Kanun yolları › Olağan kanun yolları › Temyiz
Temyiz isteminin kabule değer sayılmamasından dolayı hükmü veren
Kısaca
CMK m.296, Bölge Adliye Mahkemesi veya ilk derece mahkemesi tarafından verilen hükme karşı yapılan temyiz isteminin, Yargıtaya gönderilmeden önce hükmü veren mahkemece kabul edilemezlik nedeniyle reddedilmesini düzenler.
Kapsam
Bu konu, Ceza Muhakemesi Kanunu m.296–307 hükümlerini kapsar.
- CMK m.296Mahkemece reddi
- CMK m.297Temyiz dilekçesinin tebliği ve cevabı, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının görevi
- CMK m.298Temyiz isteminin reddi
- CMK m.299Duruşmalı inceleme
- CMK m.300Duruşmada usul
- CMK m.301Temyizde incelenecek hususlar
- CMK m.302Temyiz isteminin esastan reddi veya hükmün bozulması
- CMK m.303Yargıtayca davanın esasına hükmedilecek hâller, hukuka aykırılığın düzeltilmesi
- CMK m.304Yargıtay kararının gönderileceği merci
- CMK m.305Yargıtayda hükmün açıklanması
- CMK m.306Hükmün bozulmasının diğer sanıklara etkisi
- CMK m.307Davaya yeniden bakacak mahkemenin işlemleri
CMK m.296 — Mahkemece reddi
Bu madde, Bölge Adliye Mahkemesi veya ilk derece mahkemesi tarafından verilen hükme karşı yapılan temyiz isteminin, Yargıtaya gönderilmeden önce hükmü veren mahkemece kabul edilemezlik nedeniyle reddedilmesini düzenler. Düzenlediği konular; reddin nedenleri (süre aşımı, temyize konu olamayan hüküm, temyiz hakkı bulunmayan kişi) ile ret kararına karşı iki haftalık başvuru hakkı ve bu başvurunun infazı durdurmamasıdır. Madde, temyiz isteminin kabule değer görülüp görülmediğinin Yargıtayca incelenmesi sonucunda verilecek reddi (m.298) düzenlemez. Temyiz dilekçesinde sebep gösterilmemesi halinde yapılacak işlem (m.298) ile temyiz süresinin başlangıcı ve şekli (m.291) de bu maddenin kapsamı dışındadır. Hükmün temyiz edilebilirliği ve temyiz hakkı konuları ise m.286 ve m.260 ile birlikte okunmalıdır. Madde, temyiz edenin ret kararına karşı yaptığı başvuruyu Yargıtayın inceleyeceği halleri ve sonucunu kapsar.
Mahkemece reddi: hangi kavramlar bilinmeli?
- Temyiz isteminin reddi
- Temyiz dilekçesinin esasa girilmeden, hükmü veren mahkeme tarafından kanun yolu koşulları bakımından reddedilmesi kararıdır. Bu ret, işin esasını incelemeyen ve sadece koşulların yokluğuna dayanan bir karardır.
- Kanuni süre
- Temyiz isteminin yapılabileceği yasal süredir ve kanunda belirlenen süreyi aşan başvurular bu maddeye göre reddedilir. Sürenin hesabı ve başlangıcı bu maddede değil, temyiz süresini düzenleyen hükümde belirlenir.
- Temyiz edilemeyen hüküm
- Kanun gereği kanun yoluna konu olamayan kararlardır. Hükmün temyiz edilebilir olup olmadığı, temyiz edenin kişisel hakkından ayrı bir ölçüte bağlıdır.
- Temyiz hakkı
- Temyiz eden kişinin, belirli bir hükme karşı kanun yoluna başvurma yetkisidir. Bu hak yoksa, süre içinde yapılmış olsa bile temyiz isteği reddedilir.
- Ret kararına itiraz başvurusu
- Temyiz eden kişinin ret kararının tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtaydan karar istemesi yoludur. Bu başvuru, ret kararına karşı yapılan bir inceleme isteğidir ve sadece Yargıtayın kararı ile sonuçlanır.
Mahkemece reddi: hangi şartlar aranır?
- Temyiz isteminin kanuni süre geçtikten sonra yapılmamış olması gerekir; süre aşılmışsa istem bu madde uyarınca reddedilir.
- Hükmün kanun gereği temyiz edilebilir nitelikte olması gerekir; temyiz edilemeyen bir hükme yönelik istem reddedilir.
- Temyiz edenin kanun yoluna başvurma hakkının bulunması gerekir; bu hakkı bulunmayan kişinin istemi reddedilir.
- Ret kararını veren mercii hükmü temyiz olunan bölge adliye mahkemesi veya ilk derece mahkemesi olmalıdır.
- Ret kararı bir karar biçiminde verilmelidir; bu karar esas hakkında değil temyiz isteminin kabul edilebilirliği hakkındadır.
- Ret kararına karşı yapılacak başvuru, ret kararının kendisine tebliğinden itibaren iki hafta içinde yapılmalıdır.
- Yargıtaydan karar istenmesi halinde dosya Yargıtaya gönderilmelidir; bu işlem hükmün infazını durdurmaz.
Mahkemece reddi: hangi sonuçları doğurur?
- Temyiz isteminin kanuni süre geçtikten sonra yapılması halinde hükmü veren mahkeme istemi bir karar ile reddeder.
- Temyiz edilemeyen bir hükmün temyiz edilmesi halinde hükmü veren mahkeme istemi bir karar ile reddeder.
- Temyiz edenin temyiz hakkı bulunmuyorsa hükmü veren mahkeme istemi bir karar ile reddeder.
- Ret kararına karşı iki hafta içinde Yargıtaydan karar istenirse dosya Yargıtaya gönderilir.
- Ret kararına karşı Yargıtaydan karar istenmesi, hükmün infazını ertelemez.
- Ret kararına karşı süresinde başvuru yapılmazsa ret kararı kesinleşir ve temyiz isteği bu kapsamda sona erer.
Süre aşımı / temyiz edilemeyen hüküm / hak yokluğu: fark nedir?
Süre aşımı, temyiz edilemeyen hüküm ve temyiz hakkının bulunmaması, bu maddede ret nedenleri olarak sayılmıştır. Her biri ayrı bir ret gerekçesidir.
Bu nedenler dışında kalan, yani temyiz isteminin sebep içermemesi gibi durumlar bu maddenin değil m.298'in konusudur.
Ret nedeni bu madde kapsamındaysa hükmü veren mahkeme ret kararı verir; değilse istem Yargıtayca incelenir.
Ret kararının kendisi ile yargıtaydan karar isteme başvurusu arasındaki fark nedir?
Hükmü veren mahkemenin ret kararı, temyiz isteminin reddine ilişkin ara karardır ve ayrıca temyiz edilebilir.
Temyiz eden, iki hafta içinde bu ret kararına karşı Yargıtaydan karar istenmesini talep edebilir.
Yargıtaydan karar istenmesi halinde dosya Yargıtaya gönderilir, ancak hükmün infazı ertelenmez.
Mahkemece reddi: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Süre aşımını hesaplarken tebliğ tarihi yerine hükmün verildiği tarihi esas almak; sürenin başlangıcı tebliğdir.
- Ret kararına karşı iki haftalık başvuru süresini, temyiz süresi ile karıştırmak; bu madde ayrı bir süre öngörür.
- Ret kararına karşı yapılan Yargıtay başvurusunun hükmün infazını durdurduğunu varsaymak; madde açıkça infazın ertelenemeyeceğini belirtir.
- Temyiz edilemeyen hüküm ile temyiz hakkı bulunmayan kişiyi birbirine karıştırmak; ikisi ayrı ret nedenleridir.
- Yetkisiz mercinin verdiği ret kararını geçerli saymak; yetkisiz mahkemenin kararı yok hükmündedir ve dosya yetkili merciye gönderilmelidir.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Hükmü veren mahkemenin ek kararla temyiz isteminin reddine karar vermesi halinde, bu ek kararın 296/1 kapsamında temyiz edilebilir olduğu kabul edilmektedir. (1. Ceza Dairesi, 2024/6662 E., 2025/6543 K., 29.09.2025; 1. Ceza Dairesi, 2024/5637 E., 2025/3552 K., 05.05.2025)
- Ek kararın temyiz edilebilir olması için temyiz edenin 260/1 uyarınca temyiz hakkına sahip olması gerektiği kabul edilmektedir. (11. Ceza Dairesi, 2025/229 E., 2025/3644 K., 18.03.2025; 11. Ceza Dairesi, 2024/2881 E., 2024/14141 K., 27.11.2024)
- Temyiz isteminin reddine ilişkin ek kararın yetkisiz mahkemece verilmesi halinde kararın yok hükmünde sayılacağı ve dosyanın yetkili merciye gönderilmesi gerektiği kabul edilmektedir. (1. Ceza Dairesi, 2024/3913 E., 2025/8833 K., 10.12.2025)
- Ret kararı temyiz edilmediği için temyizde istek koşulunun gerçekleşmediği ve Yargıtayın bu nedenle inceleme yapamayacağı kabul edilmektedir. (1. Ceza Dairesi, 2024/3913 E., 2025/8833 K., 10.12.2025)
- Bölge adliye mahkemesinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararlarının kesin nitelikte olması halinde, bu kararlara karşı temyiz isteminin 296/1 uyarınca reddedilmesi gerektiği kabul edilmektedir. (3. Ceza Dairesi, 2023/3934 E., 2025/4095 K., 13.02.2025)
Nasıl ispat edilir?
- Temyiz isteminin süresinde yapılmadığını ileri süren taraf, bu iddiasını dosyadaki tebliğ belgesi ve temyiz dilekçesinin tarihi ile ispatlar.
- Hükmün temyiz edilemez olduğunu ileri süren taraf, hükmün niteliğini ve ilgili kanun maddesini gösterir; bu husus resmi kayıtlardan belirlenir.
- Temyiz hakkının bulunmadığını ileri süren taraf, temyiz edenin sıfatını ve hükümde taraf olup olmadığını belgelerle ispatlar.
- Ret kararına karşı iki haftalık başvurunun süresinde yapıldığını ileri süren taraf, ret kararının tebliğ tarihini gösteren belgeye dayanır; tebliğ tarihi belirleyicidir.
- Temyiz isteminin reddine ilişkin ara kararın temyiz edilebilir olduğunu iddia eden taraf, bu kararın 296/2 kapsamında olduğunu ve temyiz hakkının bulunduğunu gösterir.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 5271 m.298: Yargıtayın temyiz isteminin reddine ilişkin kararı; bu madde ise hükmü veren mahkemenin ret kararını düzenler. Ret gerekçeleri benzerdir ancak merci farklıdır.
- 5271 m.291: Temyiz isteminin süresini ve başlangıcını düzenler; bu maddedeki kanuni süre aşımının ölçütü o hükümdür.
- 5271 m.260: Temyiz hakkını ve bu hakka sahip kişileri belirler; temyiz hakkı yoksa bu maddeye göre ret kararı verilir.
- 5271 m.286: Bölge adliye mahkemesi kararlarının hangilerinin temyiz edilemeyeceğini düzenler; temyiz edilemeyen hüküm nedeniyle ret bu hükme dayanır.
CMK m.297 — Temyiz dilekçesinin tebliği ve cevabı, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının görevi
Madde, hükmü veren bölge adliye mahkemesince temyiz dilekçesinin karşı tarafa tebliğini, karşı tarafın yazılı cevap süresini, dava dosyasının Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesini ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tebliğnamesinin sanık, müdafi, katılan ve vekillerine tebliğini düzenler. Ayrıca tebliğname tebligatlarının adresine yapılmasını ve 262-263. maddelerin saklı tutulmasını düzenler. Kanun yolu sahibi olan tüm taraflar için geçerlidir; hükmü temyiz etmeyen ancak tebliğname görüşü aleyhine olan ilgililer de tebliğname bakımından kapsama girer. Temyiz dilekçesinin reddine ilişkin karar (m.296) ile Yargıtay'ın temyiz incelemesi usulü ve kararları bu maddede düzenlenmez (m.296, m.298 ve m.302 ilgili maddelerdir). Yasal temsilci, eş ve tutuklu sanığa ilişkin özel hükümler (m.262, m.263) bu maddeden ayrı olarak saklıdır. Temyiz başvurusunun içeriği (m.294) ve temyiz süresi (m.291) de bu maddenin konusu değildir.
Temyiz dilekçesinin tebliği ve cevabı, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının görevi: hangi kavramlar bilinmeli?
- Temyiz dilekçesinin tebliği
- Bölge adliye mahkemesince reddedilmeyen temyiz dilekçesinin bir örneğinin karşı tarafa gönderilmesi işlemidir. Amaç, karşı tarafa cevap verme imkânı tanımaktır.
- Yazılı cevap
- Tebliğ edilen tarafın, belirlenen süre içinde yazılı olarak yaptığı karşı beyandır. Cevap verilmesi zorunlu değildir; süre geçtiğinde dosya cevapsız da gönderilir.
- Tebliğname
- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca, hükmün hangi şekilde karar verilmesi gerektiği yönünde düzenlenen ve gerekçeli görüş içeren yazılı belgedir. Taraflarca ileri sürülen temyiz nedenlerine bağlı değildir.
- Aleyhine sonuç doğurabilecek görüş
- Tebliğnamede ilgili tarafın aleyhine bir sonuca yol açabilecek bir görüşün bulunmasıdır. Bu ölçüt, tebliğname tebliğinin zorunlu olup olmadığını belirler.
- Son adres
- İlgililerin dava dosyasından belirlenen adresidir. Tebliğname tebligatlarının geçerliliği bu adrese yapılmaya bağlıdır.
Temyiz dilekçesinin tebliği ve cevabı, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının görevi: hangi şartlar aranır?
- Hükmü veren bölge adliye mahkemesinin, temyiz dilekçesini 296. maddeye göre reddetmemiş olması gerekir.
- Reddedilmeyen temyiz dilekçesinin bir örneği karşı tarafa tebliğ edilmelidir; karşı taraf tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde yazılı cevap verebilir.
- Cevap verildiğinde veya cevap süresi dolduğunda dava dosyası bölge adliye mahkemesince Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmelidir.
- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen tebliğname, hükmü temyiz eden veya aleyhine sonuç doğurabilecek görüş içeren sanık ya da müdafii ile katılan ya da vekillerine ilgili dairesince tebliğ edilmelidir.
- Tebliğnamenin tebliği, ilgililerin dava dosyasındaki son adreslerine yapılmalıdır.
- Tebliğnameye karşı ilgili taraf tebliğden itibaren iki hafta içinde yazılı cevap verebilir; 262 ve 263. maddelerdeki yasal temsilci, eş ve tutuklu sanığa ilişkin düzenlemeler saklıdır.
Temyiz dilekçesinin tebliği ve cevabı, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının görevi: hangi sonuçları doğurur?
- Bölge adliye mahkemesi temyiz dilekçesini 296. maddeye göre reddetmişse, karşı tarafa tebligat yapılmaz ve dosya Yargıtay'a bu aşamada gönderilmez.
- Karşı taraf süresi içinde cevap vermezse dava dosyası cevapsız olarak Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilir.
- Tebliğname hükmü temyiz etmeyen ancak aleyhine görüş içeren ilgili tarafa da tebliğ edilir; tebliğ edilmezse ilgili tarafın tebliğnameye karşı cevap hakkı doğmaz.
- Tebliğname ilgiliye tebliğ edilmeden Yargıtay dairesi incelemesi yapıp karar verirse, bu durum buyurucu hükme aykırılık sayılır ve karar hukuka aykırı olur.
- Tebligatların dava dosyasındaki son adreslere yapılması geçerlilik için yeterlidir.
Temyiz dilekçesinin tebliği ile tebliğname tebliği arasındaki fark nedir?
Temyiz dilekçesinin tebliği, bölge adliye mahkemesinin dilekçeyi reddetmediği durumda karşı tarafa yapılan ilk tebligattır.
Tebliğname tebliği, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının düzenlediği görüş belgesinin ilgililere bildirilmesidir.
İki tebligatın muhatabı ve süresi farklıdır: birincisinde karşı taraf, ikincisinde sanık, müdafii, katılan veya vekilleri muhataptır; ikisi de iki haftalık cevap süresi taşır.
