İYUK › Genel esaslar
Davaların karara bağlanması ve tutanaklar
Kısaca
2577 sayılı Kanun m.22, davalarda kararın nasıl oluşturulacağını düzenler: meselelerin oya konulma sırası, karara bağlanma biçimi ve azınlıkta kalan hâkimlerin oy ve görüşlerinin kararın altına yazılması. İYUK m.23, idari yargıda her dava dosyası için tutulacak görüşme tutanağının içeriğini ve bu tutanağın imzalanma zamanını ve saklanmasını düzenler.
Kapsam
Bu konu, İdari Yargılama Usulü Kanunu m.22–31 hükümlerini kapsar.
- İYUK m.22Davaların karara bağlanması
- İYUK m.23Tutanaklar
- İYUK m.24Kararlarda bulunacak hususlar
- İYUK m.25Kararların saklanması ve tebliği
- İYUK m.26Tarafların kişilik veya niteliğinde değişiklik
- İYUK m.27Yürütmenin durdurulması
- İYUK m.28Kararların sonuçları
- İYUK m.29Açıklama
- İYUK m.30Yanlışlıkların düzeltilmesi
- İYUK m.31Hukuk usulü muhakemeleri kanunu ile vergi usul kanununun uygulanacağı haller
İYUK m.22 — Davaların karara bağlanması
2577 sayılı Kanun m.22, davalarda kararın nasıl oluşturulacağını düzenler: meselelerin oya konulma sırası, karara bağlanma biçimi ve azınlıkta kalan hâkimlerin oy ve görüşlerinin kararın altına yazılması. Maddenin uygulanması, kararın içeriği ve yazılışı için m.24 ile görüşme tutanağına ilişkin m.23 ayrıca önemlidir; bu maddelerde kararın unsurları ve tutanağın içeriği düzenlenmiştir. Madde, idare mahkemeleri, vergi mahkemeleri ve Danıştay'da görülen tüm davalarda, mahkemeyi oluşturan hâkim ve üyeler bakımından uygulanır. Madde kararın tebliğini, kararın yerine getirilmesini, kararın sonuçlarını ve yürütmenin durdurulmasını düzenlemez; bunlar m.25 ve m.28 gibi maddelerde yer alır. Tutanağın tutulma usulü ve içeriği (m.23) ile kararın yazılma ve imzalanma unsurları (m.24) da bu maddenin kapsamı dışındadır.
Davaların karara bağlanması: hangi kavramlar bilinmeli?
- Mesele
- Kararın konusunu oluşturan, ayrı ayrı oylamaya tabi tutulabilen hukuki sorudur. Dava şartları, usule ilişkin itirazlar ve esas hakkındaki sorular ayrı meseleler olarak oya konulabilir.
- Konuların aydınlanması
- Dosyadaki olguların ve hukuki tartışmaların, karar verilebilecek seviyeye gelmesidir. Kurul, bu aşamaya gelmeden meseleleri oya koymaz.
- Azınlıkta kalan üye
- Bir meselede çoğunluğun görüşüne katılmayan hâkimdir. Bu sıfat, meseleye göre değişir; aynı hâkim bir meselede çoğunlukta, diğerinde azınlıkta kalabilir.
- Yargılama usulüne ilişkin mesele
- Esasa değil, davanın nasıl görüleceğine ilişkin sorulardır. Kanun bu meselelerde azınlıkta kalanın işin esası hakkında da oy kullanmasını öngörür.
- Azınlık görüşü
- Azınlıkta kalan üyenin gerekçeli karşı oyu veya görüşüdür. Kararın altına yazılır ve kararın parçası gibi kayda geçer.
Davaların karara bağlanması: hangi şartlar aranır?
- Dosyadaki konuların aydınlanmış olması gerekir; bu aşamaya gelinmeden meseleler oya konulamaz.
- Meseleler sırasıyla oya konulmalı ve her mesele ayrı ayrı karara bağlanmalıdır.
- Azınlıkta kalan hâkim, 15. maddede sayılan sebeplerden biriyle verilecek ara kararlarda ya da yargılama usulüne ilişkin meselelerde işin esası hakkında da oyunu kullanmalıdır.
- Azınlıkta kalanların görüşleri, kararın altına yazılmalıdır.
- Bu yazım yapılmadan karar, azınlık görüşünü kayda geçirmiş sayılmaz; oylama sonucu ile karar birlikte kayda geçirilmelidir.
Davaların karara bağlanması: hangi sonuçları doğurur?
- Konular aydınlandığında meseleler sırasıyla oya konulur ve her biri karara bağlanır.
- Azınlıkta kalanların görüşleri kararın altına yazılır; bu yazım yapılmazsa karar eksik sayılabilir.
- 15. maddede sayılan sebeplerle ya da usule ilişkin mesele üzerine verilen karara azınlıkta kalan hâkim, işin esası hakkında da oy kullanır.
- Konular aydınlanmadan oylama yapılırsa, karar verilmeden önce gerekli inceleme tamamlanmamış sayılır ve kararın hukuka uygunluğu tartışılır.
- Madde, kararın yazılmasını ve imzalanmasını düzenlemez; bu konular m.24 ve m.25 kapsamındadır.
Usul meselesi ile esas meselesi arasındaki fark nedir?
Yargılama usulüne ilişkin mesele, davanın nasıl görüleceği ile ilgilidir; örneğin yetki, süre, ehliyet veya usul işleminin geçerliliği.
Esas meselesi, davanın konusu olan hukuki ilişkinin sonucuna ilişkindir ve davanın kabulü ya da reddi sonucunu doğurur.
Usule ilişkin meselede azınlıkta kalan, esas hakkında da oy kullanır. Esas meselesinde azınlıkta kalan için bu yükümlülük yoktur; yalnızca azınlık görüşünü yazdırabilir.
15. madde sebebiyle verilen ara karar ile son karar arasındaki fark nedir?
15. maddede sayılan sebeplerle verilen kararlar, davanın usulden veya ara aşamada sonlandırılmasına ilişkindir.
Esas hakkındaki karar, davanın konusu hakkında nihai hükmü içerir.
Ara kararda azınlıkta kalan esas hakkında da oy kullanır; esasa dair kararda ise azınlık görüşü kararın altına yazılır.
Oy kullanma ile görüş yazdırma arasındaki fark nedir?
Azınlıkta kalan, kanunda öngörülen hallerde işin esası hakkında oy kullanır.
Azınlıkta kalan, oy kullanmaksızın yalnızca görüşünü kararın altına yazdırabilir.
Kanun iki durumu ayırır: esas hakkında oy kullanma yükümlülüğü yalnızca m.22/2'deki hallerde vardır, görüş yazdırma ise her azınlık oyu için geçerlidir.
Davaların karara bağlanması: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Azınlıkta kalan hâkimin her meselede esas hakkında oy kullanmak zorunda olduğunu sanmak; yükümlülük yalnızca 15. maddedeki sebeplerde ve usule ilişkin mesellerde vardır.
- Azınlık görüşünü kararın altına yazmamak ve bunu karar metninin eksikliği olarak değerlendirmemek.
- Meseleleri konular aydınlanmadan oya koymak ve sonucu kararın esası olarak almak.
- Usule ilişkin meseleyle esasa ilişkin meseleyi birbirine karıştırmak; her birinin oylama sonucu ayrı değerlendirilmelidir.
- Azınlık görüşünü kararın tebliğ edilen nüshasına dahil etmemek ya da bu görüşü yalnızca tutanağa yazıp kararın altına geçirmemek.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Mahkemeler, meselelerin oya konulmasında kararların hangi sırayla alındığını ve azınlık görüşlerinin kararın altına yazıldığını usul yönünden inceleyerek uygulamaya bakar. (2. Daire, 2021/6469 E., 2024/2885 K., 14.05.2024; 2. Daire, 2021/6500 E., 2024/2886 K., 14.05.2024; 2. Daire, 2021/6499 E., 2024/2888 K., 14.05.2024; 2. Daire, 2021/6470 E., 2024/2887 K., 14.05.2024)
- Usule ilişkin meselelerde azınlıkta kalan hâkimin esas hakkında da oy kullanması gerektiği, bu yükümlülüğün yerine getirilmemesinin karara usulden etkili olacağı kabul edilmektedir. (2. Daire, 2021/6034 E., 2024/1373 K., 04.03.2024)
- Dosyadaki konular aydınlanmadan ve gerekli incelemeler yapılmadan karar verilmesi, eksik inceleme sonucunu doğuran usul hatası sayılmaktadır. (Vergi Dava Daireleri Kurulu, 2023/1038 E., 2024/262 K., 27.03.2024)
Nasıl ispat edilir?
- Kararın usulüne uygun verildiğini ileri süren taraf, oylama tutanağını ve kararın altına yazılan azınlık görüşünü delil olarak sunar; bu belgeler yoksa usul eksikliği ileri sürülebilir.
- Azınlık hâkimin esas hakkında oy kullandığını iddia eden taraf, bu iddiayı karar ve görüşme tutanağı ile ispatlar.
- Karşı taraf, konuların aydınlanmadığı ya da meselelerin sırasının izlenmediği iddiasını ileri sürüyorsa bu iddiayı dosya kayıtlarıyla ispatlamak zorundadır.
- Görüşme tutanağı m.23 uyarınca hâkimler tarafından imzalanmışsa bu, azınlık görüşünün kayda geçtiğini gösteren güçlü bir delildir.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 2577 sayılı Kanun m.15: Azınlık hâkimin esas hakkında da oy kullanmasını gerektiren sebeplerden birini sayar. Bu sebepler m.22/2'deki yükümlülüğün kapsamını belirler.
- 2577 sayılı Kanun m.23: Görüşme tutanağında çoğunlukta ve azınlıkta bulunanların kaydedilmesini düzenler; m.22/2'deki azınlık görüşünün tutanakla birlikte kayda geçirilmesi bu maddeyle ilişkilidir.
- 2577 sayılı Kanun m.24: Kararda bulunacak unsurları sayar. Azınlık görüşünün kararın altına yazılması, m.24'teki karar içeriğiyle birlikte değerlendirilir.
İYUK m.23 — Tutanaklar
Madde, idari yargıda her dava dosyası için tutulacak görüşme tutanağının içeriğini ve bu tutanağın imzalanma zamanını ve saklanmasını düzenler. Tutanak, Danıştay ve idari yargı mercilerinde görüşmeye katılanlar bakımından uygulanır. Maddede süre öngörülmemiştir. Tutanağın karar metniyle uyumu, tutanağa ilişkin usul ve gerekçe yönleri bu maddede değil, 24. maddenin karar içeriğine ilişkin hükümlerinde ve ilgili yönetmelikte yer alır. Duruşma tutanağı ve duruşmada yapılan işlemlerin kayda alınmasına ilişkin esaslar bu maddede düzenlenmemiştir; bunlar 2577 sayılı Kanun'un duruşma tutanağına ilişkin hükümlerinde ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun tutanak hükümlerinde yer alır. Tutanağın düzeltilmesi veya sahteliğe ilişkin itirazın usulü de bu maddenin kapsamı dışındadır.
Tutanaklar: hangi kavramlar bilinmeli?
- Görüşme tutanağı
- Her dava dosyası için görüşmeye katılan başkan ve üyeleri, savcıyı, tetkik hakimini, tarafları, dosya numarasını, dava konusunu, kararın sonucunu ve oy dağılımını gösteren tutanaktır. Duruşma tutanağından ayrı bir belgedir ve kararın oluşum aşamasını kayda geçirir.
- Çoğunluk ve azınlık oyu
- Kararın hangi yönde oluştuğunu ve hangi üyelerin bu yönde oy kullandığını gösteren bilgidir. Tutanakta hem çoğunlukta kalanlar hem de azınlıkta kalanlar ayrı ayrı yer alır.
- Tetkik hakimi
- Dosyayı inceleyip görüşmeye hazırlayan ve düşünce bildiren hakimdir. Görüşme tutanağında adı ve soyadı yazılır.
Tutanaklar: hangi şartlar aranır?
- Dava dosyası için görüşmeye katılan başkan ve üyelerin ad ve soyadları tutanakta yer almalıdır.
- Danıştay'da düşünce veren savcının, tetkik hakiminin ve tarafların ad ve soyadları tutanakta yer almalıdır.
- İncelenen dosya numarası ile kısaca dava konusu tutanağa yazılmalıdır.
- Verilen kararın neticesi tutanağa yazılmalıdır.
- Çoğunlukta ve azınlıkta bulunanlar tutanakta gösterilmelidir.
- Tutanak, görüşmeye katılanlar tarafından aynı toplantıda imzalanmalıdır.
- İmzalanan tutanak dosyasında saklanmalıdır.
Tutanaklar: hangi sonuçları doğurur?
- Tutanak, görüşmeye katılanlarca aynı toplantıda imzalanmadan dosyaya konulmamalıdır; imza eksikliği tutanağın usulüne uygunluğunu zedeler.
- Tutanakta kararın neticesi ile karar metninin hüküm kısmı arasında farklılık bulunması, madde 23 ve 24/e hükümlerine aykırılık oluşturur.
