Genel hükümler › Tanıklık, bilirkişi incelemesi ve keşif

Bilirkişi incelemesi

CMK m.62–73Ceza Muhakemesi HukukuSon değişiklik: 03.11.2016 (m.63)

Kısaca

CMK m.62, CMK'nın tanıklığa ilişkin hükümlerinin bilirkişiler hakkında da uygulanmasını genel bir yollama yoluyla düzenler. CMK m.63, ceza muhakemesinde bilirkişi incelemesinin hangi hallerde yapılabileceğini düzenler: bilirkişiye başvurma koşulu, istem sahipleri, bilirkişiye başvurulamayacak konular, hukuk öğrenimi görmüşlerin bilirkişi olarak görevlendirilmesine ilişkin sınır, bilirkişi atama yetkisinin kimde olduğu ve soruşturma evresinde savcının yetkisi.

Kapsam

Bu konu, Ceza Muhakemesi Kanunu m.62–73 hükümlerini kapsar.

CMK m.62 — Bilirkişilere uygulanacak hükümler

Bu madde, CMK'nın tanıklığa ilişkin hükümlerinin bilirkişiler hakkında da uygulanmasını genel bir yollama yoluyla düzenler. Uygulama, bilirkişiliğe ilişkin ikinci bölümdeki hükümler ile tanıklığa ilişkin birinci bölümdeki hükümlerin bilirkişilik kurumuna uygun düşen kısımlarıyla sınırlıdır. Madde, bilirkişinin atanması, görev süresi, ücret, disiplin hapsi ve bilirkişi raporunun içeriği gibi konuların ayrıntısını kendi metninde düzenlemez; bunlar bilirkişiliğe ilişkin ikinci bölümdeki ayrı maddelerde yer alır (m.63, m.66). Tanıkların çağrılması, zorla getirilmesi ve tanıklık yükümlülüğü gibi tanıklığa özgü hükümlerin hangilerinin bilirkişiye uygulanacağı da bu madde metninden değil, uygulanabilir olup olmadığı ayrı ayrı belirlenerek anlaşılır. Bilirkişilik kurumunun bir delil olmayıp delil elde etme aracı olduğu bilgisi de madde metninde yer almaz.

Bilirkişilere uygulanacak hükümler: hangi kavramlar bilinmeli?

Bilirkişi
Çözümü uzmanlık, özel veya teknik bilgi gerektiren konularda hâkim veya mahkemeye görüş bildiren kişidir. Hukuk öğrenimi görmüş kişiler, hukuk dışında ayrı bir uzmanlıklarını belgelemedikçe bilirkişi olarak görevlendirilemez.
Kıyasen uygulama (yollama)
Bir kurumun, ayrı bir düzenleme bulunmayan hâllerde, başka bir kurum için öngörülen hükümlerin uygulanmasıdır. Bu madde ile tanıklığa ilişkin hükümler bilirkişiye yollanır, ancak yalnızca bilirkişilik kurumuna aykırı olmayan hükümler için geçerlidir.
Aykırılık koşulu
Tanıklığa ilişkin bir hükmün bilirkişiye uygulanabilmesi için, bilirkişiliğe ilişkin hükümlere ve bilirkişiliğin niteliğine aykırı olmaması gerekir. Aykırılık, hükmün metninden ya da bilirkişinin işlevinden anlaşılır.

Bilirkişilere uygulanacak hükümler: hangi şartlar aranır?

  • Uygulanacak tanıklık hükmünün, bilirkişiliğe ilişkin ikinci bölümdeki özel hükümlerle çelişmemesi gerekir.
  • Uygulanacak tanıklık hükmünün bilirkişinin niteliğine (uzman görüşü verme işlevine) aykırı olmaması gerekir.
  • Bilirkişiye uygulanacak hükmün, tanıklığa özgü bir yükümlülüğü bilirkişiye yüklemesi durumunda bu hükmün bilirkişi için anlam taşıyıp taşımadığı ayrıca incelenmelidir.
  • Bilirkişiliğe ilişkin özel bir hüküm bulunmayan boşluk hâllerinde tanıklık hükümlerine başvurulabilir.

Bilirkişilere uygulanacak hükümler: hangi sonuçları doğurur?

  • Tanıklığa ilişkin hükümlerden bilirkişiliğe aykırı olmayanlar bilirkişi hakkında da uygulanır.
  • Bilirkişiliğe aykırı olan tanıklık hükümleri bilirkişi hakkında uygulanmaz.
  • Bu madde, bilirkişiye özgü bir hükmün varlığını ya da yokluğunu değiştirmez; yalnızca boşluk doldurma ve yardımcı uygulama işlevi görür.
  • Bilirkişi hakkında doğrudan bir yaptırım veya hak düşürücü süre bu maddede yer almaz.

Tanıklık hükmü ile bilirkişilik hükmü arasındaki fark nedir?

Tanıklığa ilişkin birinci bölüm hükümleri, tanığın bilgi verme yükümlülüğüne dayanır.

Bilirkişiliğe ilişkin ikinci bölüm hükümleri, uzman görüşünün alınmasına ve bilirkişinin görevine dayanır.

Her iki grupta da hüküm çakışırsa asıl olan bilirkişiliğe ilişkin hükümdür; tanıklık hükmü yalnızca aykırı olmadığı ölçüde uygulanır.

Özel bilirkişilik hükmü ile yollanan tanıklık hükmü arasındaki fark nedir?

Bilirkişiliğe ilişkin ayrı bir madde (örneğin atama, süre, ücret) doğrudan uygulanır.

Bilirkişiliğe ilişkin hüküm bulunmayan boşluk hâllerinde tanıklığa ilişkin hüküm uygulanır.

Önce bilirkişiliğe özgü hüküm aranır; yoksa ve aykırılık yoksa tanıklık hükmüne gidilir.

Bilirkişilere uygulanacak hükümler: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Bu maddeyi bilirkişiye ilişkin tüm hükümlerin kaynağı saymak; oysa madde yalnızca tanıklık hükümlerinin yollanmasını düzenler, bilirkişiliğe özgü hükümler ayrıca ikinci bölümdedir.
  • Tanıklığa ilişkin bir hükmü, bilirkişiliğe aykırı olup olmadığını incelemeden doğrudan bilirkişiye uygulamak.
  • Bilirkişiye özgü bir hüküm bulunduğu hâlde boşluk doldurma yoluna başvurmak; önce özel hüküm aranmalıdır.
  • Bilirkişiye ilişkin süre, ücret veya disiplin yaptırımlarını bu maddeden çıkarmaya çalışmak; bu konular m.63 ve m.66'da düzenlenmiştir.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Yargı kararlarında bu maddenin tek başına uygulanmasından çok, sanık müdafiinin bilirkişi ile ilgili taleplerinin değerlendirilmesinde 62. maddeye atıf yapıldığı görülmektedir. (8. Ceza Dairesi, 2024/3236 E., 2024/9487 K., 10.12.2024; 8. Ceza Dairesi, 2024/2943 E., 2024/8336 K., 05.11.2024)
  • Kararlarda CMK m.62'ye dayanan itirazlar, çoğunlukla delil değerlendirmesi ve hüküm çelişkisi başlıkları altında ileri sürülmekte; bilirkişi uygulamasının kendi başına ayrı bir sonuç doğurduğu görülmemektedir. (8. Ceza Dairesi, 2024/3236 E., 2024/9487 K., 10.12.2024; 8. Ceza Dairesi, 2024/2943 E., 2024/8336 K., 05.11.2024)

Nasıl ispat edilir?

  • Bilirkişiye başvurulmasının gerekliliği ve bilirkişi incelemesinin yapılmasına ilişkin talebi ileri süren taraf, bu talebin hangi konuya ilişkin olduğunu ve neden uzmanlık gerektirdiğini ortaya koymakla yükümlüdür.
  • Bilirkişi görüşünün delil olarak değerlendirilmesinde bilirkişi raporu ve dosya içeriği esas alınır; rapora itiraz eden taraf, itirazını somut eksiklik veya çelişkiyle ispatlamalıdır.
  • Tanıklık hükmünün bilirkişiye uygulanıp uygulanmayacağı tartışmalı ise, bu hükmün bilirkişilik hükümleriyle aykırılığı mahkemece re'sen değerlendirilir; taraf bunu ispat etmek zorunda değildir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 5271 sayılı Kanun m.63: Bilirkişi sayısı, mahkemenin bilirkişiye başvurma yetkisi ve zorunlu hâller bakımından bilirkişiliğe ilişkin temel hükümdür; bu madde ile birlikte okunur.
  • 5271 sayılı Kanun m.66: Atama kararının içeriği, görev süresi, süre uzatımı ve bilirkişinin görevini yerine getirmemesi hâlleri bu maddede düzenlenmiştir; bilirkişiliğe özgü hüküm olarak tanıklık hükümlerine öncelik taşır.
  • 5271 sayılı Kanun: Tanıklık hükümleri, bu maddenin yollama ile bilirkişiye uygulayacağı genel kaynaktır; ancak bu hükümlerin hangisinin uygulanacağı her defasında aykırılık ölçütüyle belirlenir.

CMK m.63 — Bilirkişinin atanması

Madde, ceza muhakemesinde bilirkişi incelemesinin hangi hallerde yapılabileceğini düzenler: bilirkişiye başvurma koşulu, istem sahipleri, bilirkişiye başvurulamayacak konular, hukuk öğrenimi görmüşlerin bilirkişi olarak görevlendirilmesine ilişkin sınır, bilirkişi atama yetkisinin kimde olduğu ve soruşturma evresinde savcının yetkisi. Kişi ve ilişki bakımından ceza muhakemesindeki her türlü bilirkişi incelemesine uygulanır. Bilirkişinin kimlerden seçileceğini, bilirkişi listesini ve bilirkişiye ödenecek ücreti düzenlemez (CMK m.64, 6794 sayılı Bilirkişilik Kanunu). Atama kararında verilecek sürenin ve bu sürenin uzatılmasının usulünü düzenlemez (m.66). Bilirkişinin çekilmesi ve reddi ile yemin yükümlülüğü de bu maddenin kapsamı dışındadır (m.67-68). Tanığa ilişkin hükümlerin bilirkişiye uygulanması ayrı bir hükme bağlıdır (m.62).

Bilirkişinin atanması: hangi kavramlar bilinmeli?

Bilirkişi incelemesi
Çözümü uzmanlık, özel veya teknik bilgi gerektiren bir konuda bilirkişinin oy ve görüşüne başvurulmasıdır. Bilirkişi hâkimin yardımcısıdır; yargılama yetkisi ve karar verme yetkisi bilirkişiye ait değildir.
Oy ve görüş
Bilirkişinin uzmanlık alanına ilişkin olarak bildirdiği değerlendirmedir. Hukuki nitelendirme ve suçun hangi suç olduğuna ilişkin değerlendirme bu kapsamda sayılmaz.
Genel bilgi ve tecrübe
Herkesin olağan yaşam deneyimiyle ya da toplumsal kültür verileriyle çözülebilen konulardır. Bu konular bilirkişi incelemesinin konusu olamaz.
Hâkimlik mesleğinin gerektirdiği hukuki bilgi
Hâkimin hukuk eğitimi ve mesleki birikimiyle çözebileceği hukuki değerlendirmelerdir. Bu tür konular için bilirkişiye başvurulamaz; örneğin bir sözleşmenin geçerli olup olmadığı bu kapsama girer.
Resen ve istem üzerine karar
Bilirkişi incelemesine hâkim ya da savcının kendiliğinden karar vermesi (resen) veya belirtilen ilgililerin talebi üzerine karar vermesidir. Madde istem sahiplerini sayarak belirler.

Bilirkişinin atanması: hangi şartlar aranır?

  • Çözümünün uzmanlık, özel veya teknik bilgi gerektirmesi gerekir; konu genel bilgi veya tecrübeyle ya da hâkimlik mesleğinin gerektirdiği hukuki bilgiyle çözümlenebilen bir konu olmamalıdır.
  • Bilirkişi incelemesine ya resen karar verilmiş olmalı ya da Cumhuriyet savcısı, katılan, vekili, şüpheli veya sanık, müdafi ya da kanuni temsilcinin istemi bulunmalıdır.
  • Bilirkişi olarak görevlendirilecek kişi hukuk öğrenimi görmüşse, hukuk alanı dışında ayrı bir uzmanlığını belgelendirmiş olmalıdır; aksi halde bilirkişi olarak görevlendirilemez.
  • Bilirkişi atanması ve sayısının birden çok olarak saptanması hâkim veya mahkemeye ait olup bu karar gerekçeli olmalıdır.
  • Soruşturma evresinde Cumhuriyet savcısı da bu maddede gösterilen yetkileri kullanabilir.

Bilirkişinin atanması: hangi sonuçları doğurur?

  • Konu genel bilgi, tecrübe veya hukuki bilgiyle çözümlenebiliyorsa bilirkişiye başvurulamaz; buna rağmen başvurulursa bu bilirkişi raporu dayanak olarak değerlendirilemez.
  • Hukuk öğrenimi görmüş kişinin hukuk dışı ayrı uzmanlığını belgelendirmemesi halinde bilirkişi olarak görevlendirilmesi yasaktır.
  • Bilirkişi incelemesi, uzmanlık gerektiren konuda gerekli görüldüğünde yapılır ve taraflar istemde bulunmasalar da hâkim veya savcı resen karar verebilir.
  • Bilirkişi sayısının birden çok olarak saptanması gerekçe gösterilerek yapılır; birden çok bilirkişi istemi reddedildiğinde de gerekçeli karar verilir.

Resen karar ile istem üzerine karar arasındaki fark nedir?

Hâkim veya savcı, çözümü uzmanlık gerektiren konuyu kendiliğinden tespit ederek bilirkişi incelemesine karar verebilir.

Cumhuriyet savcısı, katılan, vekili, şüpheli veya sanık, müdafi ya da kanuni temsilci istemde bulunarak karar alınmasını talep edebilir.

İstem olmasa da resen karar verilebilir; istem reddedildiğinde ise gerekçeli bir karar gerekir (m.63/2 ile birlikte okunur).

Hukuki değerlendirme ile uzmanlık gerektiren değerlendirme arasındaki fark nedir?

Hâkimlik mesleğinin gerektirdiği hukuki bilgiyle çözülebilen sorular, örneğin bir sözleşmenin geçerliliği, bilirkişiye sorulamaz.

Teknik, tıbbi, muhasebe gibi özel bilgi gerektiren sorular bilirkişi incelemesinin konusu olabilir.

Hukuki nitelendirme bilirkişiye bırakılamaz; uzmanlık gerektiren olgusal sorular bilirkişiye yöneltilebilir.

Hukuk öğrenimi görmüş bilirkişi ile diğer bilirkişi arasındaki fark nedir?

Hukuk öğrenimi görmüş kişi, hukuk dışı ayrı bir uzmanlığını belgelendirdiğinde bilirkişi olarak görevlendirilebilir.

Hukuk öğrenimi görmüş olup hukuk dışı ayrı uzmanlık belgesi bulunmayan kişi için bu bir engeldir.

Belgelendirme yapılmamışsa hukuk mezunu kişi bilirkişi olarak görevlendirilemez.

Soruşturma evresi ile kovuşturma evresi arasındaki fark nedir?

Soruşturma evresinde Cumhuriyet savcısı bilirkişi atayabilir.

Kovuşturma evresinde bilirkişi atama yetkisi hâkim veya mahkemeye aittir.

Savcı, soruşturmada bu maddedeki yetkileri kendisi kullanabilir; önceki kanundan farklı olarak gecikmede sakınca aranmaz.