Hükmü temyiz eden ilgili ile hükmü temyiz etmeyen ilgili arasındaki fark nedir?
Hükmü temyiz eden sanık, müdafii, katılan veya vekilleri tebliğnamenin tebliğini doğrudan talep edebilir.
Hükmü temyiz etmemiş olan ilgili, tebliğnamede aleyhine sonuç doğurabilecek bir görüş bulunmadıkça tebliğ almaz.
Tebliğnamede aleyhine görüş varsa temyiz etmeyen ilgiliye de tebliğ yapılır; yoksa tebliğ yapılmaz.
Yasal temsilci, eş ve tutuklu sanık ile genel hal arasındaki fark nedir?
Yasal temsilci, eş ve tutuklu sanık için 262 ve 263. maddeler saklıdır.
Diğer ilgililer için 297. maddedeki genel tebligat ve cevap kuralları uygulanır.
Kanun yolu başvurusu bakımından özel düzenleme uygulanır; tebliğname tebligatı genel usulle yapılır.
Temyiz dilekçesinin tebliği ve cevabı, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının görevi: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Tebliğnameyi yalnızca hükmü temyiz eden tarafa tebliğ etmek; aleyhine görüş içeren hükmü temyiz etmeyen ilgiliyi de kapsamak gerekir.
- Tebliğname tebliğ edilmeden dosyayı Yargıtay dairesinin incelemesine göndermek; bu durum buyurucu hükme aykırılık yaratır.
- Cevap süresini tebliğ tarihinden değil, dosyanın gönderildiği tarihten saymak; süre tebliğ tarihinden başlar.
- Tebligatı dava dosyasındaki son adres dışında bir adrese yapmak; 297/4 gereğince son adrese tebligat geçerlidir.
- Yasal temsilci, eş ve tutuklu sanığa ilişkin 262 ve 263. maddeleri göz ardı etmek; bu maddeler saklıdır.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Tebliğnamenin sanığa veya müdafiine tebliğ edilmeden Yargıtay dairesinin inceleme yapıp karar vermesinin buyurucu hükme aykırılık oluşturduğu kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2014/349 E., 2017/441 K., 31.10.2017)
- Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin Göç/Türkiye kararı sonrasında tebliğname kuralının 5271 sayılı Kanunun 297. maddesine girdiği ve adil yargılanma ilkesinin bir gereği olduğu kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2018/305 E., 2018/539 K., 15.11.2018; Ceza Genel Kurulu, 2011/324 E., 2011/298 K., 27.12.2011)
- Tebliğnamenin yalnızca hükmü temyiz eden tarafa değil, aleyhine görüş içeren diğer ilgililere de bildirilmesi gerektiği kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2011/324 E., 2011/298 K., 27.12.2011; Ceza Genel Kurulu, - E., 2011/298 K., 27.12.2011)
- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının tebliğnamesinin davanın taraflarına bildirilmemesinin adil yargılanma hakkını ihlal ettiği kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2008/195 E., 2008/209 K., 23.09.2008)
- Tebliğnamenin tebliğ edilmediği durumda, mahkemenin Yargıtay'a dosyayı tebliğname için iade etmesi gerektiği kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2007/226 E., 2007/215 K., 30.10.2007)
Nasıl ispat edilir?
- Tebliğnamenin ilgiliye tebliğ edildiğini ispat yükü, tebligatı yapan mahkemeye veya Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına aittir; dosyadaki tebliğ belgesi ile ispatlanır.
- Temyiz dilekçesinin karşı tarafa tebliğinin yapıldığı, tebliğ tarihi ve son adres bilgisi dava dosyasındaki tebliğ belgesinden anlaşılır.
- Cevap süresinin dolduğunu ve cevabın verilip verilmediğini gösteren belge dava dosyasında yer alır; cevap verilmediğini iddia eden taraf bunu dosya üzerinden ispatlar.
- Tebliğnamenin ilgili sanık veya müdafiine tebliğ edilmediği iddiası ileri süren taraf, tebliğ belgesinin bulunmadığını gösterir; tebliğ eksikliği dosyadan anlaşılırsa Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tebligatı giderir.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 5271 m.296: Bölge adliye mahkemesinin temyiz dilekçesini reddettiği durumda 297. maddedeki tebliğ ve dosya gönderme işlemleri yapılmaz.
- 5271 m.262: Yasal temsilcinin, eşin ve tutuklu sanığın kanun yollarına başvurusunu düzenler; 297/5 gereğince saklıdır.
- 5271 m.263: Yasal temsilci, eş ve tutuklu sanığın kanun yolu başvurusuna ilişkin ikinci düzenlemedir; 297/5 gereğince saklıdır.
- 5271 m.294: Temyiz başvurusunun içeriğini düzenler; 297'nin tebliğ edilecek temyiz dilekçesinin niteliğini belirler.
CMK m.298 — Temyiz isteminin reddi
Madde, Yargıtay'ın temyiz isteminin şekli ve hukuki ehliyetten kaynaklanan eksikleri nedeniyle temyiz istemini doğrudan reddetmesinin şartlarını düzenler. Bu kapsamda süresinde yapılmayan temyiz, temyiz edilemeyen hüküm, temyiz hakkı bulunmayan kişinin başvurusu ve temyiz dilekçesinde temyiz sebebi bulunmaması hâlleri sayılır. Madde yalnızca Yargıtay'ın reddini düzenler; hükmü temyiz olunan bölge adliye veya ilk derece mahkemesinin reddine ilişkin 296. maddeyi, ret kararına karşı Yargıtay'dan karar istenmesini ve temyiz dilekçesinin tebliğini ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının işlemlerini düzenlemez. Temyiz sebeplerinin içeriğinin esastan incelenmesi ve bozma sebepleri de bu maddenin konusu değildir (m.294, m.301). Maddenin uygulandığı kişi, temyiz eden tarafların tamamıdır.
Temyiz isteminin reddi: hangi kavramlar bilinmeli?
- Temyiz isteminin reddi
- Yargıtayın, temyiz başvurusunu esasa girmeden, yalnızca şekli ve ehliyet koşullarına bakarak sonlandıran kararıdır. Yargıtay bu kararla hükmün esasını incelemez.
- Temyiz edilemeyen hüküm
- Kanunen temyiz yoluna kapalı tutulmuş hükümlerdir. Hükmün türü, cezanın miktarı ve kanunda sayılan istisnalar bu ölçütü belirler; hüküm temyiz edilemez ise istem reddedilir.
- Temyiz hakkı
- Hükmün tarafına ya da ilgiliye kanunun tanıdığı, hükmü üst mercie götürme yetkisidir. Hakkı olmayan kişinin başvurusu esasa girilmeden reddedilir.
- Temyiz sebebi
- Temyiz dilekçesinde hükmün hangi nedenle bozulmasının istendiğinin gösterilmesidir. Temyiz sebebi yalnızca hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.
Temyiz isteminin reddi: hangi şartlar aranır?
- Temyiz isteminin kanuni süre içinde yapılmış olması gerekir; süre geçmişse istem reddedilir.
- Temyiz edilen hükmün kanun yoluna açık olması gerekir; kanunen temyiz edilemeyen hükümler bakımından istem reddedilir.
- Temyiz edenin temyiz hakkına sahip olması gerekir; bu hakkı bulunmayan kişinin istemi reddedilir.
- Temyiz dilekçesinde hükmün neden bozulmasının istendiğini gösteren bir temyiz sebebi bulunmalıdır; sebep gösterilmemişse istem reddedilir.
- Yukarıdaki eksikliklerden biri saptanmalıdır; saptanan eksiklik Yargıtayın kendisini reddetme yetkisi doğurur.
Temyiz isteminin reddi: hangi sonuçları doğurur?
- Temyiz isteminin süresinde yapılmadığı saptanırsa Yargıtay istemi reddeder.
- Hüküm temyiz edilemez nitelikteyse istem reddedilir.
- Temyiz hakkı bulunmayan kişinin istemi reddedilir.
- Temyiz dilekçesinde temyiz sebebi yoksa istem reddedilir.
- Yukarıdaki eksikliklerden hiçbiri saptanmazsa Yargıtay istemi reddetmez ve incelemeyi esasa ilişkin olarak yürütür.
- Ret kararı Yargıtayca verildiğinde hüküm kesinleşme yoluna girer; bu nedenle ret kararı ile birlikte hükmün infazı önünde engel kalmaz.
- Madde emredici niteliktedir; Yargıtay bu eksiklikleri saptadığında takdir yetkisi kullanmaz, istemi reddetmek zorundadır.
Yargıtay reddi ile hükmü veren mahkemece ret (m.296) arasındaki fark nedir?
Bu maddede Yargıtay, temyiz dosyası kendisine geldikten sonra şekli ve ehliyet eksikliklerini saptayıp istemi reddeder.
Hükmü veren bölge adliye veya ilk derece mahkemesi, dosya Yargıtaya gitmeden aynı nedenlerle istemi reddedebilir.
Ret merci değişir; ret kararına karşı Yargıtaydan karar istenmesi yolu ise 296. maddededir ve iki hafta süreye bağlıdır.
Temyiz edilemeyen hüküm ile temyiz hakkı olmayan kişi arasındaki fark nedir?
Temyiz edilemeyen hüküm, hükmün türü veya miktarı nedeniyle kanun yoluna kapalıdır.
Temyiz hakkı olmayan kişi, hüküm temyiz edilebilir olsa bile sıfatı nedeniyle başvuru yapamaz.
Her iki hâlde de istem reddedilir; ancak ilki hükmün niteliğinden, ikincisi başvuranın sıfatından kaynaklanır ve uygulamada ayrı gerekçelerle reddedilir.
Süre aşımı ile temyiz sebebi eksikliği arasındaki fark nedir?
Süre aşımında temyiz dilekçesi süresinden sonra verilmiştir.
Temyiz sebebi eksikliğinde dilekçe zamanında verilmiş, ancak neden bozma istenmediği gösterilmemiştir.
Her ikisinde de istem reddedilir; ancak sebep eksikliği, dilekçe içeriğinin incelenmesini gerektirdiği için uygulamada ayrıca ihtar ve tebligat sorununu gündeme getirir.
Temyiz sebebi eksikliği ile maddi vakıa itirazı arasındaki fark nedir?
Temyiz sebebi hiç gösterilmemişse dilekçe bu maddeye göre reddedilir.
Sebep gösterilmiş ama maddi vakıanın yeniden değerlendirilmesini isteyen bir sebeple ilgiliyse, bu sebep esasa ilişkin sayılır ve red koşulu oluşmaz.
Maddi vakıa denetimi gerektiren sebep, kanunda Yargıtayın incelemesi dışında tutulduğundan, bu tür sebep içeren istem reddedilmez, ancak değerlendirme sınırı içinde kalır.
Temyiz isteminin reddi: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Temyiz sebebi gösterilmemiş dilekçeyi, sonradan verilen ek dilekçeyle tamamlanabilir saymak; sebep dilekçe süresi içinde gösterilmelidir.
- Yargıtayın bu maddedeki reddi ile hükmü veren mahkemenin 296. maddedeki reddini birbirine karıştırmak; ret merci ve ret kararına karşı yol farklıdır.
- Temyiz edilemeyen hükmü, cezanın miktarına bakmadan temyiz edilebilir saymak; istinaf kararının kesinliği cezanın türü ve miktarına bağlıdır.
- Maddi vakıa denetimi gerektiren bir sebebi, hukuki sebep olmadığı gerekçesiyle reddetmek; bu tür sebep esasa ilişkin değerlendirilir.
- Süre aşımını, temyiz edenin fiilen bilgi sahibi olmasına bağlamak; süre tebliğden işlemeye başlar.
- Ret kararından sonra hükmün infazının kendiliğinden durduğunu sanmak; ret kararına karşı Yargıtaydan karar istenmesi infazı ertelemez.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Temyiz dilekçesinde hukuka aykırılık sebebi gösterilmediği ve dosyada kesin bozma nedeni tespit edilmediği durumlarda istemin 298. madde uyarınca reddedildiği kabul edilmektedir. (1. Ceza Dairesi, 2024/2930 E., 2025/9754 K., 30.12.2025; 1. Ceza Dairesi, 2024/1393 E., 2025/9756 K., 30.12.2025)
- Ceza miktarı nedeniyle istinaf kararının kesin olması hâlinde temyiz istemi reddedilmektedir. (1. Ceza Dairesi, 2025/7020 E., 2026/1652 K., 05.03.2026)
- Beraat hükmünün gerekçesine yönelik olmayan temyizde hukuki yarar bulunmadığından istemin reddedildiği kabul edilmektedir. (8. Ceza Dairesi, 2022/4719 E., 2026/473 K., 13.01.2026)
- Hükmün temyiz edilemez olduğu veya temyiz hakkı bulunmadığı, ilgili suç bakımından dosyada hüküm bulunmaması ya da suçtan zarar görenin sıfatı yoksa, reddin dayanağı olarak uygulanmaktadır. (1. Ceza Dairesi, 2024/4234 E., 2025/9240 K., 18.12.2025)
- Temyiz eden tarafın yetkisi yoksa ya da başvuru, hükmün tarafı olmayan bir kişiden geliyorsa, istem esasa girilmeden reddedilmektedir. (Genel Kurul, 2019/42687 E., 08.03.2023)
- Savcının tebliğnamesine uygun olarak temyiz isteminin reddine karar verilmesi uygulamada görülmektedir. (1. Ceza Dairesi, 2024/1393 E., 2025/9756 K., 30.12.2025; 1. Ceza Dairesi, 2024/2930 E., 2025/9754 K., 30.12.2025)
Nasıl ispat edilir?
- Temyiz isteminin süresinde yapıldığını ve temyiz hakkının bulunduğunu gösterme yükü temyiz edendedir; tebliğ tarihi ve dilekçe tarihi bu bakımdan belirleyicidir.
- Hükmün temyiz edilebilir olduğunu ve kanunda temyiz kapsamına girdiğini gösterme yükü, başvuranın lehine olan tarafa aittir; bu konuda dosya kayıtları ve hükmün niteliği belirleyicidir.
- Temyiz dilekçesinin temyiz sebebi içerip içermediği dilekçenin kendisinden anlaşılır; sebep gösterilmediğini ortaya koyma yükü Yargıtaya, dilekçe incelemesine dayanarak düşer.
- Karşı tarafın maddi vakıa denetimi gerektiren sebep öne sürmesi hâlinde, bu sebebin gerçekte hukuki yöne ilişkin olduğunu gösterme yükü ileri süren tarafa aittir.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 5271 sayılı Kanun m.296: Hükmü temyiz olunan bölge adliye veya ilk derece mahkemesinin aynı nedenlerle istemi reddetmesini düzenler; ret kararına karşı Yargıtaydan karar istenmesi yolunu da gösterir.
- 5271 sayılı Kanun m.294: Temyiz eden, hükmün neden bozulmasını istediğini temyiz dilekçesinde göstermek zorundadır; 298. maddedeki temyiz sebebi eksikliğinin dayanağıdır.
- 5271 sayılı Kanun m.291: Temyiz süresini düzenler; 298. maddedeki süre aşımı reddinin ölçütüdür.
- 5271 sayılı Kanun m.286: Temyiz edilebilir ve edilemez hükümleri ayırır; hükmün temyiz edilemez olduğunun belirlenmesinde kullanılır.
- 5271 sayılı Kanun m.260: Temyiz hakkını sahiplerine tanır; 298. maddedeki hakkı olmayan kişi ayrımının dayanağıdır.
- 5271 sayılı Kanun m.297: Temyiz dilekçesinin tebliği ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının işlemleri, reddin öncesinde yürüyen süreçtir; reddin usulünü tamamlar.
