Kanun yolları › Olağan kanun yolları

Temyiz

CMK m.286–295Ceza Muhakemesi HukukuSon değişiklik: 02.03.2024 (m.291)

Kısaca

5271 sayılı Kanun'un 286. maddesi, bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin verdiği hükümlerin temyiz edilip edilemeyeceğini düzenler. 5271 sayılı Kanun'un 287. maddesi, hüküm öncesinde verilip hükme esas teşkil eden veya başka kanun yolu öngörülmemiş olan mahkeme ara kararlarının hükümle birlikte temyiz edilebilmesini düzenler. CMK m.288, temyiz kanun yolunun hangi nedene dayanabileceğini belirler: yalnızca hükmün hukuka aykırılığı.

Kapsam

Bu konu, Ceza Muhakemesi Kanunu m.286–295 hükümlerini kapsar.

Yürürlükten kaldırılmış: m.295.

CMK m.286 — Temyiz

5271 sayılı Kanun'un 286. maddesi, bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin verdiği hükümlerin temyiz edilip edilemeyeceğini düzenler. Maddenin birinci fıkrası genel kuralı, ikinci fıkrası temyizin kapalı olduğu kararları, üçüncü fıkrası ise belirli suçlara ilişkin istisnayı belirler. Madde, bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin kararlarına uygulanır ve temyiz yolunun açık olup olmadığını hüküm bazında belirler. Madde, temyiz süresini, temyiz dilekçesinin şeklini ve temyiz sebeplerini düzenlemez (m.291, m.294). Temyiz incelemesinin kapsamı ve Yargıtay'ın inceleme usulü de bu maddede yer almaz (m.288, m.301). Bozma kararlarının temyizi, bu maddenin birinci fıkrası gereğince kapsam dışındadır ve bozma kararına karşı temyiz yolu bu madde ile açılmaz. Hükmün kesinleşmesi ve kesinlik sınırları da bu maddenin konusu değildir (m.272).

Temyiz: hangi kavramlar bilinmeli?

Temyiz edilebilir hüküm
Bölge adliye mahkemesi ceza dairesinin, bozma kararı dışında kalan ve hüküm niteliği taşıyan kararıdır. Temyiz yolunun açık olması için hem hüküm niteliği hem de ikinci fıkradaki kapalılık sınırlarının dışında kalma koşulu aranır.
Bozma kararı
Bölge adliye mahkemesinin ilk derece hükmünü kaldırarak dosyayı yeniden incelenmek üzere geri gönderdiği karardır. Birinci fıkra bu kararları temyiz kapsamı dışında bırakır.
Temyiz kapalılığı sınırı
İkinci fıkranın (a)-(ı) bentlerinde sayılan ceza türü, ceza miktarı ya da karar türüne bağlı hallerdir. Bu hallerde bölge adliye mahkemesi kararı temyiz edilemez; ceza miktarı beş yıl veya daha az hapis, iki yıla kadar hapis veya adli para cezası gibi ölçütlere bağlıdır.
Üçüncü fıkra istisnası
Türk Ceza Kanunu, Terörle Mücadele Kanunu ve Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu'nda sayılan belirli suçlardır. Bu suçlar için ikinci fıkradaki kapalılık sınırları aşılmış olsa bile bölge adliye mahkemesi ceza dairesi kararları temyiz edilebilir.
İstinaf başvurusunun esastan reddi
Bölge adliye mahkemesinin istinaf incelemesi sonucunda ilk derece hükmünü onayarak başvuruyu reddetmesidir. İkinci fıkranın birçok bendinde bu karar türü temyiz kapalılığı sebebi olarak yer alır.
Ceza miktarının artırılması
Bölge adliye mahkemesinin, ilk derece mahkemesinin verdiği cezayı yükseltmesidir. İkinci fıkra (b) bendinde, beş yıl veya daha az hapis cezasını artırmayan kararlar temyiz kapalı sayılır; artırma varsa bu kapalılık uygulanmaz.

Temyiz: hangi şartlar aranır?

  • Bölge adliye mahkemesi ceza dairesinin verdiği kararın hüküm niteliğinde olması bulunmalıdır.
  • Kararın bozma kararı olmaması gerekir; bozma kararları birinci fıkra kapsamı dışında kalır.
  • Hüküm, ikinci fıkranın (a)-(ı) bentlerinde sayılan temyiz kapalılığı hallerinden birinin dışında kalmalıdır. Bentlerden herhangi birinin koşulu gerçekleşiyorsa karar temyiz edilemez.
  • Birden fazla ceza veya karar içeren hükümde, her bir ceza ve karar ikinci fıkranın bent sınırları içinde kalıyorsa (ı) bendi uyarınca temyiz kapalı sayılır.
  • Hüküm temyiz kapalılığı halinde ise üçüncü fıkrada sayılan suçlardan biri nedeniyle verilmiş olmalıdır; üçüncü fıkra kapalılığı kaldırır.
  • Üçüncü fıkrada sayılan suçların kapsamı dar yorumlanmalıdır; metinde açıkça sayılmayan suçlar istisna kapsamına alınamaz.

Temyiz: hangi sonuçları doğurur?

  • Bölge adliye mahkemesinin bozma dışında kalan ve ikinci fıkranın bentlerinden hiçbirine girmeyen hükmü temyiz edilebilir.
  • İkinci fıkranın (a) bendi kapsamında, beş yıl veya daha az hapis cezasına karşı istinafın esastan reddine ilişkin bölge adliye mahkemesi kararı temyiz edilemez; miktarı ne olursa olsun adli para cezalarında da aynı sonuç geçerlidir.
  • İkinci fıkranın (b) bendi uyarınca, ilk derece hapis cezasını artırmayan bölge adliye mahkemesi kararı temyiz edilemez.
  • Hapis cezasından çevrilen seçenek yaptırımlara ilişkin bölge adliye mahkemesi kararları (c) bendi uyarınca temyiz edilemez.
  • İlk defa bölge adliye mahkemesince verilen ve üst sınırı iki yıla kadar hapis cezasını gerektiren suçlara ilişkin kararlar (d) bendi kapsamında temyiz edilemez; ancak 272. maddenin üçüncü fıkrası kapsamındaki mahkûmiyet kararları bu kapalılığın dışındadır.
  • Adli para cezasını gerektiren suçlarda ilk derece hükmüne ilişkin bölge adliye mahkemesi kararlarının tamamı temyiz edilemez; suç niteliğinin değiştirilmesi ve ikinci fıkradaki sınırların aşılması halinde temyiz açılabilir.
  • Sadece eşya veya kazanç müsaderesine ilişkin kararların istinafta esastan reddi (f), davanın düşmesi, ceza verilmesine yer olmaması ve güvenlik tedbirine ilişkin kararlar (h) bendi uyarınca temyiz edilemez; ancak ilk derece ile bölge adliye kararları aynı doğrultuda değilse temyiz açılır.
  • Birden fazla ceza ya da karar içeren hükümde, her bir kararın ikinci fıkra sınırları içinde kalması halinde (ı) bendi gereğince hüküm bütünüyle temyiz edilemez.
  • Üçüncü fıkrada sayılan suçlar nedeniyle verilen bölge adliye mahkemesi kararları, ikinci fıkranın kapalılığına rağmen temyiz edilebilir.
  • Maddenin hükümleri emredici niteliktedir; temyiz kapalılığını taraflar sözleşmeyle değiştiremez.

Ceza miktarına göre temyiz ile beş yıl ve üzeri ceza arasındaki fark nedir?

Beş yıl veya daha az hapis cezasına karşı, istinafın esastan reddi ve cezanın artırılmadığı kararlar temyiz kapalıdır.

Beş yıldan fazla hapis cezası içeren bölge adliye mahkemesi kararları ikinci fıkranın bu bentleri kapsamında değildir.

Beş yıldan fazla hapis cezasına ilişkin istinaf kararı temyize açıktır. Beş yıl veya daha az cezada ise istinafın esastan reddi temyizi kapatır.

Adli para cezası ile hapis cezası: fark nedir?

Adli para cezasını gerektiren suçlarda ilk derece hükmüne ilişkin bölge adliye mahkemesi kararları, (e) bendi gereğince temyiz edilemez.

Hapis cezası içeren hükümler, miktara göre (a), (b) ve (d) bentleri kapsamında değerlendirilir.

Yalnız adli para cezası içeren hükümler miktardan bağımsız olarak temyiz kapalıdır. Suç niteliğinin değiştirilmesi ve ikinci fıkradaki sınırların dışına çıkılması halinde temyiz açılabilir.

İlk derece hükmü ile bölge adliye mahkemesi kararının farkı (h bendi): fark nedir?

Davanın düşmesi, ceza verilmesine yer olmaması veya güvenlik tedbiri kararları, aynı doğrultuda verildiğinde temyiz kapalıdır.

İlk derece ile bölge adliye mahkemesinin kararları farklı olduğunda bu kararlar temyiz edilebilir.

İlk derece mahkûmiyet, bölge adliye mahkemesinde ceza ehliyetsizliği nedeniyle ceza verilmesine yer olmadığı kararına dönüşürse, bu karar temyiz edilebilir.

Beraat ile mahkûmiyet arasında geçiş: fark nedir?

İlk derece mahkemesinin beraat kararı, bölge adliye mahkemesince kaldırılıp mahkûmiyet kurulursa temyiz açılabilir.

Beraat kararının esastan reddi ise, sınır içinde kalan suçlarda temyiz kapalı kalır.

Kaldırma ile mahkûmiyete geçiş halinde temyiz yolu açıktır; esastan ret halinde ise (g) bendi uygulanır.

Üçüncü fıkra suçları ile genel kapalılık arasındaki fark nedir?

Türk Ceza Kanunu'nun hakaret (m.125/3), suç işlemeye tahrik (m.214), silahlı örgüt (m.314) gibi belirli suçlar üçüncü fıkrada sayılmıştır.

İkinci fıkradaki sınırlar içinde kalan diğer suçlar üçüncü fıkrada yer almaz.

Üçüncü fıkrada sayılan suçlarda ikinci fıkra kapalılığı uygulanmaz ve bölge adliye mahkemesi kararları temyiz edilebilir.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Beş yıl veya daha az hapis cezasına ilişkin istinaf esastan ret kararlarında, suç bakımından cezanın tür ve miktarı ile istinaf incelemesi sonucunda verilen esastan ret kararı birlikte değerlendirilerek temyizin kapalı olduğu kabul edilmektedir. (1. Ceza Dairesi, 2025/2889 E., 2026/2217 K., 26.03.2026; 1. Ceza Dairesi, 2024/3722 E., 2026/2233 K., 26.03.2026; 1. Ceza Dairesi, 2024/5767 E., 2026/2203 K., 25.03.2026)
  • Cezanın tür ve miktarının yanında suça yönelik temyiz niteliğinin de dikkate alındığı; buna göre 286/2-a bendi uyarınca hükmün temyizinin mümkün olmadığı kabul edilmektedir. (1. Ceza Dairesi, 2024/3722 E., 2026/2233 K., 26.03.2026; 1. Ceza Dairesi, 2024/5767 E., 2026/2203 K., 25.03.2026)
  • Silahlı örgüt ve benzeri suçlar gibi 286/2-g kapsamındaki beraat kararlarında, istinaf esastan reddi halinde temyizin kapalı olduğu kabul edilmektedir. (1. Ceza Dairesi, 2024/3932 E., 2026/2202 K., 25.03.2026)
  • Beş yıl veya daha az cezayı artırmayan bölge adliye mahkemesi kararlarında, müdafiin temyiz isteminin 286/2-b bendi gereği reddedildiği uygulanmaktadır. (1. Ceza Dairesi, 2024/4875 E., 2026/2147 K., 25.03.2026)
  • İki yıla kadar hapis cezasını gerektiren suçlarda (286/2-d), ilk defa bölge adliye mahkemesince verilen kararlar yönünden kapalılık ve üçüncü fıkra istisnasının birlikte değerlendirildiği kabul edilmektedir. (1. Ceza Dairesi, 2025/8613 E., 2026/2091 K., 24.03.2026)

Nasıl ispat edilir?