Bilirkişinin atanması: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Hukuki bir sorunun, örneğin bir sözleşmenin geçerliliğinin, bilirkişiye yöneltilmesi; bu sorular hâkime aittir.
  • Hukuk öğrenimi görmüş kişiyi, hukuk dışı uzmanlık belgesi aranmadan bilirkişi olarak görevlendirmek.
  • Bilirkişi sayısını gerekçe göstermeden birden çok olarak belirlemek veya birden çok bilirkişi isteğini gerekçesiz reddetmek.
  • Soruşturma evresinde savcının bilirkişi atama yetkisini, önceki kanundaki gecikmede sakınca şartına bağlamak; bu şart artık aranmaz.
  • Bilirkişi incelemesinin gerekli olduğu hallerde yapılmadan iddianame düzenlemek.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Hukuk öğrenimi görmüş kişinin hukuk dışı ayrı uzmanlığını belgelendirmediği hallerde bilirkişi olarak görevlendirilmesinin mümkün olmadığı kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi, 2020/1885 E., 2023/537 K., 18.05.2023; Hukuk Genel Kurulu, 2019/9 E., 2022/889 K., 14.06.2022; Hukuk Genel Kurulu, 2018/320 E., 2021/1394 K., 11.11.2021; Hukuk Genel Kurulu, 2017/1311 E., 2021/1016 K., 16.09.2021)
  • Hukuk öğrenimi görmüş kişilere ilişkin bu sınırın 2016 değişikliğiyle getirildiği ve sonradan yapılan değişikliklerle birlikte uygulandığı kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2019/9 E., 2022/889 K., 14.06.2022; Hukuk Genel Kurulu, 2018/320 E., 2021/1394 K., 11.11.2021; Hukuk Genel Kurulu, 2017/1311 E., 2021/1016 K., 16.09.2021)
  • Ceza Genel Kurulu kararlarında m.63 hükmünün bilirkişi incelemesinin sınırını oluşturduğu ve bu sınırın aşılmasının yargılamayı etkileyeceği kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2020/458 E., 2023/210 K., 12.04.2023; Ceza Genel Kurulu, 2021/55 E., 2023/126 K., 01.03.2023)
  • Bilirkişi incelemesinin ihtiyari olmakla birlikte bazı hallerde zorunlu olduğu; malzemede bu tür hallerin ayrıca sayıldığı kabul edilmektedir.

Nasıl ispat edilir?

  • Bilirkişi incelemesi talebinde bulunan taraf, konunun uzmanlık, özel veya teknik bilgi gerektirdiğini ve genel bilgi veya hukuki bilgiyle çözülemeyeceğini ileri sürer; bu iddiayı konunun niteliğini göstererek ispatlar.
  • Karşı taraf, konunun hâkimin hukuki bilgisiyle çözülebileceğini ileri sürerek bilirkişi isteminin reddini savunabilir; bu savunmayı konunun hukuki nitelik taşıdığını göstererek ispatlar.
  • Hukuk öğrenimi görmüş bir bilirkişinin hukuk dışı uzmanlığı, ilgili belgelerle (diploma, mesleki belge) ispatlanır; belgelendirme yapılmadığı takdirde görevlendirme engeli bulunur.
  • Bilirkişi atanmasının gerekçesi ve birden çok bilirkişi sayısının gerekçesi hâkim veya mahkemenin kararında yer almalıdır; gerekçesiz karar, ilgilinin itiraz hakkını zedeler.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 5271 m.62: Tanıklara ilişkin hükümlerin bilirkişiler hakkında da uygulanacağını düzenler; m.63'te düzenlenmeyen konular için bu hüküm devreye girer.
  • 5271 m.64: Bilirkişilerin kimlerden seçileceğini ve bilirkişi listesini düzenler; m.63 atama koşullarını, m.64 seçilecek kişileri belirler.
  • 5271 m.66: Atama kararında belirtilecek incelemenin konusu, sorular ve sürenin nasıl belirleneceğini düzenler.
  • 6794 sayılı Bilirkişilik Kanunu: Hukuk öğrenimi görmüş kişilerin belgelendirmesi ve bilirkişilik listelerine ilişkin ayrıntılı düzenlemeleri içerir.

CMK m.64 — Bilirkişi olarak atanabilecekler

CMK m.64, bilirkişilerin hangi listelerden seçileceğini, listelerin dışından bilirkişi görevlendirilmesinin koşullarını, resmi bilirkişilerin ve kamu görevlilerinin atanmasındaki önceliği ve sınırı ile bilirkişilerin yemin usulünü düzenler. Yetkililerin bilirkişi atama kararı ile bilirkişilerin görev süresi ve sorumluluğu bu maddede değildir; bilirkişi atanmasının koşulları (m.63), bilirkişi listelerinin hazırlanması ve bilirkişilik niteliği (6794 sayılı Bilirkişilik Kanunu) ile listeden çıkarma sonuçları bu maddenin kapsamı dışındadır. Madde, bilirkişi raporunun değerlendirilmesini ve bilirkişinin görev sırasındaki davranış kurallarını da düzenlemez.

Bilirkişi olarak atanabilecekler: hangi kavramlar bilinmeli?

Bilirkişilik bölge kurulu
Bilirkişi listelerini hazırlayan kurul olup, bölge adliye mahkemesinin yargı çevresi esas alınarak oluşturulur. Bilirkişiler, bu kurulun hazırladığı listede yer alan kişiler arasından seçilir.
Bölge listesi
Bilirkişilik bölge kurulunca hazırlanan ve ilgili uzmanlık alanlarında bilirkişileri gösteren liste. Bilirkişi seçiminde öncelikli kaynaktır; başka bir bölge listesine başvurmanın koşulu, kendi bölge listesinde ilgili uzmanlıkta bilirkişi bulunmasına karşın diğer bölgedeki bilirkişinin görevlendirme yerine daha yakın olmasıdır.
Resmî bilirkişi
Kanunların belirli konularda görevlendirdiği bilirkişilerdir. Bunlar diğer bilirkişilerden önce atanır; liste sistemine bağlı genel seçim düzeninin üstünde öncelikle başvurulan kişilerdir.
Kamu görevlisi bilirkişi yasağı
Kamu görevlilerinin, bağlı bulundukları kurumla ilgili davalarda bilirkişi olarak atanamaması kuralıdır. Yasak, görevlinin kendi kurumuyla ilgili davayla sınırlıdır; diğer davalarda atanmasına engel değildir.
Yemin
Bilirkişinin görevini adalete bağlı kalarak, bilim ve fenne uygun olarak, tarafsızlıkla yerine getireceğine dair kanunda belirtilen sözlerle verdiği andır. Liste bilirkişilerinde yemin bir kez verilir ve her görevde yenilenmez.

Bilirkişi olarak atanabilecekler: hangi şartlar aranır?

  • Bilirkişinin, ilgili uzmanlık alanında bilirkişilik bölge kurulunun hazırladığı listeye kayıtlı olması gerekir.
  • Bölge kendi listesinde ilgili uzmanlıkta bilirkişi bulundurmuyorsa, bilgisine başvurulacak uzmanlık dalında diğer bölge kurullarının listelerinden seçim yapılabilir; kendi bölgesinde bilirkişi bulunmasına rağmen başka bölgeden seçimde, o bilirkişinin görevlendirme yerine daha yakın bulunması gerekir.
  • Bölge kurullarının listelerinde de ilgili uzmanlık dalında bilirkişi bulunmuyorsa, listeler dışından bilirkişi görevlendirilebilir; bu kişinin 6794 sayılı Bilirkişilik Kanunu m.10 birinci fıkrasının (d), (e) ve (f) bentleri hariç diğer şartları taşıması gerekir.
  • Listelerin dışından görevlendirilen bilirkişinin bölge kuruluna bildirilmesi gerekir.
  • Kanunların belirli konularda görevlendirdiği resmi bilirkişiler, diğer bilirkişilerden önce atanmalıdır.
  • Kamu görevlisi, bağlı bulunduğu kurumla ilgili davada bilirkişi olarak atanmamalıdır.
  • Listeye kaydedilen bilirkişinin, bilirkişilik bölge kurulu veya bulunduğu yer il adli yargı adalet komisyonu huzurunda kanunda öngörülen yemini etmesi gerekir.
  • Listede yer almayan bilirkişinin, kendisini atayan merci huzurunda aynı yemini etmesi ve yeminin tutanağa bağlanarak hâkim veya Cumhuriyet savcısı, zabıt kâtibi ve bilirkişi tarafından imzalanması gerekir.
  • Engel bulunan hâllerde yemin yazılı olarak verilebilir; ancak bu hâlin gerekçesinin kararda gösterilmesi zorunludur.

Bilirkişi olarak atanabilecekler: hangi sonuçları doğurur?

  • Bilirkişi, bölge listesinden veya koşulları sağlayarak listeler dışından seçilir; listeler dışından görevlendirmede bu kişi bölge kuruluna bildirilir.
  • Resmî bilirkişi bulunuyorsa diğer bilirkişilerden önce o atanır.
  • Kamu görevlisi, bağlı bulunduğu kurumla ilgili davada bilirkişi olarak atanamaz; bu kurala aykırı atanmanın sonucu olarak düzenlenen raporun delil olarak değerlendirilemeyeceği yönünde uygulama vardır.
  • Yemin edilmeden verilen bilirkişi görevi kanunda öngörülen usule uygun değildir ve yemin eksikliği raporun güvenilirliğini etkiler.
  • Yazılı yemin hâlinde gerekçenin kararda gösterilmemesi, kararın usulüne uygun olmamasına yol açar.
  • Madde, bilirkişinin atanmasına ilişkin takdir yetkisini ve bilirkişiye başvurma zorunluluğunu düzenlemez; bunlar m.63 kapsamındadır.

Bölge listesi ile diğer bölge listesi arasındaki fark nedir?

Bilirkişi önce kendi bölgesinin listesinden seçilir.

Kendi bölgesinde ilgili uzmanlıkta bilirkişi yoksa veya başka bölgedeki bilirkişi görevlendirme yerine daha yakınsa diğer bölge listesinden görevlendirme yapılabilir.

Diğer bölge listesinden seçim, kendi listesinde ilgili uzmanlık bulunmasına karşın yalnızca mesafe ölçütüyle mümkündür.

Bölge listeleri ile listeler dışı bilirkişi arasındaki fark nedir?

Bilirkişi, bölge kurullarının listelerinde kayıtlı kişiler arasından seçilir.

Hiçbir bölge listesinde ilgili uzmanlıkta bilirkişi yoksa, listelerin dışından kişi görevlendirilebilir.

Listeler dışı görevlendirmede 6794 sayılı Kanun m.10/1 şartları aranır, (d), (e) ve (f) bentleri aranmaz ve kişi bölge kuruluna bildirilir.

Resmî bilirkişi ile diğer bilirkişi arasındaki fark nedir?

Kanunların belirli konularda görevlendirdiği resmî bilirkişiler.

Genel liste bilirkişileri.

Resmî bilirkişiler öncelikle atanır; genel liste bilirkişisi ancak bu yetkili bilirkişinin bulunmadığı hâllerde seçilir.

Liste bilirkişisi ile listede yer almayan bilirkişi arasındaki fark nedir?

Listeye kaydedilen bilirkişi, bölge kurulu veya il adli yargı adalet komisyonu huzurunda yemin eder.

Listede bulunmayan bilirkişi, kendisini atayan merci huzurunda yemin eder.

Liste bilirkişisinin yemini her görevde yenilenmez; listede olmayan bilirkişinin ise her görevlendirmede yemin tutanağı düzenlenir.

Normal yemin ile yazılı yemin arasındaki fark nedir?

Bilirkişi, yemini sözlü olarak, merci huzurunda verir.

Engel bulunan hâllerde yemin yazılı olarak verilebilir.

Yazılı yemin hâlinde metin dosyaya konulur ve kararda engelin gerekçesi gösterilir; gerekçe gösterilmezse usul eksikliği doğar.

Bilirkişi olarak atanabilecekler: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Kendi bölge listesinde ilgili uzmanlıkta bilirkişi varken, mesafe koşulu gerçekleşmeden diğer bölge listesinden görevlendirme yapmak.
  • Listeler dışından görevlendirmede 6794 sayılı Kanun m.10/1 şartlarının tamamını aramak; (d), (e) ve (f) bentlerinin aranmayacağını göz ardı etmek.
  • Resmî bilirkişi bulunduğu hâlde genel listeden bilirkişi atamak.
  • Kamu görevlisini bağlı olduğu kurumla ilgili davada bilirkişi olarak atamak; yasağın yalnız kendi kurumuyla ilgili davalarla sınırlı olduğunu unutmak.
  • Listedeki bilirkişiden her görevde yeniden yemin istemek; oysa liste bilirkişisi bir kez yemin eder.
  • Yazılı yemin hâlinde gerekçeyi kararda göstermemek.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Kamu görevlisinin bağlı bulunduğu kurumla ilgili davada bilirkişi olarak atanması, kanuni yasağa aykırılık sayılarak raporun hükme esas alınamayacağı kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2016/1106 E., 2017/54 K., 07.02.2017)
  • Bilirkişinin bağımsızlık ve tarafsızlığını şüpheye düşürecek bir ilişkisi bulunduğunda raporun dayanak yapılamayacağı kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2016/1106 E., 2017/54 K., 07.02.2017)
  • Hâkim, bilirkişi raporunu takdir yetkisi çerçevesinde değerlendirir; rapora bağlı kalması zorunlu değildir. (Ceza Genel Kurulu, 2016/1054 E., 2017/56 K., 07.02.2017)
  • Listeden çıkarılan bilirkişinin çıkarma nedeni özel olarak düzenlenmişse bir daha listeye yazılmayacağı kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2016/70 E., 2017/37 K., 31.01.2017)

Nasıl ispat edilir?

  • Kamu görevlisinin bilirkişi olarak atanmaya engel olup olmadığını, atanan kişinin görev yaptığı kurum ve dava konusu ilişkinin birlikte incelenmesi gerekir; ispat yükü, yasağa aykırılığı ileri süren tarafta ve hâkimin resen araştırma yükümlülüğündedir.
  • Bilirkişinin liste kaydının bulunduğu, bölge kurulunun listesi ve kayıt belgeleriyle ispatlanır; listeler dışı görevlendirmede, ilgili uzmanlıkta bölge listesinde bilirkişi bulunmadığının kararda gerekçesiyle gösterilmesi gerekir.
  • Yemin, tutanak veya yazılı yemin metniyle ispatlanır; yazılı yemin halinde engelin gerekçesi kararda yer almalıdır.
  • Resmî bilirkişinin görevlendirilmesinde kanunun öngördüğü özel görevlendirme dayanağı belgeyle ortaya konulur.
  • Bilirkişinin tarafsızlığına ilişkin karşı tarafın itirazı, bilirkişinin bağlantısını gösteren belgelerle ileri sürülür ve hâkim bunu değerlendirir. (Ceza Genel Kurulu, 2016/1106 E., 2017/54 K., 07.02.2017)

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 5271 sayılı Kanun m.63: Bilirkişiye başvurma koşullarını ve bilirkişi atanmasının hâkim veya mahkemeye ait olduğunu düzenler; m.64 ise atanacak kişinin nitelik ve seçim usulünü düzenler.
  • 6794 sayılı Bilirkişilik Kanunu m.10: Listeler dışından görevlendirilecek kişilerde aranacak şartları belirler; m.64/2 bu şartların hangi bentlerinin aranmayacağını sınırlar.
  • 5271 sayılı Kanun m.67: Bilirkişinin raporda ve açıklamalarında uymak zorunda olduğu sınırları düzenler; bu madde bilirkişinin atanması ve yemini ile ilgilidir.

