğunun itibarının topluma veya tüketiciye güven veren bir düzeye ulaşmış olması gerekir; bu düzey somut olaya göre belirlenir.
  • Bağlı şirketin bu itibarı kullanmış olması gerekir; kullanma için topluluk adının zikredilmesi veya logonun kullanılması şart değildir.
  • İtibarın kullanılmasından halkın veya tüketicinin güven duyması ve bağlı şirkete yönelmesi gerekir; bu güvenin oluşmuş olması sorumluluğun temelidir.
  • Hâkim şirketin bu kullanıma müsaade etmiş olması ya da kullanıma karşı sesini çıkarmamış olması gerekir.
  • Güvenin boşa çıkması, yani topluluk itibarının sunulan tablo, bilgi ve kalite karşısında gerçeği yansıtmaması gerekir.
  • Bu koşullar gerçekleştiğinde hâkim şirketin zararı tazmin etmesi gerekir; topluluğa sadece mensubiyet bu sorumluluğu doğurmaz.

Güvenden doğan sorumluluk: hangi sonuçları doğurur?

  • Koşullar gerçekleştiğinde hâkim şirket, itibarın kullanılmasının uyandırdığı güvenden doğan zarardan sorumlu olur.
  • Bağlı şirketin itibarı kullanması ve hâkim şirketin buna müsaade etmesi hâlinde sorumluluk, hâkim şirketin de üstüne düşer.
  • Topluluk itibarı güven veren düzeye ulaşmamışsa ya da itibar kullanılmamışsa hâkim şirket bu maddeye dayanarak sorumlu tutulamaz.
  • Sorumluluğun doğması için hâkim şirketin kusurunun aranıp aranmayacağı metinde açıkça düzenlenmemiştir; ancak hüküm kusura değil itibarın kullanılmasına bağlanmıştır.
  • Sorumluluk, tazminat sonucunu doğurur; hükmün kapsamı ve tazminatın miktarı ilgili somut olaya göre belirlenir.
  • Hüküm emredici niteliktedir; metinde sözleşmeyle daraltılabileceğine dair bir düzenleme bulunmamaktadır, bu nedenle sözleşmeyle kaldırılması ya da daraltılması öngörülmemiştir.

Topluluğa mensubiyet ile itibarın kullanılması arasındaki fark nedir?

Bağlı şirketin hâkim şirketle aynı topluluğa üye olması, yalnızca hâkimiyet ilişkisinin varlığını gösterir.

Bağlı şirketin topluluk itibarını fiilen kullanması, güvenden doğan sorumluluğun merkez şartıdır.

Yalnızca mensubiyet varsa m.209 uygulanmaz; itibarın kullanılması ispatlandığında hâkim şirket sorumlu olur.

Hâkim şirketin izni ile hâkim şirketin sesini çıkarmaması arasındaki fark nedir?

Hâkim şirketin itibarın kullanılmasına müsaade etmesi, sorumluluğun doğması için yeterli kabul edilen hâllerden biridir.

Hâkim şirketin açıkça izin vermemesine rağmen kullanıma karşı sessiz kalması da aynı sonucu doğurur.

Her iki hâlde de hâkim şirket, kullanımdan doğan zarardan sorumlu tutulur.

Güvenden doğan sorumluluk ile hâkimiyetin genel sorumluluğu (m.195 vd.) arasındaki fark nedir?

m.209 yalnızca topluluk itibarının kullanılmasından doğan güven zararını düzenler.

Hâkimiyetin genel sorumluluk hükümleri bağlı şirketin zararlarını ve kayıplarını, ayrı koşullarla düzenler.

Hangi hükmün uygulanacağı, zararın itibarın kullanılmasından mı yoksa denkleştirme yükümünün ihlalinden mi doğduğuna bağlıdır.

