İYUK › Genel esaslar

Doğrudan doğruya tam yargı davası açılması

İYUK m.13–21İdari Yargılama UsulüSon değişiklik: 30.06.2022 (m.20/C)

Kısaca

İYUK m.13, idari eylemlerden hakları ihlal edilenlerin doğrudan tam yargı davası açabilmek için önce ilgili idareye başvurmasını zorunlu kılan ön başvuru yükümlülüğünü ve bu başvuruya verilecek cevabın sonuçlarını düzenler. 2577 sayılı Kanun'un 14. maddesi, idari yargıda dilekçelerin kayda alınması, mahkeme veya daireye havalesi ve dilekçe aşamasındaki ilk incelemenin yapılış usulünü düzenler.

Kapsam

Bu konu, İdari Yargılama Usulü Kanunu m.13–21 hükümlerini kapsar.

İYUK m.13 — Doğrudan doğruya tam yargı davası açılması

Madde, idari eylemlerden hakları ihlal edilenlerin doğrudan tam yargı davası açabilmek için önce ilgili idareye başvurmasını zorunlu kılan ön başvuru yükümlülüğünü ve bu başvuruya verilecek cevabın sonuçlarını düzenler. Ayrıca görevsiz adli yargı mercilerinde açılmış tam yargı davasının görev yönünden reddi halinde sonradan idari yargıya açılacak davalarda bu başvurunun aranmayacağını öngörür. Madde idari işlemlerden doğan zararlar için değil, bir işleme dayanmayan salt idari eylemlerden doğan zararlar için uygulanır. Kişi bakımından, haklarını ihlal edilen gerçek ve tüzel kişilerle ilgilidir. Maddeyi düzenlemeyen konular şunlardır: iptal davasında aranan başvuru ve süreler (m.12, m.11), tam yargı davasının görevli ve yetkili mahkemesi (m.36), dava dilekçesinin içeriği ve idareye başvurunun usulü (m.14 ve sonrası) ile idari sözleşmelerden doğan tam yargı davaları.

Doğrudan doğruya tam yargı davası açılması: hangi kavramlar bilinmeli?

İdari eylem
Temelinde bir idari karar veya işlem bulunmayan, idarenin fiili, hareketi veya hareketsizliği biçiminde ortaya çıkan maddi faaliyettir. Maddenin uygulanma alanı, idari işleme dayanmayan bu tür eylemlerle sınırlıdır.
Zorunlu idari başvuru (ön karar)
Tam yargı davası açılmadan önce, hakkın yerine getirilmesinin ilgili idareden yazılı olarak istenmesi işlemidir. Başvuru yapılmadan açılan dava, idari merci tecavüzü nedeniyle usulden reddedilir.
Zımni ret
İdarenin başvuruya süresi içinde cevap vermemesi halinde, başvurunun reddedilmiş sayılmasıdır. Madde metninde bu süre otuz gün olarak öngörülmüştür.
Görev yönünden red
Tam yargı davasının görevsiz adli yargı mercinde açılması ve bu mercice görev yönünden reddedilmesidir. Bu hal, sonradan idari yargıda açılacak davada başvuru şartını ortadan kaldırır.

Doğrudan doğruya tam yargı davası açılması: hangi şartlar aranır?

  • Dava konusu uyuşmazlığın bir idari eylemden kaynaklanan hak ihlali ve bu ihlal sonucu doğan zarar olması gerekir.
  • Tam yargı davası açılmadan önce, ilgilinin eylemi öğrendiği tarihten itibaren bir yıl içinde ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye yazılı başvuruda bulunması gerekir.
  • Başvuru, hakkın yerine getirilmesini isteyen bir talep içermelidir; başvurunun zararın tazminine yönelmesi de bu kapsamdadır.
  • İdarenin başvuruya cevap vermesi beklenir; cevap verilmesi halinde bu cevabın tebliği üzerine dava süresi işlemeye başlar.
  • İdare otuz gün içinde cevap vermezse istek reddedilmiş sayılır ve dava açma süresi bu otuz günün bitiminden itibaren işlemeye başlar.
  • Görevsiz adli yargı merciinde açılan tam yargı davasının görev yönünden reddedilmiş olması, sonradan idari yargıya açılacak davada başvuru şartının aranmamasını sağlayan istisnadır.

Doğrudan doğruya tam yargı davası açılması: hangi sonuçları doğurur?

  • Başvuru yapılmadan doğrudan tam yargı davası açılırsa idari merci tecavüzü doğar ve mahkeme dava dilekçesini görevli idari mercie tevdi eder.
  • İdare başvuruyu kısmen veya tamamen reddederse, ret işleminin tebliğini izleyen günden itibaren dava açma süresi işlemeye başlar.
  • İdare otuz gün içinde cevap vermezse istek zımnen reddedilmiş sayılır ve dava açma süresi bu otuz günün bitiminden itibaren işlemeye başlar.
  • Görevli mercie yapılan başvuru tarihi, dilekçenin görevli merciye verilmesi hâlinde dava tarihi olarak kabul edilir.
  • Bir yıllık veya beş yıllık süre geçmişse başvuru yapılamaz ve hak kaybedilir.
  • Görevsiz adli yargı merciinde açılan tam yargı davasının görev yönünden reddi halinde, sonradan idari yargıda açılacak davalarda idareye başvuru şartı aranmaz.

Kısmi veya tam red ile zımni ret arasındaki fark nedir?

İdare başvuruyu açıkça kısmen veya tamamen reddederse, ret işleminin tebliğini izleyen günden itibaren dava süresi başlar.

İdare otuz gün içinde hiç cevap vermezse, başvuru zımnen reddedilmiş sayılır ve bu otuz günün bittiği tarihten itibaren dava süresi başlar.

Dava süresinin başlangıç anı, açık ret ile zımni ret arasında değişir.

Görevli idari yargı ile görevsiz adli yargı arasındaki fark nedir?

Tam yargı davası doğrudan görevli idari yargı mercine açılmışsa, başvuru şartı dava öncesinde yerine getirilmelidir.

Tam yargı davası görevsiz adli yargı merciinde açılıp görev yönünden reddedilmişse, sonradan idari yargıda açılacak davada ayrıca başvuru aranmaz.

Görev yanılgısıyla adli yargıya gidilen hallerde idareye yeniden başvuru zorunluluğu ortadan kalkar.

Bir yıllık süre ile beş yıllık süre arasındaki fark nedir?

Bir yıllık süre, eylemin ilgili tarafça yazılı bildirim veya başka suretle öğrenilmesiyle başlar.

Beş yıllık süre, eylem tarihinden itibaren işler ve öğrenme tarihinden bağımsızdır.

Başvuru, hangisi önce dolarsa o süre içinde yapılmalıdır; aksi halde başvuru hakkı düşer.

Doğrudan doğruya tam yargı davası açılması: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Eylemi öğrenme tarihi ile eylem tarihini karıştırmak; bir yıllık süreyi eylem tarihinden, beş yıllık süreyi öğrenme tarihinden saymak.
  • İdarenin 30 günlük cevap süresini, kanunda yazılı olmayan 60 gün gibi farklı bir süreyle hesaplamak; metindeki otuz gün esas alınmalıdır.
  • Açık ret tebliğini zımni ret tarihiyle karıştırmak; açık ret varsa dava süresi tebliğ tarihinden, cevapsız kalındığında otuz günün bitiminden başlar.
  • Başvuru yapılmadan dava açıldığında, dava dilekçesinin reddedilmesi yerine görevli idari mercie tevdi edileceğini gözden kaçırmak.
  • Görev yönünden reddi, her türlü adli yargı reddi sanıp başvuru şartının kaldırıldığını varsaymak; istisna yalnızca tam yargı davasının görev yönünden reddi halinde geçerlidir.
  • Dava açma süresinin başlangıcını bu maddeyle iptal davası süresine (m.12) karıştırmak; salt idari eylemde süre başvuru cevabıyla işler.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Danıştay, idareye başvurunun dava açmadan önce yapılmasını zorunlu kabul etmekte ve bu şartın yerine getirilmemesini idari merci tecavüzü olarak değerlendirmektedir. (Danıştay 15. Daire Başkanlığı, 2015/9728 E., 2017/3758 K., 15.06.2017)
  • Danıştay, idarenin başvuruya süresinde cevap vermemesi halinde zımni reddin doğduğunu ve dava süresinin bu tarihten başlayacağını kabul etmektedir. (Genel Kurul, 2019/14642 E., 17.06.2021)
  • Uyuşmazlıkta başvurunun yapıldığı tarih ile zımni ret tarihinin doğru hesaplanması, dava süresinin tespitinde belirleyicidir. (Danıştay 15. Daire Başkanlığı, 2016/2896 E., 2017/3045 K., 25.05.2017)
  • Danıştay, zarar tespit komisyonu gibi özel bir başvuru yolunun bulunduğu hallerde, 13. maddedeki idareye başvurunun ayrıca yapılması gerektiğini ve bunun yerine geçmeyeceğini kabul etmektedir. (Danıştay 15. Daire Başkanlığı, 2015/9728 E., 2017/3758 K., 15.06.2017)

Nasıl ispat edilir?

  • Asıl talebi ileri süren davacı, idareye başvurunun yapıldığını ve başvuru tarihini yazılı belgeyle (başvuru dilekçesi ve evrak kayıt belgesi) ispatlamak zorundadır.
  • Davacı, eylemi öğrendiği tarihi ispatlamakla yükümlüdür; yazılı bildirim veya başka bir öğrenme belgesi bu konuda esas delildir.
  • İdarenin cevap vermediğini veya ret kararını hangi tarihte tebliğ ettiğini idare, tebliğ belgesi ile ispatlamakla yükümlüdür.
  • Davalı idare, süresinde cevap verdiğini ispat ederse zımni ret doğmaz; cevabın tebliğ tarihi ise dava süresinin başlangıcını belirler.
  • Görev yönünden reddin varlığı, adli yargı merciinin kararı ile ispatlanır ve bu karar sonradan açılacak davada başvuru şartının aranmadığını gösterir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 2577 sayılı Kanun m.12: Haklarını ihlal eden idari işlem dolayısıyla doğrudan tam yargı davası açılmasına ve iptal davasıyla birlikte açılmasına imkân tanır. Madde 13, bu imkânın işleme değil eyleme dayanan hallerde uygulanacak ön başvuru koşulunu belirler.
  • 2577 sayılı Kanun m.36: Tam yargı davasında yetkili mahkemeyi belirler. Madde 13 yetkiyi değil, dava öncesi başvuru şartını düzenler.
  • 2577 sayılı Kanun m.14: Dilekçelerin ilk incelemesini düzenler. Görev yönünden reddin ardından başvurunun aranmaması ve dilekçenin ilk incelemesiyle ilişkilidir.

İYUK m.14 — Dilekçeler üzerine ilk inceleme

2577 sayılı Kanun'un 14. maddesi, idari yargıda dilekçelerin kayda alınması, mahkeme veya daireye havalesi ve dilekçe aşamasındaki ilk incelemenin yapılış usulünü düzenler. İlk incelemenin yönleri (görev ve yetki, idari merci tecavüzü, ehliyet, kesin ve yürütülmesi gereken işlem, süre aşımı, husumet, 3. ve 5. maddelere uygunluk), aykırılık halinde rapor düzenlenmesi, tek hakimle çözümlenecek davalarda uygulanacak usul ve ilk incelemenin tamamlanma süresi bu maddededir. Madde, ilk incelemenin sonucunda verilecek kararları (davanın reddi, görevli idari merciye tevdi, davanın görev veya yetki yönünden reddi ve dosyanın gönderilmesi, husumette düzeltme, dilekçenin reddi) düzenlemez; bunlar 15. maddededir. Maddenin kendisi, davanın açılmasında harç ve kayıt tarihinin doğurduğu sonuçları düzenlemez; bunlar harç ve posta ücretine ilişkin kanunda yer alır. Davacının ilk incelemede eksikliklerini tamamlaması süresi 14. maddede değil 3. ve 15. maddelerde yer alır. Tebligat işlemi ve davalının cevap süresi de ayrı maddelerde düzenlenmiştir.

Dilekçeler üzerine ilk inceleme: hangi kavramlar bilinmeli?

İlk inceleme
Dilekçenin tebligattan önce, belirlenen yönler bakımından hakim veya tetkik hakimi tarafından incelenmesidir. Dilekçenin tebliğe uygun bulunup bulunmadığını belirler.
Tetkik hakimi
Danıştayda daire başkanının görevlendirdiği, dilekçeleri ilk incelemeden geçiren hakimdir. İdare ve vergi mahkemelerinde bu görev mahkeme başkanı veya görevlendirdiği bir üyeye aittir.
Rapor
İlk incelemede kanuna aykırılık tespit edilirse durumun görevli daire veya mahkemeye bildirildiği yazılıdır. Tek hakimle çözümlenecek davalarda rapor düzenlenmez, 15. madde doğrudan hakim tarafından uygulanır.
İdari merci tecavüzü
Kanunda öngörülen idari başvuru yolunun tüketilmeden doğrudan dava açılmasıdır. Dava açılmadan önce idareye başvurulması gereken hallerde ilk incelemede ayrıca denetlenir.
Ehliyet
Davacının dava açma yeteneğine sahip olmasıdır. Dava açma ehliyetinden yoksun bir kişinin açtığı dava ilk incelemede bu yönden denetlenir.
Husumet
Davanın doğru karşı tarafa yöneltilmesidir. Yanlış hasım gösterilmesi halinde ilk incelemede bu yön değerlendirilir.

Dilekçeler üzerine ilk inceleme: hangi şartlar aranır?

  • Dilekçenin kayda alınarak ilgili mahkeme veya daireye havale edilmiş olması gerekir.
  • Dilekçenin 3. fıkrada sayılan yönlerden sırasıyla incelenmiş olması gerekir.
  • İlk inceleme, dilekçenin alındığı tarihten itibaren en geç on beş gün içinde sonuçlandırılmalıdır.
  • Dilekçede kanuna aykırılık görülürse durum görevli daire veya mahkemeye rapor ile bildirilmelidir; tek hakimle çözümlenecek davalarda rapor düzenlenmez.
  • İlk incelemede kanuna aykırılık görülmemiş olmalı veya daire ya da mahkeme ilk inceleme raporunu yerinde bulmamış olmalıdır ki tebligat işlemi yapılabilsin.

Dilekçeler üzerine ilk inceleme: hangi sonuçları doğurur?

  • Dilekçede 3. fıkradaki yönlerden birinde kanuna aykırılık görülürse durum görevli daire veya mahkemeye rapor ile bildirilir.
  • Tek hakimle çözümlenecek davalarda rapor düzenlenmez ve 15. madde hükümleri ilgili hakim tarafından uygulanır.
  • İlk incelemede kanuna aykırılık görülmezse veya rapor yerinde bulunmazsa tebligat işlemi yapılır.
  • İlk inceleme sonucu verilecek kararlar (davanın reddi, tevdi, görev veya yetki yönünden reddi, husumette düzeltme, dilekçenin reddi) 15. maddede düzenlenmiştir.
  • İlk incelemede tespit edilmeyen bir aykırılık davanın her safhasında 15. madde uyarınca ele alınır.
  • Dilekçe ilk inceleme yönlerinden kanuna uygun bulunursa dava normal akışına devam eder.

Ilk inceleme ile 15. madde kararı arasındaki fark nedir?

14. madde ilk incelemenin yapılış usulünü ve yönlerini düzenler; kanuna aykırılık tespit edildiğinde hangi kararın verileceğini düzenlemez.

15. madde, ilk incelemede tespit edilen aykırılığa göre verilecek kararı ve kanun yolunu düzenler.

İlk inceleme yönleri 14. maddede, sonuç kararı 15. maddede aranır.

Çok hakimli dava ile tek hakimle çözümlenecek dava arasındaki fark nedir?

Çok hakimle çözümlenecek davalarda aykırılık görülürse durum rapor ile görevli daire veya mahkemeye bildirilir.

Tek hakimle çözümlenecek davalarda rapor düzenlenmez ve 15. madde hükümleri ilgili hakim tarafından doğrudan uygulanır.

Tek hakimli davada ara rapor aşaması atlanır, hakim doğrudan karar verir.

İlk incelemede tespit ile ilk incelemeden sonra tespit arasındaki fark nedir?

Aykırılık ilk incelemede tespit edilirse dilekçe aşamasında karar verilir.

Aykırılık ilk incelemeden sonra anlaşılırsa davanın her safhasında 15. madde uygulanır.

İlk incelemeden sonra da red ve görev gibi yönler davanın her aşamasında gündeme gelebilir.