CMK m.65 — Bilirkişiliği kabul yükümlülüğü

Madde, bilirkişilik görevini kabul etmekle yükümlü olan kişi ve kurumları üç grupta sayar: resmî bilirkişilikle görevlendirilmiş olanlar ile 64. maddedeki listelerde yer alanlar, incelemenin yapılması için bilinmesi gerekli fen ve sanatları meslek edinenler ve mesleği yapmaya resmen yetkili olanlar. Kabul yükümlülüğünün kimlere doğduğunu belirler; bilirkişi atanmasının koşullarını, atama kararının içeriğini, bilirkişinin görevden çekilme veya değiştirilme hâllerini düzenlemez. Bilirkişinin atanmasının koşulları (m.63), atama kararı ve inceleme süresi (m.66), bilirkişi listelerinin oluşturulması ve bilirkişi listesinde yer almanın koşulları (m.64) ile bilirkişinin sorumluluğu ve ücreti (m.67 ve ilgili hükümler) ayrı maddelerde düzenlenmiştir. Ayrıca bilirkişilik yapmaya zorunlu olmayan kişilerin gönüllü kabulünün hukuki sonuçları da bu maddenin konusu değildir.

Bilirkişiliği kabul yükümlülüğü: hangi kavramlar bilinmeli?

Bilirkişi
Çözümü uzmanlık, özel veya teknik bilgi gerektiren konularda oy ve görüşüne başvurulan kişidir. Bilirkişi görevi, hâkimin yerine karar vermek değil, delilin değerlendirilmesinde hâkimi aydınlatmak amacını taşır.
Resmî bilirkişi
Resmî olarak bilirkişilik görevi verilmiş ve 64. maddedeki listelerde yer alan kişidir. Bu gruptakiler görevi kabul etmekle yükümlüdür.
Fen ve sanat meslek edinen kişi
İncelemenin yapılması için bilinmesi gereken bir bilim, teknik veya sanat dalını mesleki olarak icra eden kişidir. Yalnızca bu bilgiye sahip olmak yetmez, mesleğin fiilen icra edilmesi aranır.
Mesleği yapmaya resmen yetkili kişi
Belirli bir mesleği yapma yetkisini resmî izin, ruhsat veya atama ile almış ve bu yetkisini kullanan kişidir. İncelemenin gerektirdiği mesleki yetkinliğin resmen tanındığı kişiler bu gruba girer.

Bilirkişiliği kabul yükümlülüğü: hangi şartlar aranır?

  • Bilirkişi olarak atanacak kişinin resmî bilirkişilikle görevlendirilmiş olması veya 64. maddedeki listelerde yer alması hâlinde kabul yükümlülüğü doğar.
  • Kişinin incelemenin yapılması için bilinmesi gerekli fen ve sanatı meslek edinmiş olması hâlinde kabul yükümlülüğü doğar.
  • Kişinin incelemenin yapılması için gerekli mesleği yapmaya resmen yetkili olması hâlinde kabul yükümlülüğü doğar.
  • Bu gruplardan birine girmeyen kişinin bilirkişiliği kabul zorunluluğu bulunmaz; ancak gönüllü kabul edebilir.
  • Yükümlü kişi, geçerli bir nedeni olmadıkça bilirkişilikten kaçınamaz.

Bilirkişiliği kabul yükümlülüğü: hangi sonuçları doğurur?

  • Üç gruptan birine giren kişi bilirkişi olarak atandığında görevi kabul etmekle yükümlüdür.
  • Yükümlü kişi geçerli bir neden olmadan bilirkişilikten kaçınamaz.
  • Gruplara girmeyen kişi bilirkişiliği kabul etmek zorunda değildir ve kabul etmeme için özür göstermesi gerekmez.
  • Mahkemenin resmî bilirkişi varsa başka bilirkişi seçmesi kural olarak mümkün değildir; resmî bilirkişinin mazereti ya da gecikmede sakınca bulunması hâlinde başka bilirkişilere başvurulabilir.
  • Kabul yükümlülüğüne aykırı davranışın hukuki ve cezai sonuçları, 5271 sayılı Kanun'un ilgili hükümlerine göre belirlenir.

Resmî bilirkişi ile fen ve sanat meslek edinen arasındaki fark nedir?

Birinci bentteki kişiler resmen görevlendirilmiş veya 64. maddedeki listeye kaydedilmiş kişilerdir. Görevlendirme ya da kayıt, kabul yükümlülüğünün dayanağıdır.

İkinci bentteki kişiler görevlendirme veya listeye kayıt aranmadan, meslekleri gereği bilgiye sahip kişilerdir. Ölçüt mesleğin fiilen icra edilmesidir.

Her iki grup da kabul etmekle yükümlüdür; ancak ilk grupta yükümlülük resmî sıfattan, ikinci grupta mesleki bilgiden kaynaklanır.

Fen ve sanat meslek edinen ile mesleği yapmaya resmen yetkili olan arasındaki fark nedir?

İkinci bentte, incelemenin gerektirdiği bilgi esas alınır ve mesleğin fiilen yapılması yeterlidir.

Üçüncü bentte, mesleği yapma yetkisinin resmen tanınmış olması aranır.

Resmî yetki bulunmadan fiilen meslek icra eden kişi ikinci bent kapsamında kalır; yetkisi olmakla birlikte bilgisi incelemeye uygun olmayan kişi ise üçüncü bent kapsamında yükümlü sayılmaz.

Yükümlü kişi ile yükümlü olmayan kişi arasındaki fark nedir?

Üç gruptan birine giren kişi, kabul zorunluluğu altındadır ve geçerli neden olmadan kaçınamaz.

Hiçbir gruba girmeyen kişi bilirkişiliği kabul etmeyebilir ve bunun için özür göstermesi gerekmez.

Yükümlü kişinin kaçınması hukuki ve cezai sorumluluk doğurabilir; yükümlü olmayanın kabul etmemesi sorumluluk doğurmaz.

Bilirkişiliği kabul yükümlülüğü: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Resmî bilirkişi listesinde yer almayan ancak meslek bilgisi bulunan kişiyi birinci grupta saymak; bu kişi ikinci grupta değerlendirilmelidir.
  • Mesleği fiilen icra etmeyen ancak bilgisi bulunan kişiyi ikinci gruba sokmak; ikinci bent meslek icrasını da aradığı için bu yanlıştır.
  • Resmî yetkisi bulunan her kişinin incelemeye uygun olduğunu varsaymak; üçüncü bent yetkinin incelemeyle ilgili olmasını da gerektirir.
  • Gruplara girmeyen kişinin de kabul etmek zorunda olduğunu düşünmek; bu kişi kabul etmeyebilir.
  • Resmî bilirkişi varken başka bilirkişiye başvurmayı serbest sanmak; istisnai hâller dışında bu yol kapalıdır.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Hukuk öğrenimi görmüş kişilerin bilirkişi olarak görevlendirilebilmesi için hukuk alanı dışında ayrı bir uzmanlığı belgelendirmesi aranmaktadır. (İdare Dava Daireleri Kurulu, 2023/485 E., 2024/2448 K., 21.10.2024; 10. Daire, 2017/2168 E., 2022/3443 K., 22.06.2022; 10. Daire, 2017/2301 E., 2022/3444 K., 22.06.2022)
  • Bilirkişi atanacak kişinin tarafsız ve bağımsız olması gerektiği; atanmış olması yetmeyip davanın tarafı kurumla bağının bulunmaması gerektiği kabul edilmektedir. (9. Ceza Dairesi, 2021/22495 E., 2025/3914 K., 08.05.2025)
  • Çocuk hakkında algılama ve yönlendirme yeteneğinin takdiri mahkemeye ait olmakla birlikte, uzmanlık gerektiren hâllerde bilirkişi incelemesi yaptırılması gerektiği kabul edilmektedir. (9. Ceza Dairesi, 2021/9459 E., 2023/8485 K., 14.12.2023; 9. Ceza Dairesi, 2021/18435 E., 2023/7100 K., 02.11.2023)

Nasıl ispat edilir?

  • Bilirkişiliği kabul yükümlülüğünü ileri süren taraf veya mahkeme, kişinin üç gruptan birine girdiğini gösterecek belgeyi sunmalıdır: resmî görevlendirme kararı, 64. maddedeki liste kaydı, meslek veya yetki belgesi.
  • Mesleki bilgiye dayanan (ikinci bent) kişinin meslek icrasını gösteren belgeler veya fiili faaliyet kayıtları ile ispatlanır.
  • Hukuk öğrenimi görmüş kişinin hukuk dışında ayrı uzmanlığını belgelendirmesi gerekir; bu belge sunulmazsa kişinin bilirkişi olarak görevlendirilmesi engellenir.
  • Kabul etmeyen kişi, yükümlü olmadığını veya geçerli bir nedeni bulunduğunu ileri sürer ve bunu ispatlamak zorundadır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 5271 sayılı Kanun m.64: Resmî bilirkişilik listelerinin hazırlanmasını ve listede yer alanları düzenler. Madde 65/a bendindeki listeye kayıtlı yükümlülük bu hükme dayanır.
  • 5271 sayılı Kanun m.63: Bilirkişi atanmasının koşullarını ve hangi konularda bilirkişiye başvurulabileceğini düzenler. Yükümlülüğün doğması için önce bu maddedeki atama koşulunun gerçekleşmesi gerekir.
  • 5271 sayılı Kanun m.66: Atama kararının içeriğini ve bilirkişiye verilen inceleme süresini düzenler; kabul edilen görevin yerine getirilmesi bu hükme tabidir.

CMK m.66 — Atama kararı ve incelemelerin yürütülmesi

Madde, bilirkişi incelemesi yaptırılmasına ilişkin ara kararın asgari içeriğini, bilirkişiye verilecek sürenin sınırını ve bu sürenin uzatılmasını düzenler. Ayrıca süresinde rapor vermeyen bilirkişinin değiştirilmesini, o ana kadarki işlemleri açıklayan rapor sunmasını, eşya ve belgelerin geri verilmesini ve bilirkişiye ücret ödenmemesi kararını düzenler. Bilirkişinin atayan merciyle ilişkisini, sanık ya da şüpheli dışındaki kişilerden bilgi almasını, ilgililerin tanık dinletme taleplerini ve mağdur, şüpheli ya da sanığa soru sorulmasını da kapsar. Kişiler bakımından kural, ceza muhakemesinde atanan bilirkişilere uygulanır. Bilirkişinin atanma usulünü, bilirkişilik kurumunun genel yapısını ve ücret tarifesini düzenlemez (6794 sayılı Bilirkişilik Kanunu). Tanık ve keşif kurumları ile bu maddedeki süreler dışındaki zamanaşımı ve hak düşürücü süreler de bu maddenin konusu değildir (CMK m.62 vd., m.67).

Atama kararı ve incelemelerin yürütülmesi: hangi kavramlar bilinmeli?

Bilirkişi incelemesi kararı
Mercinin, uzmanlık, özel veya teknik bilgi gerektiren bir soruyu bilirkişiye bırakan ara kararıdır. Kararda sorular, inceleme konusu ve görevin yerine getirileceği süre birlikte yer almalıdır.
Görev süresi
Bilirkişinin raporunu vermesi için kararda belirlenen azami süredir. Süre işin niteliğine göre üç ayı geçemez; uzatma ise ayrı bir sınır olarak düzenlenmiştir.
Süre uzatımı
Özel sebeplerin zorunlu kılması hâlinde, bilirkişinin istemi üzerine atayan merciin gerekçeli kararıyla verilebilen ek süredir. En çok üç ay olup yeni sürenin de gerekçeli karara bağlanması gerekir.
Ara rapor
Süresinde raporunu vermeyen bilirkişinin, değiştirilmeden önce o ana kadar yaptığı işlemleri açıklayarak sunduğu rapordur. Bilirkişinin görevini tamamladığı anlamına gelmez.
Tamamlayıcı rapor bölümü
Bilirkişinin çağırdığı ve yemin ettirilen kişilerin, kendi raporlarıyla birlikte dosyaya konulan bölümüdür. Bu kişilerin görüşü bağımsız rapor değil, bilirkişi raporunun parçası olarak değerlendirilir.

Atama kararı ve incelemelerin yürütülmesi: hangi şartlar aranır?

  • Bilirkişi incelemesi kararında cevaplandırılması uzmanlık, özel veya teknik bilgi gerektiren sorular yer almalıdır.
  • Kararda inceleme konusu ve görevin yerine getirileceği süre açıkça belirtilmelidir.
  • Görev süresi işin niteliğine göre üç ayı geçmemelidir.
  • Süre uzatılacaksa özel sebeplerin zorunlu kılması, bilirkişinin istemi ve atayan merciin gerekçeli kararı aranmalıdır; uzatma en çok üç ay olabilir.
  • Süre içinde rapor verilmemişse bilirkişi değiştirilebilir; bu durumda o ana kadarki işlemleri açıklayan rapor ile eşya ve belgelerin geri verilmesi gerekir.
  • Görev sırasında bilgi alınacak kişiler şüpheli veya sanık dışındaki kimselerden seçilmelidir.
  • Uzmanlık alanı dışındaki bir sorun için nitelikli kişilerle bir araya gelmeye izin verilmesi halinde bu kişiler yemin eder ve raporları tamamlayıcı bölüm olarak dosyaya konur.
  • Mağdur, şüpheli veya sanığa soru yöneltilecekse bu, hâkim, mahkeme başkanı veya savcı aracılığıyla ya da izinle doğrudan yapılmalıdır.

Atama kararı ve incelemelerin yürütülmesi: hangi sonuçları doğurur?

  • Süre içinde raporunu vermeyen bilirkişi hemen değiştirilebilir.
  • Değiştirilen bilirkişi, o ana kadar yaptığı işlemleri açıklayan bir rapor sunar.
  • Değiştirilen bilirkişi, görevi nedeniyle kendisine teslim edilmiş eşya ve belgeleri hemen geri verir.
  • Hukuki ve cezai sorumluluk saklı kalmak kaydıyla bilirkişiye ücret ve masraf ödenmemesine karar verilebilir.
  • Ödeme yapılmaması kararı gerekçesiyle verilmişse gerekli yaptırımların uygulanması için bilirkişilik bölge kuruluna başvurulur.
  • Özel sebepler yoksa süre uzatılamaz; uzatma ancak bilirkişinin istemi ve gerekçeli karar varsa yapılabilir.
  • Bilirkişi görevini atayan merciyle ilişki içinde yürütür ve gerektiğinde gelişmeleri bildirerek yararlı tedbirleri isteyebilir.
  • Bilirkişiye incelenecek şeyler mühür altında verilmeden önce liste çıkarılır, sayım yapılır ve tutanak düzenlenir; mühürlerin açılıp yeniden konulması da tutanak ve liste ile belgelenir.
  • İlgililer, teknik bilgi verebilecek kişilerin dinlenmesi veya araştırma yapılması için mercie başvurabilir; bu talebe karar verilmesi mümkündür.

Asıl süre ile uzatılmış süre arasındaki fark nedir?

Kararda ilk verilen görev süresi, işin niteliğine göre üç ayı geçemez.

Uzatılan süre, özel sebeplerle ve bilirkişinin istemiyle, merciin gerekçeli kararıyla verilir ve en çok üç ay olabilir.

Uzatma yapılırken de gerekçe zorunludur; gerekçesiz uzatma bu sınırı sağlamaz. Toplam süre, uygulamada iki defada altı ayı aşmaz.

Süre içinde rapor verilmesi ile verilmemesi arasındaki fark nedir?

Bilirkişi süre içinde raporunu verirse görev tamamlanmış olur.

Süre içinde rapor vermeyen bilirkişi hemen değiştirilebilir.

Değiştirilen bilirkişi ara rapor sunar ve eşyaları geri verir; ayrıca ücret ve masraf ödemesi yapılmayabilir.

Bilirkişinin kendi görüşü ile çağrılan kişilerin görüşü arasındaki fark nedir?

