Kanun yolları › Olağan kanun yolları

İstinaf

CMK m.272–285Ceza Muhakemesi HukukuSon değişiklik: 02.03.2024 (m.273)

Kısaca

CMK m.272, ilk derece mahkemelerinden verilen hükümlere karşı istinaf kanun yolunun açık olup olmadığını ve istinafın kapalı kaldığı hükümlerin hangileri olduğunu düzenler. CMK m.273, ilk derece mahkemelerinin verdiği hükümlere karşı istinaf kanun yoluna başvurma usulünü ve süresini düzenler: istinaf isteminin şekli, sürenin başlangıcı, Cumhuriyet savcısının ağır ceza mahkemelerinden asliye mahkemesi hükümlerine karşı başvurusu, savcının yazılı istemi ve karşı tarafın cevap süresi.

Kapsam

Bu konu, Ceza Muhakemesi Kanunu m.272–285 hükümlerini kapsar.

CMK m.272 — İstinaf

Bu madde, ilk derece mahkemelerinden verilen hükümlere karşı istinaf kanun yolunun açık olup olmadığını ve istinafın kapalı kaldığı hükümlerin hangileri olduğunu düzenler. Ayrıca hükümden önce verilen ara kararlara hükümle birlikte istinaf yoluna başvurulabileceğini, on beş yıl ve daha fazla hapis cezalarına ilişkin hükümlerin bölge adliye mahkemesince re'sen incelenmesini ve istinafa kapalı hükümlerin tekerrüre esas olmamasını öngörür. Madde, istinaf başvurusunun yapılış şeklini, süresini ve karşı tarafın cevap hakkını düzenlemez (m.273). Başvurunun hükmün kesinleşmesini engellemesi (m.275), başvurunun reddi usulü (m.276) ve istinaf incelemesinin kapsamı ile sonuçları (m.280 vd.) da bu maddenin dışındadır. Eski hâle getirme istemi (m.274) ve temyiz yolu da ayrı maddelerde yer alır. Madde, kanun yolu başvurusunun yapılacağı merci ve tebliğ usulünü de düzenlemez.

İstinaf: hangi sonuçları doğurur?

  • On beş yıl ve daha fazla hapis cezasına ilişkin hükümler, istinaf istemi olmasa da bölge adliye mahkemesince re'sen incelenir.
  • Hapis cezasından çevrilen adli para cezaları hariç olmak üzere, sonuç olarak belirlenen adli para cezasına mahkumiyet hükümlerinde, tutar parasal sınırın altında kalıyorsa istinaf yolu kapalıdır.
  • Üst sınırı beşyüz günü geçmeyen adli para cezasını gerektiren suçlardan beraat hükümlerine karşı istinaf yoluna başvurulamaz.
  • Kanunlarda kesin olduğu yazılı bulunan hükümlere karşı istinaf yoluna başvurulamaz.
  • İstinaf yolu kapalı olan hükümler tekerrüre esas olmaz.
  • Hükümden önce verilen ve hükme esas teşkil eden ara kararlar, başka kanun yolu öngörülmemişse hükümle birlikte istinaf yoluna götürülebilir.
  • Parasal sınır aşılmışsa ya da hapis cezası ile suç kapalılık dışındaysa, hüküm istinaf yoluna açık kalır ve kesinleşmesi istinaf süresine bağlıdır.

Re'sen inceleme ile istek üzerine istinaf arasındaki fark nedir?

On beş yıl ve daha fazla hapis cezasına ilişkin hükümler, bölge adliye mahkemesince kendiliğinden incelenir.

Diğer ilk derece hükümleri, ancak ilgili tarafın istinaf başvurusu üzerine incelenir.

On beş yıl ve üzeri hapis cezasında istinaf başvurusu yapılmamış olsa bile inceleme yapılır; diğer hükümlerde başvuru olmadan inceleme yapılmaz.

Hapis cezasından çevrilen adli para cezası ile doğrudan adli para cezası arasındaki fark nedir?

Hapis cezasından çevrilen adli para cezaları, sınır hesabına katılmaz ve bu nedenle istinaf kapalılığı kapsamında değildir.

Doğrudan adli para cezasına mahkumiyet hükümleri, sonuç olarak belirlenen tutarın sınırın altında veya üzerinde olmasına göre değerlendirilir.

Çevrilmiş adli para cezalarında kapalılık uygulanmaz; doğrudan hükmedilen ve güncel sınırın altında kalan adli para cezalarında istinaf kapalıdır.

Mahkumiyet ile beraat hükümleri arasındaki fark nedir?

Mahkumiyet hükümlerinde kapalılık, sonuç olarak belirlenen adli para cezası tutarına göre belirlenir.

Beraat hükümlerinde kapalılık, suçun üst sınırındaki adli para cezası gün sayısına göre belirlenir.

Beraat hükmünde 500 güne kadar adli para cezası gerektiren suçtan beraat istinafa kapalıdır; aynı tutarın mahkumiyet kararında yorumu ayrı ölçüte bağlıdır.

İstinaf kapalılığı ile tekerrür arasındaki fark nedir?

İstinafa kapalı hükümler kesinleşir ve icrası mümkündür.

Aynı hükümler tekerrür hesabında esas alınmaz.

Kapalı hükümler, sonraki bir suçta tekerrüre esas olmaz; bu, kesinleşmiş olmalarının sonucunu değiştirmez.

Hükümler ile hükümden önce verilen ara kararlar arasındaki fark nedir?

Hüküm, gerekçesi açıklanmış olup istinafa tabi ise doğrudan istinaf yoluna gider.

Hükme esas teşkil eden ara kararlar, başka kanun yolu öngörülmemişse yalnız hükümle birlikte incelenir.

Ara karara karşı ayrıca kanun yolu açılmaz; itiraz hükümle birlikte istinafta ileri sürülür.

İstinaf: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Adli para cezası tutarı değerlendirilirken hapis cezasından çevrilen adli para cezasını da sınır hesabına katmak; bu cezalar istinaf kapalılığı dışındadır.
  • Beraat kararında 500 gün sınırını mahkumiyet hükmü tutarı gibi yorumlamak; iki sınır farklı ölçüte dayanır.
  • Kapalı hükmün kesinleştiğini unutup tekerrür hesabında bu hükmü esas almak; madde açıkça tekerrüre esas olmamasını öngörür.
  • Re'sen inceleme kapsamını yalnız on beş yıl ve üzeri hükümlerle sınırlı sanmak ve bu hükümlerde istinaf başvurusunu gereksiz görmek.
  • Hükme esas teşkil eden ara karara ayrıca kanun yolu açıldığını varsaymak; madde yalnız hükümle birlikte istinaf yolunu öngörür.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Kapalılık değerlendirmesinde sonuç olarak belirlenen adli para cezası tutarına bakılmakta, tutarın üst sınırı aşması hâlinde istinafın açık kaldığı kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2020/21 E., 2021/285 K., 17.06.2021)
  • Bölge adliye mahkemelerinin faaliyete geçmesinden önce kesin olan ve tekerrüre esas alınmayan hükümlerin, 20/07/2016 sonrası düzenlemede de tekerrüre esas alınamayacağı kabul edilmektedir. (12. Ceza Dairesi, 2024/4250 E., 2025/250 K., 08.01.2025; 2. Ceza Dairesi, 2024/6113 E., 2024/18183 K., 02.12.2024; 8. Ceza Dairesi, 2023/376 E., 2024/6603 K., 12.09.2024; 2. Ceza Dairesi, 2023/29000 E., 2024/9576 K., 10.06.2024)
  • Kanunlarda kesin olduğu yazılı hükümlerin tekerrüre esas alınmaması, 7242 sayılı değişiklikle getirilen düzenlemenin kapsamında değerlendirilmektedir. (2024/132 E., 2024/237 K., 25.12.2024)

Nasıl ispat edilir?

  • İstinafa kapalılık iddiasında, hükmün türü ve sonuç olarak belirlenen adli para cezası tutarı ortaya konularak kapalılık itirazı yapılır; ispat yükü bu itirazı öne süren tarafındır.
  • Mahkumiyet hükmünün tutarı hüküm fıkrasından, beraat hükmünde ise suçun öngördüğü adli para cezası üst sınırı kanun maddesinden tespit edilir; delil olarak hükmün kendisi yeterlidir.
  • Hapis cezasından çevrilen adli para cezası iddiasında, cezanın çevrilip çevrilmediği ve çevrim kararının dosyada bulunup bulunmadığı belgeyle ortaya konulur.
  • Kanunda kesin olduğu yazılı hükümler iddiasında, ilgili kanun maddesinin metni dayanak gösterilir; kapalılık hukuki bir değerlendirmedir ve tanıkla ispatlanamaz.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 5271 m.273: İstinaf isteminin yapılış şeklini ve süresini düzenler; bu maddede açıklanan kapalı hükümlerin ardından başvuru yolunu belirler.
  • 5271 m.275: Süresinde yapılan istinaf başvurusunun hükmün kesinleşmesini engellemesini öngörür; kapalı hükümlerde bu etki doğmaz.
  • 5271 m.279: İstinaf başvurusunun reddi hâlini düzenler; kapalı hükümlere yönelik başvuru bu madde uyarınca reddedilir.

CMK m.273 — İstinaf istemi ve süresi

Madde, ilk derece mahkemelerinin verdiği hükümlere karşı istinaf kanun yoluna başvurma usulünü ve süresini düzenler: istinaf isteminin şekli, sürenin başlangıcı, Cumhuriyet savcısının ağır ceza mahkemelerinden asliye mahkemesi hükümlerine karşı başvurusu, savcının yazılı istemi ve karşı tarafın cevap süresi. Sanık, katılan ve katılma talebi reddedilen ya da katılan sıfatı alabilecek suçtan zarar görenlerin, başvuru dilekçesinde nedenleri göstermemelerinin incelemeye engel olmadığını düzenler. Madde, istinafa konu olabilecek hükümleri (m.272) ve istinafın kesinleşmeyi engelleyici etkisini (m.275) düzenlemez. Yokluğunda verilen hükme karşı eski hâle getirme isteminin istinaf süresine etkisi (m.274), tutuklu hükümlünün başvuru şekli (m.263), gerekçeli kararın tebliği ve istinafın kabul ya da red usulü ise ayrı maddelerde yer alır (m.278, m.279).

İstinaf istemi ve süresi: hangi kavramlar bilinmeli?

İstinaf istemi
Hükmün yeniden incelenmesi için kanun yoluna başvurma iradesinin, madde metninde öngörülen biçimlerden biriyle ortaya konmasıdır. Yazılı dilekçe veya zabıt kâtibine yapılan beyan ile yapılabilir; beyan tutanağa geçirilip hâkime onaylattırılmalıdır.
Tebliğ tarihi (süre başlangıcı)
İki haftalık istinaf süresinin başladığı andır. Madde, süreyi hükmün gerekçesiyle birlikte tebliğ edildiği tarihten itibaren işletir; yalnızca hüküm fıkrasının okunması süreyi başlatmaz.
Cumhuriyet savcısının geliş tarihi
Ağır ceza mahkemesindeki Cumhuriyet savcılarının, yargı çevresindeki asliye mahkemesi hükmüne karşı süreyi, kararın o yer Cumhuriyet başsavcılığına geliş tarihinden işletmesi için kullandığı başlangıç anıdır.
Yazılı istem
Cumhuriyet savcısının istinaf nedenlerini gerekçeleriyle birlikte açıkça gösterdiği yazılı belgedir. İlgililere tebliğ edilir ve ilgililer bu tarihten itibaren iki hafta içinde cevap verebilir.
Başvuruya ilişkin nedenler
Sanık ve katılan gibi kişiler bakımından dilekçede ya da beyanda gösterilmesi zorunlu olmayan, buna karşılık Cumhuriyet savcısı bakımından yazılı istemde gösterilmesi zorunlu olan gerekçelerdir.

İstinaf istemi ve süresi: hangi şartlar aranır?

  • İstinaf başvurusunun, ilk derece mahkemesinin verdiği ve m.272 kapsamına giren bir hükme karşı yapılmış olması gerekir.
  • Başvuru, hükmün gerekçesiyle birlikte tebliğ edildiği tarihten itibaren iki hafta içinde yapılmalıdır.
  • Başvuru, hükmü veren mahkemeye verilecek bir dilekçe ile ya da zabıt kâtibine yapılacak bir beyanla yapılmalıdır.
  • Zabıt kâtibine yapılan beyan tutanağa geçirilmeli ve tutanak hâkime onaylattırılmalıdır.
  • Sanık, katılan veya katılma talebi reddedilen kişiler bakımından başvuru dilekçesinde ya da beyanda nedenlerin gösterilmesi zorunlu değildir.
  • Cumhuriyet savcısı, istinaf nedenlerini gerekçeleriyle birlikte yazılı istemde açıkça göstermelidir.
  • İstemin ilgililere tebliğinden itibaren iki hafta içinde cevap bildirilebilir; cevap, karşı tarafın istinaf dilekçesinin tebliğinden sonra verilen yazılı cevabın kapsamına girer.

İstinaf istemi ve süresi: hangi sonuçları doğurur?

  • Süresi içinde ve madde metninde gösterilen biçimde yapılan istinaf başvurusu, hükmün kesinleşmesini engeller (m.275 ile birlikte okunur).
  • Süre geçtikten sonra yapılan istinaf başvurusu incelenmez ve istinaf isteminin reddine karar verilir.
  • Sanık ve katılan, başvuru dilekçesinde nedenleri göstermeseler de başvuru incelenir.
  • Cumhuriyet savcısı istinaf nedenlerini yazılı istemde göstermezse istinaf başvurusu incelenmez ve reddedilir.
  • Tutanak hâkime onaylattırılmadan yapılan sözlü beyan, madde bakımından geçerli bir istinaf istemi sayılmaz.
  • Ağır ceza mahkemesindeki Cumhuriyet savcısı, asliye mahkemesi hükmüne karşı süresini başsavcılığa geliş tarihinden işletir.
  • Tutuklu sanık hakkındaki özel başvuru yolu, 263. maddenin uygulanmasını sağlar.

Sanık-katılan ile cumhuriyet savcısı arasındaki fark nedir?

Sanık, katılan ve katılma talebi reddedilen ya da katılan sıfatı alabilecek suçtan zarar görenler, başvurularında nedenleri göstermek zorunda değildir.

Cumhuriyet savcısı, istinaf nedenlerini gerekçeleriyle birlikte yazılı istemde açıkça göstermek zorundadır.

Savcının istinaf istemi, nedenlerini yazılı istemde göstermemesi hâlinde incelemeye alınmaz ve reddedilir; sanık ve katılanın gerekçesizliği ise incelemeye engel olmaz.

Genel süre ile ağır ceza savcısının süresi arasındaki fark nedir?

Genel kural olarak süre, hükmün gerekçesiyle birlikte tebliğ edildiği tarihten başlar.

Ağır ceza mahkemesindeki Cumhuriyet savcısı için süre, kararın o yer Cumhuriyet başsavcılığına geliş tarihinden başlar.

Savcı için süre, tebliğ yerine kararın başsavcılığa ulaştığı tarihe bağlanır.

Yazılı dilekçe ile zabıt kâtibine beyan arasındaki fark nedir?

Dilekçe, hükmü veren mahkemeye verilir.

Beyan, zabıt kâtibine yapılır ve tutanağa geçirilir.

Beyanın geçerli olabilmesi için tutanağın hâkime onaylattırılması gerekir; onaylanmayan beyan istinaf istemi sayılmaz.

Serbest hürriyeti bağlı tutuklu sanık ile diğer sanık arasındaki fark nedir?

Tutuklu sanık hakkında 263. madde hükmü saklıdır.

Tutuklu olmayan sanık bakımından başvuru bu maddedeki genel yolla yapılır.

Tutuklu sanık, bulunduğu infaz kurumu ya da tutukevi müdürüne de başvurabilir.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Cumhuriyet savcısının istinaf isteminde bulunup nedenlerini yazılı istemde göstermeyerek yalnızca süre tutum dilekçesi vermesinin yeterli olmadığı kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2025/123 E., 2025/294 K., 25.06.2025)
  • Savcının beraat kararına karşı gerekçesiz istinaf istemi, İçtihadı Birleştirme Kararı gereği aleyhe kabul edilir; ancak gerekçe sonradan bildirilmezse istinaf isteminin reddine karar verilmelidir. (Birinci Bölüm, 2022/20556 E., 04.12.2025)
  • Tebliğ tarihinden sonra iki haftalık sürenin geçmesi halinde istinaf başvurusu süresinde sayılmaz ve reddedilir. (Birinci Bölüm, 2022/20556 E., 04.12.2025)
  • Hükmün açıklandığı duruşmada hazır bulunan taraf bakımından süre, hükmün açıklandığı tarihten başlamaktadır; gerekçeli kararın tebliği bu taraf bakımından süre başlangıcı değildir. (Ceza Genel Kurulu, 2007/2008 E., 2007/223 K., 06.11.2007)
  • Yokluğunda verilen hükme karşı sanığın istinaf süresinin tebliğ tarihinden başladığı ve süre geçtikten sonra yapılan istinaf isteminin reddedildiği kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2007/167 E., 2007/222 K., 06.11.2007)

Nasıl ispat edilir?