Dilekçeler üzerine ilk inceleme: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Tek hakimle çözümlenecek davada rapor düzenleyip ayrıca dosyayı daireye göndermek; bu durumda rapor düzenlenmez ve 15. madde hakim tarafından uygulanır.
  • İlk incelemeyi tebligat sonrası yapılacak bir işlem gibi değerlendirmek; ilk inceleme tebligattan önce yapılır.
  • İlk incelemede verilecek red, tevdi veya görev kararlarını 14. maddede aramak; bu kararlar 15. maddededir.
  • On beş günlük süreyi davacının dilekçeyi tamamlama süresi sanmak; davacıya tanınan tamamlama süresi 3. ve 15. maddelerde düzenlenir.
  • İlk incelemede tespit edilmeyen aykırılığın artık hiçbir aşamada incelenemeyeceğini sanmak; madde, davanın her safhasında 15. maddeye göre ele alınmasına imkân verir.
  • Husumet yanlışlığında davanın hemen reddedileceğini sanmak; madde, doğru hasmın tespit edilerek tebliğ yapılmasını öngörür.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Tek hakimle çözümlenecek davalarda hakimin ilk incelemeyi doğrudan yapıp 15. madde kapsamında karar verdiği, rapor düzenlenmediği kabul edilmektedir. (İdare Dava Daireleri Kurulu, 2022/3026 E., 2024/1952 K., 03.10.2024)
  • İlk inceleme yönleri arasında ehliyet denetiminin dava dilekçesinin ilk aşamasında yapıldığı ve dava açma ehliyetinden yoksun kişinin açtığı davanın bu aşamada reddedildiği kabul edilmektedir. (Birinci Bölüm, 2022/74582 E., 24.12.2025; 8. Daire, 2024/2806 E., 2024/4206 K., 05.07.2024)
  • Kesin ve yürütülmesi gereken işlem bulunmadığı durumda ilk incelemede davanın reddine karar verilmesi uygulamada kabul edilmektedir. (İdare Dava Daireleri Kurulu, 2022/3026 E., 2024/1952 K., 03.10.2024)
  • Kesinleşmiş kararların yeniden dava konusu edilmesi halinde ilk incelemede kesin hüküm nedeniyle davanın reddine karar verilebildiği kabul edilmektedir. (2. Daire, 2023/5771 E., 2023/5474 K., 22.11.2023)
  • İlk incelemenin dava dilekçesinin alındığı tarihten itibaren yapılması ve sürenin işleyişinin ilk inceleme sonucunu etkilediği kabul edilmektedir. (10. Daire, 2022/6284 E., 2025/3191 K., 24.06.2025)
  • İlk inceleme yönleri kanuni sırayla ele alınarak yapılmakta, ilk incelemede tespit edilen eksikliklerin tamamlanması için 3. ve 15. maddeler birlikte değerlendirilmektedir. (İdare Dava Daireleri Kurulu, 2024/312 E., 2025/401 K., 24.02.2025)

Nasıl ispat edilir?

  • Aykırılığı ileri süren taraf veya mahkeme dilekçe ve eklerinden hareketle ilk inceleme yönünü somut olarak göstermelidir.
  • Görev ve yetki, idari merci tecavüzü veya süre aşımı gibi yönlerin tespitinde dilekçe, dava dosyası ve ilgili idari işlem belgeleri esas alınır.
  • Ehliyet ve husumet yönlerinde kimlik, vekaletname, tüzel kişilik veya tebligat belgeleri ile ispat yapılır.
  • Kesin ve yürütülmesi gereken işlem olup olmadığı yönünde işlemin tebliğ veya kesinleşme belgesi incelenir.
  • Dilekçede eksik bırakılan belge veya zorunlu şartın varlığı dilekçe ekleri üzerinden kontrol edilir; eksiklik iddiasını ileri süren taraf değil, ilk inceleme yapan merci bu tespiti yapar.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 2577 sayılı Kanun m.15: İlk inceleme sonucunda tespit edilen aykırılığa göre verilecek kararı ve kanun yolunu düzenler; 14. maddenin tamamlayıcısıdır.
  • 2577 sayılı Kanun m.3: Dava dilekçesinin şekil ve içerik şartlarını düzenler; ilk incelemenin son fıkrasında dilekçe eksikliği olarak denetlenir.
  • 2577 sayılı Kanun m.5: Dava açma süresini ve dilekçeye eklenecek belgeleri düzenler; ilk incelemede süre aşımı ve belge eksikliği yönünden denetlenir.
  • 2577 sayılı Kanun m.16: İlk incelemede eksiklik bulunmazsa dava dilekçesinin davalı idareye tebliğini ve cevap süresini düzenler.

İYUK m.15 — İlk inceleme üzerine verilecek karar

2577 sayılı İYUK m.15, ilk inceleme üzerine dilekçelerde tespit edilen usul aykırılıklarında verilecek kararları düzenler. Görev ve yetki, idari merci tecavüzü, ehliyet, dava konusu işlem bulunması, süre aşımı, husumet ve dilekçenin İYUK m.3 ve m.5'e uygunluğu gibi ilk inceleme kalemlerinin her birinde hangi kararın verileceğini belirler. Düzenleme dava dilekçesini inceleyen ve ilk inceleme yapan mahkeme veya Danıştay bakımından uygulanır. Kararların kanun yoluna ilişkin fıkra da bu maddenin içindedir. Maddenin uygulanması ilk incelemeye bağlıdır; ilk incelemenin usulü ve süresi bu maddede düzenlenmez, İYUK m.14 kapsamındadır. Dava açma süresinin kendisi, tam yargı davalarında idareye başvuru süreleri ve esasa ilişkin yargılama aşamaları bu maddenin kapsamı dışındadır. Bu konular ilgili ayrı kurallarda aranmalıdır.

İlk inceleme üzerine verilecek karar: hangi kavramlar bilinmeli?

İlk inceleme
Dava dilekçesinin esasa geçilmeden önce görev ve yetki, idari merci tecavüzü, ehliyet, dava konusu işlem, süre, husumet ve dilekçe biçimi yönlerinden incelenmesidir. Bu inceleme sonucunda m.15'teki kararlardan biri verilir.
Görev
Uyuşmazlığın adli yargı, idari yargı veya askeri yargıdan hangisinde çözüleceğine ilişkin yetki bölüşümüdür. Adli yargının görevli olduğu konuda idari yargıya açılan dava reddedilir.
Yetki
Görevli yargı düzeni içinde davanın hangi mahkemede açılacağını belirleyen kuraldır. Görevli olan ama yetkisiz bir mahkemeye açılan dava, dosya gönderilerek görevli veya yetkili mahkemeye aktarılır.
Görev veya yetki yönünden reddi ve dosyanın gönderilmesi
İdari yargının görevli olduğu konularda yanlış mahkemeye açılan davanın, dava dosyası doğru mahkemeye gönderilerek reddedilmesi kararıdır. Dava doğru mahkemede yeniden açılmış sayılmaz; dosya aktarılır.
Dilekçenin tevdii
Dilekçenin idari merci tecavüzü halinde, görevli idari mercie gönderilmesidir. Dilekçenin gönderildiği tarih, görevli mercie başvuru tarihi sayılır.
Gerçek hasım
Dava konusu işlemin uygulanmasından sorumlu olan ve hasım gösterilmesi gereken kamu idaresidir. Hasım yanlış gösterilmişse dilekçe bu gerçek hasma tebliğ edilir.

İlk inceleme üzerine verilecek karar: hangi şartlar aranır?

  • Dilekçenin ilk incelemede görev veya yetki yönünden sorunlu olduğu tespit edilmelidir; idari yargının görevli olduğu bir konuda adli yargı görevli ise davanın reddine karar verilir.
  • İdari yargı görevliyse ama dava görevli veya yetkili olmayan mahkemeye açılmışsa, davanın görev veya yetki yönünden reddi ve dava dosyasının görevli veya yetkili mahkemeye gönderilmesi kararı verilir.
  • İdari merci tecavüzü varsa, yani dava zorunlu idari başvuru yoluna gidilmeden açılmışsa, dilekçenin görevli idari mercie tevdiine karar verilir.
  • Ehliyet eksikliği tespit edilmelidir; bu halde davanın reddine karar verilir.
  • Dava konusu kesin ve yürütülmesi gereken bir işlem bulunmamalıdır; bu halde davanın reddine karar verilir.
  • Dava açma süresinin geçtiği tespit edilmelidir; bu halde davanın reddine karar verilir.
  • Davanın hasım gösterilmeden veya yanlış hasım gösterilerek açıldığı tespit edilmelidir; bu halde dilekçe tespit edilecek gerçek hasma tebliğ edilir.
  • Dilekçenin İYUK m.3 ve m.5'e uygun olmadığı, yani bir noksanlığın bulunduğu tespit edilmelidir; bu halde noksanlık otuz gün içinde tamamlanmak üzere dilekçenin reddine karar verilir.
  • Dilekçe ret kararı verildikten sonra yeniden verilen dilekçede aynı yanlışlık tekrarlanmış olmalıdır; bu halde dava reddedilir.

İlk inceleme üzerine verilecek karar: hangi sonuçları doğurur?

  • Görev veya yetki yönünden sorun varsa dava reddedilir ya da dosya görevli veya yetkili mahkemeye gönderilir.
  • İdari merci tecavüzü varsa dilekçe görevli idari mercie tevdi edilir ve mercie başvuru tarihi, dilekçenin ilgili mahkeme veya Danıştaya başvuru tarihi olarak kabul edilir.
  • Hasım gösterilmeden veya yanlış hasım gösterilerek açılan davada dilekçe gerçek hasma tebliğ edilir; dava reddedilmez.
  • Noksanlık otuz gün içinde giderilirse dava incelemeye devam eder; giderilmezse dilekçe reddedilir.
  • Dilekçenin reddi halinde yeni dilekçe için ayrıca harç alınmaz.
  • Ehliyet eksikliği, kesin ve yürütülmesi gereken işlem bulunmaması veya süre aşımı varsa dava reddedilir.
  • Aynı yanlışlık yeniden verilen dilekçede tekrarlanırsa dava reddedilir.
  • Kanun yolu, ilk inceleme kararının türüne göre değişir; görev-yetki reddi ve ret kararları istinaf veya temyize açıktır, gerçek hasma tebliğ ve dilekçe reddi kararları bu yola kapalıdır.

Görev ile yetki arasındaki fark nedir?

Görev, adli, idari veya askeri yargı arasındaki yargı kolu ayrımını ifade eder. Görevsizlikte uyuşmazlık idari yargının dışında kalır.

Yetki, görevli yargı kolu içinde hangi mahkemenin davaya bakacağını belirler. Yetkisizlikte dava yine idari yargıda görülür.

Adli yargı görevli ise dava reddedilir. İdari yargı içinde görev veya yetki sorunu varsa dava reddedilmez, dosya görevli veya yetkili mahkemeye gönderilir.

Görev veya yetki reddi ile dosyanın gönderilmesi ile Davanın reddi (ehliyet, süre, işlem) arasındaki fark nedir?

İdari yargının görevli olduğu konuda görev veya yetki sorunu varsa dava dosyası doğru mahkemeye gönderilir.

Ehliyet, süre veya kesin işlem eksikliği gibi hallerde dosya gönderilmez, davanın reddi kararı verilir.

Görev ve yetki hallerinde dava doğru mahkemede yürür; diğer halde dava sona erer.

İdari merci tecavüzü ile hasım yanlışlığı arasındaki fark nedir?

İdari merci tecavüzünde dava zorunlu idari başvuru yapılmadan açılmıştır; dilekçe görevli idari mercie tevdi edilir.

Hasım yanlışlığında dava açılmıştır ama davalı yanlış gösterilmiştir; dilekçe gerçek hasma tebliğ edilir.

İdari merci tecavüzünde dilekçe idareye gider ve başvuru tarihi, mercie başvuru tarihi sayılır. Hasım yanlışlığında dava sürer, yalnız tebliğ gerçek hasma yapılır.

Dilekçe reddi (m.15/1-d) ile davanın reddi (m.15/5) arasındaki fark nedir?

Noksanlık, otuz gün içinde tamamlanmak üzere dilekçenin reddiyle giderilmeye bırakılır.

Aynı yanlışlık yeniden verilen dilekçede de yapılırsa dava reddedilir.

İlk ret halinde yeni dilekçe için harç alınmaz. Aynı yanlışlığın tekrarında dava esastan değil, usulden reddedilir.

İlk inceleme kararlarının kanun yolu ile tebliğ kararlarının kanun yolu arasındaki fark nedir?

Görev-yetki reddi, ehliyet, süre, işlem yokluğu ve diğer ret kararları istinaf veya temyiz yoluna açıktır.

Gerçek hasma tebliğ kararı ile dilekçe ret kararı kanun yoluna konu edilemez.

Hangi kararın kanun yoluna açık olduğu fıkra ile ayrılmıştır. Kanun yolu kapalı kararlar için ayrıca başvuru yapılamaz.

İlk inceleme üzerine verilecek karar: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Görev veya yetki yanlışlığını davanın reddi olarak yorumlamak; görevli veya yetkili mahkemeye dosya gönderilmesi gerekirken dava reddedilmektedir.
  • Adli yargının görevli olduğu konuda dosyayı idari yargıdaki görevli mahkemeye göndermek; bu halde dava doğrudan reddedilir.
  • İdari merci tecavüzünde dilekçeyi reddetmek yerine davayı esastan veya doğrudan reddetmek; kanun dilekçenin görevli mercie tevdiini öngörür.
  • Hasım yanlışlığında davanın reddine karar vermek; bu halde dilekçe gerçek hasma tebliğ edilir.
  • Noksanlığın giderilmesi için tanınan otuz günlük süreyi yanlış başlatmak veya bu süreyi geçirilmiş saymak.
  • İlk ret kararından sonra yenilenen dilekçede aynı yanlışlık yoksa m.15/5'i uygulamak; m.15/5 yalnız aynı yanlışlığın tekrarında geçerlidir.
  • İlk inceleme kararlarının tamamına kanun yolu açık sanmak; gerçek hasma tebliğ ve dilekçe ret kararları kanun yoluna kapalıdır.
  • Yeniden verilen dilekçede harç alınmasını düzenlemek; m.15/3 uyarınca ret halinde yeni dilekçe için ayrıca harç alınmaz.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • İdari yargının görevli olduğu konuda görev veya yetki yanlışlığı varsa dava reddedilmek yerine dava dosyasının görevli veya yetkili mahkemeye gönderilmesine karar verilmesi kabul edilmektedir. (5. Daire, 2025/15275 E., 2025/8929 K., 17.09.2025)
  • Ehliyet, süre, işlem ve husumet eksikliklerinde dava reddi değil, m.15/1 kapsamındaki ilgili karar verilmesi uygulamanın temel yaklaşımıdır. (5. Daire, 2025/15275 E., 2025/8929 K., 17.09.2025)
  • Dilekçe ret kararı üzerine yenilenen dava dilekçesinde aynı yanlışlığın tekrarlanması halinde m.15/5 uyarınca davanın reddine karar verilmesi kabul edilmektedir. (Danıştay 4. Daire Başkanlığı, 2014/6443 E., 2016/73 K., 19.01.2016)
  • Bu hükme dayanılarak yenilenen dilekçede aynı yanlışlığın tekrarlanmasının davanın reddi için yeterli olduğu uygulamada kabul edilmektedir. (Danıştay 10. Daire Başkanlığı, 2013/6355 E., 2016/2504 K., 05.05.2016)
  • Dilekçenin m.15/1-d kapsamında reddi ile m.15/5 kapsamında davanın reddi arasında ayrım yapılmakta, ikinci ret için yanlışlığın aynı olması aranmaktadır. (6. Daire, 2025/3541 E., 2025/4780 K., 08.10.2025)
  • Danıştay, ilk inceleme kararlarını m.15/1-e uyarınca dilekçenin görevli idari mercie tevdi edilmesi biçiminde verebilmekte ve bu kararların doğru uygulanmasını denetlemektedir. (Danıştay 13. Daire Başkanlığı, 2016/4032 E., 2016/3894 K., 28.11.2016)
  • Görev-yetki yanlışlığında dava dosyasının gönderilmesi ile kararın yeniden davaya dönüşmediği, dava dilekçesinin doğru mahkemeye aktarıldığı kabul edilmektedir. (Danıştay 15. Daire Başkanlığı, 2018/2156 E., 2018/5972 K., 21.06.2018)

Nasıl ispat edilir?

  • Görev, yetki, idari merci tecavüzü, ehliyet, süre veya dava konusu işlemin bulunmadığı iddiası ilk incelemeyi yapan mahkeme veya Danıştay tarafından resen dikkate alınır; bu bakımdan ispat yükü davacı üzerinde değil, dilekçenin usule uygunluğu noktasında mahkemededir.
  • Süre aşımı iddiasında dava açma tarihi ile işlemin tebliğ veya öğrenme tarihi karşılaştırılır; bu belgeler idareden ya da dava dosyasından getirilir.
  • Dava dilekçesinde noksanlık bulunduğu iddiasında, eksikliğin dilekçede ya da eklerde olup olmadığı dava dosyası üzerinden belgeyle tespit edilir.
  • Yanlış hasım iddiasında gerçek hasmın kim olduğu, işlemi tesis eden veya uygulayan idarenin belgeleriyle tespit edilir.
  • Dilekçe ret kararının tebliğ tarihi, otuz günlük sürenin başlangıcını gösterdiği için tebliğ belgesi ile ispatlanır.
  • Aynı yanlışlığın yenilenen dilekçede tekrarlandığı iki dilekçenin karşılaştırılmasıyla ispat edilir; bu karşılaştırma mahkeme tarafından resen yapılır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 2577 sayılı Kanun m.14: İlk inceleme sürecini ve incelemenin hangi sırayla yapılacağını düzenler. m.15 kararları bu incelemenin sonucunda verilir.
  • 2577 sayılı Kanun m.3: Dava dilekçesinin asgari unsurlarını düzenler. Bu unsurlardan birinin eksikliği m.15/1-d kapsamında ret sebebidir.
  • 2577 sayılı Kanun m.5: Dava dilekçesine eklenecek belgeleri ve karşı taraf sayısına göre örnek sunulmasını düzenler. Bu eksikliklerde m.15/1-d kararı uygulanır.
  • 2577 sayılı Kanun m.6: Harç ve posta ücretinin yatırılmasını ve davanın açılmış sayılacağı anı düzenler. m.15/3 bakımından reddedilen dilekçe için harç alınmamasıyla bağlantılıdır.