Bilirkişi, görevini yerine getirirken şüpheli veya sanık dışındaki kişilerden bilgi alabilir.

Uzmanlık dışı bir konuda nitelikli kişilerle bir araya gelmesine izin verilirse bu kişiler yemin eder.

Yemin eden kişilerin raporu, bilirkişi raporunun tamamlayıcı bölümü olarak dosyaya girer.

Bilirkişinin soru sorması ile hâkimin soru sorması arasındaki fark nedir?

Bilirkişi mağdur, şüpheli veya sanığa ilke olarak mahkeme başkanı, hâkim veya savcı aracılığıyla soru sorar.

Mahkeme başkanı, hâkim veya savcı izin verirse doğrudan soru sorabilir; muayene hekimi zorunlu gördüğü soruları doğrudan yöneltebilir.

Muayene hekiminin doğrudan soru sorması hâkim, savcı ve müdafi bulunmadan yapılabilir.

Atama kararı ve incelemelerin yürütülmesi: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Bilirkişi incelemesi kararında sorular ve süreyi belirtmeden genel ifadelerle bilirkişiye başvurmak; bu unsurlar kararda açıkça yer almalıdır.
  • Üç aylık sürenin üzerinde bir süreyi ilk karar ile vermek; ilk süre işin niteliğine göre üç ayı geçemez.
  • Uzatmayı bilirkişinin istemi olmadan veya gerekçesiz yapmak; uzatma için hem istem hem gerekçeli karar gerekir.
  • Süre aşıldığında hemen değiştirmek yerine süreyi sessizce uzatmak ya da ara rapor almadan görevi sonlandırmak; ara rapor ve eşyanın geri verilmesi zorunludur.
  • Muayene hekiminin doğrudan soru sorma yetkisini diğer bilirkişilere de tanımak; bu yetki yalnızca muayene ile görevlendirilen hekime tanınmıştır.
  • Uzmanlık dışı bir konuda çağrılan kişilerin yemin etmeden görüş bildirmesine izin vermek; bu kişiler yemin eder ve raporları tamamlayıcı bölüm olarak dosyaya konur.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Bilirkişi incelemesi kararında süre ve konunun belirtilmesi gerektiği, kararın bu unsurlardan yoksun olmasının uygulamada hata sayıldığı kabul edilmektedir.

Nasıl ispat edilir?

  • Süre uzatımı talebini bilirkişi yapar; uzatmanın özel sebeplerle gerekçelendirilmesi ve bilirkişinin isteminin dosyada bulunması gerekir. Ayrıca gerekçeli karar, uzatmanın dayanağını gösterir.
  • Süre aşımı ve rapor verilmediği iddiası, dosyadaki rapor tarihi, tebligat ve ara kararla ispatlanır.
  • Bilirkişinin görevini yerine getirmediği, eşya ve belgeleri geri vermediği ileri sürülüyorsa bu durum tutanak ve dosya kayıtlarıyla belgelenir.
  • Bilirkişiye ücret ödenmemesi kararı verilecekse gerekçesi karar içinde gösterilmelidir.
  • Mühürlü eşyanın listesi ve açılma-konulma tutanakları, eşyanın değişip değişmediğini gösterir ve aksini iddia eden taraf bunu ispatlamakla yükümlüdür.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 5271 m.67: Bu maddenin sürenin geçmesine bağlanan sonuçlarla ilgili olduğu, zamanaşımı hükümleri ile birlikte değerlendirilmesi gerektiği uygulamada görülür. Bilirkişi süresi ile dava zamanaşımı ayrı kavramlardır.
  • 6794 sayılı Kanun: Bilirkişilik Kanunu, bilirkişilerin listeye alınması, çıkarılması ve bölge kuruluna başvuru usulünü düzenler; madde 66/2 uyarınca yaptırımların istendiği kurum bu kanunla belirlenir.

CMK m.67 — Bilirkişi raporu, uzman mütalaası

CMK m.67, bilirkişinin incelemesi sona erdikten sonra raporun düzenlenmesini, birden çok bilirkişinin görüş ayrılığının rapora yansıtılmasını, bilirkişinin raporda ve sözlü açıklamalarda sınırlarını, rapor örneklerinin tarafa verilme yöntemlerini, taraflara incelemeye itiraz ve yeni inceleme isteme süresini ve bu isteklerin reddinde gerekçeli karar verilmesini, ayrıca taraflara bilimsel mütalaa alma imkânını düzenler. Madde, bilirkişinin atanmasını, seçimini ve inceleme süresini düzenlemez (m.62-66). Bilirkişinin ifadesinin duruşmada alınması ve ek rapor usulü (m.68) ile bilirkişi ücreti ve sorumluluğu bu maddenin konusu değildir. Mühür altındaki eşyanın teslimi ve tutanak düzeni, bilirkişi hakkında hukuki ve cezai sorumluluk da bu maddede ayrıca düzenlenmemiştir. Madde, bilirkişi dışındaki tarafların bilirkişi raporuna karşı tutumunu düzenler ve bilirkişinin sorumluluğunu düzenlemez.

Bilirkişi raporu, uzman mütalaası: hangi kavramlar bilinmeli?

Bilirkişi raporu
Bilirkişinin incelemesi sona erdiğinde yaptığı işlemleri ve vardığı sonuçları açıklayan, imzalanarak ilgili mercie verilen veya gönderilen yazılı belgedir. Raporda incelemesini yaptığını ayrıca belirtmesi gerekir.
Ayrık görüş
Birden çok atanmış bilirkişilerin ortak sonuçlar üzerinde farklı düşünmesi veya değişik görüş yansıtmasıdır. Bu durumda görüş farkı, gerekçeleriyle birlikte rapora yazılır.
Hukuki nitelendirme
Olayın hukuk düzeninde hangi kurala ve hangi suç tipine uyduğunun belirlenmesidir. Bilirkişi bu nitelendirmeyi yapamaz; bu yetki hâkime aittir.
Bilimsel mütalaa
Taraflardan veya Cumhuriyet savcısından birinin, kendi seçtiği bir uzmandan aldığı uzman görüşüdür. Bilirkişi raporundan ayrı bir belgedir ve bu maddenin 6. fıkrası kapsamında alınır.
İadeli taahhütlü mektup
Rapor örneklerinin, duruşma dışında ilgililere gönderilmesinde kullanılan posta yöntemidir. Raporun doğrudan verilmesinin alternatifidir.

Bilirkişi raporu, uzman mütalaası: hangi şartlar aranır?

  • Bilirkişinin, kendisinden istenen incelemeleri tamamladığı ve bunu raporda ayrıca belirttiği bulunmalıdır.
  • Rapor, yapılan işlemleri ve varılan sonuçları açıklayacak biçimde düzenlenip imzalanmalı ve ilgili mercie verilmeli veya gönderilmelidir.
  • Mühür altındaki şeyler varsa, bunların da ilgili mercie verilmesi veya gönderilmesi ve bu işlemin bir tutanağa bağlanması gerekir.
  • Birden çok bilirkişi görüş ayrılığı içindeyse, bu ayrılık gerekçeleriyle birlikte rapora yazılmalıdır.
  • Bilirkişi raporu ve sözlü açıklamalarında, çözümü uzmanlık, özel veya teknik bilgi gerektiren konularla sınırlı kalmalı; hâkime ait hukuki nitelendirme ve değerlendirmelere girmemelidir.
  • Rapor örnekleri, duruşmada Cumhuriyet savcısına, katılana, vekiline, şüpheliye veya sanığa, müdafiine ya da kanuni temsilciye doğrudan verilebilir veya iadeli taahhütlü mektupla gönderilebilir.
  • İnceleme tamamlandığında ilgililere, yeni inceleme isteme veya itirazlarını bildirme için süre verilmelidir.
  • İlgililerin istemi reddedildiğinde, bu hususta gerekçeli bir karar verilmelidir.

Bilirkişi raporu, uzman mütalaası: hangi sonuçları doğurur?

  • Bilirkişi, raporunda hâkime ait hukuki nitelendirme ve değerlendirmelere girerse, bu kısım hükme esas alınamaz; ilgili kısım hâkimin değerlendirmesi açısından bağlayıcı değildir.
  • Görüş ayrılığı gerekçesiyle rapora yazılmazsa rapor eksik kalır ve ayrık görüşlerin hâkimce değerlendirilmesini zorlaştırır.
  • İlgililerin yeni bilirkişi incelemesi veya itiraz talebi reddedilirse, 3 gün içinde gerekçeli karar verilmesi gerekir.
  • Mahkeme, bilirkişi raporuna itibar edip etmeme konusunda gerekçesini açıklamak suretiyle takdir yetkisine sahiptir.
  • Taraflara süre verilmeden yapılan inceleme işlemleri, savunma hakkını etkiler ve bozma nedeni olabilir.
  • Bilimsel mütalaa alınması, sadece bu nedenle ek süre talebini doğurmaz.

Tek bilirkişi ile birden çok bilirkişi arasındaki fark nedir?

Tek bilirkişi atandığında rapor tek bir görüşü yansıtır ve görüş ayrılığı yazılmasına gerek yoktur.

Birden çok bilirkişi atandığında görüşler birbirinden farklı olabilir.

Görüş farkı varsa her bilirkişinin gerekçesi ile birlikte rapora yazılması zorunludur.

Rapor örneği verilmesi ile gönderilmesi arasındaki fark nedir?

Duruşma sırasında ilgililere rapor örneği doğrudan verilebilir.

Duruşma dışında ya da doğrudan verilemediğinde rapor örneği iadeli taahhütlü mektupla gönderilebilir.

Her iki yöntem de geçerlidir; yöntem seçimi raporun tebliğ edilmesini değiştirmez.

Bilirkişi raporu ile bilimsel mütalaa arasındaki fark nedir?

Bilirkişi raporu mahkemenin atadığı bilirkişinin hazırladığı ve mahkemeye verilen belgedir.

Bilimsel mütalaa, Cumhuriyet savcısının veya tarafların kendi seçtikleri uzmandan aldığı görüştür.

Mütalaa alınması için ayrıca süre istenemez; bu hak yalnızca bu nedenle süre talebini doğurmaz.

Bilirkişi raporu, uzman mütalaası: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Bilirkişinin raporunda suçun oluşup oluşmadığını ya da hangi suçu oluşturduğunu belirlemesini hukuki değerlendirme saymamak; bu tür nitelendirmeler hâkimin yetkisindedir.
  • Birden çok bilirkişi görüş ayrılığı bulunduğu hâlde, ayrık görüşün gerekçesini rapora yazmadan hüküm kurmak.
  • Taraflara bilirkişi raporuna karşı süre tanımadan incelemeyi tamamlamış saymak.
  • Yeni bilirkişi incelemesi talebini gerekçesiz reddetmek; 3 gün içinde gerekçeli karar verilmesi zorunludur.
  • Bilimsel mütalaa alınmasını, süre uzatımı için yeterli neden saymak; m.67/6 bunu açıkça engeller.
  • Rapor örneğinin ilgiliye gönderilmesini tebliğ işlemi gibi değerlendirip, iadeli taahhütlü mektup dışındaki yöntemleri geçerli saymamak.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Mahkemeler, taraflara bilirkişi raporuna itiraz ve yeni inceleme isteme olanağı tanınmadan hüküm kurulmasını savunma hakkının ihlali sayar; sanığın müdafiinin makul süre talebinin reddi bozma nedeni kabul edilmektedir. (Genel Kurul, 2013/7800 E., 18.06.2014; 11. Ceza Dairesi, 2017/404 E., 2017/1337 K., 23.02.2017)
  • Bilirkişinin hukuki nitelendirme yapmasının, masumiyet karinesine aykırı olması hâlinde dosyaya konulmaması gerektiği kabul edilmektedir. (8. Ceza Dairesi, 2020/1613 E., 2021/16342 K., 21.06.2021)
  • Taraflarca aldırılan uzman mütalaası ile resmi bilirkişi raporu çelişiyorsa, mahkemenin çelişkiyi giderme yükümlülüğü vardır ve bu çelişki gerekçesiz geçilemez. (Ceza Genel Kurulu, 2018/473 E., 2020/225 K., 21.05.2020; 12. Ceza Dairesi, 2018/5057 E., 2018/10383 K., 06.11.2018)
  • Taraflar, yeni bilirkişi incelemesi veya itiraz talebini ileri sürdüğünde, mahkemenin bu talebi reddederken gerekçeli karar vermesi gerektiği kabul edilmektedir. (12. Ceza Dairesi, 2018/5057 E., 2018/10383 K., 06.11.2018; 12. Ceza Dairesi, 2016/3048 E., 2016/12163 K., 24.10.2016)
  • Bilirkişi raporlarında çelişki bulunduğunda, çelişkinin giderilmeye çalışılması, giderilemezse tüm raporların değerlendirilmesi gerektiği kabul edilmektedir.

Nasıl ispat edilir?

  • Bilirkişi raporuna itiraz eden ya da yeni inceleme isteyen taraf, bu talebini süresi içinde yazılı olarak ileri sürmek ve gerekçesini belirtmekle yükümlüdür. Talebin reddi hâlinde gerekçeli karar, ilgili kişinin savunma hakkının korunduğunu gösterir.
  • Rapor örneğinin tebliğ edildiğinin ispatı, duruşma tutanağı (doğrudan verme) veya iadeli taahhütlü mektubun posta kaydı ile yapılır.
  • Hukuki nitelendirme yapılıp yapılmadığı, raporun metninden ve hükmün gerekçesinden incelenir.
  • Görüş ayrılığının rapora yazılıp yazılmadığı, bilirkişi raporunun kendisi ile ispatlanır.
  • Bilimsel mütalaanın alındığı, Cumhuriyet savcısının veya tarafın bu görüşü dosyaya sunmasıyla ispatlanır; mütalaanın varlığı, süre talebinin haklılığını tek başına göstermez.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 5271 m.62: Bilirkişi atanması ve görevlendirmenin koşullarını düzenler; m.67 ise atanmış bilirkişinin raporuna ilişkindir.
  • 5271 m.63: Bilirkişiye başvurulacak konuların sınırını ve bilirkişi sayısını belirler; m.67/3 bu sınırın raporda uygulanmasını sağlar.
  • 5271 m.68: Bilirkişinin duruşmadaki ifadesini ve ek rapor isteme yolunu düzenler; m.67 ile birlikte uygulanır.

CMK m.68 — Duruşmada bilirkişinin açıklaması

Madde, kovuşturma aşamasında bilirkişi ve bilimsel mütalaa hazırlayan uzmanın duruşmada dinlenmesine ilişkindir. Mahkemenin bilirkişiyi re'sen ya da ilgililerin istemi üzerine duruşmaya çağırabilmesini, bilirkişilerin açıklamalarından sonra salonda kalma yükümlülüğünü ve birden çok bilirkişinin birlikte ya da ayrı dinlenebilmesini düzenler. Hükmün, bilimsel mütalaa hazırlayan uzmanın duruşmada dinlenmesine de aynen uygulanacağını öngörür. Maddenin uygulandığı kişiler, bilirkişi ve bilimsel mütalaa hazırlayan uzmandır; tanıkların dinlenmesi bu maddenin kapsamında değildir. Bilirkişinin atanmasını, raporun içeriğini ve sürelerini düzenlemez (m.63, m.64, m.67); bilirkişinin reddi ve çekinmesi ile bilirkişinin tanıklık yükümlülüğü ayrı maddelerde ele alınmıştır (m.64, m.66 ve m.62 atfı). Bilirkişi raporuna karşı itiraz süresi ve yeni inceleme istemi de bu maddenin konusu değildir (m.67).

Duruşmada bilirkişinin açıklaması: hangi kavramlar bilinmeli?