  • Temyiz yolunun açık olduğunu iddia eden taraf, hükmün birinci fıkra kapsamında bozma dışında bir hüküm olduğunu ve ikinci fıkranın hiçbir bendine girmediğini ispatlamakla yükümlüdür; ispat bakımından karar ve hüküm metni esas alınır.
  • Cezanın türü ve miktarı, hükmün fıkrası ve bölge adliye mahkemesinin kararında yer alan istinaf sonucu (esastan ret, artırma, kaldırma) belgelerle gösterilir.
  • Üçüncü fıkrada sayılan suçların varlığını iddia eden taraf, suç vasfının bu fıkradaki suçlardan biri olduğunu ve hükmün bu suçlar nedeniyle verildiğini göstermelidir.
  • Karşı taraf, istisna kapsamı dışında kalan kapalılık sebebinin varlığını (örneğin esastan ret ya da artırmama) hükme ilişkin belgelerle ispatlar.
  • Suç niteliğinin değiştirildiği iddiası, ilk derece ve bölge adliye mahkemesi kararlarının karşılaştırılması ile incelenir; değişikliğin varlığını iddia eden taraf bunu kanıtlamalıdır. (1. Ceza Dairesi, 2024/3932 E., 2026/2202 K., 25.03.2026)

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 5271 sayılı Kanun m.272: Bölge adliye mahkemesi kararlarının kesinlik sınırını belirler; ikinci fıkranın (d) bendinde ilk defa bölge adliye mahkemesince verilen kararlar bakımından 272. maddenin üçüncü fıkrası istisna oluşturur.
  • 5271 sayılı Kanun m.291: Temyiz istemi ve süresini düzenler; 286. maddede temyiz yolunun açık olduğu hallerde başvuru süresi bu maddeye göre hesaplanır.
  • 5271 sayılı Kanun m.294: Temyiz sebebinin hükmün hukuki yönüne ilişkin olması gerektiğini düzenler; 286. maddenin açtığı temyiz yolunda bu sınır uygulanır.
  • 5271 sayılı Kanun m.288: Temyiz incelemesinin kapsamını belirler; temyiz edilebilir hükmün hangi ölçüde denetleneceğini gösterir.
  • 5271 sayılı Kanun m.296: Temyiz edilemeyecek bir hükmün temyiz edilmesi halinde temyiz isteminin reddini düzenler; 286. maddedeki kapalılık sınırlarının pratik sonucunu tamamlar.
  • 6706 sayılı Kanun m.18: Uluslararası adli iş birliği kapsamında verilen kararların temyizi bakımından ayrı bir temyiz rejimi getirir; 286. maddenin ikinci fıkrasının (2. fıkra) dışında kalan bir istisnadır.

CMK m.287 — Hükümden önceki kararların temyizi

5271 sayılı Kanun'un 287. maddesi, hüküm öncesinde verilip hükme esas teşkil eden veya başka kanun yolu öngörülmemiş olan mahkeme ara kararlarının hükümle birlikte temyiz edilebilmesini düzenler. Madde hem bölge adliye mahkemelerinin hem de ilk derece mahkemelerinin ara kararlarını kapsar; ayrıca soruşturma aşamasında hâkim veya savcı tarafından verilip hükmü etkileyen kararların da kapsama girdiği belirtilmektedir. Madde, kararların hükme esas teşkil edip etmediğini tek tek ölçen bir ayrım yapmaz; kararın kurulan hükme dolaylı da olsa etkili olup olmadığına bakılır. Madde; hüküm öncesi kararlara karşı ayrı bir kanun yolunun (itiraz gibi) açık olduğu hallerde uygulanmaz, bu kararlar ayrı yoldan denetlenir. Maddenin düzenlemediği konular arasında bağımsız itiraz yolu (m.268 ve devamı kapsamında itiraz), temyiz edilebilir hükümlerin sayımı (m.286), temyiz süresi ve usulü (m.291 ve devamı) ile tutukluluğa ilişkin kararlara karşı yapılan itirazlar yer alır.

Hükümden önceki kararların temyizi: hangi kavramlar bilinmeli?

Hükme esas teşkil eden ara karar
Hükmün kurulmasında doğrudan ya da dolaylı biçimde etkili olan, hüküm öncesinde verilmiş mahkeme kararıdır. Yorumda dar değil geniş tutulur; kurulan hükümde dolaylı bile olsa etkili olma yeterlidir. Delil toplanması talebinin reddi gibi sonucu hükme yansımayan kararlar bu kapsamda sayılmaz.
Başka kanun yolu öngörülmemiş karar
Kanunda ayrıca itiraz ya da başka bir kanun yolu tanınmamış ara kararlardır. Kanun yolu tanınmış olan kararlar, bu yol kullanılmadan hükümle birlikte temyiz konusu yapılamaz.
Hükümle birlikte temyiz
Ara kararın ayrı bir kanun yoluna konu olmadan, hükme karşı yapılan temyiz başvurusunun içinde incelenmesi anlamına gelir. Kararın bağımsız olarak temyiz edilmesi değildir.
Hüküm öncesi karar
Hükmün verilmesinden önce, yargılama sırasında veya soruşturma aşamasında verilen ara karardır. Davanın esasını çözen sonuç kararları bu kavramın dışında kalır.

Hükümden önceki kararların temyizi: hangi şartlar aranır?

  • Karar hüküm verilmeden önce alınmış bir mahkeme kararı olmalıdır.
  • Karar, kurulan hükme doğrudan ya da dolaylı biçimde etkili olmalı, yani hükme esas teşkil etmelidir.
  • Karar için kanunda ayrı bir kanun yolu öngörülmemiş olmalıdır.
  • Hükme karşı temyiz yoluna başvurulmuş olmalıdır; ara karar ancak bu başvuru içinde incelenebilir.
  • Ara karar hakkında bağımsız itiraz gibi bir yol kullanılmamış olmalıdır; bu yol açıksa madde uygulanmaz.

Hükümden önceki kararların temyizi: hangi sonuçları doğurur?

  • Hükme esas teşkil eden ve kanun yolu öngörülmemiş ara kararlar, hükümle birlikte temyiz edilebilir.
  • Hükme esas teşkil etmeyen ara kararlar hükümle birlikte temyiz edilemez.
  • Kanunda ayrı bir kanun yolu öngörülmüş ara kararlar, bu madde uyarınca hükümle birlikte temyiz edilemez; bu kararlara karşı ayrı yol izlenir.
  • Ara kararın temyizi, hükmün temyiz edilmesi ile birlikte inceleme konusu olur; ara karar bağımsız bir temyiz başvurusu olarak değerlendirilmez.
  • Temyiz incelemesinde ara karara ilişkin bozma, hükmün bozulmasına yol açabilir.

Hükme esas teşkil eden ile etmeyen ara karar arasındaki fark nedir?

Kurulan hükmü dolaylı da olsa etkileyen ara kararlar, örneğin bilirkişi incelemesi talebinin reddi ya da tanık dinletme talebinin reddi, hükme esas teşkil eden karar sayılır.

Sonucu hükme yansımayan, delil toplanmasına ilişkin olmayan ve tartışılmamış deliller üzerinde etkisi bulunmayan kararlar hükme esas teşkil etmez.

Yalnız hükme esas teşkil eden ara kararlar hükümle birlikte temyiz edilebilir; diğerleri bu yolla incelenemez.

Kanun yolu öngörülmüş ile öngörülmemiş ara karar arasındaki fark nedir?

Kanunda itiraz gibi ayrı bir kanun yolu tanınmış olan ara kararlar, bu yol üzerinden denetlenir.

Ayrı bir kanun yolu bulunmayan ara kararlar, madde kapsamında kalır.

Kanun yolu öngörülmemiş kararlar hükümle birlikte temyiz konusu yapılabilir; öngörülmüş olanlar için bu yol açık değildir.

Hükümden önceki kararların temyizi: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Hükme esas teşkil etme ölçütünü yalnızca doğrudan etkiyle sınırlamak; oysa dolaylı etki de yeterlidir.
  • Kanunda ayrı bir kanun yolu bulunan bir ara kararı hükümle birlikte temyiz konusu yapmak; bu yol açık olduğu için madde uygulanmaz.
  • Delil toplanması talebinin reddi gibi hükme etkisi olmayan kararları madde kapsamında saymak.
  • Maddeyi yalnızca mahkeme kararlarına uygulamak, soruşturma aşamasında hâkim veya savcının hükmü etkileyen kararlarını göz ardı etmek.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Hükme esas teşkil eden karar, kurulan hükümde dolaylı bile olsa etkili olma biçiminde geniş yorumlanmaktadır. (3. Ceza Dairesi, 2022/1748 E., 2024/11428 K., 07.10.2024; 3. Ceza Dairesi, 2021/6981 E., 2024/1418 K., 05.02.2024)
  • Reddi hâkim talebi hakkında hüküm öncesinde karar verilmemiş olması, hükme esas teşkil ettiği gerekçesiyle madde kapsamında değerlendirilmekte ve hükümle birlikte temyiz konusu yapılabilmektedir. (3. Ceza Dairesi, 2022/1748 E., 2024/11428 K., 07.10.2024; 3. Ceza Dairesi, 2022/3623 E., 2024/10297 K., 19.09.2024; 3. Ceza Dairesi, 2021/8089 E., 2023/5457 K., 13.09.2023)
  • Kanun yolunun bulunup bulunmadığı ve hükme esas teşkil etme ölçütü, somut olayda kararın etkisine göre birlikte değerlendirilmektedir. (7. Ceza Dairesi, 2021/15259 E., 2025/7795 K., 26.05.2025; 7. Ceza Dairesi, 2022/16532 E., 2023/1019 K., 08.02.2023)

Nasıl ispat edilir?

  • Hükümle birlikte temyiz talep eden taraf, ara kararın hükme esas teşkil ettiğini ve kanun yolu öngörülmediğini ileri sürmek ve göstermekle yükümlüdür.
  • Ara kararın hükme etkisi, duruşma tutanakları, hükmün gerekçesi ve dosya içeriği ile ortaya konur.
  • Karşı taraf, kararın hükme etki etmediğini veya kararın ayrı bir kanun yolu bulunduğunu savunabilir; bu savunmayı da dayandığı belgelerle ispatlamalıdır.
  • Ara kararın hükme esas teşkil etmediği iddiası, kararın sonucunun hükmün kurulmasında kullanılmadığının gösterilmesiyle ortaya konur.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 5271 m.286: Temyiz edilemeyecek kararları sayar. Madde 287'nin uygulanabilmesi için, ara kararın bu sayılanlar arasında olmaması gerekir; sınırlı sayımda yer almayan kararlar temyiz yolu açık sayılır.
  • 5271 m.268: Ayrı bir kanun yolu olarak itirazı düzenler. Bu yol açık olan ara kararlar madde 287 kapsamı dışında kalır.

CMK m.288 — Temyiz nedeni

CMK m.288, temyiz kanun yolunun hangi nedene dayanabileceğini belirler: yalnızca hükmün hukuka aykırılığı. Hukuka aykırılığın tanımını da verir; bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır. Madde, temyiz talebinin tarafının kim olduğunu, temyiz dilekçesinin içeriğini, sürelerini ve Yargıtayın inceleme kapsamını düzenlemez. Hukuka kesin aykırılık hallerini (CMK m.289), temyiz sebebinin gösterilmesini (CMK m.294), Yargıtayın inceleme sınırını (CMK m.301) ve temyiz başvurusunun reddini (CMK m.298) ayrıca düzenlenen hükümler belirler; bunlar bu maddenin kapsamı dışındadır (m.289, m.294, m.298, m.301).

Temyiz nedeni: hangi kavramlar bilinmeli?