CMK m.299 — Duruşmalı inceleme
Madde, Yargıtay'da temyiz incelemesinin duruşmalı yapılmasına ilişkin esasları düzenler. Düzenlediği konular; duruşmalı incelemenin koşulu olan ceza miktarı eşiği, Yargıtay'ın takdir yetkisi, duruşma gününün ilgililere bildirilmesi, sanığın duruşmada temsil edilmesi ve tutuklu sanığın duruşmaya katılma isteminin yasaklanmasıdır. Uygulama, Yargıtay'a yapılan temyiz başvurusunda yer alan sanık ve bu kişinin müdafi veya vekili bakımındandır. Düzenlemediği konular; duruşmalı incelemenin istenme süresi ve usulü (m.290 ve izleyen temyiz hükümleri), temyiz sebepleri (m.288 ve m.289), temyiz talebinin reddi (m.298) ve duruşmaya katılanın çağrılması konusunda Kanunun genel temyiz hükümleridir.
Duruşmalı inceleme: hangi kavramlar bilinmeli?
- Duruşmalı inceleme
- Yargıtay'ın temyiz incelemesini dosya üzerinden değil, ilgililerin hazır bulunabileceği bir duruşma yaparak yürütmesidir. Kural olarak temyiz incelemesi dosya üzerinden yapılır; duruşmalı inceleme ancak bu maddede aranan koşullarla gerçekleşir.
- Takdir yetkisi
- Yargıtay'ın, koşul gerçekleştiğinde bile duruşmalı inceleme yapıp yapmayacağına kendi değerlendirmesiyle karar verme yetkisidir. Madde 'uygun görmesi halinde' ifadesiyle bu yetkiyi tanır.
- Tutuklu sanık
- Temyiz incelemesi sırasında tutukluluğu devam eden sanıktır. Madde 2. fıkraya göre bu sanık duruşmaya katılma isteminde bulunamaz.
Duruşmalı inceleme: hangi şartlar aranır?
- Temyiz edilen hükümde on yıl veya daha fazla hapis cezasına hükmedilmiş bulunmalıdır.
- Yargıtay, incelemeyi duruşma yoluyla yapmayı uygun görmüş olmalıdır; bu takdir Yargıtay'a aittir.
- Duruşmalı inceleme yapılacaksa duruşma gününden sanığa, katılana, müdafi ve vekile haber verilmelidir.
- Sanık tutuklu değilse duruşmada hazır bulunabilir veya kendisini bir müdafi ile temsil ettirebilir.
- Sanık tutuklu ise duruşmaya katılmak isteminde bulunamaz; bu durumda duruşmalı inceleme isteği sanık bakımından dinlenmez.
Duruşmalı inceleme: hangi sonuçları doğurur?
- On yıl veya daha fazla hapis cezasına ilişkin hükümde Yargıtay duruşmalı incelemeyi uygun görürse, duruşma günü ilgililere bildirilerek duruşma yapılır.
- On yıl eşiğinin altında kalan hükümlerde bu madde uyarınca duruşmalı inceleme yapılmaz; inceleme dosya üzerinden yürütülür.
- Yargıtay coşulu sağlayan hükümde duruşmalı incelemeyi uygun görmezse, madde bu durumda bir ret gerekçesi öngörmemiştir; dosya üzerinden inceleme yapılır.
- Tutuklu sanığın duruşmaya katılma isteği bu madde gereği kabul görmez; bu istem üzerine duruşma yapılması sanık bakımından bir hak doğurmaz.
- Duruşma gününün ilgililere bildirilmemesi, usul bakımından duruşmalı incelemenin eksik yürütülmesi anlamına gelir.
- Duruşmaya katılmayan sanık, müdafi aracılığıyla temsil edilebilir; bu durumda incelemenin yapılması engellenmez.
Zorunlu duruşma ile takdire bağlı duruşma arasındaki fark nedir?
Madde, duruşmalı incelemeyi zorunlu bir yükümlülük olarak değil, Yargıtay'ın uygun görmesine bağlı bir olanak olarak düzenler.
Metnin ilk hali 'sanığın veya katılanın istemi üzerine veya re'sen' ifadesini taşıyordu; bu ibare 696 sayılı KHK ile çıkarılmıştır.
Değişiklikten sonra sanığın duruşma istemi, Yargıtay'ı duruşma yapmaya zorunlu kılmaz; istem reddedildiğinde ret gerekçesinin açıklanıp açıklanmayacağı uygulamada tartışmalıdır.
Sanığın kendisi ile müdafi ile temsil arasındaki fark nedir?
Sanık duruşmada bizzat hazır bulunabilir.
Sanık kendisini bir müdafi ile de temsil ettirebilir.
Her iki yol da birbirinin alternatifidir; sanığın bizzat gelmemesi, duruşmanın yapılmasına engel değildir.
Duruşmalı inceleme: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Maddedeki 'on yıl veya daha fazla' ifadesini soyut ceza miktarı ile karıştırmak; oysa madde hükümdeki ceza miktarına atıf yapmaktadır, konuda tartışma olduğu da belirtilmelidir.
- Yargıtay'ın 'uygun görme' takdirini zorunlu duruşma gibi değerlendirmek; istemin reddi tek başına duruşma hakkının ihlali sayılmaz.
- Tutuklu sanığın duruşmaya katılma isteğini ara kararın gerekçesiz reddi gibi değerlendirmek; madde bu isteğin yapılamayacağını açıkça belirtir.
- Katılanın duruşmaya çağrılmasını her hâlde mümkün saymak; bu ancak hükmün temyiz edilmiş olması koşuluyla mümkündür.
- Duruşma gününü sanık ve müdafiye bildirmeden duruşmalı inceleme yapmak; bildirim zorunludur.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Yargıtay, on yıl eşiğine ilişkin koşulu sağlayan hükümlerde duruşmalı incelemenin uygun görülüp görülmeyeceğini kendi takdirine bağlı tutmakta ve bu takdiri çoğunlukla dosyadaki hükmün ağırlığına göre kullanmaktadır. (2. Ceza Dairesi, 2023/20612 E., 2025/22102 K., 08.12.2025; 9. Ceza Dairesi, 2025/6605 E., 2025/8761 K., 24.11.2025)
- Hükmolunan ceza miktarının duruşmalı inceleme koşulunu karşılayıp karşılamadığı, duruşmalı inceleme isteyen sanık müdafiinin talebinin değerlendirilmesinde esas alınmaktadır. (2. Ceza Dairesi, 2023/14524 E., 2025/18054 K., 14.10.2025)
- Duruşmalı inceleme talebinin, uygun görme takdirinin kullanılmasına ilişkin bir karar verilerek dosyanın esastan incelenmesi biçiminde sonuçlandığı görülmektedir. (9. Ceza Dairesi, 2022/12713 E., 2023/2293 K., 12.04.2023)
- Ceza Genel Kurulu, eski mevzuata ilişkin bir içtihatta on yıl ve daha fazla ceza koşulunun varlığı halinde duruşmalı incelemenin yapılması gerektiği sonucuna varmış ve bu yorumu 5271 sayılı Kanun m.299 ile birlikte okumuştur. (Ceza Genel Kurulu, 2011/149 E., 2011/167 K., 12.07.2011)
- Tutuklu sanık yönünden duruşmaya katılma isteminin reddi uygulamada bu maddenin 2. fıkrasına dayandırılmaktadır. (2018/96 E., 2023/222 K., 27.12.2023)
Nasıl ispat edilir?
- Duruşmalı inceleme isteyen taraf, hükmün on yıl veya daha fazla hapis cezası içerdiğini hükmün fıkrasından göstermek zorundadır; bu, hükmün kendisiyle ispatlanır.
- Sanığın tutuklu olup olmadığı, tutukluluk kararı ve dosya kapağındaki durum belgesi ile ispatlanır; tutuklu ise 2. fıkra uygulanır.
- Duruşma gününün ilgililere bildirildiğini ispat yükü mahkemededir; tebligat belgesi bu konudaki başlıca delildir.
- Sanığın duruşmaya bizzat katılmak veya müdafi ile temsil olmak istediğine ilişkin beyan, temyiz dilekçesi veya müdafi vekâletnamesi ile ortaya konur.
- Yargıtay'ın uygun görme takdirini kullanmadığını gösteren, dosyada yer alan bir karar veya tutanak bulunmadığında, inceleme şekline ilişkin itirazlar dosya kayıtlarıyla değerlendirilir.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 5271 m.290: Duruşmalı inceleme isteğinin temyiz dilekçesi ile birlikte yapılması ve süresi gibi usul kurallarını düzenler; bu madde ise duruşmalı incelemenin koşullarını ve yürütülmesini düzenler.
- 5271 m.298: Süresinde veya kanuni koşullara uygun olmayan temyiz isteminin reddini düzenler; duruşmalı inceleme isteminin usulden reddi bu hükümle bağlantılıdır.
CMK m.300 — Duruşmada usul
CMK m.300, Yargıtay'da temyiz incelemesinin duruşmalı yapılacağı hâllerde duruşmanın açılış usulünü ve sözlerin sırasını düzenler. Düzenlenen konular şunlardır: duruşmadan önce hazırlanan raporun üyelere açıklanması, üyelerin dosyayı bizzat incelemesi, duruşmanın açılması, Yargıtay Cumhuriyet savcısının hazır bulunması ve taraflara söz verilme sırası. Madde yalnızca Yargıtay temyiz duruşmasına uygulanır; ilk derece ve bölge adliye mahkemesi duruşmalarındaki sorgu, delil ve savunma usulü bu maddenin kapsamında değildir. Duruşmanın açıklığı (m.182-202), duruşmada belgelerin okunması (m.209) ve delil tartışması (m.216) başka maddelerde düzenlenir. Duruşmasız (dosya üzerinden) inceleme ile temyiz incelemesinin genel usulü ve süreleri de bu maddenin konusu değildir.
Duruşmada usul: hangi kavramlar bilinmeli?
- Tetkik hâkimi
- Temyiz mahkemesinde dosyayı inceleyip rapor hazırlamakla görevlendirilen hâkimdir. Raporu hazırlaması, dosyanın üyelere ayrıca incelenmesini ortadan kaldırmaz.
- Rapor
- Görevlendirilen üye veya tetkik hâkiminin, duruşmadan önce dosyayı inceleyerek hazırladığı yazılı değerlendirmedir. Duruşma açılmadan önce üyelere açıklanması zorunludur.
- Son söz
- Duruşmanın sonunda taraflara tanınan en son açıklama hakkıdır. Maddeye göre son söz mutlaka sanığa verilir ve bu hak başka bir tarafa devredilemez.
- Temyiz isteyen taraf
- Hükme karşı kanun yoluna başvuran taraftır. Söz sırasında bu tarafa öncelik tanınır; başvuran taraf birden fazlaysa sıra kanunda belirlenmemiştir.
Duruşmada usul: hangi şartlar aranır?
- Duruşmadan önce, duruşmalı incelemeye konu dosyanın bir üye veya tetkik hâkimine verilmiş ve bu kişi tarafından raporun hazırlanmış olması gerekir.
- Hazırlanan rapor üyelere açıklanmalıdır.
- Üyeler dosyayı ayrıca bizzat incelemelidir.
- Yukarıdaki hususlar gerçekleşmeden duruşma açılmamalıdır.
- Duruşmada Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının ya da onun yerine görevlendirdiği Yargıtay Cumhuriyet savcısının hazır bulunması zorunludur.
- Söz, temyiz isteyen tarafa önce verilmelidir; ardından Yargıtay Cumhuriyet savcısı, sanık, müdafi, katılan ve vekili iddia ve savunmalarını açıklar.
- Son söz mutlaka sanığa verilmelidir.
Duruşmada usul: hangi sonuçları doğurur?
- Rapor açıklanmadan ya da üyeler dosyayı bizzat incelemeden duruşma açılırsa, usul eksikliği bulunur.
- Yargıtay Cumhuriyet savcısı hazır bulunmazsa duruşmanın usulüne uygun yapılmadığı kabul edilir.
- Temyiz isteyen tarafa önce söz verilmezse usul hatası doğar.
- Sanığa son söz verilmezse savunma hakkı ihlal edilmiş olur ve bu durum hükmün bozulmasına neden olabilir.
- Duruşmanın açılması için gereken hususlar gerçekleşmişse duruşma açılır ve taraflar sırayla açıklamalarını yapar.
Rapor açıklaması ile üyelerin bizzat dosya incelemesi arasındaki fark nedir?
Raporun açıklanması, dosyanın tetkik hâkimi tarafından incelenip raporun hazırlanmasını gerektirir.
Üyelerin bizzat dosya incelemesi, rapora bağlı kalmadan yapılan ayrı bir kontroldür.
İkisi de duruşmanın açılmasından önce tamamlanmalıdır; birinin eksikliği duruşmanın usulüne uygun açılmadığı anlamına gelir.
Temyiz isteyen taraf ile karşı taraf arasındaki fark nedir?
Temyiz isteyen tarafa söz önce verilir.
Karşı taraf, temyiz isteyen tarafın açıklamasından sonra söz alır.
Söz sırası temyiz isteyen tarafa göre belirlenir; sıra değişirse usul eksikliği doğar.
Sanık ile diğer taraflar arasındaki fark nedir?
Sanığa en son söz verilmesi zorunludur.
Diğer taraflar sıra içinde açıklamalarını yapar.
Sanığın son sözü kaldırılırsa veya ona söz verilmezse savunma hakkının ihlali söz konusu olur.
Duruşmada usul: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Raporun açıklanmasını yeterli görüp üyelerin dosyayı ayrıca incelemesini atlamak; iki işlem de duruşmanın açılmasından önce yapılmalıdır.
- Temyiz isteyen taraf birden fazlaysa söz sırasını rastgele belirlemek; temyiz eden tarafa öncelik tanındığı unutulmamalıdır.
- Sanığın son sözünü, karşı tarafın açıklamasından sonra verilen bir tekrar hakkı ile karıştırmak; maddenin gerektirdiği son söz sanığa aittir.
- Yargıtay Cumhuriyet savcısının hazır bulunmamasını yalnızca bir eksiklik sayıp usul bozma sonucunu gözden kaçırmak.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Yargıtay, Yargıtay Cumhuriyet savcısının duruşmada hazır bulunmasını ve söz sırasının kanuna uygun uygulanmasını usulün temel unsurları olarak kabul etmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2007/38 E., 2007/44 K., 02.02.2007)
- Savunma hakkının kısıtlanması niteliğinde olduğu için sanığa en son söz verilmemesi usul bozma nedeni sayılmaktadır. (14. Ceza Dairesi, 2016/1416 E., 2016/5031 K., 24.05.2016)
Nasıl ispat edilir?
- Rapor açıklamasının yapıldığını ve üyelerin dosyayı incelediğini gösteren belge, duruşma tutanağıdır; tutanağa karşı yalnız sahtecilik iddiası ileri sürülebilir.
- Yargıtay Cumhuriyet savcısının hazır bulunduğu duruşma tutanağından anlaşılır; hazır bulunmadığını ileri süren taraf bunu tutanakla ispat etmek zorundadır.
- Söz sırasına uyulup uyulmadığı duruşma tutanağındaki açıklama kayıtlarıyla belirlenir; sözün verilmediğini ileri süren taraf bunu tutanaktan ya da kayıttan ispatlamalıdır.
- Sanığa son sözün verildiği tutanakta yer almalıdır; son sözün verilmediğini ileri süren taraf, bu eksikliği tutanakla ortaya koymalıdır.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 5271 m.182-202: Duruşmanın açıklığı ve kapalı duruşma kuralları düzenlenmiştir; m.300 duruşmanın açılış ve söz usulünü düzenlediği için bu maddelerle birlikte uygulanır.
- 5271 m.209: Duruşmada anlatılması gereken belgeleri düzenler; m.300 ise duruşmanın açılış usulünü belirler.
- 5271 m.216: Ortaya konulan delillere ilişkin tartışmada söz sırasını düzenler; m.300'deki söz sırası ile benzer bir yapı taşır.
CMK m.301 — Temyizde incelenecek hususlar
5271 sayılı Kanun'un 301. maddesi, Yargıtayın temyiz incelemesinin kapsamını belirler. Yalnızca temyiz başvurusunda ileri sürülen hususlarla, temyiz isteminin usule ilişkin noksanlardan kaynaklanması hâlinde temyiz başvurusunda bu noksanı belirten olaylarla sınırlı inceleme yapılmasını düzenler. Kurala, temyiz eden tarafın yanı sıra temyiz hakkı bulunan ve temyiz başvurusu yapan herkes bakımından başvurulur. Maddenin metni, Yargıtayın hangi hallerde hükmü re'sen inceleyeceğini, bozma ve düzeltilerek onama koşullarını ya da davanın esasına hükmetmeyi düzenlemez (m.302, m.303). Temyiz dilekçesinin içeriği ve gerekçe zorunluluğu da bu maddenin konusu değildir (m.294). Bölge adliye mahkemesi kararlarının temyizinde incelemenin ayrıntıları ile yargılama giderleri ve vekâlet ücreti gibi kalemlerin denetimi bu maddenin kapsamı dışındadır.