Bilirkişi
Çözümü uzmanlık, özel veya teknik bilgiyi gerektiren konularda görüşüne başvurulan, bilirkişilik görevini kabul etmiş kişidir. Genel bilgi veya hâkimlik mesleğinin gerektirdiği hukuki bilgiyle çözülebilen konularda bilirkişiye başvurulamaz.
Bilimsel mütalaa hazırlayan uzman
Cumhuriyet savcısı veya taraflarca, bilirkişi raporundan ayrı olarak temin edilen ve görüşünü bilimsel mütalaa biçiminde sunan uzmandır. Mahkeme tarafından atanmadığı için bilirkişiden farklı bir kaynaktan gelir, ancak duruşmada dinlenmesi bakımından bilirkişi hükümlerine tabidir.
Re'sen çağırma
Mahkemenin, taraf istemi olmaksızın kendiliğinden bilirkişinin duruşmada dinlenmesine karar vermesidir. Bu yetki mahkemeye her zaman tanınmıştır.
Teker teker dinleme
Birden fazla bilirkişinin salona ayrı ayrı alınarak birbirinden habersiz dinlenmesidir. Kanun bunu zorunlu kılmaz; toplu dinlemeye de izin verir.
Salonda kalma yükümlülüğü
Bilirkişi açıklamalarını yaptıktan sonra mahkeme başkanı veya hâkim çekilmesine izin vermedikçe duruşma salonunda bulunmak zorundadır. Amaç, açıklamalar üzerine ek soru ve karşılaştırma yapılabilmesidir.

Duruşmada bilirkişinin açıklaması: hangi şartlar aranır?

  • Dinlenme kararının verilebilmesi için mahkemenin bilirkişinin çözümü uzmanlık, özel veya teknik bilgiyi gerektiren bir konuda görüş bildirmesine ihtiyaç duyduğunu saptaması gerekir.
  • Mahkeme bilirkişiyi her zaman re'sen duruşmaya çağırabilir; bunun için taraf istemi aranmaz.
  • Taraflardan birinin (ilgililerin) istemi varsa mahkeme bilirkişiyi açıklamada bulunmak üzere duruşmaya çağırabilir; istem zorunlu bir karar doğurmaz, takdire bağlıdır.
  • Bilirkişi açıklamalarını yaptıktan sonra mahkeme başkanı veya hâkim çekilmesine izin vermedikçe bilirkişi duruşma salonunda kalmalıdır.
  • Birden çok bilirkişi varsa bunların teker teker ve birbirinden ayrı olarak dinlenmesi zorunlu değildir; toplu dinleme de yapılabilir.
  • Bilimsel mütalaa hazırlayan uzmanın dinlenmesi için Cumhuriyet savcısının, katılanın, vekilinin, şüphelinin veya sanığın, müdafiin ya da kanuni temsilcinin istemi bulunmalıdır.

Duruşmada bilirkişinin açıklaması: hangi sonuçları doğurur?

  • Mahkeme bilirkişiyi duruşmaya çağırdığında bilirkişi açıklamalarını sözlü olarak yapar ve bu açıklamalar üzerine sorular yöneltilebilir.
  • Bilirkişi açıklamalarını yaptıktan sonra başkan veya hâkim izin vermedikçe salonda kalır; izinsiz ayrılması bu yükümlülüğe aykırılık olur.
  • Bilimsel mütalaa hazırlayan uzman, istem üzerine dinlendiğinde bilirkişi hükümleri aynen uygulanır ve salonda kalma yükümlülüğü doğar.
  • Mahkemenin taraf istemini reddetmesi halinde bilirkişi duruşmaya çağrılmaz; ret kararı gerekçeli olmalıdır.
  • Bilirkişi ile tanık veya bilgi edinmek için dinlenen kişilerin beyanları arasında çelişki çıkarsa, mahkeme gerekçe göstererek duruşmanın sürdürülmesine ya da işin başka bir güne ertelenmesine hükmedebilir.

Re'sen çağırma ile taraf istemi üzerine çağırma arasındaki fark nedir?

Mahkeme her zaman kendiliğinden bilirkişiyi duruşmada dinlemeye karar verebilir.

İlgililerden birinin istemi halinde de mahkeme bilirkişiyi duruşmaya çağırabilir.

Taraf istemi mahkemeyi bağlamaz; istemin reddi ayrı bir gerekçe ile takdire bağlıdır, ancak mahkemenin re'sen çağırma yetkisi her durumda vardır.

Bilirkişi ile bilimsel mütalaa hazırlayan uzman arasındaki fark nedir?

Bilirkişi mahkeme veya Cumhuriyet savcısı tarafından atanmış ve rapor vermiştir.

Bilimsel mütalaa hazırlayan uzman, Cumhuriyet savcısı veya tarafların temin ettiği ayrı bir görüş sahibidir.

Mütalaa hazırlayan uzmanın duruşmada dinlenmesi, yalnızca savcı veya taraf istemi üzerine mümkündür; mahkeme bunu re'sen yapamaz.

Bilirkişinin salonda kalması ile bilirkişinin çekilmesi arasındaki fark nedir?

Açıklamalardan sonra bilirkişi salonda kalmak zorundadır.

Başkan veya hâkim çekilmesine izin verirse bilirkişi salondan ayrılabilir.

Bilirkişinin salondan ayrılması, ancak mahkemenin açık izniyle hukuka uygun olur.

Toplu dinleme ile teker teker dinleme arasındaki fark nedir?

Birden çok bilirkişi salona teker teker alınıp ayrı ayrı dinlenebilir.

Bilirkişiler topluca salona alınıp görüşleri sorulabilir.

Kanun ayrı dinlemeyi zorunlu kılmadığı için toplu dinleme de hukuka uygundur; tanıklardan farklı olarak ayrı dinleme şartı yoktur.

Duruşmada bilirkişinin açıklaması: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Bilirkişinin duruşmada dinlenmesini taraf istemi olmadan mümkün görmemek; mahkemenin re'sen çağırma yetkisi her zaman vardır.
  • Bilimsel mütalaa hazırlayan uzmanı mahkemenin re'sen duruşmaya çağırabileceğini sanmak; bu yetki yalnızca savcı veya tarafların istemi üzerine kullanılabilir.
  • Bilirkişiler için tanıklar gibi ayrı ayrı dinleme zorunluluğu olduğunu varsaymak; m.68(2) bunu zorunlu kılmaz.
  • Açıklamalardan sonra bilirkişinin salondan kendi kararıyla çıkabileceğini düşünmek; çekilme için başkan veya hâkimin izni gerekir.
  • Taraf istemini reddederken gerekçe göstermemek; ret kararının gerekçeli olması gerekir.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Mahkemenin bilirkişi incelemesinin yeterli olup olmadığını takdir ettiği ve bu konuda hâkimin son sözü söylediği kabul edilmektedir. (9. Ceza Dairesi, 2021/22495 E., 2025/3914 K., 08.05.2025; 9. Ceza Dairesi, 2021/9459 E., 2023/8485 K., 14.12.2023; 9. Ceza Dairesi, 2021/18435 E., 2023/7100 K., 02.11.2023)
  • Bilirkişinin çözümü uzmanlık gerektiren, hâkimin genel veya hukuki bilgisiyle çözülemeyen konularda incelemenin yapılması gerektiği kabul edilmektedir. (14. Ceza Dairesi, 2014/9911 E., 2014/14665 K., 22.12.2014)
  • Müdafiin duruşma günü hazır bulundurduğu bilirkişinin m.68 kapsamında dinletilmek istenmesi talebinin reddinin, gerekçesi yerindeyse hukuka aykırı sayılmadığı kabul edilmektedir. (7. Ceza Dairesi, 2024/7167 E., 2024/11441 K., 11.12.2024)
  • Sanık veya katılan vekilinin, bilimsel mütalaa hazırlayan uzmanın dinlenmesi talebinin reddedilmesinin savunma hakkını kısıtlayabileceği ve bozma nedeni olabileceği kabul edilmektedir. (7. Ceza Dairesi, 2024/7167 E., 2024/11441 K., 11.12.2024)
  • Katılan veya vekilinin bilirkişi raporuna karşı beyanlarının alınmasının gözetilmemesinin bozma nedeni sayıldığı kabul edilmektedir. (İkinci Bölüm, 2013/5467 E., 07.01.2016)

Nasıl ispat edilir?

  • Bilirkişinin duruşmada dinlenmesini talep eden taraf, talebinin gerekçesini ve açıklamanın hangi konuda gerekli olduğunu ortaya koymalıdır.
  • Bilimsel mütalaa hazırlayan uzmanın dinlenmesini isteyen Cumhuriyet savcısı veya taraf, bu uzmanın hazırladığı mütalaayı dosyaya sunmakla birlikte istemini açıkça belirtmelidir.
  • Bilirkişi raporu ile tanık beyanları arasında çelişki bulunduğunu iddia eden taraf, bu çelişkiyi somut olarak göstermelidir; mahkeme çelişkiyi gidermek için ek rapor veya duruşmanın devamını gerekçeli kararla belirler.
  • Taraf istemini reddeden mahkeme, reddin gerekçesini kararda açıkça göstermek zorundadır; gerekçesiz ret savunma hakkı açısından eksiklik sayılabilir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 5271 m.62: Tanıklara ilişkin hükümler, bu maddede aksine düzenleme yoksa bilirkişiler hakkında da uygulanır; m.68 bu ilkenin bilirkişi açıklamasına uygulanmasını düzenler.
  • 5271 m.63: Bilirkişinin atanması ve görevlendirilmesini düzenler; m.68 bu atanmış bilirkişinin duruşmada dinlenmesi aşamasını ele alır.
  • 5271 m.67: Bilimsel mütalaa hazırlayan uzmanın temin edilmesini ve bilirkişi raporuna karşı süre verilmesini düzenler; m.68(3) bu uzmanın duruşmada dinlenmesini öngörür.

CMK m.69 — Bilirkişinin reddi

Madde, hâkimin reddini gerektiren sebeplerin bilirkişi hakkında da geçerli olmasını, ret hakkına sahip kişileri, bilirkişinin adının ret hakkı sahiplerine bildirilmesini, ret istemini inceleyecek merciyi (davayı gören hâkim veya mahkeme; soruşturma evresinde Cumhuriyet savcısınca kabul edilmeyen istemler için sulh ceza hâkimi) ve ret istemini gerekçelendirme yükümlülüğünü düzenler. Madde, bilirkişinin atanmasını (m.63), bilirkişi incelemesinin usulünü ve sürelerini (m.64 ve devamı), bilirkişinin tanıklıkla ilgili engelini (m.22 ve m.25 bağlamında) ve ret kararına karşı başvuru yollarını ayrıntılı düzenlemez. Madde, bilirkişinin yasaklılık halleri ile red sebeplerinin ayrımını kanun metninde yapmaz.

Bilirkişinin reddi: hangi kavramlar bilinmeli?

Ret (red) istemi
Bilirkişinin tarafsızlığından kuşku duyulmasını gerektiren bir sebebin varlığı ileri sürülerek bilirkişinin görevden uzaklaştırılmasının talep edilmesidir. Ret sebebi, hâkimin reddini gerektiren sebeplerle aynıdır.
Ret hakkı sahipleri
Kanunda sayılan Cumhuriyet savcısı, katılan ve vekili, şüpheli veya sanık, müdafi ile kanuni temsilcidir. Bu kişiler bilirkişiye karşı ret istemi ileri sürebilir; sayılmayan kişiler bu hakka sahip değildir.
Ret istemini inceleyecek merci
Davayı görmekte olan hâkim veya mahkemedir. Soruşturma evresinde ise istem önce Cumhuriyet savcısına sunulur; onun kabul etmediği istem sulh ceza hâkimince incelenir.
Gerekçelendirme (olguları gösterme) yükümlülüğü
Reddi isteyen kişinin, ret nedenini ve dayandığı olguları somut biçimde açıklama zorunluluğudur. Madde ret nedenini ispat etmeyi değil, açıklamayı öngörür; bu nedenle istem soyut iddialarla yapılamaz.
Bilirkişi adının bildirilmesi
Hâkim veya mahkemenin atadığı bilirkişinin adı ve soyadının, engel sebep yoksa ret hakkı sahiplerine iletilmesidir. Bu bildirim, ret hakkının kullanılabilmesi için ön koşuldur.

Bilirkişinin reddi: hangi şartlar aranır?

  • Ret isteminin, hâkimin reddini gerektiren bir sebebe dayanması gerekir; bu sebep bilirkişinin tarafsızlığından kuşku duyulmasını doğurmalıdır.
  • Ret isteminde bulunan kişinin madde metninde sayılan ret hakkı sahiplerinden biri olması gerekir.
  • Hâkim veya mahkeme tarafından atanan bilirkişinin adı ve soyadının, engel sebep bulunmadıkça ret hakkı sahibi kişilere bildirilmiş olması gerekir.
  • Ret isteminin, bunun nedenini ve dayandığı olguları göstererek açıklanması gerekir.
  • Ret isteminin davayı gören hâkim veya mahkeme tarafından incelenmesi gerekir; soruşturma evresinde Cumhuriyet savcısınca kabul edilmeyen istem sulh ceza hâkimince incelenir.

Bilirkişinin reddi: hangi sonuçları doğurur?

  • Ret sebebi bulunan bilirkişi hakkında, hâkimin reddine ilişkin sebepler uygulanır ve bilirkişi görevden uzaklaştırılabilir.
  • Ret hakkı sahiplerine, engel sebep yoksa bilirkişinin adı ve soyadı bildirilir; bu bildirimin yapılmaması ret hakkının kullanılmasını engeller.
  • Ret istemi gerekçesiz veya olgulara dayanmadan yapılırsa, istemde bulunan kişi nedenini ve olguları göstermemiş olur ve istem bu eksiklikle incelenir.
  • Soruşturma evresinde Cumhuriyet savcısınca kabul edilen ret istemi, madde metninde ayrıca sulh ceza hâkimine taşınmaz; istem bu aşamada sonuçlanır.
  • Ret istemi kabul edilmezse, reddedilen istemin sonucu ve buna karşı başvuru yolları ayrı hükümlere bağlıdır; bu madde bu konuyu düzenlemez.

Kovuşturma evresi ile soruşturma evresi arasındaki fark nedir?

Kovuşturma evresinde ret istemini davayı görmekte olan hâkim veya mahkeme inceler.

Soruşturma evresinde ret istemi önce Cumhuriyet savcısına sunulur; onun kabul etmediği istem sulh ceza hâkimince incelenir.

İncelemeyi yapacak merci evreye göre değişir; soruşturmada iki aşamalı bir inceleme söz konusu olur.

Ret hakkı sahibi ile ret hakkı olmayan ilgili kişi arasındaki fark nedir?

Cumhuriyet savcısı, katılan ve vekili, şüpheli veya sanık, müdafi ile kanuni temsilci madde metninde sayılmıştır.

Bunların dışında kalan kişiler, ret istemi ileri sürme yetkisine sahip değildir.

Yetkisi olmayan kişinin ileri sürdüğü ret istemi usulen dikkate alınmaz.

Hâkimin reddi ile bilirkişinin reddi arasındaki fark nedir?

Hâkim için öngörülen red sebepleri, madde gereği bilirkişi hakkında da uygulanır.

Bilirkişinin reddinde, bilirkişinin görevin niteliği gereği uzmanlık ve tarafsızlık ölçütleri de gözetilir.

Ret sebepleri aynıdır; ancak ret istemi yalnız hâkim için öngörülen usulle değil, bu maddenin öngördüğü usulle incelenir.