Hükmün hukuka aykırılığı
Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması durumudur. Temyiz nedeni olabilmesi için bu aykırılığın hükmün kendisinde bulunması gerekir. Maddi olay tespitine ilişkin itirazlar bu kavramın kapsamına doğrudan girmez.
Hukuk kuralı
Hem maddi ceza hukuku hem de muhakeme hukuku normlarını kapsayan geniş bir ifadedir. Uygulanmayan ya da yanlış uygulanan her norm, bu maddedeki hukuka aykırılığı oluşturabilir.
Temyiz nedeni
Temyiz başvurusunun dayandığı hukuka aykırılık iddiasıdır. Madde, temyizin yalnızca bu nedene dayanabileceğini söyler; temyiz nedeni somut olarak gösterilmek zorundadır (CMK m.294).

Temyiz nedeni: hangi şartlar aranır?

  • Temyiz isteminin dayanağının hükmün hukuka aykırılığı olması bulunmalıdır.
  • Hukuka aykırılık, bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması biçiminde ortaya çıkmalıdır.
  • Temyiz istemi, olay değerlendirmesine ya da delil takdirine dayanan bir itiraz olarak kurulmamalıdır; bu tür iddialar bu maddenin kapsamına girmez.
  • Hukuka aykırılık, CMK m.289 kapsamındaki kesin hukuka aykırılık hallerinden biri değilse, ilgili temyiz nedeninin ayrıca gösterilmesi gerekir (CMK m.294).

Temyiz nedeni: hangi sonuçları doğurur?

  • Hükmün hukuka aykırılığı ileri sürülmüşse, Yargıtay bu aykırılık nedeniyle hükmü inceleyebilir ve bozabilir.
  • Hükmün hukuka aykırılığı bulunmuyorsa temyiz bu maddeye dayanarak kabul edilemez.
  • Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması, hükmün hukuka aykırı sayılmasını sağlar.
  • Maddi vakıaya ilişkin itirazlar bu maddeye dayandırılamaz; bu itirazlar temyiz denetimi kapsamına girmez.
  • Madde yalnızca temyizin hangi nedene dayanabileceğini belirler; bozma kararının kapsamını ve sonucunu CMK m.301 ve m.302 düzenler.

Hukuka aykırılık ile olgusal değerlendirme arasındaki fark nedir?

Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması, temyiz nedeni olarak kabul edilebilir.

Olayın nasıl gerçekleştiğine ya da delilin takdirine ilişkin itirazlar, hukuka aykırılık değil maddi vakıa değerlendirmesidir.

Maddi vakıa itirazı bu nedenle temyiz sebebi olarak kabul edilmez. Uygulamada dosyaya yansıyan maddi hukuka aykırılık iddiası ile olay tespiti itirazı ayrı değerlendirilmektedir. (6. Ceza Dairesi, 2024/6359 E., 2025/9069 K., 22.10.2025; 6. Ceza Dairesi, 2025/2599 E., 2025/6937 K., 30.06.2025)

Muhakeme hukuku normu ile maddi hukuk normu arasındaki fark nedir?

Muhakeme hukuku normunun ihlali, usule ilişkin bir hukuka aykırılıktır ve hükme etki edecek nitelikte bulunması aranır.

Maddi hukuk normunun ihlali, suçun unsurlarına ya da cezaya ilişkin hukuka aykırılıktır.

Her iki hâlde de hukuka aykırılık temyiz nedeni olabilir; ancak muhakeme hukukuna aykırılık iddiasında somutlaştırma zorunluluğu ayrıca aranır.

Temyiz nedeni: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Maddi vakıaya yönelik itirazı hukuka aykırılık iddiası olarak sunmak; bu itirazlar m.288 kapsamında temyiz nedeni değildir.
  • Temyiz nedenini somutlaştırmadan yalnızca 'karar hukuka aykırıdır' demek; m.294 uyarınca hangi hukuk kuralının ihlal edildiğinin gösterilmesi gerekir.
  • Hukuka aykırılığı yalnızca maddi hukuk normuyla sınırlı görmek; muhakeme hukuku normunun ihlali de m.288 kapsamındadır.
  • Hukuka kesin aykırılık hallerini (m.289) genel hukuka aykırılık kavramıyla karıştırmak; m.289 ayrı ve kapalı bir listedir.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Temyiz sebebinin hukuka aykırılık olarak ileri sürülmesi, dilekçede hangi hukuk kuralının ihlal edildiğinin açıkça belirtilmesini gerektirir; genel nitelikli 'karar hukuka aykırıdır' ifadesi, maddi hukuka aykırılık iddiası olarak kabul edilebilmektedir. (6. Ceza Dairesi, 2024/6359 E., 2025/9069 K., 22.10.2025; 6. Ceza Dairesi, 2025/2599 E., 2025/6937 K., 30.06.2025)
  • Olay tespitine ve delil takdirine yönelik itirazlar, hukuka aykırılık iddiası olarak değerlendirilmemekte ve temyiz nedeni sayılmamaktadır. (6. Ceza Dairesi, 2024/6359 E., 2025/9069 K., 22.10.2025; 6. Ceza Dairesi, 2023/18635 E., 2025/6765 K., 25.06.2025)
  • Temyiz dilekçesinde hiçbir temyiz nedeni gösterilmemişse, Yargıtay bu maddeye dayanarak incelemeyi kabul etmeyebilmektedir. (6. Ceza Dairesi, 2023/18635 E., 2025/6765 K., 25.06.2025)
  • Temyiz başvurusunda gösterilmeyen ancak dosyadan anlaşılan maddi hukuka aykırılıklar, kabul edilebilirlik denetimi kapsamında değerlendirilmektedir. (6. Ceza Dairesi, 2023/19214 E., 2025/6049 K., 10.06.2025)

Nasıl ispat edilir?

  • Temyiz isteminde bulunan taraf, hükmün hangi hukuk kuralını uygulamadığını veya yanlış uyguladığını dilekçede belirtmek ve bu iddiasını göstermekle yükümlüdür.
  • Hukuka aykırılık iddiası, hükmün gerekçesi ve dosya içeriği üzerinden değerlendirilir; yeni delil ileri sürülmesi bu aşamada kural olarak kabul edilmez.
  • Karşı taraf, hükmün hukuka uygun olduğunu savunarak itirazı reddettirmek için hukuka aykırılığın bulunmadığını gösterir.
  • Muhakeme hukukuna aykırılık iddiasında, aykırılığın hükme etki edecek nitelikte olduğunun gösterilmesi gerekir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 5271 m.289: Hukuka kesin aykırılık hallerini düzenler. Bu haller temyiz dilekçesinde gösterilmese bile resen gözetilir; m.288'deki genel hukuka aykırılık kavramının özel bir hali sayılır.
  • 5271 m.294: Temyiz eden kişinin hükmün neden bozulmasını istediğini göstermesini ve temyiz sebebinin hükmün hukuki yönüne ilişkin olmasını zorunlu kılar; m.288'in pratik uygulamasını sınırlar.
  • 5271 m.298: Temyiz isteminin esastan reddini düzenler; m.288'deki hukuka aykırılık iddiası yerinde görülmezse bu madde uygulanır.
  • 5271 m.301: Yargıtayın, temyiz başvurusunda belirtilen hususlarla sınırlı inceleme yapacağını düzenler; m.288'deki hukuka aykırılık iddialarının incelemesinin kapsamını belirler.

CMK m.289

Madde, temyiz incelemesinde kanun gereği kendiliğinden (temyiz dilekçesinde ileri sürülmüş olsun veya olmasın) dikkate alınacak "hukuka kesin aykırılık" hâllerini sayar. Bu hâller mahkemenin teşekkülü, hâkimin yasak ya da ret yoluyla hükme katılması, görev ve yetki, duruşmada zorunlu katılım, duruşma açıklığı, hükmün gerekçesi, savunma hakkının sınırlanması ve hukuka aykırı delil kullanımıdır. Maddeyi bir hak ya da yükümlülük kuran hüküm olarak değil, temyiz merciine bozma nedenlerini gösteren bir liste olarak okumak gerekir. Maddede süre yoktur. Madde, temyiz isteminin süresini ve şeklini düzenlemez (m.291). Hükmün gerekçesinin yazılma biçimini ve zorunlu içeriğini düzenlemez (m.230). Kesin bozma nedeni olmayan usul ve esas hukuku aykırılıklarının incelenmesini ve bozma sonucunu düzenlemez (m.288, m.302). Ret istemi usulünü ve ret sebeplerini düzenlemez (m.29 vd.).

m.289: hangi şartlar aranır?

  • Temyiz incelemesinde maddede sayılan hâllerden birinin varlığı tespit edilmelidir.
  • Mahkeme kanuna uygun teşekkül etmiş olmalı ve hâkimlik görevini yapmaktan yasaklanmış hâkim hükme katılmamalıdır.
  • Hâkimin hükme katılması, geçerli şüphe nedeniyle yapılan ret isteminin kabul edilmemesi ya da kanuna aykırı reddedilmesi hâlinde aykırılık sayılır.
  • Mahkeme davaya bakmaya görevli ve yetkili olmalı; kanuna aykırı olarak kendini görevli ya da yetkili görmemelidir.
  • Duruşmada Cumhuriyet savcısı ya da kanunen mutlaka hazır bulunması gereken diğer kişiler hazır bulunmalıdır.
  • Duruşmalı verilen hükümde açıklık kuralı ihlal edilmemelidir.
  • Hüküm m.230 uyarınca gerekçeyi içermelidir.
  • Hüküm için önemli hususlarda savunma hakkı mahkeme kararıyla sınırlandırılmamalıdır.
  • Hüküm hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen delile dayanmamalıdır.

m.289: hangi sonuçları doğurur?

  • Maddede sayılan hâllerden birinin varlığı hâlinde hukuka kesin aykırılık vardır ve temyiz merci bunu ayrıca hükme etkisi bakımından değerlendirmeden bozma nedeni sayar.
  • Kesin aykırılık hâli temyiz dilekçesinde gösterilmemiş olsa da dikkate alınır.
  • Cumhuriyet savcısının ya da kanunen zorunlu katılacak kişilerin yokluğunda duruşma yapılmışsa hükmün bozulması gerekir.
  • Hüküm gerekçesiz verilmişse kesin bozma nedeni doğar.
  • Hükmün hukuka aykırı yöntemle elde edilen delile dayanması hâlinde bozma nedeni vardır.
  • Maddede sayılmayan bir aykırılık bu maddenin kesin bozma nedenlerinden sayılmaz; bu tür aykırılıkların hükme etkisi ayrıca araştırılır.
  • Bu hâllerden hiçbiri yoksa madde gereğince bozma yapılmaz ve temyiz incelemesi diğer temyiz sebepleriyle sınırlı olarak sürer.

Kesin bozma nedeni ile temyiz sebebi olarak ileri sürülmesi gereken haller arasındaki fark nedir?

Madde 289 kapsamındaki haller temyiz dilekçesinde gösterilmese bile resen dikkate alınır.

Maddede sayılmayan hukuka aykırılıklar ancak temyiz sebebi olarak ileri sürüldüğünde incelenir ve hükme etkisi araştırılır.

Kesin hâllerde hükmün etkisi ayrıca araştırılmaz; bozma zorunludur.

Gerekçe eksikliği ile gerekçe yetersizliği arasındaki fark nedir?

Hükmün gerekçesinin hiç bulunmaması m.289/1-g kapsamında kesin bozma nedenidir.

Gerekçede bulunan ancak eksik ya da yetersiz olan değerlendirmeler bu bentte doğrudan sayılmamıştır.

Yalnız gerekçesizlik kesin aykırılık sayılır; yetersiz gerekçe ayrıca değerlendirilir.

Hâkimin hükme katılması: yasak ile ret: fark nedir?

Kanun gereğince yasaklanmış hâkimin hükme katılması m.289/1-b kapsamındadır.

Geçerli şüphe nedeniyle ret istemi ileri sürülmüş hâkimin hükme katılması m.289/1-c kapsamındadır.