  • İstinaf isteminde bulunan kişi, başvurunun süresi içinde yapıldığını ispatlamakla yükümlüdür; bu amaçla dilekçenin mahkeme kayıtlarına giriş tarihi ya da zabıt tutanağı kullanılır.
  • Gerekçeli kararın tebliğ tarihi, tebliğ belgesiyle ispatlanır; süre başlangıcı bu tebliğe göre hesaplanır.
  • Zabıt kâtibine yapılan beyanın tutanağa geçirilip hâkime onaylatıldığı, tutanağın kendisiyle ispatlanır; onay bulunmayan beyanın istinaf istemi olarak kabul edilmesi için bu eksikliğin giderilmesi gerekir.
  • Cumhuriyet savcısının istinaf nedenlerini gösteren yazılı istemi ve bunun ilgililere tebliğ belgesi, savcının yükümlülüğünü yerine getirdiğini gösteren başlıca delildir; yazılı istemin bulunmaması savcının aleyhine sonuç doğurur.
  • Savcının asliye mahkemesi hükmünün başsavcılığa geliş tarihini gösteren kayıt, onun süresinin başlangıcını belirlemede esas alınır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 5271 m.272: İstinafın konusu olan hükümleri ve istinaf yasağını düzenler; bu maddedeki başvurunun kabul edilebilir olup olmadığı oradaki ölçütlere bağlıdır.
  • 5271 m.263: Tutuklu sanığın kanun yoluna başvuru şeklini düzenler; bu madde ile birlikte okunduğunda tutuklu sanık başvurusunu infaz kurumu ya da tutukevi müdürüne de yapabilir.
  • 5271 m.274: Yokluğunda verilen hükme karşı eski hâle getirme isteminin istinaf süresine etkisini düzenler; bu süre içinde istinaf süresi işler.
  • 5271 m.275: Süresi içinde yapılan istinaf başvurusunun hükmün kesinleşmesini engellemesini düzenler.
  • 5271 m.34: Mahkemenin hükmünde başvurulabilecek kanun yolu, süresi, mercii ve şekli doğru bildirme yükümlülüğünü düzenler; yanlış bildirim eski hâle getirme nedeni olabilir.

CMK m.274 — Eski hâle getirme süresi içinde istinaf süresinin işlemesi

Madde, yokluğunda hüküm verilen sanığın, aleyhine verilen hükme karşı eski hâle getirme isteminde bulunmasını ve bu süreçte istinaf süresinin nasıl işleyeceğini düzenler. Eski hâle getirme süresi içinde istinaf süresinin işlemesi, eski hâle getirme ile birlikte istinaf isteminde bulunma zorunluluğu ve istinaf işlerinin eski hâle getirme kararına kadar ertelenmesi bu maddenin konusudur. Kusursuz olarak süreyi kaçıran kişinin genel eski hâle getirme şartları ile dilekçe usulü CMK m.40-41'de, istinaf isteminin süresi ve şekli CMK m.273'te, istinafın kesinleşmeyi engelleyici etkisi CMK m.275'te düzenlenmiştir; bu madde bunları tamamlar ama yerini almaz. Yüzüne karşı verilen hükümler ile yokluğunda verilmiş beraat kararları bakımından eski hâle getirme bu maddenin kapsamına girmez.

Eski hâle getirme süresi içinde istinaf süresinin işlemesi: hangi kavramlar bilinmeli?

Eski hâle getirme
Kusuru olmaksızın bir süreyi geçiren kişinin, engel kalktıktan sonra süreye bağlı işlemi yapabilmesini sağlayan kanun yolu kurumudur. Bu maddede yalnızca yokluğunda verilen aleyhe hükümler için kullanılabilir.
Yokluğunda verilen hüküm
Sanığın duruşmada hazır bulunmadığı hâlde verilen hükümdür. Yüzüne karşı verilen hükümler bu maddenin kapsamına girmez.
Aleyhe hüküm
Sanığın durumunu kötüleştiren hükümdür. Hükmün sanık aleyhine olup olmadığı, sanığın bakış açısından değerlendirilir; yalnızca yokluğunda verilen beraat kararına karşı eski hâle getirme istenemez.
Eski hâle getirme süresi
Engelin kalkmasından itibaren başlayan ve iki hafta olan dilekçe süresidir. Bu süre içinde istinaf süresi de işler.
İstinaf isteminin ertelenmesi
Eski hâle getirme isteminde bulunulduğunda, istinaf isteğine ilişkin işlemlerin eski hâle getirme hakkında karar verilinceye kadar durdurulmasıdır.

Eski hâle getirme süresi içinde istinaf süresinin işlemesi: hangi şartlar aranır?

  • Hüküm sanığın yokluğunda verilmiş olmalıdır.
  • Hüküm sanık aleyhine olmalıdır; sadece yokluğunda verilen beraat kararına karşı eski hâle getirme istenemez.
  • Sanık süreyi kusuru olmaksızın geçirmiş olmalıdır; bu durum mücbir sebep, umulmayan bir hal veya tebligattan haberdar olmama ile gerçekleşebilir.
  • Eski hâle getirme dilekçesi engelin kalkmasından itibaren iki hafta içinde, süreye uyulduğunda usule ilişkin işlemi yapacak mahkemeye verilmelidir.
  • Eski hâle getirme isteminde bulunulan hâllerde ayrıca istinaf isteminde bulunulmalıdır; istinaf isteği ile ilgili işlemler eski hâle getirme hakkında karar verilinceye kadar ertelenir.

Eski hâle getirme süresi içinde istinaf süresinin işlemesi: hangi sonuçları doğurur?

  • Eski hâle getirme isteminde bulunulan hâllerde ayrıca istinaf isteminde bulunulmazsa istinaf yolu kapanır.
  • Eski hâle getirme dilekçesi ile birlikte istinaf isteminde bulunulabilir ve iki talep aynı dilekçede sunulabilir.
  • Eski hâle getirme isteği hakkında karar verilinceye kadar istinaf isteğine ilişkin işlemler ertelenir.
  • Eski hâle getirme isteği kabul edilirse, süresi kaçırılmamış olsa yapılacak işlem yapılmış sayılır ve istinaf incelemesi ile devam edilir.
  • Eski hâle getirme isteğinin kabulüne ilişkin karar kesindir ve bu karara karşı yeni kanun yolu açılmaz.
  • Eski hâle getirme isteğinin reddine ilişkin karara karşı itiraz yoluna gidilebilir.
  • Eski hâle getirme dilekçesi kararın yerine getirilmesini kendiliğinden durdurmaz; mahkeme yerine getirmeyi erteleyebilir.
  • Yüzüne karşı verilen hükümler ile yokluğunda verilen beraat kararları bu madde kapsamında eski hâle getirme konusu yapılamaz.

Eski hâle getirme isteği ile ayrı istinaf isteği arasındaki fark nedir?

Eski hâle getirme isteği, süreyi kaçıran kişinin kusursuzluğunu ileri sürdüğü dilekçedir ve süreye bağlı işlemin yapılmasını talep eder.

İstinaf isteği, hükmün esasına karşı kanun yolunun kullanılmasıdır ve m.273 uyarınca gerekçe gösterilmeden yapılabilir.

Eski hâle getirme isteminde bulunan sanık ayrıca istinaf isteminde bulunmak zorundadır; aksi hâlde istinaf süresi kaçırılmış olur.

Yüzüne karşı verilen hüküm ile yokluğunda verilen hüküm arasındaki fark nedir?

Yüzüne karşı verilen hükümde sanık duruşmada hazır bulunmuştur.

Yokluğunda verilen hükümde sanık duruşmada hazır değildir.

Madde yalnızca yokluğunda verilen aleyhe hükümlerde uygulanır; yüzüne karşı verilen hükümde eski hâle getirme bu madde kapsamında istenemez.

Aleyhe hüküm ile lehe hüküm arasındaki fark nedir?

Aleyhe hüküm sanığın durumunu kötüleştiren hükümdür.

Beraat gibi sanığın durumunu iyileştiren hüküm lehe hükümdür.

Yokluğunda verilen beraat kararına karşı sanık eski hâle getirme isteyemez.

Eski hâle getirme süresi içinde istinaf süresinin işlemesi: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Eski hâle getirme isteminde bulunup ayrıca istinaf isteminde bulunmamak; istinaf süresinin işleyeceğini varsaymak yerine, istinaf isteğini hiç yapmamak.
  • Yüzüne karşı verilen hükümlerde de bu madde uyarınca eski hâle getirme istenebileceğini sanmak; madde yalnızca yokluğunda verilen hükümleri kapsar.
  • Yokluğunda verilen beraat kararına karşı eski hâle getirme istenebileceğini düşünmek; beraat sanık için lehe hükümdür.
  • Eski hâle getirme dilekçesini kararı veren mahkemeye vermek; dilekçe süreye uyulduğunda usule ilişkin işlemi yapacak mahkemeye verilir.
  • İki haftalık eski hâle getirme süresini, hükmün tebliğ tarihinden başlatmak; süre engelin kalkmasından başlar.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Eski hâle getirme isteminde bulunulan hâllerde sanığın ayrıca istinaf isteminde bulunmadığı durumda istinaf isteminin süre aşımı nedeniyle reddedildiği kabul edilmektedir. (12. Ceza Dairesi, 2025/4883 E., 2026/911 K., 03.02.2026; 12. Ceza Dairesi, 2025/8612 E., 2026/917 K., 03.02.2026)
  • Sanığın yokluğunda verilen ve usulüne uygun tebliğ edilen hükme karşı süresinden sonra yapılan istinaf isteminin, süre aşımı nedeniyle reddedildiği kabul edilmektedir. (12. Ceza Dairesi, 2025/4883 E., 2026/911 K., 03.02.2026; 12. Ceza Dairesi, 2025/8612 E., 2026/917 K., 03.02.2026)
  • Eski hâle getirme dilekçesinde istinaf isteminin de birlikte yapılmasının mümkün olduğu ve iki talebin aynı anda değerlendirildiği kabul edilmektedir. (11. Ceza Dairesi, 2025/453 E., 2025/2231 K., 24.02.2025; 11. Ceza Dairesi, 2025/541 E., 2025/2230 K., 24.02.2025)
  • Yokluğunda verilen beraat kararına karşı sanığın eski hâle getirme isteyemeyeceği; bu kararın sanık için lehe sayıldığı kabul edilmektedir. (9. Ceza Dairesi, 2024/3 E., 2024/8040 K., 01.10.2024; 9. Ceza Dairesi, 2024/6 E., 2024/8041 K., 01.10.2024)

Nasıl ispat edilir?

  • Eski hâle getirme isteminde bulunan sanık, süreyi kusuru olmaksızın geçirdiğini ispat yükü altındadır; hastane raporu, gözaltı kararı gibi belgeler dilekçeye eklenir.
  • Tebligatın usulüne uygun yapılıp yapılmadığı ve sanığın tebligattan haberdar olup olmadığı, tebligat evrakı ile ortaya konur; sanık haberdar olmadığını ileri sürerse bu savunmayı ispat etmelidir.
  • Yokluğunda verilen hükmün sanık aleyhine olup olmadığı, hükmün sonucuna göre belirlenir; beraat kararı lehe sayılır ve sanık bu kararda eski hâle getirme isteyemez.
  • İstinaf isteminin süresinde yapıldığı, dilekçe veya zabıt tutanağı ile tespit edilir; eski hâle getirme isteminde bulunulduğu hâllerde ayrıca istinaf isteminin yapıldığı belgelenmelidir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 5271 m.40: Eski hâle getirme için genel şartları (kusur, mücbir sebep, tebligattan haberdar olmama) düzenler; bu madde bu genel düzenlemenin yokluğunda hüküm hâline daraltılmış hâlidir.
  • 5271 m.41: Eski hâle getirme dilekçesinin iki haftalık süresini, verileceği mahkemeyi ve dilekçenin içeriğini düzenler; bu madde bu süreye atıf yapar.
  • 5271 m.273: İstinaf isteminin süresini ve şeklini düzenler; eski hâle getirme süresi içinde işleyen istinaf süresi bu maddeye göre hesaplanır.
  • 5271 m.275: İstinaf başvurusunun hükmün kesinleşmesini engelleyen etkisini düzenler; eski hâle getirme isteminde bulunulan hâllerde kesinleşmeyi engelleme bu madde ile birlikte uygulanır.

CMK m.275 — İstinaf başvurusunun etkisi

Madde, süresi içinde yapılan istinaf başvurusunun hükmün kesinleşmesi üzerindeki etkisini düzenler. Yani istinaf başvurusunun infazı durdurucu (kesinleşmeyi engelleyici) niteliğini kurar. Kural, ilk derece mahkemelerinden verilen hükümlerin istinafa konu olması halinde geçerlidir. Madde, istinaf yolunun kimlere ve hangi kararlara açık olduğunu, başvuru süresini ve başvuru usulünü düzenlemez; bunlar 272. maddede (istinaf yolunun kapsamı ve kesin hükümler), 273. maddede (istinaf istemi, süre ve usul), 274. maddede (eski hâle getirme süresi içinde istinaf süresinin işlemesi) ve 276. maddede (ret ve başvurunun ilk derece mahkemesince incelenmesi) yer alır. Kanunun 276/2. maddesi uyarınca yapılan istisnai düzenlemeler de bu maddenin dışındadır. İstinaf süresinin geçmesinin ya da başvurunun reddinin sonuçları da bu maddeyle değil, ilgili usul maddeleriyle belirlenir.

İstinaf başvurusunun etkisi: hangi kavramlar bilinmeli?

Kesinleşme
Hükmün artık olağan kanun yoluyla değiştirilemeyecek hale gelmesidir. Süresi içinde istinaf başvurusu yapıldığında hüküm bu andan itibaren kesinleşmez.
İstinaf başvurusu
İlk derece mahkemesinin hükmüne karşı, ikinci derece olarak bölge adliye mahkemesinde inceleme talebi anlamına gelen olağan kanun yoludur. Madde bu başvurunun geçerli ve süresinde yapılmış olmasını koşul olarak arar.
Süresi içinde yapılan başvuru
Başvurunun kanunda öngörülen süre içinde ve geçerli biçimde yapılmış olmasıdır. Süre dışında yapılan veya ret kararı ile reddedilen başvuru bu etkiyi doğurmaz.

İstinaf başvurusunun etkisi: hangi şartlar aranır?

  • İlk derece mahkemesinin verdiği bir hükmün bulunması gerekir; istinaf yalnızca bu tür hükümlere karşı açıktır.
  • İstinaf başvurusunun kanunda öngörülen süre içinde yapılmış olması gerekir.
  • Başvurunun geçerli biçimde yapılmış olması gerekir; ilk derece mahkemesi tarafından reddedilmemiş olması gerekir.
  • Başvuru, hükmün kesinleşmesini engeller; bu etki başvurunun yapıldığı andan itibaren doğar ve kendiliğinden gerçekleşir.
  • Başvurunun yapılmış olması, yalnızca süre içinde yapılmasıyla yetinilir; başvurunun gerekçesinin gösterilmesi bu etkinin doğması için aranmaz.

İstinaf başvurusunun etkisi: hangi sonuçları doğurur?

  • Süresi içinde yapılan geçerli istinaf başvurusu üzerine hüküm kesinleşmez.
  • Kesinleşmenin engellenmesi sonucuyla birlikte hükmün infazı da kural olarak gerçekleşmez; hüküm infaz edilemez.
  • Süresi içinde başvuru yapılmazsa hüküm kesinleşir ve infaz edilebilir.
  • Başvuru süresi içinde yapılmış olsa bile geçerli sayılmayan başvuru bu etkiyi doğurmaz.
  • Madde, kesinleşmeyi engelleyen etkinin kapsamını hükmün tümü için belirler; yani başvuru hüküm bakımından bütünüyle kesinleşmeyi engeller.

Süre içinde başvuru ile süre geçtikten sonra başvuru arasındaki fark nedir?

Süresi içinde yapılan başvuru hükmün kesinleşmesini engeller ve infazı kural olarak durdurur.

Süre geçtikten sonra yapılan başvuru bu etkiyi doğurmaz; hüküm bu durumda kesinleşmiş sayılır.

Süre geçmişse hükmün kesinleşmesi engellenemez ve hüküm infaz edilebilir. Süre ve başlangıcı için 273. maddeye bakılır.

Geçerli başvuru ile ret kararı ile reddedilen başvuru arasındaki fark nedir?

Ret kararı verilmemiş geçerli bir başvuru kesinleşmeyi engeller.

Hükmü veren mahkemece reddedilen başvuru, ret kararına karşı yapılan itirazın sonucuna bağlı olarak bu etkiyi doğurmayabilir.

Ret kararının etkisi ve ret kararına karşı başvurunun sonucu 276. maddeye göre belirlenir; madde bu konuda ayrı bir kural koymaz.

Kural ile kanunda öngörülen istisna arasındaki fark nedir?

Kural olarak istinaf başvurusu hükmün kesinleşmesini engeller.

Madde 2. fıkrasını taşıyordu ancak bu fıkra 7499 sayılı Kanunla yürürlükten kaldırılmıştır; istisnalar artık bu maddede yer almaz.

Bugün maddede istisna bulunmadığı için kesinleşmeyi engelleyen etki genel kuraldır.

İstinaf başvurusunun etkisi: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Kesinleşmeyi engelleyen etkiyi başvurunun gerekçeli olmasına bağlamak; oysa madde yalnızca süre içinde yapılmış başvuruyu arar.
  • Maddenin 2. fıkrasındaki eski istisnayı hâlâ yürürlükte saymak; fıkra 7499 sayılı Kanunla mülga edilmiştir.
  • Başvurunun kesinleşmeyi engellediğini, süre dışında yapılmış başvuru için de kabul etmek.
  • Kesin olan hükümlere karşı yapılan başvurunun kesinleşmeyi engelleyeceğini varsaymak; 272. madde bu tür hükümleri istinaf dışı bırakır.
  • Ret kararının kesinleşme etkisini doğrudan 275. maddeden çıkarmak; ret ve itiraz süreci 276. maddede düzenlenir.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Süresi içinde yapılan istinaf başvurusunun reddine karar verilen durumlarda, yapılan başvurunun ret edilmesi kesinleşme etkisini geriye yönlendirmez; ret kararına karşı ayrıca yol açıktır ve ilgili süreçte infaz durumu ayrıca değerlendirilir. (9. Ceza Dairesi, 2024/3 E., 2024/8040 K., 01.10.2024)
  • Savcının gerekçesiz istinaf istemi ve istemin sonradan gerekçelendirilmemesi halinde, istinaf isteminin reddine karar verilmesi gerektiği kabul edilmektedir; bu durumda kesinleşmeyi engelleyen etki geçerli bir başvuru bulunmadığı için doğmaz. (9. Ceza Dairesi, 2024/6 E., 2024/8041 K., 01.10.2024)
  • İstinaf başvurusunun süresinde yapılmış olup olmadığının ve başvurunun geçerliliğinin ilk derece mahkemesince kontrol edildiği, bu kontrolün kesinleşme etkisinin doğup doğmadığını belirlediği kabul edilmektedir. (10. Ceza Dairesi, 2020/12587 E., 2021/5715 K., 18.05.2021)
  • Kesin olan hükümlere karşı yapılan başvurunun geçerli bir istinaf başvurusu sayılmadığı, dolayısıyla kesinleşmeyi engelleyemeyeceği kabul edilmektedir. (10. Ceza Dairesi, 2020/1814 E., 2021/2301 K., 18.02.2021)

Nasıl ispat edilir?