- Tutanakta çoğunluk ve azınlık oyu gösterilmediğinde kararın hangi yönde oluştuğu tespit edilemez ve denetim imkânı zayıflar.
- Tutanak dosyasında saklanır; bu yükümlülüğe uyulmaması, kararın denetlenmesini güçleştirir.
Görüşme tutanağı ile duruşma tutanağı arasındaki fark nedir?
Görüşme tutanağı, dairenin kararı oluşturduğu görüşme aşamasını kayda alır ve madde 23 kapsamındadır.
Duruşma tutanağı, duruşmada yapılan tahkikat ve yargılama işlemlerini kayda alır ve bu maddenin kapsamı dışındadır.
İki tutanağın içeriği ve imza düzeni farklıdır; görüşme tutanağında oy dağılımı, duruşma tutanağında ise yargılama işlemleri yer alır.
Tutanak içeriği ile karar metni arasındaki fark nedir?
Görüşme tutanağındaki karar sonucu, tutanağın kendi içinde yer alan bilgidir.
Karar metnindeki hüküm fıkrası, mahkemenin resmi kararıdır.
İkisinin karar sonucu aynı olmalıdır; farklılık mevzuata aykırılık sayılmaktadır. Bu uyum 24. madde bağlamında da değerlendirilir.
Tutanaklar: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Görüşme tutanağını duruşma tutanağı ile aynı şeyi ifade eden bir belge saymak; görüşme tutanağı karar oluşumunu, duruşma tutanağı ise yargılama işlemlerini kayda alır.
- Tutanağın imzasının ayrı bir toplantıda veya sonradan atılmasına hoşgörü göstermek; madde açıkça aynı toplantıda imzayı öngörür.
- Tutanakta yer alan karar sonucunu, karar metninin hüküm kısmından bağımsız görmek; iki belgenin uyumu aranmalıdır.
- Çoğunluk ve azınlık oyunu tutanaktan çıkarmak ya da eksik bırakmak; madde bu bilgiyi açıkça zorunlu kılar.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Görüşme tutanağındaki karar sonucu ile kararın hüküm fıkrasının birbirinden farklı olması, madde 23 ve 24/e hükümlerine aykırı sayılmakta ve bu durum kararın mevzuata uygunluğunu ortadan kaldırmaktadır. (Danıştay 5. Daire Başkanlığı, 2015/1950 E., 2015/11035 K., 28.12.2015; 5. Daire, 2006/6867 E., 2008/3604 K., 11.06.2008)
- Tetkik hakiminin düşüncesinde de tutanak ile karar metni arasındaki uyumsuzluk, kanunun öngördüğü içerik ve imza kuralına aykırılık olarak ele alınmaktadır. (Vergi Dava Daireleri Kurulu, 2023/1535 E., 2023/1519 K., 27.12.2023; Vergi Dava Daireleri Kurulu, 2023/1534 E., 2023/1518 K., 27.12.2023)
- Görüşme tutanağının, her dava dosyası için ayrı ve görüşmeye katılanlarca imzalanmış olarak düzenlenmesi gerektiği, bu kuralın kanunda açıkça öngörüldüğü kabul edilmektedir. (7. Daire, 2005/829 E., 2005/340 K., 09.03.2005)
- Tutanakta kararın neticesi ile çoğunluk ve azınlık oyunun yer alması, kararın dosya üzerinden denetlenebilmesi için gerekli görülmektedir. (Danıştay 15. Daire Başkanlığı, 2016/10512 E., 2016/6531 K., 29.12.2016)
Nasıl ispat edilir?
- Tutanağa uygunluk iddiasını ileri süren taraf, tutanağın dosyada bulunduğunu ve madde 23'te sayılan unsurları içerdiğini ispatlamalıdır; bu belge dosyanın kendisinden çıkar.
- Tutanak ile karar metni arasındaki farkın ispatı, her iki belgenin dosyada bulunmasına ve karar sonucunun karşılaştırılmasına dayanır.
- Tutanağın imzasının aynı toplantıda atılmadığı iddiası, tutanak üzerindeki imzaların tarihine ve dosya kayıtlarına dayanılarak ileri sürülebilir. Bu iddiayı ileri süren taraf, aksini gösterme yükü altındadır.
- Tutanağın içeriğinin usulüne uygun olduğu, tutanağı düzenleyen ve imzalayan kişilerin beyanı ile belgelenebilir.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 2577 sayılı Kanun m.24: Karar metninin içeriğini düzenler. Görüşme tutanağındaki karar sonucu ile karar metnindeki hüküm arasındaki uyum bu maddeyle birlikte değerlendirilir.
İYUK m.24 — Kararlarda bulunacak hususlar
2577 sayılı Kanun m.24, idari yargıda verilen kararların içeriğinde bulunması gereken unsurları sayar: tarafların kimliği ve adresleri, davacı ve davalı savunmalarının özeti, Danıştayda tetkik hakimi ve savcının bilgi ve düşünceleri, duruşma bilgileri, kararın dayandığı hukuki sebepler ile gerekçe ve hüküm, yargılama giderleri, karar tarihi ve oy durumu, karar veren hâkimlerin imzası ve karşı oyları, daire ve dosya numarası ile kararın yazılma ve imzalanma süresi. Madde, kararın tebliğini (m.25), kararların icrasını ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin sonuçları (m.27-28) düzenlemez. Bu kısımlar ayrı maddelerde yer alır. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun hangi hükümlerinin idari yargıda uygulanacağı da m.24 kapsamında değildir; bu, 2577 sayılı Kanun'un ilgili genel hükmünden çıkar.
Kararlarda bulunacak hususlar: hangi kavramlar bilinmeli?
- Gerekçe
- Kararın dayandığı hukuki sebepler ile hükmün neden o içerikte kurulduğunu gösteren kısımdır. Madde metninde hüküm ile birlikte anılır ve kararın hukuka uygunluk denetimine elverişli olmasını sağlar.
- Hüküm
- Davanın sonucunu bağlayıcı biçimde ortaya koyan karar kısmıdır. Tazminat davalarında hükmedilen tazminat miktarı da bu kısımda yer alır.
- Tetkik hakimi
- Danıştayda dosyayı inceleyip hazırlayan ve kararda adı ile düşüncesi yer alması gereken hâkimdir. Yalnızca Danıştayda görülen davalarda bu unsur aranır.
- Savcı düşüncesi
- Danıştayda savcının davaya ilişkin görüşüdür. Madde bu görüşün kararda yazılmasını ister; görüşün sonuca bağlayıcılığı maddeden çıkmaz.
- Karşı oy
- Oyçokluğu ile verilen kararda azınlıkta kalan hâkimin ayrı görüşüdür. Kararı veren hâkimin imzasıyla birlikte kararda belirtilir.
Kararlarda bulunacak hususlar: hangi şartlar aranır?
- Kararda tarafların ve varsa vekil veya temsilcilerinin ad, soyad ya da unvanları ile adresleri bulunmalıdır.
- Kararda davacının ileri sürdüğü olayların ve dayandığı hukuki sebeplerin ile istem sonucunun özeti yer almalıdır.
- Kararda davalı tarafın savunmasının özeti yer almalıdır.
- Danıştayda görülen davalarda tetkik hakiminin ve savcının ad ve soyadları ile düşünceleri kararda yazılmalıdır.
- Duruşmalı davalarda duruşma yapılıp yapılmadığı, yapılmışsa hazır bulunan taraflar ile vekil veya temsilcilerinin ad ve soyadları belirtilmelidir.
- Kararın dayandığı hukuki sebepler ile gerekçe ve hüküm kararda bulunmalıdır; tazminat davalarında hükmedilen tazminat miktarı da hükümde gösterilmelidir.
- Yargılama giderleri ile bunların hangi tarafa yükletildiği kararda gösterilmelidir.
- Kararın tarihi ile oybirliği mi oyçokluğu mu ile verildiği belirtilmelidir.
- Kararı veren hâkimlerin ad, soyad ve imzaları ile varsa karşı oylar kararda yer almalıdır.
- Kararı veren daire ya da mahkemenin adı ile dosyanın esas ve karar numarası kararda belirtilmelidir.
Kararlarda bulunacak hususlar: hangi sonuçları doğurur?
- Madde metnindeki unsurlardan biri kararda bulunmazsa karar m.24 bakımından eksik sayılır ve bu eksiklik kanun yolunda ileri sürülebilir.
- Kararlar verildiği tarihten itibaren 30 gün içinde yazılıp imzalanmalıdır.
- Gerekçesiz kurulan hüküm, hukuka uygunluk denetimine elverişli olmadığından usul ve yasaya aykırılık doğurur.
- Tazminat davasında tazminat miktarı hükümde gösterilmezse bu eksiklik kararın denetimini güçleştirir.
- Madde, kararın tebliğini ve kararların icrasını düzenlemez; bu konularda m.25 ve m.28 uygulanır.
Danıştay davaları ile diğer idari davalar arasındaki fark nedir?
Danıştayda görülen davalarda tetkik hakiminin ve savcının ad, soyad ve düşünceleri kararda yer almalıdır.
İdare ve vergi mahkemelerinde görülen davalarda bu bilgiler aranmaz; madde bu unsuru yalnızca Danıştay için öngörür.
Danıştay kararında tetkik hakimi ve savcı bilgisi eksik kalırsa unsur noksanlığı olur; idare ve vergi mahkemesi kararında bu eksiklik m.24 bakımından aranmaz.
Duruşmalı dava ile duruşmasız dava arasındaki fark nedir?
Duruşmalı davalarda duruşma yapılıp yapılmadığı ve yapıldıysa hazır bulunanlar kararda gösterilir.
Duruşmasız davalarda bu bilgi kararda aranmaz.
Duruşmalı davada duruşma bilgisinin yazılmaması m.24 kapsamında eksiklik sayılır.
Tazminat davası ile diğer davalar arasındaki fark nedir?
Tazminat davalarında hükmedilen tazminat miktarı kararda açıkça gösterilir.
Tazminat dışındaki davalarda hüküm bu özel miktar bilgisini gerektirmez.
Tazminat davasında miktarın yazılmaması hüküm unsurunun eksik olması demektir.
Oybirliği ile oyçokluğu arasındaki fark nedir?
Oybirliği ile verilen kararda bu durum kararın tarihi ile birlikte belirtilir.
Oyçokluğu ile verilen kararda azınlıkta kalan hâkimin karşı oyu da kararda yer alır.
Oyçokluğu kararında karşı oyun yazılmaması eksiklik sayılır.
Kararlarda bulunacak hususlar: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Gerekçeyi yalnızca yargılama sürecini özetlemekle yetinmek; olgular ile hüküm arasındaki bağlantıyı kurmamak.
- Danıştay dışı davalarda da tetkik hakimi ve savcı düşüncesinin yazılmasının zorunlu olduğunu varsaymak.
- Tazminat davasında hükmedilen miktarı gerekçede yazıp hükümde yazmamak.
- Karar tarihi ile gerekçeli kararın yazıldığı tarihi karıştırmak; 30 günlük süreyi kararın verildiği tarihten saymamak.
- Oyçokluğu ile verilen kararda karşı oyu kararın altına yazmamak.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Kararda gerekçenin hukuki dinlenilme hakkı ve Anayasa'nın gerekçeli karar güvencesi ile birlikte değerlendirildiği kabul edilmektedir. (8. Daire, 2025/5858 E., 2025/9327 K., 02.12.2025; 8. Daire, 2025/2301 E., 2025/9171 K., 26.11.2025; 8. Daire, 2024/427 E., 2025/63 K., 23.01.2025)
- İdari yargı mercilerinin hukuka uygunluk denetiminde, m.24'te öngörülen gerekçeli karar hakkının yargısal etkinlik bakımından öncelikle gözetilmesi gerektiği kabul edilmektedir. (8. Daire, 2025/5858 E., 2025/9327 K., 02.12.2025; 8. Daire, 2025/2301 E., 2025/9171 K., 26.11.2025; 8. Daire, 2024/427 E., 2025/63 K., 23.01.2025)
- Gerekçenin yalnızca yapılan yargılamayı özetlemesinin yeterli olmadığı, olgular ile hüküm arasındaki bağlantının açıklanması gerektiği kabul edilmektedir. (4. Daire, 2020/1687 E., 2023/1003 K., 27.02.2023)
- Madde metninde öngörülen unsurların eksikliğinin temyiz incelemesinde bozma nedeni sayıldığı kabul edilmektedir. (Danıştay 15. Daire Başkanlığı, 2016/1210 E., 2016/3172 K., 04.05.2016; 6. Daire, 2016/5399 E., 2020/12175 K., 07.12.2020)
Nasıl ispat edilir?
- Kararın eksik unsur içerdiğini ileri süren taraf, eksikliği kararın metninden göstermek zorundadır; eksikliği kararın kendisi ortaya koyar.
- Unsurların bulunup bulunmadığı karar metninin kendisiyle ispat edilir; ayrı bir delile gerek yoktur.