İYUK m.16 — Tebligat ve cevap verme

2577 sayılı Kanun'un 16. maddesi, idari yargıda dava dilekçesi, davalının savunması, davacının ikinci dilekçesi ve davalının ikinci savunmasının karşı tarafa tebliğini; taraflara tanınan cevap süresini ve bu süreye ilişkin uzatma yasağını; süresinden sonra ileri sürülecek iddialar bakımından kapanma kuralını; tam yargı davalarında dava miktarının sınırlı biçimde artırılmasını ve Danıştayda ilk derece sıfatıyla görülen davalarda savcının yazılı düşüncesinin tebliğini düzenler. Kural, idari yargılamada taraf olan davacı ve davalı idare arasındaki yazışmalar için geçerlidir. Savunmanın içeriği, delil sunumu ve dava dilekçesinin ilk incelemesi bu maddede düzenlenmez; dava açma süresi (m.7 ve m.8 kapsamında sayılan süreler), dilekçe ve şekil koşulları (m.3), ilk inceleme ve eksikliklerin giderilmesi (m.3 ve m.5) ile ivedi yargılama usulündeki kısaltılmış cevap süreleri (m.20/A ve m.20/B) bu maddenin dışındadır. Dava açma süresinin hesabı ve tebliğ usulü de ayrı kurallara bağlıdır.

Tebligat ve cevap verme: hangi kavramlar bilinmeli?

Tebliğ
Dava dilekçesinin, savunmanın ya da ikinci dilekçelerin karşı tarafa resmi yoldan bildirilmesi işlemidir. Bu madde kapsamında tebliğ, cevap süresinin başlangıcını oluşturur.
İkinci dilekçe
Davacının, davalının birinci savunmasına karşılık verdiği dilekçedir. Bu dilekçe davalıya tebliğ edilir ve davalının ikinci savunması da davacıya tebliğ edilir.
Cevap süresi
Tebliğ tarihinden itibaren taraflara tanınan, yapılan tebliğlere karşı cevap verebilecekleri süredir. Madde metninde otuz gün olarak belirlenmiştir.
Süre uzatımı
Cevap süresinin, haklı sebeplerin varlığı halinde, taraflardan birinin isteği üzerine görevli mahkemece verilen kararla uzatılmasıdır. Uzatma otuz günü geçemez ve yalnız bir defaya mahsus olabilir.
Miktarın artırılması
Tam yargı davalarında, dava dilekçesinde belirtilen tutarın nihai karara kadar, harç ödenerek bir defaya mahsus yükseltilmesidir. Bu imkân yalnız tam yargı davalarına tanınmıştır.
Savcının yazılı düşüncesi
Danıştayda ilk derece mahkemesi sıfatıyla görülen davalarda savcının esas hakkındaki görüşüdür. Taraflara tebliğ edilir ve taraflar on gün içinde yazılı görüş bildirebilir.

Tebligat ve cevap verme: hangi şartlar aranır?

  • Davacının dava dilekçesi ve eklerinin birer örneğinin davalıya tebliğ edilmiş olması gerekir.
  • Davalının savunmasının davacıya tebliğ edilmiş olması gerekir; bu tebliğ, davacının cevap süresinin başlangıcıdır.
  • Davacının ikinci dilekçesinin davalıya tebliğ edilmesi ve davalının ikinci savunmasının davacıya tebliğ edilmesi gerekir; davacının bu ikinci savunmaya cevap vermesi kural olarak mümkün değildir.
  • Davalının ikinci savunmasında davacının cevaplandırmasını gerektiren hususlar bulunduğu davanın görülmesi sırasında anlaşılırsa, davacıya cevap vermesi için ayrıca süre verilmesi gerekir.
  • Tebliğe karşı cevap süresi tebliğ tarihinden itibaren otuz gündür; uzatma için haklı sebep bulunmalı, uzatma otuz günü geçmemeli ve yalnız bir defa yapılmalıdır.
  • Süre geçtikten sonra yapılan uzatma talepleri kabul edilmemelidir.
  • Tam yargı davalarında miktarın artırılması için nihai karar verilmeden önce harcın ödenmesi ve artırım dilekçesinin yazılması gerekir; artırım dilekçesi otuz gün içinde cevap verilmek üzere karşı tarafa tebliğ edilmelidir.
  • Danıştayda ilk derece sıfatıyla görülen davalarda savcının esas hakkındaki yazılı düşüncesi taraflara tebliğ edilmeli ve taraflara on gün içinde görüş bildirme imkânı tanınmalıdır.

Tebligat ve cevap verme: hangi sonuçları doğurur?

  • Davacı, tebliğ edilmiş savunmaya ve tebliğ tarihinden itibaren otuz gün içinde cevap verebilir; süresinde cevap verilmemesi halinde cevap hakkı kaybolur.
  • Otuz günlük sürenin geçmesinden sonra verilen savunma veya ikinci dilekçelere dayanarak yeni hak iddia edilemez; bu sınırlama tarafların sürelerin dışında kalan iddialarda kapanma etkisi doğurur.
  • Davalının ikinci savunmasında davacının cevaplandırması gereken hususlar anlaşılırsa, mahkeme davacıya cevap vermesi için ayrıca süre verir; bu hal dışında davacının ikinci savunmaya cevap hakkı yoktur.
  • Uzatma talebi, haklı sebep bulunmadığında veya süre geçtikten sonra yapıldığında reddedilir.
  • Tam yargı davasında miktar artırımı yapılırsa, artırılan miktar için harç ödenmiş olmalıdır; harç ödenmeden yapılan artırım geçerli sayılmaz.
  • Artırım dilekçesi karşı tarafa tebliğ edilir ve karşı taraf otuz gün içinde cevap verebilir.
  • Danıştay ilk derece davalarında savcının düşüncesi taraflara tebliğ edilmezse, tarafların yazılı görüş bildirme hakkı kullanılamaz ve bu eksiklik yargılamanın usulüne uygunluğunu etkiler.
  • Bu madde emredicidir; taraflar sürelerin uzatılmasını ya da savunma kapanmasını sözleşme ile değiştiremez.

Birinci savunma ile ikinci savunma arasındaki fark nedir?

Davalının birinci savunması, dava dilekçesine karşı verilen ilk cevaptır ve davacıya tebliğ edilir; davacının buna cevap verme hakkı vardır.

Davalının ikinci savunması, davacının ikinci dilekçesine karşı verilir; davacıya tebliğ edilir ancak davacı buna kural olarak cevap veremez.

İkinci savunmaya karşı cevap hakkı yalnız davanın görülmesi sırasında davacının cevaplandırmasını gerektiren hususların anlaşılması halinde, mahkemece verilecek ayrı bir süreyle doğar.

Cevap süresi ile uzatılmış cevap süresi arasındaki fark nedir?

Olağan cevap süresi tebliğ tarihinden itibaren otuz gündür ve kendiliğinden işler.

Uzatılmış süre, haklı sebep bulunması, taraf isteği ve görevli mahkeme kararı ile verilir.

Uzatma otuz günü geçemez ve bir defaya mahsustur; süre geçtikten sonra yapılan uzatma talebi reddedilir.

Tam yargı davası ile diğer dava türleri arasındaki fark nedir?

Tam yargı davalarında dava dilekçesindeki miktar, süre ya da diğer usul kuralları gözetilmeksizin nihai karara kadar artırılabilir.

İptal davaları ve miktar taşımayan diğer davalarda bu artırım imkânı yoktur; dava dilekçesinin içeriği tebliğ sonrası değiştirilemez.

Miktar artırımı yalnız tam yargı davalarında mümkündür ve harç ödenerek yapılır; artırım dilekçesi de cevap için karşı tarafa tebliğ edilir.

Genel cevap süresi ile savcı düşüncesine cevap süresi arasındaki fark nedir?

Taraflar yapılan tebliğlere karşı otuz gün içinde cevap verir.

Danıştayda ilk derece sıfatıyla görülen davalarda savcının yazılı düşüncesine karşı verilecek görüş süresi on gündür.

Savcı düşüncesine karşı cevap süresi, genel otuz günlük süreden kısadır ve yalnız Danıştay ilk derece davalarında uygulanır.

Tebligat ve cevap verme: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Davalının ikinci savunmasına davacının kendiliğinden cevap verebileceğini sanmak; kural olarak cevap hakkı yoktur, yalnız mahkemenin süre vermesi halinde doğar.
  • Uzatılmış cevap süresini otuz günden fazla ya da birden fazla kez vermek; uzatma otuz günü geçemez ve bir defaya mahsustur.
  • Süre geçtikten sonra yapılan uzatma talebini kabul etmek; bu talepler kanunda açıkça kabul edilmez.
  • Tam yargı dışındaki davalarda dava dilekçesindeki miktarı artırmaya çalışmak; bu imkân yalnız tam yargı davalarına tanınmıştır.
  • Miktar artırımında harcın ödenmesini unutmak; harç ödenmeden yapılan artırım geçerli sayılmaz.
  • Danıştay ilk derece davalarında savcı düşüncesini tebliğ etmeden kararı vermek; taraflara on gün içinde görüş bildirme imkânı tanınmalıdır.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Tam yargı davalarında dava dilekçesindeki miktarın, nihai karar verilinceye kadar harç ödenerek artırılabildiği ve bu artırımın bir defaya mahsus olduğu kabul edilmektedir. (Genel Kurul, 2020/20382 E., 09.01.2025; Danıştay 15. Daire Başkanlığı, 2015/9191 E., 2016/1325 K., 03.03.2016)
  • Miktar artırımı talebinin, dava dilekçesinde faiz gibi feri bir istek bulunmasa bile sonradan yapılan faiz talebini kapsayabildiği kabul edilmektedir. (Danıştay 15. Daire Başkanlığı, 2015/3425 E., 2016/2318 K., 05.04.2016)
  • Tazminat davalarında zararın tam olarak bilinmediği durumda açılan davada, zararın sonradan belirlenmesi üzerine miktarın artırılabildiği kabul edilmektedir. (Danıştay 15. Daire Başkanlığı, 2015/9191 E., 2016/1325 K., 03.03.2016)
  • Madde 16/4 kapsamındaki artırım talebinin hangi aşamada yapıldığı ve harç ödenip ödenmediği yönünden yargılamada ayrıca değerlendirildiği görülmektedir. (Danıştay 12. Daire Başkanlığı, 2013/6362 E., - K., 30.07.2013)
  • Davalının ikinci savunmasına karşı davacının cevap hakkının ancak davanın görülmesi sırasında ortaya çıkan somut bir hususla doğduğu kabul edilmektedir. (Danıştay 15. Daire Başkanlığı, 2018/1756 E., 2019/75 K., 10.01.2019)

Nasıl ispat edilir?

  • Dava dilekçesi ve davalının savunmasının karşı tarafa tebliğ edildiğini ispat yükü mahkemededir; tebliğ belgesi, tebligat kayıtları ve tebligat tarihi bu ispatın asıl delilidir.
  • Cevap süresinin uzatılmasını talep eden taraf, haklı sebebi somut delille ortaya koymak ve uzatma talebini süre dolmadan yapmakla yükümlüdür.
  • Miktar artırımı iddiasında bulunan davacı, artırılan miktar için harcın ödendiğini harç makbuzu ile ispat eder.
  • Davalının ikinci savunmasında davacının cevaplandırması gereken bir husus bulunduğunu ileri süren taraf, bu hususu dosya içeriğinden ve savunmanın yeni vakıalarından ortaya koymalıdır.
  • Süresinden sonra ileri sürülen iddialar bakımından karşı taraf, sürenin geçtiğini ve iddianın kapanma kuralına girdiğini tebligat tarihi ile ispatlar.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 2577 sayılı Kanun m.3: Dava dilekçesinin şekil ve içerik koşulları bu maddenin ön koşuludur; eksik dilekçe tebliğ aşamasına gelmeden eksikliklerin giderilmesi için ayrı bir süreye tabidir.
  • 2577 sayılı Kanun m.5: Dava dilekçesinin eklerinin ve dilekçede aranan belgelerin tamlığını düzenler; tebliğ edilecek dilekçenin eksiksiz olması bu maddenin uygulanabilmesi için gerekir.
  • 2577 sayılı Kanun m.20/A: İvedi yargılama usulünde cevap süresi bu maddedeki otuz günden farklı olarak kısaltılmıştır; m.16'daki genel süre bu hallerde uygulanmaz.
  • 2577 sayılı Kanun m.20/B: Merkezi sınavlara ilişkin davalarda cevap süresini ayrı biçimde düzenler; bu madde ile birlikte değil, özel hüküm olarak uygulanır.

İYUK m.17 — Duruşma

Madde, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nda duruşmanın hangi dava ve işlerde yapılacağını, duruşma talebinin kimin tarafından ve hangi aşamada yapılabileceğini, temyiz ve istinafta duruşmanın koşullarını, mahkemenin kendiliğinden duruşma yapma yetkisini ve duruşma davetiyelerinin gönderilme süresini düzenler. Kural olarak yazılı yargılama usulünün uygulandığı idari yargıda, belirtilen dava türlerinde taraflardan birinin isteği üzerine duruşma yapılmasını öngörür. Düzenleme idari yargıdaki davacı, davalı, davaya katılan ve yargı mercilerini bağlar. Duruşmanın nasıl yönetileceği (m.18), duruşma sonrası karar süresi (m.19) ve dosyanın incelenmesi (m.20) bu maddenin dışındadır. Duruşma talebinin reddine karşı ayrı bir kanun yolu ile tebligat ve cevap süreleri (m.16) bu maddede düzenlenmez.

Duruşma: hangi kavramlar bilinmeli?

Duruşma
Tarafların hâkim önünde hazır bulunduğu, sözlü yargılamanın yapıldığı yargılama aşamasıdır. İdari yargıda kural olarak yazılı yargılama uygulandığından duruşma istisnai niteliktedir.
Duruşmalı yargılama
Dava dosyasının yalnızca incelenmesi yerine duruşma açılarak yapılan yargılamadır. Duruşma yapılmadan dosya üzerinden verilen karar bu yolla verilmiş sayılmaz.
Dava değeri eşiği
Tam yargı davalarında ve vergi davalarında duruşma talebinin kabulü için aranan parasal sınırdır. Madde metninde yirmibeşbin Türk Lirası olarak yer alır; bu tutar yeniden değerleme oranında artırılmış güncel tutar üzerinden değerlendirilir.
Tarh edilen vergi, resim ve harçlarla benzeri mali yükümler
Vergi davalarında eşiğin hesaplanmasına esas alınan toplam tutardır. Bu toplama asıl vergi ile birlikte zam ve cezalar da girer.
Kendiliğinden duruşma
Taraf talebi aranmaksızın Danıştay, mahkeme veya hâkimin resen duruşma yapmaya karar vermesidir. Birinci ve ikinci fıkradaki kayıtlara bağlı değildir.

Duruşma: hangi şartlar aranır?

  • Davanın türü iptal davası, dava değeri yirmibeşbin Türk Lirasını aşan tam yargı davası ya da tarh edilen vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümler ile zam ve cezaları toplamı yirmibeşbin Türk Lirasını aşan vergi davası olmalıdır.
  • Duruşma yapılması için taraflardan birinin istemi bulunmalıdır; bu istem dava dilekçesi, cevap veya savunmada yapılabilir.
  • Temyiz ve istinaf aşamasında duruşma yapılması, tarafların istemine ve Danıştay ya da ilgili bölge idare mahkemesinin kararına bağlıdır; bu aşamada taraf istemi tek başına yeterli değildir.
  • Yukarıdaki sınırlara ve istemlere bağlı kalmaksızın Danıştay, mahkeme veya hâkim kendiliğinden duruşma yapılmasına karar verebilir.
  • Duruşma yapılacaksa davetiyelerin duruşma gününden en az otuz gün önce taraflara gönderilmiş olması gerekir.

Duruşma: hangi sonuçları doğurur?

  • Dava değeri aşılmış tam yargı veya vergi davasında taraflardan biri istediğinde duruşma yapılması zorunludur.
  • İptal davasında taraflardan birinin istemi üzerine duruşma yapılır.
  • Dava değeri sınırının altında kalan tam yargı veya vergi davasında taraf istemi duruşma açılmasını doğurmaz; ancak mahkeme resen duruşma yapabilir.
  • Temyiz ve istinafta taraf isteği bulunsa da Danıştay veya bölge idare mahkemesi duruşma yapılmasını uygun görmezse duruşma yapılmaz ve dosya üzerinden karar verilir.
  • Duruşma yapılmasına karar verildiğinde davetiyeler duruşma gününden en az otuz gün önce gönderilmelidir.
  • Duruşma yapılması gerekirken dosya üzerinden karar verilmesi, yargılamanın usulüne aykırılık oluşturur ve kararın bozulma nedeni olabilir.

İptal davası ile tam yargı davası ve vergi davası arasındaki fark nedir?

İptal davalarında dava değeri aranmaz; taraf istemi yeterlidir.

Tam yargı ve vergi davalarında dava değeri belli bir sınırı aşmalıdır.