  • Hükmün kesinleşmesinin engellendiğini ileri süren taraf, başvurunun süresi içinde yapıldığını belgeyle kanıtlamalıdır; başvuru dilekçesinin veya zabıt tutanağının tarihi ve hükmün tebliğ tarihi bu amaçla kullanılır.
  • Başvurunun geçerli olduğunu ileri süren taraf, dilekçenin veya beyanın kanuni biçime uygun olduğunu ve ret kararı verilmediğini göstermelidir.
  • Hükmün infazının durmadığını ileri süren taraf ise başvurunun süre dışında yapıldığını ya da kesin bir hükme karşı yapıldığını ispat etmek zorundadır.
  • Başvurunun dayandığı nedenlerin gösterilmemiş olması, başvurunun geçersizliği için tek başına yeterli değildir; bu husus başvuru sahibi aleyhine ispat edilemez.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 5271 m.272: İstinafın hangi hükümlere açık olduğunu ve kesin hükümleri belirler. Kesin olan hükme karşı başvuru yapılamayacağından bu maddenin etkisi doğmaz.
  • 5271 m.273: İstinaf başvurusunun süresini, başlangıcını ve yapılış biçimini düzenler. Maddedeki 'süresi içinde' koşulu bu hükümle belirlenir.
  • 5271 m.274: Eski hâle getirme isteminde bulunulan hallerde istinaf süresinin işlemesini düzenler; bu durumda süre bakımından 274. madde uygulanır.
  • 5271 m.276: İstinaf dilekçesinin ilk derece mahkemesince reddi halini düzenler; ret kararı kesinleşme etkisini nasıl etkiler sorusu bu maddeyle bağlantılıdır.
  • 5275 sayılı Kanun m.4: Mahkeme hükümlerinin kesinleşmedikçe infaz edilemeyeceği kuralını koyar; bu madde ile birlikte infazın durmasının dayanağını oluşturur.

CMK m.276 — İstinaf isteminin hükmü veren mahkemece reddi

Madde, istinaf dilekçesinin hükmü veren ilk derece mahkemesince reddedilmesini düzenler: süresinde yapılmayan istinaf, istinaf yoluna başvurulamayan bir hükme karşı yapılan istinaf ve istinaf hakkı bulunmayan kişinin başvurusu bakımından ret kararının koşulları ile bu ret kararına karşı ilgililerin bölge adliye mahkemesinden karar istemesi usulü. İlk derece mahkemesinin reddetme yetkisi ve istemin ilgililere tebliğinden sonra başvuru yolu bu maddenin konusudur. İstinafın süresi, istinaf istemi ve gerekçe ile tebliğ ve cevap usulü, istinafın kesinleşmeyi engellemesi ve kesin hükümlerin tespiti ayrı maddelerde düzenlenmiştir (m.273, m.277, m.275, m.272). Bölge adliye mahkemesinin istinaf incelemesinin sonucu da bu maddenin dışındadır (m.279).

İstinaf isteminin hükmü veren mahkemece reddi: hangi kavramlar bilinmeli?

İstinaf isteminin reddi (hükmü veren mahkemece)
İlk derece mahkemesinin, istinaf dilekçesini veya beyanı inceleyerek bir kararla işlemi durdurması ve başvuruyu bölge adliye mahkemesine göndermemesidir. Ret kararı, istinaf incelemesinin esasına girmeden verilen bir usul kararıdır.
Kanuni süre
İstinaf isteminin yapılabileceği süredir. Bu süre, hükmün gerekçesiyle birlikte tebliğinden itibaren iki haftadır (m.273). Süre geçtikten sonra yapılan istem reddedilir.
İstinaf yoluna başvurulamayan hüküm
Kanunda istinaf yolu kapatılmış olan karar türüdür. Bu hükümlere karşı yapılan istinaf istemi, ret sebebi olur. Hangi hükümlerin kapsamda olduğu m.272 kapsamındaki sınırlara göre belirlenir.
İstinaf hakkı olmayan kişi
Hükme karşı kanun yoluna başvurma hakkı ve yetkisi bulunmayan kişidir. Bu kişinin başvurusu, başvuru hakkı kendisinde bulunmadığı için reddedilir.
Ret kararına karşı başvuru
Ret kararının tebliğinden sonra başvuranın, bölge adliye mahkemesinin bu konuda karar vermesini isteyebildiği usul yoludur. Bu istemin hükmün infazı üzerinde durdurucu etkisi yoktur.

İstinaf isteminin hükmü veren mahkemece reddi: hangi şartlar aranır?

  • İstinaf istemi, hükmü veren mahkemeye dilekçe verilmesi veya zabıt kâtibine beyanda bulunulması yoluyla yapılmış olmalıdır.
  • İstinaf istemi, kanuni sürenin geçmesinden önce yapılmış olmalıdır; süre geçtikten sonra yapılan istem bu maddeye göre reddedilir.
  • Hüküm, aleyhine istinaf yoluna başvurulabilen türden olmalıdır; istinaf yolu kapalı bir hükme karşı yapılan istem reddedilir.
  • İstemde bulunan kişinin istinaf yoluna başvurma hakkı ve yetkisi bulunmalıdır; hakkı olmayan kişinin istemi reddedilir.
  • Ret kararı, hükmü veren mahkeme tarafından bir kararla verilmelidir ve bu karar ilk derece mahkemesinin istem üzerindeki inceleme sonucudur.
  • Ret kararına karşı başvuru yapılacaksa, ret kararının kendilerine tebliğinden itibaren yedi gün içinde ve yalnızca istinaf başvurusunda bulunan Cumhuriyet savcısı veya ilgililer tarafından bölge adliye mahkemesinden karar istenmelidir. Bu istem hükmün infazını ertelemez.

İstinaf isteminin hükmü veren mahkemece reddi: hangi sonuçları doğurur?

  • Süre aşımına uğramış, istinaf yoluna kapalı bir hükme karşı yapılmış veya istinaf hakkı bulunmayan kişinin istinaf istemi, hükmü veren mahkeme tarafından bir kararla reddedilir.
  • Ret kararına karşı süresi içinde bölge adliye mahkemesinden karar istenirse dosya bölge adliye mahkemesine gönderilir.
  • Ret kararına karşı istek yapılması hükmün infazını ertelemez; hüküm infaz edilebilir.
  • Ret kararı kesinleşen hükmü etkilemez; hüküm kesinleşir ve icra edilebilir hale gelir.
  • Ret kararına karşı istek yapılmazsa veya süresinde yapılmazsa, ret kararı kesinleşir ve dosya bölge adliye mahkemesine gönderilmez.
  • Süresinde yapılan ve reddedilmeyen istinaf istemi, hükmün kesinleşmesini engeller (madde 275/1 ile birlikte).

Süre aşımı ile süre içinde yapılmış istem arasındaki fark nedir?

Kanuni süre geçtikten sonra yapılan istinaf istemi, madde 276/1 uyarınca hükmü veren mahkeme tarafından reddedilir.

Süre içinde ve usulüne uygun yapılan istinaf istemi, ret kararı verilmeden karşı tarafa tebliğ edilir.

Süre aşımı nedeniyle reddedilen istinaf istemi bölge adliye mahkemesine gönderilmez; süresinde yapılan istem ise hükmün kesinleşmesini engeller.

Ret kararı ile ret kararının incelenmesi isteği arasındaki fark nedir?

Ret kararı, yalnızca başvuruda bulunan Cumhuriyet savcısı veya ilgililer tarafından bölge adliye mahkemesinden karar istenerek incelenebilir.

İstinaf başvurusunda bulunmamış kişi, ret kararına karşı bu yolu kullanamaz.

Ret kararına karşı istek ancak istinaf başvurusunda bulunmuş olanlara tanınmıştır; bu isteğin yapılması hükmün infazını durdurmaz.

Yasal ret nedeni ile istinafa konu olmayan hüküm arasındaki fark nedir?

İstinaf yoluna başvurulamayacak hükümlere karşı yapılan istem, bu maddeye göre reddedilir.

İstinafa açık hükümlere karşı yapılan istem, usulüne uygunsa tebliğ ve cevap aşamasına geçer.

Hükmün istinaf yoluna kapalı olup olmadığı, istemin reddi ya da incelenmesi sonucunu belirler.

Hüküm infazı ile ret kararına karşı istek arasındaki fark nedir?

İstinaf istemi reddedilmiş ve bölge adliye mahkemesinden karar istenmişse dosya bölge adliye mahkemesine gönderilir.

Bölge adliye mahkemesine gönderme yapılmadığı durumda hüküm istinaf edilmemiş sayılır.

İstek üzerine gönderilen dosyada da hükmün infazı ertelenmez; yani infaz, yetkili merci tarafından sürdürülür.

İstinaf isteminin hükmü veren mahkemece reddi: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Gerekçeli kararın tebliğ tarihi yerine hüküm açıklanma tarihini süre başlangıcı saymak; süre başlangıcı gerekçeli kararın tebliğidir.
  • Ret kararına karşı başvurunun hükmün infazını durdurduğunu varsaymak; madde açıkça infazın ertelenemeyeceğini düzenler.
  • İstinaf isteminde gerekçe gösterilmemesini istemin reddi sebebi saymak; gerekçe gösterilmemesi incelemeye engel değildir.
  • Ret kararına karşı istek hakkını istinaf başvurusunda bulunmamış ilgililere tanımak; bu hak yalnızca istinaf başvurusunda bulunanlara tanınmıştır.
  • Süre aşımı ile istinafa kapalı hüküm ayrımını karıştırmak; her iki hal de reddi gerektirir ama dayanakları ve ret gerekçeleri farklıdır.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Süresi geçtikten sonra yapılan istinaf istemlerinin hükmü veren mahkemece 'süre yönünden' reddedildiği ve bu ret kararına karşı bölge adliye mahkemesinden karar istenebileceği kabul edilmektedir. (11. Ceza Dairesi, 2024/2989 E., 2024/14950 K., 09.12.2024)
  • Bölge adliye mahkemesinin, ilk derece mahkemesinin süre yönünden verdiği ret kararını inceleyerek istinaf başvurusunun reddine karar vermesinin uygulamada yaygın olduğu görülmektedir. (4. Ceza Dairesi, 2023/10880 E., 2025/5674 K., 25.03.2025)
  • İstinaf yoluna kapalı hükümlerin (özellikle 3.000 TL'ye kadar adli para cezaları ve kanunda kesin olarak belirtilen hükümler) istinafının, 276/1 uyarınca reddedildiği kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2010/262 E., 2011/35 K., 05.04.2011; 9. Ceza Dairesi, 2021/27580 E., 2025/9488 K., 16.12.2025)
  • Beraat hükmüne karşı yapılan gerekçesiz istinaf istemlerinde, gerekçenin sonradan bildirilmemesi halinde istemin reddine karar verilmesi gerektiği kabul edilmektedir. (11. Ceza Dairesi, 2024/5407 E., 2024/12665 K., 04.11.2024)

Nasıl ispat edilir?

  • İstinaf isteminin süresinde yapıldığını ispat yükü istinaf eden tarafa aittir; istemin tarihi dilekçe kayıt tarihi veya zabıt tutanağıyla gösterilir.
  • Hükmün gerekçeli olarak tebliğ edildiği tarih, tebliğ belgesiyle ispatlanır; tebliğ tarihi süre hesabının başlangıcını belirler.
  • İstinaf yoluna kapalı hükme ilişkin iddia, hükmün türü ve cezanın miktarı belgelerle (mahkûmiyet kararı, ceza miktarı) ortaya konularak değerlendirilir.
  • Hakkı bulunmayan kişi olduğu iddiası, istemde bulunanın sıfatını gösteren belgelerle ispatlanır.
  • Ret kararına karşı karar isteminde bulunan taraf, süresi içinde yapıldığını ve isteminin hükümde yer alan ilgili koşulları taşıdığını göstermekle yükümlüdür.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 5271 m.273: İstinaf isteminin süresini (iki hafta), şeklini ve gerekçeli karara bağlı başlangıcını düzenler. Madde 276/1'deki 'kanuni süre' bu maddeye göre belirlenir.
  • 5271 m.272: Hangi hükümlere karşı istinaf yolunun kapalı olduğunu belirler. Madde 276/1'deki 'istinaf yoluna başvurulamayacak hüküm' bu maddeye göre tespit edilir.
  • 5271 m.275: Süresi içinde yapılan istinaf istemi hükmün kesinleşmesini engeller; madde 276/2'deki infaz istisnası bu ilkenin dışındadır.
  • 5271 m.277: Ret kararı verilmeyen istinaf dilekçesinin karşı tarafa tebliğini ve cevap süresini düzenler; madde 276 ret kararını bu aşamadan önce koyar.
  • 5271 m.279: Bölge adliye mahkemesinin, 276/2 uyarınca gönderilen dosya üzerinde ret kararını inceleme yetkisini ve sonucunu düzenler.
  • 5271 m.274: Sanığın yokluğunda verilen hükümler bakımından eski hâle getirme isteminin istinaf süresine etkisini düzenler; bu süre içinde istinaf süresi işler.

CMK m.277 — İstinaf isteminin tebliği ve cevabı

Madde, ilk derece mahkemesince verilen hükme karşı yapılan istinaf başvurusunda, reddedilmeyen istinaf dilekçesi veya beyana ilişkin tutanağın karşı tarafa tebliğini ve karşı tarafın bu tebliğe karşılık cevap verme usulünü düzenler. Hükmü veren mahkemenin dosyayı bölge adliye mahkemesine göndermeden önce uygulayacağı bu aşamada, cevabın yazılı mı sözlü mü verileceği ve dosyanın ne zaman gönderileceği de maddede yer alır. Maddenin uygulanması karşı taraf sıfatı taşıyan kişiler bakımından söz konusudur; karşı taraf sanık ise sözlü cevap yolu da açıktır. Madde, istinaf başvurusunun reddi usulünü düzenlemez (m.276). Yasal temsilci ve eş ile tutuklu sanığın başvurusu bakımından 262 ve 263. maddelerdeki özel düzenlemeler saklıdır (m.262, m.263). Bölge adliye mahkemesinde dosyanın tevzii ve tebligat eksikliklerinin giderilmesi (m.278), istinaf başvurusunun süresi ve yapılışı (m.273) ve istinaf incelemesinin kapsamı bu maddenin konusu değildir.

İstinaf isteminin tebliği ve cevabı: hangi kavramlar bilinmeli?

İstinaf dilekçesi veya beyana ilişkin tutanak
Hükmü veren mahkemeye verilen istinaf dilekçesi ya da zabıt kâtibine yapılan beyanın tutanağa geçirilmiş hâlidir. Madde, bu belgenin bir örneğinin karşı tarafa tebliğini öngörür; belgenin içeriğinin ayrıntısı bu maddenin değil m.273'ün konusudur.
Karşı taraf
İstinaf başvurusunun karşısında yer alan ve başvurunun sonucundan etkilenen taraftır. Sanık, karşı taraf olabildiği gibi başvuranın karşısındaki diğer taraf da olabilir; maddenin sözlü cevap hakkı yalnız sanık bakımından tanınmıştır.
Ret kararı öncesi süzgeç
Hükmü veren mahkemenin m.276 uyarınca istinaf dilekçesini reddetmesi hâlidir. Reddedilen başvuru karşı tarafa tebliğ edilmez; tebliğ yalnızca ret kararı verilmeyen başvurular için yapılır.
Tebliğ tarihi
Karşı tarafın cevap süresinin başladığı andır. Süre bu tarihten itibaren işler; tebliğ usulünün geçerliliği ise m.37 ve m.38 çerçevesinde değerlendirilir.
Yazılı cevap ve sözlü cevap
Karşı tarafın cevabını dilekçeyle yazılı olarak verebilmesi, sanık ise bunu zabıt kâtibine yapacağı beyanla da verebilmesidir. Sözlü cevap, tutanağa bağlanarak kayda geçirilir.

İstinaf isteminin tebliği ve cevabı: hangi şartlar aranır?

  • Hükmü veren mahkemenin, istinaf dilekçesi veya beyanını m.276/1 uyarınca reddetmemiş olması gerekir.
  • Tebliğ edilen belge, istinaf dilekçesinin ya da zabıt kâtibine verilen beyana ilişkin tutanağın bir örneği olmalıdır.
  • Tebliğ, karşı tarafa yapılmalıdır; karşı taraf birden fazla ise her birine tebliğ edilmelidir.
  • Karşı taraf cevabını tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde yazılı olarak vermelidir. Cevap vermek karşı tarafın takdirindedir, zorunluluk yoktur.
  • Karşı taraf sanık ise cevabını zabıt kâtibine yapacağı bir beyanla da verebilir. Bu beyan bir tutanağa bağlanmalıdır.
  • Cevap verildikten veya cevap için tanınan süre dolduktan sonra dava dosyası bölge adliye mahkemesine gönderilmelidir.
  • Sanık yasal temsilci, eş veya tutuklu ise 262 ve 263. maddelerdeki özel düzenlemeler de gözetilmelidir.

İstinaf isteminin tebliği ve cevabı: hangi sonuçları doğurur?