- Gerekçenin yeterliliği konusunda karşı taraf, kararın olgularla hüküm arasındaki bağı açıklayıp açıklamadığını inceleme ile ortaya koyar.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 2577 sayılı Kanun m.25: Kararın asıllarının saklanmasını ve taraflara tasdikli örneğiyle tebliğini düzenler; m.24'te yazılan kararın taraflara ulaştırılmasını sağlar.
- 2577 sayılı Kanun m.28: Karar sonuçlarını, özellikle iptal ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararların idarece yerine getirilmesini düzenler.
İYUK m.25 — Kararların saklanması ve tebliği
Bu madde, idari yargıda verilen kararın saklanmasını ve taraflara tebliğ edilecek nüshaların hazırlanmasını düzenler. Kararın asıllarından birinin karar dosyasına, diğerinin dava dosyasına konulmasını ve taraflara tasdikli örnek gönderilmesini kapsar. Madde, mahkeme veya daire başkanı ile üyelerinin ya da hâkimin imzasını, mahkeme mührünü ve Danıştayda tasdik yetkisini belirtir. Kararın yazılması ve imzalanması süresi (m.24 kapsamında), kararın kesinleşmesi, yürütmenin durdurulması ve kararın icrası (m.27-28) bu maddenin konusu değildir. Kararın gerekçe ve hüküm unsurları da m.24'te düzenlenmiştir. Kararların ilanı ve yanlışlıkların düzeltilmesi (m.30 öncesi tebliğ ve düzeltme hükümleri) bu maddede yer almaz.
Kararların saklanması ve tebliği: hangi kavramlar bilinmeli?
- Asıl karar
- Hâkim veya mahkeme heyeti tarafından imzalanmış, karar dosyasına ve dava dosyasına konulan karar metnidir. Madde iki asıl bulunmasını öngörür; biri karar dosyasında, diğeri dava dosyasında saklanır.
- Tasdikli örnek
- Asıldan çıkarılan, mahkeme mührü ve başkan ya da hâkimin imzasıyla onaylanmış nüshadır. Taraflara tebliğ edilen belge bu niteliktedir.
- Tasdik yetkisi
- Danıştayda örneğin daire veya kurul başkanı ya da bu başkanın görevlendireceği bir üye tarafından kullanılır. Bu yetki, bölge idare ve idare mahkemelerinde mahkeme başkanı veya hâkime aittir.
Kararların saklanması ve tebliği: hangi şartlar aranır?
- Kararın mahkeme başkanı ve üyeleri veya hâkimi tarafından imzalanmış olması gerekir.
- İmzalı asıllardan birinin karar dosyasına, diğerinin dava dosyasına konulması gerekir.
- Taraflara tebliğ edilecek örneklerin mahkeme mührü ile mühürlenmesi gerekir.
- Örneklerin başkan veya hâkim tarafından tasdik edilmesi gerekir; Danıştayda bu yetki daire veya kurul başkanına ya da görevlendirilecek bir üyeye aittir.
- Tasdikli örneklerin taraflara tebliğ edilmesi gerekir.
Kararların saklanması ve tebliği: hangi sonuçları doğurur?
- Asıllar imzalanıp mühürlenmediği sürece karar tebliğ edilebilir nitelikte kabul edilmez.
- Taraflara tebliğ edilen örnekler tasdikli olmalıdır; tasdiksiz örnek tebliğ edilirse bu usulüne uygun tebliğ sayılmaz.
- Tarafların elindeki nüshalarla karar dosyasındaki nüsha arasında farklılık olursa dosyadaki nüsha esas alınır (bu hüküm 2577 sayılı Kanun'da değil, HMK m.301/3 ve Danıştay uygulamasına dayanan ders anlatımındadır).
Asıl ile tasdikli örnek arasındaki fark nedir?
Asıl, imzalı ve dosyada saklanan karar metnidir; iki adet bulunur.
Tasdikli örnek, asıldan alınıp mühür ve tasdik ile onaylanmış, tarafa tebliğ edilen nüshadır.
Tebliğ işlemi asıl üzerinden değil tasdikli örnek üzerinden yapılır. Asıl kararın hükmünü taşır, örnek ise tebliğ aracıdır.
Mahkeme ile danıştay tasdik yetkisi arasındaki fark nedir?
Bölge idare, idare ve vergi mahkemelerinde tasdik mahkeme başkanı veya hâkim tarafından yapılır.
Danıştayda tasdik daire veya kurul başkanı ya da onun görevlendireceği bir üye tarafından yapılır.
Hangi merciin tasdik yapacağı mahkeme türüne göre değişir.
Karar dosyası ile dava dosyası arasındaki fark nedir?
Karar dosyasına konan asıl, kararın kendi arşivi işlevini görür.
Dava dosyasına konan asıl, dosyanın bütünlüğü için tutulur.
İki asıl iki ayrı dosyada bulunur; bunların biri zayi olursa diğeri kararın aslı olarak kalır.
Kararların saklanması ve tebliği: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Tasdikli örnek yerine imzasız veya mühürsüz bir nüshanın tebliğ edilmesini usulüne uygun tebliğ saymak.
- Asıl nüshanın yalnız bir yerde bulunmasını yeterli görmek; maddenin iki asıl öngördüğünü gözden kaçırmak.
- Danıştayda tasdik yetkisini mahkeme başkanına ait saymak; Danıştay daire veya kurul başkanı ya da görevlendirilen üye yetkilidir.
- Bu maddeyi kararın yazılma süresi (m.24) ile karıştırmak.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- İdare mahkemelerinde kararın tasdikli örneğinin tebliğ edilmediği ya da tasdiksiz örnekle tebligatın yapıldığı hallerde tebligatın usulüne uygun olmadığı kabul edilmektedir. (4. Daire, 2025/1851 E., 2025/1984 K., 25.03.2025)
- Kararın imzalı asıl nüshasının karar dosyasına ve dava dosyasına konulmasının zorunlu olduğu, bu işlemin ayrıca yazılı olarak belirtilmesi gerektiği kabul edilmektedir. (İdare Dava Daireleri Kurulu, 2024/108 E., 2024/141 K., 31.01.2024)
- Maddenin Danıştay kararlarında tebliğ ve tasdik yetkisi bakımından gösterildiği, daire veya kurul başkanı yetkisinin dikkate alındığı görülmektedir. (4. Daire, 2025/1851 E., 2025/1984 K., 25.03.2025)
Nasıl ispat edilir?
- Tebliğin usulüne uygunluğunu iddia eden taraf, tebliğ belgesinde tasdikli örnek ve mühür bulunduğunu ispat etmelidir; tebliğ evrakı bu konuda temel delildir.
- Kararın asıl nüshalarının karar dosyası ve dava dosyasında bulunduğu, mahkeme dosyasının incelenmesiyle ispat edilir.
- Tarafın, elindeki örnekle dosyadaki asıl arasında farklılık olduğunu ileri sürmesi halinde, karar dosyasındaki nüsha esas alınır ve bu farkı ileri süren taraf farkı ispatlamakla yükümlüdür.
- Tasdik yetkisinin kimde olduğu, Danıştayda daire veya kurul başkanı ya da görevlendirme belgesiyle ispatlanır.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 2577 sayılı Kanun m.24: Kararda bulunacak unsurları düzenler. Bu maddedeki asıl ve örnekler m.24'teki unsurları taşıyan karar metni üzerinden hazırlanır.
- 2577 sayılı Kanun m.31: Kararların saklanması ve tebliği hakkında İYUK'ta hüküm bulunmayan hallerde HMK hükümlerinin uygulanacağını belirtir; tebliğ ve imza konularında boşluk kalırsa başvurulur.
İYUK m.26 — Tarafların kişilik veya niteliğinde değişiklik
Madde, idari yargılama sırasında tarafların kişilik veya niteliğinde değişiklik olması halinde davanın işlemden kaldırılmasını ve bu işlemden kaldırmanın sona erme koşullarını düzenler. Üç hal ayrı ayrı ele alınır: ölüm dışındaki kişilik veya nitelik değişikliği, gerçek kişi davacının ya da davalının ölümü ve yalnız ölene ilişkin dilekçelerin iptali; ayrıca davacının gösterdiği adrese tebligat yapılamaması hali. Maddenin uygulanması davacı ve davalı idari yargılama taraflarının tümünü kapsar. Maddenin düzenlemediği konular ise şunlardır: kanuni taraf değişikliğinin usulü ve sonuçları (Hukuk Muhakemeleri Kanunu bakımından ayrıca değerlendirilir), dava ehliyeti ve sıfat yokluğu, davanın yenilenmesi ve dava arkadaşlığı. Bu konular için ilgili kanun maddelerine bakılmalıdır.
Tarafların kişilik veya niteliğinde değişiklik: hangi kavramlar bilinmeli?
- İşlemden kaldırma
- Davanın ya da dosyanın belli bir olayın gerçekleşmesine kadar görüşülmeden bekletilmesi kararıdır. Dosya kapanmaz; yenileme ya da adres bildirme gibi koşul gerçekleşince yeniden işleme konulur. Kararı mahkeme verir.
- Kişilik veya niteliğinde değişiklik
- Tarafın ölüm dışında bir sebeple hukuki varlığının ya da sıfatının değişmesidir. Şirketin başka bir şirketle birleşmesi bu kapsama örnek olarak verilir. Burada değişiklik, davayı takip hakkının başka bir kişiye geçmesine bağlıdır.
- Davayı takip hakkı
- Dava sürecinde tarafın yerine geçecek kişinin davaya devam edebilme yetkisidir. Yenileme başvurusunun yapılmasına kadar işlemden kaldırma bu hakkın yeni sahibinin başvurmasını bekler.
- Yenileme dilekçesi
- İşlemden kaldırılmış davanın yeniden işleme konulması için yapılan başvurudur. Dört aylık süre içinde verilmezse yürütmenin durdurulması kararı kendiliğinden hükümsüz kalır.
- Yürütmenin durdurulması kararının hükümsüzlüğü
- Dava işlemden kaldırıldığında varsa yürütmeyi durdurma kararının kendiliğinden ortadan kalkmasıdır. Ayrı bir iptal kararı gerekmez.
- Davanın açılmamış sayılması
- Adres bildirilmediği için bir yıl boyunca işleme konulmayan davanın, hiç açılmamış gibi sonuç doğurmasıdır. Bu karar tebligatla diğer tarafa bildirilir.
Tarafların kişilik veya niteliğinde değişiklik: hangi şartlar aranır?
- Dava derdest iken tarafın kişiliğinde ya da niteliğinde ölüm dışında bir değişikliğin meydana gelmiş olması gerekir.
- Dava esnasında gerçek kişi olan tarafın ölmüş olması halinde, idarenin mirasçılar aleyhine takibi yenilemesine kadar dosyanın işlemden kaldırılması gerekir.
- Ölen tarafın yalnız kendisini ilgilendiren davalarda, öleni ilgilendiren dilekçelerin iptal edilmesi gerekir; ölen dışındaki kimseleri de ilgilendiren davalarda bu iptal uygulanmaz.
- Davacının gösterdiği adrese tebligat yapılamamış olması gerekir; bu halde yeni adres bildirilene kadar dosya işlemden kaldırılır.
- Adres bildirilmesi ile dosyanın yeniden işleme konulması istenmeden bir yıl geçmiş olması halinde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerekir.
Tarafların kişilik veya niteliğinde değişiklik: hangi sonuçları doğurur?
- Ölüm dışında kişilik veya niteliğinde değişiklik olursa, takip hakkı kendisine geçenin başvurmasına kadar dosya işlemden kaldırılır.
- Gerçek kişi taraf öldüğünde ve dava öleni ilgilendirmiyorsa, idare mirasçılar aleyhine takibi yenileyinceye kadar dosya işlemden kaldırılır.
- Yalnız öleni ilgilendiren davalara ait dilekçeler iptal edilir.
- Dört ay içinde yenileme dilekçesi verilmezse varsa yürütmenin durdurulması kararı kendiliğinden hükümsüz kalır.
- Tebligat yapılamayan halde yeni adres bildirilinceye kadar dava dosyası işlemden kaldırılır ve varsa yürütmenin durdurulması kararı kendiliğinden hükümsüz kalır.
- Dosya işlemden kaldırıldığı tarihten itibaren bir yıl içinde yeni adres bildirilmez ve yeniden işleme konulması istenmezse davanın açılmamış sayılmasına karar verilir.
- Dosyanın işlemden kaldırılmasına ve davanın açılmamış sayılmasına dair kararlar diğer tarafa tebliğ edilir.
Kişilik veya nitelik değişikliği ile gerçek kişi tarafın ölümü arasındaki fark nedir?
Ölüm dışındaki bir sebeple tarafın kişiliği ya da niteliği değişir; davayı takip hakkı başka bir kişiye geçer.
Gerçek kişi taraf ölür; idare mirasçılar aleyhine takibi yenilemek zorundadır.
Her iki halde de dosya işlemden kaldırılır ve dört aylık süre işler; ancak ölümde yenileme mirasçılar aleyhinedir.