Temyizde incelenecek hususlar: hangi kavramlar bilinmeli?
- Temyiz kapsamı
- Yargıtayın, temyiz başvurusunda öne sürülen hususlar ile usule ilişkin noksanlardan doğan olaylarla sınırlı olarak yapacağı incelemenin alanıdır. Kapsam dışında kalan hususlar hakkında Yargıtay kendiliğinden inceleme yapmaz.
- Temyiz başvurusunda belirtilen hususlar
- Temyiz dilekçesinde ya da beyanda açıkça ileri sürülen hukuka aykırılık sebepleridir. Bu sebepler incelemenin ana sınırını oluşturur.
- Usule ilişkin noksan
- Temyiz isteminin şekil ve usul bakımından eksik kalması, örneğin temyiz nedenlerinin dilekçede yeterince açıklanmamış olmasıdır. Bu hâlde Yargıtay, eksikliği belirten olaylar hakkında da inceleme yapar.
Temyizde incelenecek hususlar: hangi şartlar aranır?
- Yargıtayın inceleme yapabilmesi için temyiz başvurusunda somut bir hukuka aykırılık hususunun ileri sürülmüş olması gerekir.
- Re'sen inceleme alanı açılmak isteniyorsa, temyiz isteminin usule ilişkin bir noksandan kaynaklanması ve bu noksanı temyiz başvurusunda belirten olayların bulunması gerekir.
- Temyiz başvurusunda ileri sürülmeyen ve usule ilişkin noksandan kaynaklanmayan hususların inceleme dışında kalması gerekir.
- Bu sınırın aşılması hâlinde yapılan inceleme kapsam dışı kalır ve ayrıca m.302 ile m.303 kapsamındaki işlemler ancak bu sınır içinde değerlendirilebilir.
Temyizde incelenecek hususlar: hangi sonuçları doğurur?
- Temyiz başvurusunda ileri sürülen hukuka aykırılık hususu varsa, Yargıtay bu husus hakkında inceleme yapar.
- Temyiz isteminin usule ilişkin bir noksandan kaynaklanması ve bu noksanın temyiz başvurusunda belirtilmesi hâlinde, Yargıtay ilgili olaylar hakkında inceleme yapar.
- Dilekçede ileri sürülmeyen ve usule ilişkin noksandan doğmayan hususlar bakımından Yargıtay inceleme yapmaz.
- Kapsam dışı bir inceleme yapılırsa, bu inceleme maddenin sınırını aşmış olur ve kararın bu yönden denetlenmesi gerekir.
- Maddenin metninden, sınır dışına çıkılmasının hangi yaptırımla sonuçlanacağı çıkarılamaz; bu yönde açık bir hüküm yoktur.
Temyiz başvurusunda belirtilen hususlar ile usule ilişkin noksanlardan kaynaklanan olaylar arasındaki fark nedir?
Temyiz dilekçesinde ya da beyanda açıkça ileri sürülen hukuka aykırılık sebepleri, Yargıtayın incelemesinin doğrudan konusudur.
Dilekçede ileri sürülmemiş olmakla birlikte temyiz isteminin usule ilişkin bir noksanından kaynaklanan olaylar, yalnızca bu noksanın belirtildiği ölçüde incelenir.
İkinci grup için inceleme alanı genişler, ancak bu genişleme yalnızca usule ilişkin noksanın kendisiyle sınırlıdır.
Temyiz kapsamı içindeki inceleme ile kapsam dışında kalan maddi olay denetimi arasındaki fark nedir?
Temyiz başvurusunda belirtilen ya da usul noksanından doğan hususlar, Yargıtay tarafından incelenebilir.
Bu sınırların dışında kalan hususlar, dilekçede ileri sürülmemişse Yargıtayca kendiliğinden incelenmez.
Kapsam dışı hususlar bakımından Yargıtay inceleme yapmaz; yapılırsa kapsamı aşmış olur.
Temyizde incelenecek hususlar: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Temyiz başvurusunda belirtilmeyen tüm hususların Yargıtayca kendiliğinden incelenebileceğini sanmak; kural yalnızca usule ilişkin noksandan kaynaklanan olaylar için re'sen incelemeye izin verir.
- Usule ilişkin noksan ile maddi hukuk aykırılığını birbirine karıştırmak; her ikisinde de dilekçe önemli olmakla birlikte kapsam farklıdır.
- Usule ilişkin noksanın temyiz başvurusunda belirtilmesi gerektiğini gözden kaçırmak ve bu hususu kendiliğinden inceleyebileceğini varsaymak.
- Bu maddenin, Yargıtayın davanın esasına hükmetme yetkisini de düzenlediğini sanmak; bu yetki m.303'te yer alır.
- Bölge adliye mahkemesi kararında yer alan bir hukuka aykırılığı, m.301 kapsamında doğrudan Yargıtayın kendiliğinden inceleyeceği bir husus saymak.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Temyiz incelemesinin kapsamının önce belirlenmesi gerektiği, bunun ardından Yargıtayın hukuka aykırılık denetimini bu çerçevede yapacağı kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2021/414 E., 2023/699 K., 26.12.2023)
- Yargıtayın, dilekçede ileri sürülmeyen ancak usule ilişkin bir noksandan kaynaklanan olayları inceleyebileceği kabul edilmektedir. (5. Ceza Dairesi, 2021/6574 E., 2023/10358 K., 30.10.2023; 7. Ceza Dairesi, 2022/17802 E., 2023/3504 K., 10.04.2023)
- Maddenin metni, 5271 sayılı Kanun'un 301. maddesinde yer alan ifadeyle ve ilk fıkrada düzenlendiği biçimde uygulanmaktadır. (Birinci Bölüm, 2019/35740 E., 19.01.2023)
- Bölge adliye mahkemesi kararları bakımından temyiz kapsamının belirlenmesinde m.301 ile birlikte m.302 ve m.303 bir arada değerlendirilmektedir. (5. Ceza Dairesi, 2021/6574 E., 2023/10358 K., 30.10.2023)
- Yargıtayın kapsam dışında kalan hususlarda kendiliğinden inceleme yapamayacağı ve bu yönde verdiği kararların denetime açık olduğu kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2021/414 E., 2023/699 K., 26.12.2023)
Nasıl ispat edilir?
- Temyiz başvurusunda ileri sürülen hukuka aykırılık hususunu öne süren taraf, bu hususun dilekçede açıkça belirtildiğini ispat yükü altındadır; bu, dilekçenin içeriğiyle ortaya konur.
- Usule ilişkin noksanın varlığını ileri süren taraf, noksanın temyiz isteminden kaynaklandığını ve dilekçede belirtildiğini göstermelidir; bunun için dilekçe ve dosya içeriği delil olarak kullanılır.
- Karşı taraf, ileri sürülen hususun kapsam dışında kaldığını ya da usule ilişkin bir noksanla ilgisi bulunmadığını savunabilir; bu savunmayı kendisi ispatlamak zorunda değildir, ancak dosya içeriğiyle destekleyebilir.
- Yargıtayın re'sen inceleme yaptığı iddiası, kararın gerekçesinde kapsam dışı bir hususa değinilip değinilmediğinin incelenmesiyle denetlenir.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 5271 m.294: Temyiz eden, hükmün bozulması nedenlerini açıkça yazmak zorundadır. Bu zorunluluk, m.301'in sınırlamasının başlangıç noktasıdır.
- 5271 m.302: Yargıtayın temyiz isteminin esastan reddi veya hükmün bozulmasına ilişkin kararlarını düzenler; m.301 ile inceleme kapsamı belirlendikten sonra uygulanır.
- 5271 m.303: Hükme esas olaylara uygulanmada hukuka aykırılık bulunduğunda Yargıtayın davanın esasına hükmedebileceği hâlleri düzenler; m.301 kapsamında yapılan incelemenin sonucudur.
CMK m.302 — Temyiz isteminin esastan reddi veya hükmün bozulması
Madde, temyiz incelemesinin iki temel sonucunu düzenler: Yargıtayın hükmü hukuka uygun bulması hâlinde temyiz isteminin esastan reddi (onama), hukuka aykırılık bulması hâlinde ise hükmün bozulması ve bozma sebeplerinin gösterilmesi. Ayrıca temyiz dilekçesinde açıkça yazılmayan ama saptanan diğer hukuka aykırılıkların, ve bozulan hükme esas işlemlerin de bozulmasını kapsar. Ceza yargılamasında bölge adliye mahkemesi kararlarını temyiz eden ve bu kararın Yargıtayca incelenmesini isteyen taraflar bakımından uygulanır. Madde, Yargıtayın davanın esası hakkında doğrudan karar vererek hukuka aykırılığı düzeltmesini (m.303), temyiz isteminin reddini (m.317), duruşma yapılmasını ve bozma sonrası yeniden yargılamayı düzenlemez; bunlar ayrı maddelerde yer alır. Hükmün bozulmasının diğer sanıklara sirayeti ise m.306'da düzenlenmiştir.
Temyiz isteminin esastan reddi veya hükmün bozulması: hangi kavramlar bilinmeli?
- Esastan red (onama)
- Yargıtayın, bölge adliye mahkemesi hükmünü hukuka uygun bulması hâlinde temyiz isteminin reddine karar vermesidir. Bu kararla hüküm onanmış olur ve kesinleşir.
- Bozma
- Yargıtayın, temyiz edilen hükmü temyiz başvurusunda gösterilen ve hükmü etkileyecek nitelikteki hukuka aykırılıklar nedeniyle ortadan kaldırmasıdır. Bozma sebepleri kararda ayrı ayrı gösterilmek zorundadır.
- Hükmü etkileyecek nitelikte hukuka aykırılık
- Hükmün sonucunu değiştirebilecek ölçüde bulunan maddi veya usuli hukuka aykırılıktır. Bunun dışında kalan, hükmün sonucunu etkilemeyen hatalar bozma nedeni sayılmaz; yine de kararda gösterilebilir.
- Saptanan diğer hukuka aykırılıklar
- Temyiz dilekçesinde açıklanmamış olsa bile Yargıtayın inceleme sırasında tespit ettiği hukuka aykırılıklardır. Hüküm dilekçedeki sebeplerle bozulduğunda bunlar da kararda gösterilir.
- Hükme esas işlemler
- Hükmün dayandığı, hükmün bozulmasına yol açan hukuka aykırılığın kaynağını oluşturan işlemlerdir. Bu işlemler hükümle birlikte bozulur.
Temyiz isteminin esastan reddi veya hükmün bozulması: hangi şartlar aranır?
- Bölge adliye mahkemesinin verdiği hükme karşı Yargıtayda geçerli bir temyiz isteminin bulunması gerekir.
- Temyiz incelemesinde hükmün hukuka uygun olduğunun belirlenmesi hâlinde temyiz isteminin esastan reddine karar verilmelidir.
- Hükmün bozulabilmesi için temyiz dilekçesinde gösterilen veya Yargıtayca saptanan bir hukuka aykırılığın bulunması gerekir.
- Aykırılığın hükmü etkileyecek nitelikte olması gerekir; bu nitelikte olmayan usul hataları bozma nedeni sayılmaz.
- Dilekçede açıklanmamış olsa bile, hüküm dilekçedeki sebeplerle bozulmuşsa, saptanan diğer tüm hukuka aykırılık hâlleri de ilâmda gösterilmelidir.
- Bozma sebepleri ilâmda ayrı ayrı gösterilmelidir.
- Hükmün bozulmasına neden olan aykırılık, hükme esas alınan işlemlerden kaynaklanıyorsa bu işlemler de aynı zamanda bozulmalıdır.
Temyiz isteminin esastan reddi veya hükmün bozulması: hangi sonuçları doğurur?
- Hüküm hukuka uygun bulunursa temyiz isteminin esastan reddine karar verilir ve hüküm onanır.
- Hükmü etkileyen bir hukuka aykırılık saptanırsa Yargıtay hükmü bozar.
- Bozma sebepleri ilâmda ayrı ayrı gösterilir.
- Hükmü etkilemeyen hukuka aykırılıklar bozma sebebi sayılmaz; hüküm bu nedenle bozulmaz.
- Dilekçede yazılmayan ama saptanan diğer aykırılıklar, hüküm dilekçedeki bir sebeple bozulmuşsa, ilâmda gösterilir.
- Hükmün dayanağı olan işlemlerdeki aykırılık, bu işlemlerin de bozulmasını gerektirir.
- Madde 302/5'te 289. madde hükümleri saklıdır; yani 289'da düzenlenen hallerde bu maddenin hükümleri ayrıca uygulanır.
Onama ile bozma arasındaki fark nedir?
Yargıtay hükmü hukuka uygun bulursa temyiz isteminin esastan reddine karar verir.
Hükmü hukuka aykırı ve bu aykırılık hükmü etkiliyorsa Yargıtay hükmü bozar.
Onamayla hüküm kesinleşir ve olağanüstü kanun yolu dışında ortadan kaldırılamaz; bozmayla hüküm ortadan kalkar ve yeniden yargılama veya m.303 uyarınca düzeltme gündeme gelir.
Dilekçedeki sebeple bozma ile dilekçede açıklanmayan sebeple bozma arasındaki fark nedir?
Hüküm temyiz dilekçesinde gösterilen sebeplerle bozulduğunda, Yargıtay saptadığı tüm diğer aykırılıkları da kararda gösterir.
Bozmaya dayanak olan aykırılık dilekçede yer almayıp yalnız Yargıtayca saptanmışsa, bu aykırılık tek başına bozma gerekçesi olarak kullanılamaz; bozma dilekçedeki bir sebeple yapılmış olmalıdır.
Dilekçedeki bir sebeple bozma yapılınca, dilekçede yazılmamış diğer aykırılıklar da ilâmda gösterilir; bu aykırılıklar ayrıca bozma dayanağı olur.
Hükmün bozulması ile hükme esas işlemlerin bozulması arasındaki fark nedir?
Bozma, hükmün kendisine yönelir ve hüküm ortadan kalkar.
Aykırılık hükme esas alınan bir işlemden kaynaklanıyorsa o işlem de ayrıca bozulur.
Bozma kapsamı hükümle sınırlı kalmaz; kaynağı oluşturan işlemler de bozulmuş olur.
Temyiz isteminin esastan reddi veya hükmün bozulması: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Dilekçede hiç ileri sürülmemiş bir aykırılığı tek başına bozma gerekçesi saymak; bozma dilekçedeki sebeple yapılmalı, diğer aykırılıklar yalnız ilâmda gösterilmelidir.
- Hükmü etkilemeyen bir usul hatasını bozma sebebi saymak; bu tür hatalar hükmün bozulmasını gerektirmez.
- Bozma sebeplerini tek bir gerekçe altında toplamak ve ayrı ayrı göstermemek; ilâmda her bozma sebebi ayrı yazılmalıdır.
- Hükme esas işlemlerin bozulmasını gözden kaçırmak; aykırılık bu işlemlerden kaynaklanıyorsa işlem de bozulmalıdır.