  • Karşı tarafa tebliğ edilen belgenin içeriğine karşı iki hafta içinde cevap verilebilir.
  • Karşı taraf cevap vermezse dava dosyası, bu sürenin dolmasının ardından bölge adliye mahkemesine gönderilir.
  • Karşı taraf sanık ise cevabını zabıt kâtibine yapacağı beyanla da verebilir; bu beyan tutanağa bağlanır.
  • Cevap verildikten sonra dava dosyası bölge adliye mahkemesine gönderilir.
  • Hükmü veren mahkeme istinaf dilekçesini m.276 uyarınca reddetmişse bu madde uyarınca tebliğ ve cevap süreci işlemez.
  • Tebliğ yapılmadan dosyanın bölge adliye mahkemesine gönderilmesi, karşı tarafın cevap hakkını ihlal eder ve dosyanın eksik gönderilmesi sonucunu doğurur.
  • Maddenin 2. fıkrası ile 262 ve 263. maddeler arasındaki ilişki gereği, yasal temsilci, eş veya tutuklu sanığın başvurusu varsa bu özel hükümler uygulanır.

Yazılı cevap ile sanığın sözlü cevabı arasındaki fark nedir?

Karşı taraf sanık değilse cevap yalnızca yazılı olarak, iki hafta içinde verilebilir.

Karşı taraf sanıksa cevap yazılı olarak da verilebilir, zabıt kâtibine yapılan beyanla da verilebilir.

Sanık, cevabını dilekçe yerine tutanağa geçirilen sözlü beyanla da verebilir; bu yol sanık dışındaki karşı taraf için açık değildir.

Reddedilen başvuru ile reddedilmeyen başvuru arasındaki fark nedir?

Hükmü veren mahkeme m.276 uyarınca dilekçeyi reddetmişse tebliğ yapılmaz.

Ret kararı verilmemişse dilekçenin veya tutanağın bir örneği karşı tarafa tebliğ edilir.

Reddedilen başvuruda karşı tarafın cevap süresi işlemez ve dosya m.277 kapsamında bölge adliye mahkemesine bu yolla gönderilmez.

Karşı tarafın cevap vermesi ile cevap vermemesi arasındaki fark nedir?

Karşı taraf cevap verirse dosya cevabın verildiği andan sonra gönderilebilir.

Karşı taraf cevap vermezse iki haftalık sürenin dolmasını beklemek gerekir.

Cevap verilmese de iki haftalık süre dolduğunda dosya bölge adliye mahkemesine gönderilir; cevap vermemek karşı tarafa yaptırım getirmez.

İstinaf isteminin tebliği ve cevabı: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Hükmü veren mahkemenin ret kararı verdiği başvuruyu karşı tarafa tebliğ etmek; ret kararı verilmiş dilekçe tebliğ edilmez ve m.277 uygulanmaz.
  • Karşı tarafın cevap süresini tebliğ tarihinden değil, kararın verildiği veya dosyanın mahkemeye geldiği tarihten saymak; süre tebliğ tarihinden başlar.
  • Sözlü cevap hakkını sanık dışındaki karşı tarafa da tanımak; sözlü cevap yalnızca sanık için öngörülmüştür.
  • Karşı taraf cevap vermediği için iki haftalık süreyi beklemeden dosyayı göndermek; cevap verilmemişse sürenin dolmasını beklemek gerekir.
  • Yasal temsilci, eş veya tutuklu sanığın başvurusunda 262 ve 263. maddelerin saklı tutulduğunu gözden kaçırmak.
  • İstinaf başvurusunun reddini (m.276) ve karşı tarafın cevabını (m.277) birbirine karıştırmak; ikisi farklı aşamalardır.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • İstinaf başvurusunda gerekçe gösterilmemesinin, incelemeyi engellemediği kabul edilmektedir. (9. Ceza Dairesi, 2024/3 E., 2024/8040 K., 01.10.2024)
  • Cumhuriyet savcısının gerekçesiz istinaf dilekçesi vermesi hâlinde, gerekçenin sonradan bildirilmemesi durumunda istinaf isteminin reddine karar verilmesi gerektiği kabul edilmektedir. (9. Ceza Dairesi, 2024/6 E., 2024/8041 K., 01.10.2024)
  • Cumhuriyet savcısı istinaf başvurusunda bulunup nedenlerini sonradan bildirirse, bu nedenlerin sürenin içinde ve açıkça gösterilmesi gerektiği kabul edilmektedir. (9. Ceza Dairesi, 2024/3 E., 2024/8040 K., 01.10.2024)

Nasıl ispat edilir?

  • Tebliğin yapıldığını ve tebliğ tarihini gösteren tebligat belgesi bulunmalıdır; cevap süresinin başlangıcı bu tarihe bağlıdır. Tebligatın usulüne uygunluğu m.37 ve m.38 hükümlerine göre değerlendirilir.
  • Karşı tarafın cevap verdiğini gösteren yazılı dilekçe veya sanığın zabıt kâtibine yaptığı beyana ilişkin tutanak, dosyada yer almalıdır.
  • Cevap verilmediği iddiası ileri sürülüyorsa iki haftalık sürenin dolduğunu gösteren tebligat tarihi ve dosyadaki kayıtlar esas alınır; cevap vermemenin sonucu, dosyanın gönderilmesi olarak ortaya çıkar.
  • Tebliğ yapılmamışsa veya eksik yapılmışsa, bunu ileri süren taraf tebligatın usulsüzlüğünü ispatlamalıdır; eksiklik bölge adliye mahkemesinde giderilir (m.278).

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 5271 sayılı Kanun m.276: Hükmü veren mahkemenin istinaf dilekçesini reddedebileceği halleri düzenler. Reddedilmeyen başvuru m.277 uyarınca tebliğ edilir; ret kararı verilirse bu maddedeki tebliğ ve cevap süreci başlamaz.
  • 5271 sayılı Kanun m.262: Kanun yoluna başvurma hakkı olan yasal temsilci ve eşin başvurusu bakımından m.277/3 ile saklı tutulan hükümdür.
  • 5271 sayılı Kanun m.263: Tutuklu sanığın istinaf başvurusunu tutuklu bulunduğu kurum müdürüne beyanla yapabilmesini düzenler; m.277/3 ile saklıdır.
  • 5271 sayılı Kanun m.273: İstinaf isteminin süresini ve yapılışını düzenler. m.277 bu istemin tebliği ve karşı tarafın cevabı aşamasını düzenler.
  • 5271 sayılı Kanun m.278: Dosya bölge adliye mahkemesine geldikten sonraki dağıtım ve tebligat eksikliklerinin giderilmesini düzenler; m.277 sonrası aşamadır.

CMK m.278 — Dosyanın bölge adliye mahkemesinde tevzii

CMK m.278, istinaf dosyasının bölge adliye mahkemesine ulaşması üzerine dosyanın işbölümüne göre görevli ceza dairesine verilmesini ve dairenin tebligat eksikliklerini gidermesini düzenler. Hüküm, istinaf kanun yolunda dosyanın bölge adliye mahkemesindeki ilk işlemini kapsar ve bölge adliye mahkemesi cumhuriyet başsavcısının eskiden yapılan tebliğname düzenleme görevini kaldıran değişiklikten sonra uygulanır. Madde, ilk derece mahkemesinin istinaf üzerine yapacağı işlemleri, dava dosyasının bölge adliye mahkemesine gönderilme usulünü (m.279) ve dosyanın incelenmesini (m.280) düzenlemez. Görev uyuşmazlıkları ve yetkisizlik kararları da bu maddenin konusu değildir (m.284 ve ilgili hükümler). Duruşma hazırlığı ve duruşma usulü (m.281-282) ile istinaf incelemesinin sonuçları da bu maddede yer almaz.

Dosyanın bölge adliye mahkemesinde tevzii: hangi kavramlar bilinmeli?

İşbölümü
Bölge adliye mahkemesinin iç düzenlemesiyle hangi ceza dairesinin hangi dosyaya bakacağının belirlenmesidir. Madde, dosyanın hangi daireye verileceğini bu işbölümüne bağlar; dosya ilgili daireye doğrudan verilir.
Tebligat eksikliği
Hükümün ve ilgili işlemlerin ilgililere usulüne uygun tebliğ edilmemesi halidir. Daire, dosya kendisine geldiğinde bu eksiklik varsa bunu giderir; eksikliğin giderilmesi istinaf incelemesinin ilk aşamasında yapılan bir işlemdir.
İstinaf dosyasının intikali
Dava dosyasının ilk derece mahkemesinden bölge adliye mahkemesine ve oradan ilgili ceza dairesine geçmesi sürecidir. Madde, bölge adliye mahkemesine ulaşan dosyanın dairede işleme alınmasını konu alır.

Dosyanın bölge adliye mahkemesinde tevzii: hangi şartlar aranır?

  • Dava dosyasının bir istinaf başvurusu üzerine bölge adliye mahkemesine ulaşmış olması gerekir.
  • Dosyanın bölge adliye mahkemesinde işbölümüne göre görevli ceza dairesine verilmesi gerekir.
  • Dairenin, dosyada tebligat eksikliği bulunup bulunmadığını incelemesi ve varsa bunu giderecek işlemleri yaptırması gerekir.

Dosyanın bölge adliye mahkemesinde tevzii: hangi sonuçları doğurur?

  • Dava dosyası bölge adliye mahkemesine geldiğinde işbölümüne göre görevli ceza dairesine verilir.
  • Dairenin, dosyadaki tebligat eksikliklerini giderme yükümlülüğü doğar; eksiklik yoksa bu işlem gerekmez.
  • Madde, dairenin esas hakkındaki kararını vermesini düzenlemez; bu konu m.280 kapsamındadır.

Eski düzenleme ile yeni düzenleme (bölge adliye mahkemesi cumhuriyet savcısının görevi) arasındaki fark nedir?

Değişiklik öncesinde dava dosyası, Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığına sunulmak üzere gönderiliyordu ve bölge adliye mahkemesinde tebliğname düzenleniyordu.

Değişiklikten sonra dava dosyası doğrudan işbölümüne göre görevli ceza dairesine verilmekte, bölge adliye mahkemesinde tebliğname düzenlenmesi zorunluluğu kaldırılmış bulunmaktadır.

Dosyanın ceza dairesine doğrudan intikali sağlanır; ara bir savcılık aşaması ortadan kalkar.

Dosyanın bölge adliye mahkemesinde tevzii: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Dosyanın bölge adliye mahkemesi cumhuriyet başsavcılığına gönderilmesi gerektiğini düşünmek; değişiklikle bu aşama kaldırılmış olup dosya doğrudan ceza dairesine verilir.
  • Dairenin tebligat eksikliği yoksa da ayrıca bir işlem yapması gerektiğini sanmak; giderilecek eksiklik yoksa işlem gerekmez.
  • Madde ile m.280'deki esas hakkında karar verme yetkisini karıştırmak; m.278 yalnız dosyanın ilk işlemini düzenler.

Nasıl ispat edilir?

  • Dava dosyasının bölge adliye mahkemesine ulaştığını ve hangi daireye verildiğini gösteren kayıtlar, dosya işlem kayıtlarıyla ispatlanır.
  • Tebligat eksikliğinin bulunup bulunmadığı dosya içindeki tebligat belgeleri üzerinden değerlendirilir; eksikliği ileri süren tarafın bunu belgeyle göstermesi gerekir.
  • Tebligat eksikliğinin giderildiğini savunan taraf, giderilen tebligatın belgesini sunarak bu savunmasını ispatlar.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 5271 m.279: Dosyanın ilk derece mahkemesinden bölge adliye mahkemesine gönderilmesi usulünü düzenler; m.278, dosyanın bölge adliye mahkemesine ulaşmasından sonraki işlemi kapsar.
  • 5271 m.280: Dairenin dosyayı ve delilleri inceledikten sonra vereceği kararları düzenler; m.278'deki işlem bu incelemeden önce yapılır.
  • 5271 m.281: Duruşma hazırlığını düzenler; m.278'de dairenin tebligat eksikliklerini gidermesi bu aşamadan önce gerçekleşir.

CMK m.279 — Dosya üzerinde ön inceleme

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 279. maddesi, bölge adliye mahkemesinin istinaf incelemesine başlamadan önce dosya üzerinde yaptığı ön inceleme sonunda verilecek kararları düzenler. Düzenlenen haller, dosyanın yetkili bölge adliye mahkemesine gönderilmesi ile istinaf başvurusunun reddidir ve bu kararların itiraza tabi olduğu belirtilir. Madde, istinaf başvurusunda bulunan taraflar bakımından, yani başvuru yapmış kişiler ve bu kişilerin başvurusu yönünden uygulanır. Maddenin düzenlemediği konular: istinaf başvurusunun süresi ve yapılışı (CMK m.273), istinaf incelemesinin esasına ilişkin sonuçlar (CMK m.286), itiraz üzerine verilecek kararın usulü ve ayrıca temyiz yolu (CMK m.280 ve izleyen maddeler) bu maddede düzenlenmez.

Dosya üzerinde ön inceleme: hangi kavramlar bilinmeli?

Ön inceleme
Bölge adliye mahkemesine dosya geldiğinde, esasa girilmeden dosya üzerinde yapılan ve başvurunun kabul edilebilirliğini inceleyen ilk aşamadır. Duruşma veya taraflarin dinlenmesi bu aşamanın unsuru değildir.
Yetkisizlik nedeniyle dosyanın gönderilmesi
Bölge adliye mahkemesinin kendisinin yetkili olmadığının anlaşılması hâlinde dosyanın yetkili bölge adliye mahkemesine gönderilmesidir. Bu karar başvurunun reddi anlamına gelmez, yalnızca dosyanın yer değiştirmesini sağlar.
İstinaf başvurusunun reddi
Başvurunun süre, kararın niteliği, başvuranın hakkı gibi şekli koşullardan birinin bulunmadığının anlaşılması üzerine esası incelenmeden başvurunun reddedilmesidir. Bu red, ön inceleme aşamasında verilen bir karardır.
İncelenebilir karar
Kanunun bölge adliye mahkemesinde istinaf yoluyla incelenmesine izin verdiği hükümlerdir. Kararın türü ve niteliği bu ölçüte göre belirlenir; istinaf yasağı olan kararlar bu kapsamda değildir.
Başvuranın hakkı
Başvuruyu yapan kişinin istinaf yoluna başvurma yetkisine sahip olmasıdır. Kanunda sayılan ilgililer dışında kalan kişiler, bu yetkiyi taşımaz.

Dosya üzerinde ön inceleme: hangi şartlar aranır?

  • Dosyanın bölge adliye mahkemesine geldiği ve ön incelemenin dosya üzerinde yapılmış olması gerekir.
  • Bölge adliye mahkemesinin yetkili olmadığının anlaşılması hâlinde dosyanın yetkili bölge adliye mahkemesine gönderilmesi kararı verilebilir.
  • Bölge adliye mahkemesine başvurunun süresi içinde yapılmadığının anlaşılması hâlinde istinaf başvurusunun reddi kararı verilebilir.
  • İncelenmesi istenen kararın bölge adliye mahkemesinde incelenebilecek kararlardan olmadığının anlaşılması hâlinde istinaf başvurusunun reddi kararı verilebilir.
  • Başvuranın istinaf başvurusunda bulunma hakkının bulunmadığının anlaşılması hâlinde istinaf başvurusunun reddi kararı verilebilir.
  • Ön inceleme sonunda bu hallerden birinin gerçekleşmediği anlaşılırsa başvuru esası yönünden incelenmek üzere ilerler ve bu madde uygulanmaz.

Dosya üzerinde ön inceleme: hangi sonuçları doğurur?

  • Bölge adliye mahkemesinin yetkisizliği anlaşılırsa dosya yetkili bölge adliye mahkemesine gönderilir.
  • Başvurunun süresinde yapılmadığı anlaşılırsa istinaf başvurusu reddedilir.
  • İncelenmesi istenen karar istinafta incelenebilecek kararlardan değilse istinaf başvurusu reddedilir.
  • Başvuranın istinaf hakkı bulunmuyorsa istinaf başvurusu reddedilir.
  • Bu kararlar itiraza tabidir; itiraz yoluyla denetlenebilir.
  • Ön inceleme sonunda bu hallerden hiçbiri anlaşılmazsa başvuru esas incelemesine geçer.

Yetkisizlik ile başvurunun reddi arasındaki fark nedir?

Yetkisizlik hâlinde bölge adliye mahkemesi başvuruyu reddetmez, dosyayı yetkili bölge adliye mahkemesine gönderir.

Süre, kararın niteliği ve başvuranın hakkı gibi hallerde başvuru doğrudan reddedilir.

Yetkisizlikte dosya yer değiştirir, başvuru esası yönünden yetkili mahkemede değerlendirilir; red hâlinde başvuru ön inceleme aşamasında sona erer.

Süre aşımı ile kararın incelenebilirliği arasındaki fark nedir?

Süre aşımı, başvurunun zamanında yapılmamasıdır ve başvurunun şekli koşuluna ilişkindir.

İncelenebilirlik, verilen kararın istinaf yoluna tabi olup olmadığına ilişkindir ve kararın türüne bağlıdır.

Her iki hâlde de istinaf başvurusu reddedilir, ancak red gerekçesi farklıdır.

Başvuranın hakkı ile kararın incelenebilirliği arasındaki fark nedir?

Başvuranın hakkı, başvuru yapan kişinin sıfatına ve yetkisine bağlıdır.

Kararın incelenebilirliği, hükmün türüne ve kanundaki istinaf yasağına bağlıdır.

Her ikisi de reddin dayanağı olabilir ancak ispat ölçütleri ve dayanak kurallar farklıdır.