Öleni ilgilendiren dava ile ölen dışındaki kişileri de ilgilendiren dava arasındaki fark nedir?
Yalnız ölenin kişisel hakkına ilişkin davada ölenin dilekçeleri iptal edilir ve dava mirasçılara geçmez.
Ölen dışındaki kimseleri de ilgilendiren davada dava işlemden kaldırılır ve mirasçılar aleyhine takip yenilenir.
Birinci halde dava sona erer, ikinci halde dava mirasçılar üzerinden sürer.
Yenileme dilekçesi süresi içinde verilmesi ile verilmemesi arasındaki fark nedir?
Dört ay içinde yenileme dilekçesi verilirse dosya yeniden işleme konulur.
Dört ay içinde yenileme dilekçesi verilmezse yürütmenin durdurulması kararı kendiliğinden hükümsüz kalır.
Yenileme yapılmazsa yürütmenin durdurulması kararı ortadan kalkar; dava işlemden kaldırılmış olarak kalmaya devam eder.
Kişilik değişikliği ile adres değişikliğine bağlı işlemden kaldırma arasındaki fark nedir?
Kişilik ya da nitelik değişikliğinde yenileme, takip hakkının yeni sahibinin başvurusuna bağlıdır.
Tebligat yapılamayan halde yenileme, davacının yeni adres bildirmesine bağlıdır.
Adres halinde bir yıllık süre sonunda davanın açılmamış sayılması kararı verilebilir; kişilik değişikliğinde böyle bir yıllık düşme öngörülmemiştir.
Tarafların kişilik veya niteliğinde değişiklik: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Yalnız öleni ilgilendiren dava ile ölen dışındaki kişileri de ilgilendiren davayı ayırmadan, her ölüm halinde dosyayı işlemden kaldırmak; ilk halde dava mirasçılara geçmez ve dilekçeler iptal edilir.
- Kişilik değişikliğindeki yenileme ile ölüm halindeki yenilemeyi karıştırmak; ölümde yenileme idarenin mirasçılar aleyhine yapacağı takiptir.
- Dört aylık süreyi yenileme dilekçesi süresi olarak değil, davanın düşme süresi gibi okumak; süre geçince yalnızca yürütmenin durdurulması kararı hükümsüz kalır.
- Bir yıllık süreyi kişilik değişikliği halinde de uygulamak; bir yıl hükmü yalnız adres bildirilmemesi halindedir.
- Davanın açılmamış sayılmasını dört ay sonunda kendiliğinden doğan bir sonuç gibi görmek; bunun için bir yıl beklenmesi ve mahkeme kararı gerekir.
- Dosyanın işlemden kaldırılmasına dair kararı diğer tarafa tebliğ etmemek; madde 26/4 bu kararların tebliğini zorunlu kılar.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Dava esnasında gerçek kişi davacının öldüğü hallerde dava dosyasının işlemden kaldırılması ve yenileme dilekçesinin dört aylık süre içinde verilmemesi halinde yürütmenin durdurulması kararının hükümsüz kalacağı kabul edilmektedir. (10. Daire, 2022/4090 E., 2025/3912 K., 17.09.2025)
- Davacılardan birinin vefat etmesi üzerine, Bölge İdare Mahkemesi kararının o davacıya ilişkin kısmının madde uyarınca incelenmesi gerektiği yönünde görüş bildirilmektedir. (10. Daire, 2022/4090 E., 2025/3912 K., 17.09.2025)
- Mahkemelerin kararı yalnız işlemden kaldırma olarak değerlendirmeyip madde 26/1 kapsamında işlem yapılması gerektiği yönünde görüşler bulunmaktadır. (10. Daire, 2022/1637 E., 2025/4467 K., 13.10.2025)
- Işrar kararının bozulması ve madde 26 uyarınca işlem yapılması gerektiği düşünülmektedir. (İdare Dava Daireleri Kurulu, 2025/263 E., 2025/2917 K., 26.11.2025)
Nasıl ispat edilir?
- Dava esnasında tarafın ölümü ya da kişilik veya niteliğinde değişiklik olduğunu iddia eden taraf, bu olguyu nüfus kaydı, ölüm belgesi, ticaret sicili kaydı gibi resmi belgelerle ispatlar.
- Yenileme dilekçesinin dört ay içinde verildiğini iddia eden taraf, dilekçenin tarihini ve sunulduğunu gösteren belgeyle ispat yükü altındadır.
- Davacının gösterdiği adrese tebligat yapılamadığı iddiası, tebligat evraklarıyla ispatlanır; yeni adresin bildirildiği iddiasını bildiren taraf bunu belgelemekle yükümlüdür.
- Bir yıl geçmesi nedeniyle davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi, dosya kayıtlarındaki tarih ve yeni adres bildiriminin bulunmaması ile belirlenir.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 2577 sayılı Kanun m.26: Maddenin kendisidir; ancak işlemden kaldırma kararının dayanağı ve sonuçları bu madde ile sınırlıdır.
- 6100 sayılı Kanun m.124: Hukuk muhakemesinde taraf değişikliği ve iradi taraf değişikliği ile ilgili genel düzenlemedir; idari yargıda doğrudan uygulanmaz, karşılaştırma için anılmaktadır.
İYUK m.27 — Yürütmenin durdurulması
2577 sayılı İYUK m.27, idari yargıda yürütmenin durdurulmasının ilkesini, koşullarını, savunma ve gerekçe kurallarını, uygulanmakla etkisi tükenecek işlemlere ilişkin özel rejimi, reddetme usulünü, teminatı, itiraz yolunu, kararın yazılma süresini ve tekrar istemi yasağını düzenler. Kural olarak idari işlemin yürütülmesini durdurmayan dava açılması ilkesi ile bu kuralın istisnası olan durdurma kararı bu maddenin konusudur. Kanunun, idari işlemin yürütülmesini kendiliğinden durduran vergi davası hükmü (dördüncü fıkra) ve bu kararın uygulanması dava dairesinin verdiği diğer kararlar bakımından uygulanır. Uygulama, dava açan kişinin yürütmenin durdurulmasını istediği idari yargı davalarında ve bu davalara bakan mahkemelerde ortaya çıkar. Maddenin düzenlemediği konular: iptal davasının açılma süresi (m.7 ve m.8 ilgili hükümleri kapsamında değerlendirilir), yürütmenin durdurulması kararlarının idareye bildirilmesi ve icabının yerine getirilmesi (m.28), idari yargıda ivedi yargılama usulü (m.20/A) ve tam yargı davalarında kabul kararının infazı (m.28 ve ilgili hükümler).
Yürütmenin durdurulması: hangi kavramlar bilinmeli?
- Yürütmenin durdurulması
- Dava konusu idari işlemin hukuki sonuç doğurmasının, mahkemenin ara kararıyla geçici olarak durdurulmasıdır. Dava açılmasının kendiliğinden yaptığı bir sonuç değildir, mahkemenin verdiği karara bağlıdır.
- Telafisi güç veya imkânsız zarar
- İşlemin uygulanması halinde ortaya çıkacak ve sonradan giderilmesi zor ya da mümkün olmayan zarardır. Maddede bu zararın hangi gerekçelerle ortaya çıkacağının gerekçede somut olarak belirtilmesi zorunludur.
- Açıkça hukuka aykırılık
- İşlemin hukuka aykırılığının ilk bakışta, tartışmaya yer bırakmayacak biçimde görülebilmesidir. Yalnızca hukuka aykırılık yeterli değildir, aykırılığın açık olması gerekir.
- Uygulanmakla etkisi tükenecek işlem
- Bir kez uygulanınca hukuki etkisini tüketen ve yürütmesi durdurulsa bile geri alınması gereken sonucu kalmayan işlemdir. Bu işlemlerde mahkeme idarenin savunmasını beklemeden durdurma kararı verebilir.
- Teminat
- Yürütmenin durdurulması kararının verilmesi karşılığında, davacıdan istenen mali güvencedir. Durumun gereklerine göre aranmayabilir. İdare ve adli yardımdan yararlananlardan alınmaz.
- Savunma
- Davalı idarenin dava konusu işlem hakkında mahkemeye sunduğu görüş ve açıklamalardır. Durdurma kararı kural olarak savunma alındıktan veya savunma süresi geçtikten sonra verilir.
Yürütmenin durdurulması: hangi şartlar aranır?
- Dava konusu işlemin uygulanması hâlinde telafisi güç veya imkânsız zararların doğacağı ortaya konulmalıdır.
- Dava konusu idari işlemin açıkça hukuka aykırı olması gerekir; yalnızca hukuka aykırılık yeterli değildir.
- Bu iki koşulun birlikte gerçekleşmesi gerekir.
- Yürütmenin durdurulması kararının davacı tarafından istenmiş olması gerekir.
- Davalı idarenin savunması alınmış olmalı veya savunma süresi geçmiş bulunmalıdır. Uygulanmakla etkisi tükenecek işlemlerde savunma alınmadan karar verilebilir, ancak kamu görevlilerine ilişkin atama, naklen atama, görev ve unvan değişikliği ile geçici veya sürekli görevlendirmeler bu kapsama girmez.
- Kararda, işlemin hangi gerekçelerle açıkça hukuka aykırı olduğu ve uygulanması hâlinde doğacak telafisi güç veya imkânsız zararların neler olduğu gösterilmelidir.
- Teminat karşılığında karar verilmelidir; durumun gereklerine göre teminat aranmayabilir, idare ve adli yardımdan yararlananlardan teminat alınmaz.
- Sadece ilgili kanun veya Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi hükmünün iptali istemiyle Anayasa Mahkemesine başvurulmuş olması durdurma kararı için yeterli gerekçe sayılmaz.
Yürütmenin durdurulması: hangi sonuçları doğurur?
- Koşullar birlikte gerçekleşirse ve savunma alınmış veya süresi geçmişse, mahkeme gerekçe göstererek yürütmenin durdurulmasına karar verebilir.
- Koşullar gerçekleşse bile mahkeme durdurma kararı vermeyebilir; karar takdire bağlıdır.
- Dava dilekçesi ve eklerinden istemin yerinde olmadığı anlaşılırsa, savunma alınmadan istem reddedilebilir.
- Uygulanmakla etkisi tükenecek işlemlerde, savunma alınmadan durdurma kararı verilebilir ve bu karar savunma alındıktan sonra yeniden verilir.
- Kamu görevlilerine ilişkin atama, naklen atama, görev ve unvan değişikliği ile geçici veya sürekli görevlendirmeler uygulanmakla etkisi tükenecek işlem sayılmaz; bunlarda savunma beklenmelidir.
- Durdurma kararı teminat karşılığında verilir; durumun gereklerine göre teminat aranmayabilir ve idare ile adli yardımdan yararlananlardan teminat alınmaz.
- Durdurma kararı gerekçeli olmalı, işlemin hangi gerekçelerle açıkça hukuka aykırı olduğunu ve doğacak telafisi güç veya imkânsız zararları belirtmelidir; gerekçesiz karar hukuka aykırıdır.
- Anayasa Mahkemesine iptal istemiyle başvurulmuş olması, yalnızca bu gerekçeyle durdurma kararı verilmesini engeller.
- Durdurma kararlarına karşı yedi gün içinde bir defaya mahsus itiraz edilebilir; itiraz üzerine verilen karar kesindir.
- Yürütmenin durdurulması kararı verilen dosyalar öncelikle incelenir ve karara bağlanır.
- Aynı sebeplere dayanılarak ikinci kez durdurma istemi yapılamaz.
Dava açılması ile yürütmenin durdurulması arasındaki fark nedir?
Dava açılması, dava edilen idari işlemin yürütülmesini kendiliğinden durdurmaz. İşlem dava sırasında da hukuki sonuç doğurmaya devam eder.
Yürütmenin durdurulması, mahkemenin ara kararı ile işlemin uygulanmasını geçici olarak durdurmasıdır. Ayrı bir karar gerektirir.
Dava açmak tek başına idareyi işlem yapmaktan alıkoymaz. Durdurma için ayrı istem ve karar gerekir.
Genel hal ile uygulanmakla etkisi tükenecek işlemler arasındaki fark nedir?
Genel hâlde durdurma kararı, davalı idarenin savunması alındıktan veya savunma süresi geçtikten sonra gerekçeli olarak verilir.
Uygulanmakla etkisi tükenecek işlemlerde idarenin savunması alınmadan durdurma kararı verilebilir; karar sonradan savunma alındıktan sonra yeniden verilir.
Bu işlemlerde süreç hızlanır ve savunma beklenmeden koruma sağlanır. Kamu görevlilerine ilişkin atama, naklen atama, görev ve unvan değişikliği ile görevlendirmeler bu istisnadan yararlanamaz.
Dava dilekçesinden reddetme ile savunma sonrası karar arasındaki fark nedir?
Dava dilekçesi ve eklerinden istemin yerinde olmadığı anlaşılırsa, savunma alınmadan istem reddedilebilir.
İstem yerinde görünüyorsa, durdurma kararı için davalı idarenin savunması alınmalı veya savunma süresinin geçmesi beklenmelidir.