Her iki hâlde de hükmün aykırılığın etkisine bakılmaksızın bozulması gerekir.

Görev/yetki aykırılığı ve teşekkül aykırılığı: fark nedir?

Mahkemenin kanuna uygun teşekkül etmemesi m.289/1-a kapsamındadır.

Mahkemenin kanuna aykırı olarak kendini görevli veya yetkili görmesi m.289/1-d kapsamındadır.

İki hâl de kesin bozma nedenidir, ancak biri kuruluşu, diğeri davaya bakma kararını konu alır.

m.289: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Gerekçe eksikliği ile gerekçenin yetersizliğini aynı şey saymak; m.289/1-g yalnız gerekçesizliği kapsar.
  • Temyiz dilekçesinde gösterilmediği için kesin aykırılık hâlinin incelenmeyeceğini düşünmek; bu hâller resen dikkate alınır.
  • Her hukuka aykırılığı kesin bozma nedeni saymak; yalnız maddede sayılan hâller kesin bozma nedenidir.
  • Duruşma açıklığı ihlalini her duruşmada aramak; kural yalnız duruşmalı verilen hükümde söz konusudur.
  • Geçerli şüphe ile kişisel kanaat gerekçesiyle ret istemini aynı saymak; madde yalnız geçerli şüphe nedeniyle yapılan istemi kapsar.
  • Hukuka aykırı delilin hükme etkisine bakmadan bozma yapmamak; bu hâlde m.289/1-i kapsamında bozma zorunludur.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Hükmün gerekçesiz verilmesi, 5271 sayılı Kanun'un 34, 230 ve 289/1-g maddelerine aykırılık olarak değerlendirilir ve bu hâl 309/4-b kapsamında bozma nedeni sayılır. (Ceza Genel Kurulu, 2010/263 E., 2011/15 K., 01.02.2011)
  • Arama kararı olmaksızın yapılan aramada elde edilen delile dayanılması m.289/1-i bendi kapsamında mutlak bozma nedenidir. (Ceza Genel Kurulu, 2010/263 E., 2011/15 K., 01.02.2011)
  • Eşlerin aynı mahkemede çalışmasına ilişkin emredici kurala aykırı davranışın m.280/1 ve m.289 kapsamında mutlak bozma nedeni olduğu kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2017/880 E., 2018/270 K., 05.06.2018)
  • Temyiz incelemesinde m.289/1 ile sınırlı olarak yapılan incelemede hukuka aykırılık görülmediği durumlarda hükmün onanması yoluna gidilmektedir. (11. Ceza Dairesi, 2025/2752 E., 2025/15531 K., 02.12.2025; 6. Ceza Dairesi, 2024/6359 E., 2025/9069 K., 22.10.2025)
  • Dosyada m.289'da sayılan hukuka kesin aykırılık hâllerinden birinin bulunmadığının tespit edilmesi hâlinde bozma yapılmamaktadır. (6. Ceza Dairesi, 2023/19449 E., 2025/9074 K., 28.10.2025)

Nasıl ispat edilir?

  • Kesin aykırılık hâlini ileri süren taraf, bu hâlin varlığını dosya kapsamı ile ortaya koymalıdır; ancak temyiz merci bu hâlleri resen de inceler, dolayısıyla temyiz dilekçesinde gösterilmemiş olması ispat eksikliği sayılmaz.
  • Gerekçesizlik hâlinde ispat, hükmün yazılı metnine bakılarak yapılır; hükmün gerekçe bölümünün bulunmadığı belgeden anlaşılır.
  • Hukuka aykırı delile dayanma hâlinde, delilin toplanma usulünün kanuna aykırı olduğunu gösteren tutanak ve kayıtlar ortaya konulmalıdır; arama kararının bulunmaması gibi eksiklik, dosya kapsamındaki belgelerle gösterilir.
  • Duruşmada Cumhuriyet savcısının ya da zorunlu katılacak kişinin bulunmadığı iddiası, duruşma zaptı ile ispatlanır; zapta geçmeyen katılım, yokluk sonucunu doğurur.
  • Hâkimin yasak ya da ret nedeniyle hükme katıldığı iddiasında, ret isteminin ve kararının dosyadaki kayıtlarla gösterilmesi gerekir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 5271 sayılı Kanun m.230: Hükmün gerekçesinin zorunlu içeriğini düzenler. Madde 289/1-g bendi bu hükme yollama yaptığı için gerekçesiz hükmün kesin bozma nedeni olması m.230'a bağlıdır.
  • 5271 sayılı Kanun m.291: Temyiz isteminin süresini ve şeklini düzenler. Madde 289 hâllerinin temyiz dilekçesinde gösterilmemiş olsa bile dikkate alınması, bu sürenin ve şeklin dışında kalan bir kuraldır.
  • 5271 sayılı Kanun m.302: Temyiz incelemesinin sonucunda bozma ya da onama kararlarının verilmesini düzenler. Madde 289 hâlinin varlığı bozma sonucunu doğurur.
  • 5271 sayılı Kanun m.290: İlgili mevzuatta anılan maddedir; kesin bozma nedenlerinin dışında kalan hukuka aykırılıkların bozma etkisini düzenlediği için bu maddeyle birlikte okunmalıdır.

CMK m.290 — Sanığın yararına olan kurallara aykırılık

Madde, sanığın yararına öngörülmüş hukuk kurallarına aykırılığın, sanık aleyhine hükmün bozulması bakımından Cumhuriyet savcısına hak verip vermeyeceğini düzenler. Kural, temyiz ve istinaf yolunda Cumhuriyet savcısının sanık aleyhine itiraz hakkını sınırlar. Madde, hükmü sanık lehine bozma yetkisine ya da hukuka aykırılığın kendisine ilişkin genel bozma nedenlerine dokunmaz. Madde, Cumhuriyet savcısının sanık lehine temyiz hakkını düzenlemez (m.260). Madde, mutlak bozma nedenlerini düzenlemez (m.289). Madde, kanun yararına bozma yolunu düzenlemez (CMK m.309 ve 1412 sayılı CMUK m.309 ilgili mevzuat olarak anılmaktadır). Madde, uzlaşma ve şikâyetten vazgeçme gibi usul kurumlarının kendi kurallarını düzenlemez.

Sanığın yararına olan kurallara aykırılık: hangi kavramlar bilinmeli?

Sanığın yararına olan hukuk kuralı
Yalnızca sanığın korunmasını amaçlayan, hakikatin araştırılmasına veya kamu yararına hizmet etmeyen kuraldır. Kuralın sanık yararına olup olmadığı, amacına bakılarak belirlenir.
Hukuka aykırılık
Bir hukuk kuralının uygulanmaması, yanlış uygulanması veya eksik uygulanmasıdır. Bu aykırılığın sanık yararına bir kurala ilişkin olması, bozma sonucunu değiştirir.
Cumhuriyet savcısının hak ve yetkisi
Hükmü temyiz veya istinaf yoluyla sanık aleyhine bozdurma talebidir. Madde bu talebi, sanığın yararına kuralın ihlali bakımından kapatır.

Sanığın yararına olan kurallara aykırılık: hangi şartlar aranır?

  • İhlal edilen hukuk kuralının sanığın yararına olan bir kural olması gerekir; kuralın amacı hakikatin araştırılması veya kamu yararı değilse bu koşul gerçekleşir.
  • İhlal sonucunda hüküm sanık lehine kurulmuş olmalıdır; kural ihlal edilmiş olsa da sonuç sanık aleyhine değil lehine olmalıdır.
  • Cumhuriyet savcısının başvurusu sanık aleyhine bozma istemine dayanmalıdır; bu durumda savcının bozdurma hakkı bulunmaz.
  • Hukuka aykırılığın kamu düzenine veya yargılamanın işleyişine ilişkin bir kurala dayanmaması gerekir; bu tür kuralların ihlali halinde madde uygulanmaz.

Sanığın yararına olan kurallara aykırılık: hangi sonuçları doğurur?

  • Sanığın yararına olan hukuk kuralına aykırılık, sanık aleyhine hükmün bozdurulması için Cumhuriyet savcısına hak vermez.
  • Hüküm sanık lehine kurulmuşsa ve ihlal sanık aleyhine bir sonuç doğurmamışsa, savcı bu aykırılığa dayanarak hükmü bozdurabilir.
  • Sanık yararına kuralın ihlali, sanık aleyhine bozma yapılmasına yol açmaz; hüküm eleştiriyle onanabilir.
  • Kural, hakikatin araştırılmasına veya kamu düzenine ilişkin ise madde uygulanmaz ve ihlal bozma nedeni olabilir.
  • Maddenin sanık yararına kuralın ihlali halinde uygulanması, sanığın kendisi temyiz etmediğinde de geçerlidir.

Sanık yararına kural ile hakikatin araştırılmasına yönelik kural arasındaki fark nedir?

Yalnızca sanık yararına konulmuş kurallar, ihlal edildiğinde Cumhuriyet savcısına sanık aleyhine bozma hakkı vermez.

Hakikatin araştırılmasına veya kamu düzenine hizmet eden kurallar, ihlal edildiğinde ilke olarak bozma nedenidir.

Birinci grupta savcı hükmü sanık aleyhine bozduramaz; ikinci grupta ihlal bozma nedeni sayılır.

Sanık lehine sonuç ile sanık aleyhine sonuç arasındaki fark nedir?

İhlal sonucunda hüküm sanık lehine kurulmuşsa, savcının bozma istemi maddeye takılır.

İhlal sonucunda hüküm sanık aleyhine doğmuşsa, madde uygulanmaz ve bozma istenebilir.

Sanığın yararına kuralın ihlali, aleyhe bir sonuç doğurmamışsa savcı bozma talep edemez.

Beraat veya düşme kararı ile mahkûmiyet kararı arasındaki fark nedir?

Beraat veya davanın düşmesine karar verilmiş olması halinde, sanık yararına kurallara aykırılık bozma nedeni yapılamaz.

Mahkûmiyet kararı verilmişse, sanık yararına kurallara uyulmamış olması bozma nedeni olabilir.

Beraat veya düşmede hüküm eleştiriyle onanır; mahkûmiyette savcı hükmü temyiz edip bozdurabilir.

Sanığın yararına olan kurallara aykırılık: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Yalnızca hukuka aykırılığın varlığına bakıp savcının bozma hakkını kabul etmek; maddenin sınırlamasını değerlendirmeden hükmü bozmak.
  • Kuralın sanık yararına olduğunu, amacına bakmadan varsaymak; hakikatin araştırılmasına hizmet eden bir kuralı sanık yararına saymak.
  • Beraat veya düşme kararında savcının sanık yararına kuralın ihlalini ileri sürerek bozma talep edebileceğini düşünmek.
  • Maddeyi yalnızca temyize uygulamak; istinafta kıyasen uygulanıp uygulanmayacağını tartışmalı olduğu halde kesin kabul etmek.
  • Sanığın hükmü temyiz etmemiş olmasını, savcının sanık aleyhine bozma talebini hiç etkilemeyecek bir durum saymak.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Yargıtay Ceza Genel Kurulu, sanığın yararına kurallara aykırılığın sanık aleyhine bozma sebebi olmadığını, bu kuralların hakikatin araştırılmasına veya kamu düzenine ilişkin olmadığı sürece uygulandığını kabul etmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2008/216 E., 2009/36 K., 24.02.2009)
  • Ceza Genel Kurulu, sanık yararına kurallara aykırılık nedeniyle sanık aleyhine temyiz talebinin reddedilmesi gerektiğini kabul etmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2024/456 E., 2025/255 K., 11.06.2025)
  • Yargıtay, 1412 sayılı CMUK'un 309. maddesinin ve 5271 sayılı Kanun'un 290. maddesinin aynı doğrultuda uygulanması gerektiğini benimsemektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2022/410 E., 2022/643 K., 18.10.2022; Ceza Genel Kurulu, 2021/248 E., 2022/296 K., 26.04.2022; Ceza Genel Kurulu, 2021/424 E., 2022/41 K., 20.01.2022; Ceza Genel Kurulu, 2020/76 E., 2021/428 K., 28.09.2021)
  • Mağdur sanıkların lehine şikâyetten vazgeçme nedeniyle düşme kararı verilmesi halinde, duruşma tutanağının imzalanmaması veya nüfus ve sabıka kayıtlarının okunmaması gerekçesiyle savcının temyizi reddedilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2008/216 E., 2009/36 K., 24.02.2009)
  • Uzlaşma usulüne ilişkin kuralların ihlali, sanık lehine düşme sonucu doğmuşsa savcı tarafından sanık aleyhine bozma nedeni yapılamamaktadır. (Ceza Genel Kurulu, 2024/456 E., 2025/255 K., 11.06.2025)
  • Yargıtay, sanığın kendisinin hükmü temyiz etmemesinin de savcının bozma talebini engellediğini kabul etmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2024/456 E., 2025/255 K., 11.06.2025)
  • Kanun yararına bozma yoluna ilişkin kararlarda, savcının aleyhe bozma talebinin bu madde kapsamında değerlendirildiği görülmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2022/410 E., 2022/643 K., 18.10.2022)

Nasıl ispat edilir?