Dosya üzerinde ön inceleme: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Yetkisizlik hâlini başvurunun reddi gibi değerlendirip dosyayı yetkili mahkemeye göndermek yerine doğrudan red kararı vermek.
  • Süre aşımı ile kararın istinafa tabi olmaması hallerini aynı gerekçeyle birleştirmek; her biri ayrı bir red sebebidir.
  • Davaya katılanın zarar görmemesi ile istinaf hakkının bulunmaması arasındaki farkı gözden kaçırmak.
  • Ön inceleme kararına karşı itiraz yolunun açık olduğunu gözetmeden, bu kararı kesin sayıp itiraz süresini ve yolunu atlamak.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Yerel kararın kesin olduğu ve istinafa tabi olmadığı hallerde, bölge adliye mahkemesi 279/1-b uyarınca istinaf başvurusunu kesinlik nedeniyle reddetmektedir. (1. Ceza Dairesi, 2024/6988 E., 2025/9564 K., 25.12.2025; 8. Ceza Dairesi, 2024/26257 E., 2025/688 K., 23.01.2025)
  • Davaya katılanın doğrudan zarar görmemesi nedeniyle istinaf yetkisi bulunmadığı kabul edilirse başvuru 279/1-b uyarınca reddedilmektedir. (3. Ceza Dairesi, 2022/23535 E., 2025/16640 K., 02.06.2025)
  • Kamu görevlisinin ya da kurumun vekili olarak yapılan istinaf başvurusunda, sıfat ve yetki eksikliği hâlinde başvuranın hakkının bulunmadığı gerekçesiyle red kararı verilmektedir. (3. Ceza Dairesi, 2024/6373 E., 2025/11058 K., 15.04.2025; 3. Ceza Dairesi, 2022/14217 E., 2025/9287 K., 25.03.2025)
  • Sanık müdafiinin yasal süre geçtikten sonra istinaf başvurusunda bulunması hâlinde, süre aşımı gerekçesiyle 279/1-b uyarınca red kararı verilmektedir. (3. Ceza Dairesi, 2022/21940 E., 2025/7428 K., 11.03.2025)

Nasıl ispat edilir?

  • İstinaf başvurusunun süresinde yapılıp yapılmadığı, dosyadaki tebliğ tarihi ve başvuru tarihi karşılaştırılarak belirlenir; ispat yükü başvuruyu yapan tarafa aittir.
  • Başvuranın istinaf hakkına sahip olup olmadığı, sıfat belgeleri ve vekâletname ile ispatlanır; kanuni temsilci veya vekil bakımından yetkiyi gösteren belge ibraz edilmelidir.
  • İncelenmesi istenen kararın istinafa tabi olup olmadığı, hükmün türü ve kanundaki istinaf yasağı üzerinden değerlendirilir; bu hususta karar tutanağı ve hüküm fıkrası belirleyicidir.
  • Yetkisizlik iddiası, yer ve görev kurallarına dayanır; yetkili mahkemenin belirlenmesi dosyadaki olay yeri ve yargılama bilgileri ile yapılır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 5271 m.273: İstinaf başvurusunun süresi ve yapılışına ilişkin hükümler içerir; süre aşımı ve başvurunun şekli bakımından bu maddeye dayanılır.
  • 5271 m.286: Ön inceleme sonrası başvurunun esasına ilişkin incelemeyi düzenler; bu maddede yer alan red hâlleri dışında kalan başvurular oraya gider.

CMK m.280 — Bölge adliye mahkemesinde inceleme ve kovuşturma

Bu madde, bölge adliye mahkemesinin istinaf incelemesini tamamladıktan sonra vereceği karar türlerini düzenler: istinaf başvurusunun esastan reddi, hukuka aykırılığın düzeltilerek esastan ret, hükmün bozulması ve dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesi, dosyanın yeniden görülmesi ve duruşma hazırlığına başlanması ile bu kararların sanık lehine olması hâlinde diğer sanıklara yansıması. Madde, duruşma açılmaksızın hangi hallerde karar verilebileceğini ayrı ayrı sayar. Kararın hangi sanık ve hangi istinaf başvurusu bakımından verileceğini, ilk derece mahkemesindeki yargılamanın yeniden yapılma usulünü ve duruşma sürecini bu maddede aramak gerekmez. Ön inceleme sonucunda verilen usulî kararlar (görevsizlik, süre ve kabil olmama nedeniyle red) ile duruşma açıldıktan sonraki usul ayrıntıları, madde metninde değil ilgili başka maddelerde düzenlenir (m.272 ve m.282 gibi). Madde, temyiz yoluna ilişkin esasları da düzenlemez; bu konu CMK'nın temyiz bölümündedir.

Bölge adliye mahkemesinde inceleme ve kovuşturma: hangi kavramlar bilinmeli?

Esastan red
Bölge adliye mahkemesinin, ilk derece kararını usul ve esas bakımından yerinde bularak istinaf başvurusunu reddetmesi sonucudur. Kararın içeriğinde bir değişiklik yapılmaz.
Hukuka aykırılığın düzeltilerek esastan red
İlk derece kararında bir hukuka aykırılık bulunmakla birlikte, bunun giderilmesi için dosyanın geri gönderilmesi gerekmeyen hâllerde, bölge adliye mahkemesinin kararı kendisinin düzeltip istinafı reddetmesidir. Düzeltme, sonuç üzerinde etkili olmayan ya da başka araştırma gerektirmeyen hatalara bağlıdır.
Bozma
Hükmün bölge adliye mahkemesi tarafından ortadan kaldırılması ve dosyanın yeniden inceleme için ilk derece mahkemesine ya da kendi yargı çevresinde uygun görülen başka bir ilk derece mahkemesine gönderilmesidir. Bozmanın gerektiği hâller madde içinde sınırlı sayılmıştır.
Duruşma açılmaksızın karar
Bölge adliye mahkemesinin dosya üzerinden inceleme yaparak karar verebildiği hâllerdir. Bu yetki, yalnızca maddede sayılan hâllerle sınırlıdır; başka araştırma gerektiren hâllerde duruşma açılması zorunludur.
Sanık lehine karar yayılımı
Birden fazla sanığın aynı istinaf dosyasında yargılandığı durumda, bir sanık lehine verilen karardan istinaf etmeyen diğer sanığın da yararlanmasıdır. Bu, yalnızca diğer sanığa uygulanma olanağı bulunan hâllerde söz konusu olur.
Şahsi cezasızlık sebebi
Suçun unsurlarını değiştirmeyen, failin kişisel durumuna bağlı olarak cezanın verilmemesini sağlayan sebeptir. Madde bu sebebe bağlı olarak başka araştırma gerektirmeden karar verilmesini mümkün kılar.

Bölge adliye mahkemesinde inceleme ve kovuşturma: hangi şartlar aranır?

  • Bölge adliye mahkemesi, dosyayı ve dosyayla birlikte sunulmuş delilleri inceledikten sonra karar vermelidir.
  • Esastan red kararı için ilk derece kararında usule veya esasa ilişkin hukuka aykırılık bulunmaması, delillerde veya işlemlerde eksiklik olmaması ve ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olması gerekir.
  • Hukuka aykırılığın düzeltilerek esastan red için, ilk derece kararında 303. maddenin birinci fıkrasının (a), (c), (d), (e), (f), (g) ve (h) bentlerindeki ihlallerden birinin bulunması gerekir; bu ihlaller, başka araştırma yapılmadan düzeltilebilir olmalıdır.
  • Cumhuriyet savcısının istinaf nedenine uygun olarak, mahkumiyete konu suç için kanunda yazılı cezanın en alt derecesinin uygulanmasını uygun görmesi gerekir.
  • Başka araştırmaya ihtiyaç duyulmadan cezayı kaldıran ya da indirim gerektiren şahsi sebep veya şahsi cezasızlık sebebi bulunmalıdır.
  • Olayın daha fazla araştırılmasına ihtiyaç duyulmadan davanın reddine karar verilmesi veya güvenlik tedbirine ilişkin hatalı kararın düzeltilmesi gerekmelidir.
  • Bozma için ilk derece kararında 289. maddede belirtilen bir hukuka aykırılık nedeninin bulunması gerekir.
  • Bozma için soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmediğinin ya da önödeme ve uzlaştırma usulünün uygulanmadığının anlaşılması, ya da davanın ilk derece mahkemesinde görülen başka bir davayla birlikte yürütülmesinin zorunlu olması gerekir.
  • Diğer hâllerde, gerekli tedbirler alındıktan sonra davanın yeniden görülmesine ve duruşma hazırlığına başlanması gerekir.
  • Duruşma açılarak yapılan incelemede bölge adliye mahkemesi istinaf başvurusunu esastan reddeder ya da ilk derece kararını kaldırarak yeniden hüküm kurar.

Bölge adliye mahkemesinde inceleme ve kovuşturma: hangi sonuçları doğurur?

  • Esastan red kararı verildiğinde ilk derece mahkemesinin hükmü aynen korunur.
  • Düzeltmeli esastan red kararında hukuka aykırılık bölge adliye mahkemesince giderilir, ancak dosya geri gönderilmez.
  • Bozma kararında ilk derece hükmü ortadan kalkar ve dosya yeniden inceleme için ilk derece mahkemesine ya da uygun görülen başka bir ilk derece mahkemesine gönderilir.
  • Başka araştırma gerektiren hâllerde duruşma açılır, gerekli tedbirler alındıktan sonra davanın yeniden görülmesine ve duruşma hazırlığına geçilir.
  • Madde içinde sayılmayan bir hukuka aykırılık hâlinde bu maddeye dayanarak dosya üzerinden düzeltmeli ret yapılamaz; duruşma açılması gerekir.
  • Duruşma açılarak yapılan incelemede bölge adliye mahkemesi istinaf başvurusunu esastan reddeder ya da ilk derece mahkemesi hükmünü kaldırarak yeniden hüküm kurar.
  • Sanık lehine verilen kararlar, istinaf isteminde bulunmamış ve uygulanma olanağı bulunan diğer sanıklara da uygulanır; bu kural emredicidir ve sanık aleyhine işlemez.
  • Madde, duruşma açılmaksızın karar verilebilecek hâlleri sınırlı sayar; sayılmayan hâllerde dosya üzerinden karar verilemez.

Esastan red ile hukuka aykırılığın düzeltilerek esastan red arasındaki fark nedir?

Esastan red için ilk derece kararında hiçbir hukuka aykırılık bulunmamalıdır.

Düzeltmeli red için bir hukuka aykırılık vardır, ancak bu, madde içinde sayılan ve düzeltilebilen türden olmalıdır.

Düzeltmeli red hâlinde karar bölge adliye mahkemesince değiştirilir; esastan red hâlinde karar aynen korunur.

Düzeltme ile bozma arasındaki fark nedir?

Düzeltmede hüküm bölge adliye mahkemesince kendisi düzeltilir ve dosya geri gönderilmez.

Bozmada hüküm ortadan kaldırılır ve dosya ilk derece mahkemesine ya da başka bir ilk derece mahkemesine gönderilir.

Hangi yolun izleneceği, hatanın türüne ve başka araştırma gerekip gerekmediğine göre belirlenir.

Madde 280/1-a ile madde 280/1-e ve 280/1-f arasındaki fark nedir?

Birinci fıkra (a) bendi, ilk derece kararında hata bulunmadığı ya da düzeltilebilir hata bulunduğu hâllerdir.

(e) ve (f) bentleri, ilk derece kararında 289. madde kapsamında bir hukuka aykırılık veya soruşturma-kovuşturma şartı gibi eksikliklerin bulunduğu hâllerdir.

(a) hâlinde esastan red ya da düzeltme yapılır; (e) ve (f) hâllerinde hüküm bozulur ve dosya ilk derece mahkemesine gönderilir.

Duruşma açılmaksızın karar ile duruşma açılarak karar arasındaki fark nedir?

(a), (b), (c) ve (d) bentlerindeki hâller, başka araştırmaya gerek duyulmadan dosya üzerinden karar verilebilen hâllerdir.

(g) bendi ve gerekli görülen diğer hâller, duruşma hazırlığına ve yeniden görülmeye yönelir.

Dosya üzerinden karar verilebilen hâllerde duruşma açılmaz; diğer hâllerde duruşma açılması zorunludur.

Sanığın istinaf etmesi ile istinaf etmeyen diğer sanık arasındaki fark nedir?

İstinaf başvurusunda bulunan sanık, verilen karardan doğrudan yararlanır.

İstinaf başvurusunda bulunmayan diğer sanık, yalnızca karar sanık lehine ise ve ona uygulanma olanağı varsa yararlanır.

Sanık lehine kararın yayılması, istinaf etmemiş sanığa da istinaf etmiş gibi uygulanır.

Bölge adliye mahkemesinde inceleme ve kovuşturma: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Duruşma açılmaksızın (e) bendine dayanarak bozma yapmak; oysa bozma hâli sınırlı sayılmıştır ve başka araştırma gerektiren bir hata varsa duruşma açılması gerekir.
  • Zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gibi delil değerlendirmesi gerektiren bir sonucu, dosya üzerinden düzeltmeli esastan red kapsamında değerlendirmek.
  • Şahsi cezasızlık ya da şahsi indirim sebebi bulunmasına rağmen bunun başka araştırma gerektirdiğini varsayıp duruşma açmak; oysa (c) bendi bu hâllerde dosya üzerinden karar verilmesine imkân tanır.
  • Sanık lehine yayılma kuralını yalnızca istinaf eden sanık için uygulamak ve istinaf etmemiş, ancak yararlanma olanağı bulunan diğer sanığı kapsam dışı bırakmak.
  • Hükmün düzeltilmesi ile bozma arasındaki farkı gözetmemek; düzeltmede dosya geri gönderilmezken bozmada dosya ilk derece mahkemesine gönderilir.
  • Hukuka aykırılığın 303. maddenin birinci fıkrasının (b) bendindeki bir ihlal olması hâlinde (a) bendine göre düzeltmeli red yapmak; (a) bendi bu bentteki ihlalleri kapsamaz.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Duruşma açılmaksızın (e) ve (f) bentlerine dayanarak bozma yapılabilecek hâllerin sınırlı olduğu kabul edilmektedir. (11. Ceza Dairesi, 2025/5935 E., 2026/1763 K., 18.02.2026; 11. Ceza Dairesi, 2026/137 E., 2026/1307 K., 09.02.2026)
  • Duruşma açılmaksızın karar verilirken başka bir araştırmaya ihtiyaç duyulmadığının titizlikle değerlendirilmesi gerektiği kabul edilmektedir. (11. Ceza Dairesi, 2025/5612 E., 2026/1244 K., 05.02.2026)
  • Hükmün bozulmasına dayanak yapılan eksikliklerin, ilk derece mahkemesince giderilmesi gereken eksiklikler olup olmadığının değerlendirilmesi gerektiği kabul edilmektedir. (5. Ceza Dairesi, 2024/2726 E., 2026/1318 K., 09.02.2026)
  • Sanık lehine yayılma hükmünün, hükmü istinaf etmeyen sanığın da durumunu etkilediği hâllerde uygulanması gerektiği kabul edilmektedir. (12. Ceza Dairesi, 2025/7960 E., 2026/2506 K., 10.03.2026)
  • Bölge adliye mahkemesinin, istinaf başvurusunun kabulü ile hükmü duruşma açmaksızın bozmasının (e) bendine dayanılarak yapıldığı hâllerde bu bendin şartlarının somut olarak gösterilmesi gerektiği kabul edilmektedir. (6. Ceza Dairesi, 2024/1195 E., 2026/2058 K., 26.02.2026)

Nasıl ispat edilir?

  • Hükmün düzeltilmesini ya da bozulmasını talep eden taraf, bu talebinin dayanağı olan hukuka aykırılığı ispat etmekle yükümlüdür; istinaf dilekçesindeki iddianın dosya kapsamındaki delillerle desteklenmesi gerekir.
  • Esastan redde karşı taraf, ilk derece kararında hukuka aykırılık ve delil eksikliği bulunmadığını gösterir; bu, dosya içeriğindeki delillerin ve ilk derece hükmünün gerekçesinin incelenmesiyle ortaya konur.
  • Duruşma açılmaksızın karar verilebilmesi için başka bir delilin araştırılmasına veya toplanmasına gerek olmadığının dosya içeriğinden anlaşılması gerekir; aksi hâlde bu yol kapalıdır.
  • Dosyada bulunan bir belgenin sadece aslının getirtilmesi ya da nüfus ve sabıka kaydının temini, dosya üzerinden karar verilmesine engel olmaz; bu durum dosya kapsamı ile ispatlanır.
  • Sanık lehine yayılmanın uygulanabilmesi için aynı suçu işlediği ve aynı ilamla mahkûmiyetine karar verildiği diğer sanığın varlığı dosya kapsamından ortaya konur.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 5271 m.289: Bozma sebeplerini gösterir. (e) bendindeki bozmanın hangi hukuka aykırılık nedenlerine bağlı olduğunu belirler.
  • 5271 m.303: Düzeltmeli esastan red için ilk derece hükmündeki (a), (c), (d), (e), (f), (g) ve (h) bentlerindeki ihlallerin tanımını verir.
  • 5271 m.282: Duruşma açıldığında hangi hükümlerin uygulanacağını ve hangi istisnaların bulunduğunu düzenler.
  • 5271 m.286: Bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin kararlarına karşı temyiz yolunun hangi hâllerde açık olduğunu belirler; bu maddedeki kararların kesinliğine bağlı olarak işlevsel bağı vardır.
  • 5271 m.272: Ön inceleme sonucunda verilebilecek usulî kararları düzenler; bu madde ise esas incelemeden sonraki kararları düzenler.

CMK m.281 — Duruşma hazırlığı

CMK m.281, duruşma hazırlığı aşamasında bölge adliye mahkemesinde (istinaf incelemesinde) duruşma gününün saptanması, çağrıların yapılması ve tanık, bilirkişi dinlenmesi ile keşif kararına ilişkindir. Hükmü, duruşma hazırlığını yürütecek daire başkanı veya görevlendireceği üyeyi ve mahkemenin tanık, bilirkişi dinlenmesi ile keşfe karar verme yetkisini düzenler. Maddenin uygulanması, 175. madde hükümlerine atıfla duruşma gününün ve çağrıların usulünü belirler. Düzenlemesi dışında kalanlar: ilk derece mahkemesinde duruşma hazırlığı ve tensip (m.175-177), tanık ve bilirkişinin dinleneceği gün bildirimi (m.181/1), istinaf incelemesinin kapsamı ve ilk derece hükmünün incelenmesi (m.273 vd.), duruşmada belgelerin okunması veya anlatılması (m.209, m.262) ve istinafa konu hükmün düzeltilmesi ve sirayet kuralı (m.280/3). Madde, bölge adliye mahkemesinin duruşma açıp açmama kararını da düzenlemez; bu aşamaya geçiş m.280 ile belirlenir.