- Esastan red ile bozmayı karıştırmak; hüküm hukuka uygunsa esastan red yapılır, aykırılık varsa bozma yapılır.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Yargıtay daireleri, temyiz incelemesini belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapmakta ve hukuka aykırılık görülmediğinde temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanmasına karar vermektedir. (1. Ceza Dairesi, 2024/1916 E., 2026/2339 K., 30.03.2026; 8. Ceza Dairesi, 2025/6366 E., 2026/860 K., 20.01.2026; 1. Ceza Dairesi, 2024/1563 E., 2025/8531 K., 03.12.2025; 11. Ceza Dairesi, 2025/2752 E., 2025/15531 K., 02.12.2025; 1. Ceza Dairesi, 2024/6197 E., 2025/8398 K., 01.12.2025)
- Hükmün 5271 sayılı Kanun'un 289. maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak incelendiği ve hukuka aykırılık bulunmadığı hâllerde de 302/1 uyarınca onama kararı verilmektedir. (8. Ceza Dairesi, 2025/6372 E., 2026/799 K., 19.01.2026)
- Onama kararlarında Tebliğname'ye uygunluk veya aykırılık belirtilmekte, ancak bu durum onama kararının dayanağını değiştirmemektedir. (1. Ceza Dairesi, 2024/1916 E., 2026/2339 K., 30.03.2026; 1. Ceza Dairesi, 2024/1563 E., 2025/8531 K., 03.12.2025; 1. Ceza Dairesi, 2024/6197 E., 2025/8398 K., 01.12.2025)
Nasıl ispat edilir?
- Bozma talebinde bulunan taraf, temyiz dilekçesinde veya beyanında hükmü etkileyecek nitelikte hukuka aykırılığı somut olarak göstermek zorundadır; bu yükü temyiz eden taraf taşır.
- Hükmün onanması için Yargıtay, dilekçedeki sebeplerle ve saptadığı hâllerle sınırlı olarak inceleme yapar; hukuka aykırılık bulunmadığı kararın gerekçesinde belirtilir. (1. Ceza Dairesi, 2024/1916 E., 2026/2339 K., 30.03.2026; 8. Ceza Dairesi, 2025/6366 E., 2026/860 K., 20.01.2026)
- Hükmün bozulması için aykırılık, hükmün dayanağı olan olay ve işlemlerden kaynaklanmalıdır; bunların ilgili belgelerle (duruşma tutanağı, iddianame, hüküm fıkrası, bilirkişi raporu gibi) ortaya konması gerekir.
- Yargıtay'ın saptadığı diğer aykırılıkların ilâmda gösterilmesi zorunludur; bu nedenle karar gerekçesi bu aykırılıkları açıkça içermelidir.
- Karşı taraf (temyiz etmeyen taraf veya Cumhuriyet savcısı) hükmün doğruluğunu savunduğunda, bu savunmanın dayanağını gösterme yükü onda değil, hükmün hukuka uygunluğunu iddia eden tarafta değerlendirilir; aksi hâlde Yargıtay kendiliğinden inceleme yapar.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 5271 m.289: Madde 302/5 ile saklı tutulan hükümdür. Temyiz incelemesinin kapsamına ilişkin ayrı hükümler içerir ve bu maddenin uygulanmasını sınırlar.
- 5271 m.303: Yargıtayın bozma yerine davanın esasına hükmetmesini veya hükümdeki hukuka aykırılığı düzeltmesini düzenler; bu madde ile m.302'nin bozma yolu arasındaki alternatiftir.
- 5271 m.306: Hükmün sanık lehine bozulmasının temyiz etmeyen diğer sanıklara sirayetini düzenler; m.302'deki bozmanın sonucunu tamamlar.
- 5271 m.317: Temyiz talebinin kabul edilebilirliği incelemesini ve reddini düzenler; esastan red kararından önce gelen bir aşamadır.
CMK m.303 — Yargıtayca davanın esasına hükmedilecek hâller, hukuka aykırılığın düzeltilmesi
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 303. maddesi, hükmün bozulduğu hâllerde Yargıtayın davanın esasını kendisi karara bağlayabileceği ya da hükümdeki hukuka aykırılığı doğrudan düzeltebileceği sınırlı durumları düzenler. Düzenlenen konular; esasa hükmetme ve düzeltme yetkisinin kapsamı, sekiz bentte sayılan hâller ve her bendin koşullarıdır. Madde, bölge adliye mahkemesinin istinaf kararlarının Yargıtayca denetiminde uygulanır ve yalnız temyiz incelemesinde verilecek kararları ilgilendirir. Maddede düzenlenmeyen konular şunlardır: bozma kararının kendisi ve bozmanın sonucunda yeniden yargılama yapılması (m.302 ve ilgili hükümler), kanun yararına bozma (m.309-310), yargılamanın yenilenmesi (m.311 ve devamı) ile düzeltme yoluyla yapılan ayrı bir itiraz usulü.
Yargıtayca davanın esasına hükmedilecek hâller, hukuka aykırılığın düzeltilmesi: hangi kavramlar bilinmeli?
- Esasa hükmetme
- Yargıtayın, bozma kararı verdiği hâlde yeniden yargılama yaptırmadan davanın esasını kendisi karara bağlamasıdır. Yalnızca maddede sayılan hâllerle ve iki temel koşulun birlikte bulunmasıyla mümkündür.
- Hukuka aykırılığın düzeltilmesi
- Yargıtayın hükümdeki yanlış uygulamayı kendisi giderip hükmü değiştirmesidir. Esasa hükmetmeden, yalnızca hükmün ilgili kısmını düzeltir.
- Aydınlatma gerekliliği
- Olayın daha ziyade aydınlatılması için soruşturma veya kovuşturma yapılmasını ifade eder. Bu gereklilik varsa Yargıtay davanın esasına hükmedemez, dosyayı yeniden mahkemeye gönderir.
- Serbest değerlendirme yetkisi
- Maddi olay bakımından mahkemeye takdir hakkı bırakılmış olmasıdır. Bu yetki varsa Yargıtay yerine geçip karar veremez; delil takdiri bu kapsama girer.
- Maddi hata
- Artırım veya indirim sonucunda ceza süresi ya da miktarının hesaplanmasında yapılan işlem hatasıdır. Takdir veya hukuki değerlendirme yanılgısı bu kavrama girmez.
- Sabit ceza
- Alt ve üst sınırı bulunmayan, kanunda miktarı tek olarak gösterilen cezadır. Bu cezaya hükmedilmesi gerektiğinde a bendi uygulanabilir.
Yargıtayca davanın esasına hükmedilecek hâller, hukuka aykırılığın düzeltilmesi: hangi şartlar aranır?
- Hükmün hukuka aykırılıktan dolayı bozulmuş olması gerekir.
- Hükmün dayandığı olaylara hukuk kuralının yanlış uygulanmış olması gerekir; olayın kendisine ilişkin bir yanılgı bu kapsamda değildir.
- Sekiz bentte sayılan hâllerden birinin gerçekleşmesi gerekir ve bu sayım sınırlıdır.
- Olayın daha ziyade aydınlatılması için soruşturma veya kovuşturma gerekmemelidir; bu koşul her bentte aranır.
- Maddi sorun bakımından mahkemeye bırakılmış serbest değerlendirme yetkisi bulunmamalıdır.
- Yargıtay, bu koşulları gerçekleşmiş bulursa davanın esasına hükmedebilir ya da hukuka aykırılığı düzeltebilir; aksi hâlde dosyayı yeniden esas mahkemeye göndermelidir.
Yargıtayca davanın esasına hükmedilecek hâller, hukuka aykırılığın düzeltilmesi: hangi sonuçları doğurur?
- Yargıtay, sekiz bentten birinin koşulları varsa davanın esasına hükmedebilir veya hükmü düzeltebilir.
- Koşullar gerçekleşmezse Yargıtay hükmü düzeltemez ve dosyayı yeniden yargılama için esas mahkemesine gönderir.
- a bendi uyarınca beraat kararı verilebilir; bu hâlde mahkûmiyet hükmü ortadan kalkar.
- a bendi uyarınca düşme kararı verilebilir ya da sabit cezaya hükmedilebilir.
- b bendi uyarınca Yargıtay, başsavcılığın iddiasına uygun olarak kanundaki en alt cezanın uygulanmasını kabul edebilir.
- c bendi uyarınca yalnızca yanlış yazılan madde numarası düzeltilir; ceza değişmez.
- d bendi uyarınca yasa değişikliği ceza miktarını azaltıyorsa daha az ceza, fiil suç olmaktan çıkmışsa ceza hükmedilmez.
- e bendi uyarınca indirim eksik veya yanlış yapılmışsa cezanın yeniden hesaplanması sağlanır.
- f ve g bentleri uyarınca maddi hata veya sıralama hatası düzeltilir ve ceza miktarı yeniden belirlenir.
- h bendi uyarınca harç, yargılama gideri ve vekâlet ücretindeki aykırılık düzeltilir.
Esasa hükmetme ile hukuka aykırılığın düzeltilmesi arasındaki fark nedir?
Yargıtay, beraat, düşme veya sabit cezaya hükmetme gibi durumlarda davanın esasını kendisi karara bağlar.
Yargıtay, hükmün yalnızca belirli bir kısmındaki hukuka aykırılığı giderir ve hükmün geri kalanını olduğu gibi bırakır.
Esasa hükmetmede hüküm tamamen yeniden kurulur; düzeltmede yalnızca hatalı kısım değişir.
a bendi ile b bendi arasındaki fark nedir?
a bendi, olayın aydınlatılmasına gerek kalmadan beraat, düşme veya sabit ceza hâllerini kapsar.
b bendi, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının iddiası üzerine kanundaki en alt cezanın uygulanmasını düzenler.
a bendinde Yargıtay doğrudan karar verir; b bendinde ise başsavcılık iddiasının varlığı ve Yargıtayın takdiri aranır.
c bendi ile g bendi arasındaki fark nedir?
c bendi, suçun unsurları, niteliği ve cezası doğru gösterilmiş iken yalnızca madde numarasının yanlış yazılmasını düzenler.
g bendi, TCK 61. maddedeki sıralamanın gözetilmemesi sonucu eksik veya fazla ceza verilmesini düzenler.
c bendinde ceza değişmez, yalnızca numara düzeltilir; g bendinde ceza miktarı yeniden belirlenir.
d bendi / hükmün ilk kısmı / e bendi: fark nedir?
d bendi, hükümden sonra yürürlüğe giren kanunun cezayı azaltması veya fiili suç olmaktan çıkarması hâlini düzenler.
e bendi, doğum ve suç tarihine göre yapılması gereken indirimin yapılmaması veya yanlış yapılmasını düzenler.
d bendinde yasa değişikliğine göre daha az ceza ya da hiç ceza hükmedilebilir; e bendinde ise açık tarihlere dayalı indirim yeniden hesaplanır.
f bendi ile yargıtayın takdir yetkisi arasındaki fark nedir?
f bendi, artırım veya indirim sonucunda ortaya çıkan ceza süresi veya miktarındaki maddi hatayı düzenler.
Mahkemenin takdirine giren artırım veya indirim oranlarının seçilmesi, bu bendin kapsamında değildir.
Yalnızca aritmetik ya da işlem hatası düzeltilebilir; takdire dayalı oran değişikliği için dosya yeniden mahkemeye gönderilir.
h bendi ile diğer bentler arasındaki fark nedir?
h bendi, Harçlar Kanunu, yargılama giderleri ve Avukatlık Kanunu ücret tarifesine aykırılığı düzenler.
Diğer bentler ceza hukukuna ve ceza miktarına ilişkindir.
h bendi uyarınca harç, gider veya vekâlet ücreti düzeltilebilir; ceza hükmüne dokunulmaz.
Yargıtayca davanın esasına hükmedilecek hâller, hukuka aykırılığın düzeltilmesi: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Maddi hata ile hukuki yanılgıyı karıştırmak; takdire dayalı artırım oranını değiştirerek f bendi kapsamında düzeltme yapmaya çalışmak yanlıştır.
- Her aykırılığın düzeltilebileceğini varsaymak; sekiz bent dışında kalan hâllerde Yargıtayın esasa hükmetmesi mümkün değildir.
- a bendi kapsamında olmayan bir delil değerlendirmesini beraate dönüştürmek; bu, olayın aydınlatılması gereken hâllerde yanlıştır.
- c bendinde yalnızca madde numarasının yanlış yazılmış olduğu hâlde cezayı değiştirmek; ceza değişmez, yalnızca numara düzeltilir.
- d bendinde yasa değişikliğini yalnızca ceza azaltımı olarak görüp fiilin suç olmaktan çıkıp çıkmadığını kontrol etmemek; her iki hâl ayrı sonuç doğurur.
- e bendinde doğum ve suç tarihleri açık değilse indirimi yeniden hesaplamaya kalkışmak; tarihler açıkça saptanmış olmalıdır.
- Düzeltme yetkisini kanun yararına bozma ile karıştırmak; kanun yararına bozma farklı bir yol olup ayrı koşullara bağlıdır.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Olayın daha fazla aydınlanmasının gerekmediği hâllerde, yani yeniden yargılamayı gerektirmeyen aykırılıklarda, Yargıtayın a bendi uyarınca düzeltme yapması kabul edilmektedir. (6. Ceza Dairesi, 2023/11906 E., 2023/9843 K., 05.04.2023)
- Adli para cezasının gün sayısı ile bir günlük miktarın çarpımında yapılan işlem hatası, sanık aleyhine temyiz olmasa bile f bendi uyarınca düzeltilmektedir. (9. Ceza Dairesi, 2022/2503 E., 2023/4177 K., 12.06.2023)
- Eksik ceza tayini gibi hesap hatalarında, yeniden yargılama gerektirmediği için istinaf ya da Yargıtay tarafından a ve f bentlerine dayanılarak düzeltme yapılması kabul edilmektedir. (9. Ceza Dairesi, 2022/2503 E., 2023/4177 K., 12.06.2023)
- Tekerrür hükmünün kanuna aykırı uygulanması hâlinde, yeniden yargılamayı gerektirmeyen bu yanılgının 303. maddenin a bendi uyarınca düzeltilebileceği kabul edilmektedir. (1. Ceza Dairesi, 2020/4671 E., 2021/44 K., 11.01.2021)
- Bölge adliye mahkemesinin delil takdirine ilişkin bir değerlendirmesini esasa hükmederek değiştirmek mümkün değildir; bu tür hâllerde a bendinin koşulu oluşmaz ve düzeltme yapılamaz. (Ceza Genel Kurulu, 2025/208 E., 2025/315 K., 02.07.2025)
- Mahkeme takdirine bırakılmış cezanın belirlenmesinde ya da olayın sanık tarafından işlendiğinin kabulünde, Yargıtayın düzeltme yoluyla beraate dönüştürmesi mümkün değildir. (Ceza Genel Kurulu, 2025/208 E., 2025/315 K., 02.07.2025)
- Sanık lehine bozmada, temyiz etmeyen diğer sanıklar da bu bozmadan yararlanabilmektedir. (8. Ceza Dairesi, 2022/4593 E., 2023/6568 K., 25.09.2023)
Nasıl ispat edilir?
- Düzeltme veya esasa hükmetme talebini ileri süren taraf, hükmün hangi bent kapsamında düzeltilmesi gerektiğini somut olarak ortaya koymalıdır; ispat yükü bu talebi öne süren tarafa aittir.
- Maddi hata iddiası, hükmün gerekçesinde yer alan hesap ve artırım-indirim işlemleriyle ispatlanır; çoğu zaman yazılı hüküm metni yeterli delildir.
- Olayın aydınlatılmasına gerek olup olmadığı, dosya kapsamındaki delillere bakılarak değerlendirilir; bu değerlendirme yapılabiliyorsa Yargıtay kendisi karar verebilir, yapılamıyorsa dosya yeniden mahkemeye gönderilir.
- Doğum ve suç tarihlerine dayanan indirim iddiasında, bu tarihlerin hükümde açıkça saptanmış olması aranır; tarihler belli değilse e bendi uygulanamaz.
- Karşı tarafın takdire dayalı oran veya yorumun doğru olduğunu savunması hâlinde, bu savunmanın takdir yetkisi içinde kaldığını göstermesi gerekir; takdir varsa f bendi uygulanamaz.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 5271 m.280: Bölge adliye mahkemesinin istinaf kararlarının bozulması ve bu bağlamda düzeltme yetkisinin kullanılması ile ilgilidir; uygulamada 303. maddeyle birlikte değerlendirilir.
- 5271 m.302: Bozma kararının genel koşullarını düzenler; 303. madde bu bozmanın ardından yapılabilecek istisnai esasa hükmetme yetkisini sınırlar.
- 5237 m.61: g bendinin doğrudan atıf yaptığı ceza verme sıralamasını düzenler; sıralamanın gözetilmemesi düzeltme sebebidir.