Yerinde olmayan istem erkenden reddedilebilir, yerinde görülen istem ise savunma süreci tamamlanana kadar karara bağlanmaz.
Genel durdurma ile vergi davasında kendiliğinden durma arasındaki fark nedir?
Genel kuralda durdurma için mahkemenin ayrı karar vermesi gerekir.
Vergi mahkemelerinde vergi uyuşmazlığından doğan davanın açılması, tarh edilen vergi ve benzeri mali yükümlerin dava konusu kısmının tahsil işlemlerini kendiliğinden durdurur (dördüncü fıkra).
Vergi davalarında tahsil işlemi dava ile birlikte durur; diğer idari işlemlerde ise ayrı karar gerekir.
Yürütmenin durdurulması ile anayasa Mahkemesine başvuru arasındaki fark nedir?
Bir kanun veya Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi hükmünün iptali için Anayasa Mahkemesine başvurulmuş olması tek başına durdurma gerekçesi yapılamaz.
Bu gerekçeyle durdurma kararı verilemez. Yasak, yalnızca dayanak hükmün iptali istemiyle başvuruya bağlıdır.
Anayasa Mahkemesine başvuru, idari işlemin yürütmesini durdurmak için tek başına yeterli değildir; açıkça hukuka aykırılık ve zarar koşulunun ayrıca gösterilmesi gerekir.
Durdurma kararı ile teminat arasındaki fark nedir?
Durdurma kararı kural olarak teminat karşılığında verilir.
İdare ve adli yardımdan yararlananlardan teminat alınmaz; durumun gereklerine göre teminat hiç aranmayabilir.
Teminat, kişiye ve durumun gereklerine göre değişir; teminatın miktarı ve yeterliliği konusunda çıkan uyuşmazlık durdurma kararını veren daire veya mahkeme tarafından çözülür.
İlk karar ile ikinci istem arasındaki fark nedir?
Durdurma isteminin reddedilmesi halinde de yeni bir dava açılmasıyla ayrı bir durum oluşabilir.
Aynı sebeplere dayanılarak ikinci kez durdurma istemi yapılamaz.
Aynı gerekçelerle tekrar istem yapılması yasaktır; yeni gerekçe ile istem yapılabilir.
Yürütmenin durdurulması: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Dava açmanın kendiliğinden yürütmeyi durdurduğunu sanmak; yürütmenin durdurulması için ayrı bir karar gerektiğini gözden kaçırmak.
- Hukuka aykırılık ile açıkça hukuka aykırılığı aynı saymak; ikinci koşulun aranmadığını düşünmek.
- Koşulların birlikte gerçekleşmesi gerektiğini gözden kaçırmak; yalnızca zarar ya da yalnızca hukuka aykırılık gösterilerek karar verilebileceğini sanmak.
- Uygulanmakla etkisi tükenecek işlem kavramını geniş yorumlayıp kamu görevlilerine ilişkin atama, naklen atama, görev ve unvan değişikliği ile görevlendirmeleri de bu kapsama sokmak.
- Gerekçesiz durdurma kararı vermek ya da karar gerekçesinde zarar ve hukuka aykırılığı ayrıca belirtmemek.
- Anayasa Mahkemesine iptal başvurusunu tek başına durdurma gerekçesi saymak.
- Teminat konusunda, idare ve adli yardımdan yararlanan kişilerden teminat istemek; ya da teminatın her hâlde aranacağını varsaymak.
- Durdurma kararına itiraz süresini yedi gün yerine başka bir süre olarak hesaplamak ya da itiraz edilebileceği süreyi tebliğ tarihinden değil karar tarihinden saymak.
- Kararın yazılıp imzalanması için tanınan on beş günlük süreyi kararın hukuki varlığını etkileyen bir hak düşürücü süre sanmak.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Yürütmenin durdurulması isteminde koşulların gerçekleşip gerçekleşmediği, kararda işlemin hangi gerekçeyle açıkça hukuka aykırı olduğunun ve hangi zararın doğacağının somut olarak gösterilmesine bağlı olarak değerlendirilmektedir. (Danıştay 15. Daire Başkanlığı, 2018/530 E., - K., 20.02.2018)
- Durdurma istemi, dava dilekçesinde ve ekindeki belgelerle açıkça hukuka aykırılık ve telafisi güç zarar bakımından değerlendirilmekte; istemin yerinde olmadığı anlaşılırsa savunma beklenmeden reddedilmektedir. (Danıştay 15. Daire Başkanlığı, 2018/530 E., - K., 20.02.2018)
- Durdurma kararında, yalnızca hukuka aykırılığın genel ifadesi yetmemekte; işlemin hangi unsuru bakımından açıkça aykırı olduğu gösterilmesi gerektiği kabul edilmektedir. (Genel Kurul, 2015/15100 E., 27.02.2019)
- İdarenin savunması alındıktan veya süresi geçtikten sonra verilen karar gerekçeli olmak zorundadır ve gerekçe yalnızca genel ifadelerle yetinemez. (Genel Kurul, 2015/15100 E., 27.02.2019)
- Yalnızca iptal istemiyle Anayasa Mahkemesine başvuru, durdurma kararı için yeterli gerekçe olarak değerlendirilmemektedir. (Genel Kurul, 2019/4408 E., 18.05.2022)
- Uygulanmakla etkisi tükenecek işlemlerde savunma beklenmeden durdurma kararı verilebileceği; kamu görevlilerine ilişkin atama, naklen atama, görev ve unvan değişikliği ile görevlendirmelerin bu kapsama girmediği kabul edilmektedir. (Genel Kurul, 2015/15100 E., 27.02.2019)
- Teminat konusunda, durumun gereklerine göre teminat aranmayabileceği ve teminat tutarının yeterliliğinin durdurma kararını veren mercice değerlendirileceği kabul edilmektedir. (Danıştay 15. Daire Başkanlığı, 2018/2625 E., - K., 02.08.2018)
- Durdurma kararında, yalnızca dayanak hükmün iptali istemi bulunması, işlemin hukuka aykırılığının ayrıca gösterilmesi gereğini ortadan kaldırmamaktadır. (Danıştay 15. Daire Başkanlığı, 2018/2570 E., - K., 02.08.2018)
Nasıl ispat edilir?
- Yürütmenin durdurulmasını talep eden davacı, işlemin açıkça hukuka aykırı olduğunu ve uygulanması hâlinde telafisi güç veya imkânsız zararın doğacağını ispatla yükümlüdür.
- Açıkça hukuka aykırılık, dava dilekçesi ekindeki belgelerle, işlem metni ve dayanak mevzuatla ortaya konulabilir.
- Telafisi güç zarar, somut olarak doğacak zararın niteliği ve miktarı üzerinden belgelerle gösterilmelidir; genel ve soyut iddialar yeterli değildir.
- Davalı idare, işlemin hukuka uygun olduğunu ve zararın telafisinin mümkün bulunduğunu savunma ile ileri sürer; bu savunmayı kendisi ispatlar.
- Durdurma isteminin reddi için mahkeme, dava dilekçesi ve eklerinden isteğin yerinde olmadığını göstermek yeterlidir; bu hâlde idarenin savunması alınmaz.
- Teminat konusunda, idare ve adli yardımdan yararlananların teminat yükümlülüğü bulunmadığı için bu kişiler teminat sunmakla yükümlü değildir.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 2577 sayılı Kanun m.16: Yürütmenin durdurulması istemli davalarda bu maddedeki süreler kısaltılabilir; m.27/5 bu yetkiyi tanır.
- 2577 sayılı Kanun m.26: Vergi davası dosyasının işlemden kaldırılmasına ilişkin hüküm, dördüncü fıkradaki tahsil işlemlerinin durmasıyla ilgilidir.
- 2577 sayılı Kanun m.28: Durdurma kararlarının icabının idare tarafından gecikmeksizin yerine getirilmesini düzenler; m.27 kararın verilme koşullarını, m.28 sonuçlarını belirler.
- 2577 sayılı Kanun m.20/A: İvedi yargılama usulünün uygulandığı hallerde durdurma kararlarına itiraz kuralı ayrı işler; m.27/7 bu hallerin dışında genel itiraz yolunu düzenler.
İYUK m.28 — Kararların sonuçları
Madde, idari yargı mercilerinin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının idare tarafından yerine getirilme yükümlülüğünü, bu yükümlülük için tanınan azami süreyi ve bazı güvenlik ağırlıklı personel kararlarında kararın kesinleşmeden yerine getirilmemesini düzenler. Ayrıca vekâlet ücreti ve yargılama giderlerinin ödenmesini, mahkeme kararına uygun işlem yapılmaması hâlinde açılacak tazminat davasını, vergi uyuşmazlıklarında mali yükümlerin bildirilmesini ve tazminat ile vergi davalarında ödeme gecikmesine uygulanacak faizi düzenler. Kurala, Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare ve vergi mahkemelerinin kararları bakımından idare taraf olarak uyar. Kararın gerekçesini ve hükmünü değiştirme, açıklama ve yanlışlık düzeltme yollarını düzenlemez (m.29, m.30). Kararın yazılması ve tebliği usulü (m.24, m.25) ile yürütmenin durdurulması kararının koşulları da bu maddenin kapsamı dışındadır. Mahkeme kararının icra hukuku ve tazminat davasının zamanaşımı ya da dava açma süresi gibi usul yönleri ayrıca değerlendirilmelidir.
Kararların sonuçları: hangi kavramlar bilinmeli?
- Mahkeme kararının icabı
- Kararın hüküm fıkrasından ve gerekçesinden doğan, idarenin yerine getirmesi gereken işlem tesisi veya eylem yükümlülüğüdür. İdare kararın sonucunu gerçekleştirmekle yükümlüdür.
- Gecikmeksizin işlem tesis etme
- İdarenin karar tebliğ edildikten sonra beklemeden, ancak en geç maddede öngörülen süre içinde işlemi yapmasıdır. Süre, kararın tebliğinden başlar ve otuz günü geçemez.
- Göreve iade kararı
- Güvenlik gerekçesiyle kamu görevinden çıkarılan veya kamu görevine alınmayan kişiler hakkında verilen ve kişinin göreve dönmesini sağlayan kararlardır. Maddenin ikinci kısmındaki istisnaya tabi olup kesinleşmeden yerine getirilmez.
- Tecil faizi
- 6183 sayılı Kanun'un 48. maddesine göre belirlenen oran olup, idarenin ödeme gecikmesi nedeniyle ödeyeceği faizin hesaplanmasında kullanılır.
- Banka hesap numarası bildirimi
- Para ödemesi yapılması için davacı veya vekilinin idareye yazılı olarak bildirdiği hesaptır. Ödeme süresi bu bildirimle başlar, faiz de bildirim tarihinden itibaren işler.
Kararların sonuçları: hangi şartlar aranır?
- Bir Danıştay, bölge idare mahkemesi, idare mahkemesi veya vergi mahkemesinin esasa ya da yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararı bulunmalıdır.
- Kararın idareye tebliğ edilmiş olması gerekir; süre tebliğ tarihinden işlemeye başlar.
- İdare kararın icabına göre gecikmeksizin işlem tesis etmeli veya eylemde bulunmalıdır; bu süre hiçbir durumda otuz günü geçemez.
- Güvenlik ağırlıklı personel uyuşmazlıklarında, kararın göreve iade sonucunu doğurması hâlinde işlem nihai kararın kesinleşmesinden sonra yerine getirilmelidir.
- Para ödenmesini gerektiren davalarda hükmedilen tutar ile vekâlet ücreti ve yargılama giderleri, davacının yazılı bildirdiği banka hesabına yatırılmalıdır.
- Tazminat veya vergi davalarında ödeme yapılacaksa, tecil faizi tebliğ tarihi ile ödeme tarihi arasındaki süre için hesaplanarak ödenmelidir; banka hesabının bildirilmediği süre için faiz işlemez.
Kararların sonuçları: hangi sonuçları doğurur?
- İdare kararın icabını gecikmeksizin yerine getirmezse, kamu görevlisi hakkında tazminat sorumluluğu ve disiplin ile ceza sorumluluğu doğabilir; disiplin hükümleri saklıdır.
- Mahkeme kararı süresi içinde yerine getirilmezse, ilgili idare aleyhine maddi ve manevi tazminat davası açılabilir.
- Para ödemesi bildirilen banka hesabına yapılmazsa karar genel hükümlere göre infaz ve icra olunur.
- Güvenlik ağırlıklı personel uyuşmazlığında göreve iade kararı, kesinleşmeden yerine getirilmez.
- Tazminat ve vergi davalarında, tebliğ tarihi ile ödeme tarihi arasındaki süre için tecil faizi ödenir; banka hesabı bildirilmeden geçen süre için faiz işlemez.
- Vergi uyuşmazlıklarında karar tebliğinden sonra tespit edilen mali yükümler ve zam ile cezalar mükellefe bildirilir.
Genel hal ile güvenlik ağırlıklı personel hali arasındaki fark nedir?
Genel halde karar tebliğden itibaren gecikmeksizin, en geç otuz gün içinde uygulanır.