Tam yargı veya vergi davasında değer sınırının altında kalan dava için taraf istemi üzerine duruşma yapılmaz; ancak mahkeme resen duruşma yapabilir.

İlk derece ile temyiz ve istinaf arasındaki fark nedir?

İlk derece davalarında taraf isteği üzerine duruşma yapılması kural olarak gerçekleşir.

Temyiz ve istinafta duruşma, tarafların istemine ek olarak Danıştay veya bölge idare mahkemesinin takdirine bağlıdır.

Temyiz veya istinafta taraf istemi, ilgili yüksek mahkemenin kararı olmadan duruşma açılmasını sağlamaz.

Taraf istemi ile resen duruşma arasındaki fark nedir?

Taraf istemi, dava dilekçesi, cevap veya savunmada yapılabilir.

Resen duruşma, taraf istemine bağlı olmaksızın Danıştay, mahkeme veya hâkimin kararı ile yapılır.

Duruşma isteği yapılmamış olsa bile mahkeme duruşma açabilir; istemin reddi resen duruşma yetkisini ortadan kaldırmaz.

Duruşma talebinin yapıldığı aşama: fark nedir?

Duruşma talebi dava dilekçesinde, cevapta veya savunmada yapılabilir.

Bu maddede yapılan istemin sonradan, ilerleyen aşamada yapılmasına ilişkin ayrı bir hüküm bulunmaz.

Talebin hangi aşamada yapılabileceği, madde metninde yalnızca dilekçe ve savunma ile sınırlanmıştır.

Duruşma: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Dava değerinin tam yargı veya vergi davasında yalnızca asıl vergi üzerinden hesaplamak; zam ve cezaların da toplama dahil edilmesi gerektiğini gözden kaçırmak.
  • Temyiz ve istinafta taraf isteğinin bulunmasını yeterli görmek; ilgili yüksek mahkemenin takdirini aramamak.
  • Duruşma talebinin yalnızca dava dilekçesinde yapılabileceğini düşünmek; cevap ve savunmada yapılan talebi dikkate almamak.
  • Dava değeri sınırının altında kalan davada mahkemenin resen duruşma yapma yetkisini unutmak.
  • Dava değeri eşiğini kanundaki taban tutar üzerinden değerlendirmek; güncel yeniden değerlenmiş tutarın esas alınması gerektiğini gözden kaçırmak.
  • Davetiyenin otuz günden kısa bir süre önce gönderilmesini usul aykırılığı saymamak.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Duruşma isteminde bulunulmasına rağmen davanın duruşma yapılmaksızın karara bağlanması, 17. maddeye uyulmadığı gerekçesiyle usul yönünden bozma nedeni sayılmaktadır. (Danıştay 15. Daire Başkanlığı, 2015/9502 E., 2016/456 K., 02.02.2016)
  • Temyiz veya istinaf aşamasında duruşma isteminin reddi, Danıştay veya bölge idare mahkemesinin dosyanın tekemmül ettiği ve duruşmaya gerek olmadığı değerlendirmesine dayandırılmakta; bu değerlendirme gerekçeli biçimde yapılmaktadır. (13. Daire, 2024/3311 E., 2025/438 K., 30.01.2025; 13. Daire, 2021/1477 E., 2024/3477 K., 24.09.2024)
  • Dava dosyasında duruşma talebinin bulunup bulunmadığı ve bu talebin hangi dilekçede yapıldığı, kararın usulüne uygunluğunun denetiminde esas alınmaktadır. (9. Daire, 2023/5561 E., 2024/1210 K., 12.03.2024)
  • Vergi davasında tarh edilen vergi ile zam ve cezaların toplamının eşik üzerinde olup olmadığı, duruşma talebinin kabulünün ön koşulu olarak incelenmektedir. (9. Daire, 2023/5561 E., 2024/1210 K., 12.03.2024)
  • Danıştay, iptal davasında taraf isteğini ayrıca değerlendirmeden duruşma yapılması gerektiğini kabul etmektedir. (Danıştay 13. Daire Başkanlığı, 2016/4111 E., 2017/55 K., 06.01.2017)

Nasıl ispat edilir?

  • Duruşma talebini ileri süren taraf, talebini dava dilekçesi, cevap veya savunmasında açıkça yapmış olmakla yükümlüdür; talebin yapıldığı belge üzerinden ispat edilir.
  • Tam yargı veya vergi davasında dava değerinin eşiği aşıp aşmadığı, dava dilekçesi ile tarh edilen vergi, zam ve cezalara ilişkin belgelerle ispatlanır.
  • Temyiz veya istinafta duruşma isteminin bulunduğunu ileri süren taraf, bu isteğin dilekçede yer aldığını belgeyle gösterir; istemin reddinin gerekçesi ilgili yüksek mahkemenin kararında yer almalıdır.
  • Duruşma yapılmaksızın karar verildiğini ileri süren taraf, duruşma talebinin varlığını ve dosyada yer aldığını gösterir; karşı taraf ise davetiyelerin gönderildiğini ya da talebin bulunmadığını belgeyle ispatlar.
  • Davetiyenin duruşma gününden en az otuz gün önce gönderildiği, tebligat belgesi ile ispatlanır; süre eksikliğini ileri süren taraf bunu gösterir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 2577 sayılı Kanun m.18: Duruşmanın açık yapılması, yönetimi ve tarafların söz hakkı bu maddede kararlaştırılan duruşmanın nasıl işleyeceğini belirler.
  • 2577 sayılı Kanun m.19: Duruşma yapıldıktan sonra kararın verileceği süreyi düzenler; duruşma açılmasının sonucunu tamamlar.
  • 2577 sayılı Kanun m.16: Dava dilekçesi, savunma ve cevap sürelerini düzenler; duruşma talebinin dilekçe ve savunmada yapılabilmesi bu süreler içinde gerçekleşir.

İYUK m.18 — Duruşmalara ilişkin esaslar

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 18. maddesi, idari yargıda duruşmanın açıklığını, duruşmanın gizli yapılabileceği halleri, duruşmanın başkan tarafından yönetilmesini, tarafların söz hakkını, tarafların hiç gelmemesi durumunu, Danıştayda savcının katılımını ve duruşma sonunda son sözün sorulmasını ve savcının duruşmalı işlerde yazılı düşünce bildirmesini düzenler. Madde, idari yargıdaki tüm mahkeme ve dairelerdeki duruşmalara uygulanır; Danıştayda görülen davalarda savcıya ilişkin hükümler ayrıca uygulanır. Duruşmanın hangi davalarda yapılacağı, duruşma davetiyesinin gönderilmesi ve duruşmalı işlerde karar süresi düzenlemez (m.17, m.19). Delillerin toplanması, keşif, bilirkişi incelemesi ve dosyaların incelenmesi bakımından yetki ve usul düzenlemesi de bu maddede yer almaz (m.20).

Duruşmalara ilişkin esaslar: hangi kavramlar bilinmeli?

Açık duruşma
Tarafların ve dinleyicilerin erişebildiği, aleniyet ilkesine uygun olarak yürütülen duruşmadır. Kural olarak tüm duruşmalar bu biçimde yapılır.
Gizli duruşma
Duruşmanın bir kısmının veya tamamının aleniyet dışında yapılmasıdır. Yalnızca genel ahlakın veya kamu güvenliğinin gerekli kıldığı hallerde ve görevli daire ya da mahkemenin kararıyla mümkündür.
Savcı düşüncesi
Danıştayda görülen davalarda savcının duruşmada sözlü açıklamaya ek olarak sunduğu yazılı görüştür. Savcı, duruşmalı işlerde keşif, bilirkişi incelemesi, delil tespiti ya da işlem dosyasının getirtilmesi isteklerinin reddedilmesi halinde ayrıca yazılı düşünce bildirebilir.
Son söz
Danıştay duruşmasında savcı düşüncesini açıkladıktan sonra tarafların, duruşmayı kapatmadan önce son kez açıklama yapabilmesi için sorulan sözdür.

Duruşmalara ilişkin esaslar: hangi şartlar aranır?

  • Duruşmanın açık yapılması kuralı için, duruşmanın genel ahlak veya kamu güvenliği gerekçesiyle gizli yapılmasına ancak görevli daire veya mahkemenin kararıyla karar verilmesi gerekir.
  • Gizli yapılma kararı, gerekçesiyle birlikte tutanağa geçirilmelidir (madde metninde yer almayan, uygulamada aranan bir ek usuldür).
  • Duruşmayı başkan yönetir ve tarafların söz hakkının kullanımını bu yönetim çerçevesinde sağlar.
  • Her tarafa iki kez söz verilmelidir.
  • Tarafların yalnızca biri gelmişse, yalnızca onun açıklamaları dinlenir.
  • Hiçbir taraf gelmemişse duruşma açılmaz ve inceleme evrak üzerinde yapılır.
  • Danıştayda görülen davaların duruşmasında savcının hazır bulunması şarttır.
  • Danıştay duruşmasında taraflar dinlendikten sonra savcı yazılı düşüncesini açıklar; ardından taraflara son olarak söyleyecekleri sorulur ve duruşma sona erdirilir.
  • Duruşmalı işlerde savcının keşif, bilirkişi incelemesi, delil tespiti veya işlem dosyasının getirtilmesi isteği görevli daire veya kurul tarafından kabul edilmezse, savcı işin esası hakkında ayrıca yazılı düşünce bildirir.

Duruşmalara ilişkin esaslar: hangi sonuçları doğurur?

  • Duruşma aleni yapılır; gizlilik kararı yoksa duruşmanın açık yapılmaması usule aykırılık oluşturur.
  • Gizlilik kararı verilirse duruşmanın tamamı veya bir kısmı açıklığa kapatılır; kararın gerekçesi tutanağa geçirilir.
  • Duruşmayı başkan yönetir; söz vermek ve düzeni sağlamak bu yetkinin parçasıdır.
  • Tarafların her biri iki kez söz alır; söz hakkı tanınmayan tarafın dinlenmemesi savunma hakkını etkiler.
  • Yalnız bir taraf gelirse duruşma yapılır ve yalnız o taraf dinlenir.
  • Hiçbir taraf gelmezse duruşma açılmaz ve inceleme evrak üzerinden yapılır.
  • Danıştay duruşmasında savcı bulunmazsa duruşma usulüne uygun yapılmış sayılmaz.
  • Savcı, talebi reddedilen keşif, bilirkişi veya delil talebi için işin esası hakkında yazılı düşünce bildirir.
  • Savcının katılımı ve son sözün sorulması Danıştay duruşmasının zorunlu aşamalarıdır.

Açık duruşma ile gizli duruşma arasındaki fark nedir?

Kural olarak tüm duruşmalar açık yapılır ve herkes buna erişebilir.

Gizli yapılan duruşmada kısmen ya da tamamen aleniyet kaldırılır. Bu ancak genel ahlak veya kamu güvenliği gerektirdiğinde ve kararla mümkündür.

Gizlilik kararı verilmemişse duruşma açık yapılmak zorundadır. Gizlilik kararı keyfi olarak verilemez; gerekçesi tutanağa geçmelidir.

Her iki tarafın geldiği duruşma ile yalnız bir tarafın geldiği duruşma arasındaki fark nedir?

Her iki taraf hazır olduğunda her tarafa iki kez söz verilir.

Taraflardan yalnızca biri gelirse yalnızca onun açıklamaları dinlenir.

Gelen tarafın dinlenmesi duruşmayı yürütmeye yeterlidir; karşı tarafın gelmemesi duruşmanın yapılmasını engellemez.

Yalnız bir tarafın geldiği duruşma ile hiçbir tarafın gelmediği duruşma arasındaki fark nedir?

Yalnız bir taraf geldiğinde duruşma yapılır ve bu taraf dinlenir.

Hiçbir taraf gelmezse duruşma açılmaz.

Hiçbir tarafın gelmediği durumda inceleme evrak üzerinden yapılır; duruşma yapılmadan karar verilebilir.

Danıştay duruşması ile diğer mahkemelerin duruşması arasındaki fark nedir?

Danıştayda görülen davaların duruşmasında savcının bulunması şarttır; taraflar dinlendikten sonra savcı yazılı düşüncesini açıklar ve taraflara son söz sorulur.

Bu maddedeki savcıya ilişkin zorunlu düzenlemeler Danıştay davalarına özgüdür.

Danıştayda savcı katılmadan duruşma yapılamaz; savcı düşüncesinden sonra son söz aşaması işletilmelidir.

Duruşmalı iş ile savcının ek yazılı düşüncesi arasındaki fark nedir?

Savcı, duruşmalı işte keşif, bilirkişi, delil tespiti veya dosya getirtilmesi istediğinde bu istek görevli daire veya kurulca kabul edilirse işlem yapılır.

İstek kabul edilmezse savcı bunu duruşmada değil ayrıca yazılı olarak bildirir.

Reddedilen talep savcının işin esası hakkında yazılı düşünce vermesine yol açar.

Duruşmalara ilişkin esaslar: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Duruşmanın gizli yapılmasına gerekçesiz karar vermek; gerekçenin tutanağa geçirilmemesi kararı hukuka aykırı kılar.
  • Taraflardan biri gelmediğinde duruşmayı yine de açıp söz vermek; hiçbir taraf gelmemişse duruşma açılmaz, inceleme evrak üzerinden yapılır.
  • Her tarafa iki kez söz verilmesi kuralını gözden kaçırmak; söz hakkı eksik kalan taraf dinlenmemiş sayılabilir.
  • Danıştay davasında savcı düşüncesini alıp taraflara son sözü sormadan duruşmayı kapatmak.
  • Savcının talebi reddedilen keşif veya bilirkişi isteğinde yazılı düşünce bildirme hakkını, duruşma sırasında sözlü açıklama yapılmasıyla karıştırmak.
  • Madde 18'in gizlilik kuralını, duruşmanın gizliliğine karar verilmesi için gereken genel ahlak ve kamu güvenliği gerekçelerini aramadan uygulamak.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Danıştay duruşmasında taraflar dinlendikten ve savcı düşüncesini açıkladıktan sonra, duruşmada hazır bulunan tarafa son söz verilmesi ve ardından duruşmanın kapatılması usulüne uyulması gerektiği kabul edilmektedir. (Danıştay 10. Daire Başkanlığı, 2011/5260 E., 2015/4752 K., 05.11.2015)
  • Danıştay Genel Kurulu, temyiz incelemesinin bozma kararına uygunlukla sınırlı yapılması gibi ilgili kanun hükümlerinin uygulanmasında 2577 sayılı Kanun'un ilgili usul düzenlemelerini gözettiğini göstermektedir. (Genel Kurul, 2019/17103 E., 12.10.2023)
  • Duruşmada tanık dinlenmesine ilişkin özel bir düzenleme m.18'de yer almadığından, bu konuda 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerinin tamamlayıcı olarak uygulanacağı kabul edilmektedir. (Birinci Bölüm, 2021/20255 E., 06.01.2026)
  • İptal davasında 18/5. maddesi uyarınca işin esasının incelenmesine geçilmesi, madde hükmünün uygulandığı bir hal olarak görülmektedir. (4. Daire, 2023/11415 E., 2025/4728 K., 23.09.2025; 4. Daire, 2023/11353 E., 2025/4755 K., 23.09.2025; 4. Daire, 2023/11149 E., 2025/4658 K., 23.09.2025)

Nasıl ispat edilir?

  • Duruşmanın açık yapıldığını ve gizlilik kararı verildiğini ileri süren taraf, gizlilik kararının varlığını ve gerekçesini tutanakla ispatlar; tutanakta gerekçe yoksa gizlilik kararının geçerliliği tartışmalı hale gelir.
  • Duruşmanın yapılıp yapılmadığı, hangi tarafın geldiği ve söz hakkının kullanılıp kullanılmadığı duruşma tutanağıyla ispatlanır; tutanağa aykırı iddia ancak yazılı delille çürütülebilir.
  • Bir tarafın söz hakkının verilmediğini ileri süren taraf bunu ispatlamakla yükümlüdür; karşı taraf tutanağın aksini ispat edebilir.
  • Savcının duruşmada hazır bulunmadığı Danıştay davasında bu eksikliği ileri süren taraf, duruşma tutanağındaki kaydın yanlış olduğunu yazılı delille göstermelidir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 2577 sayılı Kanun m.17: Duruşmanın hangi hallerde yapılacağını düzenler; m.18 yalnızca duruşma yapıldıktan sonraki usulü belirler.
  • 2577 sayılı Kanun m.19: Duruşma yapıldıktan sonra karar süresini düzenler; m.18'de yönetilen duruşmanın sonucunu bağlar.
  • 2577 sayılı Kanun m.20: Keşif, bilgi ve belge isteme gibi incelemeleri düzenler; savcının m.18/5 uyarınca yazılı düşünce bildirdiği talepler bu alana girer.

İYUK m.19 — Duruşmalı işlerde karar verilmesi

Madde, duruşmalı işlerde yargılama tamamlandıktan sonra kararın verilmesi için tanınan süreyi ve ara kararı verilen hallerde dosyanın yeniden ele alınma önceliğini düzenler. Maddenin uygulanması, idare ve vergi mahkemelerinde ile Danıştay'da duruşmalı görülen davalarla sınırlıdır. Madde, ara kararının içeriğini, ara kararına uyulmamasının sonuçlarını ve dosyaların incelenmesine ilişkin genel usulü düzenlemez; ara kararına ilişkin araştırma ve incelemeler (m.20), kararın kuruluşu ve oylama usulü (m.22), görüşme tutanakları (m.23) ve duruşma tutanağı ile kararın tefhimi ve gerekçesi ayrı maddelerde ele alınır. Danıştay'da duruşma savcısının görüşü ve duruşmalı işlerde dosyanın hazırlanması da bu maddenin kapsamı dışındadır.