  • Hukuka aykırılığı ileri süren Cumhuriyet savcısı, ihlal edilen kuralın sanık yararına olduğunu ve sanık aleyhine bir sonuç doğduğunu ispatlamakla yükümlüdür.
  • Kuralın sanık yararına olup olmadığı, kuralın amacı ve ihlalin sonucu incelenerek belirlenir; bu değerlendirme dosya içeriğine dayanır.
  • Hükmün sanık lehine kurulup kurulmadığı, hüküm fıkrası ve duruşma tutanağı ile ispat edilir.
  • Sanık, hükmü kendisi temyiz etmemişse bu durum savcının bozma talebinin sınırını gösterir ve tutanak kayıtları ile belgelenir. (Ceza Genel Kurulu, 2024/456 E., 2025/255 K., 11.06.2025)

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 5271 m.288: Hukuka aykırılık kavramını tanımlar; bu maddedeki sınırlama, o tanımın içinde kalan aykırılıklara uygulanır.
  • 5271 m.289: Mutlak bozma nedenlerini sayar; sanık yararına kural ihlali bu nedenlerden değilse madde uygulanır.
  • 5271 m.260: Cumhuriyet savcısının temyiz hakkını düzenler; m.290 bu hakkın sanık aleyhine kullanılmasına şartlı sınır getirir.
  • 5271 m.280: İstinafta yeniden hüküm kurma ve duruşma açma usulünü düzenler; m.290'ın kıyasen istinafta uygulanabilirliği tartışmalıdır.

CMK m.291 — Temyiz istemi ve süresi

Madde, bölge adliye mahkemelerince verilen ve temyize tabi hükümlere karşı temyiz isteminin süresini, bu sürenin başlangıcını ve temyiz isteminin yapılış şeklini düzenler. Temyiz isteminin tutuklu sanık bakımından nasıl yapılacağına dair 263. madde hükmü saklıdır. Madde, sanığa, müdafiine veya katılana gerekçeli kararın tebliğine ilişkin ayrıntıları düzenlemez; bunlar tebligat hükümlerinde ve yargı uygulamasında belirlenir. Temyiz isteminin dayandığı nedenlerin gösterilmesi (m.294), ek dilekçe süresi, temyizin kesinleşmeyi engelleyici etkisi (m.293) ve eski hale getirme (m.42) bu maddenin kapsamı dışındadır. Madde, ilk derece ve istinaf denetimine ilişkin süreleri de düzenlemez.

Temyiz istemi ve süresi: hangi kavramlar bilinmeli?

Temyiz istemi
Hükmün yeniden incelenmesi için kanun yoluna başvurma iradesinin, kanunda öngörülen şekilde açıklanmasıdır. Temyiz nedenlerinin gösterilmesi bu istemin unsuru değildir; neden gösterme ayrı bir yükümlülüktür (m.294).
Tebliğ tarihi (süre başlangıcı)
Temyiz süresinin başladığı andır ve hükmün gerekçesiyle birlikte tebliğ edildiği tarihtir. Hüküm yokluğunda verilmişse ve temyiz yoluna başvurma hakkı olanlara tebliğ yapılmışsa süre bu tebliğle işlemeye başlar.
Tutanak ve zabıt kâtibine beyan
Temyiz isteminin dilekçe dışında sözlü olarak yapılabilen şeklidir. Beyan zabıt kâtibine yapılır, tutanağa geçirilir ve tutanak hâkime onaylattırılır.
Tutuklu sanık hükmü (m.263)
Tutuklu sanığın temyiz isteminin nasıl yapılacağını ayrıca düzenleyen hükümdür. Madde metninde açıkça saklı tutulmuştur ve sanığın tutulduğu kurum üzerinden yapılan başvurulara ilişkindir.

Temyiz istemi ve süresi: hangi şartlar aranır?

  • Temyiz isteminin hükmü veren bölge adliye mahkemesi ceza dairesine, ilgili hükmün gerekçesiyle birlikte tebliğ edildiği tarihten itibaren iki hafta içinde yapılması gerekir.
  • Temyiz isteminin hükmü veren mahkemeye bir dilekçe verilerek ya da zabıt kâtibine beyanda bulunularak yapılması gerekir; beyan halinde tutanağın hâkime onaylattırılması zorunludur.
  • Tutuklu sanık tarafından yapılacak başvuruda 263. madde hükmünün uygulanması gerekir.
  • Hükmün tebliğ edilmesi gerekçeli karar ile birlikte olmalıdır; süre gerekçesiz tebliğle başlamaz.

Temyiz istemi ve süresi: hangi sonuçları doğurur?

  • Süresi içinde ve usulüne uygun yapılan temyiz isteği, temyiz incelemesinin açılmasını sağlar.
  • Süresi geçtikten sonra yapılan temyiz isteği, süre yönünden reddedilir; hükmün kesinleşmesi bu nedenle engellenmez.
  • Gerekçeli karar tebliğ edilmeden verilen temyiz isteminin süresi, gerekçenin tebliğiyle başlar; gerekçesiz tebliğ süreyi başlatmaz.
  • Hüküm yokluğunda verilmiş ve temyiz yoluna başvurma hakkı olanlara usulüne uygun tebliğ edilmemişse süre işlemez.
  • Tutuklu sanık bakımından 263. madde hükmüne uygun yapılan başvuru süre içinde yapılmış sayılır.
  • Temyiz isteğinin dilekçe veya zabıt kâtibine beyanla yapılması seçimliktir; ancak beyan tutanağının hâkime onaylatılmamış olması isteğin şekil yönünden geçersizliği sonucunu doğurur.
  • Süre geçtikten sonra yapılan temyiz isteği, geçerli bir istem olarak incelenmez ve reddedilir.

Dilekçe ile zabıt kâtibine beyan arasındaki fark nedir?

Temyiz isteminin yazılı dilekçe ile hükmü veren mahkemeye verilmesi.

Temyiz isteminin zabıt kâtibine sözlü beyanla yapılması; bu hâlde beyan tutanağa geçirilir.

İki şekilde de temyiz isteği geçerli kurulur; sözlü beyan halinde tutanağın hâkime onaylattırılması şekil şartıdır.

Tutuklu sanık ile tutuklu olmayan taraf arasındaki fark nedir?

Tutuklu sanığın temyiz isteminde 263. madde hükmü uygulanır.

Tutuklu olmayan taraf temyiz isteğini doğrudan m.291 birinci fıkradaki şekilde yapar.

Tutuklu sanık bakımından başvuru usulü ayrıca belirlenmiş olur; bu nedenle başvurunun hangi kanal üzerinden yapıldığı önemlidir.

Yüze karşı verilen hüküm ile yokluğunda verilen hüküm arasındaki fark nedir?

Hüküm yüze karşı verilmişse ve ilgiliye ayrıca tebliğ de yapılmışsa, süre tefhim tarihinde başlar.

Hüküm yokluğunda verilmişse süre, temyiz yoluna başvurma hakkı olanlara tebliğ tarihinde başlar.

Başlangıç anı farklı olduğundan iki hâlde süre hesabı farklı yapılır.

Temyiz istemi ve süresi: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Hükmün yüze karşı tefhim edilmiş olduğu hâlde süreyi tebliğ tarihinden saymak; tefhim tarihinin süreyi başlattığını gözden kaçırmak.
  • Tutuklu sanık bakımından 263. madde hükmünü göz ardı ederek başvuru tarihini genel kurala göre hesaplamak.
  • Gerekçesiz tebliği süre başlangıcı saymak; süre ancak gerekçeli kararın tebliğiyle işler.
  • Usulüne uygun olmayan tebligatı süreyi başlatan tebliğ saymak; tebligatın geçerliliğini kontrol etmemek.
  • Zabıt kâtibine yapılan beyanın tutanağının hâkime onaylattırılmamış olmasını önemsizleştirmek.
  • Temyiz isteğini süre dışında yapılmış bir dilekçe ile eski hale getirme talebini ayırt etmemek; iki istemin karar makamını ve hukuki sonucunu karıştırmak.
  • Hükmün yanlış süre göstermesi nedeniyle süre yönünden doğrudan hak doğduğunu varsaymak; bu durum her zaman geçerli değildir.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Hüküm yüze karşı tefhim edilmişse temyiz süresi tefhim tarihinden başlar; aynı hükmün ayrıca tebliği yeni bir süre doğurmaz. (3. Ceza Dairesi, 2025/2084 E., 2025/18992 K., 27.06.2025)
  • Zorunlu müdafiin yüzüne karşı verilen hükümde süre, tebligata gerek olmaksızın tefhim gününden işler. (1. Ceza Dairesi, 2023/9509 E., 2025/3845 K., 13.05.2025)
  • Usulüne uygun olmayan tebligat süreyi başlatmaz; bu hâlde süre hükmün öğrenilmesiyle başlar kabul edilmektedir. (1. Ceza Dairesi, 2024/3591 E., 2025/6010 K., 15.09.2025)
  • Süresinde UYAP üzerinden verilen temyiz dilekçesi geçerli sayılır; sürenin son gününde süre bitimine kadar gönderilen dilekçe süre içinde yapılmış sayılır. (2. Ceza Dairesi, 2024/11395 E., 2025/2656 K., 17.02.2025)
  • Süre geçtikten sonra yapılan temyiz isteği, eski hale getirme talebi ile birlikte verilmişse, bu iki istem birlikte değerlendirilir ve süre yönünden reddedilir. (Ceza Genel Kurulu, 2019/403 E., 2020/480 K., 26.11.2020)
  • Mevzuatın değiştiği dönemde hükümde yanlış süre gösterilmesi, sanığın yanıltılması sayılarak süre yönünden ek bir hak doğurabilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2007/167 E., 2007/222 K., 06.11.2007)
  • Hükmün temyiz edilip edilemeyeceği, istinafa başvurulmamış olmasından bağımsız değerlendirilir; istinafa başvurmama temyizden feragat anlamına gelmez. (1. Ceza Dairesi, 2024/3591 E., 2025/6010 K., 15.09.2025)

Nasıl ispat edilir?