Millî Savunma, Jandarma, Sahil Güvenlik, Emniyet ve MİT personeli ile terör örgütleriyle ilgili gerekçelerle yapılan işlemlerde göreve iade kararları nihai kararın kesinleşmesini bekler.
Bu hallerde otuz günlük süre işlemez; karar kesinleşmeden icra edilmez.
Vekâlet ücreti ve yargılama giderleri ile para ödenmesini gerektiren hükmün miktarı arasındaki fark nedir?
Konusu belli bir miktar para olan davalarda hükmedilen tutar, yazılı banka bildirimi üzerine yatırılır.
Her türlü davada hükmedilen vekâlet ücreti ve yargılama giderleri de aynı bildirime bağlı olarak ödenir.
Her iki ödeme türü için aynı bildirim ve ödeme usulü geçerlidir.
Tazminat davası ile yerine getirilmeyen karar arasındaki fark nedir?
Kamu görevlisi kararı süresi içinde yerine getirmezse tazminat davası ilgili idare aleyhine açılır.
Kararın yerine getirilmemesi nedeniyle idare aleyhine maddi ve manevi tazminat davası açılabilir.
Dava doğrudan kamu görevlisine değil idareye yöneltilir.
Vergi uyuşmazlığı ile genel tazminat davası arasındaki fark nedir?
Vergi uyuşmazlığında karar sonrası tespit edilen vergi, resim, harç ve benzeri yükümler ile zam ve cezalar idarece mükellefe bildirilir.
Diğer davalarda ödeme yükümü hükmedilen tutarın ödenmesidir.
Vergi davalarında ek olarak mükellefe yeni tutarların bildirilmesi işlemi gerekir.
Kararların sonuçları: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Otuz günlük süreyi tüm kararlar için mutlak bir ihtar süresi saymak; süre tebliğden başlar, güvenlik ağırlıklı personel istisnasında işlemez.
- Güvenlik ağırlıklı personel istisnasını genel hal gibi uygulamak ve göreve iade kararını hemen icra etmeye çalışmak.
- Kararın yerine getirilmemesi halinde doğrudan kamu görevlisi aleyhine dava açmak; tazminat davası ilgili idare aleyhine açılır.
- Banka hesabı bildirilmeden geçen süre için de faiz hesaplamak; faiz bildirim tarihinden itibaren işler.
- Vergi davalarında mahkeme kararı sonrası yeni vergi ve cezaların mükellefe bildirilmesi işlemini atlamak.
- Eski metindeki ifadeleri değişiklik sonrası metinle karıştırmak; fıkra ve cümle numaraları güncel metne göre okunmalıdır.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- İdarenin yükümlülüğü bir işlem tesisi ile sınırlı değildir; kararın amaç ve kapsamına uygun, bütün sonuçlarıyla yerine getirilmesi gerektiği kabul edilmektedir. (Danıştay 5. Daire Başkanlığı, 2015/4037 E., 2015/10761 K., 22.12.2015)
- Mahkeme kararını yalnızca şekli olarak uygulayan ve sonucunu ortadan kaldırmayan işlemlerin kararın gereklerine aykırı olduğu kabul edilmektedir. (Danıştay 5. Daire Başkanlığı, 2015/4037 E., 2015/10761 K., 22.12.2015; Danıştay 5. Daire Başkanlığı, 2015/3782 E., - K., 10.08.2015)
- Göreve iade kararının kesinleşmeden icrası, güvenlik ağırlıklı personel uyuşmazlıklarında boş kadro veya kişinin yeniden atanması gerekçeleriyle reddedilmiş ve bu hükmün önceki metne göre değerlendirildiği kabul edilmektedir. (Genel Kurul, 2014/7152 E., 01.12.2016; Genel Kurul, 2014/7002 E., 01.12.2016)
- Anayasa Mahkemesinin iptal kararları nedeniyle önceki metne göre verilen yorumlar, değişiklikten sonraki uygulamaya aynen taşınmamalıdır. (Genel Kurul, 2018/27882 E., 27.10.2021; Genel Kurul, 2016/11026 E., 12.12.2019)
Nasıl ispat edilir?
- Kararın icra edilmediğini ileri süren taraf, kararın tebliğ tarihini ve idarenin işlem tesis etmediğini belgelerle ispatlar; tebliğ belgesi ve işlem yapılmadığına ilişkin yazışmalar başlıca delildir.
- Tazminat davasını açan kişi, kararın yerine getirilmediğini ve bunun zararına neden olduğunu ispatlamakla yükümlüdür.
- İdare, işlemi süresi içinde yaptığını veya kararın kesinleşmeden icrasının bu maddeye aykırı olduğunu belgeyle ortaya koymakla yükümlüdür.
- Para ödemesinde davacının yazılı banka hesabı bildirimi ispat edilmelidir; bildirim tarihi faiz ve ödeme süresinin başlangıcını belirler.
- Güvenlik ağırlıklı personel istisnasında, uyuşmazlığın hangi gerekçeyle açıldığını ve nihai kararın kesinleşip kesinleşmediğini gösteren belge ispat konusudur.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 2577 sayılı Kanun m.24: Kararın hüküm kısmında tazminat miktarı ve yargılama giderlerinin hangi tarafa yükletildiğinin yer alması gerekir; ödeme yükümünün kapsamı bu hükümden belirlenir.
- 2577 sayılı Kanun m.29: Kararın yeterince açık olmaması veya birbirine aykırı hüküm taşıması hâlinde taraflar açıklama isteyebilir; bu yol uygulama sürecinde kararın icrasını etkileyebilir.
- 6183 sayılı Kanun m.48: Tazminat ve vergi davalarında ödeme gecikmesi için uygulanacak tecil faizi oranını belirler.
- 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname geçici 35. madde: Maddenin birinci fıkrasındaki güvenlik ağırlıklı personel istisnasında anılan işlemlerin hukuki kaynağıdır.
İYUK m.29 — Açıklama
2577 sayılı İYUK m.29, Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare ve vergi mahkemelerinin verdiği kararların yeterince açık olmaması veya birbiriyle çelişen hüküm fıkraları taşımasında taraflara tanınan açıklama ve aykırılığın giderilmesi isteme yolunu düzenler. Düzenlediği konular; açıklama isteminin koşulları, dilekçe nüsha sayısı, karşı tarafa cevap verdirilmesi, kararın tebliği ve isteğin ne zamana kadar yapılabileceğidir. Kanun yolu niteliğinde olmayan bu yol taraflar bakımından, hükmü veren daire veya mahkeme önünde işler. Maddede yer almayan konular: hataların düzeltilmesi, yani ad, soyad, sıfat, hesap hataları ve maddi yanlışlıklar, bu maddede değil m.30'da düzenlenmiştir. Kararın icra edilmemesinden doğan tazminat davası, bu maddenin kapsamında değildir. Dava açma süresi ile yürütmenin durdurulması ve kanun yolları da m.29'un dışındadır.
Açıklama: hangi kavramlar bilinmeli?
- Açıklama
- Kararın hükmünün anlaşılmasını sağlamak için, kararı veren daireden ya da mahkemeden hükmün anlamını netleştirmesini isteme yoludur. Yeni bir karar verilmesi amacı taşımaz; mevcut hükmün içeriğini belirginleştirmeyi hedefler.
- Aykırılığın giderilmesi
- Kararın birbirine aykırı hüküm fıkraları taşıması hâlinde, bu çelişkinin kaldırılmasını isteme yoludur. Çelişki, hüküm fıkraları arasındaki bağdaşmazlıktan doğar.
- Yeterince açık olmayan karar
- Hüküm fıkrasının ne hüküm verdiği konusunda tereddüt yaratan, anlaşılmasında güçlük çeken kararlardır. Kararın gerekçesinde ya da bir fıkrasında anlaşılmazlık bulunması bu kapsamda değerlendirilir.
- Karşı taraf nüshası
- Açıklama dilekçesinin, karşı taraf sayısından bir fazla hazırlanarak verilmesi zorunluluğudur. Taraf sayısı çoğaldıkça nüsha sayısı da buna göre artar.
- Kararın yerine getirilmesi
- Açıklama veya aykırılığın giderilmesi isteminin son sınırıdır. Karar yerine getirildikten sonra bu istem artık yapılamaz.
Açıklama: hangi şartlar aranır?
- Kararın Danıştay, bölge idare mahkemesi, idare ya da vergi mahkemesi tarafından verilmiş olması gerekir.
- Kararın yeterince açık olmaması ya da birbirine aykırı hüküm fıkraları taşıması gerekir.
- İsteği taraflardan biri yapmalıdır; bu istem, kararı veren daire ya da mahkeme önüne dilekçeyle getirilmelidir.
- Açıklama dilekçesi karşı taraf sayısından bir nüsha fazla verilmelidir.
- İstem, kararın yerine getirilmesinden önce yapılmış olmalıdır.
- Daire veya mahkeme işi inceleyip gerek görürse dilekçeyi karşı tarafa, belirleyeceği süre içinde cevap vermek üzere tebliğ etmelidir; cevap iki nüsha olarak verilmelidir.
- Görevli daire veya mahkemenin bu konudaki kararı taraflara tebliğ edilmelidir.
Açıklama: hangi sonuçları doğurur?
- Açıklama veya aykırılık isteği yerinde görülürse daire veya mahkeme hükmü açıklar ya da çelişkiyi giderir.
- Daire veya mahkeme gerek görmezse dilekçeyi karşı tarafa tebliğ etmeden işi inceler ve karar verir.
- Görevli daire veya mahkemenin kararı taraflara tebliğ edilir.
- Açıklama dilekçesi karşı taraf sayısından bir nüsha fazla verilmezse, eksiklik giderilmediği takdirde istem işleme konu edilmez.
- Kararın yerine getirilmesinden sonra açıklama veya aykırılığın giderilmesi istenemez.
- Açıklama yoluyla kararın içeriği değiştirilemez; yeni bir karar verilmesi sonucunu doğuramaz.
Açıklama ile aykırılığın giderilmesi arasındaki fark nedir?
Açıklama, hükmün anlamının belirsiz olduğu durumda istenir ve hükmün ne demek istediğini netleştirmeye yöneliktir.
Aykırılığın giderilmesi, hüküm fıkralarının birbiriyle çeliştiği durumda istenir ve çelişkinin kaldırılmasını amaçlar.
İki yol da m.29 kapsamında aynı usul ve aynı süre sınırıyla işler; istemin dayanağı, anlaşılmazlık mı yoksa çelişki mi olduğuna göre belirlenir.
Açıklama ile hata düzeltmesi (m.30) arasındaki fark nedir?
m.29'da hükmün anlaşılmazlığı ya da fıkralar arası çelişki ileri sürülür.
m.30'da taraf adı, soyadı, sıfat ya da iddialara ilişkin yanlışlıklar ile hesap yanlışları düzeltilir.
Hüküm fıkrasındaki bir yazım veya hesap hatası için m.30 yolu, hükmün anlamına veya çelişkisine ilişkin istem için m.29 yolu seçilir.
Açıklama isteminin yapılabileceği son an ile kararın yerine getirilmesi öncesi arasındaki fark nedir?
Kararın yerine getirilmesine kadar açıklama veya aykırılığın giderilmesi istenebilir.
Karar yerine getirildikten sonra bu istem yapılamaz.
Karar icra edilmişse m.29 yoluyla açıklama istenemez; ancak istem icra öncesinde yapılmışsa süre ayrıca aranmaz.
Açıklama: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Açıklama yolunu, hüküm fıkrasında yer alan yazım veya hesap hatası için kullanmak; bu durumda m.30 yolu uygulanmalıdır.
- Açıklama yoluyla kararın içeriğini değiştirmeye ya da yeniden esas hakkında karar almaya çalışmak; bu yol yalnızca anlaşılmazlık ve çelişki için açıktır.
- Kararın yerine getirilmesinden sonra açıklama istemi yapmak; bu durumda istem süresi dolmuş sayılır.
- Dilekçeyi karşı taraf sayısından bir nüsha fazla vermemek; eksik dilekçe işleme konmayabilir.
- Açıklama dilekçesinin tebliğ edilmesini zorunlu saymak; m.29/3 uyarınca daire veya mahkeme gerek görürse tebliğ eder, görmezse etmeyebilir.