- 5237 m.89: Adli para cezasının gün sayısını düzenler; ceza hesabında yapılan maddi hata f bendi kapsamında düzeltilebilir.
- 5237 m.52: Adli para cezasında bir günlük miktarı düzenler; bu miktarla gün sayısının çarpımındaki hata f bendi ile giderilir.
- 5271 m.309: Kanun yararına bozma yoludur; 303. madde ile karıştırılmamalıdır, zira kanun yararına bozmada karar kesinleşmiş olur.
- 5271 m.310: Kanun yararına bozmanın sonuçlarını düzenler; 303. maddedeki düzeltmeden farklı bir denetim yoludur.
CMK m.304 — Yargıtay kararının gönderileceği merci
5271 sayılı Kanun'un 304. maddesi, Yargıtayın olağan kanun yolu incelemesi sonunda verdiği kararların ardından dosyanın hangi mahkemeye gönderileceğini düzenler. Düzenlenen konular; onama ve düzelterek onama hâllerinde dosyanın gönderilmesi, bozma hâllerinde dosyanın yeniden incelenmek üzere hangi bölge adliye mahkemesine veya ilk derece mahkemesine gönderileceği, görev ve yetki bozmalarında dosyanın doğrudan görevli veya yetkili mahkemeye gönderilmesi ve doğrudan temyiz yolu açık hükümlerde dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesidir. Madde, hükmün yeniden kurulmasındaki ceza sınırlarını, Yargıtayın bozma kararlarına karşı direnme yolunu ve Yargıtayın davanın esasına hükmetme yetkisini düzenlemez (m.303, m.305 ve direnme hükümleri ayrıca incelenmelidir). Madde, temyiz isteminin kabul edilebilirliğini ve temyiz sebeplerini de düzenlemez; bunlar ilgili temyiz maddelerinde yer alır.
Yargıtay kararının gönderileceği merci: hangi şartlar aranır?
- Yargıtay tarafından 302. madde birinci fıkrası veya 303. madde uyarınca bir karar verilmiş olmalıdır.
- Gönderilecek merciin belirlenmesi için kararın niteliği ayrıca tespit edilmelidir: onama ya da düzelterek onama, bozma, görev veya yetki bozması ya da doğrudan temyiz yolu açık hüküm olup olmadığı.
- Bozma hâlinde bozma kararının konusu belirlenmelidir: istinaf başvurusunun esastan reddi kararına ilişkin mi, yoksa başka bir bölge adliye mahkemesi kararına ilişkin mi olduğu.
- Hukuka aykırılığın düzeltilerek esastan red kararının kalması hâlinde, dosyanın ilk derece mahkemesine mi yoksa Yargıtayca uygun görülürse bölge adliye mahkemesine mi gönderileceği saptanmalıdır.
- Dosyanın ilk derece mahkemesine gönderildiği hâllerde kararın bir örneğinin ayrıca bölge adliye mahkemesine gönderilmesi gerekir.
Yargıtay kararının gönderileceği merci: hangi sonuçları doğurur?
- Yargıtay onama veya düzelterek onama kararı verdiğinde dosya ilk derece mahkemesine gönderilir ve kararın bir örneği bölge adliye mahkemesine bilgi için iletilir.
- İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı Yargıtayca bozulursa dosya, gereği için kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilir.
- Hukuka aykırılık düzeltilerek esastan red kararı verilirse dosya ilk derece mahkemesine ya da Yargıtayca uygun görülürse bölge adliye mahkemesine gönderilir.
- Hükmün mahkemenin görev veya yetkiye ilişkin hukuka aykırı kararından bozulması hâlinde dosya doğrudan görevli veya yetkili mahkemeye gönderilir.
- Doğrudan temyiz yolu açık hükümlerde Yargıtayın kararı üzerine dosya hükmü veren ilk derece mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına verilir.
- Bozma sonrası yeniden verilecek hükmün ceza sınırına ilişkin kural bu maddede yer almaz; bu sınır, yalnız sanık veya lehine temyiz edilmişse aleyhe değiştirme yasağı çerçevesinde ayrıca değerlendirilir.
Onama veya düzelterek onama ile bozma arasındaki fark nedir?
Yargıtay kararı onama ya da hukuka aykırılığı düzelterek onama niteliğinde ise dosya kesinleşmiş sayılır ve infaz için gönderilir.
Yargıtay kararı bozma ise dosya yeniden inceleme ve hüküm verilmek üzere bölge adliye mahkemesine ya da ilk derece mahkemesine gönderilir.
Onama hâlinde dosya doğrudan ilk derece mahkemesine gider ve bölge adliye mahkemesine yalnız bilgi için bir örnek iletilir (304/1). Bozma hâlinde gönderilecek merci bozmanın niteliğine göre değişir (304/2).
Esastan red kararının bozulması ile diğer bölge adliye kararının bozulması arasındaki fark nedir?
Bozma, istinaf başvurusunun esastan reddi kararına ilişkinse dosya gereği için kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilir.
Bozma, esastan red dışında kalan bir bölge adliye kararına ilişkinse dosya hükmü bozulan bölge adliye mahkemesine ya da başka bir bölge adliye mahkemesine gönderilir.
Esastan red kararının bozulmasında dosya ilk derece mahkemesine döner; kararın bir örneği bölge adliye mahkemesine iletilir (304/2-a).
Hukuka aykırılığın düzeltilerek esastan red ile diğer bozma arasındaki fark nedir?
Yargıtay hukuka aykırılığı düzelterek istinaf başvurusunu esastan reddedebilir; bu hâlde dosya gereği için ilk derece mahkemesine gönderilir.
Bozma kararının içeriği doğrultusunda Yargıtay uygun görürse dosya bölge adliye mahkemesine de gönderilebilir.
Hukuka aykırılığın düzeltildiği esastan red hâlinde gönderilecek merci, kararın ilk derece mahkemesine ya da bölge adliye mahkemesine gönderilmesi arasında seçilir (304/2-b).
Görev veya yetki bozması ile diğer bozma arasındaki fark nedir?
Hüküm mahkemenin hukuka aykırı olarak kendisini görevli ya da yetkili görmesi nedeniyle bozulmuşsa Yargıtay dosyayı görevli veya yetkili mahkemeye gönderir.
Diğer bozma hâllerinde dosya, yukarıdaki ayrımlara göre bölge adliye mahkemesine veya ilk derece mahkemesine gider.
Görev ve yetki bozmasında dosya önce hükmü veren mahkemeye değil, doğrudan görevli veya yetkili mahkemeye gönderilir (304/3).
Doğrudan temyiz yolu açık hüküm ile diğer hükümler arasındaki fark nedir?
İlk derece mahkemesi tarafından verilen ve doğrudan temyiz yolu açık olan hükümlerde Yargıtay kararı verilince dosya Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına verilir.
Bölge adliye mahkemesi kararlarında gönderme merci 304/1 ve 304/2 hükümlerine göre belirlenir.
Doğrudan temyiz yolu açık hükümlerde dosya hükmü veren ilk derece mahkemesine gönderilir (304/4).
Yargıtay kararının gönderileceği merci: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Esastan red kararının bozulmasında dosyayı bölge adliye mahkemesine göndermek; 304/2-a uyarınca dosya ilk derece mahkemesine gönderilmelidir.
- Onama kararında dosyayı bölge adliye mahkemesine göndermek; onama hâlinde dosya ilk derece mahkemesine gider, bölge adliye mahkemesine yalnız bir örnek iletilir.
- Hukuka aykırılığın düzeltilerek esastan red hâlinde gönderme merciini bozma içeriğini gözetmeden seçmek; 304/2-b seçimi Yargıtayın uygun görmesine bağlıdır.
- Görev veya yetki bozmasında dosyayı önce hükmü veren mahkemeye göndermek; 304/3 uyarınca dosya doğrudan görevli veya yetkili mahkemeye gider.
- Doğrudan temyiz yolu açık hükümlerde dosyayı bölge adliye mahkemesine göndermek; 304/4 uyarınca dosya hükmü veren ilk derece mahkemesine gönderilir.
- Gönderme kararında mahkeme adının yazılmasındaki yanlışlığı esastan bozma nedeni saymak; bu hâllerde gerekçede belirtilen uygulama hatası ile merci hatası ayrı değerlendirilmelidir.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Yargıtayın esastan red kararını bozduğu hâllerde dosyanın bölge adliye mahkemesine değil, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesi gerektiği kabul edilmektedir. (8. Ceza Dairesi, 2025/9120 E., 2025/9219 K., 25.11.2025; 1. Ceza Dairesi, 2025/4897 E., 2025/5948 K., 15.09.2025)
- Bozma kararında dosyanın 304/2-a yerine yanlış bir fıkraya dayanılarak gönderilmesinin, dosyanın gönderildiği merciyi düzeltecek bir hata olarak görülmesi gerektiği kabul edilmektedir. (8. Ceza Dairesi, 2025/12673 E., 2025/11016 K., 22.12.2025; 3. Ceza Dairesi, 2025/3232 E., 2025/18695 K., 25.06.2025)
- Gönderme kararında dosyanın gönderileceği mahkemenin yanlış yazılmasının maddi hata sayıldığı ve düzeltilmesi gerektiği kabul edilmektedir. (6. Ceza Dairesi, 2025/497 E., 2025/3412 K., 25.03.2025)
- Beraat hükmünün bozulduğu hâllerde 304/2 kapsamının dikkate alınarak gönderme yapılması gerektiği kabul edilmektedir. (6. Ceza Dairesi, 2024/6461 E., 2025/2269 K., 25.02.2025)
Nasıl ispat edilir?
- Dosyanın hangi mercie gönderileceğini belirleyen unsur Yargıtay kararının niteliğidir; bu nitelik karar metninden okunur, tarafların delil sunmasına gerek yoktur.
- Bozma kararının istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin olup olmadığı, dosya içeriği ve bölge adliye mahkemesi kararından tespit edilir.
- Yargıtay kararının onama, düzelterek onama, bozma veya görev ve yetki bozması olduğu karar metninde açıkça belirtilmelidir; belirsizlik varsa gönderme kararının gerekçesi incelenir.
- Doğrudan temyiz yolu açık hükümlerde dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesi gerektiği, hükmün kaynağına göre belirlenir.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 5271 m.302: Maddenin birinci fıkrasında anılan, Yargıtayın temyiz incelemesi sonucu verdiği kararların kapsamını belirler.
- 5271 m.303: Yargıtayın davanın esasına hükmettiği ya da hükmü düzelttiği hâlleri düzenler; bu hâllerde dosya 304/1 kapsamında gönderilir ve 304/2 de bu hâllerden ayrı tutulur.
- 5271 m.305: Yargıtayda hükmün açıklanmasına ilişkin usulü düzenler; dosyanın gönderilmesinden önceki karar açıklama aşamasını tamamlar.
- 5271 m.333: Maddenin gerekçesinde anılan, bölge adliye mahkemesi kararlarına karşı Yargıtay incelemesinin tarafıdır; 304/2'deki bozma hâllerinin kaynağıdır.
- 5271 m.334: Gerekçede anılan, hükmündeki hukuka aykırılığın Yargıtayca düzeltilmesi yoludur; 304/2-b hukuka aykırılığın düzeltilmesi hâlini bu yola bağlar.
CMK m.305 — Yargıtayda hükmün açıklanması
CMK m.305, Yargıtay'da hükmün açıklanmasının nasıl yapılacağını düzenler. Maddenin birinci fıkrası, hükmün CMK m.231 uyarınca açıklanmasını ve bunun mümkün olmadığı hallerde duruşmanın bitiminden itibaren yedi gün içinde karar verilmesini öngörür. Madde, hükmün açıklanmasına ilişkin usul kurallarını düzenler ve Yargıtay'da incelemenin duruşmalı yapıldığı hallerde uygulanır.
Yargıtayda hükmün açıklanması: hangi kavramlar bilinmeli?
- Hükmün açıklanması
- Mahkemenin hükmü duruşmada sözlü olarak bildirmesi ve hüküm fıkrasını duruşma tutanağına geçirerek okumasıdır. Gerekçenin ana çizgileriyle sözlü olarak anlatılması da bu işlemin parçasıdır.
- Duruşmalı inceleme
- Yargıtay'ın dosyayı taraflar huzurunda duruşma yaparak incelemesi halidir. Madde yalnız bu inceleme türünde uygulanır, duruşmasız işlerde uygulanmaz.
- Yedi günlük süre
- Duruşma sonunda hükmün açıklanmasına veya aynı gün karar verilmesine olanak bulunmadığında, kararın duruşmanın bitiminden itibaren en geç yedi gün içinde verilip açıklanması gereken süredir.
Yargıtayda hükmün açıklanması: hangi şartlar aranır?
- Yargıtay'ın incelemesinin duruşmalı yapılmış olması gerekir.
- Hükmün CMK m.231 uyarınca açıklanması zorunludur; hüküm fıkrası duruşma tutanağına geçirilerek okunmalı ve gerekçe ana çizgileriyle sözlü olarak bildirilmelidir.
- Hükmün aynı gün açıklanmasına olanak bulunmuyorsa, karar duruşmanın bitiminden itibaren yedi gün içinde verilip açıklanmalıdır.
- Sanık hazır ise başvurulabilecek kanun yolu, mercii ve süresi kendisine bildirilmelidir.
- Hükmün açıklanması yargıç ve cumhuriyet savcıları dışındaki herkesin ayakta dinlemesi biçiminde yapılmalıdır.
Yargıtayda hükmün açıklanması: hangi sonuçları doğurur?
- Duruşma sonunda hükmün açıklanmasına olanak varsa, hüküm duruşma bitiminde CMK m.231 uyarınca açıklanır.
- Aynı gün açıklanma olanağı yoksa karar duruşmanın bitiminden itibaren yedi gün içinde verilip açıklanır.
- Hükmün açıklanması yargıç ve cumhuriyet savcıları dışında herkes tarafından ayakta dinlenmelidir.
- Kısa karar esas alınır; gerekçeli kararın kısa kararla uyumlu olması gerekir.
Aynı gün karar ile yedi günlük karar arasındaki fark nedir?
Duruşma sonunda hükmün açıklanmasına veya kararın aynı gün verilmesine olanak bulunan hal.
Bu olanağın bulunmadığı hal.
İlk halde hüküm duruşma bitiminde açıklanır. İkinci halde karar, duruşmanın bitiminden itibaren yedi gün içinde verilip açıklanmalıdır.
Yargıtayda hükmün açıklanması: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Duruşmasız incelemede de m.305 koşullarını aramak; madde yalnız duruşmalı incelemede uygulanır.
- Hüküm fıkrasını tutanağa geçirmeden yalnızca gerekçeli kararda göstermek; bu yöntemsizliktir ve bozma nedenidir.
- Kısa kararda yalnızca 'ekli gerekçeli karar bildirildi' ifadesini kullanmak; kısa karar m.232 bilgilerini taşımalıdır.
- Yedi günlük süreyi aynı gün karar verme olanağı bulunan hallerde de uygulamak; süre yalnız açıklanma olanağı yokken işler.
- Kısa karar ile gerekçeli karar arasındaki farkı gerekçeli karara göre düzeltmeye çalışmak; kısa karar esas alınır ve sonradan değiştirilemez.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Hüküm fıkrasının duruşma tutanağına geçirilmemesi, bozma nedeni sayılmaktadır. (11. Ceza Dairesi, 2025/569 E., 2025/12932 K., 13.10.2025)
- Kısa kararın CMK m.232'de öngörülen bilgileri içermesi zorunludur; yalnızca ekli gerekçeli kararın bildirildiğinin yazılması bozma nedenidir.
- Kararda kanun yolu, süresi ve merciinin yanıltıcı biçimde gösterilmesi halinde bildirim geçerli sayılmamakta ve hükmün kesinleştiğinden söz edilememektedir. (1. Ceza Dairesi, 2025/5396 E., 2025/7790 K., 05.11.2025)
- Kısa karar ile gerekçeli karar arasında farklılık varsa kısa karar esas alınmakta, kısa karar sonradan değiştirilememektedir.
Nasıl ispat edilir?
- Yedi günlük sürenin başlangıcı olan duruşmanın bitiş tarihi, duruşma tutanağı ile ispatlanır. Süre aşımını ileri süren taraf bunu tutanak ve karar tarihinden ortaya koyar.