  • Temyiz süresinin başladığını ve süresinde yapıldığını ileri süren taraf, bu konuda ispat yükü taşır; süre dolduğu iddiası ileri süren karşı tarafa aittir.
  • Süreyi gösteren başlıca belge, gerekçeli kararın tebliğ belgesi ve tebliğ tarihini gösteren tebligat evrakıdır; tebligatın usulüne uygunluğu ise tebligat belgesinden anlaşılmalıdır.
  • Hüküm yüze karşı tefhim edilmişse, tefhim tutanağı ve duruşma zaptı süreyi başlatan belge olarak kullanılır.
  • UYAP üzerinden yapılan temyiz isteğinde gönderim zamanı, elektronik kayıt ve e-imza bilgileri ile belirlenir.
  • Zabıt kâtibine yapılan beyanın süresinde olduğu, tutanağın tarihinden ve hâkim onayından anlaşılır; onay eksikliği halinde beyanın yapıldığı ispatlanamaz.
  • Süresinde yapılmadığı iddiası ile süre dışı temyiz isteği reddedilir; istemin süresinde olduğunu ileri süren taraf bunu belgelerle göstermelidir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 5271 m.263: Tutuklu sanığın temyiz isteğini hangi usulle yapabileceğini düzenler; m.291 birinci fıkrada açıkça saklı tutulmuştur.
  • 5271 m.293: Süresi içinde yapılan temyiz isteğinin hükmün kesinleşmesini engellediğini düzenler; m.291'deki süreye uyulmasının sonucunu tamamlar.
  • 5271 m.294: Temyiz isteğinin içeriğini, yani hükmün neden bozulmasının istendiğinin gösterilmesini düzenler; temyiz isteminin şekli ile içeriği ayrı yükümlülüklerdir.
  • 5271 m.42: Süresinde yapılmayan temyiz isteği bakımından eski hale getirme talebinin ayrıca değerlendirileceğini gösterir; süre kaçırılmasının giderilmesi yolu bu maddeye bağlıdır.
  • 5320 sayılı Kanun m.8: Bölge adliye mahkemelerinin göreve başlamasından önce verilen hükümlerde hangi usulün uygulanacağına ilişkin geçiş hükmüdür.

CMK m.292 — Eski hâle getirme süresi içinde temyiz süresinin işlemesi

CMK m.292, yokluğunda verilen hükümlerde sanık aleyhine eski hâle getirme istemine ilişkin usulü düzenler; bu istemin hangi kurallara göre işleyeceğini CMK m.274'e bağlar. Madde, sanığın lehine olmayan (aleyhine) yokluk hükümlerinde eski hâle getirmeyi kapsar. Kime uygulandığı bakımından, duruşmada hazır bulunmadan aleyhine hüküm verilen sanık ilişkisini ilgilendirir. Madde eski hâle getirme süresinin ne olduğunu, istemin hangi mahkemeye verileceğini veya başvurunun şekil koşullarını kendisi ayrıca düzenlemez; bunlar CMK m.40-41 ve m.43 hükümleri ile m.274'te yer alır. Sanık lehine verilen yokluk hükümleri (m.274/1 ile ayrılan hal) ile temyiz ve istinaf sürelerinin kendisi (m.291, m.273) bu maddenin konusu değildir.

Eski hâle getirme süresi içinde temyiz süresinin işlemesi: hangi kavramlar bilinmeli?

Yokluğunda verilen hüküm
Sanığın duruşmada hazır bulunmadığı bir oturumda verilen ve aleyhine sonuç doğuran mahkûmiyet kararıdır. Madde bu hükümlere karşı eski hâle getirme yolunu açar.
Eski hâle getirme
Kusuru olmaksızın bir süreyi geçiren kişinin, süresini kaçırdığı işlemi bu kez yapabilmesini sağlayan olağanüstü kurumdur. Madde, bu kurumun sanık aleyhine yokluk hükümlerinde CMK m.274 üzerinden işlemesini öngörür.
Kusursuzluk
Sürenin geçmesinde ilgilinin kendi ihmali veya dikkatsizliği bulunmamasıdır. Eski hâle getirme isteminde bu durum ilgili tarafından olgularla açıklanır ve gerektiğinde belgelerle desteklenir.

Eski hâle getirme süresi içinde temyiz süresinin işlemesi: hangi şartlar aranır?

  • Hükmün sanığın yokluğunda verilmiş olması gerekir.
  • Hüküm sanık aleyhine sonuç doğurmalıdır; sanık lehine verilen yokluk hükmü bu maddenin kapsamında değildir.
  • Sanığın, hükme karşı bir kanun yolu veya işlemi süresinde yapamamış olması gerekir.
  • Sürenin kaçırılmasında sanığın kusuru bulunmamalıdır; engelin kalkmasından itibaren eski hâle getirme isteminde bulunulmalıdır.
  • İstem, CMK m.274 hükümleri uyarınca usulüne uygun biçimde yapılmalıdır.

Eski hâle getirme süresi içinde temyiz süresinin işlemesi: hangi sonuçları doğurur?

  • Yokluğunda verilen ve sanık aleyhine olan hükme karşı, koşulları varsa sanık eski hâle getirme isteminde bulunabilir.
  • Eski hâle getirme istemi kabul edilirse, süresi içinde yapılması gereken kanun yolu işlemi bu istemle birlikte yerine getirilir.
  • Sanık lehine verilen yokluk hükmüne karşı eski hâle getirme istenemez.
  • İstemin kabulü veya reddi, CMK m.274 ve m.40-41, m.43 hükümlerinde öngörülen mahkeme ve kanun yolu rejimine tabidir.
  • Koşullar gerçekleşmezse eski hâle getirme istemi reddedilir ve süre kaçırılmış olan işlem geçerli kılınamaz.

Sanık aleyhine ile sanık lehine yokluk hükmü arasındaki fark nedir?

Hüküm sanığın aleyhine ise, sanık eski hâle getirme yoluna başvurabilir ve m.274 uygulanır.

Hüküm sanık lehine ise, sanık eski hâle getirme isteyemez; bu hal m.274/1 uyarınca ayrıca dışlanmıştır.

Yalnız aleyhe olan yokluk hükmüne karşı eski hâle getirme istemi kabul edilebilir.

Eski hâle getirme ile zamanaşımı ve şikâyet süresi arasındaki fark nedir?

Kanunla düzenlenmiş usul süreleri eski hâle getirmeye konu olabilir.

Şikâyet süresi ve zamanaşımı süreleri usul süresi sayılmadığından eski hâle getirme ile giderilemez.

Yalnız usul süresinin kaçırılması halinde eski hâle getirme yoluna gidilebilir.

Eski hâle getirme süresi içinde temyiz süresinin işlemesi: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Sanık lehine verilen yokluk hükmünde de eski hâle getirme istemek; m.274/1 bunu açıkça dışlar.
  • Madde metnindeki kısa atfı tek başına yeterli sanarak m.40-41 ve m.43 koşullarını uygulamamak.
  • Şikâyet süresi veya zamanaşımı süresinin kaçırılması halinde eski hâle getirmeye başvurmak; bunlar usul süresi değildir.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Eski hâle getirme kurumunun yokluk hükümlerinde işletilmesinde, sürenin geçmesinde kusurun bulunmadığının olgularla ve belgelerle açıklanması aranmaktadır. (8. Ceza Dairesi, 2023/430 E., 2023/5029 K., 20.06.2023)
  • Yargıtay uygulamasında, kanun yolu bildiriminin hiç yapılmaması veya yanıltıcı yapılması halinde ilgilinin kusursuz sayılabileceği kabul edilmektedir. (8. Ceza Dairesi, 2023/430 E., 2023/5029 K., 20.06.2023)

Nasıl ispat edilir?

  • Eski hâle getirme istemini ileri süren sanık, sürenin kaçırılmasında kusurunun bulunmadığını ispatlamakla yükümlüdür.
  • Kusursuzluğu göstermek için hastane raporu, gözaltı kararı gibi belgeler ve somut olgular sunulmalıdır.
  • Hükmün sanık aleyhine yokluğunda verildiği, tebliğ ve duruşma tutanaklarından tespit edilir.
  • Bu maddeye dayanarak başvuran sanık, yokluk hükmünün aleyhine olduğunu ileri sürdüğünde bu olgu hükmün içeriğinden anlaşılır.
  • Karşı taraf (savcılık veya katılan), sanığın kusurlu olduğunu ileri sürerse bunu kendisi ortaya koymak zorundadır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 5271 m.274: Maddenin asıl gönderme yaptığı hükümdür; eski hâle getirmenin usul ve sonuçlarını belirler, m.292 de bu hükmü aleyhe yokluk hükümlerine uygular.
  • 5271 m.40-41: Genel eski hâle getirme kurallarını düzenler; kusursuzluk, iki haftalık başvuru süresi ve dilekçenin içeriği bu maddelerde yer alır.
  • 5271 m.43: Eski hâle getirme dilekçesi üzerine hangi mahkemenin karar vereceğini ve kararın kanun yolunu belirler.

CMK m.293 — Temyiz başvurusunun etkisi

Madde, süresi içinde yapılan temyiz başvurusunun hükmün kesinleşmesini engelleyici etkisini düzenler. Kanun yolunun işlemesi bakımından yalnızca temyiz başvurusunun süresinde yapılmasının kesinleşmeyi durdurduğunu belirtir ve bu etkiyi, temyiz hakkı bulunan kişiler bakımından uygulanır kılar. Temyiz süresinin başlangıcını, süresini ve başvuru şeklini (m.291), temyiz nedenlerini (m.294) düzenlemez. Yargılamanın yenilenmesi ve karar düzeltme gibi olağanüstü kanun yolları ile hükmün infazının durdurulması ve tutukluluk konuları bu maddenin kapsamı dışındadır. Maddenin ikinci fıkrası 7499 sayılı Kanunla yürürlükten kaldırılmıştır.

Temyiz başvurusunun etkisi: hangi kavramlar bilinmeli?

Hükmün kesinleşmesi
Hükmün olağan kanun yollarına başvurulamaz hale gelmesi, yani artık değiştirilemez nitelik kazanmasıdır. Süresi içinde yapılan temyiz başvurusu bu sonucun doğmasını engeller.
Süresi içinde yapılan temyiz başvurusu
Temyiz süresinin dolmasından önce, m.291 uyarınca yapılmış temyiz istemidir. Süre aşıldıktan sonra yapılan başvuru bu etkiyi doğurmaz.
Temyiz başvurusunun etkisi
Süresinde yapılan başvurunun hükmün kesinleşmesini geciktirmesi ve hükmü denetime açık tutmasıdır. Bu etki, başvurunun geçerli olması koşuluna bağlıdır.

Temyiz başvurusunun etkisi: hangi şartlar aranır?

  • Temyiz başvurusunun, hükmü temyize tabi olan ve temyiz hakkı bulunan kişi tarafından yapılmış olması gerekir.
  • Başvurunun, m.291'de belirtilen temyiz süresi içinde yapılmış olması gerekir.
  • Başvurunun, m.291'de öngörülen şekilde yani hükmü veren mahkemeye dilekçe verilmesi veya zabıt kâtibine beyanda bulunulması yoluyla yapılmış olması gerekir.
  • Hükmün temyiz edilemez olmaması ya da kendiliğinden temyiz incelemesine tabi olması gerekir; aksi halde başvuru hükmün kesinleşmesini engellemez.

Temyiz başvurusunun etkisi: hangi sonuçları doğurur?

  • Süresi içinde yapılan temyiz başvurusu üzerine hüküm kesinleşmez ve kanun yolu açık kalır.
  • Süresinde yapılan başvuru geçerli ise Yargıtay hükmü temyiz nedenleriyle birlikte inceler.
  • Süresi geçtikten sonra yapılan başvuru hükmün kesinleşmesini engellemez; hüküm bu tarihte kesinleşmiş sayılır.
  • Başvurudan önce veya başvuru ile birlikte geçerli bir feragat yapılmışsa, temyiz hakkı ortadan kalkar ve başvuru etkisiz kalır.
  • Hükmün temyiz edilemez olması hâlinde, süresi içinde yapılan başvuru da kesinleşmeyi engellemez.
  • Maddenin ikinci fıkrası (gerekçeli kararın tebliği dışında temyiz süresine ilişkin hüküm) 7499 sayılı Kanunla yürürlükten kaldırılmıştır; bu fıkranın uygulanması, 1/6/2024 öncesi verilen kararlar bakımından sürer.

Süresinde temyiz ile süresinden sonra temyiz arasındaki fark nedir?