Duruşma hazırlığı: hangi kavramlar bilinmeli?

Duruşma hazırlığı
Bölge adliye mahkemesinin esastan karar vermeden önce duruşma açma kararı verdikten sonra duruşmanın gün ve çağrılarını hazırladığı aşamadır. Madde metni bu aşamayı, daire başkanı veya görevlendireceği üyenin yürüttüğü işlemler bakımından düzenler.
Görevlendirilen üye
Bölge adliye mahkemesi daire başkanının duruşma hazırlığı işlemlerini yapmak üzere atadığı üyedir. Madde, daire başkanının bu işlemleri bizzat yapabileceğini ya da bir üyeye bırakabileceğini kabul eder.
Duruşma gününün saptanması
Duruşmanın hangi gün ve saatte yapılacağının belirlenmesi işlemidir. Maddeye göre bu işlem m.175 hükümlerine uygun yapılır; yani m.175 kapsamındaki usul ve ilkeler burada da geçerlidir.
Keşif
Olayın geçtiği yerin ya da bir nesnenin mahkeme tarafından yerinde incelenmesi işlemidir. Madde, keşfe karar verme yetkisini mahkemeye tanır; keşfin yapılış usulü maddede ayrıca düzenlenmemiştir.
Gerekli görülen tanık ve bilirkişi
Mahkemenin, duruşma hazırlığında esasa etkili olacağını takdir ettiği tanık ve bilirkişilerdir. Madde bu takdiri mahkemeye bırakır; kimlerin dinleneceği somut dosyaya göre belirlenir.

Duruşma hazırlığı: hangi şartlar aranır?

  • Duruşma hazırlığı aşamasına geçilmiş olmalıdır; bu aşama, bölge adliye mahkemesinin esastan ret, düzeltme ya da bozma kararı vermeyip duruşma açmaya karar vermesiyle başlar.
  • Duruşma gününün saptanması ve gerekli çağrıların yapılması için daire başkanı veya görevlendireceği üye yetkili olmalıdır.
  • Duruşma günü saptanırken m.175 hükümlerine uyulmalıdır.
  • Tanık ve bilirkişinin dinlenmesi ile keşfe karar verilmesi için mahkemenin bu işlemlerin gerekli olduğuna karar vermesi gerekir; bu karar mahkemeye aittir.
  • Tanık ve bilirkişinin dinlenmesinde ve keşifte m.181/1 uyarınca dinleme gününün ilgililere bildirilmesi gerekir; madde yalnızca bildirim yükümlülüğünü açıkça söyleyen ilgili hükme atıf yaparak bu sonucu korur.

Duruşma hazırlığı: hangi sonuçları doğurur?

  • Mahkeme, duruşma hazırlığında gerekli gördüğü tanık ve bilirkişilerin dinlenmesine karar verebilir.
  • Mahkeme, gerekli gördüğü hallerde keşif yapılmasına karar verebilir.
  • Mahkeme gerekli görmezse tanık, bilirkişi dinlenmesi veya keşif kararı vermez; bu takdir mahkemeye aittir.
  • Duruşma günü saptanıp çağrılar yapıldıktan sonra duruşma bu gün için açılır.
  • Maddenin gösterdiği yetki ve usul dışında yapılan işlemlerin hukuka uygunluğu tartışmaya açıktır.

Daire başkanı ile görevlendirilen üye arasındaki fark nedir?

Duruşma gününü saptama ve çağrı yapma işlemini daire başkanı bizzat yapabilir.

Daire başkanı bu işi görevlendireceği bir üyeye bırakabilir.

Her iki durumda da işlemin hukuki geçerliliği aynıdır; hangi kişinin yaptığı önemlidir çünkü yetkisiz bir kişinin işlemi geçersiz olabilir.

Duruşma hazırlığında tanık-bilirkişi dinlenmesi ile duruşmada dinleme arasındaki fark nedir?

Duruşma hazırlığında mahkeme gerekli gördüğü tanık ve bilirkişiyi dinleyebilir ya da keşif yapabilir.

Duruşmada dinleme, m.181 ve duruşma hükümlerine göre gerçekleşir ve duruşmanın açık yapılma ilkesine tabidir.

Duruşma hazırlığında yapılan dinleme ve keşif, takdir edildiği için mahkemece gerekli görülmeyen hallerde yapılmaz; bu dinleme ve keşif, duruşmada yeniden yapılacak dinleme ve keşfin yerine geçmez.

Duruşma hazırlığı: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Duruşma hazırlığında dinlenen tanık ya da bilirkişi ifadesini, duruşmada yapılacak dinlemenin yerine geçer saymak; m.281 uyarınca bu dinleme ve keşif duruşmada yeniden yapılmadan geçerli kabul edilemez.
  • Duruşma gününü m.175 hükümlerine uymadan saptamak ya da çağrıyı ilgililere yapmamak.
  • Daire başkanının görevlendireceği üyeye yetki verdiğini varsaymak; yetki devri açık olmalıdır.
  • Tanık dinleme gününün sanığa ve müdafie bildirilmemesini sıradan bir eksiklik saymak; bu, savunma hakkını sınırlandırır ve bozma nedeni olabilir. (8. Ceza Dairesi, 2025/897 E., 2026/1047 K., 22.01.2026)

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Duruşma gününün belirlenmesinde ve çağrılarda sanığa ve müdafie tebligat yapılmaması, bozma nedeni sayılmaktadır. (8. Ceza Dairesi, 2024/17620 E., 2025/1221 K., 17.02.2025)
  • Duruşma çağrısının sanığa usulüne uygun bildirilmemesi ya da gerekli uyarının yapılmaması durumunda, sanığın duruşmaya gelmemesine dayanılarak istinaf isteminin reddi, bozma sebebidir. (8. Ceza Dairesi, 2024/12519 E., 2024/3099 K., 15.04.2024)
  • Tanık dinlenecek gün sanığa bildirilmemişse bu eksiklik, savunma hakkının sınırlandırılması sayılmaktadır. (8. Ceza Dairesi, 2025/897 E., 2026/1047 K., 22.01.2026)

Nasıl ispat edilir?

  • Duruşma gününün ve çağrıların yapıldığını gösteren tebligat belgeleri, mahkemenin ispat yükü altındadır; tebligatın yapıldığı, tutanak ve tebligat evrakıyla kanıtlanır.
  • Tanık ya da bilirkişi dinlenmesi kararının gerekliliğini, dosya kapsamına göre mahkeme takdir eder; karara itiraz eden taraf gerekliliği dosya içeriğiyle ortaya koymalıdır.
  • Dinleme gününün ilgililere bildirilmediği iddiasını ileri süren taraf, bildirimin yapılmadığını ispatlamakla yükümlüdür; mahkeme tutanağı ve tebligat kaydı bu noktada belirleyicidir.
  • Sanığın duruşmaya gelmemesine dayanılacaksa, çağrı kağıdının usulüne uygun tebliğ edildiği ve uyarının içerdiği, tebliğ belgesiyle ispatlanır. (8. Ceza Dairesi, 2024/12519 E., 2024/3099 K., 15.04.2024)

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 5271 m.175: Duruşma gününün saptanması ve çağrıların yapılmasında uyulacak usul ve esasları belirler; m.281/1 bu maddeye açıkça atıf yapar.
  • 5271 m.181: Tanık ve bilirkişinin dinleneceği günün bildirilmesi yükümlülüğünü düzenler; duruşma hazırlığında yapılacak dinlemede ve keşifte bu bildirim gerekir.
  • 5271 m.280: Bölge adliye mahkemesinin duruşma açmaya karar vermesiyle duruşma hazırlığı aşamasının başladığını belirler.
  • 5271 m.282: Duruşma hazırlığı hükümlerinin istisnalarını düzenler; bu madde, m.281 ile birlikte bölge adliye mahkemesi duruşmasının usulünü tamamlar.

CMK m.282 — İstisnalar

5271 sayılı Kanun'un 282. maddesi, bölge adliye mahkemesinde duruşma açıldığında hangi işlemlerin duruşma hazırlığı, duruşma ve karar hükümlerinden ayrı yapılabileceğini sıralar. Düzenlenen konular; ilk derece hükmü ile tanık ve bilirkişi tutanaklarının ve keşif raporlarının anlatılması, bölge adliye mahkemesinde tanık ve bilirkişi çağrılması ve sanığın yokluğunda davanın bitirilmesi hâlleridir. Madde, bölge adliye mahkemesi ceza dairesinde duruşma açılmış olan davalar bakımından uygulanır. Maddenin düzenlemediği konular şunlardır: duruşma açılmadan verilen esastan ret, düzeltme ya da bozma kararları (m.280); istinaf incelemesinin kapsamı ve sınırları (m.280 ve m.281); sanık lehine yapılan istinafta hükmün ağırlaştırılamaması (m.283); temyiz yolu (m.286 ve m.temyiz hükümleri).

İstisnalar: hangi kavramlar bilinmeli?

İstisna (282/1)
Duruşma açıldığında, duruşmaya ilişkin genel hükümler yerine uygulanan ve madde metninde sayılan özel işlem biçimleridir. Sayılan haller dışında CMK'nın duruşma hazırlığı, duruşma ve karara ilişkin hükümleri aynen uygulanır.
İnceleme raporu
Bölge adliye mahkemesinde görevlendirilen üyenin dosyayı incelemesi sonucunda hazırladığı ve duruşmada anlatılan rapordur. Okunmak yerine anlatılması bu maddenin istisnasıdır.
Anlatılma
Tutanak, rapor ya da hükmün duruşmada içeriğinin özet biçiminde aktarılmasıdır. Madde bu işlemler bakımından okuma yerine anlatmayı öngörür.
Sorgu tutanakları
Sanığın soruşturma ya da kovuşturmadaki sorgusuna ilişkin tutanaklardır. Sanığın duruşmaya gelmemesi hâlinde dava bu tutanakların anlatılmasıyla yokluğunda bitirilebilir.
Davetiye tebliği
Sanık, müdafi, katılan ve vekilinin duruşmaya çağrılmasına ilişkin usulüne uygun tebligatıdır. Yokluk kararı verilebilmesi için bu tebligatın yapılmış olması gerekir.
Dava yokluğunda bitirme
Davetiye tebliğine rağmen gelmeyen sanık hakkında duruşmanın sanığın hazır bulunmadığı hâlde sonuçlandırılmasıdır. Madde, bu yolun ancak belirli koşullarda ve sınırla uygulanacağını öngörür.

İstisnalar: hangi şartlar aranır?

  • Bölge adliye mahkemesinde duruşma açılmış olmalıdır; duruşma hazırlığı aşamasında verilen esastan ret ya da bozma kararı istisna hükmünün konusu değildir.
  • Hüküm, istisnada sayılan işlemlerden birine ilişkin olmalıdır: genel duruşma kurallarının dışında, inceleme raporunun anlatılması, ilk derece gerekçeli hükmünün anlatılması, ilk derece tutanak ve raporlarının anlatılması, duruşma hazırlığında toplanan delil ve belgelerin anlatılması, tanık ve bilirkişinin çağrılması ya da yokluk hâlinde dava bitirilmesi.
  • Sanık, müdafi, katılan ve vekilinin davetiye tebliğ edilmiş olmalı ve duruşmaya gelmemiş bulunmalıdır; dava yokluğunda bitirme için bu koşul aranır.
  • Sanık hakkında verilecek ceza ilk derece mahkemesinin verdiği cezadan daha ağır ise, sanığın mutlaka dinlenmesi gerekir; bu hâlde dava yokluğunda bitirilemez.
  • Sanığın dinlenmesi gerektiği hâllerde 195. madde hükümleri saklıdır.

İstisnalar: hangi sonuçları doğurur?

  • Duruşma açıldığında, inceleme raporu ve ilk derece gerekçeli hükmü duruşmada anlatılır; genel hükümlerdeki okuma yerine anlatma uygulanır.
  • İlk derece mahkemesinde dinlenen tanıkların ifadelerini içeren tutanaklar, keşif tutanakları ve bilirkişi raporu anlatılır.
  • Duruşma hazırlığında toplanan delil ve belgeler ile yapılmışsa keşif ve bilirkişi açıklamalarına ilişkin tutanak ve raporlar anlatılır.
  • Bölge adliye mahkemesinde dinlenmesi gerekli görülen tanık ve bilirkişi çağrılır.
  • Sanık, müdafi, katılan ve vekil davetiye tebliğine rağmen gelmezse, sanığın sorgu tutanakları anlatılarak dava yokluğunda bitirilebilir.
  • Yokluk hâlinde verilecek ceza ilk derece cezasından daha ağırsa sanığın dinlenmesi zorunludur; bu hâlde dava yokluğunda bitirilemez.
  • Davetiye tebliği yapılmadan ya da sanık dinlenmeden yokluk kararı verilirse, savunma hakkının kısıtlanması söz konusu olur ve hüküm bozma nedeni oluşturabilir.

İnceleme raporu ile ilk derece gerekçeli hükmü arasındaki fark nedir?

İnceleme raporu, görevlendirilen üyenin dosya incelemesi sonucunu içerir ve duruşma genel hükümlere göre başladıktan sonra anlatılır.

İlk derece gerekçeli hükmü, mahkemenin kendi kararının gerekçesidir ve madde bunun da anlatılmasına izin verir.

Her iki işlemde okuma yerine anlatma yapılabilir; ancak inceleme raporu için bu zamanlama özellikle belirtilmiştir.

Okuma ile anlatma (282/1-c, d) arasındaki fark nedir?

Genel kurala göre duruşmada belgeler okunur.

Bu maddede sayılan tanık tutanakları, keşif tutanakları, bilirkişi raporları ve duruşma hazırlığı tutanakları anlatılır.

Bu belgeler için okuma zorunluluğu ortadan kalkar; anlatma yeterlidir.

Sanığın gelmemesi ile sanığın dinlenmesi gereken hal arasındaki fark nedir?

Davetiye tebliğine rağmen sanık gelmemiş ve verilecek ceza ilk derece cezasından ağır değilse, dava sorgu tutanaklarının anlatılmasıyla yokluğunda bitirilebilir.

Verilecek ceza ilk derece cezasından ağırsa sanığın dinlenmesi zorunludur.

Ağırlaşma ihtimali varsa dava yokluğunda bitirilemez; sanık çağrılıp dinlenmelidir.

İstisnalar: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Duruşma açıldıktan sonra da genel hükümlere göre okuma yapmak; bu maddede sayılan belgelerin anlatılması gerekir.
  • Davetiye tebliğinin usulüne uygun yapılmadığı hâlde sanığın yokluğunda karar vermek; tebliğ eksikliği yokluk kararını geçersiz kılar.
  • Yokluk hâlinde verilecek cezanın ilk derece cezasından ağır olup olmadığını karşılaştırmadan dava yokluğunda bitirmek.
  • Sanığın dinlenmesi zorunlu hâlde yalnız müdafinin beyanı ile yetinmek; bu savunma hakkının kısıtlanmasıdır.
  • Beraat eden sanık hakkında aleyhe istinafta cezalandırma kısmına ilişkin hükümden önce sanığı dinlememek.
  • 282/1-f'deki yokluk kuralını 195. madde hükümlerini gözetmeden uygulamak; 195'in saklı tutulduğunu atlamak.
  • Bölge adliye mahkemesinde gerekli görülen tanık ve bilirkişileri çağırmadan dosya üzerinden karar vermek.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Duruşma açıldıktan sonra sanığın savunmasının alınmadan ve duruşma açılmadan dosya üzerinden verilen, cezayı artıran hüküm bozma nedeni sayılmaktadır. (10. Ceza Dairesi, 2023/13490 E., 2023/11056 K., 14.12.2023)
  • Davetiye tebliğ edilmeden sanığın yokluğunda karar verilmesi savunma hakkının kısıtlanması olarak kabul edilmektedir. (8. Ceza Dairesi, 2024/23341 E., 2025/474 K., 15.01.2025)
  • Sanık hakkında verilecek ceza ilk derece cezasından ağır olduğunda sanığın dinlenmesi zorunlu kabul edilmektedir. (10. Ceza Dairesi, 2023/13490 E., 2023/11056 K., 14.12.2023)
  • Beraat eden sanık hakkında aleyhe istinafta, cezalandırmaya ilişkin hükümden önce sanığın dinlenmesi gerektiği kabul edilmektedir. (10. Ceza Dairesi, 2023/13490 E., 2023/11056 K., 14.12.2023)
  • Duruşma açıldığında 282/1-f'de öngörülen düzenlemeye yanlış anlam verilerek müdafinin hazır bulundurulmadan karar verilmesi savunma hakkının kısıtlanması sayılmaktadır. (8. Ceza Dairesi, 2024/23341 E., 2025/474 K., 15.01.2025)
  • Bölge adliye mahkemesinde duruşma açılması hâlinde, tanık ve bilirkişi raporlarının okunmak yerine anlatılmasının ve gerekli görülen tanıkların çağrılmasının zorunlu olduğu kabul edilmektedir. (2018/96 E., 2023/222 K., 27.12.2023)

Nasıl ispat edilir?