Duruşmalı işlerde karar verilmesi: hangi kavramlar bilinmeli?

Duruşma yapılması
Maddenin karar süresini başlatan olaydır; yargılamanın duruşmalı yürütüldüğü dava türlerinde kararın süresi duruşmanın bitiminden itibaren işlemeye başlar.
Ara kararı
Esas hakkında hüküm kurulmadan önce, araştırmanın tamamlanması için verilen ve yerine getirilmesi gereken karardır. Bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmesi bunun tipik örneğidir.
Öncelikli inceleme
Ara kararının yerine getirilmesinden sonra dosyanın, diğer işlerin önüne geçerek ele alınmasıdır. Bu öncelik, dosyanın yeniden gündeme alınmasına ilişkindir; kararın içeriğini belirlemez.

Duruşmalı işlerde karar verilmesi: hangi şartlar aranır?

  • Davanın duruşmalı olarak görülmesi ve duruşmanın gerçekten yapılmış olması gerekir.
  • Duruşma yapıldıktan sonra karar, en geç onbeş gün içinde verilmelidir.
  • Ara kararı verilmişse, bu kararın yerine getirilmesi gerekir.
  • Ara kararının yerine getirilmesinden sonra dosyalar öncelikle incelenmelidir.

Duruşmalı işlerde karar verilmesi: hangi sonuçları doğurur?

  • Duruşma yapıldıktan sonra onbeş gün içinde karar verilirse, kararın süresi içinde verildiği kabul edilir.
  • Onbeş gün içinde karar verilmezse, kararın süresinde verilmediği sonucu doğar; bu, hakkın düşmesi anlamına gelmez.
  • Ara kararı verilen hallerde, ara kararın yerine getirilmesinden sonra dosya öncelikle incelenir.
  • Ara kararı yerine getirilmeden dosyanın öncelikli incelemesi yapılamaz.

Duruşmalı iş ile duruşmasız iş arasındaki fark nedir?

Duruşma yapılarak görülen davalarda, karar süresi duruşmanın yapılmasına bağlanır.

Dosya üzerinden karara bağlanan işlerde duruşma bulunmadığından bu sürenin başlangıcı oluşmaz.

Onbeş günlük karar süresi yalnız duruşmalı işler için söz konusudur.

Esas hakkında karar ile ara kararı arasındaki fark nedir?

Esas hakkında verilecek karar, duruşmanın bitiminden itibaren onbeş gün içinde verilir.

Ara kararı verilen hallerde, dosya ara kararın yerine getirilmesine kadar bekler.

Ara kararı verilmişse dosyanın karara bağlanma süreci ara kararın yerine getirilmesiyle yeniden başlar ve dosya öncelikle incelenir.

Duruşmalı işlerde karar verilmesi: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Onbeş günlük süreyi duruşma tarihi yerine dosyanın mahkemeye geliş tarihinden saymak; süre başlangıcı duruşmanın yapılmasıdır.
  • Duruşmasız işlerde de onbeş günlük süreyi uygulamak; madde yalnız duruşmalı işler için karar süresi getirir.
  • Ara kararı yerine getirilmeden dosyayı öncelikle incelemek; öncelik ara kararının yerine getirilmesine bağlıdır.
  • Onbeş günlük süreyi aşan kararın hukuka aykırı olduğunu ve kendiliğinden kaldırılmasını gerektirdiğini varsaymak; süre düzenleyici niteliktedir.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Onbeş günlük süre, uygulamada karar verme sürecini hızlandırmak için öngörülmüş bir düzenleyici süre olarak ele alınmakta ve bu süreye uyulmamasının kararın hükümsüzlüğüne yol açmayacağı kabul edilmektedir. (13. Daire, 2006/4599 E., 2008/4465 K., 28.05.2008)
  • Ara kararı ile dosyanın incelemesinin ertelendiği ve gerekli araştırmalar yapılıp ardından dosyanın incelendiği uygulama görülmektedir; bu durumda öncelik, ara kararının yerine getirilmesinden sonra tanınmaktadır. (5. Daire, 1985/729 E., 1986/1234 K., 05.11.1986)
  • Ara kararı kapsamında kararın açıklanmasının ertelendiği ve kapsamlı bir araştırma için ek süre tanındığı durumların madde kapsamında değerlendirildiği görülmektedir. (1990/20 E., 1991/17 K., 21.06.1991)

Nasıl ispat edilir?

  • Karar süresinin aşıldığını ileri süren taraf, duruşmanın yapıldığı tarihi ve kararın verildiği tarihi belgeyle (duruşma tutanağı ve karar) ortaya koymalıdır.
  • Ara kararının verildiği ve yerine getirildiği, ara kararının dosyada bulunan tutanak ve yazılarla ispatlanır.
  • Ara kararının yerine getirilmediğini savunan taraf, bunu ara kararının içeriği ve yerine getirilme belgeleriyle ispat eder.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 2577 sayılı Kanun m.20: Ara kararı ile istenen bilgi ve belgelerin gönderilmesi ve araştırmaların yapılması ile ilgili süreleri düzenler; ara kararının yerine getirilmesi bu maddede tanımlanan usulle olur.
  • 2577 sayılı Kanun m.22: Kararın, konular aydınlandıktan sonra oya konulup karara bağlanmasını düzenler; madde 19'daki karar süresinin işleyişiyle birlikte okunur.
  • 2577 sayılı Kanun m.23: Görüşme tutanaklarında yer alacak hususları düzenler; karar verme sürecinin belgelenmesini sağlar.

İYUK m.20 — Dosyaların incelenmesi

2577 sayılı İYUK m.20, idare ve vergi mahkemeleri ile Danıştay ve bölge idare mahkemelerinin dosyalarda resen inceleme yapmasını, ara kararıyla bilgi ve belge istemesini, bu istemin süresini ve ara kararına uyulmamasının sonucunu düzenler. Ayrıca devletin güvenliği ve yüksek menfaatlerine ilişkin bilgi ve belgelerin verilmemesini ve bunun sonucunu, dosyaların öncelik, ivedilik ve tekemmül sırasına göre incelenip karara bağlanmasını ve bunların dışında kalan dosyalar için altı aylık azami süreyi düzenler. Maddenin kişi bakımından uygulanması, yargılamaya taraf olan kişilerin ve ilgili kurumların bilgi verme yükümlülüğü ile sınırlıdır. Dosyaların taraflarca incelenmesi ve örnek alınması (m.202 Yönetmeliği), ilk inceleme (İYUK m.15), ivedi yargılama usulünün uygulanacağı uyuşmazlıklar (m.20/A) ve kanun yolları bu maddede düzenlenmez.

Dosyaların incelenmesi: hangi kavramlar bilinmeli?

Resen inceleme
Mahkemenin bakmakta olduğu davaya ilişkin her türlü araştırma ve incelemeyi taraf talebine bağlı kalmadan kendiliğinden yapmasıdır. Mahkeme tarafların getirdiği delillerle sınırlı değildir.
Ara kararı
Mahkemenin evrakın gönderilmesi veya bilgi verilmesi konusunda, belirlenen süre içinde yerine getirilmesi zorunlu olan kararıdır. Ara kararında, uyulmadığı takdirde doğacak etkinin önceden belirtilmesi gerekir.
Tekemmül
Dosyanın karar verilmeye hazır hale gelmesidir. Dosyaların karara bağlanma sırası bu tarihe göre belirlenir.
Devletin güvenliği ve yüksek menfaatleri
Bilgi ve belgenin verilmesinin istisna tutulmasını gerektiren kamusal nitelikteki ilgilerdir. İstisnadan yararlanabilmek için bilgi ve belgenin bu ilgilerle ilişkili olması gerekir.
Tekemmül sırası
Dosyaların geliş tarihine göre ve öncelik ya da ivedilik durumları gözetilerek belirlenen karar verme sırasıdır. Öncelikli işler Danıştay için Başkanlar Kurulu, diğer mahkemeler için Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu tarafından konu itibarıyla tespit edilir ve Resmî Gazete'de ilan edilir.

Dosyaların incelenmesi: hangi şartlar aranır?

  • Mahkemenin bakmakta olduğu bir davada inceleme yapılması gerekli olmalıdır; bu inceleme taraf talebine bağlı değildir.
  • Mahkeme, lüzum gördüğü evrakın gönderilmesi veya her türlü bilginin verilmesi için belirlediği süre içinde ara kararı vermelidir.
  • Ara kararı taraflardan veya ilgili diğer yerlerden istenmelidir ve ilgililerce belirlenen süre içinde yerine getirilmesi zorunludur.
  • Haklı sebep bulunduğunda süre bir defaya mahsus olmak üzere uzatılabilir; uzatma için ayrı bir haklı sebep gösterilmesi gerekir.
  • Taraflardan biri ara kararının gereğini yerine getirmediğinde, bunun karar üzerindeki etkisi mahkemece önceden takdir edilmeli ve ara kararında ayrıca belirtilmelidir.
  • İstenen bilgi ve belgenin devletin güvenliğine veya yüksek menfaatlerine ya da yabancı devletlere de ilişkin olması halinde, Cumhurbaşkanı, ilgili Cumhurbaşkanı yardımcısı veya bakan gerekçesini bildirerek bunları vermeyebilir.
  • Verilmeyen bilgi ve belgelere dayanılarak ileri sürülen savunmaya göre karar verilemez; bu istisna yalnızca yukarıdaki nitelikteki bilgi ve belgeler için geçerlidir.

Dosyaların incelenmesi: hangi sonuçları doğurur?

  • Mahkeme, bakmakta olduğu davada gerekli gördüğü evrakın gönderilmesini ve bilgi verilmesini ara kararıyla isteyebilir.
  • Taraflar ve ilgili diğer yerler, ara kararında belirlenen süre içinde istenen evrakı ve bilgiyi vermek zorundadır.
  • Ara kararı süresinde yerine getirilmezse, bunun karar üzerindeki etkisi ara kararında önceden belirtildiği biçimde değerlendirilir.
  • İstenen bilgi ve belgenin devletin güvenliği veya yüksek menfaatleri ya da yabancı devletlerle ilgili olması halinde, yetkili makamın gerekçe bildirerek vermeme kararı verilebilir.
  • Verilmeyen bilgi ve belgeye dayanılarak ileri sürülen savunmaya göre karar verilemez.
  • Dosyalar öncelik, ivedilik ve tekemmül sırası gözetilerek incelenir ve karara bağlanır.
  • Öncelikli olmayan dosyalar tekemmül tarihinden itibaren en geç altı ay içinde sonuçlandırılır.

Resen inceleme ile taraf delillerine bağlılık arasındaki fark nedir?

Mahkeme, bakmakta olduğu davaya ilişkin her türlü incelemeyi kendiliğinden yapar ve evrak ile bilgi isteyebilir.

Taraflar delillerini sunar ve ileri sürdükleri iddialarla yargılama sınırlanır.

Mahkeme tarafların getirmediği bilgi ve belgeyi de araştırabilir; bunun için ara kararı verebilir. (8. Daire, 2025/6389 E., 2025/9925 K., 16.12.2025)

Olağan bilgi isteme ile devletin güvenliği ve yüksek menfaatine ilişkin istisna arasındaki fark nedir?

Bilgi ve belgenin verilmesi zorunludur ve ilgililerce süresi içinde yerine getirilmelidir.

İstenen bilgi ve belge devletin güvenliği veya yüksek menfaatleri ya da yabancı devletlerle ilgiliyse, Cumhurbaşkanı, ilgili Cumhurbaşkanı yardımcısı veya bakan gerekçe bildirerek verilmesini engelleyebilir.

Verilmeyen belgeye dayanılarak ileri sürülen savunmaya göre karar verilemez; mahkeme bu bilgiyi görmeden karar verir.

Öncelikli / ivedi dosya / diğer dosyalar: fark nedir?

Öncelik veya ivedilik durumu olan dosyalar, geliş tarihi sırasına göre ve öncelikli işler gözetilerek incelenir ve tekemmül sırasına göre karara bağlanır.

Bunların dışında kalan dosyalar tekemmül sırasına göre incelenir.

Öncelikli olmayan dosyalar, tekemmül tarihinden itibaren en geç altı ay içinde sonuçlandırılır.

Ara kararına uyulması ile uyulmaması arasındaki fark nedir?

Ara kararının gereğini yerine getiren taraf bakımından süre içinde yerine getirme yükümlülüğü yerine gelmiş olur.

Taraflardan biri ara kararının gereğini yerine getirmezse, bunun karar üzerindeki etkisi önceden takdir edilmiş ve ara kararında belirtilmiş olmalıdır.

Uyulmayan ara kararı, ara kararında önceden belirtilen etki doğrultusunda değerlendirilir.

Birinci fıkra ile altıncı fıkra ile ara kararı yetkisi arasındaki fark nedir?

Ara kararını mahkeme verir ve süreyi bir defaya mahsus uzatma yetkisi mahkemeye aittir.

Bölge idare mahkemelerindeki istinaf incelemeleri ile heyet halinde görülen idare ve vergi mahkemesi davalarında bilgi/belge isteme ve ek süre ara kararları daire başkanı, mahkeme başkanı veya dosyanın havale edildiği üye tarafından da verilebilir.

Bu hallerde ara kararı mahkeme heyetinin tamamı yerine tek bir yetkilinin imzasıyla da verilebilir.

Dosyaların incelenmesi: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Resen inceleme yetkisini taraf delillerinin yerini alan sınırsız bir araştırma yetkisi saymak; mahkeme bu yetkiyi davanın konusu ve ara kararındaki bilgiyle sınırlı kullanır.
  • Ara kararında süre belirlemeden bilgi istemek; süre belirlenmemişse ara kararının yaptırımı doğmaz.
  • Ara kararında uyulmama etkisini önceden belirtmeden ara kararı vermek; bu belirtilmediğinde uyulmamanın karar üzerindeki etkisi ayrıca tartışılamaz.
  • Devletin güvenliği istisnasını her bilgi isteğinde kendiliğinden uygulamak; istisna yalnızca gerekçe bildirilerek ve ilgili makamlarca kullanılabilir.
  • Altı aylık süreyi öncelikli dosyalara da uygulamak; süre yalnızca öncelikli ve ivedi olmayan dosyalar için geçerlidir.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • İdari yargıda resen araştırma ilkesi geçerlidir; mahkeme taraf iddia ve delilleriyle bağlı olmaksızın işlemin sakat olup olmadığını araştırabilir ve gerektiğinde sebep ikamesi yoluna gidebilir. (8. Daire, 2025/6389 E., 2025/9925 K., 16.12.2025)
  • Sebep ikamesi yapılırken mahkeme taraflarca ileri sürülmeyen bir sebebe dayanabilir; bu hal idari yargının re'sen araştırma ilkesinin doğal sonucu olarak kabul edilmektedir. (8. Daire, 2025/6431 E., 2025/9923 K., 16.12.2025)
  • Ara kararına ilişkin yetkiler, idare ve vergi mahkemelerinde heyet halinde görülen davalarda tek bir üyeye de tanınmıştır; bu yetki bilgi ve belge isteme ile ek süre verme ile sınırlıdır. (8. Daire, 2025/6429 E., 2025/9933 K., 16.12.2025)

Nasıl ispat edilir?

  • Bilgi ve belge isteme talebini ileri süren mahkeme olduğundan, ara kararının gerekçesi ve istenen bilginin davayla ilgisi mahkeme tarafından ortaya konulmalıdır.
  • Taraf, istenen evrakı süresi içinde vermek zorundadır; verildiğine dair kayıt ve tebliğ belgeleri bu yükümlülüğün yerine getirildiğini gösterir.
  • Devletin güvenliği veya yüksek menfaatleri nedeniyle bilgi verilmediğini ileri süren makam, gerekçesini bildirmek zorundadır; bu gerekçe olmadan istisnadan yararlanılamaz.
  • Verilmeyen bilgi ve belgeye dayanılarak ileri sürülen savunmanın ispatı için yargılamada başka delil sunulması gerekir; istisna nedeniyle bu savunma değerlendirilemez.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 2577 sayılı Kanun m.15: İlk inceleme sonucunda verilecek kararlar, bu maddedeki resen inceleme yetkisinin ilk aşamada nasıl kullanılacağını belirler; bu madde ise bakılmakta olan davada inceleme ve ara kararı rejimini düzenler.
  • 2577 sayılı Kanun m.20/A: İvedi yargılama usulüne tabi uyuşmazlıklarda öncelik ve kısa süreler bu maddenin öncelik düzenine ek olarak uygulanır.
  • 2577 sayılı Kanun m.20/B: Merkezi sınavlara ilişkin davalarda daha kısa süreli bir yargılama usulü getirir; m.20 bu davalarda dosya sırası için ayrıca dikkate alınır.