Süre içinde yapılan başvuru, hükmün kesinleşmesini engeller ve hüküm incelemeye açık kalır.

Süre geçtikten sonra yapılan başvuru bu etkiyi doğurmaz; hüküm bu tarihte kesinleşmiş sayılır.

Süresinden sonra yapılan temyiz, kural olarak reddedilir. Eski hale getirme talebi varsa ayrıca değerlendirilir.

Temyiz başvurusu ile kesinleşme arasındaki fark nedir?

Başvuru, hükmün kesinleşmesini engelleyen geçici bir etkiye sahiptir.

Kesinleşme, olağan kanun yolu kalmadığında gerçekleşen kalıcı durumdur.

Başvuru süresi içinde yapıldığı sürece kesinleşme ertelenir; başvurudan vazgeçilirse ya da başvuru reddedilirse kesinleşme gerçekleşir.

Temyiz hakkı ile temyiz edilebilirlik arasındaki fark nedir?

Temyiz hakkı, başvuranın kişisel olarak bu hakka sahip olmasıdır.

Temyiz edilebilirlik, hükmün kanunen temyize tabi olmasıdır.

Hükmün temyiz edilebilir olması ve başvurucunun temyiz hakkının bulunması ayrı ayrı aranır; biri eksikse başvuru etkisiz kalır.

Temyiz başvurusunun etkisi: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Süresi içinde yapılan başvuruyu, temyiz nedenleri eksik diye hükmün kesinleşmiş sayılacağını düşünmek; nedenler eksikse ayrıca ek dilekçe süresi tanınır, kesinleşme engelleyici etki ayrı değerlendirilir.
  • Müdafie yapılan tebliği yeni bir süre başlatan tebliğ saymak; yüze karşı verilen hükümde süre yüze karşı bildirimle başlar.
  • Hükmün temyiz edilemez olduğunu gözden kaçırıp süresi içinde yapılan başvuruyu her hâlde kesinleşmeyi engelleyici saymak.
  • Maddenin ikinci fıkrasını hâlen yürürlükte sanmak; bu fıkra yürürlükten kaldırılmıştır, 1/6/2024 öncesi kararlar için uygulanmaya devam eder.
  • Süresinden sonra verilen temyiz dilekçesini eski hale getirme talebi ile birlikte değerlendirmemek; birlikte verildiğinde ilgili dairenin yetkili olduğu unutulmamalıdır.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Yüzüne karşı verilen hükmün müdafiine de tebliğ edilmesi, temyiz süresinin yüze karşı bildirimle başlamasını engellemez; müdafiin süreden sonra yaptığı temyiz istemi geçersiz kabul edilmektedir. (3. Ceza Dairesi, 2025/5360 E., 2025/27967 K., 09.12.2025)
  • Gerekçeli kararın tebliğ edilmemesi veya usulsüz tebliğ edilmesi hâlinde süre başlamaz; bu durumda başvurunun süresinde olduğu kabul edilmektedir. (2. Ceza Dairesi, 2025/2184 E., 2025/21140 K., 27.11.2025; 2. Ceza Dairesi, 2023/2052 E., 2025/18859 K., 23.10.2025)
  • Süresi içinde yapılan başvurunun kesinleşmeyi engellediği, buna karşılık gerekçeli karar yokluğunda verilmiş ve kanun yoluna başvurulabilmesi için gerekçeli kararın gönderilmemesi halinde hükmün kesinleşmediği kabul edilmektedir. (2. Ceza Dairesi, 2024/11083 E., 2025/19005 K., 21.10.2025; 2. Ceza Dairesi, 2022/14426 E., 2025/12584 K., 01.07.2025)
  • Süresinden sonra yapılan temyiz ile birlikte eski hale getirme talebi verildiğinde, bu dilekçelerin temyiz talebi niteliğinde değerlendirilmesi ve karar yetkisinin ilgili daireye ait olduğu kabul edilmektedir. (3. Ceza Dairesi, 2025/2084 E., 2025/18992 K., 27.06.2025)

Nasıl ispat edilir?

  • Temyiz başvurusunun süresinde yapıldığını ileri süren taraf, başvurunun tarihini ve yöntemini gösteren belgeyle ispat yükü altındadır; UYAP kaydı, e-imza bilgisi ve zabıt tutanağı bu iş için kullanılır.
  • Gerekçeli kararın tebliğ tarihini ispatlamak, süre başlangıcını belirlemek bakımından önemlidir; tebliğ belgesi bu tarihi gösterir ve tebliğin usulüne uygunluğu tartışmalı ise ayrıca araştırılır.
  • Süresinden sonra yapıldığını savunan karşı taraf, başvurunun geç yapıldığını tebliğ belgesi ve kayıt bilgisiyle ispat eder.
  • Yüzüne karşı verilen hükümde süre, tefhim tarihinden başlar; bu tarihin tutanakla ispatı yapılır, tutanağın altına yazılan temyiz beyanı geçerli başvuru sayılabilir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 5271 m.291: Temyiz süresinin ve başvuru şeklinin belirlendiği maddedir. Bu maddede belirtilen süre içinde yapılan başvuru, m.293 kapsamında kesinleşmeyi engeller.
  • 5271 m.294: Temyiz nedenlerinin gösterilmesini düzenler. Başvurunun etkisi, nedenlerin gösterilmesi yükümlülüğünden ayrıdır.
  • 5271 m.42: Süresi içinde yapılmayan temyiz başvurusunda eski hale getirme talebinin nasıl değerlendirileceğini belirler; süresi geçmiş başvuru bu yolla incelenebilir.
  • 5271 m.288: Temyiz hakkı bulunan kişileri ve temyiz edilebilir hükümleri düzenleyen maddedir; m.293'ün etkisinin doğması bu hakkın varlığına bağlıdır.
  • 5320 sayılı Kanun m.8: 5271 sayılı Kanunun 293. maddesinin ikinci fıkrasının uygulanmasında geçiş hükmü niteliğindedir; 1/6/2024 öncesi kararlarda eski düzenlemenin uygulanmasını sağlar.

CMK m.294 — Temyiz başvurusunun içeriği

Madde, temyiz başvurusunun içeriğini düzenler. Temyiz eden kişinin hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermesi zorunluluğunu ve temyiz sebebinin hükmün hukuki yönüne ilişkin olabileceği kuralını içerir. Ayrıca Cumhuriyet savcısının temyiz dilekçesinde isteğinin sanığın yararına mı aleyhine mi olduğunu açıkça belirtmesini öngörür. Kanun yoluna başvuru süresini (m.291), temyiz başvurusunun kesinleşmeyi engellemesini (m.293), temyiz nedenlerini ayrı bir dilekçe ile sunma usulünü ve temyiz incelemesinin kapsamını düzenlemez. Temyiz isteminin kabule değer görülmemesi ve süre aşımı üzerine reddi (m.296) ile temyiz incelemesinin yapılacağı hukuki denetim sınırları da bu maddede değil, başka maddelerde düzenlenmiştir.

Temyiz başvurusunun içeriği: hangi kavramlar bilinmeli?

Temyiz sebebi
Hükmün hangi nedenle bozulmasının istendiğini gösteren, temyiz başvurusunda belirtilmesi zorunlu gerekçedir. Maddeye göre temyiz sebebi yalnızca hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.
Hükmün hukuki yönü
Hükmün maddi olayın tespitine değil, uygulanan hukuk kurallarına, yorumuna ve bunların doğru uygulanıp uygulanmadığına ilişkin kısmıdır. Olayın yeniden değerlendirilmesini isteyen itirazlar bu kapsamda değildir.
Temyiz başvurusu
Hükmü veren mahkemeye dilekçe verilmesi veya zabıt kâtibine beyanda bulunulması yoluyla yapılan, kanun yoluna başvuru iradesini içeren başvurudur. Madde metninde temyiz sebeplerinin bu başvuruda gösterilmesi istenir.
Süre tutum dilekçesi
Uygulamada, temyiz süresi içinde verilen ve temyiz isteğini bildiren ancak gerekçesini sonradan sunulmak üzere ayrılan dilekçedir. Madde metninde bu ayrım yapılmaz; yalnızca temyiz başvurusunda sebebin gösterilmesi istenir.
Cumhuriyet savcısının belirtme yükümlülüğü
Cumhuriyet savcısının temyiz dilekçesinde isteğinin sanığın yararına veya aleyhine olduğunu açıkça yazma zorunluluğudur. Bu zorunluluk 7499 sayılı Kanunla eklenen ikinci cümleyle getirilmiştir.

Temyiz başvurusunun içeriği: hangi şartlar aranır?

  • Temyiz eden kişinin, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda açıkça göstermesi gerekir.
  • Gösterilen temyiz sebebinin hükmün hukuki yönüne ilişkin olması gerekir; yalnızca maddi olaya ya da delillerin takdirine dayanan bir sebep bu koşulu karşılamaz.
  • Cumhuriyet savcısı tarafından verilen temyiz dilekçesinde, temyiz isteğinin sanığın yararına veya aleyhine olduğunun açıkça belirtilmesi gerekir.
  • Temyiz sebebi bildirilmişse hükmün hukuki yönüne ilişkin olduğu sürece, Yargıtay bu sebeplerle bağlı olarak inceleme yapar.

Temyiz başvurusunun içeriği: hangi sonuçları doğurur?

  • Temyiz başvurusunda hükmün neden dolayı bozulmasının istendiği gösterilmezse, temyiz isteminin reddi yönünde karar verilmesi uygulamada kabul edilmektedir. (1. Ceza Dairesi, 2022/8680 E., 2024/6089 K., 30.09.2024; 8. Ceza Dairesi, 2024/9122 E., 2025/6795 K., 22.09.2025)
  • Temyiz sebebi yalnızca hukuki yönle sınırlı olabildiğinden, maddi vakıaya ilişkin bir sebep ileri sürülmüş olsa bile bu sebep temyiz nedeni olarak değerlendirilmez.
  • Cumhuriyet savcısının temyiz dilekçesinde isteğinin sanığın yararına veya aleyhine olduğunu belirtmemesi, dilekçenin eksik olduğu anlamına gelir.
  • Sanık veya müdafii, temyiz sebebini hukuki yönle sınırlı olarak göstermek zorundadır; bu sınırın dışında kalan bir sebep öne sürüldüğünde, temyiz incelemesi bu sebebe göre yapılmaz.
  • Sebebi gösterilmemiş temyiz başvurusunun sonradan tamamlanması, madde metninde açıkça düzenlenmemiştir; uygulamada tebligat ve ihtar yoluyla sebeplerin bildirilmesi istenmektedir. (1. Ceza Dairesi, 2025/3837 E., 2025/5978 K., 15.09.2025)
  • Madde, hükmün kesinleşmesini engelleme ya da süre hükümlerini düzenlemez; bu sonuçlar m.291 ve m.293 kapsamındadır.

Temyiz sebebinin bildirilmesi ile bildirilmemesi arasındaki fark nedir?

Temyiz eden, temyiz başvurusunda hükmün neden bozulmasını istediğini somut olarak göstermiştir.

Temyiz başvurusunda hiçbir sebep gösterilmemiştir ya da yalnızca genel bir itiraz yapılmıştır.

Sebep gösterilmeyen temyiz isteminin reddine karar verilmesi uygulamada yaygındır. (1. Ceza Dairesi, 2022/8680 E., 2024/6089 K., 30.09.2024; 8. Ceza Dairesi, 2024/9122 E., 2025/6795 K., 22.09.2025)

Hukuki yönü ile maddi yönü: fark nedir?

Hukuki yönle ilgili sebep, uygulanan kuralın yorumu veya doğru uygulanmaması iddiasını içerir.

Maddi yön, olayın tespiti, delillerin değerlendirilmesi ya da sanığın suçu işleyip işlemediği gibi konulara ilişkindir.