  • Davetiye tebliğinin yapıldığını ve sanığın duruşmaya gelmediğini mahkeme tutanaklarından ve tebligat evrağından ispat yükü mahkemededir; yokluk kararının dayanağı bu belgelerdir.
  • Sanığın ağırlaşmış ceza yönünden dinlenmesinin gerekip gerekmediği, ilk derece cezası ile bölge adliye mahkemesinin verdiği ceza karşılaştırılarak belirlenir.
  • Dava yokluğunda bitirilmek isteniyorsa sorgu tutanaklarının anlatıldığı duruşma tutanağına geçirilmelidir; bu işlem yapılmamışsa hükmün dayanağı eksik kalır.
  • Savunma hakkının kısıtlandığını ileri süren taraf (genellikle sanık ya da müdafi), duruşma tutanağı ve tebligat evrakı ile bu iddiayı ispatlar.
  • İlk derece tanık tutanakları, keşif tutanakları ve bilirkişi raporlarının anlatıldığı, duruşma tutanağında kayıtlı olması gerekir; eksik anlatma usul bozmasına yol açabilir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 5271 m.280: Bölge adliye mahkemesinin duruşma açmadan esastan ret, düzeltme ya da bozma kararı verebildiği hâlleri düzenler. Duruşma açma kararının ön koşulunu oluşturur.
  • 5271 m.283: Yalnız sanık lehine istinaf edilmişse yeniden verilecek hükmün önceki cezadan ağır olamayacağını düzenler; 282/1-f'deki ağırlık koşuluyla birlikte okunur.
  • 5271 m.195: Sanığın dinlenmesinin zorunlu olduğu hâllerde saklı tutulan hükümdür; 282/1-f'nin son cümlesi bu maddeye atıf yapar.

CMK m.283 — Sanık lehine başvurma hâlinde verilecek hüküm

Madde, yalnız sanık lehine istinaf yoluna başvurulmuş olması hâlinde, istinaf mercii tarafından yeniden verilecek hükmün ceza miktarını önceki hükümle belirlenmiş cezanın üstüne çıkarmasını yasaklar; bu yönüyle aleyhe bozma ve aleyhe değiştirme yasağını düzenler. Madde, hükmün ceza bakımından ağırlaşmamasını konu alır; hükmün hangi hallerde bozulacağını veya istinaf incelemesinin usulünü düzenlemez. Maddenin uygulanmadığı durumlar ise açıkça düzenlenmemiştir. Yalnız sanık lehine başvurma hâlinde ağırlaştırma yasağı, temyiz incelemesi için bu maddede değil, kanunun temyize ilişkin hükümlerinde (m.307/5 yönünden atıf) ele alınır. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, istinaf kanun yolunun kapsamı ve yasa yolunun sınırları da bu maddenin dışındadır (m.223, m.272 ilgili hükümleri).

Sanık lehine başvurma hâlinde verilecek hüküm: hangi kavramlar bilinmeli?

Aleyhe değiştirme yasağı
Yalnız sanık lehine başvurulan istinaf incelemesinde, yeniden verilen hükmün önceki hükümdeki ceza miktarından daha ağır olamaması ilkesidir. Yasak yalnız ceza miktarı bakımından işler; hükmün sanık aleyhine olan başka bir unsurunun değiştirilmesini doğrudan kapsamaz.
Önceki hüküm
İstinaf edilen ve sanık lehine başvurma üzerine yeniden değerlendirilen ilk derece hükmüdür. Yasağın ölçüsü bu hükümde belirlenen cezadır.
Yeniden verilen hüküm
İstinaf mercii tarafından, önceki hükmün yerine kurulan hükümdür. Ceza miktarı, önceki hükümdeki ceza ile karşılaştırılır.
Sanık lehine başvurma
Hükmün yalnız sanığın istinaf talebi üzerine incelendiği hâldir. Başvuru yalnız sanık tarafından yapılmış ve aleyhe bir istinaf bulunmamışsa bu madde uygulanır.
Kazanılmış hak
Ceza yargılamasında, önceki hükümde belirlenmiş cezanın sanık lehine oluşturduğu sınırdır. Uygulamada yasağın dayanağı olarak anılır; madde metninde bu ad geçmez.

Sanık lehine başvurma hâlinde verilecek hüküm: hangi şartlar aranır?

  • İstinaf yoluna başvurulmuş olmalıdır.
  • Başvurunun yalnız sanık lehine yapılmış olması gerekir; aleyhe (Cumhuriyet savcısı veya katılan tarafından) bir istinaf bulunmamalıdır.
  • Yeniden verilecek hükmün, önceki hükümle belirlenmiş olan ceza miktarının üzerine çıkmaması gerekir.
  • Yasak yalnız ceza bakımından işler; ceza miktarı önceki hükümdeki sınırın altında veya eşit kalmalıdır.

Sanık lehine başvurma hâlinde verilecek hüküm: hangi sonuçları doğurur?

  • Yalnız sanık lehine başvurulmuşsa, istinaf mercii yeniden verdiği hükümde cezayı önceki hükümdeki ceza miktarından yukarı çıkaramaz.
  • Yeniden verilen hükmün ceza miktarı önceki hükümdekinden düşük ya da ona eşit olabilir.
  • Aleyhe istinaf bulunması hâlinde madde uygulanmaz ve ceza artırılabilir.
  • Yasak yalnız ceza miktarı bakımından işler; ceza dışı unsurlar için madde doğrudan koruma sağlamaz.
  • Yasağa aykırı olarak cezanın artırılması hukuka aykırılık sayılır ve temyiz ya da istinaf yoluyla düzeltilmesi gerekir.

Yalnız sanık lehine başvuru ile aleyhe istinaf bulunması arasındaki fark nedir?

Yalnız sanığın istinaf talebinde bulunduğu, aleyhe bir istinaf bulunmadığı hâl.

Cumhuriyet savcısı veya katılan tarafından da aleyhe istinaf yapılmış olan hâl.

Yalnız sanık lehine başvuruda madde uygulanır ve ceza önceki hükümdeki miktarı aşamaz. Aleyhe başvuru varsa ceza artırılabilir; bu durumda madde uygulanmaz.

Ceza miktarı ile hükmün başka unsurları arasındaki fark nedir?

Yasağın konusu, yeniden verilen hükmün cezasının önceki hükümdeki cezanın üstüne çıkmamasıdır.

Hükmün başka bir unsurunun (örneğin nitelendirme, uygulama maddesi veya hüküm fıkrasındaki diğer sonuçlar) sanık aleyhine değişmesi.

Madde ceza miktarı bakımından koruma sağlar; diğer unsurların değişmesi ise doğrudan bu maddenin ihlali sayılmaz ve ayrı bir denetim gerektirir.

Önceki hüküm kesinleşmiş ile önceki hüküm bozulmuş arasındaki fark nedir?

İlk hükmün cezası sanık lehine kazanılmış hak oluşturur.

Bozma sonrası yeniden yargılamada kurulan yeni hükmün cezası.

Bozma sonrası yeniden verilen hükümde, bozulan hükümdeki ceza miktarı sanık lehine sınır olarak alınır.

Sanık lehine başvurma hâlinde verilecek hüküm: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Aleyhe istinafı olmayan dosyada aleyhe başvuru varmış gibi değerlendirip yasağı uygulamamak.
  • Yasağı yalnız ceza miktarı ile sınırlı iken hükmün nitelendirme veya diğer unsurlarını da kapsıyormuş gibi yorumlamak.
  • Önceki hükümdeki ceza miktarını doğru hesaplamadan (örneğin hükmün çeşitli bölümlerini birlikte değerlendirmeden) yeni cezayı karşılaştırmak.
  • Bozma sonrası yeniden yargılamada bozulan hükmün cezasını sanık lehine sınır olarak almamak.
  • Aleyhe istinaf varlığını ileri süren tarafın başvurusunun süresini ya da kapsamını incelememek.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Yalnız sanık lehine istinaf yapılmış ve yeniden verilen hükümde sanığın kazanılmış hakkı gözetilerek cezanın önceki hükümdeki miktara göre sınırlanması gerektiği kabul edilmektedir. (8. Ceza Dairesi, 2025/10831 E., 2025/11207 K., 23.12.2025; 8. Ceza Dairesi, 2025/7179 E., 2025/9843 K., 03.12.2025; 1. Ceza Dairesi, 2024/3543 E., 2025/8206 K., 24.11.2025)
  • Bozma üzerine yeniden verilen hükümde cezanın, bozulan hükümdeki miktarı aşmaması gerektiği kabul edilmektedir. (6. Ceza Dairesi, 2025/6122 E., 2025/11128 K., 11.12.2025; 6. Ceza Dairesi, 2025/6123 E., 2025/10478 K., 01.12.2025)
  • Bozma sonrası hükümde ceza artırılmışsa bunun 283/1 yasağına aykırılık oluşturduğu ve bu yönden bozma nedeni sayıldığı kabul edilmektedir. (6. Ceza Dairesi, 2024/511 E., 2025/11676 K., 22.12.2025)

Nasıl ispat edilir?

  • Yasağın uygulanabilmesi için istinaf başvurusunun yalnız sanık lehine yapıldığını gösteren dosya kapsamı (istinaf dilekçesi, tebliğ ve mahkeme kayıtları) incelenmelidir; aleyhe başvurunun bulunmadığını ileri süren taraf, bunu dosya üzerinden ispatlar.
  • Önceki hükümdeki ceza miktarı, ilk derece hükmü ve bu hükme ilişkin kararlardan belirlenir; yeni hükmün cezası ile karşılaştırma bu belgelere dayanır.
  • Aleyhe istinafın varlığını ileri süren taraf (Cumhuriyet savcısı veya katılan) bu başvuruyu dosyadan ispatlamak zorundadır; aksi hâlde yasak uygulanır.
  • Yasağın gerektirdiği ceza sınırı ile karşılaştırma yapılmadan verilen cezanın yasağa uygun olduğunu ileri süren taraf bunu gerekçeli hükümden gösterir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 5271 sayılı Kanun m.307: Temyiz incelemesinde aleyhe bozma yasağını düzenler; m.283 ile paralel işler ve m.307/5 atfı bu maddeye yapılır.
  • 5271 sayılı Kanun m.272: İstinaf yoluna başvurma ve istinaf incelemesinin kapsamını düzenler; m.283'ün uygulanacağı başvuru türünü belirler.

CMK m.284 — Direnme yasağı

Madde, bölge adliye mahkemesinin karar ve hükümlerine karşı direnme yolunun kapalı olduğunu ve bu kararlara karşı kanun yoluna başvurulamayacağını düzenler; buna karşılık itiraz ve temyize ilişkin hükümlerin saklı tutulmasını öngörür. Kişi bakımından genel bir sınırlama getirmez, bölge adliye mahkemesi kararlarının taraflarını ve ilgililerini kapsar. Maddede bölge adliye mahkemesi kararlarına karşı istinaf kanun yolunun ne zaman ve hangi şartlarla açılacağı düzenlenmez (m.282, m.286 ve devamı). Kararın temyizine ilişkin usul ve sınırlar ile kesinleşme ve kararın infazı da bu maddede yer almaz (m.286 ve devamı, m.265 ve devamı ile ilgili kanun yolu hükümleri). Kararın düzeltilmesi ve yargılamanın yenilenmesi gibi olağanüstü kanun yolları da bu maddenin kapsamı dışındadır.

Direnme yasağı: hangi kavramlar bilinmeli?

Direnme
Bir kararın veya hükmün gereğini yerine getirmeyi reddetme, aynı konuda aynı mahkeme veya başka bir merci tarafından yeniden karar verilmesini sağlamak için kanun yoluna gitmeden karara aykırı davranma anlamına gelir. Maddenin birinci fıkrası bu yolu bölge adliye mahkemesi kararları bakımından kapatır.
Kanun yolu
Verilmiş bir kararın hukuka uygunluğunun, kanunda öngörülen usulle yeni bir merci tarafından denetlenmesini sağlayan yoldur. Maddenin birinci fıkrası bölge adliye mahkemesi kararlarına karşı kanun yolunun kapalı olduğunu söyler.
İtiraz
Kanunda açıkça öngörülen hallerde bir kararın denetlenmesi için kullanılan olağan kanun yoludur. Maddenin ikinci fıkrasındaki saklı tutma, bu yolun bölge adliye mahkemesi kararları bakımından kanunda açıkça öngörülmüş olması hâlinde kullanılabileceği anlamına gelir.
Temyiz
Kararın hukuka uygunluğunun Yargıtay tarafından denetlenmesini sağlayan olağan kanun yoludur. Maddenin ikinci fıkrası, kanunda temyize ilişkin hüküm bulunan hâllerin birinci fıkranın dışında tutulduğunu belirtir.

Direnme yasağı: hangi şartlar aranır?

  • Kararın bölge adliye mahkemesi tarafından verilmiş bir karar veya hüküm olması gerekir.
  • Karara karşı direnme yoluna başvurulmaması gerekir; direnme birinci fıkra uyarınca bu kararlar bakımından kullanılamaz.
  • Karara karşı herhangi bir kanun yoluna gidilmemesi gerekir; birinci fıkra kanun yolu başvurusunu kapatır.
  • Kanun yoluna başvuru, ikinci fıkra kapsamında itiraz ve temyize ilişkin açık bir hükme dayanıyorsa bu yol saklı kalır ve kullanılabilir.

Direnme yasağı: hangi sonuçları doğurur?

  • Bölge adliye mahkemesi karar ve hükümlerine karşı direnilemez.
  • Bölge adliye mahkemesi karar ve hükümlerine karşı kanun yoluna gidilemez; ancak ikinci fıkrada saklı tutulan itiraz ve temyize ilişkin hükümler uygulanır.
  • İkinci fıkradaki saklı hükümler kapsamında yapılan itiraz veya temyiz başvurusu, birinci fıkranın genel yasağına takılmaz.
  • Birinci fıkraya aykırı olarak kanun yoluna başvurulursa, bu başvuru kanunda öngörülmüş bir yol olmadığından kabul edilemez hâle gelir.
  • Birinci fıkra emredici niteliktedir; taraflar sözleşme veya sonradan yapılan bir beyanla bu yolu açamaz.

Bölge adliye mahkemesi kararı ile ilk derece mahkemesi kararı arasındaki fark nedir?

Madde, bölge adliye mahkemesinin karar ve hükümlerini kapsar; bu kararlara karşı direnme ve kanun yoluna gidilemez.

İlk derece mahkemesi kararlarına karşı istinaf gibi kanun yolları maddenin kapsamı dışında kalır ve bunlar hakkında bu madde uygulanmaz.

Bölge adliye mahkemesi kararı bakımından yalnız ikinci fıkradaki saklı tutulan hükümler kalır; ilk derece kararında kanun yolu açık kalır.

Birinci fıkra ile ikinci fıkra arasındaki fark nedir?

Birinci fıkra, bölge adliye mahkemesi kararlarına karşı direnmeyi ve kanun yollarını genel olarak kapatır.

İkinci fıkra, itiraz ve temyize ilişkin özel hükümleri birinci fıkranın dışında tutar.

Kanunda itiraz veya temyize ilişkin açık bir hüküm varsa o hâlde başvuru mümkündür; yoksa birinci fıkra uygulanır.

Direnme yasağı: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Bölge adliye mahkemesi kararına karşı kanun yoluna gidilemeyeceğini, ikinci fıkradaki saklı tutulan itiraz ve temyiz hükümlerini de kapsadığını göz ardı ederek genel bir yasak saymak.
  • İlk derece mahkemesi kararlarına karşı istinaf yolunu bu maddedeki yasağın kapsamına almak.
  • İkinci fıkradaki saklı hükümleri kanun numarası ve madde gösterilmeden genel bir istisna gibi uygulamak; açık bir hüküm aranmalıdır.
  • Direnme yasağını sözleşme veya taraf beyanıyla değiştirilebilir sanmak; birinci fıkra emredicidir.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Birinci fıkradaki yasağın, bölge adliye mahkemesi kararlarına karşı yeniden başvuru veya direnme yoluyla dolanılmasına izin vermediği kabul edilmektedir. (2024/123 E., 2024/117 K., 27.06.2024; 2024/49 E., 2024/38 K., 22.02.2024)
  • Birinci fıkranın anayasaya aykırılık iddialarına ilişkin olarak Anayasa Mahkemesi önünde tartışıldığı görülmektedir; bu iddiaların bir kısmı reddedilmiştir. (2024/123 E., 2024/117 K., 27.06.2024; 2024/32 E., 2024/39 K., 22.02.2024)
  • Birinci fıkranın, bölge adliye mahkemesi kararlarında kanun yolu sınırlaması getirdiği ve bu sınırlamanın kanun koyucunun takdirinde olduğu kabul edilmektedir. (2019/107 E., 2019/90 K., 04.12.2019; 2019/68 E., 2019/50 K., 26.06.2019)
  • İkinci fıkradaki saklı tutmanın, kanunda açıkça öngörülen itiraz ve temyiz yollarının açık kalmasını sağladığı kabul edilmektedir. (2019/33 E., 2019/17 K., 10.04.2019)

Nasıl ispat edilir?

  • Bölge adliye mahkemesi kararına karşı kanun yoluna başvuran tarafın, kararın bölge adliye mahkemesi tarafından verildiğini belgelemesi gerekir; karar örneği bu ispatın temel delilidir.
  • Başvurunun ikinci fıkra kapsamında olduğunu ileri süren taraf, itiraz veya temyize ilişkin açık bir kanun hükmünü göstermek zorundadır.
  • Birinci fıkranın uygulanması gerektiğini ileri süren karşı taraf, başvurunun kanunda öngörülmemiş bir yol olduğunu kanun metni üzerinden ortaya koyar; bu savunmanın ispatı kanun metnine dayanır.
  • Direnme iddiasında bulunan taraf, kararın gereğini yerine getirmediğini ve bunu direnme olarak nitelediğini somut bir işlemle ortaya koymak zorundadır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 5271 sayılı Kanun m.282: İstinaf kanun yolunun genel hükümlerini düzenler; bölge adliye mahkemesi kararlarının kanun yolu incelemesi bu maddede ayrıca düzenlenmiştir.
  • 5271 sayılı Kanun m.286: Bölge adliye mahkemesi kararlarına karşı temyize ilişkin hükümleri içerir; ikinci fıkradaki saklı tutma bu hükümleri kapsar.