Güvenden doğan sorumluluk: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Hâkim şirketin sorumluluğunu yalnızca şirketler topluluğunun varlığına dayandırmak; sorumluluğun merkez şartı itibarın kullanılmasıdır, mensubiyet yetmez.
  • Topluluk adının açıkça zikredilmediği için m.209’un uygulanmayacağını düşünmek; ad zikri ya da logo kullanımı şart değildir, kullanımın somut olayda belirlenmesi gerekir.
  • İtibarın güven veren düzeye ulaşıp ulaşmadığını soyut ölçütlerle değil, somut olaya göre değerlendirmemek.
  • Hâkim şirketin sorumluluğunu, bağlı şirketin kendi zararını denkleştirme yükümüyle karıştırmak; bu iki sorumluluk farklı koşullara bağlıdır.
  • Hâkim şirketin sessiz kalmasını izin vermemekle özdeş saymak; sessizlik de sorumluluk doğurabilecek bir davranış olarak değerlendirilmelidir.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Güvenden doğan sorumluluğun uygulanabilmesi için bağlı şirketin topluluk itibarını fiilen kullandığının somut olayda ortaya konulması gerektiği kabul edilmektedir. (11. Hukuk Dairesi, 2023/1317 E., 2024/366 K., 17.01.2024)
  • Davacıların hâkim şirketi m.209 uyarınca sorumlu tutarken, hâkim şirketin itibarın kullanılmasına ilişkin rolünü ortaya koyması gerektiği yaklaşımı görülmektedir. (11. Hukuk Dairesi, 2021/7377 E., 2023/1516 K., 13.03.2023)
  • Mahkemelerin m.209’u, topluluğun varlığı ile itibarın kullanılmasını ayrı ayrı inceleyerek değerlendirdiği görülmektedir. (Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2019/550 E., 2022/1007 K., 13.12.2022)
  • Şirketler topluluğuna ilişkin düzenlemenin m.195–209 aralığında yer aldığı ve m.209’un bu bütünün parçası olarak uygulandığı kabul edilmektedir. (2020/56 E., 2023/108 K., 01.06.2023)

Nasıl ispat edilir?

  • Güvenden doğan sorumluluğu ileri süren davacı, bağlı şirketin topluluk itibarını kullandığını ispatlamakla yükümlüdür; bu ispat her türlü delille yapılabilir.
  • Topluluk itibarının güven veren bir düzeye ulaştığı, tanıtım metinleri, reklamlar, kırtasiye ve kamuya açık belgeler gibi yazılı ya da görsel delillerle ortaya konulabilir.
  • Davacı, bağlı şirketin pazar payını ve müşteri yönelimini bu güvenin sonucu olarak gösterebilmek için bilirkişi incelemesi ve ticari kayıtlara dayanabilir.
  • Hâkim şirketin kullanıma müsaade ettiğini ya da sesini çıkarmadığını ileri süren davacı bu iddiasını ispatlamakla yükümlüdür; hâkim şirket, izni olmadığını ve itibarın kullanımını engellemek için önlem aldığını ispatla savunabilir.
  • Tablo, bilgi ve kalite gibi güvene konu unsurların gerçeği yansıtmadığını iddia eden taraf bu aykırılığı ispatlamakla yükümlüdür.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

TTK m.210 — Gümrük ve Ticaret Bakanlığının düzenleme ve denetleme yetkisi

Madde, Gümrük ve Ticaret (Ticaret) Bakanlığının ticaret şirketlerine ilişkin tebliğ yayımlama yetkisini, ticaret sicili müdürlükleri ve şirketlerin bu tebliğlere uymasını, Bakanlık denetimini ve diğer kurumların şirketlere ilişkin düzenleme yetkisinin sınırlarını düzenler. Ayrıca kamu düzenine veya işletme konusuna aykırı işlemler ile muvazaalı iş ve faaliyetler nedeniyle Bakanlığın fesih davası açabilmesini ve bu dava için bir yıllık süreyi düzenler. Maddenin uygulanması ticaret şirketleri bakımından ve Bakanlık ile diğer kamu kurumları arasındaki yetki ilişkisi bakımından söz konusudur. Şirketin kuruluşu ve esas sözleşme değişikliklerinde Bakanlık iznini düzenleyen hüküm (m.5 ilgili Tebliğ), denetimin ayrıntılı usul ve esasları (Yönetmelik), fesih davasının diğer ilgililerce açılması ve fesih davasının hukuki sonuçları bu maddede düzenlenmez; bunlar ilgili Yönetmelik ve diğer kanun hükümlerinde yer alır.