İYUK m.20/A — İvedi yargılama usulü

2577 sayili Idari Yargilama Usulu Kanunu m.20/A, belirli uyusmazliklarda ivedi yargilama usulunu duzenler: ihale islemleri (ihaleden yasaklama kararlari haric), acele kamulastirma islemleri, Ozellestirme Yuksek Kurulu kararlari, Turizmi Tesvik Kanunu kapsaminda yapilan satis, tahsis ve kiralama islemleri, Cevre Kanunu kapsaminda idari yaptirim kararlari haric cevresel etki degerlendirmesi sonucu alinan kararlar ile 6306 sayili Kanun kapsaminda alinan Cumhurbaskanı kararlari hakkinda uygulanir. Madde, ivedi usulun dava acma suresini, ilk inceleme ve savunma surelerini, karara baglanma suresini, yurutmenin durdurulmasi kararlarina itirazi ve temyiz asamasini duzenler. Kanunun genel yargilama usulune iliskin hukumlerinin bu alanda uygulanmasi, ivedi usulun disindaki uyusmazliklar, MEB ve OSYM sinavlarina iliskin 20/B usulu ile ust makama basvurunun genel sureci m.11 duzenlemesi bu maddenin konusu degildir (m.20/B ayri bir yargilama usulu getirir; m.11 ivedi usulde acikca uygulanmaz).

İvedi yargılama usulü: hangi kavramlar bilinmeli?

Ivedi yargilama usulu
Kanunun belirli uyusmazliklar icin ongordugu, surelerin kisaltildigi ve itirazin kapatildigi ozel yargilama rejimidir. Uygulanacak uyusmazliklar madde icinde tek tek sayilmistir ve sayilmayan islemlere kiyasla genisletilemez.
Tekemmul
Dosyanin karar icin hazir hale gelmesidir. Ivedi usulde savunmanin verilmesi veya savunma suresinin gecmesiyle dosya tekemmul etmis sayilir ve karara baglanma suresi bu andan itibaren islemeye baslar.
Ilk inceleme
Dava dilekcesinin mahkemece sekil ve esas yonunden on kontrolunden gecirilmesidir. Ivedi usulde yedi gun icinde yapilir ve dilekce ekleriyle birlikte tebligata cikarilir.
Yurutmenin durdurulmasi talebine iliskin karar
Idari islemin uygulanmasini gecici olarak durduran veya durdurmayi reddeden ara karardir. Ivedi usulde bu kararlara itiraz edilemez; bu nedenle karar kesin sonuc dogurur.
Temyiz istemi
Ivedi usulde verilen nihai kararlara karsi on bes gun icinde yapilan kanun yolu basvurusudur. Danistay evrak uzerinden inceleme yapar ve kararini kesin verir.

İvedi yargılama usulü: hangi şartlar aranır?

  • Uyusmazligin, madde 1. fikrasinda sayilan islemlerden birinden dogmasi gerekir; ihaleden yasaklama kararlari bu kapsamin disindadir.
  • Dava, ivedi usulun dava acma suresi olan otuz gun icinde acilmalidir; sure ust makama basvuru ile durmaz.
  • Dava dilekcesinin ilk incelemesi yedi gun icinde yapilmali ve dilekce ekleriyle birlikte tebligata cikarilmalidir.
  • Davali idarenin savunmasi, dava dilekcesinin tebliginden itibaren on bes gun icinde verilmelidir; bu sure bir defaya mahsus en fazla on bes gun uzatilabilir.
  • Savunmanin verilmesi veya savunma suresinin gecmesiyle dosya tekemmul etmis sayilmalidir.
  • Dosya tekemmulunden itibaren en gec bir ay icinde karara baglanmalidir; ara karari, kesif, bilirkisi incelemesi ve durusma islemleri ivedilikle sonuclandirilmalidir.
  • Nihai karara karsi tebligden itibaren on bes gun icinde temyiz basvurulmalidir; temyiz dilekceleri uc gun icinde incelenip tebligata cikarilir ve karsi taraf on bes gun icinde cevap verebilir.
  • Temyiz istemi en gec iki ay icinde karara baglanmali, karar en gec bir ay icinde tebligata cikarilmalidir.

İvedi yargılama usulü: hangi sonuçları doğurur?

  • Madde 1. fikrada sayilan islemlerden doğan uyusmazliklarda kanunun genel yargilama sureleri yerine bu maddedeki kisaltilmis sureler uygulanir.
  • Ust makama basvuru yapilsa bile otuz gunluk dava acma suresi durmaz ve sure islemeye devam eder.
  • Ivedi usulde m.11 uygulanmadigi icin ust makama basvurunun dava acma suresini durdurmasi soz konusu olmaz.
  • Yurutmenin durdurulmasi talebine iliskin kararlara itiraz edilemez; bu kararlar kesin nitelik kazanir.
  • Ara karari, kesif, bilirkisi incelemesi veya durusma gibi islemler ivedilikle sonuclandirilir.
  • Nihai kararlara karsi on bes gun icinde temyiz yoluna basvurulabilir; sure gecerse temyiz hakki kaybolur.
  • Temyizde Danistay evrak uzerinde inceleme yapar; maddi vakialar hakkinda bilgiyi yeterli gorurse veya temyiz yalnizca hukuki noktalara iliskinse esas hakkinda karar verir.
  • Ilk inceleme uzerine verilen kararlara karsi yapilan temyizi haklı bulursa Danistay kararı bozar ve dosyayi geri gonderir.
  • Temyiz uzerine verilen kararlar kesindir.
  • Madde 1. fikrada sayilmayan bir uyusmazlikta bu maddedeki kisaltilmis surelerin uygulanmasi mumkun degildir.

Ivedi yargilama usulu ile normal yargilama usulu (dava acma suresi) arasındaki fark nedir?

Ivedi yargilamada dava acma suresi otuz gundur ve ust makama basvuru bu sureyi durdurmaz.

Normal usulde sure kanunda ayri ayri belirlenmistir ve idari basvuru bu sureyi durdurabilir.

Ayni islem icin dava suresi ivedi usulde daha kisa olur; ust makama basvuru sureyi uzatmaz.

Ilk inceleme suresi ile normal usul arasındaki fark nedir?

Ivedi usulde ilk inceleme yedi gun icinde yapilir ve dava dilekcesi ile ekleri tebligata cikarilir.

Normal usulde bu sure on bes gundur.

Ivedi usulde dava dosyasi cok daha hizli ilerler.

Savunma suresi ile normal usul arasındaki fark nedir?

Ivedi usulde savunma suresi dava dilekcesinin tebliginden itibaren on bes gundur ve bir defaya mahsus on bes gun uzatilabilir.

Normal usulde savunma suresi otuz gun, uzatma ise bir defaya mahsus artı otuz gundur.

Savunma ve uzatma toplamda ivedi usulde en fazla otuz gun eder.

Dosyanin karara baglanma suresi ile normal usul arasındaki fark nedir?

Ivedi davalar dosyanin tekemmulunden itibaren en gec bir ay icinde karara baglanir.

Normal usulde dosyanin karara baglanma suresi alti aydir.

Ara karari, kesif, bilirkisi incelemesi veya durusma islemleri ivedilikle sonuçlandirilir.

Temyiz dilekcesi incelemesi ile temyiz istemi karari arasındaki fark nedir?

Temyiz dilekceleri uc gun icinde incelenir ve tebligata cikarilir; temyiz istemi en gec iki ay icinde karara baglanir.

Temyiz kararinin tebligi ise en gec bir ay icinde yapilir.

Ivedi usulde temyiz asamasi da kisaltilmistir ve Danistay evrak uzerinden inceleme yapip esas hakkinda karar verebilir.

Yurutmenin durdurulmasi kararlari ile normal usul arasındaki fark nedir?

Ivedi usulde yurutmenin durdurulmasi talebine iliskin verilecek kararlara itiraz edilemez.

Normal usulde bu kararlara karsi itiraz yolu acik olup itiraz suresi yedi gundur.

Ivedi usulde itiraz yolu kapali oldugundan karar kesin nitelikte kalir.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Danistayin ivedi usulde verdigi nihai kararlarin temyizinde, ilk derece mahkemesi sifatiyla verilen karara karsi direnme yetkisi bulunmadigi kabul edilmektedir.
  • Ivedi usulde temyiz incelemesinin Danistay tarafindan evrak uzerinden yapilabilecegi ve esas hakkinda dogrudan karar verilebilecegi kabul edilmektedir.

Nasıl ispat edilir?

  • Dava acma suresinin otuz gun olmasi nedeniyle davaci, dava acildigini ve sure icinde yapildigini belgeyle (tebligat ve dilekce kayit tarihi) ispatlamalidir; ust makama basvuru suresi durdurmadigindan bu basvurunun tarihi sureyi uzatmaz.
  • Uyusmazligin madde 1. fikrada sayilan islemlerden birine dayandigini davaci ispatlamalidir; islem metni veya ilgili karar bu iliskiyi gosterir.
  • Savunma suresi, tebligat belgesi ile belirlenir; davali idare suresi icinde savunma vermezse dosyanin tekemmul ettigi tebligat tarihinden hesaplanir.
  • Yurutmenin durdurulmasi kararina itiraz edilemeyecegi icin, bu karara karsi itirazin kabul edilmedigini gosteren usul hatasi iddiasi kabul edilmez; itiraz yolunun kapali oldugu ispat gerektirmez, hukuki sonuctur.
  • Temyiz suresinin on bes gun olmasi nedeniyle, tebligat tarihini gosteren belge temyiz hakkinin korunup korunmadigini belirler.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 2577 m.11: Ust makama basvurunun dava acma suresini durdurmasi kuralidir; ivedi usulde bu madde hukumleri acikca uygulanmaz, dolayisiyla ust makama basvuru sureyi durdurmaz.
  • 2577 m.48: Temyiz dilekcelerine iliskin kanun yolu hukumleridir; ivedi usulde yalnizca bu maddeye aykiri olmayan hukumleri kiyasen uygulanir.
  • 2577 m.50: Temyiz incelemesi sonucunda verilen bozma kararindan sonra ilgili merciin dosyayi yeniden incelemesine iliskin hukumdur; ivedi usulde temyiz kararlarinin kesinligi ile birlikte degerlendirilir.
  • 2577 m.20/B: MEB ve OSYM merkezi sinavlarina iliskin ayri ve daha kisa surelere tabi bir yargilama usulu getirir; m.20/A kapsaminda degildir.

İYUK m.20/B — Merkezî ve ortak sınavlara ilişkin yargılama usulü

2577 sayılı İYUK m.20/B, Millî Eğitim Bakanlığı ile Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM) tarafından yapılan merkezî ve ortak sınavlar, bu sınavlara ilişkin iş ve işlemler ile sınav sonuçları hakkındaki davaların yargılama usulünü düzenler; dava açma süresi, ilk inceleme, savunma, dosyanın tekemmülü, yürütmenin durdurulması kararlarına itiraz, karara bağlanma süresi, temyiz ve temyiz incelemesi ile yürütmenin durdurulması ve iptal kararlarının etkisini kapsar. Kişi bakımından sınava katılan ve bu nedenle dava açan kişileri ilgilendirir. Madde, maddenin kapsamına giren davaların istinaf yoluna değil temyiz yoluna gitmesini de düzenler. Ancak genel dava açma sürelerini (m.7 ve m.8 ekseninde), üst makama başvurunun süreyi durdurup durdurmadığına ilişkin genel kuralı (m.11), istinaf ve temyiz yollarının genel kurallarını (m.45 vd. ve m.46 ekseninde) ve yürütmenin durdurulması talebinin genel usulünü düzenlemez; bunlar için ilgili genel hükümlere bakılır.

Merkezî ve ortak sınavlara ilişkin yargılama usulü: hangi kavramlar bilinmeli?

Merkezî ve ortak sınav
Millî Eğitim Bakanlığı ile ÖSYM tarafından yapılan, geniş kitleleri kapsayan ve birden çok kurum veya kişi için ortak yürütülen sınavlardır. Maddenin uygulanması bu sınav niteliğinin tespitine bağlıdır.
Sınava ilişkin iş ve işlemler
Sınavın hazırlanması, yapılması, değerlendirilmesi ve sonuçlandırılmasına yönelik idari faaliyetlerdir. Sınav sonuçlarının kendisi ayrıca sayılmıştır.
Tekemmül
Dava dosyasının yargılamada karara hazır hale gelmesidir. Savunmanın verilmesi veya savunma süresinin geçmesiyle gerçekleşir ve karara bağlanma süresinin başlangıcıdır.
Nihai karar
Davayı esastan veya usulden sonuçlandıran kararlardır. Temyiz yoluna yalnız nihai kararlar karşı başvurulabilir; yürütmenin durdurulması talebine ilişkin kararlar buna dahil değildir ve itiraza kapalıdır.
Lehe sonuç
Yürütmenin durdurulması ve iptal kararlarının, dava açmayan sınav katılanlar yararına da doğurduğu etkidir. Kararın kapsamı, sınava katılan kişilere uzanır.

Merkezî ve ortak sınavlara ilişkin yargılama usulü: hangi şartlar aranır?

  • Uyuşmazlığın Millî Eğitim Bakanlığı veya ÖSYM tarafından yapılan merkezî ya da ortak bir sınavdan, ona ilişkin iş ve işlemlerden ya da sınav sonuçlarından doğmuş olması gerekir.
  • Dava, işlem veya sonucun tebliğ veya öğrenme esasına göre belirlenen süre içinde, on gün içinde açılmalıdır.
  • İlk inceleme yedi gün içinde yapılmalı ve dava dilekçesi ile ekleri bu süre içinde tebliğe çıkarılmalıdır.
  • Savunma süresi dava dilekçesinin tebliğinden itibaren üç gündür; bu süre bir defaya mahsus olmak üzere en fazla üç gün uzatılabilir.
  • Savunmanın verilmesi veya savunma süresinin geçmesiyle dosyanın tekemmül etmiş sayılması gerekir.
  • Yürütmenin durdurulması talebine ilişkin kararlara karşı itiraz yoluna gidilmemelidir.
  • Dava dosyasının tekemmülünden itibaren en geç on beş gün içinde karara bağlanmalıdır; ara karar, keşif, bilirkişi incelemesi veya duruşma gibi işlemler ivedilikle sonuçlandırılmalıdır.
  • Nihai karara karşı tebliğ tarihinden itibaren beş gün içinde temyiz başvurusu yapılmalıdır.
  • Temyiz dilekçeleri üç gün içinde incelenmeli ve tebliğe çıkarılmalıdır; temyiz dilekçesine karşı cevap süresi beş gündür.
  • Temyiz istemi en geç on beş gün içinde karara bağlanmalı, karar en geç yedi gün içinde tebliğ edilmelidir.
  • Temyiz incelemesinde Danıştay, maddi vakıalar hakkında yeterli bilgi varsa ya da temyiz yalnız hukuki noktalara ilişkinse veya maddi yanlışlık düzeltilebilirse esas hakkında karar vermelidir; aksi hâlde gerekli inceleme ve tahkikatı yaparak yeniden karar vermelidir.

Merkezî ve ortak sınavlara ilişkin yargılama usulü: hangi sonuçları doğurur?

  • Dava on gün içinde açılmazsa hak düşer ve dava reddedilir.
  • Üst makama başvuru dava açma süresini durdurmaz; m.11 bu davalarda uygulanmaz.
  • Yürütmenin durdurulması talebine ilişkin kararlara itiraz edilemez.
  • Savunmanın verilmesi veya savunma süresinin geçmesiyle dosya tekemmül etmiş sayılır ve karara bağlanma süresi başlar.
  • Nihai karara karşı beş gün içinde temyiz edilmezse karar kesinleşir.
  • Temyiz kararları kesindir.
  • Yürütmenin durdurulması ve iptal kararları, söz konusu sınava katılan kişilerin lehine sonuç doğuracak şekilde uygulanır; yalnız davacıya değil sınava katılan herkese etkili olur.
  • Madde metninde sözleşme kayıtlarına ilişkin bir hüküm bulunmadığından bu konuda bir düzenleme yoktur.

Bu usul ile genel yazılı yargılama usulü arasındaki fark nedir?

Madde kapsamındaki sınav davalarında dava açma süresi on gün, ilk inceleme ve tebliğ süresi yedi gün, savunma süresi üç gündür; Üst makama başvuru süreyi durdurmaz (m.11 uygulanmaz).

Genel yazılı yargılama usulünde dava açma süresi altmış gün, savunma süresi otuz gün, ilk inceleme süresi on beş gündür ve üst makama başvuru süreyi durdurabilir.

Madde kapsamındaki davalarda sürelerin tamamı çok kısaltılmış ve m.11 uygulanmaz. Hangi usulün uygulanacağı konuya göre belirlenir.

Bu usul ile ivedi yargılama usulü (m.20/A) arasındaki fark nedir?

Bu usulde dava açma süresi on gün, savunma üç gün, karara bağlanma on beş gündür; temyiz beş gün içinde yapılır.

İvedi yargılama usulünde dava açma süresi otuz gün, savunma on beş gün, karara bağlanma bir aydır; temyiz on beş gün içinde yapılır.

Sınav davalarında tüm süreler ivedi usule göre daha kısadır. Kapsam dışı ivedi usul davalarında ise süreler daha uzundur.

Nihai karar ile yürütmenin durdurulması talebine ilişkin ara karar arasındaki fark nedir?

Nihai kararlara karşı beş gün içinde temyiz yoluna başvurulabilir.

Yürütmenin durdurulması talebine ilişkin kararlara itiraz edilemez.

Yürütmenin durdurulmasına ilişkin karar kesindir ve ayrıca itiraz yoluna gidilemez; nihai kararlar ise temyize tabidir.

Bu davalarda istinaf ile temyiz yolu arasındaki fark nedir?