- Açıklama yoluyla kararın icra edilmemesinden doğan tazminat davası açılabileceğini sanmak; bu kapsam m.29 dışındadır.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Açıklama isteminin, hükmün gerekçesinin değil hüküm fıkrasının anlaşılmazlığını ya da fıkralar arası çelişkiyi konu alması gerektiği kabul edilmektedir. (5. Daire, 2023/12938 E., 2023/10563 K., 12.09.2023; 8. Daire, 2021/6156 E., 2023/326 K., 02.02.2023)
- Açıklama isteminin ısrar veya onama kararlarında, kararın gerekçeli onanmasına ilişkin ise bu kararın açıklanması talebiyle yapılabildiği görülmektedir. (İdare Dava Daireleri Kurulu, 2021/1354 E., 2021/2482 K., 17.11.2021)
- Açıklama isteminin, kararın yerine getirilmesine kadar yapılabileceği; karar icra edildikten sonra bu yolun kapandığı kabul edilmektedir. (8. Daire, 2024/6846 E., 2024/7503 K., 24.12.2024)
- Temyiz isteminin incelenmeksizin reddi ya da harç tahsili gibi usul konularındaki çelişkilerin de açıklama yoluyla giderilebildiği kabul edilmektedir. (10. Daire, 2024/2234 E., 2024/1747 K., 02.05.2024)
- Dilekçe bir yeni hüküm değil, mevcut kararın açıklanmasını amaçlamalıdır; esasa ilişkin yeniden değerlendirme istenmesi bu yolun kapsamında değerlendirilmemektedir. (8. Daire, 2024/1722 E., 2024/2081 K., 03.04.2024)
Nasıl ispat edilir?
- Açıklama veya aykırılığın giderilmesini isteyen taraf, kararın anlaşılmaz olduğunu ya da hüküm fıkralarının birbirine aykırı olduğunu dilekçesinde somut olarak göstermelidir.
- Kararın metni, hüküm fıkralarının karşılaştırılmasında asıl delildir; taraf bu karar metnine dayanarak çelişkiyi ya da anlaşılmazlığı ortaya koymalıdır.
- Karşı taraf, istemin reddi yönünde, hükmün açık olduğunu ya da çelişki bulunmadığını ileri sürebilir; bu savunmayı kararın metnine dayanarak ispatlar.
- Açıklama dilekçesinin karşı taraf sayısından bir nüsha fazla verilip verilmediği dilekçe ile kontrol edilir; eksiklik varsa istem işleme konmaz.
- Kararın yerine getirilip getirilmediği, icra dosyası ya da ilgili işlem belgesiyle ispatlanır.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 2577 sayılı Kanun m.30: Taraf adı, soyadı, sıfat, iddialar ve hesap yanlışlarının düzeltilmesini düzenler; m.29 yalnızca hükmün anlaşılmazlığı ya da fıkralar arası çelişki için geçerlidir.
- 2577 sayılı Kanun m.16: Cevap verme ve cevap süresine ilişkin genel kuralları düzenler; m.29/3'teki cevap süresi daire veya mahkemenin belirlediği süredir ve bu genel düzenlemeden ayrıdır.
İYUK m.30 — Yanlışlıkların düzeltilmesi
2577 sayılı Kanun'un 30. maddesi, idari yargılamada kararda yer alan yazı ve hesap niteliğindeki yanlışlıkların düzeltilmesini düzenler. Düzeltme konusu, iki tarafın adı ve soyadı ile sıfatı, iddialarının sonucuna ilişkin yanlışlıklar ve hüküm fıkrasındaki hesap yanlışlıklarıdır. Madde, düzeltme isteğinin nasıl yapılacağını ve düzeltmenin nasıl kayda geçirileceğini de belirler. Hüküm, kararı veren mahkeme veya dairenin düzeltme yetkisi bakımından taraflar ve yargılamaya katılanlar için uygulanır. Maddede düzeltme isteğinin hangi süre içinde yapılacağına dair bir hüküm yoktur. Maddenin düzenlemediği konular arasında, kararın esasını değiştiren hataların giderilmesi ve kararın kanun yoluyla düzeltilmesi bulunur (29. madde ve kanun yolları hükümleri). Ayrıca düzeltme kararına karşı başvuru yolları ve dava dosyasındaki açık yazı hatalarının dava değişikliği sayılmadan düzeltilmesi ayrı değerlendirilir (HMK m.304 ve m.183 ile ilişkili içtihat)."
Yanlışlıkların düzeltilmesi: hangi kavramlar bilinmeli?
- Yanlışlık
- Kararda yer alan ve hükmün anlamını değiştirmeyen, açıkça görülebilen yazı, ad, sıfat, iddia sonucu ve hesap hatasıdır. Takdir ve hukuki değerlendirme hataları bu kapsamda değildir.
- Sıfat yanlışlığı
- Tarafın kararda yer alan sıfatının gerçeğe uymayacak biçimde yazılmasıdır. Taraf kimliğinin değiştiği hallerde yanlışlık değil, husumet sorunu söz konusu olabilir.
- Hüküm fıkrasındaki hesap yanlışlığı
- Hüküm fıkrasında yer alan tutarların aritmetik hata nedeniyle yanlış hesaplanmasıdır. Gerekçede yer alan hesap hataları bu maddenin doğrudan konusu değildir.
- Düzeltme ilamı
- Yanlışlığın düzeltildiğini gösteren kararın, ilk kararın altına ya da ayrı bir kağıda yazılmasıyla oluşan belgedir. Ayrı bir karar niteliği taşımaz.
Yanlışlıkların düzeltilmesi: hangi şartlar aranır?
- Kararda, iki tarafın adı ve soyadı, sıfatı veya iddialarının sonucuna ilişkin bir yanlışlık ya da hüküm fıkrasında bir hesap yanlışlığı bulunmalıdır.
- Düzeltme isteği, taraflardan biri tarafından yapılmalıdır; istek, karşı taraf sayısından bir nüsha fazla olacak biçimde sunulmalıdır.
- Kararı veren daire veya mahkeme dilekçeyi inceleyerek, gerek görürse dilekçenin bir örneğini belirleyeceği süre içinde cevap vermek üzere karşı tarafa tebliğ etmelidir.
- Cevap iki nüsha olarak verilmeli ve bunlardan biri isteği yapan tarafa gönderilmelidir.
- Düzeltme kararı verilirse, bu karar taraflara tebliğ edilmelidir.
- İstek, hükmün esasını değiştiren bir değişiklik niteliği taşımamalıdır; aksi halde madde kapsamında kabul edilmemelidir.
Yanlışlıkların düzeltilmesi: hangi sonuçları doğurur?
- Yanlışlığın düzeltilmesine karar verilirse, düzeltme ilamın altına yazılır.
- Düzeltme kararı, ilk kararın nüshalarının altına veya ayrı bir kağıda yazılmaktadır.
- Düzeltme isteği reddedilirse, ilk karar değişmeden kalır.
- Hükmün esasını değiştiren bir istek bu madde ile düzeltilemez; bu durumda başka usul yollarına başvurulması gerekir.
Yanlışlıkların düzeltilmesi ile kararın esasını değiştiren hata arasındaki fark nedir?
Yazı ve hesap niteliğinde, hükmün anlamını değiştirmeyen açık hatalar (ad, sıfat, iddia sonucu, hesap yanlışlığı) 30. madde kapsamındadır.
Hükmün sonucunu değiştiren, takdire ve değerlendirmeye dayanan hatalar bu maddenin kapsamı dışındadır.
Birinci grup düzeltme yoluyla giderilir; ikinci grup için madde 29 ve kanun yolları gibi başka usul yollarına başvurulması gerekir.
Yanlışlıkların düzeltilmesi: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Hükmün esasını değiştiren bir düzeltmeyi yazı hatası sayıp 30. madde yoluyla yapmak.
- Hesap yanlışlığı düzeltildikten sonra bağlı tutarları ve yargılama giderlerini güncellememek.
- Düzeltme kararını ilamın altına ya da ayrı kağıda yazmamak.
- Karşı tarafa dilekçe örneğini tebliğ etmeden ve cevap süresini beklemeden karar vermek.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Tashih yoluyla hükmün esasını değiştiren düzeltmelerin yapılamayacağı kabul edilmektedir. (Danıştay 5. Daire Başkanlığı, 2013/6157 E., 2016/662 K., 10.02.2016)
- Hesap yanlışlığı düzeltildiğinde, buna bağlı tutarların ve yargılama giderlerinin yeniden hesaplanması gerektiği kabul edilmektedir. (İdare Dava Daireleri Kurulu, 2024/136 E., 2024/150 K., 31.01.2024)
- Düzeltme isteği üzerine dosya incelenerek karar verilmesi uygulamada yer almaktadır. (6. Daire, 2023/4675 E., 2023/6973 K., 27.09.2023)
Nasıl ispat edilir?
- Düzeltme isteğini ileri süren taraf, yanlışlığın açık ve kararda görülebilir olduğunu ispatlamakla yükümlüdür.
- Ad ve sıfat yanlışlıkları nüfus kaydı, dava dilekçesi ve kararın kendisi ile ispat edilir.
- Hesap yanlışlıkları hüküm fıkrası ile gerekçenin karşılaştırılması ve hesap belgeleri ile ispat edilir.
- Yanlışlığın esasa ilişkin olduğunu ileri süren karşı taraf bu savunmayı ispatlamakla yükümlüdür.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 2577 sayılı Kanun m.29: Maddenin 2. fıkrası, 29. maddenin son fıkrası dışında kalan hükümlerin bu istekler hakkında da uygulanmasını öngörür.
İYUK m.31 — Hukuk usulü muhakemeleri kanunu ile vergi usul kanununun uygulanacağı haller
2577 sayılı Kanun'un 31. maddesi, İYUK'ta hüküm bulunmayan hususlarda HMK'ya yapılan genel atfı düzenler. Atfedilen konular; hâkimin memnuniyeti ve reddi, ehliyet, üçüncü kişilerin davaya katılması, davanın ihbarı, tarafların vekilleri, dosyanın incelenmesi, feragat ve kabul, teminat, mukabil dava, bilirkişi, keşif, delillerin tespiti, yargılama giderleri, adli yardım ve duruşma düzeninin korunmasıdır. Madde, idari yargılamada uygulanacak usul kurallarının kaynağını belirler ve yalnızca İYUK'un sustuğu hallerde işler. Maddenin ikinci fıkrası, vergi uyuşmazlıklarında VUK'un ilgili hükümlerinin uygulanacağını öngörür. Madde, idari yargı yolu ile adli yargı yolu arasındaki görev ve yetki sorunlarını, İYUK m.9 ve m.15 gibi özel düzenlemeleri, dava açma ve cevap sürelerini (İYUK m.7, m.16 ve benzerleri), idari dava türlerini ve yürütmenin durdurulması gibi konuları düzenlemez. Bu konular ilgili İYUK maddelerinde yer alır.
Hukuk usulü muhakemeleri kanunu ile vergi usul kanununun uygulanacağı haller: hangi kavramlar bilinmeli?
- Atıf (yollama)
- Bir kanunun kendi düzenlemediği bir konuda başka bir kanunun hükmünü uygulanabilir kılmasıdır. Madde, HMK hükümlerinin İYUK'a yalnızca açıkça sayılan konularda ve İYUK'ta boşluk bulunduğu ölçüde girmesini sağlar.
- Hüküm bulunmayan hususlar
- İYUK'ta özel bir düzenlemenin bulunmadığı usul konularıdır. Atıf, İYUK'un sustuğu bu alanla sınırlıdır; İYUK'ta düzenlenmiş bir konu için HMK'ya başvurulamaz.
- Davanın ihbarı
- Davanın sonucundan etkilenebilecek bir üçüncü kişiye davanın bildirilmesidir. Maddeye göre idari yargıda ihbar, Danıştay, mahkeme veya hâkim tarafından re'sen yapılır; taraf istemiyle yapılmaz.
- Bilirkişi listesi
- Bilirkişilik bölge kurullarınca hazırlanan listelerdir. Bilirkişiler bu listelerden seçilir ve bilirkişiler hakkında Bilirkişilik Kanunu ile HMK'nın ilgili hükümleri uygulanır.
- Vergi uyuşmazlığı
- Vergi işlemlerinden doğan ve vergi mahkemelerinde görülen uyuşmazlıklardır. Bu uyuşmazlıklarda VUK'un ilgili hükümleri, birinci fıkradaki HMK atıfları saklı kalmak üzere uygulanır.
Hukuk usulü muhakemeleri kanunu ile vergi usul kanununun uygulanacağı haller: hangi şartlar aranır?
- İdari yargılamada bir usul sorunu bulunmalıdır ve bu sorun için İYUK'ta açık bir hüküm bulunmamalıdır.
- Sorun, madde metninde sayılan konulardan birine girmelidir; sayılmayan bir konuda HMK'ya atıf yapılamaz.
- Atfedilen HMK hükmü, İYUK'un öngördüğü sistemle çelişmemelidir.
- Davanın ihbarı yapılacaksa bunun taraf istemiyle değil, Danıştay, mahkeme veya hâkim tarafından re'sen yapılması gerekir.
- Bilirkişi seçiminde bilirkişilik bölge kurulları tarafından hazırlanan listeye uyulmalıdır.
- Vergi uyuşmazlığı söz konusuysa VUK'un ilgili hükümleri, HMK'ya atıf yapılan haller saklı kalmak üzere uygulanmalıdır.
Hukuk usulü muhakemeleri kanunu ile vergi usul kanununun uygulanacağı haller: hangi sonuçları doğurur?
- İYUK'ta hüküm bulunmayan ve maddede sayılan usul konularında HMK hükümleri uygulanır.
- HMK'ya atıf yapılan konularda HMK'nın ilgili maddesinin idari yargının yapısına uyarlanarak uygulanması gerekir.