Gümrük ve Ticaret Bakanlığının düzenleme ve denetleme yetkisi: hangi kavramlar bilinmeli?

Tebliğ
Bakanlığın kanunun ticaret şirketlerine ilişkin hükümlerinin uygulanmasına yönelik olarak yayımladığı, ticaret sicili müdürlükleri ve şirketlerin uymakla yükümlü olduğu düzenleyici işlemdir. Tebliğ kanunun kapsamını aşarak yeni yükümlülük koyamaz; kanunun uygulanmasını sağlayan ikincil nitelikte bir işlemdir.
Denetim
Ticaret şirketlerinin Kanun kapsamındaki işlemlerinin Bakanlık denetim elemanlarınca incelenmesidir. Denetim ilkeleri ve usulü yönetmelikle belirlenir; denetim, murakabe, teftiş ve kontrolü kapsayan geniş bir yetkidir.
Kamu düzenine aykırı işlem
Şirketin toplumun temel hukuk ve ahlak değerlerini ihlal eden işlemleridir. Madde metninde ayrıntılı bir tanım yoktur; uygulamada somut olayın değerlendirilmesiyle belirlenir.
İşletme konusuna aykırı işlem
Şirketin esas sözleşmede belirlenen faaliyet konusu dışında yaptığı işlemlerdir. Madde gerekçesinde bu hâlin şahıs şirketlerinde fesih nedeni olmadığı belirtilmektedir.
Muvazaalı iş ve faaliyet
Şirketin gerçek amacını gizleyerek görünürde başka bir amaç için yaptığı iş ve faaliyetlerdir. Muvazaa, gerçek iradenin gizlenmesi anlamında kullanılır.
Fesih davası
Üçüncü fıkra uyarınca Bakanlığın, kamu düzenine veya işletme konusuna aykırı işlem ve hazırlıklar ile muvazaalı iş ve faaliyetler nedeniyle şirketin sona erdirilmesi için açtığı dava türüdür.

Gümrük ve Ticaret Bakanlığının düzenleme ve denetleme yetkisi: hangi şartlar aranır?

  • Fesih davasının açılabilmesi için şirketin kamu düzenine veya işletme konusuna aykırı işlemlerde bulunmuş olması ya da bu yönde hazırlık yapmış olması gerekir.
  • Fesih davasının açılabilmesi için şirketin muvazaalı iş ve faaliyetlerde bulunmuş olması da yeterli bir sebeptir; bu hâl ayrı bir olumlu koşul olarak değerlendirilir.
  • Bu işlem, hazırlık veya faaliyetin Bakanlıkça belirlenmiş olması gerekir; yani Bakanlığın bu nitelikteki durumu tespit etmiş olması şarttır.
  • Fesih davasını yalnızca Gümrük ve Ticaret (Ticaret) Bakanlığı açabilir; ortaklar veya üçüncü kişiler bu fıkraya dayanarak dava açamaz.
  • Dava, işlem, hazırlık veya faaliyetin öğrenilmesinden itibaren bir yıl içinde açılmalıdır.
  • Özel kanunlardaki hükümler saklı kalmalıdır; özel kanunda ayrı bir düzenleme varsa bu fıkra o ölçüde uygulanmaz.
  • Diğer bakanlık, kurum, kurul ve kuruluşların şirketlere ilişkin düzenlemeleri, kanunla tanınan yetki sınırları içinde kalmalı ve öngörülen amaç, konu ve şekle uygun olmalıdır; aksi hâlde düzenleme geçerli bir dayanağa sahip olmaz.

Gümrük ve Ticaret Bakanlığının düzenleme ve denetleme yetkisi: hangi sonuçları doğurur?