- Hüküm fıkrasının duruşma tutanağına geçirildiğini ve okunduğunu iddia eden mahkeme, bunu tutanakla ispatlar; tutanağın bulunmaması veya eksikliği, yöntemin uygulanmadığını gösterir.
- Sanığa kanun yolu, süre ve mercii bildirildiğini ileri süren taraf, bunu duruşma tutanağı ve hazır bulunma kaydıyla ispatlar.
- Kısa kararın içeriğinin gerekçeli kararla uyumlu olup olmadığı tutanak ve gerekçeli karar karşılaştırılarak incelenir.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 5271 m.231: Hükmün açıklanmasının usulünü belirler: hüküm fıkrasının duruşma tutanağına geçirilip okunması ve gerekçenin ana çizgileriyle bildirilmesi. m.305 bu maddeye yollama yapar.
- 5271 m.232: Hüküm fıkrasında bulunması gereken unsurları ve kanun yolu bildirimini düzenler. Açıklanan hükmün içeriğini tamamlar.
- 5271 m.299: Yargıtay incelemesinin duruşmalı yapılacağı hallerden birini gösterir; m.305 bu halde uygulanır.
- 5271 m.300: Yargıtay incelemesinin duruşmalı yapılacağı hallerden birini gösterir; m.305 bu halde uygulanır.
CMK m.306 — Hükmün bozulmasının diğer sanıklara etkisi
Madde, Yargıtay tarafından sanık lehine bozulan bir hükmün, temyiz etmeyen diğer sanıklar bakımından da sonuç doğurup doğurmayacağını düzenler; yani "bozmanın sirayeti" kurumunu kurar. Maddenin uygulanması, aynı mahkemece aynı ilamla birden çok sanık hakkında hüküm kurulmuş olmasına ve bozmanın temyiz etmeyen sanığa uygulanabilmesine bağlıdır. Kanun yararına bozmanın sonuçlarını (CMK m.309 vd.), temyiz edenin bozma sonrası ayrı kanun yolu haklarını ve kanun yolu başvurusunun genel süre ve usulünü bu maddede aramak gerekmez. Madde, temyiz etmeyen sanığın bozma kararının sonucundan yararlanmasını sağlar, ancak bu sanığa ayrıca temyiz hakkı tanımaz. Sirayetin hangi bozma nedenlerinde kabul edildiği de madde metninde açıkça yazılı değildir.
Hükmün bozulmasının diğer sanıklara etkisi: hangi kavramlar bilinmeli?
- Bozmanın sirayeti
- Temyiz eden sanık lehine yapılan bozmanın, temyiz etmeyen ya da temyiz istemi reddedilen diğer sanıklara da uygulanmasıdır. Bu sanıklar temyiz etmiş gibi bozmadan yararlanır.
- Temyiz etmeyen sanık
- Hükmü hiç temyiz etmeyen, süresinden sonra temyiz eden, temyiz istemi reddedilen ya da temyiz kanun yoluna başvurma hak ve yetkisi bulunmayan sanıklardır.
- Sanık lehine bozma
- Hükmün temyiz eden sanık yararına bozulmasıdır. Aleyhe bozma sirayet doğurmaz.
- Uygulanma olanağı
- Bozma nedeninin, temyiz etmeyen sanığa da uygulanabilecek nitelikte olmasıdır. Kişiye bağlı nedenler bu kapsama girmez.
Hükmün bozulmasının diğer sanıklara etkisi: hangi şartlar aranır?
- Hüküm sanık lehine bozulmuş olmalıdır.
- Aynı mahkemece aynı ilamla birden çok sanık hakkında hüküm kurulmuş olmalıdır.
- Bozmanın dayandığı neden, hükmü temyiz etmeyen diğer sanığa da uygulanabilir nitelikte olmalıdır; kişiye bağlı nedenler (görevsizlik, haksız tahrik, yaş küçüklüğü gibi) bu niteliği taşımaz.
- Temyiz etmeyen sanık, bozmanın hukuki durumunu etkilediği bir sanık olmalıdır.
- Mahkeme bozma kararına uymuş olmalıdır; direnme halinde sirayetten söz edilemez.
- Temyiz etmeyen sanık hakkında, bozmanın sonucu olarak yeniden hüküm kurulması gerekir.
Hükmün bozulmasının diğer sanıklara etkisi: hangi sonuçları doğurur?
- Temyiz etmeyen sanık, temyiz eden sanık lehine bozmanın sonucundan yararlanır.
- Sirayet için önce mahkemenin bozmaya uyması ve temyiz eden sanık lehine yeni bir karar vermesi gerekir; lehe bozma bu karar üzerinden temyiz etmeyen sanığa uygulanır.
- Mahkeme bozmaya direnirse temyiz etmeyen sanığa sirayet edilemez.
- Sirayet nedeniyle temyiz etmeyen sanık hakkında önceden kesinleşmiş hüküm ortadan kalkar ve aynı sanıkla ilgili yeniden hüküm kurulur.
- Bozma nedeni kişiye bağlıysa temyiz etmeyen sanığa sirayet etmez ve onun hakkında yeniden hüküm kurulmaz.
- Yargıtay bozma kararında hangi temyiz etmeyen sanıkların yararlanacağını gösterebilir; ancak gösterilmemiş olması yararlanmayı önlemez.
- Madde yalnız lehe bozmayı kapsar; aleyhe bozma temyiz etmeyen sanığa sirayet etmez.
- Sirayet ile temyiz etmeyen sanığın hükmü kendiliğinden temyiz edilebilir hale gelmez.
Kişiye bağlı bozma ile suça bağlı bozma arasındaki fark nedir?
Görevsizlik, haksız tahrik, yaş küçüklüğü gibi yalnız belirli bir sanığa özgü nedenlerle yapılan bozmalar.
Cezaya, suç unsurlarına, suçluluğa, hukuka aykırılığa ya da cezayı kaldıran veya azaltan nedenlere ilişkin bozmalar.
İlk grupta sirayet kabul edilmez; ikinci grupta bozma temyiz etmeyen sanığa sirayet ettirilir.
Eksik inceleme bozması ile sirayet arasındaki fark nedir?
Eksik incelemeye dayalı bozma, temyiz etmeyen sanığın hukuki durumunu da etkiliyorsa sirayet ettirilir.
Eksik inceleme temyiz etmeyen sanığın hukuki durumunu etkilemiyorsa sirayet edilmez.
Sirayet, bozma nedeninin temyiz etmeyen sanığın hukuki durumuna dokunup dokunmamasına bağlıdır.
Sanık lehine bozma ile sanık aleyhine bozma arasındaki fark nedir?
Temyiz eden sanık lehine yapılan bozma.
Temyiz eden sanık aleyhine yapılan bozma.
Yalnız lehe bozma temyiz etmeyen sanığa sirayet eder; aleyhe bozma sirayet etmez.
Bozmaya uyma ile direnme arasındaki fark nedir?
Mahkemenin Yargıtay bozmasına uyması.
Mahkemenin bozmaya direnmesi.
Uyulduğunda sirayet söz konusu olur; direnmede sirayet olanaksızdır.
Temyiz etmeyen sanık ile ayrı kanun yolu hakkı arasındaki fark nedir?
Bozmanın sirayetinden yararlanan sanık.
Sirayet üzerine hakkında yeniden kurulan hükmü temyiz eden sanık.
Sirayet sonucu kurulan yeni hüküm, sirayetten yararlanan tarafından temyiz edilemez; bu sanık için hukuki yol itiraz olarak düşünülür.
Hükmün bozulmasının diğer sanıklara etkisi: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Sirayeti her lehe bozmada kendiliğinden uygulamak; oysa bozma nedeninin temyiz etmeyen sanığa uygulanabilir olması gerekir.
- Görevsizlik, haksız tahrik veya yaş küçüklüğü gibi kişiye bağlı bozmayı sirayet ettirmek.
- Mahkemenin direnmesine rağmen temyiz etmeyen sanık lehine sirayet hükmü kurmak.
- Sirayet üzerine yeniden kurulan hükmü temyiz etmeyen sanığın kendi temyiz hakkı olarak görmek.
- Bozma kararında temyiz etmeyen sanıklardan birinin gösterilmemiş olmasını sirayeti engelleyen bir neden saymak.
- Aleyhe bozmayı temyiz etmeyen sanık lehine sirayet ettirmek.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Çok sanıklı dosyalarda her sanığın kanun yoluna bağımsız başvurabildiği, bir sanığın başvurusunun diğerlerini kapsamadığı kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2011/180 E., 2011/189 K., 27.09.2011; Ceza Genel Kurulu, 2010/229 E., 2010/240 K., 30.11.2010)
- Temyiz eden sanık aleyhine bozmanın, temyiz etmeyen sanık hakkındaki kesinleşmiş hükmü etkilemediği kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2007/125 E., 2007/186 K., 18.09.2007)
- Sirayet üzerine hakkında yeniden hüküm kurulan temyiz etmeyen sanığın bu yeni hükmü temyiz edemeyeceği kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2011/249 E., 2012/1 K., 31.01.2012; Genel Kurul, 2018/32597 E., 15.04.2021)
- Sirayetten yararlanan sanık hakkında yeniden hüküm kurulmadan önce bozmaya uyulması gerektiği kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2011/777 E., 2012/1819 K., 31.10.2012)
Nasıl ispat edilir?
- Lehe bozmayı ve sirayeti ileri süren taraf, bozma kararının temyiz eden sanık lehine yapıldığını ve temyiz etmeyen sanığa uygulanabilir nitelikte olduğunu göstermelidir; ispat yükü bu tarafındadır.
- Temyiz etmeyen sanığın hükmü temyiz etmemiş olduğu, dosyadaki temyiz dökümü ve tebliğ belgeleriyle ortaya konur.
- Aynı mahkemece aynı ilamla birden çok sanık hakkında hüküm kurulduğu, hüküm fıkrası ve dosya kapağıyla belirlenir.
- Mahkemenin bozmaya uyup uymadığı, yeniden kurulan hükümden anlaşılır; direnme varsa sirayet savunması reddedilir.
- Bozma nedeninin kişiye bağlı olmadığını iddia eden taraf, bozma gerekçesine dayanarak bunu göstermelidir.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 5271 m.306: Maddenin kendisidir; sirayetin koşullarını ve sonucunu düzenler.
- 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu: Kanun yararına bozma (CMK m.309 vd.) ile sirayet ayrı kurumlardır; kanun yararına bozmanın sonuçları bu maddede düzenlenmez.
CMK m.307 — Davaya yeniden bakacak mahkemenin işlemleri
Madde, Yargıtay bozma kararı üzerine davaya yeniden bakacak bölge adliye mahkemesi veya ilk derece mahkemesinin işlemlerini düzenler. Bu işlemler; bozmaya karşı diyeceklerin sorulması, ilgililerin çağrılması ve duruşmanın dava yokluklarında bitirilmesi, bozmaya uyulması halinde verilen kararın temyizi, direnme kararının usulü ve yeniden kurulan hükmün cezasına ilişkin üst sınırdır. Düzenlediği kişiler, bozma kararının tarafı olan sanık, müdafi, katılan ve vekilleri ile bu kişiler hakkında verilecek yeni hükümdür. Madde, bozma kararının kendisinin gerekçelerini ve bozma sebeplerinin hukuki değerlendirmesini düzenlemez (m.302 ve m.303 kapsamındaki bozma usulü). Yargıtay Ceza Genel Kurulunun direnme üzerine verdiği kararın içeriği ile Yargıtayın bozma kararına uyulması üzerine yeniden inceleme usulü de bu maddede değil, ilgili kanun yolu hükümlerinde düzenlenir (m.309 ve m.310). Kararın istinaf edilip edilemeyeceği, istinaf sınırları ve temyiz süreleri ayrı maddelerde yer alır (m.286 ve m.temyiz hükümleri)."
Davaya yeniden bakacak mahkemenin işlemleri: hangi kavramlar bilinmeli?
- Bozmaya karşı diyecek
- Yargıtay bozma kararının yeniden bakacak mahkemeye gönderilmesinden sonra, ilgililerin bozma kararına karşı ileri süreceği itirazlar ve savunmalardır. Mahkeme bunu duruşmada sorar.
- Dava yokluğunda bitirme
- Sanık, müdafi, katılan veya vekilinin çağrıya rağmen gelmemesi ya da adreslerine tebliğ yapılamaması halinde, beyanları alınmadan duruşmanın sürdürülüp davanın onların yokluğunda sonuçlandırılmasıdır. Bu yalnız bozmanın lehe olduğu hallerde ve sanık aleyhine daha ağır ceza verilmeyecekse mümkündür.
- Sirayet
- Bozma kararının, bozma nedeni sanığın tamamına veya hükmün bütününe yayılan durumlarda, kanun yoluna başvurmayan ya da süresinden sonra başvuran sanık lehine de sonuç doğurmasıdır. Madde bu hal için yeniden hüküm kurulmasını ve cezanın belirlenmesini öngörür.
- Direnme
- Bozma kararına uymayıp bozmada gösterilen gerekçeye karşı eski kararda ısrar edilmesidir. Direnme kararı, kararına direnilen daireye gönderilir; daire yerinde görürse kararını düzeltir, görmezse dosyayı Ceza Genel Kuruluna gönderir.
- Aleyhe hüküm yasağı
- Hüküm yalnızca sanık veya onun lehine kimseler tarafından temyiz edilmişse, yeniden verilecek ceza önceki hükmün belirlediği cezadan ağır olamaz. Cezanın türü, miktarı ve infaz süresini kapsar.
Davaya yeniden bakacak mahkemenin işlemleri: hangi şartlar aranır?
- Yargıtay tarafından bozma kararı verilmiş ve dosya bozulan hükmü veren bölge adliye veya ilk derece mahkemesine gönderilmiş bulunmalıdır.
- Mahkeme ilgililere bozmaya karşı diyeceklerini sormalıdır.
- Sanık, müdafi, katılan veya vekilinin çağrıya rağmen gelmemesi ya da dosyadaki adreslerine davetiye tebliğ edilememesi halinde duruşmaya devam edilip dava yokluklarında bitirilebilir.
- Dava yokluklarında bitirilemez; sanık hakkında verilecek ceza bozmaya konu olan cezadan daha ağır ise, sanığın mutlaka dinlenmesi gerekir.
- Yargıtay bozma kararına uyulmuşsa ilk derece mahkemesinin kararına karşı yalnızca temyiz yoluna başvurulabilir; istinaf ya da temyiz sınırlarına bakılmaz.
- Direnme halinde yeniden verilen hüküm, direnme kararının kendisine gönderildiği daireye iletilmeli ve daire kararını incelemelidir.
Davaya yeniden bakacak mahkemenin işlemleri: hangi sonuçları doğurur?
- Sanık, müdafi, katılan veya vekilinin çağrıya rağmen gelmemesi halinde, beyanları alınmamış olsa bile dava yokluklarında bitirilebilir.
- Dava yokluklarında bitirilen davada, sanık hakkında bozmaya konu cezadan daha ağır ceza verilecekse sanığın dinlenmesi zorunludur; aksi halde verilen hüküm usulden bozulur.
- Yargıtay bozma kararına uyulmasıyla verilen ilk derece mahkemesi kararına karşı yalnızca temyiz yoluna başvurulabilir.
- Mahkeme direnme kararı verirse, bu karar kararına direnilen daireye gönderilir; daire kararını düzeltirse dosya yeniden inceleme için bekletilir, düzeltmezse Ceza Genel Kuruluna gönderilir.
- Ceza Genel Kurulunun direnme üzerine verdiği kararlara karşı yeniden direnme yapılamaz.
- Hüküm yalnız sanık veya onun lehine kimseler tarafından temyiz edilmişse, yeniden verilen hüküm önceki hükümle belirlenmiş cezadan ağır olamaz.
- Bu yasak yalnız cezanın miktarı, türü ve infaz süresi bakımından geçerlidir; suçun vasfını ve diğer sonuçları kapsamaz.
- Sirayet nedeniyle yeniden hüküm kurulan, temyiz edilmemiş ilk karar zaten kesinleşmiş olduğundan, bu hükme ilişkin zamanaşımından söz edilemez.