Madde kapsamındaki nihai kararlara karşı istinaf yoluna değil doğrudan temyiz yoluna başvurulur.

Genel kurala göre bölge idare mahkemesi kararları istinaf yoluna tabidir.

Kararın kime ve hangi süre içinde temyiz edileceği bu ayrıma göre belirlenir.

Danıştay temyiz incelemesinde esas hakkında karar ile bozma arasındaki fark nedir?

Danıştay maddi vakıalar hakkında yeterli bilgi edinmişse, temyiz yalnız hukuki noktalara ilişkinse veya maddi yanlışlık düzeltilebiliyorsa esas hakkında karar verir.

İlk inceleme üzerine verilen kararlar haklı bulunursa Danıştay kararı bozar ve dosyayı geri gönderir.

İlk inceleme kararına karşı temyizde bozma ile geri gönderme mümkündür; diğer hallerde Danıştay esas hakkında yeniden karar verir. Temyiz üzerine verilen kararlar kesindir.

Merkezî ve ortak sınavlara ilişkin yargılama usulü: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Bu davalarda üst makama başvurunun dava açma süresini durdurduğunu varsaymak; m.11 bu davalarda uygulanmaz.
  • Dava açma süresini genel altmış gün veya ivedi usulün otuz günü ile hesaplamak; süre on gündür.
  • Savunma süresini on beş gün olarak hesaplamak; bu davalarda savunma süresi üç gündür ve en fazla üç gün uzatılabilir.
  • Nihai karar yerine yürütmenin durdurulması kararına karşı itiraz yolunu açık saymak; bu kararlara itiraz edilemez.
  • Temyizde nihai kararları istinaf yoluna göndermek; bu kararlar doğrudan temyize tabidir.
  • Lehe sonuç doğuran yürütmenin durdurulması veya iptal kararını yalnız davacıya uygulamak; karar sınava katılan kişilerin hepsi lehine uygulanır.
  • Dosyanın tekemmül tarihini yanlış almak; tekemmül savunmanın verilmesi veya savunma süresinin geçmesiyle gerçekleşir ve karara bağlanma süresi buradan başlar.

Nasıl ispat edilir?

  • Dava açma süresinin başlangıcını ve dava açmanın zamanında yapıldığını, davacı tarafın yazılı bildirimin tarihini ve dilekçenin kayıt tarihini belgeleriyle ispatlaması gerekir.
  • Sınavın Millî Eğitim Bakanlığı veya ÖSYM tarafından merkezî ya da ortak olarak yapıldığını, davacı ileri sürdüğüne göre sınav belgeleri ve ilan metinleriyle ispatlaması gerekir.
  • Savunma süresinin geçtiğini veya savunmanın verildiğini, tebliğ belgeleri ve dosya kayıtları ile ispat etmek mahkemeye ve dosya düzenine bağlıdır.
  • Temyiz süresinin başlangıcı olan tebliğ tarihi, tebliğ belgesiyle ispatlanır; tebliğin geçerliliğine itiraz eden taraf bunu ispatlamalıdır.
  • Yürütmenin durdurulması ve iptal kararının sınava katılan diğer kişilere uygulanması, sınav kayıtlarının ve katılımcı listelerinin ibrazıyla ispatlanır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 2577 sayılı Kanun m.11: Üst makama başvurunun dava açma süresini durdurmasına ilişkin genel kuraldır. 20/B.1-b bendi bu hükmün bu davalarda uygulanmayacağını belirtir.
  • 2577 sayılı Kanun m.20/A: İvedi yargılama usulünü düzenler. 20/B, bu usule benzeyen ancak daha kısa süreli bir usul getirir.
  • 2577 sayılı Kanun m.48: Temyiz dilekçelerinin incelenmesine ilişkin hükümlerdir. 20/B.1-g bendi bu maddenin, 20/B'ye aykırı olmayan hükümlerinin kıyasen uygulanacağını belirtir.

İYUK m.20/C — Hükümler

Madde, Millî Savunma Bakanlığı kadrolarında çalışan kamu görevlileri ile askerlik hizmetini yerine getiren yedek subay, yedek astsubay, erbaş ve erleri ilgilendiren askerî hizmete ilişkin idari işlem ve eylemlerden doğan uyuşmazlıklarda uygulanacak özel yargılama usullerini düzenler: yetkili idare mahkemesini, dava dilekçesinde sicil ve rütbe bilgisini, evrakın en yakın amirlere verilebilmesini, savaş hâlinde ve belirli olağanüstü hâl tedbirlerinde yürütmenin durdurulmasını ve ilişik kesme kararlarında yargı yolunu belirler. Kişi bakımından yalnızca bu grupta yer alan kamu görevlileri ve askerlik yapanlar için geçerlidir. Genel görev kuralları, dava açma süreleri ve dilekçenin genel içeriği bu maddede düzenlenmez (m.3, m.11, m.12, m.13 ve m.20/B gibi genel ya da başka özel hükümlerde yer alır). Askerî yargının görev alanı ile disiplin ve askerî mahkemelerin usulü de bu maddenin konusu değildir.

Hükümler: hangi kavramlar bilinmeli?

Askerî hizmete ilişkin işlem ve eylem
Millî Savunma Bakanlığı kadrolarındaki kamu görevlilerinin ve askerlik hizmeti yapanların askerî hizmet bağlamında ortaya çıkan idari işlem ve eylemleridir. Uyuşmazlığın bu maddenin kapsamına girmesi için konunun askerî hizmetle bağlantılı olması aranır.
Yedek subay ve yedek astsubay
7179 sayılı Askeralma Kanunu kapsamında askerlik hizmetini yerine getiren yedek subay ve yedek astsubaylardır. Maddede yalnızca bu kanun kapsamında hizmet görenler kastedilmiştir.
Savaş hâli
Yürütmenin durdurulmasının hiçbir koşulda verilemeyeceği, maddede ayrıca belirtilen durumdur. Olağan dönem ile savaş hâli arasındaki ayrım bu hükmün uygulanmasında belirleyicidir.
Olağanüstü hâl tedbirlerinde görevlendirilenlerin naklen atanması
Olağanüstü hâller nedeniyle alınan tedbirlerin uygulanması için görevlendirilen kişilerin naklen atanmasıdır. Bu nakil işlemlerine karşı açılan iptal davalarında yürütmenin durdurulması istenemez.
İlişik kesme kararı
Askerî personelin kadrodan çıkarılmasına, ayrılmasına ya da emekliye ayrılmasına yönelik idari kararlardır. Maddenin altıncı fıkrası bu kararların geniş ölçüde yargı yoluna açık olduğunu belirtir.
Kadrosuzluk nedeniyle emekliye ayırma
Kadro bulunmaması sebebiyle yapılan emekliye ayırma işlemidir. Altıncı fıkrada ilişik kesme kararlarının yargı yolu dışında tutulan iki istisnasından biridir.
Yüksek Askerî Şûra terfi işlemleri
Yüksek Askerî Şûra kararlarıyla yapılan terfi işlemleridir. Altıncı fıkrada ilişik kesme kararlarının yargı yolu dışında tutulan diğer istisnadır.

Hükümler: hangi şartlar aranır?

  • Uyuşmazlığın Millî Savunma Bakanlığı kadrosunda çalışan bir kamu görevlisi ile 7179 sayılı Kanun kapsamında askerlik yapan yedek subay, yedek astsubay, erbaş ya da er arasında doğmuş olması gerekir.
  • Uyuşmazlığın konusunun askerî hizmete ilişkin bir idari işlem veya eylem olması gerekir.
  • Yetkili mahkeme, ilgilinin görev yaptığı yerin bağlı olduğu bölge idare mahkemesinin bulunduğu yerdeki idare mahkemesidir.
  • Dava dilekçesinde genel usul gereği gösterilenlere ek olarak, varsa ilgilinin sicili, sınıfı ve rütbesinin de yazılması gerekir.
  • Savaş hâlinde yürütmenin durdurulmasına karar verilmemelidir.
  • Olağanüstü hâl tedbirlerinin uygulanmasında görevlendirilenlerin naklen atanmasına ilişkin iptal davasında yürütmenin durdurulmasına karar verilmemelidir.
  • Yüksek Askerî Şûranın terfi işlemleri ile kadrosuzluk nedeniyle emekliye ayırma işlemleri dışında kalan ilişik kesme kararlarına karşı dava açılabilmesi için yargı yolunun açık olması gerekir.
  • Dilekçe ve dava evrakı, genel usulde belirtilen yerlere ek olarak ilgili idari yargı mercine gönderilmek üzere en yakın amirlere verilebilir.

Hükümler: hangi sonuçları doğurur?

  • Savaş hâlinde yürütmenin durdurulması istemi reddedilir ve bu konuda karar verilemez.
  • Olağanüstü hâl tedbirlerinin uygulanmasında görevlendirilenlerin naklen atanmasına ilişkin iptal davasında yürütmenin durdurulması istemi reddedilir.
  • Yüksek Askerî Şûranın terfi işlemleri ve kadrosuzluk nedeniyle emekliye ayırma işlemleri dışında kalan ilişik kesme kararları yargı denetimine açıktır.
  • Yetkili idare mahkemesi, ilgilinin görev yaptığı yerin bağlı olduğu bölge idare mahkemesi yerindeki idare mahkemesidir.
  • Dilekçe ve evrak, en yakın amirlere verilerek ilgili yargı merciine ulaştırılabilir ve bu yol geçerli bir gönderme sayılır.
  • Dava dilekçesinde sicil, sınıf ve rütbe bilgisi bulunmazsa dilekçe eksik kabul edilir ve tamamlattırılması gerekir.

Savaş hâli ile olağan dönem arasındaki fark nedir?

Savaş hâlinde yürütmenin durdurulmasına karar verilemez; bu yasak mutlaktır.

Savaş dışı dönemde yürütmenin durdurulması, genel koşullar çerçevesinde talep edilebilir.

Savaş hâlindeki askerî uyuşmazlıklarda yürütmenin durdurulması istenemez, dava yalnızca esas hakkında yürütülür.

Olağanüstü hâl nakil iptal davası ile diğer askerî iptal davaları arasındaki fark nedir?

Olağanüstü hâl tedbirlerinin uygulanmasında görevlendirilenlerin naklen atanmasına ilişkin iptal davalarında yürütmenin durdurulamaz.

Bu nakil dışındaki askerî işlemlere karşı açılan iptal davalarında yürütmenin durdurulması, genel hükümlere göre değerlendirilir.

Yalnızca belirli nakil kararlarında, fıkra kapsamında olağanüstü hâl bağlantısı bulunduğunda yürütme durdurulamaz.

Yargı yolu açık ilişik kesme kararları ile yargı yolu kapalı ilişik kesme kararları arasındaki fark nedir?

Yüksek Askerî Şûranın terfi işlemleri ile kadrosuzluk nedeniyle emekliye ayırma işlemleri, altıncı fıkra gereği dava konusu yapılamaz.

Bu iki istisna dışında kalan her türlü ilişik kesme kararına karşı yargı yolu açıktır.

Bu iki işlem dışındaki ilişik kesme kararları doğrudan yargı denetimine tabidir; istisna işlemler yargı denetimi dışında kalır.

Bu madde ile genel yetki ve usul kuralları arasındaki fark nedir?

Bu madde, belirli askerî uyuşmazlıklar için yetkili mahkemeyi ve özel usul kurallarını belirler.

Genel yetki, görev ve dilekçe kuralları diğer maddelerde düzenlenmiştir.

Askerî uyuşmazlıkta hem bu madde hem genel kurallar birlikte uygulanır; bu maddedeki özel kurallar genel kuralın yerine geçer.

Hükümler: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Maddenin yetki kuralını genel yetki kuralının yerine uygulamak; askerî uyuşmazlıkta yetkili mahkemenin ilgilinin görev yerine göre belirlenmesi gerektiğini gözden kaçırmak.
  • Dilekçede sicil, sınıf ve rütbe bilgisini genel dilekçe kurallarıyla yeterli saymak; bu maddenin ek gereğini atlamak.
  • Savaş hâli dışındaki her askerî uyuşmazlıkta yürütmenin durdurulmasını yasak saymak; yasağın yalnızca savaş hâli ve belirli nakil iptal davalarıyla sınırlı olduğunu unutmak.
  • Altıncı fıkradaki iki istisnayı tüm ilişik kesme kararlarına genişletmek; istisnanın dar yorumlanması gerektiğini gözden kaçırmak.
  • Olağanüstü hâl nakil yasağını bütün nakil işlemlerine uygulamak; yasağın yalnızca olağanüstü hâl tedbirlerinde görevlendirilenlerin naklen atanmasına ilişkin iptal davalarıyla sınırlı olduğunu unutmak.

Nasıl ispat edilir?

  • Askerî hizmete ilişkin işlem veya eylemi iddia eden davacı, uyuşmazlığın bu maddenin kapsamına girdiğini, yani ilgilinin kadro veya 7179 sayılı Kanun bağlantısını ortaya koymakla yükümlüdür.
  • Kişinin sicil, sınıf ve rütbe bilgisi, dava dilekçesinde yazılı olarak gösterilerek ve ilgili personel belgeleriyle ispatlanır.
  • Savaş hâlinin varlığı, yürütmenin durdurulması talebinde ortaya konulan olgusal durum olarak değerlendirilir; bu olgu ileri süren tarafın kanıtlaması gerekir.
  • Olağanüstü hâl tedbirleri kapsamında görevlendirme ve naklen atama ilgili idari kararlarla belgelenir; bu belgeler iptal davasında delil olarak sunulur.
  • İlişik kesme kararının Yüksek Askerî Şûra terfi işlemi ya da kadrosuzluk nedeniyle emekliye ayırma olmadığını, dolayısıyla yargı yolunun açık olduğunu ilgili kararın içeriği ile gösterme yükü davacıdadır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 2577 sayılı Kanun m.3: Dava dilekçesinde genel olarak gösterilmesi gereken bilgileri belirler; bu maddenin 2. fıkrası bu listeye sicil, sınıf ve rütbeyi ekler.
  • 2577 sayılı Kanun m.4: Dilekçe ve evrakın verilebileceği genel yerleri gösterir; bu maddenin 3. fıkrası bu yerlere en yakın amirleri ekler.
  • 2577 sayılı Kanun m.12: İptal ve tam yargı davalarının genel açılış kurallarını düzenler; askerî ilişik kesme kararlarına karşı da bu genel kurallar uygulanır.
  • 2577 sayılı Kanun m.13: Doğrudan tam yargı davası için zorunlu idari başvuru ve süreleri düzenler; bu madde ile birlikte askerî uyuşmazlıklarda uygulanır.

İYUK m.21 — Sonradan ibraz olunan belgeler

Madde, dilekçeler ve savunmalarla birlikte verilmeyen belgelerin, vaktinde ibraz edilmelerine imkân bulunmadığına mahkemece kanaat getirilmesi hâlinde nasıl kabul edilip karşı tarafa tebliğ edileceğini ve bu belgelerin duruşmada ibrazının sonucunu düzenler. Hüküm, idari yargılamada belgeyi sunan tarafın ve karşı tarafın usul işlemlerine uygulanır. Madde, belgenin dilekçeyle birlikte sunulmasının genel kuralını ve süresinde sunulmamanın sonuçlarını düzenlemez (m.16 ve bu kapsamdaki diğer usul hükümleri). Ayrıca belgenin ibraz yükümlülüğünü, mahkemenin belge aslını isteme yetkisini ve ibrazdan kaçınmanın sonucunu düzenlemez; bu konular Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun ibraz hükümlerine ve Medeni Usul hukukuna ilişkin düzenlemelere bağlanmıştır. Cevap süresi ile süre geçtikten sonra ileri sürülecek savunma ve ikinci dilekçe yasağı da (m.16) bu maddenin dışındadır.

Sonradan ibraz olunan belgeler: hangi kavramlar bilinmeli?

Dilekçe ve savunmalarla birlikte verilmeyen belge
Taraflardan birinin dava dilekçesi, savunma veya ikinci dilekçesi ekinde sunmadığı, sonradan mahkemeye ibraz etmek istediği belgedir. Madde, belgenin sonradan sunulmasının kabul edilebilmesi için belgenin vaktinde ibraz edilmesine imkân bulunmadığına dair mahkemenin kanaatini arar.
Vaktinde ibraz edilmesine imkân bulunmaması
Belgenin dilekçe veya savunma ile birlikte, ya da ilgili usul işleminde süresinde sunulmasının fiilen mümkün olmadığı durumdur. Bu durumun varlığı mahkemenin takdirine bağlıdır ve mahkeme bu kanaate ulaşmalıdır.
Kabul ve tebliğ
Mahkemenin sonradan sunulan belgeyi dosyaya alması ve bu belgeyi karşı tarafa bildirmesidir. Tebliğ, karşı tarafın belgeye karşı savunma hakkını kullanabilmesi için yapılır.
Duruşmada ibraz
Kabul edilen belgenin duruşmada mahkemeye sunulmasıdır. Karşı tarafın belgeye ilişkin cevabını hemen verebileceğini beyan etmesi veya cevap vermeye gerek görmemesi durumunda ayrıca tebliğ yapılmaz.

Sonradan ibraz olunan belgeler: hangi şartlar aranır?