  • Bakanlık tebliğ yayımladığında ticaret sicili müdürlükleri ve şirketler bu tebliğlere uymak zorundadır.
  • Ticaret şirketlerinin Kanun kapsamındaki işlemleri Bakanlık denetim elemanlarınca denetlenir ve denetimin usulü ile ilkeleri yönetmelikle düzenlenir.
  • Diğer kurumların kanunla tanınan yetki sınırlarını aşan şirket düzenlemeleri, yetki aşımı nedeniyle geçerli dayanaktan yoksun kalır.
  • Kamu düzenine veya işletme konusuna aykırı işlem, hazırlık veya muvazaalı faaliyet tespit edilirse Bakanlık bir yıl içinde fesih davası açabilir.
  • Bir yıllık süre geçtikten sonra bu fıkraya dayanarak fesih davası açılamaz.
  • Fesih davası açılmazsa şirketin faaliyeti bu fıkra bakımından sona erdirilmez; şirket faaliyetini sürdürür.
  • Özel kanunda ayrı bir düzenleme varsa, bu madde saklı kalmak kaydıyla o düzenleme uygulanır.

Bakanlığın düzenleyici yetkisi ile diğer kurumların düzenleme yetkisi arasındaki fark nedir?

Gümrük ve Ticaret (Ticaret) Bakanlığı, kanunun ticaret şirketlerine ilişkin hükümlerinin uygulanmasıyla ilgili tebliğ yayımlama yetkisine sahiptir.

Diğer bakanlık, kurum, kurul ve kuruluşlar ise yalnızca kendilerine kanunla tanınan yetki sınırları içinde ve öngörülen amaç, konu ve şekle uygun olarak şirketlere ilişkin düzenleme yapabilir.

Diğer kurumların düzenlemesi kanuna dayanmak ve Kanunun ilke ve sistemine aykırı olmamak zorundadır; aykırı düzenleme uygulanamaz nitelikte kalır.

Denetim yetkisi ile fesih davası yetkisi arasındaki fark nedir?

Ticaret şirketlerinin Kanun kapsamındaki işlemleri Bakanlık denetim elemanlarınca denetlenir; bu denetim yalnızca denetim işlemiyle sınırlıdır.

Üçüncü fıkradaki fesih davası, kamu düzenine veya işletme konusuna aykırı işlemler, bu yönde hazırlıklar ya da muvazaalı iş ve faaliyetler bakımından açılabilir.

Denetim sonucunda fesih davası açılması ayrı bir koşula bağlıdır; her denetim sonucu fesih davasına yol açmaz.

Kamu düzenine aykırılık ile işletme konusuna aykırılık arasındaki fark nedir?

Kamu düzenine aykırı işlem, şirketin kamu düzenini ihlal eden faaliyetlerini ifade eder.

İşletme konusuna aykırılık, şirketin esas sözleşmede belirlenen faaliyet konusu dışına çıkmasını ifade eder.

Fıkra her iki hâlde de fesih davası açılmasına olanak tanır; gerekçe ayrı ayrı ispatlanmalıdır.

Sermaye şirketleri ile şahıs şirketleri arasındaki fark nedir?

Sermaye şirketleri bakımından fesih davası açılabilir.

Şahıs şirketleri bakımından, madde gerekçesine göre kamu düzenine aykırılığın çok dar varsayımlarda gerçekleşebileceği düşünülmüştür.

Fesih davası esas olarak sermaye şirketlerine özgüdür; şahıs şirketlerinde uygulama alanı dardır.

Özel kanun hükmü ile genel fesih hükmü arasındaki fark nedir?

Özel kanunlardaki hükümler, bu fıkranın saklı kalması kaydıyla uygulanır.

Bu fıkra ise genel nitelikte fesih düzenlemesi getirir.

Özel kanunda ayrı bir düzenleme varsa o düzenleme öncelikli olabilir; bu fıkra saklı kalmak kaydıyla uygulanır.