CMK m.285 — Özel kanunların temyize ilişkin hükümleri

Madde, ilk derece mahkemelerinin karar ve hükümlerine karşı başvurulacak kanun yolunu belirler. Kural olarak bölge adliye mahkemelerinin görev alanına giren dava ve işlerde istinaf yolu açıktır. Madde, özel kanunlarda temyiz edilebileceği veya Yargıtaya başvurulabileceği belirtilmiş hükümleri istinaf kapsamına alır; bu hükümlerde 6706 sayılı Kanunun 18. maddesinin dördüncü fıkrası ayrık tutulmuştur. Madde, ilk derece mahkemesi kararlarına karşı yapılacak temyizin koşullarını, temyiz edilebilen kararların hangileri olduğunu ve temyiz süresini düzenlemez; bunlar için bölge adliye mahkemesi kararlarının temyizine ilişkin hükümler (m.286) ve temyiz süresine ilişkin hükümler (m.291) incelenmelidir. Maddenin, bölge adliye mahkemesi kararlarının kesinliği ve bozma kararlarına karşı temyiz de ayrı düzenlemelerle belirlenir. Madde, istinaf başvurusunun süresini ve usulünü de doğrudan göstermez.

Özel kanunların temyize ilişkin hükümleri: hangi kavramlar bilinmeli?

İstinaf yolu
İlk derece mahkemesinin kararına karşı, bölge adliye mahkemesine yapılan kanun yoludur. Madde, bölge adliye mahkemelerinin görev alanına giren dava ve işlerde bu yolun açık olduğunu belirtir.
Temyiz yolu
Yargıtayın denetimine başvuru yoludur. Madde, özel kanunlarda temyize veya Yargıtaya başvurmaya ilişkin hükümlerin istinaf sistemine uyarlanması amacıyla kullanılmıştır.
Özel kanunlarda temyiz hükmü
Ceza Muhakemesi Kanunu dışındaki kanunlarda, kararın temyiz edilebileceği ya da Yargıtaya başvurulabileceği belirtilen hükümlerdir. Bu hükümler, maddenin kapsamına girerse kararın kanun yolu istinaf olur.
6706 sayılı Kanunun 18. maddesinin dördüncü fıkrası
Madde metninde istinaf yolunun dışında tutulan hükümdür. Bu fıkra kapsamında verilen kararlar istinaf yoluna değil, doğrudan temyiz yoluna tabidir.
Görev alanı
Bölge adliye mahkemesinin incelemekle yükümlü olduğu dava ve işlerdir. İstinaf yolunun açılıp açılmayacağı bu ölçüte bağlıdır.

Özel kanunların temyize ilişkin hükümleri: hangi şartlar aranır?

  • Kararın bir ilk derece mahkemesi tarafından verilmiş olması gerekir.
  • Dava veya işin bölge adliye mahkemelerinin görev alanına girmesi gerekir.
  • Kararın, özel kanunda temyiz edilebileceği veya Yargıtaya başvurulabileceği belirtilmiş bir hüküm kapsamında bulunması gerekir.
  • Bu özel kanun hükmünün 6706 sayılı Kanunun 18. maddesinin dördüncü fıkrası olmaması gerekir.
  • Kararın istinaf yoluna elverişli olması, yani kanunda istinafa kapalı bir hal bulunmaması gerekir.

Özel kanunların temyize ilişkin hükümleri: hangi sonuçları doğurur?

  • Bölge adliye mahkemesinin görev alanına giren ve özel kanunda temyiz öngörülen ilk derece kararına karşı istinaf yoluna başvurulur.
  • 6706 sayılı Kanun m.18/4 kapsamındaki kararlarda bu madde uygulanmaz ve karar doğrudan temyiz edilir.
  • Görev alanına girmeyen dava ve işlerde bu madde ile istinaf yolu açılmaz; kanun yolu başka hükümlerle belirlenir.
  • Yargıtay incelemesine ilişkin hükümler, kararın temyiz edilebilirliğini bölge adliye mahkemesi kararlarına bağlayan m.286 ile birlikte değerlendirilmelidir.

Genel istinaf ile özel kanunda temyiz hükmü arasındaki fark nedir?

Bölge adliye mahkemesinin görev alanındaki ilk derece kararları, kural olarak istinafa tabidir.

Özel kanunda temyiz veya Yargıtaya başvuru öngörülen kararlar da bu maddeye göre istinafa tabi tutulur.

Özel kanunda temyiz öngörülmüş olsa bile görev alanına giren karar için istinaf yolu açılır. Madde, temyiz yolunun özel kanundaki bu düzenlemelerini istinafa çevirir.

6706 sayılı Kanun m.18/4 kararı ile diğer özel kanun kararları arasındaki fark nedir?

6706 sayılı Kanunun 18. maddesinin dördüncü fıkrası kapsamındaki karar, madde metninde ayrık tutulmuştur.

Diğer özel kanunlarda temyiz öngörülen kararlar istinafa tabi olur.

6706 sayılı Kanun m.18/4 kapsamındaki kararlarda istinaf yolu değil, doğrudan temyiz yolu uygulanır.

Özel kanunların temyize ilişkin hükümleri: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Özel kanunda temyiz öngörülen her kararın doğrudan temyiz edileceğini sanmak; bu maddeye göre görev alanına giren kararlar istinafa tabidir.
  • 6706 sayılı Kanun m.18/4 kapsamındaki kararı istinaf yoluna götürmek; bu kararlar doğrudan temyiz edilir.
  • Madde metnindeki istinaf hükmünü süre ve usul hükmü olarak yorumlamak; madde süre düzenlemez.
  • Kararın temyiz edilebilirliğini yalnızca m.285 ile değerlendirip m.286 gibi sınırlayıcı hükümleri atlamak.
  • Görev alanına girmeyen bir dava için m.285 uyarınca istinaf yolunu açık saymak.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Özel kanunda temyiz edilebileceği belirtilen bir ilk derece kararının, karar tarihinde yürürlükte olan 6706 sayılı Kanun m.18/4 ve 5271 sayılı Kanun m.285 uyarınca temyiz edilebilir kabul edildiği görülmektedir. (11. Ceza Dairesi, 2023/5878 E., 2023/8383 K., 20.11.2023)
  • Temyiz incelemesinde, kararın m.285 uyarınca temyiz edilebilir olduğu, temyiz isteğinin süresinde yapıldığı ve reddini gerektiren bir durumun bulunmadığı tespit edilerek inceleme yapılmaktadır. (5. Ceza Dairesi, 2025/11836 E., 2026/84 K., 12.01.2026; 5. Ceza Dairesi, 2025/11363 E., 2025/15492 K., 29.12.2025; 5. Ceza Dairesi, 2025/8100 E., 2025/13519 K., 24.11.2025)
  • Mahkemelerin, m.285 ile ilgili bir kararın temyiz edilebilirliğini değerlendirirken m.285 ile birlikte 5271 sayılı Kanun m.260/1 gibi ilgili hükümleri de incelediği görülmektedir. (11. Ceza Dairesi, 2025/5487 E., 2026/33 K., 05.01.2026)
  • Bölge adliye mahkemelerinin göreve başladığı 20.07.2016 tarihinden sonra verilen ek kararlara ilişkin olarak, m.285 ile birlikte değerlendirilerek dosyanın bölge adliye mahkemesine gönderilemeyeceği kabul edilmektedir. (2. Ceza Dairesi, 2025/15337 E., 2025/23020 K., 15.12.2025)

Nasıl ispat edilir?

  • Kanun yoluna başvuran taraf, kararın m.285 kapsamında bulunduğunu, yani özel kanunda temyiz veya Yargıtaya başvuru öngörüldüğünü ve dava ya da işin bölge adliye mahkemesi görev alanına girdiğini ileri sürer ve bunu ilgili kanun hükmü ile dosya kapsamındaki belgelerle ispatlar. (11. Ceza Dairesi, 2023/5878 E., 2023/8383 K., 20.11.2023)
  • Kararın 6706 sayılı Kanun m.18/4 kapsamında olduğunu ileri süren taraf, bu iddiayı karar gerekçesi ve dosyadaki uluslararası adli iş birliği talebine ilişkin belgelerle ispatlamalıdır; bu hal varsa istinaf yolu değil temyiz yolu açılır.
  • Kararın istinafa tabi olduğunu öne süren taraf, hükmün ilk derece mahkemesince verildiğini ve görev alanına girdiğini yazılı belgelerle göstermek zorundadır.
  • Karşı taraf, kararın m.285 kapsamı dışında kaldığını ya da görev alanına girmediğini ileri sürerse bu savunmasını dosya ve görev belgeleriyle ispatlamak zorundadır.
  • Kararın bölge adliye mahkemesi görev tarihinden önce veya sonra verilmesi tartışmalı ise, karar tarihi belgeyle ispatlanır ve bu tarih m.285 ile birlikte değerlendirilir. (2. Ceza Dairesi, 2025/15337 E., 2025/23020 K., 15.12.2025)

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6706 sayılı Kanun m.18: Dördüncü fıkrası, madde metninde istinaf kapsamından çıkarılmıştır. Bu fıkra kapsamındaki kararlar doğrudan temyiz yoluna tabidir.
  • 5271 sayılı Kanun m.286: Bölge adliye mahkemesi kararlarının temyizine ilişkindir. Bu maddenin istinaf sonrası temyiz sınırlarını belirlemesi nedeniyle birlikte değerlendirilmelidir.

Süreler

SüreMaddeHüküm
iki haftam.273(1) İstinaf istemi, hükmün gerekçesiyle birlikte tebliğ edildiği tarihten itibaren iki hafta içinde hükmü veren mahkemeye bir dilekçe verilmesi veya zabıt kâtibine bir beyanda bulunulması suretiyle yapılır; beyan tutanağa geçirilir ve…
iki haftam.276(2) İstinaf başvurusunda bulunan Cumhuriyet savcısı veya ilgililer, ret kararının kendilerine tebliğinden itibaren iki hafta içinde bölge adliye mahkemesinden bu hususta bir karar vermesini isteyebilirler.
iki haftam.277Karşı taraf, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde yazılı olarak cevabını verebilir.

Süreler madde metnindeki yazımıyla verilmiştir.

Konuda geçen kararlar

57 karar
  1. 2024/123 E., 2024/117 K., 27.06.2024
    İlgili madde: m.284
  2. 2024/49 E., 2024/38 K., 22.02.2024
    İlgili madde: m.284
  3. 2024/32 E., 2024/39 K., 22.02.2024
    İlgili madde: m.284
  4. 2018/96 E., 2023/222 K., 27.12.2023
    İlgili madde: m.282
  5. 2019/107 E., 2019/90 K., 04.12.2019
    İlgili madde: m.284
  6. 2019/68 E., 2019/50 K., 26.06.2019
    İlgili madde: m.284
  7. 2019/33 E., 2019/17 K., 10.04.2019
    İlgili madde: m.284
  8. Ceza Genel Kurulu, 2010/262 E., 2011/35 K., 05.04.2011
    İlgili madde: m.276
  9. 12. Ceza Dairesi, 2025/7960 E., 2026/2506 K., 10.03.2026
    İlgili madde: m.280
  10. 6. Ceza Dairesi, 2024/1195 E., 2026/2058 K., 26.02.2026
    İlgili madde: m.280
Diğer 47 karar
  1. 11. Ceza Dairesi, 2025/5935 E., 2026/1763 K., 18.02.2026
    İlgili madde: m.280
  2. 11. Ceza Dairesi, 2026/137 E., 2026/1307 K., 09.02.2026
    İlgili madde: m.280
  3. 5. Ceza Dairesi, 2024/2726 E., 2026/1318 K., 09.02.2026
    İlgili madde: m.280
  4. 11. Ceza Dairesi, 2025/5612 E., 2026/1244 K., 05.02.2026
    İlgili madde: m.280
  5. 12. Ceza Dairesi, 2025/4883 E., 2026/911 K., 03.02.2026
    İlgili madde: m.274
  6. 12. Ceza Dairesi, 2025/8612 E., 2026/917 K., 03.02.2026
    İlgili madde: m.274
  7. 8. Ceza Dairesi, 2025/897 E., 2026/1047 K., 22.01.2026
    İlgili madde: m.278, m.281, m.282
  8. 8. Ceza Dairesi, 2025/7532 E., 2026/910 K., 21.01.2026
    İlgili madde: m.278, m.281, m.282
  9. 8. Ceza Dairesi, 2025/13222 E., 2026/928 K., 21.01.2026
    İlgili madde: m.278, m.281, m.282
  10. 8. Ceza Dairesi, 2025/13269 E., 2026/929 K., 21.01.2026
    İlgili madde: m.278, m.281
  11. 8. Ceza Dairesi, 2025/5177 E., 2026/930 K., 21.01.2026
    İlgili madde: m.278
  12. 8. Ceza Dairesi, 2023/3169 E., 2026/935 K., 21.01.2026
    İlgili madde: m.278
  13. 5. Ceza Dairesi, 2025/11836 E., 2026/84 K., 12.01.2026
    İlgili madde: m.285
  14. 11. Ceza Dairesi, 2025/5487 E., 2026/33 K., 05.01.2026
    İlgili madde: m.285
  15. 5. Ceza Dairesi, 2025/11363 E., 2025/15492 K., 29.12.2025
    İlgili madde: m.285
  16. 1. Ceza Dairesi, 2024/6988 E., 2025/9564 K., 25.12.2025
    İlgili madde: m.279
  17. 8. Ceza Dairesi, 2025/10831 E., 2025/11207 K., 23.12.2025
    İlgili madde: m.283
  18. 6. Ceza Dairesi, 2024/511 E., 2025/11676 K., 22.12.2025
    İlgili madde: m.283
  19. 9. Ceza Dairesi, 2021/27580 E., 2025/9488 K., 16.12.2025
    İlgili madde: m.276
  20. 2. Ceza Dairesi, 2025/15337 E., 2025/23020 K., 15.12.2025
    İlgili madde: m.285
  21. 6. Ceza Dairesi, 2025/6122 E., 2025/11128 K., 11.12.2025
    İlgili madde: m.283
  22. 8. Ceza Dairesi, 2025/7179 E., 2025/9843 K., 03.12.2025
    İlgili madde: m.283
  23. 6. Ceza Dairesi, 2025/6123 E., 2025/10478 K., 01.12.2025
    İlgili madde: m.283
  24. 1. Ceza Dairesi, 2024/3543 E., 2025/8206 K., 24.11.2025
    İlgili madde: m.283
  25. 5. Ceza Dairesi, 2025/8100 E., 2025/13519 K., 24.11.2025
    İlgili madde: m.285
  26. 11. Ceza Dairesi, 2025/3273 E., 2025/10815 K., 08.09.2025
    İlgili madde: m.276
  27. 3. Ceza Dairesi, 2022/23535 E., 2025/16640 K., 02.06.2025
    İlgili madde: m.279
  28. 3. Ceza Dairesi, 2024/6373 E., 2025/11058 K., 15.04.2025
    İlgili madde: m.279
  29. 4. Ceza Dairesi, 2023/10880 E., 2025/5674 K., 25.03.2025
    İlgili madde: m.276
  30. 3. Ceza Dairesi, 2022/14217 E., 2025/9287 K., 25.03.2025
    İlgili madde: m.279
  31. 3. Ceza Dairesi, 2022/21940 E., 2025/7428 K., 11.03.2025
    İlgili madde: m.279
  32. 11. Ceza Dairesi, 2025/453 E., 2025/2231 K., 24.02.2025
    İlgili madde: m.274
  33. 11. Ceza Dairesi, 2025/541 E., 2025/2230 K., 24.02.2025
    İlgili madde: m.274
  34. 8. Ceza Dairesi, 2024/17620 E., 2025/1221 K., 17.02.2025
    İlgili madde: m.281
  35. 8. Ceza Dairesi, 2024/26257 E., 2025/688 K., 23.01.2025
    İlgili madde: m.279
  36. 8. Ceza Dairesi, 2024/23341 E., 2025/474 K., 15.01.2025
    İlgili madde: m.282
  37. 11. Ceza Dairesi, 2024/2989 E., 2024/14950 K., 09.12.2024
    İlgili madde: m.276
  38. 11. Ceza Dairesi, 2024/5407 E., 2024/12665 K., 04.11.2024
    İlgili madde: m.276
  39. 9. Ceza Dairesi, 2024/3 E., 2024/8040 K., 01.10.2024
    İlgili madde: m.274, m.277
  40. 9. Ceza Dairesi, 2024/6 E., 2024/8041 K., 01.10.2024
    İlgili madde: m.274, m.277
  41. 8. Ceza Dairesi, 2024/12519 E., 2024/3099 K., 15.04.2024
    İlgili madde: m.281
  42. 10. Ceza Dairesi, 2023/13490 E., 2023/11056 K., 14.12.2023
    İlgili madde: m.282
  43. 11. Ceza Dairesi, 2023/5878 E., 2023/8383 K., 20.11.2023
    İlgili madde: m.285
  44. 10. Ceza Dairesi, 2020/12587 E., 2021/5715 K., 18.05.2021
    İlgili madde: m.277
  45. 10. Ceza Dairesi, 2020/1814 E., 2021/2301 K., 18.02.2021
    İlgili madde: m.277
  46. 10. Ceza Dairesi, 2020/6228 E., 2020/7403 K., 12.11.2020
    İlgili madde: m.277
  47. 10. Ceza Dairesi, 2020/13751 E., 2020/6687 K., 04.11.2020
    İlgili madde: m.277

Bağlayıcılık derecesine göre sıralı (Anayasa Mahkemesi, içtihadı birleştirme, genel kurullar, daireler); her grupta yeni karar önce. Tam metin karar deposundan istek üzerine yüklenir. Hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ayrıca denetleyin.

Madde bağlantıları, tarihine kadar Resmî Gazete'de yayımlanan değişiklikleri içeren güncel metne gider.

Bu konudaki maddelerde bilinen en yeni değişiklik: 02.03.2024 (m.273).

Anlatım 21.10.2026 tarihinde derlendi. Bağlayıcı olan madde metnidir.

Bu konuyu panelde çalış

Panelde bu konu 11. Kanun Yolları bölümünde yer alıyor.

Panelde çalış