Maddi yöne ilişkin sebep bu maddeye göre temyiz sebebi olamaz; bu nedenle temyiz başvurusunda ileri sürülse de hukuki yönle ilgili bir sebep gösterilmediği kabul edilir. (1. Ceza Dairesi, 2024/5130 E., 2026/2146 K., 25.03.2026)

Sanık temyizi ile cumhuriyet savcısı temyizi arasındaki fark nedir?

Sanığın veya müdafiinin temyiz dilekçesinde sebep gösterme zorunluluğu, sanığın ve müdafiinin dilekçesinde kurala uygun olarak yer alır.

Cumhuriyet savcısının dilekçesinde ek olarak temyiz isteğinin sanığın yararına veya aleyhine olduğunun açıkça belirtilmesi gerekir.

Savcı dilekçesinde bu belirtme yapılmamışsa ek bir eksiklik doğar; bu eksiklik de dilekçenin incelenmesini etkiler.

Temyiz başvurusunun içeriği: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Maddi vakıaya ilişkin bir itirazı hukuki yön başlığı altında sunmak ve bunu temyiz sebebi saymak; bu itirazın hukuki yön olarak değerlendirilmeyeceğini gözden kaçırmak.
  • Temyiz dilekçesinde sebep bulunmadığı halde süre içinde yapılmış temyiz başvurusunu geçerli saymak; sebep gösterilmemesinin reddi gerektirdiğini gözetmemek.
  • Cumhuriyet savcısının dilekçesinde isteğin sanığın yararına veya aleyhine olduğunu belirtme zorunluluğunu atlamak; bu eksikliği sıradan bir yazım hatası gibi görmek.
  • Temyiz sebebinin gösterilmesi zorunluluğunu, temyiz süresine ilişkin m.291 kuralıyla karıştırmak; iki zorunluluğun farklı konuları düzenlediğini unutmak.
  • Hukuki yönle sınırlı kalan temyiz sebebinin, Yargıtayın maddi olayı yeniden değerlendirmesini doğurduğunu sanmak; Yargıtay bu sebepler çerçevesinde yalnızca hukuki denetim yapar.
  • Temyiz sebebinin sonradan ayrı bir dilekçe ile tamamlanabileceğini madde metninden çıkarmak; madde bu konuda açık bir düzenleme içermez, uygulamada tebligat ve ihtar yoluyla sebeplerin istenmesi yöntemi kullanılır.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Temyiz dilekçesinde CMK 294 kapsamında hiçbir temyiz sebebi gösterilmediği anlaşıldığında, temyiz isteminin CMK 298 uyarınca reddine karar verilmesi kabul edilmektedir. (1. Ceza Dairesi, 2022/8680 E., 2024/6089 K., 30.09.2024; 8. Ceza Dairesi, 2024/9122 E., 2025/6795 K., 22.09.2025)
  • Hukuki yön dışında kalan bir itirazın (örneğin maddi vakıanın yeniden değerlendirilmesi ya da delillerin takdiri) temyiz sebebi sayılmayacağı ve bu tür itirazların inceleme dışında tutulacağı kabul edilmektedir. (1. Ceza Dairesi, 2024/5130 E., 2026/2146 K., 25.03.2026)
  • Bölge adliye mahkemesinin kanun yolu gösteriminde CMK 294 ve 295 uyarınca temyiz sebeplerinin sunulması gerektiğine ilişkin ihtarı yer alması gerektiği kabul edilmektedir. (1. Ceza Dairesi, 2025/3837 E., 2025/5978 K., 15.09.2025)
  • Temyiz sebebinin gösterilmemiş olmasının, süre içinde yapılan temyiz başvurusunun geçerliliğini kendiliğinden ortadan kaldırmadığı, ancak sebep gösterilmediği takdirde reddin gerekeceği kabul edilmektedir. (1. Ceza Dairesi, 2022/8680 E., 2024/6089 K., 30.09.2024; 1. Ceza Dairesi, 2024/5130 E., 2026/2146 K., 25.03.2026)

Nasıl ispat edilir?

  • Temyiz sebebinin gösterilmesi yükü temyiz eden tarafa aittir; temyiz eden, dilekçesinde hükmün hangi hukuki nedenle bozulmasını istediğini açıkça yazmalıdır. (1. Ceza Dairesi, 2022/8680 E., 2024/6089 K., 30.09.2024; 8. Ceza Dairesi, 2024/9122 E., 2025/6795 K., 22.09.2025)
  • Temyiz başvurusunun içeriği yazılı dilekçe ile ispatlanır; sözlü beyan yapılmışsa bu da tutanağa geçirilip hâkime onaylatılmış olmalıdır.
  • Cumhuriyet savcısının isteğinin sanığın yararına veya aleyhine olduğunu belirtmesi, savcının dilekçesinde yer alan açık ifadeyle ispatlanır; bu ifade dilekçede bulunmuyorsa eksiklik kendi dilekçesinden anlaşılır.
  • Temyiz sebebinin hukuki yönle ilgili olup olmadığı, dilekçedeki iddianın niteliğine bakılarak değerlendirilir; maddi vakıaya dayalı bir iddianın hukuki yön olarak sunulması halinde Yargıtay bu iddiayı maddi nitelikte kabul eder. (1. Ceza Dairesi, 2024/5130 E., 2026/2146 K., 25.03.2026)
  • Sebep gösterilmediği ileri sürüldüğünde, bu eksiklik dilekçenin kendisi üzerinden tespit edilir; karşı tarafın bu eksikliği ayrıca ispat etmesi gerekmez.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 5271 m.291: Temyiz istemine ilişkin süre ve başvuru şeklini düzenler; bu maddedeki temyiz başvurusunun süresinde yapılması, sebep gösterme zorunluluğundan önce gelen bir koşuldur.
  • 5271 m.295: Temyiz gerekçesine ilişkin usulü düzenler; temyiz sebeplerinin ayrı bir dilekçe ile sunulması bu maddeyle bağlantılıdır.
  • 5271 m.296: Temyiz isteminin süre aşımı veya hakkın bulunmaması nedeniyle reddini düzenler; sebep gösterilmemesi bu maddede değil, kabul edilebilirlik ve reddetme usulünde değerlendirilir.
  • 5271 m.298: Temyiz isteminin sebep gösterilmemesi nedeniyle reddi halinde uygulanan hükümdür; uygulamada bu madde ile birlikte atıf yapılmaktadır.
  • 5271 m.301: Yargıtayın temyiz başvurusunda belirtilen hususlarla sınırlı inceleme yapacağını düzenler; m.294 ile birlikte temyiz incelemesinin kapsamını belirler.

Süreler

SüreMaddeHüküm
beş yılm.286(2) Ancak;130 a) İlk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezaları ile miktarı ne olursa olsun adlî para cezalarına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine dair bölge adliye mahkemesi kararları, b) İlk derece…
iki yılam.286Yeniden Düzenleme:20/2/2019-7165/7 md.) İlk defa bölge adliye mahkemesince verilen ve 272 nci maddenin üçüncü fıkrası kapsamı dışında kalan mahkûmiyet kararları hariç olmak üzere, ilk derece mahkemelerinin görevine giren ve kanunda üst…
iki yılm.286Yeniden Düzenleme:20/2/2019-7165/7 md.) İlk defa bölge adliye mahkemesince verilen ve 272 nci maddenin üçüncü fıkrası kapsamı dışında kalan mahkûmiyet kararları hariç olmak üzere, ilk derece mahkemelerinin görevine giren ve kanunda üst…
On yılm.286Yeniden Düzenleme:20/2/2019-7165/7 md.) İlk defa bölge adliye mahkemesince verilen ve 272 nci maddenin üçüncü fıkrası kapsamı dışında kalan mahkûmiyet kararları hariç olmak üzere, ilk derece mahkemelerinin görevine giren ve kanunda üst…
iki haftam.291(1) Temyiz istemi, hükmün gerekçesiyle birlikte tebliğ edildiği tarihten itibaren iki hafta içinde hükmü veren mahkemeye bir dilekçe verilmesi veya zabıt kâtibine bir beyanda bulunulması suretiyle yapılır; beyan tutanağa geçirilir ve…

Süreler madde metnindeki yazımıyla verilmiştir.

Konuda geçen kararlar

24 karar
  1. Ceza Genel Kurulu, 2024/456 E., 2025/255 K., 11.06.2025
    İlgili madde: m.290
  2. Ceza Genel Kurulu, 2022/410 E., 2022/643 K., 18.10.2022
    İlgili madde: m.290
  3. Ceza Genel Kurulu, 2021/248 E., 2022/296 K., 26.04.2022
    İlgili madde: m.290
  4. Ceza Genel Kurulu, 2021/424 E., 2022/41 K., 20.01.2022
    İlgili madde: m.290
  5. Ceza Genel Kurulu, 2020/76 E., 2021/428 K., 28.09.2021
    İlgili madde: m.290
  6. Ceza Genel Kurulu, 2017/880 E., 2018/270 K., 05.06.2018
    İlgili madde: m.289
  7. Ceza Genel Kurulu, 2010/263 E., 2011/15 K., 01.02.2011
    İlgili madde: m.289
  8. Ceza Genel Kurulu, 2008/216 E., 2009/36 K., 24.02.2009
    İlgili madde: m.290
  9. 11. Ceza Dairesi, 2025/2752 E., 2025/15531 K., 02.12.2025
    İlgili madde: m.289
  10. 6. Ceza Dairesi, 2023/19449 E., 2025/9074 K., 28.10.2025
    İlgili madde: m.289
Diğer 14 karar
  1. 6. Ceza Dairesi, 2024/6359 E., 2025/9069 K., 22.10.2025
    İlgili madde: m.288, m.289
  2. 6. Ceza Dairesi, 2025/2599 E., 2025/6937 K., 30.06.2025
    İlgili madde: m.288
  3. 6. Ceza Dairesi, 2023/18635 E., 2025/6765 K., 25.06.2025
    İlgili madde: m.288
  4. 6. Ceza Dairesi, 2023/19214 E., 2025/6049 K., 10.06.2025
    İlgili madde: m.288
  5. 7. Ceza Dairesi, 2021/15259 E., 2025/7795 K., 26.05.2025
    İlgili madde: m.287
  6. 6. Ceza Dairesi, 2024/1373 E., 2025/5358 K., 15.05.2025
    İlgili madde: m.288
  7. 6. Ceza Dairesi, 2025/549 E., 2025/4683 K., 29.04.2025
    İlgili madde: m.288
  8. 3. Ceza Dairesi, 2022/1748 E., 2024/11428 K., 07.10.2024
    İlgili madde: m.287
  9. 3. Ceza Dairesi, 2022/3623 E., 2024/10297 K., 19.09.2024
    İlgili madde: m.287
  10. 3. Ceza Dairesi, 2021/6981 E., 2024/1418 K., 05.02.2024
    İlgili madde: m.287
  11. 3. Ceza Dairesi, 2021/8089 E., 2023/5457 K., 13.09.2023
    İlgili madde: m.287
  12. 8. Ceza Dairesi, 2023/430 E., 2023/5029 K., 20.06.2023
    İlgili madde: m.292
  13. 7. Ceza Dairesi, 2022/16532 E., 2023/1019 K., 08.02.2023
    İlgili madde: m.287
  14. Genel Kurul, 2023/33667 E., 09.01.2025
    İlgili madde: m.289

Bağlayıcılık derecesine göre sıralı (Anayasa Mahkemesi, içtihadı birleştirme, genel kurullar, daireler); her grupta yeni karar önce. Tam metin karar deposundan istek üzerine yüklenir. Hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ayrıca denetleyin.

Madde bağlantıları, tarihine kadar Resmî Gazete'de yayımlanan değişiklikleri içeren güncel metne gider.

Bu konudaki maddelerde bilinen en yeni değişiklik: 02.03.2024 (m.291).

Anlatım 21.10.2026 tarihinde derlendi. Bağlayıcı olan madde metnidir.

Bu konuyu panelde çalış

Panelde bu konu 11. Kanun Yolları bölümünde yer alıyor.

Panelde çalış