Gümrük ve Ticaret Bakanlığının düzenleme ve denetleme yetkisi: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Üçüncü fıkrayı tebliğ yetkisiyle karıştırmak; fesih davası yetkisinin Bakanlığa ait olduğunu ve tebliğ yetkisinin ayrı bir yetki olduğunu ayırt etmek gerekir.
  • Bir yıllık süreyi işlemin yapıldığı tarihten saymak; süre, işlemin, hazırlığın veya faaliyetin öğrenilmesinden itibaren işler.
  • Süreyi mutlak bir zamanaşımı gibi değerlendirmek; metinde niteliği açıkça belirtilmemiştir, bu nedenle niteliği bakımından uygulamada tartışma vardır.
  • Şahıs şirketlerine de fesih davasının doğrudan uygulanabileceğini varsaymak; madde gerekçesi bu fıkranın esas olarak sermaye şirketleri için düşünüldüğünü belirtir.
  • İşletme konusuna aykırılık ile kamu düzenine aykırılığı aynı şey saymak; her iki hâl ayrı ayrı ispat gerektirir.
  • Diğer kurumların düzenlemesini kanunsal dayanağa bakmadan geçerli saymak; yetki sınırları aşılmışsa düzenleme geçersizdir.
  • Ortakların ya da üçüncü kişilerin doğrudan bu fıkraya dayanarak fesih davası açabileceğini düşünmek; dava açma yetkisi Bakanlığa aittir.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Fesih davasının dayanağı olarak, şirketin Kanuna aykırı faaliyeti ile esas sözleşmedeki faaliyet konusu arasındaki uyuşmazlık ileri sürülmekte ve mahkemelerce bu iki ölçüt birlikte değerlendirilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi, 2022/680 E., 2023/795 K., 03.05.2023)
  • Kamu düzenine aykırılık iddiası, somut olayda şirketin ticari yapısının hukuka uygunluğu ile birlikte incelenmekte ve adli soruşturma bulunması bu değerlendirmede önemli bir veri olarak kabul edilmektedir. (İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2025/383 E., 2026/88 K., 12.02.2026; İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2025/381 E., 2026/36 K., 27.01.2026)
  • Dernek veya vakıf benzeri faaliyet yürüttüğü iddia edilen şirketler bakımından, bağış ve fonla yürütülen faaliyetin kamu düzenine aykırılık oluşturup oluşturmadığı incelenmektedir. (11. Hukuk Dairesi, 2023/4057 E., 2024/6435 K., 16.09.2024)
  • Bakanlığın denetim raporuna dayanılarak fesih davası açılması, raporun ve onaya dair belgelerin dosyada bulunmasıyla ilişkilendirilmektedir. (İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2025/376 E., 2026/169 K., 26.02.2026)
  • Bakanlık denetim raporunun düzenlenmesi ile fesih davasının açılmasını önerdiği bildirilen yazıların dosyada yer alması, fesih talebinin dayanağı olarak incelenmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2022/1053 E., 2025/159 K., 06.02.2025)

Nasıl ispat edilir?

  • Fesih davasını açan Bakanlık, şirketin kamu düzenine veya işletme konusuna aykırı işlemde bulunduğunu, hazırlık yaptığını ya da muvazaalı iş ve faaliyette bulunduğunu ispatla yükümlüdür.
  • İspat aracı olarak Bakanlık denetim raporu, şirketin işlem kayıtları, sözleşmeler, banka kayıtları ve adli soruşturma dosyaları kullanılabilir; bu belgelerin şirketin faaliyetiyle bağlantısı somut olarak gösterilmelidir.
  • Bir yıllık süreye uyulduğunu ispat yükü de Bakanlıktadır; öğrenme tarihi ve dava tarihi bu bakımdan belgelenmelidir.
  • Şirketin, faaliyetin işletme konusu içinde kaldığını veya kamu düzenine aykırı olmadığını savunması hâlinde bu savunmayı ispatlaması gerekir.
  • Özel kanunda ayrı bir düzenleme bulunduğu iddiası varsa bu iddiayı ileri süren taraf, ilgili özel kanun hükmünü ortaya koymalıdır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6102 sayılı Kanun m.32: Anonim şirket kuruluşunda sicil müdürlüğünün esas sözleşmenin emredici hükümlere uygunluğunu incelemesini düzenler; kuruluş denetimi için tamamlayıcıdır.