Bilirkişinin reddi: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Ret istemini ispat yükü ile karıştırmak; madde gereği yalnızca açıklama ve olguları gösterme yeterlidir, kesin ispat aranmaz.
  • Soruşturma evresinde ret istemini doğrudan sulh ceza hâkimine yöneltmek; önce Cumhuriyet savcısının incelemesi gerekir.
  • Ret hakkını madde metninde sayılmayan kişilere (örneğin tanık veya diğer ilgililere) tanımak.
  • Bilirkişinin adını bildirmeden sonuç beklemek; ret hakkı kullanılabilmesi için adın bildirilmesi gerekir.
  • Bilirkişi dinlendikten sonra ret istemini süresi geçmiş sayarak reddetmek; ret için bir süre öngörülmemiştir.
  • Ret hâlinde bilirkişinin çekinme sebepleri ile red sebeplerini aynı şey saymak; madde yalnızca hâkimin reddini gerektiren sebeplerin bilirkişi hakkında da geçerli olduğunu söyler.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Ret istemi bilirkişinin atanmasından sonra, bilirkişi dinlendikten sonra da ileri sürülebilir; ret için bir süre öngörülmemiştir. (Ceza Genel Kurulu, 2009/38439 E., 2010/1152 K., 25.01.2010)
  • Ret nedeni mahkemece kabul edildiğinde bilirkişi raporu geçersiz hâle gelmektedir ve bu rapora dayanılarak verilen karar bozulabilmektedir. (2. Ceza Dairesi, 2009/38439 E., 2010/1152 K., 25.01.2010)
  • Tanık sıfatıyla dinlenen bir kişinin aynı davada bilirkişi olarak rapor vermesi, hükmün dayanağı yapılırsa CMK m.69 ve m.22'ye aykırılık oluşturmaktadır. (2. Ceza Dairesi, 2009/38439 E., 2010/1152 K., 25.01.2010)
  • Bilirkişinin reddi talebi hakkında olumlu veya olumsuz karar verilmemesi, ret hakkının kullanımını engelleyen bir usul eksikliği olarak değerlendirilmektedir. (14. Ceza Dairesi, 2014/9911 E., 2014/14665 K., 22.12.2014)
  • Bilirkişi incelemesinde mahalli bilirkişinin tarafsız olmadığı yönündeki iddia dikkate alınmadan karar verilmesi eksik inceleme sayılmaktadır. (9. Ceza Dairesi, 2021/22495 E., 2025/3914 K., 08.05.2025)

Nasıl ispat edilir?

  • Ret isteminde bulunan kişi, ret sebebini ve dayandığı olguları açıklamakla yükümlüdür; ispat yükü tam olarak kanıtlama değil, inandırıcı biçimde açıklama düzeyindedir. (Ceza Genel Kurulu, 2009/38439 E., 2010/1152 K., 25.01.2010)
  • Ret sebebine dayanak olan olgular (akrabalık, önceki görüş bildirme, taraflardan birine öğüt verme gibi) belgelerle veya tanıklarla ortaya konulabilir; bunu ret isteminde bulunan taraf yapmalıdır.
  • Bilirkişinin adının ve soyadının bildirildiği, bildirim yapılmamışsa bu eksikliğin ret hakkını etkilediği, ret hakkı sahibi taraf tarafından ileri sürülebilir ve mahkeme bunu dosya kayıtlarından inceler. (2. Ceza Dairesi, 2009/38439 E., 2010/1152 K., 25.01.2010)
  • Ret istemi kabul edilmeyince sonuç, reddeden merci kararında gerekçelendirilmelidir; karar yazılı belgeye dayanır.
  • Yemin delil olarak kabul edilmez; ret nedenlerinin ispatı yerine açıklanması yeterlidir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 5271 sayılı Kanun m.22: Hâkimin reddini gerektiren sebeplerin temel kaynağıdır; bu sebepler madde gereği bilirkişi hakkında da uygulanır.
  • 5271 sayılı Kanun m.25: Tarafsızlıktan kuşku duyulmasını gerektiren hâllerin ölçütünü verir; bilirkişinin reddi bakımından da değerlendirmeye esas alınır.
  • 5271 sayılı Kanun m.63: Bilirkişinin kimin tarafından ve hangi koşullarda atanacağını düzenler; bu madde ile ret hakkının kullanılabilmesinin ön koşulu olan atama ve adın bildirilmesi ilişkilidir.

CMK m.70 — Bilirkişilikten çekinme, bilirkişi olarak dinlenemeyenler

CMK m.70, bilirkişilikten çekinmenin kapsamını düzenler: tanıklıktan çekinmeyi gerektiren sebeplerin bilirkişiler hakkında da geçerli olması ve bilirkişinin geçerli diğer sebeplerle görüş bildirmekten çekinebilmesi. Madde, bilirkişinin atanmasını, reddini, raporun içeriğini ve bilirkişinin yükümlülüklerini düzenlemez; bilirkişinin reddi ve red usulü (m.69), bilirkişinin atanması (m.63 ve devamı) ve tanıklıktan çekinme sebepleri (m.48 ve devamı) bu maddenin dışındadır. Maddenin kendisi bilirkişiye tanınan çekinme hakkını tanımlar; bilirkişinin görevi kabul etmesine ilişkin yükümlülük ise (m.65) ayrı bir hükümdür. Madde, kişi bakımından bilirkişi sıfatıyla dinlenecek herkese uygulanır.

Bilirkişilikten çekinme, bilirkişi olarak dinlenemeyenler: hangi kavramlar bilinmeli?

Bilirkişilikten çekinme
Bilirkişi olarak görevlendirilen kişinin, görüş bildirmekten kaçınmasına imkân veren hukuki haktır. Kanun, bu hakkın iki kaynağını ayırır: tanıklıktan çekinme sebepleri ve geçerli diğer sebepler.
Tanıklıktan çekinme sebepleri
Tanığın ifade vermekten kaçınabileceği hâlleri ifade eder. Bu sebepler, bilirkişi hakkında da aynen geçerlidir; yani bilirkişi bu sebeplerden birinin varlığında görüş bildirmekten çekinmek zorunda kalır ya da çekinebilir.
Geçerli diğer sebepler
Tanıklıktan çekinme sebepleri dışında, bilirkişinin görüş bildirmekten kaçınmasını haklı kılan başka nedenlerdir. Bu nedenlerin varlığını değerlendirme yetkisi çekinme yapan bilirkişiye aittir; kanun bu nedenleri sınırlı biçimde saymaz.
Görüş bildirme
Bilirkişinin uzmanlık alanına giren konularda rapor ve sözlü açıklama yoluyla bilgi aktarmasıdır. Çekinme hakkı bu faaliyetin tamamını kapsar.

Bilirkişilikten çekinme, bilirkişi olarak dinlenemeyenler: hangi şartlar aranır?

  • Kişinin bilirkişi sıfatıyla dinlenmesi ya da görevlendirilmesi gerekir.
  • Tanıklıktan çekinmeyi gerektiren bir sebebin varlığı hâlinde, bu sebep bilirkişi hakkında da geçerli sayılır ve bilirkişi bu sebeple görüş bildirmekten çekinebilir.
  • Tanıklıktan çekinme sebebi bulunmasa bile, bilirkişinin geçerli diğer bir sebebi bulunmalıdır; bu hâlde çekinme isteğe bağlıdır.
  • Çekinme, bilirkişinin görüş bildirmeden önce ya da mahkemenin çekinmeyi kabul etmesi sırasında ileri sürülmelidir.

Bilirkişilikten çekinme, bilirkişi olarak dinlenemeyenler: hangi sonuçları doğurur?

  • Tanıklıktan çekinme sebebi bulunan bilirkişi, görüş bildirmekten çekinebilir.
  • Geçerli diğer bir sebep bulunan bilirkişi, görüş bildirmekten çekinebilir; bu çekinme kanunda sayılan sebeplerle sınırlı değildir.
  • Çekinme sebebi bulunmayan bilirkişi görüş bildirmekten çekinemez ve görevi kabul yükümlülüğü ile bağlıdır.

Tanıklıktan çekinme sebebi ile geçerli diğer sebep arasındaki fark nedir?

Tanıklıktan çekinme sebebi, kanunda tanık için öngörülmüş ve bilirkişi için de aynen geçerli olan sebeplerdir.

Geçerli diğer sebep, kanunda sayılmamış, bilirkişinin kendi durumuna bağlı olarak ortaya çıkan nedenlerdir.

Tanıklıktan çekinme sebebinde çekinme, bilirkişi açısından hukuken ön plandadır; geçerli diğer sebepte ise çekinme, bilirkişinin takdirine bırakılmıştır.

Bilirkişi ile tanık arasındaki fark nedir?

Tanık, olayı bilen kişidir ve tanıklıktan çekinme sebepleri onun için tanımlanmıştır.

Bilirkişi ise uzmanlığı ile görev alan kişidir ve aynı sebepler onun için de geçerlidir.

Tanıklıktan çekinme sebepleri hem tanık hem bilirkişi bakımından aynı şekilde uygulanır.

Bilirkişilikten çekinme, bilirkişi olarak dinlenemeyenler: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Bilirkişinin çekinme sebebini, red sebebiyle karıştırmak; çekinme bilirkişinin kendi isteğine, red ise taraflarınkine bağlıdır.
  • Tanıklıktan çekinme sebeplerinin bilirkişi için ayrıca değiştirildiğini sanmak; bu sebepler aynen geçerlidir.
  • Geçerli diğer sebeplerin sınırlı sayıldığını düşünmek; kanun bu sebepleri sayarak sınırlamamıştır.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Bilirkişinin tarafsızlığı tartışıldığında, bilirkişi raporunun geçerliliği ve kamu görevlisi bilirkişinin ilgili kurumla bağlantısı, mahkemelerce bilirkişinin atanmasında ve raporun değerlendirilmesinde dikkate alınmaktadır. (14. Ceza Dairesi, 2014/9911 E., 2014/14665 K., 22.12.2014)
  • Algılama ve yönlendirme yeteneği gibi uzmanlık gerektiren hususlarda bilirkişi incelemesi yapılması gerektiği, takdirin mahkemeye ait olduğu kabul edilmektedir. (9. Ceza Dairesi, 2021/22495 E., 2025/3914 K., 08.05.2025; 9. Ceza Dairesi, 2021/9459 E., 2023/8485 K., 14.12.2023; 9. Ceza Dairesi, 2021/18435 E., 2023/7100 K., 02.11.2023)

Nasıl ispat edilir?

  • Çekinme hakkını kullanan bilirkişi, tanıklıktan çekinme sebebinin ya da geçerli diğer sebebin varlığını açıklamakla yükümlü görünmektedir; bu açıklama mahkemece değerlendirilir.
  • Çekinme sebebinin varlığını ileri süren taraf, bu sebebi somut olgularla ortaya koymalıdır.
  • Kanun, çekinmenin hangi delille ispatlanacağını açıkça düzenlemez; bu nedenle mahkemenin takdirine ilişkin genel ispat ilkeleri uygulanır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 5271 m.69: Hâkimin reddini gerektiren sebeplerin bilirkişi hakkında da geçerli olmasını ve red usulünü düzenler. m.70 ise çekinmeyi düzenler; red ile çekinme birbirinden ayrı kurumlardır.
  • 5271 m.65: Bilirkişiliği kabul yükümlülüğünü düzenler. m.70'teki çekinme hakkı, kabul yükümlülüğü bulunan bilirkişiler için de söz konusudur.
  • 5271 m.48: Tanıklıktan çekinme sebeplerini düzenler; m.70 bu sebepleri bilirkişi bakımından da geçerli kılar.

CMK m.71 — Görevini yapmayan bilirkişi hakkındaki işlem

Madde, usulünce çağrıldığı hâlde gelmeyen bilirkişiler ile gelip de yeminden, oy bildirmekten veya görüş bildirmekten çekinen bilirkişiler hakkında uygulanacak yaptırımı ve bu durumun bildirileceği merciyi düzenler. Yaptırım, tanıklara ilişkin zorlama tedbirlerinin bilirkişiye uygulanmasıdır. Madde, atanmış ve çağrılmış bilirkişiye uygulanır; bilirkişilik görevini kabul etmekle yükümlü olan ve olmayan kişiler bakımından, çağrıya uyulmaması ya da yemin ve görüş bildirmekten çekinilmesi hâllerini kapsar. Maddede bilirkişinin atanması, bilirkişilik görevini kabul yükümlülüğü, rapor süresi ve ücreti düzenlenmez; bu konular ilgili maddelerde yer alır (m.62-m.73 arasındaki bilirkişi hükümleri). Bilirkişinin reddi ve çekinmesi de bu maddenin konusu değildir. Maddenin atıf yaptığı tanık zorlama tedbirlerinin ayrıntıları, tanıklık hükümlerinde yer alır."

Görevini yapmayan bilirkişi hakkındaki işlem: hangi kavramlar bilinmeli?

Usulünce çağrılma
Bilirkişinin, çağrının yazılı ve gerekli şekil şartlarına uygun biçimde, gelmesi gereken yer ve zaman belirtilerek yapılmış olmasıdır. Çağrı usulüne uygun değilse madde kapsamında yaptırım uygulanamaz.
Yemin ve görüş bildirmekten çekinme
Bilirkişinin duruşmada yemin etmeyi ya da oy ve görüşünü açıklamayı reddetmesi, ya da bu yükümlülüklerden kaçınmasıdır. Madde, bu çekinmenin gerekçesinin haklı olup olmadığına bakmaz; haklı çekinme ayrı bir yoldan (ret ve çekinme mercii kararıyla) sonuçlanır.
Bilirkişilik bölge kurulu
Bilirkişilerin listesini tutan ve bilirkişiler hakkındaki aykırılıkları değerlendiren kuruldur. Yaptırım sonrası durumun bu kurula bildirilmesi zorunludur.

Görevini yapmayan bilirkişi hakkındaki işlem: hangi şartlar aranır?

  • Bilirkişinin usulünce çağrılmış olması gerekir; çağrının usulsüz olduğu hâlde bu madde uygulanamaz.
  • Bilirkişi çağrıya rağmen duruşmaya gelmemiş olmalıdır ya da gelmekle birlikte yemin etmekten, oy bildirmekten veya görüş bildirmekten çekinmiş olmalıdır.
  • Bilirkişinin çekinmesinin haklı bir nedene dayanmadığı, yani kabul ya da çekinme merci tarafından onaylanmış bir bilirkişilikten çekinme bulunmadığı anlaşılmalıdır; onaylanmış çekinme hâlinde bu hüküm uygulanmaz.
  • Uygulanacak yaptırım, 60. maddenin birinci fıkrasındaki tanık zorlama tedbirleridir; bunun için mahkemenin bu yönde karar vermesi gerekir.

Görevini yapmayan bilirkişi hakkındaki işlem: hangi sonuçları doğurur?

  • Usulünce çağrılmasına rağmen gelmeyen bilirkişi hakkında 60. maddenin birinci fıkrası hükmü uygulanır.
  • Gelip de yeminden, oy ve görüş bildirmekten çekinen bilirkişi hakkında da 60. maddenin birinci fıkrası hükmü uygulanır.
  • Yaptırım uygulanmasının ardından durum bilirkişilik bölge kuruluna bildirilir.
  • Çekinme, merci tarafından haklı bulunarak kabul edilmişse bu hüküm uygulanmaz.
  • Bilirkişinin çağrıya uymaması ya da çekinmesi, 60. maddedeki disiplin hapsi veya zorla getirme gibi yaptırımların uygulanmasına imkân verir; bu yaptırımlar ancak bilirkişinin yöntemine uygun çağrılmış olması şartına bağlıdır.

Gelmeyen bilirkişi ile gelip çekinen bilirkişi arasındaki fark nedir?

Duruşmaya hiç gelmeyen bilirkişi, usulünce çağrılmasına rağmen yerine gelmemiş kişidir.