Lehe bozma ile aleyhe bozma arasındaki fark nedir?
Bozma kararı sanık lehineyse, ilgililerin çağrıya gelmemesi halinde dava yokluklarında bitirilebilir.
Bozma kararının kısmen lehe, kısmen aleyhe olduğu hallerde bu kural tek başına uygulanmaz; ayrı bir değerlendirme gerekir.
Yalnız lehe bozmada dava yokluklarında bitirme yoluna gidilebilir. Birden fazla sanığın bulunduğu davada kural her sanık için ayrı uygulanır.
Bozmaya uyma ile direnme arasındaki fark nedir?
Mahkeme bozmaya uyduğunda yeniden verdiği hüküm için kanun yolu yalnız temyizdir.
Mahkeme direnme kararı verdiğinde direnme kararı kararına direnilen daireye gönderilir.
Uyma halinde doğrudan temyiz incelemesi yapılır; direnme halinde dosya daire ve gerekirse Ceza Genel Kurulu önünde incelenir.
Sanık yararına temyiz ile genel temyiz arasındaki fark nedir?
Hüküm yalnız sanık veya onun lehine kimseler tarafından temyiz edilmişse, yeniden verilen ceza önceki cezadan ağır olamaz.
Hükmün başka taraflarca da temyiz edilmiş olması halinde bu üst sınır uygulanmaz.
Yalnız sanığın temyiz ettiği hallerde kazanılmış hak ilkesi gereği ceza artırılamaz.
Ceza miktarı ile ceza niteliği arasındaki fark nedir?
Aleyhe yasak, yeniden verilecek cezanın miktarı, türü ve infaz süresi bakımından önceki cezayı geçemez.
Cezanın diğer sonuçları, örneğin suçun vasfı, bu yasağın kapsamında değildir.
Ceza süresi, türü ve tekerrür nedeniyle infaz süresi artırılamaz; suç vasfının değişmesi ayrıca değerlendirilebilir.
Davaya yeniden bakacak mahkemenin işlemleri: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Lehe bozmada dava yokluklarında bitirme yolunu, kısmen aleyhe bozma hallerinde de aynen uygulamak; her iki halde ayrı değerlendirme yapılması gerekir.
- Aleyhe hüküm yasağını yalnız temyiz eden sanığın durumuna bakmadan uygulamak; yasağın koşulu, hükmün sanık veya onun lehine kimseler tarafından temyiz edilmiş olmasıdır.
- Cezanın üst sınırını yalnız sürede değil, türde ve infaz süresinde de aşmamak gerektiğini gözden kaçırmak; ya da suç vasfının değişmesini de aleyhe yasağın kapsamında saymak.
- Bozma sonrası uymada dahi istinaf yoluna gitmek; uyma halinde yalnız temyiz yolu açıktır.
- Direnme kararını yalnız eski hükmü tekrarlayarak yetinmek; direnme kararı yeniden gerekçeli hüküm kurmayı gerektirir.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Yargıtay bozma kararına uyularak verilen ilk derece mahkemesi hükmüne karşı istinaf değil doğrudan temyiz yolunun açık olduğu kabul edilmektedir. (1. Ceza Dairesi, 2025/7633 E., 2026/1879 K., 11.03.2026; 1. Ceza Dairesi, 2026/1032 E., 2026/1477 K., 02.03.2026; 1. Ceza Dairesi, 2025/4119 E., 2026/713 K., 05.02.2026; 1. Ceza Dairesi, 2025/7310 E., 2025/9635 K., 29.12.2025)
- Direnme kararının, madde 307/3 uyarınca temyiz edilebilir olduğu ve bu kararın Yargıtay incelemesine konu olabildiği kabul edilmektedir. (1. Ceza Dairesi, 2025/7633 E., 2026/1879 K., 11.03.2026; 1. Ceza Dairesi, 2026/362 E., 2026/1541 K., 03.03.2026)
- Aleyhe hüküm yasağında cezanın yalnızca süresi, türü ve infaz süresi açısından karşılaştırılacağı; suç vasfının aynı kalmasının zorunlu olmadığı kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2010/12 E., 2010/80 K., 06.04.2010)
- Sirayet halinde, istinaf etmeyen veya süresinden sonra başvuran sanığın, istinaf eden sanıktan daha ağır ceza almaması amacıyla bozma sonucundan yararlandırılması kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2010/12 E., 2010/80 K., 06.04.2010)
Nasıl ispat edilir?
- Asıl talebi ileri süren taraf, yeniden verilen hükmün önceki hükümden ağır olduğunu iddia eden taraftır; önceki hükmün cezası ile yeni cezanın mahkeme kararlarıyla karşılaştırılması gerekir.
- Dava yokluklarında bitirme kararının haklılığı için, davetiyenin usulüne uygun tebliğ edildiğini ya da tebliğe engel durumun bulunduğunu gösteren tebligat evrakı ve tutanaklar esas alınır.
- Ceza artırımı iddiasında, kazanılmış hak gerekçesiyle önceki hükmün temyiz edildiği ve temyizin kimler tarafından yapıldığı, mahkeme dosyasındaki temyiz dilekçeleri ile belirlenir.
- Sanığın dinlenmediği iddiasını ileri süren taraf, davetiye ve duruşma tutanaklarında sanığın beyanının alınmadığını göstermelidir; karşı taraf ise tebliğ veya mazeret belgeleriyle savunma yapar.
- Direnme kararının dosyada bulunması ve Yargıtay'a gönderilmesi, Yargıtay dairesinin kararı ve dosya içeriği ile ispat edilir.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 5271 m.286: Bozma sonrası yeniden verilen kararın istinaf edilip edilemeyeceğine ilişkin genel hükümle ilgilidir; madde 307/3 ile birlikte okunur.
- 5271 m.260: Temyiz edilebilirlik ve temyiz yoluna başvurma hakkına ilişkin genel usul kuralı; yeniden verilen hükmün temyiz edilmesinde uygulanır.
- 5271 m.262: Sanık lehine temyiz hakkı bulunan kimseleri gösterir; madde 307/5'teki aleyhe hüküm yasağının kapsamını belirler.
- 5271 m.301: Bozma kararının dosyanın gönderileceği mahkemeye iletilmesini düzenler; madde 307'nin uygulanacağı durumun başlangıcıdır.
- 5271 m.304: Bozma kararının verilme ve sonuçlarına ilişkin ayrıntılı hükümleri içerir; madde 307/3 bu düzenlemeye uyum amacıyla eklenmiştir.
- 5271 m.309: Ceza Genel Kurulunun direnme üzerine verdiği kararlar ve bunların sonucu ile ilgili kuralları düzenler.
Süreler
| Süre | Madde | Hüküm |
|---|---|---|
| iki hafta | m.296 | (2) Temyiz eden, ret kararının kendisine tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtaydan bu hususta bir karar vermesini isteyebilir. |
| iki hafta | m.297 | Karşı taraf, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde yazılı olarak cevabını verebilir. |
| On yıl | m.299 | (1) On yıl veya daha fazla hapis cezasına ilişkin hükümlerde, Yargıtay, incelemelerini uygun görmesi halinde duruşma yoluyla yapabilir. |
| yedi gün | m.305 | Buna olanak bulunmadığı takdirde duruşmanın bitiminden itibaren yedi gün içinde karar verilir. |
Süreler madde metnindeki yazımıyla verilmiştir.
Konuda geçen kararlar
68 karar- 2018/96 E., 2023/222 K., 27.12.2023İlgili madde: m.299
- Ceza Genel Kurulu, 2025/208 E., 2025/315 K., 02.07.2025İlgili madde: m.303
- Ceza Genel Kurulu, 2021/414 E., 2023/699 K., 26.12.2023İlgili madde: m.301
- Ceza Genel Kurulu, 2018/305 E., 2018/539 K., 15.11.2018İlgili madde: m.297
- Ceza Genel Kurulu, 2014/349 E., 2017/441 K., 31.10.2017İlgili madde: m.297
- Ceza Genel Kurulu, 2011/777 E., 2012/1819 K., 31.10.2012İlgili madde: m.306
- Ceza Genel Kurulu, 2011/249 E., 2012/1 K., 31.01.2012İlgili madde: m.306
- Ceza Genel Kurulu, 2011/324 E., 2011/298 K., 27.12.2011İlgili madde: m.297
- Ceza Genel Kurulu, - E., 2011/298 K., 27.12.2011İlgili madde: m.297
- Ceza Genel Kurulu, 2011/180 E., 2011/189 K., 27.09.2011İlgili madde: m.306
Diğer 58 karar
- Ceza Genel Kurulu, 2011/149 E., 2011/167 K., 12.07.2011İlgili madde: m.299
- Ceza Genel Kurulu, 2010/229 E., 2010/240 K., 30.11.2010İlgili madde: m.306
- Ceza Genel Kurulu, 2010/12 E., 2010/80 K., 06.04.2010İlgili madde: m.307
- Ceza Genel Kurulu, 2008/195 E., 2008/209 K., 23.09.2008İlgili madde: m.297
- Ceza Genel Kurulu, 2007/226 E., 2007/215 K., 30.10.2007İlgili madde: m.297
- Ceza Genel Kurulu, 2007/125 E., 2007/186 K., 18.09.2007İlgili madde: m.306
- Ceza Genel Kurulu, 2007/38 E., 2007/44 K., 02.02.2007İlgili madde: m.300
- 1. Ceza Dairesi, 2024/1916 E., 2026/2339 K., 30.03.2026İlgili madde: m.302
- 1. Ceza Dairesi, 2025/7633 E., 2026/1879 K., 11.03.2026İlgili madde: m.307
- 1. Ceza Dairesi, 2025/7020 E., 2026/1652 K., 05.03.2026İlgili madde: m.298
- 1. Ceza Dairesi, 2026/362 E., 2026/1541 K., 03.03.2026İlgili madde: m.307
- 1. Ceza Dairesi, 2026/1032 E., 2026/1477 K., 02.03.2026İlgili madde: m.307
- 1. Ceza Dairesi, 2025/4119 E., 2026/713 K., 05.02.2026İlgili madde: m.307
- 8. Ceza Dairesi, 2025/6366 E., 2026/860 K., 20.01.2026İlgili madde: m.302
- 8. Ceza Dairesi, 2025/6372 E., 2026/799 K., 19.01.2026İlgili madde: m.302
- 8. Ceza Dairesi, 2022/4719 E., 2026/473 K., 13.01.2026İlgili madde: m.298
- 6. Ceza Dairesi, 2025/4139 E., 2026/104 K., 06.01.2026İlgili madde: m.301
- 6. Ceza Dairesi, 2025/5541 E., 2026/105 K., 06.01.2026İlgili madde: m.301
- 1. Ceza Dairesi, 2024/1393 E., 2025/9756 K., 30.12.2025İlgili madde: m.298
- 1. Ceza Dairesi, 2024/2930 E., 2025/9754 K., 30.12.2025İlgili madde: m.298
- 1. Ceza Dairesi, 2025/7310 E., 2025/9635 K., 29.12.2025İlgili madde: m.307
- 8. Ceza Dairesi, 2025/12673 E., 2025/11016 K., 22.12.2025İlgili madde: m.304
- 1. Ceza Dairesi, 2024/4234 E., 2025/9240 K., 18.12.2025İlgili madde: m.298
- 1. Ceza Dairesi, 2024/3913 E., 2025/8833 K., 10.12.2025İlgili madde: m.296
- 2. Ceza Dairesi, 2023/20612 E., 2025/22102 K., 08.12.2025İlgili madde: m.299
- 1. Ceza Dairesi, 2024/1563 E., 2025/8531 K., 03.12.2025İlgili madde: m.302
- 11. Ceza Dairesi, 2025/2752 E., 2025/15531 K., 02.12.2025İlgili madde: m.302
- 1. Ceza Dairesi, 2024/6197 E., 2025/8398 K., 01.12.2025İlgili madde: m.302
- 8. Ceza Dairesi, 2025/9120 E., 2025/9219 K., 25.11.2025İlgili madde: m.304
- 9. Ceza Dairesi, 2025/6605 E., 2025/8761 K., 24.11.2025İlgili madde: m.299
- 1. Ceza Dairesi, 2025/5396 E., 2025/7790 K., 05.11.2025İlgili madde: m.305
- 2. Ceza Dairesi, 2023/14524 E., 2025/18054 K., 14.10.2025İlgili madde: m.299
- 11. Ceza Dairesi, 2025/569 E., 2025/12932 K., 13.10.2025İlgili madde: m.305
- 1. Ceza Dairesi, 2024/6662 E., 2025/6543 K., 29.09.2025İlgili madde: m.296
- 1. Ceza Dairesi, 2025/4897 E., 2025/5948 K., 15.09.2025İlgili madde: m.304
- 3. Ceza Dairesi, 2025/3232 E., 2025/18695 K., 25.06.2025İlgili madde: m.304
- 1. Ceza Dairesi, 2024/5637 E., 2025/3552 K., 05.05.2025İlgili madde: m.296
- 6. Ceza Dairesi, 2025/497 E., 2025/3412 K., 25.03.2025İlgili madde: m.304
- 11. Ceza Dairesi, 2025/229 E., 2025/3644 K., 18.03.2025İlgili madde: m.296
- 6. Ceza Dairesi, 2024/6461 E., 2025/2269 K., 25.02.2025İlgili madde: m.304
- 3. Ceza Dairesi, 2023/3934 E., 2025/4095 K., 13.02.2025İlgili madde: m.296
- 11. Ceza Dairesi, 2024/2881 E., 2024/14141 K., 27.11.2024İlgili madde: m.296
- 6. Ceza Dairesi, 2023/8416 E., 2024/4031 K., 27.03.2024İlgili madde: m.305
- 2. Ceza Dairesi, 2023/21949 E., 2023/6187 K., 31.10.2023İlgili madde: m.303
- 5. Ceza Dairesi, 2021/6574 E., 2023/10358 K., 30.10.2023İlgili madde: m.301
- 8. Ceza Dairesi, 2022/4593 E., 2023/6568 K., 25.09.2023İlgili madde: m.303
- 9. Ceza Dairesi, 2022/2503 E., 2023/4177 K., 12.06.2023İlgili madde: m.303
- 9. Ceza Dairesi, 2022/12713 E., 2023/2293 K., 12.04.2023İlgili madde: m.299
- 7. Ceza Dairesi, 2022/17802 E., 2023/3504 K., 10.04.2023İlgili madde: m.301
- 6. Ceza Dairesi, 2023/11906 E., 2023/9843 K., 05.04.2023İlgili madde: m.303
- 1. Ceza Dairesi, 2020/4671 E., 2021/44 K., 11.01.2021İlgili madde: m.303
- 14. Ceza Dairesi, 2016/1416 E., 2016/5031 K., 24.05.2016İlgili madde: m.300
- 3. Ceza Dairesi, 2014/33119 E., 2014/42181 K., 17.12.2014İlgili madde: m.305
- 3. Ceza Dairesi, 2013/19744 E., 2013/31037 K., 18.09.2013İlgili madde: m.305
- 4. Ceza Dairesi, 2013/4342 E., 2013/8160 K., 21.03.2013İlgili madde: m.305
- Genel Kurul, 2019/42687 E., 08.03.2023İlgili madde: m.298
- Birinci Bölüm, 2019/35740 E., 19.01.2023İlgili madde: m.301
- Genel Kurul, 2018/32597 E., 15.04.2021İlgili madde: m.306
Bağlayıcılık derecesine göre sıralı (Anayasa Mahkemesi, içtihadı birleştirme, genel kurullar, daireler); her grupta yeni karar önce. Tam metin karar deposundan istek üzerine yüklenir. Hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ayrıca denetleyin.
Madde bağlantıları, tarihine kadar Resmî Gazete'de yayımlanan değişiklikleri içeren güncel metne gider.
Bu konudaki maddelerde bilinen en yeni değişiklik: 20.02.2019 (m.304).
Anlatım 21.10.2026 tarihinde derlendi. Bağlayıcı olan madde metnidir.
Bu konuyu panelde çalış
Panelde bu konu 11. Kanun Yolları bölümünde yer alıyor.
Panelde çalış