Süreler

SüreMaddeHüküm
iki yıldam.202Tazminat veya payların satın alınmasını istem davası, genel kurul kararının verildiği veya yönetim kurulu kararının ilan edildiği tarihten başlayarak iki yılda zamanaşımına uğrar.
bir yılm.210(3) Kamu düzenine veya işletme konusuna aykırı işlemlerde veya bu yönde hazırlıklarda ya da muvazaalı iş ve faaliyetlerde bulunduğu belirlenen ticaret şirketleri hakkında, özel kanunlardaki hükümler saklı kalmak kaydıyla, Gümrük ve…

Süreler madde metnindeki yazımıyla verilmiştir.

Konuda geçen kararlar

23 karar
  1. 2020/56 E., 2023/108 K., 01.06.2023
    İlgili madde: m.202, m.203, m.204, m.205, m.206, m.207, m.208, m.209
  2. 11. Hukuk Dairesi, 2025/788 E., 2025/7393 K., 09.12.2025
    İlgili madde: m.208
  3. 11. Hukuk Dairesi, 2024/3897 E., 2024/9212 K., 18.12.2024
    İlgili madde: m.208
  4. 11. Hukuk Dairesi, 2024/602 E., 2024/8914 K., 11.12.2024
    İlgili madde: m.202
  5. 11. Hukuk Dairesi, 2023/4057 E., 2024/6435 K., 16.09.2024
    İlgili madde: m.210
  6. 11. Hukuk Dairesi, 2023/1317 E., 2024/366 K., 17.01.2024
    İlgili madde: m.209
  7. 13. Daire, 2018/2457 E., 2023/4950 K., 21.11.2023
    İlgili madde: m.208
  8. 11. Hukuk Dairesi, 2022/2132 E., 2023/6542 K., 08.11.2023
    İlgili madde: m.202
  9. 11. Hukuk Dairesi, 2022/2394 E., 2023/6103 K., 24.10.2023
    İlgili madde: m.203
  10. 11. Hukuk Dairesi, 2023/3867 E., 2023/4856 K., 11.09.2023
    İlgili madde: m.202, m.203, m.204, m.206
Diğer 13 karar
  1. 11. Hukuk Dairesi, 2021/6460 E., 2023/1782 K., 23.03.2023
    İlgili madde: m.209
  2. 11. Hukuk Dairesi, 2021/7377 E., 2023/1516 K., 13.03.2023
    İlgili madde: m.209
  3. 13. Daire, 2015/3553 E., 2021/5351 K., 27.12.2021
    İlgili madde: m.208
  4. İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2025/376 E., 2026/169 K., 26.02.2026
    İlgili madde: m.210
  5. İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2025/383 E., 2026/88 K., 12.02.2026
    İlgili madde: m.210
  6. İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2025/381 E., 2026/36 K., 27.01.2026
    İlgili madde: m.210
  7. İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2024/496 E., 2026/68 K., 21.01.2026
    İlgili madde: m.207
  8. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi, 2025/80 E., 2025/641 K., 03.06.2025
    İlgili madde: m.202
  9. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2022/1053 E., 2025/159 K., 06.02.2025
    İlgili madde: m.210
  10. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi, 2022/680 E., 2023/795 K., 03.05.2023
    İlgili madde: m.210
  11. Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2019/550 E., 2022/1007 K., 13.12.2022
    İlgili madde: m.209
  12. İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2019/566 E., 2020/27 K., 21.01.2020
    İlgili madde: m.208
  13. İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2019/31 E., 2019/183 K., 06.03.2019
    İlgili madde: m.202

Bağlayıcılık derecesine göre sıralı (Anayasa Mahkemesi, içtihadı birleştirme, genel kurullar, daireler); her grupta yeni karar önce. Tam metin karar deposundan istek üzerine yüklenir. Hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ayrıca denetleyin.

Madde bağlantıları, tarihine kadar Resmî Gazete'de yayımlanan değişiklikleri içeren güncel metne gider.

Bu konudaki maddelerde bilinen en yeni değişiklik: 26.06.2012 (m.210).

Anlatım 21.10.2026 tarihinde derlendi. Bağlayıcı olan madde metnidir.

Bu konuyu panelde çalış

Panelde bu konu 5. Şirketler Giriş bölümünde yer alıyor.

Panelde çalış