  • Belgenin dilekçe veya savunma ile birlikte verilmemiş olması gerekir.
  • Belgenin vaktinde ibraz edilmesine imkân bulunmadığına mahkemece kanaat getirilmesi gerekir.
  • Kanaat oluştuğunda belge mahkemece kabul edilmeli ve diğer tarafa tebliğ edilmelidir.
  • Belgenin duruşmada ibraz edilmesi gerekir; ayrıca tebliğ ise karşı tarafın cevabını hemen verebileceğini beyan etmesi veya cevap vermeye lüzum görmemesi hâlinde yapılmaz.

Sonradan ibraz olunan belgeler: hangi sonuçları doğurur?

  • Mahkeme vaktinde ibraz imkânsızlığına kanaat getirirse belge kabul edilir ve diğer tarafa tebliğ edilir.
  • Kabul edilen belge duruşmada ibraz edilir.
  • Karşı taraf duruşmada cevabını hemen verebileceğini beyan ederse belge için ayrıca tebliğ yapılmaz ve yargılama duruşmada cevapla devam eder.
  • Karşı taraf cevap vermeye lüzum görmezse yine ayrıca tebliğ yapılmaz.
  • Karşı taraf cevap vermek isterse ve hemen cevap veremeyeceğini beyan ederse, belge tebliğ edilir ve tarafa cevap için süre tanınır (m.16 uyarınca 30 gün).

Tebliğ edilen belge ile tebliğ edilmeyen belge arasındaki fark nedir?

Karşı tarafın duruşmada cevabını hemen verebileceğini beyan etmesi veya cevap vermeye lüzum görmemesi hâli.

Karşı tarafın cevap vermek istemesi veya hemen cevap veremeyeceğini beyan etmesi hâli.

Birinci halde ayrıca tebliğ yapılmaz; ikinci halde belge karşı tarafa tebliğ edilir ve cevap süresi tanınır.

Kabul edilen belge ile kabul edilmeyen belge arasındaki fark nedir?

Mahkemenin vaktinde ibraz edilmesine imkân bulunmadığı kanaatine ulaştığı hâl.

Mahkemenin bu kanaate ulaşmadığı hâl.

Birinci halde belge kabul edilir ve tebliğ edilir; ikinci halde belge kabul edilmez. Kabul edilmeyen belgenin hukuki sonucu maddede düzenlenmemiştir.

Sonradan ibraz olunan belgeler: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Belgenin vaktinde ibraz edilmesine imkân bulunmadığı kanaatini somut gerekçe aramadan kabul etmek.
  • Duruşmada belgeyi kabul ettikten sonra karşı tarafın cevap isteğini sormadan ayrıca tebliği atlamak.
  • Karşı tarafın cevap verme beyanını duruşma tutanağına geçirmemek.
  • Karşı tarafın hemen cevap veremeyeceğini beyan etmesine rağmen belgeyi tebliğ etmeden karara bağlamak.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Kararlarda, vergi inceleme raporu ve ekleri gibi dava dosyasına sonradan giren belgelerin 2577 sayılı Kanun m.21 uyarınca taraflara tebliğ edilmesi gerektiği kabul edilmektedir. (4. Daire, 2021/4818 E., 2023/3838 K., 15.06.2023; Vergi Dava Daireleri Kurulu, 2022/999 E., 2022/1307 K., 26.10.2022; Vergi Dava Daireleri Kurulu, 2022/567 E., 2022/702 K., 29.06.2022; Vergi Dava Daireleri Kurulu, 2022/568 E., 2022/703 K., 29.06.2022; Vergi Dava Daireleri Kurulu, 2022/497 E., 2022/700 K., 29.06.2022)
  • Mahkemenin sonradan sunulan belgeyi tebliğ etmeden karara bağlaması, savunma hakkının kullanılmasını engelleyen bir usul eksikliği sayılmaktadır; savunma hakkının tam kullanılabilmesi için belgenin tebliği ve incelenme imkânı gerektiği kabul edilmektedir. (5. Daire, 2005/2698 E., 2005/6541 K., 30.12.2005)

Nasıl ispat edilir?

  • Sonradan belge sunan tarafın, belgenin vaktinde ibraz edilmesine imkân bulunmadığını ileri sürmesi ve bunu ispatlaması gerekir; kanaatin oluşması mahkemenin takdirindedir.
  • Karşı tarafın belgeye ilişkin cevap verme isteğini ve hemen cevap veremeyeceğini beyan etmesi, duruşma zaptına geçirilerek belgelenmelidir.
  • Karşı tarafın belgeye karşı cevap vermeme beyanı açık ve duruşma tutanağında yer almalıdır; aksi hâlde tebliğ yapılmamasının dayanağı tartışmalı olur.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 2577 sayılı Kanun m.16: Dilekçe ve savunmaların tebliği, cevap süresi ve süre geçtikten sonra yeni savunma ve ikinci dilekçe sunma yasağını düzenler; m.21 ile sunulan belgenin karşı tarafa tebliği ve buna verilecek cevap bu hükümle bağlantılıdır.

Süreler

SüreMaddeHüküm
bir yılm.13İdari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların idari dava açmadan önce, bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya başka süretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye…
beş yılm.13İdari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların idari dava açmadan önce, bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya başka süretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye…
otuz günm.13Bu isteklerin kısmen veya tamamen reddi halinde, bu konudaki işlemin tebliğini izleyen günden itibaren veya istek hakkında otuz gün içinde cevap verilmediği takdirde bu sürenin bittiği tarihten itibaren, dava süresi içinde dava açılabilir.
otuz günm.16Taraflar, yapılacak tebliğlere karşı, tebliğ tarihinden itibaren otuz gün içinde cevap verebilirler.
otuz günüm.16Bu süre, ancak haklı sebeplerin bulunması halinde, taraflardan birinin isteği üzerine görevli mahkeme kararı ile otuz günü geçmemek ve bir defaya mahsus olmak üzere uzatılabilir.
on günm.16Taraflar, tebliğden itibaren on gün içinde görüşlerini yazılı olarak bildirebilirler.
otuz günm.17Duruşma davetiyeleri duruşma gününden en az otuz gün önce taraflara gönderilir.
altı aym.20Bunların dışında kalan dosyalar ise tekemmül ettikleri sıraya göre ve tekemmül tarihinden itibaren en geç altı ay içinde sonuçlandırılır.
otuz gündürm.20/Aİvedi yargılama usulünde: a) Dava açma süresi otuz gündür. b) Bu Kanunun 11 inci maddesi hükümleri uygulanmaz. c) Yedi gün içinde ilk inceleme yapılır ve dava dilekçesi ile ekleri tebliğe çıkarılır. d) Savunma süresi dava dilekçesinin…
Yedi günm.20/Aİvedi yargılama usulünde: a) Dava açma süresi otuz gündür. b) Bu Kanunun 11 inci maddesi hükümleri uygulanmaz. c) Yedi gün içinde ilk inceleme yapılır ve dava dilekçesi ile ekleri tebliğe çıkarılır. d) Savunma süresi dava dilekçesinin…
on beş günm.20/Aİvedi yargılama usulünde: a) Dava açma süresi otuz gündür. b) Bu Kanunun 11 inci maddesi hükümleri uygulanmaz. c) Yedi gün içinde ilk inceleme yapılır ve dava dilekçesi ile ekleri tebliğe çıkarılır. d) Savunma süresi dava dilekçesinin…
bir aym.20/ASavunmanın verilmesi veya savunma verme süresinin geçmesiyle dosya tekemmül etmiş sayılır. e) Yürütmenin durdurulması talebine ilişkin olarak verilecek kararlara itiraz edilemez. f) Bu davalar dosyanın tekemmülünden itibaren en geç bir ay…
üç günm.20/AAra kararı verilmesi, keşif, bilirkişi incelemesi ya da duruşma yapılması gibi işlemler ivedilikle sonuçlandırılır. g) Verilen nihai kararlara karşı tebliğ tarihinden itibaren on beş gün içinde temyiz yoluna başvurulabilir. h) Temyiz…
on beş gündürm.20/ABu Kanunun 48 inci maddesinin bu maddeye aykırı olmayan hükümleri kıyasen uygulanır. ı) Temyiz dilekçelerine cevap verme süresi on beş gündür. i) Danıştay evrak üzerinde yaptığı inceleme sonunda, maddi vakıalar hakkında edinilen bilgiyi…
iki aym.20/ATemyiz üzerine verilen kararlar kesindir. j) Temyiz istemi en geç iki ay içinde karara bağlanır.
on gündürm.20/BMillî Eğitim Bakanlığı ile Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi tarafından yapılan merkezî ve ortak sınavlar, bu sınavlara ilişkin iş ve işlemler ile sınav sonuçları hakkında açılan davalara ilişkin yargılama usulünde: a) Dava açma süresi…
Yedi günm.20/BMillî Eğitim Bakanlığı ile Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi tarafından yapılan merkezî ve ortak sınavlar, bu sınavlara ilişkin iş ve işlemler ile sınav sonuçları hakkında açılan davalara ilişkin yargılama usulünde: a) Dava açma süresi…
üç günm.20/BMillî Eğitim Bakanlığı ile Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi tarafından yapılan merkezî ve ortak sınavlar, bu sınavlara ilişkin iş ve işlemler ile sınav sonuçları hakkında açılan davalara ilişkin yargılama usulünde: a) Dava açma süresi…
on beş günm.20/BSavunmanın verilmesi veya savunma verme süresinin geçmesiyle dosya tekemmül etmiş sayılır. d) Yürütmenin durdurulması talebine ilişkin olarak verilecek kararlara itiraz edilemez. e) Bu davalar dosyanın tekemmülünden itibaren en geç on beş…
beş günm.20/BAra kararı verilmesi, keşif, bilirkişi incelemesi ya da duruşma yapılması gibi işlemler ivedilikle sonuçlandırılır. f) Verilen nihai kararlara karşı tebliğ tarihinden itibaren beş gün içinde temyiz yoluna başvurulabilir. g) Temyiz…
beş gündürm.20/BBu Kanunun 48 inci maddesinin bu maddeye aykırı olmayan hükümleri kıyasen uygulanır. ğ) Temyiz dilekçelerine cevap verme süresi beş gündür. h) Danıştay evrak üzerinde yaptığı inceleme sonunda, maddi vakalar hakkında edinilen bilgiyi…

Süreler madde metnindeki yazımıyla verilmiştir.

Konuda geçen kararlar

51 karar
  1. 1990/20 E., 1991/17 K., 21.06.1991
    İlgili madde: m.19
  2. 8. Daire, 2025/6429 E., 2025/9933 K., 16.12.2025
    İlgili madde: m.20
  3. 8. Daire, 2025/6167 E., 2025/9935 K., 16.12.2025
    İlgili madde: m.20
  4. 8. Daire, 2025/6389 E., 2025/9925 K., 16.12.2025
    İlgili madde: m.20
  5. 8. Daire, 2025/6428 E., 2025/9932 K., 16.12.2025
    İlgili madde: m.20
  6. 8. Daire, 2025/6431 E., 2025/9923 K., 16.12.2025
    İlgili madde: m.20
  7. 6. Daire, 2025/3541 E., 2025/4780 K., 08.10.2025
    İlgili madde: m.15
  8. 4. Daire, 2023/11415 E., 2025/4728 K., 23.09.2025
    İlgili madde: m.18
  9. 4. Daire, 2023/11353 E., 2025/4755 K., 23.09.2025
    İlgili madde: m.18
  10. 4. Daire, 2023/11149 E., 2025/4658 K., 23.09.2025
    İlgili madde: m.18
Diğer 41 karar
  1. 5. Daire, 2025/15275 E., 2025/8929 K., 17.09.2025
    İlgili madde: m.15
  2. 10. Daire, 2022/6284 E., 2025/3191 K., 24.06.2025
    İlgili madde: m.14
  3. İdare Dava Daireleri Kurulu, 2024/312 E., 2025/401 K., 24.02.2025
    İlgili madde: m.14
  4. 13. Daire, 2024/3311 E., 2025/438 K., 30.01.2025
    İlgili madde: m.17
  5. İdare Dava Daireleri Kurulu, 2022/3026 E., 2024/1952 K., 03.10.2024
    İlgili madde: m.14
  6. 13. Daire, 2021/1477 E., 2024/3477 K., 24.09.2024
    İlgili madde: m.17
  7. 8. Daire, 2024/2806 E., 2024/4206 K., 05.07.2024
    İlgili madde: m.14
  8. 9. Daire, 2023/5561 E., 2024/1210 K., 12.03.2024
    İlgili madde: m.17
  9. 2. Daire, 2023/5771 E., 2023/5474 K., 22.11.2023
    İlgili madde: m.14
  10. 4. Daire, 2021/4818 E., 2023/3838 K., 15.06.2023
    İlgili madde: m.21
  11. Vergi Dava Daireleri Kurulu, 2022/999 E., 2022/1307 K., 26.10.2022
    İlgili madde: m.21
  12. Vergi Dava Daireleri Kurulu, 2022/567 E., 2022/702 K., 29.06.2022
    İlgili madde: m.21
  13. Vergi Dava Daireleri Kurulu, 2022/568 E., 2022/703 K., 29.06.2022
    İlgili madde: m.21
  14. Vergi Dava Daireleri Kurulu, 2022/497 E., 2022/700 K., 29.06.2022
    İlgili madde: m.21
  15. Danıştay 15. Daire Başkanlığı, 2018/1756 E., 2019/75 K., 10.01.2019
    İlgili madde: m.16
  16. Danıştay 15. Daire Başkanlığı, 2018/2156 E., 2018/5972 K., 21.06.2018
    İlgili madde: m.15
  17. Danıştay 15. Daire Başkanlığı, 2015/9728 E., 2017/3758 K., 15.06.2017
    İlgili madde: m.13
  18. Danıştay 15. Daire Başkanlığı, 2016/2896 E., 2017/3045 K., 25.05.2017
    İlgili madde: m.13
  19. Danıştay 15. Daire Başkanlığı, 2015/9494 E., 2017/3052 K., 25.05.2017
    İlgili madde: m.13
  20. Danıştay 15. Daire Başkanlığı, 2015/7983 E., 2017/3051 K., 25.05.2017
    İlgili madde: m.13
  21. Danıştay 15. Daire Başkanlığı, 2015/9233 E., 2017/3053 K., 25.05.2017
    İlgili madde: m.13
  22. Danıştay 13. Daire Başkanlığı, 2016/4111 E., 2017/55 K., 06.01.2017
    İlgili madde: m.17
  23. Danıştay 13. Daire Başkanlığı, 2016/4032 E., 2016/3894 K., 28.11.2016
    İlgili madde: m.15
  24. Danıştay 10. Daire Başkanlığı, 2013/6355 E., 2016/2504 K., 05.05.2016
    İlgili madde: m.15
  25. Danıştay 15. Daire Başkanlığı, 2015/3425 E., 2016/2318 K., 05.04.2016
    İlgili madde: m.16
  26. Danıştay 15. Daire Başkanlığı, 2015/9191 E., 2016/1325 K., 03.03.2016
    İlgili madde: m.16
  27. Danıştay 15. Daire Başkanlığı, 2015/9502 E., 2016/456 K., 02.02.2016
    İlgili madde: m.17
  28. Danıştay 4. Daire Başkanlığı, 2014/6443 E., 2016/73 K., 19.01.2016
    İlgili madde: m.15
  29. Danıştay 5. Daire Başkanlığı, 2015/4858 E., 2015/11073 K., 28.12.2015
    İlgili madde: m.16
  30. Danıştay 10. Daire Başkanlığı, 2011/5260 E., 2015/4752 K., 05.11.2015
    İlgili madde: m.18
  31. Danıştay 12. Daire Başkanlığı, 2013/6362 E., - K., 30.07.2013
    İlgili madde: m.16
  32. 13. Daire, 2006/4599 E., 2008/4465 K., 28.05.2008
    İlgili madde: m.19
  33. 5. Daire, 2005/2698 E., 2005/6541 K., 30.12.2005
    İlgili madde: m.21
  34. 5. Daire, 1985/729 E., 1986/1234 K., 05.11.1986
    İlgili madde: m.19
  35. Birinci Bölüm, 2021/53220 E., 09.04.2026
    İlgili madde: m.20
  36. Birinci Bölüm, 2021/20255 E., 06.01.2026
    İlgili madde: m.18
  37. Birinci Bölüm, 2022/74582 E., 24.12.2025
    İlgili madde: m.14
  38. Genel Kurul, 2020/20382 E., 09.01.2025
    İlgili madde: m.16
  39. Genel Kurul, 2019/17103 E., 12.10.2023
    İlgili madde: m.18
  40. Genel Kurul, 2019/14642 E., 17.06.2021
    İlgili madde: m.13
  41. Genel Kurul, 2013/865 E., 01.06.2016
    İlgili madde: m.17

Bağlayıcılık derecesine göre sıralı (Anayasa Mahkemesi, içtihadı birleştirme, genel kurullar, daireler); her grupta yeni karar önce. Tam metin karar deposundan istek üzerine yüklenir. Hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ayrıca denetleyin.

Madde bağlantıları, tarihine kadar Resmî Gazete'de yayımlanan değişiklikleri içeren güncel metne gider.

Bu konudaki maddelerde bilinen en yeni değişiklik: 30.06.2022 (m.20/C).

Anlatım 21.10.2026 tarihinde derlendi. Bağlayıcı olan madde metnidir.

Bu konuyu panelde çalış

Panelde bu konu 2. İdari Davaların Açılması bölümünde yer alıyor.

Panelde çalış