Gelmiş ancak yemin, oy veya görüş bildirmeyi reddeden bilirkişi, duruşmada gelip çekinen kişidir.

Her iki hâlde de madde aynı yaptırımı uygular; yani 60. maddenin birinci fıkrasındaki zorlama tedbirleri ve bölge kuruluna bildirim yapılır.

Kabule yükümlü bilirkişi ile yükümlü olmayan bilirkişi arasındaki fark nedir?

Resmî bilirkişilik görevi nedeniyle ya da bilirkişilik bölge kurulu listesinde yer alması nedeniyle görevi kabul etmekle yükümlü olan kişilerdir.

Bu yükümlülük bulunmayan kişiler, özür göstermeden bilirkişiliği kabul etmeyebilir.

Yükümlü olmayan kişi görevi kabul etmeyebilir; ancak mahkemece usulünce çağrılmış olup gelmez ya da çekinirse madde yine uygulanır.

Haklı çekinme ile haksız çekinme arasındaki fark nedir?

Haklı çekinme, ideolojik görüş, duygusal yaklaşım veya kanunda sayılan çekinme sebepleri gibi kabul edilebilir bir gerekçeye dayanır ve merci tarafından kabul edilmiştir.

Haksız çekinme, asılsız gerekçelerle bilirkişilikten kaçınmaktır.

Mercilerce kabul edilen çekinmede madde uygulanmaz; asılsız gerekçeyle kaçınmada ise madde uygulanır.

Görevini yapmayan bilirkişi hakkındaki işlem: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Usulünce çağrılmamış bilirkişi hakkında 60. maddeyi uygulamak; önce çağrının usulüne uygun yapılıp yapılmadığını kontrol etmek gerekir.
  • Mercice kabul edilmiş haklı çekinmeyi asılsız çekinme gibi değerlendirip yaptırım uygulamak; bu durumda madde uygulanmaz.
  • Bilirkişinin çekinmesini sadece tanıklık çekinme sebepleriyle sınırlı saymak; ideolojik veya duygusal gerekçeler de haklı çekinme olabilir.
  • Bilirkişi hakkında disiplin hapsine karar verirken bilirkişinin yöntemine uygun çağrılmasını aramamak; bu şart yerine getirilmelidir.
  • Yaptırım uygulandıktan sonra bilirkişilik bölge kuruluna bildirimi atlamak; madde gereği bildirim zorunludur.
  • Bilirkişi görevi yerine getirdiğinde yaptırımın derhal kaldırılmasını gözden kaçırmak; disiplin hapsinde serbest bırakma zorunludur.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Yüksek mahkeme uygulamasında, bilirkişinin yemin ve görüş bildirmeden çekinmesinin haklı bir nedene dayanıp dayanmadığının mahkemece değerlendirilmesi gerektiği kabul edilmektedir. (9. Ceza Dairesi, 2021/22495 E., 2025/3914 K., 08.05.2025; 9. Ceza Dairesi, 2021/9459 E., 2023/8485 K., 14.12.2023)
  • Mahkemelerin, bilirkişinin algılama ve yönlendirme yeteneğine ilişkin tam kanaat için gerekirse sosyal inceleme veya bilirkişi incelemesi yaptırabileceği; bu takdirin mahkemeye ait olduğu kabul edilmektedir. (9. Ceza Dairesi, 2021/22495 E., 2025/3914 K., 08.05.2025; 9. Ceza Dairesi, 2021/18435 E., 2023/7100 K., 02.11.2023)
  • Mahkemece usulünce çağrılmış olan bilirkişinin gelmemesi ya da çekinmesi üzerine 60. maddenin uygulanması, yargı kararlarında temyiz incelemesinde denetlenen bir işlem olarak yer almaktadır. (1. Ceza Dairesi, 2024/2067 E., 2024/8316 K., 11.12.2024; 1. Ceza Dairesi, 2022/14856 E., 2024/4696 K., 26.06.2024)

Nasıl ispat edilir?

  • Usulünce çağrıldığını ve gelmediğini ya da çekindiğini ileri süren taraf, çağrı belgesi ve duruşma tutanağı ile bunu ispatlar; yaptırım isteyen mahkeme bu tutanaklara dayanır.
  • Bilirkişinin çekinme gerekçesini haklı görülmesi için çekinme sebebini ortaya koyması gerekir; bu gerekçeyi çekinme mercii değerlendirir.
  • Haklı çekinme ileri süren bilirkişi, çekinme sebebinin varlığını belgelerle ya da mercie sunduğu bilgilerle ispatlamalıdır.
  • Usulsüz çağrı iddiası ileri süren bilirkişi, çağrının tebliğ edilmediğini veya usule aykırı olduğunu ispatlamakla yükümlüdür.
  • Tarafların savunmaları ve bilirkişinin cevabı duruşma tutanağına geçirilir; bu tutanak, yaptırımın hukuka uygunluğunun denetiminde temel delildir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 5271 m.60: Tanıklara uygulanan zorlama tedbirlerini düzenler; madde 71 bu tedbirleri bilirkişiye de uygular.
  • 5271 m.62: Bilirkişi hükümlerinin genel çerçevesini çizer; bu madde bilirkişilere tanıklık hükümlerinin uygulanacağını belirtir.
  • 5271 m.64: Kamu görevlilerinin bağlı oldukları kurumla ilgili davalarda bilirkişi olarak atanamayacağını düzenler; çekinme sebeplerinden biridir.
  • 5271 m.65: Bilirkişilikten çekinme sebeplerini düzenler; haklı çekinme ile maddenin uygulanmaması arasındaki bağı kurar.
  • 5271 m.72: Bilirkişiye ödenecek ücret ve giderleri düzenler; madde 71 ile ilişkisi, bilirkişiye ücret ödenmemesi yaptırımının ayrı bir alan olmasıdır.

CMK m.72 — Bilirkişi gider ve ücreti

Madde, ceza muhakemesinde görevlendirilen bilirkişiye ödenecek ücret ve giderleri düzenler. Bilirkişinin emek ve mesaisiyle orantılı ücretini, inceleme, ulaşım, konaklama ve diğer giderlerini kapsar; ücretin tespitinde Adalet Bakanlığınca çıkarılan ve her yıl güncellenen tarifenin esas alınmasını öngörür. Kapsam bakımından ceza muhakemesinde görev yapan bilirkişilerdir. Bilirkişinin atanmasını, raporunu ve reddini düzenlemez (m.62-73 hükümlerinin ilgili bölümleri). Sahte para ve değerler üzerinde yapılacak incelemeleri düzenlemez (m.73). Gereksiz bilirkişi ücretinin sanığa yüklenmesine ilişkin sınırlar ise bu maddede değil, başka bir hükümde yer alır (m.324). Bilirkişinin ücret ve giderlerinin kimden tahsil edileceği ile ilgili ayrıntılı kurallar da bu maddenin kapsamında değildir.

Bilirkişi gider ve ücreti: hangi kavramlar bilinmeli?

Bilirkişi ücreti
Bilirkişinin sarf ettiği emek ve mesaiyle orantılı olarak ödenen karşılıktır. Ücret, bilirkişinin çalışma süresinin yanında yaptığı işin niteliğine ve paranın satın alma gücüne göre takdir edilir. Maddede sabit bir tutar öngörülmemiştir.
Bilirkişi giderleri
Bilirkişinin inceleme sırasında yaptığı harcamalardır. Maddede sayılan kalemler inceleme, ulaşım ve konaklama giderleridir; bunların dışında kalan diğer giderler de 'diğer giderler' ifadesi kapsamına girer.
Tarife
Adalet Bakanlığınca çıkarılan ve her yıl güncellenen, bilirkişi ücretinin hesabında esas alınan düzenlemedir. Tarife, ücretin alt sınırını gösteren asgari ücret tarifesi niteliğindedir ve yıllık olarak yenilenir.
Orantılılık ölçütü
Ücretin bilirkişinin emek ve mesaisi ile orantılı olması gerektiğini ifade eden ölçüttür. Bu ölçüt, ücretin ne fazla ne de az takdir edilmesini sağlamaya yöneliktir.

Bilirkişi gider ve ücreti: hangi şartlar aranır?

  • Ceza muhakemesinde bilirkişi olarak görevlendirilmiş bir kişinin bulunması gerekir.
  • Bilirkişinin incelemeyi yapmış ve bu inceleme için emek ve mesai harcamış olması gerekir.
  • Ücretin, bilirkişinin sarf ettiği emek ve mesaiyle orantılı olarak belirlenmesi gerekir.
  • İnceleme, ulaşım, konaklama ve diğer giderlerin fiilen doğmuş ve belgelendirilmiş olması gerekir.
  • Ücretin ve giderlerin, Adalet Bakanlığınca çıkarılan ve her yıl güncellenen tarifeye göre hesaplanması gerekir.
  • Ücret ve giderler, ilgili yargılama giderleri içinde ödenmek üzere karara bağlanmalıdır.

Bilirkişi gider ve ücreti: hangi sonuçları doğurur?

  • Bilirkişiye emek ve mesaisiyle orantılı bir ücret ödenir.
  • Bilirkişiye inceleme, ulaşım, konaklama ve diğer giderleri ödenir.
  • Ücret, Adalet Bakanlığı tarifesi esas alınarak belirlenir ve tarife her yıl güncellenir.
  • Tarifenin ücreti karşılamadığı hallerde ücret, bilirkişinin emek ve mesaisiyle orantılı olarak takdir edilir.
  • Ücret ve giderlerin karşılığı yapılmadan bilirkişinin çalışması sonuçlandırılmaz; ödeme karara bağlanmalıdır.
  • Gereksiz bilirkişi incelemesinden doğan ücret sanığa yüklenemez (m.324 ile sınırlı olarak).

Ücret ile gider arasındaki fark nedir?

Ücret, bilirkişinin emek ve mesaisine karşılık gelen kısımdır ve çalışmanın niteliğine göre takdir edilir.

Gider, inceleme, ulaşım ve konaklama gibi bilirkişinin çalışması sırasında fiilen yaptığı harcamalardır.

Ücret orantılılık ölçütüyle, gider ise fiilen doğan ve belgelenen tutarla belirlenir.

Tarifeli hesap ile takdiri hesap arasındaki fark nedir?

Tarife, Adalet Bakanlığınca çıkarılan ve her yıl güncellenen esas tutarlardır.

Takdiri hesap, hâkimin paranın satın alma gücünü ve somut işi gözeterek belirlediği tutardır.

Tarife esas alınır; ancak tarifenin ücreti karşılamadığı hallerde takdir, emek ve mesai ile orantılılık ölçütüne göre yapılır.

Ücretin ödenmesi ile sanığa yüklenmesi arasındaki fark nedir?

Madde, bilirkişiye ücret ve giderlerin ödenmesini öngörür.

Gereksiz bilirkişi incelemesinden doğan ücretin sanığa yüklenmesi ayrı bir hükme tabidir (m.324).

Ücretin ödenmesi ile ödemenin kimden tahsil edileceği ayrı değerlendirilir.

Bilirkişi gider ve ücreti: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Bilirkişi ücretini sabit bir tutar olarak hesaplamak; madde ücreti emek ve mesaiyle orantılı takdir edilen bir miktar olarak öngörür.
  • Tarifedeki rakamı ücretin üst sınırı gibi görmek; tarife esas alınacak ölçüttür ve emek ve mesai ile birlikte değerlendirilir.
  • Ulaşım, konaklama ve diğer giderleri ücrete dahil ederek ayrı ödeme yapılmamasını sağlamak; giderler ayrı kalem olarak ödenir.
  • Tarifenin yıllık güncellenmesini gözden kaçırmak; ücret hesabında yürürlükteki tarife esas alınmalıdır.
  • Gereksiz bilirkişi ücretini sanığa yükleyerek m.324 sınırını aşmak; bu sınır ayrıca gözetilmelidir.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Bilirkişi ücretinin takdirinde, bilirkişinin seyahat ve konaklama giderleri ile paranın satın alma gücünün birlikte gözetilmesi gerektiği kabul edilmektedir. (Genel Kurul, 2014/8881 E., 25.07.2017)
  • Bilirkişi ücretinin, emek ve mesaiye uygun olarak ve gider kalemleri ayrıca hesaplanarak takdir edilmesi gerektiği kabul edilmektedir. (Genel Kurul, 2014/8881 E., 25.07.2017; 12. Daire, 2018/7118 E., 2021/6209 K., 06.12.2021)
  • Bilirkişinin mesai saatlerinde maaş karşılığı çalışan bir kamu görevlisi olması halinde, bu kişiye ayrıca ücret ödenmesinin hukuki dayanağının sorgulanması gerektiği kabul edilmektedir. (12. Daire, 2018/6801 E., 2021/6208 K., 06.12.2021)
  • Bilirkişi ücretinin takdirinde yalnızca nominal tutarın değil, bilirkişinin giderleri ve paranın satın alma gücünün birlikte değerlendirilmesi gerektiği kabul edilmektedir. (12. Daire, 2018/7118 E., 2021/6209 K., 06.12.2021; 12. Daire, 2018/6689 E., 2021/6210 K., 06.12.2021)
  • Bilirkişi ücretinin ödenmesi için kararda açık bir takdir ve gerekçe bulunması gerektiği kabul edilmektedir. (12. Daire, 2018/6537 E., 2021/6207 K., 06.12.2021)

Nasıl ispat edilir?

  • Ücret ve gider talebini ileri süren bilirkişi, inceleme yaptığını ve harcamalarını fiilen yaptığını belgelerle ispat eder (rapor, tutanak, yolculuk ve konaklama belgeleri).
  • Ücretin tarifeye ve orantılılık ölçütüne uygun olduğunu, hâkim takdirinin gerekçeli olarak kararda yer alması gerekir; gerekçesiz takdir denetime açık olur.
  • Harcamaların bilirkişinin görevi için zorunlu olduğunu, ilgili taraf karşı çıkarsa bilirkişi ispat eder; belgesiz gider talepleri kabul edilmez.
  • Gereksiz bir inceleme nedeniyle ücretin sanığa yüklenmesi iddiasında, bu iddiayı ileri süren taraf gereksizliği ortaya koyar (m.324 kapsamında değerlendirilir).

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 5271 m.62: Bilirkişinin atanmasını düzenler; bu maddede ödenecek ücretin hangi bilirkişi için doğduğunu belirler.
  • 5271 m.324: Gereksiz bilirkişi ücretinin sanığa yüklenemeyeceğine ilişkin sınırı belirler ve bu maddedeki ücret ödemesinin kimden tahsil edileceğini sınırlar.
  • 5271 m.73: Sahte para ve değerler üzerinde yapılacak incelemeleri düzenler; bilirkişi ücretinin ödenmesi bakımından ayrı bir inceleme türüdür.

CMK m.73 — Sahte para ve değerler üzerinde yapılacak incelemeler

Madde, para ve Devlet tarafından çıkarılan tahvil ve Hazine bonosu gibi değerler üzerinde işlenen sahtecilik suçlarında, el konulan değerlerin asıllarını tedavüle çıkaran kurumların merkez veya taşra birimlerine incelettirilmesini düzenler. Ayrıca yabancı devlet paraları ve değerleri bakımından yetkili Türk makamlarının görüşünün alınmasına karar verilmesini düzenler. Hüküm, sahte para ve değer incelemelerinde bilirkişi olarak görev yapacak kurumları belirleyen bir inceleme usulü kuralıdır ve soruşturma veya kovuşturma aşamasında el konulan değerlere uygulanır. Sahtecilik suçunun unsurlarını, cezasını veya suçun nitelikli hallerini düzenlemez (TCK m.342 vd.). Bilirkişinin genel görev, ret ve çekinme esaslarını düzenlemez (CMK m.62-72). Bilirkişi raporunun içeriğine ve duruşmada açıklanmasına ilişkin genel kurallar bu maddede yer almaz (CMK m.67-68). Gözlem altına alınma, muayene ve keşif gibi diğer incelemeler de bu madde kapsamında değildir (CMK m.74 vd.).