- Davanın ihbarı, taraflarca değil Danıştay, mahkeme veya hâkimce re'sen yapılır.
- Bilirkişi, bilirkişilik bölge kurullarınca hazırlanan listeden seçilir.
- Vergi uyuşmazlığında VUK'un ilgili hükümleri uygulanır; ancak bu, birinci fıkradaki HMK atıflarını ortadan kaldırmaz.
- Maddede sayılmayan bir konuda, örneğin dava açma süresinde, HMK'ya atıf yapılamaz.
Davanın ihbarı ile davaya katılma arasındaki fark nedir?
Davanın ihbarı, davanın sonucundan etkilenebilecek bir üçüncü kişiye davanın bildirilmesidir ve madde uyarınca re'sen yapılır.
Üçüncü kişinin davaya katılması, kendi isteğiyle davaya dahil olmasıdır ve HMK'ya atıf kapsamında değerlendirilir.
İhbar yetkisi taraflara değil Danıştay, mahkeme veya hâkime aittir; taraf kendi istemiyle ihbar talep edebilir ama ihbarı kendisi yapamaz.
Genel usul atıfı ile vergi uyuşmazlığı arasındaki fark nedir?
Birinci fıkradaki genel atıf, İYUK'un sustuğu usul konularında HMK'nın uygulanmasını sağlar.
İkinci fıkra, vergi uyuşmazlıklarında VUK'un ilgili hükümlerini uygulanabilir kılar.
Vergi uyuşmazlığında önce HMK atıfları saklı kalmak üzere VUK hükümleri gözetilir; diğer idari uyuşmazlıklarda VUK uygulanmaz.
İYUK'ta düzenlenmiş konu ile düzenlenmemiş konu arasındaki fark nedir?
İYUK'ta özel hüküm bulunan konuda HMK'ya başvurulamaz.
İYUK'ta hüküm bulunmayan ve maddede sayılan konularda HMK uygulanır.
Önce İYUK'un ilgili maddesine bakılır; hüküm yoksa maddedeki atıf üzerinden HMK hükmü uygulanır.
Hukuk usulü muhakemeleri kanunu ile vergi usul kanununun uygulanacağı haller: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Görev ve yetki uyuşmazlıklarında m.31'e dayanmak; bu konular İYUK m.9 ve m.15'te düzenlenmiştir.
- İYUK'ta açıkça düzenlenmiş bir konuda HMK hükmünü doğrudan uygulamak; atıf yalnızca boşluk durumunda işler.
- Davanın ihbarını taraf istemiyle yapılabilir sanmak; madde ihbarı re'sen yapılan bir işlem olarak düzenler.
- Vergi uyuşmazlığında VUK hükümlerinin HMK atıflarının yerine geçtiğini düşünmek; ikinci fıkra birinci fıkrayı saklı tutar.
- Bilirkişiyi listeden bağımsız seçmek; madde bilirkişilerin bölge kurulları tarafından hazırlanan listelerden seçilmesini öngörür.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Yargıtay ve Danıştay uygulamasında, İYUK'ta boşluk bulunan usul konularında HMK'nın ilgili maddelerinin kıyasen ya da atıf yoluyla uygulanabildiği kabul edilmektedir. (Genel Kurul, 2020/17478 E., 29.11.2023; Genel Kurul, 2015/2909 E., 19.07.2018)
- Atıf yapılan HMK hükmünün uygulanmasında, mahkemelerin idari yargının yapısına uygun bir yorum yaptığı görülmektedir. (13. Daire, 2025/1675 E., 2025/2739 K., 18.09.2025; 13. Daire, 2024/3512 E., 2025/1535 K., 14.04.2025)
- Dava konusunun devri ve taraf değişikliği gibi hallerde HMK'nın ilgili hükmünün İYUK yargılamasına uyarlanarak uygulandığı kabul edilmektedir. (İkinci Bölüm, 2020/8577 E., 17.12.2024)
- Davadan feragat hallerinde HMK'nın feragata ilişkin hükümlerinin atıf kapsamında uygulandığı kabul edilmektedir. (6. Daire, 2023/6335 E., 2024/7498 K., 10.12.2024)
Nasıl ispat edilir?
- Atıf kapsamındaki bir usul talebini ileri süren taraf, İYUK'ta bu konuda özel bir hüküm bulunmadığını ortaya koymalıdır.
- Atfedilen HMK hükmünün uygulanabilirliği, dava dosyasındaki işlemlerle ve İYUK'un ilgili maddelerinin metniyle ispatlanır.
- Davanın ihbarı ve bilirkişi seçimi gibi işlemlerde resmi kayıt ve karar tutanakları esas alınır.
- Vergi uyuşmazlığında VUK'un uygulanması gerektiğini ileri süren taraf, uyuşmazlığın vergi işlemine dayandığını belgeyle göstermelidir.
- Karşı tarafın İYUK'ta düzenlenmiş bir konuda HMK'ya dayandığı iddiası, ilgili İYUK hükmünün varlığı gösterilerek çürütülür.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu: Maddenin atıf yaptığı genel usul kanunudur. Madde, İYUK'ta hüküm bulunmayan konularda bu kanunun ilgili hükümlerini uygulanabilir kılar.
- Bilirkişilik Kanunu: Bilirkişilerin niteliği ve görevi bakımından maddenin birinci fıkrasında açıkça uygulanacağı belirtilen kanundur.
- 2577 sayılı Kanun m.9: Görevli olmayan yerlere başvurma halini düzenler. Madde, görev uyuşmazlığını kapsamadığı için bu konuda atıf yapmaz; ilgili hüküm İYUK m.9'dadır.
- 2577 sayılı Kanun m.15: İlk inceleme sonucunda verilecek kararları düzenler. Görev ve yetki sorunları bu maddeye göre çözülür, m.31 bu alanda atıf yapmaz.
Süreler
| Süre | Madde | Hüküm |
|---|---|---|
| otuz gün | m.24 | (Ek cümle: 8/7/2021-7331/4 md.) Kararlar, verildiği tarihten itibaren otuz gün içinde yazılır ve imzalanır. |
| Dört ay | m.26 | Dört ay içinde yenileme dilekçesi verilmemiş ise, varsa yürütmenin durdurulması kararı kendiliğinden hükümsüz kalır. 2 Yalnız öleni ilgilendiren davalara ait dilekçeler iptal edilir. |
| bir yıl | m.26 | Dosyanın işlemden kaldırıldığı tarihten başlayarak bir yıl içinde yeni adres bildirilmek suretiyle yeniden işleme konulması istenmediği takdirde, davanın açılmamış sayılmasına karar verilir. |
| yedi gün | m.27 | Danıştay dava dairelerince verilmişse konusuna göre İdari veya Vergi Dava Daireleri Kurullarına, bölge idare mahkemesi kararlarına karşı en yakın bölge idare mahkemesine, idare ve vergi mahkemeleri ile tek hakim tarafından verilen… |
| otuz günü | m.28 | Bu süre hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz günü geçemez. |
Süreler madde metnindeki yazımıyla verilmiştir.
Konuda geçen kararlar
47 karar- İdare Dava Daireleri Kurulu, 2025/263 E., 2025/2917 K., 26.11.2025İlgili madde: m.26
- 10. Daire, 2022/1637 E., 2025/4467 K., 13.10.2025İlgili madde: m.26
- 10. Daire, 2021/3180 E., 2025/4310 K., 06.10.2025İlgili madde: m.26
- 10. Daire, 2023/4449 E., 2025/4180 K., 25.09.2025İlgili madde: m.26
- 13. Daire, 2025/1675 E., 2025/2739 K., 18.09.2025İlgili madde: m.31
- 10. Daire, 2022/4090 E., 2025/3912 K., 17.09.2025İlgili madde: m.26
- 13. Daire, 2024/3512 E., 2025/1535 K., 14.04.2025İlgili madde: m.31
- 4. Daire, 2025/1851 E., 2025/1984 K., 25.03.2025İlgili madde: m.25
- 8. Daire, 2024/6846 E., 2024/7503 K., 24.12.2024İlgili madde: m.29
- 6. Daire, 2023/6335 E., 2024/7498 K., 10.12.2024İlgili madde: m.31
Diğer 37 karar
- 7. Ceza Dairesi, 2023/15687 E., 2024/6629 K., 10.09.2024İlgili madde: m.25
- 2. Daire, 2021/6469 E., 2024/2885 K., 14.05.2024İlgili madde: m.22
- 2. Daire, 2021/6500 E., 2024/2886 K., 14.05.2024İlgili madde: m.22
- 2. Daire, 2021/6499 E., 2024/2888 K., 14.05.2024İlgili madde: m.22
- 2. Daire, 2021/6470 E., 2024/2887 K., 14.05.2024İlgili madde: m.22
- 10. Daire, 2024/2234 E., 2024/1747 K., 02.05.2024İlgili madde: m.29
- 8. Daire, 2024/1722 E., 2024/2081 K., 03.04.2024İlgili madde: m.29
- Vergi Dava Daireleri Kurulu, 2023/1038 E., 2024/262 K., 27.03.2024İlgili madde: m.22
- 2. Daire, 2021/6034 E., 2024/1373 K., 04.03.2024İlgili madde: m.22
- İdare Dava Daireleri Kurulu, 2024/108 E., 2024/141 K., 31.01.2024İlgili madde: m.25
- İdare Dava Daireleri Kurulu, 2024/136 E., 2024/150 K., 31.01.2024İlgili madde: m.30
- Vergi Dava Daireleri Kurulu, 2023/1535 E., 2023/1519 K., 27.12.2023İlgili madde: m.23
- Vergi Dava Daireleri Kurulu, 2023/1534 E., 2023/1518 K., 27.12.2023İlgili madde: m.23
- 10. Daire, 2019/11664 E., 2023/6700 K., 08.11.2023İlgili madde: m.25
- 6. Daire, 2023/4675 E., 2023/6973 K., 27.09.2023İlgili madde: m.30
- 5. Daire, 2023/12938 E., 2023/10563 K., 12.09.2023İlgili madde: m.29, m.30
- 13. Daire, 2023/1836 E., 2023/3468 K., 12.07.2023İlgili madde: m.30
- 10. Daire, 2021/7756 E., 2023/3540 K., 14.06.2023İlgili madde: m.25
- 10. Daire, 2022/2466 E., 2023/3546 K., 14.06.2023İlgili madde: m.25
- 8. Daire, 2021/6156 E., 2023/326 K., 02.02.2023İlgili madde: m.29
- İdare Dava Daireleri Kurulu, 2021/1354 E., 2021/2482 K., 17.11.2021İlgili madde: m.29
- Danıştay 15. Daire Başkanlığı, 2016/10512 E., 2016/6531 K., 29.12.2016İlgili madde: m.23
- Danıştay 5. Daire Başkanlığı, 2013/6157 E., 2016/662 K., 10.02.2016İlgili madde: m.30
- Danıştay 5. Daire Başkanlığı, 2015/1950 E., 2015/11035 K., 28.12.2015İlgili madde: m.23
- Danıştay 5. Daire Başkanlığı, 2015/4037 E., 2015/10761 K., 22.12.2015İlgili madde: m.28
- Danıştay 5. Daire Başkanlığı, 2015/3782 E., - K., 10.08.2015İlgili madde: m.28
- 5. Daire, 2006/6867 E., 2008/3604 K., 11.06.2008İlgili madde: m.23
- 7. Daire, 2005/829 E., 2005/340 K., 09.03.2005İlgili madde: m.23
- 9. Daire, 1987/3901 E., 1989/205 K., 25.01.1989İlgili madde: m.30
- Genel Kurul, 2023/76490 E., 31.07.2025İlgili madde: m.26
- İkinci Bölüm, 2020/8577 E., 17.12.2024İlgili madde: m.31
- Genel Kurul, 2020/17478 E., 29.11.2023İlgili madde: m.31
- Genel Kurul, 2018/27882 E., 27.10.2021İlgili madde: m.28
- Genel Kurul, 2016/11026 E., 12.12.2019İlgili madde: m.28
- Genel Kurul, 2015/2909 E., 19.07.2018İlgili madde: m.31
- Genel Kurul, 2014/7152 E., 01.12.2016İlgili madde: m.28
- Genel Kurul, 2014/7002 E., 01.12.2016İlgili madde: m.28
Bağlayıcılık derecesine göre sıralı (Anayasa Mahkemesi, içtihadı birleştirme, genel kurullar, daireler); her grupta yeni karar önce. Tam metin karar deposundan istek üzerine yüklenir. Hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ayrıca denetleyin.
Madde bağlantıları, tarihine kadar Resmî Gazete'de yayımlanan değişiklikleri içeren güncel metne gider.
Bu konudaki maddelerde bilinen en yeni değişiklik: 02.07.2026 (m.28).
Anlatım 21.10.2026 tarihinde derlendi. Bağlayıcı olan madde metnidir.
Bu konuyu panelde çalış
Panelde bu konu 4. Kararlar ve Sonuçları bölümünde yer alıyor.
Panelde çalış