Sahte para ve değerler üzerinde yapılacak incelemeler: hangi kavramlar bilinmeli?

Sahte para ve değerler
Para ve Devlet tarafından çıkarılan tahvil ve Hazine bonosu gibi değerlerdir. Kanun 'gibi' ifadesiyle sınırlı olmayan bir kapsam kurduğu için, benzer nitelikteki diğer değerler de bu kapsama girer.
Asıllarını tedavüle çıkaran kurum
İncelenen sahte değerin aslını piyasaya süren kurumdur. İnceleme görevi bu kuruma verilir ve bu kurumun merkez veya taşra birimlerine yapılır.
İncelettirme
El konulan değerlerin, asıllarını çıkaran kuruma uzman inceleme yapması için gönderilmesidir. Bu işlem bir bilirkişi incelemesi niteliğindedir.
Yetkili Türk makamları
Yabancı devlet paralarının ve değerlerinin Türkiye'deki görüşünü bildirmeye yetkili resmi makamlardır. Bu makamların görüşü, yabancı devlet değerlerinde zorunlu olarak alınır.

Sahte para ve değerler üzerinde yapılacak incelemeler: hangi şartlar aranır?

  • Suçun, Para ve Devlet tarafından çıkarılan tahvil ve Hazine bonosu gibi değerler üzerinde işlenen bir sahtecilik suçu olması gerekir.
  • El konulan para ve değerlerin tamamının incelenmesi gerekir; yalnız bir kısmının incelenmesi bu hükme uygun değildir.
  • İncelemenin, değerlerin asıllarını tedavüle çıkaran kurumun merkez veya taşra birimlerine yaptırılması gerekir.
  • Yabancı devletlerin paraları ve değerleri söz konusuysa, yetkili Türk makamlarının görüşünün alınmasına karar verilmesi gerekir.

Sahte para ve değerler üzerinde yapılacak incelemeler: hangi sonuçları doğurur?

  • Sahte para veya değer üzerinde yapılan incelemenin, asıllarını tedavüle çıkaran kurumun merkez veya taşra birimlerince yapılması gerekir.
  • Yabancı devlet paraları ve değerleri bakımından yetkili Türk makamlarının görüşü alınır.
  • Bu inceleme için kurum dışında bir kaynağa başvurulması, Yargıtay kararlarında kesin görüş içermeyen ön tespit raporlarının hüküm için yeterli sayılmaması sonucunu doğurmaktadır.

Türk devleti değerleri ile yabancı devlet değerleri arasındaki fark nedir?

Para ve Devlet tarafından çıkarılan değerlerde inceleme, asıllarını çıkaran kuruma yaptırılır.

Yabancı devlet paraları ve değerlerinde inceleme, Türk makamlarının görüşü alınarak yapılır.

İncelemenin merkezi kurumu ve alınacak görüşün niteliği değişir; yabancı değerlerde yetkili Türk makamlarının görüşü alınmasına karar verilmesi zorunludur.

Bu madde ile genel bilirkişi hükümleri arasındaki fark nedir?

Bu madde, sahte para ve değerlerde incelemeyi asıllarını çıkaran kuruma özgüler.

Genel bilirkişi hükümleri, herhangi bir bilirkişi incelemesinde ret, çekinme ve rapor usulünü düzenler.

Sahte para incelemesinde kurumun belirlenmesi bu maddeye, bilirkişinin ret ve çekinme işlemleri ise genel hükümlere göre yürür.

Sahte para ve değerler üzerinde yapılacak incelemeler: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Soruşturma aşamasındaki kesin görüş içermeyen ön tespit raporunu yeterli saymak; madde uyarınca asıllarını çıkaran kurumdan inceleme raporu alınması gerekir.
  • Sahte para incelemesini Emniyet veya Jandarma kriminal laboratuvarına yaptırmak; kanunun öngördüğü kurum asıllarını çıkaran kurumdur.
  • Yabancı devlet paralarında yetkili Türk makamlarının görüşünü almadan karar vermek; bu görüş fıkra gereği zorunludur.
  • Madde kapsamını yalnız para ile sınırlı görmek; 'gibi' ifadesi benzer değerleri de kapsar.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Yargıtay, soruşturma aşamasında alınan ve kesin görüş içermeyen ön tespit raporuna dayanarak hüküm kurulmasını, madde gereğince kurumun merkez veya taşra birimlerinden inceleme raporu alınmadığı için kabul etmemektedir. (8. Ceza Dairesi, 2024/19923 E., 2025/7935 K., 22.10.2025)
  • Yargıtay, sahte paranın iğfal kabiliyetinin tespitinde Merkez Bankası'nın banknot basımını yürüten genel müdürlüğü bünyesinde, sahte banknot ve efektif incelemesi yapan komisyonun raporunun esas alınmasını gerekli görmektedir. (8. Ceza Dairesi, 2024/19923 E., 2025/7935 K., 22.10.2025)
  • Yargıtay, sahte pulların sahteliği ve aldatma kabiliyetinin tespitinde Darphane ve Damga Matbaası Genel Müdürlüğünden rapor alınmasını gerekli görmektedir. (8. Ceza Dairesi, 2024/19923 E., 2025/7935 K., 22.10.2025)
  • Yargıtay, paranın sahte olup olmadığı ve aldatma yeteneği hususunda madde uyarınca inceleme yaptırılmasını, hükmün dayanağı olarak aramaktadır. (8. Ceza Dairesi, 2025/3660 E., 2025/5174 K., 24.06.2025)

Nasıl ispat edilir?

  • Sahte para veya değerin sahte olduğunu ve iğfal (aldatma) kabiliyetini iddia eden taraf, bu hususu ilgili kurumun raporu ile ispatlamalıdır; iddia eden kamu makamı olduğu için ispat yükü iddianın sahibindedir.
  • İncelemeye konu değerin asıllarını çıkaran kurumun merkez veya taşra birimi tarafından düzenlenmiş kesin görüş içeren rapor, bu konuda temel delildir.
  • Soruşturmada alınmış kesin görüş içermeyen ön tespit raporu, bu maddenin aradığı inceleme raporunun yerini tutmaz; mahkeme bu rapora dayanarak hüküm kuramaz.
  • Yabancı devlet değerleri bakımından yetkili Türk makamlarının görüşünün bulunmaması, incelemenin eksik kalması sonucunu doğurur; bu eksiklik karar bakımından aleyhe sonuç üretir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 5271 m.62: Bilirkişi incelemesinin genel hükümleridir. Bu maddede belirlenen kurumun bilirkişi olarak çalışmasına genel bilirkişilik kuralları uygulanır.
  • 5271 m.63: Bilirkişilik kabul yükümlülüğünü düzenler. Sahte para incelemesinde görev alan kurumun bilirkişilik sorumluluğunu belirler.
  • 5271 m.67: Bilirkişi raporunun düzenlenmesi ve ilgililere verilmesi usulünü düzenler; bu maddedeki kurumun raporu da bu usule tabidir.

Süreler

SüreMaddeHüküm
2026 yılım.63(Ek cümle: 3/11/2016-6754/42 md.) Hukuk öğrenimi görmüş kişiler, hukuk Bu maddede yer alan tazminat miktarlarının 1/1/2026 tarihinden itibaren uygulanması ile ilgili olarak, 26/12/2025 tarihli ve 33119 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan…
üç ayım.66Bu süre, işin niteliğine göre üç ayı geçemez.
üç aym.66Özel sebepler zorunlu kıldığında bu süre, bilirkişinin istemi üzerine, kendisini atayan merciin gerekçeli kararıyla en çok üç ay daha uzatılabilir.
üç günm.67Bu kişilerin istemleri reddedildiğinde, üç gün içinde bu hususta gerekçeli bir karar verilir.

Süreler madde metnindeki yazımıyla verilmiştir.

Konuda geçen kararlar

54 karar
  1. Ceza Genel Kurulu, 2020/458 E., 2023/210 K., 12.04.2023
    İlgili madde: m.63
  2. Ceza Genel Kurulu, 2021/55 E., 2023/126 K., 01.03.2023
    İlgili madde: m.63
  3. Hukuk Genel Kurulu, 2019/9 E., 2022/889 K., 14.06.2022
    İlgili madde: m.63
  4. Hukuk Genel Kurulu, 2018/320 E., 2021/1394 K., 11.11.2021
    İlgili madde: m.63
  5. Hukuk Genel Kurulu, 2017/1311 E., 2021/1016 K., 16.09.2021
    İlgili madde: m.63
  6. Ceza Genel Kurulu, 2018/473 E., 2020/225 K., 21.05.2020
    İlgili madde: m.67
  7. Ceza Genel Kurulu, 2016/1106 E., 2017/54 K., 07.02.2017
    İlgili madde: m.64
  8. Ceza Genel Kurulu, 2016/1054 E., 2017/56 K., 07.02.2017
    İlgili madde: m.64
  9. Ceza Genel Kurulu, 2016/70 E., 2017/37 K., 31.01.2017
    İlgili madde: m.64
  10. Ceza Genel Kurulu, 2016/1072 E., 2017/38 K., 31.01.2017
    İlgili madde: m.64
Diğer 44 karar
  1. Ceza Genel Kurulu, 2011/279 E., 2012/55 K., 21.02.2012
    İlgili madde: m.73
  2. Ceza Genel Kurulu, 2009/38439 E., 2010/1152 K., 25.01.2010
    İlgili madde: m.69
  3. Ceza Genel Kurulu, 2007/139 E., 2007/202 K., 09.10.2007
    İlgili madde: m.64
  4. 6. Ceza Dairesi, 2025/5758 E., 2025/10095 K., 25.11.2025
    İlgili madde: m.66
  5. 9. Ceza Dairesi, 2024/8138 E., 2025/8776 K., 24.11.2025
    İlgili madde: m.73
  6. 6. Ceza Dairesi, 2023/20328 E., 2025/9135 K., 30.10.2025
    İlgili madde: m.66
  7. 8. Ceza Dairesi, 2024/19923 E., 2025/7935 K., 22.10.2025
    İlgili madde: m.73
  8. 1. Ceza Dairesi, 2025/340 E., 2025/5893 K., 10.09.2025
    İlgili madde: m.73
  9. 8. Ceza Dairesi, 2025/3660 E., 2025/5174 K., 24.06.2025
    İlgili madde: m.73
  10. 6. Ceza Dairesi, 2023/19611 E., 2025/5152 K., 12.05.2025
    İlgili madde: m.62
  11. 9. Ceza Dairesi, 2021/22495 E., 2025/3914 K., 08.05.2025
    İlgili madde: m.65, m.66, m.68, m.69, m.70, m.71, m.73
  12. 8. Ceza Dairesi, 2024/248 E., 2025/2852 K., 10.04.2025
    İlgili madde: m.62
  13. 8. Ceza Dairesi, 2024/2428 E., 2025/1932 K., 11.03.2025
    İlgili madde: m.62
  14. 6. Ceza Dairesi, 2023/16887 E., 2025/1813 K., 12.02.2025
    İlgili madde: m.66
  15. 7. Ceza Dairesi, 2024/7167 E., 2024/11441 K., 11.12.2024
    İlgili madde: m.68
  16. 1. Ceza Dairesi, 2024/2067 E., 2024/8316 K., 11.12.2024
    İlgili madde: m.71
  17. 8. Ceza Dairesi, 2024/3236 E., 2024/9487 K., 10.12.2024
    İlgili madde: m.62
  18. 2. Ceza Dairesi, 2021/21359 E., 2024/17999 K., 27.11.2024
    İlgili madde: m.62
  19. 9. Ceza Dairesi, 2024/3745 E., 2024/10194 K., 27.11.2024
    İlgili madde: m.66
  20. 8. Ceza Dairesi, 2024/2943 E., 2024/8336 K., 05.11.2024
    İlgili madde: m.62
  21. İdare Dava Daireleri Kurulu, 2023/485 E., 2024/2448 K., 21.10.2024
    İlgili madde: m.65
  22. 1. Ceza Dairesi, 2024/940 E., 2024/4753 K., 27.06.2024
    İlgili madde: m.71
  23. 1. Ceza Dairesi, 2022/14856 E., 2024/4696 K., 26.06.2024
    İlgili madde: m.71
  24. 9. Ceza Dairesi, 2021/9459 E., 2023/8485 K., 14.12.2023
    İlgili madde: m.65, m.68, m.69, m.70, m.71
  25. 9. Ceza Dairesi, 2021/18435 E., 2023/7100 K., 02.11.2023
    İlgili madde: m.65, m.68, m.69, m.70, m.71
  26. 10. Daire, 2017/2168 E., 2022/3443 K., 22.06.2022
    İlgili madde: m.65
  27. 10. Daire, 2017/2301 E., 2022/3444 K., 22.06.2022
    İlgili madde: m.65
  28. 12. Daire, 2018/6537 E., 2021/6207 K., 06.12.2021
    İlgili madde: m.72
  29. 12. Daire, 2018/7118 E., 2021/6209 K., 06.12.2021
    İlgili madde: m.72
  30. 12. Daire, 2018/6801 E., 2021/6208 K., 06.12.2021
    İlgili madde: m.72
  31. 12. Daire, 2018/6689 E., 2021/6210 K., 06.12.2021
    İlgili madde: m.72
  32. 8. Ceza Dairesi, 2020/1613 E., 2021/16342 K., 21.06.2021
    İlgili madde: m.67
  33. 10. Daire, 2016/1891 E., 2021/2990 K., 03.06.2021
    İlgili madde: m.64
  34. 12. Ceza Dairesi, 2018/5057 E., 2018/10383 K., 06.11.2018
    İlgili madde: m.67
  35. 11. Ceza Dairesi, 2017/404 E., 2017/1337 K., 23.02.2017
    İlgili madde: m.67
  36. 12. Ceza Dairesi, 2016/3048 E., 2016/12163 K., 24.10.2016
    İlgili madde: m.67
  37. Danıştay 10. Daire Başkanlığı, 2014/707 E., 2016/2820 K., 23.05.2016
    İlgili madde: m.66
  38. 14. Ceza Dairesi, 2014/9911 E., 2014/14665 K., 22.12.2014
    İlgili madde: m.68, m.69, m.70
  39. 2. Ceza Dairesi, 2009/38439 E., 2010/1152 K., 25.01.2010
    İlgili madde: m.69
  40. İkinci Bölüm, 2018/13643 E., 20.09.2023
    İlgili madde: m.72
  41. Genel Kurul, 2014/8881 E., 25.07.2017
    İlgili madde: m.72
  42. İkinci Bölüm, 2013/5467 E., 07.01.2016
    İlgili madde: m.68
  43. Genel Kurul, 2013/7800 E., 18.06.2014
    İlgili madde: m.67
  44. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi, 2020/1885 E., 2023/537 K., 18.05.2023
    İlgili madde: m.63

Bağlayıcılık derecesine göre sıralı (Anayasa Mahkemesi, içtihadı birleştirme, genel kurullar, daireler); her grupta yeni karar önce. Tam metin karar deposundan istek üzerine yüklenir. Hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ayrıca denetleyin.

Madde bağlantıları, tarihine kadar Resmî Gazete'de yayımlanan değişiklikleri içeren güncel metne gider.

Bu konudaki maddelerde bilinen en yeni değişiklik: 03.11.2016 (m.63).

Anlatım 21.10.2026 tarihinde derlendi. Bağlayıcı olan madde metnidir.

Bu konuyu panelde çalış

Panelde bu konu 3. Tanıklık, Bilirkişi İncelemesi, Keşif bölümünde yer alıyor.

Panelde çalış